Y├╝k / Hep O (┼×iir ─░ncelemesi)

Y├ťK / HEP O

B├╝y├╝k ┼čair Necip Faz─▒l K─▒sak├╝rek’in t├╝m eserlerinde g├Âr├╝len mistik hava ve ruh penceresinden bak─▒┼č, ayn─▒ zamanda Onun ┼čiirlerindeki en belirgin ├Âzelliklerden birisidir. Asra imzas─▒n─▒ atan, ┼čiire yeni bir kimlik kazand─▒ran ve ┼čiire kazand─▒rd─▒─č─▒ bu yeni kimlikle madde ├Âtesi anlay─▒┼č─▒n─▒, sonsuzluk davas─▒n─▒ ve akl─▒n kat kat ├╝st├╝ndeki m├╝cerret zemini p─▒rlanta y├╝kl├╝ kolyeler misali kelimelere nam├╝tenahi bir ahenkle dizmi┼čtir ├ťstad. Ruhu ┼čiire yans─▒tan ve bu noktan─▒n devrimizdeki mucidi diye kabul edebilece─čimiz b├╝y├╝k ┼čair, bu i┼čin mucidi oldu─ču gibi ayn─▒ zamanda en iyi temsilcilerinden olup, ┼čiir-ruh ili┼čkisini varabilece─či en u├ž noktaya ta┼č─▒m─▒┼č ve ┼čahikas─▒na g├Ât├╝rm├╝┼čt├╝r.

Akl─▒n kifayetsiz kal─▒p kelimelerle sayfalara s─▒─čd─▒ramad─▒─č─▒ halleri, b├╝y├╝k ┼čair, e┼čsiz ve muhte┼čem idraki ile iki m─▒sraya bile s─▒─čd─▒rmas─▒n─▒ bilmi┼čtir. ─░nsan─▒n “s─▒r” diye kabul edip ancak hisleri ile kavrayabildi─či hallerin, “benden i├žeri”nin, ruhun, k─▒sacas─▒ sonsuzluk kelimesinin gayet ustaca tabir edilmesi, ├ťstad─▒n en yak─▒c─▒ ve etkileyici ├Âzelliklerinden biri olarak kabul edilebilir. Hislerle anla┼č─▒lan ve ancak o zaman d├╝┼č├╝nmeye bizleri sevk eden “sonsuzluk” kavram─▒na ├ťstad─▒n ifadelerinden bakacak olursak; sonsuzlu─ču ihata edici, kavrat─▒c─▒ ┼čekilde anlat─▒lmas─▒ndan dolay─▒ ├ťstad─▒n ┼čiirlerini de ikinci his veya organ h├╝km├╝nde telakki edebiliriz. Zira nas─▒l ki so─ču─ču-s─▒ca─č─▒, uza─č─▒-yak─▒n─▒ duyular─▒m─▒zla alg─▒layabiliyorsak ve bu alg─▒lar da bizim be┼č duyumuzun marifeti ise; be┼č duyumuzu topyek├╗n tek bir organ gibi d├╝┼č├╝n├╝rsek; ayn─▒ ┼čekilde ├ťstad─▒n dili de m├╝cerreti, nam├╝tehaniyi, m├ónay─▒, m├óver├óy─▒ kavrayabilmek a├ž─▒s─▒ndan bizler i├žin ikinci organ gibi. OÔÇÖnun ┼čiirleri, ├╝slubu, iki m─▒sraya s─▒─čan sonsuzluk tabirleri anlayamad─▒klar─▒m─▒z─▒ ve kavrayamad─▒klar─▒m─▒z─▒ bizlere anlatmakta ve kavratmakta. ─░┼čte ikinci his hassesi veya organ─▒ olmas─▒ buna binaen… Ba┼č─▒m─▒za harikulade bir olay─▒n gelmesi ile ve bunu hissetmemizin sonras─▒nda ger├žekle┼čen d├╝┼č├╝nme faaliyeti; ├ťstad─▒n gayet intizaml─▒, g├╝zel ve ho┼č ├╝sluplu; k─▒v─▒lc─▒m─▒ yang─▒na ├ževirici, volkan─▒ patlat─▒c─▒, hi├žbir tefekk├╝r faaliyeti g├Âstermeyen kafalarda bile ilk d├╝┼č├╝nme temelini, tohumunu at─▒c─▒ keyfiyetteki ┼čiirlerinde kendisini g├Âstermekte ve harikulade olaylar─▒ ya┼čamadan da hissetmek ve hadiseler, mefhumlar, ruh├« ve fikr├« hesaplar ├╝zerinde d├╝┼č├╝nmek m├╝mk├╝n olmaktad─▒r.

*************

Tevekk├╝l├╝, teslimi, temsili ve bunlar─▒n hepsini b├╝nyesinde bar─▒nd─▒ran, inanc─▒m─▒z─▒ ├žok g├╝zel ├Âzetleyen Y├╝k beytini 1983 y─▒l─▒nda yazan b├╝y├╝k ┼čair, ifade etmeye ├žal─▒┼čt─▒klar─▒m─▒z─▒n hepsini bu beytinde g├Âstermektedir.

Y├ťK

Bu y├╝k senden Allah’─▒m, ├žekece─čim, na├žar─▒m
Senden sana s─▒─č─▒n─▒r, senden sana ka├žar─▒m

(1983)

├ťstad─▒n ├ž─▒kabildi─či, son merhaleye vard─▒─č─▒ noktada(mana ├óleminde) kalbine inen ilham ile d├Âk├╝len yukar─▒daki s├Âzlerin on d├Ârtl├╝ hece veznine uydu─čunu g├Âr├╝yoruz. Bu kemiyet hesab─▒n─▒ ├žo─ču ┼čairimizde g├Ârmekte iken, bu hesab─▒n yan─▒nda ├ťstad─▒n ┼čiirine y├╝klemi┼č oldu─ču manay─▒ e┼čsiz ve nam├╝tenahi bir zenginlik olarak nitelendirebiliriz.

“Bu y├╝k senden Allah’─▒m, ├žekece─čim, na├žar─▒m.” ─░lk m─▒srada yer alan bu c├╝mleye bakarak ┼čunlar─▒ s├Âyleyelim. Tam manas─▒yla ilahi s├Âze (O’nun s├Âz├╝ne) ba─čl─▒l─▒─č─▒ g├Âsteren ahenk dolu bir c├╝mle. Ancak kald─▒rabilece─čimiz y├╝kle muhatap oldu─čumuzu g├Âsteren, bu inan─▒┼č ve anlay─▒┼čla bu y├╝k├╝ kald─▒raca─č─▒n─▒ bildiren iman y├╝kl├╝ dima─čdan ├ž─▒kan kelimeler. “Na├žar─▒m” diyerek de nazik bir mecburiyetin dile getirildi─čini g├Âr├╝yoruz. ─░lk m─▒sra, bize y├╝klenen hi├žbir y├╝ke arkam─▒z─▒ d├Ânmeyece─čimizi ve y├╝k├╝ ta┼č─▒ma mecburiyetimizi, kald─▒rabilece─čimiz y├╝k├╝ hal edip sonsuzlu─ča do─čru ad─▒mlar─▒ atmaya devam edece─čimizi belirtmektedir.

Devam─▒nda gelen “Senden sana s─▒─č─▒n─▒r, senden sana ka├žar─▒m” m─▒sras─▒ ise ayn─▒ h├╝viyete sahip. Yine ilahi s├Âze dayal─▒ bir ├Âz├╝ temsil ediyor. Rahmetim gazab─▒m─▒ ge├žti buyurmu┼čtur k├óinat─▒n rabbi. Buradaki ince ├žizgiyi anlay─▒p da sonraki kerteye kavu┼čturan ve bunu nizamla┼čt─▒ran islam─▒n inan─▒┼č─▒n─▒ bu m─▒srada iki ucu da g├Âz├╝kmeyen sonsuzluk kulvar─▒ndan sesler olarak niteleyebiliriz.
Yukar─▒da ana hatlar─▒ ile anlatmaya ├žal─▒┼čt─▒─č─▒m─▒z ÔÇťbu y├╝kÔÇŁ diyerek kastedilen ifadeyi ├Âzel manada d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝m├╝zde; ├ťstad─▒n “├žile” diye bahsetti─či ve u─čruna t├╝m hayat─▒n─▒ ortaya koydu─ču davas─▒n─▒ remzlendirdi─čini de g├Ârebilmek ve hissedebilmek muhtemeldir. Ve yaratan─▒n l├╝tfuyla, ├ťstad, tohumlar─▒n─▒ att─▒─č─▒ estetik ve diyalektik bak─▒┼č─▒ ─░slam potas─▒nda bizlere sunmu┼č ve bu yolda gelebilecek her t├╝rl├╝ derde g├Â─č├╝s gerece─čini, bunu inan─▒┼č─▒n─▒n sa─člam olmas─▒ndan kaynaklanan ulvi bir karakter yap─▒s─▒yla ta┼č─▒d─▒─č─▒n─▒; dini mefhumlar─▒ en ince ├žizgide seyreden, sevgiyi korkunun merkezine yerle┼čtiren ─░slam nizam─▒n─▒n aynen rahmet ve gazap meselesinde de muvazeneyi koruma prensibini ├ťstad─▒n t├╝m ruhuyla ya┼čamaya ├žal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒ ├žok rahat anlayabiliyoruz.

**********************

1934 y─▒l─▒nda efendi hazretleri ile tan─▒┼čan ve nefsiyle tam manas─▒yla b├╝y├╝k cihat yapmaya ba┼člayan ├ťstad─▒n, yarat─▒l─▒┼č─▒m─▒z─▒n en hassas ├Âl├ž├╝s├╝n├╝ ├╝zerinde bar─▒nd─▒ran insan ve nefs meselesi mihverinde yazm─▒┼č oldu─ču Hep O ┼čiirini ele alal─▒m:

HEP O

Hep nefs ├ž─▒kar kar┼č─▒ma, ├Âl├╝p ├Âl├╝p dirilsem;
─░nsandan ka├žmak kolay, kendimden ka├žabilsem…

(1973)

beyiti ise, Allah resullerinin buyurduklar─▒ b├╝y├╝k cihattan k├╝├ž├╝k cihada gitme mevzusuyla ne kadar da uyumlu.

Burada da hayat─▒n manas─▒n─▒ bulmada kar┼č─▒ya ├ž─▒kacak de─či┼čmez en b├╝y├╝k engelin nefs oldu─čunu farkediyoruz. Ona kar┼č─▒ verilen m├╝cadele ise manalar─▒n manas─▒na ermenin tek yolu. Bu y├╝zdendir ki b├╝y├╝k cihat onunla m├╝cadeledir; kar┼č─▒m─▒za ├ž─▒kan da hep odur.

├ťstad nefsin hakikatini g├Âzler ├Ân├╝ne sererken ÔÇťanlayanaÔÇŁ da ipucu b─▒rakm─▒┼čt─▒r. Bu ipucu ├ž├Âz├╝m├╝n, meseleyi kavray─▒p neticeye varman─▒n ipucudur. Nas─▒l ki problemi ├ž├Âzmenin ilk yolu problemi kavramaktan ge├žiyorsa, nefsin kendisine dair ┼čekillendirmeleri ve onun sathi te┼čhisi, varl─▒─č─▒n─▒ ├ž├Âz├╝me ermek niyeti ile ortaya koymak da ayn─▒ ┼čekilde ilk ve ├Ânemli ad─▒md─▒r. Problemin kavranmas─▒ sa─članm─▒┼čt─▒r. Bu ise ├ž├Âz├╝m├╝n ├Ân ┼čart─▒, ipucunun kendisidir.

Yukar─▒daki beyitte ├ťstad, nefsin her ta┼č─▒n alt─▒nda, her k├Â┼čenin ba┼č─▒nda, uyan─▒k olunan her anda, canl─▒l─▒─č─▒n devam etti─či her demde kar┼č─▒m─▒za ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒ ve k├Ât├╝ye dair b├╝t├╝n i┼člerin ba┼č ├ómili oldu─čunu belirtmi┼čtir.

├ťstad─▒n nefs m├╝cadelesinde ne kadar ├žalkant─▒l─▒, zaman zaman derbeder anlar ya┼čad─▒─č─▒n─▒ anlayabiliyoruz. Derbederlik kast─▒m─▒zsa ├╝stad─▒n varaca─č─▒ k─▒ymetin, erece─či esenli─čin ├žileli yolundan ge├žmesine ba─čl─▒d─▒r. Ve ulvi bir yola ba─čl─▒ olman─▒n esrar─▒nda d├╝┼č├╝nmek laz─▒md─▒r.

TolstoyÔÇÖun akl─▒ par├žalayacak hale gelip beyni y─▒rtarcas─▒na bir ├ž─▒lg─▒nl─▒─ča varmas─▒ sanki avc─▒dan ka├žan av misali ├Âl├╝mden ka├žm─▒┼č gibi, akl─▒n ula┼čt─▒─č─▒ noktadaki y├╝ksekli─čini ├╝statta da nefs muhasebesi halinde g├Âr├╝yoruz. Ne muazzam ├žileÔÇŽ

B├╝y├╝k zatlardan birisinin AllahÔÇÖa yalvar─▒p nefsini kendisinden ay─▒rmas─▒n─▒ istemesi b├╝y├╝k s─▒rd─▒r. O zat─▒n bu dereceye var─▒p yaratan─▒na niyazda bulunmas─▒, nefsinin azad edilmesini istemesi ├žekilen ─▒zd─▒rablar─▒n, ge├žilen dikenli yollar─▒n perdesini aralatmas─▒ sonras─▒nda Yaratandan gelen cevapla insan─▒n nefsiyle kaim oldu─ču anlay─▒┼č─▒n─▒ d├╝stur edinmesi ne kadar nazik ├Âl├ž├╝ler. Belki de bu nazik ├Âl├ž├╝lere tamamen ba─čl─▒ ve bu ├Âl├ž├╝leri incitmemek gayesiyle ├╝stad beytini yazm─▒┼čt─▒r. Nefsinden ka├žabilmeyi dilerken onun yok olmas─▒n─▒, kendisinden ayr─▒lmas─▒n─▒ istememi┼čtir.

┼×iirde ┼ču noktay─▒ da fark etmeliyiz. G├Âr├╝nen hayatta ger├žekle┼čen olaylar ve somut varl─▒klar baz─▒ kereler kemiyet(nicelik) hesab─▒na intikal eder vaziyette. G├Âr├╝nenin ├Âtesindekiler yani mana boyutunun varl─▒klar─▒ ise baz─▒ kereler keyfiyet(nitelik) hesab─▒na varmakta. Bu ba─člamda beyitten ┼čunu ├ž─▒kar─▒r─▒z: Keyfiyetin kemiyete (niteli─čin niceli─če) ├╝st├╝n oldu─čunu ve keyfiyetin de kemiyetin de birbirine ba─čl─▒ oldu─čunu anl─▒yoruz. Zira yine ├╝stad─▒n ┼ču s├Âz├╝ bunu ne kadar da net olarak ortaya koymakta: Radyum gibi miligram miligram tart─▒lan keyfiyetin bile kemiyete istinad─▒ ┼čartt─▒r. Ve ÔÇť─░nsandan ka├žmak kolay, kendimden ka├žabilsemÔÇŽÔÇŁ de anlatt─▒─č─▒m─▒z─▒ ifadelendiren bir ├Ârnek. ─░nsan maddesiyle kemiyeti, ruhu ve nefsiyle de yani ┼čiirde zamir olarak ge├žen ÔÇťkendimdenÔÇŁ kelimesiyle de keyfiyeti belirtiyor.

Yukar─▒da anlatt─▒─č─▒m─▒z soyutun mana plan─▒na, somutun da madde plan─▒na varmas─▒ hususunu biraz daha a├žal─▒m:
─░nsandan ka├žmak; madde zemininde maddeden maddeye ge├ži┼či, ka├ž─▒┼č─▒ belirtir. Mana plan─▒nda (baz─▒ meselelerde ka├ž─▒┼č m├╝mk├╝n de─čilken, ├Âl├╝mden ka├žmak gibi, ka├ž─▒┼čtan ziyade itidal ile kendimizi muhafaza edece─čimiz durumlar olabilir. Neftsen ka├žamayabiliriz ama kendimizi onun her t├╝rl├╝ hilesine kar┼č─▒ korumaya ├žal─▒┼č─▒r─▒z. ─░tidal ve itina ile bu korunma ├žabam─▒z─▒ s├╝rd├╝rmeye ├žal─▒┼č─▒r─▒z.) ka├ž─▒┼č ise u├žsuz bucaks─▒z, boyutsuz- buutsuz alemde ger├žekle┼čti─či i├žin mana plan─▒nda hem maddeyi hem manay─▒ b├╝nyesine alarak mana dolu gidi┼či ve ka├ž─▒┼č─▒ belirtebilir. Anlatt─▒─č─▒m─▒z─▒n ilki sath─▒, ikincisi ise sat─▒h ├╝st├╝n├╝ ku┼čat─▒yor.

*******************

K─▒saca yorumlamaya ├žal─▒┼čt─▒─č─▒m─▒z Y├╝k ┼čiirinde, k├óinat ├žap─▒ndaki davay─▒ y├╝klenen vazife a┼č─▒─č─▒n─▒n, hayat─▒ aksiyon cihetiyle de─čerlendirmesini, teslim ve tevekk├╝l├╝n ilahi ├Âl├ž├╝lerle uygunlu─čunu (zira tevekk├╝l eden zaten ilahi ├Âl├ž├╝ye tabiidir.) g├Âr├╝yoruz. Hep O ┼čiirinde de t├╝rl├╝ hilelerin, oyunlar─▒n ve desiselerin kurucusu, bizlerin en zay─▒f anlar─▒n─▒ g├Âzeten ÔÇťnefsÔÇŁin bize ne kadar yabanc─▒ oldu─čunu anl─▒yoruz. Meselemizin; nefsin biteviye isteklerine, bize tahakk├╝m etme anlay─▒┼č─▒na kar┼č─▒ duru┼č sergilemek ve bilumum tav─▒rlar─▒n─▒ mukavemetimizle reddetmek oldu─čunu ├ž─▒kar─▒yoruz.

├ťstad S─▒n─▒f─▒ / Hakan NUSRET




Tohum (Eser ─░ncelemesi)

TOHUM

Hakikat kesifle┼čtik├že k├╝├ž├╝l├╝r ve k├╝├ž├╝ld├╝k├že gizlenir. Bir tohum gibi…
Tohum, Necip Faz─▒l K─▒sak├╝rek’in ilk tiyatro eseri olup 1935 y─▒l─▒nda kaleme al─▒nm─▒┼čt─▒r. O tarihlerde 30’lu ya┼člara yeni ayak basan ve Abdulhakim efendiyle de hen├╝z tan─▒┼čan Necip Faz─▒l, hafakanlar─▒n─▒n ve ├žilesinin doru─ča ├ž─▒kmaya ba┼člad─▒─č─▒; aray─▒┼č─▒n─▒n ise Abdulhakim efendiyle g├Âr├╝┼čmesinden sonra encam─▒na erdi─či ve ┼čiir-ruh ili┼čkisinde de zirvede oldu─ču bir anda eserini telif etmi┼čtir. Eser, maddeye verilen sahte g├╝c├╝n madde ├Âtesiyle istirkab─▒n─▒(rekabetini), i┼čin ukubete vard─▒r─▒lmas─▒n─▒n iptalini ve ruhun zaferini anlatmaktad─▒r.
Sinema ve tiyatro y├Ânetmeni, ayn─▒ zamanda oyuncu olan ve ilk renkli T├╝rk filmini ├žeken Muhsin Ertu─črul, sanat─▒n─▒n zirvesinde olan ├ťstad Necip Faz─▒l’a tiyatro alan─▒nda da eser vermesi y├Ân├╝nde teklifte ve telkinde bulunmu┼čtur. Kendisi hakk─▒nda kom├╝nist diyenlerin ve bunu da belgelerle ispatlamaya ├žal─▒┼čanlar─▒n aksine Muhsin Ertu─črul ├ťstad─▒n deyi┼čiyle “hi├ž de zannedildi─či gibi de─čildir. Ve kom├╝nizma ile alakas─▒ olmayan birisidir. Muhsin Ertu─črul, “g├╝zel”i ve “├žarp─▒c─▒”y─▒ g├Ârd├╝─č├╝ her yerde kendisini teslim eder.”
Karar─▒n─▒ verip eserini bir haftada telif eden ├ťstad Necip Faz─▒l, ba┼črol├╝n├╝ yani “Ferhad Bey”i canland─▒ran Muhsin Ertu─črulÔÇÖun oynad─▒─č─▒ “Tohum”u ─░stanbul ┼×ehir Tiyatrosunda sahneye sunmu┼čtur. Bu, sanatseverlerce ilgiyle kar┼č─▒lanm─▒┼čt─▒r. Fakat piyes, genel anlam─▒yla de─čerlendirildi─činde eserin kalitesine yak─▒┼čan alakay─▒ bulamam─▒┼čt─▒r. O tarihlerde de tiyatroya kar┼č─▒ ilginin az olu┼ču, al─▒┼č─▒lm─▒┼č─▒n d─▒┼č─▒nda ve ola─čan─▒n ├Âtesinde olan “Tohum”un kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒ mey’usu(yeisi), ├ťstad─▒n bundan sonraki tiyatro eseri olan “Bir Adam Yaratmak” ile k─▒rm─▒┼čt─▒r.
Eserdeki olaylar Mara┼č’─▒n Frans─▒zlar taraf─▒ndan hunharca i┼čgali s─▒ras─▒nda Mara┼č’ta ge├žmektedir. Ba┼čkahraman─▒m─▒z Mara┼č’─▒n soylu ailelerinden birisine mensup olan, okumu┼č, bilgili “ey m├╝nevverler” olarak bilinen kuru Bat─▒ taklit├žisi ve ├Âz benli─čini yitirmi┼č mahut g├╝ruhtan uzak olan, erc├╝ment ki┼čilikli 39 ya┼č─▒ndaki Ferhat Bey’dir. Kendisi kuru akl─▒n, d├╝z mant─▒─č─▒n mant─▒ks─▒zl─▒k oldu─čunun, i┼čin ruhta ve keyfiyette hayat buldu─čunun ├Ârneklerini g├Âsteren birisidir. Ve Anadolu’nun ruhunu yans─▒tmaktad─▒r. Bizler i├žin ├Ânemli ama olduk├ža geride seyretti─čimiz “d├╝┼č├╝nme ve ruh” mevzusunda milli ┼čahlan─▒┼č─▒m─▒z –Mara┼č-Anadolu; ruh-madde– ili┼čkilerinde d├╝┼č├╝nme ve aksiyon buutlu p─▒r─▒lt─▒lar, farkl─▒ enstantaneler sergilemektedir. ─░┼če madde ├Âtesinden bakabilmesi ile de eserin mesaj─▒n─▒ muhatab─▒na verebilmektedir. Eserden baz─▒ diyaloglar─▒ a┼ča─č─▒ya iktibas ederek de─čerlendirmelerimize devam edelim.
.
.
.
——————————————————-
FERHAD BEY – … Biz ├žoktan beri kaybettik akl─▒m─▒z─▒. Onu ├žoktan beri r├╝zg├óra savurduk (Aya─č─▒n─▒n ucundaki iskemleyi ├žizmesinin ucuyla ├žeker, ├╝st├╝ne basar) Bir avu├ž Mara┼č’l─▒ memleketinizi yabanc─▒ya teslim etmemeye karar verdi─činiz zaman, yapt─▒─č─▒n─▒z hareket bundan daha m─▒ akla yak─▒nd─▒? Hi├ž kendinizi d├╝┼čman─▒n─▒zla kar┼č─▒ kar┼č─▒ya koydunuz mu? Ka├ž ki┼čisiniz, ka├ž─▒n─▒z─▒n eli aya─č─▒ tutar, ka├ž kur┼čununuz ve ka├ž b─▒├ža─č─▒n─▒z var? Kar┼č─▒n─▒zdaki kimdir? Top, mitraly├Âz, tank nedir? (Sesi y├╝kselir) Siz h├ól├ó dedelerinizden kalma baltalarla k─▒l─▒├žlar─▒ ba┼čucunuza asa durun! Sizin gibi insanlar─▒n binini, milyonunu fare ├Âld├╝r├╝r gibi il├ó├žla, dumanla ├Âld├╝r├╝yorlar, fark─▒nda m─▒s─▒n─▒z? (Sesi al├žal─▒r) Onlara, biz Allah’a inanm─▒┼č insanlar─▒z, ├Âl├╝m korktu─čumuz ┼čey de─čildir, dediniz. ─░┼čte s├Âyleyebilece─činiz biricik s├Âz buydu.
B─░R─░NC─░ A─×A – Evet amma, ak─▒l dedikleri…
FERHAD BEY – (Gene keser) Size bunlar─▒ akl─▒n─▒z m─▒ yapt─▒rd─▒. Sizin ak─▒l diye belledi─činiz ┼čey parmak hesab─▒ gibi birka├ž say─▒dan ba┼čka ne bilir? G├Âz├╝ne g├Âsterilen, aya─č─▒na getirilen ┼čeyleri ├Âl├ž├╝p bi├žmekten ba┼čka neye yarar? Ak─▒l ne kendi ba┼č─▒na bir┼čey g├Ârebilir, ne de kendi ba┼č─▒na bir i┼č ba┼čarabilir. Onlar ak─▒llar─▒yle top yapt─▒lar. Biz yapamad─▒k. ┼×imdi, biz akl─▒m─▒zdan ba┼čka bir taraf─▒m─▒zla bir i┼č yapabilirsek yapaca─č─▒z.

