Esselamü Aleyküm.
Değerli Arkadaşlarım.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; Bu başlıkta “Harun Yaşar” isimli arkadaşımızın tamamen iyi niyetli bir mesajına istinaden kendilerine yardımcı olabilmek adına bir link ekledim. Bu linki yani; www.iskenderpasa.com. adresini eklememin yegane sebebi ise Rahmetli Hoca Efendi hakkında bilgi alabilmesi içindi ki; Merhum M. Zahit KOTKU Hoca Efendi, Merhum M. Es’ad COŞAN Hoca Efendi ve M. Nurettin Hoca Efendi hakkında (Hayatları, sohbetleri, fotoğrafları, videoları, eserleri vs...) tafsilatlı bilgiye ulaşabilmesi içindi. Hatta hemen akabinde neden sadece bu sitenin adresini verdim diye düşünerekten “Harun Yaşar” isimli arkadaşımızın özel mesajına www.dervisan.com ve www.cilehane.com adreslerini gönderdim. Bunu arkadaşımıza sorarsanız teyit edecektir İnşaallah. Bu site isimlerinin veriliş amacı ise; sadece ve sadece Rahmetli Hoca Efendi hakkında tafsilatlı bilgi olduğu içindir ki, bu sitelerin adreslerini vermekte bir çekincem olmamıştır.
Bunun üzerine aynı sayfada mesajımın bir altında ehl-i kalender isimli üyemiz bir link ekledi. Ben burada bunun bu kadar rahat ve üslup olarak da (buradaki üsluptan kastım mesajının içeriğinde mevcuttur) bu kadar fütursuzca eklenmiş olmasına gerçekten üzüldüm. Burada ki üzüntüm iki sebeptendir.
Bir: Merhum Hoca Efendinin ismi ile birlikte anılan bir sitede, sorulan bir soruya verilen cevabın aynı sitede yayınlanmasıdır. Bu arada kimse karıştırmasın, verilen cevap doğrudur, yanlıştır bunu tartışmıyorum (çünkü bu ayrı bir su götürür konudur, tamamen fıkıh ilmi dahilinde bir konudur ve bu konu fıkıh ilmini bildiğini iddia edenlerle değil, bilenlerle tartışılır). İnsanlar soru sorabilir, sorulan sorulara cevaplar verilebilir, soruyu soran kişiye cevap iletilebilir fakat bu içerikte bir sorunun ve cevabın bu sitede yayınlanmış olması beni ziyadesi ile üzmüştür. Böyle bir soruyu elbette ki, birilerinin sorma hakkı vardır, karşı olduğum konu bu değildir, bu içerikteki sorularda cevaplanmalıdır fakat böyle içerikli soruların: soruyu soranların maillerine özel gönderilmesi gerektiğini düşündüğümden dolayı ve genel anlamda bu sitede yayınlanmış olması benim iç dünyamda üzüntüye sebep olmuştur. Buradaki hassasiyetimin iyi anlaşılmasını istiyorum.
İki:Mesajlarını takip ettiğim ehl-i kalender isimli üyemizin evvelden beri yazılarında kullandığı dili çok sert bulmuş fakat yaşının genç olmasına vermiştim. Sırf bu hüsn-ü zan üzere olduğumdan dolayıdır ki; birçok yazısına yorum ekleme gereği duymamıştım. Çünkü biliyorum ki Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hadis-i Şeriflerinde; “Hüsn-ü zan üzere olmak ibadettir” buyuruyor. Yoksa amiyane tabir ile; bizde yazılarımızdan salyalar akıtırız, akıtmadığımız akıtamayacağımızdan değildir. Kendimize yakıştıramadığımızdandır.
Ben bu foruma üye olmamın ilk nedeni; Rahmetli Üstad’ın ismini taşıyan ve O’nu sevenlerinin buluştuğu, büyüklü-küçüklü Üstadseverler grubu olmasıdır ki: Üstad seven: şiir sever, piyes sever, ülkesini sever, fikir sancısı çekmeyi sever, başka insanların dertlerinin tasasını çeker fakat öncelikle “Elhamdülillah Müslüman” der, ve Üstad seven; tasavvufu sever düsturumdur.
