Nasipsiz Ahmak

NASİPSİZ AHMAK

Birgün büyük şair Necip Fazıl Kısakürek kendisine: İslamiyet denince burnuma ayak kokusu gelir!..”diyen ihtiyar gazeteciye;
”Senin o burnuna gelen, İslamiyetin değil; kendi ciğerinin pis kokusudur. Sen bir mücerredi, bir müşahhastan ayıramayan ahmaksın!…” der..




Nasıl Geçirir?

NASIL GEÇİRİR?

Necip Fazıl’a,
“Allah, deveyi iğnenin deliğinden geçirebilir mi?” diye sormuşlar.
“Evet geçirir” demiş.
Bunun üzerine “deveyi mi küçültür, yoksa iğneyi mi büyültür?” demişler. Necip Fazıl, ilahi kudretin sonsuzluğunu ifade babında, şu cevabı vermiş:

– Ne deveyi küçültür, ne iğneyi büyültür. Gökteki yıldızları senin gözbebeğine sığdırdığı gibi, vızır vızır geçirir.




Osmanlı Arması

OSMANLI ARMASI

Necip Fazıl Kısakürek’in 1954’lü yıllarda çıkardığı Büyük Doğu mecmuasının bir sayısının kapağında, Osmanlı arması işlemeli sanat eseri bir kumaş resmini yayınlayınca, “padişahlık propagandası yapmak ” gibi saçma bir gerekçe ile derginin o sayısının toplatılmış ve kendisi de suçlanarak mahkemeye sevkedilmişti

Necip Fazıl’ın mahkemede kendisini suçlayan savcıya gayet ibretli bir şekilde:

“İçinde adalet işlerine bakılan bu binanın tepesinde aynı Osmanlı arması var Siz de mi padişahlık propagandası yapıyorsunuz?” diye cevap vermişti

Kaynak : Kısakürek, N. Fazıl; Cinnet Mustatili, Büyük Doğu Yay., İst?1983, s.281




Peygamberlere Ne Gerek Var?

PEYGAMBERLERE NE GEREK VAR?

Necip Fazıl vapurla Karaköy’e geçerken, yanına biri yaklaşıp:

“Üstad”, diye sormuş “Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik.”

N. Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:

“Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya” cevabını vermiş.




Politikacının Entelektüel İlgisi

POLİTİKACININ ENTELEKTÜEL İLGİSİ

Akif İnan anlatmıştı. Günün ünlü politikacılarından birini Üstad’la birlikte evinde ziyaret etmişler. Çıkışta, Akif İnan:
“Üstad’ım, bu zat sizin şiirlerinizi okumuş mudur acaba?” diye sormuş. Üstad da:
“O zat benim şair olduğumu bilmez, beni şair hüvitetimle tanısa itibar etmezdi; o bizi yalnızca fikriyatımızla tanır.” demiş.
Üstad’ın bu teşhisi ve tespiti, bazı politikacılarımızın entelektüel ilgisini çarpıcı biçimde resmediyor.

(Rasim Özdenören – Bir Karakter ve Birkaç Nükte)




Sahte Kahramanlar

SAHTE KAHRAMANLAR

1960’lı yıllar, Üstad’ın “Sahte Kahramanlar” konferansı ile Türkiye’yi salladığı yıllar.
İşte bu “Sahte Kahramanlar” dolayısıyla Ankara’ya gittiği zaman, devrin başbakanı bir adamını göndermiş Üstad’a adamın getirdiği mesaj şu:
—Muhterem Üstadım, sayın başbakanımızın size çok selamları var.
-Aleyküm Selam, ne diyor?
—Sahte kahramanlar konferansında kendilerinden söz edilmemesini istiyorlar.
Başbakanın adamının sözü bitince şöyle gürlemiş Üstad:
—Var git söyle ona, sahte kahraman olmak da bir seviye işidir. Onda bu seviye de yok, merak etmesin bahsetmeyeceğim.