—————————————————–
FERHAD BEY – Biz burada muharebe etmiyoruz. Muharebe dedi─čimiz, t├╝fe─či olana kar┼č─▒ t├╝fekle, m─▒zrakl─▒ya kar┼č─▒ m─▒zrakla ve t─▒rnakla d├Â─č├╝┼čene kar┼č─▒ t─▒rnakla yap─▒lan ┼čeydir. Onun i├žin her hayvan, kendi cinsindeki hayvanla en g├╝zel bo─ču┼čur. Onlar ├╝zerimize hortumla ate┼č s─▒k─▒yor. Bizim s─▒rt─▒m─▒zda g├Âmle─čimiz bile yok. Ate┼č geldi─či zaman s─▒rt─▒m─▒zda bir patiskan─▒n bile mukavemetini bulam─▒yor. Biz burada muharebe etmiyoruz. Bir sivrisinekle bir ejderhay─▒ d├Âv├╝┼čt├╝rmek gibi sihirbaz i┼čine benzer bir tecr├╝be yap─▒yoruz. Ate┼či kanla s├Ând├╝rmek, ├želi─či etle k├Ârletmek ve maddeyi ruhla durdurmak gayretindeyiz. B─▒rak─▒n, i├žimizden kim ne dilerse yaps─▒n! B─▒rak─▒n ruh tecr├╝besini yaps─▒n! Yapt─▒─č─▒m─▒z do─čru mu, e─čri mi bilmiyoruz. Hangi i┼č do─čru, hangisi e─čri bilmiyoruz. B├╝t├╝n do─črular─▒n bir anda e─čri, b├╝t├╝n e─črilerin bir anda do─čru ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒ g├Âsteren fevkal├óde anlar ya┼čad─▒k… Bu anlar─▒n kitapta ve hesapta yeri yok. Bu anlar ruhundur. Bu anlarda h├ódiseler her kanun ve her hesab─▒n ├╝st├╝nde, akl─▒n uzanamayaca─č─▒ bir yerden idare edilir. Biz burada muharebe etmiyoruz. Biz, ruhun taraf─▒, sivrisine─čin taraf─▒; madde akl─▒n─▒n taraf─▒na, ejderhan─▒n taraf─▒na son imtihan─▒m─▒z─▒ veriyoruz. B─▒rak─▒n, isteyen istedi─čini yaps─▒n! Madem ki, ak─▒ldan imdat yok. Madem ki, ak─▒l bir ma┼črapa su gibi alaca─č─▒ kadar al─▒yor, yerin dibine ge├žsin o bir ma┼črapa su! B─▒rak─▒n ruh tecr├╝besini yaps─▒n! (Ferhad Bey, kar┼č─▒s─▒nda, kendisini dinleyen A─čaya yakla┼č─▒r, iki kolundan yakalar. Sesi tatl─▒la┼č─▒r)
———————————-
FERHAD BEY – …Onlar i├žin b├╝t├╝n s─▒r maddenin kabu─čundad─▒r ve onu g├Ârmekle nihayete erer. Onlar─▒n a─ča├ž diye anlayacaklar─▒ ┼čey, toprak ├╝st├╝ndeki ├ž─▒plak g├Âvdedir. K├Âk, onlar i├žin karanl─▒k ve i├žinden ├ž─▒k─▒lmaz bir d├╝─č├╝m, tohuma gelince…
———————————–
FERHAD BEY – Biz bu ruhu tan─▒m─▒yoruz. ├ç├╝nk├╝ bu ruh dal budak salm─▒┼č bir a─ča├ž gibi g├Âz ├Ân├╝nde f─▒┼čk─▒rm─▒┼č hakikatlerden de─čildir. En derin ve en gizli hakikatlerdendir. Hakikat kesifle┼čtik├že k├╝├ž├╝l├╝r ve k├╝├ž├╝ld├╝k├že gizlenir. Bir tohum gibi.
YOLCU – Bir tohum gibi mi?
FERHAD BEY – Madde a├ž─▒k, ruh gizlidir. B├╝t├╝n hakikatler ruhundur.
.
.
.

Her┼čeyi g├Âr├╝nenden ibaret sayan, ger├žek ancak g├Âr├╝nendir telakkisini savunan ruhsuz r├Ânesans kafas─▒n─▒n, “s─▒r ancak a─čac─▒n g├Âvdesindedir” diyen k├Âr g├Âzleri hakikatten uzaktad─▒r.
Kara deliklerin varl─▒─č─▒, sonsuz k├╝tleden ve ├Âl├ž├╝lemeyecek derecede k├╝├ž├╝kl├╝kten m├╝te┼čekkil hacimden ibarettir. Kara delikler kendilerinden hacimce b├╝y├╝k olan bir├žok cisimden daha b├╝y├╝k bir kuvvete sahiptirler. Ve varl─▒klar─▒, s─▒rr─▒n─▒ if┼ča etmemi┼čtir… Hakikatleri kesif ve k├╝├ž├╝k, o nispette de gizli. Aynen tohum gibi. ─░┼čte, bu da eserin(Tohum’un) do─črular manzumesi oldu─čunun ispat─▒d─▒r.
Tohum, hikmeti maddenin ├Âtesinde g├Âremeyenlerin, ├žile ├žek(e)meyenlerin, inhirafa u─čram─▒┼člar─▒n(yoldan sapm─▒┼člar─▒n), as─▒rlard─▒r kayg─▒s─▒n─▒ ├žekmedi─čimiz fikirsizli─čin ve yine as─▒rlard─▒r elini b─▒rak─▒p kayg─▒s─▒n─▒ ├žekmedi─čimiz i├žin bu hallere geli┼čin ters istikametteki mu┼čtusu olan fikirsizli─čimizin, insan─▒n maddeye de─čil maddenin insana h├╝kmetmesinin, elhas─▒l sonsuzlu─ča talipsizli─čin ve sonsuzluk kayg─▒s─▒ ├žekmeden sonsuzlu─ča talipli─čin, akl─▒ ruhun eline vererek berhava edili┼čidir.
Tohum, Anadolu’nun yani bizim ruhumuzun yans─▒t─▒lmas─▒d─▒r. Ne oldu─čumuzun de─čil, nas─▒l olmam─▒z gerekti─činin ipucudur.
D├╝nyan─▒n ├Âteki ucundan Anadolu’ya gelip makinelerine Anadolu’nun foto─čraflar─▒n─▒ yerle┼čtiren ama bir ┼čeyini, ruhunu, yani asl─▒nda hi├žbir ┼čeyini makinelerine yerle┼čtirmeyen maddeci Bat─▒ akl─▒, bizi yans─▒tmaktan ne kadar da uzak.
T├╝rk├╝lerinden velilerine, bak─▒┼č─▒ndan a─člay─▒┼č─▒na, kilimlere dokunan hasretten a┼čk─▒na, ma┼čukundan bayramlarda ┼čeker toplamaya gelen ├žocuklara kadar ve sadece bunlar de─čil, ayn─▒ zamanda ErzurumÔÇÖdaki ├çifte Minare’sinden ─░stanbulÔÇÖdaki Ayasofya’s─▒na, S├╝mela Manast─▒r─▒’ndan Selimiye Camii’ne kadar her ┼čey Anadolu’dur ve Anadolu i┼čte bunlara y├╝klenen ama g├Âr├╝nmeyen manalarla hakikatini bulur. Ve bunlar─▒ anlayan birisinde ┼ču s─▒r tecelli eder: Madde a├ž─▒k, ruh gizlidir.
B├╝t├╝n hakikatler ruhundur…
─░┼čgalin s├╝rd├╝─č├╝ esnada ger├žekle┼čen hakikat tasvirlerinin, madde-ruh ili┼čkisinin Ferhat Bey’in dilinden ├žarp─▒c─▒ ┼čekilde anlat─▒lmas─▒, bunlar─▒n yan─▒nda i┼čbirlik├ži diye bildi─čimiz topra─č─▒na mukallit suyu d├Âk├╝lm├╝┼č i├žerdeki sefiller, eserde sair fikirlerin hengamesinde kendilerini Ferhat Bey’in kar┼č─▒nda temsil ettirmi┼člerdir.
E─čer yokluk varsa bu varl─▒k niye? diye inanan ama bunu tefekk├╝r edemeyenlerin ├žo─čunlu─ču olu┼čturdu─ču eserde, tefekk├╝r sahneleri kendisini g├Âstermi┼č ve karanl─▒kta denizde yans─▒yan ay ─▒┼č─▒─č─▒ misali yakamozlar sa├žan ama hi├žbir yakamozun elle tutulamad─▒─č─▒ gibi sadece ilham ve i┼čaret├ži diye alg─▒land─▒─č─▒ sahneler olduk├ža g├╝├žl├╝, etkileyici ve d├╝┼č├╝nme anlam─▒nda beyni zonklat─▒c─▒ ├Âl├ž├╝dedir.
├ťstad─▒n bu eserinde rol alan di─čer ki┼čileri genel anlam─▒yla tefekk├╝r etmeden inananlar ve komitac─▒lar diye belirtmi┼č bulunduk.

├ťstadÔÇÖ─▒n tiyatro alan─▒ndaki e┼čsiz ve otoriter konumunu daha ilk tiyatro eserinde (Tohum) fark ediyoruz. Ad─▒ ┼čiirde Fuzul├«’lerle, ┼×eyh Galip’lerle birlikte an─▒lan ├ťstad, tiyatro alan─▒nda da hi├ž ┼č├╝phesiz Shakespeare’ler ile birlikte an─▒lmaktad─▒r. Bu, kendisinin hakk─▒n─▒ teslim etme ad─▒na at─▒lan bir ad─▒m olsa da yetersizdir. Tiyatro, edebiyat t├╝rleri aras─▒nda entelekt├╝el kesimin ilgisini daha fazla ├žekmesine ra─čmen bizim edebiyat saham─▒zda bu ilgi yerini bulabilmi┼č de─čildir. Buna ba─čl─▒ olarak ├ťstadÔÇÖ─▒n tiyatro eserleri de olmas─▒ gereken yerde yani sahnede hakk─▒ olan yeri alabilmi┼č de─čildir. (Bu hususta, ├╝zerinde orak-├žeki├ž bayra─č─▒ dalgalanan tiyatro sahnesinin, ├ťstadÔÇÖ─▒n ─░slam davas─▒n─▒ her y├Ân├╝yle anlatan ve savunan eserlerine rest ├žekmesinin de ├Ânemli bir amil oldu─ču unutulmamal─▒d─▒r.)
Genel hatlar─▒yla de─čerlendirdi─čimiz ve ┼čiirlerinde oldu─ču gibi i├žimizdeki olu┼člar─▒n d─▒┼čar─▒ya tam anlam─▒yla yans─▒t─▒l─▒p anlat─▒labildi─či “Tohum”, ├ťstad’─▒n ┼čaheserleri aras─▒nda yerini alm─▒┼čt─▒r.

├ťstad S─▒n─▒f─▒ / Hakan NUSRET




T├╝rk’├╝n Muhasebesi

T├ťRK’├ťN MUHASEBES─░

Ba┼čl─▒klar

1-Olu┼č
2-Sebep
3-Te┼čhis
4-Kendi Zaviyemizden Avrupal─▒l─▒k
5-Avrupal─▒ Tuza─č─▒
6-Bug├╝nk├╝ D├╝nya
7-Do─čan D├╝nya ve Biz
8-Olmad─▒ Olmaz
9-Bu A─čac─▒n Yemi┼čleri
10-Tek Kelimeyle Kurtulu┼č Yolu
11-Ahlak Davam─▒z
12-Ahlak Kayna─č─▒m─▒z

Olu┼č

Irk─▒m─▒z, ikinci insan tohumu olan YafesÔÇÖe kadar uzat─▒lm─▒┼čt─▒r. Biz, yani T├╝rk, Do─čunun kendi dairesi i├žinde, onun (karakteristik) niteliklerine tamamen b├╝r├╝nmemi┼č olsak da, g├╝n gelmi┼č Bat─▒ya yenilmi┼č, g├╝n gelmi┼č Bat─▒y─▒ yenmi┼č olarak, bu Bat─▒ ve Do─ču k├╝meleni┼činde kesinlikle Do─ču zarf─▒nda bulunmu┼čuzdur. Do─čunun merkezine uzak d├╝┼čsek, yani bir bak─▒ma Do─ču olmasak bile, asla ve asla Bat─▒ olmam─▒┼č, Do─čulu olu┼čumuzun veya Do─čuya olan yak─▒nl─▒k ve temay├╝l├╝m├╝z├╝n gizli ama tesirli sebebi de Bat─▒ olmay─▒┼č─▒m─▒zdan gelmi┼čtirÔÇŽ Bat─▒ de─čilsek, Do─čuyuzdur ve biricik mesele Do─ču zarf─▒ndaki yerimiz ve ─▒rk mayam─▒zla Do─čunun ekmek teknesi aras─▒ndaki uyumdurÔÇŽ

Biz, en zirve d├Ânemimizde, bedenimizle Do─čunun ruhunu heykelle┼čtirmi┼č olduk. ─░┼č ve hamle plan─▒nda salahiyeti Araplardan devralarak ufku bayrak kulesi belleyecek kadar a┼čk, vecd ve inan├žta yetkinli─če ula┼čt─▒k. Daha ├Ânceleri da─č─▒n─▒k ve kendini ifade edemeyen par├žalar─▒m─▒z, ─░slamiyet ile kal─▒ba girdi, ┼čahsiyet ve istikamet kazand─▒.

Olu┼č k─▒sm─▒nda ├ťstad, ─░slamiyet ile kubbele┼čip m├╝┼čahhasla┼čan T├╝rk├╝n ruh ve i┼č muhasebesini, Bozkurttan ba┼člatarak CumhuriyetÔÇÖin ilk y─▒llar─▒na dek ana ├žizgileriyle ortaya koymu┼čtur.
Bozkurt, burada olduk├ža ehemmiyetli bir yere sahiptir. Zira onun, AnadoluÔÇÖya (topra─ča) olan ilk ba─čl─▒l─▒k ve per├žinleni┼či, geriye do─čru zaman─▒ ve mek├ón─▒ me├žhul seyrimizi art─▒k topra─ča per├žinleyip kemikle┼čtirmi┼č, bir bak─▒ma m├╝cerret (mana)y─▒ m├╝┼čahhas plana getirerek onu (madde)ye nak┼četmi┼čtir. Bu vaziyeti, kalbinde o ana kadar biriktirdi─či hisleri nihayet (tuval)e i┼čleyen ressam─▒n, hissi fikirle┼čtirecek hamleyi yapmas─▒ ┼čeklinde tasavvur edebiliriz.

T├╝rk, tarihi seyir i├žinde ruhundaki kubbele┼čmeyi, i├žindeki iptidai hissiyat─▒n (madde) ye ve (i┼č)e d├Ân├╝┼čmesini ─░slamiyet ile yakalam─▒┼č, kendisiyle ─░slamiyet aras─▒ndaki mayalanma olumlu y├Ânde ilerledik├že (i┼č) ve (madde) plan─▒nda bu mayalanman─▒n ├╝r├╝n├╝ olan m├╝kemmelli─če bayrak a├žm─▒┼čt─▒r.

Bu ┼čahlan─▒┼č─▒n ard─▒ndan, sebeplerini bir sonraki ba┼čl─▒kta m├╝┼čahede edece─čimiz duraklama, sars─▒lma ve t├Âkezleme evreleri Kara Mustafa Pa┼ča ile ba┼člay─▒p, bug├╝ne kadar gelmi┼čtir.

Sebep

T├╝rk├╝n fikir ve hissiyat─▒yla kendini buldu─ču, yani bir surete sahip olup billurla┼čmas─▒ ─░slamiyet ile ba┼člam─▒┼č ve onunla devam etmi┼čtir. Bu te┼čhis, ├╝zerinde en k├╝├ž├╝k ayar hatas─▒n─▒n kabul edilemeyece─či kadar hassas ve o nispette mutlakt─▒r. ─░ki (hidrojen) ve bir (oksijen)in bir araya gelmesiyle nas─▒l su olu┼čuyorsa, ─▒rk─▒n─▒n ─░slamiyetÔÇÖle izdivac─▒yla da T├╝rk olmu┼čtur.

Ni├žin olmad─▒, Do─čunun maddi hamle ve icraat plan─▒nda en dolgun ve verimli ├ž─▒─č─▒r─▒m─▒z─▒ ya┼čad─▒─č─▒m─▒z Osmanl─▒ kadrosuyla, en y├╝ksek merhaleye ula┼čt─▒k da bunu ni├žin s├╝rd├╝remedik? Ufak fas─▒lalarla ba┼č a┼ča─č─▒ olu┼čumuzu ni├žin engelleyemedik? Veya soru ┼č├Âyle olmal─▒; Bu kadar ilerlemi┼čken, ni├žin bu ilerleyi┼čin tesiri bize s├╝rekli yetmedi, y─▒k─▒lma temay├╝l├╝m├╝z├╝n sebebi nedir? Bu son sorunun cevab─▒ belki de her sorunun cevab─▒d─▒r. ─░┼čte eczane, i┼čte raf ve i┼čte ila├ž denilecek kadar kesin bir h├╝k├╝m; tefekk├╝r plan─▒ndaki yoksullu─čumuzÔÇŽ ─░├žimizden, akl─▒ son raddesine kadar gerip ─░slami ruhaniyeti ┼čuur potas─▒nda eriten bir ─░mamÔÇÖ─▒ Rabbani, ─░mam─▒ GazaliÔÇÖnin ├ž─▒kmay─▒┼č─▒ÔÇŽ ─░slamiyetÔÇÖle aram─▒zdaki mayalanman─▒n en olgun vahidinde, yani Kanuni d├Âneminde bile kendimizden ─░slamiyetÔÇÖe katt─▒─č─▒m─▒z ┼čey, sadece maddi i┼č ve hareket ten ba┼čka bir ┼čey olmad─▒. ─░slamiyetÔÇÖi ya┼čad─▒k, farzlar─▒n─▒ kanun, s├╝nnetlerini kader belleyecek kadar ya┼čad─▒k, do─čru, fakat ┼čuurla┼čt─▒rd─▒k m─▒? Tefekk├╝r ile derinlerine inip ya┼čay─▒┼č─▒m─▒z─▒ sebebe ba─člayabildik mi?

├ťstad burada b├╝t├╝n her ┼čeyi yelpazesine alan m├╝thi┼č bir h├╝k├╝m vermektedir. Biz, ─░slamiyetÔÇÖi benli─čimizle b├╝t├╝nle┼čtirdikten sonra hissi idrak ve miza├žta fevkalade iyi, saf tefekk├╝rde ise s─▒n─▒f ge├žemeyecek kadar k├Ât├╝yd├╝k. Tefekk├╝r akademyas─▒n─▒n heceleme evresini bile ge├žemedik. ─░┼čte dava budur! Akl─▒ son raddesine ├žektikten sonra ondan kurtulmak davas─▒…

─░slamiyetÔÇÖin hikmet ve irfan m├╝esseselerine ruhumuzla b├╝sb├╝t├╝n giremedik. Onlar─▒ bedahet hissiyle kabullenmek yerine, tefekk├╝rle ┼čuurla┼čt─▒r─▒p ├Âz├╝msemeliydik. Kendimizi bulmak, bir daha kaybetmeyecek derecede bulmak i├žin, ─░slamiyeti sat─▒h ├╝st├╝ de─čil, derinlemesine, ezbercilik ve taklit├žilikle de─čil, tefekk├╝rle ve hususi renklerimizi koruyarak ya┼čamal─▒yd─▒k. B├Âyle olmay─▒nca ruhumuz kemikle┼čemedi, k─▒k─▒rdaks─▒ bir vas─▒fta kald─▒ ve Bat─▒n─▒n gittik├že ┼čiddetlenen darbeleri kar┼č─▒s─▒nda dayanamad─▒, kendi taarruz takti─čini olu┼čturamad─▒k, sadece can havliyle kendini m├╝dafaa ettikÔÇŽ

Te┼čhis

Bu k─▒s─▒mda ├ťstad, yek├╗n hatt─▒nda iflas yaz─▒l─▒ olan muhasebe defterimizin, (Olu┼č) ve (Sebep) ba┼čl─▒klar─▒nda sat─▒h ├╝st├╝ ├╝zerinden ge├žti─či iflas nedenlerini tam manas─▒yla m├╝┼čahede etmektedir. Bu m├╝┼čahede neticesinde ├ž─▒kan te┼čhis, her meselenin ├ž├Âz├╝m ┼čifresidir. Hangi meseleyi tetkik edersek edelim, hangi kap─▒n─▒n anahtar─▒ kurcalarsak kurcalayal─▒m, muhakkak ki, nihayette (tefekk├╝r) plan─▒ndaki yoksullu─čumuza ula┼čaca─č─▒m─▒z gibi, muvaffakiyet i├žin olu┼čturulaca─č─▒m─▒z her sistemin ba┼č─▒nda da, yine ayn─▒ katiyetle, ya do─črudan ya da dolayl─▒ olarak tefekk├╝r mefhumunun kap─▒s─▒na ula┼čaca─č─▒z.

Ne Do─čuÔÇÖnun kendi i├žindeki ruhaniyetini ne de ─░slamiyetÔÇÖten emdi─čimiz ruhaniyeti tefekk├╝rle ┼čuurla┼čt─▒ramayan, dolay─▒s─▒yla (madde) ├╝zerinde tahakk├╝m kuramayan biz, (R├Ânesans) ile madde plan─▒nda ┼čuurunu bulan Bat─▒ kar┼č─▒s─▒nda dize geldik. Demek ki, ne kadar ┼ča┼čal─▒ ve keyfiyetli olursa olsun, kendini (madde) plan─▒nda ifade edemeyen (ruh), en sakat ve mesnetsiz soydan bile olsa (madde)ye tahakk├╝m kuran sistemin ├Ân├╝nde ma─člubiyete abonedir. Ve bu ma─člubiyet hali, ruhun, feyzini kendi k├Âklerinden alarak kendi asli renk ve nak─▒┼člar─▒yla i┼čleyece─či (madde) ile aksiyonunu idrak edene kadar katlana katlana devam edecektir.

─░flas─▒m─▒z 17. ve 18. as─▒rlarda a┼čk, vecd ve her t├╝rl├╝ fikir ve his uzuvlar─▒m─▒z─▒n kangrenle┼čmesiyle ba┼člad─▒, Tanzimat ile birlikte ruh k├Âk├╝m├╝zle irtibat─▒m─▒z iyice kesildi. Bu bozuk d├Ânemin veled-i zinalar─▒ olan c├╝ce ve taklit├ži politika adamlar─▒n─▒n g├╝ndelik muvaffakiyetleri uzun vadede hezimetimiz oldu. Kurtulu┼č sava┼č─▒nda sadece (mek├ón) plan─▒nda bir zafere ula┼čt─▒k, daha sonra topraklar─▒m─▒z─▒ elinden kurtard─▒─č─▒m─▒z Bat─▒ d├╝nyas─▒na ruhumuzu teslim ederek bu muvaffakiyeti madde plan─▒nda ibaret b─▒rakt─▒k, ba─čl─▒ oldu─čumuz ruh k├Âk├╝m├╝z├╝ Bat─▒n─▒n izinden y├╝r├╝mek u─čruna feda ettik. ├ťzerimize hay├ós─▒zca gelen Bat─▒ d├╝nyas─▒n─▒ Milli birli─čimizle aya─ča kald─▒rd─▒k, fakat sular ├žekilince bizi ayakta tutacak maneviyat─▒ bulamad─▒k, daha do─črusu arayamad─▒kÔÇŽ

Kendi Zaviyemizden Avrupal─▒l─▒k

Evet, bizi (mek├ón) plan─▒ndan tasfiye etmek i├žin harekete ge├žen Bat─▒ d├╝nyas─▒n─▒ ruhumuzla durdurduktan sonra, ne hazindir ki ruhumuzu Bat─▒ya teslim eden senedin imzas─▒n─▒ kendimiz att─▒k.

