Eşek Beyni
Ormanların kudretli hükümdarı
Nasılsa hastalanır yorgan döşek
Baştabib çakal gelir yelyeperek
Aslanın nabzına bakar şöyle bir:
“Bu hastalık, der, aslan hastalığı!
Hünkarım vakit geçirmeden, eğer
Okkalı bir eşek beyni yerseniz
Derdiniz hemen biter!”
Aslan dönüp tilki başmusahibine
Endişeyle der ki: “Bu senin işin!
Koş ve semiz bir eşek getir bana”
Tilki bu, durur mu? Dalar ormana,
Çok geçmeden bulur aradığını.
Takınıp en sevimli maskesini
Yaklaşır dalkavukça tavırlarla:
“Aman efendim, ne güzel tesadüf,
Ne hoş sizi böyle semersiz görmek,
Duymak ne saadet eşek sesini!
Fakat yazık, tek başınıza burada
Canınız çok sıkılıyor olmalı...
Hani diyeceğim şu ki, olur da
Bir dosta ihtiyaç hissederseniz
Ne güne duruyoruz biz?”
“Hayır, der eşek, ne var sıkılacak?
Taze otlarla dolu köşe bucak!
Yük taşıma derdi yok, efendi yok,
Fazlası can sağlığı, değil mi ya?”
“Ne kadar tok gözlüsünüz efendim,
Hayranım fikirlerinize lakin
Ne dersiniz şöyle ceylan sekişli,
İnce belli bir şeker dudaklıya?”
Bu sözler üzerine karakaçan
“Nerede?” diye diker kulaklarını.
Tilki “Efendiciğim, der, yeter ki,
Siz emredin kulunuza!
Bana boş yere mi demişler tilki?
Şimdi lütfedip benimle birlikte
Gelirseniz görürsünüz” diyerek
Takar eşeği peşine.
Aslan görünce uzun kulaklıyı
Sevincinden başlar kükremeye.
Eşek korkuyla yağlar tabanları,
Tilki de peşinden nefes nefese...
Sonunda yetişip keser yolunu:
“A benim efendim, ne oldu size,
Kurbanı oldunuz hayalinizin!
Ve galiba aslan korkusu sizin
İşlemiş kalbinize!”
Gibi sözlerle allem kalem eder,
Kandırıp eşeği sürükler yine
Hükümdarın leş kokulu inine.
Aslan hemen üşürüp pençesini
Uğraş didiş parçalar zavallıyı.
Sonra bitkin düşüp uyuyakalır
Avının üzerinde.
Tilki bu fırsatı kaçırır mı hiç?
Çıkarıp eşeğin küçük beynini,
Öyle tıkınır ki kırıntı kalmaz
Derken uyanır aslan, ve iştahla
Atılır derdinin tek çaresine
Ve bir kükrer, bir kükrer ki
İnim inim inler in:
“Nerde beyni eşeğin?”
El ovuşturup yaltaklanır tilki:
“A sultanım kapılmayın celâle
Bu zavallının beyni olsaydı eğer,
Düşer miydi bu hâle?”
*Mevlânâ’nın Mesnevi’sinden alınmıştır.