Seyyid Abd├╝lhakim-i Arvasi Hayat─▒, Ki┼čili─či,Kerametleri (Kapsaml─▒)

Seyyid Abd├╝lhakim-i Arvasi

Son as─▒rda yeti┼čen, zahir ve bat─▒n ilimlerinde kamil ve d├Ârt mezhebin f─▒k─▒h bilgilerinde mahir, b├╝y├╝k ├ólim ve ruh bilgilerinin m├╝tehass─▒s─▒ b├╝y├╝k velidir. Silsile-i aliyyenin otuz ├╝├ž├╝nc├╝s├╝d├╝r. Babas─▒ Seyyid Mustafa Efendidir. 1865 y─▒l─▒nda Van’─▒n Ba┼čkale kazas─▒nda do─čdu. 1943ÔÇśde Ankara’da vefat etti. Kabirleri AnkaraÔÇÖn─▒n Ba─člum nahiyesindedir.

Babas─▒ Seyyid Mustafa Efendi ve b├╝t├╝n dedeleri, zamanlar─▒n─▒n ├ólim ve fad─▒llar─▒ idiler. ─░mam-─▒ Ali R─▒za bin Musa Kaz─▒m soyundan olup, seyyid olduklar─▒ Irak’taki ┼čer’i mahkeme defterlerinde yaz─▒l─▒d─▒r. Arvasi ailesi, alt─▒ y├╝z seneden beri ilim yaymakla ve en ├╝st├╝n insanl─▒k meziyetlerinde numune olmakla tan─▒nm─▒┼č ve halk aras─▒ndaki ayr─▒l─▒klar─▒ gidermekte, milli birli─či sa─člamakta b├╝y├╝k vazifeler ├╝stlenmi┼č ve bunlar─▒ devam ettiregelmi┼člerdir.

─░lk tahsilini babas─▒n─▒n huzurunda g├Ârd├╝. Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi hazretleri Nehri’de g├Ârd├╝─č├╝ bir r├╝ya ├╝zerine tahsiline daha b├╝y├╝k ehemmiyet verdi. Bu r├╝yay─▒ ┼č├Âyle anlatmaktad─▒r:

Nehri isimli kasabada din ve fen ilimleri ├╝zerine tahsil g├Âr├╝yordum. Ramazan ay─▒n─▒ ailemle birlikte ge├žirmek ├╝zere memleketime d├Ând├╝m. Hen├╝z ilk mektep kitaplar─▒n─▒ tahsil etti─čim zamanlard─▒. Ramazan ay─▒n─▒n on be┼činci Sal─▒ gecesi, r├╝yada Allah’─▒n Resul├╝n├╝ g├Ârd├╝m. Y├╝ce bir taht ├╝zerinde risalet makam─▒nda oturmu┼člard─▒. Onun heybet ve celali kar┼č─▒s─▒nda deh┼čete d├╝┼čm├╝┼č, yere bakarken, arkamdan bir kimse yava┼č yava┼č sa─č taraf─▒ma yana┼čt─▒. G├Âz ucuyla kendisine bakt─▒m. K─▒saya yak─▒n orta boylu, top sakall─▒, ayd─▒nl─▒k al─▒nl─▒ bir zat… Bu zat sa─č kula─č─▒ma i┼čitilmeyecek kadar hafif bir sesle, f─▒k─▒h ilminin hayz meselelerinden bir sual sordu: “Hayz zaman─▒nda bir kad─▒n─▒n, camiye girmesi uygun de─čilken, iki kap─▒l─▒ bir caminin bir kap─▒s─▒ndan girip ├Âb├╝r kap─▒s─▒ndan ├ž─▒kmakta ┼čer’an serbest midir?” Allah Resul├╝n├╝n heybetlerinden b├╝z├╝lm├╝┼čt├╝m. Suali tekrar sormamas─▒ i├žin gayet yava┼č├ža ve al├žak bir sesle; “Dinin sahibi haz─▒rd─▒r, buradad─▒r” diye cevap verdim. Maksad─▒m, ┼čeriat sahibinin huzurunda kimsenin din meselelerine el atamayaca─č─▒n─▒ anlatmakt─▒. Resulullah efendimiz, ses i┼čitilemeyecek bir mesafede bulunmalar─▒na ra─čmen cevab─▒m─▒ duydular. Durmadan; “Cevap veriniz!” diye ├╝st ├╝ste iki defa emir buyurdular.

Ertesi g├╝n, ├Â─čle namaz─▒ vaktinde pederimin camiye geli┼č yollar─▒ ├╝zerinde durdum. Kendilerine bir ┼čeyi arz edece─čimi hissederek yan─▒ma geldiler. R├╝yam─▒ anlatt─▒m. Y├╝zlerine b├╝y├╝k bir sevin├ž dalgas─▒ yay─▒l─▒rken; “Seni m├╝jdelerim! ├élemin Fahri seni mezun ve din bilgilerini tebli─če memur buyurdular. ─░n┼č├óallah ├ólim olursun! B├╝t├╝n g├╝c├╝nle ├žal─▒┼č” diyerek r├╝yam─▒ tabir etti. Babama; “K├óinat─▒n efendisi huzurunda, bunca din meselesi dururken bana hayz bahsinden sual a├ž─▒lmas─▒n─▒n ve cevab─▒n─▒n taraf─▒mdan verilmesi hakk─▒ndaki Resulullah─▒n emrinin hikmeti nedir?” diye sordum ┼ču cevab─▒ verdi:
“Hayz, f─▒k─▒h bilgilerinin en zoru oldu─ču i├žin, b├Âyle bir sual, senin ileride din ilimleri bak─▒m─▒ndan ├žok y├╝kselece─čine i┼čarettir.ÔÇŁ

Bu r├╝yadan sonra, on sene m├╝ddetle, Cuma gecelerinden ba┼čka hi├ž bir geceyi yorgan alt─▒nda ge├žirdi─čimi hat─▒rlam─▒yorum. Sabahlara kadar dersle u─čra┼č─▒p insanl─▒k ic├ób─▒ uykuyu kitap ├╝zerinde ge├žirdim. ─░nsan g├╝c├╝n├╝n ├╝st├╝nde denilebilecek bir gayret ve istekle ├žal─▒┼čt─▒m.

Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi hazretleri, ├Â─črendi─či f─▒k─▒h, tefsir gibi ilimlerin yan─▒nda kendisini m├ónevi yoldan yeti┼čtirecek bir rehbere kavu┼čma arzusu ile yan─▒yordu. Di─čer taraftan Seyyid T├óh├ó-i Hakk├óri’nin halifesi Seyyid Fehim-i Arvasi, r├╝yas─▒nda Allah├╝ te├ól├ón─▒n Resul├╝n├╝ g├Ârd├╝. Peygamber efendimiz kendisine; “Abd├╝lhakim’in terbiyesini sana ─▒smarlad─▒m” buyurmu┼čtu.

Nihayet Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi, 1878 (H.1295) y─▒l─▒nda Seyyid Fehim-i Arvasi hazretlerinin huzuruna kavu┼čtu ve hocas─▒ndan ald─▒─č─▒ ilk emir, tevbe ve istihare oldu. ─░stiharede ┼č├Âyle bir r├╝ya g├Ârd├╝:
Seyyid T├óh├ó hazretleri, camide, talebesi Seyyid Fehim’e ┼ču emri veriyordu: “Abd├╝lhakimi al, elbisesini soy, cev├ózim├ót-─▒ hams ├že┼čmelerinde kendi elinle tamamen y─▒ka! Sonra ikimize de imam olsun!.. Seyyid Fehim hazretleri onu al─▒p cev├óz─▒m├ót-─▒ hams ├že┼čmelerinde y─▒k─▒yor, o da elini onun omuzuna koyarak, sa─č aya─č─▒n─▒ kendisi i├žin serilmi┼č olan seccadeye b─▒rak─▒yordu.