Bu b├Âl├╝mde ├ťstad, AvrupaÔÇÖn─▒n en mahrem noktalar─▒n─▒ tetkik ederek aram─▒zdaki maya fark─▒n─▒ if┼ča ediyor. Giri┼čte AvrupaÔÇÖy─▒ topyek├╗n menziline alan ┼ču te┼čhisi mutlakt─▒r; ÔÇťAvrupal─▒, a┼ča─č─▒ yukar─▒ ┼ču temel unsurlardan m├╝rekkeptir: metod, sistem, ak─▒lla maddeye tahakk├╝m sistemi, laboratuar tecr├╝besi, Yunani ve Hendesi zevkÔÇŽÔÇŁ

AvrupaÔÇÖdan ne ald─▒k? Daha do─črusu Avrupal─▒, bize kendinden ne verdi? Cevap, ├žap─▒ feza kadar geni┼č olan bir s─▒f─▒rd─▒rÔÇŽ Her defas─▒nda elimizdeki (milyon)lar─▒ ayn─▒ kuru ┼čehvetle bu s─▒f─▒rla ├žarpt─▒k ve her defas─▒nda elimizde s─▒f─▒rla geri d├Ând├╝k. Biz, Avrupal─▒ya benzemeye ├žal─▒┼čt─▒k├ža Avrupal─▒ bize sadece sahip olduklar─▒n─▒n sath─▒ndaki ├žerez mahiyetindeki yemi┼či verdi. Sahip oldu─čunun as─▒l manas─▒n─▒, yani doyurucu a┼č─▒, kendine saklad─▒. Biz onun ┼čapkas─▒n─▒, pantolonunu, ceketini alarak ona benzedi─čimiz sand─▒k, h├ólbuki yapt─▒─č─▒m─▒z tek ┼čey kendimizi kaybetmekti, anlayamad─▒k!…

├ťstad, her ┼čeyi hakk─▒yla anlamak i├žin iki ┼čart koyuyor; ya Do─čuÔÇÖyu ├╝st├╝n ve hakiki manas─▒yla anlam─▒┼č Do─čulu olmal─▒, ya da meseleye ruhi buhran─▒n─▒n fark─▒nda olan Avrupal─▒ zaviyesinden bakmal─▒ÔÇŽ Bu iki vaziyetten ilki i┼či m├╝spet, ikincisi ise menfi a├ž─▒dan halletmeye yeter. Ama biz, ne ger├žek ve ├╝st├╝n manas─▒yla Do─čulu, ne de hakiki manas─▒yla Avrupal─▒y─▒z. Halimiz, me┼čhur olmak i├žin baba evinden ka├ž─▒p, kendimizi n├╝fuzuna alaca─č─▒n─▒ sand─▒─č─▒m─▒z (pavyon) ta┼čeronlar─▒n─▒n maskaras─▒ olup, onlar─▒n ancak kap─▒ diplerinde kabul g├Âr├╝p, yemek art─▒klar─▒n─▒ g─▒da eden kad─▒nlara benziyor.

Avrupal─▒ Tuza─č─▒

Biz, kendimizi kaybetti─čimiz ├Âl├ž├╝de Avrupal─▒ya yakla┼čabiliriz ve e─čer bir g├╝n tamamen Avrupal─▒ olacaksak, bug├╝n olanca tahribat─▒na ra─čmen hala s─▒ms─▒k─▒ tutunup m├╝dafaa hakk─▒n─▒ nefsimizde g├Ârebildi─čimiz k├╝lt├╝r ve maneviyat halat─▒m─▒zdan, o g├╝n tek bir tel bile kalmayacakt─▒r.

Avrupal─▒n─▒n en b├╝y├╝k tuza─č─▒, kayna─č─▒ samimiyetsizli─či olan sahtek├órl─▒─č─▒d─▒r. Kendi nefsinde, bizimle kendisi aras─▒na kal─▒n ├žizgiler b─▒rak─▒p, hakikatte bizim ona yakla┼čmam─▒z─▒ felaket olarak d├╝┼č├╝n├╝rken, ona sat─▒hta yakla┼č─▒p ├Âz├╝mseyip benimsemek yerine kopya edip, bir nevi cans─▒z mankeni olduk├ža, bu halimizi muvaffakiyet olarak yaftalad─▒, bizi alk─▒┼člad─▒. Ezelden beri kin g├╝tt├╝─č├╝ bu av─▒n kendi ayaklar─▒yla tuza─č─▒na yerle┼čip oray─▒ mesken bellemesini i├žinden g├╝lerek izlediÔÇŽ

├ťstad burada Avrupal─▒n─▒n bize bak─▒┼č─▒ndaki sahtelik ve samimiyetsizli─či if┼ča edici g├╝zel bir ├Ârnek vermektedir. ÔÇťYar─▒n, farz bu ya, kendi ba┼č─▒m─▒za ve d─▒┼čardan tek yard─▒m almadan bir sanayi kurmaya muvaffak olur ve iptidai toprak mahsullerimiz kar┼č─▒l─▒─č─▒nda c─▒vata ve somunlar─▒na kadar d─▒┼čardan getirdi─čimiz aletlerin kayna─č─▒n─▒, fikir plan─▒ndan d├Âk├╝m potas─▒na kadar benimsemek kudretine ge├žer, Avrupal─▒n─▒n da buna m├╝saade etti─čini g├Ârecek olursak, o vakit onun bizi sevdi─čine ve tuttu─čuna inanabiliriz. H├ólbuki T├╝rk milletinde b├Âyle bir yetkinlik, Avrupal─▒y─▒ kendi topraklar─▒na taraf─▒m─▒zdan bir tecav├╝z olmu┼č kadar ┼čahland─▒racak ve her vas─▒tayla buna engel olmaya zorlayacakt─▒r.ÔÇŁ

Avrupal─▒ olmay─▒ mefk├╗re belleyi┼čimizin en b├╝y├╝k sebeplerinden biri, AvrupaÔÇÖn─▒n sanayi alan─▒ndaki yetkinli─čiydi. Avrupan─▒n bu yetkinli─če nas─▒l ula┼čt─▒─č─▒n─▒, bu aksiyonunun ┼čifrelerini, farikalar─▒n─▒ hesaba katmadan, g├Âkte u├žan tayyareyi parma─č─▒yla i┼čaret edip ebeveynlerinden bunu isteyip m─▒zm─▒zlanan ├žocuklar gibi, nedenini, hacmini, imk├ón dairesini hesaplayamadan istedikÔÇŽ Anlamad─▒k ki Sanayi ─░nk─▒l├ób─▒yla ata─ča ge├žen Bat─▒n─▒n bu aksiyon hamlesinin k├Âkleri, kendi ruhlar─▒d─▒r. Her hamlelerinin ┼čah damar─▒ H─▒ristiyanl─▒─ča ba─čl─▒d─▒r, bunu g├Âremedik. Madde ├╝zerinde tahakk├╝m kurmak i├žin, ruhun keyfiyetini idrak edemedik.

Do─ču ve Bat─▒ aras─▒ndaki m├╝nasebeti ve aksiyonu heceleyemeyen biz, bu tuza─ča kendi ayaklar─▒m─▒zla gittik.
Anlamad─▒k ki, Bat─▒ sadece madde ├╝zerindeki yetkinli─čiyle, ruhunun maddedeki tek├óm├╝l├╝n├╝ olu┼čturamayan Do─čuÔÇÖnun, yani kendi madde tezinden mahrum olan Do─čuÔÇÖnun, bu zaaf─▒n─▒ kendi madde yetkinli─čini kullanarak onu istismar etmeye memurdurÔÇŽ

Bug├╝nk├╝ D├╝nya

Okumak bir kenara, bir t├╝rl├╝ heceleyemedi─čimiz, g├Âremedi─čimiz ┼čey, mazisi ve atisi aras─▒ndaki s─▒rat─▒n e┼či─činde olan bug├╝nk├╝ d├╝nyad─▒rÔÇŽ

├ťstad bug├╝nk├╝ d├╝nyan─▒n vaziyetinin muhasebesine Bat─▒ d├╝nyas─▒yla ba┼čl─▒yor. Ona g├Âre ruh k├Âklerinden kopup tam bir buhran halinde olan Bat─▒ d├╝nyas─▒, yeni bir nizam ve mefk├╗re birli─či i├žin I. ve II. D├╝nya Sava┼člar─▒yla harekete ge├žmi┼č, kaybetti─či ruhi muvazeneyi elde etmek i├žin kendi i├žinde m├╝thi┼č bir m├╝cadeleye giri┼čmi┼čtir.

Bizim ise, ortal─▒─č─▒ mah┼čere benzeyen bu harpteki yerimiz, yeraltlar─▒ndaki kapaklar─▒ ├Ârt├╝k s─▒─č─▒naklar oldu. Hi├žbir takti─čimiz, s├Âyleyecek s├Âz├╝m├╝z olmad─▒. Tek tesellimiz, kayna─č─▒n─▒ mazimizden alan d─▒┼č politikadaki sayg─▒nl─▒─č─▒m─▒z oldu.

E─čer kaybolmak istemiyorsak, bug├╝nk├╝ d├╝nyay─▒ i├ž nak─▒┼člar─▒ ve d─▒┼č ├žizgileriyle, en mahrem noktalar─▒n─▒ ifa edecek ┼čekilde ├ž├Âz├╝mlemek zorunday─▒z. Madem i├žimize, d─▒┼č─▒m─▒za ona uyduramayacak kadar yabanc─▒la┼čt─▒k, o zaman d─▒┼č─▒m─▒z─▒ ├╝st├╝n ve ger├žek manas─▒yla g├Âr├╝p, i├ž ─▒slah─▒m─▒z─▒ ona g├Âre yapmak zorunday─▒z. ├ťstad bunun i├žin, yani; d├╝n├╝, bug├╝n├╝, yar─▒n─▒, kendimizi, Bat─▒ÔÇÖy─▒, mek├ón─▒, zaman─▒, yani topyek├╗n her ┼čeyi muhasebe edebilecek irfan ve idrak seviyesine ula┼čmam─▒z gerekti─čini ┼čart ko┼čuyor.

Bug├╝nk├╝ d├╝nya, Avrupal─▒n─▒n madde ├╝zerindeki ┼ča┼čal─▒ tahakk├╝m├╝ne mukabil, ayn─▒ nispette bir maneviyat facias─▒ halindedir. Tabiat─▒ ve e┼čyay─▒ k─▒rbac─▒n─▒n alt─▒na alan Bat─▒, k├Âk├╝ H─▒ristiyanl─▒k olan mesnedi k─▒r─▒lgan ve hassas olan ruhaniyetini b├╝sb├╝t├╝n ta┼ča ├žalm─▒┼čt─▒r.

Do─čan D├╝nya ve Biz

Bir ├Ânceki ba┼čl─▒kta da de─čindi─čimiz gibi yar─▒na yepyeni bir nizam ve mefk├╗re birli─či i├žinde girebilmek i├žin bug├╝nk├╝ d├╝nyay─▒ en mahrem ├žizgilerine kadar tetkik etmemiz laz─▒md─▒r.

├ťstad bu k─▒s─▒mda Bat─▒ d├╝nyas─▒ndaki b├╝t├╝n fikir ak─▒mlar─▒n─▒ teker teker m├╝┼čahede masas─▒na yat─▒r─▒p, bir birini tamamlamayan, daha do─črusu birbirilerinin eksikliklerini nefslerinde tamamlayarak kendi eksiklikleriyle yenilerine yol a├žan mefk├╗relerin her birinin i├ž y├╝z├╝n├╝ kesin h├╝k├╝mlerle m├╝┼čahede etmektedir.

Bu m├╝┼čahede neticesinde ortaya ├ž─▒kan r├Ântgenin sonucu, hi├ž de yabanc─▒s─▒ oldu─čumuz cinsten de─čildir. D├╝nya, muhtelif mefk├╗relerin iyi y├Ânleriyle yamad─▒─č─▒ ┼ču veya bu k─▒ymet veya hakikat ├Âl├ž├╝lerinden de─čil, bizzat k─▒ymet ve hakikat mefhumlar─▒n─▒n tabii oldu─ču can evinden yaral─▒d─▒r. Yani d├╝nya, kalbinden yaralanm─▒┼č, ortaya at─▒lan Kom├╝nizm, liberalizm gibi fikriyatlar sadece deri ├╝zerindeki k├╝├ž├╝k kanamalar─▒ durdurabilmi┼č, kalpteki as─▒l yara, a─č─▒rla┼ča a─č─▒rla┼ča bug├╝ne gelmi┼čtir.

─░┼čte biz, bu buhranlar e┼či─činde do─čacak d├╝nyan─▒n biricik kurtulu┼č haritas─▒n─▒ kendi cebimizde kaybedip, onu, ruhen hali bizden bin beter olan Bat─▒ÔÇÖn─▒n delik dipli kesesinde arad─▒k, aramaktay─▒z.

Olmad─▒ Olmaz

Bu k─▒s─▒mda ├ťstad, en kaba tabirle, do─čacak d├╝nya ├╝zerinde hissedar olamay─▒┼č─▒m─▒z─▒n ni├žinini, bu olamay─▒┼č─▒n ictimai ve politik sebepleriyle yine ayn─▒ sahalardaki aks├╝lamellerinin muhasebesini yapmaktad─▒r.

Anahtar kavram, i├ž muhasebedir. ─░├ž muhasebeden yoksun ya┼čad─▒k. Kaybolan a┼čk ve vecdimizle birlikte madde plan─▒ndaki hezimetimizin nedenini arayamad─▒k, ne ├ž├Âk├╝┼č devrinde ne de ├Âzellikle TanzimatÔÇÖtan sonra uyand─▒r─▒lmad─▒k. ─░├ž muhasebemizi yapmay─▒nca ├╝zerimize ak─▒n ak─▒n gelen Bat─▒ d├╝nyas─▒ kar┼č─▒s─▒nda vakarl─▒ bir duru┼č sergileyemedik, ├ž├Âk├╝nt├╝m├╝z├╝ sebebe ba─člayamad─▒k, ┼čuurla┼čt─▒ramad─▒k. B├Âyle olunca hi├ž bir ibda hamlemiz olmad─▒, ─░stiklal Sava┼č─▒, duran kalbimizi bir (elektro┼čok) hamlesiyle canland─▒rd─▒. Bizi hasta yata─č─▒m─▒zdan aya─č─▒ kald─▒rd─▒. Fakat i┼č, aya─ča kalkmaktan ibaret de─čildi, as─▒l mesele ayakta durabilmekti. Bunu yapamad─▒k. Bat─▒ÔÇÖdan ithal etti─čimiz ─░nk─▒l├óp, ruhumuzdaki ger├žek olu┼čun son istidad─▒n─▒ da ├žar├žur etti.

Bu A─čac─▒n Yemi┼čleri

├ťstad, Do─čuÔÇÖnun b├╝t├╝n renk ve desenlerini ├╝zerimizden kaz─▒y─▒p Bat─▒ÔÇÖn─▒n ├ž─▒plakl─▒─č─▒n─▒ giyini┼čimizi, a─ča├ž, yemi┼č ve k├Âk mefhumlar─▒yla eksiksiz ve m├╝kemmel bir ┼čekilde tasavvur etmi┼čtir. Bat─▒c─▒l─▒─č─▒ eksiksiz ve en mahrem ├žizgileriyle if┼ča etmek istersek, onu ve yemi┼člerini bir a─ča├ž ├╝zerinde tasavvur etmeliyiz. Bat─▒ya yakla┼čt─▒─č─▒m─▒z─▒ sand─▒k, ama yapt─▒─č─▒m─▒z tek ┼čey Do─čudan uzakla┼čmak oldu.

Bu a─čac─▒n, k├Âkleri ve dallar─▒ aras─▒ndaki irtibat─▒ kesilmi┼čtir. Bu a─čac─▒n dallar─▒ndaki, k├Âk├╝nden beslenen yemi┼čler de─čil, Bat─▒ÔÇÖdan ithal edilip Noel a─ča├žlar─▒na ili┼čtirilen jel├ótinli nesneler gibi yapay ve kesinlikle bu a─čac─▒n kendi asli ├╝r├╝n├╝ olmayan yemi┼člerdir. Bu a─čac─▒n k├Âkleriyle dallar─▒ aras─▒ndaki m├╝h├╝r ├ž├Âz├╝lmedik├že de bu a─ča├ž kendi yemi┼člerini veremeyecek, her zaman Bat─▒ÔÇÖn─▒n ithal mal─▒ yemi┼člerinin sergilendi─či cans─▒z manken olarak kalmaya mahk├╗m olacakt─▒r.

Tefekk├╝rle ┼čuurla┼čt─▒ramad─▒─č─▒m─▒z, dolay─▒s─▒yla idrak edip muhasebesini yapamad─▒─č─▒m─▒z ├ž├Âk├╝┼č├╝m├╝z├╝n i├žtimai plandaki tezah├╝r├╝ olan bu a─ča├ž, ├ťstad─▒n ÔÇśAh┼čap KonakÔÇÖ adl─▒ piyesinde b├╝t├╝n teferruat─▒yla ve en mahrem ├žizgilerine kadar if┼ča edilmektedir.

Hezimet ve iflas─▒m─▒z─▒n bu kadar belirginle┼čti─či, muvazenesizli─čimizin destanl─▒k ├žapa eri┼čti─či bu vaziyette ├ťstad, ┼ču s├Âzlerle kurtulu┼č iksirimizin form├╝l├╝n├╝ vermektedir;
ÔÇťMuhta├ž oldu─čumuz ─░nk─▒l├óp, yeni zaman yemi┼člerinin en olgun ve ┼čifal─▒lar─▒na bu a─čac─▒n k├Âk├╝nden kan ve hayat emdirmek i┼čidir ve art─▒k vadesi ta┼čan bu i┼čin bir gece sonraya dahi tahamm├╝l├╝ kalmam─▒┼čt─▒rÔÇŁ

Tek Kelimeyle Kurtulu┼č Yolu

Daha ├Ânce muhtelif k─▒s─▒mlarda ve muhtelif mevzular─▒n izah─▒nda sat─▒h ├╝st├╝ ├╝zerinden ge├žti─čimiz mevzu, yani kendi cebimizde kaybetmi┼čken Bat─▒ adam─▒n─▒n cebinde arad─▒─č─▒m─▒z ÔÇôdaha do─črusu kaybetti─čimiz- ila├ž… Bu ilac─▒n ismi ─░slamiyetÔÇÖtir

├ťstad, bu bahiste T├╝rk├╝n tarih i├žindeki seyrini muhasebe ederken, f─▒trat─▒ icab─▒ onu aslana benzetmektedir. Zaman ve mek├ón ┼čartlar─▒ i├žinde bu aslan iki z─▒t kutuptan birine tabii olmak zorundad─▒r. O, ya ruhundaki kudreti madde plan─▒nda ifade eden ormanlar─▒n h├ókimi, ya da ruhundaki h├ókimiyet istidad─▒n─▒ s├╝rekli mahfuz tutmak memuriyetindeki, hamlesiz ve revnaks─▒z kafes aslan─▒d─▒r. Bu iki makam aras─▒nda k├Ât├╝n├╝n iyisini se├žmek gibi bir alternatifi ya da muvazenesi namevcuttur.

─░┼čte, ├Ânce kendinden, sonra ├ževresiyle ve nihayet d├╝nya ├žap─▒ndaki kurtulu┼č ink─▒l├ób─▒n─▒n kudret ve hacim istidad─▒n─▒ benli─činde mahfuz tutan T├╝rk├╝ harekete ge├žirecek biricik re├žete, ─░SLAM─░YETT─░R.

├ťstad, kaybetti─čimiz ruhumuzu temin ettikten sonra yukarda bahsetti─čimiz d├╝nya ├žap─▒nda bir ink─▒l├óp hareketi i├žin, ─░slamiyet ile birlikte fikir ve irfan mefhumlar─▒nda da y├╝ksek bir yetkinli─če ula┼čmam─▒z─▒n ┼čart oldu─čunu ┼ču s├Âzleriyle ifade eder: ÔÇťÔÇŽsa─č elimizde AllahÔÇÖ─▒n kul parma─č─▒ girmemi┼č biricik Kitab─▒, sol elimizde insano─člunun olanca fikir ve i┼č k├╝t├╝phanesi, ani bir ┼čahlan─▒┼čla, kendi kendimizi bulma! Kurtulu┼čumuzun ve d├╝nya ├žap─▒ndaki kurtar─▒c─▒l─▒─č─▒m─▒z─▒n re├žetesi sadece budur ve bu re├žetenin temel unsuru ─░slamiyettir.ÔÇŁ

Ahlak Davam─▒z

├ťstad, ahlak mefhumunun tarih i├žindeki seyrini, kaynaklar─▒n─▒ ve ehemmiyetini ├Âzetledikten sonra bizim ahlak kayna─č─▒m─▒z─▒, d├╝n kaba softa ham yobaz─▒n, bug├╝n de kuru Bat─▒ hayranlar─▒ taraf─▒ndan binbir tahribata u─črayan ─░slamiyet olarak g├Âsteriyor. Kaba softa bilerek veya bilmeyerek ahlak─▒m─▒z─▒n iman kayna─č─▒n─▒ kurutmu┼č, Bat─▒ hayran─▒ ise k├Âk├╝ne kastetmi┼čtir.
Ahlak─▒n tam ve icra plan─▒nda yetkin olmas─▒ i├žin onun kayna─č─▒ olan dine, kay─▒ts─▒z bir teslimiyet halinde olmas─▒ laz─▒md─▒r. Oysa ink├órc─▒ Bat─▒ Hayran─▒n marifetiyle dinimiz ile aram─▒zdaki ba─č tahrip edilmi┼č, bunun yerine de yeni bir ahlak telakkisi namzet g├Âsterilemeyince, bug├╝nk├╝ ahlaki ├ž├Âk├╝┼č├╝m├╝z ba┼člam─▒┼čt─▒r.

Ahlak, ├Âyle bir mefhumdur ki, insanlar─▒n cemiyetin her ┼čeyinin aks├╝lamelidir. Evet, o cemiyet ve ferdin ruhsal ve fikirsel geli┼čimini temel al─▒p onun topyek├╗n muhasebesini kendinde aksettiren harikulade bir ├Âl├ž├╝m cihaz─▒d─▒r. Havan─▒n s─▒cakl─▒─č─▒ nas─▒l (termometre) ile ve bas─▒nc─▒ (barometre)ile murakabe ediliyorsa, fert ve cemiyetin muhatap oldu─ču fikirsel ve ruhsal geli┼čim o cemiyetin ahlak─▒yla ├Âl├ž├╝l├╝r.

Bizim ahlaki cinayetimizin a┼ča─č─▒ yukar─▒ ├╝├ž faili vard─▒r; ilki kaba softa ham yobaz, ikincisi kuru Bat─▒ hayranl─▒─č─▒ ve sahte ilericilik merak─▒, sonuncusu ise ikincisinin k├ó─č─▒t ├╝zerindeki hali, yani Cumhuriyet ─░nk─▒l├ób─▒d─▒r.

├ťstad, hakiki manada T├╝rk olan herkesten bu ahlaki ├ž├Âk├╝┼č├╝n hesab─▒n─▒ sormas─▒n─▒, ancak bunun hesab─▒n─▒ soru┼čunun samimi ┼čiddet ve ├Âl├ž├╝s├╝ nispetinde hakiki manada T├╝rk olunabilece─čini hayk─▒r─▒yor. T├╝rk i├žin bunun hesab─▒n─▒ sormak bir hususi bir ayr─▒cal─▒k de─čil, onun boynunun borcudur!

Ahlak Kayna─č─▒m─▒z

Kay─▒ts─▒z ve ┼čarts─▒z, ├╝zerinde tek saniye yutkunmadan, olanca bedahet hissimizle bir kez daha hayk─▒ral─▒m ki, bizim ahlak kayna─č─▒m─▒z sadece ─░slamiyettir.

Bu mutlak h├╝k├╝mden sonra ├ťstad, olmayan─▒, olmas─▒ gerekeni. Olmayan─▒n ni├žin olmad─▒─č─▒n─▒, olmaya namzet olan─▒n nas─▒l olaca─č─▒n─▒ rikkatle ifade eder.

Mazimizde (olan) her ┼čey, bu ─░slam ahlak─▒na olan yak─▒nl─▒─č─▒m─▒z─▒n mahsul├╝ olarak oldu. Ve (ol)mayan her ┼čey, gayet tabii olarak ayn─▒ ahlaka uzak d├╝┼č├╝┼č├╝m├╝zden olmad─▒.

