Neyzen Tevfik

Başlatan: Rindlerin Doğumu Tarih: 08.10.2008 20:52 Cevap: 39

RI
08.10.2008 20:52
#1

Hicivin üstadına selamlar olsun...

 

Anladın mı?

 

Hicran destanını kendinden oku,

Mecnun'dan duyup da rivayet etme.

Aşkın Leyla'sını gördünse söyle.

Söz temsili bulup hikayet etme.

 

Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,

Senin aradığın zevk, sefa düğün.

Tutacağın işi önceden düşün;

Daha ilk adımda nedamet etme.

 

Sevdanın oduna pek güvenilmez,

Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.

Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,

Canına kıymazsan seyahat etme.

 

İyi bak kabına, olmasın delik,

Boşuna taşırsın ,gider gündelik.

Anında olmalı, ettiğin iyilik,

Alem duysun diye, inayet etme.

 

Kabe'den maksadın varmaktır yara,

Kör gibi tapınma, kara duvara,

Hızır'ı ararsan kendinde ara,

Bulamadım gibi rezalet etme.

 

Muhabbet herkesin aklını çelmez,

Gönül viranesi kolay düzelmez.

Alemden çekinme bir zarar gelmez,

Sen kendi kendine hıyanet etme.

 

Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,

Gençliğin gülşeni gamla solmasın.

Neyzen gibi aklın yarda olmasın,

Özründen çok büyük kabahat etme.

 

 

Kabe'den maksadın varmaktır yara,

Kör gibi tapınma, kara duvara,

Hızır'ı ararsan kendinde ara,

Bulamadım gibi rezalet etme.

 

ilk okuduğum vakit '-ne oluyoruz' demiştim şimdi ise daha net anlıyorum, yaranın adı belli "MArka Müslümanlığı"

DE
08.10.2008 22:06
#2

neyzen tevfiki hiç sevmedim..bundan sonra da seveceğimi düşünmüyorum...onun okuduğum ilk şiiridir aşağıdaki şiir...bir daha da ciddiye alıp okumadım diğer şiirlerini....

 

 

 

 

 

Ne arasın ALLAH ile aramda..

Sen kimsin ki orucumu sorarsın..?

Hakikaten gözün yoksa haramda..

Başı açığa niye türban sorarsın..?

 

Rakı şarap içiyorsam sana ne..

Yoksa kimseye bi zararım içerim..

İkimizde gelsek kıldan köprüye..

Ben dürüstsem sarhoşkende geçerim..

 

Esir iken mümkünmüdür ibadet..?

Yatıp kalkıp ATATÜRK'e dua et..

senin gibi dürzülerin yüzünden

Dininden de soğuyacak bu millet.!!!!

 

İşgaldeki hali sakın unutma..

ATATÜRK'e dil uzatma sebepsiz.

Sen anandan gene çıkardın amma..

Baban kimdi bilemezdin Şerefsiz..

 

Neyzen TEVFİK

HA
08.10.2008 22:13
#3
Ne arasın ALLAH ile aramda..

Sen kimsin ki orucumu sorarsın..?

Hakikaten gözün yoksa haramda..

Başı açığa niye türban sorarsın..?

 

neyzen tevfiki hiç sevmedim..bundan sonra da seveceğimi düşünmüyorum...onun okuduğum ilk şiiridir aşağıdaki şiir...bir daha da ciddiye alıp okumadım diğer şiirlerini....

 

 

Rakı şarap içiyorsam sana ne..

Yoksa kimseye bi zararım içerim..

İkimizde gelsek kıldan köprüye..

Ben dürüstsem sarhoşkende geçerim..

 

Esir iken mümkünmüdür ibadet..?

Yatıp kalkıp ATATÜRK'e dua et..

senin gibi dürzülerin yüzünden

Dininden de soğuyacak bu millet.!!!!

 

İşgaldeki hali sakın unutma..

ATATÜRK'e dil uzatma sebepsiz.

Sen anandan gene çıkardın amma..

Baban kimdi bilemezdin Şerefsiz..

 

Neyzen TEVFİK

 

İş bitmiş dosya kapanmıştır.

Neyzenin bir şapkası eksikmiş silindirli maymun demek için.

RI
09.10.2008 02:39
#4
neyzen tevfiki hiç sevmedim..bundan sonra da seveceğimi düşünmüyorum...onun okuduğum ilk şiiridir aşağıdaki şiir...bir daha da ciddiye alıp okumadım diğer şiirlerini....

 

 

 

 

 

Ne arasın ALLAH ile aramda..

Sen kimsin ki orucumu sorarsın..?

Hakikaten gözün yoksa haramda..

Başı açığa niye türban sorarsın..?

 

Rakı şarap içiyorsam sana ne..

Yoksa kimseye bi zararım içerim..

İkimizde gelsek kıldan köprüye..

Ben dürüstsem sarhoşkende geçerim..

 

Esir iken mümkünmüdür ibadet..?

Yatıp kalkıp ATATÜRK'e dua et..

senin gibi dürzülerin yüzünden

Dininden de soğuyacak bu millet.!!!!

 

İşgaldeki hali sakın unutma..

ATATÜRK'e dil uzatma sebepsiz.

Sen anandan gene çıkardın amma..

Baban kimdi bilemezdin Şerefsiz..

 

Neyzen TEVFİK

 

Merhabalar,

 

Fikirlerinize saygı duyuyorum. Lakin bir iki sorum olacak, Neyzenin hayatını biliyor musunuz(Biraz araştırın rica etsem, yanlışı muhakkak vardır fakat böyle kestirip atmak doğru mu sizce). İkincisi bu şiir onun değil bundan haberiniz var mıydı? (Azab-ı mukaddes onun tek şiir kitabı)..

 

Eğer şiirin mantığına karşı iseniz adım adım konuşalım, tartışalım fakat bu başlık altında değıl :)

(Şöyle bir mantık da yürütebilirsiniz NEyzen, heccav, şiirilerinde övmeye yer vermez)

DE
09.10.2008 12:37
#5
Merhabalar,

 

Fikirlerinize saygı duyuyorum. Lakin bir iki sorum olacak, Neyzenin hayatını biliyor musunuz(Biraz araştırın rica etsem, yanlışı muhakkak vardır fakat böyle kestirip atmak doğru mu sizce). İkincisi bu şiir onun değil bundan haberiniz var mıydı? (Azab-ı mukaddes onun tek şiir kitabı)..