Bu r├╝ya onun talebeli─če kabul edildi─čine dair gayet a├ž─▒kt─▒. Tabire muhta├ž k─▒sm─▒ sadece cev├óz─▒m├ót-─▒ hams tabiri idi. Cev├óz─▒m cezm’in ├žo─čulu olup kat’i, kesin demektir. Hams yani be┼č adedi ise ├ólem-i emrin, latifenin tasfiyesine i┼čaret oldu─ču a├ž─▒kt─▒. R├╝yan─▒n ba┼čka tabire muhta├ž olmayan a├ž─▒kl─▒─č─▒ ayr─▒ bir ilahi l├╝tuf ve sonsuz bir ihsand─▒.

Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi, g├Ârd├╝─č├╝ bu r├╝yan─▒n tesiri ile b├╝y├╝k bir a┼čkla ilim tahsil edip, ilimde ilerledi─či gibi, Seyyid Fehim hazretlerinin sohbet ve tevecc├╝hleri ile g├Ânl├╝n├╝ nurland─▒rd─▒.

Y├╝ksek tahsilini zaman─▒n en b├╝y├╝k ├ólim ve evliyas─▒ Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin huzurunda tamamlad─▒. 1300 hicri sene ba┼č─▒nda ilm-i sarf, nahv, mant─▒k, m├╝nazara, vad’, beyan, meani, bedi’, belagat, kel├óm, usul-i f─▒k─▒h, tefsir, tasavvuf, ulum-i hikemiyye yani hikmet-i tabiÔÇÖiyye (fizik, biyoloji), hikmet-i ilahiyye, riyaziyye (yani matematik, geometri), heyÔÇÖet (astronomi) gibi zahir ilimlerde icazet (diploma); tasavvufun Nak┼čibendiyye, Kadiriyye, K├╝breviyye, S├╝hreverdiyye ve ├çe┼čtiyye yollar─▒ndan hilafet ald─▒. Ba┼čkale’de otuz y─▒l kadar tedris ve ir┼čad ile me┼čgul oldu. Yani ders okuttu ve insanlara Allah├╝ te├ól├ón─▒n emir ve yasaklar─▒n─▒ anlatt─▒.

1914 (H. 1332)te Birinci D├╝nya Harbi ├ž─▒k─▒p Ruslar Do─ču Anadolu’yu i┼čgal edince, Ba┼čkale’den hicret edip, Irak’a, oradan Adana, Eski┼čehir ve 1919 (H. 1337)da ─░stanbul’a geldi. Ey├╝p Sultan’da ├Ânce yaz─▒l─▒ medreseye, sonra G├╝m├╝┼čsuyu Tepesindeki M├╝rteza Efendi Dergah─▒na yerle┼čti ve Ka┼čgari Hanekah─▒ me┼čihat─▒na tayin olundu. ─░slam halifelerinin ve Osmanl─▒ Sultanlar─▒n─▒n sonuncusu olan Sultan Vahideddin taraf─▒ndan Medrese-i m├╝tehass─▒sin denilen ─░lahiyat Fak├╝ltesinde tasavvuf m├╝derrisi yani ordinary├╝s profes├Âr├╝ olarak 8 Zilkade 1919 (H. 1337) tarihli ferman ile tayin edildi.

Anadolu’da ├žarp─▒┼čan Kuvay-─▒ Milliyenin galip gelmesi i├žin para, mal ve dua ile yard─▒m edilmesi, eli silah tutanlar─▒n onlara kat─▒lmalar─▒ i├žin milleti te┼čvik ederek ├žok kimseyi Anadolu’ya g├Ânderdi. ├çok yard─▒m yap─▒lmas─▒na sebep oldu. Uzun zaman ir┼čad, vaaz ve tedris ile me┼čgul olup hayat─▒n─▒n sonuna do─čru ─░zmir’e g├Ânderildi. Zor ┼čartlar alt─▒nda ─░zmir’de kald─▒─č─▒ s─▒rada ihtiyarl─▒─č─▒n da verdi─či takatsizlikle hastaland─▒. Ankara’ya getirildi. Ankara’ya geldikten birka├ž g├╝n sonra 27 Kas─▒m 1943 (H. 1362) tarihinde s─▒k─▒nt─▒larla dolu d├╝nyadan ahirete intikal etti. Ankara’n─▒n kuzeyinde bulunan Ba─člum nahiyesinde defnolundu. Kabri ziyaret edilmekte, huzurunda yap─▒lan dualar kabul olunmaktad─▒r.

Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi v├╝cut├ža gayet mutedil ve kusursuzdu. Bu─čday tenliydi. Aln─▒ geni┼č ve a├ž─▒kt─▒. Ka┼člar─▒ birer hilal gibi olup, kabar─▒k ince ve ├Âl├ž├╝l├╝yd├╝. Nur bak─▒┼čl─▒ g├Âzleri iriceydi. Burnu ahenkli ve normalden b├╝y├╝k├žeydi. Y├╝z├╝ zay─▒f├ža olup sakal─▒ s─▒kt─▒. Bedeni iri yap─▒l─▒ olup, insana mutlak surette h├╝rmet telkin edici bir vakar ve heybeti vard─▒.

Her h├óli ve hareketi ile ─░slamiyetÔÇÖe uyard─▒. ├çok m├╝tevaz─▒ olup; “Ben” dedi─či i┼čitilmemi┼čti. ├çok heybetli ve temkin sahibiydi. ├çok misafir severdi. Yard─▒m yapmaktan ho┼član─▒rd─▒. Ziyaretlere gider, davetlere icabet ederdi.

Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi din bilgilerinde ve tasavvufun ince marifetlerinde derin bir derya idi. ├ťniversite mensuplar─▒, fen ve devlet adamlar─▒, ├ž├Âz├╝lemez sand─▒klar─▒ g├╝├ž bilgileri sormaya gelir; sohbetinde, dersinde bir saat kadar oturunca, cevab─▒n─▒ al─▒r; sormaya l├╝zum kalmadan o bilgi ile doymu┼č olarak geri d├Ânerdi. Tevecc├╝h├╝n├╝, sevgisini kazananlar, say─▒s─▒z kerametlerini g├Âr├╝rd├╝. ├çok m├╝tevaz─▒, pek al├žak g├Ân├╝ll├╝yd├╝. Ey├╝p Sultan, Fatih, Bayezid, Bak─▒rk├Ây, Kad─▒k├Ây, Beyo─člu’nda A─ča Cami-i ┼čerifleri k├╝rsilerinde senelerce ilim ne┼čretmi┼čtir. Sultan Selim Cami-i ┼čerifi yan─▒ndaki S├╝leymaniyye Medresesinde, tasavvuf m├╝derrisi (profes├Âr├╝) iken Er-Riyad-├╝t-Tasavvufiyye kitab─▒n─▒ yazm─▒┼čt─▒r. Tasavvuf hakk─▒nda risale b├╝y├╝kl├╝─č├╝nde m├╝teaddid mektuplar─▒ vard─▒r. Mevlid okunmas─▒n─▒n ve tesbih kullanman─▒n ba┼člang─▒├ž ve me┼čruiyeti hakk─▒nda bir risale, Rab─▒ta-i ┼×erife Risalesi, Sah├óbe-i Kir├óm ve Ecdad-─▒ Peygamberi risaleleri, ─░slam Hukuku, Ke┼čkul ve Sefer-i Ahiret isimli eserleri, Arabi, Farisi ve T├╝rk├že ┼čiirleri pek k─▒ymetlidir.

..

25 y─▒l ├Ânceki r├╝yadaki ┼čah─▒s
Seyyid Abd├╝lhakim Efendi, 1897 y─▒l─▒nda hac vazifesi ile Hicaz’a geldi─činde ├Ânce Medine’ye gelip Peygamber efendimizin kabr-i ┼čerifini ziyaret etti. Yan─▒nda Hac─▒ ├ľmer Efendi isimli e┼čraftan bir zat vard─▒. Onunla beraber bir gece, m├╝barek Ravza’da ak┼čam namaz─▒ndan sonra, y├╝z├╝n├╝ saadet ┼čebekesine d├Ând├╝rm├╝┼č, son derece edep ve h├╝rmet i├žerisinde beklerken, sa─č taraf─▒nda oturan Hac─▒
├ľmer Efendi kula─č─▒na e─čilip yava┼č├ža:
“Refikam, ┼ču anda ├Âz├╝r sahibidir. Peygamber Mescidini ziyarete gelemez. B├ób-├╝s-Sel├óm’dan girerek Peygamber huzurunda bir selam verip, B├ób-─▒ Cibril’den ├ž─▒kmas─▒na ┼čer’an m├╝saade var m─▒d─▒r?” dedi.

