* Mustafa Cilasun Şiirleri *

Başlatan: Mustafa Cilasun Tarih: 15.10.2007 16:36 Cevap: 1678

MU
15.10.2007 16:36
#1

Aşk!

 

 

Aşk,

Bir bakış,

Belki kaçış,

Bazen inanış,

Yürekte yanıştır?

 

Aşk,

Bir başlangıç,

Kalbi aralayış,

Bilinmeyenlere,

Her an yaklaşıştır?

 

Aşk,

Açlığın,

Saçmalığın,

Gamsızlığın,

Nihayetidir?

 

Aşk,

Nefsi,

Zevki,

Mideyi,

Bedeni,

Nizam ettirir?

 

Aşk,

Canı,

Cananı,

Dünyayı,

Ukbayı,

Hakka vermektir?

 

Aşk,

Her cana,

Bir kana,

Bazen mala,

Yakıştırılan,

Bir leke değildir?

 

Aşk,

Bir nur,

Hatta onur,

Zilletten korur,

Manayla buluşur?

 

Aşk,

Haldir,

Melaldir,

Ölmektir,

Hakta dirilmektir?

 

Mustafa Cilasun

MU
16.10.2007 09:32
#2

Nakşeden İzler ( Anı Roman 1)

 

Oldukça sıkıntılıydım!

 

Hüznümden adeta solduğum bir sonbahar mevsimiydi.

 

Canlılığın muştusu olarak bilinen yeşil çimenler soluyor, ağaçlar,yapraklarını makus talihine boyun eğmiş bir eda ile, sarartıyor ve dalından bırakıyordu.

 

Patikalara dökülen ve serpilen yapraklar, damarlarımda dolaşan kanın ve soluduğum oksijenin, bir gün yetersiz olabileceğini anlatıyordu.

 

Yokluk sıkıntısını aşmak niyetiyle savaş verdiğim günlerdi! Böyle bunaltıcı zamanlarda ufkumun karardığını hissettiğim çok olmuştur.

 

Hayatı manalı yaşamak gayesiyle durmadan koştuğum ve bilinmeyenleri aşmak adına çırpındığım yorucu ve çileli yıllarımdı!

 

Çözüm bulmakta zorlandığım düşüncelerin, içimi kararttığı vakitlerde, ruhumu rahatlatacak şartları arardım.

 

Bulunduğum mekandan, uzaklaşmak istediğim zamanlar, gönlüm dost arar, meşk etmek arzulardı.

 

Yine efkarımın acımasızca, benliğimi kuşattığı bir gündeydim.

 

Üç ev ilerimizde kiracı olarak oturan ve inşaat işlerinde çalışan duvarcı ustası İbrahim vardı.

 

Ara sıra onu arardım, evinde ise ziyaretine giderek muhabbet ederdim.

 

Ustanın öyle bir çehresi vardı ki!

 

Yaşadığı yılların yorgunluğunu bakışlarından, tecrübesini tespitlerinden, gönül sıcaklığını, samimiyetinden anlıyordum.

 

Yüzünden hiç eksik etmediği tebessümü,beni her zaman rahatlatıyordu. Can dostum olmuştu,artık arkadaşımdı.

 

Yine böyle bir akşamda ziyaretine gittim. Kapıyı açtı,beni karşısında görünce sevindiğini fark ettim.

 

Geleceğimi tahmin ettiğini, çayı dahi demlediğini söyleyince, gözlerine hayretle baktım. İçimi okumuşçasına, gönlümün dost aradığını anlamışçasına, beni ziyadesiyle memnun ettiğini, içimde gizledim söylemedim.

 

Sohbet koyulaşıyor,sardıkça sarıyordu, şahsımda gördüğü hususiyetleri sıralıyor, övünçle bahsediyor beni utandırıyordu.

 

Birden yeni mahalle meydan camisinin hocasını, tanıyıp,tanımadığımı sordu ve peşinden ekledi.

Çok muhterem ve muttaki bir insan,özellikle tanımanı isterdim dedi.

 

Hayır tanımıyorum, hocalarla,camilerle yakınlığım pek yok, yıllardır istemeden soğudum. Yine sen anlat dinlerim hususiyetlerini dedim.

 

Neden camilere,hocalara uzaksın,diye aniden sorunca!

 

Biraz şaşırdım ve yutkundum.

 

Birden çocukluğumda aynı camide yaşamış olduğum ve yıllarca etkisinden kurtulamadığım, hicran dolu sırlarımı, içimden sökülerek alınan camii sevgisini, hüzünlenerek tekrar yaşamaya ve anlatmaya başladım.

 

Beş,altı yaşlarındaydım.

 

Annemden defalarca dinlediğim, fakat ne olduğunu bilmediğim, ama her zaman merak ettiğim;

 

Oğlum;senin göbeğini, meydan camisinin bahçesine gömdük.

 

Onun için sen ibadetlere ve mabetlere çok düşkünsün, bu yaşta ve gecenin zifiri karanlığında, sabah namazına camiye, gidiyorsun, aferin diyerek öper ve uğurlardı.

 

İşte içimde camiye karşı böyle ilgi ve sevgi varken, mahallemizde ki çocuklardan, bir grup olarak,beş,altı kişi, öğle namazına yakın bir zamanda, sure ve dua öğrenmeye gidiyorduk.

 

Suphaneke den başladık.

 

Fakat ezberlediğim halde (S) harfini, bir türlü hocanın istediği gibi çıkartamıyor,ezilip,büzülüyordum.

 

Diğer çocuklar (S) harfini, rahat bir şekilde çıkartıyorlardı.

 

Belki de onun için, hoca onlarla daha fazla ilgileniyor ve fark edilir derecede, şefkatli davranıyordu.

 

Arkadaşlar Hocam;

 

Mustafa duayı çok iyi biliyor, fakat dili peltek! olduğu için sizin istediğiniz gibi, söyleyemiyor dediler, ama nafile.

 

Hoca dilini düzeltene kadar git, düzeltince gel, o zaman okursun dedi ve camiyi terk etmemi söyledi. Öyle şaşırdım ki, bir şey söyleyemeden camiden çıktım ve ağlayarak,soluk soluğa eve geldim.

 

Kaskatı kesilmiştim.

 

İçimde fışkıran cami sevgisi, bir anda ve hiç istemediğim halde, yüreğimden sökülerek, haksız bir şekilde alındığından donup kaldım.

 

Yıllarca camilere olan ilgimi, sevgimi sakladım, bir sır olarak içime attım.

 

Müezzinin okuduğu ezan sesleri, kulağıma gelince, içim yanarak sırrımı hatırlar, acıyla terennüm eder, ezanı tekrarlar dururdum.

 

İşte bu nedenle, camilerle,hocalarla samimiyeti, yıllar önce kaybettim ve bir daha da kuramadım.

 

Ayaza,fırtınaya,doluya bakarak hislerimi sorguladım,göz yaşlarımı yıllarca hüzün içinde yudumladım.

 

İbrahim usta, can kulağı ile dinliyordu ve birden haykırdı; Allah kahretsin böyle insanları, nasıl hoca yaparlar böyle basiretsizleri dedi ve ekledi.

 

Yaşıyor mu o hoca diye, birden hışımla sordu? Hocanın ne durumda olduğunu, bilemiyorum, fakat oğlunun düğünlerde rakı içerek, şarkı söylediğini biliyorum dedim.

 

Peki usta neden sordun, meydan Camisinin hocasını tanıyıp tanımadığım merak ettim, anlat ta dinleyelim dedim.

 

İbrahim usta, inan bak samimi söylüyorum, seveceğin, saygı duyacağın ve çok hocadan,farklı yönü bulunan bir insan diyerek sözlerine başladı.

 

Ben hafızam da nakşetmiş bulunan hoca portresinden, farklı bir hoca profili duyunca, tabii olarak meraklanmıştım.

 

Duramadım, ustaya sordum; peki ne zaman tanıştın böyle bir insanla ve nasıl müspet kanaate vardın diye, hemen sordum.

 

İbrahim usta, anlatmaya başladı.

 

Bir cuma namazı için meydan camisine gitmiştim, tanıdıklarım hoca duvar ustası arıyordu, bizde senin ismini vermiştik, görüştünüz mü dediler.

 

Bende hayır henüz görüşmedik, fakat namazdan sonra konuşabiliriz dedim.

 

Cuma namazını kıldık, camiden çıkarken hoca, usta, müsaitsen tanışıp konuşalım diyerek koluma girdi ve söze başladı:

 

Evinin bahçe duvarının yapılacağını ve bir haftadır beni bulmaya çalıştığını, emeğimin hakkını fazlasıyla vereceğini ifade ederek, işi almamı ve hiç vakit kaybetmeden başlamamı söyledi.

 

Hocayı dinlerken süzüyordum, gönülden konuşuyor ve net ifadeler kullanıyordu, samimiyetten gelen sıcaklığı da etrafımı sarıyor, gönlümü ikna ediyordu.

 

Hoca o anda adeta içimi fethetti.

 

Etkilendim ve hiç tereddüt etmeden kabul ettim, hocam sen hiç merak etme hallederiz inşallah dedim.

 

Ertesi gün hoca efendi ile camide buluşarak evine gittik.

 

Kapının önünde taş yığınını, kumu, çimento paketlerini görünce,vakit geçirmeden ve yardımlaşarak hemen harcı kardık, bismillah diyerek duvar örme işene başladık, evellallah üç gün içinde duvarı ördük bitirdik.

 

Fakat bu üç gün içinde, o kadar sıcak ilgi ve samimiyet gördüm ki, şu zamana kadar hiçbir yerde görmediğim kadar!

 

Kendimi onlardan biri zannettim, üç,dört tane kızı,iki tanede oğlu vardı,hepside birbirinden edepli ve hizmetkardı. Kızları dışarıda bahçe kenarında, erken saatlerde halıya oturuyorlar,son derece hızlı ve istekli dokuyorlardı.

 

Her zaman önlerine bakıyor ve bana bir şey ikram ederlerken yüzleri kızarıyordu. Kendi aralarında konuşurlarken, seslerini hiç duyurmuyorlardı.

 

Düşündüm, benim kız kardeşlerim köyde yaşıyorlar, babam son derece sinirli,abilerimde ondan farksız, annemin ağzında dili yok,oldukça rahatlar.

 

Üstelik halıda dokumuyorlar, böyle olmasına rağmen; bacılarımın çemkiren, ukalâ, buyruk tutmaz ve şımarık birer huysuz kız, olmalarını anlaya bilmiş değilim diyerek, İbrahim usta biraz soluklandı ve sonra yine devam etti.

 

Bizim aile sevgiden, şefkatten,muhabbetten sanki bihaber, ahenksizlik hat safhada, asabiyet, adavet istemediğin kadar bol.

 

Fakat hoca efendinin ailesinde ve her nedense haddinden fazla huzur ve güven bulunuyor, bunun sebebi, hikmeti ne olabilir diye çok merak ederek düşündüm.

 

Sanki mutlak talimat verilmiş gibi, hiç aksatmadan sabah kahvaltısı, öğle yemeği, hemen arkasından çay ve meyveler.

 

Bu mükemmel düzen, ahenk ve eksilmeyen bereket, o kadar dikkatimi çekti ki; ey Allah’ım, sonsuz şükürler olsun diye hamd ettim.

 

Hoca efendi emeğimin karşılığını hiç ihmal etmedi, beklemediğim miktarda beni memnun etti.

 

Çalıştığım günlerde bana eşlik ederek, gönlümü sohbetleriyle zenginleştirdi.

 

İşte onun için; Allah bilir ki, seni sever ve sayarım, bulunmadığın ortamlarda her zaman seni örnek gösterir ve gıyabında muhabbetle yad eder, anarım.

 

İşte hocanın evinin duvarını örerken, hemen aklıma sen geldin ve keşke hocanın kızlarından birine talip olsa da, mutlu bir yuva kurmak nasip olsa, diyerek içimden geçirdim.

 

İşte onun için sordum sana; ne dersin,düşünmez misin böylesi şahit olduğum güzelliği, paylaşmak istemez misin diyerek yine bana sordu.

 

Sen daha layıksın böyle güzelliğe tek başına kalıyorsun, kendin için neden düşünmüyorsun, diyerek karşılık verdim.

 

Nerde bizde o şans, tek başıma karar vermem mümkün değil, çünkü bizim köy adetlerinde sıralama vardır.

 

Beklemek zorundasın,aksi davranış töreye karşı gelmek olarak anlaşılır, bunun bedelini ödemek, çok ağırdır düşünemezsin bile.

 

Sen kişilik ve karakter bakımından sevdiğim, muhabbet beslediğim bir kişi olarak, evinizin de tek oğlu bulunduğun için, senin ihya olmanı istedim dedi.

 

Böyle samimi bir itiraf karşısında ne diyeceğimi bir an bilemedim, hem sevindim, hem de şaşırdım, ne söyleyeceğimi düşünürken, açziyeti yaşadım.

 

Hemen toparlanıp bu sevgiye layık olmaya çalışacağım, teşekkür ederim, bahsettiğin aile hakikaten çok ilginç ve farklı bir yapıda hoş insanlarmış.

 

Allah hanelerinin bereketini ve kısmetlerini açık etsin, yaşantı bakımından maneviyat yönümü oldukça zayıf olarak görüyorum,o bakımdan kendimi bu aileye uygun görmüyorum.

 

Çünkü; aramızda yaşantı ve anlayış farkı oldukça fazla, ayrı dünyalarda yaşıyoruz diyebilirim.

 

Ayrıca içimde bulunan manevi boşluk hat safhada, bizlere zor kısmet olur, böylesi güzellikler, hayırlısı olsun diyerek mevzuu kapattım.

 

O akşam; enteresandır ama rahatlamış bir keyifle ve dalaştım, efkarımı dağıtmış ve mutlu olarak İbrahim’e teşekkür ederek ayrıldım.

 

Doğruca hızlı adımlarla evimize geldim.

 

Gönlümün sevincini, paylaşmak istiyordum,ama kiminle!

 

Ne yazık ki; yine sinemin derinliğine serpiştirdim.

 

O yıllara kadar, nasıl çalışarak okudum ise,yine çalışıyor ve okuyordum,sanat okulunun metal işleri bölümünde ikinci sınıfına devam ediyordum.

 

Ne hikmetse annem, sürekli evlenmemi isteyerek,oğlum ölmeden önce mürüvvetini göreyim diyerek beni her zaman sıkıştırıyordu.

 

Kendi ölçeğine göre,kızlara bakıyor,gözüne kestirdiği bir kızı görünce,bana dahi sormadan, kendi kendine karar veriyor ve gereğini yapmaya çalışıyordu.

 

Eve geldiğim her fırsatta,akrabalarımızla,mahalle komşularımızla, ne zaman bir araya gelsek bu mevzuyu açıyor ve kendine mutlaka bir destek arıyordu.

 

Önceleri utanıyordum, zamanla sıkıldım, bıktım, ve annemi kırmadan izah etmeye çalışıyordum, fakat nafile çünkü annem biran önce netice almak istiyordu.

 

Usul hatasında bulunuyor ve farkında olmadan beni üzüyordu.

 

Anne şu anda evlenmeyi düşünmüyorum,düşündüğüm şartların oluşması lazım;

ısrarcı olmayın,diyerek, gönlünü almaya çalışıyordum.

 

Ama gayretlerim maalesef nafileydi, annem bildiğini okumaya devam ediyor, yılmıyor ve yorulma bilmiyordu.

 

Güneş ile Kar’ın uyuşmazlığı her ne ise, bende annemle o kadar farklı yapılarda insanlardık,bunu ben biliyordum fakat,annem anlayamıyor,veya anlamak istemiyordu.

 

Ama annem yılmıyordu kafaya koymuştu bir kez, mahallemizden, akrabalarımızdan, tespit ettiği kızların özelliklerini,güzelliklerini bana anlatıyordu.

 

Her birini de çok methediyordu,bununla da yetinmiyor,ayrıca gönlümü ikna etmeye çalışıyordu,bir anne olarak belki de haklıydı.

 

Her nasılsa kızları bir şekilde tespit ederek, annesi ile birlikte evimize davet ediyor ve gelmelerini sağlıyordu,bu manada benimde yakından ilgilenmemi ve daha duyarlı olmamı istiyordu.

 

Tabi olarak içimden gelmiyordu,onun için daha çok canım sıkılıyor ve kaçacak bir yer arıyordum,yeni konuklar gelmişler ise,hoş geldiniz diyerek hemen,diğer odaya geçiyordum.

 

Artık evimiz benim için, sıkıcı gelmeye başlamıştı,ben neler düşünüyordum, fakat zavallı annem dağarcığındaki hayaliyle karar veriyor yaşıyor ve kendini avutmaya devam ediyordu.

 

Yine benzer günlerin birinde,misafirler gelmişler,hoş geldiniz,dilerim iyisinizdir diyerek,müsaade isteyip hemen odama geçtim.

 

Bir müddet sonra odamın kapısı vuruldu,yine annem zannederek, anne müsait değilim, çalışıyorum dedim.

 

Fakat kapı açıldı, baktım ki gelen misafirlerin kızı,çok doğal bir tavırla bulunduğum odaya girdi.

 

Annesi olduğu halde,hiç çekinmeden ben senin için gelmiştim,birlikte oturalım mı şayet sakıncası yoksa,konuşur sohbet ederiz ne dersin demesin mi!

(Devamı nakşeden izler 2 de)

 

Mustafa Cilasun

BI
16.10.2007 18:25
#3

Yazıyı uzun görünce açıkçası okumayacaktım fakat okumaya başlayınca nasıl bittiğini anlayamadım bile çok güzel,sade ,anlaşılır,akıcı bir dille anlatılmış :D 2. bölümü sabırsızlıkla bekliyorum :D Selametle ...

TU
16.10.2007 22:04
#4

gözlerimin, ekrandan rahatsız olmasına rağmen bu uzun yazınızı okumayı başarabildim. teşekkürlerimi sunarak, 2.sini beklediğimizi belirteyim... eywallah...

MU
17.10.2007 08:21
#5
Yazıyı uzun görünce açıkçası okumayacaktım fakat okumaya başlayınca nasıl bittiğini anlayamadım bile çok güzel,sade ,anlaşılır,akıcı bir dille anlatılmış :D 2. bölümü sabırsızlıkla bekliyorum :D Selametle ...

 

çok teşekkür ediyorum, inşaallah diyerek hayırlar diliyorum...

MU
17.10.2007 08:23
#6
gözlerimin, ekrandan rahatsız olmasına rağmen bu uzun yazınızı okumayı başarabildim. teşekkürlerimi sunarak, 2.sini beklediğimizi belirteyim... eywallah...

 

Cenabı Hak şifalar ihsan etsin diye ziyaz ediyorum, zahmete katlandığınız için çok teeşekkür ediyorum, en kısa zamanda ekleyeceğimi beyan ediyorum...

MU
17.10.2007 08:26
#7

Nakşeden İzler (anı Roman 2)

 

O kadar çok şaşırmıştım ki, fakat belli etmem uygun olmazdı, oturun siz bilirsiniz, fakat derslerim çok fazla sizinle hiç ilgilenemem gücenmez sıkılmaz iseniz buyurun oturun, nasıl olsa oda müsait, oturacak yerde var, diyebildim.

 

Senin yanında olmam, benim için yeterli bir sebep, kesinlikle sıkılmam demez mi?

Hoppala diyerek hayıflandım tabi birazda üzüldüm.

 

Zira bu kadar samimiyetin, gerekçesi ne olabilirdi, niçin gerekliydi demek zorunda kaldım, fakat belli etmemeye çalıştım.

 

Aman Allah’ım bu nasıl iş, aman Mustafa durum kritik, bir bahane bul hemen sıvış, haydi hiç durma topluma karış diye, içimden geçirdim.

 

Saatime birkaç kez baktım, hemen hatırladım ki, kara Mehmet’le buluşup dolaşacaktık.

 

Hayırdır niçin saatine çok bakıyorsun, benden kaçmak için, bahanemi arıyorsun demez mi, kızcağız!

 

Kusura kalmayın, anlayışlı olduğunuz belli oluyor, sizinle oturmak çok keyifliydi, ama arkadaşımı bekletmek istemiyorum.

 

Siz sanırım annemi ziyarete gelmiştiniz, bir insanı bekletmek hoş bir davranış olmaz değil mi, diyerek müsaade istedim ve arkama dahi bakmadan ayrıldım.

 

Ayrılırken annemin yüzünü bir görmeliydiniz!

 

Şaşkınlık, kızgınlık, kırgınlık hepsi mevcuttu.

 

Fakat hiç önemli değildi, çünkü bunların hepsi benden sakıttı, demlediği çayı hışımla, bir solukta midesine akıttığını, tahmin ediyorum.

 

Böylelikle bir badireden, zorda olsa kurtuluyordum.

 

Evimizden uzaklaştıkça annem aklıma geliyordu ve gülmekten kendimi alamıyordum.

 

Evimize dönünce annemle yaşayacağım finali, çekinerek bekliyordum ve maalesef böyle atlatıyordum o sıkıntılı günleri.

 

Okul dışında, çalıştığım iş yerinde müsait zamanlarda, bulduğum her boşlukta, okumaya çalışıyor, araştırıyor, yeni çevreler, ediniyordum.

 

Yalnızlığımda sürekli düşünüyor, gecelere dost gözüyle efkârımı açıyordum, mehtaba sırlarımı anlatacağım diye, soluk soluğa kalıyordum.

 

Hayatımda; yaşadığım tüm gerçekleri, izlerini taşıyarak tecrübe ediniyor, sabırla bileniyor, sebatla azmediyor, metanet ikliminde, filizlenerek kendimi yetişiyordum.

 

Hayatın kendisi için, bilinçsizce harcadığım, boş zamanlarımı düşünüyor, hayıflanıyor ve acısının iliklerime kadar, nüfus ettiğini biliyordum.

 

Gayenin olmadığı, hafızanın mesnetli bilgilerle dolmadığı, kalbin ihtiyacı olan, sevgi ve şefkate doymadığı, itminanlık bulmadığı her an meşkûk tur.

 

Bilinçsiz bir yaşayış ne kadar, karanlık ve manasız ise, bunların farkına varmakta, bir o kadar doyumsuz ve berrak oluyordu.

 

Farkı yakalayan, keyifle haz alıyor, içi sevinç doluyor, farkına varamayan için, değişen bir şey olmuyor, her şeye Fransız kalıyordu.

 

Kara Mehmet’i anmışken; fazla esmer olması sebebiyle, isminin ön takısı olan (kara)deyimi, arkadaşlar tarafından eklenmişti, yoksa Mehmet Muçhan olarak bilinirdi.

 

Son derece muzip, oldukça duygulu, araştırmayı seven, mesnetli bilgileri kuşanmış, kalender karakterli, güler yüzlü, alçak gönüllü, gür saçlı, kalın karakaşlı, nazik tatlı dilli, hoş bir insan olmasının yanı sıra.

 

Yokluğu her zaman yaşamış, lakin şikâyetçi olmamış sinesinde gizlemiş, yaşayış tarzı onu çok tutumlu yapmış, aldığı aile terbiyesi özellikle imam hatip ve ilahiyat kökenli olması nedeni ile

 

Yıllarca kızlara olan uzaklığı, yüreğinde derin yaralar açmış, ama fırsatını bulup bir türlü açılamamış, zaman içinde bu tecrübe edilmemiş, bakir kalan duygular, kişiliğinde derin yaralar açmış, bu bakımdan zafiyetler oluşturmuş.

 

Kendini cezbeden, yetişkin tanıdık bir kızla karşılaştığı zaman, çok farklı bir insan olur, yerinde duramaz âdete coşardı, konuştukça kendini alamaz, kızla ilgili merak ettiği ne varsa, ardı ardına sorular sorarak, hep anardı.

 

Bende, son derece doğal karşılayıp, anlamaya çalışırken, yüreğini kuşatan duyguların, derin izlerini rahatlıkla görebiliyor, çoğu zaman üzülüyor, bazen de kararsızlığı yüzünden kızıyordum.

 

Evlerindeki; kendine ait yalnızlığını her zaman görüyor ve hassas bir kişiliğe sahip olduğundan, kitaplarının arasında kayboluyor, yanlış anlaşılmaktan korkarak, dertlerini paylaşamıyor, aile dayanışmasından mahrum kalıyordu.

 

Her uğradığımda evlerine çok kısa bir zaman otururdum, öyle gerekiyordu, ortam müsait olmuyordu ve daha sonra birlikte ayrılarak mekân değiştirir, sokakları adımlayarak, caddelerin derinliğine dalardık.

 

Müşterek bir hedef doğrultusunda yol almanın heyecanını haz alarak, yaşayarak sıkıntılarımızı paylaşır, oldukça keyif alırdık, vakit ne çabuk geçmiş pek anlamazdık.

 

Dini konulardan uzak kalmam ve bilgisiz olmam nedeniyle, sorduğum soruların cevaplarını içimdeki boşluğun derinliğini bildiğim için, kanarcasına pür dikkat kesilerek dinliyor, hasretle deruhte etmeye çalışarak, bilmediklerimi dost arkadaşım Mehmet Muçhan dan öğrenmeye gayret gösteriyordum.

 

Çünkü beyhude geçirdiğim, onca yılların içimdeki engin bir denizin hırçın dalgaları arsında, gecenin zifiri karanlığında şimşeklerin çakmasıyla bir ferahlık getireceği umuduyla aydınlık için, kurtuluşa koşmam gerekiyordu.

 

Zaman denen mefhum dur durak bilmiyordu, akıp gidiyordu, görevlendirildiği hedefine doğru, tereddüt etmeden, acaba demeden, yılmadan, yorulmadan, yeter artık diye söylenmeden.

 

Hasret kalmışçasına, yüreği yanarcasına, sevgiliye koşarcasına, kaygılardan, zanlardan sıyrılmış bir şekilde.

 

Emin olmanın hazzını yaşayarak, vakarında tevazuu kuşanmış bir eda ile bilinmeyenlerden uzak iklimlerde, gizemleri sunarak, akıp gidiyor.

 

Giderken de, hayatımızdan harf, hece, kelime ve mısraların, anlam bütünlüğündeki, satır aralarını, düşünme fırsatı olarak sunuyordu.

 

Romanlardan kahramanını buluyor ve seçercesine alıp götürüyor, dolayısıyla bizzat kendisi, romanların konusu oluyordu, her şeyin anlamını bulduğu bir zaman diliminde.

 

Sanat okulu son sınıfında, okumaya çalışırken, öğrenci hareketleri, hat safhaya gelmiş, sınıflarda derslerin yerini, çoğu zaman, olaylar ve konuları almıştı.

 

Bulaşmadan, dalaşmadan, kokuşmadan, üç, beş arkadaş kenetlenip, aynı hedef doğrultusunda yoğunlaşmış, istikbale bakıyorduk.

 

Tereddütlerin başını aldığı, belirsizliklerin haddini aştığı günlerin sıkıntısı, hat safhaya gelmiş, her gün olay, baskın, polis kovalaması alıp başını gidiyordu.

 

Okul çıkışlarında dava birliğinin sağlanması adına, zorla fatih derneğine götürülmek istenmemiz, bizim acilen çözüm bulmamızı gerektiriyordu.

 

Zira son senemiz olduğu için, mefkûreci öğretmenler derneğine giderek, üniversite imtihanına hazırlık için kursa başlamıştık bila bedel.

 

Sınıf ve kurs arkadaşım Mustafa; son derece sakin, oldukça mülayim, ufku açık, sevgi dolu, esnaf kültürünü kuşanmış, yokluğunda aranan, özlenen güzel huylu, hayır öğütlü bir arkadaşımdı.

 

Yani parantezi biraz daha açacak olursak, özetle;

 

O da benim gibi yıllarca, en doğal hakkı olan, baba şevkatinden, ilgi ve desteğinden mahrum kalmış, en çok ihtiyaç duyduğu anlarda bile, onu yanında bulamamış maalesef.

 

Sevgili annesi her zaman, bu boşluğu doldurmaya çalışmış, dolayısıyla en annesi Mustafa’nın en yakın dost ve dert ortağı olmuş…

 

Fakat çocuğun gönlünde oluşan ve beklenen, babanın hal, tavır, nasihat, muhabbet ve cesaret boşluğunu hiçbir zaman anne dolduramaz.

 

Sevgili dedesi ve anneannesi, engin tecrübeleriyle, çocuk psikolojisini özümsemiş, bir mürebbi vakarıyla, Mustafa’nın yetişmesinde, en temel mihenk taşları olmuşlar, sabrı, sadakati ve kanaati ihmal etmeden zihnine yerleştirmişler.

 

Amcası Hacı Efendi de;babasının iş ortağı olarak, Net kuru temizleme ismindeki, mütevazı dükkânlarında,başlarında bulunmuş,bilgisi,becerisi nispetinde yardımcıları ve hamisi olmuş.

 

Mustafa’nın esnaf kültürünü kuşanmasında, insanları yakından tanımasında, tecrübe kazanmasında, katkıda bulunmuştur.

 

Mustafa’nın kişiliğinin oluşmasında, katkısı olanlar, kimlik sorununu aşmış, hayatı anlamış, kimselerden olmaları gerekir ki;

 

Genç, fidan gibi, gönlü açık, sahavetli, hayırlı işlerle iştigal eden, kötülüklere bulaşmayan, şerden her zaman uzak kalmayı başaran, vatana ve millete hizmet etmeye duyarlı, hassas, duygusal, edebi yönü fark edilen,

 

Toplum tarafından kabul gören ve teveccüh gösterilen, gıyabında hayırla yâd edilen, duyarlı ve haklı olduğu konularda, metaneti, şecaati ve sabrı bir solukta terennüm eden,

 

Herkese bizim Mustafa Yalçın dedirten ve fakat insanlar tarafından çok zor başarılan, bir vizyonu hak ederek, sergilemenin huzurunu, her an şükrederek yaşıyor olmalı.

 

İşte aynı sınıfta yan yana otururken, dedim ki Mustafa ya; her gün böyle olmayacak, bir şeyler yapmamız lazım, inisiyatif kullanmak durumundayız.

 

Oda tamam ama ne yapabiliriz deyince, o zaman seyret dedim ve sınıfta ayağa kalkarak, öğretmenin henüz gelmediği bir vakitte masasının arkasına geçip, masaya sert bir şekilde vurarak dikkatleri üzerime çektim.

 

Herkesin bana baktığından emin olunca, arkadaşlar şu andan itibaren, bu sınıfın başkanı ve sorunlusu benim, itirazı olan varsa, şayet yüreği yetiyorsa beni okul çıkısında, kapıda beklesin görüşelim dedim.

 

Sınıftaki arkadaşları süzdüm, bir dakika kadar bekledim, hiç bir ses çıkmayınca başkanlığı otomatikman üstlendim.

 

O günden sonra okul çıkışlarında, mazereti olan her arkadaşa izin veriyor ve istekli olan arkadaşları, fatih derneğine götürüyor, mana ve maksatlarını öğrenmeye dolayısıyla anlamaya çalışıyordum.

 

Biraz devam ederek, kuvvet dengesinin kaynağını bulmaya ve şahsımda oluşturmağa çalışıyordum, bu ara Mustafa’yı rahatlıkla kursa gönderiyor ve benim içinde not almasını söylüyordum.

 

Günlerden Cuma idi, o gün birkaç ders önemsiz olduğu için, evde yarım kalan işlerimi yapmak niyetiyle sınıftan ayrıldım.

 

Okulun kapısından çıktım giderken, okul duvarında oturan bir kaç arkadaşı gördüm, selam vererek, ne yapıyorsunuz burada diye hatırlarını sordum.

İçlerinden Yozgatlı Abdullah, bugün komünistler okulu basacaklarmış, bizler de arkadaşları toplamaya çalışıyorduk, sen nereye gidiyorsun, haberin yok mu diye sordu.

 

Benim haberim yok, her zaman olduğu gibi palavradır inanmayın dedim.

 

Abdullah inan ki bak gerçekten basacaklarmış, haber doğru deyince, ben inanmıyorum, işlerim yoğun olduğu için gidiyorum dedim.

 

Ayağa kalkarak koluma girdiler, ısrarla omuzlarıma ellerini koydular.

 

Gardaş; eğer sende gidersen, bizim yapacağımız bir şey kalmıyor, bur da kalmamız manasız, çünkü bizim güvendiğimiz insan sensin.

 

Eğer sende gidersen ne diye bekleyelim, bizde çekip gidelim, yoksa sadece dayak yeriz, ama sen kalırsan okulu kurtarırız dediler bir solukta.

 

Baktım ki oldukça ciddiler, yapacak bir şey kalmadı, istemediğim halde, kalmak zorunda hissettim kendimi, mademki öyle tamam kalıyorum dedim.

 

O zaman burada beklemeyelim, okulun içine girelim de, etrafa bakalım dedim ve okul bahçesinde ilerleyerek idari binaya yaklaşıyorduk.

 

Bir grubu okulun yan tarafında toplu halde bekliyor olarak fark ettik!

 

Baktık ki takriben, yirmi beş, otuz kişilik sol grup, tabi olarak karşılaştık, yanlarından geçerken Abdullah, karşı gruptakilere ne bakıyorsunuz lan, oros... Çocukları demez mi?

 

Ortalık öyle karıştı ki, bir anda vuran vurana, bizim sayımız onların beşte biri, bir ara Abdullah’ın ensesine yönelen, bıçak darbesini fark ettim.

 

Oğlanın bıçak tutan bileğini, öyle bir yakaladım ki, kolumu kırıldı, parmaklarımı bilemiyorum, bağırarak yere yattı, kıvranıyordu.

 

O an şaşkınlık içinde, savunma yaparken, kulağıma öyle bir taş geldi ki, feleğimi şaşırdım, gözümün önünde şimşekler çaktı, elimi kulağıma attım bir baktım ki, ılık bir kan, gözüme çarptı işte o zaman şuurum bozuldu ve tepem attı.

 

Artık haleti ruhu yem bozulmuştu, önüme kim gelirse gözüm görmüyor, vurdukça vuruyordum, baktım ki önümde kimse kalmamış.

 

Karşı sol grup, idari binaya kaçmış, öyle bir haleti ruha sahiptim ki, o kapıyı zorluyor içeriye girerek, takatim bitene kadar vuracaktım.

 

Kapıyı açamadım, döndüm arkama baktım ki ne göreyim, bizim adamlarımız diye bildiğimiz öğrenciler, okulun bahçe duvarının dışında, rast gele taş atıyorlar.

 

Daha çok canım sıkıldı, lan, dövüş meydanını bırakıp ta, neden idari binaya taş atıyorsunuz, binalar ne zamandan belli, komünist oldular, diye bağırdım.

 

Epey bir vakit geçtikten sonra, ekipler halinde polisler geldi.

 

Tabi ki bu ara kaçanlar kaçtı, ben kaçmamıştım, üç kişi polislerle gelip, benden davacı olduklarını söylediler, her taraflarında darp izleri mevcuttu.

 

Polislere bunları tanımadığımı, sınıf başkanı olduğum için, sınıf defterini teslim ettim ve merasim için burada beklemekteyim dedim.

 

Bazı yerlerimde bulunan kan izlerini sordular, top oynadığımız için farkında olmadığımı söyledim, fakat şikâyetçi olanlar, ısrarla davacı olduklarını söylediler.

 

Polisler artık yapacağımız bir şey yok, darp izleri ve şikâyetçide çok, karakola götüreceğiz seni dediler.

 

O an içimi burukluk sardı ve gariplik hissiyatının hâkim olduğu fırtına içimi sızlattı, fakat yapacağım hiç bir şey yoktu.

 

Ekip aracına binerek karakola doğru ekip otosu hareket ettiğinde görebildiğim her kez bana bakıyordu.

 

Nihayet karakola gelmiştik.

 

Davacı olan fakat benim tanımadığım öğrenciler şikâyetlerini dile getirip, polise yazdırdılar, üçü birden rapor almak için hasta haneye koştular.

 

Bana bir şeyler sordular, cevap verdim dinlediler, yazdılar fakat ne yazdılar bilmiyorum okuma fırsatını vermeden hemen imzalamamı söylediler, imzaladım.

 

Yarın mahkemeye götürülmek üzere, saat 17.45 civarında mahkeme saatine kadar nezarete bekleyeceğimi söyleyerek bu gün kendilerinin misafiri olacağımı ve kalacağım mekân olarak nezareti gösterdiler, içeriye girerek üzerime kapıyı killediler.

 

Nezarete girdim, acayip bir koku, her taraf pislik içinde, demir parmaklıklar var, fakat camları kırık, ayaz, rüzgâr, kar savruluyor, soğuk mu hat safhada.

 

(devamı nakşeden izler 3 te)

MU
17.10.2007 08:28
#8

Beni şaşırtan An!

 

 

 

Günlerden hafta içi bir gün, henüz alarm sesiyle uyanmıştım,

 

Fark ettiğim gerçek, şükürler olsun ki, henüz ecel saatimiz gelmemiş.

 

Uyandım, gözümü açtım ve bismillah diyerek, yatağımdan kalktım.

 

Beynimiz yorulunca ve uyumak için yatınca, terki diyar etmiyoruz, mekânımızda yatıyoruz.

 

Kimimiz hilkatimizin gereğini bilerek ve kimimizde bilmeyerek, uykuya teslim oluyoruz.

 

O öyle bir uyku ki, kimi zaman zamanlı ve kimi zamanda, zamansızdır.

 

Günü birlik uykularımız, zamanlı olduğu gibi, hiç “uyanamamak” gerçeğini de unutmamalıyız.

 

Tabii ki, birde, gerçeklerden habersiz kalarak yaşamakta, bir nevi uyumaya delalettir.

 

İlim, bizlere doğruyu ve yanlışı öğreten ve gösteren, en önemli hazinelerimizdir.

 

Bilmek ve bilen olmak güzeldir ancak, kesin bir çözüm değildir.

 

Bilgilerin, hayatımızı ihata etmesi, yani fiiliyata aksetmesi aslolandır.

 

Bilgiler, ancak idrake ulaştıklarında güçlenirler.

 

İdrake ulaşmayan bilgi, sadece yarış için, bir delil, niteliğindedir.

 

“Âlim, ilmiyle amel edendir” atasözümüzü hatırlayalım.

 

Âdemi beşer, kimliğini kabul eden, her bir mükellef, yaşına tekabül eden, mutlak bilgileri, deruhte etmek zorundadır.

 

Mutlak bilgiler, bireyin, hayatını idame ederken, uyması gereken kurallardır.

 

Kendi hukukunu bilmeyen, neye tabi olacağını seçemeyen bireyler, mükellefiyetin, ne anlama geldiğini, akledemeyenlerdir.

 

Akledememesi, kişiyi asla mazur göstermez.

 

Dalış tekniğini ve basıncı, teneffüs ettiği oksijeni bilmeden, denize dalmak gibidir.

 

Evrensel mesaj, sürekli akledenleri ve akıl sahiplerini muhatap alıyor…

 

Taklidi bir inanç, tahkikten uzak kaldığı için, hiçbir mana ifade etmiyor…

 

İşte size, bahsettiğim o sabah, işyerime gelirken, üç kişi arkadaş olarak!

 

Yürüyorlar ve yüksek sesle düşünüyorlar.

 

İçlerinden birisi” Valla ben, genel müdürün karşısına geçince, babamın adını unuttum” diyor!

 

Bu kelamı duyunda, birden nutkum durdu ve gayri ihtiyari, arkama dönerek, ilgili şahsa baktım.

 

Lakin bu üç kişiden, hangisinden sadır oldu, bilemedim.

 

Dayanamadım, tebessüm ettim fakat hüznümü yudumlamak, zorunda kaldım.

 

Bu üç adam, orta yaşı geçmiş görünüyorlar ve kıyafetleri bürokrat izlenimi veriyordu.

 

Bu üç adam!

 

Dünya ya, gelmelerine vesile olan, zürriyetinin banisi, şeceresinin öznesi bulunan,

 

Babasını, genel müdürün karşısına geçince unutmuş.

 

Böyle bir kimliğin sahibi bulunan, mazi ve ati denkliği bulunmayan, hamiyetten, vefadan anlamayan bir insan, nasıl bir mükellef ve baba olur, sizlerin tahayyülüne bırakıyorum.

 

Hayatımızı yaşarken hesapsız isek, hesabın ne demek olduğunu, anlamadığımız demektir.

 

Oysa bizleri, öyle bir hesap bekliyor ki, tüm dünyanın maliyecileri, bu hesabı ötelemeye çalışıyor.

 

Yalnız bir fark var, ecellerinin ne vakit, vuku bulacağını bilmiyorlar…

 

Bu maliyeciler, ne kadar gerçek hesaptan anlarlar, bilmiyorum. Ancak bildiğim tek şey!

 

Kimiz, kime aidiz, niye yaşarız ve kul olma sorumluluklarımız, bilinene kadar, mana ile ancak o zaman, kucaklaşırız.

MU
17.10.2007 08:30
#9

Çaresizlik!

 

 

Mevsim sonbahardı…

 

Ağaç dalları yalnızlığa hazırlanıyorlardı.

 

Zamanı dolan yeşil yapraklar, çaresizlerdi…

 

Derman buldukları dalları, terk etmek zorunda kalıyorlardı.

 

Kuşlar dahi bu duruma hüzünleniyorlardı, dal ve kuş açıktalardı.

 

Ağacın estetiğini, yeşil yapraklar oluşturuyordu.

 

Yapraklar, adeta ağacın saçları durumundaydı.

 

Saçsız bir kızı, tahayyül edebiliyor musunuz ne acı.

 

İşte bugün bu ağaç, hayatın öznesini muştuluyordu.

 

Hayat ve memat, can ve canan akıp giden bir zaman…

 

Hayat yaşamaktı, neşeydi, tecrübeydi, bir gözlemdi…

 

Himmetti, hizmetti, vefaydı, cefaydı, o bir sevdaydı…

 

Hayatı yaşarken, zorunda kalmadan, yaşamayı bilmektir…

 

Gülerken, ağlarken, severken, terk ederken anlaşılır olmaktır…

 

Bir ah çekmeden, kimseye çektirmeden paylaşmayı bilmektir.

 

Öncelikle saygıyı bilmektir, yoksa asla sayılmayacaktır.

 

Hoşgörü en büyük hazinemizdir, cimrilik rahmet eksikliğidir…

 

Ön yargı, bir hastalık olarak bilinmelidir, aksi takdirde sahibini bitirecektir…

 

Sevmek, hiçbir karşılık beklemeden, vermeyi bilmektir…

 

Aşk, yaşamaktır, halin yanmasıdır, nefsin külleşmesidir…

 

Enaniyet, âdemi beşerin değil, iblise biat edenlerin işidir…

 

Hareket ve kuvvetin gerçek sahibini bilmek, kul olmaktır…

 

Kul, Rabbinin bir kölesidir, çünkü her şeyin sahibi odur.

 

Ağacın, dalın, yaprağın ve kuşun sahibi de Zül celaldir…

 

Rahmetin müjdecisi, kâinatın efendisi olan Peygamberimiz…

 

Kur’anı bizzat yaşayarak, anlaşılmayanı bırakmamıştı…

 

Dünya ve nimetlerinin, sabah namazının iki rekât sünnetinden…

 

Daha da önemli bulunamadığını, ashabına izah etmişti…

 

Bunun ne anlama geldiğini, teferruatıyla anlatmıştı…

 

Bir han, ister sahibi veya misafiri olman hiç fark etmiyor…

 

Varlığını ve metaını, Hak rızası adına ve insanlık için seferber etmek…

 

Bu konu da asla bir tereddüde düşmemek için, aşkı bilmelisin…

 

Aşk, Onun yolunda buharlaşmaktır, Aşk, en büyük Hak rızasıdır…

 

Aşk, bedenin, tenin dili değil, kalbin, ruhun en önemli gıdasıdır…

 

Her müşkül iş, asan olur, her külfet, hakikatte bir nimettir…

 

Sevda onadır, aşk onadır, can odur, yar odur, her şey onda yok olur…

MU
17.10.2007 08:31
#10

Ah Gönlüm

 

İçim alev, alev yanıyor, açamıyorum,

Sanki öyle bir yükü, kaçamıyorum,

Deniyorum, dertleniyorum, saçamıyorum,

Yoruldum inan ki, artık bakamıyorum.

 

Beni ben yapan faktörler hala ayakta,

Beni benliğimden uzaklaştıranlar bir odakta,

Meçhuldeyim sanki yaşadığım mekânda,

Bilinmeyenler neredesin yapış yakama.

 

Dostluklar artık menfaate dayanıyor,

Yoksa gücün bakarak için yanıyor,

Dermanın tükenip halsizlik sarıyor,

Bilinmeyenler her an beni kuşatıyor.

 

Aklım, mantığım, azmim elbette var,

Yoksa mesnetli bilgi neye yarar,

Manasızca devamlı koşmak beni yorar,

Mihengim neredesin gel beni sar.

 

Dava diye bağlanarak dem aldığımız,

Her şeye o gözle bakarak savunduğumuz,

Ön yargıdan beslenerek, tebliğ sandığımız,

Neredesiniz, söyleyin dayanaklarımız.

 

Her zaman inandık ve teslim olduk,

Neticesinde yalnızca bizler solduk,

Dağıldık, şevksiz denize daldık,

Öğrenmek ne demek, yılana sarıldık.

 

Her zaman mı bir kurtarıcı bekleyeceğiz,

Kolayı rahatı ne zaman terk edeceğiz,

Sen kendin olmaya çalış yeter artık,

Aklın, mantığın, senin için bir azık.

 

Rab derken açziyet ve sükûnetini,

Hak derken zulümden uzak adaletini,

Peygamber derken sabır ve metanetini,

İkmal et sanki hava gibi, su gibi.

MU
17.10.2007 08:32
#11

27 Nisan Andıcı!

 

Ne tuhaf karşılanan bir sabahtı,

Haberler durmadı, peş peşe aktı,

Spikerler garip bir şekilde baktı,

Bir haberle her tarafı andıç sardı.

 

Derler ya asker uyumaz, ayaktadır,

Ülkenin güvenliğinin teminatıdır.

Cumhurbaşkanına odaklanmaktadır,

Gece yarısında, tehdit savurmaktadır.

 

Hani hukuk devletiydi, saygılıydık,

Demokrasi vazgeçilemezimiz saydık,

Sosyal ve hukuk nidalarına inandık,

Sabah kalktık, andıç haberiyle sarsıldık.

 

Askeri erkân kendini, hâkim addetti,

Gizli bir oturumla, o kararını verdi,

Karar ne garip ki, imzasız beyandı,

Dünya bu habere şaşırdı, kabare sandı.

 

Ne oldu yani, savcılara çalım atıldı,

Valiler, pasiflikle, emniyet dışlandı,

Anayasal süreç olmasına rağmen andı,

Hükümeti solladı, hiçliğini elan saydı.

 

Kimdi askeri erkân, başbakana bağlı çalışan,

Başbakandan talimat alan, talepte bulunan,

Başbakanın atadığı bir görevde bulunan,

Milli güvenliği, terör kuruluna rağmen?

 

Millet efradını, iki bela korkutur olmuştu,

Neydi bunlar, terör ve irtica hortlamıştı,

Her gün bir şehit veriliyor, asker yetersizdi,

İrtica denen illet, kepuzeden farksız, albasandı.

 

Seviyesiz muhalefeti serdeden, şer üçgeni,

Birden kenetlendi, kurtuluş erken seçim dedi.

Demokrat duruştan feragat etti, geri çekildi,

Utanmadan ekranda, güya millete seslendi.

 

Ekonomi ne demek, kimin umurunda ki,

Devlet batmış, millet perişanlaşmış yani,

Yüzleri kızarmayan kepazeler, niyazı ile

Millete açık, üçüncü bir tehdit, darbe dedi,

 

Usandık artık, gına getirdik, hep çekildik,

Bir bilen vardır diyerek, sürekli sabrettik,

Ancak gördük ki, hinlikleri depreşenler,

Vakitsiz öten horozlardan hiç farksızdılar.

MU
17.10.2007 08:33
#12

Arz Kan Ağlıyor!

 

 

Ey kıtanın mağdurları, mahzunları,

Kadınları, çocukları yetim kaldınız,

Sahipsiz, biçare, kan pare, can yerde,

Mazlum halde, kıtadan göçüyorsunuz.

 

Dimağım duruyor, nutkum çöküyor,

Zihnim havale geçiriyor, kalbim titriyor,

Dizlerim kireçleşti, ayaklarım gitmiyor,

Kimseler sizleri görmüyor, ilgilenmiyor.

 

Hani insan içindi, insanlıktı medeniyet,

Artık tanıdık senin gerçek yüzünü şirret,

Gasp, zulüm, bilinmeliydi senindir ihanet.

Tarihe şahit olarak yaşamak, bir zillettir.

 

Her savaşta, mağdur kadın ve çocuklar,

Aslında onlar yeryüzünün manasıdırlar,

Müstekbire karşı, hanif kulları ararlar,

Çaresizlik için de, gözyaşlarını akıtırlar.

 

Ne olur yarenler, dostlar, ahbaplar,

Ne bu hal, hareket yok, tüketim çok,

Rezalet ayyuka çıkmış, tavan yapmış,

Cennet vatan teraneleri her yeri sarmış.

 

Bu nasıl bir cennet vatan ki, ahval perişan,

Gasp ehliler, illegal tacirler, kızları satanlar,

Fuhşu, alkolü, eroini, simsarlığı pazarlayanlar.

Cennet denilen arzı mekânda tertipleniyor?

 

Ne vakit uyanacağız, kimlere inanacağız,

Din önderleri kayıplarda ne zaman bulacağız,

Hiç olmazsa bari hep birlikte zalimleri lanetle,

Yürek dayanmaz artık yaşanan bu vahşetlere.

 

Stratejik ortağımız dedik, zulme ortak olduk,

En aşağılık, pislik nifakın odağına sarıldık,

Uçaklarımızın modernizasyonları için anlaştık,

Filistin, Irak mazlumlarının sadece kanına baktık.

 

Eğer rahmet kesilirse, şayet bir azap gelirse,

Çoktan hak ettik, kimse tarafından bilinmese de,

Efendimiz gelse, inananların bu gafletini bir görse,

Arz sarsılır, sema katlanır, insanlar fark etmese de.

MU
17.10.2007 08:34
#13

Bir Edebi Hal Olmazsa Aşk Kimin Umurunda!

 

 

Diledim ki ehli diller arasında bir haz alayım

Kimi kimden sorayım neden vehim taşıyayım

Her hüner makbul müdür bir tasada kalayım

Edebi hal bulunmayınca kime dert anlatayım

 

Ceddim ki ruhu şad olsun ne ülfetler bırakmış

Kime ne yapmış dek durunca himayeye almış

Şan katmış kıtalara uzanmış hak ile haykırmış

Edebi hal ile salınmış edebiyat ki tarihi yazmış

 

Ne canları ne cananları yaşanan mana aşklarını

Hayâ içindeki salınmaları arı nam ile sevdalarını

Takvanın hasletini ihsanın mürüvvetini saadetini

Meşhur sazendeleri, dede efendileri, Hacı Arifleri

 

Asırlar geçse ne olacak, hoş seda olarak kalacak

Şevkin, meşkin, muhabbetin hep mihengi olacak

Kime ne kalacak aşk hicran sayfalarında kalacak

Hazan unutulanla yaşanacak hüzün sine saracak

 

Canı beden olarak tevdi edilen kalan nefes ne ki

Zevki aşk kıvamında bir mana bulunmazsa şekli

Bir vefa ki sevilince serilir yerlere aşk bulununca

Salar ki yavaşça o masum canı kendi öz yurduna

BD
17.10.2007 21:23
#14

İşte bugün bu ağaç, hayatın öznesini muştuluyordu.

 

 

Ne güzel dile getirmişiniz.Dilinize sağlık. En sonunda yazdığınız tasavvufi bakış ise başlığı "çaresizlik" diye değilde olumlu birşey olması yönünde bizi düşündürdü :D Çaresizlik, aşkta tükeniyor çünkü.

 

Sair yazılarınızı da okuduğumu bazılarını ise sonradan okuyacağımı ve bu anlamda şahsi kanaatlerimi tek tek bildirmekten ise hepsini burada bildirmiş olduğumu beyan ettikten sonra sitemizde yazan gönüldaşlarımızın derinliklerinden fışkıran muştulu yazılara bir yenisini daha doğrusu yenilerini ekleyen sizlere teşekkür ederiz. Üstadımızın anıldığı,anlatıldığı sitemizde anlatan,yazan ve kendi yazdıklarını da paylaşan arkadaşlarımız,kardeşlerimiz,büyüklerimiz ve gönüldaşlarımız olduğu için kendimizi manevi anlamda "yalnız olmayan-sahipli" hissediyoruz. İşe ruh penceresinden bakabilen, derinliklerini kelimelere dökebilen ve üstadın dediği gibi kelimeleri dize getiren namzet topluluğumuz var. Tasavvufi derinlikle vücud bulan büyük doğu inancımızın bakış açısından kısa seyirler ve temaşa neticesinden sizlerin de tasavvufi bir oluşu temsil eden yazılarınız gayet güzel... Popüler kullanımla yüreğinize sağlık diyorum...

 

saygılarımla

MU
18.10.2007 09:50
#15
İşte bugün bu ağaç, hayatın öznesini muştuluyordu.

Ne güzel dile getirmişiniz.Dilinize sağlık. En sonunda yazdığınız tasavvufi bakış ise başlığı "çaresizlik" diye değilde olumlu birşey olması yönünde bizi düşündürdü :D Çaresizlik, aşkta tükeniyor çünkü.

 

Sair yazılarınızı da okuduğumu bazılarını ise sonradan okuyacağımı ve bu anlamda şahsi kanaatlerimi tek tek bildirmekten ise hepsini burada bildirmiş olduğumu beyan ettikten sonra sitemizde yazan gönüldaşlarımızın derinliklerinden fışkıran muştulu yazılara bir yenisini daha doğrusu yenilerini ekleyen sizlere teşekkür ederiz. Üstadımızın anıldığı,anlatıldığı sitemizde anlatan,yazan ve kendi yazdıklarını da paylaşan arkadaşlarımız,kardeşlerimiz,büyüklerimiz ve gönüldaşlarımız olduğu için kendimizi manevi anlamda "yalnız olmayan-sahipli" hissediyoruz. İşe ruh penceresinden bakabilen, derinliklerini kelimelere dökebilen ve üstadın dediği gibi kelimeleri dize getiren namzet topluluğumuz var. Tasavvufi derinlikle vücud bulan büyük doğu inancımızın bakış açısından kısa seyirler ve temaşa neticesinden sizlerin de tasavvufi bir oluşu temsil eden yazılarınız gayet güzel... Popüler kullanımla yüreğinize sağlık diyorum...

 

saygılarımla

 

Değerli kardeşim ihta ettiniz, şevk bahşettiniz, güzelliğin ikliminden bahsettiniz, tefekkürün banisinden söz etiniz bu bakımdan çok teşekkür ediyorum...

78 li yıllardı... bir mitingin müdavimleri arasında soluklanırken o muazzam kalabalığın arasında soluklanıyordum... bir haykırışın ritmik ahengini ağaran saçların akıbetini, hayat iksiriniz kalan darlığını, mecalin şevk duvrındaki manzarasını, monotonluğun manasını, mukallitliğin betbahlığın okadar güzel beyan ediyordu ki nazarı simasında değerli üstad...kelimeler ne kadar kıfayet eder bilemiyorum... Onu anlamak! sanmak!yanılmak! oyalanmak! hayat çizgisinde buharlaşmak işte her nekadar tercihler farklığı var ise bu manada aşk ile salınmak... Sizlere teşekkür ediyor, selam ve muhabetlerimi beyan ediyorum...

MU
18.10.2007 10:22
#16

Ah O Nefes!

 

Bir gün yine çaresiz kaldım,

Şaşkındım, sadece baktım,

Açziyetim doruktaydı, sarktım,

Tavan bana, ben tavana baktım.

 

Her şey durmuştu, çalışmıyordu,

Duvarda sinek vardı, uçmuyordu,

Bir ses olmaz mı, duyulmuyordu,

Zaman dondurucudaydı, oradaydı.

 

Ah o nefes, bir soluk istenmiyordu,

Kalp bilsem ki benimleydi, nerdeydi,

Ten soğuk, omurga duruk, efkâr buruk,

Hayat bitap, gül harap, sen büyüksün Rab.

 

Ölüm buymuş demek, bedeni terk etmek,

Bedende ölmek, o an soluyarak gömülmek,

Sürünmek değil mi, hayatı aciz yaşamamak,

Ha mezar, ha kefen, yaşamayınca ne fark eder.

 

Zihnin kitlendiği an, ilaç asla deva olamaz,

Hafsala iflasta, zaman naçarın işine yaramaz,

Sadece aşk, sevdamı hayat, kimi arar bulamaz,

Hayat, yaşama sevincidir, nihayeti tende ölmektir.

 

Anlaşılmazlık, hayatın içinde yalnız yaşamaktır,

Anlaşılırlık ise nabza göre şerbet vermek değildir,

Duruşunu, Hilmi, vakarı, hilkatinle resmetmektir.

Sen, kimsin, her vakit aidiyetinle kucaklaşmalısın.

MU
18.10.2007 10:25
#17

Oysaki Mükellef Olan Bendim!

 

 

 

Artık yavaşta olsa çekilmeye yüz tutan suların başındayım.

 

Ne kadar sakindi.

 

Çok çaresizdi.

 

Heyecan tükenmişti.

 

Gürleyerek şakıyorken, ne hallere düşmüştü.

 

Kendinden ötelerde melalin hengâmesini hesaplıyordu sanki.

 

Oysa biliyordu ki oralara hiçte yabancı birisi değildi.

 

Toprak süzerken suyu, derinliğinde ki bentten habersiz değildi.

 

Ezelin hikâyesinde serinleyen bir erendi. İbret için şekillenen abitti.

 

Aşkın muvazenesinde bir ahenkti.

 

Meşk derinliğinde şevkti.

 

Hidrojen ve oksijen yalın halde bir gaz iken, ol emriyle su olurken,

 

Rahmetin sebebi, azgınlığında celadeti olmayı başarmıştı.

 

Sel olunca, ağzın sular sıfatını yakıştırırız.

 

Oysaki su hiç azar mıydı?

 

"Azgın sularda, ölüm kalım mücadelesi"

 

Azgın sular...

 

Azgınlaşmak...

 

Azmak...

 

Hadsizliğin temel vurgularıdır.

 

Hadsiz olmak, bir sınır tanımamaktır.

 

İnsani ölçüleri, dışlayarak, enaniyetin panayırında yaşamaktır.

 

İnsanı bu konuma getiren, muhakeme ve muvazene hasletlerinin iflasıdır.

 

Asliyetinin gereği değil, vefa kat, etki ve tepki ölçeğinde çalışmasıdır.

 

Hadsizlikte ilk aklımıza gelen, şerrin odağını ölçü gören kroniklerdir.

 

İki ayrı özellikleri iktifa eden bir gaz iken,

 

Ol emriyle bütünleşen âlem senfonisi,

 

Rahmetin tecellisi, serinliğin kalesi, arzın dengesi,

 

Rızkın sebebi, kirin korkusu durumunda bulunan,

 

Bu mübarek su...

 

Neden "azgın" tabirine muhatap kalır, anlayabilmiş değilim.

 

İnsanların iradesi vardır.

 

Bunların kabul ve ret lüksleri bulunur.

 

Fakat suyun ve nebatatın, böyle bir hukuku bulunmamaktır.

 

İnsanın hizmetine vakfedilmiş bu mübarek su.

 

Neden azgınlaşarak, ecele sebep olsun.

 

Düşünmeliyiz!

 

Bilgi sahibi olmadan, neyi ve nasıl düşüneceğimiz bilmeliyiz.

 

Akıl, iz'an, idrak herhalde emanete bırakılmamıştır.

 

Kâinatın Hâkimi mutlak olan, Cenabı zülcelâl hazretlerinin,

 

Emrine tabi olmaktan başka bir şansı bulunamayan,

 

Bu mübarek suya “Azgın” denmesini, hüznümle yudumladım.

 

Oysaki mükellef olan bizzat bendim.

 

Ben olan sefil bir illettim.

 

Enaniyetiyle avunan ne şedit bir hederdim.

 

Mahşeri bilen, buna rağmen gafleti seçen rezildim.

 

Hak adına hiçbir şey yapmayan namerttim.

 

Zevki için yaşayan ne garip bir âdemdim.

 

Bendim, eneydim, şirkin içinde habersiz beşerdim.

MU
18.10.2007 14:19
#18

Ne Dağlar Ki Halin Dilinden Söz Ederler!

 

 

Biliyor musun senden arta kalan anlar

Her nedense geçmez oldu şu zamanlar

Değişir oldu meraklar halde saklananlar

Yavaşladı birden o çok hızlı akan kanlar

 

Öyleydin sanki sen hoş bir mefkûreydin

Hülyalar içinde yaşanan en güzel haldin

Ahengin sembolü nağmelerinde sesiydin

Biryanımın dinmeyen sancısı sevdasıydın

 

Artık ne bağlarda ne dağlardaki yamaçta

Kalmadı heves bakmam kanat çırpanlara

Semada uçurtmalara o kelebeklerin ahına

Yılanların kahrına dağlarda duyulan figana

 

Bir sevda muştusuydu gönlümü dağlayan

Durmadan hicranı yaşatan hali koymayan

Kaderin nakşedeninde nedametle soluyan

Beni hale koyan aşkların öznesine anlatan

 

Mızrapların nefesinde ki hüzzam nağmede

Sazendenin sinesinde anlam bulan güftede

Yaprakların bir züht ile şakıyan esintilerinde

O aşklar ki hal dilinde kuvveti kudret elinde

 

Güzellik senindir, o ten ki aşklardan beridir

Aşk mana meşkiyle yaşanacak ne güzelliktir

O özveridir ayaklar altına haz ile serilmektir

Kudretin dilidir, hayatın sebilidir o bilmecedir

MU
19.10.2007 10:12
#19

Bazen!

 

 

Bazen

Dalar insan,

Kaldığı derinlik,

Bilinmez nelerdir?

 

Bir âlemdir?

Hırçın dalgalar,

Beyaz bulutlar,

Esen rüzgârlar,

Yaşanan anılar,

Alır, getirir, götürür?

 

Serencamı,

Yaşadığın anı,

Seni,

Senden alan,

Efkârı, hicranı,

Hep yaşarız bu anı?

 

Bir sevgili,

Belki dertli,

Her kederli,

Derinliğinde,

Yaşarlar hep bu anı?

 

Bir varlık,

Her yaratık,

Bazen de sanığız,

Hüzünde kalınca?

 

Çekip giden,

Hiç gelmeyen,

Her denenen,

Merakı gideren,

Yaşanılmışlar,

Alır götürür hepimizi?

MU
19.10.2007 10:12
#20

Belki Bir Sabah Geleceksin!

 

Sen hiç yorulma yıllar sonra olur ya bir gün

Hatırlamak zorunda kalırsan hüzün yaşama

Bırak toprağa, bir kâğıda, gecenin ıssızlığına

Kalmasın içinde ne varsa hatırlatmasın sana

 

Biz sevmekten, en son nefesimize kalsak ta

Hastalıklardan bizar olsak ta sen asla anma

Öyle ki yüreğinin mütenahi köşesinde koyma

Bir şiir, bir şarkı, gecenin hicranını unuttursun

 

Belki bir sabah geleceksin lakin kiminle olacak

Yüreğinde en mahfuz biçimde sakladığın sevgin

Kimlerin üzerinde açacak, şiirsel bir abide olacak

Her anı seninle olacak, yalnızca seninle şakıyacak

 

Bıraktığın her izin kalıbını çıkartıyorum şiir olarak

Öyle ki okuyanın yüreğinde hüzünler fışkıracak

Ahu figanında kaybolacak, her vakit seni anacak

Bir anı roman olacak her okuyan aşka kanacak

 

Sen habersiz olacaksın bunlardan sevdalınla

Kol kanat olup uçacaksın hıçkırığın gelmesiyle

Unutulmazlarda bıraktığın izler seni anacaklar

Kulakların çınlayacak, yüreğin de kıpırtı olacak

 

Bıraktın birden, bensiz kimliğimle çırptın attın

Karanlığın karelerini sen yaşattın öyle salındın

Kendinden uzaklaştırdın, şiir zevki bırakmadın

Yalnızlığınla baş başa kaldın, gecelerde daldın

SE
19.10.2007 21:21
#21

of of !Beni de nerelere götürdünüz :D

MU
20.10.2007 10:06
#22
of of !Beni de nerelere götürdünüz :D

 

Götürmek, gidilen yeri bilmek, onunla şekillenmek, bir nefeslik canı bu uğurda serdetemek...katkılarınız sebebiyle teşekkürler...

SE
20.10.2007 10:37
#23

Hayatın kaynağı olan suya çok güzel bir yorum getirilmiş bu eserde.Güzel bir bakış açısı yakalandığını düşünüyorum.

 

Fuzuli'ye kulak verirsek diyor ki hal diliyle."O ,taştan o taşa başını vura vura akarak bir arayış içindedir.O yüce sevgilinin muhabbeti ve hasretiyle yanıp tutuşmaktadır.En iğrenç ,günahkar ayakları ayakları onu bulabilme ümidiyle arıtmaktadır."

 

Selametle...

MU
20.10.2007 12:11
#24
Hayatın kaynağı olan suya çok güzel bir yorum getirilmiş bu eserde.Güzel bir bakış açısı yakalandığını düşünüyorum.

 

Fuzuli'ye kulak verirsek diyor ki hak diliyle."O ,taştan o taşa başını vura vura akarak bir arayış içindedir.O yüce sevgilinin muhabbeti ve hasretiyle yanıp tutuşmaktadır.En iğrenç ,günahkar ayakları ayakları onu bulabilme ümidiyle arıtmaktadır."

 

Selametle...

 

Ey güzelliiğin gönül ikliminde mekanı avdet adenbir nefeslik can kardeşim... İşte neylersiniz ki neyi düşüneceğinizi tefekklür edince hareket ve kuvvetin sahibi lütfediyor, alemlerin seyrihalinde terennüm ettiriyor. Bir teba kültürünün müdavimi olatak tarafınızdan beğenilmem zatım için bir bahtiyarlığı yaşatacaktır. Siz şefkatin dilinde ki nefesiniz, sevginin meşkinde ki hasletiniz sebebiyle ne kadar güzel nazar edersiniz...Elbet teşekkürü hak edersiniz...

SE
20.10.2007 13:19
#25

Yukarıda kainatın efendisiyle birlikte yaşanan hayatın ne kadar erdemli olacağını anlatan akıcı uslıuyle bizi sürükleyen latif bir yazı okudum.Yeni çalışmalarınızı bekliyoruz :D

SE
20.10.2007 13:23
#26

Böyle sevilmek ve bu sözlere muhatap olmak çok güzel bir duygu olsa gerek.Mevlam hepimize böyle katıksız sevgi nasip etsin.Böyle sözler dökülecek yüce gönüller de...

SE
20.10.2007 13:32
#27

Bu şiiri acizane kanaatime göre uslup ve usul yönünden başarılı buldum

Yüreğinize ve kaleminize sağlık :D

MU
20.10.2007 13:42
#28
Bu şiiri acizane kanaatime göre uslup ve usul yönünden başarılı buldum

Yüreğinize ve kaleminize sağlık :D

 

Ey can bilmelisiniz ki bu abdiaciz olan , ne uslüptan ve ne de usulden anladığından yazmıyor...Sadece sine-i sürurundan nasıl geliyorsa onu mısralara ekliyor.

Bu bakımdan edebin muahayyilesinde ki edebiyat katrelerinde bir alaylı kalıyor...

MU
20.10.2007 13:43
#29
Böyle sevilmek ve bu sözlere muhatap olmak çok güzel bir duygu olsa gerek.Mevlam hepimize böyle katıksız sevgi nasip etsin.Böyle sözler dökülecek yüce gönüller de...

 

Çok teşekkür ediyorum, böylesi güzel dualar için amin diyerek selam ve saygılarımı gönderiyorum.

MU
20.10.2007 14:34
#30
NE MUTLU ZATEN MARİFET ÜMMİ(yani tedris etmeden sadece gönle verilenleri kağıda dökebilmek) OLABİLMEKTE. :D

 

İşte bu zaman, hazanın esintisinde seyre dalan, dosların himmetiyle bir anlam bulan, acaba bir okuyan bulunur mu diye kaygı taşımayan, sine-i hicranında mahkum hissiyatı atmosfer parkına salarak efkarını haykıran olmak maksadıyla sizlerle tanış oluyoruz, paslaşıyoruz, ahirimiz için adımları sayıyoruz...

SE
20.10.2007 14:49
#31

merhabalar sayın abim,böyle yarım kaldı tam heyecanlı yerinde olmadı ama :D

 

EN KISA ZAMANDA 3.BÖLÜMÜ İSTİYORUZ.

 

Tabi hoşgörünüze sığınarak buna cüret ediyoruz. :D

MU
20.10.2007 15:21
#32

Nakşeden İzler (anı Roman 3)

 

 

Üç tane çocuk yaşta hırsız yakalamışlar, yüzleri donuk, yere uzanmış yatıyorlar, sanki orada devamlı konuk, yer yok ki oturacak, alalım bir soluk, saatlerce dikildik durduk, tabii bu arada da haylice solduk.

 

Saat 23.45 i gösteriyordu, gelen giden çok, ama göstermiyorlar ki bilelim, soran hangi konuk.

 

En çok kahrolduğum konu, bir garip babam ve sevgili annem hiç istemediğim halde başıma gelen bu olayı öğrenince çok üzüleceklerdi, beni en çok yıpratan buydu.

 

Karnım acıkmıştı, polisler hışımla yiyorlardı, ikramda bulunmak ne demek, bir sokum azık, saatler geçmiyor, göz kapaklarım kapanıyor, aç ve susuz beklemekten olduk adeta bir kazık.

 

Saat 03.35 i gösteriyordu sesler geldi, göründü mırıldanan, göbeğinden gömleğinin çıktığını fark etmeyen, profili bozuk orta yaş bir polis.

 

Kapıyı açtı baktı, aniden copunu çıkartıp, hasret kalmış gibi, hırsızlara saldırdı.

 

Çocuk yaşlarda, çelimsiz perişan halleri vardı, on üç, on beş yaşlarında görünüyorlardı.

 

Hızını alamamış olmalı ki polis, yetmedi tekme, tokat neresine gelirse hiç acımadan vuruyor ve birde soluyordu.

 

Uykulu gözlerim, bir anda fal taşı gibi açıldı, hislerim donup kaldı, bir insan böyle mi dövülürmüş meğer şaşırdım, sarsıldım, donup kalakaldım ve sadece baktım.

 

Polis ihtiyacı olan sporu her halde yaptı ki, hıncını içesiye aldı, çocuklar kan revan içinde kaldı, polis yere düşen copunu eğildi aldı ve başını kaldırarak bana manalı bir şekilde baktı.

 

Adımlayarak yaklaştı, copunu havaya kaldırıp, iki eliyle kıvırdı, baktım ki niyeti bozuk üzerime indirmeden copu, kolumu kaldırıp haykırdım, sakın ha dedim.

 

Şaşırdı kaldı, gözlerime bakıyordu, devam ettim, benim hiç suçum olmadığı halde, bura da bulunuyor ve mahkemeyi bekliyorum dedim.

 

Suçlu olmadığım kesin, eğer vuracak olursan, sakın unutma, seni mutlaka bulurum, bulamazsam eğer, karını, çocuğunu bulurum, perişan ederim bunu hiç unutma dedim.

 

Polis deli misin, dangalak mısın başıma bela olma diyerek, arkasını dönüp kafasını salladı, nezaretten ayrıldı, kapıyı kilitleyip gözden kayboldu.

 

Sabah saat 10.30 olmuştu, kapı açıldı, dışarıya çıktık, dünya varmış diye içimden geçirdim, bir yudum su içtim.

 

Bir müddet sonra mahkemeye çıkmak için ekip otosuna bindik ve adliye binasının yolunu takip ederek, kısa bir zaman sonra duruşma yapılacak mekâna çıkmadan polis noktasında bekledik ve nihayet kapıya geldik.

 

Hâkim; kumral saçlı, faulleri uzun, oldukça iri, fakat içi geçmiş, bana bakan, fakat boş gözlerle aranan, muhakeme yapacak mecali bulunmayan, mat birine benziyordu.

 

Bana hiç bir soru sormadı, dinlemedi, şöyle bir baktı, eliyle polislere çıkın der gibi, işaret yaptı ve mahkemeden ayrıldık.

 

Merakla bekliyordum sonuç ne oldu diye, sağ olsun polisin biri sıkıntımı anlamış olmalı ki,

 

Evinize gideceğiz, yatak, yorgan ve cezaevi ihtiyaçlarını alacağız deyince, tepemden sanki sıcak sular döküldü, bir anda aktı ve ayaklarıma indi.

 

İçimden bu nasıl bir hâkim olmalı ki; hiç soru sormadan, söz hakkı vermeden, bir öğrenciyi ceza evine gönderiyor, diyerek hayıflandım, sarsıldım, düşünmekten kendimi alamadım.

 

Hukukun üstünlüğü bumu diyerek, hukuktan anlamayan biri olarak, hukuksuzluğun acısını, ilklerime kadar o an yaşamak zorunda kaldım ve anladım.

 

Senin Şeriatçı olduğuna dair şüphelerimiz var, aldığımız duyumlar da bu kanaatimizi doğruladı.

 

Evimize uğradık, annemin şaşkın, üzgün, çaresiz bakışları eşliğinde, gerekli olan levazımı aldık.

 

Şaşkın ve biçare olarak annemle, babamla vedalaşarak, onlara metin olmalarını söyleyerek hüzünle ayrıldık, cezaevine doğru yol aldık ve nihayet cezaevine vardık.

 

Kapıdaki görevliler, şöyle bir baktılar, sağcı mısın, solcu musun diye soru sordular, sağcıyım dedim.

 

İyi o zaman senin saçlarını, tıraş etmeyelim diyerek kendilerince lütufta bulundular ve gardiyanların refakati ile, doğruca koğuşa yolladılar.

 

Kapılar açıldı, içerdekiler haber almışlar bekliyorlardı, geçmiş olsun diyerek bana sarılıp, kucaklaşıyorlardı.

 

Basık, sıkıcı, gün ışığından uzak bir mekân, odalar dar, sıkıştırılmış ikili ranzalar, herkesin gözünde muğlâk bakışlar, çok değişik ve çarpık inanışlar, sanki her şey iç içe girmiş bir vaziyeti gözlemledim.

 

Efkârım dağınık, keyfim kaçık, sıkıntılarım, asabiyetim hadsiz ve açık, durumun ciddiyetini anlayanlar, hemen etrafımı boşalttılar, ihtiyacımı sordular.

 

Vakit daraldı ikindi namazımı kılamadım, şu duvarlardaki sembol resimleri uygun bir yere kaldırın da, kıbleye yönelip namaza duralım.

 

Saf, katkısız, berrak, olsun ki kıble gahımız, durunca namaza, dünya ve dertlerinden arınmış olarak, öyle bir namaz kılalım ki, kendimize gelip, sabır ve metaneti kuşanalım dedim.

 

Tam otuz dört gün tutuklu kaldım, Allah’ın izni ile Kur’anı Kerim öğrettim, otuz üç kişinin namaza, başlamasına vesile oldum.

 

Çoğu zaman cemaatle kılıyorduk, kendim sürekli kitap okuyordum, din, devlet, halk bütünlüğünün, maksatlı olarak tahrip edildiğini, basit bir şekilde yozlaştırıldığını hazmedemiyordum.

 

Entrika ve desiselerin odağında bulunan, çıkar çevrelerinin,milleti ve devleti işbirlikçileri ile nasıl perişan ve tarumar ettiklerini, düşünüyor,analizler yapmaya çalışıyordum.

 

Tutuklu kaldığım günlerde, idamlık, müebbetlik mahkûmların, yalakaları tarafından ezilmek, emir uşağı edilmek istendim.

 

Reddettim; güreşmek bahanesi ile alt etmek istediler, becerip yenemediler, değişik oyunlar sergilediler, imtihan edip sorguladılar, ama tüm koğuşun önünde rezil oldular.

 

Davalarına ulaşmak için her şeyi göze alan ve meşru sayan, akıl ve izanı, çoğu zaman nefsi ve enaniyetiyle karıştıran, bu ahmak grupları;

 

Sonunda bölüp, parçalamak, güçsüz bırakmak için çıkar yol buldular, bana, sen Kur’an la çok ilgilisin, bizlerde Müslüman’ız ama senin gibi düşünmüyoruz diyerek.

 

Ve şu andan itibaren seni, yeşil komünist olarak tanıyacağız ve öyle bileceğiz dediler.

 

Bu kanaate nasıl varmışlar biliyor musunuz?

 

Takriben beş ay önce, fuarda bulunan çay bahçesinde buluşmak üzere, fatih dernek başkanı ve yönetiminde bulunan üç arkadaşı beni ve arkadaşım Mustafa’yı davet etmişlerdi. Hakkımızda neler duymuşlarsa!

 

Konuşalım, tanışalım diyorlarmış.

 

Bize bu teklifi, bizim sınıfımızda bulunan Mustafa Saccıoğlu getirmişti, bizde tereddüt etmeden kabul ettik.

 

Maksat konuşmak ve tanışmak değil miydi, bizim için hiçbir sakıncası bulunmuyordu.

 

Bizler düşünce olarak sorunları konuşarak, karşı tarafı dinlemeyi bilerek, şiddet ve adavetten uzak kalarak, meselelerin çözüleceğine inanıyorduk.

 

Nihayet buluşmuştuk, başkan olan arkadaş, yüz hatlarında yorgunluğu, bakışlarında ön yargıyı barındırıyordu ve varlıklı bir aileye mensup olduğu fark ediliyordu ismi de Fatihti.

 

Diğer arkadaşları da maddi açıdan aynı düzeyde sayılabilecek, kolejde okumuş, çokbilmiş, aşağılayıcı tavırları ön plana çıkan, oldukça şımarık kişilerden oluşuyordu.

 

Dördü de Kayseriliymiş, fakat ben hem şehirlileri olarak, onların serkeş, kıvıran, birbirlerine aşırı sulu davranan, üslup ve tavırlarına şahit olunca!

 

Zengin bir ailenin çocuğu olmadığıma şükrettim ve Kayserili olmaktan haylice utandım.

 

Bizim fikir ve kanaatlerimizi biliyorlarmış, o nedenlerle kurgulu gelmişler.

 

Hal hatır sorduktan sonra, hemen mevzuu, milliyetçiliğe getirdiler ve hararetli bir şekilde, hiç fırsat vermeden, peş peşe sordukları sorularla, paniklememizi temin ederek, tesir altında kalmamızı istiyorlardı.

 

Hoş görü, nezaket ve muhabbet maalesef, ahmaklığın ve adavetin olduğu mekânlarda bulunmazlar, fakat bu değerler onları hiç bağlamıyordu.

 

Sordukları sorulardan bir tanesi bile seviyelerinin, şartlanmış olmalarının, akıl ve idraklerinin askıya alındığının, ipuçlarını veriyordu.

 

Ne diyorlar; iki kişi denize düşmüşler ‘e’, bunlardan ikisi de Müslüman’mış ‘e’, bunlardan birisi Türk boksör Mustafa Sandalmış ‘e’, bir diğeri de Muhammet Ali Kılaymış ‘e’, ve biz bunlardan hangisini kurtarırmışız.

 

Böyle absürd bir soruya, aklı başında bir insan nasıl cevap verirse, bizde aynı şekilde cevaplandırdık.

 

Fakat çok büyük bir hata yapmışız ki, cevabımız arkadaşların hoşlarına gitmemiş.

 

Siz nasıl Muhammet Ali ile ilgilenirsiniz, bırakın onu, zenciler kurtarsın dediler, masaya yumruk vurarak şiddet gösterisi yaptılar. Tabiî bu duruma canımız sıkıldı, moralimiz sıfırlandı.

 

Ben böyle tavırlara tahammül ederek, sessiz kalmayı içine sindirecek, müsait bir yapıya sahip değilim.

 

Ayağa kalktım, bakın arkadaşlar, biz buraya sınıf arkadaşımız Saccı oğlunun hatırını kıramadık geldik.

 

Şu anda ortaya koyduğunuz tavır, sizin aczinizi gösteriyor, sakın ola ki bir daha bizim bulunduğumuz mekânlar da, böyle bir kepazeliğe yeltenmeyin.

 

Yoksa saygıyı, hoş görüyü sizler gibi rafa kaldırır, gereğini fazlasıyla size iade ederiz dedim.

 

Garsonu çağırarak hesabı istedim, çok fahiş bir rakam söylemişti garson, ama hamdolsun ki, üzerimde para mevcuttu.

 

Bir aylık harçlığımı tereddüt göstermeden garsona ödedim.

 

Onlar da bir anda boşta bulunduk, kusura kalmayın diyerek yanımızdan ayrıldılar, bizde Mustafa’yla onlara, arkalarından bakıyorduk, lakin acıyor ve üzülüyorduk.

 

Enteresandır fakat vatan ve bayrak adına slogan atan bu insanlarda, görerek şahit olduğumuz, yumuşak ve yavşaklara haiz tavırları, bizleri daha da çok şaşırtmıştı.

 

Bu tavırları kalabalıktan çekinmeden, fütursuzca sergilemeleri bizi çok düşündürüyordu, zira bu insanlar, lise gençliğine dava diyerek vatan millet Sakarya nakaratını atıyorlardı.

 

Benim muhatap olduğum ve zaman ayırarak adam sandığım ve tartıştığım bu arkadaşlardan kaynaklandığını bir kez daha öğrenmiş oldum.

 

İşte suçumuz, bunlar taraflarından şeriatçı olarak algılanmamız ve dolayısıyla yeşil komünist hükmüyle, yargılanmamızın nedeni buymuş.

 

O tartışmada babası halı toptancısı olan, babasının sermayesine güvenerek, koleji terk eden ve oldukça şımarık meziyetli tanıdığımız, Metin ismindeki sulu insan…

 

Diğer koğuşta iki aydır yatıyormuş, bazen görüşüyorduk fakat nereden tanıdığımı hatırlayamıyordum, sağ olsun o daha genç olduğu için beni tanımış.

 

Ve üç gün sonra koğuşta düzeni bozmaktan, disiplin kurulu kararı ile falakaya yatmama karar verildi.

 

“Falakaya yatmam, dayak yemem, benim için sorun değil”, diyerek konuşmaya başladım ve devem ettim, sorun olan, bu kadar yanlış ve haksız uygulamaları bulunan!

 

Vicdanlarınızın kabul etmediğini bildiğim halde, zulmü dava diyerek insanlara yutturmaya kalkmanız ve kendinizi bilerek aldatmanızdır diyerek, konuşmama devam ettim.

 

Koğuşta bulunan arkadaşlarımızın hepsi, yaptığınız zulmü görüyorlar ve gözyaşı döküyorlar, ama şerrinizden korktukları için, haksızlığınızı istemeyerek acı içinde yudumluyor ve söyleyemiyorlar.

 

Fakat ben, bu zulüm ve haksızlığın, hiçbir anlam ifade etmediğini, gözlerinizin içine bakarak, ses çıkartmadan, karşılık vermeden, tavrımla ve imanımdan aldığım kuvvetimle, hafızanıza nakşedeceğim.

 

Hayatınızda utanacağınız kalıcı bir iz olarak bırakacağım, bunu her zaman hissedeceksiniz… Sakın bunu unutmayın diyerek ekledim.

 

Şamanizm’i savunan, idamlık mahkûm olan, babası üç gün önce kurşunlanarak öldürülen, birkaç kez tartıştığım, iriyarı, yüz on kilo bulunan Mahmut isminde bir arkadaş.

 

Koğuşta bulunanların pek sevmediği, fakat idamlık olduğu için ses çıkartamadığı, itici bir tip olan bu adam, karşıma dikildi, gözlerini yere eğdi, hasmını görmüş ve eline fırsat geçmiş bir keyifle başlayarak!

 

Kum torbasına çalışır gibi, nefes nefese kalarak, ter boşalırcasına, takatsiz kalana kadar, üzerimde yumruklarıyla çalışma yaptı ve nihayet dili dışarı çıktı ve yere yığıldı kaldı.

 

Ne oldu yoksa yoruldun mu, sizlere hiçbir zaman, gücünüzün yetmeyeceğini söylemiştim, neden şimdi yüzüme bakamıyorsunuz, niye nefesiniz kesildi ve soludunuz, şimdi tüm koğuşa rezil, kepaze oldunuz.

 

İşte sizin davanız bu, hakkaniyet yok, insaniyet yok, maneviyat yok, ne olduğu belirsiz, ilkesiz ve mesnetsiz, gözü kapalı bir şekilde ve puta taparcasına!

 

Çıkar ve cürümlere koşarcasına, en yakın dostlarınızı dahi, menfaatiniz uğruna harcayarak ve kandırarak aldatıyorsunuz.

 

Evet, ben İslam ve prensiplerini dava, Hz. Muhammedi önder, Kuran’ı rehber olarak kabul ettim, var mı itirazınız diyerek içimden geldiği gibi haykırdım.

 

Son söz olarak, bizler ölmeye veya öldürmeye değil, haksız yere kan döküp inletmeye değil, zulme götüren gayeye değil, parçalayıp yok etmeye asla talip değiliz ve olamayız da.

 

Yaşamaya anlam katarak, düşünmek varken, sükûnetle tartışıp, konuşmak dururken, severek, sevilmek mümkün iken!

 

Yok, etmek yerine, yetiştirmek için çalışmak, daha güzele koşmak, kâinatın en şereflisi olmak, varlık âleminde mükemmeli yakalamak, daha iyi ve manalı değil mi?

 

Yaratana kul olmak bilinciyle koşarak, samimiyetle el açmak, yakarmak ve aczimizi idrak ederek, vuslatta olsak, hiç olmazsa dahi bu uğurda şehit olsak, daha güzel ve manalı değil mi?

İşte benim davam diyerek gönül verdiğim ve manada mücadele ettiğim yöntemim budur.

 

İlkelerim sevgi ve saygıdan beslenir, doğrularım evrensel mesajın bir simgesidir, dedim ve sustum.

 

(devamı nakşeden izler 4 te)

SE
20.10.2007 16:21
#33

Okunmuştur.Yeni bölümlerde buluşmak dileğiyle.

 

Arkası yarın gibi oldu yav

 

üstüne bir de reklam falan mı alsak :D

YE
20.10.2007 16:32
#34

Elinize ve emeğinize sağlık,teşekkür ve tebrik ettik çalışmanızdan ötürü. Müteyakkız olunuz ve kalınız...

MU
20.10.2007 16:45
#35
Okunmuştur.Yeni bölümlerde buluşmak dileğiyle.

 

Arkası yarın gibi oldu yav

 

üstüne bir de reklam falan mı alsak :D

 

Sizler sıkılmayınız diye yoksa bu çalışma bir çok önemli sitede yayınlanmıştır ve yayın halindedir bir bütün olarak... Gönlünüzden şayet böyle geçiyorsa bir edebiyat sayfasında, tacirliğin her bir yanı kuşatığında ve birde Kayserili olunca değmeyin keyfine:) Hemi de islam -bol hazanında nasıldı ama! En kısa bir zaman da, selam ve hayırlarla...

MU
20.10.2007 16:47
#36
Elinize ve emeğinize sağlık,teşekkür ve tebrik ettik çalışmanızdan ötürü. Müteyakkız olunuz ve kalınız...

 

Biliyor musunuz, zatımı ihya ediyorsunuz, şevkin hazzını yaşatıyorsunuz müteşekirim, mesrururiyler diliyorum efendim...

MU
20.10.2007 16:48
#37

Bir Dirilişin Başlangıç Senfonisi!

 

Nedametin nisyanıyla geçiyor zaman

Kim diyor ki sana aranıyorsun her an

Meraklanma elbet gelecek o aklanan

Takatin, mütemadiyen kesildiği biran

 

O zatı zülcelâl ki en yakınımızda olan

Göstermeye ne hacet sızıyı veren Hak

Niye utanırsın ki ey hak içinde ki apak

Aşk sızısı anlaşılsaydı mecnunluk niye

 

Sen yeter ki esirgeme verilen sevgiyi

Kalpte aşikâr olur Hak Taala dileyince

Sen yeter ki bir vehim sanma sevdayı

Gönülde yeşeren sır durumunda ki aşkı

 

Sen sözlerin en latif olanlarına layıksın

Sen mevcudat içinde en çok anlamlısın

Sen çölleşen gönlün, gülistanı baharsın

Sen harikasın, bir başka olan bir nazsın

 

Eğer hiçliğimden dökülen mısralar üzerse

O pak gönlü zerre miktar olsa zedelersem

Bir nedametin içine sürüklersem en sefilim

Kalemimi kırarım yutkunur kenara çekilirim

 

Ölüm ne kadar mükemmel bir diriliş aynası

Ebedi bir hayatın başlangıcı, sevgililer diyarı

Zahirden kurtulmak günahtan arınmak hazzı

Hakikatin karşılaması arzın vuzuha ermesidir

MU
22.10.2007 09:35
#38
Çok değişik,soru cevap havası içinde hoş bir şiir olmuş.Başarılarınızın devamını dilerim. :D

 

İşte ne yaparsınız, sineden sızanları yazarsınız, bazen garip karşılanırrsınız, zaman içinde bir gün anlaşılırsınız... Sevgilerimle selamlar...

MU
23.10.2007 13:50
#39

Nakşeden İzler (anı Roman 4)

 

Koğuşta bulunan insanlara, şöyle bir baktım ki, çoğu ağlıyor gözleri kıpkırmızı olmuş, şaşırdım ve bu duruma çok duygulandım.

 

Müsaade isteyerek, yavaş, yavaş aralarından ilerledim, gam ve kedere bürünerek, lâvaboya doğru yöneldim, tabiatıyla yüzümü yıkamak maksadıyla.

 

Hemen arkadaşlar koluma girdiler ve bana yardımcı oldular, bir kısmı kalkarak yol verdiler.

 

Musluğu açarak hazır hale getirdiler ve başına geçtiler, ellerimi uzattım, bir miktar su alıp yüzüme sürdüm.

 

Aman Allah’ım ne müthiş bir acı, bir daha denedim, daha çok acı çektim, yüzümü kaldırıp aynaya baktım ki, kendimi tanıyamadım, daha çok şaşırdım ve elhamdülillah diyerek şükrettim.

 

Yüzüm ala bora olmuş, sanki coğrafyaya dönmüş, gözlerimin feri sönmüş, öyle bir yakından baktım ki aynaya, falakaya yattığım andan, şu ana kadar hiç acı duymamıştım, zulme ve haksızlığa kilitlenip kalmıştım.

 

Düşününce içim kabardı, alev oldu yandı, hislerim canlandı, kuvvet kaslarımı sardı, onlarca insan direncine ulaşmıştım neredeyse.

 

Arkadaşlar haklı olduğumu, maksatlı bir şekilde zulme uğradığımı, benim yanımda olduklarını, ifade ederek kızgınlıklarını anlatmak isteyerek, söylenip durdular.

 

Konuşmalarına aldırmadım, kahrımdan kim kimim adamıdır, kim bilir diyerek içimden, tekrar aynaya bakarak hayıflandım.

 

Aradan üç gün geçmişti, ziyaret gününün zamanı gelmişti.

 

İsmi okunan mahkûmlar, koşar adımlarla ve bir sevinçle hazırlanıyor, gözün aydın diyenlere de, eyvallah diyerek ilerliyorlardı.

 

İsmi okunmayanlar ise, ya başka ilden gelen mahkûmlardı yahut ta yaşarken insani değerlerden uzak kalmış, enaniyetini her şeyin üzerinde görmüş, zavallılardı.

 

Onlarda anlamış olmalılar ki hatalarını, kulakları seste, gözleri ümitsiz de olsa, uzaklardan gelecek sır dolu mesajı almak için teyakkuzda bulunuyorlardı.

Bu durumu izlerken kendimi alamıyor, hüzünleniyorum.

 

Ranzama uzanmış bir vaziyette, elimde bulunan kitabın, satırları okumaya çalışıyorum.

 

Fakat zihnim her nedense meşguldü, okuduğum satırları anlamıyordum, kitabın sayfalarına yine bakarken, ilgisiz gibiydim lakin istemeden olanların sevinçlerini paylaşıyordum.

 

Bende her insan içinde var olan bir ümitle, ismimim çağrılmasını bekliyordum.

 

İsmi çağrılanlar da gördüğüm ümit, sevinç, neşe, koğuşu kuşatarak sarıyordu.

 

Fakat herkes bundan haz alıyordu, keder, hınç, kin, bir anda her nasılsa istirahata çekiliyorlardı.

 

Nihayet sabırla beklediğim, çağrılma anım gelmişti, ranzadan doğrularak elimdeki kitabı kapatarak, yastığın altına koydum ve bir hamlede kendimi yerde buldum.

 

Keyiflendim, koşar adımlarla görüşme mekânına, bir solukta hemen vardım.

 

Koridor oldukça kalabalıktı, görüş yeri beş ayrı kabinden oluşuyordu, içine girince üç aşamalı, demir parmaklı cam karşınıza çıkıyordu.

 

Dikkatli bir şekilde süzdüm ve baktım ki, karşımda duran, benin güzel yüzlü çilekeş anam, anne hoş geldin diyerek haykırıp, bağırıyordum.

 

Fakat nafile tanımamış olmalı ki beni, oğlum ben Mustafa Cilasun’un annesiyim ne olur çabuk bir haber ver de gelsin görüşeyim dedi.

 

Peki, teyze hemen çağırıyorum, sen buradan ayrılma bekle, diyerek oradan ayrıldım, koridorda bir tur attım ve tekrar aynı yere geldim, yeni geliyormuş gibi yaparak.

 

Anacığım hoş geldin, nasılsın dedim, annem dikkatli bakıyordu yüzüme, fark etmiş olmalı ki halimi!

 

Pür telaş ve acı bir şekilde, ne oldu yüzüne oğlum dedi, ne kadar gizlemeye çalışsam da, beceremediğimi anladım.

 

Anne zannettiğin gibi değil, burada spor yapmak zorundayız, top oynarken düştüm, bu yüzden yüzüm yere geldi yüzüldü, fakat inanmadı.

 

Anemi ikna etmek için, içim yanarak yemin ettim, yeminimi duyunca biraz rahatladı, annem yeminime çok itibar eder ve inanırdı.

 

Annemin yüzüne bakarken utanıyor, kahrediyordum, çünkü annemin gözü gibi bakarak büyütüp, emanet ettiği yüzümü, ben ne hale getirmiştim.

 

Yeniden yumruklarımı sıkarak, hak etmediğim halde, beni bu hale getirip, dava adına zulmü, reva görenlere ve bununla öğünenlere acıyarak hayıflanıyordum.

 

Canım anamın geldiğine, sevineceğim yerde, maalesef daha çok üzüldüm.

 

Yüreğim parçalandı, bir anda mahcubiyet ve aczi yet her tarafımı sardı, duman etti, içimi sızlattı ve yüreğimi dağıttı.

 

Ama olsun yinede, hayatımın en değerli varlığı olan, canım anamın, yüzünü görmem ve ayrıca, karşısına onu utandıracak, bir başka suç ile çıkmamam tek tesellim olmuştu.

 

Garip anam, bana iç çamaşırı ve kıyafetin yanı sıra, güzel şeyler getirmiş sağ olsun, çok ikram olmuştu.

 

Okul arkadaşlarım gelmişler, görüştük ve özellikle dostum Mustafa, zahmet etmiş unutmamış sigaramı getirmiş, çok ikram olmuştu.

 

Onun için Rabbime, sonsuz şükürler olsun diye el açtım ve yakardım.

 

Ömrüm vefa ettiği sürece zillet, adavet ve enaniyetten ona sığındım.

 

Cezaevinde geçirdiğimiz günlerin, 34.günü olan bu gün, mahkemeye çıkacağımız gün olduğu için, gece dahi doğru dürüst uyuyamamıştık.

 

Zaman gelmişti artık, hazırlığımızı gün evveli yaptık ve mahkemeye çıkmanın heyecanını yaşıyorduk, nihayet gardiyanlar geldi ve o günkü listeyi okudular.

 

Hazır olanları hizaya koyarak, kelepçeleyip, dış kapıya doğru yöneldiler ve cezaevi aracının yanına geldiğimizde, beklememizi söylediler.

 

Askerlere teslim ederek, kendi görevlerini ifa ettiler.

 

Askerler daha sert ifadelerle, bizleri nizama koyarak, araca sıra ile bindirdiler.

 

Aracın içi hafif karanlıktı, sigara içenlerden epeyce bunalmıştık, fakat ses çıkartamıyorduk, zaten herkesin bin bir türlü derdi ve ümidi vardı.

 

Çünkü dert bir değildi ki, bunu biliyorduk, çektiğimiz her nefeste, hak etmediğimiz acılarımızı, içimize gömerek, çaresizlikten kıvranıyor ve adeta soluyorduk.

 

Nihayet cezaevi aracı durdu ve stop etti, anladık ki, bizimde yolculuğumuz nihayet bitti.

 

Askerler kapıyı açtılar fakat gözlerimiz güneşten o kadar çok kamaştı ki, o an kimseyi göremedik.

 

Ellerimiz kelepçeli vaziyette, araçtan aşağıya indik ve askerler bizleri gözleri ile sayarak, adliye sarayının bodrumuna götürdüler, burada saatlerce dikildik ve öylece bekledik.

 

Donuk, sönük, kuşku ve merak bütünlüğünde, sütunları sayarak, gelen gidenlere anlıyormuş gibi bakıyordum ve bu arada askerler, arkadaşlar zaman geldi, haydi hazırlanın gidiyoruz, komutunu verdi.

 

Her nedense o vakit kalbimde, sonsuz bir heyecan hissettim, adeta yüreğim dışarı fırlayacak gibi atıyordu.

 

Fakat o an, nasıl bir savunma yapacağım, şablon gibi aklıma geldi, gece sabaha kadar düşünerek hazırlanmıştım.

 

Adliyenin bodrum kapısından çıktık, merdivenleri ve katları bir solukta adımlıyorduk.

 

Meraktan bekleyenlerimiz oldukça çokmuş, salonda onları görünce sevindik, hüzünlendik ve şaşırdık.

 

İstanbul’dan rahmetli Ramazan amcamın, sevgili eşi Leyla yengemin de, gelmiş olduğunu fark ettim, lakin onlara da zahmet verdiğimi düşününce, istemesem de üzüldüm.

 

Sarılıp, hal, hatır soramadan, kendimizi biranda mahkeme salonunda bulduk, tarama özürlü, kalın gözlüklü, orta yaşlı bir avukat, bizim davamızı savunacakmış.

 

Hâkim bey bizlere sorular yöneltti, cevap verdik ve bir müddet bekledik, netice itibariyle tutuksuz yargılanmak üzere, serbest bırakıldık.

 

Tabi olarak heyecanım yatıştı, çok sevinmiştim, o anki coşkuyu tarif edemem, sarılan, öpen, kucaklayıp kahraman ilan edenler, hat safhadaydı.

 

Cezaevinin kapısına kadar, konvoy halinde gelerek, eşyalarımı alıp, çıkmamı bekleyen, oldukça kalabalık arkadaşlar içimi kabartıyordu.

 

Cezaevindeki arkadaşlarla vedalaşıp ayrılarken, idamlık ve kabadayı olarak bilinen, bağrı yanık Şereften;

 

Gardaş buranın huzurunun senimle bir başka olduğunu, çok geç anladık.

 

Yeni bulmuşken, kaybetmenin acısını yaşadıklarını ifade ederek, gönlümü almak istedi, koğuşun en kıdemlisinden bunu duymak, beni ayrıca sevindirdi.

 

Bizleri unutma seni çok arayacağız diyerek, haydi arkadaşlar dedi ve hep bir ağızdan çırpınırdın kara deniz, şarkısı söylenmeye başlandı.

 

Koro halinde söylenen ve oldukça gür seslerin koridorları çınlattığı, o güzel anın izlerini, kulaklarımda hala taşırım.

 

Gardiyanların, yalak ve salaklarını ayırdıktan sonra, kalanlarla vedalaşıp, cezaevi ana kapısından çıkınca, aklıma ilk gelen kafesten kaçan kuşlar oldu.

 

Tezahüratlar yaparak bekleyen, coşkulu kalabalığa karıştım, otuz dört gün boyunca, içimde sakladığım, kini, dışladım sanki yeniden kendimle barıştım.

 

Konvoy halinde evimize geldik, sevgi yüklü muhabbeti yere serdik, sofralar kuruldu ve bulunan nimetlerden nasiplendik.

 

Üç gün boyunca gelen, geçmiş olsun, gözünüz aydın diyen, sürekli nasıl geçti günlerin diye, sorarak merak edenlerin sayısı oldukça fazlaydı.

 

Takip edildiğimi bildiğim için, kırk beş gün sürekli müspet konuşarak, tespit etmiş olduğum, lâçkalık ve kokuşmuşluğu, öne çıkartmadım.

 

İlmi siyasetin gereği ve kuvvet dengesinin şartı, kanaat oluşturmak, gücü toplamak, söylem ve tarzlarında paralelliği aynı anda yansıtmaktır.

 

Potansiyel tespitinden sonsa, gerçekleri her yerde değil, yeri ve zamanı geldiğinde haykırmak, yanılgıda olanları sabırla ayıltmanın lüzumuna inanmaktır.

 

Nihayet okulu, zar zorda olsa, küçük bir vukuatla tamamladık, güya meslek sahibi olduk, onunla ilgili iş araştırmaya başladım.

 

Okul arkadaşım İsa, ağabeyinin elemana ihtiyacı olduğunu belirtti ve istersem onun yanında çalışacağımı söyledi.

 

Hiç tereddüt etmeden hemen kabul ettim, zira başka bir alternatifim yoktu ve çalışmak zorundaydım ve böylece demir doğramacı olarak, mesleğe ilk adımı attık.

 

Usta ölçüleri veriyor, bunları yap, hazırla yarın takacağız diyor, aynı zamanda orta ana dolu fabrikasında, çalışan biri olduğundan, çekip gidiyordu.

 

Saclar ölçüler dâhilinde kesilip, doğranacak, sonra toparlanıp puntalar halinde kaynak yapılacak, spreyle taşlanacak ve akşama hazır hale gelecek.

 

Düşündüm, taşındım, bazen de şaşkınlıktan ensemi kaşıdım, bir çıkar yol bulamadım, usta benden o kadar çok şey istiyordu ki, şaşırdım, donup kaldım.

 

Yeni mezun olmuş, pratikle hiç yoğrulmamış, benim gibi acemi bir insanı, dükkânda yalnız bırakarak, onca iş başına sarılarak, ne yapılmak isteniyor diyerek söylendim.

 

Ne yaptım biliyor musunuz, hiç bir işe el sürmedim, bekledim, düşündüm, durdum, en sonunda dağılmış malzemeleri topladım, bir kenara koydum.

 

Kapıyı sıkıca kontrol ederek, kilitledim hemen arkadaşım İsanın yanına giderek, olanları bir solukta sıraladım ve kendisine anlattım.

 

Anlattıklarımı dinleyen İsa’nın, katılarak gülmesine ve gözlerinden yaş gelene kadar, bu eylemine devam etmesine şaşırdım.

 

Nihayet önemli değil, zaten böyle olacağını biliyordum demesi, çaktırmadan beni süzmesi, unutulmayacak kadar enteresan ve güzeldi. Fakat çok rahatlamıştım.

 

İsa beni bırakmadı, çay demledim birlikte içeriz, sabredersen az bir işim kaldı, beraberce birkaç yer daha var, oralara da bakarız dedi.

 

Benim yıllarca sanayi tecrübem var, ben dahi yapamam ağabeyimin sana yap dediği işi, üzülme zaten yanında da kimse çalışamıyor, diyerek teselli etti.

 

Birkaç yere baktık, haber vereceklerini söylediler, teşekkür ederek ayrıldık, yine sokakların arasına daldık, daha sonra İsa ile görüşmek üzere vedalaştık.

 

Evimize beni terk etmeyen efkârımla geldim, canım koç babam kapının önünde sandalyede sanki beni bekliyormuş gibi oturuyordu.

 

Selam verdim, nasıl olduğunu sordum, içeriye geçip soyumdum, iş kıyafetimi giyerek, bahçeyi bellemeye, kendime gelmeye koyuldum.

 

Bahçe ile uğraşırken dertlerimle, derinlere dalıyor hiç yorulmuyordum, zaman ilerlemiş ve alıp başını sessiz sedasız gitmiş, nihayet hava kararmıştı.

 

Bir ses geldi kulağıma, dönüp baktım ki annem, yemek hazırlamış, babamla bana bakıyorlarmış, ben hiç fark etmeyince, yemek soğumasın diye çağırmış.

 

Yemek atıştırırken, İstanbul da ki fabrikatör amca zadelerimden, Osman ağabeyimin aradığını, beni sorduklarını ve telefonla kendilerini aramamı söylemişler.

 

Onları biran düşündüm, İstanbul gibi dünya şehrin de, çocuk yaşta babasız kalarak, eniştesinin yanında yılmadan çalışarak, ayakta kalabilmeyi başarmış ve şahsına ait bir işyeri açarak kendi ayakları üstünde durmayı başarmış.

 

Perakende, toptan ve daha sonra, toptancılara mal satan fabrika, kurarak sahibi olmuş, birçok insana iş imkânı sağlamış oldukça başarılı bir insan.

 

Saygı duymamak, şaşırmamak mümkün değil, gıpta ile nazar ettim, baktım birde kendime, fakat mukayese edemedim, aramızda bulunan farkı açık, seçik bir şekilde sorguladım.

 

Babam tek amcaları olmasının yanı sıra, Sümer bez fabrikasından emekli ve dar gelirli olması sebebiyle, her sene Ramazan ayında, amcamın canlı hatırası olan yengemi gönderirler ve sevgili yengem ihtiyaçların tespitini yapardı.

 

Bir yıllık ne ihtiyaç varsa, her şey dâhil alınır, biraz da harçlık vererek hayır dualarla başka ihtiyaç sahiplerinin, yardımına gitmek için, vedalaşarak helallik alırdı.

 

Yengem çok hayır öğütlü, birazda peşin sözlü, ama oldukça samimi, son derece geçim ehli, çileyi tanımış, sabırla yudumlamış, ama kimseye yansıtmamış bir hanımefendi idi.

 

Allah rahmet eylesin şimdi aramızda değil, bu fani dünyadan, zamanı gelen herkes gibi aniden, amcamın sevgili hanımı olan yengemde, dareyn saadetine göçüp gitti.

 

Evinde misafir bulunduğun her an ilgisini ve ikramını hiçbir zaman ihmal etmemişti, Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

 

Bu düşünceler yumağı ile, telefon etmek için postaneye gittim, telefon numarasını yazdırdım ve her kez gibi sıraya girip beklemeye başladım.

 

Bir müddet sonra, sıram gelmiş olmalı ki ismim çağrıldı, hemen telefona yöneldim, alo dedim karşımda bir bayan sesi; o an şaşırdım.

 

(devamı nakşeden izler 5 te)

MU
23.10.2007 14:07
#40

Aşk öyle Bir Düşer Ki Nasibi Doğrultusunda!

 

 

Suya nağmelerini yazan yapraklar teker teker diziliyordu.

 

Bir aşkın mana katresinde ki yansımalarını aksettiriyordu.

 

Ne parmaklar onu okşamıştı, haline bir şevk katmıştı melallerin seyri hallerince.

 

Her nedense bir yaprağın hali nezaketinde her zaman bir nisanın, bir aşkın, bir hazzın, bir kızın salınması, naz ile samimiyeti hatırıma gelirdi.

 

Bir damlanın dalgaları misali, melalin dili sukut hali gibi.

 

Ne hicranlar gizliydi oysaki pakı mahzun umutlarında, feryat edemediği soluklarında, yutkunduğu muratlarında. Her düşen bir yaprak misali…

 

Her bir nefesi anlamlaştıran ruhunun güzelliğinde ki sanattır. Ruh hak için vardır, mutlaktır, aşkın rengiyle boyanmaktır.

 

Nedendir sanat harikası aşklar sürekli ibreti hak olarak telakki edilerek anlatılırlar.

 

Nesiller boyu tarihin savaşlar kusturan teganniliğinde sanki uzatılan bir buket misali, bir salkım üzüm gibi, tenin derisinden boşandığı gibi, midenin kendi yetisiyle iktifa ettiği misali.

 

Bedende bir yenileşme, sinede içsel derinleşme safhası başlardı sanki açlığın yudumlanan sahnelerinde.

 

Kulluğun idraki gibi, muştunun kalan izleri misali, aşkın hali hissiyatta devri mana yapması gibi…

 

Ruh bedene vaziyet ettiği sürece itibarlıdır, vardır, anlamlıdır, kadri mutlaktır.

Nefisler asla eziyete, ızdıraba, gayrete, meşakkate kapalıdırlar.

 

Yan gelip yatmak isterler, doymak nedir bilmezler, bedenin kas yapısını tahrik ederek miskinleştirirler.

 

Ölmek temayülüne hız katarak, manasız kalırlar ancak.

 

Oysa sessizliğinde sukutu hal ile akıbetini bekleyen su, emri hak ile hiddetin ve şiddetin korkusuyla esrarın safhalarındaydı.

 

Yaprak ki dalından kopmak zorunda bırakılan bir sevdanın mahzunluğunu yaşayarak habersizdi olacaklardan.

 

Lakin düşmek zorunaydı hikmetin muvacehesinde ki mevcut nasibince.

 

Bu öyle kutlu bir yoldu ki teslimiyetle ancak durulur, solunur, anlam bulunurdu.

 

Muhakkak ki bir halk edenin nuruydu, muradıydı, tasarrufuydu, nizamıydı.

 

Maksuda ulaşmanın bir tek yolu rızayı bari ile solumak, konuşmak, hem hal olmaktı, aksi bir tavrın tercih edilerek enaniyet için isyana girilmesi şirretti.

 

Hazanın esrarında kurumaya yüz tutarak, hayat damarları sessiz bir sukutun perdelerinde aranan mızraptan akseden bir feryadın nağmesi misaliydi.

 

Gözyaşları içe akarken, kan çekilirken, iksir tükenirken, cazibe biterken bırakılmak gibi, azadın izleri misali.

 

Hürriyeti hayata yeniden başlamak gibi…

 

Suya düşerken bile esintilerin etkisinde sessiz melalin derinliğinde. S

Sesler, renkler anlamsızlaşır, tükenen bedende ki can gibi, mecalsiz nazarlar misali.

 

Anılar! Bir yerde nutku duranlar, zihni bulananlar, şevki kaçanlar, ahirin unutanların seyri halleri gibi.

 

Artık eneyi önceleyen kudret kalmamıştı düşen yaprağın melalinde!

Güç kalmayınca suyun serinliğinden habersiz bir esinti gibi serilir.

 

O zerreyi hakikati merak edenler olamaz mı hiç mahlûklar arasında beklenirken.

 

Mühleti hayatı bulunan canlar bir gayretin içine girerek can havliyle yarışırlar.

 

Oysaki düşen yaprak cansız kalınmışlığın her aşamasını büyük bir nezaketle arz ediyordu!

 

İşte düştüm elinize her ne ederseniz, neye layık görürseniz, nasıl tasarruf ederseniz demek istiyordu.

 

Üflenen bir neyin sesi, tamburdan akseden hüzzam gibi, kemanın hüzünle kuşatan nağmesi misali…

 

Edep halin dili, mananın ahengi, gülün rengidir.

 

Dil dane olmak, onu bahşeden, letafeti serde ten, edep içinde eriyen bir piri fani, fuzuli, baki, seyrani meşkiyle kıdemleşerek nefeslenmek muhayyilesi.

 

Aşklar sadece mükellef olanların hasleti zannedilir,

 

Oysaki onu bahşeden kimdir, kimler için hikmetler nasip etmiştir nerden bilinir ki, bir idraki hakikat ötelenirse.

 

İdrakimiz her ne kadar bu hakikate müdrik olsa da, ruhi derinliğin kifayetsizliğinden inkıtaa uğramak zorunda kalacaktır.

 

Çünkü terbiye düsturuna hasret bir nefs erdemliliği, fazileti, münevverliği engelleyecektir.

 

Bu hal üzerine mütenasip olan bir can, aşkın hazzından ne kadar anlayacaktır.

 

Bu nedenle anlaşılır olacaktır, vuslat için koşturacak, koklayacak, yorulacaktır.

 

Düşen bir yaprağın meramından, aşkın hazından, mahzunluğundan, suyun hilminden, içselliğinde ki teslimiyetinden ne kadar anlaya bilecektir ki.

 

Oysaki her zerreyi hakikatin yaratılış sebebi nihayetinde bir rahmetin tecellisiydi.

 

Rahmet ki, bir gül misali sineleri ihata ederken, gülün mihengi efendimizi anlattığını onun için neşet ettiğini haykırıyordu.

 

Cahilliğinden azat olmuş bir münevver misali, zindandan kurtulmuş Mehmet gibi, kaldırımlarda sabahlayan bir himmet ehlinin şefkati gibi…

 

Ağlayan bir sabinin derdiyle hemhal olan bir ana misali, yavuklusuna hasret bir sevdalı gibi…

 

Elbette ki gedik ki gideceğiz, neyi düşüneceğiz, güle hasretiz, edebin derdiyiz, halin kederiyiz, suyun sesiyiz, yaprağın yüreklerde korlaştırdığı izleriz.

 

Biz düşününce bir değeriz, tahkik edince faziletliyiz, zekâ içinde merak edeniz.

 

Teslimiyette mukallitliği seçmeyiz, idrakin seyrinde serinleriz, hareket ve kuvvetin kime ait olduğunu bileniz.

 

Biz kulluğun itminanlığında Rahmanın huzurunda köleliğin müdriki olarak haz alan, hakkın rızası doğrultusunda efendimize olan sevgimizi!

 

Nefsimizden ziyade sevdiğimizi beyan ederken, içselliğimizde ne derler vehmiyle yaşayan biçareyiz.

 

La şerike derken ne demek olduğunun farkında olmayan zavallı inananlarız.

 

Bu sebeple halden, demden, meşkten, aşktan ancak idrakimiz oranında anlarız.

MU
24.10.2007 08:57
#41
Yazınız çok güzel olmuş teprik ederim

 

Madem ki beğendiniz, zahmete girerek bir şevk bahşettiniz, siz rahmetin esintisinde nefeslenensiniz, teşekkür ediyorum.

MU
24.10.2007 15:56
#42

Değerli Bir Yazar Arkadaşıma!

 

 

“iki hayatın var olduğunu ve hayal âlemin de bulunduğumuzu farz edersek, ağırlığın verilmesi gereken yeri bilenlerdendir demek yerinde olur” diyorsunuz.

Sevgili üstat; zatımla ilgili tespitleriniz için bahtiyar olduğumu bilmenizi isterim.

Makale, hikâyelerim için “devede kulak kalır” teşhisiniz biraz manidar geldi.“Nakşeden izler” anı roman çalışmamı ilgili siteye bir bütün halinde ekleme fırsatını bulamamıştım. Bu nedenle bölümler halinde yayınladım.

Bu çalışmam diğer sitelerde fevkalade revaçtadır. Bir okur sıkıntısını, tasasını asla çekmedim ve böyle bir beklentiye meyletmedim.

Zira tesirin sebebini bilendim bu bakımdan muhakkak ki heder-i nefestim.

Şiir çalışmama gelince; bu alanda çok başarılı olduğum söylenemez elbette.

Çünkü mısralarımı şair olduğum için veya bu sıfatın hasretiyle yoğrulduğum için yazmıyorum.

Hani bir hüznün nağmesi bizleri farklı hissiyat serencamında yol aldırırlar ya…

Maddeden maada bir nefes gibi… Şekliyeti şutlayan bir abit misali…

Tefekkür ikliminden haz alan bir nefeslik can gibi…

Aşkın demiyle kavrulan deveran inisiyatifi…

Cezbeye tutulmuş feveran misali bilinir ya…

Yazmak… Onu anlamak… Onun için var olmak…

Düşünmek… Neyi düşüneceğimizi bilmek gibi…

Sevmek… Hinlikten bertaraf olmayı bilmek…

Sineyi bahşedeni La şerike diyerek diyardan göçmeyi tercih etmek!

İşte değerli dost neylersin, bir acizliğin muhayyilesiyle nefeslenirken.

Atmosferde yankı bulan feryadımın ahenk sızısı serdedildiği gibi…

Bu maksada binaen okurlarımdan gelen talepler nedeniyle belki biraz fazla zaman ayırdığımı söylemek mümkündür…

En fazla şiir ürettiğim dönem, yazmaya başladığımdan itibarendir.

Ama sevgili üstat bilmelisiniz ki, o kadar güzel tepkiler alıyorum ki edebiyat çevrelerinden, haz almadığımı söylemeden geçemeyeceğim.

Şiirlerime, ilham perimin kayıplara karışması sebebiyle, bir süreliğine ara verdiğimi belirtsem çok manidar bulur musunuz?

En son yayınladığım” Nefesinle solayım” çalışmasıdır.

Fakat en çok alındığım, başlangıç paragrafında ki hatırlatmanızdır.

Hakikaten biraz yüreğimi sızlattı…

“İki dünyanın var olduğunu ve hayal âleminde bulunmak”

Demek ki yazdıklarımda bu pek fark edilmiyordu.

Hayalin eşiğinde bir emeğin döküntüleriydi… Hayal…

Ah bu hayal olmasaydı… Aşk nasıl anlaşılırdı… Nasıl yaşanırdı?

Kurtulamadığımız bir monotonluğun pençesinde yaşamak, o kadar meşakkatli ki benim için, inanın kelimelerle anlatmak kifayetsizdir…

İşte sevgili üstat şiirlerle ben hayalin meşkinde seyretmişsem, inanın bundan asla bizar değilim, çok keyif aldım, birçok yeni dost kazandım.

Yüreğimin hücresinde hapsolan duygularımın kapısını, atmosfer dostlarına açtım.

Onlarla paylaştım, sağ olsunlar kıymet verdiler, yorumlarda bulundular…

Aşk bir hakikatse onu yaşadım dersem abartmış olur muyum bilmiyorum.

Hissettiğim aşkın ta kendisiydi… Bilmeden… Görülmeden…

Sadece satırlarla yaşana bir aşk düşüne biliyor musunuz?

Şekliyeti önceleyenler biliyorum ki çok şaşıracaktır…

Kim ne derse desin şaşmayan bir esin kaynağım olmuşu!

Mısralarında bulduğum mana derinliği, hislerimi tetikliyordu.

O bir sanatçı ruhluydu… Mısralarında güftenin izleri mevcuttu…

Bir kemanın nağmelerinde dinlenseydi mısraları ne harika olurdu…

Bir ressamım hassasiyeti mevcuttu… Tuval onun ellerinde raks ediyordu…

İşte hissettiklerinizi bu haleti ruhla kaleme alırsanız…

Neler çıkıyor emeğinizden bir bilseniz…

Aşk acısını bilen kaç insan vardır… Arzunun değil, hazzın aşkını…

İşte bu güzel ve görmediğim insan aşk acısını bilendi…

Hissedendi… Bir sevendi… Sevmeyi bilendi…

Demem odur ki sevgili üstat, aniden yüreğimi yakalayandı…

Kendine katandı… Fizik kurallarını hiçe sayarak…

Tenleri mahkûm bırakarak… Hayânın içinde kalarak…

İşte her iki dünyayı da hayallerimizin zenginliğiyle güreleştirebiliriz…

Aşk bizlere manayı yaşatandır ey sevgili dost…

Aşk hak kapısında kavurandır…

Aşk gülün kokusundan, bülbülün feryadından imbiklerdir…

Yaptığınız yorumlar için teşekkür ediyorum…

Sevgi ve muhabbetlerimi gönderiyorum…

SE
24.10.2007 19:57
#43

Boşverin sayın abim! İt ürür kervan yürür.Yada daha edepli bir yorum gerekirse meyvalı ağaç taşlanır. B)

 

Saygılarımla...

MU
25.10.2007 10:08
#44
Boşverin sayın abim! İt ürür kervan yürür.Yada daha edepli bir yorum gerekirse meyvalı ağaç taşlanır. B)

 

Saygılarımla...

 

Ey güzellik içinde akalan can... Alakanız sebebiyle teşekkür ediyorum, hayırların sizleri bulmasını diliyorum, selam ve sevgilerimle kalınız istiyorum.

YA
25.10.2007 16:11
#45

Fırsatım ölçüsünde şimdilik ancak bu hikayenizin 1. kısmını okuyabildim. Şu ana kadarki intibamı belirteyim: Cümleler çok net,duru ve anlaşılır. Sadece bu yazınıza bakarak baş kahramandan için "bir" yorum getireyim: Arayışın kollarında hayat süren şahsı remzlendirmektedir.

Keyfiyet sahibi olduğunuzu eserinizden anlıyoruz. Hikayeniz, bizlere de farklı bir cihetten farklı düşüncelerin/duyguların potresini sunmaktadır. Olayın serencamını hayli merak ederek bende şimdilik burada noktalayayım. Elinize ve emeğinize sağlık efendim.

MU
25.10.2007 16:56
#46
Fırsatım ölçüsünde şimdilik ancak bu hikayenizin 1. kısmını okuyabildim. Şu ana kadarki intibamı belirteyim: Cümleler çok net,duru ve anlaşılır. Sadece bu yazınıza bakarak baş kahramandan için "bir" yorum getireyim: Arayışın kollarında hayat süren şahsı remzlendirmektedir.

Keyfiyet sahibi olduğunuzu eserinizden anlıyoruz. Hikayeniz, bizlere de farklı bir cihetten farklı düşüncelerin/duyguların potresini sunmaktadır. Olayın serencamını hayli merak ederek bende şimdilik burada noktalayayım. Elinize ve emeğinize sağlık efendim.

 

İlginiz, bu vesileyle himmetiniz, tahkik yeteneğiniz, muhayyileniz, atfettikleriniz, metanetiniz sizler için güzellikler dileriz, hayırlar niyaz eyleriz.

SE
25.10.2007 20:56
#47

Aynı dilekler bizden size ;)

 

Duanız duamızdır

 

ve diğer hidayete talib olanlara

 

Şiir tadında kalınız B)

MU
26.10.2007 08:29
#48
Aynı dilekler bizden size ;)

 

Duanız duamızdır

 

ve diğer hidayete talib olanlara

 

Şiir tadında kalınız B)

 

Çok teşekkür ediyorum, şevk hazzıyla terennüm ettiğinizi hissediyorum, halin esintisinde nefeslendiğinizi biliyorum, sizi kalbinizin sahibine emanet ediyorum.

MU
26.10.2007 08:30
#49

Bilmek!

 

 

 

Her nefes,

Nafilemidir?

 

Asla!

Zerresi,

Sahibine aittir?

 

Hak,

Bir hakikattir?

 

Zan,

Cehalettir?

 

Kaygı,

Adavettir?

 

Yargı,

Garabettir?

 

Saygı,

Nezakettir?

Aldı,

Hassasiyettir?

 

Nal,

Zarurettir?

 

Mal,

Sahavettir?

 

Bal,

Bir ibrettir?

 

Sal,

Suyu bilmektir?

 

Zar,

Bir gaflettir?

 

Kar,

Rahmettir?

 

Nar,

Berekettir?

 

Bar,

Rezalettir?

 

Can,

Bir nihayettir?

 

Kan,

Asliyendir?

 

Canan,

En yakınındır?

 

Ar,

Edep bilmektir?

 

An,

Bir akibetir?

 

Yar,

Bir gayedir?

YA
26.10.2007 14:46
#50

Edebi yönden oldukça zevkle okuduğum bu yazınızdan ötürü tekrardan teşekkür ediyoru(m)z. Hamd olsun, sitemizde, yazılarımızda gözardı edilmeyen edebi zevki sizin yazılarınızda da ön planda ve öncelikli olarak görünce içimizdeki "edebi mekan" kendisini mesrur ve memnun bulmakta. Çok noktada muzdarip olan mahzun ve mazlum olan manamız/ruhumuz, bu sanal ama ulvi ortamda kendisini renklendirebiliyor,şekillendirebiliyor.Kelimelerin sırlı büyüsünde kendisini saklayan revnakları diğer bölümlerimizle birlikte sizin de yazılarızla birlikte tadabiliyoruz...

 

Üstadın anıldığı/anlatıldığı sitemizde hep böyle paylaşımları beklemekteyiz...

 

saygılarımla

MU
26.10.2007 17:02
#51
Edebi yönden oldukça zevkle okuduğum bu yazınızdan ötürü tekrardan teşekkür ediyoru(m)z. Hamd olsun, sitemizde, yazılarımızda gözardı edilmeyen edebi zevki sizin yazılarınızda da ön planda ve öncelikli olarak görünce içimizdeki "edebi mekan" kendisini mesrur ve memnun bulmakta. Çok noktada muzdarip olan mahzun ve mazlum olan manamız/ruhumuz, bu sanal ama ulvi ortamda kendisini renklendirebiliyor,şekillendirebiliyor.Kelimelerin sırlı büyüsünde kendisini saklayan revnakları diğer bölümlerimizle birlikte sizin de yazılarızla birlikte tadabiliyoruz...

 

Üstadın anıldığı/anlatıldığı sitemizde hep böyle paylaşımları beklemekteyiz...

 

saygılarımla

 

Gönlüm bir hicranın arefesinde halin esintisiyle ahengi ararken, mana muhayyilesi, bir hasret olarak gün yüzüne muhtaçtı. Üstadlar rahmetin şerefine nail olurlarken hayatlarını hasrettiği dava enginliği evrenselliğin güzelliklerinden seyirlerdi. İşte o vakit cefa aşk idi, safahat zilletti. Uykuya hasret gözler mihengi için ne büyük güzellikte nazar ederken, hüzün en büyük bir şevkti. Sevmek... Onu bilmek... Onun için enefeslenmek... Ne muazzam bir şerefti...

Yazmak... Onun için yanmak... Bu uğurda yaşamak... Ancak böylece anlamlı olmak... Canı, cananı, sevdayı, hülyayı aşkı hal içinde vakfetemek...

Bir yaprağın hiçliğinde ki bu ahvalim sizler için bir mna ifade ediyorsa... Onun için ancak hamd edilmelidir... Tesirin kimden olduğu bilinmelidir... Teşekürler.

MU
30.10.2007 11:27
#52

Eğer Bir Bilseniz Ki!

 

 

Ey tefekkür eden can

İsmiyle müsemma olan insan

Biliyoruz ki her bir can

Farklılığı bulunan bir âlemdir

 

İnkişaf ve inhisar

İtminanlık bakımından

Hale bir akse da olarak

Aksetme misse

Hüzün ve yeis vardır

 

Bircan olarak yazma dilim ve tarzım

Acizliğimden farklı seçeneklerle

Mücehhez olamamamdan

Kaynaklandığı muhakkaktır

 

Yazmam hususuna gelir isek

İşte ne yaparsınız ki

Boş bir başak misali

Lafazanlığa cüret edince

Böyle oluyor maalesef

 

Siz lütfen kusurumuzu bağışlayın

Dilediğinizi ve değer verdiğinizi

Okumayı tercih edin şiirlerimden

Edebe ihtiyaçlı bir can olarak

 

Edebi bir dalda yazmak

Elbette ki haddim olamazdı

Sadece melalimi paylaşmak için

Huzurunuza çıkmaya

Cesaret edebilmiştim

 

İlginizden dolayı, tercihiniz

Sebebiyle sizlere müteşekkirim

Sizi kalbinizin sahibine emanet ederken

Huzur ve itminanlık diliyorum

Selam ve saygılarımla

MU
30.10.2007 14:38
#53

Düşünmek Onunla El Ele Yürümeyi Denemek!

 

Her nedense bu günlerde sinemin daraldığını çok hissediyorum.

 

Muhakkak ki soruyorum, düşünüyorum, fikri teatiyi çok önemsiyorum.

Zaten bundan öte ne yapıla biliyor ki? Sessizlik içinde nefeslenme gibi!

Hadiselerin mücbir sebepleri belli değil mi? Yıllara sâri bir illet misali.

 

Ceddim hani bir zamanlar demişti ya! Kulak asan mı var sanki!

 

İnsan olma özelliğimizin dahi tartışılıyor olması dahi kimlerin derdi sanki?

Hayatın anlaşılması, hadisatın zuhuru, ebet ve ezelin hala bir tefekkür muhayyilesiyle bilinmiyor olması ne kadar gariptir lakin ne yapıla bilir ki?

 

Teknik açılımlar insanlığın huzur ve teminatı muvacehesince tasnif edilmesi gerekirken, asırlar boyunca hangi maksada binaen kullanıldığı aşikâr değil mi?

 

Saygı kimlere duyulur, sevgi kimler için zorunludur, münasebet sınırı hangi ölçüler sebebiyle meşrulaştırılır, kültürel alt yapı neden sürekli asimile ye uğratılır çok anlaşılır olmasa gerekir.

 

Bireysel olarak katkı payımız oranında söz hakkımız ne kadar mümkün! Neden kolluk kuvvetleri hala bir ürperti nedenidir? Bizim için görev yaptıkları bilinmesine rağmen. Bir illegaliteye bulaşmamıza rağmen. Kendi çocuklarımız olduğunu bilmemize rağmen.

 

Neden devlet ve organları halkımıza bu kadar mesafeli bir duruş sergilemek durumunda kalırlar çok anlaşılır olmasa gerek! Neden kolluk kuvvetlerinin asayiş adına görev ifa ettikleri mahalli noktaların adı “karakoldur”

 

Oysaki bu merkezler huzurun ve sürurun temini için var olan merkezlerdir. Anlaşmazlığın, nizamsızlığın kişi hak ve özgürlüklerinin temininin sağlandığı mekânlardır. Ancak ne kadarı mümkün oluyor düşünmemiz gerekmez mi?

 

Benim devletim, bizim devletimiz derken milli duyarlılığımızı meydanlara taşırken, sükûnet tavsiye edilirken, kanlar dökülürken sanki hala bir karmaşa içindeyiz!

 

Büyük Ortadoğu projesi kavramını hatırlayalım, kimlerin ihdas ettiklerine şöyle bir bakalım, arzı cihanı demokrasi vaatleriyle işgal eden müstekbirleri unutmayalım. Lakin bir stratejik ortaklığımız sözde de olsa devam ettiriliyor.

 

Neden? Kuvvetin merkezi, gücün temsilcisi dünya ülkelerinin hamileri olmaları sebebiyledir zannederim. Ki dikkat ederseniz savaşın sebebi, asayişi kendi heva ve heveslerine göre tanzim eden zamane tağuti tuğyan güçleridir.

 

Kendi ülkelerinde dahi huzur ve güvenliği sağlayamayan, tabalarını zorunlu kölelikte daimiliğe alıştıran, insanları düşünmekten alıkoyan asi bir sistem!

 

Tüketim toplumlarının genel hastalığı hala ne zaman deşifre edilerek, bizim insanlarımızın manasına bir önem arz ederek, insanlığın düşünmek mefkûresine zenginlik zuhur edecektir. Halin seyrinde esinlenecektir, ahiri netleşecektir.

 

Sevmeden bir müşterekliğin içinde nefeslenmek bazen o kadar zor gelir ki, kurulmayı arzu edersiniz sinenin derinliğinden.

İnsan bu! Manasında ki ahenk, muhayyilesinde ki ezeli koku, fıtri güzellik donatısı, bu manada ki hazzı ihsan eden aşkı, tefekkür ikliminde ki her aldığı nefeste ki teyakkuzu nasıl izah edilebilinir ki?

 

Nebatat! Ne kadar berrak bir senfoni, hilkatinin esenliğinde adımlayarak maddesine bir anlam katarak, güzelliğini insanlığa sunarak ahirin izlerinden yürümek… Şevk vermek… Sebebini bilmek… Hikmetini nefeslenmek… Dirilmek!

 

Tahkik yeteneğimizi geliştirerek öncelikle kendimizi sonra ayalimizi sonra sevdiklerimizi hilmin esenliğinde, hataların acizliğinde, tekebbürün hadsizliğinde dilerseniz yeniden bir düşünelim.

 

Kimliğimizin anlam bulduğu tüm güzelliklerin başka canların baharlarındayken düştüğümüz acziyeti, gücümüzün seviyesini, hissiyatımızın bahanesini bilirken.

 

Şefkate aç yetişmiş bir gönül, gülün değerini ne kadar anlar ki? Şefkate boğulmuş gönüller dikenin hikmetinden anlamadıkları misali!

 

Yılışık, şımarık yetiştirilen nesillerin gülizarda tepinmeleri ahenksizliği gibi!

Hadsizliğinden kaya neden olan bir arsızın, “kaskom var kardeşim” diyebildiği gibi. İnsan, insan olduğu için düşünen, akledendir başka bir ifadeyle adam gibidir.

 

Kulluk hukuku nedir bilir, mecburdur, icbardır, mutlak bilmelidir. Zira insanlığın gereğidir. Aidiyetin nedenidir, ahirin sebebidir, mizanın ölçeğidir.

 

Öncelikle insan kendine saygılı olmalıdır. Saygı çok iyi tanımlanmalıdır. Kimler için duyulacağı bilinmelidir. Yoksa sevgi bilinmeyen serdedilen olarak bilinir.

 

Mükellef olanla olmayanın farkı gibi! Bunun şartlarının gereği sadece belirli bir yaşa gelmek olmadığı bilindiği gerçeği, tefekkür edilince öğrenileceği hakikati.

 

Müstekbir: Hakkı olamadığı halde hakları gasbeten, hak ilan eden demektir.

Müstezaf: Hakları gasp edilen, ellerinden zorla alınan insanlar demektir.

 

Mükellef: Her şeye boyun eğen, sebebini merek etmeyen, ne verirlerse şükreden değildir! Maalesef bir çarpık kader telakkisiyle insanlar uyutulmaktadırlar.

 

Ne anlama geldiği düşünenler için muhakkak ki bilinmelidir. Açılımları tefekkür edilmelidir. Bu manada akıl neden çok önemlidir haliyle sahipleri tarafından merak edilmelidir.

 

Manasını kaybetmeyen bir insan, asla ve kat’a hiçbir nesneye zarar verme lüksleri bulunmamaktadır. Zaten aşk bunun için asli bir ihtiyaçtır.

 

Lakin kimlerin nasibidir, gayret nerdedir, tefekkür halin seyrinde sebebini bilmektir, onun verdiği hazla nazar edebilmeyi tercih etmektir.

 

Sevemeden diyarı terk etmek, aşkı bilmeden ahkam kesmek ne acıdır!

MU
31.10.2007 18:44
#54

Akşama Yakın Bir Vakitti.

 

Akşama yakın bir vakitti.

Kuşlar o kadar güzel uçuyorlardı ki hürriyetin yekparesinde bir nefes sıhhat gibi.

 

Oldukça canlı ve diri bir keyfiyette, hilkatleri mucibince, rızklarının taksimince!

Semanın haşmeti, maviliğin enginliği, bulutların serpilişi bir nizamın ölçüsüydü.

 

Etrafımız oldukça kalabalıktı, muhtelif seslerin can havliyle çıktığı, meramların paylaşıldığı, dikkatlerin bir yöne doğru çekilmek dilendiği bir ortamdı.

 

Her bir arkadaşım bir güç gösterisine soyunmuştu sanki. Aslen güçsüz olanlar dahi her zaman ulaşabileceği bir babası veya annesi olduğundan, evleri yakın bulunduğundan daha çok baskın çıkıyorlardı.

 

Top oynansa, maç yapılsa, met değnekte olsa, yakarda karar kılınsa, tıpta oynansa, saklambaçta varsa yinede pek değişen bir şey olmuyordu bu meyanda.

 

Uçurtmalarımız çok olmuştur, topaçlarımız nasılda zınılayarak ses çıkartırlardı.

Bir kaş arkadaş uçurtma sevdasıyla gökyüzünde seyri âlem ederken düşlerimiz, hülya sağanaklarımız, kursağımızda kalan umutlarımız sayfalarını açardı sanki!

 

Bir ayçiçeğinin kalpaklarında, bir mısırın sümbül yelpazesinde, bir nohudun metanetinde, bir karpuzun masumiyetinde, bir kavunun dirayetinde, bir çileğin zarafetinde, bir domatesin hazırlığında, bir biberin süzülüşünde farklı farklı!

 

En heyecanlı anlarımızda annemizin gel diyen amir sesi ne de hoşnutsuzdu!

 

Babalarımız sanki daha bir masumdu, çok yüz göz olmazlardı, çalışan dirayetli pervanelerdi. Annelerimiz sabrın demi, sevginin seli, hoş görünün nefesiydi.

 

Ablalarımız can yoldaşımız, yardım sağanağımız, kaygı yumağımız canlardı.

Ağabeylerimiz sanki daha katı, yaptırım noktasında karalı, müsamaha açısından çok sıkıntılı olanlardı.

 

Komşularımız ne kadarda birbirinden farklı insanlardı. Bir kooperatif marifetiyle bir müşterekliği bulunan, çok değişik mekânlardan gelmek zorunda kalanlardı.

 

Kültür farkı o kadar sarih olandı ki, tercih sebepleri dikkate şayan olanlardı.

 

Bir Ahmet amca vardı ki sakin bir adamdı, eskilerin klup sigarasını çok içerdi.

Hasan amca canı tez olan her bir olayda bir tutam tuzu bulunan farklı insandı.

Fethi amca çok ciğerpare olan bir amcaydı, tebessüm yüzünden asla eksik olmazdı, çok narin kızardı, her vakit yardıma koşan değerli ve dost bir insandı.

 

Ama Hatice teyze yani hanımı tam tersi, asık suratlı, iddiacı, layardımcı olandı.

Hani derler ya tencere yuvarlanıp kapağını bulmuş tesellemesi misali gibi.

 

Evlerinin tek oğlu durumunda ki Mehmet çok şımartılmıştı. Babasının avcılık lakabı bulunan Mehmet’e kimseler söz edemezlerdi. Ne kadar çok şımarsa da!

 

Çok haksızlık yapsa da, onun her hareketi birilerince masum karşılanırdı. Çünkü avcı olan Ahmet amcadan çok korkarlardı. Lakin Ahmet amca bunlardan habersiz olan, kendi işleriyle ilgili çalışmaları bulunan çok sakin bir insandı.

 

Bizler uzaktan da olsa bir kötülüğüne şahit olamadığımızdan azda olsa onu severdik. Oğlu Mehmet’i hiç sevmediğimiz halde, onu şımarttığını bildiğimiz nedenle diyemem, çünkü onu hiç yüz göz olurken görmemiştik.

 

Bir gün yine uçurtmalarımızı uçururken şımarık Mehmet bir diğer arkadaşın ipini kopartmak için, uçurtmasını kaçırtmak için saldırmıştı.

 

Mağdur olan arkadaşımız Sait ne kadar sabrederek dirense de, bizler bir gayret göstersek te tüm çabalarımız nafileydi. Mehmet’i bir kere hırs basmıştı.

 

Çok rahat dövebileceğimiz bir arkadaştı lakin onun babası acı olan bir adandı!

Ara da olsa omzunda tüfekle gezdiği görülürdü. Farklı kıyafetler eşliğinde.

 

Mehmet mücadelesine devam ederken mağdur olan arkadaş Sait’in babası işten geliyormuş duyduğu sesler onun dikkatini çekince koşarak geldi ve sevimsiz mücadeleyi gördü.

 

Ayırmak için yüksek sesle müdahale etse de Mehmet artık dut durak bilmiyordu.

Hakaretler yapmaya başladı, salim amca fazla dayanamadı ve Mehmet’e bir fiske vurdu.

 

Mehmet ağlayarak koşar adımlarla babasını çağırmaya gittiğini haykırıyordu.

Bir müddet sonra Mehmet anne ve babasına her ne anlatmışsa bir fırtına koptu.

 

Mehmet’in babası tüfeği elinde soluk soluğa koşarak geldi. Salim amcanın oğlu Sait’in uçurtmasını hedef alarak tüfeği ateşlemişti.

 

Bizlerde korku ile havada ki uçurtmaya bakıyorduk.

 

Uçurtma tam ortasından delinmişti ve çok fazla direnmeden elektrik direğine dolandı ve arada çaresiz bir şekilde kalmıştı.

 

Tüfeğin saçmalarından nasibini alan üç tane kuşta cansız bedenleriyle yere öylece düşmüşlerdi.

 

Hırsın, mantıksızlığın, ahmaklığın bir yaşı olmadığını o kadar bariz bir şekilde görmüştük ki şaşkınlığımız ayyuka çıkmıştı.

 

Başlangıç paragrafında neler söylemiştik oysaki!

 

Kuşlar o kadar güzel uçuyorlardı ki hürriyetin yekparesinde bir nefes sıhhat gibi.

Oldukça canlı ve diri bir keyfiyette, hilkatleri mucibince, rızklarının taksimince!

Semanın haşmeti, maviliğin enginliği, bulutların serpilişi bir nizamın ölçüsüydü.

 

Ne kalmıştı bunlarda artan geriye sadece terbiye edilmeyen, tefekkürle şekillenmeyen, ahirle özleşmeyen, mizanla bütünleşmeyen fiiliyatlar.

 

Gözyaşından başka bir şey kalmamıştı. Üzülenler çok fazlaydı. Hafızalarına kayıt düşenler en bahtsız olan zavallı masum çocuklardı.

 

Düşünmek onu tercih etmek, insan olmanın erdemiyle nefeslenmek demektir.

MU
31.10.2007 19:18
#55

Mihengim!

 

Sahilin sessizliğinde,

Mehtabı yaşarken;

İçtenliğin ve zarafetin,

Dalgaları kuşatmış görüyorum.

 

Öyle bir duruşun var ki,

Cazibeler yumağı olmuşun,

Aldığım nefeste kokluyor,

Verdiğim solukta sana konuyorum.

 

Gördüğüm her yerde,

Seni görüyor ve öylece yudumluyorum.

 

Uyanık iken rüyaya,

Aç iken suya kanıyorum.

Issızlığın serinliğinde,

Seni terennümle anıyorum.

 

Benliğimi bitap ettin,

Sineme gülleler attın,

Takatsiz bırakıp, hicrana kattın.

 

Duygularımın zirvesinde,

Anılarımın gölgesinde,

Öyle mesrur haz, yaşıyorum ki,

Sana, Müteşekkir kalıyorum.

 

Dalgalar yüzeyde kasvetli,

Derinler sakin sinemdeki,

Hislerim seninle kaim,

Görünüşüm aldatmasın sakın.

 

Kışın güneşi arar yazın,

Serinliğine dalarcasına,

Seni hissetmezsem,

Hayıflanıyor kalıyorum.

 

Ritmin vurguladığı,

Meşkin sorgulandığı,

Ahenk derinliğinde,

Sinemdeki bakire,

Mertliğimde ellerimi,

Sana açıyorum.

SE
01.11.2007 23:01
#56

Sayın Abim yine döktürmüş gönlündeki güzellikleri latif bir şekilde !Bununla birlikte bizim de duygularımıza tercüman olmuş B)

MU
02.11.2007 10:02
#57
Sayın Abim yine döktürmüş gönlündeki güzellikleri latif bir şekilde !Bununla birlikte bizimde de duygularımıza tercüman olmuş B)

 

Bilseniz ki ne kadar memnun kalıyorum, yazılan mısraların dostlar tarafından bir değere layık görülerek kıymet atfedilmesi sebebiyle. Teşekür diyorum.

SE
02.11.2007 20:58
#58

Yiğidi öldür ama hakkını ver demişler.Bizimde elimiz dilimiz mahkum.Başkasına gönül el vermiyor. B)

SE
02.11.2007 21:27
#59

Doğru söze ne denir? B)

YA
12.11.2007 20:04
#60

Nihayet bu bölümü de okuduk. Gerçekten çok güzel. Fazla lafa ne hacet. Biz de kendimizi dördücü bölüme yönlendirerek bu anı-hikaye tarzı yazıyı solumaya devam edelim.

YA
12.11.2007 20:20
#61

Yalan yere yemin edene değil de ettirene yazık! Yazık! Bu zihniyet ancak mazlumun ahını almış bir zihniyet. Bundan kime ne fayda olacak...

 

Devamını bekliyoruz. :rolleyes:

MU
13.11.2007 18:01
#62
Yalan yere yemin edene değil de ettirene yazık! Yazık! Bu zihniyet ancak mazlumun ahını almış bir zihniyet. Bundan kime ne fayda olacak...

 

Devamını bekliyoruz. :rolleyes:

 

İnşaallah diyerek sevgi ve muhabbetlerimi beyan ediyorum.

MU
13.11.2007 18:03
#63
Nihayet bu bölümü de okuduk. Gerçekten çok güzel. Fazla lafa ne hacet. Biz de kendimizi dördücü bölüme yönlendirerek bu anı-hikaye tarzı yazıyı solumaya devam edelim.

 

Katkılarınızdan mütevellit çok teşekür ediyorum, sevgi ve saygılarımla güzellikler diliyorum.

MU
13.11.2007 18:07
#64

Nakşeden İzler (anı Roman 5)

 

Ben Osman Cilasun beyi aramıştım, yok mu kendisi dedim, efendim kim arıyor acaba, burada kendisi deyince, rahatlamış bir eda ile ben Kayseri’den Mustafa Cilasun dedim.

 

Efendim bir saniye hemen bağlıyorum ve ben yutkunurken Osman ağabey alo Mustafa dedi.

 

Ağabey nasılsınız inşallah iyisinizdir, diyerek hatırını sordum, teşekkür etti ve ne yaptığımı merak ettiğini söyledi, kısaca izah ettim, iş aradığımı anlattım.

 

Mustafa Bursa ya gelmek ister misin, oradaki fabrikamıza senin gibi Meslek lisesi mezunlarına ihtiyacımız var, sonra senin geleceğin için planlarım söz konusu, ne dersin deyince, tabi neden olmasın gelirim ağabey dedim.

 

Haydi, öyleyse durma bir arabaya atla, şu adrese hemen gel bekliyorum, peki görüşmek üzere diyerek, telefonu kapattık.

 

Ben aslında evimizin bir oğlu olduğum için, annemle, babamla fakir hanemizde kalarak, altı yıl Ankara da kaldığım çileli günlerimde, hasret dolu yüreğimle Kayseri’yi yeni bulmuş kavuşmuştum.

 

O yüzden, buradan ayrılmak istemiyordum, zira geleli henüz üç yıl olmuştu. Huzur buluyordum, memleketimden şu an işsiz kalsam bile.

 

Erciyes dağının haşmetli duruşu, baktığım an içime serinlik sunuşu…

 

Ali dağının, sakin ve mahzun oluşu…

 

Yılanlı dağın, ürperten yalın yokuşu…

 

Erkilet’in, tepe noktada ki kulenin konuşu, her zaman benim huzur ve sırlarımın sığınağı olmuşlardır.

 

Fakat çare kalmamıştı artık pekiyi demiştik, bir kere üstelikte işsizdik, annem, canım babam üzülmüştü, boş ver gitme biz sensiz ne yapacağız, demişlerdi, fakat başka bir alternatif yoktu.

 

Hazırlığımı yaptım, gurbete alışıktım, ne çileler çekmiştim, hayat mücadelesi verdiğim yıllarda, ekmek parası kazanmak uğruna.

 

Sabırla yudumladığım, haksızlığı, zulmü bir tecrübe olarak sineme kalın harflerle yazmıştım bin kere.

 

Valizim bana bakıyordu haydi durma artık vedalaş diyordu.

 

Babam ve annemle vedalaşıp terminale vardım, etrafa şöyle bir baktım, yüreğimin derinliklerinden gelen bir ah ki, hışımla salıverdim, durmadım ve otobüse doğru adımladım.

 

Sormadım bile kimseye, efkârlıydım, tahmin ederek araca daldım, koltuk sıra numaramı aradım, cam kenarı olduğunu anladım, yol arkadaşımdan müsaade alarak, yerimi aldım.

 

Teypte bir şarkı çalıyordu, sanki ritmik melodisi ve mısraları yolculara yüreğimi tercüme ediyordu.

 

Bakıyordum camdan dışarıya, dalıyordum hiç bir şey fark etmiyordum, tabi görevlinin biletinize baka bilir miyim diyene kadar.

 

Uzattım bileti, teşekkür etti verdi, bende anlamadım niçin bilete bakması gerekti.

 

Nihayet otobüs kaptanı, hayırlı yolculuklar dileyerek, aracı hareket ettirdi.

 

İlerliyordu araç, o zaman trafik ışığı, felan pek yoktu, hızlanıyordu.

 

İçim gidiyordu, sonbahar mevsimiydi sanki Kayseri gözümde yaprak, yaprak bir, bir dökülüyordu, yapacağım hiçbir şey yoktu.

 

Sıkıcı olduğu kadar, yorucu yolculuktan sonra nihayet, Bursa ya gelince kurtulmuş olduk.

 

Beni karşılamaya gelen bey, Sabri isminde gözlüklü, biraz tarama özürlü, ince uzun boylu, kumral, füme renginde takım elbiseli, gözleri çakı gibi sanki uyanık olduğu her halinden besbelli.

 

Merhabalaşıp tanıştık, o da benim gibi Kayseri’liymiş, bunu duymam bile beni teselli etmeye yetti.

 

Özel aracına bindik, biraz yol aldıktan sonra, selametle evine geldik.

 

Maşallah konuşmaya hasret kalmış gibi, evveliyatından başlayıp, şu anki iştigalini bir solukta anlatıverdi.

 

Oda çok macera yaşamış, uzun yolda kaptanlık yapmış, haksızlığa dayanamamış, trafik polisleri ile kavga yapmış, o günkü gazetelere sür manşetlik haber olmuş, dolayısıyla kaptanlıktan kovulmuş.

 

İş ararken amcazadem Osman Bey elinden tutup, Bursa da yeni devraldığı fabrikaya çok az bir hisse vererek, sahiplensin diye yönetici yapmış.

 

Osman ağabey sürekli İstanbul’da kaldığından, Sabri bey oranın tek sorumlusu ve karar vereni olmuş.

 

Erkenden kahvaltı yaptık, Bursa’nın pilot sanayi bölgesindeki, İteks a.ş.ünvanlı fabrikaya vardık, oradaki personelle tanıştık, tokalaştık, idareci arkadaşlarla biraz konuştuk.

 

Refakatçi oldular, bölüm ve kısımları göstererek, işin oluşum ve ahengini bir solukta önüme koydular.

 

Daha önce geleceğimi duymuşlar, patronun amcasının oğlu olduğumu öğrenmişler, gıyabımda müessese müdürü olarak görmek istediklerinin kararına vermişler.

 

Bunu benim yüzüme karşı söylediler ama zorlandılar, zira çok belirsizlikler vardı.

 

İşi tamamıyla öğrenip, tespit ve tayin eden olamayınca, piyon olmaktan başka seçenek kalmaz, ben bunun bilincindeydim ve taltifle oyuna gelmeyecek kadar, insan psikolojisini özümlemiştim.

 

Hayatıma nakış güzelliğinde işlenen ve iliklerime kadar nüfus eden, hiç silemediğim ve sürekli üzerimde taşıdığım, tecrübe olarak kalan silinmeyen izler, benim mihengim, yoldaşım olmuşlardı.

 

Fabrikada, iki vardiya olarak çalışılacak, sürekli mesaiye kalınacak, yüklü siparişler olduğundan, iplik balyaları hazırlanıp teslim edilecek, gerekirse fabrikaya takviye işçi alınacak, kararına varılarak ilgililer uyarıldı.

 

Öyle bir iş vardı ki heyecanlanıyordum, annem, babam ve Kayserim güzel memleketim nerede kaldı, inanın çalışırken unutuyordum.

 

Yatsı namazımı zor kılıyor, uzandığım yerde uyuya kalıyordum.

 

Yorulmuyor, keyif alıyor ve özellikle hoşlanıyordum, Allah işsiz kalanların yardımcısı olsun çünkü o psikoloji çekilir, tahammül edilir gibi dert değil.

Yirmi dört saat fabrikada kalıyor yetiştiğim her işe koşmaya çalışıyordum.

 

Fakat zaman öyle hızlı akıyordu ki, yapacağımız işleri yetiştiremiyor, yeni oluşumlar ve sıkıntılar durmuyor devam ederek geliyordu.

 

İşin yoğunluğu beni öylesine içine almış ve sarmıştı ki, tam beş ay geçmiş olduğunu her nasılsa pek fark edemedim.

 

İlk önce vardiya amiri oldum, mahiyetimde elli beş kişi çalışıyor, on iki saat mesaiye kalınıyor ve beş kazan mal (iplik)boyaya hazırlanıyordu.

 

İthal boyalar son derece hassas bir şekilde tarafımdan tartılıyor, asit’i katılıyor en uygun biçimde karıştırılıyor ve kazan içinde belirli bir sıcaklığa getirilmiş, hazır bekleyen suya katılarak, kazanın kapağı kapatılıyor, kelepçeler takılaşarak, vanalar açılıyordu.

 

Yüz derece ısıya kadar kaynatılıp, ipliğin boyayı çekmesi dolayısıyla kıvamına gelmesi bekleniyor ve bir müddet sonra kazanın kapağı açılarak, soğuması bekleniyordu.

 

En ufak bir yanlışlık yapılırsa, defo ve abraş meydana gelir, yapılan tüm çalışmalar heba olur, işverenin suratı asılır ve abraşlı mal hiçbir işe yaramadığından bir kenara konarak bekletilirdi, daha sonra değerlendirmek üzere.

 

Böyle durumlarda suçlu aranır, fakat maalesef bir türlü bulunamazdı.

 

Çünkü iplik boyama işlerinde, on beş yıllık tecrübesi olan, kendini bulunmaz bir bursa kumaşı olarak sunmayı başarmış bir insan var karşımda.

 

Ve çok kıymetli, değişemez olduğunun zehabına kapılarak, her zaman içebilen, kazancını dost edindiği kadınlarla yaşayan ve bundan hiç bir vakit gocunmayan bir insan.

 

Bu gayri meşru yaşantısını, siyah bir şavrole taksiyi seçerek zenginleştiren ve bu araçla gece, gündüz gezmeyi marifet sayan bir insan.

 

İşleri bir alt kademede bulunan görevlilere havale ederek kaybolan, meşhur Mehmet ustamız vardı ve benim karşı vardiyamın amiriydi bu insan.

 

Neredesin diye sorulunca sürekli mazeret ileri sürebilen, oldukça kurnaz olan, kalender görümünde, babacan tavırlı olmayı becerebilen bu insan.

 

Ufak boyu, yeşil gözlü, hafif göbekli, biraz tarama özürlü, bir insan.

 

Çalışanların Mehmet ustanın her işlediği haltı bildiği halde, maalesef çaresizlik içinde sessiz kalmalarına hala şaşarım.

 

Şaşkın bakışlarla suçu üstlenmek zorunda kalmaları, aksi bir davranış durumda, anında işten çıkarılma korkusunu yaşayarak sigorta adına sabrettikleri, meşhur Mehmet usta ve ekibiydi.

 

Sürekli onun vardiyasında, bir iki kazan mal defolu çıkar, oda kendini kurtarmak adına çalışanları suçlar, onlara sürekli fırça atar, böyle giderse hepsini kovalayıp yeniden kadro kuracağını söyleyerek,

 

Zavallı işçileri sindirir, vardiya dönüp gece mesaisine kaldığı zaman, odasına çekilerek âlemine dalardı.

 

Ben bunların hepsini tespit ediyor, fakat seslenmiyor, sabrediyordum, zira benim işim bunlarla uğraşmak değildi.

 

Kendi vardiyamda sosyal yapının şartı olarak gördüğüm, iş verimliliğinin mutlaka artması adına telakki ettiğim, arkadaşlık ve muhabbet rüzgârının esmesini temin adına, sürekli yenilikler yapıyordum.

 

Çalışma ortamını, herkesin benimsediği, güven duyduğu, huzur bulduğu, saygı ve sevginin önemsendiği, herkesin mutlaka dinlendiği, bir ortam esenliğine götürüyor ve yoğun bir şekilde koşturuyordum.

 

Bayan arkadaşların sayısı, yirmi kişiye yakındı, her birinin ayrı derdi var, çoğunun bağrı yanıktı.

 

Hayat mücadelesinin verildiği bir ortamda, kaderlerindeki fırtınanın, onları kum taneleri gibi çok faklı yerlere savurmuş olduğunu öğreniyorum.

 

Hüzün, kaygı, her zaman bol idi, ümit ise oldukça azdı, fakat çok kıymetliydi, ufukta belirdiği zaman, bakan gözler kiminse, ışıl ışıl canlanır, yanardı.

 

Hayırdır inşallah, bugün daha iyisin dendiği vakit, bir anda, gönül rahatlığında, heyecanının refakatinde, soluk, soluğa anlatırlardı.

 

Paylaşırdık, elimizden gelen katkıyı, esirgemez yapardık, umursamaz olamazdık, çünkü kaynaşmış, zor olanı başarmıştık, bir aile ortamı esenliğinde, sıcak ve samimi birer dostlar olmuştuk.

 

Böyle çalışma ortamlarında, başarısızlık, barınamaz, mekân tutamazdı, çünkü husumet yoktu, karalama, kaypaklık ve özellikle yalan hiç kıymet bulamıyordu.

 

Ön yargı ile beslenmek, arkadan çekiştirmek kabul görmüyordu, dinlemeden mahkûm etmenin, haksızlık olduğu bilinci yerleşmişti bir kez.

 

Böylece insanlara şırınga edilen;

 

Toplumsal hastalıklara, geçit yoktu, hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için, seferber olmuştuk, kenetlenmiş bir bütünlüğe giden yola, gönül koymuştuk.

 

Çalışanların geneli, vasıfsız olduğu için, kısa zamanda tarafımdan yetiştiriliyor, vasıf kazanması sağlanıyordu.

 

Onun geleceğini de bir anlamda, düşünmek zorundaydım.

 

Yeter ki, harbi, mert, dürüstlükten taviz vermeyen, şahsiyet bütünlüğünde ufku saf, yalak ve salak olmasın.

 

Bu ilkeler benim olmazsa, olmaz şartlarımdı.

 

Sinemde oluşmuş ve oturmuş değişmez kanaatimdi!

 

İnsanlar yaşadıkları sürece, mutlaka hata, yanlış veya suç işleyebilirler, bunlar mümkün olan fiillerdi, nihayetinde insan değil mi?

 

Haiz oldukları şartları ve sosyal dokuyu, araştırıp sorgulamadan bu oluşum ve açılımları analiz etmeden, insanları mahkûm etmeye kalkarsak, bir anlamda zulmetmiş sayılırız.

 

Ve işte o zaman; temelden hatayı bizler yapmış oluyoruz.

 

Çünkü temel konularda tercihleri fertlere bırakmıyoruz, önlerine koyduğumuz tercihi yapmaya, bilakis bizler zorluyoruz.

 

İnsanların inisiyatif hakkını, bilerek gasp ediyoruz, dolayısıyla belki farkında bile olmadan, asıl yanlışı bizler yapıyoruz.

 

Şu anda bizleri yargılayacak, bir kimse çıkamıyor, zira gücün bu gün, bizlerde bulunuyor olması yeterli görünüyor!

 

Zavallının zaten mecali kalmamış ki, haykırsın haksızlığı var gücüyle.

 

Yine onlara durmadan, sizler ne bilirsiniz, düşünemezsiniz bile, sadece söyleneni yaparsınız demiyor muyuz çoğu vakit.

 

Her zaman kendi akıl ve zanlarımızı ön plana çıkartarak, onlarda akletme, tahkik etme, imkânını tanımadan tahayyül diye bir şey bırakıyor muyuz?

 

Bunları bizlere yaptıran her ne olursa olsun, sermaye, politika, makam veya şerrimizden korkulan zulmümüzdür.

 

İster kabul edelim veya etmeyelim azgın bir nefis için ne fark edecek.

 

Eğer hakkıyla düşünürsek, bunların pek çoğunu, aynı şartlara haiz olarak elde etmemişizdir.

 

Mutlaka çok önemli desteğimiz veya desiselerimiz mevcuttur.

 

Yok, eğer hak ederek gelmiş isek, enaniyetimiz veya farkında olmadığımız tekebbürümüz, bunları bizlere yaptırmaktadır.

 

Çünkü halkın kucakladığı, her müspet tavrın arkasında, objektif ahlak, şeffaf yönetim ve mutlaka hakkaniyet vardır.

 

Bu hareket sosyal bir gerçektir, bunu fark ederek göremeyenler, ne hazindir ki; zavallılar ve terapiye ihtiyacı olan, biçarelerdir.

 

Fabrikanın bir bölümünde, mescit olarak ayrılan, küçük, kare biçiminde olan, mesai dâhilinde her türlü gürültüyü cömertçe içine alan, koyu yeşil halı ser döşeli, odaya bir somya yerleştirip, burayı lojman niyetiyle kullanmak zorunda kalıyordum.

 

Güya hedefimiz fabrikadaki her faaliyeti öğrenmek ve özümsemekti!

 

Fakat kaldığım yer, dinlendiğim mekân beni sıkıyor, daha çok yoruyordu, kendimi dinlemem mümkün görünmüyordu.

 

Kimseye söylemiyor, sabrediyordum, istiyordum ki, amcazadem, tespitini yapsın, bir gün yerimde yatsın, benim hissiyatımı anlasın ve çözüm arasın.

 

Bir akşam benim gece vardiyamda geldi, saat 02.45 e kadar çalıştı, aynı bir işçi konumunda, röleleri taşıyor, istif yapıyor, makine’nin başına geçiyor, ipleri sarıyordu.

 

İlgisizdi, son derece yoğun olduğu gözleniyordu, zihni kaldığı mekânda değil, başka ufuklarda dolaşıyordu.

 

Yorulmuş olmalı ki, işlerden sıyrıldı, bana doğru yaklaştı Mustafa senin yattığın yer müsait mi, yatmayı düşünüyorum, ne dersin dedi.

 

Tabi müsait buyurun gidelim diyerek, refakat ettim, yatağı açtım, yardımcı olacağım bir şey var mı, diye sordum, teşekkür etti sabah görüşür, konuşuruz seni epeydir dinlemiyorum, bu fırsatı bulmuş oluruz dedi.

 

Dolayısıyla bende hayırlı geceler dileyerek ayrılmak zorunda kaldım.

 

Sabah Osman ağabeyin isteği üzere, saat 06.30 da uyandırdım, dinlenmiş görünüyordu, işlerin nasıl gittiğini sordu, gayet güzel geçti, bir vukuatımız olmadı dedim.

 

(devamı nakşeden izler 6 da)

MU
17.11.2007 14:08
#65

Nakşeden İzler (anı Roman 6)

 

Fakat benim nasıl olduğumu, neler düşündüğümü sormasını bekliyordum merakla, maalesef beklentim boşa çıktı sormadı.

 

Fakat Mustafa şu ana kadar gösterdiğin başarı, herkesi şaşırttığı gibi beni de oldukça sevindirdi.

 

Sabri Bey her fırsatta seni överek, gurur duyduğunu söylüyor, işleri tamamıyla deruhte ettiğini anlatıyor.

 

Mehmet usta bile zorlandığı vakit, sana koşuyormuş, amcamın oğlu olarak, bana bu duyguları yaşattığın için, sana teşekkür ederim, bir sıkıntın olduğu zaman hiç çekinme, beklerim diyerek tokalaştı ve

 

İstanbul’a hareket etmek için aracın gaz pedalına bastı ve uzaklaştı.

 

Ben yine sırlarımla baş başa kalmıştım, tespit ettiğim onca problemleri, içime gömerek, zamana sabırla havale etmiştim.

 

Bir gece uyuyamamıştım, saat 04.35 civarı ab dest almak niyetiyle kalktım, lâvaboya doğru yönelip adımlıyordum.

 

Boyaların bulunduğu yer, önemli olduğu için, idareci haricinde kimse giremezdi, üçer gram karıştırılsa, renk değişik çıkar, birçok maddi zarar olurdu.

 

Çok farklı sesler geliyordu, irkildim emin olmak için silkindim ve yeniden kulak kesildim, acayip seslerin devam ettiğini fark ettim.

 

Teklifsiz kapıyı açtım, baktım ki ne göreyim şaşırdım kaldım, tabi biraz bocaladım, gözlerimi açtım, sonra hiddetimi şu sözlerle sıraladım.

 

Eğer sizi bir daha böyle, uygunsuz biçimde görürsem, kimseye söylemem önce ben sizi kitlerim, açılamazsınız diyerek konuşmaya devam ettim.

 

Bunu böyle bilin dedikten sonra, orayı terk etmelerini söyleyerek, hışımla gözlerine baktım, onları silkelememek için kendimi zor zapt ettim,

 

Başları öne eğik şekilde kaybolup gittiler, meşhur Mehmet usta ve evli olduğu halde, namustan arınmış bulunan ve maalesef burada çalışan güya yetkili bayan.

 

Çalışan bayanlar içinde, Bursa hürriyet mahallesini iskân tutmuş Bulgar ve Romen göçmen vatandaşlar çoğunluktaydı.

 

Çalışanların genelini oluşturan onlardı ve bu insanların yapıları, adetleri oldukça farklıydı, mesela; bayanlar, erkeklerle güreşmekten sakınmıyorlar, gayet doğal diyorlardı.

 

Mehmet ustada sağ olsun bunu fırsat bilerek hiç sıkılmıyor ve çok rahat bir şekilde değerlendiriyordu.

 

Terfi etmek isteyen, rahat işi benimseyen, izine ihtiyaç duyan, Mehmet ustanın vardiyasında, kime gidecekti elbette ve üstelik tek yetkili olan Mehmet ustaya, o ne derse onaylanır, mesele çıkmazdı.

 

Ama Mehmet usta sürekli, hata yapar, beş kazan iplikten en az iki kazanı abraşlı(bozuk) çıkar, hayrola neden verim sürekli düşüyor, diye sorulunca bazen,

 

Elektrik kurumunu, bazen sigortanın attığını, eh mazeret bitmez ya Mehmet ustada, bazen de motor arıza yaptı der çıkardı.

 

Acaba doğrumu söylüyor demezler, tamam usta canın sağ olsun, hafta sonu acısını çıkartırız diyerek, zavallı garibanları karşılıksız olarak çalıştırırlardı.

 

Elemanların hafta sonu, dinlenmeleri, en doğal ihtiyaçlarını gidermeleri, aile fertleriyle bir gün dahi olsa,

 

Bir araya gelmeleri, dertleşmeleri onlara sorulmadan, başkalarının hataları yüzünden, hafta sonu tatillerinden haksızca mahrum edilerek, çalıştırılmaları beni kahrediyordu.

 

Tabi işveren temsilcisi Sabri beyin işine geldiği için, problem çıkmıyordu.

 

Fakat iş veren kim.!asıl patron hangisi !

 

Çalışanlar tarafından pek bilinmiyordu.

 

İstanbul da ikamet eden, oradaki pazarı genişleten, sürekli siparişleri artıran amcazadem Osman bey, haftada bir gün zor geliyordu.

 

Diğer azınlıkta olan hisse sahipleri, nadiren gelirler, hafta sonu araçlarını temizlerler, asıl işleri olan fabrikalarına giderler, hoş geldikleri zaman, Bursa sporun transferini konuşurlardı.

 

Dolayısıyla asıl patron, Sabri bey olarak bilinmekteydi, zira çoğu zaman bizimle birlikteydi.

 

Sabri Bey Mehmet ustaya o kadar güveniyordu ki, üzerine toz kondurmuyordu her nedense birkaç kez yokladım, atmosfer zemini müsait değildi ve hemen konuyu değiştirerek vazgeçtim.

 

Çünkü Sabri Bey, meşrep ve mantık olarak Mehmet ustaya daha yakındı.

 

Mehmet usta işine, işverenine saygı duysa, iş ahlakı ve disiplinine haiz olsa, Sabri beyden çekinse, boyahanenin içinde, gece yarısı ve o saatte,

 

Kendi vardiyasında, bayan elemanların başıyla, üstelik kapıyı dahi kilitlemeden, en mahrem pozisyonda, haramın doruğunda,

 

İdareci sorumluluğunda bu kadar pervasız olabilir miydi, mümkün değil dedim kendime ve daha boyutlu düşünmeye başladım.

 

Sürekli içime atıyor, sabrediyordum, çalışma şevkim kırılıyor, kuytu, serin ve sakin mekânlar arıyordum,

 

Sinemde beni kuşatan sırlarımı, sigaramı yakarak, hasret kalmışçasına nefes çekiyor, dumanları ile mehtaba pas atıyor, hicranımı paylaşıyordum.

 

Cumartesi günü yoğunluğu bitirmiş, mutat olduğu üzere çalışıyorduk, saat 11.15 civarındaydı, ipek kozalarını temizletiyor, Pazartesi için hazırlık yaptırıyordum.

 

Elektriklerin kesildiğini fark ettim, elemanlara temizlik yaptırmak niyetiyle, talimat verecektim ki ,

 

Sabri Bey hızlı bir şekilde, elemanların yanına yaklaşarak, el, kol hareketleriyle bir şeyler anlatıyordu, ben uzaktaydım fakat fark ediyordum.

 

Anlattıkları her neyse, elemanların lehine olmadığı kesindi, çünkü Sabri beyin suratı asıktı, hayırdır inşallah diyerek yanlarına yaklaştım.

 

Sabri Bey bana yönelerek, sizi bulamadığım için, elemanlara söylemek durumunda kaldım deyince, alakasız ve manalı olduğunu anladım.

 

Hemen beni nerede aradınız, her zaman buradaydım dedim ve arkasından, neyse önemli değil, sizi dinliyorum diyerek, meramını merak ettim.

 

Mustafa Bey, biliyorsunuz ki elektrikler yok, o nedenle çalışan arkadaşlar, Pazar günü gelecekler ve bugünkü açığı telafi edecekler dedi.

 

Teklifi çok mantıksız, manasız ve haksızdı, üstelik benim sorumlu olduğum elemanlarımdı.

 

Sabri beye kafamı kaldırdım, gözlerine manalı bir şekilde baktım ve ağzımı açtım,

 

Sabri Bey, Allah aşkına saat kaç, bakar mısınız, mesai bitimine kırk dakika var, böyle bir talebi siz nasıl yaparsınız.

 

Elektriğin kesilmesinin elemanlarla ne ilgisi var, kul da Allah ta insana bunu sorar, sonra maksadınız nedir anlayamadım, bizim hafta içinden sarkan işimiz yok.

 

Bak Mustafa Bey, sizin gelmenize gerek yok, ben Mehmet ustayı getirtirim, bunları çalıştırırım deyince.

 

Hakir bir ifade şekli vardı, asabım bozuldu, bu insanlardan ben mesulüm, sizin işverenlerden biri olmanız,

 

Yanlış veya haksız davranmanızı gerektirmez, böyle hareket keyfiyetini de hiç bir zaman size vermez.

 

Eğer bu insanlara sahip çıkmaz, devamlı haksızlık yaparsak, insan olma onurunu, bizler nasıl savunur, koruruz, rahat bir biçimde insanların, karşısına nasıl çıkar konuşuruz dedim.

 

Ve elemanlara dönerek arkadaşlar, mesai bitmiştir, hazırlık yapabilirsiniz diye, komut verdim.

 

Sabri beye yönelerek, yapacak başka bir şey yok, kusura kalma, ama sen yinede istersen, Mehmet ustayı ve ekibini çağıra bilirsin, dedim ve oradan ayrıldım.

 

Belki bu denli keskin davranmazdım, fakat kocası askerde olan, sigortalı olarak çalıştığını sanan, gariban bayanın dramını yaşamasaydım.

 

Öyle hazin ki, gece vardiyasında mesai yapıyoruz, ben makineleri geziyorum, kazanı kontrol ediyorum, genel iş takibini yapıyordum.

 

Saat takriben 23.15 civarıydı.

 

Kısım ikiye geçtim, bobinleri saran, bayan elemana baktım, sabit bakıyordu, bir anda kaskatı kesildi,

 

Gözleri fal taşı gibi açıldı, ağzından köpükler saçıldı, adeta bir robot gibi yere çakıldı, öyle şaşırdım ki sormayın.

 

Hayatımda o ana kadar böyle bir olayla hiç karşılaşmamıştım, aptallaştım!

 

Hemen yanına yaklaştım, elemanlara, seslendim geldiler, ellerinden gelen ne varsa, ortaya serdiler, maharetlerini gösterdiler.

 

Yakın arkadaşlarından biri, arkadaşlar telâşlanmayın, zaten belliydi, zavallı ne çekmişti, bunu bir Allah, birde ben bilirim deyince, daha çok şaşırdım!

 

Hemen orada kendi kendime hayıflandım, haberimiz yok, ama neler var dünyada diye.

 

Bayan arkadaş, bir müddet sonra ayıldı, kendine geldi, sara hastası olduğunu belittiler, şimdi geçer dediler,

 

Fakat olsun biz yine de seni, bir hastaneye gönderelim de kontrol edilirsin, durumunun tespiti yapılır, olmaz mı deyince,

Faydası olmaz acil servisinde ilgi az, izin verirseniz şimdi gidip dinleneyim, yarın nöroloji doktoruna giderim dedi.

 

Bende tamam, sen durumunu bizden daha iyi bilirsin, diyerek şoföre talimat verdim, evine bırakmasını tembihledim.

 

Şoför yanıma yaklaştı, kulağıma eğildi, efenim, size söyleyemiyor, ama sigortası hala yapılmadı, personel müdürü oyalayıp duruyor, her maaşında üstelik ücreti kesiliyor deyince;

 

Beynime kan toplandı, gözlerimin önü karardı, boğazım kurudu, kulaklarım kızardı, ateş yüz hatlarımı sardı.

 

Allah kahretsin böyle varlığı; Yarabbi senin uygun görmediğin, kullarına tavsiye etmediğin, lanetlediğin,

 

Kul hakkını gasp ederek, bunu marifet sayarak, aldananlardan eyleme, diye kalbi hislerimle duamı yaptım.

 

Personel kaleminden, bayanın durumunu kontrol ettim ki, içler acısı yedi aydır çalışıyor, ama sigortası yapılmıyor,

 

Neden diye sorunca da, iş talebinde bulunanlar pek çok, çalışmak istemiyor mu,hiç nazlandırma hemen kapıya koy,çıkart demesinler mi.

Bak Mehmet, usta elemanlarının çoğunu yeniledi, sizde aynısını yapın diyerek, tavsiyede bulundular akıl da neleri.

 

O zaman tepemden sıcak sular bir hışımda indi. Biraz bocalamaya başladım, bende mi gariplik var, idareciler de mi terslik var, diyerek mırıldanmaktan kendimi alamadım.

 

Sosyal barış, iş ahlakı, dürüstlük, adalet mevhumları nerede kaldı, öyle ya para kazanmak en büyük sanattı, toplumsal temel öğeler, kilere kaldırılmış, menfaat ve yalaklık her tarafı sarmıştı sanki.

 

Nerede kaldı mükellefiyet, bu kadar yozlaşma, nasıl izah edilir, bütün bunların sebebi ne olabilir diye düşündüm, daha çok dertlendim.

 

Fakat tiksinmiştim, soğumuş, buz kesilmiştim, hakkımda en hayırlısı ne ise Allah tan onu samimiyetimle istedim.

 

Kanaatim odur ki;

 

Tespit ettiğim, şahit olduğum, zulme, haksızlığa, gaspa gücümün yettiğince müdahale etmezsem,

 

Kendime, kişiliğime, kul olabilme bilincime, saygı duyamam, ses çıkartmaz, seyirci kalırsam, mutlaka katkım olduğuna inanırım.

 

Dolayısıyla kayıtsız kalıp, seyirci olamam.

 

Günler ilerledikçe, geldiğim ilk günlerdeki heyecanımı, hevesimi, ümitlerimi ve şevkimi bulamıyorum, sıkıntılı, buruk, amcazademe karşı donuk, bir şekilde fire vermeden çalışıyordum.

 

Kazandan ipleri çıkarttık, sulardan arınmasını bekliyorduk, boş durmayım diye, ikinci kazanın iplerini, kontrol etmeye başlamıştım ve dalgındım.

 

Belimi iki kollarıyla kavrayıp, kendine doğru çekerek, dili ve dudaklarıyla el ense eden, bakire hislerimi bir anda galeyana getiren ve inanılmaz şekilde heyecanlandırdı.

 

İçime hasret kalınmış bir arzu salan kişiye, dönüp baktığımda yüzü alev gibi yanan, gözlerini kapatarak kendini bana sunan, Ferize isminde bir kız.

 

Allah kalbimi bilir ya, kendimi çok zor zapt ettim, fakat kendimden de geçtim o an, itiraf etmeliyim, şükürler olsun ki hemen toparlandım.

 

Ferize ne yapıyorsun, nasıl böyle davranırsın, oluyor mu bu yaptığın, çok şaşırdım inan ki, senden hiç beklemezdim, haydi hemen işinin başına dön diyebildim.

 

Ben sizi geldiğiniz günden belli, gece, gündüz düşünüyor, aklımdan çıkartamıyorum, kendimi sana adıyorum, sensizlikten kahroluyorum,

 

Fakat bunu sana bir türlü anlatamadım, burada kimseler yokken senin olmaya hazırım demesin mi?

 

Tabi bu sözler beni ihya ediyor, hoşuma gidiyordu, ama birazda şaşırtıyordu çünkü ben cezp edecek bir güzelliğe haiz değildim,

 

Kızların ilgisini çekecek, tavırlardan uzaktım, konuştuğum her bir bayanla ölçülü ilişkiler kurardım, işin yoğunluğundan ve özellikle tüm hücrelerime kadar deruhte ettiğim,

 

Dürüstlük ve namus mevhumu, başka duygulara, kapı aralamaz, dolayısıyla fırsat oluşturmazdım, bunları bir anda aklımdan geçirdim ve orayı terk ettim.

 

Oldukça dikkatimi çekmiş, ilgimi uyandırmıştı, düşünmediğim duygulara bir anda salmıştı, bir odağa kilitlemişti sanki beni.

 

Bir anda içimde ki burukluk, hüzün, keder ve dertler kaybolup gitti, onun yerini heyecan, arzular ve takip aldı.

 

Bayanlara daha çok dikkat ettim ve fark etmediğim tespitleri yaptım, bana ilgisi olan bir Ferize değilmiş,

 

Sema ve ayrıca Hatice de varmış, onlara dikkat ettim, sanki mübarekler bulunmaz bir insanmışım gibi veya erkeklerin olmadığı mekân da, bir ben varmışım gibi, kendilerini zatıma sunmaya hazırlar.

 

 

Bir gariplik olmalıydı, hepsi de birbirinden güzel, saygılı ve edalı kızlardı, bu kadar cömert olarak kendilerini bana sunmamalıydılar.

 

Çünkü onların duygularını okşayacak, ne bir bakışım nede bir romantik imgelerim vardı.

 

Biraz yaşlı, nur yüzlü, ab destli Hava teyzemiz vardı, sağ olsun beni çok sayar ve severdi, hayır öğütlü, yumuşak dilli, her işin ehli bir hanımefendiydi.

 

Yanına doğru yaklaştım, tebessüm ediyordu, sanki duygularımı anlamış gibi, sizi üzüyorlar, yoruyorlar değil mi, diyerek devam etti.

 

Onlar çoktan beri, sana vurgunlar oğlum, bazen kendi aralarında dahi, kavga yapıyorlar, bizler biliyoruz fakat senden yüz bulamıyorlar, mahallede dahi seni konuşuyorlar.

 

(devamı nakşeden izler 7 de)

MU
01.12.2007 11:03
#66

Nakşeden İzler (anı Roman 7)

 

Bak Hava teyze, sen olgun ve tecrübelisin, merak ediyorum bunlar bende ne buluyorlar, sen benim tavırlarımda, bunları ümitlendirecek, bir emare görüyor musun, Allah aşkına söyle de bende bileyim.

 

Hayır, oğlum katiyen, sen helal süt emmişin, fırsatçı, değilsin, yiğitsin, başarılı bir idarecisin, sen gelmeden burada huzur, güven diye bir şey yoktu, kimin kime gücü yeterse, istediğini zorda olsa alırdı.

 

Usta diye sahiplendiğimiz, ağabey dediğimiz birçok insandan görmediğimiz, zulüm ve kötülük kalmadı, bunlar hat safhadaydı.

 

İşten çıkarılma korkusu hepimizi sarmış, çaresiz kalmıştık, evimize bizler bakıyoruz, her bir ihtiyacı kadın halimizle gidermeye çalışıyoruz.

 

İşte sen böyle bir zamanda, Hızır gibi geldin, herkese haddini bildirdin, kendini esirgemedin, bunlara insanlığı öğrettin, karşılığında iş harici, başka istekte bulunmadın.

 

Böyle yiğitleri kim kaçırmak ister, kim ondan uzak kalmak ister. Gönül güzelliğinin üstünde, başka güzellik kalıcı olabilir mi?

 

Boşa dememişler her halde;( güvenme zenginliğine bir kıvılcım yeter, güvenme güzelliğine bir sivilci yeter.) diye.

 

İşte oğul, bunlar sende, sadece güzellik değil, daha güzelini buluyorlar, Allah işini, gücünü asan etsin, önüne kolaylıklar sersin diye dua etti.

Bende teşekkür ederek, alacağım dersi, deruhte etmiş bir öğrenci edası ile oradan ayrıldım.

 

Fakat duygularım kabarmış, beynime taarruz ediyordu, hep karşıma çıkıyor, beni buluyordu.

 

Onları görmediğim zaman, gözlerim arıyordu, tebessüm ederek sineme, yıllarca frenlediğim hislerim, durmuyordu, gece rüyama giriyor, benimle oluyordu.

 

Baktım ki durum, zahiren haz veriyor tatlı, fakat neticesi çok meşakkatli, geçici zevkler her zaman tehlikeliydi.

 

İnsan hayatında silinmeyen kalıcı bir iz bırakırdı, bulaşmamalıydım.

 

Karar verdim, gün aşırı oruç tutuyordum, hislerime gem vurmak için, sakal bıraktım, yaşlı ve itici görünmek için, grup içinden ayrılmıyor, onlara fırsat vermiyordum.

 

Daha çok ibadete yöneliyor, Yusuf a.s.mın hayatını özümsüyordum.

 

Günlerden perşembeydi, mesaiye kalıyorduk, yemek fabrikasından yemekler gelmeyince, oldukça acıktık çalışanlar gözüme bakıyorlardı.

 

Fabrikada benden başka hiçbir idareci yoktu, yüklü malı İstanbul’a teslim etmek ve bir iki gün kalmak için gitmişlerdi.

 

Yemek haneye defalarca telefon ettik, cevap verecek kimse çıkmıyordu, işletme fakültesinde okuyan, aynı zamanda yanımızda çalışan Ferhat isminde,

 

Karakter sahibi elemana, araca bin ilerdeki bakkaldan yiyecek olarak, çalışanlara yetecek kadar, bir şeyler alda gel dedim ve dikkatli olmasını söyledim.

 

Çalışarak Ferhat’ın gelmesini bekliyorduk, telefona çağrıldım, ahizeyi alarak alo dedim, Ferhat’tı sesi kısılıyor mahcuptu, gelirken su birikintisinden hızlı geçmiş, aracın bujileri ıslanmış ve orada kalmış,

 

Tamam, Ferhat üzülme, bekle geliyorum ben diyerek, telefonu kapattım, hemen bir halat aldım, hızlı bir şekilde hedefe varmak üzere, fabrikadan ayrıldım.

 

Hava biraz yağışlıydı, sil geçler faal çalışmıyordu,200 Docta kalas gibi bir arabaydı, mübarekte hiç estetik yok, bu araçları sürenler sanki farklı insanlardı.

 

Nihayet personelimizin servisini yapan fort minibüsü ve içinde oturan Ferhat’ı gördüm,yaklaşarak önüne durdum,araçtan indim geçmiş olsun dedim ve ne yapabiliriz diye düşündüm.

 

Personel yemek bekliyordu, yağmur yağıyordu, aracı çekmekten başka bir çözüm görünmüyordu.

 

Ferhat’a hangisini sürersin, nasıl olsa ikimizin de şoförlüğü var, ama ehliyetimiz yok, tercihini sen yap dedim.

 

Ferhat’ta, çekilmesi gereken aracı tercih etti, dikkat et sinyallerden gözünü ayırma diyerek tembihledim.

 

Problem olursa kornayı çalmayı unutma sakın dedim.

 

Aracı çekerken çalıştırmak mümkündü, fakat Ferhat bundan çok çekiniyordu.

 

Çekmeye başladık, gayet güzel gidiyorduk,

 

Fabrikanın önüne yaklaştığımızda Ferhat küt diye, arkadan çarptı, hemen frene bastım, stop ederek araçtan atladım,

 

Baktım ki fort minibüsün önü,kaputu,panjurları,marş dinamosu,maf olmuş ve içinden çıkılmaz bir hal almıştı.

 

Ferhat’ın gözüne baktım mahzunlaşmış, kızarmıştı, dişlerimi sıktım, donup kaldım. Bu servis personel taşıyacak, elimiz ayağımız olacak, şimdi ne olacak diye hayıflandım.

 

Allah’ım sen kerimsin, merhametlisin, zorda kalanın imdadına yetişirsin, acze düştük, naçar kaldık Rabbimiz olarak sana el açtık, sen bizlere genişlik ve imkân ver diye içimden dua yaptım.

 

Tamam, Ferhat yardım ette, şu erzakları taşıyalım, elemanlar yemeklerini yerken, bizler de çözüm arayalım, haydi fazla üzülme, dedim fakat Ferhat daha çok matlaşıyor, karamsarlığa doğru gidiyordu.

 

Ferhat sana diyorum, ne düşünüyorsun deyince, Ferhat derince bir nefes alarak, tamamda ağabey, duyulunca benim işime son vermezler mi, ne olacak benim halim, dedi.

 

Aldığım parayla hem okumaya çalışıyorum, hem de annemlere bakmak zorundayım demez mi?

 

Bak güzel kardeşim, yaratan, yoktan var eden, bu güzel kâinatı halk eden, rızkı veren Allah olduğunu bilmeliyiz.

 

En güzel sevgiliye neden yönelmiyorsun, çözümü onu anarak düşünmüyorsun.

 

Hamd olsun Allah’a, bak aklıma bir fikir geldi, şöyle yapabiliriz deyince, nasıl dedi sevinerek, ben seninle yer değiştirmiş olurum, dolayısıyla çarpan, ben olurum dedim,

 

Mümkün değil kabul edemem, zaten bizler için ne kadar, gayret gösterdiğini, kendini heder ettiğini bilerek, nasıl böyle bir şeyi kabul ederim.

 

Ferhat beni yorma, ben yaşlı bir insanım, sana sormadan, söz hakkı vermeden, gitmen için talimat veren benim, yemeğin gelmeme sorunu bizim, dolayısıyla sen, kendi inisiyatifini kullanarak tercih yapmış değilsin.

 

Lütfen kendini daha fazla üzerek, beni de çıkmaza sokma, ehliyetin olmadığı halde, ses çıkarmadan talimatıma uyman, benim için çok yeterli bir sebeptir diyerek, araçları orada bırakıp, fabrikaya daldık.

 

Elemanlar yemeklerini yerken, odama geçerek telefona sarıldım, sanayide böyle geç saate, açık bir dükkân buluruyuz belki, diye çare arıyordum.

 

Fakat ne mümkün, cevap veren bulamıyordum, ama yılmıyor, komşu fabrikaları arayarak, emek harcıyordum.

 

Maalesef telefonla netice alamadık, doç kamyonete atlayarak, sanayiye doğru yol alıyorduk, bir ümitti bizim ki açık bir dükkan bulur muyuz diye.

 

Üç saatten fazla bütün sokakları taradık, aramadık bir yer bırakmadık, aradık.

 

Takatsiz kaldık, fabrikaya dönmek için karar aldık, geçici bir servisle personeli evlerine dağıttık, ben yine orda fabrikada, sessizliğin en cömert ortamında, tüm dertlerimle baş başa kalmıştım.

 

Bekliyordum Mehmet ustanın büyük bir keyifle, bana bakacağını, patrona katkı yaparak anlatacağını, Sabri beyin inanacağını, onlar için bulunmaz fırsattı bu, onlara sormadan karar vermiştim çünkü.

 

Durumu Ferhat’a söylediğim şekilde, üstlenerek, ben yaptım diyerek, nasıl olduğunu izah ettim, Sabri bey Allah var, anlayışlı davrandı, sebep olan yemekhane ile işleri kopardı.

 

Fakat böyle kolay geçiştirilmeyeceğine dair kuşkularım vardı.

 

Kuşkularımda haklı olduğum gün gibi ortaya çıktı, sağ olsunlar boş durmamışlar, İstanbul’da bulunan Osman beye, hemen sıcak haberi havale etmişler.

 

Doğruya iş sorumluluğu değil miydi,elbette iş vereni bilgilendirecekti.!

 

İki gün sonra, oldukça yoğun bir iş ortamında, Osman beyin geldiğini haber verdiler.

 

Uzaktan gördüm, fabrikayı geziyorlardı, yanında ikide misafiri vardı, oraya doğru yöneldim hoş geldiniz diyerek, o an yapılmakta olan işlerden bilgi verdim.

 

Misafirlerle tanıştık, kaynatası ve kayın biraderiymiş, memnun olduğumu ifade ederek tokalaştık.

 

Osman Bey, aracı çarpanın şoför olduğunu zannediyormuş, zaten gözüm tutmuyordu dedi.

 

Bu durumda sessiz kalamazdım, çünkü haksızlık yapılıyordu, kazayı yapan şoför değil, bendim ve hemen Osman beye olayı izah ettim.

 

Hiç beklemediğim kadar, misafirlerinin yanında, sen nasıl araç sürersin, ehliyetin var mı ki, nasıl böyle düşüncesiz davrana bilirsin deyince, öyle bir şok oldum ki.

 

Ağzıma gelen, boğazımda düğümlenen, yeter artık be, seni de, fabrikanızı da, aracınızı da Allah yargılasın, benden buraya kadar diyerek, terk edip gitmekti.

 

O an kaynatası müdahale etti, sen ne yapıyorsun, böyle yapılır mı diyerek araya girdi, fakat benden tüm ümitlerim ve çalışma heveslerim, damarlarından kan boşalır gibi çekilip gitti.

 

Oradan ayrıldım, kazan dairesine kendimi zor attım, epey bir görünmedim, aramışlar hiç fark etmedim.

 

Sakinleşmek niyetiyle ab dest aldım, iki rekât namaz kıldım, hissettiğim duygularımı sakladım, kimseye anlatmadım.

 

Yüreğimde ki hüznümü, maksadımı Allah biliyordu, rahatlamıştım, ona açıldım, telaffuz etmeden, gözyaşlarımla dert yandım.

 

Fabrikada işler azalmıştı, gün geçtikçe iade mallar oluyordu, personel çıkartılıyordu, Allah’tan iade edilen malların hepsi de bizimle ilgili değil, Mehmet ustanın bölümündeydi.

 

Fabrika ortakları sık sık bir araya geliyor, hararetli konuşmalar yapıyorlardı.

 

Ben kendimi işe vermiş, konuşmamayı, sessizliği tercih etmiştim.

 

Eski, şen, şakrak, moral dağıtan, ümitsizlere kucak açan, Mustafa’nın gönlü, fabrikayı terk etmiş, sadece fiziği kalmıştı sanki.

 

Kazan su ile doldurulmuş, boya hazırlanıyordu, kontrol ettim tamamdı, karıştırıldı, asit ilave edildi, ipler kazana sarkıtılacaktı ki, Mehmet usta beni çağırıyordu.

 

Mustafa Bey, Osman bey sizi odasında bekliyor, hayırdır dedim, inan ki bilmiyorum diye cevap verdi. Odasına vardım, buyurun beni çağırmışınız dinliyorum dedim.

 

Bak Mustafa son zamanlar da, hakkında iyi şeyler duymuyorum, Sabri bey her halde Mustafa bey, tarikata girdi, kendini sürekli ibadete verdi, çalışanlar içinde kötü örnek oluşturuyor, diyor.

 

Bir anda şaşırdım kaldım, ne söyleye bilirdim.

 

Benim amcazadem olacak, beni dinleyip bir gün halimi, düşüncelerimi sormayacak, başkalarının kanaatine göre yargılayacak, olacak şey gibi değil, nasıl iyimser olabilirim.

 

Hiç ilgisi yok söylenenlerin, fakat merak ediyorum, hiç bir işi aksattım mı, bir gün olsun defolu mal çıkarttım mı?

 

Vardiyamda bir sorun yaşandı mı, bunu siz hiç merak ettiniz mi, onlara sordunuz mu, mahiyetimde çalışan elemanların verimliliği,

 

Sekiz aydır hiç aksamadan ve artarak devam ediyor, neden tarafınızdan şimdiye kadar fark edilmedi, kendinize bunu sordunuz mu?

 

Bura da nelerin döndüğünü siz hiç fark ettiniz mi, benim bir yıldır, yirmi dört saatim burada geçiyor, bunun ne demek olduğunu, aklınızdan geçirdiniz mi, bunu hiç düşündünüz mü?

 

Bırakın akraba olmayı, bir insan olarak hakkım olan, sevgi ve muhabbeti esirgediniz, oysaki yıllarca hasret kalmıştım ve o nedenle buraya gelmiştim, siz bu olguları, düşünerek, hiç değer verdiniz mi?

 

Yirmi iki yaşında ve fabrikada, yalnız olan bir gencim, hiç sosyal yaşantım, doğal ihtiyacım, olamaz mı, bunu kendinize şimdiye kadar hiç sordunuz mu?

 

Bir yıldır çalışıyorum, üç aylık sigortalı görünüyorum, bunu da maalesef yılsonunda öğreniyorum, Mehmet ustanın, iki katı hizmet veriyorum, üçte biri oranında maaş alıyorum,

 

Bu ne anlama geliyor, siz biliyor musunuz, işinizden fırsat bularak, merak ettiniz mi, yoksa bu, sizin işiniz değil miydi?

 

Onu dahi alırken ne kadar zorlanıyorum,sabaha kadar bomboş fabrikada,sanki gece bekçiliği yapıyorum,hafta sonların da,bir gün dahi ayrılamıyordum,siz hiç düşündünüz mü bunu, ne demek olduğunu biliyor musunuz?

 

Allah aşkına siz, işinizden başka olgulara, değer vererek, hiç düşündünüz mü, şimdiye kadar, tespit ettiğim ve sinemde biriktirdiğim ne varsa,

 

Bilmediklerine şahit olduğum, tüm sırlarımı, yanılgılarını bir solukta, hışımla haykıracaktım, fakat yapamadım!

 

Çünkü sevgili babam ve şahit olduğum yardımları gözümün önüne geldi, o an yutkundum, adeta boğazıma düğümlendi, söyleyeceklerim, kafamı önüme eğdim, hiçbir şey söyleyemedim.

 

Ve kapıyı çektim, efkârımın doruğun da odama geçtim, valizimi hazırladım.

 

Akşam saat 20.30 da, kimseyle vedalaşmadan, nasıl vedalaşa bilirdim ki, onlara ne söyleyecektim,

 

Amcamın oğlu, Osman beyi mi, şikâyet edecektim, hiç ilgim olmayan, asılsız zanlar yüzünden mi diyecektim, gizleyemezdim.

 

Onlarla hukukum, dürüstlüğe dayanıyordu, harbiliğe dayanıyordu, bu vazgeçilmez mevhumların, vatanı olmazdı, bunu öğrenmişlerdi, biliyorlardı.

 

Cebimde ne kadar para var, miktarını bilmeden, oto stop yaparak, terminale geldim, o kadar kalabalıktı ki, fakat ben yalnızdım, hüzünlerimin eşliğinde, yalnızlığımın ıssız derinliğine dalarak, sabaha kadar bekledim.

 

Sitem, hicran, keder ne derseniz kilitlendim, otobüsün gelmesini bekledim, zira benim her halimi anlayan, güzel kentim Kayserime, kavuşacaktım, gıyabında dahi düşünsem mütevazılık kuşatmıştı onu.

 

Ama çok, pek çok hüzünlüydüm, sanki kendi içimde çözümsüzdüm.

 

Kuytu bir mekân buldum, gecenin kuşatan sessizliğinde, mehtaba baktım daldım.

 

İçim alev alev yanıyor, fakat açamıyorum, sanki öyle bir yük ki kaçamıyorum, deniyordum, dertleniyordum ama saçamıyorum, yoruldum inan ki artık, bakamıyorum.

 

Öyle bir ruh halim vardı ki, o an, kasvet kuşatmış, teslim almıştı beni bir an.

 

Tefekkür ikliminde çare aradım ve içimden geldiği gibi, hiç sansür uygulamadan, kelimeleri ufkumda sıraladım.

 

(devamı nakşeden izler 8 de)

MU
14.01.2008 10:11
#67

Nakşeden İzler (anı Roman 8)

 

Huda her yarattığına gerçeği sormuş, akdedip sabredenler, su yüzünde saman olmuş, etmeyenler ise sefalet ve zillette boğulmuş.

 

Beni yaratıp donatan, en ulvi duyguları mücehhez kılan, her zaman bağışlayan, Rahman ve Rahim olan, Yaratan Rabbime sığındım, sinemi istila eden burukluğumla ona ellerimi açtım.

 

Ey Allah’ım, biliyorum ki imtihan ediyorsun, fakat sen beni, benden daha iyi bilirsin, kimseye bilerek kötülük yapmadığımı, gözümü kör edecek hırsımın olmadığını, kalbimde hasedin hiç barınmadığını,

 

Helalinden kazanayım istedim, bunun için hiç vakit gözetmedim, üşenmedim, isyan etmedim, gücümün üzerinde gayret gösterdim ve her zaman sana hamd ettim.

 

Sinemi bu kadar, harap edecek ne yaptım, yüreğimde kopan fırtınalara, zihnimi felç eden dalgalara, artık göğüs geremiyorum.

 

Yüküm ağır geliyor sabredemiyorum, takatim kalmadı artık yoruluyorum, sana sığınıyorum, çözümün sende olduğunu biliyorum, öyle inanıyorum,

 

Beni hiç zorda bırakmadın, lütufta bulundun, hep umudum oldun, ben yine sana geldim, kapına sığındım, bana gönül rahatlığı ver, çözüm bulmam için bir vesile göster, diyerek ellerimin içiyle yüzümü mesettim.

 

Silkinmiştim, meramımı maksuduma havale etmiştim, rahatlamıştım, bir cengâver gibi hayatta beni bekleyen, yeni imkânlara ümitle kucak açmıştım, yeis’ten arınıp, istikbale yeniden kapı aralamıştım.

 

Bursa da geçirdiğim bir yıl boyunca, birçok dost kazanmıştım, hayırlı ve güzel hizmetler yapmıştım, gariban insanların sığınağı olmuştum.

 

Bu insanlara, hayata daha farklı pencereden bakma ufkunu, kazandırmıştım, bunlar benim için çok yeterli sebeplerdi.

 

Fakat babama, anneme Bursa dan dan böyle habersiz, alel acele niçin döndüğümü, nasıl izah edip, anlatacaktım.

 

Zihnimden bu içinden çıkılmaz, keşmekeşliği bir türlü atamıyordum, bu düşünceler eşliğinde yol alıyordum.

 

Değişik senaryolar hazırlayıp, sil baştan yapıyordum, bedenen çalışmaktan çok daha fazla yoruluyordum, sinemdeki dalgalar eşliğinde düşüncelere dalıyordum.

Uyuya kalmışım, öyle derin ki;

 

Gözlerimi açtığımda, her kez otobüsten inmiş, sadece ben kalmıştım.

 

Fakat zihnimdeki fırtınalar durulmuş, kuş gibi hafiflemiştim, ufkum açılmış, hem de, karnım açıkmış olarak kendimdeydim, bu ne büyük bir nimet, şükürler olsun.

 

Bu kadar rahatlayınca, nasıl hamd etmem, yüce Allah’a, hem de hemen, ab dest aldım, çimenlerin üzerinde, iki rekât namaz kıldım.

 

Okyanusun azametli dalgalarının ortasında alabora olmaktan kurtulmuş, karaya, sahilin o eşsiz güzelliğine, bir anda kucak açmıştım.

 

Böyle fırtınalara maruz kalarak, birebir yaşayanların, beni daha iyi anlayacaklarını zannediyorum.

 

Fakat yinede herkesin, farklı bile olsa, böyle duyguların benzerlerini yaşadıklarına veya bir gün yaşayacaklarına inanıyorum.

 

Evimize geldim, annem ve babamın anlayıp, ikna olacakları biçimde, sizlere, memleketime dayanamadım, kabilinden ifadelerde bulundum ve böylece Bursa hatırama noktayı koydum.

 

Birkaç gün dinlendim, dost arkadaşım Mehmet Muçhan sağ olsun, beni hiç yalnız bırakmadı, bir yıllık özlemimizi, bir nebzede olsa gidermiştik.

 

Meğerse daha yeni, kendini toparlıyormuş.

 

Hastalanmış, günlerce hasta yatağında yatmış, İstanbul dan dan Prof. Dr. Ayhan Songar’a, Ankara dan dan Dr. Emin Acar’a giderek günlerce çare aramış.

 

Mehmet’in annesi Fatma Hanım teyze, onun olmadığı bir zamanda, sesini kısarak, ah Mustafa bilsen neler çektik diye başını sallayarak, aynı paniği yeniden yaşıyormuş gibi anlatıyordu.

 

Kendi gönlünde çaresiz kalmış, etrafına bakınmış, kendinden başkada yanan yokmuş, ne yapsın zavallı kadın, dalyan gibi oğlu gözünün önünde, gün geçtikçe kötüleşiyor, harap oluyormuş.

 

Öyle ki, kim bir tavsiyede bulunsa, vakit geçirmeden uygulamaya koyuluyormuş, çoğunu da Mehmet ten saklayarak yapıyormuş, sıkıca da tembihliyor beni,

 

Aman ne olur, sakın ola ki Mehmet’e söyleme emi diye tembihliyordu.

 

Onunla geçmiş olsun çok çileler çekmişiniz, merak etme teyzeciğim inanın ki, söylemem kimseye dedim ve mi sade alarak oradan ayrıldım.

 

Şu satırları yazdığım an ve zaman itibarı ile tam yirmi üç yıl geçmişti, ben hala sizlerden başka kimseye de, söylememiştim bu sırrımı, artık sakıncası olmadığına inanıyorum.

 

Günler geçiyor, zaman mevhumu kendi ölçeğinde, sormadan, bizatihi alacaklı gibi, derinden, hissettirmeden bir şeyler alıp götürüyordu bizlerden.

 

Tasavvuf ve tarikat söylemi nereye gitsek karşımıza çıkıyordu, sanki o günlerde gündemi o oluşturuyordu.

 

Mehmet durmuyor beni sürekli zorluyordu, ben senin kadar kararlı ve cesaretli değilim, önce tarikata sen gir, sonrada ben gireyim diyordu.

 

Fakat anlaşılamayanlar haddinden fazla çoktu, içine girenler Allah ve Peygamberden çok şeyhlerinden ve kerametlerinden bahsediyorlardı.

 

Onunla da yetinmeyip mürşitlerinin kutbu cihan veya gavs olduklarını söyleyerek, onlara makam tayin etmeyi ihmal etmiyorlardı.

 

Akıl, mantık zaviyesinden, sorgulamaya fırsat vermiyorlar ve içine girip yaşamayınca anlayamazsın diyorlardı.

 

Denize düşüp’te, yüzmeyi bilemeyen bir insanın, haleti ruhuyesi ne ise, bende o günlerde, gönlümün derinliklerinde, öyleydim.

 

Siyasi arenada, İslâm’i söylemde, dikkatimizi çeken, o günkü koşullarda, bizlere cazip gelen,

 

Tüm mazlumların, saf, samimi, manevi duyarlılığı olan, dar gelirli insanların, çıkış kapısı olarak gördükleri,

 

Bir amaç, hedef olarak ileri sürdükleri, kendilerinin, diğer partilerden üstün ve farklı olduklarını, ilan ettikleri,

 

Bizlere yabancı olan parlâmento, yasama, yürütme ve yargı organlarını, daha yakından tanıtarak ve öğreterek,

 

Ufkumuzda olmayan, hiçbir zaman tasavvur etmediğimiz, devleti tanıma ve sahiplenme olgusunu kazandırmışlar,

 

Kısıtlı olan televizyonlardan takip ederek, tavrımızı ve katkımızı netleştirmeye çalışıyorduk, bunlar bizlerden isteniyordu.

 

İlk defa bir parti binasına gittim.

 

Yusuf Bozkurt tan sonra il başkanı olan, Kenan Mutlu ve yönetim kurulu üyeleri ile kiçikapı da ki o eski, millet caddesinin arkasından girilen, mütevazı binada tanıştığım,

 

Ve o gün, bu insanların çoğunda gözlemlediğim, mütereddit halin, yani zihninde teşekkül eden,

 

Fakat zaman içinde, çözüleceğine inanılan, rahatlıkla herkese sorulamayan, tefrika girmesinden korkulan, soru ve ünlem işaretlerinin olduğudur.

 

Artık bende, çevremin oluşturduğu koşullar nedeniyle, arkadaşım Mehmet’in bitmeyen ısrarı nedeniyle,

 

Ve içimde ki, birçok mevhumun barınağı olarak, meçhule doğru, daha iyi bir kul olmak düşüncesiyle, yok sandığım,

 

Fakat belki de kendimi avuttuğum, enaniyet ve tekebbür virüslerinden, arınmak heva ve heveslerimi, daha iyi disipline etmek niyetiyle, kararımı vermiştim.

 

Girecektim artık, kararlıydım, tanıdığım herkesin, kurtuluş yolu olarak gördüğü ve gösterdiği,

 

İlahiyatlısından, mühendisine, doktorundan, öğretmenine,

 

İş adamından, yayıncısına kadar, tanıdığım her kesin, tavsiye ettiği,

 

Ve fakat benim için, iks kümelerinden oluşan,denklemi düşünürken, kendime sürekli sorduğum,

 

Bu insanların, tahkiki, araştırması yok muydu, elbette vardı, akıl ve mantık açısından noksan değillerdi, öyleyse kandırılmış olamazlardı.

 

Benim bu insanlardan, daha kapsamlı bir araştırama yapmadığıma göre ve dolayısıyla bunlardan, çok daha akıllı olmadığım kanaatiyle, tereddütlü davranmanın bir gereği ve manası yoktu.

 

 

Beni davet ettikleri yol, yalanlara, entrikalara, fırsatçılara, yalakalara ve her türlü mel’a netin işlendiği mekânlara, kapı aralamıyordu.

 

İnsanı tek başına sadece kendiyle müteşekkil, serbestiye ti, ve keyfiyetini vermiyordu.

 

Halife veya şeyh denen zat, müridin kalbinden geçen her şeyi bildiğini ve o bakımdan,

 

Çok dikkat edilmesi gerektiğini söylüyorlardı, yanına giderken kalbine sahip ol, tembihinde bulunmayı ihmal etmiyorlardı.

 

Anlatılanlar öyleydi, dolayısıyla benim gibi;

 

Yıllarca Allah demiş, Peygamber demiş, Kur’an demiş fakat sadece taklit etmiş birini!

 

Doğurup dünyaya getirmiş, baba, anne olgusunu öğretmiş, yeme, içme, giyim, kuşam, yanlış, doğru öğretisinden ileriye gidememiş,

 

Ufkumu açmamış, bilgilerle donatmamış, hedef göstermemiş, ilke ve prensip konusunda duyarsız kalmış, bunlardan ellerinde olmayarak, bizleri mahrum bırakmış olan, canım annem ve sevgili babam.

 

Kime, nasıl, ne şekilde, hangi koşullarda, nereye kadar, hangi tavizlerle diye, hiç bir ölçü öğretilip, sorulmamıştı, şimdiye kadar!

 

Nasıl sorsunlar biçareler, onlara da babalarından, annelerinden miras kalmış, çünkü o yıllarda, her tarafı geçim sıkıntısı sarmış,

 

Harf inkılâbından dolayı herkes, bir çırpıda cahil kalmış, kim Allah’tan bahsediyorsa, gerici, yobaz sanılmış.

 

Gariban babam, kırk üç buçuk ay askerde kalmış, okumayı dahi öğrenememiş, fakat suçlu bulamamış, hiç kimseye bir şey soramamış, zira çoğu insan o yıllarda, aynı ahenkteymiş.

 

Geçinebilmenin en büyük dert olarak görüldüğü, aile ortamlarında şefkatin akıbetini bir düşünün, kim buluyor ki onu, hangi ölçülerle kime taksim etsin.

 

Benim en değerli varlığım olan annemi, sevgili babamı suçlamam, haddim değil, ama onlar gibi kimleri suçlayacağımdan ve nasıl hesap sorulacağından, habersiz ve de mahrum değilim.

 

Her şeye rağmen, hamd ederim Allah’a ki, Müslüman bir ailede ve İslam diyarında dünyaya gelmeyi, bizlere nasip etti.

 

Akidemiz, amellerimiz, taklitte olsa, gönlümüzde her zaman, hakikate kapı aralanmış, tahkike giden yolunda, taklitten geçtiğinin zeminini hazırlanmış.

Yalnızca bu dahi, şükretmek için, yeterli sebep değil mi?

 

Ya batıl olan dinlere iman edilen, bir aile ortamda dünyaya gelseydim, Müslüman kimliğinden uzak ve mahrum kalsaydım daha mı iyi idi.

 

Yine de, onlar sürekli;

 

Allah devlete ve Millete, zeval vermesin diye, dua ederlerdi.

 

Ben maalesef böyle dua edemiyordum.

 

Devlet denen olgu, halkının hizmetinde, emrinde ve bu görev bilincinde değil de, halkına tahakküm özentisinde olursa,

 

Devletin, devlet olabilme vasıflarına, haiz değilse ve bunları yerine getiremiyorsa,

 

Halkının refahını ve mutluluğunu, artırmak yerine, onları sürekli perişanlığa, mahkûm ediyorsa,

 

Adına Parlâmento denilen, ve bu milletin temsil yetkisi verdiği, millet vekillerinin bulunduğu mekan, her on yılda bir, tedavülden kaldırılıp, tasfiye ediliyorsa,

 

Bunu da, millet adına yaptık, milletin ve devletin bekası için diyorlarsa, temsil yetkisi olan nice mümtaz şahsiyetleri, hiç suçları olmadığı halde, mahkûm ediyorlarsa,

 

Kendi kuvvet dengelerini, korumak ve kurtarmak adına, kanun çıkartıp, milletin âli menfaatlerini, hiçe sayıyorlarsa,

(devamı Nakşeden İzler 9 da)

MU
14.01.2008 10:14
#68

Nakşeden İzler (anı Roman 9)

 

 

Milletten habersiz, kendi namı hesaplarına çalışan, kon tür gerilla, Ergenekon veya batı çalışma gurubu gibi,

 

Milletinin aleyhinde ve milleti yönlendirme adına, parlâmentonun dahi çözemediği, bir oluşuma alet oluyorlarsa,

 

Bu milletin, devleti için her zaman, kendini feda etmiş ferlerinin, temel hak ve hürriyetleri, gözlerinin içine bakılarak, ellerinden alınıyorsa,

 

Bu mübarek millete, cihan devleti olma, bahtiyarlığını gösteren, ecdatlarımızı, hiçbir zaman gün yüzüne çıkarmaz ve arşivlere mahkûm ediliyorlarsa,

 

Ve bu milletin, en büyük arşivi, Bulgaristan’a kilo ile hurda kâğıt olarak satılıyorsa, bunu da devlet bizzat kendisi yapıyorsa,

 

Devletin, devlet olabilme şartlarından birisi olan, milletinin genelinin, en büyük kutsiyetlerini, Allah, Kur’an ve Peygamber bağlamında ki İslam ve prensiplerini,

 

Arapların dini sayarak ve en büyük tehlike olarak, hedef gösterip, bu kutsal değerlere savaş açıyorlarsa;

 

İşte ben, böyle bir devlete, dua edemem, etmemde mümkünde değil, çünkü bu şekilde yapacağım bir dua,

 

Bu millete, zulüm etmem manasına gelir, böyle bir küstahlığı, nasıl yapabilirim, bu cesareti ve dalaleti, kendimde nasıl görebilirim.

 

Bu millete, huzuru çok görerek yozlaştıranlar, asimile yapanlar, maneviyattan uzaklaştırarak, maddeye mahkûm edenlerin,

 

Yaptıkları her bir eylemin, maksatlı olduğu, bu millet tarafından pekâlâ bilinmektedir.

 

Fakat bunlar, batıl ve şer cephesinde, yerlerini almış, az bir paha karşılığında, en önemli değerlerini satmış, gafil, ışıktan mahrum olmuş, piyon gibi kullanılan, posası çıktığı vakit, alaşağı edilen, biçarelerdir.

 

Şu anda, bu görevi icra edenler, yani onlarda, bir zamanlar, bu kutsiyetlere inanıyorlardı.

 

Fakat makam, şan ve şöhret onların mabetleri, beslendikleri mekânlar da, maalesef kıbleleri oldu, bu zavallıların.

 

İşte ben, bu şuur ve idrak içerisinde, tüm çevreme, etki alanıma giren herkese ve emanetim de olan, sevgili neslime, yılmayacağım,

 

Ömrüm vefa ettiği sürece, bu gerçekleri onlara durmadan, haykıracağım.

 

Ki yeter artık, bu milletin yıllarca çektiği zulüm, artık canımıza tak dedi, belki şu anda, kuvvet dengeleri, müsait olduğundan, yükselen ateşi, kontrol altına aldıklarını, zannediyorlar.

 

Fakat ateşin ne zaman yükseldiğini, fark edemeyecekleri, günlerde uzakta değil, sancılı doğum, şafakta görünüyor!

 

Toplumun tüm kesimlerinde, kıpırdanmalar, hak aramalar, meydanlara çıkmalar ve sosyal açılımlar durmuyor, ardı arkası kesilmiyor, devam ediyor,

 

Halkımızda, baş gösteren bu temayüller, protestolar ve ta ciğerlerinden gelen, isyan çığlıkları bitmek bilmiyor.

 

Tahakküm odakları, sürekli gündem değiştirmeye, yönlendirmeye, suni çözüm yollarını aramaya koyuldular.

 

Yalakları da boş durmuyorlar, bir yandan ellerindeki medya faktörünü kullanarak, millete korku pompalamaya devam ediyorlar.

 

Sakın ha, sesinizi yükseltmeyin, yoksa askerler gelir diyerek, sanki yaptıkları, tüm politik açmazları, askerler istedi bizlerde uyguladık!

 

Mantığından hareket ederek, milletimizin, peygamber ocağı diye sahip çıktığı, kendi efratlarını hedef göstererek, eğer bir suçlu varsa, orası da genelkurmay karargâhıdır, diyorlardı.

 

Zavallıların, basiretleri kapanmış olmalı ki herhalde, milletimizin kimlerin, neden ve hangi maksada binaen, aldıkları kararları ve yaptıkları uygulamaları, bilmediklerini zannediyorlar.

 

Oysaki bu yüce millet, her bir oluşumu, yakinen takip ediyor.

 

Nasıl ki bir anne, evladının yaramazlıklarına, gelişme çağındadır diyerek, sabrediyor ve mühlet vererek affediyorsa,

Fakat bu müsamahaya rağmen, çocuk haddini aşınca, annesinden ummadığı bir zamanda, nasıl elinin tersiyle, vurup devirdiğini,

 

Sevgi ve şefkatinden men ederek alaşağı ettiğini, buda yetmedi mi, istemeyerek beddua eylemine başvuruyor.

 

Yaratanına yöneldiğini, her vatandaş, mutlaka biliyor.

 

O nedenle bu millet, kararını geç verir fakat tam verir, onu da yakinen biliyorlar.

 

Ben elbette, babamdan farklıydım ve farklı olmak zorundaydım, zira yaşadığım olaylar ve kazandığım tecrübeler bana, başka seçenek bırakmıyordu.

 

Kayıtsız kalamazdım, aman boş ver diyemezdim, bana ellemeyen yılan, bin yaşasın gafletine düşemezdim.

Dolayısıyla her şeyi Allah’a ve ahi ret gününe havale edemezdim.

 

Akıl, mantık ve idrakimi, başkalarına emanet veremezdim, insan olma vasfımı, düşünme melekemi, askıya alamazdım

 

Hülasa beşer olarak kalamazdım, yani doğan bir çocuğun, tek başına, hayatını idame ettirmesi ve yaşaması nasıl mümkün değilse,

 

Çocuğu doğuran annesi, bizzat kendini feda etmek pahasına, gözü gibi ona bakarak, koruması ve ayakta kalabilecek koşulları sağlamaya çalışması gibi,

 

Akıl, mantık ve idrakimi, başkalarına emanet veremezdim, insan olma vasfımı, düşünme melekemi, askıya alamazdım.

 

İnsan olmak ise, kimlik kazanmaya, kendini tanımaya, bulunduğu ortamı sorgulamaya, iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı algılamak.

 

Hakkı ve batılı, aklıyla elde ettiği bilgiler ışığında, mukayese yeteneğini geliştirmek, tercih etme hakkını kullanmak, bunlar gelişim süreciyle orantılı olan eylemlerdir dolaysıyla;

 

Kul olabilme bilincimi, yurttaşlık hakkımı, en iyi biçimiyle, kullanmalıydım, araştırıp, sorgulamalıydım.

 

Onun için, benim tarafımdan bilinmeyenlerin, bir muamma gibi görünenlerin, içine girerek deşifre etmeliyim.

 

Doğruları tespit ederek, yoldaş olmalıydım, yanlışlara da gücümün yettiği ölçüde, fren vazifesi yapmalıyım.

 

Herkes beşer olarak doğar, fakat her beşer, insan olamaz, insan olabilmeyi başarmak ve kazanmak zorundayız.

 

Yoksa aksi davranış, tembel kalış, kendini bulamamış, mükellef duygusuna haiz olmamış ve sürekli başka insanların desteğine ihtiyaç duymaları,

 

İleri yaşta bulunmaları dahi, bu insanların beşer olmaktan kurtulmaları anlamına gelmez. Çünkü insanı insan yapan değerler, mutlaka ön planda olmalıdır.

 

Ve bu maksatlar doğrultusunda, tarikat olgusunu da, keşfetmeliydim.

 

Öyle de yaptım, bir arkadaşımın vesilesiyle, kumaş toptancısı olan hacı Ender beyin refakatiyle.

 

Cami kebir civarında bulunan, selamet apartmanının üçüncü katının kuzeyin deki kapının ziline bastık, biraz bekledik ve nihayet kapı aralandı, içeriye buyur edilerek, zatı muhteremin huzuruna geldik.

 

Sağ olsun hoş geldiniz diyerek, hatırımızı aldı, nereli ve kimlerden olduğumun, kısa bir malûmatını alarak, istihare rüyamı nasıl gördüğümü anlatmamı istedi.

 

Bende nasıl gördüğümü, olduğu gibi anlattım, dinledi ve karar vermiş olmalı ki; şöyle temkinlerde bulundular.

 

Teheccüt, yani gecenin bir vaktinde, kılınan namazı, hassaten kılmamı ve belirli vakitlerde, falan sayı kadar, tespih çekmemi, varsa kaza namazım,

 

Vakit namazlarından önce veya sonra bir günlük, kılmamı, haftalık sohbetlere kendi oturduğum semt olan, Yenimahalle katılmamı söyledi ve hayırlı olsun dileklerinde bulundular.

 

Kapıda bekleyenleri düşünerek, müsaade istedik ve bizleri sağ olsunlar kapıya kadar uğurladılar.

 

İçimden Allah razı olsun bumuymuş tarikat! Diyerek rahatladığımı anladım.

 

Meğer girmek, ne kadar kolaymış, ben zaten söylediklerinin çoğunu, yıllarca yapıyordum, ibadete yabancı değildim.

 

Kulluk, bilincimi geliştirmek, yıllarca taklit ettiğim, fakat teferruatına inemediğim, ibadet ve ta atimin, şuuruna ermek ve her şeyi hakkıyla yapmak, hedefindeydim.

 

Arkadaşım Mehmet ve Yakup’la karar verdik, sabah namazına, meydan camisine gidecektik.

 

Seherin o alaca karanlığında, mütevazı bir muhabbet ortamında, sanki kenetlenmiştik, aynı hedefteydik ve nihayet mekâna gelmiştik.

 

Meydan Camisi, çok büyük değil, fakat içine girince, derin sessizliği barındıran, ayrıca huzurlu ve feyiz olduğu hemen gözleniyor.

 

Mehmet ilâhiyatlı olduğundan, aramızda en bilgili oydu, mihrapların bir peygamber makamı olduğunu,

 

Bilen ve bunun şuurunda olan, hocaların arkasında namaz kılmayı, tercih ve tayinini o belirliyordu, bizler de memnuniyetle icabet ediyorduk.

 

Birkaç gün aynı camide, sabah namazını kıldık, feyiz aldık ve hayırlar dileyerek, camiden ayrılıp giderken, kendi aramızda sohbet ediyorduk, Mehmet bu caminin, imamlığını yapan hocanın,

 

Yahyalı’lı olduğunu, Mükremin hafız diye bilindiğini, ehli takva bir kişi olduğunu, hafızlık konusunda muhkemlik sıfatı bulunduğunu,

 

Çok muhterem ve muhabbetli bir insan olduğunu söyleyerek, bir ara, sizleri tanıştırıp sohbet ederiz inşallah dedi.

 

Bizler de, mademki bu kadar muhterem bir insan, neden şimdiye kadar hiç tanıştırmadın, diyerek latife yapmıştık.

 

Mehmet’te fırsat bulamadım, merak etmeyin, hocamızın ellerinden öperiz, bir gün inşallah, diyerek mevzuu kapattık.

 

Arada bir de olsa, yunus emre camisine gidiyorduk, fakat meydan camisinden aldığımız, huzuru her zaman, arıyorduk.

 

Bu camide de, yine hafız olan, müezzinlik görevini yapan, mütevazı ve iyi bir insan olarak tanıdığımız arkadaş,

 

Yunus emre camisi imamının, şerrinden daima korkan, hacı Ömer Kafa isimli, yaşlı olmasına rağmen, ilâhiyat fakültesi son sınıfında okuyan, güzel bir arkadaşımız vardı.

 

(devamı Nakşeden İzler 9 da)

MU
14.01.2008 10:15
#69

Nakşeden İzler (anı Roman 10)

 

Şahsıma latife olsun diye, baş imam derdi, niçin böyle taltif ediyorsun, hocam dediğimizde,

 

Ben, senin kadar, cami hocasının hatalarını, yüzüne söylesem, senin kadar dirayetli olabilsem, başkada bir şey istemem, ama mümkün değil ben söyleyemem diyerek devam etti konuşmasına.

 

 

Sen hiç çekinmeden, direk yüzüne söylüyorsun, ben bir denemeye kalksam, bu camide beni mümkün değil durdurmaz.

 

Allah bilir ya, senden de çok çekiniyor, bunu bilesin deyince, arkadaşım Mehmet hemen atılarak, bu kardeşimden kim çekinmez ki, haddine mi düşmüş diye söyleyince, katılarak cami içindeki, hocanın mevkiinde gülmüştük.

 

Nihayet meydan camisinin müezzinlik kadrosunda olan ve fakat hafız olması nedeni ile imamlık yapan, Mehmet’in övgüyle bahsettiği, hoca efendiyle yine, bir sabah namazından sonra, tanışma fırsatı bulduk.

 

Yahyalılı Hafız Mükremin hoca, on yıldır aynı camide görev yapıyormuş, oldukça uzun boylu, iri cüsseli, heybetli, orta kilolu, kına rengine benzer sakalı vardı.

 

Mat, oldukça ciddi birini beklerken, enteresandır ki, o heybet ve cüsseye rağmen, mütevazı olduğu her halinden anlaşılan, sevecen bir insan.

 

Bizleri, gözlerinin içi gülerek, sarılıp kucaklayan, ısrarla böyle olmaz diyerek, alıp Derviş bakkala götüren, orada bizlere kendi elleriyle seçerek tarttığı Üzümleri, yedirerek ikram eden,

 

Ve Allah için, her zaman beklerim, sizler gibi, yüreği Hak sevgisiyle yanan yiğitler, bizler, için iftihar vesilesi, diyerek sizleri;

 

Geleceğimizin, teminatı olarak görüyorum, sizlerle ne kadar, öğünsek azdır, temennisiyle, bizleri dualarla uğurladı, işte böyle mübarek bir insan.

 

Sen gel de şaşma, taaccüp etme, aralarında bin metre olmayan, biri camiden kaçıran ve müezzinini yıldıran bir hoca,

 

Bir diğeri ise, insanın gönlünü alan, imamlık mesleğinin saygınlığını artıran, cemaatin şevkini kamçılayan, oldukça mütevazı olan, bizlerde kalıcı izler bırakan, muhterem bir hoca,

 

Oysaki yıllarca bu meydan camisinden, mahrum kalmama, vesile olan, çocukluk anılarımı buğulayan, her ezan duyduğumda, bu buruk acıyı hatırlatan,

 

Müsamaha ve şefkatten nasibini alamamış, bir hoca yüzünden yaşadığım, on yedi yıl içimde sakladığım, o hazin olayı, hocayı ve camiyi, sinemi yıllarca yakan anımı ve sırrımı,

 

Bu kez, aynı mekânda tanıdığım, Hafız Mükremin hocayı, tanıyarak, kalpten muhabbet duyarak, yırtıp atıyor,

 

Ve yıllarca hasret kaldığım, cami sevgimin, yeniden filizlenip, yeşerdiğini hissediyordum.

 

Bunu da Allah razı olsun ki, muhterem hocam, Hafız Mükremin efendi sağlıyordu.

 

Sen gel de, bir insan olarak, böyle bir hocayı sayıp, sevme, gıyabında hayırla yâd etme ve her zaman arkasında namaz kılayım diye sabırla bekleme.

 

Mükremin hocamla samimi olmuştuk, dertleşiyor, güncel olayları konuşuyorduk, manidardır ki aynı hedefe doğru yol alıyorduk.

 

Gelişmelerden bizleri, mahrum etmeyin, haberdar edin ki, bilelim bizlerde, elimizden ne geliyorsa, çabuk davranıp seferber edelim, diyordu.

 

Mehmet’le millet caddesinde, bir iş için koşturuyorduk. Yeni mahallede oturan, Şaban ağabey diye bilinen ve baharat işleriyle uğraşan, zatı muhteremle karşılaştık.

 

Hal hatırdan sonra, Mehmet sitem dolu bir ifadeyle, biz sizden neler beklerken, siz ne yapıyorsunuz,

 

Allah aşkına Şaban ağabey deyince, bende merak ettim, acaba ne oldu ki, Mehmet hiç şahit olmadığım, böyle bir tavır sergiledi.

 

Şaban bey hayırdır, niçin böyle kahırlı konuşuyorsun, deyince, ağabey nasıl konuşmam, daha ne olacak,

 

Benim canım gibi sevdiğim, çok değer verdiğim, her şeyine kefil olduğum, Mustafa kardeşim Bursa’dan geldi ve iki haftadır boş, münasip bir iş araştırıyor.

 

Böyle muttaki bir insanın, nasıl boş kalmasına, fırsat verilir, hala anlaya bilmiş değilim, deyince.

 

Elhamdülillah, bende başka bir şey mi oldu, diye merak ettim, tamam o iş olmuş bil, yarın arkadaşımız gelsin, hemen işe başlasın demez mi?

 

Ben, hiç beklemediğim bir anda geliştiği için, hem çok şaşırmıştım, hem de, bir o kadar sevinmiştim.

 

Çok memnun olmuştum, böyle hayırlı dostlara, sahip olduğum için Allah’a, şükretmiştim.

 

Baharat ve paketleme şirketinde, çalışmaya başlamıştım, güzel gidiyordu, arkadaşlarla kaynaşmıştık.

 

Çalışanların çoğu, üç, dört kişi hariç, battal gazi ve Cafer bey mahallesinden, servis yapılarak getirilen, anneleri ve on yaşın üzerindeki çocuklardı.

 

İşin özetini yapacak olursak, Mersinden getirilen çimento torbaları ebat’ın da olan, karbonatlar, un torbalarına benzer pirinç unları, susam torbaları vesaire,

 

Bu malzemeler elenerek, çeşitli ebatlarda, ambalajlanarak, paketleniyor ve muhtelif vilayetlere pazarlanıyordu.

 

Karabiber, tarçın değirmen makinesinde, öğütülüyor, aynı sistem uygulanıyor, istenilen ölçüde paketleniyordu.

 

Benim görevim, satış mümessiliydi, fakat yapmadığımız işte yoktu, gayret göstererek, samimi bir şekilde çalışıyorduk, mal sevkıyatı ve pazarlamak için, sıkça şehir dışına çıkıyordum.

 

Niğde, bor, Kırıkkale, Ankara pazarlarında, Bedfort dingilli kamyonla, sevkıyatı yapıyor, Parti genel merkezine uğruyor, bazen de Erbakan hocayla görüşüp, dönüp geliyorduk.

 

Sivas, Malatya, Tokat, zile, Samsun pazarlarında, aynı işlemleri tekrarlıyorduk.

 

Adana, Mersin, Ankara, Samsun en fazla pazarlama yaptığımız illerdi.

 

Şehir dışına çıktığımız vakit, orta sınıf otellerde kalırdık, Şaban bey, her sabah namazından sonra, tespihini çekerken uyanırdım,

 

Kollarımızda, sırtımızda malları, ikinci, bazen üçüncü katlara çıkartırdık ki, nasıl olsa gücümüz yetiyor ve Şaban bey boş yere hamala para vermesin diye.

 

Ama Allah var, takatsiz kalır, hış diye yığılırdık. Bilhassa yazın insanlıktan çıkar, dilimiz dışarı sarkardı.

 

Fakat hiç önemli değildi, çünkü huzurumuz vardı, zaman zamanda ibadet için, fırsat bulamaz, aksamalar yapardık, diğer vakit namazlarında, telafi etmeye çalışırdık.

 

O yıllarda, iş yeri düven önünde, bodrumdaydı, Akıncılar derneği de, iş yerinin üzerinde üçüncü kattaydı.

 

Dernekle, fırsat buldukça, yakinen ilgilenir, elimizden ne geliyorsa, esirgemezdik.

 

Bildiri dağıtmak, sesimizi duyurmak, varlığımızı ispatlamak, kim tayin ederse, tereddüt etmeden, hedefe koşardık, görevi ifa etmenin huzuruyla döner, yeni projeler peşinde koşardık.

 

Fakat genelde sahipsizdik, heyecanlı gençler, hedef göstersen, gözlerini kırpmadan giderlerdi, ama bu böyle olmamalıydı, çünkü

 

Hedef tespiti, strateji, lojistik donanım, bilgi birikimi, hiçbir zaman, olması gereken, düzeyde olmadı, ütopyamızdaki tasavvurlarla besleniyor, evlerimizden iaşeler getiriyorduk.

 

Bunca fedakârlığa rağmen, terbiyemiz gereği, öne çıkmıyor, heveslilerini dinliyorduk, dinlerken de sürekli içinden çıkılamaz, tezatları aynı anda yaşıyorduk.

 

Güzel sesli bir insan Kur’an okuduğunda her çileyi unutuyor, yeniden doluyorduk.

 

Çünkü özlemimiz Asrı sadetti, sürekli o günlerin, çileli sancılarını, çekilen sıkıntılarını, sabredilerek Allah’tan istenen,

 

Fetih müjdesini, gasp ve zulümlerini hatırlıyor ve yaşarcasına anıyorduk, bizlerin çektikleri bu sıkıntılar, ashabın gördüğü, zulüm ve meşakkat yanında hiç kalıyordu.

 

Ben fırsat buldukça, şehirde kaldıkça, tespit ettiğim, yeni öğrendiğim ne varsa Hafız Mükremin Hocama anlatıyor ve onunla paylaşıyordum.

 

O zaman akıncılar derneğinde tanıdığım, yeni Almanya’dan gelmiş, gözü kara, fakat ölçüsüz olan,

 

Sürekli bir olayın içinde bulunmamız şartmış gibi, panik yapan, kumral, mavi gözlü, biraz ukala, asi tavırlı olan, bu gencin adı Mehmet Kabaktı.

 

Böyle gençlere sabretmek ve seyretmek durumunda kalıyorduk çünkü derneği bunlar mekân tutmuşlardı, geçim sıkıntısı, maişiyet derdi yoktu bunların.

 

Kiminin babası halıcı, diğerinin ki ise hastane caddesinde toptancıydı, ara, sıra bizim gibi gelen insanlar, nasıl söz sahibi olurdu.

 

Özlemimiz saadet asrıydı, kıyafetimiz de, dökümlü bir şalvar, şalvarın üzerine dökülmüş, yakasız bir gömlek, kafamda papak ve Bursa da bıraktığım sakal, oluşturuyordu.

 

Sinemde barındırdığım, o kadar çok soru vardı ki, çözemediğim fakat mutlaka sormam gereken, ama kime, nasıl soracaktım.

 

Herkes ayrı bir maslahat gösteriyordu, sorunun içinden çıkamadığı zaman, mürşidine gönderme yapıyordu.

 

Akla, mantığa uymayan, yer, zaman mevhumu tanımayan, izahını dahi yapamayan, alâmetifarikalardan, bahsediyor, kalben inanmamızı istiyor, belki de farkında olmadan kendini avutuyorlardı.

 

Arkadaşım Mehmet’e soruyordum, vallahi bende, anlamaya zorlanıyorum, sabredelim diyordu.

 

Bu içimi kemiren sorularımı sorarak, mantıklı bir cevap alamayınca sohbetlerde, sıkıcı geliyordu.

 

Enteresandır ki, soru dahi soramıyordum, çünkü sadece adap risalesi diye, bir kitap okutuyorlardı, devamlı.

 

Zira yanlış anlaşılmak, hat safhadaydı o günlerde, korkuyordum, arkadaşlarım zanda bulunacaklar diye.

 

(devamı Nakşeden İzler 11)

MU
01.02.2008 16:15
#70

Öncelikle bir merhabayla başlıyorum satırlarımı yazmaya…

 

Çok nadiren denediğim bu tür çalışmalar, ancak zihnimi zorladığı vakitler bir iki kelam etmeyi, sizinle paylaşmayı, lüzum ettirdiğinden olsa gerekir.

 

Bilmenizi dilerim ki, her yazan gibi, şiir, deneme, hikâye çalışmalarını fırsat bulduğumuz sürece takip etmekteyiz.

 

Birçok arkadaşımız bu gayretin peşinde, yoğun bir çaba sarf etmekteler.

 

Bilseniz ne kadar memnun kalıyorum, bu uğurda gösterdikleri gayretten mütevellit.

 

Oysaki hayatın bu acımasız açmazlarında fedakârlık göstererek bizlerle duygularını paylaşıyorlar.

 

Sizde öylesiniz.

En azından öyle zannediyorum…

 

Fırsat buldukça okumaya gayret ettiğim birçok şiiriniz de vurgularınız çok dikkatimi çekmişti. Yazılarınız hakeza…

 

Sanki yılların tecrübesini gönül hücrenize hapsederek bugünleri beklemişiniz!

 

Bir bendin başında melalinizle baş başa, ağacın dalları arasın da, kuşların şakıyan nağmelerinde siz başka âlemleri yaşıyorsunuz.

 

Parmaklarınızın kavradığı bir çöp parçasıyla, toprak zeminin tuval zenginliğini kullanarak anladığınız…

 

Kavradığınız hayatın sayfalarında kalan izlerin güftesini yazarak resmediyorsunuz…

 

En bariz dikkatimi çeken yanınız manayı fevkalade öncelemeniz olmuştur.

 

Ufki yelpazeniz alışılmışın dışında ve farklı zenginlikte.

Kullandığınız temalar, son derece ilginç…

 

Gece gibi, kan yaşları gibi, yalnızlık gibi, okyanus ve balık gibi sıralayabiliriz. Bazen hesap sormanız dahi çok farklı…

 

Öyle ki bütün hesaplarınızı ukbanın derinliğinde bulunan mizan ölçeğine biriktiriyorsunuz.

 

Hayata bakışınız da sevgi üst perdeler de yalnız aşırı hüzün ışığı göstermiyor. Işıksız bir ortam, tefekkür için bir zenginliktir.

