Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi Hazretlerinin Menk─▒beleri

Bayezid Camiinde; Erzincan zelzele felaketinden bir hafta kadar ├Ânce: “Allah├╝ te├ól├ó, zinan─▒n a┼čik├ór oldu─ču yerlere zelzele ile ceza verir. Erzincan gibi” buyurmu┼člar. Kimse o esnada bu manay─▒ anlayamam─▒┼č, ama bir hafta sonra, duyanlar bu b├╝y├╝k bir kerametti, anlayamad─▒k demi┼člerdir.

*

Talebelerinden ─░lyas Efendi anlat─▒r:

Bir g├╝n ya┼čl─▒ bir kad─▒n marangoz d├╝kkan─▒ma gelip; “Bir odal─▒ evim var. ─░kinci bir oda yapt─▒r─▒yorum. Kiraya verip onunla ge├žinece─čim. Bedelini kira paras─▒ndan vermek ├╝zere, bana bir kap─▒ ve pencere yapar m─▒s─▒n?” dedi. Yar─▒n gel, konu┼čuruz dedim. Maksad─▒m, Seyyid Abd├╝lhakim Efendi’ye gidip dan─▒┼čmakt─▒. ─░kindi vakti derg├óhlar─▒na gittim. H├ólimi sordular. “M├╝┼čteri geliyor mu?” dediler. “Geliyor” dedim. Fakat sormak i├žin gitti─čim kad─▒n─▒ unutmu┼čtum. “Sipari┼č veren oluyor mu?” dediler. “Bug├╝n yok” dedim. “Kad─▒n m├╝┼čterileriniz oluyor mu?” buyurdular. Gene hat─▒rlamad─▒m. Bunun ├╝zerine; “Bug├╝n gelen kad─▒n─▒n i┼čini g├Âr!” buyurdular. Ancak o zaman hat─▒rlayabildim.

Bir g├╝n Bayezid Camiinde vaaz verirlerken konu ile hi├ž ilgisi olmad─▒─č─▒ halde; “Sizden biriniz, eve gidip, ├žocu─čunu ├žat─▒ya kiremitler ├╝zerine ├ž─▒km─▒┼č, g├╝vercin kovalar g├Âr├╝rse, ba─č─▒rmadan, g├╝zellikle, yavrum bak sana neler getirdim, ┼čeker ald─▒m, desin, onu tutup i├žeri ald─▒ktan sonra azarlas─▒n” buyurdu. Vaaz─▒ dinleyen Akhisarl─▒ bir zat i├žinden ┼čimdi bunun da ne ilgisi var diye ge├žirdi. Vaazdan sonra evine gidince bakt─▒ ki ├žocu─ču evin dam─▒na ├ž─▒km─▒┼č, kiremitler ├╝zerinde g├╝vercin yakalamak pe┼činde, nerede ise kenardan d├╝┼čecek halde. ├çocuk k├╝├ž├╝k olup ├╝├ž-d├Ârt ya┼č─▒ndayd─▒. Hemen Abd├╝lhakim Efendinin nasihatlerini hat─▒rlad─▒ ve ├Âyle yapt─▒. ├çocuk d├╝┼čmekten kurtuldu.
*

Otuz y─▒l boyunca yan─▒ndan ayr─▒lmayan yak─▒n─▒ ┼×akir Efendi anlat─▒r:

Bir sabah dergah─▒n mescidinde namaz k─▒l─▒yorduk. Efendi ile ikimizdik. Her zamanki gibi beni imam yapt─▒lar. Mescidin giri┼č k─▒sm─▒ ba┼čtan ba┼ča camek├ón oldu─čundan giri┼čteki sofa ┼čeklinde oturma yerinden mescidin i├ži apa├ž─▒k g├Âr├╝l├╝rd├╝. Biz namaza haz─▒rlan─▒rken zevcem de gelip sofa k─▒sm─▒nda ├žaylar─▒m─▒z─▒ haz─▒rlamaya koyulmu┼čtu. Namaz ve dua bitince, sofaya ge├žtik. G├Ârd├╝k ki semaverin etraf─▒nda iki ├žay barda─č─▒ yerine bir s├╝r├╝ bardak. Zevceme, bu kadar barda─ča l├╝zum olmad─▒─č─▒n─▒ s├Âyleyip, ni├žin ikiden ├žok bardak getirdin, deyince, ┼ču cevab─▒ ald─▒m: “Hayret! Arkan─▒zda b├╝y├╝k bir cemaat vard─▒. ┼×imdi da─č─▒lm─▒┼č.”
*