Seyyid Abd├╝lhakim hazretleri o anda 25 y─▒l ├Ânceki r├╝yan─▒n hat─▒r─▒na gelmesi ile korkuyla sars─▒ld─▒. Hac─▒ ├ľmer Efendinin y├╝z├╝ne bir daha bakt─▒. Evet 25 y─▒l ├Ânce r├╝yas─▒nda g├Ârd├╝─č├╝ ┼čah─▒s da bu ┼čah─▒st─▒.

Yava┼č├ža:
“Bu sualin cevab─▒na mezun olmak ┼č├Âyle dursun, bilakis memurum!” buyurdu. Ancak r├╝yada oldu─ču gibi Resulullah efendimizin huzurunda bulundu─čundan cevap vermekte mazur oldu─čunu bildirdi. B├ób-─▒ Rahme’den d─▒┼čar─▒ ├ž─▒kt─▒ktan sonra hem meseleyi cevapland─▒rd─▒ ve hem de r├╝yay─▒ tafsilat─▒ ile anlatt─▒.

Sultan─▒n dua ve yard─▒m istemesi
Sultan Vahideddin Han kendilerini ├žok sever, takdir ederdi ve dualar─▒n─▒ isterdi. Nitekim Abd├╝lhakim Efendi hazretleri ┼č├Âyle anlatt─▒:
Memleketin i┼čgal alt─▒nda bulundu─ču ve kurtulu┼č sava┼č─▒n─▒n ba┼člad─▒─č─▒ g├╝nlerdi. Be┼čikta┼č’ta Sinanpa┼ča C├ómiinde vaaz edip ├ž─▒k─▒yordum. Kap─▒ ├Ân├╝nde duran bir saray arabas─▒ndan, kibar bir bey inip; “El melik├╝ yakra├╝kessel├óm ve yed’uke iletta’├óm” yani “Sultan sana selam ediyor ve seni iftara ├ža─č─▒r─▒yor” dedi. Araba ile saraya gittik. ─░stanbul’un se├žilmi┼č vaizleri, imamlar─▒ ├ža─č─▒r─▒lm─▒┼čt─▒. Yemekten sonra ser m├╝s├óhib geldi. Sultan─▒n selam─▒ var. Hepinizden rica ediyor. Anadolu’da k├ófirlerle ├žarp─▒┼čan kuv├óy-─▒ milliyenin galip gelmesi i├žin dua etmenizi ve Anadolu’daki m├╝cahidlere para ve dua ile yard─▒m etmeleri, eli silah tutanlar─▒n onlara kat─▒lmalar─▒ i├žin milleti te┼čvik etmenizi rica ediyor, dedi. Bu emir ├╝zerine ├žok kimseyi Anadolu’ya g├Ânderdim. ├çok yard─▒m yap─▒lmas─▒na sebep oldum.

Bir defas─▒nda da Sultan Vahideddin Han, Ramaz├ón-─▒ ┼čerif ay─▒nda H─▒rka-─▒ se├ódetin bulundu─ču oday─▒ ziyaret edecekti. Seyyid Abd├╝lhakim Efendi’yi de davet etti. Di─čer ileri gelen devlet adamlar─▒ ve din adamlar─▒ da oradayd─▒. Bu vakan─▒n devam─▒n─▒ hizmetlerini g├Âren ┼×akir Efendi ┼č├Âyle nakletmektedir:
Sultan tam H─▒rka-i se├ódetin bulundu─ču odan─▒n kap─▒s─▒na gelince, Abd├╝lhakim Efendi nerededir? diye sordu. Oradaki kalabal─▒k birbirlerine bak─▒┼čt─▒lar. O isimde birisini tan─▒m─▒yorlard─▒. Arkaya do─čru haber verdiler. Efendi hazretleri, benim ismim Abd├╝lhakim’dir deyince, sultan sizi istiyor deyip, hemen yol a├žt─▒lar. Sultan kendilerini bekleyip yan yana biri d├╝nya, biri ahiret sultan─▒ olarak, Sultan├╝’l-enbiya Peygamber efendimizin se├ódetli h─▒rkalar─▒n─▒n bulundu─ču odaya girdiler. Beraberce ziyaret ettiler. ├ç─▒k─▒nca Sultan bereket sayarak orada olanlara birer mendil, ona ise iki mendil hediye etmi┼čler. Ben d─▒┼č kap─▒da Efendi’yi bekliyordum. Geldiler ve ziyaretlerini anlatt─▒lar. “Sultan herkese bir mendil verdi, bana iki tane verdi. Birisi senindir” deyip birini bana verdiler.

Abd├╝lhakim Arvasi hazretleri siyasete hi├ž kar─▒┼čmam─▒┼č, siyasi f─▒rkalara ba─članmam─▒┼čt─▒r. B├Âl├╝c├╝l├╝─če kar┼č─▒yd─▒. Talebeleri kendisine tekkelerin kapat─▒lmas─▒ ile ilgili olarak sorduklar─▒nda:
“H├╝k├╝met, tekkeleri de─čil, bo┼č mekanlar─▒ kapatt─▒. Onlar kendi kendilerini ├žoktan kapatm─▒┼člard─▒” demi┼čtir. Bu muazzam g├Âr├╝┼č, o g├╝nlerin umumi manada tekke ve dergah tipine ait te┼čhislerin en g├╝zelidir.

Kanunlara uymakta ├žok titiz davran─▒r, konu┼čmalar─▒nda da bunu tavsiye ederdi.

Abd├╝lhakim Efendinin yemesi, i├žmesi, yatmas─▒, kalkmas─▒, konu┼čmas─▒, susmas─▒, g├╝lmesi, a─člamas─▒ hep ─░slamiyetÔÇÖe ve Resulullah efendimizin h├óline uygundu. Onun yemesini g├Âren sanki ├ódet yerini bulsun diye yiyor zannederdi. Az yer, lokmalar─▒ k├╝├ž├╝k al─▒r ve yava┼č yerdi. Yak─▒nlar─▒ onu otuz senedir kaylule yaparken veya yatarken bir defa olsun s─▒rt ├╝st├╝ veya sol taraf─▒na d├Ân├╝p yatmad─▒─č─▒n─▒ s├Âylemi┼člerdir. Hep sa─č yan─▒ ├╝zerine yatar, sa─č elinin i├žini sa─č yana─č─▒ alt─▒na koyar, ├Âyle yatard─▒. Her h├óli istikamet ├╝zere idi. “─░stikamet yani Allah├╝ te├ól├ón─▒n be─čendi─či do─čru yol ├╝zere olmak kerametin ├╝st├╝ndedir” s├Âz├╝n├╝ s─▒k s─▒k tekrar ederdi.

├çok m├╝tevaz─▒, pek al├žak g├Ân├╝ll├╝ idi. Ben dedi─či hi├ž i┼čitilmemi┼čti. ─░slam ├ólimlerinin ad─▒ ge├žti─či zaman:
“Bizler o b├╝y├╝klerin yan─▒nda haz─▒r olsak sorulmay─▒z, gaib olsak aranmay─▒z.” Ve, “Bizler o b├╝y├╝klerin yaz─▒lar─▒n─▒ anlayamay─▒z. Ancak bereketlenmek i├žin okuruz” buyururdu. Halbuki kendisi bu bilgilerin m├╝tehass─▒s─▒ idi.