 

Ama gözler görmeli, bir heyecan olmalı, hayatı rahmetin enginliğinde yaşamalı.

 

İşte siz yazılarınız da hissiyatın her nüansını farklı bir şekilde tasarlıyorsunuz.

 

Bu durum elbette bir zenginliktir.

Bir seçiciliktir.

 

Fakat bir okuyucunuz olarak sürekli hüzün mısralarını okumam şahsen beni üzüyor.

 

Zannederim genç bir hanım arkadaşsınız.

 

İnancınızın kuvvetli olduğuna inanıyorum, satırlarınızdan bu hissi alıyorum.

 

O vakit bir geleceğin hesabıyla Hayatınızı tanzim ediyorsanız, bir kadere inanıyorsanız niye üzüntü o zaman.

 

Hani her cefa aşk içindi…

Hakkın Cemali içindi…

 

Efendimiz içindi…

 

Korkarım ki siz yıllarca bir oyun dahi oynamamışsınızdır.

İp atlamamışsınızdır, met değnek oynamamışsınızdır!

 

Öyle mi yoksa?

 

Bakın efendimiz neler yapmamış ki, muhabbet için, sevgi için değil mi?

Sizin yüreğiniz henüz çok taze, bakınız hayat sizlere neleri vaat ediyor.

 

Ama çok kaygılara kapılamadan, acabayı çok sık kullanamadan olmaz mı?

Sizin gibi yazan bir arkadaşla aynı sitede bulunmaktan keyif almaktayım.

 

Bu bakımdan mutluyum, gelecek adına umutluyum.

 

Sizi en kalbi duygularımla kutluyorum.

Başarılarınızın devamını diliyorum.

MU
05.02.2008 12:28
#71

Hasretin Daveti!

 

Her geçen günlerin

Avazı çıktığı kadar

Bir nida ettiğini duyar gibiyim

 

Tekniğin teknolojinin

Bu kadar hesapsız çığır açtığı

Hanelerimizde ki heveslerde

Özlemleri anlamsızlaştırdı

 

Her elimizi attığımızda

Birkaç cep telefonu sayesinde

Meramların sahnelendiği seste

 

İnsanın iliklerini sarsan

Hasretle özlemi muştulayan

Her anıldığında sızısı duyulan

Özlemler kalmadı artık

 

Oysaki bu kadar

Yakınlaşmada bir uzaklaşma

Sahnesi yaşanıyor sinede

Günün tükenen tahammülünde

 

Bir zamanların sevdaları

Asla yıpranmayacak sanılanı

Muhabbet için saklananı

Arıyorum işte şimdilerde

 

Hasretim muvazeneye

Özlemin hasret yelpazesine

Toprağın nazarında ki hakikate

Gün içinde yaşadığım şaşkınlığa

 

Sokaktaki çocuğun

Arz ettiği mahzunluğunda

Karların altında aranan canlıya

Kuşların kanat çırpınışlarına

 

Dilenenler dillenenler

Bir konuda muhasebe etmeliler

Muhakkakı bir yerden geldiler

Zevkleri için tepinenler

 

Hasret içinde nefeslenen

Aşk için tazelerde demlenen

Hikmeti için ezelle kavilleşen

Rahmeti bilen onu özleyen

 

Güzeli gülü bülbülü

Melalinde gizlenen hüznü

Senin için vaaz edilen süreyi

Ruhun için zikredilen güzelliliği

 

Melekûtun özelliğini

Arzı mekânın tükenen süresini

İnsanlığın sekülerle şen kimliğini

Ölümün nefeslerimizde ki ayak izlerini

 

Ölüm en güzide nasihatken

Toprak hasretle teni beklerken

Defnin yapıldığı hazır un haşyetteyken

Tilavette anlaşılmayan ayet dinlenirken

 

Hasretim ahirin dilinde

Özlemim bedenden geçilmeye

Zihnim edep ile fikri hakikatlerde

Gözlerim hal içinde nefeslenenlerde

 

Bazen söylenmiyor değilim

Ne evim ne yarenim ne de dilim

Aşk için dillenirdim oysa hederdim

Enem ince hastalığım payem kudretim

 

Düşüyorum hala sefilim

Terk ediyor artık hücrelerim

Aynada ki baktığım vazgeçilmezim

Ben meğerse ne kadar densizmişim

 

Yıllara sâri olan heveslerim

Avuntular içinde geçti günlerim

Malayanilikte tükettiğim nefeslerim

Kitabı celilin anlaşılmasına hasretim

 

Ben topraktan ne anlarım

Bir reçber değilim onu işleyemem

Sünnetullah böyledir tohumu ekemem

Gayet tahkik içinde bulunan gizli davet

 

Suyun aşkında ki hikmet

Aslanın pençesine verilen kudret

Yılanın sessiz süzülüşünde ki hareket

Hasret olunan tefekkürde var olan bereket

 

Arının narın karın içinde kalanın

Yeşil çimenlerde gizlenen ayranın

Düşünmeye hasrettir zannı kararın

Seni kuşatan ön yargıların sevgiyi anın

 

Ey can kan içinde oksijen arayan

Beyin için kana ihtiyaçlı olan insan

Bir düşün senden arta kalacak olan

Zan talan hezeyan lanetlenmiş kan

MU
05.02.2008 14:47
#72

Kaybolan Insanlık!

 

Dertleniyorum bazen

Kendi halimde düşünürken

Otobüs duraklarında beklerken

Ayaz kesen simaları temaşa ederken

 

Oysa biliyorum ki bunlar

Bizim olan kanlar canlı insanlardı

Her birinin haline yansımış kaygılar

Ne olacağı belirsiz ilzamlar kanaatler

 

Çocuğun ellerinden tutan

Aylarca karnında taşıyan can

Kanından kan bağışlayan yüce insan

Ne olmuştu menzile yetişmek için unuttu

 

Aracın kaptanı asık suratlı

Gençler birbirlerinde farklı anlı

Duyarsız bir kimliğin sanki içinde saklı

Yaşlının karşısında görmemek içinde katlı

 

Her ne kadar tercih etmesem de

Bir şekliyle gönderiyorlar iş halinde

Yeşile hasret yaşadığım bu melalimle

Suda buluna ülfet nerede verilen değerde

 

Bulvarların kullanım hakkı

Biliyoruz ki insanın kudretinde saklı

Sırnaşlık arsızlık geceden kalanda farkı

Zavallı görevlilerin nahoş görünen efkârı

 

Bir heyecandır hız tutkunu

Basıyor gaza yutuyor bak salkımı

Yanında manitası onun dinmez çakası

Motosikletlinin kanlar içinde yerde yatışı

 

İnsanız işte merak kesildik

Yerle yeksan olan gence nazar ettik

Hareketsiz eklemler mesnetsiz şekilsiz

Kan revan içinde nefessiz yatıyordu hissiz

 

Hız tutkunu genç duyarsız

Kaskom var beyler bedelini alırsınız

Yaşanan hadise karşısında şaşar kalırsınız

İnsan mı bu konuşan genç diye hayıflanırsınız

 

Kız ağlıyor bir panik yaşıyor

Ölen insan için değil arkadaşına yanıyor

Sen üzülme baban halleder diye tembihliyor

Yerde yatan bedeni terk eden ruhuyla bakıyor

KO
05.02.2008 14:53
#73

Her şey insan için insanlıktan öte..görebilen gözlerine saglık...

Ü.
05.02.2008 15:03
#74

Bulvarların kullanım hakkı

Biliyoruz ki insanın kudretinde saklı

Sırnaşlık arsızlık geceden kalanda farkı

Zavallı görevlilerin nahoş görünen efkârı

 

.

görebilen gözlerine saglık...

ben de sadece bakıyorum.bakmaktan öte gidemiyorum.. herhalde, görmek istemediğim şeyler var..

MU
05.02.2008 17:35
#75

Anlar yaşanan zamanlar!

 

 

Geldim kollarımı açarak

Onca asırlık bir sevgi demetiyle

Ruhlara bırakılan kutsi emanetlerle

Bedenimde vicdanımla inatlaşan nefsimle

 

Dalgaların masum hıçkırışında

Su yüzünde gezinen şişeler içinde

Balıkların deniz enginliğinde ki seyrinde

Senden arta kalan düşlerimle şiir yazdım

 

Geçmişten kalan hatıratta

Kayıt altına alınan onca kitaplarda

Büyük bir özlemle yazdığım mektupta

Senin umudunu yaşadım verdiğin sevginle

 

Biliyorum ki artık mazi oldu

Kartpostallar sanki müzelere kondu

Hal hatır sormalar kontörle hesaplaştı

Her bir can zaruretten arta kalanla yaşadı

 

Sahilin sessizliğinde haykıran

Bir ahenk içinde umuda kucak açan

Nakaratlar halinde zılgıt çalan şu martılar

Senden arta kalan hasret bıraktığın nazarlar

 

Anam derdi ki aman oğlum

Gönlüne mukayyet ol sakın alınma

Gördüğün güzelliğe kanma adam sanma

Ruhundan habersiz dilberlerle oturup kalkma

 

Seçtiğin arkadaşların var ya

Hani adam olmak için yarışıyorlar ya

Sen yine onların davranışlarına asla kanma

Adam gibi adam olmadıktan sonra sen inanma

 

Elbet sende bir gün seveceksin

Sevilmeden meyledecek gideceksin

Gülü tanımayan güzelliği de anlamayan

Şekliyeti önceleyen cazibeyi mi seçeceksin

 

Dağda davarları hep güderken

Koyunlar sürüler halinde meleşirken

Gönlün dilinden bihaber olan çabanın

Çaldığı kaval nefsi meyleder ruhu öteler

 

Sakın hayvan deyip te geçmeyesin

Onlarda ne marifet var sen hissetmelisin

Nelere dikkat edilir muhakkak ki bilmelisin

Sen bir değersin hislerinle hep idraki seçersin

MU
05.02.2008 18:30
#76
Her şey insan için insanlıktan öte..görebilen gözlerine saglık...

 

Eyvallah değerli kardeşim sevgilerimle selamlar gönderiyorum...

MU
05.02.2008 18:33
#77
Bulvarların kullanım hakkı

Biliyoruz ki insanın kudretinde saklı

Sırnaşlık arsızlık geceden kalanda farkı

Zavallı görevlilerin nahoş görünen efkârı

 

.

ben de sadece bakıyorum.bakmaktan öte gidemiyorum.. herhalde, görmek istemediğim şeyler var..

 

Tahammül azalınca heyhat ki heyhat! sabrı sevgiyle yoğurunca aşk kapıyı çalıyor sen hiç korkma... sevgi ve selamlarımla kardeşim...

MU
06.02.2008 17:58
#78

Nakşeden İzler (anı Roman 11)

 

Evet, tefekkürü mevt diye, rabıta diye, bir olgu bilmiyordum, daha sonra bunları kelime olarak öğrendim.

 

Fakat ölümü düşünmek, o kadar basit ve kolay mıydı, yolu, yordamı, bu kadar sığ mıydı?

 

Son nefesimi vermeden, o ana kadar bütün yaşantım, neye, hangi ölçüye göre şekillendi, mihengim var mıydı veya nasıl olmalıydı.

 

Ruhlar âleminde bulunurken, verdiğimiz söze iman ettiğimiz, evet Yarabbi sen bizim Rabbimiz sin, ahdine ne kadar ve hangi koşullarda sadık kalabildim.

 

Bunların muhasebesini yapmadan, kulluk bilincini kazanmadan, taklitten kurtulup, tahkike ermeden, günü birlik bir hayatın, sefasını veya cefasını nasıl çekerim.

 

Çaresiz kalıp, hastalandığımız da, yatağa uzanıp yatarken, her türlü beşeri isteklerimin açılımlarını sağladığım bu yatağı,

 

Gün evveli, mecalsiz kalmadan, cazibe merkezi olduğumuz zaman, son nefesimizin mekânı olarak, hiç düşüne bildik mi?

 

Allah’ın ve sevgili resulünün ve ashabının, müçtehit imamların, tavsiye ve telkinlerine, duyarsız kaldım, en önemli referans ve müstakim olan bu yolu, yol pusulası olarak, telakki etmedim.

 

Hayatımı idame ettiğim sosyal yapı, beni bana bırakmadı, sürükleyip bu hale getirdi, eşim, dostum, çevrem, hep benim gibi yaşıyorlardı diye söylenmem!

 

Çok canlı ve diriydim, istek ve heveslerim bitmek bilmiyordu, ona yetişeyim, tatmin edeyim derken, kendimi ansızın yatakta buluverdim birden, diyerek figan etmem!

 

Bunca yıl ve farkında olmadan yaşadığım ömrüm, ansızın nasıl geçmiş anlayamadım ve şu an inanın şaşırdım kaldım, diye feryat etmem!

 

Şimdi ne düşüneceğimi dahi, bilememenin aczini yaşıyorum, evet bu dünyada işimiz bitti belli ki gidiyoruz, diye kederlenmem!

 

Ama nereye ve nasıl bir yere, gideceğim hakkında mütereddit olarak, tabuta kefenlenip konacağız, salaca ya konup arkamızdan gelenlere bakacağız, diyerek hayıflanmam!

 

Tabuttan çıkarılıp üç metre kefenle, bizi hasretle bekleyen ve asla reddetmeyen, sergisi topsak olan, meçhulde derinliği bulunan kabir’e bir çırpıda konacağız!

 

Ruhumuzun terk ettiği dünya ve nimetlerini, bir mühlet sonra da kefen ve etlerimiz çürüyerek, iskeletimizi bir ati olarak neslimize sunacağız!

 

Sorgu meleklerine ne diyeceğiz, bilemiyoruz haşyet ve taaccüple şaşırıp kalacağız, kabir âlemi ve azabı neyse onu mutlaka göreceğiz ve öğreneceğiz!

 

Cehennem çukurlarından olan, bir çukura mı, yoksa cennet bahçelerinden bir bahçeye mi, kapı aralandığını amellerimiz ölçüsünde karar verilerek, mahşer gününü beklemek zorunda kalacağız!

 

Korku, panik, haşyet duygularını, en büyük azıkmış gibi, hep yanımızda bulacağız.

 

Ve bu duyguların, sadece dünyaya ait olmadığını, çok geçte olsa nihayet anlayacağız!

 

İmanımızı, amellerimizi, hayırlı evlat ve varsa hizmetlerimizi, çok arayacağız beklide bulamayacağız, fakat tükenmeyen bir ümitle sürekli arayıp duracağız.

 

Ölümün ne demek olduğunu, ancak o zaman idrak edeceğiz ve en müşahhas biçimiyle öyle anlayacağız ki, fakat bunu anlamakta bizlere bir kurtuluş sunmayacak.

 

İşte akıl ve izan sahipleri bu aşamaları yaşamadan, hiç vakit geçmeden ve mühlet varken, varlık ve kuvvetimiz, hatta en canlı hislerimiz, bizleri terk etmeden,

 

Düşünmek, idrak etmek ve bunun, en büyük sermaye olduğunu bilmek, şan, şöhret ve makamların insana asli yet kazandırmadığını deruhte etmek ve anlamak durumundayız.

 

Ölümü, asıl ve bu tespitlerden yola çıkarak düşünmeliyiz, yoksa ölmüş insanların durumunu, tahayyül etmek, ibret almak için belki uygundur!

 

Bizimde akıbetimizin, nihayetini bilmemek ve sadece tasavvur etmek ne demek!

 

Aklederek irdelemek ve bu tespitlerden sonra düşünmek gerek.

 

Gariptir belki, fakat anlayamadığım, taklide müteallik olgular benim için, bir çıkış yolu olarak, görünmüyordu.

 

Şu an yaşamakta olduğum ve aramakla yorulduğum, problemlere, çözümsüzlüklere, çare olacak bir tek alternatif sunamıyordu.

 

Maşallah, inşallah temennileri, gerekçesiz olduğu sürece, çözümün kendisi olmamalıdır!

 

Hayatı anlamlı kılmak adına yaşarken, mesnetsiz ve içi boş saplantılara kolayımıza geldiği için niçin bel bağlıyoruz?

 

Düşünün ki, rızkını arayan bir insan, çok az bir sermayeyle ve biraz da borçlanarak, akmaz, kokmaz kanaatiyle,

 

Sakin bir mahallenin, kuytu bir caddesinde, kira bedeli az olduğu için, bir dükkân tutarak, sermayeyi tuhafiye işine bağlıyor ve nasıl olsa Allah kerimdir niyetiyle, müşteri beklemeye başlıyor!

 

Geçimini, dükkân masrafını ve ödemek zorunda olduğu borçlarını, buraya gelecek müşterilerden ve kasaya girecek paradan yapacağını zannediyor.

 

Bu tevekkel insan, aynı zamanda namaz kılıyor, tespih çekiyor, dua ve zikir ediyor, hatta boş kaldıkça kitap bile okuyor, hiçbir kötülüğe dahi bulaşmıyor.

 

Size göre bu insan, ailesini geçindirir, borçlarını öder ve sermayesini muhafaza ederek, müşteri kitlesine ulaşması mümkün görünüyor mu?

 

Tabi ki mümkün efenim, rızkı veren Allah’tır, nereye gidersen git, rızkın seni bulacak demek, bizlere çözümü sunacak mı?

 

Peki, öyleyse rızkı aramanın anlamı nerede kalacak?

 

O zaman demezler mi ki, sünnetullah ne olacak?

 

Eğer o saf, samimi ve tevekkel insan, piyasayı araştırmaz, pazarda kendine malını satacağı piyasayı bulamaz, müşteri kitlesine ulaşamaz ve rekabet ortamında, kuvvet dengesini oluşturamaz ise;

 

İşte bu insan, büyük bir şevkle başladığı, oldukça umutlandığı, kendi ve çocuklarının geleceği için, ufuk sandığı,

 

Gözü gibi baktığı dükkândan ve dolayısıyla Allah tan umduğunu bulamaz.

 

Ve bu nedenle, borçlarını dahi ödeyemez, sermayesinin ve emeğinin hakkının ne olduğunu bilemez.

 

Netice olarak bu insan, karamsarlığa düşer, borçların ödeyemeyince panik başlar ve maalesef evinde huzuru dahi kaçar.

 

Düzlüğe çıkmak ve sükûna kavuşmak için, çıkış aramaya başlar,

Fakat alacaklı durmaz kapıya dayanır ve zili çalar,

Zavallı kaçacak yer arar fakat uğraşmaktan feleği şaşar, takatsiz kalır.

 

Şevk, cesaret, sevinç ve ümit bu insanın gönül dünyasında alabora olmuştur.

 

Arkadaş çevresi, boş ver üzülme Allah kerimdir derler, büyük bir imtihandan geçtiğini söylerler, fakat maddi bağlamda başka bir alternatif sunamazlar.

 

Allah’ın hiç insanı, gücünün yetmeyeceği bir yüke, tabi tutması mümkün değilse ve bizzat yaratan tarafından bu bir vaat ise;

 

İnsanlarda, akıl, bilgi, tecrübe, istişare ve tespitlerden oluşan, kuvvet dengesini, azimetini ve iradesini, sabır ve sebatını bilerek düşünmeli, buna göre de hareket etmelidir.

 

Nasıl kendini tehlikeden koruyorsa, yani aslanın pençesinden, timsahın dişlerinden, piton yılanının boğmasından, denize düşmekten, sağlam dişini pense ile çekmekten, vagonun altına girerek,

 

Allah’ın izniyle kaldırırım diyerek, ahmaklığa düşmüyor ve kendini sürekli korumayı biliyorsa;

 

Hayatımızın bütününde böyle düşünmek ve olmak zorundayız, yoksa tedbirsizlik, tevekkellik ve ahmaklık Allah için, bir imtihan vesilesi olamaz.

 

İşte bu ve benzeri mantıkla hareket edilince;

 

Rabıta eyleminde, sürekli mürşidi düşünmek, bizlere ne kazandırıyor ve bizleri nereye doğru sürüklüyor diye sorabilmeliyiz!

 

Bu dine inananların onca yaşadıkları zülüm ve çektikleri sıkıntılar, sadece bir imtihan vesilesi miydi, bunca zaman farkında olmadan bulaştığımız şirk illetinden, nasıl arınıp, kurtulacaktık, diye soramaz mıyız?

 

Ukba kelimesi, Dareyn kelimesi bizler için ne ifade ediyor, Allah’ın zatı ve subut’i sıfatlarını, niçin hakkıyla öğrenip ve idrak edemiyoruz?

 

Neden bunlara yabancı kalıyoruz, okumuyoruz, suya, yemeğe ve bir eşe duyduğumuz ihtiyacı, böylesi hayati konularda neden göstermiyoruz?

 

Oysaki bizlere bu hisleri veren cenabı Allah olduğunu biliyor ve bunu kabul ediyoruz, o zaman neden, onu tanımaktan korkuyoruz?

 

Peygamber efendimizi, hakkiyle tanıyor muyuz, Kuran’ı ahenkli bir şekilde okuyanın, kulağımıza gelen hoş ve güzel sesi haricimde, başka ne anlıyoruz?

 

Yeryüzünde en çok okunan kitabın, Kuranı kerim olduğunu biliyoruz.

 

Fakat hiç anlaşılmadan okunan kitabında kuranı kerim olduğunu bilmiyoruz.

 

Bu yüce kitabın anlaşılmamak üzere indiğini söyleyebilecek hiç kimse var mı?

 

Anlayanlar, ne yapıyor, neredeler, niçin sesleri çıkmıyor, niçin bunları konuşmuyoruz?

 

Kutbu cihan, gavsı azam diye makam tayin ettiğiniz, fakat hiçbir zaman, benim kendilerinden duymadığım,

 

Bu mübarek insanlar, onca zülüm ve tahripleri görmüyorlar mı, neden sürekli maslahat gözetiyorlar, şecaat askıya mı alındı, öyle bile olsa niçin, kimsenin haberi olmadı?

 

Yığınlarca insanlar, intisap edeli yıllar geçmiş, ama hala dar görüşlü, ufku kapalı, önünü göremeyen, fakat sorunları, başkalarına havale ederek,

 

Kurtulduğunu zannedenler, hat safhada, bunları Allah için benden başka gören kimse yok mu, bu kadar yozlaşma ve erozyon, ne zaman fark edilecek ve önlenecek?

 

Önderimiz, peygamber efendimizin, her şeyden ziyade, eğitim ve öğretime ne kadar çok önem verdiği malum, bu uğurdaki gayreti ve azmi, niçin dikkate alınmıyor?

 

Akıl, mantık sadece ticaret ve asvata da, acımasızca kendini gösteriyor, menfaat ve çıkarcılık maalesef fevkine çıkmış, ama hala birileri tarafından her nedense görülmüyor.

 

İyi niyetli, saf, dayanışma adına, cemaat ve ihvan’ım,

 

Yani aynı yere intisaplı kardeşim diyerek, teslim olmak için gelen insanların, birileri tarafından aldatıldıklarını görmüyorlar, zira uğraş alanları tefekkür ve zikir!

 

Enteresandır ama haremlik selamlık ve mahremiyet öyle anlaşılmaz bir hal almış ki, adeta tezatlar odağı olmuş.

 

O kadar farklı ve saklı ki, ilmihal kitaplarında dahi, konu olarak yerini alamayan, haremlik, selamlık bahsi, adeta yarışa çıkmış, koşu atları gibi.

 

Çok daha elzem ve bir o kadar öneme haiz olan, akaidi bilgileri sollamış, menzilde yerini almış, tesettür giyim diye bir de, yeni pazar oluşmuş!

 

Bizim, sizin, bacımız dediğimiz hanım kardeşlerimiz, bizlerden öyle kaçarlar ki, yüzlerini, gözlerini takva zannederek gizler kaçırırlar.

 

Ve hatta seslerini dahi öyle kısarak konuşurlar ki; adeta o an melek zannedersiniz mübarekleri.

 

El, yüz ve gözlerin ve hatta sesin haram olmadığı bir din anlayışını bunlar ne hale getiriyorlar, bilinç nerede kalıyor diye sormak lazım.

 

Fakat aynı hanımlar, pazardan mutfak masrafını ve kapıdan geçen seyyar satıcı ile pazarlığı veya sütçü ile gayet rahat şekilde ve hiç çekinmeden konuşuyorlar.

 

İhtiyaçları her neyse onu alıyorlar, bir mağazaya gittiklerinde, çarşı, pazar gezdiklerinde, oldukça rahatlar.

 

Aynı hanımlar resmi kurumlar dediğimiz, mekânlara gittiklerinde ise, merak ve şaşkınlık hat safhada oluyor, çünkü sosyal açılımlar öğretilmemiş, bilmiyorlar ki?

 

Neden bunlar hiç düşünülmez, geleceğin annelerine kalıcı çözümler üretilemez, her halde çıkmaz sokakta değiliz?

 

Bu insanlara, yön verenler, hedef tayin edenler, maslahat gözetenler, refahlarından taviz vermeyenler, her zaman tazim ve saygıyı hak ettiğini sananlardır.

 

Ey beyefendiler neredesiniz, nelerle uğraşıyorsunuz, insanların teveccühleri, çocuklarından esirgedikleri hediyeleri, sizleri çok mu meşgul ediyor, diye soramam mı?

 

Devletin tahakkümünden bıkmış, adı milli eğitim denen kurum adeta İslam’a savaş açmış, peygamber ocağı denen kışlada, mümin erat dışlanmış, millet adeta sahipsiz bırakılmış,

 

Kuran’a, peygambere İslam’a susamış, yıllarca hasıraltı ettiği ne kadar ezilmişliği varsa, gözleri kapalı olarak, daldıkça dalmış.

 

Ve böyle çaresizlik içinde, aczi yetini sorgularken, ufukta oldukça sakin görünen ve gönül enginliğinde serinleten, fevkalade huzur veren bir limana çıktığında yaratana teşekkür ederek şöyle bir düşünmüş.

 

Ümmeti olduğu ve yıllarca özlem duyduğu sevgili peygamber efendimiz…

 

Her zaman kendi nefsini değil, ümmetinin kurtuluşunu ve huzurunu tercih eden, onun için her şeyini vakfeden ve her zaman çözüm üreten, özeli bulunmayan bir insan.

 

Asliye tinden ve aidiyetinden, taviz vermeyen, teklif edilen dünya ve nimetlerini reddeden, toplumunun her zaman sosyal dengelerini gözeten,

 

Her zaman zenginlerle değil, mazlumlarla olan, varlığını suffe sakinleriyle paylaşan, her bir sorunda başvurulan, çözüm mercii olan,

 

Rahmet peygamberi olarak gönderilen, hepimizin yüreğini fetheden, şefaat cimiz olacağını müjdeleyen, aleyhi selatü vesselam efendimiz.

 

Önderimiz, hiç tereddüt etmeden, uğruna başımızı koyacağımız, o kutlu insanın, kâinatın sonuna kadar, mesajının silinemeyeceği efendimizin, asrıydı.

 

Fakat o kutlu insanların, yaşadığı saadet asrını, iyice, anlayamadan, özümsemeden, kıyas etmeden, sosyal dengeleri düşünmeden, duyulduğu gibi yaşamaya kalkarsak, hatalarımız, maslahatlarımız gün yüzüne çıkarak sırtarır.

 

İşte çözümsüzlüğe, keşmekeşliğe, bulanık suda avlanmaya, o zaman kapı aralamış oluruz, o nedenle Allah’ın veli kulları, gecenin karanlığında ki bir yıldız gibi, cazip, çekici ve celbeden olurlar.

 

Gecenin o kuşatan esrarında, yıldızlar bizler için ne kadar muamma ise, hedefinden sapmadan, fire vermeden vuslata koşuyorsa, Allah’ın veli kulları da, ancak o kadar berrak ve şeffaf, olmak durumundadır.

 

Olduğunca, züht ve takvayı kuşanarak, dünya ve nimetlerine boğulmadan, efradının felahını temin ederek, en güzel şekliyle Allah resulünün, ilkelerine azimet dekliğinde yaşayarak hal ehli bulunan bir kimlikte, olmak zorunluluğu vardır.

 

Bu ölçü ve mihengi, kuşanmış olan, muttaki insanları, dareyn saadetine bir muştu sunan, Allahın hanif kullarını, Allah ve resulünün dostları olarak elbette aramalıyız, bağlanmalıyız, nasihat ve tavsiyelerine uymalıyız.

 

Fakat böyle güzide ve müstesna insanları bulana kadar, hiç boş durmadan ve hatta yorulmadan Cenabı Hakkın lütfettiği, tüm enerjimizi ve asli hislerimizi,

 

Aklımızı, mantığımızı ve vicdanımızı, duygularımıza teslim etmeden, onun emrine vermeden, gerçeğe koşmalıyız.

 

Bu hedefte olmadığımız an, akıl ve mantığımızı askıya aldığımız zaman, öyle sorunlar çıkar ki, içinden çıkabilmek gayri kabil.

 

İşte o zaman neden bu hanım bacılar neden bizlerden kaçıyorlar, hiç konuşmuyorlar ve bir hoş geldiniz dahi demiyorlar, diye merak ediyorum.

 

Bacımız, namusumuz, diyerek onu baş tacı yapmışız, bu insanlar, tasada, sevinçte ve başlarına bir iş geldiğinde, bizim dışımızda, kimlerin kapısını çalacaklar, seyyar satıcının veya sütçünün değil herhalde.

 

Bir kerecik ağabey nasılsınız deseler, kız çocuklarımız köşe, bucak kaçmayarak, amca nasılsınız diyerek konuşsalar, kardeşlerim ne yapıyorlar diyerek, hatırlarını sorsalar, eksilirler mi, niçin onlara bu adabı öğretemiyoruz?

 

(devamı Nakşeden izler 12)

MU
07.02.2008 16:18
#79

Siz... Biz...

 

Hepimiz...

Dirliğimiz için...

Bağnazlığı terk etmeliyiz...

 

Bir sesiz...

Sezgilerimizle

Ancak değerliyiz...

 

Bizler

İdrakimiz

Oranında kıymetliyiz...

 

İrademiz

Nispetinde ki

Tercihlerimizle senetliyiz...

 

Her şeye

Rağmen sizi

En kalbi duygularla

Elbette ki sevebilmeliyiz...

 

Zira siz

Bir himmet

Ve bir şefkatsiniz...

MU
07.02.2008 17:32
#80

Henüz, idrakin ve inkişafın tarafımdan bilinmeyen yıllardı…

 

İlkokul ikinci sınıfa gidiyordum.

 

O yıllar bir başkaydı…

 

Heyecan ve merakın vazgeçilmez zamanlarıydı…

 

Kendi halinde, yaşamaya çalışan bir kişiliğim vardı!

 

Kimseye sataşmaz, bir hinlik yapmaz ruh halindeydim.

 

Belki böyle olmak zorundaydım, arkamda kimseyi bulamazdım.

 

Şımarıklığı, hadsizlik yapmayı içime sindiremezdim.

 

Aynı mahalleden arkadaşlarım vardı, fakat çok farklılardı.

 

Bir açık kapı gördüler mi, oraya nüfus etmeyi marifet sayarlardı.

 

Babalarımız aynı iş yerlerinde çalışırlardı, aynı sokakta oynardık.

 

Yine okulda teneffüse çıkmıştık. Semih diye arkadaş yanıma geldi.

 

Haydi, gel de şu bakkala gidelim dedi. Sessiz kaldım ve yanına takıldım.

 

Kalmak zorundaydım, çünkü harcayacak param hiç bulunmazdı.

 

Semihle bakkala birlikte girdik. Ben kenarda bekliyordum.

 

Bakkal biraz kalabalıktı, öğrenciler ihtiyaçlarını alıyorlardı.

 

Ben Semihe bakıyordum. Ne alacaksa, alsa da çıksak diyordum.

 

Semih her bir şeye el uzatıyor, bakıyordu. Cebine bir şeyler koyuyordu.

 

İçimden, Semihin ne kadar çok parası varmış, diye geçiriyordum.

 

Zil sesini duydum. Teneffüs bitmişti, öğrenciler sınıflarına giriyordu.

 

Ben artık beklemekten sıkılmıştım, asla bir keyif almıyordum.

 

Fakat Semih yeni tanıştığımız bir arkadaştı, babası da komisermiş.

 

Öyle söylüyordu, Semihin yalan söyleyeceğine, ihtimal vermiyorduk.

 

Sınıfta ve okulda ona farklı davranıyorlardı, bu çok fark ediliyordu.

 

Nihayet Semih, alacaklarını almış olmalı ki, bana haydi gidelim dedi.

 

Zil sesine ve sınıflara koşan öğrencilere baktığımdan,

 

Semihin, neler aldığını pek fark etmedim ve ne kadar ödediğini göremedim.

 

Bakkalın kapısından tam çıkıyorduk ki, bakkal amca Semihin kolundan tuttu.

 

Yeniden içeriye aldı. Ben şaşkın bir halde, ne yapacaklarını bekliyordum.

 

Bakkal amca, Semihin ceplerine elini sokarak, saklananları çıkartıyordu.

 

Bir taraftan da kızgın bir şekilde Semihe bakıyordu. Nihayet durakladı.

 

Anladım ki ben, arkadaşım Semih, verdiği paradan çok şeyler almış.

 

Bakkal amca utanmıyor musun çalmaya, bir de öğrenci olacaksın dedi.

 

Ben bunları duyunca, yerin dibine girdim. Yüzüm kızardı, şaşırdım kaldım.

 

Ne olacakları bekliyordum ki, Semih fırladı ve beni göstererek söyledi!

 

Bakkal amca, bunları bana Mustafa verdi. Sen sakla da paylaşırız dedi.

 

Diyerek, bakkal amcaya beni, bir parmak işaretiyle gösterdi.

 

Benim nutkum durdu. Donup kaldım. Hiçbir şey yapamadım.

 

Ve Semih hala konuşmaya devam ediyordu. Benim babam komiser diyordu.

 

Bakkal amca bir bana ve birde Semihe bakıyordu. Yalan söyleme diye haykırıyordu.

 

Semih ağlamaya başladı ve babamı istiyorum diye feryat ediyordu.

 

Ben perişan ve çaresiz olarak akıbetimi bekliyordum. Babamlar duymamalıydı.

 

Yıkılırdım. Her bir cezayı çekmeye hazırdım, fakat Annemlar duymamalıydı.

 

Çünkü onlar, bizleri bu konuda, çok hassas yetiştirmişlerdi. Yoksa yıkılırlardı!

 

Bakkal amca, öğretmenimizi çağırttırdı. Polise haber vereceğini söylüyordu.

 

Öğretmenimiz, telaşlı bir şekilde bakkala girdi. Neler olduğunu sordu.

 

Bakkal amcada, olanları bir çırpıda, öğretmenimize anlattı. Öğretmenimiz bir nefes aldı.

 

Yeniden bizlere dönerek, gözlerimizden bir şeyler arıyordu. Yeniden yutkundu.

 

Mustafa’yı her zaman, evimin anahtarını vererek, bir şeyler getirmesini istemiştim.

 

Bu güne kadar takip ettim, en ufak bir şüpheye kapılmadım diyerek savunma yaptı.

 

Bakkal amca, bende biliyorum bu çocuk şu köşeden hiç ayrılmadı.

 

Hiçbir şeye elini dahi uzatmadı, zavallı çocuk masun dedi.

 

Öğretmenimiz, özür diledi ve gerekli cezayı vereceğini söylemişti.

 

Bana, kimlerle arkadaşlık yapacağıma dair, dikkat etmemi öğütledi.

 

Komiserin oğlu olan ve benim arkadaşım zannettiğim Semih bir iftira atmıştı.

 

Hayatım boyunca, yaşadığım bu durumu asla unutamadım. Hüznümü yudumladım!

Ü.
07.02.2008 20:31
#81

İftira ve suçlama gerçekten ne acı bir şey... insan bir ömür boyu unutamaz.. ve bunu dediğiniz gibi her daim "yudumlar" .

paylaşımınız için teşekkürler.

MU
08.02.2008 12:25
#82

Sessizliğimin tüm Kadrelerinde nefeslenirken hilkatimin muvacehesince bir insan olmam, onun için hayatı anlamam, ruhumla barışık olmam gerekmez mi diye sormadan edemiyorum.

 

Her şeyden habersizken…

Bir sahibe muhtaçlıyken…

Halimde umut için bakarken…

 

Zaman ve mekân sayesinde sabitlenerek resmedilen o anı hangi çocuğun güzel gözlerinde, halinde ki teslimiyette görmeyiz ki…

 

Geleceğin teminatları olarak taltif edilen bu şefkatin emanetçisi çocukların hak ve hukuku adına ne hezeyanlar beyan edilmiyor ki…

 

Oysaki tertemiz ve berrak hafızalarıyla merakın eşiğinde nefeslenirlerken muhakkak bir teslimiyet içindedirler…

 

Onlar için anne ve babaları tüm varlıklarını seferber ederler…

Kendi hürriyetlerini vakfederler, heveslerinden vazgeçerler…

Yeter ki çocuklarımız bir eminlik içinde büyüsünler diyerek…

 

Kolay mı anne ve baba olmak…

Onun değerine müdrik bulunmak…

 

Bir zillet uğruna zevklere sarılmak…

Ne olduğu belirsiz ilişkilerde bulunmak…

Adına da bir hak diyerek nisaları pazarlamak…

 

Bizim olan, milletin efradı bulunan insanlar…

Hak adına nefes alan canlar çaresiz kalanlar…

Bizzat hakları ellerinden sökülerek alınan zavallılar…

 

Biliyoruz ki bunlar bizim canlardı…

Sahipsiz bırakılan masum kanlardı…

Teslim olmaları bizlere olan inançlarındandı…

 

Akıl… Nesil… Can… Mal… Din…

Gibi beş temel hak ve özgürlüğü korumak zorunda bulunan nizam…

 

Nizamlara vaziyete eden bizim olan insan…

Mazlumu zalimin ellerine teslim eden bir vicdan…

 

Ben yine sakin köşemde nefes alırken…

Tevdi edilen canın nihayetini beklerken…

Niyazımla ellerimi yaşlarla yüzüme sürerken nasibi beklerim….

YE
08.02.2008 14:23
#83

Efendim yüreğinize sağlık, birbirinin devamı olan anı- romanınızı okumaktan büyük keyif alıyorum.Öncesi güzeldi,sonrası yani serinin okuyacağım geri kalan kısmı da aynı güzellikte olacaktır. Bu okuma keyfini tattırdığınız için teşekkür ediyorum.

MU
08.02.2008 17:37
#84

Kalın duvarların nefesimi daralttığı yıllardı.

Birçok insanla bir şekliyle müşterekliği paylaşmak zorunluluğumuz bulunuyordu zira adeta kaçınılmaz olan vakıaydı.

 

Tanış olduğum insanları gözlemlerken terennüm ettikleri nefeslerde hicranın izlerini görmemek mümkün değildi. Aslında saf ve temizlerdi.

 

Bir güvenle inanmanın…

O manada hadiselere bakmanın…

Bilinmeyenler karşısında niyazda bulunmanın açmazıyla karşılaşıyordum.

 

Nimetin sebebi belliyken…

Nedenlerini fikredenler irdelerken…

Gayretin nispetinde refahın olacağı aşikârken bu gerçek bilinirken…

 

Hiç lüzumu gerekmeyen…

İradesini avuntuya yeğleyen…

Hiddet ve adaveti piyasaya sürenler karışıklık ortamında demlenirlerdi…

 

Kurban olan her insan…

İnandığını mukaddes sayar…

İdealistlik o kadar işlenmiş ki marifetle anar…

 

Bayrağımız belliyken…

Milletimiz yıların dirliğini özlerken…

Dinimiz vicdanlarımızda bilinmeden yeğlenirken…

 

Sabah… Öğle… Akşam…

Birilerince yönlendirilen birçok insan…

Vatan… Nizam… Güzelliğinde hep kaygılandırılan…

 

Yıllara sâri olarak gelişen…

Bir girdabın içinde çaresizliğe mahkûm edilen…

Bir öğrenciyken hatta çocuk yaştayken davalar ilan edilirken…

 

Örfümün donattığı…

Ailemin yıllarca anlattığı…

Okullarda ezberlerin yaptırıldığı lakin hale yansımadığı…

 

Konuların sevgi diliyle anlatılmadığı…

Bilinmeyen her şeyden gereksizce kaçıldığı…

Zekânın gereği olan merakın insanlarca kullanılmadığı…

 

Bağıran şiddeti çağıranlar…

Hamaset uğruna bir yatırıma koşanlar…

Katledilen onca canlar, cahilleşendir bu insanlar…

 

Ruh aşkı arar… Vicdan nefrette ne arar… Can ona şaşar…

Çaresizsin… Gideceğin yeri bilensin… Sen akleden düşünensin…

Hak için derlenensin sen kalbinin sahibinin sesini ne vakit dinleyeceksin.

MU
12.02.2008 11:19
#85
Efendim yüreğinize sağlık, birbirinin devamı olan anı- romanınızı okumaktan büyük keyif alıyorum.Öncesi güzeldi,sonrası yani serinin okuyacağım geri kalan kısmı da aynı güzellikte olacaktır. Bu okuma keyfini tattırdığınız için teşekkür ediyorum.

 

 

Değerli kardeşim çok teşekkürler ediyorum, halinizin esenliğinde güzellikler diliyorum, temenileriniz için dilerim öyle gerçekleşşir diyerek selam eğliyorum.

MU
12.02.2008 11:25
#86
İftira ve suçlama gerçekten ne acı bir şey... insan bir ömür boyu unutamaz.. ve bunu dediğiniz gibi her daim "yudumlar" .

paylaşımınız için teşekkürler.

 

Melale nakşdince... sabırın kadri teneffüs edilince... çile aşkı bendinde filizleninde beyan edelim istedik...

MU
13.02.2008 10:41
#87

Seni Anarken!

 

Kalbim yine

Hazanın esirinde

Seni andığım bu an

 

Geçtim yine

Hayali sürurumdan

Akışında seyri seferde

 

Kırılan umutlarım

Göremediğim

Rüyada hayalin

Bitap bir hayatı yaşattı

Bedenimi ruhsuz bıraktı

 

An’ın

Katresinde ki

Zamanın gamına

Sen söyle ben

Nasıl yaslanmayayım

 

Açmayı bıraktı güller

Hiç ötmeyen bülbüller

Yaramın Hicranında

Ahu figan eden sebepler

 

Silinmeyen izler

Nihayetimde durmadan

Açılan perdeler

Melalle anılan yerler

 

Yalnızlığımda ki

Semaya uzanan

Gök kubbeler refakatinde

Verilen selatü selamlar

 

Salacadan

Tutan nice eller

Muradına ermeyen neferler

 

Aşk acısıyla

Yanan onca gönüller

Musalla taşında bekleyenler

 

Toprağın

Hasretini çeken erenler

Cemal için sabra kitlenenler

 

İstemem artık

Işıkların huzmesini

Yıldızların süzmesini

 

Koklamam

Artık karanfili

Sineme nazar eden

Umut vadeden narçiçeğini

 

Ten bizar

Ruh gülizar olsa

Sevda sinede kalmayınca

 

Aşk

Kapıyı çalmayınca

Gönüller

Sevdalılarına akmayınca

 

Ölüm

Gelse ne çıkar

Cehennemi ateşte

Korlanarak bekleyen alevler

 

Nefsimi

Bekleyen zebaniler

Haşyet içinde

Bakan nice faniler

 

Arasat’ta

Yaşanacak nice haller

Mizana hasret çeken

Dil-i gül olan onca abitler

 

Aşk acısından

Bihaber nasipsizler,

Şefkatsiz gönlü beklerler

MU
13.02.2008 12:54
#88

Kimliğin Müşahhaslığı!

 

Âdemi beşer

Önce insan ve daha sonra

Adam olmayı muhakkak hedefler

Adam olma hakkını kazanmış bireyler

Yaratılma hilkatine göre hareket ederler

 

Bu insanlar

Asla sığıntı olmayı

Tesadüfe inanarak yaşamayı,

Nedamet duymayı hedeflemezler

 

Evli olan bir bayan,

Öncelikle kimlere güven

Duyacağını her şartta bilmelidir

 

Şayet bunu bilmiyorsa,

Emanet kavramına da yabancıdır

Hareket ve kuvvetin

Asıl sahibini bilme zorunluluğumuz mutlaktır

 

Bilmiyorsak şayet

Bireyleri, beyleri ve hanımları

Sevmenin ahengini sağlayamayacağımızdan

Retlerimizde hüsranı yaşamamız kaçınılmaz olacaktır

 

Evrende hayatını

İdame ettiren bir âdemoğlu,

Yaratıldığı hilkat üzerine hayatını

İdame ettirmesi kaçınılmaz olandır

 

Âdemin sulbü

Ve meşrebi, Sosyal

Ve psikolojik analiz gerektirir

 

Âdem

Mükellef oluncaya kadar

Elbette ki masumdur bu bir hukuktur

 

Sabiliğin cazibesi

Bir emanet olarak masum

Ve şefkate muhtaç olmasıyla bağlantılıdır

 

Evrende bulunmak

Mutlaka evrensel olmayı da

Her birey için gerçekleştirmeyecektir

 

Evrensel olmak için

Kanaat sahibinin niyeti

Cehdi, idraki ve inkişafı

Bir mutlakıyeti gerektirecektir

 

Evren, kıtaları

Ülkeleri, şehirleri, kasaba

Köy, belde ve mahalleleri kapsadığından

 

Âdem

Nereye giderse gitsin,

Fani olmadığı müddetçe,

Evrende kalmaya mahkûmdur

 

Evreni halk eden,

Onun gerçek sahibiyken

Rahmetinin gereği, uyarıcı ve tebliğ

Elçilerini, gaflet derinliğinde ki âdemlere göndermiş

 

Âdemlerden

İman edenler bu elçilere

"Efendim" diyerek teslim oluyorlar

 

Birde refikalar

Beylerine efendi derler

 

Rahmet elçilerin

Efendiliğine itibar ve iman edenler

Asla bir başka efendiye ihtiyaç duymazlar

MU
13.02.2008 15:36
#89

Bizim, sizin,

Bacımız dediğimiz hanım kardeşlerimiz,

Bizlerden öyle kaçarlar ki, yüzlerini, gözlerini

Takva zannederek gizler kaçırırlar.

 

Ve hatta seslerini

Dahi öyle kısarak konuşurlar ki;

Adeta o an melek zannedersiniz mübarekleri.

 

El, yüz ve gözlerin

Ve hatta sesin haram olmadığı

Bir din anlayışını bunlar, ne hale getiriyorlar,

Bazen bilinç nerede kalıyor diye sormak lazım.

 

Fakat aynı hanımlar,

Pazardan mutfak masrafını

Ve kapıdan geçen seyyar satıcı ile pazarlığı

Pekâlâ, yapıyorlar veya sütçü ile gayet rahat

Bir şekilde ve hiçte çekinmeden konuşuyorlar.

 

İhtiyaçları

Her neyse onu alıyorlar,

Bir mağazaya gittiklerinde,

Çarşı, pazar gezdiklerinde, oldukça rahatlar.

 

Aynı hanımlar,

Resmi kurumlar dediğimiz,

Mekânlara gittiklerinde, ise merak

Ve şaşkınlık hat safhada oluyor, çünkü

Sosyal açılımlar öğretilmemiş, sürekli ötelenmiş.

 

Neden bunlar hiç düşünülmez?

Geleceğin anneleri için kalıcı çözümler üretilemez?

Her halde çıkmaz sokakta değiliz?

 

Bu insanlara,

Yön verenler, hedef tayin edenler,

Bir şekliyle maslahatı önceleyenler ne dersiniz

 

Refahlarından

Asla taviz vermeyenler,

Her zaman tazim ve saygıyı

Hak ettiğini sanarak gaflette olanlar!

 

Ey beyefendiler neredesiniz?

Nelerle uğraşıyorsunuz?

İnsanların teveccühleri,

Çocuklarından esirgedikleri hediyeleri,

Sizleri çok mu meşgul ediyor, diye soramaz mıyım?

 

Yıllarca devletin

Tahakkümünden bıkmışız!

Ekonomik kriz, enflasyondan usanmışız!

 

Maarifin Kuran öğretisini,

Âdemin nesebini dışlayarak,

Adeta maneviyata savaş açmışlar!

 

Kuran’a,

Onu getiren peygambere

En son olan din-i İslam’a susamış,

 

Yıllarca

Hasıraltı ettiği ne kadar

Ezilmişliği varsa çözümleyemediği

Gözleri kapalı olarak, daldıkça dalmış.

 

Ve böyle çaresizlik içinde,

Aczi yetini sorgularken, ufukta oldukça

Sakin görünen ve gönül enginliğinde serinleten,

 

Fevkalade

Huzur veren bir limana çıktığında

Yaratana teşekkür ederek şöyle bir düşünmüş.

 

Ümmeti olduğu

Ve yıllarca özlem duyduğu

Sevgili peygamber efendimiz,

 

Her zaman kendi

Nefsini değil, ümmetinin

Kurtuluşunu ve huzurunu tercih eden,

 

Onun için

Her şeyini vakfeden

Ve her zaman bir çözüm üreten,

Hiçbir aşmada özeli bulunmayan böyle bir insan…

 

Asliye tinden

Ve aidiyetinden, taviz vermeyen,

Teklif edilen dünya ve nimetlerini reddeden,

Toplumunun her zaman sosyal dengelerini gözeten…

 

Her zaman zenginlerle değil,

Mazlumlarla olan, varlığını suffe sakinleriyle paylaşan,

Her bir sorunda başvurulan, çözüm mercii bulunan…

 

Rahmet peygamberi olarak

Gönderilen, hepimizin yüreğini fetheden,

Şefaatçimiz olacağını müjdeleyen,

Aleyhi selatü vesselam efendimiz…

 

Hayatımızı genel olarak niçin kapsamıyor?

Hülyalarımızı ve hatta rüyalarımız süslemiyor?

Bu kadar mı yabancıyız, rahmet peygamberine?

 

Evladı ayalimizden

Ve hatta kendi nefsimizden, ziyade

Sevmemiz gereken bir Peygamberi,

Yaşadığımız hayatın genelinde neden hiç göremiyoruz!

 

Sadece camilere

Ve mübarek gecelere mi hasretmeli miyiz?

 

Günümüz de

Karşımıza çıkan en büyük problem,

Silik birer birey, mazi ve atisinden bihaber aileler,

Mananın kaybolduğu dolup taşan çeşitli eğlenceler…

 

Sürekli tüketen,

Asla tatmin olmayan,

her bir şeye özenen bireyler olmamız ne ile ilintilidir!

 

Artık nihayeti olan

Bir hayatı yaşamaktayız

Giderken dahi bir hesap yapmalıyız!

MU
13.02.2008 16:15
#90

"İt ürür, kervan yürür"

Söylemini çözüm üretmekte

Problem yaşayanlar veya tahkiki

İhmal edenler olarak değerlendirmeliyiz.

 

İtin ürümesini

Sadece bir refleks olarak

Algılarsak yanılgımız kaçınılmaz olur.

 

Kervanın

Her şeye rağmen yürümesi

"verilen komuta kitlenmiş"

Nice mürebbiyelerin hallerini hatırlatır.

 

Zekâ insan içindir

Peki, insanda ne işe yarar?

Merak ederek öğrenmemizi sağlar.

 

Merak etmeyi

Ve öğrenmeyi kimilerine

Havale edenler ve bunun ne demek

Olduğunu bilmeyenlerin zekâsı!

 

Evlerimizin misafir!

Odalarını süsleyen vitrinin içinde

Asla kullanılmayan aksesuarlara benzer!

 

Mazi ve atisinden bihaber

Bir millet nasıl düşünülmez ise,

Tarihi hakikatleri gizleyen, külleyen

Ve gereksiz gören fertler ve idareciler…

 

Millet olgusundan

Yoksun renksiz ve mekanikleşmiş

Kimlik erbabı olduklarını mutlaka biliyordurlar.

 

İşte bunlara sessiz kalanları

Ve alkış tutanları milletimin efradı olarak

Görmek zorunda bırakılmam nedense hüzünlendirir.

MU
18.02.2008 15:13
#91

Yıllardır çok geç fark ettiğim

bir gerçeği sizinle paylaşmak umudunu yaşamaktayım.

 

Sizin şimdiki mevcut halinizden hiç haberdar değilim.

Satırlarımı okumaya ne kadar müsaitsiniz asla bilemiyorum

 

Lakin derinliğimde teneffüs ettiğim

hislerin adeta beni bu eylemi yapmaya zorluyor.

 

Kendi kendime yeterli olmaktır asıl maksadım…

Duygularımı bir nizam içinde ahenge erdirince…

Heveslerimin izleri ardınca gidersem nedameti öncelerim…

 

“Ritmin” hayatımın en önemli göstergesi olduğunu bilmeme rağmen, idrakin tezahürü galebe çalmayınca ne kadar işe yarıyor ki bir şeyleri bilmek!

 

Düşünüyorum, yoksa zorunda mı kalıyorum, birde size sorayım istedim.

Bilmeden düşünmeyi becermek, ön yargılarımla aydınlığa ermek ne kadar mümkün?

 

Her bir büyüğüm veya kemale ermiş değerim bir şeyler öğretmek diliyor.

Lakin öğretmenin, sevgiden yoksun başarılamayacağını hiç düşünemiyor.

 

Beklentileri doğrultusunda veriler elde edemeyince neler söylemiyorlar ki!

İşte o zamanlar kimi kime şikâyet edeceğimi bilememenin sancısıyla çekiliyorum, her zaman teklifsiz başvurduğum yalnızlığıma!

 

Bir gün olsun babamın kollarını açarak, şefkatiyle kuşatacağı benliğimi, oğlum diyerek payelendirmesine hasretim artık mazi sayfalarının, ahir inkişafıyla bir vuzuha ereceğini ummaktan başka.

 

Annemin her vakit geçim gailesinden hiç gülmeyen yüz hatlarını resmedecek olursan, çocukluğumda hafızana nakşettiğini, sarı kamışta seferdeyken kışın ayazında donan askerlerin yüz hatları aklıma gelmiyor değil.

 

Ablalarım… Zavallı canlarım… Kar damlalarım…

Onlardan küçük olmama rağmen onlar için sinemde duyduğum sızı o kadar şiddetli ki hatırladıkça hala gözlerim dolar.

 

Neydi bu hayatımızda olumsuzluklara kapı aralayan nedenler?

Bu kişiliğin devam edecek nesillerine vereceği nasibi hakikatler!

 

Çocuklarına öğretecekleri bilgiler…

Onların gönüllerine ekeceği sevgiler…

Verecekleri güven ve serdedeceği himmetler…

 

Bir çocuğun nazarıyla bakarken…

Babanın hazin durumu çocuğun şefkatine muhtaçsa…

Annenin meşakkat gayretiyle ihmal ettiği değerler bulunmuyorsa…

 

Emanet olarak tevdi edilen can ne olacak…

Akranlarından farkı zaman içinde nasıl kapanacak…

Melal içinde gizlenen ince yaralar nasıl deva bulacak soruluyor işte…

 

Yalnızlığı kimi çevreler çok farklı telakki ederler!

Oysaki o kadar sadık bir dosttur ki asla ondan bir endişe duymazsın.

 

Senden hiçbir zaman bir talebi olmaz…

Her vakit senin hizmetinde amadedir…

Sırlarının bekçisi, ruhunun nöbetçisidir…

 

Seni seninle yüzleştirmeyi başaran bir değerdir…

O bir anne misali her zaman seni kendine tercih eder…

Bir baba kudretiyle seni dehlizlerden koruyarak eminliğe salar…

 

Sorarım bazen dirliğimde kendime…

Ovalarda döşenen yeşiller içinde çiçekler ne arar!

Yeşil çimenlerde gizlenen bir ayran olduğu çok aşikâr…

 

Peki, öyleyse rengârenk çiçeklerde ne var?

Yalnızlığımdan yükselen bir nida hasret kaldığın sevgi var…

Güzellikler içinde gizlenen asudeliği, naifliği ruhun asliyetini haykırıyor…

 

Sizinle her ne kadar bir tanış olmasak bile…

Satırlarınızla aksettirdiğiniz manayı zarafet mefkûresi…

Hissediyorum ki yalnızlığımı deşifre eden engin bir güzellikti…

 

Bakınız bu zikredilen meyanlar da…

Zahirin izleri hiç yok, soyut terennümler çok…

Heveslerin bir amaca müteallik zihniyet açılımı hiç yok…

 

Edebin bir erkân içtenliğiyle paylaşımı esastır…

Zafiyetler müşahhaslıktan uzak olan zannı galiplerdir…

Bunlara rağbet edenler, yalnızlığı efkârında nefes almayanlardır…

 

Kâinatın öznesi durumunda bulunan aşk…

Yaratılışın yegâne gayesi olan bu manada verilen aşk…

Heva ve hevesler heba edilecek olursa şayet, ruhun hıçkırıkları duyulur…

 

Vicdan sukutuhayal ile sızıya gark olur…

Ahengin bulunmadığı, mananın uzaklaştığı her şey heder olur…

Maksat insan olmaksa, adamlıkta kalmaksa, geçicilik niye reva bulsun…

 

Seni andığım baharın çiçekleriyle var olan…

Gönlümüzde zikrettiğin güzelliklerle gülü açtıran…

Tefekkürü kaçınılamaz kılarak ati ve mazi senfonisi sunan payesin…

 

Yıllarca iç içe yaşadığım yalnızlığımı seni anınca…

Ne kadar çok zenginleştiğini fark ederek bazen gülüyorum…

Unuttuğum hislerimde letafetler sunarak âlemlere kapı aralıyorsun…

 

Artık sadık dostum olan yalnızlık…

Zaman zaman müsaade talep ediyor halimden…

 

Sabrediyorum, düşündükçe bir korku sarmıyor değil yeniden…

Çiçekler nezaketin baharında, edebin kollarında kokusunu salarlar…

Ben ise bu hasletlerden yoksun olduğum için naçarlığım nüksetmiyor değil…

 

Biliyorum ki sen, yaratılışın gereği zarifsin…

Sen hoş görünle, hataları örtüşünle sanki bir nakkaşsın…

Toprağa kök salan, yağmur damlalarını anlamlaştıran ne hoş baharsın…

KO
19.02.2008 11:32
#92

HADDİME DEĞİL AMA UMURSADIĞIM İÇİN SÖYLEMEM GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM..ŞİİR DENİLİNCE ILLA BELLİ BIR HECE ÖLÇÜSÜYLE YA DA KAFİYELİ BİR DÜZEN AKLA GELMEMELİ BİLİYORUM AMA ŞİİRLERİNİZİN ÇAĞIRIŞINDA SANKİ EKSİK BİR ŞEY VAR..YA DA KENDİNİ GİZLEMEKTE ISRARCI OLAN BİR KAÇ SÖZ.. DENEME YAZIYOR MUSUNUZ?DUYGULARINIZIN İFADESİNİ ARADA DÜZ YAZI ŞEKLİNDE DENESENİZ SANKİ DAHA YAKIN OLUR GİBİ GELIYOR..EGER SADECE KENDİNİZE HITAP ETMIYORSANIZ..SELAMETLE..

MU
19.02.2008 12:10
#93
HADDİME DEĞİL AMA UMURSADIĞIM İÇİN SÖYLEMEM GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM..ŞİİR DENİLİNCE ILLA BELLİ BIR HECE ÖLÇÜSÜYLE YA DA KAFİYELİ BİR DÜZEN AKLA GELMEMELİ BİLİYORUM AMA ŞİİRLERİNİZİN ÇAĞIRIŞINDA SANKİ EKSİK BİR ŞEY VAR..YA DA KENDİNİ GİZLEMEKTE ISRARCI OLAN BİR KAÇ SÖZ.. DENEME YAZIYOR MUSUNUZ?DUYGULARINIZIN İFADESİNİ ARADA DÜZ YAZI ŞEKLİNDE DENESENİZ SANKİ DAHA YAKIN OLUR GİBİ GELIYOR..EGER SADECE KENDİNİZE HITAP ETMIYORSANIZ..SELAMETLE..

 

Lütfen neden haddiniz olmasın küçüklüğünüze rağmen, düşüncelerinizi açık bir şekilde yararlı olmak maksadıyla beyan etmişsiniz. Yazmaya çalıştığım şiirlerin genelinde bir eksiklik vardır. Bu gerçeği ben fark edemiyorum zira şiirden en az sizin kadar anlayamıyorum. Ben sadece kelimeleri olur ya bir anlam ifade etmesi cihetiyle karakalen yazıyorum. Bu uğraşın adını paylaşım olarak telakki ediyorum. Fakat siz bu sitede yazmam konusunda bir rahatsızlık duyacak olursanız lütfen sarfı nazar etmeyiniz, ben hemen huzurunuzdan çekilirim edebim gereğince. Bimenizde belki bir fayda olacaktır, çelışmalarımı öncelikle kendi halimle hesaplşarak kaleme aldığım için bir nevi kendime hitap ediyorum sayılabilir şayet müsadeniz olursa. Her çalışma muhakkak ki farklı açılımlar sağlayacaktır. Tesirin nerede olacağı elbetteki saklıdır. Yazmak bir sanattır. Aşk adanmaktır. Anlamayan biraz bakacaktır.

Bu bakımdan halimi maruz göreceğiniz kanaatiyle müsadelerinizi istirham ediyorum ve size selameteler diliyorum.

MU
20.02.2008 11:53
#94
Efendim sizlere teşekkür ediyorum. On bir fasıldan bu yana okumuş olduğum hikayenin en çarpıcı ve sorgulayıcı dolayısı ile fikir kıvamının tezahürünün en zirvede olduğu yerdi. İşte a'dan z'ye kadar herşeyi kuşatan sorular silsilesinin kemiyet hesabıyla ufak numunelerini görebileceğimiz yazıda bizi "bu" hallere düşüren anlayışın karşımıza geçip hesap vermesi gerektiğini hisseder gibi oluyoruz. Her dimağın sorması ve cevaplaması gereken aksi takdirde makineleşmekten öteye geçemeyecek robot anlayışının tahakkümüne gireceği son bizleri karşılayacaktır...

 

Değerli kardeşim alakanız için çok teşekkürler ediyorum, katkılarınız için niyaz ediyorum, sağlık ve afiyetlerle selam eğliyorum.

MU
27.02.2008 11:16
#95

Şimdi

Ne yapacağımın

Şaşkınlığı hükmünü

Sürdürüyordu hislerimde

 

Senin fevkalade

Rikkat ölçeğinde gizlediğin

Bakışların

Aklıma geliyordu şimdilerde

 

Biraz sonra

Asfaltla içselliği bulunan

Ahşap evimizin sokağa bakan

 

Penceresinden

Seni yakinen görmem

Mümkün olacaktı

 

Salınarak

Adımladığın bayır aşağı

Asfalt yoldan geçip giderken

 

Bu hali

Düşünmem bile yüreğimi

Ağzıma getiriyor her nedense

 

Bu kadar cezbe

Tutulmamın sebebi ne olabilirdi

Hala bir anlam verebilmiş değilim

 

Gözlerimin

Önünden akıp giden

Uzaklardan

Nazar ederken çok cazip gelen

 

Neydi

Bir anlayabilsem

Kim bilir ne kadar rahatlayacağım

 

Öncelikle bizzat

Beyan edemediğim hakikat

Suhuletli duruşunda ki muazzamlıktı

 

Seni halk eden

Ne kadar cömertlik bahşetmiş

 

Nisa kimliğinde

Mihenk olarak telakki edilen

Her şey sende

Sanat harikası olarak tablolaşmıştı

 

Gizlediğin

Gülüşlerinde ki akıcılık

Asla unutulabilir değildi

 

Yan gözlerle

Etrafını süzmen

Ne kadar harikaydı

 

Oluşturduğun

Gizem karşısında meftun

Olmamak içten bile değildi

 

İnsan olarak

Bu değerli can için neler

Feda edilmezdi ki diye

geliyor sinenin derinliğinden

 

İşte sadece bir sergi için

Aldığım davet sebebiyle bilmeden

Müşterekliğimiz olan

O solonda fark etmiştim sizi

 

Ebrular için

Ne kadar enfes yaklaşımınız vardı

Daha önceleri hiç fark edemediğim

Güzelliklere şahit olmuştum sayenizde

 

Sizi tanıyana kadar

Ebru sanatına karşı asla

Sizin zaviyenizden

Bakabilmeyi becerememiştim

 

Sanata karşı

Bu denli duyarlılığınızı sizinde

Bir sanat harikası olan

Kişiliğinizle özdeşleştiriyorum

 

Bir gün

Sizin karşınıza

Çıkmaya cüret edebilirsem

 

Yokluğunuzda

Pencere kenarında

Şimdi içimden geçen her şeyi

Bizzat size aktaracağıma eminim

MU
27.02.2008 14:54
#96

Ne kadar ruhumu

Sana olan düşkünlüğünden

Azat etmeye çalışsam da

Bir türlü başarılı olamıyorum

 

Sizi düşünmek zorunda

Kalıyorum çaresizce düşünüyorum

Adımlarımla

Terk ettiğim patikalar refakatiyle

 

Melalime

Saldığın soyut iklimin

Serencamında sadece bakışlar vardı

 

İçimi

Delercesine geçip giden,

Beni benden ötelere sevk eden

 

Her türlü pişmanlığı

Öteleyen, merak içinde

Seyri âlem ettiren bir duygu

 

Bedenin

Ahenginde nizam edilen

Gözlerden dem vurmuyorum ben

 

Hissiyat

İtminanlığında var olan

Dirliğin güzelliğinde düşünceleri

 

Deşifre edecek

Bir netlikte yazdığınız

Satırlarınızdan bahsediyorum

 

Siz karşımda bana

Hitaben yazıyordunuz adeta

 

Böyle bir duyguya

Kendimi kaptırmaktan

Her nasılsa kurtaramıyordum

 

Yazılanların

Genele hitap etmesi

Biliyorum ki aslolan bir kanaattir

 

Lakin

Bu gerçeği gönlüme

Anlatamıyorum bir türlü

 

Mısralarınızda

İşlediğiniz yalnızlığın

İkliminde kendimi buluyorum

 

Yozlaşmışlığın

Her türlüsüne seninle

Aynı ölçekten bakıyorum

 

Sadece

Sevgi için ebede ötelenen

Definenin sancısıyla yaşıyorum

 

Senin

Zahirin senindir

Benim için

Cazip olan ruhi kimliğindir

 

Melalimi

Ötelerden nefeslenerek

Hissettirme erkine erdirmendir

 

Düşünmenin

Keyfiyle terennüm ettirmendir

Bu güzelliğin karşısında teslim olmamak

 

Ne kadar

Mümkündür bilemiyorum sadece

İçimden geçenleri satırlara döküyorum

 

Güllerin

Çeşidini neyleyim

Ben onun öznesiyle kaimim

 

Ruhum

Müddeti içinde anlam ararken

Mana muhayyilesinde ahenk bulduğum

 

Senden

Hâsıl olan mısralarınla

Nefes almanın şevkini yaşamaktayım

 

Aşk eğer bir nursa

Ve hatta bilakis verilen onursa

 

Nefsimi zilletten koruyorsa

Halimi manayla buluşturmasına talibim

 

Siz habersizce

Satırlarınızla ruhumu işlerken

Lütfeder misiniz artık hangi aşkı arayım

MU
27.02.2008 16:15
#97

Gecenin

Mağrurluğundan

Gözlerim uykuya

Eyvallah etmiyordu

 

Sinemden

Bazı mısralar

Dur durak bilmeden

Peşi sıra gelmek istiyordu

 

Sanki

Bir perde açılıyor ve

Oyun sahnelenirken sözler

Kıdemini bulmuş gibi fırlıyordu

 

O an

Hissettiklerim

O kadar güzeldi ki

Unutmamak adına kalemle

Bir yerlere hemen yazmalıydım

 

Yorgun yüreğime

Tüneyen mısralar bir haykırış

Olarak anlam buluyordu melalimde

 

“Yeter” olarak

Belir genleşen ihtar

Kavurucu hırçınlığıyla

Geceye anlatıyordu dertlerini

 

Yaşamak

Adına icbar olduğum,

Tercihlerimde katlanmak

Zorunda kaldığım daralmalar

 

“Yeter” artık diye

Yeniden nüksediyordu

 

Adaletten

Dem vuranlar

Haksızlığa uğradıklarında

Tüm hıncıyla

Bağnazlığı savunuyorlar

 

İnsanın en temel

Hakkı olduğu halde bu hakikati

Reva görenleri düşününce okumak

 

Keyfim kayboluyor

Dağların yamaçlarından

Hicranım ile ötelere uzanırken

 

Halimi

Anlayacakların dirliğinde

Bir vuzuha nihayet eriyordum

 

Damlayan

Gözyaşlarımla bizim

Değerlerimize, örfümüze

 

Milli

Hasletlerimize

Onlara anlam bahşeden

Akidemize neler olmuştu

 

Onları kimler

Çalmıştı bizlerden

Düşünmeden edemiyordum

 

Tenimi titreten

Açık duran pencereden

Nüfus eden rüzgârla yalnız ben

 

Bizim olan

Okutmak için nelere katlanılan

Öznesi rahmet olan

Toprakla anlamını haykıran

 

Yaprakla

Selamlaşan

Damlayla bereketi salan

 

Kızlarımız

Herkesin gözleri önünde

En tabi hakları

Ellerinden gasp ediliyordu

 

Güç

Zayıfın

Yanında hırçınlaşır

 

Onu

Kullanmasını

Bilmeyenler ise

Tarih karşısında zulmüyle anılır

 

Kimler

Ne yapmadı ki

Mizan

Asıl olan bir hesaptır

MI
27.02.2008 18:13
#98

Mustafa Abi gönlünüze sağlık.Allah muvaffakiyet versin.

MU
27.02.2008 20:07
#99

Sen giderken

Gözlerinden dökülen

Yaşlar karşısında metanetle

Dayana bilmem gayri kabildi

 

Her ne kadar

Daha fazla üzülmemen için

 

Gizlemeye

Çalışsam da akan damlaları

Senin fark etmemen mümkün değildi

 

Çünkü senin

Altıncı hissin bir başka

İfadeyle ferasetin çok kuvvetliydi

 

Henüz dudaklarımı

Kıpırdatmadan aldığım nefesten

Bir şey söyleyeceğimi bilecek kadar duyarlıydın.

 

Şimdi senin için

Ne söyleyebilirdim neler

Geçirmezdim ki gönlümden

 

Gönül iklimimde

Yetiştirdiğin filizlerden

Akseden güzellikler karşısında

Bir çaresizliği yaşıyorum ne gelir elimden diye

 

Asla seninle

Vedalaşmak istemiyorum

Bir şekliyle bir yolunu bularak

Muhakkak seninle gelmeliydim

 

Neye mal olursa olsun

Bu tercihimi uygulamalıydım

Ama nedense seni ikna edemiyordum

 

Ben ısrar ettikçe

Sen daha fazla üzülüyor

Ve sessizliğinde ağlıyor, kahroluyordun

 

Ailece göçüyordunuz

Toprağı altın sanılan şehri

Emin denen güzelliğe, bir şekliyle

 

Arkadaşlığımızın

Bitirilmesinin hükmüm verilmiş

Meğer ailence bizlerden habersizce

 

Babanın hiddeti

Karşısında biçare annen

Elinden bir kaza çıkmasından korktuğu için

 

Sana

Hakkını haram edeceğini

Söyleyerek öyle ikna edebilmiş

 

Hayrete düşmüştüm

Bunları annemden duyunca,

Bana verdiği öğütler silsilesinden

 

Lakin kim

Ne derse desin

Gönül ferman mı dinliyor

 

Kalbime

Ben mi yön veriyorum

Sanki bu hakikat bilinmiyor

 

Sana kızacak

Bir bahane bulsam belki

Hiddetimden gönlüm kararır

 

Ruhum daralır

Vicdanım heba olarak

Vurdumduymazlığı seçerdim kahrımdan

 

Ama sen öyle miydin

Sanki bunmaz bir nadideydin

Açan en güzel yasemindin

 

Zambakların

Saldığı renktin,

Kelebekler kadar zariftin

 

Hiçbir zaman

Üzülmeme fırsat bırakmadın,

Sen adeta beni kendine katmıştın.

 

Şimdi çaresizliğin

Girdabında gözyaşlarını akıtıyorsun.

 

Hak her halükarda

Dilendiği gibi tasarruf edilen mi

 

Her hangi

Bir ölçüsü bulunmaz mı

 

O vakit Mükellef olma şartı

Niye vardır gibi birçok sorular

Hafzalamı kuşatarak şaşkınlığı yaşatıyordu

MU
28.02.2008 10:54
#100

Yağmur damlaları

Ritmik vuruşlarıyla pencerenin

Açılarak davet edilmesi için bekliyordu

 

Nisan

Bereketinin

Güzelliğini sunmak için

 

Hayatın

En bariz çekilmezliğinden

 

Gına

Gelmişlerin gönüllerinde

Taze bir baharın müjdesini vermek için

 

Umudun

Kuşatıcılığından

Uzaklaşan sinelerin

Muvazene bulmaları için

 

Gelecek

Adına pişmanlığın

Hazan içinde sararmanın

 

Hicran ile

Boyanmanın

Bir çare olamayacağını

Anlatıyordu adeta düşünenler için

 

Demek istiyordu ki

Varmıydı benim sizi ziyaret

Edeceğimden haberiniz, gönüller için

 

Getirdiğim

Sevgi ve muhabbet iksirinin

 

Sinenizde

Husule getireceği

Esenliği sizler fark edene kadar

 

Her şeyin

Bir hesabı var

Hesapsız olanlar betbahtır

 

Dilenmelidir

Gayretin rucuundan sonra

Samimiyetle halk eden Rab tan

 

Bilseydin

Bir damlaya dahi

 

Ne kadar çok

İhtiyaçlı bulunduğunu

Haline binlerce kez şükrederdin

 

Seni seven için

Bir caziben olmalıdır

 

Cazibe sadece

Zahirle kaim değildir

 

Fiziksel özellikler yakini

Hissetmek için bir hüccettir

 

Asıl güzelliğin ruhundaki

Muhafaza edeceğin mertliktir

 

Denklik

Soysal şartların

Gereği olduğunu bilmelisin

 

Ütopiler

Haz için bazen

Gerekli olan değerdir

 

Derinliğinde

Zaman öldürmek ise

Fikredenler için hederliktir

 

Sevgi

Muhakkak ki

Hak eden için sarf edilmelidir

 

Aşk şimdilik

Senin harcın değildir

 

O nerede

Vuslatın olduğunu

Bilen en yüce değerdir

 

O aşk

Mürebbi

Kimliğinde bir erendir

 

Hormonal

Zevklerin asla değildir

 

Hevesler için

Uzaklarda nazar eden

Ruhi muvazenedir o bir erktir

MU
28.02.2008 12:28
#101

Yine kendi dirliğimde düşüncelerimle bir hesaplaşmaya yöneliyorum.

 

Açmazların bulunduğu ruhi dinginliğimde icbar edilenler karşısında her geçen gün yabancılaşıyor muyum sorusu geliyor aklıma.

 

Düşünmenin dahi birilerince suç teşkil edildiğine şahit olunca ilk aklıma gelen birilerince pazarlanan bağnazlık geliyor aklıma.

 

Bir düşünceyi henüz doğmadan mahkûm etmek ne kadar acı bir zulmettir.

Kendi payelerinin yok olacağı korkusuyla hiddeti önceleyerek sığıntı kimliğinde yaşamaya çalışmak ne kadar tuhaf bir tercihtir.

 

Kime kulluk yağacağı konusunda netleşmeyen yürekler, sürdüre geldikleri mukallit kimliklerinin açmazlarıyla kapkara olan vehimlerini nesillere akıtmayı marifet olarak lanse ediyorlar.

 

Hukuku güya hukuk adına çapraz hezeyanlarla pak idrakleri yanılmaya gayret ediyorlar. Kimler, kimlikleri konusunda netleşemeyen cahil zümreler, reddi miras takiyyesinde bulunan gafiller.

 

Hizmet aşkıyla varlığını vakfeden değerlere saldırmak ne kadar büyük talihsizliktir. Saldıranlar kimler, kişiliklerinde aşktan bigane olan zilletler, çilenin hangi değerler muvazenesinde bir mefkûre oluşturacağını akledemeyenler.

 

Düşüncelerin kadavra odasında hayat bulması, ancak niyet ve hizmet anlayışında ki inkişafla orantılıdır. Bireylerin özellerini deşifre ederek bir yol aramanın yararını ve densizliğini kimlere sormalıyız.

 

Başarılı olan siyasilere ve müteşebbislere karşı neden bu kadar ön yargılıyız, bunun toplumu aydınlatma adına nasıl bir faydası olacaktır şaşarım.

 

Din adına siyasi kalem kavgasını en son raddesine kadar kullanan zavallılara nasıl acımayalım. Bilmeden konuşmak, siyasi getirim için çıkarları vuruşturmak ne acı.

 

İnsanlar doğup büyüdükleri topraklarda, mukaddesatın ne olduğunu, henüz kişilikleri tam oluşmadan öğrenirler.

 

Malik olmak duygusunun, fıtratın gereği olduğu kesin kanaat, ama neye, nasıl ve hangi ölçülerde olacağının tespiti gerekir.

 

İnsanı adam yapan tüm unsurların, yaşadığımız hayatın içinde bulunduğunu, bizlere uzak olmadığını bilmeliyiz, bir buket sunan elçinin, tebessüm ettiğini görebilmeliyiz.

 

Bizleri bu nadide buketten ve masrafsız tebessümden, sevgiden, fedakârlıktan alıkoyan unsurlar tarafımızdan bilinmiyor mu?

 

Bizzat yaşadığımız bu hayatın manasına bigane kalanlar, mutlaka mezarlara da manzara niyetiyle bakıyordurlar!

 

Yaşamak zorunda olduğumuz bu hayatı, çekilemez hale getiren temel unsurları ihdas edenlerin, aldatılmış olduklarını, bizzat hayatı bahşeden açık ve seçik bir netlikte beyan ediyor.

 

Bu yaratıkların kendi akıl ve zanlarına göre hayatın, ne anlam taşıdığını biliyor olmalarını, kendilerinden emin olmalarını bir zillet olarak, telakki etmek durumundayız.

 

Tercihlerinin bizimle aynı frekansta olmaması şaşırtıcı değil, çünkü bunların ortak zaafları tekebbür, enaniyet ve hıyanettir.

 

Paydaları bu olan yaratıkların, zulümden, desiseden, entrikadan asla vazgeçmeyeceklerini bilmemiz kaçınılmaz olacaktır.

 

Bizler mukallit olmaktan kurtulup, itminan olarak, kime, niçin, nasıl ve hangi ölçülerde itibar edeceğimizi bilemez isek, müşahhas bir şekilde, tahkik ederek kanaat sahibi olamaz isek, yanılgılarımızın kaçınılmaz olacağı muhakkaktır.

 

Hayatımızı ihata eden ve bizleri sürüklercesine alıp götüren, bizi bizden ayrı bir insan yapan faktörleri tanıyarak, muvahhit duruşunu sergilemeliyiz.

 

Rahmet vesilesinin öğretilerini, susamışçasına araştırıp, kanarcasına ve büyük bir ihtimamla deruhte etmek zorundayız.

 

Toplumun içine girdiği kutuplaşmalarının temelini oluşturan nedenlere, bir göz attığımızda anlamak adına zorlanmaya hiç gerek kalmıyor.

 

Bu bakımdan beni benliğimden uzaklaştıranlara, kin kusmak kolay olduğu için bunu yapmayacağım, fert bazında bile kendi ile barışık bir sevgi için kucak açacağım.

 

Hoş görü, ölçülü, sevgi, sabır, sebat, metanet azığım, kin, zan, zülüm ve egom çok iyi tanıdığım nefsimin basamakları olacaklardır.

 

Ben yine kendi dirliğimde düşüncelerimle bir hesaplaşmaya yöneliyorum.

MU
28.02.2008 16:45
#102

Öteden beri

‘Rahmet’ denince

Akla ilk gelen yağmur

 

‘Yağmur’

Denince de

İllaki rahmet akla gelir

 

O, bazen

Bir okyanusun

Ortasına iner

Sağanak sağanak

 

Bazen

Bir dağ başına iner

Sessiz ve ağlayarak

 

Bazen de

Çöllülere düşer

Çoraklaşmış

Toprakları ürperterek

 

Sinesindeki rahmeti

Hangi çöl

Ortasından aldığını

 

Ve bu

Mukaddes yük uğruna

Hangi semada kaldığını

Kim bilir ki

 

Kim bilir

Kaç derece

Ateşte pişti sinesi de

Doldurdu azığını alelacele

 

Öyle ya

Bekleyenleri var

 

Meleklerin refakatinde

İnmesini gözleyenleri var

 

Düşünmesini

Bilenlere bu yollar

Hikmet nakışlı bir kanaviçe

 

Yağmurun

İnsandaki izdüşümü

Gözyaşından başka nedir

 

Ağlayarak

Rahmet kapısı çalınır

Ağlayarak

Elin yetişmediği istenir

 

Ağlayarak

Açziyet aşılır

Ağlayarak

Yusuflar çağrılır

 

Ağlayarak

Kanlı gömlek koklanır

Ağlayarak

Af kapısı aralanır

 

Yağmurun

Zahirî sebeplerinden

Biri güneş olduğu gibi

Ağlamanın da

Güneşi yanık kalbidir

 

Kalbi

Yanmayanların

Yağmuru

Yağmayacak demektir

 

Ağlamayanlar ise,

Anlaşılamayacaktır

 

Kalb yanarsa

Gözler

Kayıtsız kalmayacak

Ve kahkaha

Mekân bulamayacaktır

 

Dertliler,

Gittikleri yerlere

Sinelerindekileri taşıyacak

Ve oralarda

Gözyaşlarıyla yeni

Doğuşlara vesile olacaklardır

 

Kalb

Yangınının adı

Bazen azim gayret, himmet

Bazen de

ızdırap, çile ve derttir

 

Hâl,

Kalbin durumuna

Doğrudan bir işarettir

Onu olduğu gibi ele verir

MU
28.02.2008 17:49
#103

Londra sokaklarında

Olanlardan habersiz şekilde

Dertli sineler, yol almaya devam ederler

 

Bunlardan ikisi

Karar almışlardır kendi aralarında

 

Atlamayacaklardır hiçbir

Kapıyı ve her eve sokacaklardır

Ellerindeki mukaddes davetiyeyi

 

Bu niyetle

Çalarlar her bir kapıyı

Ve yaparlar çağrılarını

Mütebbessim bir çehre

İle yaparlar gerekli olanı

 

Dedikleri gibi

Atlamazlar hiçbir haneyi

Aynen karar aldıkları gibi

 

Kimisinden o anda

Alırlar tepkilerini, kimisinden ise

Sonradan gelecektir davetin neticesi

 

Kimi için

Bu davet bir mekân beraberliği

Manasını taşırken,

Kimi gönül için de

 

Âhiret

Beraberliğine vesile olan

Bir tanışmanın başlangıcı olacaktır.

 

Küçücük davetiye

Belki de bazı sinelerin

Yamaçlarında bir kartopu

Gibi yuvarlanmaya başlamıştır bile

 

Çığa ne zaman

İnkılâp edeceğini kestirmek

O esnada imkânsızdır

 

Neyse onlar

Tohumlarını atarlar toprağa

 

Bakalım kaçı boy

Verip de selâma duracak

Kaçı sinesinde

Nice başağı barındıracaktır

MU
28.02.2008 18:47
#104

Hikmet;

Bir düşünce, tasavvur

Ve davranış bütünlüğüdür

 

Evet,

Düşüncede isabet

İfadede gereklilik ve ölçü

 

Sonra da

O çizgide hareket

Tam bir hikmet tekevvünüdür

 

İlimde yakin

Amelde sağlamlık ve itkan

Hikmete bir diğer yaklaşım

 

Buna

İlmin amel ile sanat ruhunun

itkanla beslenmesi de diyebiliriz

 

Dinin gaye

Ve maksatlarını kavrayıp

Onu ferden temsil etmenin yanında

 

Topyekûn hayata

Hayat kılma düşünce ve

Cehdi de hikmetin bir başka çizgisi

 

Varlığın özü

Ve iç yüzündeki gerçeği,

Her nesneye ait ayrı ayrı hususiyetleri

 

Ve bu hususiyetler

Arasındaki münasebetleri

Yaratıcı tarafından hedeflenen

 

Gayeleri

İdrak ve şuur da

Hikmetin ayrı bir tarafıdır

 

Sebepler ve illetler

Âlemine yönelerek, varlığı

Fayda ve maslahat yanlarıyla görüp

 

Tanımak

Tahlil ve terkiplerde bulunmak

Yaratıcının halifesi olma unvanıyla

 

O’nun izni ve emri

Dairesinde varlığa müdahale

Hâkimiyet sanatı hikmetin ayrı bir yanı

 

Nizam ve ahengiyle

Kâinattaki her şeyin yerli yerinde

Olması ilâhî hikmetinden hareketle

 

Kendi dünyamızda

Bu denge ve düzenin

Korunmasına riayet Arz

Atmosfer ve semalardaki muvazenenin

 

Muhafazası istikametinde

Değişik ad ve unvanlarla değişik

İlim dallarının geliştirilmesi de

Hikmetin ayrı bir yorumudur

 

Her zaman en iyi

Hedefleri takip ederek

Sevk ve idare edilenler arasında

İyilik ve güzellik arayışları içinde bulunmak

 

İnsanlarla

Muamelelerimizde ilâhî ahlâkla

Taalluk etmek suretiyle arzı ve arzdaki

 

Peygamberlerin

Gönderilme gayelerini

Gerçekleştirmek de hikmetin

Bir diğer açıdan ve çok enfes tarafıdır

MU
28.02.2008 20:01
#105

Evet, artık bir şekliyle

Her gün görüp temaşa ettiğimiz

O en güzel meşherlerden daha güzel

 

En muhteşem

Saraylardan daha muhteşem

En muhtevalı kitaplardan daha muhtevalı

 

En mevzun

Ve muntazam sistemlerden

Daha muntazam, en şaşaalı mesire yerlerinden

 

Daha büyülü

Ve hemen her zaman

Taptaze ve rengârenk hâliyle şu yeryüzü

 

Ona bir manada

Cennetlerin izdüşümü

Firdevslerin sihirli koridoru da diyebiliriz

 

Bütün o cazibedar

Derinlikleriyle insani duygularımıza

Akseden birbirinden farklı tecelli dalga boyundaki

 

Güzelliklerin

En enfesleriyle başlarımızı döndürmekte

Ve gönüllerimizi hakikat aşkıyla coşturmaktadır

 

Eğer insan

Tabiat ve hayata ait hususiyetleri

Biraz ön yargısız, biraz da insafla tetkik edebilse

 

Görüp duyduğu

Bakıp mütalâa ettiği canlı-cansız

Her nesneye karşı öylesine derin bir hayranlık duyacaktır ki

 

Müşahede ettiği şeyleri

Bir daha ve bir daha temaşadan

Kendini alamayacak; belki de, bir sevdalı gibi

 

Sürekli varlığın özüne

Ulaşma hülyalarıyla oturup kalkacaktır

Oturup kalkacak ve her yeni tetkik, yeni tahlil,

 

Yeni terkiple varlık

Ve eşyanın ötesindeki hakikatlerin/hakikatin

Meraklı bir araştırıcısı ve âşık bir keşşafı hâline gelecektir

MU
29.02.2008 12:31
#106

Özlemimi açmaya

Bir kalp istemedeyim ben

 

Uzak kalmaktan

Harap olmuş kalp yorulmuş

 

Halimi

Anlayacak bir kalp isteseydim

 

Hani bir vuslatı

Arar ya aslından kalan sırla

 

Uzak düşülen diyarlarda

Durmadan özünü hep arar ya

 

İşte hayıflandığım

Arandığım bu yüzden benim

 

Her zeminde dile getirdiğim

Yalnızca bu nedenledir dileğim

 

İnsan mefkûresinde

Husule gelen her bir şeyle

 

Anlaşmaya çalışmam

Meşverette bulunmaya başlamam

 

Onlarla paylaşmam

Halimi sunmam sadece bu yüzdendir

 

Herkes bir cana

Dost oluyor zannımca benim

Kendine yakın buldukları sürece

 

Ne çare ki

Aştırmadı kimsecikler

İçimde gizlenen onca sırları

 

Kimseler anlayamadı

Ahu figan ederek ağladıklarımı

 

Oysa sakladığım sırlarım

Duyulmayan çığlıklarımdan hiçte

 

Uzak değildi

İhsan sahibi görürdü

Ve dikkatle algılayan hissederdi onu

MU
29.02.2008 17:48
#107

Ne yazı ki

Her gözde yok olur bir gün nur

Kulakta yok olacaktır dikkati şuur

 

Ne kadar

Gizlidir ki ten candan ve can

Tenin inkişafında var olandır

 

Fakat

Onu görmek için

İznin zuhur etmesi gerekir

 

O nefeslerde

Ne hikmetler gizlidir serdir

Ne ateştir ne badedir söyledikleri

 

Nefes

Mutlak hissedilmesi gereken

Meşkin avareliğinde yaşamaktır

 

Ruh bu aşkı

Hissetmese halde yoksa bu ateş

Dilden düşmeyen yürek kan içindir

 

Aşk kalbindir

O bahşedilen ulvi bir nimettir

Tefekkür etmek dahi gayretinledir

 

Feda olmazsan

Kar’ın sözünü nasıl edeceksin

Hali yakan aşkı tanımazsan neylersin

 

Dillenen bir aşkın

Coşkusunda içine düşen ateş misali

Yardan ayrı çekilen hasretin değeri

 

Bu zaman avuntular

Melali kesmez aşk iksiri kalbi korur

Teselli eden tek şey nağmeyle bulunur

 

Sana yoldaş olur

Hicranına ortak olur korlanan serinliktir

Perdeler ardı ardına açılır halin ahengiyle

 

Sana mahfuz olan sırra

Aşığın sır perdeleriyle sırdaş olur

Kalb hazzı müsemma ile sarmaş tadır

 

Ey pakı ihsan olan

Sen yalnızca yanımızda kal yeter

Dinginliğe erer devran olan keder

MU
03.03.2008 13:11
#108

Günler

Birbiri peşi sıra

Güneşin şevkiyle anlamlaşırken

 

Baharın

Serencamında

Kuytu enginliğin

Hazzına vakıf oluyorum

 

Yeşil

Çimenler sinemin

Bir hicranı olarak iz bırakıyordu

 

Onunla umudun

Kollarına uzanmıştım doyasıya

Sırtımı yaslanarak hülyalar yaşamıştım

 

Olmuyor işte

Her dilediğin özlemin seninle

Nice hasret perdelerinde

Sahnelenen piyeslerin seyrinde

Bir nazarın ne izler bıraktı kalbimde

 

Yumruklarımı sıkarak

Avuçladığım çimenler

Hıncımı ne kadar anlayabilirdi ki

 

Bir yeşilliğin

Mürüvvetiyle bahşedilen

Hükmün icrasının İklim kuşağında

Mühleti nöbet yaşantılarında

 

Kalbimin

Titrek atışlarına

Seni tanıdıkça,

Haline vakıf oldukça

Daha çok vakıf oluyordum

Bir korkunun kuşattığı serzeniş izleriyle

 

Tarafından

Yanlış anlaşılmanın

Halimde husule getirdiği telaşıyla

Sürekli susmaya talip olmam bunun içindi

 

Senin

Bahşettiğin ülfetin

Karşısında çaresizliğimi

Naçarlığıma anlatarak yaşıyordum

 

Halinden

Sudur eden bir kelam

Yüreğimde iğne oyası misali

 

Zarafetini

Resmederken

Naif cümlelerin karşısında

Sukutu hayale uğruyordum

 

Hak

Etmediğime kani olduğum

Değerleri omuzlarıma yüklemen

Karşısında mahcubiyetin katlarında

Hala seni anlamaya çalışıyordum

 

Bir

Ortak paydamız vardı

Müşterekliğimizi anlamlı kılan

Kelime ismi hüzün olan

Hatırlandıkça sol yanımızı ağrıtan

 

Nedamet

Zamanlarına kayıt bıraktıran

Özlem namelerinden arta kalan

 

Terennümlerdi

Bir zamanlardan kalan izlerin

Sahipliğinde vaat edilen değerlerle

 

Şimdilerde

Ne yağan yağmurun

Ne sensizlikte andığım umudun

Kalbimde mahfuz tuttuğum

Titremelerin sancısıyla aşk kokumdu

 

Seninle

Anlam bulduğum

Sevginle hizmete talip olduğum

Her bir yanımda bulacağıma inandığım

Zarifliğin ve şevkinin aşkıyla anıyorum

MU
03.03.2008 14:02
#109

Artık kurtarsın seni

Sahip çıktığın hüzünlerin

 

Yıllara sâri

Derlediğin çeyizin

Gölgesinde yaşadığın anıların

 

Bir türlü

Duymak bilmediğin

Acının sessizliğinde yorgun

Ve bıkkın gözyaşların

 

Nasibin hükmünce

Acıların karattığı günlerin

Duvağını düşürmüşse de sen

Sen ol aldırma, asla bir yese kapılma

 

Baharlar tükenmez

Tomurcuklar fırtınaların dirliğinde

Kendini bulurlar, yeni bir sayfaya

Duçar olarak safhaları olgunlaştırır

 

Kuru ayazda,

Kararan niyazda

Gönüllerde var olan nifakta

 

Hüzünlerin üşümelerinde

Kirazlar mı oluşur, eriğin

Güzelliğinde var olan cazibemi kalır

 

Sen

Serinliğin titretmelerinde

Yak gitsin sevdanın çırasını

 

Şarkılarla

Sınır tanımayan tınılar misali

Gönülleri hıçkırtan hicrandan artık

Bir nebze olsun kurtar kendini.

 

Bitsin artık

Senin sinende bezginliğin

Ölümü davet eden gecelerin

Durmayan yaşlarında ki haykırışların figanların

MU
03.03.2008 19:06
#110

Hayatı

Yazıya vurarak coşmak

Melali

Paylaşmak adına

Yazıyla

Kendini kuşatanı bulmak

 

Yazıyla

Perdeleri aralamak

Ötenin

Eşiğinde soluk almak

Öteye

Gitmiş gelmişi sorgulamak

 

Kıyısında

Ömrün kalanıyla hesaplaşmak

Yeryüzünün

Semaya teslim oluşunu

Gece anılan

Maddenin kalp atışını anlamak

 

Ölümü

Dirimle barışıklığını

Arzı mekân

Zenginliğinde dirliği

 

Önünde

Köleliğimi itiraf ettiğim

Huşuyla yer serildiğim

Saygıyla kıdem eğlediğim

Varlığımın müşahhas sebebini

 

Bir müddet

Kendimden çıkıp

Soruyorum anlamın ne

 

Pınarın

Arz ettiği serinliğe

Arzın

Damarlarının kanısın

 

Sen bu

Gezegenin, can damarısın

Pınar pınarken

Değerini bilmeyişimizin anlamı

 

Yaşamak

Ağlamak demek

Can vermek, akarak,

Kuruyarak tohum olana

 

Çatlamış

Dudaklarıyla ruhumun

Soruyorum anlamın ne

MU
13.03.2008 12:17
#111

Her gün uyanırken üzerimden atamadığım yorgunluğum inanıyorum ki artık beni terk etmeyecek, izlerimin takipçisi olarak halime hükmedecek.

 

Yaşadığım hayatın açmazlarına teslim olmuş bir ürpertiyle onunla birlikte yaşmaya alışıyordum çaresizliğin yüklediği adımlarla.

 

Nereye baksam güne anlam kazandıran güneş olmasına rağmen, ellerimi açtığım semadan damlalar düşmesini anlarken, hakları gasp edilmiş bir kimliğin hercümerçliğinde hayıflanmam ne kadar çare olacaktı ki.

 

Her bir düzensizliğin hengâmesinde düzeni koruma adına akla hayale gelmeyen vehimler karşısında duyduğumuz günü birlik nakaratlar muvazenemi bozuyordu.

 

Düşünmeye dahi mahrum bırakılıyordu ruhuma emanet edilen sinem. Kalbimin bizzat sahibiyken onu düşünmekten ne kadar uzaklaştığımı fark edince içini titremeler kaplıyordu.

 

Yaşama hakkını elde edebilmenin tek bir yolu kalıyordu desiselerin her gün ivme kazandığı cihanın bizlere has yurdunda, bizzat vatanımda.

 

Kutlu bir görev aşkıyla askere gönderdiğimiz ciğer parelerimiz bu amansız hırsın ve esrarengiz paylaşımların kurbanları oluyorlardı birer birer.

 

Küreselleşme adına dünya müstekbirlerinin, mazlumların haklarını acımasızca zülüm ederek bizzat ellerinden söküp alarak…

 

Orta doğunun vicdanına zakkum katranlığında ihya ettiği mezalim ve bir marifetmiş gibi katlettikleri mazlum Müslüman halkın ortaya koyduğu feryatları hangi “medeni” ülke halkı duyuyor.

 

Yazmak adına, klavyenin karşısına oturduğumda içimim kan ağladığına şahit oluyorum ve ne kadar şiirler yazmışsam bizzat onlar adına hayıflanıyorum.

 

İtiraf eğliyorum ki aşikâr bir şekilde iman zafiyeti yaşıyorum kendi kimliğimde, ruh iklimimden her geçen gün uzaklaşırken.

 

Vakti geçirmek adına… Ne kadar acı bir itiraf… Senin ruhun biçilen zamanı yok etmek için avunmak ve oyalanmak… Zevkler ve hırslar zaviyesinden bakmak…

 

Sokak köpekleri için gösterilen gayretler, eğitim için seferber edilen gizemler…

Sistem içinde paye kazanmak için onca girişilen mukallitliğin enstantaneleri…

 

Milli hasletlerimiz her geçen gün tola re edilerek dünya müstekbirlerinin ve emperyalist güçlerin güdümünde nefes almak adına yaşamaya alışmak…

 

Gücü elde edebilmek için en değerli mevhumlar ve akaidi kurallar ihlal edilirken, en yakınlarımızın arzularını yerine getirmek için kan ter dökülürken…

 

Kanın ve terin sahibini düşünmek, ona yönelmek, mesajını idrak etmek ne kadar mümkün oluyordu ki bizim kimliğimizi bizzat ihdas eden, ahirin ve zahirin ölçüsünü bizlere öğreten yüce değerin nazarında…

 

Kaç zamandır mevsimlerin güzellerinden en güzeli olan ilkbaharın sevincini melalimde doyasıya yaşayamıyorum.

 

Ne dense gecekonduların düzensiz yollarında, kışın ayazında bin bir farklı desenle tüten bacalar, camlarından soyutlanmış pencereler, karanlıklar içinde hissettiğim inlemeler geliyor aklıma…

 

Ne zaman hastanelerin aciline nazar etmek için gittiysem bin bir derdin içinde bulduğum çaresizleri temaşa edince gönderiyordum derinliğime hüzünlerimi.

 

Geçim sıkıntısını iliklerine kadar terennüm eden canların, ekranlar karşısında yutkunmaları ve rey tik uğruna istismar edilen onca kurbanları düşünürken…

 

Bizler adeta verilenle yetinmek zorunda bırakılmıştık, ihdas edilen şartlar buna göre tanzim ediliyordu. Senin ne düşündüğün, ne kadar gücün varsa o kadardı.

 

Hatır ve gönül işlerinin revaç bulduğu iklimlerde, garibanlar, mazlumlar ne kadar değerliydi,

 

Oysaki her insan mükerremdi. Mükellefliğini idrak ettiği ölçüde itibarlıydı. Kıstaslar değişti artık en takva addedilen tasavvufi mekânlarda bunlardan nasibini almışlardı.

 

Gülün ölçüsü, rahmetin gücü, insanların öcü, mazinin ibret olması için şevki, ahirin özlem içinde terennümleri, mizanın nefsimiz için ürpertilerini ne kadar anlamlıydı.

 

Rahmetin herkesi kuşattığına iman ederken, ruhumda ki bu derbederliği hala anlaya bilmiş değilim.

 

Oysaki umudun, sabrın içindeki mevcudun, hilmin enginliğindeki var olan aşkın, çile ikliminde gizlenen nimetin kadrine vakıf olamadığım müddetçe yorgun yaşayacağım.

 

Ben bu manada aşktan asla anlayamayacağım, bir sevda coşkusunu yaşayamayacağım, mazlum milletlerin, Müslüman efradın duçar oldukları mezalim karşısında hala refahımı ve saltanatımı, heveslerimde mevcut olan şiddeti, zevklerimin her çeşidiyle yaşamaya devam ettiğim sürece…

 

Bizzat kendimizi kardırdığımızı, masrafı olmayan hoş görüde dahi ne kadar cimrileştiğimizi, bahşedilen tebessümü esirgediğimizi bildiğimi sürece…

 

En tahammülsüz olan cemaat asabiyetlerinde, feyzimiz kaçar teranelerinde, takiyyeler içinde alına yollarda, ilmi siyaset denen aldatmacalarla…

 

Dinin bizzat sahibinde bulunmayan saltanatla, gülün rengi ve bizzat kendisi olan efendimizin hiçbir hadisinde mevcut olmayan dünya zevki ve nimetlerinin kadriyle insanlarla cem olma hasletini akide birliği olarak zerk ederek ruhları ihlal etmek.

 

Evrensel bir mesaj iken, her zerreyi ihata ederken, din ulularının telakkiler karşısında ki açmazlarını nasıl masum göreceğiz…

 

Kadınları dört duvar arasına mahkûm etmeyi, takva olarak açıklayan basiretsizleri düşündükçe ruhumun daraldığını hissediyorum.

 

Akıl zaviyesi bakımından benden farksız olan, dünyaya gelmeme sebep olan, şefkatin membaı, himmetin odağı, hoş görü sancağı olan anneme, eşime, kızıma, halama, komşuma neden efendimiz tarafından teslim edilen hakları, çeşitli maslahatlarla ellerinden acımasızca alınıyor.

 

Erkek adam değilse, mertliği devirmişse, yiğitliği birilerin emanet etmişse, aklını şeyhim bilire tevdi etmişse ne beklenir ki mükellef kimliğinden…

 

Ruhun sana aitse, ahir ve zahir tercihi bizzat senin iradenle nefsini mizana getirecekse, peygamber efendimizden ziyade şeyhini zikredince ne diyelim ki!

 

Sen sana ait bulunan akıl ve kalbinle nefsinin nihayetini belirleyeceksin sana verilen mühlette. Tahkik etmeyince kâmil bir imana katiyen kavuşamazsın…

 

Peygamber dahi her dilediğine şefaat edemezken sen ne bekliyorsun kimden?

BD
16.03.2008 15:10
#112
Sevda Yolunda!

 

Her şey

El yanar, dil yanar, ten yanar

Sevda öylemi, yürekleri dağlar

 

Kor

Alevde ki ısı, bedende akan sıvı

Kalp almaz ısı ve nede bir kansızı

 

Bak

Kuşlar aşk ile kıtaları geziyorlar

Balıklar nesil için akara yüzüyorlar

 

Mübarek

Deve, çöl fırtınasını aşkla geçerler

Aşk öyle ülfettir ki, canı dahi çeker

 

İşte

Nasıl bir hal, kimi ne vakitte yakalar

Gayp mı, yapsana sen nefsine bir ayar

 

Aşk

Taleptir, hizmettir, çiledir, metanettir

Gösterirsen şayet azim, aşk seni yakalar

 

Hazindir

Şekliyet, enaniyet ve hatta bir zafiyet

Bulunursa kalbin de, aşk seni terk eder,

 

O vakit

Tövbe istiğfar, tevhidi hakikat bir rehber

Zişanı Efendim, maşuk için en güzel haber

 

Alemler efendisinin sözlerine mazhar olup çağ açmaya muvaffak olan, aleme nizam yayan kutlu hakanın imkansızda mümkünü görebilmesi; Gazi Osman paşanın şerefinden bir zerre dahi feda etmeksizin mağlubiyeti "mana"da muzafferiyet diye kucaklayabilmesi; üç tane birin yanyana dizilip "çokluk"u temsil etmesine nispeten üç tane birin toplamındaki azlık ve üç tane birin yan yana dizilebilmesindeki hikmet hep "aşk" iledir. Elle tutulmayan, gözle görülmeyen fakat elle tutulup gözle görünene nazaranla çok daha etkili ve tesirli olan "sevgi-aşk", anlayabilene ve kavrayabilene; yaşabilene ve tadabilene en ulvi zevki verecektir. Ne mutlu onlara...

MU
17.03.2008 15:23
#113

Ey

Kelebekler artık

Sevda kokumu getirin

 

Bana

Yârimden

Bir haber söyleyin çektirmeyin

 

Onu

Sizde özleyin

Hasret çekin, bir kez sevin

 

Şimdi

Ne olur sevdamı

Anlayın, onunla bana yaklaşın

 

Biliyorum

Sizde ne bir gam

Ve hatta ne bir keder var

 

Siz

Çok sevilirsiniz

Serpilirsiniz, yâri görürsünüz

 

Size

Teklife ne hacet

Dilediğiniz an ona konarsınız siz

 

Sevgili

Yâri koklarsınız

Tenini okşar aşkı haz ile yaşarsınız

 

Seni

Kıskanmayım mı

Be hey aciz olan kelebek

 

Görkü

Sende mi acizlik

Gel birde sen halime bak

 

Sen

Özgürsün, şensin

Mesrursun çünkü yârinlesin

Sinemle

Ben biçareyim

Biganeyim, zavallı kederimleyim

 

Sen

Bari sevdanı yaşa

Dilediğince yeter ki bir haz al

 

Sen

Baharın bahçesinde

Çiçeğin gözbebeğinde şensin

 

Çok

Yumuşaksın, hafifsin,

Latifsin, rengârenksin çünkü şevksin

 

Ben

Çulsuz, perişanım

Yüreği yanan çoraklaşan bir hanım

 

Sen

Bil ki güzel kelebek

Ben kendimi seninle yaşıyorum

 

Artık

Çaresizliğimi seni

Anarak, biraz olsun rahatlıyorum

 

Senin

Kanadın da olmak

Mekânı seninle birlikte dolaşmak

 

Sevgili

Yârimin kokusunu

Bir kez nefesimde almak onu solumak

MU
17.03.2008 19:54
#114

Senin Için Ne Söylenir!

 

O uyanırken

Ben uyumaya başladım

 

Karanlığa

Gömülmek için

Nelerde yapmadım

 

Her

Geçen bir anda

Beni bekleyen toprağım

 

Bir

Kök salmadım

Seni unutmaya başladım

 

Öyle

Diyor ne hazin ki

Bunu başaran canı taşıyan

 

Bir

Muradım yok artık

Sende ki gönülde kalan

 

Bir

Pişmanlık içinde

Hadsiz bir nedameti yaşatan

 

Hiç

Hal bırakmayan

Esrarı önceleyen değerli can

 

Artık

Asla bir umut

Bağlamayacağım sevdaya

 

Aşkı

Anmamaya çok

Çalışacağım hazanımda

 

Bir

Canımı bekleyen

Mezarın has toprağında

 

Seni

Başucuma yazdıracağım

Sinemde olan uhdeyi hicranımla

 

Sen

Hiç beni bilmedin

Ahirinde de bilmeyeceksin

 

Hiçbir

Sızımı hissetmeden de

Sen tüm varlığınla şakıyacaksın

 

Hiç

Bir ahu figanı hissedip

Duymayacaksın sen unutacaksın

 

Bir

Canın defnini ellerinle

Hazırlayıp felahta buluşacaksın

 

Senin

İçin anlıyorum ki

Artık ben pek çok zulmettim

 

Aşk

Adına hem seni

Hem de kendimi heder ettim

 

Ben

Seni terk etmeden

Sen beni gönlünden azat ettin

 

Sıkılmadan

Bir nisa ile unutursun

Hiç meraklanma dedin ve çekip gittin

MU
17.03.2008 20:34
#115

Heceler Gecelerde!

 

Bir göz ağrısıydı

Senin onca çektirdiğin

Ve çektiğim hasretin sancısı

 

Artık

Senden uzak günlerim

Hissedeceksin bir zindan hali

 

Senin

Hasretin elemin

Neler ne acılar çektirmedi ki

 

Sine-i

Gönüllerde çalkalanan

Acı dalgaların verdiği hicran misali

 

Sen ki

Bir demi hayattın

Var olan şevkin ilkbaharıydın

 

Bir

Demet çiçekler saldın

Terennüm ettiğim kokunla şakıyandın

 

Sen

Sinemin yalnız olan

Karanlığında aydınlık salandın

 

Sen

Hazandan arta kalan

en mübariz kederle soluklanandın

 

Sen

Nevi şahsına hassaten

Mana enginliğinde hep kalandın

 

Manayı

Aşkın letafetiyle

Sunan en bariz bir sevdaydın

 

Sen

Sineyi saadetinde

Derin izlerin harmanıydın

 

Sen

Çok farklıydın

Bir başkaydın alıp götüren şarkıydın

 

Sen

Halin derinliğinde

Bir baharı hazanın muştusu

 

Sen

Rahmanın engin

Hasretiyle bir seyri sefer yolcusu

 

Sen

Ruhun hilkati canın

Akıbeti, ahirin saadet olgusuydun

 

Sen

Melali bahşedenin

Nefesleri nazar edeninde kuluydun

 

Bak

Beklemektesin işte

Görünmezlerin seyri âlemin desin

 

Sen

Nağmelerin dilinde

Yalnızlığımın kalan hecelerindesin

 

Mücerret

Bir özlemdi hayatın

Bıraktığı halimi aşkın hasretiyle

 

İşte

Kuraklığın pençesinde

Çölün derinliğinde ki bulunan zahire

 

Bu

Öyle bir hakikati aşk ki

Tutkunun en nadir bulunan bir hali

 

Artık

Sinelerden ahu figan

Duyulmaz gayri elemde görünmez hani

 

Bir

Hicranı saadet öyle

Bir hazzı endam ki halin demiyle

 

Melalin

hamd serinliğinde

Sabrın güzelliğindeki aşkın keyfiyle

MU
18.03.2008 09:07
#116

Seni görmeyen

Gözlerim artık merdiven altında

Uçurumların o eşsiz diyarlarında

 

Derbeder

Akşamcıların acı bahtsızlığında

Koparılan her sevdanın ahında

 

Artık

Kalmadı ki bir muradım sonunda

Her bir tarafım karanlıkla olunca

 

Seninle

Hayallerim ipotek altına alınınca

Hülyalarım sayfalarını kapatınca

 

Biran

Yazmayayım diyorum her seferinde

Ellerimde ki parmakları kesmeyince

 

Ruhumun

Kalan bir nefesi olduğu müddetçe

Duramıyorum sus tavsiye edilse de

 

Uzaklarda

Kendisi başarıyor bravo her nasılsa

Her daim, sabır içinde yutkunsa da

 

Melalinde

Bir sevdanın acısını hiç duymasa da

Bir sıfatı yakıştırıp susta bıraksa da

 

Artık

Esrar perdesini ömür billâh açmasa

Bir hoş sedanın anılmasını engellese

 

Bir daha

Hiç söz etmese de en derinlere geçse

Gam değil artık bu sevdalar küllenirse

MU
18.03.2008 09:33
#117

Şu

Yüreğim kanarken

Sen dalganın sesindesin

 

Onun

Her kıvrımı nefesin

Sinemde medceziri yaşatıyor

 

Sen

Yoksun, kum mahzun

Seni arayan su masum

 

Biliyorum

Sensiz dalga mahkûm

Gece yalnız, ben onda hapsim

 

Bak

Martılar ses vermiyor

Sensizliğimde onlarda terk ediyor

 

Melalimi

Yalnız biçarelik sarıyor

Halimde alacak bir nefes kalmıyor

 

Senin

Bıraktığın masum aşk

Artık semayı, ayı, kuşatıyor

 

Bana

Seni anlatıyor ve bakıyor

Sessizce kalbime giriyor ve yatıyor

MU
18.03.2008 10:02
#118

Çare kalmayınca

Sızılar aman vermiyor kalan anlarında

Izdırap bir yere kadar halin darlığında

 

Verilen

Ömür ki kendi serencamının mahfilde

Katreler anlamsızlaşıyor iksir sahilinde

 

Bazendir

Halin demi, keyfin fevki hisler kıdemli

Can ki kimin derdi, aşk şevkini ne verdi

 

Ulaşılmaz

Bir sevda ki derinlerde uzayan nehirdi

Meşk kimin derdiydi ahiri kimler bilirdi

 

Şevkle

Umut olan çocuğun uçurtması kaçar ya

Uçmak için kanadını çırpan kuşlar var ya

 

Dilense de

Ağlamak istenen gözyaşları hiç akmaz ya

Zindan ki duvarları umutlar için ne sayfalar

 

Ne yapsın

Mabet bekçisidir yüreğim karargâh seyrinde

Hadiselerden bizar artık arı öteleyen dillerde

 

Bizler

Neler çektikse azimetin terk ediliş silsilesinde

Seküler kimliğin nezdinde, ahu figanlar adilince

 

Dil sukut eyler

Ne söyleyeyim ki halin kudret eli bilinmeyince

Utanmalar terk edilince, adaplarda ötelenince

 

Zikredilen

Aşklar kimliksiz, sevdalar ki bir rezilliğin içinde

Mananın mevti hazanın hüznüyle boğulup eriyince

MU
18.03.2008 11:34
#119

Aksın kanım

Sonsuza değin ne varsa

Yüreğimde o sevgi var oldukça

 

Hüznüm hiç

Dinmesin zülüm ve eza

İnsanlık onurunu terk etmeyince

 

Gözyaşlarım

Akabildiğince aksın

Uyku gözlerimden feragat etsin

 

Mazlumun ahı

Yeryüzünden ilelebet

Huzur ve saadet için terk etmeyince

 

Hakikat olan

Tarife gerek duymayan

Ruhun varlığıyla ebet yolculuğu

 

Kalbin sahibiyle

Muhabbet coşkusunu

Yaşayamıyorsam hayat anlamlımı

 

En önemli güç iken

Gücümüzden feragat ettiren

Akidemizde şekliyeti önceleyen lekeler

 

Dirliğin sadece

Huzurla kaim olmayacağını

Bilmeyen bir gönlün yarası çok derindir

 

Ana analıktan

Ecdat darlıktan kahır içinde

Nefesler o kadar anlamsız ki sevgisiz iklimde

 

Ne martılar

Ne dallarını bırakan yapraklar

Özünden soyutlanan çalışkan arılar nerede

 

Bizi benliğimizden soyutlayan değerler içimizde…

RA
25.03.2008 12:32
#120

yüregine emegine saglık...paylaşm için tesekkürler..

MU
25.03.2008 16:59
#121

Senin Için Ağlarım!

 

Ah güzel kuşum biricik nadidem

Yüreğin pırpır ederken kanatlarınla

Hissiyat semasında süzülen semazendin

Kanatlarının arasında, bir tüy olamamak

 

En büyük bahtsızlığımdı. Hani sen,

Keşmekeşliğin içinde boğuşurken, sana

Bir el uzatamam, kapını açamamam

Sesine hasret kalmam, o kadar acıydı ki

 

Kalsaydım Ummanlarda, fırtınalarda

Dağların başınsa, çığın altında razıydım

Yeter ki sen mahzun olmasaydın hazırdım

Sen iste yeter ki fiz ana gitmeye razıydım

 

Razıyım av olmaya, bir fişekle vurulmaya

Kansız kalmaya, toprakta kaybolmaya

Razıyım, yeter ki sen o diyarlarda unutma

Gecen olup sarmayı, cebinde anahtar olmayı

 

Ne kadar çok isterdim bir bilseydin, hasretimdin

Dinmeyen sızımdın, yüreğimden akan kanımdın

Ey sevgili yar, sensizliğin acısı kahrediyor

Çaresiz bir derdin dermanına vurgunum

 

Sana susuzum, aşk yarası bu çaresi yok

Olan tek bir çare sensin, aşkı bilensin

Sevensin aşkın acısını hissedensin

Sen bir çaresin, devasın, şifasın sen

Selamı sabahı bilen, en güzel nadidemsin

MU
25.03.2008 17:26
#122

Nerede duracaksak!

 

Eğer

Şu bedbin gönlüm

Bir öğreticiye rastlamasaydı

 

Rahmeti

Anlamasaydı

Manasızlıkta kalsaydı

 

Enaniyetine

Bir vakitlerce sarılsaydı

İnsani hasleti elan unutsaydı

 

İman

Hakikatinden habersiz

Olsaydı, Nasıl dururdu ki

 

Nerede

Duracak, idraki ne yapacaktı

Tefekkür, tahayyül unutulacak mıydı

 

İrfan

Nerede bulacaktı

İhsanı hiç sormayacak mıydı

 

İhlâsı

Aramayacak mıydı

Ezeli şöyle bir sollayacak mıydı

 

Ebedi

Anlamayacak

Ahirine inanmayacaktı

 

Zahirinde mi

Kalacak, fazilet ne olacaktı

 

Vicdan

Rafa mı kalkacak

Güç mü her zaman konuşacaktı

 

Ceza

Ve takdir ölçü mü

Biz onu mu referans alacaktık

 

Durmayı

Bilmekte bir erdemdir

Değil mi ey kıymetli hocam

 

Lakin

Hiç bilmeden de

Erdem için, edep için nefeslenmek

MU
26.03.2008 10:22
#123

Yâr Ne Diyeyim!

 

 

 

Şimdi

Kanatlarını çırparak

Aniden çıkıp gelmişti

 

Çok

Heyecanlıydı

Göğsü yerinden oynuyordu

 

Hiç

Sabit durmuyordu,

Merak içinde bakınıyordu

 

Halinde

O kadar masumdu ki

Himmeti, şefkati müjdeliyordu

 

Onun

Konduğu yer

Sadece kerpiçten yapılmıştı

 

Ne taş

Ne donduran beton

Samimiyeti sunan karışıktı

 

O

Çok yumuşaktı

Yalındı, Anadolu?ydu

 

Bir

Zamanlar sinesin de

Ağırlamadığı kimse kalmamıştı

 

Hastı

Olduğu gibiydi

Erdemliydi, vakardı, hoştu

 

Er

Meydanın da

Palazlanan nadide bir koçtu

 

Azmi

Zalime hasım,

Mazluma kalkan olmaktı

 

O

Sevdalara

El sallayan bir yanıktı

 

Ardı

Yüzü kızarır, utanır

Edebinden başını öne eğerdi

 

Gönül

Verdiğini görünce

Dayanamaz çok heyecanlanırdı

 

Telaşla

Yutkunurdu

Kaval üfleyerek efkârını akıtırdı

 

Ona

Sine-i feryadını

Biriken ahu figanını anlarlardı

 

Artık

Ne yapsam

Neylesem, kime gitsem

 

Hicranım

Hasretle filizlendi

Hüzün fidemi nereye diksem

 

Benim

Kanadım yok ki

Dallara konayım yaprağı anlayım

 

Merakla

Mekânları koklayım

Kimlerden yârimi sorayım

MU
26.03.2008 10:36
#124

Sizin Farkınız!

 

 

 

Siz

Çok farklısınız

Yazdıklarınız ilginç ve güzel

 

Etkileniyorum?

Bilmiyorum? Bu güzellikleri

Bu kelimeleri kimler için kullandınız

 

Ama

Ziyadesiyle doyurucuydu

Diliniz daim olsun? Diyorsunuz

 

Bilmiyorsunuz

Güzel yüreğinizle siz

Ürken bir bülbül, naif güldünüz

 

Hasletleriniz

Hedefleriniz sizi çok zorladı

Dışlandınız? Bazense horlandınız

 

Oysa

Siz çok farklıydınız

Bir gülistandınız? Gülizar?dınız

 

Siz

Bir ahenktiniz

Sevgi sizde daha anlamlı duruyor

 

Siz

Nezaketinizle

Ne kadar çok naifleşiyorsunuz

 

İnanıyorum ki

Sizsiz bir hayatı solumak

Metal hurdalığında rahmet aramaktır

MU
26.03.2008 12:45
#125

Sensiz hayalin izlerinde!

 

Hiç

Sensiz bilmediğim

O baharının güneşini ararım

 

Seni

Demlediğim yalnızlığın

Hazanın da öyle bulmuştum

 

Güller

O vakit seninle açtı

Erguvanlar gönlüme sarkmıştı

 

Sanki

O zaman hayat

Seninle bozkıra neşe saçmıştı

 

Bir anda

Sakin olan yüreğim

Yekpareliğin mücerret keyfini andı

 

Durağan

Umutlarım salkım

Saçaktı, ancak seninle açmıştı

 

Sessizce

Yanağıma düşen damlalar

Yine senin şevkinle baharı andı

 

Müdavimleşen

Gecelerimin karanlığı

Yine seninle bir aydınlığa kavuştu

 

Aklına

Hiç geliyor muyum

İnanır mısın bunu dahi bilmiyorum

 

Senin

Ritmik ayak seslerin

Klavyeye dokunan naif ellerin

 

Çayı

Yudumlarken aldığın

Nefesin senin hissettiklerinle olmak

 

Gecenin

Sessizliğinde ki gizemlerin

Bir hicran içinde yazdığın o şiirlerin

 

Çaresiz

Boğazıma düğümlenen

Vaat ettiği ayrılığın fısıltıların da

 

Sana

Bir kez hasretimi

Bizzat yüzüne bile söyleyemeden

 

Sen

Sessiz giderken hayalin

Avuçlarımda mısralaşıyordu hasret için

 

Bilerek

Sessizliğine çekiliyor

Ve hiç bir umut vermiyordun bana

 

Dillenen

Bu aşkın ve sevdanın

Sinemi coşturan bu hazzı ahengin

 

Mefkûren için

Meşkine kanmama

Hiç bir türlü fırsat vermiyordun

 

Artık sen

Anılarınla yaşıyordun

Silinmezler hatıraları yeniden anıyordun

 

Ve sen

Benim için bir meşkin

Kapısını bilerek ısrarla aralamıyordun

MU
26.03.2008 13:12
#126

Sen… Yine sen!

 

Sen

Güzelliğin hazzıyla

Yüreğinin, sesine yolcusun

 

Sen

Bir goncasın

Arsın, haslığın bir baharsın

 

Sen

Sinenin yârisin

Yaransın, gönüllerin cilasısın

 

Sen

Berraksın aksın

Safsın, ön yargısız bakansın

 

Şevk

Katan bahtsın

Katlayansın ahengin farkısın

 

Dilenen

Bir karsın

Hazansın, hasreti tadan nazsın

 

Bir

Hamt sabrısın

Sazendesin, gönül güftendesin

 

Bazen

Sessiz süzensin

Seçensin, hengâmeyi bilensin

 

Çok

Güzel bir nefessin

Süzülensin, mana yükleyensin

 

Varlığı

Darlığı, dirliği

Birliğin mübelliğini bilensin

 

Sen

Sitemsin

Gönül’ü bilensin, ona girensin

 

Bir

Sanatsın

Hilkatinin aslındasın, vakıfsın

 

En yüce

Olan şerefsin

Mahlûkatın baş tacı, efendisin

 

Erensin

İdrak içinde

Nihayetini, melalini seçensin

 

Sen

Hürriyetsin

Nefsi tanır, mahkûmu olmazsın

 

Bir

Onursun

Zilletin mekânından korunursun

 

Evet

Uykususun

Teheccüt’e vakıfsın, kapanırsın

 

Sen

Bereketsin

İsrafı, müsrifi, kanaati seçensin

 

Sen

Bir kulsun

Ahengin vurgunusun, onu arasın

 

Sen

Gönüllerin

Sultanısın, şahısın, padişahısın…

MU
26.03.2008 13:57
#127

Neyleyim ki!

 

Şu hislerimle

Sarmaş dolaş olan dikenler

Gönlüm de var olan mekânı bilendir

 

Biliyorum ki

Feryatlar bir nafile

Figanlar sessizliğe çekendir

 

Hissedince

Derinliğimi silkeleyen

Tercih edilen türlü biganelerdir

 

Kimseye

Kızmayın ve sakın

Çok görmeyin işte biçareyim

 

Şimdi

Çulsuzum ve gamsız

Sırnaşığımla bedbin bir arsızım

 

Varlığımda

Ar’ı çoktan unuttum

Tükenince cihan da çok yalnızım

 

Kendi

Kalbine bir çareyi

Bulamayan bahtsız hesapsızım

 

Artık

Unuttum sevmeyi

Yozluğumla ben gamı neyleyim

 

Siz

Durmayın sevin

Sevinin, yalnız onun kadri bilin

 

Sakın

Can’ı canan’ı vicdanı

Kendi nefsinize amade etmeyin

 

Muhakkak

Onun kıymeti bilin

Saygıyı hak edin sevin ve sevilin

 

Ben

Diken’e de razıyım

Vermeyin güller içinden bir gül’ü

 

Şimdi

Ruhum perişan

Bu halimle anlayamam bülbülü

 

Sevgi adına

Ne revanı, canı, gülü

Ve hatta bülbül, sümbül güzelliğini

 

Ruhuma

Mana katan o yâr

Bir kul olduğunu bilmesi ne yücedir

 

Nazar

Ettiğim keyfim,

Enaniyetim, eğildiğim şu nefsim

 

Benim

Cazibe merkezim

şekliyet her zaman önceliğim

 

İnsanı,

İnsan yapan kanaati

Erdemi bilmesi ancak idrak iledir

 

Emanetteki

Can da, canan da

Ve hatta kız da tükenmeyen naz da

 

Her şey

Mana ile değerlidir

O vakit ne bulunmaz bir hazinedir

 

Lakin

O gönül aç ise

Hazine ne yapsın elbette yetersizdir

MU
26.03.2008 15:19
#128

Geceler bir hınç içindeler!

 

 

Çaresiz

Birazdan yine akşam olacak

Yalnızlık bir aç kurdun misali

O hıncıyla üstüme çullanacak

 

Ben

Çilemi çaresizce nefeslenirken

Yine kıvranarak seni anacağım

Senin sevda izlerine sığınacağım

 

Kör

Ve sağırlaşan geceler eşiğinde

Bir tutsağın ruh haliyle ve sana

Mahkûm olarak ta yaşayacağım

 

Özlemin

Devşirecek melalimi titretecek

Tenim soğuyup sensiz ağlayacak

Dudaklarımdan dökülen şarkının

 

Nağmeleri

Sensizliğin hicranında aşkının

Ritmini sunacak bir kez daha

Ağlayacağım sensizliğin acısıyla

 

Gözyaşlarımın

Islaklığında yüreğim burkulurken

Yine seni anarak halime soracağım

Ne istiyorsun, nereye gidiyorsun la

 

Sen

Bir paye vermeyi çok görsen de

O beyanımı hikâye zannetsen de

Ben kanacağım uyuyup kalacağım

 

Ve artık sen

Kendi aşkını yaşa dilediğin sürece

Sevdalarına gömün vakti keyfince

Sen hiç aldırma el âlemin melaline

MU
26.03.2008 16:25
#129

Yorgunum!

 

Ses etmeyin ne olur yorgunum!

Heyecanım bitap, yürekten solgunum!

Ses etmem, söz etmem, gölge dahi etmem!

Çatmayın bana, takatsiz, bir yolcuyum…

 

Kimseye, hiçbir şeye, dahi gölgeye!

Bilinmeyenleri güfteleyen geceye!

Sessizliğimde anlam bulan, heceye!

Siz aldırmayın, hiçliğimdeki mezeye!

 

Mekân aramam, mey bulamam!

Sinende ki aşkı, kimseye soramam!

Aşk mı, sevdamı, meczuplaşamam!

Kalbim mi, beni sürükleyen anlamam!

 

Divana durdum, orda kayboldum!

Densizliğimi görünce kahroldum!

Bildiğim, enaniyetimle kavruldum!

Haşyet bile kesmedi, mahvoldum!

 

Yürek hayvanda da var, kan pompalar!

Kalp öylemi! Sadece yaratanı arar!

Kâinatın sahibi ancak orda yer alır!

Vakıf olmayan, hazzı, aşkı karıştırır!

 

Ne olur seslenmeyin, bir ahenk arıyorum!

Arzı mekânda bulunca, kayboluyorum!

Bedenim manasız, ahvalim hesapsız!

Bu hayata, manasız bakmak bile, anlamsız!

 

Anlamadan, bir hayatı yaşadım!

Oysaki zevk aldın, anladığımı sandım!

Meşkten habersiz, yaşanan bir zevk!

Betbah ve bühtanlığı yaşamaktır!

 

Olacak ve olmuşlarda, mana bulmayanlar!

Kuvvetin, gerçek sahibini bilmeyenler!

Rahmetin, membaını kestiremeyenler!

Mey içse, âşık olsa, kendini avutsa, ne yazar!

MU
26.03.2008 17:08
#130

Seni beklemek!

 

Yine

Gelmedin, gelemedin

Ne kadar bekleyeceğimin

Korkusuyla baş başa kalmayı yaşatıyorsun bana

 

Kaç kez

Deneyerek bir çığlığın

Hicranını her yanımı kuşattığın da

Kaldırımlar yalnızlığın şarkısıyla avunuyordu

 

Benimle

Alay edercesine

Bir acımanın nedametini yaşatarak

Umudun sabır içinde abitleştiğini haykırıyordu

 

Oysa

Toprakta tıpkı

Benim ile hasreti yaşıyordu

Ne kadar hoş kokuyordu seni bana hatırlatıyordu

 

Ne onun

Susuzluğunda Ne de benim

Umudum azaldığında İzlerinin tortusuyla

Oyalanıyorum seni bulmanın umunu yaşayarak

 

Yağmur damlası

Tenime bir bir nüfus ettikçe

Sensizliğin acısını toprağa akıtıyorum

Yalnızlığımı ona sunuyorum öylece bakınıp kalıyorum

 

Bazen içimde

Dalgalanıp figan neden hiddeti

Hıçkırıklar refakatinde çektiğim hasreti

Kime anlatacağımı bilemediğimi bir kez de sen söyle

 

 

Bir kahır ile yaşadığım

Metanetin çaresizliği çare olarak sunan

Sevda mertliğinde katiyetle dengi bulunmayan

Bir aşkın enginliğinde kal sen serinliğin güzelliğinde

MU
27.03.2008 15:54
#131

Tabut’u zikrederken

 

 

Uygun görülen ismi sebebiyle

“Tabut” bir bakıma bizler için tanzim olunan

Ve varlığımızla anlamlaşan her ne varsa ruh bütünlüğümüzde

Son kez olarak bizlere, kendi içselliğinde ve ötelerin izlerinden

Hatırlatmalar yaparak omuzlayan dostların sinelerinde haşyetin kapısını aralayacaktır.

 

 

Bir isim sadece

Dikkat çekmek için konmayı asla kak etmez.

Tabut ürperten, dirliği nefeslendiren, ruh itminanlığında

Mazi ve ati muvazenesini idrak ettiren, ahşap ve nöbeti müddetince

Çürüyen, nihayetinde cesetle yani bizlerle birlikte toprakla bütünleşen değerdir.

 

 

Yaşadığımız hayatın silinmezleri,

Her birimizde farklı, hissiyat açılımlarıyla tezahür ederler…

Onca yaşadıklarımız, acıyla, neşesiyle bizlerin sahip olduğu zenginliğimizdir.

Oysaki henüz yaşarken farkına varamadığımız nice silinmeyen izlerin olduğunu biliyoruz.

 

 

Efkârın bulvarında adımlarken,

Bu izleri, zaman mefhumu durmuşçasına yeniden yaşarız.

Yaşanmışlar, ancak ibret alınırlarsa anlam bulurlar, ibret alınması için, kayıt’a girmesi asıldır…

 

 

Aşkların örüldüğü,

Sırların gömüldüğü mezarlarda, geceler gibidir.

Aşkı, sırrı, mezarı ve geceyi yaşayanlar olarak satırlara yazarsak, anlaşılır oluruz…

 

 

Kuş ve ağaç, gül ve diken,

Su ve balık dünyada, gezegenler kozmik âlemde yol alıyorlar…

İnsan denen varlık, her ikisinde de yol alıyor, düşünen ve akledenler için…

 

 

Yaşadığım yılların,

Farkına varamadığım gerçekliğini,

Efkârımın derinliğinde solumak, sorgulamak,

Hafızam da, silinmezler bölümünde bulunan, naçar kaldığım feryadımdır…

 

 

Bir duruşu olmayanlara isyanımdır…

Himmeti, hizmeti, külfeti, nimeti karıştıranlara,

Suizan edenlere reddimdir, konuşmak, koklaşmak, barışmak,

Yarışmak, kaygısıyla heveslerimde zuhur eden gafletimin yansımalarıdır…

 

 

Manasını kaybetmiş bedenler, mekanikleşmişlerdir…

Mekanikleşen bedenler, mezarlara da, manzara keyfiyetiyle bakarlar…

Oysaki mezarlar, “tabut”un içindekini beklerken zahirin bittiği anlatırlar...

MU
27.03.2008 19:24
#132

En son giyeceğim elbisenin izlerinden!

 

 

Hepimiz gelmiştik bir şekliyle

Nasip olunacak dirliğin alınacak nefesleriyle

Hilkatin mücerret olan ve takip edilecek izlerinden giderken

En çok özlemi çekilen, yüreği ısıtan, hali donatan sevgiye kavuşabilmek…

 

 

Bu sayede aşılmayacak bir engel

Katlanılmayacak bir çile, gözden çıkarılmayacak bir varlık

Mefkûreleşen, umutlar tumağı olarak sineleri coşturan her ne varsa

Aşk ve sevdayla, vakfedilen her canla, ötelerin vaat ettiği inzivayla gidilir…

 

 

Yoksa onca çileler niye çekilir

Yaratan eza etmek için mi bizleri halk etmiştir

Niçin mübelliği göndermiştir, neden kızgın çöllerde gülü işaret etmiştir

Kalpleri neden iman hakikatine erdirmiştir, tebessümü, hoşgörüyü niye öğretmiştir…

 

 

Onu yaratan, tuğyanlara sabırla bakan

Mühleti anlamlandıran, hikâyelerle öğütler vererek uyaran

Sadece ve yalnızca mürebbiyelerle, vesilelerle aklı, izanı gerçeğe davet eden…

İnsan fıtratına uygun olmayan, edebi ve zihni tarumar eden zilleti haberdar ederek…

 

 

Azabın nihayetinde temizlenecek

Ona duçar olmayanlar, sabrı bir erdem sayan canlar

Efendiler efendisinin sancağı altında nefeslenerek bir murada erecekler

Dirilişin, ölümde süzülüşün, ten içinde bulunan kokunun, beden atıklarının bulunmadığı…

 

 

Zaman kavramının anlamının manalaştığı

Batın içinde zahire kapı aralayan ummanın ruh denkliğinde

Vuslatın işaretleri, faziletin hikmeti, çilenin keyfiyeti aşkla işliği anlaşılacak

Sabahlar, baharlar, hırslar, maksatlar, toprakla gizlenen sırlar gün gibi açığa çıkacak…

 

 

Bir yaşa kadar her türlü melaneti

Bilerek ve zevk alarak, nasıl olsa af edileceğini bekleyerek

Solgun bir çiçeğin, kökleri çürüyen bir ağacın, hissiyattan uzaklaşan uzuvların

Eşliğinde, tavaf etmeyi bekleyerek, orda tertemiz olunacağı sözünü vereni hatırlamadan

 

 

En son giyeceğim olan elbisemle

Ruhuma, aklıma, vicdanıma, izanıma sormak istiyorum

Nefsini tanıdığın kadar, seni bahşedeni neden gereği kadar öğrenmedin

Ümmetine şefaat edeceğini vaat eden bir peygamberi hırs ve zevklerinde hatırladın mı?

 

 

Diye devam edince elbise ürpertiyor

Ne kadar bembeyaz olsa da ruhumun kirliliği onu lekeliyor

Ne gözyaşlarım ve nede ahu figanım vicdanımın sızısını dinmesine muvaffak oluyor…

MU
28.03.2008 16:20
#133

İz bırakacak hazır cevaplı ünlüler!

 

Ne Yedirelim?

Lokman Hekim'e:

-Hastalarımıza ne yedirelim? Diye sorduklarında, şu cevabı vermiş:

-Acı söz yedirmeyin de, ne yedirirseniz olur.

 

 

Ben Çekilirim…

 

 

Dünya nimetlerine önem vermeyen yasayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karsılaşır.

 

 

İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek olanaksızdır. Mağrur zengin, filozofa:

-Ben bir serserinin önünde kenara çekilmem.

Bunun üzerine Diyojen kenara çekilerek, gayet sakin su karşılığı verir:

 

—Ben çekilirim.

 

 

 

 

Sabır…

 

 

 

Cüneyt-i Bağdadi'ye "sabır nedir?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş.

— Yüzünü ekşitmeden, acıyı yudumlamaktır.

 

 

Tabip

Beyazıd-i Bestami Hazretleri akıl hasta hanesinin önünden geçerken, bir tabibin havanda ilaç dövdüğünü görerek:

 

— Çok günahkârım, der. Bunun içinde ilaç var mı? Tabip daha cevap vermeden, konuşmaları dinleyen bir hasta, pencereden seslenir.

 

— Tövbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır. Kalb havanında Tevhid tokmağı ile döv. İnsaf eleğinden geçir, gözyaşı ile yoğur. Aşk fırınında pişir ve sabah akşam bol bol ye. Göreceksin hastalığından eser kalmayacak.

 

Bestami hazretlerinin gözleri dolar ve :

- Ya Rabbi, der. Şu dünya hastanesinde ne tabipler var.

 

 

Biz de Onlara Yaklaşıyoruz…

 

 

 

Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında

ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:

- 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.

 

 

Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:

- Biz de onlara yaklaşıyoruz.

 

 

 

Bal ile Sirke…

 

 

 

Hocaya "bal ile sirke uyuşmaz" derler. Niçin uyuşmasın der ve gider yarım okka bal yer, yarım okka da sirke içer, gelir oturur. Yüzünün yemyeşil olduğunu görenler sorar:

 

— Bal ile sirke uyuşmadılar değil mi?

 

Hoca hiç erkekliği elden bırakır mı?

 

— Yo yo onlar uyuştular da, şimdi beni aradan çıkarmaya çalışıyorlar.

 

 

 

Caize…

 

 

Şair Ebu Dellame ile Halife Mehdi arasında şöyle bir vakıa geçmiştir: Ebu Dellame, Abbasi hükümdarlarına bir kaside takdim eder. Halife kasideyi pek beğenir:

 

 

— Sana bu kasiden için ne caize vereyim?

— Efendimiz bendeniz bir av köpeği isterim.

— Bu kadar güzel bir kasidenin caizesi bir av köpeği olur mu?

— Efendim kulunuz böyle istiyor.

 

 

Halife Mehdi işe şaşar, ama şairi de kırmak istemez:

- Peki, istediğin gibi sana bir av köpeği versinler.

— Fakat Efendim bendeniz ava ne ile gideceğim?

— Hakkın var bir de at versinler.

— Ata nasıl bineceğim?

— Doğru, güzel bir eğer takımı da versinler.

— Efendimiz ata kim bakacak?

— Haklısın, bir de köle versinler.

— Ama Efendim ben atı nerede barındıracağım?

— Bir de ahır versinler.

— Köleyi nerede yatırayım?

— Bir ev versinler.

— Bu kadar halkı ne ile doyuracağım?

— Bin altın da haçlık versinler.

— Efendim...

 

 

Halife Mehdi şairin sözünü kesmiş:

Eğer masrafı idare etmeye bir kethüda, hesapları tutmaya bir katip istersen köpeği geri alırım ha!

 

 

 

Açlık…

 

 

 

Fatih, hocası Akşemsettin'e sorar:

 

 

— İnsan açlığa ne kadar dayanabilir?

Akşemsettin cevap verir:

 

 

— Ölünceye kadar

 

 

 

Sır…

 

 

 

Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:

 

 

— Sen sır saklamayı bilir misin? Diye sormuş. Vezir: - Evet hünkârım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış: - Bende bilirim.

 

 

Karınca…

 

 

Kanuni Sultan Süleyman, sarayın bahçesindeki armut ağaçlarını kurutan karıncaların öldürülmesi için Şeyhül İslam Ebussud Efendi'den şu beyitle fetva istemiş:

 

 

Dırahta ger ziyan etse karınca

Zararı var mıdır anı kırınca

(Ürünlere zarar veren karıncaların öldürülmesinde dinen bir zarar var mıdır?)

 

 

Ebussud Efendi bir beyitle cevap vermiş:

Yarın Hakkın divanına varınca

Süleyman'dan hakkın alır karınca

 

 

 

Mesele Getirme de…

 

 

 

Rusya sefiri meşhur İgnatiyef memleketine giderken veda için geldiği Yusuf Kamil Paşa'ya:

 

 

-'Efendimize Rusya'dan ne getireyim?' demesiyle Paşa:

-'Bir mesele getirme de, ben hiçbir şey istemem' dedi.

 

 

 

Manav Olsa Gerek…

 

 

 

Garip halleri ile ünlü olan şair Ruhi, serbest nazım usulüyle şiir yazmanın moda olduğu dönemlerde bir gün eline geçen bir şiir mecmuasında genç şairlerden birisinin irili ufaklı mısralarla bütün bir sahifeyi dolduran mısralarına uzun uzun baktıktan sonra:

 

 

— Garip, demiş. Bunlar üzüm salkımı, yazan da şair değil manav olsa gerek.

Ne Kadarda Fuzuli

 

Fuzuli ile Ruhi beraberce yürürlerken bir köpek görürler. Ruhi köpeği göstererek;

'Bu köpekte ne kadar fuzuli' der. Fuzuli hemen cevabı yapıştırır:

 

Çünkü içinde Ruhi var.

 

 

 

Yüzük…

 

 

Sultan III. Ahmed Han kendisine hediye edilen çok kıymetli zümrüt yüzüğü, bir gün, divan toplantısında vezirlere göstererek:

 

-'Acaba bundan daha kıymetlisi var mıdır?' diye sordu. Hazirûn:

 

-'Hayır, Efendim, sıhhat ve afiyetle takınız. Bundan daha değerli bir şey olamaz'cevabını verdikleri halde yalnız Nevşehirli İbrahim Paşa itiraz etti:

 

-'Bundan daha kıymetli şey vardır padişahım!' dedi. Padişah beklemediği cevap karşısında sordu:

 

-'Nedir?'

-'O yüzüğün takıldığı parmak Efendim' diye cevap verdi.

 

Ahmet Müsaade Etmez

 

Sadrazam Keçeci zade Fuat Paşa'ya yetmişlik bir kadının otuz yaşında bir gençle evlenmek istediğinden bahsetmişler. Paşa hemen:

 

— Ahmet müsaade etmez, demiş. Sormuşlar

- Hangi Ahmet

- Karaca Ahmet.

 

 

 

Domuz Eti…

 

 

Tarihimizde "Kafkas kartalı" diye geçmiş bulunan İmam Şamil yüz binlerce Rus ordularını birkaç arkadaşıyla yıllarca uğraştıran kahramandır.

 

 

Üstat Şeyh Celaleddin Efendinin dizi dibinde Tarik-ı Nakşibendiyyenin ab-ı hayat pınarından kana kana içmek suretiyle maneviyatın zirvesine yükselirken, sol eliyle kullandığı kılıcıyla tek başına ordulara göğüs germek gibi bu dünyanın en büyük zevklerine de tatmaktan geri durmamıştır.

 

Az bir kuvvetle uzun yıllar sürdürdüğü mücadelesini, esaretinden sonra aynı şekilde devam ettirmiştir. Ruslara esir düştüğünde; Yemek esnasında, İmam Şamil'in iştahlı iştahlı yemek yediğini gören çar'ın:

 

 

"Kumandan, bu iştahla beni de yiyeceğinizden korkuyorum" demesi üzerine etrafındakilerin kahkahaya boğuşları uzun sürmemiş Kafkas Kartalı:

"Çar hazretleri kaygılanmayınız. Ben elhamdülillah müslümanım ve domuz eti yemem haramdır."

 

 

 

Sigorta…

 

 

İngiliz Büyükelçisi, eski Türk evlerinin dış duvarlarına asılan "Ya Hafız" (Muhafaza Eden Rabbimiz) levhalarını görünce dayanamamış ve Keçeci zade Fuat Paşaya bunların ne olduğunu sormuş.

 

 

Fuat Paşa İngiliz'in tam anlayacağı dille cevap vermiş.

— O gördükleriniz, Osmanlı Sigorta Şirketinin levhalarıdır.

La Havle Vela Kuvvete

 

 

Meşhur Cimri Paşa atlarının arpa yemesi gerektiğini söyleyen seyislerine kızar ve her seferinde "La Havle" çekermiş.

 

 

Bir gün arabasının atları dermansızlıktan yığılıp kalınca, hiddetle sormuş.

 

— Atlarıma ne oldu?

 

Seyis, cevabı yapıştırmış:

 

— Ne olacak efendim "La Havle" yiye yiye "Vela kuvvete" oldular.

 

 

 

Veteriner…

 

 

 

Bir toplantıda bir genç M. Akif`i küçük düşürmek için:

 

— Afedersiniz, siz veteriner misiniz? Demiş. M. Akif hiç istifini

bozmadan şu cevabı vermiş:

 

— Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?

 

 

 

İçeri Alamadığımız Günler Oldu…

 

 

 

Mehmet Akif görevli olarak Berlin'e gitmişti. Orada tanıştığı bir Alman kadını:

 

 

— Affedersiniz, sizin şair olduğunuzu duydum. O halde merhametli bir kalbiniz olması lazım. Diyorlar ki, memleketinizde kadınları içeri kilitler, sokağa çıkmalarını engellermişsiniz. Onlara acımıyor musunuz?

 

 

 

Mehmet Akif şu cevabı verir:

 

 

— Yalanınız yok yanlışınız var madam. Biz kadınlarımızı içeriden dışarıya çıkarmıyor değiliz. Fakat dışarıdan içeriye alamadığımız günler çoktur.

 

 

 

Bülbül…

 

 

 

M. Akif yapmacıklı jest ve mimiklerle şiir okuyanlarda hoşlanmazdı. Bir gün böyle biri, Taceddin Dergâhında Akif'in bülbül şiirini okur. Bu okuyuşa canı sıkılan Akif, şöyle söylenir:

 

 

— Bu bülbül bizim Bülbül'e benziyordu ama adam ne kanadını bıraktı, ne kuyruğunu!

 

 

Eldivenim Yoktu

Şu edepsize neden bir tokat vurmadın derler Cenap Şehabettine. O da, eldivenim yoktu iğrendim der...

 

 

Kendimize Benzettik…

 

 

Bir sohbet sırasında Arif Nihat'a;

 

— Eğilir, bükülür, katlanır, istenilen şekle kolayca sokulur bir cam keşfedilmiş, derler.

Arif Nihat buna şöyle cevap verir:

 

— Desenize eninde sonunda camı da kendimize benzettik.

 

 

 

Dilememiştir…

 

 

 

Elmalılı Hamdi Yazır'a:

 

 

— Allah dilediğine hidayet verebilir mi? Diye sormuşlar.

 

— Evet, verebilirdi demiş.

 

— O halde niçin vermemiş? Dediklerinde ise şunları söylemiş:

 

— Vermediğine göre dilememiş, demektir.

 

Allah Allah

 

 

 

 

Serdengeçti'ye sormuşlar:

 

 

— Konuşmalarında "Allah" kelimesini neden bu kadar çok kullanıyorsun?

Serdengeçti, kendisinden beklenen cevabı vermekte gecikmemiş:

 

 

— Allah Allah yahu, hiç haberim yoktu.

 

 

 

 

Kiralık Ev…

 

 

 

Bir toplantıda bazı büyük adamların ölümünden sonra onlara yaşadıkları evlerin bir müze haline getirildiği ve üzerine levhalar asıldığı konu edilirken, toplantıya katılan şair Nazım, Süleyman Nazif'e dönerek: Üstat ben ölünce kapımın üzerindeki levhaya ne yazarlar.

 

Süleyman Nazif gayet ciddi:

 

Kiralık Ev.

 

 

 

Evde Kılardı…

 

 

 

İsmet İnönü'nün dinden uzak bir hayat yaşadığını, Cumaları bile kılmadığını aralarında konuşan gazetecilere bir basın toplantısında oğlu Erdal İnönü'nün açıklaması şöyle olmuş:

 

— Nereden biliyorsunuz? Babam Cuma namazlarını evde kılardı.

 

 

 

Namaz…

 

 

 

Vehbi Karakaş hocaya gençlerden biri:

 

 

— Hocam gündüz işteyim. O gün kılamadığım namazlarımı akşam eve dönünce kaza etsem olmaz mı? Diye sorunca:

 

 

— Sen askersin farz edelim. Komutan sana günde beş defa haber gönderse, sen gitmeyip de akşam komutanının huzuruna çıksan, üst üste üç selam veya beş selam çaksan olur mu? Der.

 

 

 

At Nalı…

 

 

 

Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan O. Demirci Hocaya:

 

— Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?

 

Demirci hoca:

 

— Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. Onlardan her atta dört tane var ama bütün gün kamçı yiyip duruyorlar.

 

 

 

 

Ne Diye Bindin…

 

 

 

Necip Fazıl Kısakürek vapurla Karaköy'e geçerken yanına biri yaklaşıp:

 

— Üstat, diye sormuş. Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik.

 

Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:

 

— Ne diye vapura bindin ki, cevabını vermiş. Yüzerek geçsene karşıya…

 

 

 

 

Neresi Akıyor?

 

 

 

Kırkağaç Kaymakamlık binasının tamir gerektiği bildirilince, merkezden yazı gelmiş.

Nelerin aktığını, yegân yegân bildiriniz.

 

 

Aynı zamanda meşhur bir hicivci olan kaymakam Eşref, cevap yazmış.

 

— Muslukları hariç, her tarafı akıyor.

 

 

 

Elimi Yeni Yıkadım…

 

 

Mehmet Akif, elini yıkadıktan sonra Neyzen Tevfik'in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce, ister istemez.

 

— Hayır, demiş. Elimi daha yeni yıkadım.

 

 

Fazilet…

 

 

Nihat Sami Banarlının anlattığına göre Yahya Kemal bir dönemdeki sohbetlerinde sık sık şöyle dermiş:

 

 

'Çocuklarımıza dediler ki:

 

— Selçuklu ve Osmanlı medeniyetin bilmemek fazilettir.

 

— Osmanlı devri Türkçe'sini bilmemek fazilettir.

 

— Fuzuli’yi, Nedim'i, Namık Kemal'i, Ham id’i, Fikret'i bilmemek bir fazilettir.

 

— Hâsılı, ... Bilmemek bir fazilettir.

 

Çocuklarımız bir de baktılar ki meğer ne çok faziletleri varmış.'

 

İstanbul’a Dönüşünü

 

Yahya Kemal’e "Ankara'nın en çok hangi tarafını seviyorsunuz" diye sorduklarında şu cevabı vermiş:

 

—İstanbul’a dönüşünü.

 

 

 

Ne Alırsınız?

 

 

Yahya Kemal, çok şişman olduğu için, bir yokuşun sonundaki dükkânın önünde dinlenirken, içeriden çıkan tezgâhtar:

 

 

—Buyurun beyim, diye atılmış, ne alırsınız?

 

Yahya Kemal tebessüm ederek:

 

—Evladım müsaade edersen bir nefes alacağım.

 

 

Yahudiler

Necip Fazıl Kısakürek, "Yahudiler hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusuna şu cevabı vermişti.

— Yahudiler mi dediniz? Onlar yumurtalarını pişirmek için dünyayı ateşe veren lanetlilerdir.

 

 

 

Arkamı Döneyim…

 

 

 

Necip Fazıl Kısakürek, sakal bırakmaya karar verir ve bırakır. Sakallı halini görenler şaşırırlar. Hatta bazıları hakaret etmek bile ister.

 

Fakat üstat bu;

 

Hiç lafın altında kalır mı?

 

Adama laik olduğu cevabı verir.

 

Üstadın sakallı halini gören biri, üstada hakaret etmek için karşısına geçip sakallı halini kasderek;

 

 

-"Yahu Maymuna dönmüşsün!" der.

 

Bu söz üzerine üstat adama haddini bildirir:

 

-"Öylemiii, peki o zaman arkamı döneyim!"

 

 

 

Üstüne Etme!

 

 

 

Bir gün, Necip Fazıl hoşlanmadığı birisiyle yemek yemek zorunda kalmış. Yemek için bir lokantaya gidip, normal bir masaya oturmuşlar. Garson siparişleri almak üzere masalarına gelip;

 

 

—Hoş geldiniz efendim, ne alırsınız, ne arzu etmiştiniz? Diye sorar.

 

Necip Fazıl ile yemeğe gelen adam siparişini verir;

 

—Pilavın üstüne et!

 

Bunun üzerine garson Necip Fazıl dönerek siparişini sorar; Üstat da şöyle der;

 

—Benim, pilavın üstüne etme!

 

 

 

Derinlemesine

 

 

 

Batıl din ve ideolojileri, neden derinlemesine incelemek gerekmiyor? Diye sorduklarında, Mehmet Salah şu cevabı vermişti:

 

— Bir yemeğin bozuk olduğunu anlamak için, tamamını yemek icap etmez.

 

Hangi Kitapları Okur

 

Eski kitapçılardan Arif Polat'ın dükkânına gelen bir tanıdığı, çeşitli kitapları inceleyip:

 

—Bazı kitaplara bakıyorum da; bunları kim okur, diye merak ediyorum" deyince, Arif Polat başını kaldırmadan şu cevap vermiş:

 

— Ben de bazı insanlara bakıyorum da, bunlar hangi kitapları okur, diye merak ediyorum.

 

 

 

Keramet…

 

 

 

Son derece cahil bir arkadaşı, Mustafa Nihat Özen’e ilim satmak isteyen bir tavırla:

 

—Seninle aynı zamanda aynı şeyi düşünsek, buna telepati mi derler? Diye sorunca, ondan şu cevabı almış:

 

—Hayır, dostum, buna keramet derler!

 

 

 

İlgi…

 

 

 

Peyzaj mimarlarından Mevlit Baysal, gittiği lokantada bir saat beklemek zorunda kalmış.

 

Nihayet bir garson gelip sormuş:

 

— Ne isterdiniz?

 

Mevlit Baysal, kibarca cevap vermiş.

 

— Bir porsiyon ilgi lütfen!

 

 

 

Şeker…

 

 

Ahmet hoca, mesainin fazlalığından, fırsatını buldukça ufaktan kestirirdi. Bürgün sohbet sırasında birisi, şeker hastalığının uyku yaptığından söz açtı ve "Ahmet hocanın şekeri olmasın?" diye sordu.

 

Söze giren Ali Suad, gülerek şöyle cevap verdi: -

 

Ahmet hocada şeker yok ama şekerleme çok.

 

 

 

Uçan Tabak…

 

 

Gökyüzünde birtakım uçan cisimlerin görüldüğü iddia edildiğinde, bunlara ilk önce "uçan tabak" adı veriliyormuş. Nizamettin Nazif, bu esrarengiz olay hakkında Prof. Salih Muradın fikrini sorarak:

 

— Ne dersiniz, hocam? Demiş. Bu uçan tabaklar sizce gerçek midir? Ve daha önce görülmüş müdür? Profesör:

 

— Elbette gerçektir, diye gülümsemiş. Karı koca arasında sık sık görülür.

MU
28.03.2008 20:14
#134

Siz mefkurenizle dinlerken!

 

Sizin

İçtenliğiniz ve zarafetiniz

Satırlarınızda sunduğunuz naifliğiniz

 

Şimdilerde

Kuraklığı yaşadığım gönlüme

Serabı değil, suyu o an gösterdiniz

 

Bilirsiniz

Halinde terennüm edenler

Tahayyül ikliminde çok yeşerirler

 

Her zaman

Tahkik, idrak ve tefekkür

Onların asla vazgeçilmesi olurlar

 

Artık

Bu hissiyat müdavimleri

Yaşadıkları arzı mekânlarda

 

Nedense

Beklendiği gibi anlaşılmazlar

Maksuda giderken, onu beklemek

 

Hazla

Zül celale kavuşma aşkı

Ahenk denkliğinde var olan meşki

 

Canda

Meczubun, metfunun farkı

İtminanımızla anlam bulacaklardır

 

Bizim

Ameller ve ibadetlerimiz

Bizlere asla cenneti getirmezler

 

Özlenen

Cennet, haniflerin değil

Mukallitlerin bir beklentisidir

 

O

Cemale muttali bulunmak

İçsellikte maksuda koşmaktır

 

Sizinle

Hislerimin hazzını yaşıyorum

Mana derinliğiyle tanış oluyorum

 

Sizinle

Bu manada hem hal olmak

Bilinmezler mefkûresiyle buluşmaktır

 

Bilinmeyen

Cana bu denli derunilik verirse

Biçare kimliğimizin hali bilmem ne olur

 

Hissederek

Cenabı Hakka, kul, köle olmak

İddiamız aşikâr bir şekilde bulunurken

 

Şimdi

Benliğimizin tercihlerinde boğulmak

Avuntularımızın sınırsız hadsizliğidir

 

Bakın

Hazan mevsiminde, kuşlar ve yapraklar

Kendi ahvalinde sukut ile garipliği yaşarlar

 

Sarkan

Ağacın dalları, yalnızlığı ve terkedilmişliği

Terennüm etmek zorunda vaktiyle bırakılırlar

 

Toprağı aralayan

Kök, verilen göreve öğle bağlıdır ki

Sadakatin derinliğini bizler gözlemleriz

 

Uçan

Kuşların, yaprağın, barınmalarına rağmen

Kendini terk etmek zorunda kaldıklarını bilirler

 

Nedense

Biçare kimliğimle size içimi açmak cesaretini

Kendimde buldum, beni dinlediğiniz için minnettarım.

MU
31.03.2008 13:58
#135

Nakşeden İzler (anı roman 12)

 

Her halde haram işlemiş olmazlar, kız çocuklarını bu eylemleri yapmaktan, sakındıran ne olabilir, hangi düşünce onları bu eylemden mahrum bırakabilir?

 

Kâinatın sahibi, evrensel mesajın membaı ve onun sözcüsü olan peygamber, böyle oluşuma hiç rahmet eder mi, sorarım sizlere?

 

Sinemde çok daha huzur bulmam, mutmain olmam gerekirken, neden böyle perişanlığa talip olayım, neden bunlarla uğraşayım.

 

Yinede buna rağmen diyorum ki;

 

İnsan olarak yaratılmış olmanın hazzını, tarif etmek neredeyse mümkün görünmemektir.

 

Yaratan Rab, o kadar müteşekkil ve muazzam tanzim etmiş ki, bu oluşuma nereden ve nasıl bakarsak bakalım, bu harikulade eseri seyrettikçe, seyredeni adeta sukutu hayale uğratıyor.

 

Bu güzelliği keşfetmek, yaratılan gözüyle ne kadar mümkün, olmaktadır!

 

Bu âleme anlam kazandıran şaheseri, hangi ölçülerle tespit ederek, yaratanın azametini idrak edeceğiz!

 

Bu azamet ve haşmet karşısında, kul olabilmenin şuuruna nasıl varacağız?

 

Bunun idrakin tezahürü olarak, yaratana sevgi ve saygı ölçüsü nasıl olacak?

 

İnsanlar ilişkilerinin genelinde, kıymet, değer vurgusunu, saygı ve sevgi olgusunu yönlendirirken, kalb, beyin, nefs netliğini, çoğu kez sağlayamıyorlar!

 

Bu keşmekeşliği yaşantımızın bütününde niçin çözümleyemiyoruz?

 

İnsana fevkaladeliği kazandıran akıl, mantık, neden irtifa kaybediyor?

 

İlmin kaynağına ulaşmamız kesin bir çözüm olacak mı?

 

Duyguların geleneksel tabandaki terbiye metodu neden yozlaştı, yoksa yine nefis mi diyeceksiniz, başka sebep olamaz mı?

 

Ruhunu hangi an vereceğini bilemeyen o muazzam insana neler oluyor, sefalet ve zilleti niçin tercih eder hale geldiler?

 

Ölçü mihenk, tekabül ve terakki karşısında, kendini yenileyeme dimi?

 

Rehberin Kur’an olduğu kesin, önderin peygamber olduğu kesin, fakat yorumlayanlarında insan olduklarını unutmayalım!

 

Şura, meclis işlevini hakkıyla yerine getire biliyor mu, getiriyorsa evrensel bir dinin müntesiplerinin durumu neden içler acısı bir durumda?

 

Mahkûm kim, yargıç kim, malayanilik nereye kadar devam edecek?

 

Hiç masrafı olmadığı halde sevgide, şefkatte bizleri cimriliğe iten güç nedir, buna karşı mukavemet hazırlığı neden yapılmıyor?

 

Bu hasletlerin bulunmadığı bir gönülde, kişi kendisiyle barışık olabilir mi?

 

Ebeveynimize gösterdiğimiz saygı ve hoş görüyü unutmayalım.

 

Evladı ayalimize karşılıksız sunduğumuz tahammül, sabır ve şefkatin membaı gönlümüzden kendiliğinden zuhur ediyor olması şaşırtıcı değil mi?

 

İşte insan ve insanlık bu güzel hasletlere, ne yazık ki, hasret bırakılıyor!

 

Bizler ve mükellef olduğuna inanan her kez, hiç durmadan ve yılmadan, gülü koklarcasına ve dikenine tahammül ederek, insanlara yaklaşmak zorundadır.

 

Kuşun yavrusunu sevmenin hassasiyetiyle konulara ve sorunlara çözüm arayarak, sunabilmeyi başarmalıyız.

 

Kendimizi, kişiliğimizi, katiyen ön plana çıkarmadan ve tevazuu elden bırakmadan kazanımlarımızı, ukbaya matuf yatırımlara dönüştürmeliyiz.

 

Letafetlerin ve izzetin manasının, sadece dünyaya ait olmadığı bilincini, mutlaka deruhte edebilmeliyiz.

 

Mademki imtihan dünyası, işte o zaman sorunların psikolojik açılımlarını, yüce beyanı ve peygamber tefsirini net bir şekilde öğrenerek yaşamalıyız.

 

Ayrıca itminan olmuş bir gönlün sahibi olarak, aczi yetimizi ve şükrümüzü her halükarda ihmal etmeden sunabilmeliyiz ve bunu mutlaka başarmalıyız.

 

Neden bu soruları birilerine sormayalım ve bunların çözüm yollarını dondurarak, çözüm aramayalım ve niçin bu konuları konuşmayalım.

 

Oysaki zekâ insana merak etmesi ve bilmediklerini öğrenmesi için verilmiştir, bir vazo olarak durması kimlerin işine yarar bir düşünelim!

 

Eğer her fert, kendi şahsına münhasır olarak, sorgulanacaksa, sadece, kendi aklından sorumlu tutulacaksa, mahşer gününde yaptıklarıyla haşr olacaksa,

 

Neden anlayamadıklarımdan mahrum kalayım, niçin kendi mantığımı, tespitlerimi, ferasetimi, askıya alarak, başkalarına havale edeyim.

 

Şayet bunları istemek, hata ve bir suç ise, onu da dinleyerek anlamaya çalışırım, sabrederim, boynumu eğer ve çeker giderim.

 

Fakat sorarım hakkım olarak, neden suç sayılıyor bu haklı gerekçeler? İnsanların indi görüşleri, ön yargıları ve zanlarıyla yargılamalarına, niçin tahammül etmek zorunda kalayım.

 

Sabrım kalmadı artık, bu konuları anlayarak idrak eden, bir çözüm sunabilen ve mayası sevgi olan mücadeleden hiç kaçmayan yürekli yiğitler ararım.

 

Bizzat yaşadığım ve şahit olduğum, hayali sukuta uğradığım, o kadar çok asılsız, zan, iftira, dedikodu ve kişinin gıyabında konuşarak gıybet yapan insanlara, tanık ve şahit oldum ki, oldukça şaşırdım kaldım!

 

İnanın böyle ortamlarda, çoğu zaman şeytanı unuttum ve insanların şerrinden Allah’a sığındım.

 

Benim böyle bir kanaate, varmama vesile olanlar, daha yaşıyorlar, hayattalar, terki dünya edenler varsa Allah taksiratlarını affetsin.

 

Ben aciz bir kulum, bunu biliyorum ve buna rağmen Allah deyince;

 

Kâinatı yaratan ve donatarak insanların hizmetine sunan, her türlü kötülükleri, haber vererek uyaran,

 

Müjdeci ve uyarıcı gönderen, gaflette olan geçmiş milletlerin, akıbetlerini hikâye eden, doğru yolu gösteren ve Kur’an gibi yüce bir kitabı vah yeden,

 

Bizzat yarattığı her şeyi, ibret olsun diye, ayetler gönderen, asıl dünyamızın, cennet olduğunu müjdeleyen, eşrefi mahlûkat diye bizleri şereflendiren,

 

Yanılgılarımız da bizleri uyaran, bizlere rahmet peygamberi lütfeden, aklımızın aczi yetini ortaya seren, enaniyet, tekebbür ve şirki yerle bir eden,

 

Bizlere her zaman mühlet veren, hayatımızın devamı için rızk bahşeden, ne zaman son bulacağı, belli olmayan bir hayatın, ipuçlarını veren,

 

Azametini ve gazabını zamanla gösteren ve bu yaşam mühletinin, imtihan olduğunu bildiren, böyle yüce bir Rab olan Allah’a, niçin kayıtsız kalırız ve sürekli kendimizi aldatırız.

 

Akıllı olduğunu zanneden bunca insanlar, bir türlü demezler ki, bu nasıl bir akıl ki sahibini, geçici olan ve belirli bir sınırda kalan, dünya ve zevklerine mahkûm ediyor.

 

Belki dersiniz, Allah bizim için gaip olduğundan, biraz duyarsız kalabiliyoruz.

 

Hepimiz biliyoruz ki, neye baktığımız önemli değil.

 

Neden baktığımız ve ne aradığımız, niçin aradığımız önemli!

 

Bilmekteyiz ki, akıl ve izan sahipleri, neden baktıklarını ve ne aradıklarını zaten biliyorlar.

 

Fakat bizler, kime ve niçin iman ettik, inandık dediğimiz, değerleri hakkıyla niçin bilmiyor ve tanıyor muyuz?

 

Evet, ben, kulluk bilincimin idrakindeyim, diyen hanif kullara;

 

Sözümüz elbette yok, böyle muttaki insanlara, Allah hizmetlerini asan eylesin diye dua ederiz.

 

Fakat benim gibi aciz bulunan ve bu nedenle kıvrananlara sorarız! Gaip olmayan;

 

Allah’ın bir kulu olan sabi çocuk, adet olduğu üzere sütannesine verilmiş, alan olmamış, sahipsiz kalmış,

 

Fakir fakat gönlü cömert olan, Halime isminde bir kadına kalmış, oda sahiplenmiş, sütannesi olmuş,

 

Şeyma isminde, bir sütkardeşi kazanmış yetim, öksüz, yavrucak, nihayet inanmayan amcasının himayesine geçmiş,

 

Şefkate susamış, putperestlerden eminlik sıfatı kazanmış, bir insanın yaşaya bileceği, bütün çileleri yaşamış,

 

Ama sebat gösterip sabretmiş, tebessümü yüzünden hiç eksik etmemiş, başı dertte olan birini gördüğü zaman, kayıtsız kalmamış, sahip çıkarak, onun gönlünü kazanmış,

 

Hayatında bir kerecik olsun, zevke, sefaya dalmamış, kimseyi aldatmamış, böyle de yaşanıla bilineceğini, açık ve seçik herkese göstermiş,

 

Topumun en seçkinlerinden, tacir ve oldukça mal varlığı olan, saygı ile anılan, herkesin gönlünü asaletiyle dolduran,

 

Ancak bir hanımefendi olan, dul, gönlü açık, şefkat pınarlarından, sevgi fışkıran, sürekli hakkı arayan, yüreği onun için yanan, annelerin annesini seçmiş ve tek vücut olmuş, onunla kenetlenmiş.

 

Yirmi beş yaşında, Allah’ın kendine lütfettiği, tüm beşeri duyguları, en güzel haliyle, müreffeh bir şekilde yaşamış,

 

Kervan ticaretinden, çok olumlu emareler almış, bunu da sevgili zevcesiyle, saklamamış, her zaman paylaşmış, ona her şeyi anlatmış, ona gönlünün derinliklerini açmış ve hiç çekinmemiş.

 

Kendini, kimliğini sorgulamak ve yaşadığı karanlık ortama çare olmak maksadıyla, yüksek tepelere, o muhteşem sessiz derinliğe, Hira dağına çekilip, kendine yön verene yöneliyormuş.

 

Ve bulunduğu, hayatını idame ettiği ortam, kör düğüm olmuş, sosyal dengeler bozulmuş, zulüm, gasp haddini açmış, safahat ve zillet tavana vurmuş,

 

Çare aramış ve boş durmamış, çare aramış, sade ve yüreği yanan insanlarla, Hulfulfudul cemiyetini kurmuş,

 

Gaye olarak, tüm mazlumların, şehir’e misafir olarak gelenlerin, can ve mal emniyetini korumak, gerektiğinde bu zulmü yapan, zalimleri cezalandırmak,

 

Maksat caydırıcı olmak ve yaşadığı hayata bir anlam katmak,

 

Zalimlerin gözleri kararmış, fuhuş artık doğallaşmış, kuvvetin veya paran var mı, o zaman canımın istediği her şey meşrudur, kanaati yaygınlaşmış!

 

(devamı Nakşeden izler 13)

MU
31.03.2008 13:59
#136

Nakşeden İzler (anı roman 13)

 

Geleceğin sevgili anne adayları, babaları tarafından kandırılarak…

Issız sahalarda avutularak ve çukurlar kazılarak…

Vahşetin doruğunu çıkarak…

 

Kız çocuklarının çığlıkları kulak zarlarını yırtarak ve acı içinde çırpınışlarına gözler kapatılarak…

 

Feryatlarını duymayarak, acımasızca gözlerine bakılarak, canlı ve bir o kadarda diri olarak, öldürülüyor ve toprağa canlı bir şekilde, gömülüyordu.

 

O dönemde kız çocukları, bir utanç vesilesi olarak görülüyor ve ailesinde, aşağılanmak kanaatini uyandırıyordu.

 

Bu kadar sapık, bir o kadar karanlık, hak, hukuk, adalet yok, sanki arşive kalkmış…

 

Gelenekler adına, Lat, Menat, Uzza adında, helvalardan putlar yapılırmış…

Ve her türlü hadsizlik, kaynağını ondan alırmış…

 

Nefsin ne kadar çok hadsiz ve hudutsuz istekleri varmış meğer!

Onu panayırlarda sergiliyorlarmış!

 

Şeytan görünmüyormuş, zira zafere ulaşmış!

Zaten geneli şeytandan farksızlaşmış…

 

İnsana has, saygı, sevgi, vicdan, edep ve hayâ hissiyatı, maalesef sadece kölelere kalmış.

 

Şarap içmek, put yapmak, en büyük marifet sayılırmış,

 

İşte zulmün, en revaçta olduğu bir dönemde; o emin sıfatlı insan!

 

Yüreğini, ortaya koyarak ve hiç bir kimseden çekinmeyerek!

İlke ve hedefleri istikametinde…

 

Yılmadan, yorulmadan, pislik ve kötülüğe ortak olmadan,

Putların önünde eğilip, diz çökmeden!

Gönül havuzunu oluşturuyordu…

 

En nihayeti sadece bir kuldu, bu insan fakat kutlu günlerin haberini veren, azmin ve umudun meşalesini yakan, her geçen gün, etrafında halka oluşturan,

Çoğu gariban, ezilmiş, hakları ellerinden alınmış, gasp ehli, zalimler tarafından dışlanmış ve sahipsiz kalmış fertlerden oluşuyordu.

 

Hilmi, vakarı, azimeti, ruhsatı, dirayeti ve ihsanı, azık olarak kuşanmış…

Bir uyarıcıya ve müdafaacıya, yıllarca hasret kalmışlar!

Çölde suya değil de, böyle bir lidere susamışlar…

 

Yine geleceğin muştusu olan, o emin insan, Hıra dağında ki, inziva mekânını seçmişti.

 

Kaygılıydı, sessizliğin o kuytu derinliğini niçin burayı seçiyordu, karanlığın o zinde kasvetinde aradığı ne olabilirdi?

 

Gökyüzünde ki bulutlar, neden başkasını değil de, sadece onu takip ediyordu ve güneşin haşmetli sıcağından koruyorlardı.

 

Sevgili, biricik sırdaşı, asalet timsali, güzel eşinin, rahip olan dayısından duydukları, tesadüfü olamazdı, sabretmeleri gerekiyordu, her şeyde mutlaka bir hayır vardı.

 

Fakat bunları anlayacak olanlar, akıl ve izanlarını, nefislerinin emrine sunmamış, sefalet ve zillete bulaşmamış, yaşamları boyunca net, berrak ve harbi kalmış,

 

Her an asli yetini sorgulamış, mazlumların yanında yerlerini almış ve zalimlere karşı göğüslerini siper etmiş bulunan sayılı insanlardı.

 

Böyle insanların, toplumun seçilmiş fertlerinden olmaları son derece doğaldır.

 

O dönemlerde, insanı, insan yapan değerlere haiz olmak ve bunları yozlaştırmadan yaşamak, erdemli olmayı başarmak, toplumun saygınlığını kazanmak adına, oldukça önemli ve yeterli sebeplerdir.

 

Bir milletin değer yargıları, asimilasyona tabi bırakılmadıkları sürece, insani değer mevhumlarını muhafaza ediyor kanaatini baz alır isek,

 

Vizyon sahibi, dürüst, halkına seçenekler sunan ve onlar için kendini feda eden, ama her zaman halktan biri olarak kalmayı başaran liderler;

 

Her zaman millete mal olmuşlar ve halkının sesi, soluğu olarak sinesinde yerlerini almışlardır.

 

Bu güzide insanlar, tarih sayfalarına, hiçbir zaman silinemeyen, kalıcı bir iz bırakmayı başarabilmişlerdir.

 

İşte bu emin insan, insan olarak ve daha peygamber olmadan, içinde bulunduğu cemiyete ve sonra ki nesillere, fevkalade güzel örnek olmuştur.

 

Fakat bizler, henüz kendimizi tanımadık ki, hakkıyla o emin insanı nereden tanıyalım der isek;

 

Kendimizi deşifre etmemiz bu kadar zor olmasa gerek, zira yaşadığımız sürece, eşimize, çocuklarımıza, işimize ve özellikle nefsimize verdiğimiz önem kadar,

 

Kendimize zaman ayırarak, fiillerimizi sorgulayıp, muhasebe yapmaz isek, inanın ve emim olunuz ki, sadece kendimizi değil, bizleri referans kabul eden herkesi, aynı anda zillete götürürüz.

 

Mademki, özellikle kendimizi ihmal ederek, düşünmek istemiyoruz, tercihimiz bu, o zaman emanetimizde olan eşimizin, çocuklarımızın ne suçları var, diye sormayalım mı, kendimize?

 

Onlara ben bakıyorum, bir lokma ekmek dahi, yemeye fırsat bulamıyorum, aç, açık kalmasınlar diye, gece gündüz çalışıyorum, diyerek kendimizi avutuyor ve kandırıyorsak, o zaman demezler mi insana,

 

Bu hezeyanların, iblisin vesvesesinden, başka bir şey olmadığını, bunu kendimizin dahi bildiğini!

Çünkü

 

Allah’ın Rahman ve Rahim olan sıfatını, rızkların taksimini, tek sende olmayan ve her insanda bulunan akıl nimetini verdiğini,

 

Allah’ın çeşitli vesilelerle, kullarına verdiği rızkların, sadece bizden mi kaynaklandığını zannediyoruz!

 

Ve ne hikmetse artık böyle inanmaya başlıyoruz, bu kadar tekebbürü içinde barındıran, absürt olan inanış biçimleri bizim için mantıklı geliyor!

Allah için düşünelim ve samimiyetle kendimize bir soralım!

 

Kendimize zaman ayırarak, heves ve keyfiyetin dışında, bütün içtenliğimizle düşünerek, gerçek gücümüzün ölçüsünün ne olduğunu, hiç merak ettik mi, bir gün deneyerek kendimize sorduk mu?

 

Hareket ve kuvvetin gerçek sahibi kim diye?

Hareket ve kuvvetin asıl sahibi olan, yüce Allah’ı sürekli ihmal ediyoruz ve buna devam ediyoruz.

 

Ne zaman hakkıyla ona yönelerek, gaflet ve dalaletten ve hatta kendimize ve efradımıza olan hıyanetten kurtulacağız?

 

Emanetimizde bulunan insanların, yemek, giymek gibi doğal ve fıtri ihtiyaçları olduğu kadar, kendinin, kim olduğunu, kime ait olduğunu, neye, hangi şekilde ve nasıl inanması gerektiğini,

 

İnançlarının gereğini öğrenerek, tercihini yapmaya, asli hüviyet’ini tanımaya, belki daha çok ihtiyacı vardır, bunları neden düşünmüyoruz diye soramaz mıyım?

 

Elbette ki, sahiplenme duygusunu veren Yüce Allah’ımıza, sonsuz hamt ederim,

 

İnsan olmayı ve yaşama biçimini öğreten Peygamberimize, selatü selam ederim,

 

Benim dünyaya gelmeme vesile olan, sevgili babam ve anneme, şükranlarımı sunarım.

 

Üzerimizde, bir dirhem dahi emeği olan herkese, teşekkürü her zaman bir borç bilirim ve onlara her zaman dua ederim.

 

İnsanların teveccüh gösterdikleri, akın ettikleri, böyle bir yola girmem ve bilmediklerimi öğrenmem, asıldı.

 

En azından müşahhas bir şekilde, tespit yapmam, dolayısıyla, zanda bulunmadan, yaşadıklarımı olduğu gibi yansıtmam, benim için büyük bir kazançtı.

 

İftira atmak, karalamak, çarpıtmak, kimlerin asli işi olduğu bellidir, hesap gününü düşünerek, bunu idrak edemeyen ve bu manada hayatına yön veremeyenlere sadece dua ederiz.

 

Allah hidayet versin, feraset sahibi kılsın, gerçekleri görmelerini sağlasın deriz.

 

Aynı baharat işinde, bazen iç piyasalara, sair zamanlarda şehir dışına sürekli giderek, siparişleri teslim ediyor ve pazar payımızı artırıyorduk.

 

Şaban bey sağ olsun, bazen müesseseye ait kırmızı fort bir minibüsle, bizleri Yahyalının kavacık mevkiinde bulunan, Hacı Hasan efendi dergahı diye bilinen, mekana götürdü ve ne hikmetse her zaman kalabalık ziyaretçi grupları mevcuttu.

 

Enteresandır belki fakat mekânın kuşatan ikliminde, sessizliğin ön plana çıkması ve bunu edep sayması, oldukça farklı geldi bana.

 

Gizli ve özel sırlara çözüm sunması, yeşil yapraklı meyve ağaçların geleceğe ümit aşılaması ve o anda canlı, tefekkür keyfiyeti sunması, benim ufkumda çağrışımlar yaptı.

 

Henüz içeriye girmeden bir huzur kuşatmıştı benliğimi, adeta beni bir başka, diyarlara ve daha önce tanımadığım, mekânlara götürmüştü.

 

Duygularım galeyana gelmiş, feyiz ikliminde, gönlümün derinliğinde, şevk, heyecan, merak hepsi birden ve hiç beklemeden, hissiyat beni aniden ihata etmişti.

 

Sıra ile odaya pür dikkat alınıyorduk, oradan çıkanların yüzleri kızarmış, gözleri mahzunlaşmış, ayrılmanın hüznü, her tarafını sarmış bir ruh hali ile başları öne eğik vaziyette, adeta şarj olmuş bir yürek serinliğinde bulunuyorlardı!

 

Yüzlerinden eksilmeyen tebessümle, bulunanlarla tokalaşarak, mutlaka en kısa zamanda, yeniden geleceğim, temennisinde bulunuyorlar ve Allah’a emanet olun dualarıyla müsaade alarak gidiyorlardı.

 

İçeriye girdik, etrafa baktık, insanlar halka olmuş bir vaziyette zatı muhteremin önünde ve dizlerinin üstünde oturuyorlardı.

 

Zatı muhteremin üzerinde, adeta kefeni andıran, beyaz ve uzun bir elbise, onun üzerine uygun bir yelek giyilmiş, başında özenle işlenmiş bir takke bulunuyordu.

 

Oldukça beyaz olan bir yüz siması ve yanaklarında beliren tebessüm, kuşatıcı oluyordu.

Canlılığı nişanesi olan sevinç, kendini hiç gizlemiyor, aşikâr olarak gösteriyordu.

 

Güzele güzellik katan ve bir bütünü tamamlayan, ağarmış seyrek sakalı vardı.

Bu durum hayat ve memat denkliğinde bizleri tefekküre zorluyordu.

Yaşadığı dünyada, mahşerin haşyetini taşıyan, yüz hatları mevcuttu.

 

Allah’ın bir lütuf olarak verdiği tebessüm de cimrilik yapmıyordu.

Dalga, dalga her tarafa yayılıyor ve mecliste bulunanları rahatlatıyordu.

Sohbet vurguları bizleri adeta, yaşanılan mekândan çıkartıyordu.

 

Ukbanın derinliğine doğru yol aldırıyordu.

Peygambere tabi olmayı en büyük fazilet görüyordu.

 

Sahip olunan değeri, fevkalade bularak bizlere bu mirası tanıtıyordu.

Peygamber efendimizi o kadar çok özümsemiş ki.

Sanki o anı, onunla birlikte yaşayarak terennüm ediyordu.

 

Ve bizleri hissiyatın zirvesine çıkartıyordu.

Allah’ın cennetine girmek gaye değil, diyordu.

Cemalini görmenin asıl olduğunu vurguluyordu.

 

Hak rızasının önemini, insana hizmetin maksadını izah ediyordu.

Piri fani ölçeğine uygun bir hali, bulunuyordu.

Bedeninde fazla kiloları barındırmıyordu.

 

Sohbet ederken devamlı ağzı kuruyordu.

Gözlerinden biraz rahatsızlığı vardı.

Gözlük takıyordu, şeker hastalığını, bir lütuf sayıyordu.

 

Derdi kim verdi ki, kime şikâyet edelim diyordu.

Güzel ve kıraatine uygun okunan Kur’an ayetlerini dinleyince, çok etkileniyordu ve gözlerinden yaş boşalıyordu.

 

Bu mübarek insan, okunan ayetin hemen bitiminde;

Ayetin nüzul sebebini ve anlamını açıklıyordu.

 

Ve böylece dinleyenleri aydınlatıyordu.

Var mı bana suali bulunan diyerek.

Misafirlere bir söz hakkı tanıyordu.

 

İnsanın kafasına takılan, müphem bir şey kalmasın istordu.

Şayet kalırsa, kuşku, zan ve ön yargı mantığa galebe çalar buyuruyordu.

İşte böyle bir Allah’ın kuluyla, tanışmam,

Benim için en büyük bahtiyarlık olmuştu.

 

Beni etkisi altına almış ve kuşatmıştı.

Zatını görmeden dahi, sinemdeki daralmalara kapı aralamıştı.

Züht ve takva konusunda duyarlı olan bu insan…

 

Ve insanlar tarafından teveccüh gösterilen bu insan.

Bu insanda, nasıl bir farklılık vardı ki, beni bu kadar etkiledi, diye kendime sormadan edemiyordum.

 

(devamı Nakşeden izler 14)

MU
31.03.2008 13:59
#137

Nakşeden İzler (anı Roman 14)

 

O insanı görmeden, mezarlığı en mahrem haliyle yaşadım bir an.

Çeşitli meyvelerin, bulunduğu bahçe dünyanın idi

Ama ben burada bilmediğim cenneti anmıştım.

 

Peygamber ve onun sevgili Rabbine yakın olmam.

Rehber olan Kuran’ı ve inmesine vesile olan insanları,

Huzur ve emin olmanın, sevincini bizzat yaşadım ve gördüm.

 

Yaşadığım güzelliklerde bunlar gizlidir, işte hikmetleri de budur.

Haktan geldik ve yine ona döneceğiz diyerek buharlaşmayan,

Amellerimizin kurtuluş reçetemiz olacağını idrak ederek, infak yapmalıyız.

 

Dünya ve nimetlerinin kimin olduğunu bilerek, tekebbürden uzak durmalıyız.

Kur’an ve inmesine vesile olan peygamberini, nefsimizden ziyade sevmeliyiz.

 

Onun ümmeti için bıraktıklarını vuslat pusulası olarak görmeliyiz.

Tüm bunlara rağmen Allah ve resulüne yabancı kalıyor isek.

 

Nefsimizin hazin ve trajikomik durumunun,

Kimseyi de şefaatçi yapmayacağını mutlaka bilmeliyiz.

 

Allah hayırlısını versin, her neyse içim rahattı.

Artık bu sevincimi paylaşmalıydım, içim içime sığmıyordu.

Yaşadıklarımı makul ölçülerde sevdiklerime anlatmalıydım.

 

Sevgili annem ve babamla paylaşamazdım.

Zira onların bu konuları anlayacak durumları bulunmuyordu.

 

Kolay değildi sülalemizde bir ben, bu manada beş vakit namazı eda ediyor ve kıyafetimi dahi farklı giyerek takva uygunluğu arıyordum.

 

Genç yaşımda sakal bırakmıştım.

İslami söylemleri, sinemde bir muştu gibi saklıyordum.

 

Geleceğin meşalesini umutla yakarak, bu meşaleyi onurla taşımaya gayret gösteriyordum.

Anneannem, dayılarım ve teyzem, sol yelpazesinde bulunan insanlardı.

 

Cami, hoca veya hafız deyimleri onlar için çok bir şey ifade etmeyen, içi boş kelimelerdi. Benim durumuma oldukça hayret eder ve şaşarlardı.

 

Benim hangi süreçlerden, geçtiğim ve bu yolu neden seçtiğim, onların ilgi alanlarına girmiyordu.

 

Anneannemiz annemin öz annesi değildi.

Annem dünyaya geldikten 5 gün sonra annesi vefat etmiş ve ne yazık ki, daha yaşına dahi girmeden yetim kalmış.

 

Büyükbaba dediğimiz annemin babası bir müddet beklemiş, baktı ki olmuyor, yine evlenmiş.

 

Fakat hanımı 3 yıl sonra yine ölmüş.

Bir zaman sonra, şimdiki anneanne dediğimiz hanımını almış.

Analık olduğu için midir, nedir bilemiyorum!

 

Bu kadın anneme zülüm adına ne biliyorsa hiç esirgememiş.

Bir çocuğa karşı, bu kadar acımasız olmak ve yetim çocuğu sevgiden mahrum bırakmak, niçin gerekliydi, bilmek isterdim doğrusu.

 

Bunlardan birisi ve diğerlerinden büyük olan;

Mustafa dayım bir gün, bugünkü gibi iyi hatırlıyorum ve henüz 4–5 yaşında bulunuyordum, öğleden sonra idi.

 

Annem dış kapının önünde dizi bükülü otururken, dayım annemin yanı başında ayakta durarak, sert ve kızgın bir şekilde anneme kızıyordu.

Ben çok üzülüyordum fakat bir şeyde yapamıyordum.

 

Dayım anneme istemiş olduğu kolonyayı almadı diye, annemin dizine öyle vuruyordu ki, bir bilseniz, için kan ağladı.

 

O an dayıma olan kızgınlığım ve şahit olduğum olay, hala aklıma geldikçe hayıflanıyorum ve ne kadar çok üzüldüğümü anlıyorum.

 

Anneme vurduğu ve kızdığı için, sinemde mahkûm ettiğim dayım, kibirli, kimseyle konuşmayan havacı astsubay olan bir kişiydi.

 

Oysaki o yaşadığım olaya kadar, dayım bizlere hiç şefkat göstermese dahi, asker olduğu için ona gıpta ediyordum ve böyle bir dayım var diye seviniyordum.

 

Zeki dayım ise; kara takım kabilinden sayılan, Mustafa dayımın tam zıttı bir kişiliğe sahip, mütereddit hali eksik olmazdı.

 

Hanımı öğretmendi ve ondan son derece çekinirdi, fakat alçak gönüllü olması ve bizlerden sevgisini esirgememesi çok özeldi, oda asker ve karacı bir astsubaydı.

 

Benden bir yaş küçük teyzem, oldukça insancıl, her iki dayımdan farklı, biraz tok sözlü, Ankara adli tıpta görevli bir doktor olarak çalışıyordu.

 

Büyük ablam Ankara da, Çincin bağlarında, iskeletçi ustası olan beyi ile, kahırlı günler geçiriyordu.

 

Zira beyi beşer olmaktan kurtulamamış, işe gitmeyi istemediği için adeta sürünerek gidiyor ve acıdır ki, evinin ekonomik durumunu pek önemsemiyordu. Akranlarının çok gerisinde kaldığının farkına dahi varamıyordu.

 

Ablamın göz nuru dökerek, el işleriyle kazandığı küçük paralarla idare etmeyi içine sindiren, ay içinde 2–3 hafta çalışan ve sonra kaytaran zavallı, fakat iyi niyetli bir insan diye tanıyabiliriz.

 

Küçük ablam Almanya da beyi ile çalışan, oldukça çile çekmiş, gençliğini bir gün olsun yaşayamamış, kahırla gününü geçiren, sevgiye susamış bir insandı.

 

Her iki ablamda, maalesef annemin mantıksız, plansız, acımasız ve manasız kararlarından dolayı, çok küçük yaşlarda talihsizce, seçeneksiz ve istemedikleri halde birer evlilik tecrübeleri olmuştu.

 

Şimdiki eşleri, bu durumları bilerek ve de isteyerek, ikinci evliliklerini yapmışlardı, yıllar geçti 30–35 yıl oldu, hala mutlu ve umutlu bir şekilde geçinip gidiyorlar.

 

Ben evimizin en küçüğü olduğum için, küçük ablamla üç yaş, büyük ablamla beş yaş farkımız vardı.

 

Çok küçük yaşlarda iken yaşadıkları bu talihsiz evlilikler, benim ruhumda çok derin yaralar bıraktı.

 

Şahit olmak zorunda bırakıldığım bu trajikomik olaylar, kanıma dokunuyordu, fakat seyretmek zorumda kalıyordum.

 

Karar veren annemdi, mağdur olanda ablamdı, sırf bu açmazlar, içimi dağlıyordu ve hiçbir şey yapamamanın acısını ne yazık ki, yıllarca içimde yaşadım.

 

İçimden annemi suçluyorum o an, yanımız da bulunmayan ve Ankara da yaşayan dayılarımdan dahi medet umuyordum.

Bu üzücü olaya birileri engel olsunlar diyerek etrafıma bakınıyordum fakat nafileydi.

 

Bir taraftan annemi de düşünüyorum, fakat bir türlü suçlayamıyorum.

Çünkü henüz beş günlükken annesi ölmüş, iki analık elinde büyümüş, fakat neler çekmiş bir bilseniz, yazmaya kalksam, muazzam bir kitap olurdu.

 

Aklını kullanmamış, tecrübelerini mukayese etmemiş, dost ve ahbaplarını, neye göre seçeceğini bilememiş, biraz gözü pek, fakat zavallı olan, beşer olmaktan kendini kurtaramayan bir insan.

 

Sevgili babam, “dünya varmış, yar yokmuş bana ne” kabilinde olan, oldukça saf bulunan bir kişiliğe sahipti.

 

Caddeden karşıya geçmek için, bir kaldırımdan diğerine geçerken, en az beş defa araç geliyor mu diye bakıyordu.

 

Araç yoksa dahi karşıya, koşarak geçmeyi marifet sayarak, canının kıymetini biliyordu, fakat maalesef hanımına ve çocuklarına duyarsız kalıyordu.

 

Evin her türlü ihtiyacını ve yükünü, hanımına bırakan, kızdığı zaman gözü kararan, kendi halinde zararsızdı.

 

Bir ideali yoktu, hedefi bulunmuyordu, dedikodudan ve lüzumsuz sözlerden uzak kalırdı, beşer olmaktan kendini kurtaramamış iyi bir insandı.

 

Allah’tan akrabalar vesile olmuşlarda, Sümer bez fabrikasına girerek, iş bulmuşlar ve idarecilerin kurduğu kooperatiften nihayet bir ev sahibi olmuşuz.

 

Çok küçük yaşlarımda hatırlarım, babamın maaş alacağı zaman, Sümer’in kapısında beklerdik, bulamayınca babamı sabahçı kahvelerine gider arardık.

 

Yoksa mesai arkadaşları, kandırarak kötü olan yollara götürürler ve babam maaşı tüketmiş olarak, eli, avucu bomboş halde eve gelirdi.

 

Daha hala sevgili babamın, beni bir gün kucağına alarak sevdiğini ve benimle ilgilendiğini ve hatta kucağına alarak oğlum dediğini, maalesef hiç hatırlamıyorum.

 

Ben içimde hissettiğim, sevgi ve şefkat yokluğunu, babamı ve annemi daha çok severek, bilakis onlara bunu gösteriyordum, hatta birer çocuk gibi ilgilenerek, günlerimi geçiriyordum.

 

İşte o nedenle, Yahyalı kavacıkta yaşadığım güzellikleri ve sevincimi, bu insanlarla paylaşamazdım, zaten namaz dahi kılmıyorlardı.

 

Namaz dedim de; yakınlarıma yararlı olmak adına yaptıklarımı hatırladım.

Sevgili babama, anneme, ablalarıma namaz konusundaki, hassasiyeti ve önemini anlatarak, onların psikolojilerini bilmem sebebi ile çok zorlanmadım.

 

Bir Müslüman olarak, namaz kılmamak gibi bir lüksleri olmadığını ve başka bir kurtuluş yolu bulunmadığını izah ediyordum.

 

Zaten cehennemden bir ölçüde farksız olan, maneviyattan yoksun yaşantıları, daha fazla uzun süremezdi ve sürmemeliydi.

 

Bu konunun bir başka seçeneği yoktu, bu aşamadan sonra olmamalıydı, onlara bildiklerimi, dilimin döndüğünce anlattım ve olmazsa olmaz şartımı arz ettim!

 

Namazlarına başlamadıkları takdirde, onları terk edeceğimi, daha mı olmadı reddedeceğimi söylemek durumunda kaldım ve onlara bir mühlet verdim.

 

Rabbime sonsuz şükürler olsun ki, hepside namazlarına başladılar, Kur’an okumayı öğrendiler ve ben evlatları, kardeşleri olarak fevkalade huzur buldum, rahatladım ve o bu nedenle, en yakınlarıma karşı görevimi yaptığıma inanıyordum.

 

Yahyalı kavacık ziyaretimi ve orda yaşadıklarımı, arkadaşım Mehmet’e anlatarak, onunla hemhal oldum ve sevindim paylaştım. Mehmet te bende yaşamış gibi oldum, Allah senden razı olsun, diyerek sevincini izhar etti.

 

İşten servisle eve geliyordum, servis yeni mahalle meydanda durarak, burada inecekleri bekliyorduk.

 

Yorgundum, Mükremin hocayı, dolmuşun kapısını açarken fark ettim, bana yönelerek servisin yanına geldi.

 

Ve sevgilim ne diye inmiyorsun aşağıya, inan ki bak seni çok özledim ve asla bırakmam diyerek, kolumdan tuttu ve servis aracından aşağıya çekerek indirdi.

 

Sarılıp kucaklaştık, yine meşhur derviş bakkaldan bir karpuz alarak, hemen orada bulunan bir kasa üzerinde, keserek ikramda bulundu, çok ikram olmuştu sağ olsun, Allah geçmişlerine rahmet eylesin.

 

O an aklıma geldi ve Yahyalıda yaşadığım, unutulmaz hatıramı bir solukta sevgili Mükremin hocama da anlattım.

 

Dizlerime ellerini koyarak, o kadar şaşırmıştı ki, sanki rahmetlik babasını yeniden görmüş gibi sevinerek, anlatmaya devam etmemi arzuluyordu.

 

Meğer Hafız Mükremin hocam da, Hacı Hasan efendi diye bilinen ve benimde sohbetinden çok etkilendiğim zatı muhtereme intisaplıymış.

 

Bunu bilmiyordum ve o an öğrendim, fevkalade sevinmiştim.

Müsaade isteyerek, vedalaşıp ayrıldım, fakat yorgunluğumdan eser kalmamıştı, yeniden şarj olmuştum ve sükûnete ulaşmıştım.

 

Bu kadar kısa bir zaman diliminde, bu kadar farklılaşmayı, nasıl ve ne şekilde izah edecektik.

 

Bizlere bu imkânları bahşeden, hiç ummadığımız anda vesile kılan Allah’a, nasıl şükretmeyelim ve niçin bundan mahrum kalalım.

 

Ankara’daki ablamın beyi, sürekli mektup yazıyor ve Kayseri’ye yerleşmek istiyordu, benden yardım ve destek bekliyordu.

 

Bende en yakınlarımın her zaman, etrafımda olmalarını isterdim, çünkü küçüklüğümde ve gücümün yetersiz olduğu zamanlarda, yardımcı olamadığım ablalarıma bir vefa borcumun olduğuna inanıyordum.

 

(devamı Nakşeden izler 15)

MU
31.03.2008 16:20
#138

Seninle ilkler!

 

İlk kez

Elerimden tutmuştun

Yüreğim uçmak için kanat çırpıyordu

 

İlk aldığım pusula

Senin melalinin nakışlarıydı

Yüreğin bir pınar misali akıyordu öylece

 

Seçtiğin kelimeler

Kurduğun cümleler içimi açıyordu

Yıllarca biriktirdiğim sayfaları aralıyordu

 

Beklenirken

Buna rağmen sesiz, izin bir başkaydı

Uykular tutmaz, yorgunluk bilmez sabahlardık öylece

 

Çözemediğim

Bir gizemin vardı cazibelerinde

Hissedince, içim kabarır, yüreğim yerinde duramazdı

 

Doyasıya

Bir tanışmamız olmadığı halde

Neyin nesiydi bu öyleyse inanıyorum dirliğin birliğine

 

Sevmek

Başka nasıl olur dense bile

Ben seni çok seviyorum sinemin el verdiği güzelliğinle

 

Takılmadım

Ne kaşa ve nede güzelliğe

Umut eyledim yazgımın muvacehesince nasibi tercihimle

 

Dilemişimdir

Bir nisanın edebi en önemli rengi

Desenler içindeki heveslerini azimetle bir nizam etmeli

 

Adamın onursuzu

Delikanlının hiç haz etmediği korkusu

Hanımefendinin ar içinde gizlediği en önemli hazinesi edebidir

 

Edepsiz bir kadın

Hiddet, şiddet yanlısı korkak adam

Ruhu zedeleyen, hissiyatı öldüren virüslerden hiç farksızdırlar

MU
31.03.2008 18:11
#139

Bilerek güçlenmek!

 

Bir devlet

Milletin bekası için evet

Açziyetin izlerinde nefeslenmek nedamet

 

Varlığımız

Millet olarak tek sığınağımız

Semanın hürriyetinde dalgalanır bayrağımız

 

Milli birlik

Her şeyin üzerindedir dirlik

Hamaset içinde biz nasıl birliğimizden edildik

 

Vatan aşkı

Her şeyin üzerindedir manası

Hürriyetin mayası, ruhun ve vicdani düşüncenin beyanı

 

Akıl insan içindir

Onu kullanmasını bilmeyen cahildir

Bağnazlık ve yobazlık bilgisiz, izansız olan topluluklarındır

 

Akılın ve mantığın

Kabul etmediği manasız maslahatın

Kehanetler içindeki gizlenen nice enaniyet olan hezeyanlardır

 

Efrat saf

Dini müeyyide için çıkıyor fırsat

Her kez mübelliği kesiliyor, hukuku bilmeden hüküm veriyor

 

En çok ezilen

Asırlarca zulmet içinde sömürülen

Allahın rızası için kilitlenen, az çok tahkik etmeyen bireylerdir

 

Sen bilmeden

Can, mal, akıl, nesil, din emniyetini

Nasıl sağlayacaksın ve onu nasıl muhafaza edebileceksin

 

Bilmeden

Ne derlerse yakinen teslim olman

Senin kendi içinde olan açmazın ve ruhunun sesini anlamamandır

 

Kuran ve sünnet

Öncelikle aklı, istişareyi öncelerken

Sen aklını ve zekânı birilerine tevdi ederek mukallit oluyorsun

 

Kuran ve sünnet

Tahkik eden insan merkezlidir

Gümüz de ise insanların geneli bir şeyhin izlerinde gitmektedir

 

Tasavvuf bunun için midir

Nefsin delaletinden kurtulması için reçetemidir

Bilmeyen, aklını kullanmayan, zekâsını öteleyen nasıl hesap edecektir

Ruh insan için verilmiştir, ruhun sahibi mizana gidecektir, şefaat akleden içindir

MU
31.03.2008 19:37
#140

Ufuklarda kararınca!

 

Artık

Ufuklarda kararmağa yüz tuttu

Yeryüzünde reva görülen zülüm nedeniyle

 

İnsanlık

Asıl korkması gerekenden ziyade

Müstekbirin dipçikleriyle canlar tarumar edilince

 

Anlaşma

Aldatmacası asırlarca sürünce

Zalim kuvveti ellerine geçirince akıldan kime ne

 

İnsanlık

Medeniyet adına onca yapılan simsarlık

Takiyyelerle efrat her daim biliyoruz ki kurbanlık

 

Zalim nara nutuk

Yönetmek, onun şerrinden emin olmak adına

Nelerimizi gözden çıkartmadık, kimlerin eline kaldım

 

Yaşamak

Eğer bir ülfetse onca katledilen canlarla

Hiç vazgeçemediğimiz kara sevdamız olan makamlarla

 

Aşkın hükmü katlı

Kuran anlaşılmaktan o kadar uzaklaştı

Bir meal ticareti başladı, yazanlar Kur’anı farklı anlattı

 

Bilmeyen ben

Ne yapacağını şaşırmışken, fıkıh yozlaşırken

Hadislerin bir kısmı uydurma hadisler diye tasnif edilirken

 

Şimdiye kadar neredeydiniz

İnananları sürekli ilmi siyaset diyerek oyladınız

Sizler din adına bir farklılıkla yozlaşmayı hızlandırdınız

 

İnsanlarda

Bir güven mi koydunuz, şarta göre vaziyet aldınız

Tebaanızın sürekli bağımlılığını artırarak refahınızı artırdınız

 

Hani nerede vaziyet edenler

Ümmetin dertleriyle dertlenip Kuran hakikatine erdirenler

Tesbihat ve ibadetle kurtulacağına inandırılan yokluk içinde kıvrananlar

 

Dikkat buyurun

Ümmetin efendisi nasıl yaşadı ve ne bıraktı

Şimdiki sultanlar sanki bu dünyada cenneti parselledi

 

Bir kelam edecek olursan

Anlamadığın bir şey sorsan sukut ile cevaplarlar

Hani nerede peygamber aşkı ve bıraktığı maslahatlar

Şimdi düşünürken la havle derken kime, neyi anlatarak aydınlatacağım

MU
01.04.2008 10:13
#141

Yavuz Sultan Selim`in Küpesi Gerçeği!

 

 

 

Yavuz Sultan Selim’in sol kulağında küpe bulunan resmi konusunu birkaç açıdan ele almakta fayda vardır:

 

1) İslâm hukukuna göre kulakların küpe takılmak üzere delinmesi ve küpe takılması, kadınlar için caiz görülmüş, ama erkekler için caiz görülmemiştir.

 

Bazı hukukçular erkek çocukların da kulaklarının delinebileceğini ve bu tür bir hadisenin Hz. Peygamber (sav) zamanında yapıldığı halde, yasaklanmadığını ileri sürmektedirler. Her hal ü kârda ergen erkeklerin kulaklarını deldirmeleri ve küpe takmaları, çoğu hukukçulara göre haram ve bazılarına göreyse mekruhtur; yani kısaca caiz değildir.

 

İşte bu şer’î hükmü bilen Yavuz Sultan Selim’in kulağını deldirip küpe taktığına ihtimal dahi vermiyoruz. Zira Yavuz’un Mısır Seferi dönüşünde oğlu Süleyman’ın süslü elbiselerini görünce, “Bre Süleyman, sen böyle giyinirsen, anan ne giysin?” dediğini biliyor ve onun şahsi hayatında sade ve süsten uzak olduğunu kaynaklardan öğreniyoruz.

 

Yavuz, süs ve ihtişamdan hoşlanmayan bir padişahtır. Doğru olan resimlerinden pala bıyıklar vardır, ancak küpe yoktur.

 

2) Şu anda Topkapı Sarayı’nın Portreler Bölümü’nde 17/66 numarayla 70x65 cm ebadında bulunan küpeli Yavuz Portresi’yle Macar bir ressama ait olduğu söylenen küpeli resme gelince... Evvela Yavuz’un minyatürlerde ve elimizde bulunan resimlerinde bunun gibi küpeli olan üçüncü bir resmi bulunmamaktadır.

 

Kaldı ki bu resimler arasında resmi nakkaşlar tarafından yapılanları vardır. İkincisi, Yavuz’a isnad edilen ama tamamen hayali ve uydurma olan Avrupalı ve İranlı ressamlara ait resimler çokça bulunmaktadır. Tarih kaynakları bu noktanın altını çizmektedirler. Bu küpeli resmin de uydurma resimlerden biri olması kuvvetle muhtemeldir.

 

Zira sultanın kulağında küpe, boynunda incili madalyon, sarığında taç bulunmaktadır. Osmanlı padişahlarının kıyafetleriyle bağdaşmayan bu süsler, tablonun yakın tarihlerde yapıldığını göstermektedir. Zaten 1926 yılında Dolmabahçe Sarayı’ndan getirtilmiştir.

 

Dolmabahçe Sarayı’na ne zaman konulduğu da bilinmemektedir. Üçüncüsü, bazı araştırmacılara göre bu küpeli resim Şah İsmail’e aittir. Zira başında Şiî Mezhebi’nin alâmeti olan kızıl börk ve bunun üzerinde İran şahlarına mahsus taç vardır. Ayrıca küpe de Şî’a mezhebinden câiz görülmektedir.

 

3) Küpeli resmin Yavuz’a ait olmadığı ortadadır. Ait olsa bile, son zamanların bazı ahlâksız insanlarının bunu gay’liğe yorumlamaları, en az bu resim Yavuz’a isnad edilmesi kadar yanlıştır. .

 

Tek kulağında olduğu hiç mevzubahis dahi edilmemiştir. Bazı yazarlar Yavuz’un bu küpesini Allah’a kul olma özelliği şeklinde taktığını ve bununla cihan hâkimi sıfatına rağmen âciz bir kul olduğunu göstermek istediğini anlatmaya çalışmışlardır.

 

Bize göre bu yorumlar zayıf yorumlardır. Zira küpeli resim hadisesi doğru görünmemektedir. Fakat kölelerin küpe taktıkları doğrudur. Bu arada küpenin bir Türk töresi olduğunu ifade eden yazarlar bulunduğu gibi, Yavuz’un Şah İsmail’in askerlerine şirin gözükmek için taktığını iddia edenler de vardır.Ama bunlar iddiadan öteye gitmemektedir.

 

Yavuz’un pala bıyıklarının Hz. Peygamber’in sünnetine uymadığı itirazına gelince...

 

İslâm hukukunda Hz. Peygamber’in “Bıyıkları kısaltınız, sakalları da bırakınız” mânâsını ifade eden hadisi sebebiyle bıyıkların kısaltılması sünnettir. Ancak bunun tek istisnası, düşmana heybetli görünmek için gazilerin bıyıklarını uzatmasının caiz görülmesidir. Nitekim Ebussuûd Efendi de bir fetvâsında bu hakikati dile getirmiştir:

 

“Sûfiler bıyıkları dibinden kesmek sünnetdir deyü i’tikad eyleseler, şer’an mezbûrlara nesne lâzım olur mu? El-cevâb: İftirâdan ictinâb etmek lâzımdır. Mesnûn olan kaş mikdârı kalınca almaktır. Ol dahi gazilerden gayrıyadır.

 

Gâzilerde uzatmak mendûbdur, adüvve (düşmana) heybetli görünmek içün.”İşte gerçek bi gâzi olan Yavuz’un pala bıyıklarının hikmeti ve şer’î dayanağı budur.Pal bıyık Türk geleneğinde bir Akıncı adetidir....

 

4-Yavuz küpe taksaydı... Onu çok seven ve onun neslinden olan Osmanoğulları içindede bir tanesi olsun küpe takmaz mıydı?.. İddialardaki gibi bir tek Allah`a köle olan Yavuz `mu?

 

Tarih Perspektifinden bakıldığında gerçek ortada ama hala kaynağı olmayan şeylere yada muteber olmayan kaynaklara dayanarak inanmaya devam edecekseniz siz bilirsiniz...Tarihe mantıklı bakmak gerekir...

 

Prof. Akgündüz : 1. İslam Hukuku`nda erkeklerin kulağını deldirmesi caiz değildir. Selim de bu şer`i hükmü bilen bir padişahtı. 2. Minyatürlerde ve elimizde bulunan diğer resimlerde Yavuz`un küpeli olduğu bir üçüncü örnek yoktur. 3.Yavuz, sadelikten hoşlanan, süsten uzak bir hükümdardır.

 

Prof. Akgündüz, Yavuz`un "Allah`a kul olma" düşüncesini yansıtmak için küpe taktığı fikrini de zayıf bir ihtimal olarak görüyor.

 

Selim`in sadece iki küpeli resmi var. Biri Topkapı Sarayı`ndaki Yavuz Portresi; ikincisi ise Macar bir ressama ait olduğu sanılan bir resim. Yavuz`un sade bir insan olduğunu belirten tarihçiler, küpenin yabancı ressamların yorumu olabileceğini söylüyor ve bir anekdot anlatıyorlar: Yavuz, Mısır seferinden döndüğünde oğlu Süleyman`ın şatafatlı giyimini görür ve çok kızar; "Bre Süleyman! Sen böyle giyinirsen anan ne giysin!"

 

Prof. Dr. Yusuf Halacoğlu: Topkapı Sarayı`nda sergilenen resimde Yavuz`un başında 12 dilimli bir taç bulunur. Ancak Yavuz, 12 dilimli taç giymez. Şii`likteki 12 İmam`ı temsil eden taç Şah İsmail`e aittir.

 

Bunun gibi hatalar çok oluyor. Yavuz, minyatürlerde tablolardakinden çok farklı resmedilmiştir. Kulağında küpe yoktur minyatürlerde. Sadece Batı kaynaklı gravürlerde küpeli görünür. Bu da Batı yorumu olarak yansımıştır resimlere. Doğruyu yansıtmaz.

 

Dr. Necati Ulunay Uzunsatar : Avrupa müzelerinde Yavuz`a ait onlarca resim gördüm ama hiç birinde küpeli bir tablosuna rastlamadım.Yavuz`un sert mizacı ve önderliği onu küpe takmaktan alıkoyacak özelliklerdir.

 

Yavuz, belagati ve hitabeti güçlü, asaleti olan ve askerine önem veren bir önderdi. Ayrıca gerek İslam`da gerekse ordu içi gelenekte erkeğin süslenmesi uygun değildir. Avrupalı ressamlar kendi yorumlarını katmışlardır bu gibi çoğu resme.

 

Prof. Dr. Kemal Çiçek: Kaynaklarda Yavuz`un küpe taktığına dair bir bilgi yok. Ayrıca Yavuz, Fatih gibi doğrudan portresini yaptırmış bir padişah değildir. Bazı portrelerinde şatafatlı bir giyim tarzı içinde resmedilir oysa oğlunu giyim konusunda uyardığı bilinir.

 

Bu şekilde resmedilen başka padişah yok tarihimizde. Avrupalı ressamlar bu şekilde çizilmiş, Osmanlı minyatürlerinde tam tersine, sade görünümlü. 12 dilimli sarık da resmin orjinal olmadığı fikrini güçlendiriyor.

 

Bu açıklamalar,sanırım sizde belirgin bir fikir uyandırmıştır.. Bana göre de o resim ve minyatürler batılı ressamların sahtekarlığının birer eseri..

 

Adı Alevi düşmanlığı ile özdeşleşmiş ve İslam halifeliği zırhına bürünmüş bir padişahin ,Aleviliğin ve Bektaşiliğin simgesi haline gelmiş küpeyi takması düşünülemezdi!

 

Yavuz Sultan Selimin adi gecen her ders kitabında ünlü bir resmi yer alır hükümdarın. Pala bıyıklı ve küpelidir. Oysa Resim aslında Yavuza değil can düşmanı olan Sah İsmail’e aittir. Küpede Haydari ve Kalenderi derviş olmasının sembolüdür

 

Türk Tarih kitaplarındaki ilginç saptırmalardan biride Sah İsmail’ín ele geçirilen tahtıdır. Bilindiği gibi tarih kitaplarında Sah İsmail´in el konan tahtının İstanbul´a getirildiği ve Topkapı sarayında sergilendiği belirtilir ve bu tahtın resmi verilir. Simdi isin gerçek yüzünü ünlü müzeci Elif Naci´den okuyalım:

 

"Hangi tarih kitabini açsak hangi ansiklopediyi karıştırsak Topkapı sarayındaki tahtın Yavuz Sultan Selim´ in Çaldıran seferinden getirdiği Sah İsmail´e ait olduğunun geçtiğini görürüz.

 

Halbuki bunun Nadir Sah tarafından I. Mahmud´a hediye olarak gönderildiğini öğrendikten sonra , Bizzat tahtı getiren Mehmed-i Esterâbâdi´nin ağzından dinledikten sonra, Topkapı sarayında kaybolduğu için senelerce soruşturma konusu olan Çaldıran ganimet defteride bulunup meydana çıkarıldıktan sonra artik bunun Sah İsmailliği kalır mı?.

 

Bazen düşünülmüyor değildi lakin hikayesi bilinince muhakkak ki ibret ile şükredilmeli.(kaynak Tarih konusuyor Ekim 1996)

MU
01.04.2008 10:45
#142

Bir vakte kadar!

 

İhtiyaçlı mıyım

Yıllara sâri olarak beklediğim

Sabır girdaplarında ömrümü tükettiğim

 

Senin beklettiğin

Bir ürperti içince nefeslendiğin

Netice muhayyilesinde çaresiz sürüklendiğin

 

Neydi sende aranan

Sinemim dirliğinde umut halimi kuşatırken

Melalimi sende bulunan sevgiye hasretmek varken

 

Yıllar mı geçmeliydi

Merak içinde mi şekillenmeliydi

Sana olan uzaklığım ne vakit yüreğinde bilinmeliydi

 

Geceler sabahlarken

Gün için hevesler meraka uzanırken

Sen ve ben yüreğimizde gizlediğimiz o sevgiyi hissederken

 

Yürek mi dayanıyor

Sabır çok zorlanıyor, heyecan alıyor

Sen ve ben söz etmediğimiz, hasredeceğimiz sevgimiz için

MU
24.04.2008 15:01
#143

Sahneler açılan perdeler ötelenenler!

 

An her perdesini kapattığında

Halin terennümlerini bir bir sahneliyordu

 

Senaryo bir hüküm olarak netti

Figüranlar maharetiyle sahnede yer almışlar

 

Nasıl oynayacaklarının telaşındaydı

Zira tercihleri bizzat konumlarını netleştireceklerdi

 

Sanat yönetmenleri halin dirliği

Aşk iksirinin zindeliğinden nispeten habersizlerdi

 

Onların derdi beğenilmek ve gişe hâsılatı

Konusunda rakiplerini geçerek zamanla marka olmaktı

 

Oyuncular sahne alırken en çok

Yönetmenden çekindikleri için ürperti yaşıyorlardı

 

Elbette ki kameralarda olacaktı

Reklâm payesinden destekleyici devrede bulunacaktı

 

Peki, izleyenlere ne anlatılacaktı

Geçmiş zamanı yeniden farklı açılardan anlatacaklardı

 

Lakin bu zaman, zaman içinde kalan

Bu manada anlamlaşan insan hakikati saf dışı kalacaktı

 

Anlar içinde yaşanan kalanlarda anılar

Sanat adına, günlerce ekranlarda zikredilerek sunulacaktı

 

Ne rollerin oynandığı o ölmeyecek anlar

Ve nede zamanı hakkıyla anlamayan sadece alkış tutanlar

 

Benzer alışkanlıklarını nakarat halinde

Cenaze merasimlerinde de bir haşyet yaşamadan yaparlar

 

Aslında asırlarca sinelerine ekilen tohumla

Dini hasletlerin sanatın içine asla sokulamamağını biliyorlardı

 

Ya töre cinayetleri, dinmeyen kan davaları

Yâda illegal olarak yaşanan, yasakları hiçe sayan asi aşklardır

 

Asliyetinde ana tema insan ve zaman

Anların içinde oynanan oyunlar, anı ve zamanı insan çehresinden

 

Ruhun zafiyetinden, vicdanların rikkatinden

Anlata bilmeyi başarmış olsalardı işte o vakit sanat zirve yapardı

 

Tarafgirliğin hırlığında tokuşturulan kadehler

Zamanın içinde esrar perdesini aralamayan anlara bigane kalacaktır

 

Aşk sadece keyfin birliğinde, uçkurların lekelerinde nameyle anılacaktır…

MU
24.04.2008 19:23
#144

Sizinle hem hal ederken!

 

Sizin

İçtenliğiniz ve zarafetiniz

Satırlarınıza nüfus eden naifliğiniz

Kuraklığı yaşadığım şu gönlüme

Ahu serabı değil, suyu hal ile gösterdiniz...

 

İhsanın

Dirliğinde terennüm edenler

Tahayyül ikliminde yeşerirler

Tahkik, idrak ve tefekkürler

Onların bizzat vazgeçilmezleri olurlar…

 

Tefekkür eden

Bu hissiyat müdavimleri

Yaşadıkları mekânlarda

Umdukları gibi anlaşılmazlar

Maksuda giderken, beklemek gibi…

 

Çileyle

Zül celale kavuşma aşkı

Ahenk denkliğinde meşki

Meczubun, metfunun farkı

İtminanımızla bir anlam bulacaktır…

 

Kul olarak

Ameller ve ibadetlerimiz

Bize, cenneti getirmezler

Cennet, haniflerin değildir

Mukallitlerin bir beklentisi olacaktır…

 

Aşk ile

Cemale muttali bulunmak

İçsellikte maksuda koşmak

Hislerin hazzını yaşamaktır

Mana birliğinde tanışmak, hem hal olmaktır…

 

Bilinmezlerin

Mefkûresinde, buluşmaktır

Batın bu denli derunilik verirse

Biçare kimliğimizin hali korunur

Cenabı Hakka, kul olma iddiamız bulunurken…

 

Benliğimizin

Tercihlerinde bizzat boğulmak

Avuntularımızda sınır tanımamak

Hazan ikliminde kuş ve yaprakları

Kendi ahvalinde nasibi celiliği mahzunca yaşarlar…

 

Ağacın dalları

Anlatır yalnızlığı ve terkedilmişliği

Terennüm etmek zorunda bırakılırlar

Kök tevdi edilen göreve çok bağlıdır

hali lisan ile nazar edince sadakatin keyfini gözleriz…

 

 

Esintiye duçar olan

Kuşların ve yaprağın, barınmalarına rağmen

O gün terk etmek zorunda kaldıklarını bilirler

Sevgiye rağbet ederler hükmün sahibini bilirler

Aşk ile kendi hallerinde sema ederler o eren önemli değerler…

MU
24.04.2008 19:24
#145

Sizinle ruh denkliğinde sohbet!

 

 

Sizin

Nadide satırlarınız

Mesrur olmama vesile oldu

 

Sizinle

Ruhlar âleminde

Tanıştığımızı bilerek Hemhal olmak

 

İstememi

Anlayışla karşılamanız

Benim için ne büyük bir kıvançtır

 

Estetik

Anlayışınız, seçiciliğiniz,

Rikkatliğiniz ve özellikle şefkatinizle

 

Zatımı

Sizin himmetinize

Meftun olmaya mecbur bırakmıştır

 

Sizi

Donanım olarak büyüğüm,

Miat bakımından küçüğüm görüyorum

 

Biliyorsunuz

Yaşlılar daha ziyade olarak

İlgi ve şefkate ihtiyaç zorunluluğu duyarlar

 

Yarım asırlık

Bir gazel yaprağı denkliğinde

Yaşanmış bir ömür, sizin tevazu ikliminizde neşet ediyor

 

Mesleğiniz,

Özeliniz ve gizemleriniz muhteremdir

Yoğun bir trafiğin, keşmekeşliğin, yaşandığı İstanbul da

 

Edebe ve akideye

Verdiğiniz önem, bariz bir şekilde öne çıkıyor

Sizi bilmem ama ben müziğin aheste olanını tercih ederim

 

Acemaşiran,

Mahur saz semaisi, hüzzam

Olan saz eserleri dinlemeyi özellikle tercih ederim

 

Arzı mekânın

Manzaralarını temaşa ederken

İçinde bulunduğum anı terk eder ötelerle nefeslenirim

 

Hayatım boyunca

Her ne hikmetse, bir yöneticilik

Vasfı giydirildi şahsıma onunla iktifa ederek gidiyorum

 

Telli sazlardan

Taburu, udu, kemanı, kanunu

Nefesli sazlardan, neyi ve bazen de klarneti dinlerim

 

Ahengi her zemin de ararım

Davranış bozukluğu beni katiyen açmaz

Okumayı, ibret almayı, hüznü yudumlamayı pay ederim

 

Şu anda sizinle

Hazan mevsiminin asudeliğinde

Yaprakların tevazuuyla ağaç dallarının gökyüzünü kapattığı

 

Bir güzergâhta

Gezerken ve fakir olan şahsımın

Hal dilindeki perişanlığını dinlerken çok asude buluyorum

 

Yaşadıklarımı

Beyan etmek adına, vehmi çağıran

Bilinmezleri deşifre etmek amacıyla her hali bilenen olmak dileğimdir

 

Hakikatin

Defterine kayıt ettiren

Benim sineme iltica eden, vefayı bilen mekânım ve dergâhımdır

 

Sizi yoruyor ve bıktırıyor

Zehabına kapılmayım öyle değil mi

Arzı mekânda bu denli samimi paylaşımı, her canla yapılmıyor

 

Zülcelâl ve tekaddes hazretleri,

Sizi gönlünüzün derinliğinde seyredenken

İdealinize kavuştursun özlemi çekilen itminanlık sizleri bulsun

 

Bu yaşlı fakire

Dua etmeyi lütfen esirgemeyiniz

Lütfediniz şefkat ve himmet ile Rabbi Zülcelâla niyaz eyleyiniz

MU
25.04.2008 14:01
#146

Sizinle kalbi muhabbet!

 

Siz ki aşka nazar ederken,

Kalemin rüknünü bilirken,

Ruh ekseninde terennüm ederken,

En sevgiliye hasret bir hicranla anlatılır...

 

Hazan bunun için anılır,

Aşiyanlara niye bakılır,

Bülbüller feryadıyla ne anlatır…

 

Nisalar… Muhterem ağıtlar…

Hasreti koklayan o yanıklar…

Yazılar…

Hal ikliminde seyretmezse merak ederim neye yarar…

 

Bin bir çeşit senaryolar,

Kimler için kalbin sahibini unuttururlar…

Yazılanlar…

Belleklerde yerini alamıyorlarsa, hezeyandan ne farkı var…

 

Siz ki hissiyatınızla sörf ederken,

Varlığın kime ait olduğunu bilirken,

Tenin hükmüyle heveslerini öteleyensiniz…

 

Mana ikliminde bir zerre olmak

İçin gayret gösteren nefessiniz

 

Bir takdir, itminanlık için haktır

Bir tekdir, düşünen için nimettir

 

Tenkitler eğer anlamlıysa güzeldir

Ahenksiz konuşmak kalbin zilletidir

 

Size hasetsen niyaz eğliyorum

Halinizin asudeliğine gıpta ediyorum

Sizi sevgi ve muhabbetlerimle selamlıyorum…

MU
25.04.2008 15:21
#147

Duygular seni alıp götürmemeli!

 

Duyduğum

Çok zarif bir keman sesiydi

Hissiyatım kendince dalgalanıyordu

 

Alamıyordum

Kendimi, sesin geldiği yönün

İstikametine doğru öyle adımlıyordum

 

Çok eskilerde

Küllenmiş sayfaları tekrar

Gün yüzüne perdeleriyle çıkartıyordu

 

Oysaki ben

Tamburun perdelerinden

Süzülen, varlığın ahengini nağmeyi severdim

 

Birden sergi

Açılmıştı önümde farklı farklı

Hatıraları anlatan, ibret için zorlayan bazdı

 

Duygularım

Kendiliğinden akıyordu

Hissetmek bu kadar mı aşikâr farklılaşıyordu

 

Gönül bu derler

Bırak gittiği yöne diye isterler

Hakikat karşısında daha sonra taaccüp ederler

 

Hislerin sahibi

Muhakkak vaziyet etmeyi bilmeli

Yoksa onun var olan iradesine nasıl güvenmeli

 

Heveslerin engeli

Kanaat ile çaresizle zikredilmeli

Bir sivilcede kıvılcımın mazisi idrak edilmeli

 

Nağmeler

Anıların güzelliğinde dinlenmeli

Asla bir nedametle gölgelenmeden nefeslenmeli

 

Pişmanlık anlıktır

Zamana yayılan en önemli zarardır

Kar farklıdır onun beyazlığında ne hikmetler saklıdır

 

İnsan candır

Kanın hükmünü bilen yardır

Ruhun itminanlığındaki kalp istikametle sıratı bulandır

 

Aşk kalbin tadı

Ruhun cilası, vicdanın kalesidir

Hilkatin asliyetini bilmeyen vaziyet edememektedir

MU
25.04.2008 16:43
#148

İnsan tuğyan içinde aşkı arayan!

 

En mübariz olan hasletler kurutuluyor

Tefekkür adım adım insanı terk ediyor

Hisler tarumar oluyor vicdan kararıyor

Zaman insan için sanki yerinde sayıyor

 

Aynalar boy boy duvarlarda boy ölçüyor

İnsan, suretine bakıyor halinden geçiyor

Vehimler içinde bir adalet taksim ediyor

Zanlar ne hazindir ki finali galip bitiriyor

 

Mutlak hükümler azimetle itibar bulurlar

Ruhsatı ihsandan uzaklaşanlar kullanırlar

Vakti kuşanmak, seherlerden önce başlar

İnsan, rızayı bari için yaşar hizmete koşar

 

Sineler fetihlerden azat edilince ne yapar

Hurafeler içinde, sen düşün bahar mı açar

Ekranlar sabi zihinleri tuğyan içinde oyalar

Kan akar, husumet azar, insanda ona bakar

 

Maksat içinde maksat vardı kitabı celil kaldı

İdrakler için, asırlarca ümmetçe anlaşılmadı

Şuralar kalktı o tavaf anlaşılmaktan uzaklaştı

İnsanlar akidelerinden soyutlanarak kandırıldı

 

Her adımda bir cami söyle cemaat şuuru hani

Hatim indirmek kolay, o an yazan hüküm fani

Zevklerin içinde yapılıyor, heveslerin içtiması

Efrat melülleşiyor azimete hiç rağbet olmayalı

MU
29.04.2008 09:55
#149

Mezarlar içinde açılan sayfalar!

 

Onca

Yaşadıklarımız, acıyla

Neşesiyle zenginliklerimizdir

 

Oysaki

Henüz yaşarken farkına

Varamadığımız nakşeden izler oluşmuştu

 

Efkârın

Bulvarında adımlarken bu izleri

Zaman mefhumu durmuşçasına yeniden yaşarız

 

Yaşanmışlar, ancak

İbret alınırlarsa anlam bulurlar

İbret alınması için, kayıtlara girmesi aslolandır

 

Aşkların örüldüğü

Sırların gömüldüğü mezarlarda

Geceler misali asudeliğiyle haşyeti yaşarlar

 

Aşkı, sırrı, mezarı

Ve geceyi yaşayanlar olarak

Yazarsak şayet gelecek adına anlaşılır oluruz

 

Kuş ve ağaç

Gül ve diken, su ve balık dünyada

Gezegenler ise kozmik âlemde yol alıyorlar düşünülürse

 

İnsan denen

O muhteşem varlık

Her ikisinde de yol alıyor, hükmün sahibi bilinirse

 

Yaşadığımız yılların

O zaman dilimindeki farkı ne kadar anlaşılırdı

Bunun gerçekliğini, efkârımızın derinliğinde solumak dilenir

 

Hafızam da

Silinmezler bölümünde bulunan

Çaresiz kaldığımız hıçkırıklarımızla demlenen feryadımızdır

 

Bir duruşu

Olmayanlara isyanımızdır

Himmeti, hizmeti, nimeti karıştıranlara, reddimizdir

 

Konuşmak

Koklaşmak, barışmak, yarışmak

Kaygısıyla gafletimizin en bariz yansımalarıdır

 

Manasını

Kaybetmiş bedenler

Bila istisna mekanikleşmişlerdir, monoton betonlaşmıştır

 

Mekanikleşen

Bu bedenler, mezarlara da,

Manzara keyfiyetiyle bakmayı asla ihmal etmezler

 

Oysaki

Mezarlar, zahirin

Bittiği nihayetle anlamlaşan mekânlardır

 

Ruh kalp için vardır

İnsan onun nizamı için bahtiyardır

Ufki darlık yaşayan can düşünelim kimlere lazımdır

 

Aşk onunla

Sevda o yolda hali anlatır

Güller koklanır, iklimler böylece çok anlamlaşır

MU
29.04.2008 11:24
#150

Dil çaresiz gönül dirliksiz!

 

Kuşatmışsa dilimi şayet bir hezeyan

Hale tesir etmez, asla idraksiz kalan

Sen oyalan mühlet içinde anlamayan

Anlamadan nefes alan aşkı solumayan

 

Dert ki tenin dirliğinde bir nihayettir

Derbeder olan ancak hali bilmeyendir

Kalbin sahibi kimdir hissetmeyen bilir

Hezeyanlar içinde o kendiyle konuşur

 

Ah Rabbim verensin, sen bahşedensin

Rahmetin için verdiğin süreyi beklersin

Sen en güzel yârsin ölümü halk edensin

İnsanı bilen ona en güzel şeref verensin

 

Düşünmeli bir insan, lekeleri karşısında

Bitmeyen nefeslerin azameti konusunda

Var olan hukukun muhafazası hususunda

Hükmün sahibinin hoş görüsü noktasında

 

Anlamalı o insan hep bağırıp çağırmamalı

Hata karşısında, mağdura mühlet tanımalı

Hemen kararmamalı, muvazeneyi anlamalı

İnsan olduğu için onu bahşedeni hatırlamalı

 

Ne can ve nede kan insan içindir her zaman

İnsansız arzı cihan ne kadar anlamlaşır biran

Akledense bir insan ruhuyla o kalbini anlayan

Sağlık içinde hamd ile kulluğun gereğini yapan

MU
29.04.2008 15:03
#151

Çiçekle anlaşılır sabrın güzelliği!

 

Ne kadarda sabretmekten yorulsam

Koşar adımla sen geliyorsun aklıma

O vakit melalimi bir umut kuşatıyor

Ufkum açılıyor kalbim çok ferahlıyor

 

Senin halinde esrarını koruyan zarafet

Ülfet içinde en bariz sunulandır buket

Tevazu içinde nefeslenilen, her külfet

İhsan için en güzel çağlayandır bereket

 

Ne çok sayfalar yazılır kitaplarda basılır

İnsandır, bilgiye ulaşmak için okumalıdır

Tahkik için merak şarttır o gayret haktır

Nasip nerede saklıdır tecelli çok farklıdır

 

Her can heveslerin dirliğinde anlamlaşır

Lakin idrak için insan olana idrak şarttır

Ne kaş caziptir, ne göz kiptir bilgi asıldır

İnsan hakikati anlayan en şerefli varlıktır

 

Bizler müşahede ettiklerimizle değerliyiz

Vakıf olmak için sabırla terennüm ederiz

Açziyet içindeyken neler hissederiz biliriz

Rahatlayınca da rehavetten ödün vermeyiz

 

Kimiz, ne için hoşgörüden cimrilik ederiz

O vakit kime ne ederiz husumet içindeyiz

Takiyyeler içinde o sevgileri servis ederiz

Özel ihtimam bekleriz, hederiz, heceleriz

MU
29.04.2008 17:05
#152

Yürek içinde gizlenir suhulet!

 

Artık ne sen, nede sensiz bir dem

Halin hıçkırıklarına deva olmuyor

Sine mahzunlaşıyor takat kalmıyor

Gözyaşı dur durak bilmeden akıyor

 

Bilirdim ki sakinin elinden içilir acı

Kime keder olacak yârin kalan sacı

Yürek sancısı, yan ağrısının kalması

Ayazlarda yeme hasret kuş sıkıntısı

 

Her kim olursa olsun ne fark edecek

Çöp atıklarından beslenen ne edecek

Halini kime arz edipte şikayetlenecek

Rehavet içindeki insanlar fark edecek

 

Nisalar kararmışlar, azimle aranmışlar

Atıklar içinde bir hayat hakkı aramışlar

Seherin serinliğinde merakla solumuşlar

Birkaç kâğıtla mutlu olmayı başarmışlar

 

Varlık içinde alınmaz haz, çilelerle niyaz

Sevda bendinde hissedilir, en deruni yaş

Kal sende bir kalk seherlerle yaşa bir haz

Kalmasın gönül baharında mahzun bir yaz

 

Dil kurur, gönülde gurur, hani sende onur

Aidiyetin hükmüyle söyle kimden korkulur

Ardı sıra her can bir maslahata konuk olur

Azimet unutulur ar kaybolur can öyle solur

 

Artık fark et, sineden sökün ediyor edep et

Ruhun ahenk içinde olmasıyla yapılır davet

İnsani halde aranır her türlü yakınlık hisset

Ona göre hükmet, sevgi varlığın için şükret

MU
30.04.2008 12:25
#153

Hayatın esrarında bir nefes alırken!

 

Güzel bir gün görmedim, avaredir gönlüm

Sarf eylediğim sözüm hali anlatsın dilerim

Şimdi kime ne söyleyim kimden ne dileyim

Sabrın güzelliğinde kopan yaprağı dinleyim

 

Uçan kelebeklerin rengiyle hemhal ederim

Martıların o nakaratlarında azimeti izlerim

Balıkların derinlerde rızk için sabrını bilirim

Ben hederim, kulluk konusunda derbederim

 

An, zaman içinde Ummanlaşan candı aranan

Bir dirlik olmazsa ne işe yarayacak akan kan

İnsan, kulluğu konusunda noksanlığı yaşayan

Cihan içinde nizamın hasretiyle sancı yaşayan

 

Dünya, insan için yalan olmayan, birçok hülya

Uykularda gizlenir esrarı teslim olmuş vuzuhla

Zamanın akışında nasibin bulacağı her baharda

Yapraklar arasında anlam bulan renkler arsında

 

Toprak, ne kadar berrak olan bir hakikati hesap

Nefis ile verilecek anılar girdabında yoktur rahat

Kalk birde kendi haline bak heveslerin kat be kat

Mizan ile bir vuzuh bulacaktır her hakikati azamet

MU
30.04.2008 13:57
#154

Açılan sayfalar baharla anlamlılar!

 

 

Baharlar, sineler için açılmış sayfalar

Ruh itminanlığında yudumlanır hazlar

Niyazlar kul için tükenmeyen arayışlar

Hükmün sahibiyle muhabbetli sevdalar

 

Ne aşklar, nede anlamsız olan kaygılar

Bilinmez ne zaman bitecek ön yargılar

İdrak edilmeyen hilkatle bir soluyanlar

Kalbin nizamından habersiz olan canlar

 

Beyan edilen aşklar insanlar niçin ağlar

Hissiyat kim için yakarışlar içinde sızlar

Uzuvlar, bitecek anın şahitliğinde ağlar

Lakin ruh, ten ekseninden olacak bizar

 

Salkımlarda sunulan kirazlar kimi anar

Kuşlar, melekût âleminden birer nazar

İnsan için bahşedilen hazlar, nasıl yaşar

Çatılan kaşlar serencamında aşk ne arar

 

Gönlün aç iken, lisanın beyanı anlamsız

Hal ikliminde edep yok ise örtü manasız

Kalbi aşklar zarafet içinde olamaz yarsız

Yar arsız kan kaygısız, ruhlar ki vicdansız

 

Hissetmek halin dirliğinde nefeslenmektir

Himmet etmek bahşedilen için verilmelidir

Şefkat göstermek, o sevginin banine sevktir

Sabretmek, nasip içinde gizlenen hikmettir

MU
30.04.2008 16:16
#155

Nefeslerin ikliminde giderken!