─░slamiyete tam n├╝fuz etmek biricik gayedir. Kaba softa ham yobaz gibi taklit├žilikle sath─▒nda kalmak de─čil, tefekk├╝rle derinli─čine n├╝fuz etmek. ─░┼čte davalar─▒n davas─▒ÔÇŽ

Not: Bu inceleme, ─░deologya ├ľrg├╝s├╝ÔÇÖn├╝n belki de kalbi olan T├╝rk├╝n Muhasebesi’ni konu almakta, fakat kati suretle onu kendinden ibaret bilme veya o ┼čekilde bildirme mecnunlu─čunda de─čildir. ├ťstad─▒n feza ├žap─▒ndaki hacimli eserinin bu b├Âl├╝m├╝ kar┼č─▒s─▒nda, ser├že parma─č─▒ kadar zay─▒f ve g├╝ne┼č kar┼č─▒s─▒nda idare lambas─▒ kadar s├Ân├╝k bu incelemenin tek meziyet ve mahareti, onun (bro┼č├╝r)├╝ olabilme liyakatidir ve biricik k─▒ymet h├╝km├╝ budur. Bu incelemenin biricik murad─▒, i├žinde ├ťstad ve ─░deologya ├ľrg├╝s├╝ ├╝zerinde gene ser├že parma─č─▒ k├╝├ž├╝kl├╝─č├╝nde bile olsa istidad ve temay├╝l ta┼č─▒yan herkesi, ona g├Ât├╝recek, ilham ve yabanc─▒l─▒─č─▒ndan bir nebze ├ž─▒karacak kaba bir ├Ân malumat manzumeli─činden ibarettir. (Bro┼č├╝r), ├žizgi ve desenleriyle kendi i├žinde ne kadar ba┼čar─▒l─▒ olursa olsun, bahsetti─či as─▒l (yer)i, onun kokusunu, iklimini, rengini ondan daha iyi verebilmekten azami derecede uzakt─▒r. ─░deologya ├ľrg├╝s├╝nde T├╝rk├╝n Muhasebesini tam manas─▒yla tan─▒y─▒p, b├╝t├╝n ├žizgi ve nak─▒┼člar─▒yla g├Âr├╝p, as─▒l kayna─č─▒n─▒ ve as─▒l yemi┼čini m├╝┼čahede i├žin, sizleri ├ťstad─▒n bu keyfiyette nam├╝tenahi eserine y├Ânlendirmeyi vazifem bilirim.

─░deolocya S─▒n─▒f─▒ / Cihat




Tarih H├╝km├╝: Nas─▒l Bozulduk

V – TAR─░H H├ťKM├ť: NASIL BOZULDUK

Herhangi bir iddia sahibi olmaks─▒z─▒n ve ├╝stad─▒n ─░deolocya ├ľrg├╝s├╝ eserini daha kolay kavrama gayesi ile haz─▒rlad─▒─č─▒m─▒z bu ├žal─▒┼čmada “ortaya koydu─čumuz her t├╝rl├╝ kayda de─čer noktalar ├╝stada aitken, manas─▒n─▒ yans─▒tamad─▒─č─▒m─▒z veya yanl─▒┼č aksettirdi─čimiz noktalar─▒n hepsi ise kendi nefsimize aittir” anlay─▒┼č─▒n─▒ ┼čiar edindik. Haz─▒rlad─▒─č─▒m─▒z ├žal─▒┼čmam─▒zda ├╝stad─▒n eserine tamamen sad─▒k kald─▒k. Kitab─▒n orjinalinde aktar─▒lan anlamlar─▒ biz de sade bir dille ama yine ├╝stad─▒n ├╝slubunu da and─▒racak tarzda ifade ettik. Ve kitapta ├žok a├ž─▒k manalara sahip olan veya p├╝f noktay─▒ g├Âsteren baz─▒ c├╝mlelerini aynen aktard─▒k. Genel olarak anlam b├╝t├╝nl├╝─č├╝ sa─člamaya ve eserin vermek istedi─či manay─▒ biz de aynen vermeye ├žal─▒┼čt─▒k… B├╝y├╝k Do─ču’nun nam├╝tenahi zenginli─čine sahip g├Ân├╝llerine selam olsun…

1) Fasledici Tarih Çizgisi
2) ─░slam Nas─▒l Bozuldu
a-) Kanuni Devrinde
b-) Kanuniden Sonra
3) Tanzimat Devrinde
4) Me┼črutiyet Devrinde
5) Son Devirde
6) Ahlak Yaralar─▒m─▒zdan Misaller

1) Fasledici Tarih Çizgisi

* T├╝rkl├╝k, milatla ba┼člayan ve 6 as─▒r boyunca devam eden devrede kas─▒rga gibi, ┼čim┼ček gibi iken hen├╝z kendisini ba─člay─▒c─▒ ruh kal─▒b─▒n─▒ bulamam─▒┼č vaziyettedir.
* 7. ve 8. as─▒rda par├ža par├ža en asil teslim edas─▒yla kendisini ─░slam´┐Ża ba─člad─▒.
* 9. ve 12. as─▒rlar boyunca T├╝rkl├╝k, ba─čl─▒ oldu─ču y├╝ce anlay─▒┼č ikliminde yine par├ža par├ža en parlak medeniyetleri ├Ârme─če ba┼člad─▒.
* Ger├žek medeniyet hamlemiz ise Osmanl─▒’n─▒n kurulu┼čuylad─▒r. 13. as─▒r …
* 14. as─▒r baz─▒ ├ž├Âz├╝l├╝┼člere ra─čmen nizam, a┼čk ve taarruz devremiz. Muhasebemiz Bat─▒ya do─črudur.
* 15. as─▒r ayn─▒ nizam a┼čk ve taarruzla birlikte, yeni bir ├ža─č a├žacak kadar kuvvette.
* 16. as─▒r tarihin en b├╝y├╝k devleti halinde gurur ve hissizlik bir arada, a┼čk ve vecdimiz donmaya ba┼člam─▒┼č. Bat─▒ya dikkat etmez bir vaziyetteyiz.
* 17. y.y.’da donan ruhumuz meydan─▒ kaba yobaza terk etti. Maddi ve manevi en ┼čanl─▒ taarruz hamlemiz, birden bire en hazin m├╝dafaa ├žabas─▒na d├Ând├╝.
* 18. as─▒rda maddeyi sistemle┼čtiren ve akl─▒ her cephesiyle kullanan Bat─▒ kar┼č─▒s─▒nda, ham softa ve kaba yobazlar─▒n elinde esir ve ├╝mitsiz haldeyiz. En ac─▒kl─▒ hezimetlere g├Â─č├╝s germekle me┼čgul├╝z! Fakat imparatorluk o kadar c├╝sselidir ki, can ├žeki┼čirken bile d├╝nyay─▒ titretmektedir.
* 19. as─▒r da ayn─▒ yobaz tipi yerini takma beyinli Avrupa taklit├žilerine b─▒rakmak ├╝zeredir. Bat─▒n─▒n bir t├╝rl├╝ deviremedi─či muazzam a─čac─▒ i├žten kurutma yolu bulunmu┼čtur. B├Âylece tam ruhi ve yar─▒ maddi m├╝stemlekele┼čme ├ž─▒─čr─▒m─▒z a├ž─▒l─▒r.
* 20. as─▒rda cinnet ge├žiren birbirinin bo─čaz─▒na sar─▒lan Bat─▒ d├╝nyas─▒n─▒n bu cinnetine ra─čmen tasfiye ├žanlar─▒m─▒z ├žal─▒n─▒r. Garp buhranlar─▒n─▒n tezadlar─▒ sayesinde ─░stiklal davam─▒z─▒ maddedeten kazan─▒r─▒z, fakat manen ezdiririz. 2. D├╝nya Harbi sonras─▒nda ise ├Âl├╝m k├Âpr├╝s├╝ne getirilir, orada b─▒rak─▒l─▒r─▒z.
* Biri tarihin bitti─či ve bir ba┼čkas─▒n─▒n ba┼člamak ├╝zere bulundu─ču fasledici ├žizgi ├╝zerindeyiz. Yaln─▒z bu ├žizgiyi g├Ârmek, tedbirlerini de bulmakt─▒r.
* Bu ├žizgide icray─▒ h├╝kumet, ya hep ya hi├že var─▒r. Gaye “Hep”e…

2) ─░slam Nas─▒l Bozuldu
a-) Kanuni Devrinde

* En ileri d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝ nazar─▒nda, ─░slam´┐Ż─▒n nas─▒l bozuldu─čunu anlamak, onu bir daha kaybetmemektir.
* ─░slam, ilk kez Kanuni Sultan S├╝leyman ├ža─č─▒nda bozulmu┼č fakat devrin ┼čevketi bu manevi zaaf─▒ ├Ârtm├╝┼čt├╝r. Kimse de bu mevzuyu bilmez ve g├Ârmez. Zira ger├žek tarih├žimiz daha ├ž─▒kmam─▒┼čt─▒r.
* Kanuni ├ža─č─▒nda en korkun├ž tesirler Fars ve Bizans ruhundan gelenlerdir. T─▒pk─▒ Fars─▒n korkun├ž tesirine kap─▒lan B├╝y├╝k ─░skender gibi. Kendisi b├╝y├╝k bir komutanken mabud olarak g├Âr├╝nmek istemi┼č. Ve kurban olmu┼čtur.
* ─░nsan─▒ mabudla┼čt─▒r─▒p di─čerlerini ona mahkumla┼čt─▒ran Fars ve Bizans, ki Fars en zehirlisidir, ─░slam´┐Ż─▒n, insanlar─▒ e┼č g├Âren ve hepsini kendi h├╝k├╝mlerine ba─čl─▒ k─▒lan anlay─▒┼č─▒n─▒n yerine ge├žmeye ba┼člam─▒┼č. Bu tesirde en ba┼č ├Ârnek, ┼čeyh├╝lislam, ├Âncesinde ┼čura benzeri bir heyetle se├žilirken Kanuni ├ža─č─▒nda bir memur gibi padi┼čah─▒n iradesine ge├žmi┼čtir. Art─▒k ┼čeyh├╝lislamlar hat─▒r, g├Ân├╝l ve korku fetvalar─▒na ba┼člam─▒┼čt─▒r.
* Bu zehirli tesir, her ne kadar din ve devlet adamlar─▒ ulvi olsa da, ─░slam’─▒n ilk kez ald─▒─č─▒ ve ilerde geni┼čleyece─či b├╝y├╝k yarad─▒r.
* Garb─▒n R├Ânesans yani, maddeye tahakk├╝m etmeye ba┼člad─▒─č─▒ devirde bizdeki bu yara derin ruh ve istiklale ra─čmen, bizi hakikatsiz ├Âl├ž├╝ ezbercili─čine tutundurmu┼čtur.
* Kanuni ile ba┼člayan Yahudi istilas─▒ da cabas─▒…

b-) Kanuniden Sonra

* Kanuniden sonra ba┼člay─▒p Tanzimat´┐Ża kadar devam eden devre, ─░slami bir irade i├žinde ─░slam´┐Ż─▒ anlayamamak, kavrayamamak, tatbik edememek, insan ve cemiyet tecr├╝belerini ─░slami mihrakta toplayamamak, k─▒sacas─▒ ─░slamiyet´┐Żi yeni zaman ve mekana hakim k─▒lamamak; kuru ezbercilikle hayat─▒ yeni olu┼člar kar┼č─▒s─▒nda hareketsiz b─▒rakmak ┼čeklindedir.
* Tam bu devrede Garp d├╝nyas─▒ da R├Ânesans´┐Ż─▒n ilk meyvalar─▒n─▒ toplamaya ba┼člam─▒┼čt─▒r. Bu durumda ─░slam d├╝nyas─▒na ve tefekk├╝r alemine d├╝┼čen bor├ž, her ┼čeyin ─░slam´┐Ża ba─čl─▒ oldu─čunu g├Âstermekken, k├╝f├╝r alemine s─▒rt ├ževrilmi┼č, durum ├Ânemsenmemi┼č ve b├Âylece ─░slam’─▒n hakk─▒ verilmemi┼čtir. Nihayet hakikatte dine z─▒t olarak din ad─▒na d├╝┼č├╝len bu gurur ve nefsani halet, meydana ┼čeriat maskesi alt─▒nda ┼čeriata ihanet edici ham ve kaba softa tipini ├ž─▒karm─▒┼č ve as─▒rlarca ─░slam ruhunu zulmet ve cendere i├žinde tutmu┼čtur.
* ─░nsanl─▒─ča fayda sa─člayan her bulu┼č -e─čer ┼čeriate ayk─▒r─▒ de─čilse- bizzat ─░slam’a kar┼č─▒ bir teyid ve hizmettir. Bu inceli─če ra─čmen otomobile ┼čeytan arabas─▒, matbaaya k├╝f├╝r aleti, Nizam-─▒ Cedit’in kaputuna k├╝f├╝r libas─▒ ve daha bilmem nelere bilmem ne h├╝km├╝ veren ham ve kaba softay─▒, din ve hakikat katili kabul etmek laz─▒m… Bu ihanet simsarlar─▒ din m├╝messili bilinmi┼č ve cemiyetin mayas─▒ndaki sadakati sadakatsizli─če alet etmi┼člerdir.
* O devrede padi┼čahlar, askerler, devlet erkan─▒, medrese ka├žk─▒nlar─▒, hep ┼čeriat icras─▒ ad─▒ alt─▒nda ┼čeriate z─▒t hareket etmi┼č, ┼čeriati nefslerince uygulam─▒┼člar ve kimse de buna dur, din ad─▒na yapt─▒─č─▒n bu ┼čeyler dine z─▒t ┼čeylerdir diyememi┼čtir.
* Neticede T├╝rk cemiyeti s─▒rf d├╝nya ├žap─▒nda m├╝tefekkir yeti┼čtirememek ve ─░slam´┐Ż─▒ asliyetiyle anlayamamak ve tatbik edememek y├╝z├╝nden bu hallere gelmi┼č; ─░slaml─▒─č─▒, ┼čah─▒slar─▒n temsil kadrosunda, en nazik yerlerinden bozmu┼č ve yaralam─▒┼čt─▒r.

3) Tanzimat Devrinde

* ─░slam´┐Ż─▒n bozulu┼ču ve m├╝sl├╝manlar─▒n umumi bozgunu bu devirde en vahametli safhas─▒na girmi┼čtir.
* ─░slam´┐Ż─▒n b├╝t├╝n ├žarelerden uzakla┼čt─▒r─▒larak, itibardan d├╝┼č├╝r├╝lerek bozuldu─ču ilk ve katil devir bu devirdir.
* ─░slam, Tanzimat’ta g├╝ya hissiyle dinine ba─čl─▒ g├Âr├╝nd├╝─č├╝ halde, fikriyle rakip d├╝nyaya teslim bayra─č─▒n─▒ ├žekmi┼č, onlar─▒ her ┼čeyiyle tasdik etmi┼č, buna ra─čmen d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝n├╝ koruyabilece─či zann─▒na kap─▒lm─▒┼č ve toptan kaybetmi┼čtir. Ve yine b├Âylece, evvelki ham ve kaba softal─▒k, ayn─▒ ├žapta, fakat kendi kendisine z─▒t istikamette bir ba┼čka haml─▒k ve kabal─▒k do─čuracak yemi┼čini verdi ve ─░slamiyet cemiyet ruhundan tamamen kaybolmaya ba┼člad─▒.
*Bu devrede de m├╝tefekkirsiziz ve bu gidi┼či durduracak bir uyar─▒c─▒ bulunmamakta.
* Tanzimat´┐Ż─▒n olmamas─▒ de─čil, aksine ─░slaml─▒k emrinde ve ├žok daha geni┼č ve k├Âkl├╝ bir hareket ┼čeklinde olmas─▒ laz─▒md─▒.
* Halbuki, Tanzimat, kekeme bir eda ile, ─░slam´┐Ż─▒ mahkum ve Garp d├╝nyas─▒n─▒ hakim tan─▒d─▒─č─▒n─▒ s├Âylemeden s├Âyleyen, k─▒s─▒r ve korkak bir hareket ┼čeklinde oldu.
* G├╝lhane ferman─▒, ─░slam´┐Ż─▒ zahirde medh, fakat bat─▒nda zemmedici, k├Âks├╝z ve y├Âns├╝z, bir dalalet vesikas─▒d─▒r.
* ─░slam´┐Ż─▒, kendi i├žinden, lay─▒k ve amir oldu─ču terakki servetlerine kavu┼čturmak i├žin rakip d├╝nyan─▒n tefti┼čsiz ve murakabesiz kopyac─▒l─▒─č─▒na sevkeden 2 numaral─▒ sahte m├╝nevverler bozdu ve bu katil ├ž─▒─č─▒r, ilk defa Tanzimat´┐Żla temel att─▒.

4)Me┼črutiyet Devrinde

* ─░slam´┐Ż─▒n Tanzimat devrindeki ┼čuursuz bozulu┼ču Me┼črutiyette meyvalar─▒n─▒ vermeye ba┼člad─▒. Art─▒k giderek artan ┼čuurla bozulma ba┼člad─▒ ve devam etti.
* Me┼črutiyet, ruhuna gem tak─▒lm─▒┼č fikirsiz Makedonyal─▒ kabaday─▒lar─▒n elinde yol bulan Yahudilik, Masonluk ve d├Ânmeli─čin eseridir. Bu ├╝├ž ayakl─▒ sehpan─▒n ipinde salland─▒rmak istedi─či ise ─░slamiyet!
* M├╝sl├╝manl─▒─č─▒, Milliyet├žili─či ve T├╝rkl├╝─č├╝ bu ellerden koruyan II. Abdulhamid yine bu g├╝├žlerin kurban─▒ olmu┼čtur.
* Me┼črutiyet, ─░slam ve T├╝rk’e dair her ┼čeyi bozmak ve infilak ettirmek gayesindeki gizli ve yabanc─▒ bir kurmay heyetin ahmak kuklalara oynatt─▒─č─▒ bir oyundan ba┼čka bir ┼čey de─čildir!
* Oyun oynanm─▒┼č ve muvaffakiyet tam olarak ele ge├žmi┼čtir. T├╝rkl├╝k ve Anadoluluktan nefretin marifet say─▒ld─▒─č─▒ bu ilk devir Me┼črutiyettir.
* Her t├╝rl├╝ bozukluk misli ├žapta o devirde gelir.
* Me┼črutiyet, yapanlarca belki de ┼čuursuz, fakat yapt─▒ranlarca tam ┼čuurlu olarak ─░slam’─▒ hedef alan bir harekettir!

5) Son Devirde

* Son devirde ─░slam’─▒n nas─▒l bozuldu─ču her ┼čeyiyle ortadad─▒r. Ayan olan beyan istemez.
* Mustafa Re┼čit Pa┼ča’dan ├ž─▒kan ├žizgi, bu son as─▒rda ─░slam’─▒n bozulu┼čunda nihai bir devre de─čil, bir gaye ve netice te┼čkil etti. Ve bu ├ž─▒─č─▒r─▒n seri mal─▒ politikac─▒lar─▒ ve s├Âzde m├╝nevverleri nazar─▒nda m├╝sl├╝man=cahil+ahmak+geri+yobaz+kaba say─▒ld─▒.
* Art─▒k ─░slam’─▒n bozulu┼ču her ┼čubesiyle tamamlanm─▒┼č, giden ┼čey ─░slam olmu┼č, gelen ┼čeyse hi├ž!
* B├Âylece ─░slam ruhunun hafif bayg─▒nl─▒k ge├žirmesiyle ba┼č─▒m─▒za nelerin gelece─či yine bu devrede g├Âr├╝ld├╝.

6) Ahlak Yaralar─▒m─▒zdan Misaller

* Dalkavukluk, beraberinde gelen ihlas yoklu─ču… Liyakat ├Âl├ž├╝s├╝n├╝n iflas─▒ ve iltimas… H─▒rs─▒zl─▒k, h─▒rs─▒zl─▒─č─▒n en korkun├ž ┼čubesi olan r├╝┼čvet… Fuhu┼č… ─░├žki( Vecd ve heyecan─▒m─▒z─▒ zehirde arayacak nispette ruhumuz bo┼č b─▒rak─▒lm─▒┼č)… Cinayet… Kumar… Hile, yalan, riya, nefret, inkar, ┼č├╝phe, istihza, karga┼čal─▒k…
* ─░nsano─člu, bizde ve bu son devirde al├žalmaya b─▒rak─▒ld─▒─č─▒ kadar, hi├žbir zaman ve mekanda b─▒rak─▒lmad─▒.

─░deolocya S─▒n─▒f─▒ / Fahri BESNEK




Takvimdeki Deniz (┼×iir ─░ncelemesi)

TAKV─░MDEK─░ DEN─░Z

├ľl├╝m ve ├ťstad… ├ľl├╝m├╝n ├ťstad’─▒n ┼čiirindeki yeri o kadar b├╝y├╝kt├╝r ki, ├çile ba┼čyap─▒t─▒n─▒n bir b├Âl├╝m├╝ ├Âl├╝me ayr─▒lm─▒┼čt─▒r. Tabi bu, ├Âl├╝m├╝n sadece bu b├Âl├╝mdeki ┼čiirlerle s─▒n─▒rl─▒ kald─▒─č─▒ anlam─▒na gelmiyor, ├ž├╝nk├╝ ├ťstad neredeyse her ┼čiirinde umut ve ├Âl├╝m├╝ ustal─▒kla bir arada bar─▒nd─▒rmay─▒ bilmi┼čtir. Belki de ├çile’yi okuyan insanlar ├╝zerinde k├╝├ž├╝k bir anket ├žal─▒┼čmas─▒ yap─▒lsa ve akl─▒n─▒zda en ├žok kalan ┼čeyi tek kelimeyle ifade eder misiniz diye sorulsa, verilecek cevaplarda en fazla ├Âl├╝m mefhumu yer al─▒r. ├ťstad ve ├Âl├╝m mefhumu ├Âyle b├╝t├╝nle┼čmi┼čtir ki, ├ťstadÔÇÖ─▒n ├Âl├╝me bak─▒┼č─▒ bir ├žok makaleye hatta kitaba konu olmu┼čtur. ( Necip Naz─▒l ┼čiirinde ├Âl├╝m senfonisi-Ekrem SA─×IRO─×LU ) ├ťstadÔÇÖ─▒n i├ž d├╝nyas─▒n─▒n yans─▒mas─▒ olan ┼čiirleri okundu─ču zaman, bir├žok ┼čiirin ortak ├Âzelli─činin ├Âl├╝me duyulan ├Âzlem ve mutlak huzur i├žin terk-i d├╝nyan─▒n ┼čart oldu─ču g├Âr├╝l├╝r.

“An oluyor bir garip duyguya var─▒yorum,
Ben bu sefil d├╝nyada acep ne ar─▒yorum?..”
diyen ├ťstad bu garip duygudan kurtulmas─▒n─▒n panzehirini de ┼č├Âyle dile getirmektedir:

“├ľl├╝m ├Âlene bayram, bayrama sevinmek var
Oh ne g├╝zel, bayramda tahta ata binmek var”

├ťstad’─▒n ├Âl├╝m konusundaki g├Âr├╝┼čleri ciltler dolduracak kadar inceleme ve ara┼čt─▒rmalarla ele al─▒nabilecek de─čerdedir. Ama ├ťstad Takvimdeki deniz ┼čiirinde ├Âl├╝mle ilgili d├╝┼č├╝ncelerini ├Âyle g├╝zel ├Âzetlemi┼č ki, asl─▒nda hi├žbir a├ž─▒klamaya yer b─▒rakmam─▒┼č. Bize d├╝┼čen OÔÇÖnun ├Âz olarak verdi─čini na├žizane birka├ž kelimeyle sunmaya ├žal─▒┼čmak oluyor:

TAKV─░MDEK─░ DEN─░Z

├ťstad bu ┼čiirde ├Âl├╝m├╝ deniz kisvesine b├╝r├╝nd├╝rerek kar┼č─▒m─▒za ├ž─▒kart─▒yor. ├ľl├╝me duyulan hasretin b├╝y├╝kl├╝─č├╝ denizin derinli─čiyle v├╝cut buluyor:

Hasreti denizlerin,
Denizler kadar derin
Ve o kadar bucaks─▒z…

Kendisini i├žine ├žekecek olan deniz, ├Âmr├╝n g├╝nlerinin t├╝kenmesiyle g├╝n ─▒┼č─▒─č─▒na ├ž─▒kan ├Âl├╝m gibi yapraklar─▒ t├╝kenmi┼č, kullan─▒lm─▒┼č bir takvimde t├╝m ha┼čmetiyle ├žalkalan─▒yorken ├ž─▒kar kar┼č─▒s─▒na:

Ta kar┼č─▒mda, yapraks─▒z,
Kullan─▒lm─▒┼č bir takvim…
├ťzerinde bir resim:
Azg─▒n, sonsuz bir deniz;
Kayg─▒s─▒z, d├╝┼č├╝ncesiz,
├çalkan─▒yor bo┼člukta.

Kendisinin ├Âl├╝m kar┼č─▒s─▒ndaki acizli─čini belirtmek istercesine, kendisini, g├Ârd├╝─č├╝ gemiyi denizin i├žinde bir nokta olarak tasavvur ediyor:

Resimdeyse bir nokta:
Yana yatm─▒┼č bir gemi…
Kaybetti─či ├ólemi
Ar─▒yor deryalarda.

Birden resmin i├žinde buluyor kendisini. Ve kendisini kaybetmesine yol a├ž─▒yor bu yolculuk:

Bu resim r├╝yalarda
Gibi akl─▒m─▒ ├želdi;
Bana sahici geldi.
Ge├žtim kendi kendimden,

O kadar kendisini resmin i├žinde hisseder ki, art─▒k denizin ─▒slakl─▒─č─▒n─▒ y├╝z├╝nde, yosunlar─▒n─▒ ise ci─čerinde hissetmektedir:

Y├╝z├╝me, o resimden,
K├Âp├╝kler vurdu sand─▒m;
Duymu┼č gibi t─▒kand─▒m,
Ci─čerimde bir yosun.

