1 Şubat - Ayasofya müze yapıldı.
4 Şubat - Atıf Hoca asıldı.
ve daha bir sürü zulmet başladı bu ayda...
NOT=Arif olan anlar diye bir söz varya...
1 Şubat - Ayasofya müze yapıldı.
4 Şubat - Atıf Hoca asıldı.
ve daha bir sürü zulmet başladı bu ayda...
NOT=Arif olan anlar diye bir söz varya...
28 Şubatı da unutmamak lazım.........
Hafızam beni yanıltmıyorsa eğer, birde Şubat'ın 5'i vardı takvim yapraklarında?
...
ALİ
5 Şubat 1932'de ilk Türkçe hutbe Süleymaniye Camii'nde okundu.
5 Şubat 1932'de ilk Türkçe hutbe Süleymaniye Camii'nde okundu.
Bir daha bak istersen Ümran kardeşim, birşey daha olmalı?
...
ALİ
Bir daha bak istersen Ümran kardeşim, birşey daha olmalı?...
ALİ
* Atatürk, 1 Şubat'ta Bursa'da bir grup gericinin (!), ezan ve kametin Türkçe okunmasını bahane edip, gösteri yapması üzerine Ege gezisini yarıda keserek Bursa'ya geldi...
O kadar çok şey yaşanmış ki bu ayda... Yüreğime inecek abi.
* Atatürk, 1 Şubat'ta Bursa'da bir grup gericinin (!), ezan ve kametin Türkçe okunmasını bahane edip, gösteri yapması üzerine Ege gezisini yarıda keserek Bursa'ya geldi...
O kadar çok şey yaşanmış ki bu ayda... Yüreğime inecek abi.
Niye senin yüreğine iniyor Ümran kardeşim (!) Bırak yüreksizlere insin, beyni kirlenmişlere insin, azmışlara insin. Bizim yüreklerimiz de, beyinlerimiz de lazım bize.
Hele sen bir daha bak, 1937 Şubat'ında ne olmuş? Hafızam cidden yanıltıyor mu yoksa beni?
...
ALİ
5 şubat 1937’de Anayasanın 2.maddesinde yapılan değişikle , altı ilke anayasa menine girdi.
1924 teşkilat-ı esasiye kanunu’nun "türkiye devletinin resmi dili türkçedir; makam ankara şehridir." şeklindeki ikinci maddesi 5 şubat 1937 tarihinde, "türkiye devleti cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçıdır. resmi dili türkçedir. başkenti ankara şehridir." şeklinde değiştirildi.
Yani bu tarihte altı ok anayasamızda yerini almıştır, diyebiliriz. Bilmiyorum bunu mu kasdettiniz, bana göre bu hepsinden daha dikkate değer bir nokta gibi geldi.
selam ve dua ile
Evet, hafızam beni yanıltmamış (!) Senin de dediğin gibi Rabia kardeş, en dikkate değer odur sanırım.
...
ALİ
Hutbe'nin Türkçe okunmasında Ehl-i Sünnet'in sıkıntısı yok zaten.
Arap selefi değil, Türk Ehl-i Sünnetiz elhamdülillah.
Hutbe'nin Türkçe okunmasında Ehl-i Sünnet'in sıkıntısı yok zaten.Arap selefi değil, Türk Ehl-i Sünnetiz elhamdülillah.
Bu mantığa göre ezan-ı muhammedin de Türkçe okunmasının hiç bir mahzuru yok.Neyi kimin adına savunuyorsunuz siz farkında mısınız bilmiyorum.Ama bu gidişle çok özür dileyeceksiniz.
Hata insan olmaktan gelen birşeydir, Yalnız Rab(c.c.) hata yapmaz.
Özür dilemekse mümin olamktan gelen birşeydir.
Sanırım hanımsınız, erkek olsaydınız hutbeyi tam olarak kavrayabilirdiniz.
Mezhep varsa mezhep imamının görüşüne uyulur, bizim mezhebe göre Türkçe Ezan da caiz ama eftal olanı Ezan-ı Muhammedî dir.
Selametle...
