Bir Hayat Tarzı Olarak Fetih
Fethin insanda bir hayat tarzına dönüşmesi, mahlukata “insan eksenli” bir bakışla mümkündür.İnsanın ,Kur’an’ın ifadesiyle “sakil: ağır ve değerli” bir varlık olduğunu teslim etmeyen biri, yürek fethini bir yaşam biçimine dönüştürmez.
İnsan eksenli bir bakış, insanı şeref yönünden daha aşağı varlıklar uğruna harcamayan bir bakıştır. Daha doğru bir ifadeyle, insanı hiç bir şey uğruna harcamayıp, hayatı “insan kazanma” uğruna sebil eden bir bakıştır.
...
Eğer fetih, en azından ümmet içerisinden bir takım insanların hayat tarzına dönüşürse, o insanlar ümmet bedeninin savunma mekanizması işlevini üstlenecek, hayatiyetini yitirmiş organları oluşturdukları canlı hücrelerle yeniden hayata döndüreceklerdir.
Sorumluluğun bilincinde her insan, mutluluğun öbür adı olan İslam’dan uzak yaşayan her bireyin sancısını bağrında hissetmelidir.İsyanı kutsayan kentlerin fücur akan caddelerinden sele kapılmış çiçekleri birer birer toplamalıdır. İnsan yüreğini acımasızca kundaklayan modernizmin çıkardığı küresel yangından bir can kurtarmanın savaşını vermelidir.İnanan her insan şu duyguyu taşımalıdır:
Elimi uzatabileceğim halde uzatmadığım için yüreği kundaklanan her insanın katili olarak beni hesaba çekecekler. Gel, diyecekler, sen elinden tutsaydın bu insan şimdi ateşe mahkum olmayacaktı. Sen sorumluluğunu yerine getirseydin, Kitab mahzun olmayacaktı. Fetih işçisi olsaydın, zaman ve mekan ihanete uğramayacaktı.
Bir benimle ne çıkar demeyeceksin. Baharın haberini karın altında, kışa inat açan kardelenlerin verdiğini unutmayacaksın. Kim var, diye sağa sola bakmayacaksın. Ben varım, diyecek ve yürüyeceksin.
Caddelerde gördüğün cahil yığınlara, güneşi ceketinin astarında kaybetmiş kitlelere, yüreğinden habersiz göğsüne takacak sahte muskalar arayan kalabalıklara acıyacak, onlar arasında gördüğün cins tohumlara toprağı işaret edeceksin. Cins tohumu, cins toprakla buluşturan cins bahçıvan olacaksın. Uygun iklimi ise, Allah verecek.
Bırak otçuların gözü yoncada olsun. Senin gözün daima insanda olacak. Hammaddesi makbul fakat adresini yitirmiş birini gördüğünde, “bundan ne güzel müslüman olur.” Diyecek ve tüm yüreğinle hidayeti için dua edeceksin. Onu, kimliğini yitirmiş bir şekilde gördüğünde kahrolacak, elinden bir şey gelmiyorsa dahi, yüreğin bir peygamber yüreği gibi yanıp “Allah’ım , onları affet, onlara hidayet et, çünkü onlar bilmiyorlar !” diye yakaracaksın. Arşın kapısına onlar için asılacak, yüreklerin mührünü çözmesi için başını o kapının eşiğine vuracak, vuracaksın.
İslam’ı İslam’ın dostlarından değil düşmanlarından öğrenen insanlar için hüküm verip infaz etmeyeceksin. Bir çoğunun reddettiği İslam’ın Allah’ın İslam’ı değil babalarının İslam’ı olduğunu bilecek ve onu zaten senin de reddetmen gerektiğini hatırlayacak, onu kınamak yerine karanlık yüreğine ışık tutacak, sevgiden oltanı gönül ummanına şefkatle atacaksın.
Onu kendine, mezhebine, meşrebine, partine, kliğine, cemaatine , derneğine değil öz benliğine çağıracak, “ varlık sorununu” nasıl çözdüğünü soracaksın. Nerden gelip nereye gittiğini, ölüm hakkında ne düşündüğünü, mutluluktan neyi anladığını soracaksın. Hiç kendisiyle baş başa kalıp kalmadığını, vicdanının sesini dinleyip dinlemediğini , hayal kurup kurmadığını, rüya görüp görmediğini, sevip sevmediğini, özleyip özlemediğini, ağlayıp ağlamadığını, içinin nelere sızlayıp sızlamadığını soracaksın.
Önce seveceksin. Garazsız ve ivazsız, pazarlıksız, bedelsiz seveceksin.Sevginin illeti ölümsüz olacak, ki sevgin de ölümsüz olsun. Davet yemeğini sevgi kaşığıyla sunacaksın. Sevgiden başka bedel beklemeyeceksin, ki sevginin bedeli sadece sevgidir, ondan başkası sevgiyi “ucuza” vermektir. Benim üretim yalnızca O’na aittir ,diyeceksin. Tüm faturaları yakarak yola çıkacaksın, ki ilerde fatura çıkaramayasın.
Bir insanın yüreğinin aydınlanmasına vesile olduğunda dünyanın tapusunu sana vermişler gibi sevineceksin. Bir adem bir alemdir diye çıktığın yolda dirilişine sebep olduğun her bir insanın manevi anası olmanın haklı gururunu duyacaksın. Öldürmek için doğuran zavallılara karşı diriltenler ve gerektiğinde diriltmek için ölen bahtiyarlar arasında olmanın şükrünü eda edeceksin.
Yitirilmiş her bireye, yitirilmiş hikmetin gibi bakacaksın. Hikmetini bulmak için gözün insanda olacak. Bulduğunda sana yeni nazil olmuş bir ayet gibi okuyacaksın. Tefsir edeceksin, te’vil edecek, şerh edeceksin. Yüreğinle yüreğini bulacak, onun yüreğini hedef alıp oradan vuracaksın. İnsan ayetiyle Kur’an ayetini buluşturup aradan çekileceksin.İnsanla İslam arasında ki başka engelleri kaldırayım derken kendin engel olmayacaksın.Ona vesile olmayı, onu minnet altına almanın bir gerekçesi olarak kullanmak gibi çirkin bir yola girmeyeceksin.Aksine, seni hidayete vesile kıldığı için Allah’a minnet edeceksin.
İşte fetih bu şekilde bir hayat tarzına dönüşecek. Ve fetih, yalnızca küresel planda değil, evransel planda da gerçekleşecek.
Mustafa İslamoğlu