Necip Faz─▒l bey anlat─▒r:
Efendi Hazretlerinin sohbetindeydik. Vakit gece yar─▒s─▒na gelmi┼čti. ─░├žimden, ┼čimdi ben, bu gece yar─▒s─▒, mezarlar─▒n aras─▒ndan nas─▒l inip de gidece─čim diye ge├žiriyordum. Derhal bak─▒┼člar─▒n─▒ Abidin’e ├ževirip:
“Necib Faz─▒l beyi sen g├Ât├╝r├╝rs├╝n. Beraber gidersiniz” buyurdular. Abidin ile kol kola mezarl─▒ktan iniyorduk. Abidin elini uzatm─▒┼č bir noktay─▒ g├Ârteriyordu. Bakt─▒m, Efendi Hzretlerinin bulunduklar─▒ yerden g├Â─če do─čru bir nur ├žizgisi uzan─▒yor.

(S├╝leyman Kuku-Son Halkalar ve Seyyid Abd├╝lhak├«m Arv├ós├«’nin K├╝lliyat─▒-1.Cilt- S.332)
*

Van valisi T├óhir Pa┼ča zaman─▒nda Van’a tabiiyyecilerden r├╗h nakline (reenkarnasyon) inanan bir adam gelir. Vali kona─č─▒na m├╝s├óf├«r edilir. Geli┼č sebebini T├óhir Pa┼ča’ya anlat─▒r. Tahir Pa┼ča ile bir m├╝ddet m├╝n├óka┼čadan sonra T├óhir Pa┼ča, Seyyid Muhammed S─▒dd├«k hazretlerini ├ža─č─▒r─▒r. Kona─č─▒ te┼črif eder. T├óhir Pa┼ča:
“Buraya enteresan bir adam geldi. Bozuk fikrini yayarsa, zararl─▒ olur. Ne dersin, ne edelim?” Der.
Cev├ób─▒nda: “Onu bir ├ónda ilzam edemem, konu┼čma ├žok uzar. Onu birka├ž kelime ile ancak Efendi hazretleri ma─čl├╗b eder” der.
Ba┼čkale’ye telgraf ├žekilir. “Muhammed S─▒dd├«k a─č─▒r hastad─▒r, hemen te┼črifinizi dilemektedir” denir. Efendi hazretleri telgraf─▒ al─▒r almaz, at─▒na atlay─▒p Van’a gelir. Muhammed S─▒dd├«k Efendi’yi bulur. Hastay─▒m, hastal─▒─č─▒m ┼čudur, deyip tabiiyyeciden ve maksad─▒ndan bahseder. Efendi hazretleri:
“Alt─▒ ya┼č─▒nda bir e┼če─či bah├žeye ba─člat─▒n ve a├ž ve susuz b─▒rak─▒n. O kimse ile bah├žede g├Âr├╝┼č├╝ce─čiz. Yer haz─▒rlat─▒n” buyurur. Bah├žeye gelirler. Konuya ge├žmeden Efendi hazretleri tabiiyyeciye: Ho┼č geldiniz, nerelisiniz, evli misiniz, baban─▒z ├Âleli ka├ž sene oldu? Diye sorar ve sorma─ča devam eder. Tabiiyyeci: “Siz K├╝rd hocalar birisi ile kar┼č─▒la┼č─▒nca b├Âyle fuz├╗li sorular sorarsan─▒z. Sizin buraya getirilmeniz ne i├žin ise, onun hakk─▒nda konu┼čal─▒m” der. Efendi Hazretleri:
“─░ddian─▒z─▒ duymu┼čum. Yaln─▒z, siz ├žok insafs─▒z bir kimsesiniz. ─░nsafs─▒zlarla ilm├« m├╝nazara yapmama─č─▒ tercih ederim” buyurur. Neden insafs─▒z imi┼čim, der. ─░f├ódenize g├Âre baban─▒z alt─▒ y─▒l ├Ânce ├Âlm├╝┼č ve ayn─▒ zamanda, ┼čurac─▒kta deminden beri an─▒r─▒p duran ┼ču e┼ček d├╝nyaya gelmi┼č ve baban─▒z─▒n ruhu ona ge├žmi┼č. Ben b├Âyle iddia ediyorum. Aksini isb├ót edebilir misin? Buyurur. Tabiiyyeci cev├ób veremez, ma─čl├╗b olur ve Efendi hazretlerinin b├╝y├╝kl├╝─č├╝n├╝ kabul eder. Efendi hazretleri de ona ilm├« olarak gayet geni┼č├že, r├╗h naklinin imk├óns─▒zl─▒─č─▒n─▒ anlat─▒r. ─░tikad─▒n─▒ d├╝zelttikten sonra Tahir Pa┼ča’ya g├Ât├╝r├╝r ve: “─░┼čte bir iddia ile buraya kadar gelmi┼č bir adam─▒, bir e┼čekten mis├ól vererek M├╝sl├╝man ettim” buyurur. Sonra ifs├ód etti─či kimseleri d├╝zeltmede T├óhir Pa┼ča’dan yard─▒m ister.

