Dün garip bir merak ile Can Yücel okumak istedim.Hiç okumamıştım itiraf ediyorum. Sonra bir haber okudum gömütüne(biz buna mezarlık deriz orası ayrı, ne komedi kelime) bir saldırı olmuş, kırılmış anıt, içkifalan dökülmüş. Tabi ne derece insani tartışılır. Sonra şunu düşündüm elhamdülillah bizim Üstadımız müslümanca yaşadı, ve bugun başına gidildiğinde fatihalar, yasinler okunuyor. Diğerlerinin ise ölüsüne bile saygı yok. Tamam ağzı küfürden açılmazmış, Allahsızmış, Nazım hayranıymış falan. Bunlar yani ne bileyim bana itici geldi. Yani mezarını çalıp çırpacak kadar da öfke tetiklememeli.
Belki üstünden çokça zaman geçti, mevzu eskimiş olabilir, ama değişmeyen zihniyet, hala sabit. Ben gömütün tahribi hususunda kaleme alınmış bir yazıyı buraya taşıyorum. Sanırım sürekli yobaz diye vurguladığı güruha dahiliz, garip ama neşeli. :) Şakabir yana bence eleştirilmesi gereken noktalar olduğunu düşünüyorum.
Mehmed Niyazi Bey şöyle diyor, Onlar Necip Fazıl okumazlar, ama biz okuruz. Bu hususta bence yelpazemizin daha geniş sahaları içine alması gerekiyor diye düşünüyorum. Şimri buyrun bakın ulusa sesleniş şu şekilde;
Can Yücel'in Gömütü İçin
Emine Azboz
Can Yücel'in gömütüne saldırı olduğunu duymayan kalmadı.
Dindarlık kılığına bürünmüş kara düşünceli, kara elli yobaz! Karanlıkların adamı! Hangi kılığa girersen gir, hangi düzeyde olursan ol, hangi ortamda saklanırsan saklan, kafana şapka giyip içine sarık da sarsan, yanardöner de olsan, her girdiğin ortama uyum da sağlasan, her ortamda kendini gizlesen de, her yerde ve her ortamda tanınıyorsun artık.
Kör tutkularının tutsağı, tutuculuğun zindanlarında küflenmiş düşüncelerinle usun sınırları dışına çıkmışsın yine Ramazan'da da; kâh otobüste şort giydi diye el kadar küçük kızı hırpalıyorsun, kâh oruç yiyor diye öğrencileri dövüyorsun, kâh Ramazanda sigara içti diye memur hanımı tartaklıyorsun, kâh dirisine dokunamadığın, yanına yaklaşamadığın, düşüncesini algılıyamadığın, Türk yazınının yüz akı, çağdaş hiciv ustası ozan Can Yücel'in canım anıt gömütünü parçalamışsın Datça'da.
Bu, sana atalarından huy, genlerinden miras. İnsanların vicdanlarına emanet edilen din ve inanç özgürlüğünün yeryüzünde tek bekçisi sen misin? Kutsal değerlerin tek iyesi sen misin? Dünyada herkes "kâfir", bir sen mi Müslümansın a yobaz? Sen ki tarihteki tüm gerici ayaklanmaları yapanların, yeniliklerin önünde "istemezük, gavur icadı" diye dikilenlerin torunusun. Pek yakışır şanına gömüt yıkıcılığı, ölü soyuculuğu.
Bugün Can Yücel'in gömütüne yaptığını, bir zamanlar senin ağababaların, Türkiye'de kültür devrimini başlatan, ülkeyi çağdaşlığa taşıyacak köy enstitülerini kuran, köy çocuklarını doğmalardan kurtarıp aklın ışığına boğan, gelmiş geçmiş en büyük ve unutulmayan Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in yapıtı Köy Enstitülerine de yaptı, yok etti onları. Bu yüzden serpilip geliştin bu ölçüde. Genlerinde yıkıcılık var; din iman adına yıkıcılık! Damarlarında kan değil, kapkara doğmalar akar.
