Iskat Bahsi

Başlatan: ege2 Tarih: 21.06.2009 14:05 Cevap: 3

EG
21.06.2009 14:05
#1

iman ve islam atlasında <iskat bahsi> işlenmiş.Ancak şu an elimde bu eser mevcut değil...Bilen bir arkadaştan rica ediyorum;oradaki ilgili bahsi buraya aynıyla yazabilir mi?Yeni üyeyim iyi çalışmalar dilerim...

IB
21.06.2009 15:41
#2

ISKAT VE DEVİR

Nefsine ve şeytana uyarak namazlarını kılmamış, oruçlarını tutmamış, ömrünün sonuna doğru pişman olup oruçlarını tutmaya, namaz kılmaya ve borçlarını kazâ etmeye başlıyan kimsenin, kazâ edemediği oruç ve namazlarının iskâtının yapılması için vasıyyet etmesi câizdir. Hadîs-i şerîfte (Bir kimse, başkası yerine oruç tutamaz ve namaz kılamaz. Ama onun orucu ve namazı için fakir doyurur) buyuruldu.

 

Oruç, namaz, zekât borcundan başka, kul hakları, ödenecek borçlar, emânet, hırsızlık, döğmek, söğmek, alay, iftirâ, gıybet gibi hakların da iskâtı yapılır.

 

İskat ve Devir Nasıl Yapılır

 

Devir yapmak için, veli, bir aylık veyâ bir senelik iskât için lâzım olan altın liralık veya beşibiryerde veyâ bilezik, yüzük veya gümüş geçer para ödünç alır. Meyyit erkek ise, yaşından oniki sene, kadın ise dokuz sene düşerek, kaç sene borcu olduğunu hesâblar

 

Bir altın lira [yedi gram ve yirmi santigram olup] yüzyirmi lira olduğu zaman, bir senelik namaz iskâtı için ellibeş veya ihtiyatlı olarak altmış altın lâzım olur. Meyyitin velisi beş altın ödünç alsa ve dünyaya düşkün olmayan, dinini bilen ve seven birkaç meselâ dört fakir bulsa: [bunların fıtra veremiyecek, ya’nî sadaka alacak fakir olmaları şarttır. Fakir olmazlar ise, iskât kabûl olmaz]. Meyyitin velîsi, ya’nî vasıyyet etdiği kimse veya vârislerinden biri veya bunlardan birinin vekil ettiği kimse, (Merhum.......... efendinin iskâtı salâtı için, bedel olarak, bu beş altını sana verdim) diyerek, beş altını birinci fakire sadaka niyet ederek verir. Sonra fakir, (Aldım kabûl ettim. Sana hediyye ediyorum) diyerek bunu vârise veyâ vârisin vekîline hediyye eder ve vâris teslim alır. Sonra, yine buna veya ikinci fakire verir ve hediyye olarak ondan geri teslîm alır. Böylece, aynı fakîre dört kere veya dört fakîre birer kere verip ve almakla bir devr olur. Bir devirde, yirmi altınlık namaz keffâreti iskât edilmiş olur. Meyyit erkek ve altmış yaşında ise, kırksekiz senelik namaz için 48x60=2880 altın vermek lâzım olur. Bunun için de, 2880:20=144 kere devr yapar. Altın adedi on ise, 72 devr; Altın yirmi ise, 36 devr yapar. Fakir adedi on ve altın adedi de on ise 48 senelik namaz keffâretinin iskâtı için, yirmidokuz devir yapar. Çünkü:

 

Namaz kılmadığı yıllar x bir yıllık altın sayısı=fakir sayısı x devir eden altın sayısı x devir sayısıdır. Misâlimizde yaklaşık olarak: 48x60=4x5x144=4x10x72=4x20x36=10x10x29

 

