O Y├╝ce ┼×airlerimizin Kuma┼č─▒ndan Yarat─▒lm─▒┼čt─▒- Seyyid Ahmed ARVAS─░

SEYY─░D AHMET ARVAS─░
O, Y├ťCE ┼×├é─░RLER─░M─░Z─░N KUMA┼×INDAN YARATILMI┼×TI

Zaman, ├╝stad─▒n b├╝y├╝kl├╝─č├╝n├╝ ve de─čerini daha iyi anlamam─▒za yard─▒m edecektir.
Necip Faz─▒l Bey, deh├ós─▒na inand─▒─č─▒m b├╝y├╝k m├╝tefekkir ve ┼č├óirlerimizdendir. Ben, onu piyasay─▒ i┼čgal eden ─▒v─▒r z─▒v─▒r isimlerle mukayese etmeyi abes bulurum. O, T├╝rk-─░sl├óm medeniyeti i├žinde parlayan Fuzul├«, S├╝leyman ├çelebi ve Yunus Emre gibi y├╝ce ┼č├óirlerin kuma┼č─▒ndan yarat─▒lm─▒┼čt─▒. O, ┼čanl─▒ PeygamberÔÇÖe hizmet etmeyi ┼čeref bilir ve bu hizmetle ├Â─č├╝n├╝rd├╝.

Zaman, Necip Faz─▒l BeyÔÇÖin b├╝y├╝kl├╝─č├╝n├╝ ve de─čerini daha iyi anlamam─▒za yard─▒m edecektir.

┬ź─░slam, insan─▒n ├Âlmezli─čine inanmakt─▒r┬╗ diyen ├╝stada ebedi hayat─▒nda saadetler dilerim.

(Terc├╝man, 29 May─▒s 1983)ÔÇŁ

Seyyid Ahmed ARVAS─░




Bab─▒adi’nin Gen├ž ┼×airi

”B├╝t├╝n bir mevsim, Paris’te g├╝nd├╝z ─▒┼č─▒─č─▒n─▒ g├Ârmedim.. Paris’te g├╝nd├╝z nas─▒ld─▒r haberim olmad─▒. G├╝n do─čarken yat─▒yor, gecenin ba┼člang─▒c─▒nda da hafakanlarla yata─č─▒mdan f─▒rlay─▒p kul├╝be ko┼čuyorum.”
”1924-1925 ├žilelerin en can yak─▒c─▒s─▒yla hayat s├╝rd├╝─č├╝ y─▒llar..”

..Her gencin idealinde k├Âk salan bat─▒da -hele de Paris’te- okuma ┼čans─▒n─▒ elde eder. Fakat kendi tabiriyle; ”┼×ehrin ba┼člar─▒ ├╝st├╝nde y├╝kselen kapkara ├žat─▒lar─▒n─▒ ve esrarl─▒ bacalar─▒n─▒ m├ón├óland─▒ramayanlar ..” g├╝r├╗huna dahil olur; Paris’e bakar ama g├Âremez.

O y─▒llarda marazal─▒ bir ruh h├óleti i├žerisinde, azg─▒n bir at misali nefsini sadece kumarla doyurmaktad─▒r. ”FEN├é F─░L-kumar” tabirinden /asl─▒nda kime, ne emel ile kullan─▒lan bu tabirden/ haberli ama tatbik hususunda gecikmelidir. Anbean yapt─▒─č─▒ hesaplarla; y├╝rek k─▒z─▒na, g├Ânl├╝n├╝, akl─▒n─▒, zihnini, her ┼čeyini satm─▒┼čt─▒r. Pek├óla ”Acaba mesut muyum, bedbaht m─▒y─▒m?” sualinden, her zaman ruh cenah─▒n─▒n obur├óne i┼čtahla nefsinden yedi─či, en olmaz vakitlerde nefsini bo─čazlad─▒─č─▒; bu hesaba ├žekilme halinden yakas─▒n─▒ kurtarabildi mi? Elbette ki hay─▒r. Sordu, sorgulad─▒, kafas─▒ndan ka├žman─▒n yollar─▒n─▒ arad─▒. ”O m├╝thi┼č anlar─▒ asla unutamaz.”

Paris’te tek dostu Burhan ├ťmit.. Gen├ž ┼×airi kendine getirebilmek ad─▒na her lahza tembihli, tenkit├ži, a─člamakl─▒;
”_B─▒rak ┼ču kumar─▒, kuzum; derslerine sar─▒l!.. Yeni ihtiraslar ara kendine! Seninle, tiyatro, konferans, konser, k├╝t├╝phane, bohem kahveleri, serseri meyhaneleri, dansing, kabare, b├╝t├╝n Paris’i delik de┼čik edelim.. Ama ┼ču ├Âld├╝r├╝c├╝ illeti silk, at ├╝zerinden!.. Kendine ac─▒m─▒yor musun?..”

_Kendime ac─▒mak i├žin b├Âyle yap─▒yorum!
_├ľyleyse?
_E─čer benim o dipsiz u├žuruma d├╝┼čmemdeki s─▒rr─▒ bilseydin yakam─▒ b─▒rak─▒rd─▒n!
_Neymi┼č o s─▒r?”
_…

S├Âyleyemez. ─░├žine doldu─ču, ufka do─čru d├╝┼čmeler ya┼čad─▒─č─▒, kafas─▒n─▒ adeta lime lime ezen o d├╝┼č├╝ncenin, illetin akrep k─▒skac─▒ndan bahis a├žamaz. ├ç├╝nk├╝, kendine musallat olan bu ahvalin koskoca bir evham olabilme ihtimali de yok de─čildir. Belki de yalan uyduruyordur, bir giz; nefsin binbir renkli mevsimlerinden hangisine d├╝┼čt├╝─č├╝n├╝ kestiremeyecek kadar alacakaranl─▒ktad─▒r. Bir h├ól arar kendine ya da h├óline uygun bir kelime ki; hen├╝z bulmas─▒na ├žok vakit vard─▒r..

