MODERN SPOR ÜZERİNE
Osman Temiz
Coubertin ve Beynelmilel Olimpiyat Komitesi Çevresinde
Bilindiği üzere, günümüz dünyasında spor, “Modern Spor” anlayışı atrafında ele alınıp icra edilmektedir. Modern spor, kendi ruhî ve fikrî temellendirmesini bugünkü Hristiyan-Yahudi Batı fikir ve yaşayışı üzerine bina etmiştir. Hristiyan-Yahudi Batı fikir ve yaşayışı ise, “İslâma Muhatap Anlayış Dünya Görüşü”nü temsil eden “ruh ve fikir sistemi”nin antitezi hâlinde, “Eski Yunan Kültürü, Roma nizâmı ve Hristiyan Ahlâkı”ndan müteşekkil bir medeniyettir. Son tahlilde spor da bu kültür ve medeniyetin üzerine bina edilmiştir.
Modern Spor anlayışının temel prensipleri, “Olimpizm Felsefesi” adı altında bütün dünyaya deklare edilmiştir. Bu, Modern Olimpiyat Oyunları’nın kurucu hâmisi ve organizatörlüğü görevinde bulunan Beynelmilel Olimpiyat Komitesi (BOK)’nin kuruluş metninde aynıyle yer aldığı gibidir. Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’nin bu tüzüğüne bugün dünyada “Olimpik Antlaşma” da denmektedir.
Beynelmilel Olimpiyat Komitesi, kendisi bir Baron ve aynı zamanda pedagog olan Fransız Pierre de Coubertin’in (1863-1937) çalışmalarıyla kurulmuştur; ve böylelikle Modern Olimpiyat Oyunları’nın başlatılması sözkonusu olmuştur. Modern Olimpiyat Oyunları’nın ilki, 1896 yılında, Antik olimpiyatların da merkezi olması hasebiyle, Yunanistan’ın Atina şehrinde yapılmıştır. Böylece; Antik olimpiyat oyunlarının sona ermesinden tam 1500 yıl sonra Modern Olimpiyat Oyunları’nın yeniden başlatılmasına karar verilmiştir. Antik olimpiyat oyunları milâddan evvel 776 yılında Eski Yunan’da, Olimp dağı çevresinde (Zeus tapınağının bulunduğu yer) Zeus’a şükran ifâdesi tarzı içerisinde yapılmaya başlanmıştı. Daha sonra her dört yılda bir yapılmasına devam edilen bu oyunlara milâddan sonra 392 yılında, “Pagan” dinine yataklık ettiğinden dolayı, Hristiyanlığı kabul eden Roma İmparatoru I. Theodosius (M.S. 379-395) son vermişt. Hâl böyle iken, 25 Kasım 1982 Cuma günü, Fransa’nın Sorbonne Üniversitesi’nin anfisinde Fransız Atletizm Sporları Birliği (USFSA)’nin beşinci yıldönümünü kutlamak üzere toplanan spor konseyinde, birliğin genel sekreteri Pierre de Coubertin, "Modern Dünyada Beden Eğitimi” konulu bir konuşma yapıyor ve bu konuşmasını aynen şöyle bitiriyordu:
"Antik olimpiyatların modern bir tarzda yeniden yapılmasının karar altına alınmasını istiyorum. Bu nedenle de sporcularımızı başka memleketlere gönderelim ve onlardan da sporcularının yurdumuza gelmelerini isteyelim. Geleceğin hakikî hür spor alışverişini kabul ettiğimiz ve Yunanlıların inhisarından çıkarıp, bütün dünyanın belli başlı şehirlerine mâledebildiğimiz gün, olimpiyat oyunları ile barış davası yeni ve kuvvetli bir dost kazanabilir." (1)
Eski Yunan’da her dört yılda bir yapılan Antik Olimpiyat Oyunları’nın yapılış maksatlarından bir tanesi de, Yunan Site (Devlet)’leri arasındaki süregelen savaşlara son vermekti. Site (Devlet)’ler oyunlara başlamadan üç ay öncesinden silah bırakırlardı. Bu, oyunlardan beş gün sonraya kadar devam ederdi. Eski Yunan’da silah bırakılan bu zaman aralğına “Olimpiyat Barışı” anlamına gelen “Ekechieria” da deniyordu. Eski Yunan’da siteler sürekli birbirleriyle savaş hâlindeydiler de, Batılı devletler birbirleriyle çok mu sıkı-fıkı idiler? Onlar da uzun yıllar birbirleriyle hep savaş hâlinde olmuşlardı. 1618-1648 yılları arasında cereyan eden “Otuzyıl Savaşları” malûmdur. Ve daha niceleri... Bilindiği üzere, Batı’daki bu “otuzyıl savaşları”na son veren bir antlaşma yapıldı. (Westphalia Antlaşması) Bu antlaşmanın modern dünyada devletlerarası hukuk anlayışının doğuşuna yataklık ettiği söylenir. Nitekim Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’nin teşekkülünde böyle bir altyapının olduğu üzerinde durulur. Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’un her ne kadar devletlerden daha imtiyazlı konumu olsa da... Acaba Modern Olimpiyat Oyunları’nın yeniden başlatılmasının temelinde de, Eski Yunan site (devlet)leri arasında süregelen savaşlarda olduğu gibi, Batılı devletler arasında sürmesi muhtemel savaşlara bir son vermek mi yatıyordu? Modern Olimpiyat Oyunları böyle bir misyonla mı devreye sokulmuştur? Gelinen nokta belki bunun böyle olmadığını gösteriyor ama, istikbâlde neler olur kim bilir!.. İstikbâlde bu oyunların sadece Batılı devletler arasında cereyan etmesi kuvvetle muhtemeldir. Buna fırsat bulamayabilirler de!..
