Vatan Topraklarını düşmanlara peşkeş çekmek “ihanet” değilse nedir?
Ali Haydar Can

AKP Genel Başkanı RTE... Partisinin Düzce 3. Olağan İl Kongresindeki konuşmasında....
''Ben şunu söylüyorum, diyorum ki 'Gelin, bir yanlış mı var, bu yanlışı açıklayın, tespit edin ve bu yanlış karşısında ama rica ediyorum önerinizi söyleyin. Bak bu yanlıştır, şöyle yapılması gerekir' deyin. 'İstemezük' demeyin. 'Ya Türkiye için bu faydalıdır' deyin. Bunu söyleyin. Ama böyle bir şey ne yazık ki göremedik. Hep engelledi.” Diyor...
Peki öyle yapalım...
“Bir yanlış mı var?”..
Yok...
Sadece “bir yanlış” yok...
AKP’nin yanlışlarını tek tek yazmaya kalksak ona ömür yetmez...
En iyisi biz en sonuncusundan başlayalım...
Suriye sınırındaki mayınlı vatan topraklarının el çabukluğuyla Yahudilere peşkeş çekmek için gösterilen olağünüstü çabalardan....
Hani şu AKP milletvekillerinin bile içine sinmediği RTE ve yakın çevresinin onca baskı tehdit ve şantajlarına rağmen bir türlü Meclis’ten geçmeyen 6 madddelik peşkeş kanunundan...
Kemal Unakıtan döneminde Bakanlık eliyle sessiz sedasız halledilecekti...
Olmadı; hem yargı hem kamuoyuna yakalandılar...
Baktılar öyle olmuyor...
Bun defa işi yüzsüzlüğe vurup aleniyete döktüler...
Güya mecburlarmış...
“Ottawa Sözleşmesi'ne göre bu işin 2014'a kadar bitirilmesi lâzım”mış...
Türkiye bu Sözleşme'ye 2003 yılında taraf oldu. Sözleşme Türkiye açısından 1 Mart 2004'de yürürlüğe girdi... (1)
Sözleşmenin 5/1. maddesine göre: “Taraf Devletlerden her biri, yetkisi ya da denetimi altında olan mayınlı alanlardaki bütün anti-personel mayınları bu Sözleşmenin söz konusu Taraf Devlet için yürürlüğe girmesinden sonra on yıldan daha geç olmamak şartıyla mümkün olan en kısa zamanda imha etmek ya da imha edilmesini sağlamakla yükümlüdür.”
14 yıl, 1 Mart 2014'de doluyor...
Bu tarihte iş bitirilmezse ne olacak?
Sözleşmenin 5/3. maddesine göre “Bir Taraf Devlet, 1 inci fıkrada söz konusu anti-personel mayınların hepsini belirtilen zaman zarfında imha edemeyeceği veya imha edilmesini sağlayamayacağı kanaatine varırsa, Taraf Devletler Toplantısına veya Gözden Geçirme Konferansına, bu tür anti-personel mayınların imhasını tamamlamak için son mühletin 10 yıla kadar uzatılması talebinde bulunabilir.”
N’oldu?
1 Mart 2024'de kadar vakit uzadı...
Yine mi olmadı...
Sözleşmenin 5/6. maddesi şöyle: “Bu Maddenin 3 üncü, 4 üncü ve 5 inci fıkralarına uygun olarak yeni bir taleple başvurulması halinde söz konusu uzatma yenilenebilecektir.”.
Yani alsana bir on yıl daha: 1 Mart 2034'de kadar vaktin var...
Ne sıkışması? 5/6. maddeye göre uzatma talebi 10 yıllık devreler halinde kıyamete kadar yapılabilir...
“Ya talebimizi kabul etmezlerse?”
Madde 13/1’deki imkân var: “Taraf Devletlerin her biri Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra herhangi bir tarihte Sözleşmede değişiklikler önerebilecektir.”
Bu da mı olmadı?
Al sana Madde 20/2: “Taraf Devletlerin her biri, ulusal egemenlik hakkını kullanarak bu Sözleşmeden çekilme hakkına sahiptir.”
“Çekildim” deyip işi bitirirsin...
“Ya bir yaptırım/müeyyide söz konusu olursa?”
Yok öyle bir şey...
Bu tamamen tarafların iyiniyetine bağlanmış bir sözleşme
Görüldüğü gibi sözleşmeden kaynaklanan ne bir vakit sıkışıklığı ne de bir yaptırım teehdidi sözkonusu.