”_Allah’─▒m beni kendi kendimden kurtar!”

Bazen d├╝┼čmenin ac─▒s─▒n─▒ hissedebilmek ad─▒na, en y├╝kse─če ├ž─▒kmak gerekir. Y├óhut selim anlar─▒n─▒n k─▒ymetini bilmek nam─▒na, t├╝m c├╝sseni marazal─▒ gibi sarsacak n├Âbetlere yakalanmak.. Deli gibi isteme, yakarma, yalvarma safhalar─▒na davet i├žin, O her batakl─▒─ča s├╝r├╝kler, sen de her g├╝nah─▒n pen├žesine d├╝┼čersin. Fakat bir yerde akl─▒na ├živi m─▒hl─▒d─▒r, ruhunun eli-aya─č─▒ kesiktir. Ne yapsan y├╝z├╝ne yay─▒lan tebess├╝m├╝, y├╝re─čine giydiremezsin. Ve gelenin nefsine ya┼čatt─▒─č─▒ dersi, hi├žbir ak─▒l idrak edemez. ”Benim beynim, kimsede olmayan birtak─▒m hallerin vehim nebatlar─▒ yeti┼čtiren bir hastal─▒k tarlas─▒.” Ve o tarlan─▒n yabani dikenleri g├╝nbeg├╝n beynini kanat─▒r.. ─░nsanlar m─▒? Bundan haberli de─čiller. O B├ób─▒├óli’nin, ”Kuzum, bu sesi nerden buldun?udur veT├╝rkiye’nin Bodler’i.. Dahas─▒ ne olabilir ki?

Irak topraklara s├╝rg├╝n k├ór etmez. Y├╝re─činin en mahrem yerlerini g─▒d─▒klayan, akl─▒na a─č ├Âren ┼ču y├╝rek k─▒z─▒; ah belal─▒ me┼čgale!.. ”Cemile” ilk doru at─▒; asil, has arap at─▒. .Deli gibi d├Âver ovalar─▒, onu ufka ka├ž─▒r─▒r.. Ne de sen unutturabildin Cemile!

”_┼×imdi s├Âyle bakal─▒m, ┼ču kumar─▒ sen ni├žin oynuyorsun?

_Benim kumar oynamamdaki s─▒r kumar masas─▒ndakilere anlat─▒labilecek bir ┼čey de─čil…”

Beyni en k├Â┼če h├╝crelerine kadar meflu├ž, idaresinden tamamen h├óli; ”Kimse bana kendim kadar d├╝┼čman de─čil!” c├╝mlesi.. Bulundu─ču vaziyetin k├Ât├╝r├╝ml├╝─č├╝nden haberlidir, gel g├Âr ki; bazen efkar─▒n d├Ârt nala damarlar─▒nda ko┼čturmas─▒na m├óni olunamaz.. Ve kurtulu┼č i├žin en alt tabakalar─▒n basit hesaplar─▒ bile oyuncak se├žilebilir ve se├žilir.
O zaman zarf─▒ i├žinde fikri sabitler tamamen his iptaline u─črar. G├Âzleri, y├╝z├╝ anl─▒k se─čirmelerle oynamaktad─▒r. Nefsine emzi─čini verip, kapa ├ženeni! der gibi yakas─▒n─▒ b─▒rakmas─▒n─▒ ister. Ve susmayan bir ses varsa, o da insan─▒n i├žinden gelenidir. Milyonlar─▒ pe┼činden s├╝r├╝kleyene kadar ve O p─▒nar─▒n pe┼činden s├╝r├╝klenene kadar ses/ler hi├ž susmayacakt─▒r. Ve gelecek zamanlar hi├ž silinmeyecek bir m├╝rekkebe gebe kalacakt─▒r. Fakat daha Gen├ž ┼×airi ├žok yanmalar bekler..

”─░nsan, ├ž├╝r├╝mez, p├Ârs├╝mez, lif lif da─č─▒lmaz da ne olur bu cemiyette?” Ve beyin, ├žatla ├Âyleyse!
Ruhunda d├╝─č├╝mlerle, beyninde fikri sabit; bir deva gibi hep ona ka├ž─▒┼č.. Hatta son paras─▒na kadar soyan, a├ž b─▒rakan, otuz ya┼č─▒n─▒ yutan hep o fahi┼če; kumar!..

”_Anlat bakal─▒m ┼ču anlatmaktan ├žekindi─čin s─▒rr─▒..
_Al─▒┼čkanl─▒k i┼čte..
_Olamaz, sende, ruhunda bir d├╝─č├╝m var..

_Ben, maddi ve m├ónevi neyim varsa kumara, eczahaneden ila├ž al─▒r gibi veriyorum.

_Anlayam─▒yorum..
_Anlayamazs─▒n!”

Bu ├Âyle bir m├╝stemlekedir ki, b├╝t├╝n zelilli─čiyle kabul g├Âr├╝lme, ama ondan ayr─▒l─▒─ča bir t├╝rl├╝ g├╝├ž yetirememe.. ─░nsan─▒n anlatmada aceze kald─▒─č─▒, idrakte beyni z─▒platan bir mefhum.. Ahtapot gibi saran, t├╝m derine o zehri ┼č─▒r─▒ngalay─▒p tamamen hissi iptal etme; ama d├Ân├╝p dola┼č─▒p onda soluk alma h├óleti…”Yang─▒na, itfaiye hortumiyle su yerine gaz s─▒kar gibi bir ┼čey…”Ne denilebilir ki?