(S├╝leyman Kuku-Son Halkalar ve Seyyid Abd├╝lhak├«m Arv├ós├«’nin K├╝lliyat─▒-1.Cilt- S.274)
*

Sultan Vah├«deddin H├ón, Ramazan-─▒ ┼čer├«fde Topkap─▒ Saray─▒’ndaki H─▒rka-─▒ ┼×er├«f d├óiresini ziyaret edece─či zaman, Efendi Hazretlerini de davet etti. Di─čer ileri gelen devlet adamlar─▒ ve din adamlar─▒ da h├óz─▒r idi. Bu menk─▒beyi anlatan Efendi hazretlerinin hizmeti ile ┼čereflenen ┼×├ókir efendi der ki:
Sultan, tam H─▒rka-─▒ Se├ódetin bulundu─ču odan─▒n kap─▒s─▒na gelince: Abd├╝lhak├«m Efendi nerededir? Diye sormu┼č. Oradaki kalabal─▒k birbirine bakm─▒┼člar, o isimde birini tan─▒m─▒yorlard─▒. Arkaya do─čru haber vermi┼čler. Efendi Hazretleri: “Benim ismim Abd├╝lhak├«m’dir” deyince, sultan sizi istiyor deyip, hemen yol a├žm─▒┼člar. Sultan kendilerini bekleyip, yan yana, biri d├╝nya, biri ├óhiret sultan─▒, Sultan-├╝l enbiy├ón─▒n (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve ├ólini ve sellerri) se├ódetl├╗ h─▒rkalar─▒n─▒n bulundu─ču odaya girmi┼čler ve beraber ziyaret etmi┼čler. ├ç─▒k─▒nca sultan, teberr├╝ken orada olanlara birer mendil hediye etmi┼č. Efendi hazretlerine ise, iki mendil hediye etmi┼čtir. Ben d─▒┼č kap─▒da Efendiyi bekliyordum. Geldiler ve ziyaretlerini anlatt─▒lar. “Sultan herkese bir mendil verdi, bana iki tane verdi, birisi senindir” buyurup birini bana verdiler. Bu da Sultan─▒n kalb g├Âz├╝n├╝n a├ž─▒k ve uyan─▒k oldu─čunun bir i┼čaretidir.