Hata insan olmaktan gelen birşeydir, Yalnız Rab(c.c.) hata yapmaz.Özür dilemekse mümin olamktan gelen birşeydir.
Sanırım hanımsınız, erkek olsaydınız hutbeyi tam olarak kavrayabilirdiniz.
Mezhep varsa mezhep imamının görüşüne uyulur, bizim mezhebe göre Türkçe Ezan da caiz ama eftal olanı Ezan-ı Muhammedî dir.
Selametle...
Sizin mezhep ne oluyor?
Ehl-i Sünnet vel Cemaat
Amelde Hanefi.
İtikatta Maturidi
Siz bu kafa ile ehl-i sünnet olduğunuzu falan mı zannediyorsunuz bir de.Pes artık...Neye göre Türkçe ezanın caiz olduğu hükmüne vardınız çok merak ettim.
Ben bilmiyorum, bilsem müçtehid olurum :)
Mezhep imamıma uyuyorum.
------------
Hanefi mezhebine göre Hutbenin bir tek rüknü vardır. O da Allah'ı zikretmektir. Zikrullah olduğu zaman hutbe sahih sayılır. Buna göre Hanefi mezhebinde hutbenin Arapça ile okunması şart değildir. Şafii mezhebine göre ise hutbenin beş rüknü var:
1- Her iki hutbede Allah'a hamd etmek,
2- Her iki hutbede Peygamber'e salavat-ı şerife getirmek,
3- Her iki hutbede takvayı tavsiye temek,
4- İki hutbenin birisinde ayet okumak,
5- Son hutbede seslice Müminlere dua etmek.
Bu beş rüknün Arapça olarak okunması ve kırk kişinin işitmesi lazımdır. Bu beş rüknün dışında, aradaki öğüt ve nasihatın herhangi bir lisan ile yapılmasında beis yoktur.
-ALINTIDIR-
Ben bilmiyorum, bilsem müçtehid olurum :)
Mezhep imamıma uyuyorum.
------------
Hanefi mezhebine göre Hutbenin bir tek rüknü vardır. O da Allah'ı zikretmektir. Zikrullah olduğu zaman hutbe sahih sayılır. Buna göre Hanefi mezhebinde hutbenin Arapça ile okunması şart değildir. Şafii mezhebine göre ise hutbenin beş rüknü var:
1- Her iki hutbede Allah'a hamd etmek,
2- Her iki hutbede Peygamber'e salavat-ı şerife getirmek,
3- Her iki hutbede takvayı tavsiye temek,
4- İki hutbenin birisinde ayet okumak,
5- Son hutbede seslice Müminlere dua etmek.
Bu beş rüknün Arapça olarak okunması ve kırk kişinin işitmesi lazımdır. Bu beş rüknün dışında, aradaki öğüt ve nasihatın herhangi bir lisan ile yapılmasında beis yoktur.
-ALINTIDIR-
NEREDEN ALINTI???
Çok çok çok teşekkürler...Küçük bir soru daha Türkçe ezanın caiz olduğuna dair fetvayı, bu muhteşem(!) sitenin neresinde bulabilirim.
Mutmain olmadınız değil mi :)
Naparsak boş, siz kendi mezhebinizi kurmuşsunuzda haberiniz yok, Allah'a Emanet olunuz...
Eyvah yarına 2 sayfa nur topu gibi polemiklerimiz olur.... Arkadaşlar tartışın ama kırmadan lütfen.... kalpleri kırmadan...
Polemiğe girme gibi bir niyetim yok Yunus Abi bu sefer değil... :)Merak ettim sadece bu tip fikirlerin sulandığı toprakları o yüzden sordum.
Mutmain olmadınız değil mi
Naparsak boş, siz kendi mezhebinizi kurmuşsunuzda haberiniz yok, Allah'a Emanet olunuz...
Siteyi bıraktığınızı söyleyin lütfen
Mutmain olmadınız değil mi :)
Naparsak boş, siz kendi mezhebinizi kurmuşsunuzda haberiniz yok, Allah'a Emanet olunuz...
Es-Selam...