 

Eğer şiirin mantığına karşı iseniz adım adım konuşalım, tartışalım fakat bu başlık altında değıl :)

(Şöyle bir mantık da yürütebilirsiniz NEyzen, heccav, şiirilerinde övmeye yer vermez)

 

neyzen tevfiki'in hayatı bohemlikten ibaret..yanlışım varsa düzeltirsen sevinirim...bu şiir her yerde neyzen tevfik'in olarak geçiyor...ben google'ın yalancısıyım:P

işin esprisi tabi ama bi çok kişiden de duydum bu şiiri neyzen tevfik'in diye...

yalnız bi araştırma yaptım...gerçekten de neyzen tevfik'e ait değil şiir..mutlu çelik adlı bir polis memuruna ait...yalnız bu kargaşanın yaşanmasının sebebi mutlu çelik'in bir olay üzerine bu şiiri neyzen tevfik imzasıyla dağıtmış olması...yalnız dediğim gibi bu şiiri bir çok kişi neyzen tevfik'in diye biliyor...ki mahkemelik olmuş bir şiir anladığım kadarıyla..

bu düzeltme için teşekkür ederim fakat yine de hayatı boş şeyler içinde geçmiş bir insanı sırf şiirleri için sevemem...tıpkı necip fazıl gibi..necip fazıl'ı necip fazıl yapan sadece eserleri değildir....

 

sanırım bir de tek kitabı azab-ı mukaddes, 1949 değil ..hiç, 1919 adlı bir kitabı daha varmış...

 

vesselammm;)

AD
09.10.2008 17:30
#6

Yazara mı odaklanalım yoksa yazıya mı odaklanalım?

EH
09.10.2008 21:37
#7

Zahitler anlamaz, Melami Neyzenimizi.....

TR
09.10.2008 23:38
#8

Birincisi, 'Ne ararsın Tanrıyla aramda' saçmalığı Neyzen'e değil, göbeğiyle düşünebilme konusu üzerinde ihtisas yapmış denyo bi polis memuruna ait; düzeltelim bunu.

 

İkincisi de, tarikat şeriatin içerisindeyken İslamiyet dahilindedir, unutulmasın! Ben içeyim dökeyim, sonra da gelip 'Bre zahit ne anlarsın sen' makamından kabadayı naaraları patlatayım, aşık olayım, eren olayım. Pardon ama, bürrsssstt! Kur'an sadece şeriatçilere inmedi, tarikatçilere de indi. Haşa, 'Bana yakınlaştıkça cıvıyıp yasaklarımı sallayın, bunlar size göre değil, ağaya beleş' diye bir cevaz var mı bu kitapta? Zahire bu kadar aykırı batın mı olur? Naz makamının ölçüsü bu değil, bildiğin isyan makamı bu. Hazret-i Peygamber bile, bir mevzu hariç, Kur'an'da belirtilen yasaklara harfiyyen uymuşken, 'Ben Allah'ı buldum' diyen komedyen kendinde şeriatı çiğneme selahiyetini hangi hakla görebiliyor, yahut bir insana bu hak nasıl yakıştırılabiliyor? Kim oluyorsun dayı sen?

 

Mevzu günah işlemek değil, asla! İnsandır, günahı işler, sonra da nedamet duyar, mağfiret diler en büyük kapıdan, eyvallah. Ama kalkıp da bu günahı aklamaya çalışmak ve yuyup yıkayıp güzel bi şeymiş gibi servis etmek, fazlasıyla bayat ve saçma sapan bir şark kurnazlığı. Söyliyim, öbür tarafta sökmez bunlar, çakarlar mevzuyu... Derseniz ki, 'Neyzen iyi adamdı, içerdi miçerdi ama inanırdı ve yasaklara saygısı vardı', kendi halinize bırakırız sizi, tek kelam etmeyiz. Derseniz ki 'Adam beş para etmezdi ama eserlerinden bazıları hakikaten kaliteli be abi, adam üfleyip yazmış, bu şirinde İslam'a ters bi şey de yoktur', eh ona da tam katılmamakla beraber eyvallah. Ama yok, 'Zahit ne anlar bizi, biz aştık gittik zaten de size çaktırmıyoruz (Miraca gittiler hazretler sanki), yer de içer de, sizi odun sofular sizi' tarzlı artık ziyadesiyle baymış, iğrendirmiş, birkaç yüzyılı devirmiş çürük bir seviyesizlik ve külhanbeyliği edebiyatıyla karşımıza gelip ayyaşlığı bile Allah aşkına verebiliyorsanız, oturun ve inandığınız dinin ne olduğunu bir sorgulayın, bu kadar da ciddi yazıyorum!

 

Baydınız artık şu serserilik medhiyelerinizle, kabak tadı verdiniz be birader! Yeter artık!

 

İyi valla, Allah aşkından kafayı çeken, Allah aşkından, haşa huzurdan, hatuna da gider.

 

Durun sizin beylik ağızdan bi nazire yapayım: Sizin olsun Neyzen'iniz, bize Peygamberimiz yeter!

HA
10.10.2008 14:27
#9

Ney gibi bir enstrumanı rakı sofralarına indiren zat...

EH
11.10.2008 13:48
#10

Daha Melamiliğin ne olduğunu bilmeyen biriyle konusmaktan haya ederim, kim demiş Neyzen'in içkiye helal dediğini? Git önce bi Melamiliği, Melameti belle de gel....

TR
11.10.2008 15:01
#11

Neyzen'in içkiye helal dediğini iddia eden mi var? Git önce cevap verdiğin yazıyı ve yazının kime hitaben yazıldığını anla da gel küçük aslan parçası! Hadi sana muhattaplarla ilgili bi kıyak yapayım, iki tane şık veriyorum: A. Neyzen, B. Sen... İpucu: A şıkkı doğru değil. Bildin mi şimdi?

 

Melamet hakkında bilgi sahibiyim merak etme, melametin haram işlemekle olacak bir iş olmadığını da biliyorum. Halktan kendini gizlemek veya halini çaktırmamak için kafayı çekmenin meşru olabileceğini mi sanıyorsunuz siz? Tasavvuf şeriat dairesi içerisinde olmalıdır derken kastettiğim bundan başkası değildi. Ben kendimi gizlemek için kafayı çekemem, aşıksam zaten geçerim kendimden; demlenme selahiyetine kimse sahip değil; misal hastalıklarda bile alkolsüz ilaç alternatifi yoksa mecburiyet halinde ancak alkol kullanılabilir. Haramı işleyip bir de bunu melami-meşrepliğe, tasavvufa, Allah aşkına, babalığa, emmiliğe, kulluğa, köleliğe, kalenderliğe, carta curta vermek; hem haramı işlemek, hem de mukaddes bir mefhumu istismar etmektir (bu hal, savunan için de geçerli). İki kere rezalet, çifte kavrulmuş pişkinlik, Allah'a karşı duble aymazlık... Sadece zahitler değil; Müslüman olan hiçkimse bu haramî melameti kabul edemez. Tersten bir yobazlıktır bu; melamet perdesi altında şeriatı delenlerle zekatın çoğunu hülleyle iç eden yobaz arasındaki tek fark, ayyaş melaminin, artık bayatlamaktan da öte, küflenmiş bulunan 'pis zahitler benim sevdamı ne anlar' namelerini okutan bir yalancı nefs emniyetini haiz oluşudur.