”D├╝┼č├╝nmenin, ac─▒ya batt─▒k├ža daha fazla batmak ihtiyac─▒n─▒n il├óc─▒…” ─░┼čte bu, tek ba┼č─▒na t├╝m c├╝sseyi esir alm─▒┼č k─▒stas; ruha can ├žeki┼čmeler tasallut eder, dima─č─▒ vehim k─▒skac─▒na yakalat─▒r, her ┼čeyden m├╝sta─čni olunur, ve sadece uzaklara d├╝┼čmeler ya┼čat─▒r. Kendi kendinden ka├žmay─▒, pe┼čine d├╝┼čen evhamlardan kurtulmay─▒, hep onda arar; y├╝rek k─▒z─▒nda… ├ç├Âz├╝m olmaz, olamaz, ne de etraf─▒ndaki ahmak kafal─▒lar. Sadece beyin k─▒vr─▒lmalar─▒ i├žinde, y├╝z├╝ndeki se─čirmeler… Ah cins kafa! Zordur ta┼č─▒nmas─▒, s─▒rr─▒ olan kafan─▒n!.. Art─▒k korkmalar ba┼člar, delirmekten, akl─▒n─▒ oynatmaktan.. Uyumak m─▒? dediniz.

”Yaln─▒z hayret, ha┼čyet, deh┼čet…
Ba┼čka m├ón├ó tan─▒m─▒yorum.
Uyuyabilir miyim?”

M├ónevi b├╝k├╝lmeler say─▒s─▒n─▒ artt─▒r─▒r, patlayacak kadar geni┼čleyen kafas─▒, cinnete anbean ko┼čar. Adeta tabiat─▒n─▒n ─▒st─▒rapla karde┼čli─či vard─▒r. ”Onca, idrak ─▒st─▒rap, ─▒st─▒rap ise idrakt─▒r.” Ba┼čtan a┼ča─č─▒ vehim kumkumas─▒…

?”_Benim ├ž─▒ld─▒rmaktan korkum, seninkinden ├žok fazla…
Gen├ž ┼×air_Bunun i├žin mi esrar i├žiyorsun?
?_U├žurumlar─▒n nas─▒l ├žekti─čini bilmez misin?
Gen├ž ┼×air_Nas─▒l bilmem!…

Ve t├╝m a─č─▒rl─▒─č─▒nca dipsizli─če tutulmu┼čtur!
ÔÇŽÔÇŽ..
Sene 1931, ya┼č 27.. Bunca fikir n├Âbetlerine yakalanma esnas─▒nda askerlik gelir ├žatar. K─▒sa zamanda r├╝tbe r├╝tbe b├╝y├╝me. M├╝savilerini boyunduru─ču alt─▒na alma ile emir sahibi olman─▒n vermi┼č oldu─ču ma─črurlu─ča yakalan─▒┼č. Zaman zaman uzun vakitli g├Ârevden uzakla┼čma/ka├žmalar. Geceleri yast─▒─ča kafas─▒n─▒ koydu─ču anda ritmik horultular e┼čli─činde r├╝cu eden bohemli mazi. Hastal─▒kl─▒ d├╝┼č├╝ncelerden zar zor yakay─▒ kurtarma gayretleri. Mevcut h├ól ile 6 ay neferlik, HarbiyeÔÇÖde 6 ay talebelik, ard─▒ndan 6 ay subayl─▒k.. Kendisini ─▒s─▒ran evhamlara daha fazla sabredememe ve talebelik d├Ânemini erteleyi┼č..

Ve Gen├ž ┼×air tekrar ÔÇśÔÇÖEsafil-i ┼×arkÔÇÖÔÇÖ idraksizlerine kap─▒lan─▒r. Gittik├že b├╝y├╝yen kimlik, etraf─▒nca methiyeler ve ÔÇśÔÇÖOtuzundan eksik ┼čairlerin en ├╝st├╝n├╝!..ÔÇÖÔÇÖ yaftas─▒. Daimi ├╝niforma ve ÔÇśÔÇÖEsafil-i ┼×arkÔÇÖÔÇÖ m├╝davimli─či aras─▒nda gel gitler..Fevzi ├çakmakÔÇÖ─▒n; ÔÇśÔÇÖBoyuna uzatt─▒─č─▒ askerlik hayat─▒ benimkine yak─▒nd─▒r!ÔÇÖÔÇÖ latifesiyle asl─▒nda m├╝┼čahhas bir zemine oturtulan kafa-ruh yap─▒s─▒. ├ç├╝nk├╝; bulundu─ču vaziyet katlan─▒lmazd─▒r. Kafa vaziyeti..

Askerlik ennihayet neticelenir. Bankac─▒l─▒kta ├žal─▒┼čma safhalar─▒.. Yine B├ób─▒├óliÔÇÖnin kof kodamanlar─▒ e┼čli─čindeki harcanmalar. O zaman─▒n ┼čehirle┼čmeyen Ankaras─▒; daralt─▒l─▒ aylar ve AnadoluÔÇÖya tayin istemi. Ve Trabzon. Buraya da yaln─▒z birka├ž ay sabredebilecektir. S├╝rekli banka i┼čleri, hesaplar, okuma, yazma, d├╝┼č├╝nmeÔÇŽ Sonunda kovulmaya sebebiyet verecek kadar sert usl├╝p ile izin istemesi, netice beklenmeden ─░stanbulÔÇÖa yolculuk.. ÔÇśÔÇÖ┼×air oldu─ču i├žin elbette garip ve muvazenesiz de olmas─▒ gereken adam..ÔÇÖÔÇÖ tekrar B├ób─▒├óli i├žerisindedir..