Görülüyor ki, namaz iskâtında, devir sayısını bulmak için, bir yıllık altın sayısı ile meyyitin namaz borcu yılı çarpılır. Ayrıca, devir olunan altın sayısı ile, fakir sayısı da çarpılır. Birinci çarpım, ikinci çarpıma bölünür. Bölüm, devir sayısı olur. Buğdayın ve altının kâğıt lira değerleri her zaman yaklaşık olarak aynı oranda değişmektedir. Ya’nî altın değeri ile buğdayın değeri her zaman birlikte azalmakta veya artmaktadır. Bu bakımdan, iskât için, bir yıllık buğday mikdarı değişmediği gibi, bir yıllık altın sayısı da ya’nî yukarıda bulduğumuz altmış altın da hemen hemen aynı olmaktadır. Bunun için, iskât hesâbında, her zaman ihtiyatlı olarak:

 

Bir aylık namaz iskâtı beş altındır. Bir aylık ramazan orucu iskâtı bir altındır, kabûl edilmektedir. Devr edilecek altın mikdarı ve devir sayısı buradan bulunur.

 

Namaz iskâtı bittikten sonra, tutulmıyan, kazâ edilmeleri lâzım olan orucların iskâtı için, beş altın dört fakire üç kere devr eder. Çünki, bir senelik ya’nî, otuz günlük oruc keffâret iskâtı, elliikibuçuk kilo buğday veya 5,25 gram altın, ya’nî 0,73 adet altın lira olmakdadır. Görülüyor ki Hanefîde, bir altın bir senelik oruc keffâretini iskât eder ve kırksekiz sene için kırksekiz altın vermek lâzım olur. Beş altın ile, dört fakire bir devir yapınca, yirmi altın verilmiş oluyor. Kazâ edilmeleri lâzım olan orucların iskâtı yapıldıktan sonra, zekâtı için, sonra kurban için birkaç devr yapılır.

 

Vasıyyet edilmeyen zekât iskâtı yapılması lâzım değildir. Vârisin, zekât iskâtı için de, kendiliğinden devir yapabileceğine fetvâ verilmişdir.

 

Devir yaparken velî, altınları fakirlere her verişde, namaz veya oruc iskâtı diye niyet etmelidir. Fakir de, geriye verirken, hediyye ediyorum demeli ve velî teslim aldım demelidir. Velî, iskât yapamıyacak halde ise, meyyitin iskâtlarını yapmak için birini vekîl eder, iskâtları, devri bir vekîl yapar.

 

İmâm-ı Birgivî’nin (Vasıyyetnâme) kitâbında ve bunun Kâdizâde Ahmed efendi şerhinde diyor ki, fakirlerin nisâba mâlik olmaması şartdır. Meyyitin akrabâsından olsa, câizdir. Fakire verirken, (Falancanın şu kadar namazının iskâtı için, şunu sana verdim) demesi lâzımdır. Fakir de, (Kabûl etdim) demelidir ve altınları alınca, kendinin olduğunu bilmesi lâzımdır. Bilmezse önceden öğretmelidir. Bu fakir de lutf edip kendi isteği ile (Falancanın namazının iskâtı için, bedel olarak şunu sana verdim) diyerek, başka fakire verir. O fakir de, eline alıp, (Kabûl etdim) demelidir. Alınca kendi mülkü olduğunu bilmelidir. Emânet hediyye gibi alırsa, devir kabûl olmaz. Bu ikinci fakir de, (Aldım, kabûl etdim) dedikten sonra, (ol vech ile sana verdim) diyerek üçüncü fakire verir. Böylece namaz, oruc, zekât, kurban, sadaka-i fıtr, adak ve kul hakları, hayvan hakları için devir yapmalıdır. Fâsid ve bâtıl alış-veriş de, kul hakları içindedir. Yemin ve oruc keffâretleri için devir yapmak câiz değildir.