(S├╝leyman Kuku-Son Halkalar ve Seyyid Abd├╝lhak├«m Arv├ós├«’nin K├╝lliyat─▒-1.Cilt- S.298)
*

Yine bir defas─▒nda Efendi Hazretlerini bir d├╝─č├╝ne davet etmi┼čler. Gitmi┼č. Oturduklar─▒ odadaki bir sehpan─▒n ├╝zerindeki kitab─▒ al─▒p birka├ž sat─▒r okuyup yerine koymu┼člar. Daha sonra sevdiklerinden birine: ÔÇťO kitap Abdullah CevdetÔÇÖin bir roman─▒yd─▒. Elime al─▒p birka├ž sat─▒r okumakla kalbimde h├ós─▒l olan zulmeti on be┼č g├╝nde zor defÔÇÖedebildim. Onun ismi Abdullah Cevdet de─čil, Aduvvullah CevretÔÇÖtir.ÔÇŁ buyurdular. s.305

├ťstadÔÇÖ─▒n Abdullah Cevdet hakk─▒ndaki yaz─▒s─▒ i├žin t─▒klay─▒n─▒z: http://www.n-f-k.com/nfkforum/index.php?sh…pic=4349&st

Bir g├╝n elimde, Diyanet ─░┼čleri reisli─či de yapm─▒┼č olan ┼×erafettin YaltkayaÔÇÖn─▒n Ehli S├╝nnet ve ─░mam-─▒ Azam hazretleri hakk─▒nda yazm─▒┼č oldu─ču bir risale ile efendi hazretlerine geldim. ÔÇťElindeki nedir?ÔÇŁ buyurdular. S├Âyledim. ÔÇťOkuyunÔÇŁ dediler. Altm─▒┼č k├╝s├╝r sahifelik bir kitabc─▒kt─▒. Sonuna kadar hepsini okuttular. Sonra buyurdular ki: ÔÇť─░├žindekilerin hepsi do─črudur. Fakat m├╝ellifi pistir. Onun i├žin sen de bu kitab─▒ bir daha okuma!ÔÇŁ s.306

Sultan Abd├╝lham├«d H├ón vefat edince, Efendi’nin ┼čeyhi, hocas─▒ ve m├╝r┼čidi Seyyid Feh├«m hazretlerinin (kuddise sirruh) o─člu Ma’s├╗m efendi: “Efendi Hazretleri, Abd├╝lham├«d H├ón Hakk─▒n ma─črifetine kavu┼čtu” dedi. Efendi Hazretleri: “Hepsi o kadar m─▒?” buyurdu. Ma’s├╗m Efendi, “Bundan b├╝y├╝k hangi ni’met olur?” dedi. Efendi buyurdu: “Bundan b├╝y├╝k ┼ču olur ki, o kabre kondu─ču andan itibaren Ar┼č-─▒ a’zamdan kabrine nurdan bir s├╝tun inmekte, onu ihata etmektedir.” s.307

Efendi Hazretleri me┼čverete ├žok ehemmiyet verirdi. Bu s├╝nnetin devam─▒n─▒ tenb├«h ve tavsiye ederdi. Had├«s-i ┼×er├«f mucibince: “Me┼čveret edecek kimseyi bulamazsan─▒z, ta┼ča anlat─▒n” buyurulmu┼č oldu─čundan Efendi Hazretleri bazen onlara g├Âre bir ta┼č mesabesinde bulunan bu fakirle me┼čveret ederdi. Bir defas─▒nda: “Hilm├«, g├Âz├╝mde katarakt var, ameliyat olay─▒m m─▒, sen ne dersin?” buyurdular. Bu teknik bizim memleketimizde ├žok geli┼čmi┼č de─čil, tavsiye etmem efendim” dedim. “Ben de ├Âyle d├╝┼č├╝n├╝yordum” buyurdular. s.310

