Manidar Türkü Sözleri

Başlatan: mahlas Tarih: 31.12.2011 01:27 Cevap: 49

MA
31.12.2011 01:27
#1

“Şairim!

Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası, ayak seslerinden tanırım.
Ne zaman bir köy türküsü duysam, şairliğimden utanırım.”

…diyor şair,

yüzyıllar boyu kederlerimizi, sevinçlerimizi, zaferlerimizi, hasretlerimizi hâsılı bizleri dünyaya anlatan türkülerimiz için.

Yanıbaşlarında hiç kimseyi bulamayan ümmi ozanlarımız onlarla nakşettiler engin boşluklara sedâlarını.

O kadar güçlüydüler ki, kendilerinden gayrı anlatacak da yoktu...

Nasıl deyim, türkülere bile türkü yaktık biz.

 

O’nlar diğer kavimlerin sahip olduğu; kulakları patlatıp, nefisleri öldüren tepinme merasimlerinin kamberi değil, gönüllerden sızan duygunun diğer gönüldeki aksiydiler.

Bu sebepten yanında müzik aleti olsun olmasın dillenir dinlenirdiler. Aslolan yaşanmışlığın ne kadar remzlendirildiğidir zira.

Yani kabuğa değil özedir, kuru gürültü değil manadır türkü,

 

Bu başlık onlara, onlarla kültürümüzün bir parçasınıda olsa bize taşyanlara olsun...

 

 

Sevgi ve muhabbetle kalınız efendim :)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MA
31.12.2011 01:28
#2

Türküler Susmaz

 

Davul olur zurna olur tar olur

Türküler susmaz dostum bir destan olur

Yağmur olur dolu olur kar olur

Türküler susmaz dostum türküler susmaz

 

Türküler susmaz türküler güler

Akan sulardan daha özgür türküler

Uçan kuşlardan daha özgür türküler

 

Halay olur zeybek olur bar olur

Her gönülde başka başka yar olur

Dert çeken oldukça türkü var olur

 

Türküler susmaz dostum türküler susmaz

MA
01.01.2012 21:59
#3

Diyardan Diyara

 

Göçebe kuşlara döndük ,

Uçtuk diyardan diyara.

Turna gibi bölük bölük,

Göçtük diyaradan diyara.

 

Felek kırılsın kanadın,

Bitmez mi senin inadın?

Ardın sıra bir muradın,

Koştuk diyardan diyara Dost...

 

Olmaz olsun kisbi kârı,

Çektik bunca derdi gamı.

Üstü karlı mor dağları,

Aştık diyardan diyara dost..

 

Felek kırılsın kanadın,

Bitmez mi senin inadın?

Ardın sıra bir muradın,

Koştuk diyardan diyara Dost....

 

Behram sorarlarsa niçin?

Sılada zor diye geçim.

İki lokma ekmek için,

Koştuk diyardan diyara.

 

Felek kırılsın kanadın,

Bitmez mi senin inadın?

Ardın sıra bir muradın,

Koştuk diyardan diyara Dost....

MA
06.01.2012 15:49
#4

Bahçede yeşil çınar

Boyun boyuma uyar

Ben seni gizli sevdim

Bilmedim alem duyar.

 

Bahçelerde gül varı

Var git ellerin yari

Sen bana yar olmazsın

Yüzüme gülme bari.

MA
22.01.2012 01:27
#5

Turnam Başım Darda Benim

Şu Yaban Diyarda Benim

Bir Sevenim Var Mı Bilmem

Gözden Uzaklarda Benim

 

Çekerim Turnam Sineye

Derdi Sineye

Bu Yıl Bize Gülmek Haram

Belki Seneye

 

Başım Öne Eğdirdiler

Yüzüm Yere Değdirdiler

Saçıma Kar Yağdırdılar

Yaz İle Baharda Benim

 

 

Çekerim Turnam Sineye

Derdi Sineye

Bu Yıl Bize Gülmek Haram

Belki Seneye

MA
28.01.2012 16:07
#6

Ela Gözlüm Ben Bu Elden Gidersem

 

 

Ela gözlüm ben bu elden gidersem

Zülfü perişanım kal melül melül

Kerem et aklından çıkarma beni

Ağla gözyaşını sil melül melül

Elvan çiçekleri takma başına

Kudret kalemini çekme kaşına

Beni ağlatırsan doyma yaşına

Gez benim aşkımla yar melül melül

Karacaoğlan der ki ölüp gidince

Ben de güzel sevdim kendi halimce

Varıp gurbet ile vasıl olunca

Dostlardan haberi al melül melül

EN
28.01.2012 23:46
#7

"Soran varsa işte buyum!

Can çıkmadan çıkmaz huyum!

İçmişim aşk şarabını

Ben sevdanın sarhoşuyum!''

 

Ozan Uğur Işılak

EN
28.01.2012 23:48
#8

"Sarı saçlarına deli gönlümü

Bağlamışlar çözülmüyor Mihriban

Ayrılıktan zor belleme ölümü

Görmeyince sezilmiyor Mihriban.........'' Abdurrahim Karakoç

EN
28.01.2012 23:50
#9

Parsel Parsel Eylemişler Dünyayı

Bir Dikili Taştan Gayrı Nem Kaldı

Dost Köyünden Ayağımı Kestiler

Bir Akılsız Baştan Gayrı Nem Kaldı

 

Padişah Değilem Çeksem Otursam

Saraylar Kursam Da Asker Yetirsem

Hediyem Yoktur Ki Dosta Götürsem

İki Damla Yaştan Gayrı Nem Kaldı

 

Mahsuni Şerifim Çıksam Dağlara

Rastgelsem De Avcı Vurmuş Marala

Doldur Tüfeğini Beni Yarala

Bir Yaralı Döşten Gayrı Nem Kaldı

Mahsuni Şerif

MA
01.02.2012 10:31
#10

Mihriban

 

Sarı saçlarına deli gönlümü

Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.