Abd├╝lhakim Arvasi hazretlerinin k─▒ymetli s├Âzlerinden baz─▒lar─▒:
“Her peygamber, kendi zaman─▒nda, kendi mekan─▒nda, kendi kavminin hepsinden, her bak─▒mdan ├╝st├╝nd├╝r. Muhammed aleyhisselam ise her zamanda her memlekette, yani d├╝nya yarat─▒ld─▒─č─▒ g├╝nden k─▒yamet kopuncaya kadar, gelmi┼č ve gelecek, b├╝t├╝n varl─▒klar─▒n, her bak─▒mdan en ├╝st├╝n├╝d├╝r. Hi├ž kimse, hi├žbir bak─▒mdan Onun ├╝st├╝nde de─čildir. Bu olamayacak bir ┼čey de─čildir. Diledi─čini yapan, her istedi─čini yaratan, Onu b├Âyle yaratm─▒┼čt─▒r. Hi├žbir insan─▒n Onu methedecek g├╝c├╝ yoktur. Hi├žbir insan─▒n Onu tenkit edecek iktidar─▒ yoktur.”

“Hak te├ól├ón─▒n hakimli─čini tan─▒d─▒─č─▒n─▒z, emaneti ve emniyeti bozmayarak ├žal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒z zaman, birbirinizi ne kadar sevecek, birbirinize ne kadar ba─čl─▒ karde┼čler olacaks─▒n─▒z. Sizin o karde┼čli─činizden AllahÔÇÖ─▒n merhameti neler yaratacakt─▒r. Kavu┼čtu─čunuz her nimet, hep Hakk’a iman─▒n has─▒l etti─či karde┼čli─čin neticesi ve Allah├╝ te├ól├ón─▒n merhamet ve ihsan─▒d─▒r. G├Ârd├╝─č├╝n├╝z her musibet ve felaket de; hep k─▒zg─▒nl─▒─č─▒n, nefretin ve d├╝┼čmanl─▒─č─▒n neticesidir. Bunlar ise hakk─▒ tan─▒maman─▒n, zul├╝m ve haks─▒zl─▒k etmenin cezas─▒d─▒r.”

“B├╝y├╝klerin s├Âz├╝, s├Âzlerin b├╝y├╝─č├╝d├╝r.”

“Evliyan─▒n s├Âz├╝nde rabbani tesir vard─▒r.”

“─░nsan─▒ kaplayan s─▒k─▒nt─▒lar─▒n birinci sebebi, Hakk’a kar┼č─▒ ┼čirk ve m├╝┼črikliktir. ─░lim ve fen ilerledi─či halde, insanl─▒─č─▒n ufuklar─▒n─▒ sarm─▒┼č olan fesat karanl─▒─č─▒ hep ┼čirkin, imans─▒zl─▒─č─▒n, vahdetsizli─čin ve sevi┼čmezli─čin neticesidir. Be┼čeriyet ne kadar u─čra┼č─▒rsa u─čra┼čs─▒n, sevip sevilmedik├že, ─▒zd─▒rap ve felaketten kurtulamaz. Hakk’─▒ tan─▒mad─▒k├ža, Hakk’─▒ sevmedik├že, Hak te├ól├óy─▒ hakim bilip, Ona kulluk etmedik├že, insanlar, birbiri ile sevi┼čemez. Hak’dan ve Hak yolundan ba┼čka her ne d├╝┼č├╝n├╝lse, hepsi ayr─▒l─▒k ve peri┼čanl─▒k yoludur.”

“M├╝sl├╝manlar─▒n ├Â─črenmesi laz─▒m olan bilgilere Ulum-i ─░slamiyye (M├╝sl├╝manl─▒k Bilgileri) denir. ─░slam dininin emretti─či bu bilgileri Resulullah aleyhisselam ikiye ay─▒rm─▒┼čt─▒r. Biri, “ulum-i nakliyye”, yani din bilgileri; di─čeri “ulum-i akliyye” yani fen bilgileridir, buyurmu┼čtur. Din bilgileri, d├╝nyada ve ahirette, huzuru, saadeti kazand─▒ran bilgilerdir.

Bunlar da ikiye ayr─▒l─▒r: “Ulum-i aliyye” yani y├╝ksek din bilgileri ve “ulum-i ibtidaiyye” yani alet ilimleri. ─░slam ilimlerinin ikinci k─▒sm─▒ olan ak─▒l bilgilerinin yani tecr├╝bi ilimlerin iyi ├Â─črenilmesi, ince ve derin din bilgilerinin kolay ve a├ž─▒k anla┼č─▒lmas─▒na yard─▒m eder. Riyazi fizik ├Â─črenmek, din bilgilerini kuvvetlendirir. Astronomi, aritmetik ve geometri, dine yard─▒mc─▒ bilgilerdir. Tecr├╝bi fizikteki (tecr├╝be ve isbat edilenlere esasen uymayan) birka├ž yanl─▒┼č teori ve hipotezden ba┼čka hepsi dine uymakta, iman─▒ kuvvetlendirmektedir. ─░lahi fizik (metafizik) bilgilerinden, ├ž├╝r├╝k, bozuk olanlar─▒ dine uymaz. Bu ilimler ├Â─črenilince, din bilgilerinin akli ilimlere uyan ve akli bilgilerle ├ž├Âz├╝lmeyen yerleri ve sebepleri meydana ├ž─▒kar ve akla uygun san─▒lmayan, akl─▒n eri┼čemedi─či meselelerin ink├ór edilemeyece─či anla┼č─▒l─▒r.”

“Kur’an-─▒ kerimden ve Resul aleyhisselam─▒n hadis-i ┼čeriflerinden sonra en k─▒ymetli kitap, ─░mam-─▒ Rabbani hazretlerinin Mektubat kitab─▒d─▒r. Hanefi mezhebinde en m├╝kemmel ve en k─▒ymetli f─▒k─▒h kitab─▒, ─░bni Abidin’in D├╝rr├╝l-Muhtar ha┼čiyesidir. ┼×afiiÔÇÖde Tuhfet-├╝l-Muhtac kitab─▒d─▒r.”

“─░slam dini, Allah├╝ te├ól├ón─▒n, Cebrail ismindeki melek vas─▒tas─▒ ile, sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselama g├Ânderdi─či, insanlar─▒n, d├╝nyada ve ahirette rahat ve mesut olmalar─▒n─▒ sa─člayan, usul ve kaidelerdir. B├╝t├╝n ├╝st├╝nl├╝kler, faydal─▒ ┼čeyler, ─░slamiyetÔÇÖin i├žindedir. Eski dinlerin g├Âr├╝n├╝r g├Âr├╝nmez b├╝t├╝n iyiliklerini, ─░slamiyet, kendinde toplam─▒┼čt─▒r. B├╝t├╝n saadetler, muvaffakiyetler ondad─▒r. Yan─▒lmayan, ┼ča┼č─▒rmayan, ak─▒llar─▒n kabul edece─či esaslardan ve ahlaktan ibarettir. Yarad─▒l─▒┼č─▒nda kusursuz olanlar onu reddetmez ve nefret etmez, ─░slamiyetÔÇÖin i├žinde hi├žbir zarar yoktur. ─░slamiyetÔÇÖin d─▒┼č─▒nda hi├žbir menfaat yoktur ve olamaz.”

“Son zamanlarda, tekkeler cahillerin eline d├╝┼čt├╝. Dinden, imandan haberi olmayanlara ┼čeyh denildi. Din d├╝┼čmanlar─▒ da, bu ┼čeyhlerin s├Âzlerini, oyunlar─▒n─▒ ele alarak dine hurafeler kar─▒┼čm─▒┼čt─▒r, dedi. Halbuki bozuk tarikat├ž─▒lar─▒n s├Âzlerini, i┼člerini din sanmak, bunlar─▒ tasavvuf b├╝y├╝kleri ile kar─▒┼čt─▒rmak, ├žok yanl─▒┼čt─▒r. Dini bilmemek, anlamamakt─▒r. Dinde s├Âz sahibi olmak i├žin, Ehl-i s├╝nnet ├ólimlerini tan─▒mak, o b├╝y├╝klerin kitaplar─▒n─▒ okuyup, iyi anlayabilmek ve bildi─čini yapmak laz─▒md─▒r. B├Âyle bir ├ólim bulunmazsa, din d├╝┼čmanlar─▒, meydan─▒ bo┼č bulup, din adam─▒ ┼čekline girer. Vaazlar─▒ ile, kitaplar─▒ ile, gen├žlerin iman─▒n─▒ ├žalarak millet ve memleketi felakete g├Ât├╝r├╝rler.”

