Islamustundur ekibini (yani erenler'i) ve yaptığı çalışmaları 9 yıldır takip ederim. Şu hayatta, inanılır gibi değil ama benim gibi birinin bile yanlışları olabiliyor arada sırada:) Fakat her zaman olmasa da, bazen ortaya konanları daha geniş bir bakışla, doğru ve yanlışların ağırlığını tartarak ve nesnenin ortaya koyduğu fonksiyonla yargılamamız gerekiyor. Biri kalkıp da Erenler'e 'Sapık müdafii, münafık, bozguncu' filan derse yahut bunu ima ederse, bu edepsizliğe karşı ben de tüm edebimi kaybedip 'çüş' diye haykırma hakkımı saklı tutarım. Biraz daha dengeli olsanız, biraz daha edepli davransanız ölür müsünüz abiler; tanımadığınız insanları bu kadar yüzeysel gidip de bizzat İslam davasını savunan kişiler olarak böylesine yaralamaya hakkınız var mı?
Şunu söyleyeyim, İslam Üstündür benim düşünme tarzıma ciddi katkı sağlamış bir yapıdır ve özellikle dışarıdan gelen taarruzlara karşı zihinsel birikim elde etmek isteyenlerin istifade edebileceği bir kaynaktır. Interneti daha dün kullanmaya başlayanlar, islamustundur.com'un hangi şartlar altında ortaya atılıp kimlerle mücadele ettiğini, bu esnada nelere muvaffak olup ne gibi sıkıntılara katlandığını bilmez. İsa Mesih'in, İslamiyet Gerçekleri'nin, İlhan Arsel'in, hatta ve hatta Ekşi Sözlük'ün bugünkü gibi İslami hususlarda sesinin daha boğuk çıkmadığı, gümbür gümbür propaganda yaparak çok daha fazla kişiye ulaşabildiği dönemlerde onların saldırılarına karşı zihinsel bir güç kazanmak isteyenlere İslam Üstündür çok şey kattı. Ben de ihlasından asla şüphe duymadığım ve ne kadar halis niyetli bir adam olduğunu şahsi diyaloglarımızda da onlarca kere gördüğüm Erenler abiye bu yolda yaptığı çalışmalardan dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum, Allah kendisinden razı olsun. Yaptığı site kanalıyla üzerimde büyük emeği oldu, bugün hala bomboş olan bir sahada tek başına çabalıyor. O site ve birkaç başka kaynak olmasaydı, henüz zihnimin yolunu çizen Üstad'ı da malesef yakından tanıma fırsatı bulamadığım o devirde ne olur, nerede karar kılardım Allah bilir. Kafama yol çizmeye, doğru olan görüşü tüm varlığımla arayıp benimsemeye çalıştığım ve İslam'la ilgili tatmin edici argümanlar barındıran bir kaynak bulabilmek için çılgınca araştırma yaptığım o bunalım günlerinde, şüpheleri yenmek için çatlatırcasına çalıştırdığım kafamı sidikli Budizm'in bile meşgul ettiğini söylesem ne durumlarda olduğum anlaşılır. Bugünüme binlerce şükürler olsun.
Zamanla Erenler'in bazı görüşlerinden, daha doğrusu metod tercihlerinden ben de ayrıldım. Daha farklı bir yolda yürüdük. Reformist denyoları öne çıkartan yapısını ben de sevmiyorum bu sitenin. Süleyman Ateş'miş, Mislamoğlu'ymuş, ıslah olmadıkları sürece canları cehenneme. Daha sağlam insanların da oldukça geçerli argümanları varken, çürükleri, bir küfür iddiasına vermiş oldukları geçerli cevaplarla dahi olsa ortaya koyup popüler etmek niye? (Hoş, islamustundur.com un fonksiyonunu ifa edebilen başka bir site hâlâ yok, daha sağlam insanlara referans verilmesini öneren kişiler olarak hangi fare deliğinde kısıldık, onu da bilmiyorum ya!) Belki bu sapıtıkların context içerisinde paylaşılan sözleri ve yaklaşımları doğru oluyor fakat, insanlar onları adam belleyip üzerlerine eğilmeyi seçtiklerinde netice bazıları için daha da kötü olabiliyor. Burada Erenler abinin en doğru olan yolu tutmadığını düşünüyorum.
