Dünyayı Fethetmemiz Gerekiyor

Başlatan: rabia BDG Tarih: 29.07.2008 09:48 Cevap: 2

RA
29.07.2008 09:48
#1

Dünyayı Fethetmemiz Gerekiyor

 

Dünyayı fethetmemiz gerekiyor. İşgalden bahsetmiyorum, açmaktan bahsediyorum. İslâm’a, İslâm medeniyetine açmalıyız dünyayı. Alimlerimiz, filozoflarımız, münevverlerimiz taarruza geçmeli. Dervişlerimiz taarruza geçmeli. Şairlerimiz, yazarlarımız taarruza geçmeli.

 

Müzisyenlerimiz, sinemacılarımız, televizyoncularımız taarruza geçmeli. Dünya halklarına medeniyet diye yutturulan Frenk barbarlığını, vahşi kapitalizmi ve emperyalizmi alt etmek, insanlıkla güneşin arasına çekilen perdeyi kaldırmak için seferber olmalıyız. Topyekün taarruz! Topyekün taarruz! Topyekün taarruz!

 

Kamusal gündemimizin birinci maddesi (ve ikinci maddesi ve üçüncü maddesi…) İslâm medeniyetini canlandırmak olmalı, Nizam-ı Alem olmalı. Sevr’e takılıp kalmak bize yakışmıyor. Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bölünmesi tehlikesini vurgulaya vurgulaya bölünme ihtimalini içselleştiriyoruz. Halbuki ruhlarımız, yüreklerimiz ve beyinlerimiz bu sınırlardan taşıp dünyanın öbür ucuna kadar akmalı. İçimizden bir grup, Kafkasya ve Orta Asya’yla entegrasyonun zeminini oluşturmalı. Bir grup, Balkan Müslümanlarıyla entegrasyonun… Bir grup, Ortadoğu’yla entegrasyonun… Sonra, Afrika’yla, Güney Amerika’yla sağlam bağlar kuran gruplarımız olmalı. Ama meselemiz sadece entegrasyon, yani cepheyi genişletmek, yani kendimizi sağlama almak değil. Meselemiz, dünyaya ışık saçmak.

 

“Bir Huntington, bir Fukuyama…” diye konuşarak, Batı’nın felsefi iflasından başka bir şey ifade etmeyen fikir müsveddesi karın ağrılarını göklere çıkarırken İslâm dünyasının geçmişteki ve günümüzdeki muazzam fikir birkimini aşağılamaya cüret eden bedbahtların veyahut bedhahtların propagandalarına aldanmayalım; kurtuluş formülü bizdedir ve başka da hiçkimsede değildir.

 

Bir kazayı sağ salim atlattığımız zaman ne deriz? “Verilmiş sadakamız varmış.” Yani biz, kendimizi ancak başkalarına yardım ederek koruyabileceğimize inanırız… Bir zulme şahit olduğumuz zaman ne deriz? “Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste.” Yani biz inanırız ki, zalim ne kadar güçlü olursa olsun ve mazlum ne kadar güçsüz olursa olsun, hiçbir zulüm zalimin yanına kâr kalmaz… İşte dünya görüşümüz! İşte dünyayı kurtaracak görüş! İşte vahşi kapitalizmin ve emperyalizmin sonunu müjdeleyen hayat felsefesi! İşte tünelin ucundaki ışık! Bu ışığı yaymalıyız. Ve bu ışığı yaymak için Batı’nın kültür emperyalizmine karşı her cephede savaşacak kadar donanımlı olmalıyız. Medeniyetimizi romanlarda, filmlerde, şarkılarda yeniden üretmeliyiz. “Tûti-i mu’cize gûyem, ne desem laf değil” asaletinden “Çeksene elini, kırcan mı belimi” rezaletine geçiş sürecini tersine çevirip, asaletimizi yeniden kuşanmalıyız. Her şey birbiriyle irtibatlı. Aşağılık bir müzik zevkiniz varsa medeniyetiniz olamaz!

 

Bizim ‘dökülme’ lüksümüz yok. Muhkem bir kale olmalıyız insanlık için. Duruşumuz hayranlık uyandırmalı. Kendi mahallemizden, yani Ortadoğu’dan ve Kafkasya’dan ve Orta Asya’dan ve Balkanlar’dan başlayarak bütün dünyada bir asalet rüzgarı estirmeliyiz. İliklerimize kadar idrak etmeliyiz bu sorumluluğu.