 

Ah can ne ben yanayım ne sen ağla

Batın dar boğazında bir çare arama

Umutsuzluğa kapılma sabırla uyukla

Halin dirliğinde sen kalbini soldurma

 

Gülü koklama, dikeniyle bir çare ara

Cazibe karşısında heveslerine kapılma

Nihayeti idrak edemeden zevke dalma

Sen hilkatinle bizar olma, aşksız kalma

 

Düşün hissettiğin ülfetin kadrini düşün

Hükmün sahibine hamd olmazsa ne işin

Hazan içinde sararan yaprakları süzüşün

Toprağın dirliğinde seni bekleyen gidişin

 

Sukut eylesen ne çıkar, dil zaten avare

Ten sensizlikte aramaz hâlbuki bir çare

Nefsin seninle haşyet içinde olur kepaze

Sen bir yargıç olma, zulmünle korkutma

 

Hâkim, zerreler içinde verilir her hüküm

Belleğin boşsa sökün eder adavet höykün

Kitabı celil sana olur en muteber bir kefil

Güle hasret duyma, sen o emanetlere sarıl

 

Darlık yaşanır sinelerde bir mefkûre yoksa

Kan boşa mı akacak kalp sahibini anmazsa

Mahzun gözler çok yaş akıtır çaresiz kalırsa

Şifa için yatan hasta ihsan için kime sarılsa

 

Dertler yalnızlıkta öyle katlanır ki besbeter

Takat ne yapsın olmaz ise muhabbeti bedel

Can ruhuna bigane kalp onsuz bulur mu çare

Ey Hak senin bahşettiğin rahmetin hükmünce

 

Bir kıvılcım yanmalara sebeptir sineler boşsa

Halin esenliğinde bir aşk yoksa bulunmuyorsa

Varlık Hak yolunda tasarruf için tutulmuyorsa

Nefs bir rehavete kapılarak dünyaya kanıyorsa

 

Ne denir kime ne söylenir vakit gelince emirdir

Nefs ruh dirliğinde sana verilen bir emanetindir

İrade nizam içindir kalbin dergâhında ne gizlidir

Aşk bu manada senin için en muteber bir ülfettir

MU
30.04.2008 18:15
#156

Senin halinde şevke kavuşmak!

 

Uzandım o ellerinde tuttuğun çiçeklere

Ne kadar hak ettiğim benliğin derdinde

Seni halk eden Halikın hükmüyle nefese

Bir aşk ikliminde çekilen hasret şevkiyle

 

Ne anam ve nede babam, o aşka susayan

Günlük öğün için nefes alan her türlü can

Damarlarda dolaşan kan kalple anlamlaşan

İnsan suretinde olarak ruhuna bigane kalan

 

Çileler sabrın alyanslarıdır rızayı bari olursa

Nefesler çok anlamlaşır hakkaniyet aranırsa

Ne derler kaygısı, muvahhit kişiliği bırakırsa

Her halin şahitliğine bir idrak içinde bakılırsa

 

Ne geceler, nede hileler insandan arî değildir

İnsan, kalbiyle müsavi olursa o zaman kanidir

Canilik nefsin tasarrufunda olan iradi tercihtir

İmtihan, yaşla ilintili olmayan aşikâr gerçektir

 

İnsan, bu manada iradesiyle hesabını bilecektir

Ruh safidir vicdan hükmün sahibini bekleyendir

Kalp insanın en değerli olan yegâne hazinesidir

Duygular nizam edilmedikçe su mesabesindedir

 

Nisalar yaprak misali çok narindir çiçekle şevktir

Gülün emanetiyle arzı cihanın şefkat pınarlarıdır

Himmet için rahmet için kaçınılmaz olan varlıktır

İnsanlığın anası aşkların harikası bulunan sevdadır

MU
01.05.2008 18:03
#157

Anlaşılmak kelimelerin vecdiyle bakmak!

 

Değerli dostlar öncelikle zatımı irşat etmek maksadıyla

Katkı sağladığınız için elbette ki çok teşekkürler ediyorum.

 

Edep, edebiyatçı kimliğinde muhakkak ki çok ehemmiyetlidir.

Çünkü dili hakkıyla onlar bilir, bu bakımdan onun gereklerini önceleyendir.

 

Ne kadar çok bilirse bir o kadar da mütevazıdır.

Zira bir manada edep hal cihetiyle yüzleşmedir.

 

İnsan dikkati oranıyla, hissiyatın itminanlığıyla değerlidir.

Lakin yaşanılan hali hazır hayatta sosyolojik şartlar ve mekânlar

Günlük kullanılan dilin çok kitabı olmasının önüne geçmiştir zaman zaman.

 

Oysaki çok zengin bir dilimiz mevcut iken,

Eve beyinlerden nesillere tebarüz eden aile ortamlarında, iş dallarında,

Mekânsal farklılıklarda, huzur evi dağarcığınca kendilerine özgü normlar vardır.

 

Şahsen ben edebiyat dünyasında bir alaylı olarak bulunmamın tek gayesi,

yıllara sâri olarak sinemde hapsettiğim düşüncelerimi ve silinmeyenlerimi iddiasız olarak günlük kullandığın dilin akışıyla okurlarıma ulaştırmak, bu manada paylaşmak ve bir kayıt altına almaktır.

 

İlgili olduğum birçok siteden de bazen benzer kelimeleri

anlaşılma zorluğundan bahseden değerli okurlarım olmuyor değil.

 

Ancak ben her okuduğum edebi bir çalışmanın anlaşılması için

nasıl tahkik etmeye ihtiyaç duyuyorsam, bu hakkın diğer merak eden kıymetli dostlar içinde önemli olduğunu inanıyorum.

 

Kısacası demem odur ki;

 

 

“"...Kadrelerinde nefeslenirken hilkatimin muvacehesince

...Nizamlara vaziyete eden

...Tevdi edilen canın nihayetini beklerken

...taltif edilen bu şefkatin emanetçisi"

 

Diye merak edilen cümlenin zatımca muhtevası şudur.

 

 

“Anların içinde nefes alırken…

Yaratılma sebebimle yüzleşirken…

Bir nizam dâhilinde tanzim edilen insan…

Kendinden sadır olan düzenleri ihdas ederken…

Kendisine emanet olarak verilen ruhun…

O anı ve bitecek zamanı gözlerken…

İnsan olarak ihsan edilen şefkatin korucusu bulunmasıdır.”

 

İhtiva ettiği anlam karşısında bu açıklama dahi sanki yetersiz!

Hissederim ki bu açıklama dahi tarafınızca kıfayetsiz bulunacaktır.

 

Dedemden, babamdan ve katıldığım cemiyet ortamlarından

öğrendiğim kelimeler ritmik ölçülerle tam karşılığı olmaya bilirler.

Zaten öyle bir iddiamda yok.

 

Fakat müsaade ederseniz çalışmalarımda kullandığım bütün kelimelerin

illaki öz Türkçe olacağı yönünde bir gayretim bulunmadığı kesin olarak bilinmelidir.

 

Kitap… Defter… Kalem…

Kelimeleri nasıl bir zenginlik sunuyorsa ben şahsen böyle değerlendiriyorum. Anlamayı dilemek bu manada sabretmek elzem olan değil midir sizlerce de?

 

Sizin edebi bir vasfınız olabilir, elbette ki saygı duyulmalıdır.

Fakat zatımın bu yönde bir uzmanlığı olmadığından karakalem olarak bazı çalışmalar yapmaktayım.

 

Bu site size ve sizin gibi uzmanlar için şayet varsa ve bu manada çalışmalar yağıyorsa ben huzurunuzdan derhal çekilirim bir rahatsızlık vermemek için…

 

Bu manada çok değerli Tayyibe Atay hanımefendiye daha önceleri olduğu gibi müşfik, oldukça kalender, fevkalade seviyeli katkıları olduğu için bir kez daha kendilerine teşekkürler ediyorum, sizlere de bu vesileyle sağlık ve afiyetler diliyorum.

MU
21.05.2008 13:40
#158

Aşk can içinde hazanı resmediyor!

 

Hayatı

Anlayarak yaşamak

İçin yaratılmıştır her bir nefes

 

Sır perdesi

Aşkın sebep sonuç ilişkisi

Ve onun enginliğe yaşanan merhalelerini

 

Bir sevdanın

Coşkusuyla solan gülleri

Alıp götüren yel misali can içindeki kederi

 

Hilkatin

Sebebiyken serdedilen

Sevginin katlarını yudumlarız haz alırken

 

O zaman

Yaklaşırken kuşatır hissiyatı

Sessizce hiç bir paniğe geçit vermeden

 

Vefayı

Görmezden gelmeden

Seni beni öncelemeden aşka giderken

 

Kuşkuları

Hiçleyip dikkate almadan

Duyguları bir kudretin kuşattığı zaman

 

Merak içinde

İçselliğe salınırken o an

Seni senden alan kendine katan zaman

 

Katrenin

Düşlerinde haşyeti salan

Kalmıyor hükmü anlık hazlarda yaşanan

 

En mücehhez

Kıldığımız savrulduğumuz

Ne derlerle avunduğumuz zahir algılarımız

 

Kuşatan esrar

Perdesinde ki meçhul adımımız

Hiç tahkiki öncelemeden herkes misali giderken

 

Aşkın izlerinde

Nefeslenir sevdaları itiraf ederken

Bir aşkı ilahi kuşatmasında her bir şey yenilenirken

 

Yepyeni anlamaları

İçerirken o beni bir hanif yaparken

En sevgiliyle nazarın hazzıyla bakarken onu anarken

 

Hiçliğin figanında

Sefilliğin ahında zahiri aşka bakarken

Anlamlar içinde ki manayı terennüm ederek yaşarken

 

Aşkı

Hazzı sevdayı bu mihenk

Üzerinden yeniden siz değerlere anlatırken

MU
22.05.2008 15:32
#159

Sen sabrı terennüm eden değersin!

 

İnsan bu

Tutulmak ister mi derde

Kederler salıverilir nasibin kavlince

 

Sabır ki

Hak getire var kim ne diye

Çekiliyor çiller Hakk şükür dirliğinde

 

Mücerret bir

İman hasleti mi ne zaman

O hanlar ki mazide kalan göçenle anılan

 

Kandı cihana

Meydan okuyan ve bağışlayan

Canlardan boşalan anılar ki anlam bulan

 

Nasıl sevda ki

Uğrunda ne can-ı hazan

Canan için can hıraş olan hasreti yaşayan

 

Nameler yazdıran

Tefekküre daldıran bir can

Halin içinde dem alan hasretiyle yoğrulan

 

Senden arta

Kalan ahenk şevkiyle anılan

Murat için muştu salan haşyetiyle yanılan

 

Can içinde bir

Canı yaşayan ne kutlu insan

Toprağın kokusuyla anılan hazzı yaşatan

 

Sen ki bir

Cihanın öznesi göz bebeği ferisin

Dirlik içinde şevk kaynağı derdin devasısın

 

Sen rahmetin

damlası, dalın yaprağı anasın

Sen ki himmetin membaı hanımların zatısın

MU
23.05.2008 10:40
#160

Sizi uzaklarda anarken!

 

Meğer

Biliyormuşsun

Sana olan deruni hislerimi

 

Tükenmek

Bilmeyen sevgimi

Yüreğinden neşet eden şevki

 

Yine

Sen bir kez olsun

Söylemeden kaybolup gitmiştin

 

Sorduğun

Soruda dikkate mucip

Ne kadar güzel bir zarafetlik vardı

 

Senin

Hakkındı istediğin,

Netliği söyleyemeden çekip gittin

 

İlginçsiniz

Derken haklıydınız

Hali benden alan sizdiniz biliyordunuz

 

Görmediğim

Bir gerçek asudesiniz

Siz herkesten farklısınız manalısınız

 

Tanıdığım

Hiç bir kemani yok

Tuvali olan çok, ama senin gibisi yok

 

Yazan çok

Lakin hezeyan bir kok

Hasreti çekilen manalar şimdilerde yok

 

Güzelliği

İlla tende arayan

Bir can kimliğinden azadeyim, değilim

 

Manaya

Hep hasret kalmış

Böyle yaşamış çok aciz olan bir sefilim

 

Sizde ki

Mevcut mana ahengine

En kalbi hislerimle muhakkak ki kefilim

 

Çok

İlginç bulsan da

Ben kendi halinde garip bir fakirim

MU
23.05.2008 11:48
#161

Kendinden habersiz bir densiz!

 

Aniden

Bir hiddetin içinde

Kendini bulan nedenini bilmeden soluyan

 

Reddi mirası

Sanki bir marifet sayan

Hala izanı kapalı olan anlamsız konuşan

 

Hakk nedir

Niye söylenir çileler çekilir

Onun yolunda bir engel kimlerin zevkidir

 

Paganlaşmak

Ki nasıl beşerin tercihidir

Dünyevileşmek uğruna akıbetler ötelenir

 

Tamam,

Mademki tercihin buna meyil

Kaldır kollarını al başını ne ibretlik seyir

 

Nakarat

Halinde durmayan sefil

Salyalarınla seril hakaretinle çamura gömül

 

Ne mukallit ki

Öyle bir tahkiye edendir

Rejimler ancak bu kadar delil içinde şekil

 

Şekliyette

Heves saldı devasa bir nesil

Bir emniyet mi kaldı yasama budandı vekil

 

İki mücadele

Başladı sıfatlar şartlandı kaldı

Bir ılımlı İslam lakabı kalıcı olarak mı takıldı

 

Layt laiklik

Sınıfta kaldı ezberciler şaşırdı

Bir despotluk gösterisi şimdilerde başını aldı

 

Senin tercihin

Elbette senin en değerli şevkin

O vakit ki niye gücenirsin hiddet için elverirsin

 

Bilmez misin

Sen kimin derdisin nereye gidersin

Aklı başında kelam etmek için hiç düşünmez misin

 

Seni sana

Bıraktım artık çünkü korkaksın

Arı umursamayan ne betbah arsız bir bühtansın

 

İnsanlık tanımazsın,

Hakkaniyeti hiç bilmezsin zansın

Sen kendi kendine mücadele eden sefih yaratıksın

MU
23.05.2008 12:16
#162

Bir devran içinde yaşanken!

 

Meğer

Ne kadar zormuş ayrılık

Sinede bırakmıyor hiç bir aydınlık

 

Zihnim

Karma karışık ahval bulanık

Nereye baksam göz kayık dil sanık

 

Halin

İflası demek böyle bitermiş

Nefesler şevksiz, hisler derbedermiş

 

Hayat

Manasını yitirir terler gelir

Her şey sessizleşirken canı iksir çekilir

 

İşte bir

Ulviyetten yoksunsa bu can

Ne kadar anlamlı ki aksa her daim kan

 

Can içinde

Can aşk ile bir sevdalan

Zira kalmaz manası ne kadar oyalansan

 

Aşk acıyı

Öteler, sine bir sürura erer

Sevda maksadı içinde vehmi barındırmaz

 

Elit takılan

Halden serinliğini anlamaz

Kalbi yürek zannedenler asla aşka kanamaz

 

Ancak

Ne emelin arzusuyla salınır

Esrarın perdelerinde bak gör sen neler aranır

 

Canı nefesler

Kiminle anlamlıdır oyalanır

Bir hayatın zikredilen sayfaları böyle kapanır

Ü.
23.05.2008 17:31
#163

Mustafa abi gerçekten "Maşallah". Allah kaleminize daha da kuvvet versin.

MU
26.05.2008 18:48
#164

Sabır nereye kadar!

 

Yetti artık

Sumaktan usandık

Bilendir sandık, sarıldık, çok kandık

 

Sıkıntıyı

Hep bizler omuzladık

Şimdi takatsiz kaldık, sarardık, solduk

 

Millete

Her vakit hükmederler

İrfanın ne olduğunu gizlerler söylemezler

 

Makam

İçin sünen ve süzülenler

Haysiyet ve onuru, öteleyen hederler

 

Kalmadı

Duru vicdan saf kanınız

Rızayıbariyi ne vahit anlayacaksınız

 

Ana

Sütünüz, helal lokmanız

Çalışanlara hiç saygı duymayan cehliniz

 

O hırsın

Seni pek çok oyalar

İzzet ve onur söyleyin şimdi nerede var

 

Vatandaşın

Hali, muhalefetin rezaleti

Seçimle düzelecek mi, nerede izan keyfiyeti

 

Allah için

Bırakın, çalışanlar çalışsınlar

Milletin efendi olduğunu takiyye yapanlar anlasınlar

 

Sadece

Bir beyanla yetinmesinler,

Ülfeti bilsinler darpla değil, gönülleri fethetsinler

MU
27.05.2008 12:47
#165

Sen dilemeyince!

 

Ey naz

Aşkı gönlün sahibi

Çaresizim haklısın ki gönül senin

 

Ben

Şimdi divaneyim

Bilsem neyim sen kendi halindesin

 

Seni

Nereden bilirdim

Göstermeseydin gayretinle hislerini

 

Tenine

Hasretin hadsizliğini

Terennüm ettikçe yanarım soluklanırın

 

Yüreğinin

Güzelliğine dilinde

Şakıyan güfteye hasretim sen dilemesen de

 

Hüznün

İnce sızısını bilirsin

Gizlenirsin, sen metaneti seçen değersin

 

Ne var

Sende bir kelam et

Sabır sende, nedamet bende sen şükret

 

Vicdanın

Selameti kanaatinle

Aheste gidersin, sen kendi mefkûreyi kavlince

MU
27.05.2008 13:48
#166

Halin sessizliğinde yürürken!

 

Kendi

Halimde sessizliğimin

Hırçın dalgalarıyla başa çıkmak adına

 

Adımlıyorum

Halin ikliminde ahenk için

Vuzuh arıyor ve havsalamı yokluyorum

 

Temaşa

Ettiğim mekânlar

Soyut bir kavram niteliğinde

 

Manasını

Kaybetmiş biçimde

Ve karşımda bir hüzünle duruyorlardı

 

Nefesler

Tükendikçe zaman

Ve içinden çıkılması hayli zor olan bu an

 

Yozlaşmışlık

Artarak çoğalıyordu

Yaşamak muhakkak bahşedilmiş manaydı

 

Lakin

Samimiyet, liyakat

Sadakat çok uzaklaşmıştı sinelerden

 

Etrafımda

Aşina olduğum birçok insan

Hasletlerini oluşturan zan zihinleri kuşatmıştı

 

Tabi

Olunan, sandıklar marifetiyle

Oy toplanan, hamasi nutuklarla ekranlarda çaka satan

 

Zihnin

Her yanına demokrasi

Olgusunu anlatan ama içselliğinde yaşamayan

 

Olunca

İşler kesata el uzatıyor

Ekonomi daralıyor, akıl zadeler boy gösteriyor

 

Bir

Tebessüm dahi

Masrafsız olduğu halde candan esirgeniyor

 

Yılar

Geçiyor, asra yaklaşıyor

Can çıkmayınca meziyetler hala devam ediyor

 

Demokrasi

Havarileri, darbelere geçit veriyor

Kolluk kuvvetiyle birlikte hareket etmeyi örüyor

 

Elbette ki

Siyaset sadece dil için

Ezber tekrarı haline ve çaresizliğe dönüşüyor

MU
27.05.2008 16:05
#167

Teveccühünüz sebebiyle!

 

Efendim,

Ne şairim ve ne de yazarım

Ben fakirane hislerini yazan bir adamın...

 

Adamlıktan

Maksadım, sinesinde

Hinliği barındırmayan, hilkatindeki

 

Gayeyi anlayan

Mizanın hesabıyla halinde

Feveran eden, aşk için zevkle oyalanmayan

 

Azimeti

Samimiyet bilen

Sadakati ilke edinen, tefekkür ederek

 

Sevgiyi

Hoş görüyü gaye edinen

Ve bu manada sinesinde yargıçlığa soyunmayan,

 

Evrensel

Bir mesajın müntesibi

Olarak düşünceleri art niyetli olmadığı

 

Müddetçe

Nezaketle dinlemeyi bilen

Hidayetin hangi vakitte tecelli edeceğinden,

 

Yoksun bulunan

Kalbin sahibinin nezaretine

İnanan ve halini onunla paylaşan manasınadır

 

Dolayısıyla

Sizlerle müşterekliğim olduğu için

Hamdü senalar ediyor ve selam eğliyorum...

MU
27.05.2008 18:28
#168

Kelam hak tefekkür muhakkak!

 

Nedense

Bazı yaşlara hasredilir aşklar

Zevki kuşanan bakışlar merak için yakarışlar

 

Sevmek

Bahşedileni idrak etmek

Hilkatin rengiyle aklıselimle yürüyebilmek

 

Erdemli

Olmak ve bunu başarmak

Nedamet solumadan sabır ile kanaati anmak

 

Cazip

Cezbeden değil hevestir

Bilmeden yürümek nefesler için yetersizdir

 

Kalbin

Vuzuhu elzemdir

Hakikat için merak etmeyen zekâ fakiridir

 

Akıl

İnsan için bahşedilmiştir

Bilgiye ulaşmayan aşkı nasıl anlayacaktır

 

Veren

Bellidir, halk edendir

Kâinatın yegâne sahibi, nizamın hâkimidir

 

Zaman

Ömür için biçilen kaftandır

Kullanmayı bilmek adamlıkla müsavi olandır

 

Âdem

Kuldur, aşk uğruna iblis

Hüsrana uğrayan bühtandır ve aşkla anılır

 

Kıskançlık

Kul için haktır arî olan zandır

Cemal için nedamet duyulması hırsın katıdır

 

Azimet

Kulluk noktasında ihsanda

Fevri davranışlar ihlasla hiç bağdaşmamakta

MU
27.05.2008 19:38
#169

O ne muazzam bir sanattır!

 

Aşk

Bir hazdır

Aşk ne sabırdır

 

Aşk

Hal ile başkadır

Aşk halde sürurudur!

 

Müminleri

Anlamlı kılanda budur

Çileyi yudumlayarak solumaktır

 

Onunla

Barışık olmayı başarmaktır

Bir nedamet duymadan yaşamaktır

 

Hareket

Ve kuvvetin sahibine koşmaktır

Keşke lerden sürekli olarak sıyrılmaktır

 

Umut için

Cehtte bulunarak kucaklaşmaktır

Rahmetin kadrinde serinleyerek barışmaktır

MU
28.05.2008 09:42
#170

İnsan kul olgusundan uzaklaşınca!

 

Bazen

İnsanlar gaflet ve delaleti

Bir kaftan olarak giyenler

 

Hayatı

Keyfiyet zindeliğinde

Ve burun delikleriyle temaşa ederler

 

Fanilik

Kaygısı asla bunları kesmez

Adavet ve hakaret bir üslup halini alır

 

Şekliyet

Bunların ana omurgaları oluşturur

Keyfiyet asla bir tatmin sırını dinlemez

 

Aidiyet

Artık bu nefisler için

Hiçbir önemlilik Arz etmez

 

Belam

Kimliğinin müntesipleri

Serinletmeye azami gayret gösterirler

 

Din olgusu

Tekebbürle yerini değiştirmiştir

Tebaa, kronik şaşkınlığın demindedir

 

İnsani Değerler

enaniyet harmanında Manayı ararlar

Hiddet ve şiddet Bu zevatın hasletleri olurlar

 

Emanetler

Mütecavizin

Vicdanına mahkûm edilmişlerdir

 

Akıl,

İzan, idrak

Sürekli ötelenerek dumura uğramıştır

 

Meşveret

Naralara tercih edilmiştir

Şura ancak vicdanlarda hayat bulmuştur

 

Ülkede

Şirret gizemlerin

Karargâhı olmuştur

 

Yönettiğini zanneden

Tağuti güçler korkak olduklarından

Tehditler karşısında yılgınlık yaşarlar

 

Bu zamanlarda

Ne yapacaklarını kestiremedikleri için

Yeni mecra ve maceralar kaçınılmazları olurlar

 

Arza,

Hükmettikleri zannına kaptırırlar kendilerini

Aveneleriyle bulunmak zorundalar yalnızlıktan korkarlar

 

En vahşi

Hayvan bile bunların yanında

Çok masum kalacağı muhakkaktır

 

Aşkın

Derinliğinde kaybolarak Kendini

Bir şey sanan Lanetlenmiş iblis

 

Emre

İtaatte Âdemi beşeri dikkate dahi almamıştı

Aşk Maksuda olmayınca Cefanın Cehennemi yer alır

 

Emre itaat

Evrensel mesaja ait olmayınca cahiliyettir

Perde olan, set kuran, karartan esfele safilin dedir

 

Vuslat

Yolcuları sabrederler bulunca yemezler

İnfak ederek gönül iklimimde hazzı yeşertirler

 

Zerreyi

Miktar bir korkuyu sinelerinde barındıramazlar

Bedenlerinin dünya için verildiğini İdrak ederek bilirler

 

Kurt

Parçalamış top mermisi delmiş zahiriyeti

Hissiyat itminan olarak Sancağın Altındadır mahiyeti

 

Ebedin ayan olan ve zamana bırakan deruni mühleti

MU
28.05.2008 10:03
#171

Yüreği dağlayan hisler!

 

Bizler

Hicran sızıyla insanız işte

Tutulmuşluğun bir perişanlığın da

 

Akan

Kanayan gönül acısında

Gönlümüz hiç elvermez hazırız işte

 

Yüreğim

Zaten yaralı kuş misali

Kanat çırpar mana kokan esintilere

 

Haşyetle

Bakan hoş kalbi gözlere

Anlam yüklü sözlere hal güzellerine

 

İstemem

Billahi sendeki emanet teni

Neyleyim sevdasız nefeslerin ellerini

 

Gönülden

Anlamayan sinedeki edebi

Arzularım o vakit teni bekleyen kefeni

 

Ey canı

Canandan bizar bırakan insan

Sende bir gün bunu yaşayacaksın inan

 

Vallahide

Aşksız bir can manasızdır kan

Aşk içinde dem alan ne güzel bir insan

 

Hani

Uçan kuş acımasızca vurulur ya

Aşk ile uçarken o kanatlarını çırparken

 

Çakılır

Aniden, her şeyden habersizken

Tıpkı benim gibi cansız düşer teninden

CI
28.05.2008 10:13
#172

Selamün Aleyküm,

 

Maşallah kardeşim, ellerine sağlık. Hepsini okuyamadım amma okuduklarım hoş şiirlerdi.

 

Yanlız, çok şansı olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Neden mi? Zamanında biz de böyle dizeleri sıralardık forumun bu köşesinde göğsümüzü gere gere. Tabi, biz şiirleri yayınladıkça Panturk ve Trradomir denilen katiller dizelerimi kurşunlarına dizerlerdi hem de benim gözlerim önünde. :) Bu yüzden şanslısın, Trradomir ve Panturk denilen dize katilleri pek gözükmüyor buralarda..

 

Eline sağlık.. Devam et yazmaya.

MU
28.05.2008 11:38
#173
Selamün Aleyküm,

 

Maşallah kardeşim, ellerine sağlık. Hepsini okuyamadım amma okuduklarım hoş şiirlerdi.

 

Yanlız, çok şansı olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Neden mi? Zamanında biz de böyle dizeleri sıralardık forumun bu köşesinde göğsümüzü gere gere. Tabi, biz şiirleri yayınladıkça Panturk ve Trradomir denilen katiller dizelerimi kurşunlarına dizerlerdi hem de benim gözlerim önünde. :) Bu yüzden şanslısın, Trradomir ve Panturk denilen dize katilleri pek gözükmüyor buralarda..

 

Eline sağlık.. Devam et yazmaya.

 

 

Ve aleyküm selam değerli kardeşim, çok teşekkürler ediyorum, yarımasrı geçkinbir ömürden sonra derlediğim düşüncelerimi yazmak bu zamanmış meğer, siz haklı olabilirsiniz, zira sabrıda bilensiniz, bu manada size ve aylinize sağlık ve afiyetler niyaz ediyor selam eğliyorum...

MU
28.05.2008 11:39
#174

Anlaşılır olmak zamanla mümkün!

 

Her anlatılan

Veya okunan her kez

Tarafından gereği kadar anlaşılmayabilir

 

Ben neyi

Düşüneceğimi bilmiyorsam

Bir mihengim yoksa bilgileri nasıl tasnif edeceğim

 

Kelime

Haznemin sınırı her neyse

Ancak duyduklarımı bu bilgiyle deşifre edebilirim

 

Anlayamadığım

Yerlere de, işime geldiği gibi

Yorumlar ekleyerek, bir üçüncü şahsa naklederim

 

Elimden

Gelen budur, diye

Söylenmeyi de asla ihmal edeceğimi sanmıyorum

 

Bu mantıkla

Hakkı ve hakikati anlamak için

Öncelikle fert kendi kişiliğiyle barışık olmalıdır

 

Hakikati

Beyan etmek çoğu

Zaman haz urun tarafından hemen anlaşılmaz

 

Hakikatin

Beyanı için kullanacağımız lisan

Edep ve nezaketle fevkalade uyumlu olmalıdır

 

Edep

Ve nezaket

İnsanlık dirliğinde bir medenilik ölçüsüdür

 

Su

İçmenin, yemek

Yemenin adabı nasıl bulunuyorsa olduğu misali

 

Konuşmanın

Ve yazmanın da bir adabı

Kamuya hitap edildiği için daha bir önem arz eder

 

Kamuyu

Hiç dikkate almadan

Aklına geldiği gibi yazan ve konuşanın,

 

Ahenge

Ve muvazeneye

Açlığı aciliyet kesbe der ve onun için bir elzem

 

Toplumun

Sosyal ve psikolojik tahlillerinin

Yapılması, ahaliye vaziyet ettikleri gafletinde bulunanları,

 

Elbette

Rahatsız edecektir, hakikati boğazı

Tahrik etmeden, ahenksizliğe ödün vermeden haykırmayı,

 

İlmi siyasetin

Öne çıkması olarak görebilmeliyiz.

Hesap gündemimizden çıkmamalıdır, zira

Ne zaman vereceğimizi bizler asla bilemiyoruz…

MU
28.05.2008 12:00
#175

Hasretiyle Onu anarken!

 

Öksüz

Bir yüreğin sahibiydi

Elbette yetmezdi birde yetimdi

 

Masumluğunun

Her bir zerresi onun

Gönül ikliminde kaimdi sessizdi

 

Sakinliği

Vakarındaydı unutulmaya

Yüz tutan tebessüm onun asla

 

Vazgeçilmez

Kanaatiydi biliyordu ki

Masrafsız bir ikramdı en şedit

 

Kalpleri

Açacak anahtardı

Niye esirgenir ki verilen rahmetti

 

Rahmetten

Habersiz gönüller şerdi

Şerrin içinde kilitlenmiş cahillerdi

 

Ne kadar

Gayret gösterdiyse yetmedi

Dışlandı, horlandı, hakir görülendi

 

Sabır

Dilemeli, metaneti seçmeliydi

Nitekim şeksiz şüphesizde öyle yaptı

 

Hak adına,

Hakikat namına ne varsa

Uykusuz gecelerinde donanıyordu

 

İnsan

Kimliğinde hiç bir insanın

Asla ve kata tahammül edemeyeceği

 

Cefayı bir

Aşkın sevdalısı olarak yaşıyor

Her sıkıntıyı, reva görülen her ezayı

 

Hareket

Ve kuvvetin gerçek sahibinin

Yakinen bildiğini biliyordu şükrediyordu

 

Öyle bir

Vakit geldi ki takat tükenirdi

En sevdiği hayatını vakfettiği asudesi

 

Gönlünün

Ehli sahavet timsali insan

İlk işvereni ilk gönlüne giren kişiydi

 

Kadınların

Namütenahi temsilcisiydi

O hep verendi hiç esirgemeyen biriydi

 

İlk inanan

Bir kadın Ahsen’i takvimdi

Mühlet bitmişti en sevdiğini bırakmıştı

 

Hakka

Teslim olmuştu o yalnız kalmıştı

O kadar çok mahzunluğu yaşıyordu ki

 

Aynı zaman

Diliminde birde hamisi olan

Amcası vefat edince efkâr perdelemişti

 

Şerrin,

Cehaletin, zilletin her adavetin

Mümessilleri saldırıyı çok artırmışlardı

 

O rahmet

Vesilesi insan hayli daralmıştı

Niyetlenmişti hısımlarının bulunduğu

 

Taife

Gitmeliydi belki orada ferahladı

Ama olmadı hadsizce kandırılan küçük

 

Zavallı

Çocukların taş yağmuru altındaydı

Yaralanmıştı kan akıyordu yorulmuştu

 

Yol arkadaşı

Çaresizdi elinden sadece gelen

Kedini siper ederek o acıyı azaltmaktı

 

Bu o kadar

Vahim ve acı bir durumdu ki

Cebrail bile dayanamadı anında yanındaydı

 

Kâinatın

Hâkiminin neler yapacağını anlattı

Rahmet vesilesi kutlu insan dayanamazdı

 

Aman Yarabbi

Onlar bilmiyorlar ne olur affet

Onların neslinden nice insanlar inanacaklar

 

Ben razıyım

Onlardan sende razı ol dedi

Azabın şiddetiyle gelmesini engellemişti

 

İşte böyle

Bir peygamberdi efendimiz

Mürşidi kâmilin vurana elsiz sövene dilsiz

 

Derken rahmet peygamberini aksediyordu…

MU
28.05.2008 12:22
#176

Yaşamaktan maksat heyhat!

 

Daldım

Yine şu gecenin matemine

Saldım melalimi sesin kesildiği yere

 

Yoksun

İşte, her şeyim bulunsa bile

Neyleyim sensiz melalin kederlerini

 

Beni ben

Yapan senin tefekküründü

Görünmezlerde salınan güzel güldü

 

Ne güzeldi

Mananın enginliğindeydi

Sabırla, melalinde şekillenen erendi

 

Haliyle

Hadsizliğimi serdeden edepti

Mizan için azimeti tercih eden abitti

 

Teni

Öteleyen, zevki dışlayan zakirdi

Mana için hayatını vakfeden bir erdi

 

Çaresiz

Kalıyor halime de acıyordum

Oysa elbette bende âdemi mutlaktım

 

Neden

Nefsimin gölgesinde salınırdım

Akıbetimi hiç hesaplamadan yaşardım

MU
28.05.2008 13:53
#177

Yaşamak böylemi anlamak!

 

Her şey

Aslında sevgi adına başlıyor

Hırs merakın arkasında yerini alıyor

 

Rolcü

Sayesinde, oyun sahneleniyor

Biri kaygılanıp umarken biride avlıyor

 

Aslında

Bir yönüyle yaşamak diyorlar

Bir had olacağını hiç idrak edemiyorlar

 

Bir zaman

Demleniyorlar ter kokuyorlar

Soluksuz kalmayı marifet zannediyorlar

 

Artık

Merak deşifre edilmişti bir yenisi

Zevki uğruna aranmaktır her bir gayesi

 

Uçkurundadır

Arsızın payesi edepsiz hali

İnsanlık adına pazarlamaktır hengâmesi

 

Ne var ki

İnsanın işte hem inanmaktayız

Bu densizlere aptalca bir alkış tutmaktayız

 

Ne olduğu

Bilinmez heyecanı yaşamaktayız

Gülmekten dört köşe olmaktayız, akılsızız

 

Öyle bir

Emanet ki dağlar kabul etmemişti

Mükellefiyet nedir onlar öyle güzel bilirlerdi

 

Haşyette

Süzülen, ahiri bilen hoş dervişlerdi

Zikrederken meşk eden, vuslat habercisiydi

MU
28.05.2008 16:29
#178

Tebaa nazarıyla halimiz!

 

Milletin efradı,

Milliyetinden dışlandı!

Vatandaşlara hissiyatı akidesi yaşatılmadı!

 

Bizzat

Devlet yönetiminden dışlandı?

Efrada hizmet değil, vaziyet edilir dendi!

 

Her kurumda,

Kuyruklarda bekletildi!

Mehmetçik dendi, anası kapı dışarı edildi!

 

Kime

Sütçü imam ünvanı verildi!

Mücahidelerimizin, tesettürüne leke sürüldü!

 

Softalık

Peygamber sünneti dendi sakala!

Yeşilçam’da, yıllarca çemberle maskelendi!

 

Okuyun,

Bir adam olun dendi!

Adam zannedilenler, menfaatle şekillendi!

 

Seçmensin

Durma hakkını kullan dendi!

Seçtiklerimiz, hortumlarla keselendi!

 

Şeriatın

Kestiği parmak acımaz dendi!

Yasayla parmak kesmeye son verildi!

 

Zina

Nesil emniyetini tehdit eder dendi!

Ne hikmetse zina tehdit olmaktan kurtarıldı!

 

Ahlak,

Edep, namus, hayâ, terbiye dendi!

Her türlü fuhşu yat fütursuzca sahnelendi!

 

Benim

Mukaddesatım, kutsallarım dendi!

En galiz küfürler, bunlar üzerinde denendi!

 

Yıllarca

Alkol, sigara sağlığa zararlı dendi!

Bizzat devler tarafından üretime devam edildi!

 

Radyo,

Basın, yayın, çok önemlidir dendi!

BBC, CNN, USA sesi, elemanları finaslandı!

 

Zalim,

müstekbir, tagut, katil, coniler denildi!

Denizlerimizde demirlendi, bedenler ikram edildi!

 

Profesör,

Doktor, mühendis, muta it denildi!

Milletin efradının acımadan kanına kenelendi!

 

Dile geldi

Milli eğitim çok önemli dendi?

Maymun neslinden geldiğim efrada öğretildi?

 

Hazindir

Bu tespitleri yazarken, içim sızlıyor,

Daha fazla yazacak mecali bulmam zor görünüyor.

 

Ne yapsın

Bu millet, yıllarca inim inim inletildi?

Kime ne soracağını çoktan şaşırdı kaldı!

Sormak için, bilmenin yolunu dahi unuttu…

MU
28.05.2008 17:01
#179

Olsun ne olacaksa!

 

 

Dinmek

Bilmiyor kalbimin

Bu hicranı mey anını

 

Söyleyemem

Artık kimseye bilmesin

Bir lahzayı kelamda bulunmasın

 

Dilemedin

Her neyse yüreğimde dinmeyen

Sızıyı kimseler görmesin açmadım ağzımı

 

Dil-i sinemden

Süzülen bir acıyı Düşen Hicran

İçin nefeslenen kadrini bilen yaprakların

 

hilminde

Andım semadan yağan her damlayla

Yüreğimi ovaladım varamadım kimseye

 

Biçare

Bahtımı oyaladım istemiyordum

Bir derman olmasın kimseye istemiyordum

 

Hicranın

Yaşandığı her sinede ki

Divaneyle solusun aşkın her zerresinde koşsun

 

Gülüne

Ne bülbüle ne de gönlünde

Açan gül-ü sevgiliye öyle bir aşk ki yaşanan

 

Âlemler

Hakikat-ı hayran sineyi halime

Zuhur etti aniden kimdi nereden bilirdi

 

Bilemem ki

Bir ömre sığmayan sevgiden

Nakşedecek haz-ı aşktan yüreğimde

 

Dinmeyen

Yaradan var olan aşktan ne büyük

Bir hezeyandır ve hatta gaflettir belki beyan

 

Ettiğim

Bu gerçekler dil mahkûm ten mahkûm

Gözler hep mahkûm salın gülmeyin A dostlar

 

Bilinmezdi

Yaşadığım aşkın ızdırabı nerden bilinirdi ki

Ben bilir miydim kalbimden damlayacak her yaşı

 

Razıyım

Elbette mahkûmum her hale

Çilenin her bir katresine zihnim tarumar haline

 

Beden

Bitap yaşanır mı artık

Bu anlamsız hayat dalsız bir ağaç

 

Kanatsız

Yarsız şimdi ne olacak varsın

Toprağın olsun her yaşanmayan bize kalan acı hayat

MU
29.05.2008 09:21
#180

Nakşeden İzler (anı roman 14)

 

 

O insanı görmeden, mezarlığı en mahrem haliyle yaşadım bir an.

Çeşitli meyvelerin, bulunduğu bahçe dünyanın idi

Ama ben burada bilmediğim cenneti anmıştım.

 

Peygamber ve onun sevgili Rabbine yakın olmam.

Rehber olan Kuran’ı ve inmesine vesile olan insanları,

Huzur ve emin olmanın, sevincini bizzat yaşadım ve gördüm.

 

Yaşadığım güzelliklerde bunlar gizlidir, işte hikmetleri de budur.

Haktan geldik ve yine ona döneceğiz diyerek buharlaşmayan,

Amellerimizin kurtuluş reçetemiz olacağını idrak ederek, infak yapmalıyız.

 

Dünya ve nimetlerinin kimin olduğunu bilerek, tekebbürden uzak durmalıyız.

Kur’an ve inmesine vesile olan peygamberini, nefsimizden ziyade sevmeliyiz.

 

Onun ümmeti için bıraktıklarını vuslat pusulası olarak görmeliyiz.

Tüm bunlara rağmen Allah ve resulüne yabancı kalıyor isek.

 

Nefsimizin hazin ve trajikomik durumunun,

Kimseyi de şefaatçi yapmayacağını mutlaka bilmeliyiz.

 

Allah hayırlısını versin, her neyse içim rahattı.

Artık bu sevincimi paylaşmalıydım, içim içime sığmıyordu.

Yaşadıklarımı makul ölçülerde sevdiklerime anlatmalıydım.

 

Sevgili annem ve babamla paylaşamazdım.

Zira onların bu konuları anlayacak durumları bulunmuyordu.

 

Kolay değildi sülalemizde bir ben, bu manada beş vakit namazı eda ediyor ve kıyafetimi dahi farklı giyerek takva uygunluğu arıyordum.

 

Genç yaşımda sakal bırakmıştım.

İslami söylemleri, sinemde bir muştu gibi saklıyordum.

 

Geleceğin meşalesini umutla yakarak, bu meşaleyi onurla taşımaya gayret gösteriyordum.

Anneannem, dayılarım ve teyzem, sol yelpazesinde bulunan insanlardı.

 

Cami, hoca veya hafız deyimleri onlar için çok bir şey ifade etmeyen, içi boş kelimelerdi. Benim durumuma oldukça hayret eder ve şaşarlardı.

 

Benim hangi süreçlerden, geçtiğim ve bu yolu neden seçtiğim, onların ilgi alanlarına girmiyordu.

 

Anneannemiz annemin öz annesi değildi.

Annem dünyaya geldikten 5 gün sonra annesi vefat etmiş ve ne yazık ki, daha yaşına dahi girmeden yetim kalmış.

 

Büyükbaba dediğimiz annemin babası bir müddet beklemiş, baktı ki olmuyor, yine evlenmiş.

 

Fakat hanımı 3 yıl sonra yine ölmüş.

Bir zaman sonra, şimdiki anneanne dediğimiz hanımını almış.

Analık olduğu için midir, nedir bilemiyorum!

 

Bu kadın anneme zülüm adına ne biliyorsa hiç esirgememiş.

Bir çocuğa karşı, bu kadar acımasız olmak ve yetim çocuğu sevgiden mahrum bırakmak, niçin gerekliydi, bilmek isterdim doğrusu.

 

Bunlardan birisi ve diğerlerinden büyük olan;

Mustafa dayım bir gün, bugünkü gibi iyi hatırlıyorum ve henüz 4–5 yaşında bulunuyordum, öğleden sonra idi.

 

Annem dış kapının önünde dizi bükülü otururken, dayım annemin yanı başında ayakta durarak, sert ve kızgın bir şekilde anneme kızıyordu.

Ben çok üzülüyordum fakat bir şeyde yapamıyordum.

 

Dayım anneme istemiş olduğu kolonyayı almadı diye, annemin dizine öyle vuruyordu ki, bir bilseniz, için kan ağladı.

 

O an dayıma olan kızgınlığım ve şahit olduğum olay, hala aklıma geldikçe hayıflanıyorum ve ne kadar çok üzüldüğümü anlıyorum.

 

Anneme vurduğu ve kızdığı için, sinemde mahkûm ettiğim dayım, kibirli, kimseyle konuşmayan havacı astsubay olan bir kişiydi.

 

Oysaki o yaşadığım olaya kadar, dayım bizlere hiç şefkat göstermese dahi, asker olduğu için ona gıpta ediyordum ve böyle bir dayım var diye seviniyordum.

 

Zeki dayım ise; kara takım kabilinden sayılan, Mustafa dayımın tam zıttı bir kişiliğe sahip, mütereddit hali eksik olmazdı.

 

Hanımı öğretmendi ve ondan son derece çekinirdi, fakat alçak gönüllü olması ve bizlerden sevgisini esirgememesi çok özeldi, oda asker ve karacı bir astsubaydı.

 

Benden bir yaş küçük teyzem, oldukça insancıl, her iki dayımdan farklı, biraz tok sözlü, Ankara adli tıpta görevli bir doktor olarak çalışıyordu.

 

Büyük ablam Ankara da, Çincin bağlarında, iskeletçi ustası olan beyi ile, kahırlı günler geçiriyordu.

 

Zira beyi beşer olmaktan kurtulamamış, işe gitmeyi istemediği için adeta sürünerek gidiyor ve acıdır ki, evinin ekonomik durumunu pek önemsemiyordu. Akranlarının çok gerisinde kaldığının farkına dahi varamıyordu.

 

Ablamın göz nuru dökerek, el işleriyle kazandığı küçük paralarla idare etmeyi içine sindiren, ay içinde 2–3 hafta çalışan ve sonra kaytaran zavallı, fakat iyi niyetli bir insan diye tanıyabiliriz.

 

Küçük ablam Almanya da beyi ile çalışan, oldukça çile çekmiş, gençliğini bir gün olsun yaşayamamış, kahırla gününü geçiren, sevgiye susamış bir insandı.

 

Her iki ablamda, maalesef annemin mantıksız, plansız, acımasız ve manasız kararlarından dolayı, çok küçük yaşlarda talihsizce, seçeneksiz ve istemedikleri halde birer evlilik tecrübeleri olmuştu.

 

Şimdiki eşleri, bu durumları bilerek ve de isteyerek, ikinci evliliklerini yapmışlardı, yıllar geçti 30–35 yıl oldu, hala mutlu ve umutlu bir şekilde geçinip gidiyorlar.

 

Ben evimizin en küçüğü olduğum için, küçük ablamla üç yaş, büyük ablamla beş yaş farkımız vardı.

 

Çok küçük yaşlarda iken yaşadıkları bu talihsiz evlilikler, benim ruhumda çok derin yaralar bıraktı.

 

Şahit olmak zorunda bırakıldığım bu trajikomik olaylar, kanıma dokunuyordu, fakat seyretmek zorumda kalıyordum.

 

Karar veren annemdi, mağdur olanda ablamdı, sırf bu açmazlar, içimi dağlıyordu ve hiçbir şey yapamamanın acısını ne yazık ki, yıllarca içimde yaşadım.

 

İçimden annemi suçluyorum o an, yanımız da bulunmayan ve Ankara da yaşayan dayılarımdan dahi medet umuyordum.

Bu üzücü olaya birileri engel olsunlar diyerek etrafıma bakınıyordum fakat nafileydi.

 

Bir taraftan annemi de düşünüyorum, fakat bir türlü suçlayamıyorum.

Çünkü henüz beş günlükken annesi ölmüş, iki analık elinde büyümüş, fakat neler çekmiş bir bilseniz, yazmaya kalksam, muazzam bir kitap olurdu.

 

Aklını kullanmamış, tecrübelerini mukayese etmemiş, dost ve ahbaplarını, neye göre seçeceğini bilememiş, biraz gözü pek, fakat zavallı olan, beşer olmaktan kendini kurtaramayan bir insan.

 

Sevgili babam, “dünya varmış, yar yokmuş bana ne” kabilinde olan, oldukça saf bulunan bir kişiliğe sahipti.

 

Caddeden karşıya geçmek için, bir kaldırımdan diğerine geçerken, en az beş defa araç geliyor mu diye bakıyordu.

 

Araç yoksa dahi karşıya, koşarak geçmeyi marifet sayarak, canının kıymetini biliyordu, fakat maalesef hanımına ve çocuklarına duyarsız kalıyordu.

 

Evin her türlü ihtiyacını ve yükünü, hanımına bırakan, kızdığı zaman gözü kararan, kendi halinde zararsızdı.

 

Bir ideali yoktu, hedefi bulunmuyordu, dedikodudan ve lüzumsuz sözlerden uzak kalırdı, beşer olmaktan kendini kurtaramamış iyi bir insandı.

 

Allah’tan akrabalar vesile olmuşlarda, Sümer bez fabrikasına girerek, iş bulmuşlar ve idarecilerin kurduğu kooperatiften nihayet bir ev sahibi olmuşuz.

 

Çok küçük yaşlarımda hatırlarım, babamın maaş alacağı zaman, Sümer’in kapısında beklerdik, bulamayınca babamı sabahçı kahvelerine gider arardık.

 

Yoksa mesai arkadaşları, kandırarak kötü olan yollara götürürler ve babam maaşı tüketmiş olarak, eli, avucu bomboş halde eve gelirdi.

 

Daha hala sevgili babamın, beni bir gün kucağına alarak sevdiğini ve benimle ilgilendiğini ve hatta kucağına alarak oğlum dediğini, maalesef hiç hatırlamıyorum.

 

Ben içimde hissettiğim, sevgi ve şefkat yokluğunu, babamı ve annemi daha çok severek, bilakis onlara bunu gösteriyordum, hatta birer çocuk gibi ilgilenerek, günlerimi geçiriyordum.

 

İşte o nedenle, Yahyalı kavacıkta yaşadığım güzellikleri ve sevincimi, bu insanlarla paylaşamazdım, zaten namaz dahi kılmıyorlardı.

 

Namaz dedim de; yakınlarıma yararlı olmak adına yaptıklarımı hatırladım.

Sevgili babama, anneme, ablalarıma namaz konusundaki, hassasiyeti ve önemini anlatarak, onların psikolojilerini bilmem sebebi ile çok zorlanmadım.

 

Bir Müslüman olarak, namaz kılmamak gibi bir lüksleri olmadığını ve başka bir kurtuluş yolu bulunmadığını izah ediyordum.

 

Zaten cehennemden bir ölçüde farksız olan, maneviyattan yoksun yaşantıları, daha fazla uzun süremezdi ve sürmemeliydi.

 

Bu konunun bir başka seçeneği yoktu, bu aşamadan sonra olmamalıydı, onlara bildiklerimi, dilimin döndüğünce anlattım ve olmazsa olmaz şartımı arz ettim!

 

Namazlarına başlamadıkları takdirde, onları terk edeceğimi, daha mı olmadı reddedeceğimi söylemek durumunda kaldım ve onlara bir mühlet verdim.

 

Rabbime sonsuz şükürler olsun ki, hepside namazlarına başladılar, Kur’an okumayı öğrendiler ve ben evlatları, kardeşleri olarak fevkalade huzur buldum, rahatladım ve o bu nedenle, en yakınlarıma karşı görevimi yaptığıma inanıyordum.

 

Yahyalı kavacık ziyaretimi ve orda yaşadıklarımı, arkadaşım Mehmet’e anlatarak, onunla hemhal oldum ve sevindim paylaştım. Mehmet te bende yaşamış gibi oldum, Allah senden razı olsun, diyerek sevincini izhar etti.

 

İşten servisle eve geliyordum, servis yeni mahalle meydanda durarak, burada inecekleri bekliyorduk.

 

Yorgundum, Mükremin hocayı, dolmuşun kapısını açarken fark ettim, bana yönelerek servisin yanına geldi.

 

Ve sevgilim ne diye inmiyorsun aşağıya, inan ki bak seni çok özledim ve asla bırakmam diyerek, kolumdan tuttu ve servis aracından aşağıya çekerek indirdi.

 

Sarılıp kucaklaştık, yine meşhur derviş bakkaldan bir karpuz alarak, hemen orada bulunan bir kasa üzerinde, keserek ikramda bulundu, çok ikram olmuştu sağ olsun, Allah geçmişlerine rahmet eylesin.

 

O an aklıma geldi ve Yahyalıda yaşadığım, unutulmaz hatıramı bir solukta sevgili Mükremin hocama da anlattım.

 

Dizlerime ellerini koyarak, o kadar şaşırmıştı ki, sanki rahmetlik babasını yeniden görmüş gibi sevinerek, anlatmaya devam etmemi arzuluyordu.

 

Meğer Hafız Mükremin hocam da, Hacı Hasan efendi diye bilinen ve benimde sohbetinden çok etkilendiğim zatı muhtereme intisaplıymış.

 

Bunu bilmiyordum ve o an öğrendim, fevkalade sevinmiştim.

Müsaade isteyerek, vedalaşıp ayrıldım, fakat yorgunluğumdan eser kalmamıştı, yeniden şarj olmuştum ve sükûnete ulaşmıştım.

 

Bu kadar kısa bir zaman diliminde, bu kadar farklılaşmayı, nasıl ve ne şekilde izah edecektik.

 

Bizlere bu imkânları bahşeden, hiç ummadığımız anda vesile kılan Allah’a, nasıl şükretmeyelim ve niçin bundan mahrum kalalım.

 

Ankara’daki ablamın beyi, sürekli mektup yazıyor ve Kayseri’ye yerleşmek istiyordu, benden yardım ve destek bekliyordu.

 

Bende en yakınlarımın her zaman, etrafımda olmalarını isterdim, çünkü küçüklüğümde ve gücümün yetersiz olduğu zamanlarda, yardımcı olamadığım ablalarıma bir vefa borcumun olduğuna inanıyordum.

 

(devamı Nakşeden izler 15)

MU
02.06.2008 14:43
#181

Bir zamanlar yağan karlar!

 

Bembeyaz yağan kar

Nimetin sorası ve temiz bir örtüsüdür

Toprak mutlaka gizleyendir, sırları devran eden erktir

 

Suya hasret

Bir toprak, maalesef hırçın kemirendir

Şevksiz bir insan gibidir, hiddeti önceleyendir sefildir

 

Kar kavlince

Naif bir şekilde yumuşacık temas eder

Boynu büküktür, hizmet için vardır, bir hayâ ölçüsüdür

 

Azgın toprağın

Hiddetinden kurtulması için bir rahmet ölçüsüdür

Onu yumuşatır, mülayimliğe kavuşturur kemaliyet öğretir

 

Kar semadan

Toprak için gönderilen en güzel bir duvaktır

Berivanlar iç güzelliğini, neşeyi, sevincini sembolize ederler

 

Hanım nisalar

Arzın en büyük dengesidirler, bizi biz yapan güzelliktir

Asiye, Meryem, Fatıma isimleri onlar için dirliğin ahengidir

 

Yaratılış

Hilkatini bilerek, ilahi emre tabi olarak yaşamaları asıldır

Ancak bu halleriyle de kardır, berivandır, mülayim bir topraktır

 

İnsan olarak

Yaratılan her bir can, nefsleri ile imtihandadır

İrade en güzeli yansıtandır, yoksa evrensel mesaj nite vardır

 

Terbiye edilen

Her bir nefs, aşk için çalışan bir canı yeksandır

Topraktır, kardır, perivandır, bir tek ölçüsü hak rızası olandır

 

Azgın bir nefste

Suya hasret bir toprağın yarılmaları halindedir

Ahengi bulunmayan, meşkten anlamayan, şerle refakat edendir

 

Hiçbir nebatat

Bitmez, haşarat bile terk eder, rahmet bitmiştir

Bu bakımdan kızlarımız, beden örtülerini, tenlerin, enlerini

 

Hiçbir sarfı

Nazar etmeden yaşamaları en büyük hicranımızdır

Onlar naif bir gül iken, gülden anlamayan nice betbah ruhlar

 

İnandırırlar

Kandırırlar, acıma hissi vicdanındır onlarda bulunmaz

Her bir katresi kopartılan gül çaresizdir, ancak katresi gitmiştir

 

Eriyen bir kar gibi

Solan berivan gibi, kuruyan toprak gibi

Hiçbir gizemi kalmadığından, cazibe olmaktan çok uzaklardır

 

Böyle durumlarda

Bu bühtan nefsin sahipleri, arsızlığa sığınırlar

Kılıf olarak ta sosyal içerikli faaliyetler olduğunu zikrederler

 

Hilkatinin gereği

Kendi için asıl olan değeri terk edince batar

Battıkça gizli feryatlarıyla, avuntu kursaklarıyla taraftar bulurlar

 

Öyleye şartlar

Çok acımasız, ne derler kaygısı peşlerini bırakmaz.

Saçıldıkça bir izzetin geleceğini sanırlar, sanki kırılmış karpuzlar

 

Manavlar dahi

O karpuzu satmaktan muaf tutarlar, satamazlar

İnsanın kendi sınırları çerçevesinde, özeli dairesinde serbesttir

 

Ancak dışarı

Adı üzerinde olan harici sınır, had gerektirendir

Toplumun sosyal yapısı elbette çok önemlidir, ancak bu yapıyı

 

Düzenleyen

Sebepler, neye göre şekilleniyorlar bilinmelidir

Milleti millet yapan vazgeçilmez değerleridir, yalnız toprak değildir

 

Bin yıllık tarihinden

Kopartılan bu milletin efratları açıkta kaldılar

Çaresizdiler, önlerine dayattıkları, zorunda bıraktıkları seçenekler

 

Biçare olarak

Seçmek zorunda bırakılmalarıydı, uymak zorun dalardı

İnanç vicdana mahkûm edilen bir durumdu, Kuran anlaşılmamalıydı

 

Peygamber

Çöl bedevisi diye anlıyordu, sütçü imam sanki hadsizdi

Kızları sakın okutmayın, yavuklularına mektup yazar diyen zihniyet

 

Strateji değiştirmişti

Kızları okutun fakat saçlarını mutlaka açın dendi

Tabi okuyacak olan kızın saçımıydı, yoksa kafasının çalışması mıydı

 

Defileler en güzel

Teşhir aracıydı, kimlerin üzerinden kazanıyorlardı

Bembeyaz bir kar olarak kalsalardı, berivan gibi güzel koksalardı…

MU
02.06.2008 17:47
#182

İdrak aidiyetindir muhakkak!

 

Toprak,

Arzın döşeği serilmiştir yere

Olmaz bir itirazı, yapılan her bir şeye

 

Çiğnenirsin,

Dökülürsün yinede çok sessizsin

Suhulette sabredersin, gördüğün her şeye

 

Bereket

Kapısı, tohumların bir yuvası

İnsan ki, husule gelir âdemi beşer mayası

 

Kıtaların

Anası, denizlerin hırçın dalgası

Hakikatin şahikası, insanın aşikâr manası

 

Güneşin

Aşkı, ayın sevdası yıldınız ahısın

Dağın odağı, karın, yağmurun mümbit yatağısın

 

Nebatatın

Membaı, hayvanatın barınağı,

Enaniyetin, tekebbür kimliğin de şahit olanısın

 

Sabrı halsin

İfşayı sevmezsin, Ona bırakırsın

Kâinatın en şereflilerini iftiharla bağrında yatırırsın

 

Bir beklentin

Bulunmaz, şekliyete dalmazsın

Çocuğu şefkatle kucaklar, onlara sem hiç kızmazsın

 

Hazindir ki

Hakikatin izlerini itiraf etmeyiz

Saçarız, pareleriz, günahlarımızı gizleyerek örteriz

 

Ondan

Besleniriz, mekânın da kayboluruz

Hiç itiraz etmez, asla gücenmez, tebessümü eksik etmez

 

Hayatın

Manası, anıların bir karesi kabirdir

Ahirin penceresi, mizanın beklentisi haşyet yelpazenesidir

 

Bedeni

Temizler, iskeleti süzer ve o anı bekler

Nefesler insan ve can kimliğinde kayda giren hazanlar

 

Ey Hak

Biçare olduğumuz malumundu

Elçiler, nebiler, gönderdin, bizzat ihmal edildin

 

Eşrefi

Mahlûkat payesi verdin, taltif ettin

Zerrelerin sahibiydin, kâinatın hâkimiydin,

 

Ama azgın

Bir nefsin sahibi bulunan kullar

Olarak avuntuyduk, sana olan kulluğumuzu hep unuttuk

 

Sen ki arzın

Ve arşın sahibi, canların banisisin

Bizlerden, rahmetini ve merhametini esirgemezsin

MU
09.06.2008 14:44
#183

Kelimeler seninle başka oluyor!

 

Gözlerin

Gözlerimi ziyaret ettiğinde

Ruhumda bir coşkunun izlerini aralamıştım

 

Yüreğim

Ziyadesiyle ivme kazanıyor

Hislerin dalgalar misali halimi kuşatıyordu

 

Seninle

Konuşmak, lisanı anlamlaştırmak

Yüreğin enginliğinde senin sevginle nefes almak

 

Yıllar

Dile gelen tüm anlar

Vaktin, mücerret tecellinin inkişafıyla karşı karşıyaydı

 

Gözlerimi

Kuraklığında fersiz bıraktığım

Arayışlar, umut dirliğinde sessizce yakarışlar duyuluyordu

 

Anlamıştım

Sende ben vardım bende sen

Yapraklar sararsalar, dallar mahzun kalsalar değişmiyordu

 

Halimde

Husule gelen sevinç başkaydı

Sinemde engin bir genişlik yelpazesi vücut buluyordu

 

Kuşlar

Misali uçmak, aşiyanı solumak

Muhabbetle yılara hasret demlediğim sevgimi konuşmaktı

 

Zariftin

Naif bir sezgiydin, güzeldin

Sözlerin, kelamı kâmildi, vuslat senin hilkatinde vardı

 

Kopardığın

Avuçlarında tefekküre daldığın

Ve sessizliğinle anlamlaştırdığın darcığın fevkalade berraktı

 

Kelimelerin

Bu kadar lahuti bir ahenkle beyanı

Karşısında sukuta mecbur kalmam acizliğimin devamındaydı

 

Anlamak

Onun için yaşamaya gerekçe aramak

Sevgiyi, hak edildiği müddetçe yozlaştırmadan kalbe ulaştırmak

MU
09.06.2008 16:22
#184

Issız kaldırımlar!

 

İsmini

Kaç kez telaffuz

Ettiğimi bilmiyorum

 

Yalnızlığın

Fakirliğinde sensiz

Hıçkırıyor halime acıyorum

 

Vefasızlığın

Kadrini, hukukun

Şevkini diliyor, onu arzuluyorum

 

Sahipsiz

Sokaklarda ıssız

Kaldırımlarda soluyorum

 

Hıncım

Mermi olsaydı,

Sıkardım kahrıma anla

 

Sana

Muhtaç olduğumu

Hayıflanarak hiç anma

 

Solgun

Yürekte çok

Üşüyorum artık hissetsene

 

Şimdi

Nerelerdesin

Bir ses verip kelam etsene

 

Kader

Mahkûmu derler ya

Sen asla onlara inanma

 

Tercihlerini

Sorgula, heveslerini

Şimdi bir kez daha yorumla

 

Sen

Sen ol seveni kendi

Zevklerin uğruna yorma

 

Umutsuzluğu

Solutma sevildiğini

Tefekkür ederek şimdi anla

MU
09.06.2008 17:28
#185

Ben kayboldum anne!

 

Anne

Beni bul artık

Silik yamaçlardan bıktık usandık

 

Ruhun

Horlanmışlığından

Mananın dışlanmışlığından bizar olduk

 

Varoşlar

Soluk soluğa hıçkırıklar

Yağmurlarda tufan yaşayan sabi çocuklar

 

Hastaneler

Acizlere kim rağbet eder

Fakirliğin içinde gizlenen hazindedir hikmetler

 

Zaptiyeler

Bir maaş için tuğyan edenler

Hak hukuk dinlemeyen mezalim kusan nefesler

 

Hepsi

Annenin şefkatindeydi

Şimdi onlar saltanat için el hak şekillendi

 

Ne dendi

Millet için hizmet esası dilendi

Kimler parsellendi, sermaye için akide geçildi

 

Korku

Haşyetin nevinden şubeydi

Şimdi can kimin derdi, intihar sitayiş için gerekti

 

Anne

Söyler misin ne denirdi

Şahadet için nesiller feda edilerek ant içildi

 

Toprak

Bereketini uzak eğledi

Rahmet esrarını deşifre etmeden sukut eğledi

 

Anne

Bunun için çekilir mi

Benim dünyaya gelmem için hiç sabredilir mi

 

Babam

İşçi emeklisi vadesi yetmedi

Onca döktüğü ter kimin için değerdi ey anne

 

Kimliğin

Buharlaştığı bir iklimde

Edebin yobazlık sayıldığı sefillik hengâmesinde

 

Senin

Ehemmiyet verdiğin

Mili birliğimizde nizam eden, yasayı delen nedir

 

Türküm

Derken, talanı riyayı

Doğruyum derken, bin ir çeşit dillenen yalanı

 

Menfaat

Uğruna görmediğim haramı

Hikâye misali dinlediğim ahirden vaazları

 

Anne

Ben nerdeyim kiminleyim

Tercihlerimin hevesinde gezinen bir nefesim

 

Gelirine

Göre, değeri yönlendiren

Gülü sadece günlere hasreden kariyerli âdemim

 

Anne

Ben senin büyüttüğün

Sütünü emzirdiğin, şefkatini verdiğin çocuğun muyum

 

Anne

Ben dehlizlerde gezinen

Çıkarını her şeyin üzerinde gören bir hissim

 

Beni

Şimdiki halimle sev

Çocukluğum mazi sayfalarında ve birde o resimde kaldı

MU
09.06.2008 19:02
#186

Kapı zamanında vurulmalı!

 

Tak tak tak

Annem oğlum katla

Bir kapıya bak diye nida edince

 

Besmele

Zikrimle, merak içinde

Kapının hiddetli cehliyle araladım

 

Üç polis

Simaları yılgınlıktan keyifsiz

Kapının önünden araba çalınmış dedi

 

Haberin

Var mı yı peşinden ekledi

Uyku sersemliği desem yaşlılığıma versem

 

Bir türkü

Muvazenem zuhur etmiyor

Polisleri pür dikkat dinlerken anlamlı gelmiyor

 

Gecenin

Yarısında vaziyet gülünç geliyor

Hangi arabadan bahsediyorsunuz diyesim geliyor

 

Henüz

Bir şey söylemesen

Bizimle karakola gelmeniz gerekiyor failler için

 

Deyince

Sabahı beklememek niye

Diye içimden geçirmiyor değildim olan garipliği

 

Nihayet

Çaresiz karakola geldik

Nahoş bir atmosferde nefes nefese sorgu edildik

 

Nezaret

İçinde el ense edilenlerin

Perişanlığını, acizliğini ibret içinde seyreyledik

 

Üç çocuk

Üçü de bir birinden kaçık

Bali keyfiyetinden evvel emirde olmuşlar sanık

 

Bu zavallılar

Müdavim olmuşlar nara kolda

Polisler aczi soluyor bunların dinmeyen heveslerinden

MU
10.06.2008 13:17
#187

Korkarım!

 

Ben

Sana anlatamam

Sessiz kaldırımlara anlattığım kadar

 

Sana

Düşlerimde ki sevdayla

Seslenemem, çekilirim kuytu kenarlara

 

Korkarım

Anlayama cağından

Müteredditlik yaşayacağında çekinirim

 

Yazdığın

Hissiyatını anlattığın

Tefekküre meftunum ben onunla doluyum

 

Hislerim

Sürgün, uzaklarda üzgün

Hasretin güzelliğinde ki ahengin dirliğinde

 

Mütemadiyen

Satırlarında arandığım şevkin

Hazzın imtinalığında teneffüs ettiğim hayalin

 

Baharı

Bembeyaz papatyaları

Rengârenk gelincik zarafetini yudumluyorum

 

Gökyüzünde

Turnaların gezginliğinde

Umudun dinmez hasretiyle sana olan hislerimle

 

Yalnız

Kendimle senin özleminle

Sessiz iklimlerde derlediğim hüzzam bestemle

 

Seslenirim

Ovalara, dinleyen dağlara

Yüreğimden sökün eden hıçkırıklarla yalnızlığımda

 

Sana

Layık olmayan bedbinliğimde

Sensiz çaresiz soluduğum hislerimin yaşattığı hüzünle

 

Denkliğim

Niteliğinde gördüğüm naifliğin

Sana ait olan muhabbetli ülfetin benim tek çaresizliğim

MU
11.06.2008 15:45
#188

Söylemek hissederek yürümek!

 

Bilir misin

Acılardan tutunarak

Esrarını koruyan işaret için yürümeyi

 

Nefesleri

Bahşedenin hükmünce

Tüketmeyi, öteyi nefeslerini hissetmeyi

 

Korkunun

Sineden sökülüp atıldığını

Kalbin, aklın, bilginin, vicdanın aydınlığını

 

Yaratan

Seni sana hikâye eden an

Dikkatinle anlam bulacak tükettiğin zaman

 

Can

Vaktin için seni yaşatan

Ruhun inhisarında, tahkikin icbarında olan

 

Korkma

Ölümden, gafleti anma

Aşkın güzelliğinde ki sevdadan sen soğuma

 

Geldin

Ki gideceğini hissetmelisin

Zamanın safhalarında kalbin sezgisini içmelisin

 

Hürriyeti

Kulluğunun gerekçesiyle

Özleştirerek cihanın sevgisini talep etmelisin

 

Fıtratın

Sırat için gayretli dikkatin

Hakka kul olmazsan, neye kulsun düşünmelisin

 

Sevgini

Sende gizlenen hazineyi

Neden esirgersin, kuraklıkta ömrünü tüketirsin

 

Baban

Sana kefaletiyle bakan

Can içinde canı külfetiyle yaşayandır has anan

 

Makam

Adamlıkta sıkıntı yaşamayan

Hakkın rızasında azimeti, çileyi sabırla kuşanan

MU
11.06.2008 17:52
#189

Göçüp gitmeden dem!

 

Aramayın

Kaldırımların ahıyım

Caddelerin yozlaşmışlığında yalnızım

 

Ruhun

Hüznüyle efkârı solurum

Sokakların müdavimi yapraklar okurum

 

Yoksulun

Çöpler içinde ki umudun

Aranan kollarda, parmakları sorgularım

 

Ellerim

Sazın perdelerinde hünerim

Hüznün serinliğinde yalnız demlenirim

 

Şiirlerim

Hezeyan içinde hislerim

Edebiyatın bendinde edebi nefeslenirim

 

Denemelerim

Ömür sayfasında inlerim

Zamanı beklerim, an için ürperir tenim

 

Hikâyelerim

Özelimi aşikâr eğlerim

Nesiller için idrakle hal anlaşılsın dilerim

 

Efradım

Uzanan haz dallarım

Şefkatleriyle varım, onlar için bahtiyarım

 

Refikam

Kan içinde şevk veren can

Hamiyeti kuşanan, muhabbeti bağışlayan

 

Kerimem

Mübareklikte sanki erdem

Hizmet içinde gülümseyen canı yekparem

 

Mahdumum

Gelecek için çok umutluyum

Dirayetlerinde azmi koklarım ben yolcuyum

 

Hanem

Dirliğimde ki hazinem

Kalbin zikrinde ki meşgalem sürur saifem

MU
12.06.2008 15:06
#190

Seni üzemem!

 

Hislerim

Hasretinle inlerken

Bıraktığın izlerin gölgesindeyim

 

Dinmeyen

Esintim ilham pirim

Sinemde tartışılmaz zenginliğim

 

Hazinem

Tefekkür ziyadem

Hali edep payem tevazuu hanem

 

Güzelliği

Fark edemediğim nevi

Serdettiğin sevgi yüreğimdir yeri

 

Zaman

Seninle hazzı kelam

Vuslat yolculuğunda hissedilir an

 

Beyan

Aşksız kuraklaşır can

Anlam, hakikat içinde gizemi olan

 

Sensiz

İklimler şefkatsiz

Semada gürleyen gök şimdi fersiz

 

Yağmur

Hasreti çekilen nur

Toprağın kadrinden seninle durulur

 

Nesiller

Şefkatten çok azadeler

Dirliği bilmeyen beyhude geçinenler

 

Teknik

Koymadı kimsede mertlik

Metelik kurşunları sıktıran kahpelik

 

Söyleyemem

Sana halimi arz edemem

Senin mefkûren, sürur içinde bir dem

 

Üzemem

Seni soysuzluğa şahit

Edepsizliğe zabit ettiremem çekilirim

 

Kendimle

Hasretin seninle ülfetine

Sevginin vakfedildiği güzelliğin şevkiyle

 

Vaktin

Tecellisiyle, azmin

Cehtin, sabrın toprağında olgunlaşmasıyla

 

Sana

Olan hasretim demim

Ben kendi sessizliğinde yol alan bir âdemim

 

Hamd

Ederim, hükmü bilirim

Kuvvetin sahibinde ben zavallı bir köleyim

 

Zikrederim

Fikirlerim niteliksiz bilirim

Ben kalbin vuzuhunda itminan olan zadeyim

MU
12.06.2008 17:07
#191

Sakin ve sessiz yürürken!

 

Ortalama

Bir ömrün anlarında

Üçte bir oranında sabrı derlemiştim

 

Hislerim

Ne kadar depreşse de

Dikkate almadan heveslere dalmadan

 

Açlığı

Oruçla güzelleştirerek

Nefsin hırçınlığını azimle gemleyerek

 

Ruhun

Serinliğinde meşk ederek

Kalbi lekeleri marazi kirleri def eyledim

 

Çünkü

Uzun soluklu yürüyüşün

İşaret taşlarında ki mefkûreyi nefeslerin

 

Namerde

Meyletmeyecek kadar

Erkekliğin, aşüfte edilen rezaleti zilletin

 

Adamlıkta

Saydamlıkta, sadakatte

Düşlerin haşyetinden murat almalıydım

 

Öteler

Ruhumla yaşayanlar

Muhabbet şefkati salan deruni hususiler

 

Mesaj

Aşikâr kalp onu anlar

Akıl, zikrin hakikatinde olmazsa olmazlar

 

Fikir

Düşünmek için bilgiyi

İkmal ettiren değerler bütünlüğünde yeldir

 

Hesap

Nefsin mutlakıyet rüknüdür

Mizan için sahifeler dürülür ömür tüketilir

 

Ölüm

Akleden için güzelliktir

Hesabı bilmeyen için düşünmek nafile iştir

MU
17.06.2008 11:13
#192

Nerdesin!

 

Kim bilir

Şimdi nerelerdesin

 

Hangi

İşlerle iştigal edersin

 

Kendi

İkliminde nefeslenirsin

 

Bahar

Çiçeklerin şevkine boyandı

 

Renkler

Melali hazandan kurtardı

 

Kuşlar

Umut için kanatlanarak uçtu

 

Lakin

Sen yoksun, yalnız bırakırsın

 

Hüznün

Sefilliğinde halimi yorarsın

 

Bizarlığın

O solgunluğunu yaşatırsın

 

Kelamı

Hasretiyle ne hazin anlatansın

 

Umudu

Halin çehresinde mahzunlaştırırsın

 

Gel artık

Çiçeklerin diliyle latif olan rengiyle

 

Yaprağın

Teslimiyetiyle, sessiz kanaatiyle

 

Yağmurun

Ansızın müjdelemesiyle bereketiyle

 

Gecenin

Haşyetinin açılan ibret sahnesiyle

 

Seherin

Güzelliğinde, kalbinin ferahlığıyla

MU
18.06.2008 11:21
#193

Sezgini kim anlıyordu!

 

Kimliğinizin

Nüvesinde yeryüzünde

Vicdan misali güller koparılıyordu

 

Hissiyat

Nedameti soluyordu

Hilkatim böyle olmamalı diyerek

 

İnsan

Kimliğinde ki vahşeti

Canavardan besbeter zilleti anıyor

 

Masum

Bedenlerin perişanlığını

Hunharca katledilen muratsız canları

 

Arzın

Hıçkırıklar içinde

Med ceziri yaşatan ibret sallanmasını

 

Müstezaf

Kimliğin sessiz çığlığını

Anaların dinmeden akan gözyaşlarını

 

Kadının

Irzın, namusun, arın

Medeniyet vitrininde salınan tuğyanı

 

Cahiliyete

Taş çıkartan pervasızlığı

Paganlaşmayı, sekülerle şen o iştahı

 

Tenlerin

Sübyan canı fidelerin

Fütursuzluğun, arlanmaz hezeyanın

 

Kurbanları

Olurken, zevk zadeler

Heveslerinin peşinden giden avareler

 

Kimlik

Sorunu yaşayan hisler

Aidiyetini bilmeyen şevksiz nefesler

 

Şahit

Oldukça rağmen yaşamak

Anlamsız kalmak, nazarları bırakmak

MU
18.06.2008 18:33
#194

Andım seni derinden!

 

Kalbim

Yine üzgün

Seni andımda bak derinden

 

Geçtim

Yine şimdi

Sararmış hazan bahçesinden

 

Üzgün

Ve kırılmış

İnce ve ben çok kederliyken

 

Senin

Halinden uzakken

Hicran sinemde baharı diliyor

 

Aşkının

Karşılığını bekliyor

Umutla o bulutları seyrediyor

 

Senin

Hasretinle tükeniyor

Sessizliğinde çiçekleri ekiyor

 

Sazendeyi

Bastığı perdeleri

Güftenin hüzünle uzandığını

 

Hayatı

Sensiz olan canı

Hissiz yaşamayı ömrün hazanı

 

Neşemde sen

Hüznümde ben soldum

Kolsuz kanatsız bir hal oldum

 

Tükenmez

Yolun yolcusuyum

Han duvarından umut ararım

 

Seni yazarım

Halin acizliğini anarım

Hasretin devranında yanarım

 

Ağlarım

Yüreğimi bağlarım

Ancak mısralarda seni anarım

MU
19.06.2008 13:41
#195

Artık çekilirken!

 

Bir hayatın

Bedeli bu olmamalıydı

Hislerin susuzluğuyla kurumamalıydı

 

Sevmeyi

Hissetmeyi nefeslenmeyi

Terennüm ederek hasreti içmemeliydi

 

Bedbinlik

Şevksiz ömürlük

Hayatın baharında başlıyordu sönüklük

 

Gün geliyor

Yar çekip gidiyor

Ölümü davet ediyor sessiz nefesleniyor

 

Sinem

Hazan içinde eriyor

Yâri özlüyor çaresizliğe kurşun sıkıyor

 

Zaman

Ruh keyfiyetinde nizam

Kalbin vuzuhunda gerekiyor ihtimam

 

Çare sensin

İçinde var olan hevessin

Nedamet şevki neylesin yar görünmesin

 

Rüzgâr essin

Bahar sinende neylesin

Ömür mühletinde muhabbetle tükensin

 

Hür ol

Gönlün güzelliğinde

Gül ol, solan yaprağın efkârıyla ram ol

 

Şahit ol

Anlık zevkten arî ol

Mevtanın sükûnetinde haline vakıf ol

 

Musallada

Tekbir getirilen yaşta

Hakikatin güzergâhında kalbine bir sor

 

Ellerde tabut

Gönüllerde gizlenir umut

An gelmeden yürekte yeşermezsen unut

MU
20.06.2008 09:10
#196

Vazgeçilemez!

 

Artık

Ne bahara nede ayaza

Kayıtsız kalamayacağım anla

 

Gecenin

Sabahına nazarla

Melalime akıttığın yalnızlığa

 

Önümde

Ömürden vazgeçmek

Hülasasında anlatırım umuda

 

Bahar

Seninle anılacaksa

Aşk çiçeklerle anlatılan kansa

 

Yar

Soyut bir kavramsa

Anlamak için zaman haykırsa

 

Kan aksa

Kalp sessizliğini korusa

Ruh ömrün vaktine soracaksa

 

Seninle

Mümbit filizler

Sinemde koruduğum o sezgiler

 

Kimliğinde ki

Nakarat halinde serzenişler

Geceden sabaha fersizdi gözler

 

Kabulümdür

Halin, silinmez anın

Rahmetin güzelliğindedir salkım

 

Aklım

Seni sana anlatamaz

Farkın sabrın, arın, hayâ duvarın

 

Anlatılmaz

Dert buysa sorulmaz

Aşk iklimine nasip duvarsız olmaz

 

Çileler

Umut içinde yeşerirler

Çiçekler renkleriyle neye imrenirler

MU
20.06.2008 12:08
#197

Sahnelenen leke!

 

Her gün

Yeni bir karar veriliyor

Canlar telef ediliyor kan sökün ediyor

 

Ertelenen

Hınçlar sahneleniyor

Desiselere takat yetmiyor an tükeniyor

 

Maslahat

Belamlar sayesinde

Cehaletin hükmüyle bir bir sıralanıyor

 

Yegâne

Ve mücerret hüküm

Göz ardı edilerek ekrandan gizleniyor

 

Realite

Öteleniyor zımnen

Yasaları hiçlemiyor adam haykırırken

 

Efrat

Sessizdir bir hışımken

Tuğyanı estirendi talanı icbar ederken

 

Hüküm

Yegânedir evrenseldir

Gayeye götüren müşahhas denklemdir

 

Akıl aciz

Bilgi naçiz edilirse

Tebaaya tahakküm etmek ne kolaydır

 

Fakirlik

Kader sayılmaktadır

Talan edilen hakkın elinden alınandır

 

Tek düze

Bir hayattı sunulan

Sanat adına da kepazeliğe boyanandır

 

Takiyye

İlmi siyaset olunca

Kursakları arlanmaz haramı soluyunca

 

Nefsin

Sıfatın gücün olunca

Vatandaş ne yapa aşk şarlatanın olunca

SE
20.06.2008 12:24
#198

yüreğinize sağlık çok güzel selamtle kalın şiirlere devam inşallah

MU
20.06.2008 12:36
#199
yüreğinize sağlık çok güzel selamtle kalın şiirlere devam inşallah

 

 

 

Çok teşekkürler ediyorum kıymetli kardeşim, sizde olmasaydınız şevkin sukut eyleyecekti bu değerli sitede, kim yok kimselerden bir seda yok, efradım belli ki müşkülatı haddinden çok, bu mnad sağlık ve afiyetler diliyorum, sevgiyle selam eğliyorum...

MU
20.06.2008 15:09
#200

Nasıl gelirsen gel!

 

Neyleyim ki

Tahammül kalmadı

Seni sensiz yaşayıp durmaktan

 

Sevdiğin

Her şeyi zikretmekten

Nefesin acizliğinde sukut etmekten

 

Kimseye

Seni anmayan geceye

Hislerimde anlamlaşan her heceye

 

Soluksuz

Bitap kimsesizliğe

Hüznün davet ettiği hicran sahifesine

 

Bir ben

Bilirim neler çektiğimi

Hazanın ibret içinde halime yerleştiğini

 

Dallarda

Alımlı duran meyveyi

Toplayacak takatin terk ettiği şevksizliği

 

Uzaklardan

Nazar eden umudu

Yüreğimde kuruyan muhabbet sürurunu

 

Payidar

Eyledin sessizdin

Nefeslerin nöbetinde hissini gizleyendin

 

Serdetmedin

Mısralarında serindin

Kuytu düşlerin alaca karanlığında nefestin

 

Nerdesin

Zamanın içinde misin

Yoksa göçüp gidenler kafilesinde ibretimsin

 

Gönül

Kafesim ıssız ayan

Seni sensizlik düşüncelerimle halen perişan

 

Çık gel

Nasıl gelirsen öyle gel

Ölmeden ömür tükenmeden kalp dinmeden

MU
23.06.2008 12:47
#201

Ne nefes nede heves kafidir!

 

Nihayet

Sende bulmuştum

Seninle kavuşmuştum ben huzura

 

Bizarlıktan

Uzanılan şevki refaha

Kalbin itminanlığında açan bahara

 

İlkimdin

Heceden şiirim

Düşünceden muhabbet iksirimdin

 

Sendin

Sevilen değerdin

Hak eden sabrı bilen zenginliktin

 

Sen ve ben

Sessizliği terennüm eden

Anca kelamla hem hal eden nefestik

 

Ne şevke

Ne de dinmeyen hevese

Zevklerin esenliğine hayale dalmadık

 

Hesabı andık

Kuvvetin iklimine kandık

Zamanın hikmetinde nasibe inanandık

 

Ne derler

En çok neyi dilersen

O illaki seni bulur ve niyazın kabul olur

 

O vakit

İş çok kolay sabah akşam

Hiç oyalanmadan zikredelim halde olanı

 

Hattı zatında

Hikmeti nerede bilinmez

Her şey ulu orta avuntuyla hesap edilmez

 

Nidanın değeri

Kalbin itminanlığıdır yeri

İhlâs için şartların kavli çok iyi düşünülmeli

 

Her şey dilenir

Edep içinde ruh dirliği aranır

Kalp, heveslerin, zevklerin yeri değil anlatır

MU
26.06.2008 15:38
#202

Ruhun ikliminde bir hal!

 

Hükmün

Nefeslerde mühletin

Zaman içinde hali bulacak nasibin

 

Tevekkül

Kader değil bilmelisin

Tahkiki ihmal etmeden inanmalısın

 

Akılın

Mutlakıyet azığın

Merakı sevk eden zekâdır mantığın

 

Vehimlerde

Aradığın hezeyanın

Kendinden habersizsin nedir kaygın

 

An zamanın

Zan, mesnetsiz konuşanın

Kan, hükmün sahibine adanan hazzın

 

Yaşadın

Anlamadan kandın

Zamanı hiç umursamadan nefes aldın

 

Her gün

Müddeti nefes gidiyor

Canlar dermansızdır kabirlere giriyor

 

Ahir

Neler hissettiriyor

Ölüm dirliğinde bir namzetle arınıyor

 

Dirlik

Birlik içindedir şenlik

Muhabbet olmayınca hâsıl olur hiçlik

 

Metelik

Gayretinde netlik

Başaklardan akseder hep bereketlilik

MU
27.06.2008 11:02
#203

Suskunluğu kalbine akıtma!

 

Çok

Sıkıldım yine

Dolaşmak istiyorum

Kendi derlerimin serinliğinde

 

Yutkunmalarımın

Sensizliğinde, yumruklaşan

Parmaklarımın dinmeyen hazin çilesiyle

 

Sana sevgimi

Anlatamamanın hicranıyla

Sendeki duyarsız kalan zarif yüreğine

 

Kimseye

Bir şey söyleyememenin

Üzüntüsüyle, dalgaların efkârından

 

Yükselen

Nağmeyle, halimin hazanlaşan

Sakinliğinde, çok uzaklarda ki ümidimle

 

Söz vermiştik,

Her ne olursa da asla

Bizi vazgeçiremez kimse demiştik

 

Biz

Birbirimizin

Adeta ruh ikiziydik

 

Düşüncelerimizi

Tuval üzerine resmederken,

Renklerin izlerinden giderken,

 

Kalbin

Sahibini bilirken,

Nasip olmasına bu kadar yakınken

 

Birden

Fırçandan akseden

Resimlerde kara bulutların,

 

Gün

Batımının, hazanın,

Hüznün çizgileri ağır basıyordu.

 

Yemyeşil baharı

Güze çeviriyor, umutları

Dalgaların hırçınlığına emanet ediyor,

 

Zarifçe

Yağan yağmuru

Afete dönüştürüyordun.

 

Bu zaman

Diliminde sessizliğimi koruyor

Ve seni anlamaya çalışıyordum,

 

Fevkalade

Naif hislerinizin

Duyarlılığını bildiğim için,

 

Yüreğine inmek,

Seni o kapkaranlık vehimlerden

 

Bir hışımla

Çekip umudun vadisinde çay

İkram etmeyi o kadar çok diliyordum ki

 

Ama sen

Sadece hazin bir nazarla

Gözlerimden her zaman ışık saçan,

 

Yüreğimi bağlayan

Nazarlarını saklıyordun,

Bir türlü efkârını anlatamıyordun,

 

Darağacına

Mahkûm edilen

Suçsuz bir yareni resmediyordun

 

Kime

Neye kızacağımı,

Halini nasıl anlayacağımın

İpuçlarını bir türlü vermiyordun,

 

Kaderine

Teslim olmuş bir

Mürebbinin sakinliğinde,

Gözyaşlarının refakatiyle seyrediyordun

 

Dünyayı

Karşıma almayı göze

Almamanın bahanesi olur mu

 

Nefeslerin

Hükmünden arî olunur mu

 

Ömrün

kalanıyla hayat solunur mu

 

Hak aşkına

Aşka pranga vurulur mu

 

Anlat

Ne olur susma,

Suskunluğunu yüreğine kusama

 

Kalbini

Şeksiz şüphesiz bir anla

 

İtminanlık

İçinde ruhuna uzansana,

 

Bir

Nefsin sahibi olarak

Mizan senin uğrunda

 

Ne derler,

Vehimler, icbar edenler

Reddiye çekenler olmayacaklar yanında

MU
27.06.2008 12:16
#204

Bıktırma zanla!

 

Yeter yeter

Uzatma artık hak aşkına

Her ne diliyorsan iraden seninle

 

Kimliğinde

Esrarını koruyan edebinle

Heveslerin sürüklediği beyhudeliğe

 

Yorma beni

Takatsiz olduğum bilinmeli

Ruhum yorgun artık sana ne demeli

 

Israrımın sebebi

Zevklerinin dinmeyen serüveni

Her gördüğün nasıl edebi ötelemeli

 

Kanaat örtün

Hani sabırdı azimetin

Takva için gecelerden vazgeçerdin

 

Durmadan

Bana nasihat ederdin

Tahakküm ederek halden bezdirirdin

 

Şimdi söyle

Ne oldu o natürel rengin

Çile içinde gayretin hedefince dilediğin

 

Hesap edemedin

İmtihanın rüknünü bilemedin

Şimdi elinin tersiyle silip benden geçtin

 

Ömrü tükettin

Baharlarımı hazan ettin

Şevksiz bir hayatın kurbanı etmiştin

 

Böyle olmamalı

Taassubiyetten arınmalı

Günahın bedeli bu kadar acımasız olmamalı

MU
27.06.2008 14:43
#205

Ürpermelerin serinliğinde!

 

Yıllar bir bir

Sessizliğinde geçip gidiyor

Zaman beni içselliğimde demliyor

 

Ne hevesler

Yutkunmaların seyrinde

Sabrın bendinde tevekküle gidiyor

 

Evrensellik

Kalbi seferberlik

Ruhi dirlik ötelerden nefesleniliyor

 

Zevkler

Külfetin dirliğinde

Muvazene edilerek çile desteleniyor

 

Haşyet

Ürpermelerin serinliğini

Şimdiden hal ekseninde şenlendiriyor

 

Korkulardan

Kaygılardan arınmanın

Hakikat dergâhında yoğrulmanın aşısı

 

Lisanın

Ulu orta savrulmadan

Umutların düşlerinden sıyrılarak aleni

 

Müşahhas

Emanetlerin idrakiyle

Nakaratlardan çok uzak bir tefekkürle

 

Takıyelerin

Maslahat formüllerinden

Paye uğruna kalbi şirklerden arî olarak

 

Nefsin

Safsatasından anlayıp

Hanif kulluk noktasında azimeti anarak

 

Yaşamayı

Hayatın mana hikâyesini

Atinin şeref muvazenesinin mazisini

 

Yüksünmeden

Edebin rüknünü örtmeden

İnsan kimliğinden sarfı nazar etmeden

 

Ölmenin

Dirliğin safhası olduğunu

Hesabın arzın muhayyilesine sunulduğunu

 

Şahadet için

Delillerin seni unuttuğunu

Bilmeden, idrak etmeden cahilce soluğu

 

Zaferin

Ne toprakla ne parkta

Zafer bizzat senin en yakınında bir anla

 

Akideler

Yozlaşırsa kim ne ola

Kara sayfalar çıkacaktır bir bir huzura

 

En hazin ne ola

Sevgilinin kokusundan

Ümmetliğinin kaygısından uzakta kalmak

 

Azabın

Kahrın narın refakatiyle

Umudun kuruyan yelpazesiyle soluklanmak

 

Anlamadan

Tafsilata hiç gereksinmeden

Hiziplerin, tuğyanı ivmelerin hengâmesinde

 

Bir şefkat elinin

Sevginin namütenahi serinin

Efendiler efendisinin ümmetine verdiği sözüyle

BA
08.07.2008 10:42
#206

Ellerine ,yüreğine sağlık arkadaşım eserlerin çok güzel :)

 

insan alıp başını düşüncelere dalıyo

MU
08.07.2008 12:30
#207
Ellerine ,yüreğine sağlık arkadaşım eserlerin çok güzel :)

 

insan alıp başını düşüncelere dalıyo

 

 

Efendim teşekkürler ediyorum, huzur ve afiyetler diliyorum, kalbinizin sahibinde sürurur bulunuz diliyorum, hürmetlerimle selam eğliyorum...

MU
09.07.2008 13:22
#208

Sen olmayınca!

 

 

Ne

Yapacağımı

Bilemedim senden sonra,

 

Şaşkınlığın

Haykırışlarına sancılıydım,

 

Yutkunmalarımın

Hızıyla ancak ayaktaydım.

 

Umutların

Tükenen hazanında

Ben yalnızlıkla arkadaştım,

 

Yaprakları

Sessizliğinde yeniden andım,

 

Ortalıkta

Kala kaldım,

Şevksiz sokakta ben ne ararım,

 

Gecelerin

Soluğunda hüznümle ağlarım.

 

Ben

Artık yastayım,

Hastalığın yekpare adıyım,

 

Devasızlıkta

Hıçkırıklara boğulan davacıyım.

 

Nereye

Gitsem, neyi elime alsam,

 

Arkama

Dahi yaslansam

Biliyorum ki boşluktayım…

 

Ben

Sana mahkûm bir sızıyım,

 

Hicranımla

Sabahlara kadar sarsılırım,

 

Senin

Sıcaklığını

Her yanımda ararım,

 

Ayazlar

İçinde nefesi ne yapayım…

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.07.2008 14:40
#209

On an hissedilendir yazılan!

 

 

Bilirsiniz ki

Hissiyat rüzgârlar misalidir…

 

Hissedilir

Ve kendi sessizliğinde

Hilkatine çekilerek beklemektedir

 

İnsan,

Manasında kalan,

Zafiyetleri olan bir varlıktır…

 

O an

Ve hissedilen zamanda

Düşünceler kelimelerde anlatılır…

 

Hasretin,

Muhabbetin,

Vakfedilen sevginin,

Şefkatin güzelliğinde anmaktır…

 

Kulluğun

Acizliğinde…

 

Kalbin

Serinliğinde hıçkırıklar

Vesilesiyle hasret dillendirilir…

 

Kul,

Kulluğunda,

Kalb sahibinde kalmakta,

 

Sıkıntılıysa

Hasredilen sevgi anılacaktır…

 

Dolayısıyla,

 

Hissedilen,

Ve sevilen kimse,

 

Manasıyla

Terennüm edileni

Hak ediyorsa güzelliktir…

 

Ben

Acizliğimin

Ve zafiyetlerimin,

 

Nizamsız

Olan nefsimin,

İdraksiz bilgimin,

 

Tafsili

Öncelemeyen dirliğimin,

 

Kalbi

Marazlarıyla, mısralara

Aktarıyorum düşüncelerimi…

 

Öykü

Bu şekliyle,

Mefkûreden arî hasletiyle,

 

Hislerin

Feveran eden

Haliyle anlaşılmasıdır…

 

Sevgi

Ve muhabbetle,

 

Tahkik

Yeteneğinizde ki

Güzelliğinizle selam eğliyorum…

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.07.2008 16:20
#210

Suskun duvarlar halime şahittir!

 

 

Nasıl söylesem i şimdi içim elvermiyor

Gönlüm hicranın ile hasretini demliyor

Can bizarlığında hisleri harman ediyor

Ruh sakinliğinde kalbi acıyla sızlatıyor

 

Senden gayrı halin baharı çok sarardı

Çiçekler kurudu rengârenk açmaz oldu

Umutlar, gözyaşlarıyla sicim gibi yağdı

Toprak, varlığın adresinde seni anlattı

 

Anladım ki seni bu kadar sevmemeliyim

Hasretinin acısıyla nefesi vermemeliyim

Canı müddetinden ziyade dilememeliyim

Kanı hükmüyle kalbin sahibine vermeliyim

 

Şimdi sensizim fersiz gözlerimi neyleyim

Şefkatinin gölgesinde serinliğe hasretim

Artık ben yaşayan ölüyüm cananı neyleyim

Sevginle, silinmeyenlerinle ben seninleyim

 

Gittin sessizliğinde çaresizce canı verdin

Bilemezdin, ziyadesiyle sen ömür dilerdin

Muhabbetliydin hamiyetinle ne himmettin

Şimdi ölümün adresi olarak mezara girdin

 

Sensiz hanem, gönül parem ne kadar yalnız

Yatağın mahzunluğunda gözyaşlarını anarız

Hasretinle varız, gecenin ıssızlığına yanarız

Seni yokluğuna, soluksuz duvarlara anlatırız

 

 

Mustafa CİLASUN

BA
09.07.2008 16:32
#211

Mustafa CİLASUN abim şiirlerini zevkle okuyorum. Takip diyorum. ALLAH var gerçekten çok güzel yazıyorsun, tabiri caizse resmen döktürüyorsun. Devamını iple çekiyorum .Selametle

MU
09.07.2008 17:25
#212
Mustafa CİLASUN abim şiirlerini zevkle okuyorum. Takip diyorum. ALLAH var gerçekten çok güzel yazıyorsun, tabiri caizse resmen döktürüyorsun. Devamını iple çekiyorum .Selametle

 

 

Kıymetli kardeşim duyarlılığınız için çok teeşekkürler ediyorum, kendi halimde kelam ederek yüreğimi sizlere açıyorum, niyazınınız umut ediyorum, selamınızı diliyorum, sizi kalbinizin sahibine emanet ediyorum kardeşim...

MU
09.07.2008 19:51
#213

Habersiz ziyaret bilinirken!

 

 

Haydi kalk

Vakit seni haykırıyor

Ömrün sayfalarından kareler sunuyor

 

Hissettiğin

Kalbin meylinde gittiğin

Aklın vuzuhunda sırat için seyrettiğin

 

Azıklar için

Helali bil bilmem ki niçin

Aşkın hesabında ses geliyor senin için

 

Efradın ayalin

En yakınında ki ahalin

Seni anlamayan nefsin, iraden nefesin

 

Bazen dalarken

Ruhun devranında yaşarken

Kalbin hicranından gözelerini ıslatırken

 

Baharın adından

Hissedilmeyen muradından

Keş kelerin yarar sağlamadığı korkudan

 

İstersen bil

Dilemezsen hislerinde zil

Heveslerin sana olmayacak bilesin kefil

 

Ne ekersen

Menfaatin için takiyyeysen

Hasat için ömrün tarlasında ne beklersin

 

Önce kendini

Dilin dikenden arî halini

Sana ezelden bahşedilen esirgenen sevgini

 

Bilmediğin her şeyi

Bildiğini zannettiğin vehimleri

Nizamdan azade nefsini, delil içinde ki kalbi

 

Ne söyleyim

Ben edepten yoksun sefilim

Kendimle dertliyim, sukut ile vakti beklerim

 

Gördüklerim

Devasız vaazı nasihatlerim

Lafazanlık benim hasletim, sizden af dilerim

 

Niyazınız

İçindir sayrı gayretlerim

Bilirim ki fevkalade niteliksiz kelam ederim

 

Edebiyatı

Hal ikliminde ki sanatı

Mısralara akseden bir hayatın kalan anılarını

 

Yazmayayım mı?

Sizlere halimi anlatmayı mı?

Kuytu zindanda, derinler devranında kalsın mı?

 

Muhabbet için

Dostluğun hükmünde ki vefa niçin

Anlatılmazsa tecrübeler neden bekletilir seçim

 

Sevmek istidadı

Dikenin serencamında ki aşkı

Hakikat içinde ki irfanı hissetmeden bilinmez

 

Her şey bilinirken

Nihayet önümüzde aşikâr iken

Hanın, hamamın, yolcunun, her canın için nefesin

 

Nöbeti müddet

Seferde ki akil olan âdemin

Mürebbiye hasletinde ki şefkat selinde ki âlimin

 

Sosyoloji hâkimiyetinin

Travmalardaki geçici tedavilerin

Kalbin sahibinden azade zikrinin loşluğu sabitken

 

Ahirde ki mevkinin

Kabirde seni bulacak dirliğin

Ölümde aşkı saadet güzelliğinin terennüm şevkiyle

 

Hesabın kavliyle

Ruhun kalbi nizam etmesi dileğiyle

Muhabbet ve sağlık, afiyet ve selam dileklerimle

 

 

Mustafa CİLASUN

KE
10.07.2008 14:20
#214

MUSTAFA ABİ; ELİNE DİLİNE SAĞLIK SİTEDE YENİLERDENİM VE YAZILARINIZI YENİ YENİ OKUYORUM ABİ ŞİİRLERİNİZE MEST OLDUM İNŞALLAH DEVAMINI DA BEKLİYORUZ İNANIYORUM Kİ DİĞER ARKADAŞLARDA BENİMLE AYNI FİKİRDEDİR ELİMDE OKUDUĞUM KİTAPTA BİR ŞİİR VAR BEN DE NACİZANE SİZE ARMAĞAN EDİYORUM

SELAM VE DUAYLA........... OLMALI BİR MİADI BU TEKLEMENİN ELBET;

KURTAR BENDELERİNİ,GÖNÜLLERİNİ ŞAD ET...

 

GÖZLERİMİZ UFUKTA SÜREKLİ TULU BEKLER,

MİHNETKEŞ GARİPLERİ BİR DE ÜNSÜNLE GARİP ET!

 

BİLMEM KAÇ ASIR OLDU IRMAKLAR KURUYALI,

NEZDİNDE HAPSETTİĞİN RAHMETİNİ AZAD ET!

MU
10.07.2008 15:27
#215
MUSTAFA ABİ; ELİNE DİLİNE SAĞLIK SİTEDE YENİLERDENİM VE YAZILARINIZI YENİ YENİ OKUYORUM ABİ ŞİİRLERİNİZE MEST OLDUM İNŞALLAH DEVAMINI DA BEKLİYORUZ İNANIYORUM Kİ DİĞER ARKADAŞLARDA BENİMLE AYNI FİKİRDEDİR ELİMDE OKUDUĞUM KİTAPTA BİR ŞİİR VAR BEN DE NACİZANE SİZE ARMAĞAN EDİYORUM

SELAM VE DUAYLA........... OLMALI BİR MİADI BU TEKLEMENİN ELBET;

KURTAR BENDELERİNİ,GÖNÜLLERİNİ ŞAD ET...

 

GÖZLERİMİZ UFUKTA SÜREKLİ TULU BEKLER,

MİHNETKEŞ GARİPLERİ BİR DE ÜNSÜNLE GARİP ET!

 

BİLMEM KAÇ ASIR OLDU IRMAKLAR KURUYALI,

NEZDİNDE HAPSETTİĞİN RAHMETİNİ AZAD ET!

 

 

 

Halinizde ki mevcut güzelliğe selam olsun,

Yüreğiniz daima, muhabbet içinde bulunsun,

Kalbiniz sürura gark olsun, bahtınızı kuşatsın,

Dirliğiniz, sevgi için azimetiniz, nefesini artırsın...

 

Bilmenizi arzu ederim ki, ben kendi halini yazanım,

Ömrün devranında aşkı soluyan bir aciz fukarayım,

Nitelikten yoksun, hezeyanlarını anlatan bühtanım,

Halinize muhabeti nazarla bakarın, sizi ben alkışlarım...

BA
16.07.2008 19:57
#216

Abicim bunun sırrı ne. 2 gündür adamı mest ettin. Ellerin dert görmez, yüreğine kötülük girmez İNŞAALLAH

MU
17.07.2008 12:25
#217
Abicim bunun sırrı ne. 2 gündür adamı mest ettin. Ellerin dert görmez, yüreğine kötülük girmez İNŞAALLAH

 

 

 

 

 

 

Kıymetli kardeşiim değerli katkılarınız için çok teşekkürler ediyorum, muhabbetle selam eğliyorum...

Kendi halimin devranında, acizliğimin sayfalarında, kalbimin karalığıyla ruhumun hicranını yazıyorum...

MU
23.07.2008 10:28
#218

Sevmek hesapsız serilmek değildir!

 

 

Sen sadece uzaklardan nazar ediyorsun,

Kalbimin hicranına kayıtsızca bakıyorsun,

Anlamadan, aşkın serencamına dalıyorsun,

Hissetmeden kelimeyi mısralaştırıyorsun…

 

Sen bilimisin yanmayı kavrulmayan sancıyı,

Ruhun insicamında kayıtsız olan prangaları,

Aşk sayfalarında bekâreti okunan sayfaları,

Kalbi lekelerden azade olan sevda salkımını…

 

Aşk vuslattır, kan içinde neticelenen ramdır,

Ömür içinde vuzuhunu bulan sanatın şartıdır,

Teslimiyet için kulluk kimliğine elzem olandır,

Zamandır can içinde hakikati anlatan sevdadır…

 

Sevmek, nedensizlikte sürüklenmek değildir,

Adamlık dirliğinde ak olan vefanın sayfasıdır,

Sevda için bilincin şartı mutlaktır aranmalıdır,

Ruh ikliminde kalbin serencamı sorgulanmalıdır…

 

Aşk, cinsiyetlerin fevkinde anlamlaşan hilkattir,

Tenden arî olan zevkin darlığında boğulmayandır,

Serabın umudunda filizlenen en kutsi sadakattir,

Hal iklimine akmaktır hilmi kuşanarak coşmaktır…

 

Çiçeğin renginde, kuşun ahenginde naif ülfettir,

Nezaket içinde demlenen zarafetin himmetidir,

Vermek için hedeftir, vefanın asliyetinde aranır,

İnsan için arzda, ahiri serinliğini yaşmanın adıdır…

 

Ölümle iç içe devranı anlatan o zamanın felahıdır,

Verilen söz kemaliyetinde anlamlaşan vuzuh attır,

Sanat kıvamında hesabı olan ruhun hicran odağıdır,

Zilletin, nefretin ve külfetin baki kalacak devasıdır…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.07.2008 17:21
#219

Sadece bilmem yetmiyor hissetmeliyim!

 

 

Adım adım biliyorum sana yaklaşıyorum,

Zamanı devranında bazen kayboluyorum,

Halin ikliminden uzaklaşarak dağılıyorum,

Hicran içinde uyanarak ruhuma ağlıyorum.

 

Evvelin sebebiyle muvazenenin içindeydik,

Bizler sürekli kolayı seçtik gayret etmedik,

Zanlar için zindanı darboğazda nefeslendik,

Muhabbeti öteledik takviyelerle sevgi dedik.

 

Oysa her şey aşikârdı, yanılan çok korkandı,

Azimetin zorluğunda kaybolup uzaklaşandı,

Tahkikten soyutlanıp hevesleriyle soluyandı,

Mücerret olanı dışlayıp vehimlerine uzanandı.

 

Taşın suskunluğunda varlığımda kaybolurum,

Nebatat güzelliğinde aşkın suhuletini yaşarım,

Akıl sahibinde adamlığın izlerinde manalaşırım,

Kalbin sahibinden uzaklaşarak ben neyi ararım.

 

Her şey ona cezp ederken şaşkınlığıma ağlarım,

Vaktin vuzuhunda ruhun perişanlığına yanarım,

Ben Hak yoldan ne anlarım nefsimle pazardayım,

Kalbin hurdalığında geceler için darboğazdayım.

 

Ömrün toprağında yangın bir hastayım yastayım,

Hesapsız zevklerin bühtanlığında hep sabahlarım,

Seherin davetinden azade sarhoşluğun sancısıyım,

Kalbin solgunluğunda takatsizi yaşayan hastayım.

 

Nefsim muarızlara müptela olunca ruhum daralır,

Kalbim hıçkırıklarla halimde asude aşkı sorgulatır,

Şefkatin kuraklığında muhabbetin fakirliği yaşatır,

Mezarın derinliğinde haşyetin hükmüyle manalaşır.

 

Allah derim lakin idraksizim ben halimi iyi bilirim,

Gülün o kokusundan ziyade renklerinde gezinirim,

Ötelerden sıkça bahsederim bilirim ki çok fakirim,

Bedbin nefesin esiriyim, sevgiye hasretle gelenim.

 

Ne diyeyim, ben şimdi kime ne söyleyeyim sefilim,

Umudun fakirliğinde yorgunluğa müptela hederim,

Dostluk için vesileye gayret eden niteliksiz nefesim,

Niyaz için seferberim, selam için bekleyen çaresizim.

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.07.2008 14:29
#220

Hüzün içinde nefeslenen esirim!

 

 

Sen bilir misin hissizliğin yorgunluğunu,

Kalb ikliminde solgunun umutsuzluğunu,

Çaresiz sukutun sineme hicran akıttığını,

Halimin kuraklığında şevkim kalmadığını.

 

Düşlerimde, ne kadarda umuda uzansam,

Olmayacak hayaller avuntusunu yaşasam,

Yalnızlık acısını hazanın yaprağına yazsam,

Halimin hazin sayfalarını birde sana açsam.

 

Kokunla şevki bahara yaslanarak uzansam,

Hasretimin dallarında senin halini solusam,

O an tamamen sessizliğin hükmünü tanısam,

Aşkın umutlarında kalbimin sahibine varsam.

 

Öyle ömür yaşadım ki halimin o susuzluğunda,

Muhabbetin yıllarca uzağında bağ bozumunda,

Yapraksız dallar yozluğunda korkuları yanında,

Fakirliğin kucağında çaresizliğimin korkularıyla.

 

Melül melül baktım yıllarca hasretin sancısıyla,

Varlığın bilinmeyen adresine yazında sıcağında,

Bilginin kıtlığında, idrakimin fevkalade uzağında,

Umutların solgunluğunda, avuntunun kucağında.

 

Ben sana ne söyleye bilirim, bilirim ki sen eminsin,

Ruhunun enginliğinde kalbini nizam eden nefessin,

Hakkı bilen, kanaatle güçlenen sabrın müdavimisin,

Gülün kokusuyla şekillenen bahtiyarın ta kendisisin.

 

Sana nasıl bu sefil halimi anlatırım çaresiz kalırım,

Haline müdrik olmak için ne bahanelerde dolaşırım,

Uzaklardan nazarımla yaklaşırım ancak sakinleşirim,

O devranında Salih olmak için varlığımdan geçerdim.

 

Bilirin ve sessizliğimde kendi halimde kelam ederim,

Yazmanın yanıklığını sinemde her zaman hissedenim,

Aşkın ikliminde, adresin mücerretliğinde yine sefilim,

Ben kendi dertlerimle hüzün içinde nefeslen hederim.

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.07.2008 15:53
#221

Gülün renginde diken hissedilmeli!

 

 

Artık yoksun işte ne kadar acı çeksem de,

Dinlediğim şarkıların hüznüyle kalbimde,

Ruhun ürpertisiyle anlamsız gezinsem de,

Yalnızlığın hazinliğinde kaldım dertlerimle.

 

Müşkülüm zorluk olmaktan çıkardı şevkinle,

Serdettiğin o hamiyetin yumuşaklığı benimle,

Hoyratlığım nefsimde şimdi kalbim serzenişte,

Halsizim kalan ömrümün şu hazan bahçesinde.

 

Ne şakıyan kuş, ne rengârenk kuşatan çiçekler,

Muhabbetsiz sinemde daralıyor şevksiz nefesler,

Hissiz bekleyişler, hıçkıran yürekler kefensizler,

Nedametin çardağında ölüm halinde habersizler.

 

Nereye yaslansam sanki bir boşluk beni bekliyor,

Ruhumun lekelerinde hicranın dur durak bilmiyor,

Ötelerin serinliği vaktin zuhurunda nöbet bekliyor,

Ölüm halimi kesmiyor sevgiye hasretim maf ediyor.

 

Cehaletim odaların zindan renksizliğinde seyrediyor,

Muhabbet olmayınca bilgiler varlığında buharlaşıyor,

Hedefsiz yaşamak anlamsızlığın sokağında barınıyor,

Her nedense her bir nefes yargıçlığa doğru adımlıyor.

 

Can kimin, mühletin derinliğinde ki hikmeti bilinmeli,

Vehimlerin kuraklığında taassupla yoldaş edinmemeli,

Bilerek düşünülmeli, gülün renginde diken hissedilmeli,

Sabrın güzelliğinde aşkın asudeliğine hasretle gidilmeli.

 

Şefkat, hakikatin terennümüyle nefeslere serdedilmeli,

Hamiyetin suhuletinde erdemin rüknüyle nefeslenmeli,

Hareket ve kuvvetin sebebinde ibretle idrake gidilmeli,

Tefekkürün zindeliğindeki aşk hakkıyla teslim edilmeli.

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.07.2008 17:53
#222

Takiyyeler azimeti karartan maslahattır!

 

 

Şimdi nerden başlamalıyım sana anlatmaya,

Halimin bedbinliğinde baş gösteren yozluğa,

Nefsimin nizam edilmeyen hoyratlığı olsa da,

Ruhum bizarlığın hengâmesinde hicran solusa.

 

Yıllar sonra öğrendim şefkat eşiğinde ferdim,

Hilkatimin seyrinde mükellefiyeti bilemezdim,

Yıllarca sabi kimliğinde ürkekliğe sürüklendim,

Tahkik için solgun kimliğimle sürekli oyalandım.

 

Ne anadan ne babadan idraki hiç kuşanmadım,

Hakikatin nedenlerinde yol almadan saklandım,

Maslahat tüccarlığında yozluğa doğru uzandım,

Ne derlerse inandım hiç anlamadan bağırandım.

 

Şimdi ön yargıların prangasında boğulan candım,

Tahkikten azade marazdım, gülden ne anlardım,

Öteler hikâyesinde matraklık arayan bühtandım,

Ben hamiyetten neyi anlardım sühuneti dışlardım.

 

Okunan tilavetin makamında kalan anlamayandım,

Çöl ikliminde bedeviliğin serencamını yaşayandım,

Muhabbetin hikmetinde tebaalaşmayı soluyandım,

Mürebbinin ülfetinden feyzi alamayan zavallıydım.

 

Âdem, adamsa makbuldür yoksa beşerin hükmüdür,

Adamlıkta takiyyeler azimeti karartan maslahattır,

Eren kimliğinde dirayet sabrın kuşatıcılığına adımdır,

Vuslat için şart olan aşk adımlarıyla rıza solumaktır.

 

İptidai bir kamıştan husule gelen ney’in haz nağmesi,

Renklerin zenginliğinde heveslerin derlenerek silinmesi,

Saadet için hedefsiz kefalete zevk için meyil edilmesi,

Aşkın hakikatinden azade kimlikle ruhi açılım dilenmesi.

 

Ölümde dirilmenin adresi nefsi köleliğe son adımlardır,

Ömrün sayfalarında hasiyetle yaşamak vefa iştiyakıdır,

Mekânlar, sadece anlık hazların yaşanacağı yargılardır,

Mezar nihayetin bestesini anlamlaştıran hazin hicrandır.

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.07.2008 09:25
#223

Seni düşünürken ey gönül!

 

 

Tahammül azalınca heyhat ki heyhat

Sabır sevgi olunca kapıyı çalıyor aşk

Ey kış uykusunda sabahlayan bir kalk

Zaman tükeniyor bir kez ahvaline bak

 

Sen benden ben sinemdeki halimden

Veremeyeceğimiz hesabın derdinden

Ne kadarda biz uzaklaşsak bu ilimden

Ruhum inliyor ben nasılda fark etsem

 

Sevgisiz iklim kuşağında ki filizlerden

Ne beklenecek bereketsiz nesillerden

Ölüme hasreti güzelliğe ödün verirken

Toprak benden ten sudan kan akarken

 

Yese kapılma daveti değil sanmayasın

Hey arkasına yaslanan bir an paklanın

Durmayın sizlerde yazın nasibedir akın

Edep içinde usanmadan sizde nefes alın

 

Yazanlar yazar olmaz birde böyle bakın

Siz yazar olacağım diye sakın yazmayın

Bir kendinize bakın halinize siz yakınlaşın

Sakı tekebbüre bulaşmayın heba olmayın

 

Muhakkak ki öğrenen kişiliği kavileştirin

Ne kadar yol kat ederseniz siz halimleşin

Toprak misali hataları emin onları öteleyin

Siz sevgiyle bütünleşin halinizle dertleşin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.07.2008 10:14
#224

Ne hale getirildik!

 

 

 

Dertleniyorum bazen

Kendi halimde düşünürken

Otobüs duraklarında beklerken

Ayaz kesen simaları temaşa ederken

 

Oysa biliyorum ki bunlar

Bizim olan kanlar canlı insanlardı

Her birinin haline yansımış kaygılar

Ne olacağı belirsiz ilzamlar kanaatler

 

Çocuğun ellerinden tutan

Aylarca karnında taşıyan can

Kanından kan bağışlayan yüce insan

Ne olmuştu menzile yetişmek için unuttu

 

Aracın kaptanı asık suratlı

Gençler birbirlerinde farklı anlı

Duyarsız bir kimliğin sanki içinde saklı

Yaşlının karşısında görmemek içinde katlı

 

Her ne kadar tercih etmesem de

Bir şekliyle gönderiyorlar iş halinde

Yeşile hasret yaşadığım bu melalimle

Suda buluna ülfet nerede verilen değerde

 

Bulvarların kullanım hakkı

Biliyoruz ki insanın kudretinde saklı

Sırnaşlık arsızlık geceden kalanda farkı

Zavallı görevlilerin nahoş görünen efkârı

 

Bir heyecandır hız tutkunu

Basıyor gaza yutuyor bak salkımı

Yanında manitası onun dinmez çakası

Motosikletlinin kanlar içinde yerde yatışı

 

İnsanız işte merak kesildik

Yerle yeksan olan gence nazar ettik

Hareketsiz eklemler mesnetsiz şekilsiz

Kan revan içinde nefessiz yatıyordu hissiz

 

Hız tutkunu genç duyarsız

Kaskom var beyler bedelini alırsınız

Yaşanan hadise karşısında şaşar kalırsınız

İnsan mı bu konuşan genç diye hayıflanırsınız

 

Kız ağlıyor bir panik yaşıyor

Ölen insan için değil arkadaşına yanıyor

Sen üzülme baban halleder diye tembihliyor

Yerde yatan bedeni terk eden ruhuyla bakıyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.07.2008 10:54
#225

Hasretin sevdasındayım sevgili!

 

 

Bilmeliydin ki senin

Hissiyatınla nefeslenmek

Cihanın rengârenk gülleriyle

Bezenerek hem hal olmak demektir

 

Baharlarda aşkı anmak

Ve onu doyasıya yudumlamak

Ne kadar mukaddestir bir bilseydin

 

Her gün duvar başlarına

Bırakılan o bayat ekmekleri

Suya bandırarak yemek bir lütuftur

 

Suya hasret bir selvi misali

Korkuya taş çıkartan lav gibi

Gecelerin sessizliğinden ürpermek ne ki

 

Bilmeyen için aşk ne ki

Bilinen her melalde ki seyri

İdrak için hakikat tercih edilmeli

 

Durmadan akan suların hikmeti!

Susuzluğun sinedeki açtığı külfeti!

Akletme yenler için olan merak ne ki

 

Sen ki sahilde şakıyan suların

Hıçkırığında kendini buluyorsun

Halini bekleyen geceye anlatıyorsun

 

Sızını cihana haykırıyorsun

Anlaşılır olmak için yazıyorsun

Paylaşım için edeple soluyorsun

 

Lakin gözyaşların kurumadıkça

Toprak suya hasret kalmadıkça

Çileler sabır ile yudumlanmadıkça

 

Aşk asla bulunmaz değil mi?

Aşk sizce fedakârlık öyle değil mi?

Melali tevazu ile vakfetmenin emri

 

Hizmette zaruret keyfiyeti

Seni cezp eder değil mi senin için

Talebe olmak keyfi diplomalı olmak azmi

 

Sözün kuvveti mesabesinde

Öyle değil mi adam olmakta fevki

Akidede ki mevcut bulunan her şevki

 

Aşk ile kelimeyi tevhidi

İkrar etmek için vakit vaki sevgiler

Senin için saklı, akıl idrak edenler için katkı

Tefekkür edilmedikçe ruh, insan içinde saklı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.07.2008 11:26
#226

Ne aradığımı bilmeliydim!

 

 

Özlemimi açmaya

Bir kalp istemedeyim ben

 

Uzak kalmaktan

Harap olmuş kalp yorulmuş

 

Halimi

Anlayacak bir kalp isteseydim

 

Hani bir vuslatı

Arar ya aslından kalan sırla

 

Uzak düşülen diyarlarda

Durmadan özünü hep arar ya

 

İşte hayıflandığım

Arandığım bu yüzden benim

 

Her zeminde dile getirdiğim

Yalnızca bu nedenledir dileğim

 

İnsan mefkûresinde

Husule gelen her bir şeyle

 

Anlaşmaya çalışmam

Meşverette bulunmaya başlamam

 

Onlarla paylaşmam

Halimi sunmam sadece bu yüzdendir

 

Herkes bir cana

Dost oluyor zannımca benim

Kendine yakın buldukları sürece

 

Ne çare ki

Aştırmadı kimsecikler

İçimde gizlenen onca sırları

 

Kimseler anlayamadı

Ahu figan ederek ağladıklarımı

 

Oysa sakladığım sırlarım

Duyulmayan çığlıklarımdan hiçte

 

Uzak değildi

İhsan sahibi görürdü

Ve dikkatle algılayan hissederdi onu

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.07.2008 14:11
#227

Ruhun habersizliğine koklanacak aşktı!

 

 

Günün son demlerinde yorgunluk çayını bekliyorum,

Kelamın devranında sukutun tefekkürüne dalıyorum,

Gelen geçende telaşa içinde nefesleneni görüyorum,

Halin fakirliğinde muhabbetin banisini sorguluyorum.

 

Ezelden ebede dek dirliğin adresi mücerret nefesti,

Ruhun müddetinde zaman kalbe şevk katan zarafetti,

Mazi ibretinde, ecdadın nefeslerinde düşünmek haktı,

Anlamsız teslimiyet, ruhun hürriyeti için acı bühtandı.

 

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırına dem vuran ecdattı,

Vuslat ancak sevgiyle bulunan Ummanlara uzanan haktı,

İnsanlıkta adam kemaliyetine erişmek erdemlik sanattı,

Aşk ruhun ikliminde kanatlanmayı bekleyen bir hakikatti.

 

Kime ne diyeyim, kendi halimi düşündükçe birim fakirim,

Liyakat konusunda sefilliğin kadrinde nefeslenen biriyim,

Hizmet için amadeyim hedefime azimliyim zevki neyleyim,

Niyaz için seferber olan bencileyim rızanın takibinde erim.

 

Telakkiler vuzuhatında tesadüfler yarıştadır nesi haktır,

Keşkeler de bir kıdem oldaydı sultanlar çok daha aptaldır,

Akidede tercihler kulun kaideli nizamı olan bir hakikattir,

Hesapsızlık sanatın en hazin türbülansı olan ne ahmaklıktır.

 

Gönlün düşmesi heveslerin bestelenmesinde hazzı sürurdur,

Lakin denklikteki ahenk nitelikli insan için ancak kurtuluştur,

Varlığın ikmalinde fakirin hakkı vardır öteleyenler vefasızdır,

Ömrün nihayetinde haşyetiyle nefisleri bekleyen hak mizandır.

 

Vefa iyiliğin kefaletinde ulviyete uzanan yekpare maslahattır,

Edebin toprağında bereketin hikmeti manasında aşkı sevdadır,

İnsan kulluğu çerçevesinde, tevazuunun güzelliğinde salınandır,

Hak yolunca nefeslerin külfetini solumak ancak ihlaslı takvadır.

 

Nihayet epeydir beklediğim yorgunluk çayım bereketiyle geldi,

Garson arkadaş serencamında gözlediğim hazin bir duruş vardı,

Belki sormak haktı lakin muhabbet için zaman hayretle yaklaştı,

Kalbimden geçirdiğim niyazlar onun habersizliğine koklanacaktı.

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.07.2008 17:54
#228

Sana ne deyim halime hicranı davet ederim!

 

 

Sinemden ne kadar hıçkırıklar sökün etse de,

Kalbimin solgunluğu şevksizliğime serdetse de,

Sana bir türlü anlatamadığım hicranım üzse de,

Biliyorum ki kalbim her zaman senin hasretinle.

 

Kolay değil unutmak, umutları kurutarak uyumak,

Sevda devranında hüzün soluyarak düşler kurmak,

Hazanın sarhoşluğunda o toprağa aşk ile uzanmak,

Umudun tomurcuklarında aşkın hazzıyla kavuşmak.

 

Biliyorum yoktu senin bir suçun nazarınla vuruldum,

Sana yaklaşmak için, yıllarca sayıklayıp düş kurdum,

Umudun odalarında saadetin için varlığımla avundum,

Reddedilmek korkusuyla halime koyuldum ve soldum.

 

Olsun razıyım ben, teninden ziyade kalbine avareyim,

Sana hasretimle hicranın sayfalarında kelam ederim,

Hiçbir zaman haberdar olmayacaksın hazindir bilirim,

Ruhumun hıçkırıklarıyla sana ne deyim aşkına kefilim.

 

Şimdi sessizliğimle muhabbet için niyazı davet ederim,

Dostluk halkasında şefkatin esenliğine mukabeledeyim,

Senin için saadetler dilerim, dareyni özlemiyle isterim,

Huzur ve bahtiyarlığın için elden ne gelirse seferberim.

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.08.2008 14:05
#229

Size ben ne diyebilirim ki!

 

 

Yılların

Suskunluğunu, sukutu

Hayal içende yutkunmuşluğumu,

 

Kuraklığın

Umutlarında solgunluğu,

Hazanın hüznünde yılgınlığıma bağlayınız lütfen.

 

Kelimeleri

Hassaten seçmekten ziyade

Meramımın akışında sudur edenleri sıralıyorum.

 

Ne kadar

Anlamlı oluyorum,

Elbette ki bunu sizlerin takdirine bırakıyorum.

 

Yazarken

Yanmanın serinliğini kelimelerin

Akışında ki ahenkli su sesiyle harman eğliyorum.

 

Musikinin

Letafetini acemaşiranda,

Mahur semaide, tamburla neyin belahatında bulurum.

 

Tabiatın

İklim kuşağında sudur eden zenginliği

Ruhuma sorarak, yaşamanın anlamıyla soluklanırım.

 

Kıyafetimin

Yamalıklı olmasına asla aldırmam,

Temizliği konusunda taharet için yanar dururum.

 

Şekliyet

Adına ne varsa melalimde

Onursuzluk olarak telakki ederim, kendi mi yenilerim.

 

Nitelik

Konusunda fakirliğin ayazında

Nefeslenen çaresizler gibiyim muhabbet dileyenim.

 

Sizler gibi

Hamiyetli dostların haklılığını

Teslim ederim, yalnız ben bir edebiyatçı değilim.

 

Ömrümün

Kalan mühletinde niyaz için

Seferber olan bir dilenciyim onun için selam eğlerim

 

Kalbinizde

Sizi anlamlaştıran şefkatinizle,

Halimin acizliğine nazar eylemeniz asude halinizdir.

 

Zarafet içinde

soluklandığınız ayaliniz ve haneyi

Saadetinizdeki muhabbetinin ziyadesidir hissederim.

 

Sizinle

Hem hal olmak dostluk adına

Maslahatlarda bulunmak edebin fevkinde bir dirliktir.

 

Bu bakımdan

Ruhi ikliminizde hazan,

Kalbinizde nisyan, ömrünüzde hicran sizi emin eğlesin.

 

Sağlık ve afiyet

Dileklerimle, baki muhabbetlerimle,

Hanenizdeki sürurun güzelliğinde selam eğliyorum efendim.

 

 

 

Mustafa CİLASUN

BA
06.08.2008 03:42
#230
Kolay değil unutmak, umutları kurutarak uyumak,

Sevda devranında hüzün soluyarak düşler kurmak,

Hazanın sarhoşluğunda o toprağa aşk ile uzanmak,

Umudun tomurcuklarında aşkın hazzıyla kavuşmak.

 

Biliyorum yoktu senin bir suçun nazarınla vuruldum,

Sana yaklaşmak için, yıllarca sayıklayıp düş kurdum,

Umudun odalarında saadetin için varlığımla avundum,

Reddedilmek korkusuyla halime koyuldum ve soldum.

 

Mustafa CİLASUN

 

 

Mustafa abim sen bitanesin ya

MU
07.08.2008 11:14
#231

Ah ön yargılar!

 

Zanların galebe çaldığı günlerin efkârını solumaktaydık!

 

Düşünmek için illaki ne yi düşüneceğimizi bilmek zorundayız.

 

Bu bakımdan tahkik için meraka duyulan ihtiyaç çok önemlidir.

 

Merak duygusu ancak akledenler ve zekâlarını önceleyenler için olduğundan bizler masumluğun ve saflığın esintilerinde hazanı yaşardık.

 

O günlerde son derece kararlıydık ve birilerine karşıda, bir o kadar ön yargılıydık, bölüntü çatışmaları çok ön plandaydı.

 

Bizim gibi düşünmeyen her kim varsa, zavallı, tebliğe muhtaç, kalb gözleri kapalı insanlar alarak telakki ederdik, çünkü bizlere öğretilen bunlardı, inanıyorduk.

 

O kadar enteresan ki, bir kimse içkimi içiyor, altın yüzük mü takıyor, bayanlar açık mı giyiniyor, hemen yargımız kati ve çok kesindi.

 

Namaz kılmıyor mu, haremlik selamlık uygulamıyor mu, kâğıt, tavla veya okey oynuyor görüyoruz işte tamam yargımız kesindi.

 

Bizim dışımızda kalan insanlara, böyle çarpık bir düşünceyle bakmamızı, kimler önerdi, bu kanaat bizlerde nasıl oluşmuştu, yalnızca bizim söylemlerimizin doğruluğunu neye göre, tespit ediyorduk, ayet-hadis deniyordu ama biz bilmiyorduk.

 

Bizim insanlara şu veya bu şekilde diyerek, ön yargıyla bakmamız, onlardan uzak kalmamız, bizlere ne kazandırıyordu, hala merak ederim.

 

Asabiyet ve gerginlik dışında, tefrikaya sebep olan bu nevi davranışlar, bir ilahi din öğretisi olabilir mi, o zamanlar ağabeylere inandığımızdan pek anlayamıyordum.

 

Bizim insanları dinlemeden, sosyal ilişkilere girmeden, ne demek istediğini ve ne düşündüğünü bilmeden, tercih etmek en doğal hakkı olduğu halde, bizim düşüncelerimizi paylaşmıyor diyerek, onu haksız görmemiz ne ile alakalıdır.

 

Bizim insanları yargılama hakkımız var mı, böyle bir hak bize verilmiş mi, sürekli başkalarını mahkûm ediyoruz fakat şunu da biliyoruz ki, hiç kimsede mahkûm olmak istemez, buna rağmen en az yaptığımız şey iç muhasebemizdir.

 

Yani, aklımızı, izanımızı, tecrübemizi, mukayesemizi, muhakememizi, insan olabilmek sürecindeyken, elde ettiğimiz bilgileri değerlendirmez isek!

 

Bunun nedenli önemli olduğunu bilmeden, merakı ve öğrenmeyi askıya alırsak, başkaları daha iyi bilir diyerek, düşüncelerimizi bir şekilde dondurur isek!

 

Hayat ve nizam ölçüsünü, çok değişken ve farlı yazan yazarların kitaplarından, belirli kalıp ve ölçülerde okuyarak, bulunduğumuz şartları tanımadan, gelişim ve değişimleri özümsemeden, uygularsak!

 

Nasıl bir hayatın, bizleri beklediğini görmek için, zorlanmaya asla lüzum yoktur, zira bu denli açık bir tehlikeyi göremeyenin, basireti kapanmıştır, dolayısıyla böylesi kronik kişilerden, ne bağ olur ve nede bahçe.

 

İlahi adaletten uzak, bir hayalin peşinde olduğumuzu, hiç düşündük mü, hayır çünkü bizim için düşünenler var zaten.

 

İşte böyle garip ve anlaşılmaz olunca, birey kimdir, kul nasıl olmalıdır, hak ve yetkilerimizin sınırlarını nelerdir?

 

Bunları tespit etmeden, yaşadığımız hayatın koşullarını tanımadan, inancımızın gereklerini anlamadan yaşıyor isek?

 

Bilgisizliğimizden kuşkular ve zanlar peşimizi asla bırakmazlar, dolayısıyla iliklerimize kadar bizleri kuşatarak, bizim tek yol pusulamız olan, akıl, mantık, idrak böylece dumura uğrarlar.

 

Bir zamanlar haremlik selamlık, en katı biçimiyle uygulanırken, futbola ve dolayısıyla topa farklı anlamda yaklaşırken, bayanın sesi haramdır diyerek, peşin hükümlü karar alırken, ne oldu da birden bire, bu tavırlardan vazgeçtik?

 

Şimdi stadyumlarda, bayanlara özel ilgi ve alaka göstermenin, futbol takımlarının, yöneticiliğine soyunmanın ve bizzat futbol oynamanın dolayısıyla çocuklarımızın oynamalarını teşvik ederek bu duruma gelmemizi nasıl izah edeceğiz ve ne şekilde yorumlamalıyız?

 

Bu konuları daha önceleri bilmiyor muyduk veya yanlış mı yorumluyorduk, bunlara benzer o kadar çok değişimler var ki, kime ne demeliyiz, ağabeyler nasıllar?

 

Binaenaleyh sosyal yapıyı, mutlaka en güzel biçimiyle analiz etmeliyiz, bu çok önemli sosyal konuyu ihmal edersek veya önemsemez isek, bunun faturasını ödemekte çok ağır olacaktır.

 

İnsanları anlamsızca yokuşa sürmenin, bu manada hedef göstermenin, yok olmadı sil baştan demenin, bizim sucumuz yok, suç başkalarının demenin, ne kadar manasız ve mantıksız olduğunu izah etmeye dahi gerek yoktur.

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.08.2008 09:14
#232
Mustafa abim sen bitanesin ya

 

 

 

Çok değrli kardeşim,

en kalbi hislerimle mukabele ederken,

kıymetli gözlerinden öpüyor, selam eğliyorum...

MU
08.08.2008 10:48
#233

Yersiz korkular sevgiyi harap eder!

 

Hasretin dirliğinde sabırla nefeslenmek,

Meçhulün adresinde gülü temaşa etmek,

Ruhun serencamında kalbi hazza ermek,

Yaşamak için kanaat serinliğine erişmek.

 

Her can kendi ikliminde nefesi alacaktır,

Nihayet hesaplamayan ruh ne yapacaktır,

Fırsatçı kalbin toprağında aciz kalacaktır,

Ruhi zavallılığı soluyup haşyeti anacaktır.

 

Bir kez dön halin solgunluğuna çare tara,

Akli zaviyesinden ziyade meramı sorgula,

İdrakin için muhakkak istişare için çabala,

Vehimlere yaslanarak, teslimiyette kalma.

 

Düşün ama bilerek ve bilmeni gerektirenle,

Mazi toprağında ulvileşen dirlik sayfalarda,

Karanlık bilinçsizliğin girdabında ki sahada,

Korkular eminlikten azade olan zafiyetlerde.

 

En ulvi emanetin sabi akideden uzaklaşıyor,

Heveslerin renklerinde çabucak kayboluyor,

Nizam edilmeyince, bir bak ne kadar anlıyor,

Mana buharlaşıyor zahir cezbi hep kuşatıyor.

 

Özlemle hasreti yaşıyorum aşkların hazzında,

Bahse konu olan hatıraların süruru refahında,

Zarafetin diyarında edebin kuşattığı çardakta,

Terennüm eğlediğim mazi sayfaları ağlayınca.

 

Nesiller sessizliğini koruyor hala ne hikmetse,

Fetretin dillendirildiği sahifelerde hükümsüzce,

Ömür tükeniyor zamanın aşk sahnesi nezdinde,

Sen hiç merak etmesen de maraz senin halinde.

 

Durmadan sığınak arayan kalbinden uzaklaşıyor,

Sığındıkları insanında fakirliğinde dirlik aranıyor,

İhsanı öncelemeden ihlâsı idrak etmeden okuyor,

Anlamadan soluyor korkarak Hakka yakın oluyor.

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.08.2008 10:48
#234

Ruhumun serencamında dinmeyen hüzün!

 

Hayli evveliyatı olan bir sancının ağrısıydı

Devasını hiç bilemediğimden sakınıyordum

Yüreğime hicran damlası sessizce akıyordu

Sinemde demlediğim hasret çok sarsıyordu

 

Ruhun serbestliği, asudeliğin figanıydı oysa

Kalp, sahipsiz olamazdı hilkati sorgulayınca

Varlığın adanmışlığı, İsmail’le vuku bulunca

İbrahimin sukutu vaat edilmişlik sudur uydu

 

Nesiller evvelin ahirinden emanet hükmünde

İdrak kalbin rüknüyle azmin niyet safiyetinde

Kulluk nefsin nizam edilmesindeki gayretinle

Ömür vaktin inkişafında ki haşyetiyle seninle

 

Vicdanı es geçme telafisi karanlığın icmalinde

Gün, zaman diliminin terennüm edildiği haliyle

An, sabrın eminliğindeki kanaatin hamiyetinde

Vuslat ram olunan aşkın güzelliğindeki halinde

 

Sen sen ol korkuyla, Hakka boyun eğip bükme

Zahirin serencamında kalbin sevgisiyle serinle

En sevgiliyi anlamaktan imtina ederek yürüme

Ruhu bahşeden Zatı Celalden sevgini esirgeme

 

Sen ki, şimdilerde çulsuzluğun kadriyle fakirsin

Sen, atiden çok habersiz gelişerek filizlenmiştin

Zahir için şekillendin, mefkûreden azade edildin

Cehalet için hususen tanzim edilerek arz edildin

 

Dilersen etrafına bir kulak kabart hazin feryatlar

Tükenmeyen işgaller abideleri zulümde anlaştılar

Efradın şaşkınlığı mukallit kimliğinde ki maslahatı

Hayrın hiç anlaşılmadan heba edilerek kaçırılması

 

Âdem kimliğine şahadet tasnifler vicdanına adandı

Hak aramak mazi sayfalarında koklanan hatıralardı

Haysiyet kulluk noktasında elzem olan bir hakikatti

Ruhumun hicranına hüzün damlaları şimdi ne anlattı

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.08.2008 14:49
#235

Sabırla murada ermek!

 

Görüşebildiğim insanların geneli biliyoruz, fakat çaresiz kalıyoruz diyorlardı.

 

Tabi ki bu gerekçeler de manasızdı,

Sabırla sineme çekildim ve çalışmaya devam ederek, sırlarıma yenisini havale ettim.

 

Organize sanayide kurulacak fabrikanın, temelleri atıldı,

Bir zaman sonra, beton atma işleri bitmişti ve duvarları örme vakti gelmişti.

 

Çalışan, elinden iş gelen elemanlar, servis kamyonunun arkasına briketi doldurarak, fabrikaya boşaltıyor ve böylece birkaç servis yapıyorduk, yani kısaca inşaat işleriyle daha çok uğraşıyorduk.

 

Ellerimiz derileri açıldı, yara oldu, yoruluyorduk, öğle yemeği olarak ta, hiç yağda pişmemiş, eti dahi bulunmayan, yani mideyi tutmayan sebze türlerini yiyorduk.

 

Mırıldananlar, hak arayanlar çoğalmıştı, bizler amele miyiz ki, bu işlerde çalıştırılıyoruz, o halde yevmiyemizi neden o hesaptan yapmıyorlar, diye haklı gerekçelerle soru soranlar ve bizleri cevap bulmakta yoranlar çoğalmıştı.

 

Çünkü bu müessesenin sahibi bulunan yönetici insan, vatandaşlar gibi İslâm’ı, sadece bir din olarak görmüyorlardı.

 

İslâm’ı bir hayat nizamı olarak değerlendirerek, bu düşünceden uzak bulunan insanların, kimlik sorunu olduğunu söylüyorlardı, bu nedenle farklı bir konumda bulunuyorlardı.

 

Fakat maalesef, iyi çalıştırmanın haricinde, çalışanların lehlerine tezahür edecek, müspet bir adım katiyen yoktu ve bulamıyorduk.

 

Bu bakımdan, diğer iş yerlerinden hiçbir farkı bulunmuyordu, ben artık arkadaşlara cevap bulmakta tıkanmıştım, bu sebeple sürekli şehir dışına çıkmak mümessil kimliğimle üretilen mamulleri pazarlamak istiyordum.

 

Bunları kime anlatacaktım, nasıl izahat yapacaktım,

İslam’ı kimlik olarak almış, belki dinimi daha iyi yaşarım düşüncesiyle, tarikata balıklama atlamış gibiydi.

 

İş yerinde çalışanların dertlerinden habersiz, zira oldukça ilgisiz bulunuyordu, çalışan elemanları eniştesi Ali Şahan beye, havale ederek yükü üzerinden atmış ve küçük kardeşi Recep beyi, her şeyden sorumlu idareci yapmış görünüyordu.

 

Oldukça çalışkan, sabah erkenden kalkan, sürekli araştıran, insanları kırmaktan sakınan, sabrı kuşanan, iyi huylu, oldukça uyanık, ibadetine düşkün, kıyafetini yakıştıran, hafızasına güvenen ve bol hırsı olan, bir insandı Şaban ağabey.

 

Ablam, eniştem artık benden haber bekliyorlardı, onlara buradan bir ev tutarak, Anakaradan, Kayseri ye gelmelerini sağlayacaktık, enişte beye iş buldum, bekleniyordu fakat çok zorlanıyordum kiralık ev yoktu.

 

Sabah namazından sonra Mükremin hocama, sevgili hocam, ablamgili Ankara’dan getireceğiz, lakin acilen bir kiralık ev bulmamız gerekiyor, bize bu konuda yardımcı olursanız, büyük sıkıntıdan kurtarırsınız dedim.

 

Sağ olsun hocam da, ne demek, elimizden geleni esirgemeyiz, hemen eşe dosta haber vererek arayalım, ama çok acilse, bizim bir bodrum var birlikte bakalım deyince içimde çok rahatladı. Çünkü her kiralık evi tutabilecek durumları yoktu.

 

Bodruma baktık fena değildi, hiç yoktan iyiydi ve idare eder gibi görünüyordu, yanız hocamın bizden bir ricası vardı. Bu rica şu imiş: televizyon seyretmek tamamen yasak ve radyoyu da yüksek sesle dinlemek, mümkün değil diyordu.

 

Enişte beyle bu sorunları konuştum, bu koşullara rağmen şartları kabul etti ve kira bedeli karşılığında hocamın evini tuttuk. Henüz iki gün dahi geçmeden, eşyalarını yükledikleri bir kamyonla, sabah erkenden çıkıp geldiler.

 

Sabah saat 05 ten sonra aceleyle hemen, iş kıyafetimi giyerek hızlı bir şekilde, Hafız Mükremin hocamın, oturduğu apartmanın önüne geldim.

 

Kiraya tuttuğumuz evin, anahtarını hocamlar dan alarak, eşyaların taşınmasına müsait hale getirecektim.

 

Apartmanın bahçe kapısı olan, metal dış kapıyı açarak ilerliyordum ki, karşıma aniden bir bayan çıktı.

 

Çok kısa süren ve bir anlık diyeceğimiz karşılaşmada, bayanın dikkatimi çeken tarafları şöyleydi:

 

İnsana suhulet rahatlığını veren bir yüz ifadesiyle, üzerine yeşil ağarlıklı, beyaz ve füme renklerin desen halinde serpiştirildiği emprime kumaştan bir elbiseyi giymiş bulunuyordu.

 

Hiç görünmeyen saçlarını, renkli bir yazma ile kapamış, elbisenin etek uzunluğundan artan bölümü, pazen bir pijamayla tamamlamış görünüyordu.

 

Ayağına terlik giymiş, fakat çorap bulunmuyordu, böyle bir vaziyette, karşıma aniden çıkan aynı bayan, zayıf olmayan, yüzü kızaran, konuşmakta zorlanan bu güzel kızcağız, elindeki anahtarı uzatarak, abi evin anahtarını getirdim buyurun dedi.

 

Belki gariptir fakat o an, oldukça hoş bir his ılık, ılık içime aktı.

Peki, bacımız teşekkür ederim diyerek, anahtarı elinden aldım ve geriye dönerek beni bekleyen çalışmalara koyulmuştum.

 

Zaman hızla akıyordu, telaşımız pek çoktu, etrafımdaki her kez bana bakarak işlerin kıvamında gitmesini arzuluyordu, sabır her yanımızda hali kuşatıyordu.

 

Ev sahipleri sağ olsunlar, hamiyet severliklerinden kahvaltı hazırlamışlar.

Annem soluk soluğa yanıma gelerek, oğlum sana bir şey söyleyeceğim ama kızmayacaksın dedi. Hayırdır anacığım şimdi sırası mı bak halimize dedim.

 

Çok ısrar edince peki söz haydi söyle dinliyorum dedim.

Gözlerime bir daha baktı ve emin olduktan sonra ev sahibinin kızı çok hoşuma gitti ve onun gelinim olmasını istiyorum deyince daha iyi şaşkınlığım nüksetti.

 

Anacığım git işine Allah aşkına, ne yeri ve nede zamanı şimdi bu işlerin dedim.

Fakat annem ne hikmetse bir türlü ikna olmuyordu ve halimi muzdarip bırakıyordu.

 

Çaresiz bir şekilde bak anacığım eğer dediğin doğruysa ve gerçekten ev sahibinin kızıysa ve özellikle sende geçineceğinde inanıyorsan, samimi bir şekilde değerlendiririz ve gereği için hayır murat ederiz diyerek ikna etmiştim.

 

Çünkü kalbi kanaatim askerlik vazifemi ifa etmeden önce kesinlikle evlenmemek yönündeydi ve hiçbir zaman bu istikamette arayışım söz konusu değildi.

 

Fakat muhatap olduğumuz aile bakımından sadece babaları olan değerli hocamı cami müdavimi olarak tanıyor ve huzur içinde hafızlığından istifade ediyordum.

 

Efradı hakkında hiçbir bilgim olmadığından, bir manada merakı önceliyordum.

Annemin ısrarla bahsettiği kız, aha önce eşyaları taşımak için kapının anahtarını teslim eden, edebiyle dikkatimi çeken, ürkekliğiyle merakımı önceleyen nisaymış.

 

Anneme alenen dedim ki mademki bu kız hocamın kerimesi, ben her halükarda razıyım, çünkü hocamın dirayetini, azmini, sahavetini, hilmini şefkatini biliyordum.

 

Mefkûresi uğruna sabrı ne kadar deruhte etiğini biliyordum, teslimiyetinde ki duyarlılığa şahittim, imamlığın hakkını teslim eden ve mihrabın kimin vesayetinde olduğunun bilen, edep ve hürmetle, hizmetin şevkiyle ve muhabbetle ifa edendi.

 

Nasıl teslim olmazdım, halimin fakirliğinde umuda uzanmazdım, neslimin devamı için edebin toprağında hayrolmazdım, nisa kimliğinin zarafetine ulaşamazdım.

 

Yıllara sâri sabrım, bakir kimliğim yirmi dörtlerde ve nasibin hükmüyle, ahenk içinde, ruhun serinliğinde, muhabbetin mesruriyetiyle, ötelerin şevkiyle bitiyordu.

 

Hiç ummadığım ve mukayese için fevkalade fakir kaldığım, cazibeden tamamen yoksun olan varlığıma rağmen rahmet ve bereketin süruruna ermek üzereydim.

 

Sabrın güzelliğinde, kanaatin yüceliğinde, nasibin hikmetiyle, gayretin niyet bütünlündeki hükümle, zaman ve içinde anlam bulan an her şeyi anlatıyordu.

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.08.2008 19:23
#236

Ne söyleyebilirim!

 

 

 

Ne deyim,

Şimdi kime ne söyleyim,

Çilenin aşkıyla halin fakirliğindeyim,

 

Alaylı kimliğin,

Nitelikten azade nefesiyim,

Mukallit kimliğin, takiyye devranında halim,

 

Aşk

Korkuyu önceler,

Sevgiye ram olmak için bekler,

 

Hakka

Muttali olmak için

Alınır teneffüs edilen nefesler,

 

An içinde

Gizlidir envayı çeşit

Hikmetler ihsanla vuzuha erer,

 

Şekliyet

Vehimlerini reddederek,

Niyetin halisliğinde tecelli eder,

 

Bazen

Ayazım, bazen de yalnız,

Ruhumun ikliminde hazanlaşırım kansız,

 

Kalbi

Serencamımda

Yaşarım huysuz ve huzursuz,

 

Muhabbet

İçin uykusuz, dost

İçin kusursuz ve hayli korkusuz,

 

Lütfedin

Kalbinizle hederliğime,

Sefilliğin içinde fersiz bakan zavallı gözlerime,

 

Ömrün

Kalan sahifelerinde,

Ruhuma nakşeden lekelerimle,

 

Niyaz

Eğleyin halis kalbinizle,

Gençliğin özünde ki güzellik yüzünüzle

 

Selam

Ve muhabbetle

Arz ettiğim hürmetlerimle…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.08.2008 13:54
#237

Ne kadar zarifsiniz…

 

 

“Mustafa ağabey şiirlerinizi keyifle takip ediyorum. Diğer edebiyat-şiir içerikli site ve forumlarda yüzlerce, hatta binlerce şiiriniz var, oralarda da epeydir okuyorum sizi. Şiir severlerin son derece samimi ifadelerle sizi takdir ettiklerini de biliyorum. Bunu hak ediyorsunuz. Alçak gönüllü ve kibar bir insansınız, gönül ehlindensiniz. Yazmaya devam edin lütfen. Saygılar sunuyorum efendim. (türkü yürekli)

 

 

 

Kalbinizin

Güzelliğini aksettiriyorsunuz

Kelamınızın naifliğiyle ve lütfettiğiniz hamiyetinizle...

 

Yılara sâri

Sükûnluğumu ömrümün son

Demlerinde ve sizlerin hoş görüsüyle paylaşıyorum...

 

Derdim,

Halime nakşeden ve hicranımla

Demlenen meramı halimi hizmet telakkisiyle yazmaktır...

 

Edebiyat

Dünyasının zenginliği ve değerli

Nefesleri bilmeme rağmen ne yapalım ki başlamıştık...

 

Edebi hiç bir

Sıfatım ve vasfım olmamasına

Rağmen, yalnızca konuşma diliyle gayret ediyorum...

 

Ritmik değerleri

Ve ölçüleri, kuralarıyla yazmak

Hevesini, ne derler vehmini hiç dikkate almıyordum...

 

Nasıl hissediyorsam,

Anladığımla her an yaşıyorsam,

Mizan için kaygı duyuyorsam evet konuşmalıydım…

 

Dostluk için,

Muhabbetin asudeliğinde

Nefeslenmek için şekliyete hiç bulaşmadan yazmalıydım...

 

Muhakkak ki

Kalbi fakirliğimi, fikri sığlığımı, hamiyet

Yozluğumu bilerek, naif nefeslere uzanmayı diliyordum…

 

Onların niyazları

Ve çok değerli katkılarıyla

Ancak ruhi enginliğe uzanmak için gayreti serdedendim…

 

Yoksa sizin gibi

Çok değerli bir nefesi nasıl

Tanıma şerefine erişirdim ve bu manada soyut halleşirdim.

 

Gün içinde

Halimde bir mahzunluğun izleriyle

Nefesleniyordum, ne vakit sizi ve değerli kelamınızla karşılaşınca

 

Okuma fırsatına

Eriştim, öncelikle Cenabı Hakka

Şükrettim ve hususen siz ve ayaliniz için niyazın gereğini ifa ettim

 

Efendim

Çok teşekkürler ediyorum,

Sayenizde sürurumu ifade ediyorum

Muhabbetle selam eğliyorum ve hürmetlerimi arz ediyorum...

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.08.2008 16:49
#238

Sol yanımın sızısı dinmiyor!

 

 

Beceremedim işte!

Ömür son demlerini yaşsa da

Halin dirliğinde, muhabbet zorunlu olsa da

 

Ne yaptımsa anlamadan,

Derin sulara dalıp düşünce ufkuna

Sağ salim ulaşarak eminliğe hazla bakmadan

 

Mütemadiyen sürüklendim,

Bir gün kendimi dinlemeyi bilmedim

Ne derlerin vehmiyle ve bir telaş içinde gittim

 

Ne hakkıyla sevebildim,

Bilmediğim için sevilmeyi beklemedim,

Yalnızlık ayazıyla sevenlere gıptayı nazar ettim

 

Onların baharı başkaydı,

Şen şakrak uçuşan kuşlar misaliydi

Yüzlerine açan çiçekler rengârenk kokular gibiydi

 

Huzur ve sürurun hazzı,

Yamaçlarda asudeliğini koruyan bağdı,

Kalplerinde hissettikleri heyecanlar daha başkaydı,

 

Umut onların ilkbaharıydı,

Sevgi yumağı tohumlar ruhlarında aşikârdı

Hiddet, husumet bazen vardı lakin sevgiyle kalkardı

 

Bir başkası için can atardı,

Onun kalbini fethetmek için yola çıkardı,

Vefayı bu manada sorgular, hizmet aşkıyla yanardı

 

Benim silik duvar köşelerinde,

Düşüncelerim nedamet içinde seyreder,

Hiddetin hali kuşatmasına bir türlü engel olamazdım

 

Çaresizliğe sabır diye bakardım,

Feleğin kulağını çınlatarak sessizce ağlardım,

Neden sürekli mahzunluk yaşadığımı anla yanmadım

 

Vakti saatinde büyüdüm,

Palazlandım kas gücüne de ulaştım,

Lakin ekmeğin kaygısıyla toz talaştan kurtulamadım

 

Çok erken yarı uykuyla,

Yüzer gram zeytin ve peynir borçla,

Haftalık alana kadar bakkala rica minnet utana utana

 

Yesem bir türlü yemesem de,

Kilometrelerce yol yürüyecek olmam aç karnına

Haydi, hayırlısı diyerek, sabrı diğer güne de ekleyerek

 

Eğitimsizlik ne kadar hazin,

Çocukluk iklimde öğretilmeyince vezin,

Edepsizlik zuhur ediyor şekliyet tavan yapıyor hissedin

 

Ne kadar çok arzu ederdim,

Benim de hakkıyla bir sevenimim olmasını,

Hasreti yudumlamasını, gönül güzelliğini yansıtmasını

 

Bizzat yabancı olduğumdan,

Hayatımı sevgisiz arşınladığımdan,

Kime, nasıl ve ne şekilde aksettirileceğini hiç bilmedim

 

Sadece tebessüm edebildim,

Kalplerinin serinliğinde yeşeremedim,

Ömrün kalanında hazan yapraklarını halime yakın gördüm

 

Lakin bu sızıyı öyle derinde,

Ruhumun hicran sahifelerinde zikrettim,

Bana öğretilemeyen sevgiyi şimdi kime şikâyet edecektim

 

Bir gün babam oğlum diyemedi,

Kollarıyla kuşatıp hiç sevdiğini hissettirmedi

Annem tahakküm kimliğinde mütemadiyen hiddeti estirdi

 

Nisa kimliğinin zarafetini,

Şefkatini hamiyetini, ülfetini hiç göstermedi,

Beş günlük annesiz kalmanın sancısını halimize acıyla işledi

 

Hanenin en küçüğü olmakta,

Şefkatten azade olarak solgunluğu yaşamakta,

Akide yozluğunda soluksuz kalarak darlıkta boğulmakta,

 

İçten bile değildi zamanında,

Her şeyi toparlayıp nizama sokmak isteyince,

Analık hakkı dilleniyor kendi kavlince ve bilinçsizlik halinde

 

Mükellefiyetin sınırları bellidir,

Dileyen dilediği kadar hükümran değildir,

Hukukun gerekçeleriyle nefeslenmek aklın gereği değimlidir?

 

Bilmeden, öğrenmeden,

Vehmederek, tecessüsü öncelemek hardır,

İnsansa adabı muaşeret içinde yegâne hükümlerle yönelmeli

 

Hislerini nizam içinde tevdi etmeli,

Kime ne söyleyeceğini düşünerek serinlemeli,

Aklına geldiği gibi esmeyi öteleyerek nefsini de dizginlemeli

 

Ana analığını bilmeli,

Babada nesline gerekçelerini öğretmeli,

Nisa kimliğinde edep azat olursa, kadın mutlak nizam edilmeli

 

Aşk edebindir, zarafetindir,

Bedevilikte aşkı terennüm etmek zevkidir,

Ruh dirliğinde ebedi olan, kalbi vuzuhun süruruyla yaşmaktır,

 

Sahibinde kalarak nur koklamaktır,

Hak için nefeslerin nihayetinde vuslatı anmaktır,

Ölümde dirliği yaşayarak kanaati sabırla mesruriyet duymaktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.08.2008 19:16
#239

Her şey sizlerle güzeldir ancak!

 

 

“esselam efendim

kısa bir aranın ardından yazılarınızla tekrar kavuşturana sonsuz Ham ederim

 

her zaman ki gibi,

bıraktığım gibi her şey çok güzel

eyvALLAH yüreğe değen nağmeler her ne kadar işleyemese de...”

 

 

 

 

Ve aleyküm selam efendim

 

 

Yokluğunuzu

Çok arıyorum bilesiniz

Siz hamiyet ve şefkatinizle fevkalade naifsiniz

 

Kalbi

Muhabbetimi

Lütfen kabul ediniz

 

Zarafetinizle siz

Suhuletin güzelliğinde nefessiniz

 

Kelamı hal

Neden gereklidir,

Ülfetle öteler zikredilir

 

Muhabbet

Bulunmazsa silik duvarlarda

Nem koklanırsa

Şevk mahzunluğu adımlarında naçar kalırsa

 

Durağanlaşıyor hal

Sukuta davet çıkartarak bakınıyor

 

Dostların

Soluklarında

Hasreti anarak manalaşıyor…

 

Selam ve hürmetlerimle

Kalbinizin sahibine emanetimle

Sağlık ve afiyet dileklerimle baki muhabbetle…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.08.2008 16:18
#240

Devran içinde anlamlaşan!

 

 

Dönme

Sakın bir daha yeltenme

Yeniden bir sayfa açmak için niyetlenme

 

Anlamadın

Aşkın hazzıyla kuşanmadın

Nedense mütemadiyen arandın yanmadın

 

Bilseydin

Kanaat içindeki sevdayı

Sabrın devranında hasret içinde dolanmayı

 

Zamana

Umutlar içinde uzanmayı

Nedametle solumadan hamd ile yol almayı

 

Ne deyim

Ben sana neyi göstereyim

Kalbin serencamında fakirliğini mi arz edeyim

 

Ruhun

İnsicamında bağnazlığı

Avuntularının harmanında mahkûm mu edeyim

 

Senindir

Ten içinde gizlenen nefes

Cazibeler esrarında zevkler kafes, sabırsa enfes

 

Varlık içinde

Erdemliğin kemaliyle

Nefsin nizamında ki zarafetiyle sabrı anlayarak

 

Tevekkel

Bilinçsizliğinden soyutlanmak

Tercihlerin serencamında vuslat için hep koşmak

 

Fakirlik

Varlık yoksunluğu değildir

Hal ikliminde edepten soyutlanarak yaşamaktır

 

Adabı muaşereti

Deruhte etmeden konuşmaktır

Nefes almayı marifet sanarak zaaflara bırakmaktır

 

Her ne dilersen

Niyetinle hesabın rüknündesin

İradenle muamelata geçmekte serbest olan nefsin

 

Aşkı anlamadan

Yanmayı zaaf saymadan

Şekliyete katiyen uzanmadan vefada fedakârsan

 

İşte o zaman

Toprağın bereketini anlarsın

Sağanak yağmurlara muhabbetle bakarak ağlarsın

 

Çiçeklerde

Umudun renkleriyle coşku yaşarsın

Hakkaniyetle ruhun ikliminde zamana yaslanırsın

 

An için

Hazırlanarak anlamlaşırsın

Varlığını yalnızca zevklerine hasretmeden yaşarsın

 

O vakit

Aşkın ulviyetine kanarsın

Hizmet için heveslerinden vazgeçerek koklanırsın

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.08.2008 17:36
#241

Senin yanında!

 

 

Evet

Haklısın teslim ediyorum

Hakkını ve serdettiğin naif nezaketini

 

Ne kadar

Gayret etsem de başaramam

Halimde ki kalbi fakirliği yeşertemem

 

Sizdeki

Hususiyetlerden haz alırım

Fakat yalnızca bununla kalır saklanırım

 

Nefsi

Yozluğumda ki bağnazlığı

Tedavi ederek senin ülfetine yetişemem

 

Ne vakit

Sensiz kalsam hazanlaşırım

Solgunluğun sahifelerinde mahzunlaşırım

 

Hastalığında

Sana hiç hissettirmeden

Sabahlara dek gözlerimde akıtmağa hazırım

 

Meftunum

Halindeki zarifliğe

Mahcubum kendi içselliğimde ki bedeviliğime

 

Senin

Kalbinin naifliğine

Ötelerin ikliminden serdettiğin hoş hikâyelere

 

Düşündükçe

Yanındaki fakirliğimi

Sığ düşlerimle hezeyan fikirlerimi çok sıkılırım

 

Hala bana

Nasıl tahammül ediyorsun

Kalan ömrümün demlerinde şaşkınlığı yaşarım

 

Demek ki

Nasip buymuş diye alkışlarım

Yegâne sahibe mahcubiyetimle ağlar yakarırım

 

Yıllara

Sâri çektiğim çileleri

Böylece ziyadesiyle anlamlı bulurum haz alırım

 

Son namemde

Aşkın baharını çiçekle yaşarım

Renklerinde zarifliği hilkatin muvacehesi sayarım

 

Seni hak

Etmediğime hayıflansam da

Ummadığım halde kaderin tecellisiyle masunlaşırım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.08.2008 12:48
#242

Gideceğin yolu bilmelisin!

 

 

Haklısın

Tedirgin çok artmakta

Bir tuhaflıkla etrafına bakınmaktasın

 

Lakin

Söyleyemiyorum sana

Hiç hissetmedikten sonra anlatmasam

 

Yıllar

Yıpratmıştır kabul ederim

Zarafetin için bir hederdim hissederim

 

Seni

Aslında hiç üzmemek için

Yıllardır kabuğumda sessiz nefeslenirim

 

Muhabbet

Fakirliğini deruhte ederim

Hali kelam adına bahanelerde arayanım

 

Kokunda

Hasretin izleriyle savrulur

Hüzün sayfalarında mısralarla yakarırım

 

Bilirim

Sen hiç hazlanmazsın

Şiir okumaz gereksiz uğraş olarak anlarsın

 

İşte

Bak senin karşında

İfade edemediğim tüm hislerimi bu meyanda

 

Ruhumun

Serencamında anılan toprakta

Hatıraların hicran kokan sayfalarında acıyla

 

Yaşamak

Umut içinde nefes almaktır

Aşk için nefesler ulviyetinde anlamlaşmaktır

 

Kalbin

Dilinle müsavi olarak

Mertliğin bekâretinde lekelerden azade olmaktır

 

Tenin

Kefen içinde varlığını

Zahirin ruh ikliminde vuslat için hak kazandığını

 

Sözün

Özlükteki nafakasını

Hasbiliğin müşahhaslığını idrakte kazanılmasını

 

Her şeyin

Zamana mal edilmeden

Tercihlerdeki tekelin kaldırılmasını rıza aranması

 

Bilmeliyiz

İnsani kimliği özümlemeliyiz

Vehimleri salınmadan nefesin hükmüne girmeliyiz

 

Muhakkak

Halimizi tahkik etmeliyiz

Bahaneler bağnazlığını öteleyerek ülfeti bilmeliyiz

 

Emanetimsin

En yakınımda ulvi hasletsin

Lakin nefsinle ve tercihlerinde nizamı öncelemelisin

 

Hamiyetli

Nefesleri takip ederek

Kemaliyete ermelisin hesabının icmalini öğrenmelisin

 

Ekonomik

Bağısızlık özgürlük değildir

Aile içinde paylaşım muhabbetin dirliğinde ermektir

 

Heveslerin

Renklerinde boğulmadan

Adabı muaşeret içinde yaşamak bilincinde idraktir

 

Güzelliğin

Ve bakımın halime hasredilmelidir

Çünkü sen varlığımın saadet membası hak adımısın

 

Mutluluğu

Hanende aramalısın

Başka adreslerde meraka soyunmadan kalmalısın

 

Nisasın

Ar’ın yekpare mülahazası

Eminlik konusunda fevkalade hassas bir sancısın

 

Mütereddit

Olarak hayata yaslanmak

Adamlığın şiarından azade olmaktır bir bühtandır

 

Düşünmelisin

Öncelikle neyi olduğunu bilmelisin

Öğrenmek için hissederek gayreti davet etmelisin

 

Hayâ ve iffeti

Önceleyerek hıfz etmelisin

Özünde örtünmenin edebiyle şekliyeti ötelemelisin

 

Gideceğin

Yolunu muhakkak bilmelisin

Ötelerin serinliğini ruhunda hissedip nefeslenmelisin

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.08.2008 14:13
#243

Saygı nezaket için aslolandır!

 

 

Merak etme, yoktur sana bir sözüm

Kelam dilinde, ben edeben öksüzüm

Kendi halimde vasviyet yoksunuyum

Bildiğimi yazar halis dostluğu ararım

 

Sen serbestsin tercihlerinle erdemsin

Kalbin ikliminde sevgiden ne anlarsın

Muhabbet için zanlarından arınmalısın

Dönüp haline bakarak hayıflanmalısın

 

Mütemadiyen sataşmak rahmani midir

Ruhun serencamında ölüm meşk edilir

Kırılan kalpler telafisi hayli müşküldür

Kemaliyette lafazanlık, fakirlik namıdır

 

Merak ederim, şefkatsiz toprakta filizi

Nesilde edebi reddeden nefesleri sancı

Olsa ne yazar ya hancı yahut hamamcı

Hali anlatandı edebin halindeki kelamcı

 

Düşünerek konuşan insan için can atan

Omuzlarda, bakışan kuşları uçurtmayan

Kalbi terennümle kaygıyı yaşayan insan

Suhuletle zarifliğe kanan seciye atanan

 

Bak şimdiye kadar sana uğrak vermedim

Sadece düşünerek hüzne tebessüm ettim

Vehmetmedim sabır için halime yöneldim

Hidayet ve huzur diledim Hakka şükrettim

 

Sen ne olursan ol sadece senin meselendir

Şayet muhabbeti öncelersen halinde sevilir

Dostluk paylaşım zenginliğine tahammüldür

Tekebbür cehaletin adresindeki zafiyetlerdir

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.08.2008 15:47
#244

Vefa gücün sahibine yönelmektir!

 

 

Bahşedilen gücümün serencamında

Hakkı tespit, batılı ret olgusu vardır

İnsan, âdem kemaliyetinde manadır

Ölüm haktır nefsin nizamı hakikattir

 

Hareket ve gücün kullanılan manası

Hayrı tavsiye edip, kötülüğü mendir

Umudun seyrinde, şer bir çoraklıktır

Akıl ulviyet için vardır kalp hakkındır

 

Hattizatında, akli nazar kalbi olandır

Zira ihsan, onun nezaretinde adımdır

Kanlar şahadet için akacaksa felahtır

İnsan kul olmalıdır, aşkla susamalıdır

 

Kendi nefsimde hâkimiyetim zaferdir

Bunun için irademde demim fazilettir

Dirayet bilgiyledir cehalet vehimindir

Akide birliği muhabbet içinde sevgidir

 

Dikkat et husumetler hiddet nedenidir

Hiddet dirlik için nöbetleşen hazinliktir

Şecaat rızada aranmalıdır zaaf zarardır

Düşünmek bilmenin aynası bir sanattır

 

Kendi halinde habersizse insan hamdır

Olgunlaşmak merakın gayrete adımıdır

Hissetmek, ruhun vuzuhunda kalmaktır

Aşkın tefekkürü umutların haz baharıdır

 

En kadirşinas sanatçı haddini bilecektir

Çünkü kendiside bahşedilen bir sağlıktır

Ancak kulsa vuslatın hazzına ulaşacaktır

Hakk rızasında manalaşıp haşr olacaktır

 

Evlatlar, neslin teminatıdır ancak şartla

Mefkûrede hakkın aşkı idrakte olacaksa

Yaşamak sanatı ruhi nizama ulaşacaksa

Edebin hazzı nefisle yarışıp kurtulacaksa

 

Her can sınırlı bir hukukun sahibi olandır

Yarışmak için rekabet gerekçesi elzemdir

Rıza’nın maslahatı azimeti ötelemeyendir

Kendi içinde çürümeden şevki solumaktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.08.2008 17:49
#245

Ne çare olacak ifrat!

 

 

Dilediğin kadar

Hissettiğin ne kadarsa

Hiç durma işte o kadar hiddete sarıl

 

Nemelazım

İşime gelmez kahır

Marazlar hengâmesinde aşk uzaklaşır

 

Bir anca avazınla

Nara atarak sen kavrulma

Suhuleti bir kenara atarak ta kandırma

 

Hissiz akanlar

Rollerinde mukallit olanlar

Kalbi olmayınca neye yarar o yakarışlar

 

Usandım artık

Seni sana anlatmaktan

Avuntularını derleyip bir kenara atmaktan

 

O halini

Uyandırmaktan

Samimiyetle hıçkırıklarda boğulmaktan

 

Acizliğimde

Hicranı solumaktan

Kalbin sahibinde kalarak umuda açılmaktan

 

İşte ancak

O zaman sükûna eriyorum

Derlenip dirlikte nefeslenerek şevkleniyorum

 

Ne olur sevsen

Serilmeden feyze ümitlensen

Teninden arî olarak ruhi iklimde serinlensen

 

Bir kez

Benim hezeyanlarımı dinlesen

Nidalarıma kulak versen, aşk için nefeslensen

 

Meşk ederek

Ötelerin idrakine ererek

Kitabı Celile meylederek gül kokusunu zikrederek

 

Kanaati

Önceleyip tebessümle

Hoş görü ikliminin bereketiyle muhabbet birliğinde

 

Hazzın ahengiyle

İfratın reddiyle tefritten arî kimlikle

Meşveretin güzelliğinde, vakti nihayetin haşyetiyle

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.08.2008 12:25
#246

Bilesin!

 

 

Öncelikle

Kabullenmelisin

Ben her şeyimi sana hasredemem

 

Yalnızca

Seni düşünerek

İla nihayet nefeslenerek yürümem

 

Kimliğinde

Nefsinin hükmünde

Heveslerin renklerinde kaybolmam

 

Tekabülü

Erdem addederim

Bilinçlenmeyi elzem telakki ederim

 

Yozlukta

Sefilleşir eririm

Zamanı anlamadan tükenir körelirim

 

İnsansın

Bazen kızarsın veya nazsın

Yaşamak adına tercihlerinle baş başasın

 

İradenle

Anlam kazanacak yaştasın

Günah lekeleriyle yakarışlara adanırsın

 

Veyahut

Nemelazımcısın

Mizan kaygısından azade olan varlıksın

 

Belli olmaz

Hayat insanla anlamlı

İnsan zaman içinde farklı düşlere sancılı

 

Değişkenlik

Tabiatın ilgasında farklı

Fetret insan kanında şanlı akılda zamanlı

 

Elbet severim

Ancak bir ölçüye hasrederim

Kalbin sahibinde anlamlaşmayı yeğlerim

 

Aşkların

Hizmet nevinde sezgim

Heveslere olmaz ilgim düşünmeyi yeğlerim

 

Ölüme gülerim

Tebessümün hazzına ererim

Bildiğimin vuzuhuyla meşk etmeyi severim

 

Nisadan dileğim

Edep içinde zarafeti öncelerim

Özünde var olan şefkati hasretle nefeslenirim

 

Emanetim

Neslimde yıllara sâri düşlerim

Ancak onunla şerefe ererim, haysiyeti öncelerim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.08.2008 14:00
#247

Seni hüzünlü görmek!

 

 

Sevgini

Hak etmiyorum biliyorum

Yalnızca heveslerin peşinde koşuyorum

 

Seninle

Bir hedefin serinliğinde

Mefkûreleşen serencamı hep öteliyorum

 

Sadece

Kendi nefsimi düşünüyorum

Hesabı hissetmeden ömrümü tüketiyorum

 

Seni

Senden alarak sürüklüyorum

Dünyayı zevklerin kuşatıcılığında yaşayıp

 

Ruhunu

Bizarlığın kadrine bırakıyorum

Kalbinin yalnızlığında naçarlığı soluyorum

 

Hani bazen

Gözlerime bakarken

Masumluğun nezdinde adeta kahroluyorum

 

Lakin sensiz

Asla yapamıyorum

Boşluğu yaşıyorum anlamsızlaşıp kalıyorum

 

Hissediyorum

Sen hiç mutmain değilsin

Kaderine teslim olmuş bir zarif hazzı nefessin

 

Dayanamıyorum

Gözlerinde kayboluyorum

Ummanların esrarında hazanlaşıp kalıyorum

 

Seninle

Başkalaşarak umuda konuyor

Nefeslerinde serinleyerek zamana bakıyorum

 

Nihayetin

İzlerinde senin hamiyetinle

Saadetin izlerinde ruhumun hüznüyle ağlıyorum

 

Bir gün

Ayrılacağımızı düşünürken

Hicranın sağanağında eriyor keder nefesleniyorum

 

Seni asla

Hak etmediğime inanıyorum

Şartlara teslim olarak seni anlamaya çalışıyorum

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.08.2008 15:12
#248

Anlat ama hissetmeyince!

 

 

Bak güzelim

Durmadan anlatıyorsun

Ben ne kadarını anlıyorum hiç bilmiyorsun

 

Mütemadiyen

Ruhumu daraltıyorsun

Şekliyet uğruna anlamsızca koşturuyorsun

 

Öncelikle

Ne yaptığımı anlamalıyım

Neden yapıldığının gerekçelerini bulmalıyım

 

Kulluğumda

Ne derleri dışlayıp atmalıyım

Bahaneler yolluğunda hiç nefes almamalıyım

 

Kime kulluk

Nursuz solgunluğa konuk

Mesnetsiz masla hatalarla hiç olur mu süluk

 

Öncelikle

Hisset, idraktedir hikmet

Kalbi olmaya azami gayret ederek te hamdet

 

Akıllın varsa

Öncelikle merakla tahkik et

Vehimlerle geçirme nöbet kalbin sahibine meylet

 

Bilmeden

Öğrenmeyi öncelemeden

Gayreti serdetmeden, gideceğin yolu bilmeden

 

Karartıya

Anlamsız adanmışlığa

Kurtarıcılarında umut maslahatlarıyla avunma

 

Ruh senin

Nefsin senin iradene kefil

O vakit ucuzluğun fakirliğin izlerinde nedir işin

 

Ömür

Sana verilen fütuhattır

Kalbini anlayarak ve bilerek kulluğa etme kahır

 

Her insan

İmtihan sahasında

Kurtuluş vuslat için aşk şarkıların darlığında değil

 

Tesbihat

Kalben zikir bilmeden fakir

Anlamadığın Kitabı Celile gayretinle tefsirine eğil

 

Hikâyeler

Mazi sayfalarında renklerdir

Lakin insan kendiyle kaim olan sanatçının eseridir

 

Düşünmek

Onun asli vazifesidir

Bilerek tevekkül etmek gülün emanetine delildir

 

İnşaallah

Tedbirlerin nizamıyla anlamlı

Tedbirsiz niyazlar ise sünnetullaha çokta aykırı

 

Gir altına

Kapkara vagonun

Hesapsız kuvvetinle kaldır manasız düşlerinle

 

Timsahın

Dişlerinin güzelliğine

İnşaallah temennileriyle bırak mesnetsiz hissinle

 

Her ahalin

Kuvvet içinde ki rekabetin

Varlığın içinde gizlenen nice hikmetlerin şevkiyle

 

Bilerek

Ve güven zenginliğinde

Vehimleri azade eden eminliğin hamiyetli şevkiyle

 

Sürur içinde

Ötelerin suhuletiyle

Ömrün nihayetinde ki hesabın erdemiyle gidilince

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.08.2008 16:40
#249

Ne kadar hazin!

 

 

Ne kadar

Meşgul olursam olayım

Duyduğum bir ilahi davet mesh ediyor

 

Duruyorum

Arkama yaslanarak

Şöyle bir derinlere doğru yöneliyorum

 

Kendimle

Ne kadar uzaklığım

Ruhi iklimde yalnızlığım hicranı diliyor

 

İradem

Varken, sırat aşikârken

Yozluğun solgunluğu halimi bitap ediyor

 

Ne deyim

Ben kime ne söyleyim

Kendi dertlerimle içselliğimde ne fakirim

 

Düşünmek

Yetmiyor, cazibe gerekiyor

İdrak için müşahhaslık derdi kesbe diyor

 

Çağırıyor

Lakin bahaneler ağır basıyor

Avuntular maslahatı kalbimi hep karartıyor

 

Nerede

Duruşuyla salınan şecaat

Kat kat takiyyelerde fecaat kalbi muarız hat

 

Oysaki

Gitmek için gelmiştik

Şimdilerde hiç gitmemek için sanki kavilleştik

 

Serkeştik

Halimizde netleşti

Herkesin kalbinde yeniden dertler sökün etti

 

Hevesler

Nefsin cazibesinde renklendi

Kul olmak natürel hale geldi nostalji güzellikti

 

Evet

Bende bir kulum lakin

Umutların kuraklığında muğlak bir yolcuyum

 

Sanki

Fevkalade bir vukuatım

İdraki öteleyen hissiz kalbin sahibi hancıyım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.08.2008 12:22
#250

Ne deyim nefsim sebebim!

 

 

Kanıyor işte içim sessizliğinde

Karabulutlar her vakit benimle

Sen kendi seyrinde zevklerinle

Kader nasip olacak tercihlerine

 

Yağan yağmurda ferahlayanım

Kalbimin lekelerinde ağlayanım

Muğlâk düşleri sağanağındayım

Ötelerin hülyalarına haykıranım

 

Yoktur işte cazip olacak varlığım

Kendi serencamımda isyandayım

Varlık adına yorgunluğun tadıyım

Mütemadiyen avuntulara dalanım

 

Oysa hakikat belli, nefesler süreli

Ölüm gözlerimin önüne sergilendi

Düşünmek nafile idrakte keder mi

İnsan kimliğinde akıl yolun nedeni

 

Nereye baksam hangi yöne sapsam

Ayetlerin nefslerinde ağıtlar yaksam

Bir de nefsimin fakirliğinde ağlasam

İrademle hiç dağılmadan güle aksam

 

Biliyorum dünya fani ruhum ise baki

Nefsimin hadsizliğinde irfan ne sancı

Hancı olsan ne yazar zaman kervancı

Edeb asudeliğinde ihsan kaygısı saklı

 

Ermek erliğin şiarından asla sayılmaz

Aşkın dirliğinde isyan kalbe yakışmaz

Hizmet güzelliğine çileden kaçınılmaz

Feda karşısında, kaya bile dayanamaz

 

Varlığını ihtiyaçlıya adamadan yanma

Aşkı, hevesler hurdalığında hiç arama

Zevklerine yaslanmayı adamlık sanma

Feda olmak için rızanın peşine koşsana

 

Bak benim halimi görerek idraki kuşan

Ömrün sayfalarında hedefsizlik hüsran

Yalnızlaşınca nedamet bir bühtan utan

Sen hiç durma sevgiyle pastan soyutlan

 

Hiç sevemedim, bilmeğimden ürperdim

Bahşedilen sevgiye hasrolmaktı nefsim

Ben bilirimde ısrar ederek hep direndim

Bildiğimle cahilleştim ben şimdide hiçim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.08.2008 13:31
#251

Bekleyerek tükenme!

 

 

Ne olur

Bana sen kahretme

Her duyduğuna serilip öylece serpilme

 

Hani

Aklın nerede

Tahkik kimlerin emanetinde haydi söyle

 

Bakın

Her şeyin ucuzu

Fakir halin yolculuğuna adanan korkudur

 

Merak

İnsan kimliğinde

Nizam edilerek olgunlaşmaya ilk adımdır

 

Düşünmek

Ancak bilgiyle kardır

Cahil insan düşünmeden akıl satan hardır

 

Dostun

Evla olanı haktır

Her yakınlık gösterende maksatlı aranandır

 

Hayır

İhsanın eşiğinde

İhlâsın badiresinde terennüm edilen sanattır

 

Her yerde

Zikredilen zelil nefesler

Kendi kimliklerinde çaresiz olan fakirlerdir

 

Adam

Olmak âdem içindir

Âdemliğin farkında olan, ise güzide zakirdir

 

Ne yatta

Ve nede katlarda

Fazilet vardır akide fakirliği yaşayan yatırdadır

 

Niyaz

Yalnızca Hakkadır

Muğlâk akideyle dağınıklık yaşamak zavallılıktır

 

Ecdat

Sekenatla anlamlıdır

Anlamsız yakarışlar cahiliyetin bendine koşmaktır

 

Muttaki

İnsan, halinde kavrulandır

Şefaat dağıtmak bu kadar kolay mı sanılmaktadır

 

Aşk

Dirilten ölümdür

Farkı akide ikliminde azimetle yol alarak koşmadır

 

Maslahat

Tekeli kaldırılmalıdır

Zavallı saf nefesler tahkikten uzaklaştırmamalıdır

 

Şecaat

Duyarlılığı ihsanındır

Hafiflik arzın nefeslerinde var olmak sevdasıdır

 

Varlık

Fazilete endekslidir

Oda eren kimliğinde has fikirlerin ülfete tevdiidir

 

Sabır

Elden gelmeyene değil

Varlık içinde rızaya koşarak ihtiyaçlıyı bulmaktır

 

Fakir

Dilenen değildir

Kalbinin sesinden bihaber olan nefesin hazinidir

 

Tahammül

Hukuksuzluğa değil

Nizam edilmesi yönünde ki gayretlerin nedenidir

 

Rekabet

Sünnetullahın rüknüdür

Âdem kimliği kuvvetin nedenleriyle muvazenelidir

 

Nihayet

Ölümle değildir

Aslolan ruhi iklimde hesabı önceleyerek yürümektir

 

Çünkü

Sonsuzluk başlayacak

Haşr insanın nefsiyle baş başa kalarak konuşacaktır

 

O vakit

Mezarların tabiiliği

Ahir için ahengi, haşyetin her rengi seninle olacaktır

 

Kul hakkı

Seni sana bırakmayacak

Hasenatının yetersizliği ziyadesiyle seni korkutacaktır

 

Cennet

Aşksız kokmayacak

Cehennem gerekçesiz seni senden asla almayacaktır

 

Amelin

Seninle anlamlaşacak

O vakit ihsan bilinçle yoğrularak netliği arayacaktır

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.08.2008 15:00
#252

Çare sendin!

 

 

Biliyorum ki

Şimdi çok uzaklardasın

Bir nebzede olsun hatırlanır olmayı

 

Senin ak

Yüreğinde hazzı yaşatmayı

Ne kadar isterdim, bilmeni dilerdim

 

Lakin şimdi

Çaresizliğin iklimindeyim

Sensizliğin hükmüyle nefesler hüzün

 

Umutlarım

Solgunluk hicranıyla sancı

Gözyaşlarım dalgalar misali hep saklı

 

Anlatamam

Sana hasrete duçarlığımı

Hissiyatında ki kaybolan acı varlığımı

 

Sana mahkûm

Olduğum hazin ayrılığı

Ve bizarlığı, varlığımdaki anlamsızlığı

 

Benim için

Nihayet şevkin bittiği andır

Umutların kuraklığını sakin yaşamaktır

 

Hissiz kalmaktır

Hedefsizce salınmaktır

Rasgeleliği kuşanarak hüzün solumaktır

 

Bilseydim

Adresini nefeslendiğin iklimi

Varlığımı heba ederek uzaktan da olsa

 

Sana bakıp

Halinde kaybolmayı isterim

Öylece yetinerek sessizliğime çekilirim

 

Senin

Umutlarında ki mutluluğun için

Niyaz ederdim, ömrümü vakfederdim

 

Her türlü

Müşkül için nöbet beklerdim

Senden habersizce, takibinde erirdim

 

Nefesimin

Nihayetinde sürur içinde

Mezarımın çiçeğiyle seni davet ederdim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.08.2008 11:56
#253

Sizin için dile gelen!

 

 

Kendimi

Alamadım duygulanmaktan

Vasfınız yanında fakirliği solumadan

 

Ruhi iklime

Müşterekliği koyamadan

Ülfetli nazarınızda solgun kalmaktan

 

Fevkalade

Değerli vaktinizi hasrettiniz

Halin acizliğine lütfedip feyzi eklediniz

 

Hassaten

Düşündürdünüz hakta ettiniz

Sizin için ne yapılabilirliği hissettirdiniz

 

Merak ederim

Epeydir takip eder misiniz

Zira kelimelerin dirliğinde bir ahenksiniz

 

Hisseden

Naif nefessiniz, çok müşfiksiniz

Bedbin halime şevk ihsan eden nefessiniz

 

Birkaç baktım

Kala kaldım ve başkalaştım

Sevenlerim olduğu için hamdı nefeslendim

 

Hissiyatınız

Karşısında hazzı teneffüs ettim

Kalbi hislerimle size niyaz ettim gönderdim

 

Sizin zarafetinizi

Sayfamda özlemle beklerim

Çünkü sizin kelamınızda ki naifliği hissederim

 

O vakit şevki

Terennüm ederim sizi zikrederim

Dostluğumun bakiliğinde size teminatı veririm

 

 

Efendim çok

Teşekkürler ederim hep beklerim

Yalnız sizlerle anlam bulan bir abdi aciz tenim

 

Kalbi mutmainliğimde

Sizi hasetsen özleyen bir nefesim

Her zaman sizinle olmayı dileyen solgun sesim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.08.2008 13:41
#254

Çaresiz gidiyorum!

 

 

Gidiyorum

Sessizliğin iksirindeki şevkle

Niteliksiz halimden sudur eden şiirlere tebessümle

 

Ölüm her an

Hislerimin derinliğinde izle

Hiç hesap etmeden naçarlık hissizliktir lakin nafile

 

Kalbimi

İhata edeni hazinle hatırla

Mücerretlikte, idrakten yoksun fazilet nerede anla

 

Avuntularla

Yaşadığım yarım asırlık sana

Kan damarlarımda takatsiz aksa da ruhum hicranda

 

Ne yaptıysam

Şarların içinde aktıysam

Lakin akidede yozluğun tufanında kaldıysam yargıla

 

Anlamadan an’ı

Seni hıfzeden aşkı zamanı

Sevdalar hazanında ki serencamı sorgula lakin canla

 

Hali bırakıyor

Bak bin bir çeşit hücreler

Saçsız kelleler, fersiz gözler aşka yabancı ruh ne özler

 

Yoksa azığın

Öteler için özenle hazırlığın

Görevler için öngördüğün hantallığın hevesle anılacak

 

Hasrettiğin

Kalbini açtığın her şey

Ruh ikliminde nefsin hengâmesinde ürperti kuşatacak

 

Asıl sahibin

Azade kimliğini sorgulayacak

Kan akmayacak, nefsin bizar olacak nazar sana akacak

 

Şek ve şüphe

Vehimlerdeki leke bırakmayacak

Eminlik, bilinçsizliğin girdabına hapsolarak horlanacak

 

O vakit sen

Seni sana bırakmayan o ben

Hıçkırıklar eşliğinde medet umacak lakin güven n’olacak

 

Aldatılmışlık

Vefanın kadrinde sorgulanıp

Ruhun evveli hatırlanacak, nefsin senin için tuzak olacak

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.08.2008 15:02
#255

Seni andıkça hisleniyorum!

 

 

Duygulanıyorum

Ne haddime olduğunu bilerek

Öylece dalıyor, dağılıyor, sessizce hıçkırıyorum

 

Ölümü anıyorum

Halime bakarak ne ağırlaşıyorum

Kalbimde ki boşluğun kadriyle fetreti yaşıyorum

 

Evet yaşadım

Hakkıyla kanmadan öyle aktım

Nefs nizamıyla zorunlu kalmadan hiç uğraşmadım

 

Nerelerde

İzler bıraktım, hoyratça daldım

İhsandan ne anlardım, ihlâsa abanmaktan kaçtım

 

Zevklerin

Devranına öyle adanmıştım

Varlığı hiç tükenmeyecek sandım şimdi yalnızdım

 

Etrafıma baktım

Hazin bir şekilde hazanı yaşadım

Cazibeler, her zaman benimle kalacak sanmıştım

 

Efradıma daldım

Yalnızca onlara masraf sunandım

Emanetten ben ne anlardım hali menfaate bıraktım

 

Şimdilerde

Sokak aralarında kaldırımda

Sürüklenen yapraktan farkımın olmadığını anladım

 

Geç kalmıştım

Makam için ülfeti bırakmıştım

Nihayetin nefeslerinde bahtımın fakirliğine yandım

 

Suçlu bendim

Kendinden habersiz nefestim

Nefsin gelgitlerinde ömrümü nafile yere tüketmiştim

 

Ayalimden habersiz

Refikam ise hasret içinde dehliz

Kederler şimdilerde çok renksiz, kefenler ise isteksiz

 

Musalla fakir

Yalnızlıkta soluklanan zakir

Misafirlerine hissiz bir kabir, omuzlar nihayette zahir

 

Ne kalacak

Umutlar filizlenmeden

Hasenat ekilmeden, hizmet öncelenmeden yozlaşacak

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.08.2008 17:25
#256

Senden çok uzaklarda!

 

 

Çırpmak

İstiyorum, halimin sefilliğini

Ruhumdaki lekelerden kalan şu izleri

 

Anlamsız

Nefesleri, hissiz tüm düşleri

Hüznün serinliğine uzanan o gülüşleri

 

Bakir kimliğime

Musallat olan yozluğu

Zan yargılarda avunulan korkusuzluğu

 

Solgun

Umutsuzluğu susuz nursuzluğu

Nedametler serencamındaki uçsuzluğu

 

Sen olsun

Yaklaşma marazım bari anla

Kalbimin inhisarında devran bulan ana

 

Ummanlarda

Kalan cana, aşka uzanana

Hayatı alamı içinde yaşayan kutlu cana

 

Nitelik

Keyfiyette değil münevverliğindir

Vasıf insan kimliğinde, kul vuzuhundadır

 

Nurdan yoksun

Âdem adam mı kalacaktır

Nisa kimliğinde her zaman edep olacaktır

 

Korkma

Korkuyu beşer kimliğinde arama

Atılan naralarda sen hiç ahenkli konuşma

 

Bağnazlığın

Kadrinde solma terini akıtma

Mukallidin takiyyesinde maslahatı arama

 

Yılların yorduğu

Gönüllerde hiç gül açar mı?

Umutlar baharlar misali kalbe şevk saçardı

 

Akıl kimin

Kadrine sığınarak vuslatı sunardı

Korkmak, cehalet içinde kalıp nefes almaktı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 15:35
#257

Değerli dostum!

 

 

 

“iki hayatın var olduğunu ve hayal âlemin de bulunduğumuzu farz edersek, ağırlığın verilmesi gereken yeri bilenlerdendir demek yerinde olur” diyorsunuz.

 

Sevgili üstat; zatımla ilgili tespitleriniz için bahtiyar olduğumu bilmenizi isterim.

Makale, hikâyelerim için “devede kulak kalır” teşhisiniz biraz manidar geldi.“Nakşeden izler” anı roman çalışmamı ilgili siteye bir bütün halinde ekleme fırsatını bulamamıştım. Bu nedenle bölümler halinde yayınladım.

 

Bu çalışmam diğer sitelerde fevkalade revaçtadır. Bir okur sıkıntısını, tasasını asla çekmedim ve böyle bir beklentiye meyletmedim.

 

Zira tesirin sebebini bilendim bu bakımdan muhakkak ki heder-i nefestim.

Şiir çalışmama gelince; bu alanda çok başarılı olduğum söylenemez elbette.

 

Çünkü mısralarımı şair olduğum için veya bu sıfatın hasretiyle yoğrulduğum için yazmıyorum.

 

Hani bir hüznün nağmesi bizleri farklı hissiyat serencamında yol aldırırlar ya…

Maddeden maada bir nefes gibi… Şekliyeti şutlayan bir abit misali…

 

Tefekkür ikliminden haz alan bir nefeslik can gibi…

Aşkın demiyle kavrulan deveran inisiyatifi…

 

Cezbeye tutulmuş feveran misali bilinir ya…

Yazmak… Onu anlamak… Onun için var olmak…

 

Düşünmek… Neyi düşüneceğimizi bilmek gibi…

Sevmek… Hinlikten bertaraf olmayı bilmek…

Sineyi bahşedeni La şerike diyerek diyardan göçmeyi tercih etmek!

 

İşte değerli dost neylersin, bir acizliğin muhayyilesiyle nefeslenirken.

Atmosferde yankı bulan feryadımın ahenk sızısı serdedildiği gibi…

 

Bu maksada binaen okurlarımdan gelen talepler nedeniyle belki biraz fazla zaman ayırdığımı söylemek mümkündür…

 

En fazla şiir ürettiğim dönem, yazmaya başladığımdan itibarendir.

Ama sevgili üstat bilmelisiniz ki, o kadar güzel tepkiler alıyorum ki edebiyat çevrelerinden, haz almadığımı söylemeden geçemeyeceğim.

 

Şiirlerime, ilham perimin kayıplara karışması sebebiyle, bir süreliğine ara verdiğimi belirtsem çok manidar bulur musunuz?

 

En son yayınladığım” Nefesinle solayım” çalışmasıdır.

Fakat en çok alındığım, başlangıç paragrafında ki hatırlatmanızdır.Hakikaten biraz yüreğimi sızlattı…

 

“İki dünyanın var olduğunu ve hayal âleminde bulunmak”

Demek ki yazdıklarımda bu pek fark edilmiyordu.Hayalin eşiğinde bir emeğin döküntüleriydi… Hayal…

 

Ah bu hayal olmasaydı… Aşk nasıl anlaşılırdı… Nasıl yaşanırdı?

Kurtulamadığımız bir monotonluğun pençesinde yaşamak, o kadar meşakkatli ki benim için, inanın kelimelerle anlatmak kifayetsizdir…

 

İşte sevgili üstat şiirlerle ben hayalin meşkinde seyretmişsem, inanın bundan asla bizar değilim, çok keyif aldım, birçok yeni dost kazandım.

 

Yüreğimin hücresinde hapsolan duygularımın kapısını, atmosfer dostlarına açtım.

Onlarla paylaştım, sağ olsunlar kıymet verdiler, yorumlarda bulundular…

 

Aşk bir hakikatse onu yaşadım dersem abartmış olur muyum bilmiyorum.

Hissettiğim aşkın ta kendisiydi… Bilmeden… Görülmeden…

 

Sadece satırlarla yaşana bir aşk düşüne biliyor musunuz?

Şekliyeti önceleyenler biliyorum ki çok şaşıracaktır…

 

Kim ne derse desin şaşmayan bir esin kaynağım olmuşu!

Mısralarında bulduğum mana derinliği, hislerimi tetikliyordu.

 

O bir sanatçı ruhluydu… Mısralarında güftenin izleri mevcuttu…

Bir kemanın nağmelerinde dinlenseydi mısraları ne harika olurdu…

 

Bir ressamım hassasiyeti mevcuttu… Tuval onun ellerinde raks ediyordu…

İşte hissettiklerinizi bu haleti ruhla kaleme alırsanız…

 

Neler çıkıyor emeğinizden bir bilseniz…

Aşk acısını bilen kaç insan vardır… Arzunun değil, hazzın aşkını…

 

İşte bu güzel ve görmediğim insan aşk acısını bilendi…

Hissedendi… Bir sevendi… Sevmeyi bilendi…

 

Demem odur ki sevgili üstat, aniden yüreğimi yakalayandı…

Kendine katandı… Fizik kurallarını hiçe sayarak…

 

Tenleri mahkûm bırakarak… Hayânın içinde kalarak…

İşte her iki dünyayı da hayallerimizin zenginliğiyle güreleştirebiliriz…

 

Aşk bizlere manayı yaşatandır ey sevgili dost…

Aşk hak kapısında kavurandır…

 

Aşk gülün kokusundan, bülbülün feryadından imbiklerdir…

 

Yaptığınız yorumlar için teşekkür ediyorum…

Sevgi ve muhabbetlerimi gönderiyorum…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 15:36
#258

Talep edilince neden sarfı nazar edelim!

 

 

 

 

Fakir halimin bedbinliğinde değerli vaktinizi ayırarak bir kıymete matuf kelam atfettiğiniz için öncelikle çok teşekkürler ediyorum…

 

Ömrümün sayfalarından hezeyanlarımı beyan etmek ve halimde netleşen mihengimden sual etmek hâsıl olunca, kalbi kanatlarımızı sıralayalım istedik…

 

1.Fakir bir ailenin, sahipsiz bir emanetin, idrak edilmeyen mükellefiyetin, acaba ne derler vehminin, bilinçsiz ve tedariksiz tevekkülün, neticesi hesap edilemeyen heveslerin mekân tuttuğu ve sekilerliğin revaç bulduğu, günü birlikteliğin gaygısıysa yaşandığı iklim kuşağına rastlar çocukluk günlerim…

 

Toplumsal cehaletin, hınç içinde rekabetin, edep bilmeyen kuvvetlinin, manadan yoksun nefeslerin, mukallitlik içinde icbar edilen geleneklerin kuşatıcılığında geçti günlerim…

 

Tahkik yeteneğimin, merak içinde öncelediğim düşlerim, mefkûrem için dinmeyen gayretim, toplumsal olaylarda aksiyoner nefesim, hizmete müteallik gayretlerim, her vakit sinemde eksiltmediğim ve özü ve sözü, kalbi ve dili, zihni ve niyeti hak rızasına çıkan, miskinliği reddeden, edil genliği öteleyen, korkuyu sadece mizanda gören, muhabbeti dostlar için serdeden her nefes ve çoğuluyla münasebetimi sürdürdüm…

 

Nezaret ve cezaevi gibi silinmeyenlerimde “Korkusuz” lakabıyla zikredilirdim…

Her cemaat ve gruplarda, edebe mugayir bir yapılanma tespit edince fakirleşirim…

 

Mübarek ve muttaki insanlar olarak telakki edilen nefeslerin, tuğyan, isyan, talan,

Muhasara, ihtilal ve andıçlar konusunda edil gen duruşlarına tahammülüm çok azdır…

 

Teslimiyeti öncelikle halimde ve dolayısıyla kalbin sahibinde netleştiremediğim sürece,

Ruhumun kalbime nizam etmesinde marazlar olduğuna inanırım ve derhal gereğinin hazırlıklarına başlarım…

 

Sünettullahın gereği olarak her nefes takribi bir süre yaşayacak olsa da, ölüm onunla her zaman baş başadır…

 

Onun içinde adamlık sanatı, ruhi açılımlarla kalbi daralmaların üstesinden gelerek ve kime teslim olacağının gerekçeleriyle… Aklın, izanın, merakın, bilginin, tecrübenin ve istişarenin serinliğinde ve muhakkak ki delillerin güzelliğinde istikametini bilecektir…

 

İfrat ve tefrit konusunda hâsıl olan duyarlılığım sebebiyle, mahallî olaylar ve fevri çalışmalar, idealist söylemler, sosyolojiden arî ifadeler, reddi miras teraneleri beni açmaz…

 

Vakıf, cemaat, dernek ve siyasi çalışmalarım epey bir zaman süregelmiştir ve şimdilik sakinlik içinde ve kendi dirliğimin seyrinde ve belirli mesafede hukukumu koruyorum…

 

 

2.Kişilik olarak tercih hakkımı beyan etmeliyim…

Meslek kişiliğin devamında neticesine ulaşılan bir uğraş ve iştigal alanıdır…

 

 

3. İnsan en mütekâmil bir sanat esriyken, şayet bundan habersizse, hislerin serencamında ki yegâne olguyu bilmezse, hislerin sahibinden azade bir nefesse…

 

Sanat ve ona anlam kazandıran sanatçı rahmetin gereği, hikmetin sebebi konusunda bir yelpazedir, cezbeden erktir, niteliğin adresi, estetiğin nefesi, hissiyatın cihan payesidir…

 

Üstün özellikli insan, nefes aldığı sürece ve nasibin tecellisi istikametinde hidayetin en yakın şubeleridir… Anlama ve algılamak, tahkik konusunda monotonluğu yozlaşma yasmak bunların temek renkleridir…

 

Suallerinize ne kadar cevap verebildim bilemiyorum…

Bu manada sağlık ve afiyetler diliyorum, tüm dostlara muhabbetle selam eğliyorum…

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 15:39
#259

Siz lütfedince kelam eyledik!

 

 

 

 

Fevkalade

Samimi olan ve

Bir o kadar da zarif tarzınız,

 

Lekelerden

Azade bulunan

Sarih olan kalbi sayfalarınız,

 

Bu fakire

Lütfederken

Hamiyetli önceleyen tavrınız,

 

Ayalinizle

Olan muhabbeti

Bereketlendiren gayretiniz,

 

Edep için,

Yapılması lüzumu hâsıl

Olan edebiyatı hissetmeniz,

 

Derinliğinizde ki,

Hususiyetleri tahkik

İle mücerret hale getirmeniz,

 

Felahın,

An ve bir gün

Bitecek olan mühleti zamanın,

 

Muhabbet

İçin sevdayı aşkın,

Ruhunuzda sizi bekleyen nakışın

 

Vehimlerden

Azade hilkatinizin

Güzelliğinde, hizmetin azimetiyle,

 

Yozluğun

Kurak ikliminden

Sanki habersiz olan sadakatinizle

 

Nefeslerin

Müsaadesi nispetinde

Her canla muhabbeti dilediğinizce,

 

Ön yargı

Sinenizi kireçlemedikçe

Vehimler naif halinize yün vermedikçe

 

Vefayı ezeli

Cefayı hikmetin nasibi

Hakkı, sırat içinde ki vaaz edilen nidayı,

 

Kalbi marazlardan

Ruhi daralmalardan arî hali,

Vuslat için önünde seni bekleyen zamanı,

 

Heder etmeden,

Nefsin nizamıyla iştigal ederken,

Ölümü, aşk ile sevda ikliminde hissedersen,

 

Tenleri,

Zahir içinde ki hevesleri,

Kalbin serinliğinde ki seni bekleyen değeri,

 

Hissederek,

Seherlerde şevkle zarifleşerek,

Gecelerde, ürpertilerin deşifresini bilerek,

 

Korkulardan,

Sakıt olan kalbi yakınlığın,

Zerrede gizli olan kuvvette ki her hakikatin,

 

Düşlerinde,

Seni bekleyen nuru aşkın,

Cihana yetecek kadar bereketlenen sevdanın,

 

Yolculuğunda,

Bizar olup hiç yorulmadan,

Azığı, azimet bilerek kaygı duymadan gitmelisin,

 

Sen bizzat,

Sancıların hedefinde kalkan,

İnsanlığın önünde tarihteki yerine ülfetle alacaksın…

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:33
#260

Hicran yufka yürekliyi bilir!

 

 

Takatim yetmeyince

Acizlik hale sudur edince

Zihin çekiliyor işte sessizliğe

Kalp ürperip halince dürülünce

 

Nice taş yastıklar vardır

Caddelerde banklar yataktır

Canlar yılgınlıkta bazen bizardır

Ruh yalnızdır, anlatmakta yersizdir

 

Yaşamak, nefesler almak

Lakin muhabbetten arî olmak

Aşkı hiç tanımamak azade olmak

Hissiyatı fark etmeden boşluğa bakmak

 

Dile gelen lakin bekleyen

Kelam etmekten imtina edilen

Sinede derlenen, sukutla kıdemleşen

Hal ikliminde yeşeren ve kemale erdiren

 

Hicranlar yufka yüreklidir

Hüzün ile birlikte hal için yeistir

Ancak kuvvetin yegâne sebebi bellidir

Neden kederlenilir ve nedamet davet edilir

 

Vasıl olmak ne kadar nasiptir

Gayrete amade neticeyi şevk midir

İrade nerede hüccettir kader keyfi midir

Aşk nefislerin vuzuhu için hasredilen erk midir

 

Bilirim hevesler çok renklidir

O an hissetmek hevese müsavimidir

Ruhlar kaç çeşittir, kalp kim için ferdir

Ve zihin insan kimliğinde ne kadar mücerrettir

 

Yürek ve kalp ne kadar eşittir

O vakit mahlûkatla farkımız nerdedir

Yalnızca kan pompalayan bir gerekçemidir

Yoksa idrak etmemize vesile olan tek payemidir

 

Ruh ve akıl ne kadar müsavidir

Yoksa bir bütünlüğün ifade misidir

Nefs ne kadar mükelleftir, akıl nicedir

Tercihi yapan irade değil midir yani kim haizdir

 

Ömür sağlığa amade müddet midir

Ecel hangi özelliklerde yalın bir niteliktir

Kulluk bilinçle netleşen, ihsanla asilleşen midir

Takva gerekçeleri nelerdir, bilmeden gitmek midir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:35
#261

Sonra ne olacak!

 

 

Artık bir daha mı asla

Geriye dönüp bakmak mı kat’a

Geçmişi hatırlayarak yaşamak mı hayır ola

 

Anları güne hasrederken

Günü zamana havale ederken

Nasib için nefesleri gayrete tevdi ederken

 

Hareket ve kuvvetin

Zerrenin hükmünde ki hikmetin

Müddetli nefesin, bahşedilen ömrün hükmü

 

Cihana teşrif edilen

Nesillerin tümü, sebebin rüknü

Kitabı celilin hükmü, aşikâr kanaatlerin tümü

 

Hesap edilecek

Defterler dürülecek teker teker

Gün yüzüne çıkacak, niyet ve amel karşılaşacak

 

Kalbi yabancılığın

Ruhi açmazların seni çok daraltacak

Sonra ne olacak, haşyet seni pek çok korkutacak

 

Umutlar artacak

Hamiyetli nefesler aranacak

Kime her ne yaptıysa hatırlatacak, hak tanınacak

 

Mazlum ve mağdur

Zalim ve hain sınıflara ayrılacak

Mizan koklanacak, bizzat o gül hasretle aranacak

 

İnisiyatif kalmayacak

İstisna olmayacak, hak yerini bulacak

Adalet akacak, her kez hakkına mutlak razı olacak

 

Nefsin açmazları

Sınırsız tahrikleri, haram tevessülleri

Hadsiz istekleri o kadar nezih anlatılacak ki şaşılacak

 

O vakit akıl sahibi

İrade safhasında ki açziyeti anılacak

Tercihlerin müsebbibi zorlanacak vesile olan korkacak

 

Ayan beyan ortaya çıkacak

Kul olmak hakkıyla çabuk anlaşılacak

Nelerden mahrum kalındığı hüzünle çabuk fark edilecek

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:36
#262

Unutmak solgun sayfaları!

 

 

Sonsuzluk

Evet, ona doğru uzanmak

Düşlerinde baharı şevkle koklamak

 

Hazzın

Nihayetiyle süruru bulmak

Ruhun muvazenesini hazla ile yaşmak

 

Kalbin

Ritmini anlayarak

Murakabede öylece serinliğe uyanmak

 

Bir an olsun

Unutmak solgun sayfaları

Zihni karmaşaları ve ahenksiz sevdayı

 

Toprağa

Düşen has damlaları

Koklamak, belayı hatırlamak ve yaşamak

 

Toprakta

Çamurlaşmayı yaşamak

Maziyi solumak insanlık onuruna ulaşmak

 

Mazlum

Nefesi anlamayı başarmak

Hak adına konuşmak, rızayı azimle aramak

 

Nisa

Kimliğinde ülfetli olan

Şefkati, vesilelerde bularak okumayı anmak

 

Fideyken

Ana kimliğine sorgulamak

Asliyetini koruyarak hazla naifliği koklamak

 

Ötelerin

Sevdasını haykıran ney sesi

Onu üfleyenin aşk gailesi dinmeyen çileleri

 

Hüzzam

Şarkılarda gizlenir

Acemaşiran ve mahur semainin ak olan sesi

 

Tamburun

Hassasiyeti, udunda bam teli

Suskunluğun sineye akseden serzeniş hanesi

 

Ne sana

Ve nede yalnızlığa mahkûmun

Biliyorum mücerret ve müstakil olan bir ruhum

 

Kalpte

Muhafaza ettiğim niyet

En nihayetinde olacaktır benimde son umudum

 

Nedense

Yoktur bir korkum umutluyum

Cennete düşlerde yolcu değilim sadece bir kulum

 

Melanetlerin

Sancısı olmazsa bir kalpte

Hazan kimin derdiyse ruhun hası göstersene nerde

 

Mizan

Mücerretse, hukuk belliyle

Sende kalk bir düşün ve hürriyetin adına bir söyle

 

Muvazene

Nerede af seni bekliyor bekle

Ütopik ümitlerle, niteliksiz kimliklerle ve her yerde

 

O vahit

Hassasiyet nerede, mihenk önde

Hak tesliminde, Hakkaniyet emin ellerde düşünsene

 

Nefs

Muvacehesince

İdrak haznesi teslim olacak iradene ve sana amade

 

Haşyet eşikte

Merak kuşatacak her vesile

Halis ruhun duyacağı sesle irkilecek aşk muhabbetle

 

İşte sevda

Burada bir badire aşk ikliminde

Keyfiyet güfteleri çıkacak bir telaş içinde ve hayretle

 

Sazende nerede,

Sazı kendi derdinde hissetsene işte

Zaman kaldı mı fark etsene, hülyadan kurtulmayı dene

 

Sanatçı kimliğinde

Hak rızası aranacaktır hani nerede

Rezaletler iblisle, kanaat meleğin kadrinde ve tercihinle

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:37
#263

Kalsın!

 

 

Senin olsun,

Dilerim sen onsuz,

Sende bulunan sevda mı yarsız

 

Sen gamsız,

Aşk manada halsiz,

Dünya senin, sende bir anlamsız

 

Zorunda

Değildin, vermemeliydin,

Ümit sermemeliydin, kesmeliydin

 

Tefekkür

Konusu, hiç olmamalıydın,

Donmalıydın, elan kaybolmalıydın

 

Her zaman

Ten, olamaz arzulanan,

Zevkte bulunan, sonra da yok olan

 

Mana

Yoksunu, bir zavallı bulunan,

Kimliğinde kaybolan, sonra unutulan

 

Olmamalıydın,

Solmamalıydın sen,

Bir ceylan iken, kabalaşmamalıydın

 

Cazibede

Kaybolmadan yaşamalıydın,

Haysiyeti, nezaketi hep aramalıydın

 

Suhuletle

Nefeslenmeyi bilmeli

Zahire debelenmemeli nasip bilinmeli

 

Kanaate

Ne demeli ötelemeli mi

Tecellide ki hikmet terennüm edilmeli

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:38
#264

Sana açılmak!

 

 

Bilsen ki yüreğimi

Sana açmayı

Ne kadar çok isterdim

Kirliliğinden dem vurduğum

Nedamet ışıklarıyla

 

Soluduğum bu hayata

Bigane kalınca kalanımla

Çırpınırdım işte

Devayı umut adına sancılarımla

 

Güneş ah

Gün içinde müşahede

Ettiğim nice leş

Aşktan nasipsiz serkeş

Kuvvetli görününce artık pes

 

Menfaat tellallığında

Yarışıyordu her nedense herkes

Ey hasret kaldığım

Kan içinde canı anlayan kardeş

 

Sende halimi

Anlamaktan uzaklaşırsan

Hep daim baka kalırsan

Tahkikin içinde nefes

Alamazsan merakı bırakırsan

 

Aşkı arasan ne çıkar

Onu hissetmekten uzaklaşırken

Sen ben içimizde ki her dem

Ruhumuzda öngörülen

 

Acımak ağlamak kanmak

Adanmak gayeyle yaşamak

Bir hesap dâhilinde

Anlamlı olmak gayesiyle çalışmak

 

Hadiseler bakmak

Maziyle fikri tefekkürü aşılamak

Nebatatı unutmamak

Mahlûkat ile barışıklığı bulmak

 

Farkında olmak

Dikkatimiz oranında

Vicdani solumak

İrademizdi tercihlerimizle

Kimseyi suçlamamak

 

Nasip olunanda

Asıl hikmeti aramak

Gayreti bırakmamak

Hayatımızı anlamlı

Kılmak adına yaşamaya sarılmak

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:39
#265

Gül anlaşılmayınca aşk uzaklaşır!

 

 

En zarif

Bir iğne oyasının

Değirmen misali zamanı tüketirken

 

Dişlileri

Arasında öğütürken

Dilberi aşiyanın göz emeklerini

 

Seyrederken

Yüreğin çeperlerinden

İnce bir sızıntı hicranı sessizce başlar

 

Katlanılan

Çileler bir, bir dizilir

Senaryonun sayfalarında olduğu misali

 

O gül

Kokusu ellerin

Parmakları hayatın sabrını azimle dokur

 

Her ilmek

Tasarrufu rızayı bari

Hakikatine muttasıl olmak, erişmek içindir

 

Toprağın

Kıvamında ki tevazu

Coşkusunun hazzını yudumlayan zahit gibi

 

Analığın

Meşkini, nisa olmanın

Teslimiyet şevkini ve huzurunu bağışlarlar

 

İnsan

Olmanın, insanlığa

Kavuşmanın reçetesinde anlamlaşan mazi misali

 

Bu kadar

Zarif bir şekilde

Tanzim edilen gülü, latif rengini ve tenini

 

Koklamanın

Onların süruru halinden

Anlamanın sebebi, emanetin güzelliğinin halidir

 

Bu hakikate

Bigane kalan bir insan

Arzın en bedevi nefeslenen canı beşeridir

 

Onlar

Bir aşktır, sevdadır

Yağmurdur, karanfildir, edebi tevazuudur

 

Güzelliğin

Tek adresi, kâinatın

Güzide bahçesi değerinde bir zenginliktir

 

Sulbün

Banisi, sabilerin kanadı

Şefkatin en mübariz temsilcisi olan elçidir

 

Onlar

Hayatı anlamlı kılan

Mübelliği olan en değerli temel bir hazinedir

 

Güllerin

Kıymetini idrak

Etmeden solduranlar, hilkatinde uzaklaşandır

 

Acımasızca

Yapraklarını kopartıp

Ortalığa saçanlar, edebi dışlayanlar fütursuzdur

 

Gelir

Zafiyetiyle kullananlar

Öz annesini tanımayan onun kimliğini anlamayandır

 

Bunlar

Bizim analarımız

Bacılarımız, canımız, cananımız, kanımızdır

 

Yüreğim

Yanıyor hal kalmıyor

Cihanı arzda edebi hayâ maksatlı tarumar ediliyor

 

Ekranların

Kanlı tuzaklarında

Entrikanın odağında alenen ahlaksızlık anlatılıyor

 

Masum

Yürekleri alenen aldatıyor

Bir paye adına ne çirkeflikler hasıraltı ediliyor

 

Ne kadar

Masum kaldıkları

Çaresiz bırakılıp aldatıldıklarını görünce hayıflanıyorum

 

Gözlerden

Tek kan gelseydi

Yürekler defalarca hançerlenseydi edep uğruna

 

Şu dişler

Parçalansa, tırnaklar

Kerpetenle sökülseydi de hain eller cirit atmasaydı

 

Mavzer

Kurşunları her yanımı

Fütursuzca delik deşik etseydi ar mefkûrem kalsaydı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:40
#266

Çok geç!

 

 

Gelme artık

Yıllardır sudur ediyor halimde solgunluk

Yorgunluk ah nede yılgınlık kalmıyor hevesim ayık

 

Sakladığım

Koklamak için medet umduğum günler

Şevki bahar olan yaseminler rengârenk laleler soldu

 

Nereye baksam

Geceleri ayaza yaslansam donup kalsam

Taşlaşmış yastığımla, toprak kokan yatağımla hicrana

 

Kalmayan heyecan

Hevesler serzenişte lakin bakıyor mezar

Duvar köşelerinde çürüyen yapraklar billahi hakkım var

 

Açmayacak mı bahar

Her vakit hazan niye var, hüzünlü şarkılar

Gamı hazan suskunluklar, durmayan gözyaşları niye akar

 

Hasret bu denli mi

Sineyi dağlar, kelimeleri bağrı düğüm kokar

Aşk hüzün yaşamaksa şayet bilmem ki ne kadar vaktim var

 

Kulağım çınlasa ne yazar

Kalbimin titremelerinin kime ne zararı var

Sokak aralarında kimler neden sabahlar, ruhum çok bizar

 

Kader herkese var

Felek neden selam vermez azarlar

Yalnızlıkla muhabbet varsa neden yoktur bereket ve izzet

 

Hani nerede keyfiyet

Yaşamak haksa o vakit nedir çektiğim külfet

Kanaat idrak edilmeyince başlıyor işte nedamet sen seyret

 

İnsan kimliğinde şikâyet

Keşkeklerde adavet, benlik nüksediyor elbet

Lakin nasip bir hakikat, gayretin, rekabetin mücerret sebep

 

Küskünlüğü lağvet

Ruhun insicamında vardır muhakkak hikmet

Kalbin ritmine dikkat et, zaman içinde yaşanıyor hep fetret

 

Mizanı düşünmek sebep

Hal içinde edep, yeisler aklet kimlere dert

Vakit doluyor elbet şafak kimler için haşyet ve umuda sebep

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:44
#267

Suskunluğumun muvazenesisin!

 

 

 

Ne sanıyorsun

Yılların eritemediği hasreti

Sancılar içinde çekilen nefesleri

Tarumar olan hislerimi terennüm ederken

 

Geceden gündüze

Akan zamanı demlerken

Dinmeyen hüznümü göğüslerken

Vaktin tecellisinde nihayetin izlerindeyken

 

Sen geliyorsun aklıma

Zihnim karma karışık olsa da

Kalbim asırların solgunluğuna maruzsa

Ruhum insicamında Hakk diyorsa hak getire

 

Toprağın neminde

Nüveleşen, tohumun umuduna

Hasredilen, düşlerin ülkesinde gizlenen

Hasreti çekilen, özlemi nemlendiren nerdesin

 

Bir selam olsun

Vermeye içtinap edersin

Niyazlarımın en müstesna yerindesin

Sinemde solmayan bir gülsün hissettiğim sensin

 

Kalbimdesin

Gün görmeyen melalin rengisin

Halime haz bahşeden suhuletli tefekkürsün

Ülfetimsin, süruru mekânımsın tek aşk sayfamsın

 

Anlamlandıransın

Düşünceme şevk katan bahtiyarsın

Hissiyatın baharında Zümrüdüankasın iyi ki varsın

Yıllar bizar bıraksa da, hasretin dağlasa da sevdasın

 

Umudun sağanağı

Nasibin mutlaklığı olsa da aşksın

Nazı müstesnasın, haz için hep varsın

Kanım aktığı sürece gönlümün tahtısın baharı hazzın

 

Ayrılığın olmayacağı

Serzenişin solunmadığı farksın

Berraklığın kadrinde teneffüs edilen aşksın

Her halükarda kıvancımsın ve sahifelerde romanımsın

 

Mısralarımda gizlediğim

Şiirlerimde derlediğim muhakkaksın

Şarkımın nakaratı, sazımın bam teli, neyimin nefesi

Gözyaşlarımın adresi, suskunluğumun da muvazenesisin

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:45
#268

Ne çare olacak haline!

 

 

Bir gün

Çok geç olacak biliyorum

Arkamda bırakacaklarım ne söyler hiç bilmiyorum

 

Her gün

Bir adım öteye gidiyorum

Zamanı pervasızca tüketiyorum, ben ne biliyorum

 

Ruhu hissediyorum

Kalbe hissiyatla nazar ediyorum

Nefsin hadsizliğini biliyorum, acz içinde gidiyorum

 

Lekelerim kat kat

Günah olması için nedir şart

Heveslerde renkler çok rahat yaşamakta nedir fark

 

Anlamak için

Kalk ta silkinerek bir bak

Nihayetin sayfalarına uzanarak ibretle temaşaya sark

 

Ceddinden kalan

Lakin hazanlaşan kalıntılara tak

Haysiyet içinde tefekkür edip onursuzluğu biraz bırak

 

Ahvalini kuşatan

Seni kalbinden uzaklaştıran

Ruhun bizarlığını tınmadan arsızlıkla sürekli arka çıkan

 

Zamanını çalan

Bizzat kulluktan uzaklaştıran

Ruhunu hicrana mahkûm bırakan teranelere karşı uyan

 

Bak akıp

Gidiyor kendi halinde zaman

Ne kadar oyalansan haline solgunluk sudur edecek inan

 

Lakin çok

Geç kalmış olacaksın her an

Ruhun dirliğine avdet edeceksin şer an anlatacak zaman

 

Ne kadar

Sayfalara hayretle baksan da

Ne çare olacak haline sende düşün bir an hazanlaşmadan

 

Tavında makbuldür

Cazibe neden çeken güçtür

Varlığın erki, sahavetin fevki, imanın şevki ihsana rağbettir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:46
#269

Ayrık otu nizamsız nefs gibidir!

 

 

Bilir misin sen

Ayrık otu neden hiç sevilmez

Ona sevgi hasredilmez, şefkat gösterilmez halde yeşermez

 

Onu görmemek adına

Vakfedilen gayretler tükenmez

Torak dahi bunun yüzünden bazen sevilmez suda verilmez

 

O kadar sırnaşıktır ki

Hadsizliğin kıvamında rakipsizdir

Davranış bozukluğunda çok ahenksizdir, lakin çok etkindir

 

Nerede olsa kendine

Muhakkak bir yer edinmeyi bilendir

Sökülüp atılmasına aldırış etmeyen divanedir, hilkatiyledir

 

Marazlık için adrestir

Bir anlamda nefs gibi şedit sefildir

Adaptan nasipsiz, halden gailesiz, kalpten silik bir yelişliktir

 

Mümbit toprakların

Bereket âşıklarınız fevkalade hasmıdır

Bir ince hastalık misali sessiz kurutan, hal bırakmayan fevridir

 

Kontrolsüz heyecanın

Yaşamak adına azmin serencamıdır

Yılgınlık, yorgunluk hali ondan çok uzaktır her vakit yol alandır

 

İklimlere taş çıkartan

Mevsimlerin tarihini yazan hazandır

Varlık adına her ne kadar gayret gösterse de hiç anlaşılmayandır

 

Çünkü haddi aşandır

Marazlık için adeta vardır, bühtandır

Hasislikle anlamlı yaşayandır, kendiyle barışık olmayan varlıktır

 

Rahmetin sağanağında

Bereketi kurutandır, adıyla müsemmadır

Hak adına hakkı olmasına rağmen toprağın verimliliğini giderendir

 

İnsan kimliğinden arîdir

Zira her şey ona amade iken o sefildir

Silik duvarlar gibidir, kurşunilikte fevridir, filizleri titreten tizdir

 

Nizamsız nefs gibidir

Bilmesine rağmen haktan nasipsizdir

İrade olmaz ise ayrık otu, beşer kimliğinde fevkalade talihsizliktir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:46
#270

Hınç kalbin darlığına sebep!

 

 

Acı içinde beş yılım heba olarak gitmişti

Vesileler sinemde nakşeden kara bir izdi

Nefes almak, müşkül olmaktan öte yeisti

Kurşuni hisler her yanında sırnaş adresti

 

Sancının mefkûresini bilirim ötelerdeydi

Lakin açziyet, halimin en vazgeçilmeziydi

Umut solgun damlaydı, yılgınlığım yakındı

Şevk çok uzaklaştı hayat anlamsız farktı

 

Ölmek kurtuluş adresi olsaydı acımazdım

Yaşamanın gayesine hiç vakıf olmasaydım

Mefkûre gayesinde solgunu solumasaydım

Aşk sancısı tatmasam, ruhu anlamasaydım

 

Hınç, her halükarda kalbin darlığına sebep

Kin ruhun sefilliğine icabet cahile ne hacet

Husumet, huzur için zillet adresi de adavet

Kul olmak için, suhulete ihtiyaç vardır elbet

 

Terki hal eden canı geri getirmek aklın işi mi

Nefsin nizamında açziyet, maslahatta hak mı

Hata tercihte istinat mı, iradede nedir farkı

Akıl düşünmeyen için vuslat mı sancı sanat mı

 

İki can bir birini tamamlayan ancak olgunlaşan

Kan içindeki devri âlemi anlamaktan azade olan

Heveslerine boğulan zafiyeti marifetle aklayan

Hatalarında tefekkürden uzaklaşan zavallı insan

 

Kim ne yaparsa heybesinde ki azığı o kadar olur

Ruhi lekeler uykuya hasret bırakır ve solgunlaşır

Yegâne ola adreste yanılır, işitmeyen soluk kalır

Bakar kör olmak kimlere yakışır mizanda yaklaşır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:47
#271

Susmak akıllı bir işti!

 

 

Vasat bir gün

Geçip gidiyordu yine sakince

Sokaklar sakinliğe müptela olmuştu her nedense

 

Pencere açılmışken

Sarkmıştım dışarıya aniden

Böyle bir alışkanlığım olmamasına rağmen neden

 

İçimi burukluk bastı

Bir kuş dahi fark edilmiyordu

Rüzgâr tenime temas etmeye şevk bulamıyordu

 

Bir göç yaşanmıştı sanki

Kimseler ve hatta çocuklar

Bomboş bırakmıştı sabrın harmanında sokakları

 

Devrim geldi aklıma

Tanklar her ne kadar olmasa da

Düşüncesi dahi korkuyu çağırıyordu anlamsızlıkla

 

Kapılar tekmelenirdi

Dipçiklerde nefesleri keserdi

Sorgusuz ve sualsiz kelepçeler bileklere geçirilirdi

 

Hukuk lav edilmişti

Nitelik suskunluğa çekilmişti

Tahakküm öncelenerek palaskalar sırta hızla inerdi

 

Bilmediğin suçlar

Bir bir yüzüne okunarak

Hakaretin en aşağılık olanları tükürükle yüzüne inerdi

 

Ne kadar dirensen de

Kaval kemiklerine inen darbeler

Gözleri kan çanağına döndürürdü, susmak akıllı bir işti

 

Zulmün nevileri

Zalimin anlamsız serüvenleri

Bir kobay olarak hadsizce sergileniyor dalga geçiliyordu

 

Hakkı aramak

Yaratana sığınmak tel çareydi

Çünkü karşımızda cehaletin müdavimi icraata başlamıştı

 

Vatandaşlık

Surette kalmış bir vakıaydı

Şimdi asıl beyaz kanlılar sultası ve saltanatı karşımızdaydı

 

Bir insan bu kadar mı cahil

Bir kalp bu denlimi acımasız olurmuş

En galiz küfürler ruha edilirken, kan gövdeyi götürüyordu

 

Bir anda kendimizi

Düşman hatlarında sanmak

Ve ona inanmak için tüm koşullar zorlanıyordu acımasızca

 

O kadar işkenceden sonra

Şayet bir takat kaldıysa su surata

Bir şamar gibi inerken, beşe on keresteler dizin arkasında

 

Ve bacak arasında

Ördek yürüyüşü yapmak zorunda kalınca

Yaşamak adına her ne varsa, vazgeçmek uğruna fedakârca

 

İnkılâpla ihtilal

Pek çok farklıdır nede olsa

İnkılâp hakkı tespit ve teslim etmek adına tertibi sanatken

 

İhtilal hakkı gasp eden

Haklıyı haksızı ayırt edemeyen

Zorbalığı önceleyen, tahakküm için vesile addedilen utançtır

 

İnsanlık için kayıptır

Askeri darbeler rezaletin daniskasıdır

Her türlü gaspı meşrulaştıran bedevice yarıştır, edep dışıdır

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:48
#272

Aşk olmasaydı yağmur ağlamazdı!

 

 

Yıllar, filizlenip olgunlaşmaya gark ederken

Şen şakrak mutlu ve refahlı günler çok azdı

Yaşayamadan anlatmak, işitmeden duymaktı

Görmek için bakmayı bir niteliğe erdirmekti

 

Dünyanın nimetleri her bir tarafı kuşatırken

Rahmet bu kadar aşikâr gerekçeyle yakınken

Kalp kendi hilkatinde ritme amade bulunurken

Ruhumun, hicran sayfaları ne kadar manidardı

 

Ummanlara doğru uzanan derin bir hüzün vardı

Uyumak, oysa çok şeyler anlatıyor o an bizardı

Kalbim ne kadar sahibiyleydi idrakim neredeydi

Zaman insan kimliğinde muvazene için hakikatti

 

Doğmak emanetin tevdiinde olan bir merhaleydi

Nesiller için mücerret olacak mümtaz sağanaktı

Hakk zerrede muhakkak olan hamiyetli sığınaktı

Kim ne kadar farkındaydı, akıl insan için vuslattı

 

Aşk olmasaydı, su durulmazdı, yağmur ağlamazdı

Toprak, bereketi için anlaşılmaya amadeli sanattı

Güneş neleri anlatırdı, rüzgâr nefesler için olandı

Med cezir nazar eden içinde hissiyatta bir farktı

 

Mütekâmil olmak insani hasleti kuşanarak solumak

Ahseni takvimden neden bahsedilir meraka akmak

İradenin hüviyetini berraklaştırmak nefsi tanımak

Ruhun kalbi nizam etmesine nefesi gark edebilmek

 

Aslen sahibi olduğun ne var nefes olmazsa orda kal

Ölüm, bir gün kapını çalacak sakın geç kalma ey yar

Sevda bunun için var uzlet melaline suhuletli bir ar

Edep içinde kal, mütemadiyen tefekkürde seyri hal

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:49
#273

Bahşedilen kutlu nefes!

 

 

Hadiselerin husule gelmesi bir vesilesiyle

Nasip olacakların o vakte hasredilmesiyle

İnsan kimliğinde iradenin kaim edilmesiyle

Aklın âdemi cana bahşedilmesi zaruretiyle

 

Kalbin ritmi, hislerin sevkıyatı nizam içindi

An’ın hükmü, akled ilmeli elbette ruh kimin

Kul olmak neden gerekli muvazenedir seçim

Tercih insanın keyfiyetine amade asliye için

 

Düşünmek, insanın işi, nitelik asli neticesidir

Duymakla, işitmek aynımı farkı anlaşılmalıdır

Bakmak, görmenin nedenli yakınıdır farklıdır

Yürekle, kalp aynımıdır, insan ve can saklıdır

 

Ahenk şarttır, insan için en elzem zarurettir

Çünkü kalbin ritmi fevkalade idrak edilmelidir

Ruh çeşitlidir mekânları bellidir akledilmelidir

İnsan kul olması için tanzim edilen yekparedir

 

Aşk gereği veçhile anlaşılmazsa iblis akla gelir

Çünkü o âdemden ziyade seven bir aşk zadedir

Ruh ikliminde verilen söz kim içindi bilinmelidir

İnsan ve cine kitabı celilde niçin zikredilmiştir

 

Âdem ve Havva, üç yüz sene ayrı kaldı ve ağladı

Affı mağfiretle müzdelifede nikâhları kıyılmıştı

Zafiyetleri ve cenneti çok sevmeleriyle kanmıştı

O an netice anlaşılmıştı ve cennetten de atılmıştı

 

Duygusallık iyidir lakin nizam edilmezse aleyhedir

Mantık tecrübe idrak ne içindir akıl ayırt edendir

Muvazene insan ikliminde asliyedir hissedilmelidir

Nefes nihayete ermeden sözün özü hissedilmelidir

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:50
#274

İyi ki varsın olmasaydın!

 

 

Bugün

Öksüzlerin üşüyen gecelerini andım

Sensizliğin düşüyle haşyet içinde uyandım

 

Yorganı attım,

Yatağımdan da kalktım

Gecenin kuşatan serinliğinde seni andım

 

O an kalakaldım,

Sanki öylece mıhlandım

Enaniyetimle başa baş kaldım sarsıldım

 

Yarım asırlık

Bir hayatın hicranına kandım

Nihayetimi hatırladım, ancak dona kaldım

 

Utancımdan

Hiç yalvaramadım robotlaştım

İnsanlığımdan utandım, yalnız bir candım

 

Ölüm! İyi ki varsın,

Olmasaydın kokacaktım

Benliğimi her vakit utanmadan avunacaktım

 

Ya Rab

Titreyen bu ten, sensizlikte bir heder

Kuşattı her bir yanımı bırakmayan bu keder

 

Aşk ile akan

Şelaleler, merhameti bilenler

Sevgiyle filizlenen ömürler neyi beklerler

 

Elbet bir

Mühleti vardı, toprak neyi arardı

Mezarlar kazıldı, nice anılar orada saklandı

 

Kime kaldı,

Kimler ibret aldı hilkate inandı

İmanı için her bir şeyden işte yoksun kaldı

 

Hey can,

Bir sevda için sürekli aranan zat

Bak görkü halin pek harap, aşk sensiz azat

 

Sarıl kalmayan

Takatinin son hengâmesine

Durma niyaz et, salâvat getir peygamberine

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:51
#275

Yıllardır gözledim!

 

 

Derdi Ummanlara döktüm

Bekledim yıllardır ömrü demledim

Kimseye söz etmedim, suskunluğa ram ettim

Biliyordum ki nasip içinde anlamlaşan bir nefestim

 

Hisleri kime amade eğleyim

İnsan kimliğinde iradeyi öncelerim

Aşk için çilenin harmanını işaret ederim

Sevda ikliminde hasredilmeyi şevk içinde beklerim

 

Hasret ne kadar özlemdir

Şefkati esirgeyen sevgiye haiz midir

Masrafsız tebessüm ne içindir, kalp bilir

Samimiyette insan kimliği niteliktir, hissedilmelidir

 

Kelam hal için zarurettir

Düşünmek insani olan haslettir

İdrak ihsan içindir, kemaliyet sarihtir

Muvazene ne için öncelenir akıl bahşedildiğini bilir

 

Kokma bazen yalnızlıktan

Adamlığı solumak için kul olmaktan

Aşkı koklamak için feda olmak hazzından

Azimeti kuşanmaktan, hilmi sabırla yutkunmaktan

 

Lekeler insanlar için ardır

Hayâ olmazsa neyin hükmü kalacaktır

Ahlaklı insan anlamlıdır yoksa ne önemi vardır

Kul olmak vuslatın sancısıdır ihlâsta çok önem vardır

 

Kitabı celil anlaşılmazsa

Ameller cennet için tasarlanınca

Kişisel hesabın muvazeneden yoksunsa

Ne yaptığının farkında olsana, vaktin önemi anlaşılsa

 

Her şeyin kıvamı asliyettir

Ahenk insan kimliğinde zarurettir

Arzı cihan zaten hilkatinde muazzamdır

Ruh her ikisi için anlamlıdır kalbin hicranı korkulandır

 

Kabir müstesna mekândır

Dünyanın aynasıdır, Hakkı iyi bilir

Sahibi için beklemektedir, mizan hakikattir

Akıl mükellefiyet için gerekçedir, bir keyfiyet değildir

 

Hakkın rızası ihsana amadedir

Niyet sadakatin içinde bir mihenktir

Kul olmak nasip işidir, gayret için sebeptir

Yoksa insan kimliği, badire için haşyeti nefeslenmektir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:52
#276

Ruhuna uzansana!