Yalnız Erenler'in buradaki amacı bir kütüphane hazırlayarak geniş bir argüman bankası sunmak, bunu da anlamak gerekiyor. Paylaştığı kitapları yazanların tüm görüşlerine harfiyen iştirak ettiğini asla ispatlamaz onun bu çalışması. Ben ateistlere cevabı, belki de Hristiyan olan Tolstoy'un Din Nedir kitabından da veririm, Kant'ın Pratik Aklın Eleştirisi'nden de veririm; hatta yüzünü metafiziğe, sırtını materyalizme dönüp geri geri yürüyen has Hristiyan René Descartes ile de veririm. Çünkü ben burada karşı durmak istediğim bir argümanın geçersizliğini gösteren bir fikir kullanıyorum. İsterse has bir İslam düşmanının kafasından çıkmış olsun, isterse de dini içten yıkmaya çalışan bir kof reformist kafasından. Bu mühim değil, çünkü onun farklı bir alandaki fikrinden istifade etmek, o kişiyi tamamen benimsemekle asla eşdeğer değildir. Fakat direksiyonu kırmanın vakti geliyor - burada Erenler abinin yaptığı gibi, belli bir fikir kapasitesine ulaşanlar için geçerli olan bu yolu tutmak farklı riskleri de beraberinde getiriyor. Özellikle İslam'a içeriden daha büyük bir zarar veren kişiler sözkonusu olduğunda, insanlar o kişilerin sapıklıklarından haberdar değilse, çoğunlukla zihinsel korunma kalkanlarını indirip sözkonusu kişinin tesirine daha açık bir hale geliyor. Yani siz bu takdirde sizden olduğunu düşündüğünüz bir kişinin ifsadına çok daha beter kapılabiliyorsunuz. Internet'te gezen herkes de malesef bunu fark edebilecek birikime ve izana sahip değil. Dolayısıyla her ne kadar Erenler abinin bu çalışmasındaki yaklaşım tarzı, sadece birtakım argümanların derlenmesi açısından faydalı olsa da ciddi bir risk barındırıyor. Bizden görünen tehlike unsurlarının hoşa giden fikirlerini belki de isimsiz olarak, makaleler içerisinde paylaşmak çok daha doğru. Dolayısıyla ben de o kitapların o listeye sokulmasından zerre kadar haz etmedim. Kendim için değil fakat, henüz zihni gelişmemiş, ruhu aç, nefs muhasebesine başlama yolundaki misal lise talebeleri için o çalışma bir saatli bomba haline de gelebilir. Çıkar şunlardan birkaçını erenler abi yahu!
Evet, hiçbirimiz o kitapların o listeye sokulmasından memnun değiliz aslında (Gerçi ben Harun Yahya'yı ayırıyorum, kendisini hiç sevmemekle beraber bu hususta yazdıklarının bazı kimselere bir noktaya kadar faydalı olabileceğini düşünüyorum). Fakat vereceğimiz tepkiler sert de olsa, biraz incelik taşımalı. Karşı tarafın yaptığı işin çapını, ehemmiyetini ve bu kişinin ihlasını bilmeden elinize baltayı alıp, çürük dalları budamak yerine ağaçların köklerine köklerine sallamaya başlarsanız; söktüğünüz ağaçlar bir gün gelir hep birden tepenize iner. O günün hangi gün olduğunu biliyorsunuz değil mi?.. Sözkonusu İslam'sa ve karşımızdaki kötü niyetli değilse, üstüne üstlük haklı olduğu yerler de varsa saldırırken dahi yapıcı olmalıyız vesselam.