Geçen yaz okulunda meçhul bir mektup buldum Siyasal Düşünceler Tarihi adlı kitabımın içerisinde. Kim bilir kim ne zaman koymuştu o mektubu oraya. Taa 2010 Eylül başında aldığım kitabı ilk defa açıyordum temmuzda. Mektupta bir dipnot ve bir de şiir eki vardı. Dipnotta şahsıma ağır hakaretler edilmekteydi. Öyle mesut olmuştum ki, aleyhime konuşuluyordu çünkü. Son olarak birazdan ekleyeceğim şiiri, o meçhul mektup yazarıma göre Kaygusuz Abdal bana yazmış olmalıymış.
Aldım, bir dal sigara ile okudum şiiri. O vakte kadar bu şiirden haberimin olmayışına çok üzüldüm. İki damla da gözyaşı döktüm o meçhul kişinin kim olduğunu anlarken mektubun sonunda. Nefsim, bana güzel bir ders vermişti. Gerçekten de alttaki edebi eser tam da beni anlatıyordu. Yüzlerce yıl evvelden gelen bir hediye.
O günden beridir artık hiç ayık dolaşmadım. Anladım, Müslüman dediğin sürekli sarhoş olmalı.
Yamru Yumru Söylerim
Yamru yumru söylerim her sözüm kelek gibi
Ben avare gezerim sahrada leylek gibi
İşim kalp sözüm yalan ben değil adım filan
Bu halk insana derim sözümü gerçek gibi
Aşk kuşları derilse aşktan dane verilse
Usulüm toya benzer avazım ördek gibi
Terketmedim benliği bilmedim insanlığı
Suretim adem veli her huyum eşek gibi
Arifler sohbetinde marifet söyleseler
Ben de hemen düşünmem ürerim köpek gibi
Gerçi Hakk'ın halkıyım marifetsiz aylakım
Arifler sohbetinden kaçarım ürkek gibi
Bu marifet ilminden haberim yok cahilim
Benden mana sorsalar sözlerim sürçek gibi
Aşıklar can içinde aşikar gördü Hakk'ı
İşitmenin manası olmıya görmek gibi
Miskin Saryı kıydın kul oldun sen nefsinde
Senin hırs ü hevesin tuttu seni fak gibi.