ÔÇśÔÇÖ29 ÔÇśuncu ya┼č─▒n─▒ s├╝r├╝p do─čdu─ču ay olan May─▒sÔÇÖa do─čru 30ÔÇÖuncu ya┼č─▒na ilerlerken 1934 k─▒┼č─▒n─▒n ba┼člar─▒nda sessiz sedas─▒z, hayat─▒n─▒n en b├╝y├╝k kas─▒rgas─▒na ├žat─▒verdi.ÔÇÖÔÇÖ (Nokta Nokta) Han─▒mefendi!

Bir g├╝n TarhanÔÇÖ─▒n e┼či L├╝syen Han─▒mÔÇÖ─▒n teklifi ├╝zerine ÔÇśÔÇÖtipikÔÇÖÔÇÖ han─▒mefendiye giderler. TaksimÔÇÖde bir apartman. ─░lk kar┼č─▒la┼čmada tuhaf cereyan.. Kendisinden 7-8 ya┼č b├╝y├╝k├že, asil bir pa┼ča k─▒z─▒. Garip cazibeye meyilli, tutuk beyin..
Bankada ne i┼č g├Ârse akl─▒ hep onla dolu; birini dinler gibi olup, bir ┼čey yazar gibi g├Âr├╝n├╝p hep ona iltica.. Ka├ž─▒n─▒lmaz bir kuvvetle onda da─č─▒lma, onda toparlanma. ┼×imdiye kadar, hep bir ├╝st perdeden edebiyat ├žer├ževesinde bahis olan kad─▒n aforizmas─▒na, birinci dereceden mahk├╗miyet. Hep bir ka├žan hay├ól ve o kovalayan bir hayalettir. (Nokta Nokta) Han─▒mefendiÔÇÖde muazzam b├╝y├╝leme; ÔÇśÔÇÖ Kendini damla damla vermeyi bilmek ve testiyi asla bo┼čaltmama sanat─▒.ÔÇÖÔÇÖ

Gen├ž ┼×air kendi i├žinde sava┼člardad─▒r. Ceketini giydirmek kadar kolay ve i├ži-d─▒┼č─▒yla kendi benli─čine boyamas─▒ fikrine tenakuz kendi benli─činden ├Âd├╝n verme ve s─▒rt ├╝st├╝ d├╝┼čmeler.. Kendini, kendi eliyle par├žalamak ve b├Âlmek ama yine de gururuna yedirememe ve fuzuli te┼čebb├╝sler..

Aylar k─▒vranmalara ┼čahit, t├╝m hayat─▒n merkezine oturtulan (Nokta Nokta) Han─▒mefendi; bu histen ├Âte, elde edememe, ula┼čamama ├žaresizli─čini onuruna yedirememesidir. ÔÇśÔÇÖ Ba┼čkalar─▒na meltem g├Âr├╝nen kas─▒rga onu harap etmi┼č, esiyor.ÔÇÖÔÇÖ

Hangi yolu denese, ne kadar kendisine hayran b─▒rakmaya ├žal─▒┼čsa daim ayn─▒ ├žer├ževe; resmi bir eda ve ilgisiz bir tebess├╝m.. Akl─▒ndan zerre ├ž─▒kmaz, s├╝rekli yal─▒s─▒n─▒ per├žinlemeler. Aramalar, konu┼čmalar, davetlere i┼čtirak.. Mektuplar yazmaya ba┼člar, bir gece yine kalem elinde, ak─▒l b├╝sb├╝t├╝n h├ókimiyetten h├óli ve ense k├Âk├╝nde fezalar─▒ hissetmenin arefesi.. Y─▒l 1934.

ÔÇśÔÇÖArt─▒k siz benim i├žin l├╝zumsuz bir ┼čeysiniz! Size eri┼čememenin inkisar─▒ i├žinde as─▒l ve eri┼čilmesi gerekenin kim oldu─čunu deh┼četle g├Âr├╝yorum. Siz bana ne verseniz neticede verebilmek kudretinde olmad─▒─č─▒n─▒z─▒n ihtarc─▒s─▒ndan ba┼čka bir ┼čey olamazs─▒n─▒z! Siz bana istedi─čimi veremezsiniz! Siz hayal, bir g├Âlge, bir benzeyi┼č, bir remzden ibaretsiniz.. Siz, mutlak yoklu─čunuz i├žinde malikiyetin mahrumlu─ča d├Ânen ┼čekliyle kar┼č─▒ma mutlak varl─▒─č─▒, AllahÔÇÖ─▒ ├ž─▒kard─▒n─▒z!ÔÇÖÔÇÖ

Ve ┼čiddetle sars─▒lmalar ba┼člar, bir nazar─▒n himayesinde azapl─▒ davetiye..

Bir yaz sabah─▒, denizi ge├žip Ey├╝pÔÇÖe d├╝┼č├╝┼čÔÇŽ

1934ÔÇÖ├╝n son g├╝n├╝yle 1935ÔÇÖin ilk g├╝n├╝; Gen├ž ┼×air ├Âlm├╝┼č, Necip Faz─▒l hen├╝z do─čmu┼čtur! Ve ba┼člar kendi kendiyle bamba┼čka bir muharebeÔÇŽ

ÔÇśÔÇÖGer├žek a┼čka bir oyunla ge├žtim.ÔÇÖÔÇÖ (Nokta Nokta) Han─▒mefendiÔÇÖnin kar┼č─▒l─▒─č─▒.

ÔÇśÔÇÖHerkes kumar─▒ kumar i├žin oynad─▒─č─▒m─▒ san─▒yorÔÇŽ Halbuki ben kumar─▒, d├╝┼č├╝nmemek i├žin oynuyorum. Ruhuma ├╝┼č├╝┼čen sabit fikirlerin beyin zar─▒m─▒ y─▒rtan vehimlerin biricik ilac─▒ olarak onu buldum.ÔÇÖ’Kumar─▒n kar┼č─▒l─▒─č─▒.