Açtığım başlıklarım ve açılan başlıklara gönderdiğim yazılar incelenirse eğer genellikle de İslami konular, fikir beyan etmeye açık olan güncel konular ve tarihi içerikli konu ve başlıklara yazı yazmış olduğumu göreceksiniz. Buradaki gayem, hem siz değerli Üstadsever arkadaşlarımla bilgilerimi paylaşarak katkıda bulunmak, hem de eksiklerimi sizlerin yazdığınız yazılarla gidermeye çalışmaktan ibarettir. Allah (c.c.) hepinizden razı olsun İnşaallah.
Ehl-i kalender isimli üyemizin ise bu derece tasavvuf düşmanı olduğunu fark etmemiş olmamı kendi körlüğüme bağlıyorum fakat sadece Rahmetli Hoca Efendinin hakkında tafsilatlı bilgiye ulaşılabilmek adına verilmiş bir siteden yola çıkarak zafer kazanmış bir komutan edası ile fırsat bu fırsat diyerek böyle bir başlıkta böyle bir link eklemesine ve tasavvuf ve de Evliyaullah aleyhinde bu içerikte bir yazı yazmasına çok üzüldüm açıkçası.
Bahse konu internet sitesi ve içeriği için, ayrı bir başlık açsa ve eleştiriler getirse idi bende tamamen iyi niyetimle seve seve katkıda bulunmaya çalışır, açılacak o başlık altında edeb veya haya çizgizi dahilinde fikri olarak katılırdım fakat bahsi geçen başlıkta ve Hoca Efendinin sene-i devriyesinden bahsederken ve içerik olarak tasavvufu hedef alan mesajından sonra birkaç kelam etmeyi de kendime bir görev bildim. Çünkü malumuz üzere linki ben ekledim.
Mesajı ilk okuduğumda tabir yerinde ise kan beynime sıçradı. Bu haliyeti-ruhiye içerisinde sıcağı sıcağına cevap yazıp da, temel konuları ve doğruları ıskalamamak ve fevri davranarak konu ile alakası olmayan birini kırmamak adına özellikle belli bir zaman sonra bu cevabı yazıyorum.
Bir çok arkadaşımızın aşağıda vereceğim tanımları ve açıklamaları bildiğini biliyor ve onların affına sığınıyorum lakin bu tanım ve açıklamaları “ehl-i kaleneder” isimli üyemizin şahsına tekrar etme gereği duyuyorum.
Takva: Her türlü günahtan kendini koruma, Allah-u Teala’dan korktuğundan dolayı veya Allah-u Teala’nın sevgisini umduğundan dolayı her türlü günahtan kendini sakınma. Allah korkusu, Allah saygısı.
Tarikat: Allah-u Teala’ya ulaşmak için tutulan yol.
Tasavvuf: Tarikat ehli olmak, kalbini Allah-u Teala’nın sevgisine bağlamak.
Mürşid-i Kamil: Olgun , eksiksiz, kusursuz, eğitimini ve yaşını almış, bilgin kişi.
Evliyaullah: Allah-u Teala’nın sevgili kulu, ermiş, keramet sahibi, Allah-u Teala’nın lütfuna mazhar kişi.
Allah (c.c.)’u Kuran-ı Kerim de, çeşitli Ayet-i Kerimelerde;
“...Ve iyilik ve takva üzerine yardımlaşınız...” Maide Suresi, Ayet No: 2.
“Ve elbette ki iman edenler ve takvaya devam edip duran kimseler için ahiretin mükafatı daha hayırlıdır” Yusuf Suresi, Ayet No: 57.
“Takva sahiplerine vaad olunan cennetin özelliği (şudur) onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri daimdir. İşte o, -cennet- sakınanların sonudur. Ve kafirlerin sonu ise ateştir” Rad Suresi, Ayet No: 35.
“Takva sahipleri ise muhakkak ki, cennetler ve pınarlar içindedirler” Hicr Suresi, Ayet No: 45.
“Adn cennetleridir ki, ona gireceklerdir, altlarından ırmaklar akar. Ve onlar için orada istedikleri vardır İşte Allah Teala takva sahiplerini böyle mükafatlandırır” Nahl Suresi. Ayet No: 31.
“Ve cennet takva sahipleri için yakınlaştırılmıştır” Şuara Suresi, Ayet No: 90.