“Temiz ve yeni elbise giyiniz. Gitti─činiz yerlerde, ahlak─▒n─▒zla, s├Âzlerinizle, ─░slamÔÇÖ─▒n vakar─▒n─▒, k─▒ymetini g├Âsterdi─činiz gibi, giyiminizle de sayg─▒ ve ilgi toplay─▒n─▒z.”

“├çe┼čitli, lezzetli yemeklerle ve tatl─▒, so─čuk ┼čerbetlerle bedenlerinizi rahat ve ho┼č tutunuz.”

“Allah├╝ te├ól├ó, her ┼čeyi bir sebep alt─▒nda yaratmaktad─▒r. Bu sebeplere, i┼č yapabilecek tesir, kuvvet vermi┼čtir. Bu kuvvetlere, tabiat kuvvetleri, fizik, kimya ve biyoloji kanunlar─▒ diyoruz. Bir i┼č yapmam─▒z, bir ┼čeyi elde etmemiz i├žin, bu i┼čin sebeplerine yap─▒┼čmam─▒z laz─▒md─▒r. Mesela bu─čday has─▒l olmas─▒ i├žin, tarlay─▒ s├╝rmek, ekmek, ekini bi├žmek laz─▒md─▒r. ─░nsanlar─▒n b├╝t├╝n hareketleri, i┼čleri, Allah├╝ te├ól├ón─▒n bu ├ódeti i├žinde meydana gelmektedir. Allah├╝ te├ól├ó sevdi─či insanlara iyilik, ikram olmak i├žin ve az─▒l─▒ d├╝┼čmanlar─▒n─▒ aldatmak i├žin bunlara, ├ódetini bozarak sebepsiz ┼čeyler yarat─▒yor.”

“Tek vakit namaz─▒m─▒ ka├ž─▒rmaktansa, bin kere ├Âlmeyi tercih ederim.”

“Namaz, aman namaz, nerede ve ne ┼čart alt─▒nda olursa olsun mutlaka namaz k─▒l─▒n.”

ÔÇťEn b├╝y├╝k edep, ilahi hududu muhafazad─▒r, g├Âzetmektir.”

“Allah├╝ te├ól├ó bir kuluna iman vermi┼čse ona daha ne vermemi┼čtir. ─░man vermemi┼čse ona daha ne vermi┼čtir!ÔÇŁ

“Bizim meclisimizde bulunanlar, s├╝kut i├žinde otursalar ve s├╝kuttan ba┼čka bir ┼čey g├Ârmeseler bile, din bahsinde ├ólim ge├žinenlerin hatalar─▒n─▒ ke┼čfederler, bir bir ├ž─▒kar─▒rlar.”

ÔÇťKur’an-─▒ kerim ┼čifad─▒r. Fakat ┼čifa, suyun geldi─či boruya t├óbidir. Pis borudan ┼čifa gelmez.ÔÇŁ

ÔÇťGer├žek keramet, kerametin gizlenmesidir. Bunun d─▒┼č─▒nda g├Âr├╝nenler, velinin irade ve ihtiyar─▒ ile de─čildir. ─░lahi hikmet ├Âyle gerektiriyor demektir.ÔÇŁ

ÔÇťAllah├╝ te├ól├ó s─▒rr─▒n─▒ eminine verir. Bilen s├Âylemez, s├Âyleyen bilmez.ÔÇŁ

ÔÇťAhmakl─▒k, hatada ─▒srar etmektir.ÔÇŁ

ÔÇťDin bilgileri, d├╝nyada ve ahirette, huzuru, saadeti kazand─▒ran bilgilerdir.ÔÇŁ

ÔÇťAllah├╝ te├ól├ó diledi─čini yapar. ─░ster sebepli ister sebepsiz, diledi─či gibi azap veya l├╝tfeder. G├╝zel ve do─čru Onun diledi─čidir.ÔÇŁ

ÔÇťAllah├╝ te├ól├ó bize rahmetiyle muamele etsin. Adaletiyle muamele ederse yanar─▒z.ÔÇŁ

ÔÇťRiya olmas─▒n diye cemaatten ka├žanlar ayr─▒ bir riya i├žindedirler.ÔÇŁ

ÔÇť─░lim cehli izale eder, yok eder, ahmakl─▒─č─▒ de─čil.ÔÇŁ

ÔÇťCemiyetteki ruh hastal─▒klar─▒n─▒n sebebi, iman eksikli─čidir.ÔÇŁ

Talebelerinden baz─▒lar─▒ o ilim deryas─▒ b├╝y├╝k veliden ┼ču s├Âzleri ve menk─▒beleri nakletmi┼člerdir.

Talebelerinden Haf─▒z H├╝seyin Efendi anlat─▒r:
Tahsilimi ─░stanbul’da yapt─▒m. Arabi ve Farisi’yi iyi bilirdim. Her toplulukta s├Âz sahibiydim. Bir g├╝n beni Abd├╝lhakim Arvasi hazretlerine g├Ât├╝rd├╝ler. Maksad─▒m orada da s├Âz sahibi olmakt─▒. Kendisine ├žok yak─▒n bir sandalyeye oturdum. Sohbete ba┼člad─▒. Hemen sonra sandalyede oturmaktan haya edip, yere indim. Sohbette, hi├ž bilmedi─čim, duymad─▒─č─▒m ┼čeyleri anlat─▒yordu. Yak─▒n─▒nda yere oturmaktan da haya edip biraz geri ├žekildim. Biraz daha biraz daha derken nihayet kendimi kap─▒n─▒n ├Ân├╝nde buldum. Nerede ise kap─▒dan d─▒┼čar─▒ ├ž─▒kacak h├óle gelmi┼čtim. Ben y─▒llarca ┼čeyhlik postunda oturmu┼č talebeleri olan biriydim. Seyyid Abd├╝lhakimi g├Âr├╝nce ancak talebe olaca─č─▒m─▒ anlad─▒m ve talebelerime:
“Seyyid Abd├╝lhakim Efendiyi g├Âr├╝nce, tan─▒y─▒nca ┼čeyhli─čin ne oldu─čunu anlad─▒m, ete─čine yap─▒┼čmaktan ba┼čka i┼čim kalmad─▒” dedim. O b├╝y├╝k zata talebe olmakla ┼čereflendim.

Otuz y─▒l boyunca yan─▒ndan ayr─▒lmayan yak─▒n─▒ ┼×akir Efendi anlat─▒r:
Bir sabah dergah─▒n mescidinde namaz k─▒l─▒yorduk. Efendi ile ikimizdik. Her zamanki gibi beni imam yapt─▒lar. Mescidin giri┼č k─▒sm─▒ ba┼čtan ba┼ča camek├ón oldu─čundan giri┼čteki sofa ┼čeklinde oturma yerinden mescidin i├ži apa├ž─▒k g├Âr├╝l├╝rd├╝. Biz namaza haz─▒rlan─▒rken zevcem de gelip sofa k─▒sm─▒nda ├žaylar─▒m─▒z─▒ haz─▒rlamaya koyulmu┼čtu. Namaz ve dua bitince, sofaya ge├žtik. G├Ârd├╝k ki semaverin etraf─▒nda iki ├žay barda─č─▒ yerine bir s├╝r├╝ bardak. Zevceme, bu kadar barda─ča l├╝zum olmad─▒─č─▒n─▒ s├Âyleyip, ni├žin ikiden ├žok bardak getirdin, deyince, ┼ču cevab─▒ ald─▒m: “Hayret! Arkan─▒zda b├╝y├╝k bir cemaat vard─▒. ┼×imdi da─č─▒lm─▒┼č.”

