Feridüddin Attar Hazretleri, Zünnûn-ı Mısrî (ks) bahsinde şunları kaydeder: "Zünnûn-ı Mısrî'nin şöyle dediği nakledilir: Tavaf esnasında yüzü sarı, bedeni nahif ve erimiş bir bedevi gördüm ve sordum:
-Sen muhib (ve âşık) mısın?
-Evet.
-Sevgilin sana yakın mı, uzak mı?
-Yakın.
-Sana muvafık mı, muhalif mi?
-Muvafık.
-Sübhânallah! Sevgilin hem yakın, hem muvafık olsun, sen de bu kadar arık düşmüş olasın. (deyince, bedevi şöyle dedi:)
-Be hey sersem! Yakınında ve muvafık olma azabının, uzağında ve muhalif olma azabından binbeter olduğunu bilmiyor musun?...
Hani Üstâd'ın değindiği şu "dağın tepesi" meselesi...
Sevmek bilmeyi gerektirir...
Bilmek ise dikkati, rikkati ve edebi...
Cahiller bir nebze de olsa mazur görülebilirler...
Oysa ârifler...
Şimdi Hazret-i Peygamber'in duası hatrıma geldi: "Allahım, Sen kavmimi bağışla! Çünkü onlar bilmiyorlar."
Muhabbetle...
Vesselam...