Pierre de Coubertin’in spor üzerindeki çalışmalarında İngiliz eğitim sistemi üzerinde büyük tesirleri olan Thomas Arnold’un çok büyük tesirleri olduğu söylenir. Coubertin’in Arnold’ı, TAİNE’nin "Tom Brown’un Kolej Yılları” adlı kitabından öğrendiği üzerinde durulur. Diğer taraftan, Coubertin’in 1889 yılında Amerika’ya gidip oradaki kolejleri de gezip gördükten sonra olimpiyat oyunlarının yeniden başlatılmasına karar verdiği söylenir. Bunun üzerinde duruşumuzun sebebi, modern sporun temelinde Amerika, İngiltere ve Fransa olduğunu göstermekti. Gerçi modern spor dendiği zaman, bunun mihenk noktasının İngiltere olduğu üzerinde durulur. Ama biz modern sporun temeline Modern Olimpiyat Oyunları’nı oturttuk ve bu da Pierre de Coubertin’in önderliğinde Fransa’da gerçekleşmiştir. Batı’da “Beşer Zekâsının Sekreteri” diye takdim edilen Fransa’da... Evet; her ne kadar Modern Olimpiyat Oyunları’nın önderliğini yapanlar Fransızlar olduysa da, bunun arkasında İngiltere ve onun da arka bahçesi konumunda olan Amerika vardır. Nitekim Coubertin’in 1882 yılında Sorbonne Üniversitesi’nde yapmış olduğu konuşmanın hemen akabinde bir komite kurulmuştu ve bu komitenin başkanlığına Coubertin, yardımcılıklarına da Amerikalı bir profösör olan Sloan ve İngiliz Herbert adında iki kişi getirilmişti.
İlki New York, ikincisi Londra’da olmak üzere bu komitenin yaptığı toplantılarda hazırlanan “Olimpik Prensipler” 16 Haziran 1894 yılında Paris’te düzenlenen bir kongrede deklare edildi. Tam bir hafta sonra da, 23 Haziran 1894 Cumartesi günü Amerika ve Avrupa’nın 12 ülkesinden gelen 79 yabancı(!), geri kalanları da Fransız olmak üzere 200 delegenin huzurunda Olipiyat Oyunları’nın yeniden başlatılmasına karar verildi. Pierre de Coubertin ve diğer iki kişinin hazırladıkları prensipler kabul edildi ve böylece bir yanda “Olimpizm Felsefesi” de denen prensipler açık edilmiş oldu, diğer yandan da Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’un resmen kuruluşu tescil edilmiş oldu.
Esâsında Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’un kuruluşu çok dar bir kadronun tasarrufunda gerçeleşmiştir. Kurthan Fişek, "Spor Yönetimi" adlı kitabında der ki: “Bir kere, uluslararsı spor hiyerarşisinin en üstünde yer alan ve “Olimpiyat Akımının Mütevellisi” olan Olimpiyat Komitesi, 1894 yılında, çeşitli ülkelerin seçilmiş-sorumlu temsilcilerinin değil, biri Kuzey Amerika’lı, biri Güney Amerika’lı, biri Okyanusya’lı, geri kalanları da Avrupa’lı 14 sporcu ve eğitimcinin biraraya gelmeleriyle kurulmuştur." (2)
Neticede Coubertin ve arkadaşlarının hazırladıkları prensipler Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’nin kuruluş metni (tüzüğü) hâlinde kabul edildi. “Olimpik Antlaşma” diye de bilinen bu metin, bir yandan Modern Olimpiyat Oyunları’nın esas, usûl ve kurallarını ihtivâ ederken, diğer yandan esâsında, istikbâle matuf modern spor anlayışının temsilcilerini atıyordu. Bugün bunun böyle olduğu bariz bir şekilde görülmüştür.
Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’nin kuruluş metninde ne gibi prensipler vardı ve bu prensipler nasıl oldu da bugün bütün dünya sporu üzerine hegomanyasını kurdu veya dünya sporunu tahakkümü altına aldı? Bunun arkasında yatan esas saik nedir? Bu soruların tek bir cevabı var: İktisadî ve siyasî güç.
Hemen söyleyelim ki, 23 Haziran 1894 yılında kuruluşunu Paris’te ilân eden Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’nin merkezi İsviçre’nin Lozan şehrindedir. Beynelmilel Olimpiyat Komitesi, dünyanın en büyük ticarî şirketlerinden biridir. Hesapları kontrol edilemez bir noktadadır. Dünyanın en sıkı ve en karanlık örgütleri arasında yer alır. Başkanları, devlet başkanları veya krallar gibi karşılanır. Devletler üstü bir statüleri vardır. Bu mevzu ayrı bir bahistir.
Beynelmilel Olimpiyat Komitesi, kendi kuruluş metninde kendi statüsünü aynen şu şekilde ifâdelendirir:
"Beynelmilel Olimpiyat Komitesi, 23 Haziran 1894 yılında Paris’te kurulmuş olup, merkezi İsviçre’nin Lozan şehrindedir. Beynelmilel Olimpiyat Komitesi, Modern Olimpiyat Oyunları’nın denetim ve gelişiminden sorumlu olan, kazanç amacı gütmeyen, üye ülkelerdeki temsilcilerini, o ülke uyrukları arasından kendisi seçen, Beynelmilel hukuk ilke ve kurallara göre kurulmuş, tüzel kişiliği bulunan, ferdî üyelikleri kalıcı nitelikte, hükümetlerarası olmayan (hükümet dışı) bir daimi kuruluştur."
Evet, kazanç amacı gütmüyor(!) ama dünyanın en büyük ticaret şirketi konumunda. Üye ülkelerdeki temsilcilerini kendisi seçiyor. Bu tam bir sömürge mantığıdır. Ferdî üyelikleri kalıcıdır. Tıpkı, “Domuzlar Diktatoryası” diye bilinen Birleşmiş Milletler Teşkilâtı’nın daimî üyeleri gibi. Devletlerarası bir organizasyonu sevk ve idâre ediyor ama, bütün devletlerin üstünde bir konumda duruyor. Şimdi, evvelâ devletler biraraya gelip bir teşkilât kursalar ve kurulan bu teşkilâtı bağlayıcı bir noktada kabul etseler neyse. İki üç kişi biraraya geliyor, bütün devletlerden kendisi temsilci seçiyor ve böylece temsilci olarak seçtiği kişinin şahsında devletler kendi bünyesinde temsil ediliyor ve ortaya çıkan manzara da Beynelmilel bir teşkilât oluyor!
Bugün bu mantık, Avrupa ve Amerika, daha doğrusu Hristiyan-Yahudi Batı merkezli bütün teşkilâtlanmalarda işletilen bir mantıktır. Avrupa Birliği’ne girişte Türkiye’ye uygulanan da aynı mantıktır hemen hemen.
Beynelmilel Olimpiyat Komitesi, kuruluş amacını şu şekilde dile getirmektedir:
"Sporun temeli ve gereği olan bedenî ve zihnî nitelikleri geliştirmek, gelişmesine katkıda bulunmak; daha güzel ve barışsever bir dünya oluşturulması amacıyla, sporu kullanarak, genç insanları anlayış, dostluk ve kardeşlik duygusuyla donatmak; Olimpik ilkeleri tüm dünya devletleri arasında yayarak uluslararası anlayış ve sistemin gelişmesine katkı yapmak; bütün bu amaçların ve dünya barışının sembolü olarak dört yılda bir yapılan Olimpiyat Oyunları ile spor temelinde bütün dünya ülkeleri sporcularını biraraya getirmektir."