Art─▒k ├Ân├╝ne hi├žbir engelin ├ž─▒kamayaca─č─▒na ve hasretini ├žekti─či denize varaca─č─▒na b├╝t├╝n benli─čiyle inanmaktad─▒r.Ve e─čer varamazsa bu hasretin onu yakaca─č─▒n─▒ belirtirken denize kavu┼čman─▒n bir yok olu┼č de─čil, as─▒l kavu┼čamaman─▒n onun i├žin bir yok olu┼č olaca─č─▒n─▒ dile getirmektedir:

Art─▒k beni kim tutsun?
Denizler oldu tasam.
Yakar, onu bulmazsam,
Beni bu hasret, dedim,
Var─▒r─▒m, elbet, dedim,
Bir ├Âm├╝r geze geze,
Takvimdeki denize.

Birden o kadar hasretini ├žekti─či vuslatla kar┼č─▒la┼č─▒nca hayretler i├žinde kal─▒r. Hem bekler, hem de y├╝z y├╝ze gelince ┼ča┼čk─▒nl─▒─ča d├╝┼čer. Birden odas─▒n─▒n i├žine denize yolculu─čun habercisi olarak meltem dolmu┼čtur. Art─▒k yolculu─čun ba┼člayaca─č─▒n─▒n hem e┼čyalar hem de kendisi fark─▒ndad─▒r. Yolculu─čun ba┼člayaca─č─▒n─▒n fark─▒na varan e┼čyalar birden odada k─▒yamet kopar─▒rlar:

Ne var, bana ne oldu,
Odama nas─▒l doldu,
Birdenbire bu meltem?
Ve dalgaland─▒ perdem,
Havaland─▒ k├ó─č─▒tlar.
Odamda k─▒yamet var!

Vuslat habercisi olan meltem birden kan─▒ donduracak bir etki olu┼čturur. Evet, bekleniyordur ama hesap edilmeyen bir ┼čeyler vard─▒r sanki. Her ne olursa olsun art─▒k ba┼člam─▒┼čt─▒r yolculuk:

Ah yolculuk, yolculuk!
Ne kadar bayg─▒n, soluk,
O g├╝n bizde betbeniz;
Ve ne titrek kalbimiz
Ve e┼čyam─▒z ne k├╝sk├╝n!

─░┼čte ┼čimdi yolculu─čun en az─▒l─▒ engelleyicileriyle kar┼č─▒ kar┼č─▒yad─▒r:

Yola ├ž─▒kt─▒─č─▒m─▒z g├╝n,
Bir s─▒raya dizilmi┼č,
G├Âzya┼člar─▒n─▒ silmi┼č,
Bakarlar sinsi sinsi.

Denize hicretin bir ayr─▒l─▒k, bir kopu┼č, bir terk edi┼č oldu─čunu g├Âsteren sahne ya┼čanmaya ba┼člam─▒┼čt─▒r. Birden her ┼čey de─či┼čir:

Ni├žin o ├ónda hepsi,
Bir ku┼č gibi hafifler,
Arkadan geleyim der?
Ni├žin o g├╝ne kadar,
Dilsiz duran ne kadar
E┼čya varsa dirilir,
Yolumuza serpilir?
Ufak b├Âcekler gibi,
Gezer onlar─▒n kalbi,
├ťst├╝nde d├Â┼čemenin.

┼×imdi kendisini bir karma┼č─▒kl─▒─č─▒n ortas─▒nda bulur. Ama vuslat zaman─▒ gelmi┼čtir ve titrek kalp son oyunlara ald─▒rmadan bu mah┼čerin i├žinden s─▒yr─▒l─▒r:

Bir gizli didi┼čmenin
Saati ├žalar o ├ón;
Birden bakar ki, insan,
Her ┼čey karmakar─▒┼č─▒k.
Ay─▒rmak olmaz art─▒k
Bir kalbi bir taraktan;
Ve kalb, a─člayaraktan,
Çekilir geri geri,
Terkeder bu mah┼čeri.

Ve ┼čiirin en son k─▒sm─▒nda tasavvur edilen sahnede, ├ťstad taraf─▒ndan ya┼čan─▒lanlar, bu mah┼čeri terk ederken ├ťstad’─▒n neleri arkas─▒nda b─▒rakt─▒─č─▒ ve bayram olarak g├Ârd├╝─č├╝ denize hicretin g├Ânl├╝ hafifliyor olsa bile d├Ân├╝p arkaya bakmaktan kendisini alamad─▒─č─▒, ┼×air-i azam s─▒fat─▒n─▒n nereden geldi─či bir kez daha g├Âzler ├Ân├╝ne serilircesine dile getiriliyor:

Bu mah┼čerin i├žinden
O g├╝n ben de ge├žtim, ben;
Nem varsa, evim, anam,
├çocuklu─čum hat─▒ram
Ve ne sevdalar serde,
B─▒rakt─▒m gerilerde,
Ka├žar gibi yang─▒ndan.
Rüzgârların ardından,
Bakt─▒m da s├╝zg├╝n s├╝zg├╝n,
Kur┼čun y├╝k├╝n├╝ g├Ânl├╝n,
T├╝y gibi hafiflettim,
Denize hicret ettim…

Ve en son olarak ├Âl├╝m temas─▒ ve ├ťstad deyince na├žizane akl─▒ma gelen m─▒sray─▒ yazmazsam olmaz galiba. ├ľl├╝m├╝n bir yok olu┼č de─čil, tam aksine mutlu bir yeniden var olu┼č oldu─čunu daha g├╝zel anlatan ba┼čka bir m─▒sra oldu─čunu zannetmiyor ve bana m├╝saade diyorumÔÇŽ

├ľl├╝m g├╝zel ┼čey, budur perde ard─▒ndan haber
Hi├ž g├╝zel olmasayd─▒ ├Âl├╝r m├╝yd├╝ Peygamber?…

Sevgi ve sayg─▒lar─▒mlaÔÇŽ

├ťstad S─▒n─▒f─▒ / Rabia OCAK




T├ó M├óver├ódan (┼×iir ─░ncelemesi)

TÂ MÂVERÂDAN

R├╝zg├ór… ├ťstad─▒n bu ┼čiirde r├╝zg├ór mefhumunu kullanmas─▒n─▒, r├╝zg├ór─▒n, (aksiyon)u remzlendirmesi olarak d├╝┼č├╝n├╝rsek, (fikir) hayat─▒n─▒ ba┼č─▒ndan sonuna bir r├╝zg├ór─▒n do─ču┼ču, esi┼či, kas─▒rgaya d├Ân├╝┼č├╝ ve dini┼či, daha do─črusu m├╝spet y├Ânde ilerleyi┼či ┼čeklinde evrelere b├Âl├╝p her biri hakk─▒nda fikir sahibi olmam─▒z laz─▒md─▒r.

Bu r├╝zg├ór─▒n ilk i┼čaretlerini ├ťstad─▒n ├žocuklu─ču ve gen├žli─či aras─▒ndaki manev├« fakat iptida├« merhalesinde g├Ârmekteyiz. Bunu, hen├╝z r├╝zg├ór─▒n aksiyon cihetine eri┼čmedi─či, uzaklardan bak─▒l─▒nca fantastik bir izlenim veren, kal─▒ps─▒z ve k├╝tlesiz, d─▒┼č─▒na bir etki vermekten ziyade ancak i├žine girildi─činde bas─▒nc─▒n─▒ ve tesirini murakabe edebildi─čimiz bir (sis) yuma─č─▒ ┼čeklinde tahayy├╝l edebiliriz. ├ťstad─▒n bu d├Ânemdeki ┼čiirlerine bakt─▒─č─▒m─▒zda t├╝l gibi ince, mu┼čamba derecesinde sa─člam ve bir arslan yavrusu kadar istidadl─▒ olan h├óleti ruhiyesini g├Ârmekteyiz.

Daha sonra ya┼č─▒ ilerledik├že bu fikir istidad─▒ ve kabu─čuna g├Âm├╝l├╝ manev├« derinlik, kafas─▒n─▒ bir kaplumba─ča gibi d─▒┼čar─▒ ├ž─▒kar─▒r ├ž─▒karmaz (madde) ye ├žarpacak ve fikir ─▒zd─▒rab─▒n─▒n ilk ac─▒s─▒n─▒ aln─▒ndan kan bo┼čal─▒yor gibi yak─▒ndan hissedecektir. Daha ├Ânce (sis) olarak ele ald─▒─č─▒m─▒z fikir s├╝reci art─▒k r├╝zg├órla┼čma d├Ânemine girmi┼č, maganda kur┼čunu gibi ba┼č─▒bo┼č ve bir o kadar tehlikeli boyutlara eri┼čmi┼čtir. (Kald─▒r─▒mlar ┼čiirini yazd─▒─č─▒ d├Ânem)

Ya┼č─▒ ilerledik├že maddenin ard─▒ndaki s─▒r perdesini aralama gayesi, ba┼č─▒bo┼č bir ┼čehvetten ├ž─▒k─▒p ihtirasa, hatta ondan da ├Âte, ruhunu doyuracak biricik g─▒da h├╝viyetine girmi┼čtir. Hi├žbir fikriyat, hi├žbir (izm) bu a├žl─▒─č─▒ bir s├╝reli─čine ge├ži┼čtirip, ard─▒ndan peki┼čtirmekten ├Âteye gidemiyordur. S├╝rekli bir aray─▒┼č, ad─▒n─▒ koyamad─▒─č─▒, tarifini yapamad─▒─č─▒, sadece ve sadece arad─▒─č─▒n─▒ bildi─či o s─▒r… Cemiyette, kavanoz i├žindeki bal─▒k kadar m├╝nzevidir. Hayat─▒n miskin, fikirsiz ve basmakal─▒p cereyan─▒ i├žinde bir ┼čey aramaktad─▒r; p├Ârs├╝meyen, g├╝zelli─či zamana, saltanat─▒ mek├óna esir olmayan bir ┼čey, daha do─črusu o ┼čeyin izini…
Bu aray─▒┼č i├žinde akl─▒ son raddelerine kadar germi┼č, vesveseden, bulan─▒kl─▒ktan ba┼čka bir ┼čey bulamam─▒┼čt─▒r.

Daha sonra ÔÇśBenim hayat─▒m budur!ÔÇÖ diyece─či, hayat─▒n─▒n neredeyse t├╝m├╝n├╝ yelpazesine alan bu vaziyeti ┼č├Âyle ├Âzetlemektedir:

ÔÇŁ Hayat─▒m, ba┼č─▒ndan beri muazzam bir ┼čeyi bulman─▒n cereyan─▒ i├žinde ak─▒yordu. ┼×u veya bu miskin vesilenin hassasiyeti i├žinde birini ar─▒yordum.
BiriniÔÇŽ
O, kim mi?
Allah’─▒n Sevgilisi…
Sonsuzluk ikliminin batmayan g├╝ne┼či ve ebedilik saray─▒n─▒n paslanmaz t├óc─▒ÔÇŽ
Tek dava O’nu bulmakta, bulduracak olan─▒ bulmaktayd─▒. Bin bir istikamette seke seke, sa─ča sola b├╝k├╝le b├╝k├╝le, renkten renge bulana bulana, hi├žbir ┼čeyden habersiz ve insandaki meccani emniyet ve bedahet saadeti kar┼č─▒s─▒nda ┼ča┼čk─▒n, hep o B─░R etraf─▒nda helezonlar ├žizen bir hayat… (*) ÔÇť

Gittik├že ┼čiddetlenen, maddenin be┼č duyuyla s─▒n─▒rl─▒ yal├ž─▒n kayal─▒klar─▒na ba┼č─▒n─▒ vura vura benlik madenini s├╝rekli t├Ârp├╝leyen bu fikir r├╝zg├ór─▒, nihayet efendisinin eteklerine, bir soban─▒n alt─▒nda s─▒cakl─▒─č─▒n saadetini arayan kedi gibi sinmi┼č, aray─▒┼č─▒ (melankolik) tesellileri delip, nihayet (bulduracak) iklime girmi┼čtir.

Kafas─▒n─▒ kas─▒p kavuran vesveseler, yerini Efendisinin kar┼č─▒s─▒nda hayretle ba┼člay─▒p hayranl─▒─ča gark olacak teslimiyete b─▒rakm─▒┼čt─▒r. Art─▒k (ak─▒l)la olmayaca─č─▒n─▒ anlam─▒┼čt─▒r. Madem h├ólis imana yol verecek bedahet uzvumuz (ak─▒l) ile zehirlenmi┼č, o zaman akl─▒ bu kez (panzehir) olarak b├╝nyeye al─▒p yeniden ondan kurtulmak laz─▒md─▒r. Bu gayede muvaffakiyete ermek, yani iman─▒ tefekk├╝r ile ┼čuurla┼čt─▒rmak, gayeler i├žinde belki de en faziletli oland─▒r. ├ç├╝nk├╝ bu i┼č, v├╝cutta, kalbi g├Â─č├╝s kafesiyle ├ževreleyip emniyete almakla e┼čde─čerdir.
─░┼čte, ├ťstad, bu ├óna kadarki vaziyetini, muhasebenin yek├╗n hatt─▒na ┼ču m─▒sralarla ge├žmektedir;

R├╝zg├ór ├Âyle esti, ├Âyle esti ki,
Her ┼čey u├žup gitti, kald─▒ Yaradan.
Ayna d├╝┼čt├╝, hayal, perdelerdeki
Bir akiscik gibi ├ž─▒kt─▒ aradan.

Bu iklimde de ruhunu b├╝t├╝n├╝yle (iman)a teslim edememenin, (hakikat)in hududundan i├žeri b├╝sb├╝t├╝n girememenin, iman─▒n tatbik edicili─či yerine sadece lafazan─▒ olma tehlikesinin ─▒zd─▒rab─▒n─▒ ya┼čam─▒┼čt─▒r. Bu hal, ya┼čama umudu kalmam─▒┼č, yataklarda ─▒zd─▒rapla ├Âl├╝m├╝ bekleyen a─č─▒r bir hastan─▒n ├Âl├╝m ile ya┼čam aras─▒ndaki ─▒zd─▒rab─▒ gibi, ne ├Âl├╝m├╝n madde ├Âtesindeki dinginli─čine ula┼čabilme, ne de hastal─▒ktan uzak bir ya┼čam─▒ se├žebilme alternatifinin oldu─ču bir h├óldir. Evet, bir s├╝reli─čine diner gibi olan o (r├╝zg├ór), ├ťstad─▒n t─▒rnaklar─▒yla kaz─▒d─▒─č─▒, u─črunda fikir ─▒zd─▒raplar─▒n─▒n en ┼čiddetlilerini ├žekti─či (iman)─▒n─▒ bir hamlede ba┼č a┼ča─č─▒ edecek olan (hatarat)lar ┼čeklinde hortlam─▒┼čt─▒r. Bu (hatarat)lar nefs gibi, ┼čahs─▒, (iman)dan bir s├╝re├ž i├žinde de─čil de ├óni bir elektrik ├žarpmas─▒ gibi, bir ├ž─▒rp─▒da ├ž─▒karan, ard─▒ndan telafisinin d├╝┼č├╝n├╝n bile kurulamayaca─č─▒ bir h├óldir ki ├ťstad, ya bedahetle (Allah!) deyip zafere erecek, ya da b├╝sb├╝t├╝n kaybedi┼čin feza ├žap─▒ndaki iflas─▒n─▒n m├╝flisi olacakt─▒r.

─░┼čte bu vaziyetteyken ├ťstad, (ulv├«) bir temas beklemektedir. O ulv├« temas ki, b├╝t├╝n olmazlar─▒ m├╝mk├╝n k─▒lacak, ├╝zerine gelen, aksiyon kudretini haczeden (vesvese)lere kar┼č─▒ (iman) ak─▒nc─▒lar─▒n─▒ dirili┼če ge├žirecek olan iman (kontra)s─▒d─▒r. O ulv├« temas… ┼×iirin ikinci k─▒tas─▒ i┼čte bu ulv├« davetiyeyi hecelemektedir.

S─▒rt─▒m─▒ uykuda d├╝rt├╝yor bir el:
F─▒rla yata─č─▒ndan ko┼čar ad─▒m gel!
O bir minicik zar, kabu─čunu del!
Seni ├ža─č─▒ran var, t├ó maver├ódan!

├ťstad ni├žin, bu davetiyeyi uykudayken ald─▒─č─▒n─▒ vurgulam─▒┼čt─▒r, diye d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝m├╝zde akl─▒m─▒za hemen (ak─▒l) ve (g├Ân├╝l) aras─▒ndaki m├╝nasebet ve s─▒klet fark─▒ gelmelidir. Uyku, ki┼činin ┼čuur ve mant─▒ktan soyutland─▒─č─▒ harikulade bir evredir. Bu evrede aniden uyand─▒r─▒lan ki┼či, bir m├╝ddet sadece (i├žg├╝d├╝)leriyle hareket eder, her uyar─▒ya hiss├« mukabelede bulunur. ─░┼čte, mutasavv─▒flar─▒n ├Âl├ž├╝s├╝n├╝n iklimini ├ťstad, bu ┼čekilde kurgulam─▒┼č ve ┼čiirle┼čtirmi┼čtir.

(*) O ve Ben


├ťstad S─▒n─▒f─▒ / Cihat




S├╝leymanname (┼×iir ─░ncelemesi)

S├ťLEYMANNAMEÔÇÖ YE DA─░R

ÔÇťSen g├╝l diyar─▒n─▒n yapma g├╝l├╝s├╝n!
Ayn─▒ yapmac─▒kl─▒kla ├çoban S├╝l├╝ÔÇÖs├╝n!
Yoktur izledi─čin bir dava yolu;
Bir bu yan , bir bu yan, b├╝k├╝nt├╝l├╝s├╝n!ÔÇŁ

Her ne kadar Isparta mis kokulu, g├╝zel renkli, saf mayal─▒, do─čal g├╝lleriyle me┼čhursa da bizim ├çoban S├╝l├╝ bir o kadar yapay kal─▒r yan─▒nda. Ruhsuz, g├Âzboyay─▒c─▒, i┼če yaramaz, samimiyetsiz… Bu y├╝zden ona ├žobanl─▒─č─▒ bile lay─▒k g├Ârm├╝yor ├ž├╝nk├╝ ├žoban halktan ve d├╝r├╝stt├╝r. Her d├Ânem, her zaman dengesiz bir siyaset ├žizgisi olmu┼č, g├╝n├╝ g├╝n├╝ne, an─▒ an─▒na uymam─▒┼čt─▒r. Hat─▒rlayal─▒m: ÔÇŁD├ťN,D├ťND├ťR, BUG├ťN BUG├ťND├ťR.ÔÇŁ diye tarihe ge├žen bir kahramand─▒r (!) Siyasi hayat─▒ boyunca, oy toplamak u─čruna kah dindar olmu┼č, kah halk├ž─▒ kah milliye├ži… Hatta ÔÇťT├ťRBANLILAR ARAB─░STANÔÇÖAÔÇŁ bile diyecek kadar a┼čm─▒┼čt─▒r kendini. Yani hep de─či┼čen ┼čartlara uyan k─▒vrak bir imaj─▒ vard─▒r.

ÔÇťT├╝rkÔÇÖe z─▒t sermaye merkezlerinden,
Bu zikzakl─▒ yolda hep, g├╝d├╝l├╝s├╝n!ÔÇŁ

Tutars─▒z fikirleri ve s├Âzlerine g├╝zel bir dokunu┼č ├ťstatÔÇÖtan. ─░┼čin ekonomik boyutunda da millete ve milli ├ž─▒karlara ayk─▒r─▒ olmaya devam etmi┼čtir. Ve hep ba┼čkalar─▒ taraf─▒ndan y├Ânetilen bir kukla olarak addedilmi┼čtir. Ayr─▒ca ÔÇť├žoban-g├╝d├╝ÔÇŁ ili┼čkisi de ├ťstadÔÇÖ─▒n g├Âz├╝nden ka├žmam─▒┼č.

ÔÇť Milli yekp├órelik gelmez i┼čine;
Bu y├╝zden par├žal─▒, b├Âl├╝nt├╝l├╝s├╝n!
Ve devlete mason biraderlerin,
Tam da maslahata denk ├Âd├╝l├╝s├╝n!ÔÇŁ

Milli birlikten yana asla olmam─▒┼čt─▒r kendileri, ├ž├╝nk├╝ esasen k├Âk├╝ ve dallar─▒ da MASONÔÇÖdur. Hatta bunu orataya ├ž─▒karan B├╝y├╝k ├ťstatÔÇÖt─▒r. Hep farkl─▒ maceralar pe┼činde milleti de arkas─▒ndan s├╝r├╝klemi┼č, halk├ž─▒l─▒k kand─▒rmacas─▒yla ordan oraya s├╝r├╝kleyerek par├žalamaya ├žok ├žabalam─▒┼čt─▒r ÔÇť─▒slahatÔÇŁ kisvesi alt─▒nda.

“Ne s─▒rd─▒r sendeki bedava olu┼č!
Problemler i├žinde en m├╝┼čk├╝l├╝s├╝n!”

Tabans─▒z, zeminsiz bir y├╝kseli┼če sahip oldu─ču i├žin gizemli g├Âr├╝n├╝yor. As─▒l sebep gizemli g├Âr├╝n├╝p alt─▒ndaki ├ž├╝r├╝k temeli g├Âstermemektir. Mason deste─čini gizleme ├žabas─▒ olabilir mi bu gizemlili─čin sebebi? ├ťlkeyi binbir soruna itmi┼čse de daha beteri vard─▒r: kendisi olu┼čturdu─ču sorunlardan bile daha b├╝y├╝k bir sorun, ├ž├Âz├╝m├╝ imkans─▒z bir havuz problemi k─▒vam─▒ndad─▒r. Dola┼čm─▒┼č bir ip yuma─č─▒ misali…

” Fikir da─člar boyu kocaman kitap;
Sen de o kitab─▒n bir virg├╝l├╝s├╝n!
B├Âyleyken ustas─▒n g├Âz ba─čc─▒l─▒kta;
C├╝celer sirkinin ba┼č herk├╝l├╝s├╝n!”

Dilbilimsel a├ž─▒dan bakt─▒─č─▒m─▒zda virg├╝l koca bir kitab─▒n i├žinde ancak g├Ârsel bir ├Â─čedir, d├╝zeni sa─člar, karma┼č─▒kl─▒─č─▒ ├Ânler. Yani g├Ârevi y├╝zeyseldir. Derinde olansa anlamd─▒r, ├Âzd├╝r. ─░┼čte ├çoban S├╝lo da koskoca fikir deryas─▒nda minicik bir kum tanesi gibidir. Nerde kitaba harcanan m├╝rekkep, nerde bir virg├╝l├╝n ederi??? ├çekmedi─či fikir sanc─▒lar─▒ndan dolay─▒ ├ťstatÔÇÖ─▒n oklar─▒n─▒ da yiyor. C├╝ce ve herk├╝l s├Âzc├╝kleriyle de ayn─▒ tezat vurgulanm─▒┼č. ÔÇťSirkÔÇŁ de fena durmam─▒┼č hani!

“G├Âzya┼č─▒ ve ├ž─▒─čl─▒k vatan─▒nda sen,
H├╝z├╝n bah├žesinin ┼čen b├╝lb├╝l├╝s├╝n!
B├╝z├╝lm├╝┼č susarken mahzun hakikat,
Davuldan ziyade g├╝mb├╝rt├╝l├╝s├╝n!”

Yas mahallinde s├╝k├╗net gerek, ama bizimki a├žt─▒─č─▒ onca belaya ra─čmen, herkes ma─čdur olmu┼čken mutlu ve mesut ya┼čamaktad─▒r. Ne demi┼č atalar─▒m─▒z: ÔÇŁBo┼č teneke ├žok ses ├ž─▒kar─▒r.ÔÇŁ Ger├žekleri susturup anca kendisi konu┼čmay─▒ bilmi┼čtir. Y─▒llar y─▒l─▒ hem ├╝lkeyi hem milleti uyutmu┼čtur sahte ÔÇť├žift├ži dostlu─čuÔÇŁ ile. E memleket de ├žift├žili─če dayan─▒nca….

ÔÇťTeokratik rejim olmaz deyip de,
Pe┼činden M├╝sl├╝man g├Âr├╝nt├╝l├╝s├╝n!ÔÇŁ

Yukar─▒da da de─čindi─čimiz gibi ├ž─▒kar─▒na uygun gelince herkesten dindar olurken, i┼čine gelmeyince de ├Ârt├╝l├╝lere g├╝ney hicret yolunu g├Âstermekten geri kalmam─▒┼čt─▒r.