Hilm├« Bey hocam─▒z─▒n F├ótih’deki evinde bir hafta kadar m├╝s├ófir edildim. Kendileri eczaneye gider, ben yukar─▒ki salonda, onlar─▒n emri ile Mekt├╗b├ót ├╝zerinde ├žal─▒┼č─▒r, onlar i┼četen d├Ân├╝nce, yapt─▒klar─▒m─▒, okuduklar─▒m─▒, yazd─▒klar─▒m─▒ sorar, bunlar ├╝zerinde konu┼čurduk. Bir defas─▒nda: Efendim, Muhammed Ma’s├╗m hazretleri, fil├ón mekt├╗bda: “Zaman─▒m─▒z─▒n hal├«fesi…” buyuruyor. O zaman hil├ófet merkezi ─░stanbul idi. Hindistan’da da, ya’n├« ayn─▒ zamanda iki hal├«fe m├╝mk├╝n m├╝?” diye arz ettim. Tebess├╝m edip: “Ben de bunu okudu─čum zaman, sizin gibi teredd├╝de d├╝┼čt├╝m ve Efendi hazretlerine su├ól ettim. Buyurdular ki, o zaman Hindistan’daki Timuro─čullar─▒ [Bab├╝r├«ler] devleti ile Osmanl─▒ devlet-i aliyyesinin birbiriyle hemen hemen m├╝n├ósebeti yok gibi idi. Ya’n├« iki ayr─▒ d├╝ny├ó gibi idiler. B├Âyle olunca, ayn─▒ anda iki hal├«fe olmas─▒ m├╝mk├╝nd├╝r.” s.307

Abd├╝lkadir efendi anlatt─▒: Efendi Hazretleri ile Eyy├╗b C├ómii ┼čerifinde ├Â─čle namaz─▒n─▒ k─▒ld─▒k. Sonra Halid bin Zeyd Ebu Eyy├╗b Ensari hazretlerinin (rad─▒yallah├╝ anh) t├╝rbesine girdik. Ba┼čka kimse yoktu. Sandukan─▒n ayak ucunda, yan yan yana diz ├╝st├╝ oturduk. “Yan─▒ma sokul ve g├Âzlerini kapa!” buyurdu, ├Âyle yapt─▒m. Bir de ne g├Âreyim! Hazreti H├ólid (rad─▒yallah├╝ anh) kar┼č─▒m─▒zda ayakta duruyor. Yan─▒m─▒za geldi. Uzun boylu, iri yap─▒l─▒, seyrek sakall─▒, n├╗r y├╝zl├╝ idi. Elini ├Âpt├╝m. ─░kisi yava┼č sesle konu┼čtular. Ben i┼čitmiyordum, edeble onlar─▒ seyrediyordum. Sonra Efendinin sesi kula─č─▒ma geldi. “G├Âz├╝n├╝ a├ž” buyurdu. A├žt─▒m. ─░kimizi sandukan─▒n yan─▒nda oturur halde g├Ârd├╝m. Soka─ča ├ž─▒kt─▒k. ─░kindi ezan─▒ okunuyordu. O kadar zaman kalm─▒┼č─▒z. Yaz g├╝n├╝ idi. ├ľ─člen ikindi aras─▒ uzun idi. Efendi Hazretleri: Ne g├Ârd├╝n?” buyurdu. Anlatt─▒m. “Ben hayatta iken kimseye s├Âyleme” buyurdu. ┼×imdi vefat─▒ndan yirmid├Ârt sene ge├žmi┼č oluyor, sordu─čun i├žin sana anlatt─▒m, dedi. s.320

Efendi Hazretlerinin m├╝barek o─čullar─▒ Ahmed Neyyir Mekki efendi anlat─▒yor: Babam ─░stanbul’a geldikten bir m├╝ddet sonra Erbilli Es’ad efendiyi ziyarete gitti. Tan─▒d─▒─č─▒ halde, icab eden h├╝rmet ve edebin asgarisini g├Âstermedi. Kendisi divanda oturdu─ču halde, babam─▒ kap─▒ya yak─▒n ve yerde oturttu. Ba┼č─▒n─▒n ├╝st├╝nde (y├ó Seyyidem T├óh├ó) yaz─▒l─▒ bir levha as─▒l─▒ idi. Babam: “Bu seyyidem T├óh├ó dedi─činiz, bizim bildi─čimiz Seyyid T├óh├ó hazretleri midir?” Diye su├ól edince o T├óh├ó-i Har├«r├«’dir. Seyyid T├óh├ó hazretlerinin hal├«fesidir, dedi. Babam: “Bendeniz, Seyyid T├óh├ó hazretlerinin b├╝t├╝n hal├«felerini, hal tercemeleri, menk─▒beleri ile bilirim, i├žlerinde bu isimde bir z├ót yoktur” buyurunca, Es’ad efendi: O Seyyid T├óh├ó’dan r├╝yada hil├ófet alm─▒┼čt─▒r” cev├ób─▒n─▒ verdi. Biraz sonra kalkt─▒lar ve Efendi babam: “O kadar c├óhildir ki, hil├ófetin r├╝yada de─čil, uyan─▒kken yaz─▒l─▒p verilece─čini dah├« bilmiyor. Kusuruna bak─▒lmaz. Sultan Abd├╝lham├«d H├ón tahta ge├žince, bu z├ót, saray─▒n etraf─▒nda dola┼č─▒r, hizmet├ži kad─▒nlara fal bakard─▒. Bunun i├žin Sultan onu ─░stanbul’dan uzakla┼čt─▒rd─▒. Ve Sultan Abd├╝lham├«d H├ón tahttan indirilince tekrar ─░stanbul’a geldi. Bu sefer ┼čeyh olarak. Eh, zaman de─či┼čti, d├╝nk├╝ falc─▒lar bug├╝n ┼čeyh oldu. Bize muamelesine gelince, Kaba bir k├╝rd hocaya yap─▒lsa dahi ay─▒b say─▒lacak harekette bulundu” buyurdu ve il├óve etti: “Esad efendi bir tesb├«h mikdar─▒ zikr edemez. Nerede ┼čeyhlik!” s.314