Spor yoluyla bedenî ve zihnî gelişmeye katkıda bulunmaya kimsenin bir diyeceği yoktur. Ama buradaki zihnî gelişimden maksat herhâlde bizim anlamak istediğimiz mânâda değildir. Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’nin kasdı, spor yoluyla kafalara Batı fikir ve yaşayışını zerketmektir. “Dünya barışına katkı” sözüyle de kayıtsız ve şartsız bir şeklilde Batı’ya teslim olmak istenmektedir. Çünkü; dünya barışı ancak böyle sağlanır onlara göre. “Uluslararası anlayış ve sistem” denen şey de Batı fikir ve yaşayışıdır. Daha doğrusu Batı merkezli Emperyalizma ve yeni adıyla küreselleşmedir. Modern spor, Batı fikir ve yaşayışına belki de ancak bu noktada hizmet etmiştir, ediyor. Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’nin sloganları arasında yer alan, “Spor; sevgi, barış ve kardeşliktir” sloganının teoride de, pratikte de hiçbir faydası yoktur.
Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’nin bütün dünyaya deklare ettiği kuruluş metnindeki bazı prensiplerine bir göz atacak olursak; onlar da şöyle:
1- Olimpik ülkü ve ilkeler çerçevesinde spor çalışma ve yarışmalarına yön vererek dünya sporcuları arasında dostluğu geliştirmek ve güçlendirmek...
Spor faaliyetlerine olimpik ülkü ve ilkeler çerçevesinde yön vermek neye göre ve neye nisbetle?.. Bu ülkü ve ilkeler kimler tarafından nasıl ve niçin hazırlanmıştır? Sporcular arasında nasıl bir dostluk gliştirilmek isteniyor? Bu gibi sorulara daha önce verdiğimiz cevablar yeterli olsa gerektir.
2- Her dört yılda bir denetimi ve yetkisi altında denetlenen aynı takvim yılına rastlayan yaz ve kış olimpiyat oyunlarına en geniş katılımı sağlamak ve ülkelerle kişilere karşı dil, din, ırk, renk ve siyaset yüzünden ayırım yapılmasını önlemek...
En başta burada kullanılan ırk, dil, din, renk v.s. ayırımı yapılmasını önlemek esprisinin, “Domuzlar Diktatoryası”nın da temel esprisini olduğunu söyleyelim. Bu espri, bütün bir dünyayı Emperyalizmin tasarrufunda sürü hâline getirmek için sürekli gündemde tutulan bir espridir. Küreselleşme esprisi...
3- Olimpik ülkü ve ilkelerin başında gelen amatörlüğü, olimpiyat bayrak, sembol, bilgi ve işaretlerini korumak...
Bugün olimpiyat oyunları, amatör sporları korumak ve kollamaktan çok, profesyonel sporu ayakta tutucudur. Nitekim kendisi en büyük kuruluşlardan birisidir. Dünyanın en büyük ve zengin kulüplerinden birisidir Beynelmilel Olimpiyat Komitesi. Bu komitenin işi, bütün dünyaya sporu pazarlamaktır. Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’un birçok ticarî şirketlerle girdiği ilişki, sık sık skandallarla gündeme gelmektedir. Beynelmilel Olimpiyat Komitesi en çok da, Pepsi, Coca-Cola, Adidas, Nike, Puma v.b. gibi tüketime dayalı şirketlerle ilişki içerisindedir. Yukarıda adı geçen şirketlerin en büyük taşeronu görevini üstlenmiştir bir bakıma bu komite bugün.
4- Olimpiyat Oyunları’nın yer ve programını saptamak, hangi spor dallarının programda yer alacağını Beynelmilel Spor Federasyonlarına (BSF) danışarak kararlaştırmak...
BSF’ler en nihayetinde Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’nin teknik uzman kadrosudur. Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’nin BSF’lere danışması formalite kabilindedir. Yoksa Beynelmilel Olimpiyat Komitesi ne derse o olur.
5- Amatör sporun yüksek yasama, yürütme ve yargı olarak, bölge birimlerine devrettiği görev, yetki ve sorumlulukların eksiksiz uygulanmalarını sürekli ve yaptırımlı bir biçimde izlemek ve denetlemek...
Bugün Beynelmilel Olimpiyat Komitesi, değil sadece amatör sporun yüksek yasama, yürütme ve yargı organı olması, bütün dünya sporu üzerinde rakipsiz bir şekilde hegemanyasını sürdürmektedir. Bir bakıma modern spor Beynelmilel Olimpiyat Komitesi’nden sorulur.