 

 

Vurma ne olur mızrabı

Perdelerde bekleyen hicranı

Güfteyle husule gelen aşkı sevdayı

Sukuta hasredilen manayı, sabır ve kanaati

 

Geçen yıllar neyi anlattı

Kan hiç durdu mu hilkatiyle aktı

Gözler bilmem ki hangi kıvamda baktı

Akıl mutlaktı, mükellef olmakta onunla haktı

 

Neden yalnızlık hicrandır

Yarsız olmak ne kadar sancıdır

Sevda tenlere hasredilen manamıdır

Aşk nerede saklıdır, anmak ne kadar vuslattır

 

Geceler hicrana bir adımdır

Uyumak an için terki diyar mıdır

Zihin niçin vardır merak aranmak mıdır

Mantık, insan kimliğinde ülfete adanmak mıdır

 

Unutma ne yapsan dönecek

Sukut dürülecek, haşyet gelecek

Bizarlık nüksedecek, kalbin titreyecek

Nefsin mahcubiyet içinde umut için bekleyecek

 

İnsansan âdemle anlamlısın

İbrahimi olmak için ne kadar farksın

Şeri şerifte ne bulmaktasın çok mu uzaksın

Korkular için nefes alan can mısın ne yapacaksın

 

Dünü hatırla, günü anla

An için azimetle konuşsana

Hayatı mesnetsiz yaşamakta sanma

Aklınla ayıkla, iradenle rahatla nefsine yaslanma

 

Âlimle cahil insandır Hakla

Vasıf şayet farksa durma sayıkla

Nitelik için nefesleri sakla asla hayıflanma

Kalbini anla, ruhuna uzansana, boşlukta yaşama

 

Emanetin nevinden korkma

Tevdi edilen hasletleri unutma

Nisa kimliğinin zarafetini hassaten anla

Lakin tutukluk yapma, mantığını iaden için zorla

 

Yönetmek nedir bir sorgula

Sabır içinde asla yersiz boğulma

Gayretin neticesini hafife alma rahatla

Kanaati suskunluk sanma, hamdı unutma Hakça

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:54
#277

Solgun soluğum!

 

 

Ses etmeyin ne olur

Heyecanım bitap, yürekten solgunum!

Ses etmem, söz etmem, gölge dahi etmem!

 

Kimseye,

Hiçbir şeye, dahi gölgeye!

Bilinmeyenleri güfteleyen hazin geceye!

 

Sessizliğimde

Anlam bulan, heceye!

Siz aldırmayınız, hiçliğimdeki şu mezeye!

 

Mekân aramam,

Sinende ki aşkı, kimseye soramam!

Aşk mı, sevdamı, istesem meczuplaşamam!

 

Kalbim mi?

Beni sürükleyen anlamam

Divana durdum, densizliğimi görüp kahroldum!

 

Bildiğim,

Enaniyetimle kavruldum!

Haşyet bile kesmedi, müşkülümle mahvoldum!

 

Yürek kimde yok,

Kalp öylemi! Sadece ve hasretle yaratanı arar!

 

Kâinatın sahibi

Ancak orada yerini alır!

Vakıf olmayan, hazzı, aşkı nedense hep karıştırır!

 

Ne olur seslenmeyin,

Yalnızca bir ahenk arıyorum!

Arzı mekânda bulunca, ben halimde kayboluyorum!

 

Bedenim manasız,

Ahvalim biliyorum ki hesapsız!

Bu hayata, manasız bakmak bile, ne kadar anlamsız!

 

Anlamadan,

Bir hayatı solgun yaşadım!

Oysaki zevk aldım, anladığımı sandım çok aldandım!

 

Meşkten habersiz,

Yaşanan bir zevkle salındım!

Betbah ve bühtanlığı yaşamaktı ama şimdi hayıflandım!

 

Olacak ve olmuşlarda,

Mana bulmayanlar nazarlar!

Kuvvetin, gerçek sahibini bilmeyen canlar neyi umarlar!

 

Rahmetin,

Membaını kestiremeyenler!

Mey içse de âşık olsa da kendini avutsa da lakin ne yazar!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:55
#278

Hasretindir senin ödev!

 

 

Şimdi,

Sen yoksun yanımda

Ne baharın ve nede hazanın tadı var

 

Yapraklar

Mahzunluk içinde bakar

Selvi yüreğimi dağlar, bülbüller ağlar

 

Semada bulutlar

Hıçkırıklar içinde umutlar

Halin solgunluğunda kalbi daralmalar

 

Bahtıma akar

Damarlarımda şevksiz kanlar

Uykusuz sabahlar ve yarsız yakarışlar

 

Hicranı acılar

Çalıyor hüzzam şarkılar

Gamsız soluklar, sırnaşıklaşan aşklar

 

Anlamsız kelamlar

Boşlukta kalmış mısralar

Yazmak adına sevdalar neyi anlatırlar

 

İnsansan sev

Hasretindir senin ödev

Sevilmeye has, bir gönül yüceliğine er

 

Etme merak yeter

Zanlar içinde kalmak beter

Aşkın serinliğinde ruhi iklimde ser ver

 

Vehmetme,

Külfete, nedamet etme,

Kişiliğin silik duvarlarında kalbini anla

 

Onun ritminde

Vaktin serdedilişinde,

Kul olmak erdemini kuşan, geç kalma

 

Aşk acıda var

Nar, sevdada bir bahar

Cennet, edep ikliminde kul için bir ar

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:56
#279

Gülün bendinde kaybolmak!

 

 

Bilirim…

Kelam etmek haddim değil!

Halin deruniliğinde anlamlaşmak hiç değil!

 

Fakirliğimin…

Ve belagatleşen acizliğimin izi,

Kalbimin kireçlenen çeperleri yeterli değil!

 

Gülü anmak…

Onu anlatmak, renginde solmak,

Hissiyatın titremelerine maruz kalmak uzak!

 

Hasır olmak…

Kilim misali sabırla dokunmak,

Minder olmayı başarmak divanda emin olmak!

 

Haşyeti anmak…

Sürurun saadetine erişmek,

Edebin diyarında muvazene bularak koklamak!

 

Kokusunda,

La mekân olmayı başarmak,

Kalbi ferahlığa ulaşmak, vicdan sancısını anmak!

 

Suhuletle yaklaşmak,

İşaret taşlarında emaneti solumak,

Zarafetinde ülfetle buluşmak zamanı hesaplamak!

 

Haline nüfus eden,

Rüzgârı anmak, toprağı koklamak,

Dikenin hamiyetinde yeksan olmak zannı bırakmak!

 

Kalan nefesleri,

Ömrün sahifelerinde eşsizliğini,

Ruhun ekseninde ki ebediyete muhabbetle uzanmak!

 

Hiddet ve kinin,

Husumetin içindeki zelilliğin,

Sevgiyi kurutan cahilliğin, şefkatsiz alınan her nefesin!

 

Mihenksiz vaktin,

Vuslatı düşlemeyen abdi acizin

Sakıt olmayan ecelin ve ölüm için vaat edilen güzelliğin!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 16:57
#280

Kalp yürekten farklıdır!

 

 

Ne dünyanın mayasına

Nede nefsin yaftasına meyletmem

Hicranın deruniliğine icabet ederek hislenmem

 

İstikamet nedir bilinir

Ruhi iklimin bereketi de bellidir

Kalp kimindir hissedilir, rasgelelikte kim içindir

 

Sevda bir bahttır

Ar içinde anlamlaşan hazandır

Kar letafetinde yumuşaktır, aktır kalbi mutlaktır

 

Kalp yürekten farklıdır

Gönlün içinde Ummanlaşan sanattır

Aşk için tahttır, çilenin arkadaşı ve sabrın tadıdır

 

Gözyaşı niye vardır

İnsan için neleri anlatmaktadır

Hissiyat nizam içinde anlam bulan insani ihtiyaçtır

 

Öteler serinliktir

Gelecek adına ya şenlik ya acıdır

Kim neyi anlayacaktır akıl sahibiyle anlamlaşacaktır

 

Bilgi mutlak ihtiyaçtır

Vuslat için şarttır, imanı farktır

Kişiliği ahenge erdiren bahttır cehalet çok karanlıktır

 

Ermek, idrake erişmektir

Vermek, ihsan içinde zarurettir

Tevazu kendini bilmektir kul olmak için ihlâsı adımdır

 

Kelamın hakkı vardır

Konuşmak için sarf etmek mahaldir

Düşünmek kemaliyet içinde anlamlaşan sukutu mutlaktır

 

Kan, kar, yar, ar

Muvazene için muhakkak ki var

Bahşedildiğinin bir hikmeti sebebi var, hesap kim için ar

 

Nefes nereye kadar

Ömür için kadimleşen ne var

Takva şevksiz sohbetler için şekillenen maslahat için var

 

 

 

Mustafa CİLASUN

KE
19.09.2008 17:00
#281

sa Mustafa abi daha dün aklımdan geçtiniz.Tevafuk işte....Uzun zamandır sitede mustafa abiyi de göremiyorum demiştim.....

Hoşgeldin abi.....maşallah bir geldin pir geldin :)

 

SELAM VE DUAYLA..........

MU
19.09.2008 17:03
#282

Kan dikine akınca!

 

 

Diyorum bazen

Eller ne derse desin

Sevda bahanelere maruz değil

 

Hissiyat

Mağdurlaşıyor çaresiz

Kalp tekliyor ritmi çok yetersiz

 

Hasredilen

Gönül verilen şevksiz

Sancıların rendelerinde kıdemsiz

 

Ölüm gelse

Bedelsiz ve süresiz

Solgun yüreğimde muhabbet eksik

 

Gel kızma

Çok görüp te horlama

Halimin yorgunluğunu bu kez anla

 

Çık artık

Şöyle serpil karşıma

Gönül bahçemde sürurun nazıyla

 

Sevmenin

Bir tarifi var mı

Ruhun ikliminde maraz hazan mı

 

Hissetmeyerek

Kızan çok mu haklımı

Adabın istisnası hiç olmayacak mı

 

Kan dikine akınca

Sukut her yanımı kuşatınca

Sen geliyorsun aklıma, hicranımla

 

Melülleşiyorum

Hüznüme yaslanın kalıyorum

Silik duvarlarda kalanları okuyorum

 

Sevdayı haykırıyorum

Sahi ben kime neyi anlatıyorum

Aşkın eşiğinde hasretine kanıyorum

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 17:04
#283

Kurak iklimdedir kalbin!

 

 

Eski günlerdeyim yine

Sessizliğimin şahitliğinde

Solgun düşüncelerimin izlerinde

Halimin bedbinliğinde, şevksizliğin hercümerçliğinde

 

Diyorum kendi kendime

Ağla gönül ağla dertlerinle

Toprak saracak bir gün tenini

Muvazeneden yoksun zahirin, kurak iklimdedir kalbin

 

Burukluğum nüksediyor

Gözlerimden yaşlar iniyor

Takatim o anda kesiliyor

Titremeler başlıyor, tüylerim diken diken şahlanıyor

 

Ruhumun seyrinde daralma

Ufkumun genelinde bunalma

Kalbim mütemadiyen hicranda

Âlem kimliğimde buhranın şahitliği nüksediyor sanki

 

Bizlere yön verenleri andım

Maksatlarınca kullandıklarını anladım

Ben kime ne yapmıştım sadece inandım

Sevgiye hasret kaldım, bedevilikle barışmaya başladım

 

Yıllara sâri silkiniş geçiyor sinemden

Artık yeter, yetti artık bin beter

Çaresizliğin adı asla olamaz kader

Samimiyet adeta heder, kimliksizlikte şimdilerde değer

 

Oysa ne han ve ne de hamam

Olmadı bir gün böyle meramım

İhsana hastayım, ihlâsa çok tavım

Takiyyelere yabancıyım, ilmi siyasete de çok davacıyım

 

Sanki mihengimiz değişmişti

Emaneti tevdi eden gül hangi renkti

Refah kim için saadetti çok ötelendi

Saltanat içinde cennet talep edildi ve isimleri öncelendi

 

Hayır hayır ben yokum bu işte

Böyle bir sevdanın sahifelerinde

Hani aşk nerede, şevk hangi iklimde

Teraneler mütemadiyen bizimle, solgunluk nükseder halime

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 17:12
#284
sa Mustafa abi daha dün aklımdan geçtiniz.Tevafuk işte....Uzun zamandır sitede mustafa abiyi de göremiyorum demiştim.....

Hoşgeldin abi.....maşallah bir geldin pir geldin :)

 

SELAM VE DUAYLA..........

 

 

Ve aleyküm selam kıymetli kardeşim...

 

Hatırınıza

gelebilecek kadar

bir kıymetim olduğunu bilmem

Cenabı Hakka hamdetmem için çok yeterli sebebptir.

Nedenlerini çok farklı açılardan izah edebilmeyi dilerken,

sabretmek, halin ikliminde demlenmek ve niyaz eylemeyi benimsiyorum,

tarafınızdan anılmak ve hatırlanmak gerçekten çok hoş ve latif bir mutluluktu.

Selam eğliyorum, muhabetlerimi teslim ediyorum, hürmetlerimle niyazımı ekliyorum kardeşim...

MU
19.09.2008 17:13
#285

Gecemde hazzımsın!

 

 

Ruhuma nakşeden bir arsın

Kalbime korlaşan bir harsın

Aşk tadında hoş bir kıvamsın

Sen iyi ki varsın, olmasan sancıydın

 

Hasretin tahtında bulunansın

Sevda adına namsın, başkasın

Düşlerimde yastığım olacaksın

Günümde neşem, gecemde hazzımsın

 

Geçte olsa senle güldü bahtım

Şimdilerde sürurumla yolcuyum

Tasadan çok uzaklarda baharım

Rengârenk çiçekler arasında şakıyanım

 

Bülbülün figanında mı çağlarım

Kelebeğin kanatlarında uçanım

Bahtın kıvamında anlamlaşanım

Hazanlaşanlara olsun tüm bu niyazlarım

 

Severek yaşamak aşkı koklamak

Vesilelerde tefekkürle barışmak

Neticeye bakmak sabırda kalmak

Muradın hüviyetinde vuslat için yarışmak

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 17:14
#286

Aşk tarifini haykırıyor!

 

 

Çok geç olmadan

Teslim etmem gerekiyor

Belki bu fırsatı ve takati

Bir daha bulamamanın hicranıyla

Benim için ne ifade ettiğini söylemeliyim

 

Bir zamanlar yalnız yaşıyordum

Solgunluğun adımlarında

Yılgınlığın arsızlığıyla

Merakın harmanıyla

Ve bomboş düşlerin girdabını soluyordum

 

Ne rahat bir uykum vardı

Kalbim hiçbir an hicransız olmadı

Ruhum ne kadar anlamlıydı

Hayat bir boşluk içinde geçirilen

Badirelerin safhası olmaktan başka neydi ki

 

Ne topraktan ve nede hasattan

Bereketi terennüm etmekten uzaksan

Zamanı idrak etmeden yaşarsan

Sağlığın ne demek olduğunu anlamadan

Beyhudeliği kuşansan adam olmaktan uzaksan

 

Hedefler mücerretleşmeden

Mefkûre azimle hissedilmeden

Kul olmanın ne olduğu bilinmeden

Aklın bahşedildiği idrak edilmeden

Nöbeti müddet için nefesleri de serdetmeden

 

Seni tanımak şahsım adına fırsattı

Bu sayede hislerin nizamı anlaşıldı

Şefkate ulaşıldı ve suhulet tanındı

Hizmetin ne demek olduğu aşikârdı

Lakin nefesin, sesin, sezgin dingin hislerin vardı

 

Halimi kuşatıyor ve çekiyordun

Kendimi alamıyordum, gülü tanıyordum

Ötelerin ne demek olduğunu anlıyordum

Ölmekten çok korkanken, umuda soyundum

Seninle ruhumu tanıdım, kalbimle başkalaşmıştım

 

Nezaketin, zarafetin başkaydı

Başka diyarların izlerini taşıyordu

Kanaatin ne kadar zenginlik olduğunu

Sabrın içinde açan çiçeklerin sunumu

O kadar harükülada ve o kadar eşsizdi ki anlatamam

 

Edebi seninle terennüm ettim

Sukut etmenin ne olduğunu hissettim

Kendi içimde yeşillendim ve renklendim

Aşkın tarifini ibret içinde keşfettim

İnsan kimliğine eriştim ve beşerliği azade etmiştim

 

Bu safhaların ne demek olduğunu

Bağnazlık içinde daralma korkusu

Baktığı halde göremeyen solgunu

Hissiyatın muvazeneden yoksun oluşu

Duyduğu halde işitemeyenin silik duvarların kalınlığı

 

İçime düşen ve sonradan alevlenen

Düşünce ikliminde zenginliği bilinen

Kelamın erdemiyle edebe bürünen

Hayânın ne demek olduğu idrak ettiren

Nisa kimliğini iğne oyası misali zarifçe işleyen aşktın

 

Sen kadınlar içinde anlamlaşan farktın

Nedameti dışladın bir gün ağzına almadın

Halini yalnızca kalbinin sahibine anlattın

Kitabı celili okurken mütemadiyen ağlardın

Aşkı yaşayan yekpare bir adamdın, hastın vefalıydın

 

Hala anlayamadığım hasletin vardı

Müşkülata kendini adeta hazla adardın

Varlığını kar’ın beyazlığında arardın

Çileyle çok barışıktın, yılgınlığı tanımazdın

Sen bereket adına yağmurun tadıydın, sağanaklaştın

 

Şimdilerde halime hüzün yaklaşıyor

Nefesin durmadan daralıyor, hal kalmıyor

Hiç eksilmeyen tebessümünün gülistan oluyor

İnsan olmanı farkı bu kadar sarih anlaşılıyor

Kul olmanın erdemi hatırlanıyor, aşk tarifini haykırıyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 17:15
#287

Boş sokakları anıyorum!

 

Umuda açılan yollar

Mütemadiyen kapanıyordu

Şaşkınlık halimi kuşatıyor bir telaş başlıyordu

 

Etrafıma bakınınca

Gören gözlerime ilişen

Deva adına belirginleşen bir şey görünmüyordu

 

O an halime

Çaresizlik sökün ediyordu

Dilim düğümleniyor ve başım önüme eğiliyordu

 

İşitmek adına

Hissetmek kıvamında

Kalbi serzenişler bir yana, ruh bizar baştanbaşa

 

Gariplik geliyor aklıma

Yetim olmak böyleymiş diyorum

Taş yastık toprak yatak boş sokakları anıyorum

 

Nefesin muhabbetsiz kalışı

Ve nefsin nizamsızlığını algılıyorum

Niyazın fakirliğine yanıyor, iyiliğimi bulamıyorum

 

Vesileler hani nerede

Muhtaçlığa amade hasletler serde

Tedbirsiz akıl danelik keyfi terennümler her yerde

 

Annem olsa bile

Kendi başının çaresinde hazanda

Babam yorgunluğun solgunluğunda bizar halinde

 

Dost ve ahbaplar

Hamiyetsiz soluklar bakınca

Vefanın kalanıyla, gülün hasret kokusuyla hayrola

 

Lekelerim geliyor aklıma

Ruhum sancılarıyla nazar ediyor bana

Kalbim boşluğun kenarında sahibinden uzak olunca

 

Aklım var nede olsa

İradem yozluğa galebe çalınca

Dirayetim olmayınca, ayrık otları her yanımı sarınca

 

Nefsim başıma bela

Ezelde bir sözümü hatırlasam da

Çaresizlik sökün ediyor halime hicranla böyle bir anda

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 17:16
#288

Hacet kapısı!

 

 

Gecelerin

Mağrur sessizliğinde,

İleri geri gezerken,

 

Kasvetin

Sardığı benliğimde,

Bir ah çeker dalar giderim…

 

İrkilirim!

Yalnızlığımın…

Sis çeperlerinde…

Dayanamam…

 

Üflerim

Neyi, naz ile…

 

Kendimi,

Nağmelerde ararım.

 

Ahengin

Meşkine, gark olurum.

Deva ararım.

 

Yâri sevmenin,

Gönül vermenin,

Şerde

Direnmenin

 

Ve

Yalnızca

Ona

Yalvarmanın,

Gururu

Bulunmaz…

 

O

Hacet kapısıdır…

 

Seni

Dinlemekten,

Kat’a yorulmaz…

 

Ne yaptığını,

Neden yaptığını,

Zorunda kaldığını,

Pişman olduğunu,

Gönül sesinden,

Hiç üşenmeden,

Acaba demeden,

Ona anlatmalısın…

 

Öyle

Bir kapı ki

 

Seni,

Senden

Daha iyi bilen.

 

Sana

Hayat veren.

Yakin olan, takip eden

 

Ve

Bir mühlet veren,

 

O Zamana kadar,

Rızkı

Eksilmeyen,

 

Seni

İradene yönelten,

Yalnız bırakan,

 

Tercih

Hakkı veren,

Cezayı erteleyen,

Hatanı gizleyen,

Teklifsiz veren,

 

Bire on

Teklif eden,

Mesaj gönderen,

Zulümden kurtaran

 

Ve

İmkân veren,

Böyle müthiş bir kapı…

 

Dünyada yaşamak,

Elbet yetmez,

Çünkü ahiri var,

 

Ahirden

Bihaber olmak,

Bizatihi zahirleşmektir…

 

Hayatı

Anlamlı kılan,

Bir dünyayı tanımamak!

Mekanikleşmektir…

 

Manaya

Bigane kalanlar,

Maddede buharlaşan,

Beşeri Biçarelerdir…

 

Biliyoruz ki

Nimetin,

Kahrını külfet çeker…

 

Kişi

Ektiğini biçer,

Hak ne vakit tecelli,

Eder elbet bekleyeceğiz…

 

Gecenin

Sessizliğinde,

Kozmik bir âlemde,

Gezegenler süzülürken

 

Ve

Herkes uyurken,

Sen

Secdeye kapanan,

 

Seccadesi

Islanan ol,

Sabret, hamdet…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2008 17:18
#289

Hazanı yaşatacaksın!

 

 

Yoksun işte

Ne kadar acı çeksem de

Hicranımla demlensem de yine olmayacaksın

 

Hayatın

Anlamsız kaldığını

Sancıyla yaşatarak kalbi hıçkırıklara salacaksın

 

Ömür boyu

Hazanı yaşatacaksın

Bahara özlemle baktıracaksın ve kokmayacaksın

 

Sevdayı

Sayfalara yazdıracaksın

Aşkımı mısralara hüzün yaşlarımla aktaracaksın

 

Nereye baksam

Kime yaklaşsam sen olacaksın

Halimi takatsiz bırakıp, sokaktan soyutlayacaksın

 

Dört duvar arasında

Yalnızlığın soğuk rüzgârında

Hayatın eksik kalan zaman halkasında ağlatacaksın

 

Çiçekleri mahzun

Renkleri fevkalade solgun bıraktın

Bülbülün feryadıyla, aşiyanın boşluğunu hatırlattın

 

Bereket olsa da

Rahmet kuşatsa da sen olmayınca

Halimin sofrasında, sürurun hazzında solduracaksın

 

Sukutun ikliminde

Sevdanı hüzzam nağmelerinde

Mütemadiyen haykıracaksın hali çaresiz bırakacaksın

 

Nakşeden olarak

Kalbime daralmaları yaşatarak

Hayatımı şevksiz solgunluğa mahkûm mu bırakacaksın

 

Sevildiğini

Hasretin için katlanılan çileyi

Aşkın için anlamlaşan besteyi merak etmeyecek misin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

SE
19.09.2008 18:39
#290

aralar pek iyi olmuyo mustafa abi ama gelişin sultanlara yaraşır oldu yüreğinden süzülen kelamlar üzerimizden güzel bir hava bırakıyor Allah razı olsun emeklerinize sağlık

MU
20.09.2008 14:36
#291

Haklısınız biliyorum,

yalnız bazen yalnızlaşıyorum,

dostlar için vesilelere sığınıyorum,

niyaz için gayret ediyor ve selamlıyorum... Çok teşekkürler ediyorum kardeşim, muhabbetlerimle:)

MU
20.09.2008 15:45
#292

Sevda manasından kopunca!

 

 

Neler etmedim

Neleri terk etmedim ki

Kendimden mi geçmedim

Mekânı mı bırakıp ta gitmedim

 

Yıllara niye küstüm

An’a hiç ses vermedim

Halime rasgeleliği seçtim

Sineme çekildim öyle demlendim

 

Çaresiz nefestim

Kime ne diyebilirdim

Kendi halinde seven biriydim

Aşk için divaneydim ve bir fakirdim

 

Çileyi seçmiştim

Çünkü seven bendim

Sevildiğimden habersizdim

Üzmek ve üzülmek istemedim eridim

 

Ne diyebilirdim

Haliyle müsavi değildim

Seslensem, nazar etsem çekindim

Sefilliğimle şenlendim, hederliği seçtim

 

Olsun yinede ben

Sevmeyi öğrenmiştim

Hissiyatın renginde nefeslendim

Asla reddedilmeyi düşünmedim, acizdim

 

Sevmem yetmiyordu

Vaat etmek ne ifade ediyordu

Hüsranı yaşatmak çok ağır geliyordu

Yokluğun neler yaptıracağı korkutuyordu

 

İki gönül bir olsa da

İmtihan her vakit olacaksa

Kalbim ruhun nizamında olmayınca

Hışımla alacağım nefesler çok yakınımda

 

Selvi boylum solunca

Muhabbetimiz zail olacaksa

Sevda manasından uzaklaşacaksa

Aşk, anılık olarak anlaşılacaksa hazanım işte

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.09.2008 17:02
#293

Aşk aşama için sancaktır!

 

 

Ah kara talihim ah

Onca nedamet sayfasına vah vah

Biliyorum ki mücerrettir nasip olacak inşallah

 

Sormayın bana hicranı

Sineme nakşeden onca acıları

Kalbimin yakarışları, gözlerim sağanak olunca

 

İçimi dağlayan hüzün

Sevda adına yüreğim güzün

Yalnızlık yaşamam mı olacak sözüm ne fakirim

 

Halim hasrete muhtaçsa

Ruhum insicamında solgun kalacaksa

Kalbim boşluğa doğru uzanacaksa can sancıysa

 

Sözün özü tesirde

Kelamın haznesi kendi ahenginde

Sukut mütemadiyen benimle, dil düğümlenince

 

Hisleniyorum işte

Sessizliğim kederi körleyince

Gözlerim boşalıyor narince kimse fark etmese de

 

Yârin cazibesi tende mi?

Edebe mugayir zahire tevessül mü?

Zevk için hicranı yaşamak mümkün mü lazım değil

 

Sevmek hasretmektir

Fedayı can etmeyi becermektir

Hizmetin himmetinde nefesleri aşk ile tüketmektir

 

Sabırla örülmektir

Kanaatin serinliğinde hazdır

Onun uğruna niyaz ihsandır, kul için vuslattır şarttır

 

Aşk aşama için sancaktır

İnkişaf için muhakkak ki sadakat haktır

Vefa niye sorgulanmaktadır, sevda yar için bayraktır

 

Bir tevessülde ihsan yoksa

İhlâs uzaklarda kalıyorsa aşk olmaz

Kalb sahibine vasıl olmayınca sevdalar çok anlamsızdır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.09.2008 12:26
#294

Ne demiştim!

 

 

Ben, suyumu

Kazandım da sabırla içtim

Ekmeğimi helal olsun diye azmetmiştim

 

Kime ne söyledim

Harama meyletmedim

Ruhun ikliminde nefisle mücadele ettim

 

Varlıkta hazanı

Önceledim, eneyi bildim

Yanlışların üzerinde, bereket görmedim

 

Kime ne dediysem,

Kendimde meylettim

Yaşamadığım bir şeyi tavsiyede etmedim

 

Efradın halinde

Edep olmazsa, acı dedim

Doğacak sancıları bir bir terennüm ettim

 

Ayıpladığını

Yaşamadıkça ölmezsin dedim

Ben ecdada tevessül ettim ve benimsedim

 

Çekilen ağrıyı

Nimet bil, hayıflanma dedim

Vaktinde, vesilelere itibar etmeyen sendin

 

Hayra acele et

Vesveseye ram etme istedim

Senin tercihinde iradeni gözledim ve eridim

 

Duyduğun her şeye

İtibar etme düşün dedim

Hissetmediğine meyletme sabrı tavsiye ettim

 

Kalben işitmeyi,

Ruhi görmeyi sana tarif ettim

Kalbine tevessül et nefsine itibar etme dedim

 

Sevgi bahşedilendir

O hak edeni bilir demiştim

Cazibelerde gizlenen mefkûreyi öncele istedim

 

Mütemadiyen

Şekliyet için nefeslenmeye gidişin

Serzenişler içinde hayatı anlamsızlığa gark ettin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.09.2008 13:50
#295

Kalbim bizarlığında soluyunca!

 

 

Seherin ilk ışıklarında

Hiddetli bir sarsılmayla uyanmıştım

Kalktığımda ağzım ve boğazım tamamen kurumuştu

 

Ne kadar zorlasam da

Yalnızlığın kadrinde bir medet umsam da

Çaresizliğim her an başımda, sessiz duvarlar karşımda

 

Gecenin sabahında

Sabahın ilk ışıklarında dilerim hayrola

Nasip olacak nede olsa sırada şayet nefesimiz kaldıysa

 

Ölüm kendi yolunda

Eğer aşk yoksa korku başlıyor o anda

Haşyet çıkıyor karşıma, titremeler başlıyor her nasılsa

 

Bir su alsaydım ağzıma

Düşünmek bu raddede nasip olacaksa

Zihnim tarumar olsa da, kalbim bizarlığında acı solusa

 

Hicran başlıyor nede olsa

Yaşamak acizliğe kapı aralıyorsa

Kul olmak nasip olmayacaksa, aşk kime vuslat olacaksa

 

Edepsizliğim karşımda

Beyhude geçirdiğim zamanlar hazansa

Dinlediğim şarkılarda her ne kadar acemaşiran olduysa

 

Hüzün doluyor işte

Hicran dile geldiği kadar anlaşılmayınca

Gözyaşları durulmayınca, çile yoğrulmayınca aşk uzaksa

 

Vaktim her ne kadarsa

Ömür ferahlığı hiç olmayacaksa

Yaşamak adına nitelik ve nicelik bir farksa çok uzaklarda

 

Kalan takatim olsa

Gözlerimin feri fevkalade azalınca

Kalbim dirliğinden olunca, ruhumda kendi serencamında

 

An kapıyı çalınca

Yar çok uzaklarda bensiz soluyunca

Aşk umutları solunca, son kalan tohumları da kuruyunca

 

Hıçkırıklarım yanımda

Ne kadar yalnız kalsam da umudum Hakta

Vesileler sıralanınca, hezeyanım olsa da niyetim ihsana

 

 

 

Mustafa CİLASUN

ED
03.10.2008 18:19
#296

yüreğinize sağlık şiirleriniz harika Rabbim sizden razı olsun inşAllah...

MU
06.10.2008 09:37
#297
yüreğinize sağlık şiirleriniz harika Rabbim sizden razı olsun inşAllah...

 

 

 

Çok teşekkürler ediyorum,

sağlık ve afiyetler diliyorum,

cümlemizden razı olmasını temenni ediyorum kıymetli kardeşim...

MU
06.10.2008 11:33
#298

Sukuta çekilmek!

 

 

Halin ikliminde

Nefeslenmeye devam ederken,

Yazmak adına

Bazen sukuta çekilmeyi yeğliyorum.

 

Devran eden zamanda,

Kalbi hicranımla

Her ne kadar

Konuları bahsi mevzuu yapsam da,

 

Anlaşılır

Olamamanın

Sancısını yaşamışımdır.

 

Serzenişler

Nüksederken,

Mısra ve satırlarda

Kullanılan kelimelerin

 

Çok

Eskiliğinden

Söz ediyor olmaları

Çok hazin geliyor halime!

 

İşte o vakit

Hüznüm artıyor,

Kalbim buruklaşıyor,

 

Ruhum daralıyor,

Şevkim kalmıyor,

Ve nefesim azalıyor.

 

Mazi ve Milet,

Fetret içinde azimet,

Nefeslerin ecriyle anlamlaşırken

 

Reddi miras

Niye? Diyorum,

Ve bu manada içerliyorum.

 

Kelimelerin

Yabancılığından dem vuranlar,

 

Kelimelerin

Dilinden, aidiyetinden

Ne kadar anlıyorlar

Diyerek nefesleniyorum.

 

Yaşarken,

Meramımı anlatırken,

Hayatımı kazanırken

Kullandığım kelimelerdi hepsi oysaki!

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.10.2008 14:14
#299

Kalb vesayet altındadır!

 

 

Hiç zannetmiyorum,

Ben sadece hissettiğimi söylüyorum,

Elbette ki kalbimi dinliyorum ve düşünüyorum.

 

Mütemadiyen söylenmek,

Düşünmeyi öteleyerek fevrilik etmek,

Kanaati hiçleyerek sabrı bir kenara atıp dürmek,

 

Feveran ederek nefeslenmek,

Katiyen bir çözüme ulaştırmaz, kalbide olmaz,

Ruhi iklimde anlaşılmaz, sevgi izleri de bulunmaz,

 

İnsan kimliğinde,

Anlaşılır olmak için niyet asıldır,

Hürriyet bu manada vardır, erdem insan için vardır.

 

Hamaset kim için,

Bir kurtuluşun anahtarı olmuştur,

Gönül için zinhar karanlıktır, kalb vesayet altındadır,

 

Aldanma anlık nefeslere,

Hissiz teranelere, şevksiz yüzsüzlüklere,

Hamiyetsiz olan, suhuleti bulunmayan nar-ı rehbere,

 

Akıl her insanda var,

Farkı anlaşılacaksa kul olmaktadır iftihar,

Takva şartı kimler için ar, neme lazımcılık nefsi har,

 

İlkbahar, neyi anlatır yar,

Aşk için taze tomurcuklar nasibine akar,

Tefekkür bilgiyle var, idrak kalp için kar, iraden var,

 

Heveslerin zenginliği,

Zevklerin rengârenk olan güzelliği,

İnsan kimliğinde ki hususiyeti, vasviyet içinde azameti,

 

Edebin letafeti,

Tevazuunun en nadide özelliği,

Hoş görü ikliminin bereketi gecenin suhuleti anlaşılırsa,

 

Hak kelam kalple barışıksa,

Şimdi bir düşün nedamet kimin umurunda,

Zaman aktıkça, kalp ritminde attıkça, ruh halden olunca,

 

Aşk, nur için olunca,

Gayretler, hizmete ram olacaksa,

Kim durabilir senin karşında, ihsan ve ihlâs yanı başında…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.10.2008 10:13
#300

Benden esirgeme!

 

 

Neyleyim ki

Hicranı aşkının

Hakikatiyle yansam

Bu manada serabı ansam

 

Güneşin

Haşmetiyle

Kavrularak yıkılsam

Çöl fırtınasında susuz kalsam

 

Orada

Yoğrulsam kaybolsam

Yinede bir gam olmayacaktır

 

Sen

Kelamı kadimini

Her kiminle diliyorsan ona bahşet

 

Ve senin

Engin yüreğinde

Payeyi-i aşkı yeşertemiyorsam

 

Bu uğurda

Naçar kalıyorsam

Meçhulün sevdasını yaşıyorsam

 

Bedbinlik içinde

Nefes alıyorsam

Ve seninle konuşmaktan

Alıkoyulup unutuluyorsam

 

Dert değil

Yeter ki üzülmeyesin

Kalbi hüzne meyletmeyesin

 

Olsun

Bir kelam vermeyesin

Bir selamı esirgeyen halinlesin

 

Bir haz

Yaşasaydın

Aşkın uzanan mahur kollarında

 

Öylece

Nefes almayı tatsaydın

Ona mecbur kalsaydın o vakit anlardın

 

Suhuleti

Mesruru yeti aşk ile

Terennüme ederek yaşasaydın

 

Sen

Aşkın kokusunda kalsaydın

Sevda Meşkini haz ile yudumlasaydın

 

Hayatı

Muhakkak ki

Daha iyi ve gerekleri içinde anlardın

 

Anı

Felsefeye boğmaz

Hezeyana kaçmaz

Hissettiğin Manada yaşar ve kalırdın

 

Aşk

Hissedilendir

O en güzide olan bir değeri hazinedir

 

Mümbit

Gönüllerde filizlenen

Hazzı yeşerten kevserin haz rengidir

 

Maslahat

Her zaman vuzuh bulan

Bir ölçü değildir, gaybı bir güzelliktir

 

Bazen

Mantıksal doğruları hiçleyen

Ve hatta umursamayıp geçen bir süreçtir

 

Şelale misali

Çok yücedir, şevktir

Nasibi muvacehesince vakti bir enginliktir

 

Mananın

Ahengi meşkinde demidir

O Güftenin de seyir hecesidir

 

Yüreğin

En vazgeçilmezi

Cihanın serveti mübadelesidir

 

Halin yitiği

Dertlerin mübelliğidir

O bir güzellik içinde güzelliktir

 

Sen

Yinede

Gönlün elverdiği müddetçe

Kal kalmak istediklerinle kal yine

 

Sana asla

Bir müdahale edemem

Zira hicranı takatin asla el vermez

 

Seni

Bu uğurda

Zorlayamam

 

Hissettiğim aşkın

Yüceliğini bir an olsun

Mısralarımla sana kat’a anlatamam

 

Ve bu haliyle

Senin gönlünde yaşatamam

Yüreğini açıp ta ben içine konamam

 

O bakımdan

Seni Koklayamam

Uzaklardan Hiç bakamam

 

Merhaban

Olmadan da

Artık ben artık asla bir aşkı yazamam

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.10.2008 13:12
#301

Ona uzanmak bir hayaldi!

 

 

Artık

Tahammülüm tükenmişti,

Gözyaşlarım kendiliğinden boşalıyordu.

 

Yıllar

İçinde derlediğim o sabır,

Kanaatin fevkinde demlediğim iki satır,

 

Çok

Dirensem de ve yinede

Düğümleniyordu ne hikmetse boğazıma.

 

Ne sevdayı,

Ve nede hasreti kavlince,

İçtenliğin tüm çeperleriyle yaşayamadım.

 

Aşkı anmak

Ve ona uzanmak hayaldi,

Fakirliğimin her yumağında çile yanımdaydı.

 

Fark

Edeceğiniz üzere ben,

Mali fakirlikten söz etmiyorum, kalbi sezişten.

 

Uyurken,

Kalbin hoş fevkinden,

Ruhun ikliminde ki suhuletli güzelliğin halinden,

 

Sevmeyi

Yar için hasretmekten,

Onun kristalliğinden söz ederken öteler dilinden,

 

Ülfetin,

Kadre misali sahifelerinden,

Sevmek adına, varlığından vazgeçmekten dersem,

 

Hamiyeti,

Zarafetin her şartını,

Nisa kimliğinde ki hilkatli yakarışı anlatırım derim.

 

Bu minval üzerine,

Kalbi fakirliğimi zikrederim,

Ayrık otu misali nefsimle ben her vakit dertliyim.

 

Meşveret için,

Hikmete ram olmak niçin,

Vuslat adımları kimin iradesiyle bir seçim dersem,

 

Halimin

Fakirliğine avdet ederken,

Ömrün kalan sahifelerinde ve takatsiz nefesimle…

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.10.2008 14:53
#302

Nefesimle anlamlaşan an!

 

 

Şimdi

Yıllara sâri yorgunluğumu

Kime ve hangi gerekçelerle anlatmalıydım.

 

Açılacak

Sahifelerden ne ummalıydım

Dost kimliğinden o vefayı kime sormalıydım.

 

Bahaneler

İçinde yozlaşan muhabbeti

Kim için hangi kalbi itminanlıkta dilemeliyim.

 

Zaman

Her serzenişin hıncıyla akan,

İnsan kimliğinde gereğince anlaşılmayan o an,

 

Nice

Badı sabahlar geçti işte,

Hissedilmeyince, işitmenin hakkı bilinmeyince,

 

Görmek için,

Nefesler sahibinden arî ise

Kimliğin her rengi bir fark olarak addedilecekse,

 

İnsan,

Arzın sefilliğinde hederse,

Tahakküm edenlerin emrinde nefeslenen esirse,

 

Elden

Gelen için gayret edilmeyince,

Tıkınmak için türlü bahaneler göz önünü gelince,

 

Şimdi

Biz kime ne diyelim bir söyle,

Tesirin sahibi belliyse, niyet sadece avuntu içinse,

 

Kalp,

Sahibinden azade çileyse,

Ruh kendi insicamında mahkûm bir zavallı ahitse,

 

Kim kimin

Derdindedir haydi sen söyle,

Vakit gelince, nefesler tükenince, o an ürpertiyle,

 

Kaldım

Yine yalnızlığın çorak ikliminde

Hazan resmedince, rüzgâr sert esince titreme işte!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.10.2008 16:27
#303

Renklerinde eridiğim öğüt!

 

 

Yıllar hicranla

Ve ardı sıra acımadan geçerken

İçimde derlediğim bir iki kelam acı veriyor.

 

Ne kadar

Sorsam da sudur eden acıyı halime,

Kalbimin rikkatinde ki boşluk hüzün veriyor.

 

Ruhum

Bilinçsizliğin kadrinde çabalıyor,

Zihnim yozluğun ikliminden hamiyet diliyor,

 

Dillenen şefkat,

Nereye kadar hasbi deva oluyor,

Fırsat bu kadar mı acımasız kalbi ihata ediyor,

 

Kimliğin,

İnsan olmakta aranan haysiyetin,

Şeref adına hakikatin, ne kadar hükmü kalıyor,

 

Adam kimliği,

Kim için fevkalade kıstas oluyor,

Âdem olmak bizleri hangi mevzilerde suçluyor!

 

Mütemadiyen,

İlmi siyaset için mi nefesler tüketiliyor,

Yoksa dünya ve nimetleri için mi vazgeçiliyor!

 

İrfan,

Sadece ders mevzuumu ediliyor,

Yıllara sâri sohbetler kimi ne kadar adam ediyor?

 

Yok yok

Ben iyisi mi hiç söz etmeyeyim,

Kendi halime ve sessizliğime çekilerek içerleyim.

 

Hasret kaldığım,

Adını anmaktan dahi hicap ettiğim,

O gülün kokusunda ve renklerinde eridiğim öğüt!

 

Hangi iklimde,

Karineler açlık için bakın devrede,

Kim kimin derdinde ve her nefes kendi ekseninde!

 

Hani sevda,

Nerede kaldı kutlu olan mefkûre,

Hüccet içinde yoğrulan muallime, kimlerin derdinde!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.10.2008 10:16
#304

Düşlerimin temasıydın!

 

 

Biliyorum,

Artık sen, sinemden dökülen ahın,

Yalnızlığa mahkûm bıraktığın hissedilen varlığınla,

 

Topraktan

Neşet eden her tohumun sancısıyla,

Ötelerden selam getiren rüzgârın hasret hıncıyla,

 

Semadan,

Süzülen mahur aşkın sağanağıyla,

Açık penceremden mütemadiyen derlediğim anla,

 

Tuval üzerine,

Hasretin çizgileriyle resmettiğim,

Hazan sarhoşluğunda kendimden geçtiğim o hazla,

 

Ne kadar,

Çırpınsam da, avazım çıktığı kadar,

Takatim yettiği kadar bağırsam da yoksun yanımda,

 

Olmak adına

Solmayı yaşatan hazin yalnızlığımda,

Serabın umuduyla, yutkunmalarımın elim hicranıyla,

 

Acıya ram olarak,

Çileyi dost bilerek, sabrı derleyerek,

Ummana açılan yolculuğumda, düşlerimin temasıydın,

 

Yaşamak adına,

Her ne varsa sen sevdam olmuştun,

Aşk dehlizinde kaybolmuştum, umut adına varlığımdın,

 

Anlatmak adına,

Kelamın kifayetsizliğini biliyorum,

Edebi olmak adına sanatın hükmünde yalın boşluktum,

 

Ram olmak

Bahtında solmadan hazza ulaşmak,

İnsan kimliğinde aşkın sahifelerinde nefesi sorgulamak,

 

Vuslatın ritminde,

Kalbin sahibiyle muhabbet için,

Kâinat hüviyetindeki ayetleri hıfz ederek koyları anmak,

 

Denizin güzelliğiyle,

Bulutların refakatiyle aşka uzanmak,

Aşk adına her ne varsa onun mesruriyetini senle yaşamak…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.10.2008 12:31
#305

Sizi kelamınızı okumak!

 

 

Sizi

Dinlerken dinleniyorum,

Kalbimin seyrinde nefesleniyorum,

 

Düşünce ikliminin

Güzelliklerini buluyorum,

Büyük bir haz duyuyorum ve yoğruluyorum,

 

Anlaşılır

Olmak adına

Fevkalade bahtiyarlık duyuyorum,

 

Bir kahve

İçmeyi düşünüyorum

Ve her nedense içimden öyle diliyorum.

 

Sanki

Dağarcığınızda ki

Feveran eden güzellikleri bir çırpıda,

 

Kalbi

İtminanlığınızla ve sizin

Hislerinizi buğulayan hüznün burukluğuyla,

 

Halinize

Akıttığınız terennümler

Ve yutkunduğunuz hicranı hıçkırıklar,

 

Artık

Çıkmak istiyor

Ve sizi size bırakmıyor, öyle aksediyor.

 

Dost kimliğiniz

Fevkalade belirginleşiyor,

Muhabbete ramak kala tedirginliğiniz seziliyor,

 

Oysaki

Vefa her nefesi

İhata ederken ne hikmetse pek bilinmiyor.

 

Ötelerin

Serinliği zikredilirken,

Haşyet yanı başımızda fevkalade beliriyor,

 

Bu manada

Ve edebi yazım alanında

Sizinle kalbi müşterekliğimiz olduğu kanaatindeyim

 

Ve bunun için

İlk adımı ben atıyorum

Değerli düşüncelerinizi, edebi gayretinizi takdir ediyorum,

 

Selam

Ve muhabbetlerimi

Teslim ediyorum, latif yorumlarınız

Hiç eksilmesin diliyorum ve hassaten istirham ediyorum...

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.10.2008 09:40
#306

Sancılar kime kaldı?

 

 

Artık hiç bilmiyorum

Ne zaman bahar açacak merak etmiyorum

Ruhumun darlığında boğulmak üzere umut arıyorum

 

Kalbim çok yorgun

Zihnim bir karmaşanın içinde solgun,

Hazan yaprakları kanadı kırılan kuşun çığlıkları ne acı

 

Oysaki derdim yaşamaktı

Anlamak adına hayatı tanımak haktı,

İnsan kimliğinde, müsvette olmak fevkalade ızdırapdı

 

Sancılar kime kaldı

Husumet kimi suhuletli yaptı

Kin ve hınç her geçen güm pik yaparak erdemi solladı

 

Arz her zaman kime lazımdı,

Bahşedilmişlik bu kadar mı hazin afaktı,

Adamlık, varlığın kadrinde soluk alan bir zavallı farktı

 

Kim kimi aldattı,

Hak ve batıl insan için vardı,

Rekabet hak olan bir sünnetullahtı ama hiç anlaşılmadı

 

Ağlayan hep ağladı,

Ötelerden itibaren adanmış soluklardı,

Masumluk zaten, hak olan bir korumanın altında acıydı

 

Tevhidi haykırışlar,

Aşkı sabırlar, meşk içinde dostluklar,

Sanki mazi sayfalarında bahsi mevzuu edilen sancılardı

 

Varlığım heba oldu,

Mütemadiyen aldanmışlığın kadrinde boğuldu,

Kim kime neyi anlattı, hukuk adına ne kaldı bir dramdı

 

Ben haykıramıyorsam,

Bizzat haklılığımı savunamıyorsan,

Adliye kapılarında daha ziyade mağdur oluyorsam ne acı,

 

İşte o vakit bir yılgınlık,

Sökün ediyor halime, kalbimi kuşatıyor,

Hakka sığınmak ama bilinçsizliğimle ziyadesiyle daraltıyor

 

Heveslerimde ki dikkatim,

Zevklerimde ki ilk sırada ehemmiyet verdiğim,

Duyarlılığım beni aciz bırakıyor, soluğum mecalsiz kalıyor…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

HA
09.10.2008 14:00
#307

Çok ilginç bir stil sizi tebrik ediyorum. Yüreğinize ve ellerinize sağlık.

Ancak ufak bir yapıcı eleştiride bulunmak istiyorum.

Ben, nasıl ki ekmek yokken pasta yenmezse rahatımız yokkende rahatta yaşanılacak bazı şeylerin yazılmaması taraftarıyım. Lafımı açarsam sizden dileğim İslam davası kokan şiirlerinizin çoğalmasıdır.

Bu aslında tüm müslüman şairler için geçerli. öylesine bir edebiyat doğuralım ki İlhanlar,Nazımovlar ve daha niceleri boğulup gitsin. (yarım eleştiriyi yarım kafiye ile bitirelim :) )

Allah başarınızı daim etsin.

MU
09.10.2008 14:06
#308

Sen fevkalade bir farksın!

 

 

Ne kadar içlensem de,

Hiç söylenmeden halime dönsem de,

Senin hamiyetinin karşısında kar misali eriyorum.

 

Nefeslerinde soluyor,

Her ah çekmende bizar oluyorum,

Varlığım beş para etmez biliyorum aciz kalıyorum.

 

Ulvi hasletin güzelliği,

Metanetin dirliğinde ki hikmeti,

Sabrın karşısında, azimeti hissettikçe yoruluyorum.

 

Nasıl bu kadar eminsin,

Halin güzelliğinde kokan bir gülsün,

Ruhi zenginliğinle aşiyanı olan muhabbetli bülbülsün.

 

Bu minval üzerine hürsün,

Kalbi lekelerinden arî olan suhuletsin,

Edep zaviyesinden fevkalade zengin olan bir nefessin.

 

Hukukunu bilen mürebbiyesin,

Ve hatta hedefine aşkla uzanan bir öndersin,

Adamlık kimliğinde erkekliğe taş çıkartan net kimliksin.

 

Solgun nefesler için üzülen,

Yorgun yürekler için şefkati önceleyen,

Hayatını hizmet yoluna vakfeden nisa adına şahanesisin.

 

Hilkatin zenginliğine uzanan,

Aidiyetini ülfetle anlatan, ruhi aksın,

İnsan kimliğinde fevkalade bir farksın, nefsini tanıyansın.

 

Hiddet adına ne varsa dışlayan,

Nedamet içinde konuşmayan cansın,

Sabrın bir sanat olduğunu söyleyen çok engin kanaatsin.

 

Zamanı saadet addeden,

Evrensel beyan karşısında hicapla nefeslenen,

Gülün zarafeti ve renklerinde aşkın öteler için sezgisiyle,

 

Toprağın muhlis tevazusunda,

Semadan sudur eden sağanak karşısında,

Gecenin en mübariz gerdanında huzura avdet için koşardın.

 

İnsan olmasına insandım ama

Sende bulunan hasletlerden çok mahrumdum,

Kalbi fakirliğimle solurdum gözlerimin kuruluğuna yanardım.

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.10.2008 09:50
#309

Nazarında eriyen bir nefestim!

 

 

Kim ne derse desin,

İsterse ölümün adresini göstersin,

Her bir dost terk etsin lakin sen benim kaderimsin.

 

Hicran alıp götürsün,

Hüzün kapımda nöbette dursun,

İsterse ruhum, kendi serencamında sukutu yaşasın.

 

Kalbim an’a yaklaşsın,

Hayatımın her anı hazanla anlamlaşsın,

Yalnızlık kaderimden sahifelerde bir bir haykırsın.

 

Lakin sen derdimsin,

Muvazenem için vazgeçilmeyensin,

Halin derinliğinde, dilin sessizliğinde bir şevkimsin.

 

Yıllardır sabrettim,

Mütemadiyen çekindim söz etmedim,

Gözyaşlarım arkadaşım oldu, gece sığınağıma kondu,

 

Sen üzülmeyesin diye,

Bir maraz halini kuşatmasın hissiyle,

Kalbimin titremeleriyle ve ruhumun solgun haliyle,

 

Sana yaklaşmak,

Halimin perişanlığını anlatmak,

Yüreğimin hıçkırıklarını bırakmak için çok bekledim,

 

Hiç üzülmeni istemedim,

Çünkü sen müstesna bir derdimdin,

Kimseye söz etmedim, aşkını sinemde düğümledim,

 

Artık biliyorum ki tükendim,

Her şeyi göze alacağıma söz verdim,

Senin halini bilendim, nazarında eriyen bir nefestim.

 

Nelere direnmedim ki,

Diyarların hikâyelerinde nefeslendim,

Yıllardır çileyi demledim sabırda kemaliyeti keşfettim.

 

Adamlık kimliği için azmettim,

Âdemi beşerliğimle sürekli iftihar ettim,

Ölümle barışıklığımı biledim, tefekkürde aşkı hissettim,

 

Suhulete seninle eriştim,

Ülfeti idrak ettim, hamiyeti bildim,

Aşkın sahifelerinde mütemadiyen nefeslenerek geldim…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.10.2008 09:52
#310
Çok ilginç bir stil sizi tebrik ediyorum. Yüreğinize ve ellerinize sağlık.

Ancak ufak bir yapıcı eleştiride bulunmak istiyorum.

Ben, nasıl ki ekmek yokken pasta yenmezse rahatımız yokkende rahatta yaşanılacak bazı şeylerin yazılmaması taraftarıyım. Lafımı açarsam sizden dileğim İslam davası kokan şiirlerinizin çoğalmasıdır.

Bu aslında tüm müslüman şairler için geçerli. öylesine bir edebiyat doğuralım ki İlhanlar,Nazımovlar ve daha niceleri boğulup gitsin. (yarım eleştiriyi yarım kafiye ile bitirelim :) )

Allah başarınızı daim etsin.

 

 

Eyvallah,

Şayet takip etme imkanınız olduysa,

genel bir çalışma olarak ve her kesim için olduğunu hissedeceksinizdir:)

MU
10.10.2008 11:23
#311

Sen benim kaderim değilsin!

 

 

Çok geçte olsa

Anladım ki artık sen

Benim, ne kaderimsin ve ne de dert hanemsin

 

Her ne kadar

Yılları sana hasretsem de

Yüreğimin burukluğuyla nefeslenip tükenmişsem,

 

Yetti artık,

Ne gözyaşlarıma,

Ve nede yılgın umutlarıma bir kapı aralamayacağım.

 

Ömür boyu

Sukutu hayal yaşamayacağım,

Nazarlarımı senden saklayacağım, kalbi burkacağım.

 

Diyarları arşınlayıp,

Solgun nefesleri arayacağım,

Sinemde bıraktığın uhdeleri hazine gibi saklayacağım.

 

Kimsenin sevdasında,

Kalbi kanamaların sancısıyla,

Hicran sağanağında kalmasına tahammül edemeyeceğim,

 

Mütemadiyen gideceğim,

Öteler için nefeslenip hamd edeceğim,

Zülfüyâr için, hüznü nefeslenmek olmayacak benim işim,

 

Aşk kimin nasibi

Kalbi vuslat, tahkikin hakkı değil mi?

Azimete ne demeli, çileyle nefeslenmeyi haz edebilmeli.

 

Her yağmur damlasında,

Yağan karın beyazlığında berivanın,

Suhuletini, kanaat içinde ki meşkini, o sabrın hikmetiyle,

 

Derlenmeyi,

Muvazene için birliği,

Aklın en zaruri refakatini, eren kimliğinde ki mefkûreyle,

 

Nefiste eriyerek,

Meclisin meşkinde nefeslenerek,

Keramete asla tevessül etmeyerek, terk etmeli mukallitliği,

 

Halin serinliğinde,

Aşkın bir dem olan güzelliğinde,

Müddeti nefes tefekkürüyle, ölümün müstesna iklimine şek ile…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.10.2008 14:31
#312

Gizlediğin hıçkırıkların!

 

 

Aslında hissettiğim

Ne bir sevdanın başlangıcı

Ve ne de bir hicranın sancısıydı sadece bildiğim hazdı.

 

Uzak diyarlardan,

Serdettiğiniz kelamın karşısında,

Ne kadar yüreğim yansa da, lakin kuşandığın hicranla,

 

Lütfediyordunuz,

Kalbi kanaatinizi sevk ediyordunuz,

Sevgi adına halinizi hasrederek şevk bahşediyordunuz,

 

Okuduğum,

Satırlarınız karşısında,

Ne kadar hicrana yaslansam da içim hayli kabarıyordu.

 

Sinemden,

Seni daha yakinen tanımak,

Haline ram olmak, yaren ikliminde solumak istiyordum.

 

Çünkü biliyordum,

O kadar çok yutkunduğun,

Hıçkırıkların vardı ki, vakıf oldukça içim çok burkuluyordu.

 

Yaşadığın şarlar,

Çok acımasızdı, teslim olmak vardı,

Hayatın baharında, çilenin yumaklarıyla arkadaş olmuştun.

 

Melalinde demlediğin,

Ne kadar uhde varsa çaresizdi,

Suskunluğun karşısında anlaşılır olmak adına aşk bir seraptı

 

Mütemadiyen

Başarmaktan söz etseler de,

Hissiyat adına, kalbi yakarış sevdasıyla kuraklık karşındaydı,

 

İçinden geçirdiğin,

Sığınacağım iyi ki sabır var demen dahi

Zamanın girdabında ve yokuşun sancılarında pek yetmiyordu.

 

Düşlediğin her şey,

Solgunluğa maruz kalıyordu,

Umut adına, hasretin tavında kelam etmek dahi kifayetsizdi.

 

En bariz ihtiyacın,

Samimiyetle ve bakir hislerle sevilmekti,

Çünkü insan olmak yeterli bir sebepti, lakin aşk kimin derdiydi…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.10.2008 16:32
#313

Hicran sökün edince!

 

 

Artık

Filizlenmiyor sinemde şevk,

Sen hicran içinde gözyaşlarınla nefeslenince.

 

Hadsiz

Yüküm artıyor söz etmesem de,

Kalbim çok titriyor her ne kadar sabretsem de.

 

Nihayet,

Bende anladım çok geçse de,

Sevgi yüreğe nakşedince, elden gelmiyor işte.

 

O vakit,

Hıçkırıklar sökün etse de,

Ruhum dirliğinden vazgeçse de, hüzün benimle.

 

Gel yaralım,

Bahtı karalı sevdalım,

Vazgeçelim bu tutkudan desem de sakın inanma.

 

Kendimi

Avutuyorum işte acizliğimle,

Yüreğim her ne kadar nedamet etse de sessizce,

 

Ne zamana,

Ve ne de nasipteki kadere,

İradem seninle lakin yinede olmuyor her nedense,

 

Aramızda

Çok engeller var sıralı,

Ben sana nasıl anlatırım ey bahtı karalı olan sevdalı,

 

Kalbim

Seninle, ama kiminle davalı,

Ömrün kalanıyla bu hicran nesillere çok anlatılmalı,

 

Yazılan,

Mısralar gözyaşlarıyla okunmalı,

Sahifeler sukut içinde harman olmalı ve canı yakmalı,

 

İbret

İçinde nefesler tutulmalı,

Aşk, hakkıyla anılmalı, ruhi olduğu hassaten anlaşılmalı,

 

Düşlerin,

Kuruntusuyla anılmamalı,

Zevkin girdabında boğulmamalı, ulviliği hakça solunmalı…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.10.2008 10:28
#314

Seni nasıl anabilirdim!

 

 

Evet

Ne kadar hasreti yaşasam da,

Solgun bakışlarının karşısında yıkılıyordum.

 

Çare adına

Her neyi arasam yoruluyorum,

Ben sanırım sadece derdimi anlatamıyorum.

 

Hissetmeden,

Tefekküre yönelmeden,

Demin kıvamına ermeden sana gelmiyordum.

 

Sevdanın

Derinliğinde ki meşkini,

Feda olmakta, gösterdiğin yüceliği iyi bilirim,

 

İşte

O vakit ben çok sefilim,

Sana ram olmak adına fevkalade kifayetsizim.

 

Aşk için,

Nefeslenmeyi öncelerim,

Lakin kalbi lekelerimle çok çaresiz bir nefesim.

 

Ruhum için,

Mefkûre bilmem kimin,

Haysiyet için, elbette ki kul olmakta bir seçim.

 

İdrak,

Kimin için bilelim,

Aşkın halde bir dem olduğunu nasıl hissedelim.

 

Acizliğimle,

Şimdi kime ne deyim,

Nefsi marazlarımla ben çok çileliyim fark ederim.

 

Kalbi,

Nizama erişmeden,

Ruhi eminliği hissetmeden, seni nasıl anabilirdim.

 

Halinde,

Sudur eden o güzelliği,

İçselliğimde terennüm etikçe, fakirliğimi anıyorum.

 

Sana asla,

Layık olmadığımı biliyorum,

O bakımdan, sessizliğimle suhuletini yâd ediyorum.

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.10.2008 11:26
#315

Ecrin kadrinde yoğrulmak!

 

 

Bilir misin?

Sevdada kaybolmayı,

Ve ruhi muvazeneye ram olarak nefes almayı.

 

Hüccetin,

Gerekçelerinde solumayı,

Aşk için yanmayı yorgunluk hissettirmeyen anı.

 

Nefesin,

Kalan sayfalarını anlamayı,

Ömrün baharında sabrı kuşanmayı ve yılmamayı.

 

Önüne,

Serilen çilelerde coşmayı,

Nasibin halinde kanaati solumayı ve vefayı anmayı.

 

Hak adına,

Azimetle yol almayı,

Ecrin kadrinde yoğrulmayı kalbi itminanlığı bulmayı.

 

Yüreğin,

Çırpınırken durmayı,

Hissiyatın sağanağında keşkelere geçit vermeyen kanı.

 

Ne deyim,

Şimdi ki ben sana,

Var olan kıt aklımla, ziyadesiyle saflığımla hayırlar ola.

 

Öncelikle,

Şevkle hisset ve serinle,

Sakın ola sen hiç aldırma derinliğin var olacak girdabına.

 

Zaman,

Üzülme zaten ekendi yolunda,

Ruhun, asla değil iptidai bir harmanla nasip olmayacaksa.

 

Aşk,

Senin halinde nur olunca,

Aklın acizliği çıkacak karşına, nefsin hizmet sual olacaksa,

 

Aldırma,

O vakit asla kaygı yaşama,

Zira ruhi eminlik arkanda, enaniyet hurdalığın paslarında,

 

İnsan,

Kamil olarak anılacaksa,

Kalp bunun için varlıksa, işte aşk mütemadiyen yakınında.

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.10.2008 13:04
#316

Kalbi olmayınca!

 

 

Biliyorum,

Bazen söz anlatmanın zorluğunu,

Kalbi duyarlılık olmayınca, ruh bizarlığı soluyunca!

 

İşte o vakit,

Kelam etmek şart olduysa,

Hüznün burukluğu kalbi yoruyorsa hissederek söyle!

 

Zihni

Bulanıklık karşısında,

Halin sahibi çaresizliğe gark olunca sen var git yoluna!

 

Sesler

Mütemadiyen duyulsa da,

Göz bakmaktan kamaşsa da neye yarar kalbi olmayınca!

 

Bazen,

Sahibince karıştırılıyor işte,

Yürekle kalp aynı kefeye konuyor bilinmeyince nedense!

 

Bu zaviyeden,

Nazar edilince, hissedilse de,

Akıl sahibine nefsi tuhaflığıyla marazlar geçit vermez yine!

 

Dil aşk dese,

Yürek mütemadiyen ritme girse,

Ruh, kendi ikliminde solgun ise, ötelerde idrak edilmeyince!

 

Bir düşün,

Şart olan muvazene nerede,

İnsan kimliğinde, hislerin renkleriyle ve zevkin keyfiliğiyle!

 

Kul olmak,

Lisanen zikredilse bile,

İnkişaf kim ile aşkın mefkûresiyle, kalbi inşirah serinliğiyle!

 

O zaman,

Ruhi serencamın tiziyle,

Her bir yanından nedamet sökün etse de, kalbin dirliğinde!

 

Her şeyi,

Merak etme, gereğince,

Nefeslerin müddetince, aklın bilgiyle, idrakin ise tecrübeyle!

 

Kitabı celil,

Evrensel bir beyan ise,

Kul olmak nasibin hükmüyse, sabır ve kanaat benim nefesimse!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.10.2008 11:04
#317

Sinemden bir hüzün akar!

 

 

Sensiz

Ne kadar hicrana gark olsam da,

Mütemadiyen hıçkırıklarımla baş başa kalsam da,

 

Gecenin,

Hüznüyle sabahlasam,

Günün ayazıyla soluklansam da yalnız tek başıma!

 

Ne dinlediğim şarkıda,

Ve nede solgun umutlarımda,

Ömrün hazanını yudumluyorum, son kalan anıyla!

 

Hani,

Son yazdığın name var ya,

Beni benden alan ve hicranın kollarına atan sızıyla!

 

Her ne kadar,

Pişmanlığın acısıyla baş başa,

Açziyetimi yaşayarak satırlarla haykırsam da yoksun!

 

Solgun,

Bir gül misali boynu bükük,

Nefesinde nemi kalbinde burukluğu bırakmayacaksın!

 

Biliyorum,

Her vakit nedametle anacaksın,

Kalbi haykırışlarını aşk için yılgınlığını hep anlatacaksın!

 

İnsan kimliğinde,

Kalbi duyarsızlığın ikliminde,

Vefanın her sahifesinde halimin perişanlığını anacaksın!

 

Haklısın,

Ben ne deyim şimdi sana,

Nasıl anlatırdım bir kader olmayacaksa, hüznüm var ya!

 

Sevda,

Sinemde harlaşacaksa,

Aşk, sahipsiz kapıları çalacaksa, umut halinde solgunsa!

 

Aranmak,

Kavrularak yanmak,

Anlaşılmadan nedamet içinde ömrü sonlandırmak ne acı!

 

Ey hancı,

Artık herkes bana yabancı,

İçimde dinmeyen sancı, ruhum insicamında ne çok arandı!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.10.2008 12:05
#318

Âdem olmaktır tek hevesim!

 

 

Söyleyemem,

Has kelamınızla boy ölçülemem,

Edebin sevdasıyla ve kelamın anlamıyla yürüyemem.

 

Ne sazendeyim,

Ve ne de meşk âleminde nefesim,

Ben tasavvufu nerden bilirim, fakirliğimden eminim!

 

Gecesinde uyuyan,

Gün içinde pek zorlanan âdemim,

Hizmet bendinde çok sefilim, nefsimle pek dertliyim!

 

Elbette ki,

Âdem olmaktır tek hevesim,

Tefekkürü mevti ben nereden bilirim, ben ahenksizim!

 

Enaniyet,

İçinde nefeslenen bilinçsizim,

Hadsizliğin sahifelerinde gezinirim çünkü çok idraksizim!

 

Ne mezarda,

Ve nede hazanda hissedenim,

Zevki uğruna varlığını gark eden bir nefesim neyi bilirim!

 

Kalbi duyuşlardan,

Ruhi algılamalardan nasipsizim,

Günümü gün eder, hezeyan içinde kelam eder gezinirim!

 

Düşünmeyi özlerim,

Lakin bilgisizliğimle acz içindeyim,

Muhabbeti yarenlik için öncelerim, dostluğa evet hasretim!

 

Sanki

Bir boşluğun kadrindeyim,

Elbette dost nefesleri hissederim, lakin bilirim ben fakirim!

 

Ancak,

Sizinle hamiyeti müşahede ederim,

Suhuletli halinizde şefkati görürüm onun için şevk içindeyim.

 

Ötelerin,

Ruhi iklimde ki her nefesin,

Mezar içinde bekleyen mevtin, haşyet içinde ki düşüncelerim,

 

Bir bir sıralanıyor,

Acımasızca karşıma çıkıyor,

Kalbim o vakit fevkalade titriyor, ruhum çok daralmalar yaşıyor!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.10.2008 13:44
#319

Mahzun nefesler!

 

 

Neyleyim,

Emri bil maruf sorgulanacaksa,

Yaşamak adına her ne varsa işte her biryanımda,

 

Ruhum

Mütemadiyen bizar olacaksa,

Kalbim, solgunluğun kadrinde şevksiz kalacaksa,

 

Nefsim,

Ayrık otu misali hali kuşatacaksa,

Ömrüm hazanı hissetmeden yaşayacaksa sancıyla,

 

Hüzün,

Yoldaşım olarak anlamlaşacaksa,

Dünya nimetlerinde keyfin şartı aşk için bir adımsa,

 

Toprak,

Bereketinden çok uzaklaşacaksa,

Su, semanın hıçkırıkları olmaktan bigane kalacaksa,

 

Hasret,

Yokluğuyla terennüm edilen hicransa,

Sevda, mefkûre zindeliğinde olmayan bir kavramsa,

 

Aşk

Her yanımda pervasız anılacaksa,

Sırnaşık nefesler arzı kokutacaksa sen var gir yoluna,

 

Yaşamak,

Her ne kadar murat olsa da,

An manadan mahrum kalınca, hissiyat kimin umurunda,

 

Vaktiyle

Kul olmak nasip olmayacaksa,

Hidayet her zerremi kuşatmayacaksa, ömrüm hurdalıkta,

 

Böylece,

Mütemadiyen nefes alsam da,

Sen asla bir hikmete mebni letafet arama bakma ardı sıra,

 

Mahzun nefesler,

Cihanın her yanında hıçkırınca,

Dünya varmış, yar yokmuş sen bir söyle kimin umurunda!

 

Ömür,

Haysiyet için anılan sanatsa,

Vicdan, bunun için müstesna olacak bir donanımsa rahatla,

 

Şimdi,

Sen hayırla kalk git yoluna,

Her yanında nedamet solunsa da, hiç aldırma sabır yanında!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.10.2008 15:07
#320

Sinede yangın umutların acısı!

 

 

O kadar kolay mı?

Akşamdan sabaha bir aşk var mı?

Zaman anlatacak mı, nedametler başlayacak mı?

 

Kim kimi anar?

Yürekte dinmeyen hazin sancılar,

Aklar ve karalar, bir bir tükeniyor solgun umutlar!

 

Kimler, hangi nefesler

Geçmedi söyler misin bu yoldan,

Şayet sende aranan bir soluksan, korkuyla umutlan!

 

Ruhi lekelere,

Kalbi serzenişlerin hecelerine,

Dinmeyen gözyaşlarında ki enginliğe sadece hüzünle!

 

Ne dalganın,

Ve nede denizde ki sağanağın,

Akşamın kızıl ışıklarının, sinede yangın umutların acısı!

 

Şafak eğer varsa,

Kalbin için fevkalade inşirahsa,

Nasibin halkasında, halde demlenen umutla ve hayrola!

 

Her nefesin anı,

Gençliğin devranında nükseden baharı,

Sabır toprağındaki bereketlenen ufki sancıları bir düşün!

 

Hayıflanmanın,

Kime ne faydası olmuş sanki sökün,

Her halin sahibi belliyse ve nasibince şekillenecekse sevin!

 

Kaçamakların,

Letafetlerinden bahsederler lakin

Kalbin sahibinden habersiz nefesler bir hüccet değil sefiller!

 

Emanetin rüknünken,

Kalbi itminanlıktaki güzellikten azadeler,

Ne kadar serilseler, bir o kadarda geğirseler yinede hederler!

 

Çünkü nedensizler,

Sadakatten fevkalade habersizler,

Sadece sosyallikten söz ederler, oysaki ne kadar çok fakirler!

 

Ne hazindir ki,

Saçılmayı marifet telakki ederler,

Utanmayı öteleyerek birde hilkatlerinde değişikliğe giderler!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.10.2008 11:12
#321

Sessizliğim benimle!

 

 

Artık

Ne kelamın anlamı,

Ve nede meramın açılan sayfaları rahatlatıyordu.

 

İç sızım,

Ötelerden sudur ediyordu,

Hüzün her vakit yanı başımda ruhumu dinliyordu.

 

Kalbimin ritmine,

Dilimin düğümüne aldırmıyordum işte,

Halimde nefesime iştirak eden keman nağmesiyle!

 

Açılıyordum öylesine,

Sessizliğimin tüm serzenişleriyle,

Kopan yaprağın hicranı ve denizin hırçın çığlığıyla!

 

Hasrete uzanan,

Sinede uhde olarak kalan sancılar,

Dur durak bilmeyen acılar, neme lazımcı duyarsızlar!

 

Ah kalbim,

Ne kadar hıçkırsan da biliyorum ki,

Seni bir duyan, ruhi itminanlığa uzanan kim olacaktır!

 

Yutkun öylesine,

Dramın her halinde ki sesiyle,

Hicranın kalesinde ki enginliğe ve hüznün nefesleriyle!

 

Bazen soruyorum,

Her ne hikmetse kendi kendime,

Mahzun nefesler, çileli çareler, sabırla demlenmek niye!

 

Yaşamak,

Umut adına fevkalade değerse,

O vakit söyle fakirliğim niye, çaresizliğim kimin kadrinde!

 

Zerreyi düşünmek,

Nefesin hükmünce tefekküre yönelmek,

Hevesleri dürmek, zevkten emin olarak sabretmeyi bilmek!

 

Aşkı bilmeden,

Ona vakıf olmaya yönelmeden,

İdrak içinde nefeslenmeden sevda için gözyaşları dökmeden!

 

Uykunun nefesiyle,

Hissiyatın renklerinde anlamlaşan izle,

Kalbin feveran edişiyle ve her zaman ki sessizliğim benimle!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.10.2008 12:38
#322

Kalbi hissedişlerin uzağında!

 

 

Sesler duyuyordum,

Belli belirsiz ve ahenksiz haliyle,

Biliyordum epey zamandır zihnim bir karmaşa içinde!

 

Kime meylettiysem,

Derdi sahibine havale etmediysem,

Bilinmeyenler içinde nefeslendiysem başım ağrıyordu!

 

Ruhumda,

Fevkalade bir daralma yaşıyordum,

Kalbi duyarlılığım azalıyor ve hasletlerim acizleşiyordu!

 

Varlığın asliyeti,

Teneffüs edilen nefesin müddeti vardı!

Lakin idrak adına o kadar elim bir fark vardı ki sancıydı!

 

Her şey aşikârken,

O gerçeği görememenin acısıyla,

Yaşamak adına türlü savurganlığa çözüm bulamıyordum!

 

Sadece bakmakla,

Kalbi hissedişlerin çok uzağında,

Bu anlamda şayet yaşamak bir muratsa fakirliğim karşımda!

 

Anlatmak için,

Yanmadan yazmayı başarmak için,

Edepten arî edebiyatta, sorarım nedense nedir benim işim!

 

Oysaki yıllarca,

Dur durak bilmeden mücadele etmiştim,

Edebin toprağında şevkle nefeslenmiştim, şimdi çok acizim!

 

Takatim azalıyor bilirim,

Kalbim fevkalade daralıyor hissederim,

Ruhum kendi cenahında ve yalnız başına anı bekliyor eminim!

 

Bu minval üzerine,

Siz söyleyin ben şimdi kim ne derim,

İklimlerin güzelliğinde bahşedilen ömrü hüznüyle nefeslenirim!

 

Tesirin sahibiyleyim,

Kalbi hıçkırıkların eşiğinde acizim,

Gerektiğinde sukutu erdem bilirim ve tefekkür dirliğinde sefilim!

 

Gülün kokusunu özlerim,

Renklerinde ruhi inkişafın hedefindeyim,

Aşk için sabrederim, meşk için divane bir nefes olduğumu bilirim!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.10.2008 14:08
#323

İşte o vakit!

 

 

Biliyorum

Hissedileni anlatmak için,

Ne kıtanın uzaklığı ve nede varlığın azlığı bir sancıdır.

 

Sevmek,

Şayet muratsa o ilgadır,

Cezbeden hazdır, yaşamak adına hardır, an için şarttır.

 

Nasip haktır,

Aramak hak adına vuslattır,

Rekabet niye vardır, kalpler ancak sahibiyle anlamlıdır.

 

Ondan uzaklaşmak,

Kuraklığın kadrinde nefes almaktır,

Rahmet adına ne vardır muhabbet ancak aşk için olandır.

 

Fevri sevdalar,

Anlamsız lafazanlıklar ne aşktır,

Ve nede kalbi inşirahtır hak adına olmayan bir hezeyandır.

 

İşte o vakit,

Aldanmak ve aldatmak vardır,

Vefa sorgulanmayan anlamdır, sadakat kim için şart olandır.

 

Ecir nerede aranacaktır,

Kalp kim için bağışlanan fütuhattır,

Ruhun bizarlığı kim için hakikati hazandır, o an şaşılacaktır.

 

Aşk kendi ikliminde,

Zaman bir düşün kimin kadrinde,

İdrakin eşiğinde, toprağın bereketiyle, yağmur serinliğinde!

 

Oysaki ne dağlar,

Ve nede eşsiz yamaçlar geçit vermez,

Halin devranında nefeslenmeyeni istemez ve asla haz etmez!

 

Zerredeki kuvvetin,

Aşkın hüviyetinde ki muazzam uzletin,

Ömrün her sahifesine nakşedecek fetretin engin nefesleriyle!

 

Nazar edilen güzelliğe,

Keşke lerden yarar gelmeyen özelliğe,

Akıl var niye, düşünmek bir gaye ise, gerekçeler şimdi önünde!

 

Bilinir hak kiminle,

Ezelde verilmiş bir söz vardı niye,

Ömür hasat için bir sahifeyse, şimdi dareyn için kim neyi bekliye!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.10.2008 16:36
#324

Anlatmak hisleri okşamak!

 

 

Artık

Ne anneme ve nede gülüme,

Ve hatta gönlümde demlenen yâre söz etmeyeceğim.

 

Bir yılgınlık adına,

Sinemde harlanan bir hicrana,

Hazin gözyaşlarım aksa da, aldırmayacağım nasıl olsa.

 

Yıllardır

Husule gelen suskunluğumu,

Heveslerimdeki solgunluğumu anlamak adına korkumu,

 

Çaresiz ötelemiştim,

Dertten azade bir kimlikle nefeslendim,

Kulağıma ilişenlere meyletmedim zira ben sebebiydim.

 

Nereden bilirim,

Bir kadını en büyük hasmının,

Yine bir kadın olabileceğini hiçbir zaman akledemezdim.

 

Çekişmelerin arasında,

Nedametlerin furyasında kalamazdım,

Geçte olsa anlamıştım lakin onlara bir şey anlatamazdım.

 

Bir hıncın içinde,

Rekabetin ağır bedeliyle kararamazdım,

Birini yekdiğerine bahis konusu yapamazdım sancılıydım!

 

Oysaki her ikisi de,

Zaman devran ettikçe yaşıyorlardı,

Lakin anlamak adına tefekkürle yoğrulmuyorlardı, acıydı!

 

Doldur boşalt,

Muvazene için dinlediklerin ne kadar şart,

Akıl hakkıyla kullanılmazsa, idrakle kuşanmazsa onu da at!

 

Ne annem rahat,

Ve nede dirliğimde bulunur şevki hayat,

Birlik için düşünmek, lüzumu halinde feragati seçmek şart!

 

Lakin anlatmak,

Anlamak için hisleri okşamak,

Duyarlılığa kapı aralamak ve hayatı zindan etmeden yaşamak!

 

Hak nerede vasıl olmak,

Nefesin sahibinde muhabbetle ayılmak,

Ruhun gideceği ikimi hiç kurutmadan, muvazeneyle buluşmak!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.10.2008 18:19
#325

Ağlama!

 

 

Evet sen,

Ne kadar haklı olsan da,

Haklarının gaspıyla karşılaşsan da,

Ne olursun gözyaşlarını akıtma, umudunu karatma.

 

Senin,

O aziz nefesin var ya,

Unutma ki bir gün çıkacak darlığında,

Her ne kadar yeis varsa da, sen ne olursun aldırma.

 

Sana,

Ben şimdi ne deyim,

Biliyorum ki pek çok sefil bir nefesim,

Hakikat nerede ben nereden bilirim, kalbinde acizim.

 

Ne yıllar,

Tükendi ve nede gasplar,

Hep siz mi olacaksınız eziyet yaşayanlar,

Hak adına takla atanlar utanmadan şarlatanlık yaparlar.

 

Senin

Mahzun halini düşündükçe,

Her ne kadar nefesimde takatsizse,

Kalbim titremelerde, ruhum bir girdabın hüznüyle sende!

 

Aslında,

Bir insanın mayası bozuksa,

Hicranda eğer başucumda duracaksa,

Serabın solgunluğunda, umuda açılmak hak olmazsa inanma!

 

Ömür,

Mütemadiyen böyle yaşanacaksa,

Gasp edenler arlanmadan hep cirit atacaksa,

Ruhum prangalarda İsanın hikâyesini yaşayacaksa sen ayıkla!

 

Akidemim,

Münhal yozluğunda,

Maslahatların sağanağında nefes alınacaksa,

Azimet kimin umurunda, mağfiretin hakikati anlaşılmayınca!

 

Korkmak

Uzvi değil kalbi olmalıdır,

O kalp sahibinden arî nefes almamalıdır,

Hak her yanımı kuşatmalıdır kelam o vakit anlamını bulmalıdır.

 

Gitmeler nihaidir,

Beklemeler fecrin zindeliğindedir,

Şafak, umutların nefesinde aşikâr olan gerçektir.

Kim neyi bilir, hikmet nerede gizlidir, o sabır benin terazimdir.

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.10.2008 10:11
#326

Ah kalbim yine hazandasın!

 

 

Ne kadar hazin ki

Sende vefasız bir yolcusun,

Solgun kalbim feryat ederken, nefesim tükenirken.

 

Bir evlada demeden,

Gitmelerin seyrinde demlenirken,

Tükenmeyen hıçkırıkların sağanağında geçip gidersin.

 

Ne halin muvazenesinden,

Ver nede vefanın kadrinden nasiplenmeden,

Heveslerinin renklerinde sırnaşık halinle ve giderken!

 

Her ne dense, ne söylense,

Senin için kifayet etmeyecektir bilirim,

Hüznün anlamsızlığında sefilim, kalbim yılgın böyleyim.

 

Sevmek adına her ne varsa,

Dalgaların hicranı mütemadiyen anlatsa,

Gök kubbeden yıldırımlar sarksa, mahzun kalbim uğraşta.

 

Sormak adına her ne varsa,

Şayet maksat ram olmak için şartsa,

Muhabbet karşılıklı olmayınca neyleyim sen var git yoluna.

 

Nihayetinde kalan ömrüm

Hazanlaşacaksa ve şevk kalamayacaksa da,

Sürur bulunmayacaksa ve heyecan çok uzaklardan bakınca!

 

Şarkılar ne kadar anlatsa da,

Kemani yüreğimi dağlayıp bayıltsa da,

Aşk, kalbin inşirahında anlamlaşacaksa, maksut için olunca!

 

Feveranlar çıkıyor karşıma,

Sinem her ne kadar darlığa mahkûm kalsa da,

Gözyaşlarım nedameti ansa da ruhum hicranını yaşıyor işte!

 

Solgun çiçekleri andım,

Kanatsız kuşlarla yaşamaya alıştım,

Yapraksız dallara ve hırçın kayalıklara nedense seni anlattım!

 

Orada hüznü yudumladım,

Sancılarımla baş başa sukutu hali yaşadım,

Uzaktan da olsa sana yılmadan sevdamı hicran içinde anlattım!

 

Ve takatsiz ağladım,

Aşk için çileyi derleyip teneffüs ettim,

Ve niyaz ettim mağdur olmamanı diledim nasip böyleymiş dedim!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.10.2008 12:44
#327

Vasıl olamadığım sevdasıyla!

 

 

Yıllar geçip giderken,

Ne idrakle yoğruldum ve nede kalbi soludum,

Halimde ki yegâne korkum, gül kokusundan uzaklığımdır.

 

Olmuyor işte onsuz,

Hiçbir letafetin ne tadı ve nede tuzu,

Vuzuha ermeyince, hal gülün bendinde demlenmeyince.

 

Aşk ikliminde nefeslenmeyince,

Sevda kendi hilkatinden yol vermeyince,

Ömür şevksizleşince ve anlamakta fevkalade güçleşince!

 

Özlemeyi nefeslenmek,

Lakin bilmeden enginliği dilemek kolay mı?

Halini hasretmeden, bir niteliğe erişmeden aşk kokar mı?

 

Onu andığım yalnızlığımda,

Düşlerimde dahi vasıl olamadığım sevdasıyla,

O an çıkıyor acımasızca karşıma ve ömür anlamlı olacaksa!

 

Kalbim şayet süruru bulacaksa,

Ruhum hilkatiyle nazarın vakarını yaşayacaksa,

Umut şahlanacaksa, hal fütuhatı anacaksa, şayet aşk varsa!

 

Kelamı serdetmeden,

Halin insicamında demlenmeden nefeslenmek,

Her canın müsaviliğinde yaşamak ne acı, kalbimde bir sancı!

 

Tahkik bu kadar mı yabancı,

Hanif olmak mazide mi kaldı sen söyle ey hancı,

Acıyı ve sancıyı hakkiyle idrak etmeden nefeslenmek ne acı!

 

Vakifiyet bana mı kaldı,

Kemaliyet sandalına binen kim ey yolcu,

Selamı sabah etmeden, himmetini hasretmeden hüzün kaldı!

 

Neyleyim terk eden anı,

Ve yüreğimden sudur eden hıçkırıkları,

Hamiyetsiz ham halimi, suhuletsiz kederimi al götür yabancı!

 

Ne olacaksa olsun artık,

Kalbim solgunluğuyla baş başa kalsın,

Kimde halimde anlam bulmasın ve bir boşluğun kadrini yaşasın!

 

Bırak kızan kızsın,

Ve arkamdan hiç ağlamasın an’ı yaşasın,

Neslimden kalan nefesler ibreti hakikatin ne olduğunu anlasın!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.10.2008 14:46
#328

Seninle enginliğe uzanmak!

 

 

Varlığın her zerresinde,

İklimlerin ötesinde ki o suhuletli güzelliğe,

Emin adımlarla gidebilmek bir mefkûreyse o zaman niye?

 

Gerekçeler gözler önünde,

Düşünmek insan için ilelebet bir hedefte,

Nefeslenmek, bahşedilen müstesna bir güzellikse, aşk ile!

 

Hilkatte donmak,

Hevesler için coşkunlukta boğulmak,

Dareyn saadetini unutarak an’ı yudumlamak ne kadar acı!

 

Sancılardan da sancı,

Ey akşamcı, nafakası uğruna koşturan sabahçı,

Uyanmak için gün bugün işte, akşamdan sabaha olmayacak!

 

Yıllarca derlediğin gerekçe,

Nefes şayet müddetin sancısıyla verilense,

Kalk git yoluna, tercihlerinin umuduyla ve solgun soluğunla!

 

Anlaşılmaz bir hal nasıl olsa,

Kim kimden ne soracak, idrakinde yoksa!

Ruhun yalnızsa, kalbin boşluk içinde adımlıyorsa hüzün orda!

 

Yollar, yıllara çok direndi,

Bir düşün zaman içinde kimler vardı,

Göçüp gidenlerden geriye ne kaldı, yaşamak bir zamanı andı!

 

Hesap niye vardı,

Ömür içindeki sahifeler seninle anlamlıydı,

Arzı cihanda anılan nefesler, seni kul yapacak latif devrandı!

 

An çekip gittikçe,

Keşkeler ne kadar anlam bulan bir kelamdı,

Kalbin sahibi için atandı, ruhun bahşedilen sevdanın aşkıydı!

 

Sen anlamayınca,

Kelam her ne kadar durmadan yazılsa da,

Bir yaprak dökümü, bağ bozumu iklimi sudur ediyor melalime!

 

Her ne kadar niyaz etsem de,

Sen bizzat talep etmeyince sabırda nafile,

İraden seninle hesabın dürülünce kabrin serinliğinde nefsinle!

 

O vakit hicran kuşatıyor işte,

Sevgi, hak adına serdedilen bir hakikatse,

Muhabbet, bunun için nefeslenilecek bir meşk ise haydi söyle!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.10.2008 10:35
#329

Ayılmak!

 

 

Zihnim abluka altında inlerken,

Kalbim dirliğe hasret çekerken,

Ruhum hicran içine nazar iken,

Uyanmak, kalbi olmak ve ne zor!

 

Canın, canana tevessülü olunca,

Aşk kendi ikliminde anılmayınca,

Hilkat yozluğunda solumak varsa,

Hüznü hıçkırıklar, şimdi yanımda!

 

Beşer nefesi tedaviye muhtaçken,

Âdemlikten maksat, adamlık iken,

Âdeme mahkûmiyet konuşulurken,

Kimlik sekülerliğe şimdi aşikârken!

 

Sevda tohumlarına ne oldu kurudu,

Hizmet, mazi sahifesinden okunda,

Nur kayıp mı oldu, feyz kimi sordu,

Ecir hiç aranmaz oldu kalp yoruldu!

 

Artık ne âdemden ve ne de demden,

Hiç ayılmayacağım mı ben badireden,

Bir yorgunluk zuhur ediyor yürekten,

Anlamaz oldum, ne hazin dertlerden!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.10.2008 11:31
#330

Ruhun seninle yoğrulacaktır!

 

 

Sen sen ol, sıcaktan gocunma

Serinlik için, hiçbir yer arama

Kalbi itminanlığın şayet yoksa

O vakit dayan, başın ağrıyınca

 

Sancılar, senin için hakkı afaktır

Bilinmez ki o an vakti sunacaktır

Kara aktandır kan senin namındır

Haysiyet niye vardır, onur haktır

 

Cihan, insan için müddeti hazdır

Nefesin idrakinle anlamlaşacaktır

Hesap, kime vuslatı hak olacaktır

Mizan kurulacak ruh yoğrulacaktır

 

Vakit senin için şahlanacak kırattır

Nal, arpa olmazsa, nasıl anılacaktır

Seyis mahir olmalıdır aklı hakikattir

Nazar bir vaktin zuhur eden halidir

 

Kul, hali dem ile aşkını soluyacaktır

Nazarlarından kınamayı unutacaktır

Suç sahibinindir, kalp kimin eseridir

Hakkı tespit batılı ret insan elzemdir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.10.2008 14:29
#331

Bir ömrün baharı anılınca!

 

 

Ne gecelerin çığlığında

Ve ne de sabahın kuşatan ayazında

Şayet hürriyet bir ömrün baharında en anlamlı olansa

 

Ufuklar kararsa da

Tüm yıldızlar semadan hor baksa da

Şayet nazar haksa nasibin mutlak hakikati solunacaksa

 

Kuşlar kanadını çırpacaksa

Çocuklar mütemadiyen çığlık atacaksa

Nisa kimliği asırlarca horlanacaksa bakmam kim çıkarsa

 

Hayatın her safhasına

Mazlum gönüller sürekli mağdur olacaksa

Hamiyet sahipleri sukutu hayali soluyacaksa hiç aldırma

 

Kanayan yaraları sarma

Akan gözyaşlarının serencamında kalma

Kulağınla duyduğun, gözlerinle gördüğün haksızlığı anma

 

Ne geçip giden yıllara

Ne dur durak bilmeyen boş boğaz olanlara

Hissetmek adına kalbi olmayanlara ve hakk tanımayanlara

 

Umudun Ummanlara uzansa

Düşlerinde sürekli baharlar seni kuşatsa

Şayet ortalıkta ulu orta bir haksızlık yaşanıyorsa horlanma

 

Haşyetin adımları uzak sanma

Aynada ki haline mütemadiyen bakıp aldanma

Bir anda olsa nefesin sahibinde yorulma, kalbi de soldurma

 

Ruhunun hakikatine uzansana

Mazlum nefeslerin dertleriyle kavrulsan aşkla

İşaret taşlarının zindeliğinde saadet yakınsa ve asla usanma

 

Halini kuşatan tüm anların

Kendi seyrinde durmadan akacak o kanın

Şahadet sağanağında sabahın, ebette vuslatı koklayacak aşkın

 

Buğurda çekilecek sancının

Sevdasıyla yaşanacaktır muhabbet hazzında arın

Gelmiş geçmiş o sevdaların suhuletinde gizlenen her muradın

 

Yaşamakta anlam bulan kelamın

Sanat bendinde zikredilen her harika cefanın

Aşkla semadan inen sağanağın bereketiyle anlamlaşan toprağın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.10.2008 16:36
#332

Ne garipti!

 

 

Bir hayli uzaktan

Ve balkon serinliğini anarken

Üç beş heybetli soluyan ve durmadan vuranlardı

 

Zorda kalanı

Ve avazı çıktığı kadar bağıranı

Kimseler duymuyor baktıkları halde görmüyorlardı

 

Nefes alanlardı

Lakin kalbi hissedişten uzaklardı

Altta kalan, hastane aciline yığılan ve takatsiz kalan

 

Ortalıkta perişandı

Ne arayan ve ne de soran vardı

Adeta bir leş misali ortada kalan talihsiz bir ızdırapdı

 

Dayanamadım

Apar topar merdivenleri atladım

Zavallının yanına yaklaşırken, bir uyarıyla karşılaştım

 

Sakın ha yaklaşma

Tehdidini duyunca afalladım karşısında

Galiz bir kelimeyle layıktı o hergele diyerek hayıflandı

 

Zoraki hayırdır dedim

Bu pislik günlerce ev ahalisini kandırıyor

Hanım ve kızıma ağza alınmadık küfürler ediyor deyince

 

Doğrusu biraz durakladım

Ve yeniden zanlıya dönerek cüssesine baktım

Çok bakımsızdı, bazı yerlerinden kan lekeleri beliriyordu

 

Nazar edenlere seslenerek

Suçluysa bile siz yargılamayın canlanın dedim

Benim kati sözlerim karşısında ne de olsa birkaç kişi geldi

 

Hastane yakını da olması bile

Ne polisinin ve ne de sağlık görevlilerinin

Dikkatini çekmemişti, her zaman olduğun veçhile doluydu

 

Zor gücün bir sedye bulduk

Zavallı soluyanı bir çırpıda kaldırdık,

Hastane doktorlarına durumu anlattık ama polis nezaretinde

 

Görgü şahidi var mı deyince

Elbette ki faillerde kapı önünde bekliyorlar dedim

Fakat çıktığımızda hiç kimseyi göremedim, bildiğimi zikrettim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.10.2008 14:07
#333

Beklerken dile gelen!

 

 

Kaç zaman geçti

Zorlayan anlar kalbimi çok titretti

Ruhum hicranla sendelendi umudum hiç tükenmedi

 

Demek ki yaşanacaktı

Duygularım ancak seninle anlamlaşacaktı

Belki ömrüm hiç dayanmayacak, aşk hep kokacaktı

 

Nice canlar görürüm

Yıllardır hasretim hazzı nereden bilirim

Demek ki çileli bir nefesim sabır ile şevk hissederim

 

Bir gün olsa da dileğim

Seherde perişanlığıma andığım yenilgim

Gecenin serencamında ve anı yalnızlığımla demlerim

 

Artık ne yar bilirim

Ve ne de sevda harını neyleyim

Ben ayazların nöbetinde bir nefesim aşkı neyle işitirim

 

Hicran içinde her an

Karanfilin kokusunda saklanan

Umut sağanağında mütemadiyen hıçkırıklar kuşanan can

 

Anladım ki aşk acı

Lakin umutlar içinde baş tacı

Kalbin sürekli ilacı, müstesna bir sancı ve şevkinde harı

 

Solgun koridorlar

Hastanede ne kadar var perişanlar

Neme lazımcı soluyanlar, dert ve ızdırabı anlamayanlar

 

Buna rağmen doktorlar

Hastadan daha ziyade tedaviye ihtiyaçlılar

Aziz olan nefsleri bir çırpıda azarlarlar sonrada bakarlar

 

Ne acı ve ne de çekilen sancı

Sıkıntı vermiyor bu kadar kalbe ey yabancı

Hemşire kimliğinde dolaşan, doktordan da beter olan bacı

 

Kaldım yine takatsiz

Varlık içinde hissiz ve kalbi nefessiz

Her yanımı kuştan densiz ve ahenksiz kulağı çınlatır fersiz

 

Ağzında sakız edepten nakız

Cadde ortasında, sokak arasında salınan arsız

Hayâdan muratsız, edepten maksatsız, kanı ile de ahlaksız

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.10.2008 15:11
#334

Yaşamak bir hak olacaksa!

 

 

Hiç bilmediğim

Ve şahit olmadığım hıçkırık sesleri

Beni alıp uzaklara, hazanın solgunluğuna davet diyordu

 

Öyle bir sağanak ki

Gök kubbeden sudur eden aşkın

Sinelerde mahzun kalan hissiyatın, haksız soluk almanın

 

Meramı anlatamamanın

Hakkı tespit, yanlışı ret hakkının tanınmadığı

Hilkatin gereği olan edebin hiçlendiği bir yozluğa doğru

 

Adım adım yaklaşırken

Ulu orta kan gölü her yanda görülürken

İnsan, manasından soyutlanan can, adamlıktan anlamayan

 

İhata ettiği savlarıyla

Mütemadiyen kustuğu salyasıyla

Şayet yaşamak bir hak olarak anlam bulacaksa ama anlaşılsa

 

Varlığım hak adına solsa

Hissiyatım hakkı teslim nefesiyle donsa da

Ayazlar kaftanım, geceler çarığım, halim toprağımla koksa da

 

Nur zifiri karanlığa yıllarca

Sorgusuz ve sualsiz mahkûm kalacaksa

Tahakküm adına, soysuz nefesler ne kadar yasalar çıkartsa da

 

Çile bu uğurda

Aşkla koklanacaksa hayırlar ola

Ne kadar safahat göz önünde iştahı kabartsa da, nur olmayınca

 

Ecir maksadı haksa

Rıza için aranmak vuslat olacaksa

Rahatlık kimin umurunda, geceler hasret uykusuz nazarlarına

 

Kitabı celil bu uğurda

Hissedilerek okunan evrensel beyansa

Ayetler mütemadiyen hakkı aydınlatınca, kalp sancısı karşımda

 

Kuşatan itminanlık yanımda

Nefesim, her zerresinde titreyen hissim

Başucumda, nöbet tutuyor ayakta, seher anlamlı bir an olunca

 

Ezanlar kulağa gelince

Ruhum kendi ikliminde şevklenince

İşte o vakit kalbim sahibiyle, emin olmak benimle aşk dilenince

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.10.2008 17:23
#335

Ne dert ve ne de

Nefeslerden sâri olan kasvet

Umuma tebelleş olan zillet, en hazin olan bir dert

 

Ne gariplik

Ve ne de yetim olan keyifsizlik

İnsan kalbinde en büyük eksiklik zail olan sevgisizlik

 

Ne hoca ne hacı

Ve ne de bacalardan tütmeyen sancı

Ey sokakların sakini olan garip akşamcı ne büyük acı

 

Hey mahzun olan bacı

Haklısın lakin kim şimdi her kez yabancı

Ne erdemli can kaldı, ne vuslat için yaşanan kan vardı

 

Oysaki

Hakikat tüm çıplaklığıyla aşikârdı

Kim kime yabancı, yaralar niye kaşındı hancı dahi kaçtı

 

Millet evet ulus devlet

Bir düşün kim kiminle husumeti illet

Mana nerede kaldı, ey idrak ile sabrı yudumlayan şükret

 

Medeniyet adına ar dışlandı

Etrafıma soruyorum edep kiminle barışıktı

Alınmadık ne kaldı, delinmedik kulak sanki tatsız şakaydı

 

Anam karşımda zandı

Babam uykusunda perişan olan candı

Şimdi onlardan arta kalan ne vardı, hasletler hep dışlandı

 

Milli eğerler

Örfü olan adabı muaşeretler

Mazi sayfalarında, tozlu raflarda ve ekranın tuzağında şaştı

 

Kız anasına değil

Ana kızından medet uman ardı

Vefa nerde kaldı, zaman niçin hakkıyla okunmadı ne vardı

 

Er adamdan sayılmadı

Komutan protokol için konuşandı

İhdas edilen eğitim kimden alındı ve neden erat zayiattaydı

 

Anaların gözünde yaş mı kaldı

Yetim çocuklar kim bilir ne kadar perişandı

Ekâbirler toplantı üzerine toplantı yaptı lâin acı kime kaldı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

NU
17.10.2008 20:45
#336

masallah gercekten bunları yazabilmek icin. yanmıs bir gönül gerek bir de kabiliyet :)

masallah hayrn kaldm gercektn.bu konuda yeteneğim hiç yok ta....

MU
20.10.2008 09:00
#337

Çok teşekkürler ediyorum kardeşim,

o güzel haliniz için huzur ve sürur diliyorum... Eyvallah...:)

MU
20.10.2008 11:27
#338

Yıllarda anlatamaz oldu!

 

 

Neydi uzayıp giden

Kalbi dirliğe hiç geçit vermeyen

Kendi serencamında bir irade iken lakin sefilleşen

 

İnsan kimliğinde nefes

Zaman içinde an’a gebe olan heves

Kalbi muvazene için murakabede mümbit olan ses

 

Gel git ve medceziri

Ummanlara uzanan hazin tefekkürü

Sancılar içinde nefes alan beşeri kimliği ve hederliği

 

Boynumun hicran zadeliği

Başımın dik olmaktan hicap ettiği elemi

Kan revan içinde yetim kalan çaresizliği ve öksüzlüğü

 

Gelirler parsellenmiş

Üçte ikisi azınlık için taksim edilmiş

Kalan bir ise insanlık için kifayet eder diye emredilmiş

 

Tahakküm çok renklenmiş

Medeniyet! Asrında gönüllü kölelik türemiş

Mazlum için hak reva görülürken, hain için hadsizleşmiş

 

Yıllarda anlatamaz oldu

Takiyyeler içinde fazilet hazindir kayboldu

İnsan hilkatinde bahşedilen sevgi horlandı acı pompalandı

 

Izdırap her yanı sardı

Analar şimdi gözyaşlarıyla baş başa kaldı

Emin olmak adına ne kaldı, nefesler suçlular için harcandı

 

Aşk hakkıyla anlaşılmayınca

Nefisler zevkleri için zilleti tercih edince

Mukallit kimliği sökün edince, mefkûreyi saadet ötelenince

 

Liyakat erbabı bilinmeyince

Vasviyetler hatır içinde kazanılan sönükse

Nesiller işsizlikten şikâyet ederek inleyince keyifleri halinde

 

Emekli zavallı sıra bekleyince

Hakiyetsiz olan nefesler hatırla çöreklenince

Gelin kaynana mütemadiyen çekiştikçe dirlik için hak getire

 

Nizam için hakikat nerede

Yolsuzluklar ihaleler içinde haysiyete amade

Hani adamlık nerede, hakkaniyet kimin ekseninde erdemliyse

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.10.2008 12:38
#339

Gülerken ağlayan!

 

 

Bilmiyor ki

Gül koklamanın ne kadar zor olduğunu

O suhuletli aşk sancısının ancak edeple saklandığını

 

Hasreti hazla anmayı

Manayı kuşanmak için kalbi devranı

Ruhi serencamın ikliminde ve kanaatle nefes almayı

 

Anlatmak için yanmayı

Hazanın güzelliğini halde yaşamayı

Vakifiyet için sabırla kök salmayı mısralarda kokmayı

 

Gelen ve göçüp gidenden

Gereksiz merakla nefesi tüketmeyenden

An için aşkı, hal için sabrı yol içinde kanaati azık bilen

 

Gülerken ağlayan

İçindeki korların serinliğinde coşan

Konuşmak için hiç zorlanmayan ve vakti saati ayarlayan

 

Zihni kaybolma yaşamayan

Kalbi vesayette hiç daralmadan soluyan

Sevda ile kuşanan, tevazuda anlamlaşan, yâri için solan

 

Varlığın hengâmesinde

Yokluğun katresinde fakirliği makam bilen

Nefesin sahibinde filizlenen, aşk ile kelam etmeyi seçen

 

Haysiyet ve onur için

Kul olmakla iktifa eden hüsnü aşk kemaliyeti

Fedakârlıkta hassasiyet taşıyan cevvaliyeti ve muhabbeti

 

Her türlü dikenin zarafeti

İçinde saklanan hikmetin asudeliğini görmek

Nedametin kurutan ikliminde ve nefeslenmeden yücelmek

 

Secdede dirilmek

Kalbin ritminde hakikate ermek

Meşk içinde, salik nefeslerin sohbetlerinden istifade etmek

 

Adam olmak için sabretmek

Gayeye muttasıl olmak içinde Hakkı öğrenmek

Kul hakkına meyletmeden, şirkin içinde gezinmeden girmek

 

Birlik için dirliği davet ederek

Hamasi kaygıları azade ederek huzurla nefeslenmek

İnsan için zaruretken, bu gerçeği fark etmeden kelam etmek

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.10.2008 16:12
#340

Ne

Annem rahat,

Ve nede

Dirliğimde bulunur

Şevki hayat…

 

 

Birlik için

Düşünmek,

Lüzumu halinde

Feragati seçmek şart!

 

 

Lakin

Anlatmak,

Anlamak için

Hisleri okşamak…

 

Duyarlılığa

Kapı aralamak

Ve hayatı

Zindan

Etmeden yaşamak!

 

Hak

Nerede

Ona vasıl olmak…

 

Nefesin

Sahibinde hazzı

Muhabbetle ayılmak…

 

Ruhun

Gideceği ikimi

Kurutmadan,

Muvazeneyle buluşmak!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.10.2008 14:15
#341

Sahilin

Hülasalı sessizliğinde,

Ve yalnız halimde mehtabı yaşarken;

 

İçtenliğin

Ve zarafetin şevkiyle

Dalgaların hüznünü kuşatmış görüyorum

 

Fakat

Öyle bir duruşun var ki,

Adeta cazibe yumağı olmuşun bilmesen de

 

Ve o an

Aldığım nefeste kokluyor,

Verdiğim solukta sana sessizce konuyorum

 

O zaman

Gördüğüm her yerde,

Seni görüyor ve öylece aşkı yudumluyorum

 

Uyanık iken

Rüyaya, aç iken suya kanıyorum

Issızlığın serinliğinde terennümle anıyorum

 

Hasretinle

Halimi bitap ettin, sinemi dağladın

Kalbimi takatsiz bıraktın ve hicranla yaşattın

 

Hislerimin en

Zirvesinde, anıların gölgesinde,

Bir sürur yaşattın ki, müteşekkir kalıyorum

 

Biliyorum

Dalgalar yüzeyde kasvetli,

Derinler sakin sinemdeki hislerim seninle kaim

 

Kışın güneşi arar

Yazın serinliğine dalarcasına,

Seni hissetmezsem, çok hayıflanıyor kalıyorum

 

Ritmin vurguladığı,

Meşkin sorgulandığı ahenk derinliğinde,

Sinemdeki bakire mertliğimde sana kucak açıyorum…

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.10.2008 17:04
#342

Her ne

Yapsam da, hicran arkamdaydı

Kalbin derinliğine nüfus eden sancıydı

 

Anlatılmaz

Bir acıydı, her yanımı sardı

Halimi takatsiz bırakıp hüzünle yaşattı

 

Kime baksam,

Meramı halimi anlatsam

Çare bulamayacağımı hazin biliyordum

 

Nefesin

Anına vasıl olmayı bekliyordum

Aşk nerede, kimin halinde ki güzellikte

 

Mütemadiyen

Hep kendime soruyordum

Ne lazımsa diyordum öylece ağlıyordum

 

Gafletin bendine,

Nefeslendiğimi bilerek

Gailelerin nedenlerinde eriyip tükenerek

 

Kimlik

Yozluğunda kişilik sorumluluğunda

Eğer düşünmek ve niteliğe erişmek haksa

 

Vurdumduymazlık,

Şeref acısından acıysa

Onur, kul için lazımsa mukallitlik sancıysa

 

Şayet

Haniflik azimet için aranan sevdaysa

Vuslat bu uğurda nasip olacak süruru aşksa

 

Ölüm

Ne kadarda müddeti nefesle olacaksa

Hakikat kitabın kelamında sarih olan Haksa

 

An zamana,

Can sancıya, kalbin sevdalısıyla

Ruhun insicamında korkuların hoş umuduyla

 

Felah için

Sevdaların hicranı kimin sorusuyla

Ötelerin güzelliğinden akseden aşkın hazzıyla

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.10.2008 09:34
#343

Aksın

Bu gözyaşların yorulana denk

Kalbi kireçlenmem dirliğe erecek bir gün elbet

 

Tasa

Kimin için zillet, an için davet

Mukadderat sudur edecekse elden ne gelir evet

 

Nedamet

Kurak iklime açılan bir hardır

Ar bulunmayan nazarın serencamında solumaktır

 

Hakikat

Kimler için edebi sayfadır

Hayâda iman vardır kalp sahibiyle ancak vuslattır

 

Bir bak

Nice nefesler tükendi âlemde

Şayet yaşamak an için muvazeneyse düşün öyleyse

 

Hesap

Kimin için hassaten gerekçe

Hani idrak nerede ve nesiller fevkalade kepazelikte

 

Tüketim

Belası başını almış gidiyor işte

Kim kimin derdiyle ihsan için varlığını hasrediyor hiçte

 

Eğer mühlet

Affı mağfiret için bir vesileyse

İhsan ve ihlâs nerede, hangi sahilin silikliğinde beyhude

 

Ömür an içinde

Neticeler mizanın dirliğindeyse

Ruh sessizliğinde hicrana müptela bir zavallı hakikatse

 

Düşünmek

Erdemli olmak için zaruretse

Kalbim kendi ritminde, solgunluk zuhur ediyor şu halime

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.10.2008 14:59
#344

Milletin ferdi

Mahkûm ediliyor darboğaz nafakaya,

Hani ölüm herkesin elinde olsa parlayacak yangına,

 

Neme lazımcı

Sırnaşığa, aşk kolsun aşkı anlayan ana,

Kalmadı şevki bahar canın hasret kaldığı akşamlara…

 

Zaman aynı,

Mekânlar farklı, insan anlamda kalmalı,

Mütemadiyen o heveslerinin zindanında yaşamamalı,

 

Ruhunu anlamalı,

Kalbin letafetinde uzlete ulaşmalı,

Hakkın sofrasında, halin muhabbetini aşkla solumalı…

 

Ne derviş

Ve nede ermiş telakkilerinden vazgeçilmeli,

İnsan iklimine öncelikle azimet mükellefiyeti dikilmeli,

 

Toprağın

Bereketinde idrak gayretinle çok filizlenmeli,

Ölümün serinliğinde tefekkür rüknü hiç ihmal edilmemeli…

 

İnsan bu bazen

Yanılacak ve şaşacak ancak hali anlayacak,

Dost ikliminde yargıçlık bireyin tekelinde asla olmayacak,

 

Müşavere yapacak,

Ürkütmeden şefkatini kalbe akıtacak,

Rızayı bari için külfetin güzelliğinde o aşkla kucaklaşacak…

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.10.2008 15:44
#345

Hepimiz

Gelmiştik bir şekliyle

Nasip olunacak dirliğin alınacak nefesleriyle

 

Hilkatin

Takip edilecek izlerinden giderken

özlemi çekilen, yüreği ısıtan, sevgiye kavuşmak

 

 

Bu sayede

Aşılmayacak bir engel çıkar mı

Katlanılmayacak çile ve çıkarılmayacak bir varlık

 

Mefkûreleşen,

Umutlar yumağı olarak sineleri coşturan

Aşk ve sevdayla vakfedilen canla inzivayla gidilir

 

 

Yoksa

Asırlarca onca çileler niye çekilir

Yaratan eza etmek için mi bizleri halk etmiştir

 

Niçin

Tebliğ eden mübelliği göndermiştir,

Neden kızgın çöller ikliminde gülü işaret etmiştir

 

Kalpleri

Neden iman hakikatine erdirmiştir,

Hiç esirgemediği tebessümü hoşgörüyü öğretmiştir

 

 

Onu yaratan,

Aynı anda tuğyana sabırla bakandır

Mühleti anlamlandıran ve hikâyelerle uyaran haktır

 

Sadece

Ve yalnızca mürebbiyelerle,

Vesilelerle aklı, izanı gerçeğe davet eden zarafetti

 

İnsan

Fıtratına uygun olmayan,

Edebi ve zihni tarumar eden zilleti haberdar ederek…

 

 

Azabın

Nihayetinde temizlenecek

Ona duçar olmayanlar, sabrı bir erdem sayan canlar

 

Efendiler

Efendisinin sancağı altında nefeslenerek

Dirilişin, ölümde süzülüşün itminanlığıyla göçüp gitmek

 

O an ve

Zaman kavramının anlamının manalaştığı

Batın içinde zahire kapı aralayan ummanın denkliğinde

 

Vuslatın işaretleri,

Faziletin hikmeti ve çilenin keyfiyeti

Aşkla işliği anlaşılacak ve bahar gün gibi açığa çıkacak

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.10.2008 16:25
#346

Gecenin

Matemiyle seni anıyorum

Yokluğunda sokakları arşınlıyorum

 

Kuşlara

Soruyor medetle anlıyorum

Onlara bakıyor, halimi anlatıyorum

 

Aşk bu mu?

Diye soruyor çileyi anıyorum

Yârin serencamında aciz kalıyorum

 

Halin

Devranıyla, öteleri yaşıyorum

Aşkla kalb dirliğinde sürur arıyorum

 

Yapraklar

Bir bir dalları bırakıyorlar

Kelebekler bir vakte kadar uçuyorlar

 

Güneş

Çekiliyor mahın hali yaşanıyor

Zaman durmak bilmiyor aşkla yaşıyor

 

Ne sen,

Ne de senin halinde olan ben

Bahşedenin hükmüyle, nefesleri bilen

 

Nihayetin

Dirliğinde olacak aşkı seven

Tenlerden geçen, teriyle bezenmeyen

 

Bin bir

Eza ile geçiyor, şu çileli ömrüm

Nasibin kadriyle nefeslenip şükrederim

 

Ben aşkı

Ne bilirim, kalpten habersizim

Muhabbet hasretiyle gönlümü demlerim

 

 

Mustafa CİALSUN

MU
23.10.2008 16:54
#347

Ruhuma

Nakşeden bir arsın

Kalbime korlaşan tükenmez harsın

 

Aşk

Tadında hoş bir kıvamsın

Sen iyi ki varsın, olmasan sancıydın

 

Hasretin

Tahtında bulunan cansın

Sevda adına namsın, sen bir başkasın

 

Düşlerimde

Sürurla yastığım olacaksın

Günümde neşem, gecemde hazzımsın

 

Geçte olsa

Seninle güldü şu bahtım

Şimdilerde sürurumla haz ile yolcuyum

 

Tasadan

Çok uzaklarda baharım

Rengârenk çiçekler arasında şakıyanım

 

Bülbülün

Figanında mı çağlarım

Kelebeğin kanatlarında suhuletle uçanım

 

Bahtın

Kıvamında anlamlaşanım

Hazanlaşanlara olsun, tüm bu niyazlarım

 

Severek

Yaşamak aşkı koklamak

Vesilelerde tefekkürle barışarak yaşamak

 

Neticeye

Bakmak sabırda kalmak

Muradın hüviyetinde vuslat için yarışmak

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.10.2008 09:46
#348

Bazen

Can çıkmadan huy çıkmaz derler ya

Ruhun daralmalarında ayazlar kuşatır anla

 

Kalp

Sahibinden azade olunca nahoş umutla,

Sevda kuraklığında aşk derin acılar tadında

 

Senin

Huyuna, umut için solgunluğuna aşığım

Halinde taşıdığın o mefkûrenin sancısındayım

 

Teninin

Naifliğinde ben soluksuz devrancıyım

Ben tenimde kiracıyım, ancak seninle hancıyım

 

Bizi

Muhabbete gark eden ziyadesiyle manadır

Aşk, nur ikliminde taliplisini arayan kervancıdır

 

Gülün

Kokusunda, ötenin sultasında aranacaktır

Şayet murattan bahsedilecekse şaşılmayacaktır

 

Renklerin

Envai çeşitleriyle heveslerini destele

Zevklerin azamisinde düşün nefeslerini tüketme

 

Nihayet

Ömrün takip edileceği zaman hanesinde

Ruhun ilk adresin kayıplarında gidiyor adımlarla

 

Ben

Seninle bahtiyarım ancak sol yanım ağrısa da

Hicran şarkıları beyhudeliğime bir selam salsa da

 

Hasret

Damarlarımda kuruyan kanın tek ahı olsa da

Ruhum kendi sarhoşluğunda, kalbim Hakkın yolunda…

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.10.2008 10:14
#349

Bırakın

İç sızım bir an durmasın

O yârin yoluna yürek kanasın

 

Sinede

Bahar açmasın, solsun

Aşk demini alsın heder olmasın

 

Lisan,

Sukutun erdemiyle ansın

Hal tefekkürün içinde kuşansın

 

Mana

Buharlaşmasın ruh kansın

Kalbim muhabbetle aşkı yaşasın

 

Ne sel

Ne de esen yelden korkma

Korkuların girdabına, sen soluma

 

Kalbini

Bir yokla ruhunla barışık yaşa

Aşkın naifliğini zevkine hasretme

 

Aşk,

Asıl olan korkunun dergâhıdır

Ruhuyla nefeslenmeyeni kim anlar

 

Geçip

Giden zamanlar ne anlatırlar

Aşk gök kubbeden insana bakarlar

 

Her

Geçen gün o arz darlık yaşıyor

İnsan denen varlık zevkine koşuyor

 

O mahşer

Adına kıyamda duruluyor

Hâkimi mutlak hazin ki anlaşılmıyor

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.10.2008 10:27
#350

Nefes an içinse idrak kim için!

 

 

Neyi

Seversek kimleri öncelersek sanki

Her hareketin kuvvetini idrak eden saki

 

Hedefsiz

Bir merakın için zekâ elzem mi?

Halin sebebi niyetin bedeli çok mu afakî

 

Bilmelisin

Zorunda olan badiresin nefessin

Sen güzelliğin içinde tercih edilen zarifsin

 

Nerdesin

Nelerin demindesin sarf edilensin

Ne bilmecesin ne hecesin nasıl gideceksin

 

Derlerin

Vehmiyle hedefsizliğinde fevkinde

Sarih olamayan bir kaderin muhayyilesiyle

 

İradenin

Zafiyet kifayet edecek denkliğinde

Bilincin yetersizliğinde aktiflerin esenliğinde

 

Hissiyat

Muamelat maksat ayrışan denktir

Terbiye sebebi en elzem olan bir hakikattir

 

Lüzumsuz

Sarfiyat kime ne yarardır zarardır

Edep bunun için idraki mutlak olan sanattır

 

Kimde

Ne kadar vardır hal esenliğe doyacaktır

Tefekkür mesnetsizlik girdabında nasıl olacaktır

 

Mana

Kaybolacak anlamsızlık galebe çalacaktır

Asliyet unutulacak mukallitlik paye kazanacaktır

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.10.2008 10:27
#351

Kalmışsa solgun umutlar!

 

 

Giderken

Hicranımla elemler neye yarar diye

Demledim sineyi hazanımı ölüm vaktine

 

Açtım işte

Gönlümden süzülen hicranı nefese

Duyulmayan sesimle, anlaşılmayan halime

 

Ne günahlar ki

Ya Rab sen hiç nasip etmezsin

Gönüllerde tek sensin sen elbette yücesin

 

Nefsi

Halk edensin, hissiyat ki veren sensin

Sevilen aşkın o baharında bilinmez hecesin

 

Umutlar ki

Hazanı muhabbette gark edildiği

Serdediyorum içselliğimde ki müthiş nefesi

 

Zaman ki

O meçhulün en bariz ayak sesleri

Bir sevdanınki silinmeyen en hazin tükenişi

 

An

Seninle anlamlı olan bir zaman

Can, ahseni takvim üzerine tanzim edilen kan

 

Zan

İdrakten sakıt olan anlamsız hezeyan

İnsan, aklıyla ve idrakiyle kulluğa uzanan can

 

Aşk

Kelamı aciz bırakan en muazzam olan

Sevda, rıza için hasredilmeyince ayaz yaşatan

 

Yar

Zarafeti içinde edebi kuşanarak kokan

İhsan içinde baharları yaşatarak hazzı yaşatan

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.10.2008 10:29
#352

Sen bir şevk-i bahar!

 

 

Ey can

Gül şimdi hazin

Sümbül ise öyle perişan ki

 

Ne hikmettir ki

Dinmeyen bahanelerin

Çilenin dirliğinde hali hazan

 

Oysa

Canan için soluyan

Hak rızası için konuşmalıydım

 

Artık

Meramı halinde

Bizarlığa mahkûm bırakılandım

 

Senin aşkın için

İlk haleyi tedrisatın

Ehemmiyeti ve bir kıymeti vardı

 

Murat ederim ki

Edebin her açılan sayfası

Muhakkak terennümle hissedilmeli

 

Halin adabında

Yoğrulan bir dili seçip

Onunla hareket edileceği bilinmeli

 

Mananın kadri

Böyle telakki edilip

Bir şevk-i bahar sinede hissedilmeli

 

O öyle

Nezih bir çiçek ki

Onun kadrini ancak hal ehli nefeslenir

 

Çileyi tanıyan

Ve onunla hem dem olan

İdraki bulunan, kullukla sorunu olmayan

 

Kim bilir ki

Zatı şahanelerin

Melalinde mahfuz ne hikmetler gizlidir

 

Nazarı hal ile

Temaşa edilince anlaşılır

Ayan olan sadece aşkın idraki dilidir

 

Serabı bade olan

Ve şevki ihsan eden

Gönülde filizlenen rahmetin esenliğidir

 

O öyle azizdir ki

Sevilmeyi hak edendir

Ve kalbin odağı payedir bekleyen ferdir

 

Olsaydım ki

Endamı nazarında

Çiğnenen bir toprak ve zerreyi mutlak

 

Rahmet hilkatinde

Sonsuzluğu solumak

Halin renklerinde boyanarak öyle kalmak

 

Kokun ile

Doyasıya uyumak

Hazzını yudumla***** ram olmak kavuşmak

 

Ben

Sürekli eriyendim

Sukutu seçen ise ne hikmetse yine sendin

 

Halimi

Haşyetin hicranında yalnızca titreten

Ve aşkın serencamında an’ı bekleyendim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.10.2008 10:31
#353

Tefekkür namına hiçliğim!

 

 

Halimin fakirliğini

Deruhte ettiğim bir zaman diliminde

Kalbi hissedişle ve titremem eşliğinde ezanı duydum

 

O an ve dile gelen

Ruhi serencam sağanağında hislerim

Fevkalade feveran ederek ve alıp ötelere götürüyordu

 

O vakit

Bir hüzün her yanımı kuşatmıştı

Yılara rağmen akmayan gözyaşları boşalmaya başlamıştı

 

Anlamak adına

Halim fevkalade fakirleşmişti

Zihnim kendi yozluğuyla yüzleşti, hissetmek netleşmişti

 

Ömür defteri

Sahifelerinde gizlediği kebirleri

Ve fersizleşen gözlerimin refakatiyle, nefesim acizleşti

 

İradem adına

Tasarruf eylediğim keyfiyetim

Tefekkür namına hiçliğim, idrak adına duyarsız kabiliyetim

 

Vasviyet niçin

Nitelikli bir insan olmak mı hedefim

Kul olmak en son tercihim, bahşedilenler benimle her şeyim

 

Tasnifi ne bilirim

Nizam için nefsi kime amade edeyim

Akıl değil mi rehberim, inkişafı neyleyim nihayetinde eneyim

 

Abdest almayı

Gereğince kılınan namazı ne bileyim

Cemaat ruhuna nasıl erişeyim, uzak kaldığım camiye ne deyim

 

Halimi kime arz edeyim

Nasıl bir gerekçeyle edebi hal dileyim

Ruhuma ne diyeyim, kalbimin boşluğunu kimle zenginleştireyim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.10.2008 10:32
#354

Suskun yürekler

Sukuta mecbur edilen kalpler

Hicran içinde nefeslenen ve bizatihi sahip iradeler

 

Ne desiseden

Ve ne de cürümden hazlanırlar

Rahmani adımlar niyetle kaim olan sabırlar hedefti

 

İyiliği öncelemek

Kötülükten men etmek hakikatti

Zulmetmek, hak yemek ve hatta niyetlenmek yasaktı

 

Akide niye vardı

Kalbin sahibine yakın olmak murattı

Ruhsat, kimler için haktı, azimet takva içinde farktı

 

Lakin hiç anlaşılmadı

Enaniyet sahipleri mütemadiyen suçladı

Ne hak tanıdı ve ne de bir hukuk için utanmak kaldı

 

Yağmalamak için

Kanuni ihsaslar peş peşe sıralandı

Millet adına, mana tahtında ne varsa sürekli dışlandı

 

Entrikalar arttı

Varlığa kul olmak saltanat için vardı

İmtiyazlar, haktan anlamayan soysuzlar için yasalaştı

 

Perişan halk

Ekmeğe muhtaç mahzun can ne olur kalk

Haline bir bak, mütemadiyen seni uyutan zihniyeti yak

 

Millet birliği için dendi

Dirliği tahrik eden bizzat kendileriydi

İnsan hilkatinde aidiyet muhakkaktı lakin adres yanlıştı

 

Öğretiler şekliyet için vardı

Ruhsuz nefesler kulluk için yıllarca arttı

Kimlik, nesli netlik, canı emniyetlik dini ehemmiyet kalktı

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.10.2008 10:33
#355

Güneş hilkatince çekiliyor

Kimseye kelam etmeden sakinliğe bürünüyordu

Zaman insan için, kalp ritminde niçin, ruh bizarlığından emin

 

Ne hesaplar yapılıyor

Envai çeşit hazlar ne için terennüm ediliyor

Varlık insana, insan adama, adam kulluğa sürekli uzaklaşıyor

 

An ve tükenen zaman

Can ve kanının hükmünde nefes alan insan

Hiçbir hesabı olmadan yaşamayı marifet sayan anlamsız kan

 

Seküler kimliğin

Pagan kültürünün ihatasıyla mana kayboluyor

Hırs, hınç, kin ziyadeleşiyor, nizamsız nefs dört köşe oluyor

 

Sorumluluk kime kalıyor

İblis bir yük mü alacak kurnazlık anlaşılıyor

Nefesin kadri, umutların sadrı iradeyi maslahat sorgulanıyor

 

Her nefis kedini tanıyor

Kime ne kadar ve hangi niyetle, iyi biliyor

Lakin neyi bilmiyor, haşyeti hiçliyor mağfiret hakkını bilmiyor

 

Tavsiye edilenleri görmüyor

Kitabı celil için ne hazin ki burun kıvırıyor

Kalbi işitemiyor, inkişaf nedir bilmiyor idrake gerek görmüyor

 

Hareket ve kuvvetin

Zerrede gizlenen hikmetin ve gerekçesini

Merak etmiyor zekâ nemliyor ve aklın zaruretinden uzaklaşıyor

 

İhsanın bereketini

Rahmetin rıza ecrini, kulluğun ihlâs sadakatini

Önemsemeden nefesleniyor, ömrün sahifelerini dürerek gidiyor

 

Aşk için ne diyor

Sevda kim için anlamlaşacağını bilmiyor

Sonrada halden ve edepten bahsediyor, kelamı hakkını vermiyor

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.10.2008 10:36
#356

Nihayet akşam olmuştu

Solgun umudumla yolunu beklediğim babam

Fevkalade yorgun bir halin sağnağında nefes alıyordu

 

Ne bakacak takati

Ve ne de bana nazar edecek gözlerinde feri

Yılgınlığın kadrine teslim olmuş perişan kişiliği sancıydı

 

Ömrünü vakfetmişti

Gece gündüz demeden vardiyaya kilitlendi

Başını sokacağı, bacasını tüttüreceği bir ev nihayetti

 

Lakin kifayet etmiyordu

Mutfak fakirlikten acıyla dem vuruyordu

Kurulan sofrada bir baş soğan, haşlanmış patates vardı

 

Ekmek karın doyurandı

Hüzün her nefesi kuşatıyor lakin susuyordu

Evladının gözelerine bakamayacak kadarda solgun soluktu

 

Annem hep sokranırdı

Keşkelere mütemadiyen itibar ederdi

Sabrın ikliminde nefeslenmeyen ve kanaati bilmeyen kandı

 

Babam adamlıkta kalan

Anam nisa kimliğinin edebini hiçe sayandı

Benim nazarımda babam haklıydı, anam nedametle yaşayandı

 

Ne kadar çalışsa da

Mesaiye kalmak için yarışsa da olmuyordu

Annem konu komşunun varlıklarını babama hınçla haykırıyordu

 

O vakit annem

Hiç istemediğim halde gözümde küçülüyor

Aile saadetini hiçliyor, babama hiç samimi destek vermiyordu

 

Çok üzülüyordum

Çare adına hiç bir şey bilmiyordum

Ama içime işleyen hicranı yıllara sâri olarak acıyla demliyordum

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.10.2008 10:38
#357

Çok geç kalsam da

Anlamıştım artık ne kadar acı olsa

Şayet çekilen çileler ve sancılar hakikat için adımsa

 

Annemim oğlum derlen

Çilekeş babamın sabrını idrak ederken

Gönüllü kölelik her yanı kuşatırken arayışlar hicranken

 

Ne vergiye ne üretilene

Ve ne de nizama muhtaç nefs şahitse

Maaş adına alınan para bereketsizse hüzün başlıyor işte

 

Ne devlete

Ve ne de hükümete sözüm var

Ben ömrümde solgun bir bahar, hazan her yerde ey yar

 

Her yerde desise var

İnsan kimliğinde ar kalkmış ne yazar

Hak adına, mizan tadında, edep babında hasretim akar

 

Ne yargı adına

Ve ne de yasamanın girdabına

İnsanı anlamak bu kadar uzaksa, var git sen Allah aşkına

 

Ötelerden öğrendiğim

Açlık adına kıvama erdiğim hakikat

Sabır sanatında demlediğim zayiat o kadar hazin safahat

 

Ey hak biliyorum

Gücümün ve takatimin çok farkındayım

Gerekçeleriyle sana olan niyazım, kalbi yakarışlarım böyle

 

İnsan hilkatinde

Beşer olarak kalmak erdem sayılmakta

Anlamsız soluklar her bir yanı kuşatmakta aczi yet farkıyla

 

Kime ne söylesem kifayetsiz

Kelam varlık içinde ahenkleşen senetmiş

Sukut etmek acizliğe rağbetmiş, düşünmek nüfusa hasredişmiş

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.11.2008 14:24
#358

Tenha bir köşede halimleyim

Ve bir telaş içindeki koşturanların şahidiyim

Ne dertleri var, hangi gaileye hasret duyar ne bilirim

 

Ürperti içinde yemlenen

Güvenlik içinde su içen güvercinler içindeyim

Nefesin idrakinde miyim kalbi itminanlığı merak ederim

 

Sıhhat içindeki nefesin

Hakikat aşkıyla ritmeden güle hasret kalbin

Nedenler içindeki tahkikin akli muvazenenin takibindeyim

 

Uzaktan aşina olduğum

Ve fevkalade sefilliğine şahit olduğum ihtiyar

Mütebessim bir duruşla, her ne kadar yavaş adımlasa da

 

Bana doğru geliyordu

Bakışlarında, sakin adımlarında vakar vardı

Sırtında sallanan ve kolun yordamıyla kollanan heybe ardı

 

Yaklaştıkça yaklaşıyor

Adımları sıklaşıyordu, o vakit içim burkuldu

Ve bilmediğim bir kuşku her yanımı kuşatmıştı ürperti andı

 

Birden ayağa kalktım

Âdemi hakikatin selamını aldım ve o an rahatladım

Sanki biraz bakımsızdı ve adeta sakin sokakların erbabıydı

 

Konuşmak için uğraştığında

Tek tük dişi kalmıştı yorgun ve solgun ağzında

İşte her ne muradı varsa, oturmuştu fakirliğin sağanağına

 

Elini dizime ve torbasını

Büyük bir ihtimamla yanı başına hazla koydu

Gözlerinde şahit olduğum muazzam bir derinlik yayılıyordu

 

Cezbeden bir nefes olmuştu

Kelamı kemaliyet içinde zikrine de başlamıştı

Zaman onun için her vakit andı ve kan hakikati için akandı

 

Çok az ve fakat sakin konuşuyor

Yanındaki torbasına uzanarak içinden çıkarıyordu

İki parça ekmek ama hayli bayatlamış olunca suyu arıyordu

 

Dayanamadım ve suyumu uzattım

Gözlerime dikkatlice baktı ve tebessüm ederek

Aldığı su şişesini bayat eğmeğin üzerine ihtimam az boşalttı

 

Yumuşayan parça ekmeği

Öncelikle bana doğru uzatarak ikram etmek istedi

Hayli şaşırmış olduğumdan teşekkür ettim ve geriye çekildim

 

Bakışların değiştiğini anladım

O an kendi adıma ve zavallılığıma fevkalade utandım

Nihayetinde bende bir kandım, bir muvazene içindeki candım

 

Varlık adına kişiliğimin

Ar babında hiçliğimin, an katında fakirliğimin sancısıyla

Ve büyüyen iç sıkıntısıyla, âdemden adamlığa uzanan o acıyla

 

Zamanın mazideki sayfalarını

Bir bir önüme açan nazarları fark edince titredim

Takatimin acizliğini fark ettim, düşünmek adına çok hederdim

 

İhtiyar ve fakir amcanın

Ceketinde ki alel usul dikilen yamalıkları fark ettim

Adeta çuvaldızla dikildiğini yakinen gördüm, nedense imrendim

 

Kişiliğimi, nefsi kimliğimi

Kat kat takiyyelerle alaladığım hiçliğimi o an gördüm

Her çarede ve yanılgılarda ve hatta maslahatımda ilmi siyaseti

 

Çıkarlarıma hasrettiğimi gördüm

Kelamı, dostluğu ve her varlığımın sancısını yaşadım

Ruhi hastalıklarım ve kalbi lekelerim beliriyordu gözümün önüne

 

Kendimden geçmiştim

Sefilliğime refakat ettim lakin yine tektim

Yanıma gelen ihtiyar amca ne zaman gitmişti hiç fark etmedim

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
09.11.2008 17:02
#359

güzeel

MU
11.11.2008 10:41
#360

Gülüm

Hatırlar mısın bilmem

Kaç zaman geçmiş olsa da

İşte andım hazzı sürurumu yinede

 

Sen

Tanıştığımız ilk zamanlar

Bir hayli tedirgindin ve çokta çekingendin

 

Gözlerin

Kendince gizlenirdi

Ve kalbin fevkalade bir hızla çarpardı

 

Biraz

Utanırdın hayli sıkılırdın

O güzel yüzünü nedense hiç kaldırmazdın

 

Kim bilir

Belki yerlere bakarak

Neleri sorgular ve hangi çıkmazları aralardın

 

Sana

Çok yaklaşamazdın

Çünkü sen pek açılamazdın ürkek bir nisaydın

 

Gizli

Bakardın fark ettirmeden

Derinliğime nüfus ederdi edep timsali halin

 

Senin

Bu halin her zaman

Bana bir kuşu hatırlatırdı şefkat kuşatırdı

 

Güven,

Beklerdi çok zararsızdı

hayli korkardı nihayetinde oda bir candı

 

Çekim

Kuvvetin inanılmazdı

Ve içim içime sığmazdı koklamaya kıyamazdım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.11.2008 12:39
#361

Gözlerim gözlerine nazar etmeden

Ellerim sadakatin timsali güvenini kazanmadan

Nefesim, halinde devran etmeden ne kadar yakınım bilemem

 

Anlar ar için harlaşır

Kan sevda dergâhında ancak anlamlaşır

Kalbi hissedişlere aşk en yakındır çünkü vefa onunla bir haktır

 

Henüz seni görmeden

Hissiyatınızın renklerini hiç bilmeden

Hassaten halimi hasretmeden sevmek adına tavdım ve aradım

 

Kelamınızla içimi işliyordunuz

Ne kadar uzakta olsanız da nefesinizi hissediyordum

Bilemediğim bir çekim kuvvetiyle cezp ediyor ve çekiyordunuz

 

Siz bunun

Ne kadar farkındaydınız asla bilmiyorum

Fakat yüreğimi okuyor ve beni bana anlatıp rahatlatıyordunuz

 

Vakıf olamadığım

Ve asla haiz olmadığım cazibeniz kuşatıyordu

Hissiyatım o an fevkalade rahatlıyor ve kederim hafifliyordu

 

İnanmıştım artık

Seni hiç görmeden sevmeyi hissetmeyi

Halinde demlenmeyi, mefkûrende filizlenmeyi çok diliyordum

 

Tenin ve zahirin bilinmezken

Tefekkür merhalemde önemini yitirirken kalbin

Meftun olduğum, belahatının sürurunda gamı unuttuğum haktı

 

O zamanlar bir başkaydım

Kalbimi sana vakfetmek için hazır insandım

Nasibimde her ne varsa çoktan razıyım sevdası kuşatıyordu

 

Çok mu duygusaldım

Yoksa hülyalarımla yaşayan bir can mıydım?

Lakin hissiyatıma vakıftım, kalbimin ritminde nefes alırdım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.11.2008 16:16
#362

Sevda bahçelerinin çiçeklerini

Ne zaman hatırlasam hüzün çöküyor sineme

Zarafet adına, naiflik babında fakirliği yakinen fark ediyorum

 

Nesiller geliştikçe

Ve edebin safhalarını ötelendikçe ar kalmıyor

Aşkın en müstesna güzelliği olan utanma hasleti de kayboluyor

 

Heveslerin ihatası

Gün yüzüne çıkarak kabullenme yarışı başlıyor

Tensel işgüzarlık galebe çalıyor ve adabı muaşeret dışlanıyor

 

Talep adına ne varsa

Ve şayet ifa edilmeyen bir saçmalık kaldıysa

Sırnaşıklık mütemadiyen uzadıkça, yılgınlığın daveti karşınızda

 

İnsan olanın onuru ardır

Eğer onur kibir namına kullanılırsa ahmaklıktır

Adam olanın elbette ki bir evveli ve ahiri hesapla anlaşılacaktır

 

Duygusallık aşkla başkadır

İfratı zayiat olarak karşımızda heba olmaktadır

Aziz nefesler gerekçesiz solmaktadır, müddeti ancak ihsandadır

 

Nisalar edebiyle manalaşır

Edepsiz canlar bilinir ki mahlûk sınıfındadır

Ahsen olmak kime yakışır, çiçekler güzelliklerini ne ye borçludur

 

Kopartılan ve sarsılan

Kendi mecrasından çıkarak hilkatiyle yabancılaşan

Kokusunun farkına varmayarak ihtimam göstermeyen ve salınan

 

Hiçbir cazibesi kalmadan

Sokakları arşınlayan ve solgunluğa müptela olan

Çaresizliği yudumlayan, her bir canda medet uman yine de insan

 

Kim diler kim arzu eder

İradeye kimler müdahale eder, şartlar ezber

İnsan kendi istikametini tercihleriyle deruhte eder anında göçer

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.11.2008 10:45
#363

Kapıdan içeriye henüz girmiştim

Fevkalade bir sessizlik hükmünü sürüyordu

İşittiğim ve şahit olduğum kuş sesleri ve tefekkür zenginliğiydi

 

Sanki farklı bir şehirdeydim

Gördüğüm üç beş insan sessiz ve hüzünlüydü

Başları öne eğilmiş ve takatsiz adımlar eşliğinde yol alıyorlardı

 

Kalbi hissedişlerim başlamıştı

Böyle bir mekânda görmek ve işitmek farklıydı

Hissettiğim bir nizam vardı, dili düğümlenmiş insanlar ağlıyordu

 

Hıçkırıklar refakat ederken

Edep bariz bir şekilde ön saflardaydı

Ne bir kalabalık ve ne de bir feveran vardı, ar için yaşıyorlardı

 

Böyle zamanlarda düşünmek

Ve bir tefekkür ikliminde nefeslenmek andı

Hüzün ve hicran sayfaları açık seçik ortada anlamını koruyorlardı

 

Sadece farklı gördüğüm

Görevli personelin değişmeyen tavırlarıydı

Fevkalade lakayt ve sırnaşıklık içinde koştursalar da anlamsızdı

 

Yüksek sesle gülmeleri

Ve bazen de kendi arlarında çekişmeleri garipti

Sanki bu inanlar, hali hazır mekânın dilini bilmeyen çaresizlerdi

 

Çevreye yeşillik hâkim di

Fevkalade geniş bir arazi içinde nizam edilmişti

Birkaç özenle kesilmiş taş ve parsellenmiş mezarlar şahitlerdi

 

Ölüm ve nefesin neticesinde

Heves ve nihayetlenen sesin hesabı bekleniyordu

Derlenen sahifelere henüz dokunulmamış ve toprak kapatmıştı

 

Ne kadar cazibe varsa

Yok, olmuş ver saklanmıştı, çürümek andı

Ten fevkalade haraptı, nefs haşyet içinde kalan bir zavallıydı

 

 

Mustafa CİLASUN

AN
13.11.2008 23:39
#364

şiiriniz güzel.Yüreğinize sağlık...

MU
14.11.2008 16:24
#365

Çok teşekkürler ediyorum,

sevgilerimle selam eğliyorum...

18.11.2008 12:26
#366
Yalnızlığımın şevkiyle dağın ıssızlığını yaşıyorum

 

Ve senin gelmeni

Hiç ummadan kararsam da

Ben artık ölümle iç içe çaresizliğimle yaşıyorum

 

Yalnız

Senin ellerinde huzur bulmuştum

Bir de şu dağların dirliğinden medet ummuştum

 

Buğulu

Gözlerinden boşalan yaşlar

Gönlümün pınarı oldu ve nedametler unutulmuştu

 

Ve senin

Sabır ile yutkunman

Artık azığım oldu, ibreti hakikat melalimi buldu

 

Ne çare ki

Yüreğim seninle çok serin

Kalbim senin dirliğinde ancak olacaktır emin

 

Tütüyor

Gözlerimden hasretin senin

Buram buram kokuyor yokluğun billahi yemin

 

Ne

Kuru azığım ve ne de çalmayan kavalım

Böyle bir hicranla nasıl kalem tutsun ki ellerim

 

Gel

Ne olursun çık ta gel

Gayri nutkum duracak benim hassaten bil isterim

 

Ben şimdi

Sensizlikte ayazların derdiyim

Fevkalade sefilin, bir hazan içinde nefeslenmekteyim

 

 

Mustafa CİLASUN

 

**Yoksun artık

Gecelerin hüzün ikliminde ***

 

COK GUZEL.....!

COK GUZEL.....

KALEMINE SAGLIK........

AMA KERAMET KALEMDE DEGIL..

YUREGINE SAGLIK.....

MU
18.11.2008 12:42
#367

Eyvallah...

Çok teşekkürler ediyorum,

aziz kalbiniz için sürur ve huzur diliyorum...

MU
18.11.2008 13:48
#368

Yıllardır

yüreğimde hicranla gizlediğim

ve görmek adına melalimi seferber eylediğim

 

Halimi

meftun bırakan bir yârin

Hasretiyle öylece çaresiz nefeslenmekteyim

 

Onu anlamak

ve daha yakinen tanımak adına

hissiyatım artıyor fakat çok yol aldırmıyordu

 

Haliyle

Ürkek bakışları karşısında

kavrulmamak edebim için fevkalade gerekliydi

 

Zarif

Tenine akseden kızarmalar

Hayânın ta kendisini resmediyordu karşımda

 

Sahaflar çarşısından

ve onun izlerini bulmak için

Ne gayetlere girsem asla yeterli olamazdı

 

Oldukça sosyal

Ve serinkanlı olmama rağmen

bir türlü kendisinin yakınında olamıyordum

 

Açıkça korkuyordum

onun nazarları karşısında erimekten,

Güneşe hasret kar benzemesinden gidince

 

Bazen soruyordum kendime

Neden bu sıkıntılara duçar oluyorsun diye

lakin sormak ne işe yarıyor ki gönül dinlemeyince,

 

Sevmeyi,

Ve okşamayı arzuladığınız

Bir kuşun uçmasını asla dileyemezsiniz zaten

 

Onun nereye

gideceğini bilemezsiniz

ve nasibin hikmetini deşifre edemezsiniz

 

Ben yaklaştıkça

o uzaklaşıyor ben uzaklaştıkça

onun yaklaştığını hissettiğim duyguların hükmü

 

ne zamana kadar sürer

Asla onu bilemem, bilmek istemem

anlar, yüreğimdeki uysal adımlara refakat eder

 

kendi halinde yürüyen o yardan

habersizce ve kendi kendime uzaklaştım

yarım kalmıştı yazacaklarım içimdeki hazzı aşkla

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.11.2008 15:18
#369

Ruhun

Dinginliğini anlamak için

Bu manada suya bakmak idrakte yetecektir

 

Duru,

Sessiz ve sukut eden

Fırtınayı bekleyen nasibinin olgusuyla sabreden

 

Vakit gelince

Kabaracak, coşacak, dalgalanacak

Sevinçlerin ya da hüzünlerin habercisi olacak

 

Biraz sonra beklenen

Damlalar düşüveriyor üzerlere

Değişik rehavetlerden artan hazzı umutlarla

 

Birkaç gün öncesinde

Yollarda ciddiye alınmadan

Üzerine basılan ve çiğnenen çok halis topraklar

 

Hasretine ne özlem duyar

Buram buram yanıklarıyla çatlarlar

Şimdi suyun yüzeyinde başlayacaktır gezmeler

 

Her bir zerresinde

Var oluşun hükmü sebebiyle

Sineleri açılır aşkla ve kapanır halinde secdeye

 

Hesapsızdır düşen damlalar

Tayin edildiğine kadar atanın attığıyla kalır

Ne kadar genişleyebiliyorsa o kadardır arzda yeri

 

Bazen sakin bazen çılgın

Her bir kelime bir tarzı ya da

Şairin ruh halini yansıtır aslında yazılan mısralarla

 

Ve bu gayretlerden sona

Gidilen yolda atılan birer başlangıç adımıdır

Ve her ne niyetle yapıyorsa haz kendiyle kalacaktır

 

 

Ardından çok farklı konularda

Birbirinden değişik vurgularla işlenir şiirlerle

Ne renkler ne çeşitli fikirler yeşerir hoş görü ikliminde

 

Durmadan geliyor akın yürek

Her çeşit şiirin bir hikâyesi ve bir ad vereni var

Ömürlerini vererek adlarını bırakmışlar silinmezleriyle

 

Ruhunun aynası var

Olmaz mı çünkü her şairin kendince âlemi var

İnsanların ruh hallerinden zira sadece bir tane bahar

 

Değişir mutluluğumuz

Hangi hüznümüzün tekrarı ne kadar var ki

Her şey aynı bile olsa ya mekân ya da gün değişmiştir

 

Değişmeyen

Şiirlerdir aslında her hüzün ya da

Her sevinç bir defalıktır işte ne kadar farkına varılırsa

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.11.2008 16:19
#370

Uzak

Diyarların girizgâhın da

Bilmelisin ki senin soluğuna çok hasretim

 

Hücremin

Her katresinde senin ferin

Halime bıraktığın eşsiz nefesini hissettim

 

Tenim

Dünyaya hasretken ben

Batında ise her zaman seninleydim bilesin

 

Sen

Zerrenle meşakkati yaşarken

Ben senin esenliğinde suhuletinin esiriyim

 

Sen

Can içinde bir canını yaşatan

en bahtiyar insan mefkûresinde heyecansın

 

Havva,

Asiye, Meryem, Hatice, Aişe

Fatımaydın nice isimlerin sahibi bir nisasın

 

Kâinatın

En şerefli bir insanı olan

Mükerremliği sabrıyla yaşayan latif bir kansın

 

Sen

Anaydın, ataydın ve havaydın

Topraktın, aşktın, sevda adına güzellik sunandın

 

Göz

Pınarlarından süzülerek akan

Bir damla yaş, anlayana neler anlatır eğer bilinse

 

Yaşadığın

Sevdanın aşk pınarlarından

Gelenlerdi onlar, Ummana kapı aralar vuslata akar

 

Yücelikte

Eşsizdin, bir mürebbiydin sen

İlk öğretmendin, sevgini hasreden naif güzelliktin

 

Eğer

Sen olamasaydın ey aziz insan

Şefkat asılsızdı, aşk taçsızlığı yaşardı hicranlaşırdı

 

Nice

Canlar var ki, bitmeyen umutla

Beklediğin muratların akabinde seninle anlamlaşırlar

 

Şahlar,

Padişahlar, krallar Osmanlar

Süleymanları dünya getiren anayla saltanata konarlar

 

Ancak

Seninle kaimdi cihanda alınan

Tüm solukların anlam bütünlüğü için kuşanılan sevdada

 

Oluk

Oluk akan kanlar, bir şahadet için

Yarışanlar, ana payesi için değiller mi coşkuyu yaşayanlar

 

İlahi

Adaletin muhatabı, tebessümlerin

En güzelini senden başka kim verebilir ki ey tahtı tevazuu

 

Her

Merakın heyecanın, telaşın yılmayan

En bariz muhatabı, her vakit sen olurdun, kimler anlamazdı

 

Arzı

Mekânın en nadide çınarı ve esen yelin

Gönülleri kuşatan, serinliği anlatan meltem olanı tek sendin

 

İnsanlığın

Muradı, neslin halkası ve manasıydın

Kâinatın anasıydın ve sen insanlığın medarı iftiharıydın cansın

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.11.2008 17:33
#371

Artık bilmeliydim

İdrakin hakikatine ermeliydim

Nefesin mefkûresinde demlenenleri hissetmeliydim

 

Hissettiğim izlerinde

Niteliğin ve eminliğin hükmü açıktı

Kelamı fevkalade uygun ifade edebilen bir haki kattı

 

Nezaketi çok aşikârdı

Nefesinin her açılımında edep ardı

Nasıl ve ne şekilde emeğini hasretse bereketi haktı

 

Hiç bilmezdim

Kendisine zahir olmayan bir nefestim

Uzak diyarlarda ve fakirliğin harmanında anı yazandım

 

Kendi halimde

Ve nefesim müsaade ettiği müddetçe

Kalbim sahibini zikrettikçe, yorgunluk sudur etmiyordu

 

An ve zaman hikmetiyle

Nasıl tesiri kalbe halk ettiyse Hak

Lütfederek değerli nefesini hasrederek yorum yapmıştı

 

Öyle tanıdım

Ve bu manada haline muttali oldum

Her geçen gün bariz niteliğine haiz oldukça selamlıyordum

 

Selamı niyazı

Ve bazen de arzu ettiğim istirhamımı

Hiç geri çevirmeden müşkülatı yakinen bilinirken esirgemedi

 

Çok değerli emeğini

Fevkalade güzel resimlerini renklendirdi

Ve bloğuma hat zariflerini ve hatta fon müzik ilavesi ekledi

 

Muhakkak ki niyazı hak etti

Henüz hakkıyla vasıl olmadığım naifliği cezp etti

Ve bu mısraları yazmama vesile olarak ta hakkını teslim etti

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.11.2008 12:01
#372

Ağla

Gönlüm

Sen hiç durmadan ağla

 

Sinede hiç

Bir yaş kalmasa

ve durmayan sel olsan da

 

Tufanın

Ayak izlerinden

Dem vursan ve hali kuşatsan

 

Yinede

Ne olur

Sen hiç durma

Benim için yorulma

 

Artık

Bizarlığın eşiğinde

Başlamıştım bir seyri sefere

 

Sevda

Hasretinin en

Acımasız badiresinde melalimle

 

Aşkın

Açılan pençesinde

Anın yaşattığı tiz ürpertilerle

 

Sensizliğin

Aksettiği hicranla

Baht mı kalır solgun heveslerde

 

Gönlümden

Ne kadarda bir sitem

Nüksetse de ne fark edecek ki

 

Sen

Ne olur hiçbir

Zaman hicrana fırsat verme

 

Aklımı

Kendi ellerimle

Sende acı kederle gark etme

 

Derdin

Derinliğinde

İnleterek artık heder etme

 

Kim

Duyacak ki bizim

Sedamızı ey gönlüm sen ağla

 

Kendi

İçinde durmadan

Mahşeri yaşatır sözlüm bakma

 

Ey

Civan gözlüm

Selvi nazlım neredesin ses ver

 

Ne yaptım

Ben sana ki Hak

Aşkına bir anlatsana sukutunla

 

Sevdana

Hasret bırakmadan

Artık melalime aksana hicranla

 

Bıraktın

Baş başa artık beni

Sen derdin en kıdemlisiyle hazana

 

Allah aşkı

İçin bir kez de

Sızıyla sen dirilsen kalbi hissetsen

 

Şimdi

Ben tıpkı şifasız

Kanayan bir yarayım, sancılardayım

 

Gecelerin

Mateminde söyle

Daha aşkın için, ne kadar yanacağım

 

Sensizlik

İkliminde hıçkıran

Gönlüne küsen virane ve aşkı demdeyim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.11.2008 12:28
#373

Hicranın izlerini

Kuytu köşemde solarken solumak

Ve manadan dem almak, hüzünle maziyi okumak

 

Açılan sayfalar

Arasında öylece dalıp kalmak

Muazzamlığın idrakinde zerreyi hakkı anlamak

 

şayet

Olmayacaksa bir nasip neylerim artık

Gecelerin içinde her daim kalırsam ben uyanık

 

İşte yine

Bir hüzzam şarkı ki çalıyor sazendeler

Bir can neyi bekler, sabreder ve ya nasip der

 

Nefeslerde

Bir divaneyi halin serencamını yaşamak

Artık dil şad olsa ne olacak artık kim avutacak

 

Aşkın

İnhisarında solunacak hale bakılacak

Çaresizlik ki hep beni mi bulacak şimdi ne olacak

 

Sana

Ne söyleye bilirim ve ne dileyebilirim ki

Sanki senin melalinde kalmış bir emanetim bilirim

 

Sensizliği

Bir ahengi sabır ile meşk kederim

Dertlenirim, derdimle avunurum aczi nefeslenirim

 

Sen ki

Sensizlik içinde mahkûm bıraktın canı

Koymadın ki bir, hal şevksiz geçen her zamanı andın

 

Hasretinle

Kuruttuğun hiç açmayacak şevki baharı

Sana yapılan her dili nazı sineden sızan hicranın acısı

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.11.2008 13:17
#374

Yine

Gelmedin, gelemedin

Ne kadar bekleyeceğimin

Korkusuyla baş başa kalmayı yaşatıyorsun bana

 

Kaç kez

Deneyerek bir çığlığın

Hicranını her yanımı kuşattığın da

Kaldırımlar yalnızlığın şarkısıyla avunuyordu

 

Benimle

Alay edercesine

Bir acımanın nedametini yaşatarak

Umudun sabır içinde abitleştiğini haykırıyordu

 

Oysa

Toprakta tıpkı

Benim ile hasreti yaşıyordu

Ne kadar hoş kokuyordu seni bana hatırlatıyordu

 

Ne onun

Susuzluğunda Ne de benim

Umudum azaldığında izlerinin tortusuyla

Oyalanıyorum seni bulmanın umunu yaşayarak

 

Yağmur damlası

Tenime bir bir nüfus ettikçe

Sensizliğin acısını toprağa akıtıyorum

Yalnızlığımı ona sunuyorum öylece bakınıp kalıyorum

 

Bazen içimde

Dalgalanıp figan neden hiddeti

Hıçkırıklar refakatinde çektiğim hasreti

Kime anlatacağımı bilemediğimi bir kez de sen söyle

 

 

Bir kahır ile yaşadığım

Metanetin çaresizliği çare olarak sunan

Sevda mertliğinde katiyetle dengi bulunmayan

Bir aşkın enginliğinde kal sen serinliğin güzelliğinde

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.11.2008 13:32
#375

Yılların hasretini

Var gücümle taşıdığım halde

Artık yüreğimin burkulduğunu biliyorum

 

Geçen yılların

Melalime kazandırdığı sabrın

Gerçek bir aşk olduğuna kani olmuştum

 

Ellerimi nereye uzatsan

Ancak müsaadesi hükmünce ulaşabiliyor

Bu sayede derinliğimde yumuşak bir haz alıyordum

 

Sevgiliye atfedilen

Ne kadar sinede bilinen kelimeler varsa

Onları heceleyerek yollarına döşesen ne çıkacak

 

O bir kere yönünü

Hevesleri istikametine dön derince

Halini kuşatan heyecan ve meraktan kurtulamaz

 

Duygusallığını

Deşifre eden cibilliyetin efkârı

Artık onu tutsağı yapmayı çoktan başarmıştır

 

Ne kadar çırpınsa da

Çıkmış olan adı ve ne derler kaygısı

Taraf etrafı da bu çemberi daha çok daraltırlar

 

Bir zamanlardan kalan

Ne varsa bir bir gözlerinin önüne dizilir

Yağmur damlaları gözyaşlarıdır lakin hükmü yoktur

 

Yıllar onun dirliğinde

Silinmezlerin her türlüsünde yerini alır

Uykusuz geceler hazan içinde alınan nefesler onundur

 

Kuzuların melemesinde

Uzaklardan duyulan kavalın acı nağmesinde

Sinesinde gizlediği kendince en güzide bildiği uhdesi vardır

 

Bu hasrete kavuşmak

Ne kadarda hayalle yaşamaksa da çaresiz

Yaşanacaktır bir şekliyle, gizemlerin derinliğinde ki izlerle

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.11.2008 13:58
#376

Sen

Sessizce seviyorum dedin

Ben kol kanat içinde nefeslenmiştim

 

Sen

Aşkımsın dedin

Ve ben şeyimi senin için hasretmiştim

 

Bir gün

Hiç beklemediğim zamanlarda

Rüyalarımda gördüğüm asudeyi nazardın

 

Ve sen

Hülyalarımda süslediğim

Derinliğimde, sörf yaptığım

Hatta gülle, bülbülle resmettiğim şevktin

 

Sen,

Hiç acımadan ve arlanmadan

Kaygılanmadan, vicdanın sızlamadan gittin

 

Sen

Bir not dahi bırakmadan, kayboldun

Ben ise günlerce kahroldum, sarardım soldum!

 

Çok

Aradım, gezdiğimiz mekânları okudum

Seni bilmeyenlerden, dahi bıkmadan sordum!

 

Seni

Tarif ettim, siyah kalem porteni yaptırdım

Duvarlara, duraklara ve anıtlara yapıştırdım!

 

Ama sen

Hala yoksun, beni de alıp kendinle götürdün!

Bir derbederliğe gark ettin ve çekip mahvettin!

 

Şimdilerde yaşamak

Hazan ikliminde şevksiz ve mahzun bakmak

Anılarınla yoğrulmak ve takatsiz nefesimle solmak

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.11.2008 11:02
#377

Semaların

Namütenahi deruniliğinde

Sadık dostluğun mübariz katresinde

 

Salındığım

Enaniyet muhayyilesinde

Aşksız kaldığıma yanar öyle ağlarım

 

Ağıdım

Onsuzluğadır nasıl katlanırım

Sevgiye hasret yürekten saklanırım

 

Nihayetin

Membaında bir paklanırım

Yalnızlığımdan saklanır hep korkarım

 

Hiç aramayın

Ve bir merakta kalmayın

Canavar kimliğinden de bihaber olmayın

 

Saklayın

Ve hiç durmayın içinizde aklayın

Ruhunuzun serencamını hazla yaşamayın

 

Hani nerdedir

Asude ve mahzun ellerim

Envayı çeşit hayallerim bitmez düşlerim

 

Benliğimde

Ne kadar barizdir rüküşlerim

Ben bana verilmiş emanettim neyledim

 

Kim kaldı ki

Ve kalıyor şu arzın mekânında

İdrakten uzakta, manadan bizar anımızda

 

Hani teslim

Edeceğimiz emanetti bir canla

Ne peşindeyiz, artık biraz düşünsek haksa

 

Can kimin,

An kimin, avuntu kimlerin sorarım

Kimliğinden habersiz çulsuz sefillerin anarım

 

Şan, kan kimin,

Zanlarıdır şu rezillerin ağlarım

Urbasız tendir, masum bedendir göçen yanarım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.11.2008 15:38
#378

Melalin

Yalnızlığında sadık arkadaşları

Ufuklar serencamında, hicran şarkıları

 

Kaldırımların

Sancısı bilseniz ki çok acı

Ne hancı kaldı ne yolcu bir gönül yarası

 

Gönlüm

Senin yokluğunu nasıl çekecek

Kime ne diyecek, sancısını kim bilecek

 

Canlar

Habersizce nefeslenerek gidecek

Karanlık sokakları o lambalar anlayacak

 

Gönül yarsiz,

bahar suya hasret kalır mı

Aşk, sinede zuhur etmeyince anlaşılır mı

 

Umutsuzluk

dergahında bir inanç olur mu

Hiddet solunurken, şefkat hiç bulunur mu

 

Şahitlik eder

Sokak lambaları sessizliğinde

Edebin tefekkür edilen nadide enginliğinde

 

Gecelerin,

Sukutu yaşadığı aşikâr dirliğinde

Kim kiminle aşk kimin derdinde gelmeyince

 

Hasretim,

Geceler içinde ben çok hederim

Bircan içinde nefeslenen yalnız divaneyim

 

Nefsin

Biganeliğinde, o nedameti neyleyim

Keş kelerin hezeyanında bulunmaz bir işim

 

Sabrı bilirim,

Ben artık onunla bir yarenim

Çileler içinde tefekkür ettiğim zenginliğim

 

Ben kendi

Halimleyim, lambalardır şahidim

Aşkı teneffüs ederim onula halimi demlerim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.11.2008 14:25
#379

Rahmetullahi aleyh;

Hacı Hasan Efendi dergâhı diye bilinen, mekâna gittiğimde,

Ne hikmetse her zaman kalabalık ziyaretçi grupları mevcut oluyordu!

 

Enteresandır belki fakat

Mekânın kuşatan ikliminde, sessizliğin ön plana çıkması

Ve bunu edep sayması, oldukça farklı geliyordu o zamanlar bana.

 

Gizli ve özel sırlara çözüm sunması,

Yeşil yapraklı meyve ağaçların geleceğe ümit aşılaması

Ve o anda canlı, tefekkür keyfiyeti sunması, benim ufkumda çağrışımlar yaptı.

 

Henüz içeriye girmeden

Huzur kuşatmıştı benliğimi, adeta beni bir başka,

Diyarlara ve daha önce tanımadığım, mekânlara götürmüştü.

 

Duygularım galeyana gelmiş,

Feyiz ikliminde, gönlümün derinliğinde, şevk, heyecan, merak

Hepsi birden ve hiç beklemeden, hissiyat beni aniden ihata etmişti.

 

Sıra ile odaya pür dikkat alınıyorduk,

Oradan çıkanların yüzleri kızarmış, gözleri mahzunlaşmış,

Ayrılmanın hüznü, her tarafını sarmış bir ruh hali ile, başları

Öne eğik vaziyette, adeta şarj olmuş bir yürek serinliğinde bulunuyorlardı!

 

Yüzlerinden eksilmeyen

Tebessümle, bulunanlarla tokalaşarak,

Mutlaka en kısa zamanda, yeniden geleceğim, temennisinde

Bulunuyorlar ve Allah’a emanet olun dualarıyla müsaade alarak gidiyorlardı.

 

İçeriye girdik, etrafa baktık,

İnsanlar halka olmuş bir vaziyette

Zatı muhteremin önünde ve dizlerinin üstünde oturuyorlardı.

 

Zatı muhteremin üzerinde,

Adeta kefeni andıran, beyaz ve uzun bir elbise, onun üzerine

Uygun bir yelek giyilmiş, başında özenle işlenmiş bir takke bulunuyordu.

 

Oldukça beyaz olan yüz siması

Ve yanaklarında beliren tebessüm, kuşatıcı oluyordu.

Canlılığı nişanesi olan sevinç, kendini hiç gizlemiyor, aşikar olarak gösteriyordu.

 

Güzele güzellik katan

Ve bir bütünü tamamlayan, ağarmış seyrek sakalı vardı.

Bu durum hayat ve memat denkliğinde bizleri tefekküre zorluyordu.

 

Yaşadığı dünyada, mahşerin

Haşyetini taşıyan, yüz hatları mevcuttu.

Allah’ın bir lütuf olarak verdiği tebessüm cimrilik yapmıyordu.

 

Dalga, dalga her tarafa yayılıyor

Ve mecliste bulunanları rahatlatıyordu.

Sohbet vurguların bizleri adeta, yaşanılan mekândan çıkartıyordu.

 

Ukbanın

Derinliğine doğru

Sakince ve suhuletle yol aldırıyordu.

Peygambere tabi olmayı en büyük fazilet olarak görüyordu.

 

Sahip olunan değeri,

Fevkalade bularak bizlere

Bu mirası tanıtıyordu. Peygamber efendimizi o kadar çok özümsemiş ki!

 

Sanki o anı,

Onunla birlikte yaşayarak

Terennüm ediyordu ve bizleri hissiyatın zirvesine çıkartıyordu.

 

Allah’ın

Cennetine girmek

Asla bir gaye değil, diyordu!

 

Cemalini

Görmenin asıl olduğunu

Açık seçik bir kıvamda vurguluyordu.

 

Hak rızasının önemini,

İnsana hizmetin maksadını izah ediyordu.

Piri fani ölçeğine fevkalade uygun bir hali bulunuyordu.

 

Bedeninde

Fazla kiloları barındırmıyordu.

Sohbet ederken devamlı ağzı kuruyordu.

 

Gözlerinden

Biraz rahatsızlığı vardı.

Gözlük takıyordu, şeker hastalığını bir lütuf sayıyordu.

 

Derdi kim verdi ki,

Kime şikâyet edelim diyordu.

Güzel ve kıraatine uygun okunan Kur’an ayetlerini dinleyince,

Çok etkileniyordu. Ve gözlerinden yaş hilkatince öyle boşalıyordu.

 

Bu mübarek insan,

Hemen okunan ayetlerin bitiminde!

Ayetin nüzul sebebini ve anlamını açıklıyordu bizlere.

 

Ve böylece

Dinleyenleri aydınlatıyordu.

Var mı bana sorusu bulunan diyerek, misafirlere söz hakkı tanıyordu.

 

İnsanın kafasına takılan,

Müphem bir şey kalmasın diyordu.

Şayet kalırsa, kuşku, zan ve ön yargı mantığa galebe çalar buyuruyordu.

 

İşte böyle bir

Allah’ın kuluyla, tanışmam,

Benim için en büyük bahtiyarlık olmuştu, etkisi almış ve kuşatmıştı.

 

Zatını görmeden dahi,

Sinemdeki daralmalara kapı aralamıştı.

Züht ve takva konusunda, ihsan hususunda duyarlı olan bu insan!

 

Ve insanlar tarafından

Teveccüh gösterilen bir can olarak diğerlerinden

Ne farklılık vardı ki, bu insanda, beni bu kadar etkiledi, diye kendime soruyordum.

 

O insanı görmeden,

Mezarlığı en mahrem haliyle yaşadım bir an.

Çeşitli meyvelerin, bulunduğu bahçe dünyanın idi ve bir başka güzellikti.

 

Ama ben burada

Bilmediğim cenneti anmıştım.

Peygamber ve onun sevgili Rabbine yakın olmam.

Rehber olan Kuran’ı ve inmesine vesile olan insanları, sürurla anmıştım.

 

Huzur ve emin olmanın,

Sevincini bizzat yaşadım ve gördüm.

Yaşadığım güzelliklerde bunlar gizlidir, işte hikmetleri de budur.

 

Haktan geldik

Ve yine ona döneceğiz diyerek buharlaşmayan,

Amellerimizin kurtuluş reçetemiz olacağını idrak ederek, infak yapmalıyız.

 

Dünya ve nimetlerinin

Kimin olduğunu bilerek, tekebbürden uzak durmalıyız.

Kur’an ve inmesine vesile olan peygamberini, nefsimizden ziyade sevmeliyiz.

 

Onun ümmeti için

Bıraktıklarını vuslat pusulası olarak görmeliyiz.

Tüm bunlara rağmen Allah ve resulüne yabancı kalıyor isek.

 

Nefsimizin

hazin ve trajikomik durumunun,

Kimseyi de şefaatçi yapmayacağını mutlaka bilmeliyiz.

 

Bu satırları

"Nakşeden izler" adlı kitap çalışmamın

1979 yıllarında ki bizzat yaşadıklarımdandır.

Cenabı Hak şefaatine nail eylesin İnşaallah diyor ve selam eğliyorum.

 

 

Mustafa CİLASUN

VA
25.11.2008 20:32
#380

Mustafa Cilasun abi, öylesine güzel yazmışsınız ki; sanki bizde sizinle beraber oradaydık. Sanki bizde sizin yaşadıklarınızı yaşadık. Belkide şiirinizin güzelliği o mübarek diye bahsettiğiniz zattan geliyor. Hacı Hasan Efendi ve dergahı hakkında mümkünse bilgi verebilir misiniz?

 

Şiirin başlığı 'çok farklı bir mekandı' diye yazmışsınız. Benim de içimden şöyle geçiyor 'zaman, bambaşka bir mekandaydı'

MU
28.11.2008 12:02
#381
Mustafa Cilasun abi, öylesine güzel yazmışsınız ki; sanki bizde sizinle beraber oradaydık. Sanki bizde sizin yaşadıklarınızı yaşadık. Belkide şiirinizin güzelliği o mübarek diye bahsettiğiniz zattan geliyor. Hacı Hasan Efendi ve dergahı hakkında mümkünse bilgi verebilir misiniz?

 

Şiirin başlığı 'çok farklı bir mekandı' diye yazmışsınız. Benim de içimden şöyle geçiyor 'zaman, bambaşka bir mekandaydı'

 

 

Kıymetli kardeşim

duyarlılığınız için çok teşekkürler ediyorum.

Kayserinin bir ilçesi olan Yahyalını kavacık mahallesinde ceyran etmişti hikaye.

Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (www.umutfm.com/izle)Belgeselini izlerseniz ziyadesiyle kanaat sahibi olursunuz.

Evet, şiirin başlığı bahsettiğiniz güzeliklikte de olabilirdi. Ama birçok siteye çoktan eklenmiştir.

Baki selam ve muhabbetlerimle kardeşim...

MU
01.12.2008 12:58
#382

Ne olur sen ol

Gözyaşlarını heder etme, halinde demle

Bin bir çeşit nefes verdiğin çiçeklerin arasında hiç solma.

 

Ne ahde vefayı sorgula

Ve ne de sadakat adına bir ifrata kaçma

İnsan kimliğindeki açılan sahifelerde imtihanı asla unutma.

 

Vesveseyle kalbini daraltma

Hareket ve kuvvetin neticesinde oyalanma

Teslimiyetin gerekçelerinde ki hikmeti sorgula ve öyle yaşa.

 

Sen senin gibi nefesi olan

Ve kalbi inşirahlar yaşamaya çok yabancılaşan

Kişiliğinde zamanla gariplikler yaşanacak olan cana yaslanma.

 

Kalbin sahibinden asla uzaklaşma

Toprağın suhuletini anla, yağmur damlasını kokla

Gülün dikeninden korkma, aşk ve sevdayı kalbi nur olarak anla.

 

Zevkleriyle sırnaşanla oyalanma

Zihni muvazeneden yoksun olanla arkadaşlık kurma

An ve zaman kalbinle anlamlı olacak anla ömür semeyedir kanma.

 

Her sevilen onu hasreden değildir

Sevgi bahşedilen bir güzelliktir zira o hak edeni bilir

İyilik ve ihsan senin en önemli hazinendir, ihlâsla ilintili süreçtir.

 

Sen ne kadar kahredersen

Ancak o nispetle kahrolmaya namzet nefessin bilmelisin

Hikmetin gerekçelerinde sukuta idraki önceleyip tahkike girmelisin.

 

Nasibin gayretle işliğini kesp etmelisin

Rekabetin bir sünnetullah olduğunu terennüm etmelisin

Ölümle ürpermemelisin ve bir saadet coşkusuyla öteleri özlemelisin.

 

Namütenahi olan yegâneyle nefeslenmelisin

Dareyn nedir keşfetmelisin ve onu mefkûre edinmelisin

Her insana ve ihtiyaçlıya hidayete müteallik bir itina göstermelisin.

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.12.2008 14:24
#383

Nihayet

Yine garip günlerimden biriydi yaşadığım

İçimin burukluğuyla nefes aldığım ve sancılar yaşadığım andı.

 

Geceden itibaren hüzün

Halimi kuşatan ve hislerimi sarsan acıydı

Yanaklarım al al, kalbim feveran ediyordu fakat bilinmiyordu.

 

Hangi şiiri dinlesem

Ve nasıl bir müzik dinlesem hiç fark etmiyordu

Beni alıp ötelerin serencamında hazanının sancıyla yaşatıyordu.

 

İç sıkıntım dinmek bilmiyordu

Muhakkak bir şeyin olacağını hissediyordum

Kalbi solgunluk yaşıyor lahavle vela kuvvet eyle yutkunuyordum.

 

Telefonum çalıyordu

Ve henüz alo demeden acı haberi almıştım

Annem yaşadığı trafik kazasıyla acilen hastaneye kaldırılmıştı.

 

Durumunun çok vahim olduğu

Ve kırılmadık yeri kalmadığını söyleyen doktor

Devam ediyordu bilgilendirmeye ve beyin kanamasının vahimliğiyle.

 

Nutkum durmuştu o an

Ve acilen hastaneye gittiğimde annemin şuuru kapalıydı

O kadar perişan ve hazin bir dram karşısında çaresizliğim artmıştı.

 

Hiçbir şey yapamıyordum

Çok zor nefes alıyor ve her yanı kırılmıştı

Kan revan içinde ve morlaşmış lekeleriyle ve ölüme teslimiyetiyleydi.

 

Çocuklarım yanıma geldikçe

Ve refikam gözyaşlarını serdettikçe içim geçiyordu

Ağlamamak adına, metanet adına ne varsa direnerek sabrediyordum.

 

Akşam ezanıyla

Ve artık durdurmaya muvaffak olamadığım gözyaşlarımla

Kalbi titremelerimin refakatiyle, solan yaprakların arasında ağlıyordum.

 

Oğlum babacığım lütfen derken

Koluma girerek metin olmamı söylerken ve babam ötedeyken

Annem çaresizlik içinde ve kalan nefesinin acizliğiyle ölüm eşiğindeydi.

 

Hangi yakınıma baksam

Gözlerimin içinde ve halimin perişan kimliğinde

Bana himmet ettikleri ve açziyet içinde nefeslendikleri çok aşikârdı.

 

Nihayet doktorlar

Travma bölümünden yoğun bakıma aldılar

Ve üç gün uyutacaklarını söylediler ve müspet bir gelişme olursa o an

 

Kanama durursa

Beyin ameliyatına alacaklarını tekrar söylediler

Bir takım tavsiyelerde bulunarak ve dua temennilerini hatırlattılar…

 

Şimdi annem uyutuldu

Her hangi müspet gelişme yok hali hazırda

Beklemeler eşliğinde, niyazlar beklentisiyle ve dostların iştirakleriyle…

 

Mahzun ve mağdur bir halde

O an ve zamanın sahibi ne kadar müsaade edecekse

Kalbin ritmi seyrini terk ederek, ötelere davet edecekse şifa dileğiyle…

 

Şimdi tüm dostlarımdan

Kalbi hissedişleriyle acil niyazlar bekliyorum

Şu an ve tükenen zamanda ve halimin perişanlığında hamiyet diliyorum…

 

 

Mustafa CİLASUN

ÖZ
02.12.2008 15:39
#384

Allah büyüktür... O ne dilerse, olur... O'nun her dilediğinde bir hikmet vardır... Annenize Allah'tan acil şifalar ve size de derin sabırlar dilerim...

DE
02.12.2008 17:00
#385

Allah yardımcınız olsun ama unutmayınki dualarımız sizinle

MU
03.12.2008 13:30
#386

Cenabı Hak sizlerden ve ayalinizde hoşnut olsun inşaallah.

Çok teşekkürler ediyorum, duyarlılığınız adına minnettarım.

Şu an itibarıyle her hangi bir müsbet gelişme yok maalesef...

Uyutulmuş vaziyette bekletiliyor ve üç gün içinde müsbet bir gelişme olursa beyin ameliyatı olacakmış...

Doktorların beyanı bu şekilde maalesef... Selam ve hürmetle efendim...

MU
14.12.2008 19:07
#387

Annem

Neyleyim ki artık yoksun

Toprağın bağrında soluksuz bir hazanı meraksın

 

Yalnızsın

Hamiyet adına bakınırsın

Söyle şimdi kime ne anlatırsın bir bahtı karasın

 

Öksüzdün

Sevgiye hasret bir nefestin

Garipliğinle ömrünü tükettin ve yine garip gittin

 

Hüzün seninle

Ardında bıraktığın hicran benimle

Solgun halinin ikliminde, çaresizlik şimdi benimle

 

Soğuk tenin

Artık ritme yen suhuletli kalbin

Mütemadiyen sukuta çekilen şefkatli dilin ne sakin

 

Tenini yıkamak

Kefenin en son giyeceğin sancak

Vuslat bilinir ki değildir mefkureleşen en son durak

 

Garipliğim nüksetti

Saklanan göz yaşlarım akın etti

Kalbi titremelerim kelamıma eşlik ederek niyaz etti

 

Bilirim ki

Senin umut çınarındım

Ve dualarında hep vardım, şimdi hassaten muhtacım

 

Acın içimde bir dem

Hüznün kalbimde sahifeleşen bir kıdem

Anam olarak şayet hakikatsem ihsanım olacak hepten

 

Mezarın açtım

İçinde tefekkürle adımladım kaldım

Seni kalbinin sahibine bıraktım ve ötelerin hazzını andım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.12.2008 12:57
#388

Her okunan ezanda

Kalbim hüzünle buluşuyor nedense

Annesiz olmak ne acı bir nağmeymiş hakkıyla bilinse

 

Evlatlarım nazar edince

Refikam kendi kavlince sessizliğinde

Tefekkür etmek hicranı gam oluyor işte ne hikmetse

 

Arkada kalanlar

Hatıra namına anlamlaşan sayfalar

Büyük bir ihtimamla sakladığın albümleşen her anılar

 

Teket teker

Gözlerimin önünde ve seninle

Bıraktığın nefeslerin dirliğinde ve kalbi silinmezlerde

 

Odalar anlamsız

Senden arta kalanlar haksız

Ruhum dirliğinde kararsız ve gönlüm şimdilerde yarsız

 

Nereye girsem

Hüzün hiç peşimi bırakmıyor

Kurutarak astığın patlıcanlar ve kesilen aş makarnalar

 

Yeni aldığın tavalar

Henüz kutusunu açmadığın bardaklar

Ocak üzerinde bırakılanlar, sahanlıkta ayaza kalanlar

 

Hepsini derledim

Evlatlarına hatıra olarak verdim

Torunlarını unutmadım onlara da aziz hatıranı bıraktım

 

Şimdi çayımı

Senin bardağınla içiyorum hüzünle

Sırların senin ikliminde kaldı vasiyet edemeden gidince

 

Yutkunmalarım

Boğazında elemle düğümlenince

Sökün ediyor yaşlar gözlerime kendi dirliği güzelliğinde

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.12.2008 13:25
#389

Yüreğim yanıyor

Kalbim hissedişleriyle ağlıyor

Ruhum kendi serencamında direniyor ve çok fakirleşiyor

 

Hangi çocuğu görsem

Nisa kimliğinde nefesleri dizsem

Analık payesini hakkıyla teslim edenleri işitsem sızlıyorum

 

Mezarın sessiz

Şimdi her dost nefesler sensiz

Akanda bıraktıkların kefilsiz ve fevkalade takatsiz fersiz

 

Seni yâd etmek

Ahsen güzelliğinde sarfı nazarı bilmek

Okunacak rahmetin dirliğinde suhuletli nefesleri dilemek

 

Hazan içinde

Düşen yaprağın hicran güzelliğinde

Çaresizleşen dalların ezel hükmüyle ve yeniden dirilmeye

 

Toprağın bereketiyle

Ecdadın teslim ettikleri emanetlerle

Durmadan devam eden zamanın aşkın sevda güzelliğinde

 

Gök kuşağı renklerinde

Umutlar zindeliğinde sudur eden şevkle

Eğer bir mazlum rahmeti halk eden gerçekse ve seninle

 

Ne deyim şimdi

Boğazımda düğümlenen hüzün kimindi

Resimlerin karelerinde ikram ettiğin tebessümler senindi

 

On dokuz yıldan sonra

Babamın hasreti vardı suskunluğunda

Şimdi birliktesiniz, hesabın dirliğinde haşyete amadesiniz

 

Ne gelirse elimden

Kalan nefesler kalbimle hissedildiğinden

Ruhum nihayeti bildiğinden, gül kendisinden beklenildiğinden

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.12.2008 13:26
#390

Artık bir söz etmiyorum

Nefeslerimi sabırla derleyip düşünüyorum

Halin ikliminde nefesleniyor ve idrake yöneliyorum

 

Ne küsmek ne de kızmak

Benim hasletim olamayacak karar verdim

Hikmetin nedenlerine yöneldim, aşkın seyrine indim

 

Sevdayı böyle anladım

Hazzın heveslerde olmadığına inandım

Umudun baharlarına, yağmurun sağanağına imrendim

 

Varlık adına her ne varsa

Hareket ve kuvvetin sahibi mutlaksa

Tekebbür ve enaniyet dışlandıktan sonra kalanlarıyla

 

Ceddim çok anlatmış

Meğerse tarih sayfalarına neleri yazmış

İbret almak insan kimliğine haiz duyarlılıksa, varmış

 

Artık çok düşüneceğim

Aklıma geleni söylemeden demleyeceğim

Aşk şayet hakikatse sayfalarında hazla nefesleneceğim

 

Sırlarımla göçmeyeceğim

Sinemde derlediğim silinmeyenleri arz edeceğim

İnsan kimliğine, kulluğun renklerine ibret için sereceğim

 

Hak ve hakikatleri

Yüreğimde uhde bırakan gerçekleri

Zandan azade olan hikâyeleri, kelamı kemaliyetle anacağım

 

En temel özelliğim

Bir fazilet olarak telakki eğlediğim

Kalbimle, dilimin müsavi olmasıdır ve böyle hikâye edeceğim

 

Oysaki ne yazar ve ne de şairim

Ben sadece fakirliğiyle halini yazan zadeyim

Yoktur bu manada hiç bir hevesim, kalbi hissedişle nefeslenirim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.12.2008 13:28
#391

Nedendir bilinmez

Halimin yılgınlığı kimselerce keşfedilmez

Kalbi solgunluğum hissedilmez ve gözler mefkûreyle netleşmez

 

Yıllarca derlediğim

Ve gönül bahçemde muhafaza ettiklerim

Hicranı nefeslerle sabrı demlediğim ve ötelerle zenginleştiğim

 

Aşkın güzelliğinden

Sevdanın harlaşan bendindeki nefeslerden

Mukaddesat adına nefsi vazgeçtiklerimden ve hüzünle giderken

 

Toprağın bağrında

Netleşmeyen ayni maslahatların tuzağında

Dağlayan gönül yaralarında, uzaklaşılamayan kaygı ve zanlarla

 

Nefsimi nizam etmek

İmtihanın sürecince tevazuuyla nefeslenmek

Azimet için irade gerek, akıl bendinde bilgi aydınlığı neye denk

 

Hıncı ötelemek

Sevgiyle barışık nefeslenmeyi öncelemek

Dostluk için illaki muhabbet gerek, hakkaniyet kimin için sebep

 

Ayıplarla uğraşma

Karalar içinde zihnini bağnazlıkla hiç yorma

Yiğitsen mizandan korkma ve cennet için avunmaya asla yanaşma

 

Her ne yaparsan

Kimler için niyetle, kalbi hissedişle anarsan

İyilik ve ihsanı hasretmeden horlarsan, aşkı hevesine bulaştırırsan

 

Âdem, adamsa değerdir

Nisa kimliğinde edep en mukaddes hazinedir

Zarafet şayet sorgulanacaksa, açacak güllerin suhuletinde gizlidir

 

Yaşamak yerinde saymak değildir

Telakkiler ve meşveret zindeliği çok gereklidir

Ön yargılar bilinçsizliğin en bariz delilidir, ihlâs erbabı çekinmelidir

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.12.2008 13:30
#392

Nihayet

Bende dalmıştım sessizliğimle derinliğe

Bin bir düşünceler eşliğinde, pürmelâl dikkat refakatiyle

 

Dinlediğim

Tambur ve ney eşliğinde hüseyni makamıydı

Fark etmediğim halde önüme ne kadar hazin sayfalar açtı

 

Alıp götüren

Ötelerin dirliğinden güzellikleri resmeden

Mazinin fevkalade güzelliğinden ve muhkemleşen değerinden

 

Sazendeler

Sukutu hal ile nefeslenen bariz güzellerdir

Perdeler arasında, ebrunun safhalarında ve hattın cenahında

 

Ulvileşen nefesler

Gamı kederi def eyleyen latif tefekkürler

Sema eden, figanıyla inleten bülbüller, sükûnetli açan güller

 

Renkler içinde

Şayet reyyan kokuları bir gerekçeyse

Akıl ve idrak kim bilir nelerin tahkikinde ve hevesler bilinince

 

Ne anam ve dahi babam

Emanet hükmünde nefeslenen refikam

Kalbimi hakkın aşkından azade eğleyen varlığımsa en hazin gam

 

Halimi ihata eden bezirgân

Müteretlik hali yaşıyor imanı zaafı olan

İradesinde tercihler sıralayan, duygularının harmanında boğulan

 

Nihayetinde

İhtiyaç olan bir yudum su ve bir sokum ekmek

Şayet hakkıyla bilinse ne kadar büyük bir değerdir sabreylemek

 

Mütemadiyen yemek

Kalbi estetiği kaybederek nahoş nefeslenmek

İnsan kimliğinde ar gerek, adabı muaşeretin faziletine icabet etmek

 

 

Mustafa CİLASUN

HA
19.12.2008 17:46
#393

Yüreğine sağlık gönüldaş.

Tekrardan Allah rahmet eylesin deyip taziyelerimi bildireyim.

Allaha emanet.

MU
20.12.2008 17:15
#394

Çok teşekkürler ediyorum...

Kalbi güzelliğiniz için sürur diliyorum...

Cenabı Hak ve takeddes hazretleri hoşnut olsun...

Diliyorum ve muhabbetle selam eğliyorum efendim...

MU
22.12.2008 13:13
#395

Ne yapsam da olmuyor işte

Sensiz yine yalnızım ve yine mehtaba adandım

Kalbi solgunluğumda ve halimin sukutuyla açziyet içinde nefes aldım

 

Bildiğim ne kadar hicran varsa

Hüzün lime lime halimi bedelsizce teslim alsa da

Gözyaşlarım kendi ikliminden çaresizce boşalsa da gönül aşkla yasta

 

Sevgili neden bu kadar uzattın

Unutmaların hasretiyle kalbime perişanlığı yaşattın

Hayatı hazanla anlamlaştırdın, gecelerde figanla ruhumu da sızlattın

 

Nerde boynu bükük birini görsem

Sukutun ikliminde hicranım nüksediyor kendiliğinden

Sevgili şimdi çok habersizdir benim aciz halimin eşsizleşen sefilliğinden

 

Dertlerimle demlenerek nefeslendim

Kimseye bir menfaat gözeterek muhabbet beslemedim

Kalbimin dilimle eşit olmasına çok gayret ettim bükülmedim hüzünlendim

 

Hareket ve kuvvetin hikmetine yöneldim

Zerrede gizleneni tefekkür ederek halime nazar ettim

Fani olduğumu anlamakla yetinmedim, idrak safhalarına müracaat ettim

 

İşte o vakit sadece niyaz ettim ve sevdim

Senin yokluğunla nedamet etmeden suhuletine gıpta ettim

Hıncı terk ettim, kederimle hüzünlenerek umutları körlüğe hapsetmedim

 

Seni ve zarafetini haliyle naifliğini

Kelamın kemaliyetiyle zikrederek gönlüme teselli verdim

Umudun hasretine yöneldim, asudeliğin baharlaşmasına çok ihtimam ettim

 

Her açan gün misali hasretle bekledim

Sessizce çekilen güneşle halime yönelip kulluğu keşfettim

Senin özleminle edebin güzelliğini teneffüs ederek kalbi inşirahlar diledim

 

Vuslat için, zahiri şimdi söyle neyleyim

Kalbi hissedişlerinle ve aziz nefesinin güzelliğinde eridim

Demek ki bahse konu aşk buymuş dedim ve ölümdeki dirliği hususen anladım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.12.2008 11:06
#396

Söyleyemem derdimi

Serdedemem yıllarca sakladığım kederimi

Talihsiz kaderimi, hicran içinde dirliği arayan nefeslerimi

 

Masumca aranmıştım

Sessizliğimle içime atıp ne kadar kıvranmıştım

Sukut etmeye mecbur kalmıştım, kederimle baş başaydım

 

Çareler elimde değil

Umutlar düşlerimin sermayesine ne kadar kefil

Sabır toprağından nüksediyor sukutumla kahır neyleyim akıl

 

Yıllardır sabrettim

Kanaat içinde nefeslenerek ömrümü de tükettim

Şimdi eşlik ediyor halime takatsiz kalbim ve fersiz gözlerim

 

Neden hicran yakın

Sanki hüzün sinemde durmayan sancılı bir akın

Gelin bir nazar ederek solgunluğuma acımadan sizlerde bakın

 

Ressam dostlarım

Portemi çizerek yılgınlığımı cana resmetsinler

Şair arkadaşlarımda miskinliğimden dem vurarak yâd etsinler

 

Derlediğim çilelerimi

Kalbi hissedişlerle yazdığım hüzünlü hikâyelerimi

Sürurla dönmeyen suskun dilimi, ruhumu bekleyen güzellikleri

 

Anlamak adına kanmak

Ona mahrum kalarak nefeslerde solgunluk yaşamak

Manadan uzaklaşarak, hakikat ikliminden koparak elem yaşamak

 

Gözlerden boşalan yaşları

Kireçleşmemiş kalplerin duyarlı ve hamiyetli katkıları

Muhabbet ikliminden sudur eden ve edecek olan sevdalı sancıları

 

Beklemek ve umutla nefeslenmek

Aşk ile dirliğin inkişafına meylederek ulvileşmek

İnsanlığı hissetmek, meşveret içince edeple birlik için kenetlenmek

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.12.2008 13:09
#397

Başımı aldım gidiyorum

Hesap etmediğim bir istikamete doğru yöneliyorum

Hazanlaşan ağaçların altından ve terki mekân edilen sokaklardan

 

O kadar sakin ve fakir ki

Kim ve kimseler yok, terk edilmişlik yüreğimi dağlıyor

Gözlerim buğulanıyor ve kalbimin burukluğu nüksediyor derinliğimde

 

Etrafa bakınıyorum

Yapraktan yoksun dallar üzerinde kuşları fark ediyorum

Hiç ses çıkartmadan ve dalgın bakışlardan serencamlarını anlıyorum

 

Yalnızlığa adımlayarak

Kalbi hissedişlerimle nihayetimi sorgulayarak gidiyordum

Hareketsiz yatan kediyi fark ettim ve eğilerek onun geçmişine gittim

 

Sokaklar ağlıyordu

Duvarlar yas içinde hicrana yaslanıyor ve boş bakıyorlardı

Üzerlerinde ne bir çocuk ve ne de bir oynaşan hayvan vardı yalnızdı

 

Evlerin perdeleri

Alel usul duruyor ve hüznü bariz bir şekilde haykırıyordu

İnsanlar yoksa ve hatta bir canlı bulunmuyorsa anlamsız kalıyorlardı

 

Anlamak için merak

Akıl için idrak, kul için mutlak olan kalbi itminanlık ve inançtı

Kitabı celille hikâye edilen nesillerin ve evrenselliğe amade sezişlerin

 

İnsan kimliğinde

Kin ve nefretin, marazlar içinde gerçekleşmeyen hissedişlerin

Ancak iyilik ve hoş görünün, müsamaha içinde kenetlenecek elbirliğin

 

Göçüp giden nesillerin

Ön yargısız nefeslerin ve kelamı kemaliyet içinde zikretmenin

Hasretiydi andığım ve kültürel erozyondan en bariz korku okunuyordu

 

Örf ve ananelerimiz

Küreselleşme vaadiyle terk ettirilen en değerli faziletlerimiz

Mürebbi kimliğinde gezinen ve kalbi boşluk içinde nefeslenen hüznümüz

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.12.2008 12:23
#398

Dürüst olmayı diliyorum

Çünkü kalbimin sahibiyle barışık yaşıyorum

Ruhuma sancılar değmesin ve ateşin renkleri hiç ürkütmesin

 

Evet, geldim, gidiyorum

Zaman içinde kimlik değiştirmek istemiyorum

Varlık namına hırslanmadan ve hak adına duyarsız kalmadan

 

Toprak kokusundan uzaklaşmadan

Hasredilen sevgiyi dışlamadan ve yıldırmadan

Bahanelere boyanarak fırsatçılık yapmadan göçmeyi diliyorum

 

Nüfusum artması için

Taraf etrafıma mavi boncuklar dağıtarak

Gücümün yetmediği işlere bulanarak ve haksız çıkar sağlayarak

 

Sürekli vaatlerle oyalamak

Ve umutları solgunluğun kadrine bırakarak

Velhasıl usulen takiyye yaparak kalbimle bizar olmak istemiyorum

 

An ve akan her zamanın

Niyetiyle ve gayretiyle anlamlaşan insanın

Mütemadiyen ve asliyetinden ziyade zikredilen anlamsız sevdaların

 

Aşk için çileye boyananın

Sevda bendinde sabrı hakkıyla anlayan canın

Kader sayfasında yazılan her satırın ve cüzi iradeyle anlamlaşanların

 

İnsan kimliğinde bir fetret yaşamadan

Dost ve insanları hiçbir haksızlığa uğratmadan

Zulmü alkışlamadan, şeri hukuku ötelemeden ve nefeslerin derinliğinde

 

Bekleyen mizan kimin kefiliyse

Kabir âleminde haşyet iklimi mücerret hakikatse

Penceremde netlik ve eminlik, kalbimde dirlik ve serinlik bariz dileğimdir

 

Kimseyi şikâyet etmeden

Ve gönüllerin güzelliğini keşfetmeden arî olmam

Mütemadiyen hazanı soluyarak, solgunluğa maruz kalmayı hiç istemiyorum

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.12.2008 15:23
#399

Çok iyi hatırlıyorum

Henüz altı yaşlarındaydım ve sadece nazdım

Sabahın ilk ışıklarıyla sokağa çıkmıştım ve yalnız geziniyordum

 

Sokakta sessizlik hâkimdi

Hiçbir yerden ne ses ve ne de seda duyulmuyor

Kuşatan yalnızlık ve merak için gizlediğim haylazlık yaklaşıyordu

 

Birkaç ev ötede bulunan

Ve nihayet iki katlı olan arkadaşların evleri vardı

Demir kapısı ilk karşılayan olunca ve sessizlik halimi de kuşatınca

 

Şevksiz yutkunmalar

Ve nazarıma takılan yırtık bir meşin topun içiydi

Bir müddet durdum ve kapıyı açarak beton zemindeki topu almıştım

 

Gizli bir haz duyuyordum

Fakat sevincimi gizleyerek, merakı kuşanıyordum

Nihayet koşarak evimize geldim ve anneme sevinçle hikâye ettim

 

Annem dikkatlice yüzüme baktı

Ve yüreği burkularak çaresiz anlatmaya başlamıştı

Oğlum senin olmayan ve emanetinde bulunmayanlardan mesafeli dur

 

Başkasına ait olana heveslenme

Bir yolunu bularak ta elde etmeye asla cüret etme

Çünkü sen sahipsiz değilsin ve hepimizi yoktan var eden Allah bilir

 

Her ne yaparsan ve niyetlenirsen

Neticesi muhakkak seni bularak vadi yerine getirir

Haram lokma ve habersiz alınan her vasıta senin başına bir beladır

 

Unutma ve heveslerinle avunma

Bulduğun her şeyi kendinin sanma ve hazla aktarma

Öncelikle bir düşün ve daha sonra neticesiyle baş başa kalacak işin

 

Haydi, aldığın gibi geri götür

Bu yapmış olduğun hareket kulağına küpe olsun demişti

Ve ben suskunluğumu muhafaza edip hiç olmayan topu geri vermiştim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.12.2008 17:51
#400

Yıllarca dem vururlardı

Makamda nihayet bir imtihan safhasında adımdı

Fakat mütemadiyen zikredilenler gereği gibi anlaşılmadı ne acıydı

 

En yakın dostlarımız

Ve muhabbet ikliminde arkadaşlık kurduklarımız

Yıllara sâri umutlarımız ve tevdi edilen makamla madara olanlarımız

 

Fevkalade yönetim zafiyeti

Etrafında pelesenk olunmadığında hazır zafiyetleri

Gaye diye yıllarca masum nefesleri sömürdükleri ve aşikâr hevesleri

 

Kamu malı derler kullanırlar

Mizanı zikrederek takiyyeyi kuşanırlar ve arlanmazlar

Canım ciğerim, kıymetli kardeşim, muhakkak ki hizmetinize amadeyim

 

Diyerek, gizli hedeflerine

Ele geçirdikleri saltanat ve şatafatlarına akıl sır ermiyor

Utanmadan sohbetlerde başköşeye geçerek taltifle vaziyet ediyorlar

 

Ne yapsın efrat zavallı

Eşine, dostuna iş imkânı ve atılan takla sayısıyla orantılı

Güya maslahatlar kralı ve hiç elden bırakılmayan akıl hocalığı da sırası

 

Nihayet genel sekreterdi

Üç konuda, tenakuzlar zikredildi ve birden ters düşüldü

En liyakatli ve başarılı bulunan fakirliğim, tenzili rütbeyle kaygılandırıldı

 

Şayet devam edersem

Tüm idari imkânların elimden alınacağı sancıyla anlatıldı

Ve bir manada ihtar edilerek, onca yıllık idareciliğim nasılsa tırpanlandı

 

Neydi hassasiyetim ve derdim

Aç açık gezen ve mütemadiyen terletilen şirket işçileri

Her aşamada gönüllü köleliğe tabi tutularak, çaresizlikleri kullanılıyordu

 

Ne mesai veriliyordu ve ne de izin

Ve hatta talimatla özel hizmetlerinde çalıştırılıyordu

Nihayet bir insan olarak ve kalbi hissedişlerime tutunarak sorgulamıştım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.12.2008 14:02
#401

Ne yapayım ki

Senden sonra ruhum sancılar sağanağında

Kalbim burukluğuyla hüzün karasında ve gözlerim boşalınca

 

Başımı öne eğiyorum

Hissiyatımı demleyerek hicrana adımlıyorum

Yalnızlığın ayazında ve korkular karşısında hasreti anıyorum

 

Çaresizlik sökün ediyor

İliklerim tenimin titremelerini başlatıyor

Ruhum dalgalar arasında solgun baharın insicamında ağlıyor

 

Gel desem gelmesin

Fakir halime nazar ederek şevk veremezsin

Biliyorum ki özlemle zarafeti terennüm ederek ulvileşiyorsun

 

Nisasın bir nazsın

Edebin ikliminde nefeslerini anlamlaştıransın

Hak adına şakıyan bir pervazsın, umman için coşkun nazarsın

 

Nefesinde feyzin

Kalbi dirliğinde müşahhas hikmet yanı başında

Bereketin yağmurları mütemadiyen senin güzel halini andıkça

 

Sefilliğim nüksediyor

Kalbimin kuraklığı gözlerimin önünde seyrediyor

Sana olan muhabbetim ve sessizliğimde terk etmeyen düşlerim

 

Beni bana bırakmıyor

Sürekli yeni sayfalar açarak güzelliğini anlatıyor

Nisa kimliğinde anlamlaşan edebin naifliğini fevkalade yazdırıyor

 

Nereye baksam

Ve sana hasretimi solgunluğumla anlatamasam

Çaresizliğimle ve sokakların öksüzlüğünde dertlerimle anlamlaşsam

 

Senin yokluğuna alışsam

Hasretin toprağında muhabbetle nefes alsam

Ve hazin sancılarımı ruhumun coşkusuyla semanın hazzına bıraksam

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.12.2008 11:55
#402

Bir sokum ekmeğin

Ve bir yudum suyun kavgası değil elbette

Cihanın gözleri önünde resmedilen en medeni ve hazin zulüm

 

Onca masumluğun

Ve sürekli karartılan umutlar serencamında

Bu kadar mütefekkir ve ne kadar aydın duyarsızlığı karşımda

 

Ulus devlet diyenler

Meydanlara serilerek bayrağın rengine girenler

Mazlum halkların yanında yer almıyor ve uzaklarda seyrediyor

 

Bu kadar mı bizarız

Hissetme melekelerimizle ne hazin anlamalarız

Feryatlar karşısında ve gecenin bir yarısında nara atan arsızlar

 

Bir müsabaka uğruna

Ve kontrolsüz hırslarıyla stadyumlara koşanlar

İllegal faaliyetlerle özgürlük namına yüzlerini alalayan huysuzlar

 

Varlıklarını artırmak için

İnsanlığı unutan ve getirim peşinde koşan azınlıklar

Ekranlara çıkarak çığırtkanlık yapan ve güya hak arayan zavallılar

 

Nerede sivil toplumlar

Ve hangi sermayenin güdümünde sendikal faaliyetler

Yirmi sekiz şubatta ve ayazın soğuğunda dalyan kesilen korkaklar

 

Askeri cenah adına

Ve mütemadiyen gereksiz beyanlarıyla sulhu arayanlar

Milli birlik ve arzu edilen dirlik adına Filistin için boş meydanlara

 

Şayet insanlık bu kadar

Duyarsız ve manasız kaldıktan sonra medeniyet niye

İrfan hamiline, idrak taliplilerine, fazilet ömür adına kepazelere

 

Yüz karası ve gönül yarası

Cihanın mazlum milletleri, krallar sultasında inlemekte

Ne kadar mefkûrem varsa ve uzaklarda solgun baharlar tutsağında

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.12.2008 15:02
#403

İnsanlık zulmüyle abat oluyorsa

Milletin efradı mütemadiyen sessizliğini koruyorsa

Şayet küreselleşme farkı sürekli mazlum nefeslere kıyacaksa

 

İnsan olmanın onuru kaybolurken

Analar feryatları eşliğinde gözyaşları dökerken

Masum nefesler sokaklar arasında parçalara haince ayrılırken

 

Yüreğimin hıçkırıkları kifayetsiz

İnsan olmanın bedeli bu kadar mı sefilliğe bedelsiz

Haysiyet ve şeref iman zafiyetinde anlıyorum ki şimdi kefensiz

 

Ruhlarda fevkalade renksiz

Zulüm zalimin dirliğinde ve mazlumun birliğinde

Bahşedilen ömür mücerret bir sermayeyse ve kefil şirretin eliyse

 

Hazin öyküler iman hüznüyse

Paganlaşmak uğruna vazgeçilen ecir unutulunca

Kul olmak ve divana durmak kalbi hissedişlerle yakarmak çok zorsa

 

Millet olma ve dirliği bulmak

Zalimin karşısında Hakkın rızasıyla nefes almak

Ve kalplerin nizamında ihmal edilenleri ve evrensek hakikati okumak

 

Korku adına her ne varsa

Şayet en güçlü silah korkusuz yaşayan insansa

Kul olmak için takvada ve ihsanda birazda icraat bulunarak kalkılsa

 

Tespihatın ve durağanlığın

Sıcak döşeklerde sabahlara dek uyuklamaların

Düşlerden sirayet edecek her türlü hülyaların cenderesinden sıyrılmak

 

Kalbi hissedişlerle yoğrulmak

Zihni açılımlarla müşavere edip rahatı unutmak

Asli hesabın ve mizan özlemindeki serabın korkularından emin olabilmek

 

Bir kez kalkmak ve ayılmak

Hakikatin boyasıyla ötelerin hazzıyla nefes almak

Hakikat olan ve evrenselliği kıyamete kadar baki olan hukuku kuşanmak

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.02.2009 19:36
#404

Gayretleriniz için çok teşekkürler ediytorum...

Lakin şiirlerin başlıklarını göremedim bu bakımdan üzülüyorum...

Şayet tashih etme imkanınız varsa çok memnun kalacağımı ifade etmek isterim...

HA
22.02.2009 20:48
#405

Sayın Cilasun, muhtemelen sizde, iletinizin altında alıntı ve cavap kısmına ek olarak edit kısmı da var. Oradan şiirlerin isimlerini ekleyebilirsiniz ancak zahmete değmez zira içeriği o (kusuru mu desek) neyse onu kapatıyor. Yüreğinize sağlık efendim. Gerçekten çok hoş yazılar. Ben şiirin ip gibi olanını severim aslında yani hece ile ancak ziyanı yok. Dedik ya içeriği yetiyor. :pc:

Selametle...

MU
23.02.2009 19:13
#406
Sayın Cilasun, muhtemelen sizde, iletinizin altında alıntı ve cavap kısmına ek olarak edit kısmı da var. Oradan şiirlerin isimlerini ekleyebilirsiniz ancak zahmete değmez zira içeriği o (kusuru mu desek) neyse onu kapatıyor. Yüreğinize sağlık efendim. Gerçekten çok hoş yazılar. Ben şiirin ip gibi olanını severim aslında yani hece ile ancak ziyanı yok. Dedik ya içeriği yetiyor. :pc:

Selametle...

 

 

 

Çok teşekürler ediyorum...

Halinizin güzelliğinde sürur diliyorum...

MU
20.03.2009 15:47
#407

Refakatine muhtacım!

 

Elbette ki yıllar olgunlaştırdı

Zaman birçok sayfalar açarak seni bana anlattı

Gönül ne dalgalara ve ne de rüzgarlara ram oldu asla kanmadı

 

Kutu karanlık her vakit vardı

Meşkuk düşünceler sinemi yıllarca dağlamıştı

An ve zaman hakikat perdelerindeki idrake açılan hazzı zaman

 

Aşk ne tutkuydu ve ne de sancı

Hakikatli hikmeti bilkinmeyince olmayacaktı hancı

Ötelere uzanan ve toprağın ikliminde anlamlaşan kaçıncı candı

 

Hani sukutun çığlıkları anlamlıydı

Nerede kemale erecek badı sabahla anlam bulan hardı

Sevda muştularında, vusların sancılarında himmet hizmete ramdı

 

Sen ağlama ve halime asla acıma

Gözyaşlarımın bereketine bel bağlama inşirahı yokla

Ruhunun hengamesinde ve kalbinin esenliğinde sevgiyle bereketlen

 

Ne olur kin ve hırstan emin ol

Haset ve hamasetlerden beri dur duyguyu vicdanla yoğur

Akıl badiresinde ve ilmin hüccetiyle meşveretle kemaliyetle durul

 

Can kiminse varlıkta onun

Gerekçesiz nefeslerden ne olur mukakkak ki korun

Uzuvlarında ve nevi şahsında acziyeti ve vakarı tevazuu ile kuşanın

 

Cazibeler hazzı heveslerdir

Zevklerin renklerinde itminanlık yoksa fakirliktir

Kalp ancak sahibinin ikliminde asudedir ve baharın şakıyan dilberidir

 

Şan ve şöhret nefesin esiridir

O ise müddeti zamannın tehirinden lütfu inayettir

Hakikati kim bilir, tercihler kimin iradi neticesidir, sırat için vectir

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.03.2009 14:01
#408

Gel sende sabır eyle!

 

 

Biliyorum ki çok haklısın

Lakin her ne kadar haklı olsan da sen hep bizarsın

Mütemadiyen gözyaşlarını akıtırsın ve kalbi hıçkırıklarla solgunsun

 

Çare umudun salkımlarında

Sabır hikmetin sayfalarında ve yalnızlığın koylarında

Şayet neticeye ulaşmak bu kadar sancılı bir ızdırap olarak kalacaksa

 

Ne olursun yaslan ruhuna

Kalbi inşirak vuslatın dağarcığında ve ihlas hasatsa

Ihsan marifetiyle temaşa etmek kul için bir sanat merhalesi olacaksa

 

Tuval üzerinde renkler

Sinelerde demlenen hevesler ve uhteyi serzenişler

Sazendenin derinliğinden nükseden hüzünler ve kemani medcezirler

 

Notalarda anlamlaşan tizler

Ve insanı acizliğe sürüklüyor solgunlaşan ümitler

Sevda harmanında ve toprağın bağrında fışkıran en münbit çiçekler

 

Gel ne olur hayıflanma

Bağrında düğümlenen heveslerin girdabında boğulma

Asla unutma, meşkuk düşünceler hezeyanında adımlayarak tükenme

 

Halkeden ihsanın kendisi

Can veren aşkın iliklerinde anlamlaşan sabır perdesi

Şevkin esintisi, hikmeti nazar içinde nefeslenenler aşkın talebesidir

 

Iradeyi ihsan ilim iledir

Ilim kalbin idrak penceresinde bulunan haz payesidir

Tahkik kul kimliğinde ne kadar yücedir ve akıl ikmalinde fevkaledir

 

Ne olursun kendini heder etme

Aşkı her zikredeni sevdanın fevkiinde aska görme

Kalbin sahibinden ve ruhun ikliminde ötelerin hikmetini ihmal etme

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.03.2009 17:26
#409

Sen haklıydın!

 

 

Nihayet anladım ki

Varlığın serencamında bir hakikattin

Mütermadiyen açan çiçekler misali hazzı suhulettin ve ülfettin

 

Yalnızlığın kadrini okuyan hikmettin

Muhakkak ki hilkatin bağrından bir nimettin

Karanlığı anlamlaştıran ve umuda güfteler yapan bir asudeliktin

 

Ne vakit nefesin hissedilmedi

Bağrından iklimlerin hazzı terennüm edilemedi

Dağarcığından inkişaflar vuslatın serancamından bahsedemedi

 

Gün her ne kadar geçip gitsede

An ve zaman insicamını ruhuma sancılar yüklede

Elem halimi tarumar ederek kalbimde dalgaları hep nüksetse de

 

Artık yoksun yanımda işte

Hikayeler bir bir önüme serilerek hüzün verse

Gözlerinden yaşlar tükenmeyerek aşkın prangalarından bahsetse

 

Hicran mütemadiyen nüfus etse

Varlık namına kulluk eksenim kalbini arasada

Diktiğim her fidenin hüznüyle ve yaprağın güzelliğinde yoklasam

 

Ölümün güzelliğinde seni bulsam

Kalbimin sahibine iltica ederek halmi anlatsam

Ruhumun perişanlığını kime ve nasıl anlatsam fatda etmeeyecek

 

Okuduğum mısralarda sen varsın

Halime nakşeden ne kadar mübarek bir baharsın

Sen her zaman yanımdan hiç eksilmeyen hazzı iftiharım cansın

 

Sen iyiki varsın aşiyanımsın

Kalbimde muhabbetini koruyan en kıdemli hazzımsın

Dareyn saadeti için refikam olan fevkalade muazzam nizamımsın

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.03.2009 13:07
#410

Sessizlik yolcuları!

 

 

Biliyorum çığlığını

Hissediyorum yıllara sari suskunluğunu

Hicran perdelerinde, günün inlemelerinde umutla beklediğini

 

Sen kalbinin sahibiyle

Ruhun, hüzün yamaçlarındaki kanatiyle

Kederin en sakin haliyle ve çileler sabır ikliminde bereketle

 

Kimden ne bekliyordun

An ve onunla anlamlaşan zamana yakarışların

Umudun hazanında dem bulan haykırışaların neler anlatıyor

 

Seni sen yapanen ulvi değerler

Kimlik eksenindeki belirsizliğe mahkum nefesler

Seyri seferde ve heveslerin renklerinde anlam arayan herşey

 

Ne olur anlık zafiyetler

Serkeşlik içinde asileşen envayi çeşit zevkler

Seni kalbi ikliminden ve ruhu güzelliğinden uzaklaştıran enler

 

Aldanma makamı cazibeye

Sana lütfedilen kudretteki dirliğin heveslerine

Akıp giden zamana, seni mahsun bırakan çırpınışlarına bir bak

 

Mütemadiyen isteyenler

Vermenin hikmetindeki değeri idrak etmeyenler

İhsanın şubelerinde nefslenmeden ihlasa bakınıp çırpınanlar

 

O an ve zamanla anlamlaşan

Tercihlerinde sana asla hüccet olamıyacaklar

Kemaliyetin tınısı ilmi ve akli gerekçeler halini kuşatmayınca

 

Açan çiçeği anlayamazsın

Ötelere hasretini mısralaştıran güle bakarsın

Lakin diken ve muştulaşan hasletleri halinde derleyemezsin

 

Düşünmek için bilmek

Onun bereketlenmesi için akletmek gerekir

Şefkatin enginliğinde ecirlerin dirliğinde nefeslenebilmek

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.03.2009 14:13
#411

Gel sen yargılama!

 

En azından kalbini yokla

Vicdanınla yoğrulmayı ne olur unutma

Ruhun insicamında soluklanmadan asla katiyete asla ulaşma

 

Sen hükümransın tercihinde

Saltanatından sorarım şimdi kime ne

Hakkaniyete ulaşmak bu kadar çelişkiyle hicranı badireyse

 

Öncelikle soluklan

Hislerin ikliminde boğulmaktan ne olur uyan

İradesiyle aklına pırangalar vuran ve hakikatten uzaklaşan

 

Teslim olmak kolaymı

Gerekçelerine vasıl olmadan hukuk olurmu

Karanlığın çardağında vuslatın asudeliğine düşün ulaşılırmı

 

Gayret hikmet için değerli

İlimsiz akıl ve izan kimler için bereketli

Mesnetsiz tevatürler ve makam tayin eden sefil fakirler

 

Ne den hizipler tükenmiyor

Kalbi haykırışlar başkalarından bekleniyor

Nefsi arzular için ne kadar bahaneler önümüze seriliyor

 

Oysaki ölüm hakdiyor

Ezan kimler için okunuyor hiç hissetmiyor

Zikir halkasında ne kadarda bereketli tohumlar ekiliyor

 

Toprak mı berekersiz söyle

Hakikatin irfanında mübelliğler mi yetişmiyor

İnsana adamse ne oluyor ve menfaat için takla atıyor

 

Aklar içinde kalkınma

Adelet hani nerede var sen doğrusunu söyle

Apeletler ve manşetler kimin derdiyse ihsan nerede

 

Ne ademe ve ne de kula

İnsan kalbi inşirahtan beri ise haydi söyle

Zaman sayfalarda hüzün haykırıyor ne elim bir hece

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.03.2009 16:23
#412

Aşk için hasredilen anlam!

 

Varlığın hengamesinde

Ve kudretin sahifelerinde cazibeler olacaktır

Hesapsız düşlenen heyacan ne kadar müşkülatı vasattır

 

Kim umudun peşinde gider

Düşler gerekçesizse söyle nasıl keffaret eder

Tohum olmazsa, topral hilhatiyle barışmazsa gül kokarmı

 

Gecelerin dirliğine yaslan

Asla yeise kapanmadan kalbini haz ile temizle

Kmseden ve bizzat ihtiyaclıyken hicrana tevessül eyleme

 

Sen kimliğinle hükümransın

Ademi beşer olmakta illaki sen badı sabahsın

İliklerine tebarüz eden ve hücrelerinde filizlenen cansın

 

Korku sevda için olmalı

Tecrittten soyutlanmak kul için bir haz olmamalı

Vaki olan için vuslat kalbin cenahı olmalı ve aşkla kokmalı

 

İşte o vakit korku olmaz

Can kendi ikliminde karanlığı bir bühtan saymaz

Ruh ömür haznesinde kazayı kader rahlesinde paslanmaz

 

Elbette heveslerin olacak

Zevklerin dirliği vuslar şarkısıyla anlamlaşacak

Arkanda bıraktığın hoş seda seninle anlamlaşıp şakıyacak

 

Sanma teklikte bereket vardır

Birlik içinde nükseden dirkik ihsan için şarttır

Muhabbet cenahı şefkatın hasadı ihlas kulvarında haktır

 

Ağlaki aşk için hissayata ramsın

Ulvi gayelerden yoksun bir gönül için hazansın

Güle hasret, vicdana namzet ve kalbi vuzuha cihanı paksın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.04.2009 15:03
#413

Kalbi solumaların izlerinde!

 

 

Hasretin yolculuğu bitermi

Özlem haykırışları yüreğin dirliğinde çaremi

Umudun yelpazesinde suskun çığlıklar sema imbiğinde neye gebe

 

Gel ne olur hesap sorma

Yılgınlığın eşiğinde soluyarak sakın yorulma

Ruhun aksedesından kopma sağanakların ikliminden asla sakınma

 

Aşk ışk yelpazesindedir

Ne güne ve nede geceye tabidir bir haldir

Ruhun toprağında ve nurun insicamında en ulvi hizmeti asliyedir

 

Bilmeden aşk öğretir

Her müşkülatta sabrın hükmünde güzelliktir

Kanaat hal mevziinde berekettir, tevazzu aşk için bir zarurettir

 

İster kilim ol istersen hasır

Kalbi inşirahtan beri isen sineni bir yatır

Hasretin rüknünde ve niyazın gayretinde kudretin sahibinde akıl

 

Sevdanın delisi olamazsın

Veliyi tanımadan aşkın rüknünden uzaksın

Kul insan ikliminde sarhoş değildir ve hüccetin en kıdemli kamilidir

 

Adem evveliyatta beşerdir

İnsan olmak için muhakkak yarış içindedir

Hani ölçüsü , nerede mihenkin sahifesi, ihata etti hevesler sefilliği

 

Yanıktır fakir yüreğim

Ben artık bu densizliğimle kime ne derim

Kalbi solumalarımla ve ruhumun çığlığıyla nasıl bir sefere niyetlenim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.04.2009 16:17
#414

Sana çok yakınken uzağım!

 

 

Ne vakit sinem açmazlarda inlese

Kalbim suskun çığlıklarıyla sana ne kadar yaklaşsa

Ruhum kendi ikliminde seninle ne kadar anlamlıysa yinede yalnızım

 

Anmak ve sana yakın olmak kolaymı

Bilmeden ve hissetmeyen serencamlar kaçışmı

Varlık adına, aşkın pervazlarında yutkunmak ve umuda öyle sarılmak

 

Biliyorum ki ne kadar tanırsam

Ancak o kadar yakın olabilir ve haz duyarım

Bilinmeyenlerden korkum olmacacak mı ve bilmek bu kadar yakın mı

 

Nerelerde kaldı münbit toprakların iklimi

Hak soluyarak seherlerde demlenen eren güzelliğini

Meşveretin bereketindeki zarereti diniyeyi ve kemali ahlak erdemini

 

Ançak çaresiz kalınca

Ve kudretim sığınak olmaktan çıkınca sefilliğim

Peşimi bırakmıyor ve fakirliğin nakaratını acımadan halin önüne seriyor

 

An ve anlamı içinda zaman

O an kalbimin dirliğe ermesine geçit vermiyor

Tükenmeyen sorular aklıma galebe gelsede bu vakir takatim elvermiyor

 

Biliyorum betbah olanın

Aklını kullanmada basireti sollayanın

Ve heveslerine boğularak tercihlerinde ahde vefaya uymayansancılarım

 

Ne söylesemde kar etmiyor

Halimin perişanlığı ve kopan yaprağın acısı

Çığlık çığlığa haykırışlarımın hicran şarkısı kalbimi senden uzaklaştırıyor

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.04.2009 17:41
#415

Ne söylesem kar etmeyecek!

 

 

Artık ömür sermayem tükendi

Kalan zaman sevmeye ve sevebilmeye aman vermiyor

Kalb kendi bizarlığında takatsiz ritmediyor ve ruh hicrana sesleniyor

 

Ne kadar zormuş sevmeden

Ve sevilebilmenin hallerinde haz ile nefeslenmeden

Toprağın bereketinden,yağmurun deminden , aşkın güzelliğine ermeden

 

Hilkatin serencamında

Niyetin saflığında ve kalbin çırpınışlarıyla koşmak

Sevgiliye ram olmak için halin tavında kanaati edeple bir duruşa açmak

 

Kaçmalardan ve kopmalardan

Ne derler vehmine bulanmadan aşk için yaşamak

Vuslatın bendinde ve heveslerin dirliğinde hakka uzanmak için yaşamak

 

Yaprağın mazlumluğunda

Damlanın sessiz çığlığında kudreti anlamak

Rüzgarın nefeslerinde ve dağların tevazuu iklimindeki haşmeti tanımak

 

Tomurcuğun umutlarında

Asudelikte sınır tanımayan kuşların dilinde

İklimlerin suhuletinden tezahür eden renklerin dirliğine aşkla bakmak

 

Kalbin erdemini anmak

Sır hanelerinde nefeslerin müddetine kanmak

Ömür sermayesinde ve gönlün deşifre edilemeyen hallerinde yutkunmak

 

Yalan ve faniden hakka koşmak

Aşksız yakarmanın fakirliğinde ayazı anmak

Anlamsızlık içinde kaybolmamak adına refaketçilerin şefaatine sığınmak

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.04.2009 22:38
#416

Umudun sessiz hücresinde!

 

 

Hasretin çığlığı dinmiyor

Kalbimin hicranı hazan içinde sukutu derliyor

Kime ne deniyor, fakirliğim halime mütemadiyen tahakküm ediyor

 

Biliyorum ne kadar bilirsen

Ancak işte o kadar sevgiyi deşifre edebilirsin

Ve nekadar bilgiyi hıfz eder ve idarkine erersen aşkla zikredersin

 

Hazana ve yaprağa acıma

Zemherinin sukutunda eriyerek hicrana girme

Baharın güzelliğinde ki sırlı hikmeti ve sessiz çığlığı kalbinle güftele

 

Kızmak mesafeyi kırmaktır

Anlamak ruhunla ve kalbinle barışık bulunmaktır

Ötelerin güzelliğine aşkın umutlarına vuslat için yılmadan koşmaktır

 

Bilirim halimin fakirliğini

Aşkın hal ikliminde ki gizlenen bariz özelliğini

Dinmeyen heveslerin ve kalbi ölzüren renkli zevklerin haz ceperlerini

 

Ne olur himmet içinde nefeslen

Hizmet içinde asla yüksünme mütemadiyen niyetlen

Enaniyet ömrün kudretinde gizlenen ölmeyi yaşatmak için aşka hasret

 

Sevmeden sevilmeyi nefeslen

Ben demeden siz demeyi ne olur gecikmeden öğren

Ne aynasın ve ne de kırılgan kavgasın, sen mütekamil olan bir insansın

 

Halime acıyarak niyaz etme

Müddeti nefesin hükmündeki kudretini bir hıfzeyle

Aşkın nur iklimindeli güzelliğini keşfeyleyerek inayeti ve ihsanı gözetle

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.04.2009 23:11
#417

İnandım artık kalbimin hicranına!

 

 

Kimseye söz edemem biliyorum

Naçarlığımla kalbi yılgınlık içinde yalnızlığa yürüyorum

Muhabbet ikliminde, aşkın hamiyetinde ruhumun hicranına acıyorum

 

Ömür sermayemin bilinçsizliğinde

Müddeti nefeslerin beyhude ve niteliksiz çaresizliğinde

Umut toprağının ve toprağı koklayan damlanın sukutunda ki hüzünle

 

Hazanın çığlığında ağlıyor yaprak

Dallar aczin beyhudeliğinde ve ariliğin bedbinliğinde ağlıyor

Umuda bel bağlayan ve aşiyanı için yüreğini parçalayan masum kuşlar

 

Güftenin ahengiyle nakarat içindeler

Sazın dirliğinde ve kainatın nefeslerinde kalbi yokluyor

Ruhum dinmeyen serncamında ötelerin hasretiyle kendi anlamını arıyor

 

Yekpare olmak ne kadar mümkün

Sevgisiz ve şefkatsiz solumak insan kimliğinde bedbin

Aşk muhabbetin bağrından ve işaret taşlarının sancılarıyla hali dağlıyor

 

Ne olur fakirliğimi çok görmeyin

Çocuksu heveslerimle sefilliğime temaşa eğlemeyin

Niyazın renklerinde, ihsan saadetinin güzelliğiyle muhabbetle nefeslenin

 

Sakladığım umutlarım güfteleşiyor

Hazaının dirliğindeki hicranı kalpten azat ediyor

Sevgiliye davet ediyor, nefsim kepazeliğinde edebi şevkiyle nefesleniyor

 

Muradım kapalı ve sır olmak değil

Kalbimin kimliğindeki mücerret hüvviyetim kimin

Kudretin ve ezeli nefesin sahibi ruhumda derlediği hüzünle kime sesleniyor

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.04.2009 11:59
#418

Ne olur bari sen ağlama!

 

 

Ne kadar zarif ağlıyorsun

Letafetle temaşa ederek sileri yılmadan demliyorsun

Kefen güzelliğinde ve ötelerin dirliğinde suhuleti ruhuma zerk ediyorsun

 

Lakin ne kadar layıkım

Biliyorumki an ve zamanda bedbin ve yılgın yolcuyum

Umutların kadresinde ve geleceğin güzelliğinde hicranla sürekli arkadaşım

 

Baharlar neler anlatıyor

Anlayanlar için idrak sayfalarını kalbi hazla açıyor

Sahil sukun içinde, dalgalar kendi derinliğinde vuslatın şarkısını söylüyor

 

Bilirim kalbim çok mahsun

Ruhum serancamında girdabın hüznüyle aşktan yoksun

Dilim sukut ikliminde ve hazanın tüm dilimlerinde yaprağı ve anı yokluyor

 

Aşk halin toprağında bahardır

Sevda haz ikliminde kalbi tavlayan müstesna bir hardır

İhsan ihlasa muhtaç, irade bilgi ve zihnin dirliğinde okyanuslara hasırdır

 

Sevmeden önce nedenini tanı

Kimliğin loşluğunda prangaların tuzağında ruhu yoklayan anı

Kalbin ülfetinde ve zarirliğin naif düğümlerinde, edebin kadrine ram ol

 

Kızmadan, kalbi daraltmadan

Ruhun hilkatini yılgınlığa maruz bırakmadan anlamak için çalış

Sevmek için nedenlere aldanma, hizmetin bendinde boyanmak hakkı kokla

 

Kudretin sahibini bilmiyorsan

Aşka hasret kalacaksın sakın riyakarlığa bulaşarak yorulma

Aldanıyorsan bile aldatmak için yolun girdabına maruz kalma kalbini yokla

 

Sevmeden ve teslim etmeden hakikati

Aşkın namütenahi dirliğinde ölmeye yakışan hazzı yaşamayı

Fani kitabın ve arzı endam edilen sayfaları okumadan kabri aydınlatamazsın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.04.2009 18:22
#419

Sinemde derledim hicranı hüzün!

 

 

Hilkatimin dirliğine muhtacım

Kalbimin hazan solgunluğunda ruhuma ne sorarım

Kime söz edebilirim, fakirliğimin eşiğinde nefeslerimle sukut ederim

 

Hanlar maziden bahseder

Çınarın umuda açılan sayfası kimlerden söz eder

Yamaçlardan nazar eden dağlar kudretin kaleminden sessizce öz der

 

Ne dalgalar nede dinmeyen nazlar

O anı bekleyen müddete muhtaç sarhoş nefesler

İrfandan kimler söz eder, idrak insan için ne mübarek açan baharlar

 

Yar seni mahkum etmeyendir

Aşk deryalar bendinde vuslata ran olan serhaddır

Laleler mazbut haliyle vakardır, gül kokusuyala arzı endam şefaattir

 

Ne olur solgunluğuma bakma

Umudun salkımlarında halimi acziyet içinde bırakma

Kalbimin iklindeki badireleri anla ve muhabet toprağında kuraklaştırma

 

Kulağıma himmet eden ses

Neyin hıçkıran nefeslerinde rengarek düşlerinde enfes

Tabi olmak, hakka koşmak, aşk tınısıyla kaynaşmak hüzün içinde akmak

 

Sancılar dirliğin habercisidir

Kefenler mevta üzerinde masumlaşan kalbi derinliktir

Ruhun dilinden kim haber verir ve haz aşk içinde hedeflerin yekperesidir

 

Ne zahire ve ne de batındaki dilbere

Cazibelerin harman ettiği prangalarda aşk mazilerde

Kalbin müstesna güzelliğinde ve umudun solmayan zarif has bahçelerinde

 

Adam ademliğin sürurunda hazdır

Aşk edebin zarifliğinde solmayan rengarek çiçektir

Semadan sarkan yıldızlar gecenin bereketinde gizlenen ne ilmi güzelliktir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.05.2009 17:18
#420

Sen nasıl bileceksin hasretimi!

 

 

 

 

 

 

Düşündükçe ve öğrendikçe

Bilmek adına kitapları bir bir terennüm ettikçe

Yüreğime hıçkırıklar sökün ediyor, kendimi alamıyorum yaşlar boşalıyor

 

Dinlediğim aydın kimlikler

Takiyyeler içinde nefeslenen rezil rüsva kişilikler

Asliyeti terk ederek varlık adına sıfatlar uğruna maske kullanan ademler

 

Ne suçum vardıki hasrettim

Milli hasletletden her geçen gün yoksunlaşan çareyim

Kelimelerin birliğinden ve edebiyatın özgür kimliğinden feragat ettirilirken

 

Sekülerlik adına ihdas edilen

Pağan kültürüyle bezenip derlenerek akideyi dışlayanlar

Tahakküm adına iradelere hukuksuzluğu reva görmek ve yargı adına çoşmak

 

Milletin birliğini harap ederek

Entrikaların karanlığında bozgunluğu yaşayarak kuçaklaşmak

Milletin iradasine ipotekler koyarak ve hizipleri artırarak kulvar kazananlar

 

Mağripten mal bulmuş misali

Ekranların rekllerinde alalanarak siyaseti ilmden ayırarak

Hükümsanlığı kurumsallastırmak adına ayalinin gözünü boyayan cahil zındıklar

 

Şehadeti istismar ederek

Milletin efradını çıkar hesabı uğruna hiçe sayan korkalar

İlahlık payesini kazanmak hırsıyla yasalar ihdas ederek milleti yok sayanlar

 

Kimliğin hakikatine müdrik olmadan

Milleti millet sayan örfü geleneği yozlaştırarak kaşıyanlar

Acziyete düşünce kuvvetin karşısında bükülünce tefrikaya sapıp aldanıyorlar

 

Efrat masum ve mahsun

İmanı hakikatler ve evrensel güzellikler fark edilmeyince

Şuur bilginin, akıl idrakin, irade zamanı deşifre eden aydın ademin gayretiyle

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.05.2009 17:20
#421

Ben sana ne söyleyim doktor!

 

 

 

 

Yıllarca kapında bekliyorum

Arzı edep ederek hal ikliminde eriyip tükeniyorum

Kalbi fakirliğim sebebiyle kimseye derdimin derinliğini zikretmiyor inliyorum

 

Derdin sahibine iltica ediyorum

Kudretin asıl sahibiyle hallenip hicranı anıyorum

Kalbimdeki solgunluğu, ruhuma avdet eden hüznü zemheriyle barışık yaşıyorum

 

Sen nasıl çare bulacaksın

Kalbin perdelerinden anlamadan ilaç mı yazacaksın

Hicranımı nasıl harman ederek hasatın bereketiyle ruhuma öteleri anlatacaksın

 

Ölüm korkulası bir sevda değil

Dirliğin içinde raks eden birliğin güzelliği davet eder

Toprak kabrin safhalarında hazzın sırrı ve sürurun icabeti aşksız kattiyen değil

 

Sabrın yumağından kanaat işlenir

Kalbin güzelliği idrak ile suhulete gebe düşlerin sevincidir

Vuslat kimlerin derdiyken kıymet iradede tercihlerin prangalarına hapsolan erktir

 

Ne olur sen aldırma serzenişime

Divaneliğimin akseden perdelerindeki sağanak düşlerime

Bir kulak ver tamburun hüzzam sesine ve kemanın tiz titizliğindeki gizemli tılsıma

 

Düşen yapraklar ruhuma yansır

Kalbimin hicran duvarları sancılarla vurgunlar yaşatır

Mevziler o an için aşkı anlatır, kalbim hüzün içinde solgun nefeslerle hakkı anlatır

 

Haklısın doktor zahirim sefil

Bilmemki şu fani dünyada garip halime kim olacak kefil

Düşkünler safındayım, ruhi arızalar canahındayım ve hadsiz serkeş bir hal içindeyim

 

Ezanlar kime ne anlatıyor

Aşkın saflığından dem vurarak uykularımı kaçırıyor

Kalbim acizliğiyle çırpınıyor, dilim sukutun çığlıklarıyla idrakime bilsen neler anlatıyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

SA
07.06.2009 22:55
#422

Mustafa Hocam, sizi burdan da takip edebilmek ne hoş.

İdrak'in bir yamacında birleşmek ne güzel.

An'ların an'lamlaşması ne manidar.

Kaleminize kuvvet, bereket.

Selamlar efendim.

MU
13.06.2009 16:08
#423

Eyvallah kardeşim...

Çok teşekkürler ediyorum...

Bilakis memnuniyetimi izhar ediyorum...

Sağlık ve afiyet dileklerimle selam eğliyorum efendim...

FU
19.06.2009 19:08
#424

yüreğinize sağlık

MU
19.06.2009 19:12
#425

Çok teşekkürler ediyorum...

Muhabbetle niyaz ile selam eğliyorum...

MU
29.06.2009 13:23
#426

Sabrı hedeflemeliyim!

 

 

Ne kadar sızlansam

Ve bir o kadarda nazlar içinde nefes alsam

Halimin perişanlığı ile ayyuka çıkan serzenişlerimle bağırsam

 

Neye kifayet edecek

Ve kim hilkatimin derinliğinden söz söyleyecek

Hareket ve kuvvetin hikmetindeki dirliği halimde birleştirecek

 

Direniş sabırla anlamlı

Akli ve kemali söz edişler tecrübeyle orantılı

Maksatsız nümayişler ve anlamsız tedhişler insanla utançlıdır

 

Bilirim halimi fakirim

Ve kelamın edebinden habersiz bir amadeyim

Kime nasıl bir söz edebilirim, haddinden habersiz bir sefilim

 

Annem ötelere göçtü

Babam saflığıyla meşhur bir muammaydı candı

Geriye kalanlar ne kadar anlamlıydı ve neyin derdiyle yaşadı

 

Efradım ayalim kandı

Muhabbet ekseninde şefkate muttali bir zamandı

Heveslerin derdiyle bedelleşen ve mefkûreye kiplenen kandı

 

Sosyolojik olarak anıldı

Tarihi tekerrür kime ne anlattı, zira horlanandı

Tefekkür kim için zarureti ikbaldi ve kim için iradeyi itibardı

 

Başarı varlık adına hazdı

Mana kimler için mutlakıyet olan en anlamlı aşktı

Ve sevda ne için vuslattı, Arasat kimliksiz ruhlar için şecaatti

 

Zaman can için bir etaptı

Yaşamak için avlanmak mahlûkat için bir ruhsattı

Lakin kalpsiz yürekler canavarlaşmış bir cerahat olarak anıldı

 

Cellât medenileşmiş kandı

Tetikler imana yönelmiş olarak şimdilik ne deverandı

Kim ne kadar haklıydı, mukaddesat niçin horlanarak dışlanmıştı

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.07.2009 19:10
#427

Dinmeyen hıçkırıklar!

 

 

Bilir misin ağlamayı

Gözyaşlarının refakatiyle bin bin dert yaşamayı

Hasretin sancısıyla dağlanmayı ve hicran içinde nefes almayı

 

Belki sana çok yakışıyor

Pencerenin kenarında sabrederek kanaate ermeyi

Bahtın dalgalarında ve baharın insicamında hazını koklamayı

 

Billahi dilemem kimseye

Dilim dirliğinden feragat ederek inim inim inlese de

Gözlerden boşalan yaşlar hissiyatımı dirilişe davet edecekse

 

Keşkeler şayet bereketse

Tesadüf hezeyanları manasız serzenişler için dertse

Aşk kalp için en deruni hikmetin bendinde alınacak nefesse

 

Dağlar bağrımda ağlasın

Dalgalar gönül ummanımda feryatlara neler anlatsın

Sema haykırışıyla rahmete bel bağlasın ve hakkıyla ulaşsın

 

Çocuk neye muhtaçtır

Analar hissiyatın bağrından kopan en mümbit cenahtır

Aşk rahmetin farkıdır, dirlik içinde sabırla yoğrulan hardır

 

Geceyle göçebelik

Kalbim teslimiyette bilemem ne kadar uykuyla ilişik

Zahirim dimdik, batınım lekeleriyle fevkalade bariz çürük

 

Olur ya buket sunsam

Cazibe için zahirimi katbekat donatsam ve alalasam

Ne olur aldırma kalbimin hicranıyla tanışık olma ve korkma

 

Unutma niyetinle hürsün

Edebinle zarafetin en müstesna şakıyan bülbülüsün

Kalbinde vuslatı hasretiyle anlamlandıran asudeyi payesin

 

İnanmak kanmak içindir

Kandıran bizatihi kendini prangaya vuran bir acizdir

Kalbi hissedişleri ne bilir, hevesleriyle bütünleşen fakirdir

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.07.2009 22:03
#428

Annem kim bilir ne haldesin!