Sen yobaz, düşmansın sanata. O anıt gömüt ki, bir sanat yapıtı. Dünyanın tanıyıp ustalığını kabul ettiği, saygı duyduğu yontucu Mehmet Aksoy'un ürünü o. Ama bunları anlayamazsın sen; görünüşün, giyim kuşamın çağdaş gibi de olsa, küflü düşüncelerin, çağdışı yaşamınla karanlık doğmaların içinde debelenirsin; kimi kez "sanatın içine tükürür" kimileyin Sivas'ta aydınları yakarsın, kimi kez de mezar taşlarına siğdirirsin; çünkü bilisizsin/cahilsin. “Cahiliye dönemi”nde bile olmadığı ölçüde...
Sen yobaz, güzelliğe, yeniliğe, çağdaşlığa düşmansın. Çünkü laik, çağdaş eğitimden geçmemişsin; çağlar boyu gericiliğe belenmiş, tarikatların beşiğinde sallanmış, şeyhin ninnisiyle uyumuş bir “mürit”sin. Hiçbir şeyi sorgulayamazsın; çünkü "İlim Çin'de bile olsa gidin alın. İlim öğrenmek kadın erkek her Müslüman'a farzdır" diyen Hz. Muhammed'i bile doğru dürüst anlayamamışsın: Tarikat bilgin, görgün, kültürün, kapalı dünya görüşün, yaşam becerin peygamberi anlamaya, görüp yaşadıklarını sorgulamaya yetmez senin. Çünkü laik, çağdaş eğitimden payını almadan kafan doğmalarla doluyken, bu dünyada yaşar ahret türküsü çağırırsın çıkarın için... "Ahret" düşüncesiyle insanların aklını uyuştururken, emperyalistoğlu emperyalist, malına mülküne, yeraltı/yerüstü zenginliğine el koyar ayrımına bile var(a)mazsın. Bağımsızlığını elinden alır, uyan(a)mazsın. Can Yücel'in sanat yapıtı olan anıt gömütünü parçaladığın gibi elinoğlu sinsi sinsi devletini, ulusunu lime lime eder kan uykusundan uyan(a)mazsın: Görürsün, duyarsın, bilirsin ama algılayamazsın. Çünkü sen birey değil, bir kulsun hâlâ. Bu ulusun yurttaşı değil, ümmetin bir parçasısın. Bilinçten ve ulusal bilinçten yoksunsun çünkü. Sen Cumhuriyet'e düşman, padişahlığa hayransın; bu çağda da yaşasan, bu çağın insanı değilsin. Öğrenim görsen de kafan da yüreğin de aydınlanmamış senin, aydınlık değil düşüncelerin. İraklılar, Afganlılar gibi "demokrasi, insan hakları, özgürlük masalıyla" ülken işgal edilirken, "amin kuyusu"ndan çık(a)mazsın asla.
Misyoner filmindeki Afrikalının "Biz, elimize tutuşturulan İncil ile oyalanırken, her şeyimizi alıp götürmüşler. Onlar gidince elimizde kala kala bir İncil kaldı." dediği gibi Irak müzeleri yağmalanırken. Iraklı kadınlara tecavüz edilirken iş işten geçmişti artık üç parça olan Iraklılar için; seninse sesin hiç çıkmadı. Bunların ülkenin de başına gelmeyeceğinin garantisi mi var a yobaz? Bak "Arap Baharı" diye diye ne hale geldi. Arap coğrafyasında Irak, Mısır, Libya, Tunus, şimdi Suriye, sırada İran.....Ya Afganistan?
Ey yobaz! Bu tutumunla kime hizmet ettiğinin, kime kulluk ettiğinin ayrımında mısın? "Ölüsüne saygısı olmayanın dirisine hiç mi hiç saygısı olmaz". Sen tepeden tırnağa dindar olsan ne yazar!