ÔÇťKolera, vergiler, zamlar, enflasyon;
Bir felaketsin ki, binbir t├╝rl├╝s├╝n!ÔÇŁ

Liderlik yapt─▒─č─▒ d├Ânemlerdeki ├že┼čitli sorunlara de─činmi┼č ├ťstat. Kendisi, sebep oldu─ču belalardan da beterdir maalesef…

ÔÇťGelirsiz, giderli b├╝t├želerinle,
Her y─▒l, milyar milyar k├Âp├╝rt├╝l├╝s├╝n!ÔÇŁ

Her ne kadar bir d├Ânem ekonomide b├╝y├╝me sa─članm─▒┼čsa da, ard─▒ndan ├žok b├╝y├╝k bir bor├žlanmaya ve gerilemeye s├╝r├╝klemi┼čtir ├╝lkemizi. Bu bor├žlar─▒ ├ťstad ÔÇťmilyar milyarÔÇŁ olarak miktarlanm─▒┼č. Kazan├ž yok ama kay─▒p ├žok yani…

ÔÇťOkka okka vicdan sat─▒n al─▒rs─▒n;
Topuzu alt─▒ndan oy bask├╝l├╝s├╝n!
Bir g├Âkdelen san─▒r seni g├Âren g├Âz;
Bilmez ki, temelden ├ž├Âk├╝nt├╝l├╝s├╝n!ÔÇŁ

├çe┼čitli vaatlerle halk─▒ kand─▒r─▒p iktidara gelmi┼č, ├žo─čunluk hangi g├Âr├╝┼čteyse onu savunmu┼č bir siyasi. Vicdanlar─▒ kullanarak, parayla pulla ba┼ča ge├žmi┼č bir lider… O heybetli c├╝ssesinin alt─▒nda ise fikir fakiri, beceriksiz, temelsiz bir adam yatar.

ÔÇťB├╝y├╝k Kongre, diki┼č tutturdu─čun yer;
Meclise gelince s├Âk├╝nt├╝l├╝s├╝n!ÔÇŁ

Ba┼čar─▒y─▒ tadabildi─či tek yer kendi partisidir. Zira onun kadar yeteneklisi yoktur. Kendi yanda┼člar─▒ i├žinde birinci de olsa i┼č halka hizmet etmeye, milletin ├ž─▒karlar─▒na e─čilmeye gelince s─▒n─▒fta kal─▒r. ÔÇťS├Âk├╝nt├╝l├╝ÔÇŁ s├Âzc├╝─č├╝yle de belki birg├╝n b├╝t├╝n pisliklerinin ├žorap s├Âk├╝─č├╝ gibi ard─▒ arkas─▒na a├ž─▒─ča ├ž─▒kaca─č─▒n─▒ anlatmak istemi┼čtir B├╝y├╝k ├ťstat. Nitekim haks─▒z da say─▒lmaz. Ka├ž ki┼či art─▒k S├╝leyman Demirel diyince ÔÇťiyi adamd─▒.ÔÇŁ diyor ki???

ÔÇťBa─čl─▒s─▒n hak bilmez yeminlilere;
Hakk─▒ bilenlerden ├ž├Âz├╝nt├╝l├╝s├╝n!ÔÇŁ

Yine mason biraderlerine g├Ânderme yapm─▒┼č, sanki ├╝lkeyi mahvetmek i├žin milli ├ž─▒karlara z─▒t bir yemin etti─čini anlatm─▒┼čt─▒r ├ťstat (Tam tersi olmas─▒ gerekirken). S├Âz konusu ger├žek ÔÇťhakkÔÇŁ oldu─čunda ise s├Âk├╝l├╝r, par├žalan─▒r, d├Âk├╝l├╝r; yani s─▒n─▒fta kal─▒r.

ÔÇť├ť├ž bu├žuk mebusa kald─▒ diye fark,
Kim bilir, ne kadar ├╝z├╝nt├╝l├╝s├╝n.ÔÇŁ
Millet g├Âkten adam dilensin, dursun
├ťmit fakirinin ba┼č ke┼čk├╝l├╝s├╝n!ÔÇŁ

Millet, girdi─či ├ž─▒kmazdan kendini kurtaracak birini beklerken asl─▒nda onda umuda dair hi├žbir iz kalmam─▒┼čt─▒r. Fakir halk─▒n fakir ├žana─č─▒na d├Ânm├╝┼čt├╝r. Yani kendisi asl─▒da bizzat fakirli─čin, YOKlu─čun sembol├╝d├╝r: inanc─▒n, vicdan─▒n, umudun yoklu─ču/toklu─čudur ondaki.

ÔÇťKuzum senin neren Anadolludur?
T├╝rkÔÇÖe Amerikan p├╝sk├╝rt├╝l├╝s├╝n!ÔÇŁ

Halka kar┼č─▒ milliyet├ži ge├žinse de icraatlar─▒ hatta icraats─▒zl─▒klar─▒ onun bir Amerikan u┼ča─č─▒ndan ba┼čka bir ┼čey olmad─▒─č─▒n─▒ kan─▒tlar. ÔÇťP├╝sk├╝rt├╝ÔÇŁ s├Âzc├╝─č├╝yle ├ťstad adeta ka├ž─▒lmas─▒ gereken, ba┼ča musallat olan bir bela gibi d├╝┼č├╝nm├╝┼čt├╝r -ki do─čru da yapm─▒┼čt─▒r ÔÇť├çift├žinin dostuÔÇŁ kand─▒rmacas─▒ asl─▒nda bir Amerikan ma┼čal─▒─č─▒d─▒r.

ÔÇťFark─▒n ┼ču ki, eski Ba┼čbakanlardan,
Sen o bel├ólar─▒n son p├╝sk├╝l├╝s├╝n!ÔÇŁ

Bug├╝ne kadar ├╝lke bir t├╝rl├╝ hak etti─či lidere kavu┼čamam─▒┼č, herkesin elinde oradan oraya s├╝r├╝klenmi┼čtir halk. Ancak Demirel bunlar─▒ da aratacak niteliktedir. ÔÇťSon p├╝sk├╝lÔÇŁle belki de bu gidi┼če art─▒k bir ÔÇťDUR!ÔÇŁ denece─čini ima etmi┼čtir.

Genel bir de─čerlendirme yapacak olursak: ├ťstad pek ├žok vicdan sahibi gibi haks─▒z kazanc─▒n her t├╝rl├╝s├╝ne ÔÇôpara da, makam da- kar┼č─▒ ├ž─▒k─▒yor. Demirel y─▒llarca koskoca bir milletin ba┼č─▒nda haks─▒z yere ba┼čbakanl─▒k koltu─čunda oturmu┼čtur. ├ťlkenin, maddiyat─▒n─▒ da, maneviyat─▒n─▒ da bozmaya ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒r. ├ľzellikle ─░srail’le olan ba─člant─▒s─▒, bir milleti y─▒llarca y├Ânetti─či d├╝┼č├╝n├╝l├╝nce ├╝rk├╝t├╝c├╝ bir durumdur. Bu kadar zararla ├ž─▒kt─▒─č─▒m─▒za ┼č├╝kretmek laz─▒m belki de…

Mal├╗munuz; DemirelÔÇÖin en ilgin├ž ve trajikomik yani dengesiz s├Âylemleridir. Zaten bir fikir zemini, ├žilesi, d├╝┼č├╝nce sanc─▒s─▒ asla olmam─▒┼čt─▒r, ona ┼č├╝phe yok. Ancak bu kadar da u├žlarda gezinmesi hayli gariptir. Kah hocalardan daha dindar, kah vicdans─▒z ateistlerden daha imans─▒z, kah en az─▒l─▒ kom├╝nistten daha b├Âl├╝c├╝ olabilmi┼č; bunu if┼ča etmekten de zerre kadar utan├ž duymam─▒┼čt─▒r. Demirel i┼čte, napars─▒n???? Ne y├╝zde 99ÔÇÖu M├╝sl├╝man olan bu milletin dinine, ne de ├žok b├╝y├╝k bir ├žo─čunlu─ču devletine sad─▒k olan insanlar─▒n milliyet a┼čk─▒na sayg─▒ duymu┼čtur. En ac─▒s─▒ da budur asl─▒nda. Bu adam y─▒llarca g├Âz boyayarak iktidar ve en sonunda arkas─▒ndaki b├╝y├╝k destekler sayesinde reis-i cumhur olmu┼čtur. Bu da i├žiyle d─▒┼č─▒n─▒n tezatl─▒─č─▒n─▒ g├Âsteriyor zaten: ─░├ži bombo┼č, ├╝lk├╝s├╝z, mefkuresiz; d─▒┼č─▒ oy dolu, makam dolu…

S├ťLEYMAN DEM─░RELÔÇÖ DEN ─░NC─░LER

*T├╝rban ├Âzg├╝rl├╝k falan de─čildir. Bu gericiliktir. Oras─▒ ├╝niversite, oran─▒n kurallar─▒ var. Dan─▒┼čtay, Anayasa Mahkemesi karar vermi┼č. ─░lle ba┼č─▒ ba─čl─▒ okumak istiyorsan, ba┼č─▒ ba─čl─▒ olarak okunabilen yerler var, oraya git. ArabistanÔÇÖda falan ├Âyle yerler vard─▒r, oraya gidin. Orada okuyun.

**Bana, “Milliyet├žiler de adam ├Âld├╝r├╝yor” dedirtemezsiniz.

***Bulut buluttur, bulutun ak─▒ da buluttur garas─▒ da, binaaneleyh, ├╝zerine gonu┼čmaya de─čmez.
(Say─▒n Demirel, Y─▒ld─▒r─▒m Akbulut i├žin ne d├╝┼č├╝n├╝yorsunuz? diye soran gazeteciye)

****├çankaya’n─▒n ┼či┼čman─▒ (Turgut ├ľzal i├žin)

*****├çorum’u b─▒rak─▒n, Fatsa’ya bak (├çorum olaylar─▒ hakk─▒nda d├╝┼č├╝nc├╝lerini soran gazeteciye cevab─▒)

SAYGILARIMLA
niltuna




Siyah Pelerinli Adam (Eser ─░ncelemesi)

S─░YAH PELER─░NL─░ ADAM

I – ├ťstadda Tiyatro

├ťstad, tiyatroyu, sanat ke┼čifleri i├žinde en b├╝y├╝─č├╝ olarak g├Âr├╝r. Bizler, ├ťstad’─▒n herhangi bir piyesine ÔÇôister inceleme, ister seyir maksatl─▒ olsun- ba┼člamadan evvel, onun tiyatro sanat─▒ndaki gayesi, y├╝kseltti─či sanat mimarisinin eri┼čmesini istedi─či fikir zirvelerinin k─▒ymet h├╝k├╝mleri ├╝zerinde fikir sahibi olursak, eserin keyfiyetini g├Ârebilme, onu kemiyet s├╝r├╝s├╝ i├žinden ├ž─▒kar─▒p billurla┼čt─▒rabilme, yani as─▒l g├Âr├╝lmeye, bilinmeye, ├╝zerinde alaka ile durulmaya ┼čayan noktalar─▒ ay─▒rt etme i┼činde daha yetkin oluruz.
├ťstad─▒n tiyatro ├╝zerine yapm─▒┼č oldu─ču m├╝lahazalara bakt─▒─č─▒m─▒zda, onun tiyatroda, varolu┼čun temel ta┼člar─▒n─▒, ana s├╝tunlar─▒n─▒, insan─▒n ruh cephesine dair m├óver├ó├« mevzular─▒ zaman ve mekan ├žer├ževesi i├žinde i┼čledi─čini g├Ârebiliriz.

II – Tiyatro ve Sanat

Sanat dallar─▒ i├žinde tiyatronun ├Ânemini tam manas─▒yla g├Ârebilmek i├žin, evvela sanat, ard─▒ndan tiyatro sanat─▒ ├╝zerinde birtak─▒m fikirlere sahip olmal─▒y─▒z. Bu fikirler, bizi sanat ile fikir aras─▒ndaki o t─▒ls─▒ml─▒ ba─ča g├Ât├╝recek, o ba─č─▒ takip ederek de, ger├žek sanatkar─▒n fikir plan─▒ndaki azametini g├Ârece─čiz.

SanatÔÇŽ D├╝nya ├╝zerinde hayat s├╝rmeye ba┼člayan ilk insanlardan beri d├╝┼č├╝n├╝┼č ve i┼členi┼č m├╝┼čk├╝l├╝ olmu┼č, son insana kadar da ├╝zerinde d├╝┼č├╝n├╝l├╝p muhtelif ┼čekillerde i┼členmeye devam edilecek olan, t├╝rl├╝ k─▒ymet h├╝k├╝mlerine dayand─▒r─▒lm─▒┼č, kimi zaman as─▒l gayesini heceleyemeyen kuru ak─▒lc─▒ elinde ┼čuur buland─▒r─▒c─▒ bir m├óver├ó hilesi, kimi zaman ─░slam mesnedinden nasipsiz ruh├žu elinde bir metafizik bulama├ž haline gelmi┼č, b├╝t├╝n bunlara ra─čmen ├Âtelere uzanan k├Âklerinden emdi─či ┼čevk, tazelik ve esrar g├╝├žleriyle s─▒rr─▒n─▒ korumu┼č, cevherini mahfuz tutmu┼č, kudret ve cazibesini artt─▒rm─▒┼č, masallarda beyaz atl─▒ prensini derin bir sab─▒rla bekleyen prenses gibi, as─▒l fettan─▒n─▒ beklemi┼č bir ufukÔÇŽ

Sanattaki bu cazibe, bu solmayan esrar, bu tazelik kudretini nerden al─▒r? Bir eser kar┼č─▒s─▒nda, beynimize masaj yap─▒l─▒yormu┼č├žas─▒na zihnimizi ┼čevklendiren, madde plan─▒nda tekd├╝zele┼čen, durgunla┼č─▒p koku┼čan ┼čuurumuzu dalgaland─▒r─▒p co┼čturan, sezgi denilen o i├žinden ate┼č de─čil de sis yay─▒lan as─▒l idrak me┼čalesini yakan g├╝├žÔÇŽ

Belli ki bu g├╝c├╝n tarifini yapmak bile, ba┼čl─▒ ba┼č─▒na bir sanat meselesidirÔÇŽ

Biz, onun ana hatlar─▒yla, incelememizle alakal─▒ olan tiyatro ┼čubesi ├╝zerinde yo─čunla┼čal─▒m.

Mahrumiyetten malikiyete; mahrumiyetin besledi─či malikiyet istidad─▒yla ge├žme cehti… ─░nsan─▒n, f├óni ├Âmr├╝yle ebediyete; m├╝┼čahhas mevcudiyeti, yani bedeniyle, m├╝cerret hakikatine, yani ruha; hudutlu ve k─▒s─▒tl─▒ idrak melekesi, yani akl─▒yla, bilinmeze, n├óm├╝tenahiye, m├óver├óya yol veren ge├žitÔÇŽ Mutlak (var) olan Allah’─▒n, varl─▒k esrar─▒ umman─▒ndan bir damlac─▒─č─▒n─▒ ta┼č─▒yan insan─▒n, o damlac─▒─č─▒n bereket ve kudretiyle, mutlak (var)a yol alma istidad─▒ÔÇŽBence sanat budur ve varolu┼č hakikatine bedahetle sar─▒l─▒ her m├╝min bir sanatkard─▒r.

Sanat─▒n belli ba┼čl─▒ ├žizgilerini g├Âsterdikten sonra, tiyatronun ehemmiyetinin ve g├╝c├╝n├╝n rengini tam k─▒vam─▒yla verebilmesi i├žin, tiyatro sanat─▒n─▒ ele alal─▒m.

Sanat i├žin (yok)tan (var)a, yani maddeden ruha bir a├ž─▒l─▒m, bir ge├žit, bir k├Âpr├╝ demi┼čtik. (yok)ta (var)─▒ temsil yoluyla sezdirmek, ya m├╝cerredin m├╝┼čahhasla┼čmas─▒ veyahut da m├╝┼čahhas─▒n m├╝cerretle┼čmesi metotlar─▒yla m├╝mk├╝n olabilir. M├╝┼čahhas ve m├╝cerret aras─▒ndaki bu ba─č─▒n en mahrem ve en tesirli ┼čekli, sanat dallar─▒ i├žinde en canl─▒ olarak tiyatroda tebell├╝r edebilir. ┼×iir, hisle┼čtirdi─či fikir, fikirle┼čtirdi─či his mefhumlar─▒ ile, hakikatin mahrem, gizli, efsunlu bir takip├žisi; onu g├Âlgesinden daha yak─▒n bir ┼čekilde takip eden kemiksiz ve etsiz dedektif… Roman, onu her zaviyesiyle, her uzvuyla tetkik etme i┼či; yani dedektifin sezdirdi─čini enseleme, sorgulama, teferruat ve n├╝ans dehlizleri i├žinde te┼čhir etme memuru… Tiyatro ise, hadise ve meselelerin en belli ba┼čl─▒ y├Ânlerinin a├ž─▒─ča ├ž─▒kt─▒─č─▒, hesab─▒n ve h├╝km├╝n en kati ┼čekliyle billurla┼čt─▒─č─▒ yer…Hafiye olan ┼čair, sorgucu olan romanc─▒dan sonra, hakim olan tiyatro muharriridir. O zaman, ┼ču h├╝kme varmam─▒z i├žin hi├ž bir engel kalmaz: k─▒s─▒tl─▒ ve hudutlu imkanlar─▒yla insan─▒n, sonsuz ve hudutsuz olan─▒ fikretme, tasavvur etme ve n├óm├╝tehaniye eri┼čme cehdlerini m├╝mk├╝n k─▒lacak tek vas─▒ta sanat; sanat i├žinde bu ├žer├ževeye en yak─▒n dal, yani m├╝cerredin m├╝┼čahhasla┼čma, fikrin aksiyonla┼čma kuvvetlerinin en tesirli, en b├╝y├╝k cephesi tiyatrodur. ─░nsan f─▒trat─▒n─▒n m├╝mk├╝nat dairesi ve istidad cephelerinden sanat─▒n gayesine; sanat─▒n gayesinden de tiyatronun ehemmiyetine dikkat ├žektik. B├╝t├╝n bunlar, d├╝┼č├╝nd├╝k├že derinle┼čecek, geni┼čleyecek, tetkik ettik├že cevherlerini c├Âmert├že sunacak mefhumlard─▒r.

─░┼čte, tiyatro bu kadar ehemmiyetli bir sanat dal─▒ olunca, gayesi bir cemiyetin fikir, ruh ve aksiyon mayalar─▒n─▒ hakikat ├Âl├ž├╝leriyle yo─čurmak olan fikir adam─▒ i├žin, fikrini ifadede en dokunakl─▒ saha, tiyatro olur. O, b├╝t├╝n insanl─▒─č─▒ ku┼čatan fikir ├Ârg├╝s├╝n├╝, sanat dallar─▒ i├žinde en eksiksiz olarak tiyatroda billurla┼čt─▒rabilir. Allah’─▒n, ba┼čs─▒z ve sonsuz zaman ak─▒┼č─▒ i├žinde, insanlar─▒, ad─▒na ├Âm├╝r dedi─čimiz bir zaman diliminde (var) edip, ad─▒na d├╝nya dedi─čimiz bir mekanda, bir hudut i├žinde ya┼čatmas─▒ndaki esrar kas─▒rgas─▒ndan bir meltemcik ┼čeklinde, tiyatrocu da ad─▒na (perde) dedi─čimiz bir zaman ve ad─▒na (sahne) dedi─čimiz birer mekan ├Âl├ž├╝leri dairesinde, hadise ve meseleleri ├╝zerinde kendi k─▒ymet ve hakikat ├Âl├ž├╝leriyle bir alem olu┼čturup kendi k─▒ymet h├╝k├╝mlerini te┼čhir edebilir…

III – Piyes Etraf─▒nda

Bir ruhun muvazene sars─▒nt─▒s─▒, akl─▒n kifayetsizli─či, ┼čeytan─▒n oyunlar─▒ ile birlikte alevlenen ve her daim insan─▒ sapt─▒rma gayretindeki nefsin hamleleri ve iman─▒n kudreti… Bu piyes i├žin net olarak; nefs ve iman aras─▒nda gidip gelen, nefs eliyle baltalanan ve iman g├╝c├╝yle do─črulan bir insan─▒n ┼čahs─▒nda b├╝t├╝n be┼čeriyeti ihata eden bir “cihatlar manzumesi” diyebiliriz. ─░nsan ki, en b├╝y├╝k sava┼č─▒ nefsine ve nefsini her an eline al─▒p kendi pe┼činden s├╝r├╝klemek isteyen ┼čeytana kar┼č─▒d─▒r. Ve bu sava┼č zihinde, fikirde, ruhta ba┼člayan ve kuvvetini imandan alan bir direni┼č ile zafere ula┼čabilecektir…
Kahraman, ┼×air’dir… ├ťstad, gayesine sadakati icab─▒, nefsin b├╝t├╝n cihetlerini g├Âstermek istedi─či i├žin, ┼×air tipinde, nefsin b├╝t├╝n taarruz cephelerini, sanatk├órane bir ┼čekilde tanzim etmi┼čtir. Nefsin amans─▒zl─▒─č─▒ ve olanca sald─▒r─▒lar─▒ kar┼č─▒s─▒nda ┼×air, nefs muhasebesinden yoksun olan ve nefsin d├╝rt├╝┼čleri ile birlikte kendini nefs eline b─▒rakan bir insan─▒n tam z─▒t zipi olarak, nefsin bask─▒lar─▒ kar┼č─▒s─▒nda ├╝st├╝n idrakini harekete ge├žiren (┼čiir ├╝st├╝n idrak ise, ┼čair de o ├╝st├╝n idrake sahip olan ki┼čidir, ki bu y├╝zden piyeste herhangi bir insan de─čil, kendini ve kainat─▒ didikleyen bir ┼čair tipi kar┼č─▒m─▒za ├ž─▒kar. ├ťstad─▒n karakter se├žimine dair yap─▒lacak tahliller, bu noktada b├╝y├╝k ├Ânem ta┼č─▒maktad─▒r) bir insan prototipidir. ─░nsana, nefsinden gelebilecek her hamleye kar┼č─▒ tavizkard─▒r. ┼×air, nefsine kar┼č─▒ evvela (ak─▒l) ile kar┼č─▒ koymaya gayret eder. Onun her hamlesini, boynuna do─čru gelen bir k─▒l─▒├ž darbesini kalkan─▒yla kar┼č─▒lamay─▒p d├╝┼čman─▒n─▒ p├╝sk├╝rtmeye gayret eden bir sava┼č├ž─▒ gibi, ┼čeytan─▒n akli metotlar, s├Âz ve mant─▒k oyunlar─▒yla kar┼č─▒ koymaya ├žabalar. Ama sadece kalkanla, yani k─▒l─▒├žs─▒z kazanmak muhal oldu─čuna g├Âre, (iman)dan yoksun bir akli sistemin de nefs kar┼č─▒s─▒nda muvaffakiyete ermesi, nefsin bozdu─ču ruh muvazenesini tekrar olu┼čturmaya ├žal─▒┼čmas─▒, insan f─▒trat─▒n─▒n nefse m├╝temayil oldu─ču hakikatiyle, nafile ├╝st├╝ nafiledir.
Derinli─či ve m├óna buudu n├óm├╝tenahiye uzanan m├╝cerredin, zaman mekan buutlar─▒ da ayn─▒ ┼čekilde n├óm├╝tenahi bir alana yay─▒l─▒r. Tiyatro muharriri ise, sanatkarl─▒─č─▒n─▒ konu┼čturarak bu zaman sonsuzlu─čunu bir ka├ž perde say─▒s─▒na, mekan ├že┼čitlili─čini ise (sahne) ve (dekor) denilen tiyatronun tema┼ča cephelerine indirgeyerek, zaman, mekan, hadise ve kahramanlar─▒n en belirgin, en ├žarp─▒c─▒ ve konunun fikir ├Ârg├╝s├╝ne etkide en tesirli y├Ânleri ve cepheleriyle i┼čler. ├ťstad─▒n bu piyesinde, insan─▒n nefs m├╝cadelesini, ┼čeytan─▒n ruh mimarisini temelinden sarsarak iman─▒n─▒ y─▒kmaya ├žal─▒┼čt─▒─č─▒ insana kar┼č─▒ kulland─▒─č─▒ metot ve silahlar─▒n terkibine, i┼členi┼čine bir g├Âz atmal─▒y─▒z. Yukar─▒da da ifade etti─čimiz gibi, tiyatro eserinin, hele hele belli ba┼čl─▒ bir fikri idrak ettirme gayesindeki bir tiyatro eserinin, m├╝cerredi m├╝┼čahhasla┼čt─▒rma cephesi ├žok g├╝├žl├╝, eksiksiz ve yetkin olmal─▒d─▒r. ─░┼čte, tiyatronun bu niteli─čine istinaden, ├ťstad─▒n ┼čeytan-ruh-iman ├╝├žgeninde seyir eden bu piyesinde, nefsin imana kast eden b├╝t├╝n taarruz g├╝├žleri, usta ve kat’i bir m├╝┼čahhasla┼čt─▒rma ve aksiyonla┼čt─▒rma metoduyla i┼člemi┼čtir. Dava, imana kast eden ┼čeytan─▒n g├╝c├╝n├╝ ve oyunlar─▒n─▒ en net ve en ├žarp─▒c─▒ ┼čekliyle ortaya ├ž─▒kar─▒p, nefs muhasebesinin ├žetinli─čini; ruh muvazenesinin hassasl─▒─č─▒n─▒ ve ger├žek kurtulu┼č i├žin imana sar─▒l─▒┼č─▒n zaruret ve ehemmiyetini ayan-beyan ortaya ├ž─▒karmak oldu─ču i├žin, ┼čeytan─▒n b├╝t├╝n oyunlar─▒n─▒, insan f─▒trat─▒n─▒n tavizkarl─▒k ve acizli─čini, bir ressam─▒n tablo ├Ân├╝ndeki hassasiyetine denk bir ┼čekilde i┼členmesi zarureti do─čar. ─░┼čte, tiyatroda fikri telkin etmedeki bu zaruretleri noktalardan sonra, ├ťstad─▒n ba┼čta kad─▒n olmak ├╝zere, di─čer mefhumlar─▒ i┼čleyi┼čindeki mahrem ve a├ž─▒k noktalar─▒ g├Âsterme amac─▒ kendili─činden ortaya ├ž─▒kar.