Ayrılıktan zor belleme ölümü

Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

'Yâr' deyince, kalem elden düşüyor

Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor

Lâmbamda titreyen alev üşüyor

Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban.

Önce naz, sonra söz ve sonra hile...

Sevilen, seveni düşürür dile

Seneler, asırlar değişse bile

Eski töre bozulmuyor Mihriban.

Tabiplerde ilâç yoktur yarama

Aşk deyince ötesini arama

Her nesnenin bir bitimi var ama

Aşka hudut cizilmiyor Mihriban.

Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne

Kar koysan köz olur aşkın külüne...

Şaştım kara bahtın tahammülüne

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.

Tarife sığmıyor aşkın anlamı

Ancak çeken bilir bu derdi, gamı

Bir kördüğüm baştan sona tamamı...

Çözemedim... Çözülmüyor Mihriban.

 

 

Abdurrahim Karakoç

MA
07.02.2012 19:45
#11

GELMESİN

 

Söyleyin o yare meylim kalmadı

Hasreti dağlara sürdüm gelmesin

Öyküler türküler derman olmadı

Aşkın defterini dürdüm gelmesin

 

Söyleyin o yare kader salmadı

Ağladım olmadı güldüm olmadı

Aşk ile meşk ile işim kalmadı

Dönülmez bir yola girdim gelmesin

 

Söyleyin o yare yarim olmadı

Bir günde kendime kârım olmadı

Artık kavuşmaya sürem kalmadı

Azrail'e selam verdim gelmesin

 

Gelmesin, gelmesin, gelmesin yar

Halimi derdimi bilmesin yar

Ömrümü meçhule adadım ben

İstemem gönlümü almasın yar

MA
07.02.2012 20:34
#12

Ettiğin cevri bile kendime nimet bilirim

Küsemem bahtıma ben sevmeyi kısmet bilirim

Eremem vaslına, lakin erebilsem de yine

Doyamam vuslatına kendimi hasret bilirim

08.02.2012 02:03
#13

Gel Ha Gönül Havalanma

Engin Ol Gönül Engin Ol

Dünya Malına Güvenme

Engin Ol Gönül Engin Ol

 

Şu Dünyanın Hali Böyle

Yalan Yahşi Geçer Şöyle

Söyledikçe Engin Söyle

Engin Ol Gönül Engin Ol

 

Gökde Uçar Huma Kuşu

Bilmeyenler Atar Taşı

Enginlik Gönülün İşi

Engin Ol Gönül Engin Ol

 

Teslim Abdal Özüm Haktır

Sözümün Yalanı Yoktur

Engin Söyle Büyüklüktür

Engin Ol Gönül Engin Ol

08.02.2012 02:21
#14

Dünyada Tükenmez Murat Varmış

 

Dünyada tükenmez murat var imiş

Ne alanı gördüm ne murat gördüm

Meşakkatin adın murat koymuşlar

Dünyada ne lezzet ne bir tat gördüm

 

Ölüm var dünyada yok imiş murat

Günbegün artıyor türlü meşekkat

Kalmamış dünyada ehl-i kanaat

İnsanlar içinde çok fesat gördüm

 

Nuşveranı Adil nerede tahtı

Süleyman mührünü kime bıraktı

Resul u Ekrem’in kanunu haktı

Her ömrün sonunda bir feryat gördüm

 

Var mıdır dünyada gelip de kalan

Gülüp baştan başa muradın alan

Muradı maksudu hepisi yalan

Ölümlü dünyada hakikat gördüm

 

Dönüyor bir dolap çarkı belirsiz

Çağlayan bir su var arkı belirsiz

Veysel neler satar narhı belirsiz

Ne müşteri gördüm ne hesap gördüm

 

Kaynak: Asik Veysel

VE
07.03.2012 21:04
#15

Telli turnam selam gotür

Sevgilimin diyarına

Üzülmesin ağlamasın

Belki gelirim yarına cananıma

 

Hasret kimseye kalmasın

Sevdalılar ayrılmasın,ayrılmasın

Ben yandım eller yanmasın

Sevdanın aşkın uğruna can uğruna

 

Gönüle hasret yazıldı

Svgiye mezar kazıldı

İki damla yaş süzüldü

Gözlerimin pınarına,pınarına

 

Hasret kimseye kalmasın

Sevdalılar ayrılmasın,ayrılmasın

Ben yandım eller yanmasın

Sevdanın aşkın uğruna can uğruna

AS
07.03.2012 22:02
#16

Komşu kızıyla beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimi olarak Yozgat'a(akdağmadeni)gelir.Sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermek istemez.Genç tedavi için İstanbul'da hastaneye yatar,pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla aşağıda ki tüküyü söyler.Yakalandığı amansız bu hastalıktan kurtulamayıp hastanede ölür.Ailesi cenazesini Yozgat'a getiremez,İstanbul'da kalır.