Sendika

SENDİKA

Üstad’ı sendika yemeğine davet etmişler.
Yemekten sonra :
-Üstadım, demişler, sendika hakkında bir konuşma yap da millet sendika hakkında bilgi sahibi olsun!
Onlar öyle söyleyince Üstad aniden ayağa fırlamış öfkeyle. Sonra da almış mikrofonu eline, demiş ki:
-Sanmayın ki yemeğinizi yedim diye gönlünüze göre konuşacağım! Sendika, patronun zulmüne karşı kurulmuş ikinci bir zulüm müessesesidir!…




Sigara Bıraktıran İlaç

SİGARA BIRAKTIRAN İLAÇ

Üstad, sigaraya çok düşkündü. Nuri Pakdil: “Üstad sigara içmiyor, adeta yiyor” derdi. Bir doktor yakını Amerika’dan sigarayı bıraktıran bir ilaç getirir. Üstad’a, bir hafta kullanınca sigara içme ihtiyacı duymayacağını söyler. Bir süre sonra ilacı içmediğini söyleyen Üstad’a doktorun:

“Ne itimatsızsınız Üstad’ım, inanın etkisini göreceksiniz” demesi üzerine, Üstad:

“İnandım söylediklerine de onun için içmedim!” der.

( Mehmet Soyak – Dâhi Sanatçı Dünyasından Noktalar )




Sigarayı Kurtarın Sigarayı

SİGARAYI KURTARIN SİGARAYI

EDEBİyata düşkünlüğü ile tanınan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şener, ünlü şair Necip Fazıl ile ilgili ilginç anılarını da anlattı. 15 yıllık siyaset hayatında birçok kez konuşma yapan Şener, ilk konuşmasını Necip Fazıl’ın konferansında yaptığını söyledi. İşte Şener’in unutamadığı Necip Fazıl ile ilgili iki anısı:

‘SİGARAYI KURTARIN’

“1976 ya da 1977 yılıydı. Sivas’ta edebiyat okuyordum. Sivaslı bir grup genç olarak, Necip Fazıl’ı Sivas’a konferansa çağırdık. Üstadı getiren organizasyonda ben de vardım. Necip Fazıl konuşmasına başlamadan önce, topluluğu hazırlama görevi bana verildi. Ve ben Necip Fazıl konferansa başlamadan önce, salonda bulunanlara Necip Fazıl ile ilgili bir konuşma yaptım. Bu, benim kalabalığa yaptığım ilk konuşmadır. Konuşmamı yaparken, arkadaşlar Necip Fazıl’ın hazır olduğunu belirtip, konuşmamı bitirmemi istediler. Necip Fazıl ise, konuşmamı beğendiği için, ‘bırakın konuşmaya devam etsin’ demiş.”

“Necip Fazıl’ı Sivas’a geldiğinde bir otele yerleştirmişler. Biz de bir ihtiyacı olup olmadığını öğrenmek için, odasında ziyaret ettik. Baktık, Necip Fazıl konferans metnini hazırlıyor. Masanın üzerinde konferans notları, çay ve sigarası vardı. Bir anda çay döküldü. Hepimiz birden notları kurtarmak için koşturduk. Hep birimizin bir kağıdı tutmaya çalıştığını gören Necip Fazıl bize, “bırakın notları sigarayı kurtarın sigarayı’ diye bağırdı.”

24 ARALIK 2005 AKŞAM GAZETESİ




Sükût

SÜKÛT

Bir gün yine duruşmaya gitmiştik. Çok geç vakit hapishaneye döndük. Başta Necip Fazıl olmak üzere, çoğumuz uzun uzun konuşmuştuk. Bermutad Paşa (Cevat Rıfat Atilhan), “sükut” yapmıştı. Necip Fazıl bizden ayrı bir yerde kalırdı. Daha geldiğimiz gün onu revire almışlardı. O, oraya gitti. Biz koğuşlara çıktık. Bazı arkadaşlar bizi bekliyorlardı. Nurettin Ardıçoğlu, paşaya sordu: Üstad nasıl konuştu ? dedi. Paşa cevap verdi. :

Onun konuşmasını boşver. Her zamanki gevezelikler. .. Ben öyle muhteşem bir sükût yaptım ki, sükûtumun ihtişamından dolayı herkes beni tebrik etti.

İkinci gün Necip Fazıl’a söyledik. “Senin konuşman kaç para eder”, dedik. Paşa öyle muhteşem bir sükut yapmış ki, sükutunun ihtişamından dolayı herkes kendisini tebrik etmiş.

Necip Fazıl şaşırdı : – Aaa.. aa. Bari sükûtunu plağa alsaydık, dedi.

( Hüseyin Üzmez’in Malatya Suikastı kitabından )