Tesadüften sık sık söz edilir. Mesela, yaz günlerinde pikniğe gidenler, “Kıra gittik, tesadüfe bakın yağmur yağdı. Pikniğimiz berbat oldu.” derler. Bir başka misal: “Arabamızla tatile giderken tesadüfen yola çıkan bir kamyonla çarpıştık. Her şey altüst oldu.” Veya “Tesadüfen dolu yağdı, mahsul harap oldu, düğün yapacaktık, planlarımız bozuldu.” Bu üç misalde tesadüf yoktur.
Çünkü arabanın biri bir dakika yola geç çıksaydı çarpışma olmazdı. Gelecek senenin takvimini alın şimdiden dört beş ay ötesine bakın. Fırtına kar yağmur gibi haberler okuyacaksınız.
Demek ki külli bir plan var. O planın gerçekleşen noktalarına ‘tesadüf’ diyorlar. Allah atom harfleriyle kainat kitabını yazmıştır bu kitabı okuyamayanlar ‘tesadüf’ diyorlar. Allah kainatı bir saat gibi kurup bir kenara bırakmamıştır. Kainatın en küçük parçası olan atomları yaratan, yaşatan onlara nizam veren Allah’tır. Tesadüf kelimesini lügatlerden çıkarıp atamayız. Fakat tesadüfe de tabi olamayız. Tesadüf olayların ve yaratıkların üzerine çekilmiş ince bir perdedir. Onun altında kainata nizam vereni bilmeliyiz ve ona inanmalıyız.
Bugün İslam’ın düşmanı çoktur. Bir tarafta haramlar ibadetleri azaltırken öte yanda yanlış inanışlar, yanlış düşünceler dinin temeli olan imana zarar vermektedir. Gençlik yıllarımda okulda derlerdi ki: “Canlıları tabiat yarattı, yağmuru tabiat yağdırdı.” Tabiat bilgisi kitaplarına baktığımızda anladık ki yaratıklara tabiat deniyormuş. Halbuki yaratıklar, yaratan olamaz. Tabiat bir kitaptır katip olamaz. Tabiat bir sanat eseridir, sanatkar olamaz. Tabiat bir nakıştır, nakkaş olamaz. Tabiat ve kanunlarını ve tabiat olaylarını yaratan ve devam ettiren Allah’tır. İşte tesadüfi yazmaktaki kasıt tesadüf kelimesiyle İlahi iradeyi gizlemeye kalkışanlara bir cevaptır. Manalar kelimelerle beraber dolaşır. Tesadüfe çeşitli manalar verilebilir. Herkes verdiği mananın adamıdır. Ağacın kabuğunu görüp özünü düşünemeyen yaprakların, meyvelerin nasıl teşekkür ettiğini anlayamaz. Her olaya ‘tesadüf’ diyerek omuz silkenler, olayları hafife alanlar, geçmiş ve gelecek ilişkilerini bilmeyen ve düşünemeyenlerdir.
Hekimoğlu İsmail ...