Ta┼č─▒d─▒─č─▒ hususiyetler, hassasiyetler, tavizler, temay├╝ller, eksiklikler, zenginlikler, istidadlar ve gafletlerle tam bir insan prototipi olan ┼×air, ayn─▒ ┼čekilde ┼čeytan─▒n b├╝t├╝n cephelerini kendinde toplayan Siyah Pelerinli Adam’─▒n b├╝t├╝n oyunlar─▒na muhattap olur, amans─▒z bir nefs m├╝cadelesinin i├žine girer. Nefs, b├╝t├╝n ┼čubeleriyle ├╝zerine h├╝cum etmeye ba┼člad─▒─č─▒nda, evvela (ak─▒l) ile kendini m├╝dafaa eder, bu gayret nafile olur, imandan mahrum akl─▒n kifayetsizli─či kendini if┼ča eder. Ard─▒ndan, sallant─▒lar ve ├žalkant─▒lar i├žinde gidip gelen ruh muvazenesinin, ancak bedahet hissiyle temin edilebilecek bir imanla refaha erebilece─čini idrak ederek, nefsini bu ┼čekilde bertaraf etmeye gayret eder.

IV – Kahramanlar Etraf─▒nda

Siyah Pelerinli Adam:
Nefs, bir ordu ise, onun komutan─▒ Siyah Pelerinli Adam’d─▒r. En belirgin vasf─▒, nefsi, bir b├╝t├╝n halinde, b├╝t├╝n ┼čubeleriyle kendinde toplay─▒┼č─▒, onun ruh ve fikir planlar─▒ndaki s├Âzc├╝l├╝─č├╝n├╝ yap─▒┼č─▒ ve nefsin yek├╗nunu kendinde heykelle┼čtiriyor olu┼ču…

Gayesi, ┼×air’in maddi plandaki mahrumiyetini ortaya ├ž─▒karmak, malikiyet ihtiras─▒n─▒ ate┼člemek, biraz sonra girece─či k─▒l─▒klar kar┼č─▒s─▒nda ┼×air’in m├╝dafaa cephelerini k─▒s─▒rla┼čt─▒rmak, maddi planda benli─činde a├žt─▒─č─▒ mahrumiyet oyu─čuna enaniyet ve hodbinlik mihraklar─▒yla, hakimiyet ihtiras─▒ ve haz ┼čehvetiyle doldurmakt─▒r. Gayesini, bir ba┼čka ┼čekilde, ┼ču ┼čekilde h├╝lasaland─▒rmak da m├╝mk├╝nd├╝r: ┼×air’in benli─čindeki o insiyaki mahrumiyet ve muhta├žl─▒k fidelerini ihtiras ├že┼čmesinden sulamak, bu mahrumiyet ve muhta├žl─▒k ihtiya├žlar─▒n─▒ temin etmede nefse uyman─▒n zaruret ve ka├ž─▒n─▒lmazl─▒─č─▒n─▒ ispat etmek…

Kad─▒n:
┼×eytan─▒n, ruh muvazensini bozmaya ├žal─▒┼čt─▒─č─▒ erkek kar┼č─▒s─▒nda, konu┼čland─▒─č─▒ en tesirli silahlardan biri… ├ç├╝nk├╝ nefs, selim akl─▒n kayboldu─ču bir sahaya yay─▒labilir ancak; dolay─▒s─▒yla iffet, iman, ar ve s─▒r ├Ârt├╝lerinden yoksun, cinsiyetinin f─▒tri ve insiyaki ├ž─▒plakl─▒─č─▒yla g├╝d├╝ml├╝ bir kad─▒n, erke─čin ├Ânce hadise ve meseleler kar┼č─▒s─▒ndaki ihtiyat, karar ve se├žim paz─▒s─▒n─▒ eritir, vak─▒alar ve meseleler ├╝zerinde (do─čru)ya bedahet hissiyle ba─čl─▒ iman─▒ sinsice kemirir; kan─▒na bir zehir gibi yay─▒ld─▒─č─▒ erke─či iptidai bir haz u├žurumuna s├╝r├╝kler.
Piyeste, ┼čairin fakir pansiyon odas─▒ndaki da─č─▒n─▒k yata─č─▒nda birdenbire beliren (kad─▒n) tipi, i┼čte tastamam bu vas─▒flardad─▒r.
Tiyatro sanaat─▒n─▒n i┼čleyi┼či ├╝zerine yapm─▒┼č oldu─čumuz de─čerlendirmelerde de ├╝zerinde durdu─čumuz gibi, hem tiyatrodaki m├╝cerredin ├žarp─▒c─▒ ve net ┼čekliyle m├╝┼čahhasla┼čma zorunlulu─čuna, hem de (kad─▒n) mefhumunun nefs plan─▒ndaki tesirini ├žarp─▒c─▒ bir ┼čekilde if┼ča etmek n├óm─▒na, ├ťstad, (kad─▒n) tipini mahremiyet perdesini aralayarak, (mahremiyet perdesini aralay─▒c─▒) bir ┼čekilde i┼člemi┼čtir.

┼×air, kan─▒na bir zehir gibi yay─▒l─▒p, ┼čuurunu darmada─č─▒n eden bu ihtiras kumkumas─▒ kar┼č─▒s─▒nda bi├žare d├╝┼čer. Burada ┼čeytan, hazz─▒ ┼×air’in genzine de─čdirip ├žekerek ondaki ihtiras a├žl─▒─č─▒n─▒ beslerken, as─▒l gayesini (Kad─▒n) k─▒l─▒─č─▒nda ┼ču s├Âzlerle ifade eder: “Benden ba┼čka her ┼čey vehim… Bunu s├Âyle bana!” “S├Âyle, aptal, benim hakikatim mi, onun vehmi mi?” “B├╝t├╝n kainat, b├╝t├╝n malikiyetler bir tarafa, ben bir tarafa… B├Âyle mi, de─čil mi?”

Kanbur:
Ruh muvazenesi dedi─čimiz iman temeline ilk darbeyi indiren (kad─▒n)dan sonra, ikinci, belki de birinciden daha g├╝├žl├╝ bir silahla ├ž─▒kar ortaya ┼čeytan… Para ile… Fakir ve maddi planda mahrumiyet dolu bir hayat s├╝rmekte olan ┼×air, bir anda, suda k├Âp├╝k gibi kaybolan (kad─▒n)dan sonra onu kar┼č─▒s─▒nda bulur. Vadetti─či ┼čey: para… Ona mukabil istedi─či ise, iman… Kanbur, evvela maddi ├ólem (d├╝nya)n─▒n malikiyet ve hakimiyet esaslar─▒n─▒ kendine dayand─▒r─▒r. Bir yandan her ┼čeyin mihra─č─▒na (madde)yi yerle┼čtirerek, paran─▒n azametini ve g├╝c├╝n├╝ ispat etmeye gayret ederken, di─čer yandan maddi planda ┼čairin mahrumiyetini ortaya ├ž─▒karmaya ├žal─▒┼čarak onu kendi av yata─č─▒na oturtmak amac─▒ g├╝der. ┼×airin, maddi planda derinle┼čen mahrumiyet ├žukuruna, kendi yalan malikiyet suyunu doldurmak ister… Para ve maddi g├╝├ž ile… ┼×air, git gide derinle┼čen mahrumiyeti, harareti ortaya ├ž─▒kan muhta├žl─▒─č─▒ ve muvazene ─▒sd─▒raplar─▒ i├žinde ├ž─▒rp─▒n─▒rken, bu zorlu hal i├žinde, as─▒l hakikati, yani mahrumiyetini malikiyete d├Ân├╝┼čt├╝recek o ilahi t─▒ls─▒m─▒ sezer… T─▒pk─▒ ├Âl├╝m d├Â┼če─činde, ─▒zd─▒rap halindeki bir ihtiyar─▒n, etraf─▒nda miras tela┼č─▒ndan buru┼čan y├╝zleriyle kendini izleyen insanlar─▒n ├Ân├╝nde, ├Âb├╝r d├╝nyadaki rahatl─▒k ve as─▒l zenginli─či sezmesi gibi… ┼×air’in ┼ču s├Âzleri bu vaziyeti ├žer├ževeliyor: “┼×eytan, uzakla┼č benden! Zaaf─▒m─▒ m─▒nc─▒klad─▒─č─▒n her noktamda bir hisar y├╝kseltiyorsun!” Bu, ortas─▒nda hakikatin ─▒┼č─▒ldad─▒─č─▒ ├Âl├ž├╝den sonra, Kanbur eriyip gider, yerini vehime, yani iskelete b─▒rak─▒r.

─░skelet:
┼×eytan bu kez ─░skelet k─▒l─▒─č─▒nda, ┼×air’in en derin, g├╝n├╝birlik hadiselerin ├╝zerini ancak jelatin gibi bir kabukla ├Ârtebildi─či as─▒l yaras─▒na dokunup, onu tekrar kanat─▒p, ├╝zerine vesvese tuzunu bas─▒p ac─▒s─▒n─▒ artt─▒rarak son hamlesini yapar. ┼×eytan, (kad─▒n) ile uyu┼čturamad─▒─č─▒, (para) ile alamad─▒─č─▒ ruhunu, ┼čimdi en hassas noktas─▒ndan, topyekun yerle bir etmek, iman mesnedinin bedahet inanc─▒n─▒ k─▒rmak i├žin vehimlerle sald─▒r─▒r. ┼×airin kar┼č─▒s─▒nda, ─░skelet vard─▒r…
─░skelet’in vehim yay─▒ ile gerip att─▒─č─▒ ilk ok, lisan, yani kelime, yani m├óver├óy─▒ arayan, me├žhul├╝ kurcalayan (insan)─▒n, bu m├╝cerret duraklara yol alma vas─▒talar─▒… ─░skelet, bunlar─▒n kifayetsizliklerini, zay─▒fl─▒klar─▒n─▒ ┼×air’in y├╝z├╝ne ┼ču s├Âzlerle ├žarpar: “Bir yaz─▒nda, ahmak├ža ├ž├Âzme─če ├žal─▒┼čt─▒─č─▒n bu s─▒r, en korkun├ž bir deli sa├žmas─▒ndan, en girift bir ilim nazariyesine kadar, b├╝t├╝n kelime terkiplerinin, evvelden malum, ├Ânceden mevcut, hudutlu, d─▒┼č─▒na ├ž─▒k─▒lmas─▒ imkans─▒z ┼čeyler oldu─čunu belli etmedi mi sana?”
─░skelet, mevcut, maddi vas─▒tlarla, m├╝cerret hakikate ula┼čman─▒n muhal oldu─čunu ispat etmeye gayret ediyor.

─░kinci ok, mekand─▒r. Mekandan kas─▒t, maddi alem ve e┼čyad─▒r. ─░skelet, akli bir metotla, e┼čyan─▒n i├ž y├╝z├╝n├╝n g├Âr├╝lemeyece─čini, maddi delillerle g├Âstermeye ├žal─▒┼č─▒r. ─░nsandaki fikir burgular─▒n─▒n en korkuncu olan e┼čya muammas─▒n─▒ e┼čeler… ┼×airden, me├žhulle alakas─▒n─▒ kesmesini, maveraya ko┼čan ayaklar─▒n─▒ durdurmas─▒n─▒, gaibi didikleyen istidad─▒n─▒ k├Âreltesini telkin eder.

├ť├ž├╝nc├╝ ok, (zaman)d─▒r. ─░skelet, (zaman) bilmecesini bir cinnet bestesi, deli ba─č─▒r─▒┼č─▒, cani hayk─▒r─▒┼č─▒, canavar ├ž─▒─čl─▒─č─▒ ┼čeklinde, muhaller kumkumas─▒ ┼čeklinde ┼×air’in y├╝z├╝ne ├žarpar. Ak─▒p giden, her ┼čeyi yutan, takip edilemeyen, durdurulup m├╝┼čahede edilemeyen korkun├ž zaman helezonlar─▒n─▒, birer ate┼č ├žemberi gibi apa├ž─▒k ┼čekilde ortaya ├ž─▒kar─▒r.

┼×eytan, vehmi simgeleyen iskelet k─▒l─▒─č─▒nda, vehim ve sabit fikirlerle ┼×airÔÇÖin iman dire─čine en keskin baltalar─▒n─▒ indiriyorken, ┼čair, ─▒sd─▒rap ve cinnet halinde, i├žine d├╝┼čt├╝─č├╝ muhaller heyulas─▒nda ├ž─▒rp─▒n─▒rken, ruhunda derinle┼čen mahrumiyet sayesinde as─▒l malikiyete, yani AllahÔÇÖa sar─▒l─▒r. ─░skelet ile ┼×air aras─▒ndaki ┼ču diyalog, her ┼čeyi ne g├╝zel ├žer├ževeliyor:

─░skelet ÔÇô Ve g├Âzlerin patlad─▒, g├Âzbebeklerinden birka├ž tanbesi, kurutma ka─č─▒d─▒n─▒n ├╝st├╝ne d├╝┼čm├╝┼č bir damla m├╝rekkep gibi yay─▒ld─▒, kendini bo┼člu─ča f─▒rlatmak, tepesi a┼ča─č─▒ ─▒┼č─▒k s├╝ratiyle d├╝┼čmek i├žin, d├╝nyan─▒n balkona benzer bir yerini arad─▒n, durdun. Peki, peki, ya bu yokluktan, kay─▒cl─▒ktan, da─č─▒l─▒┼čtan seni tam varl─▒─ča, sabitli─če, yekpareli─če kim ve ne; nas─▒l ├ž─▒kard─▒?

┼×air ÔÇô Allah!!! Her ┼čey o tarzda yok oldu ki, yaln─▒z o kald─▒!…

Bu, hararetinden her noktay─▒ kavuracak ├Âl├ž├╝y├╝ duyan ─░skelet, hemen taarruz rotas─▒n─▒ enaniyet ve hodbinli─če ├ževirir, ruhunun temel dire─čini deviremedi─či ┼×airÔÇÖin burnuna, hakimiyet, ├╝n ve (hi├ž)lik t├╝ts├╝lerini koklatmaya ├žal─▒┼č─▒r. B├╝t├╝n girift bilmeceler, esrarl─▒ me├žhull├╝klerin ├žetinli─či ve ─▒sd─▒rab─▒na kar┼č─▒, ┼×airÔÇÖi (hi├ž)li─čin rehavetine davet eder. Yani, ┼×airin, kaza kaza dipsizle┼čtirdi─či mahrumiyetini (madde) ile dolduramayaca─č─▒n─▒ anlay─▒nca, bu sefer ├╝zerini, a─ča├ž dallar─▒yla ├Ârter gibi, (hi├ž)likle kapamaya ├žal─▒┼č─▒r: ÔÇťKendini, hi├ž ├Âlmeyecekmi┼č gibi bir teselliye kavu┼čturmay─▒ÔÇŽ ├ľl├╝nce de i├žinde yoklu─čun bile bahsi ge├žmeyen bir yoklu─ča, o b├╝y├╝k rahata kavu┼čmay─▒, hi├ž ├Âl├╝m korkusu ├žekmeme─či; yani hi├ž ├Âlmeme─čiÔÇŽÔÇŁ

┼×air, bunu da reddeder. Bunun ├╝zerine ─░skelet, sald─▒r─▒ rotas─▒n─▒ ve vaat heybesini gene de─či┼čtirir: ÔÇť─░stemiyor musun?… Sokakta, en ├Ânde borazanc─▒lar─▒ ve trampet├žileri, zaman─▒ ┼čim┼čekten ses murabbalar─▒ i├žinde ├žer├ževeleye ├žer├ževeleye, rap, rap, rap, askeri k─▒talar ge├žerken, s├╝m├╝kl├╝ mahalle ├žocuklar─▒n─▒n bile duydu─ču nizam heyecan─▒na yabanc─▒ m─▒s─▒n? Bu nizam, b├╝t├╝n bir vatan boyunca ipek bir hal─▒ gibi, ┼čahane benli─činin ayaklar─▒ alt─▒na serme─či istemiyor musun?

┼×air, kuvvetini ald─▒─č─▒ ve s─▒k─▒ s─▒k─▒ya sar─▒ld─▒─č─▒ iman─▒ ile, ┼č├Âyle cevap verir; ÔÇťHokkabaz; fanilik oyununun taklac─▒s─▒, hi├žli─čin cambaz─▒!… ─░stemiyorum, istemiyorum! AllahÔÇÖa s─▒─č─▒nd─▒m sendenÔÇŽ

V – Netice

Piyesin vard─▒─č─▒ bu noktada, nefs, ruh ve iman ├╝├žgeninde hayati derecede ├Ânemli bir s─▒rr─▒ billurla┼čt─▒r─▒p idrak etme saadetine eriyoruz. ┼×eytan, ┼čairin benli─či ├╝zerinde b├╝t├╝n bir tahakk├╝m kurmak i├žin, nefs ile benli─čin mahrumiyet ve a├žl─▒─č─▒n─▒, kendi zaruret ve cazibesini artt─▒rmak i├žin, s├╝rekli olarak derinle┼čtiriyor, artt─▒r─▒yorÔÇŽ ┼×air, mahrumiyet ve a├žl─▒─č─▒ artt─▒k├ža, o mahrumiyet ve a├žl─▒─č─▒ malikiyet ve sahici toklu─ča eri┼čtirecek hakiki kudrete, hakiki g├╝ce git gide daha fazla susuyor, onu daha b├╝y├╝k bir vecdle ar─▒yorÔÇŽ Burada, nefsten imana uzanan o esrarl─▒ ba─č─▒ heceleyebilme f─▒rsat─▒n─▒ buluyoruz.

“Sen bana hi├žbir ┼čey veremezsin!… Ben AllahÔÇÖ─▒, toklu─čumun de─čil, a├žl─▒─č─▒m─▒n ┼čiddetinden buldum! Senin kalaylad─▒─č─▒n her kab─▒n alt─▒nda hi├žlik var; hi├žlik… Kemiyet, k├Âp├╝k, cila, hudutÔÇŽ Ben sonsuzu istiyorum!… Ben doymuyorum!… A├ž─▒m!… Onun i├žin mahrumumÔÇŽ Mahrum oldu─čum i├žin malikimÔÇŽ Ben ├Âlmemek istiyorum!… Devletim, tek ┼čark─▒n─▒n, ahengin, m─▒sran─▒n i├žindeÔÇŽ Sen bana istedi─čimi veremezsin!… Sen kuvvetin de─čil, acizin sultan─▒s─▒nÔÇŽ Sen AllahÔÇÖ─▒n oyunca─č─▒s─▒nÔÇŽ Bana, zaman─▒n ┼čeridini kusan motor laz─▒m, oyuncak de─čilÔÇŽ”

┼×airin, vehim ve sabit fikir el├žisi ─░skeletÔÇÖe son darbeyi indirip, darbeleriyle d├╝┼čt├╝─č├╝ yerden bir h─▒┼č─▒mda kalkarak, eline ald─▒─č─▒ KuranÔÇÖ─▒ KerimÔÇÖden ald─▒─č─▒ g├╝├ž ile, ┼čahadet parma─č─▒n─▒ g├Â─če cihangirvari bir edayla uzat─▒p, kar┼č─▒s─▒nda diz ├╝st├╝ ├ž├Âkm├╝┼č k├╝fr├╝n titrek boynuna hakikatin son k─▒l─▒├ž darbesini indirmesi gibi, son s├Âzleri ┼č├Âyledir; ÔÇť├ľlen ninemin yast─▒─č─▒ alt─▒nda buldu─čum miras!!! T├╝kenmeyeceksin!!!

Piyesin vard─▒─č─▒ bu noktan─▒n, arkas─▒ndan gelecek ├žok b├╝y├╝k bir eserin ├Ân aya─č─▒n─▒ olu┼čturacak mahiyette oldu─ču muhakkakÔÇŽ Ruh-iman-nefs ├╝├žgeninde, benli─čin, nefsi e─čerek ruh├« muvazenesini temin etti─či bu noktadan sonra, iman hisar─▒ y├╝kseltilebilirÔÇŽ Bizim incelememiz ise, ├ťstad─▒n piyesiyle birlikte, burada sona eriyorÔÇŽ

├ťstad S─▒n─▒f─▒ / Cihat




Reis Bey (Eser ─░ncelemesi)

RE─░S BEY

├ťstad─▒n bu eserini en kaba tabirlerle a┼čk ve ak─▒l mefhumlar─▒n─▒n bir tak─▒m hadiselerde kutupla┼čmas─▒, kar┼č─▒ kar┼č─▒ya gelerek ├žarp─▒┼čmas─▒ ve nihayet vicdan fitiliyle infilak etmesi ┼čeklinde de─čerlendirebiliriz.

Ak─▒l ve g├Ân├╝l mefhumlar─▒ aras─▒nda en ├žetin harp stratejileri kadar kesif bir d├╝elloyla ├Âr├╝l├╝ bu eserde ├ťstad, Reis beyi her iki taraf─▒nda sad─▒k bir karakteri olarak olu┼čturmu┼čtur. O, hem merhamet ve hissiyattan muaf, sadece g├Ârd├╝─č├╝ ve bildi─či ├╝zerinden ┼ča┼čmaz h├╝k├╝mler veren kuru ak─▒lc─▒, hem de en ince ruh muvazenesine malik, ki┼či ve hadiselere derin bir his zaviyesinden bakan bir merhamet abidesidir.

Piyes hakk─▒nda fikir sahibi olmak i├žin Reisbey’i tan─▒mak elzemdir.

Peki, kimdir Reisbey?

Reisbey, hususi bir hayata, bavulu ve kitaplar─▒ndan ba┼čka herhangi bir e┼čyaya sahip olmayan, ├Âmr├╝ otel odalar─▒nda ge├žmi┼č numunelik vas─▒flarda bir insan, tavizsiz bir kanun tatbik├žisidir. Karakteri ve mesle─či (h├ókimlik) icab─▒ katiyete ve neticeye ├Âyle sevdal─▒d─▒r ki, bir hadise ├╝zerinde ak─▒l ├žark─▒n─▒n herhangi bir ┼čekilde m├╝dahaleye u─čramas─▒na tahamm├╝l edemez, hissi fikirden ayr─▒ ve mutlaka fikir buyru─čunda kabul eder.

Kafas─▒nda merhameti ├Âld├╝rm├╝┼čt├╝r. Onun i├žin ‘a─č─▒zlar─▒n i─čren├ž sak─▒z─▒’ yak─▒┼čt─▒rmas─▒n─▒ yapar. Onun a├ž─▒s─▒ndan merhamet iste─či, iradedeki aciziyetin gayriihtiyar├« bir aks├╝lamelidir ve merhamet etmek idaml─▒k ├žapta affedilmeyecek bir su├žtur.

─░┼čte ┼čah─▒s ve hadiselere bak─▒┼č─▒ kabaca bu vas─▒flarda olan, ‘Kanun, gizli e┼čyay─▒ bulmaya mahsus bir fal kitab─▒ de─čildir. Olana, g├Ârd├╝─č├╝ne, bildi─čine g├Âre h├╝kmeder ‘ diyecek kadar g├Âz├╝kara bir kanun makinesi olan Reisbey, evinde ├Âld├╝r├╝l├╝p m├╝cevherleri ├žal─▒nan bir kad─▒n─▒n zanl─▒ olarak san─▒k sandalyesine oturtulan o─člunun davas─▒na bakar.

