Nuri Pakdil'e Büyük Ödül
Kültür Bakanlığı'nca verilen '2013 Kültür-Sanat Büyük Ödülleri' düşünce ve edebiyat alanında günümüz Türk edebiyatının yaşayan büyük ustalarından Nuri Pakdil'e verildi. Kültür Bakanlığı'nı ve ödül jürisini bu isabetli kararı için tebrik etmek gerekiyor.
Dün açıklanan ödül kararını duyunca Nuri Pakdil Bey'in yakın dostlarından şair Necip Evlice'yi aradım. Evlice, Sayın Pakdil'in Bakanlık'a bir yazı yazdığını ve ödülün maddi kısmını kabul etmesinin sözkonusu olmayacağını açıkladığını söyledi bana.
Hiç şaşırmadım. Çünkü Pakdil böyle bir gelenekten geliyordu. Dahası bu geleneği adeta yeniden üreten, standardını yükselten bir yazardı Nuri Pakdil.
Geçtiğimiz yıllarda aynı ödül düşünür ve şair Sezai Karakoç'a da verilmiş; ancak Sayın Karakoç da para ödülünü kabul edemeyeceğini, kendisi için herhangi bir tören yapılmasını istemediğini, ödülle ilgili bir evrak söz konusu ise bunun da postayla kendisine gönderilebileceğini açıklamıştı.
Hatırlanacağı gibi Mehmet Âkif Ersoy da millî marşımız İstiklâl Marşı için konulan para ödülünü almayı kabul etmemiştir. Üstelik palto alacak parası dahi yokken!
Günümüzde çıkarına dokunulunca memleketi ateşe vermeye kalkışanları gördükçe, Âkiflerden Pakdillere uzayan fikir ve sanat mimarlarımızın bu soylu duruşu daha bir belirginleşip anıtlaşıyor.
Sırat-ı Müstakim, Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Maverâ, Dergâh, Hece, Yediiklim, Edep ve daha nice 'ocak'lar, bu soylu duruşla nesilleri kirlenmişlikten korunmanın ateşinde pişirdiler. Nice ham demirleri tam inanmışlığın; ihlâs ve samimiyetin simyasıyla saf altına dönüştürdüler.
Pakdil, asr-ı saadet'ten günümüze altın bir zincir gibi uzayan bu kahraman aydınlar neslinin çağdaşımız olan bir altın halkasıdır.
Nasıl bir gelenekten sözediyoruz?
İnsana; insanlığa karşı sorumluluğunu, Tanrı'ya olan sorumluluğunun bir parçası; doğal bir uzantısı olarak görüp kimseden hiçbir karşılık beklemeden kendini tüm varlığıyla Hakikat'e adama geleneği! Kurban olma ve İsmail olma geleneği. Sıdk ile sadakatle bağlanma; 'ikinin ikincisi' Ebubekir olma geleneği! Suikaste uğrayacağını öğrenince Zülfikar'ı kuşanıp Peygamber'in yatağına uzanan Ali olma geleneği!
Yazar Nuri Pakdil, eserlerinde 'kirli siyasaya', vahşi kapitalizme, faşizme, komünizme, çağdaş putatapıcılığın her türüne büyük ve çok etkili bir savaş açmıştır. İnsanın insana kulluğuna yol açan, ruhunu köleleştiren, giderek insanı kan dökücü; zulm edici bir canavara dönüştüren şeytana ve şeytanlığa savaş açmıştır.
Dili ve üslubu son derece 'özel' ve bir o kadar dönüştürücüdür. Pakdil okumadan önceki halimizle Pakdil'in eserlerini okuduktan sonraki halimiz arasında, hayata yeniden doğmak kadar büyük bir fark vardır.
Bu vesileyle genç kuşakların Nuri Pakdil'i titizlikle okumalarının, onların ruhlarında, düşünce dünyalarında gerçek bir açılım sağlayacağını hatırlatmak isterim.
Ruhuyla, bedeniyle, yazarlığıyla, yaşantısıyla Pakdil daima teyakkuz halinde, sürekli kıyamda, kesintisiz bir hücum pozisyonundadır. Adeta bir savunma savaşındadır. Kendisinin kurup yönettiği ve 1969-1984 arası yayımlanmış ünlü Edebiyat dergisinin yazar kadrosundan kıymetli şair Arif Ay, hâlen yayımlamakta olduğu aylık edebiyat dergisi 'Edep'in baş kısmına bir 'serlevha' olarak Pakdil'in şu cümlesini almıştır: 'İnsan! Seni savunuyorum sana karşı!'
Yakın arkadaşlarından merhum şair Erdem Bayazıt'ın Pakdil için yazdığı 'Birazdan Gün Doğacak' adlı ünlü şiirde şöyle sesleniyordu O'na:
'Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı
Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında direnen insanlığın
Saçlarınız ızdırap denizinde bir tutam başak
Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana
O inanmışlar çağının.'
Pakdil yazı hayatına çok erken yaşlarda; lisede başlamış; Hamle adıyla bir okul dergisini de yönetmiştir. Bu yıllarda beslendiği en önemli kaynak üstad Necip Fazıl Kısakürek, sürekli iletişim içinde olduğu en yakın arkadaşı ise Sezai Karakoç'tur. Pakdil-Karakoç arkadaşlığı, Kahramanmaraş'ta Karakoç'un parasız yatılı okuduğu ortaokul sıralarına uzanmaktadır.
Kültür Sanat Büyük Ödülü, şüphesiz özünde sanatçıya ve eserine bir dikkat çekme, devletimizin milletimiz adına bir bakıma teşekkür etme eylemidir.
Gerçekten de ülke olarak Pakdil'e, Pakdillere şükran borçluyuz. Çünkü Büyük Ülke'mizi ve Büyük Millet'imizi ruh ve mana plânında adeta yeniden inşa eden Pakdil, eserlerini okumuş/okuyacak genç aydınlar eliyle geleceğimizi de inşa ve ihya eden öncülerdendir.
Sözü yine Erdem Bayazıt'a bırakalım:
'Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü
Çatlayacak yalanın çelik kabuğu
Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu.
ŞABAN ABAK