Talebelerinden ─░lyas Efendi anlat─▒r:
Bir g├╝n ya┼čl─▒ bir kad─▒n marangoz d├╝kkan─▒ma gelip; “Bir odal─▒ evim var. ─░kinci bir oda yapt─▒r─▒yorum. Kiraya verip onunla ge├žinece─čim. Bedelini kira paras─▒ndan vermek ├╝zere, bana bir kap─▒ ve pencere yapar m─▒s─▒n?” dedi. Yar─▒n gel, konu┼čuruz dedim. Maksad─▒m, Seyyid Abd├╝lhakim Efendi’ye gidip dan─▒┼čmakt─▒. ─░kindi vakti derg├óhlar─▒na gittim. H├ólimi sordular. “M├╝┼čteri geliyor mu?” dediler. “Geliyor” dedim. Fakat sormak i├žin gitti─čim kad─▒n─▒ unutmu┼čtum. “Sipari┼č veren oluyor mu?” dediler. “Bug├╝n yok” dedim. “Kad─▒n m├╝┼čterileriniz oluyor mu?” buyurdular. Gene hat─▒rlamad─▒m. Bunun ├╝zerine; “Bug├╝n gelen kad─▒n─▒n i┼čini g├Âr!” buyurdular. Ancak o zaman hat─▒rlayabildim.

Bir g├╝n Bayezid Camiinde vaaz verirlerken konu ile hi├ž ilgisi olmad─▒─č─▒ halde; “Sizden biriniz, eve gidip, ├žocu─čunu ├žat─▒ya kiremitler ├╝zerine ├ž─▒km─▒┼č, g├╝vercin kovalar g├Âr├╝rse, ba─č─▒rmadan, g├╝zellikle, yavrum bak sana neler getirdim, ┼čeker ald─▒m, desin, onu tutup i├žeri ald─▒ktan sonra azarlas─▒n” buyurdu. Vaaz─▒ dinleyen Akhisarl─▒ bir zat i├žinden ┼čimdi bunun da ne ilgisi var diye ge├žirdi. Vaazdan sonra evine gidince bakt─▒ ki ├žocu─ču evin dam─▒na ├ž─▒km─▒┼č, kiremitler ├╝zerinde g├╝vercin yakalamak pe┼činde, nerede ise kenardan d├╝┼čecek halde. ├çocuk k├╝├ž├╝k olup ├╝├ž-d├Ârt ya┼č─▒ndayd─▒. Hemen Abd├╝lhakim Efendinin nasihatlerini hat─▒rlad─▒ ve ├Âyle yapt─▒. ├çocuk d├╝┼čmekten kurtuldu.

Necib Faz─▒l K─▒sak├╝rek anlat─▒r:
Sene 1941… Almanlar s─▒n─▒r─▒m─▒zda. Ben, bir gazetede ├ž─▒kan yaz─▒lar─▒mda da ├╝st├╝ne bast─▒─č─▒m gibi, ─░kinci D├╝nya Harbine girmemizin bir an meselesi oldu─čuna k├óniim. Bu meseleyi huzurlar─▒nda savunuyorum. L├╝tfen dinliyorlar. Etraflar─▒nda yak─▒nlar─▒ndan birka├ž ki┼či ve avukat Mahmud Veziro─člu isminde kendisini sevenlerden bir zat… Harbe s├╝r├╝klenmek mecburiyetimizi riyazi bir v├ók─▒a h├ólinde g├Âsteriyor ve anlat─▒yorum. Sonuna kadar dinledikten sonra buyurdular ki: “Harbe girilmez. Yaln─▒z Birinci Cihan Harbinde oldu─ču gibi pahal─▒l─▒k olmasa, vesika usul├╝ ├ž─▒kmasa.” Buyurduklar─▒ gibi oldu. Harbe girmedik. Fakat pahal─▒l─▒k, vesika usul├╝ milleti kavurdu. Mahmud Bey, bana bu kerameti s─▒k s─▒k tekrar eder ve; “M├╝thi┼č, m├╝thi┼č!.. herkes harbi beklerken; “Harbe girilmez” ve kimse vesika usul├╝n├╝ beklemezken “O olacak” buyurmalar─▒ b├╝y├╝k keramet” derdi.

Faruk Bey anlat─▒r:
Bundan y─▒llarca evvel, o─člum Nevzad, o zamanlar oturdu─čumuz apartman kat─▒n─▒n balkonundan a┼ča─č─▒ya, beton bir zemin ├╝zerine d├╝┼čt├╝. ├çocu─ču koma h├ólinde bir hastaneye yeti┼čtirdik. Ay─▒ld─▒. Fakat akli melekelerini kaybetmi┼č haldeydi. ─░stanbul’a g├Ât├╝rd├╝k. B├╝t├╝n m├╝tehass─▒s sinir ve ak─▒l doktorlar─▒na g├Âsterdik. Hemen hepsi ├╝mit g├Âremediklerini s├Âylediler. Bir Rum doktor erken bunama te┼čhisini koydu ve ┼čifas─▒ yok h├╝km├╝n├╝ bast─▒. B├╝lu─č ├ža─č─▒ndaki ├žocu─čumu, b├╝y├╝k amcas─▒ Abd├╝lhakim Efendinin kollar─▒na teslim ettim. ├çocuk tekkede k─▒rk g├╝n kald─▒. Bu m├╝ddet i├žinde, onu nazarlar─▒ndan ay─▒rmad─▒lar. Sadece; “Mahzunum, mahzunum!” diye i├žlenerek i┼či, Allah├╝ te├ól├óya havale ettiler. K─▒rk g├╝n sonra Nevzad, hi├ž bir zaman sahip olmad─▒─č─▒ maddi ve manevi bir s─▒hhate kavu┼čtu. Hukuk Fak├╝ltesini bitirdi. Uzun y─▒llar DS─░’de avukatl─▒k yapt─▒, oradan emekli oldu. Abd├╝lhakim Efendi, biraderzadeleri olan Faruk I┼č─▒k Efendiyi ├žok severdi. Birisini methetmek isteseydi; “Faruk hari├ž hepimizden iyidir” derdi. Kabri, Abd├╝lhakim Arvasi’nin ayak ucundad─▒r.

Bayezid Camiinde; Erzincan zelzele felaketinden bir hafta kadar ├Ânce: “Allah├╝ te├ól├ó, zinan─▒n a┼čik├ór oldu─ču yerlere zelzele ile ceza verir. Erzincan gibi” buyurmu┼člar. Kimse o esnada bu manay─▒ anlayamam─▒┼č, ama bir hafta sonra, duyanlar bu b├╝y├╝k bir kerametti, anlayamad─▒k demi┼člerdir.

Talebelerinden Tahir Efendi anlat─▒r:
Abd├╝lhakim Efendi hazretleri buyurdular ki: “Evliyan─▒n huzuruna dolu giden bo┼č, bo┼č giden dolu d├Âner.” Bir g├╝n bana; “Tahir Efendi, evinde kitap kalmas─▒n, kitaplar─▒ evden ├ž─▒kar, ba┼čkalar─▒na ver” buyurdular. Eve gittim. K─▒ymetli kitaplar─▒ma k─▒yamad─▒m. Emirleri yerine gelsin diye, birka├ž kitap verdim. Yats─▒dan sonra yatt─▒m. Abd├╝lhakim Efendiyi g├Ârd├╝m. “Tahir, kitaplar─▒ evden ├ž─▒kard─▒n m─▒?” buyurdular. Kalkt─▒m. Abdest ald─▒m. ─░ki rekat namaz k─▒ld─▒m. Yine yatt─▒m. Daha uyuyamam─▒┼čt─▒m. Abd├╝lhakim Efendi geldi. “H├ól├ó kitaplar─▒ evde mi sakl─▒yorsun?” buyurup, cel├óllendi. Korktum. Hemen kalk─▒p, b├╝t├╝n kitaplar─▒m─▒ evden ├ž─▒kard─▒m. Geldim yatt─▒m. Ancak uyuyabildim. Sonradan anlad─▒m ki, bizi terbiye etmek i├žin, kitaplardan uzakla┼čt─▒r─▒p, bende olanlar─▒ al─▒p, kendinde olanlar─▒ bize vermek i├žin bu yolu se├žmi┼člerdi.