 

 

HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI

 

hastane önünde incir ağacı

doktor bulamadı bana ilacı

baştabib geliyor zehirden acı

 

garip kaldım yüreğime dert oldu

ellerin vatanı bana yurt oldu

mezarımı kazın bayıra düze

 

benden selam söyleyin sevdiğim gıza

başını koysun karalar bağlasın

gurbet elde kaldım diye ağlasın

 

arkadaşlar ben bu türküyü çok seviyorum hikayesi de bi o kadar hüzünlü bu yüzden hikayesiyle paylaşmak istediim :wave:

AS
07.03.2012 22:13
#17

Hikayesiyle birlikte bir türkü daha(inşallah göze batmam :utanma: )

 

Bitliste Beş Minare

Bitlis biirinci dünya savaşından önce nufüsu 30000´dir lakin savaş çıkınca halk göç eder ve nufüs 3000´e düşer.

 

kurtuluş savaşında baba ile oğlucepheye gider savaş biter ve baba ile oğul şehre dönerler bir tepede baba heyacandan mıdır yoksa yorgunluktan mıdır bilinmez o tepeden memleketi bitlise bakamaz ve oğluna sorar oğul bitliste ne kaldı..

 

Oğul "baba bitliste beş minare kaldı"

baba; başlar türküye bitliste beş minare beri gel oğlan beri gel...

 

Bitliste beş minare

Beri gel oğlan beri gel

Yüreğim dolu yare

Beri gel oğlan beri gel

 

İsterem yanan gelem

Beri gel oğlan beri gel

Cebimde yok beş para

Beri gel oğlan beri gel

 

 

Tüfengim dolu saçma

Beri gel oğlan beri gel

Güzelim benden kaçma

Beri gel oğlan beri gel

 

Doksandokuz yaram var

Beri gel oğlan beri gel

Bir yarada sen açma

Beri gel oğlan beri gel

AS
07.03.2012 22:17
#18

Bi Erzurumlu olarak bunu özellikle paylaşmak istedim :rose:

 

Kırmızı Gül Demet Demet

 

Kırmızı gül demet demet,

Sevda değil bir alamet,

Balam nenni, yavrum nenni

Gitti gelmez ol muhannet

Şol revanda balam kaldı,

Yavrum kaldı, balam nenni...

 

Erzurum yöresinde üç beş dönümlük tarlalarını ekip dikiyorlar... Yetiştirdikleri ürünü de kervana katıp, REVAN'da satıyor Memet... Memet de Memet hani... Karayağız bir delikanlı... Taşı tutsa, suyunu çıkaracak kadar güçlü. Bir de alışkanlığı var Memet'in. Her akşam tarla dönüşü, bahçelerden derlediği demet demet gülleri getiriyor anasına.. Anayla oğul arasında bir simge gibi kırmızı gül demeti... Sevgi saygı simgesi. Gülleri evinin duvarına asıp kurutuyor ana... Onlara baktıkça oğlunu görür gibi oluyor... Hele Memet kervandaysa. Gözü gönlü kırmızı gülün kurumuş, gazelleşmiş demetinde ananın. Rüyaları hep Memet üstüne... REVAN yollarını düşlüyor hep. Kimi zaman kara saplanmış görüyor kervanı. Kanter içinde uyanıyor. hayra yormaya çalışıyor. Kimi geceler de toza dumana katılmış kervanın, atının eşeğinin devesinin bir toz bulutu içinde kayboluşunu düşlüyor. Bir hortum, yutuyor kervanı. Koca kervan döne döne göğe çekiliyor. Geride ne bir at, ne de bir deve, ne de insan kalıyor. Memet'i arıyor gözleri. Kara yağız, kaytan bıyık Memet, ellerini uzatıyor anasına. 'Tut ellerimi' diyor. Ama ne gezer. Anasının elleri boşlukta kalıyor. Sözün kısası günü gelip de kervan REVAN'dan dönene kadar bu böyle sürüp gidiyor. Kervanın dönüşünü dört gözle bekliyor.

MA
19.03.2012 23:43
#19

Hayal hayal olmuş

 

Hayal hayal olmuş karşıki dağlar

Muhannet gözlerin dolukmuş ağlar

Esti sam yelleri bozuldu bağlar

 

Onun için bende gam telaşı var

Alim derdin alim bin telaşı var

 

Yıkılsın dünyanın pembe irengi

Dinlemez öldürür yoksulu begi

Kimi yemez baklavayı böreği

 

Kiminin akşama nan telaşı var

Alim derdin alim bin telaşı var

 

Ey Emrah elveda yüklendi göçüm

Affeyle yarabbi çoğoldu suçum

Okuyum kuranlar musaflar açın

 

Azrail göğsümde can telaşı var

Alim derdin alim bin telaşı var

MU
14.05.2012 23:34
#20

Niçün susmus ki burası? O türkü her şeyin üstünde; 'güven' ve 'huzur' demekti.