Eshab-ı kiram ve Tabiin-i izam, bid'at işlememek için, Asya ve Afrika’da, hutbeleri hep arabi okudu. Halbuki, dinleyenler arabi bilmiyordu. Bunun için, Osmanlı âlimleri, 600 yıldır, hutbelerin, kabul olmayacağını bildikleri için, Türkçe okunmasına izin vermediler. Cuma vaazları koydular. Bu vaazlar, namazdan önce veya sonra, hutbenin manasını anlatırdı. Hutbe böylece öğrenilirdi.
Aman, aman, bu meseleler hiçbir davayı müdafa etmeye benzemez!
Aman derim aman!..
Şeyhul Ekber İbn-i Arabî(k.s.)'nindir o görüş. İbn-i Arabi(k.s.) Hanefi miydi acaba? :)
Ve Osmanlı topraklarında sadece hanefi yoktu buna dikkat buyurunuz.
Selametle...
Osmanlı'nın devlet mezhebidir Hanifilik..
Kardeşimin de bahsettiği gibi; sahabe anlamadıkları halde Afrika da dahi Hutbeyi Arabi dili ile okudu...
Türkçe hutbenin, mekruh olduğu; bid'at bir iş olduğu alimler tarafından belirtilmiştir..
Sakın yarın da; Ziya Gökalp'in şiirini alıp;
nerede ezan Türkçe'dir
Benim memlektim orasıdır diye gelme bu siteye...
Türk olduğu için övünen eblehlerden ne bekliyoruz ki Allah aşkına....
Osmanlı'nın devlet mezhebidir Hanifilik..Kardeşimin de bahsettiği gibi; sahabe anlamadıkları halde Afrika da dahi Hutbeyi Arabi dili ile okudu...
Türkçe hutbenin, mekruh olduğu; bid'at bir iş olduğu alimler tarafından belirtilmiştir..
Sakın yarın da; Ziya Gökalp'in şiirini alıp;
nerede ezan Türkçe'dir
Benim memlektim orasıdır diye gelme bu siteye...
Türk olduğu için övünen eblehlerden ne bekliyoruz ki Allah aşkına....
Türk olduğum için mutluyum :)
Ama ırk meselesi değil bilinç meselesi bu.
Senin kanın ne olursa olsun ata bilincin yok.
Atasını tanımayan piçleşir vesselam.
Ziya Gökalp şiirini buraya yazmıştım zamanında Minareler Süngü Kubbeler Miğfer Camiler Kışlamız Müminler asker, başka bir şiirini yazmayı şimdilik dşünmüyorum.
Sizin Tarikatin camisinde hutbeler hangi dilde okunuyor?
'Ezan, belli olan Arapça kelimeleri sırası ile okumaktır. Tercümesini okumak, ezan olmaz. '
bide şubat ayı ile ilgili belaları defeden ay olarak bildiriliyor. Efendimiz a.s.v. zamanında ashab sefer ayını uğursuz ay olarak ilan etmişti. Peygamberimiz a.s.v. bu düşünceyi kırmak istesede kıramamıştı..
'Ezan, belli olan Arapça kelimeleri sırası ile okumaktır. Tercümesini okumak, ezan olmaz. '
Ezan-ı Muhammedî olmaz, Ezan-ı Türkî olur.
Yahu ben Türkçe ezan yanlısı değilim lakin okunmasında vebal yoktur.
Eftal olanı Arapçadır.
Türk olduğum için mutluyum :)Ama ırk meselesi değil bilinç meselesi bu.
Senin kanın ne olursa olsun ata bilincin yok.
Atasını tanımayan piçleşir vesselam.
Ziya Gökalp şiirini buraya yazmıştım zamanında Minareler Süngü Kubbeler Miğfer Camiler Kışlamız Müminler asker, başka bir şiirini yazmayı şimdilik dşünmüyorum.
Sizin Tarikatin camisinde hutbeler hangi dilde okunuyor?
Sana acıyorum..
Ve bir daha seni muhatap olarak almayı kendime sefillik olarak göreceğim..