 

İlk mesajda da yazmıştım, fakat bir kısmımız belki okurken kafası güzel olduğundan anlamamıştır diye toparlayayım, anlaşılmamış zaten: İçki içilir, hatadır, haramdır, ayrı mevzu. Sonra tövbe edersin, bunun yanlış olduğunu bilirsin, hicap duyarsın, nedamet hissedersin de belki bu tövbe vasıtasıyla pek çok âbid'e tur bindirirsin, Allah bilir. Fakat bu hali melamimeşrepliğe vermek, tasavvufa yamamak, Allah aşkıyla ilişkilendirmeye çalışmak nefs güdümlü bir yalandan başkası değil, artık bu zırvalarla beyin dövmeyin efendiler, baydınız yahu! Bohemliğiyle, içtiği için eleştirilen bir adamı mutasavvıflıkla savunmayın; değil kargalar, börtü böcek bile güler buna be!

EH
11.10.2008 15:30
#12

Harabat Ehlini Hor Görme Zakir

Defineye Malik Viraneler Var!

 

İbrahim Hakkı Hazretlerinin bu sözü neden söylediğini araştır sonra ne diyeceksen de...

TR
11.10.2008 16:32
#13

Haha süper süper. Introduction to Sufism dersindeyiz. Mesele enfes bi yere geldi. Mevlana olsun, Hacı Bayram-ı Veli olsun; şarap, meyhane, zevk etmek filan derken hep bunu kastediyordu aslında. Hatta bunak İlhan bile haklıymış da haberimiz yokmuş (Bu ve bu).

 

Neyse inelim hele detaylara. Evvela sarhoşların içinde müstedid olanların var olduğunu zaten söylemiştik, hatta bi kere yetmedi, ikinci defa söyledik. 'Ettekrar-ı ahsen ve lev kane yüzseksen' parolasıyla geliyorsanız işimiz var demektir, vallahi o kadar söyleyemem, işim gücüm var. Üçüncü seferde anlaşılabilmiştir inşallah. Umut fakirin ekmeği... Eldeki malzeme... Neyse:)

 

Definenin yolu Allah aşkından içmek midir, nokta burası. İçip de 'Ben Allah aşkından yapıyorum bunu' diyemez kimse, kimsenin içişini buna yoramazsınız. Allah'ın istemediği bir işle onunla meşk mi edilir? Yahu ona en yakın olan kişi, yani Risaletpenah efendimiz bile kendisinde bu selahiyeti görmezken ve bunu kimseye vermezken, O'nun yanında pislik kadar değeri olmayan Neyzen mi bunu yapmaya izinli? İnandığınız din başkaysa bilemem, oraların doktoru ben değilim, oraya ben bakmıyorum. Yapılan tahlillere karşı alakalı alakasız bir beyitle cevap vermeye kasmayın, tutmaz, yenmez. Defineye malik nice viraneler vardır ama, hiçbir define maliği, zıt gidişini aşkıyla peçeleyecek kadar saygısız değildir. Bu define tövbe toprağının altında saklıdır, haramilik camının arkasında değil! Define sahibi nedamet duyandır, bile bile demlenen ve bunu Allah aşkıyla açıklayarak hem kendini, hem dışarıdakileri, bilhassa da Allah'ı kandırdığını zanneden şaklaban değil...

 

Bu arada dikkatinizi çekerim, daha ıstılahla gündelik manayı karıştırmanıza, İbrahim Hakkı Hz.'nin nasıl bir hayat sürdüğüne ve fikirlerinin bütününün hangi eksende seyrettiğine filan doğru dürüst girmedim bile.

 

Kısacık bir alıntıyla mevzuyu hallettiğini sanan, onca tahlile karşı başkasına ait bir çift mısrayla mesele neticelendirmeye çalışan sığ insanlara bitiyorum. Bari suçunuza alet etmeyin bu insanları, bari onların sözlerini istediğiniz yere çekmeyin! Derdiniz vebal altında kalmaksa, kendi vebaliniz size yeter zaten.

EH
11.10.2008 21:02
#14

Ya kardeş, olay şurda bu insanlar(neyzen Tevfik gibiler) alkole müptela olmuş, ama dinide sayıyorlar, Neyzen Tevfik doğru yolda değildi bu kabul fakat dine saygısı vardı benim anlatmağa çalıştığım adam içiyor diye herşeyine yanlış denmez, demek istediğim bu yoksa bu şarap içenlerde biz Allah aşığıyız bize helaldir dememiştir.

TR
11.10.2008 21:46
#15

Bunu başta deseydiniz problem olmayacaktı. :) Olaya 'Zahitler anlamaz Melami Neyzenimizi' lafıyla girince, sanki Neyzen'in Allah aşkını kafayı çekerek yaşamayı kasten seçmiş bir tasavvuf eri olduğu ve sizin de zahitlerin onun bu yönünü görmezden geldiği düşüncesini taşıdığınız, kendisini sahiplendiğiniz anlaşılıyordu, tepkiyi bunun üzerine gösterdim ben. Zira malum, özellikle Bektaşiliğin son halinde içip içip bunu pişkince hoş göstermeye kasan kafirden beter armutlar gani. İçki içişini meşrulaştırma gayreti meşhur nüktelere bakılırsa Neyzen'de de var, ama en azından Allah inancı olduğu doğrudur. Benim adamım değildir. Burası ayrı. Neyzen benim ilgi alanıma pek girmez, şahsen pek haz da etmem; fakat dediğim gibi tepkiyi göstermeme sebep olan davranışınız; bohemliğiyle eleştirilen birisini, bohemlerce istismarı çok kolay olan melamilikle özdeşleştirmeniz ve Neyzenin bohemliğinin(ayyaşlığının) bir tasavvuf telakkisinden ileri geldiğini sezdiren bir cümle kurmanızdı. Şu halde, en azından tepkiyi göstermeme sebep olan noktada hemfikriz. Tamamdır.