 

 

Ne vakit bir ney işitsem

Pervazları okşayarak çığlık atan rüzgârdan geçsem

Hicranın sayfalarında bedbinliğimle yüzleşsem annem aklımda

 

Çok çaresiz ve sessizdi

Son nefeslerinde her şeyden habersiz ve renksizdi

Müteretlik kuşanmış ve kaygıyla iç içe kalan nefesle şevksizdi

 

Çaresiz başucundaydım

Elim ayağım bağlanmış durumda kaskatı kalmıştım

Aldığı darbelerle ve mecalsiz haliyle şuuru kapanmış vaziyette

 

Yolun ortasında yatıyordu

Kazaya sebep olan zanlı korkuyla barışık zavallıydı

Kalabalık nüksetti, can havliyle sesler kelimelerle derlenmişti

 

Sen bunlardan habersizdin

Yanında en yakınlarından uzakta çaresiz nefestin

Fakülteye getirilmiştin, habersizlik içinde takviye teneffüsle

 

Tespit ve teşhis için bekliyor

Başındaki doktorlardan habersiz öylece inliyordun

Haber gelir gelmez can havliyle koştuk ama farkında değildin

 

Gözlerinin içine bakamadım

Her nasılsa kendimi tutamadım ve için için ağladım

Vakur olmalıydım, sükûnetimi korumalıydım lakin hali dağladım

 

Nihayetinde bir acil servisti

Ne gelenler ve ne de giden eksikti telaşa içindeydi

On yaşlarında bir çocuk geldi ve hekimler acilen seni terk etti

 

Sen çok zor nefes alıyordun

Ben başucunda halini temaşa ederek dua ediyordum

Kırılan her yanını hayıflanarak hekimlerden imdat bekliyordum

 

Lakin hissediyordum gidiyordun

Acizliğimle kalbimi baş başa bırakıp öteleri diliyordun

Ben yanındayken, vedalaşmayı beceremesem de hissediyordum

 

 

Mustafa CİLASUN

AL
09.07.2009 19:52
#429

Muhteşem bir ruh fışkırıyor!

Çok seviyorum şiirlerinizi.

Yalnız bir ricam olacak :)

Yarışmada sizi de görmek isteriz. Yarışmak için değil bu ruhu bide Üstad için fışkırtın.

Selametle...

MU
10.07.2009 15:30
#430

Eyvallah ...

Çok teşekkürler ediyorum...

Lakin kalbi fakirliğimi biliyorum...

Halime avdet ederek sizlere niyaz ediyorum efendim...

MU
10.07.2009 18:16
#431

Hayaline razıyım görebilsem!

 

 

Ruhumun sızılarıyla baş başa

Ve kalbimin hicranıyla kaldım yalnız başıma

Her ne kadar umudun solgunluk içinde halimi yorsa da

 

Bir kez kalbinde misafir olayım

Yalnızlığımdan kurtularak hasretini unutayım

Nefesini kuşanayım ve serzenişlerinle baş başa kalayım

 

Yokluğunda neler yaşıyorum bilsen

Girdaplar içinde nefesimden acıyla söz etsem

Senin kelamınla serinlesem ülfetinle mütemadiyen gülsem

 

Tutuldum bir kez çaresiz hastayım

Sensizliğin kadrinde yaslar içinde niyazdayım

Sancıların dalgasında ve umutlar sayfasında sana ulaşayım

 

Ne yazarsam yazayım hasret kokuyor

Kalbim hicranın sızısıyla sarhoş olarak ağlıyor

Ney bağrımı dağlıyor, ut hüzzam çalıyor, keman sızlatıyor

 

Nağmelerin bendinde dilim ağdalaşıyor

Takatim azalarak ufuklarda çaresiz dolaşıyor

Kalbim seni arıyor, ruhum hazzını kuşanıyor ve göz ağlıyor

 

Ne yaptım, kim için bahtımı karattım

İlmek ilmek sabrı kuşandım ve kanaati andım

Ömrümün payesinde seninle anlamlaştım ve öylece yaşadım

 

Artık anladım ses vermiyorsun nefeste

Nameler dirliğinde ki heveslerin şenliği çekilse de

Hasret dağarcığımı dağlasa, kalbim hüzün içinde hıçkırsa da

 

Gönlümün ummanında sana bağlıyım

Haykırışlar içinde sukutumla yaslar içinde hastayım

Sağanakların bağrında niyazdayım, rahmetin bendinde aşığım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.07.2009 17:40
#432

Gül dikeniyle güzeldir!

 

 

İnsanız aday olmakla sınırlı

Fakat hilkatimizde beşer naifliği zamanda saklı

Akıl ve gönlümüz zahir ve batın zaviyesinde nelere yabancı

 

Çocuklar kalpleriyle yol alır

İnsan akıl ikliminden dem alarak idrake uzanır

Kul olmak kime kalır, inanmak kalbimizi fevkalade aydınlatır

 

Ne kadar gayretse niyet asli

Hürriyet olmazsa ruhum ne kadar arafa tabi

Aşk bizatihi kalp için derlenerek insan kimliğinde namütenahi

 

Çevirme yüzünü korkma yürü

Cihanın her yerinde dinmiyor güldürünün türü

Vicdan safiyetiyle ihsan ve ihlâs neden horlanır bilsem türlü

 

Hakkım olan yaşamak haksa

Bin bir türlü dert halimle barışık olarak yaşasa

Hakkı olmayan insan bir başkasını yargılamasa ve kul utansa

 

Nereye gidiyorum biliyorum

Ötelerin serinliğinden dem alarak ürperiyorum

Kul hakkı için neden fakirleşiyorum, kalbime hicran ekiyorum

 

Neden düşünerek söylemezler

Hezeyanlar içinde aziz nefeslerini tüketirler

Beşer kaldıklarından habersizler ve insanlık için alay ederler

 

Her şeyi bilmek mümkün mü

Biraz düşünmek için sukut etsen sana zül mü

Ruh için kalbi şükür tefekkür ikliminde özgürlüğe götürür mü

 

Ne dersen de bana aynayım

Lafazanlık indinde biliyorum yok senden farkım

Lakin sancılar içinde kıvranmaktayım zira sevgine ihtiyaçlıyım

 

Bir tebessüm için davacıyım

Muhabbet olmayınca yabancılık yıllara sâri sızım

Ey benin can yoldaşım, hoşgörün için kalbine ram olan hancıyım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.07.2009 13:04
#433

Artık gidiyorum buralardan!

 

 

Ardım sıra baktığımda

Her ne kadar yüreğim dağlanarak acıyı yaşatsa da

Aşk kalbime sancıların serencamını anlatıp ruhumu hazla kuşatınca

 

Neyleyim selam vermesinler

Zanlarla gülümseyip halimle alay etsinler nefesler

Hiç hamiyet göstermesinler ve nefesin azizliğine aldırmayıp gitsinler

 

Ben kendi kendimle davalıyım

Ruhumda feveran eden hırçın dalgalarla gamlıyım

Ve nefsimle belalıyım, hakikat bendine ihtiyacı bulunan bir insanım

 

Kime ne derim, sefilliği bilirim

Kalbi fakirliğimle nefeslenirim, ruhumda halsizim

Solgun umutlarımla toprağı özlerim ve anılarımla yüzleşip üzülürüm

 

Ne kaldı geriye baksam hasret

Amma lakin bu mümbit ülfet kimler için bir dert

İhsan kalbim için zaruret ve ihlâs ruhum için edep içinde bir nimet

 

Aşk sevilene seslenmez, üzemez

Sevilen için her hangi bir basireti gerekli görmez

Seven kalp için inşirah dileyerek umuda küsmez ve hazzı terk etmez

 

Hicran yetiyor işte her nedense

Ruhum prangaların eşiğinde özgürlüğe meyletse de

Kalbim kendi ikliminde ve aşkının müstesna güzelliğinde asudeleşince

 

İşte o vakit beşerlik azat oluyor

Kul olmak letafeti yetiyor ruhu iştiyakla kuşatıyor

İnsan olmak kemali yeti arzuluyor ve edep dirliğinde hilmi salıyor

 

Aşk seni kalbinle nazar ettiriyor

Zanlardan kurtarıyor ve inayet için azmettiriyor

Feragati önceliyor ve takvayı gözler önüne sererek seni yetiştiriyor

 

O vakit hakikat seni anıyor

Kalbin aşk ile hakkı zikrediyor suhuleti diliyor

Vuslat erişilmez olmaktan çıkıyor ve seni muhabbetle davet ediyor

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.08.2009 12:21
#434

Yaprağın sessizliğinden hale!

 

 

Ne kadar çok şey anlatıyor

Nazarların ikliminde tevazuu sabırla soluyor

Sadece anlayana bakıyor ve hilkatinden ayrılmadan aşkı yaşıyor

 

Nihayet mukayeseye giriştim

Ruhumun derinliğinde eriyerek fakirliği hissettim

Kalbime yöneldim ve iradei tercihlerimle sefilliğime boyun eğdim

 

Ruhum hicran içinde yoruyor

Kalbim sahibinden uzaklaştıkça sinem boğuluyor

İdrak sahifelerim daralıyor ve hüzün yaprakla anlamlaşıp bakıyor

 

Artık çare adına her ne varsa

Başım mütemadiyen ağrısa da irfanım olmayınca

Kanım damarlarımda aşk için o ana kadar ahvalime neler anlatırsa

 

Özümde ki sözümü hatırladım

Lakin idrake muhtaç bilgileri ruhuma tevdi ettim

Kalbimin açlığını hissettim ve hasretin izlerini ruhumla yüzleştirdim

 

Yaşamak kul olabilmeyi anlamak

Lakin hikmetin bendinde ki hilmi kuşanarak bakmak

Kimseyi yargılamadan rahmetin bekleyen güzelliğinde aşkı solumak

 

Kim ister katmerli çileyi yaşamak

Amma lakin hikmetin pervazlarında kanaati anmak

Kısmetin dirliğinde iradeyi baş tacı yaparak aklı ön plana çıkarmak

 

Saçlarım yapraklar misali düşüyor

Gözlerim fersizliğiyle kudreti resmederek gidiyor

Dizlerim takatsizliğin refakatiyle toprağın azminde zamanı örüyor

 

Ruhum aşk için sessiz figan ediyor

Nefsim parazitleriyle kalbime hükmetmek istiyor

Kimse suhuletten söz etmiyor ve koşturmalar ruhumu dinamitliyor

 

Özlemim dost nefeslerin güzelliği

Muhabbetin en bariz özelliği bilirim feragat birliği

Aşk seferberliği ve ötelerin okunan sahifeleri ruhuma ezan sesleri

 

Ne denir ki yaprağın halis haline

Hilkatiyle barışık olan sofiyane güzelliğin erdemine

Nefsin heveslerinden ilham alan aşk fakirlerinin anlamsız hallerine

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.08.2009 20:54
#435

Kopma sabırla anlat!

 

 

Evet, ne kadar haykırsan

Halin dilinden anlayan için sukuta sarılsan

Ruhundan kopmadan ve kalbinden uzaklaşmadan anlat

 

Meseleler bilirim tükenmez

Kalbiyle barışık olan ruhun ikliminde küsmez

Nedenler için keş kelerle vakit geçirmez ve gücenmez

 

Mütemadiyen konuşma

Suskunluğun orucuyla niyetini ne olur bozma

Hakkın ne olduğunu anla ve hakikat için kulu sorgulama

 

Nerden geldik gidiyoruz

Neden zamanı anlayarak nefesi tüketmiyoruz

Aşkın deminde mutabık kalıp sevgiyle aşkı solumuyoruz

 

Ne diliyorsan senindir

Bilmem ki umudun köleliği kimler için zelildir

Gayretin gerekçeleriyle muhkemdir ve erdem fazilettir

 

Nefsim aşka yabancıdır

Ruhum aşk için hancıdır ve kalbim duacıdır

Lakin nasip mukadderat için sabrın harcıdır ve ilhamdır

 

Bilmem ki meramım nedir

Halinden akseden güzellik gül için laleye aittir

Merakım zabittir ve gül dikeniyle uzlet içindedir şahittir

 

Mısralar dökülüyor halden

Kelimeler nedenler derdiyle serdediyor kalpten

Ruhum iklimiyle derdin inhisarında kederden ve hüzünden

 

Bilmem ki ne vakit anlarsın

Dirliğim için niyaza sarılarak selamını salarsın

Vuslat için yanarsın ve halinin deminde aşkını sayıklarsın

 

Hicran ruhumu dağlasa da

Kalbim hüzün içinde inşirahı umarak yorulsa da

Umudum yarınlarda ve aşk çilenin yolunda anılan olunca

 

Artık bir nebze olsun anla

Kalan takatim ve fersiz gözlerim böyle aransa da

Dilim kendi halinde ahvalimi sorgulasa da yinede yorulma

 

Kal sağlıcakla ve umutla

Ruhundan hasrettiğin meramın kalbimi korkutsa da

Ziyanı yok geldiğin gibi git sürurla ve kalbinin yolculuğuna

 

 

Mustafa CİLASUN

EM
18.08.2009 17:40
#436

değişik bi tarzda yazıyorsunuz çok hoş şiiirleriniz yüreğinize sağlık

MU
18.08.2009 18:08
#437
değişik bi tarzda yazıyorsunuz çok hoş şiiirleriniz yüreğinize sağlık

 

 

 

 

 

Kalbi fakirliğimle hemhal olan bir canım...

Edebin güzelliğinden şevk alan hicranım...

Muhabbet için gayret eden hazin sancıyım...

İştiraklerinizle anlamlaşırım ve size duacıyım kardeşim...

MU
08.09.2009 13:42
#438

Üşüten zaman!

 

 

Su misali akıyordu

Suskunluğun orucuyla anlayana neler anlatıyordu

Ruha temaşa ederek kalbin enginliğinde idrake selam yolluyordu

 

 

Ne kadar anlıyordum

Hakikati anlamak için nelerin gayretiyle soluyordum

Nara atan sarhoşun, mekansız garibin, azıksız fakirin nefeslerini

 

 

Neden inayet için acizdim

Niçin acılardan yorgunluk duyan sefildim bir bilsem

Arkamı dönüp giderken, vicdanımın sancılarından feragat etsem

 

 

Nefesin müddetini bilsem

Hakikatin serinliğinde faziletin perdelerini bir çeksem

Ruhumda muhabbetin feyziyle nefeslerimi bereketlendire bilsem

 

 

Kendini bırakmış fakirin

Kalbi sancılar içindeki aç sefilin dertlerine ram olsam

Ruhum için hak olan orucu kalbimle yaşasam ve ayılarak baksam

 

 

Kainatı zerreleriyle solusam

Dervişin vecdiyle zikre koyulsam ve aşkı sürurla koklasam

Arifin ihsanıyla insanı anlasan ve temaşa ettiğim ayetlere kansam

 

 

Bilmiyorum çok mu istiyorum

Hasredemediğim gayreti neden ve kimden esirgiyorum

Kime gidiyorum ve bilinçaltıma neden bu kadar bağnaz bakıyorum

 

 

Yaşamak nefesle barışık olmak mı

Sıhhatsiz olmak nedenlerden içtinap ederek kaçmak mı

Yolun selametini ve yolcunun akıbetini şuurla okuyup anlamak mı

 

 

Artık uzaklaşıyorum yazmaktan

Kaçıyorum yazmayı serdetmek için uykuyla yorulmaktan

Dostların hamiyetli nefeslerini duymak için gayrete soyulmaktan

 

 

Bin bir bahanesi var meramın

Her ne hikmetse bir türlü anlaşılamıyor bahtsız olan melalim

Tanımadığım ve kalbimde ulvileşen hakkaniyetli dostların hazzıyla

 

 

Bir zaman diliminde olmak üzere

Mazeretimi mazur görmelerini istirham ediyorum kederimle

Unutmak en kolay maharetimizdir, fakat anlamda kaybolmak elemdir vesselam

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.09.2009 18:08
#439

Ruhumun nezaketi!

 

 

Düşünmek zorundayım

Onunla hem hal olarak muarızlardan korunmalıyım

Kalbime sormalıyım, yol aldığım zamanda hakkaniyet solumalıyım

 

 

Oysa kendi sessizliğinde

İnşirah içinde ki güzellerle mülteci kimliğimde benle

Anlatılan ibretli hikayelerde ve zahir dirliğinde kaybolan benliğimde

 

 

Ey aşk nerdesin bir demsin

Halin saltanatında sukuta çekilen ne mübarek bir erksin

Ruhumda muazzam bir derinliksin ve umutlarımda süruru kadimsin

 

 

Bilirin kendi halinde ilksin

İnsan kimliği için bahşedilen imtihanlar eşiğinde eşsisin

Mütemadiyen saflık içinde sadakate uzanan zafersin ve fakat latifsin

 

 

Neden hiç anlaşılmaz sızısın

Badireler içinde nefesleri düşleyen yakınsın bazen de harsın

Ne için halime acımadan duramazsın ve son umuda kadar yanımdasın

 

 

Aldığın emir neden bağlar

Niçin analar mütemadiyen sağanak olarak hicranla ağlar

Dağlar neden masum bakar ve kimler için yağmurlar toprağa aşk koyar

 

 

İnsan, adam manasındadır

Adamlık hakka yakınlık ile alakalı olan müstesna cenahtır

Yürekten maada, kalp inkişafıyla ferahlıktır ve ruhum akıbet için vardır

 

 

Kim derdimi anlar ve anlatır

Muhabbet arz içinde mutlakıyet içinde bulunacak tavdır

Yoksa aşk niye vardır, feragat rüknü kim için efdaldir ve vuslata namdır

 

 

Neden gariplik benimledir

Halimden kes rest eylediğim hezeyanlarım kim için demdir

Yazmak bahşedilmiş güzelliğin muvazene içinde ki ahengidir ve aşk iledir

 

 

Belki kimilerine göre gariptir

Lakin beyan ettiğim garipliğimden sudur eden fakirliğimdir

Vasıf ehliyetli nefeslerin sermayesidir ve hamiyet muhtaçlar için efdaldir

 

 

Ne biliyorsam ne hissediyorsam

Sensiz ne kadar mümkün, sessizlik tensellikte çok rüküştür

Varlık ikbalinde iraden sana kefildir ve kalbim senin izinde bir neferdir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.09.2009 18:32
#440

Kalbim bizar olunca!

 

 

Ne dinlediğim su sesinsen

Ve nede tefekkür eylediğin gecenin güzelliğinden

Ruhunda feveran eden şiddetli sancılardan bizar olarak nefeslendim

 

 

Gün içinde ve şahitlerce

Hemhal olduğum dostların muhabbetleri olunca

Kederimden vazgeçerek, düşünmenin inciklerinde böylece serinledim

 

 

Kalbimi burkan sızıdan

Ruhumu acıtan kuruntulardan azat olmak istedim

Ve kuytu köşelere çekilerek, yeşilliğin bağrında nağmelerimi dinledim

 

 

Ney sesiyle sürura erdim

Bahtımın inhisarındaki hikmetleri tefekkür ettim

Sukut ederek sabrın asudeliğinde muhayyilemi derleyerek nefeslendim

 

 

Neden sevgiye çok açtım

Muhabbet hırkasında kanatsız kalarak acındım

Kime ne yaptım, kendi halinde sancılar yaşayan abdiaciz kalan candım

 

 

Bu demde neler hatırladım

Aşk acısıyla devran olan nefesleri ibretle andım

İşte o zaman, bir halime baktım ve birde umutlarıma uzandım ağladım

 

 

Mutlaka aidiyet mi gerekiyor

Teslimiyet şayet hakka olacaksa neden dışlanıyor

Efendimiz ne diyor, kimler duyarak ivazsız olarak muhabbeti esirgiyor

 

 

Çalışmak beni yormuyor

Anlaşılmazlarla kahrolmak ruhumu solduruyor

İşte bu vakit muhabbetim sorgulanıyor ve nüfusa göre makam veriliyor

 

 

Oysa ben garibim bilirim

Kimselerden bir şey istemeyecek kadar sefilim

Kendi halime iltica ederek, ahvali mide kalbimin sahibine havale ederim

 

 

Nitelikli nefeslere gıpta ederim

Niyazımı peşinen arz ederek selamı gönderirim

Sadece samimiyet beklerim, ruhun aidiyetiyle hemhal olunmasını dilerim

 

 

Varlığın saltanatından ürkerim

İnsan kimliğinde vaaz edilen iradeyi öncelerim

Yoksa yaşamak adına beşerliği neyleyim ve bilinçsiz nefesle nereye gideyim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.09.2009 20:47
#441

Söyleyin kime muhtacım!

 

 

 

Ruhumun alcığından

Kalbimin darlık içinde sancılarla çırpınışlarından

Halime tebarüz eden ön yargılardan ve zanlardan kime sığınayım

 

 

Kimin huzurunda anayım

Ruhumu ve kalbimi sahibinden emin olarak varayım

Nefsin labirentlerinden ve irademde ki acizlikten nasıl kurtulayım

 

 

Bilincin var iken tercihim

Maslahatlar içinde ki sefilliğim nereye kadar yetecek

Nefesim müddeti içinde hangi vakit tenimden vazgeçerek gidecek

 

Ruhumun iltica kimliği

Kalbimin bağnazlığında ki kararan kimlikle dirliği

Kime arz edilecek ve affı mağfiret talep edilerek umutla yeşerecek

 

 

Ey rabbim sen bilirsin

Ve sen bizzat ruhumun kefilisin ve kalbe erişensin

Yıllara sari talan kimliği refakatinde anlamak ve idrake ulaşmak

 

 

Muhabbetsiz melalin

Lafazanlık içinde can çekiştiren zevatın ibret hali

Ayyuka çıkan niteliksiz nefeslerin girdaplı yolları sana açılandır

 

 

Deryanın uysallığında

Gecelerin mağrur tevazuu sağanağında sen varsın

Zaman senin adına aşka kapı aralayarak hakikatleri haykırırlar

 

 

Masum nefesler senin

Ve mahzun çehreler elleriyle sana doğru yol alırlar

Halimin sefilliğinde ve farkı fark etmeyen dirliğiyle sana ağlarım

 

 

Efendimin kimliğinde

Onun cihanı kuşatan serin nefesleriyle ve gül ile

Sana yakarırım ve yalnızca senden yardım dilerim ve seni anarım

 

 

Kalan takatsiz nefesimle

Dostlar için niyazı vecibe bilerek hayırlar dilerim

Vesileler içinde bir gün olan kadir gecesi için niyazın kebiri derim

 

 

Küskün ve dargınlar için

Kalbi ferahlık ve inşirah dileyerek affını isterim

Kalbimin sahibi olarak sana kulluğumla hürriyetin hazzına erişirim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.09.2009 13:31
#442

Diriliş senfonisi!

 

 

Nice umutlar ekiliyor

Kalbim dirliğinde mütemadiyen neler biçiliyor

Ruhumuz el aman diyor ve fakat bu hakikati bilsem kimler dinliyor

 

 

Geceler ahirden akar

Gündüzler idrak sağanağında bestelerini yapar

Gözyaşları kalbin ikliminde, sancılar içinde vuslatı bağrında koklar

 

 

Hicran kim için yanar

Bahtına küskün olanlar kimler için ağıtlar yakar

Aşk maksut için ruhun servilerinde aranmak için kimin halini yoklar

 

 

Vicdan safiliğinde bir nazar

Vildanlar rey yanlar içinde hakikati içinde saklar

Kimler anlamak için merak kavliyle ve hilkat nazarıyla hüzne bakar

 

 

Ey gelip geçen sakin yolcu

Kimler emaneti tevdi edenleri hakkıyla bir sordu

Bağlar bozuldu, asmalar üzümleri sofralara kondu ama ne unutuldu

 

 

Kalpler umutla yeksan oldu

Ruhun mümbitliği kimlere dert olarak aklandı

Müşfik gönüller hamiyeti kuşanarak, himmetini mahzunlara sakladı

 

 

Ne söylersen yine durma de

Kalbim pervazlarında asla direnmeden geçme

Gönül penceresinde vicdanın sesiyle muhabbeti esirgeyerek de gelme

 

 

Nefsin galebe çalıyor hisset

İradenle tercihlerin muvazenesini de ikmal et

Mağfirete rağbet ederek nitelikten feragat etmeden basireti sen hak et

 

 

Müfredat aldatan olabilir

Fevkalade desiseler kalbin çilesinde zarurettir

Akıl kim için azimet cenahında seni bekleyen suhulettir ve ibrete erktir

 

 

İmkanlar sana sunulandır

Hakikat ise bizatihi kalbinde nizamı bulmaktır

Ruhun özgürlüğü kimseye kul olmadan yaratan için divana durmaktır

 

 

Aşk bilen için bir sancaktır

Kalp ancak onun süruruyla aklaşan cenahtır

Vuslat kimler için saklanan fevkalade inşirahtır ve müminler için farktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.09.2009 14:24
#443

Ey aşk!

 

 

Varlığımın tüm cenahlarında

Kadrinin vaaz edilen pervazları arasında hep varsın

Kim için umut sahifesinde anlamlaşan hakikatsin ve müthiş farksın

 

 

Seni anmak e anlatmak haktır

Hak hakikat için muhabbeti hasredilen yegane tavdır

Sevda, gönül ikliminde dinmeyen bir hardır ve senin deminle vardır

 

 

Seni anlamak bizzat yaşamaktır

Tensellikten kurtularak nura gark olmak bir zanaattır

Nefesler,müddeti içinde tevdi edilen, zamana mebni olan seyahattir

 

 

Şayet sen kalple kavilileşensen

İnsan kimliğinde namütenahi müstesna bir güzelliksen

Hak adına ram olan kuvvetin derdinde ve denginde faziletsen çık gel

 

 

Bilmem ki neye tekabül edersin

Kimin kalbindeki teslimiyete meylederek zuhur edersin

Hakkın ihsanını nasıl tevdi edersin ve kararan kalbime deva sunarsın

 

 

İnsanlık aç ve nelere muhtaç

Bilinç uzaklaştıkça, muhabbet kimler için zaruri ihtiyaç

Kul olmak sana muhtaç ve senin sağanağında vuslata susamakta fark

 

 

Ruhum asudeliğinde korkak

Kalbim varlık namına maslahatlarla uğraşan bir cenah

Sensiz yaşamak ne bir fark ve ne de bir sanat, kitabi olmak aşkla ancak

 

 

Temaşa ettiğim hakikatsin

Sen anıldığın her yerde lamekansın ve çileyle anılansın

Muhabbet ikliminde vazgeçilemeyen sadakatsin ve nasiple çok alakalısın

 

 

Neyleyim nefsimle iç içeyim

Terbiye ve tedavi manasında sefilleşen bir abdiacizim

Dervişlik namına kederdeyim ve tak iyeler bendinde fakirleşen bir nefesim

 

 

Efendim için hasret çekenim

Özlemi içinde divaneleşen aciz nefes olarak kefilim

Kim için niyaz ederim ve önyargısız nefesler için aşkın bizatihi adresi derim

 

 

Ey hak, seninim ve bilirim

Kalbimin derinliklerinde sensizlikten imtina ederim

Ruhumun ikliminde verdiğim sözün ahinde sabitim, acizliğimle affını dilerim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.09.2009 11:32
#444

Anam ağlıyormuş!

 

 

Ne deyim ve kime ne söylerim

Bir evladın bahtından nasıl bahsederek nefeslenirim

Halimimin derinliğine çekilerek, hüznün vadisinde çaresiz nefeslenirim

 

 

Annem ötelerin iklimindeydi

Bir mahzunluk içinde sessizliğine çekilen hak nefesti

Kendi halindeydi, kimsenin ahvalinden söz etmeyen çaresizliğine erendi

 

 

Tevekkel bir can olarak gitti

Garipliğin muazzamlığında sukuta çekilen bir çileydi

Henüz beş günlükken, anne şefkatini tatmayan hicranlı kalbin sahibiydi

 

 

Ömür hikayesi çok hazindi

Kim gıyabında anarsa onu fevkalade niyazlar ederlerdi

Lakin nazarlarına mahzunluk hakimdi, siması yıllara sari renkler verirdi

 

 

Garipleri nedense pek severdi

Onların içinde, şevke kapı aralayan erenlik içinde nefesti

Sofrasını paylaşmayı çok isterdi ve bir yetim aklına düştü mü çekip giderdi

 

 

Oğlum derdi; kimseye sataşma

Her kimin ne kadar hırsı varsa, sancıların tuzağında ağda

Her nefesinde hayır dile ve teşebbüslerinde niyetini kavi eyle ve ondan dile

 

 

Kalbinin sahibine kul olmazsan

Kime kul olduğunu anlamak için beyhude uğraşa dalma

Geldik ki gideceğiz, ama lakin vuslat için kimden şefaat dileyeceğiz unutma

 

 

Anlık kudret, emaneti asliyedir

Kime ait olduğunu bilmeyen, ruhundan müstağni değildir

Hissiyat, vicdan muadilinde bir gerekçedir, yoksa mesnetsiz ağıtlar değildir

 

 

Annem çaresizliğime bakıyordu

Gözlerim bağnazlık içinde uykuya dalıyordu ve kalbim ah…

Ruhumun sahifelerinde kaybolmuşluğumu yüzüme haykırarak anlatıyordu

 

 

O anda, kan ter içinde uyandım

Sabah ezanının saba bakamıyla hazzına ulaşarak kalktım

Ve uzun zamandır hem hal olamadığım anacığımı rahmetle yeniden andım

 

 

Halimin sahifelerini araladım

Ruhumun lekeleriyle temayüz ederek secdeye kapandım

Ve kalbimin sahibine el açtım ve fakirliğimin nezdinde acizliğime uzandım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.09.2009 12:40
#445

Temaşa ederken!

 

 

Kıyamam aşiyanda inleyene

Can havliyle nefes nefese kalbine eren kimliğin rengine

Ruhunda sancılar birliğiyle sabrı seçen sevgiliye ve çileyle barışık enginliğe

 

 

Koş durma!Aşka ram olmak için

Yıllara sari kirlilikten kalbin iflaha ermesi elbette ki seçim

Ruhun inhisarında ve vaat edilen akdin hazzıyla muhabbete erişmektir geçim

 

 

Durma ne olur, hakkıyla bir düşün

Mütemadiyen anlamsızlık içinde koşturmak mı senin işin

Öncelikle anla, arayıştan kopma, ve sağanakların çeşitliliğiyle feragati kokla

 

 

Vesileler senin için tercihi urbadır

Hangi niyetle kuşanırsan ayanı haktır, vakti sanat kılmak farktır

Nefesi idrak muvacehesince kullanmak ve aşkın hasretiyle savrulmak haktır

 

 

Her kim ne dilerse,aşksız ne çıkar

Aşk halin demiyle ruha erişmeyince bir zevki hazdır

Oysa sevdayı harıyla yaşamak asliyen için mutlaktır, senin toprağında vardır

 

 

Biçareliğimle ben sana muhtacım

Kalbinin müstesna güzelliğinden neşet edene açım

Bir bilsen ne kadar hasretin çeperleriyle uğraşan sefilliğimle el açan bir canım

 

 

Ha ne olursun muhabbetle gel

Sana bahşedilen hamiyetin harmaniyle kalbinle sel

Sadakatin mertliğinde, samimiyetin ihsanıyla ruhun inşirahıyla sen selamete er

 

 

Bırak artık durağanlığı ve acıyı

Kalbinde mütemadiyen tazeliğini muhafaza ettiğin sancıyı

Savunma artık hamaset indinde var olan hıncı ve ruha sızılar yaşayan kalaycıyı

 

 

Gül neden deminde bir hazdır

Anlamayan gönüller için hicranı vicdan için vaazı tavdır

Laleler derinliğinde bir nazardır, mizan vuslat için fevkalade adaletli bir karardır

 

 

Gam değil tevazuu senin olsun

Hizmeti asliye kalbinde asudelik içinde hazır una sunulsun

Fazilet kapıda hazır bulunsun, her ihtiyaçlı nefes senin suhuletli aşkına ram olsun

 

 

Ölüm, kalbinde hazan olmasın

Önünde açılan sayfalar anlamsızlık için solarak yaşamasın

Nitelik azmin içinde muhakakak bulunsun, bilincin her halükarda yalnız bırakmasın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.09.2009 17:24
#446

Seni ne kadar anladım!

 

 

Evet,biliyorum ne yazık ki

İşte o vakit halime yöneliyorum ve çok ürküyorum

Sana karşı mahcubiyetimle eriyorum ve sessizliğime çekiliyorum

 

Oysa ne kadar sabrederdin

Enginliğini hasrederek hüzünle nefeslenmeyi isterdin

Kimseye şikayet etmezdin, derdin divanında kanaat içinde erirdin

 

Var olan kudretini bilirdin

Sadece sessizliğinle hemhal olan mürebbi kimliğinde erdin

Kimliğin azizliğinde kişiliğe vasıl olmak için hikmete tevdi ederdin

 

Şimdi yılların çilesini anarım

Suskunluğun orucunda senin kalbini hiçe sayıp dağlardım

Varlık içinde anlamı kaybolmuş bir can olarak sana çok muhtaçtım

 

Yıllar anılır ki fakirliğimde

İkram edilesi bir gül iklimimde neşet etmeyince ne hazin

Muhabbet ruhumdan kesp ederek kalbimin dirliğini huzur dileyince

 

Olmayanı nasıl verirdim

Sağanaklar altında yılara sari anlamlaşan bir derttim

İdrakimle kendime ettim ve senin vicdanında fevkalade bir illettim

 

Sadece dilemekle olmuyor

Aşk, muhabbetin dergahında çileyle suskunluğu buluyor

Sabrın fevkinde kalbe sürur doluyor ve ruhun özgürlüğe yol alıyor

 

Ne vakit bir çiçeği koklasam

Ve fevkalade yumuşak bir şekilde kavratarak baksam

İşte o vakit sen çıkıyorsun karşıma ve sessizliğin renkleriyle dinle

 

Çaresiz halime yöneliyorum

Solgunluğun pençelerinde nefeslenerek ürperiyorum

Ve hiç hakkım olmadığı halde, yine de senin şefkatine imreniyorum

 

Sana yalvarmadan edemem

Ve asla hakkını helal ette diyemem velhasıl sinerim

Serdettiğin kadri bilirim ve bu vesileyle nedense umutla nefesteyim

 

Gel ne olur kırılma bana

Her ne kadar kadrini bilmeden fevkalade kırdımsa da

Sen yinede aldırma ve rahmetin tecellisine boş ver deme ve gerilme

 

Sadece bir nebze dinle

Kalbinin serinliğinde seni bekleyen ahvali hissedince

Ruhunun ihtişamıyla meylederek sürur içinde hamiyetini teslim eyle

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.09.2009 18:34
#447

Nedenleri saklayacağım!

 

 

Ne vakit hissiyatım artsa

Şayet vesileleri hakkıyla anlamak mutlak olan zamansa

Boş ver gel sen nafilelerle uğraşma ve hasretin bağrında sakla

 

Bahtiyar olmak bir umutsa

Şayet niyetler nihayetinde hakkıyla duaya muhtaçsa

Gel sen avuntularla boş yere uğraşma ve o aziz nefesinle solma

 

Gözler kalbini anlatsa da

Amma velakin her ne kadar niyetin pek haliste olsa

Sen yinede, mesnetsizliğe asla bulaşma ve zevklerinle oynaşma

 

Baki olan bir şey varsa

Sakın ha ummanlar sağanağında asla nefessizde kalma

Gerekçesiz lafazanlığa dalma ve halin ikliminde içselliğini yaşa

 

Hani uzaklarda bakirlik var ya

Tınısı dahi mümbit bir koku olarak umutlarla yaşayınca

Hakkaniyet samimi teslimiyette ve kavli olan kalbin sahifesinde

 

Ruhun dirliği hakiki birlikse

Muhabbet, kalbin zaruretinde vazgeçilemeyen hikmetse

İşte o zaman düşünmek için biraz sabreyle ve öğrenmek meyliyle

 

Hani ne derler akıl asliye ise

Sermaye zaten halinde var olan kanaatin renginde şevkse

Sende biraz ihmal eyleme, nafile yere başkalarına asla gıpta etme

 

Bizzat sana tevdi edilene imren

Ve haline bahşedilen enginliğin ihtişamıyla aşkadır ibren

İdrakin fevkinde, irfanın feyziyle ihsan netliğinde baki muhayyilen

 

Onca zaman saklamıştım harımı

Kontrolsüz heyecan cenahında önüme sürülen serencamla

İbretamiz meramımla ve mefkuremin sağanağında bereketli umutla

 

Ruhumu teslim etmeden dem ile

Kalbimin sahibinden uzaklarda sefilliği yaşayan hiçliğimle

Halimde aşkın demini dilerim, hasretin netliğinde vuslatı hedeflerim

 

Gönlüme tebarüz eden şu fakirliğim

Acizliğimle netleşen niteliksiz ritimden solgun kalbim

Muhabbete meyleder ve yalnızca hamiyetli nefesleri özlemle seçer

 

Halin kadrinde artık kime ne der

Edebin kimyasından söz eder ve tefekkürü önceler

Muhayyilesiyle düşler içinde sürura ererek umutlar kuşağına meyleder

 

 

 

Mustafa CİLASUN

KA
15.10.2009 18:23
#448

Aşk,

Haldir,

Melaldir,

Ölmektir,

Hakta dirilmektir?

 

Mustafa Cilasun

 

 

Ağzınıza dilinize sağlık hepimizi HAKTA dirilenlerden eyleye AMİN.

MU
16.10.2009 15:06
#449
Aşk,

Haldir,

Melaldir,

Ölmektir,

Hakta dirilmektir?

 

Mustafa Cilasun

 

 

Ağzınıza dilinize sağlık hepimizi HAKTA dirilenlerden eyleye AMİN.

 

 

 

Efendim müteşekkirim...

Hürmetlerimle selam eder ve niyaz eylerim...

Kalbi güzelliğinize gıptayı nazar ederim ve sürur dilerim efendim...

MU
29.10.2009 14:17
#450

Al götür gittiğin yere!

 

 

Belki çok geç kaldım

Ve beklide sessizliğin içtenliğine sarıldım

Kim bilir yıllara sari uykusuzluğu bir marifetle kuşandım

 

Ne felsefenin nefesiyim

Ve ne de dervişliğin mümtaz bir neferiyim

Ben halimde bariz sefilliğin harcıyım, aşka da yabancıyım

 

Ne dünyanın yanması

Ve ne de canların haz iklimini kuşanması

Kalbime süruru bahşetmiyor aşksız yaşamak yaban geliyor

 

Ne rüya gibi uçan yıllar

Ve ne de ufuklarımda seyyahlaşan umutlar

Kalbimde yıllanan anılar ve ruhumda manalaşan satırlar var

 

Artık bir hesap sorun

Halimden habersizliğim anlayarak vurun

Ruhumun hilkatindeki saflığı bulun ve kalbime ne olur anlatın

 

Ey aşk sar beni harınla

Kuşat her halimi sancıların aşkı sevdasıyla

Yaratan rabbimin kulluk dirliğinde ve acizliğimin Kadrelerinde

 

Neylesin halimi hazan

Kalbim biliyorum ki sensizlik ikliminde noksan

İşte o vakit ruhum fevkalade perişan ve içimden çıkmıyor hicran

 

Sanki yaralı bir kuşum

Gönlü harap olmuş bir yolcunun arkadaşıyım

Yüreğimde pareleşen uhdeler için kiminle davacıyım ve duacıyım

 

Bir gün gülecek miyim

Sinemde derlenen efkarı kimlere sarf edeceğim

Çileyle sabrımı bileyeceğim ,vuslat için kalbi kanaate yöneleceğim

 

Hayır için niyaz edeceğim

Gönlümü inayet için hasrederek ecir isteyeceğim

Kimseyi şikayet etmeden ve kalbimle didişmeden ey hak diyeceğim

 

Aşkın diyarında nefesleneceğim

Gönlümü girdaplardan arındırarak zikredeceğim

Ve yarin sofrasında, acizliğimle boyun büküp affımı talep edeceğim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.10.2009 16:09
#451

Seslenen zaman!

 

 

Belki kulaklarım duymuyor

Beklide artık içim geçerek takatim yetmiyor

Lakin yıllara sari ihmal ettiğim kalbim ne diyor ruhuma sesleniyor

 

Ne eski halimden eser kaldı

Ve nede hazanın resmettiği solgunlukta haz vardı

Umutlarım sağanağında kalbim için sahibine uzanan bir heyecandı

 

Mavera nasıl anılır hissetsem

Kalbimi bilincimle iradi olarak rabbime yöneltsem

Zikrin anlamına erişerek niteliğe erişsem ve zihnimi ecirle süslesem

 

Sanki yalnızlık beni anlatıyor

Vaki olan hikayemi aleni olarak göz önüne seriyor

Fakat zaman artık derinliğin içtenliğiyle ruhuma seslenip el veriyor

 

Ne seyyahın haleti ruh iyesi

Ne de cadde boyu ter içinde nefeslenen hamalın ahı

İhsana erişemeyen mukallidin duası ve mahzun nefeslerinde hülyası

 

Sevgili ram olan ummandır

Hakikatin fütuhatında edep kalp için tevazuu hazdır

Bahar gönül ikliminde bereketli niyazdır ve aşk muhabbetin tadıdır

 

Hasret bağrımda cenahtır

Ancak hak ettiğim kadarda vuslat ruhuma yakındır

Aşk deryasında umut ezeli bir zamandır ve zamansızlık içinde hardır

 

Gönlüm yaralı deva umar

Lakin bilemem ki hikmet ne zaman ruhumu anar

Kalbim muhabbet için yaren dirliğinde sadakati keyifle umar ve arar

 

Gel gör kalbimin ıstırabını

Yıllara sari olarak gözlerimin susuzluk acısını

Halimde kalmayan edebin sancısını ve dost ikliminde varlığın acısını

 

Teslim edenim, bir abdiacizim

Sıfatlardan ari olan yorgun ve solgun fakirim

Dirliğimde aşkın hasretiyle nefeslenen zavallı sefilim ve niyaz beklerim

 

Ne satırlar ve ne de mısralar

Kifayet etmeyen zaman içinde eşiz hikayeler

Terennüm edilen uhdeyi haller ve sukut ikliminde hasredilen hasletler

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.11.2009 14:38
#452

Sinemin süruru senin nefesinle!

 

 

Yüreğimi buğulayan rüzgarın sesi

Halimde silinmeyen bir imge olarak bıraktığın ezgisi

Alıp götüren zaman türabında ruhumu okşayan şevki muhabbet abideydi

 

Her ne kadar nedensizliği ansam

Halimde uhdeleşen gerekçeleri sorgulasam haklıydın

Saklı bir zamanda ve gönlümün sayfasında anlamlaşan bir bahtı sabahtın

 

Ne solgunlaşan umutlarım vardı

Ve ne de hicran sürur toprağımda hazanlaşan sanattı

Zihnimin serabında ve kalbimin bahtı baharında şevkin haz sağanağıydın

 

Sükunetim nameler yazamıyor

Dirliğimde anlamlaşan sessiz çığlığımı kim duyuyor

Nazarım ufuklardan yoksun, mezarım umutlar dirliğinde fevkalade masum

 

Ha ne olur sessizliğinde bir duy

Edebin birliğinde ve kalbin dirliğinde naifleşen huy

Hasretin nefesiyle ve sukutun telvesiyle ruhumda umut içinde anlamını bul

 

Teslim ederim hakkıyla sefilliğimi

Edebe muhtaç fakirliğimi ve halinde anlamlı zarifliğini

Bir hamiyet göster ve nefesin sağanağında niyazınla halimde ülfetini göster

 

Sorma artık anma tarumar halimi

Yabanlaşan kalbi ahvalimde mahzun hicran nefeslerimi

Esen ahengin güzelliğini,sessizlik bestelerinde kaybolan aczi yet keyfiyetimi

 

Hakkındır sürur senindir bilirim

Lakin ahvalimde sancılar içinde mahzunlaşan nefesim

Kifayetsiz satırlarda ve hüznün bağbozumunda gözyaşlarıyla himmet bekler

 

Sen zaten nefesinle ahu revansın

Kalbin cenahında anlamını fevkalade koruyan meramsın

Yad ellerin tenha köşelerinde ve insan seli misali akan manzaralarda şevksin

 

Her yanım karanlık namına yalnız

Ruhum ayaz içinde artık her nereye baksam çok anlamsız

Aşk seninle ulviyete açılan bir bahtı, kulluk hilmince anlamlaşan yüce sanattı

 

Artık ne çare fevkalade yoksunum

Hikayeler ikliminde hazanla anlamlaşan sureti saksıyım

Öğretiler içinde, idrak ikliminde meraksızlaşan nazarın hamiyetine muhtacım

 

Kalbim sahibiyle vuzuha eriyor

Vesileler dirliğinde zarifliğinle edebin şevkiyle nefesleniyor

Hakkın teslimiyetinde ve ruhumun kefaletinde artık kalbim lekeleriyle yüzleşiyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.11.2009 16:14
#453

Ruhumda anlamlaşan zaman!

 

 

Kalbimin hicran seferberliğindeydim

Ruhuma temayüz eden hüzün sinemi daraltıyordu

Anlatmak ne kadar kabilse ve aksine ben sessizliğimle aşkı anıyordum

 

Yaşamak kalbi manada yol almaktır

Ruhun serüvenlerini sanatlaştırmak ise hakikattir

İdrak vesileler ikliminde demlenen vuslattır ve kul inayetiyle bir ihsandır

 

Tevdi edilen varlık emaneti mutlaktır

Aşk sevda baharında harlaşan merakla nazardır

Akleden için tevazuu mavera dirliğinde sabahtır ve sevgi insan için vardır

 

Şevkin sahifesi kalbin neşesindedir

Ruhuna yabancılaşan aşkı tenselliğe hapsedendir

Zaman mutlakıyet içinde anlamlaşan andır, derviş olmak aşkı koklamaktır

 

Aşkı sana soranlar olacak, de ki

Aşk, iradeyi inayet uğruna feragat ettiren sanattır

Zanaat sahibi inşirah rahlesinde sabırla demlenen bereketinde manasıdır

 

Muhabbet ahenk içinde anılandır

Kalbi manada hamaseti barındırmayan hakikattir

Heveslerde boğulmak ise, basiret dergahında ihsandan çok uzaklaşmaktır

 

Estetik zariflik namına tanınandır

Edebin içselliğinde ruhu okşayan bir badı sabahtır

Hakikati anlamak için uğraşmak ,nefeslerin mefkuresinde aşkı yaşamaktır

 

Yad ellerin dirliğinde ne beklerim

Hasretin birliğinde ekinlerimle hakkı nefeslenirim

Sadakatle dostluğu rahmet bilirim ve kalbimin fakirliğinde umudu beslerim

 

Varlık zaman içinde müddetlidir

İhsan ve inayet kulluk iksirinde bütünleşen erktir

Her vesileyle hilm teslimiyettir ve kudretin adresine tefekkürü mevt etmektir

 

Gün içinde tebessümle ram ol

Mütemadiyen umutlar birliğinde muhabbete tav ol

Gerekçesiyle niteliğe ulaşmak için iradenle zafiyetlerde kaybolmamak hak yol

 

Gel aşkı dirliğinde anlamlaştıralım

Zevkin zamansızlığında buharlaştırmaktan koruyalım

Ruhumuzla gülün kokusuyla yol alalım ve aşkı bu anlamda kalple barıştıralım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.11.2009 17:16
#454

Neden hazin bir hikayeyim!

 

 

Süreyya yıldızı hani nerede

Kalbim hicran ile nicedir sevdalı bir demde

Ruhum müddeti an cenderesinde ve umutların bereketiyle

 

Sus!Nedensiz nefes tüketme

Vesveseler birliğinde kalbinde hüznü yüceltme

Bilinmezlikte tükenme ruhunu yalnız girdabında çürütme

 

Nihayetinde şerefli nefestin

Sana tevdi edilen müddet içinde fevkaladeydin

Yabancılık sultasında neden kalbinle dertliydin bilemedin

 

Yüreğim kalbimden farklı mı

Ruhum insicamında neden aşkla hala hicranlı

Vahalarda vuslat sancısı, muhabbetten uzaklarda ne saklı

 

Merak, verilmiş bir saltanat

İzan aklı selim için şafakta umutla buluşmak

İdrak, bilinçle müsavi olan ortak ve kul ekseninde bakmak

 

Dilim ne kadar sussa da kalbim

Yanar dağ misali seyreylediğim elemli ahvalim

Hicranın nöbetindeyim ve aşkı yaşayanlardan nefesleneyim

 

Artık sayfalar efkarla dürülüyor

Müddeti nefes takatsizliğimle neleri hikaye ediyor

Her geçen gün halimde ki manzara hazan için gayret ediyor

 

Zira haksız! Kime ne söylüyor

Kelimelerin muvazenesinde halini hikaye ediyor

Sessizlik ikliminde ve kopan yaprağın hüznüyle nefesleniyor

 

Tefekkürün ahengiyle yüzleşiyor

Ölümün habercisiyle müddeti nefesi kim bekliyor

Hikayeler anlamı içinde değer buluyor ve ibretliyse okunuyor

 

Hazin gelen, kalbimi burkuyor

Mahzunluk yüreğimde neyin sancısıyla ağlatıyor

Mavera ruhumla dertli, kalbim nefsimle kederli ve çok ibretli

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.11.2009 13:41
#455

Sana ilk kez yazıyorum!

 

 

Nedendir bilemiyorum

Ruhi inhisarımda demlenerek nefesleniyorum

Bazen kalbimi dinliyorum ve bazen de vicdanımla restleşiyorum

 

Nefesin izlerinde acıyım

Seslenen zaman dirliğinde elhasıl halimle davacıyım

Neden bu kadar kalbime yabancıyım ve şefkatsiz toprağımda sancısıyım

 

Nazarımda hazan başka

Temaşa eğlediğim hatıralarım şimdilerde suskunlukta

Sessizliğin türabında anlamlaşan mezarda, aşkımı gözyaşlarımla andım

 

Her ne kadar ummasam

Yüreğimde taşları bir kor olarak hüznümle koklasam

Artık sama anlatamam ve melalinin ahında bilirim ki hiç anlamlaşamam

 

Bıraktım halimi rüzgara

Mavera dirliğinden bahseden hicranın pervazlarına

Kimliğimi anlamlaştıran zafiyetlerimle bahse konuda olmayacak irademle

 

Ah ne söylerim ki sana

Vahaların hasret muştulayan aşkın salasında hazla

Bilme ki çıkar mıyım artık kalbi sürurlu sabaha ve vuslatın hüzün niyazıyla

 

Kıymetini bilmek aşk ile

Sevdanın rüknünde nefeslenmek emanet manasıyla

Muhabbete erişmek ve ihsanla nefeslenmek kastıyla niyazım ebedi sen anla

 

Her nasılsa umudum var

Hazanlaşsa da kalbi ikliminde hicranı anlatan bahar

Hüznümün katresinde dinmeyen ümidim var ve seninle anlamlı kalbi nazar

 

Bilmiyorum okuyacak mısın

Bir kahır dirliğinde lanetle mi anacaksın eh haklısın

Yıllara sari sessizliğim ve ihmal ettiğim, kalbi hasletinde güzelliğin tarumar

 

Her ne dilersen ve yüklersen

Sezgilerin refakatinde beddua etsen de yine razıyım

Yeter ki sürur kalbinle olsun ve niyazların bahtiyarlığın için seninle coşsun

 

Ayazlar halimi öyle yorsun

Kalbim solgunluğunda aşkın sancısıyla acıyı okusun

Ve umut sağanağında, rahmetin anlamında ruhumda sevdayı anlamlaştırsın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.11.2009 13:32
#456

Kalbim hüzünle hemhal içinde!

 

 

Zaman demek ki hala anlatamadı

Ruhumdan temayüz eden sancılarla neden hicranı andı

Kim aşkı hakkıyla yudumladı ve hakikatin pervazlarında umudu andı

 

Ey geçen zaman müşkülatın nerde

An hazlar içinde gizlenen bezirganın nasip rahlesinde mi

Kim edebin fevkinde ve kalbim arayışların gerekçesiyle hasretin elinde

 

Ne kadar yazsam yanmaya uzaksam

Hücrelerimde hilkatin nedenlerinde buğulanıp sancılansam

Şimdilerde aşkı kime sorsam, halin deminden uzak nazarları yoklasam

 

Halimin dirliğinde hazan koklanıyor

Dalları terk eden yapraklar anlayan için hicranı resmediyor

Bilinç ıssız sokaklar misali zihnimde tufanı yaşatıyor ve aşk ne diyor

 

Ruhum müddeti zaman için diliyor

Sefilliğim acizliğimle hemhal olarak kalbime hüzün veriyor

Açılan sayfalar, anlamsızlaşan anılar bir bir dirliğinde öyle kapanıyor

 

Artık takatim geçit vermiyor eriyor

Nazarlarım hamiyet derdiyle kutlu nefeslerin himmetini diliyor

Vuslat kim için anlamıyla ruhlarda temayüz ediyor ve kalbim titriyor

 

Ne nağmeler ve ne de aşksız nefesler

Hal ikliminde edebin derdiyle dertlenmeyen ahenksiz nefesler

Artık anıların rahlesinde ahitleşen hüzünler ve tefekkürlü mefkureler

 

Ne kadar yak iye hissetsem bizarım

Nefeslerinin azizliğinden bihaber alan canlar içinde hazanım

Şimdi ahvalimin hicranını kime zikrederim, sessizliğime ağlar gözlerim

 

Ey nefesin kutsiyetinde buluşanlar

Eşrefin demiyle aşkı teneffüs eden mürebbi gönüller nerdesiniz

Hangi demin gerekçeleriyle nöbettesiniz, iradeyi teslimiyette hedersiniz

 

Aşk neden kalbimde inkişaf diliyor

İnayetin rüknüyle halimi yüzleştirerek nefsimde nizamı istiyor

Öteler sessizliğiyle ruhumdan ne bekliyor ve gülün resmettiği naz diyor

 

Tevdi edilen emanetler uzakta mı

Talim için hazlar neden merakımın ilk sıralarında farkıyla

Kalbim yüreğimden ne kadar farklıysa,zihnim o kadar nefsimle tuzakta

 

İradeyi teslim etmek bir sanatsa

İşte yaşamak anlamıyla beşerlikten uzaklaşan insanlığımda

Aşk bu vakit ihsanın rahlesinde ve feragatin kalp için anlamı bulununca

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.11.2009 18:08
#457

Hüznüm sur olunca ey yar!

 

 

Neyleyim ki kalbimle dertliyim

Nefesin seyrinde inşiraha hasret bir dilenciyim

Ne deliyim ve ne de derviş zahitliğinde bir erim, sefilliğimle eleneyim

 

Ölmek neden korkutmaz halimi

Kararmış kalbimde ki lekeleriyle kefil nefesimi

Ruhumda sancılar ağartan elemimi ve umutların içinde beklentilerimi

 

Ne şarkın nede garbın afakında

İnsan olmak sorarım şimdilerde kimin umurunda

Mahzunlaşmak sudur etti artık tüm kıtalara ve kalbi aşk cenahlarına

 

Ne seslenmek ve nede haykırmak

Kulakların hilkatinde kaybolan ahenkle konuşmak

Kalbin zindeliğinde uyanmak ve insana yaratan nizamıyla yaklaşmak

 

Ne çıkar, önyargılardan beri olsan

Yıllarca sana ezberletilen teslimiyeti artık yıksan

Tahkik ederek etrafına baksan ve nitelik kastında korkular yaşamasan

 

Bir bak kimler ekabirleşiyor safta

Şayet kalbin tevazuu kuşanmaktan hala uzaksa

Nazarların cihanı kuşatsa da nefsin hala lekeler içinde etrafa bulaşınca

 

Neyleyim ki sen ülfetinle hazsın

Vaat edilenler türabında adeta vuslata yakınsın

Lakin halimin perişanlığından bana hayli uzaksın ve nefesinle bir aşksın

 

Kim bilir ki ahvalimi ve kederimi

Rengarenk çileler içinde nefeslendiğim muhabbetimi

Arzı endam edemediğim ruhaniyetimi ve kalbimde anlamlaşan hecelerimi

 

Gönül telime mızrap değdikçe ah

Dedirten suhuletin bir serap misali halimde filizlenir

Her ne kadar gizledimse, gözyaşlarım kefaletiyle olamıyor bu an da delil

 

Hey rahlesinde nefeslenen ehil

Tefekküründe meyletmediğin hasretine kimler kefil

Aşk nefesin idraki, sevda vuslatın sıratı,kalp ise senin ruhunla anlaşmalı

 

Uzak diyarlardan kim dinler

Deryaların dinmeyen hüznünü duyan kalpler inler

Değer kulluğun varlığında, ihsan inayet kulvarında, ihlas ise sadakat ister

 

Dem halimde bir başka güzel

Aşk hayatın her safhasında varlığıyla kuşatan hüner

Ey hasretin anlamı, muhabbetin kalanı nerdesin, nefesinle sen her yerdesin

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.11.2009 16:37
#458

Ey hicran kalbimde güftesin!

 

 

 

 

 

Oysa ne kimsesiz ve ne de öksüzüm

 

Ve hatta ne de yalnızlığın kadrinde nefeslenen bir acizim

 

Dertlerin deminde ve hasretin fevkinde sefilliğin acizliğinde esirim

 

 

 

Hasreti çekçikçe kalbim aşk diyor

 

Çilenin merhalesinde ruhum inşirah dileğini kime iletiyor

 

Zaman halimle yüzleşiyor ve müddeti nefes umutlarımla dinçleşiyor

 

 

 

Ey hüzün sen halimde aşkın akısın

 

Vicdanımın perdelerinde hakka uzanan sancıların tadısın

 

Âlemi hakikat birliğinde hikmetli bir vakıasın sen yine iyi ki varsın

 

 

 

Düşünmek, tefekkürün merhalesidir

 

Aşk çilesin kalesinde inayet için nefse kefil olan gerçektir

 

Lakin bilinç gayretin birliğinde erktir ve merak tasnifi hakka gebedir

 

 

 

Nice nefesler halin efkârıyla heceler

 

Oysa umutlar hayır manasında hakikat sanatında bahttır

 

Sabrı yüceltmek, kanaati gerekçeleriyle nefeslenmek ihsan için şarttır

 

 

 

Teslim edilen eşrefli nefes muhtaçtır

 

Beşerlik sınıfından illaki kurtulmak muhabbet için azdır

 

Talim ve terbiye erki edebin rahlesinde şefkatsizse büyük hezeyandır

 

 

 

Ey hicran yoldaşım oldun sükûnetle

 

Hazanı solumak kimin tesirinde anlamlaşıyor düşünsene

 

Uhdeler şayet hayalî serüvenlerin eğlencesiyse üzülme o vakit halime

 

 

 

Acımak vicdanın varlığında ağıtsa

 

İradem ruhumdan beyhude olarak kayıplarda aranıyorsa

 

Can aşkın sancısından azade olarak varlıksa, kalbim vuslat acısında

 

 

 

Ne kaldı mavera hakikatinde zaman

 

An yüreğim Salih kalpli zakirleri an, farkını kalbinde yan

 

Arkana bakma artık umutlar pek hazan, resmettiğin ecir azlığına kan

 

 

 

Bilmem ki halim ne kadar anlaşılır

 

Aziz nefesler dikkate mi alır, hamiyet şefkatin ehlinde sabır

 

Akıl sahibinde kul olmak farkı, ilmin bereketinde tevazuu ihsan çarkı

 

 

 

Artık ne gülün ve ne de öten bülbülün

 

Varlık farkında ihlâs şümulü ve insanın adamlıktaki sanatı

 

Sevdasız olamaz, aşkın ritüellerini anlamadan yapamaz kalbi olmaz

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.12.2009 12:51
#459

Aşk ruhumda manalaşır!

 

 

Ne yüreğimin beynime uzanan eli

Ve ne de dilimin amansız kederi kalbimde diner

Halimde zuhur eden heceyi ve açılan pencereyi kim seyreder

Ki gitmeden, âlemden göçmeden muhabbetin şevkinde bekliyor güfteler

 

Neden senden uzakta sensizliğe sürgünüm

Kalbimi burkan hasretin deminde ne fakir hürüm

İbretin aynasında, bilinççin sofrasında küskün bir elemim

Artık kederimle bütünüm ve hüznün toprağında, sürgün kalan nefesim

 

Ne arş kifayet eder ve ne de marş bir keder

Derdin serabında kim bir bade içer, halinden geçer

Tuğyan eden kalbi kim neyler ve muhabbet aşktan da geçer

Hicran hakikatten söz eder, aşk azimet için vazgeçilmeyen kutsi değer

 

Alnım ne kadar ak, ruhumda dinmez şafak

İnsan hayatında fark, kul kimliğindeki ittifak ve ilhak

Şayet zafiyetler hala vazgeçilmeyen duraksa nerede kaldı fark

Umutlarda son durak, kalbi manada sevgiye ram olmak şahtır mutlak

 

Neden yabancıyım ve kimliğimde hancıyım

Kime nedenleriyle davacıyım ve feragat ta sancılıyım

Kalan zamanımda, hicranın uhde bırakan sayfalarında acıyım

Ufkumdaki umman ve artık önemsenmeyen zamana neden davacıyım

 

Sevda satır aralarında temaşa ediyor aşka

Ecir koridorlarında ve çileli solumalarda kim yabancı

İnayet bekleyen, niyazı hak eden gönüller sevdaya çok sancılı

Gel artık bir durak kalmadı, kalbi manada haz hazanı kuşanıp karıştı

 

Gönül yasam mağdurdan yana çok hicranda

Gasp edilen nice haklar, hakikatin sağanağında umutta

Vuslat nitelikle barışık aklın vicdanla ihsanı yaşatan vakıaysa

Ne olur aska korkma, samimiyet ihlâstan noksan duygusallıksa anla

 

Edep hasreti yaşatan bir ahlakın ummanıysa

Lafazanlık edenler kimin umurunda, kalp aşka açıksa

Sevda bu manada tensellikten uzaklaşan haki katsa unutma

An ve seni bekleyen zaman tefekkürün ikliminde ve merakın sahnesinde

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.12.2009 13:32
#460

Nefesin kanatlarındaki umut!

 

 

Nihayetin yamaçlarına doğru adımlıyorum

Zihnin ıssız karanlığında kalbimi hakkıyla anlayamıyorum

Ruhumun hilkatinden uzaklaşıyorum ve aşkın senfonisinde ey hak diyorum

Ne kadar mümkünse ve ölümün penceremden nazarını hissettikçe sancılanıyorum

 

Çaresizliğim umudun esaretinde bıçkın

Fakirliğim edebin serabında hırçın, lisanım halindeki harcım

Anlaşılır olmamak, kelimelerin tarihinden uzaklaşmak ruhumda hicrandır

Aşikârken kaybolmak, yitikliğin girdabında nefes almak kalbime bir hüzün veriyor

 

Kalabalıklar arasında yalnızlaşmak acı

Temaşa ettiğim çok nazarlar yorgunluğun esaretinden davacı

Gök kubbede kimler hancı, muhabbetin kavlinde inayetinle sen kaçıncı

Muştular neden bana yabancı, korkularım kimin ey yalancı, gül halimde bir baş tacı

 

Ağlamak kifayet etmiyor artık halimde

Aşk kendi âleminde ve zikreden kalplerin fevkalade uzağında

Gönlüm hicranla anlaşınca, hazan zarifliğiyle temaşa eğlediğim ortamda

Umut sevginin feragatinde, ihsan tevazuunun kollarında, ihlâs kalbin korumasında

 

İradem neden zafiyetlere meylediyor

Nefsim kaderimin sayfasında kimlere el pençe hizmet ediyor

Ruhum sessizliğe bürünüyor, aşk sancılar içinde halimde avdet ediyor

Lisanım ey hak derken ve kişiliğim teslimiyetinde zafiyet yaşarken rahmet bekliyor

 

Sabır gerekçeleriyle kalbime iniyor

Vakti ram etmek, sevdayı inayetle güzelleştirmek şimdi diyor

Şimdiye kadar göremediğim, kendi karanlığımda esaret ettiğim kalbim istiyor

İnşirah diliyor, sıratı bariz bir şekilde gösteriyor vicdanım elbirliği ile dirliğe eriyor

 

Anladım ki hala hakikatten uzağım

Aşkın sayfasında fevkalade şaşkınım, aziz nefeslerin hicranıyım

Artık halimde anlamlaşan sevdamla baş başağım ve umutlarda neyi anlayım

Varsa ihsanım, kalbimin sahibinden yanayım ve yalnızlığın davasında son hasadım

 

Ne derseniz ve nasıl zikrederseniz

Olsun niyaz ederim, selamı esirgemeden kalpten sevk ederim

Sizlere nasıl bir şey diyebilirim, halimin fakirliğinde yoluma devam ederim

Her zaman muhabbette kalın isterim ve lütfen niyazınızı eksik etmeyiniz beklerim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.12.2009 14:05
#461

Hazan vurmuş gönül bağıma!

 

 

 

Ey yağmur damlası ne anlatırsın bana

Biliyorsun ki kanamadım halimi bırakmayan hicrana

Hasretim olan namütenahi sevdaya ve kalbimi hüzne açan girdaba

Ne söyleye bilirim ki şimdi ben sana, sen kanatlandın uçuyorsun sürurla

 

 

Rüzgâr kalbimde öyle sayfalar yazıyor

Âlemlerin serencamından dem vurarak aşka uzanıyor

Toprağın bağrından umut fışkırıyor, sabırda kanaatten bahsediyor

Dem sevdayla kuşanıyor, zihnim hissiyatımdan feragat dileyerek inliyor

 

 

Ey kalbim ne dersin, artık hasretsin

Ezelden ebede giden sessizliğin renginde yelpazesin

Nefesin emanetinde biçaresin, şerefin vadelin dirliğinde ne fakirsin

Kulluk cenahında, irade babında, tercihlerin serabında çok inleyeceksin

 

 

Yüreğim yangınlığında şimdi sessiz

Çare adına her ne varsa kefilsiz ve edebiyle de halsiz

Dil bizar, halimi bilmem ki kim anlar, intizar eden yüreği kimler anar

Dolaştığım ıssız sokaklar ve karanlıklar girdabında yaşayan aciz soluklar

 

 

Nefes ölümün penceresini resmeder

Nazar ettiğim ölümlü sayfalar, halimde sancı kesp eder

Kalbim ikliminde inşirah diler ve ruhum pervazlarında kimi yâd eder

Ey vakit sinemde demsin, hissiyatımla açılan sayfalarda neleri anlatırsın

 

 

Ey zan, bir bak ezan neden bahseder

Felahın hazzından söz eder, tefekkür için daveti önceler

Göçenleri yâd eder ve hikâyelerden ayetler eşliğinde kime ne söyler

Zamanın vurgunlarından bihaberleşen ey kader, artık niteliğin sesini ver

 

 

Ey aşk sensiz sabah olmuyor bilirim

Dilim konuşsa da kalbimin bizarlığından kime söz ederim

Heceler dirliğinde kelimelerim anlaşılamıyor işte kime hak vermeyeyim

En iyisi yine halimde sessizliğime meyledeyim ve niyazım ey hak diyeyim

 

 

Sen nasıl istersen öyle gör ne deyim

Hayırlar içinde türap ol kalbi selamımla refakat edeyim

Niyazın kadrinde anlamlaşalım isterim ve kalbi fakirliğimi itiraf eğlerim

Selametler dilerim, düşünmek için hamiyetin eşiğinde bilgimle yüzleşirim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.12.2009 12:56
#462

Söz halin imbiğinde özdür!

 

 

 

Ne olur fakirliğime kızmayın

Kalbimin lekeleriyle yolun nihayetinde durağım

Ruhumun hicranıyla sessizliğe ramım, ıssız sokaklarda sağanağım

Kırılmış pencerelerin pervazı, mahzun gönüllerde aşkın hazzını aramaktayım

 

 

Ne derler sancısına davacıyım

Ey kalbim durma söyle hakkıyla kime muhtacım

Nedametler dirliğinde hazanın derinliğinde umut içinde bir serabım

Ey hak ruhum senin, kalbim neden hicran ile sefil, aşk nefeslerin eşinde kefil

 

 

Her gün umuda bel bağlıyorum

Suskunluğun orucuyla sabrın koynunda sayıklıyorum

Şevki arıyorum, sevgiyi soruyorum, sevdanın salasında ibret arıyorum

Yar adına sürur diliyorum, ar namına edebe bürünüyorum ve neyi bekliyorum

 

 

Ey gülüm ne olur hüzünlenme

Her sabah seherin tadımlığıyla hasretin hazzını yaşama

İhtişamınla halini anlayandan uzaklaşma, lalenin zarafetinden korkma

Melül nazarların, yaprakların arasında sakladığın umutların hasretin odağında

 

 

Sağanağın letafeti kuşatıyor

Her katresi neyin muştusuyla hikmetin aşkından dem vuruyor

Umutlar filizler misali kalbimden çığlık atarak hedefine doğru ilerliyor

Bekleyen sineler sabrın membaında bileniyor ve ahirin sofrasından aşkı diliyor

 

 

Ah emanetler kaybolup gittin

Kimi zaman fetret vakti dedirttin ve kimi zaman öyle beklettin

İşte hakkıyla anlaşılmayınca aşkı meramın kaybolmakla dile getirildin

Kimler için kefildin, şerefin erdeminde şahittin ve kalbin suhuletinde fazilettin

 

 

Şimdi ben kime ne söylerim

Tara neler içinde değeri kalmayan ve anlamsızlaşan nefesim

Beklentiler şenliğinde muhakkak ki kıdemli bir kimliğim ve aşk derim

Hissiyatımla renklerin algısında bademi içerim ve sessizliğimle niyazı eğlerim

 

 

Özüm kalbimin sadakatinde

Sözüm ruhumun refakatinde ve anlam kalitesinde zadeyim

Sözün üstatlarından hamiyet beklerim, edebi nefesin şahidiyle bilirim

Evet, halimin fakirliğini teslim ederim ve şevk içinde nefeslenenleri yâd ederim

 

 

Artık ne nameden söz ederim

Ve ne de mısraların anlatan hikâyelerinden aşksız söz ederim

Hikmetiyle aşk için hilkatimi özümserim ve hasretin çardağında nöbetçiyim

Ey hak nasip ettiğin nefeslerin hamiyetini beklerim ve nefesleriyle sürur bulurum

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.12.2009 13:27
#463

Kalbimin nidasıdır umut!

 

 

 

Sesler artık kifayet etmiyor

Hissiyatım halime geçit vermeden çekip gidiyor

Ruhum sulh istiyor ve kalbim nidasıyla fecirlere galebe çalıyor

Duymak, idrakte manayı ayırmaktır, farlılığı yaşamak felaha ulaşmaktır

 

 

Ne dersen, özünde gidensin

Dilin, zihninden tebarüz eden hazla serilensin

Düşünmelisin, susmayı bilmelisin, kalbinde derinleşerek gitmelisin

Açılan sayfada onu görmelisin, şebiarusun ikliminde aşkı nefeslenmelisin

 

 

Sen hiç bilir misin suskunluğu

Melalin çağlayan misali anlamlaşarak kavilleştiğini

Vakti beklediğini, tefekkürle inlediğini, hevesleri azimle derlediğini

Hiç kimseye şikâyetleşmeden, derdin banisinde ikamet ederken sessizliği

 

 

Öteleme kimseyi ve dahi nefsi

Mürebbi kimliğinde asudeleşen kanaatin güzelliğini

Sabrın hançerini, varlığın nihayetinde ikmal edilecek hesabın ahını

Halin fakirliğinde anlamlaşan libası, edebin kalbin rahlesinde okumalarını

 

 

Yoksul sofraların aşk acılarını

Çileyle anlaşan nefesin hicrani adımlarında okunanı

Vuslat nağmelerinde huzurun seyranını, umudun sabırla anlaşmasını

O an ve vuku bulacak zamanda perdelerin kalbinden tebarüz edilen aşkını

 

 

Aklım anlamak için ilim diler

İdrak kimliğimde uzak iken, zihnim serabında inler

Ey hak vesileler dirliğinde sırları kimler ihsanıyla kalbinde hisseder

Ve gönül sayfalarında edebin yakan türabıyla hakikat için kalbini hasreder

 

 

Ey efendim uzak ve yakınsın

Hissiyatımda anlamlaşan eşiz bir hicransın ve aksın

Ruhumun nihayetinde sevdamsın, kalbimin müstesna yerinde hazsın

Fakirliğimde illaki nazsın, lakin şimdilerde hakkıyla anlaşılamayan vuslatsın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

YU
17.12.2009 15:19
#464

Sayın abim sanki yemiyor , içmiyor uyumuyor sürekli üretiyorsunuz maşşalahınız var doğrusu Allah daim kılsın inş.

MU
18.12.2009 11:01
#465
Sayın abim sanki yemiyor , içmiyor uyumuyor sürekli üretiyorsunuz maşşalahınız var doğrusu Allah daim kılsın inş.

 

 

 

 

Eyvallah kardeşim...

suskunluğun orucuyla anlaşmalıyım...

Kalbi soframdan ve ruhi sayfamdan ikram sunuyorum...

MU
21.12.2009 13:13
#466

Ruhum neden yabancısın!

 

 

 

Gözlerim halin hicranıyla akıyor

Nefesim hasretin türabında hangi gerekçelerle sabrediyor

Dilim sancılar eşliğinde sükûtun toprağına meylediyor ve ey hak diyor

 

Artık neyleyim kemali yeti ben

Ey nefesin asaletinden bihaber olan edepsizliği seçen sen

Bilir misin bahtı, gönül membaında filizlenen umutları ve aşk niyazları

 

Özgürlüğün gasp olamayacağını

Hak ve hukukun ruhun sayfasından uzaklaşmayacağını

Kalbin hikmetin neticesindeki kanaatin tavını ve sabrın haz kanatlarını

 

Rüyalarımda okşadığım ufukları

Tuval üzerine resmettiğim sancılar eşliğinde suskunluğu

Varlığımdaki durgunluğu, kelimelerin nefesindeki suskun çığlığın ahını

 

Bir bilsem yabancılığın nedenini

Kalbimin sayfalarında anlamını koruyan sessiz süzüşleri

Hevesin sokağın yalnızlığında başlayan hüznünü ve yaprağın düşüşünü

 

Acımasız olma şimdi bu kadar

Acizliğin bataklığına kimler tenezzül ederek hazla bakar

Ey tefekkür bereketiyle umudun kalesinde hikmeti anan nefes aşkı anar

 

Nice tohumlar nesepsizdir işte

Fikir, kalbin inhisarında, idrakin akıl sofrasından uzaksa

Şuur umman sayfasında ve inşirah dileklerin ihsanında bir ihlâs bulunsa

 

Dün nasıl ki çekip gidiyordun

Arkana dahi bakmadan nefes nefese hazza iltica ediyordun

Kalbin dinden anlamadan hükmediyor ve gönlün hüznünü görmüyordun

 

Ne atılan bombalar ve ne de

Anlamını kaybetmiş ve haliyle solgunlaşan filizdi umutlar

Su rahmetin, idrak nefesin ve akıl meraklı gönüllerin zarafet güzelliğinde

 

Edep kalbin ikliminde köşede

Ruh halimin dirliğinde ifşa edilen gerekçeli bir bilmece

Hikmet, nasip toprağının ikliminde fideleşen ve bahtın için saklanmış hece

 

Kim vaktin kokusunda nefesse

Beşerlik olgusundan sıyrılarak mükellefiyet adımlarında

Nedenlerden başlayarak, teslimiyeti gerekçeleriyle anlamlandırarak okursa

 

Aşka yabancılığı bırakacaktır

Sevdanın harıyla hakkı anacaktır, ötenin şevkine kanacaktır

Nedensiz konuşmayacaktır ve yargıçlık zafiyetinden uzaklaşarak soracaktır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.12.2009 12:36
#467

İklimin kokusunda süruru aşk!

 

 

 

Her ne kadar yüzüm kalmasa da

Yüreğim, burukluğun pervazlarında nefes alsa da

Yinede sen halime acıma ve hasretin solgunluğunda buharlaşma

Belki bir gün bahtım güler ve kalbimde umutlar renkleriyle filizlere gebedir

 

 

Hani o hiç aldırmasızlığın var ya

Sinemde fevkalade derin bir yaradır sen unutsan da

Hissiyatım sitem dalgalarının umutlarında sancılar çile sayfamda

Ve melalim sessizliğin ikliminde kalbim zihnime hükmederek vazgeç dese de

 

 

Artık şevkin bereketi uzaklarda

Sürur her ne kadar etrafımda nefeslerin perişanlığında

Aşk irademe yabancıysa ve ruhum işaret taşlarını okuyamıyorsa

Mahzunluğum yanımda, ufuk her ne kadar kalbime hicranı azimle anlatsa da

 

 

Şimdi ne söylerim ben kalbime

Zihnim maslahatlar dirliğinde mücadele etse de irademle

Vicdanım serinliğin deminde ve hissiyatım hazan ikliminin renklerinde

Sen bahtının derinliğinde ve duygularının asudeliğinde hiç hüzünle barıştın mı

 

 

Hiç kolay mı hasreti derlemek

Nefesin mağduriyetinde maziyi okumak ve kalbe anlatmak

Gönül sayfasını yırtıp atmak, sahilin sessizliğinde aşkla başkalaşmak

Ve vaktin toprağında hüzünle anlaşmak, iç sızısının orucuyla mısralara akmak

 

 

Yazmak için sancıyı yaşamak

Hakkıyla bakmak için kalbin penceresinden umutla uyanmak

İbret için tefekkürün eşiğinde idraki yudumlamak aczi yeti bırakmak

O an ve vaki olacak zamana kadar ecrin dirliğinde yaşayarak aşkı yudumlamak

 

 

Oysaki neleri göze almıştım

İrademden vazgeçerek serabın yamaçlarına hazla tırmanmıştım

Hissiyatımla adeta festival dirliğinde bereketli ve şevkli sağanaktım

Neyi hakkıyla anlamadım, neden bilince hiç uğramadım ve hevesler vedalaştım

 

 

Geçen yıllar, şevksiz zamanlar

Artık anlamıyla kalbimde bütünleşiyor, sızım neden hala bitmiyor

Şimdi ruhum feragat ediyor ve dileyene sürur içinde saadetler diliyor

Tenim ölümün eşiğinde gözüm hasretin muhasebesinde kalbim aşkın arifesinde

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.12.2009 12:27
#468

Ölüm kalbimde bir hancı!

 

 

 

Neses nefese seğirttiğim yıllardı

Ardıma dahi bakmadan koşturduğum zamanlarda ne vardı

Har, dirliğimde meşkûk bir sancıydı, idrak kalbimde efsunlaşan sağanaktı

Niyet ne kadar farklıydı, niyaz acizliğimde başvurduğum adımdı şimdi kim utandı

 

 

Ey gözüm sende davacısın bilirim

Kalbimin penceresinde ne kadar hicranla gezindiğim yeisim

Ey hüznüm, halimi buğulayan sözlüm, kelimeler içinde niçin met cezir yaşarım

Vaktin seher yelinde, akdin sadakatteki adımlarında hala bir yabancıyım ve acıyım

 

 

Anlamsız bir ölümün korkusu fobim

Ey kalbim, ruhumdan irşadın senfonisini dinle ve atine adımla

Kalbinin sahibinden yıllara sâri uzaklığını şimdi hicranla anla ve aşkı kokla

Artık kalan solgun umutlarınla ve takatsiz adımlarınla sana nazar eden gülleri kokla

 

 

Burukluğun sızısıyla kalbini yorma

Hasretin anlam bütünlüğünde gurbetin bahtında yarayı sarma

Hissiyatın hazan olmuş bunu asla unutma, muhabbet şahmerandır uzakta kalma

Feraset irfandır, kalp inşiraha özlem duyan seyyahtır ruh sana tevdi edilen fermandır

 

 

Annem ötelere gideli aylar geçti

Baban annemi yalnız bırakalı içim hicranla anlamlı halim gamlı

Ey sevdalı, aşkın renklerinden akseden nefesle kimler farklı ve irfan odaklı

Kâinatın senfonisinden dinlediğim besteler hüzne ortaklı ve halin ikliminde çok farklı

 

 

Olur ya şayet bir gün beni arasan

Kalbine sor, uzaklarda değilim, niyetin esininde halvet içindeyim

İşaret taşlarının takipçisiyim, hevesini öteleyen birisiyim ve hazan iklimine aidim

Kim ne söylerse söylesin nefsin girdaplarında yorgunluğa duçar olmuş aciz bir nefesim

 

 

Ne baharı bilirim ve ne de hasadı

Ah bir idrak edebilsem can havliyle yapılan niyazın bıraktığı acıyı

Hancının ruhundan temayüz eden muradı ve beklemelerin izlerinde yorulanları

Can irfanla namlı, gam kalbin son durağı, anlam idrak dirliğinde aklınla anlaşmalı şanlı

 

 

Şimdi özlüyorum mavera hazzını

Neden karanlık koridorlar izanımla anlaşmalı ve sahneler dramlı

Kar kefeni, katre iksiri, sahne gizlenen sinenin resmini, name ölümün esin rehberi

Ey ölüm seninle hem hal oldum, korkulardan azade bulundum, aşkınla irfana yöneldim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.12.2009 13:18
#469

Hazan bir hüzünlü şarkısın sen!

 

 

 

Solgunluğun manzarasında

Yaralı bir ceylan misali sana nazar eden şu kalbim

Senin resmettiğin sukutun çığlıklarında okunan sancılar bir başka

Sinemi dağlayan hasret, ayazları yaşatsa da halini anlamak aşkın temalarında

 

 

Sen ki sessizliğin adımlarında

Sana vaat edilen umutların sabrında aşkın anlamısın

Buğulu yüreklerin yutkunmalarında gizlenen mahzun bir niyazsın

Sen iyi ki farksın saklanan zamanda nefesin aşkında dillenen bir badı sabahsın

 

 

Tutma yüreğimi azat et artık

Yaralanmış gönlümde ilkbaharını tohumlarını sarkıt

Yaprağın solgunluğunda, dalın yalnızlığında, kökün birliğinde umut

Ah saçlarını ağarmış toprak, dağların yamaçlarında hüznün manzarasına bir bak

 

 

Gel artık derin uykundan uyan

Mezarın sükûnetinde derlenen hikâyelere kim bakar

Gözler akar, sinem hilkatinde ürpertiler yaşar, ahirim için hüzün dağlar

Ey hakkıyla dillenmeyen aşk, halin deminde nağmenin şevkinde ve neyin sesinde

 

 

Sesin letafetinden gelen esinle

Mısralar yazdırıyorsun, nefeslerin arzına sunuyorsun

Kalbi muhabbet için ne bekliyorsun, gecenin efkârını kuşanıp kalıyorsun

Sevdanın hayaliyle, umutların tesiriyle ufuklara uzanıyorsun ve perdeyi açıyorsun

 

 

Hani silik duvarların kalanında

Hiç anlaşılamayan kalbim hangi pranganın davsında

Gölgeler şimdilerde bir umut oluyorsa, sevdalar kimin umurunda uzaksa

Olsun sen yinede anlat halimde derlediğim sayfalar sancılarımla anlamlaşan sanat

 

 

Yine içimden la havle geçiyor

Kalbim sukutun orucuyla mavera yolculuğuna çıkıyor

Ruhum hazanın sayfasında resmedilen ibrete, nefesin mühletini hatırlatıyor

Aşkın kalbi fütuhatını, yanmanın zamanını yazmanın manasını bir bir hikâye ediyor

 

 

Artık ne söylersen durma söyle

Aklımın kıtlından, ruhumun yalnızlığından sen gocunma

Şimdi hakkıyla kalbi fakirliğimi anla, anlatılan zamanda ve hevesteki aşka

Nefsin serabında, iradenin kalanıyla zihnimi ayıkla ve kalbi sancımı kimseye bırakma

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.12.2009 12:47
#470

Nefesin korkuluklarında hicran!

 

 

 

 

Artık bekleyen ne var bilsem

Aklımın kifayetsizliğinde kimlere himmet etsem

Kalbinin serinliğinde derlediğim güfteleri kim için seslendirsem

Efkârımla hazanın toprağında aşka iltica etsem ve hüznün renklerine girsem

 

 

Yine kederin elinde tutsağım

Neden umutlarımın solgunluğuyla dert ortağıyım

Neden niteliğin azminden uzağım, hevesin bozgununda durağım

Nazar ettiğim dağların vurgununda halsiz bir hastayım ve ruhumla yastayım

 

 

Ey seslenen ney, aşktan haber ver

Artık acizim kalbi lekelerimin silindiğinden sır ver

Ruhumun mukadderatından, nefsimin hoyratlığından aman ver

İrademin düştüğü girdaplardan çıkartmak için bir el ver, umut için bir ser ver

 

 

Sevmek, nedenler içinde neye denk

Feragat etmek halim için muazzam bir set ve fetret

Ağlamak gönlümün dirliğinde hangi hikmete namzet ve bereket

Kırların kuşattığı ve sinemde yaşattığı hicran, ıssız sokaklarda adımlayan can

 

 

Hani çocukluğumdan kalan umutlar

Yağan yağmurun ıslattığı nefesin kulaçlarında ufuklar

Dinmeyen nutuklar, peş peşe karaladığım sayfalar yıktığım anlar

Gül mesabesinde hasretini terennüm ettiğim ve yıllarca sakladığım mektuplar

 

 

Ben sana anlatamam buruk kalbimle

Takatsiz nefesimin hadsizliği ruhumun silinmezlerinde

Vasıfsız halimle, yutkunduğum elemli demle, sinemde uhdeleşenle

Gönlümün sayfalarında, anlamsızlaşan hicranımla baş başa kalıyorum burada

 

 

Neler hissettiğimi nasıl itiraf ederim

Senin sessizliğini şimdi nasıl görmezden gelirim söyle

Yazdığın mısraların hicran tortusu ve nefesi kuşatan yankısı ruhumda

Her ne kadar suskunluğun orucunu bozmadan, hüznün sofrasında sancılarımla

 

 

Baş başa kalarak aşkı yudumluyorum

Ser verip sır vermeden bitap düşüyorum ve üşüyorum

Edebin zarifliğinde, kalbinin naifliğinde serdettiğin hikâyeleri okuyorum

Böylece kendi dünyamda, yalnızlığın sokağında derlediğim ah’tı seslendiriyorum

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.01.2010 13:00
#471

Sen nerdesin ve hangi haldesin!

 

 

 

Sessiz sokaklar solgun sensiz ne bizarlar

Artık ne bir kuş sesi var ne de şevk ey yar

Dağlayan hasret yüreğimi hüzünle bağlar

Şimdi halime kim yanar, hicran içimde nar

 

Ne sevda yüklü yürürüm ve ne de ölürüm

Hayatın bağrından neşet eden sürgünüm

Mahkûmiyeti iyi bilirim özlemi yâd ederim

Kimseye söz etmeden nefeslenirim üşürüm

 

Neye meftunum ve kime ram olan adayım

Ruhumun kanatlarında hala ben yastayım

Kalbi umutlarımla niyazdayım ve nazdayım

Ve ömrün kalanında hazanı koklamak yatım

 

Sen nerdesin ve kimin deminde kafestesin

Sen sessiz çığlığın hicranını nerden bilirsin

Ne bir busesin ve ne de aşkın erdemindesin

Sen kalp sesiyle terennüm edilen bir naifsin

 

Ey zaman ve ömürde kalan anlamlı heyecan

Artık geçip gidiyor dizlerden dermen ve kan

Ne kadar nazar etsen de temaşa etmiyor can

Zaman içinde yeniden dirilmek için uğraşır an

 

Sanırım sana elveda deme vakti geldi çoktan

Ve şimdi hatırında ne kaldıysa korkmadan an

İşte hala kan akıyor damardan, aşk umutken

Ölüm seansı yakınken, dirliğim elemle bir dem

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
11.01.2010 17:17
#472

BU ANLAM YÜKLÜ ŞİİRLERİNİZE AYRICA TEŞEKKÜR EDERİM MUSTAFA KARDEŞİM...YÜREĞİNE SAĞLIK BU GÜZEL İNCİ DİZELERİNE...FEYZİN BOL OLSUN...

MU
12.01.2010 11:45
#473

Sanki bir şevksiniz...

Beklenen güzellikte nefessiniz...

İnannın ki latifsiniz ve niyazı hk eden cansınız... Müteşekkirim efendim...

MU
12.01.2010 13:10
#474

Senin sessizliğinde muvazenem!

 

 

 

Alıp yaprağı götürürken suyun aşkını

Toprağın hüznünden kopan şu nidayı

Beklenen ve derlenen hicranı anladım

Ve kandım sessizliğin hazzıyla uyandım

 

Ne zaman aşacağım bu benlik sevdamı

Kul olmak için ölümle her an barıştığımı

İfşa edilemeyen heyecanın kalan hazzını

Kime anlatırım, hayır ben sukutta kalırım

 

Vazgeçmek ve hali hasretmekle yetinmek

Kimseye kul olmadan, edebi nefeslenmek

Asabın bühtanlığından geçmek, sevilmek

Ve muhabbeti talep ederek çekip gitmek

 

Halimin yangınlığında kalbim şimdi bizar

İnsanın efkârını dert edinmek kime nazar

Ah mezar, hicran sesisin sen aşk busesisin

Nihayet için suhuletsin, dem içinde demsin

 

Ne heceler yeter ve ne de kelimeler inler

Yazmak edebin seyrinde nefesle bir sefer

Bahtın sayfasında okunanlar ve acı sızılar

Kim hakkıyla sabrı anlar ve kanaatle ağlar

 

Bir hicran feriyle temaşa ettiğim şu aynalar

Ah, bir bilsen ve halin atisinden manzaralar

Ne anlatıyor, yaprağın hüznünü hatırlatıyor

Göçüp giden nefesin, kalanıyla hesaplaşıyor

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.01.2010 14:06
#475

Kalan nefesten bir sahne!

 

 

 

Henüz yeni başlamıştım

Gözlerimde her ne kadar uyku varsa saklamıştım

Lakin zihnen naçar kalmıştım ve ruhumla o an vedalaşarak ayrılmıştım

 

An sahnelerini açıyordu

Kalbim sessizliğinde telaşı kuşanıp aczi yaşıyordu

Melalim hicranın busesinde, hülyaların ikliminde umutla ne aranıyordu

 

İşte anılan gün yanımda

Ne kadar hikâyelerim varsa şimdilik sır sandığımda

Bilme ki kimler hamiyetleriyle ardımda ve ümidin sağanağı rüyalarımda

 

Ne hakkıyla gülü bilirim

Ve ne de özlemi gerekçeleriyle nefeslenerek giderim

Ben yoz iklimin hüznüyüm ve ruhumda biganeliği yaşayan aşk fakiriyim

 

Henüz filizken koparıldım

Yaprağı açmayan ve bağrında uhdeyi anlatan daldım

Her ne kadar, şecerem kök salsa da ve neslim bizar olmasa da böyleyim

 

İşte her şey anlatılamıyor

Hazanın muştusu ve bazen de hicran kokusu yetiyor

Düşünmek ne kadar kabilse sessizliğim kalbime işliyor ve süruru veriyor

 

Hayal ellerimi tutmasa da

Ufkum sakin sokaklarda burukluğun hüznünü yaşatır

İşte o zaman hevesler yoksullaşır, şevk halden uzaklaşır ve ölüm yaşanır

 

Eğer toprak bir vatansa

Milletin tuğyan edilmesi, fikirlerin egalesi zor geliyor

Nefeslerin azizliği kalbin sesinde yağmurun güzelliğinde vuslatı anlatıyor

 

Taksim edilen hak işgali

Yeryüzünde ki gaspların rengârenk çirkefliği dağlıyor

Mazlum bırakılan nefesler ve arzda yüzsüzleşen medeni kepazeler şerde

 

Hani okunan ayetin aşkı

Hatmedilen ve fakat anlamı tehir edilen icazetli farkı

Öğrenmenin artık zamanda ki kalıntısı ve ne derlere göre şartlanan sancı

 

Sanki setrettiğim bir film

Lakin ekranların dizineler içinde hapsettiği kimliğim

Bir zevk uğruna, maslahatlara tevdi ettiğim teranelerim, edepsiz melalim

 

Hüznün seherinde nefesim

Müddetin kalanında ve daldığım uykunun ıstırabında

Şimdi ne evladım ve ne de refikayı saadet anlıyor halimi hedef olmayınca

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.01.2010 16:14
#476

Haklısın anlatamıyorum!

 

 

 

Evet, sen melülleştikçe

Sessizliğin örtüsüne bürünerek geri çekildikçe

Yüzüne mahzunluk tebarüz ettikçe, halime yönelip utanıyorum

Ve geçen yılları, akan zamanı hatırladıkça hayıflanıyorum, seni öyle anıyorum

 

Ne yazdığın mektubun

Serencamında demlediğin hicranın kar etmiyordu

Her ne dense hükümran olmak farklı geliyordu ve sevgi öteleniyordu

Ne kadar sancılar çekmiştin, hiç birinden söz etmeden hizmeti esirgememiştin

 

Teslim olmak ve susmak

Hakların talan edildiğini edep içinde yudumlamak

Metaneti kuşanarak sabrı koklamak ve hakkın huzurunda yaş akıtmak

Kalbin hicranını gale almadan, ruhunla hesaplaşmadan ölümle mutabık kalmak

 

Ey yar ne söylerim ben

Benliğin girdaplarında irademden zafiyetlerim dem

Hani nerde kaldı vicdan, hani şimdilerde anıla gelen mizan aşkla yıkanan

Artık sukutunun çığlığı gönülleri dağlıyor, nisa kimliğin mukadderat için akıyor

 

Her ne söylesen haklısın

Sen atim için serdedilen zamanın farkında ilk adımsın

Zira sen bir anasın, gözyaşlarınla anılansın, hasrettiğin aşkla ülfet tadısın

Seni anlamamak ve halinden zuhur eden nefesi haz ile koklamamak bir ihanettir

 

Ne kadar kuşkulansan da

Ve hatta burukluğunu haykırarak baksan da haklısın

Çünkü sen asırların töhmet altında bıraktığı hüzünlü bir şarkının hazzısın

Mütemadiyen sabırla derlenen ve halin ikliminde ibretle örülen nakışın sanatısın

 

Sen ne kadar hamiyet etsen

Varlığını koşulsuz teslim ederek fedakârlığı seçsen

Yine de hakkıyla anılan ve bu manada anlamlaşan sürur neden olamazsın

Kime ne söylerim, sefilliğin kol gezdiği sokaklarda soluyan hicranım seni anarım

 

Nazar edemem çiçeği gülü

Resmettiği renklerinden tebarüz eden elemli hüznü

Nasıl yâd ederim, hangi yüzle edebin ziyadesini beklerim ötenin nurundan

Çıkacağım azıksız yolculuğumdan, şimdilerde tutunmaya çalıştığım korkulardan

 

Artık seni anarken ağlıyor

Anıların hüzün sayfalarında hazanı koşulsuz yaşıyorum

Sensizlikte kör kuyuların karanlığına ulaşıyorum ve hazin sesi duyuyorum

Yeşertemediğim sevgi filizlerini sacıyla sayıklıyorum ve kalbinde hesaplaşıyorum

 

Giden gidiyor bir ses yok

Ölüm mukadderken neden kalplerden uzaklarda bir ok

Aşk niçin hicran içinde bir kök, hüznü yürekler muvazenesinden kaldır sök

Ey yar, kalbin bu denli letafetliyken neden anlatamadım melali halimi artık söyle

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.01.2010 13:04
#477

Artık vakit gelmişti!

 

 

 

Oysa neler anlatılıyordu

Nefeslerin umudu solgunluğun kadrinde soluyordu

Zaman hala muştuyu önceleyerek, kalbi sessizce teskin ediyordu

Lakin sistemler ve ona teslim olan nefisler dur durak bilmeden vuruyordu

 

Hınç pik yaparak akıyor

Mahzun nefesler imdat nidalarıyla kimleri arıyor

Ar ibret sahnesinden kaçıyor, talan kimlikleri topluyor ve şakıyor

Ne aç kurdun ve nede kanatsız kuşun meramı anlaşılıyor, aşk başkalaşıyor

 

Kâinat artık küçülüyor

Kişilikler evrim geçirerek tuğyan ediyor, siliniyor

Mefkûre varlık karşısında eriyerek, muttakiliği belirginsizleştiriyor

Hikâyeler ibretin sahnesinde kahkahalarla işgali seslendirerek gaspı eliyor

 

Nedir bunca dramlar

Ey yar ne kadar arkamda samimiyetli aşkın var

Hani yüreğimden tebarüz eden şiddetli har, yağıyor gönlüme kar

Ne yolcunun ve ne de hüzün koklayan hancının efkârı hakkıyla yudumlanıyor

 

Suya düşen bir yaprak

Ah aşk, kaldır artık şu gönlü şevkinle hazzı anlat

Bak artık işte kime bakarsan bak, insan sadakatten uzaklaşıyor hak

Anlatmak kelimelerin bilinmesine ve nitelik edebin fevkinde anlamlı bir ortak

 

Bir cehtim kalmadı anla

Halimin solgunluğunda bari sen ol nefesini kokutma

Dinlediğin vuslat şarkısını unutma, azimetin gerekçelerinden korkma

Ne kadar dirensen de uyanmayacağın bir uykunun yolculuğunda kefilsin sorma

 

Gün doğarken sancı yaşar

Gecenin müdavimleri seherlere kadar umutla ağlar

Masum nefesler niye hicranla arkadaşlık yapar ve gözyaşları akar

Kim ecrin ikliminde ceht ederse ihsanın toprağında kalbi inşirahları hep yaşar

 

Ah kutlu can mağdursun

Lakin duyulamayan sesinle ne kadar yorgun savaşçısın

Kimlere bel bağlarsın, neyin arkasında bir esin ararsın ve korkarsın

Ne kadar anlatsan da dilini bilmiyorum, kaybettiğim merakımla solgun yolcuyum

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.01.2010 12:36
#478

Yalan değil yanlıştır!

 

 

Sen kızdıkça höykürüyorsun

Ve işte o zaman neyi söyleyeceğini hesaplamıyorsun

Ve hatta ne sukutu tanıyorsun ve ne de vicdanın sesine kulak veriyorsun

Sanıyorsun ki her şey düzelecek ve dilediğin biçimde hissiyatın şekillenecek

 

Hayır, yazık ki yanılıyorsun

Ne bir hal bırakıyorsun ve ne de izandan kalan hazzı

Muhabbet adına anılanı, kalbin hüzün içinde mağduriyeti yaşamasını

Şayet kızmak ve hırçınlık içinde konuşmak, nitelik olsaydı cehalet anılmazdı

 

Bir bak etrafına ve eşkâline

Sanki bir gaspiyersin, gönlün sesinden azade bir nefsin

Hani kızgınlık şey tadandı, sükûnet tefekkür için bir sanattı ne kaldı

Ayrılık tohumları her yanımdaydı o an senden ve nefesinden kurtulmak vardı

 

Şimdi nereye baksam hüzün

Heveslerim ve şevkim dalından hoyratça kopartılmış üzüm

Ey karagözlüm, edebin yozluğunda nefes alan sözlüm, hani ağlayan göz

Hani ahde vefa, hani cefalar üzerine kavilleştiğimiz sabırda tutkun sevdamız

 

Yalan dersen hükmediyorsun

Şayet yanlış dersen, tefekkür ve savunma bağışlıyorsun

Çünkü sen rahmetin ikliminde nefesinle tevdi edilen müddeti yaşıyorsun

Ve ne kadar biliyorsun, şahadeti niçin tehir ediyorsun ve bir yargıç oluyorsun

 

Ne zaman zanlar aşkla anıldı

Söyler misin sevgiden hangi nefesler horlanarak dışlandı

Düşünmek kime kaldı, işte o an ve unutulan zaman vuslatla anlamlıydı

Ölümün tınısı, mezarın sırrı, aşkın harı ve kalbin sevdasında koklanan narı anla

 

Şimdi yaşarken öldüren sensin

Gülmeye hasret bırakan densizliğin sanki cehennem azabı

Ey sessizliğimde gönderdiğim niyaz, ha ne olur umutlarım için yaşat

Hasretin bedeli bu kadar elim olmamalı, bilmem ki şevk neden halden uzaklaşmalı

 

Gelin artık sessiz çığlık duyulsun

Ve bir nida olarak muhabbetli kalplere akarak sorgulasın

Hamiyetin letafetiyle, suhuletin ebediliğiyle kalbi hicranımı aşkla ansın

Ve geriye ne kalmışsa, musalla taşı anlatsın ve iki satırlık sürur Böyle anlamlaşsın

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.01.2010 17:44
#479

Belki çekip gitmeliydim!

 

 

 

Tükenmişti bir kere işte sabır

Ne kadar dirensem de ve hatta nefesi kesemde

Olmuyordu, sıktığım yumruklar neden duruyordu, göz alıklaşıyordu

Dişler gıcırdıyor, bir hal kalmıyor ve huzur öyle çağırıyordu ki hiç anlatamam

 

Oysa ne münakaşalara girmiştim

Sabrın zaferiyle şevki kıvançla nefeslenmiştim

Çünkü ben kanaatin dilencisi, hakikatin gözcüsü bir insanı hevestim

Ne hınç için vardım ve ne de zevkim için serdardım, ancak sade bir adamdım

 

Varlık adına âdemle savaşmadım

Ne kadar takatim varsa edep toprağını kokladım

Hak ve hukuk namına ne varsa gasp için vaat edilenleri dışlamıştım

Çünkü nihayetinde bir insandım, hatalarla yüzleşen noksandım hiç ayıplamadım

 

Suçlamak mama fiğ kalbi unutmak

Hoşgörüyü bir tafra bırakarak hala sevgi ummak

Bizzat rahmetin içinde nefeslenirken, yargıçlığa soyunarak haykırmak

Halime çok ağır gelirdi, nihayetinde mühletin yegâne sahibi belliydi ve kimindi

 

Yağmur şimdi başlamıştı anlatmaya

Ar duvarı sıyrılan ve kepazelik içinde nefes alana

Şerrin kıskacında inleyen zadelere, nisa naifliğinden çıkan o çılgınlığa

Ölüm dahi ibret için kifayet etmiyordu ve hala sahnenin perdesini bırakmıyordu

 

Zapt etmek ve kalbi es geçmek işi

Kalan nefeslerde resmediliyor rengârenk rezilliği

Afişe edilen densizliği ve insan kimliğinden azade olan edepsiz halini

Gördükçe ellerimi açıyor ve ağlıyorum, kudretin yegâne sahibinden haz diliyorum

 

Gökyüzüne uzanan nefesi tazeliyorum

Ve nefes nefese halimin sefilliğini aşkla anıyorum

Kalbin sahibinde ne kadar kalıyorum ve onu hakkıyla anlıyor muyum

Ne gül kokusu ne de lalenin busesi kesmiyor halimi, yoksa aşktan habersiz miyim

 

Dil şad olsa da artık ben çok acizim

Ne haddimi bilirim ve ne de melalin dirliğindeyim

Yorgun ve solgun ahvalimle adeta bir yaşayan ölüyüm şimdi neyleyim

Gönlün sayfalarında hüzünle güneşlenir ve hicranla baharı sürur içinde nefeslenirim

 

Hazana bir söz söyleyemem resmim

Ne kadar sukutu yaşasam da artık diniyor direncim

Ben şimdi ölümle içselliği yaşayan fakirim, umut için sadece dua ederim

Ne zaman vaki olacağını elbette ki bilemem ve onun için ibret sahnesini söyleyemem

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.01.2010 13:09
#480

Ah kalbim aşkla iç içesin!

 

 

 

Hala akan gözler anıyor

Bir bir sayfaları aralarken ufukları hüzünle tarıyor

Düşen yaprağın melalini anlıyor, feryat eden kuşa öyle bakıyor

Şimdi kim, kalbin sesinde buluşuyor ve ruhun serencamında aşkı kokluyor

 

Ne söylesem kim duyacak

Kalbi fakirliğimle mütemadiyen yüreğim dağlanacak

Eller yine boş kalacak, hasret yumağı artık gönlümde aklanacak

Sala okunacak ve teneşir sukutu yaşatacak, yine hicran ruhumda kalacak

 

Ne hakkıyla hazanı anarım

Ne de mezarın dirliğinde maverayı hakkıyla yaşarım

Hiç sorma ben yaşarken hazandım, kalbi solgunluğumla hicrandım

Ne şevki tanıdım ve ne de çocukluğumda dahi sürurla tanıştım, bir faktım

 

Annem yaşarken hüzünlüydü

Babam zaten kederinde seyreden bir kul olarak demdi

Bahar halimde anlamsızdı, çiçekler renkleriyle duygumda solgundu

Ne kokusunu ve ne de çilenin korkusunu unuttum, çünkü hal hazza vurgundu

 

Dinlediğim name anlatıyordu

Boş kumsallarda umudun izlerini tarayarak yaş akıyordu

Her nedense çığlığım duyulmuyordu, yüreğim umudun tadını unuttu

Şimdi gecenin kuşatan meramı, akıl ve izanımın felahı kalbime aşkı hatırlattı

 

Ey kuş sen bari kanatla uç

Umutlarım ne kadar kanatlansa da kalbim hala çok mahcup

Ey nefes sen olsun niyetin mutlakıyetinde sadakat keyfiyetinde oruç

Artık rahmetin ikliminde haşyet yok ve ruhum vicdanla hesaplaştı kalmadı suç

 

Ne cehennemin korkusu

Ve nede suç ve cezada belirginleşen yortusu kalbi burkmuyor

Bizarlık ancak aşla anlamlaşınca umut sevdalaşıyor ve akıl pik yapıyor

Ne kadar korku varsa, azat oluyor ve ruhi hürriyet kalbin ikliminde buluşuyor

 

İşte o zaman Mürvet

Ve şahadet içinde harlaşan kuvvet kelimelerde mısralaşıyor

Yazmak amaca ulaşmak için tutku yaşatıyor, merak kimde ise aşklaşıyor

Korkma ve bir şekli yete bulaşmadan yaz, sen yaz ki fikrin ve zikrin anlaşılsın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.01.2010 13:14
#481

Ey kalbim niçin ağlarsın!

 

 

Yine sessizlik hüküm sürüyordu

Ne gelen bir şey söylüyor ve ne de giden umut veriyordu

Etrafımı hüznün tınısı kuşatmıştı, çalmayan suskun şarkı zihnimde meramdı

Ne garipliğin hüznünde ki han ve ne de hasretin solgunluğunda nefes alan can aşktı

 

Zihnimde dalgalanma başladı

Kim karşıma çıktıysa yüzü fevkalade asıktı, niye umut vardı

Hani metanet kul için bir azıktı, sabır hasredilen sanattı, aşk nerede kaldı

Eğer her meşakkat hazan için net adımsa, muhabbet ve vahdet bereketi tadımlık mı

 

Niçin sual etmek sakıncalı

Cemaat içinde tanzim edilen saltanat, kalbi olmaktan uzak mı

Neden nefesleri kuşatıyor anlamsız korku, dışlanmak bir aşksız umut mu

Günah işlemek veya yönelmek kul olmaktan uzak mı, yargıçlık şimdi sizinle ne anlamlı

 

Bir ömrü kim verir, yargılar

Müddeti nefesin mağfiret kapısını kim aralar ve umuda bağlar

Neden hala parçalanmışlık hazin manzaraları aralar ve dışlamak neye yarar

Niçin Mevlana asırlardır aşkla bir bahar ve neden gül kalbin sayfalarında aşkla kokar

 

Şimdi derin düşünce aşkla var

Her bahar insan ömründe renkleri ve hevesleriyle umuda akar

Kim gerekçesiz bir korku yaşar, o vakit söyler misin nitelik niye aşkla yaşar

Ey ölüm, ne kahredenin canı ve nede umudu kaybedenin kanı anlamlı, umutlar solmamalı

 

Demek ki koptuk mazimizden

Hazanının solgunluğunda resmedilen ve derlenen hazin atiden

İbretin hikmetinden, irfanın zenginliğinden ve tefekkürün vaat ettiği şevkten

Ah okumak, öylesine okumak, lakin anlamın feyzinden irşat olmadan solumak ne hezeyan

 

Nefesin şahadetinde niyetim

Şimdilerde şayet kalmışsa ruhumda keyfiyetim umutlar benim

Mahcubiyetimle açtığım ellerim ve nefeslendiğim kalbi lekelerim umudun arzında

Her kim hıncıyla ve hırsıyla, nefesleri tahakkümü altına alarak maksatlı uyuyor ne deyim

 

Efradın parçalanmışlığı kermes

Bahanelerle açılan panayırlar ve bir hiç uğruna kandırılan canlar

Teslimiyet noktasında ve sadakatin bazında nöbet tutan kanlar, tahkik konusunda

Niçin duyarsızlar, aklı sadece zevk ve çıkarları için kullanırlar, hakir görmeyi ne sayarlar

 

Biliyorum ki şimdi kızacaksın

Ve hatta kalbin sesinden uzaklaşarak maslahatla yarış yapacaksın

Ne azimete ve ne de senin söz ettiğin lakin sadece vah dediğin ibrete kanacaksın

Nüfus için dur durak bilmeden koştururken, etrafını kuşatandan dersler çıkartmayacaksın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.01.2010 13:14
#482

Ey kalbim niçin ağlarsın!

 

 

Yine sessizlik hüküm sürüyordu

Ne gelen bir şey söylüyor ve ne de giden umut veriyordu

Etrafımı hüznün tınısı kuşatmıştı, çalmayan suskun şarkı zihnimde meramdı

Ne garipliğin hüznünde ki han ve ne de hasretin solgunluğunda nefes alan can aşktı

 

Zihnimde dalgalanma başladı

Kim karşıma çıktıysa yüzü fevkalade asıktı, niye umut vardı

Hani metanet kul için bir azıktı, sabır hasredilen sanattı, aşk nerede kaldı

Eğer her meşakkat hazan için net adımsa, muhabbet ve vahdet bereketi tadımlık mı

 

Niçin sual etmek sakıncalı

Cemaat içinde tanzim edilen saltanat, kalbi olmaktan uzak mı

Neden nefesleri kuşatıyor anlamsız korku, dışlanmak bir aşksız umut mu

Günah işlemek veya yönelmek kul olmaktan uzak mı, yargıçlık şimdi sizinle ne anlamlı

 

Bir ömrü kim verir, yargılar

Müddeti nefesin mağfiret kapısını kim aralar ve umuda bağlar

Neden hala parçalanmışlık hazin manzaraları aralar ve dışlamak neye yarar

Niçin Mevlana asırlardır aşkla bir bahar ve neden gül kalbin sayfalarında aşkla kokar

 

Şimdi derin düşünce aşkla var

Her bahar insan ömründe renkleri ve hevesleriyle umuda akar

Kim gerekçesiz bir korku yaşar, o vakit söyler misin nitelik niye aşkla yaşar

Ey ölüm, ne kahredenin canı ve nede umudu kaybedenin kanı anlamlı, umutlar solmamalı

 

Demek ki koptuk mazimizden

Hazanının solgunluğunda resmedilen ve derlenen hazin atiden

İbretin hikmetinden, irfanın zenginliğinden ve tefekkürün vaat ettiği şevkten

Ah okumak, öylesine okumak, lakin anlamın feyzinden irşat olmadan solumak ne hezeyan

 

Nefesin şahadetinde niyetim

Şimdilerde şayet kalmışsa ruhumda keyfiyetim umutlar benim

Mahcubiyetimle açtığım ellerim ve nefeslendiğim kalbi lekelerim umudun arzında

Her kim hıncıyla ve hırsıyla, nefesleri tahakkümü altına alarak maksatlı uyuyor ne deyim

 

Efradın parçalanmışlığı kermes

Bahanelerle açılan panayırlar ve bir hiç uğruna kandırılan canlar

Teslimiyet noktasında ve sadakatin bazında nöbet tutan kanlar, tahkik konusunda

Niçin duyarsızlar, aklı sadece zevk ve çıkarları için kullanırlar, hakir görmeyi ne sayarlar

 

Biliyorum ki şimdi kızacaksın

Ve hatta kalbin sesinden uzaklaşarak maslahatla yarış yapacaksın

Ne azimete ve ne de senin söz ettiğin lakin sadece vah dediğin ibrete kanacaksın

Nüfus için dur durak bilmeden koştururken, etrafını kuşatandan dersler çıkartmayacaksın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.01.2010 15:01
#483

Hayat yine yalan söyledi!

 

 

 

Nerden bilirdim ki gerçeği

Nasıl bilebilirdim, gerçeğin çilede nefes aldığını

Gülün dikenle var olduğunu, kalbin hicranla yaşadığını, aşkın uzaklığını

Ne okuduğum kitapların, ne temaşa ettiğim ve hüzünlü nefeslerin yanlış yapacağını

 

Vicdanı mı dağlayacağını

Ruhumu hicran içinde bırakarak haince şakıyacağını

Kalbi ağıtlarımın çare olmayacağını, aklımın duygularımla bedelleşeceğini

Sinemin sessizliğe çekilerek şevki terk edeceğini, muhabbet için hasret çekeceğini

 

Artık susmak ağır geliyor

Kalplerin yürekleştiğini, insanın sadakatsizliğini görmek

Onca dile gelen ve hakikat için resmedilen ibret sahneleri dile gelirken

Felsefe düşünmek için ve kelam hukukun tasnifinde ufkum olmuyor diye üzülüyorum

 

Şöyle demek geliyor içimden

İnsanlar ikiye ayrılıyor ve hukukunu bilen, bilmeyen diye

Ve hatta bilmeyenler için kandırılmak ve hakka tecavüzle barışık olmak

İşte o zaman insan olmanın farkında lığından uzaklaşarak bahanelere sığınıp kalmak

 

Ey aklım, kalbimle bir hisset

Nefesin azizliğine hükmederek haklı bir aşka tevessül et

Halin kutsiyetinden tevdi edileni hasret ve ruhun iklimine avdeti azmet

Kalbim nefesin sesisin, sessizliğinle sen yegâne sahibini bilirsin, hakikat için fersin

 

Boş ver aldırma artık sende

Her ne kadar ihanet içinde nefeslenenleri yakın bilsen de

Sen yine de hakir görme, nefsin şerrinde ikamet edenlere sakın ilişme

Nefes candır, ikram edilen akılla sanattır, kalp yürekten farklıdır, insan için vardır

 

Nereye baksam haykıran var

Edep ancak insanın kalbinde filizlenen gülbahar, iyi ki var

Yoksa yaşamaktan kim hakkıyla anlar, hazan neden anlamında aşk kokar

Hasret niye var, kim özlemiyle yanar ve sevda umutların harıyla niyazla hakkını arar

 

Ey yar sende şimdi bizarsın

Her ne kadar sabretsen de, talihin türabında kanatsın

Sen sessizliğinle yanarsın, ne suyun ve ne de buğuzun hazzında okunansın

Sen sadakatinle bir farksın, bunun için adavetten uzaksın ve metanetle aşkı koklarsın

 

Ne yapalım ki talan katlı

Ne vicdanı tanıyor ve ne de bir hesabı, o eşkâliyle kanlı

Ancak insan, Hakka kul olabilmek için zamanla anlaşmalı ve heyecanla şanlı

Sende murat et, ufuklarda seyret, kalbinin sahibinde ikamet et ve aşkınla atsın yürek

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.01.2010 12:41
#484

Melalim ne vakit şevke kanacaksın!

 

 

Artık çok ağır geliyor susmak

Melül nazarlarla kalbi umutlarda baharlaşmak

Hiç değilse hasretin aşkında uyumak ve yanmanın serabına dalmak

Ve öylece sevdanın harıyla buharlaşmak, ne gama ve ne de cana yaslanmak

 

Ey haz, niçin kayıpların adısın

Halimde derlenen sezginin tadısın ve anlamlısın

Bak hicran sinemde, elem kalbimin serinliğinde, özlem aşk vehminde

Gel artık nerdeysen çık ta gel, ne lalede kal ve ne de gül ile ruhumda har

 

Sürura dalmak istiyorum öyle

Şayet yaşamak huzur içinde anlamlaşmak idiyse

Hissiyatın niçin hazanın hapsinde, umut tohumu toprakta bereketse

Açtım ellerimi kalbimin sahibine, her ne kadar mahcubiyetim var şevkimde

 

Ey hüzün biliyorum ki umutsun

Sen sessizliğinde kalbin suhuletinde aşkı sukutsun

Bazen nutuksun ve bazen de idrak içinde anlamlaşan esinle kokusun

Korkunun değil vuslatın bahtısın, sen namı hesabına mahzunlukta bir şahsın

 

Hani gözyaşlarıyla yazılır name

İşte o vakit hüzün kalple bedelleşerek haz verince

O yar bilse de ve hatta bilmese de, sürur daima kalbimin köşesinde

Dert anlatılmaz, adresi bellidir, lakin meşveret etmek kalbin inşirah feridir

 

Deva vesileler bereketinde gizlidir

Ancak ihsan sahibi arifliğiyle ve feragatiyle sevgidir

Niçin gönüller aşk ile sevdaya hasredilir, ecir hakkın huzurunda erktir

Her kim ezayı ve aşkı manayı terennüm ederek şikayetlenmezse bir takvadır

 

Lakin bir etrafa bak ihlâs uzakta

Hani bir zamanlar vahdet umut için mefkûre olunca

Yaşamak hazzın toprağında ölümle müşterekliği bulunsa da aşk vakarda

Sen hiç korkma, sabırdan usanarak vehimlere kapılma, umut başaklaşmayınca

 

Gitmek, yol emniyetini kestirmektir

Şayet bir yol kaldıysa sıratı müstakim nefesindir

Kalp sahibini yakinen bilir, ruh derinliğin tefekküründe umut için senindir

Kim hikmeti hakkıyla bilir, niçin ölüm diriliş için rehberdir, aşk kim için meşktir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.01.2010 12:37
#485

Ah kalbim aklımla avareyim!

 

 

 

Evet, yine sessiz yürüyüş başladı

Arkamda kim vardı, hüzün yine bambaşkaydı

Hicran ruhumu sardı, işte o an bizarlık halsizlikte zamandı

Tutunduğun dal ve kal kalbimde niçin hazandı, gittiğim yol öte için kalandı

 

Ey aklım neden ihsandan azatsın

Hani ihlâs içinde sanatlaşan hardın ve anılandın

İbret sayfasına not düşülen savdın, şimdi niye izanımda uzaktın

Bak resmediliyor zulmün karanlığı ve insan kimliğinde ki farklı nefsin karı

 

Ölüm dirilişle anlaşmalı kim anladı

Hani ati için tefekkür şarttı, mefkûreler vuslattı

Peki, geriye ne kaldı, hani medeniyet insan için erdemlilik için vardı

Gözlerim boşalıyor, ruhum sızlıyor ve kalbim kan ağlayarak idrake sığınıyor

 

Ah ölüm sen iyi ki varsın ve aşksın

Senin için derlenen şarkıda ve anılarda yaşayansın

Aklanmak için, görülmemiş davalara bakmak için kalplerde bir umutsun

Hakikatin adeta nutuksun, aşk konusunda her dem sunuşun ve hatta nursun

 

Sen vaktin mübelliği olan sancaksın

Nice ağıtların yanıklığında hicransın, hüzne yakışansın

Aşk sensiz olur mu, diriliş bir anlam bulur mu, umut seninle tohumdu

Hak niyetin, ak kalbi cenahın, fark ise yaşamak için sevgi ve fedayı bekler

 

Eza ve zulüm kıtaları kuşatırken ben

Ekranların kepazeliğinde vah çeken ölümü seyreden dem

Hani kalp inayet için ihsandı, insan fedakârlığı nispetinde anlamlaşandı

Senden geriye ne kaldı, deliksiz bir uyku ve günün telaşında varlığın yalandı

 

Şimdi susmak geliyor epeydir içimden

Lakin özüm tezat yaşıyor nefsi kepazeliğimden, hevesten

Yaşadığım kafesin hapsinden ve temaşa eğlediğim fakir halimde ölümden

Ne çıkacak ve neye yarayacak ruhi azap korkularla halime refakat ederken

 

Ne ağlayan bir çocuğu ve ne korkuyu

Anlamak ve kalbin yarenliğinde vicdanla aklamak kalmıştı

Koşturmacalar sadece varlık için anlaşmalı zamandı, peki, hak nerde kaldı

Ve insanlık utanmayı unutan perişandı, talan her bir yanı kuşattı, kim anladı

 

Onun için ağlamak kifayet etmez bil

Hissiyat nağmelerin nezdinde okunmamalı, kalbi olmalı

Ruhun yitikliğin izlerinde işaret taşlarını bulmalı, maksat hakikati koklamalı

Şayet aşk haline yabancıysa, bedevilik kalbinden uzaklaşarak sevgiyle yanmalı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.01.2010 13:08
#486

Sessiz bekleyiş!

 

 

 

Nice gönlün umutları tohumken

Nefesin müddetinde tevdi edilenle bizzat sorumluyken

Hak ve hakikat adına gerekçeli ve vadeli mühletken aldırmazlık niye

Şayet utanmak edepse, ar aşkın ikliminde umutları yıkayan sadelikse ölüm bize

 

Vakıadır sabırla direniş letafeti

Kul ruhi serencamında bunun suhuletiyle aşkı dilemeli

Bir hedefin mükellefiyeti yıldırmamalı ve asla hali solgunlaştırmamalı

Bahtın toprağına ekilen niyetler muhabbetle aşkın umudu olmalı vuslatı anlamalı

 

Şayet o ezalar bir lanet içinse

Derdi halk eden bilinmedikçe ve hatta akıl ötelendikçe

Kalp insanın sıratı müstakimi bulmasına kifayet etmez bile, ecir nafile

Hesap akıl içindedir, vuslat idrakin güzelliğinde erktir, lakin edep ihsanla güzeldir

 

Beklemek ve aşkı nefeslenmek

Vaktin insicamında gerekçedir, kudret sahibiyle ahenktir

Her muvazenesiz nefes şirrettir zira hesabi olmak azamet içinde şevktir

Nitelik niye zevkle örtüşendir, kültür bir örfü ananedir ve etiktir insan için haslettir

 

La derken neyi reddediyorsun

İlla’yı nefeslenirken kalbin sahibini aşkla tasdik ediyorsun

Ve illaki gülü anıyorsun ve ötelerin serinliğinde umutlarla buluşuyorsun

Dirilmek için ruhun tevdi edildiğini biliyorsun, bizzat nefsinle bedelleşip gidiyorsun

 

Peki, neyi bekliyorsun vakitte

Edebin rengârenk güzelliğinde ve resmedilen urba bedende

Ölüm vuslat için neyin tınısında anlamlaşan hakikatse sen imtina etme

Yaşa ki hayatı hakkıyla anla, mavera hedefinden asla sapma, korkuyu da hiç anma

 

Nice aşklar zevkin idrakindedir

Bu anlamda kalbi soluklar sessizliğin meşkinde bir umuttur

Sevdalanmak yanmanın ilk tadımı ve hasret muhabbetin yegâne tanımıdır

Hani “haydan geldi, huya gitti” tabiri vardır ve fakat ne kadar anlaşıldığı muğlâktır

 

Oysa o idrak adına bir şahittir

Geldiğin yer belliyse, göçeceğin erdemde illaki bir keyfiyettir

Neden göçmeler bir hicranı demdir ve hüzünle iç içedir muhabbet nerdedir

Ve teslimiyet bu zaman lâfzîdir, ruh zaten kendi âleminde bir hazinedir, öyle bilinir

 

Beklemek hırstan arî sabırdır

Kalbin sesiyle nefeslenmek, hikmetin baharında illa umuttur

Nedamet aklı durdurur, asabiyet arızilik olur işte bu vakit aşk nefsi tanımlanır

Ölüm o zaman gerçek anlamından soyutlanır ve bir kahır olarak ruha azabı hatırlatır

 

Peki, öyleyse kim kimi kandırır

Hani hesabi olmak ve aklı vicdanın sultasında aklamak sanattı

Marifet niye vardı, vasıf insan için kul olabilmekte ancak hakiki aşkla bir farktı

Ve vuslatı bu anlamda anmak, mukadderat için sadakati kuşanmak fazilete sığınaktı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.01.2010 12:39
#487

Aşk, ruhun esini kalbinde şevkidir!

 

 

 

Yine sessiz bir ağıt geliyor yüreğimden

Ve derinliğin kuşattığı hüznün dilinden

Kar eylemiyor keder ve gam yar elinden

Sinemin meşkinden, düşünmek aşk iken

 

Neyleyim, hangi iklimin hazan resmiyim

Boynumu büker nefesi müddeti beklerim

Kime ne derim, derdimle yarenim bilirim

Aşk için şükrederim, öteyle ne serinlerim

 

Ey ney deşme sen yaramı fakirliği bilirim

Ne yar için yanarım ve ne de ikbal tanırım

Şimdi bahtın halatından tutanım, ağlarım

Ne derde yanarım ne şevki aşkla tadanım

 

Bir ses duyarım ve nidasında ibret ararım

Ruhumun serencamında kalbimi yoklarım

Kim ne söylerse zihnimde tararım yanarım

Nefesin azizliğinde aşkı sorgularım ağlarım

 

Yâd eller hasretin bağıdır ve özlemle tanınır

Şayet aşk olmasaydı, insan olmak bühtandır

Sevda niye vardır, muhabbet aşkın sanatıdır

Evet, yaşamak ve ömrü nurlandırmak farktır

 

Arzın efsunu aşkla yudumlanır ve haz yaşanır

Her kim hakka kul olmayı kuşanırsa, şahlanır

Hayat niye süruru nazdır, elemle insan duadır

Selam kalbin anahtarı, sevda aşkın yumağıdır

 

Ne kadar kalbinle barışıksan, ruhuna tanıksın

Sen şahitliğin kefaretiyle anlamlaşan insansın

Çileyle sabrı kuşanırsın, inayet içinde yanıksın

Ve sen yazılanlar içinde kazaya dönüşen aşksın

 

Üzüm asmayla, gül dikeniyle, söz kalbinle aşkta

Başkalaşmak ise insan kimliğinde ağır bir hasta

Yas ne ağıtın ve ne kaybolan canın halinde başka

Meşk erdemin yangınlığında ve kalbi adımlar arda

 

Korkma ölümden ve acizliğin kederindeki demden

Mukadderat vasfın birliğinde senin için azimetken

Mavera dirliğinden, hesabın netliğinde aşk ver iken

Gül kokusu benliğinde, sevda kalbin ikliminde serde

 

Ey edip durma sen yaz, yaz ki suskunluk kalbi niyaz

Gönüller ebet içinde sabrı kuşanan ayaz, durma yaz

Aşk için her söz maslahatın derinliğinde edebiyle naz

Sen yaz ki sukutumun çığlığı ve aşk farklılığı yaşansın

 

 

 

Mustafa CİLSUN

MU
25.01.2010 12:42
#488

Şayet aşk yaşanmazsa umudun kurur!

 

 

 

Başlamıştı yine yüreğime karlar yağmaya

Umutlarım ki sırılsıklam olarak hastalansa

Sessizliğin hüznü halimi burksa da aldırma

Bakalım ne çıkacaktı, durağın yalnızlığında

 

Hani bazen, unutulan bir hicran kuşatır ya

Nereye baksan hazan sinende azap olunca

Hal efkârın salıncağında ağlayarak bakınca

Yinede aldırma nasıl olsa umut aşk tadında

 

Dinlediğim hüzzam eser nedense bir başka

Saz ağlıyor, şair içimi okuyor, şevkte sızıysa

Şayet sancılar ruhumda anlamlaşan umutsa

Sen hiç korkma, o aşk kalbimin sağanağında

 

Şöyle geriye yaslanınca işte atim bambaşka

Hani mazinin sayfaları aşkla taranınca aşkla

Mavera heyecanı vuslat olarak aşk bahtında

İnsan ihsanla anlam bulunca, aşkı anlayınca

 

Nedense canlar koşturuyor bir avcı hazında

Aşk insan kimliğinde hakkıyla anlaşılmazsa

Kalp bizzat sahibine yabancılaşınca unutma

Zevk başka, idrak aklın pervazında solunca

 

Hani bir “ölü ölmüş” derler duyarsın ya anla

Lakin o insan ki, tefekkür ülfetinden uzaksa

Sen yinede halin fakirliğinde uyuklama yaşa

Vakit şahittir, aşk letafettir, ölüm aşka eriştir

 

Artık hiç üzülme, umutlar berekete vesileyse

Azimet hikmetin sevdasındaki aşkın etkisiyse

Sabrın dirliğinde asla üşüme filiz aşk şevkinde

Toprak o gün refakat ederek aşkı kabul edince

 

Yinede ağlamayı ihmal etme zira aşk seyrinde

Vahdet ihlâsın fevkinde ruhunla bütünleşince

Kalbin inayet için illaki nöbette ve sürur içinde

Muhabbet selamın güzelliğinde aşk ateşi sende

 

Ne kadar feda olursan ecirle sabrı yudumlarsan

Umudunu aşk yolunda harmanlayıp nur olursan

Arifin ihsanında yarensin ve veli ilminde nefessin

Arızı sancılar korkutmaz, kalbine hicranı koymaz

 

Nefesinde mahzunluk bulunmaz aşk hali yormaz

Kim ne derse desin sadece akılla sırat bulunmaz

Aşk vicdanı kuşatır aklı olgunlaştırır nefsi anlatır

Kim yaren olmak isterse, aşkın sızısıyla manalaşır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.01.2010 14:01
#489

Asa kalbi ufkumdan katreyle örtüşüyor!

 

 

 

Sanki anlatacağım bir esrarlı masalın izlerinden

İşte kalbi fakirliğim aşikârken sinem aşk elinden

Dilim suskunluğun kadrinde serinlenirken birden

Ruhum ahirinde, aşkın esininse süruru beklerken

 

Şimdi nasıl başlayayım, edebi sinemde haşlayayım

Tefekkür ikliminde yol alırken neleri hatırlayayım

Sevdanın bağrına nefesimi sunayım, aşka kanayım

Hicran güftesinde, hayata bir başka hazla bakayım

 

Nefesim kifayetsiz, kalbim şevksiz, gözlerim fersiz

Hasretin toprağında manaya ulaşmak n zahmetsiz

İnsan özlemsiz, ihsandan nasipsiz olunca vah deriz

Halin çilelerini kime şikâyet ederiz, dertler sahipsiz

 

Nefsim gemsiz, iradem aklımdan habersiz ve sessiz

Dünyam efsun içinde kalbim lekeleriyle işte şevksiz

Ne kadar vakit varsa, açılan davalarda kalp edepsiz

Ruhum haşyetin elinde, ürperttiler idrakte ahenksiz

 

Ey dermanın payesi, mananın ziyadesi asa gel susma

Şimdilerde çok uzaklarda mazi insanlardan kopunca

Ati suskunlukta, ağlamak gönlün dermanı olmadıkça

Evvel farkı şimdinin saklanmacı insanı kuşatmayınca

 

Nihayetinde sular içinde ve kendi halinde bir kamıştı

İnsan, ancak evveli ve ahiri için anlaşırsa sır inşirahtı

Kul olmak, ihlâsı yudumlamak, şirkten uzaklaşmaktı

Cehdin bir gayesi olmalıydı ve azimet ecir içinde aşktı

 

Dinlediğim nağmeler yüreğimden kopmaları yaşatıyor

Neyin tınısı aşkla buluşturuyor o an hüzün sesi şakıyor

Ölüm fevkalade anlamlaşıyor, dirilişin gayesine akıyor

Düşünmek hazlaşıyor, ruhum nazarında aşkı heceliyor

 

Halimin sayfasında karakalem çizdiğim resimler neydi

Sabır, vaktin değirmeninde ve kanaat meşkiyle kederdi

Aklım henüz yeni yetmeydi irfanın adımlarını ne bilirdi

İradem ahenksiz, izanım belirsiz, nefesim o an şevksizdi

 

Ne vakit bir naaşı görsem ellerim asasız kalbim hazsızdı

Ömürden geriye ne kaldı suali nedense ruhuma sancıydı

İşte o an kalbim fevkalade bizardı, aşk muhabbete vardı

Yar ufkumun serinliğinde sanki bir seraptı aşkım onaydı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.02.2010 12:27
#490

Üzmek bu kadar kolay!

 

 

Sessizliğimde seyrediyorum

Zihnimin sokaklarında ilerleyerek ibretle bakıyorum

Bazen hayıflanıyorum, bazen çok şaşırıyorum ve nedense utanıyorum

Vekil olduğu için milleti düşünüyorum, hekimliğini ekliyorum lakin içinden çıkamıyorum

 

Nihayetinde bir gensoruydu

Hakkını kullanmak için söz aldı, edepsizliğiyle şaşırttı

Ve bir kural tanıdı ve ne de halinde adaptan izler vardı, nefsi hardı

Kime sataşıyordu, hınç içinde nefesleniyordu velâkin söz aldığı konu hiç ortada yoktu

 

Rivayetten hareket ediyordu

Delilleri cebinden çıkartarak hiddetle çalım satıyordu

Peki, ne diyordu ve kime sesleniyordu, neyin acısıyla hıncını kusuyordu

Ve hakkı gasp edilen, nezaketi önceleyen, hasta ziyaretini vefa bilen insan susuyordu

 

Nidasını gözyaşları anlatıyordu

Uğradığı haksızlığı kime anlatmalıydı, hak azap mıydı

Rabbine kul olmak, emrinden kaçınmamak, maslahatlara sığınmamak ardı

Nihayetinde hesabı önceleyen bir insandı, kul olabilmenin sancıları hiç eksik olmamıştı

 

Üç yıl aradan sonra bir oturumda

Sualler karşısında ve bir de başbakan olunca sabırla

Hissiyatı dile geliyor, hikâye acıyla işleniyor, mahkûmiyetini itiraf ediyor

Dile getirdiği vakti bekliyor, nefer kimliğinde kurmayın ekâbirliğini afişe ediyor üzüyor

 

İşte o vakitte sinem sendeliyor

Kalbi hicranım depreşiyor, ruhum hüzne gark oluyor

Bin bir çeşit bahaneleri ve önüne gerilen setleri azimle çözüyor, seçiliyor

Seçimlerde milletinden vekâlet bekliyor, hitabetiyle serinlik veriyor, hakkıyla seçiliyor

 

Ve bir başbakan olarak ekliyor

Hizmet için varız ve istikrar için buradayız diyor

Ve zaman geçiyor yeniden güven tazeliyor ülkenin insanlarını haz kuşatıyor

Dünyanın sayılı devletleri arasına giriyor, bahanelere sığınmıyor ve umudunu da koruyor

 

Meclis oturumunda vekil çıkıyor

Nezaketi, edebi bırakıyor anlamsız naralar atıyor

Ve hatta tahrik ederek milletvekillerini kaosa sürüklüyor, herkesi de üzüyor

Genel başkanı bir seyirci misali istifini hiç bozmuyor, mukaddesatı hiçlemeyerek bakıyor

 

Başbakan ve millet çok ayıplıyor

Bir oy uğruna düşülen kepazeliği her yerde konuşuyor

Güya bir doktor ve hatta evvel zamanda bakanlık yapmıştı geriye neler kaldı

Rekabetin acımasızlığı, kulluğun unutulduğu, insan azmanlığını sahnelerde bir bir yaşandı

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.02.2010 13:01
#491

Sinem hicrana gark oluyor!

 

 

Ne kadar sabretsem sızısı dinmiyor

Kalbim hüzün içinde, ruhumun hazzını kelepçeliyor eza veriyor

Aklım hürriyet bu olmasa gerek diyerek hayıflanıyor, etrafım nahoşlaşıyor

Atim ne kadar mücerretse, mazi hazin içinde meramını efkârıyla şimdi bana anlatıyor

 

Hani bir zamanlar edep hazla anılırdı

Bilemiyorum neden sessizliğiyle sinelerden uzaklaştı, oysa aşktı

Edip ancak onun letafetiyle yazardı, zira o muhterem bir sevda vuslatıydı

Gönül onunla muhabbet sürurunun aşkını koklarlardı ruhum için bulunmaz izzeti ikramdı

 

Şimdilerde geriye ne kaldı, aşk nazdı

Zariflik onun ikliminde müstesna bir zanaattı, hattat onu yazdı

Ebru toprağı suya düşen bir aşktı, melal ancak bu kadar sessizliğine aktı

Gözlerim temaşadan çok uzaklaştı, nazarım ise halimde bir başka sağanaktı öyle baktı

 

Ne salaca ve ne de musalla farkı ardı

Zevki sefa insanı hiddetle kuşattı, ruhum garipliğe elemle uzandı

Yaşamak bu kadar bağnazlığı barındırmamalıydı, tefekkür kalbimde yastı

Ne muhabbetin tadı kaldı ve ne de insan kimliğinde aşkın, hakikati yazılan bir romandı

 

Ey zaman sen göçüp giderken hali an

Şöyle bir bak aşksız geçmiyor zaman, hicran sinemde vakitsiz gam

Heveslerim kelepçeli, hülyam netameli, rüyam bozulan saat misali engelli

Hesap kalbi sayfamda hiddetli, zihnim aklım için çok dertli, vicdanım kiminle bedelleşti

 

Ey aziz dost sen ol nefesinle hale dol

Artık fakirliğime bir şevki koy, muhakemeyi sor, nerde meşkûk yol

Ne hamiyet kaldı ve nede melal umudu bıraktı, gönlüm huzurun sağanağını andı

Ruhum rahmetin iklimine uzandı, yeisler bir bir azaldı, aşk azimle kalbin sahibine vardı

 

Neyleyim, gücüm nispetinde avareyim

Kime ne söylerim, sefilliğime kefilim, aklım kıt bilirim, sukuta erdim

Hakkıyla ne edebi bilirim ve ne de nitelikli bir gönül eriyim nefsinde serserisiyim

İrademle takatsiz bedelleşirim, aklımı nasıl teslim ederim, tahkik kalbin harıdır bilirim

 

Sabilere imrenirim, saflığında eririm

Sadakati takva babında öncelerim, ön yargılarda neden nefret ederim

Aşk halin demidir der fakirlik ilminde kanaat ederim, tevazuu niteliğini hissederim

Hukukun gerekçelerinde nefeslenirim, akaidim için meşveret zaruretini ariften öğrenirim

 

Ziyaretin hülasasında şuan kabirdeyim

Duyduğum seda salanın mücerretliğinde ruhumu kuşatıp davet ediyor

Kalbim nidasını sessizliğinde gönderiyor, umutlarım atime için sesleniyor

Ömür göçüp giderken kimden ne bekliyor ve ekilen tohumların sancıları aşka gebe kalıyor

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.02.2010 12:55
#492

Vurgunum ey yar!

 

 

Feryadımı duyuyor musun

Hasretin bağrında halimin sefilliğine erişiyor musun

Sensizlik eleminin çilesini biliyor musun, gecelerin sürgünlüğünde üşüyor musun

Zulmün abat olduğu, ruhun hicrana gark olduğunu, kalbimin ise solgunluğunu görüyor musun

 

Ne dağların efkârındayım

Ve çalınan kapılar ardında umudun uykusunda harım

Kalbimin vurgunluğunda sancıları kime sormalıyım, sine¬i süruru artık bırakmalıyım

Umman için yol bulmalıyım, aşk acısını kuşanmalıyım, acizliğimi derdin banisine anlatmalıyım

 

Ah yar geçtiğin yollar naz

Ruhun feryadı sahibine eğliyor niyaz, yok artık haz

Ey suskun şair, çilenin, elemli nefesin, hüzünlü bekleyişin mısralarını durma yaz

Mezarcı sende durma kaz, toprağın kahirinde saklanıyor niyaz, ruhum hasret eşiğinde ayaz

 

Duymazsın sesimi yar bilirim

Nefesim takatsizleşti artık acıyla kime ne söylerim

Kuytu köşelere çekilirim, ıssız sokaklarda gezerim, düşen yapraktan ne beklerim

Çilemi nefeslenirim, kalbi sevdama esirim, muhakkak ki bahtıma boyun büker çeker giderim

 

Ey yar sana ne söyleyebilirim

Kalbi umutların için niyazı hak bilirim, sürur dilerim

Artık hicranı anlatır hevesim, anılar durağında çektiğim resimlerin, uzaktan esin

Ah ömür defterim, sadık edebim, çilenin bağrında fersizleşir nefesim, hali anlatmak şevkim

 

Olur ya bir gün duyulur yeisim

İbreti âlem olsun kederim, suskun çığlığım kaderim

Ah kalbim şimdi kime hissiyatımın sancısını ayan ederim, dinmez ki gönül defterim

Sabrın vadisinde kanata yönelelim, kalbin sahibini bilelim ve ruhumuzu da öyle teslim edelim

 

Ah ben şimdi neyin derdindeyim

Aşk bendinde biçareyim, sevdayı ne bilir söylenirim

Bahtımın zamanında nöbetçiyim, gönül hapishanesinde esirim, ey hak sen bilirsin derim

Yazmakta olduğum melallerim, ruhumun hicran damlalarında sancıları heceleyerek serinlerim

 

Artık göçüp gidiyor ömür zevkim

Hem dağlara dargınım ve hem de yollarda solgunum

Ah kalbi yorgunluğum, umut içinde neden durgunum, şimdi sürgünlüğümde esir yolcuyum

Şimdi aşk nağmelerin şevkinde, sazların telinde, hasretin beldesinde, umudun güzelliklerinde

 

Ne kadar hasretsem dem içindeyim

Ve gönlümü yâre ne kadar hasretsem fedada şevkim

Yar duymasa da ve hatta gelmese de şerefim, işte ne kaldıysa halsiz nefesim seninleyim

Yeter ki sen bizar olma, bir yeis içinde soluma, aşk sancılarıyla solma, bahtın hazzıyla yaşa

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.02.2010 12:48
#493

İçime hep hüzün doluyor!

 

 

 

Sende git sende unut

Şu perişan kalbimde neden soluyor tüm umut

Ruhumun sızısını sen hiç duyma ve artık ağlatma haydi unut

Ne sevginle korkut ve ne de aşkınla şaşkınlığıma somurt, haydi gel yahut

 

Mekânsızım sızımla

Gecelerin ıssız kollarında, prangalar ruhumda

Solgun nefesim ne kadar bizar umut korkuluklarında sokakta

Düştüğüm bu hali asla unutma ve bir ibreti âlem için anılarından çıkartma

 

Artık ne söylesem boş

Haydi, gel sancılar girdabındayım nazar için koş

Bak heveslerim sarhoş, ufuklarım nahoş, yaşamak buysa loş

Kalbim sanki avare, aklım kimlere havale, ruhum ise seyyare halinde coş

 

Bak ne haldeyim acıma

Terki mekân edersem de kimseleri hiç suçlama

Lakin meramımı bir an olsun anla ve ön yargılarında boğulma

Evet, bu halinle çıkma karşıma, aşk bir hülyadır diye hayıflanma onu yaşa

 

Ne kadar umudum varsa

Şayet sanat hakka kul olabilmek için vuslatsa

Sen asla hissiyatınla yakarma, öncelikle aşka kalpten baksana

Muhabbet ve merhamet insan içindir unutma, şehvet, hiddet hayvani anla

 

Seni ne vakitte ansam

Ve hatta anılarla mütemadi yende yaşasam

Sakın şaşırma, sevda ancak hal ikliminde sürurdur yabana atma

Bir nisa olarak yeise kapılma, hissiyatına asla sarılma, idrakinle aşkı yaşa

 

Kim çıkarsa çıksın karşına

Her hangi bir korkuya abanma, öncelikle anla

Ziyadesiyle zanlara uzanma, aklını yokla, tahkiki unutma sorgula

Nihayetinde bir insan olduğunu unutma, şayet bahtında kaza varsa kaçma

 

Sen zarifliğinle suhuletsin

Sanki bizatihi taltif edilen hazlardan bir demsin

İllaki ruhumda eşitsin, gücümde nispetsin, sen nefesinle şevksin

Aşk letafetinde izzetsin, kul olabilmem de eşiksin, sen işvenle kalbimdesin

 

Ah gönlüm yine durmazsın

Sanki resmettiğin denizler ikliminden dalgasın

Niye sabrı yudumlamazsın, kanaati kuşanmazsın, aşkla farklısın

Sen ziyadesiyle meşki anlatan su misalisin, nereye baksan rabbini anarsın

 

Nihayetinde aşkı zamansın

Müddeti nefeste merakı melalsin, sen bir hazzın

Ne aşka kanarsın ve ne de hali ondan yoksun bırakırsın, nazsın

Gönüller kuşağında fevkalade bahtsın, sancılarla hicranı hakkıyla anlatırsın

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.02.2010 12:58
#494

Ne bir ses var ve nede heves yar!

 

 

 

Bir ehli dil olmaktır muradım

Lakin senin naifliğinden fevkalade uzaklardayım

Kalbi arzu halim, aşkadır figanım, sevdanla yanan sancıyım

Ruhumun serencamındandır niyazım, şimdi sensiz ne kadar bizarım

 

Artık şafaklar bir kar etmiyor

Seherin buğusunda içim gidiyor, hissiyatım titriyor

Mavera mefkûresi kalbime neler söylüyor, ah hasret acı veriyor

Göçen gönüller halime çörekleniyor, şimdi düşünmek çok zor geliyor

 

Ah hicran yine mi sızı hicran

Hüzün kalbi sayfalarımda şimdi ne müşkül bir nizam

Aşk halime derman, ruhumda sürurlu zaman, muvazenem elan

Ve ne kalmışsa nefesimde zaman, hicranım nidamla anlaşılır sussam

 

Anlatma artık vakit çok geç

Sen durma artık kalan anılarından neyi diliyorsan seç

Halimde bıraktığın sancıları hissetmeden sessizliğin acısıyla geç

Aklım aşk için iradeden vazgeç ve kalbim dalgalar halinde hercümerç

 

Sessizliğimde hasretin aşktır

Ne kadar muradım varsa, bahtım için sancılarda acıdır

Kalbim sürurun için duacıdır, ama aşk acısı ruhuma davacıdır

Neyi söylesem veya efkârımla meyletsem, içim sızılar kadrinde aşktır

 

Ey yar yeter ki sancı yaşama

Halini merakın harıyla buğulama, aşkı kalbinde yaşa

Sevdanın türabında bizarlaşma, yeter ki sen aşkı hakkıyla anla

Ve ardımdan hiç ağlama, kalbinde elemi bulundurma, kaderdir yaşa

 

Bilirim ki sözüm kifayetsizdir

Lakin kalbinin sesi senin için hüccettir, ölüm diriliştir

Hevesler hakikat için şevktir, vicdan vuslata amade aşk iledir

Pişmanlık ibret için eşiktir, irfan hakka kul olabilmek için aklı şerhtir

 

İnsan bizatihi taltif edilmiştir

Gül niçin kulluk dirliğinde fevkalade naif bir ahenktir

Latif kokusu farktır, çiçekler su misali aktır, renkleri kalbidir

İşte aşk, letaifler babından zamandır, tefekkür ruhunda aşkı ahlaktır

 

Ne kadar hayıflansan kayıptır

Baht insan için kaydedilmiş cereyandır, iraden farktır

Aklın selamet için cenahtır, istişare farkı fark ettiren maslahattır

Kâinatta ne kadar nedamet varsa ve keşkeler kalbin sefilliğinde kimle

 

İşte vakit insan için fevkaladeyse

Ve kul olabilmek idrakinle seninse, aşk esrarıyla kalpte

Zahirde resmettiğin meşkûk halinle, hani hukuk kimlerin derdinde

Gasplar sergileniyor kepazelikle ve bizzat yargıçların şevki marifetiyle

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.02.2010 12:47
#495

Ruhumu mest eden ayetler!

 

 

İşittikçe irkiliyordum

Dinledikçe varlığımdan vazgeçiyordum

Aşinalığımı biliyordum, velâkin uzaklaştığımı bilmiyordum

Meğer nelerden vazgeçiyordum, neden hissetmeden göçüyor eriyordum

 

Niçin bu hale dönüştüm

Oysa fevkalade bakir bir nefesin eriydim

Kime ne ettim, kalbi şikâyetim desiseler içinde feda ettiklerim

İşte aldatılmaktır edepsizliğim tak iyeler derdindeydi halim fark ettim

 

Ah tevdi edilen vaktim

Kalbin derinliğinden gelen nidayı bilirim

Şimdi ruhuma ne derim, vaktiyle teslim edilen emanetti derdim

Göçüp giden ömrüm, hissiyatımda renklenen hevesim, aklım nerdeydin

 

Evet, irade zafiyetim

Kimseye seslenmem halime boyun bükerim

Lakin sinemi dağlayan sancıları neylerim, secdede yaş dökerim

Basirettir hasretim, inşirahtır keyfiyetim, ah sefilliğimle aşkı neyleyim

 

Arifin zikrinde elemim

Şimdi keş keleri kime havale ederim kalbim

Farkı fark edemeden onca geçirdiğim vaktim, hesabidir ahvalim

Ne cana vekilim ve ne de canana kefaletim, ben kalbin sesine yönelirim

 

Okunan ayetler haberdir

Kim ne kadar ibreti hisse alırsa bir servettir

Gönlüm onun kutsiyetine hasredilen kilimdir, aşk derviş zikridir

Onun uğrunda feda olmak ruha illettir, şahadet özlemi kalbimde erktir

 

Ne Arapça bilirim ne Farsça

Neden bu sefil halim, kalbimde paramparça

Ne vakit okursam yalnızlığımda mesneviden gözyaşları vurdukça

İzanım durdukça, ayetler deşifreleriyle ruhumda adımlamaksa aşk orda

 

Evet, unuttuğum ne varsa

Ve hatta umursamadıklarım kaşıma çıkınca

Utancım her anımda sancıyla varlığımda, yaşamak kulluğumda aşksa

Halimi arz etmek maksadım olunca, kalbi niyaz beklentim kimden hakça

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.02.2010 12:20
#496

Ey sevgili!

 

 

Kaç zaman oldu kim bilir

Sinemin yaşadığı elim sancılara ne derim

Kalbimi hasretin sızısıyla demlediğim kederim ah çekerim

Kime ne söylerim, sukutumla seyirdeyim, evet hala nefesinle beklemekteyim

 

Ha ne olur bir ses ver hale

Mütemadiyen hicran için derlediğim melale

Halime garipçe bakan kimselere, özlemim yar ellerde avare

Ne yazsam ve her ne yapsam boynum büküktür her hale aşk ruhuma pervane

 

Ah yar, gelmesen neyleyim

Kalbi fakirliğimle Rabbime yönelir arz ederim

İtminanlık dilerim, sabrın süruruyla eririm, boyun bükerim

Hazanı nefeslenirim, şevksiz idraki neyleyim, şimdiki kıt aklımla ne sefilim

 

Kime gitsem hal elvermiyor

Ah rabbin neden bu yangınlığım sukuta ermiyor

Kalbi sancılar peşimi bırakmıyor, ömrümde tükenip gidiyor

Ne hazzım var ve ne de halimde açan baharlara sessizce yağıyor tipiyle kar

 

Şimdi arkamda kim var yar

Sensiz terennüm ettiğim nefesler hüzünle akar

Zihnimde ne harman var ve ne de hasattan arta kalan har

Ey yar denizlerde dalga var, gönlümde ki hasretin ziyadesiyle dirliğime kar

 

Şimdi ufuklara hasretle nazar

Derlediğim anılar, mısralar hüzün veriyor ey yar

Dinlediğim nağmelerde, içtiğim özleminle ruhumda yara var

Çık gel artık yar, vaktin müddeti har, vuslat ikram edilen bahar, aşkla var

 

Ne gün ve ne de göçen ömrüm

Gecelerin mateminde sürgünüm, hicranlaştı özüm

Kalmışsa bir çift sözüm, umutlar solmasın, aşk kalple anlaşsın

Mavera bu anlamda manalaşsın, hasret dağlasın, haz edebi varlığa adansın

 

Yar halimin bedbinliğini duymasın

Ne ağlasın ve ne de keş kelere bulansın, aşkı unutmasın

Rabbine niyazla ulaşsın, kulluğun farkıyla masumlaşıp yaşasın

Yazdığım nameler bana kalsın, mısralar hisseden yüreklerle selamlaşıp aksın

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.02.2010 13:03
#497

Farkı anlayamıyordum!

 

 

Gün henüz yeni başlıyor

Ruhum sessizliğini koruyor, sukutu kuşanıyor

Kalbim hicranı anıyor, şevk halimi bırakıyor, bekleyen yol ne arıyor

Hasret sinemde başkalaşıyor, umutlarım ne vakit sürurlaşacağını bekliyor

 

Sanki her anım bir hazan

Ey meşkûk bir şekilde sefilliğimi merakla anan

Ey damarlarımda dolaşan anlamlı kan, ey hayatı muştu için saklanan

Nerdesin, hangi iklimin neşesisin, ah o sürurlu nefesin yok, ben kimsesizim

 

Vefayı ben kime sorayım

Kaybolan sadakati nerde bulayım, edebi sızıyım

Kalbi dirliğimde bizarım, ruhumun nazarlarında kaybolan bir insanım

Evet, niyaz için yastayım, hasretin elemiyle sancıları kuşanan bir hastayım

 

Belki demin ayazındayım

Kuşların çırptığı kanatlarda umudu anmaktayım

Lakin niçin yaşamaktayım, aklın tarumarlığında farktayım ne hicranım

Takatsizliğimle kimin yüzüne bakarım, beklentileri nasıl anlatırım, acıyım

 

Unutulmak ne kadar zormuş

Sanki sinemi kor halinde dağlayan ne umutmuş

Hüzün nefesimi solduran korkulukmuş, zaman bu katrede anılan olmuş

Yaşarken dahi ölmek halime mal olmuş, yeis içinde ki heveslerimde solmuş

 

Ne yar var ve ne de harı var

Ah bedbinliğimde dinmeyen bir hicran var yar

Ne yapalım açmadı bir türlü halimde bahar, bahtımda hüzün başka yar

Artık ne sinemin efkârını an ve ne de hasretin bağrında benim gibi yan yar

 

Sen bari şevkin banisinde kal

Ah sukutum, çığlığım kime erişecektir oldu lal

Bak temaşa ediyor halimi sürurlu hilal, ölüm yaklaştı düşünme sen yar

Ne kadar umudun varsa ve ne kadar gayretin harsa, yaşamak senindir yar

 

Aşk halimde şimdi bir demdir

Tefekkür idrakimde bütündür, sevda ardır yar

Ne varlığım kardır ve ne ufuklarım halimde istiklali hakkıyla yaşatır

Farkı fark etmek sanattır ey yar, aşk tahayyülümde bir başka açar ey yar

 

 

Mustafa CİLASUN

PE
16.02.2010 23:43
#498

Çok içten yazıyorsun mustafa abi. Beni benden aldın diyebilirim. Sinei sürurundan kopan yaprakları sunmaktan asla vaz geçme, bizi mahrum etme. Sana 62 değil 162 sayfa bile az gelir. Saygılar... :D

MU
17.02.2010 11:57
#499
Çok içten yazıyorsun mustafa abi. Beni benden aldın diyebilirim. Sinei sürurundan kopan yaprakları sunmaktan asla vaz geçme, bizi mahrum etme. Sana 62 değil 162 sayfa bile az gelir. Saygılar... :D

 

 

 

Ey can kardeşim...

Halimin toprağına şevk bahşettiniz...

Sinemin sancılarını bir nebze de olsa dindirdiniz...

Hamiyetinizle fevkalade naifsiniz ve kalbi kardeşimsiniz...

Sağlık ve afiyettir dileğimiz, kalbi ihsanınız tükenmesin isteğimiz... Müteşekkirim efendim...

MU
17.02.2010 13:41
#500

Kalbim aşka adanınca!

 

 

Ne kadar sancılarım varsa

Ruhum hicran içinde sayfalarını aralayınca

Aklım ayazda, niyazım sinemden hüccet bekliyor umutla ve farkla

Her ne kadar vaktim kalmışsa, aşk sızısının hasretini yudumlamaya sevdamla

 

Ey rabbim sen bilirsin

Sen muhakkak ki kalbimin sahibisin, yücesin

Sen vadedensin, hesabı halk edensin, ruhumun ikliminde tek vecdesin

Halimi ziyadesiyle bilensin, niyetime kefilsin, sadakatimden emin olan Rabsin

 

Niye hüzün içindeyim

Hicranın deminde hazzı nazar eden bir fakirim

Sancılarımı kime deşifre ederim, nefeslerden ne bekler, oysa ne sefilim

Yalnızca senin rızana meylederim, tefekkürde mülteciyim zikrimde aciz biriyim

 

Nice vesileler halk ediyorsun

Sabırla bekliyor ve mühleti aşk için veriyorsun

Sevdayı öğütlüyorsun, vecdi önceliyorsun, maksadı netleştiriyorsun

Ayetlerin serencamında kalbimi sürura erdiriyorsun ibretin vaktini söylüyorsun

 

Lakin farkı fark edemiyorum

Ne kadar nazar etsem de, temaşadan yoksunum

Dilim bizar, kelimeler mazi sayfalarından kalan hatıralar, kim anlar

Ah yazılan niyazlar, aşkın feyziyle bekleyen umutlar, ah dalı bırakan yapraklar

 

Kim bilir neler anlatıyorsunuz

İklimlerin sergisini hüzünle içime akıtıyorsunuz

Hicranla ağlıyorsunuz, yüreğimi dağlayan aşkı hep hatırlatıyorsunuz

Neden halimi başkalaştırıyorsunuz, hüzün içinde gözlerimden yaş akıtıyorsunuz

 

Ömrüm nihayete ersede aşksın

Çünkü sen kalbim için ziyadesiyle hazzı farksın

Sinemde dem, ruhumda sen, kalbimde edep içinde harsın, niyazsın, arsın

Ne kadar zikretsem de manaya meftun olan aşksın, insan içinde biçilen kaftansın

 

Sen ruhumda sancı ve sevdasın

Her halinden fark edilen mutlaksın, sen yarsın

Eşiklerde sabrın, beşiklerde kanatın, umutlarda ihsanın tadısın, sen aşksın

Sen vaktin serabı, mananın adağı, halin mutlağı ve ömrün her adımında sevdasın

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
17.02.2010 18:05
#501

Mustafa kardeşim Allah yar ve yardımcın olsun...yüreğine sağlık...Şiirleriniz huzur veriyor eşimede kızımada okuyorum kendilerininde selamları var teşekkür ediyorlar...yolunuz açık olsun can kardeşim...

MU
18.02.2010 10:18
#502
Mustafa kardeşim Allah yar ve yardımcın olsun...yüreğine sağlık...Şiirleriniz huzur veriyor eşimede kızımada okuyorum kendilerininde selamları var teşekkür ediyorlar...yolunuz açık olsun can kardeşim...

 

 

 

Ah aziz nefesli kardeşim...

En kalbi hislerimle müteşekkirim...

Sevgili kızınıza ve muhterem eşinize selam eğlerim...

Muhakkak ki gayretiniz ve hamiyetiniz için niyaz ederim efendim...

Bu manada kalbi umutlarınız ve cehti vuslatınız için sürur dilerim can kardeşim...

MU
18.02.2010 12:29
#503

Ne sözüm ne de özüm kaldı!

 

 

Kuytu bir kızıllığın kederindeyim

Neyi ne vakit düşüneceğimi dahi bilememekteyim

Neden hüzün içinde nefeslenmekteyim, hicran içinde umut etmekteyim

Ömrün göçen sahnesinde titremekteyim, vuslat için kalbime yöneleceğim

Her zaman üşüdüğümde sinemi açacağım ve sessiz çığlığımı da arza bırakacağım

 

Ey hak, adalet senin hükmündedir

Lakin masun gönüller hala hercümerç edilmektedir

Arz talan edilmektedir, vakit sinemde esaret için fevktir, ceht şevktir

Cemaatler neyi beklemektedir, tezkiyeler nefsime kederdir, izan nerdedir

Maslahatlar sergisi cihanşümuldur ve verilen fetvalar niçin tefekkür için ötelenir

 

Ayrışmalar acımasızca törpülenir

Ümmeti Muhammet neye teslim olacağında acizdir

Maksatlı fetvalar aşkı muhabbet için zillettir, muhabbet nerededir

Hukuk neden bizzat yargıçlar tarafından ihlal edilmektedir, güven yitmektedir

Kaybolmak insan kimliğinde züldür, zülüm ise hakkı gasp edenlere göre görevdir

 

Hani bir kuvvetler ayrılığı vardı

Mütemadiyen hakir görülenler neden dışlanmaktaydı

Toprağın kutsiyeti vatan için bayraktı, özgürlüğü alınan candan şimdi kaldı

İnancı yaşamak suç sayılmaktaydı, emir komuta efkârı umum için bir sultaydı

Saltanat ne kadar kaldırılmış olsa da, dikta edilen kepazelikler halimde efkârdı

 

Ey rabbim kalbimle iltica ederim

Neden mülteci kimliğimle hala hukukun peşindeyim

Ruhi andıçlarımı kimlerle istişare edeyim, şura şuurunun hasretini çekerim

Artık ne kelam edecek bir sözüm ve ne de kalbi sürur içinde hazzı özüm kaldı

Yalnızca sana nazlanırım, sızılarımla bedbin bir hicranım, sabır için sancılıyım

 

Ah tevdi edilen mühlet ne cömert

Rahmetin banisindedir yalnızca hareket ve kuvvet

Kim umut içinde ve muhabbetle aşkın hasretini yaşıyorsa, hayatı bir edep

İnsan için tasnif edilen nice anlamlı dert, bazen keder ve bazen de dirilişe sebep

Ne zaman hakkıyla düşünsem ve kalbi ahengimle yönelsem, rahmetin karşımda

 

Evet, kalbi fakirliğim işte ortada

Ömrümün kalanında her ne hicran varsa aşk tadında

Umutlarım bir tohum misali ufukların sürurunda, yakarışlarım elbette sana

Sahibimsin, sebebim sensin, ne beklediğini öğütlersin, mühleti onun için verensin

Muhakkak ki sen bizatihi aşkın banisisin, eşikler için vesileler halk eden Rabsin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.02.2010 12:18
#504

Sen gittikten sonra!

 

 

Nereye baksam

Hangi iklimi solusam

Tefekkür yolculuğunda bulunsam

Gecelerin yorgunluğunda sayıklasam

Arzularımı saklasam, efkârımı anlatsam

Kalbim sayfalarında sancılı ve acıyla bağlantılı

 

Olmuyor işte

Vakit her neyi söylemişse

Hasretin ritimlerinde hüzün içimde

Hazan halime ikamet edince üşüyorum bende

Ne zaman seni ansam, naifliğini kuşanarak baksam

Muhteşem bir hazzın, zarifliğinle adımsın, çünkü manamsın

 

Şimdi başım önümde

Boynum özleminle bükülünce

Ne sesim ve ne de nefesim şevkin ikliminde

Edebi güzelliğin aklıma gelince hayıflanıyorum işte

Ne yaptım ve nasıl farkı anlayamadım ağlıyorum fakirliğime

Hasretin muvazenemi tarumar edince, hicranı yaşıyorum halimde

 

Ne heyecan yaşardım

Hasretinle aşk rıhtımına adımlardım

Doyasıya hayatı kuşanırdım, nereye baksam hazdım

Nazına meftun olan coşkuydum, okuduğum şiirlerde tattın

Sanki damarlarımda akan kandın, süruru halimde yaşatandın

Şimdi içimde bir sıkıntı var, her yanıma kar yağar, hasretin dağlar

 

İtiraf ediyorum korktum

Yolun sonsuzluğunda solgun yolcuydum

Bazen yolumu kaybettim ve bazen de halimde efkârlı demdin

Açan gülde nağmem, nefesin ziyadesinde çarem, sukutun matem oldu

Merakım yoruldu, meramım soluksuzdu ve yaşadığım aşk içimde kordu

Ne muradım kaldıysa ummana yolcuydu, kalbim sancılara gebe hancıydı

 

Belki vakti var derken

Ve sabır içinde demlenirken

Sevdayı kalp sahibine dava ederken yine yoksun

Sen ömür yolculuğumda asla unutulmayacak anımsın

Yazdığım satırlarda aranan, aşkın sultasında dağlayan aşkı nazsın

Hiçbir zaman görmesem de, sen sinemde her zaman var olacak bir aşksın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MI
20.02.2010 00:36
#505

Dikkat edilirse Mustafa Ağabey'in şiirleri sadece mana boyutunun farklılığıyla değil, biçim, yani form, yok daha münasibi şekilsel açıdan farklılığıyla da ön plana çıkıyor. Üstteki şiirdeki geometriye dikkat beyler. Ağabey yanlış anlama, şiir yazarak araba şekli çizebilir misin? Hani bazıları surat ve sair şekiller yapıyor. Sadece bir tecessüs..

MU
20.02.2010 13:27
#506

Ne söylesem boş...

Anlamak için akıl bazen bahane...

Kinaye etmek kişinin halete ruhiyesinde şahane...

Bahane aramak, misallerle hakikatten kaçmak kalp için sefilhane...

MU
20.02.2010 13:28
#507

Söyleyemem derdimi!

 

 

Soğuk bir yağmur yağarken

Gözlerim hicran içinde kalbimden boşalırken

Umutlarım serap misali gönlümden göçerken sen yoksun

Melalim için bir mahzunsun, ayrılık sokağında çığlıksın çünkü nazsın

Sancılı günler dinmek bilmiyor, zihnim göçüyor, halim takatsizleşiyor bilesin

 

Ne içim içime sığıyor

Ve ne de vazgeçmek içimden bir türlü gelmiyor

Hasret çile çektiriyor, unutmak işime gelmiyor, ağlatıyor

Halimin perişanlığına kim nazar etse kınıyor, utanmayı ruhumda arıyor

Lakin sevmeyi bilmem ki ne kadar idrak ediyor, aşkın erişimlerinden gitmiyor

 

Aşk ne yaşın ve ne de aklındır

O kutsiyetten bahşedilen muazzam bir salkımdır

Nice akıllar bizar olur, hal ziyadesiyle başkalaşır, feda olmak yakışır

İrade manasından uzaklaşır, dalgalar andıçlaşır, gözler sessiz buğulanır

Ne sabrın hikmeti nazarlarda hakkıyla anlaşılır ve ne de ibret almak yakışır

 

İşte böyle ey yar sukut etsen de

Sen aşk ikliminde vesileyken, hal neylesin melali

Sarfı nazar edilen hikâyeleri, derlenen güfteleri çünkü sen zaten aşksın

Sevda namına ilk adımsın, muhayyilemde anlamlı tadımsın, sen bir harsın

Edebin mealinde naz, havsalamın kalanında baz, mefkureyi dairemde aşksın

 

Her ne söylersen söyle hazırım

Yeter ki sen kahretme ve bir yeis içinde nefeslenme

Biliyorsun akidemde tesadüflere itibar yer yoktur, çünkü fırsat olgudur

An ve hâsıl olan zaman bizzat aşkla anlamlıdır, çünkü kul ancak ona ramdır

Gayrisinde ne vardır, hesap muhabbet sağanağında aranandır aşk ilk adımdır

 

Nereye baksan onun süruru var

O her yanı kuşatan fevkalade inşirahtır ey yar

Düşünmenin tanımı, tefekkürün adımı, mukayesenin adağıdır vesselam

Kul bizzat mükellefse ve insan olmanın felahında neferse, aşksız yaşayamaz

Dilden fışkıran ve hevesleri kuşatan, gönülde manalaşan aşka yaban kalamaz

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.02.2010 21:51
#508

Ruhum kalbime ne söylüyor!

 

 

Gün doğuyor, güneş batıyor

Seherin ilk adımları ve gecenin pervazları

Düşünmek için zorluyor, bazen muştu ve bazen sancı veriyor

İdrakim ne kadar biliyor, izanım nerelerde geziyor, yüzüm kızarıyor

Ne kadar kalbimin farkındaysam, aşk babından kaçınsam da yine olmuyor

 

Ruhumu huzur kuşatıyor

Fevkaladelik neler söylüyor, hissettiriyor

Hiçbir ses ve titreşim duyulmuyor, sinem meşk hazzına eriyor

Sualler peş peşe zihnimde sıralanıyor, muvazenemde ahenk buluyor

Ne kadar kaçsam ve hatta nazlanarak saklansam kalbim hiç geçit vermiyor

 

Aşk vuslattır kul için

Sevda feda olmaktır hakikate durma seçin

İradeyi maslahat insanın hukukuna vasıl olmasıdır asliyetin

Siyaset politika değildir ve ilmi siyaset kalbi tanzim için berekettir

Kalbin derinliklerinde suhulet tadımdır letafet aşk yaşandıkça çok başkadır

 

Gördüğün aleve aldanma

Ateş, sadece düştüğü yeri yakar sanma

Aşkın gailesinden uzaklaşma, şayet hakkıyla kulsan usanma

Sabrın heyecanını yudumla, kanaatin ülfetinden yılma, umudun var ya

Ne kadar beklersen bekle katiyen solma ve direniş niye başkadır yaklaşsana

 

Ey edebine ram olduğum

Aşk zadeliğinde neden mahzunum söyle

Elin elime değmese de, nefesin hissiyatımda renklenmese de

Sen yinede halimin fakirliğini unutma, hasretin adımlarında soldurma

Ne kadar gözden ırak olsam, tahayyülümde sen varsın, halim içinde farksın

 

Hala esininle yazıyorum

Ve neler yazdığımı o an aşkla anıyorum

Yine sessizliğin sahnesinde aşkın süruruna adımlıyorum

Nereye gitsem hazzı hasretin kollarına bırakıyorum, öylece susuyorum

Çektiğim sancılar acıtmıyor, aksine kalbimde manalaşıyor, aşk coşturuyor

 

Anlıyorum ki cefa rahmettir

Ecir kulluğuma gerekçedir, şevk direniştir

Gönül aşkla delalettir, sevebilmek şefkatin kadridir, kul onu bilir

La derken reddiyeyi, illallah derken aşkı kabulü ihsan içinde yaşar ve anar

Yaşamanın niteliğine kanar, aşkı bu manada gönüller ikliminde farkını anlar

 

 

 

Mustafa CİLASUN

AY
20.02.2010 21:55
#509

Abi günde kaç tane şiir yazıyorsunuz.Maşallah Tebarekallah.Allah kem gözlerden muhafaza eylesin.Daha hiçbirini tam olarak bitiremedim ama şeklleri gerçekten ilgi çekici.Üstten alta doğru genişliyor

MU
20.02.2010 22:42
#510
Abi günde kaç tane şiir yazıyorsunuz.Maşallah Tebarekallah.Allah kem gözlerden muhafaza eylesin.Daha hiçbirini tam olarak bitiremedim ama şeklleri gerçekten ilgi çekici.Üstten alta doğru genişliyor

 

 

 

Amin efendim... Müteşekkirim...

Vakit elverdikçe, kalbim fakirliğinde...

Aramış olduğunuz nitelik ne gezer halimde...

Okumak, anlamaksa, yazmakta idrakin kavlinde...

Her ne kadar bazı kalem erbapları kinaye etselerde...

İşim olmaz onların edebi derinliklerinde, çünkü kalbim sığ iklimde...

Farklılık, şekliyeti öncelemez, melalim nasıl seriliyorsa mısralar anlamında ortada...

MI
21.02.2010 20:45
#511
Her ne kadar bazı kalem erbapları kinaye etselerde...

 

Bizden kaçmaz abi, bu laflar bana.. Üzdün, kırdın, darma duman ettin beni. Oysa ben, oysa... Dili yok kalbimin abi..

MU
22.02.2010 12:06
#512

Kimseyi üzmek ve kırmak haddim değil...

Melalimi yazmak ve anlatmak kötü değil...

Kimseye bir sözüm yok, özüm hırs değil...

Edebi nefeslenmek aşksız ve acısız değil...

 

Kendi halimleyim, bir yarış içinde değilim...

Ademden maksat, adamlığa meylederim...

Kime ne söylerim, sessizce yazar giderim...

Ne şair ne yazar fakirliğime paha biçerim...

MU
22.02.2010 12:47
#513

Derdimi Ummanlara döktüm!

 

 

Ne söyledimse

Ve işittiklerim hissiyatımla muvazenemde

Maksat muhabbete ram olmak için kadrin bereketinde

Dert insan içinse, elbette ki bir kulum bende acizliğin sefilliğinde

Bazen yâre seslensem de ve bazen kalbi hüznümü teslim etsem de demiyle

 

Hicran halimde

Ruhum her ne kadar sukut etse de kederde

Dilim kelimelerde, sinem yâd ellerde, hasrette içimde

Kime ne söyledimse kem sözler halime, övgülerde aziz nefeslere

Nerdeyim ve hangi hal içindeyim hiç bilmeseler de yazıyorum işte kalbimle

 

Dinlediğim tambur

Öyle elemli feryat ediyor ki hicran ahengiyle

Bestelediğim çileler güftelerimde, yazılan şiirler âlemde

Sarf ettiğim gayretim hamiyetin ellerinde, hissiyatım hüzün içinde

İşte mezar halimi meftun edince, ruhum kalbimi titretiyor aşkın nefesleriyle

 

Belki susmam gerekiyor

Ne kadar yazsam da yanmak içimden geliyor

Melalim devran ediyor, ruhum sema halinde meşk ediyor

Derdim halime sürur bahşediyor, sabır aşkta dur durak bilmiyor

Baht sendeleniyor, zihnim feveran ediyor, lakin aşk ziyadesiyle esin veriyor

 

Aşinayım hilali yâre

Ey çilem artık ne bekliyorsun aşk feri ile halde

Sevda harıyla haz veriyor kalbime, aşk nidasıyla sancılar içinde

Ne kadar çektiğim elem varsa yalnızlığımda, hasret kilim oldu nazıyla

Ey şark, beklide garp sakinleri anlayın artık aşkı sahibinin izniyle kalbimde

 

Ne badı sabahlar

Ve kalbimden fırlayan umutlar halime acı veriyor

Gözlerim boşaldıkça ruhum kadre eriyor, dil coşku içinde dönüyor

Ruhumun sancakları atiden neler bekliyor, mazi mütemadiyen derliyor

Kim ne söylerse elbet hesabı biliyor, ölüm vaat edilen dirilişle ahenkleşiyor

 

Yağmur nur olarak iniyor

Kar letafetiyle sukutun ziyadesini aşk ile müjdeliyor

Kalbim sürurun mefkûresinden hamiyet bekliyor, gülün şevkine eriyor

Melalim bu vakit durmuyor, hissiyat ahenge bürünüyor, kalbim zikrediyor

Dil şad olunca kalp aşkın lisanına erişiyor ve huzur ruhuma refakat ediyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.02.2010 12:45
#514

Pişman olursan bir gün!

 

 

Sarf ettiğin nefesin nedametinde

Hissiyatın sağanağında boynun bükülmüşse

Hasret sineni hicran deminde dağlayan kederse yinede üzülme

Henüz zaman geçmiş değil, ömür sayfaları bitmiş değil, gönül sönmüş değil

Halimde kalmışsa bir heyecan, ram olacaktır ona sevdalı can, aşk şevkine inan

 

Ey süzülen hüzün halimde fevksin

Ne kadar nida etsem de, sükûtumla bütünsün

Neden içimde feyizsin, tefekkürümde ülfetsin, muvazenemdesin

Aşk suhuletinde iffetsin, edebin senasında serinsin, bahtın bahsinde badesin

Terennüm ettiğim yudumlar, gözlerden boşalan yaşlar henüz geçmediğini söyler

 

Nasıl bir sevdadır bu ey yarabbi

Her deminde sen varsın, ilkbahar misali nazsın

Aşk ferahlığında davamsın, ruhun adımlarında var olan aşksın

Umman için serapsın, umudun kavlinde farksın, sen biçare gönlün sağanısın

Kim dönerse, kalbin derinliğinden eğlediğim mukabelemle hüzünle anılan ramsın

 

Ruhum göçebeliğinde mahzun

Kalbim aşkın letafetiyle şimdilerde hazza doygun

Attığım adımlar ve sarf ettiğim soluklar mefkûrem için solgun

Aklım kifayet etmiyor, iradem zafiyet içinde çöküyor, idrak kalbime aşk diyor

Lakin gözlerim fersiz dizlerim takatsiz sözlerim edep için kifayetsiz vakit istiyor

 

Ah ederek halini her anışımda

Bir âşık misali her yanışımda gözyaşlarım dinmiyor

Yıllar unutturamadı, edebin kalbime sürur kattı, hasretim kat be kat arttı

Hali kuşatan sevdan neleri hatırlattı, aşk kalbin sağanağında ölümle arkadaştı

Issız sokaklar ufkumda seninle arkadaştı, sakin köşeler düşüncelerime seni anlattı

 

Ömrün kalanında bahar şevktir

Vaktin müddetinde umutlar sürur ilkiyle letafettir

Bahtım senin sessizliğinde fevkalade gariptir, aşk kutsiyeti kalbime şereftir

Kime ne anlatsam elbette ki sancı çekilecektir, lakin aşkı ancak yaşayan bilecektir

Ömür bitse de, kalbim inlese de, şayet aşk ruhuma refakat etmeyince kabrim fakirdir

 

Yıllara borçluluğum aşk acısıdır

Hasretin sılasına yolculuğum hep kalbimde sancıdır

Nihayetinde ne bir kış ve ne de bir naaş kalacaktır, insan aşkla bir başkadır

Kim darda koyuyorsa, kulun halini anlamadan nara atıyorsa, aşka muhtaçtır

Aşk, kulluk letafetinde fevkalade farktır ve tensellik bakımından hayli bir uzaktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

SE
02.03.2010 15:54
#515

Es-Selamun Aleyküm...

 

Sayın NFK-Fan, Cilasun Beyin büyük bir problemi var. Siteye ne zaman girse, bazı forumlarda üye olmayanların sadece forum kuralları başlığını gördükleri gibi Cilasun Bey de bu siteye girince sadece Kendi Yazdıklarınız'ı görüyor. Müdahale etmek icap ediyor sanırım. Yoksa Üstad Hazretleriyle ilgili açılmış forumu kendi blog'u zannedip böyle kullanmaz herhalde... Yardımcı olalım Cilasun Bey'e.

 

Selametle...

MU
05.03.2010 13:09
#516

Kırdın ümidimi, yıktın şu gönül lânesini!

 

 

İbretine ram olduğum gönül ne ummanmış

Ruhumun vecdinne sunulan korkular, halimde hicranmış

Ah, kalbi bitaplığımda ümitlerim hazanlaşmış, nefesin şevki kalmamış

Melalim sükutun burukluğunda sessizliğin rengiyle boyanmış, merak uzaklaşmış

 

Günler aylar geçsede sancılar ruhuma akmış

Seherin masumluğu kutlu sevdaların hüznüyle şakımış

Ha gün kararmış veya geceler kalbime hicranın elemini sakinde bırakmış

Ölüm henüz yaşarken sinemde başlamış, mavera haşyeti kalbimde çok başkaymış

 

Ey ömrümün baharında ducar olduğum gam

Hani nerede meşkin süruruyla abat olacağım beklediğim sabah akşan

Bu hicranın sancısına ne dayanır, hasret bahtım için son duraktır acım haktır

Derdim için sığındığım, titreyen kalbimin yegane sahibi yüce haktır, aşka muhtaçtır

 

Kırılan ümitlerim düşlerin eşiğinde yaşıyor

Halimin fakirliği fevkalade boynumu bükerek, hesapla yüzleştiriyor

Ruhuma beklediğim esinti kar etmiyor, dilim susuyor, kalbim hüznü yaşıyor

Ne kadar bekleyen çilem var ise nöbette ruhumla bedelleşiyor, sürur yinede gelmiyor

 

Yöneliyorum sessizliğin derinliğindeki sese

Vicdanım haşyetin titretmesiyle nefesimi kesede gözlerim durmuyor

Boşalan yaşlar sanki ıstırabımı ummana boşaltıyor, içim biran rahatlıyor

Zihnim duruluyor, sine-i sesim halimi burkuyor, beklenen aşkı hasret ses vermiyor

 

Gözlerim uzakların özlemiyle durmuyor

Melalim içime akarak sancılarımı katlıyor, hazan halimi yansıtıyor

Sessiz çığlığım ufkun müsamahasından hamiyet diliyor, hüzün sökün ediyor

Çiseleyen yağmur umuduma neler söylüyor, sular durularak huzur kalbime giriyor

 

Ne kadar müptela olsam da hesap var

Hasretin bağrında mütemadiyen sancılar yaşasam da hakkaniyet ar

Çıkmaz sokaklar, kuytu köşeler, sönmüş yürekler ancak umutla şevke ererler

Sessizliğin mukadderatında el hak ölümle yüzleşip atisi için rahmeti hep beklerler

 

Gönül için neler söylense aşka duçardır

Yaşamak bunun için insaniyet bakımından sanattır nefesin vecdi vardır

Sabır çilenin yoldaşı, sevda harın arkadaşı, aşkın sağanağında işaret taşıdır

Niyetin halisliği, gayretin ihsanla ahengi, ihlâsın beklenen fedayı edebi aşk içindir

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
12.03.2010 16:57
#517

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN CAN KARDEŞİM YİNE MEST ETTİNİZ BİZİ ALLAH C.C RAZI OLSUN FEYZİN TÜKENMESİN BAKİ MUHABETLE....

MU
13.03.2010 12:43
#518

Amin can kardeşim...

Bu kadar sessiz bir ortamda...

Yalnızlığın solgun bırakan ferahlığında...

Sesiniz ve aziz nefesinizle sürur bahşediyorsunuz...

Böyle manidar kelamınızla kalbi hazzı ülfetle yudumluyorum...

Elbette ki fakirliğim muvacehesince niyaz ediyorum ve selamlıyorum...Hürmet ve muhabbetlerimle efendim...

MU
22.03.2010 12:51
#519

İrşada muhtaç kalbim ne hazan!

 

 

Bahara ermeyen nefesimle

Sine-i melalimde derlediğim hicranın sesiyle

Ruhumun muhtaç olduğu ulviyetin payesiyle neden hüzne akarım

Ah yine başlıyor hali fakirliğimde dinmeyen efkârım, sefilliğe açılan ağıtlarım

 

 

Hali iklimimde güz var

Umutlarım kalbi sürura ne kadar hasret yaşar

Dile gelen sevda ruhum için letafetiyle ne ülfetli bahar, aşk bir ar

Artık çalma kapımı, nazarlarımda uçsuz bucaksız mezarın haşyeti har ey yar

 

 

Neyleyim bahtın edebiyim

Sabır içinde boynumu bükerek nefesi sevk eğlerim

Hamiyete muhtaç olan solgun gönül kafesim, lal olan bu dilim

Umman için derlediğim ve güftelediğim hüzzam nağmelerim hasreti ilzam eder

 

 

Vurgun vaktin bekçisiyim

Ne fark eder, gece ve gündüzümle ne çok hali fakirim

Niteliği ne bilirim, idrakten uzak bu elemli nefesim, ah kederim

Dinlediğim nağmenin, acemaşiran sükûnetinde başlıyor o bırakmayan kederim

 

 

Yazık, yazık ki şu ömrüm

Şiddetle özlemini duyduğum lakin koklayamadım gülün

Nefesin deryasında andığım ve meftun olduğum bülbülün aşkında sökünün

Feryadımın içselliğimde şakıyan ve anlamı hakikat olan sancı yaşatan öğüdün

 

 

Girdabında fevkalade esirim

Feda olmadığım müddetçe, aşkın narını teneffüs etmedikçe

Müşkülü sevdanın yelpazesinde esin duymadığım bir hakikatse ne bizarım

Figan olan ve kalbi cenahımda hesabın mutlak olan acısını sunan aşka niyazım

 

 

Gel eyleme, sevgini engelleme

Bir tebessümün dahi bahşettiği süruru ne olur hakir görme

Vaktin anında, nazarın hazanında, umudun solgunluğunda hamiyeti esirgeme

Bakir olan muhabbeti, teslimiyet için edebi, kalbin şad olacak sesini hiç unutma

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.03.2010 12:40
#520

Kalbi sürur ruhuma ne söylüyor!

 

 

Güneş aşkı letafetle çekiliyordu

Aydınlık adına her ne varsa çaresiz etrafa bakıyordu

Sine yanıyor, dil susuyor, yürek burkularak vaktin ilhamını yudumluyordu

Ruhumun hicranı yeniden başlayarak, haşyetin kollarında yalnızlığına ağlıyordu

 

 

Elbette ki tevdi edilen ne varsa

Merak haddizatında ihsan edilen akılla idrake açılsa

İnşirah kalbi ihata ederek saadetin süruruyla mavera dirliğini aşkla sunsa

Gönül mahzunluk yaşamasa, aşk hasretiyle yüreğimi burkmasa, gözyaşları dursa

 

 

Düşünmek niye kifayet etmiyor

İrşadın gerekçesi niye gayret ve izzette gizlenip gidiyor

Ruhum kalbim için aklıma müracaat ediyor, iradem zafiyete imrenip eriyor

Umutlarım hazan içinde neyi bekliyor, vücudum titriyor, takatim tükenip göçüyor

 

 

Gittiğim yerde kal gelme boş yere

Her neye kefalet ettimse yine başım bin bir dert içinde

Vicdanım ruhuma refakat edince, saflığım her zaman kalsın hüzünlü halimde

Aldatan olmayayım, alalanarak nefesimi arza bırakmayım, fakirliğimde kalayım

 

 

İnsan buya sual mi olur kullukta

Her neye tanzim ederek sin-i hasrettiğim aşk olmayınca

Hırçın sancılar kalbime temayüz ederek hakikatin sayfasını ruhuma anlatınca

Sessiz soluğum ve terennüm ettiğim inayet boşluğum, muvazenemi alaşağı ediyor

 

 

İşte o vakit ne yârin sesi duyuluyor

Ne suskun melalin çığlığı hakkıyla ruhuma ilhak oluyor

Nidam duyulmuyor, yüreğim ebedin yolculuğunda haşyeti titreyerek yaşıyor

Sinem daralıyor, gözyaşlarım durmuyor, nefesim etkisiz, gözler fersiz aşk diliyor

 

 

Ne vakit duyulur ve hissedilir meram

Haydi, bak yine içine alıyor ruhumu bu hüzünlü akşam

Nerde Şam, orda akşam diyen sineyi yâd ediyorum yaşadığım korku hardan

Rabbim gönlümü aç, kalbime inşirahın sürurunu kat, ihsan hazzını ruhumda yaşat

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.03.2010 12:58
#521

Vurdu yine gönlümü şu mahzun hazan!

 

 

Bin kızıl çöl çöktü yine gönlüme, akşamdan beri

Ülfetin naifliğine alıp götürüyor o sazın aşkı teli

Serdedilen güftenin zarafeti, mısraların aşkın seli

Değmesin göğsüme artık hüznün kuşatan esenliği

 

 

Neyleyim ki garibim yine gönül hanemde hasretim

Özlemin bahtından esen nidaların sükûnunda erim

Hali fakirliğime çaresiz boyun bükerim, ah inleyim

Duyulsun artık, şu sinemi dağlayan elemde nefesim

 

 

Ne bekleyen narın korkusu ve ne de yolculuk argını

Yüreğimi dağlayan hasretin kuşattığı o aşkı hicranı

Ram olduğum hazanın o sessiz şarkısı akan gözyaşı

Deva sunmuyor baharım kutlu umudu, aşkı muştusu

 

 

Yine gönlüm virane, geceler haşyetiyle aşkı merdane

Ruhum amadedir mizan içinde bekleyen her haşyete

Sine-i solgunluğum geçit vermiyor sevda meşalesine

Ne söyleyim artık zırha bürünen ses vermeyen o yâre

 

 

Durgun suların anlattığı ve misali hakikatte kadere

Yazgımın hasrettiği her sahifesinde yaşattığı kedere

Muhtacım kalbimin hicranında buutlaşan her nefese

Mahkûm olduğum elemli esarete, hasretim kutlu sese

 

 

Ne kaldı artık ömrü baharımda hazan hüzünle akar

Sessiz çığlığım yıllardır sinemi acılarıyla çok dağlar

Çekildiğim ıssız sokaklarda yüreğimi hicranla yakar

Ne anam ağlar, kalbim suhuletin bağrında aşk yaşar

 

 

Yalnızlığıma refakat ediyor hissiyatımla o mısralar

Kuytu köşemde nicedir bekleyen, solgundur umutlar

Kabir için kaldı artık alınan sessiz hüzünlü soluklar

Yüreğimi buğulayan yaşadığım o korkular ve ağıtlar

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.03.2010 12:18
#522

Ey badı sabah için hıçkıran gönül!

 

 

Vaat edilen umut niye aman vermiyor

Salıverdiğim nefesler hicranımla hesapla bedelleşiyor

Ruhumun azadeliği yüreğimi burkarak, sineme hasreti yağdırıyor

Dilim susuyor, kalbim konuşuyor, gözlerim mecalsiz bir şekilde ufka bakıyor

 

 

Her attığım adımda gözüm kararıyor

Göçtüğüm mekânlar artık nefesimi bırakarak ağlıyor

Bilmem ki geriye ne kalıyor, ne bir ses ve ne de bir eser bağlıyor

Ruhumun bizarlığı niye halimi korkutuyor, hesap kalbimde bir başkalaşıyor

 

 

Yalnızlığıma avdet eden yârin sesi

Ruhuma şevk bahşeden busesi, edebiyle o aziz nefesi

Sanki kalbime vuslatın payesiydi, fakirliğime hamiyeti eğledi

İşte sineme sudur eden süruru ve nefesin ilzamında ki kutlu nuru anlamıştım

 

 

Çekildiğim sessizliğimle onu andım

Bağrımın yangınlığında ve hıçkıran umutlarımla ağladım

O an ve geçmeyen aşkı zamanda bilmem ki ne kadar dağlandım

Çok dalgındım, görmediğim dalgaların serencamında hicranımı yudumladım

 

 

Hüznün feyziyle ellerimi öyle açtım

Ağladım, durmadan yüreğimi açarak yangında adımladım

Acizliğimle ve dilimin sefilliğinde halimin fakirliğini Rabbime anlattım

Gönlümü aç, çilede inkişafı ruhuma kat nefesimi sürurla ve edeple halime tat

 

 

Dinmiyor elemin furyası kalbimde

Bilmem ki daha ne kadar refakat edecek bu sefil halime

Hani o iştiyakla bıraktığım kutlu umutlarım hala nasibi hak seferinde

Ömür sahifemde, nefesin göçü haşyetiyle elemle demde, mizan hazin halimde

 

 

Bir nazar eğleme artık nefes bitti

Sürur kalmayınca kalbimde şevk tükendi ve sessiz gitti

Beyan edemediğim meramım ve mısralara yazdığım yangınlığım hissedildi

Gönül ummana yöneldi, derdi gamını hicranıyla ve nefesin kalanıyla ona döktü

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.03.2010 12:57
#523

Bin hüzün güftesiyle sinemi dağlarım!

 

 

 

Bülbülün sesin ülfetiyle feryat diyor

Mahzun kuşlar kanatlarını çırparak umuda yöneliyor

Nasip bahtı felah için çiyli serdediyor, içim gidiyor, gönlüm ağlıyor

Göçüp giden şu virane gönlüm sessizliğe gömülüyor, uzletin aşkıyla nefesleniyor

 

 

Ne vakit bir musalla taşını görsem

Çıktığım ve ram olduğum efkârın süruruyla ağlasam

Yüreğimin yangınlığını hiçbir gönle aktarmadan çığlığımı yudumlasam

Hiç uyumadan seherin ahengini ruhuma taşısam ve aşkın vecdiyle hasrete kansam

 

 

Nereye yaslansam sinem bir avare

Sevda dilim için sanki edebi bir bahane, aşktan azade

Başlıyor yine serabın ülfetine yakışan ve yağarak anlamlaşan her kadre

Ruhum bigane, halim divan, zihnim merdane, nefesin hicranı duyulmuyor ah paye

 

 

Bin hüzün çökse de bu fakir gönlüme

Haykırdığım melalim çaresiz çekiliyor acı sessizliğine

Hani takat ve şevk nerede, sürur kalbimden arî derinliğinde ve kederiyle

Ruhumdan sadır olan ve sinemi daraltan yalnızlığımla abat olarak göçer giderim

 

 

Sine-i sürurumdan kopan yaprakları

Ruhumun baki olan hicran damlalarını terennüm ederim

Bir yudum suya hasret nefes gibi kuytu derinliğe meylederim, çile benim

Ne kaldıysa ve bıraktığım çaresiz nefesimle, hali fakirliğimde uçuk bir sazendeyim

 

 

Kim hangi cüretle nazar edebilirim

Kalbi çöküntüleri ayan olan ve fevkalade biçare sefilim

Kalmayan gücüm, fersizleşen ve boşluğu anan iki gözüm ve edepten arî dilim

Bu viraneliğimde aşkın namütenahi dirliğini ve birliğini nasıl deruhte ederek giderim

 

 

Ben hali fakirliğimde ikamet edenim

Adamlığın adımlarında metanetini koruyanlara gıpta ederim

Ah biganeleşen hüzünlü nefesim, ömür sahifesini tüketen hicrani defterim

Sessizliğime çekilerek, aziz nefesler için niyaz ederim, selamı önceleyip sürur dilerim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.03.2010 11:42
#524

Mağrur gözyaşların sinemi dağlıyor!

 

 

Ülfetin bağrından serdettiğin nefesin

Sessizliğin tüm katrelerinde yüreğinde demlediğin elemin

Ah sine-i melalinde mütemadiyen çıkmayan o hazin sesin, aşkı kederim

Şimdi başımı döndüren hasretin, suya hasreti kuşanan viraneyim şevki neyleyim

 

 

Âlemi hakikate açılan kutsi düşlerin

Çile için hasrettiğin inayetli suhuletin, hali fakirliğim elim

Sinemi dağlayan özleminle hazin sancılar içinde ne sefilim yine şükrederim

Ram olduğum hasretinle, haz duyduğum uzletin seyrinde biganeleşen aşk feriyim

 

 

Bin hüzünle dinlediğim efkârlı neyin

Meşkinde avareleşen divaneyim, düşen yaprağın ibretindeyim

Tefekkür için niyaz ederim, içselliğimin feyziyle kelam eden buruk zadeyim

Şimdi kime ne söylerim, hicranın süruruyla nefesin kadrini bekler, hüzne giderim

 

 

Çaldığım kapılardan artık umut yok

Bahtı fütuhatımda sevda için kuruntu ne çok, ümidim sanki ok

Mızrabın sesinde, mağdurluğum halimin bendinde kederiyle çıkıyor sefere

Her ne kelam etsem de kalbim, sahibinin izniyle vuslat için umut feyziyle demde

 

 

Temaşa ettiğim yürekler ayrı âlemde

Dilim sukutun idrakiyle şevkin baharından hazla söz etmeyince

Sine-i melalim hazanın sükûn bulan sahnesinde, kalan nefesim aşk içinse

Sevdanın rahlesinde, merakın her katresinde hicranın haşmetiyle idrak kalbimde

 

 

Ne akşamın ve ne de ihtişamlı şadın

Anılarına şimdi çok muhtacım, lakin aşksız hamiyeti ne yapayım

Bıraktığım her nefeste aşka ihtiyaçlığım ve hakikatin şümulünde hancıyım

Ölüm için tasalanmayan ne garip bir yabancıyım, müddetinde nereye varacağım

 

Bekleme artık badı sabah bir hicran

Abat olacağım yolun hüznü sine-i efkârımda pek dehşetli yaman

El aman ey yar el aman, nefesin ülfetinde, ruhun izzetinde kalbim ne hicran

Sarf ettiğim her kelam, duyan ve hisseden için letafeti bağrında taşıyan hüzzam

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.03.2010 11:41
#525

Bir sır gibi sakladım yıllarca esinini!

 

 

 

Hani yüreğe merakı salan

Halin ikliminde süruru sessizliğin hazzıyla akıtan

Vahaların sultasında ihtişamıyla aşkın kutsiyetini anlatan sükûtsa

Sevda kalbimi ihata ediyor harıyla, meşkûk halim kanatlanıyor aşkın narıyla

 

 

Ne cenneti ve ne de cehennemi

Kalbi manada terennüm edemediğim kutsi hakikati

İnşiraha ramak kalan eşiği, sinemi dağlayan seyri tevafuk hevesleri

Kaybolduğum iradeyi saadet zafiyetlerimi, hesap ettikçe sefilleştiğim nağmeyi

 

 

Ne sen sor ve ne de beni acıya koy

Dağların ihtişamından şakıyan engin bir aşkı sor

Nazarların ilzamında, yüreğin her çalkanışında sevda arif için bir oy

Hakkın nağmesinde, ayetlerin derinliğinden sudur eden hikmetin aşkına ram ol

 

 

Bülbül niye şakıyor hiç bilir misin

Sesin titreşiminde nefesin müddetine erişen ülfet misin

Sen bir vakti saadetsin, ölümle iç içe olan ziyadesin, tefekkürle şevksin

Mavera yolculuğunda payesin ve aşkı hakikat için hevesleri derdest eden arifsin

 

 

Hani nerde kaldı mazi iştiyakı

Etrafı kuşatan sekilerliğin şatafatlığı, ağlatan ıstırabı

Bir gül misali saklanan kalbi fütuhatı, edebin naifliğinde nükseden adımı

Kime sorayım, nereye edebi nazarla bakayım, ibretin sürurunu hasretle anayım

 

 

Gönlün hülyasında şevke kanayım

Yâd ettiğim kutsiyetimi manidar bir nazara koyayım

Attığım adımların girdabında, kalan takatsiz nefes darlığında ne yapayım

Titreyen kalbimi, aşkın feyzine bırakıp, çilenin efkârıyla vuslat için yakarayım

 

 

Bırakma sinemde artık mahzunluğu

Sine-i payemde yaşadığım anlamlı mağdurluğu çek al

Ne kaldıysa ömürde ve müddeti zaman saadetinde aşkın feyzine durma sal

Çığlığımın duyulduğu yüreklere idrakin iştiyakını sal, ibret için çilede sevda ar

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.03.2010 16:09
#526

Gönlüm burukken ne söylerim!

 

 

 

Ağlıyorum sessizliğin ikliminde

Ruhumu davet eden esrarın mahzun sahifesine

Dilimin duçar olduğu edebin suhuletindeki naif masumiyete

Nefesime refakat eden, yarım asırlık kelime mazime, ibretin fevkiyle idrakime

 

 

Ne vakit bir yel nüfus etse halime

İçimin anbean titrediği melalimle seyre salarım

Öyle bir hakli sine-i hicranım vahalara uzanıp uyur kalırım

Aşk için ağlarım, yangınlığın hasretiyle ruhuma artık bu vakitte ne anlatırım

 

 

Erciyesin yamaçlarına bakarım

Ağustos sıcağında dahi erimeyen karı ülfetle anarım

Sevdanın pervazlarındaki aczi yetime boyun büker ağlarım

Yanarım, hali perişanlığıma, kuruyan pınarlara ve solgunlaşan hazin hazana

 

 

Bir damla suya hasreti yaşayana

Aşka bigane kalarak ve mahrum olarak nefesi bırakana

Yüreğimi dağlayan hicrana, umudun süruruyla sabahlatan korkuya

Akşamdan arta kalan her ne varsa, feda olsun ömrün özlemindeki efkârlı aşka

 

 

Nefesin feyzini ve aşkın hüznünü

Üflenen neyde barizleşen vecdi temaşa ettikçe göçüyorum

Ruhuma aşina olan her ne varsa, çıktığım ufkun kanatlarında anıyorum

Sine-i efkârımla demlediğim hüznü bırakıyorum, hicranın perdelerini açıyorum

 

 

Tutunduğum ne varsa, aşk narsa

Cennet için nefes almak ne kadar muğlâksa, rıza sevdada

Feda olmak, ihlâsa ram olarak tefekkürün zindeliğinde yaşamak ardır

Vuslat bu manada ruhuma anlam kazandıran hardır, yoksa kalbim hicrandadır

 

 

Lalelerin ülfeti, gülün mefkûresi

İrademe gem olan zafiyetlerin bahaneler içinde ki zulmeti

İnayet için vaat edilen ve hikmetinde gizlenen sabrın erdemli güzelliğini

Bekleyen tertemiz kefeni, mizan için tevdi edilen letafeti hesap ettikçe ağlıyorum

 

 

 

Mustafa CİLASUN

EL
30.03.2010 20:08
#527
Vurdu yine gönlümü şu mahzun hazan!

 

 

Bin kızıl çöl çöktü yine gönlüme, akşamdan beri

Ülfetin naifliğine alıp götürüyor o sazın aşkı teli

Serdedilen güftenin zarafeti, mısraların aşkın seli

Değmesin göğsüme artık hüznün kuşatan esenliği

 

 

Neyleyim ki garibim yine gönül hanemde hasretim

Özlemin bahtından esen nidaların sükûnunda erim

Hali fakirliğime çaresiz boyun bükerim, ah inleyim

Duyulsun artık, şu sinemi dağlayan elemde nefesim

 

 

Ne bekleyen narın korkusu ve ne de yolculuk argını

Yüreğimi dağlayan hasretin kuşattığı o aşkı hicranı

Ram olduğum hazanın o sessiz şarkısı akan gözyaşı

Deva sunmuyor baharım kutlu umudu, aşkı muştusu

 

 

Yine gönlüm virane, geceler haşyetiyle aşkı merdane

Ruhum amadedir mizan içinde bekleyen her haşyete

Sine-i solgunluğum geçit vermiyor sevda meşalesine

Ne söyleyim artık zırha bürünen ses vermeyen o yâre

 

 

Durgun suların anlattığı ve misali hakikatte kadere

Yazgımın hasrettiği her sahifesinde yaşattığı kedere

Muhtacım kalbimin hicranında buutlaşan her nefese

Mahkûm olduğum elemli esarete, hasretim kutlu sese

 

 

Ne kaldı artık ömrü baharımda hazan hüzünle akar

Sessiz çığlığım yıllardır sinemi acılarıyla çok dağlar

Çekildiğim ıssız sokaklarda yüreğimi hicranla yakar

Ne anam ağlar, kalbim suhuletin bağrında aşk yaşar

 

 

Yalnızlığıma refakat ediyor hissiyatımla o mısralar

Kuytu köşemde nicedir bekleyen, solgundur umutlar

Kabir için kaldı artık alınan sessiz hüzünlü soluklar

Yüreğimi buğulayan yaşadığım o korkular ve ağıtlar

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

Ne kaldı artık ömrü baharımda hazan hüzünle akar

Sessiz çığlığım yıllardır sinemi acılarıyla çok dağlar

Çekildiğim ıssız sokaklarda yüreğimi hicranla yakar

Ne anam ağlar, kalbim suhuletin bağrında aşk yaşar

 

 

Yalnızlığıma refakat ediyor hissiyatımla o mısralar

Kuytu köşemde nicedir bekleyen, solgundur umutlar

Kabir için kaldı artık alınan sessiz hüzünlü soluklar

Yüreğimi buğulayan yaşadığım o korkular ve ağıtlar

 

özellikle bu kıtaları çok beğendim.yüreğinize sağlık..Paylaştığınız güzel şiir ve yazılar için teşekkürler,ALLAH razı olsun!..

MU
31.03.2010 10:11
#528

Eyvallah kıymetli kardeşim...

Aziz nefsiniz için sürur dilerim...

Amin diyerek, en kalbi hislerimle mukabele ederim efendim...

MU
31.03.2010 12:11
#529

Bir ümit sun ne olur kalbin ab’ına!

________________________________________

 

Açmayın sine-i efkârımın örtüsünü

Küllenen melalimin sancıya türap olan hicran öyküsünü

Dinlemeyin kalbimin hazin nağmesini, ruhumu bizar bırakan hançerini

Titreyen şu hali acizliğimde avareleşen hislerini, dinmeyen nidamdan göz paremi

 

 

Umut, vuslat için aşkı sultandır

Yeis içinde nefeslenmek, sine için fevkalade bir zayiattır

İnşirah kalp için ihsandır, kul için ihlâs niye farktır, aşk feda için aktır

Yakan hicran, buğulayan her an, mavera yolculuğunda aşkı coşkuyla hale koyan

 

 

Ruhumun mateminde hasret ar

Lakin korkular içinde nefes almak, yüreğimi çok dağlar

Vaat edilen hazlar, merakı önceleyen soluklar cennete girmek için ağlar

Müddeti nefes için andığım, yüreğimin haresinde hüzünle baktığım farklılığım acı

 

 

Yanan ocağın umuduna kanan

Issız köşelerde avareliğin sefilliğinde merakı yudumlayan

Kanayan sinenin hali efkârını hiç anlamadan yaşayan ve haykıran can

Kudretin payesini, nefesin acizliğini, ömür için vaat edilen suali bilmeyince ağlar

 

 

Sefilliğim aklıma düştükçe kar yağar

Lal olan dilimin bizarlığı sineme akarak yüreğimi dağlar

Ne andığım o korkutan nar ve ne de idrakine vasıl olamadığım her bahar

Umutlarım için bekleyen filizlerde bir aşkı sevda var, kim hali fakirliğime yanar

 

 

Seslenmeyin derin bir uykuyla irkileyim

Düşlerin serencamında hülyaların şevkiyle hasrete ereyim

Nefesim oldukça hazanı neyleyim, temaşa ettiğim nispette aşkla göçeyim

Ah halimin derinliğine nüfus eden hazin kederim, kabrim için ölümle bedelleşirim

 

 

Nefsimi bekleyen haşyetli bahanelerim

Ne söylesem hakikat için kalbimin sahifelerinde eğleşirim

İnayet için hamiyeti kimden dilerim, ah görgüsüz melalim seninle neylerim

Mizan için niyaz ederim, kalbimin sahibine iltica ederek umudu aşkla yâd ederim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.04.2010 12:22
#530

Ülfetin ne ar her nefesinde hasret kokar!

 

 

 

Daldım hülyalar iklimine yine

Aldığım her nefes kalbim için acizliğime bahaneyse

Sinem serdettiğim her katrede makûstur eleme, dilim bigane, zihnim avare

Gıptayı nazar ettiğim solan yaprağın hüznüyle, çıktım şöyle bir hicran seyrine

 

 

Neyleyim ki yol ediyor divane

Temaşa ettiğim her ibret, idrakim için süruru sahife

Hevesim sudur ettikçe, gönlüme hüzün çöküyor yine, sessizliğim bu halime

Bahtım için ruhumu neler beklemekteyse, ram olayım o açılan meftunum çileye

 

 

Gün açarken, bülbül şakıyor

Gecenin haşmeti ruhuma bilmem ki neleri aktarıyor

Haşyet kalbimi titretiyor, vicdanım hesabın derdiyle yüreğimi ağlatıyor

Uzandığım ufuklar umudu, mahzun başağın timsaliyle kalbime aşkı bırakıyor

 

 

Sevda dağlıyorsa aşk nurdur

Kul sine-i dirliğinde ihlâsa erişiyorsa nar sürurdur

Tevazuu için kar her manasıyla ibretamiz kefendir, edeptir, muhabbettir

Sadakat edebi nispette kaidedir, feda olabildiğin ölçüde izanın vuslata tabiidir

 

 

Kabir hissiyatımda aşkı demdir

Zevk ise bilincim ile nispettir, kültür idrake tabiidir

Nefes rasgele tevdi edilen bir hüccet değildir, aşk için ziyadedir, kul içindir

İradeyi seçim mizan için en ibretli gerekçedir, aşk tensellikten arî izzette aittir

 

 

Arif, ruhun ve kalbin bahtıdır

Dervişlik, azimetin ve takvanın sadrında ahenktir

Kul olabilmek, gülü dikeniyle terennüm ederek nefeslenmek nefsi merhaledir

Gönlü ihata eden har, müddeti nefeste aşikâr olan ar, insan için vuslat ne bahar

 

 

Suyun sükûnetin aşk edeptir

Karın letafetinde ruhuma sudur eden sevda nardır

Dil ihsandır, kelime anlamdır, kalbim sahibine iltica ettikçe gam bühtandır

Yaşamak bu anlam içinde farkı farkıyla aklayan sanatı, ahirim için koklamaktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.04.2010 11:11
#531

Ey hasreti didarım nasıl abat olayım!

 

 

 

Ne bir haber ve ne de bir har

Kalmadı artık yüreğimde açacak ülfetli bahar

Ruhumu kuşatan hazan ne mahşeri bir ar, ey sessiz yar aşk yakar

Haber gelmez, gönül virane kaldı, hasret sinemi yıllarca dağlayıp bizar bıraktı

 

 

Ne kat kaldı ve ne de sabır ardı

Ruhumun hicran damlası, elemin hüznüne bıraktı

Üç beş kalan gün umdum için ne kederli bir zamandı, aşk sancıydı

Dilim lal oldukça, kalbimin bizarlığı çoğaldıkça anlatılmaz aşk yaşanmadıkça

 

 

Ne bir vefa beklerim, ne bir ülfet

Yüreğimden sökün eden esin bilmem artık kime dert

Ne bir illet ve ne de bir namert, sine-i efkârım kalmayacak hasret

Çile hikmetiyle ruhum için izzet, hüzün hissiyatımda rahmet, inhisarım halvet

 

 

Vakit haşyetiyle abat olur halime

İbret almak ramak kalıyor idrakime, aşk hasretiyle

Sevda umman için serabı badeyi sine-i efkârımla göçerek içildikçe

Keder her zeminde, kalan solgun nefes halim için aşkı demde, hazan meyledince

 

 

Ne gözyaşım duruyor, nede çilem

Ey bahtım için biçilen kutsiyette ki hüzünlü kefen

Dürülen melalimle, aşka hasret sefilliğimle, edepsizce hasrettiğimle

Durma yakınlaş, bir ilkbahar letafetiyle gönlüme vuslatın ülfetini sürurla anlat

 

 

Kalmadı artık bu dilimde bir tat

Melalim sancılar içinde hüzünle abat, halimde kabahat

Nasıl anlatıyım meramımı ey edebiyle mücehhez naif sanatlı kiraz

Kalmadı sine-i fakirliğimde bir naz, ne haz ve ne de niyaz solgunluğumda ayaz

 

 

Ne kadar hıçkırsam duyulmaz oldu

Gönül hicranın saltanatında bigane kalarak neden soldu

Aşk bahtım için ne anlamlı bir bahardı, ümitlerim ruhum için vuslattı

Artık hasat sinemde başladı, ne bir coşku ve nede bir merak aşkın hazzını anlattı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.04.2010 12:28
#532

Sinemi kuşatır her an hasretiyle aşkı zaman!

 

 

 

Ne vakit tenime bir meltem nüfus etse

Alıp götüren zaman, kalbi mefkûrem için ruhuma erişse

Bilmem ki dile gelen ve kalbe süruruyla ibreti paye olan aşk gizliyse

Serdettiğim, lakin fakir halim, hıçkıran melalimle hüznü nefeslenerek aşk dilerim

 

 

Bin bir çileyle abat olduğum hicranım

Sessizliğin kadriyle sineme boşalan elemli gözyaşlarım

Hasretine duçar olduğum yoldaşım, yalnızlıkta viraneleşen vicdanım

Her anın lütfüyle yutkunduğum meramın, kelimelerle anlatılmayan aşkı hicranım

 

 

Ülfetindir yâd ettiğim süruru vicdanın

Nereye yönelsem, salaca da demsem, sırlarımla gömülsem

Hasrettiğim nefesimle rüzgârın feyziyle gönüllere erişerek meşk etsem

Yüreğin burukluğunu, dilimin suskunluğunu, nasıl anlatırım, boyun büker ağlarım

 

 

Ram olduğum her anın aşkıyla yanarım

Dağlanan efkârımla ufukların hülyasından medet umarım

Kalbinim sahibiyle yalnızlığımı paylaşarak, ruhumun çilesiyle ağlarım

Mülteci kimliğimle, fersiz gözlerimle, takatsiz dizlerimle, sevdaya hasreti anarım

 

 

Yanarak dile getirdiğim her ne varsa

Mısralar serviler misali esiniyle yürekleri yoklasa ağlarım

O an ve dile gelen zamanda her ne yazılırsa, halimden sudur eden niyazsa

Hiçbiri ezberimde olmadıkça, esinin hicranıyla anlıksa neyleyim, fakirliğimdeyim

 

 

Ah dinmeyen kederim, aşk için sefilim

Edebin hülyasında, sadakatin her manasıyla aşka giderim

Her canın, meraka muttali zekânın, kul olmak için ihsanın kadrinde arım

Nar olan her ne varsa, haşyetiyle ruhumu uzaklaştırıyor ise, aşkın süruru kor ise

 

 

Hikmetin bendinde, acizliğim halimde

Şayet kul ikliminde ihlâs, şekli yete amade olarak aksederse

Marifet ne ilmi siyasette, nede dile gelen maslahatların ayan olan halinde

Kalbin inşiraha açılan sahifesinde, sevdanın feda yapan halinde aşk gönle erişirse

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.04.2010 17:15
#533

Yutkunduğum an sinemi dağlıyor hicran!

 

 

 

Sanki biçilmiş kaftanı giyeceğim

Umutlarımın muradıyla süruru kalbe erişeceğim

Bıraktığım her nefeste, irademde ki açmazlar halimin fakirliğinde

Nice vakitler çileyle, bazense merakı şevkle çıktığım yolculukta gönül kederde

 

 

Ne yârin sevdasıyla hazzı tattım

Ne aşk hülyasıyla sabahlara kasar çığlık attım

Hıçkıran hissiyatımla hicranı yudumladım, bahtın ahuna inandım

Ne çok yandım ve ne de umutlarımla ufuklara uzanarak aşk hayalini yaşadım

 

 

Andığım bizarlığım geçit vermiyor

Kalbim artık sahifelerini dürerek ruha yöneliyor

Bedbin vicdanım bakirliğinde hesap için ne kadar gayret gösteriyor

Dil sükût ediyor, zihin avareleşiyor, gözler katreyi bırakıyor, içim çok yanıyor

 

 

Divana durdum son durağın başında

İşte vaki olacak bir zaman, ruh teslimi en sonunda

Hissiyatımı haşyet kuşatınca, titremem başlıyor vuslat için korkuyla

Göçüp gidenleri andım, ecdadımın bıraktığı izleri yeniden yudumladım, kandım

 

 

Bir karayel başlıyor gönül sahifemde

Her ne hikmetse hicranın en mazbut elleri yüreğimde

Gözlerim sessiz sedasız bırakıyor hüznü, solgun halimde anıyor elemi

İşittiğim latif ve ülfetli ney sesi, hıçkırığımı sökün ettirdi, sazendenin her nefesi

 

 

Ne açık denizleri gördüm, ne hissettim

Gönül iklimimde dinmeyen sancılarla okyanus gibiydim

Halimden sudur eden hüzünle ve ruhuma nakşeden kelimeler mukabilinde

Nefesim bıraktım, sinemi açtım hissiyatımı bu manada muhabbet için açıkladım

 

 

Bir gün evet işte o en heyecanlı bir gün

Gönül ikliminde filizlenmiş olacaktır en mütekâmil gün

Hali fakirliğimle, lisanı edebiyle zikrettiğim efkârım dile galebe çalacak

Ne kadar duymasam da, en özgün bir yorumla divana çıkacak ve aşkı anlatacak

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.04.2010 11:41
#534

Her nefes anladı sende önyargı ne hardı!

 

 

 

Ne kadar uğraşsam da

Yüreğimin sayfalarını fütursuzca sana açıp baksan da

Sine-i efkârında dile gelen bahaneler izanı ve vicdanı anlamıyorsa

Hasrettiğin melalin hırçınlığın ilgasıyla edebin letafetini öteliyorsa ne yapayım

 

 

Her nefese anlattığım

İnkişafın raddelerinde hali fakirliğime hayıflandığım

Bir sitem dahi olsa mağduru olmaktan fevkalade sakındığım arken

İki kalbin, bir uzuv olan o nimetin, idrakime geçit veren aklıselimim, gönül iken

 

 

Yıllara sâri çilem demken

Hicran tüm ihtişamıyla sineme yerleşirken anlamadın

Her türlü tatmin için sınırları fütursuzca zorladın, edebi yaşamadın

Ben sükût ederken, içselliğime sudur eden hüzünle demlenirken, sen hala şakıdın

 

 

Yüreğimi bedbinliğe gark ederken

Uzlet için vakti saati özlemle beklerken, emeğim senindi

Nefesim, bilmem ki hangi hazanın serinliğindeki kederin elindeydi

Yaşamak halim için sanki bir çileydi, seninle başladı ve seninle yüreğim karardı

 

 

Ne bir ses ne hatta şevki nefes

Ruhumda bir anlam bırakmadı, emanetin ilgası sığınaktı

Hasretini çektiğim, azizliğine kefalet ettiğim naiflik sayfalardaydı

Mazi letafetiyle halimi çekiyordu, nakşeden kutlu anılar yalnızlığıma yetiyordu

 

 

Sedanın azizliğindeki okunan

Kuytu derinliğimdeki umudu filizlendiren vaktin ezanını

Her duyuşumda, yüreğimin titrettiği feyziyle, tilavetin esrarı mucibince

Dilim çözülüyor, dizlerim bükülüyor, gözler dur durak bilmeden sökün ediyordu

 

 

Sen nefesin hevesteki şevkine

Ben idrakime fazileti sunan her ayetin birliğini yaşıyorduk

Beklediğim her akşam, niyazın dirliğinde hasrettiğim her anlam sızıydı

Anlatamadım, hissiyatımı paylaşamadım, yıllarca senin yanında hep yalnızdım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.04.2010 12:38
#535

Yakan bir aşk esinidir mağrur Erciyes!

 

 

 

Ne vakit içim daralsa

Ruhum umudun pervazlarında aşkı yudumlasa

Gün, güneşle meşk yaparak mizanı hatırlatınca, hicran karşımda

Kutsiyeti sine-i melalimi kuşatınca, hüzün başlıyor yine sancılar refakatiyle

 

 

Ne zaman nazar etsem

Tertemiz bakirliğini sineler için hazla güftelesem

Esrarlı mazisini idrakin bünbit iklimine hasretsem sevdana erişsem

Kalbin sahifelerindeki izlerin naifliğini nefeslenerek ve kutsiyetinle yücelsem

 

 

Bazen efkâr seninle akar

Hicranın esrarıyla suyun latifliğine yönelir nazar

Vakar suhuletindedir ey endamlı bahar, vadiler seninle süruru yaşar

Aşk, hasrettiğin suyla gönüllere şifa olarak akar ve eksilmeyen kar sine yakar

 

 

Mısra aşkla yazılırsa akar

Suyun sükûnetinde, kalbin sahifesinde ibret ne ar

Sinemi ihata eden heyecan seninle başlar, hissiyatım durmaz dağlar

Zarafetinde fevkalade bir edep var haşmetin suskun çığlığınla gönülleri yakar

 

 

Serviler bir başkaydı mazinde

Kesilen onca çınarlar seni mahzun bırakıp yaktı

Ne kadar o masumluğunu anlayan vardı, kim gamınla yanardı farktı

Medeniyetleri ilzam ettin, sessizliğin her katresinde aşkın letafetiyle şükrettin

 

 

Ecdadım payidar oldu seninle

Gönüller sürura gark oldu aziz nefesinle feyzinle

Alıp götüren tefekkür kalbi fakirliğimde, inşiraha yöneltiyor sevgiyle

Nereden baksam aklığın hülyasında kutsiyetin farkını seninle anlasam az gelir

 

 

Seni anlamak arifliğin şevkidir

Eren gönüller senin hamiyetinle aşkı uzlete çekilir

Her şey hesap edilerek, ruhun hicran damlaları sineme hüzünle gelir

Aşk, bir umut işidir, vasıl olmak bahtın tezahüründe fevktir, niyetinle kaimdir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.04.2010 12:02
#536

Ne söylesem, nefesi hüzünle mi derlesem!

 

 

Bir hicranın sancısıyla ağlarım

Dinlediğim güftenin nağmesinde hasreti koklarım

Umudun kanatlarında sayıklarım, bahtın abadında aşkla yanarım

Sine-i yangınlığımı, hüznümün her katresini yazarak hayıflanır, nefesi bırakırım

 

 

Neyleyim ki duçar oldum esine

Her nefesin asudeliğinde gizlenen esrarın naifliğine

Erdemin açılan raddesinde, suhuletin ibret perdesine ram olur giderim

İdrakim için kalbime inşirah dilerim, gönül sahifemin açılmasını niyazla edebim

 

 

Ruhuma paye olacak mizanla

Nefsimi yıllara sâri nizam edemediğim ayrık otlarıyla

Sine-i melalimde açmayan ülfetli baharla, mümbit çiçekler açtığında

Hali fakirliğimde hüzün yaşarım, solgun ve bizar dirliğimde şaşkınlığa başlarım

 

 

Nereye yönelsem hicran anımda

Vaktin kıt kanat bahşettiği anlık şevkle, hazan ensemde

Zemherinin en bakir rüknüyle, kalan nefesim bir mahzunluk nağmesinde

Ömür vaat edilen dirlikse hesap kalbin sayfalarında silinmeyen ibretin idrakiyse

 

 

Dinmek bilmeyen bahaneler için

Yâd edemediğim aşkın hasreti bir vehim, ruhumda sökün

Ne kadar la havle desem, boynumu büküp hüznü mütemadiyen nefeslensem

Çileyle vuslatın badesini içsem, sol yanımın ağrısını sürura havale ederek göçsem

 

 

Çıktığım yolun merakı celbe diyor

Düşündükçe kalbim ritmini yükseltiyor, nefesim fersizleşiyor

Gözlerim sessizliğinde hicranımı ifşa ediyor, ram olduğum hüzün başlıyor

Ne nidam duyuluyor ve ne de hasretim serabın suhuletinde burukluğumu gideriyor

 

 

Okuduğum mısralar beni anlatıyor

Anlatamadığım her ne varsa ve sinem sancıyla yakarınca

Gönlüm rahatlıyor, dilim susuyor, gözlerim boşalarak umudu hatırlatıyor

Vaat edilen her ne varsa, bilmediğim hakikatler karşısında izanım keşkeler yaşıyor

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
09.04.2010 22:33
#537

CANIM KARDEŞİM TEŞEKKÜRLER BU GÜZEL İNCİ TANELERİ KADAR DEĞERLİ KELİMELERİN İÇİN...FEYZİNİZ TÜKENMESİN...

MU
12.04.2010 10:13
#538

Amin efendim.

Cümlemiz için dilerim.

Hamiyetli nefesiniz için niyaz ederim.

Sağlık ve afiyet dileklerimle ve kalbi muhabbetimle selam eğlerim can kardeşim.

MU
16.04.2010 11:59
#539

Ne söylesem, hicranı nefeslensem kar etmez!

 

 

 

Daldım ummana yine efkârıma kandım

Dağlanan sine-i melalimle bilmem ki niye hüzünle hep yaşadım

Andım, anacağım kadar, bandım banacağım eleme ne vakit nasip olacak bahar

Ah gönlüme kederi eken nazar, ne vakit hülyalara dalsam yinede hicran gözden akar

 

 

Lakin derdim gam değil, ülfettedir har

Bir gün yakacaktır haşyetiyle anlamlı nar, ey kar, gönlümdedir ar

Gönlümde ne yar var ve ne de suhuletini payidar eden nazar kar, hasrete kanar

Bin hüzün çöktü yine gönlüme ey kalbimin sahibi yar, hazan niye bu yüreğimi dağlar

 

 

Firakına ram olduğum erdem kimde

Nasibi hak olmazsa, dirliğim ne şiddetli avare, aşk iksiri gönlüme

Dil lal oldu yine, gözler katrenin zahirinde, düşünmek niye mukadder halime

Esin ver melali ahvalime, kalbi inşirah demek hala ötelerde, ayetler yâd ediyor yine

 

 

Ne vakit bu kitabı celili elime alsam

Hiç usanmadan hilkatine ram olsam ve uykumdan hazla ayılsam

Maveranın meftun bırakan iklim kuşağında hesabı yudumlasam ve ağlasam

Hiç arkama dahi bakmadan kalbi lekelerden kurtulsam, ruhumun hicranına kansam

 

 

Ne ağır geliyor nefesin bizarlığı yine

Daralan göğsümde bitmeyen bahane kepazeliğime eşlik ediyor öyle

Bu bedbin aldırmazlık bilmem ki niye, kulluk yapmak nasip mucibinde söyle

Ah kederle derlenen, hüzünle ahenkleşen gönlüm durma sen böyle iltica etmeli Rabbe

 

 

Ne dostlar gelip geçti, mazileşti gitti

Nağmelerin dile getirdiği hicran kimlerin yüreğinden sancıyı har etti

Suskun kalbim bak yine boynumu büktü, gözlerim yaşlarıyla hissiyata gam ekti

Kim burukluğu hakkıyla bildi, göçüp giden nefesim, edebin letafetinde mana yeşertti

 

 

Bir gün yâd edilip, esin filizlenecektir

Bu aşka amade olan gönlümün hicranı, mefkûremde küllenip gidecektir

Dal kuruyacak, yapraklar düşecektir, bekleyen toprak idrakime ne söyleyecektir

Hasretin nevi, sevdanın asudeliği, dilin edebi cazibesi, o hakikatle bütünleşecektir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.04.2010 10:19
#540

Eyvallah efendim...

En kalbi duygularımla mukabeke ederim...

Sağlık ve afiyet dileklerimle selam eğlerim can kardeşim...

MU
03.05.2010 17:36
#541

Kurşundan beterdi sözlerin!

 

 

 

Ne söylesem

Ve hatta seslenmeden boyun büksem

Sine-i melalinde her ne kalmışsa bilmem serdetsen

Nazarını gizlesen, edebi hiçlesen, sile gelenle yetinip çekip gitsen

Ar etmeyeceğim, elemi nefeslenmeyeceğim, sadece hali avareline gülüp geçeceğim

 

 

Ne davet ettim

Ve nede nefesin hasredilenine buyur ettim

Mağrur bir düşüncenin kadriyle etrafımdan habersizdim

Geldin, müsaade istedin, yanı başıma oturuverdin ve garipsedim

Bilmem nedendir ve hangi gerekçedendir içini döktün, çileyle örtüştüğünü gördüm

 

 

O an çaresizdim

Ne yapsam ve hatta ayağa kalkıp ayrılsam

İçim elvermiyordu, hüzün sökün ediyordu, ne kadar acıydı

Sanki sen bir başka diyardan gelmiş, seçim hakkı gasp edilmiştin

Bir anlamda çaresiz köleydin, tabii olduğun örfün gailesinde yaşayan bir çileydin

 

 

Etrafa bakıyorum

Ne kadar nisa nefesi varsa durmadan akıyordu

Kimi telefon muhabbetinde, kimi dondurma yalama derdindeydi

Sigara içenler bir marifetin derdiyle, gülmelerin kriziyle, sesin ahenksizliğiyle

Senin halinden ve içine düştüğün gariplikten kayıtsız olarak ve seni anlamayarak

 

 

Manadan kopmuş

Maksadına ram olmuş, garip nefesle kaybolmuş

Ülfeti unutmuş, erdemi yok olmuş, enteresan kokulara adanmış

Ne kadar tensellik varsa, zevk şayet buysa, maskaralık makamsa onun olsun

Senin çektiğin çile, sabrın ibriğinden içilince, gözlerin kendinden geçince baht kime

 

 

Söyleme artık yeter

Zannettiğim adamlıktan ne kadar uzakmışım meğer

Ne arifi bilirim ve ne de velinin nefesine erişirim, ah kuytu fakirliğim

Kime şimdi ne söylerim, bigane kalan yürek için ne derim, elbette ki niyaz ederim

Kalan ömrün için, hasrettiğin fedakârlık kimin için bir seçim, vuslat aşk için ilim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.05.2010 18:45
#542

Seyrediyorum o tepeden Kayseri’yi!

 

 

 

Altı binyıllık bir mazinin erdemi

Ne kalesi, ne Erciyes’i ve hatta bin bir hikâyesi

Seyyahın derlediği manzumesi, çektiği çilelerin ibret perdesi

İç Anadolu bölgesinin payesi, sebilin tek adresi, tacirin yegâne ikamet hanesi

 

 

Kolay mı hiç bir şeysiz tüccar olmak

Kıt kanaat sabrederek birde ahiliğe ram olmak

Kimseyi kandırmadan, ulufeye bulaşmadan ve aldanmadan

Tarihin medarı iftiharı olmak, ilkleri başarmak, kente misyon, vizyon katmak

 

 

O bir başka sevdadır, sılanın tadıdır

Hasretin cenahı, özlemin serinliği onunla başka

Ne şarkılar söylenir, bağından, cevizinden, hatta üzümünden

Mağrurdur, tevazuu ile barışık bir nazardır, mezar ilk adım olarak cana kardır

 

 

Bağ alınır ki, toprağa belenip göçülsün

Bahçeye bakılır ki ikramın letafetiyle ziyadeleşsin

Ana yardır, baba diyar gibi hardır, insan manasıyla kelamdır

Nice kaleler hala ayaktadır, vuslat niye kul için ardır, sevda ihsan için cenahtır

 

 

Şehrimin olmak için seçilen aziz nefesler

Kimi zaman talan ettiler ve kimi zaman görmezden geldiler

Şehrin dile gelen derdini ve efkârı kederini bazen fark edemeden gittiler

Layık olan, sinelerde yaşayan, arifi anlayan, meczuba ibretle ve edeple yaşatan

 

 

Cemaat kültürünü, muhabbet sökününü

Yardım ve hayır işlerini önceleyen, inayeti sürurla hasreden

Ürettiği kadar tüketmeyen, kanaati hakkıyla bilen, hevesleri nizam eden

Kimseye muhtaç olmadan kalkınmasını beceren ve liyakatiyle iştahlar kabartan

 

 

Bir şehrin, mayasında hülyasına kanmak

Üniversite kenti yapmak, komşulara el uzatarak kalkındırmak

Kaniş Kültepe kazısıyla, peri bacaları mazisiyle, Erciyesin aşkı haşmetiyle

Ne söylense ve ne kadar edebi manada kelam edilse azdır zira Kayseri vicdandır

 

 

 

Mustafa Cilasun

MU
04.05.2010 12:11
#543

Sorma, kalbin sızısını okuyup kaybolma!

 

 

Haberin var mı ah bir bilsem

Yalnızlığın sancısıyla, hasretin acısıyla savrulduğumu

Katrenin umut olduğu, sine-i melalimde hazanın solgunluğu ağlatırken

Ömür defterim dürülürken, yüreğim hıçkırığın refakatiyle titrerken nerdesin bilmem

 

 

Nasıl söz etsem, içimi döksem

Ummanın feyziyle uzletin serinliğinde inleyerek yansam

Fark edecek misin, nefesin aczi yetini terennüm edip ülfet gösterecek misin

Bahşettiğin esinin, bahtım için kanaatin, yaşattığın hicranın lütfettiği aşkı busenin

 

 

Hüzün içinde yazdığım namenin

Derlediğim güftedeki dile gelen asudeliğin ve naif kalbin

Aşinasına muttali olduğum içli namenin, gittiğin her çay bahçesinde esinin

İlhama gark eden, aşkın manasına erdiren, hasretin bağrında inleten edebi kişiliğin

 

 

Ne vakit dile gelse, yaşlar sinede

Ne yapsam, nasıl anlatsam, harıyla kavrularak unutsam

Hasrettiğim her ne varsa, iradem aşka ram olmak için bir kusursa, koşsam

Ne kadar biliyorsam, ancak nasbiyle sevgiyi hak eden erim derim fedaya amadeyim

 

 

Ne nefesimle ulviyetine sahibim

Ve ne de kutsiyetin rahlesinde nefesi aşikâr eğleyen âdemim

Sükûtu ar bilirim, edebi ehlinde görmeyi öncelerim, ibret hanesinde göçebeyim

Kitabı celili kıraat ettikçe, kelamın ihsanıyla nazarı önceleyince, ağlamak halimde

 

 

El açtığım, gönül sayfasına yazdığım

Ne varsa, müddete nefes vakıaysa, ölüm dirilmek için başka

Nasip olmayan arsa, sinede uhde bırakan hakikatten uzaksa, boyun bükerim

Edebi manada sadakatim, kalbi anlamda salahiyetim iradem için mizanı öncelerim

 

 

Haz namına ne hissetmişsem idrakim

Vicdani bakireliğim en kutsi değerim, düşsel lekelerim benim

Hissiyatın ilzam eden suhuletiyle, duyguların latifliğiyle hem hal eğler göçerim

Kimseye gam olmadan, efkâra bırakmadan, elem içinde yaşatmadan el pençe giderim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.05.2010 14:20
#544

Ne latif bir şehirdir Kayseri!

 

 

Elbette ki ne kadar bilirsek

Neyi idrakimiz muvacehesince okur ve anlarsak

Lafazanlığa bulaşmadan nefesin azizliğinde mutabıksak korkma

Hiçbir asabiyet bulunmaz, gönül iklimini soldurmak için yaşanmaz, aşk kokmaz

 

Arz ve nebatat, hayvanat

İnsan için var olan ve bu manada anlam bulandır

Kalbin serencamında gül koklamak ve lalenin sürurunu kuşanmak

Tevdi edilen her ne varsa sahipsiz bırakmadan, vuslat için ihsana, ülfetle akmak

 

Nice badireler yaşamıştır

Bazen sahipsizliğin efkârıyla hicrana banmıştır

Onun dilini anlamayan, halinde sevdaya gark olmayan biçaredir

Mahzunun nefesinde, meczubun hedefinde, arifin ferasetine ram olan bir payedir

 

Ne pastırması, ne mantısı

Ne yağlaması, ne gönül bağlaması aşksız olmaz

Efsun olan, ilhamla şad olan ve gayreti azimet sayan bir nefestir

Erciyesin mağrurluğunda, Ali dağının o hicranında, Hasan dağının meramındadır

 

Etkilet ayrı bir sevdadır

Bağbozumunda sevinç ardır, derlenen umut hardır

Gönül bu ya yıllara sâri suskunluk var ya, ömür aşk için kar ya

Ne acemaşiran nağmeler dinlenir, hasretin hüznüyle seherde kimler için dua edilir

 

Esnaf şehridir Kayseri

Tamahkârlığı sevmez, hiddete meyletmez, aşırılığı istemez

Fevkalade derinlikli bir kültürün payitahtıdır, edebi nefes meşk ile serdedilir

Adabı bilmeyene ne denir, dünyaya bel bağlayan biçaredir, ölümle her an yüzleşilir

 

Yahyalı şelalesi başkadır

Sanki dağın hicranıyla dile gelen hıçkırığı böylece duyulur

Yahyalı’lı ve rahmetli hacı Hasan Efendi hazretlerinin feyzi her yerde bulur

Vecde kapılmak, hakikat için çırpınmak bir başka sevdanın meşkiyle yanmak nurdur

 

Artık kent cazibe halindedir

Sefaretler ardı sıra randevu için başvuruyu yapmaktadır

Geçmişte dile gelen hangi hikâye varsa, şimdi halkının sunumunda arzdır

Cumhurun huzurunda, istikrarın odağında, nefesin kalanıyla hesaplaşan bir şehirdir

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.05.2010 15:36
#545

Ne bir hüzün iştiyakıydı şikâyetin!

 

 

Çaresiz teslim ederim

Nefesin sırrına kaim olan mürvetin hasretindeyim

Ne edebin telakkisindeyim ve ne de yeisin avareliğinde biçareyim

Kalbin yakin olduğu, izanın ram olduğu, ruhun ikramına sunulduğu aşkı isterim

 

 

Ne kadar kelam eğlesem

Hecelerin rüknünden sudur eden hakikate yönelsem

Meranım aşinalığında serinleyerek efkârın ilzamında bade içsem

Ötenin sevdasına eremem, titremenin hıçkırığını kesemem, gül için nazarı bilmem

 

 

Hoyratlaşan bu lisanım

Yüreğin enginliğinde bilmem ki neyi arar ve yanarım

Yağan karın arından, korlaşan ateşin harından korkan nazarım

Yar deyince, sine aşkın demine erişince, hakikat için feda olmak izzetse baş üstüne

 

 

Ne zevkin harına akarım

Ne haksız kazancın sevdasında yol alır buharlaşırım

Vuslatın eşiğinde, ihsanın beşiğinde arlaşıp hicran içinde ağlarım

Kime yanarım ve hangi sebeple halime acırım, kayıtsız kalıp tükenen nefesi anarım

 

 

Bin hüzün çöktü gönlüme

Zehrolulan onca nefesin, çile içinde bahtına şükredenin

Gamsızlığın derinliğinde eğleşen sefil nefesin, idrakine ram olduğum meşkin

Aşkın tek heceli gerekçesinin, her harfinde gizlenen ülfetin narında nöbet tutan erim

 

 

Ne hakkıyla hevesi yâd ederim

Ve ne de mezarlara sökün eden kısmetsiz nefesi dilerim

Kaçkın ve şaşkın nefeslerin hayâsı için kime ne derim, edebi nasıl nefeslenirim

Ecdadımın hatıratında talan olmuş nesilleri kime şikâyet ederek hüznümü gidereyim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.05.2010 12:06
#546

Dinmeyen efkârın firakıyla şad mı olayım!

