Bu Devirde Tasavvuf

Başlatan: ARIYORUM Tarih: 26.01.2006 15:15 Cevap: 9

AR
26.01.2006 15:15
#1

Tasavvuf konusunda fikirlerinizi merak ediyorum.

 

- Gerekli mi?

- Günümüzde nasıl karşılanıyor?

 

Şimdilik bu sorular geldi aklıma.

 

Selametle...

CI
26.01.2006 15:32
#2

Tasavvuf Hakkında;

 

Tasavvuf ehlinin yollarının esası şunlardır:

1) Fakirlik: Her işte, her şeyde Allahü teâlâya muhtaç olduğunu bilmektir.

 

2) Zühd ve takva: Her işte İslamiyet’e uymaktır. Dinin bütün ahkamına tamamen uyarak çalışmak, iyilik yapmak ve boş zamanlarını ibadet ile geçirmektir.

 

3) Tefekkür, sükut ve zikir: Hep Allahü teâlânın varlığını, nimetlerini düşünmek, lüzumsuz konuşmamak, hiç kimse ile münakaşa etmemek ve daima Allahü teâlânın ismini zikretmektir.

 

4) Hâl ve makâm: Kalbe gelen nurlarda, kalbin, ruhun temizlenme derecesini anlamak, kendini ve haddini bilmektir.

 

Tasavvufun gayesi, insanı Marifet-i ilahiyye’ye kavuşturmak, yani Allahü teâlânın sıfatlarını tanıtmaktır. Onun zatını, yani kendisini tanımak mümkün değildir. Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), (Allahü teâlânın zatını düşünmeyiniz. Onun nimetlerini düşününüz) buyurdu. Yani, Onun kendisinin nasıl olduğunu değil, sıfatlarını ve insanlara verdiği nimetleri düşünmelidir. Bir defasında da, (Allahü teâlânın nasıl olduğunu düşündüğün zaman, hatırına her ne gelirse, bunların hiçbiri, Allah değildir) buyurdu.

 

Tasavvufun esası, insanın kendini (aczini, zavallılığını) tanımasıdır. Tasavvuf, sırf Allah sevgisi, yüce [ulvi] aşk esası üzerine kurulmuştur. Buna da ancak, Muhammed aleyhisselama uymakla kavuşulabilir. Kur’an-ı kerimde beyan buyurulduğu gibi, Allahü teâlâ, insanın kalbine tecelli eder. Fakat, bu tecelli yalnız Allahü teâlânın sıfatlarının tecellisidir. Akıl ile alakası yoktur. Tasavvuf ehli, Allahü teâlânın tecellisini kalbinde duyar. Onun için tasavvuf ehline ölüm bir felaket değil, güzel ve tatlı bir şeydir.

 

Tasavvuf ehli arasında, imam-ı Rabbani, Cüneyd-i Bağdadi, Seyyid Abdülkadir-i Geylani, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Seyyid Abdülhakim Arvasi gibi büyük veliler, Sultan Veled, Yunus Emre, Mevlana Halid-i Bağdadi gibi Hak aşıkları vardır.

 

Ve son olarak;

kalbin bu tecelliye kavuşabilmesi için, hasta olmaması gerekir. Kalbin hasta olması, günahlar ile kararmasıdır. Günahlardan kaçıp ibadet ederek kalbi temizlemelidir.

 

Yani sonuç olarak, tasavvuf mertebesi sanıldığı gibi kolay bir mertebe değildir.!

AR
26.01.2006 15:45
#3

Çile54 sağolasın

Lutfettin yazdın

Sorularıma cevap alamadım.

Sorularla ilgili birşeyler yazarsan daha iyi anlaşırız.

 

Bir de bu yazıyı hangi kaynaktan aldın yazarsan sevinirim.

Kaynakları da yazalım lütfen.

CI
26.01.2006 15:56
#4

Kaynağım, Ehli Sünnet Alimlerinin kitaplarından, sözlerinden hazırlanmış bir web sitesi

 

Bu sayfada web sitesi hazırlanırken yararlanılan kitap ve eser sahiplerinin alfabetik olarak listesi var buyru bakabilirsin;

 

KAYNAK

 

Tasavvuf hakkında yukarıdaki yazıdan gerekli mi ve günümüzde tasavvuf ehli insan bulunur mu gibi suallere cevap sanırım çıkabilir diye düşünüyorum. Zira tasavvuf ehlinin yolunda olmak demek bizim gibi insanlarda pek hasıl olmayan bir iştir. Bizim yapmamız gereken, bize yapılması emredilmiş işlerdir. Ben böyle düşünüyorum.

GA
26.01.2006 16:06
#5

Tasavvuf bir ilimdir ve tabii ki müslümanlar için gereklidir.Zira kalbin tasviyesine çalışır.Kulu Allah'a Allah'ı da kula sevdirmeye çalışır.Çeşitli yollarla kalbe marifetullahı ,muhabbetullahı yerleştirmeye çalışır.Hangi sure olduğunu unuttum,ama tam 9 ayet boyunca Allah Teala yemin ediyor,çok önemli ve bu kadar yeminden sonra Ancak nefislerini temizleyenler kurtulacaklardır anlamında bir ayet geliyor.Tasavvufun önemi de burda açığa çıkıyor.Tasavvuf nefsi terbiyeye çalışıyor.

NF
26.01.2006 16:33
#6

Selamlar,

 

Ek olarak,

 

Lânse edilen kültür olarak tasavvufu bu çağda yaşamak pek kolay değil. Fakat tasavvufun aslını her dönemde yaşamak mümkündür. Yani uygulanış biçimi farklı olsa da ölçülere bağlı kalmak kaydıyla tasavvuf inancı sürdürülebilir, nitekim mutasavvıflarımızın varlığı da bunu ispatlar durumda.