(S├╝leyman Kuku-Son Halkalar ve Seyyid Abd├╝lhak├«m Arv├ós├«’nin K├╝lliyat─▒-1.Cilt- muhtelif iktibaslar─▒n sayfa numaralar─▒ verilmi┼čtir.)
*

*Kuran─▒ kerimin harfleri Arab harfleri de─čildir. Y├╝zbinlerce seneden beri Adem aleyhisselam’─▒n hilkat-i be┼čriyyesinin ibtidas─▒ndan beri, bu harfler vard─▒r. Adem aleyhisselam’a nazil olan suhuflardan biri de bu harflerle idi. Arz─▒n her bir katresinde, her kumun i├žinde ayn─▒ hatlar yaz─▒l─▒ idi. Ve bu harfler Arab zamanlar─▒na tesad├╝fle, ta zaman-─▒ ahire kadar kemal ve cemalini gaib etmedi. s.388

*Efendi Hazretlerinden anlatt─▒:

“Be┼čikta┼č’ta Sinan Pa┼ča C├ómi’inde va’z etmi┼čtim, ├ž─▒k─▒yordum. Kap─▒ ├Ân├╝nde duran bir saray arabas─▒ndan kibar bir bey inip: “El-melik├╝ yakra├╝ssel├óm ve yed’├╗ke iletta’├óm” dedi. Ya’n├« P├ódi┼č├óh─▒m─▒z sana sel├óm ediyor ve seni iftara ├ža─č─▒r─▒yor. Araba ile saraya gittik. ─░stanbul’un se├žilmi┼č, vaizleri, imamlar─▒ davet edilmi┼č idi. M├╝kellef bir yemekten sonra ser muh├ós─▒b geldi. P├ódi┼č├óh─▒n sel├óm─▒ var hepinizden rica ediyor: “Anadolu’da k├╝ff├ór ile harb eden kuva-y─▒ milliyenin galib gelmesi i├žin dua et┬şmenizi ve Anadolu’daki m├╝c├óhidlere para, mal ve dua ile yard─▒mc─▒ olmalar─▒, eli sil├óh tutanlar─▒n onlara kat─▒lmalar─▒ i├žin milleti te┼čvik etmenizi istiyor” dedi. Bu emir ├╝zerine Anadolu’ya ├žok insan g├Ânderdim. ├çok yard─▒m yap─▒lmas─▒na sebeb oldum.” S.298

*B├óyezid camiinde, ErzindanÔÇÖdaki b├╝y├╝k zelzele felaketinden bir hafta kadar ├Ânce “Allahu Teala, zinan─▒n a┼čikare oldu─ču yerlere zelzele ile ceza verir. Ke Erzindan = Erzindan gibiÔÇŁ buyurur. Fakat o esnada kimse bu i┼čareti de─čerlendiremez, ama bir hafta sonra o b├╝y├╝k felaketin duyulmas─▒yla, bu b├╝y├╝k kerameti anlayamad─▒k, derler. S.288

