Site icon N-F-K.com

Üstad’ın Ve Serdengeçti’nin Duruşmaları

ÜSTAD’IN VE SERDENGEÇTİ’NİN DURUŞMALARI

*Malatya Davası’ndan, Üstad’ın o duruşmalarından bahseder misiniz?

O duruşmaların ilk aşamasında Üstad Necip Fazıl, avukat tutmadı. Birkaç duruşma sonra Danyal Kayalıbay isminde görüşleri hiç de bizden olmayan bir insan sansasyon yapayım diye Üstad’ın avukatı oldu. Üstad onu istemedi ama adam Üstad’ı savundu. DP iktidarı döneminde o partiye oy veren Müslümanlar bile Üstad’ın deyimiyle “Öz vatanında parya” muamelesine tabi tutuldular. Tahkikatı yapan savcı diyor ki: Malatya hadisesine ismi karışan 35 kişiden asıl bu olayın fikir babaları Büyük Doğu’yu çıkaran Necip Fazıl, Serdengeçti’yi çıkaran Osman Yüksel, Samsun’da “Büyük Cihad”ı çıkaran Mustafa Bağışlayıcı ve Emekli Albay Cevat Rıfat Atilhan’dır. Bunlar; yazılarıyla bu gençlerin karakterinin sert ve haşin olarak gelişmesine sebebiyet vermişlerdir. Öyleyse o gençlerin işledikleri cinayetten tam olarak katle teşebbüse iştirakten bunların da müebbet hapisleri talep olunur.” O zaman hem HalkPartisi hem de Demokrat Parti gazeteler ve devlet radyosu aracılığıyla Müslümanlar üzerine korkunç bir baskı oluşturuyorlardı. Hukuk mukuk unutulmuş, sadece bu nazariye geçerliydi. Geliyor, İstanbul’dan Üstad Necip Fazıl’ı, Ankara’dan Osman Yüksel ve Cevat Rıfat Atilhan’ı, Samsun’dan Mustafa Bağışlayıcı’yı alıp, ayaklarına pranga takarak trenle ta Malatya’ya götürüyorlar. Bütün gazeteler bir merkezden yayın yapıyormuş gibi “İrtica liderleri yakalandı” ortak manşetini attılar. Sonra bir şayia çıktı: “Gizli irticai partinin anayasası ele geçti.” Ben de dedim ki; “Vay be! Bizde anayasa yapacak kadar çok hukukçu varmış da bizim haberimiz yokmuş.” (gizli anayasa meselesini okuma için tıklayınız.)

Berat ettirince azar işittim

*Malatya Hadisesi’nden sonra mahkemeler Malatya’da mı devam etti?

Hayır, ilk celseden sonra Ahmet Emin Yalman’ın güvenliği nedeniyle Ankara’ya nakledildi. Ben zaten o zaman fakir bir avukatım. Ne benim her mahkeme için Malatya’ya gidecek param var, ne de Osman’ın bana verecek parası var. Dosyayı inceledim. Orada diyor ki, “Sanıklar, yazarların sert yazılarından etkilenmişler, silâh kullanan Hüseyin Üzmez, Ahmet Emin Yalman’ı vurmuştur.” Dosyaya 2 tane “Serdengeçti” mecmuası delil olarak konulmuş. Dergilere bir de baktım ki; birincisi Malatya Hadisesi’nden 1 ay sonra, diğeri 2 ay sonra yayınlanmış. Mahkemeye 4 savcı birden çıkıyor. Yassıada’da bile böyle uygulama yoktu. Osman Yüksel’in avukatı, olarak söz istedim. Mahkeme salonu tıklım tıklım dolu. “Reis bey, sayın savcılara sorar mısınız, hadiseden sonra yazılan yazılar sanıkları nasıl tahrik ve teşvik eder? Çünkü dâvâya delil olarak dosyada sunulan dergilerdeki müvekkilim Osman Yüksel’in hadiseden 1 ve 2 ay sonra kaleme aldığı yazılardır. Olayla ilgisi olmayan müvekkilim Osman Yüksel’in tahliyesini talep ediyorum” dedim. O sırada arkadaşlar beni kutluyor. Ben bir avukatlık zaferi kazanmış sayıyorum kendimi. Reis bir sağa baktı, bir sola baktı, “Dosya münderecatından Osman Yüksel’in bu dâvâyla ilgisi olmadığının anlaşıldığından, kendisinin ve avukatının duruşmadan çıkarılmasına, dosyasının tetkiki için basın savcılığına gönderilmesine” dedi. Ben dışarı çıktım, bekliyorum ki; Osman Yüksel de gelsin, boynuma sarılsın ve “Aferin çok güzel savundun” diye tebrik etsin.

*Peki ne oldu? Tebrik etmedi mi?

Ne tebriği? Osman Yüksel bir bomba gibi dışarı çıktı ve “Git lan sen de avukat mısın? Yırtık dondan bilmem ne gibi çıktın, bir çuval inciri berbat ettin. Ben 11 aydır atom bombası gibi muazzam bir savunma hazırlamıştım.” Yani Üstad ile Osman Yüksel savunma konusunda benzer karakterlere sahipti.

Süleyman Arif Emre

Exit mobile version