EH
11.10.2008 22:07
#16

Neyzen Tevfik ve son dönem Bektaşiliğinde Melametin yanlış anlasılmasından ötürü ayyaşlık bir felsefe halini almıştır.Yoksa Esrar dahi haramdı helaldi tartışmaları olmuş ama Alkolü tüm inananlar haram kabul etmiştir.Tekkelerinin kurucuları Osmanlının ilk zamanlarında Horasandan gelmiş Melami erenleri olan ama zamanla Melamiliği yanlış anlamaları ve Şah İsmail ve Şah Abbas zamanındaki Batıni Şiilik(Yani şuanki Alevilik-Kızılbaşlık) içlerine girmeleri sebebiyle sapıtan bazı tarikatların mensupları(en ünlüsü Bektaşi tarikatıdır, ama daha çok tarikatlar vardır) alkole müptela olmuşlardır.Yani olay bir tasavvuf telakkisinin yanlış yorumlanmasıdır.

NE
11.10.2008 22:21
#17

''

ey zahit saraba eyle ihtiram

insan ol cihanda bu dunya fani

ehline helaldir na ehle haram

biz iceriz bize yoktur vebali

 

''

 

yürü be...

TR
11.10.2008 23:14
#18

Olay bir tasavvuf telakkisinin, yanlış yorumlanmaktan da öte, katledilmesidir. Yanlışları sahiplenmemenin lüzumunda hemfikriz sanırım. Şeriat dairesi dahilinde kalan melametin yeri, başımızın üstüdür. Ayyaşları en azından mutasavvıflık kimliğiyle sahiplenmemeli.

 

 

...

yürü be...

Evet abicim, mümkünse sırtını dönüp şöyle bir ömür kadar yürüsün biraz.

NE
12.10.2008 16:45
#19

Neyzen Tevfiğin öğrencisi ikinci ney hocamdır..Bugün kendi ağzından duydum,aktarıyorum. 'O alkolü sever ve içerdi,ben sevmez ve içmezdim.Bir araya geldiğimizde mezvusu olmaz,ney imizle meşgul olup eserlerimizi icra ederdik. Ben cerrahilerle de bulundum,Halvetilerle de.. İşimiz ney ise neyzenliğiyle ilgilenelim yok işimiz özel hayatsa ki bu magazine girer,zira bizim işimiz bununla değildir.. Alkol alması beni ilgilendirmemekle beraber kimseyi ilgilendirmez.. Koyun-bacak mevzuu.. Herkes işini yapsın..'

 

Bence de herkes işini yapsın.Alkol alıyormuş da içki sofrasına oturuyormuş da sonra kalkıp şiir yazıp bunu alenen belirtip kötü örnek oluyormuş..Eğer neyzenliğiyle ilgilenip yorum yapacaksanız amenna. Beğenir ya da beğenmezsiniz,buna da amenna.. Bi Neyzen Tevfik midir alkol alan? Bi O mudur böyle şiirler yazan? Ben O'nu savunmuyorum,taraftarı filan da değilim ama bırakalım bence bu işleri..

 

Ney gibi bir ensturmanı rakı sofralarına indiren zat.. mış.. Bi O mu Allah aşkına?Ney i rakı sofrasına indirmemiş ama öyle ...... neyzenler tanıyorum ki.. Ve hepimizin bildiği,dinlerken belki farklı alemlere götürdüğü.. Her doğruyu herkes bilmiyor arkadaşlar..

 

vesselam

DE
12.10.2008 18:14
#20

koyun -bacak mevzusuyla ilgili bir şey söyleyeceğim sadece....

 

Her koyun kendi bacağından asılır diye bir şey yok. Asılsa da kokusu herkesi rahatsız eder. Kötülüğe göz yumulamaz artan kötülükten herkes sorumludur.

 

Müslüman, iyiliği emredecek, kötülükten sakındıracak, iyiliğe çağıracak, iyi örnek olacak ve tebliğ görevini yerine getirecektir. (Baknz: Al -i İmran: 104 - 110 - 114)

 

:)

 

not:şimdi buraya böyle yazıyorum diye denilebilir ki yaw kardeşim sen çok mu doğrusun??vs...

elbette değilim...elbette hatalarım elbette kusurlarım elbette etrafa yaydığım kokular var...malesef....

ancak bütün mevzularda her koyun kendi bacağından asılır diyip işin içinden çıkmak olmaz....

TR
12.10.2008 20:07
#21

Koyun-bacak meselesinde Deniz Mavidir Behlül Hz.'ne ithaf edilen bir nükteyle mevzuya noktayı koymuş. Her koyun kendi bacağından asılır, neticede günahın bedelini çekecek olan faildir; fakat emr-i bil mağruf ve nehy-i anil münkerin gereğini bilirsiniz. Her aleni günahın içtimaî bir yanı da var. Günah ne kadar popüler olursa, günahı millete ne kadar gösterirseniz başkalarını da o miktarda tesir altına alırsınız. Hele hele bir sanatçıysanız ve bu hususta patlattığınız nüktelerle meşhurlaşmışsanız, içen insanların eline koz, diline söz, kalbine itminan, bbeynine argüman vermişseniz, o bacak sizin boğazınıza da dolanır. Ayıpları örtme emrindeki hikmet, bu noktayı da kapsıyor olmalıdır bence. Özel hayat-magazin mevzuu da bununla biraz ilgili. 'Özel hayata bakmayalım' filan diyoruz da bu o kadar kolay bir şey değil. Ben Üstad'ın zevklerini yaşamayı severim mesela, bana ayrı bir tad verir gündelik hayatta onun gibi davranmak. İdolü iyi belirlemek ve farkında olmadan yaşayacağımız etkilenmeler için de, haramilere karşı biraz daha dikkatli olmak lazım... Biraz zor; biraz nasip işi...

 

'Herkes işine baksın' gibi bir sözün pek kıymeti yok bu arada, Herkesin kendi işiyle ilgilenme lüzumu, dışarıyla ilgili sorumluluklardan ve insanlar hakkında fikir bildirmekten bizi alıkoymaz.

 

Mevzu neyzenlikse ve bu adam iyi çalıyorsa, kendisinin yanlışlarının farkında olup sadece bu açıdan takip edilmesinde bir beis olmasa gerek, çoğumuz severek yabancı müzik dinliyor, o adamların da Neyzen'den pek iyi olduğunu söyleyemeyiz. Aralarındaki fark, Neyzen'in biraz daha bizden olması hasebiyle menfi tesirinin daha dikkate değer oluşudur denebilir belki. Ayrıca denildiği gibi Neyzen'in sadece ayyaşlığıyla ele alınarak ona kesinlikle uzak durulması gereken bir insan gözüyle bakılması da pek doğru değil, tamamen yoksayılması gerekecek kadar azılı bir kafir filan değil Neyzen. Müslüman kimliğini öne çıkararak yazdığı güzel yazıları da var bu adamın. Meşru olan her güzellikten istifade etmeli. Yalnız cemiyetin bu kadar önünde olan böyle bir şahsın haramını alenileştirmesini ve -hakkındaki nükteler doğruysa- yaptığı haram güzellemelerini tasvip etmemizi de kimse beklemesin. Melamet meselesinden filan uzun uzadıya bahsedilmişti zaten.