HE
15.05.2012 01:57
#21

Kadir Mevlam Senden Bir Dileğim Var-1

 

 

 

Erzincan-Fidan Engin-Turan Engin

 

 

 

 

 

Kadir Mevlam Senden Bir Dileğim Var

Beni Muhannete Muhtaç Eyleme

Eğer Muhannete Muhtaç Eyersen

Akan Deryalara Gark Eyle Beni

 

Muhannetin Suyu Dolayı Akar

Aktığı Yerleri Sel Olur Yıkar

İyilik Etmeden Başına Kakar

İşte Böylesine Muhtaç Eyleme

 

Muhannetin Sözü Zehirden Oktur

Lûtfuna Kerem Et İnsafı Yoktur

Sol Gözün Sağ Göze Faydası Yoktur

Sağ Gözü Sol Göze Muhtaç Eyleme

HE
15.05.2012 02:01
#22

"Amenna (Yaşayanlar Bir Gün Ölür)" Türkü Sözü

Yaşayanlar bir gün ölür

Bir gün ölür elbette

Ağaçlarla balıklarla

Kuşlarla ben amenna

 

Ağlayanlar bir gün güler

Bir gün güler elbette

Uyanmakla anlamakla

Bilmekle ben amenna

 

Kısa çöp uzun çöpten

Hakkını alır elbette

Direnmekle kurtulmakla

Barışla ben amenna

dot.gif

HE
15.05.2012 02:06
#23

Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar

 

Çok eskiden köyün birinde Zeynepi simli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğünde yabancı köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep'i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep'i Ali'ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep'i alıp aşırı köyüne götürür.

Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış.

Oysa kocası, Zeynep'in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep'i yataklara düşürür.

Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep'in kocası da anasına babasına haber vermeye gider. Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep'in anası babası köye gelirler, Zeynep'i yatakta bulurlar. Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar. Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır.

Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha onmaz, sonu ölümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur.

 

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler

Annesinin bir tanesini hor görmesinler

 

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

 

Babamın bir atı olsa binse de gelse

Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse

Kardeşlerim yolları bilse de gelse

 

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

HE
15.05.2012 02:07
#24

Hekimoğlu

 

Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir ailenin çocuğudur. Üstelik yoksul bir anneden başka hiç kimsesi yok. Çevresinde dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir.

Yörede egemenlik kurmuş bir Gürcü Beyi vardır. Bu Gürcü Beyi, Ayşa adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne ki, bu kız Gürcü Beyini sevmemekte, Hekimoğlu'na bağlanmıştır. Bu, dostlukla, arkadaşlıkla karışık bir sevgidir. Üstelik Hekimoğlu'yla görüşmeye başlamıştır.

İşte Bey, iki gencin ilişkisinin bu noktaya vardığını duyar duymaz Hekimoğlu'na düşman olur ve ona savaş açar. Hekimoğlu'yla teke tek görüşüp, hesaplaşmayı önerir; bir de yer belirtir. Hekimoğlu, gözüpek, mert bir gençtir. Aynalı mavzerini kuşanıp, tek başına buluşma; yerine gider. Gitmeye gider ama, Bey sözünde durmamış adamlarıyla gelmiştir. Üstelik adamlarından biri, buluşma yerine varır varmaz, sabırsızlanıp Hekimoğlu'nu yaylım ateşine tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. Hekimoğlu'yla Beyin adamları arasında yaman bir çatışma olur. Hekimoğlu, çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Olaydan hemen sonra, Bolu da tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helallaşıp, yanına Mehmet adlı iki amca oğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış ve ölünceye kadar Hekimoğlu artık dağdadır.

Hekimoğlu'nun dağa çıkış nedenini ve biçimini bilen, duyan yöre köylüleri kendisine kucak açarlar. Onun mertliği, yiğitliği ve doğru sözlülüğü köylüleri daha da etkiler ve her açıdan kendisine yardım ederler. Özellikle yoksul köylülerle dostluk kurar, zenginlerden aldıklarıyla onlara yardım eder.

Hekimoğlu, artık Gürcü Beyinin korkulu düşü olmuştur. Bu yüzden Bey,

kendisini sürekli jandarmaya şikayet eder ve kesintisiz izletir. Hekimoğlu'nu ihbar etmeleri için çeşitli yörelerde adamlar tutar. Fakat halk koruduğu için, Hekimoğlu'nu bir türlü ele geçiremezler.

Hatta bir defasında, Beyin adamlarından birinin ihbarı üzerine Hekimoğlu'nun kaldığı evi jandarmalar basıyorlar. Bütün çevre kuşatılmıştır. Evin altında bir fırın vardır. Hekimoğlu fırıncının yardımıyla fırının ekmek pişirilen yerini arkadan delip kaçmayı başarır.

Hekimoğlu, kaçmaya kaçıyor ama, Beyin, iki amca oğlunu öldürttüğünü haber alıyor ve doğru Çiftlice köyüne iniyor. Gittiği ev muhtarın evidir. Bu Muhtar, Hekimoğlu'ndan yana görünüyor, oysa gerçekte Beyin adamıdır ve onunla işbirliği içindedir. Nitekim adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve Hekimoğlu jandarmalarca sarılır. Hekimoğlu, Muhtarın yüzünden kıstırılmıştır. Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Adeta namlular kurşun kusmaktadır.

 

Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var halk arasında :

1-Hekimoğlu, çatışma sırasında. çemberi yarıyorsa da, aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölüyor.

 

2 -Atına atlıyor, elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak Ordu'ya

kadar geliyor ve burada ölüyor.

 

Hekimoğlu,mertliği, yiğitliği ve iyilikseverliğiyle halk arasında büyük ün yapıyor. Yoksulların dostu, onları ezen varsılların düşmanıdır.