Ne zaman Abd├╝lhakim Efendi hazretlerine gitsem, Ziya Bey yan─▒nda otururdu. Ziya Beye bir kitap verir, okuturlar ve izah ederlerdi. Bir g├╝n yine ├Âyle bir sohbette, Ziya Beye kitap okutup, kendileri izah ediyordu. ─░├žimden, benim Arabi ve Farisim Ziya Beyden iyidir. Ni├žin hep ona okuturlar da, bana hi├ž okutmazlar diye ge├žti. O gece r├╝yada Abd├╝lhakim Efendinin huzurunda idim. Gene Ziya Beye bir kitap vermi┼čler, okutuyorlard─▒. Ama Ziya Beyi sar─▒kl─▒, ├ólim k─▒yafetinde g├Ârd├╝m. Abd├╝lhakim Efendi, Ziya Beyi bana g├Âsterip; “Biz, bo┼čuna emek vermeyiz” buyurdular. Uyan─▒nca o d├╝┼č├╝nceme ├žok pi┼čman oldum.

Bir g├╝n Abd├╝lhakim Efendiye gidiyordum. Yolda, kendi kendime, Abd├╝lhakim Efendiye arz edeyim, evliyal─▒kta y├╝kselmek b├╝y├╝k i┼č, bizim k├╝├ž├╝k gayretimizle elde edilmez, himmet buyursunlar tevecc├╝h eylesinler de, o y├╝ksek makamlara beni kavu┼čtursunlar diye d├╝┼č├╝n├╝yordum. Vard─▒m. Bah├žede yaln─▒z oturuyorlard─▒. Selam verip ellerini ├Âpt├╝m. Y├╝z├╝me bak─▒p; “Tahir, ┼ču a─ča├ž ne a─čac─▒d─▒r?” buyurdu. “Manolya” dedim. “┼×u nedir?” buyurdu. “G├╝l” dedim. “Ya Tahir, bunlar─▒n suyu bir, havas─▒ bir, topra─č─▒ bir de, ni├žin boylar─▒ farkl─▒d─▒r? Mesela ┼ču ├žimene ne yap─▒lsa g├╝l a─čac─▒ olabilir mi, g├╝l de, manolya kadar b├╝y├╝r m├╝?” buyurdu. “Hay─▒r efendim” dedim. “Demek ki, farkl─▒l─▒k istidatlar─▒ndan kabiliyetten geliyor. Ve demek ki, ├žim; ot, g├╝l gibi, g├╝l de manolya gibi olmaz!” buyurup tekrar bana bakt─▒lar. “Kusurumu ba─č─▒┼člay─▒n efendim” dedim.

Di┼č hekimi emekli albay Sabri Bey anlat─▒r:
Abd├╝lhakim Efendi, arada bir bana, teyemm├╝m nas─▒l yap─▒l─▒r diye g├Âstererek ├Â─čretirdi. Kendi kendime, ┼čimdi su olmayan yer yok, acaba neden bu kadar teyemm├╝m ├╝zerinde duruyor derdim. Vefat─▒ndan otuz sene sonra, ellerimde yara ├ž─▒kt─▒. Hatta bir ba┼čparma─č─▒m─▒ kestiler. Doktorlar ellerine su vurmayacaks─▒n dediler. ├ť├ž sene teyemm├╝mle yani onlar─▒n g├Âsterdi─či ┼čekilde teyemm├╝m ederek namaz k─▒lmak zorunda kald─▒m.

Halid Turhan Bey anlat─▒r:
Bir g├╝n ziyaretlerine gitmi┼čtim. K├╝t├╝phanelerinden bir kitap ├žekip, bir yerini a├ž─▒p bana verdiler ve; “Buyurun, okuyun!” buyurdular. Arap├ža idi. Okumaya ├žal─▒┼čt─▒m. Yanl─▒┼č okuyunca d├╝zeltirlerdi. Bir daha okuttular ve gene yanl─▒┼člar─▒m─▒ d├╝zelttiler. Sonra; “T├╝rk├žeye ├ževirin!” buyurdular. Tak─▒ld─▒─č─▒m ├žok ibareler oldu. Yard─▒m ettiler, hatta kendileri terc├╝me ettiler. Bir daha okutup, bir daha terc├╝me ettirdiler. ─░yice anlam─▒┼čt─▒m. Vefatlar─▒ndan yirmi sene kadar sonra, k├╝t├╝phane m├╝d├╝rl├╝─č├╝ i├žin, Ankara’da imtihana girdim. ─░mtihanda elime bir Arap├ža kitap verdiler ve bir yerini a├ž─▒p, okuyun dediler. Bir de ne g├Âreyim, Abd├╝lhakim Efendinin verdi─či kitap ve a├žt─▒klar─▒ sayfa de─čil mi? Okudum, terc├╝me ettim. ─░mtihan─▒ kazand─▒m. K├╝t├╝phane m├╝d├╝r├╝ oldum. Ama imtihandan ├ž─▒k─▒nca, Efendinin bu b├╝y├╝k ve a├ž─▒k kerametini g├Âr├╝nce h├╝ng├╝r h├╝ng├╝r a─člad─▒m.





Efendinin Hayat─▒ -k─▒sa-

Seyyid Abd├╝lhak├«m Arv├ós├« (r. aleyh) Son as─▒rda yeti┼čen, zahir ve bat─▒n ilimlerinde kamil ve d├Ârt mezhebin f─▒k─▒h bilgilerinde mahir, b├╝y├╝k alim ve ruh bilgilerinin m├╝tehass─▒s─▒ b├╝y├╝k veli. Allah├╝ tealan─▒n emir ve yasaklar─▒n─▒ insanlara anlatan ve kendilerine Silsile-i aliyye ad─▒ verilen b├╝y├╝k alimlerin otuz d├Ârd├╝nc├╝s├╝d├╝r. Babas─▒ Seyyid Mustafa Efendidir. 1865 (H. 1281)te Van’─▒n Ba┼čkale kazas─▒nda do─čdu. 1943 (H. 1362)te Ankara’da vefat etti. Kabirleri Ankara yak─▒n─▒ndaki Ba─člum kasabas─▒ndad─▒r.

Babas─▒ Seyyid Mustafa Efendi ve b├╝t├╝n dedeleri, zamanlar─▒n─▒n alim ve fad─▒llar─▒ idiler. Imam-─▒ Ali R─▒za bin Musa Kaz─▒m soyundan olup, seyyid olduklar─▒ Irak’taki ┼čer’i mahkeme defterlerinde yaz─▒l─▒d─▒r. Arvasi ailesi, alt─▒ y├╝z seneden beri ilim yaymakla ve en ├╝st├╝n insanl─▒k meziyetlerinde n├╝mune olmakla tan─▒nm─▒┼č ve halk aras─▒ndaki ayr─▒l─▒klar─▒ gidermekte, milli birli─či sa─člamakta b├╝y├╝k vazifeler ├╝stlenmi┼č ve bunlar─▒ devam ettiregelmi┼člerdir.

Ilk tahsilini babas─▒n─▒n huzurunda g├Ârd├╝. Daha sonra Arvas’a giderek y├╝ksek tahsilini zaman─▒n en b├╝y├╝k alim ve evliyas─▒ Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin huzurunda tamamlad─▒. 1300 hicri sene ba┼č─▒nda ilm-i sarf, nahv, mant─▒k, m├╝nazara, vad’, beyan, meani, bedi’, belagat, kelam, usul-i f─▒kh, tefsir, tasavvuf, ulum-i hikemiyye yani hikmet-i tabiÔÇÖiyye (fizik, biyoloji), hikmet-i ilahiyye, riyaziyye (yani matematik, geometri), heyÔÇÖet (astronomi) gibi zahir ilimlerde icazet (diploma); tasavvufun Nak┼čibendiyye, Kadiriyye, K├╝freviyye, S├╝hreverdiyye ve ├çe┼čtiyye yollar─▒ndan hilafet ald─▒. Ba┼čkale’de otuz y─▒l kadar tedris ve ir┼čad ile me┼čgul oldu. Yani ders okuttu ve insanlara Allah├╝ tealan─▒n emir ve yasaklar─▒n─▒ anlatt─▒.