 

Şair Cevdet Karal anlattı: Bakü’lü gençler arasında Rusça konuşma hastalığı yayılıyormuş… Rusça konuşmak, Ruslar gibi davranmak, medeniyet alameti olarak görülüyormuş bazı çevrelerde; Türkçe (veya Azerice) konuşmak, yerliliği önemsemek ise bayağılık, liyakatsizlik, anakroniklik alameti olarak görülüyormuş… Niye? Çünkü Azeri televizyonlarına bakıyorsunuz, “Azerbaycan Respublikası Prezidenti İlham Aliyev”in günlük mesai haberleri ve üç-beş türküden başka yerli bir şey yok. Türkiye televizyonlarının ekseriyeti ise amiyane tabirle ‘karı oynatıyor’. Dünyaya çekidüzen vermek gibi bir gayesi olan kimselerin kurduğı televizyonlar da var, ama bunlar iç siyaset tartışmalarına öyle gömüldüler ki (ve bu tartışmaları öyle iç karartıcı, öyle ümit kırıcı, öyle yıldırıcı bir üslupla yürütüyorlar ki), Bakü’lü gençlerin yüreğinde ufacık bir kıvılcım bile çaktıramıyorlar. Almanya’ya bakın, Makedonya’ya bakın, Batı Trakya’ya bakın; Türkiye televizyonlarının Türkçe konuşan topluluklar üzerindeki en bariz ve en büyük etkisi, ahlâkı ve asaleti aşındırmak. Arap ve Fars komşularımız üzerinde de yozlaştırıcı bir etkileri var.

 

Sadece televizyonlarımız (en azından birkaç tanesi) İslâm medeniyetini ihya amacını gütseydi ve bu amaca matuf kaliteli, asaletli, cazibeli programlar (bilhassa filmler, filmler, filmler) yapsaydı, onca eksiğimize-gediğimize rağmen dünyanın altını üstüne getirebilirdik.

 

Koca insanlık, televizyon çocuğu olmadı mı? Çocuğun kurda kuşa yem olmasını istemiyorsak, üstad Sezai Karakoç’un yıllar önce kurduğu o muhteşem televizyon hayalini bir an evvel gerçekleştirelim: Türkçe’nin yanı sıra Arapça, Farsça, Urduca, İngilizce, Fransızca… yayın yapacak bir İslâm medeniyeti televizyonu!

 

26.10.2007

RI
29.07.2008 13:32
#2

Dünyayı Fethetmemiz Gerekiyor

 

Sadece televizyonlarımız (en azından birkaç tanesi) İslâm medeniyetini ihya amacını gütseydi ve bu amaca matuf kaliteli, asaletli, cazibeli programlar (bilhassa filmler, filmler, filmler) yapsaydı, onca eksiğimize-gediğimize rağmen dünyanın altını üstüne getirebilirdik.

 

Koca insanlık, televizyon çocuğu olmadı mı? Çocuğun kurda kuşa yem olmasını istemiyorsak, üstad Sezai Karakoç’un yıllar önce kurduğu o muhteşem televizyon hayalini bir an evvel gerçekleştirelim: Türkçe’nin yanı sıra Arapça, Farsça, Urduca, İngilizce, Fransızca… yayın yapacak bir İslâm medeniyeti televizyonu!

 

evet kardesim yazilanlarin hapsine katiliyorum ama kurulan o kadar islami kanal madi olanaksizliklar icinden kapanmis ve su an yayin yapan bir o kadar islami kanal da ayni sikinti icindedir. Amac su islami kanal su cemaattendir yok bu kanal su ustadi sahplenmis yok efendim bu kanal televizyon parasini yurt disinda okul yapmak bahanesiyle toplamis dersek bu muthis emeli gerceklestirmek biraz zor gibi. Is sadece televizyonculara sanatcilara yazarlara sairlere kalmiyor. Nasil ki bir bayrak ugruna sokaklara dokuluyorsak ayni samimiyetle aydi cihad askiyla din ugruna ahlak ugruna camilar doldurulmali sokaklar tasmali.

Sa an Avrupa ve Amerikanin icinden kurtulmak istedigi hip-hop kulturunu maalesef televizyon sayesinde bizim gencligimiz sahiplenmeye calisiyo. Giyim tarziyla olsun yemek kulturuyle olsun Aile ortamiyle olsun daha sayamadigimiz bir cok alanda bu boyle. Sebep olan ne peki. Cevap cok basit. Kendi mahallemizden kacip yol ve yordami ogrettigimiz avrupaya benzeme cabasi. Cozum ne ? Fikir sanat edebiyat din fenni alanlarda dunya capinda fikir adami yetistirmek . Bu da tarihten ders alip islami yol haritasi yapmak olur....

 

 

 

--------

 

''SUPHESIZ KI ZAFER BIZIMDIR''