 

Günümüzde nasıl bakılıyor?

 

Aslında biliyoruz bunu. Çağımızda kaynağını vahabilikten alan ve benim siyasi islamcılar olarak nitelediğim (bu kavramla kastetmek istediğim İslamda var olan siyasi yönü ön plana çıkaranlar değil, İslami dünyevileştiren ve siyasi bir sistemin küçüklüğüne indirgeyen düşünce akımlarıdır, yoksa İslam'la siyaseti birbirinden ayırmak affedilmez bir hatadır) kimselerin İslam'ın ruhî yönlerini dışlayan tavrından tasavvuf da nasibini almış durumda. Entellektüelleşmeyi marjinalleşmek olarak anlayan pek çok insan bu akımların etkisinde kalıp tasavvuf öğretisine saldırıyor.

 

Bu saldırılara karşı Üstad'ın da verdiği güzel ve tatmin edici cevaplar var. Bir ara, gerek bu kategoride, gerekse farklı kategoriler altında bunları paylaşmayı düşünüyorum.

 

Aslında çağımızda neye nasıl bakıldığından ziyade, neyin ne olduğu ilgilendirmelidir bizi. Müslüman-İslam çelişkisini anlayabilmiş kişiler olan bizlerin bunu gözden kaçırmaması ve bu tarz noktalar üzerinde fazla kalmaması gerektiği kanaatini besliyorum.

 

Saygı ve selamlarımla...

TA
27.01.2006 02:11
#7

Tasavvuf denilen güzel ahlâk yolunun, cennet yolunun, evliyalık yolunun çeşitli tariflerini yapmış evliyaullah, büyük alimler, büyük mutasavvıflar. Bunları kitaplarının başında toplamışlar. Tasavvuf hakkında bilgi veren bir kitabı aldığınızda mutlaka bilin ki, başında birinci bölümü "Tasavvuf nedir? Tasavvufun tarifi..." gibi bir şeyle başlar. Tasavvufun çeşitli tarifleri var. Bu, Mevlâna'nın yolu... Bu, Yunus'un yolu... Bu, mübareklerin hali... Tarihteki herkesin kalbini kazanmış insanlar bu yolda gitmişler. Nedir bu tasavvuf yolu?.. Büyüklerden bir tanesi şöyle tarif etmiş:

 

Tasavvuf yâr olup, bâr olmamaktır;

Gül-i gülzâr olup, hâr olmamaktır.

 

Nerden çıkmış tasavvuftaki bu anlayış?.. Bu tasavvuf da nerden çıkmış. Bazıları diyor ki:

 

--Peygamber Efendimiz zamanında tasavvuf var mıydı?

 

Vardı tabii!.. Bakın bu hadis-i şerif mutasavvıfların kaynağı. Mutasavvıflar onun için yâr olup, bâr olmamayı düşünmüşler. "Sizden biriniz, bir müslüman kardeşine faydalı olmağa güç yetirebiliyorsa faydalı olsun." İşte, faydalı olmayı tavsiye ediyor Peygamber Efendimiz. Demek ki hadis-i şerifte tasavvuf var, Kur'an-ı Kerim'de tasavvuf var, İslâm'da tasavvuf var ki, bu hadis-i şerifin uygulaması mutasavvıfta, "Yâr olup, bâr olmamak" diye tezâhür etmiş.

(Rahmetullah M.ES'AD COŞAN) Hoca efendiden Allah Rahmet Eylesin..Amin

TA
27.01.2006 02:21
#8

Esselamü Aleyküm

Tasavvuf: İnsanın Allah'a itaat etmesini engelleyen nefsini ıslah etmek...

olduğuna göre bence çıkan sonuç;

1- Gerekli

2- Genelde insanlar bilmediklerinden ürküp, bilinçsizce alehte konuşurlar. Bizlere düşen ise nacizane düşüncem bu tip insanlara kulak kabartmamaktır.

 

Peygamber (SAV) Hazretleri buyurmuş ki:

 

(A'dâ adüvvüke) "En azılı düşmanın, (nefsükelletî beyne cenbeyk) şu iki omuzun arasındaki nefsindir senin..."

 

Tasavvuf: Takvâ ehli kul olmak demek, sakınarak, çekinerek, düşünerek, taşınarak güzel iş yapmak duygusuna sahip olmak demek... Yâni, gelişigüzel yaşayarak, hiç düşünmeden, hiç çalışmadan, hiç bilgilenmeden gelişigüzel yaşamak değil; "Aman Allah beni sevsin, aman Allah'ın gazabına uğramayayım, aman Allah'ın sevmediği bir durumla düşmeyeyim!" diye korkmaktır

TA
27.01.2006 02:26
#9

Esselâmü aleyküm

Tasavvufta müridin gàyeye ulaşması için yapması gereken işlerden birisi de zikirdir.

 

Yâ eyyühellezîne âmenüzkürullàhe zikran kesîrâ.) "Ey iman edenler, Allah'ı çok zikredin!"

 

Vezkürisme rabbüke bükreten ve esîlâ.) "Sabah akşam Allah'ın adını zikret!"

 

(Fezkürûnî ezkürküm veşkürûlî velâ tekfurûn.) "Siz beni zikrederseniz, ben de sizi severim, ben de sizi zikrederim!"

 

Kaynak:http://www.dervisan.com/yazi/tasavvuf.html