Hekimoğlu denince, hemen akla gelen bir özelliği de aynalı martini dir. Hekimoğlu Türküsü'nde geçen ve kendisinin adıyla özdeşleşen aynalı martinin özelliği şudur. Hekimoğlu, özel olarak yaptırdığı mavzerinin üstüne bir ayna taktırıyor. Çatışmaya girdiğinde, bu aynayı: düşmanının gözüne tutarak, gözünün kamaşmasına, dolayısıyla hedefini şaşırmasına yol açıyor.

Bu yüzden Hekimoğlu'nun, adı, Hekimoğlu'nun adı aynalı martinle özdeşleşmiştir.

 

Hekimoğlu derler benim de aslıma

Aynalı martin yaptırdım narinim kendi nefsime

Konaklar yaptırdım döşetemedim.

Ünye de Fatsa bir oldu narinim baş edemedim

 

Konaklar yaptırdım mermer direkli

Hekimoğlu sorarsan narinim demir yürekli

Bahçe armut dibinde kaymak yedin mi

Hekimoğlu'nu görünce narinim budur dedin mi

 

Çiftlice Muhtarı puşttur pezevenk

Hekimoğlu geliyor narinim uçkur çözerek

Hekimoğlu derler bir ufak uşak

Bir omzundan bir omzuna narinim yüz arma fişek...

HE
15.05.2012 02:10
#25

"Siirt Beyaz Bir Gelin" Türkü Sözü

Siirt beyaz bir gelin

Gel güzel uzat elin

Fıstıkların altında

Yar hem güzel hem serin

 

Bu yol Siirt'in yolu

Hem kar yağar hem dolu

Bu şehirde kız seven

Mutlaka mutlu olur

 

MA
18.10.2012 10:32
#26

Aşan Bilir

 

 

Aşan bilir karlı dağın ardını

Çeken bilir ayrılığın derdini

Bülbül kaça aldın gülün nargını

Gül alıp satmanın zamanı değil

 

Yaprak gazel olmuş duruyor dalda

Vefasız güzelden bize ne fayda

Bu ayda olmazsa gelecek ayda

Ölürüm vaz geçmem sevdiğim senden

 

Selvinin dalları boyundan uzun

Yavrular gözüme bir salkım üzüm

Ölmeden görseydi o yari gözüm

Koyun kuzu kurban olur o zaman

TU
18.10.2012 13:31
#27

Beni

 

Siyah perçemlerin gonca yüzlerin,

Garip bülbül gibi zar eyler beni.

Hilal ebruların ahu gözlerin,

Tığ-i sevda gibi yaralar beni.

 

(...)

 

Sevdayı aşkınla ah u zar oldum,

Kalmadı tahammül bi karar oldum,

Cemalin göreli sevdakar oldum,

Korkarım ki bu dert paralar beni.

 

Elif kametine hayran olduğum,

Gece gündüz hayaline döndüğüm.

Hep senin içindir boyun eğdiğim,

Yoksa zaptedemez bu yerler beni.

Sıdki’yem billahi terkin etmezem,

Gayrı güzellere meyil katmazam,

Kovsalar dövseler burdan gitmezem,

Meğer ferman gele süreler beni.

 

(Ozan Sıdki 1865-1928.)

 

Erkan Oğur'dan şöyle işitmiştim; http://fizy.com/#s/1aja4l

NA
19.10.2012 17:11
#28

Eski Libas Gibi Aşıkın Gönlü

 

Eski libas gibi aşıkın gönlü

Söküldükten sonra dikilmez imiş

Güzel sever isen gerdanı benli

Her güzelin kahrı çekilmez imiş

 

Bülbül daldan dala yapıyor sekiş

O sebepten gülle ediyor çekiş

Askın iğnesiyle dikilen dikiş

Kıyamete kadar sökülmez imiş

 

Sevdiğim değildin böylece ezel

Askınım bağına düşürdün gazel

İbrişimden nazik saydığım güzel

Meğer pulat gibi bükülmez imiş

 

Seyrani' nin gözü gamla yaş imiş

Benim derdim her dertlere bas imiş

Ben bağrımı toprak sandım

Taş imiş meğer taşa tohum ekilmez imiş

 

Aşık Seyrani

 

BU
27.10.2012 12:15
#29

Şu Yüce Dağları Duman Kaplamış

 

Şu yüce dağları duman kaplamış

Yine mi gurbetten kara haber var

Seher vakti burda kimler ağlamış

Çimenler üstünde göz yaşları var

 

Ufukta iz gördüm kızıl bayraktan

Bulutlar nem almış yeşil yapraktan

Bir kız ağlar sesi gelir uzaktan

Yine mi gurbetten kara haber var

Gönlümüz gam alır böyle günlerde

Önüme çektiler bir siyah perde

Yar senin aşkınla tutuldum derde

Yine mi gurbetten kara haber var

 

****

 

(Farklı kaynaktan)

Şu yüce dağları duman kaplamış

Yine mi gurbetten kara haber var

Seher vakti bu yerde kimler ağlamış

Çimenler üstünde göz yaşları var

 

Gönlümüz gamlanır böyle günlerde

Önüme çektiler bir siyah perde

Yar senin aşkınla tutuldum derde

Yine mi gurbetten kara haber var..