1914 (H. 1332)te Birinci D├╝nya Harbi ├ž─▒k─▒p Ruslar Do─ču Anadolu’yu i┼čgal edince, Ba┼čkale’den hicret edip, Irak’a, oradan Adana, Eski┼čehir ve 1919 (H. 1337)da Istanbul’a geldi. Eyyub Sultan’da ├Ânce yaz─▒l─▒ medreseye, sonra G├╝m├╝┼čsuyu Tepesindeki M├╝rteza Efendi Dergah─▒na yerle┼čti ve Ka┼čgari Hanekah─▒ me┼čihat─▒na tayin olundu. Islam halifelerinin ve Osmanl─▒ Sultanlar─▒n─▒n sonuncusu olan Sultan Vahideddin taraf─▒ndan Medrese-i m├╝tehass─▒sin denilen Ilahiyat Fak├╝ltesinde tasavvuf m├╝derrisi yani ordinary├╝s profes├Âr├╝ olarak 8 Zilkade 1919 (H. 1337) tarihli ferman ile tayin edildi.

Anadolu’da ├žarp─▒┼čan Kuvay-─▒ Milliyenin galip gelmesi i├žin para, mal ve dua ile yard─▒m edilmesi, eli silah tutanlar─▒n onlara kat─▒lmalar─▒ i├žin milleti te┼čvik ederek ├žok kimseyi Anadolu’ya g├Ânderdi. ├çok yard─▒m yap─▒lmas─▒na sebep oldu. Uzun zaman ir┼čad, vaz ve tedris ile me┼čgul olup hayat─▒n─▒n sonuna do─čru Izmir’e g├Ânderildi. Zor ┼čartlar alt─▒nda Izmir’de kald─▒─č─▒ s─▒rada ihtiyarl─▒─č─▒n da verdi─či takatsizlikle hastaland─▒. Ankara’ya getirildi. Ankara’ya geldikten birka├ž g├╝n sonra 27 Kas─▒m 1943 (H. 1362) tarihinde s─▒k─▒nt─▒larla dolu d├╝nyadan ahirete intikal etti. Ankara’n─▒n kuzeyinde bulunan Ba─člum nahiyesinde defnolundu. Kabri ziyaret edilmekte, huzurunda yap─▒lan dualar kabul olunmaktad─▒r.

Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi’nin ├╝├ž o─člu ve iki k─▒z─▒ vard─▒. K─▒zlar─▒ndan ┼×efia Han─▒m, hicrette Musul’da vefat etti. Enver Medeni de hicret esnas─▒nda 1918 (H. 1336)de Eski┼čehir’de vefat etti. Ikinci o─člu Ahmet Neyyir Mekki ├ť├ž─▒┼č─▒k Efendi uzun zaman ├ťsk├╝dar ve Kad─▒k├Ây m├╝ftili─či yapt─▒. Kad─▒k├Ây m├╝ftisiyken 1967 (H. 1387)de Istanbul’da vefat etti. ├ť├ž├╝nc├╝ o─člu Seyyid M├╝nir ├ť├ž─▒┼č─▒k, Istanbul Belediyesinde sat─▒┼č memurlu─čunda ├žal─▒┼čm─▒┼č, do─črulu─ču, ├žal─▒┼čkanl─▒─č─▒ g├╝zel ahlak─▒ ile etraf─▒n─▒n sevgisini kazanm─▒┼čt─▒. 1979 (H. 1400)da Izmir’de vefat edip Ankara’n─▒n Ba─člum kasabas─▒na defnedildi. Ikinci k─▒z─▒ Maide Han─▒m, eski Van mebusu Seyyid Ibrahim’in zevcesiydi. Seyyid Ibrahim vefat etmi┼čtir. Maide Han─▒m, Ankara’da damad─▒ Seyyid M. Emin Garbi ve k─▒z─▒ ├ťmm├╝ G├╝ls├╝m han─▒mefendi ile birliktedir.

Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi v├╝cut├ža gayet mutedil ve kusursuzdu. Bu─čday tenliydi. Aln─▒ geni┼č ve a├ž─▒kt─▒. Ka┼člar─▒ birer hilal gibi olup, kabar─▒k ince ve ├Âl├ž├╝l├╝yd├╝. Nur bak─▒┼čl─▒ g├Âzleri iriceydi. Burnu ahenkli ve normalden b├╝y├╝k├žeydi. Y├╝z├╝ zaif├že olup sakal─▒ s─▒kt─▒. Bedeni iri yap─▒l─▒ olup, insana mutlak surette h├╝rmet telkin edici bir vakar ve heybeti vard─▒.

Her hali ve hareketi ile Islamiyete uyard─▒. ├çok m├╝tevazi olup; “Ben” dedi─či i┼čitilmemi┼čti. ├çok heybetli ve temkin sahibiydi. ├çok misafir severdi. Yard─▒m yapmaktan ho┼član─▒rd─▒. Ziyaretlere gider, davetlere icabet ederdi.

Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi din bilgilerinde ve tasavvufun ince marifetlerinde derin bir derya idi. ├ťniversite mensuplar─▒, fen ve devlet adamlar─▒, ├ž├Âz├╝lemez sand─▒klar─▒ g├╝├ž bilgileri sormaya gelir; sohbetinde, dersinde bir saat kadar oturunca, cevab─▒n─▒ al─▒r; sormaya l├╝zum kalmadan o bilgi ile doymu┼č olarak geri d├Ânerdi. Tevecc├╝h├╝n├╝, sevgisini kazananlar, say─▒s─▒z kerametlerini g├Âr├╝rd├╝. ├çok m├╝tevazi, pek al├žak g├Ân├╝ll├╝yd├╝. Eyyub Sultan, Fatih, Bayezid, Bak─▒rk├Ây, Kad─▒k├Ây, Beyo─člu’nda A─ča Cami-i ┼čerifleri k├╝rsilerinde senelerce ilim ne┼čretmi┼čtir.

Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi ayr─▒ca Vefa Lisesinde ├Â─čretmenlik yapm─▒┼č, Sultan Selim Cami-i ┼čerifi yan─▒ndaki S├╝leymaniyye Medresesinde, tasavvuf m├╝derrisi (profes├Âr├╝) iken Er-Riyad-├╝t-Tasavvufiyye kitab─▒n─▒ yazm─▒┼čt─▒r. Tasavvuf hakk─▒nda risale b├╝y├╝kl├╝─č├╝nde m├╝teaddid mektuplar─▒ vard─▒r. Mevlid okunmas─▒n─▒n ve tesbih kullanman─▒n ba┼člang─▒c ve me┼čruiyeti hakk─▒nda bir risale, Rab─▒ta-i ┼×erife Risalesi, Sahabe-i Kiram ve Ecdad-─▒ Peygamberi risaleleri, Islam Hukuku, Ke┼čkul ve Sefer-i Ahiret isimli eserleri, Arabi, Farisi ve T├╝rk├že ┼čiirleri pek k─▒ymetlidir.

Abd├╝lhakim Arvasi’nin k─▒ymetli g├Âr├╝┼člerinden biri ┼č├Âyledir: “Insan─▒ kaplayan s─▒k─▒nt─▒lar─▒n birinci sebebi, Hakk’a kar┼č─▒ ┼čirk ve m├╝┼črikliktir.Ilim ve fen ilerledi─či halde, insanl─▒─č─▒n ufuklar─▒n─▒ sarm─▒┼č olan fesad karanl─▒─č─▒ hep ┼čirkin, imans─▒zl─▒─č─▒n, vahdetsizli─čin ve sevi┼čmezli─čin neticesidir.Be┼čeriyet ne kadar u─čra┼č─▒rsa u─čra┼čs─▒n, sevip sevilmedik├že, ─▒zd─▒rap ve felaketten kurtulamaz.Hakk’─▒ tan─▒mad─▒k├ža, Hakk’─▒ sevmedik├že, Hak tealay─▒ hakim bilip, OÔÇÖna kulluk etmedik├že, insanlar, birbiri ile sevi┼čemez. Hak’dan ve Hak yolundan ba┼čka her ne d├╝┼č├╝n├╝lse, hepsi ayr─▒l─▒k ve peri┼čanl─▒k yoludur.ÔÇŁ