 

Neyi rakı sofrasına indirmeyen fakat Tevfik'ten kat-be-kat şerefsiz olan Neyzen'ler de var, divan durup günde beş vakit sövün adamlara, öyle yani. Ama burada konu Neyzen ve bir haramı aleniştirmesini eleştiriyoruz, ondan daha kötüleri var diye Neyzen Tevfik'i atlamak da doğru olmasa gerek. Mevzular farklı yani. He, neyi rakı sofrasına indirdi itirazına bu cevabınız iyi gitmiş aslına bakılırsa..

EH
12.10.2008 21:50
#22
''

ey zahit saraba eyle ihtiram

insan ol cihanda bu dunya fani

ehline helaldir na ehle haram

biz iceriz bize yoktur vebali

 

''

 

yürü be...

Bu şiir son dönem Bektaşilerinden Edip Harabinindir Neyzenin değil...

NE
13.10.2008 10:46
#23
Bu şiir son dönem Bektaşilerinden Edip Harabinindir Neyzenin değil...

 

 

şiirin neyzene ait olduğuna dair bir işarette bulunmadık efendim.

 

maksat tartışma kızışsın, kalem ehli kelimeleri damıtsın, fıçılasın, mahzende bekletsin; biz de münazara şarabından keyifle demlenelim, aşk deryasını boylayalım, mevlamıza yakınlaşalım...

 

ar ü namus şişesini taşa çaldık, kime ne

NE
13.10.2008 23:39
#24
not:şimdi buraya böyle yazıyorum diye denilebilir ki yaw kardeşim sen çok mu doğrusun??vs...

elbette değilim...elbette hatalarım elbette kusurlarım elbette etrafa yaydığım kokular var...malesef....

ancak bütün mevzularda her koyun kendi bacağından asılır diyip işin içinden çıkmak olmaz....

 

 

İşte herkes böyle diyor maalesef :) Bizlerin sorumlulukları var fakat biz de hata yapıyoruz.. E biz kuluz,hata yapıp doğruyu bulacağız..İmtihandayız zaten..En basitinden yolda gördüğünüz birini uyardınız mı hiç? Ya da uyardıktan sonra nasıl bir tepkiyle karşılaştınız? Ben tesettürlü olmam konusunda uyarı aldım mesela :D Hangimiz çıkıp bu yaptığın yanlış,doğrusu bu diyebildik?

 

Vel hasıl kelam dinleyenler dinlesin,dinlemeyen de zaten dinlemez..Böyle bi adam gelmiş,yaşamış,yaşaması gerekiyomuş..Doğru da yapmış yanlış da..Artık ruhuna fatiha okumaktan başka diyeceğim bişey yok :P

VA
13.10.2008 23:45
#25
Ben tesettürlü olmam konusunda uyarı aldım mesela :)

 

Size ne dediler ve siz ne cevap verdiniz? Mahsuru yoksa, lütfedip cevaplar mısınız?

DE
13.10.2008 23:55
#26
İşte herkes böyle diyor maalesef Bizlerin sorumlulukları var fakat biz de hata yapıyoruz.. E biz kuluz,hata yapıp doğruyu bulacağız..İmtihandayız zaten..En basitinden yolda gördüğünüz birini uyardınız mı hiç? Ya da uyardıktan sonra nasıl bir tepkiyle karşılaştınız? Ben tesettürlü olmam konusunda uyarı aldım mesela Hangimiz çıkıp bu yaptığın yanlış,doğrusu bu diyebildik?

 

Vel hasıl kelam dinleyenler dinlesin,dinlemeyen de zaten dinlemez..Böyle bi adam gelmiş,yaşamış,yaşaması gerekiyomuş..Doğru da yapmış yanlış da..Artık ruhuna fatiha okumaktan başka diyeceğim bişey yok

 

elbette ruhuna fatiha...ancak bu demek değil ki sırf bir san'at icra ediyor diye eleştirmeyelim...yanlışlar elbette konuşulacak...çünkü onlar halka mal olmuş kişiler...(mal kelimesindeki a harfinin malumunuz şapkası olması gerekiyor ancak benim klavyede şapkalı a yok:))

DE
13.10.2008 23:59
#27
Ben tesettürlü olmam konusunda uyarı aldım mesela :)

tesettürlü olduğunuz için mi uyarı aldınız yoksa tesettürünüzün ölçüsüyle ilgili mi uyarı aldınız?eğer tesettürünüze bir şey demişlerse bunun adına uyarı denemez çünkü:D

NE
14.10.2008 22:30
#28
Size ne dediler ve siz ne cevap verdiniz? Mahsuru yoksa, lütfedip cevaplar mısınız?

 

Lütfedeyim efendim.Çalıştığım iş yerinde ben tek kapalıydım..Bulunduğumuz çevre ise Bağdat Cd.'sine yakındı İstanbul'da yaşayanlar bilirler nasıl bir yer olduğunu..Hatta çevre iş yerlerimizde bulunan bi çok işletmede kimse kapalı değildi. Buralar çok mühim değil. Bana dedikleri şudur;'Bu sıcakta terlemiyor musunuz? Bu genç yaşta erken değil mi? Neden bu yolu tercih ettiniz? Üniversite okumamanızın gerçek sebebi bu mudur? Ben bu yaşıma kadar (40 yaşlarında) türbanın farz olduğunu ne gördüm,ne duydum.Siz nerden uyduruyosunuz bunları? Ata zamanında yoktu bunlar,yeni mi çıktı? ' gibi.. Hatta bazıları çizgiyi aşıp ta 'Ben türbanlılarla alış veriş yapmam,bana patronunu çağır!' diyen bile olmuştu.. Patron olmadığınız bi yerde çalışmak zordur,bilen bilir. Benim verdiğim cevabı mı merak ediyorsunuz? 'Bu benim tercihim,benim,sizin kıyafetinize karışamadığım gibi siz de bana karışamazsınız' dan ötesi olamamıştır zira iş yerim olduğundan ötürü olamazda..Mesai saati bitene kadar çalışma adabı olarak bişey diyemezsiniz..Bu mevzulara ancak 5 ay dayanabildim sonrasında istifamı verdim zaten..

 

Bu onlara göre uyarıydı..Belki de nasihat zannediyorlardı kim bilir.. Bazı insanlar bu kadar kör olabiliyorlar işte..Ben bunu uyarı kabul etmiyorum elbette..