 

Ali Ekber Çiçek, Erzincan

 

 

http://www.youtube.com/watch?v=Cn09HrQ5FhY

BU
27.10.2012 12:24
#30

Zülf-ü Kâküllerin Amber Misali

 

Zülf-ü kâküllerin amber misali

Buy-u erguvan dan güzelsin güzel

Kızarmış gonca gül gibi yüzlerin

Şah-ı gülistan dan güzelsin güzel

 

Yüzünde yeşil ben aşikar olmuş

Çekilmiş kaşların zülfikâr olmuş

Gözlerin aleme hükümdar olmuş

Mihr-i süleyman dan güzelsin güzel

 

Kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet

Hatmolmuş kadrinle tûbayı hikmet

Cemalin seyreden istemez cennet

Sen huri gılman dan güzelsin güzel

 

Gözlerin velfecri benzer imrân'e

Seni seven âşık olur divane

Yanakların şûle, vermiş cihana

Yüz mahı taban dan güzelsin güzel

 

Çiğ düşmüş çayıra benzer yüzlerin

Âşıkın öldürür şirin sözlerin

Mısrın hazinesi değer gözlerin

Zühre-i rahşan dan güzelsin güzel

 

Sıdkı der suretim hattın secdegâh

Cümle güzellere oldum pişegâh

Güzeller tacısın yüzün padişah

Yusuf-u Kenan'dan güzelsin güzel..

 

Kaynak: Dersimli Aşık Sıdki

Yorum : Erkan Oğur

 

http://www.youtube.com/watch?v=K6kYg2H4skY

BU
01.11.2012 12:46
#31

Anam Ağlar Başucumda

Anam ağlar başucumda oturur

Derdim elli iken yüze yetirir

Bu dert beni yiye yiye bitirir

 

El çek tabip el çek benim yaramdan

Ölürüm kurtulmam ben bu yaradan

 

Anama babama yüzüm kalmadı

Bir su ver demeye özüm kalmadı

Doktora tabibe lüzum kalmadı

 

El çek tabip el çek benim yaramdan

Ölürüm kurtulmam ben bu yaradan

 

Neşet Ertaş, Kırşehir

http://www.youtube.com/watch?v=pEDYjV2vDbo&feature=related

BU
01.11.2012 17:00
#32

Merhum Hayati Vasfi Taşyürek ağabeyin mükemmel dizeleri ve Mustafa Yıldızdoğan'ın hoş yorumu...

 

Saçların

Söküp atılmıyor bende mi kusur

Doğarken kök salmış öze saçların

Bir kara sevda ki ya büyü ya sır

Sığmıyor kaleme, söze saçların..

 

Örgüde bir başka, düzde bir başka

Gizlendiği zaman nazda bir başka

Omuzda bir başka yüzde bir başka

Kirpik olmuş inmiş, göze saçların..

 

İpekten sırmadan, tel tel yaratmış

Telini bir ömre bedel yaratmış

Sanki Vasfi için özel yaratmış

Dört mevsim bir başka taze saçların..

 

Ah o saçların ah o saçların

Dört mevsim bir başka taze saçların..

 

http://www.youtube.com/watch?v=DmLVzco84DE

BU
02.11.2012 23:32
#33

Bir Ay Doğar

Bir ay doğar ilk akşamdan geceden

Şavkı vurur pencereden bacadan

 

Dağlar kışımış yolcum üşümüş

Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

 

Uykusuz mu kaldın dünkü geceden

Uyan uyan yar sinene sar beni

 

Dağlar kışımış yolcum üşümüş

Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

 

Yücedağ başından aşırdın beni

Tükenmez dertlere düşürdün beni

 

Dağlar kışımış yolcum üşümüş

Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

 

Madem soysuz göynün yoğudu bende

Niye doğru yoldan şaşırdın beni

 

Dağlar kışımış yolcum üşümüş

Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

 

Aşağıdan gelir eli boş değil

Söylerim söylerim göynüm hoş değil

 

Dağlar kışımış yolcum üşümüş

Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

 

Bir güzeli bir çirkine vermişler

Baş yastığı gendisine eş değil

 

Dağlar kışımış yolcum üşümüş

Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Hasan Durak, Arguvan Türküleri (Malatya)

 

Ü.
22.12.2012 18:50
#34

Selamlar

 

Konuyu açan arkadaşa teşekkür etmeli. Eskiden türkü benim için bir şey etmeyen bir tarzdı. Türkülerden uzak büyüdüm maalesef. Dolayısıyla "öz" kavramına yakınlaşmakta zorluk çektim. Belki türküleri yaşayan ve anlatan bir arkadaşım olsaydı, öz'e bu kadar yabancı da kalmayacaktım. Türküyle aramızdaki mesafe çok değil, iki yıl önce azalmaya başladı. Boğaziçi Klasik Müzik Korosu'nda dinlediğim eserin sözleri pek etkilemişti beni. Bizden olduğu belliydi. Sahibini ve diğer yorumcuları araştırmaya koyuldum. Aralarında Neşet Ertaş vardı tabii ki. Vuruldum tam anlamıyla. Çünkü yine aynısı olmuştu. İnsanın kendi öz kültür unsurlarına dışarıdan ulaşması kadar korkunç bir şey var mı?

 

Türkü kadar samimi bir şey daha varsa bana söyleyin, onu da bilmek isterim.