 

 

Su kendi halinde ve aşkın demiyle seyrediyordu

Ne kadar badire varsa kulak asmadan ve tavırlaşmadan akıyordu

Manaya mebni, hedefe ram olmak için ayni olarak ve sükûtun bağrında kalarak

Kalbi solukları, hıçkırığın yankılarını, hicranın sayfalarını sanki önüme sıralıyordu

 

 

Anlatıyordu lakin konuşmadan nakşediyordu

Her zerresinde, umudun gailesinde, seraplaşan muhayyilesinde ardı

An ve akan zaman, müddeti nefesle serdedilen hicran, sine-i yanıklığında vicdan

Bahşedilen her nimette dile gelen şükran, gönül için ummana arz edilen bühtan hardı

 

 

Artık göçen her hangi bir nefes için neler vardı

Ne mezarın latifliği ve hatta mimari asudeliği, nazarın cezbeliği aşktı

Hesap kalp için en mukayeseli ve şartlı cenahtı, hukuk bunun için zikredilen aktı

Nitelik idrakin, akıl vicdani yakınlığın izan iradi vaazın rüknüyle meşke tevdi aşktı

 

 

Sual etmek, merak içinde nefeslenmek sevda işi

İlhamın sağanağında ve fetretin dile gelen harcında aşk hevesi neyler

Zevkin fevkinde zillette mi meyleder, tenin ilzamından sökün eden terden ar eder

Legal olan ve inşirah ile anlamlaşan, bahtın sudur unda anlam bulan mutlağı yeğler

 

 

Ne dağın haşmetiyle nazar ettiği nefesi metheder

Ne bekleyen gönül için umudun hikmetinden söz eder, nasibi önceler

Ne hıncın vehmiyle sual eder, ne hırsın eşkâliyle edebe göçer, aşk için hakikat der

Sevdanın firkatinde, naifliğin her ikliminde nefesi önceler, mizanın haşyetiyle gider

 

 

Ne sübyanın talihsizliği keder için bir nezakettir

Ne nisanın bahtında hercümerçlik bir vakıadır, akıl ihsanla fevktir

Aldatan her kim varsa, adamlık onun halinden uzaksa, çile çekmek bahtta varsa

Hesabın gerekçesi ortada, zerreyi miskal hakkı kim işgal ederek çalıyorsa bir gasptır

 

 

Hangi devletin ve ithal edilen kanunu vesaitin

Milletin dilinden anlamayan ve kalbi olmaktan kaçınan resmiyetin

Kaçamak güreşen muhalif zehabın, oy kaygısıyla hakikati dışlayan bir cenahın

Entrikalar üreten ve Mehmet’in nefesini feda eden rüsvanın hezeyanını işitmek ardır

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.05.2010 12:14
#547

Yangınlar yaraladı ruhumu aşka ne söylerim!

 

 

 

Yüzümde resmeden bir sürgünün melali var

Ne karın naifliği yüreğimi aklar ve ne de hasretin asudeliği bir ar

Ne kadar yangın yaşamışsam, hicranın katresiyle yol alarak uyanmışsam ne har

Hoyratlığımın kime ne zararı var, yabanlık halimedir ey yar, aşkın demi latif bahar

 

 

Neyi çok görmüşsem ve nefesi hasretmişsem

Nasibin kadrinde yol bularak kanaat etmemişsem bir lekedir yar

Kim ruhumun hicran damlalarını anlar, sine-i sürurumdan kopan yapraklar ne ar

Hasretinin firakıyla yandığım sabrın narında sabahladığım hakikat için çırpındığım

 

 

An ve alıp götüren o zamanın efkârındayım

Artık suskun düşlerim yüreğimi okşamıyor, seherler davet etmiyor

Salalar göçenler için ruhuma hücum ediyor, ne nefesim aşka erişiyor, ar ne diyor

Hazanın sökün eden gamı, yüreğimdeki yangınların hüznü boyun büktürüp ağlatıyor

 

 

Dilim hecelerin prangasında elem sofrasında

Kalbim bilmem ki neyin ihatasında, sancıların sızısıyla hıçkırıkta

Ne söylesem, sükût ederek diz çöksem, secdenin vecdiyle göçüp gitsem o şafakta

Kıraat edilen kitabı celilin hükmüne türap olduğum o kalbin sesiyle ayıldığım farkla

 

 

Ey yar dilerim ve teslim ederim ki hasretsin

Dilin kal olduğu, halin ram olduğu bir iklimle yücesin ve latifsin

Edebin rahlesinde hasrettiğin nefesle kutsiyet için fevksin, ruhum için bir ahitsin

Neslin halisi, adamlığın gailesi, nisanın naifi ülfetle ihsan ve ihlâs için mukaddersin

 

 

Beşer, insan olmak için ilk etabın sayfasıdır

Akıl baliğ olunmadıkça masumluk korunmaya muhtaç vakıadır

Erdem kim için cenahı hazdır, kul olmak için muhakeme niye mutlaktır o farktır

Mukallit kimliği, nitelikten arîleşen bir hicrandır, öte neden hesabidir, mizan aşktır

 

 

Şayet vuslata ram olmak, niyeti aşkla sınmak

Arifin dilinden, Abidin zikrinden haberdar olarak yolu bulmak

Mecnunun aşkına, vecdin hakikatine, idrakine ülfetine kanarak sevdaya ulaşmak

Taklidin nüvesinden, şekliye tin rezaletinden, takiyyenin kepazeliğinden kurtulmak

 

Ecelin, titreten haşyetin, beklenen bir vaktin

Sükût ettiren meşkin, ıssız sokaklarda bekleyen muhtaç nefesin

Esirgenen ecrin, idrake aşkın kutsiyetini haykıran fecrin, ihmal edilen her gecenin

Teheccüt için kalbin muhtaçlığına şahit olan ve seni muhabbetle bekleyen Rabbinin

 

 

Hasretini bir nebze olsun anla, yaban kalma

Ne ten için gayretin, ne heves için vazgeçmenin, zevki neyleyim

Bizatihi idrak için en değerli bir kültür olduğunu terennüm edelim, bilinçlenelim

Aldatan kim varsa ve hala ısrarını muhafaza etmekte kararlıysa, elbette bir başka

 

 

Akide ve hukuk, kul olabilmek için belki soğuk

Yabansan, kaygıyla nefesi bırakırsan, kalbin sahibinden ıraksan

Ruhunun hicran damlalarını anlamadan, kalbinin sesini baz almadan yaşarsan

Ne ahirin ve ne de sana bahşedilen müddeti nefesin manasına vasıl olmadan harsın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.05.2010 17:43
#548

Gizleme hüsranını efkârı gamını!

 

 

 

Ne geçen şu hali zamanın dili var

Ne sine-i melalin serdettiği hüzün aşk için bir ar

Hal solunca, göz ferden uzaklaşınca, takat bir yudumluksa nerde har

Kar niye melalim için titreten nar, nereye yaslansam hicranım durmaz başlar

 

 

Artık ne muhayyilemde, ne serde

Gizem niye halin deminde ve çaresiz sessizliğinde

Kalbim inşiraha erse bile, gönül kapım bir açılsa hele ne dilerim söyle

Dil kuruyor, göz akıyor, heves çekiliyor, muhtaç olduğum her şey uzaklaşıyor

 

 

Vecdin firakı nerde kaldı bilsem

Bin hüzünlü nefeslendiğim kalbimi kime zikretsem

Ruhumun gamını serdetsem, fark edemediğim ne kaldıysa veda etsem

Açık denizin bıçkın dalgalarına serilip, hali dürüp, efkârımı ayan edip göçsem

 

 

Bir pusula yazarak şişeye sürsem

Ummanın deruniliğinde bekleyen o hasrete erişsem

Ne açlığa ilişsem ne tokluğun hoyratlığında gitsem, edebi aşkla içsem

Muhtaç olduğum, yoluna ram olduğum kayıtsız şartsız sevdasıyla yol aldığım

 

 

Katrenin ilzamında bir mühür var

Dağın vakarında tevazuu aşkın asudeliğinde kokar

Suhulet nazarımı sarar, ülfet her haliyle ibrete misliyle ve sürurla akar

Tefekkür ilimsiz neye yarar, rabıta nitelik yoksa fakirlik için kar, ihlâs kime ar

 

 

Muhtaç olduğun ihsan ruhunda yar

Aşk, hakikatten arîleşince nefsanîlik için bir nazar

Hesapsızlık neye yarar, zül nefes kimin için efkâr, biçarelik her yerde yar

Aldatırsan, aldanırsın ve niyetin hasbiliğini yudumlamazsan sırnaşıp kokarsın

 

 

Günü gün etmek, müddeti bilmemek

Kalbin sahibinden, ruhun dirliğinden aşkın erdeminden

Uzaklaşarak dünyanın gailesiyle buharlaşmak, arifin sezgisinden kaçmak

Durmadan koşmak, hedefsizliğin hedef haline geldiğinizde ayılmadan yaşamak

 

 

Şemsi tebriziyi, Seyyid Burhanettini

Mevleviliğin zikrinden sudur eden muhayyileyi dışlamak

Aşk anlamadan, canın sudur eden harında coşmak ve kaybolmak sevda mı

İradeden vazgeçerek, gönlü hasrederek, divanın vecdiyle meşk eden ahvalindir aşk

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.05.2010 12:08
#549

Dil sükût edip, kalp titreyince!

 

 

 

Kime sorsam, nazarı saklayıp uyusam

Ayılmaların sancısıyla küskün yüreği anlasam, çaresiz ağlasam

Ne kadar muradım kalmışsa yanıklığın fevkine kansam, solmuş neferse yaklaşsam

Hicranın en bakir ulviyetini terennüm edip vicdanın ferahlığında aşkla anlamlaşsam

 

 

Ne meçhulün evhamıyla sevdalanırım

Ne aklın soyutluğunda nefesimi zahir için yorar, heyecanlanırım

Mukadder olan ne varsa, nasip vaktin sağanağında umutsa, bahtım için hüzün arsa

Kalbin sesinde, nefesin müddetine, hesabın gerekçesine, heves mizanı talep etmiyorsa

 

 

Yolda kalmış bir garibanın sabrı var ya

Çaresiz umudun serhatlığında yapayalnız kalınca, baht nasılsa

Hareket ve kuvvetin teslimiyetinde izan, nefsin murakabesinde kalınca, dert başka

Ne kal için, nede nar seçim, halin muhtaç olduğu hakikat kim için en ülfetli bir geçim

 

 

Göçmeler başlayınca, dil susup göz bakar

Dünya için bel bağlayıp, heveslerin insicamında soluyan ne anlar

Hırsın mücerretliğini nasıl sorgular, hınç niye kalp için en efkârlı ve hazin nazar

Keşkeler ruhun iltifat etmediği kadar, mukallitleşen her canı bahar, aşkı nasıl anlar

 

 

Bilmem ki mezarlıklar niye nefsimde kar

Her gün göçen binlerce nefesin halinden hakkıyla kim anlar ey yar

Ne hazanın ulviyetinde nar, ne baharın dile gelen letafetinde sevdayı koklar nazar

Nihayetin rahlesinde, vesilelerin sahnesinden akseden o resim, nefesimi neden yorar

 

 

Ne zaman kırgın gönülleri anıp ağlasam

Hevesin sökün eden sahnesinde düşünceye dalıp hıçkırığa kansam

Mağribin figanında, mazlumun ahında, kalbin bahşedilmiş cenahında aşkı ansam

Ummanın hicranıyla yalvarsam, gönül efkârımı haykırsam meşkiyle ayılıp kalksam

 

 

Ne yazmışsam, anlaşılmaya muhtaçsam

Yâd ellerdeki nefesin hamiyetine lüzum duyuyorsam ki ne yapsam

Edebin dilinden, gönlün sesinden, hissiyatın hakikate türap ülfetinden dem alsam

Ağlamanın mealinde, hıçkırmanın vecdinde, kederin perdesinde Rabbime yalvarsam

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.05.2010 16:41
#550

Güneş ne vakit doğacak, kalp rahatlayacak!

 

 

 

Bir gün gözlerimi açarsam

Çaresizliğin efkârını bırakıp süruru şevke kanarsam

Zamanın hicranından kurtulup, yalnızlığın girdabından aşkla kaçarsam

Arkama bakmadan, nefesi soldurmadan, hazanı yaşamadan edebe hazla akarsam

 

 

Çıkmıyor artık gecenin pası

Dinmiyor ki bir gün berduşun narası, bahtın sancısı

Akıl, kalbe yaslı, irade zafiyet içinde hancı, gün batmış, can kime davacı

Ey meçhulün prangasında ki yolcu, dur bir soluklan, hicranın nağmesi sor kaçıncı

 

 

Ne meltemin okşayan hazzı

Ne dalganın dile gelen gamı, yalnızlık sudur ediyor acı

Saçılan şafaklar, tebarüz eden ufuklar, dinmeyen kalbi yangınlar ne sancı

Başağın, ruhumu bekleyen toprağın, katreler hülasasında sağanağın hüznü var mı

 

 

Kelebek ömrün payesinde ar

Bilmem ki yüreğimin serencamına niye yağıyor o kar

Mavera için halimde derlediğim ne var, hesabın kutsiyeti neyi aralar yar

Bahşedilen ne varsa, nasibi mucibince arz olunansa, sabrın ulviliği kalbim için ar

 

 

Nicedir cemaat asabiyetim var

Köşe kapmaca oyunları, maslahat için sunumları kar

Müntesibi olmak, lafazanlığa boğulmak, hamasete soyunmak elbette ar

Kim nasıl ve ne gerekçeyle kandırır neye yarar, mukallit, akıl için ne büyük zarar

 

 

Ey aşkın lütfüne erişen nazar

Niye seslenmezsin, nefesi gizleyerek merakı celbedensin

Kuytu köşelerde, sükûtun her perdesinde, kalbin suskun sesinde, meşksin

Tamburun sesi buğuluyor, neyi üfleyen hıçkırıkla kime ne söylüyor, ut niye ağlıyor

 

 

Hüzzam bir eser icra ediliyor

Sine-i melal için ve efkârı zaman içinde kalan ne varsa

Hazan her vakit yanımdaysa, düşlerim dahi kuraksa, çaresiz ağlarım şimdi

Ne firkatin meylinde nefesim, ne eşkâli garip bir bilmeceyim, yalnızlığın hecesiyim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.05.2010 12:04
#551

Alıp götüren ansa yürek bilmem niye hicranda!

 

 

 

Şimdi nefesim içim mukadder olan ne varsa

Sine yansa, kalp sızlasa, dil kurusa, göz kamaşsa, yaşamak umutsa

Rüyalar ilham olsa, hülyalar ufku kuşatsa, akıl iradem için refik olmayınca

Hesap karmaşık olunca, içinden çıkılamayan buhran konuksa, soralım naif insana

 

 

Ne sesin ilzamı sinemde gam ve nede heyecan

Nasip olmayacak her an, umudun rüknüyle nefeslenen her insan zan

Kan ki hilkatin her halinde anlamlaşan ve müddeti nefes için dolaşan ilham

Ne karın ağrısı, ne dervişin rüyası ve ummana dökülen dertlerin en alası aşk sevdası

 

 

Arif, gönül dilinden kal eder, kul gözyaşı döker

Nisa hissiyatın ikliminde ikamet edip, ülfetiyle dili edeple nazar eder

Hamiyetin payesini, sadakatin ianesini, gönlün teslimiyet için cehdini hasreder

Kalbi için tevdi edilen ne varsa, bahşedilen hikmetin sudurunda hicran edebi niyazsa

 

Şimdi tarifsizliğin farkında adımlamak kar’sa

Adam olmak için azimet en elzem olan vakıaysa, kul ihlâs umudunda

Aldatmak bilmem ki kim için kar’sa, nefesin müddeti ve o hesabı unutulunca

Kim çıkarsa çıksın karşıma hicran mütemadiyen yanımda, inayet kime nasip olurca

 

 

Bir teyze çıktı karşıma, dil kurumuş, ah sarmış

Ne kadar çektiği çile varsa hemen oracıkta fırsatını bularak aktarmış

Ne gençliğinden, ne hevesin eşkâlinden, ne gözün görmek istemediğin şeyden

Yıllarca suskunluğun, kimseye anlatamadığı yılgınlığın efkârıyla yeniden yaşıyordu

 

 

Ne kadar acıdım, bir zamanların nisasını andım

Edebi dairesinde nefeslenen, sadakatin fevkinde hayatını idame eden

Neslin güvenliğini, aklın ehemmiyetini, canın teslimiyetini, dinin kutsiyetini

Bihakkın terennüm ederek, neme lazımcılığı hiçleyerek, atisi için mefkûre addederek

 

 

İlimsiz, irfansız nefesin etkisinde ikamet etmeyerek

Tenin cazibesini, nefesin işvesini, cinselliğin hanesini örtmeyi bilerek

Gideceği hangi yol varsa, edebi maksatta uzaksa, hakkın tasnifinden yoksunsa

Hiç ağlama, zafiyetlerin sökün ettiği her halükarda ve tercihlerin hesabi olmayınca

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.05.2010 17:38
#552

Gün gamlı, hal yaslı, kalp efkârlı!

 

 

 

Ne vakit hüzünlenip, titresem!

Gözüm arkadayken hicranın demini terennüm etsem

Boynu bükük olarak bir köşede inleyim kendimden geçsem, neyi seyretsem

İbretin rüknünde, idrakin sökününde, hülyanın seraplaşan melaliyle söz mü etsem

 

 

Ne dile gelen mısralar vurgundur

Ne yıllara sâri bekleyen umutlar solup sararan urdur

Nefesi kesen, hazin bir şekilde hicranı davet eden hevesi heyecan sunumdur

Yar olmak, hal iklimini yudumlamak, aşk demine kanıp sevdaya koyulmak nurdur

 

 

Aynileşmek, halleşmek değildir

Refakat eden her kim varsa, uzletin farkın anlamazsa

Yaşarken ve heyecanın eşiğinde badeyken, ölümün masumluğunu anlamazsa

Nara atsa, harıyla buharlaşsa, nar için zevkine dalsa, kepuzeler refakatiyle ağlasa

 

 

Her gün bir vesileyle falını açsa

Talebi ve beklentisi maksat olunca, sunum pik yapsa

Dile gelen her ne varsa, ar kalbin ikliminden uzaksa, varlık yüreği kuşatmışsa

Dalgalar hıçkırsa, sema haşmetiyle yıldırım akıtsa, akıl hesabın eşiğinden uzaksa

 

 

Gün batımı, şafağın umudunda

Seherlerden sökün eden irfan, arza seslenen ezan nurda

Hadsiz ve sınırsız ne var durma söyle, kapasite kimin derdinde haydi sus de

Mezarın feyzi, nefesin fendi, insanın idraki akıl için hüküm değil mi ruh fevki inde

 

 

Aşk; ilhamıyla nurdur kul için

Keyfilik kimin derdiyse, tensellik iradi kaygıysa, seçim

Geçim ise halin bendinde, ruhun dirliğinde, mizanın her payesinde, akıl niçin

Öyle bir gün ki o, elem dert mi, inleyen can heves mi, çare adına hıçkırmak yeter mi

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.05.2010 12:08
#553

Ne aşkı şehre denim, gönül dilini bilirim!

 

 

Vuslatın iştiyakından arî nefesten kalan harı

Garip bir handa geceleyen canı, aşka hoyratça bakan bühtanı

Küskün sokaklarda sabahlayan hicranı, eleme yaslanan hüzzamı ve insanı

Nevi şahsına münhasır hezeyan saçan, hakikatin rahlesinden uzaklaşan âdemi canı

 

 

Siyaset ilmi, sosyolojik badirenin senasıdır

Mazisinden utanan, tarihin ibretli sahnesinden kaçan arsızdır

Edep dışlanınca, nefis nizama yabancıysa, hal hazanın solgunluğunu anınca

Ne fetretin ilzamı şarttır, ne med ceziri yaşatan hülyalar gamdır, adamlık ihsanladır

 

 

Göçenler ne söyle bilir misin, idrake ne dersin

Vicdanın solmayan lehçesinde ne kadar acizsin, yüreğinlesin

Kalbin firakından, halin dramından, ruhun serencamından elbet habersizsin

Niye yaşayan bir ölüsün, vehmin sofrasında hürsün, ne ölümden ne aşktan büyüksün

 

 

Dil kalbin akseden sedası olmadıkça elemdir

Gönül yar sevdasına kanmadıkça diyarı gamdır ve hicrandır

Hakikatin firkatine erişmek, iradeyi hasrederek çileyle yüzleşmek ibadattır

Ana dünya ve ahirin için cenahtır, şefkatin tevdisinde imtihandır, kalbin içinde ardır

 

 

Niye karayel halimi kuşatan bir efkârı hardır

Ecdadın payesi ruhum için manidarlaşan bir nazarı hazdır

Ney sesiyle, sazende nefesiyle, yar mecramı niyetiyle kalp için ibretli nazdır

Hayatın nihayetinde, erdemin izzetinde, şerefin payesinde mavera kimler için aşktır

 

 

Dile gelen ne varsa, aşktan yoksun bir nazarsa

Kalp sahibin sevdasından uzaksa, arzular kuşatan olsa da

Hazlanma, ruhun sessizliğinde ve kalbin açılan sahifesinde inşirah cenahtır

Takati tüketmeden, gözleri söndürmeden, dili dürmeden, kefene bürünmeden ferahtır

 

 

Dervişin gönlünden, Abidin zikrinden korkma

Haline yaban gelen her ne varsa, kalbin sesiyle bir kez daha anla

Zamanın hülyasına, nefsin arsızlığına, arzunun bahtsızlığına kanmadan ibreti yaşa

Ve yaşamaya muhtaç olduğun her ne varsa, rahmetin insicamında sunuluyordu sana

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.05.2010 11:15
#554

Şahadetin payesinde umudun sahnesinde!

 

 

 

Henüz sevdanın sahnesi açılmamıştı

Sine-i ahvalde ne kadar demlenen umut varsa, kalbi sızlatınca

Haberin vakti, saatin akdi, haşyetin kuşatan fevki bekleniyordu habersizce

Ne dil lal oluyor, ne kalp titriyor, gözyaşı dinmek bilmeden sökün edip öteye gidiyor

 

 

Gün, her şafağın sancısıyla soluyunca

Aşk; gönlün saltanatında hakikat için arafa kanarak ayıltınca

Hal, hasretin, kal hecedeki mealin, lal matlaşan dilin, har mücerret vaktindi

Ne söylense, tenin masumiyeti dillense, kalp sadakatin sahnesinde ve sevda ferinde

 

 

Ne parlayan yıldızların melali arzdır

Ne hali efkârında yutkunan sinelerin salası aşk rüknünde farktır

Kalp onu terennüm etmezse, ruh refakat ederek hakikate yönelmezse, ardır

Ne mezarların sırrı sultandır, ne meraka ram olan şahadet bir gamdır, aşkı rüyadır

 

 

Farkını fark eden her nefis kardadır

Kahpelik yapanlar ne kadar nara atsalar da ne büyük hüsrandadır

Ne devlet fütuhattır, ne nümayiş baht için vadedir, ibretin her sahnesi aşktır

Ne vah çekmek ne tuğyan ederek yerlerde çırpınmak hardır gönül yarası bir başkadır

 

 

Desiseleri planlayan kalpazandır

İhanet onun için en itibarlı bir sanattır, vesile olanlar ise ahmaktır

Ne bayrağın dalgalanması, ne hicranın pik yapması, ne de çığırtkanlık farkı

İlmi siyaset için defi hacettir, idrakten yoksun kalpler ihanetleri için hep sahnededir

 

 

Mehmetler emanet edilen nefestir

Azizliğine leke düşüren her kim varsa, lafazanlık yapıyorsa haindir

Düşman nefsin her hanesinde, maveradan habersizliği soluyunca, yok çare

Neslin emniyeti işgale ram edilince, kalp hakikatin nefesinden arîleşince yeis bizde

 

 

Ne keşkelerin bir muştusu var

Ne gerekçesiz teslimiyetin niteliği var, askeri kışlada korku kime kar

Anamın eşarbından, babamın umutlarından bilmem ki subay için, nasıl bir ar nar

Şekliyetten tırsan, maneviyatı hiçe sayarak tankları haklın içine salan güya aslan

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.05.2010 16:22
#555

Dil lal olsa, kalp aşkın süruruyla ağlasa!

 

 

 

Ne sen sor ve ne de ben maziyi anayım

Çıktığım yolculuğun, seyreden umudun kanatlarında bizarım

Ne hastayım, ne yas içinde karayım, sabrın anahtarıyla vesilelere kanarım

Aldatmaya yabancıyım, sadakate refakatçiyim, edebin cenahında hüzne çok razıyım

 

 

Mümbit toprağın, ana gibi bir yarım

Dağlardan sökün eden hicranın, dalgalardan nükseden harın

Letafetine muhtaç olduğum haki katın, rahlede okunan kitabın ve o aşkın

Suhuletinde bizar kaldığım efkârın, sinemi kuşatan ve ağlatan bir cenahın türabıyım

 

 

Salkım saçak açılıyor esrarı halin

İnşiraha tabi olan ne varsa, hasretin sulbünden mühürse arım

Geleceğin hülyasında, küskün düşlerin fulyasında, zikredilen ne varsa bizarım

Ne merminin barutunda ne nemrutun romanında açılmış sayfalar kalanıyla hesabım

 

 

Yar nazlı, nar namıyla çok farklı

İdrak halin perdesinde ihtişamlı, izan vicdan için şimdi gamlı

Ruhumun hicran sayfaları bilmem ki niye halim için çok efkârlı ve ağlamaklı

Dile gelen, hecelerle sökün eden, kelimeyle yüzleşen, cümle mealinde sudur niye saklı

 

 

Ne ummanın seyrine amadeyim

Ne melalin sükût ettiren burukluğunda yola bakan hancıyım

Bilmem ki kim için davacıyım, boyun büktürenin sancısıyla savrulan salayım

Kendi halimde ağlarım, şehre dilmeyen hicranımla, başıboş yalnızlığımla yolcuyum

 

 

Anlatamadım bir türlü gönlüme

Abat olduğum, sevdasına ram olduğum, hasretiyle uyuduğum

Hülyalarıyla savrulduğum, düşleriyle ayıldığım ve ağladığım hakikat bir arsa

Tefekkürün feyziyle nutkum durunca, iksirin ülfeti kalpte esince, sürurum ki fevkinde

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.05.2010 11:31
#556

Unutabilsem!

 

 

 

Sesinin zarafetiyle kuşattığı halimi

Nefesinin şad ettiği gönlümün hazin sahnesinde ki şevkini

Firakınla sendelediğim o masum gözlerini, bin hüzün bahşeden esenliğini

Hicranın teslim almış olduğu sine-i melalimi, boyun büktüren sessizliğin her halini

 

 

Nazar ettiğim ve yâd ettiğim edebini

Zihinlere taş çıkartan bilgeliğini, duruşun en naif fevkini

Ayan etmediğin, bakışlarını gizlediğin o meşum katreni, düşler sökününü

Taltif ederek, hamiyet göstererek lütfettiğin hilmini, lal olmuş dilinle efsun ettiğini

 

 

Hale destan olan ve sancıyla ayıltan

Dilin sarf ettiğini, kalbin titrediğini, başka farkla anlatan

Hasretin tavını, bahtın cenahını, sabrın ilhamını, kanaat zanaatını okutan

Hadiselerin sulbünden, medet ikliminden, umudun ayan olduğu rahlesindeki esinden

 

 

Sayfaları bir bir açtıran hikmetinden

Söz ediyordun aşkla ve o vakit alıp ummana sürüklüyordun

Kırmadan, kelimeleri katlamadan, cümleleri uzatmadan, meramı hal ahundan

Divan edebiyatının meftun bırakan hülyasından düşlerin insicamında anlattığından

 

 

Ne dede efendiyi, ne tamburi cemil beyi

Senanın ve sancının sazın dilinden, hicranın her badesinden

Güftelerin kadrinden, ressamın tuvalinden, hattatın sabırlı nefesinden giderken

Başka diyarlara götürüyordun ruhun hüznünü dindiriyordun, aşkla yüzleştiriyordun

 

 

Tutkunun, merakı celbeden saikasından

Nedenlerin zihnimi işgal eden ablukasından kurtarıyordun

Göçüp giden sine-i sürurumu yeniden ilga ederek, nefesinin azizliğini sarf ederek

Meftun bırakıyor gönlümü şad ediyordun hissettirdiğin ve varsa hiç unutamıyordum

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.05.2010 12:07
#557

Umudun senasında, hazan sancıysa!

 

 

 

Kim bilir nice çileler sökün etmiştir

Nefesin kadrinde güfteleşip, hicran ile dile ahu zar etmiştir

Ne dert nihayetsizdir, ne elem niyet için azizdir, hüzün sinenin en masum sesidir

Ne bir düştür, ne hicap edilen rüküştür, efkârın pervazlarında anlamlı bir yürüyüştür

 

 

Gariplik kim için bir ülfeti ibrettir

Gülmek bilmem ki niye külfettir, garaiplik içinde rezalettir

Tebessümü esirgemek dahi nice sineler için erktir, tarumarlaşan hülya keyfiyettir

Ahirin iştiyakı nihayet midir dünyevilik için serhatlık kalp için niye şirret adavettir

 

 

Nice sualin merakıyla ömür biter

Ter ki katmerleşerek ruhumun hicranıyla halime akın eder

Hissiyat nasıl söz dinler, gönül adabı muaşeret için niye gam çeker, irade meyleder

Ülfet farktır, akıl insan için en mübariz sanattır, resmedilen aksiseda aşkı cenahtır

 

 

Sevgi, ömür için en itibarlı aşktır

Sevda tutkudan arîleşen ve gönlü hasrettiren iffeti hardır

İrade idrakin, dil hissiyatın ve izan hakikatin rahlesinde en manidar maslahattır

Edep kalp için farktır, erden kul için cenahtır, ihlâs nihayetin için sadakatti hazdır

 

 

Ne renklerin nazarında bizar kal

Ne hissiyatın tarumarlığında naçarlığa yol al, aşktadır ar

Kalbin mümbit sahifesi, risalelerin hikâyesi, azimetin neşesi, maveranın sevgisi

Horlanan nisanın sesi zulmedilen nefsin titreyişi hakkın teslimiyetinde mizan esini

 

 

Arz kim için titrer, ruha meyleder

Kalbin hüzün sahifesini aralayarak, hicranı aşkı sorgular

Akıl ne işe yarar, müddeti nefes kim için hesabın şavkıyla sevda hazzına koyar

Korku idrak için en itibarlı ar, niteliksiz nefesi kim bir hesaba koyar, zan nara akar

 

 

Hüccetin esrarı hakikat için kar

Evrensellik temayülü, cemaat asabiyeti, nefsin tak iyesi

Ne akıl için vuslatı aralar, ne kalbin hicran sayfalarına aşkın süruruyla coşar

İşte o vakit nedamet çıkmaz sokak, izan harlaşarak kime hesap soracak, ağlayacak

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.05.2010 12:25
#558

Kalp edebin, ruh ezelin şahikasında!

 

 

 

Bazen geçit vermiyor umutlar

Yüreğin hilkatinde, beyne kan hücum edince nasip ritminde

Kalbi sahifeler, ibretin tebarüz ettirdiği vesileler, idraki merhaleler ne söyler

Bahtın ilgası, umutların hülyası, ruhun ebedi saikası ne bekler, kime sevda ile göçer

 

 

Açık denizlere ve sessizliğine

Ummana tevdi edilen onca dertlere, her nefsin efkârı çileyse

Ne yelkenin fendi, ne dilin şevki, yalnızlığın serdedilen eşkâli ati için hileyse

Cezbe gelen nefsin hayreti, mecnunun vebali, meczubun melali aşk için bir hayrettir

 

 

Nisa, insanlığın bariz aşkıdır

Farkı fark ettiren, rahmete terennüm gerektiren ulvi sanattır

Ne duygusallığı tavdır, ne bizarlığı haktır, insan için en ülfetli aşk ruhsattır

Sadakat ve ehliyet akıl için hürriyet nesil için hassasiyet can için emniyet hukuktur

 

 

Medeniyet bir asrilik değildir

Mazinin her sahnesinden ve tevatürden gelen ibret gerekçedir

Yaratılan ne varsa, şayet insana arz edilen bir sunumsa, aşk olmayınca terdir

Ne kadar gayret tavsa, niyetin halisliği hakikat için umut olmayınca nefsi hevestir

 

 

Sulak bir merada hasret çeken

Bahtı için yıllarca nasibini bekleyen, edebin suhuletine erişen

Bir kamışken, yanıklığı her merhalesinde somutken, maveranın süruru dilinden

Uhdenin kavlinden, zakirin halvetinden, abidin vecde aşina halinden, aşk erdemken

 

 

Ne akrebin haşyete salan meyli

Ne yılanın kendi halinden sudur eden keyfiyeti aidiyet meşki

Nebatata bir bak, her halinden akseden sedadadır lütfüyle temaşa eden bir aşk

Ne sen sor ne ben sual edeyim, fakirliğime boyun bükerek hakka iltica edip gideyim

 

 

Ezanın nefesinde sevda umuttur

Nur, ne salanın ve ne de bir hicranın sunumlarında mevcuttur

Kalbin serencamında, ruhun hicnani yansımalarında inayet ve ihlâs komuttur

Ölüm nefsin cenderesinde, aklın hazinliğinde gülünçtür, idrakin kalesinde amberdir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
14.05.2010 22:35
#559

Ezanın nefesinde sevda umuttur

Nur, ne salanın ve ne de bir hicranın sunumlarında mevcuttur

Kalbin serencamında, ruhun hicnani yansımalarında inayet ve ihlâs komuttur

Ölüm nefsin cenderesinde, aklın hazinliğinde gülünçtür, idrakin kalesinde amberdir

 

 

 

CAN KARDEŞİM BU İNCİ TANESİ KADAR DEĞERLİ MISRALARINA TEŞEKKÜR EDERİM...AİLENİZE SELAMLAR FEYZİNİZ TÜKENMESİN YOLUNUZ HER DAİM AÇIK OLSUN...

KA
24.05.2010 18:03
#560

Beni kimsecikler okşamaz madem.

Öp beni anlımdan sen öp seccadem.[NFK]

 

 

insancıklar ne bilsin güzel dinimizi değil mi

KA
02.06.2010 13:16
#561
Umudun yolculuğuna çıkmış gönüller!

 

 

Ulviyetin cenahında cehtin aşkı var

Yakar mı hiç böyle kutsi gönülleri yaratan çünkü vecdi ar

Ne vicdanın burukluğu, ne meşakkatin yoğunluğu ve nede sevda noksanlığı kar

Nar, ruhun mücerret senasında, aşkın ilham sancağında, çilenin ocağında süruru har

 

 

Kimler çekmedi bu dünyanın kahrını

Hiç durma bir göz at, atin için mazinin makûs sayfalarını

Talan edilmiş yurtları, yetin bırakılan çocukları, mahzun kalan zavallı nisaları

Anaların feryadını, babaların gözyaşlarını, evlatların hissiyat nidasının o çığlığını

 

 

Yetmedi, garbın eşkâlindeki kahpelik

Zulmettiği ve sömürdüğü asırlara nakşetmiş bir kepazelik

Zürriyetsiz, ülfetten habersiz, dini müminden nasipsiz, iblisin ahenginde şerefsiz

Yağmaladı, bakir bir vatan bırakmadı bayrakları bayrak yapan mefkûreye inanmadı

 

 

Bir zamanlar zulme abat olmuş nesil

Ecdadımın hanifliğinde, kalbi ve kemali yet latifliğindeydi

İnayet gösterildi, zulme ve işgale ve hatta daha beterine duçar olan nesli kurtardı

Musevi olmak Tevrat’a inanmak ve hatta hiçbir kutsiyete inanmamak suç sayılmadı

 

 

O kadar lütufkâr davranıldı ki haklı

Ticareti maharetin, kazanmak için hırsı cehtin cenahıydılar

En müşkül halimizde, işgallerin furyasında, savaşların soldurduğunda yoktular

Yalnızca kazanmanın, tahrif edilmiş hülyalarının, hatta tahakküm eden hahamların

 

 

Sultasında ve emanetin halkasında

Devlet kurmak için, nesilleri seküler hale getirmek için çalıştılar

Entrika ve desiselerin, zihinleri esir alan sahnelerin, iblise taş çıkartan şerliğin

Sultanlığına soyundular, şerefli Filistin halkını ve umutlarında aşklaşan sevdaları

Müstekbir maharetiyle dünya milletlerinin sessizliğinde işgal edip mahkûm yaptılar

İHH ve sivil toplum kuruluşları ve insani feryatları, imani sedaları yola çıkmışlardı

Mazlum Filistin halkına yardım etmek ve yaralarını bir nebze olsun dindirmek İÇİN

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Diline emeğine sağlık Mustafa abi ne güzelde özetlemişsin İblise taş çıkartan şerliğin sultanlarını!..

MU
03.06.2010 11:27
#562

Eyvallah kıymetli kardeşim...

Çok teşekkürler ederek niyaz eğlerim...

MU
03.06.2010 11:29
#563

Gecenin kalbinden deryanın uzletinden dem!

 

 

 

Söyleyin âşıklara kederlenip ağlamasınlar

Issız köşelere çekilip sine-i melallerini dağlamasınlar, ansınlar

Lütfedilen ne varsa, hasret sabrın ilgasında keşfedilen vuslatsa aldırmasınlar

Aşkın ülfetinde, sevdanın hazin sesinde, hakikatin lehçesinde bizarlık yaşamasınlar

 

 

Ruhun insicamında garipliği okumasınlar

Kalbin senasında bahşedilen sürurun farkına varsınlar, kansınlar

İdrakin rükûsunda, edebin manaya metfun ferahlığında garipliği bulmasınlar

Ulviyetin rahlesinde uyuyup kalmasınlar ve inşirahın penceresinden aşkı yazsınlar

 

 

Temaşa eden bulutların hüznü sevdayadır

Hasret çeken gönlün hicranı ram olduğu feryattır, hakikat nardır

Hevesin nizamı, zevkin ibrete mahkûm kalanı, dilin halden arî hitabı fermandır

Yazılmış her ne varsa, şayet edebin senasından uzaksa ve hakikat aşkın furkanıysa

 

 

Hiç korkma, bahtın kitabında aşk vuslatsa

Niyetin asliyesinde vahdeti vucut sevdalaşan cenahsa, coşkuyla

Ne kadar gönül kapın açılsa, kalbin inşirahın sofrasında sultansa aşkı yudumla

Esin olan iksir nefesi buğularsa, sine-i hicran mananın inkişafında yolunu bulmuşsa

 

 

Aşk, iradeden vazgeçmenin ihsası vecdidir

Kemali yet ülfetle nefeslenmenin ve ruhun yetisiyle meşk etmektir

Keramet takvanın perdesinden serdedilen ve aklın hilkatinden maruz hikmettir

Nefes müddetin, heves örfü ananenin, akıl sıratı müstakimin kalp yalnızca sahibinin

 

 

Hikmet teslimiyetin, uzlet muhakemenin

Kudret vaktin hasretinde nefeslenen ibreti edebiyle nasiplenenindir

Mühlet bahşedilen her ne varsa, umudun mahcubiyeti kalbi olunca, aşkı adalettir

Hakkaniyet, vicdanın sahnesinde ve şehre dilmeye muhtaç olan muştuysa ferasettir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.06.2010 12:38
#564

Nasıl diliyorsan peki, öyle yargıla!

 

 

 

Henüz zanlı olmadan mahkûm ettiniz

Düşüncenin şümulünden bihaber olarak sınıflara böldünüz

Kalplerden muhabbetin ülfetini sildiniz, hiç yetinmediniz ruhu köleleştirdiniz

Teraneler içinde, zorbalık eşkâlinizde, müddeti nefesin kadri bilinmeyince edepsizce

 

 

İnsan olmanın, cehdiyle yaşamanın

Ferasetin erdemiyle anlam bulmanın ve öteyle bir olmanın

Şerefin payesinde, inayetin gayesiyle, yek vucut olmak derdiyle coşturmadınız

Her zaman muğlâk ve vurdumduymazlığınızı sinelere akıttınız, yinede doymadınız

 

 

Elinizden geleni fazlasını yaptınız

Atinin hülyasından, mazinin ibret nazarından arîleştirdiniz

Kula kulluk yaptırmayı marifet bildiniz ve nefeslerin masumiyetini hiçlediniz

Kepazelik içinde insanlığın kemali yetini, mahremi asudeliğini görmezden geldiniz

 

 

Bilmem ki nasıl söylesem aidiyetini

Serkeşliğin namı diyar farkını, tahakküm ettiren feryadını

Dünyanın ilzam olacak mukadderatını, hesabın batini manasını ve sevdasını

Dışladınız, bölüp parçalara ayırarak esir ettiniz, yeryüzünü hapishaneye çevirdiniz

 

 

Güya bir süper güçtünüz, işgal ettiniz

Ne kadar masum ve mahzun nefesler varsa kanına girdiniz

Hiçbir vakit arlanmadınız, ruhlara bin bir perişanlığı iftiharla yaşattınız

Gasp ederek, yasa ve hukuk dinlemeyerek, mahremiyeti ifşa ederek elan iblisleştiniz

 

 

Yeryüzünü taksim ettiniz yetinmediniz

Fezanın bin bir haline matlup olarak, nesillere hükmettiniz

Beyin göçüyle ve kıt kanaat geçinmeyi marifet telakki edince yüceldiniz

Hak ve hakikatin, sünnetullahı adaletin mahşeri vicdanındaki sesini fark etmediniz

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.06.2010 11:14
#565

O ulvi sevdanın sahibi ben olsaydım!

 

 

 

Pür telaş içinde ve yüreğin sesiyle dinliyordum

İçim içime sığmıyordu, ruhumun hicranı dinmeden feryat ediyordu

Vecdin hasreti, kalbin izzeti, nefsin ülfeti, iradenin azimeti sergileniyordu gemide

Bir dirhem olsa bile, gönül inayete hasredilince, şahadet elzemliği nasipse aşikâr işte

 

 

Gasp edilen, korsanlığa havale edilen bir rezalet

Dünyanın gözü önünde, NATO ve birleşmiş milletlerin sessizliğinde

Hunharca, yobazlığın merhalelerinde, masumluğun en bakir kalbini hançerliyordu

Ne sabinin, ne piri faninin ve nede nisayı ahirin çığlığı fark edilmeden katlediliyordu

 

 

Yıllara sâri suskunluğun hüküm sürdüğü talanın

Her yıl arafatta vecde kapılan vicdanın, şurayı efkârın sesi çıkmadı

Medeniyet telalığı yapan, nesillerin kalbi ve zihni bekâretini çalan sultalar hardı

Hani yekûn teşkil eden, insanlığın şerefine namzet olan mukallit nefeslerin adı vardı

 

 

Hani hukukun üstünlüğü ve sosyal adalet haktı

Hortlamış yamyamlar, neye istinaden fütursuz davranmayı hak saydı

Yirmi üç ülkenin yönetim şekli biat ettirilen eşkâldi, hamaset onlar için nasıl ardı

Mukaddesatın bağrında ve kalbi çığlığı duymayan kulaklarıyla ahkâm kesen zandı

 

 

Şahadetin kutsiyetine ermiş gönüller iyi ki vardı

İnsanlık adına, namı mazlumluğun efkârıyla, bir kare inayet mutlaksa

Hiç durma, nesillerin tarihe mal olan en elemli şahsiyetleri bu yolda şehit olmuşsa

Ağlama, yüreğine taş koyup salanın serencamında mahzun kalma, aşk kalbi olunca

 

 

Payelerin en şereflisi nasibi mukadder sunulunca

Feda olmak, iradeden vazgeçip hakka yürümek, tuğyanın eşkâlini aralamak

Yüreğimi kabartmıştı çocuklarım ve refikam gözlerime baktı, sürur aşkla anlamlaştı

Hali fakirliğime bir gün nasip olması için kalbime umut, kanatlanarak hazzı yaşattı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.06.2010 12:23
#566

Aşk, kalp için varsa şahadet sevda yolunda!

 

 

 

Hazin bir kurşunilik hâkimdi yürek pınarlarında

Ne kadar ağlasak ta ve hatta yalvarsak ta aşkın vecdi olmayınca

Hıçkırıklarımız zaman boşluğunda, hiç farkına varmayıp yıllarca uyutulsak ta

Bir gün gönül yolcuları çıkınca karşımıza, sevdanın ruha feyzini sununca, ortalıkta

 

 

Gel Ahmedi muhtar, kalbimizi delaletten kurtar

Aşkın vecdini kalbimize aktar, hakikatin sahnesini yaşat bir miktar

Ne düşlerimiz, ne gülüşlerimiz ve hatta nefeste saklanan masumiyetimiz kaldı

Varlık adına ne varsa ruhumuzu kuşatıp akla hüsran yaşattı, irade ne derlere kaydı

 

 

İzan, irfan suskun sokakların vicdanına kaldı

Yâd edilen ne kadar kutsiyet varsa, anlık yüreği ağlatsa da, neye kardı

Sabahlara denk deliksiz uyumak kalbimi yaraladı, keşkeler bühtan olarak yokladı

Ne edebi hal, ne gülnihal ve ne de hicranın suhuleti hakkıyla anlaşıldı, sancılar vardı

 

 

O kutsiyet mazinin derinliğinde mi koklandı

Nesiller bilmem ki niye hakkıyla anlamadı, dili aşkı bir nefisle yaşattı

Hani aşk halin akıydı ruhun hilkatinde sanattı nefsanîlik şimdi aşkla eşit kılındı

Ne yangınlar yaşandı, ibretin naifliği kalmadı, edep divanı edebiyatta kalıp yaşandı

 

 

Neden böyle olduk, ecdadın vecdini unuttuk

Vicdanın rahlesinden kovulduk, talimi terbiyeye hasret kaldık, ağladık

Nereye baksam, kuşların melalinde ufuklara uzansam sancılarla dağlanıp kalsam

Hüccetin riyakârlığını, mazlumun sefilliğini, masumun hasret bendinde çile çektiğini

 

 

Ağlamadan ve içim yanmadan hayıflansam

Yolun selametini, aklın ilmi rehberliğini, vicdanın kararmayan sesini

Ruhların insicamındaki bekleyişini halimin fakirliği nispetinde hakkıyla anlatsan

Kalbimin suskun sayfalarını, hüzne amade yakarışlarını bir an bile olsun durdursan

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.06.2010 11:45
#567

Yaşlandım, yüzüme hüzün vurdu!

 

 

 

Susukundum baktığım ayna karşısında

Ve ne kadar geçmişim varsa, o an geldi yine birden aklıma

Ne kadar geçmiş bir zamanı ruhuma hatırlatsada, içim titriyordu bir anda

Belki hayıflanmak, birazda olsa mazinin hicran sancılarını yudumlamak efkarımdı

 

 

Ruhun göçmelerin eşiğine geldiği aşikardı

Ve fakat bu hakikat kalbimin hüzün sayfalarında hicrandı

Ne kar kaldı, fersiz iki göz, hissiz hali öz, edebe ihtiyaçlı dili mahsuz söz ardı

Çekilen çilenin, anlamına metfun olunamayan derdin üzüntüsü aklım için manidardı

 

 

Görmeye muaffak olamadığım özüm gamdı

Ne derler kaygısıyla, sürükleyip götüren zannın harındaydım

Ah birde belleğime nakşeden defolu ön yargılar ruhumu yaralardı, takva mı vardı

Anlamına bigane kaldığım kutsiyetin sadece gönlümde namı vardı, korku olmazmıydı

 

 

Lakin cüretkarlık cehlimden sudur eden hardı

Nasıl anlatsam, yıllara sari çektiğim sancıyı birazcık saklasam

Sine-i melalimi hakikatin meşkiyle yıkasam, mananın vecdine matlup olsam

Gönül sayfamda, kalbin hasretine amadeolduğu sevdayla, aşkın hasadına ram olsam

 

 

Günlerce hiç durmaksızın ağlasam ve yansam

Mahzun yüreklerin, derdiyle anlamlaşan erenlerin kadrini ansam

Sinemin yangınlığını kelimelerin mefrun bırakan mazi dirliğinde arza bıraksam

Merakın ve mefkurenin basamaklarında mavera ülfetiyle Yunusun sevdasına bansam

 

 

Hoyrat nefsimin, vesilelerdeki hikmeti anlasam

İmtihanın ve hesanına mecbur olduğum kalbi,akli ahvalin sancılarını bıraksam

Nerde ihlas varsa ve gönüller tahvaya hasredilmişse kalan zamanı bunlara bıraksam

Aynanın akseden yüzünde, puslu eşkalimin karelerinde kulluğun vuslatına yaslansam

 

 

Nerelerde hata yaptıysam, el açarak yakarsam

Secdenin vecdiyle aydınlanıp, akibetim için vesileleri umutla arasam

Kitabı celilin irşadına vasıl olarak yeniden durulup, gül kokusuyla aşka koşsam

Kul olduğumu, maksada binaen sorumluluğumu, evladü ayalime bir kez daha anlatsan

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.06.2010 13:06
#568

Ne kadar zülmetsen ah etmem sana!

 

 

 

Bilirim dert benim, gamlıdır nefesim, elemle içiçeyim

Kime ne söyleyebilirim, bahtım için boynumu büker çaresiz sabrederim

senin bahtın açık oldun dilerim, gözlerim boşalsada sancıyla inler, niyaz ederim

kader bu nasıl katredrim, nasibin gerekçesini nasıl görmazden gelir, yeis içinde nefeslenirim

 

 

ne olur çok görme, bazen şaşkınlık yaşıyorum her nedense

Gönlümün ferahlığı çok uzaklarda ve yadellerde olsa bile, olsun sen üzülme

Yeterki ah etme, halimin acizliğini görmezden gelme, sürurla aşkın esininde serinle

Ne yapalım ne yapsamda olmuyor işte, ne kadar üzülüp nefesim kesilsede, hangi vesilelerde

Ne yalan söyledim, ne ruhumun hasret kaldığı firakı başkasına emanet ettim ve buğuz ettim

 

 

kendi efkarımla mananın inşiraha açılan sahnesinde bekledim

İnayetin köleliğine irademi teslişm ederek hakikatin aşikar olan tecellisini diledim

Belki biraz ihmal ettim, belkide hissiyatının derinliğini görmezden geldim, hiç bilemedim

Heveslerin renklerinde, nefsimin isteklerinde hesabın kadrini nefeslendim, nafile nefeslenmedim

 

 

Kim ne yapıyor demeden ve ne söylerler demeden halimleydim

Ülfetli nazarlarından, irfan sağanağından feragat ederek nasibimi bekledim

O an ve vaki bulacak bir zaman için sabrın merdanesinde titreyerek haşyetle inledim

Senin aziz melalinin esininde serinlemeyi ve suhuletle nefeslenmeyi beceremedim, söyle neyleyim

 

 

ne kadar kızsan ve hatta hakredip uzak diyarlara bel bağlasan

Ruhumu hicrana gark ederek, yalnızlığın hüznüyle kalbimi bir ömütr ağlatsan haklısın

Artık çilenin ve sevdanın perdesini aralayan, yüreğime zehrolunan figanın yasında yaşayan canım

Bin hüzünlü sevdanın ve firkatine ram olduğum hakikatin ilhamında rask eden aşkın salasındayım

 

 

kimseler kalmadı yanımda, gecenin en karanlık sahnelerinde

İçimin titremeleri sökün edince, halimin fakirliğini yad ediyorum bazen senin edebi halinle

Bazen içim geçerek bir ah diyerek feryadımı bıraksanda hüznün bakir kimliğine ve sesin busesine

Dalıyorum kendi ahvalimin niyahet bulacak halinin elemli sahifelerine, ne kadar yad etsem olmuyor işte

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.06.2010 11:15
#569

Çileler sessiz, gönüllerde habersiz!

 

 

 

Henüz vakit dolmamıştı ilhak için

Ne derlerin sultası halim için en çetrefilli bir seçim

Neden beni bana bırakmıyorlar

Ne geldiyse akıllarına arlanmadan söylüyorlar

Ne kalbin hicranını

Ne ruhun serencamındaki vaadini

Ve hatta nasibi mukadder olacak hikmetlerini

Bir şekilde anlamalıydım

 

 

Çaresiz sabretmeliydim

Duyduğum ne varsa ve henüz izanım sadıksa

Yüreğimin suskun çığlıkları umutlarım için bir adımda

Ülfetin firkati simen için ağıtsa

Yüksünmeden, yeisi terennüm etmeden yürümeliydim

Nice aşıkların ve hatta şairlerin yalnızlıkaları

Anlaşılamayan hıçkırıkları

Ancak terki diyar ettiklerinde yad edilip anılıyordu

 

 

Annemim çığlığı geldi aklıma

Bilmem ki şimdi hangi ahvalin kadrinde çırpınıyorsa

Hasrettiği şefkati

Vehmettiği bilinç altı dehlizi

Naçar kaldığı hamiyet hasretetindeki beklentisi

El açığ ağladığı ve yakardığı

Umudun her katresinde avunup kaldığı

Bazen içini çekerek hayıflandığı gözlerimin önünde şimdi

 

 

Düşünmek kifayet etmiyor

Ne ilim ve hatta azimete amade olan seçim yetmiyor

Ne kadar güçün varsa ve hatta empati kursanda

Gönüllerin ikliminde aşkın vecdini bulmadıkça yakınlaşmıyor

Kan akıyor, talan devam ediyor, insanların feryadı niye duyulmuyor

Dünya ayni hesabı görülen mekan değil mi

Hayır ve şerrin hukukiliği aşikar olan bir şerii delil değil mi

Ahirete havale etmek ve gönülleri dünyevileştirmek hakikat mi

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.06.2010 12:30
#570

İnleyen umudum mu yoksa benmiyim!

 

 

 

Henüz sine-i efkarım için sualler bitmedi

Suskun gönüller misali ne gözyaşları dindi en gamla yetindi

Şikayetin fayda olacak nefsaniliğine tevessül etmedi

Bahtı için boyununu büktü, sabırla hihmetin sırrına iltica eğledi

 

Ağlayan kim söyleme derman olamam

Kanayan yarasını sarıp kalbine aşkı koyamam

Sevdanın hüzzam kokan şarkısını mırıldanıp umutlandıramam

Ufukların lahzasında, gülnihalin hülyasında aşkı inayete kandıramam

 

Bilirim ki serkeştir bu avare gönlüm

İhlasın lafzıyla sohbetin feyziyle sabahlasa divaneleşir bu bahtı ömrüm

Hamiyettir dileğim, fakirliğin ikametindeyim

Neyleyim köşkü sarayı, betbin halimle hülyalarda lafazanlık yapmayı

 

Yangınlığım hicranımın esrarı mealidir

Aşkın firakına yabancı gönül, efkarımı nasıl şehretmeye yönelir

Sevdanın zehrolunan mahcubiyeti ve ülfete amade olan kalbi letafeti

Kim görmezden gelir, nasıl izanına güvenir ve edebiyle söz verir

 

 

Söyleyin efrada kabrimi açmasınlar

Yalan yanlış bir itikatla yüreğimin hüznünü anıp ağlatmasınlar

Aşk için ruhun ilzamında gizlenen idraki ve irfanı hakkıyla anlasınlar

Ne varlık için ağlasınlar, ne yokluğum için bir burukluk yaşasınlar

Yalnızca kalbin sesiyle ve esiniyle temaşa etmenin yolunu bulsunlar

 

 

Ney ne söyler, aşkın figanından söz eder

Ne dünyanın bin bir hali için buğuz eder ne de ona meyleder

Alemi hakikatin meşkinden dem vurarak figanını gözlerden gizler

Aşk halin demindir der, inşirah için bahtın nöbetini gözler

İradeden vazgeçmenin ve gönlü aşka hasretmenin esininden söz eder

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.06.2010 11:30
#571

Neyleyim gönül lütfu inayete hasretse!

 

 

 

Ne ağlamak kar ediyor

Ne sessizliğin hicranında nefeslenmek aşk için gönlü seriyor

Günler geçiyor

Kabirler bir bir açılıp maveranın hüznüyle ruhu sevdaya hasrediyor

Dil lal oluyor

Kalp dirliğinde umutla inşirahın sürurunu bekliyor

 

 

Çileler sabırla yad edilip

Yüreğin burukluğunu saklanan vaktin eşiğine sancıylagötürüyor

Nefesin kadri

Ruhun yetisi birşeyler söylüyor

Lakin yine hakkıyla anlaşılmıyor ve ne de gönlü ihya ederek serinletmiyor

 

 

Vadedilen ne varsa

Maslahatların girdabında bir sanıksa aşkla terennüm edilemiyor

Gözler süzüyor, iz'an özüyor

Dil bu vakitler halin deminden şehrettiği hakikatleri zerkediyor

Vicdan akdesen buğusuyla aşk için nasibi hak diyor

 

 

Ey sükutun hülyasında medfun olan yar

Esrarın ilzamında makus sesin ve nefesinle gönlüm için bilmem ki niye ağlarsın

Hali fakirliğim ayan iken

Edebi cahilliği aşikarken, aşk yadellerin sudurunda sevdaya avdet ederken

Ağlamak sineme iltica eder ve edebi suhuletini yad ederek aşkın sadrını diler

 

 

Artık lalelerin dilinden ve lali anberinden

Açmış dileklerin sağanağında anlamlaşan hilkatin vecdi mukavelesinden

Vaadin azimete ducar olan kasvetinden

Sabrın kalbi dirinçleştiren münasebetinden ve hasredişmiş gönüllerden

Aşkı sual etmeliyim ve öyle göçmeyi nefeslenmeliyim

 

 

Bülbül öterken diyar-ı mısır gelir aklıma

Mahzun gönüllerin duyulmayan hicranı kalbimi dağlıyor saklasamda

Bir ömür hasredilmiş

Aşk için çilelerin fendi ruhların pervazında sadende olan raddeymiş

Şair sessizliğine çekilerek çaresiz boynunu bükmüş ve helalleşmiş

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.06.2010 13:01
#572

Sebep sensiz gönülde filizlenen esinsin!

 

 

 

Yüreğin hazin sesi yine sükuta amade kılındı

Edebin sahnesinde ruhum abat olan yar için hicranla kamçılandı

Gam kapısını araladı, elem sinemi kuşatıp meraka saldı

Bilmem ki boyun büktüren aşkı hasret niye içimde sürura hüzünlü baktırdı

 

 

Söyleme artık fırakın gailesini

Sirkatin defilesinde sahnelelen perişanlığın muzdarip bırakan yadını

Ki bahtın efkarında firkatin sultanını

Gülün endamlı senasını, dikeni içinde vucut bulan sevdayı aşkı hülyasını

 

 

Senin cevrin, senin zülmün

Ruhumu şad eğleyen mahzunluğun ve serdettiğin ülfetli melal-i sabrın

Ne söylesen, nasıl dilersen ve hatta sürükleyerek çürütsen

Razıyım, iknaya ram olan canım, esininle aşkın ikliminde nefesine muhtacım

 

 

Ne çıkar bahtımızda ayrılık varsa

Kavuşmaya fırsat bulamadan ruhun hilkatinde sevdaya vasıl olan sadıksa

Sine-i badirede yanmak ve dağlanmak yüreğin için arsa

Var git nasibin vadettiği yolculuğa, hicran ruhumda ihtilal yapsa da

 

 

Dil konuşmaya hasret kalırken

gözler ufukların kadrinde umut içinde nefesi müdeetini beklerken

Hergün bin bir hal ile nasibi mukadder an göçüp derdi gam ile çileleri derlerken

Halime acırım, aşk için varım, sevdayı hakikat yolunda refik sayarım

 

 

Bela bir lütfü inayettir korkma

Her müsibet hayrete taş çıkartan bir hakikattir metanetle kat'a soluma

Aşk vecdi sultandır, merhalelerinde aklı selim olmak ne kadar izana kardır

Vuslat için yakarmak, takvayı şekliyetten ayırmak ihlasın için en kütsi yarardır

 

 

Bir yetimin mahzunluğu kime ardır

Ve hatta açlıkla pençeleşen enikler sosyolojik olarak ölümlü gamdır

Vesile aramak, inayet için safahattan feragatlık yapmak lütfu ilahi olarak aşktır

Yarış kul olmakta, ruhun aidiyetini anlamakta, takvanı ilzam olan sanatında vakıadır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.06.2010 11:34
#573

Gönlümü başka emellerle mi avutsaydım!

 

 

 

Asla yapamazdım

Ruhumu bir gece hülyasız uyutamazdım

Kalbimin sesine bigane kalıp yaşayamazdım

Ömür defterine yalnız dertlerimi yazamazdım

 

 

Bir lahza olsununutmak

Elemin serencamında soluyarak dağlanmak

Hasretin güneş misali kavuran harında kavrulmak

Ölmeden yanmak, hali avere kılmak nasıl yaşamak

 

 

bir kez olsun sormadın

Aşkın esininde anlamlaşarak hiç sevdalanmadın

Bilmem ki çileyi nasıl ve hangi mihenkle vasıflandırdın

Aşk lütfedilen bir kitabetti hiç okuyamadın

 

 

Açık denizlerin lahzasındayım

Ne divane ve ne de avare bir yolun fırakında canım

Firakina ram olduğum ulvi elemin ülfetine turabım

Kah lal olur dilim, kah çoşar bu ahvali arım

 

 

Bilirmisin halin burukluğunu

Fikredermisin arifin idrake abat olan inşirahi soluğunu

Edebin kalbe ram olan coşkusunu ve ruhun ufki yolculuğunu

Gül-i nazarın, laleyi irfanın aşka amade kılan korkusunu

 

 

Kanarya niye güzeldir

Bülbül asude sesisyle aşkın hilkatinde çok masumdur

Göçebe ten ve beden, nefs ve kefen neye medfundur

Ne kadar uzaklarda kalıp hasret yaşasanda aşk kalbe meftundur

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.06.2010 12:59
#574

Ne kadar sakınsamda aşk esini ruhumda!

 

 

 

Alıp götürüyor bazen sessizliğin ocağına

Sessiz kalbin penceresinden ve gönlün derinliğine nüfus ederken

Halin senasını,insanın vefasını,ömrün hicranını aralıyorsun

O an ve geçip giden zamanın ahında hüznü soluyorsun

 

 

Ruhuma yaklaşan ilhamın arında

Aklıma hitap eden,irademi yeksan eden safhaların narında

Nefsimin açmazları ve kalbimin yorgun melali

İçime acı veriyordu ve sualler sıralanıyordu

 

 

Niye bu kadar bedbinlik hali kuşatmıştı

Yaşamaya mecbur olduğum insanlık verdiği ahdi unutmuştu

En kutsi beldeler ve talan edilmiş gönüller masummuydu

Niye kalbin sahibi ve arzın banisi aşkla anılmıyordu

 

 

Oysa esrarın perdesi aralanmıştı

Müjdenin en letafetlisi takvaya hasredilmişti ne değişmişti

Belirsizlik ve isteksizlik kalplerin derdimiydi

Peki, o vakit akla nasıl bir gerekçeyle nazar edilmeliydi

 

 

Mazinin puslu sayfaları tozlanmıştı

Ne hakkıyla tarihin talimi vardı ve ne de sosyolajikhakikatler

Devşirme adına ne varsa ve nesilleri uysallaştırmak maksat olunca

Türlü bahene ve taraneler ihdas edilmiş olarak sokaktaydı

 

 

Millette panik ve korku hakim olmuştu

İllegalite adına ne varsa hoyratça kalplerin işgaline koyulmuştu

İnsan ve zafiyet içinde nefes alan can yıllarca çileyle uyutulmuştu

Nafakayı temin adına ne varsa adeta şeri hukuk olmuştu

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.06.2010 10:59
#575

Neydi ecriyle hasrolduğumuz yakarışımız!

 

 

 

Ey müddeti nefes ile anlam bulan kalbim

Henüz halini hakkıyla keşfedemeden ve sadece yürek bilirken

Beynime kan poppalayan uzuv telakki ederken sen vecdindeydin

Bir an bile şikayet etmeden vaktin nasip payesinde ritmettin

Ve halimin ahdini beklemiştin

 

 

Ruhum bilmem ki neler söyler fakirliğime

En sefil halimin eşkaline bile ulvi halinden taviz vermese de

Telakki edilen ve rızk lehçesinde vakit var iken sessizliğin kadrinde

Bahşeden ve bir zaman için mühleti muhabbete hasreden kıdem

İnsan olmanın, şerefle abat olarak yaşamanın müjdesiyle

 

 

Korku gönlümü bizar etmemeli

Aşkın sazendeliğinde ve sevdanın bakirliğinde refakat etmeli

Ne kadar hazzı sadakat varsa vicdanımla yüzleşip ahdine yöneltmeli

Gönlün nidası arzın hisarında abideleşip aşka havale etmeli

Hasretin bizarlığı ruhumdan silinip vuslata erdilmeli

 

 

Gözyaşlarım iyi ki var bırak aksın yar

Hakikat kim için var, kul niye avareliğin yokuşlarından medet umar

Yalçın kayaların, dikenin serencamında esrarı sevdanın arı har yar

Yeisi nefeslenme, temaşanın vakarında hıçkırığını kesmeaşk var

Bilki müddeti nefes umutların senasında Rabbini arar

 

 

Ne deliye gülüp geç, ne velinin aşkından vazgeç

Nisanın ülfetinde anlamlaşan şefkati muhabbetle hakikat için seç

Ne mahkumun ve ne de mazlumun nefesinden ar ederek halden geç

Narın hülyasında ar var, yarin sevdasında edep gülün zarifliğinde kokar

Çünkü halin deryasında takva en ulvi bahar, aşkın kerameti ecirle çoşar

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.06.2010 11:13
#576

Yetmedi mi figanı lahzanın hıçkırıkları!

 

 

Sil artık yüreğinin münbit ikliminden

Duyulmaya hasret bırakan sevdanın hazan busesindeki feyzinden

Ne hal kaldı anmaya

Ne melal kaldı aşkın bağrında hıçkırıklarla soldurup yakmaya

 

Ölümden medet ummaya

Çaresiz etrafa bakınmaya

Nefesin mukavelesinden edep duymaya

Hilkatin esaretinde halsiz kalmaya

Hasredilen gönülle bizarlık yaşamaya

 

Serdedilen nefesin ülviyetinde yaşamaya

Hakikat için idrake muhtaçlığıma

İbretin kifayetsiz kaldığı kıt aklımla

İzana taş çıkartan sinemin solgunluğuna

 

Neyleyim ki umut kanatlanmıyor

Halimi ufukların süruruna kandırmıyor

Mahzunca baktırıyor

Dil susuyor

Gönül çaresiz zamana bakıyor

 

 

Ne söyleyecek bir söz kaldı

Ne özlemin payidarlığında bekleyen sancılı öz ardı

Ne kadar hal saklandıysa ruhumu esir kıldı

Ne gün ışıdı, ne gece kalbime aşkın çilesindeki esrarı anlattı

Sinem sevdadan yoksun bir şekilde sorarım niye ağladı

 

 

Yıllar çok vefasız çıktı

İçinde kaybolduğum anlar için göz yaşlarım durulmadı

Bilmem ki umut hangi vadede haktı

Ne bir heves kaldı

Ne de bir ümit kalbimde sürur yaşattı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.06.2010 12:36
#577

Gözlerimden sine-i melalimi okuyordu!

 

 

 

Fark edememiştim biran

Dalgınlığın basamaklarında sakince soluklanıyordum

Kimsenin ve hatta esen yelin tesirinde kalmadan adımlıyordum

Halimi yeksan eden ve yoran vakayı sorguluyordum

 

 

Etrafımda salınan kuşların

İnsan olupta ruha bigane kalmayan umutların

Yaşamak adına soluk soluğa kalışların hengamesindeydim

Derdim nasıl düşüneceğime vasıl olup ferahlamaktı

 

 

Bir an tökezledim ve şaşkınlık yaşadım

Düştüğüm komik halin vehmiyle etrafına şöyle sessizce baktım

Şakınlığımın arttığını fark ederek yeniden bir kez daha taradım

Halime nazar eden ve hayli dertlenen nefesin garipliğiyle uyandım

 

 

Öyle bir bakışı vardı ki

Yüreğimin söküklerini şehrederek kelam etmeyi diliyordu sanki

Yeniden ve hasseten dikkat kesilerek rikkatimle aklandım

Evet, bakarken kanayan yarayı fark eden bir revandı okuyordu

 

 

Anlamıştım zahirin dilinden söz etmiyor

Heveslerin kavlinden nefeslenerek kalbine sanki ihanet etmiyordu

Ne yapmalıydım bilmiyordum, çaresiz açıkta kalmıştım

Gözlerin bu denli vurgun kılacağını anlayamazdım

 

 

Yıllara sari ağlaman dinsiz diyordu

Çilenin sürurundan azat olmak için uğraşma yaklaş istiyordu

Dikenden ve kurumuş kalbin eşkalinden umudu kesmek sana düşmez

Rahmet devam ettiği müddetçe umutlar solgunluğa havale edilemez demişti

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.06.2010 13:48
#578

Çözme yüreğimi esir alan sirkatin acısını!

 

 

 

Gün henüz kuytu karanlığın bahtını

Salınarak ve raksın ahenginde yol alarak etrafı aydınlatıyordu

Geceden sabaha ne varsa ve umutlardan ne kaldıysa

En müçmel rüyaların hülyası ruhu sarmış olsa bile

Aşk ihsanıyla hal için bir başkaydı

 

 

Aşk suyun sevdasında ummandır

Ruhun en münbit gıdası olup hüsranın hülalasında hazzı vahadır

Anlamak ve anlaşılır olmak ne kadar kabil ise

akıl kendi sultasında hakikatten ari ise

İdrakin efsunundan bigane kalarak esine erişemezse ne yazıkkı nafile

 

 

Güç nispiyle orantılı hardır

İrfan kalbin sahifesinden sadır olmazsa elbette ki korku hal için ardır

İnsan muhabbete tavdır, lakin edep en ali savdadır

Ruhun kitabında gönlün sesinde ve vicdanın ahenginde yürümek aşktır

Kul arifliğiyle ancak bu kadar yakındır

 

 

Annenin şefkatinde okunur aşk

Babanın sakavetinde, sükutun lehçesinde, suyun katresinde yol alır

Ne kadar vecdin varsa, takva mukallidi olunca havastır halini yanıltır

Beklenti içinde olmak, azimete tabi olarak gerekçeyle kalbi adımlamaktır

 

 

Niyetin, özündür ve nefsi ruhaniyetin

Ne kadar söz versende nizama muhtaçlı bulunduğu halde ihmak edemezsin

Müddeti nefes aşkla efsunlaşan yarın çilesinde solmadan açmaktır

Ölümden yüz çevirmek nefsin en zelil harıdır

 

 

Niye ölüm umut için aşkı vuslattır ve kalp için cehdi hatiptir

Zahir ne kadar cazipse

Batın arifin ferasetiyle ruhun en bakir halinde filizlenmektir

Ve aşk kul için en ülvi nasihattir

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.06.2010 14:23
#579

Aşk ruhun mihrabında neyi bekliyor!

 

 

 

Ne aklın kifayetsizliği delalet ediyor

Ne fikri lahikaların sahifeleri gönlümü feyziyle ihata edip yüceltiyor

Ne kutsanmış nefesin asriliği kalbime edebi ilga ediyor

Ne vurgun yemiş gönüllerin figanı sinemi sükuta erdirerek aşka eriştiyor

Ruhum hangi vakti bekliyor

 

 

Neyi sual etmeliyim hakkıyla bilsem

Tarihin en bakir hallerinde seyri seferle uzletin süruruyla nefeslensem

Hüccetin banisini nasıl keşfederek gönül versem

Yar için kalbime ne söylesem, hasretiyle çilemi mi derlesem

Fani olan ne varsa maverayla yüzleştirip serinlesem

 

 

Bilmem ki niye dinmiyor tahkik sancılarım

Edilleyi şeriye kimin ahvalinde mücerret şehredilen hukuki arayışlarım

Neydi halimi bırakmayan ve dağlayan ön yargılarım

Neydi kalbimi ve zihnimi talan eden korkularım, kaygılarım, sıkıntılarım

Sinemi yaralayan maksatsız ve bakir ağıtlarım

 

 

Kimsete soramadım, maksada ilhak olamadım

Aldatılıp kandırılmışlığın ruhumda bıraktığı yorgun ve miskin muştularım

Sokağın sesinde, halin dilinden uzak heveslerin yeksan olan marifetlerinde

Bıtkınlığın medivenlerinde ve kuytu köşelerin düşündüren muvazenesinde

Neyi bekliyorum, aşka muhtaçlığıma kanaat getirip göçüyorum

 

 

Olsun, kimseler merakın yolculuğunda aramasınlar

ruhumun bizarlığına vasıl olarak fakirliğimin sahifelerini açmasınlar

Tabutumun bir yanından tutamak için hiç uğraşıp yorulmasınlar

Unutmak için heveslerin ve gailelerin girdabında solumasınlar

Bilmem ki aşkın manasını nasıl anlasınlar ve ağlayıp sızlanmadan hakkı ansınlar

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.06.2010 11:20
#580

Ne söyleyim, aşkın şevkinde eriyeyim!

 

 

 

Hiçbir ses ve nefesin duyulmadığı sessizlikteyim

Ne ruhumu şad eden vecdin sürurruyla barışık bir haldeyim ve ne de davalıyım

Ne maziyi sayfalarına gömen anıların sofrasındayım

Ne de atimi galeyana getiren sosyolojik argümanların esertinde bir hancıyım

 

 

Sanki unutulmaya yüz tutmuş bir umudun yorgunluğunda yolcuyum

Ne kadar hakkıyla bir kul olduğumun farkındayım

Veya zafiyetlerimin vurgunluğunda sevdaya açılmış bir yılgın soluğum

Vadedilenlerden habersiz, sahnelenmiş rollerden nasipsiz bir halde savruluyorum

 

 

Ne aklım suallerin serencamında kifayet ediyor

Ne hasretine ram olduğum sessiz yar sinemin ahına temaşa ederek serinletiyor

Bir nefesin ülfetinde ne varsa, aşk bu dert için sevdalanıp sayıklasa yetmiyor

Hakikatin kulaklarını çınlatarak vefanın kadrini tefekkür ediyor ve sızlıyor

 

 

Hasret yüreğimin makus köşesinde derdimle halleşiyor

Umut ne kadar sabırla yad ettiğim ibreti hakikat varsa idrakime sesleniyor

Nasip, hangi vakti bekliyor, kalbim yine hıçkırıklarını çaresiz gizliyor

Nasıl bir cengaverlik ki iradeden vazgeçirip maverayı hal için ayan ediyor

 

 

Ne sen sor ve ne de ben hali fakirliğimi serdederek ağlayayım

Sanki çıktığım yolun bezirganlığında avunan bir bahtı kara canı davacıyım

Kime arz ederim, nasıl ayam ederek edebi görmezden gelirim, ar ederim

Ecrin vuslata abat olan sayına umut bağlar ve yüreğimi aşka bağışlarım

 

 

Ne bir ses çıkartırım ve ne de ruhumun hicran damlalarına sığınırım

Kalbimin en münbit köşesinde anlamlaşan asudelikle sükutun iksirini yudumlarım

Ne hasrettiğim vicdanı ayıplarım ve ne de ses çıkartmayan yari lanetle anarım

Gönlümün açılmayan kapısında hakka yalvarıp, aşk için secdeye kapanırım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MA
17.06.2010 12:55
#581

abi güzel yazıyorsun kalemine sağlık

-da...

:S

bu kadar şiir bir bünyeye biraz fazla gibi

Maşallahın var yani...

MU
17.06.2010 13:17
#582

Eyvallah...

Sizin içinde dilerim:)

MU
22.06.2010 13:01
#583

Mızrap vurarak fecri ağartsam gönül ne olur!

 

 

Başımı alıp yadlellere gidesim geliyor

Ne umutlar sükuna eriyor, ne merakım dinmek biliyor

Elem yüreğime kar yağdırıyor

Gece düşlerimde fırtınalar estiriyor

Ne bir hal kalıyor ve bahtım umutla gözyaşlarını akıtıyor

 

 

Ey yar kelamın kadrinde suskunsun bilirim

Nefesin izzetinde fevkalade naif bir ülfetsin kalbimde hissederim

Lakin neyleyim ki bahtım için çaresizim beklerim

Gözlerinden dökülen sevdayı saklamamanı gönülden dilerim

Niye hasret çekerim, lütfunla inayete erip süruru hazla nefeslenirim

 

 

Bir umut ki solmasın, zemheriyi koklamasın

Bahar misali gönlün münbit topraklarında açararak aşkla anlamlaşsın

Sinemde bir uhte olarak sancılar yaşatmasın

Yıldızlar misali gönle aksın, nağmenin tınısıyla sevdalaşsın

Mızrap halikatin vecdini halinde yaşatsın

 

 

Ağlamak ne müşkülmüş meğer bilemezdim

Çilenin sevdasını terennüm ederek vuslatın firkatine ram ederdim

ne bir ah çekerdim ve ne de bir keşkeleri ziyaret ederdim

Bahtıma boyun büker nasibim için elhak sabrederdim

Aşk, halin demindedir der, göçer giderdim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.06.2010 10:54
#584

Gidecek bir yer var, gönül hiç dinmiyor!

 

 

 

Güneş yüreğimin kuytu köşelerine nüfus ediyordu

Solmaya yüz tutmuş ne kadar umudum varsa, bereketiyle yeşertiyordu

Bir şeyler söylüyordu

İçimi ısıtarak şevkin hasretini bitiriyordu

 

Ümidini kesme

Sabrı asla öteleme

Ruhunu bizarlığa terk etme

Ömrünü heba ederek yaşarken bir ölü misali nefeslenme diyordu

 

 

Aslında hakikat böyle değilmiydi

Ne kadar heveslerimizi zerk etsek ve fakat nasibi bilmesek

Her sancıda ve çileler yumağında aczimizle boyun büksek

Niyayetsiz olan rahmetin sağanağını kararmış kalbimizle görmezden gelsek

 

 

Her acı sanki zamansız gibi

Gönül ram olacağı adresi bilmezse kuraklığa razı olmak seçim şimdi

Her kadresinde aşk bulunan yağmurun dili hiç anlaşılmıyor sanki

Toprağın uysallığında gizlenen hamiyet, kul ikliminde anlaşılmıyor zorki

 

 

Gözlerin hançer acısına razı olması

Kalbin çileyle yoldaşlığını sadakat içinde koruması ve aşkla yaşamasıdır

Vecdin her safhasında takvayı terennüm ederek sevdayı yudumlamasıdır

Yar için divane olup, secdeye kapanmanın meşkiyle halde yanmasıdır

 

 

Haklısınız dilim ağır, sesim vicdanımla herhelde sağır

Sanki hasseten seçilmiş kelimelerle yazmak sizler için fevkalade bir kahır

Lakin serdedilen hal fakir, bitap olmuş kalp sefil, zihin söyleyin neyime kefil

Hasrettiğim kelimeler niteliksizliğime amil, ayan olan halim bizarlığıma vekil

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.06.2010 12:08
#585

Gönül dilim hazanın nidasını ayan eder!

 

 

 

Gün gelir yüreğim umutla beslenir gönlüm sevinir

Günler geçtikçe sinem hasretin çehresinden figan eğleyip çileyi deruhte eder

Aşk için ya sabır der, nasibi umutla bekler

Elemin sancağını al aşağı ederek, hikmetin ramına elhak müracaat eder

 

 

Şarkılara sordum bir ah çekerek nafile dediler

Anıların abad olan perdesine dokundum, her nesebepse açmamı istemediler

Aklıma sual eğledim, hani hakikatin sesi söyle diye o vakti öncelediler

Uzletin bağrında nefeslendiğim yalnızlığıma gülüp geçtiler

 

 

Bir çaresizlik içinde etrafıma bakındım

Yerlerde sürünen yaprağın melaliyle aşkı andım, hali fakirliğimi sessizce kandım

Servilerin efkarını ibretle yudumladım ve ölümün döşeğinde sevdayı sayıkladım

Yılların kayboşmuşluğunu ruhumun hıçkırıklarına sordum,çaresiz şaşkınlık yaşadım

 

 

İşte o vakit şairin ve yazarın halini yakinen anladım

Aynı dili konuşmak ve fakat aynı duyguları yaşayamadan yılların hicranıyla yol almak

Kimseye bir kabahat bulmadan şefkatin bağrından akseden düşlerle ufuklara uzanmak

Vefanın, nefis ve hesap mütalasında kaygı yaşamadan aşkı sürurla kalpte yaşatmak

 

 

Lalenin nazarından dile geleni, gülün masumluğundan serdedileni okumak

Tevhidin rahlesinde bir korku yaşamadan vuslatın şevkine muhtaçlığı hale anlatmak

Ne kadar dile gelen zafiyetler varsa, tecessüs kul olmaya mani bir halse gönülden savmak

ne cennet için yaşamak ve ne de cehennemin narında haşyeti gönülde takva ile tutmak

 

 

Ten kosunundan, nefsin yoran tadımlarından kalbi korumak

Her hevesin yanan ateşe odun atarak ruhu sarmasını gönülden anlayıp bırakmak

Bir zevk için sadakatin masumiyetini tahrip ederek şereften azat olmak

Hudutları yok sayarak hoyratça yaşamak ve kalbin hicranını anlamadan fani olmak

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.06.2010 13:12
#586

Bir sen düşün bir de hali aşk için edebe sığın!

 

 

 

Yine gün sessizce çekiliyordu mehtabın gizemli çehresinden

Şehreni kani olamadığım ne kadar hicran varsa inanıyorum ki nasibi haktan

Gönül yarası, kalbin hüzünle yakarışı, gözlerin akan yaşı

Bilmem ki neleri ifşa ediyor, her sızının hisarından söz ederek sevda ile yüzleşiyordu

 

 

Ne bileyim bahtımın ağlatan ve ibreti anlatan nasihatlarını

Gideceğim yolun işaret taşlarından kalan maküs hıçkırıklarını ve vecdin cenahını

Hasredilen gönlün kutlu sevdasını, çile için cenk edilen nefsin nizamsız harını

Bir kul olmak için aklın tahkiki hülyasını ve kalbin sadakatli aşkını

 

 

Ansız gelen ve beklenen şakınlığın panik yaşatan narını

Çaresizliğin her cenahtan sökün eden efkarını, haşyeti gönle salan azametini

Ölümle yüzleşmeden ve aşkın hakikatine erişmeden, nefeslenmenin edebi vebalini

Kime sorayım, kitabı celili anlamak için yanayım, ruhumun hicranına nasıl kanayım

 

 

Karanlığın hükmü yüreğime hançer yarası açtı

Ne kadar yaşanmış ulvi sevdalar varsa, latifliğin toprağında filizlenerek gönüllere aktı

Ne akşamın ve ne de hevesleri güfteleyen sabahın aşksız hiçbir anlamı vardı

İşte o vakit gözlerim yaşardı, hasret bağrımda hançeriyle acılara taş çıkartmıştı

 

 

Gayretim gönül dostluğunda sadakatle yol almaya tabidir

Yazmak ise yanmadan fevkalade müşkil bir zanaattir, sanki çulsuz bir insani haldir

Ne taaacüp etmek kafidir, ne yazmak için şekliyet çok önemlidir, hal dili yeterlidir

Hesabın hukukiliği kim içindir, elbette ki vefa onur için en önemli bir seçimdir

 

 

Geçinmek için bahanelere serilip, kula kulluk etmek şereften nasipsizdir

Şayet bir aşktan söz edilecekse, kalbin her hali elhak sahibine hazzı sürurla tabidir

Nefsin iki şubesinden birini tecih ederek, aklın selimliğinde nefeslenerek girmek edeptir

Ruh kimindir, kalp yürekten aridir, aşk heveslerin değil, gönlün sesine tabidir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.06.2010 12:35
#587

Rüzgâr söylüyor artık gönülden kopan hicranı!

 

 

 

Dil sussa, yürek hıçkırığın busesiyle bahtın tınısını elemle yaşatsa

Dağlar umutla aşkın hüznünü iklimlere yaşatıp sevdayı anlatsa

Sine mütemadiyen yanda, melal hülyasından hiç uyanmasa

Ruh, kalbimin inşirahına kapıyı ülfetiyle aralasa

 

 

Çektiğim ahlar idrakimde hakikati bıraksa

Ölüm bir korku yaşatmadan, kalbime dirilişin senfonisini sunsa

Halimdeki bizarlık bir nebze olsun azat olsa

Sürur sinemin sayfalarında hicranın katresinden esinle kurtulsa aşk yaşatsa

 

 

Ne muhabbetle nazar eğlediğim bir çiçeği koparttım

Ne hasretine ram olduğum gönlün senasında hıçkırıklarıma karşılık buldum

Ne anıların deryasında saklanan sancıları ıstırabın salıncağında uyuttum

Sabrın ilzamında, bahtımın verilmiş kararında kanaati gönlüme çaresiz sundum

 

 

İnsan bu ya ne durur ve ne de hukukunu hakkıyla bilir

Aklın selimliğinden feragat ederek nefsin arzularıyla nefeslenmeyi el hak becerir

İradeye ne söylenir, hesabın ötelenmesine hayıflanarak nazar edilir

Gönül aşksız hazan gibidir, ne kadar çağlayan varsa ruh sessizliğinde azadedir

 

 

Gel ey umutlarımın muştu sunan muzafferiyeti

Kalbimin hicran ile müsavileştiği, hüznün halimde demlediği esinin lehçesi

Bir gün dile gel, gönül kapımdan aşkın iksiriyle ruhuma bir ilham ver

Ne kadar mahzunluğum varsa bir çırpıda, umudun solgunluğunu sineme ülfetle ser

 

 

Ey rabbim sahibimsin, niyetimin asliyesinden eminsin

Fakirliğimi hakkıyla bilirsin, nankörlüğümü kitabı celilinde dile getirensin

Eksiltmediğin rahmetin hakkını teslim edemediğimi nefsimden bilirsin

Kıt aklımla iradem için azimeti tavsiye eder, hikâyeleri nefeslenmemi öğütlersin

 

 

Her vakit gönlümün kapısı çaldıkça

Bir ince sızı ibretin saadetini ruhuma sunar ve hüznün çehresini halime bırakınca

Boynum bükülür, gözlerim süzülür, dilim sükûtun kadrine çekilir

Ne kadar derdim varsa, ummanın rahlesinde umut içinde nasibe meftun edilir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.06.2010 14:00
#588

Ne zaman yâri düşünsem yüreğim sızlıyor birden!

 

 

 

Meğer boş vermişliğim nafileymiş nerden bilirdim

Aklımın kifayetsizliğiyle nefeslenmiş biçareyim, şimdi çaresiz halime ikamet ederim

Ne hamiyeti bilirim, ne kalbin sahibinde vefa gösteren fakirim

Nefsimin siperlerinde hesabı bekleyen bir abdiâcizim

 

 

 

Hiç ayrılmanın manası olur mu yârden

Şayet bir vefa sadakati aşkın ulviyetinde bakirliğini korurken, sevda nar iken

Ne kadar bahanelere serilsem, yalnızlığın ayazlarında titresem

Yârin muhabbetiyle edebi kalbim için nefeslensem, hiç üşümeden sürura ersem

 

 

 

Ey yar sen hala haklısın, farkı fark eden ülfetli nazarsın

Bizarlığıma iltifat etmeyen erdemli bir aşksın, sevdayı hakikatle yaşarsın

Mevsimlerin muştusuyla umutlarını vuslat için kanatlandıransın

Hissiyatın renklerinde ibreti temaşa ederek, hikmeti nasibe bırakansın

 

 

 

Şimdi anladım ki kalp hiddetin perdesinde kapanıyor

Dil ne kadar hicranı akıtsa da, halin edebi idrakim için sükût ettiriyor

Yıllar kaybolup gidiyor, gözler hasretin dirliğinde beklenen nefesini niyaz ediyor

Ömür sadece yaşamaksa, aşkın hususiliği hali kuşatmıyorsa can pes diyor

 

 

 

Artık ne laleler ruhuma nazar ediyor, ne gül kokusunu zerk ediyor

Şehrine kani olamadığım ne kadar hikmet varsa, ruhum için çek git diyor

Gün, gecenin kollarına teslim olurken, gözler çaresiz yaş bırakırken hal ar ediyor

Nefes uzlet için artık vakti geldi diyor, hazan her yanımı sancıyla ihata ediyor

 

 

 

Yazdığım nameler bir köşede suskun bekliyor

Ne kadar çektiğim çile varsa, sefilliğime delalet ediyor, ruhuma sesleniyor

Aşk, halin deminde, hakikatin rahlesinde inşiraha erişmektir diye deşifre ediyor

Ömür bitiyor, şevk kalbimi terk ediyor, hevesler dürülüp mukadder hesabı bekliyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.06.2010 11:55
#589

Gün bitti dağıldı herkes, kalbim yine sessiz!

 

 

 

Çekildi gün, başladı bir hüzün

Ey yar aşkın yüreğimde niye yaşatır ki efkârı sökün sökün

Bilmediğim bir mahrem el dokunuyor ruhumun mahzun şafaklarına

Ne kadar yalnız kalsam da ben, ne olur sen yinede gönül sağanağında hicran yaşama

Issız sokaklar, kapanan ufukların sineme zerk eden sancıyı umutların sesinden olsun Haydi durma halinde tereddüdü bulundurma aşkı bir nebze süruru muhabbetle kokla

 

 

Yalnız çehrelerin yılgınlığı bir bak, elan nefeslerinden okunuyor

Ne yüreğinde muştunun şevki kalıyor, ne bir mefkûrenin izleri aşikârca sunuluyor

Meskûn mahallerde yatan fanilerin hicranı yüzlerinden aksederken niye korkutuyor

Fidan kuruyor, meşk yâd ellerin nefesinde aşk ile gönülleri sürurla dalgalandırıyor

 

 

Kırk kilitli kapıların ardında bilmem ki neler var

Bahtın sevdasında sadakatle bekleyen nasip kalbimin edebinde yaşatır bir ar

Ey yar sesim duyulmasın bin hüzünle nefesim takatsiz kalsın aşk ruhunla hali ansın

Kalbinin mümbit toprağında sana bir yalnızlık yaşatmasın, haz yüreğinde şakısın

 

 

Ey şehirlerin anası, hülyaların en naif sevdalısı İstanbul

Çıkma gönlümün yalnız ve hicran sayfalarından, Üsküdar’ın dile gelen aksanından

Suskun şairlerin mazileşen nefis mısraların ayan olan hıçkırıklarından, efkârından

Artık bir gam yaşatma gönlümün hazanlaşan diyarından, dostların cenahından

 

 

Yine başladı gözyaşları arzın semaya hasret nidasından

Ne kadar suskun çığlıklar varsa, dile geliyor, güfteleşiyor ruhun ilham pınarından

Hakikatin senasından, vicdanın yanıklığından, aklın bitap bırakan arayışlarından

Yolun kalbimin güzergâhında meşkûk bırakan burukluğunda, aşksız solgunluğunda

 

 

Ey rıhtımın bekleyen gönüllüsü

Yüreğinde bin bir esrarın sahnesi şimdi hüzünle dile geliyor

Ne kadar uzaklara baksan, umudu inşiraha adamasan, nasibi aşkla anmasan eliyor

Ömür bitiyor yıllar yorgun sendeliyor dil çekiliyor kelimeler bilmem kime sesleniyor

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.06.2010 15:13
#590

İnce bir sızının letafetinde nefeslenirken!

 

 

 

Sessiz ve sakin adımlarla, dalmıştım ufukların serabına

Dilim konuşmadan, zihnim karışmadan, düşler bir korku yaşatmadan

Ve anılar kalbimin sayfalarını bir aralarken

Umut açıyor yüreğimde, her nekadar hazan sinemi ihata etsede çileyle

 

 

Gözümde bir ışık var, gönlüm hasretin turabında bilmem ki ne arar

Bıçkın hevesler, envai çeşit zevkler ruhumu şimdilerde yaralar

Ne gecenin sarkan yüzünden temaşa eden mahı anlarım

Ve ne de derdin bin bir bahenesine sığınarak vicdanımı elemle dağlarım

 

 

Ne nefsimin yangınlığına odun atarım

Ne aklımın kifayetsizliğinin mazurluğuna sığınır, naralar sıkarım

Hikmetsiz bir nasip, ilimsiz bir kalp, nasıl hakikati hasretle yanarak arar

Aşk için vakti sıralar, hali nar ile dağlar, ruhun nabzını hiçe sayar

 

 

Ey hasret kaldığım yarim, ben sana aldanamam

Senin ülfetli nefesinin kadrinde sayıklayamam,manaya alıkça bakamam

Nizamsız nefsim için paralanamam, “nederler” diye bir yol için çabalayamam

Hali melaslimi anla,ruhumu bitap bırakma, kalbin sahibini asla unutma

 

 

Nice fermanlar yazılmış ve tozlu raflarda sevda ile saklanmış

ibretin senasında bir hikmet var diyerek mazi her vakit şevkle aralanmış

Nice faniler dünya için heveslerin girdabında emeli bir aşk sanıp ona kanmış

Oysa aşk başkaymış, hakikatin salasında ruhsatmış, rıza ile kuşanırmış

 

 

Ey edep, sessizliğin hikmetinden bir nebze olsun söz et

Vecdin kanatlarından, aidiyetin hukukundan, ölüm için vadedilen vuslattan

ne kadar sabretsem ve dahi bilmeden secdenin meşkine lutufla erişsem göçsem

Sevdaların baharında, aşkların sağanağında vicdanın bahtiyarlığına erişsem

 

 

 

Mustafa CİLASUN

FA
25.06.2010 15:49
#591

" SAFA

 

«— Safa, her lisanda memduh; ve zıddı olan keduret, her lisanda mezmumdur.»

 

Bu cümle Efendimin kitaplarından...

 

Safa; Kağıthane safası veya gece safası değil... Büyük ve İlâhî neş'e... Ne güzel kelime !..

 

Keduret... Safânın zıddı ve kederin mücerret hal ifadesi... Ne harika mefhum...

 

İşte bütün insanlık, bütün ifade kalıplariyle bunlardan ilkini över ve ikincisini yerer...

 

Biri memduh, biri mezmum...

 

İlâhî neş'e, İlâhî neş'e... Safa, bu...

 

Bütün insanlığın, türlü inanışlar içinde, buluştuğu,

 

kelime ve mânâ halinde tutuştuğu, vardığı ve

 

dizüstü çöküp ellerini göklere kaldırdığı dilek eşiği...

 

— Safa, Allahım safa !..

 

Yunus Emre de, gerçek inanış çizgisinden onu istedi, hattâ ona erdiğini söyledi.

 

« O, sevgilisinin rengine boyanmıştır, artık solmaz; âşıktır, artık ölmez...»

 

Ah, gaye; gayelerin gayesi...

 

Allahta fanî olmak ve onda bekaya ermek gayesi...

 

Beyni kan çanağına dönen ( Paskal )ın:

 

— Joie, joie !..

 

Diye boş yere haykırdığı gaye...

 

Çünkü o, yolu bulabilmiş değildi.

 

Ebedî Safa...

 

Buyurun, o da burada... Kitabın tâ başında ve işin sonunda...

 

Ne şundadır, ne bunda; orada, orada, Peygamber bâtınının sarayında..."

 

 

 

...

Ey edep, sessizliğin hikmetinden bir nebze olsun söz et

...

 

 

 

Menzil'de... Menzil'de...

 

Ve halihazırda İstanbul'da...

 

Cumanız mübarek olsun;

 

en derin hürmet ve muhabbetlerim ile...

 

http://www.dailymotion.com/video/xdhvo5_se...yar-ile-i_music

MU
26.06.2010 11:29
#592

Koşulsuz aşkı candan aziz bildim imremdim!

 

 

 

Ey hilkatin rüknünde ve idrakin külhünde nefeslen kutlu can

Nefesin müddetinden ilham alarak aşkı koklamak ve gönlün dilinde yol almak

Vuslatın pervanesinde ruhun insicamında vakıaları hikmetle yoklamak

Yaşamak ve fakat bilinçin kadresinde hakkın rızasının feyzine aşkla banmak

 

 

Sun, yüreğimin açmazlarına elemin aşikar hıkırklarını

Emelleşen çığlıklarımı,nefsimin aymazlığını ve sinemin suskunluğu

Bin hüzün ile gama ram olmuş sefilliğimi, aczimin ayan olan dilsizliğini

Körebeye taş çıkartan gözlerimin fersizliğini, halin dirliksizliğini

 

 

Ömüt boyu beklenen hasretin, ömre vefa hicrani serzenişlerini

Edibin tefekküründen serdedilen bin bir hüznün ile yazılan efkarlı sahifelerini

Ruhumu sızlatan mefkuremi, sevdanın bahtımı dağlayan anılarını

Yalnızlığın ürküten sığınıklarını, yılların solduran süruru aşk umutlarını

 

 

Ey saki bari sen görmezden gel hicranımın dile gelen sahnelerini

Rakkasenin sinesinde meftunlaşan umutlarını ve suskun çığlığın ahını

Gecelerin kalbime bir hançer misali verdiği acıyı,yaşattığı sancılar serencamını

Durma artık zerket ne varsa, gönlümün vurgun yemiş duvarları hala ayaktaysa

 

 

Şayet yaşamak, aşkın umutlarından azat olmuş korkularsa

Sevda emelin, hülyalar dile gelmiş bin bir çiçeğin bağrından akseden sağanaksa

Umut, vuslatın şahikasında yaşamaksa aşksız olmaz, gönül durulmaz anla

Merak eden nefesleri hakikatin rahlesinden asla uzaklaştırma

 

 

Ruhun yetisinde, irfan ve idrak aşkın iksirini hevesle ve iştiyakla bekler

Nefis ancak nizama ererse, takva saadetinde, hilm nezaketinde ülfet inşa eder

Akıl, ilimle izana nezaret ederek gönüldeki aşk hakikatinin letafetini ifşa eder

Ne kadar sinede keder varsa, elan kalbi terk eder ve aşkla çileyi vecd ile sahneler

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.06.2010 13:09
#593

Ruhum hasretin sahnesinde bir heyecan yaşıyordu!

 

 

 

Suskun kelimeler yüreğimden feryad ederek çıkyordu

Hiçbir kaygı taşımadan, sineyi burkmadan, ne derler merakını taşımadan

Yılların kaybolmuşluğuna uhteyi bırakıyordu, gönlüm sürurla aşk yaşıyordu

Gel sevgili gel, bir ömre bedel, gönül ister görmek seni, aşkın bir şaher diyordu

 

 

Ruhum duruldukça duruluyor ve kalbim sevdanın firkatine kanıyordu

Abad olan, fırakıyla yüreğimi burkan zaman bir bir kayboluyordu

Yepyeni sayfalar açılarak, umudun baharıyla meşk gönlüme sürurla akıyordu

İşte o vakit, bir hafiflik halimi esinle sarıyor ve gülfeşan ruhumu buluyordu

 

 

Nice düşlerimiz tenhaların kadrinde yalnızlık yaşamışlardı

Ruhumuzu ihata eden mahzunluk, kari kimliğinde mısralarda aranıyordu

Nice edipler, suskunluğun pervazlarında hülyaların latifliğini yazıyordu

Kalbin inşirahı aşkın nidasıyla silik duvarları aralıyor, bir efkar bırakmıyordu

 

 

Yarin hasreti, nimetin hasredilişi, lalenin nazar edişi aşka işaretti

Hilalin temaşasında rahmetin arzı, mücerret bir şekilde kalp için delaletti

Vehmedilen ne varsa ve ilimden nasipsiz serzenişler hali kuşatmışsa bir sefillikti

Vefa bizzat şahitliğin refakatinde sadakatle vicdana aşkı sunan gerekçeydi

 

 

Latif olmak hali, kalbin lehçesinde ihsana ve takvaya muhtaçlı azametti

Ne kadar edep varsa ve fakat hakikatin sofrasından bir an uzaklaşmışsa nefsti

Tensellik adına her ne varsa, şakliyet için mücerret olan hevesi bahaneydi

Oysa ki kalbin sahibi belliydi, hal nasıl habersizliğin kadrinde bir mazaretti

 

 

Akıl kimin emanetiydi, irade kimler için seçimin rahlesinde itibarlı dersti

Aşkın iksiri hasretin firkatinde zadeydi, emeller sevdanın dilinde çok fakirdi

Niye hakikat, bir hak olarak hukukilik için insana tevdi edilmişti

Ölüm halindi, mavera kalp için ümitti, çile ruhum için en itibarlı keffaretti

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.06.2010 14:21
#594

Ruhumun feryadı bir değil, bindir!

 

 

 

Ey narının firkatine abad olduğum Yarim

Bir hiçliğin kadrindeyken lütfettiğin nefesin meşkiyle emanetin nöbetçisiyim

Sen yarattın, vicdanımla ruhuma fevkalade ülfetli latiflik kattın

Kitabı celilinle bizleri muhatap kıldın, rasülünle asırların fercrini aydınlattın

 

 

Aczimin farkındayım, lakin fevkalade unutkanım

Hoyrat bir tabiatın, edepsiz bir halin

Ve aklı selimlikten noksan ahvalimle şimdi divanındayım

Ne kadar gözyaşımı döksem, secdelerde gönlümü hasretsem yinede kifayetsizim

 

 

Sabiler misali bir mahzunluk içinde hiçliğimle yine başbaşayım

Sayısız heveslerim, hesapsız kalbi lekelerim, mizan için şimdi ne söylerim

Nereye baktımsa, salkın saçak kuşatan ayetlerin aşikarken bilmem ne deyim

Bahanelerin sığınağında mı vakit geçireyim, kalbim için aşkı nasıl dileyim

 

 

Evet, çare adına sen yegane adressin, sahibimsin ve Rabbimsin

Gönlümü hicran sağanağından emin eğle, ruhumun feryadını bir nebze olsun dinle

Bahşettiklerin karşısında aczimle boyun büküyor,irademi teslim ediyorum

Ne kadar nankörlük varsa elbet kendimden biliyor ve öylece sesleniyorum

 

 

Gönlümü senin sevginden bizar eğleme, nefsimin hoyratlığına teslim etme

Kıt aklımla nankörlüğün sarhoşluğunda yarsiz bırakma, hali fakirliğimi kesme

Umudun aşklaşan senasından azat eğleme ve emellerimle bütünleştirme

Gül kokusunu kalbimden eksik eyleme, ruhumun hicran damlalarını dindirme

 

 

Ne kadar ağlayıp yalvarsam, bilirim ki kayıtsız kalmazsın

Hali fakirliğimi yalnız bırakmaz ve bir gönül burukluğu yaşatmazsın

Çünki sen Rabsın, kulun için Rahmetini hiç esirgemeyen en latif bir gaffarsın

Sen kulun için en mücerret cenahsın, aşk için kapılar aralarsın, gönül dilini sen anlarsın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.06.2010 12:44
#595

Bilmem ki niye kahroldum, döndüm bir deliye!

 

 

 

Şimdi düşünmek için bir akıl gerek

Niye hissiyatım perişan ve gevrek, çetrefillik içinde kaimdir avare bellek

Ah sürgün yıllar, ne söylesem kar etmeyecek

Ruhumu titreten hırçın fırtınalar bilmem ki artık ne vakit hali dinecek

 

 

Ey badı sabah, ne zaman duyacaksın çığlıklarımı

Kalbimin ilmik ilmik dağlanan yanıklarını, nefesin şevksiz bizarlığını

Ömrün son durağına ramak kalmış naçarlığımı

Durma artık bir ses ver, umudun kalanıyla gönlümde aşkla yeşer

 

 

Kimlere sormadım, sinemde hazan hiç tükenmedi ki

Gönlümün ayaz duvarları hiç ısınmadı ki

Gözyaşlarım hakikatin sevdasıyla bir pişmanlık yaşamadı ki

Ne kaldı geriye müddeti nefesten arîleşen hiçliğimle, döndüm bir deliye

 

 

Ne hilalleşen karakaşların meftununda acizliğimi anarım

Ne tenselliğin dirliğinden ilzam olan heveslere dalar bir aşk yaşarım

Diyarların suskunluğunda gönlün makûs gözyaşlarını ararım

Sazımı çalarım, mızrabı hüzünle yüreklere hazin bir esin bırakırım

 

 

Ey hak, duy sesimi, gönlümün meşalesinden ayan olan hislerimi

Kalbimin inşiraha muhtaç olan hallerini ve dilimin edebi çaresizliğini

Şimdi divanındayım

Naçarlığın eşiğinde kalbi fakirliğimle bizarım aşkla yalnız seni anarım

Maksuda nail olmak için bilmem ki ne yaparım, gönlümü kime yaslarım

 

 

Bu manada ne düşlerin serencamında yaşarım

Ne hülya vahalarında sayıklarım, ne aşkın mahzunluğunda yüreğimi zevke adarım

Bir faniliğin meşkiyle ve ecrin ferahlığında umudun feyzine dalarım

Durmadan aşk için ağlarım, sevdanın rahlesinde sabahlara kadar sancılar yaşarım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.06.2010 15:00
#596

Derdim bana arkadaş, gün karadı yine yavaş yavaş!

 

 

 

Ey sazendeler neler söylersiniz hicranın esrarlı perdelerinden

Gâh çok derinlerden, gâh hüznün abat olduğu sessizliğin hazin ve elemli kadrinden

Çekilen çilelerin deminden, sinenin muzdaripliğinden, dilin edebe hasretinden

Ne kadar serdedilmiş dert, ummanın senasındaysa, aşk meftunluğu kalbin sesinden

 

 

 

Aşikâr oldu halimin sevda yolunda ki cehti ve azimli muvacehesi

Bilmeden nazar eden, hissetmeden aklın fakirliğini zerk eden, ülfeti bilmeden göçen

Vuslatın aidiyet için sadakatini nefeslenen, inayet için gönlünü aşka hasreden

Değmeyin artık gamlı yüreğime, geçit ver ey hak, gözyaşlarımın hazinliğine

 

 

 

Ne hayallerin peşinden savruldum, yıllarca kayboldum

Aşkın sevdasıyla eşiklerin hülyasında ruhumun iştiyakına sürurla gark oldum

Çilenin efkârıyla kalbin yegâne sahibine her fırsatta konuk oldum

Hevesi unuttum, nefsin talimine vurgundum, kitabı celilde aşkın iksirini buldum

 

 

 

Ey derdin fermanına meftun olmuş hakikat nerdesin

Dile gelen hezeyanların, ihsanı perdeleyen hüznünde misin, kalbin sesini neylersin

Nesillerin yüreğine vecdini yeniden nasıl teslim edersin

Aşkın suhuletinden eminsin, aranan gönüllerin heveslerini bilmem nasıl şehre dersin

 

 

 

Ne zaman yıkılıp yere düştüysem, bırakıp gitti dost bildiklerim

Şimdi gönlümün hazin sesindedir, elemi nefesimden aksettiren edebi kelimelerim

Boyun büktüren sadakatsiz ziyaretçilerim, emeline kapılmış gidiyor nefsi zadelerim

Hakikat sadrından inkişaf eden gönül sazendelerim, aşka abat olan kutlu yüreklerin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.06.2010 17:02
#597

Ey ruhumun hicranını duymayan yar!

 

 

 

Ne kadar bel bağlasam

Zihnimin çeperlerine bir an durmadan sorsam

Kalbimin hazin köşesinde mahzunluğuma yansam

Hiç usanmadan seni ansam, aşkınla umuda sarılsam, ağlasam

 

 

 

Ey kalbin sen olsun ağlama

Bir vefanın kadrini nefislere sorup, hüzne dalma

Gecelerin kuşatan elemiyle halini dertlerin gamına bırakma

Aşkın nasibine inanıp, heveslerine bağlanıp nafile yere hıçkırma

 

 

 

Ah, gönül işte inşirahı ne bilsin

Kapalı kapılar ardında oyalanan biçare gönül neylesin

Şimdi kime söz etsin, nereye başvurup kederleri kemale erdirsin

Alıp götüren hüsran nasıl felaha ersin, ey çaresizlik artık benimlesin

 

 

 

Hani umutlar ruhuma vaat edilen yârdi

Şimdi ne bir halim kaldı ve ne de şevkim gönüllere hazla aktı

Hani sevmek en müstesna bir manaydı, kalbin ülfetiyle sürur senaydı

Kim kandı, kandırıldı, vefa rafa kaldırıldı, kul bilmem ki niye utanmadı

 

 

 

Razıyım ben her cezaya bilesin

Aklıselimliğin kadrinde nefeslenerek hakikatin rahlesinde nefeslenesin

Kalbin asla hüzünle bir yol yürümesin, sadakati sahibine şerefle teslim etsin

Halini ne hicran ziyaret etsin ve nede vicdanın seni tarumar edip ömrünü tüketsin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.06.2010 11:48
#598

Artık demir alma vakti geldi bu limandan!

 

 

 

Ey suskun çığlıklarım, ne çare ki artık vakit gelmişti

Gönül ne kadar hasredilse de, hasret aşk diyarlarına alıp götürmüştü

Vün birmiş, geceler perdelerini çekerek, umudun sahnelerine ibretle yer vermişti

Ne gözyaşları dindi, ne elem ruhumun hicranını sürurra gark etti, nefesler tükendi

 

 

Bir hırçınlık sökün ediyordu dalgaların haşyete salan sesinden

Kalbimin yalnızlığı, bilmem ki hangi günahın esaretinden kopan kavlinden

Söz kifayet etmezken,efkar yüreğime sancıları ekerken çok derinden ve ürperirken

Bir canın acizliğini yaşıyorum, sinemin en letafetli sahnesinden, idrakimin elinden

 

 

Ey yüce dalgalar ve ta uzaklardan seyreden yalçın kayalar

Duyun sesimi, kalbimin suskun melalini, sevdanın çile çektiren efsanesini

Aşk adına yaşanmış en müstesna hikayeleri, hakikatin irşad eden yankılarını

Gül, dikeniyle güzeldir, öz kalbinle mürebbiye olan lehçedir, ancak ihsan sahibi bilir

 

 

Ey yar bilme ki hatırlar mısın, bir sonbahar günüydü bırakıp gitmiştin

Ruhumun, suskun çığlıklarını hiç işitmemiştin, bahtım için boyun büktürmüştün

Yılların hasretiyle kalbimin hıçkırıklarını bir dert edinmedin, sessizliğine çekilmiştin

Bir ser ver, gözlerimin fersizliğine bir gerekçe göster, perişan halimi bildiğini haydi göster

 

 

Bir bir nefesim göçüp gidiyor, bilmem ki umutlar kim için dile geliyor

Söz kifayet etmiyor, hal aşkın esrarını şerh edip sürura erdirmiyor, boyun büktürüyor

Ne söyleyim, bahtımın nasibi için kime şikayet edeyim, sebebi hikmetini nerden bileyim

Çaresiz sabredeyim, kanaatin öğretisini deruhte edeyim, ömrün nihayetini aşka vereyim

 

 

Ey derdin gailesiyle irşat olmuş gönüller nerdesiniz, duyun sesimi

Çaresiz ducar olduğum melalimi, dramatik hikayemi, nefesimde ki hicran seslerini

hazan ruhumu sardı, sararmış yapraklar misali, toprağa elhak kokladı hüzünle ağladı

Gözyaşları umutla kanatlandı, ne bir şevk kaldı ve ne de bir sürur aşkla kalbimime aktı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.06.2010 13:22
#599

Ne derdimi soran oldu, nede esin ruhumu bıraktı!

 

 

 

Ey cana şevk katan, ruhumu yalnız bırakmayan

Ne kadar ülfet var ise suhuletiyle nazarlara ibretle sunan ve sürurla gönle akan

Aşk iksirini çilede koklayan, lalelerin mahzunluğunu idraklare şerhrederk okuyan

Gönül yasta olsa hasretin dağlayarak ağlatsa hicran sükuta mahkum bıraksa da korkma

 

 

Ben razıyım sana, efkarım durdurak bilmeden hıçkırtsa da

Kumruları şevkle dinledim, muhabbetiyle sürura eriştim, sevdayı hikmetiyle nefeslendim

Ne bir keder ve hatta yılgınlığa sevk eden hertürlü değer yok oldu gönlüm aşkınla duruldu

Şimdi geriye ne kaldı, yalnızlık bir yeis yaşatmadı, yüreğim nefesinle bir asudeliğe ağladı

 

 

Bilmiyorum, şimdi sana nasıl bir hal ile kelam eğleyip edebi nefesleneyim

Yazdığın namelerin şavkında hasretle nöbetteyim, umut içinde yıllara boyun büken erim

Nice kaleler feth olundu, kul kalbinin hicranıyla el açıp divana durduğunu hazla söylerim

Ne kadar çile varsa hazırım, gönül hasretine razı olduktan sonra geriye kalana duacıyım

 

 

Kokladığım çiçeklerse sen vardın, ruhumun serencamında keyifle andım

Edebi yanın, tefekküre sevk eden latif harın, mutmain olmak için azimkar tavrına kandım

Senin melalini, gizlediğin her halini, ibreti davet eden kelamını, naif bir şekilde kokladım

Ne kadar yanılmışlığım varsa, elhak ayan olarak kalbime hüzün yaşatan cenahını tattım

 

 

Ancak seninle bir başkaydım, hasrettiğin hususiyetlerine fevkalade hayrandım

Çaresiz naçarlığımı kimseye bırakmadan ibretle andım, tahammülünü şad edip inandım

Su akmadan durulmazmış derler, gönül hakikate kanmadan istikamet bulmazmış meğer

Artık ne kadar uzaklarda salınsanda gam değil,mürebbi kişiliğinle sevda bir maraz değil

 

 

Bin hüzün ruhumu zapdetse de, kalbim için bir elem değil

Sükutun çığlıkları irfan olmazsa bir yürekte, esrarı ilzam olan muhabbetli meşk değil

Kul olmak şayet nasipte yoksa, çırpınışlar aşka ram olmak için delalati bir sebep değil

Eğil ey gönül, şimdi eğilebildiğin kadar eğil, aşk anın hükmünde mahfuz bulunan el değil

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.06.2010 14:30
#600

Ah yar, ne söylesem kar etmeyecek!

 

 

 

Ömür kuş misali uçup gidecek

Yüreği mesken tutan bu hicran ne zaman dinecek

Dil çekilecek, gözler dökecek, kim derdin devasını lütfedip sürur verecek

Can çıkmış sanki elem neye gerek, kelam bin bir halin dilinden hüzün dikecek

 

 

Yorgun gönlümü yormayın ne olur artık

Yılların kaybolmuşluğu sinemi ıstırapla dağlar, hissederek bir bakın

Hucun ediyor sancılar yüreğime zıpkın misali sanki meftun olmuş akın akın

Ey yar, ne söylesen bilmem ki, kalbin ne kadar hisseder ki, bir şevkim kalmadı inanki

 

 

Sormayın artık melalimi, çekilde uzletine

Titreten bu sevda, gönlümü şad edip çürütse de, can hazanı nefeslenip göçse de

Yüzüm gülmese de, ruhum bizarlığın kadrinde esirse, aşkın firkati gönülden çekilse de

Gam değil, şehredilmeye muhtaç değil, abad olan hal, gönüller için bir zerre dert değil

 

 

Diyorlar ki; aşkın izi kalır, yüreği sızlatıp ağlatır

Keşkelerle yaşatır, nedametle halsiz bırakır, gözler yaşarsa bile acizliği kime bırakır

Öyle olsun, yeter ki gönül meftun olduğu aşkın şimaline yüz sürsün, bu elem kime kahır

Ey rüzgar bir ses ver, yarin nefesinin izzetinden süruru halime sessizce ser, şevki öyle ver

 

 

Goncalar gül olmuş, seherler aşkın sesiyle çınlarmış

Meftun bırakan geceler yüreğin hasretiyle, sabahlara kadar durmadan ağlarmış

İnsan bakarmış, hal anlaşılmadan yalnızlığın servilerinde yari muhabbetle anarmış

Aşktan kul nasıl korkarmış, aldatmak ve aldatıkmak nefisler için en itibarlı sayfalarmış

 

 

Vurmayın artık gönlüme, mahzunluk var sinemde

Ne kadar kelamın kadrinden söz ederek, halimi aşikar eylesem de, aldırmayın geçin

Avareliğime vererek, niteliklisliğime kanaat getirin, ruhumun bizarlığına verin ve gidin

Nefesin azizliğinde sürur içinde nefeslenin, kalbin sesini dinleyerek gönüllerde yer edinin

 

 

 

Mustafa CİLAUN

MU
29.06.2010 11:20
#601

Sinemin suskunluğu evet, aşkı demim!

 

 

 

Ne söylerseniz söyleyin

Ve hatta kahrederek halimin sefilliğini alenen beyan edin

Hani nerede nitelik deyin

Edebin hülasası sadece bu mu deyin

Söyleyin, hiç durmadan hali fakirliğimi teslim edin

Ne kadar çile varsa hiç usanmadan, bir bir sırtıma yükleyin

 

 

 

 

Billahi söz etmem

Hiçbir vakit keşkelere bezenip, kendimden geçmem

Ne derleri nefeslenerek, kalbimi kaygıların eline teslim etmem

Sabrın kadrinden vazgeçmem

Gönül eğlendirmeyi hiç beceremem

Nefsim için, vicdanımın bakirliğini zedeleyemem

 

 

 

 

Aldanmayı yeğlerim

Aldatanlar adına kederlenip, çaresiz niyaz ederim

Her ne günahım varsa, teslimiyetle gönlümde hicranla demlerim

Aşkın iksirini hasretle ve şevkle nefeslenirim

Bahtıma boyun bükerim, tevdi edilenle iktiva ederim

Hiç seslenmeden, nasibe nazar eder, ülfetin firkatini beklerim

 

 

 

 

Hangi nefesi ibretle temaşa ettimse

Gönül bu söz dinlemez diyerek, bahaneleri izana tevdi ettimse

Sığınmaların eşiğine yüz sürerek, aşkı zevk için yad ettikçe

İçim sızlıyor, yüreğim burkuluyor

Bir hal kalmadan, göçmeler şimdiden halime refakat ediyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
30.06.2010 14:55
#602

teşekkürler manevi kardeşim yine mükemmel.yüreğine sağlık.ailenize selamlar nurlu günler can kardeşim.

MU
01.07.2010 11:29
#603

Eyvallah efendim...

Çok teşekkürler ediyorum kıymetli kardeşim...

Sağlık ve afiyet dileklerimle niyaz ediyor ve selamlıyorum...

MU
01.07.2010 11:30
#604

Ancak yad ederim, sabrı nefeslenirim!

 

 

 

Beklerim böyle her akşam

Yüreğim suskun, gözlerim sırılsıklam

Fecrin umutlarında hasreti ülfetle ve hüzünle ansam

Sinemden gitmiyor hicran, ruhum fevkalade aşkın fırakına ağlarken

 

 

 

 

Hasrettiğin lütfun inayetine meftunum

Ne kadar çile yüreğimi kuşatsa da, aşkına ramın ve muhtacım

Geçti ömrüm, derdin devranında virane bir canım

Aşkın hakikatine ve latif izlerine hayranım, onun yolunda seyyahım

 

 

 

 

Böyle hicran eleminden bilmem ki niye inlerim

Bir lahza olsun feyzin bereketinde zadeyim ve umutla beklerim

Nefesin müddetine kefilim, mizan için halime şimdi bilmem ki ne söylerim

Kalbim için inşirah dilerim, gönül kapımın açılmasını murat eder, öyle göçerim

 

 

 

 

Sanmayın dile gelen kelamın akseden nidasını bir heves

ne bir gün gördüm ve ne de hazanın hicranında umuttan vazgeçip ettim pes

Gönül bu ya, söz dinlemiyor evet, hakikat idrakim için en kutsi bir ses

Gözyaşlarım sesleniyor, sinem hasretle inliyor, ey hüzün ruhumda durmadan es

 

 

 

 

Ne kadar senden ayrı yaşasam da

Hayat elbette ölümlüdür, sevda ve aşkın kalbimde yaşadıktan sonra

Ey yalnızlım seslen şimdi hicrana, yüreğim artık bir rahat ver durma vicdanıma

Gecelerin suskunluğu hiç uyutmasa da, halim takati bıraksa da ey kalbim sen ağlama

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.07.2010 15:21
#605

Birgün gelecek, üç noktayla bitecek!

 

 

 

 

Aşk; kalbindir

Halin deminden serdedilen en müstesna esindir

İnsan için şereftir, kul için ecirdir

Nefes için hamiyettir, ölüm için diriliştir

Vuslat için ümittir, kebir için rahmettir, ihsan için delaletti gerekçedir

 

 

 

 

Heves insan içindir

Zevk, kültürle birlikte zikredilen latif bir berekettir

Ancak, takva cihetiyle elzemdir

Sabır içinde esrarını koruyan bir cennettir

Cehennem için, rahmet dileten ve zikirle ihsan edilen kanaati azimdir

 

 

 

 

Sonsuzluğun hecesinde ne var

Merak, şayet hakikate ram olmak ise uyumak neye yarar

İzan niye var, yar yüreğin en mahrem yerinde mukadderat için umutla arar

Nar, korku içinse, kalp niye aşk için sevdayı idrakle aralar

Akıl neye yarar, neyi düşüneceğini akleden için en ulvi bir bahar ve yar

 

 

 

 

Yalnızım, çünki yüreğimden çıkmayansın

Bazen ağlatan, bezen içimi burkan ve bazende hasreti yaşatansın

Niye gönlümün ilkliminde hazan için aşkla koklanansın

sevdam için vuslatsın, nefesim için firaksın, aklım için üç noktada aranansın

Dili lal eden, hali melale terk ettiren hicransın, hüzünle ağlatan bir aşksın

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.07.2010 11:13
#606

Yitirmişim gülümü, uçurmuşum bülbülümü!

 

 

 

 

Artık ne baharım var, ne de yazım

Karanlıklar içinde, zemheriyi yaşayan bir hicranım

Kalan umutlarım, kanatsız çırpınan kuşlarım

Hep ağlarım, bahtım için el açar yanarım

 

 

 

Yılgın hevesleri şimdi ne yaparım

dağların yamaçlarından hüzünle hasretin nefesini yoklarım

Ah umutlarım, korkular içinde sabahlatan hıçkırıklarım

Çare olmaz avunduklarım, boyun büktüren anılarım

 

 

 

İçimde kim vardır, aşk niye hüzün yaşatır

Hicran gözyaşlarıyla bir başkadır, kelimeler pek dokunaklıdır

kalbim niye yastadır, kabir için niyazdadır

Sevda gönlüm için yakarıştır, eşikleri onunla aşmak şevk-i hazdır

 

 

 

Gönül sığınak arar, ruhum hicranla sahibini anar

Kalbim inşirah için ellerimi açıp, huzur içinde yalvarmamı ağırlar

Umutlarım firkat için aşkın hasretini koklar ve sayıklar

Umut niye var, aşk ancak kalbin toprağında açar ve mis gibi kokar

 

 

 

Ey Rabbim, sahibimsin, melikimsin, ümidimsin

kalbimin yegane sahibisin, sen bilirsin, nefesin ferisin, ta kendisisin

Aşk için gönüllere nazar edensin, ihsan için rahmetini hasreden bir sebepsin

Korkuyu neylersin, sürurla gönüllere aşkını ikramı edersin

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.07.2010 12:41
#607

Kim bilir ne zaman ve an göreceğim süruru şevkini!

 

 

 

Böyle mi olacaktık

Yılların kaybolmuşluğunda umtları hangi sahile bırakmıştık

Hiç yılmadık, sadakatle sımsıkı yürekten barışmıştık

Gül koklamıştık, laleyle anlaşmıştık, kadreyle yol alıp hüzünle vedalaşmıştık

 

 

 

Ne oldu şimdi ahdi vefamıza

Kaybolan muhabbetli cenahımıza, kalbimizin hicran ile arkadaşlığına

Aylar geçti, yıllar bir bir tükendi, anılar durmadan tazelendi ağlattı şanına

Böyle mi olacaktık, bizde mi bir ayrılık yaşayacaktık aşk yolunda

 

 

 

Dil sustu, gönül mahzunluk içinde bir köşeye pustu

Umutlar avarelik içinde ve şakınlık kadrine çırpınışlarla bir kırlangıç misali uçtu

Ne hal, ne yar ve ne de bir ar ruhuma şerh ederek aşkı konuştu

Ne olmuştu, neden böyle bir hal sinemde anlam bulmuştu ve sürurun harını uçurmuştu

 

 

 

Artık gördüğüm düşler neye yarar

Beklerim umut içinde, gönül kapımın açılmasını Rabbim aralar

Yüreğim kanar, ruhum bir perişanlık yaşar, şimdi efkarımı bilmem ki hangi gönül anlar

Gözler ağlar, umutlar mahzunluk içinde kanarlarını çırpar, aşk niye elemi içime koyar

 

 

 

Nereye baksam, gözlerimi kapatıp hülyalara dalsam

Açık denizlerin dalgaları arasında kaybolsam, deryaların hicranıyla gönlümü ağırlasam

Bilmem ki ne yapsam, kitabı celilin sayfalarında nefeslenip ruhumu bir kez daha yıkasam

El açıp yalvarsam, acziyetimle sahibime hali perişanlığımı bir bir anlatıp sabahlasam

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.07.2010 14:22
#608

Bir yıkık gönlün sevdasında ne arar kimi sorarım!

 

 

 

Yarınlara armağan edilmiş ne kadar umutlar varsa

Kar yağsa, her bir yanımı kuşatana denk iliklerime aşkın prandasını acımadan vursa

Sabahlara kadar, ruhum ey hak diyerek el açıp yüreğin hicranını hüzünle anlatsa

Aşk, kalbimde şakısa, dilimde manalaşsa, sinemde elbette ki bir başka

 

 

 

 

Artık kulakların çınlasın diyebiliyorum

Elimden bir şey gelmediğini bilerek bahtıma boyun büküyor yıkık duvarları seyrediyorum

Nefesin hüzün nağmesiyle hali fakirliğime inanıp, ülfetli halini sürurla yad ediyorum

Sanki hazanlaşıyorum, iklimleri bir bir sinemde hazin bir şekilde acz içinde yaşıyorum

 

 

 

 

Bir bedel ödüyorum, yakinen biliyor vesükut ediyorum

Ne kadar akacaksa kanım aksın istiyor ve candan da vazgeçiyorum, eleme göçüyorum

Fark ettiğim herşeye ibretle nezaret ederek, ruhumun bizarlığını azat ediyorum

Ne kadar yakarsam da, muhtaçlığın rahlesinde sabahlıyor ve hıçkırıyorum

 

 

 

 

Kimler göçmedi ki, diyarın sakinlerin çığlıkları yakinen kalbimde

Ne kadar nasip desemde ümitlerimi derleyip sahibine havale etsemde bir keder var içimde

Gözyaşları yakamı burakmıyor her nedense, sessizlik sinemde en büyük bir hapisane

Gardiyanlar çıktı yine karşıma, yakarışlarımın ne kadar hükmü var umurlarında

 

 

 

Ey Hak sen hal-i bizarlığımı anla ve kalbi lekelerimi bağışla

Ruhumun hicran damlalarını

Sine-i sürurumdan bir bir kopan yaprakları aşkın iksirinden yoksun bırakma

Hakikatin sağanağında ağırla, rahmetinin bereketiyle sula, halimi mecalsiz bırakma

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.07.2010 15:25
#609

Birmem ki nerde kaybettim, kalbimin sesini hiç dinlemedim!

 

 

 

 

Hiç yanılmadın

Her nefesinde sabırla adımladın, suhuletti serdettiğin yakınlığın

Letafetin loşluğunda ne gariptir ki bihaber kaldım

Hiç anlamadım, dinlemeden yargılayıp uzaklaştım ve hasretinle idraki kuşandım

 

 

 

Akıl kar etmiyor

Ne dert bitiyor, ne hüzün hissiyatımdan çekiliyor bilemedim

Hiddetimdi hadsizliğim, bir an olsun nefesinin masumluğunu hissetmedim

Sadece bir hınçla kalbini titrettim, acizliğimle birlikte yol alan bir hiçtim

 

 

 

Peki, neydi benim derdim

En yakın nefesimdin, ne oldu da bu hakikatten habersiz gibi gürledim

Mahzun bir şekilde boyununu büktün ve gözyaşını hicranla gizlemiştin

Çünki sen naiftin, edebinle nefeslenen ülfettin, kanaati idrak eden latiftin, başını öne eğip gittin

 

 

 

O sendin, sesin ahengi, ahdin kefiliydin

hiç kahretmeden, sadece sükut ettin, sessizliğinle kalbimi fevkalade titretmiştin

Vicdanım için hüccettin, ruhum için vakittin, hevesim için şahittin

Yıllara sari sırları bir bir yüreğinde örüp, bahtın için sabredip ulvileşmiştin

 

 

 

Bir bilsen şimdi ne kadar sefilim

Yalnızlığın surlarında sabahlara kadar nöbetteyip, eleminle bütünleştim

kederinle kavilleştim, sabrınla hilalleştim, artık geceydim, bir bilmeceydim, hissiyatıma yenildim

Ne derleri boş verdim, bir hesabın içinde gönlümü aşkın azizliğine haserettim

 

 

 

Ne söylersen biliyorum ki haklısın

Lakin suskunluğunla yıllardır sineme bir hicran bıraktın, ıstırapla arkadaş yaptın

Çilenin sırlarıyla yaşattın, adamlığın sayfalarını bir bir ibretle yeniden hatırlattın, çünki sen bir farktın

Kimlikler içinde ferahtın, hıçkırıkar adına vuslattın, aşkın esinini kalbime hasretinle akıttın

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.07.2010 17:15
#610

Vurgun yemiş bir gül, bilmem ki nasıl hüzünlenir!

 

 

Sessizce akıyordu gözyaşları

Ne kadar içliydi, belli ki fevkalade dertliydi, elbette bir o kadarda kederli

İçim gidiyordu birşeyler yapmak adına

Ne kadar belli etmeden uğraşsamda çekiniyordum, bir tedirginlik yaşatmak namına

 

Hayli vakit geçmişti

Belki hissiyatı sakinleşip, yeniden eski haline gelmiştir diye içimden temenni ettim

Fakat eski halini ve gözyaşları döktüren derdini hiç bilmiyordum

Eski ahvalinin durumunun yenilik adına neler bahşettiğini hiç kestiremiyordum

 

Sadece sinemde derin bir üzüntü yaşıyordum

Bin bir hali devran ederek, zafiyetlerin açtığı yaraları yeniden hesaplaşıyordum

İnsan kalbinin kırlmasının, ne kadar korkunç bir ıstırap yaşattığını görüyordum

Peki, niye bu kadar hoyratlık ve anmazlık diye çaresizce hayıflanıyordum

 

Henüz çok gençti kalbimi titreten genç kız

Kimbilir hangi elemin kadrinde nefesleniyor ve melalinde biçarelik yaşıyordu

Çok sakin ve sessiz tepelerde hıçkırarak ağlıyordu, arkasına bakmadan yol alıyordu

Kiminle hesaplaşıyor, hangi sebepleri sorguluyordu, uzun soluklu boşluğa bakıyordu

 

Kızlarım aklıma geldi ve düşündüm bir an

Ne kadar hissiyatlarını hakkıyla anlamıştık ve bigane kalmamıştık an be an

Bin hüzünle gözlerim yaşardı, yüreğim daraldı, nefesim şaşkınlık yaşattı

Geçim derdi adına, meşgaleler çıkıyordu karşıma, bir çaremiydi ama yüreğim sızladı

 

Dert bir değil, lakin çareler de çok yakın olan hal bu değil

Henüz vakit varken fırsat kaçmamışken, ne yapabilirdim nasıl halini teskin ederdim

İşte o an neler geçti aklımdan, güven bu kadar kalplerden uzakken dedim ve çekildim

Hiç seslenmeden kalkıp gitmek istedim, vicdanımı dinledim, birden sendelendim

 

Ne olmuştu, niye bu kadar itimat kıtlığı her tarafı kuşatmıltı

İnsanlar, ne kadar bir kulda olsalar, her neye inanırsa inansınlar, hak adına ne var

Muhakeme namına kalbin temiz sayfalarında alınmıyor ülfetli karar

Heves adına, çıkar namına, bahaneler çıkıyor sürekli karşıma, aşk, hak olmayınca

 

Bir an suyu andım, içimin yandığının farkına vararak

Kör kuyuları andım ve mahzun yüreklerin bahtıyla hayli zaman hicranla yol aldım

Vurgun yemiş gül yaprağının hüznünü içim acıyarak yudumladım ve kızcaza baktım

Sessizce sinemin burukluğu atamadım, dayanamadım bende onunla birlikte ağladım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.07.2010 21:26
#611

Bir yangın sonrası yüreğim, geriye ne kaldı!

 

 

 

Sanki bir hüzün çiçeği şimdi gözlerim

Küllenen serencamında bilmem ki hala ne ararım ve sorgularım

Nağmelerin diliyle yol alırım, çaresiz ruhumun hicran damlalarını içime atarım

El açarım, bahtım için Hakka yalvarır ve ağlayarak sabahlarım

 

 

Artık ne sabır var, ne mecalden bir iz var

Sanki halim yıkık bir duvar, melalim sessizlik içinde elemle arkadaşlık yapar

Gözlerim fersizce bakar, umutlarım zemherinin haşyetinde bir ayaz yaşar

Gönül durmaz acıyla düşler kurar, müddeti nefes en ibretli bir karar

 

 

Gel ey şevki esrar, artık sinemde ne bir haz var ne aşk-ı har

Onsuz geçen ömür neye yarar, sürur niye kalp için en ulvi bir kar, ancak aşkla akar

Çünkü aşk kul için vesileler arar, ecirle irfana bakar, ihsanla sadakat en kutsi karar

Heves duygusallık için var, sınav nitelik için kar, akıl niye en mücerret bir nazar

 

 

Yolun nihayeti nereye çıkar, mizan niye kalp için bir ar

Ruhun yetisinden sudur eden ne var, irade niye muhakemeyi arar, hani samimi karar

Tercihlerimiz niye zafiyetlerin sayfalarını aralar, hani vefa içinde kalan duygular

Cendereler içinde ne kaynar, ömür aşk için şehre dilmeyen esrarı ne yapar

 

 

Olanlar oldu artık sen er dersen de, sukut etsen bile

En az benim kadar suçusun, muvazenemi bozdun yine, serkeşlik kimin iyiliğine

Bir kelam etmeden bırakıp gittin yine, yıllardır esinle avunsam, kalbim ağlıyor işte

Söz vermek niye, aldanmak olsun hakkım yeter ki razıyım gen, elem seni kesmeyince

 

 

Nefesler bir bir göçüyor sen görmezden gelsen de

Haddim değil sana akıl vermek, idrakin en yüce payelerde ve yad ellerde işte

Gönül bu söz dinlemiyor, sen hiç mukabele etmesen ve görünmesen de

Bir ah çektirdin bak yine, efkarım sinemde küllense de, aşk emin ellerde nasipse

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.07.2010 11:47
#612

Ömür bitiyor, goncalar gül olmuş bak neler söylüyor!

 

 

 

Bir yabancıyız artık, sayfaları yırtıp attık

Gönül ikliminden uzaklaştık, muhabbeti bertaraf edip hınca kapıldık

Ne hüzünler yaşadık, hicranla yıllardır arkadaşlık yaptık, sicim gibi kadre bıraktık

Neye yaradık, kalbin kırıklığını hiç umursamadık, bir ömür yaralandık, çaresiz kaldık

 

 

Çok geç olmuştu, vicdanın sesini hiç anlamadık

Ne bir aklı selimle yol aldık ve ne de idrakin eminliğinde hakikat için çareler aradık

Aylarca yalnızlık yaşadık ve fakat yine de barınamadık, yıların içinde kaybolup kaldık

Korkular eşiğinde sabahladık, hasret yumağında çileyle ilmik attık,gönülden uzaklaştık

 

 

Ne gülü hakkıyla kokladık, ne lalenin mahzunluğunda karar kıldık

Niye bu kadar aymazlık içinde bir avarelik yaşadık, hani aşkı hak olarak anlamıştık

Ne oldu da birden kopukluklar yaşadık, sabrı kaldırıp attık, kanaate sığınmadık

Nasip olan her nimeti yad edip, kalbin sahibine sığınmadık, hevesler için ayrılık yaşadık

 

 

Hani kızmak şer işiydi ve cehaletin bir gerekçesiydi

Konuşma dili hiçbir vakit terk edilmeyecekti, gönüller tevazuu için hasredilecekti

İrşada muhtaç kalplerimiz taviz vermeden, hakikatle yüzleşecekti, ölümü düşünecekti

Ruhun yetisiyle gönüllerimiz inşirah için gayret ederek vuslata erişecekti ey hak diyecekti

 

 

Artık mevsimler hal değiştirdi, gönlün sedası işitilmedi

Kuşlar uçup aşiyanı için aşka tevessül etti, bir an olsun ne derlere ilfifat etmedi

Yüreğin ahenginde meşk etti, aşkın salasında ömrünü tüketti, söyler misin ne kaybetti

Kabir ruhuma nazar etti, içim haşyetle titredi, hüzün kalbe iltica etti,kim hakkıyla bildi

 

 

Herşey senin olsun, kalbin sürur içinde şad olsun

Bir miskal dahi, yüreğinde hüzün bukunmasın ve hicran gönlüne arkadaşlık yapmasın

Aşk, samimi kalplerin ecri olsun, inayetle kulluğa uzansın, hakka yakınlaştırsın

Sevdayı bir heves için gözden çıkarttırmasın, secdeler gözlerden yaşı sürurla bıraktırsın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.07.2010 11:51
#613

Sürünsem, gönlümü feda edip aşkın lütfüne erişsem!

 

 

 

Ey aşk, meftun ettin hasretinle bu fakir gönlümü

Âlini ne dil anlatmaya kifayetlidir, ne hal ram olduğu eşiğin kadrinden şikâyetçidir

Hasrettiği ömrün fedasında her daim bir namzettir

Vesileler halk edilen sebeptir, ancak senin esininle şevktir, latiftir, şereftir hakikattir

 

 

Can, niye canan için arayıştadır, tavdır, hardır ve bir cenahtır

Yoksa aşk niye kalbin senasında, ölüm için en ulvi ardır, vuslattır, ülfet-i sanattır

Ömür suhulet içinde sendeleyen nefes-i adaptır, sevda için imtihandır

Ne hevesler kardır, ne zafiyetler ruhun yetisinde mukadderattır, sadece maslahattır

 

 

İzan kul için en kutsi felahtır, vicdan ile rabıta bir haktır

Tefekkür etmek, ilimden arîleşerek nefsin hallerinde seyretmek söyle nasıl mubahtır

Utanmak, edeple hem hal olup sevdalaşmak aşk için en bariz şarttır

Kim kul olmak istiyorsa, gönlünü aşka hasretmek istiyorsa, söyle ne yapmalıdır

 

 

Mezopotamya da niye aşkın izleri hala yaşamaktadır

Ömür niye vaat edilen bir imtihandır, kim nitelik için kalbini hasretmiş aşkı adaptır

Düşünmek ilim ve irfanla ancak elde edilen malumatı kardır

Akıl, onsuz ne yapacaktır, nisa ne kadar kapansa da edep olmayınca ayanı üryandır

 

 

Bilmem ki ne yapsam, kalbimin ferahlığı için aşkı anıp ağlasam

Sabaha kadar meşkine kansam, dertlerimi ummana akıtıp, sürurla sevdayı yaşasam

Ne hevesle yol alsam ve ne de bir aldatan olsam, ruhun vekilliğinde ahdi hatırlasam

Çileyle sarmaş dolaş olarak cefayı, aşk için gönlüme anlatsam ve sabırla ağarsam

 

 

Şafakların insicamında umutlarımı kanatlandırıp hakka bıraksam

Nasibin hikmetini bir kez daha ansam, bahtım için ibreti ayan olan canlara baksam

Ne kadar mahzunluğum varsa, burukluğum her vakit yanımda da olsa aşka vursam

Gönül kapımın açılmasını ve ruhumun bizarlık yaşamamasını ey hak diye anlatsam

 

 

Hıçkırıklarla ağlasam, sinemi paklayıp sevdasıyla ferahlasam

Gözyaşlarınım güftesini yaparak, ruhumun hicran damlaları diye mısralaştırsam

Göçüp gitmeden esinin kadrinde fakirliğimle iktifa etmeden ilhamı edeple anlatsam

Hiç değilse kelamıyla gönlümü rahatlatsam, vefa için kalbimin sahibine yaklaşsam

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.07.2010 13:37
#614

Ruhum şad oldu, sinem elemle bir hal oldu!

 

 

 

Yâdınla teselli olurken ne haldeyim bir bilsen, ibretle nazar etsen

Ufuklar bir bir perdelerini çekip karanlığın kollarına şevkimi göç ettirdiğini bilsen

Bahtım için nihayetin çığlığı hüzünle seslenirken, sinemin hıçkırıklarını dinlesen

Ne kadar çırpındığımı görsen, gönül kapımın kapandığını artık kime söylesem

 

 

Başaklar salınıp boy verdi, meyveler bir bir şekillenip renklendi

Gölgeler bilsen ki idrakime neler söyledi, ne akıl kar etti, ne sır teselli olmama yetti

Kalbim suskun sayfalarını bir bir sıraladı ve kapattı, hayıflanmak neye yaradı

Ne bir hal kaldı, ne hevesin esamisi sinemde yardı, yalnızlık sessizce halimi kuşattı

 

 

Bir yudum çay olsun içesim kalmadı, sofralar kuruldu ne yiyen vardı ne arayan

Yaşamak bu kadar zor oldu, hal-i efkârım çileyle soldu neydi günahım bilinmez oldu

İrşadın izleri de yok oldu, ne kadar gayretim varsa şimdilerde duruldu ve yoruldu

Artık böyle yaşamak şart oldu, kadir kıymet ülfetli kalplerin sayfalarından okundu

 

 

Bilmem ki muratlarıma ne oldu, niye yılgınlık benim bahtımı arayıp buldu

Ne sabahın ve ne de gecenin ferahlığı umutlarıma kapı araladı, kul olmak zorlaştı

Nereye baksam, açık denizlerin serencamında kaybolup derinlere uzansam, ağlasam

Hicranın derdini anlayıp, hüzünle vedalaşsam, kalbi süruru haz içinde yudumlasam

 

 

Gaspları, hakkı talan edilen mahzun canları yâd edip hakka aşkla el açsam

Bir yararı dokunur umuduyla sessiz kalmasam, gayretim nispetinde feda olsam

Hakkın rızası için hiç tereddüt etmeden yol almayı başarsam ve secdeye kapansam

Kalbimin inşiraha gark olması için biran dur durak bilmeden işaret taşlarını bulsam

 

 

Esrarı hikmetiyle yeniden hayatın umutlarına bel bağlayıp, hakkıyla kul olsam

Kana kana kitabı celili okuyup, tefsirinden dem alsam, kaybolan yıllarımı aklasam

Ne çilem var ise latifliğinde sabırla nefeslensem, şikâyet etmeye cüret dahi etmesem

Boyun büksen, gözyaşlarımı şevkle döksem, aşk için hakikate farkıyla yüz sürsem

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.07.2010 11:54
#615

Sensiz geçen uzun günler, birgün olsun elbet biter!

 

 

 

Sanki han duvarlarıyla konuşuyorum

Bir bir örüllen taşların hikayesine dalıyorum, yaşanmışlığı anıyorum

Sıla özlemini, yarin hasretini sorgulayıp, hicrana adımlıyor, sessizce ağlıyorum

Kaybolan yılları bir kez daha hatırlayıp, hüzünle yeniden tanışıyorum

 

 

Yesari Asım aklıma geliyor, bak Yahya Kemak neler söylüyor

Üsküpün esrarından dem vuruyor, vecdin hakikatinden söz edip, gayret için nefesleniyor

Bin atlı için seferberlik ilan ediyor, surların ahından gelen figanları duyuyor

Durma arkadaş, kalk bir silkin diyerek, ruhların esaretine sesleniyor

 

 

Ah Orhan Veli, ne kadar içlidir yazdığı hüzünlü şiirleri

Mahzunca bakan gözleri, ati için en muteberli cehti, nesil için pek mühim gayretleri

Diyarbekirin bitmeyen çilesi, neslinin en ritkalli ruh haleti ve dile gelen yanık türküleri

Kalenin aşikar heybeti, suskun sokakların göç veren ve hasret kokan hazin çilesi

 

 

Nereye baksam, yurdun her köşesinden bir taş kaldırsam ağıt var

Ey suskun yar, yüreğinde dinmeyen hüzün ne letafetli kar, aşk için çileler gönülde yaşar

Tütmeyen bacalar, boyun büktüren sancılar, ah çektiren ıstıraplar, umutla başkalaşırlar

Örfü yasalar, asabi maslahatlar, kana susamış canlar, söyleyin hadi niye hiç acımasızlar

 

 

Milleti millet yapan nedir, kader birliği değilmidir, nesil hürriyeti elbette ki şereftir

Şereften nasipsiz nefesler, desiseler içinde bin bir halt ederek, tefrikayı yüreklere ekerler

Dehşetin ve korkunun seyrinde telaşa verirler, gasp için ellerinden gelenleri esirgemezler

Ne kadar çıkarları varsa, satılmışlık reveşta ya, kula kul olmak adına hiç taviz vermezler

 

 

Ne bir söz dinlerler, ne tarihin ibret sahnelerinden demlenirler, makan için serilirler

En müteberli dostları, din-i mübin adına tefrika üreten para babaları ve sattığı silahları

Eşkiyalık tuğyanları, arkadan vurma kalpazanlıkları, masum canları katletme iştihları

Canlı bomba pazarlıkları, gençleri feda eden savaş çığlıkları, ah Mehmet Akifin feryatları

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.07.2010 13:16
#616

Kapın her çalındıkça sakın bir umuda kapılma!

 

 

 

Yavaş yavaş ve sessizce boşalıyordu gözyaşları

Kim bilir nerde kalmıştı, hangi hevesin veya çilenin derdiyle nefesini buğulamıştı

Durağa artık ramak kalmıştı, ıstıraplar sineden bir bir ummana hüzünle dölülecekti

Söyle kim beklenecekti, hangi sitemler dile gelecekti,verilen sözler bir bir derlenecekti

 

 

Artık garip bir yolcuyum ben, ne papucu ve ne de urbayı dert edinmezken

Dil lal olup, hicrana bırakırken, efkarın sahillerinde nefesin kadrini edeple anarken

Ömür sahnesinden sessizce çekilirken, kabirlerin hatırını sual ederken, haşyetin dilinden

Ah çektiren, hüznü terennüm ettiren, boyun büktüren, çaresiz bahtım için ya sabır derken

 

 

Seyrediyordum, aziz nefesin içinden çıkamadığı müşkül durumu nefeslenirken

Şahit olduklarım karşısında içim kan ağladı, yüreğim parçalandı, mahzun bir hal vardı

Ellerini kaldırdı, yüzünü hıçkırıkla kapattı, nefes nefese kalmıştı, ne yapmak bir yarardı

Derdini mi sormalıydım, kalbini mi aramalıydım, yarasını mı sarmalıydım, kala kaldım

 

 

Bir insan olduğumuzu, zafiyetlerimizle anlam bulduğumuzu, duyguların ahını hatırladım

Kim çekmiyor ki,emelle, umudu karıştırmıyor ki,kalple yüreğin farkını anlıyor da kaldım

Sanki bir nebze olsun ferahlamıştım yaşanacak bir şey varsa yaşanmalıyı biraz araladım

Sonra kendi sayfalarımınarasına dalarak, hiç ummadığım kadar hayıflandım ve ağladım

 

 

Peki, neydi farkımız, farklılıklar adına hiç engel olamadığımız hissiyatı sıkıntılarımız

İrade namına tutarlığımız,tercihler konusunda yanılgılarımız, vefa adına uğradıklarımız

Ya dillendirdiğim, öğündüğümüz aklımız, karsız fikir sattıklarımız yolda bıraktıklarımız

Kim ve ne adına hayıflanmalıydık, neler yaşıyorsak ve ne umuyorsak bir bir saymalıydık

 

 

Karşı çıktığımız, hırsımızla savrulduğumuz ve bir hiç uğruna yanılgılarımız yokmuydu

Hep ön yargılarla ve hatta yargılamalarla, futursuzca suçlamalarla yol almıyor muyduk

Söyle kimi ve neyi hangi hakla suçluyorduk en az suçladığımız kadar da bizler suçlukduk

Ne rahmeti hakkıyla nefeslendik, ne muhabbetin iştiyakıyla aklandık, niye açmazdaydık

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.07.2010 11:41
#617

Ne birgün dinlersin, ne de çektiklerime erişirsin!

 

 

 

Bilemezsin, belki de bilmek istemezsin

Sen sadece kendi demindesin, heveslerinin derdindesin

Kalbin hicranını söyle nasıl bileceksin

Bilmem ki niye böyle bir serkeşliğin içinde nefeslenirsin, halimi üzersin

 

 

Oysa en zarif ve hatip bir payesin

Nisa kimliğinde bahşedilen bir suhuletsin

Kalbi manada en latif bir ülfet-i şahanesin

Edebi bakımdan ilham bahşeden bir şevksin, kalbim için süruru demsin

 

 

Söyle ne oldu sana, sessizliğini korusan da

Bir hesabın kadri yüreğinde hiç kalmadı mı durma söyle yoksa

Dile gelen efkar alıp götürüyor sinemi, birnebze olsun anlasana

Hicran kuşatıyor yüreğimi, sen hiç sormasan da, kendi halinde yaşasan da

 

 

Çıktım şu dağların yamaçlarına

Ne kadar hıçkırıklar içinde derdimi ufuklara anlatsam da

Bir hal oluyor ruhuma, aşk yüreğime ilhamıyla anlaşmayınca

Yaşamak bu kadar bedbin bıraktıran bir lütufsa, artık vazgeçiyorum anla

 

 

Kabirler şimdi daha yakın, solgunlaşan umutlarıma

Ne kadar çaresizlik içinde durmadan çırpınsam da, vazgeçtim artık korkma

Artık hiç takatim kalmadı, ruhum bizarlık içinda yıllarca sukutu yaşadı

Gözlerim sessizce arandı, bilemezsin hasretinle ne çileleri sürurla karşılamıştı

 

 

Söyle geriye şimdi ne kaldı

Ne şafaklar açtı, ne hülyalar bir haz yaşattı, mütemadiyen ağlattı

Gönül hicran içinde ve kaybolmuşluğun kadrinde avare kaldı

Ne bir soran oldu, ne derdimin haklılığı anşaşıldı, hazan şimdi ruhuma çok yakıştı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.07.2010 13:16
#618

Seviyordum onu ruhumda kanarken yaralar!

 

 

 

Ah çektiren ağıtlar, dinmek bilmeyen acıların yolunda fedayım ben

Çileler deminde meftun olduğum bir sevda, sabrın deruniliğinde yıllarca ararım vefa

Ne söylerim,mahçubiyetim için boyun bükerim hakikati aşikar kılan aşka niye imrenirim

Sinemin deminde ki derdimle avereyim, ne bir söz ederim ve ne de şikayete niyetlenirim

 

 

Anladım ki hasta bu kalbim, yıllarca kendi halimde bilmem ki niye bir sefilim

Neyin arifesinde nefesin kefaletini beklerim,inşirah için kalbime şimdi neler söylerim

Yıllardır hasretin kollarında solgunlaşan heveslerim,düşen yaprağın bahtıyla serinlerim

Ne bir söz ederim, ne gözyaşlarım için nedamet bilirim, çaresiz nasibi hak için sabrederim

 

 

Ne bir gün geçiyor, ne geceler ruhumu aşkın firkatiyle sürur ile serinletiyor

Aşk; bir bilsen kalbimin suskunkuğu için neler ilham ediyor, sevda için eğleşme diyor

Bırak aksın gitsin, gittiği yere kadar, nasibi mutlak diyor, lakin gönül hüzünle dinliyor

Can çekiliyor, dil sükut ediyor, ömür ne haşyetli bir imtihanmış meğer, çile çektiriyor

 

 

Gül bahçesine nazar ederim, dikenleri için eyvallah derim

Sinemden gelen sesler için boyun bükerim, nizam-ı nefs için gayret eder kalbime yönelirim

Bilsem ki ruhum fırak için beklediğini haydi söyle kime ve nasıl şikayet ederim

Ey hak derim, bahtım için çaresiz vesileleri derlerim, sabır ve kanaat içinde göçer giderim

 

 

Akıl, fikretmesi için ilme yakınlığı aşikar olmalıdır, idrak-i cenahtan bakmalıdır

Hak ve hukuk için mükellef olduğu kadar, şerr-i delilleri elhak, anlayıp yaşamalıdır

Gönül yarsız, yar sevdasız, akıl karsız ve dil kelama haiz olmak için maksatsız mıdır

Niye düşünmek, hal dilinde irfandır, yoksa her akla geleni serdetmek nasıl edeb-i haldir

 

 

Adamlıkta aşk, en muhkem bir sevdadır, yalnız ona haiz olmak her yiğit için ardır

Onun sülbünde ne enaniyet vardır ve ne de hırs için hınç bir kardır, sadece bir hardır

Kin ve hamaset, cehalet içinde dile gelen kefalet nasıl bir can için yarardır, ne bühtandır

Akletmek, iştişare adına sınavdır, yoksa dile gelen muhakeme niye vardır, aşk bir irfandır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.07.2010 12:04
#619

Ey yar, aşkın ülfetinde vuslat bir başka bahar!

 

 

 

Sustum artık, hakikate ram olan hal-i mahzunluğumda

Bir bir derledim heveslerimi, zevk-i hicranımla ve vecde gelen ruhumun şadıyla

Her ne kadar bir hüzün var ise kalbimin sükut-u ikrarında

Elhak sabr-ı nefeslendim, kanaat için irademe akl-ı selimi sürurla tavsiye ettim

 

 

Bin hüzün ile umudun nidasında bakleyen gönüller için ne söylerim

Bir hicranın tesellisiyle niyaz ederim, söyleyin başka ne bilirim, ne Arfim ne de erenim

Bahtın dile gelen lehçesinde fakirim, ihsan olan ne varsa elhak tabiim

Ne kalbin serdettiği sesin ferahlığından şikayetçiyim, ne emel hırsına kapılmış dilenciyim

 

 

Biliyorum ki nihayetinde abdi acizim, zafiyetlerle ömrünü tüketen bir sefilim

Nasıl şikayet için kalbimi bizarlığın eline terk ederim, sonra yegane sahibine ne söylerim

Nefsin aymazlığı için boyun bükerim, ayrık otlarını bir bir sabırla kalbimdem temizlerim

İnşirah için nöbet beklerim, elimden gelen gayreti hasrederek aşk yolunda hazla göçerim

 

 

Ne bir saz çalmayı bilirim, ne ney üflemek için nefesime meyledip hicrana göçerim

Kalbim için ülfetin pay-ı tahtında kul olmayı ve bir vecd ile coçmayı koşulsuz ki isterim

Takva için elhak hilmi nefeslenirim, sabrın rahlesinde tedrisat için ilmi talim ederim

Yoksa onsuz aklı neylerim, fikretmek için elhak iştişarenin lahzasında diz çökerim

 

 

Geçti ömrüm yine, hala bin dert ile muvazenemle niye böyle bir hicran içindeyim

Hal-i fakirliğimi kime nasıl ifşa ederim, gömlümün hüznüyle nasıl bir kulluk ederim

Yar için ne derim, çaresiz yine derinden bir ah çekerek boynumu bükerim

Umut ile mukavele eden bir nefesim, secdelere kapanıp ey hak der ve sessizliğe göçerim

 

 

Ne söylense, dertler bin bir hüzünle dillenip gönüllere erişse ne yazacak

Ruhumun bizarlığı nasıl anlaşılacak, kalbimin hazanlaşan kadri yeniden nasıl açacak

Can çıkacak, göz kapanacak, dil susacak, tüm azalar bir tefekkürün ilzamında kalacak

Evet, işte o zaman, vakti gelen hesap bir bir sayfalarını açacak ve gönül ağlayacak

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.07.2010 17:13
#620

Ne nefesim yetti, ne de kalbim sürur içindeydi!

 

 

 

Bir şekilde yazmak istiyordum

Yıllara sari suskunluğumu, vakit gelmişti artık bozmak istiyordum

Kimseye söz etmeden, sinemin deminde seyrederken

Nefesim nihayete ermeden, derdin bin bir türlüsü içimde en anlamlı kederken diliyordum

 

 

Nerden başlayacağımı ve ne şekilde yazacağımı merak ediyordum

Ta orta okul sıralarında ve yazdığım kompozisyonlar, hocam tarafından taltif olunca

Ve hasseten övgüye mashar ifadeleri sınıfta, hep birlikteyken kalbime usulca koyunca

İçimi bir sevinç kaplardı, ne kadar mahzunluğum varsa birden sanki halden uzaklaşırdı

 

 

Yıllar bir biri ardı sıra sayfalarımı bir bir meşakket ve hicranla ruhum için aralardı

Ne yaptıysam ve samimiyetve sadakatle uğraştıysam, içim kararmazdı

Kim yardıma muhtaçlıysa, şayet samimiyeti halinden okunuyorsa hiç duramazdım

elimden geleni ardıma bırakmadan, her hangi bir kuşkuya mahal bırakmadan yapardım

 

 

Çünkü nihayetinde bir insandım, inancımla ayakları yere basan bir kandım

Hukuk adına ne varsa, eğer bildiklerin beni yanıltmıyorsa ve tahkik etmek vuslatsa

niye durmalıydım, kefiyetim için nefsime uymalıydım, peki, hesabı ne yapmalıydım

Güle nasıl bakıp ve iştikla koklamalıydım, lalenin nazarında bizar mı olmalıydım

 

 

Yıllarca bin bir hüzünle yol aldım, hiç kimseye yük olmadan aklı selimlik için koşandım

Ne bir aldatan oldum ve ne de aldatılmışlık adına yeise sarıldım, billahi hiç aldırmadım

Ne kadar hüzün varsa sinem için sakladım, yanlış yapanlar için kadıya hiç yalvarmadım

Sanki başka ne yapmalıydım, aşkın halin demi olduğunu hiçbir vakit unutmamalıydım

 

 

Ömür törpüsüyle yılları kovaladım, geçim derdiyle medceziri çok yaşadım, usanmadım

Ne kadar varlığım var ise ve yegane sahibi nasıl unutulmayan katiyse, ibret için akladım

Artık vakit daralıyordu, nefesimin hali kalmıyordu, gözler hamiyet aranıyordu anladım

Ve göçüp gitmeden, kalbimin sahibi illa nezaret ederken, hale ne mal olanı, yıllar çok geçmiş olsa da bir şekliyle yazmalıydım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

SU
17.07.2010 00:50
#621

Üstad ellerine saglık,Cemal hoca Aşkı hülasa şöyle açıklıyor:

Aynı masada mektuplaşmak..daha ötesi varmısır?

MU
17.07.2010 12:21
#622

Sana geldim, kapında kul olmayı seçtim!

 

 

 

Ne kadar çırpınsam

Sabahlara kadar sürgün edilmiş kalbimle çileleri şehre koyulsam

Yıllarca ruhuma ve aklıma tevdi edilenlerin unutkanlığına yanarak, sancıya kansam

Anlatamam, ıstırabın dağladığı gönlümü kimseye açamam

 

 

Şimdi kurak bir toprağın suya hasretiyle yanarım

Anlatılmayan bin dert ile bahtımın efkârını yıllarca çaresiz saklar ve ağlarım

Suskun sokakların duvar diplerine yüz süren sanki bir yaprağım

Sana ram olmak için yanarım, gül koklamak için bilmem ki ne yaparım

 

 

Niye kanadı kırık bir kuş misali çırpınır, umuda akarım

Farkı fark ettirmeyen gözlerimle bakarım, mecalsiz halimle hasretini yaşarım

Gecenin hüccetinde, sessizliğin her payesinde bilsen ki sensiz ağlarım

Derdi bahtıma yanarım, sevgine abat olmak için ne vesileler ararım

 

 

Annemin ninnisinde, emzirdiği pak sütünde

Dile gelmeyen dertlerin sürgün yaşatan ahvalinin hikmete davetinde

Gönlümün mahzun çehresinde, babamın boyun büktüren sessizliğinde aziz nefesinde

Nefesin müddetinde, ölümün her sahnesinde, dilin şehre muhtaç eleminde

 

 

Ey sevgili, kalbimin yegâne pay-ı tahtısın

Eşiklerin sultanısın, aşk adına her ne mevcut ise anlamı esrarında hakikat sın

Sen, gönlüm için bir sevdasın, ruhum için en ulvi bir aşksın

Ve bu manada fark fark ettiren cenahsın, mana adına ne varsa, aklım için felahsın

 

 

Ey sevgili, gönlümün sessizliğe açılan umanısın

Sahraların serencamın da hasretinle, yüreğimi hasretmek için en kutsi bir cansın

Elbet ruhum için solmayan yegâne baharsın, müstesna kokunla sen her vakit arsın

İyi ki halim için bir nasibi mukadderatsın, gönlüm için harsım

 

 

Ne vakit ansam, boyun büküp yalvarsam

Sabahlara kadar derdin dile gelen sevdasıyla, aşkın çilesiyle nefes nefese kalsam

Hakikat için el açsam, kalbim için inşiraha kavuşup bir hicran yaşamasam

Aklın selimliğinde, kalbin aşikâr olan kadrinde seni hakkıyla anlasam

Mahzun yüreğimle artık hasretinin acısını yaşamasam

Ömrün kalanıyla yolunda kaybolsam, nefsimin lekelerinden kurtulup azat olsam

Kemaliyet adına ne varsa, kalbimin en bakir köşesinde aşkın sürurunu yudumlasam

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.07.2010 16:39
#623

Ne varsa senden kalan, hiç çıkmıyor aklımdan!

 

 

 

Artık bir kere elveda demiştim

İçim titreyerek

Melalim gözyaşı dökerek

Sessizliğin kadrine iltica ederek

Çaresizdim, hüzün içinde nihayete erdirmiştim

 

 

Söz verviştim

Yüreğimin sesini ötelemiştim

Ve sessizce boyun bükmüştüm

Ey hak diyerek, sinemin derinliğine çekilmiştim

 

 

Sanki bir akar su gibiydim

Fevkalade kederliydim

Çaresizdim

Ne yapabilirdim

Baki kalması için çekilmiştim

 

 

Ne kadar dertlensem

Ve hata kimseye bir söz etmeden gizlesem

Onunla gömülüp serinlesem

İnlesem, kelamı edebiyle serdetsem

Çektiğim ahlarla yetinip sürura erişsem

 

 

Efkarın her halinde yüreğimi demlesem

Ve fakat hiç şikayet etmeden nefeslenmeyi becersem

Ve ne varsa geriye kalan bir bir şehretsem

Ruhumu şad edip kanaatle nihaye erdirsem

 

 

Elvedalar ne kadar zor

Sanki yüreğin bakirliğinde en şiddetli bir kor

Ne ah çektirenin kim olduğunu sor

Ve ne de yaşanmışlık içinde ki hikmete ram ol

Çünkü hakikaten fevkala zor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.07.2010 17:49
#624

Bu yol nereye gider, ömrü hicrana hasreder!

 

 

 

Ey arkadaş; dur biraz yaklaş

Suallerim olacak sana, ha ne olur biraz dinlen yavaş yavaş

Ta uzaklardan geliyorsun ve hayli yorgunsundur be hey arkadaş

Niye bu kadar efkarlısın, mecalsiz ve hatta bizarsın, haydi anlat biraz

 

 

Şu görünen dağlar ve yalçın kayalara ne denir

Suya hasret gönüller bu sahralarda hali nicedir, değil mi epey çilelidir

Ne gelen ses verir, ne giden bir heves içindedir, niye acep böyledir

Ne dert hakkıyla bilinir, ne çileler yürekten hepten silinir

 

 

Niye susarsın, mahzun bir şekilde etrafına bakarsın

Sanki mezarı hikaye eden bir simasın, kalbinde hiç şevk bulundurmazsın

Umutlarınla nasılsın, hiç kanatlananlardan haberdar mısın, yoksa sende sırmısın

Evliyalar diyarı diyorlardı, kalbi letafetten bahsediryorlardı, sen inanmaz mısın

 

 

Ey arkadaş, aklım karıştı ve gözlerim karardı kaldı

Kani nasibi hikmet için sabırla nefeslenmek en kalbi maslahattı, şimdi nerde kaldı

Kanaat niye vardı, müddeti nefes kim için en ulvi bir hakikatti, kim yolda kaldı

Hani aşk, kul olmak için eşiklerden geçiren en kutsi felahtı, takva ile imtihandı

 

 

Ne oldu sana, her bir yanında ve hatta halinde vardır yara

Nerde koptun, sanki vurgun yemiş bir soluktun, niye bu kadar korkuyla uyudun anla

Aklın yolu birdir derler amma, birlik içinde nitelik ve nicelik vakidir amme içinde sakla

Her akıl kar değildir, ancak nasibi terakki için payedir, ihsan ile şahanedir hiç korkma

 

 

Ölüm ne açlığın, ne yokluğun ve hatta ne de suyun inhisarındadır

Ölüm bizzat yaşayan ve fakat müddeti nefesin hikmetini anlamayan için çok yakındır

Maddi vemanevi bakımdan farkı fark ettiren kalptir, ancak oda aşka meftun olan haldir

Ne ağlamak, ne de yanmak kar işidir vehakkıyla kul olabilmek ancak sevda sezişidir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.07.2010 17:11
#625

Muhtaç olduğum her nefes, kalbim için derdest!

 

 

 

Yüz karası yakarışlarım

Dinmek bilmeyen çığlıklarım, söyle ben aşktan ne anlarım

Suskun kalan bakışlarım, bilmem ki niye figanım

Ah göz yaşlarım, ne söylesem kifayet etmez mısralarım

 

 

Gecenin sürgününde yalnızım

Nereye baksam, sinemin efkarıyla hicranı yudumlasam bizarım

Kalan nefeste, içimi burkan dalsız heveslerde naçarım

Ne yapsan bir çare adına umutla yol alsam hazanım

 

 

Belki bir elveda deme vakti geldi durma söyle

Niyetin merhalesinde, avuntular hanesinde ve sessiz bir nefesle

Şayet bahtım için çile çekmek mukadderse

Neyleyim, sahibim için el hak teslimim derim ve boyun bükerim

 

 

Kapattım birer birer sayfaları

Yüreğimi dağlayan sancıları, umutlarımdan kalanları ve ağıtları

Söyleyemem kimseye, serde demem hiçbir nefese, kaderim sadece kalbimin esininde

Derlediğim çilelerle, hüzün bahçesinin sessizliğinde ve hicranın deminde

 

 

Sazlar dile geliyor, neler söylüyor

Bin hüzün ile yine sinemin sırlarını ayan ediyor, alıp yad ellere götürüyor

Ne gözyaşı duruyor, ne umut ruhuma bir serinlik bahşediyor

İçimden ah çekmek geliyor, gönlüm kendi halinde ıstırap çekiyor

 

 

Kimler geldi kimler gitmedi bu diyardan

Bir lahza olsun dile gelmedi esrarını koruyan ve aşk adına saklanan

Sevdanın hakikatine inanan, vuslat için ruhun yetisiyle bakan can

Ne anlatsam ve sinemin sayfalarını bir bir aralasam deme yalan

 

 

O an ve vaki olacak bir zaman dile gelince

Çekilen ne varsa, kalbimin burukluğu el hak aşikar olan gerçekse ve nefesim bitince

Hasrettiğim melalim hicran ikliminde manalaşıp gönüllere esin verince

Kederlenme, yeis içinde nefesini tüketme, şad olmak için hicranı seçme

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.07.2010 12:54
#626

Ne söylesem, boyunumu büküp sabretsem!

 

 

 

Hiçbir zaman şikayet etmesem

Ne gönlümü eğlendirsem ve ne de hevslerime yenilsem

Umutla hayır dilesem, bahtım için kanat edip serinlesem

Ne yaptığımı bilsem, aklı selim olarak idrakimle ikamet etsem

Vicdanımın uysallığında aşk için niyaz edip,hakikate erişsem ve hayata elveda desem

 

 

 

Ne baharlar geldi geçti, zemheri sanki içimdeydi

Ne bir şevk kalbim için kifayet etti, ne hicran aklım için izana yetişti

ne işittiysem, hangi nazar için bir elveda dediysem, suskun köşeler neler söyledi

suya hasret çeşmeler, yaprağını bırakmış şimdi tüm dallar dilendi

Ah sinemi dağlayan akşamlar, yüreğimi yakan anılar ve yaşadığım yalnıllıklar yetti

 

 

 

Bilmem ki niye bu kadar bizarım

Sanki yorgunluk namına artık son durağım, sessizce bahtım için ağlarım

Ne kadar çile varsa, keder her an yanımda, kaldım suskun çığlıkların ahında hazanım

Ne yazsam, aşkın manasında kaybolsam,gönüller baharında süruru yudumlayıp ağlasam

Kalbi inşirah için yalvarsam, gönül kapımın açılması için sabahlara kadar yansam

 

 

 

Hürriyete hasret bir kuşun çırpınışları var ya

Susuz çöllerle serap halin senasında haşyetle yaşanır ve umut şahlanır ya

çığlığın her hali ruhun ikliminde ve sahranın bitap eşkalinde yüreği dağlar ya

Göz yaşarır, dil kurur, kalpte kalmaz artık bir sürur, umut her an kalbi korur yar var ya

Sabrın lehçesi, kanatın şehredilmeye muhtaç payesi, kalp için vuslatı aşkla aralar ya

 

 

 

Vazgeçiren her nevarsa ve hatta her nefes bir kahırsa

Umut ruhunda filizlenmeyi asla beceremiyor ve aklın bir karış havada yol alıyorsa

Nafile yere hülyalarla avunma, idrakin kalbin için bir esin vermiyorsa, her an korku yaşa

Sevginin bahşedilmişliği yüreğinin kuytu köşesinde bir mahkumsa, bihakkın hayıflanma

Aşk; nuruyla muhtedir olan bir şevktir, ancak kul ikliminde takva ile gerçekleşecektir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.07.2010 12:26
#627

Sonbaharın daldırdığı rüyalar, hüzün kokarlar!

 

 

 

İlk nefesin feyz-i muhabbeti, hali celbeden bir kalbi ayılma ve hakikat-i hesap olunca

Nutkun durması, bahtın ağarması,derd-i cefanın nefsi vurması ne kadar aşk-ı yakında

Manay-ı inşirah, merak-ı tahsisat, iradey-i maslahat gönlün dirliğinde sevday-ı karsa

İşte o vakit aşk, gecenin koynundan şems-i harıyla çıkar ve kalbin muhtaçlığına akar

 

 

El hak nefes-i müddet, bahtın serabında nöbet tutar,kalp yakinen anlar, akıl sadece bakar

Ruh nihayetinde her zaman tazeliğini ve bakirliğini koruyan müstesna bir sonbahar-ı kar

Halin ikliminde ne kadar edep ilmi varsa, adabı tedrisatı iştiyakla bihakkın soluyorsa ar

dert etme sakın bırak yağsın her vakit, kalbin taprağına münbit ve bereketi edep olan kar

 

 

Ne ilk olacak ve ne de nihayet bulacak sararan umutlar ne için ibreti nazar, sabır niye var

Ey ehli talip, ilmin ve idrakin nispetinde, takvayı niyetinle, hiç durma elan tefekküre dal

Kalbin ikliminde şayet bir an olsun solarsa şevk-i ümit,neye yarayacak kanaat durma al

Ne hissiz bir niyazda, ne mecalsiz uğraşta ve samimiyetsiz hıçkırıkta nasıl bir aşk kokar

 

 

Dil, kalbin meramını akseder ruhun yetisiyle idrake meyleder,çile kul için nasib-i kader

Aklı selimlik ve iradey-i azimlik fikreden için, hesaba inanıp gönlü hasreden için keder

Zafiyet içinde nefeslenmek, tekebbürü def etmek için gayret göstermek ülfetlidir birader

Mühletin varlığında, sebebi hakikat muhakkaksa,bir an olsun meyledip beni yargılama

 

 

Şayet dünya yalansa ve şahit olduklarımız bizleri fani olarak vasıflandırıyorsa sorgula

Yalanla, yanlışın farkını bir nepze olsun anla, eline geçen fırsatları asabiyetle kullanma

Düşünmeye ne kadar muhtaç olduğumuzu ve bilgisiz bir şekilde yol aldığımızı unutma

İdrak ve izan akıl yoluyla, şayet bu hasletler ihtiyaç duyduğu ilmi sende bulunmuyorsa

 

 

Haydi uzun etmeyelim, artık çıkalım ve niyetlenelim uzun soluklu bir yola, aşk umutsa

Bir an olsun “ne derlere” aldırma, nedensiz yaşayanlar bu ahval üzredir yakinen anla

Kalbinde şefkat ve sevgiden bir iz bulunmuyorsa,insanı yargılamak şayet sana kaldıysa

Hakkı gasp etmek ve kanaatleri talan ederek şeri seçmek, gül kokusundan arileşmektir

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.07.2010 13:39
#628

Hiç bakmadın, sanki gölgen için vardın!

 

 

 

Yüreğim üşüyordu

Dilim lal oluyor, gözyaşlarım boşalıyordu

Sinem bitap bir halde umutlara sığınıyor, çare adına sessizce bakınıyordu

Ne kalbin sesi, ne hissiyatın busesi esin oluyordu , nefesim daralıyordu

 

 

 

 

Yad ellere bakıp

Nefesin sahibine sığınıp, bir köşede içimden geldiğince inliyordum

Çaresizdim, çünkü sevendim, gönlünü hasreden bir divaneydim, nerden bilirdim

Böyle badirelerin eşiğinde, tek taraflı bir celsede, hüküm verilmiş ve çekip gitmişti

 

 

 

 

Ne söylediysem

Anıları bir bir tazeleyip yad ettiysem, çırpınıp figan ettiysem de yine olmadı

Sanki bir bildiği vardı, sırların arkasında gizlenen bakışları saklıyordu, söylemiyordu

Yolun sonuydu, demek ki nihayet buydu, çümkü gönlüm hüzünle fevkalade doluydu

 

 

 

 

Bir daha seslenmedim

İçselliğime iltica ederek, kalbi lekelerimin hesabıyla sabahlara kadar çaresiz bedelleştim

Artık yeter dedim, bir daha mı asla diyerek tövbe ettim ve kavilleştim

Ne kadar heveslensem, gözlerime bakan nazarları öncelesem içinden çıkamazdım, arıldım

 

 

 

 

İçim yanıyordu

Ne kadar çekilmesi gereken hasret varsa, an be an ve geçen zamanda yüreğimi burkuyordu

Ah demek yetmiyordu keşkeler deva olmuyordu, hatalar bir şamar gibi yüreğime iniyordu

Ömür bitiyor, dert inletiyordu, en acı gelen ise yalnızlık sızısıydı, kalbim öyle anıyordu

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.07.2010 12:54
#629

Dinsin artık kalp ağrısı, hüzün içinde kanaması!

 

 

 

Haber sal, hülyalar ikliminde hiç durma artık hoş bir nefes al

Yar dilinde, efkar sadeyinde, çilenin her açan gülünde ve hatta dikeninde elbet aşk var

Ey hevesler, bin hüzünle ruhumu mest eden sazendeler ve dile gelen güfteler ar içimi yakar

Yağar, durmadan sinemin sessizliğine ve firkatin hasretine kar hiç durmaz yağar

 

 

 

 

Ey dil-i edebi, hal-i niyeti, muhabbet-i ve hasrettiği devletli hamiyeti yüce olan yar

Söyle ne vakit kalb-i iklimimde mukadder olacak en anlamlı açan ve zarif bir bahar

Niye mahzunluk yüreğime elemlebin hüzünle akar, tefekkür etmek niye acı söyle ey yar

Laleler şakıyor, gül masumiyetiyle neler anlatıyor, suya aşkın hicranı sevda yaşatıyor

 

 

 

 

Kaç gün kaldı ömürden, nefes bıraktı takati derinden, şevk uzaklaştı derdi halinden

Sazendeler söylüyor,mızrap hicran ile tele dokunuyor, ne gözyaşı duruyor ve çile bitiyor

Sabrın her hali,müddeti nefes sancılar karı, akşamdan sabaha ah çekmek vaat mi yar

İçim yanıyor, gözlerim fersiz birşekilde suskun bakıyor, yüreğim durmadan ağlıyor

 

 

 

 

Ne yazsam, derdi bin gam ile ayan kılsam, hasretin busesiyle şakıyıp saçlarımı ağartsam

Yarin hicranına hiç şahit olmasam, içimin sızısıyla şikayetlenmeden sevdamı yaşasam

Çileyle yuğrulsam ve ecrin esiğinde sabahlayarak, muhçlara sebil dağıtsam, yanmasam

Aşkı hakikat manasıyla yudumlayıp, inşirahın kollarına uzandam, gönül kapımı açsam

 

 

 

 

Her damlada,mısraların esrarı diyarında, umudun bağrında manalaşıp vedalaşsam

Bahtım için hiçbir yeise kapılmadan, kanatin serhatlığında fikrimi aydınlatıp bıraksam

Esin için, kalbi muhabbete vasıl olmak elbette müttaki kullar için bir seçim,aşk kimin

Vurgun yemiş gönlüm, yılların kaybettirdiği ve zerkettirdiği hicran ruhuma ibret için

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.07.2010 17:59
#630

Kalbim hüzün içinde, dilim zikretse de!

 

 

 

Acı bir siren sesiydi işittiğim

Gecenin en mahzun çehresinde ve sessizliğin davet ettiği merak haznesinde

Birden irkildim, sesin geldiği cihete doğru meylederek yürüdüm ve araçları gördüm

İtfaiye müfrezesiydi, yanan sönen ışıklar dikkat çekmek, acil olduğunu bildirmekti

 

 

Acaba ne olmuştu ve nasıl bir ihbar alınmıştı

Yoksa yanan bir ev mi vardı, gecenin karanlığında duman ve çığlık pek yamandı

Dayanamadım, hemen tez elden hazırlandım ve kapıyı açmak için çok uğraştım

Sevgili refikam telaşlanmıştı, yine başına bir iş alacaksın ve acıya koyacaksın dedi

 

 

Gözlerine baktım, ne olur gitme dediğini samimi bir şekilde anlamıştım

Lakin bir faydan dokunur mu acaba diye tekrar ısrar etmeye başladım ve çıktım

Epeyce koştuktan sonra, telaşı fark ettim bir şekilde ve yine hızlandım kendimce

Çok katlı bir binada ve pişmeye ramak kalmış aş taşınca, tüp alev almış, başlamış

 

 

İtfaiye erlerinin bazısı çok sakin ve bazısı koşturuyordu

Merdivenli aracın açılması merakla bekleniyordu, her nedense çok ağır ilerliyordu

İçerden hortumla müdahale etmek için merdivenden hışımla nefes nefese çıkılıyordu

Elektrik kesildiğinden, el fenerleri eşliğinde ve karanlığın kasvetiyle ilerleniyordu

 

 

Her bir tarafta duman ve gaz kokusu hışımla ciğerlere doluyordu

Oksijen aparatı ve gaz maskesi sadece erlerde olduğu için başka ne yapıla bilinirdi

Can havliyle atılmamın ve ne yapabilirim acaba diye çabalamamın bir gayesi vardı

Bir zaman ve ahşap olarak inşa edilmiş evlerden çıkan bir yangın acısını görmüştüm

 

 

Çırpınan ve kendini yerlere atan, aman çocuklarım diye bağıranlarla nefesleşmiştim

Hanım kardeşlerimizin ve aman dileyen çileli serzenişlerin bizzat şahidi olmuştum

Dayanamadım, alevlerin içine dalarak avuçlarımla yanan ne varsa avuçlayıp attım

Kapı camları kapatarak, battaniyeleri alevlerin üzerine kapattım, havasız bıraktım

 

 

Herkes dışarıdaydı, yakarırcasına ağlıyorlardı, birde benim için kaygıları vardı

Dışarıya kendimi attığımda ellerim titriyordu, her bir yanı yanmadan kurtulamadı

Derileri kavlamış ve bazı yerleri hayli kabarmıştı, hissetmek o an için kalmamıştı

Komşular gözlerime baktı, şayet sen olmasaydın bütün evler kuşkusuz yanardı

 

 

Sokaklar çok dar olduğundan ve o zamanlar itfaiye teşkilatı çok uzakta kaldığından

Asla yetişip bir müdahale edemezdi rüzgar hayli etkiliydi, ahşap olunca hayli dertti

Canım için ne hikmetse pek kaygılanmak, elimden gelen ne varsa ardıma bırakmam

Yan gelip yatmaktan hiç hoşlanmak, bir çare adına aymazlıktan asla zevk alamam

 

 

Nihayet bir nebze izahtan sonra, yerde uzanıp yatan çocuklar çıkmışlardı karşıma

Dumandan etkilenmiş, çaresizlik içinde nefeslerini tüketmiş ve oraya serilmişlerdi

Anneleri yardım çağırmak için çıktığında, alevler hoyratça çıkmış aniden karşısına

Ne kadar çırpınsa da, aman dilemek için komşularına bakınsa da, panik vardı orda

 

 

İtfaiye erleri mutfak ve balkondan müdahale ediyor, tüp patlamasın istiyorlardı

Sayıları az olduğundan ve çok katlı bina bulunduğundan, nefesleri daralıyordu

Sanki o an onlarda bir panik içinde çare adına savaşıyorlardı, lakin çok azlardı

Çocuğu kucaklayıp aşağıya öyle bir indim ki, merdivenleri nasıl geçtim bilmedim

 

 

Polis arkadaşları gördüm ve hemen bu çocuğun hastaneye yetişmesi lazım dedim

Çünkü duman zehirlenmesi direk beyni ve dolayısıyla ciğerleri harap eder, öldürür

Geriye dönüş ise pek mümkün değildir, nadiren olsa bile eski gibi sağlıklı değildir

Polis arkadaşlar sağ olsunlar, ciddiyetimi anlayıp hemen çocukla uzaklaşmıştılar

 

 

Zavallı anne hala çırpınıyordu, babaları her ne sebepse ortalıkta bulunmuyordu

Kim bilir belki gece mesaisi yapıyor ve ekmek parası uğruna ne kahırlar çekiyordu

Geçim derdi en önemli bir yüktü, yoksa el alemin dilinde sersefil bir nefesi talipti

Bir anlamda gönüllü köleliğe eşitti, işsizlik pek revaç taya, işverenlere ne demeliydi

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.07.2010 13:08
#631

Eygül-ü lahza,ne hal bu billah aşkına!

 

 

 

Hoş bir gün

Güneş yumuşak bir şekilde aksediyor ruhuma, yüreğim hüzün içinde hıçkırsada

Akşamdan sabaha, gecenin nefesi buğulayan çırpınışlarında ve kalbim öyle yakarışta

Kaybolan yıllardan arta kalan ne varsa, hicran ruhumu titrtetiyor ahıyla, esinden sonra

 

 

Ne kadar yazılan varsa

Kelimeler derlenip, bir şevk için arza sunulunca,uhteleşen umutlar hazanla anlamlaşınca

İçlenmek, nefesi ülfetiyle sahibine mal etmek ve bahtım için hüzünle bütünleşmek adımsa

Bir bir ummanın letafetine sunulan derd-i gam, ruhumu şad eden hesab-i an yanımda

 

 

 

Yakarışlarım, aşk adına olmayınca

Vecdim, sevdanın yanıklığında yol almayınca, hal,ilhamın ve inşirahın hasretine kanınca

Yol yolcuları,önümüze serilen işaret taşları, hakikati haykıran bade muştuları olunca

Nefes müddetin seyrine amede bir şekilde, kalbin sesiyle aşkın vecdine sürurla uzanınca

 

 

 

Hislerim kabarıyor, yüreğim titriyor

Ne kadar haz etmesemde gözlerin yavaş yavaş katreleri bırakıyor, hal mahzunlaşıyor

Yıllara sari ne kadar boşvermişliğim varsa karşıma çıkıyor, mahcubiyetim hayli artıyor

Ne gözler uykunun hasretinde ve nede kalbim sessizliğin lisanından akseden hal ferinde

 

 

Şayet yaşamak, mananın rahlesinden uzak bir şekilde nefes almaksa

Zevki sefa içinde, hevesin renklerinde nefsin tükenmeyen isteklerine boyanmaksa istemem

Kalbimin sahibine iltica etmeyi ve bu manada muvahhit olmayı canı gönülden dilerim

Kimseye bir söz söylemeden, kendi edepsizliğimi nefeslenirken, aşk için vakti beklerken

 

 

Gönül kapımın açılması için, umutla ey hak derken

Azimetin tedrisatında sabırla hilme bürünürken, yüreğimin perdelerinden arileşirken

Hasrettiğim ecrim, ihsan için elden gelen gayretimi kifater etmeyecektir yakinen bilirim

Lakin solmayan bir ümitle niyaz ederim, gül kokununa meylim, lale için aktim derim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.07.2010 15:41
#632

Niyete aldım, yolun yolcusu olmalıydım!

 

 

 

Hep bakardım, ibreti nazarla anardım

Nerde bir gariban görsem, hiç arlanmadan bir vesileyle yanına yanaşır, soradım

Hele mahcubiyet içinde sıkıldıklarını görünce, içim gider , o an empati kurardım

Nihayetinde bir insandım, düşünmek için risalelerin nidasına dalardım, dona kalırdım

 

 

Meğer ne kadar hoyratça harçamışız

Sanki nihayetsiz bir zamandık, telakkilere çok kandık, kimi zamanda pek kandırıldık

Birilerini suçladık, geri dönüşümü muhakkak olarakta ne kadar haz etmesek te suçlandık

Neyi hangi minval üzre yaptık, “ne derler” diye ne kadar kaygılandık, sanki ahmaktık

 

 

Neslin emmniyeti sağlanacakmış, anlayamadım

Can güvenliği varmış, karakol ve kolluk kuvveti bunun için sokaklardaymış, yokladım

Gazete manşetlerini taradım, elim kazaları bir bir sızlanarak andım, ne yapmalıydım

Sosyal devlet,medeni halvet,desise ve entrikalara avdet ve niye işgaliye serbest saydım

 

 

Evet mi, hayır mı da ne vardı hiç anlayamadım

Bir siyasi lider “hayırda hayır vardır” diyor, diğeri “vesayetin kalkacağını” söylüyör

Binaenaleyh terör ve kargaşa her yana salkım sacak dağılıp, millete panik pompalıyor

Ekranran hiç durmuyor, rengarenk proğramlar sunuyor haydi söyle okumak nerde kalıyor

 

 

Fikredip, altarnatif geliştirmek için bilmek ve bu anlamda meşveret etmek asliyettir

Mazi ve ati niye ruh ve kalp bakımından en sadakatli bir zamandır,idrak kim için ardır

Edip, zihni ve kalbi bakımdan, fikirler deryasından,ibret harikasından bahsden candır

Aşk;Hak ve hakikattir, insanı ehlileştiren zamandır,gönül sayfalarını aralayan sevdadır

 

 

Kul, kamili manada hicranın sahnesinde, çilenin payesinde, cehtin ilgasında vahadır

İklimleri sinesinde barındıran, suya aşk yazdıran, yaprağın hüznünü terennüme ayandır

Abad olduğu hasretin, sahnelerde perdelenen bin bir hüzünlü nefesin şümulunde edebin

Ah çektiren ne varsa, derdin gamı her an sineme yakınsa,aşkın harı varsa, hiç korkma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.07.2010 17:19
#633

Dile gelen, manaya meftun bırakırsa ne ala!

 

 

 

Latif bir sesin geldiği istikamete ve davete icabet eden kalbimle çaresizce yöneldim

Biraz kalabalık vardı, dikkat kesilmiş vaziyette ve her nedense aynı cihete bakıyorlardı

Bir şey olmalıydı, hareketsizlik fevkalade aşikardı,elim bir hadise olmalıydı

Kalktım ve yavaş adımlarla yol alarak, bir nebze olsun yakınlaşmıştım

 

 

 

Biraz daha yakınlaştım, çünkü merakımla başbaşaydım, ne olduğunu anlamalıydım

Tilaveti gayet güzel olan bir ahuzar, latif sesiyle ve hayli samimi vecdiyle etkilemişti

Al-i imran süresinin bazı ayetlerini asude halde okuyordu, doksanıncı ayetten başlamıştı

Şüphesiz çok manidar ve bir o kadarda ibreti nazarla hemen dikkatinizi çekiyorlardı

 

 

 

Ah bin yıllık bir tarihi ve lisanı hakikati, sebeb-i aşikarca nesile yabancılaştıran kan

Ne söyleyim ve hangi saiklerle dillendireyim,bin hüzün içinde yad edeyim, dedim o an

Çocuk doğar,çiçek misali açar,meltemin hasıyla sabahlar,hazana bilmem ki nasıl bakar

Kar yağsa da yüreklere,tedrisat telakkilerle lav edilip küllense de, cehalet her an kokar

 

 

 

Dil-i hakikatin, gayey-i takatin, insan-ı beşerin, bahaneler içinde ki tercihin vay haline

Bir asrı geçkindir zerk edilen, medeniyet adına şekilden şekile girilen, olmadı daha diyen

Hangi kapıya baş vurduysa,sefih bir halde reddedilen,sanki mecburmuşuz gibi arz edilen

Örf ve ananeyi hiçleyen, edebi,adabı görmezden getiren,nesilleri kepazeleştiren bir kıdem

 

 

Ah bir demki ne dem, bilsemki nereye gitsem,hiç değilse hicranı sessizce nefeslenip göçsem

Ne kadar muradım var ise, ümitlerim her vesileyle yek pare, hazan bilmemki niye içimde

Kitab-ı celilin okunan ayetlerini, bir şekilde hakkıyla anlamıyorum, mahcubum kalbime

Ruhum için ne dilesem, ülfet-i payeti arz etsem,mecnunun gözyaşlarını aşkla teslim etsem

 

 

Hiçbir zaman ah demesem, hikmeti sebenini nefeslenip idrakim için derleyip bestelesem

Derdin sahibine yönelsem, zafiyet içinde kokuşan aymazlığı kime söylesem ve serinlesem

Devlet-i aliyenin, nesl-i emniyetin, can-ı gayretin, din-i mübinin ve terörü asliye desem

Ne kadar şehit olmuş can var ise, hayıflanarak ruhumu teselli etsem,niyaz ile şad etsem

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.08.2010 12:33
#634

Zahiri manada adamdı,kalbi kararmış bir zan!

 

 

 

Yakın bir akrabamızdı, bahse konu olan dram

Zaman zaman nahoş vakalar olsa da, insan zafiyeti der, böylece geçerdik her an

Neler oluyor, hangi çilelerle derdest bulunuyor, merak ederdik

Lakin bir aile meselesidir diye, sabra yönelir niyaz ederdik ve çok içine girmezdik

 

 

Günlerden bir iftar vaktiydi, henüz eve gelmiştim

Sevgili zevcem, mütebessim bir şekilde ve selamımı canı gönülden mukabele edip aldı

Çehresinde bir mahzunluk hali vardı, nedense gözlerini kaçırıyordu, fark etmiştim

Hiç seslenmeden kıtafetimi değiştirdim ve sakin bir şekilde abdestimi tazeledim

 

 

Merak ettim ve mutfakta uğraşırken, yanıma gelmesini söyledim

Müterddit bir biçimde ve hüznün hayli fevkiinde olarak, buğulu bir sesle gözlerime baktı

O an anlamıştım, bir gariplik vardı, fakat dile getirmekten imtina ederek kaygılanıyordu

Yumuşak bir eda ile ve mütebessim bir halde, hayırdır, niye kederlisin, bekliyorum dedim

 

 

Başını öne eğerek, nefesi kesik kesik refakat ederek, anlatmaya başladı

O kadar tesirinde kalmıştı ki, heyecan ve burukluk bir anda ruhuna ulaşıp ağlatmıştı

Dayanamadım, ben de duygulandım, metin olmalıydım, sırtını sıvazlayarak paylaştım

Bahsi geçen yakın akrabası olan hanımı ve çocuklarını,akşam iftar sofrasından kovmuş

 

 

Kapı ve pencerelerin çamını kırarak, zavallı hanım kardeşimize fevkalade dayak atmış Ağza alınmayacak hakaretler ederek çocukla, akşamın o suskun halinde kapıya koymuş

Komşuları aman dilemiş, hiç mi yakınları yok diye medet istemiş ve çaresizce çekilmiş

Sevgili refikamla yakınen görüşen ve halleşen bir kardeşimizdi, dertleride bin payeydi

 

 

Bu kadar sefih bir şekilde ve böyle bir rezalete imza atan şahıs güya öğretmendi

Hatta almadığı sertifika kalmadığını söyleyen, uzak doğu sporlarını organize eden zandı

Görünürde ve sosyal halinde, takiye ehli olan ve fakat akrabalarıyla küs olan insandı

Bazen karşılaşır, bir vesileyle ordan burdan konuşur, merhabalaşırdık,nasıl bir insandık

 

 

Hanımına çarşaf giydiriyor, evlerinde kalın perdeler gün içinde dahi kapalı duruyormuş

Kendisi namaz kılmayan, her türlü hevesiyle berduş olan,aileye karşı mesul omayanmış

Garipliğin hatti hesabı yoktu, vicdan azabı kimin umurundaydı, tekebbür her vakit vardı

Güya insandı, eşreften nasipsiz olan bir candı,en yakın ve emanetlerine kıyan canavardı

 

 

Bu durumdan iş ve okul çevreleri, spor camiası habersizdi,çünkü alalamayı çok iyi bilirdi

Çaresizlik içinde kıvranan ve hotlanan ise zavallı eşi ve çocukları idi, kim sahiplenecekti

Çok acı ve hazin bir olaydı, çocukları ve hanım bacıyı bir vesileyle teselli ederek ayrıldım

O korkak ve sefik adamı bulmak için kapıyı çaldım, nihayet ve hayli sonra kapı açılmıştı

 

 

Suratı asık bir şekilde karşıladı ve dip odaya doğru adımladı, arkadından içeri girdik

Olayın arka perdesini öğrenmeyi diliyordum, ne olmuşta bu kadar çileden çıkılmıştı

Tek söylediği ve defaten dile getirdiği,çocuğuna yüz veriyor, sözümden çıkıyordan ibaretti

Neymiş bunlar, kapının eşiği asla yıkanmayacak,hiçbir zaman dışarıya çıkılmayacakmış

 

 

Yani bir nevi hapis hayatı yaşayacakmış ve koşulsuz şekilde itaat etmek zorundaymış

Nasıl bir inanış ve ehliyet hiç anlayamadım, sebebi gayesini su al ederek hayli zorladım

Ih diyor, illahlah demiyor,yoksa üçten dokuza şart olsun boşadım'ı utanmadan ekliyor

Nasihat ettim,hak ve selahiyetlerini söyledim,zaman zaman hiddetlendim, çıktım geldim

 

 

Refikam çok kötü dövmüş, morarmadık bir yeri kalmamış, ne betbah bir insanmış dedi

Ne demeliydim, adamlığı nasıl tarif etmeye cüret göstermeliydim,çaresiz seslenmedim

Böyle insanlar var oldukça, nitelik bu bakımdan tahrip olunca ve şaşkınlık başlayınca..

Hastaneye götürmeye ikna edememiş zevcem, çocuklarım var, nereye sığarım ki demiş

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.08.2010 12:16
#635

Dinle hissettiğim, dert edindiğim hal-i melal!

 

 

 

Nasıl söze başlayacağımı bilemiyorum

Birçok kez niyetlendim başladım, neler yazdım, olmadı, yeniden bir kez daha başladım

Neydi acım, niçin bu kadar sancılıydım, dinmeyen sızım, ah bak yine şimdi yalnızım

İçim acıyor, yüreğim yanıyor, ne kadar uğraşsam da, artık bir kar etmiyor

 

 

Ne yaptım, nerde hatalarımla avundum

Kimi kandırdım, niye açmayan baharlarda susuz kaldım, şafrakları umursamadım

Ummanın nidasını hiç anlamadım, fırakı ne sandım, kalbim için bak yine yanıldım

Kararan ufkumla, solan umutlarımla ve kuruyan gözyaşımla aymazlık yaptım

 

 

Rıhtım bomboş, dalgalar derdi gamıyla bir hoş

Ey hali fakirliğim, hamiyete muhtaç melalim, akıl kar etmeyen mecalim dilediğine koş

Sanki afakım sarhoş, izanım bomboş, vicdanım nahoş, içim kanıyor ah bir bilsen coş

Hak ettim, belliki namerdim, nefeslendiğim nedametim, acziyet içinde ki sefilliğim ne hoş

 

 

Boç ver aldırma, kaldırımlar suskun kalsa da

Sokaklar bir bir şahit olduklarını sana anlatsa,bari içim yanmasa, zan ortadan kalksa

Ne kadar gayretin ve sabrın hikmetine serdettiğim nefesim bir çare umutsa, aldanma

Bir anda koparıp atma, nefesi müddet niye var sorgula, hoşgörü bir erdemdir unutma

 

 

Hala içimde umut çiçekleri açıyor, yakarış bitmiyor

Kalbim mahzun bir şekilde ünsiyet bekliyor, nazarlar perdeleniyor, hüzün bitmiyor

Bir gönül sızısıdır, kim ne kadar biliyor, dil lal olup iç çektiriyor, burukluğu davet ediyor

Günler bir bir erirken, yılların kaybolmuşluğu sineme hicranı ekerken, nefes yetmiyor

 

 

Hangi lisanı konuşsam, yüreğinin çilesini durmadan aralasam

Derdi bin hüzün ile ummana akıtsam, silbaştan yeniden başlasam ve kalbinde aklansam

Akıttığın gözyaşlarının insicamında, vicdanımı durulasam ve bir el uzatıp manalaşsan

İşte o vakit, rahmetin ve inayetin mefkuresinde anlam bulup, ruhunla şad olsan

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.08.2010 12:33
#636

Aşk; ar olunca dil lal, kalp bizar olur!

 

 

 

Sanki küçük bir göletti şu uzaktan gördüğüm

Bir türlü içinden çıkamadığım ve naçar kaldığım hali bezdirendi bu kör düğüm

Şimdi kime ne söyleyim, hali fakirliğimi yakinen bilirim, hicran içindedir cefalı yüreğim

Çileyi rahmet telakki ederim, sabrın eşiğinden ne beklerim, çaresiz ki taaccüp ederim

 

 

Ah dinmeyen emellerim,ne kadar yordun sinemi bilirim

Şimdi niye hazan içindeyim, umudun gerekçesinde sefilim, niye aşksız, sevdasız viraneyim

Her harf ve hecede, nefesim nihayetine kadar ruhum hüzün içinde beklesede, ısrar edeceğim

Derdi gamımı kimseye söylemeyeceğim, fecrin ahında hasretle nefesleneceğim ve göçeceğim

 

 

Sanki dünya güzelleşiyor, kalbi lekeler aklaşıp vakarlaşıyor

Düşünmek ilimsiz, zikretmek ülfetsiz, maslahat manay-ı aşksız, uzlet maksut için harsız

Kimi dinlesem, bir kamış olan neyin hicranıyla bütünleşsem, takiyeyi hiç nefeslenmesem

Kalbimi yalnızca sahibiyle hem hal edip, dilin letafetinde barınıp,hali efkarımı derlesem

 

 

Aşkın hazzında, ilmin ihsanıyla, ah vicdanım hala ayaktaysa

Onca magdur ve mazlum ayaklar altında hunharca nefes nefese kalınca, haydi gelde utanma

Şimdi ne diyeceğim Rabbıma, nefsimin,“ne derlerin” sultasında hissiz kalple sabahlayınca

Birden alim ve arifler geliyor aklıma,tezekkür edilmedikten sonra, anmak kimin umurunda

 

 

Mezar, lisanı hal ile ve lal olan melaliyle neler anlatıyor

Kalp inşirahı anlamayınca, gönül kapıları mütemadiyen kapalı kalınca ve gözler akmayınca

Varlık namına ne varsa, gönüllü köle olmak ibretin rahlesinden nazar edilen bizarlık olunca

Hürriyeti ceyiz sandığına en muhkem bir şekilde sakla ve akıbetin ne olacağını umursama

 

 

Ömrümü kalan sayfalarından ne kadar günüm kaldıysa

Tıpkı yapraklar misali, hüzün içinde nefesi suhuletle mefkureye amade kılmak aşkı haksa

Ruhumu yetisinden, kalbimin hicrani dilinden, ibretin gönlüme ektiği aşk esini yakarışsa

Artık bin hüzün ile soluma, mukadderatın için hesapsızca korkma, rahmeti halinde yaşa

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.08.2010 16:52
#637

Şayet okumak muratsa, tahkike vasıl olmak hak!

 

 

 

Birgün olur uçar gider, nefes nihyete erer

Hak adına ne varsa, hakikat rahlesinde nefeslenmek aşkı maksatsa sakın korkma halini ser

Samimiyet insan olan şerefi aziz tutan haysiyeti kulluk sevdasında bulan için süruru değer

Bilirim ki solgunsun, met cezir misali vurgunsun, maksuda ram olmak için yalnızsan eğer

 

 

Meşveret ve muhabbet kimler için fener

İnsan bu yel gibi bazen serin eser, bazen sinelere karayel eker, şayet kalbi bir aşksan eğer

Ne eleme, ne lafı nafile yere serdedene, kıt aklıyla akıl verene, muhtaçlığını bilmeyene deme

Nar ardır, kal ne baldır ve ne de şan için vardır, manayı maksat vuslat için azimeti hardır

 

 

Babam garibandı, ne gecesi, ne gündüzü kardı

Anam yazmasıyla sabrı alayı yutkunan bir hasreti sevdaydı, çileyle edalaşan sultandı

Bir lokma için, evladı iyaline hasretmek belkide gönlünde en manalı ne meşkkatli bir seçim

Kim anlar, kalbin iki cihetine nasıl bakar, ruhun mahzunluğu ne efkarlı bir mezar, ah içim

 

 

Ah çileli anam, kabirdesin şimdi elaman

Ahuzarın, kalbi burukluğun,dinmeyen gözyaşların, ah çektikçe sızım depreşirdi ne yaman

Nazarların içime işlerdi, babam hali perişanlığımı anlar, o an arka çıkardı,nefesim daralırdı

Nereye baksam ve gözlerimi kaçırsam, hali melalini bir yumuşatsam der, öylece şaşırırdım

 

 

Babam sen yokken ve komşuda bulunurken

Bir ikindi vaktinde ve ezani muhammemediye bitince, salat için niyetleninde kıyamı kıbleye

Divana durmuştu, kendi halinde fevkalade coşkuluydu, ibreti alem içinde bir layıkı kuldu

Son rekattında, rukuya eğilmek nasip olmayınca, beklenmedik anda seccadeye yığılıp kaldı

 

 

Nihayet sen eve geliyorsun, aranıyorsun

Bir köşede, fevkalade hazin bir şekilde, nefesi mecalsiz halde o an babamı fark ediyorsun

Babamın hali perişanlığı anlayarak, alel acele komşuları çağırıyorsun, hıçkırarak ağlıyorsun

Bir zaman sonra ablam hadiseyi haber veriyor, işte o zaman hüzün kalbime sökün ediyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.08.2010 12:27
#638

Gönlümün yakarışları,umutların haykırışı!

 

 

 

Bilmezdim, nefesin müddetini, aşkın hicrani esinini

Ne aklım ererdi, ne muhakemem vicdanımla bedelleşerek, izanıma bir yol tarif ederdi

Bilgin elbette kifayetsizdi, cehtim amansız bir nefes misali heyacan dilerdi ve beklerdi

Ne zaman bir meclise girsem, dile gelen meseleleri hakkıyla şehretsem diye kalbim içlenirdi

 

 

O vakitler, kıtkanaat içinde geçinmeler reveçtaydı

Kayısı çekirdeği, karpuz çekirdeği ayıklanır, bin bir eziyetle ve güneşin zevale çıktığı vakitte

Bir lokma ekmek yiteceğim ümidiyle suskun çığlıkların dirliğinde bir burukluk vardı içimde

Yıllar kaybolup gitti, günler bu bedbin halime neleri ilga ederek, ruhuma esini sakince verdi

 

 

O yıllar bir ademi nefes dikkatimi çekmişti

Dükkanında satamadığı peynirleri, kurtlanınca çöpe atmamış ve bol tuz atarak karıştırmış

Güya divaneliğe özenince ve nefis terbiyesini böyle telakki edilince, o an midesine akıtmış

Şaşkın nazarları fark edince ve pişkin bir eda ile zayi olmasın istedim diyerek söylenmiş

 

 

Ne demeliydi, nasıl bir niyetle yadetmeliydi

Tarikatın ne olduğu, aklın ve izanın, kalbi ve ilmi tedrisatın uhdesinde bulunduğu aşikardı

Fikretmek, iştişare ile nefeslenmek, zikrin cehdinde kalbi inşiraha erişmek aslolan bir adımdı

Kolay ve basit olan, sığınmaların eşiğinde hoyratlığına doymayan, takiyeyi en iyi yapandı

 

 

Mecliste el bağlayıp, tevazuu gösteren adem

Fevkalade teslimiyet içinde görünen ve sukut etmeyi her halukarda paye edinen ve dinen

Ticarette, sosyal hayatta, karanlık sofhalarda, bilinmeyecek mekanlarda bin bir hal içinde

Öncelikle beşerlikten arileşip, insan olmayı başarmalı, adamlıkta kulluk edeple okunmalı

 

 

Aşkın sofrasında, hakikatin kollarında gül koklanmalı

Hevesin ve zevkin elbette ki bir haddi hududu bulunmalı,kimseyi rahatsız etmeden olmalı

Kul kalbinden habetsizse, bir yürek olarak telakki eden bir nefesse, ruhun yetisini bilmezse

O nispette talim ve terbiye, bir ölçü tutmayan nefsi haliyle sabrın merdanesine elan girmeli

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.08.2010 12:05
#639

Geldi geçti, aşk nefese erişti, esinleşti!

 

 

 

İliğime kadar işlemiş ne kadar yaşanmışlık varsa

Sinemin efkarlı sayfalarında duruyor, burukluk yaşatan ve lal olmuş elim bir sızıyla

Muhtaçtık, lakin asla ve kimseye el açmadık, gözlerine bakmadık

Bahçeden çıkan patatesleri haşlardık, haftalık pişen ekmeği sanki bir elmas misali saklardık

 

 

Gocunmazdık, başkalarının varlığına bel bağlamazdık

Kıtkanaat geçinirdik, bir zeytini dört lokmaya katık edip, olanla yetinip günleri devirirdik

Babam alı teri için, gece gündüz demez çalışırdı, bir lokma ekmek için varlığını unuturdu

Eve gelinde, gözleri fersiz bir şekilde, suya hasret kalmış bir biçimde seslenmeden uyurdu

 

 

Annem, onca eziyetini çektiği analığının esaretindeydi

Bizleri hiç konuşturmazdı, aman ha oğlum bela başımıza kalır derdi, çaresiz içini çekerdi

Çünki onların kullanmadığı ve kıymet bulmadığı bir odayı paylaşıyor ve öyle yaşıyorduk

O zamanlar yokluk hat safhada, gazacoğı ağaların sofalarında, tüpgaz rüyalardaydı

 

 

Birgün annemin içli içli ağladığını fark etmiştim

Boynumu büktüm ve anne ne oldu diyerek merakımı girdermesini acilen istemiştim

Annem mahzunluk içinde ve medet uman bir niyetle gözlerimin içine baktı, yüreğime aktı

Anlamıştım çaresizdi, yine bir laf duyacağım diye çok çekinirdi, büyük babam şefkatsizdi

 

 

Birgün çok susamış ve acıkmıştım, evimize vardım

İki ablam vardı, biri iki yaş, bir diğeri beş yaş büyüktü, lakin suskunlardı, kız olmak zordu

Ne hevesleri bir lüzümu ayardı, ne umutları sinelerinden kanatlanarak çıkan efkarlardı

Nereye baksalar, bir çare adına heveslenip ferahlasalar, analıktan azar ve ihtar ortaklarıydı

 

 

Henüz ilk okula yeni başlamıştım, bir kalem ve bir defterim vardı

Okuldan süt tozu dağıtırlardı, sahipsizlik mütemadiyen yanımdaydı, kim sahip çıkacaktı

Yaşamak umuduyla nefes almak hevessiz ve şevksiz bir şekilde hayatı anlamak halime azaptı

Şimdi onca yıldan geriye ne kaldı, ne annem ve dahi babam, onlardan arta kalan hicran ardı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.08.2010 14:28
#640

Yazık, çok yazık, hala bakıyor alık alık!

 

 

 

Yıllar silemede zihnimden ve yüreğimden

Elim bir hadiseydi yaşadıklarım ve kalbimin şahitkil yaptığı efkarlı geçen anılarım

Bir hiyerarşi adına, nizam etmek namına, onca kokuşmuşluk hali nazar iken dinmeyen acım

Nasıl dile gelse şehrin sakinleri bir bilse, idare edenler neredeyse derken içlendim bak aniden

 

 

İdarecilik yaptığım döneme ait yıllardı

Tevdi edilmiş bir görev vardı, hiç anlamadığım aşikarken, bahene sebepler halimce bilinirken

Altı aydır araştırma yapılmış ve benim adım öne çıkarak, görev yazısı imzalanmış erkenden

Acele başkanlık makamından bekleniyormuşuz bildirdiler şimdiden, hayırdırı nefeslenirken

 

 

Nihayet vardım ve hazirunun maksadını anladım

Hayli övgü ve teveccühlerden sonra, her ne kadar sana sormadan böyle yaptık dedi başkan

Genelsekreter ve diğer yöneticiler mütebessim bir şekilde nazar ediyorlardı, bir bir sıradan

Efendim anlamam dedim, çare olmadı bizarlığım o an, dediler ki liyakatın var adın gibi inan

 

 

Dokuz yıldır bu görevi bir ilahiyatçı arkadaş yürütüyordu

Uzaklardan ne bir sorun ve ne de bir şikayet görünüyordu,herşey muntazaman gidiyordu

Gelgit zaman olmuş, bazı nahoşluklar duyulmuş, yönetim ha varmış, ha yokmuş deniyordu

Nihayet bir operasyonla neşter vurulmuş, lakin hastalık umulandan çok daha fazlaymış

 

 

Peki, dedim ve acilen göreve başladım, şahit oldukça şaşırdım

Meğerse neler varmış, 110 hattı ücretsiz olduğundan, muhabbet ve lafazanlık adına harmış

Araçlar sanki milattan kalmış, tankerler durmadan su akıtıyorlarmış peki,kim farkındaymış

Hani dile gelen bir vizyon ve misyondan söz edilirdigüya iftihar edilecek hizmetler nerdeydi

 

 

Neden kendimizi aldatıyoruz, çözüm adına kandırıyoruz

Kimleri oyalıyoruz, niye takiyeyi her zaman bir sermaye gibi kullanıyoruz,hırsa kağılıyoruz

Makam ve nüfuz uğruna,nasıl şehri emin olunacaksa, manaviyat dursun bir kenarda mıyız

İçim yanıyor, gözlerim buğulanarak bakıyor, neden yıllara sari dertlerim hiç anlaşılmıyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.08.2010 19:15
#641

Gönül dil-i hal, sükut etmiş melaldir!

 

 

 

Belki hiç şahit olmadın

Karanlığın loş edasında nefeslenir ve sessizce adımlardım

Kaçardım, firar etmiş bir mashkum misali nazarlardan

Korkardım, yüreğimin yara almasından ve kararmasından

 

 

Oysa bir çift sözüm vardı

Zindanlarda geçirdiğim günlerin acısına ve vurgun yemiş bakir duygularımla

Zanlıydım, sadece nefsi müdafa eden bir soluktum, hiç anlaşılmadım

Zemherinin ortasında, yıkılmış duvarlar arasında, ayaz içimi sızlatınca bakardım uzaklara

 

 

Yıllara sari bekleyen umutlarım vardı

Henüz gençlik yıllarımdı, mefkurem için azimet en muteberli azıktı, sabır illaki yanımdaydı

Kanaat nereye kadardı, hangi umdeler ve ilkeler için yapılacaktı, akıldaneler ne kadar alıktı

Siyasiler, vesayet için nesilleri katledenler, olağanüstühalller, sıkıyönetimler elan salgındı

 

 

En masum kitaplarım dahi saklanırdı

Polis dinlemeden kelepçe takardı, onlar içinde dernekler ayrıştıran bir odaktı, kan akardı

Ne söyledimse dinlemediler, nezarethaneye attılar, ne yemek ve ne de su verdiler, attılar

Leş gibi kokan bir odada, nasıl aldırmadan duruyorlarsa, mahkum olmadık ya aldırmadılar

 

 

Ah hapisane yıllarım, içimi sızlatan acılarım

Bir suçum olsa hayıflanırım, hak ettim demek ki diye yüreğimi ayıklarım,kime anlatırım

En garibime giden, hakimi temaşa ederken, hiç sual etmeden el işaretiyle yol vermiş sanırım

Görevli Polisler evinize gideceğiz, yatak ve yorgan alacağız dediler, artık hiç aldırmadım

 

 

Hak ve hukun adına neler katlediliyor anlamıştım

İmtiyazlı nefesleri gördükçe, her naneyi işledikleri halde alenen perdelenen sahneleri andım

Şöyle bir içimi çekerek hayıflandım, ya sabır diyerek kalbimin sahibine umutdumu bağladım

Yeter artık, vesayet telakkiniz ve temayül maslahatınız dedim ve yüreğin sesini dinleyerek

Elbette ki “evet” diyeceğimi kimseden gizlemedim ve alenen niyetimi sizlere belli ettim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.08.2010 11:26
#642

O gül üstüne bülbül niye konmaz!

 

 

Derinlerden gelen ve sinemi meftun eden bir ses duyuyordum

Suskun çığlıklarımı, yutkunduğum umutlarımı bir bir onun tınısından kokluyordum

Adeta mest oluyordum, içimin yanıklığını bir nebze olsun, ince sesten anlıyordum

Gönlümün efkarını sessizce ufuklara bırakıp dalıyordum, gözyaşlarımı saklıyordum

 

 

Yüreğimin üşümelerini, gönlümden kopan çığlıkları ne yapmalıydım

Edebin rahlesinde, sabrın nefesi bizar bıraktıran çırpınışlarıyla, beklenen umudun nidasıyla

Yıllara sari hıçkırıklarımla artık daralmıştım, çarelere sarılmıştım, ne derlerse kanmıştım

Ruhumun hicranıyla başbaşa kalmıştım, sine-i sürurumdan kopan yaprakları anmıştım

 

 

Neydi yaşadığım burukluk, yıllardır yaşadığım suskunluk

Bir kalbim var, narıda, hakkıda, vuslatıda,inşirahıda anlayacak ve azimeti kuşanacak arla

Yüreğim ise bir uzuv cenahından, beynime kan pompalamaktan, tevdi edilen aşkı sanattan

İradem, aklın ve izanın ilimle hemhal olan sadrından, ruhumdan kopan bir idraki farktan

 

 

Lafsayı celali zikrederken ve kitabı celili tilafet ederken

İçim gidiyor, kalbim titriyor, gözlerim seyiriyor, gönlüm alıp başını ötelere doğru gidiyor

İhmal ewttiklrim, keşkesiz nedametlerim, iradeyi tercübesizliklerim ruhuma hucum ediyor

Nefsim nizam için direniyor, mütemadiyen maslahat üretiyor, vicdanım neler söylüyor

 

 

Kuş kanatlarını çırparak uzaklaştı, bilmem ki hevesinde ne vardı

Güle bakmak, edebi ruhumda bulmak, kalbin inşirahı için el açmak, gönül kapımı aralamak

Dur durak bilmeden tahkike sarılmak, aklın ve irfanın senasında sabahlamak ve ağlamak

Hiç nedanet duymadan, arifin dergahından uzaklaşmadan, vecdin ferahlığına kavuşmak

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.08.2010 15:21
#643

Sustum, yutkundum ve umutla duruldum!

 

 

 

Günler bir bir gelip geçiyordu,kimbilir neler söylüyordu

Öteleri dert edinen, nefesin müddetini bilen, idrakin açılan perdelerinde nefeslenenler için

Yıllar kaybolurken,anılar ruhumda manasını korurken, kalbim sahibine heran muhtaçken

Dil söylüyor, gözler bakıyor, izan halimi yoruyor, akıl ilimlislikten hüzün ile yakınıyor

 

 

Develili aşık Şeyrani aklıma geliyor, ah neler söylüyor

Mananın derinliğinde hicvin sezgisinde gizlenen edebiyle yamalı elbisesiyle haber veriyor

Talaslı Cemil emmi, heybesiyle kıtkanat geçinirken, arifliğini edebe verirken ah çektiriyor

Hacıbayram cami havlusundada, tevazuunun firakıyla donanmış Emin Acar hoca geliyor

 

 

Ahşap sedirlerde serili bir kilim, yerler taş zemindi

Güvercinler kanadını çırparken, pencerenin önünde anlamlı bakarken umutla bekliyordu

Henüz yaşarken, maveranın her hali bizzat halinde ayan iken, onu dinlemek ayrı bir dem

Meczubun kirli dişlerinde, sekizköşeli kasketiyle samimi bir şekilde sohbet edince halden

 

 

Akıl duruyor, muhakemede ne oluyor diyorum o an

Alim grameri bilir, yerli yerince bilgisini irşat ederek, meraklı nefeslere bir şekliyle verir

Lakin hakikatin vecdini, aşkın şehrini, firkatin hasretini, vuslatın vakıfiyetini arif bilir

Ne kadar tesbihat yaparsan yap velevki sabahlara kadar ibadat, taatta aşk yoksa fakat

 

 

Gönül dilim sustu, kalbim bir hal oldu karardı

Ruhum hicranın seline kapılarak, umudun senasında uzaklaştı sarardı, sevda dilde kaldı

Ramazanı şerifler, mahyalarda gizlenen güzellikler ve iftarda sergilenen şenlikler salındı

Sahurun vecdi, gözlerin uykuya olan meyli, zihnin o an ki kasveti muhabbet arıyla aşıldı

 

 

En sevgiliye ram olmak, umudu bu minval üzre kanatlandırmak

İbadet ve taati, kitabı celile olan hasreti, cemaate hasret kalan camilere yakın olmak

Ruhun ihtiyacını, gönlün aşka olan firkatini anlamak ve hakkıyla onu yudumlamak

Hırsı, hınçı,kini gazabı, lafazanlıktan bir nebze olsun uzaklaşmayı, sükutu anlamayı

Aşkındirliğinde anlamak ve bu manada Ramazanı şerifi yaşamak.Mübarek olsun efendim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.08.2010 12:23
#644

Ömrüm elbet birgün nihayet bulacaktır!

 

 

 

Yılların yorgunluğu bitap bırakmıştı

Oysa çekilen çileler ve meşaketler Rahmetin işaret taşlarıydı, aşkı hakikattı

Kalbim ne kadar anlamıştı, ruhum sessizliğin kadrinde fevkalade üzgün ve perişandı

Şimdi geriye ne kaldı, fersiz iki göz,dil edebe muhtaçken nasıl söyler bir çift söz evet,ardı

 

 

Lakin yıllara sari suskunluğum bırakmadı

İçim kan ağlarken, hali melalim kuytu köşelerde sessizce nefeslenirken,birden başladı

Ruhum için sanki bir terapi seansıydı, kalbim yazdıkça fevkalade rahatlayıp ayıklandı

Zihnimde ne varsa, derdi ummana dökmek bana kaldıysa, bahtım beklenen sadıksa hardı

 

 

Sahilin sessizliğini bir ahenk içinde okşayan dalgalar

Sanki ruhumun her halinde durmadan kalbi sayfalarıma birşeyler yazarlar ve anlatırlar

Gecenin matemi, günün zevale çıkmış haşyeti, hilalin mahzun çehresinde gizlediği hali...

Suskun yüreğime, serdedemediğim derdime bir çare olsun diye dinlerim, sabırla beklerim

 

 

Lisan aynı, duygular niye bu kadar farklı ve abartılı

Dile gelen sazsemaisi,üflenen neyin yanık busesi, tanburun alıp götüren hoş güftesi cabası

Ağaç gölgesine muhtaçtım, kör kuyuları andım, maziyi hüzünle yudumladım, gönül ağrısı

Kalktım, şöyle bir etrafıma bakındım, yanmıştım bir yudum su arandım lakin bulamadım

 

 

 

Sabrın ne olduğunu çaresiz düşünmeye başlamıştım

Bir direniş biçimimiydi, çaresizliğe kapı aralamayan seçimmiydi,hakikatin kendisimiydi

Peki, kanaat nasıl telakki edilmeliydi, azimetsiz ve meraksız biçimde nefeslenmeli miydi

Aklın ve irfanın, arifin şerhettiği aşkı sevdanın, vuslat için cehti kuşanmanın senasımıydı

 

 

Kuylu ve mübarek ay olan ramazanı şerife oruç ayı derler

Her nedense bizzat Kur'an ayı olduğunu dillendirmezler, sadece latif sesle tilafet ederler

Tezelden hatimler indirilir, yedi nesil zikredilir,iftarlar şenliklenir,camiler ziyaret edilir

Ne hakkıyla teravihin ne olduğu bilir ve ne de nefisler bu manada tezkiye edilir adettendir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.08.2010 13:39
#645

Garip bir yolcuydum!

 

 

 

Evet, çok acıkmıştım ve uykusuzdum

Güneş halime nüfus ettikçe, içim yavaş yavaş geçtikçe dalıyor ve sanki kayboluyordum

Oturduğum duvar üstüne çarsiz halde uzanıp kalmıştım, o an herşeyden uzaklaştımıştım

Birtakım sesler duyuyordum, lakin hiç anlamıyordum,aldırmıyordum,sanki bitap kaldım

 

 

Nihayet yorgun gözlerimi açmıştım

Tam düşmeye ramak kala Allahtan uyanmıştım ve o an bir sevinç ile etrafıma bakmıştım

Akasta ağacına çıktım, sabırla beyaz çiçeklerine ulaştım ve toplayarak yemeye başladım

Evimiz çok uzakta kalmıştı, yürümek içim takatim olmalıydı, dinginlik ruhumdan uzaktı

 

 

Bir yaşlı amca ve hafifçe aksayan teyze

Sanki bir yakınını bulmuş gibi yüzüme baktı,işte ozaman şaşkınlık arttı merakım başladı

Anladım ki halime acıyorlardı, şefkatle temaşa ediyor ve vah vah diyorlardı,anlamadım

Neydi meramları, sızlanmaya salan hıçkırıkları, manalı nazarları bilmeden utanmıştım

 

 

Yaşıtlarıma hayli imrenir ve düşünürdüm

Annelerinin yemeğe çağırmalarını, çok yakından alakadar olmalarına sessizce bakardım

Babalarının ellerinden tutarak bakkala götürmelerine,elüstünde tutan hamiyete akardım

Bir umut içinde yıllarca korkularımı ve hasretimi saklamıştım, o zaman çaresiz nefestim

 

 

Hiç uçurtmam olmamıştı,topacım var mıydı

Bayat ekmeğin üzerine sana yağını sürmek kardı, çay varlıklı hanelerin alışkanlıgıydı

Ne sızlanmamın zamanıydı ve ne de başkalarından medet ummanın edepsizliği bir yardı

Bulunanla iktifa etmek, şikayetlenmeden ömrü idame ettirmek elbette bir sabrı kanaattı

 

 

O bahsi geçen altmış üçlü yıllar karaydı

Siyasi çalkantılar, keşme keşlik içinde çığırtkanlık yapmalar, kargaşa çıkartmalar vardı

Muhabbetin şekli ve yıllara sari ihmal edilen hali pek vahim bir ıstıraptı, kimlerde kaldı

Şimdiki zaman ve yol alınan sosyolojik alan, bilincin pikleştiği an, bilmem ki ne zaman

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.08.2010 12:35
#646

El açtım, umut bağlayıp ağladım!

 

 

Bilmem ki ne söylesem...

İçimi döküp, sinemin hicranını serdetsem, lütuf kapısının ülfetine erişsem

Ne kadar terennüm ettiğim keder ve hüzün var ise, içselliğimde eritsem gülsem

Ruhumun yetisinde, kalbimin ikliminde, nefsimin tezkiyesinde bir yol kat edip göçsem

 

Belki bilmeden, nedenleri nefeslenmeden

İradeyi maslahatın ehemmiyetine müdrik olmadan, sıradan hali yoklamadan gittiysem

Tahkike erişmeden, sebebi hikmetini öğrenmeden, sefil bir canı alem iken ve nefsimden

Aklıma geldiği gibi ikame ederken, müddeti nefesi önemsemezken cahilliğin dilinden

 

Ne sevmeyi hakkıyla öğrendim

Ne gönül vermenim ulviyetinde bir yol keşfettim, ne derleri önemsedim, hiç bilmedim

Ruhumun dirliğinden habersiz, kalbimin akleden sezgisinden çok nasipsiz bir nefestim

Bazen camilere giderdim, garip garip nazar ederdim,ne kadar kendimleydim bilmedim

 

Muhtaç olmamak için diyordum

Ve fakat nasılsa bizzat kalbimin yegane sahibi olan Rabbime muhtaçluığımı unutuyordum

Görmüyordum, kitabı celilin manasına erişemiyordum ve bir sünnet diyor geçiyordum

Gülün naifliğine, lalenin hasrettiği sessizliğin içinde gizlediği muhabbeti duymuyordum

 

Ne yapıyordum ve nasıl yaşıyordum

Ümmeti muhabbetin içine düştüğü tefrikanın, cihandaki talanınsebebini anlayamıyordum

Hep kendimi suçluyordum, bahaneler sığınarak hakikatten kaçıyordum ama ne yapıyordum

Ömür sayfamı, nefesimden kalanı, ruhumda nükseden hicranı, kalbi nidalarımı, ancak sana anlatıyor ve lütfettiğin huzurla ferahlıyordum ve ne kadar muhtaç olduğumu anlıyordum

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.08.2010 13:25
#647

Sevmek, gönül vermeyi içselleştirmek!

 

 

Ayrık otlarını anıyorum

Sereserpe, rastgele, sırnaşık bir şekilde, her ne kadar istenmesede, işte böyle

Ne kadar yeşil olsa, kuytu yerleri arşınlıyorsa, şayet bir münbitliği bulunmuyorsa

Muhabbet zemininde manalaşmıyorsa, umutları nafile yere besleyip zail oluyorsa

 

Ne durdan, ne murattan anlıyorsa

Bir hevesle yola çıkıp, her topraktan fışkırıp, hırs ve hınçla hali işgal ediyorsa

Hiçbir nizam ve intizamı dikkate almadan,her kapıya izinsiz dalan yordamsızsa

Nefesin sahibini, şerefin malikini,izzetin timsalini görmezden gelip haykırıyorsa

 

Toprağı çapalamak geliyor aklıma

Yıılara sari emekler bu manada halsiz kalınca,ihlal ve işgaller hukuk tanımayınca

Yeşeren filizler ve fideler çaresiz kalınca, yaban olmak,edebi hiç anlamamak varya

Mahzun ve madur nefesler, aşk ve sevdayı lehçesinden arileştiren diller etrafımda

 

Sevmek, öğrendiğin ve bildiğin kadardır

Hasretmek bu minval üzre iradeyi feragat ettiren zamandır,ar olmayınca hardır

Aşk, hak ve hakikatin,öteye olan hasretin ve bir kul olma melekesinin şanıdır

Elbette heves ve niyet, azimete muhtaç olan gayret, ülfete sahip olmak için kardır

 

Hasretin sineyi kavuran halinde

Muhabbetin, tefekkür neznindeki dirliğinde ne vardır, vuslat bu manada aşktır

Nefsim nizam edilmedikçe, kalbim ayrık otlarının işgalinden temizlenmeyince

Dil söylese, gönül yad ederek serinlese, hilkatim meylederek nida etse gelmeyecek

 

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
12.08.2010 16:48
#648

manevi kardeşim yüreğine sağlık.(O gül üstüne bülbül niye konmaz)şiirini çok beğendim.teşekkür ederim.sizin ve değerli ailenizin ramazan-ı şerifiniz hayırlara vesile olsun.eşinize selamlar değeri kardeşim.

MU
13.08.2010 11:49
#649

Gönül susunca aşk ruhumun abadında!

 

 

 

Kelam kar etmiyor...

Dilim ne söylese

Gözler durmadan dökse

İçim titreyerek bağrımı delse yetmiyor

 

 

Bir figan var sinemin derinliğinde

Yıllardır o anı bekleyen

Güne hasret çeken, hicran ile yüzleşen

Hüzünle bedelleşen, elemle halleşen nefes kesmiyor

 

 

Çaresiz ya sabır dedim

Kalbimin sahibini hakkıyla ne vakit bildim

Müddeti nefesi bir bir besteledim

Kendimden geçtim,iradeyi kefeninefeslendim

 

 

Aşk dediler, esrarını bildirmediler

Meşki terennüm ettiler, tefrikayı hiç görmediler

Talan edilen ne varsa, görmezden gelip geçtiler

Ehvenişer dediler, azimeti hakkıyla bilmediler

 

 

Çocuk niye ağlar

Annenin feryadını dünyevileşen kalpler nasıl duyar

Satılmış ruhlar aşk adına pazarlık niye yapar

Hakikat sinemde bir mahzunluk yaşar, gözlerim sessizce akar

 

 

Aşk; vecdi gönül için ikramı iksirdir

Bu güzelliğe ram olan, ne derdi bilir, ne yeis içindedir

Hak adına ne varsa illaki bir gönül dilidir, şereftir, latiftir,ülfettir

Kalp sahibiyle suhulet içinde abittir,lahzayı dildir, anberişahanedir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.08.2010 12:19
#650
manevi kardeşim yüreğine sağlık.(O gül üstüne bülbül niye konmaz)şiirini çok beğendim.teşekkür ederim.sizin ve değerli ailenizin ramazan-ı şerifiniz hayırlara vesile olsun.eşinize selamlar değeri kardeşim.

 

 

 

Eyvallah efendim.Müteşekkirim...

En kalbi mukabelemle ve kalbi sürur dileklerimle hayırlara vesile oldun...

Kalbimiz ve ruhumuz inşiraha gark olsun inşaallah...Sevgi ve muhabbetle efendim, niyazı selam eğlerim...

MU
14.08.2010 12:39
#651

Nar-ı aşkın firkatine mechul nefesimle!

 

 

 

Anlamadın, sanki bir yargıçtın o an yargıladın

Ne müşkil bir iş olduğunu değil mi umursamadın

Ne hali bizarlığımı, ne ruhumun hicranını sormadın

Kırdın,hiç aldırmadın,bilemedim hala niye yaptın

 

 

Narı anlamadan, feda olmayı nefeslenmeden olmaz

Sevda bir kelebek misalidir, hırs ve hınça asla konmaz

Kalbin senasında ülfet yoksa, hicran aşk-ı korsa solmaz

Nefesin lehçesinde, sinenin dirliğinde hak yoksa aşk olmaz

 

 

Emel ve heves,vicdanın rahlesinden geçmelidir unutma

Ne kadar umudun var ise, aşk yoksa susuzdur aldanma

Kan ardır, nar aşktır, nefes müddetiyle ruha tavdır yorulma

Keşkelerin, yeis içinde solmuş nefesin hicranını gale alma

 

 

İsabet eden ne varsa, içinde ki niyetin mahsuludur unutma

Ne kadar ecrin kalbin bakir nidasından ayan olursa korkma

Aşk,ruhun sevdasıdır, kalbin en latif sedasıdır yaban durma

Uyurken düşlerin izinde ne vardı, ona inanıpta bir yol alma

 

 

Nasıl ki her doğum bir neşeyi sadıktır hakkıyla anla unutma

Ölüm niye aşkı sanattır, uzleti sevdadır, hayatın mecrasındadır

Kaza, bela iç içe olan bir imtihandır, korkup haktan uzaklaşma

Kul olduğunu, şerefin ne olduğunu anla ve ruhunla yaşa hesaptır

 

 

Akıl niye vardır, muhakeme hangi vadide vuslattır durma sorgula

Aşka bigane kalan, sevdayı heves olarak anlayan cahildir unutma

Hak, insanın kalbinde, hakikat ilmin ve bilincin şehrindedir anla

Heva ve heves illaki olacaktır ama, nefsin tezkiyesi şarttır aldanma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.08.2010 13:36
#652

Can çıkmayınca huy çıkmaz (mış)!

 

 

 

Hani neydi desturumuz ve rumuzumuz unuttuk mu yoksa

İnsan hangi fıtrat üzre yaratılmıştır, nefs olduktan sonra

Hak ve hakikat gale alınmayacak olsa, hesap var sonunda

Fazilet ve erdem hangi diyarın ihatasında kalıyor sorgula

 

 

İzzet ve şeref, ecrin, vecdin,ihsanın ve takvanındır unutma

Nefes almak, yaşamak, hayatın kendisi sanılınca aldanma

Ölüm, ömrün banisi kalbin ve hasseten ruhun adresidir anla

Bir an bile olsa, nefsin sarhoşluğu söz konusu olunca kanma

 

 

Bir kadeh mey sarhoş etmez, bir içimlik esrar kesmez deme

Biraz avarelik varsa, içinde saklanan zan her ne olursa yeme

Akıl sırdır,yalnız insan için vardır ve hikmeti kulluktur geçme

Kalbine yabancıysan, sevgiyi arıyorsan, aşkını kimseye verme

 

 

Dil söyler, lakin kalp tastik etmiyorsa unutma ki nifak eker

Her kim ne yapıyorsa, sadece kendi ektiğini biçer, iktifa eder

Bu manada dile gelen keder, çile bir sır değil, hali aşikar eğler

Her nefis kendi eştiği çukurun derinliğini nefesin anına böler

 

 

Aşk, hilmin ve zikrin dile gelen senasından bir payeyi anberdir

Bu hakikatin vecdine aşina olmayan bir nefes aklı kadar bilir

Akıl aşka yaban, kalp umut ve şevkten noksandır diye söz edilir

Gerekçeleri ne kadar bilinir, nasip her eşikte niyazı gayret iledir

 

 

Ruh, nefesin öznesidir, ruhsuz olan herşey aşksız ve şeklidir

Ana sütü ne kadar ak ve temizdir, şefkati ise nasıl tarif edilir

Mert cihanı alem için şereftir, ihsan nisanın kalbinde ülfettir

Her eşikte nefes vesilelerin sahnesinde esirdir, niyetiyle edeptir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.08.2010 12:30
#653

Unut demek, ruhun sesinden tebarüz edeni görmemektir!

 

 

 

Kimilerine göre belki de çok kolay

Oysa sinemin derinliğinde vucut bulmuştu bu olay

Unutmak soruryorum işte bu kadar mı kolay

Henüz aşina olmadığım bir raddede beklenmeyen bu hüzünlü olay

 

 

Bilmem ki nasibi iksir hangi merhalede

Ve hangi kalbin kimin beklentisinin bekliyor eşiğinde

Günler bir bir geçtikçe esrarını koruyor ne hikmetse işte

Yıllar varki sessiz nefesinbuğulu busesinde ve bakir hislerimle

 

 

Hiç sorma, gözlerime nazar ederek yorma

Yüreğim hicranın kollarında umudu bu uğurda soldurmuş olsa da

Yine de sen aldırma, zira unut demek çok kolay geliyor sana baksana

Vurgun yemiş her yanım nasıl olsa, var git dilediğin neyse onun kollarına

 

 

Bilemezdim, hesap edemezdim ki böyle olacağını

İçinden çıkamayacağım bir hal ve sinemi dağlayan acıyı koklayacağımı

Geçmeyen an ve zamanın ruhumu bu kadar bedbin bırakacağını

Kanadı kırılan kuşun hicranını, yerde sürünen yağrağın çığlığını duyacağımı

 

 

Sanki kör kuyunun mecrasında soluksuz kaldım

Ruhumun derinliğinde suskun kalan ne varsa, dağların efkarına bıraktım

Ummanın derinliğine ve sessizliğine her geçen gün bitap kalbimi adadım

Neyi hakkıyla anlayamadım, bilmem ki nerede bir yanlış yaptım

 

 

Aşk; şayet bir heves telakkisiyle zikredilir ve terennüm edilirse

Hakikatin senası ruhun ikliminde filizlenmeyip nefsin yüreğinde payaleştirirse

Dile gelen, tefekkürden arileşerek hissiyatı gaye edinen irade, zafiyetin elindeyse

Umut etmek billahi nafile, ruhun özne olmadığı her merhalede nefsin seninle

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.08.2010 13:28
#654

Ey gönlümün sultanı, ruhumun aşkı cenahı!

 

 

Ne vakit daralsam, içim sızlarken yalnızca sana yalvarsam

Acziyetimin mahçubiyetiyle ruhumun hicran damlalarını bir bir akıtsam

Kalbi burukluğumla kapında hanif bir kul olmayı başaramadığımı haykırsam

Çarelere sığınıp, rahmetin için bel bağlasam, kalbi lekelerimden bir bir arınsam

 

 

Niye yarattığını biliyorum,nefsim için uğraşıyorum

İnsan olmanın, mükellefiyeti solumanın, akıl, irfanla yol almanın sancısındayım

Besmele çekip ağzıma aldığım her lokmanın, ona hasret çeken canların ahındayım

Ne kadar muradım varsa,kul olabilmek nasibi mukadderse şükrün edasındayım

 

 

Seni anlamak, hakkıyla emirlerine sadık kalarak yaşamak

Tevdi ettiğin ne varsa ruhumun mecrasından okuyarak aşkı vuslatı yudumlamak

Kalbimin inşirahı için el açmak, ariflerin meşkinde sevdalaşmak öyle adımlamak

Tattığım her letafette, ruhumun hüzün ve hicran perdelerinden yakarıp ağlamak

 

 

Şaşkınlık yaşadığım, anlamına vasıl olamasdığım

Kalbimin dirliğinde çoğu zaman susuz kaldığım, boynumu bükerek yalvardığım

Ey yabbim,ehlimi bana ve benide ehlime mübarek eyle, nasip ettiğin Çocuklarımıza, efendimizin ahkalını öğrete bilmeyi nasip eğle derken sinemden

 

 

Bilerek ve fakat acziyete düşerek işlediğimiz günahlarımızla bizleri yargıla

Rahmetin ve mağfiretinle ruhumuza bizarlık ve bir bedbinlik yaşatma

Umudumuzu, niyazı ceht davamızı, vuslatı işaret eden yolları bizden uzak kılma

Mezarın mahzunluğunda ne kadar ibreti hakikat varsa, acziyetim çıkıyor karşıma

 

 

Hane-i saadetim, ceddi evebeynim, evladuiyalime gelince ne söylerim

Neyi lütfetmişsen hamdü sena eğlerim, bahtım için sadakatimi teslim ederim

Neslimin ve ümmeti muhammedin umutları için en kalbi duygularımla amin derim

Acziyetimin mahçubiyetiyle yalnızca senden yardım ister ve hamdü sena ederim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.08.2010 12:19
#655

Uzaklaşır yüreğimden bilmem ki ne olur!

 

 

 

Gönül bilmem ki ne arar

Samimi birşekilde sadakate umutla bakar

Heveslere ne kadar kar yağsada, zemheri kuşatıp yüreğini dağlasa ne çıkar

Umut niye var, sabır kalbin dirliğinde şayet nasipse en ülfetli bir bahar

 

 

Ey gönlümü sükut ettiren yar

Ruhumun pervazlarında sancı niye ar,durmadan yakar, söyle içim niye sızlar

Karşımda duruyor yüce dağlar, esrarın lahzasında ruhum aşkınla yürek dağlar

Gözlerim sessizce akar, bu nar hali fakirliğime ibretiyle süruru nazar

 

 

Dertli çobanı düşünüytorum

Bomboş hanların mazisinde yol alıyorum, yüreği yanıkları hüzünle buluyorum

Her sütunda silinmeyen melalleri okuyorum, ah niyebir hoş oluyorum

Kalan nefesimle, takatsiz dizlerimle, fersiz gözlerimle hala bir yol alıyorum

 

 

Şadırvanın mahzun çehresini okuyorum

El açmış, derin kuyuların sükutuna bel bağlamış nisaları görüyorum

Çocuklar aç susuz, ayakları papuçsuz, gözlerini şaşkın bir eda ile süzüyorum

Sinelerinde bazen masumluğu, bazen arsızlığı ve bazende yalnızlığı buluyorum

 

 

Ki o kadın,nihayetinde muhtaçtır sanırım

Camilerin önünde, cemaatın bıtkın gözlerinde, bir sessizlik hüküm sürünce sorarım

Sosyallik adına, devletin hak ve özgürlük bağlamında ne ararım, sessizce bakarım

O nisa kimliğinin dramını vicdanlara sorarım, sekülerliği şimdi ne yaparım

 

 

O masum çocuğun umutlarını sorarım

Çaresizliğin her dramını nasıl anlarım, evladü iyalimin yüzüne nasıl bakarım

Şayet varsa bir aymazlık, neslin edebinde var olan noksanlık kime sorarım

Milletsek eğer, hangi ulvi bir değer, bananeyi içine sindirirmiş meğer korkarım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.08.2010 13:20
#656

Nefes ülfetin, aşk kalbin cehdinde ki esindir!

 

 

 

Ne söylesem, gönül dilinden mi nefeslensem, dert edinsem

Ruhumun sessiz nidasında ikamet ederek, vicdanımla aşkın hülasasına erişsem

Teslimiyetin, iradeyi tercihin, aklı selimliğin mukabelesinde kalbimi dinlesem

Nefsimden tebarüz eden egomu tezkiye etsem, esaretin sınıflarını bir bir derlesem

 

 

Mükellef olmanın,hesabi bulunmanın şehrini

Sinemde yıllara sari biriken hicranın bendini,ihsanın tanzimine aşkla bıraksam

Ne kadar derdim varsa, elem ruhumu ihata eden çığlıksa, ummana akıtsam

Kimseyi hakkıyla anlamadan hiç yargılamasam, sadece kedi fakirliğime ağlasam

 

 

İçimi sızlatan, yüreğimi burkan esrarın zerkini

Şaşkınlık yaşatan her illetin vucut bulan hikmeti sebebini, kitabı kerimde bulsam

Sosyolojik sebepleri, neslimin geçmişini,efendimin tevdi ettiği herşeyi anlasam

Bir an olsun hayıflanmadan, ne derlere sığınmadan nefes almaya aşkla kavuşsam

 

 

Ruhumda anlam bulan ahitlerimi

Kalbimin hüzün sesiyle nefeslenip, iradeyi maslahatı hakikat saysam yaşasam

Arifin vecdinde, salihin secdesinde, alimin aklı selimliğinde maraz aramasam

Nefsimin esaretinden açlıkla kurtulup, azimle işaret taşlarıyla bir bir buluşsam

 

 

Ölüm denen hakikatin aşk lisanında

Sevda yaşatan baharında, iradeden vazgeçiren ahında umutla ve azimle buluşsam

Gönül kapımın yıllara sari inadını kırıp, hazzı takvaya sürurla ve aşkla ulaşsam

Kalbimin inşiraha muhtaçlığının asliyetine vasıl olup ve ruhumla manalaşsam

 

 

Bir esin ki, iksirin şehrinde manalaşan nesil

Ömre bedel, nefes ki şerefiyle eş değer, asla bulunmaz sinesinde bir dirhem keder

Gönül şad olmuş, aşk ruhunda vuslat için vucut bulmuş, can kurtulmuş meğer

Değme gönül telime,kederlendim işte bugün bak yine kendi fakirliğim nezninde

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.08.2010 12:01
#657

Derdime vakıf değil canan, anmadan nefes alan!

 

 

 

Ne bekliyordum, hangi gerekçeyle umut besliyordum

Günleri bir bir hasretin yumağına havale ediyordum,niye bir çile çekiyordum

Umudun nedenini, emelin sancı zerkeden dilini görmezden mi geliyordum

Nefesin azizliğini, hakikatin nasip terakkisini ne kadar biliyordum

 

 

Duygular...Ah gönülde çağlayan ağıtlar

Bir bakışın, içine zerk edilen hevesin beklentisi olan kıpırdanışlarda neler var

İçimi sızlatan, bazen yüreğin yanıklığını artıran, hicranı sineme koyan bir ar

Yakarışlar niye var, sıhhati ve vucubu bilinmeyen hukuk söyle kime bir yarar

 

 

Ne görüyorsak, bizde olmasını diliyorsak

Nedensiz yaşamanın betbahlığında bir yol alarak, ruhun sesini hiç anlamıyorsak

Mefkure sahibi olmadan, mükellefiyetin farkındalığını kalbe koymadan akıyosak

Nefesin müddetini, hesabın en yakın halini şayet idrakimizde duymuyorsak

 

 

Nefsin aymazlığından azat olarak aşkı anlamıyorsak

Zevkin her raddesinde, keyfin meftun burakan hallerinde hikmeti aramıyorsak

Ötenin tevdi edilen ve kitabı kerimde sözü edilen senasını hiç işitmiyorsak

Henüz insan olmayı, kul olmak için kalbimizi anlamayı yakinen önemsemiyorsak

 

 

Annenin ak sütünün sebebi hikayesini

Şefkatinden tebarüz eden esin hamiyetini, dile gelen ninninin aşkı hakikatini

Nesillere ilga edemeden, dünyevileşmenin derdiyle payelenmeden akıl melekesini

Ha vitrinlerden nazar eden manken, ha ruhsuzlaşan nefesle abat olan ten halini

 

 

Ölmeden nefsin dile gelen edebi senfonisini

Ruhun lahzasından serdedilen latif busesini halin dirliğinde aşkla yaşamalıyız

Kimseyi kırmadan, hoyratlık yapmadan, aklı selim bir yoldan sevda yaşamalıyız

O an hak ve hakikatin vecdini ihsanın, inşirahın rahlesinde idrakimize koymalız

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.08.2010 12:48
#658

Adsız ve mekansız olmak, aşkın süruruna kanmak!

 

 

 

Ne sebebim ve hatta ne de nesebim

Nefesi bahşeden, vakti bir ömür için kefenleştiren, bade-i aşkı ruhuma ilga eden

Serden ve servetten, nefsime avdet eden her türlü illetten arileştirip akıl veren

İradem için sıratı önüme sererek, tercihim adına hakikati bir bir aşkla önüme seren

 

 

Ezelden ebede kadar derken

Sıratımüstakim için rehberin ve hüccetin kim olduğunu asırlardır söylerken

Dile gelen, insan için serdedilen, eşrefi mahlukat diye taltif edilen bir beşer iken

Rahmetin feyzinden, Rahimin berekerinden, akıl diye söz edilen uzvi kalpten

 

 

En münbit bir biçimde tanzim edilen beynimden

Hissiyatımın ruhum için dem vuran hak ve hakiketin hasredilen asudeliğinden

Dil ile kelimelerin derdi gamımı vakfeden kederinden, şevki edebinden derken

La mekan olmak için hevesten, asabiyeti terk etmek için şerrin o nezaketinden

 

 

Kandırmak için bahenelerin fakirliğinden

Vicdanımın masum ve mahsun halinden, derdi bahşeden Yari kalpte bulurken

Elemin abhtım için bir rahmet olduğumu beyan ederken, çileli bahtım kimden

Sabrın ve sadakatin eminliğinden hiç şüphe etmezken, kanatin yegane banisinden

 

 

Sinemin yıllara sari suskunluğu elbette ki edebi cihetten

Lafazanlık bu sefil halime iltica eden ve kendi kendime içlenip söylenirken

Göçüp gitmeden, kalbim için tevdi edilenin şehrini bir bir sizlere aşikar eğlerken

Hali fakirliğime verin, acziyetimle bütünleştirin, aşktan ne anlar deyin ve geçin

 

 

Billahi dertlenmem, kalan nefesimi tahsiz etmem

Garip köşemde,kapısı açılmayan gönlümle, inşiraha hasret kalbimle seslenmem

Kimseye buğuz etmem, ne söylerlerse bir karşılık dahi vermem, boynumu bükerim

Ömür defterimi, dile gelmeyen melalimi içime hapseder göçer giderim efendim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.08.2010 12:04
#659

Ümidim var, günahlar yüzümü kızartsada!

 

 

 

Gölgeler...Kimbilir hali ahvalim için neler söylerler

Ruhumun hicran sahnesinde mahzunlaşan nefesler, esrarı hikmetinde ki haller

Derdi gamımda, suskunluğun kalbime bahşettiği senasında bekleyen o hakikatler

Dertlenemem,kimseye bir şey söyleyemem, sebebi hikmetini bilelem ki sır lahzalar

 

 

Ta ezelden dem vuran, ruhumu bizar bırakan aşklar

İmrendiğim ve fakat burukluğunu terennüm ettiğim nidalardır cehti takvalar

Çınarın dilinde, sükutun fecrinde, nasibin rahlesinde bekleyen masum umutlar

Ah... nisyanım, tövbe adına malahat yaptığım feryatlar,kalbimi lekeleyen ağıtlar

 

 

El açtım, ruhumu ne kadar anladım, kalbimi akladım

Kuruyan gözyaşlarımın hasretiyle sabahladım, mahcubiyetimle saklandım

Müddeti nefesin, güneşin hasrettiği gölgemin, umudu ihsan için yakarışlarım

İradeyi acziyetim, kıt aklımla serdettiğim bahanelerim, kalbime nasıl aşk dilerim

 

 

Sessiz ve sakin bir mekanın hali ahvalinde neler var

Kuşun kanatlandığı, umut için arandığı, yaprağın çarersiz dalı bıraktığı aşikar

Sinemin hazan sayfalarında bekliyor yıllara sari solgun umutlar,ümidim var yar

Niye fersiz gözlerimle, kalan takatsiz nefesimle ruhuma suskunluk yağar ey ar

 

 

Kabrin lahzasında, toprağın münbit aşkında edep var

Ah... İnşirah hasretini çekerim kalbim için,gönlümün mahzunluğu ruhuma bakar

Kuytu köşelerde, dilsiz lehçelerde, görmeyen gözlerde niye kalp ayandır yar

Bilmek, tahkike erişmek, aklı irade için bedelleştirmek ki nefsin için ne yazar

 

 

Ne kaldı şurda, ruhum bekliyor umudun kanatlarında

Kalbimin titreten haşyetin cenahında, umudum yalnızca senin şanınadır amma

Ne kadar tevbe etsem ve zafiyetlerimi terek edip irademle kavilleşsem bir anda

Durulsam, dirliğe şöyle sağ salim muhabbetle ulaşsam ve ruhumu o an bıraksam

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.08.2010 13:03
#660

Dil sükut eder, aşk gönlüme hicran eker!

 

 

 

Anlasam...

Ne aklın şerhinde namaya kansam, ne gönlümü yehsam ile oyasalam

Ruhumu esaretin prangasından kurtarsam, kalbimi yalnız aşkın banisine adasam

Ağlasam, hıçkırıklarımı ummana bırakıp, vuslatın toprağında hakikati solusam

 

 

Nasıl bir dert ki...

Akıl ve izanı ihata eden, hissiyatın tutsaklığında iradeden vazgeçiren bir illet

Mevtun olduğum, ruhumun dirliğinde manasına vakıf olamadığım vakit seyret

Ne ötenin özlemi, ne ecrin ihsanında ki ülfeti kesbetmiyor, nefs ihata ediyor evet

 

 

Gün gelir anlarsın belki meramı ahımı

Serdettiğim uhtemden hasıl olan senamı, keşkelere bulaşmayan feryadı figanımı

Nefs doymak bilir mi, haram ne kadar cazip bir illet değil mi,aşk hevesi mana mı

Nefesin izzetinde, canın en muhkem kavlinde o hakikat sevdası hiç bulunmaz mı

 

 

Cam emniyeti nedir...hiç bilir misin

Peki, nesil emniyetinden bu ahval üzre isen nasıl söz edeceksin,tahkike ne dersin

Din emniyeti sosyal devletin mesuliyetinde mi, bireyin akaidi dile gelen heves mi

Akıl ve izan, idrak ve irfan, kalp ve aşka bigane kalan, nefesi beyhude harcayan mı

 

 

Henüz bir sabiidin, bak ne hale geldin

An ve zamanı, göçüp gidenden geriye kalanı,rastgeleliğe boyun büküp aldananı

Ruhun esrarını koruyan hicran damlalarını,sine-i sürurundan kopan yaprakları

Ne vakit hakkıyla anlayacaksın, bu manada bir tedbir alacaksın ve ayılacaksın

 

 

Kitabı kerimin hakikatine kanacaksın

Ümmeti olamaktam şeref duyduğumuz efendimizi, birgün merak edip soracaksın

Ondan sadır olan ne varsa bir gül misali koklayayıp, gecenin feyzini tadacaksın

Kaçmadan ve bir korku yaşamadan, aşkın dilini anlayacak ve sevda yaşayacaksın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.08.2010 16:07
#661

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil!

 

 

 

Ne yapsam, hiç şaşırmadan kalbimin sesini anlasam

Ne kadar mahzunluğum varsa, içime atsam, Rabbime aşkla ellerimi açsam

Kimseye aldanmadan, nefsimin hoyratlığına kanmadan sevdanın meşkini anlasam

İçimin yaıklığını, sinemin bizarlığını, hakikatın rahlesinde arındırsam

 

 

Ey Rabbim...

Sen bilirsin, sen her hareket ve kuvvetin yegane sahibisin, bizzat melikimsin

Acziyetimin, zafiyetler içinde tükettiğim her bir nefesin hesabına kefilsin

Ne yaptımsa, sığınmalar yumağında mizanı bekliyor, andıkça yüreğim titriyor

Nereye baksam, hangi nazarı okusam, bir garipliğin lahzasında içim gidiyor

 

 

Niye böyleyim...

Akan zamanda ve bir avuntu içinde, telakkiler nefsimi okşadıça elan bencileyim

Ezan okunuyor, camiler hazin içinde bakıyor, ruhum bizar olup hazan yaşıyor

İmanın mı mukallit, ihsanım mızan içinde hezeyan, kalbim yine içler acısı ağlıyor

 

 

Ne vakit bir mevta görsem...

Bizzat yüzsüslüğümün perdelerini çekerek, ruhumun sedasını dinlesem inliyor

Feryatlar niye duyulmuyor, beşer olmak bu kadar sefillik mi yüreğime işliyor

İnsan olmak yetmiyor, muhakeme etmek, idrakin lehçesinde aşkı koklamak istiyor

 

 

Gülen sabinin yüreğinde masumluk ne ise...

Dönen zaman içinde imanın telakkilerin lahzasında bir dirhem keder nefesse

Hakikatin şehrine amade olan gönlüm niye böyle meşakkat içinde, elemiyle söyle

Kalmadı hevesim, nefsimin aymazlığına tek çare biliyorum iksiri aşkın nasip eyle

 

 

Dil kuruyor, gönül ağlıyor, gözler hüzün boşaltıyor...

Hicranın her sahnesi bir bir sinemin tuvalinde açılıyor, durmuyor hıçkırık başlıyor

Nefesim kesik kesik, sessizliğin kadrinde kalan ruhumun lisanını mahzun bakıyor

Kalbim seni anıyor,rahmetine sığınıp umutlarım kanatlanıyor ve için sızlıyor

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.08.2010 17:23
#662

Bir an gelir, kalbin inşirahında aşka erişilir!

 

 

 

Ne hayaller geldi geçti kimbilir...

Nefes nefese, heyecanın an sahnelerinde, dil sirçü lisan içinde ömürden geçilir

Umut; bir başak misali ruhun senasından nefesin sahibine ancak muhabetle erişir

Nice sevdalar, çile çektiren ufuklar, hasret kokan yanıklar elem için biçilir

 

 

Bir bakış, bazen kaçış, gizli gizli yakarış...

Dile gelmeyen, sinede demlenen, muhtaçlığın her safhasında gönülde hıçkırıklar

Asrın aşkları, tabut içinde bizar kalışları, emel için durmadan haykırışları arayış

Kaçış...Bazen av ve bazende avcı olmak için aidiyetten uzaklaşıp nefisle yatış

 

 

Ki en mühim kötülük bizzat içindedir...

Ne derler vehmetmen, zan ile nefeslenemen, tekebbür için imandan geçmen iradidir

Akıl bilgisizse, gönül yarsizse, dil edepsizse, nefs şerle içiçedir, bizzat kendidir

Ne aşkı hakkıyla bilir, ne maşuk için sabrı göze alır, hoyratlık bir başkadır

 

 

Alemi zanaatte vasıfsızlık bir illettir...

Azimet kul için en mühim kefendir, tefekkür akıl için elzemdir, keyfiyet serkeşliktir

An dile gelen sahnenin, nasibi gerekçenin, umudu meşalenin aşka amade sesidir

Zaman, müddeti içinde manalaşan ummandır, hakikatin harı kardır, ihsan aşktır

 

 

Derdin ne olduğu hakkıyla bilinmezse...

Her heva ve heves dert edinilirse, kerem sahibi hiç bilinmezse insan değil beşerdir

Sabi neye muhtaçtır, şefkat ve hamiyet annenin kalbine bahşedilmiş bir sanattır

Düşünmek... lakin bilgiye haiz olmadan nefeslenmek ne kadar devayı tercihtir

 

 

Niye akıl mükellefiyet için iptidai iştir

Sosyolojik tekamüller, idrak için serdedilen sahnelerden kalan ibreti sezişler ilktir

Sormak dahi bilgiyle müştereklik içinde olan aklı selimlikte arz edilen nümayiştir

Aşka erişmek, sevdayı kalbi manada nefeslenmek hakikatin vecdinde yakarıştır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.08.2010 12:01
#663

Eğer siz varsanız, duyuyorsanız durmayın!

 

 

 

Kayıp bir şehrin derinliğinde başıboş adımlarım dirliksiz, şevksiz,mesnetsiz

Nereye gidiyorum, neyi istiyorum, sanki bir uçurumun kenarındayım ve yalnızım

Neydi aradığım, bin hüzünle sorguladığım, solgunlaşan umutlarım ah nerdeyim

Bir iz, bir ışık görünmez mi oldu şafaklarda, kararan kalbimin ıssız cenahında

 

 

Korkuyorum...Sessiz çığlığımın duyulmayan senasında niye bizarım, varmıyım

Kaybolmuş yıllarda, hicranın yanık duvarlarında, sükut ettiğim ne varsa sızıyım

Yolun yolcusuyum, nedir bu amacsız sarhoşluğum, ah ruhum için umutlu muyum

Yüreğimi dağlayan, kurak ovaları gönlümde yaşatan, nefesi hoyratça boğanmıyım

 

 

Bir ses, bir nefes, şevkin ve muhabbetin talan edilmişliği yüzüme şamar gibi iniyor

Arıyorum sadakati, hasretini çektiğim aidiyeti, vevefayı ülfeti kalbim sual ediyor

Nereye gitsem kaçmak istercesine nefesin takiyesinden tiksinsem yine beni buluyor

Böyle olmasa gerek, kalbimin şeh ve şüphe içinde bulunmaması demek istiyorum

 

 

Ne oldu, gül etrafımda bin bir renkleriyle doldu, umudum niye bu kadar yoruldu

Lalenin mahzunluğu, hilalin masumluğu,aşkı resmeden yıldızların mağdurluğu

Beklenen, yıllara sari dile gelen, halin en münbit ikliminde demlenen aşk ne oldu

Annemin ninnisine, babamın helal kazanmak için azmine, gönül sesi men mi oldu

 

 

Vicdan...Ruhumu şad eden ne kadar ulvi bir heyecan, iradem için bir mizan olan

Aklım idrakime aldırmıyorsa, nefsim hala kalbi esaretten kurtaramıyor anlaşılan

Neye şahitlik, dünyevileşmek için serdedilen bin bir kepazelik, sefillik adına hiçlik

Bir keşmekeşliğin içinde boğulan liyakat ve akaidin maslahata tabi olan zilletlik

 

 

Susmalıyım, boyun büküp sabrın rahlesinde, ümidin lehçesinde ellerimi açmalıyım

Bir yeise kapılmadan, ruhumdan ilzam olan hakikati kalbimde azimle yaşamadan

Vaki olacak hesabın cehdini gönlümün en mümtaz halinde umutla koklamalıyım

Narın korkusunu yaşamamalıyım aşkı sevdanın lahzasına gönlümü bırakmalıyım

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.08.2010 12:16
#664

Yine yüzünü gördüm, yine yüreğim yandı!

 

 

 

Yıllara anlatamadım...

Ne kadar an gelip yüreğimi titreterek geçmişse

Ruhum idrakin mukaşefetinde, sinem umman derinliğinde,kal kime ne söyler dinle

Bir ömür geçti, ne mızrap sustu, ne gönül mahzunluğu bıraktı, evet an ve an arandı

 

 

Ne bekliyordum çaresizlikten...

Dilin sabrın merdanesinde soluk soluğa kalışından, yüreğimin aczi burukluğundan

Niye söz dinlemez, melalim sükutu istemez, gözlerim şimdi kimseyi gözmez

İçimin yanıklığı dinmez, nefesim ney üflemeye yetmez,titremelerim söyle geçmez

 

 

Çevherdir özün, halime nakşeden sözün...

Edebin rahlesinde, ülfetin payesinde nefeslenmen sinemi dağlayan sükutu közün

Aklım ermez, iradem azimet için ruhumun sesini dinlemez, kalbim niye erişmez

Kalan nefesim feyzin için sineme serinlik vermez, dilim edebe hakkıyla bürünmez

 

 

Gün açıyor her an hasretin bağrında...

Sımsıkı birşekilde sarıldığım umudum olmasa,çilenin rahmeti kalbimde yaşamasa

Hazan ibretim için şakısa, zemheri idrakim için hakikatin aşkını sürurla anlatsa

Müddeti nefesim ne kaldıysa, kanaat ruhum için en zarif mübadele feyzi olacaksa

 

 

Kitabı celil ve hasretin dili gül anlaşılınca...

Çekiliyorum sükutun sayfalarına, sessiz çığlığım hiç duyulmadan ruh çıkacak sa

Başlıyor yine hıçkırıklarım durmuyor umudun cenahında, nidam vicdan lahzasına

Diriliş senfonisi vuslatın tınısında bir hesabı mizansa, korkma aşkı hakça anla

 

 

Kim çıkarsa çıksın karşına, bel bağlama...

Önce kalbin sesini, ruhunun yetisini, aklın ve irfanın irşadı çehresini halinde yaşa

Dile gelen tutkuyu bir sevda sanma, heves aşkı öldürür, keyfiyet nefse tabidir anla

Hakikat sedası etrafında ve iradeyi akıl muhakemende koşulsuz başlıyor umursa

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.08.2010 11:45
#665

Neden sözlerinde ölemiyorum!

 

 

 

Sessiz ve sakin bir köşede düşünüyorum

İçimin titrediğine şahit oluyor ve başımın döndüğünü fark ediyorum

Sualleri bir bir derliyorum, ruhumun yetisinde eliyorum ve kalbimle kokluyorum

Bilemiyorum, nasıl söz edeceğimi kestiremiyorum, sükutun ıstırabına çekiliyorum

 

 

An, nefesinin kalanında hüzün bahşediyor

Her yanım kalabalıktan bizar olsa da, hali melalimden habersiz kalınca çektiriyor

Ne dil bu sancıyı anlatmaya kifayet ediyor, ne gözler hasretin esaretinde serinliyor

Yürek çilenin abadında yanarken, hakikat idrakime nazar ederken sinemi eritiyor

 

 

Ne yüz sürdüğüm gülü lahzanın hicranı

Ne bahtımın yüreğimi burkan eşkali, kalmadı heveslerimden şakıyan umut harı

Şimdi hazan zamanı, gönlümün mahzunluğu içimin yanan ahı, hasretidir meramı

Ayan ederim, edebi fakirliğimi aşikar eylerim, ancak yanan yüreğime ne söylerim

 

 

Gözler bakıyor, umutla gönlüm aranıyor

Her secdenin niyazında ve yüreğimin yalnızlığında hali melalini şikayet ediyor

Ruhumun hicranı dinmiyor, kalbim avareşiyor, akıl kar etmiyor, gönül dinlemiyor

Ne kadar mahzunlum varsa yüreğime iltica ediyor, yalnızlık niye nefesime ilişiyor

 

 

Niye gülemiyorum, ibreti nazarla imreniyorum

Kalbimin suskun duvarlarına sesleniyorum, hikmeti hakikati aşkla dileniyorum

Artık yakınen biliyor ve hissediyorum, yavaş yavaş göçmenin iştiyakına eriyorum

Ne kadar sussam, boyun büküp sabrın sahnesinde sırılsıklam olsam aşk diyorum

 

 

Akıl ilimsiz, idrak ahenksiz ve hissiz olursa

Gayret olmadan, ceht ruhu sarmadan, azim kalbe inşirahı anlatmadan umut olsa

Manasına erişmeden, ne derlerin dehlizinde nefesi aşka eriştirmeden can yaşasa

Billahi ömür olmaz, niteliği bulunmayanın sözü bulunmaz, sevda dil ile yaşanmaz

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.08.2010 12:51
#666

Yüreğim niye suskun!

 

 

 

Ölemiyorum...

Ne kadar hıçkırsam, aşkın lahzasında avunup zemheriyi ruhumda yaşasam

Sessiz ve sakin bir hal ile hakikatin lehçesinde gönlümü arındırsam ve ağlasam

Aklımın kemaliyetini yaşasam, fikrimin suskun çığlığını irfan vecdiyle anlatsam

 

 

Bir değilim, iklik içinde nefesleniyorum...

Sinemi ihata eden ayrık otlarından bilmem ki niye hakkıyla temizlenemiyorum

Kalbimin masum sedasını dinleyemiyorum, ruhumun hicranını hiç yenemiyorum

Hüzünle yaşıyorum, umutla yeniden başlıyorum,hali fakirliğimi anlayamıyorum

 

 

Sol yanım ağrıyor ve çok acıyor...

Melalim şehredilmekten korkuyor, aklım durmadan sual ediyor, kalp zikrediyor

Kuruyan dereler, ummana gönül bağlayan çehreler yoruluyor ve bizar oluyor

Zaman durmuyor, nefes müddetini soruyor, hayat demek ki böyle vefasız diyor

 

 

Gözlerim sessizce boşalıyor...

Umudun dirilişini ve filizlenerek serpilişini merak ediyor, hasretle onu bekliyor

Dile gelen söylenmiyor, sükut etmek daha evla geliyor ve hikmetini merak ediyor

Ne söylesem ve gönlüm için kör kuyuları yad ederek sabrı nefeslensem az geliyor

 

 

Ah yolun yolcuları diye seslenesim geliyor...

Sonra vazgeçiyorum, sineme iltica ederek derdin sahibi kim ki diye nefesleniyorum

Bazen Yunusu, bazen susuz kalan yolcuyu, bazende sualer içine dalıyor, anıyorum

Aşk adına ne varsa ve kul olmak için sevda ruhum için abad olan narsa diliyorum

 

 

Anlamadığım ve fakat gönlümde yaşadığım...

Serabında gülün lahzasında firkatine uzandığım, ülfetiyle dem aldığım aşk haksa

İradem ve aklım, sineyi umudumda ki yakarışım, dinmeyen yakarışım bir farksa

Hakikatin zerkinde, iflah olmam için gönlüme inşirahı yaşatsın, kalbim anlaşılsın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.08.2010 12:19
#667

Aşk böyle birşey mi bilemiyorum!

 

 

 

Gidiyorum...

Nefesin bahşedilmişliğine, hakikatin ruhuma temaşa eğledği firkati ülfetine

Ne söylesem, yıllara sari sükutumu bir bir şehredip ayan etsem

Aşkın abadına gönlümü hasredebilsem ve umutlarımın sultanına iltica etsem...

 

 

Ne kadar melalim var sa...

Katreler misali rahmet için dilenen bir muhtaç sa, meramın sevdaya kavuşmak sa

Nefsimin çeperlerinde, irademin acziyetinde esaret çekmek bu kadar kalbe ezay sa

Aklım niye soluk soluğa, kuytu viranelerde hoyratlığın dilinde ve çilem korkuy sa

 

 

Açma perdeleri sinem gün görür...

Haşyetin bucağında, ne derlerin kucağında, keşkelerin ocağında zanlarım büyür

Dile gelen ne varsa, kalbimin lekeleri sinemde dinmeyen bir sızıysa, hicran yürür

Aşk mı bu minval üzre, hakikat ramı ne yüze, içimin titremeleri başlıyor bak yine

 

 

Niye ağlıyorum, inan ki bilmiyorum...

Bin bir hüzünle yolun yolculuğuna başlıyorum,sancılarımla başbaşa inliyorum

Kaçıyorum...Bilinmeyen bir adrese, hasretine ram olduğum nefesin mukabelesine

Ne kaldıysa nefesten, solmaya amade olmuş bir hevesten, sabrın lehçesinden yine

 

 

Ne diliyorum, ne kadar biliyorum...

Ummanın sesini, içimi sızlatan özlemini, hasreti zerkeden busesini işitiyorum

Ne kadar dalsam, dalgalar misali gönlümü sükutun kollaraına bıraksam ağlasam

Ruhumu bırakmadan, manamdan kopmadan, kalbim kararmadan aşkı yaşasam

 

 

Gözümün gördüğü...

Hakikat için dile gelen nidanın sevdaya meftun hali ve serzenişi yüreğimi deliyor

Ne kadar bigane kalsam, nefsimin nizamsızlığına yansam, kıt aklımla yakarsam

Yine de hakkıyla olmuyor, vuslatın perdesi, ötenin aşka ram olmuş vecdi dolmuyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

CA
25.08.2010 00:49
#668
Aşk!

 

 

Aşk,

Bir bakış,

Belki kaçış,

Bazen inanış,

Yürekte yanıştır?

 

Aşk,

Bir başlangıç,

Kalbi aralayış,

Bilinmeyenlere,

Her an yaklaşıştır?

 

Aşk,

Açlığın,

Saçmalığın,

Gamsızlığın,

Nihayetidir?

 

Aşk,

Nefsi,

Zevki,

Mideyi,

Bedeni,

Nizam ettirir?

 

Aşk,

Canı,

Cananı,

Dünyayı,

Ukbayı,

Hakka vermektir?

 

Aşk,

Her cana,

Bir kana,

Bazen mala,

Yakıştırılan,

Bir leke değildir?

 

Aşk,

Bir nur,

Hatta onur,

Zilletten korur,

Manayla buluşur?

 

Aşk,

Haldir,

Melaldir,

Ölmektir,

Hakta dirilmektir?

 

Mustafa Cilasun

 

 

Var mı beni içinizde tanıyan?

Yaşanmadan çözülmeyen sır benim!

Kalmasa da şöhretimi duymayan,

Kimliğimi tarif etmek zor benim.

 

Kimsesizim hısmım da yok hasmım da...

Görünmezim cismim de yok resmim de..

Dil üzmezim tek hece var ismimde,

Barınağım gönül denen yer benim.

 

Bülbül benim lisanımla ötüştü,

Bir gül için can evinden tutuştu,

Yüreğine toroslardan çığ düştü,

Yangınımı söndürmedi kar benim.

 

Niceler sultandı, kraldı, şahtı;

Benimle değişti talihi bahtı;

Yerle bir eyledim tâc ile tahtı;

Akıl almaz hünerlerim var benim.

 

Kamil iken cahil ettim alimi,

Vahşi iken yahşi ettim zalimi,

Yavuz iken zebun ettim Selimi,

Her oyunu bozan gizli zor benim.

 

İlahimle Mevlana'yı döndürdüm,

Yunusumla öfkeleri dindirdim,

Günahımla çok ocaklar söndürdüm,

Mevladanım; hayır benim, şer benim.

 

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di;

Hatrım için yüce dağlar delindi;

Bilek gücüm Ferhat ile bilindi;

Kuvvet benim, kudret benim, şer benim,

 

Yeryüzünde ben ürettim veremi;

Lokman hekim bulamadı çaremi;

Aslı için kül eyledim Keremi;

İbrahimin atıldığı kor benim.

Benim adım AŞK!

 

Cemal safi'NİN KALEMİNDEN (yENİ ÜYENİZİM) :)

MU
25.08.2010 12:14
#669

Seslenir...Kulak demir...Hal sanki kendir!

 

 

 

Sormadım, soramadım çaresiz kaldım...

Neydi anlatmak istediğim meramım, korkularım, kaygılarım, zanlarım anladım

Soluk sıluğa kalıyordum, niye kaçıyordum, neden şaşkın şaşkın bakıyordum

Susuyordum, boynumu bükerek, umutlarımı dürerek nereye gidiyor ve ağlıyordum

 

 

Gönül sızımla yaşıyordum...

Hasreti sinemde taşıyordum, melalimi kimseye açamıyordum, ne buluyordum

Kalmadı takatim, halimi nizam eden harım, niye bu kadar bizarım ve yalnızım

Ah dile gelen ve fakat edebi dileyen meramın,söyle yeisi ne yaparım evet, susarım

 

 

Gün bir bir sarılırken...

Gece vicdanımda en mün bir bir mizan iken, ruhum derin dehlizlerde inlerken

İçim titriyor, kalbim şehredemediğim lisanıyla kime sesleniyor,gözler bakarken

İrademe vurulan zincirler,hangi sedanın vadinde bir bir inciler,nefsime neler söyler

 

 

Bir yolun yolcusuyum...

Bazen suya muhtaç bazen aşk umutlarım için me büyük bir hakikat ve dahi bir taç

Kaç hiç durma kin ve nefretten, kalbi katleden illetten, nefsini beşleyen sesten kaç

Kim neye muhtaç,insan olmak elbetteki kul olmak için bahşedilmiş mucizeyi sanat

 

 

Hiç acınma, keşkelere bulaşma...

Şayet aklın selimlik noktasında hakikat için dilenen bir mefkureyi muammaysa

Umman için med cezir ruhun için tercihi idrah ve bir ibreti hakikatse hiç durma

Mesnetsiz gözyaşı, gerekçesiz dil bağı, duygusallık ne kadar akıl karıdır unutma

 

 

Göz görmese de, farkı fartket yine...

Gönül dili hisseder ve sezer aşkı, sevdayı, narı, mizanı, hüsranı, akıl ve nefs arını

Vicdanını öncele, ne derlere imrenme, luzumsuzlukta ikamet etme nefesten kalanını

Annenin şefkati, sabinin kalpten bakışı,mazlumun umut şarkısı mübarektir ihsanı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.08.2010 13:25
#670

Gönlümü sersem, ruhumun nidasıyla filizlensem!

 

 

 

Ne kadar ah desem ve kalbimi dinlesem...

Gönül bağımın bizar bırakan lisanını anlasam, aşk için gülü koklasam, ağlasam

Bülbülün feryadını,cihanın sadrını, vadedilmiş hesabı koklasam onunla ayılsam

Gözyaşlarımı, sinemin efkarını, umutlarımın bekleyen vecdi cenahınına bıraksam

 

 

Neden sana gelemiyorum,neyi bekliyorum...

Yılların yılgın bırakan suskunluğunu,gönül toprağımın susuzluğunu serdediyorum

Ne kadar dilensem, muhtaçlığımın her zerresinde hasretini nefeslensem eriyorum

Dil susuyor, gönül ağlıyor, gözler ne kadar nazar etsede, ruhuma hiç tesir etmiyor

 

 

Öyle baktım, derinlerde yine yalnızdım...

Her anımda, ruhumun hiran damlalarında, kalbimin inşirah arzusunda sen vardın

El açtım, secdeye açtım, aklımın dirliğinde bizardım, ruhum için aşikar bir yardın

Neyi anlamadım, gayretimi ve azmimi dikkate almadım ve avuntulara sığındım

 

 

Yağmur yağarken, umutlarım yeşerirken...

Taşın altında, karanlığın didarında, sabrın ve kanaatin sadrında bekleyen varken

Ne kadar yerinsem, mahçubuyetimle kuytu köşelerde demlensem ve bir ah etsem

Yolun selametinde, dilin edebinde, gönlümün mahzun lehçesinde idrakine erişsem

 

 

Seyrediyorum dağları, engin yamaçları...

Sinemde kalmış ve solmaya yüz tutmuş umutları, demlenen yakarışları, ağıtları

Güne baksam, onunla hem hal olup mananın ecrinde aklansam, fecre nasıl kansam

Yüreğimden kopan çığlıkları ummana bıraksam,ruhumu düştüğü yerden çıkartsam

 

 

Göçmeden, nefesi sahibine vermeden...

Vaktin rahlesinde, ahtin sahnesinde, sadakatin tevdiinde,ruhuma aşkı anlatsam

“Oku” hakikatin ilgasında nefeslensem, aklımın ar, nar, kar olduğunu bir sezsem

Ne kadar kaybolmuşluğum ve solmaya ramak kalan mesnetsiz umudumu gizlesem

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.08.2010 13:07
#671

Umut yol almış, sabır aşk için sevdayı sanatmış!

 

 

 

Nefes nefese, halin makberi dileyen busesiyle, ömür nihayet için seferdeyse…

Dilenmek, umdun kollarında ruhumun hicranını serdetmek, kanaati kalbimde hissetmek

Nedenlerin, nasip payesinin, uhdeyi elemin, boyun büktüren vaktin, sürur için bir gayretin

Nefsimden sudur eden mahcubiyetin, akıl hikmetinin, iradeyi aczi yetimdeki edebi halin

 

 

Neden sana vecdimle, ruhumun kavliyle, kalbimin mukaşşefetiyle gelemiyorum

Gönlüme söz geçiremiyorum, akan yaşları dindiremiyorum, eşiklerde sabırla bekliyorum

Ne dilesem, hali fakirliğimi sahibime hasretsem, muhtaçlığımı aşkın lehçesiyle beyan etsem

Ölmesem, dirilmek için kalbi lekelerimden vazgeçsem, nefsi arifin eline teslim edip göçsem

 

 

Dileniyorum… Cami köşelerinde, gönül lahzasını şehreden nefesin aziz çehresinde, edebinde

Ah etsem, aczi yetimle boyun büksem kimseye yük olmadan umudunu kırmadan nefeslensem

Verilen müddeti, hesabın ruhumdaki vecdini, ruhun hüzün demini sinemde derlesem gitsem

Aşk bir nurmuş, hakikatin rahlesinde kurtuluşmuş ve nefsi maksuda hasrettiren ne umutmuş

 

 

Elemiyorum… Esaretin zilletinden, görünmeyen zafiyetten, zan perdesinde ki bir illetten

El dediler, bahşedilen ne varsa tevdi ettiler, mühleti ibretle kalbe naklettiler, haydi dediler

Ne kadar güzellik varsa, edebin letafeti gönlüm için en sadık bir ağıtsa diye öğüt verdiler

Kırmadan ve dökmeden, yüzümü kızartacak, ruhumu yıldıracak bir sözden de vazgeçtiler

 

 

Bülbül ayan olan lahzasında ne söyler, gönül hasretin didarında aşka sevdalı bir rehber

Gelen elbette ki bir gün serdettiği ne varsa, mizan vicdanında aşikâr olan sadıksa göçer

Nefesin takati an be an biter, gözler hamiyet için sessizce bekler, dil sükût için vakti bekler

Kitap ayan olan yegâne bir rehber, lakin manasına vasıl olmak azim ister ve sabır diler

 

 

Her kim ne ekerse ondan hâsıl olan mahsulün biçer, ne kadar yeter, bilmem neyi bekler

Mizan mukadder olan, aşkın harıyla arlaşan, sevda muştusuyla durulan vaktini diler

Ruh gezgindir, ten fanidir, nefsin ise halin için iradeyi vuslat için nizama muhtaç erdir

Musalla taşı, refakatçilerin yakarışı, imamın niyaz için çağrısı söyle ne kadar tesellidir

 

 

İçim geçiyor, bilmem ki niye bu düşünceler, bin bir çehreli sualler haşyeti teslim ediyor

Boynum bükülüyor, dilim sessizliğine çekiliyor, ne kadar kalmış hesap varsa ah çektiriyor

Ümit bitmiyor, eller semaya açık bir şekilde bekliyor, razı olduğun kullarından eyle diyor

Gözlerim döküyor, yüreğim titriyor, aşk ruhum için esin bahşediyor, umutlarım yeşeriyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.08.2010 16:05
#672

Geldim kapına, umutlarım aşk adına olsada!

 

 

 

Neyleyim ki, acziyetimle diz çökerim, yüreğimden nefeslenirim, ah ne söylerim

Hadsiz, hesapsız...Bahşedilen adına, muradım manasında hazanlaşınca ağlarım

Narın olsada, an ruhumda manalaşınca, sevda gönülde başlayınca sakın korkma

Yargılamanı dilerim, nihayetinde gülün hasretinde ve eşiklerin rahlesinde seninim

 

 

Ne kadar bilmezden geldiysem, öteleyip müddetini nefeslendiysem elbette fakirim

Dil söyleyemiyor, gözler sessizce döküyor, akıl ne kadar kar ediyor billahi sefilim

Sanki kanadı kırık bir kuşun, ah nekadar susuzum, beyhude bir halin sarhoşuyum

Boyun büktüm,ruhumda ki esareti çözdün, kalbimin yegane sahibiydin bilemedim

 

 

Bilmem ki ne sanırdım, niye hakikati hiç anlamaz ve umursamazdım, korkardım

Oysa sevgi ve şefkatin sahibiydin,nefese müddeti niye verdin, elhak bilmeliydim

Anlatırlardı, duyardım vefakat ne kadar anlardım, farkındamıydım ve kaçardım

Ulu bir sedanın, semayı kuşatan nidanın çok uzağındaydım, ah yakardım ağladım

 

 

Gönlüm hicranı,yorgun ve bitap hali, niye hüzün ile sevdalı, sancılı, efkarlı nazlı

Nasıl geleyim ve yakinen hissedeyim, sinemin insicamını dökeyim yıllarda saklı

Kar sinemden kalkmıyor, içim mütemadiyen üşüyor, aşk dile geliyor neden edalı

Hasretin firkati gönlümde yer etti, ruhumu abad eden sevda kalbimden neleri attı

 

 

Akıl bir nimetti, idrakim için azimetti, izanım için koşulsuz ruhsattı bilemedim

Ne derleri önceledim, önyargılarla nefeslendim, hakkım olmadığı halde yargıladım

İçimde barınan ve beslenen düşmenı hakkıyla tanıyamadım, artık çok geç anladım

Ancak yinede ümitvarım, senden başka kime elaçar ve yakarırım, sabırla ağlarım

 

 

Affet...Salih kulların, ehli arif olanların, mazlum solukların, masum haklar aşkına

Henüz yaşıyorsam ve gönlümden gelen samimiyetle sana bel bağlıyorsam umutla

Hali fakirliğimi bağışla ve yargıla, muhanete muhtaç etme, sınırları ihlal ettirme

Kalan nefesimde, sessiz ve sakin melalimle yalnız bırakma,feryadımı hiç dindirme

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.08.2010 11:56
#673

Haber geldi, nefes müddetine erişti!

 

 

 

Yılların yorgunluğu vardı gözlerinde

Sükut etmiş halinde, serdetmediği kederinde, sineyi uhtesinde ve sabrı kanatinde

Alıp götürmüştü zaman, artık geriye ne kalmıştı, umutlar vaktinde ağarmıştı o an

Korkunun,dillenen vefakat merak edelen yolculuğun vakti başlamıştı çok açıktan

 

 

 

Ne söylense, dönüp bir yılların esrarıyla kavilleşse, kalbin elemi şimdi bir başka

Tüm dallar, salkım saçak olan torunlar, gözyaşlarıyla anlatılanlar, ah umutlar

Nefes bitti, ömür defteri nihayete erdi, korku ve keder haşyeti ruhuma müjdeledi

Dikilen fideler, hasredilen gönüller, boyun büktüren nedenler vaktini mükürledi

 

 

 

Onca evladına rağmen garip bir yolcu misali nefeslenen yaşlı teyze umutlanırdı

Kim gelirse, ne söylenirse, kendi içselliğinde nazar ederdi, bir hamiyet beklerdi

Yılgın bakışlardan, dillenmeyen haykırışlardan bizardı, ya sabır der nefeslenirdi

En yakınları, kadim dostları erkenden ayrılmışlardı, çekecek çilesi demek ki vardı

 

 

 

Gelin ayrı bir dert, söz geçmiyorsa bir gönüle bakış neye hacet, şikayet bin illet

Oğlan sessizlik içinde nefesleniyor metaneti, gözlerini kaçırıyor, ediyor minnet

Ya sabır desen yetmiyor, ne kadar kanaat etsende için titriyor, var hikmeti elbet

Bir nisaydı, gelin oldu çoluk çocuğa kavuştu, muradı vardı, ne kadar yakındı sebep

 

 

 

Gün ağardı, beklenen an geldi ve ansızın yakaladı, artık geriye Bir şey kalmadı

Ne kadar ağlansa, ananın hakkı hakikatle manalaşsa, lakin kalbi olmayınca acı

Bir kefen, tabut içine girecek o ten, bir ömütde biriken umut ve temenniler sızıyken

Vakit geldi, sala veren hoca ilan etmeye başkladı, ağıtlar söyle ne kadar yakındı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.08.2010 14:26
#674

Bensiz ey gül, gülşen-i alemden geliyor seda!

 

 

 

Düşündükçe boynum bükülür...

Hasret bin hüzün ile sinemde süzülür,bilmem ki gülmek ne vakit bahtım içindir

Dil söyler, kalbim tastikler, gönlüm bilmem ki daha hangi eşikten bir sürur bekler

Sabır sus der, gözler kendi halinde yaşını döker, kanaat umutlar için vecdimi ister

 

 

 

Yıllar da sakılı ki artık derdi gamımı azat eder...

Gönül neyi biçer, iradem kendinden geçer, akılım niye kifayet etmez bin beter

Aşk; ruhumun yetisi için en münbir bir rehber, sevda rahim şadında adaleti eker

Bizarlığım ne vakit diner, ömür defterim bahaneler furyasından söz eder ve gider

 

 

 

Ne sağ yanım ülfeti cenahta süruru gözler...

Ne sol yanım, vecdimin inhisarında vaatler için en mukayetli bir rehber ve değer

Gönül su misali katrenin sadrında aşk için vahtini bekler, edebi hasreder ve göçer

Dirliğin şanına ne bir dil kefalet eder, ne yürek vesveseler içinde aşkın ecrine erer

 

 

 

Bela halim için illaki bir rahmettir...

Lakin aklım ve nefsim bu hakikati ne kadar bilir, ruhum elan idrakime kefildir

Yol yolcusuz sefildir, ağaç dalsız fakirdir, dağ yamaçlarıyla neler söyler kim bilir

Sabır ardır, har içinde gizlenen nardır, vakti saati içinde beklenen ulvi bir sadıktır

 

 

 

Kaldırımlar, bulvarlara çıkartan ufuklar...

Ne acziyet için kalbe avdet et, ne katfiyet için iradeni hasret nefesin müddeti sebep

Gerekçesizlik neye delalet eder, maksatsız nefes elbette ki heder, ruhun neyi bekler

Aşk;hakkıyla anlaşılmadığı an ne büyük bir keder, nafile yere söylenmek mi değer

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.08.2010 15:31
#675

Silemedim ne hikmetse sinemden!

 

 

 

Günleri bir bir derledim

Yetmedi aylarla demlendim

Yetinmedim kerderlenip içlendim

Neyleyim ki hasretin elindeyim

 

 

 

Sükut etmiş ve çekip gitmiştin

Ve beb bedbin bir şekilde acz içindeyim

Yıllardır hıçkıran kalbim ve kalan nefesim

Sinemde bekliyor hala sen bilmesende ümidim

 

 

 

Unutmak için an be an uğraştım

Takatsiz kaldım, solgun umutlarımdan kaçtım

Kimseye anlatamadım, yalnızlığıma bilsen neler anlattım

Silinmeyen izlerle yaşadım,dalgalar misali hiç susmadım

 

 

 

Ne zaman yalnız kalsam

Düşlerimle sırılsıklam olup haretini yudumlasam

Lakin derdi meramımı anlatamamanın hicranıyla mı avunsan

Çaresiz kaldığıma inansan ve yansam, nasip değilmiş diye mi unutsam

 

 

 

Hiç yaş görmemiştin gözlerimde

Sinemi dağlayan derin ,sessiz ve bizar serinliğinde

Çözemediğim düğümlerin umdelerinde, ah dedirten kederinde

Ne kaldı nefesin müddetine, gözlerim bakıyor hala fersiz birşekilde

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.08.2010 16:53
#676

Sen hala anlamadın sevdanın busesini!

 

 

 

Sanıyorsun ki bir tutku...

Bir heves, vazgeçilen ne varsa sanki melalinle anlamlaşan geçici bir ses ve nefes

Böyle bakınca, kalbi olmayınca, idrak kapanınca, akıldanelik bulununca bir kez

Ne nasibin, ne bahtı sebilin, ne gönülde demlenen masumiyetin manasından geç

Anlayamazsın, anlamak için uğraşsanda kanmayacaksın, korkan ve kaçansın

 

 

 

Akıl, kalp için cenahmış hiç bilir misin?

Sabrın sadrında sudur edecek hakikat en muhkem nidaymış, söyle nefeslenirmisin

Keyfiyet kim için armış, nefsi delalet hangi zaman için bir sevdaymış ne dersin

Gönül derya, akıl hiza, kalbin sedası ne söyler baksana,korkuları at denermisin

Aldanmak, aldatmaktan iyidir sanma, vuslat için aşkın banisinden hiç uzaklaşma

 

 

 

Herşeyde bir hikmet vardır amma...

Zan, her vakit zillettir unutma, keşkelerle nefeslenip umutlarını asla karatma

Ne derleri önceleyip ve kuytu düşlerle sabahlama, daha sonra maraz çıkar karşına

Ne gelirse başına, öncelikle bir düşün çığırtkanlık yapma, akıl niye var anlasana

Meşvereti bilir misin, muhabbetin sedasını işitir misin, sadakate ne dersin anla

 

 

 

Nefsin ve enaniyetin, bahtsız nefersin bir sebebi var korkma

Gül koklarken, karanfile bakarken, lalenin serdettiği aşkı manadan uzak kalma

An biter, gün gider, ay katmer, sinen ki o günlerin sadrından neler bahseder kaçma

Hiç şaşma,bir an olsun korkuyla güne başlama, şevk mücizevi sürurdur unutma

Niyetin asliyesinde masumiyet şarttır, dil ne söylese de kalp asıl olandır nazarda

 

 

 

Şayet hevesin için çıkıyorsan bir yola...

Nefsanilik olduğunu sakın unutma,aklı ve izanın varsa, edebi manan olacak anla

İçselliğinde var olan bir hesap yoksa, nefesin müddeti ne demektir Allah aşkına

Bir an kalsa, şayet müddeti sana hak ve hakikatin sayfasını aralamıyorsa ağla

Aşk hakikattir, hukuku devlettir, vicdanı saadettir, mizani vakittir, edebi nefestir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.08.2010 10:18
#677

Ne söylemek lazım, susturandır gönül sızım!

 

 

 

Söyleyemiyorum, bilmem ki niye direniyorum...

Ruhumu serinletemiyorum, kalbime söz geçiremiyorum, an bean kimi bekliyorum

Nefes bitiyor, yüreğim titriyor, gözlerimin yaşı dinmiyor, avdet etmem gecikiyor

Sabretmem yetmiyor, kanaati nefeslenmem kesmiyor, niye umudum filizleniyor

 

 

 

Yıllardır dilerim, kuytu köşemde beklerim...

Sinemin senasına kefilim, dilimin lahzasınden eminim, gönlüm için edebi isterim

Hazzın hücresinde, keyfiyetin bizar bırakan lehçesinde, şayet umut etmek bu ise

Hali melelimle dertleşirim, bahtım için ya sabır derim, umman için neler söylerim

 

 

 

Yüreğimin ıssız çeperlerinde, derinlik ali perde...

Hüzün var her yerinde, bir hicran deminde, yalnızlık aşikar imiş makus talihimde

Şimdi elem sinemin her payesinde, efkar dinmiyor içimde, derdim var bilmesende

İşte göçüyorum yadellerde, dizlerim çekmiyor iyi dinle, kabir sancısıdır yüreğimde

 

 

 

Bakıyorum, mahzun penceremden, ümit var iken...

Artık belli bir yolun yolcusuyken, hücrenin bendindi inlerken, sabrı nefeslenirken

Ses yok, ahenk sanki sinemi dağlayan bir ok, artık beklentiler içinde karnım tok

Yol yordamsız, insan hatasız, kalp yarsız, ruh insicamında başlıyor ruhsatsız şok

 

 

 

Ey gül-ü nihal, vicdan yadında ülfetli yar...

Aklın cenahında, idrakin ilgasında, nefsin nizama muhtaç ağıdında elbet diken var

Çile nefesle başlar, hüzün ezgisi ninniyle yüreğe akar,kan damarda durmaz çıkar

Kader niye esrarıyla en ulvi bir bahar, aşk ruhumu meftun eden ilkbahar söyle yar

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.08.2010 12:03
#678

Aşka abat olmuş bir nefesim, başka ne dileyim!

 

 

 

Hissetmek, farkı fark ettireni idrak aksanından okumak...

Kalbin inşiraha olan vecdini anlamak, ruhun ulviyet nidasını gönülde yaşamak

Yar denince, sevda kaç heceyse, aşk bu minval üzre zikredilen firkatin busesiyse

Boş ver deyip geçme, ferhatın hasretiyle inle,mecnun ne demekt kalbinden eksiltme

 

 

 

İstesende, istemesende nefes müddetlidir dinle...

İlk andan itibaren göç başlıyor bilmesende, vakit kimin kadrinde, hesap var işte

Kul olmak, beşerlikten kurtulmak,insanlaşma noktasında anlaşmak var yüreğinde

Hilkat ne demektir sual eğle içtenliğinle, vakti saadet bizzat elindedir figan etme

 

 

 

Yetim bir sabinin mahzunluğunu bilir misin söyle...

Garip ve öksüz olmak var, kalbin münbit ikliminde, yar aşkı vuslatın eşiğinde

Merak mükellefin dirliğinde, akıl hukuku bilmek yetisinde,izan idrakin elinde

Vicdan mizandır ruhi sannende,gönül ummandır derdin rahmetgahını bilmesende

 

 

 

Zevk kültürdür, bilincin erkidir, aşkla bütündür...

Sürurun şadından payesir, irfan cenahından vadedir, mühlet kalbin için edeptir

Ne kadar bilmesende, yılların kaybolmuşluğu sinende sancıysa korkma sebeptir

Vesileler nefeslenmen ve tefekkür etmen içindir, nar ihsanı bekleyen aşk değildir

 

 

 

Aldatmak, aldanmanın farkında olmadığı gailedir...

Kul olmak illaki gayretinle müsavidir, azim ecrin vecdidir, sevda ise dile gelendir

Ömür, ruh için en mukayyet vakittir, kim ne kadar bilir, ölüm kalbim için edeptir

Diriliş için bir senfonidir, sırat için hüzün ilmidir, mahşer bilki şefaatın vesilesidir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.08.2010 13:00
#679

Kalp inşiraha adanınca, aşk bambaşka!

 

 

 

Su misali akar, kar şevkiyle yağar, rahmet niye var

Korkular sinemi dağlar, zanlar muvazenesiz yılgınlıklar,ruhum mahzunca bakar

Nefes edebiyle kar, nefsim niye kalbim için derin bir efkar, akıl iradem için salkar

Hicran sinemde ar, hikmeti sebebi sabırda kokar, kanaat ilmi aşkla bir ilkbahar

 

 

 

Sineler vurgun yer, duyulmaz ve fakat yer gök inler

Can nasibi mukaddeatını bekler, vicdan kalbi manada ecri dileyen en ulvi nazar

İyilik ve ihsan gönül için vazgeçilmeyen har, ancak kul bunu aşkın lutfuyla anlar

Sazlar çalar, kamış niye feryadı sevda sanatıyla meclise sunar, aşk vecdiyle ey yar

 

 

 

Gün batar, gece sükutuyla başlar, esrarı aşktır yar

Yıldızlar sarkar, hilal şad olan melaliyle ruhum için en ibretli nazar, düşünmek ar

Mezarlar bekliyor, meskun mahaller vurgun yiyor, gönüller kimbilir neler söylüyor

An bitiyor, vakit irkiliyor ve nefes nefese koşturmalar halim için ey hak dedirtiyor

 

 

 

Ne çıra yansın, ne vicdanlar yaralansın ve arlansın

Hesabın azmi ruhları kuşatsın, gönüllerde şahlansın, mizan hali bizar bırakmasın

Umman ruhumda manalaşsın, kalbim inşirah içinher vakit sabahlasın, durmasın

Musalla taşı korkutmasın, kabir azabı yıldırmasın, aşk haleti ruhiyende başlasın

 

 

 

Çileden bıkma,gına gelip yeisle bağırma,ölüm kolaydır sanma

Mühletin ne demek olduğunu hakkıyla anla, nefsin nizam etmeyi unutma ve yaşa

Kolay olanda bir hikmet yoktur avunma, nitelik akıl ister boşlukta asla bulunma

Yolun yolcusu, yolun emniyetinden haberdar olmalı ve bu manada donanmalı anla

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.08.2010 16:49
#680

“Ben” denen kafeste, kalbim hicran içinde!

 

 

 

Evet, suçluyum, hem mahkum, hemde mazlummuyum

Yıllar varki içimde, sinem prangalar esaretinde, aklım var ise, kalbim ağlıyor işte

Dert aramıyorum, hali fakirliğimde zaten var diyorum, neden önünü alamıyorum

Ağlıyorum, sızlanıyorum, biçare kalıyorum, niye ehlinden bir feyz alamıyorum

 

 

 

Akıl dimağ işidir, idrak gönül feridir, irade elbette ki nihayet için bir seçimdir

Kimse görmese, gözlerim kimseyi fark etmesede, biliyorum ki mizan var içimde

Vicdan nübüvvetin izinde, aşk gül-i nihalse, benlik niye gönlümün merkezinde

Bir maraz var kalbimde elbette, ecir ihsan içinde, inayet elbet yürek payesinde

 

 

 

Gün açıyor, semada ki bulutlar niye öyle hüzünlü bakıyor

Nefes niyete başlıyor, an kimi kovalıyor, ruhum mahzunlaşıyor, içim kanıyor

Bir ah etsem, gülüzara meyledip sessizce nazarımı gizlesem, laleyle figan etsem

Yetmiyor, kalbi lekelerim inletiyor,ne kadar bizar olsam da hicranım dinmiyor

 

 

 

Nefsim nizamın şad olan gailesiyle kaçak güreşiyor

Bin bir maslahatı önüme seriyor, hikmet nedir hakkıyla bilinmiyor,hala direniyor

Tevdi edilen ulvi receteler ihmal edilir bilinmezse, kalp elbette viranlığı resmediyor

Hazan sinemde ikamet ediyor, akıl hakikati biliyor, zafiyetler baheneler üretiyor

 

 

 

Yetti artık, ruhum bezgin yılardır, miskinlik bizarlık

Nizama muhtaç nefsimle nasıl yapayım pazarlık, iradeyi aymazlık, içimde darlık

Yemesem, uykuyla eğleşmesem, heveslerimi zincirlesem lakin hukukumu bilmesem

Ne müşkil hurdalıktır bu virane mezarlık, yaşamak nefes almak değilmiş öğrensem

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.08.2010 12:10
#681

Bir yorgunluk var yüreğimde ve suskun melalimde!

 

 

 

Avunmak mı istiyorum yoksa, çıldırtan duyarsızlıkta, ıssız sokaklarda

Hınca hınç dolmuş vapurlarda, aldırmaz gönüllerin sarhoş naralarında

Bir elinde ruj vebir diğerinde ayna, aranıyor berduş, yitiklik sancılarıyla

Çık gel deyor adeta, bul yüreğimi düştüm ocağına, yılgın hıçkırıklarıyla

 

 

Ah şu dalgalar, yüreğimi dağlayan ve gözlerimden kan akıtan acı çığlıklar

Nerdesiniz, hangi aşkın sezgisiniz, yıllara sari sessizliğinizdedir korkular

İçli yakarışlar başlıyor, gözler hasretin didarında ne fesleniyor,sükuttalar

Ratası bilinmeyen bir yolda, umut bizarlığı korkuysa, niyetlenip başlama

 

 

Gözlerim süzüldükçe, dilim çekiliyor birden bire kendi sessizliğine ne var

Niye mahzunluk yüreğimde ve enginliğin yelpazesinde başlıyor sıra dağlar

Ağlamak vaktidir, düşünmek akıl işidir, hissetmekse gönülden gelir bağlar

Kime sesleniyorum, kaybolmuşluğun sızısındayım, ruhum hıçkırığa başlar

 

 

Gitme dur desen ve gönül dilinden sürur bahşetsen, bir nebze olsun gülsen

Heveslerimi derdest edip demlesem, ruhumun derinliğinde aşkı nefeslensem

Artık yeter desem,yılgın gönlümü hakikatin sesine teslim etsem ve göçsem

Kalbi suskunluğumu,ruhumun düştüğü kuyuları aşka havale etsem, gitsem

 

 

Arif o ki, dünya kaygısını gönlünde sevdaya havale eder,nefsi aşikar eğler

İlmin gailesiyle hukukun şevkine erer, meclislerde irfandan aşkla söz eder

Ne gıybet eder, ne gönül için ah çeker, derdin rahmet olduğundan bahseder

Ömür denen nimeti aşkla ihsan eder, sevgi dilinin edebini önceler ve öğütler

 

 

Nisa için elhak mağfiret diler, nişanesinden övgüyle söz eder,suhulet diler

Şefkatin menbaı, hamiyetin odağı, hizmetin gadası olarak gönülden söyler

Emanetin tevdi edilmesine, nasip gerekçesine, umutlar gayretine havale der

Nisasız nur olur mu, gönül mahzunluğu yar olur mu,yalnızlık şad olur muyu işler

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.09.2010 10:57
#682

Gam etme, hesaba inannanlar sağolsun!

 

 

 

Lutuf nedir bilirmisin

İhsan penceresinden nefeslenmeyi gaye edinesin

Ruhun yetisiyle idrak için azimet içinde ve sürur ile nefeslenesin

Asla gam ile, zan ile, keşkelerle,ne derler saikiyle kederlenmeyesin, zira hesabisin

 

 

 

Şükret,düşünebilen bir abitsin

Akletmek ne müşkil bir iştir, gatreyiyle felaha eresin

Buğuz etmeyesin,hikmeti sebebini dert edinesin, sabır ile yüzleşesin

Umman içinde bir paresin, katresiyle anlamlaşan hecesin,iraden ile yüzleşeceksin

 

 

 

Korkma, öncelikle nedenleri anla

Kuytu karanlıklarda bir neden arama, arifin busesini kokla

Urbasında hilim saklıdır, yüreğinde aşk vardır, sevda ile yaşayandır sorma

Vesveseler ile hiç soluma, ruhun girdap içinde kalır anla, sevgi dilini asla unutma

 

 

 

Kabrin içi ecrinle anlamlaşacak yokla

Kalb ve yüreğin farkını aklın ve idrakin feyziyle anla,yaşa

Feda olmak, mahsada ram olmak, hakikate vasıl olmak içindir aldanma

Aşk; iradeden vazgeçne sanatıdır unutma, ehlinden talin et, asla zanda bulunma

 

 

 

Aşk; kimine göre nar, kimine göre de ardır

Ölüm yalnızca dirilş için sunulan badeyi şaraptır, gül-i nihaldir

Mizan vicdanın payesinde dile gelen hicrandır,idraki olmayan korkacaktır

Teslim olmak, masumiyeti korumak, hukuka ram olmak feraset için sancaktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.09.2010 14:05
#683

Yüreğim titrer, sinem umutlarını aşikar eyler!

 

 

 

Ey hasretiyle bizar olduğum sevgili

Gittin, hiç seslenmedin, nefesinin masumiyetini ruhuma elemle zerkettin

Niye böyle ettin, hali perişanlığımı aşikar eğledin, ses vermedin ve görünmedin

İncesaz misali,verem iltica etti simene sanki, net ses vermiyor innan ki gelmedin

 

 

 

Gözlerim serapın ahında ağlar

İçim kan ağlar, nar ruhumda başlar, hasretin didarı azap diliyle gönlümü sarar

Umutlarım arar, biçareliğim efkarını aralar, kuytu düşlerin hicranı ruhuma akar

Gel göçmeden, nefesim tükenmeden, henüz umutlarım var iken, sevda halimi yakar

 

 

 

Gün gölgenden akseder,ne keder

Dert bu değil, hasret bizarlığıma surların esrarını şehreder, umut sanki bin beter

Sabır olmasa, kanaat kalbimde anlaşılmasa,yaşamak nefes olmak olsa neye yeter

Temaşa ettiğim derya ruhumun serencamına neler söyler, dilim ancak sükuta erer

 

 

 

Demek ki ölmek şimdiden mukadder olmuş halim için meğer

Gün biter, gece melalimde efkarıyla akseder, susmak gerekiyormuş bu saatte meğer

Hazan başka keder, yalnızlığıma zemheri refakat eder , nefes müddetine böyle erer

Kabir haşyet içinde ruhuma aşina olmuş bir değer, hesap var kalbimde nasıl cevher

 

 

 

Artık ses verme, nefesin firkatinede kaybolma

Gönlümün gül-i nihalisin hiç solma, kalbi ülfetin ve engin suhuletinle abat ol yaşa

Umutlarını soldurma, yalnızlıkla arkadaşlık kurma ve birnebze olsun halimi anla

Hiçbir zaman anmamış olsan da, kahrederek nefesinde bizar bıraksan da aldırma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.09.2010 12:21
#684

Gönlüm susuz, gözlerim uykusuz ve nursuz!

 

 

 

Alıp götürüyor zaman, sanki biçilmiş kaftan an be an

Bazen geçmiyor taraneleri, solgunlaşan nefesleri, hüzün içinde geçen fersiz halleri

Düşünüyorum, elan içinde nefesleniyorum, suaaleri derliyor, boynun büküyorum

Ne istiyorum, nereye gidiyorum, istikamet için ruhumun bizarlığını göremiyorum

 

 

 

Annem neler söylemişti, yok işte göçtü gitti

Babam yadederdi, nefes nefese hikaye ederdi, sürur içinde gözlerin ferini hasrederdi

Sıkı sıkıya tembihlerdi, bazen aman ha yaklaşma derdi, nefsimi gemlememi isterdi

Kalbin sezgisiyle nazar et derdi annenin şefkatini görmezden gelme diye söz ederdi

 

 

 

Dedem kabirdeydi, ninem bilmem ki ne haldeydi

Mahzun çehreleri, mağdur nefesleri, an be an bekledikleri vakit çoktan gelmişti

Şimdi ne söylerlerdi, gönül lehçeleri hayli sessizlerdi, ne bir ses, ne heves ayan idi

Bu hali ve içinden çıkılmaz ahvali düşünmek pek külfetliydi,bir tefekkürü zahitti

 

 

 

Temaşa ettiğim bu hal üzre dil lal oluyor

Boğazım kuruyor, yutkunmalarım başlıyor ve gözlerim boşluk içinde neleri arıyor

Kalp ki; sıla hasreti sine-i halde öyle aşikar ki, şehredilmeyen zaman hali bağlıyor

An be an kalbin sezgisinde med cezir yaşanıyor, hasret, haşyet bir birine karışıyor

 

 

 

Ne söylenmeliydi, elbette ki ömür hesabiydi

Hevesler renk renk, nefsim nizamsızlık içinde neye denk, haydi başlıyor düşünmek

Dirilip dirilip şafakların muştusunda, umutların kanatlarında sevdayı hissetmek

Gönlü kaygısız ve tasasız bir şekilde aşkın didarına hasretmek ve öylece göçmek

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.09.2010 12:55
#685

Sende şimdilerde yoğunsun!

 

 

 

Gitmek… Bazen dilemek evet…

Hissettiklerimizden el etek çekmek

 

 

Bazen ne kadar kolay gelir düşlerimize

Hülyasız düşüncelerin ikliminde

Kendi sessizliğimizin serzenişleriyle…

 

 

Merak etme kimseler sesini duymayacak

Seni kalbinin dışında hıçkırıklara boğmayacak…

Kalmasın yaşanmamış hal ekseninde bir haykırış

Neticesinde ruhunun iz sürdüğü ötelerin şevkiyle…

 

 

Kalbi daralmalar ruhi yanılmalar

Vehimlerin yozluğundan kaçışlar ancak seninle…

Ne yıldız ve ne de ay sadece kendi seyrinde hilkatiyle…

Sen kimliğin örtüştüğü edebin rüknüyle muhabbet eyle…

 

 

Yalnızca sen halinde yaşıyorsun sanma

Yalnızlığın sokaklarında adımların şevksiz nazarıyla

Dilek ve beklentiler kalbe geçit vermezse

Tefekkür eyle hikmetiyle kanaati ziyaret eyle…

 

 

Maden ki naif kalbinin kırıklarıyla hüzünlüsün

Sen gönül verdiğinle bu kadar fakir muhabbetli misin?

Oysa sen zenginliğinle şefkatin adresisin

Sen cihanın öznesi aşkın payesi hamiyetin kalesisin…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.09.2010 12:12
#686

Niye!

 

 

 

Nefes nefese kalıyorsun

Hiddetini biran bile düşünmeden kusuyorsun

Neyden korkuyorsun, neden kendinden kaçıyorsun

Sonra bir köşeye çekilip içli içli ağlıyorsun ve sessizce avunuyorsun

 

 

 

Birgün olsun susmadın

Kaygı ve tasalarınla ruhumu gazapta bıraktın

Sükutumu hiç anlamadın, gönül sesimi pek umursamadın

Bilmem ki ne yapmalıydım, çere adına el mi açmalıydım, nasıl anlamalıydım

 

 

 

Yıllar akıp gitti, yılgınlık sinemde bitti

Umut artık solmaya yüz tutmuş bir gül-i nihal oldu gitti

Neydi derdin, adavetin ve şerrin, insan kimliğimde ki esrarı halin

Düşünmek bile külfet oldu, sürur kalbim için hasretiyle şad oldu, hicrandı

 

 

 

Duymuyorsun, susmuyorsun

Her anımı,yamaka için kalanımı, gönül nidamı kurutuyorsun

Hergün sineme bıtkınlık ve yılgınlığı kat kat yüklüyorsun, aldırmıyorsun

Sızım nefeir bilmiyorsun, derdimi bir insan gibi dinlemiyorsun, hep kaçıyorsun

 

 

 

Yaşamak zor geliyor artık

Bir yer kalmadı saklanmak için, nefsinden korunmaktır elan derdim

Bin hüzün ile ummanın vecdine ererim, bilmem ki artık kime ne söylerim

Kuytu köşeme sinerim, secdeyle dirilir, hicranla halimi sahibime serdederim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.09.2010 16:53
#687

Sustum!

 

 

 

O an çaresizdim

Hiddetin karşısında fevkalade sefildim

Gazaba gelmiştin, nedensizdin, kimbilir belki de o an tükenmiştin

Hasrettiğin halin, serdettiğin eşkalin, keybettiğin edebin acizliğindeydim

Boynumu büktüm, sabrı terennüm ettim, meğerse sana ne kadar yabancıymışım

 

 

 

Neden tahammüm etmek istersin

Niye yetinmeti, kanat etmeyi, edebi iştiyakı, sükutu ikmali öncelemezsin

Kahretmeyi, tereddütler yaşamayı,keşkelerle oyalanmayı hiç düşünmez dilersin

Bilmem ki ne istersin, gönüllü köle olmamı beklersin ve herşeye müdahele edersin

 

 

 

Yalnızlığın kollarına kaçmak istiyorum

Bizar bıraktığın halimden ve uhteleşen kederlerden kurtulmayı diliyorum

Sabrımı deniyorsun biliyorum, zafiyetlere bürünmemi istiyorsun bilemiyorum

Aklım var, iradem kar, ruhum mahzun bir şekilde bakar, niye yüreğim kan ağlar

 

 

 

Yapma dedikçe, sabırla seslendikçe...

Kalbimin inşiraha olan hasreti aklıma gelince, içimi çekiyorum

Hikmeti sebebini, çilemin bereketini, ahirimin nedenini sessizce bekliyorum

Her ne dersen, nefsinin yelpazesinde nefeslensen gam değil, hesap senindir diyorum

 

 

 

Ne kadar bizar bırakmışsan...

Sabır yumağına dönüşen dertlerimi ruhumun pervazlarında anmışsam

Kalbimin ağrıyan sızısıyla el açıp secdelerde içimi boşalmışsam elbette ar değil

Kalan nefesimden, fersizleşen gözlerimden, kalmayan hevesimden anılan kar değil

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.09.2010 17:56
#688

Gitme!

 

 

 

Çile gönlünde deryalaşsa

Gün, ne kadar şafağa muhtaç ve iştiyaksa

Gece, mahzun çehrelerin barınağı olarak kalacaksa

Aşk,dile gelen hevesin, keyfiyetin, nefsi hasletin barınağı olacaksa

Ruhum çığlık çığlığa kalsa, gözlerimden kan aksa, kalbim kararsa da aldırma

 

 

 

Sen var git yoluna...

Umudun solmadan, ruhun bizar olmadan

Gönül sızısını melalinde yaşamadan, hıçkırıklara kanmadan

Hülyaların abıhayatıyla yaşamadan, yeisi solumadan ve bir lanet okumadan

Ğül-i nihalin kurumadan, dilin edebi unutmadan, kalbinde bir buğuz yaşamadan

 

 

 

Korkma, öncelikle kalbini anla...

Nedamette bir hikmeti bereket yok, sabırda vuslat tınısı bir aşkı ok

Nizamsız nefiste, ilimsiz zihinde, idraksiz ruhi meziyette asla bir hakikat yok

Hesabı bilmezsen, ne derlerle nefeslenirsen, haysiyeti deruhte etmezsen bekle şok

 

 

 

Kor nedir bilir misin

Sevdayı ruhunda hisseden abidin vicdanda ne var ve nedir dersin

Kalp hisseden latiftir, idrak ruh ile taktirdir, ar kul içindir, peki,tahva şeklimidir

Takiye bizzat öldürür, maslahat süründürür,alalamak ise mahveden afatı kebirdir

Gülün dramını hisset, hüzne sinenin derinliğinde onurla iltifat et, ne ibreti davettir

 

 

 

Birgün ebede gideceksin

Zahiri manada taprağa serileceksin, uzleti ruhunda hissedeceksin

Derdin, gamın,hesabın külhüne ereceksin, bizar olan halinle kime ne diyeceksin

Heveslerin derdest olacak, hicran yanı başında sefilliğini yoklayacak ister misin

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.09.2010 22:56
#689

Sustum, susmalıydım!

 

 

 

An, kalbime seslenir

Zaman, ruhum için himmet dilenir, ecir için nöbettedir

Niyeti sadece Rahman ve Rahim olan Hak bilir, hikmetinde neler gizlenir

Meram dile gelir, nefis hoyratlığın kadrindedir, sabır ihsansız züğürtlük çekmektedir

 

 

 

Aşk; halin demidir

Kul olmak elbette ki nasip ve gayret meşkinde gizlidir

Ya hu derken ve la havle yi çekerken, kanaat nedir bilmezken ve aczi yet içindeyken

Gönül susmuş, umut solmuş, gayret yok olmuş, akıl gam olmuş, sor ki irade loşmuş

 

 

 

Bitti ve gitti bir edep içindeydi

Ne söylesem, gözlerimi ummanın seyrine amade eylesem

Vaktin nidasını, aşkın firakını, sevdanın manaya olan abadını nasıl dile getirsem

Hiç seslenmesem, gönüller niyaz etsem, ruhumun hicran damlalarını kime söylesem

 

 

 

Uzaklaşan Ramazanın yâdını

İçimin yanan ve hıçkıran feryadını, arifenin bekleyen efkârlı hazırlığını

El hak mezarın görünen ahını, figan eden efradın gam içinde ki fakir umutlarını

Derlesem, ruhum için ibretin abadı için teslim etsem, nefsime bir hazinle seslensem

 

 

 

Onca zaman nerede olduğumu

Hangi badirelerde soluduğumu, fersiz gözlerimle ihmalim bulunduğunu

Mazerete sığınmak için asla bir niyetimin bulunmadığını, deva için koştuğumu

Nasıl söylesem, bayram için gönlümden geçenleri dile getirsem ve hayırlar dilesem

 

 

 

Ne kadar umudunuz var ise

Kalbimin lekeli ve aczi yet halinde ki gül-i nihaliyle âmin dese

Bir nebze olsun niyaz beklese, yâd edilmeyi hak etmeyen halinden söz etse

Kalbiniz inşiraha ve gönül kapınızın vuslata aralanması temennisiyle nice bayramlara diyorum efendim…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.09.2010 14:00
#690

Duy sesimi!

 

 

 

Nerdeyim

Nasıl bir hal içindeyim

Sanki berduş bir zadeyim, evet, bir hal fakiriyim

Konuşmaz dilim, fersizdir gözlerim, anla artık kime ne söylerim

 

 

 

Esir ediyor

Kıskançlık kanımı emiyor

Zihnim sanki kan revan içinde feryadıyla inliyor

Bırak yakamı, candan bezdiren zannını, yarabbi dedirten vicdanı bilmiyor

 

 

 

Bir aslandım

Sanki uysal bir kedi olmak için izdivaç yaptım

Okumayan, muhakeme yapmayan, ne dereleri hak sayanı ne yapmalıydım

Biran çaresizliğe sığındım, ne yapacağımı şaşırdım, bir nisa ile dişliliği ayırdım

 

 

 

Sessiz kaldım

El pençe durup gözlerinde arandım

Zihninin arka duvarlarında mahkum olan umudun çehresine baktım

Arlandım, insan olmak nasip işiymiş şimdi kandım, nefes almak değilmiş anladım

 

 

 

Yazma diyorsun

Hiç okumadan yargılayıp fırlatıyorsun

Sevdalıların var diyorsun, ecir ve ihsanın ne olduğunu hiç düşünmüyorsun

Billahi boğuyorsun, bir hal bırakmıyorsun,insanı kul olsa da çileden çıkartıyorsun

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.09.2010 11:44
#691

Ne tutacak bir dalım, ne de muradım kaldı!

 

 

 

 

Bırakmadın...

Bir an olsun anlamak için hal-i lal olmadın

Yılardır sabrın kadrine bıraktın, bir kalbim olduğunu hiç anlamadın

Gözlerinde arandım, sükutu sinemde yaşattın,ne şevk koydun, umudu yaşatmadın

 

 

 

Sormalıydım...

Kime ve hangi manada hali açmalıydım

Sanki yaşayan çaresiz bir kabirdim, nefesin müddetine taliptim, kaçmalıydım

Yorgun solgun bir halin mahkumuydum, edebi nasıl ihmal ederdim, yaşamalıydım

 

 

 

Ömür denen örs...

Nefes bin bir hüzünle nasibin kadrinde bir ders

Kalbim anladıkça, farkı fark eden oldukça, nar bir aşksa, söyle niye nefsime ters

Nizam haksa, adil olmak şartsa, hukuk kul ve insan için mutlaksa ar halime lades

 

 

 

Açık denizler anlatır...

Ah bir anlasan bu bedbin ruhuma neleri yaşatır

Kalbim başkalaşır, umudtlarım harlanır, gözlerim sessizliğin kadrinde yaşarır

Zülmetmek nasıl bir kula yaraşır, edebi talan etmek kul için nasıl hakla manalaşır

 

 

 

Sanki firardayım...

Kapalı bir oda içinde, suallarin peşinde adeta hancıyım

Ne kadar nefesim vardı, umutlarım susuz kaldı, hayat kim için farktı duacıyım

Beni benden alan, gönlüme bezginlik yaşatan, firkati kurutan ne varsa davacıyım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.09.2010 14:31
#692

Boynun bükük, hislerin sönük, kalbin bölük!

 

 

 

Böyle değildin eskiden

Hali melal bahçesinden bir pareydin, evet bir gül-ü nihaldin

Umutların açardı, şevkin her yanı kuşatırdı, nefesin harı ardı, farkı manaydı

Ne oldu, hangi elem sinende ufkunu kararttı, sürurun kayboldu, gölgen şad oldu

 

 

 

Neydi vefa duygunu zedeleyen

Bin hüzün içinde nefesini demleyen, kederler içinde halini yıllara gark eden

Çekip giden, arzuların hasretini sinene ilga eden, gönülden çektiren, sükut ederken

Kimseye ayan etmeden, gözlerden dökerken, geceye seslenirken çileyi nefeslenirken

 

 

 

Göremediğim, fark edemediğim

Hayatı manasına abat ederek, hakikatine ülfetle eremediğim

Derdi gam bildiğim, rahmetin vesilesini ötelediğim, hevesi bir asude bildiğim

Suhulet cenahında edebi ihmal ettiğim, inşirahı akıl etmediğim, umud vehmettiğim

 

 

 

Saklı sandıkta duran nameyi

Gönül dilinden kaleme alınmış ve hasrete kanmış bir edebi aşkı payeyi

Görmedim, akıl sır erdiremedim, ayan olan halimde dahi düşlerimde yer vermedim

Yıllardır kimseye söz etmedim, sinemde ki koru niye fark etmedim, evet, ne sefilim

 

 

 

Ne kadar özürlensem kar etmez bilirim

Derdin sahibidir, hali lal olan, hasreti nefesinde bulan, umutla yarınları koklayan

Bedbin ve bizar kalan, boynu bükük bir şekilde sessizlik içinde aranan hissederim

Bin dert ile, kalbimin lekeli sahifelerinde inlerim, gönlümü hicran nidasına veririm

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.09.2010 13:48
#693

Gönül sustu, hal virane oldu!

 

 

 

 

Bekleme…

Sabrı halinde yumaklaştırıp bir dert içinde nefeslenme

İnsan olmak, hal dilinde aklanmak sevda işidir, aşk asudeliğidir geçme

Kim ne derse desin, vicdan ruhun ve kalbin sürurudur bilesin, hak iledir vazgeçme

 

 

 

Anlatamayan dilin…

Gönül pervazlarında umutla bekleyen mahzun halin, dilim dilim

Gam içimde, hüzün kalbimde, hicran yakamda bir lahza olsun vermiyor ödün

Geç git diyemem, mahzunluğu görmeden geçemem, billahi bu nefsimle aşka erişemem

 

 

 

Yağmur yağıyor semadan…

Kanatlanmış umutlar bekliyor bir bir nasip dirliğindedir o an yardan

Gönül geçmez, arzu bitmez, aşka hevesle erişilmez, sevda bir ardır umuttan geçilmez

Gel gör halimi, sessiz çığlığımdan akseden melalimi, ayan olan keder ve aşkı demimi

 

 

 

Ne söylesem…

Uzlete mi çekilip muradım için vaktini beklesem, yazmadan sabretsem

Kabre girmeden, musallaya gelmeden, tabutun ahvalini hissetmeden kanaate ersem

Fakir halimin, aczi yet içinde çırpınan ayanı derdimin müddeti nefes için azmettiğim

 

 

 

Nerde kaldı lal olan vakit…

Hal perişan, can içince cansızlığın kadrine aşina olmuş bekleyen bir kan

Namzet için, umut gayretin ve sayın gerekçesiyle ancak vücut bulan bir ala seçim

Ne oldu, sualler aklın ve mananın, kalbi felahın, vuslatı sevdanın inşirahında kaldı

 

 

 

Hiç sormadın…

Hasreti yüreğimin yalçınlaşmış halinde yaşattın, bir adım, bir umut vardı sanki

Gönlümün suskun ve bizar halinden, açık denizlerden çağlayandı, harı vardı, arlaştı

Aşk, manasına metfun, hak ve hakikatin, ecir için çileyle anlamlaşan nefesin hakkın

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.09.2010 11:22
#694

Kan gelir gözyaşımdan!

 

 

 

 

Neler söylense…

Nizama muhtaç bir nefisle kelam edilip yargılar verilse

Hukuk katledilse, hak ve hakikat ihmal edilse, bir hesap var, ah bilinse

Kırmadan, gönül diline yaban kalmadan nefesler aşk ve muhabbetle tüketilse

 

 

 

Bundan gayri geriye ne kalıyor…

İstesen ve dahi dilemesen de nefes müddetinde soluyor ve kuruyor

Kin ve nefret kalbi yoruyor, sevgi ve şefkati hoyratça buduyor, nüve kalmıyor

Gözler görse, dil söylese, hal sessizliğin kadrinde melalleşse yine de sevda olmuyor

 

 

 

Yüreğinim bıçkın hali gemsiz…

Ne kadar nefsin olsa, aklım hak ve hakikat için aranmadan varsa

Müsrif bir can, kanaat ve sabrı konuşmak için anlatsa, lakin kalbinden çok uzaksa

Hal için ağlamak bir başka, kan göz pınarlarımdan sızınca, el açıp yakarmak farksa

 

 

 

Kimseye bir şey söyleyemem…

Yarım asrı geçkin bir ömrün hesabını elbette ki hakkıyla veremem

Boynum büküldükçe, ruhun hicran damlaları kalbimle yüzleştikçe, için yanıyor işte

Sessiz köşeler, beklenti içinde olmayan nefes, almadan veren gönüller yaşıyor içimde

 

 

 

Secdeye kapanmak istiyor gönlüm…

Lakin şuur ve idrakim, kıt aklım ve hoyrat nefsim bihakkın geçit vermiyor

Gözlerim bakıyor, dilim susuyor, iradem zafiyetler içinde kimden medet bekliyor

Hani iradem vardı, adamlık azimet ile farkı fark ettiren zamandı, aşk kimlere kaldı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.09.2010 09:58
#695

Hicranını bir yetim malı gibi sakla!

 

 

 

 

Bir gün hatırlarsan…

Hali melalin ile şad edip, ruhumun hüznünü kalbinde bulursan

Baharın letafetini, günün şevkini, gecenin efkârı derdini, bilinmeyenlerde inleyenleri

Aklın sezgisi, ruhun yetisi, gözün boyun büktüren busesi akla gelsin o vakit seninsin

 

 

 

 

Hiç sorma benim halimi…

Dipsiz kuyuların, çıkmaz sokakların, ayazda kalmış umutların bekçisiyim

Gönlüm gam içinde, ruhum ne kadar bizar olsa da kimin derdinde, kalbim hazan işte

Gören göz, işiten kulak, hisseden yürek düşündüren merak kalmadı hiç hazım bilesin

 

 

 

 

Ruhumu saran meran bir başkadır…

Nefis denen meret aklımın ve idrakimin, tefekkür ettiğim denklemin içindedir

Bir an olsun geçit vermiyor, adeta içimi kemiriyor, filizlenen umutlarımı kırıyor

Sonra aczi yetim için, nedametim kat be kat biçim biçim, kefen var ya sinemde geçim

 

 

 

 

Bazen yüreğimde ufuklar açıyor…

Şevk ve sürur gönlüme doluyor, ruhum lâmekân oluyor, kalbim hıçkırıyor

Ne kadar bizarlık varsa, umutlarım unutulmaya yüz tutmuşsa, gün yüzüne çıkıyor

İşte on ve beklenen zaman buymuş demek ki diyorum ve içli içli sessizce ağlıyorum

 

 

 

 

Hani geriye ne kaldı diye bakınıyorum…

Ruhumun aşka hasretini, kalbimin sevda için gayretini hicranla düşünüyorum

Hiç ses çıkartmadan, kuşlar kanatlarını çırparken nedenlerini ruhumda yaşıyorum

Aşk; halis niyeti, sevda koşulsuz gayreti, vuslat kul için ihsan ve inayeti çok istiyor

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.09.2010 09:38
#696

Gönül ne söylüyor, vakit biliniyor, kar etmiyor!

 

 

 

Ne kadar bilir…

Umut içinde beklenilir, arzular filizlenir, niyet halislikten emindir

An gelir, ahenk hani nerede diye sual eğlenir, dirlik ve birlik hal içindir, kalp bilir

Akıl bunun içindir, nefs nizam edilse muteberdir, işte o vakit ruhun özgür ve bakirdir

 

 

 

Bazen yüreğim ağlar…

Bizzat vakıf olduğum halde sadece gözlerin bakar, dil susar, bir hicran başlar

Vicdan hesabı açar, kalbimin hüzün duvarları kalkar, ne kadar hak varsa öne çıkar

Dile gelen, maslahatlara bürünen, avuntu için dilenen hal, nedamete başlar ve ağlar

 

 

 

Yar ne demektir bilir misin

Arzu ne aşktır, ne de sevdadır idrakinde misin, nefesin müddetini bilme ki neylersin

Hangi kapının umutlarında beklersin, hak için gönlün kapısı açık mı hisseder misin

Akla ne geliyorsa, gayretten muaf olan bir savsa, düşünmek için edep ve izan yoksa

 

 

 

Nereye ve kime meyledersin…

Keş kelere kürek çeken bir heder misin, yoksa nimetin ne olduğunu bilen arif misin

Yol yolcu içindir, hal aşkı hak için bilir ve secdeyle bütünleştirir, kul olmak arifliktir

Nefsin isteği el hak bilinir, akıl sahibi manayı aşk için vecde tabidir, irade niyedir

 

 

 

Tamam fakat ölmeden ölünür mü diyor…

Farkını fark etmek için gönlün ve ruhun risalelerini hiç okumuyor, bir dert etmiyor

Zaman geçiyor, ömür bitiyor, bahaneler tükenmiyor, azimet kulluk için ne bekliyor

Dirilmek ne demektir, filizlenmek için sebeptir, aşk bu hal için nasibi mukadderdir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.09.2010 10:11
#697

Bu sevdadan söyle geriye ne kaldı!

 

 

 

Her yanım boş, vecdi kırılmış bir sarhoş…

Bir avare değilim, yolun istikameti için viraneyim ve belki deliyim

Teslim olmak, inanmak için bahanelere sığınmamak meğerse suçmuş bilemedim

Gönül sesimi dinledim, hissiyatımla yol yardam için edepte ikamet ettim ve eridim

 

 

 

Ne söyledinse, kahır içinde nefeslendinse…

Hatalı ben miyim diye defaten halimi taradım ve arandım, ikna olmadın

Vehimlere saldırdın, ne kalp tanıdın, ne insan diye bir nebze tefekküre adımladın

Sonra pişman olduğunu, yanlış anlaşıldığını sıraladın, lakin muhabbet bırakmadın

 

 

 

Sanki umut içinde diktiğim fide kuruyordu…

Nereye baksam karşıma kuraklık çıkıyordu, güneş elinden geldiğince yakıyordu

Ne bir hal bırakıyor, ne su için an tanıyor, akılımı başımdan alıyordu, bilmiyordun

Ruhumun hicran damlalarını görmüyordun, sinin sürurunda ne varsa koparıyordun

 

 

 

Bilmiyorum ki ne söylemeliydim, boyun mu bükmeliydim…

Keyfiyetin yetmesi için beklemeli miydim, sabır içinde dirilip veya çürümeli miydim

Kanaat için, bahtım bilmem ki ne kadar elimde olan bir seçim, geçim eza nasıl vehim

Kırıldı kollarım ve muhtaç halim, hazan için nefes alıyor ahtım, hüzünle sabahlarım

 

 

 

Ne yarlar gördüm, mazi içinde ibreti derledim, idrake evet, dedim…

Bir hevesin, hesapsız serilişin, bahaneler içinde seyreden bir halin bekçisi olamaz

Can, ezanın ve pranganın vicdanına bırakılamaz dedim, kalp niye var, akıl kime kar

Umutlar, ecrin ve ihsanın vuzuhunda açılan bir bahar ve nitelikle ruha aşkla bakar

 

 

 

Ne söylesem kar etmeyecek, gönül dili mutlak bilinecek…

Aklıselim ile yola girilecek, hesabi olmak ne demekmiş mutlaka bilinecek, seçilecek

Aşksız, sevdasız ağlamak kar etmeyecek evet görülecek, dirilmek için sabra geçilecek

 

An ve hali zaman, ömür denen ihsan, sabır içinde ki vicdan huzura erdirip yeşerecek

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.09.2010 16:43
#698

Deme, bayram mı seyran mı, hal viran mı?

 

 

 

Ne söylersen, hangi lehçeyle hem hal edersen kabulümdür

Derdin bir nimet olduğunu, gayretin feyziyle ruhun şad olduğunu yeni öğrendim

Kalbimin senasından, halimin binasından çok uzaklaşıştım, sanki avare bir haldim

Kim ne derse, aklım elverdikçe, izanımı bilmem hangi açık denizin düşlerine verdim

 

 

Dileklerim vardı, bazen üzerine kar yağar bazen tipi ardı

Nereye baksam, ruhumu kuşatan bizarlığı hakkıyla anlatsam, elbette kar etmeyecek

Söz, halin manasından çıkmayınca, kalbim edebe meftun olmayınca, gariplik var bil

Ne söylense, aşkın ahenginden ve muvazenesinden uzak bir halde ise yakınlaşma, sil

 

 

Yolsuz bir yolcu gibiyim, azıksız haldeyim, söyle neyleyim

Şükür nedir, sabır selamet midir, kanaat etmek kalp kuraklığında nasıl bir hikmettir

Gönül vurgunları, hukuk kalpazanları, dilbaz simsarları etrafımı sardı, hal kalmadı

Ne koklasam, lalenin solgun çehresini hakkıyla ansam mazide ne olmuş yakın olsam

 

 

Duyamadım, nidanın felahında uyanamadım, çok arandım

Hayrat tabiatın, hasret kokan yangının, feryadı duyulmayan mananın yolcusuyum

Diken içinde haşrolan, sukut ikliminde kaybolan, hiç sesi sedası duyulmayan mıyım

Sormayın, deme sakında bırakmayın, bir can olduğumu anlayın, yolda bırakmayın

 

 

Gitmek, seslenmeden yitmek, merakı hak etmeden kaybolmak

Bir gün, acabalarda sürgün, gönüllerde açmayan gül olmak ne kadar mümkün bilsen

Solan filizlerin, umuda nail olamayan gönüllerin, sabır ikliminde bizarlaşan nefesin

Halini sormak, biran onun yerinde bulunmayı anlamak, hikmetin gayretini yaşamak

 

 

Sonra yavaşça nefesi bırakmak, müddetini anlayıp yakarmak

Vadinin her yanında, yalçın kayalardan akan pınarların katresinde şakıyan ne aşk

Sevdanın ninnisinde, mahzun nefesin ümidinde, bizarın beklentisinde bir mana var

Ne kadar anlarsın ve bu manada hadiselere bakarsın hiç bilemem, yargıla istemem

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.10.2010 11:26
#699

Sessiz birşekilde ağlıyordu

Kimseye bir zarar vermeden içlenip, ruhunun hicranını aşikar eğliyordu

Bir gönül için hüznün vazgeçilmezliğini biliyor, kah sabrediyor, kah ah çekiyordu

Şikayet etmeye yeltenmiyordu, derdi bahşedenin kim olduğunu yakinen biliyordu

 

 

 

 

Hayat hep sürur duyulan

Hevesler girdabında boğduran, emeller için gönlü unutturan, nefsi aymazlık değildi

Bilinmeyen, hissedilmeyen bir esaretin, kalbi kararmışlığın ömür sayfası ne edepti

Hesabi olmak gayet açık ve netti, akleden için suhuletli olmak evvel emirde hedefti

 

 

 

 

Gönül sevgi ve şefkate yabancı ise

Bir garabet ve ihsandan müstağni olan iradeyi zamansa, hakikat için duyarsızsa

Ecri dilemeyen, gayreti inşirah için esirgeyen, nefsini önceleyen bir tadımlık cansa

Söyle ki bir aşk neylesin, ölüm için hali ferahlıktan fevkalade uzak bir karanlıksa

 

 

 

 

Canı canana kurban eylemeyen

Ve feda olmanın ne demek olduğunu hiç bilmeyen, soyup benliğini uryan olmayan

Mektebi irfan rahlesinde bulunmayan, geleceğini biran olsun aşkla sorgulamayan

Uyduk kalabalığa diye bir hesabın içinde yer alan ve ne derleri bir kurtuluş sayan

 

 

 

 

Ummanın sedasından anlamayan

Dökülen gözyaşlarını hak ve bizzat teslim edilmesi gereken hukuku için algılayan

Narın vechesinden, cennetin beklentisinden, borcu ifa ettik demekten o an kurtulan

Mahsur için sevdasını ruhun en müstesna vecdinde yudumlayan olursa, o kurtulan

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.10.2010 12:36
#700

Niye sürgündür bu ruhum!

 

 

 

 

Bir hicran esini var, ta yüreğimin derinliğinde

İçtiğim her bir badede, terennüm eylediğim müddeti nefeste ve atimi düşündükçe

Yıllar ne çabuk geçti, vicdanımı tefekkür ettikçe nasıl silkeledi, içimi çok titretti

Boynumu büktürüyor, umutlarım aman vermiyor, nazarlarım niye kimden kaçıyor

 

 

 

 

Ölüm düşüncesinin halimi kuşattığı bu anda

Her ne kadar ruhumu ihya eden umutlarım, nefesimi kesen bir badire olmasada

Gün kararınca, gece başlıyor sessiz ve sakin melalin kuytu odalarında, ağlasamda

Merhamet bekliyorum, rahmetini diliyorum, mağfireti bekliyorum, çok korksamda

 

 

 

 

Evet, yüreğim suskun kanatlarında bir garibim

Ne kadar etrafımı kuşatan olsa, maişet için dur durak bilmeden heveslenen olunca

Sadır olan bu hali mecalsizliğim,yorgun ve bizarlaşan hissizliğim karşıma çıkınca

Garip birşekilde duygulanıyorum, hıçkırıklarla medet bekliyor ve ümitleniyorum

 

 

 

 

Neden böyleyim, kalbi latiflikten nasipsizim

İnşirah için bir bak ne haldeyim, ihsan perdeleri görünmüyor sinemde kepazeyim

Ölüm döşeğinde bekleyen biçare bir nefes gibi yitmiş duygularımın mı peşindeyim

Ah çekmek geliyor bu anda içimden kimsenin duymasını istemiyorum acizliğimden

 

 

 

 

Kabir, ne büyük bir ibretsin zahirim için

Üçbeş görünen kemiklerin ahı ahvalime soruyorum niçin, gam içimdedir için için

Ne kadar ağlasam, sukutun çığlığını ruhun derinliğine sessizce bıraksam kim için

Lutfun bol, inayet kalbimde sanki depreşen bir kor, haydi durma artık izanına sor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.10.2010 10:39
#701

Gönül ağlar, gözüm ağlar, mücrim halim ne yapar!

 

 

 

 

Bilmem ki ne kadar aşığım

Candan vazgeçecek kadar külhüne vakıfmıyım, sevdayı nasıl anlarım

Tutkularım için ne yaparım, iradeyi maslahat için neye sığınırım, akıllı olmalıyım

Kimseye ziyan vermeden yol selametini gönlümde solumalıyım, aşkı anlamalıyım

 

 

 

 

La derken, birşeylerden vazgeçerken

Kalbimin sahibini zikrederken, mükellefliğin idrakinde nefeslenen bir abitken

Ruhumun serencamında, umutlarımın sağanağında sabrı aşk ile nefeslenmeliyim

Kanaatin acziyetten tebarüz eden sğınma olmadığını bilmeliyim, şevkle içmeliyim

 

 

 

 

Ya hu derken, dil ile kalbi müsavileştirirken

Hakikatin insicamını yüreğimde hissederken, inşirahı sürurle terennüm ederken

Korkunun bir vehim olduğunu, içimde şek ve süphenin bulunduğunu anlamalıyım

İnandım derken, gönlün dilinden bahsederken kendimden geçmeliyim, inlemeliyim

 

 

 

 

Umutlarımda ruhumu saran serap olan ne varsa

Hal ve ihsan muştusundan uzaksa, sevdanın teslimiyetinden bir miskal ıraksa

Bir hikmeti sebebi var diyerek asla o düşlerin fevriliğinde soluma, aşk inancında

Ne kadar heveslerin olsa, arzuların biran olsun halini bırakmasa, yinede korkma

 

 

 

 

Verilen nefesi müddet niye var hakkıyla anla

Hidayet kimsenin iktisadında değil,kulun intisabında takva yoksa ne kadar sefil

Bin bir bahane ile takiye yapmak kime, neye delil, inayet ve ihsan için kalbi seyir

İşte o vakit, niyeti sadakatte sudur bulacaktır akit, asla kuşkuya kapılma ona eğil

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.10.2010 12:01
#702

Söndü yadımda akisler gibi aşkın seheri!

 

 

 

 

Aldım başımı gidiyorum

Ruhumun feryadını, kalbimin hicranını kimseye ayan etmeden göçüyorum

Sessiz ve suhuletin sudur ettiği bir sakinlik içinde halim ve zihnimle sualleşiyorum

Neden hiç dinmiyor gözyaşlarım, efkarı melalim, hüznü koklayan yadım diyorum

 

 

 

 

Kime çare olacaktır hicranım

Devaya muhtaçlığım, elemle seyrü sefer halım, aşkın hasretine ram olan bu canım

Yine sükuyt etmek geliyor içimden, sabrı hakkıyla terennüm edemezken, neyleyim

Ne can, ne canan hakka yar olmayan ve hüzün içinde nefeslenen hicranın esiriyim

 

 

 

 

Bir emelin yolunda, umut hiç aşk olur mu

Murat edilen har, narın haşyetinden arileşen fer olur mu, sevda ruhuma sorulurmu

Gam sineme kederi zerkederken, olmayan derdin çilesini yad edene aşk sorulurmu

Günü gün etmek, nefsin keyfiyetinde nefeslenmek hak yolunda meşke konu olurmu

 

 

 

 

Bir sor halimi, söndü yadım bak akisler gibi

Hiç mi açmayacak ruhumda bir aşkın seher vecdi, inşirah ümit eden eşşiz mecali

Hep düşler mi koklanacak, serabıyla gönlüm nasıl şakıyacak ve aşk ile ağlayacak

İzhar olan bir vakitte kalbim şad olacak, terennüm ettiğim letafete aşkla kanacak

 

 

 

 

Gel hor görme bu garip ve viran halimi

Umut içinde şakıyan melalimi, sineme esin bahşeden yarin taksimini, hasredileni

Elhak fakirdir bu ahvalim, idrake muhtaçtır hali muradım, aşk için bir kurbanım

Sevda için yanarım ruhumu bahşeden Halıkımı gönlüm için bir aşkı mabet tanırım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.10.2010 12:26
#703

"Üstad'ım efendim, şey, afedersiniz. Ben bunu pek anlamadım da, ne demek istediydiniz acaba?"

 

 

"Alacağınız olsun Üstad. Teşekkür edenlere, sadece 'güzel' yazıp geçenlere bile 'sürurunuza müteşşekirim, sine-i sürurum size kurban olsun' falan diye cevaplar verirken kaarinin izah ricasını pas geçtiniz madem, ben de sizi bi daha okursam iki olsun. Rica etsem kulağınızı bi yanaştırabilir misiniz efendim? ...(Yazdığınızın ne manaya geldiğini siz de bilmiyorsanız söyleyin yahu, bakın biz bizeyiz--başlığı ikimizden başka okuyan yok zaten, söz veriyorum itirafınız aramızda kalacak!)"

 

 

Meramı haliniz bu suallerle anlatmışınız!

Ne kadar samimi olduğunuz konusunda bir rahatsızlık duyduğumu beyan etmeliyim.

Tarzınız çok manidar ve edebi olmak konusunda da hayli cüretkar olduğunu ifade etmeliyim.

Vasıflandırdığınız ölçüde kelimeleri bilmeden ve hakkını vermeden yazan bir canım, nispeten rahatladınız mı?

Bir nefesle dalga geçmek ve onu alaya almak bu site müdavimleri için ne kadar uygundur bilemiyorum, iadeyi itibar ediyorum ve lütfen hiç okumayınız, idrak konusunda yorgunsanız zorlamayınız, yoksa bir sıkıntı verebilir!

MU
19.10.2010 09:12
#704

Eyvallah efendim.Müteşekkirim...

MU
25.10.2010 12:34
#705

Ölsem yare gam değil, ah etmek ar gelir!

 

 

 

 

Sükut etmişti nefese müdrik olan canlar, edebi terennüm eden şevk-i hicranlar

Neden dur durak bilmiyor umutlar, ruhumdan sudur eden figanlar ve nisyanlar

Hep böylemi kalacaktı sinemden çıkmayan hüzünlü sızılar, o bıktıran azaplar

Çaresiz bırakan o sabrı yudumlar, boyun büktüren bahtı karanlıklar ve ağıtlar

 

 

 

 

Aranırım, nerede akıyor ruhuma aşina olacak sebebi sürur inşirahlar ve umutlar

Mütemedayen potrazdamı solacak ve mecalsiz kalacaktır bu feryadı çırpınışlar

Gönül ağlar, dil çaresizliği yudumlar kalbimde niye durmuyor figanı hıçkırıklar

Söylenmek deva olmayacak sinemin solgun yaprakları bir bir sükutumla kopacak

 

 

 

 

Ey yüreğimin sızısı, gönlümün dinmeyen ağrısı, umutlarımın furyası duy sesimi

Yılların karanlığına bıraktığım gün yüzü görmemiş ümitlerimi, çileli içlenişimi

Ruhumdan tebarüz eden ve feryadın sessizliğine rucu etmiş bulunan nağmelerimi

Bir şikayetin ve hatta yeis içinde nefesi teneffüs etmenin ızdırabında ki günlerimi

 

 

 

 

Gönlüm niye bizar, hicran sessizliğin ahenginde şu mezarımı nefsim için aralar

Heyhat ki ahım kim için yüreğimden bir hüzün ile gönülleri yad ederek ferahlar

Toprak kalbim için ne ülfetli bahtiyar, yar olmasaydı bu aşk-ı hayat neye yarar

Mahzun çehreleri gördükçe, figan eden nefesleri düşündükçe, utanmak bana yarar

 

 

 

 

Gel söylenme, ruhunu esir alan bahanelerle nefeslenme, aşk, benlikten temizliktir

Kalbi lekeleri, nefsi hergelelikleri, nefesi müddete bırakılan avarelikleri silmektir

Gönül gözüyle, inşirahın vecdiyle sevda ile yüzleşmektir, ne tendir nede bahenedir

Her adımın ve nefese amade olan o canın murakebesinde hali sabırla demlemektir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.10.2010 13:31
#706

Kalp sürursuzsa ağlar, gözler umuda bakar!

 

 

 

 

Sokak suskun kalmış, nefesler o saatte bir bir emelleri uğruna yola çıkmışlardı

Bir köşede ve sessizliğin olanca heybetiyle nazarlarını saklamayan bir can vardı

Etrafına şaşkın şekilde bakınıyor, sanki sinesinde sualler peşini hiç bırakmıyordu

Neydi sancısı, dile gelmeyen acısı, burukluk içinde kıvrandıran hicran yarası ardı

 

 

 

 

Henüz pencelerer açılıyor güneşin haneye girmesi için gayretler bir bir boşalıyordu

Gecenin mamurluğu ve düşlerin ağırlığı çehrelerden bariz birşekilde okunuyordu

O gün halde ruhun ve kalbin inhisarında aşkın vecdiyle buluşması okunmuyordu

Her an bir korkunun ve telaş içinde koşturmanın zamanıydı, geriye sabır kalmıştı

 

 

 

 

Hükmedilen ve icrayı talime mecbur addedilen o düşünceler her yanı kuşatmıştı

Tabi olmak, ses çıkartmadan itaate zorunlu kılmak, ruhlar için nasıl bir azaptı

Kalp, yüreğe tercih edilirken, akletmek, mukallitlikle yarış ederken çile başladı

Fikretmek için akıl ve idrakin gayrete tabi olan merakı hasletin ilmi saklanmıştı

 

 

 

 

Suçlamak için baheler listeler halinde ezbere tabi idi, tercih hakkı kimin haddiydi

Masum kitaplar dahi suçlu telakki edilen, insanın çehresine bakarak ilan edilendi

Neler çekmemişti ki bu millet, reva görülen her vakitteki şiddet, elbetteiçimizdendi

Peki değişenler ne idi tarih ve atisinden hunharca kopartılan bu neslin hikayesiydi

 

 

 

 

Kimileri nara attı, kimileri boşluğa bakarak hicranı sürur miskaliyle yudumladı

Hüzün içimizi yakan ve anıldukça yüreğimizi burkan ne müthiş bir elim romandı

Süt dilenen çocuklar annesinden alındı, kahbelikler ortalıkta hoyratça salınmıştı

Neslin serencamında ne edep bırakıldı ve ne de dert edinmek esasında gaye sayıldı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.10.2010 12:13
#707

Çınar, sessizliğin ülfetiyle mazimde ne arar!

 

 

 

 

Ne vakit ruhumun hicranıyla soluklansam

Ardıma bakmadan, bin hüzün ile fırakın çehresinde umutlarımı aransam

Ziyadesiyle düşlere dalsam, ufukların pervazlarına tutunsam gam olmaz içimde

Sanki saklı bir hikaye vardı bu sinemin kasvetinde ve sessizliğin davetkar esininde

 

 

 

 

Niye kuşlar bu sessizliği bozar, içimi yakar

Hilkatleri üzerine nasibin durdurak bilmeyen hecelerinde ne arar, yoksa aşk mı ar

Sevdanın vecdinde niye sabrı cemil ruhumdan akseden bir bahtiyar ve kanaat kar

Yapraklar düşdükçe kalbimde başlıyor hüzünlü damlalar tefekkür etmek şimdi har

 

 

 

 

Ne kadar hamiyetli sükut eden bu çınar

Kim dinlenmeye muhtaçsa, hali perişanlığında hala bir umut varsa, sırtını yaslar

Rüzgar hoş bir tınıyla ezgiye başlar, güneş haşyeti bir adımlık gizler, aranır gözler

Hiç söylenmemiş sözler, sinemde depreşen uhteler bir çığlık içinde neyin peşindeler

 

 

 

 

Çınar, ruhumda anlam bulan adamlığı muştular

Aklı selimlik ve feraset sanatında, kul olmak noktasında, ariflik konusunda aşktır

Azim ve futuhat noktasında tanzim edilmiş en mütekamil vuslattır o sevdayı taşır

An, müddeti nefesteki husule gelen manayı zaman, nefsin tezkiyesinde bir fırsattır

 

 

 

 

Çınar sanki aklım ve izanım için ulvi bir kitaptır

Fevkalade teslim olmuş bir sır ehlidir, sadaketiyle mürebbi kimliğinde bir değerdir

Onun lisanında kin, hamaset yoktur sevgi ve aşk yolculuğunda, manayı hazinedir

Hiç sıkılmaz, nazlanmak için bahane aramaz, sükut etmekten sıkılmaz ehliyetlidir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.11.2010 14:52
#708

O an annem ağlıyordu, demek ki yüreği kanıyordu!

 

 

 

 

 

Nedense pek bilmezdim, hissiyatın lisanından bihaberdim

Adeta her zaman çocuk gibiydim mesuliyeti hissetmezdim

Ne kadar aklı selimdim, idrakin feyzinden habersizmiydim

Hiç tahkik etmeyi hakkıyla nefeslenmeyide beceremezdim

 

 

 

Demekk ki şartlar zorundan o an korkudan yetişememiştim

Sabahın köründe çıkılırdı yola, bin hüzün ile sabır umut ola

Dikta edilenler adına kıtkanat geçinmek azimetmiş kim sora

Sanki yaşadığım her an zemheriydi, şevki ,süruru bilemedim

 

 

 

Bazen bakmaktan çok usanır, duvar üzerine yatar uyurdum

Gelen geçenden medet umarcasına nazarlarımı savururdum

Elbette çok acıkırdım, lakin ekmeği bulmak için çırpınırdım

Kıyıda köşede ne varsa bulup çıkarırdım yudumluk sanırdım

 

 

 

Ne ölümün hakikatine sadıktım, ne farkında olan bir candım

Bilmediğim o kadar çok mesele vardı ki, hangisine yanaydım

Bazen susarım ve bazen konuşsamda hali fakirliğime yanarım

Yitik bir mal gibi yıllarca afakımın firkatine sancılar bırakırım

 

 

 

Ruhumun bendinde bir eziklik var, sessiz çığlıklarım öyle akar

Bir duyan olsa, eşkalim nasıl bir hüccete ihtiyacı duyarsa bakar

Sineme dinmeyen bir kar yağar, hazan her zaman içimdedir yar

Ne ağlayanım var, ne derdi gamıma deva olacak o aşk bini anlar

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.11.2010 12:44
#709

Leyla gibi hıçkırsa, mecnun gibi yansa bu gönül!

 

 

 

 

Bir sözüm yok billahi, ruhum ne kadar abad olsa da nihai bulacak

Kan bu damarlarımdan akmayacak, gün bir hüzünle kararmayacak

Geceler hicranın firkatiyle ne vakit şu gönlümü inşiraha ulaştıracak

Gözyaşlarım duracak kalbim sürurla buluşacak, atimde ferahlatacak

 

 

 

Ne cananın hasretindeyim her an ruhun esaretin bizarlaşan benim

Ne vakit gülecektir kaderim, sessizliğin deminde suçlu bir nefesim

Kime nazar etsem,tebessümle yad edip teslimiyeti aşkla kabil derim

Sabrı ne acizlik bilirim, ne de kalbimin hazin sesinden çok eminim

 

 

 

Dalların şumulünde, sukut etmiş bir ağacın köklerinden ne beklerim

Kalan bir yaprağın bahtını merak ederim ve ruhum için nefeslenirim

Bir hesabın efkarıyla nasıl nefsimi tezkiye ederim, umutları neyleyim

“Gönül ferman dinlemez” derler, bu sözü bilmem ki nasıl taltif ederim

 

 

 

Ne hancıyım ,ne yolun emniyetini hisseden bir dilenciyim ben kimim

Neden bilmediğim ufukta gezinir, sefil bir halde aşkın şadını beklerim

Hadsiz hudutsuz bir nefesin sahibi kimdir,neden mecrasında gitmeyim

Ah çektiren bu emellerim, sabrın korlaşan yumağından neler beklerim

 

 

 

Şimdi derdi gamımla nasıl ve hangi edeple sevda yolunda nefeslenirim

Ne asanın keyfiyeti, ne lal olan dilin manadan uzaklaşan hali neylerim

Yahya Kemalin, Mehmet Akifin terennüm ettiği hicranı kime söylerim

Neden nefesi boğulan, şevki süruru mefkureyle yadedip ağlayan biriyim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.11.2010 13:42
#710

İnsan bu, hiç ruhsuz ve kalpsiz solur mu!

 

 

 

 

Kaybolup gidiyordu, nefesin erdem ve ülfeti sessizce tükeniyordu

Kim ne kadar hissediyordu, ruhun o esareti neden hiç dinmiyordu

Telakkiler, ilmi meclisler, nefes nefese rekabet edenler görmüyordu

Ne kadar silinmişlik varsa, yıkılmış duvarlar sukut ediyor çığlığıyla

 

 

 

Yaprak düşerken, dal hüznün sessizlik şadında hıçkırıkla inlerken

Ağacın köklerinden akseden feryad duyulmuyor, bilmem ki neden

Mahzun nefesler, yetim kalmış emeller,umut için bekliyor sahiden

Ey vaktin sahibi, bahtın naibi gönlüm hasret çekiyor aşk neslinden

 

 

 

Fedret yaşanmalıydı ve fakat hizbul tahrir gönülde yaşanmamalıydı

Nefisler hoyratlaşıp hudut ve sınır tanımayıp atiyi korkutmamalıydı

Otantik duygular, yıpranmamaış umutlar, bir zayiat yaşamamalıydı

Karlar eridikçe, hazan bukadar dile düştükçe edep unutulmamalıydı

 

 

 

Annnem gözlerimin içine bakardı ve umutla birşeyleri sorgulardı

Babam sessizlik ülkesinden temaşa eden, naif ve ülfetli bir nazardı

Ne kızardı, ne de birşeyler hülyasında yaşayan dervişçe bir adamdı

Bazan sual eyler, ilmi siyaseti vehmeder bir halde nefeslenen candı

 

 

 

Asla yeisin ve nedametin peşinde sürüklenmeyen bir efkarı hayattı

Bazen anam babama takılır kızdırırdı, şöyle bir nazar ederek susardı

O bakışlardan annem tırsardı ve fakat yine de takılmadan durmazdı

Şimdi her ikiside uzak diyarlarda ve bir nefeslik yollarda,anlatırlardı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.12.2010 13:17
#711

Bu hal ve ahval üzre şimdi nasıl yalvarayım!

 

 

 

 

Ağrıyan başım, kuruyan bir bağrım var

Yıllardır ne gözyaşım akar, ne gül kokar

Ne kadar kaçsamda hayli bizarım ey yar

Akşam sabah hazan, kar yüreğime yağar

 

 

 

Ne kadar sefil olsam kepazeliğimi ansam

Nefsin kibirini bir bir acıyla yudumlasam

Sızlayan gönlümü suskun dilimi bıraksam

Umman elinde ruhumu yıkayıp arındırsam

 

 

 

Ey Allahım mühlet verirsin ve beklersin

Sen mağfiretin ve rahmetin tek adresisin

Ne kadar mahcubiyetim varsa da bilirsin

Rabsin, sahibsin, meliksin, hakikatimsin

 

 

 

Yıllar nasıl geçti, ruhum esaret içindeydi

Bir ömür sahnesi anbean aşksız sahnelendi

Sevdan nasıl bilinmedi, aşk nur-u rahmetti

Nefes müddettliydi, kalbim bunu farketmedi

 

 

 

Güç ve derman senindir, manalar esinindir

Dilegelen ne varsa imtihan için vadedilendir

Aşk neden ruhumu cezbeden irfanı taksişmdir

İnsan farkı aşk ile farkeden sanatçının nefesidir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

HT
11.12.2010 18:15
#712

cidden çok güzel harika! evet umarım bu yazdığın romanlar bi ara inşaallah birgün kitap haline gelir...

DI
23.01.2011 23:09
#713

çok güzelmişşş teşekkür ederim :blushanim:

MU
24.01.2011 13:07
#714

çok güzelmişşş teşekkür ederim :blushanim:

 

 

Eyvallah can kardeşim.Müteşekkirim...

MU
28.02.2011 13:31
#715

Vefakar bir aşk-ı ihsandı, Prof.Dr. Necmettin Erbakan!

 

 

 

Bilmem ki ne söylemeli ve nasıl bir lisanla yadedilmeli

Henüz sabahın mamurluğunu üzerimden atmak üzereydim, geç kalmış şahittim

Haberleri takip etmek için dikkat kesilmiştim,Derya Sazak biraz şaşkın haldeydi

Mezuudan uzaklaşak birşeyler mırıldanmaya adaydı, o an hüzünle haberi sıraladı

 

 

 

O zaman yüreğimden birşeyler kopmaya başlamıştı

Alıp götürmüştü zaman, yıllar öncesinden yaşanmış olan, anısı bulunan heyecan

Bir telofonla başlamıştı, Ankaraya davet edilmem ve meraka hasredilmenin ramı

Özel kalem Sn.Erbakan hocam sizi genel merkeze görüşmek için davet ediyor farkı

 

 

 

Peki, dedim ve hazırlık yapmak için işyerimden ayrıldım

Fakat, ne için olduğunu tahmin etmeme rağmen,bir telaşı içimden hiç atamadım

Nihayet genel merkeze varmıştım, hayli kalabalıktı ve yerel seçimlerin zamanıydı

Heryer tıklım tıklımdı, herhalde çok bekleriz kanati sinemde nedense ağır basmıştı

 

 

 

Geldiğimi haber verdim, beklemeye mütereddit bir halde temayül ederek başladım

Az bir zaman geçti, merdivenden indiklerini fark ettim, kalabalık bir an ve sıraydı

Rahmetlik insan fevkalade azimli ve kararlılık içinde edeta mutat murakabedeydi

Direkt odasına alındı ve Rıza Ulucakta refakat eden bir tavırla hemen yanındaydı

 

 

 

Özel kalemi haber vermişti ve o kadar kalabalığa rağmen ve hiç bekletilmemiştim

Hocam bekliyor dendi ve içeriye girdim, ayakta bekleniyordum, selam vermiştim

Büyük bir nezaketle bukabele ederek, o an misafirperverliğini yakinen göstermişti

Sual etti ve bende kalbi kanaatlerimi ifade ederek sohbet etme fırsatına erişmiştim

 

 

 

Alakadar olduğu konu, ilgili gazetenin bölge temsilciliği görevini tevdi etmesiydi

Meramımı arz ettikten sonra murahhas aza eski Konya valisi Mustafa beyi aradı

Vaziyet hakkında talimatlarını büyük bir nezaketle sıralayarak haberdar ettiler

Ve bana İstanbul'da bekleniyorsunuz konunun önemine binaen giderseniz dediler

 

 

 

Peki, dedim ve vedalaşmak için izin talep ettim, büyük bir muhabbetle sarıldılar

Dua ederek umut etmem için gönlüme şevk ve sürur bıraktımışlardı vefakar canlar

Dikkatimi çeken ve rikkatini ayan eden ne kadar zinde bir hafıza azim şahikasıysı

Kapıdan çıkana kadar ayakta ve nezaketen oturmamıştı, böylesi naifleşen insan

 

 

 

Yıl 1989,ay Ekim olmalıydı,hasrettiği o gayreti ve azmi görünce kendime acıdım

Ne kadar hesapsız vakit harcadığımı ve gerekçesiz yaşadığımın üzüntüsünü tattım

Taltif ve teveccühlerine muhatap olmuştum, ne kadar alicenap bir inssanı tanıdım

Milli Nizam partisi başlangıç ve saadet partisi nihayet için sanki rama muhytaçtı

 

 

 

Şahidim bu mümtaz şahşiyetin gayret ve himmetine, elinden geldiği aşk nispettiyle

Her gayesine legal manada erişmek için sabrı ve kanaati vatandaşlara ulaştırmıştı

Asla bezginliğe, yeise itibar etmeden yol almayı sevda ve aşk sanatıyla anlatmıştı

Hoş bir sedaya hasret kalan nefeslere yakinen vecdi ve ihsanı hatırlatarak yaşattı

 

 

 

O an ve beklenen zamana aşıktı, yol budur başka bir yol diyecek kadar yakındı

Ne kadar ülfeti var ise, ihlas ve ecir tedrisat-ı onun vazgeçmediği bir sanatıydı

Yıllarca usanmadan ve yılmadan halkına yakın oldu, kimseye kırılmayan insandı

Sevgi ve aşkı, hakikatin manasına olan ihtiyaçla umum-u efkara azimle sıraladı

 

 

Nezih ve muhabbetli bir candı, ilim ve irfan konusunda çok farklı bir ummandı

Kim ne kadar tanıdı ve hangi habetlerin lahzasıyla bakıp yargıladı, şimdi o aşktı

Vadettiği ne varsa, tefrika ve hamasete geçit vermeden gönüllerde yaşatan merandı

Şimdi geriye ne kaldı, artık bekleyen kefeni inanıyorum ki naif bir sürur kuşatmıştı

(Cenab-ı Hak rahmet eylesin, ruhunu şad etsin, ecrini atisiyle bereketlendirsin)

 

 

 

Mustafa CİLASUN

TH
04.03.2011 17:08
#716

Abi çok güzel olmuş.Sen şair ol ya...

TH
14.03.2011 17:08
#717

Abi sizin ne kadar çok şiiriniz varmış.Maşallah.Başarılarınızın devamını dilerim;

 

Saygılarımla...

MU
15.03.2011 14:02
#718

Abi sizin ne kadar çok şiiriniz varmış.Maşallah.Başarılarınızın devamını dilerim;

 

Saygılarımla...

 

 

 

Eyvallah can kardeşim...

Ruhum göçüp gitmeye yakındır bilirim...

Nefes azizdir, inşirah kalbin içindir, edebi öncelerim...

En kalbi selamlarımla yadeder, esenlikler dilerim kıymetli kardeşim...

MU
18.03.2011 12:34
#719

İnanmalıydım, hüzünle ağlamamalıydım!

 

 

 

 

 

 

 

 

Evet, bel bağlamalıydım, haz duymalıydım

Ne yaptığımı hakkıyla anlamadan, tereddütle solumadan yol almalıydım

Öncelikle suallerden başlamalıydım, hissiyatımı gale almalıydım ve fakat yaşamalıydım

Lüzumsuz kaygılardan arınmalıydım, mefkûremi ihmale bırakmamalıydım, ona kanmalıydım

 

 

Nerde işaret taşı görsem, yâdımı sukuta erdirip düşünsem

Kendimden geçene kadar gözyaşlarımı sessizce ummanın o suhuletine döksem

Bir yelkenli misali dalgaları dert edinmeden salınarak, sevdalaşan enginlere yüz sürsem

İçimden ne geliyorsa bir sarf-ı nazara yeltenmeden aşkın esiniyle hasredip, sancıdan göçsem

 

 

Kalbimin dili yok, sinemin efkârı neden bu kadar çok

Sanki saplanıyor yüreğime, onca zamandır fark etmediğim bin hüzünle gelen ok

Nereye baksam, vaktin sırlarını ruhuma taşıyıp manalaşsam, yine dinmez ıstırabım pek çok

Bir gönül vardı, her vakit baharın ülfetini yaşatırdı hazan vakti kalbime neler anlatırdı, yok

 

 

Bir çelebi misali yolun yolcusuyum, umut yumağıyım

Ufkum karadı mı, içim daraldı mı, ruhum bizar kaldı mı, başımın ağrısından korkarım

Sıktığım yumrukların titrettiği melalimin hıçkırıklarını saklayamam o yamaçlara bakamam

O vakit hücreler içimdedir, mahpushane bahçesi ne kadar ferah gelir kimselere anlatamam

 

 

Sanki gardiyan lisan-ı halime refakat etmektedir

Sessiz bir şekilde nazar etmektedir, derd-i gamıma kim bilir neler söylemektedir, kalbidir

Kim ekmeğinin arayışında değildir, hangi yolcu panik içindedir, hasret ki gönül ehli içindir

Yürek sahibi hiç ses etmeden çilesiyle büyür, sabırla yürür, kanaatle bütünleşir ve güçlenir

 

 

Rahmetli meczup Cemil emmi geldi aklıma

Yaşadığı zaman hakkıyla çok anlaşılmadıysa da, eren bir nefes olduğu ki nasılda ortada

Geç vakitlerde kimin kapısını çalsa, muhtaç olan nefesleri kalp gözüyle görüyor ya, anla

Heybesinden çıkardığı ne varsa, umut edilen gaibi olsa da, demek ki fark eden var, korkma

 

 

Ne devranlar geçti, ekinler vakti zamanında biçilirdi

Afat sanki ruhuma şahit olan bir cendereydi, kim vakitsizdir ve hatta ihmal-i takatsizdir

Ümmet-i Muhammet neden bu kadar dirliksizdir, vecdini ve o azmini tehir edenler kimdir

Niçin şüpheler hiç geçit vermemektedir, tefrikaya bu kadar rağbet niyedir, aşk neredededir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.03.2011 12:10
#720

Sevgi, ruhu esir etmez, kalbi öldürmez!

 

 

 

Tutuklu kalma, nazarında erişilmez sanma

Düşlerin serencamında yaşamayı gaye yapma, aklı ve idraki hakkıyla anla

Kim çıkarsa çıksın karşına, umudun için nasibim diyerek arka çıkma, sabırla yaşa

Kanaat etmek, tasarrufunda bulunanla yetinmek midir, o vakit vuslat nedir baksana

 

 

An, kısmidir, ömre matlup olan zaman kimindir

Hangi hikayeler esrarıyla vaktini beklemektedir, ümit etmek, tahkik değil midir

Ahirin evvelinde ne var, hesap kim için en mümbit bir nazar, ölmek, nasıl firkattir

Sevgi feda olmayı bilmektir, bir karşılık beklemeden ecrini vakfetmektir, çok latiftir

 

 

Setret mahlûku, koruyacağı bir sınırı vardır

İllaki bir rekabet ortamındadır, ya avdır, ya da avcı olmak zorundadır, öyle yaşar

Sünnetullah niye vardır, hangi vakit için kul olmak nasibi imtihandır, akıl mıdır kar

İlim olmadan, irade aşk için vazgeçebilmeyi göze almadan, idrak nefes için nasıl ar

 

 

Nefsimi öldürdüm diyene aldanma ve inanma

Nefis ölmez, ruh maksadına nail olmadıkça halinden geçmez, kalbi yaşamalı kanma

Her sözü, niyetin asliyesidir sanma, insan zafiyetleriyle birlik içindedir, yok sayma

Bağışlamayı ve bağışlanmayı kimsenin tekeline bırakma, nefesin müddeti nedir anla

 

 

Aklı zail olan bir canı görürsen, dikkatli bakma

Hissetmediğin kadar bir derinlik vardır kalbinde, sakın ha hor görerek uzaklaşma

Derdin sahibi kimdir, çile neden ehli hal olmak için en güzide bir gerekçedir, korkma

Zaman kimin, ömür hangi vadi için tevdi edilen ülfetin ihsanı ihlâsı nefsine bırakma

 

 

İlkbahara bir bak, gün yüzüne hasret kalan umutlarını saklama bırak

Yak gemilerini durma yak, vuslattan ötesi yoktur muhakemeni iyice yap idrakine ak

Aşk, ruhi feryattır, hakikate kapı aralayan gamdır, sevda için ardır, kalbine iyi bak

Kimden eser kaldı, göçüp gidenler zaten figandı, hakikatler neler anlattı efkârını yak

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.03.2011 14:10
#721

Anlamadıkça mı inanacak ve yaşayacaksın!

 

 

 

 

Ne sual etmeyi biliyorsun ve ne de merak ediyorsun

Önüme ne gelirse razıyım diyor ve yetiniyorsun, azmi ve cehdi nefeslenmiyorsun

Peki, nasıl bir gayeyle yol alıyorsun, taklit etmeyi mi hala bir marifet sayıyorsun

Farkı fark etmek için hiç çalışmıyorsun, aklına tevdi edileni neden önemsemiyorsun

 

 

Bir bak mevsime, hangi inşirahın derdiyle figan eder

İşaret taşları kim için bir şey söyler, geçmiş nefesleri neden ibretle hikâye eder

Okumayan bir nesle kim nazar eder, mukallit bir nefes ise hangi iltifata aşkla değer

Bu gaye üzere dillenen sevda nasıl bir gönle refakat eder, figan olmak içinmiş meğer

 

 

Derin bir uyku halindesin, aşkı ne vakit fark edeceksin

Yeksan olmuş onlarca nefeslerin hicranını bu minval üzerine nasıl hissedeceksin

Ruhundan tebarüz eden rikkatin şevkini kalbinde göreceksin, ölümle yüzleşeceksin

Hesapsızlığını nasıl beyan edeceksin, mezarın içinde inleyen bedenleri düşüneceksin

 

 

Esen rüzgârın figanını hiç duymuyorsun, uzaklaşıyorsun

Heva ve heveslerin için cansiperane oluyorsun tercihlerinde aklına çok güveniyorsun

Hatalarını neden gizliyorsun, kalbine nazar eden kimdir, hakkıyla iltica etmiyorsun

Cancın, figansın gamsın elhak aklını ve irfanını dikkate almadıkça evet sen ziyansın

 

 

Gül-i nihale derinden bir temaşa et, umut için vakfet

Gönül bir ummandır, sahralarda bekleyenler vardır, mazlum ve mağdura yardım et

Ne kadar caziben varsa, nardan bihaber olan nazarsa, ruhunu merak et, kalbine şevk

Zatına bahşedilen neler varsa, şayet emrin altında çalışanlar feryat ediyorsa cinnet

Eza ve zulüm adına kim tasarruf sahibiyse, emri bil mağ rufu bilmiyorsa ne delalet

 

 

Cemaat asabiyetlerinden kalbini arındır, taltif etme

Ümmeti Muhammedin derdi gamıyla hem hal ol, zamanın sahibine kayıtsız kalma

Hangi mecliste bulunursan bulun illa ki hakkıyla anlamak için suskun kalma, ara

Astlar, üstlere makam tayin edemezler, bir takım makamlar veremezler, aşkı yokla

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.03.2011 18:25
#722

Nihan ettim kalbime, sen bilmesen de!

 

 

 

 

O vakitler ne kadar hamdım, farkı fark etmeyen bir candım

Yaşamak adına ne talim ettirdilerse onu vuslatım sandım, sual etmeden nefesi bırakırdım

Hangi gayretin şadında umutlanırdım, bazen hüzünle sabahlar, ahımla uyanırdım, pek anlamazdım

Yarınlar için düşlere inanırdım, hülyalar diyarında yaşamayı ne marifet sayardım ve öyle inanmıştım

 

 

Oysaki ne kadar masumdum, kendi halimde yaşardım

Her ne hikmetse nazarlarımı saklardım, kimsenin dikkatini çekmekten sakınır ve utanırdım

Muhannete muhtaç olmamak adına bütün gayretimle çalışırdım, burukluk yaşamaya çok alışmıştım

Bazen sessiz bir köşede kendi kendime dalardım, duyduğum sesle irkilir kalırdım, şaşkın bir şekilde bakardım

 

 

Belki başka dünyalardan umut aradım, ne hazandım

Yağan kara, yapraksız dala, şevksiz ağaca, buz kesen ayaza, tütmeyen bacayı öyle anardım

Okuduğum kitapların sayfalarında kaybolur ve bazen nefes nefese kalırdım, bilmem ki yâdında ne bulmuştum

Eza vermeyen sevgiyi, feda olmayı gaye edineni, çilenin serencamında güçlenenin sevdasının da ne durulmuştum

 

 

Ürkek bir halin vardı, nefesine şahitlik yapan bir andı

Bir arzun vardı, lakin nazarların ne kadar candandı, kalbimi titreten bir heyecandı, ne ardı

Bir müddet suskun kaldık, yüzünde manalaşan kızarıklığa meylettim, nasıl sual edeceğimi o an hiç bilemedim

Arkadaşının dikkatini çekmesiyle birden irkilmiştin, bir kelam etmek adına demek ki çekinmiştin, dönüp gittin

 

 

O an ve şahidi bulunduğum zaman, neler anlatmıştı

İçselliğime dönüş seninle başlamıştı, sanki temaşa etmem dahi sakıncalıydı, utanmak vardı

İçim içime sığmıyordu, sanki sinemden bir sel sökün ediyordu, suskun kalmak ne kadar sancı zerkediyordu

Bir umut adına medeti anmak, beni benden alan o zamandan kurtulmak, meramı hakkıyla anlamak gerekiyordu

 

 

Günler sessizliğe teslim olmuş bir serap misaliydi

Sinemde nasıl bir sahra vardı, uçsuz bucaksızdı, bir gül-i nihali ansam, firkatiyle ağlasam acıydı

Yıllara sari beslediğim umutlar nerde kalmıştı, sancılar her vakit kapımı çalan refakatçimdi, artık sürur vardı

Sineme bahşedilen coşku ne kadar muazzamdı, akşam sabah her zaman yakınımdaydı, cana demek ki bu lazımdı

 

 

En ufak bir rikkat, kalbi etkileyen şiddet nazardı

Esrarında ne mümbit bir ikram vardı, ruhumu ihya eden esin kimden yadigârdı, erişmek ne manaydı

Nasıl bir hissiyattan söz etmeliyim, farkı fark etmeyen için elbette ki yoktur bir sözüm, ilhak olmak sevdaydı

Talim edilmeye muktedir olunmayan ilim kim için sırattı, istikamet hakikate ram olmadıkça elbette ki kayıptı

 

 

Gök gürlerken, rüzgâr yâd elden haber verirken

Fikretmek için düşünecek insan, ilme ifade edilemeyecek kadar muhtaçken, uzaklaşmak kime zarar verir

Nefsimi öldürdüm diyen için, irade nasıl bir ihtiyaca cevap vermektedir, yoksa boşluğa talim eden bir avdetmidir

Ruhun ve kalbin bir lisanı var, onu öğrenmek için merak senin iradene ve aklına bakar, yoksa an neye yarar denir

 

 

İdrakin talimden bihaber olan ruhi vadinse

İnşirahı anlamak halin için bu kadar uzak ise can, canan içindir, aşk ilhamı vecdindir, ihlâs yoksa kimindir

Kul olmak için sabrı hor görme, mütemadiyen mi kanaat edeceğiz deme, ecelle bedelleşmeyi bekleme o an bellidir

Kalbinde bir dirlik yoksa akan kanlar haline yabancıysa, mukallit kalmak ziyadesiyle kalbine yakınsa, elemdir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.03.2011 12:37
#723

Kurtulmalıyım, ruhuma eza veren prangalardan!

 

 

 

 

 

Demek ki anlamam için vakit henüz çok erkendi

Bilmem ki dert hangi biçare nefesindi

Boynunu büktüren elemiydi, umut edilen çareler nerdeydi

Susmak belki o an için bir gerekçeydi

Lakin merak etmek ve gereğini icra etmek, neden tehir edilirdi

“Ne derler” kaygısı bu kadar mı önemliydi

Niçin hukuka rıza göstermek benimsenmezdi, peki kimler ezilirdi

 

 

Hangi zihniyeti aralasam, arkasında ne emeller var

İnanıp teslim olan canlar, neden kolayı tercih etmekten yılmazlar

Asırlardır kandırılırlar, takiye içinde ulufe dağıtırlar

Vaat edilen ne varsa, şayet itibar sahibi olmak kolaylaşınca yatarlar

Neyi umursamazlar, nasıl bir halet-i ruhiyenin sahibi olurlar, aldırmazlar

Erdem sahibi olmayı, ne hikmetse nüfus sahibi olmakla alakalandırırlar

Tekebbür sahibi oldukça, halden uzaklaşırlar, aşk ve irfandan anlamazlar

 

 

Ne kadar tüketirlerse, mütemadiyen elbise değiştirilse

Paye sahibi olmak adına, dikkati çeken endamı ile raks ederek süzülse

Bindiği arabayı sükse yaparak sürünce, kullandığı telefonu gösterince

Uluorta yerlerde sigara tüttürünce, flört ettiği nefesi derdest edince

Etrafında ki insanları fark edemeyecek kadar kendinden geçince

İsyan etmeyi, önüne gelenle dalgasını geçmeyi fazilet zafiyeti görünce

Halinden vazgeçmiş güçsüz bedenleri hakir görerek tiksinince

 

 

Demek ki diploma sahibi olmak kifayet etmiyor

Anne ve babanın her isteğini yerine getirmesi, felakete sürüklüyor

Kaş yaşına gelmiş ve fakat henüz aidiyetini dahi bilmiyor

Böbürlenmeyi ne kadar önceliyor, fark etmiyor ama ne çok sefilleşiyor

Şahit olduğum bu dram çok acı veriyor, sessiz kalmak dahi yetmiyor

Nasıl bir kelam etsem, bir name yazarak usulca kendine versem, elvermiyor

Nerde ve hangi koşullarda yetiştirildiği, nelerin talim edileceği, niye bilinmiyor

 

 

Örf ve ananeler hakkıyla talim edilemiyor, ne kadar üzüyor

Taklit etmek adına, kimi canlar nefes nefese yarışa giriyor, içim parçalanıyor

Tekâmül etmek nedir, neden çok gereklidir hiç bilmiyor

Sosyolojik değişikleri dert edinmeden höykürüyor, kalbin sesini fark etmiyor

Edebi ve adabı çok gereksiz görüyor, maziyi bilmek ne kadar fazilettir diyor

Sakinleşmediği için şoförüne arabayı hazırlamasını söylüyor ve kalkıp gidiyor

Bir suret sahibi olmak yeterli midir, demek ki hüzün ve hicran benimdir, ah ettiriyor

 

 

Beyin göçünü yıllardır tekeline alan ülkeler, ihata ediyor

İşlerine geldi mi anında kara vererek, sivil halkın üzerine bombalar indiriyor

Kimi ölüyor, kimi de belki dirilmek için sancılar çekiyor, kölelik kalbi harap ediyor

Yıllardır tahakküm eden zalimler, ruhları esirleştiren caniler, hala saltanat sürüyor

Garip ve gureba feryat edip inliyor, zalimin zulmü dinmiyor Furkan niye yaşanmıyor

Nefsimizden ziyade sevmemiz gereken son Peygamber ne söylüyor aşk sevda bekliyor

Ölmek dahi kurtuluşuna kifayet etmiyor, akıl ve idrakin o müddetinde neyi bekliyor

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.03.2011 11:53
#724

İzler mi kayboluyor evet, gün ağarıyor!

 

 

 

 

 

 

 

Vakit, susmaya fırsat vermiyor artık

 

An ve zaman sakin kalbine sessizce ne söylüyor, dikkatlice bak

 

Gün ağarmış, geceden kalan ne varmış, geçip giden an hangi şafağı umutlaştırmış, durma kalk

 

Ne uğruna ve kimleri taklit ettiysen, aklını ve gayretini esirgediysen, tüm varlığını düşünmeden yak

 

 

 

 

 

Dilim varmıyor, lakin içim içime sığmıyor

 

Akıp giden zaman maziden neleri hatırlatıyor, arafta bekleyene umut yetmiyor

 

Duyulmayan figanlar arzı titretiyor, sabır yumakları boğazımda düğümleniyor, ne sancı veriyor

 

Şafağın sessizliği kalbime hüzün bahşediyor, hicran hiç sinemden gitmiyor, ahu gamımı demliyor

 

 

 

 

 

Hangi masalı hatırlasam, yâdım ah ediyor

 

Yılara sâri ukdeler neden ruhuma dirlik vermiyor, kalbim inşirah için ne söylüyor

 

Şehretmeye malik olamadığım o kitabeler ne kadar zarif bir nazarıyla aşkı edebine bürünüyor

 

Temaşa edenler neyi merak ediyor, terek edilmişliği nasıl içlerine sindiriyor, vefayı mı öğreniyor

 

 

 

 

 

Bilmem ki muhakeme etmek bu kadar mı zor

 

İnsanın kendi hukukunu anlaması ve o nispette yaşaması, yıllardır ihmal edilen kor

 

Kolay olanı seçmek, hesabı o an dert edinmemek, keyfiyetle salınmak, ne kadar masraflıdır sor

 

Emek vermek, gönlü bu gaye ile hasretmek, ecri terennüm etmek, ihsan için hilmi nefeslenmek ne zor

 

 

 

 

 

Gün içinde ne kazandın mey anına yakından bir bak

 

Nasıl bir hesabın içindesin, hangi bedeller için nefesin müddetine tabiisin, aşkına tak

 

Sevdalaşmayan mefkûre ne işe yarar ve nasıl bir fayda sağlar, hakikatin ayan olan kitabına bak

 

Ömür nasıl bir kumaştır, her tınısında ne muazzam bir ahenk vardır, ruhun ve kalbin membaına ak

 

 

 

 

 

Korkular nispidir, nefsi seremonidir, kalp hisseder

 

Emin olmak için sukut eden azmin ve aklın, idrak ve iradenin talim etmesini sessizce bekler

 

Beyhudelik nasıl bir iltifatı hak eder, vakit tevdi edilen andır, sevk eden müstesna güce ne söyler

 

Bahaneler hangi nefse kefalet eder, öğrenmeden ve taliminde emek harcamadan tutulan akla kim güler

 

 

 

 

 

Yar derken, aşkı yâd ederken, feda olmayı bilmelisin

 

Ne kadar hevesin kalmışsa o zaman bir şart koşmadan arınmalısın, hakikat aşkını hissetmelisin

 

Ummanı gönlünde yaşatmalı, sancıları dalgaların efkârıyla kavramalısın, bir yeise asla girmemelisin

 

Maşuk kimdir, vuslat nasıl bir seçimdir, ihlâs neden zarurettir hilm kalbin vazgeçmeyenidir erişmelisin

 

 

 

 

 

En yakının ve yarenin kim hala emin değilsen ağla

 

Ve fakat aczi yet içinde biçarelik farkıyla gözyaşlarını bırakma, aşk ve ihsan şadıyla kalbi çağla

 

Seni senden koparan neler varsa, kalbin ve ruhundan uzaklaştırıyorlarsa, hala avunma sevdanı yaşa

 

Kim çıkarsa çıksın karşına, nefsi hergelelik peşindeyse bir an olsun uğraşma, hak ve hakikatini anla

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.03.2011 13:09
#725

Gönlüm hıçkırıktan arınıp, aşkın firkati yaşatacak!

 

 

 

 

Aşk; halin demidir, kalbi hakikattir, ruh için ibreti neticedir

Gönül deryası namitenahi olan vakti rikkattir, umut için ecirdir ve sabrı terennümdür

Kanaati deruhte eylemeyen bir yürek, ne kadar acizdir, nefsi ziyadelik içinde ki cürümdür

Evvelin ahirinde ne varsa, bahtın için nasip olan kazalar bir hakikatse sevdayı ahuzardır

 

 

Sevebilmeyi ve sevilmeyi talim et, feyzindedir o suhulet

Kurban olmaya söyle kim namzet, ahitleşen akıl hangi vadiden bekler ve diler haşyet

Zikretmediğin, ihmaline tevessül ettiğin,gerekçesiz birşekilde beklediğin arafı bir tarit et

O anve beklenen zaman için mukayyet olmaya muktedir olamayacağın vakit söyle kimin

 

 

Meczubun halini bir seyret, alemler içindedir, fikret

Divaneleşen canın hikmetini dert et nasip nasıl bir aşkınrük nünden söz eder aklını sevket

İlim, merakın bir şubesidir, nizam edilmeye muhtaç nefs neyi beklemektedir amine bereket

Yazılan fermanları merak et, göçüp giden nefesleri ibretle yadet, akıbetin için nedir fazilet

 

 

Sevda, umuttur, nurdur, onurdur ve süruru aşktır

Hangi çilelerin eşiğinde umut yar için niyazdır, sabır hardır, kanaat bir ülfet-i nazardır

Düşün yağmur damlaları firkatle aşkına koşmaktadır, tefekkür etmek için neler lazımdır

Terbiyeye muhtaç olan bir gönül, hangi gerekçelerle farkı fark ettiren irfana adanlamlıdır

 

 

Umman sinende, ruhun firketinde, umudun içindedir

Hesapsız bir zaman hiçbir vakte şahitlik yapmayacaktır aşka ram olmayan ağlayacaktır

Yar hangi yadının feyziyle kalbine bakacaktır, ruhun lebbeyk derken umudunla coşacaktır

Bilince erişmeyen can, anlamaktan mı korkacaktır, aklı ve idraki o vakitler ne yapacaktır

 

 

Canı, cananından vazgeçecek bir zaman korkutacaktır

Analar yavrusunu unutacaktır, o vakit ihmal ettiğin merakın ve tahkikin ne yapacaktır

Gözün yaşı kuruyacak, meranım sahrası kurulacak, haşyet ve panik seninle bir olacaktır

Sadakatli akitler niyeti asliyeler hakikati için çileyle refik olmayı beceren korkmayacatır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.03.2011 13:36
#726

Ömürden maksat heyhat!

 

 

 

 

 

Daldım

 

Yine şu gecenin matemine

 

Saldım melalimi sesin kesildiği yere

 

 

 

Yoksun

 

İşte, her şeyim bulunsa bile

 

Neyleyim sensiz melalin kederlerini

 

 

 

Beni ben

 

Yapan senin tefekküründü

 

Görünmezlerde salınan güzel güldü

 

 

 

Ne güzeldi

 

Mananın enginliğindeydi

 

Sabırla, melalinde şekillenen erendi

 

 

 

Haliyle

 

Hadsizliğimi serdeden edepti

 

Mizan için azimeti tercih eden abitti

 

 

 

Teni

 

Öteleyen, zevki dışlayan zakirdi

 

Mana için hayatını vakfeden bir erdi

 

 

 

Çaresiz

 

Kalıyor halime de acıyordum

 

Oysa elbette bende âdemi mutlaktım

 

 

 

Neden

 

Nefsimin gölgesinde salınırdım

 

Akıbetimi hiç hesaplamadan yaşardım

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.03.2011 11:56
#727

Göz görür, kulak işitir, akıl neyi beklemektedir!

 

 

 

 

 

 

 

Bizar kalıyor nefesler, o zaman kimsesizler, bir gariplik içindedirler

Kime inanıp teslimiyeti ve sadakati sual edecekler, tahkik etmeden itaat mi gösterecekler

Her vakit bir azınlık acısı var sinemde, depreşen feryadım figan etse de, elhak bilmeyecekler

Teşebbüs hürriyeti deniyor, o takati an be an kesiliyor, müreffeh bir ömür için gülmeyecekler

 

 

Hangi emekli bir nefesi fark etsem hüzünlenirim aniden ve derinden

Ahı gitmiş vahı kalmış sahiden, sessizce nazar ediyor vecdinden, umut arıyor Rabbinden

Yanına yaklaşıyorum, nezaketle selam veriyorum, öyle bakıyor ki derinden, bizar kalbinden

Merhaba diyorum, hal hatır soruyorum, zavallı sanki bir başka diyarın yalnız sakinlerinden

 

 

Tebessüm ediyorum, ruhi efkârını fark ediyorum, içleniyorum sairinden

Samimi buluyor, yavaş yavaş konuştukça açılıyor, bazen kuşkuyla bakıyor zannı gaibinden

Bazen siyasi parti liderlerinden, bazen dünya siyasetinden dem vuruyor, ukdeleşen o dertten

Tanzimat8217;tan bahsediyor, Gülhane parkı hümayunundan, devrin ekâbir kanadından, aniden

 

 

Devleti heba ettiler, düşmana muhtaç eylediler, soyup göç ettiler diyor

Canımız bildiğimiz asker çaresizdi, paşaların emrin delerdi, darbelerle milleti ezdiler, ekliyor

Allah millete ve devlete zeval vermesin derken, hak ve adaletten vazgeçmemeyi ihya ediyor

Gel gör ki kim dinledi, aziz milleti inim inim inledi, yüz paralık devletler alay etti, içleniyor

 

 

Artık kuru kuruya teslim olmak yok, hak ve hukuk kimindir, bir bak diye ikaz ediyor

Onca zamandır seçilmişler ne yaptılar, millet meclisinde kavgaya tutuştular, arlanmıyorlar

Göz göre göre takiye yapıyor ve yanlış davranıyorlar, sanki milleti avutacaklarını sanıyorlar

Şimdi millet hangi partiyi seçeceğini iyi biliyor, devletin itibarı yükseldi fark ediliyor, ekliyor

 

 

Sonra bizar sustu, sanki boğazı kurumuştu, umutla etrafına bakındı, merakla çeşme arıyor

Caminin şadırvanına nazar etti ve müsaade isteyerek su içeceğini ifade edip, öylece kalkıyor

Arkasından hüzün duyarak bakıyorum, onca yılların izlerini yüzünün hatlarında okunuyor

Fark ettiğim bir coşku vardı derinliğinde, her ne kadar fer gözlerinden çekilse de, o yarışıyor

 

 

Mazisini bilen, atisi için hesabı terennüm eden, hakikat için gönlünü hasreden, neyi arıyor

Mefkûresi olmayan bir nefes, aidiyetine yabancı kalmış her ses, çarşı pazar öylece dolaşıyor

Aşk, gül-i nihaldir, sevdasında nar esrardır, ar kalbin en mukayyet olduğu nazardır, arıyor

Sahibinden habersiz, dirliğinde kefilsiz, hesabında dertsiz ahu figanında gayesiz niye ağlıyor

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.03.2011 13:03
#728

Lisan hazan mı oldu bu ne efkar!

 

 

 

 

 

Şayet

 

Söyleye bilseydim

 

Sana derdimi şiir yazmak niyeydi

 

 

 

Anlata

 

Bilseydim meramımı

 

Yazıların halden sudur eden rengiyle

 

 

 

Sitem

 

Kime, nedamet

 

Ki artık kimin derdinde

 

 

 

Sevdanın

 

Açılan sis perdelerinde

 

Tahayyülün muazzam enginliğinde

 

 

 

Sevsen de

 

Bizarım velev ki

 

Sen hiç sevmesen de

 

 

 

Hicranım,

 

Benim kendi kendimle

 

Sen bir zerre miskali üzülme

 

 

 

Merakın

 

Esrarında büzülme,

 

Kendi melalinde hiç kederlenme

 

 

 

Derdim

 

Sadece kendimle

 

Sevmiyorsun ki sen şimdi ne çare

 

 

 

Bırakmışım

 

Melalimi dalgaların

 

Kuşatan efkâr salan serinliğine

 

 

 

Sensizliğin

 

Derinliğinde hicranım

 

Sızının kadrinde yapayalnızım

 

 

 

Sen

 

Ne bileceksin derdi

 

Ve hatta gamı kederi kal kendinle

 

 

 

Sen

 

Hiç nazar etme,

 

Kelamını her vakit nazarımdan esirge

 

 

 

Biliyorum

 

Artık gül-i nisalar,

 

Hissiz rıhtımımda dalgalar misali

 

 

 

Gelen

 

Vursun giden vursun

 

Gönül zaten yaralı ne çıkar sanki

 

 

 

Şimdi

 

Öyle viraneyim ki,

 

Martılar uçarak kanat çırpsa bana ne ki

 

 

 

Kokmayan

 

Bir gül bahçesinde,

 

Sessiz dolaşan dili hazanın efkârı gibi

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MI
24.03.2011 13:04
#729

abi valla helal olsun sana. bu nasıl bi yazma iştiyakıdır. yani hani hiç usanmadan yazıyorsun. 47 sahife olmuş, maşallah.

MU
25.03.2011 16:20
#730

Gitmişti bir kere ellerimden!

 

 

 

 

 

Kim bilir

 

Genliğim yaşadığım kederim

 

Sinemden sökülerek alınan deruni heveslerim

 

 

 

Zorunda

 

Kalarak, icbar bırakılarak

 

Seni sana bırakmayan anlamsız olan naralar

 

 

 

Olaylar

 

Toprağı koruma sevdalar

 

Dostu düşman yaptıran soysuz adanış ve adımlar

 

 

 

Fraksiyonlar

 

Aileyi parçalayan tohumlar

 

Canı cananı en kutsal olanı düşünmeden anışlar

 

 

 

Terör

 

Onu kurumlaştıran sektör

 

Devleti ve milleti takatten düşüren sinsi aktör

 

 

 

Her adım

 

Tefekkür edilmeden kastım

 

Kullanılan, harcanan, fütursuzca anlatılan adım

 

 

 

Kuşatıyorlar

 

Kızı, nazı, pazarı anlamıyor

 

Cana kastediyor arlanmadan saldırıyor bakıyor

 

 

 

Çaldılar

 

Gençliğimi nezarette

 

Gardiyanların refakatinde cezaevinde katlettiler

 

 

 

Millet

 

Adına, kanın kıvamında

 

Kahpeler saldırıyor haydi durmasana al vur kaçsana

 

 

 

Asırlarca

 

Kan akar, devletin eliyle

 

Canlar telef edilir hala sanki tavuk keyfiyetiyle

 

 

 

Nizam etmek

 

Tahakkümü icbar ederek

 

İradelere pranga vurmak ve çaresiz soluk aldırmak

 

 

 

İllegaliteyi

 

Olağan sayarak sarkmak

 

Gençliği çıkarlarına aracı yaparak sefilce kullanmak

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.03.2011 16:51
#731

Medeniyet dedik, zedeleştik!

 

 

 

 

 

Dinleyin, dostlar, arkadaşlar,

 

Hemen hükmetmeyin, sabır edin,

 

Yıllarca içimize giren şu ön yargılar,

 

Zanlar, yalanlar ve hala dökülen kanlar…

 

 

 

Medeniyet diye güya garbı gösterdiler,

 

Onu asırlarca insan kanıyla beslendiler,

 

Zulmettiler, gizlendiler, peşkeş çektiler,

 

Zulmü bugün medeniyetin abidesi yaptılar…

 

 

 

İstemem ben medeniyet onların zül met,

 

Kendileri beslensin, genlerinde ki hamaset,

 

Değemesin mabedime, mahremime bu zillet,

 

Kalmadı mı artık damarda akacak bir taze kan…

 

 

 

Maraş niye kahraman, Antep neden gazi,

 

Sütçü imam hani, gazeteci Tahsin nerede,

 

Kara Fatmalar dışlandı kendi askerlerince,

 

Batı medeniyeti morfini çektiler sessizce…

 

 

 

Şarklı kalayım, aidiyetimi, hilkatimi bileyim,

 

Yaratan’a köle olayım, medeniyeti neyleyim,

 

Yıllarca uyduk, uyutulduk, sanki buharlaştık,

 

Akide karışık, hilkat kırışık, kalb şirkle barışık…

 

 

 

Neyleyim medeniyeti, benliğim kayboldukça,

 

Din dışlandıkça, kızım saçılınca, oğlum kaçınca,

 

Sınırda asker olsa ne yazar, her gün içeri sızınca,

 

Milletim esir oldukça, gayri Müslim hür yaşadıkça…

 

 

 

Kur’an mı, ne yazar, Onu anlayan birisi var mı?

 

Hoca mı, bir zavallı mahkûm, hürriyeti kısıtlı,

 

Dua mı, ne anlıyorsun, Arapçadan yoksunsun,

 

Sadece âmin diyerek, biçare kafanı sallıyorsun…

 

 

 

Ne oldu bizlere, mazi kayıp, atiden bihaberiz,

 

Neden nihayeti bulunan bir hayata, hep biganeyiz,

 

Makamın mı, paran mı, payen mi, senin kurtuluşun,

 

Ne olur bir kez düşün, sende diyarı terk edip gideceksin

 

 

 

Ruhun tenini, tenin kabri, kabir ise seni terk edecek,

 

Sen, perişan, ahval harap, melekler o an sual edecekler,

 

Sen, biçare, zavallısın, hilkatinden bihaber âdemi beşersin,

 

Nefsin, sadece medeniyet, keyfiyet ve ön yargınla buluşacaksın…

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

KA
25.03.2011 17:16
#732
Kur’an mı, ne yazar, Onu anlayan birisi var mı?

 

Hoca mı, bir zavallı mahkûm, hürriyeti kısıtlı,

 

Dua mı, ne anlıyorsun, Arapçadan yoksunsun,

 

Sadece âmin diyerek, biçare kafanı sallıyorsun…

 

Anladığım kadarıyla günün anlam ve önemini belirten fikirlerinizi, dertlerinizi, eleminizi, kederinizi, sevincinizi, meramınızı, serancamınızı her neniz varsa onları şiir yoluyla aktarıyorsunuz. ancak son şiirlerinizde tarz değiştirmiş kısaltmaya gitmişsiniz, pekde iyi etmişsiniz. bu tarz diğer uzun şiirlere göre daha iyi. kısa şiirleri daha güzel yazıyorsunuz.acizane. daim, selametle...

MU
25.03.2011 18:25
#733

O an çıkıyor karşıma!

 

 

 

 

 

 

 

Henüz

 

Adımlamaya başladığım

 

Zamandan bu an’a kadar arkasında sürüklendim

 

 

 

Bazen

 

Sessiz bazen de nefessiz

 

Devran içinde arşınlanan bir deniz nizamsız nefis

 

 

 

Gel

 

Zaman git zaman derken

 

Halin sahifelerinde kederlenip hüznü nefeslenirken

 

 

 

Yokluk

 

Kuraklıkta susuzluk

 

Umutlarda solgunluk yorgunluğa güfte yaptırıyordu

 

 

 

Çaresizlik

 

İdrak edilmeyince

 

Kanaat niteliğe ermeyince, vuzuh netleşmeyince acı

 

 

 

Izdırabı

 

Kamçılıyor kan akıtıyordu

 

Nisyan yamaçlarda daveti bekleyerek fırsat kolluyordu

 

 

 

Bilmeden

 

İnanmak, anlamadan kanmak

 

Akidede muğlâklığı yaşayarak, maslahatlara sığınmak

 

 

 

Arkaya

 

Hiç bakmadan yaşamak

 

Tefekkürden imtina ederek hevesleri kuşanmayı anmak

 

 

 

Derken

 

Akıl sığaya çekerken

 

İbretlik hadiseler bir bir önümüze serilirken tükenmek

 

 

 

Nefesin

 

Kadrine haiz olarak

 

Sahibinde netleşmek, sevdayı hasrederek ona yürümek

 

 

 

Ezelin

 

Ebet için ahengini

 

Aşkın nurlaşan ulviyetini, nizamsız zevklerin sefilliğini

 

 

 

Kaç zaman

 

Sonra ve hazan oluşunca

 

Ömür takatte zorlanınca, gözler fersiz bomboş bakınca

 

 

 

Umutlar

 

Geliyor birden aklıma

 

Lakin hiçbir yatırım yapmayınca, naçarlığın sağanağında

 

 

 

Hıçkırıklar

 

Düğümleniyor boğazıma

 

Ağlamak ne çare, zaman seni mazinle hikâyeni seyredince

 

 

 

Tekaüt

 

Maaşınla aldığın mezar

 

Yalnızlığında ürpertilerle haşyetin serencamını haykırınca

 

 

 

Kim olacak

 

O elim manzarada yanımda

 

Evladiiyal her ne kadar varsa, refikam ağıtlarla başımda

 

 

 

Hüzün

 

Desteledim arkamda

 

Bestelediğim şarkılarla mısralar duracak bir bir karşımda

 

 

 

Mütemadiyen

 

Çaresizliğe hayıflansam da

 

Yaratan’a iltica ediyorum her ne olacaksa rahmet onunla

 

 

 

Gülün

 

Kokusunu arasam da

 

Hasretmediğim zaman çıkıyor hemen karşıma ağlasam da

 

 

 

Toprağın

 

Yetimi anlatan hicranıyla

 

Hesapsız hayatın sonuçlarıyla, keyif ne kadar haz olsa da

 

 

 

Mekânsız

 

Düşünmek ileriyi görmek

 

İnsanın vasfından sudur ettiğini bilmek, kalbi serinlemek

 

 

 

Vicdanı

 

Dürüp bükmeden hilkatine

 

Tevdi ederek ulvileşmek nefesi sahibine hasredip yücelmek

 

 

 

Aşkı

 

Harında ki sevdayı

 

Sabrın baharında rengârenk açarak yaratan Hakka koşmayı

 

 

 

Ne derlerden

 

Soyutlanarak kul olmayı

 

Ön yargılarda yargıçlığı müdavimlerine bırakarak hür olmayı

 

 

 

Başarmadan

 

Umudun niteliğinde baharlaşmadan

 

Ruhun kalbi nizamında vuzuha ermeden koşmak yılgınlığımı

 

 

 

Affedemiyorum

 

Kimi suçlayacağımı bilmiyorum

 

Lakin artık çok geç her gün adım adım mizana yaklaşıyorum

 

 

 

Muhakkak

 

Üzülüyorum sukut ediyorum

 

Kalbimin lekelerimden kurtulamadan hayata veda ediyorum

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.03.2011 12:30
#734

İşgal hesabiydi, o zulüm dinmedi!

 

 

 

 

Onun...

Mazisini bilenler

Atisinin ulviyetini hedefleyenler

 

İşgal...

Altın da feryad ederek inleyenler

Âlim ve ulema şehri iken, birden tarumar edildi…

 

Asırlarca...

Medeniyetlere başkentlik yapan

Orta doğunun, Afrikanın haline düşünürken kim ağlamaz

 

Gözyaşları...

Çöl bile tanımadı, şimdi kanlarla yıkadı

Mazlum halkın figanı arzı cihanda Ummanlara ulaştı…

 

Annelerimiz...

Kızlarımız, bacılarımız çaresizlikten

Nutku durdu, İğfale zorlandı, sabi çocuklar şaşırdı, baka kaldı

 

Canavarın..

Tek dişini gören zavallı halkın

Müstezaf kaldı, dünya müstekbirlerine karşı son derece perişandı…

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.03.2011 12:59
#735

İdrake ram olmak, hal-i meramı anlamaktır!

 

 

 

 

 

Ne tuhaf

 

Bir anlayıştır ki kâhinciliğe bakış

 

Derlerdi ki dincilerden çıkar hep bu anlayış

 

 

 

Onlar dar

 

Kafalı, çember sakallı bir bağnaz

 

Vur abalıya nasıl olsa asla ses çıkartamaz

 

 

 

Yıldız

 

Falcılığı, burç hokkabazlığı revaçta

 

Bırakın yaşayanı, ölen ruhlar çağrılmakta

 

 

 

Gariptir

 

Ki bazı insanlar bezle uğraşmakta

 

Dine saldırmakta, açıktan şirki savunmakta

 

 

 

Derler ki

 

Öncelikle bizde lailahe diyoruz işte

 

Bilselerdi ki bu ne demekti, hiç derler miydi?

 

 

 

Yoktur

 

Hiçbir ilah, put yalnızca illallah vardı

 

O sadece bir olan Allah’tı, münezzeh olandı

 

 

 

O kâinatın

 

Hâkimiydi, sistemlerin banisiydi

 

Yeryüzünü tanzim eden bir Rahmanirrahimdi

 

 

 

Her zerrenin

 

Banisi, insanın da tek sahibiydi

 

Tüm övgüler ona aitti, o yalnız tek yaratandı

 

 

 

Mukallitler

 

Garip ki, beyni bıraktı kafaya aktı

 

Asla yanmazdım her hangi bir şey bulsalardı

 

 

 

Kaygıydı,

 

Zandı, korkuyorlardı bir ön yargıydı

 

Buna rağmen saldırıyor, acımasız karalıyorlardı

 

 

 

Bire gafil

 

Ne olur bir düşün, darbeler nedendi

 

Demokrasi çığırtkanlığı yaparlar, nerelerdeydi

 

 

 

Sıkıyönetim

 

Olmasına rağmen hep kan revan

 

Seyredenler sefa sürenler müstekbir uşaklardı

 

 

 

Sen, hala

 

Asabiyetle hamaseti davet ediyorsun

 

Dünya âlemi güldürüyorsun sen ne yapıyorsun

 

 

 

Yok, mu hiç

 

Vicdanın, analık yanın kalan şefkatin

 

Tefekkür denen yüce mefkûreden birden sıyrıldın

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.03.2011 13:20
#736

Yadettiğim ülfetin sessizliğinde!

 

 

 

 

 

Yoksun

 

Ne yapsam ne yazsam

 

Mısraların diliyle anlatsam da yoksun

 

 

 

Haşyetin

 

Ürpertisiyle güne başlarken

 

Sen yine yoksun, güneş nazar etse de

 

 

 

Güller

 

Tebessümle gözümü öpseler de

 

Bülbül şakıyarak beni davet etseler de

 

 

 

Sensizliğin

 

Her katresinde ki derinlikte

 

Hazzın kıraçlığında, hasretin esaretinde

 

 

 

Nağmelerin

 

Dilinde, sazların her telinde

 

Güftelerin gizeminde her zaman varsın

 

 

 

Sen

 

Benim ilk yaşadığım aşk olacaksın

 

Biliyorum saklanırsın, anlamsız bulursun

 

 

 

Ne

 

Yapacağını şaşırır bakınarak durursun

 

Soğumak için çırpınır, esrarın ressamısın

 

 

 

Parmakların

 

Perdelere basarken aranırsın

 

Sen anlamlı olmak adına yarışan nefessin

 

 

 

Sen

 

Ne güzel bilmecesin, hep sabredensin

 

Sevmeden sevilebilen en güzel bir esintisin

 

 

 

Derinliğime

 

Hazzı salan şahesersin

 

Sevda adına hale bahtiyarlık sunan nazsın

 

 

 

Aşkın

 

Muhabbet ikliminde ki tadısın

 

Nazarınla edebin güzelliğinde çok manidarsın

 

 

 

Sabırla

 

Yol alan, kanaati bilen yârsin

 

Sen gönlü mesruriyete gark eden bir cansın

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.03.2011 13:43
#737

Sesliğin zerkettiği aynada ki cemalinle!

 

 

 

 

 

Nasıl bir

 

Çaresizliğe gark ettin ki

 

Melalim sefilliğin hüznünde ağlar

 

 

 

Ne kadar

 

Aransam gelmez şu bahar

 

Sen beni meftunu aşk eyledin ey yâr

 

 

 

Dökülen

 

Her damlaya aşk mahzun

 

Yokluğun insicamın çaresiz mahkûm

 

 

 

Sevdan

 

Yollarında hicranım sökün

 

Aşkına amade hasretine avareyim yâr

 

 

 

Sen ki

 

Gıyabi nazarı bana çok görme

 

Hicranım dinmez sen hiç kulak verme

 

 

 

Hakir

 

Görerek halimle alay etsen de

 

Unut beni hiç bir imkânı yok desen de

 

 

 

Mahkûmum

 

Neylersin yine sen bilir misin

 

Vicdan nedir acısıyla bir nefeslenirmisin

 

 

 

Aşkın

 

ilgası için tefekkür eder misin

 

Nasip olması için niyaz nedir hiç bilir misin

 

 

 

Bir zamanlar

 

Sevmek sevilmekten çok evladır

 

Diyordun hikmetin tecellisinden çok habersiz

 

 

 

Sendelerken

 

Bu halimi, bir mecal bırakmadın

 

Aldığım nefeslerde mütemadiyen hüznü yaşattın

 

 

 

Bir gün

 

Hüzün melalini kuşattığı anda

 

Sen artık asla çıkma ortaya alış yalnız kalmaya

 

 

 

Ne aşka

 

Nede gözlerden akan bir yaşa

 

İtibar etme, hislenme, ayna karşısında sessizce

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.03.2011 19:49
#738

Yâd etmeliyim, hıçkırıp inlemeliyim!

 

 

 

Lahza ne söyler, vaktin içinde umutla bekler

İnşirah kalbin için neden muhabbet besler, nasıl bir an için sabır diler

Aklın hangi bedelin hesabıyla refakat eder, iraden neden figan eder, ruhun ne söyler

Kaybolan yıllar sanki sinene hüzün eker, hicran kalbide nöbet bekler, ah etmek ister

 

 

Mali kül mülk ne demektir, takatin bitecektir

Sana tevdi edilen ne varsa, aidiyetin için sual edilecektir, an bildirecektir

Okunan ezanlar şahadet edecektir, miskinleşen nefsin nasıl sana kefalet edecektir

Akıl, idrakin demektir, iraden azmin içindir, vicdanın nebiden kalan gül-i nihalindir

 

 

İllaki hevesin olacak, emelin kalbini boğmayacak

Hangi düşlerin yâd etmen için bizzat o kapalı kapıları çalacak, gün ağaracak

Ruhunun figanı gün yüzüne çıkacak, kuruyan göz pınarların yaşları aşka bırakacak

O zaman kalbinin yürekten olan farkı açığa çıkacak farkı fark ettiren ihsanın olacak

 

 

Cefayı öteleme, vefayı o nefsin için boş eyleme

Takat hesabidir, hak namütenahidir, adalet vicdanın şirazesidir, sakın es geçme

Kim ne derse desin, isterse nazarıyla cezp etsin, kalbinin sahibinden bir ödün verme

Vesveseler nefsi harbindir kalbin lekelerden taaccüp eden payedir an be an sendeleme

 

 

Dön bir bak arkana, sağına ve soluna avunma

Akıp giden nedir, nefesin nasıl bir feryadın içindedir, ihmal ettiklerin nelerdir kanma

İtibar nefse yapılmaz, bu bakımdan nefsin izzeti olmaz vasfın itibarı izzeti olur anla

İlim tahsili aklın ve idrakin içindir, bir bak bahanelerin ne kadar sahipsizdir, aldanma

 

 

Hangi dağın tepesine çıksam Erciyes gelir aklıma

İçinde sakladığı esrarı yakinen anlayınca, haşyet saçtığı anlar geliyor nedense aklıma

Kapadokya tamamen devasa bir ormanmış, kesilen ağaçlar Sinoptan pazarlanırmış şaşma

Şimdi Kayseri ormansız ve ummansız, kışın çok soğuk, yazın ise ne sıcak olur, sabrı unutma

 

 

Peki, ne yapmalıydı bu halk, ticaretten başka

Ahilik ruhu ne kadar aziz ve ülfetlidir, sakın hafife alma, tüccar ahirini satan değildir ya

Beş temel özellik bulunur ve olmazsa olmaz manasında zikrolunur, örfü yasadır ha unutma

Öncelikle adam olmalısın ki sonra kul olmayı başarasın, hasmını asla hafife almamalısın

 

 

Evvel emirde, nikâhına sadık kalmalısın, refikanı asla horlamamalısın, uysal kalmalısın

Hürmet etki, hürmet edilmeye layık olasın, çocuklarını haddinden fazla şımartmamalısın

Şefkatin ziyadesi eftal değildir unutmayasın, duygularına karşı, aklını, izanını korumalısın

Asla ticaretine bir şüphe bulaştırmamalısın, müşteriyi, velinimet olarak hazla kollamalısın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.03.2011 13:48
#739

Sabrı şehretmeliyim, onu sindirmeliyim!

 

 

 

 

 

Can, tevdi edilen bir zamandır

İnsan için çok farklıdır, akıl ile yol alan sadıktır, en güzide bir farktır

Kalbin dile gelen yürekten çok ayrıdır, o nazar gâhtır, aşka ram olan bir cenahtır

Hesap muhakkak ki olacaktır, yoksa idrakin ülfeti nasıl anlaşılacaktır, o vuslat-ı zamandır

 

 

Ehliyet sahibi olmak, aklın için şarttır

Ehil hale gelmek için tevdi edilen öğretiler, bahtın için bir imtihandır

Tercihlerin ne ile orantılı bulunacaktır, şehrine malik olmadığın lahza, ne soracaktır

Düşen katreler anlamsız mı kalacaktır, yoksa o malik-ül mülkün sahibi nasıl anlaşılacaktır

 

 

Sanmamalıyım, layıkıyla anlamalıyım

Niteliğin farkını ruhumun derinliğinde tevazuuyla yaşamalıyım, şaşmamalıyım

Dertten sarf-ı nazar ederek uzaklaşmamalıyım, ahu zar ile ağlamamalıyım, kanmalıyım

Vaktin ve nasibin sahibinde anlamlaşmalıyım, hareket ve kuvveti onun aşkıyla yaşamalıyım

 

 

Umut etmek, aşka erişmek için ardır

Hangi nazar olursa olsun, ihsan ve ihlâstan nasipsizse ne kadar acı bir fütuhattır

Merak, hakikatin için ne güzel pusulandır, muhabbet o niyetinin asliyesinde ki fermandır

Sızlanmak ihsan sahibine nasıl yakışacaktır, kul olmak için takiye yapmak ne acı fermandır

 

 

Arifin meclisinden uzak kalma, halini anla

Aşk, ne hazdır, ne manasından yoksun niyazdır, nefsi teraneden uzak ummandır

İlhamı bahşeden bahtının banisi, ruhunun sahibidir, azmin içinde ki niyetin aşka tariftir

Ne tensellik içindir, ne karalaşan sevidir, aklına tutukluluğu yaşatan o bahaneler hiç değildir

 

 

Gönül sevgi ve muhabbet için mümbittir

Sevda istikametin içinde manalaşan aşk-ı devletindir, sırat-ı müstakimden alıkoyan nedir

Kul olmayı azmetmedikçe, ruhunu sahibinin emir ve nehiylerinden beslemedikçe, garabettir

Aşk, ölmeyi öteleyen, sevmeyi derinleştiren, ruhu rikkate eriştiren seromanidir, esini gayedir

 

 

Kimseye kötülük etme, nefsinde bulursun

Nefsine izzet vaat etme, içinde boğulur, kendini unutursun, kalbinde zülüm oluşturursun

Hırsın ve emelin doyumsuzluğunda avunmayı gaye olarak tanırsın, kimsin asla ulaşamazsın

Avuntularınla sefilliği paye yaparsın, takatin çekilinde yalnızlığın sarhoşluğunda ne ağlarsın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.03.2011 12:19
#740

Uçan turnalar, sessizce anlatırlar!

 

 

 

 

 

Haz ile

 

Uçanlar telli kanatlar turnalar

 

Bana sevdiğimden bir haber getirmediler

 

 

 

Görünüp

 

Gittiler özümü serinletmediler

 

Yârimden ne bir selam nede söz ettiler

 

 

 

Kanatlarını

 

Çırparak asudeliği anlatan

 

Turnalara kayıtsız kalmaz nice sevdalar

 

 

 

Merakın

 

Mefkûresiyle yaşanan bu aşklar

 

İnsanı ebetleştiren unutulmaz hatıralar

 

 

 

Yar sessiz

 

Ten hissiz nefeslerde keyifsiz

 

Beni bekleyen kefenler çaresiz tertemiz

 

 

 

Yaprak

 

Renksiz, aşiyanda bülbül şevksiz

 

Esen yelde densiz akmaz dereler bentsiz

 

 

 

Ne içtiğim

 

Bade, ne de koklarım aheste

 

Gönül bu ya hastadır hasta can kafeste

 

 

 

Heyecan

 

Yasta, merak makasın arasında

 

Takat kalmadı artık şu taşıdığım bedende

 

 

 

Yaşamak

 

Halin serencamında aşkla

 

Hakka ulaşmak, gülü koklamak ve coşmak

 

 

 

Ruhun

 

Nizamıyla cihana bakmak

 

Hadiseden ibret alarak safahattan uzaklaşmak

 

 

 

Kulluğu

 

Layıkıyla anlamak kalbin

 

Vuzuhuyla sahibinde kalarak aşkı yudumlamak

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.03.2011 12:41
#741

Nasıl bir çare aramak!

 

 

 

 

 

İçimin yandığı

 

Dilimin hadsiz kuruduğu

 

Günlerden birini yaşıyordum

 

 

 

Kendi

 

Halimde çalışıyor günlerimi

 

Aheste bir şekilde geçiriyordum

 

 

 

Benliğimde

 

Arandığım aşk sanki derin

 

Ve karanlık bir kuyunun dibindeydi

 

 

 

Oraya

 

Ulaşmam hayli imkânsızdı

 

Yüreğimde bir umut yeşeremiyordu

 

 

 

Çok sancılıydı

 

Yüreği dağlayan nasıl bir acıydı

 

Bir bakıma, aranmanın var ettiği sancıydı

 

 

 

Ne vakit

 

Bir aşk kelamı duysam

 

İçim elvermez, birdenbire titrerdi

 

 

 

Yüreğimi

 

Silkeler, hazanın sararan

 

Yapraklarını yaşatırdı halimde bir anda

 

 

 

Öyle

 

Zamanlar bu kalbim

 

İrtifa kaybeden zavallı bir uçandı

 

 

 

Sazlardan

 

Neşet eden hüzzam şarkılar

 

En yakınlarında hep bulunan arkadaşlarımdı

 

 

 

Böyle zaman da

 

O Kuyunun başına giderek

 

Salkımlaşan hicrandı nağmelerde ki ahenkle

 

 

 

Ruhumu dinlendirir

 

Ne büyük bir haz serde terdi

 

Dil ile anlatamadığım meramımı artık salıverilmişti

 

 

 

Ancak

 

Böyle satırlara işlerdim

 

Gönlümden sızan her hicranı yaramı

 

 

 

Bir tasnif

 

Dahi yapmadan serbestçe

 

Serdedendim mecalsizdim ümide hasrettim

 

 

 

Aşk

 

Durağında bir fakirdim

 

Okuduğum mısralar sesleniyor el veriyordu

 

 

 

Kalbim titredi,

 

Dilim kilitlendi sinemde ki

 

Kurumaya yüz tutmuş hislerim o an alevlendi

 

 

 

Donup kaldım

 

Habersiz bir sesi arıyordum

 

Yıllarca hasretim olan aşk tizimi arıyordum

 

 

 

Heyecanlanıyor

 

Hiç yönüyle tanımıyordum

 

Zahirini bilmiyor, tenini görmüyordum

 

 

 

Fakat

 

İçimde eşsiz bir sarsıntıyı

 

Asudeliğiyle yazdığı şiirle pekâlâ başarıyordu

 

 

 

Belki

 

Kendi iç âlemindeydi

 

Halinin derdiyleydi, kalbinin sesiyleydi

 

 

 

Direnemediğim

 

Bir çekim kuvvetiyle beni

 

Benden alıyor ve veciz bir şekilde aşkı anlatıyordu

 

 

 

Hayran kaldım

 

Nezaketine haylide şaşırdım

 

Satırlarında kayboluyor etrafımı unutuyordum

 

 

 

Kendi

 

Gönlünde çok gizlediği

 

Özelinden habersiz bir şekilde ütopi yaşıyordum

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.03.2011 12:59
#742

Umut etmek,niyetin asliyesine erişmektir!

 

 

 

 

 

Ne kadar çok, hak etmeyi dilerdim

 

Tarafından, tensip buyrulan sevgiyi

 

Yılların hasretiyle terennüm etmeyi

 

Senin sevmeni, çileye selam vermeni

 

 

 

Lakin o gayretler kifayetsiz kalınca

 

Aşk, semanın nazarında hale bakınca

 

Sevda sinede devran hazzı yaşayınca

 

Sessiz yutkunmaların dönemi başlıyor

 

 

 

Hasret, ne kadar muazzam bir ülfet

 

Kanaat içinde sabrın ilzamı bir sebep

 

Kudret, kimler için bir nasibi hakikat

 

Şükret dertlerin içinde haline meylet

 

 

 

İdrakindeyim heveslerin ben hederiyim

 

Divana durmak için bahaneler içindeyim

 

Seher vakti, miskinleşen bir bencileyim

 

Hamdı nerden bilirim, ben ne serseriyim

 

 

 

Şimdi, geçen onca zaman beyhude geçti

 

Kederler içinde tefekkürde çok ötelendi

 

Zevkler şekillendi kültürler telakki edildi

 

Renkler ki türlü bahanelere alabora edildi

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.03.2011 13:51
#743

Ne söylenir o ana, içinden çıkılmaz zamana!

 

 

 

Bağrımı yakan ateş nedir, harı hangi bedelin nişanesidir

Gönlüm hasrete ram olurken, firkatine muştuyla bağlanırken, nasıl şikâyet edeyim

Derd-i gamımla demleneyim, lal olan dilimi kanaatin kollarına terk edeyim, kime ne söylerim

Nar olmasa, haşyet kalbimi yormasa, umut gönlümle anlam bulmasa, aşk neye yarar, kelam edin

 

 

Seni sen yapan, suhuletini ruhumda uyandıran kimdir

Hangi vaktin gerekçesidir, mazluma ah ettiren, mağdurun çanına tak ettiren an nedir

Gün açmaz, gece hicranıyla sinemden ayrılmaz, hüzün bahçeleri neden şimdi hiç açmaz deyim

Sessizce hasretine kanıyorum, feryat eden hıçkırıklarımı saklıyorum, sabrı aşkta arıyorum, ah edin

 

 

Artık çekiniyorum nazar etmekten, fark edilmekten

Kimsenin sualine cevap vermekten, zanları def etmekten, kaygıları felaha erdirmekten, söyleyin

Çaresiz bir dert olur mu, aczime gülen iflah bulunur mu, niyet asliyesinden maada bulunur mu, deyin

Yakan bühtanlarım mı, emele ram olan feryadım mı hakikate kapı aralayan maceram mı merak edeyim

 

 

Nasıl bir yolun yolcusuyum, kimden sual edeyim

Vakti saati gelen, bahtıma elveren, gönlümü derdest eden, sancıları sineme zerk edeni, ayan edin

İrademin aczi yetini, aklımın kifayetsizliğini, azmimin absürt halini, yakından temaşa edin ve söyleyin

Kim gelmiş, nefes hangi muradına erişmiş, imtina etmeden kalbim için hikâye edin, ibreti işaretleyin

 

 

Şekli yet niyedir, cazibe merkezi kalmak nedendir

Duymayan ve görmeyen, farkın farkına eriştirmeyen meyan nasıl haldir, uzlet neden faziletlidir

Düşünmek kime çaredir, tefekkür etmek, fikre makûs bir melaldir, bilmem ki o akıl hesabın değilmidir

Vakti saadet neden fetret bir mecaldedir, sahralar suskun kaldı, kin ve hamaset paye yaptı, nicedir

 

 

Mazlumun sahibi kimdir, neden sahipsiz gibidir

Buruk nefesler arzın her köşesinde feryat içindedir, teslimiyet demek ki erdem değil, bir çiledir

Kimi seçersen seç, hangi lideri takdir edersen, muhakkak ki hakikatin nazarından bir nebze nazar et

Devşirilen vaatler, salkım saçak ortaklıkta dile gelen umutlar, arlanmadan söz verilen nutuklar, şirret

 

 

Açma kapını her vuruldukça, muhatabını tanı

Ruhunda taşıdığın yıllara sâri hicranı, dinmeyen sessiz yakarışları, boynunu büktüren o saatleri

Suskunlaşan nazarlarını, içini çektiren o ahu zarını, seni senden koparan onca yediğin vurgunları

Asla bir hiçe sayma, nutuklara aldanıp fakirlik edebiyatı yapma, azim ve irfan sende var oldukça

 

 

İnsan şuur ve idrakiyle namdır, itibarlıdır

Adamlık hususunda bir kanaatin farkında olan şandır, kul olmaya yakışır adaydır, aşk niye vardır

Sevdalaşmayan her ne varsa azınlıktır, azim ve mefkûre gayeyi murat için şarttır, insan muazzamdır

Manasına duçar olan en sadıktır, hangi bahaneye baksam, tak iyenin rantı olacaktır, o ne marazdır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.03.2011 17:56
#744

Etmedim itibar, neden figan eder ki bu nazar!

 

 

 

 

Yılların umudunu içimde demledim, sabırla bütünleştim

Kimseyi kem gözle temaşa etmedim, vakti saati vardır dedim, Rabbime iltica ettim

Aczi yet içinde, nefesin müddetinde, ehl-i hal olmak meylinde, şirazesi kaybolmamış muradıyla

Kul olmayı istedim, nasibim için muhakemeyi önceldim, azmi bu minval üzre şehrettim ve üzülmedim

 

 

Murat sahibi olmak istiyorsan, ilmi tahsil et

Şayet bir şikâyetin var ise ulu orta bırakma, öncelikle kim verdiyse, aşkla ona meylet

Kader sensin, bahtınla müştereklik içindesin, akıl ve izan sahibisin, niyetin aşkla koksun, şükret

Bahaneler kalbini fakirleştirir, elzem olmayan haller, kederini artırır, lüzumsuz merak aşkı azaltır, ar et

 

 

Hangi yaratılış üzerine olursan ol, kalbin var

Ruhun evvel emirde akitleşti, bu andan habersiz kalan nasıl bir insandır ve aşk aranır, ey yar

Vakit süret-i zamandır, keyfiyet için sancıdır, zaruret için ihtiyaçtır, ikmalini bu nispette yap, ey nazar

Neme lazım deme, gün ola harman ne ola, batıracak tipiyi erkenden yaşama, tedbirde, bir takdir var

 

 

Zamansız öten her nefes, dikkate muciptir

Oysa ne kadar zavallı birisidir, ne korkunç bir yalnızlık içindedir, iliklerine kadar kar yağar, sefildir

Hangi badirenin solgun yolcusudur, kimliksiz muştusudur, varoşların sahibidir, bir düşün ne eziyettir

Yuvasız olmak, kanatsız çırpınan kuşun dramını yaşamaktır, vakitsiz solmak, bahtın tezkeresindedir

 

 

Öncelikle nasıl bir ehliyet sahibisin, bilmelisin

Hukukunu bilmeyen her nefes, taklide muttali olan keder mertebesindedir, kalbin sahibin demisin

Akıl, deşifre sanatıdır, merak bu minval üzre arzdır, sual etmeyi bilmeyen can niyazdadır, görmelisin

Her insanın nasibi farklıdır, azminde saklanan nazdır, niyeti mukabilinde taksim edilen bir nefestir

 

 

Anneni bir düşün, ne kadar sabrı var, ar edin

Ne kadar geçim ehliyse, feveran etmekten çekiniyorsa, hissiyatı çok kuvvetlidir, ihmal etmeyesin

Yar derken, nefsini öncelememeyi öğrenmelisin, kar derken, şüpheden arîleşmeyi talim edinmelisin

İlimsiz nefes, fıkratmayan her ses, zikrinde zafiyet içindedir, şüphe ve zan onun sinesinde, erişesin

 

 

Dünya yalan derler, lakin neler yaparlar

Hiç ölmeyecekler gibi mi hakikati anlarlar, yoksa o an ve akan içinde avunan canlar mı, kim anlar

Kalbin inşirah erişmedikçe, ruhun ihsan üzre temaşa etmenin firkatine erişmeyince, gönül nasıl ağlar

Bir bak ummana, sesi senden alan o aşk-ı zamana, hakikati şehreden nazara, ah o umutsuz insanlar

 

 

Hak ve hukukun senin bizzat ehliyetindir

Akıl ve irfanın için vazgeçilmeyecek mihenktir, vuslatın için nevalendir, aşkın için gerekçendir

Nefis hayvan gibidir, iraden o nispette zarurettir, lakin bilmeden talim ettirmek nasıl bir avdettir

Bu minval üzre sevda ve muhabbet kalbinden uzaklaşan ahenktir, eza edilen kim varsa, derttir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.04.2011 20:51
#745

Umut aşktır ve sevdalaşan bir niyazdır!

 

 

 

 

 

Kalp ve akıl niye vardır

Ar, hangi ruhun nazarında vuslattır, edebi ihsandır, aşk için kardır

Düşüne bilmek için ilim sahibi olmak fırsattır, yadsınılmayacak bir furkandır

İnsan aklı ve tercihleriyle dikkate alınandır, manasına dücar olmamış kul kim için gamdır

 

 

Haydi derken, azim aşktır

Emel bilmem ki nasıl bir niyazdır, prangalar ne kadar an be an yakındır

İdrak ve irfan adabı muaşeretin farkıdır, örf ve anane itikadın için nasıl bir bidat tır

Sosyoloji her daim tekâmül eden sevdadır, vakit niye vardır, fikretmek ise ihlâs için şarttır

 

 

Kitap okumak haktır, anlamak farktır

Manasına meftun olmadan yaşamak ise fukaralıktır, aşktan yoksun kalmaktır

Takva ne için irfandır, zarurettir, kul için vazgeçilmeyen farktır, kalbin için cenahtır

An kime sadıktır, zaman insana vakfedilen fırsattır tahkik etmek idrakin için en büyük aşktır

 

 

Sahrayı bir düşün, ne ıssız ve kuraktır

Her anı sanki seraptır, gönül için ne müthiş sayıklamadır, umut için yaşamaktır

Sual et sakiye veya han malikine, yolcular neye muhtaçtır, hasret kimin içinde firkattir

Sevdasına erişmeyen, nefsinin takati kesilen, gözlerinin feri sönen söyle nasıl bir arayıştadır

 

 

İnsan umut için yaşar, yeise kapı aralar

Nasıl bir tercihin istikametinde ise, bahtına fırsat tanır, aklı tabi olma noktasındadır

Yüreğinin içinde gizlenen kalp nasıl bir aşkın nazarıyla anlam bulmaktadır ve umutla vardır

İnsan tercihleri ve niyetiyle hasrolunacak candır, vakit tevdi edilenler için aşikârdır ve ardır

 

 

Korku ve panik hata işletir, ne merettir

Aklıselim içinde nefeslenmek ise mübarektir, tercih edilen asudeliktir, bir ülfet-i payedir

Merak etmeye için ilim nasıl bir gerekçedir, hukuku bilmek, tahsil etmek imani gerekçedir

Rabbini zikretmeyen, hakikat içinde meşke fırsat vermeyen, ne ile iştigal etmektedir, rezildir

 

 

Varlık sahibi olmak, lüks içinde yaşamak kim için farktır

Aidiyetine yabancı olan, mazisinden ibret almayan, emri bilmağrufu umursamayan acıdır

Nefis her insanda vardır, Sünnetullah üzre hesap edilen nazardır, akıl ve irade kime fırsattır

Kendi nefsinden kaçan, nizam etmek için gönlünü aşkın vecdine kandırmayan, nasıl candır

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.04.2011 11:39
#746

Bir Sual İle Vecde Gelen Kalbin Ne Söyler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Muhakkak ki ...

Düşünmeliyim lakin niteliğim

Neyi ve hangi istikamette olacağını netleştirmediğim

 

Kanaatim...

İdrak ve tecrübeden oluşan

Meşveretle nizam olunan, vehimleri dışlayarak kalan

 

Zulmü ...

Tekebbürlük sayan

Adamlığa bulaşmayan âdemi hakikatinden soyutlanan

 

Yanmayı....

Halde anlayan can

Kanı kurutmadan anlamı bulan, cehennemide algılayan

 

Cenneti ...

Sevdaya hasrederek

Umutların yeşilliğinde serinleyerek düşleyen olacaksan

 

Varlık...

Ve yokluğu yalnızca

Ceza ve bağışa tevdi etme kulluktaki gerekçeleri önemse

 

Yaratan Hak...

Hiç zulmeder mi kuluna

Kulun açmazları mizanı getirecektir hesap için tek başına

 

Yaslanma ...

Taklit içinde paslanma

Heveslerini anlıyorsan, sıratı anlamaktan da hiç bizar olma

 

Sanma ...

Nefesin müddetine abanma

O an ne zaman geleceği şayet bir farksa ruhunu anlasana

 

Kalbinde ...

Sahipsizliği kovarak arınma

Yegâne güç kimin anla, tefekkürle savma, halinde kalsana

 

İşte o vakit ...

Sen varlığın adı, sürurun şiarısın

Aşkın tahtı sevdanın sancısısın zahirde oyalanıp kalmayasın

 

Varlığını ...

Hasrederek anlamlaşmalısın

Kulluğunda azimle soluyarak hilmi kuşanmalısın abdi acizsin

 

Şecaati ...

Müsaadesi nispetinde göstermelisin

Şahadeti hedefleyerek nefsinden geçmelisin çünkü sen nefsin

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.04.2011 19:35
#747

Güneş uykunda doğmasın, kalbine adansın!

 

 

 

 

 

Gönül hasredilmeli cefaya, vefaya ve ilham-ı aşka

Nefes müddetliyse, ömür vakitliyse, ecel o an ve vasıl olacak zaman da hakikatse

Neden haşyet sinemde yol almalı, inşirah kalbime yabancı kalmalı, aklım bizar olmalı

İradem aczi yet içinde boğulmalı, ruhum prangaların girdabında bitap kalarak mı usanmalı

 

 

Hiç mey içmedim, sakinin derdini dinlemedim

Terk edilen hanların hengâmesinde nefesimi hicranın ah ettiren lisanına vermedim

O ağacın altında yıllarımı figan ederek geçirmedim, hüzün içindeydim, kalbimi dinledim

Gözyaşlarımla serinledim, kanatsız kuşları göründe nasıl irkilirdim, görmeyen göz gibiydim

 

 

Neden terk edilendim, muhabbeti talim etmedim

Ne derlere göre nefesimi nizam edemedim, önüme kim gelirse, sukut ederek eğilmedim

Neyin gayesindeydim, yoksa mefkûresiz nefes miydim, ötenin hikâyesini kimden dinledim

Neden takati kendimden bildim hareket ve kuvvetin malikini hakkıyla ve aşkla zikretmedim

 

 

Nasip, umudunda gizlidir, niyetinle eftaldır

İlim, merakın bir şubesidir, akıl ile nizam edilirse ne kadar asude bir gayey-i azimdir

Fikretmek için muhakkak ki ilmi talim gereklidir, ilimsiz tefekkür nasıl bir ülfettir, edeptir

Ehliyet sahibi olmak neyi gerektirir sosyolojik tekâmüller insan için muhakkak ki muteberdir

 

 

Geçmiş bizzat senindir, elhak hakikatindir

Ati sahibi olmak istiyorsan nasıl imtina edeceksin, hangi hak ve aşkınla vazgeçeceksin

Nefsini hakkıyla tanımadan, edebin ve sevdanın aşkıyla yoğrulmadan, kime nazar edeceksin

Aldanan kim, aldatan ne kadar vahim, istikameti müstakim olmayan an, kime zülüm edecek

 

 

Rıhtımlar ne kadar sakin, dalgalar ne salim

Hangi an ve saklanan zaman müddet-i nefesim için nasibe kapı aralayacak, umut kimin

Vecdim ah ediyor, nefesim takatine muhtaç bir vaziyette içini çekiyor, kalbim lekeli sefilim

Ruhumun firkati, ecrin adresi, zihnimin yegânesi niye bu kadar vahim bir ahvalin içindeyim

 

 

Sala verilirken, ezanlar okunurken nerdeydim

Kayıp olan bir zamanın içinde miydim, hangi karaları giysem, nasıl söz etsem dinler miydin

İnsan yapan esrarın vecdiyle kalbime ilhamı verir miydin, nefsinden emin ana getirir miydin

Vakit daraldıkça, ruhum içinden çıkılmaz bir hali yaşadıkça, kalbimi inşiraha erdirir miydin

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.04.2011 20:08
#748

Nasıl bir divana çıkıp nefes alacağım!

 

 

 

 

 

 

Metin olmak için çalışacağım

Ruhumun ve kalbimin farkına vasıl olmadan nasıl yaşayacağım

Hangi edep ile saiklarini bulacağım, hiçbir korku ve kuşkuya sığınmayacağım

Bedelsiz ne var, hesap hangi bahar için ruhumun serencamını aralar, kime soracağım

 

 

Baş arının meramını anlamalıyım

Nasıl bir sevdanın eşiğindedir, hilkati ve azminde aklanmalıyım

Yıllara sâri miskinliği kime bırakmalıyım, gözyaşlarımla sinemi ahdine sunmalıyım

Var olan aklımı, zafiyet içinde ki irademi, gerekçesiz merakımı artık bu an bırakmalıyım

 

 

İnsan tekâmül eden muhteremdir

Ulvilik içinde zindeliktir, ruhu ve kalbiyle ne kadar latiftir, ferasettir

Mühlet niye verilmiştir, devam eden rahmet niyedir, karamsarlık ne kadar elimdir

Gam olacaktır, lakin umutla arınacaktır, muhabbet ve aşkla yol alan ne güzel bir sadıktır

 

 

İlm-i siyaset amali ve niyeti tanzim eden niteliktir

Ne hamasete muteber edilir, ne de o tamahkârlığa edilen rağbet değerlidir

İnsan muhakkak ki sahipsiz ve nedensiz değildir, yoksa tefekkür etmek avare iştir

Elzem olan maksadı ve fırsatı hakikat cenahının firkatine sunmak en güzide olan şevktir

 

 

Zül addedilen politika ne için garabettir

Milleti asırlardır kandırmış ekâbirlere nasıl rahmet nazarıyla yâd edilecektir

Peki, satılmışlara ne söylenecektir, devlet-i âlinin malını devşirenlere ne söylenecektir

Gasp eden, hukuku çiğneyen, yetkisini tatmin aracı eyleyene nasıl bir hüküm verilecektir

 

 

Bu milleti tefrikaya ayıranlar kimlerdi

Fraksiyonları gayelerince her semtin meydanlarında yeşertti, sonra emretti

Bir neslin lider nefeslerini hunharca katletti, cezaevlerinde gönüllü köleler ne bekledi

Kendi öz evladına silah çektirildi, emre itaat şarttır dendi, peki, o palazlananlar kimlerdi

 

 

Seçen kim, seçtiren kim, akıl tutuklu mu kaldı

Onca cahillik ve garabet hangi hesaba bırakıldı, istikrar ve güven not aldı

Milletin evladı, emeklisi yaşlısı, fakir ve mağduru, neden itibar ederler, yoksa yanıldı mı

Dâhili ve harici anlamda dile gelen ne varsa, kıtalar arasında sayfalar aralandı, anlaşıldı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.04.2011 19:51
#749

Vecdin ne vakit aşk olacak, ruhun ferahlayacak!

 

 

 

 

 

Nefesin firkatiyle anlamlaşmalısın

Yüreğinin derinliğinde ki hasrete aklın ve idrakinle kavuşmalısın

Ne kadar anlamsızlık varsa her fırsatta onun ikliminden uzaklaşmalısın

Gül-i nihalin kokusundan bir an bile ayrı kalmamalısın, lalenin asudeliğine kanmalısın

 

 

Tefekkür ruhunu dinlendirir, kalbini serinletir

İhsan ve ihlâsa kavuşmak için ne gerekmektedir, akıl etmek niyedir

Akıp giden zaman neler söylemektedir, ömür denilen kumaş ne çabuk eskimektedir

Edep halin, inşirah kalbin, idrak ruhun, izan aklın, iraden vuslatın olacaktır, istemektedir

 

 

Gökyüzünde neler var, hangi esrar kalbini anar

Zahir olmak, cezbeden halin emanetinde bulunmak, faniliği unutmak yakar

Bir lokma ekmeğe muhtaç nefes ne umar, safahat içinde yaşamak nasıl bir ar, aşkı boğar

Ülfetin, erdemin, nasib-i kanaatin, sabr-ı hakikatin feyzinden nasıl bir can korkarak kaçar

 

 

Kalbinin sahibine yabancı olmak, ne cehalettir

İlmin bir şubesi olan merak hangi maksudun derdindedir, insan aşk üzeredir

Hilkati ve mefkûresi bu minval üzre şekillenecektir, yoksa dosdoğru yol kimin içindir

Vasfi yet ve nitelik, azim ve öncelik nedenlere ulaşmaktır, saikleri aramaktır, tercihindir

 

 

Nazar etmek, temaşa etmekten çok farklıdır

Farkı fark ettiren ise muhakkak ki ruhun yetisi olan idraktir ve aşk-ı ihsandır

Her can ölümle bedellidir, her ne kadar dillendirmese de sinesinin derinliğinde ki nedir

Kayıp olan şahsiyet midir, yoksa kalbi ve ruhi esaret midir, zikretmeyen o gönül nicedir

 

 

Ahenk, aşktır, sevdadır, ram-ı esrardır

Dirlik ve birlik için kalbine ne lazımdır, yetim ve öksüzlere sahip çıkmak haktır

Ecir imanını bereketlendirir, fikir zikrini kenetlendirir, istişare aklın için ihtiyacındır

Kuvvetin banisi bellidir, emanetin sahibi kimdir, hesap nasıl bir günün aşk-ı eminidir

 

 

Kitab-ı celil akıl ve idraki olanlar içindir

Kul olabilmek, yaratan için secde etmek, iltica edip gönlünü aşkına erdirmek fevktir

Nedensiz bir ömür kim için gayedir, nihayetinde insan başıboş değildir, iraden senindir

Sual etmeyen, kıt kanat geçinen, tahkiki öncelemeyen, hukukunu önemsemeyen fakirdir

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.04.2011 19:55
#750

Ruhun firkatini bulmak, aşkı anlamak!

 

 

 

 

 

 

Umut için hazırlık yapmak gerekiyor

Niyetin asliyesinde ki derinliğe sadık bulunmak hakikati öğretiyor

Mana neden kalbime sökün ediyor, aklım vaktin esrarında mahcubiyet yaşıyor

Yaratan aşikârken, hesap yakınken, ruhum hıçkırıklarına kanarken, sinem ah ediyor

 

 

Bülbülün ötüşünden, yaprağı düşerken

Yağmur vicdanımı serinletirken, kederim soluksuz kalırken, yol varken

Neden iradem boyun büküyor, nefsim kalbimi derdest ediyor, sinemi lekeliyor açken

Neden muştuya hakkıyla nazar etmiyor, vaatlerini hiç umursamıyor, iman kalbimdeyken

 

 

Yolun yolcusu, neye muhtaçtır, sancı ardır

Salahiyet sahibiyken, mükellef olduğunu bilirken, hesabın içindeyken aşk nardır

Hak olan sana tevdi edilenlere sadık kalman ve bu minval üzre yol almandır, an vuslattır

Ruhun yorulmazsa, kalbinin pınarları kurumamışsa, umut hazanlaşmamışsa hak sevdadır

 

 

Hasret umut, sürur içinde nefeslenmektir

Kanaati ruhunun derinliğinde terennüm eden ise edebin lahzasında eren kimliktir

Meşk, kalbin içindir, aklın esrar perdeleri ne kadar çetrefillidir, istişare ise zaruretindir

Selamı sakın esirgeme, seninle bir olan melekleri görmezden gelme, o lahza ki hakikattir

 

 

Vefasız olan bir nefesi kimseler sevmez

Sadakati ve hakikati hakkıyla kalbinde deruhte eyleyemez, nefsi terbiye edemez

İrfan meclislerini ihtiyacı bilemez, idrak için aşkı, sevdayı şehre dip feyziyle nefeslenmez

İllet nefsine mut olur, merak hizaya durur, akıl sairiyle buluşur, iraden tercihindir demez

 

 

An ve akan zaman bizzat kalbin içindir

Şayet tezkiye olmuşsa nefsin, ar kimindir, söyle mefkûre hangi vadinin derdidir

Gece, gündüz akıp gitmektedir, ruhun figan ederken, hangi gönül için ümit içindedir

Ölmek kata korku değildir, hesabı verilmedikçe sinede ne müthiş bir yüktür aşk gayendir

 

 

Rabbim derken, kalbin firkattedir

İltica ederken, muhtaçlığının farkındadır, sana ondan daha yakın başka kim vardır

Vaktinden evvel sararıp solma, bitap bir kalp ile tasattukta bulunma, şevk ve sürur ardır

İdrak ve nitelik şadından fakirsen, nefsini talim etmeyi önemsemezsen haşyet kapındadır

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.04.2011 11:29
#751

Sukut ederim, sana neyleyim ey Yar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir gün koparıp elemi bu kalbime attın

İkrarı ezelden sessizliğinde seyrederken

Sinende süzülen hüsranı, ayan etmeden

O hicranını kasidenin eşliğinde anlattın

 

Kalbime hüsranı doladın bıraktın öylece

Sen nasıl istersen kal, yeter ki bana söyle

Atma diyarı kalbimi, sitemle örme, görme

Yüreğim ellerinde mahkûm, bitap eyleme

 

Seyreyle dalgaları, uçan martıları, yatları

Yatır sende, yüreğinde sakladığın kalanları

Tenini okşasın, sana dokunsun bırak suları

Kavrasın seni, kuşatsın sendeki her hücreyi

 

Geceler, senin yalnızlığının en mümtaz şahidi

Yüreğinde korlaşan, o muazzam haşyet hasleti

Biçare kaldın, tanımadın sana âşık olan bir canı

Umarım diyorsun, beklediğin bir selamı yollayanı

 

Ne diyeyim ey yar, sen nasıl istiyorsan öyle kal

İster prangada, ister halatta, ister gecelerde sal

Eteklerinden süzülen efkâr, nağmeyle şakıyan sular

Bir selam göndermesen de gam değil sen öyle kal

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.04.2011 11:54
#752

Suskunlaşan ruhum ahuzar içinde!

 

 

 

 

 

 

 

Her okunan ezanda

 

Kalbim hüzünle buluşuyor nedense

 

Annesiz olmak ne acı bir nağmeymiş hakkıyla bilinse

 

 

 

Evlatlarım nazar edince

 

Refikam kendi kavlince sessizliğinde

 

Tefekkür etmek hicranı gam oluyor işte ne hikmetse

 

 

 

Arkada kalanlar

 

Hatıra namına anlamlaşan sayfalar

 

Büyük bir ihtimamla sakladığın albümleşen her anılar

 

 

 

Teket teker

 

Gözlerimin önünde ve seninle

 

Bıraktığın nefeslerin dirliğinde ve kalbi silinmezlerde

 

 

 

Odalar anlamsız

 

Senden arta kalanlar haksız

 

Ruhum dirliğinde kararsız ve gönlüm şimdilerde yarsız

 

 

 

Nereye girsem

 

Hüzün hiç peşimi bırakmıyor

 

Kurutarak astığın patlıcanlar ve kesilen aş makarnalar

 

 

 

Yeni aldığın tavalar

 

Henüz kutusunu açmadığın bardaklar

 

Ocak üzerinde bırakılanlar, sahanlıkta ayaza kalanlar

 

 

 

Hepsini derledim

 

Evlatlarına hatıra olarak verdim

 

Torunlarını unutmadım onlara da aziz hatıranı bıraktım

 

 

 

Şimdi çayımı

 

Senin bardağınla içiyorum hüzünle

 

Sırların senin ikliminde kaldı vasiyet edemeden gidince

 

 

 

Yutkunmalarım

 

Boğazında elemle düğümlenince

 

Sökün ediyor yaşlar gözlerime kendi dirliği güzelliğinde

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.04.2011 12:18
#753

o an ve zamanda ki esrarın teneffüsündedir aşk!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çark hızla yol almaya devam ediyor

Bir müdahale imkânımız bulunmuyor

Kaygılar olsa ne yazar ki zuhur ediyor

Seni içine çekiyor düşünmelidir diyor

 

 

 

Anlamak için anlamlı olmak gereklidir

İzan için tefekkür elzemdir öyle dilenir

Böyle almış başını gidiliyor ne beklenir

Zevk için sarf edilen gayret ah çektirir

 

 

 

Sende bir hardal tanesi misali öğütülen

Zaman katresinde şekillenip salıverilen

İnsan olarak lütuf bahşedilen beklenen

Nefsin konusunda hikâyelerle öğütlenen

 

 

 

Ezelden izleri merak ederek büyüyebilmek

Halin enginliğinde ahenk için nefeslenmek

Ey Hak diyebilmek ahın haşyetinde dilemek

Ahir nedir bilmek kabir için aidiyeti istemek

 

 

 

Aşk değilse aşikâr olan halden maada bulur

Aşk ki haldir melaldir dirilmek için sonuçtur

Canı cananı dünyayı ukbayı ihata için nurdur

Nefsi zevki mideyi bedeni nizam ettiren odur

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.04.2011 12:36
#754

Gönlüme düşen katreleri ayan ederken!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnsanız

Neyi ve nasıl

Anladıklarımızla bizler farklıyız

 

 

Şiiriler yazılır

O an hislerin dirliğinde

Neler saklıdır asla bilinmez

 

 

Her

Yazılan bir şiir

Nihayetinde kısa bir hikâyedir

 

 

Kim

Bu mısralardan etkilenir

Kim silinmezlerinde derlenir yazan için bilinmez

 

 

Eren olmak

Ruhi iklimde

Ahengi bulmakla ilintilidir

 

 

Veren olmak

Bahşedenin dirliğinde

Nefes almayı becermektir

 

 

Abit olmak,

Köleliğe kulluk

Ekseninde ram olmaktır

 

 

Zakir olmak

Uzvu azanın haşyete

Soyunarak uykuyu unutmasıdır

 

 

Ben

Kimliğimde derbeder olan

Hederlikte bir bent oluşturan

 

 

Abdi aciz olarak

Çalışmalarımı gönül dostlarına

Paylaşım olarak beyan ediyorum

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.04.2011 20:24
#755

Suskundur geceler, uyku tutmuyor gözler!

 

 

 

 

 

 

Kalbim neler söyler

Lal olan bu halim nasıl söz söylemeye cüret eder

Neden umutlarıma hicran hayret eder, niyet nasıl bir vaktin ahını gözler

Kendi kimliğinde ne kadar garibim, sanki kimsesiz bir nefesim, bu halimi kim özler

 

 

Ömür lahzası esrarlı

Tercihlerim hangi akitlerin o muştusuyla orantılı

Neden kalbim yaralı, zihnim sancılı, ruhum sessizliğinde ne kadar manalı

Nefsim bir karabasan edalı, merakım neye sevdalı, idrakim neden sefillik adına yaralı

 

 

Gönül bir ummandır

Umut, niyetin halisliğinde gayedir, yoksa aşk nedir

Maşuk nasıl bir sevdanın bendidir, hasret kimedir, anlamak kalbin içindir

Aşk, ruhunun firkatine, aklın selimliğine, tercihin ihsan mertebesine ulaştıran tavdır

 

 

İnsan, edebiyle anlamlıdır

Talime hor bakan, nezaketi umursamayan evet, yabandır

Adab-ı muaşereti bilmeyen ve önemsemeyen, aklının estiğini yapan nasıldır

Hoyratlık cehaletten ve kalbin kemali yet esikliğinden sudur eden bir noksanlıktır

 

 

İnsanın mükellef olması nedir

Aklın ve izanın, kalbin ve vicdanın hakka ram olmasıdır

Arayışın, nedenlere varışın, merakı hakikate firkat kılışın aşk-ı nişanesidir

İnsan farkı fark eden candır, ilim en muteber azığıdır, edep vazgeçemeyeceği ardır

 

 

Cahil, bilmeden cüret edendir

Ukala bilmediğini bildiği halde çaka satandır, nar niye vardır

Aklını ve azmini, niyetini ve vecdini aidiyet hesabını anlamak adına insandır

Yoksa aşk ve vuslat nasıl bir nedendir, keyfiyet zül olan kalbin büyük talihsizliğidir

 

 

Merak ettiğin her şeyi deneme

Tecrübesizliğini de o naif kalbini lekeleyerek sakın giderme

Herkes yapıyor ve hiç ayıplamıyor tuhaflığına gitme, nefsini önceleyip erime

Nasibini umutla bekle, sabrın yorgunluğunu ah ederek giderme, kalbini ihmal etme

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.04.2011 12:42
#756

Hicran yine yanımda, yağan her yağmurda!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yağan yağmurdan ıslanan yanız topraklar değildi

İliklerime kadar nüfuz eden yalnızlığımda bendim

Çaresizdim, umudun katresinde sinmiştim tendim

Geçmişten habersiz, geleceğinden ümitsiz biriydim

 

 

Yağmurdu yıllarca gözlerimden fütursuzca akanlar

Yeşertmiyordu yüreğimde kuruyan şu zavallı filizleri

Bitmeyen dertleri, asla silinmeyecek en deruni izleri

Tespih tanelerini çekerken zikrettiğim çileli geçmişi

 

 

Neye, nasıl, hangi şekilde, bilinmeyenler denkliğinde

İnanacaktım, anlatanlardan zaten bizardım bir saftım

Onca zamandır işlenen günahtan, hadsiz davranıştan

Sonra, inanmam için anlatılanlar meçhulde bir kelamdı

 

 

İtminanlık kalmamıştı, aile ortamı dağılmıştı, verandı

Kadın kocasını, erkek karısını aldatırken, sabi mahzun

Neye inanmalıydı, gerçekleri nasıl ayırmalıydı masundu

Allah, peygamber diyenleri duyardı ama bir aldatılandı

 

 

Nasıl inanacaktı, kandırıldığını bilerek nasıl saf tutacaktı

En yakınlarıydı, ebeveyn payeleri vardı bir anne babaydı

Kendilerini dahi kandıranlardı, evlatlar nasıl inanacaklardı

Çaresizliğin çardağında, yağan her yağmurda ıslananlardı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.04.2011 19:41
#757

Ruhum figan eder, kalbim sessizce dinler!

 

 

 

 

 

 

Geçip giden zaman niye çığlık atıyor

İçinden geçtiğim her lahza idrakim için kol kanat geriyor

Okuduğum onca hikâyeler nasıl bir ibretten söz ediyor, ömür törpüsü eritiyor

Hangi sağanağın altındasın, bilmem ki hakikaten farkında mısın, kalbin ne istiyor

 

 

Ten örtündür, aşk ise hakikatindir

Ehl-i hal olmak için ne kadar vaktin azdır, tefekkür etmek nazmıdır

Keyfiyet o haline ne kadar yakındır, hesabına malik olmadığın söyle ne vardır

Müddet-i nefes mutlaktır, ihsan ve ihlâsa yaban olan bilmem ki nasıl farkındadır

 

 

Nefsin senindir, ruhun kimindir

Neden kalbin hakikate muttali olmak için aklını ve izanını beklemektedir

Nasip olması için azim ve niyet muhakkak ki sana tevdi edilmiş olan tercihindir

İnayet üzere olmak niyedir, fazilet sahibi nasıl bir gönlün zenginliğidir, ecir edeptir

 

 

Hareket ve kuvvetin banisi kimdir

Mühlet niye verilmiştir, azap etmek için mi beklemektedir, aşk dirliğindir

Sevda çekmek, uğrunda iradeni vakfetmek, lal olmuş bir lisanla edebe bürünmektir

Ne kadar yabancıysan, farkı fark etmek için azmetmiyorsan, yaşadığını sanmak elemdir

 

 

Bedenin cazibesi kimin içindir

Neden aynalar senin vazgeçmediğin özelliğindir, şuura erişmek nasıl vecdindir

İhmal ettiğin ve nefsinle nazar ettiğin emellerinde kalbin neden bizarlık çekmektedir

Niçin ruhun sessizliği dikkatini çekmeyendir senden evvel lebbeyk diyen ruh değil midir

 

 

İklimler nasıl bir aşkla başlar

Mizaç nasıl bir nefsin hengâmesinde fevkalade perişanlık yaşar

Kaybolan o yıllar yakararak hicranla sana bakar, gözlerinden yaş sessizce akar

Hüzün her halinde o bizar halini yoklar, bilmem ki ah çekmek yıllar sonra neye yarar

 

 

Nefesin ne vakit o anı koklar

Bir ömre bedel keyfiyetin kapısını haşyet çalar, korku başlar

Bilmem ki sızlanmak neye yarar, dinmeyen sancılar kalbini yorar ve haz kaçar

Yorgun ve bitap halin cezbesine kim ibretle bakar, dillenen ölüm nöbeti ruhunu yorar

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.04.2011 15:04
#758

Aczi yetim aşikâr, firkatin için ağlarım!

 

 

 

 

 

 

Bilmeden ve anlamadan hangi cüretle nazar ederim

Saklı heveslerimi nasıl görmezden gelirim, içimi içime sığdırmayanı bilirim

Hangi vaktin şafağında kalbimin sahibime iltica etmek için gönlümü hasrederim

Ruhumun yetisiyle ayetleri temaşa ederim, korkunun sevdasıyla secdeyle yeşeririm

 

 

Rızık hiç korkma senindir, asla bir ulufe değildir

Bizzat senin sahibin tarafından taksim edilen güzelliktir, nasıl bir rahmettir

Aklın için sualler istikametin için elveren gerekçendir, merak bu nispette erdemdir

Nafile kelimesi boşuna sarf edilen maksat değildir, fikrin ve zikrin hasbilik değeridir

 

 

Neden gece namazı çok kıymetlidir ve özelliklidir

Hakkın divanında edep ihsan ve takvanın zaruretidir, aşk ve sevdanın erkidir

Taaccüp etmek, gönül lisanından nefeslenmek, niyetin asliyesini aşikâr eylemektir

Vakit bu anda nakitleşen ve bedelleşen fazilettir, benliğin için nizam-ı sanat edebindir

 

 

Aşktır firkate eriştiren, gönlü divane hale getiren

Nasıl bir sevdadır ki seni senden ve iradenden vazgeçiren, hakikat şadına erdiren

Dili şad eden, kalbini inşiraha vakfeden, melalinin erdemiyle ah ettirip o an hu dedirten

Yanmayan dil, edebe malik olmayan kül, ateşin muradıyla farka ulaşmayan kula ne denir

 

 

Cefadan asla gocunma, çilenin meşkinde yorulma

Nasibim nedir diye korkuyla yoğrulma, niyetin ve gayretin halisliği ardır, unutma

Meyvenin hamı kim için makbuldür, hamiyet gösteren nazarın umut dilinde ki ahengidir

Sabır niye gereklidir, kanaatle durulmak kalbin için makbul gayedir, yoksa aşk vehimdir

 

 

Savrulan bir nefes olma, istikametini hiç unutma

Nerden geldiğini ve nereye gideceğini sakın ihmale alma, hesap vaktidir artık anla

İnsan başıboş değildir, yaratılma hilkatine terstir, aklı ve izan niye verilmiştir, tanı yaşa

Vakitsiz öten kuşun niye feryat ettiğini tefekkür etmekten korkma haşyet telaşını unutma

 

 

Yaşatmak için yaşamanın farkıyla aklan korkma

Her vakit hizmeti bekleyen olma, ecrine sahip olmak için sakın gocunma, aşkı kokla

Nefsi emareyi gale alma, bu halden kurtulmak için azmi ve ihsanı ruhunla ara ve yaşa

Kitab-ı celilde bahis olan ve kalbine arz olunan eşsiz ve ibretli hikâyelerden uzaklaşma

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.04.2011 11:43
#759

İçimi üşüten, kalbime seslenen o gece!

 

 

 

 

 

 

 

 

Yine

Karanlık

Her bir tarafı

Teklifsizce kaplamıştı

 

 

Gökyüzü

Umutlar için bahtı

Yıldızların ışığı vardı

 

 

Işıklar

Ah ışıklar

Ne çok uzaktı

 

 

İçim

İçimi almıyordu

Yüreğimi burkuyordu

 

 

Hasretim

İşte bir ışığa

Yalnızca umuda

 

 

Ne açılmaz

Bir kapıymış

Kapılar kapandıkça

Umutlar bizarlaşırmış

 

 

Ey kapı

Sinemde ki

Âlemde ne hicran

 

 

Gönül

Ufkum perişan

Ruhum ki öyle zindan

 

 

Her taraf

Kendince karanlık

İçimde katlanan yanık

 

 

Hasret

Bir umuda,

Gönül beklenen

Sevdaya çok kanık

 

 

Yollar

Artık karanlık

Duvarlarda kayık

Artık zihnim çok bulanık

 

 

Öyle

Adımlıyorum

Nereye

Doğru gittiğimi

Nedense bilmiyorum

 

 

Ben

Karanlığa

Geceler de kalana

Öylece sarılıyorum

Kim ne derse

 

 

Bilinmeyende

Odaklaşan her şeyi

Müteredditliğimle

Doyasıya solumaktayım

 

Aşk

Nuru aydınlık

Kimisine göre

Çok bir karanlık

 

 

Elbette

Hem de nasıl

Bir karanlık ışığı

Muştulayan aydınlık

 

 

Her an

Çekim artıyor

Benliğini parçalıyor

 

 

Sakince

Alıyor seni içine

Bedenini uzaklaştırıyor

 

 

Manalaşıyor

Sevda haz alıyor

Aşk manada yaşanıyor

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.04.2011 12:19
#760

Bitab bırakan ne deruni bir yorgunluk!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Açsam ne olacak sanki bu melali

Ürpererek yaşattığın serüvenleri

Nerde uzaklardan merakla bakan

Sen ne vakit anlayacaksın halimi

 

 

Her ne dersen kar etmezdi bilirim

Kendi dertlerinle ömrünü tükettin

Ne kadarda çırpındığına ben kefilim

Lakin ne çaresizim sessizliğimleyim

 

 

Nelere talip oluyorsun ve ne arıyorsun

Kendi kişiliğinden korkup kaçıyorsun

Anlatıyorsun peki, nasıl anlaşılıyorsun

Karanlık bir ufukta aşkımı bekliyorsun

 

 

Zaten yorgunum halimde sen yoksun

Senin dirliğinedir korkum onu umarım

Dalgalar karasında sen dalkıran oldun

Bizleri denize hasret koydun, korkuttun

 

 

Beyan ediyorum artık senden bizarım

Asla seni okumayacağım öyle kızarım

Ne yazarsan neleri karalarsan kaçarım

Karakalem melalini sarf etsen bakmam

 

 

Kahrolası bir tutkumu tutunduğun yel

Ey uzaklardan temaşa eden, ilham ver

Ne haldesin ve kederdemidsin haber ver

Sen gelmesen de bir kelamınla selam ver

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.04.2011 13:07
#761

Kalbinin derinliğinde ki mağrufu hissetmek!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne yorgunluklar yaşadım

Bilseniz, kimleri alkışladım

Çaresiz seyirci olmalıydım

Ar gücümle yol almalıydım

 

 

Çare dehlizinde kimler aranır

Merak neden insanda olandır

Zekâ, idrakin için ne kadardır

Tefekkür akıl için ilzam olandır

 

 

Okumak, anlamak ve yazmak

Fikriyat için sabrı aşka yormak

Bir nazar için aklını sorgulamak

İnsan olmak, muhabbete akmak

 

 

Aşk ne sendedir, ne de bende

O seyreder hakikati hükmünce

Gayret onun adına sarf edilince

Çileler çekilinde, acılarda dinince

 

 

Nisa hastır, aktır, edepte saklıdır

Yaprak kadar naif olan bir candır

Şefkati kucaklayan bir alacaklıdır

Ati sunan, bahtiyar bırakan yardır

 

 

Ne sen söyle, ne de ben anayım

Şahit olduklarıma elbette ağlarım

Halime yanarım, firkatine kanarım

Bizar bırakan yastayım, hastayım

 

 

Ne söylemişlerdi ki canla yapmadık

Nasıl inanandık ki medette olmadık

Evet, biz saydık aynı kandık candık

Yıllarca niye horlandık acınıp baktık

 

 

Hangi nesiller geleceğinde çaresizler

Söyle neler öğrettiler edep mi dediler

Şekliyet için nasılda seferber edildiler

Redd-i miras için kimlerle kavilleştiler

 

 

Bilmem ki bu muhayyilede aşk hak mı

Düşen o yaprağın ahına hiç bakılır mı

Çare olmak adına ulvi bir aşk aranır mı

Hakikat için, rıza kimindir sorgulanır mı

 

 

Verdiğin ne kadarsa hissettiğin o kadar

Rahmet için aranır açar her türlü bahar

Su niye akar, zaman kimin aşkı için var

İnsan can içinde an, idrakle anlamlaşan

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.04.2011 19:41
#762

Nefes ki aşkın ulviyetine ram olan ardır!

 

 

 

 

 

 

 

Kalbinde korku bırakmamalısın

Açan bir gül-i nihal misali ibretle ve vecdinle aşka akmalısın

Hak ve adaletin firkati için nefesini aklın ve idrakinle nizam ederek yaşatmalısın

Ruhunun yıllara sâri susuzluğunu yakinen anlamalısın ve ibadetini aşkla yapmalısın

 

 

Nar, asla aşktan uzaklaştırmasın

İdrakine vakıf olmadığın ne varsa, kalbini inşirahla buluştursun

Haşyete talim eden gönül kapın açılsın, hasreti ve aşkı kalb-i nazarında arıtsın

Her gün hüznü anmak, emellerin peşinde koşmak, hülyaların buğusunda kalmak kalsın

 

 

Sıhhate muhtaç yürek sancılıdır

Nizam edilmemiş nefis her zaman heyecanlıdır, eza vicdanındır

Hangi hal üzere olursan ol, niyetinin zuhurunda meydana gelen zahir, hukukundur

İnsan şuur ve izandan yoksun olursa, heveslerinin yolunda yol alırsa, onun mahkûmudur

 

 

Sevgi ne kadar ulvi bir nimettir

Muhakkak ki her kul onu dile getirmese de yakinen bilir, verilendir

Kalbinin derinliğine gizleneni ancak kim bilir, hak ve hakikat söyle uzlet için midir

İnsan kalbi ve o aklıyla, amellerinin farkıyla, ihsan ve ihlâsıyla manalıdır ve takvadır

 

 

Azamet ki, aczi yete kapalıdır

İlim sahibi olmadan fikretmek ne kadar manalıdır, merak bunun için vardır

Tevazuu şekli yeti neylesin, meclis içinde ki tak iyeler niçin önemsensin, ar aşktır

Murat edilen ve sevda mihengiyle derlenen samimi ve ihsan üzere bulunmaktır, haktır

 

 

İnsanı insan yapan itibardır

Hakka kul olmak nasib-i aşkla alakalıdır, ömür denen kumaş nasıl esrarlıdır

Nitelik sahibi olmak, beşerin cemiyle hem hal içinde bulunmak, o sevda adına mıdır

Ölüm bilmem ki senin o haline ne kadar yakındır, yanan yüreğin ruhunun nidasına mıdır

 

 

Nefes âlemlere uzanan şandır

Sıhhat ve selamet içinde bulunmak ahdinle alakalıdır, kim kimden davacıdır

Bela ve musibet hangi lahzada sana yabancıdır, kaza ve kader iradenle çok sevdalıdır

Yönünü şaşırmış bir insan nasıl bir girdabın içinde kalmıştır, niyet ve azim aşk için vardır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.04.2011 11:27
#763

Seni Unutmak, Kaybolan Yıllarda Solmaktır

 

 

 

 

 

 

Yıllar, sabrın devranında ömrü tüketse

Can, hazan sayfalarında soluksuz kalsa,

Varlık, ruhumun lekelerinde soyutlansa,

Kalbim mütemadiyen hicranınla dağlansa.

 

 

Aşk nasibin rüknünde mutlak solunacaksa,

Sevda iklimleri melalimi hazla kuşatacaksa,

Umut yağmurları gözlerimden boşalacaksa,

Zaman, ona ram olmak için halimi koklayacak.

 

 

Seni anmak, sedaların ahengine kanmaktır,

Kalbinde olmak, Ummanlara sevdanın adıdır,

Ruhundan uzaklaşmak, çölde serabı anmaktır,

Aşkından olmak, hayata biganeliği yaşamaktır.

 

 

Sevdim ki seni özüm, sözüm birdir ve kavidir,

Merdin sözü, namert için züldür, aşkta közdür,

Yaşamak adamlıksa, kanım haysiyet için varsa,

Ömür sadakat için çelik, vefa içinde bir onursa.

 

 

Senin nazarınla, kalbinin baharında ki nazınla,

Artık durma, kaygıyla uyuma, hayırla sabahla,

Gelecek vaat eden bir umudun esrarıyla kokma,

Hüzünle gark olma, süruru yaşa, zanna bulaşma.

 

 

Ben bekledim bunca yıl sabır içinde duruluğumla,

Bulaşmadım, zahirde ki heveslerin kuytu oluruna,

Ruhun varlığında, kalbin sahibinde olan varlığımla,

Ben seni unutmak için sevmedim, sabrı dileyendim...

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.04.2011 12:14
#764

Bilmem ki niye anlaşılmaz oldu melalim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Artık

Anlaşılmaz oldu

Bu meramı an hakikatlerim

Savrulan bedenim ve zafiyetlerim

 

 

Bilemem ki

Şimdi bu ahvalimle

Kime ne söylerim, haya ederim

Halin tahtı olan ey yüce efendim

 

 

Sukut-u hal

Eylemek isterim, ne söylerim!

Ne edepsizim, hadsizim ve sefilim!

Lakin senin günahkar ümmetinim

 

 

Lakin

Pek rezilim

Ne kadar hakirim Efendim

Şimdi hangi yüzle yadederim

 

 

 

 

Aşk seni anar

Sevda ruhunun izlerinde nasıl ar

Şefkat ve hilm ne kadar eşşizmiş kim arar

Hak ve hakikat ancak araladığın kapılarda nazar

 

 

 

Akıl sır ermiyor

Kaybolan yıllar alay ederek, fakirliğimi temaşa ediyor

Umut bu halimle kifayet etmiyor, azim ve o idrakini özlüyor

Acziyetim firkatime geçit vermiyor, hasretin kalbime elem zerkediyor

 

 

 

Artık nesiller biçare

Dirlik ve birlik adına takiyeler devrede, aşk bilmem ki nerde

Senin haline matuf olan o sevda bilmeme ki hangi ücra köşelerinde

Sır ve irfan kalbimi ihya etmiyor bu kadar kalbi lekeler ve arsızlıklar içimde

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.04.2011 12:36
#765

Niye aldandık, biz iz onu hiç anlayamadık!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gözlerimi

Uyku tutmayan

Ne sancılar nüfus ediyor

 

 

 

Dilimin ucunda

Beklettiğim oysaki

Yalnızca senin adındı

 

 

 

Senin adına

Melalimde kurmuş

Olduğum cümleler

Bir aman vermiyordu

Sabrımı oldukça tüketiyordu

 

 

 

Çıkmak istiyordu

Hayatın imbiklerinden

Bir hışımla tutunarak

Hikâyeler anlatacaktı sana

Bir bir hiç durmaksızın

 

 

 

Uzak kaldığı

Merakın fevkinde

Yaşadığı serencamı

Hasretin elinden almalıydı

Artık bir daha vermeden

 

 

 

Senin sevdiğin şiirler

Bazen de mırıldandığın türküler

Düşüncelerinle resmettiğin

O silinmeyendi güzellikler

 

 

 

Yüreğimde

Hissettiğim sadece

Onunla hemhal ettiğim

Şimdilerde ben ne kadar

Keyifliyim çünkü seninleyim

 

 

 

Hani sineden

Sabrı alıp götüren

Kuru ayazlar var ya

Yanmayan ocaklarda aç

Sefil bir odada uykular kalsa

 

 

 

Tütmeyen bacalarda

Yorgansız sabahlarda

Uyanılır ya

Sanki yaşamak

Onu anlamak

Hayatı kucaklamak canla

 

 

 

Ne ağaçlar

Ne de bir zamanların

Güzelliğinde yapraklar

Sana gelmek için mi dalları

Bıraktılar tüm uçan o kuşlar

 

 

 

Karlar dahi

Kararmaya yüz tuttular

Sevinç mi umuttular

Mezarlar nazar edenlere

Anlatırlar altında topraklaşanlar

 

 

 

Ey sevgili

Sen sevsen de

Sevmesen de ne

Çıkar ki artık

Biz seninle toprak için

Aynı mazide yaşayan bir kandık

 

 

 

Kalktık

Halkalandık

Anlamak için

Bu zamanları yaşadık

Aşk içinde saklı kaldık halada

Onun yüceliğini anlamadık

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.04.2011 19:44
#766

Gün çekildi, hicran sessizce refakat etti!