O halde AKP yönetimindeki bu “sıkışma”nın sebebi nedir?
Kapalı kapılar ardında Yahudilerle “al paçino- ver paçino” işleri bitirilmediyse; nedir bu sıkışıklığın sebebi arkadaş?
Yalanı dolanı, orta sahada top çevirmeyi bırakın da cevap verin.:Suriye sınırındaki mayınlı araziyi Yahudilere niçin alelacele peşkeş çekmeye çalışıyorsunuz?
***
AKP gurubunun bu şaibeli işe karşı direnç göstermesine sinirlenen RTE, o sinirle Düzce nutkunda gizli kapaklı işleri bakın nasıl ifşa ediyor:
“Mesela son zamanlarda bir mayın temizleme olayı yaşadık. 6 madde, iki hafta dört günümüzü aldılar. 6 madde düşünebiliyor musunuz? Nedir bu? Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi, Suriye tarafı bunu yaptı. Biz de bunu yapalım istedik ve bunu yapmak suretiyle o bölgede yaklaşık 210 bin dönümlük organik tarım yapabileceğimiz alan kazanalım. Hemen yakıştırma başladı, 'Siz burayı İsrail'e, Yahudilere peşkeş çekeceksiniz'. Hep aynı şeyler. Yahu arkadaş gelip benim ülkemde yatırım yapacak. 500 milyon dolarlık, 1 milyar dolarlık yatırım yapacak istemezsin. Yahu işsizlik diyorsun, işte buyur bak adam yatırım yapacak. Yatırım yapınca burada kim çalışacak? Burada İzak çalışmayacak Hasan çalışacak, Ahmet, Mehmet çalışacak.”
Görüyor musunuz? İzak’la işi nasıl bağlamışlar?
İzak 500 milyon- 1 Milyar dolarlık bir maliyettern bahsetmiş...
O masrafı yapacak...
Sonra 210 bin dönüm el değmemiş mümbit vatan toprağını 44 yıl ekip biçip kârını götürecek...
Küçük bir hesap:
Bu arazi iklimi itibariyle 2’li tarıma müsait. Ama biz sadece buğday ekildiğini farzedelim...
Buğdayda verimin Türkiye ortalaması dönüm başına 300 kg civarında...
Yani bu peşkeş çekilen vatan toprağından yılda sadece bir ürün olarak buğday ekilse: En az 210.000 X 300 = 630.00.000 kg ürün alınmış olur...
Arazide organik tarım yapılacağı belirtildiğine göre bu buğdayın kilosu en az 1 Tl olacaktır.
Ki...
Bu da toplam ürün değerinin en az 630.000.000 Tl olacağını gösterir...
630.000..000 Tl...
1 Dolar = 1.54 TL’den... 408 Milyon dolar eder...
Yani bu iş için 500-ila 1 milyar dolar” harcayacağını söyleyen İzak, kendisine AKP tarafından peşkeş çekilecek bu araziden yıllık dörtyüz milyon dolar ciro yapacak...
Hadi tarım masraflı iştir diyelim ve bu cironun yalnızca 100 milyon doları İzak’ın net kârı olsun...
Yüz milyon doları çarpalım 44’le...
Ne çıktı: 4.4 milyar dolar...
500 milyon dolar yatıracağını söyleyen İzak, 44 yılda en az 4.4 milyar dolar net kârı İsrail’e götürecek...
Bunun adı peşkeş değilse nedir?
Sen bu toprakları İzak yerine Hasan’a versen, bu para ülke insanınn cebinde zenginlik olarak kalsa daha iyi olmaz mı?
“Biz 500 milyon doları nereden bulacağız” deme sakın...
Sen diyorsun ya “Türkiye büyük ülke, büyük düşünmemeiz lâzım” diye...
500 milyon doları mı bulamayacak?..
Yeni aldığın uçak için kaç yüz milyon dolar ödenmişti Saaayın Başbakanım?
***
Haa! Ayrıca maliyet de öyle 500 milyon dolar filan değil...
Genelkurmay Başkanlığı bu iş için bir adres gösterdi: “Mayın temizliğinin, bedeli ödenmek kaydıyla hizmet alımı yöntemiyle yapılması ve bu kapsamda uluslararası deneyime sahip NATO İkmal ve Bakım Teşkilatı’nın (NAMSA) dikkate alınması uygun bir hareket tarzı olarak düşünüldü ve bu görüş ilgili mercilere gönderildi.”