 

Ondan sonra, altınlar hangi fakirde kalırsa lutfedip, arzûsu ve rızâsı ile, veliye hediyye eder. Veli alıp, kabûl ettim der. Eğer hediyye etmezse, kendi malıdır, zor ile alınmaz. Veli bir mikdar altını veyâ kâğıt para veyâ meyyitin eşyasından bu fakirlere verip, bu sadaka sevâbını da meyyitin rûhuna hediyye eder. Borcu olan fakir, devir yapmağa katılmamalıdır. Çünkü, eline geçen altınlar ile borcunu ödemesi farzdır. Bu farzı yapmayıp, altınları meyyitin keffâreti için yanındaki fakîre vermesi câiz olmaz. Devir kabûl olur ise de, kendisi hiç sevâb kazanmaz. Hattâ günâha girer.

 

Meyyitin iskâtını definden önce yapmalıdır. Definden sonra da câizdir. Meyyit için namaz, oruc, zekât, kurban keffâretlerinin iskâtında, bir fakire nisabdan fazla verilebilir. Hattâ, altınların hepsi, bir fakire verilebilir.

 

Tam ilmihal Se adeti Ebediyye

ME
21.06.2009 15:52
#3

Üstadın kitabından ilgili yeri ekliyorum kardeş,

 

 

 

İSKAT

* Cenazenin geçmiş ve yerine getirilmemiş namaz ve oruç fidyesi borçlarının, sonradan ödenmesi yolunda meşru bir tertip...

 

* Büyük din alimleri ıskatın aslı olmadığını iddia edenleri cahil sayarlar.

 

* İskat işinin "hile-i şer'iyye" ile alâkası yok, rahmet ve son tedbir olarak şer'î müsaade mânası vardır.

 

* Sağlığında kimse kimsenin namazını kılamaz ve orucunu tutamazken ölümden sonra kaza suretiyle kılabilir ve tutabilir. Fakat esasta iskat, kılınmayan namaz ve tutulmayan oruçlar sayısınca fakirlere fidye vermektir. Mesela 14 yaşında bulûğa eren ve 64 yaşında ölen bir müslümanın 50 yıllık mükellefiyet devresinde, hiç namaz kılmamış ve oruç tutmamışsa 50x12x30x6 = 108000 namaz ve 50 x 30 =1500 gün oruç borcu var demektir (Yaş sayısı x ay x gün x günlük namaz sayısı)... Bu takdirde 109.500 fidye gerekir ki, 1 Fıtr sadakası hesabiyle milyonlarca lirayı bulur ve böyle bir serveti milyonda bir kişi bile ödeyemez.

 

* Bu takdirde tek çare, devir dedikleri şekil içinde, meselâ 1230 lirayı bir fakire verip onu aynı fakirden hibe suretiyle geri almak, bu şekilde 100 kere alıp vermek; veya yine meselâ, son ödemeyi, yahut daha az veya fazlasını fakire bırakmaktır.

 

* Namaza fidye nass ile sabit değil, fakat en büyük içtihad ve teamülü olarak ölen hakkında caridir. Bu, emniyetle yerine getirilmiş bir vazife olmaktan uzak kalır ve ancak kuvvetli bir ümit ve temenni ifade eder ve "inşallah" kaydiyle yapılır.

 

 

* Sonunda İskata yol var diye ibadetten kesilmek bir vicdana sığdırılamaz ve ıskatın sadece bir tedbir ve itiyat olduğu bilinmek lazım gelir. İskatçılığı sanat edinenler ise hasbiliği lekeler.

 

* İskat mevtanın vasiyetiyle, onun "sülüs - üçtebir" malı üzerinden yapılırken, vasiyet olmasa bile mirasçılar veya imkan sahibi dostlar ve yakınlar tarafından da yapılabilir.

 

* Kadında ve erkekte iskat edilecek namaz ve oruçların evvelce yerine getirilmiş olanları varsa iyi hesap edilmesi, kadında ibadetten affedilmiş ayların nazara alınmaması, fakat ne olursa olsun hesabın cömert tutulması uygundur. Fazlası mevta hesabına sadaka yerine geçer.