Anasayfa / Hatıralar ve Hayatındaki Diğer Kişiler (sayfa 10)

Hatıralar ve Hayatındaki Diğer Kişiler

Üstad’ın hatıraları ve ömrü süresince münasebet içerisinde olduğu diğer kişiler hakkındaki fikirleri…

Mücerret Kelime

MÜCERRET KELİME Peki amma ya Türkçe… Necip Fazıl üstad, bu sınıra gelmez, çizgi tanımaz seciye, bir gün coşmuştu yine. -Türkçe, diyordu, basit bir dildir. Her kelimesi ancak iki hecelidir. Beş altı heceli bir kelime gösteremezsiniz. Bu sebeple mücerret bir mefhumu ifade etmek bu lisanla mümkün değildir. As, kes, kır, yık, yak… Hep askerî tavırlar ve emirler. Bu dil ancak askerlikte ... Devamını Oku »

Muhal Farz

MUHAL FARZ 1935’ten başlayarak 36, 37, derken yolum, bir teftiş heyeti içinde, Zonguldak 63 numaralı kömür madenini teftişe çıktı. Piyesimi yazdığım yer… Emrimizde İngiliz atları, otomobil, güzel bir villâ… Tam rahattayız. Ruhî sıhhatçe fevkalâde iyiyim. Hiç bir zaman olmadığım kadar… Orada, Allah’ın Sevgilisine ait eserimin başlangıcını yazmaya başladım. Ruhça çok iyiyim ama, daha evvel bahsettiğim «hatar»ların çeşitleri, vız vız, kulağımın ... Devamını Oku »

Milli Haşyet

MİLLİ HAŞYET Gece yarısıydı. Gazetenin sahibi ve ben, otomobille idarehaneye doğru geliyorduk. Yolumuz Sirkeci taraflarında dar bir sokağa saptı. Kimi kagir, kimi ahşap, kümes gibi bücür iki sıra ev arasında, Arnavut kaldırımlı dar bir sokak… Pencereler, katran dolu küplerin açık ağızlarile, içerdeki karanlığı çerçeveliyordu. Sokakta, şeffaf uyku hayaletlerinden başka ne in, ne cin… Arkadaşım, bu sokaktan bir an evvel kaçmak ... Devamını Oku »

Mezhepler Ve Ecnebi

MEZHEPLER VE ECNEBİ Sınıfın sessizliği…… Bir aralık Güzel Sanatlar Akademisi’nde hocalığım oldu. Kültür dersi hocalığı. Girdim sınıfa. Sınıfım gayet enteresan, hepsi kibarzade Galatasaray mezunu malum tipler. Karşılıklı oturduk. Talebede usuldür, hocasını imtihan eder. Hoca da talebesini. İki taraf evvela bir göz düellosu yapar. Konferanslarda da aynı şeydir. Evet; sınıf konuşmamı bekliyor, sesime kadar merakta. Şöyle bir yoklama yaptım; döndüm dedim ... Devamını Oku »

Menderes ve Örtülü Ödenek

MENDERES VE ÖRTÜLÜ ÖDENEK Beni Yassıada’ya şahitliğe çağırdılar (…) Sual: -Örtülü ödenek vaziyetine ne dersiniz? -Evet aldım. Alırken de bir rejim ve hükumet meddahlığı vazifesini üzerime almadım. Ben, Tanzimattan beri sökün edici oluşların köksüz olduğunu, hiçbir zaman Doğu be Batı arası bir nefs muhasebesine yanaşılmadığını ve mahsup sırrına varılmadığını, her kıymetin ruh ve kökünde, yani İslamda bulunduğunu ve aklımızı Batıdan ... Devamını Oku »

Mehmet Soyak Üstad’ı Anlatıyor

MEHMET SOYAK ÜSTAD’I ANLATIYOR Necip Fazıl Kısakürek’i ilk olarak 1964’te Ankara’da “Sosyalizm ve Türkiye’ konferansında dinledim. Sonradan anladım ki, o konuşmayla, düşünce ve dünyaya bakışım tamamen değişti! Lütfettiler, görüşmeye başladım. Türk düşünce ve sanat dünyasının en çarpıcı dehasiyle görüşmek, konuşmak, yakınında bulunmak benim için en üstün bir lütuf olmuştur! Üstad, gündelik, sıradan konularda bile, sürekli yeni fikir, duygu ve tavır ... Devamını Oku »

Mehmet Kısakürek İle Röportaj

Kısakürek ölmeseydi hapse girecekmiş Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in en büyük oğlu babasıyla ilgili bilinmeyenleri anlattı Annem babamın odasına girdi; ‘nedir bu haliniz’ dedi. Babam; ‘hapse girebilirim’ dedi. Annem; ‘Girin’. Babam; ‘Ama hapiste ölebilirim’ dedi, annem de; ‘ölün’ dedi. ‘Böyle bir kitap yüzünden hapse girmeniz bile sizin ebedi kurtuluşunuzdur’ diye cevap verdi. Boşluğu doldurulamayan Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in en büyük oğlu, ... Devamını Oku »

Mehmed Hilmi Efendi

MEHMED HİLMİ EFENDİ (Ö. 1916) Büyük babamı görüyorum; aşağı kattaki yemek salonunda, büyük sofranın başında… Etrafında, haremi, kızları, gelini ve torunları… Solunda ve yanıbaşında ben varım… Hava soğuksa muhakkak onun kürküne bürülüyüm… Beş – altı yaşındayım… Büyük babam her ân bana bitişik yaşar. O sofraya gelen sıcak yemeklerden hiç hoşlanmaz. İşte cici annemi (büyük annem) ve hizmetçileri haşlıyor. Herkes başı ... Devamını Oku »

Mediha Hanım

MEDİHA HANIM Annem, uzaklardan, uzaklardan, Akdeniz kıyılarından İstanbul’a hicret etmiş bir ailenin kızı. Babamla evlendiği zaman 15 – 16 yaşlarında… Babam da 17 – 18… . . . . Yirmi küsur yaşında babamdan dul kaldıktan sonra topyekûn küsen, bütün ömrü uğultulu konaktan başlayarak bir besleme halinde ezilmekle geçen, nihayet hastalanan, kurtulan, çocuğunu (beni) dişlerinde taşıyarak büyüten, bu defada kendini erkek ... Devamını Oku »

Mareşâl Fevzi Çakmak

MAREŞÂL FEVZİ ÇAKMAK Bu devre Demokrat Partinin hem iktidara, hem de kendi azmanı ikinci muhalefet teşekkülü Millet Partisine karşı edebî tâbirine uygun mücadeleleriyle geçer. Demokrat Partide özledikleri muhalefet temel ve binasını bulamayanlar, büsbütün temelsiz ve çatısız bir muhalefet kurmuşlar ve Halk Partisine diş gıcırdatmak, Demokrat Partiye de yumruk sallamaktan öteye geçememişlerdir. Demokrat Partinin eksiğini sezip de bunları yerine getiremeyen ve ... Devamını Oku »

image_pdfimage_print
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates