Tarihi Çerçevede Türk'te İslam Tasavvuru
Kendi kanından müteşekkil denizde, salıyla, kafir zırhlılara karşı cihad etmiş, yine akıttığı kanı ile destanlar, şiirler yazmış, reislik vasfı ile her mahalde hakkın savunucusu olmuş, devlet üstüne devlet kurup bin yıldır (ve halen) İslam'ın bayraktarlığını yapmış ve ümmetin insanlarına nerede olurlarsa olsun (kendileri aç ve açıkta dahi olsa) elini uzatmış bir mücahid millettir.

Necip Fazıl üstadımızın mürşidi Seyyid Abdülhakim Arvasi hz. ;
"Ben bir seyyidim.Yani bu demektir ki Türk değilim.Ama yeryüzünde bütün Türkler silinse üç Türk kalsa biri ben olurdum.İki Türk kalsa gene biri ben olurdum.Son Türk kalsa da o gene ben olurdum.Çünkü Türkler olmasa bugünkü manada İslamiyet de olmazdı." demiştir.
Yine Bediüzzaman hazretleri Türk milleti hakkında;
"İslamiyet ordularının en kahramanı Türkler olduğundan, meslek-i Kur'aniyem cihetiyle, her milletten ziyade Türkleri sevmek ve taraftar olmak kudsi hizmetimin muktezasıdır." sözlerini söylemiştir.
Evliyaullah'ın sözleri üzere anlaşılıyor ki Allah'u Teala, Türk'te kavmiyet ötesi bir ruhi yapıyı da teşkil etmiştir.Ve bunun zuhur edişini Necip Fazıl Kısakürek şöyle açıklıyor;
"Eğer gaye Türklükse, mutlaka bilmek lazımdır ki, Türk Müslüman olduktan sonra Türk'tür."
Yani Türk, İslamiyet'i kabul ile bünyesinde tüm cemil özellikleri içtima etmiştir.Bu içtimanın sonucunda İmam Buhari, Yusuf Has Hacip, Fatih Sultan Mehmed, Ulu Hakan Abdülhamid Han, Necip Fazıl Kısakürek gibi, Peygamber Efendimizin (sav) sözlerine mazhar olmuş kumandan ve ordu, alim ve münevverler dünya hayatında İslam ümmetine Türklük vasfı ile hizmet etmiştir.Yine bunu yaparken o derecede temkinli ve hüsnü zan ile hareket etmiştir ki emri altındaki diğer İslam milletlerini gözeterek kendi milletini öne çıkarmamış, övmemiştir.
Kendi kanından müteşekkil denizde, salıyla, kafir zırhlılara karşı cihad etmiş, yine akıttığı kanı ile destanlar, şiirler yazmış, reislik vasfı ile her mahalde hakkın savunucusu olmuş, devlet üstüne devlet kurup bin yıldır (ve halen) İslam'ın bayraktarlığını yapmış ve ümmetin insanlarına nerede olurlarsa olsun (kendileri aç ve açıkta dahi olsa) elini uzatmış bir mücahid millettir.
Türkistan'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Balkanlar ve Avrupa'ya kadar tevhid sancağını taşımış ve ezanın sesini Viyana'dan yankılatmıştır.Minareleriyle Ayasofya'yı İslam tarihine parlak bir sayfa olarak sunmuştur.
Tüm bunlar yeni nesil Türk insanının kıvanç duymasını sağlayıp, mutlu ederken aynı zamanda üzerlerine büyük bir vazife yüklemiştir.
Ecdadımızın izinden yürümek, onların teşekkül ettiği tarihe yakışır şekilde emanetlerine sahip çıkmak, hizmetlerde bulunmak, hem milli hem de dini vazifemizdir.