*Efendinin ashab─▒ndan biri de Cevad beyÔÇÖdir. Orgeneral Celal BulutlarÔÇÖ─▒n kay─▒n pederidir. Efendinin kadim dostlar─▒ndan ve eshab─▒ndan idi. ┼×├Âyle anlatt─▒: Sakarya harbi s─▒ralar─▒nda idi. ├ťste─čmendim. Ordumuz ricat ediyor ve AnkaraÔÇÖn─▒n bo┼čalt─▒lmas─▒ faaliyetine giri┼čilmi┼č idi. Efendi hazretleri bana emr etti ve:

Hemen AnkaraÔÇÖya git, orduya kat─▒l ve her ┼čeyden evvel Fevz├« Pa┼ča’ya [Mara┼čal Fevzi ├çakmak] ├ž─▒k ve de ki: “Beni buraya kendi h├ólinde bir M├╝sl├╝man g├Ânderdi. Y─▒lmas─▒nlar, sebat etsinler, zafer muhakkakt─▒r, diyor”. Gittim. Mara┼čal Fevz├« ├çakmak Pa┼ča’y─▒ g├Ârd├╝m ve Efendi Haz┬şretlerinin buyurduklar─▒n─▒ aynen s├Âyledim. Te┼čekk├╝r etti. Bir rivayette ┼č├╝k├╝r secdesi yapt─▒. Orduya kat─▒ld─▒m. Harbe girdim. Yaraland─▒m ve ma’l├╗l y├╝zba┼č─▒ olarak teka├╝de ayr─▒ld─▒m. Zaferi de g├Âzlerimle g├Ârd├╝m. ├éh Efendi!…

*Ahmed bey anlatt─▒: Emirg├ón’da ├žimende namaz k─▒lacakt─▒k. ─░leride radyodan m├╝zik sesi geliyordu. Efendi, imamete ge├žti. Cev├ód bey rad┬şyoyu susturmak i├žin ko┼čtu. Efendi: “├ça─č─▒r─▒n, gelsin!” buyurdu. Sonra, Allahu ekber deyip namaza durduk. Tekb├«r sesi ile, radyonun sesinin kesilmesi bir oldu. Namaz─▒ huzurla k─▒ld─▒k. Namazdan sonra bah├že [gazino] sahibine, radyoyu bilerek mi kapatt─▒n, dedik. Hay─▒r, aniden b├╝t├╝n cereyanlar kesildi, dedi. S.337

*Farika abladan dinledim: K├╝├ž├╝k k─▒zlar idik. Efendi Babaya gelip, ├žar┼č─▒ya gidece─čiz, bize biraz para verir misiniz dedik. “Sizi yaramazlar, yine sinemaya gideceksiniz!” buyurdu. Hay─▒r Efendi Baba, ihtiya├žla┬şr─▒m─▒z var, dedik. Bize para verdi. ├çar┼č─▒ya indik. Sinemaya gittik. Gel┬şdik. Efendi Baban─▒n elini ├Âpt├╝k. “Hani, sinemaya gitmeyecektiniz” bu┬şyurdu. Gitmedik, dedik. Bana hitab edip: “Farika, sen sinemada dire┬ş─čin dibinde oturmad─▒n m─▒? Ni├žin ink├ór ediyorsun. Hem yap─▒yorsun, hem de yalan s├Âyl├╝yorsun” buyurunca, o kadar mahc├╗b oldum, o ka┬şdar utand─▒m k├«, yerin dibine girdim desem, m├╝bal├ó─ča etmemi┼č olu┬şrum. “Efendi baba, afv edin, bir daha yapmam” diyebildim neyse. O zaman Efendinin ne b├╝y├╝k vel├« oldu─čunu bir daha yak├«nen anlad─▒m.s.348

(S├╝leyman Kuku-Son Halkalar ve Seyyid Abd├╝lhak├«m Arv├ós├«’nin K├╝lliyat─▒-1.Cilt- muhtelif iktibaslar─▒n sayfa numaralar─▒ verilmi┼čtir.)