Arkadaşlar bu yazı Rabıta-ı Şerife’nin(Seyyid Abdülhakim Arvasi Hz.) Üstad tarafıdan derlenmesinden alınmıştır. Sizinle paylaşmak istedim, yararlı olmasını umarak yazıyorum, buyrun okuyun;
Kitabın çok beğendiğim Takdim kısmını yazmadan geçemiyeceğim;
Takdim
Efendime ait, Allah’a eriş kapısının anahtarı bu eser, her kelimesi üzerinde beynimi kanatıcı ve kalemini yakıcı bir saygı, kaygı ve titizlikle sadeleştirilir ve yeni iman gençliğine aktarılırken, söylemeye değer birkaç söz:
Sonsuzluğa eriş ve sonsuzluktan oluş sırrının mukaddes rejimini nokta nokta çizen bu eser, ulvi gayesinin yanı başında, dini, esrar ve derinlik buudundan mahrum bırakmak isteyen ve güya dinden yana geçinen bazı maddeci mankafalara indirilmiş bir balyoz mahiyetini taşıyor.
Önüne gelenin din eseri çıkardığı ve kutsi eşyayı işportalaştırdığı bu perişanlık devrinde hemen hiç kimsece riayet edilmeyen muazzam bir din ölçüsüne uyarak, içindeki ayet ve hadisleri ve mübarek kelamları asıllarıyla vermediğim, sadece dürüst mealleriyle gösterdiğim, böylece onları ticaret vesilesi olmaktan ve asla uyuşamayacağı ifade çerçevelerine sokulmuş bulmaktan korumaya çalıştığım bu eser,vecd kaynağımızdan hayat iksiri değerinde bir damlacıktır ve Büyük Doğu idealinin tacıdır. Onu bu bakımdan Büyük Doğu Yayınları’nın başına tac ediyor ve eğer sadeleştirilmesinde herhangi bir idrak ve ifade suçum olmuşsa, bağışlanmam için, ayağı ucuna gömülmek ve kıyamete kadar o ayağı öpmekten başka emelim olmayan büyüğümün büyük üstü büyük ruhaniyetine sığınıyorum. // bu son bölüm beni ağlatmıştı, ve her okuyuşumda gözlerimi doldurur. Cile54//
N.F.K
Bu değerli kitaptan, ehemmiyeti yüksek bir bölüm;
Hanefi mezhebinde (bizim mezhebimizde) gusl abdesti, ağız içinin her uzviyle yıkanması şartını farz olarak kabul eder. Böyle olunca, su, mutlaka dişlere, dişlerin tabii bünyesine temas edecektir. Dolgu ve kaplama bir zaruret olunca ne yapılacaktır? Hadlerini bilmeden bir nevi müctehidliğe kalkışan bazı hocalara soracak olursanız diyeceklerdir ki:
-Guslünü alır, dişini ondan sonra doldurtur veya kapatırsın!... Emir yerine gelmiş olur. Sen de böylece devam edersin!
Peki bu adam hayatı boyunca bir daha gusül abdesti almak ihtiyacına düşmeyecek midir? Tedaviden önce aldığı abdest, guslünün her bozuluşunda sürüp gideek midir? Yeni bir gusül dişe temas etmeyi şart koştuğuna göre alacağı abdest gusül yerine geçebilir mi? Zaruret ancak çaresi olmayan hallerde makbuldür; ve esasen diş meselesinde makbul olsaydı bir kerelik gusül teklifine lüzum kalır mıydı? … Müslüman esasen gusülsüz dolaşmayacağı için diş doktoruna tertemiz olarak giderek tedavisini yaptırır ve bu vaziyette her defa rahat rahat guslünü alırdı. Yani cahil hocaların içtihada yeltenici gülünç fetvalarına lüzum kalmazdı.
Halbuki ilim sahipleri için çare aşikar. Yalnız bu mevzuda Şafii mezhebinin hükmüne uymak, bu mezhepte ağız içi yıkaması farz değil, sünnet olduğundan suyun dişe teması zaruretinden kurtulmak: buna mukabil de yine Şafii mezhebinin abdest bozucu şartlar içinde Hanefi mezhebinden farklı noktaları, yani zorlukları da ilave ederek, bir imkanın sadece kolayına gitmiş olmakla kalmamak… Bu fark nikahı düşen kadın cildine en küçük temasın namaz abdestini bozacağı keyfiyetidir. Halbuki Hanefi mezhebinde yardım alacak olan her Hanefi, her iki mezhebin de abdest bozucu şartlarını üst üste ekleyerek amel edecek, her iki mezhebi de zorluklarıyla bir arada tatbik kılacak ve mezheplerin yalnız kolaylıklarını birleştirip hiçbirine uymamak gibi bir hatadan salim kılacaktır.
Bu son derece nazik meseleyi Müslümanlar arasında bilenler azdır.