Antigurca... bu dilde okunuyor hutbeler...:)
Sen; beğendiğin görüşleri alıp; sonra ideologun adamı çöpe atacak kadar da irhaf ettiğin sahipsizlik unsurunu bünyende topluyorsun...
Tengri Uluğ durur
Tengri Uluğ durur
Min tanık oluram Tengriden ayruk yok durur tapacak
Min tanık oluram Tengriden ayruk yok durur tapacak
Türk olduğum için mutluyum :)Ama ırk meselesi değil bilinç meselesi bu.
Senin kanın ne olursa olsun ata bilincin yok.
Atasını tanımayan piçleşir vesselam.
Ziya Gökalp şiirini buraya yazmıştım zamanında Minareler Süngü Kubbeler Miğfer Camiler Kışlamız Müminler asker, başka bir şiirini yazmayı şimdilik dşünmüyorum.
Sizin Tarikatin camisinde hutbeler hangi dilde okunuyor?
Yediği ayardan başı dönen Selahaddin nam şahıs, artık fikir planında mücadele edemeyeceğini anlayınca (şükür o kadar da aptal değil), ibni.ss kardeşimize karşı aşağılık bir tavır takınmaya başladı gördüğüm kadarıyla. Millete edep adap dersi veren bu ahmak anlaşılan o ki bu kelimeleri sadece lugatlardan biliyor.
Selahaddin kardeşimi yakınen tanırım.Kendisi Türkçe ezanı savunmaz.Yalnızca burada hutbenin Türkçe olmasını savunmuştur.
Tengri Uluğ dururTengri Uluğ durur
Min tanık oluram Tengriden ayruk yok durur tapacak
Min tanık oluram Tengriden ayruk yok durur tapacak
Basmacı sen zaten bu başlığa zıplamasaydın şaşırırdım. Nasıl bir fikri yapın varsa anlayamadım arkadaş... Senden ricam biraz sabit dur. O fikirden o fikire, şu cenahdan bu cenaha zıplama. Yeter yahu! Sonra da kalkıp 'aman diyim tartışmayın adminler başlığa üşüştü' tarzı bir havaya giriyorsun. Yazık yahu. Adminlerde iyi sabır var ki senin gibi birine fikir namusu adına tahammül ediyorlar. Sen de biraz buna saygı göster. Tengri-kayra denen bir odun vardı ya hani, işte ondan bir farkın olsun.
Ah ki ne vah!...
Bizde sorunlu ay ne fazla, ne fazla!!!
Mesela Mayıs ayı...
Ya da Nisan...
Ocak, Şubat, Mart...
Ah, ah dil konuşamıyor...
Bir devenin adımını 72 şekilde anlatabilen bir dilde gelmiş bir Mukaddes kitap...
Sonra Ezan...
Peygamberler Paygamberinin müezzininden kim dinlemek istemezki ezanı... Acaba o tadı Türkçe ezan verebilir mi, aceba? Bir 'Elif' alır bizi, götürür derin okyanuslara... Biz var ya biz, ruh arıyoruz... Eğitimde ruh, siyasette ruh, ahlakta ruh, ekonomide, ticarette ruh... Ezanda ruh... 'Tanru uludur' da nasıl bir ruh vardır?.. Bu basit kelime yeter mi Allah'ın büyüklüğüne?.. 'O' nasıl okuduysa, nasıl dinlediyse en güzeli öyledir. O'nun kulakları neyi işitipte caminin yolunu tutmuşsa, bizde O'nun duyduğuyla gidelim namaza...
Ha birde...
Merhum Mehmet Akif neden vazgeçti meal yazmaktan? neden aceba?
Tam da bu mesele için olmasın...
Sayın üyelerimiz,
Selahaddin rumuzlu üye, öncesinden temelini atmış olduğu menfi ahvalin üzerine bu başlıkta kullanmış olduğu tarzan üslubu ve hakaret içeren kelimeleri hasebiyle siteden uzaklaştırılmıştır. Kendisine üslubunu düzeltmediği müddetçe foruma üye olmamasını ihtar ediyor ve bu başlıkla birlikte diğer başlıklardaki tartışmaların da seviyesinin korunmasını rica ediyorum.
Saygılarımla