Davan─▒n b├╝t├╝n seyri mahk├╗mun idam─▒n─▒ ka├ž─▒n─▒lmaz oldu─ču y├Ân├╝nde geli┼čir. ├ç├╝nk├╝ Reisbey’in deyimiyle “annesinin mezardan ├ž─▒k─▒p; -beni o─člum ├Âld├╝rd├╝- diyecek kadar” b├╝t├╝n deliller s├Âzbirli─či etmi┼č├žesine aleyhinde toplanm─▒┼čt─▒r. Masumdur, fakat bu masumiyeti ispatlayacak hi├žbir somut delile sahip de─čildir. Kendini savunmak i├žin kulland─▒─č─▒ her yol, bir noktadan sonra ┼ču veya bu sebeple akli metotlarla tespit edilemeyecek kadar m├╝cerretle┼čir, g├Âzden kaybolur, s─▒rf his ve merhamet g├Âzl├╝kleriyle g├Âr├╝nebilecek bir vasfa girer. Ama kar┼č─▒s─▒nda Reisbey gibi kalp g├Âz├╝n├╝ per├žin per├žin kuru ak─▒l metotlar─▒yla kapayan, mahk├╗mun savunmas─▒n─▒ pe┼činen his istismar─▒ olarak yaftalayan, en tesirli hissi manzaraya bile otopsi yapan bir hekimin metanetiyle bakan bir yarg─▒├ž oldu─čundan masumiyetini ispat edemez ve eli mahk├╗m idam g├Âmle─čini giyer…

Yaz─▒n─▒n ba┼č─▒nda belirtti─čimiz, yani kuru bir ak─▒lc─▒ ve merhamet hissinden m├╝mk├╝n mertebe yoksun olan Reisbey’i bir merhamet abidesine, g├Âzya┼č─▒ kurnas─▒na ├ževiren hadise; infaz─▒n hemen ard─▒ndan ├Âlen mahk├╗mun masum oldu─ču ger├že─činin anla┼č─▒lmas─▒ ve ger├žek katilin yakalanarak su├žunu itiraf etmesiyle ba┼člar.

Verdi─či idam karar─▒n─▒n hatal─▒ oldu─čunu anlayan Reisbey, kendini amans─▒z bir vicdan azab─▒nda, o g├╝ne kadar toz kondurmad─▒─č─▒ fikir, d├╝nya ve infaz g├Âr├╝┼člerini topyekyun muhasebe etme makam─▒nda bulur.

Bu olay onu ├Âylesine m├╝teesir k─▒lar ki, hakimli─či b─▒rak─▒r, pi┼čmanl─▒k ve vicdan azab─▒yla parampar├ža olmu┼č y├╝re─čini bir par├ža teselli etmek i├žin, idam etti─či mahkumun zehir kuyusuna d├╝┼čt├╝─č├╝ kumarhaneye atar kendini, oradaki insanlara merhamet ve af hislerini a┼č─▒lamaya ├žal─▒┼č─▒r. Bir zamanlar merhamet i├žin ‘a─č─▒zlar─▒n i─čren├ž sak─▒z─▒ diyen Reisbey, art─▒k ‘ Affedin! Aff─▒ anlay─▒nca kendinizden ba┼čka her insan─▒ mazur g├Âreceksiniz’ diyecek kadar samimi bir de─či┼čikli─če tabii olmu┼čtur.

G├Ânl├╝ ├Âylesine hassas bir hale gelir ki, alemdeki her fenal─▒ktan kendine bir sorumluluk pay─▒ bi├žer, g├╝nah verir gibi af da─č─▒t─▒rken, bir dilenci gibi insanlardan af diler. Art─▒k o, g├Ânl├╝n├╝ kas─▒p kavuran merhamet hissini kafas─▒nda fikirle┼čtirip, ” Ba┼ča┼ča─č─▒ bir cemiyeti ba┼č yukar─▒ edecek kudret, her taraf─▒n birbirini affetmesindedir.” anlay─▒┼č─▒yla cemiyet ├žap─▒nda manevi bir af ve merhamet tesisi kurma sevdas─▒na girer.

─░┼čte ├ťstad─▒n Reisbey adl─▒ eseri, b├╝t├╝n olmazlar─▒ m├╝mk├╝n k─▒lan, madeni ├želik kadar sert bir mizac─▒, vicdan ├Ârs├╝yle d├Âve d├Âve bir b├Âce─čin s─▒rt─▒ kadar yumu┼čak bir hale geli┼čini anlatan, kah ruhu ok┼čayan hissi, kah okuyucunun i├žini ├╝rperten sert aforizmalar─▒yla, bir b├╝nyeye a┼č─▒lanan hem zehir hem de panzehirin o b├╝nye ├╝zerindeki tesirini g├Âzlemleyen k├╝t├╝phane ├žap─▒nda bir piyestir…

├ťstad S─▒n─▒f─▒ / Cihat




P├╝f Noktas─▒ (Eser ─░ncelemesi)

P├ťF NOKTASI

Eserin ÔÇťP├ťF NOKTASIÔÇŁ ├ťstadÔÇÖ─▒n da dedi─či gibi ÔÇťYa ol, ya ├Âl!ÔÇŁ mant─▒─č─▒nda gizli. ÔÇŁOLÔÇŁamayanlar─▒n ÔÇť├ľLÔÇŁmesi gerekti─či tezinden hareketle yaz─▒lm─▒┼č bir eserle kar┼č─▒ kar┼č─▒yay─▒z.

Cemiyet hayat─▒ndan, bozuk d├╝zenden, hakk─▒n hakl─▒ya verilmemesinden b─▒km─▒┼č, d├╝zene bir t├╝rl├╝ ayak uyduramayan ┼čair Recep Kafda─čl─▒ÔÇÖn─▒n olamad─▒─č─▒ i├žin ├Âlmeyi tercihi ile ba┼čl─▒yor tiyatro.

Ayn─▒ oday─▒ payla┼čt─▒─č─▒ arkada┼člar─▒ Siret Mesail -ki kendisi ÔÇťs├╝pr├╝nt├╝ÔÇŁ bir gazetede yazarl─▒k yapmaktad─▒r- Ressam ve M├╝zisyen ile ┼čiddeli g├Âr├╝┼č ayr─▒l─▒klar─▒ ya┼čayan ┼čair, asl─▒nda ├ťstadÔÇÖ─▒n s├Âzc├╝s├╝ konumunda. Kendisinin beyni zonklarken, bunun zerresini d├╝┼č├╝nemeyecek hatta anlayamayacak kapasitede insanlarla ayn─▒ odada hatta ayn─▒ cemiyette ya┼čamaya mecbur kalman─▒n ac─▒s─▒yla k─▒vran─▒p dururken, ├žareyi ├Âlmekte buluyor ancak olamad─▒─č─▒ gibi ├Âlmeyi de beceremiyor ┼čair. Allah-u Teala bunu da nasip etmiyor Recep kuluna, belki de onu sevdi─či i├žin.

S├ÄRET – Yeni bir numara kar┼č─▒s─▒nday─▒z galiba.
RECEP – (G├Âzleri bo┼člukta) De─čil ├žocuklar! Numara falan yok. (Eliyle g├Âsterir) ┼×u bizim S├«ret Mes├óil’in bakkala sark─▒t─▒lan ipini inan─▒n─▒z ki hi├žbir hesap yapmadan ilmikleyip bo─čaz─▒ma ge├žirdim, amma ucundaki ├žengel beni havada tartt─▒, as─▒lmama engel oldu. (Co┼čkun) Ben ├Âlmek istiyorum ├žocuklar.
S├ÄRET – ├ľl, ne duruyorsun?
RECEP – Kalbim dur emrini dinlemiyor, nas─▒l ├Âleyim? Eski bir hikmet sahibinin s├Âz├╝n├╝ dilime pelesenk ettim: ┬źYa ol! Ya ├Âl!┬╗… Olam─▒yorum… ├ľlemiyorum.
RESSAM- Karar verdikten sonra ├Âlmekten kolay ne var?
RECEP- Kaderde ├Âlmemek varsa, ondan daha zor hi├žbir ┼čey yok

Recep Kafda─čl─▒ hangi yolu denediyse bir t├╝rl├╝ kurtulam─▒yor ya┼čamak illetinden. ─░┼čg├╝zar arkada┼člar─▒n─▒n buldu─ču ÔÇťkatÔÇÖiÔÇŁ ├Âl├╝m yolu son ├žare olarak dikiliyor ba┼č─▒nda: EfeÔÇÖ ye efelenmek oluyor ├Âl├╝m re├žetesi.

─░┼čte bu noktadan sonra ba┼čl─▒yor as─▒l komedi ve ├žarp─▒kl─▒k. Cemiyetin sahte y├╝zleri ve sahte d├╝zeni bir bir ger├že─če d├Ân├╝yor, ger├že─če d├Ând├╝k├že de sahtele┼čiyor. Recep, Efe onu ├Âld├╝rs├╝n diye dikleniyor ama kadere bak─▒n ki Efe, bizim ┼čair’in cesaretine hayran olup efeli─čini ona b─▒rak─▒yor. Oysa efelik nerde, bizim ┼×air nerde? Ne yaps─▒n Recep? ─░┼či raconuna uyduruyor.ÔÇŁARAMADAN BULDU─×UNU ARAYIP DA YAKALAYACA─×INIÔÇŁ s├Âyl├╝yor. Ve ├Âyle de oluyor.

RECEP- Efem, k├╝lhanbeyler, gazeteci, m├╝zisyen, ressam dostlar─▒m, ┼čahit olun. Hayat me─čerse p├╝f noktalar─▒ndan ibaretmi┼č. Olanca ba┼čar─▒ p├╝f noktas─▒n─▒ yakalamaktan ba┼čka bir ┼čey de─čilmi┼č. Bundan sonra g├Âr├╝n beni, aramadan buldu─čumu, aray─▒p da yakalayaca─č─▒m. Cemiyete, insanlara h├╝kmedece─čiz. Bak─▒n art─▒k nas─▒l devlet ├žap─▒nda bir olu┼čla olaca─č─▒z. Duyurumuz ┼ču: Ya ol, ya ├Âl!..

Hi├ž akla gelmeyecek i┼č, bizim Recep yani ├Âl├╝me a┼č─▒k fakat vuslat─▒ bilinmez kahraman─▒m─▒z birden gazetecili─čin, bankac─▒l─▒─č─▒n hatta siyasetin yani ├╝lke idaresinin kilit adam─▒ oluveriyor. ÔÇŁParavan arkas─▒ndanÔÇŁ her i┼či o y├Ânetir hale geliyor. Milyonlarca banknotun en ├Ânce dokundu─ču el oluyor Recep Kafda─čl─▒ÔÇÖn─▒n eli.

ÔÇť├ç├ľZ├ťM ─░┼× B├ťROSUÔÇŁnda ├╝retti─či ak─▒lc─▒, planl─▒ ├ž├Âz├╝mler RecepÔÇÖin zekas─▒n─▒ da g├Âsteriyor. O, eline f─▒rsat ge├žti─či zaman her i┼či t─▒k─▒r─▒nda y├╝r├╝tebilecek bir insand─▒r asl─▒nda. Oyunun bir perdesi boyunca konu olan bankac─▒lar ve mevduat kand─▒rmacas─▒ da ├ťstadÔÇÖ─▒n kendi hayat─▒ndan, mesle─činden edindi─či izlenimleri ortaya ├ž─▒karmas─▒d─▒r bir anlamda. Bankalar konusunda da her t├╝rl├╝ i─čren├ž ki┼čisel ├ž─▒kar─▒n ÔÇťvatan u─črunaÔÇŁ s├Âzleriyle bahanelendirilmesi de i┼čin cabas─▒ oluveriyor okuyucunun g├Âz├╝nde. Bak─▒n usta Recep, parti ba┼čkan─▒yla nas─▒l bir s─▒nav yap─▒yor…

GENEL BA┼×KAN – Test zaman─▒m─▒z geldi, 5-10 dakika ├žal─▒┼čal─▒m…
RECEP – ├çal─▒┼čal─▒m!… (Recep cebinden bir not defteri ├ž─▒kar─▒p a├žar, Genel Ba┼čkan’da mahcup bir ├Â─črenci tavr─▒…)
RECEP – Bir politikac─▒ya d├╝┼čen ilk vazife nedir?
GENEL BA┼×KAN – (Papa─čanvari ve h─▒zl─▒ h─▒zl─▒) Kendi p├╝f noktalar─▒n─▒ saklamak, ba┼čkalar─▒n─▒n p├╝f noktalar─▒n─▒ aramak…
RECEP- (Elindeki a├ž─▒k defteri) Ya bunun ilk ┼čart─▒ ne?
GENEL BA┼×KAN – (Ayn─▒ eda ile) Fazla konu┼čmamak… Konu┼čma tela┼č─▒ g├Âstermemek…
RECEP – Yani ne yapmak, ne olmak?
GENEL BA┼×KAN – S├╝kut ihtikar─▒ yapmak, s├╝kut muhtekiri olmak.
RECEP – ─░yi ezberlemi┼čsiniz!.. Devam buyurun!
GENEL BA┼×KAN – Ba┼čkalar─▒ bir m├ónay─▒ belirtmek i├žin kan ter i├žinde ├ž─▒rp─▒n─▒rken, y─▒rt─▒n─▒rken sanki b├╝t├╝n s─▒r kendinde imi┼č gibi susmak, ba┼čkalar─▒n─▒n zaaf─▒n─▒ kendi kuvvet madeni diye kullanmak…
RECEP – M├╝kemmel… Ya konu┼čmak icap edince?
GENEL BA┼×KAN – A─čdal─▒, girift, ├žetrefil, bozuk, ba┼č─▒ ve sonu gelmez c├╝mleler kullanmak… Bo┼č, kof, anlams─▒z, fikirsiz…
RECEP- Mesel├ó?…
G. BA┼×KAN – Mesel├ó, ┬źg├╝ne┼č do─čdu┬╗ yerine ┼č├Âyle demek: ┬źGecenin sona erdi─či ufuklara y─▒─č─▒l─▒ karanl─▒klar─▒n inme─če ba┼člad─▒─č─▒ ger├že─či ├Ân├╝nde en k├╝├ž├╝k teredd├╝d├╝ abes kabul etme─če imkan bulunmad─▒─č─▒n─▒ takdir etmek i├žin ├žocuk akl─▒n─▒n bile kafi gelece─či bir ortamda ayr─▒ca bir izaha l├╝zum hissetmeksizin…┬╗
RECEP – Bu ├╝slupla konu┼čmak neye yarar?
G. BA┼×KAN – Bo┼člu─čun, fikirsizli─čin pe├želenmesine… Bir de muhataplar─▒na derin ve esrarl─▒ g├Âr├╝nmek avantaj─▒na…
RECEP – Ba┼čka?
G. BA┼×KAN – S─▒k s─▒k Firenk├že kelimeler kullanmak.
RECEP- Ne gibi.
G. BA┼×KAN – Alternatif, kolektif, sosyal, kontimental, teknoloji, ideoloji, emisyon, deval├╝asyon, rasyonel, paralel, fakt├Âr, sekt├Âr, filan, falan.
RECEP – Ya bunlar.
G. BA┼×KAN – Bunlar da cahilli─čin bilgi ├žilesi ├žekmemi┼čli─čin maskeleri…

Banka sahipleri, gazete y├Âneticileri, parti liderleri kap─▒s─▒n─▒ a┼č─▒nd─▒r─▒p dururken ┼čair s─▒k─▒l─▒yor bu sahte ÔÇťdevÔÇŁlikten ve c├╝ce dedi─či arkada┼člar─▒n─▒n yan─▒na d├Ân├╝yor ani bir kararla. 24 saatlik d├╝┼č├╝n├╝p 24 saatlik ya┼čad─▒─č─▒ i├žin i┼čleri ├Âylece b─▒rak─▒yor. Kurdu─ču k├╝├ž├╝k imparatorlu─ču b─▒rakt─▒ktan sonra ba┼čka bir 24 saatlik hayata d├Ân├╝yor.

RECEP – Ben herkesin p├╝f noktas─▒n─▒ arar, her ┼čeyin p├╝f noktas─▒n─▒ kurcalarken kendi p├╝f noktamdan yakaland─▒m ve i┼čte aran─▒za d├╝┼čt├╝m.
(Uzun durak… Herkes birer ta┼č…)
RECEP- B├╝t├╝n sahtelikler, i─čretilikler, yapmac─▒klar, yak─▒┼čt─▒rmac─▒klar aras─▒nda tereya─č─▒ndan k─▒l ├žekercesine kazand─▒─č─▒m zafer ├╝st├╝ne zafer, art─▒k ba┼č─▒m─▒ d├Ând├╝rmeye ba┼člam─▒┼čt─▒. Kendimi neredeyse y├╝ksekli─či y├╝z├╝nden devrilecek bir kule ├╝zerinde hisseder oldum. ─░├žimde bir ses: ┬źBu mu senin olmak dedi─čin?… ─░nsan d─▒┼č─▒na do─čru olmaz, i├žine do─čru olur? Sen kendini oldum vehmine kapt─▒rm─▒┼č, b├Âylece ger├žek olu┼čun yollar─▒n─▒ kesmi┼č bir gaflet ├Ârne─čisin.┬╗ (Durak) ┬źNefsin birtak─▒m heveslerinin saray─▒nda senfonik orkestraya d├Ârt mevsim ├žald─▒r─▒rken, ruhun, bodrum kat─▒na hapsetti─čin ruhunun ├ž─▒─čl─▒─č─▒n─▒ ziyafet kat─▒na kadar ula┼čt─▒r─▒yorsun. Bi├žare adam, sen elalemi b─▒rak da kendine bak, ba┼čkalar─▒nda sahtelik avc─▒l─▒─č─▒na yeltenece─čine kendini avlamaya davran…┬╗ (Dinleyenler ├žarp─▒lm─▒┼č gibidir, g├Âzler oynarcas─▒na Recep’in ├╝st├╝nde… Oysa, dalg─▒n surat─▒ apac─▒, g├Âzleri m├╝cerret bir noktada hareketsiz… Uzun durak…)
RECEP – ─░├žime bir torik gibi d├╝┼č├╝p, gittik├že b├╝y├╝yen, solukla┼čan, ahtapotla┼čan ve nihayet ejderhala┼čan ┼č├╝phenin beni b├╝t├╝n kollar─▒ ile dolad─▒─č─▒ bir gece… Ba┼čkan Hazretlerine 11 y─▒ll─▒k lise tahsilinin 5 seneye indirilmesindeki p├╝f noktalar─▒n─▒ anlatt─▒ktan sonra sabaha kar┼č─▒ dirseklerimi masaya dayam─▒┼č d├╝┼č├╝n├╝yorum… Sabah ezan─▒ okunuyor, ┬źNamaz uykudan hay─▒rl─▒d─▒r┬╗; ezan─▒ ilk defa anlar gibi oldum. (Durak) Bildi─čimizi sand─▒─č─▒m─▒z ├Âyle ┼čeyler vard─▒r ki, vakti gelince onlar─▒ ilk defa ├Â─črendi─čimiz anlar─▒z, en bilmediklerimiz bildi─čimizi sand─▒klar─▒m─▒zd─▒r. (Durak…)
Bu d├╝nyada asl─▒na ula┼č─▒lacak hi├žbir ┼čey yok, hi├žbir ┼čey!.. Her ┼čey p├╝ften, her ┼čey p├╝ften… Bu d├╝nyan─▒n p├╝f olmayan biricik taraf─▒, i┼čte as─▒l p├╝f olmayan b├╝y├╝k hayat─▒ ihtar etmesinden ibaret… Bu vaziyette, ne kadar sanatk├órca olursa olsun, her t├╝rl├╝ hokkabazl─▒─ča ebediyen paydos. Vak─▒a kad─▒n─▒ sahte, politikac─▒s─▒ sahte, alimi sahte, ┼čairi sahte, dili sahte, eseri sahte bir d├╝nyada yaln─▒z bunlarla u─čra┼čarak bunlar─▒n ├╝zerine y├╝r├╝yerek elde edilecek olu┼člar sahte olmaz m─▒?.. Ben art─▒k kendi ├Âz olu┼čuma bakmal─▒y─▒m…

┼×aire g├Âre her ┼čey ÔÇťp├╝fÔÇŁten oldu─ču i├žin hi├žbir ┼čey asla ger├že─čine ula┼čamayacakt─▒r. Kad─▒n─▒, politikac─▒s─▒, alimi, dili, eseri, ┼čairi sahte bir cemiyetteki her ba┼čar─▒ da sahte olacakt─▒r ona g├Âre. Buradan hareketle ├ťstad’─▒n; kenarda kal─▒p sinmi┼č, ba┼čar─▒s─▒z g├Âr├╝nen insanlar─▒ sahtelik maskelerini y├╝zlerine ge├žirmedikleri i├žin ger├žek ki┼čilik ilan etti─čini s├Âyleyebiliriz.
RecepÔÇÖin s├╝rekli sordu─ču soru ÔÇťHayat m─▒, eser mi?ÔÇŁ sorusu bu maceradan sonra yan─▒t buluyor: ESER diyor ┼čair ayn─▒ zamanda da ├ťstad. Nedenini ise ┼č├Âyle a├ž─▒kl─▒yor: ├ç├╝nk├╝ hayat tek ki┼činin, eserse cemiyetin.

Her ┼čey p├╝ften, y├╝kselmek i├žinse gerekli olan tek ┼čey al├žalmak. Bilmedi─či konularda susup da biliyormu┼č izlenimi olu┼čturmak, bol bol Frenk├že s├Âzler kullan─▒p haval─▒ durmak, ba┼č─▒ uzun ve sonu gelmeyen, tumturakl─▒ s├Âzlerle dolu c├╝mleler kurup beyinleri kar─▒┼čt─▒rmak i┼čin ÔÇťp├╝f noktas─▒ÔÇŁ asl─▒nda. Hi├žbir ┼čey i├žin ├žal─▒┼č─▒p didinmemek, bir k├Â┼čede oturup seyirci kalmak ama laf kalabal─▒─č─▒ yapmak en bilindik yol amaca ula┼čmak i├žin. B├╝t├╝n bunlar asl─▒nda s─▒f─▒rl─▒─č─▒n, bo┼člu─čun birer g├Âstergesi. ├ťstad bizi a├ž─▒k├ža uyar─▒yor burada. ├ťstadÔÇÖ─▒n burada k├Â┼čede kal─▒p ├žabalamayan sanat├ž─▒lar─▒ da ac─▒ ve etkileyici bir dille tenkit etti─čini a├ž─▒k├ža g├Âr├╝yoruz.

Eserde dikkate ┼čayan bir nokta daha var ki s├Âylemeden ge├žemeyece─čim. RecepÔÇÖ in oda arkada┼člar─▒n─▒n isimleri: S─░RET MESA─░L, i├žerdeki meseleler anlam─▒na gelir. Yani g├Âr├╝nen de─čil, derin mevzular demektir. Bu da asl─▒nda her ne kadar basit i┼člerle u─čra┼čsa da Siret Mesail’ in ├Âzde sa─člam ve derin biri oldu─čuna i┼čarettir. Ressam ve M├╝zisyenÔÇÖ in ise adlar─▒ yok. Yani ├ťstad bu ├╝slupla o iki ki┼či nezdinde b├╝t├╝n ressam ve m├╝zisyenleri tenkit ediyor diyebiliriz. Bak─▒n onlar hakk─▒nda ne d├╝┼č├╝n├╝yor? ─░ntihar giri┼čiminin ard─▒ndan etti─či laflara bakal─▒m:

RECEP – Bu cemiyet, bir lokma ekme─či ├žok g├Âr├╝yor ger├žek sanatk├óra. (Ekme─či S├«ret’e uzat─▒r) E─čer Bab─▒├óli’nin sefil gazetelerinin birinde banka hademesi ayl─▒─č─▒yla ├žal─▒┼čan ┼ču S├«ret Mes├óil Bey olmasayd─▒, nice olurdu halimiz? (Eliyle M├╝zisyen’i g├Âsterir) Seni, rehindeki k├╝l├╝st├╝r piyanosunu bir t├╝rl├╝ kurtaramayan zavall─▒ m├╝zisyen! Aynan─▒n kar┼č─▒s─▒na ge├ž de, tart kendini! E─čer hamam o─član─▒na benzer bir fizi─čin, birazc─▒k da sesin varsa kurtuldun demektir. Gazinolarda hey heyler ├žekerek… (S├«ret’i i┼čaret eder) ┼ču adam─▒n bir y─▒ll─▒k maa┼č─▒n─▒ bir gecede kazanabilirsin.
RESSAM – S─▒ra bana geldi galiba…
RECEP- (Ressam’a) Evet s─▒ra sana geldi. (Romantik bir eda ile) Sen estetik d─▒┼č ├žizgilerini ezip bozup, ruhunu aram─▒┼č ormandaki modern ressam! Kad─▒k├Ây vapurlar─▒n─▒n l├╝ks kamaralar─▒nda oturan z├╝ppelere ┼čip┼čak portrelerini ├žizip iki┼čer bu├žuk liraya takdim etsen daha iyi etmez misin?
RESSAM – Biz de yeni bir cemiyet d├╝zeni idaresinin pe┼čindeyiz amma, o senin gerici kafandaki ├Âl├ž├╝lere g├Âre de─čil.
RECEP – Siz d├╝nyaya gerinizdeki delikten bakt─▒─č─▒n─▒z i├žin bizi gerici g├Âr├╝yorsunuz.

├ťstad yine muhte┼čem bir senaryo ve i─čnelemelerle mesaj─▒n─▒ iletmi┼č durumda. ─░┼č ki bu eseri i─čnelenenler de okusa.

Elimden geldi─čince yorumlamaya ├žal─▒┼čt─▒m. Ama eminim ki ├ťstad ├žok daha fazlas─▒n─▒ anlatmak istemi┼čtir. Yorumlar─▒n─▒za daima a├ž─▒─č─▒m.
SAYGILARIMLA

Nil_tuna / ├ťstad S─▒n─▒f─▒