 

 

Suda balık oynuyor

Canım sana kaynıyor

Süştüm merhametsize

Hiç halimden bilmiyor

 

Leyli leyli köylü kızı

Sen allar giy ben kırmızı

Yine doğdu tan yıldızı

Doğmaz olsun tan yıldızı

 

Suda balık yan gider

Açma yaram kan gider

Açma güzel sineni

Cahilim aklım gider

 

Leyli leyli köylü kızı

Sen allar giy ben kırmızı

Yine doğdu tan yıldızı

Doğmaz olsun tan yıldızı

 

http://www.youtube.com/watch?v=iNhJ5nQ4GY4

 

http://www.youtube.com/watch?v=kbC6gkzufSs

TR
25.02.2013 00:41
#35

'Kadir mevlam ikisinin acısını birden göster' cümlesi beni benden alıyor yemin ederim. Favorimdir, bir türküde rastlanabilecek tartışmasız en manidar türkü sözüdür, üstüne de yoktur.

MU
17.02.2017 02:46
#36

Biliyorum zamanı değil yeri de değil aslında, ama nedense tam olarak bu türküde bu başlık hatrıma geldi. Hafiften uzak bir mazi yaklaşıverdi. Belki siz gönüldaşlara da bir nefhâ olsun diye o güzelim Anadolu'dan, dokunulmamış, bozulmamış saf ve temiz olandan. Bu türkü öyle içli öyle güzel geldi.. Ağlattı da.. Şimdinin boğucu, işgüzâr ve donuk manzarası karşısında; tecrübe ettikçe anlıyor insan...

 

"Yüce dağ başına yağan kar idim

Yağdı yağmur güneş vurdu eridim"

 

Bu çağda hiçkimse "samanlıkta firkete bulmanın sevinci"ne erişemeyecek daha.. Şimdi bu türküyü Gülşen Kutlu'dan dinleyip biraz içlenelim..

 

Kadîm bir not düşmüş olmayı umuyorum ve saygıyla yâd ediyorum bu güzelim türküleri.

AL
23.05.2017 13:07
#37

Türkü demişken. Şekspire atfedilen bir söz var: "Bir ulusun türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür"...

 

Ülkemizde ki durum birazda bu galiba. Bizi bir başkası için, toprağımız için, eşimiz dostumuz yurdumuz için, bulduklarımız ve yitirdiklerimiz için anlamlı kılan ve anlam katan türkülerimiz olsa gerek.

AL
04.07.2017 09:33
#38

Rahmetli ozanımız Neşet Dayının (Ertaş) sinesinden çıkıp, içimizde bazen seher yelleri, bazen fırtınalar, bazen de ummanları estiren o güzelim türküsü.

 

Açma Zülüflerin Yar Yar Yellere Karşı
Senin Zülfün Benim Telim Değil Mi
Bülbül Figan Eder Güllere Karşı
O Yar Benim Gülüm Değil Mi

Sallama Saçların Yar Yar Sen De Bulursun
Azrail Misali Yar Yar Canım Alırsın
Etme Bu Cefayı Yar Yar Kanlım Olursun
Bu Kul Senin Kulun Kulun Değil Mi

 

AL
04.07.2017 09:39
#39

zülüf üzerine hasıl olmuş en vurucu türkülerden birisi daha. insanı dört mevsim, yedi kıta, bilinen alem ve boşluklar arası gidip gelmeye vesile kılacak cinsten hemde. toprağın bol olsun güzel insan. değerli ozan.

 

AL
04.07.2017 09:46
#40

Köy yerinde kan davası, akan çeşme, yüce dağ, tütün, kaçak çay, eşkiya, yavuklu, kız kaçırma, mahpus, ana, yâr, çoluk çocuk, verem.

 

Her biri bir yaşamışlığın ve yaşanmışlığın tınıya vurup, sineden dile dökülmesi gibi çağlayandır türkülerimiz.

 

Gariptir bizim türkülerimiz; kendi halinde, gösterişsiz, yalnız, elleri çorak, gönlü kırık, gözü yaşlı, eğilmez, bükülmez.

 

Benzemez başka illere, ellere, dillere. İnsanımızın yüzünde beliren çizgilerin notasıdır, sebebidir, aynasıdır. Öyle belirgin, öyle garip, öyle çileyle yoğrulmuştur her biri. Her çizgi bir hayat, her çizgi bir meşgale, her çizgi bir emektir.

AL
08.07.2017 18:07
#41

Yalan Ay

 

Geçer gider dünya -oy,çar çabucak, oy oy
Oynayıp gülüşün yaraşır, genç çağında, oy dünya oy.
Kişi yari kişiye yar olmuyor, oy oy,
Balacığı gibi bağrına basan beni, oy dünya ,oy
Yalan oy,yalan dünya oy,
Yanmayıp sönen hayal oy.
Yare layık kalkanın. (layıkıyla kalkan olanın)
Canını derde salan oy.
Yazık oy, ne yazık oy,
Dünya niçin en tatlı (olandır) oy!
Yaraşanı kıyar/üzer,
Tuz deminde yad ilen oy.
Birileri mest, semadaki ayı alanda, oy oy,
Dönüşende biri mest, peygambere oy dünya, oy!
Sudan taze, sütten ak,
Kim var diyosun, oy oy?
Bu dünyada lekesiz,
(Bir) Sebi (ler) gene, oy dünya oy.
Yalan oy, yalan dünya oy,
Yanmayıp sönen hayal oy.
Yare layık kalkanın. (layıkıyla kalkan olanın)
Canını derde salan oy.
Yazık oy, ne yazık oy,
Dünya niçin en tatlı (olandır) oy!
Yaraşanı üzer,
Tuz deminde yad ilen oy.
AL
13.10.2017 15:42
#42

Cengiz Özkan başkadır. Konuşur gibi, söz söyler gibi, çay yudumlar gibi söyler türküleri. Yormaz ve yorulmaz; kulağa değil, gönle dokundurur mızrabı. Son yorumlamalarından birisi. Aşina olanlar zaten bilir. Nefesine ve gönlüne sağlık ozan.