ÔÇśÔÇÖHi├žbir yerde s─▒rlar─▒ ├ž├Âz├╝ld├╝kten sonra kal─▒namaz!ÔÇÖÔÇÖa itaat ve nihayet.
Sark




Muhasebe

MUHASEBE

Ben art─▒k ne ┼čairim, ne f─▒kra muharriri!
Sadece, beyni zonk zonk s─▒zlayanlardan biri!
Bakmay─▒n tozdu─čuma me┼čhur B├ób─▒├ólide!
Bulmu┼čum rahat─▒m─▒ ben de bir tesellide.
Fikrin ne fahi┼česi oldum, ne zamparas─▒!
Bir vicdan─▒n, bilemem, ka├žt─▒r hava paras─▒?
Evet, kafam ├žatl─▒yor, g├╗ya ulv├« hastal─▒k;
Bendedir, duymad─▒─č─▒ dertlerle kalabal─▒k.
B├╝y├╝k meydana d├╝┼čt├╝m, u├žtu fildi┼či kulem;
Milyonlarca aya─č─▒n alt─▒nda kald─▒ kellem.
├ťst├╝n ├žile, dev gibi geldi ├žatt─▒ birden! Tos!!!
Sen, cüce sanatkârlık, sana büsbütün paydos!
Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle;
Ve cemiyet, cemiyet, yok edilen g├╝ruhiyle…
├çok var ki, bu h─▒n├ž bende fikirdir, fikirse h─▒n├ž!
Gen├ž adam, al sil├óh─▒; iman t─▒ls─▒ml─▒ k─▒l─▒n├ž!
─░┼čte b├╝t├╝n meselem, her meselenin ba┼č─▒,
Ben bir gen├ž ar─▒yorum, gen├žlikle k├Âpr├╝ba┼č─▒!
T─▒rna─č─▒, en y─▒rt─▒c─▒ hayvan─▒n pen├žesinden,
Daha keskin eliyle, ba┼č─▒n─▒ ensesinden,
Ay─▒r─▒p o gen├ž adam, uzansa yata─č─▒na;
Yerle┼čtirse ba┼č─▒n─▒, iki diz kapa─č─▒na;
Soruverse: Ben neyim ve bu hal neyin nesi?
Yeti┼č, yeti┼č, hey sonsuz varl─▒k muhasebesi?
D─▒┼č─▒mda bir d├╝nya var, z─▒pz─▒p gibi k├╝├ž├╝len,
─░├žimde homurtular, inanma diye g├╝len…
─░nanm─▒yorum, bana ├Â─čretilen tarihe!
Sebep ne, mezardansa bu hayat─▒ tercihe?
├ť├ž katl─▒ ah┼čap evin her kat─▒ ayr─▒ ├ólem!
├ťst kat: Elinde tespih, a─čl─▒yor babaannem,
Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve ├ó┼č─▒klar─▒,
Alt kat: K─▒zkarde┼čimin (Tamtam) da ├ž─▒─čl─▒klar─▒.
Bir kurtlu peynir gibi, ortas─▒ndan kesti─čim;
Buyrun ve makta─▒ndan seyredin, i┼čte evim!
Bu ne hazin a─ča├žt─▒r, b├╝t├╝n ufkumu tutmu┼č!
K├Âk├╝ iffet, dallar─▒ taklit, meyvesi fuhu┼č…
Rahminde cemiyetin, ben do─čum sanc─▒s─▒y─▒m!
Mukaddes emanetin d├Ânmez d├óvac─▒s─▒y─▒m!
Zaman─▒ kokutanlar m├╝rteci diyor bana;
Y├╝kseldik san─▒yorlar, al├žald─▒k├ža tabana.
Zaman, korkun├ž daire; ilk ve son nokta nerde?
Baz─▒ geriden gelen, y├╝zbin devir ilerde!
Yeter senden ├žekti─čim, ey tersi d├Ânm├╝┼č ahmak!
Bir saman k├ó─č─▒d─▒ndan, b├╝t├╝n i┼č kopya almak;
Ve sonra kelimeler; kutlu, mutlu, ulusal.
Mavallar─▒ bast─▒rd─▒ devrim isimli masal.
Yeni ├žirkine mahk├╗m, eskisi g├╝zellerin;
Allah kuluna hâkim, kulları heykellerin!
Bulu┼čtururlar bizi, elbet bir g├╝n hesapta;
L├óf─▒n─▒ ├žok dinledik, ┼čimdi i┼č ink─▒l├ópta!
Bekleyin, g├Ârecektir, duranlar y├╝r├╝yeni;
Sabredin, gelecektir, solmaz, p├Ârs├╝mez Yeni!
Karayel, bir k─▒v─▒lc─▒m; simsiyah oldu ocak!
G├╝n do─čmakta, anneler ne zaman do─čuracak?

(1947)




Aynalar Yolumu Kesti

AYNALAR YOLUMU KEST─░

Aynalar, bakmay─▒n y├╝z├╝me dik dik;
─░┼čte yakaland─▒k, kelep├želendik!
├ç─▒kt─▒n─▒z umulmaz anda kar┼č─▒ma,
Ba┼č─▒m─▒n tokma─č─▒ indi ba┼č─▒ma.
Surat─▒mda her su├ž bir ayr─▒ imza,
Benmi┼čim kendime en b├╝y├╝k ceza!
Ey dipsiz berraklık, ulvî mahkeme!
Ac─▒, hapsetti─čin sefil g├Âlgeme!
Nur topu g├╝nlerin kan─▒na girdim.
Kutsî emaneti yedim, bitirdim.
Do─čmaz g├╝ne┼člere ba─čland─▒ v├óde;
Di┼člerinde, k├Âpek nefsin, irade.
G├╝nah, g├╝nah, hasad yerinde demet;
Merhamet, su├žumdan a┼čk─▒n merhamet!
Olur mu, d├╝nyaya indirsem kepenk:
G├Âzya┼č─▒ d├Âksem, Nuh Tufan─▒na denk?

Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.

(1958)




1000 Y─▒l Sonra Tarih

1000 YIL SONRA TAR─░H

Bin sene evvel, i─čne uciyle delindi zar;
Res├╗lden haber geldi, mezars─▒z ├Âld├╝ Sezar!..

(1947)




┼×ekspir’den ├ľrnek

┼×EKSP─░R’DEN ├ľRNEK

Sabataist Ahmet Emin Yalman Malatya’da vuruldu ellili y─▒llar─▒n ba┼člar─▒nda. Bu i┼či yapanlar─▒n B├╝y├╝k Do─ču’cu oldu─ču sav─▒yla, ├╝stad─▒m─▒z ve Osman Y├╝ksek Serdenge├žti, Cevat R─▒fat Atilhan ve Samsun’dan Mustafa Ba─č─▒┼člay─▒c─▒ azmettirici say─▒larak tutuklanm─▒┼člar ve mevcutlu olarak Malatya’ya g├Ât├╝r├╝lm├╝┼čler ve mahkemeye ├ž─▒kar─▒lm─▒┼člard─▒. Savc─▒n─▒n iddias─▒na g├Âre, tetik├ži (H├╝seyin ├ťzmez) B├╝y├╝k Do─ču dergisinde okudu─ču antisemitik yaz─▒lar─▒n ├Âfkesine kap─▒larak Sabataist Ahmet Yemin Yalman’a ate┼č etmi┼čti. Savc─▒n─▒n bu i├žerikteki iddias─▒n─▒ okumas─▒ndan sonra, a─č─▒r ceza reisi, ├╝stad─▒m─▒za ne diyece─čini sorunca.
├ťstad─▒m─▒z gayet ciddi bir ┼čekilde; ‘Efendim, hepiniz ┼×ekspir’in Othello’sunu okumu┼čsunuzdur. Orada Othello, yani piyesin erkek kahraman─▒, kad─▒n kahraman─▒ olan Dezdomona’y─▒ bo─čarak ├Âld├╝rd├╝. Bu durum kanuni cezay─▒ m├╝stelzim bir fiildir ┼č├╝phesiz. Ama yery├╝z├╝nde hi├žbir nadan kalk─▒p, Othello Dezdomona’y─▒ bo─čdu diye ┼×ekspir’i itham etmemi┼čtir.’ kar┼č─▒l─▒─č─▒n─▒ vermi┼č hakim heyetine.

(─░smail Kazdal’─▒n ‘Serenc├óm-An─▒lar’ adl─▒ eserinden iktibas edilmi┼čtir.)




─░┼č├ži

─░┼×├ç─░

Bir milyon T├╝rk’├╝n Avrupa’da ├žal─▒┼čmas─▒ ay─▒pt─▒r, y├╝zkaras─▒d─▒r!..
Avrupal─▒ bunu size s├Âylemez, ├ž├╝nk├╝ menfaati vard─▒r.
Bir g├╝n M├╝nih’te, havaalan─▒nda y├╝r├╝yen merdivenden indim. Bakt─▒m; bir adam hela temizliyor.
“Sen T├╝rk’s├╝n, de─čil mi?” dedim.
“Evet!” dedi.
Avrupal─▒’n─▒n bunlar─▒ yapt─▒racak adam─▒ yoktur. ├ç├╝nk├╝ kendi insan─▒ bir nev├« ibda safhas─▒n─▒n ba┼člang─▒c─▒ndad─▒r.

(Konu┼čmalar isimli kitab─▒ndan iktibas edilmi┼čtir)




Zafer Han─▒m

ZAFER HANIM

Torunlar─▒n─▒n “Cici anne!” diye hitap etti─či b├╝y├╝k annem, b├╝y├╝k babam─▒n zevcesi Zafer Han─▒m, ┼čanl─▒ bir ─░stanbul han─▒mefendisiÔÇŽ Eski Halep valisi, Hariciye M├╝ste┼čar─▒, Zaptiye N├óz─▒r─▒ Salim Pa┼ča’n─▒n k─▒z─▒ÔÇŽ

Salim Pa┼ča Halep valisi iken, kendisine ba─čl─▒ bir m├╝tesarr─▒fl─▒k olan Mara┼č’a gelmi┼č, K─▒sak├╝rek o─čullar─▒n─▒n kona─č─▒na inmi┼č; o zaman toy bir delikanl─▒ olan b├╝y├╝k babam─▒ g├Ârm├╝┼č, zek├ós─▒na hayran olmu┼č, yan─▒na alm─▒┼č, ─░stanbul’a gitmi┼č, tahsil ve terbiyesiyle u─čra┼čm─▒┼č, sonunda da kendisine damat etmi┼čÔÇŽ

E─čer bu sat─▒rlar─▒n ├žer├ževeledi─či ┼čeyler, Efendime a├ž─▒lan yolumun ve bu yol ba┼č─▒ndaki ruh├« anlar─▒m─▒n kal─▒n hatlarla karalanm─▒┼č, sadece malzemelik, basit dekorlar─▒ndan ibaret olmasayd─▒; e─čer bu dekorlar─▒n bahane tiplerine ayr─▒ca de─čer vermem icap etseydi, Zafer Han─▒mefendiye; uzun, ├žok uzun bahisler ay─▒rmam onu tek ba┼č─▒na bir mevzu diye ele almam gerekirdi.