NE
14.10.2008 22:34
#29
tesettürlü olduğunuz için mi uyarı aldınız yoksa tesettürünüzün ölçüsüyle ilgili mi uyarı aldınız?eğer tesettürünüze bir şey demişlerse bunun adına uyarı denemez çünkü:)

 

Tesettür anlayışınızı öğreneyim? Malum kişiden kişiye değişiyor artık.. He siz zahmet etmeyin ben söyleyeyim nasıl olduğumu siz karar verin.Ya da bazıları fetva verebiliyolar ya artık,onlara sorun? Desenli,düz farketmez bir başörtü,iğnesi var.Önlük ve etek vs.. Pardesü ya da çarşaf mı giymeliydim yoksa size göre?

TU
28.10.2008 23:22
#30

Aşıklar atışmasına ara verip, neyzenden bir demeç sunacağız. :D Rivayete göre olay şöyle geçer:

Efendim neyzen, kirli-pasaklı bir zattır. Mehmet Âkif'i çok sever, evinde misafir etmek ister. Ama Âkif hiç de istekli değildir, meraklı değildir natemiz eve gitmeye. Nihayetinde ısrarlarına dayanamaz ve beraber neyzenin evine giderler. Âkif elini yıkar, kurulaması için neyzen havluyu uzatınca;

-Elimi yeni yıkadım, kirletmek istemem, der! :)

KU
27.08.2009 12:02
#31

Hicran destanını kendinden oku,

Mecnun'dan duyup da rivayet etme.

Aşkın Leyla'sını gördünse söyle.

Söz temsili bulup hikayet etme.

 

Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,

Senin aradığın zevk, sefa düğün.

Tutacağın işi önceden düşün;

Daha ilk adımda nedamet etme.

 

Sevdanın oduna pek güvenilmez,

Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.

Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,

Canına kıymazsan seyahat etme.

 

İyi bak kabına, olmasın delik,

Boşuna taşırsın ,gider gündelik.

Anında olmalı, ettiğin iyilik,

Alem duysun diye, inayet etme.

 

Kabe'den maksadın varmaktır yara,

Kör gibi tapınma, kara duvara,

Hızır'ı ararsan kendinde ara,

Bulamadım gibi rezalet etme.

 

Muhabbet herkesin aklını çelmez,

Gönül viranesi kolay düzelmez.

Alemden çekinme bir zarar gelmez,

Sen kendi kendine hıyanet etme.

 

Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,

Gençliğin gülşeni gamla solmasın.

Neyzen gibi aklın yarda olmasın,

Özründen çok büyük kabahat etme.

 

 

Geçer

 

Izdırabın sonu yok sanma , bu alemde geçer ,

Ömr-i fani gibidir , gün de geçer , dem de geçer ,

Gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer ,

Devr-i şadi de geçer , gussa-i matem de geçer ,

Gece gündüz yok olur , an-ı dem adem de geçer ,

 

Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi ,

Çağlıyan göz yaşı mı , yoksa ki hicran seli mi ?

İnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi ?

Çevrilir dest-i kaderle bu şu'unun filimi ,

Ney susar , mey dökülür , gulgule-i Cem de geçer ,

 

İbret aldın , okudunsa şu yaman dünyadan ,

Nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan .

Niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan ,

Önü yokdan , sonu boktan , bu kuru da'vadan

Utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer .

 

Ne şeriat , ne tariykat , ne hakiykat , ne türe ,

Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre

Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre !

Ma'rifet mahkemesinde verilen hükme göre ,

Cennet iflas eder , efsane-i Adem de geçer .

 

Serseri Neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne ,

Girmemiştir bu avalim , bu bedyi' gözüne.

Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.

Pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne ,

Hak olur pir-i mugan , sohbet-i hemdem de geçer.

HA
28.08.2009 00:17
#32
Ne şeriat , ne tariykat , ne hakiykat , ne türe ,

Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre

çoğuzaman mehmed akifin yanında bulunmasından mahzur görmediği , oldum olası sempati duyduğum bu garip, enterasan adam neyzen tevfik , bu mısrasında neyi ima etmeye çalıştı bilemiyorum ama ben biraz küfür kokusu aldım. belki yanılıyor olabilirim ama zannım oki şeriatı ve tarikatı tenkid söz konusu yapmış!
KU
28.08.2009 00:30
#33

Neyzen Tevfik, yaşam biçimi ile son derece benden uzak kesimdedir lakin, geliniz görünüz ki yaşam biçimine değil şiirleri ve muntazam ney üfleyişine sadece gözatmışımdır.

''

Ne şeriat , ne tariykat , ne hakiykat , ne türe ,

Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre''

Sözleri ile de, at gözlükleri ile baktığı malum hayata,ve de bol bol içki tüketiminde son derece samimidir.

 

Burada hakkınız var Hafakan kardeşim,biraz ileri bir cümle kullanmış,

Ben ise aldırmamışım bu cümleye eklemişim .

Biz yinede Neyzen'in fikrine aldırmayıp şiirlerine ve de ney üfleyişine kulak asalım...

LU
21.09.2009 14:51
#34

Şiirlerini severim hicivli bir dili var,farklı :)

BI
29.06.2010 04:08
#35

Merhum Neyzen Tevfik'i de ne yazık ki Ömer Hayyam gibi çok yaftalayan var. Herkes ön yargıyı bırakıp son yargıya bakamıyor maalesef... Halbuki ne kadar kolaydır yaftalamak. Zor olanı yapınız, lütfen saygı ve sevgi gösteriniz üstada, çünkü kendisi bunu hakediyor.

 

Neyzen'in, Resulullah (sav) Efendimiz'e, Şah-ı Merdan, Hayder-i Astan Efendimiz Ali (ks) ye yazdığı şiirler de vardır. Tabii kaba sofu olanlar bunlardan bihaberdirler. Neyzen'in ruhuna bir FAtiha okumak varken, karalamaya çalışırlar ne hikmetse. Zaten Neyzen çıkarcılıklarla, ikiyüzlülüklerle savaştığı için küfürlü hicvler yazmıştır. Bu küfürlerin hiçbirinde de Allah'a isyan yoktur. Dikkat ediniz. Ve eminim ki Neyzen burada ben müslümanım diyen nice insandan daha çok tasavvufi düşünceyi bilen ve bunu hayatına geçiren bir şahsiyetti. Onun içki içmesindeki son kararı verecek mercii Allah'tır, siz değil. Çünkü Allah, içkili iken namaza yaklaşmayın demiştir kelam-ı kadiminde. Allah affedicidir, tüm kusurlarınızı örter. Siz bundan bile habersiz insanlarsınız. Maalesef kör cehalet insanları çirkefleştiriyor.. Belki anlarsınız diye Neyzen'den birkça şiirle sözlerime son vermek istiyorum:

 

Kıt'a

 

Çürüdü memleketin iç yüzü, çöktükçe temel,

Şimdilik harice karşı yerimiz olsa dahi,

Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdadımızın,

Tükürür zannederim çehremize tarihi!