 

AL
13.10.2017 15:48
#43

Bu türküde başka güzeldir, başka dertlidir. Sözlere gerek yok. Dinleyen ve seven malumdur zaten.

 

AL
09.11.2017 11:26
#44

Türkçeye çevirince daha da bir güzelmiş bu şarkı.

 

https://www.youtube.com/watch?v=Tm88QAI8I5A

 

Donnez-moi une suite au Ritz, je n'en veux pas
Des bijoux de chez Chanel, je n'en veux pas
Donnez-moi une limousine, j'en ferais quoi ?
Offrez-moi du personnel, j'en ferais quoi ?
Un manoir a Neufchatel, ce n'est pas pour moi
Offrez-moi la Tour Eiffel, j'en ferais quoi ?

Ritz'de bir süt oda versen bana, istemem
Chanel'den mücevher, istemem
Bir limuzin versen bana, ne yaparım onunla ki?
Uşaklar teklif etsen bana, ne yaparım onlarla?
Neufchatel'de bir malikane, bana göre değil
Eiffel kulesini teklif etsen, ne yaparım onunla?


Je veux de l'amour, de la joie, de la bonne humeur
Ce n'est pas votre argent qui fera mon bonheur
Moi je veux crever la main sur le cœur
Allons ensemble, découvrir ma liberté
Oubliez donc tous vos clichés

Aşk isterim, eğlence, iyi huy
Beni mutlu edecek olan paran değildir
Ölürken kalbimde bir el olsun istiyorum
Haydi birlikte gidelim, özgürlüğümü keşfedelim
Tüm önyargını unut, buyur benim gerçekliğime


Bienvenue dans ma réalité
J'en ai marre de vos bonnes manières, c'est trop pour moi

AL
12.04.2018 15:55
#45

Mesela şu türkü. Türkünün Yusuf sabır ile Mısır'a kısmı var; burayı Sezen Aksu dâhi (ve bir çok kişi) Eyüp sabır ile gitti Mısır'a diye söyledi. Aslı Eyüp değil Yusuf'tur. Zira Mısır'a giden Hz. Yusuf'tur. Ayrıca, "koyun oldum ağladım ardın sıra" diye okunan kısmı da "gerçek aşık olan erer o nûra"dır.

 

Ne ağlarsın benim zülfü siyahım
Bu da gelir bu da geçer ağlama
Göklere erişti figânım ahım
Bu da gelir bu da geçer ağlama


Bir gülün çevresi dikendir hardır
Bülbül har elinde ah ile zardır
Ne olsa da kışın sonu bahardır
Bu da gelir bu da geçer ağlama

Daimi'yem her can ermez bu sırra
Gerçek aşık olan erer o nûra
Yusuf sabır ile vardı Mısır’a
Bu da gelir bu da geçer ağlama

AL
31.10.2018 10:37
#46

Ne Feryad Edersin Divane Bülbül
Senin Bu Feryadın (Anam) Gülşene Kalsın
Bu Dünyada Eremezsen Murada
Huzuru Mahşere (Anam) Divana Kalsın

Nesin Methedeyim Bir Kaşı Kare
Şu Sineme Açtı (Anam) Onulmaz Yara
Dünya Tabip Olsa Derdime Çare
Derdimin Dermanı (Anam) Lokmana Kalsın

Bir Can İçin Geçti Canım Serinden
Vücudum Kül Oldu (Anam) Aşkın Narından
Emrah Buse İster Nazlı Yarinden
Bu Bayram Olmazsa (Anam) Kurbana Kalsın

 

NF
24.11.2018 11:31
#47

Çok değerli türkülerimiz var gerçekten. Hala değeri bilinmeyen.

NF
03.12.2018 14:34
#48

Antalya/Elmalı-Mehmet Görgülü-Cevat Uyanık


(Erkekler)
A Kızım Sana Potin Alayım Mı

(Kadınlar)
Al Babacığım Al
Potinimi Alayım
Ayağıma Giyeyim
Ben Ablama Gideyim
Şura Şuralarıma
Bura Buralarıma
İlle De Şuralara Hoş Yakışır

(Erkekler)
A Kızım Sana Küpe Alayım Mı

(Kadınlar)
Al Babacığım Al
Ben Küpemi Alayım
Kulağıma Takayım
Ben Yengeme Gideyim
Şura Şuralarıma
Bura Buralarıma
İlle De Şuralara Hoş Yakışır

(Erkekler)
A Kızım Sana Yüzük Alayım Mı

(Kadınlar)
Al Babacığım Al
Ben Yüzüğümü Alayım
Parmağıma Takayım
Nişanlıma Gideyim
Şura Şuralarıma
Bura Buralarıma
İlle De Şuralara Hoş Yakışır

NF
05.12.2018 10:14
#49

Doksandokuz yaram var
Beri gel oğlan beri gel
Bir yarada sen açma
Beri gel oğlan beri gel