Kad─▒n sa├žlar─▒n─▒n topuklara kadar indi─či o devirde bile, bug├╝n├╝n kesik sa├žlar─▒na e┼č; k─▒rp─▒k sa├žl─▒ ba┼č─▒ ve daima sultan├« ed├ósiyle cici annem, b├╝t├╝n ─░stanbul’da dillere destan elmaslar─▒, ziyafetleri, armonik piyanosu ve ├žo─ču Bat─▒ dillerinden terc├╝me sepet sepet romanlar─▒ ve karmakar─▒┼č─▒k bir dekor i├žinde, Abd├╝lhamid devrinden Me┼črutiyet sonras─▒na aktar─▒lan, Do─ču ve Bat─▒ bulamac─▒, Tanzimat art─▒─č─▒, mihrak─▒ndan oynat─▒lm─▒┼č ve yeni mihraka oturtulamam─▒┼č hafakanl─▒ ─░stanbul han─▒mefendisinin en tipik bir ├Ârne─čidir. Cemiyetin ruh├« dayana─č─▒ndaki, o zamanlar al─▒p y├╝r├╝yen ┼ča┼čk─▒nl─▒k ve muvazenesizlik, onun miza├ž aynas─▒ndan ne canl─▒ akisler p├╝sk├╝rt├╝yorduÔÇŽ

Her ┼čeyden ├Ânce, m├╝thi┼č bir sinir, vehim kumkumas─▒ÔÇŽ

Denizden korkar, vapura binemez; Sar─▒yer’deki k├Â┼čk├╝ne, karadan, ┼×ahin ve Mazlum’un ├žekti─či kupa arabasiyle gider.

├ľl├╝mden ├Âyle ├╝rker ki, geceleri yata─č─▒na d├╝md├╝z uzanmay─▒ bile yar─▒ ├Âl├╝m sayar ve ba┼č─▒n─▒n alt─▒na d├Ârt be┼č yast─▒k koyar. Sanki oturdu─ču yerde ├Âl├╝m onu bast─▒ramaz ve omuzlar─▒n─▒ yere getiremez.

Vehme bak─▒n ki siz, kona─č─▒n ├╝├ž├╝nc├╝ kat─▒ndaki yatak odas─▒nda, yang─▒na kar┼č─▒ ba┼čka ├žare kalmazsa pencereden inmek ├╝zere bir ip merdiven bulundurur. Halbuki o da ya┼č├ža altm─▒┼č─▒ ge├žkindir, hayli ┼či┼čmand─▒r, sarg─▒lar alt─▒nda boru gibi duran bacaklariyle, ip merdivenden de─čil, kona─č─▒n ┼čahane merdivenlerinden bile rahat rahat inip ├ž─▒kmak iktidar─▒nda de─čildir.

├çocuk sevmez, ┼čefkatten pek anlamaz, evin m├ónev├« havas─▒n─▒ mayaland─▒r─▒c─▒ derinli─čine bir i├ž h├╝viyet belirtmez; ya ila├ž ┼či┼čeleriyle dolu maun dolab─▒na aban─▒k, yahut g├Âr├╝lmemi┼č israflar─▒n ve g├╝n├╝birlik meselelerin siniri i├žinde, ├ž─▒rp─▒n─▒r, durur. Ve hep, d─▒┼č─▒na biraz fazla s─▒zan nefsaniyet haliyle g├Âze ├žarpar.

├çocuklar yemesin diye arka salonun p├╝sk├╝ll├╝ kanepeleri alt─▒na saklad─▒─č─▒ tatl─▒lar─▒ bir h├╝cumda yok etmek ve ip merdivenini pencerelerden sark─▒tmak en b├╝y├╝k zevkimizdi.

Fakat o daima asil ve zarifÔÇŽ
Evet, b├╝y├╝k babam ve cici annemÔÇŽ

Konakta b├╝y├╝k babam, b├╝t├╝n ├Âzeni┼č ve de─či┼čmelere ra─čmen, saffetli ve Anadolu’lu kalma seciyesinden; cici annem de, k├óbus ├žat─▒lar─▒n─▒n ├Ârd├╝─č├╝ b├╝y├╝k ┼čehir kad─▒n─▒nda, kararm─▒┼č bir i├ž hayat─▒n d─▒┼č─▒na f─▒┼čk─▒rtt─▒─č─▒ bunalma halinden birer mostraÔÇŽ

————————————
NFK/ O ve Ben, Kafa K├ó─č─▒d─▒,




Zula Ve B─▒├žak

ZULA VE BIÇAK

Zula ve b─▒├žak.. Zula, mahk├╗mlar─▒n yasak e┼čyay─▒ gizledikleri yerdir. Bu tabir o zamanlar o kadar ho┼čuma gitmi┼čti ki, vakÔÇÖas─▒ hapishanede ge├žen,ÔÇŁZulaÔÇŁ isimli bir piyes yazmay─▒ bile d├╝┼č├╝nm├╝┼čt├╝m. Zulada eroin, esrar, b─▒├žak, ┼či┼č, tabanca, her t├╝rl├╝ gizli e┼čya bulunur. Zulalar hapishanelerin nereleridir? Hi├žbir deha bunu ke┼čfedemez. Helalarda kuburlar, oyulmu┼č pencere tahtalar─▒, duvarlarda g├Âmme ve ├╝st├╝ badanal─▒ h├╝crecikler, ayakkab─▒ k├Âselelerinin aralar─▒; bunlar hep ├žocuk├ža ┼čeyler.. ├Âyle zulalar g├Ârd├╝m ve duydum ki, inanamazs─▒n─▒z.. Mesela bir yatak ├╝st├╝nde kahverengi bir battaniye.. Al─▒n ve isterseniz silkeleyin! ├ťzerinde ve alt─▒nda hi├žbir ┼čey yok.. Fakat bu battaniyenin lifleri aras─▒nda, ince toz haline getirilmi┼č ve u─ču┼čturula u─ču┼čturula battaniyeye sindirilmi┼č, yedirilmi┼č belki yar─▒m kilo esrar vard─▒r. Bunun erbab─▒, hususi bir tel f─▒r├ža ile oradan s├╝zmesini ve ancak k├╝├ž├╝k bir fire b─▒rakarak mal─▒ oradan ├žekmesini bilir. S├Âylendi─čine g├Âre, d─▒┼čar─▒da bu muamele yap─▒ld─▒ktan sonra i├žeride tel f─▒r├ža ile istihsal edilen mal ÔÇôesrar─▒n ismi mald─▒r- hapishaneye getirilmeden evvel battaniyenin birka├ž kere silkelenmi┼č olmas─▒na ra─čmen pek b├╝y├╝k bir fire vermiyormu┼č.. Hem verse bile ne ├ž─▒kar; girebiliyor ya!.. ─░┼čte bu zula, bir Avrupal─▒n─▒n beynini dondurabilir. ┼×u bizim, menfi sahada malik oldu─čumuz dehalar, m├╝sbete ├ževrilebilse, acaba ne olurdu bu vatan?