“Ve cennet takva sahipleri için uzak olmaksızın yaklaştırılmıştır” Kaf Suresi, Ayet No: 31.
“Şüphe yok ki, takva sahibi olanlar cennetlerde ve pınarlarda bulunacaklar” Zariyat Suresi, Ayet No: 15.
“Takva sahipleri ise şüphe yok ki, cennetler ve ganimetler içindedirler” Tur Suresi, Ayet No: 17.
“Muhakkak ki, takva sahipleri, cennetler de ve ırmaktadırlar” Kamer Suresi, Ayet No: 54.
“Şüphe yok ki, takva sahipleri için Rab’leri katında Naim cennetleri vardır” Kalem Suresi, Ayet No: 34.
Takva sahiplerini ve takva üzere olanları övmüş ve Allah-u Teala’nın Kelamullahı olan Kuran-ı Kerim de 46 adet Ayet-i Kerime de, 47 yerde belirtmiştir.
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bu konuda; “Şeriat sözlerim, tarikat hareketlerim, hakikat de ahvalimdir” buyurmuştur.
Peygamber (s.a.v) Efendimiz bir başka Hadis-i Şerifinde; “Sizin en üstün olanınız, takvaca en üstün olanınızdır” buyurmuştur.
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, İbni Mesud (r.a.)’dan rivayetle bir Hadis-i Şerifte ise; “Allahım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği isterim” diyerek dua ettiği nakledilmiştir.
Bu kısa tanım ve açıklamalar ve Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden sonra kısaca;
Tarikatın hakikatı üçtür: Menfi hatıraları giderme, kalble olan zikre ve murakabeye devam etmektir. Bunlar birbirlerine yardımcı bir kuvvettir. Murakabe ise; Allah-u Teala’nın, kainatın bütün zerrelerine her zaman muttali olduğunu, kalpten biran için bile çıkarmamaktır. Bizler buna kısaca nefis terbiyesi diyoruz (dikkatini çekmek isterim buna nefis terbiyesi diyen bizleriz, senden aynı şeyi beklemiyorum zaten).
Allah-u Teala’nın sevgisine mazhar olmak yani takva sahibi olmak, Allah-u Teala’nın korkusunu-sevgisini kalbine yerleştirmek ve her an Allah-u Teala’nın huzurunda olduğunun bilincinde olarak yaşamak ve bunun için nefsi ile girdiği mücadelede Mürşid-i Kamilin, Evliyaullah’ın yol göstermesi-vasıtasıyla Marifetullah’a ulaşmayı amaçlayarak irade ortaya koyan, bir Evliyaullah’ın yada Mürşid-i Kamil’in talebesi olan, bir tarikata bağlı olan müntesiblere ise mürid denir.
Burada amaç; Peygamber (s.a.v.) Efendimizin, Halifelerim dediği Evliyaullah’ın yol göstermesi, vesile olması ile takva ve zühd peşinde olmak, Allah-u Teala’nın korkusunu-sevgisini kalbine yerleştirmektir ve Marifetullah’a erişmek için irade koyanlara yani müntesiblere yani müridanlara bu kadar soğuk ve düşmanca tavır takınmak ve dünya değiştirmiş Evliyaullah’lara bu kadar kolayca dil uzatabileceğini düşünmek olsa olsa en iyi tabir ile kendini bilmezlik, yada haddini bilmezliktir.
Hz. Mevlana’nın Mesnevi’sinde geçen bir beyitin de; “Senin bildiklerin, karşındakinin anlayabildikleri kadardır der” bu sebepten dolayıdır ki; “ehl-i kalender” isimli üyemiz, şahsına anlaşılması çok da zor şeylerden bahsetmiyorum, tersine daha anlaşılması kolay ve yalın halinde bir şeyler izah etmeye çalışıyorum. Hz. Mevlana başka bir beytinde de; “Kendini bil, haddini bil, zira kendini bilmeyen, haddini bilmez, haddini bilmeyen Rabbini bilmez” der.
Sıcağı sıcağına yazmağa çalıştığım ve daha sonra vazgeçip bir kısmını eklediğim yazımda da belirttiğim üzere; Ardından gelenlerde sapanlar olabilir. Nasıl! bu kadar acayip bir şeymiş gibi hakaretvari kelimeler ile sıfatlandırmaya ve ardından gelenler üzerinden Evliyaullah’a saldırmaya cüret ediyorsun ki.
