Dedem bu hadis-i şerifi açıklamaya başlamadan önce, şunları söylerdi:
Ayaklı kütüphane olmaya lüzum yok. Çok bilgili olmaya lüzum yok. Sahabe-i kirâm, bir rivayette beş âyet, bir rivayette on âyet ezberler; onlarla amel ettikten, onları hayatlarına tatbik ettikten, onlarla yaşamaya başladıktan sonra on birinciiye geçerlerdi...
Biz çok şeyleri biliyoruz. Çok şeyleri duyuyoruz. Ama maalesef parasının zekâtını vermeyen zengin gibi, bildiklerimizle amel etmiyoruz.
''Emeranî Rabbî...''
Resûlullah Efendimiz bir hadisinde ''Rabbim bana, dokuz ahlâkla ahlâklanmamı, dokuz hasleti, dokuz huyu ahlâk edinmemi emrediyor. Ben de size ey ümmetim, bu dokuz huyu ahlâk edinmenizi emrediyorum.'' buyurduktan sonra, o dokuz güzel âhlakı saymaktadır.
İşte bu hadis de, bildiğimiz fakat tatbik etmediğimiz hadis-i şeriflerdendir.
DOKUZ GÜZEL HASLET
Dedem bu mukaddimeden sonra hadis-i şerifte beyan olunan dokuz güzel huyu açıklardı. Defalarca dinlediğim bu açıklamayı, aşağı yukarı dedemin tercümesi ile nakletmeye çalışacağım:
Birinci haslet: ''Haşyetu'llah''
Gerek vahdette, gerek kesrette Allah'tan korkacaksın. Gerek yalnız başına kaldığında ver gerek halkın arasında, kalabalık içinde bulunurken Allah'tan korkacaksın. Allah korkusu... Allah'ın her yerde, her an, zaman ve mekânda hazır ve nâzır olduğunu unutmamak.
Zaten bu şuura bürünen kimse, Allah'a âsi olamazki...Allah görüp duruyor; hâzırdır, nâzırdır. Onun gördüğünü ne polis görebilir, ne jandarma görebilir ve ne başka bir kimse... İşte bu ahlâk, bu duygu her güzelliğin başıdır.
İkinci Haslet: ''Ve kelimetu'l-adli.''
Gerek sükûn, ferah ve huzur anlarında ve gerekse öfke ve gazap hâllerinde, daima adaletle davranacak, hakkı söyleyeceksin... Bu çok zordur.
Münafığın Alâmetleri
Peygamber Efendimiz, münafığın alâmetlerinden bahsederken, münafığın alâmeti üçtür -bir rivayete göre dörttür- buyururlar. Bunların dördüncüsü 'İzâ hâsene fecer'', kızdı mı, taşar, haddini aşar, ağzına geleni söyler: Haddini aşar, yani adaletten uzaklaşır...
Münafığın ilk üç alâmeti de şunlardır:
''İzâ haddese kezebe.'' Konuştuğu zaman yalan söyler. Sözüne itimad edilmez.
''Ve izâ va'ade ahlefe.'' ''Emanet edersin, güvenirsin, hainlik yapar...
Dördüncüsü de işte ''Kızdırmaya gelmez, içini döker.''
Her Zaman Doğruluk
Hadis-i şerifin ikinci şartında gördük ki, Müslüman gerek huzur ve rıza ve gerekse gazap ve öfke hâlinde bulunsun, daima âdilâne konuşacak. Evet, yiğidi öldür, fakat hakkını yeme, demişler. Öyledir, başka fikir ve inançta olabilir, fakat adamın hakkını yemeyecek doğruyu söyleyeceksin.
Üçüncü haslet: ''Ve'l-kasd fi'l-fakr ve'l gınâ''
Gerek zengin, gerek fakir, bolluk veya darlık hâlinde, iktisaddan ayrılmayacaksın. İsraf yok.
E canım, Allah verdi! Verdi ama, malın çoksa israf etme, boşa harcama, fakire ver, adam yetiştir. İsraf yapacak zamanda değiliz... Ne gençler var, okuyacak, âlim olacak, adam olacak.
Dördüncü Haslet: ''Ta'fu ammen zalemek''
Zulmedeni affedeceksin.
Müslüman kardeşlerinde sana zülmedeni, kötülüğü dokunanı affedeceksin. Sana bir zararı dokundu: ''İnsandır yahu, kasden yapmaz, Müslüman Müslümana zulmetmez, hata etmiştir.'' diyeceksin. ''Allah, benim, sabahtan akşama kadar kaç tane hatamı affediyor!' diye düşüneceksin. Allah'ın âhlakıyla, Resûlü'nun ahlÂkıyla ahlâklanmak vardı ya, işte: Sana zülmedeni affedeceksin.
Beşinci haslet: ''Ve tasilu men kata'a.''
Gelmeyene gideceksin.
Altıncı Haslet: ''Ve tu'ti men haramek''
Vermeyene vereceksin.
Yedinci Haslet: ''Ve en yekûne nutkuke zikran''
Konuşman zikir olacak.
Sekizin haslet: ''Ve sumtuke fikran''
Susman tefekkür olacak.
Dokuzuncu haslet: ''Ve nazratuke ibraten''
Bakışın ibret almak için olacak.
Bu Hadis ve ''Ve'l-Asri''
Dedem bu dokuz güzel hasleti bildiren hadis-i şerifi hep zikreder ve açıklardı. Şunu da söylerdi:
Ben, İmam Şâfi'nin ''Eğer Kur'an-k Kerim, yalnız Ve'l-asrî suresinden ibaret olsaydı, yine yeterli olurdu, insanlığı mes'ud etmek için kâfi gelirdi.'' dediğini okuduğumda, ''İmam Şâfi, âyet-i kerime olarak, bu sureyi bulmuş: acaba hadis-i şeriflerin arasından hangisini seçerdi?'' diye düşündüm ve bu hadisi buldum.
Eğer hakikaten bizler, bu hâdise uysak, dünyada ve ahirette mes'ud ve muazzez oluruz. Uymadığımız hâlde ise fitne ve perişanlık muhakkaktır. Çünkü hadis-i şerifin başında Efendimiz ''Rabbim bana dokuz ahlâkla ahlâklanmamı emrediyor; ey ümmetim ben de size emrediyorum.'' buyurmuştur.
Peygamberin emrine uymayan, muhalif yollara giden bir ümmet fitneye uğrar, perişan olur.
Kaynak: Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar-1, sayfa 111, 112, 113, 114, 7. baskı