─░kinci m├╝thi┼č zula, hepsinden ├╝st├╝n.. B├╝t├╝n gizli e┼čya ortada.. Yani a├ž─▒kta de─čil de yataklar─▒n alt─▒nda falan.. Tam arama ba┼člad─▒─č─▒ zaman; bunlar─▒n hepsini birden, sanatkarl─▒kta korkun├ž bir yankesicinin cebine dolduruyorlar. O da, arama yap─▒l─▒rken, bir istida vermek veya ÔÇŁmaruzatta bulunmakÔÇŁ bahanesiyle hapishane m├╝d├╝r├╝n├╝n, savc─▒n─▒n, jandarma komutan─▒n─▒n, kimi kestirirse onun yan─▒na sokuluyor ve e┼čyay─▒ oldu─ču gibi bunlar─▒n cebine yerle┼čtiriyor. Derken, arama bittikten sonra, ya ayn─▒ yankesici, yahut bir ba┼čkas─▒, yanlar─▒na sokulup ceplerinden mallar─▒ tekrar teslim al─▒yor. Daha ne zulalar, ne zulalar! ÔÇť ZulaÔÇŁ kelimesini, manevi makamda da kullan─▒yorlar. Kalbinde bir ┼čey saklayan adam ÔÇť Ulan, ne var zulanda, s├Âyle!ÔÇŁ diyorlar.

B─▒├žak, ayn─▒ zamanda, ucuna biraz eroin koyup hen├╝z al─▒┼čmam─▒┼č mahkuma takdim etmenin de aletidir. Haddinizse almay─▒n! Bu hareket ÔÇť Ya eroini al─▒rs─▒n, a b─▒├ža─č─▒ yersin!ÔÇŁ demektir. ─░lk takdimler paras─▒zd─▒r. Fakat bir kere al─▒┼č─▒p eroin delisi oldunuz mu, siz, art─▒k ├Âl├╝nceye kadar emniyet alt─▒na al─▒nm─▒┼č bir gelir kayna─č─▒s─▒n─▒z!

(Cinnet Mustatili’nden)




Zurnal─▒ Vapurlar

ZURNALI VAPURLAR

Korkuyorum. ├ç├╝nk├╝ k─▒┼č bitmek ├╝zere… Zurnal─▒ vapurlar neredeyse ortaya ├ž─▒kacak…

Ben Bo─čazi├žinde otururum ve o k─▒y─▒lar─▒ ├žok severim. Zavall─▒ Bo─čazi├ži, k├Âm├╝r y─▒─č─▒nlar─▒n─▒n, t├╝t├╝n depolar─▒n─▒n, fabrika ve gazhane m├╝sveddelerinin, birer maskara horoz edasiyle ├╝st├╝nde e┼čindi─či can─▒m toprak, b├╝t├╝n s─▒rr─▒n─▒ bir t├╝rbe kadar dilsiz ifadesinde ta┼č─▒yordu. Bir kurtar─▒c─▒ bekleyen Bo─čaz─▒n kar┼č─▒s─▒na, nihayet (┼×irketi Hayriye) ├Âyle icat kahramanl─▒─čiyle ├ž─▒kt─▒ ki, Bo─čaz─▒n elde kalan son manas─▒n─▒ da ├Âld├╝rd├╝. Bo─čaz─▒, laternal─▒ panay─▒r meydanlar─▒na ├ževirdi:

(┼×irketi Hayriye)nin, vapurlardaki kaptan kulelerine, birer k├╝bik zurna ┼čeklinde oturttu─ču hoparl├Ârl├╝ gramofonlar!…

Hi├ž unutmuyorum. Bir gece yorgun ba┼č─▒m─▒, evimin biricik zenginli─či, sessizlik k─▒za─č─▒nda kalafata ├žekmek i├žin, ge├ž vakit yata─ča girmi┼čtim. Daha uykumu avlayamadan bir cehennem g├╝mb├╝rt├╝siyle yerimden f─▒rlad─▒m. Sesler gitgide y├╝kseliyordu. Zira vapur, ├çengelk├Ây├╝nden Beylerbeyine do─čru gittik├že yakla┼č─▒yordu. Aman ne havalar! G├╝ya T├╝rk├že bir tango, pe┼činden (ben esmeri f─▒nd─▒k ile beslerim), (Ave Maria) ve saire…

Sabah─▒n bu ismetli saatinde ve pekmezle rak─▒y─▒ birbirine katarcas─▒na, bu i─čren├ž terkip kar┼č─▒s─▒nda az kals─▒n kusacakt─▒m. B├Âylece mahallebici d├╝kkan─▒ndan belediye reisli─čine ve (┼×irketi Hayriye) m├╝d├╝rl├╝─č├╝nden en y├╝ksek idare makam─▒na kadar, selim zevk denilen ┼čeyin ne laz─▒m bir sermaye oldu─čunu bir kere daha anlad─▒m.

14 ┼×ubat 1939