 

Fatih, 20 Temmuz, 1948

 

Kıt'a

 

Kuru laflar ile endişemi ihlâl etme,

Kulak asmaz davula dinliyen elbette kösü.

Bu mudur ahsen-i takvim ile medheylediğin,

Bu mu insan diye halkettiğin eşek sürüsü!

 

Fatih, 1943

 

Kıt'a

 

İntihabın sonu gelmez, yaşamaktan maksad,

Vartasız köprüyü bir zarta ile geçmektir.

Reyini verdiği şahsın soyunu bilmezse;

Kendisi kendisinin düşmenini seçmektir!

 

Fatih, Temmuz 1948

 

Kıt'a

 

Kimse ta'yip edemez bir kafa göz yarsak da,

Döğüşe, kavgaya var milletin elbet hakkı.

Yatalı beş senedir sadece mısır ekmeğine,

Kalmadı halkımızın Hind horozundan farkı!

 

1915

 

Kıt'a

 

Yazılmış alnına her ne ise fi'lin, reddi nâ-kabil;

Hüner, şu defter-i a'mali, ömrü hoşça dürmektir,

Musaddaktır bu da'vâ tâ ezelden mühr-i hikmetle,

Cihâna gelmeden maksat, şu tatbikatı görmektir.

 

Tıp Fakültesi Hastahanesi, Haydarpaşa, 9 mart 1337

 

Kıt'a

 

Gitme maziya çıkan izbe o kanlı yoldan,

Bil, muhabbetle seni karşılayan şeytândır.

Aldatır, lâfz-ı uhuvvetle, tekin ol, kanma;

Müslümanlıkta nifak an'ne-i imândır!

 

Balıkesir, 1926

MU
27.08.2012 15:18
#36

"Neyzen Tevfik daha 19′undayken, 1898′de, babası medrese öğrenimi için, sonradan Şeyhülislâm olacak olan Musa Kâzım Efendi’nin yanına, İstanbul’a gönderir onu. Musa Kâzım Efendi, onu, Fatih’teki Fethiye Medresesi’ne yerleştirir. Ama Neyzen Tevfik, medrese eğitimi ve ortamı ile bağdaşmaz. Zamanını daha çok Galata ve Yenikapı Mevlevihaneleri’nde geçirir. Bu arada Mehmet Akif Ersoy’la tanışır. Akif, dönemin seçkin müzisyen ve edebiyatçıları ile tanışmasını sağlar.

1901 yılında, medrese giyimi olan cübbe ve şalvar yerine Akif’in verdiği setre pantolonu giymesi, akşamları medrese dışında kalması ileri geri konuşmalara yol açınca, Fethiye Medresesi’nden ayrılır ve Fatih’te Şekerci Hanı’nda tuttuğu bir odada yaşamaya başlar. Daha sonra da Çukurçeşme’deki Ali Bey Hanı’na yerleşir.

Âkif sayesinde Neyzen Tevfik, Ahmet Mithat Efendi, Muallim Naci, Şair Şeyh Vasfi gibi edebiyatçılarla tanışır. Mehmet Akif’le dostluğu süren Neyzen, Mehmet Akif’e ney öğretir; Mehmet Akif de Neyzen’e Arapça, Farsça ve Fransızca öğretir.

 

 

neyzen-Tevfik-300x174.png

Neyzen Tevfik, 14 Haziran 1879 Bodrum - 28 Ocak 1953 İstanbul

 

1928 yılında eski dostu Mehmet Akif’i görmek için Mısır’a gider. Bir yıla yakın bir süre yanında kalır.

Neyzen Tevfik, 1898 yılında heüz 19 yaşındayken İstanbul’a geldiği günlerde tanışıp dost olduğu ve çok iyiliğini gördüğü Mehmet Akif’i bile ağır bir biçimde hicvetmekten çekinmemiştir. Akif de “Derviş Ahmet” adlı manzumesinde sarhoş dostunu “3400. tövbesinden istifası münasebetiyle” alay etmiştir.

Midhat Cemal Kuntay, Âkif’in Fatih’teki Şekerci Hanı’na gidip geldiğini, orada Neyzen Tevfik’ten ney öğrendiğini yazar. Alışılmış olduğu üzere ney üflemeye Sâlim Bey’in meşhur hicaz peşrevi ile başlayan genç Âkif, Midhat Cemâl’e “parmakların sâr’aya tutulmuş gibi neyin deliklerinde büküldüğü”, Hicaz peşrevini bir türlü istediği gibi çıkaramadığını anlatmıştır. Âkif, bir ara ney üflemekten vazgeçer gibi olur; ancak başarısızlığı gururuna yediremediği için ısrarla üzerine gider. Hatta bir süre sonra hiç üşenmeden Neyzen Tevfik’in taşındığı Çukurçeşme’deki Ali Bey’in Hanı’na her sabah gitmeyi göze alır.

Akif’in neyde ne kadar ilerlediğini bilmiyoruz; hemen bütün kaynaklarda onun zaman zaman nısfiye akordlu neyini üflediğinden söz edilmektedir. Midhat Cemal bazen ümitsizliğe kapılsa da, onun sonunda neyi öğrendiğini ve Sâlim Bey’in Hicaz Peşrevi’ni değil, bir çok zor parçayı çalabilir hale geldiğini, hatta Devr-i Kebir usulünü vurmayı bile öğrendiğini yazmaktadır. Bununla beraber Akif’in neyzenlikte iddiası yoktu. Yeterince çalışıp belli bir noktaya gelemediği için üzüldüğünü ve bir gün Şerif Muhiddin’e “Aziz Dede olacak değildim ya! Ancak çalış-aydım bugün kendimi bir köşede avuturdum!” dediğini yine Midhat Cemal naklediyor.

Dostu Eşref Edip Akif ve Neyzen’ in dostluğunu anlatırken şöyle der:

 

 

“Mütareke zamanında idi. Bir gün Sebilürreşad idarehanesinde üstat Mehmet âkif ile oturuyorduk. Neyzen Tevfik çıkageldi. Üstü başı perişan, selâm, vererek içeri girdi. Şöyle bir tarafa yıkıldı. Çok sarhoştu. Biraz geçtikten sonra rakı dolu matradan birkaç yudum aldı. Fakat artık işba haline gelmiş, bir yudum bile içecek hali kalmamıştı. Biraz sonra martadaki rakıdan avucuna boşalttı. Kolonya gibi yüzüne, gözüne, başına, saçlarına içirmeye savaştı.