Sen kimsin! Sende Allah (c.c.)’un yarattığı etten, kemikten, ruhtan ve nefsten ibaret bir kulsun. Fahr-i Kainat Önderi, Alluh-u Teala’nın Habibullah’ım dediği Peygamber (s.a.v) Efendimizin;Halifelerim dediği Evliyaullah'a hangi cüretle dil uzatırsın bre zındık...
Tevellütün müsait midir? Bilemem. Bu ülke bir 28 Şubat süreci yaşamıştır. Hiçbir şey bilmiyorsan eğer internet hazır elinin altında iken o dönemin yazılı ve görsel basının biraz araştırıp, o melun süreçte yaşananlara kim ve kimler karşı koymuştur, kimler dik durmuştur, kimler Allah-u Teala’nın doğrularını söyleme cesareti gösterip doğruları söylemeye devam etmiştir bir bak, bak ve utan! Tabii utanacak yüzün varsa eğer.
En azından O Mübarek kul; Allah (c.c.)’un rızasını gözetmeyi kendine düstur edinmiş, Marifetullah’a ulaşmayı tek gaye görmüştür. İnşaallah fani olan bu dünyadaki imtihanını kazanmış ve Kabr-i Saadetleri cennete açılan bir pencere misali, mizan gününden sonra intikal edeceği Cennet-i Aşiyan-ı seyreylemekle meşguldür.
O Mübarek insan ki, Senin gibi hasta ruhlular için bile iyilikler düşünüp bizlere nasihatlerde bulunmuş ve bir sohbetinde şöyle buyurmuştur; “Hakikati ve hidayeti tam anlamıyla kavrayamayan ve yaşayamayan çevrenizdeki arkadaş, eş ve dostlarınıza kızmayınız, kendinizden uzaklaştırmayınız. Onları bir hasta olarak kabul ediniz ve onlara hastalarınıza yaklaşır gibi şefkat ve merhametle yaklaşınız. Onlara gıyablarında bol bol dua ediniz. ‘Allah (c.c.) Tevfikini refik eylesin diyerek’ dua ediniz demişti”.
Kalender kelime anlamı olarak: Dünyayı terk edip, her şeyden elini eteğini çeken kimse, dünya ile ilgili her şeyden uzak kalıp, gösteriş ve alayişe (tantana, debdebe, geçici süs ve gösteriş) aldanmayan hakikate adalı demektir.
En azından forumda kullandığın isminin hakkını ver demiyorum çünkü; Bu istek senin kapasiteni zorlamam anlamına gelecektir. Kapasiteni aşmanı beklemektir, buda şahsınızdan beklemediğim bir şeydir. En azından forumda kullandığın ismin hakkını verme yolunda gayret göster, göster ki; niyetinin kötü olmadığını sadece ve sadece CAHİL liğinden dolayı bunu yaptığına kendimi inandırmaya zorlayayım.
Sonuç olarak; Siz Değerli N-F-K Forum Sakini (Üstadsever) Dostlarım; Bu yazdıklarımın muhatabı, yazımın içeriğinden de anlaşılacağı üzere sizler değilsiniz, kendi adınıza üzerinize alınacak, gücenecek bir durum söz konusu değildir. Bu yazımın muhatabı; noktası, virgülüne kadar “ehl-i kalender” isimli forum üyesidir.
Bu foruma üye olduğumdan bu yana çok değerli paylaşımlarda bulunduk, şuan itibari ile siz değerli forum arkadaşlarımdan ayrılma zamanımın geldiğine inanıyorum. Tasavvuf ve Evliyaullah düşmanı bir Üstadsever’in bırak bu forum da yer alıyor olması, bu dünya üzerinde yaşıyor olabileceği fikri bile beni ziyadesi ile üzmeye yetmiştir. Böyle bir insanın var olduğunu bildiğim bir ortamda bulunmaya devam etmem kendi ilke ve doğrularımla ters düşmem demektir. 161 no’lu üyeniz olarak hepinizle helalleşmek istiyorum. Varsa hakkınız benden yana helal olsun. Lütfen sizlerde gıyabımda haklarınızı helal ediniz.
Selam ve dua ile...