“Bedeli ödenmek kaydıyla hizmet alımı yöntemiyle yapılması” yani “temizle mayını al araziyi” değil...
Zaten bu kanun, temizliğin “bedeli ödenerek hizmet alımı” şeklinde yapılmaması, için özel olarak çıkartılıyor..
Buradan da anlaşılıyor ki İzak’la iş “uyandırmadan kerizleri, temizle mayınarı götür araziyi” şeklinde önceden bağlanmış...
Bu kirli sözleşmenin karşılığında ne alınmışsa; şimdi İzak sıkıştırıyor: “hadisenize kardeşim, biz ne konuşmuştuk?”
Bu iş TSK’nın adres gösterdiği NAMSA’ya verilse bakın TC’ye maliyeti ne olacak:
[NATO bünyesindeki İkmal ve Bakım Ajansı’nın (NAMSA) bugüne kadarki projeleri şunlar:
ARNAVUTLUK: 2001-2002 arasında 1.6 milyon mayın imha edildi. Maliyet 800 bin dolar.
BELARUS: 2005-2006 arasında 700 bin mayın temizlendi. 205 bin euro’ya mal oldu.
SIRBİSTAN: 2005’te 1.404.829 mayın imha edildi. 1 milyon 690 bin euro’ya mal oldu.
UKRAYNA: 2002-2003 arasında 400 bin mayın temizlendi. Maliyeti 800 bin dolar oldu.
AZERBAYCAN: Kasım 2005’te başladı, Mart 2011’de bitmesi planlanıyor. Projenin liderliğini Türkiye yapıyor. Şimdiye kadar 300 bin mayın imha edildi. Maliyeti 3.1 milyon euro. .] (2)
Bu bölgede yaklaşık 600 bin mayın var...
NAMSA Belarus’ta 700 bin mayın temizlemiş ve karşılığında 205 bin Euro’ almış... Bizim mayınlardan 100 bin fazla ve...
YALNIZCA 205 BİN EURO...
TC’nin NAMSA’ya verecek 205 bin Euro’su olmadığı için mi koskoca vatan toprağı İzak’a göz göre peşkeş çekilmeye çalışılıyor?
Sırf NAMSA’yı devre dışı bırakmak için ”yap işi, götür araziyi” şartı, kanuni zorunluluk haline getiriliyor?..
Yeni bakanlardan biri hiç yüzü kıarmadan “ihaleye NAMSA’da girebilir” diyor...
Nasıl girecek?
Sen para yerine vatan toprağı teklif ediyorsun?
Bu kanunu, işi İzak’tan çok daha ucuza yapacak NAMSA ve benzeri yerli ve yabancı şirketleri devre dışı bırakarakmak, “Hizmet alımı “ yerine “vatan topraklarını peşkeş çekmek için” çıkartmıyorsanız...
Niiçin çıkartıyorsunuz.?
Elinizdeki İhale Kanununa göre yerli veya uluslararası bir ihale yaparsınız...
Veya TSK’nın tavsiye ettiği şekilde, -bölerek- NAMSA’ya ihalesiz de verebilirsiniz...
Bu vatan toprakları da işizlikten kavrulan Hasan’a kalır...
Hasan da İzak’a amele olacağına kendi işinin patronu olur...
****
Başlığa geri dönecek olursak....
Yapılan bütün anketler, bu ülke halkının en az yüzde 90’ının, İsrail’i düşman olarak gördüğünü işaretlemektedir...
Vatan toprağının bir karışını bile düşmana peşkeş çekmeye kalkanın, bu halkın lisanında tek bir adı vardır: Vatan haini...
AKP yönetimi ise bunu bile bile...
Duvarında “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” yazan bir Meclis’ten, vatan topraklarrının çok stratejik ve çok büyük bir bölümünü “düşman”a peşkeş çekilmesini sağlayacak bir kanunu -kendi guruplarının direncine rağmen- kanırta kanırta geçirmeye çalışırlarken bir taraftan da
kendilerinme “vatan haini” diyenlere kızmakla meşguller...
Ne desinler istiyorsunuz?
“Vatan dostu” mu?
Yok öyle yağma...
Dipnotlar:
1- Ottawa Sözleşmesi’nin tam met için: http://www.belgenet.com/arsiv/sozlesme/ottowa.html
2- http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.as...mp;Categoryid=1
Baran dergisinden
Kaynak: http://entellektuel.s4.bizhat.com/viewtopi...tellektuel#2129