Nihayet neyini alarak Âkif’in oturduğu koltuğun önünde, üstadın dizi dibinde yere oturdu, üflemeye başladı. O halde muhrik bir taksim yaptı. Baktık, Âkif’in gözlerinden sessiz sessiz yaşlar dökülüyordu. Neyzen bunu görünce neyi bıraktı, üstadın boynuna sarıldı. Sakalından, yanaklarından öpmeye başladı. Öptü, öptü…

Biz bu manzara karşısında şaşırıp kaldık. Âkif, niçin ağladı? Neyin hazin sesine mi, Neyzen’in bu haline mi? Artık ne bizim sormamıza lüzum vardı, ne onun söylemesine! Şimdi ne vakit Neyzen’i görsem bu olay hatırıma gelir.”

Ney sevgisini nedense şiirlerine pek aksettirmeyen Âkif, sadece Kör Neyzen şiirinde ney üfleyerek dilenen bir körün hazin macerasını anlatmıştır

Yazımızı Âkif ile Neyzen Tevfik arasında geçen bir öyküyle bitirelim:

Mehmet Akif, Neyzen Tevfik’e öğle yemeğine davetlidir. Akif berbat bir han odasındaki sofraya oturmadan önce ellerini yıkar. Neyzen şaire, kurulasın diye kirli bir havlu getirir. Ama Akif kurulanmak istemez. Dostunun ısrarı üzerine de: “Yook Tevfik!” der; “Ellerimi şimdi gıcır gıcır temizledim, kirletemem!"

 

http://www.turkopedi.com/mehmet-akif-ve-neyzen-tevfik.html

NE
27.09.2012 09:48
#37

Bir sürü anlamsız tartışma ve sürtüşme okudum.

Burada bir adam mı tartışılıyor, yoksa bir heccav mı?

Bu tartışma bir şiirden yola çıkılarak başladığına göre, tartışılması gereken şey, şairin kişiliği değil bizzatihi şiirdir.

Eğer illâ tartışacaksak da şairin bir heccav olduğunu unutmadan tartışmalıyız.

Mersiye bile yazmayan heccavdan methiye beklemek mümkün mü?

AH
27.01.2013 17:40
#38

Kolaylı'nın birtakım şiirlerini severek okusam bile; bu asla, onu sevdiğim mânâsına gel(e)miyor. Kimileri Melamîliğin de, kimileri gizli bir yönü olduğundan, kimileri ezeldeki aşinâlıktan söz etmiş. Kimileriyse şâirden ziyâde şiirin muhakeme edilmesi gerektiğinden bahsederek, Neyzen'e karşı tavır alanları eleştirmiş...

 

Allah Resûlünün pâk sünnetine, bir medrese öğrencisiyken dahî isyân ederek, nihâyetinde medrese kapısından ayrılan, o! Mason Şeyhülislam Musâ Kâzım Efendi'nin pek mübârek (!) rahle-i tedrîsinden geçerek, Hacı Ârif Bey'le tanışan ve her plak dolduruşunda zil zurna sarhoş olduğu için işi güçleştirerek kendinden bıktıran, o! Ulu Hâkân Abdülhamid Hân'a hakaret eden, onu zâlim olarak gösteren, bu yüzden otuzbeşi aşkın kez hapse düşen, o! Namık Kemâl ile Beyoğlu meyhânelerinde duta dönüp, Fatîh kadar mukaddes bir Hâlife-Sultan'a küfürle düzen, o! Sirkeci'de, elinde İttihat-Terakkî Bayrağıyla, şaki ve serseri grubunun sözcüsü olarak basbas "Hürriyet!" diye bağıran, o! Allah aşkı bahanesiyle, mahvedilmiş ve içi boşaltılmış, Hacı Bektâş-ı Velî Hazretleri'nin öz mayasından çoktan beridir kopmuş olan bir uyduruk tarîkate, Bektaşiliğe intisâb edip, içtiği mel'aneti din-i mübîne isnâd etme hadsizliğinde bulunan, o! Ferîde adlı Lübnânlı bir kadınla iki ay boyunca zinâ edip duran, o! "Abdülhamid'in Ağzından Bir Nutk-u Hümâyun" adlı hicviyle ipe sapa gelmez küfürler edip duran, o! Her hakaret ve pislik dolu düşüncelerinin kâğıda yansımış hali olan hicivlerinin ardından Bektaşî şeyhlerine sığınarak imdâd taleb eden, o! Yunan Harbi sırasında, Mustafa Kemâl'e ilk dalkavukluğu yapan, methiyeler düze, o! İçkiden nihâyet kafası zedelenip Toptaşı Tımarhanesi'ne yatırılan, o! Abduh ve Efganî meraklısı, Abdülhamid'e aleyhtar, lakin bizim güruhumuz tarafından İslâm Şairi olan Âkif'i Mısırlara kadar ziyâret eden, o! En nihâyetinde Bakırköy'de tescilli meczup damgası yiyen, o! Cenâzesi kendisine lâyık bir biçimde, sarhoş ve sokak serserileri tarafından uğurlanan, yine o!

 

O, o, o; hep o, yine o!

 

Şiirlerinin beğenilmesini anlarım, saygı da duyarım!

Lakîn birileri çıkıp onu "Ruha aşinâlık, büyük tasavvuf adamı, zekî insan" olarak sunmaya kalkışırsa, karşısında duranlardan olurum; zira Neyzen esrarkeş, ayyaş, Mustafa Kamâl dalkavuğu, üç kuruşluk bir adamdan gayrısı olamayacak kadar rezil ve sefil bir ruha sahip, rakıdan çürümüş fikirleri bugün özellikle hicvi seven birtakım kişiler tarafından baştacı edilen biri...

 

Allah, örnek alacağımız, seveceğimiz kişileri doğru belirlesin; zira "Kişi sevdiğiyle beraberdir" Hafazanallah! Neyzen'le birlikte sarhoşlar, esrarkeşler cehenneminde olmak gibi bir sonuç da var!

HA
02.10.2014 10:53
#39

Neyzen Tevfik’e bir muharrir yazacağı romanı anlatıyordu. Sonuna gelince Neyzen yüzünü buruşturdu :

- Bu mevzuu beğenmedim !

- Öyle amma, siz hiç roman yazmadınız. Nasıl fikir yürütüyorsunuz ?!.

Neyzen Tevfik kızdı :

- Ben yumurtanın da iyisini, bayatını anlarım. Fakat hiç yumurtlamadım.



*****

Herkesin Bildiğini Basın çevrelerinde tanınmış bir hanım,

Neyzen’le karsılaşınca,

Aşkolsun,benim için aşifte filan gibi sözler söylemişsiniz ?

Neyzen elini sinek kovalar gibi sallamış;

Hanım,sen beni tanımıyorsun.Ben herkesin bildiği şeyleri söylemem.

*****