
Taksim Meydanı'na cami yaptırılsın mı yaptırılmasın mı? Oysa 1940'lı yıllarda Taksim'de zaten bir cami varmış. Milli Şef unvanlı İsmet İnönü bu camiyi yıktırmış.
Türkiye gazetesinden
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci bugün kaleme aldığı yazısında yıllardır tartışılan konuyla ilgili çok önemli tarihi bilgiler verdi. İstanbul'un en işlek meydanlarından olan Taksim Meydanı'nda yıllar önce bir caminin varlığından bahseden Prof. Dr. Ekinci bu caminin, İsmet İnönü tarafından 1940 yılında İstanbul vali ve belediye başkanı olan Lütfi Kırdar'a yıktırıldığını iddia etti. İnönü'nün camiyi yıktırma gerekçesi ise bir hayli ilginç...İşte Ekinci'nin bugünkü yazısından ilgili bölümler:
Taksim'e cami yapılması her sağ iktidar zamanında konuşulur. Malum bir çevre buna karşı çıkar. Polemikler sürer gider. Sonra mevzu küllenir.
Vaktiyle Taksim'de bir câmi vardı. Şimdi onu hatırlayan muhtemelen kalmamıştır.
Bazı binalar vardır, asırlarca yaşar. Bazısının ise ömrü kısadır. Ya bir âfete uğrar, ya da kazmaların hışmına… Taksim Kışlası da bu yapılardan biridir. Ömrü bir asrı bile bulmamıştır. Daha yakınlarda ortadan kaldırılmış olmasına rağmen, hakkında çok az malumat vardır.
Soğan kubbeli
kışla
Prost günah keçisi
1940'ta İstanbul vâli ve belediye reisi Lütfi Kırdar, Taksim Meydanı'na dikilen heykelin daha ihtişamlı görünmesi için İnönü'nün emriyle kışlayı yıktırdı. O devirde İstanbul'un Osmanlı havasından kurtarılması hedefleniyordu. Bunun için Fransa'dan Henri Prost adında bir de şehircilik mütehassısı getirtilmişti. Prost, hükümetin arzuları istikametinde şehir planı çizdi. Osmanlı'dan kalan perişan izlerden büyük bir kısmı da böylece ortadan kaldırıldı.
Bazı insaf ehli, kışlanın yıkılmayarak tamir edilmesi için yalvardılarsa da, tamir için gereken paranın bulunmadığı gerekçesiyle kulak asan olmadı. Tamir için bulunamayan para, sanat değeri olmayan heykeller için harcandı. Taksim Kışlası'nın yanı başındaki Taşkışla, belki de câmisi olmadığı için yıkımdan kurtuldu. Şimdi teknik üniversitedir. Bazıları, “Bizim zâlimimiz iyidir” psikolojisi içinde, bu işin yegâne mesulü olarak Prost'u görür. Halbuki Prost, profesyonel olarak kendisinden istenileni yapmıştır.
Kışlanın câmisi hakkındaki malumat kışlanınkinden de azdır. Ampir üslubundaki tuğla câmi fırtınadan hasar gördüğü için 1847'de kârgir olarak yeniden yaptırılmış; Sultan Hamid tarafından 1893'te tamir ettirilmişti. Mete Caddesi tarafında ve tek şerefeli zarif bir minaresi vardı. Kışla boşaltılınca, câmi suyu kesilmiş hamama döndü. Kışla yıkılırken, o da yıkıldı