 

 

 

 

 

Bilmem ki nasıl söz edeyim

Sinemde nükseden hazanı nasıl gizleyim, ya sabır demeliyim

Her arzumu nasıl bir zaviyeden değerlendirmeliyim, emel yoruyor görmeliyim

Ancak umut ile beslenmeliyim, zikrederek kalbimi ihmal etmeden nefeslenmeliyim

 

 

İnandım demekle iş bitmiyor

Gerekçelerine vakıf olmak için kanaatle talimi gerekiyor

Avare bir akıl nelere şahitlik ediyor, idrak o naif ruhundan tebarüz ediyor

Nasip bir aşk-ı nizam içinde vaktini bekliyor, bahtın kazasını istiyor ve dilleniyor

 

 

Dilin lal olması yetmiyor

Lisan-ı halin ihlâsa ve ihsana erişmesi gerekiyor, onu bekliyor

İraden neden aklına ve kalbine refakat etmiyor, heveslerin haklini sürüklüyor

Vakit hangi vaadinin ilzamıyla işliyor, niçin hesapsızlık zarif halinde çörekleniyor

 

 

Aşk, ibretle nazar ediyor

Sevdanın hanifliğinden bahsediyor, umutla firkatini bekliyor

Kul olmak, Hakkın nehiylerinden kaçınmak, vuslatın için yakarmak gerekiyor

İdrakin ve izanın iradene geçit veriyor, neden aklın ve nefsin söyle sefilliği seçiyor

 

 

Ruh tenden çıkınca ar ediyor

Evvel ahirde verdiğin sözler hangi vecdinle haline nazar ediyor

Ecrin niye iflas ediyor, hesap nasıl karışıyor, akıl sahibi olmak ne kadar yetiyor

Nefesin işte o an kesiliyor, ruhsuz bedenler manasını yitiriyor o an ibretle çürüyor

 

 

Saçılmak çok mu hoş geliyor

Her yerine metal takmak bilmeme ki seni cazip hale mi getiriyor

Modellere taş çıkartma sevdan her halde o halinin ihyası için kifayet ediyor

Peki, ruhun ve kalbin neden feryat içinde pençeleşiyor, şekliye tin sineni kemiriyor

 

 

Gül-i nihal andır ve şandır

Onun naifliği ve zindeliği ruhunda taşıdığı bir aşk-ı sevdadır

İstikametin hakikat olması niye maksattır, yoksa yolun yolcusu çok perişandır

Seni sen yapan hangi furkandır, sahiplendiğin nitelikler o an ve zamanla hesaplıdır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.04.2011 11:49
#767

Halin lal olan dili, ey hicranın firkati sevgili!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevsen de

Sevmesen de ne

Çıkar ki artık, aşkın ülviliğini anlamadık

 

 

Biz seninle toprak için

Aynı mazide yaşayan bir kandık

Neden hüsran içinde adımladık ve oyalandık

 

 

Kalktık

Halkalandık, kime inandık

Nasıl bir aşkla, nefsi hastalıklardan arındık

 

 

Anlamak için

Bu zamanları niye yaşadık

Hangi hesabın vecdiyle sabahladık, yakardık

 

 

Aşk içinde

Neden hevesleri umut sandık, saklı kaldık

Ruhumuzun figanına duyarsız kaldık, hep aldandık

 

 

Hala ve kata biz

Onun yüceliğini anlayamadık

Sevdanın firkatiyle, idrakin farkıyle hakkı anmadık

 

 

Gülü koklarken

Yağmurun busesiyle ıslanırken, şimşek çakarken

Ne çok tedirginlik yaşadık, avuntularımızla yol aldık

 

 

Aşk, nar içinde sevdadır

Ruhun vaadinde anlamlaşan şandır ve hakikattır

İşaret taşları kimin için aşikardır, nur senin içinde ardır

 

 

Kalbin burukluk içinde

Sakladığın sırlar nasıl bir nazarın sadakatinde ki demde

İçinden çıkılamayan zaman, hangi ümidin için beklemekte

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.04.2011 12:09
#768

Nasıl bir ahval- hal ki nizamsız nefse ram olsun!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilir misin sen

Ayrık otu neden hiç sevilmez

Ona sevgi hasredilmez, şefkat gösterilmez halde yeşermez

 

 

 

Onu görmemek adına

Vakfedilen gayretler tükenmez

Torak dahi bunun yüzünden bazen sevilmez suda verilmez

 

 

 

O kadar sırnaşıktır ki

Hadsizliğin kıvamında rakipsizdir

Davranış bozukluğunda çok ahenksizdir, lakin çok etkindir

 

 

 

Nerede olsa kendine

Muhakkak bir yer edinmeyi bilendir

Sökülüp atılmasına aldırış etmeyen divanedir, hilkatiyledir

 

 

 

Marazlık için adrestir

Bir anlamda nefs gibi şedit sefildir

Adaptan nasipsiz, halden gailesiz, kalpten silik bir yelişliktir

 

 

 

Mümbit toprakların

Bereket âşıklarınız fevkalade hasmıdır

Bir ince hastalık misali sessiz kurutan, hal bırakmayan fevridir

 

 

 

Kontrolsüz heyecanın

Yaşamak adına azmin serencamıdır

Yılgınlık, yorgunluk hali ondan çok uzaktır her vakit yol alandır

 

 

 

İklimlere taş çıkartan

Mevsimlerin tarihini yazan hazandır

Varlık adına her ne kadar gayret gösterse de hiç anlaşılmayandır

 

 

 

Çünkü haddi aşandır

Marazlık için adeta vardır, bühtandır

Hasislikle anlamlı yaşayandır, kendiyle barışık olmayan varlıktır

 

 

 

Rahmetin sağanağında

Bereketi kurutandır, adıyla müsemmadır

Hak adına hakkı olmasına rağmen toprağın verimliliğini giderendir

 

 

 

İnsan kimliğinden arîdir

Zira her şey ona amade iken o sefildir

Silik duvarlar gibidir, kurşunilikte fevridir, filizleri titreten tizdir

 

 

 

Nizamsız nefs gibidir

Bilmesine rağmen haktan nasipsizdir

İrade olmaz ise ayrık otu, beşer kimliğinde fevkalade talihsizliktir

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.04.2011 18:14
#769

Ahım aşkın firkatinde, an be an umut içinde!

 

 

 

 

 

 

 

Lütfeden, ne güzel ihya etmiş

Tanzim-i sanatını ruhumun didarına öğretmiş, ne ülfetle öğüt vermiş

Nakşettiği hikâyelerin ibret sahnelerini en bariz bir şekilde aklım için nakletmiş

Ürperten sahneleri, haşyet içinde kalan nefesleri, ders almayan o gönülleri işaret etmiş

 

 

Neden insana bu kadar önem vermiş

Nesiller boyu öğüt ve tavsiyeler muhafaza edilmiş, resulünü göndermiş

Akletmeyenler diye dikkat çekmiş, yükün ağırlığından aşikâr zamanda söz etmiş

Şer yuvalarından, ilga eden hezeyanlardan, münker olan meraklardan da sakının demiş

 

 

Kalbin nazar gah olduğunu söylemiş

Kuluma en yakınım demiş, niyetin ve amelin sarih olmasını öncelemiş

Sakın ha aldatan olma demiş, sadakati ne kadar güzel zikretmiş, ihlâsa önem vermiş

Desise ve entrikaları, nefsi zafiyetleri, şek ve şüphe içinde ki bulanıklığı ayan eylemiş

 

 

Rızkının o yegâne sahibi kimmiş

Neden emeller içinde boğulmamayı tavsiye etmiş, muttaki ol demiş

Helal kazancı fevkalade övmüş, haramlardan kaçınmamızı da özelikle işaret etmiş

Neden insan hesapsız dememiş, nefesin müddetine dikkati çekmiş, vakit öteyi dilemiş

 

 

Mükellef olana kadar esirgemiş

Aile sorumluluğunu ve nesil emniyetini fevkalade önemsemiş

Din ve vicdan emniyetini kime vermiş, akıl ve idrak sahipleri için ne hikâye etmiş

Kalbin ve ruhun farkını anlamak ve yaşamak adına aşk şarabından ne güzel bahsetmiş

 

 

İnşiraha ulaşan kalbe müjde vermiş

Hanif kullarım demiş, vecdine şahit olduğu tasattuklarını şad etmiş

Cennet ve cehennemden söz ederken niçin dikkatleri çekmiş, takvayı işaret etmiş

Zebaniler için nasıl kelam etmiş, yakacaklar için hangi ibretlikleri hiddetle söylemiş

 

 

Mizanı ne kadar zarif ifade etmiş

Mahşerin nasıl bir haşyet içinde zuhur edeceğine dikkatleri çekmiş

Kabirde yatan bedenler için nasıl bir andan bahsetmiş, kıyametin vaktini söylemiş

İnsan sahipsiz değildir, sırat-ı müstakim üzeredir, aşk ve sevda adına adanmıştır demiş

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.04.2011 12:23
#770

Duyma hıçkırıklarımı ve hicran içinde ki yalnızlığımı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Düşündükçe

Geliyor işte yaşlar

Gözlerimden boşalan hicrani yakarışlar

 

 

Şu hissiyatımda

Dinmeyen sancılar ve o samimi niyazlar

 

 

Sinemde dalgalanan ne

Hazzı aşklar yârin derdiyle

Sessizlikte dil-i hal haykırışlar kime

 

 

Asla isteyemem

Onu üzecek her hali ve melali hevesi

 

 

Sinemde durulmayan

Dalganın ahu figanını, yakan yalnızlığı

Sinemde kanayan sevdanın elim yarasını

 

 

Biçare olarak

Gizlerim her vakit yâri üzmesin diye

Bir mendil kokusunda duyulan nice yakarışları

 

 

Sessizlik içinde

Terennüm edilen haklı haykırışları

Muhayyilemi kuşatan o masum bakışlarını

 

 

Dileyemem artık

Yârim üzmesin naçarlığı yaşamasın diye

 

 

Bizarım artık

Elbette ki elhak hazanım hüzün içinde

Yaşamak zorundayım hem de ondan kaçanım

 

 

Sessiz aldığım nefesten

Hissiz kalan bu tenimdeki hareketten

 

 

Bilmelisin ki

Bir çaresizliğimi mecburen yaşarım

Kendi halimde ,dinmeyen acı kederimle

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.04.2011 13:05
#771

Sensiz, ne kadar hissiz velhasıl süruru nefessiz!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yine dalmıştım düşlerimin arasına

Baktım ki sen geliyorsun martıların uğultusuyla

 

 

Karanfilin hazzı deryasından

Bir ummanın o eşşizleşen sahnesinden

 

 

Silinmeyen kalan izlerinden

Halime işlenen nakışların hecesinden

 

 

Mağrur halinle sen süzülürken

Hayâ perden salınıyordu yanaklarından arın pervasıyla

 

 

Yere düşen her damla yaşı

Göz pınarların hicran ile öyle salıyor ki

 

 

Ezelde rahmetin

Naif mağfireti,eEdebi halinin şevkiyle

 

 

Senin gelmen demek yüreğindeki sızının

Bir çağlayan iştiyakıyla galeyana gelmesiydi

 

 

Mahzunlaşan sokak aralarından

Gecenin sinsi olan karanlığında sinede vuku bulan

Acının hissedilmesi ve sessiz iniltilerin kesilmemesiydi

 

 

Elbet dayanamazdım

Ne hazindir ki kendi halimeydi

Melalimde oluşan bu mevcut kahrım, dinmez sancılarım

 

 

Velhasıl sitemlerim

Acımasız hezeyanlarım

Sefilliğimde ki acizliğimin önünü alamadığım acı izleriydi

 

 

Sen gelemezdin

Çok kederliydin şu an

Dünyadan göçüp gitsem de bilmem ki hiç anacakmısın

 

 

Aşkın için reva görülen

Halimde yaşadığım divaneliğimi

Sensizliğin viranesinde hemhal olduğum garip sefilliğimi

 

 

Ruhu solgun

Bu bedende ki anlamsızlaşan teni

Günlerce bir müşkül canı, hicran firkatinde gezdirdiğimi

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.04.2011 19:13
#772

Gül sinesini açamaz, aşka sessiz kalamaz!

 

 

 

 

 

 

Her zerresinde edebin aşkı nüfus etmiştir

Fevkalade sessiz, esir eden emelden habersiz, bir lisan-ı halin sahibidir

Nezaket ve naiflik mühim özelliğidir, kim nazar etse bilir, ahenksizliği sevmeyendir

Maraz bir halin elemindedir sabrı ve kanaati elhak aksettirdiği feragatiyle hasretmektedir

 

 

Raks eden bir asudedir, tebessüm içindedir

Ne gamı, ne de insanı çileden çıkartan bühtana yabancıdır, derde ramdır

Her halinde ihsan saklıdır, muarız olan her şeye yabancıdır, hakikat şadında namdır

Şehretmeye, esrarında ki ülfeti anlamaya, insanın melalini anlatmanın aşkına tavdır

 

 

Kim koparırsa ses çıkartmaz ve ağlamaz

Hak ve hakikatin ilhamında ki aşktan uzaklaşamaz, figanını anlatamaz

Nasibin mizanı aşktır, nizam edilmiş sevdadır, niyet ve azmin hicranında umut vardır

Her anında sahibiyledir, ne kadar çilenin müptelası olsa da ebette aşk-ı muhabbet ardır

 

 

Ötenin insicamından söz eder sessizce

Aşikâr eylediği kokuyu salar teklifsizce, bilme ki nasıl bir feyzin lehçesinde

Hangi vecdinden bahsetsem, asırlara sâri ülfetini zikretsem, kokladığımda aşk kimde

Ruhum fevkalade susuzluk içinde, esaret zincirleri neden irademin aciz zafiyetlerinde

 

 

Neden her gül kokmaz, aşkı yaşamaz

Şekli yet içinde nefeslenen zümrelerin kederinden kurtulamaz ve uzaklaşamaz

İnsan, kalbi ve ruhunun vecdiyle idrakiyle yaşayan, vakıaları yorumlayan aziz candır

Hesabın esrarında ki perdeleri aralayandır, tahkiki bu nispetle vardır, akıl şuura tavdır

 

 

Bitap olmuş bir ten kim için vuslattır

Arasat nasıl bir vaktin nizamıdır, aşkın ilhamına yaban olan gönül nasıl insandır

Hevesler muhakkak ki edebin tanzimine muhtaçtır, nefsin istek ve emelleri sonsuzdur

Ehl-i hal sahibi nefesler, ilmin sahihliğinde ki gayretler, elbette aşkın nazarına muhtaçtır

 

 

Gayesi hak olmayan, aşka yabandır

Nefsi telakkiler içinde zikredilen heveslerdir, tene nüfus eden bir çirkinliktir

Edep kalbin ve ruhun vazgeçemeyeceği zenginliktir, hak ve hakikat üzere ahenklidir

Farkı fark edemeyecek kadar ihsan ve inşirahtan yoksun bir nefes bu sevdayı nasıl bilir

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.04.2011 12:00
#773

Ah yar ne olur sen bizar olma, naif kalbini burkma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ey gökyüzünün alyansları siz duyun bu sesimi

Sinem harap, yürek bitap, bir ses etmiyor sevgili

Yalnız siz anlarsınız, biliyorum ki sessiz kalırsınız

Efkâr-ı halimizi, evet sizlerle suskun yâre anlatırız

 

 

 

Yıldırım aşkımı, yakan ar mı hangi anı yaşıyoruz

Ani bir vakitte olacak bir iş miydi mantığı anıyoruz

Direnmesinde ne haklıymış, öyle diyor aşkı tanıyan

Aşkın kıvamımdan bihaber olan o sevgili bir gülizar

 

 

 

Tacir değilim, sanatçı hiç değilim ki ben biçareyim

Açıkça haykırıyorum ey ahali bilin ki ne seviyorum

Küllenen ateşi kora dönüştüren anı merak ediyorum

Eğer bu aşk değilse, evet ben insan değilim diyorum

 

 

 

Bir final mi bu an, mantığın katresini elbet arayalım

Anılan mahlûkat-ı hayvaniye değil insan anlayayım

İnsanın kalbinde zuhur eden, sineyi fetheden bir aşkı

Kim bilir, nasıl bir tahayyülle esininden faydalanalım

 

 

 

Bırak zaten perişanım, ben kendi halinde bir insanım

Anlamam mantıktan, her türlü zanaattan, biçareyim

Ne yapar, yargılarsın ki hadsizlikti, yüreğime yanarım

Anlamam ki denizden, geceden, meşkten bir ahenkten

 

 

 

Ah yar sen bizar olma, yeter ki sen bari biraz solma

Bir dosttun, engin tavsiyelerine gark oldum, soldum

Yürek neymiş demeliyim, şiire süresiz ara vermeliyim

Çekilmeliyim melalime, kalbime çeki düzen vermeliyim

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.04.2011 12:32
#774

Ruhumu Kuşatan, Ne Müthiş Bir Aşk!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevmek adına çıktığım seyri âlemde,

Yılların, alacaklı olduğu tüm zamanı,

Bir çırpıda ve hınçla geri almak adına,

Durmak bilmiyor ve seyrine dalıyordu…

 

 

 

Dalların bıraktığı yapraklar düşüyordu.

Esintinin serinliğine, kendini bırakarak,

Sanki salınıyordu, hala hazzın meşkini,

Kahırdan uzak bir mertlikle, yaşıyordu.

 

 

 

Durakladım, bakakaldım o an mekânda,

Ruhumu kuşattığı o aşkın, ayak izleriydi.

Tamamen kendi halinde, aşkı divanelerdi.

O kadar muazzam bir vecdi teslimiyetti ki,

 

 

 

Nutkum durmuştu o an nebatat karşısında.

Onlarda bir candı, ayrılmaz can cananlardı

Vefa onlarda, hakkaniyetin hassasiyeti vardı.

Toprak olsa, kaybolsa da asla gam kalmazdı.

 

 

 

Yetmişti artık sevgi uğruna seyri bu âlemim,

Kimselerde görmüyordum evet, namerdim

Aşkı anlamayan o biçare, yaşadığını zikreder,

Böyle asılsız teraneye, söyle kimler iltifat eder…

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.04.2011 19:20
#775

Bizzat efendim talim ettirmiş ve öğretmişti!

 

 

 

 

 

 

 

En yakınları hemen yanındaydı

Günlerce mefkûresini anlatmıştı, hiç yılmadan şefkatini gönüllere yansıttı

İbretin, ihsanın, ihlâs didarında ki farkını bizzat kendi yaşadı ve yılmadan anlattı

Kasten gönül kırmadı, sabrı direniş saydı, kanaat etmeyi kalbin sahibinin aşkında anladı

 

 

Hem yetim ve hem de öksüzdü

Kalbi nazarın, lisan-ı halin, umud-u azmin, feday-ı gayretin eşiz sahibiydi

Kırmadan, incitmeden hasretmeyi, tebessüm zenginliğini, dirayet kadirliğini öğütledi

Kim kapısını çalsa, bir sual sormak için gözlerine baksa, nefsim demedi, vakti ödevi bildi

 

 

Çilenin rengiydi, aşkın sezgisiydi

Fevkalade sade ve tevazuu ehliydi, ne kadar eza edilirse şikâyet etmezdi

Hamiyetin ve rahmetin bereketini ruhunun derinliğinden aksettiren bir aşk-ı nefesti

Sizler gibiyim derdi, ten ve cismani olarak bedelli olduğunu ayan ederdi, ne ulvi rehberdi

 

 

Güç ve kuvvet bizzat verilmişken

Her türlü şer ahvale karşı korunmuşken, edep telakki etti, sahibim sen bilirsin dedi

Ümmeti için ömür verdi, her halin ve vaktin esrar perdesini aşikâr eyledi, sevgi zerk etti

Açlığın hamiyetli olduğunu gösterdi, nefsi hastalıkları işaret edip kalbinizi koruyun dedi

 

 

Ruhun ihtiyacını, kalbi inşirahı anlattı

Ecir ve ihsanın, vuslat adına takvanın, insanı yaşatmanın gayesiyle hep çırpındı

Sinelere suskun nazarıyla taht kurdu, talim ve terbiye için hiç durmadı, sabırla okşadı

Refikaları için rikkatini esirgemedi, her haliyle kefildi, sadelik namına bedelliydi, yaşattı

 

 

Beşerin banisi, ümmetinin hamisiydi

Hayvanat âleminin şefkat ve zarafet elçisiydi, mütemadiyen gözetirdi, esirgemedi

İnsanlık adına ne muazzam bir müjdenin sahibiydi ve aşkın hakikat elçisi olarak ülfetti

Nefsimizden daha ziyade seveceğimizi tembih etti, o nispette iman etmiş olacaksınız dedi

 

 

Dilim söylerken, kalbim sukut etti

Nefsi hastalıklarım irademe hücum ederek, kalbime neden takiye içindesin diye seslendi

Aklım ve izanım bu vakitte neden sensizliğine çekildi, ruhumun figanı firkatime yetmedi

Hangi lahzada hıçkırsam, uzlete çekilerek gözyaşlarımı umutla bıraksam sinem gülmedi

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.04.2011 22:15
#776

Ruhumun hicranı dinmedi!

 

 

 

 

 

 

Solmayan bir gül-i nihal misali

Umut açmalı sinemde, vecdimi cezp edecek kuvvet ve önemle

Yeis ve nedamet zaten etrafımda ziyadesiyle, hevesler nizam edilmedikçe

Akıl kemale ermedikçe, lisan-ı hal edebe bürünmedikçe, kalbim farkı fark etmedikçe

 

 

Rahmetin sahibi ruhuna aşikâr

Nasıl bir mefkûre olmalı ki hakikate yabancı olsun, neden şikâr

Vakti gelince, toprak hasretini çekince, nevi şahsına münhasır o an gelince yağar kar

Aşkın firkatine nail olmayan, mukallit halinden kurtulamayan can, şaşıp etrafına bakar

 

 

Beyni kan besler, yürek pompalar

Kan yerine su ikame edilince, o nefes nasıl bir suskunluk yaşar

İnsan ne kadar yabancıysa ölüme bir taaccüp içinde bakar, daha sonra üzülür ağlar

Hangi vaktin eşiğindedir anlamaktan korkar, haline değil, giden için kahrından yanar

 

 

Bir boşluğun sarhoşluğunda acınır

O an ve akan zamanda ne umut kalır ne tefekkür etmek yaklaşır

Nasıl bir idrakin meylinde nefeslendiği amel ve ifadeleriyle yakından anlaşılır

Etrafına bakınır, aczi yeti bariz bir şekilde sırtarır, akıl ve izan lal olmak adına hızlanır

 

 

Taziye için gelenler tuhaflaşırlar

Bir birinden farksız suallerle mahzunlaşan o nefesin acısını tazelerler

Vah, tüh demeyi asla esirgemezler, biraz zaman geçince de işgaliyelerini serde terler

Nasıl bir iman ve itikat üzere bulunduklarını pek önemsemezler, nasılsa vakit var derler

 

 

Her nedense asabiyet içindedirler

Kalp kırmayı sanki marifetmiş gibi zikrederler, gönlün naifliğini bilmezler

Sahip oldukları ne varsa, hırs ve tamahkârlık ruhunu boğunca, tekebbür hasrederler

Kabir ziyareti hiç cazip gelmez, mevtayı defnetmek işlerinden alıkoyar hiç ilgilenmez

 

 

Oysa insan ibret zarifliğinde candır

Aklı ve aşkı söz konusu olunca iradesinden vazgeçecek nispette adaydır

Yoksa İsmailler, Hasanlar ve Hüseyinler niye iman vecdinde sevdadır, şehit tacıdır

Feda olmak, hakikat adına ruhunu ve kalbini ortaya koymak insan için ne büyük aşktır

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.04.2011 10:40
#777

Zihne hükmediliyor, kalbi lekeler ele veriyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her gün

Yeni bir karar veriliyor

Canlar telef ediliyor kan sökün ediyor

 

 

Ertelenen

Hınçlar sahneleniyor

Desiselere takat yetmiyor an tükeniyor

 

 

Maslahat

Belamlar sayesinde

Cehaletin hükmüyle bir bir sıralanıyor

 

 

Yegâne

Ve mücerret hüküm

Göz ardı edilerek ekrandan gizleniyor

 

 

Realite

Öteleniyor zımnen

Yasaları hiçlemiyor adam haykırırken

 

 

Efrat

Sessizdir bir hışımken

Tuğyanı estirendi talanı icbar ederken

 

 

Hüküm

Yegânedir evrenseldir

Gayeye götüren müşahhas denklemdir

 

 

Akıl aciz

Bilgi naçiz edilirse

Tebaaya tahakküm etmek ne kolaydır

 

 

Fakirlik

Kader sayılmaktadır

Talan edilen hakkın elinden alınandır

 

 

Tek düze

Bir hayattı sunulan

Sanat adına da kepazeliğe boyanandır

 

 

Takiyye

İlmi siyaset olunca

Kursakları arlanmaz haramı soluyunca

 

 

Nefsin

Sıfatın gücün olunca

Vatandaş ne yapa aşk şarlatanın olunca

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.04.2011 11:38
#778

Neden vazgeçilemez, kalpte hicran giderilmez!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Artık

 

 

Ne bahara nede ayaza

 

 

Kayıtsız kalamayacağımı anla

 

 

 

 

Gecenin

 

 

Sabahına bir nazarla

 

 

Melale yaşattığın acı yalnızlığıma

 

 

 

 

Önümde

 

 

Ömürden vazgeçmek var

 

 

Hülasasını anlatırım umutla hazana

 

 

 

 

Şayet bahar

 

 

Seninle anılacaksa eğer

 

 

Aşk serabıma çiçekler sunsa sancıyla

 

 

 

 

Meğer ki o yar

 

 

Soyut bir kavram kalacaksa

 

 

Anlamak için zaman feryadıyla ağlasa

 

 

 

 

Kanım aksa

 

 

Kalbim sessizliğini korursa

 

 

Ruhum ömrümünn vaktine aşkı soracaksa

 

 

 

 

Seninle anlamlı

 

 

Fetheden mümbit filizler

 

 

Sinemde koruduğum sezgiler, yazılan şiirler

 

 

 

 

Kimliğinde gizlediğin

 

 

Nakarat halinde ki serzenişler

 

 

Geceden sabaha kadar fersizdi bakan gözler

 

 

 

 

Kabulümdür halin

 

 

Hiç silinmez zerkettiğin anın

 

 

Rahmetin güzelliğindedir temaşa eden salkım

 

 

 

 

Elhak bu aklım

 

 

Seni sana asla anlatamaz

 

 

Farkın sabrın, ar hayâ duvarın, aşkın hakikatin

 

 

 

 

Anlatılmaz kimseye

 

 

Yakan dert buysa sorulmaz

 

 

Aşk iklimine nasip sorgusuz, suvalsiz yaşanmaz

 

 

 

 

Çileler niye bir

 

 

Umut içinde naifce yeşerirler

 

 

Zümrüd-ü anka gibiler, renkleriyle ne hasrederler

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.04.2011 12:32
#779

Neden sual etmek geliyor, geçmişin izleri silinmiyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gel

Ne sen sormuş ol

Ne de ben anlatayım bu kederimi

 

Sen

Geleceğin umud-u şevki

Yüreklerin hasreti sürurun adresisin

 

Nesiller

Hoyratça harcanıyorlar

Nefisler ne desise kuruyor, kandırıyor

 

Tüketim

Ve keyfiyet açıkça şırınga ediliyor

İrade zafiyeti hal ekseni elan öteleniyor

 

Alafranga

Asırlardır zihinlere tetikleniyor

Adamlık alt kültür olarak şimdi anlatılıyor

 

Örfü

Hassasiyet ve cehalet adına

Milli haslet hamaset namına damgası yiyor

 

Millet

İlletler içinde nimet umut ediyor

Millet içinde ayrışan bereket duasına çıkıyor

 

Folklor

Hangi dansın güdümünde eriyor

Göbek atmak sıradan maharet telakki ediliyor

 

O kızlar ki

Ar ve edepleriyle ancak nurlar

Edep yok olunca kepazeliği nasıl soluyacaklar

 

Alkışlar

Gelen gidene tempo tutarlar

Zaten bir duruşun sahibi olsalar işlerini yaparlar

 

Geceden

Sabaha denk densiz eğlenceler

Kim kimin derdinde haram bahane olunca ne derler

 

Millet

Artık bizarlığı kader sanınca

Kanaat içinde efkârını soluyunca umutlar hazanlaşır

 

Patronlar

Bir tıraş olmak için yatlarıyla

Yunan adalarını tercih edince, madur edilen hayıflanır

 

Ahmet

Mehmet, Recep, Tuğçe

Asgari ücrete mahkûm olup yaşayacak, köleliği başlar

 

Vatan

Toprağını kanıyla koruyanlar

Kansız, mecalsiz artık kâğıt toplayanlar, ne mahzundur

 

Pet şişelerden

Atılan her şeyden umuda

Koşuyor, efradı için canla direniyorlar, kim onu anlıyor

 

Palazlananlar

Sabahın körüne denk yarıştalar

Viski kadehleriyle, kandırılmış flörtleriyle ne rezaletteler

 

Aşkın

Sevginin içine ettiler, arlanmazlar

Soysuzca nefeslenip gasp ettiler, adamlıktan uzaklaşanlar

 

Şekliyet için

Tekebbürün iflahı için ne dediler

Nesli zalimce yokluk içinde çökerttiler, hiç önemdemediler

 

Yetmedi

Devletin hazinesizi kemirdiler

Vatandaşı düşman misali hakir gördüler, yalanla avuttular

 

Varislerini

Sermayenin her çeşidini

Renklendirip, unvanlarla piyasa edindiler, öteyi sual etmezler

 

Devlet

Kendi içinde millet olmaktan

Patronların solukları altında kalmayı yeğledi evet ,garip değil mi

 

Yıllarca

Milletin efradının acısını kim dinledi

Asırlarca inin inim inleterek bilmem ki neden sefilliğe terk edildi

 

Hakları

Ellerinden bilakis çalındı, inancı alındı

Dört duvar arasında cürümler kim için sıralandı, nefesler anladı mı

 

Zindan

Adamlığa müptela kaldı, can adandı

Namlu mermiler içinde hiçbir zaman ısınmadı, hakikat adına aklandı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.04.2011 20:03
#780

Neden kalbim zikreder, ruhum refakat eder!

 

 

 

 

 

 

İnşiraha ulaşmayı hangi gönül diler

Gören göz, işitilen söz, ruhun didarında saklanan öz vaktini bekler

Ehliyet sahibi olmak yetmez, kemali yet için nefsi temayülünü terbiyey-i aşk gerek

Şikâyet etmek kefaletine itibar etmez, vecdin hak için olmadıkça aşk haline gerekmez

 

 

Ey Rabbim derken, kalbini gözet

Nasıl bir lisandan bahsediyorsun, niyetinin hoyratlığını nizam et

Nefsin hür oldukça, zafiyetlerin ruhunu boğdukça, sevdaya değil, sefilliğe itimat et

Yükünün ağırlığından, tercihlerinin bağnazlığından tez vakitte imtina et, aşktır hakikat

 

 

Kulağına gelen neyin sesi ne söyler

Ruhunun evveliyatını, ahirin için dünya hayatının ahını hikâye eder

Ne kadar debdebelik varsa tefekkür etmeni tavsiye eder, sessizliğin aklından eser

Tevdi edilen emanetler adına, ihmalkârlığını edebi diliyle öğütler, kalbine dikkat et der

 

 

Bilmem ki takat-i derman kimdendir

Nefes-i can aşkın elindendir, firkatine ram olmadığın sevda hangi günedir

Bahtın kazası takdir değimlidir, tercihlerin adına düştüğün yanlışlar nasıl telafi edilir

Af ve mağfiret yaradan Rabbinin vaadi değil midir, korku ve haşyet bilinmeyen cehalettir

 

 

Sana senden daha yakın olan kimdir

Rızkının sahibi bizzat Cenabı Hak değil midir, peki, öyleyse tekebbür niyedir

Akan zaman nasıl bir hesabın ramıyla coşup gitmektedir, akletmeyen cana şimdi ne denir

Hangi bahane nefsini kurtarmak için yetecektir, cazibesini kaybetmiş nefes değerli midir

 

 

Gönül kapın açılsın, aşka abat olsun

Umutların hiçbir zaman kurumasın, kalbinin latifliğinde yeis palazlanmasın

Her vakit hak ve hakikat dostları gönül kapını çalsın, serin uykundan aşk ile uyandırsın

Ne kadar ukdelerin varsa, vecdin sevdasıyla sineni bıraksın, bir emel kalbini oyalamasın

 

 

Ruhunu yoran, kalbini burkan acın kalmasın

Akıl ve izanın istikametin için vuslatını aralasın, unuttuğun mefkûren anlamlaşsın

Seni var eden, her zerrene dirlik bahşeden ne kadar hamiyetli gönül varsa hiç usanmasın

Vahdetin yolunu açsın, idrakin aşkın firkatine kansın, aşk-ı dünya hal-i vecdine adansın

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.04.2011 12:33
#781

Hangi varlığıma güvenir, hesabına serilirim!

 

 

 

 

 

 

Elhak, aşk ve nefes adına şükretmeliyim

Nasıl bir lahzanın eşiğinde firkatleşen idrakime meyletmeliyim

Merakımı ecir ve hasene yönetmeliyim, kaygı ve zanı derfetmeyi bilmeliyim

Ne kadar ön yargım varsa kalbimi ve ruhumu arileştirmeliyim, felaha ermekliyim

 

 

Neden kuşku ve korku bırakmaz yakamı

Vuslatım için tahkikim, halimin firkat-i aşka ram olmasına için aşikar mı

Hasretmekten imtina ettiğim kaygı ve müteredditleşen ahvalim kalbim için ar mı

Hiç sevdanın şadına erişmeyen nazar, cehdin süruru için aklı ve irademi kollar mı

 

 

Ey yalnızlığıma çare sunan umut nerdesin

Hangi demin vecdiyle senaya erişmektesin, neden hal-i sefilliğime refakat etmezsin

Yoksa el vermeyecek kadar ümitsizmisin, nefsi hastalıklarıma şifa halketmezmisin

Neden bu kadar garip ve silik halin içindeyim, sessizliğin şadında habersiz nefesim

 

 

Zikrederken kalbim buruklum içindedir

Meftun olduğum furkan nasıl bir vakitten söz etmektedir, idrakim nerdedir

Hemhal olduğum nefesler neden bu densizliğimi görmezden gelerek, üzmektedir

Hangi çare nasibi, sabrı ve kanaatimi beklemektedir, niyetim kifayet edecekmidir

 

 

Micaç nefsin teranesinden neşet etmektedir

Akıl ve izan ruhun selameti için iradeni beklemektedir, elbette tercih senindir

Hak ve hakikat latif kalbini bekleyen güzelliktir, o ilm-i siyasette neler gizlidir

Kaza, kader içiçedir, niyetin vuslata erişmek için aşka iltica etmeni beklemektedir

 

 

Bilmem ki hala neden durur ve bakarsın

Akan zaman içinde yazılmış bir fermansın, aklın ve iradenle hak yolunda cansın

Hesabını düşünen adaksın, her lahzanın derlediği ülfetin abadına elbette sadıksın

Neden bezgin ve yorgunluk yaşamaktasın, yıllara sari ihmalkarlığını bırakmalısın

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.04.2011 19:50
#782

Bir lahza ki aşka ram, sevdaya meftundur!

 

 

 

 

 

 

Gülüp geçmemeli, an ve zaman önemsenmeli

Acabalarla vakit geçirmemeli, aşk ki kalbin ve ruhun lisanıyla şehre dilmeli

Nefesin bereketi, sıhhatin hasrettiği hususiyeti ibretle düşünmeli, bağnazlık edilmemeli

Kalbine kim kötülük eder, neden aklını bahanelere vesile eyler, idrak, izan fark edilmeli

 

 

Yunus deyip geçme, anla kendinden geçireni

Ruhunu davet eden, iradesinden vazgeçiren, ihsan ve ihlâsa yönelten hissedilmeli

Her gün bir ölü misaline bürünürken, seni muhafaza eden melek görevliyken ne demeli

Hangi nizamın talim ve terbiye edileni, seni sen yapan kalbin ve ruhun ihmal edilmemeli

 

 

Hazana nazar et, iklimin senfonisini seyret

Ahenk nedir, onun pak ülfetini sinenin derinliğinde sessizce ve hazla hisset

Deryanın içinde ki sükûnetini, dağın bağrında ki letafeti yalnızlığında bir temaşa et

Varsa şayet benliğinde asabiyet, nefsi temayüllerinde onca emel ve hırsın, aşka havale et

 

 

Cazip olan nesne bile olsa çok kıymetlidir

İnsan, ihsan ve takva üzere nefeslendikçe itibar edilir, zarafet ve edebi kalbindedir

Bir takiye içindeyse, niyetini yaratan ve fark eden basiret sahibi, zavallılığına vermektedir

Peki, haddizatında kim kime ziyan ederek huzuru mahşerde ki hesabını ihmal etmektedir

 

 

Ruh lekeyi kabul etmez, kalp ihmale gelmez

Ne kadar tasaddukun varsa, latifleşen ecrinle buluşmadıkça devaya eriştirmez

İnsan bu zafiyetleri hiçbir vakit sulha erdirmez, irade ve akıl maşuk içindir, geçilmez

Sevda kararmışsa, akıl tutulmuşsa, irade boşluk içinde kalmışsa, o esarettir, lafı edilmez

 

 

Hu derken, hamt ederken arın nefsi halden

Yıllara sâri ibretlik hamasetlerinden, hatırla o imtina ettiğin şefkat ve muhabbetten

Şimdi geriye ne kaldı, yaşanmış hevesler hangi manada ruhun ve kalbine hakikati anlattı

Muhakkak ki her nefes için zaman daraldı tefekkür etmek için aşka kalbin nasıl muhtaçtı

 

 

Aşk, ruhun ve kalbin en ulvi membasısıdır

Hak ve hakikat üzere ilhamı namdır, dil şad olsa da efkârı sanki bezirgânlığınadır

Zaman aynı zamandır, nefesin insan bünyesinde ne farkı vardır huşu ve aşk bambaşkadır

İnsan Rabbine kul oldukça, nefsi marazlarından kurtuldukça muhterem olan bir insandır

 

 

Mustafa CİLASUN

YA
18.04.2011 20:59
#783

Sizdeki üretkenlik ahmet mithat efendi'yi unutturur.Ne zaman gelsem onlarca şiir dolduruyorsunuz da,bu kadar şiiri yazacak duygu seline nasıl kavuşuyorsunuz onu çözemedim.Yani her gece mi geliyorlar?Hiç mi gitmiyorlar?Ya da icad ettiğiniz program yüklediğiniz kelimeleri farklı kombinasyonlara döküyor.Şuradaki sayfalar dolusu binlerce şiirin başka bir açıklaması var mı?Ben mi delirdim.

MU
19.04.2011 11:34
#784

Ayrılık her yanımda aşkı anlatan bir pusula!

 

 

 

 

 

 

 

Kalbim hicran içinde, sessizlik ikliminde

Çareler şifa sunmuyor, ruhumun hasret çeken firkatine ve ah u elemine

Sararıp solduran dinmeyen özleminle, sabırda ki direnişim bir hüzün vecdinde

Gözyaşlarım aman vermiyor, şehrine malik olmadığım bu idrakim hangi aleminde

 

 

 

Can dedim, nefsimle hala bedelleşemedim

An dedim, hangi vaktin eşiğinde firkatina ram olacağımı hiç bilemedim

Bir ömür umutla beslendim, serabın serencamında bazen kederlendim, inledim

Nereye baksam,ruhumun hicranıyle yakarsam, meftun eden hüznümü hasrettim

 

 

 

Nasıl bir deryanın derdiyde seninleyim

Bahtıma seslenen her keder ve çileyle halini tebessümle yadeden bir viraneyim

Zikrimle ve kıtkanaat fikrimle yoluna yüz sürmeye adayım,bu hal üzere avarayım

Neden iliklerime kadar nüfus etmez, hasrettiğin ve bıraktığın şefkatin ne yapayım

 

 

 

Sanki bir dere misali akıyorum sağa, sola

Aklın istikameti, ruhumun hasret çektiği vahdeti, kalbimin dinmeyen kederi ne ola

Alacağım her bir kararın kararsızlığında inlersem, iltica ettiğim hamiyetin kavura

Savruluyorum şimdi bu halim nice ola, muhtaclığımın kadrini bilmem ki kim sora

 

 

 

Sığındığım kanatlar, umut ettiğim anlar

Ruhuma seslenen sessiz çığlıklar, sensizlikte ki nefesimi kesen sorumsuz nazarlar

Sinemi burkan olumsuzluklar, ne vakit dinecek, kalbim sürurla o halini yadedecek

Sevincim, neşem gelecek, azmin, vecdim o hamiyetinin ilhamıyla aşkla filizlenecek

 

 

 

Hakikati fark etmeyen göz kalbi olur mu

Her bir tarafı kuşatan ayetler, onca nefeslerin şehrine malik olur, anlaşılır mı

Aşkın ve edebin serdedildiği bir sahrada hiç haşyetin izi bulunur vede sorulur mu

Akıl, kalp anlamalı idrak ruhun yetisiyle vuslatınla buluşmalı sevdan anlaşılmalı

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.04.2011 12:16
#785

Mahkûm eden hisler, mahzunlaşan nefesler!

 

 

 

 

 

 

 

Sen nedense

Özleyememdiyordun

 

 

Kâbusların korkutan

Eşiğinde o an sabahlarken

 

 

Her halinde

Kalbi değişikliği yaşarken

 

 

Hislerime asla

Müdahale edemiyordun

 

 

Bazen nedense

Unuttuğunu düşünüyordum

 

 

Martıları seyrederken

Geceleri düşünceelerimi yazarken

 

 

Sukutun girdabına

Mahkûm hayallerim bırakmıyordu

 

 

Gecenin o karanlık

Göğsünde hüzünle sinembesleniyordu

 

 

Dağlara yaslanırken

Seyrettiğim sessizce nazar edenbulutlar

 

 

Seni anlatıyordu

Hülyalar yaşatıyor, içim içime sığmıyordu

 

 

Hoyrat ellerin pençesinde

Makûs melalim, gönül ve mevsimlerim

 

 

 

Senin sevdanı

 

Anlatıyor ve muhabbetinle yaşatıyordu

 

 

Kör kuyuların da

Kuruyan umut bekleyişi, elem zerkediyordu

 

 

İklimleri değiştiren

Hercümerç hayallerim boyun bükerek ağlıyordu

 

 

Toprağın şefkatini

Ararken yağan yağmurlar o an neler söylüyordu

 

 

Senden şarkılar

Söylüyordu nağmeleriyle, hissiyatın yakarışlarında

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.04.2011 12:38
#786

Gür hisli ve gür imanlı nefesler coşacaktır ancak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Beni benden alan bir ahenkti, unutulmayan nefesi

Her lahzasında nasıl da kederliydi, derdi hiç anlaşılmayan o mefkuresiydi

Yaşadığı yıllarda kimbilir ne kudretli çilelere direndi ve asla pes etmeyi bilmedi

Çünki iman ettiği ve hasrettiği kalbi taatiydi, ruhunun hicran zerkeden direnciydi

 

 

 

Takati yettiği nispette ulvi aşkını esirgemedi

Kıtkanaat geçindi, zemherinin lisan-ı halini nefeslendi,ancak vecdim budur dedi

Bir ömür feryat etti, bazen bülbülle dertleşti, sanki yalnız nefeslenen feyzi ahenkti

Dile getirdiği her meramı, yazdığı onlarca hatırası şimdi günyüzüne çıktı ve inletti

 

 

 

Kariye seslenirdi, sessizce gönlünü hasrederdi

Nereye baksa, hakikati için yılmadan çırpınsa, devrinde hakkıyla anlaşılmıyordu

Gözlerine uyku girmi, nefesine takatte yetişmiyordu yokluk onun naif arkadaşıydı

Sabrıyla anlaştı, kanaatiyle ferahlardı, azmi ve cehdi onun vazgeçilmez mizacıydı

 

 

 

Ruhu yıpratan nedir, hangi esaret ki güzeldir

İnsan Yaradanına kul olmayı başardığı nispette kıymetlidir, çünki ahsen üzeredir

Varlığın karanlığa iten her vesvesesi zaten hakkıyla bilinmektedir, neden zafiyettir

Şafak kalbine seslenirken, amel ve taatin Rabbini beklerken nerdeydin, ne eziyettir

 

 

 

Yüreğini aydınlatan hitabı niye ihmal edersin

Aidiyetinden söz eden kitabın yüzünü neden hiç açmıyorsun ve anlamıyorsun

Bir ömürün hesabını tutmayacak mısın, esaretini bahtın olarak mı yaşayacaksın

Nefsi serkeşliğinden, yıllardır ihmal ettiğin o hakikatlerden ne vakit kurtulacaksın

 

 

 

Seni anlatan, aklını ve izanını yaratan aşkı ara

Şimdiye kadar hasrettiğin ömrünü karanlık içinde artık bırakma, o kalbini anla

Sevdaya gark olmayan bir nefesin varsa sakın bir ülfet sanma,avuntulara kapılma

Derin uyku bitsin, seherler vecdinle şenlensin, melekler sana refakat etsin, unutma

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.04.2011 13:06
#787

Gönül tahtında bir katre olmak, aşkı bu hal üzere yaşamak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dökülen damlalar henüz toprağa düşmeden

Sevenin yüreğinde bir sızıyı oluşturmuyorsa

Gözde olmak, ne ki gönlün ayarında olmayınca

Bırakılan her damlayla sevgiden uzaklaşılacaksa

 

 

Sevmek ne ki gözlerden yaş her an akmayacaksa

İstemeden de, isteyerekte dilenen sevgi kalbe konmaz

Filizlenen lahuti sevgiden istense de asla uzaklaşılmaz

Yaşanan aşktan, olan sevdadan kalp hiçbir an yorulmaz

 

 

Biçareliği yaşatan, kalbi bizar bırakan salındığın ahvalin

Bir türlü girdirmedi ki gönlüne, gitmene ne sebep olacak

Verilmiş bir karardan haberdar olacak, aşkı unutturacak

Mahzeni andıracak, hasret bıraktığın sevdanı unutturacak

 

 

Fersiz bu gözlerin bakması neye delalettir kifayetsizdir

Kalben yapılmayan her nazar biçareliğin hengâmesidir

Sevemedin bir türlü, kalbinin zerresinde yeşeremedim

Gönül tahtında bir katre olamadan sinenden gönderildim

 

 

Senin her halinin ve hatta gizemlerde kalan melalinin

Göremediğim tenin, resmettiğin her bir mısrada ki şiirin

Benim için namütenahi bir serinlikti sen kabul etmesen de

Yaşattığın bir sevgiydi hiç pas vermesen de çekip gitsen de

 

 

Bir kez olsun beni düşündüğünü bilmem onu hissetmem

En büyük bahtiyarlığım olduğunu senin asla bilememen

Aşkımı heder etmen, sevgimi hiçlemen beni terk etmen

Öykülerin en hazini, masalların en acımasız bir nihayetidir

 

 

Sen yine öykünle kal, senaryolarını bir an durma yine yaz

Aşklarınla sarmaş dolaş, sevdalarınla sarhoş ol ister savaş

Bırak bu sefili sen bizar olma, teninin kokusun da boğulma

Resmettiğin gönül hücrende ki hasretinle hiç durma raks et

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.04.2011 19:02
#788

Bir kere şad olsam, ruhumun figanıyla arınsam!

 

 

 

 

 

 

Yıllardır suskunum, içime akıtırım figanımı

Ürkek bir nazarla seyrederim ibret sunan aşk-ı manayı, hakka uzanan sevdayı

Duygulanırım, içime kapanırım, sakin ve seçkin iklimlerde nefes alırım rahatlarım

Kadrine malik olmadığım lehçelerin merakına dalarım, aşiyan şanı bülbüle bazen sorarım

 

 

Adıyamana gittim, nemrut dağına çıktım

Seherin ilk ışıklarında kalbimi yoran bir bayırdan çıktım, nefesim daraldı anladım

Biraz dinlenmek istedim, gelen kalabalığı görünce edebimden hiç seslenmeden kalktım

Devasa taşları göründe birden şaşırdım, emel ve hırsın nelere yol açtığını o anda yaşadım

 

 

Evvelin emanetçileri güneşe taparlarmış

Tazim için ne kadar heybetli kurbanlar adamış, dağın tepesine heykeller yaptırmış

Farklı farklı isimler takmış, insan ne kadar boşluktaymış ve hakikat adına kayıtsızmış

Nasıl bir tefrika içinde kalpleri aralanmış, itikatlarını bizzat yaptıklarına acıyla bırakmış

 

 

Dikkatimi çektiler, güneş doğuyor dediler

Biraz durakladım, nasıl anlamalıydım, her zaman doğam güneşe ibretle bakmalıydım

Hangi lahzanın sancılarıydı içimi ürperten o esrar inşiraha muhtaçtır muhakkak her nazar

Hissiyatımı derledim, tefekkür etmenin terennümüyle müddeti nefesi nedense yâd ettim

 

 

Kimdim, nerden geldim ve ömrü tükettim

Aklımı nerde ve nasıl aracı ettim, idrakimi neden nefsanîlikten öteledim, önemsemedim

Merak edemeyecek kadar sefildim, sual etmeyecek kadar densizdim, yüreğimle eğlendim

Ruhuma niçin bu kadar mesafeliyim mukadder olan ana müddeti zamana ne demeliydim

 

 

Şahit olduğum şehrin haline üzüldüm

Fevkalade ihmal edilmiş, çevre düzeni sanki hiç düşünülmemiş, çocuklar serpilmiş

Yakınlık kurduğum çocuklarım dramı çok sancılıydı, yokluk ve ihtiyaç hat safhadaydı

Boya sandığını kapan kaldırımlara kapanmıştı, ısrarcı olmaları kaçınılmaz bir kaygıydı

 

 

Mardine gitmek üzere yola çıkmıştık

Bir biri ardı sıra açılan kuyularla tanıştım, umut adına azmi ve emeli nasıl tanıdım

Fevkalade tarih abidesiydi, zikredilen zenginliklerin bir mekânıydı, sakinliğine baktım

Şahit olduğum nazarları kendi aklımca sorguladım, merak ve heyecan azdı, meraklandım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.04.2011 11:53
#789

Sinemi dağlayan, içimi burkan bir vedaydı!

 

 

 

 

 

 

 

Yıllardır

Yüreğimin sessizliğinde gizlediğim

Onun pak halini görmek adına beklediğim

Suskun melalimi seferber eylediğimlahzalardı

 

 

 

Halimi

Meftun bırakan, beni benden alan

Hissiyatıma derin bir hicran bujrakan yârin hasretiyle

Umutla bekliyor ve onun hasretiuyle öylece nefes almaktayım

 

 

 

Onu anlamak

Ziyadesiyle ve yakinen tanımak arzusundaydım

Lakin ne mümkündü ulaşmak, zerre yol aldırmıyordu

 

 

 

O eşşiz ürkek bakışları

Ne kadar tatlıydı, baharı yaşatan bir sevdaydı

Meramımı zikretmek, hemhal olup dinlemek istiyordum

 

 

Tenine akseden

Edep ve nezaket bir başkaydı, fevkalade alımlıydı

Yıllar sonra yüreğime şevk veren kıpırdamalar başlamıştı

 

 

Sahaflar çarşısında

Onun izlerini bulmak için çok bekledim

Merakın harıyla gayetlere girdim, sessiz ve sakince bekledim

 

 

 

Oldukça sosyal

Ve hatta serinkanlı olmama rağmen her nedense

Muaffak olup bir türlü kendisine yakın olmayı başaramıyordum

 

 

 

Açıkça korkuyordum

Onun nazarları karşısında, mahcubiyeti söz konusu olorsa

 

 

 

Erimekten, güneşe hasret

Kar misali sessizliğinde taaccüp edeceğinden çekiniyordum

 

Bazen düşünüyordum

Neden bu sıkıntılara duçar oluyorsun, sancılar yaşıyorsun diye

Lakin sormak ne işe yarıyor ki, ruhum ve kalbim yadını anarken

 

 

 

Gönül dinlemeyince

Sevmeyi arzuladığınız bir kuşun uçmasını asla

Dileyemezsiniz biliyorum, yanımdan hiç ayrılmasın dersiniz

 

 

 

Zira onun nereye

Gideceğini asla bilemezsiniz, acabalarla çaresiz yetinirsiniz

Sancılar çeker ve merak edersiniz, nasibin hikmetini deşifre edemezsiniz

 

 

 

Ben yaklaştıkça

O uzaklaşıyordu, ben uzaklaştıkça o yakınlaşıyordu

O an yaklaştığını hissettiğim duyguların hükmü bağlıyordu

 

 

 

Ne zamana kadar sürecek

Birşey diyemem ve sabır neye kadir der, nasibi umut ederim

Bu satırlar yüreğimde uysal adımlarla dile geliyor, geçmişi yad ediyor

 

 

 

Yürüyen o yâr ile

Yıllar sonra karşılaştım ve habersizce kendi kendime uzaklaştım

Demek ki kısmet değilmiş, düşünmek kifayetsizmiş, niyet kefil değilmiş

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.04.2011 20:13
#790

Ne cemalini gördüm ne toprağında nefeslendim!

 

 

 

 

 

 

Nasıl bir duyguydu ki hissettiklerim

Bir ömür dinlediklerim, merak içinde acaba dediklerim

Yalnızlığımda her vakit yâd ettiğim, firkati için vaktini sabırla beklediğim

Meczup bir nefes olan rahmetlik Cemil babadan dinlediğim ve kendimden geçtiğim

 

 

Kelam kifayet etmiyor seni anmak için

Ruhumu kuşatan hicran bilmem ki hangi vakti bekliyordu kim rehin

Aşk kalbe nasip olmazsa, inşirah için gece gündüz demeyip yakarmazsa kimin

Niyetin asliyesi hakikatim için, ruhumdan tebarüz eden idrak farkı fark ettirmek için

 

 

Düşünmek yetmiyor, gerekçeler istiyor

Ar ruhun kemali yeti için kimden medet bekliyor, kalbim ne söylüyor

Derya, denizleri ihata ediyor, lahza zamanın esrarından söz ediyor, kim dinliyor

Ne tekdir yetiyor, ne de takdir ibret almam için aklımı hakikat için çeliyor, ne bekliyor

 

 

Okunan salalar neden içimi titretiyor

Nasıl bir dünyadan bahsediyor, umutlarım sendeleşip sersemleşiyor

Neden bu kadar yabancılık sinemi kemiriyor, öğrenmek için söyle neyi bekliyor

Bu kadar kayıtsızlığa akıl sır kifayet etmiyor, ten ve bedenin figanı hakkından gelmiyor

 

 

Efendim dedim, ne kadar kalbimdeydin

Getirilen salavatlar için ne söylerdin, sefilliğime bilmem ki güler miydin

Tevdi ettiğin emanetleri bir ömür görmezden geldim, hikâye misali safça dinledim

Ne kadar hayatıma dâhil ettim, bitmeyen heva ve heveslerimi mütemadiyen önceledim

 

 

Nasıl olsa şefaat edecek değil mi dedim

Lakin ümmetin olabilmeyi asla beceremedim, neden bu kadar hoyratlığı seçtim

Geçim derdi dedim, meşgale içinde kaybolup gittim, efrada şefkatini hasredemedim

Kimi zaman ah ettim, demek ki çekilecek çilemiz varmış dedim, sessiz halde nefeslendim

 

 

Ne vakit gül görsem tebessümle anarım

Naçar bir ömrün müntesibi olmaktan fevkalade utanarak, acizliğime yanarım

Kuytu bir köşeye çekilir gözyaşlarımı sessizce bırakırım, anlamadan inanmaya şaşarım

Bir bağnazlık içinde, tefrika selinde, ümmet bilmem ki nasıl bir hesabın derdinde, anarım

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.04.2011 19:24
#791

Ey hak bir çare zerk edip, kalbime nazar et!

 

 

 

 

 

Bilmem ki nasıl bir firkatteyim

Ruhumu ve kalbimi ihsan eden hakkın, lahzasında ki bir yerdeyim

Nasıl bir girdabın içindeyim, hangi asabiyetin derdindeyim, bir aczi yet içindeyim

Ruhumu esir eden emelin seyrinde miyim, kalbimi niçin bu kadar ihmal etmekteyim

 

Anlamadan, idrake kavuşmadan

Heyecan ve hevesin serencamında boğulmadan, zan ve gama dalmadan

Akıl nimetini, izanın ülfetini, nefsin hergeleliliğine ve hoyratlığına bulaştırmadan

Lahzanın kadrini, nefesi edebini, halin deruniliğini, aşkın hakikatini meraka sunmadan

 

 

Yaşamak adına taklidin içindeyim

Ne derleri dert edinen, utanmayı bilmeyen, serkeşlik içinde geçinenim

Şefkatin ve rahmetin hasredildiği nispette derbederim, bilmem ki ne den bu haldeyim

Yalnızlığa itilen nefes miyim, sessiz ve sakin mekânları niye severim,ben ahenksiz miyim

 

 

Suallerin içinden niye çıkamıyorum

Malumat sahibi olmadan mı düşünmeye çalışıyorum, çelişki yaşıyorum

Niçin nazar ettiğim insanları yakine tanımaya çekiniyorum, takiye yi hiç sevmiyorum

Aldatılmak istemiyorum, sadık olmak adına yabancılaşmıyorum, aşkı çok arzuluyorum

 

 

Kul olabilmek, o aşk ile nefeslenmek

Hakikatin uğrunda iradeden vazgeçerek hakkın sevdasında köleleşmek

Canı ve cananı, varlığın adına senin olanı, nefesin her katresinde ki ahu zarı vermek

Bir nedamet hissine kapılmadan, zan v kaygı yaşamadan vecdinde solacak kadar gitmek

 

 

Her lahzasında esrarını koruyan adına

Kanı ve canı murat eden, evvel emirde ruhu yaratan ve söz alan aşk namına

Ahdin ve hesabın, mizanın ve arafın, mahşerin ve kıyamın, mühlet veren sevda şadına

Feda olmak, dilediği nispette kul olmayı başarmak, ihsan ve ihlâs üzere coşmak adımsa

 

 

Bilmem ki neden tereddüt ederim

Bir ömür nefsimi dikkate alarak sürünürüm, itibar ve rahata mı düşkünüm

Varlık adına prangalarda mıyım, ruhumu dikkate almaz bir durumdayım, hüzünlüyüm

Ruhumun hicran ahını aşikâr mı eylerim, sine-i sürurumdan kopan yapraklara üzgünüm

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.04.2011 12:04
#792

Kalbime firkat yaşatmayan an ve meftun edenbir hicran!

 

 

 

 

 

 

 

Gözlerin nazarı

Uzaklardan süsülürken

Sevdamın kefeninin biçildiğini

Hissediyorum onu hiçbir an unutamıyorum

 

 

Sen yüreğinde

Onmaz fırtınaların dalgasında

Bizar kalıyordun, hiç bir umut bulamıyordun

 

 

Yüreğimi

Yoluna serdiğimi hissettiğin halde

Hala direniyorsun ve sevmediğini bildiriyorsun

 

 

Hasret çeken

Ruhumun mecaline tınmıyorsun

Ağıtlar yaksam

Garip bir eda ile gülüyorsun, sen delisin diyorsun

 

 

Salınırım

Bir sevdanın Dinmeyen

Salıncaklarında

Bir umutla beklerim, gönlümün hicran pınarında

 

 

Yalnız senin

Melaline gömülürüm

Güneşin suskun ışığında

Senden uzak kalınca bitap kaldığıma inanır mısın

 

 

Bir kez olsun

Çıldıran duygularımı

Bağrına basmasan ve ağlamasan, sana asla kırılmam

 

 

O sevgini

Dilenmek için asla

Gönül kapına dadanmam ve seni mahzun bırakamam

 

 

Hatta diliyorsan

Seni ömrümce Anmam

Yazdığın mısralarını, bundan sonra katiyen okumam

 

 

Sen yeter ki

Bir kahır içine girme

Nedametle nefeslenme, bir sitemle kalbini hiç burkma

 

 

Senin

Sevdanla kanmak

Şayet nasibimse, elbette hazırım kor içinde yanmaya

 

 

Seni

Sensizliğinde hıçkırık

Ve gözyaşlarınla solumaya, umutlara hüzünle sarılmaya

 

 

Mana içinde ki

O aşkında kalmaya, mısralarında

Yorulamaya, sevginle konuşmaya tüm kalbimle hazırdım

 

 

Sen ise

Hala niye kaçıyorsun

Hicran kakgılarını halime yaşatıyorsun, haz yaşatmıyorsun

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.04.2011 12:46
#793

Demek ki Sende Unuttun, An be an Yaşamaktan Kurtuldun!

 

 

 

 

 

Nice muratlar

İlkbahar ilk ışıklarıyla

İçime dolan umutları sual eder ve onu dinler

 

 

Uyku tutmaz

Gecelerin kuşatan esrarı dinmez

Hülyalar geçit vermez, düşler zihnimden silinmez

 

 

Yüreğimin

En mütenahi hücresinde

Zuhur eden ve hazzı salan bir aşktı zikrettiğim

 

 

Savurur halini

Harman eder bırakır sanki

Bir hardal tanesi kudretinde bulunan aşkı başak

 

 

İnce bir sızı

Kuşatır her yanımı

Hiç acımayarak kıvrandırır, sarkıtır insanlığımdan

 

 

Uzaklaştırır

kendinden, dile gelen heveslerin illetinden

Ağlatarak, hazin bir nedameti sineme yaşatarak

 

 

Ey dertlerin hengâmesinde

Seyre dalan bir mağrurluğu yaşayan yüce dağ

Sen ne olur hiç acımadan bir kez olsun bak Allahaşkına

 

 

 

Dilekler sana olsun

Onca muratlara aşkı zaman mühlet verse ne olacak

Aşksız bir gönül’e mahkûm kalan söyle neyi bulacak

 

 

Seninle başlıyor

Kuşlar iştiyakla şakımaya

Gül yüzünü teklifsizce açmaya, karanfiller kokmaya

 

 

Yaseminler

Büsesini sürurla sana sunmaya

Her sabah başlıyor atlar dörtnala koşmaya

 

 

Kuzular da koklaşmaya

Kelebekler aşk koklamaya

Arılar bekleyen çiçekler için var güçleriyle coşmaya

 

 

Ey Merhamet

Bilmem ki niye beni unutursun

Yalnızlığın hicranını ahıma hüzünle sancıyla bırakırsın

 

 

Aşkın masumluğunu

Kalbime sessizce yaşatırsın

İliklerime kadar sızlatırsın, acımadan içimi kanatırsın

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.04.2011 19:15
#794

Nasıl sual edip, hicranıyla bedelleşmeliyim!

 

 

 

 

Suskun olmayı hal edinen bir seferdeyim

Ne dertliyim ve ne de bir kederin demiyle eğleşmekteyim, ey hak demeliyim

Nefesin bir gayesi olmalı hesap etmeliyim, an ve zamanı şehretmeye erişmeliyim

Her kazanın ahıyla feryat etmeden, sabrı ve kanaati ruhumla terennüm etmeliyim

 

 

Ne sazendeyim, ne derviş olmayı beceririm

Her nasılsa bir ahenksizlik içindeyim, talim ve terbiyeye elhak ihtiyaçlıyım

Neden bu kadar huysuz ve arsızım, edebi kalbimde hissetmeye pek çok muhtacım

Peki, niçin hadiseler karşısında kayıtsızım, hiç umursamayan, sarsılmayan acıyım

 

 

Her nedense dağlara, nehirlere imreniyorum

Gitmiş oldukları sılaya bakıyorum, hiçbir kaygı ve nedameti bulamıyorum

Asırlara sâri suskunluklarına şaşıyorum, ne kadar sabır, kanaat varmış anlıyorum

Neden melallerine vakıf olamıyorum demek ki gönül kapım kapalı aşkı anıyorum

 

 

Suya hasret kalan kimdir, hangi nefestir

Kulağıma gelen ahenksiz sesler kimindir, o sessiz çığlıklar hangi vadidedir

Dertlenmeyi bilmeyen bir kalp yoksa sadece yürek midir, ruhun yetisi idrak midir

Düşündükçe sancılarım artıyor, ne hal kalıyor ve ne de takatten bir haber, vaktidir

 

 

Resim karelerini sessizce nazar ediyordum

Karışık görüyordum, net bir şekilde fark edemiyordum, demek ki diyordum

Göçüp giden zamana, bir ömrü hoyratça yaşadığım hevesin ahına ne söylüyordum

Kendi kendimi suçluyordum, güya akıl ve fikir sahibi olduğumu ifade ediyordum

 

 

Neden hiç düş görmüyordum, ölüyor muydum

Bu kadar bahanesiz bir uykunun serkeşliğinden niçin hiç kurtulmuyordum

Bir bakıma ölüyordum, hesabı ruhunda hissetmeyen nefsi arsızlık sergiliyordum

Peki, kalbim için niçin gaye gütmüyordum, aşkın firkatini halde hissetmiyordum

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.04.2011 12:18
#795

Ruhum bir gün nihayet bulacak, lahza anacaktır!

 

 

 

 

 

 

 

Bir hüzün var yine sinemde

Her ne kadar sirayetinden kurtulmaya gayret göstersem de

Yapraklar sararıp solarken, takatten arîleşerek sessizlik iklimine doğru düşerken

O an ve vaat edilen zaman zihnime bir geçit vermezken, gözyaşlarım ahu figan ederken

 

 

Bilmem ki bu vakitten sonra

Kime seslenmeliyim, başımı ellerimin arasına alarak düşünmeliyim

Nerde yanlış yaptım, neden ihmalkârlık içinde hoyratça yaşadım, bir hicran içindeyim

Hazana nazar eden kalbime hangi hakla söz geçirmeliyim nazar gâh olduğunu bilmeliyim

 

 

İhsanı, ihlâsı nedir öğrenmeliyim

İnşirah niçin kalbin ihtiyacıdır merak etmenin farkını öncelemeliyim

İdrak için nasıl bir yol izlemeliyim, ruhumdan tebarüz ettiğini neden geç öğrenmeliydim

Nar ı zikrederken edebi terennüm etmeliydim, aşkı halde hissetmeyi fikir edinmeliydim

 

 

Neden suskun bağrım yanıyor

Kan kendi istikametinde damarlarımda dolaşıyor, gözlerim ağlıyor

İşittiğim ezanlar hangi manada sesleniyor, verilen salalar niçin ruhumu gam zerkediyor

Geceden sabaha saklı umutlar nerede filizleniyor ve niyetin niye kalbi olması isteniyor

 

 

Aşk, ruhun firkati ve şadıdır

Kalbin zikrettiği sevdasıdır, hakikat adına vardır, kul olmak için esini gül-i nihale abattır

Nefsi ve hissi manada ilk adımdır, tefekkür ve inşirah ile farkına erişilen bir ar-ı sevdadır

Yaşamak ve ölüm arasında tevdi edilen en ulvi manadır, vecdin ve cehtin ile orantılıdır

 

 

Hırsının kölesi olmayı kim diler

Lakin her emel hakikate eriştiren mefkûre olmadıkça, esir eden esrar-ı prangadır

Ne sırlar saklıdır, işaret taşları niye vardır, kitabı celilin her zikrinde ibretler başkadır

Kalbin muhtaçlığı sadece sahibine olan sevdasındadır, yoksa yaratan seni niye yaratmıştır

 

 

Sakın utanıp, mahcup olmayasın

Canın bahtı için nasip nedir ve nasıl bir gizem içinde zikredilen güzelliktir, unutmayasın

Akıl ve izan hak hakikati talim etmek, bu manada merakı öncelemektir, gocunmayasın

Ne derleri amaç edinme, kalbinin sahibinin sana tevdi ettikleri ne varsa aşkla anlayasın

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.04.2011 12:52
#796

Dillenen aşk için sakın aranma ve kalbini zorlama!

 

 

 

 

 

 

 

Artık zamanı geldi son o demlerin

Dalları terk eden yaprakla bilirim

Mahzun sinede, sessizdir nefesim

Halin ikliminde kudretle ürperirim

 

 

Neyleyim geldim, o gün gideceğim

Müddeti nefeste, şaşkın haldeyim

Neyi bileceğim bahaneler tercihim

Ben idraki neyleyim ruhsuz biriyim

 

 

Ne gülden, ne hasredilen sevgiden

Gülizar içinde neşet eden sezgiden

Hicranın sinede açtığı güzelliğinden

Bihaberken dilenen bir edebi halden

 

 

Aşk ancak kendi ikliminde nakkaştır

Gayretin içinde gizlenen muazzamdır

Esrarlıdır, niyetin halisliğinde vardır

Kalbin muvazenesinde beklenen andır

 

 

Mısralar niye yazılır, hasreti anandır

Şiirlerde hissedilen muhabbet vardır

Canan sinede yaşayan unutulmayandır

Sevgi onunla dillenen bir aşkı sevdadır

 

 

Ne söyleseniz, neleri çok görürseniz

İnsan için kader hükmünü bilmezsiniz

O an ve bitecek zamanda çaresizsiniz

Sabrı biliniz çileye nedamet etmeyiniz

 

 

Bir zaman sonra dilenen vakit dolacak

Kim bilir kime ne olacak nasibi bulacak

Sevginin olmadığı gönülde aşk donacak

İnsan ruhuyla müsavi olmazsa ne olacak

 

 

Kim neyi öğretti, hakikatler görülmedi

Nesillerden çok net olan mazi gizlendi

Reddi miras içinde, ezberler kavilleşti

Aşk mahzunluğu seçti sinelere gizlendi

 

 

Ne toprağın ne sevdalandığım bir aşkın

Hasreti için terennüm ettiğim sevdanın

Nasip olmayacak olan muhabbet davanın

Geçen onca zaman, hesapsız bir hayatın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.04.2011 19:08
#797

Nedensiz ne var cihanda, nefes lahzaya muhtaç olunca!

 

 

 

 

 

 

 

İmdat edecek söyle kim var

Şahit olduğum zan etrafımı neden sarar evet, ruhum bizar

Emanetine sadık kalan, edebin lahzasında kendini bulan nefes, ne ülfetli bir ar

Sığındığın yaylalar, temaşa ettiğim suskun dağlar, yüreğimi burkan anılar, ağlatıyor yar

 

 

 

Ne bir gül kopardım, ne de koklamayı başardım

İçinden çıkılmaz figanları içime attım, bir tebessüm olsun hasretinde yaşadım

Sinemi kime kapattım, derdi gamımla nefeslenmeyi amaçladım, sancıdan kurtulamadım

Neden bu halvet üzere karar kıldım, hiç şikâyet etmeden boyun bükmeyi bir çare sandım

 

 

 

Görebilmek için bakıyorum, fakat şaşırıyorum

Farkı fark ettiren idrakin fukaralığını çok yaşıyorum, kalbi inşirahı anıyorum

Ruhumun sessiz sancılarından utanıyorum, aklıma gelen sualleri kimselere soramıyorum

Sessiz ve kuytu köşemde bilmem ki ne kadar anlamlı olacaktır kalbime düşeni yazıyorum

 

 

 

Bazen sıkıntı duyanları, rahatlıkla anlıyorum

İlgi ve yakınlık adına suçlanıyorum evet, hiç dikkate almamakla kınanıyorum

Kimi zaman kırılan, kimi vakit ikazıyla çalım satan nefeslere sadece tebessüm ediyorum

Asla alınmıyorum, tahammül etmekle iktifa ediyorum bekleyen canlara eyvallah diyorum

 

 

 

Elbette ki bir edip değilim, şair ise hiç değilim

Gönlüme düşün katreleri hasreden bir aciz nefesim, kendi halimle bedelleşirim

Hiç tanımadığım, aşina edayla anmadığım, temaşa etmeye fırsat bulamadığıma ne derim

Vefa adına nasıl bir yola çıkarım, yâd edemediğim o nefeslerin, figanlarını kime söylerim

 

 

 

Her halinde yavaş yavaş öteye giden biriyim

Hak ve hakikat sevdasıyla ağlamayı ne kadar isterdim, kurak bir gönül sahibiyim

Edebe muhtaç bir hal içindeyim, zarif olmayı nasıl becerir ve tevazuu ile hasrederim

Ne gönül zenginiyim ve ne de ehl-i hal zadeyim, her yâdımda niyaz ederek serinlerim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.04.2011 12:19
#798

Farkına varmak ve senin halinde şevke kavuşmak!

 

 

 

 

 

 

Uzandım o ellerinde tuttuğun çiçeklere

Ne kadar hak ettiğim benliğin derdiyde

Seni halk eden Halikın hükmüyle o nefese

Bir aşk ikliminde çekilen hasret şevkiyle

 

 

 

Ne anam ve ne de babam, o aşka susayan

Günlük öğünü için nefes alan her türlü can

Damarlarda dolaşan kan, kalple anlamlaşan

İnsan suretinde anılan ruhuna bigane kalan

 

 

 

Çileler sabrın alyanslarıdır rızayı bari olursa

Nefesler çok anlamlaşır hakkaniyet aranırsa

Ne derler kaygısı, muvahhit kişiliği bırakırsa

Her halin şahitliğine bir idrak içinde bakılırsa

 

 

 

Ne geceler, nede hileler insandan arî değildir

İnsan, kalbiyle müsavi olursa o zaman kanidir

Canilik nefsin tasarrufunda olan iradi tercihtir

İmtihan, yaşla ilintili olmayan aşikâr gerçektir

 

 

 

İnsan, bu manada iradesiyle hesabını bilecektir

Ruh safidir vicdan hükmün sahibini bekleyendir

Kalp insanın en değerli olan yegâne hazinesidir

Duygular nizam edilmedikçe su mesabesindedir

 

 

 

Nisalar yaprak misali çok narindir çiçekle şevktir

Gülün emanetiyle arzı cihanın şefkat pınarlarıdır

Himmet için rahmet için kaçınılmaz olan varlıktır

İnsanlığın anası aşkların harikası bulunan sevdadır

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.04.2011 12:53
#799

Azdır ne yapılsa, bir ömür muhabbet ve hürmetle anılsa!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ey benim

Dirliğim, ahirin mürebbisi rehberim

Sen şimdi beklediğine elinle gidersin

 

Zaman

Değil mi can, içinde kayboluyor insan

İnsan için önemlidir, namütenahi olan

 

Anlatırdın

Pak yüreğinle melalime nakışlar işledin

Sanat adına varlığına inanan şaheserdin

 

Anaydın

Canlar için bulunmaz bir kandın, anıldın

Sen hilkatinle tarih sayfalarında yer aldın

 

Seni

Yaratan, seni insanlık adına hep koruyan

Nesilleri ihtar eden bir ulûhiyetin şanıydın

 

Farklıydın

Güzellikler, sevdalar, aşklar, yıldızlarlaydın

Sen Ummanların girizgâhı şefkatin bahtıydın

 

Gülün rengi

Kokusuyla etkilediği her mekânda sen vardın

Sen bir nisaydın, kitabı celilde sürekli anıldın

 

Zaman

Seni anlatır, bazen Asiye, bazen Meryem diye

Ve bazen de, Hatice, Fatıma, Rabia sesleriyle

 

Sensiz

Kâinat, yapraksız ağaç, suya hasret olan yürektir

İnsana, adamlığı anlatan ve öğreten bir mihenktin

 

Düşündükçe

Yaprağını teker teker bırakan bir dal gibi çaresizim

Vuku bulacak nasip karşısında elbet metinim derim

 

Lakin

Sen, dönüşü olacak bir itminanlıkla ameliyata yattın

Anlatmadın, vasiyet etmedin, sen şimdi hali kuşattın

 

Anasın

Yârsin, evlat için en vazgeçilmez bir hazinesin bilesin

Yokluğun bile varlığına kefil olup hasenatla anılacaksın

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.04.2011 17:24
#800

Akıl iradeye bakar, idrak ne yapar!

 

 

 

 

 

 

Her ne hikmetse suskun ve vefalı bir iklim arıyorum

Edebiyle hem hal olacağım, şevkiyle muhabbet bağrında açacağım bir hazan

İzanın, ihsanın iflas etmediği bir zaman, ruhun deruniliğinden gelen muazzam heyecan

Nihayetinde tevdi edilende bir can, hiç kusursuz olur mu insan, tekebbür ettirir feveran

 

 

Ne kadar saklı sadıklar varsa, sandıklar açılmalıdır

Umutlar bir bir kanatlanıp uçmalıdır, gün yüzüne hasret kalarak hiç anılmamalıdır

Bahtıma tekabül eden her lahzanın esrarında ki nazar fark edilmeli, kalp sahipsiz değildir

Ne vakit korksan, haşyetin akın ettiğini anlasan, bir an akıl tutulması yaşasan, ne söylenir

 

 

Dert nasıl bir kalp için illettir, kederdir, merettir

Oysaki aklın yolu birdir, elhak malumat sahibi olunmadan, edilen nazar beyhudedir

Neden idrak ruhunun vazgeçilmezidir, irfan perdesinden neşet eden bir aşk-ı ahenktir

Nasıl bir sevda gerekir ki, ulviyet şadından bahşedilen bir ülfet olduğu, fark edilmelidir

 

 

Nasıl ki kuş kanatsız uçamaz, kul yârsiz olamaz

Gönül, hakikatin sadrından beslenmedikçe, ihsan ve ihlâsı nefeslenemedikçe anlaşılmaz

Şekli yet için, ne derler vehmi bilmem ki nasıl bir seçim rızkın sahibi ki asla karıştırılmaz

Neden kaygı ve zanlar hiç peşini bırakmaz, teslimiyetinde ki sıkıntı, vuslat için yakışmaz

 

 

Belli ki sorup sual etmemeyi içime sindirmeliyim

Ruhumu ve kalbimi esareti içinde ve sessizliği bendinde kalmasını gam etmemeliyim

Hesap adına ne varsa, batın namına bir korku ve zan sinemde yaşıyorsa, kime gülmeliyim

Ömür dağını, içinde beslediği umut yumağını, ateşin yakmadığı aşk cenahını bilmeliyim

 

 

Karın hafifliğine ve bir o kadar zarifliğine imrenmeliyim

Her anımda sessizlik içinde refakat eden ve amellerimin kaydını geçenleri hissetmeliyim

Nasıl bir akıbet olacaktır, ömür dağı buharlaşacaktır, irfan ahıyla tefekkür edebilmeliyim

Kimseye yük olmadan, yüzlerini astıracak bir talepte bulunmadan nasibime yetinmeliyim

 

 

Umut ve niyaz içinde, ceht ve ecir ikliminde nefeslenmeliyim

Göçüp gitmeden, ahu zarımla çürüyüp erimeden hoş seda nedir, yakından öğrenmeliyim

Temaşa ettiğim mezar taşlarına yazılanları şehretmeyi becermeli, öteye ne söylemeliyim

Her cümlenin sonunda bir işaret konuyor, lisanı bilmeyen ise melülleşerek öyle bakıyor

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.04.2011 21:48
#801

Erişmeliyim lahzanın lal olan lisanı haline!

 

 

 

 

 

 

 

Ne zaman bir mavzer sesiyle irkilsem

Uyku tutmayan gözlerimi hayret ederek sesin geldiği yöne diksem

Bomboş sokakların, ıssız kaldırımların, fersiz yanan lambanın sukutuna yönelsem

İçim sızlar, yâd ettiğim bir âlemin sancısı başlar, o an kalbim hangi manada atar, bilsem

 

 

Söyle kim ayrılmak ister ki yârinden

İnsanın ruhunu ihata eden ve anılan derinlikten, keder ikliminden

Bahtın beklenmeyen tesirinden, lahavle çektiren eleminden, yüreği burkan histen

Ne vakit yastığa başımı koysam, izanımın kayıp yıllarını ayıklasam, gamımıdır dedirten

 

 

Ey nefesin sahibi, emanetin banisi

Nedir bu karamsarlığım, umut sağanağımda artık solan kanaatim

Sabır saatim, edep hassasiyetim, iradi zafiyetim, bağnaz muhalefetim, niye böyleyim

Sanki hüzün mevsimindeyim, kalbimi hicranın ahengiyle teksin ederim ben azade miyim

 

 

Neden okuduğum kitaplar yetmiyor

Aklım ve izanım ruhuma geçit vermiyor, idrakim niye sukut ediyor

Hangi kapıları çalmalıyım, hiç yılmadan bir ömür harcamalıyım, aşka kapalı mıyım

Sevda sahrasından ne kadar uzaklardayım, suallerin mi hastasıyım, neden ben yastayım

 

 

Ne zaman yetişeceğim o huzura

Ruhumu ve kalbimi hiç yormayan bir yolculuğa, ahım yalnız kalsa da

Ruhumun hicran damlaları yakamı hiç bırakmasa da, gözyaşlarım kurumadan aksaya

Sineme vecdini bağışla, dirliğim için çile ile yol bulmama ne olur acıma, Rabsin bağışla

 

 

Yıllardır hasret kaldığım gül konuşsa

Ruhuma seslenen dikeni, esrarıyla kalbime yaklaşsa, yine de uyutma

An ve vadinde akan zaman senindir, aşk hakikatin için senden gelen ilham-ı halvetindir

Ne olur beni bana bırakma nefsi vesveselerimle buluşturma aczi yeti irademe yaklaştırma

 

 

Sen sahibimsin, yaratan Rabbimsin

Her türlü şerden, fark edemediğim akıbetten, yalan ve riya telkininden

Benlik adına tekebbüre girmekten, ihmal ettiğim ve ötelediğim heveslerin vehminden

Ruhumu ve kalbimi koru aklımı ve idrakimi beyhude vakit ayırmam için hiç fırsat verme

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.04.2011 11:02
#802

Kalbizin sahibinin, umut içinde çoşan ruhun edebisiniz!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sizler

 

 

Düşünmenin membaı,

 

 

Mefkûrenin sağanısınız...

 

 

 

 

 

Hayatın

 

 

Öznesi, mananın

 

 

Kitabesi, şefkatin elisiniz...

 

 

 

 

 

Sevgi

 

 

Bahşedilen, sevmek

 

 

İse öğretilen ödevlerdir...

 

 

 

 

 

Nisa

 

 

Kimliği, yağmur misali,

 

 

Gülün ahengiyle ancak keyiftir...

 

 

 

 

 

Mübarektir,

 

 

Serinliktir, dirliğin

 

 

Adresi olan kalbi kanaattir...

 

 

 

 

 

Aşkın

 

 

Mefkûresi, mananın

 

 

Gerekçesi sebebi hedeftir...

 

 

 

 

 

Dirliktir

 

 

Birliğin gerekçesidir

 

 

Muhabbetin vazgeçilmezidir…

 

 

 

 

 

Özlemin,

 

 

Mücerretliğinde

 

 

Müşahhas olan bir öznedir…

 

 

 

 

 

Düşlerin

 

 

Serinliğinde hazine

 

 

Güzlerin sıcaklığında yelpazedir…

 

 

 

 

 

Halin müdavimi

 

 

Kalbin seyrinde ki ayanı

 

 

Sevginin en anlamlı sunulan baharı…

 

 

 

 

 

Şefkatin

 

 

Cehdi gayretin

 

 

Umutlarda baharlaşan aşiyandır…

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.04.2011 11:59
#803

Kalbi olmayan niyet bahane, dil işte o vakit avane!

 

 

 

 

 

 

 

 

Geçsin kalmışsa geçecek zamanlar

Sine-i halimde tatmadığım baharlar

 

Aşk zuhur etmeyince beni kim anlar

Bugün yine çok sessiz ibreti mezarlar

 

Ne şehirler ne işveler melali sarmıştı

Ruhtan arta kalan zamansız mekândı

 

Can anlamalı, hissederek yaşamalıydı

Kan manasızlaştı sevdalar kimde kaldı

 

Kalmadı yüreklerde bir mefkûreyi eda

Fikreden insan böyle mi söylüyor Huda

 

Gün geçmiyor ki olmasın kanlarda heba

Bir veba bulaştı o hislere sabreder cüda

 

Ne yeşil, ne kefil emanetindedir ey sefil

Bizzat ihmal eylediğin o ruhunla bir seril

 

Ezaların kime olacak delil zevkinde rezil

Tefekkürsüz heveslerinin uşağı oldun eğil

 

Bu manada senden zuhur edecek devalar

Fayda etmez sineyi senin vereceğin şifalar

 

Senin halinde anılacak aşklar, atılır naralar

Mezbelelikte bulunur, senin misali ahmaklar

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.04.2011 11:42
#804

Niçin mahrum bıraktın, bir kez olsun halimi anlamadın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne olurdu ki

Bir kezde olsa aynı hislerle yaşasa ve aşkla ansa

 

Nefes alırken

Hiç unutmasa ve dalgaların sukuneyiyle haykırsa

 

Şarkıların

Hazan kokan nağmeleriyle hicranını anlatıp ağlasa

 

Sirtolarını

Çalan o gemilerin güvertesinde hasretine kavuşsa

 

Emirganın

Güzelliğinde serpilen çiçeklerle umut içinde bulunsa

 

Şevkle

Ötüp, şakıyan kuşların seslerinde hiç nacar kalmasa

 

Şevkle uçan

Kelebeklerin kanatlarında ki renklerin kalbinde yaşasa

 

Çocukların

Umut saçarak nazar eden buseleriyle coşsa ve şakısa

 

Simitçinin

Son sattığı simidin sürurunu iliklerinde duysa ve anlasa

 

Kuşların

Yavrusuna götürdüğü rızk sevinciyle anlamlaşarak uçsa

 

Martıların

Yılmadan arandığı tutkunun şevkiyle arınsa ve aşka konsa

 

Bestelerin

Mazi derinliğinde ki derinliği ve sazendenin nefesinde anılsa

 

Hissetmek İstiyorum

Öyle diliyorum, geceleri gün gibi yaşayan bir inşiraha adansa

 

Hal ehli gibi

Nihayetin merakında demlenen abit gibi sabırla ve arla yıkansa

 

Aşkın o kuşatan

Harında solmaktan yılmayan bir arif gibi, maşukuna sevdalansa

 

Gittiğimiz

Yol belli kurban olmak için can kimin derdi diyerek irasinden geçse

 

Davaların

Hazzıyla şevk bahşeden vecdin aşkı ne güzel terennümüyle anılaşsa

 

Yalnızca

Onun için can verilir,vakfedilir,candan geçilir diyebilecek hanif olsa

 

Zaten gelemezdi

Ne isterdim, yalnız sevdiğini söylemesi yeterliydi derken, ahımı duysa

 

Ömrüm boyunca

Hiç bir an görünmeseydi ,yazdığı mısralar dışında ağlamayı unutsaydı

 

Birkez olsun

Meramını beyan etseydi

Firakatiyle nefesimi acziliğin hüzün ellerine vermeseydi, nazar etseydi

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.04.2011 11:43
#805

Hiç anlamadın, kaygılarınla yaşamayı bir marifet saydın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sana

Ne söyledimse

Asla derdimi anlatamadım

Var olan muradımın

Bir tutam salkımını sunamadım

 

 

 

Yokluğunla yandım

Ne kadar çok yakardım

Ama sen halimi hiç anlatamadım

Sevgimi sunamam için yaklaşmadın

Aşkın ahıyla yıllarca ağlatın, hiç kanamadım

 

 

 

Kuşku bazen

Elbette ki güzeldir

İman bunun içindir ve serdir

Yüreğinin serinliğinde seyrederken

Söyler misin hangi iklimdeydin ve nerdeydin

 

 

 

Neden açtın yüreğini

Dinmeyen derdinle o vakit

Ne müşkül olan bir kederdin hasrederken

Sineme tohumlar serptin hiç düşünmeden

Ve bir anda aşkın esinini yeşerttin, halimi anlamadan

 

 

 

Şimdi bir kesim

Kesiyorsun öyle mi

Bir gün göndereceğim inanın diye

Yorulma sen ey güzel dilber, uğraşma

Biz nerede durmasını bilenlerdeniz, zaviyeti neyleriz

 

 

 

Dil senin

Sahibi olduğun yürek senin,

Geceleri yazdığın şiirlerinde senin

Muhakkak ki her bir zevk ve heves senindir

Neyleyim ki senin gibi üst perdelerden nazar eden

Ve nefeslenen tenleri ve hala güvenmeyenleri anlayamam

 

 

 

Bilmeliydin

Bizde de bir gönül var

Ondan daha öte bir onur kim için intizar

Katlanmadım vehimlere ve kimseye şimdiye kadar

Ne cana ve hatta bir canana yazmadım anla, senin kadar

 

 

 

Kalbine

Elbette ki giremem

Sen dilemedikçe erişemem

Ama bilmeliydin ki bizde de bir akide var

Ey bekleyen yar, akıbetin muhakkak ki kovalar

Sen elbette ki serbestsin ey nazlı olan yar, yakinen bilesin

 

 

 

Artık

Sen neylersen

Onu eylersin, ister bir kelam etmeyi istersen

Ondan da mahrum etmeyi gönlünden geçirirsen, vazgeçme

Verme bana bir selam dilediğinle selamlaşırsın, için için ağlarsın

 

 

 

Sen müsterih ol

Kaygılardan elbette ki emin ol

Biliyorsun ki melalimle nazar eyledim

Zaten kendimle uğraşan bir gafilim, ne yaparım

Sen sazende ve şairane hayalinle neylersen eyle, iraden senindir

 

 

 

Senin güvenini

Hak etmediğim müddetçe

Asla var olan nefsimi tanımam ve anlamam

İradem asıldır, adamlığımın öznesidir, kul olmak adına

Heveslerin seline katiyen kapılamam, akıl nimetini hiç yok saymadım

 

 

 

Aşk mı

Sevda mı, yoksa rüya mı

Bir güven sadır olmadıkça asla bakmam

Ona bir kapı aralamam, gereksiz hayallerin peşinde değilim

Etkiyle bir tuğyanı muhakkak ki yaşayamam, acziyetim olarak görürüm

 

 

 

Sen hiç anlamadın

Manasın da yaşamaya katlanmadın

Nedense sürekli korktun, korkuttun peki neden yakınlaştın

Sanki hayali unuttun, umudun enginliğini ruhunda hiç yaşamadın

 

 

 

Kaygıların

Evet, o hislerine galebe çaldı

Sevginin önüne geçti aldırmadın, merak saldın

Şimdi sen yine kendinle baş başa kaldın ve yalnızdın

Gizemlerinde mevcut zenginliği neden umursamadın ve anlamadın

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.04.2011 13:13
#806

Müddet-i nefes vehmederken bir sessiz bekleyiş zuhur eder!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nice gönlün umutları tohumken

Nefesin müddetinde tevdi edilenle bizzat sorumluyken

Hak ve hakikat adına gerekçeli ve vadeli mühletken aldırmazlık niye

Şayet utanmak edepse, ar aşkın ikliminde umutları yıkayan sadelikse ölüm bize

 

 

Vakıadır sabırla direniş letafeti

Kul ruhi serencamında bunun suhuletiyle aşkı dilemeli

Bir hedefin mükellefiyeti yıldırmamalı ve asla hali solgunlaştırmamalı

Bahtın toprağına ekilen niyetler muhabbetle aşkın umudu olmalı vuslatı anlamalı

 

 

Şayet o ezalar bir lanet içinse

Derdi halk eden bilinmedikçe ve hatta akıl ötelendikçe

Kalp insanın sıratı müstakimi bulmasına kifayet etmez bile, ecir nafile

Hesap akıl içindedir, vuslat idrakin güzelliğinde erktir, lakin edep ihsanla güzeldir

 

 

Beklemek ve aşkı nefeslenmek

Vaktin insicamında gerekçedir, kudret sahibiyle ahenktir

Her muvazenesiz nefes şirrettir zira hesabi olmak azamet içinde şevktir

Nitelik niye zevkle örtüşendir, kültür bir örfü ananedir ve etiktir insan için haslettir

 

 

La derken neyi reddediyorsun

İlla’yı nefeslenirken kalbin sahibini aşkla tasdik ediyorsun

Ve illaki gülü anıyorsun ve ötelerin serinliğinde umutlarla buluşuyorsun

Dirilmek için ruhun tevdi edildiğini biliyorsun, bizzat nefsinle bedelleşip gidiyorsun

 

 

Peki, neyi bekliyorsun vakitte

Edebin rengârenk güzelliğinde ve resmedilen urba bedende

Ölüm vuslat için neyin tınısında anlamlaşan hakikatse sen imtina etme

Yaşa ki hayatı hakkıyla anla, mavera hedefinden asla sapma, korkuyu da hiç anma

 

 

Nice aşklar zevkin idrakindedir

Bu anlamda kalbi soluklar sessizliğin meşkinde bir umuttur

Sevdalanmak yanmanın ilk tadımı ve hasret muhabbetin yegâne tanımıdır

Hani “haydan geldi, huya gitti” tabiri vardır ve fakat ne kadar anlaşıldığı muğlâktır

 

 

Oysa o idrak adına bir şahittir

Geldiğin yer belliyse, göçeceğin erdemde illaki bir keyfiyettir

Neden göçmeler bir hicranı demdir ve hüzünle iç içedir muhabbet nerdedir

Ve teslimiyet bu zaman lâfzîdir, ruh zaten kendi âleminde bir hazinedir, öyle bilinir

 

 

Beklemek hırstan arî sabırdır

Kalbin sesiyle nefeslenmek, hikmetin baharında illa umuttur

Nedamet aklı durdurur, asabiyet arızilik olur işte bu vakit aşk nefsi tanımlanır

Ölüm o zaman gerçek anlamından soyutlanır ve bir kahır olarak ruha azabı hatırlatır

 

 

Peki, öyleyse kim kimi kandırır

Hani hesabi olmak ve aklı vicdanın sultasında aklamak sanattı

Marifet niye vardı, vasıf insan için kul olabilmekte ancak hakiki aşkla bir farktı

Ve vuslatı bu anlamda anmak, mukadderat için sadakati kuşanmak fazilete sığınaktı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.05.2011 11:28
#807

Yadınla figan eden düşlerimin sürgün yaprağı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mor hüzünler ki akşamın ilk adımlarında

Penceremin pervazlarında yerini alırlar

Çırpınan kuşun kanatlarında uzaklaşırken

Umutlarım başka bir günün avuçlarındadır

 

 

Öfkemin kızıllığının çare olamadığını bilirdim

Kanayan aşk yaramı hiç dindirmeyeceğini de

Al düşlerimin kopan gül yaprağı misali sızısını

Terennüm ederdim, akşamın hicran şarkısıyla

 

 

Divaneliğim nüksederdi atardım kendimi yere

Köşelerin en sefiline ve derinliğin hengâmesine

Bırakrım melalimi, serkeşliğin ağlatan eşliğinde

Derinlerden hisseder, yadıma figanlaseslenirim

 

 

Kara bir geceye, al müjdeler sunan her heceye

Gönlümün kararan penceresinde ki o bilmeceye

Tozlu yollardan, murat için gelen an sezsizliğine

El sallamak istiyorum, yolunuz açık olsun diyorum

 

 

Şu akan damlalar ki iyi ki yakar yağar yağmurlar

Alır çıkarırdı beni kuytu kimliğimde ki korkumdan

Sevinç tohumlarını akıtırken yüreğime o şadından

Umut kollarına ulaştırır, ruhumu tutkudan arındırır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.05.2011 11:30
#808

Hasretin o korunu simene sessizce bırakan ey sevgili!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bugün hüzünlüyüm şehir çok suskun

Sanki naçar kalmış ayaz eşiğindeyim

Yanağıma dokunan ağlamaklı esinti

Gözlerimde can çekiştiren bir an sanki

 

 

Tutsaklığın girdabını yaşatıyor sevdam

Gecenin hayıflığında bir duruş sergiledi

Korku bu amansız kuşatmada hiç yoktu

Şehir yorgun düşmüştü akşamın izinden

 

 

Nemli duvarlardan tuğyan ediyordu kokular

Hangi umudun namesinden dem vuruyordu

Rüzgâr yanığı yüzümün bir umudu kalmadı

Bir tebessüm hasretidir umudum köz olmuştu

 

 

Bıçkın hayallerim alabora olmuş kaybolmuştu

Yüreğime dokunacak ah u gözlerin sefilliğinde

Uykularım demsiz ve sokaklar kıdemsiz kordu

Gül kokusu mısraları yazan o nefesi anmışlardı

 

 

Şehir katledilmiş, adeta sersefilliği yaşarken niye

Zamana direnç gösteren gözler kime yorulmuştu

Teselli edecek kimvar elbet diyecek halim kalmadı

İçimin yangınından geriye kalan bir hayat acıydı

 

 

Ey sevmeyen sevgili, sen uzaklardan el sallasan da

Martılara baksan da, eteklerin ıslansa da inan yetti

Zindan karanlığında gecenin zifirini yaşattın bana

Şehir buruk olsa da, sen yine kendinle kalsan da anla

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.05.2011 12:43
#809

Nasıl bir lahzanın tesirinde kaldım ve ağladım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ruhuma o gecenin matemi doldu sanki

Nice geçmiş zamanlardan kalan iz gibi

Ezeli merhalelerin ebede giderken seyri

Bircan içinde soluyan nerede hal ahengi

 

 

Üryan gelinmişti neler silindi şimdi tenden

Kalacaktı izler ibretli nefesten her işitilen

Kefenlenecek her beden sevda için gelinen

Maksut için bir aşkın nihayeti beklenirken

 

 

Eneyi önceleyen nefesi sevdayı beceremem

Zevkim için halimden zahire adına geçemem

Manasız yaşamayı ruhumu asla ikna edemem

Hadsizliği sevemem, vefayı hiç kaybedemem

 

 

Bir kez sevdim aşkın baharında ki anı seçtim

Görmesem de esintisiyle yetindim, şükrettim

Manamın şevkidir dedim hazzı ile endam ettim

Neler hazandır hüzün ramına hiç meyletmedim

 

 

Şimdilerde çaresizim niye zindan içinde soludum

Gün güneş ki zevalde ışığın hasretiyle yoruldum

Umutlar besteleyip güfteler derledim unutmadım

Ey hak dedim, sadece iltica ederek sabır diledim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.05.2011 12:21
#810

Nasıl bir heyecan ve meraktı anılan tutkularımız!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hakikat karşısında yaram ne ağırmış meğer

Düşündükçe yüreğim ağrıyor hayıflanıyorum

Oysaki taptaze birer fide olarak yeşermiştik

Vuran rüzgârlardan, uçuşan tozdan bizardık

 

 

Nasiplenmeyi bekledik, şefkatin kanatlarında

Kâh ağladık ve kâh güldük ananın o kucağında

Ne sıçramışızdır uykularımızın korku arasında

Mananın kuytusunda, vuslatın bir yolculuğunda

 

 

Bilemezdik elbette ki neler gelecektir başımıza

Ne zaman bir talih kuşu konacaktı ki bahtımıza

Bitmeyen umutlarla ve dinmezyen hülyalarımızla

Hiç terk etmeyecek olana hüzünlü yalnızlığımızla

 

 

Bir tutkuydu belki de ilk yeşeren aşkı sevdalarımız

Dayanılmaz meraklarımız, nüveleşen ah u figanımız

Akan gözyaşlarımız hayli anlamsızdı kızgınlıklarımız

Unutulmayacak kavuşamadığımız firkat sancılarımız

 

 

Tutkuyla bağlandığım, harıyla ağladığımızdır aşkımız

Heyecanın senfonisini yaşadığım, kaçan uçurtmamız

Bir umutla koparttığımız papatya ve kokusudur anılar

Kimi zaman içimizi burkan güzel umutlarımız anılarımız

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.05.2011 11:05
#811

Niçin korku duyarsın a gönül, aşkı anlamazsın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hasretin dirliğinde sabırla nefeslenmek

Meçhulün adresinde gülü temaşa etmek

Ruhun serencamında kalbi hazza ermek

Yaşamak için kanaat serinliğine erişmek

 

 

Her can kendi ikliminde nefesi alacaktır

Nihayet hesaplamayan ruh ne yapacaktır

Fırsatçı kalbin toprağında aciz kalacaktır

Ruhi zavallılığı soluyup haşyeti anacaktır

 

 

Bir kez dön halin solgunluğuna çare tara

Akli zaviyesinden ziyade meramı sorgula

İdrakin için muhakkak istişare için çabala

Vehimlere yaslanarak, teslimiyette kalma

 

 

Düşün ama bilerek ve bilmeni gerektirenle

Mazi toprağında ulvileşen dirlik sayfalarda

Karanlık bilinçsizliğin girdabında ki sahada

Korkular eminlikten azade olan zafiyetlerde

 

 

En ulvi emanetin sabi akideden uzaklaşıyor

Heveslerin renklerinde çabucak kayboluyor

Nizam edilmeyince, bir bak ne kadar anlıyor

Mana buharlaşıyor zahir cezbi hep kuşatıyor

 

 

Özlemle hasreti yaşıyorum aşkların hazzında

Bahse konu olan hatıraların süruru refahında

Zarafetin diyarında edebin kuşattığı çardakta

Terennüm ettiğim mazi sayfalarında ağlayınca

 

 

Nesiller sessizliğini koruyor hala ne hikmetse

Fetretin dillendirildiği sahifelerde hükümsüzce

Ömür tükeniyor zamanın aşk sahnesi nezdinde

Sen hiç merak etmesen de maraz senin halinde

 

 

Durmadan sığınak arayan kalbinden uzaklaşıyor

Sığındıkları insanında fakirliğinde dirlik aranıyor

İhsanı öncelemeden ihlâsı idrak etmeden okuyor

Anlamadan soluyor korkarak Hakka yakın oluyor

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.05.2011 11:06
#812

Sabırla dinlemeliyim, ah u figan etmemeliyim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Siz ağlamayın

Yeter ki

 

Artık

Serencamında

Var olan hicrana

Şahitlik yapmayınız

 

Bir sabır ile

Hüznü yudumlamanız

 

O kadar

Anlam yüklüydü ki

Adeta sizde bizzat

O yolu tanıyanlardanız.

 

Bilmeyenler

İçin meşakkat

Ne ifade edecek ki

 

Çekildikçe çileler

Gelmeyen sabahların

Umut içinde

Beklenen baharlarında

 

Olsaydı

Eğer gönlümüzün

Yalnızlığına anlam katan

 

Kuşların

Kanatlarını çırptıran

 

Arılarca

Yılmadan aranan

İlkbaharlarla

Umutlar için kuşatan

 

selviler altında

Hicran ile merakı aydınlatan

 

Gönüllerin

Dilediği güzellik olsaydı

 

Zerresinde

Buharlaşarak bulutlar

Arasında

 

O gün için

Sevdalansaydık

Ne olurdu sanki

 

Gönlün bahçesinde

Bu kadar çaresizlik niye

 

Ötelerin

Saldığı hasreti ayanı

Hal ile yudumlayamadan

 

Yeşeren,

Açan, kokan kucaklanan

 

Anlaşılan

Olmak için

Ne kadar önemli ki

 

Yeryüzünün

Evrenselliğinde

Vakfedilen sevgiye

Haiz olamadan

 

Fedakârlığın

Her aşamasında

Sorgulamadan

 

Hizmete

Müteallik olarak

Hayatın

Deminde yürüyebilmek

 

Anlıyorum

Ki aşk sabırdadır

 

Çilenin

Bir nimet olarak

Aşinasında yol almaktır

 

Müşahhas

Olan işaretlerin

 

Manasına

Müdrik olarak

Vuslat için koşmaktır

 

Halini

Vakfetmeden

İnsan için sarf etmeden

 

Zorluklar

Karşısında nasibi anmadan

 

Bir mefkûre

İçin yoğrulmadan

Aşk ne kadar anlamı kalır ki

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.05.2011 11:59
#813

Hangi lahzada bir çare oldu ifrat, idrak neyapacak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dilediğin kadar

Hissettiğin ne kadarsa

Hiç durma işte o kadar hiddete sarıl

 

 

Nemelazım

İşime gelmez kahır

Marazlar hengâmesinde aşk uzaklaşır

 

Bir anca avazınla

Nara atarak sen kavrulma

Suhuleti bir kenara atarak ta kandırma

 

 

Hissiz akanlar

Rollerinde mukallit olanlar

Kalbi olmayınca neye yarar o yakarışlar

 

 

Usandım artık

Seni sana anlatmaktan

Avuntularını derleyip bir kenara atmaktan

 

 

O halini

Uyandırmaktan

Samimiyetle hıçkırıklarda boğulmaktan

 

 

Acizliğimde

Hicranı solumaktan

Kalbin sahibinde kalarak umuda açılmaktan

 

 

İşte ancak

O zaman sükûna eriyorum

Derlenip dirlikte nefeslenerek şevkleniyorum

 

 

Ne olur sevsen

Serilmeden feyze ümitlensen

Teninden arî olarak ruhi iklimde serinlensen

 

 

Bir kez

Benim hezeyanlarımı dinlesen

Nidalarıma kulak versen, aşk için nefeslensen

 

 

Meşk ederek

Ötelerin idrakine ererek

Kitabı Celile meylederek gül kokusunu zikrederek

 

 

Kanaati

Önceleyip tebessümle

Hoş görü ikliminin bereketiyle muhabbet birliğinde

 

 

Hazzın ahengiyle

İfratın reddiyle tefritten arî kimlikle

Meşveretin güzelliğinde, vakti nihayetin haşyetiyle

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Söyle kim sebebim evet, bir zafiyet içindeyim!

 

 

 

 

 

 

 

 

Kanıyor işte içim sessizliğinde

Karabulutlar her vakit benimle

Sen kendi seyrinde zevklerinle

Kader nasip olacak tercihlerine

 

 

Yağan yağmurda ferahlayanım

Kalbimin lekelerinde ağlayanım

Muğlâk düşleri sağanağındayım

Ötelerin hülyalarına haykıranım

 

 

Yoktur işte cazip olacak varlığım

Kendi serencamımda isyandayım

Varlık adına yorgunluğun tadıyım

Mütemadiyen avuntulara dalanım

 

 

Oysa hakikat belli, nefesler süreli

Ölüm gözlerimin önüne sergilendi

Düşünmek nafile idrakte keder mi

İnsan kimliğinde akıl yolun nedeni

 

 

Nereye baksam hangi yöne sapsam

Ayetlerin nefslerinde ağıtlar yaksam

Bir de nefsimin fakirliğinde ağlasam

İrademle hiç dağılmadan güle aksam

 

 

Biliyorum dünya fani ruhum ise baki

Nefsimin hadsizliğinde irfan ne sancı

Hancı olsan ne yazar zaman kervancı

Edeb asudeliğinde ihsan kaygısı saklı

 

 

Ermek erliğin şiarından asla sayılmaz

Aşkın dirliğinde isyan kalbe yakışmaz

Hizmet güzelliğine çileden kaçınılmaz

Feda karşısında, kaya bile dayanamaz

 

 

Varlığını ihtiyaçlıya adamadan yanma

Aşkı, hevesler hurdalığında hiç arama

Zevklerine yaslanmayı adamlık sanma

Feda olmak için rızanın peşine koşsana

 

 

Bak benim halimi görerek idraki kuşan

Ömrün sayfalarında hedefsizlik hüsran

Yalnızlaşınca nedamet bir bühtan utan

Sen hiç durma sevgiyle pastan soyutlan

 

 

Hiç sevemedim, bilmeğimden ürperdim

Bahşedilen sevgiye hasrolmaktı nefsim

Ben bilirimde ısrar ederek hep direndim

Bildiğimle cahilleştim ben şimdide hiçim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.05.2011 11:41
#814

Şaduman olan nefes aşkına ram olacak figandır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Divane olmak

Senin yolunda soluklanmak

Kalbin itminanlığında aşk ile dirliğe uzanmak

 

 

Yıldızlar el sallar

Kimler için semada hayaller kurar

Sevdalılar umut içinde hükmün sahibine kanar

 

 

Sular akar

İkliminde kefen kokusuyla kar yağar

Toprak onu hasretle kucaklar, özlemiyle kanar

 

 

Düşen damlalar

Kan içinde korunan oksijen ne yapar

Beyin için çabalar, insan nasibince rızkını kovalar

 

 

Aşk ilkimizde kokar

Halden anlamayan heveslerine dalar

Çiçekler şifa için açar, renkler insan için bahtiyar

 

 

Kanat çırpan kuşlar

Mahzun gönüllerden akseden hıçkırışlar

İhsan sahibinden asla zuhur etmez fevri davranışlar

 

 

Tefekkür ikliminde

Bir ahenk var, insanı anlar çare arar

Melalini insanlık için hizmete açık tutar ihlâsla bakar

 

 

Kul olmak neye yarar

İnsan halini anlayamazsa onu kim anlar

Kalbin sessizliğinde açar en güzide olan nice baharlar

 

 

Adamlıkta kokar

Zarafet içinde gizlenmiş olan ülfet

Namert hazlanmaz asliyet için gerçekleşir her hürmet

 

 

Vefa kadri bilmektir

İnsan onun için en mücerret sebeptir

Nisa için edep hakkaniyettir, er kişi için mücbir nedendir

 

 

Ne çocuğa ne cana

Bağırırsan sen, senin gibi olan insana

Bulacaktır seni bir gün halini anlatamadığın bir zamana

 

 

Her ne yaparsan

Muhakkak ki bir gün bulacaktır seni

Senden neşet eden değerleri idrak içinde çok nefeslenmeli

 

 

Âdeme ne demeli

Ölümün güzelliğiyle seyri hale refakat etmeli

Mezar içinde bir densizliğe düşmemeli, ruhun nihayeti fikredilmeli

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.05.2011 11:42
#815

Duygular mı alıp götürmemeli,idrak mi önemsenmeli!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Duyduğum

Çok zarif bir keman sesiydi

Hissiyatım kendince dalgalanıyordu

 

 

Alamıyordum

Kendimi, sesin geldiği yönün

İstikametine doğru öyle adımlıyordum

 

 

Çok eskilerde

Küllenmiş sayfaları tekrar

Gün yüzüne perdeleriyle çıkartıyordu

 

 

Oysaki ben

Tamburun perdelerinden

Süzülen, varlığın ahengini nağmeyi severdim

 

 

Birden sergi

Açılmıştı önümde farklı farklı

Hatıraları anlatan, ibret için zorlayan bazdı

 

 

Duygularım

Kendiliğinden akıyordu

Hissetmek bu kadar mı aşikâr farklılaşıyordu

 

 

Gönül bu derler

Bırak gittiği yöne diye isterler

Hakikat karşısında daha sonra taaccüp ederler

 

 

Hislerin sahibi

Muhakkak vaziyet etmeyi bilmeli

Yoksa onun var olan iradesine nasıl güvenmeli

 

 

Heveslerin engeli

Kanaat ile çaresizle zikredilmeli

Bir sivilcede kıvılcımın mazisi idrak edilmeli

 

 

Nağmeler

Anıların güzelliğinde dinlenmeli

Asla bir nedametle gölgelenmeden nefeslenmeli

 

 

Pişmanlık anlıktır

Zamana yayılan en önemli zarardır

Kar farklıdır onun beyazlığında ne hikmetler saklıdır

 

 

İnsan candır

Kanın hükmünü bilen yardır

Ruhun itminanlığındaki kalp istikametle sıratı bulandır

 

 

Aşk kalbin tadı

Ruhun cilası, vicdanın kalesidir

Hilkatin asliyetini bilmeyen vaziyet edememektedir

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.05.2011 12:25
#816

Ne vakit bitecek, kalbin sitemden arileşecek!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sen sitemle nefeslendikçe

 

Her kelamında hukukunu umursamayınca

 

Hak adına tahakkümü fazilet sanınca o vakit yılıyorum

 

 

 

O an halime nüfus eden şaşkınlığı

 

Hiçbir tarafa atamıyorum, perişanlık yaşıyorum

 

Sevgi adına muhabbet babında her ne varsa sıyrılıyorum

 

 

 

Ne pazara ve ne de mezar gitmeyi

 

Edebime yediremiyorum, sukutu hal ile soluyorum

 

Seni sana anlatamamanın sancısıyla, çaresiz kıvranıyorum

 

 

 

Bir köşeye çekilerek sızıyorum

 

Ne açlığı ve ne de uykusuzluğa asla aramıyorum

 

Sabır adına kanaat safhasında her ne varsa yudumluyorum

 

 

 

Gelirime göre bir gider diliyorum

 

Seni kırmamak adına sessizliğimle hep eriyorum

 

Serbestçe ve bir şevkle sokakları bulvarları dolaşamıyorum

 

 

 

Dost ve ahbaba selam veremiyorum

 

Çocuklarıma mahcup olmamak için çok direniyorum

 

Fakat tükendiğimi biliyorum hazin ki hıçkırıklarımı gizliyorum

 

 

 

Anladım ne yapsam kifayetsiz

 

Nefs nizam edilmedikçe fevkalade hal bereketsiz

 

İdrak serserileşmiş, akıl fakirleşirmiş, inkişaf kalbi dilermiş

 

 

 

Ne andan ve ne de ezandan

 

Sefer vakti uykuda horlarken, rızk taksimi ardan

 

Nasib acizliğin kadrindeyken ve rekabet bire bir hakikatken

 

 

 

Nefesler hizmete amadeyken

 

Kalbi hissediş hidayet pervazlarında beklerken

 

Rikkat ölçeği mutat olan bir devran iken sen çok uzaklaşırken

 

 

 

Sevgi iflasın eşiğindeyken

 

Muhabbet kurutulurken sen hilkatinle yabancılaşırken

 

Ben fakirliğimle kuruyan yaprağı okşarken ve hicran çağırırken

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.05.2011 11:35
#817

Bilmem ki meramım sualiniz için ne kadar kifayet edecek!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kalbinden

Haberdar olan,

Sessizliğini içine akıtan

Anlamında olmakla birlikte,

 

Bir

Serzenişin

Hal dilinde ki

Sitemini dillendiriyor…

 

Bu

Kadar

Duyarsız

Kalma, halimi anla,

 

Kalp

Yalnızca

Sense var sanma,

 

Aşkı,

Sevdayı

Masumluğu içinde

Sorgula manasına gelmektedir…

 

Kalp

Hissedendir,

Batını da, zahiride

Sahibinin nasibiyledir…

 

Nefesler

Sadece bulunduğu

Sosyal koşullar ikliminde

Serzenişleri dile getirmektedir…

 

Kalp

O kadar

Muhkem bir değerdir ki,

 

Takiyyeyi

Reddeden ve

Ruhsatları öteleyen

Ötelerden şevke eren bir erktir…

 

Hisler aktır,

Pak damlalardır…

 

Hilkati

Seyrinde izleri

Süren bir devrandır…

 

İnsan

Kimliğinde

Fevkalade muazzam

Bir sanattır… Ayanı haktır…

 

Kalbi

Duygular

Direkt sorgulamaktadır,

Daraldığında akmaktadır…

 

Muvazene;

Aklın,

Bilginin,

İradenin,

Tecrübenin

Koşulların dirliğinde

Oluşan tabii bir hakikattir…

 

Aşk

Ve sevda

Ölçüler üzerinde

 

Ve ruhi

İklimde filizlenen

Damarlardır, kalp topraktır…

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.05.2011 11:36
#818

Söz kifayet etmiyor, hal ise fark edilmiyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Artık anma

Ve ne olursun ağlama

Bitsin bu aşk kalbim yeter ki sen solma

 

Ve hiç solma

Halini kuşatan bitecekse bitsin

Kuraklığın ikliminde heves tükenip gitsin

 

Sevmek

Neye kifayet ediyor söyle

Kederle meşk etmek hale yetmiyor nedense

 

Sinem

Hazanı zikredip inliyor

Yüreğim hıçkırıklara, hicrana refakat ediyor

 

Bir kez daha

Umut içinde açılan şu bahara

Gönül kapını bir kez olsun aralayıp anlasana

 

Neye çare ki

Hüsran kime kaldı dönüp baksana

Bu kez kanaatini ertelemeyi idrakime sorsana

 

Yürek bu

Kalbin güdümünde değil mi

Gönlün nazar eden sürur penceresinde kiminle

 

Sevilensin

Aşk için terennüm edilensin

Sevgiyi hak eden, düşüncede filizlenen nefesin

 

Gel yorma artık

Bahaneler içinde bu kadar yorulma

Ömrün bu sayfalarında gel sen sararıp soldurma

 

Şayet

Kesin kararın bu olacaksa

Başka hiçbir seçenek halime hak tanınmıyorsa

 

Yolun açık olsun

Uğurlar ola, kalbin hüzün yaşamasın

Bir nedamet soluma, aşkın şu kuraklığında ağlama

 

Sen kendi yoluna git

Ben ise sefilliğin yurduna avdet edeyim

Hederliğimin kalan umuduyla yolculuğuma ne deyim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.05.2011 12:21
#819

Hicranı latif kalbine akıtma, aşkın lisanını anla!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çok

Sıkıldım yine

Dolaşmak istiyorum

Kendi derlerimin serinliğinde

 

Yutkunmalarımın

Sensizliğinde, yumruklaşan

Parmaklarımın dinmeyen hazin çilesiyle

 

Sana sevgimi

Anlatamamanın hicranıyla

Sendeki duyarsız kalan zarif yüreğine

 

Kimseye

Bir şey söyleyememenin

Üzüntüsüyle, dalgaların efkârından

 

Yükselen

Nağmeyle, halimin hazanlaşan

Sakinliğinde, çok uzaklarda ki ümidimle

 

Söz vermiştik,

Her ne olursa da asla

Bizi vazgeçiremez kimse demiştik

 

Biz

Birbirimizin

Adeta ruh ikiziydik

 

Düşüncelerimizi

Tuval üzerine resmederken,

Renklerin izlerinden giderken,

 

Kalbin

Sahibini bilirken,

Nasip olmasına bu kadar yakınken

 

Birden

Fırçandan akseden

Resimlerde kara bulutların,

 

Gün

Batımının, hazanın,

Hüznün çizgileri ağır basıyordu.

 

Yemyeşil baharı

Güze çeviriyor, umutları

Dalgaların hırçınlığına emanet ediyor,

 

Zarifçe

Yağan yağmuru

Afete dönüştürüyordun.

 

Bu zaman

Diliminde sessizliğimi koruyor

Ve seni anlamaya çalışıyordum,

 

Fevkalade

Naif hislerinizin

Duyarlılığını bildiğim için,

 

Yüreğine inmek,

Seni o kapkaranlık vehimlerden

 

Bir hışımla

Çekip umudun vadisinde çay

İkram etmeyi o kadar çok diliyordum ki

 

Ama sen

Sadece hazin bir nazarla

Gözlerimden her zaman ışık saçan,

 

Yüreğimi bağlayan

Nazarlarını saklıyordun,

Bir türlü efkârını anlatamıyordun,

 

Darağacına

Mahkûm edilen

Suçsuz bir yareni resmediyordun

 

Kime

Neye kızacağımı,

Halini nasıl anlayacağımın

İpuçlarını bir türlü vermiyordun,

 

Kaderine

Teslim olmuş bir

Mürebbinin sakinliğinde,

Gözyaşlarının refakatiyle seyrediyordun

 

Dünyayı

Karşıma almayı göze

Almamanın bahanesi olur mu

 

Nefeslerin

Hükmünden arî olunur mu

 

Ömrün

kalanıyla hayat solunur mu

 

Hak aşkına

Aşka pranga vurulur mu

 

Anlat

Ne olur susma,

Suskunluğunu yüreğine kusama

 

Kalbini

Şeksiz şüphesiz bir anla

 

İtminanlık

İçinde ruhuna uzansana,

 

Bir

Nefsin sahibi olarak

Mizan senin uğrunda

 

Ne derler,

Vehimler, icbar edenler

Reddiye çekenler olmayacaklar yanında

 

 

 

 

Mustaaf CİLASUN

MU
05.05.2011 12:23
#820

Hisseden yüreğiniz kelama dökülünce!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ayanı halinde

Nezaket gülistanı

Olan değerli kıymetli kardeşim

 

Her

Şeyin hayırlı

Olması niyazlarıyla,

 

Bir

Emeğin gayretini

Şevkle kayıtlara alırken,

 

Nasibin

Hükmünce önümüze

Sunulan tercihlerde sizlerle,

 

Hem

Hal olmak dileğiyle

Huzurunuza çıkmaya talip oldum.

 

Tarafınızdan

Ve dostlarca bahsi

Geçen sıfatlara haiz olabilmeyi

 

En kalbi

Duygularımla

Acizliğimle muhakkak dilerdim.

 

Çilenin

Ötelendiği nefsimde,

Himmetin reva görmediği kişiliğimde,

 

Ne derleri

Önceleyen vehimlerle

Fütursuzca yazmak adına

 

Huzurunuzda

Hadsizliğimi terennüm

Etmekteyim şimdilerde çare ki

 

Teveccühleriniz

Karşısında ve böylesi içli

Satırlar arasında nasıl duygulandım.

 

Yıllara

Sâri olarak sinemde

Hapsettiğim gizemlerimi

 

Ve fikirlerimi

Sizler okudukça ve bir

Değerlendirmeye tabi tutacak

 

Kadar

Kıymet atfetmeniz

Karşısında, şekliyet öncelenmeden

 

Yapılan

Çalışmaların semeresi

Gün misali ortaya çıkacaktır illaki

 

Şimdi siz

Bizzat satırlarınızla

Gönül bahçemi güllerle mücehhez kıldınız

 

Ve halime

Bir bahtiyarlığı yaşattınız,

Hak etmediğim teveccühlerinizde ki şevkle

 

Bu vesileyle

Öncelikle şükrediyorum

Halin sahibine ve kalbin yegâne malikine

 

Size

Teşekkürler ediyorum,

Uzaklardan şevk ihsan eden güzelliğinize

 

Haliniz

Sebebiyle, huzur

Ve afiyetler diliyorum en kalbi hislerimle

 

Muhabbetle

Sağlık ve sürurun kalbinizi

Ruhunuzda ki ahenginizi mesruru eylesin

 

Selam ve sevgiler

Sukutu edepteki feyizler

Sabrın bendinde aşkla şenlenen ömürler diliyorum

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.05.2011 11:06
#821

Kalbi olmak, luzüm etmedikçe konuşmamak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kabullenmektir

 

Habersiz gelen için acıyı hissetmek

 

Her ne kadar haklıysan da çaresiz boyun bükmektir

 

 

 

Zamana

 

Hasretmektir, vakti beklemektir

 

Hakkın yerde kalmayacağını bilerek tevekkül etmektir

 

 

 

Kelimeleri

 

Bilerek düğümlemektir

 

Hissiyatı törpüleyip sabırla güneşlenmenin zarifliğidir

 

 

 

Dinlemenin

 

Tarifsiz naifliği ve hazzıdır

 

Hırçın düşüncelerin nizamı için vesiledeki tek adrestir

 

 

 

Halin devranında

 

Bekleyen gözyaşlarını

 

Hüznün refakatiyle içe akıtmaktır, benliği dokumaktır

 

 

 

İsmini andığı kişiyi

 

Zikretmek için demlenmektir

 

Aşkın safhalarındaki edebin faziletini deruhte etmektir

 

 

 

Kim bilir bazen

 

Kasten ödün vermektir

 

Nihayetin nöbetindeki serinliği keşfetmek keyfiyetidir

 

 

 

Hicranı anlamaktır

 

Yüreğin dağlanmasında adımdır

 

Direniş için sabır sukut ile yeşeren fevkalade dirliktir

 

 

 

Zülfün yâre inhisarını

 

Görmesin diye örtmektir yüreği

 

Sessizliğin dehlizlerinde nefeslenmeyi becerebilmektir

 

 

 

Mesnetsiz nefesi

 

Kalp için zikri, zihin için fikri

 

Derlemeyi bilmek merhalesidir, zaman için çok gereklidir

 

 

 

Gülün dikenine

 

Örümceğin zarafetine

 

Mezarın esrarında ki mevcut hikmetine tevessülü sanattır

 

 

 

Bazen yaşamak için

 

Ve bazen de ölüm yolculuğunda

 

Cehti seferber etmek adına, derinliği uzanarak koklamaktır

 

 

 

Dostun zaaflarına

 

Düşmanın çığırtkanlığına

 

Sübyanın hoyratlığına adım adım muhabbetle meyletmektir

 

 

 

Fevriliğin

 

Âdemi erdem kimliğinde

 

Kemaliyetin her cümlesinde tasvip görmediğinin şahididir

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.05.2011 11:55
#822

Cevap veremedim içim burkuldu, gönül an be an sordu!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Billahi

 

 

Hep dertli gönül seni sordu

 

 

Yıllardır hüzün soludu, yoruldu bizar oldu

 

 

 

 

Bir çare adına

 

 

Mütemadiyen Hakka yakardı

 

 

Hiçbir zaman yılmadı, umut sofrasına kandı

 

 

 

 

Sevmekten

 

 

Söz ediyorum anlık hazdan değil

 

 

Aşkın pervazlarına tutunuyorum korku değil

 

 

 

 

Ha ne olur

 

 

Bir haline eğil, gözlerinde meyil

 

 

Kalbin vuzuhundan hakikatin deryasına seyir

 

 

 

 

Mevsimler

 

 

Gelip geçiyor, laleler renkleniyor

 

 

Ruhum hicranın kadrinde seni hasretle bekliyor

 

 

 

 

Gelen geliyor

 

 

Selam vermeden çekip gidiyor

 

 

Bir tutam olsun kulağıma yıllardır haber gelmiyor

 

 

 

 

Nesiller büyüyor

 

 

Ekinler hasat ediliyor lakin sen

 

 

Mezarın sessiz sizliğinde, kalbimin köşesinde eriyor

 

 

 

 

Ömür tükeniyor

 

 

Yaşamak umut olmaktan çıkıyor

 

 

Aşkın toprağı sahibini bekliyor, seni özlemle anıyor

 

 

 

 

Çaresiz kalıyor

 

 

Halsizlik çöküyor, çırpınış bitiyor

 

 

Dil kuruyor, kalp tekliyor, diz çekmiyor, el terliyor

 

 

 

 

Sana gelmeyi

 

 

Bir ömrü çileyle örerek nefesleniyor

 

 

Halinde rengârenk büyüttüğü çiçeklerle aşk diliyor

 

 

 

 

Halinde filizlenmeyi

 

 

Nefesinde erimeyi, aşkına erişmeyi

 

 

Zamana hasrederek güfteleştiriyor, nakşetsin diyor

 

 

 

 

Hasretin aşkını

 

 

Naaşların serencamında demliyor

 

 

Ey Hak diyor, yegânesin idrak ediliyor ruhum geliyor

 

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.05.2011 12:36
#823

Ne vakit hak olacak yaşamak ve idrakte anlaşılmak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hiç bilmediğim

 

Ve şahit olmadığım hıçkırık sesleri

 

Beni alıp uzaklara, hazanın solgunluğuna davet diyordu

 

 

 

Öyle bir sağanak ki

 

Gök kubbeden sudur eden aşkın

 

Sinelerde mahzun kalan hissiyatın, haksız soluk almanın

 

 

 

Meramı anlatamamanın

 

Hakkı tespit, yanlışı ret hakkının tanınmadığı

 

Hilkatin gereği olan edebin hiçlendiği bir yozluğa doğru

 

 

 

Adım adım yaklaşırken

 

Ulu orta kan gölü her yanda görülürken

 

İnsan, manasından soyutlanan can, adamlıktan anlamayan

 

 

 

İhata ettiği savlarıyla

 

Mütemadiyen kustuğu salyasıyla

 

Şayet yaşamak bir hak olarak anlam bulacaksa ama anlaşılsa

 

 

 

Varlığım hak adına solsa

 

Hissiyatım hakkı teslim nefesiyle donsa da

 

Ayazlar kaftanım, geceler çarığım, halim toprağımla koksa da

 

 

 

Nur zifiri karanlığa yıllarca

 

Sorgusuz ve sualsiz mahkûm kalacaksa

 

Tahakküm adına, soysuz nefesler ne kadar yasalar çıkartsa da

 

 

 

Çile bu uğurda

 

Aşkla koklanacaksa hayırlar ola

 

Ne kadar safahat göz önünde iştahı kabartsa da, nur olmayınca

 

 

 

Ecir maksadı haksa

 

Rıza için aranmak vuslat olacaksa

 

Rahatlık kimin umurunda, geceler hasret uykusuz nazarlarına

 

 

 

Kitabı celil bu uğurda

 

Hissedilerek okunan evrensel beyansa

 

Ayetler mütemadiyen hakkı aydınlatınca, kalp sancısı karşımda

 

 

 

Kuşatan itminanlık yanımda

 

Nefesim, her zerresinde titreyen hissim

 

Başucumda, nöbet tutuyor ayakta, seher anlamlı bir an olunca

 

 

 

Ezanlar kulağa gelince

 

Ruhum kendi ikliminde şevklenince

 

İşte o vakit kalbim sahibiyle, emin olmak benimle aşk dilenince

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.05.2011 10:59
#824

Meftun eden bir naif nefesin kalbi edep yadıyla!

 

 

 

 

 

 

Zarafetine

Gizlediğin nefesine

Nisa kimliğinde ki edebi haline

 

 

Sabrın

Dirliğinde ki çilene

Seni sende alan zalimin çarkına

 

 

Çıkar

Uğruna solgunluğa

Çaresiz kalışına sessiz soluğuna

 

 

Naifsin

Sen payeler şevkisin

Özelsin, hususen yetiştirişmişsin

 

 

Annenin

Dilinde özlemsin

Babanın en müstesna varlığısın

 

 

Sakinsiz

Hiddet nedir bilmezsin

Hükmün sahibine iltica edensin

 

 

Anlamazlar

Senin halinden

Annesi dibindeyken vehimlerden

 

 

Doğan

Bebek ikliminden

Edebin derinliğinde ki tefekkürden

 

 

Hilkattir

Senin varlığın aşktır

Lafügüzaflar içinde ibretlik sanattır

 

 

Ak aktır

Kara beyazın aksıdır

Kebir günah için taliplisini bulacaktır

 

 

Maslahat

Kimlerin işidir

Müçtehit nefesleri çok derilerdedir

 

 

Fukaha

Şekliyet için midir

Mizan düşünen için hükmü verecektir

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Nefesin müddetini bilmek ve sahibine aşkla yönelmek!

 

 

 

 

 

 

Bahşedilen gücümün serencamında

Hakkı tespit, batılı ret olgusu vardır

İnsan, âdem kemaliyetinde manadır

Ölüm haktır nefsin nizamı hakikattir

 

 

Hareket ve gücün kullanılan manası

Hayrı tavsiye edip, kötülüğü mendir

Umudun seyrinde, şer bir çoraklıktır

Akıl ulviyet için vardır kalp hakkındır

 

 

Hattizatında, akli nazar kalbi olandır

Zira ihsan, onun nezaretinde adımdır

Kanlar şahadet için akacaksa felahtır

İnsan kul olmalıdır, aşkla susamalıdır

 

 

Kendi nefsimde hâkimiyetim zaferdir

Bunun için irademde demim fazilettir

Dirayet bilgiyledir cehalet vehimindir

Akide birliği muhabbet içinde sevgidir

 

 

Dikkat et husumetler hiddet nedenidir

Hiddet dirlik için nöbetleşen hazinliktir

Şecaat rızada aranmalıdır zaaf zarardır

Düşünmek bilmenin aynası bir sanattır

 

 

Kendi halinde habersizse insan hamdır

Olgunlaşmak merakın gayrete adımıdır

Hissetmek, ruhun vuzuhunda kalmaktır

Aşkın tefekkürü umutların haz baharıdır

 

 

En kadirşinas sanatçı haddini bilecektir

Çünkü kendiside bahşedilen bir sağlıktır

Ancak kulsa vuslatın hazzına ulaşacaktır

Hakk rızasında manalaşıp haşr olacaktır

 

 

Evlatlar, neslin teminatıdır ancak şartla

Mefkûrede hakkın aşkı idrakte olacaksa

Yaşamak sanatı ruhi nizama ulaşacaksa

Edebin hazzı nefisle yarışıp kurtulacaksa

 

 

Her can sınırlı bir hukukun sahibi olandır

Yarışmak için rekabet gerekçesi elzemdir

Rıza’nın maslahatı azimeti ötelemeyendir

Kendi içinde çürümeden şevki solumaktır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.05.2011 12:11
#825

Yazmak ve anlatmak isterdim, fakat!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaç kez başına geçtimse

Ruhumun dinmeyen figanını hasretmek istemdimse

Kalbimin hicran damlalarını ve hüzün yakarışlarını akıtmayı diledimse

Olmadı, başarmaya ramak kaldığını düşündükçe, olur ya dedim ve geriye çekildim

 

 

Katmerleniyordu ruhumda hicran

Sessizlik içinde nereye temaşa ettimde. İçim gidiyordu her an

Gözyaşlarımı bırakmak istiyordum, kimsenin görmesini hiç istemiyordum

Çekiliyordum, kalabalıklardan uzaklaşıyordum, nerdeydin söyle ey anılan o can

 

 

İsimsiz mektup yazmak istedim

Biraz kaygılanmanı diledim ve yadedebilmen için neden merak içindeydim

Ne kadar kıymeti harbiyesi olan bir nefestim, hiç söylemedin, ne sancılar ektin

Niçin bir sual eylemedin, hissiyatımı derbeder eyledin, niye sessizce çekilip gittin

 

 

Bir acaba demeden ve üzmeden

Ram olduğum edebin derin izlerini refakatinle sürmeyi nasıl arzu ettim

Lakin hangi lisan-ı hal ile söylemeliydim, çaresiz bir sessizlik içine çekildim

Bilsen ne kadar beklemiştim, bir kelam etmeni ve yılların umuduyla kederlendim

 

 

Sana evet,bir şey söyleyemem

Serdewtmediğin hissiyatını asla deruhte edemem ve kalbi inşirahını bilemem

Gönül bu, sanki hissiyat çağlayan bir su, merak alıyor içine, aşk nasıl bir korku

Beni benden alıp götüren, bir efkarın meyline gark eden ve kendine çeken söyle ne

 

 

Umut sanki yıllara gebe kaldı

Ruhumu içinden çılıkamaz bir hicran kuşattı, kalbim nasıl burukluk yaşadı

Kim nefesimin suskunluğunu anladı, hüznümle başbaşa kalarak hıçkırıkla ağladı

Susmalıyım artık vakit çok geç, firkatine bağlandığım bilmeyecek kalp gülmeyecek

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.05.2011 12:12
#826

Dirliği unutturdun, bizar bırakmayı bilmem ki ne sandın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bıraktım artık yeter be yeter artık

Dursan da, baksan da, gitsen kapı açık

Ne yapsan asla ilgilenmeyeceğim bilesin

Kalbimi terk etmeyeceğimi elan düşünesin

 

 

Sabrettim yıılardır dayandım, yılmadım

Seni tanımayı, zamana bıraktım, kızmadım

Kahırlanmadım, hiç aldırmadım, sabırla yaşadım

Hep inandım, arkama bakmadım, niye anlamadın

 

 

Her geçen gün neden farklılaşıyorsun hadi söyle

Kanaati dışlıyorsun, asılıyorsun, hala kıskanıyorsun

Şekliyeti, her daim önceliyorsun, tutukluk yaşıyorsun

Neden kendinden uzaklaştırıyor, ruhumu boğuyorsun

 

 

Her şeye özenme, belki olur diye de deneyim deme

Hilkatinde ki, hakikati öğrenip düşünmeyi öncelesene

Mana buharlaştı, senin benliğinde, emeller bir hal aldı

Çaresiz bırakmayı marifet saydım, sanki esaretine aldın

 

 

Kendin olmalısın cazibenin değil, müddeti nefes niye var

Kalbiişiliğini bulmalısın, ruhunla bir yol almayı anlamalısın

Kayboldun bir ömür, durmalısın, suali kendine sormalısın

Sen kendin değilsin,böyle olamazsın, öncelikle arınmalısın

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.05.2011 11:53
#827

İdrakin firkatini anala, asla ondan uzaklaşma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nihayet

Sende bulmuştum

Seninle kavuşmuştum ben huzura

 

Bizarlıktan

Uzanılan şevki refaha

Kalbin itminanlığında açan bahara

 

İlkimdin

Heceden şiirim

Düşünceden muhabbet iksirimdin

 

Sendin

Sevilen değerdin

Hak eden sabrı bilen zenginliktin

 

Sen ve ben

Sessizliği terennüm eden

Anca kelamla hem hal eden nefestik

 

Ne şevke

Ne de dinmeyen hevese

Zevklerin esenliğine hayale dalmadık

 

Hesabı andık

Kuvvetin iklimine kandık

Zamanın hikmetinde nasibe inanandık

 

Ne derler

En çok neyi dilersen

O illaki seni bulur ve niyazın kabul olur

 

O vakit

İş çok kolay sabah akşam

Hiç oyalanmadan zikredelim halde olanı

 

Hattı zatında

Hikmeti nerede bilinmez

Her şey ulu orta avuntuyla hesap edilmez

 

Nidanın değeri

Kalbin itminanlığıdır yeri

İhlâs için şartların kavli çok iyi düşünülmeli

 

Her şey dilenir

Edep içinde ruh dirliği aranır

Kalp, heveslerin, zevklerin yeri değil anlatır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.05.2011 11:55
#828

Lahzanın kuşatan esrarında bir nefes alırken!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Güzel bir gün görmedim, avaredir gönlüm

Sarf eylediğim sözüm hali anlatsın dilerim

Şimdi kime ne söyleyim kimden ne dileyim

Sabrın güzelliğinde kopan yaprağı dinleyim

 

 

Uçan kelebeklerin rengiyle hemhal ederim

Martıların o nakaratlarında azimeti izlerim

Balıkların derinlerde rızk için sabrını bilirim

Ben hederim, kulluk konusunda derbederim

 

 

An, zaman içinde Ummanlaşan candı aranan

Bir dirlik olmazsa ne işe yarayacak akan kan

İnsan, kulluğu konusunda noksanlığı yaşayan

Cihan içinde nizamın hasretiyle sancı yaşayan

 

 

Dünya, insan için yalan olmayan, birçok hülya

Uykularda gizlenir esrarı teslim olmuş vuzuhla

Zamanın akışında nasibin bulacağı her baharda

Yapraklar arasında anlam bulan renkler arsında

 

 

Toprak, ne kadar berrak olan bir hakikati hesap

Nefis ile verilecek anılar girdabında yoktur rahat

Kalk birde kendi haline bak heveslerin kat be kat

Mizan ile bir vuzuh bulacaktır her hakikati azamet

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.05.2011 12:40
#829

O an ve gelecektir aşkı anlatan bir zaman!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ahu serabımdan umutlar baharlaşır

Ruhumun insicamından aşkın koklanır

Kalbim hıçkırıkların ikliminde olandır

Sevda zindanlarında hasretim sanadır

 

 

Yıllar zamanın güftesindeki sancılarda

Şarkılar solan umutların serencamında

İnsan renkli hevesleri yaşar sağnağında

Ömür zamana, ruhum hakikat bulvarında

 

 

Seni mütemadiyen anmak ruhen yaşamak

Kalbin naifliğinde ki yolculukta koklamak

Aşkın devranındaki edebi seninle anlamak

Nisa kimliğinde o ülfete aşkınla ram olmak

 

 

Anlık hazları neyleyim kendimle dertliyim

Zevklerin renklerinde gizli kalbi lekelerim

Ben senin ruhunla aşikâr eylediğin hedefim

Ölümle iç içeyim, mizan ürpertisiydi derdim

 

 

Sevmek, hiddetlerin rüknünü def eylemektir

Şiddetin adını anmadan hamiyeti koklamaktır

Kalbin sahibinde acizliği soluyarak yaşamaktır

Aşkın serencamında vefayı anlamlaştırmaktır

 

 

Her şey sana bahşedilmişken sen unutacaksın

Yozlaşmak adına heveslerin peşinde solacaksın

Anlamadan konuşacak, düşünmeden coşacaksın

Bizzat halinde yanmadan yazmaya koyulacaksın

 

 

Aşk ne zanla ne envai çeşit avuntular odağında

Ruhun ikliminde anlamlaşan hilkatin aydınlığında

Kalbi marazların darlığında hazanın hicranlarına

Ömrün, en anlamlı sayfalarında coşan varlığında

 

 

Can ve canan muhabbet için kalbe doğan haktır

Aklın rüknünde mükellef olmak sana kalacaktır

Hesabın icmalinde aşkın sayfaları anlatılacaktır

Hak o zaman mücerret bir şekilde anlaşılacaktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.05.2011 10:55
#830

Kalp umut ediyor, ruhum hicrana erişiyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilmem ki hangi lahzanın farkındayım

Dinmeyen gözyaşlarım, ruhumu bırakmayan ve figan eden yalnızlığım

İdrakim ne vakit aşkın sadrına erişecek, vuslatı anbean vecdiyle yadedecek

İçimi kuşatan bu hüzün dinecek, ahuzarım baharın süruruyla ey hak diyebilecek

 

 

Saklı gelimeler geliyor bir bir önüme

Her ne kadar yazmaamak adına dirensem de, içim gidiyor her ne hikmetse

Neden anlaşılamıyor, öğrenmek için bir gayrete tevessül edilmiyor u sual etsem de

Boyun bükesim geliyor,merakım dinmek bilmiyor durmuyor sancılar hucüm ediyor

 

 

Mütemadiyen şikateyetçi mi olacağız

Nefesin azizliğinde hiç buluşmayacağız, harsedileni edebiyle anlayamayacağız

Sual etmeyi bilmeyen, bilmem ki nasıl bir fikrin erbabıdır, yoksa heves mi kardır

Ar kayboloan bir zamanın hicranı mıdır sessiz çığlıkları duymak kime için gamdır

 

 

Bahar niye saklı zamanın ummanıdır

Vecdin ve sevdanın vucut bulduğu maveradır, öteyi önemsemeyen insan mı vardır

Nasıl bir ruhun ve kalbin lahzasında anlamlaşmaktadır nefis edebe niye muhtaçtır

Vefa kula kulluk nispetinde edadr, lakin lebbeyk diyen ruh, hangi lahzada ki aşktır

 

 

Anlamak istiyorum bu aşk-ı vakıayı

Kaderden kazaya eriştiren nazarı, kalbin sahifelerinde ki gizlenen muştu sevdayı

Ne vakit ayılmaya erişeceğim, dinmeyen bahanelerden arileşerek itminana erceğim

Hangi kapıyı çalsam ve umut içinde anlamlaşanın hicanıyla arınmayı dileyeceğim

 

 

Geceden sabaha kadar zikredeceğim

Beni ben yapan hikmetin, nefes-i sahibin, müddet-i emanet aşkıyla nefesleneceğim

Kimseye söz etmeden, ruhumun hicran damlalarını evet, esirgemeden serdedeciğim

Göçüp gitmeden, ne dereleri öncelemeden, istikameti hakikat adına belirleyeceğim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Sus, sakın konuşma, sadece dinle!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Böyle söylüyordu nazaında okuduğum mısralar

Yıllara sari içine attığın sancılar, ayan olmayan figanlar ve yaşlar

Ne kadar şaırmıştım, nasıl bir ihmalkarlığın sofrasındaydım, dayanamadım

Gözlerimi kapattım, sinemin derinliğine daldım, gelen yaşları o anbean bıraktım

 

 

Elbette ki haklıydın, ne müthiş bir sızıydın

Teslimiyet ve sadakat adına mı adanmıştın, neden hakkını hiç aramadın

Suskun bakışlarınla yıllarca anlattın ve fakat idrakimi söyle neden ayıltmadın

Mütemadiyen mi fedakar olmalıydın, adeta gönüllü köleliği hiç yaşamamalıydın

 

 

Sabrı ve iradi olmayı kalbime koymalıydın

Siyim siyim akan gözyaşlarınla burkan ruhi ukteelerini yüzüme vurmalıydın

Hak ve hukuk adına cengaver gibi savaşmalıydın, mürebbi olmayı bırakmalıydın

Ötelerin vecdinden, lahzanın gelecek zamanın ikliminden sol yanımı uyarmalıydın

 

 

Yırlardır akıp gitmişti o gözyaşların

Sessizlik içinde yazdığın, kimseye okutmaya kıyamadığın ve kaygılandığın

Acabaalar içinde kimi zaman kıvrandığın, huzur ve sükün adına bir yol aldığın

Sabrın ve kanaatin muhakkak ki bir neticesi olacaktır diyerek inşiraha adandığın

 

 

Söyler misin ben nasıl farkına varırdım

Keyfiyeti ve hevesinin peşinden sürüklenen bir adamdım, neden suskun kaldın

Nasıl bir Allah’a inanırdım, ne kadar farkındaydım, güya iman üzere bir candım

Peki, o vakit niçin senin halini anlaamaktan fevkalade uzaktım,nerde yanılmıştım

 

 

Refikim ol, evet, yok başkada bir yol

Kol kanat gerdin, onca ezalara sabır içinde direnerek kalbi ihsanına eriştin

Asla lafazanlık etmedin, edebinden bir taviz vermedin, hizmetinden vazgeçmedin

Nasıl bir kalbin ve ruhun sahibiydin, kırıp dökmeden bu halimi tefekküre eriştirdin

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.05.2011 11:52
#831

Dil lal olur, kalp o an kendi lisanıyla kunuşur!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hani

Bir söz vardır nesillerdir

Söz gümüşse sukut altındır diye hatırladın mı?

 

Anlamaya

Ulaşmadan ve kanmadan

Avuntulara bulaşmadan ve kalbide yormadan

 

Ruhi muvazeneyi

Zorlamadan, idrake inan

Meşveretteki taze kanlara dayan ve yılmadan

 

Anneni hakir görme

Babanı da asla solgun bulma

Halden uzaklaşarak, mekânsızlığa rağbet etme

 

Nerede gün

Orada akşam dersen rasgelesin

Bir başka ifadeyle, kimliğinden azade nefessin

 

Yalnızca

Bir his değilsin, zevkler için

Hasredilen bir sefil misin, hangi rengin fidesisin

 

Ezel ve ebet

Zahir ve batın birlikte kuvvet

İnsana tevdi edilen o akıl niye en önemli sıhhat

 

Bilmeden

Yol almak kimler için nazar et

Ahir için nefesin müddetini hakkıyla bir hesap et

 

Caziben

Bir ömürlük değil idrak et

Hücreler halinde eriyecek hisset hilme tevessül et

 

En az haftada

Bir gün hastaları ziyaret et

Darülacezenin müdavimleri kimler meraktan dert

 

Morglar

Neden boş değil sinede halvet

Kalbine rağbet et, mevt nedir onun dirliğine rağbet

 

Her sancı

İnşirah için sana çok yabancı

Ruhun kimliğine yabancı, sen olmayacaksın bir hancı

 

 

 

MuStafa CİLASUN

MU
11.05.2011 11:53
#832

Bilmem ki neden hatırlatır ve anlatırsın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Vazgeç

Artık, söyleme hatırlatma

Biz zamanlar yaşanan hatıralar saklı kaldı

 

 

Maceramıydı

Ömrün sayfalarında sancıydı

Ne kaldı hicran bir an durmadı hep sızlattı

 

 

Dinlediğim

Şarkılar sanki ızdırapdı

Hasrete gark ederek solgunlaşan susuzluktu

 

 

Nefesim

Yettiğince umut hazdı

Lakin varlık olmayınca acizlik hazin eserdi

 

 

Kime ne

Söylenirdi, dert benimdi

Hüzün nefesim, hasret kafesinde sessizliğim

 

 

Hayat adına

Renksiz sefilliğim neyleyim

Çaresizliği umut addedip fakirliği perçinlerim

 

 

Aklı neyleyim

Mantığı nereye sereyim

İrademe kefilim lakin şimdi solgun bir nefesim

 

 

Düşünmek mi

Güldürmeyin, neyi öncelerim

Nitelik olmazsa, vasat tefekkürü neye ekleyim

 

 

Bilirim mukallidim

Tahkike muhtaçlığı özlerim

Nereden başlayacağımı her nedense düşünürüm

 

 

İşte hal böyleyken

Sevmeyi hisseden fakirken

Hasretmeyi bilmeyen cahilken ben sana ne deyim

 

 

Senin naifliğinde

Sefilliğin eşiğinde biçareyim

Teslimiyetinde avuntularıma yönelirim ben bilirim

 

 

Nefsimi öncelerim

Hislerim renklerinde terlerim

Sadakatinde bencilliğe meylederim çünkü tacizim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.05.2011 18:12
#833

Söyle hangi desisenin eşiğinde tutsağım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne söylense ve hatta dikkatimiz dahi kesilse

Akıl sır ermiyor, nesil emmniyeti adına ne kadar kepazelikler sergileniyor

İnsanlık adına edep sanki sukuta çekiliyor,şaşkınlık ahvalimi tarumar ediyor

Nereye baksam, acabalarla bir yol bulsam, emin olmak hazzıyla solusam yetiyor

 

 

 

Zafiyet ve onca çirkinlikler derdest ediliyor

Kimin eli kimin cebinde zannı galip geliyor, nara atanlar ise oratalıkta geziyor

Yürütme adına halkımız tarafından verilen yetkinin bitiş zamanı anbean geliyor

Ne kadar güven ve istikrar temin etmişse inanıyorum ki her nefes yakinen biliyor

 

 

 

Kimi vakit bazı kuşkular aklımza geliyor

Neden bağısızlığı bilinen yargı, zanlarla itham ediliyor, gazete sayfaları yırtılıyor

Sanki holiganlık artık su yüzüne çıkıyor,şimdilerde spor adına insafsızlık başlıyor

Dinmeyen savaş çığlıkları atılıyor gösteri adına insafsızca bak insanlara kıyılıyor

 

 

 

Siyasi arena nasıl bir tertip ve düzendir

Telakkiler namına densizlik eken bir meretmidir, siyasiler niye hakaret edenlerdir

Akıl ve izan, idrak ve vicdan emanete mi bırakılıyor, kalp ve ruha ne söylenecektir

Şahitlik eden nefeslerin taassubiyet taşımayan izanların şakınlıkları dinecekmidir

 

 

 

Çocukluk günlerim geliyor şimdi aklıma

Hısım akrabayı birbirinden ayıran ve hasım eden şirret politik naralarıyla

Ev baskınları, araba yakmaları, sessiz sedasız sana kıymaları nasıl acımasızsa

Muhakakak ki hukukumuzu bilmeliyiz, tercihlerimizi de bu nispetle belirlemeliyiz

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.05.2011 18:13
#834

Ruhum firkatini diler, kalbim sessizce bekler!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yüreğimde bir burukluk var

Hüzün sağanakları sinemi burkar, mevsizsiz bir kar suskunluğumu bozar

Sessizliğin dirliğinde ve edebin sahnesinde fersiz gözlerim figan ederek bakar

Merakım artık neye yarar hali fakirliğime kim meylederek ülfetiyle kalbimi yoklar

 

 

 

Kimi zamanlar akmıyor sular

Yalnızlığımı yoklayan esrarlı sağanaklar, sol yanımı ağrıtan kimi sancılar

Bir vakitler beni benden alan hınçlar, asabiyet içinde çırpınışlar ve ne arayışlar

Nerde kaldı haykırışlar, atılan çığlıklar, şimdi refakat ediyor bana fersiz solukalar

 

 

 

Kime baksam içim öyle sızlar

Kaybolan yıllar, ihmal edilen zamanlar aklıma gelir, yüreğimi sessizce burkar

Geriye şimdi ne kalan, heves hangi nefesi kurtardı, keyfiyet hesapsız sanıldı yakar

Herkes gelip gidiyor, bilmem ki neye meylediyor,vakit içinde ki ölüm kimi bekliyor

 

 

 

Güneş yine sessizliğine çekildi

Tıpkı gözlerimde ki takatsizliği bir çırpıda önüme serdi, nefesim müddete seslendi

Hicran ruhuma refaakat etti, kalbimin takati ne kadar sakinleşti,o andan bahsetti

İhmal ettiğim kutlu zamandan hiç söz etmedi ve hazanı her yanımda aşikar eyledi

 

 

 

Babam ve annem çoktan göçtü

Yadettiğim anlar zihnimde belirdi, keder ne kadar pervasızca ruhumu sendeletti

Sanki artık vakit geldi dedi, ayalim gözlerimin önünde belirdi, içim nasılda titredi

Neden bu kadar yabancılık sinemde vardı hani sözü edilen o vuslat dilde mi akaldı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.05.2011 11:35
#835

Hangi emel uğruna kaybolduk, farklılaştık!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dertleniyorum bazen

Kendi halimde düşünürken

Otobüs duraklarında beklerken

Ayaz kesen simaları temaşa ederken

 

 

 

Oysa biliyorum ki bunlar

Bizim olan kanlar canlı insanlardı

Her birinin haline yansımış kaygılar

Ne olacağı belirsiz ilzamlar kanaatler

 

 

 

Çocuğun ellerinden tutan

Aylarca karnında taşıyan can

Kanından kan bağışlayan yüce insan

Ne olmuştu menzile yetişmek için unuttu

 

 

 

Aracın kaptanı asık suratlı

Gençler birbirlerinde farklı anlı

Duyarsız bir kimliğin sanki içinde saklı

Yaşlının karşısında görmemek içinde katlı

 

 

 

Her ne kadar tercih etmesem de

Bir şekliyle gönderiyorlar iş halinde

Yeşile hasret yaşadığım bu melalimle

Suda buluna ülfet nerede verilen değerde

 

 

 

Bulvarların kullanım hakkı

Biliyoruz ki insanın kudretinde saklı

Sırnaşlık arsızlık geceden kalanda farkı

Zavallı görevlilerin nahoş görünen efkârı

 

 

 

Bir heyecandır hız tutkunu

Basıyor gaza yutuyor bak salkımı

Yanında manitası onun dinmez çakası

Motosikletlinin kanlar içinde yerde yatışı

 

 

 

İnsanız işte merak kesildik

Yerle yeksan olan gence nazar ettik

Hareketsiz eklemler mesnetsiz şekilsiz

Kan revan içinde nefessiz yatıyordu hissiz

 

 

 

Hız tutkunu genç duyarsız

Kaskom var beyler bedelini alırsınız

Yaşanan hadise karşısında şaşar kalırsınız

İnsan mı bu konuşan genç diye hayıflanırsınız

 

 

 

Kız ağlıyor bir panik yaşıyor

Ölen insan için değil arkadaşına yanıyor

Sen üzülme baban halleder diye tembihliyor

Yerde yatan bedeni terk eden ruhuyla bakıyor

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.05.2011 12:43
#836

Lisan-ı haldir melalim, hasrettiğimdir ahuzarım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevgili üstat;

zatımla ilgili tespitleriniz için

bahtiyar olduğumu bilmenizi isterim.

 

Makale, hikâyelerim için

“devede kulak kalır” teşhisiniz biraz manidar geldi.

 

“Nakşeden izler” anı roman çalışmamı ilgili

siteye bir bütün halinde ekleme fırsatını bulamamıştım.

 

Bu nedenle bölümler halinde yayınladım.

Bu çalışmam diğer sitelerde fevkalade revaçtadır.

 

Bir okur sıkıntısını, tasasını çekmedim,

ve böyle bir beklentiye asla ve kat’a tevessül etmedim.

 

Zira tesirin sebebini bilendim

bu bakımdan muhakkak ki bir heder-i nefestim.

 

Şiir çalışmama gelince;

bu alanda çok başarılı olduğum söylenemez elbette.

 

Çünkü mısralarımı

şair olduğum için veya

bu sıfatın hasretiyle yoğrulduğum için yazmıyorum.

 

Hani bir hüznün nağmesi

bizleri farklı hissiyat serencamında yol aldırırlar ya…

 

Maddeden maada bir nefes gibi…

Şekliyeti şutlayan bir abitin hali melali misali…

Tefekkür ikliminden haz alan bir nefeslik can gibi…

 

Aşkın demiyle kavrulan deveran inisiyatifi…

Cezbeye tutulmuş feveran misali bilinir ya…

 

Yazmak… Onu anlamak… Onun için var olmak…

Düşünmek… Neyi düşüneceğimizi bilmek gibi…

 

Sevmek… Hinlikten bertaraf olmayı bilmek…

Sineyi bahşedeni La şerike diyerek diyardan göçmeyi tercih etmek!

 

İşte değerli dost neylersin,

bir acizliğin muhayyilesiyle nefeslenirken...

Atmosferde yankı bulan feryadımın ahenk sızısı serdedildiği gibi…

 

Bu maksada binaen

okurlarımdan gelen talepler nedeniyle

belki biraz fazla zaman ayırdığımı söylemek mümkündür…

 

En fazla şiir ürettiğim dönem,

yazmaya başladığımdan itibarendir.

 

Ama sevgili üstat bilmelisiniz ki,

o kadar güzel tepkiler alıyorum ki edebiyat çevrelerinden,

haz almadığımı söylemeden ne yazıkk ki vazgeçemeyeceğim...

 

Şiirlerime,

ilham perimin kayıplara karışması sebebiyle,

bir süreliğine ara verdiğimi belirtsem çok manidar bulur musunuz?

 

En son yayınladığım ise

” Nefesinle solayım” çalışması olmuştur...

 

Fakat en çok alındığım,

başlangıç paragrafında ki hatırlatmanızdır.

Ne hikmetse hakikaten biraz yüreğimi sızlattı…

 

“İki dünyanın var olduğunu ve hayal âleminde bulunmak”

 

Demek ki yazdıklarımda bu pek fark edilmiyordu.

Hayalin eşiğinde bir emeğin döküntüleriydi… Hayal…

 

Ah bu hayal olmasaydı…

Aşk nasıl anlaşılırdı… Nasıl yaşanırdı?

 

Kurtulamadığımız

bir monotonluğun pençesinde yaşamak,

o kadar meşakkatli ki benim için, inanın kelimelerle anlatmak kifayetsizdir…

 

İşte sevgili üstat

şiirlerle ben hayalin meşkinde seyretmişsem,

inanın bundan asla bizar değilim, çok keyif aldım, birçok yeni dost kazandım.

 

Yüreğimin

hücresinde hapsolan duygularımın

kapısını, atmosfer parkı sakinlerine açtım...

 

Evet, onlarla paylaştım,

sağ olsunlar kıymet verdiler ve yorumlarda bulundular…

 

Aşk bir hakikatse

onu yaşadım dersem abartmış olur muyum bilmiyorum.

 

Hissettiğim aşkın ta kendisiydi… Bilmeden… Görülmeden…

Sadece satırlarla yaşana bir aşk düşüne biliyor musunuz?

 

Şekliyeti önceleyenler biliyorum ki çok şaşıracaktır…

Kim ne derse desin şaşmayan bir esin kaynağım olmuşu!

 

Mısralarında bulduğum mana derinliği, hislerimi tetikliyordu.

O bir sanatçı ruhluydu… Mısralarında güftenin izleri mevcuttu…

 

Bir kemanın nağmelerinde dinlenseydi mısraları ne harika olurdu…

Bir ressamım hassasiyeti mevcuttu… Tuval onun ellerinde raks ediyordu…

 

İşte hissettiklerinizi bu haleti ruhla kaleme alırsanız…

Neler çıkıyor emeğinizden bir bilseniz…

 

Aşk acısını bilen kaç insan vardır… Arzunun değil, hazzın aşkını…

İşte bu güzel ve görmediğim insanaşk acısını bilendi…

 

Hissedendi… Bir sevendi… Sevmeyi bilendi…

Demem odur ki sevgili üstat, aniden yüreğimi yakalayandı…

 

Kendine katandı… Fizik kurallarını hiçe sayarak…

Tenleri mahkûm bırakarak… Hayânın içinde kalarak…

 

İşte her iki dünyayı da hayallerimizin zenginliğiyle güreleştirebiliriz…

Aşk bizlere manayı yaşatandır ey sevgili dost…

 

Aşk hak kapısında kavurandır…

Aşk gülün kokusundan, bülbülün feryadından imbiklerdir…

 

Yaptığınız yorumlar için teşekkür ediyorum…

Sevgi ve muhabbetlerimi gönderiyorum…

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.05.2011 12:44
#837

Anmak, hicranın sahrasunda savrulmak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İçimin yandığı

Dilimin hadsiz kuruduğu

Günlerden birini yaşıyordum

 

Kendi

Halimde çalışıyor günlerimi

Aheste bir şekilde geçiriyordum

 

Benliğimde

Arandığım aşk sanki derin

Ve karanlık bir kuyunun dibindeydi.

 

Oraya

Ulaşmam hayli imkânsızdı

Yüreğimde bir umut yeşeremiyordu

 

Çok sancılıydı.

Yüreği dağlayan nasıl bir acıydı

Bir bakıma, aranmanın var ettiği sancıydı

 

Ne vakit

Bir aşk kelamı duysam

İçim elvermez, birdenbire titrerdi

 

Yüreğimi

Silkeler, hazanın sararan

Yapraklarını yaşatırdı halimde bir anda

 

Öyle

Zamanlar bu kalbim

İrtifa kaybeden zavallı bir uçandı

 

Sazlardan

Neşet eden hüzzam şarkılar

En yakınlarında hep bulunan arkadaşlarımdı

 

Böyle zaman da

O Kuyunun başına giderek

Salkımlaşan hicrandı nağmelerde ki ahenkle

 

Ruhumu dinlendirir

Ne büyük bir haz serde terdi

Dil ile anlatamadığım meramımı artık salıverilmişti

 

Ancak

Böyle satırlara işlerdim

Gönlümden sızan her hicranı yaramı

 

Bir tasnif

Dahi yapmadan serbestçe

Serdedendim mecalsizdim ümide hasrettim

 

Aşk

Durağında bir fakirdim

Okuduğum mısralar sesleniyor el veriyordu

 

Kalbim titredi,

Dilim kilitlendi sinemde ki

Kurumaya yüz tutmuş hislerim o an alevlendi

 

Donup kaldım

Habersiz bir sesi arıyordum

Yıllarca hasretim olan aşk tizimi arıyordum

 

Heyecanlanıyor

Hiç yönüyle tanımıyordum

Zahirini bilmiyor, tenini görmüyordum

 

Fakat

İçimde eşsiz bir sarsıntıyı

Asudeliğiyle yazdığı şiirle pekâlâ başarıyordu

 

Belki

Kendi iç âlemindeydi

Halinin derdiyleydi, kalbinin sesiyleydi

 

Direnemediğim

Bir çekim kuvvetiyle beni

Benden alıyor ve veciz bir şekilde aşkı anlatıyordu

 

Hayran kaldım

Nezaketine haylide şaşırdım

Satırlarında kayboluyor etrafımı unutuyordum

 

Kendi

Gönlünde çok gizlediği

Özelinden habersiz bir şekilde neyi yaşıyordum

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.05.2011 12:03
#838

Bir sine-i bedbinlik var içimde, hüzün nefesimde!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öfkemin

 

Kızıllığının çare olamadığını bilirim

 

Kanayan aşk yaramı hiç dindirmeyeceğini de

 

 

 

Al düşlerimin

 

Kopan gül yaprağı misali sızısını

 

Terennüm ederdim, akşamın hicran şarkısıyla

 

 

 

Divaneliğim

 

Nüksederdi atardım kendimi yere

 

Köşelerin en sefiline, derinliğin hengâmesine

 

 

 

Bırakırdım

 

Melalimi, sersemliğimin eşliğinde

 

Derinlerde ki yüreğime hayıflanırdım seyrime

 

 

 

Kara bir geceye

 

Al müjdeler sunan her heceye

 

Gönlümün kararan penceresinde ki bilmeceye

 

 

 

Tozlu yollardan

 

Murat için gelen nefeslenene

 

El sallamak istiyorum yolunuz açık olsun diye

 

 

 

Şu akan damlalar ki

 

İyi ki var aşkla yağar yağmurlar

 

Alır çıkarır beni kuytu kimliğimde ki korkumdan

 

 

 

Sevinç tohumlarını

 

Akıtırken yüreğime hazzı aşkından

 

Umudun hazzına yeniden vardırır gizli ellerinden

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.05.2011 16:05
#839

Ruhuma haz sunan, kalbimi unutmayan an!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kimbilir ne kadar serkeştim

Kendi aleminde nefeslenen bir kederdim,henüz aşkın farkını fark etmeyendim

Öyle mi der geçerdim, sonra bir takım hülyaların sayfalarını aralayan bir ferdim

Nereden bilirim, dillenen o aşkı, sevgi ve muhabbet nazarıyla terennüm etmeliydim

 

 

 

Eveti elhak ilim irfan fakiriydim

Nasıl bir minval üzere telakki etmeyi, her nedense hakkıyla beceremezdim

Ne derlerse ancak onunla yetinip, bazen acabalara tevessül edip, geçer giderdim

Başına gelmeyenin hoşuna gider tabiri vardır, hatırlarsınız peki, kime ne söyledim

 

 

 

Nasip nedir, hangi esrarın nefesidir

Kader, kazanın arifesinde gerçekleşen nasıl bir mertebedir, kim hakkıyla bilecaktir

Arif olmak ne kadar mümkündür ve ihsana ulaşmak nasıl badirelerden geçirecektir

Neden kalbi inşirah, kemal-i ahlak,vuslat için sığınağın aşkı ruhumda yeşerecektir

 

 

 

Beşeri aşk, eşikten atlatan beladır

Hisseden kalbin lahzasında kimbilir neler saklıdır, sevda fukaralığı kim için ardır

Nefes müddetine muhtaçtır, ruh ahdine sadık kalan hicrandır akıl nasıl bir rüyadır

Ufuk, fikirle ancak salınılan serencamdır, hesap içinde gizlenen o hesap, ummandır

 

 

 

Aldırma sen sözlerime, acaba deme

Yaşamadığın müddetçe hiç kimseyle dalga geçme, kıs kıs gülerek eziyet verme

Gönül sahrası sahipsiz değildir, ahdine sadık mahzun nefesi ki sakın hakir görme

Biran olsun kendinle böbürlenme, nasıl bir Allah inanıyorsun sakın ha ihmal etme

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Mor düşlerim soldu, kalbim sessizce burkuldu!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her vakit lahza kendi lisanoyla sormuştu

İçinden çıkamadığım ve bir tutkuyla bağlandığım derd-i gamımı

Emel adına hezeyanımı, azim namına sarfettiğim hırsımı, içine düştüğüm ahımı

İnanç dediğim kuruntularımı, tahkikine erişemediğim hakikatte salan umutşarımı

 

 

 

Nasıl olsa bir ömrü zaman geçiyordu

Bahşedilen nimetlerin kadri ne kadar biliniyordu, kalbim ne acı çekiyordu

Ruhum sessizliğine çekilerek, kıt aklıma ve irademe hangi istikameti öneriyordu

Nefsim boşluk kabul etmiyordu, ne kadar açlığı varsa zafiyetlerin içine çekiyordu

 

 

 

Oysa neler öğrenmiştim büyüklerimden

Hiç önemsemediğim edebi nezaketten, adab-ı muaşeretten, aklıma gelenlerden

Neden bu kadar kayıtsız ve bir hesapsızlığın bendindeyim, söyle nasıl bir köleyim

Hala niçin esaretin içinde nefeslenen biçareyim, yoksa hakikatten nasipsiz miyim

 

 

 

Su için yol ne kadar aranan hardır

İnsanın ruhunu aşk kuşatmazsa nasıl bir itminanlığın rüknüyle yaşanmalıdır

İhlas ve ihsan dilden düşmeyen hicrandır, insanın kalbi ne kadar takvay-ı haktır

An ve zaman nefsin vuzuhu için bahşedilmiş furkandır, sevda olmazsa heyecandır

 

 

 

Ne vakit sormaya niyetlensem ahımı

İçinden çıkmaya cesaret edemediğim meramımı, sukuta davet eden umutlarımı

Nezaketin ve vecdin lisanıyla, azim be niyetin senasıyla yeganesine bırakmalıyım

Her vakit benliğimi sorgulamalıyım ve hadsizlik yapmamalıyım aşk yaşamalıyım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.05.2011 11:37
#840

Başagelmeden bilinmiyormuş, meğerse ne zormuş!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anladım ki senin yokluğunda

Bir yanım hicranın ellerinde çok çaresiz

Ne kadar sabrı denesem de olmuyor işte sen gelmeden

 

Her yer ve yanım bom boş

Sanki duvarlar üzerime yıkılmak istiyor

Bülbülden hiç ses çıkmıyor, kedide ortalıkta görünmüyor

 

Ne dinlediğim şarkıda

Ve ne de yudumladığım artanda bir tat var

Sineme sökün eden ızdırap har, ne zaman geleceksin yar

 

Hissiyatıma kar yağar

Takatim kendi yalnızlığında bir ihtiyar

Hiçbir yerde açmıyor bahar, gözyaşlarımda hicranla akar

 

Nisalar her yerde var

Halime işlediğin güzellikler hani kimde yar

Kalbimde ne bir şevk var ve ne de bir umudun sağanağı ar

 

Bedbin halimle

Baş başa kaldım ey edebiyle mücehhez hal

Bir daha söz etmem, dilin keyfiyetine itibar etmem ey yar

 

Ne kaldı ömrün anından

Nefeslerin kalan sayfalarından zarif gülizar

Nazarlarından akseden, tebessümünde gizlenen canı bahar

 

Gel artık yoruldum

Ne suyun ve ne de erzakın adını andım

Nefeslerimde her zaman sen vardın ve benim için başkaydın

 

Sokaklar mahzun

Ağaçlar masum, dallarda ki yaprak mahkûm

Senin yokluğunda kalbim daralıyor, halim sürekli solgunlaşıyor

 

Mezar bana yakın duruyor

Ölüm peşimde bekliyor heyhat ne korkutuyor

Toprak tavında avını bekliyor, hatıralarım yine benimle kalıyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.05.2011 11:38
#841

Her vakit ah eden, sabrın aşkında dirilmeyen!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nihayet akşam olmuştu

Solgun umudumla yolunu beklediğim babam

Fevkalade yorgun bir halin sağnağında nefes alıyordu

 

 

Ne bakacak takati

Ve ne de bana nazar edecek gözlerinde feri

Yılgınlığın kadrine teslim olmuş perişan kişiliği sancıydı

 

 

Ömrünü vakfetmişti

Gece gündüz demeden vardiyaya kilitlendi

Başını sokacağı, bacasını tüttüreceği bir ev nihayetti

 

 

Lakin kifayet etmiyordu

Mutfak fakirlikten acıyla dem vuruyordu

Kurulan sofrada bir baş soğan, haşlanmış patates vardı

 

 

Ekmek karın doyurandı

Hüzün her nefesi kuşatıyor lakin susuyordu

Evladının gözelerine bakamayacak kadarda solgun soluktu

 

 

Annem hep sokranırdı

Keşkelere mütemadiyen itibar ederdi

Sabrın ikliminde nefeslenmeyen ve kanaati bilmeyen kandı

 

 

Babam adamlıkta kalan

Anam nisa kimliğinin edebini hiçe sayandı

Benim nazarımda babam haklıydı, anam nedametle yaşayandı

 

 

Ne kadar çalışsa da

Mesaiye kalmak için yarışsa da olmuyordu

Annem konu komşunun varlıklarını babama hınçla haykırıyordu

 

 

O vakit annem

Hiç istemediğim halde gözümde küçülüyor

Aile saadetini hiçliyor, babama hiç samimi destek vermiyordu

 

 

Çok üzülüyordum

Çare adına hiç bir şey bilmiyordum

Ama içime işleyen hicranı yıllara sâri olarak acıyla demliyordum

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.05.2011 12:20
#842

Hasretin prandasında, firkatin ruhumun ahuzarında!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne yapayım ki

Senden sonra ruhum sancılar sağanağında

Kalbim burukluğuyla hüzün karasında ve gözlerim boşalınca

 

Başımı öne eğiyorum

Hissiyatımı demleyerek hicrana adımlıyorum

Yalnızlığın ayazında ve korkular karşısında hasreti anıyorum

 

Çaresizlik sökün ediyor

İliklerim tenimin titremelerini başlatıyor

Ruhum dalgalar arasında solgun baharın insicamında ağlıyor

 

Gel desem gelmesin

Fakir halime nazar ederek şevk veremezsin

Biliyorum ki özlemle zarafeti terennüm ederek ulvileşiyorsun

 

Nisasın bir nazsın

Edebin ikliminde nefeslerini anlamlaştıransın

Hak adına şakıyan bir pervazsın, umman için coşkun nazarsın

 

Nefesinde feyzin

Kalbi dirliğinde müşahhas hikmet yanı başında

Bereketin yağmurları mütemadiyen senin güzel halini andıkça

 

Sefilliğim nüksediyor

Kalbimin kuraklığı gözlerimin önünde seyrediyor

Sana olan muhabbetim ve sessizliğimde terk etmeyen düşlerim

 

Beni bana bırakmıyor

Sürekli yeni sayfalar açarak güzelliğini anlatıyor

Nisa kimliğinde anlamlaşan edebin naifliğini fevkalade yazdırıyor

 

Nereye baksam

Ve sana hasretimi solgunluğumla anlatamasam

Çaresizliğimle ve sokakların öksüzlüğünde dertlerimle anlamlaşsam

 

Senin yokluğuna alışsam

Hasretin toprağında muhabbetle nefes alsam

Ve hazin sancılarımı ruhumun coşkusuyla semanın hazzına bıraksam

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Sen ağlayınca, yüreğim hicran sağnağında!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar zarif ağlıyorsun

Letafetle temaşa ederek sileri yılmadan demliyorsun

Kefen güzelliğinde ve ötelerin dirliğinde suhuleti ruhuma zerk ediyorsun

 

Lakin ne kadar layıkım

Biliyorumki an ve zamanda bedbin ve yılgın yolcuyum

Umutların kadresinde ve geleceğin güzelliğinde hicranla sürekli arkadaşım

 

Baharlar neler anlatıyor

Anlayanlar için idrak sayfalarını kalbi hazla açıyor

Sahil sukun içinde, dalgalar kendi derinliğinde vuslatın şarkısını söylüyor

 

Bilirim kalbim çok mahsun

Ruhum serancamında girdabın hüznüyle aşktan yoksun

Dilim sukut ikliminde ve hazanın tüm dilimlerinde yaprağı ve anı yokluyor

 

Aşk halin toprağında bahardır

Sevda haz ikliminde kalbi tavlayan müstesna bir hardır

İhsan ihlasa muhtaç, irade bilgi ve zihnin dirliğinde okyanuslara hasırdır

 

Sevmeden önce nedenini tanı

Kimliğin loşluğunda prangaların tuzağında ruhu yoklayan anı

Kalbin ülfetinde ve zarirliğin naif düğümlerinde, edebin kadrine ram ol

 

Kızmadan, kalbi daraltmadan

Ruhun hilkatini yılgınlığa maruz bırakmadan anlamak için çalış

Sevmek için nedenlere aldanma, hizmetin bendinde boyanmak hakkı kokla

 

Kudretin sahibini bilmiyorsan

Aşka hasret kalacaksın sakın riyakarlığa bulaşarak yorulma

Aldanıyorsan bile aldatmak için yolun girdabına maruz kalma kalbini yokla

 

Sevmeden ve teslim etmeden hakikati

Aşkın namütenahi dirliğinde ölmeye yakışan hazzı yaşamayı

Fani kitabın ve arzı endam edilen sayfaları okumadan kabri aydınlatamazsın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.05.2011 17:53
#843

Ne kadar yalnızdım, bir ömür hicranla yaşadım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sanki muttluluk saklanan bir esrardı

Her zaman umut etmek, sabırla nefeslenmek ahirim için kardı

Şikayetlenmek ne kadar kalbim için manidardı, edep ile yol almak muhakkaktı

Demek ki bir tebessüm veya gülmeye meyil ahvalim, bir ömür kanaati yaşayacaktı

 

 

 

 

Hangi hülyalara dalsam, ahım yanımda

Murat içinde beslenmek hakikatim için vuslatsa, gözyaşlarım evet, arkamda

Ne de olsa heves solmayacak, umut kararmayacak, işret taşları kaybolmayacak

Bir zaman gün benim içinde ağaracak,kalbim hicrandan kurtulacak ve şad olacak

 

 

 

 

Niye saygı duydum, aşkın önünde eğildim

Hak eden ve yaşayan gönüllere bir ömür imrendim, ruhuma ne söyleyebilirdim

Kalbimi muhakkak ki nazargah bilirdim, demek ki henüz vakti gelmemiştir dedim

Sessizliğin kabrini ziyaret ettim, hazanın perdelerinde gezindim halim için inledim

 

 

 

 

Ve sonra içimden geldiği nispette niyaz ettim

Sinemde neler varsa edebin çehresiyle hasrettim, burukluğumu sessizce söyledim

Ben yaşayamadım, bari hak edenler için uzun ömürler ve saadetin nasibini diledim

Boyun büktüm, sahibimsin dedim, kalbime hayır olmayacaksa, razıyımla bitirdim

 

 

 

 

Yakatimin ve nefesimin maline iman ettim

Bahtım için hangi hakla şikayete yönelirdim, neyi hakkıyla bilen bir nefestim

Ne kadar acizlik içindeydim onca zamanın hesabını anlamadan ömrümü tükettim

Neden hala bir mazurat içindeydim, keder ve hüzünle birlikte yol alan bencileydim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.05.2011 17:55
#844

Sokaklar yılgın,insanlar bilmem ki niye çılgın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Masumiyeti ne kadar çok arzuluyorum

Kaybolan kalbi ahengi, zihni muvazeneyi, ruhi muhayyileyi bulamıyorum

Herşeyin basit olanını sevemiyorum,neden niteliğin bu kadar üzerinde duruyorum

Mizan için ne kadar dertleniyorum, hala heveslerinin peşinden mi sürükleniyorum

 

 

 

Gençtir, kanı dikine akar diye öğütlediler

Bir sınır tanımamazlığı zihnimde filizlendirdiler,illegaliteye niye özendirdiler

Neden edebi, tefekkür edebilmeyi, fikir için istikametimi belirtmemi hiç istemediler

Talan etmeyi, av veya avcı olmayı önüme ibretle serdiler, insandım önemsemediler

 

 

 

Nereye koşsam ve akranlarıma anlatsam

Anlaşılmak adına bir düzenbazlık vardı, kapıp kaçan, vurup kıran her taraftaydı

Yetmedi sokaklarda nara atan hak hukuk adına her yanı tarumar eden yanımdaydı

Arkama bakmam veya boşver diyerek uzaklaşmam ağrıma gidiyordu, nefsim hardı

 

 

 

İnsanları bu hale getirenler ortadaydı

Çıkar uğruna ne kadar canlara kıyıldı, bilmem ki dava adına daha bir şey kaldı mı

Umutları soldurdular, hücrelerde nefesleri kuruttular, vicdanları evet,yok saydılar

Neslin emniyetini ve haysiyetini hiçe saydılar,iki asırdır zulmetmekten bıkmadılar

 

 

 

Cenabı Hakka sonsuz hamdolsun

Sabrın bir direniş olduğunu, aşk ve himmetin ne kadar farklı olduğunu yaşattı

İnsanların ve nesli derin uykularından uyandırdı, hak ve hukuk adına neler anlattı

Vesileler ikliminde ve zamanı geldiği müddetçe umutların yeşermesine ramak kaldı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.05.2011 12:17
#845

Düşündükçe içim sızlar ve yüreğim ağlar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hayli uzaktan fark ettim

Bir kalabalığın sessizliğine doğru merak ederek ilerledim

Nefesler tutulmuş, dikkatler kesilmiş, şaşkınlık hat safhaya ulaşmıştı fark ettim

Şahit olduğum manzara karşısında irkildim, niye tepkisiz insanlar diye söylendim

 

 

Dar bir sokaktı mekan

Sessizliğin ve şaşkınlığın kuşatmışlığındaydı, o an düşünebilen birçok insan

Akşamın karanlığında, henüz gercenin başlangıçında ne istiyordu densizlik yapan

Çaresizlik içinde kıvranan ve feryad eden zavallı ve acziyet içinde ki nisa olan can

 

 

Sual ettim, bir insana

Başımı ağrıtamam, belanın içine banamam, derdime yeni bir dert katamam dedi

Ziyadesiyle kenara çekildi darp edilen gariban için belki de çok hak ediyordur dedi

Hukuku ve hakkı öteledi, insan olmanın şiarından demek ki nasipsizdi, seslenmedi

 

 

Birçok sualler aklıma geldi

Bu akadar kayıtsız kalmak hangi izanın afakı olmalıydı,sinirlenmemek gerekti

Siren sesleri kulağımıza ilişti, demek ki çok geç olmasına rağmen gelebilmişlerdi

Lakin takat mi kaldı, akıl ve vicdan nereye bırakıldı,talan eden mi kazanmalıydı

 

 

Tekme tokat arabaya bindiriyordu

zavallının heryanı kanrevan içinde kalmıştı, nihayetinde bir genç o an atılmıştı

Kendine gelen şahitlerde katılmıştı ve o caniyi kıskıvrak yakalamayı başarmıştı

Kadın yere yığıldı, hıçkırıklar sağanağı durmuyordu ve o an nasıl medet umuyordu

 

 

Her taarafı yarabere içindeydi

İnsan denen onca kalabalığın şahitliği refakatinde canın katline ramak kalmıştı

Nesil ne kadar farklılaşmıştı, millet olmanın sürur ve kıvançı mı kalpten alınmıştı

Hukuk niye vardı, insanınsuş işlemesi bu kadar futursuz mu olmalıydı, niye ayıptı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.05.2011 12:18
#846

Söyle bana ne oldu, kalbimi hicran vurdu!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gözyaşlarım hiç durmadı

Hasret sineme ne derin bir sızı bıraktı,firkatin ruhumdaydı

Ne müşkil bir sancıymış yıllarca peşimi bırakmadı, yalnızlığın ahını yaşattı

Nereye baksam göçüp gidene ağlasam, ruhumun hicranıyle başbaşa kalsam ne ahtı

 

 

Ne zaman andımda seni

Derin bir keder alıyor yüreğimi, yaşadıttığın çaresizliği

Yadımla gelen ümitleri, hazanı anlatan elemimi, sessizleşen hal fakirliğimi

Kime anlatırdım, hasretin sahrasından çıkmak için bahtımın kalemine sığındım

 

 

Çaresiz sabır diledim

Kanaat etmeyi öğrendim,kaderi ben yazmıyorum dedim

Kalbimin sahibine iltica ettim,yarab sen bilirsin dedim,lal olan halimi söyledim

Bilmem ki daha başka ne yapabilirdim hülyalarınla mı bu ömrümü tüketmeliydim

 

 

Hiç sevdanın karası olur mu

Aklıma tutukluluk yaşatan an ve zaman hala vurgun mu

Alıp götüren lahza idrakim için sorgu mu,bu ruhumun tufanı hiç yargılamır mı

Kime teslim olmalıyım yüreğimin ahından arınmalıyım hakikat aşkına akmalıyım

 

 

İşte o vakit dirilmeliyim

Ne kadar yeisim varsa, elemin şadı sinem için arsa, nihayetinde kurtuluş vuslatta

İhmal ettiğim, ibretiyle nefeslenmediğim, nefesi lekelerim, karşıma çıkacak acıysa

Vecdiyle filizlenmeliyim, inayet ve ihsanın ne olduğunu öğrenmeliyim, aşk farkıyla

 

 

Hiçbir vakit heves biter mi

Nefsim nizama ermedikçe kemal sıfatıyla refakat eder mi,iradem azimet içinde mi

Farkı fark ettiren idrakim ruhumun yetisi değil mi, kalbin inşiraha aç, hak değil mi

Artık ne söylersen söyle kabulumdür, o firkatin farkı fark ettiren suhulet esinimdir

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.05.2011 12:22
#847

Firkatin gözyaşlarımın ahuzarı oldu!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilmem ki hala nerdesin

Bilinmeyenlerin adresinde bir sersin, sessizliğin kadirinde seyredensin

İçimi burkan, nefesimi sarsan ve ruhuma ızdırap yaşatan bir aşk-ı nefessin

Söyle hala neden imtina edersin,çekincelerinin kıskacında kalmış bir asudesin

 

 

Hiç düşünmez misin

Bir can olduğumu neden ihmal edersin, merakıma elemin sabcılarını zerkedersin

Kalbinin şehrine malik olamadım, meramımı niye anlatamadım, yıllardır ağladım

Birgün karşıma çıkarsın sandım, yazdığım mektupları bir sır gibi anbean sakladım

 

 

Kalbimi hicran bırakmıyor

Ruhum hüzünle artık başedemiyor, takatim çekiliyor, gözlerim de fersizleşiyor

Nereye baksam, bir ses duyacağım diye etrafıma bakınsam, umudum bedelleşmiyor

Bir ses ver veya kelamın lisanıyla hissiyatını hasret,göçüm başladı ibret söylüyor

 

 

Sukut etmeyi aşk saydım

Sabretmenin rüknüyle barıştım, bahtımın kazasına kanaat etmeyi başardım

Ne kadar hasretim varsa ummanın nazarına bıraktım,yadımla umudu yaşadım

Lahza kimin, nefes mefkuresiz mi neyleyim,kim diliyorsa hevesimi teslim edeyim

 

 

Hazanın nazarında azadeyim

Keyfiyeti artık neyleyeyim, nefsi muarızlarımdan koşulsuz arileşmeliyim

Emellerin hülyasından vazgeçmeliyim, düşlerim çıkacaktır diye beklelemeliyim

Kalbimin sahibine iltica ederek, tefekkür etmeyi ve sabırla dirilmeyi öğrenmeliyim

 

 

Ne kadar vaktim kalmışsa

Cehtiyle ram olmaya Rabbim sağlık verirse, azmiyle canhıraş namzet olacağım

Ecrin ve infakın ülfetini yaşamaya gark olacağım, bir kimseye bağlanmayacağım

Yalın bir ümmet olmayı, asabiyetlerden korunmanın umuduyla aşkla yol alacağım

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.05.2011 12:23
#848

Her lahza sineme açık açık neler söylüyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her vakit gün çekiliyor

Yeniden dirilişin aşkıyle sessizliğin edebine bürünüyor

Düşünmek yetmiyor, tefekkür fikiriyat istiyor, muhayyilem iflas ediyor

Anlamak, vecdine kanmak, aklın ve idrakin aidiyetiyle tevdi edilenler hıçkırıyor

 

 

Nedenler karşıma çıkıyor

Sual etmek kifayet etmiyor, ihlas erbabı uzlet iştiyakıyla bekliyor

Ruhum niçin sessizliğin ikliminde bekliyor, kalbim nazargah olduğunu biliyor

Neden zafiyetler bir afat misali irademi törpülüyor, nefsim hala neleri emrediyor

 

 

Nefes elhak müddetlidir

Akıl ve izan bunu fark etmek için bahşedilen en nadide ülfettir

İdrak ruhun yetisi, vicdan mizanın asudesi, vakit bahtın kazasında ki iradidir

Neye meyledersen, niyetine ne kadar kefilsen, tercihlerinde hürsün, hesabın kimedir

 

 

Ömür su misali akıyor

Okumaya imtina ettiğim onca sayfaların hicranı karşıma çıkıyor

Kalbimi hüzün kaplıyor,sessiz çığlıklarım sancı veriyor, üzülmek niye yetmiyor

Ruhumun hicran damlaları durmak bilmiyor, onca kelimeler imdadıma yetişiyor

 

 

Aşk,kalbi inşirahtır

Ruhunu idrake kavuşturan payesidir,ihsan üzere ne latiftir

Kalbinin farkını yüreğinden arileştiren ancak bilir, her nefesin hesabında erktir

Vuslat için mihenktir,sırat için vecdir,kabir için hilmdir, ölüm için ne muhabbettir

 

 

Gönül yarasını çok görme

Vurgun yemiş bir nefes görürsen sakın ola ve asla kibirlenme

Bir kadae mahkumuymuş da deme, kader mahkum etmez, hayır nerdedir bilinmez

Hamdına erişmediğin, halini acziliğin kefenine bürümediğin taktirde kulla eğlenme

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.05.2011 12:33
#849

Ey hak diyordun,ben ise gelip geçiyordum!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anlıyamıyordum, bazen acaba diyordum

Kimi zaman tedirginliğimi saklayamıyordum,fakat aşikar eylemiyordum

Kimi vakit gizlice bakıyordum, tepkin nasıl olacak diye merak içinde bekliyordum

Hasrettiğimiz vecdimizin kesişmediğini biliyordum niye farklı letaiflerden besleniyordum

 

 

 

Aynı lisanı konuşuyorduk ama, fakat’ı vardı

An ve vucut bulan zaman suallerimiz için bir çözüm olmadı, yıllardır gözyaşı aktı

Sabır demek ki hakkıyle anlaşılamayan fırsattı, kanaat etmek ruhum için nasıl vuslattı

Kırgın bir kalp, bitap olmuş bir ruh yeniden canlanırmıydı,umut ziyadesiyle niye hicrandı

 

 

 

Bir ömür söyleyemedim, sabır içindirendim

Kim ne söylerse eyv demeyi gaye edindim, muhakkak ki bir hikmeti vardır dedim

Nisa kimnliğinde gizlenen suhuleti yıllarca bekledim, o kaygılarından arınmanı bekledim

Elbet biz de gülebileceğiz birgün diye her sancı ve elemi halde demledim, şikayetlenmedim

 

 

 

Ahdimin takipçisiydim, taviz vermedim

Fakat gerekçesiz yargılanmayı hiç beklemezdim,zanların hasmı olan bir zadeydim

İtilaftan maksat nedir diye sual eylemiştim,sen ise nedense o sessizliğine bürünmüştün

Şer-i delillerin hülasasında hakkı tespit ve batılı reddetmek değil mi diye tekrar etmiştim

 

 

 

Fakat sen, hiç seslenmeden çekilmiştin

Kuytu köşende sanki bir elemin içindeydin,adeta sahipsiz biriydin, ne kadar üzerdin

Kendimi yıllarca mahkum ettim, neden meram-ı halini anlayamıyorum diye söylenirdim

Çünki sen benin emanetimdin kimsaye serdimi ayan edemezdim sabır içinde nefeslenirdim

 

 

 

O an kendi kendime bir söz vermiştim

Kendisi gülene kadar asla gülmeyeceğim diye kanaate eriştim,yaşamak adına üzgündüm

Bahtım böyleymiş mi demeliydim, neden gerekçeleri için gayret etmemeliydim, direndim

Üzülmeni nedense istemedim, mahkum eden gözlerinden, bir ömür muhabbet beklemiştim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.05.2011 12:45
#850

Ne vakit hıçkırığa kansam, yadınla avunsam!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gün geçmiyordu ki naif halini anmayayım

Hasretmiş olduğun ülfetin şadıyla ağlamayayım,bu yalnızlığıma kızmamayım

İçime dert olan kederi ummanın suhuletine bırakmayayım, yıllarsa sır gibi saklayayım

Umudun vecdiyle, ufkumun mecaliyle yeniden başlayayım, şu derd-i gamımı da unutayım

 

 

 

O zarif parmaklarınla yazdığım nameler

İçinde alıp sürükleyen hareler, ruhumu mest eden payeler sanki kalbimi okşuyordu

Hiç bırakmak istemiyordum, mütemadiyen içinde ve o nefesinin islerinde kalıyordum

Sessiz bir şekilde gözlerimden gelen melalimi bırakıyordum, fakat sen artık duymuyordun

 

 

 

Ram olduğum, eşiğinde vucut bulduğum an

Gönlümü enginliğine kavuşturan zaman, mefkureme anlam katan ibretli furkan

Ancak teskin ediyordu, ruhumu bizarlığından kurtarıyordu, hicranı ne güzel anlatıyordu

İbretin her sahnesi o an önüme seriliyordu,evet, bilgisizliğim hüznümlekarşıma çıkıyordu

 

 

 

Neden firkatinin prangasında yalnızım

Fevkalade perişan ve mecalsizim,adeta bahtının savurduğu bir dilenci mesabesindeyim

Nazar eden gözlerden himmet bekleyen, kör kuyuyu sessizce suya gark edenin eşiğindeyim

Artık bu vakitten sonra aciz köşeme çekilirim, kimseye söz etmeden nefeslenmeyi dilerim

 

 

 

Aklıma gelen ne varsa, umut kalbimin olacaksa

Elhak sahibime iltica ederim hakkın ve hakikatin didarında ömrü vakfetmeye dua ederim

Yadettiğim kim varda, nefein sahibi her vakit en yakınımdaysa söyle nasıl şikayetlenirim

Boynumu bükerim, bahtıma kanaat ederim, zafiyetlerim içinde affı mağfireti talep ederim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.05.2011 16:08
#851

Ağlama kalbim, hicranın ahıyla burkulma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her lahza geçip gidiyor seslenmeden

Simende bir iz bırakıyor lal olmuş halinden, mütrebessim çehresinden

İdrakinm bu ahval üzere hayli fakirken, bilmem ki ne gelir hala şikayet etmekten

Bir ömür nedamet bu sinemdeyken, sürurun o izleri yüreğimden sessizce kaybolmuşken

 

 

 

 

Kime ne söylerim,kuytu köşemdeyim

Gelenin halinden ,geçip gidenin melalinden ne anlarım, kanadı kırılmış azadeyim

Hazanın rengiyim, hüznün müdavimiyim, toprağın yadettiği yalnız kalan bir nefesim

Nerdeyim, hangi hal üzereyim, kıt aklımla sanki sarhoş olmuş zavallı bir can-ı avareyim

 

 

 

 

Sığınırım efkarıma ve derd-i gamıma

Aman vermeyen her bir sızıya, yüreğimin dinmeyen sancısıyla, sukut ettiren ahuzarımla

Umut besledim yıllarca, hülyalar derledim yalnızlığımla, yadına eriştiğim yarin nazıyla

Başbaşa kaldım anılarla, okumaya çekindiğim mektuplarıyla,hasret kaldığım o kelamına

 

 

 

 

Artık bir çare olmadığına kani geldim

Şikayetlenmek ve nedamet içinde nefeslenmekten badirelerin sahraya anbean eriştim

Hangi devanın adresinde nefeslendim ve gönlümün şehredilmesine ırsat verdim, inledim

Yıllarca kime ne söyledim, en yakınlarımdan gizledim o sessizliğin yalnız müdavimiydim

 

 

 

 

Yıllara ne istiyorsunuz benden dedim

Figan eden halimi aşikar eyledim, bahtıma çaresiz kanaat ederek susmayı öğrendim

Kuytu köşelere meylettim, kanadı kırılım bir kuş misaliydim, gözyaşalarımla yürüdüm

Lafazanlığı hiç sevmezdim, ne derlerin furyasında kefilsizdim,dramatik bir hal üzereydim

 

 

 

 

Dinlediğim şarkılar içimi açıyordu

Sanki yıllara sari suskunluğumu şehreden birer tanıktı,içinde saklanılan bir zamandı

Kiminin derdi, kiminin emeli, kiminin tükenmeyen hevesi vardı,bir an içinde ki harmandı

Giden ahıyla gitti, kalan umudun prangalarında tutulu kaldı, kalp neden hiç anlaşılmadı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.05.2011 16:10
#852

Geriye ne kaldı, ruhumun hicranı niye farktı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Artık silmek istiyorum bu gözyaşlarımı

İçinden çıkamadığım bin bir sıkıntıları, yüreğimi sağlayan derin acıyı

Susmak kifayet etmiyor, direnmek alıp uzaklara götürüyor, sabır imdadıma yetişiyor

Meşkaleye dalsam, herşeyi unutmak için uğraşsam, düşlerin furyası peşimi bırakmıyor

 

 

 

Yoksa ben kendimle barışık mı değilim

Hala bin hüzün ile suallerin takibindeyim, sanki bir hafiye misali yalnılaşan nefesim

Muhakemem ne kadar istikaemetimi belirler, istişarem hangi vadinin izlerini işaret eder

Gönül neye meyleder, ukteleşen feryatlar neden kemaliyet için derdest olmayı elan öteler

 

 

 

Nefesin sahibi bu fakir halimden ne bekler

Tevdi edilen emanetler ihmalkarlığıma şahitlik eder, kalbi lekelerim arileşmeyi bekler

Hangi nefen halime kefil olmayı teyit eder, bu kadar viranelik ahuzarlığıma elbette yeter

Nereye baksam, içinden çıkılmaz zamana dinmeyen figanımı anlatsam, dinecek bu keder

 

 

 

Gözlerim günlerdir neden uykuya hasret

Vecdiyle felaha erişeceğim, ümidiyle beslendiğim, sabrıyla filizlendiğim hangi fedret

Sanki içimde yaşıyorum medceziri, sinsice esaretiyle nefeslendiğim hevesleri ve o ukteleri

Nizama nuhtaç ahvalimi, fikretmeye fevki yetişmeyen kıt aklımı, korkutan elem sancıları

 

 

 

Bir aziklik var içimde, yılların hamasetiyle

Dile gelen kelamın ahıyla, medet uman serabıyla, hikayeleşen ayetlerin ibretli yadıyla

Hangi lisanı öğrenmeliyim, hal dilini mi talim etmeliyim ve gönül kırmamanın umuduyla

Çaresizlik ne kadar bedbah bir bedelmiş, ihmal edilenlerin beklediği umut turabı namıyla

 

 

 

Aklım çok karışık, izanım evet, bulanık

Niçin hesabım bu kadar açık, mizan mefkuresi içimden çıkmayan uyanık ve tanıdık

Bir söz vermiştik, sanki bedelsiz bir ömür tükettik, mağfireti hangi manada nefeslendik

Müddetin aşkıyla neye şahitlik ettik, ecrin harıyla nevakit vicdanımızla yüzleştikmiştik

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.05.2011 11:28
#853

Sinemde bir sersin, hasretin payasinde ülfetsin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gün gelir unutursun demiştim

Sana halin çetrefilliğinden hazinle bahsetmiştim

Kalbimin ikliminde sevginle serinleyerek seni tembihlemiştim

 

 

Lakin akan zaman harmanında

Ve hasadın cenahında yalnızlığımla yine andım

Senden kalan an ve hazları terennüm ederek öyle sabahladım

 

 

Yalan desem de içim el vermiyor

Mütemadiyen vefayı sorgulayarak seni yad ediyor

Muhabbet dirliğinde ve kalbin erdemliğinde seni hiç bulamıyor

 

 

Öyle zor ki bu anı ve hali yaşamak

Ummanın dehlizlerinde kulaç atmak misali bir kor

İçimden atmak ve ruhumun sancılarından çıkartmak kolay mı

 

 

Ah titremelerimle ateşte yanıyorum

Ürpertiler zerresinde kalbimin hicranına kanıyorum

Öylece savruluyorum ve umutlarımla hazanı haz ile kokluyorum

 

 

Umut işte dinmek bilmiyor ve arıyor

Aşkın türabında ve gönlün cenahında sürurla anıyor

Gıyabında yüreğim ah çekerek, halinin ikliminde bahtını diliyor

 

 

Şimdi ne yaparım, hüzün için varım

Sevdanın harında sayıklarım ve sevileni aşkla anarım

Kimliğimin pervazlarında ve hasretin dergahında vefayı sorarım

 

 

Yaralı bir kuş misali şimdi kanatsızım

Ufuklar bendinde şevksiz yaşayan solgun bir baharım

Ömür sayfamda ve kalan anlarımla tefekkür dirliğinde yaşarım

 

 

Aşk ikliminde bahardır ve çok anlamlıdır

Her kim hakikatle dilerse her mevsim aşkla başkadır

Kalbi hicran vuslat içinde tazeliğini koruyan sevdanın salasıdır

 

 

Ölümle aşk anlamlaşan bir bahtiyarlıktır

Korkular kalbin dirliğinde anlamını kaybeden zandır

Muhabbet ve nitelik şuur birliğinde şenlenen renklerin şahıdır

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.05.2011 11:29
#854

Hiç bilmesen, yadetip firkatine eriştirmesen de!

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne söylesem nafile biliyorum

Bizzat yaşamadan ve halde demini bulmadan

Kalbin itminana doymadan ruhun sancıdan arınmadan olmuyor işte

 

 

O hal bir başka melal diyorum

Hissiyatımın renklerinde fevkalade haz alıyorum

Lakin her nasılsa onu anlatmaya muaf fak olamıyorum ve susuyorum

 

 

O vakit kalbimde asudeleşiyor

Ruhum bir seyyah olarak adeta kıtaları dolaşıyor

Sevdam mütemadiyen harlaşıyor ve kudret halimde azimle korlaşıyor

 

 

Biliyorum edepten anlamam

Ve edebiyatın rüknüyle nefesimi anlamlaştıramam

Halimde derlediğim ve yıllara sari sefilliğimle varlığımı hasredenim

 

 

Nefesten ziyade sermayem yok

Edepten maada keyfiyetim dirliğimde nedense yok

Tefekkür muhayyilem fevkalade çok ve umutlarda gerekçelerde ne ok

 

 

Öğrenmek meraka tabiidir

İdrak insan ikliminde fevkaladeleşen gülü badiredir

İzan kulluk birliğinde ve zihin kalbin sezgisiyle inkişaf içinde sebeptir

 

 

Nice güftelerde ne gizlidir

Aşk neden mevsimlere tabii olmayan hazzı güzelliktir

Gönül ikliminde ritmini bulan suhulettir ve bir ahenk içinde haysiyettir

 

 

Gel korkularını yenerek dinle

Urbasız tende aşk bir bahane ve kalbin fakirliği senle

Ruhun asudeliği anlam bütünlüğünde ve hakiki aşk sor kiminle derdinde

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.05.2011 12:18
#855

Halime duçar olur nefesin, sessizliğin lal olan dilisin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Henüz titreşimler başlıyordu

Hissiyatım renklerin birliğinde edep diliyordu

Kalbim yıllara sâri suskunluğunu terk ederek şevke erişiyordu

 

Meğerse gönülde ne baharlar

Hazanın mahzunluğunu anlatan sessiz çığlıklar

Baharın sancısıyla ses vermez ağıtlar vaktin zuhurunu bekliyor

 

Ne vakit seni ansam yağmurun

Meltem asudeliğinde hazzın ve bekleyen bahtın

Tecellisi aklıma geliyor ve derin düşüncelere doğru yol aldırıyor

 

An ve vaki olacak zamanını anan

Aşk için çırpınarak sevdanın rahlesinden kaçan

Ecrin pervazlarından içtinap ederek heveslerine boğulan her can

 

Neler anlatıyor kalbime bilsen

Nefesin müddetiyle bütünleşerek hicranı yensem

Ölüm için nefesi zikredip irfanı seçsem ve senin ülfetine erişsem

 

Kalbinin derinliğinde seyretsem

Haiz olduğun zarafeti temaşa ederek nefeslensem

Gönlümün umutlarını çok görmesen ve bir şevk ile seslenip yücelsen

 

Ne kaybettirir sana anlayabilsem

O vakit çekilirim sinemin derinliğine ve sessizliğimle

Nefesim her ne kadar seni zikrederek kalbime hüzün tohumu ekse

 

Gam değil razıyım virane halime

Yeter ki sen serzenişlerinle kalbimi titretip nefeslenme

Razıyım senden gelecek sitemli her nefese hicran hali yâd etse de

 

Görünme artık fersiz gözlerime

Kalbim her ne kadar darbı mesel ederek sırrını derlese

Ruhum ruhunun müstesna güzelliğinde ve senin saadetin için sukutta

 

Niyazım aşk seninle anlamlaşsın

Sevda harıyla semaları aydınlatsın ve yıldızlara anlatsın

Her sırrın saklı kalsın, mefkûren tefekkürünle nur salsın ve anılsın

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.05.2011 12:45
#856

Müddet-i nefesin dirdarında ki ey yolcu!

 

 

 

 

 

 

 

 

Vuslatın serabından içersin

Kalbinin letafetleriyle sinenden sahifeler seçersin

Kim bilir hangi umutta demsin ve sabrın vuzuhunda kedersin

Zihnin girdaplarında çilesin, azimetin bağrında sefilsin ve iradene kefilsin

 

 

Nice bahtlar umuda kanıyor

Yağmur damlaları ötelerden ikramla hicranı anıyor

Sevda mevsimlerinde gönül yol alarak aşkın serencamına uzanıyor

Umut kanaat ikliminde pervazlarda yeşeriyor ve güle tebessüm gönderiyor

 

 

Aşkın çemberi ihata ediyor

Dil her ne kadar bizar kalsa da, edebiyle anlamlaşıyor

Yol yolcularını bekliyor, han yalnızlıktan korkuyor, kalbin ne diyor

Öyle bir aşk rıhtımı ki ruhumu okşuyor ve rüzgârların muştusu haz veriyor

 

 

Haklısın ki bahar sürurdur

Hazan umutlar sofrasında solgunluğa giden nağmedir

İşte o vakit kalbin biçaredir, geceler senin için anlaşılmaz kederdir

Karanlık duygular ve arza akseden umutlar çare adına muhabbeti bekliyor

 

 

Bilir misin şairin ağıtını

Yanmadan yazan çaresizliği, hevesler için hederliğini

Nedensizlik yokuşunda yudumlanan sefilliği ve fersiz gözlerde şevki

Söyler misin hesapsız ne var kâinatta nitelik ruhun hakikatinde niye nöbetçi

 

 

Ey yolcu rüzgâr arkadaşın

Biliyorum ki umutların sırdaşın, Süreyya yıldızı hazzın

Tefekkür sevdan, kanaat urban, ölüm ancak halinde sürurlu sayfan

İzlerinle anlamlaşan, melalinde çığlık çığlığa şafaklara umutla bağlanan

Nefesin kadrinde ve hevesin renklerinde tuval üzerinde resmettiğin manzaran

 

 

Gönlün sanki bir çağlayan

Aşk sessizlik yortusunda kalbi inşiraha soyunan muazzam

İhsan sadakatinde, ihlâs kendi saadetinde, tevazuu nefsin kadrinde gam

Ey ayan olan, nefesin mühletinde çare arayan, umut filizlerini hakka yollayan

 

 

Ne olur bir an yese kapılma

Ruhun hissettirdiklerinde uzak kalma ve illaki kalbini anla

Aşikâr olan ayetlerden korkma, hikâye edilen hakikatlerden uzaklaşma

Artık vuslatın tınısını anla, hesabın neticesini unutma ve yolun başlangıcında

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.05.2011 10:45
#857

Sinemi meftun bırakan o firkatin ve sessizliğin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bazen

Can çıkmadan huy çıkmaz derler ya

Ruhun daralmalarında ayazlar kuşatır anla

 

 

Kalp

Sahibinden azade olunca nahoş umutla,

Sevda kuraklığında aşk derin acılar tadında

 

 

Senin

Huyuna, umut için solgunluğuna aşığım

Halinde taşıdığın o mefkûrenin sancısındayım

 

 

Teninin

Naifliğinde ben soluksuz devrancıyım

Ben tenimde kiracıyım, ancak seninle hancıyım

 

 

Bizi

Muhabbete gark eden ziyadesiyle manadır

Aşk, nur ikliminde taliplisini arayan kervancıdır

 

 

Gülün

Kokusunda, ötenin sultasında aranacaktır

Şayet murattan bahsedilecekse şaşılmayacaktır

 

 

Renklerin

Envai çeşitleriyle heveslerini destele

Zevklerin azamisinde düşün nefeslerini tüketme

 

 

Nihayet

Ömrün takip edileceği zaman hanesinde

Ruhun ilk adresin kayıplarında gidiyor adımlarla

 

 

Ben

Seninle bahtiyarım ancak sol yanım ağrısa da

Hicran şarkıları beyhudeliğime bir selam salsa da

 

 

Hasret

Damarlarımda kuruyan kanın tek ahı olsa da

Ruhum kendi sarhoşluğunda, kalbim Hakkın yolunda…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.05.2011 10:47
#858

Kalbim, hilkatim, hakikatim ve gerçeğim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hepimiz

 

Gelmiştik bir şekliyle

Nasip olunacak dirliğin alınacak nefesleriyle

 

 

 

Hilkatin

 

Takip edilecek izlerinden giderken

özlemi çekilen, yüreği ısıtan, sevgiye kavuşmak

 

 

Bu sayede

 

Aşılmayacak bir engel çıkar mı

Katlanılmayacak çile ve çıkarılmayacak bir varlık

 

 

 

Mefkûreleşen,

 

Umutlar yumağı olarak sineleri coşturan

 

Aşk ve sevdayla vakfedilen canla inzivayla gidilir

 

 

Yoksa

 

Asırlarca onca çileler niye çekilir

Yaratan eza etmek için mi bizleri halk etmiştir

 

 

 

Niçin

 

Tebliğ eden mübelliği göndermiştir,

 

Neden kızgın çöller ikliminde gülü işaret etmiştir

 

 

 

Kalpleri

 

Neden iman hakikatine erdirmiştir,

 

Hiç esirgemediği tebessümü hoşgörüyü öğretmiştir

 

 

Onu yaratan,

 

Aynı anda tuğyana sabırla bakandır

Mühleti anlamlandıran ve hikâyelerle uyaran haktır

 

 

 

Sadece

 

Ve yalnızca mürebbiyelerle,

 

Vesilelerle aklı, izanı gerçeğe davet eden zarafetti

 

 

 

İnsan

 

Fıtratına uygun olmayan,

 

Edebi ve zihni tarumar eden zilleti haberdar ederek…

 

 

Azabın

 

Nihayetinde temizlenecek

Ona duçar olmayanlar, sabrı bir erdem sayan canlar

 

 

 

Efendiler

 

Efendisinin sancağı altında nefeslenerek

Dirilişin, ölümde süzülüşün itminanlığıyla göçüp gitmek

 

O an ve

 

Zaman kavramının anlamının manalaştığı

Batın içinde zahire kapı aralayan ummanın denkliğinde

 

 

 

Vuslatın işaretleri,

 

Faziletin hikmeti ve çilenin keyfiyeti

 

Aşkla işliği anlaşılacak ve bahar gün gibi açığa çıkacak

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.05.2011 12:15
#859

Yadettiğim bir an, ruhuma işleyen zaman!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

O an çok çaresizdim

 

Suskunluğa mahkûm olacak kadar halsizdim

 

Kime ne diyebilirdim, terennüm ettiğim derdin esiriydim

 

 

 

Babam hayli saftı

 

Anam mutfak adına mütemadiyen kaygılıydı

 

Yokluk yanı başımızda, hicran her zaman karşımızdaydı

 

 

 

Maaş vakti gelince

 

Münhal olduğu üzere babam hiç bulunmazdı

 

Anam sabaha kadar uykusuz kalır ve beni de uyandırırdı

 

 

 

Gün ışımadan

 

Çarşıda ne kadar sabahçı kahve varsa bakardık

 

Korkuyla barışık yaşardık, henüz okul başlangıcına uzaktık

 

 

 

Ne derman vardı

 

Ve ne de binecek bir vasıta için karşılık vardı

 

Soğuk ve kaygı, korku ve ön yargı bir telaşla yanımızdaydı

 

 

 

Bu o kadar acıydı ki

 

Babam namına sinemde buharlaşan bir sancıydı

 

Aile niye vardı, efrat kim için kutsiyet cenahında hayâydı

 

 

 

Çok susamıştım

 

Yürümekten bizardım lakin anneme söylemezdim

 

Onun hicranını artırmamak adına çaresiz sukuta geçerdim

 

 

 

Aramak nafileydi

 

Yorgunluk her halimizde serzenişlerin habercisiydi

 

Annem nedameti davet ederek bedduaların refakatindeydi

 

 

 

Ne sıcak bir ekmek

 

Ve ne de hasreti çekilen bir yudum çay bulunmazdı

 

Her zaman denesiz çorba ve bir haftalık pişen ekmek vardı

 

 

 

Babam maaşı bitirince

 

Arkadaşlarının tavsiyesiyle bir âlemin keyfiyetinde

 

İki gün sonra karşımızdaydı, lakin ne para ve ne de ar hardı

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Bilmem ki ne haldeydim, yitik bir nefes misaliydim!

 

 

 

 

-

 

 

 

 

 

Gözlerimden yaş boşalıyordu.

Oysaki bu konuda pek alışkanlığım yoktu.

Halin fakirliğinde, kalbin sevgiye hasret iklimiyle nefesleniyordum.

 

Yapraksız bir dal misaliydim.

Şevksizliğe gark olan hicranı abideydim.

Ne gülmeyi bilirdim ve ne de tebessüm için yüreğimi hasredendim.

 

Bilmek için erdemden azadeydim.

Düşünmek için bilmeyi, idrakle hissetmeyi özümseyemezdim.

Hoyratlığın kadrindeydi takatsiz nefesim ve çok fakirdi bildiklerim.

 

Tekâmül adına, sevda babında,

Aşksız kurak ayazlarda, poyrazın hırçınlığında,

Kan çanağına dönen gözler ve hissiz nefesler lahuti şiirler dinler.

 

Alp götüre bir zaman dilimine,

Kahraman Tazeoğlunun sesinden arazını dinliyorum.

Yüreğin burkulduğunu, dilin kuruduğunu, gözler boşalınca hissettim

 

Şiir adına her ne yazılsa az dedim.

Sarsılan hislerimle titremeye başladı tüm bedenim.

Ben ne kadar sefilim, kalbi hissedişleri ben nereden bilirim dedim.

 

Avuçladığım toprağı öylece sıktım,

Ve gözlerimden akan yaşlarla onu nemlendirdim.

Kokusunu içime hasretle çektim ve iklimlerin seren camına kilitlendim.

 

Hissetmek adına kalbi olmak dedim.

Ruhun insicamından uzaklığımı bir bir gözden geçirdim.

Hilkatin muvacehesince, aklın mücerretliğinde nefsimi güncellemiştim

 

Hasreti ve özlemi yeniden anladım

Sevda adına yanmayı, aşk babında kanmayı tanımladım.

Ötelerin hazzıyla, vuslatın kalan sayfalarında, gül kokusuna yaslandım.

 

Çaresizliğimle el açıp yakardım.

Nefesin kalanlarıyla, ömrün devranında hardım.

Tek başıma kala kaldım, arkama dahi bakmadan suskunluğa uzanmıştım.

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.05.2011 16:49
#860

Talihi Rana, bahtı cennet olasıca dediğim…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Satırlarınızda ;

 

Bazen ;

 

İstanbul benim canım;

Vatanım da vatanım...

İstanbul,

İstanbul...

 

 

Diyen Necip Fazıl’ı…

 

Bazen ;

 

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım

Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım

Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

 

 

Mısralarıyla Nurullah Genç’i…

 

Bazen ;

 

Mona Roza, siyahgüller, ak güller

Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyahgüller ak güller

 

 

şiirinin sahibi Sezai Karakoç’u…

 

Bazense ;

 

O’na dair satırlara istinaden yorum yapamadığım,

divan edebiyatının idolü olarak gördüğüm İskender Pala’yı buluyorum, görüyorum..

 

Nur alası, nur olası, nur olup bu alemden çıkası… Gözü, gönlü nurlanası…

 

Kaleme kuvvet, yüreğe sağlık, cedde rahmet...

 

Vakt-i Cuma… Duaların makbul olduğu vakitte, dualarınızda yer almak duasıyla...

 

 

 

 

Cevaben yazdığım:

 

Zarafetinizle bu bedbin ve zavallı nefesi meftun eylediniz.

 

Ruhumun seyrinde, umutlarla şakıyan bir meşale misali yücesiniz. Bilesiniz..

 

Edebin yudumlandığı, edebiyatın sazendeleri üstatlarla anılmak

Ne diyeyim ki yüreğinizin asudeliğine karşı nasıl mümkündür duyarsız kalmak

 

Fazlasıyla hak ediyorsunuz, niyazlar için şimdi müsterih olunuz

Fakir sefilliğimden sudur edecek dileklerimle, umudunuza gark olasınız

 

Emanet sayfama fevkalade renk kattınız takdirler sizin hakkınız

Bu anlamda kalbinizi, ruhunuzu sahibine emanet ediyor ve selamlıyorum...

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.05.2011 16:50
#861

Gönül yanar, dil susar,lisan-ı halden kim anlar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sanki bir yangın sonrasındayım yol boyunca

Adım adım hicran yakamda, hüzün sinemi hadsizce dağlayınca

İçim burkuluyor sessiz kalınca, kapımı çalan bir umudun nefesi olmayınca

Fersiz kalıyor gözler, unu takip eden izler, ruhumu bizar bırakıyor onca taraneler

 

 

Başım ellerimin arasında, çaresiz bir nazarla

Yüreğimde başlayan tufan anbean bahtımın lahzasında, hazanın ahıyla

Figan ediyor gönül, lalleşiyor şevksiz dil, hiç aman vermiyor bihaber soluğuyla

Nereye baksam, içinden çıkılmayan bu zamana derd-i gamımı anlatsam korkuyla

 

 

Neden bin hüzün ile bir yol alır ve yaşarım

Suaallerin peşine takılırım,halimin fakirliğine ibret içinde bakarım

Gönül kapımın açılmadığına yanarım, kalbimin inşiraha hasretini nasıl anarım

Sessiz bir şekilde, temaşa eylediğim iklimin zindeliğinde umudumla lahzaya ramın

 

 

Gözlerimin pınarı kurumuş yaş akmaz

Bir gönülde şefkat ve muhabbet hasıl olmayınca rahmet niye sual eylemez

Firakımda fidanlar yeşermez,gül-i nihalden haber beklenmez,umutlar hiç gülmez

Aklım kıt hikmetine erişmez, idrakim kapalı lütfundan aşkıyla niye nasiplenemez

 

 

Kuşlar kanat çırparken, kuzular melerken

Kelabekler rengarek sürurun şevkiyle aidiyetlerine sadakat ederlerken

İzanım ve ruhum bu hakikati yakinen bilirken, tercihlerim ki ahvalime ağlarken

Sinem feryat eder, vicdanım kalbime an be an neler söyler, vakit geçti artık mı der

 

 

Sus artık ne olur yüreğim kaldırmıyor

Lisan-ı halimin fakirliğine herkes kıs kıs gülüyor, lakin gönlüm el vermiyor

Vakit daraldı diye telkin ediyor, göçüp gitmeden serdetmem için tenbih ediyor

Gün bitiyor, sokaklarda ki tezahürat hiç dinmiyor, aklım neden hala sual ediyor

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.05.2011 12:02
#862

Kalbi hissedişin ve güfteleştirdiğin o hazin çilelerin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne bilirdim ki

 

Nihayetinde bir tevdi edilen nefestim

 

Emanet hükmüyle senin şefkatli kollarına teslim edilmiştim

 

 

 

Sen halsizdin

 

Hamiyet adına nasipsiz bir suhulettin

 

Çaresizliği sabırla bereketlendirerek kanaate iltica etmiştin

 

 

 

Beklentilerin

 

Ve hayali sukut ile geçen günlerin

 

Dişlerini sabırla sıktığın çilelerin ve solgun ümitle niyetlerin

 

 

 

Halis niyetlerin

 

Secdede ki akan yaşlar güzelliğin

 

Teslimiyet içindeki ülfetin ve ihsan adına sonsuz gayretlerin

 

 

 

Hiç yılmazdın

 

Muhakkak çareyi umutla arardın

 

Kimseyi kınamazdın, kendi halinde uzun yolculuğu hep anardın

 

 

 

Evlatların adına

 

Şayet çileleri yudumlamak haksa

 

Aşkla yoğrulmak ve sevdanın çeperlerini arşınlamak koklanınca

 

 

 

Derlediğin heveslerin

 

Güfteleştirdiğin hazin çilelerin

 

Gariplik adına masumlaşan aziz nefesin, hüznümün kalesi oldu

 

 

 

Kolum kanadım

 

Ve fersizleşen gözlerim doldu

 

Dizlerim takatsizleşirken, ayaklarım sukutuyla şevki uğurladı

 

 

 

Dilim dönmez oldu

 

Kalbim titremeyle solgunluğu andı

 

Toprağın kokusuyla var olan hasretliğim vuslat için yakarandı

 

 

 

Solgun tenin

 

Kefeni kuşanan çileli bedenin

 

Tabut içinde ki sessizliğin, ölümle arkadaşlığı bize anlatmıştı

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Not:(Değerli dostlar, rahatsızlığım vesilesiyle bazen uğrayacağımı ifade etmek istiyorum.)

MU
23.05.2011 12:07
#863

Ne hazindi hasrettiğin nefesin ve hüzünle gidişin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne yılar yetti

 

 

Ve ne de bahşedilen ömür

 

 

Dertleri anlatmak için kifayet edecek bir faziletti

 

 

 

 

Nihayetinde

 

 

Kendi halinde masum bir nefesti

 

 

Çok gayret etti, mısralarıyla gönülleri ne fethetti

 

 

 

 

Nesillerin dağarcığında

 

 

Fevkalade kök salan bir çınarı ebetti

 

 

Yalnızlık onun için ne büyük bir kederdi ve yetindi

 

 

 

 

Kime şikâyet edecekti

 

 

Ve kimin hakkından gelebilecekti

 

 

Kendi halinde bir nefesti, şiirleriyle çok âlemlerindi

 

 

 

 

Sabiler için bir şevkti

 

 

Aşk adına hasreti anan hicranı dertti

 

 

Anlatmak adına mısralarıyla ummana uzanan bir erkti

 

 

 

 

Liyakatli yapısı

 

 

Azimetle şiire olan tutkulu sevdası

 

 

Aşiyan için tek yarası ve yalnızlık adına dinlediği şarkısı

 

 

 

 

Ne çare olacaktı

 

 

Yalnızlık can için ne kadar murattı

 

 

Muhabbet için nefesler ikliminin bereketi şart ve farktı

 

 

 

 

Lakin ne kadar anlaşıldı

 

 

Güzü battaniyeler içinde geçirtmek mi haktı

 

 

Kim ne kadar anlamak için uğraştı, kitaplar çok mu sattı

 

 

 

 

Dostlar ne için vardı

 

 

Kadirşinaslık mazi sayfalarında mı kaldı

 

 

Hak adına hakikat, kimin umurunda olan anlaşılmayandı

 

 

 

 

An her geçen gün

 

 

Sessizliğin serencamında yaklaşıyordu

 

 

Hal, bizzat hakikati biliyordu, lakin dil çaresiz kalıyordu

 

 

 

 

Ölüm mukadderattı

 

 

Şiir yazmak sevda adına maslahattı

 

 

İradeyi kanaat tercihler için şart olan hakikatli bir hesaptı

 

 

 

 

Dünya sevenlerine kaldı

 

 

Ukba serinliği ve haşyeti kime yardı

 

 

Nefesleri anlamlaştırmaksanat adına şart olan bir sevdaydı

 

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
23.05.2011 22:15
#864

Yüreğine sağlık manevi kardeşim.ilminiz hiç tükenmesin. Değerli ailenize selamlar.

MU
25.05.2011 11:54
#865

Eyvallah kıymetli kardeşim...

En kalbi selamlarımla mukabele ederek, esenlikler dilerim...

MU
25.05.2011 14:27
#866

Yalnızlık acı veriyor, rüzgâr susmuş niye ses vermiyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yine akşamın mağrurluğundayım

Ruhum seyyah olsa da kalbi burukluk yaşamaktayım

Hicran sayfalarında uyumaktayım, hüzün içinde nefesi bırakmaktayım

Bilmem ki hala niye ağlamaktayım, kim için ufka uzanmaktayım, ummandayım

 

Feryadım duyulmaz artık soldu

Hasret ıstırabın elemini sineme sessizce neden koydu

Yalnızlığın koylarında, umudun muştusuyla yaşamak meşakkatli oldu

Halin hasredildiği, vefanın suhuleti, aşkın en bakir zindeliği, feda yolunda nurdu

 

Sessizliğin toprağına uzanıyorum

Hülyalar içinde nefesin şevkine kanıyorum, ağlıyorum

Derdin baharında, çilenin sükût içinde kuşattığı efkârla kimi anıyorum

Ömrüm aşkın yolunda ve edebin nefesi kuşatıcılığında hiç yorulmasın, feda olsun

 

Şimdi okuduğun şiirleri anıyorum

Ve fevkalade anılara dalıyor, kalbi sesinde uyuyorum

Ruhuma hazzı salan letafetini, hasretin sürur bahşeden ülfetine kanıyorum

İşte o vakit ferahlıyor ve amansız huzur duyuyorum, aşkını hal ile yudumluyorum

 

Ne kadar uzaklarda yaşasan da an

Kırgın gönüllerin, mahzun yüreklerin hıçkırığına kan

Aşkın izzetini, iradeden vazgeçiren servetini, kalbin haz duyan hasretine yan

Sevdanın nidasıyla bir vakit yeise düşmeden yol alan cefakârın sesinde aşkla uyan

 

Ömrümün son deminde ölüm içimde

Seyrine ram olduğum hazan masumluğuyla halimde

Hani kutsiyetine inanılan aşk, hakikatiyle mazi derinliğinde kimin derdinde

Yaşamak böyle mukadderse, kul olmanın farkı nerede ve aşk çilesiyle şimdi hasrette

 

Ah aldı felek çaresi yok acısı hazin

Kime nazar ettimse hali perişanlık çarkında vehim

Ah yüreğimi dağlayan melalim, sükûta yönelen ve tarumar olan sökün halim

Neyleyim, kime şikâyet edeyim, samimiyet hangi gönlün derdinde ben nasıl bileyim

 

Sefilliğime boyun büküp gideyim

Kimseye seslenmeden artık bu diyardan göçeyim

Mezarım için ruhuma yöneleyim, umutlarımı arşa muhabbetle elan göndereyim

Nefeslerin dostluğunda hala nöbetteyim, sadakat içinde takatsizliğime ne söyleyim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.05.2011 14:30
#867

Saklayamam sevgimi akan gözyaşlarımdan!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hangi lahzanın gadrinde kalmışsam

Ruhumun hicran damlalarını sessizce yudumlamayı arzulamışsam

Kendi halimde yâdımla baş başa kalarak umudun yolculuğuna figanımla çıkmışsam

Hıçkırığa kanıp yalnızlığın didarından tutunmak için yüreğimin kanaatine sığındım

 

 

Hangi yolu denesem kar etmiyordu

Bir türlü içim içime sığmak bilmiyordu, merakım alıp bir yerlere götürüyordu

Ne nefesim yetişiyor ve ne de figanım halimin perişanlığına çarey-i aşkı sunuyordu

Gün batıyor, seherler çağırıyor, lahzalar ibretin senasıyla elan farkı fark ettiriyordu

 

 

Kimi nefes susuyor, kimi nefes gülüyordu

Bilmem ki anlamak için neden tefekkür etmeyi istemiyorlar ve kaçınıyorlardı

Neden ibret almayı, bir ders çıkartmayı arzulamıyorlardı, alay etmek için bakıyordu

Nazar etmenin, nazar gâh olan kalbin, şehre dilmesinden feragat etmeyi istiyorlardı

 

 

Ruhumu yoruyor artık nedense bu sualler

Vahdete ihtiyaç duymayan topluluklar, şuradan habersiz olan soluklar ve anlar

Nereye gitsem, hangi meclisi ziyaret etsem içim daralıyor, nakaratlar devam ediyor

Tekdüzelik ruhumu eziyor, içinde bulunduğum gizli esareti resmediyor ve üzüyor

 

 

Kuşun kanadını kırmak ne kadar feci

Annenin yavrusunu katletmek hangi duygu için itibar elde etmek için yeterli ve kâfi

Katilin ve caninin, terör estiren insan suretinde ki her nefesin fütursuzlaşan o eşkâli

Satılmışlığın sinelerde mahkûm eden hicranı, hakkı hak bilmeyenin dramlaşan ahını

 

 

Nasıl anlamalıyım, tefrikayı unutmalıyım

Siyasallaşmış her satırı, içinden çıkılamayan bin bir hüsranı ve yalan vatları

Kalbimin hangi sahrasında saklayacağım, derinliğin kepazeliğini silip atacağım

Sahip çıktığımız ve efradımız saydığımız apoletlilerin densizliklerini unutacağız

 

 

Arz kan ağlıyor, mazlumlar bakıyor

Sırası gelen öne çıkıp atmosfer parkı sakinleri için canhıraş mücadele ediyor

Küresel güçler neyi takip ediyor, milletler topluluğu güya çözüm için uğraşıyor

Kim kimi kandırıyor, içim kan ağlıyor, desiseler niye bir bir ortaya çıkıyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.05.2011 12:43
#868

Aşk; ruhun vecdiyle firkate kanmaktır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anlamak, şuur adına vakıf olmaktır

Akıl muhakeme etmen için sana bahşedilen en zaruri maslahattır

İdrak, ruhunun yetisiyle anlamlaşan firaktır, kalbin lisanı niye aşk-ı sanattır

Yaşamak, tekabül eden vaktin sadrında mukallit kalmak ne büyük kabahattir

 

 

Nefesin teslimiyetinde ne ardır

Ölüm neden bu kadar korkutan bir afattır, haşyet-i farktır, lahzadır

Hasret sevgi selinde, muhabbet ikliminde, gönül dilinde anlamlaşan farktır

Şefkatsiz yürek neden paslanmaya yüz tutmuştur, pınar olmaktan çıkmıştır

 

 

Hakikat ruhunun cenahındadır

Kendi haliyle barışık olmayan, nefsin nizamına dikkat etmeyen zandır

Kabahatli olan bizzat bühtandır, mukallit olan candır, bir nazar-ı gamdır

Fırsatları değerlendiremeyen zavallıdır, aczi yet içinde saklanan fukaradır

 

 

İnsan, aklı ve irfanıyla âlidir

Nefesin aşk nimeti de bu hakikatle bariz bir şekilde her vakit önümüzdedir

İradi olmak, zafiyetlerden kurtulmak meşkin farkı, aklın ve irfanın edebidir

Niyet zahir olmadıkça, kalpten geçenler umutlaşmadıkça aşk niye fakirliktir

 

 

Kabahat işlemek ne demektir

Hak ve hukuku gasp ederek etrafı talan etmek, insanı esip geçmek midir

İnsanın sabrını zorlayan, acabalar içinde ruhunu bizar bırakan gerekçemidir

Neden eziyet etmek adına hak talep edilmektedir ve haklar çiğnenmektedir

 

 

İnsan düşünen ve fark eden zadedir

Ruhundan ve aidiyetinden habersiz kalan kimlerdir, ne kadar biçarelerdir

Her fırsatta kan akıtmayı, ortalığı karıştırmayı gaye edinen birer sefillerdir

Tefrikayı marifet sayan, istikrarı baltalayan, hak hukuk tanımayan kimlerdir

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.05.2011 12:45
#869

Susmak, sabr-ı kanaati aşkla yudumlamak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Siney-i melalin lahzasında kalmak

Ne kadar çıkmak istese de, ruhunu bizar bırakacak kadar dirense de

Arzu ve heveslerin yüreğini dağlayarak figan ettirse de, sen yine de iltifat etme

Nasibin kazasını bekle, takdirin sahibinden bir an olsun kalbini şüpheye teslim etme

 

 

Yorulan nefesin, solan hevesin

Gün yüzüne hasret kalan emelin furyasında dilenme, aşkın inşirahını bekle

Kalbin sahipsiz değil idrakinle tefekkür etsene, vakit sevdadır, maşuku düşünsene

Nasıl bir hengâmenin eşiğindesin, zanları gönül neylesin, o yeisi aşk neylesin üzülme

 

 

Bazen gün ayı besler, bazen yılı

Bir ömür bahşediliyor, en mümtaz eser tevdi ediliyor, akıl sual etmiyor nerdesin

Muhakemeyi terk eden gönül’e hak ne için nazar etsin, işaret taşı ayağına mı gelsin

Zevkin, keyfiyetin haz veren letafetleri halin deminden mi terk edilsin, nefis neylesin

 

 

Sadık olmak, kalbi nazarla bakmaktır

Şek ve şüpheden kurtularak, aşkın sadrına bel bağlamaktır, ağlamak yıkanmaktır

Yanmak, sevdanın serinliğinde umuda bulanmaktır, firakı aşkı muhabbetle anmaktır

Kanaatin vecdiyle durulmaktır, inkişafın sahnesinde ruhu esaretinden kurtarmaktır

 

 

Bağnazlığın çarkından çıkmaktır

Önyargılardan arınarak, hukukun şadıyla muhabbete ulaşmaktır, hakikat aşkıdır

Çaresizliğin mecrasından çıkmaktır, tefekkürün feyziyle yanmaktır, aşka akmaktır

Firkatin ramıyla vakıalara bakmaktır, telaş ve gailelerden kurtulmayı başarmaktır

 

 

Teslimiyetin baharını yaşamaktır

Hazan vaktini nefsi telakkilerin sahnesinden ayrışmaktır, ibreti aha bırakmaktır

Kalbini sakın ihmal etme boşluk kabul etmez bir uzuv diyerek te es geçme ahı ağırdır

Söyle kâinatta sahipsiz olan bir nefes var mıdır, istikameti olmayan can kime ardır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.05.2011 17:38
#870

Söylermisin nerdeyim ve hangi hal içindeyim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sanki kaoybolmuş bir nefesim

Vurgun yemiş bir halin içindeyim, sessiz ve kalb-i viraneyim

Dinmeyen suallerin peşindeyim, ümitlenmek için nefes nefese azmekteyim

Neden mesut değilim, zanların girdabında bocalayan bir zadeyim ve takatsizim

 

 

Hangi kalem yazdı bahtımı

Yargıç olman için sana hak ve hukuk bırakıldı mı, yoksa cefamı

Neden anlamazsın ve ya ram olmak için uğraşmazsın, mütemadiyen yargılarsın

Kalbi olmaktan, ruhun yetisiyle anlamlaşmaktan sakınırsın ve nedense korkarsın

 

 

Ne kadar ağlarsan ağla

Hırkırıklarınla hissiyatımla buluşma, acabalarla hiç yanılma

Kalbin sahipsiz değildir ne olur anla, ruhun bedelsizliğin abidesi değil korkma

Müddet-inefes, heveslerine gerekçe olan gayen seni aldatmasın ve halini yormasın

 

 

Emellerin yolda bırakmasın

Ufkun hiç kararmasın, irfanın ve izanın istikametini bozmasın

Hak ve hakikat adına arifler ve ehl-i hal olan kutlu nefesler karşına çıksın

Sevdanın ve aşkın feyzini senin sine –i ahvalinin sahrasında vecdiyle latifleştirsin

 

 

Her ne yapıyorsan ve arıyorsan

Birheyecan uğruna bedelsiz sandığın vaktini hasrediyorsan, nafiledir uğraşma

An ve zaman gerekçelidir, izan ve irfan şadıyla taçlanan furkan-ı hedeftir, yanılma

Kimi kınıyorsan ve ayıplıyorsan, başına gelmeden, içinden geçmeden ermezsin felaha

 

 

Ömür, tekamül sanatıdır unutma

Bahtın kazası haktır sakın yeis içinde savrulma, sabrı ve kanaati hiç unutma

Tevekkel olmak, tadbirle teslimiyet içinde kalbin sahibiyle buluşmak, nafile sanma

Akıl ve idrakin en önemli azığındır sakın ihmal ederek suskun sokaklar misali olma

 

 

Fersiz lambalar ardır unutma

Feyz ve bereket gerekçelidir farkını fark etmeden olur ya lafazanlığa sığınma

Tohumu düşün, toprağın halimdedir aşk, zamana tavdır sevda, firkati için şaşırma

Kabir izafidir, ölüm talim-i ilimdir, aşk ruhun lisanında vecdidir, ecri edebidir anla

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.05.2011 17:42
#871

Neden karşıma çıktın ve nazarınla yıllarca avuttun!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilme kine yapmıştım ve kimi kınamıştım

Sessiz ve sünepe bir vaziyette gülmüştüm, içimde neden büyütmüştüm

İnsan ve zaman, baht ve kaza, doğum ve ölüm, umut ve hüsran aşkını küçültmüştüm

Neden düşünebilmeyi, ibretiyle nefeslenmeyi, fıtratıyle akletmeyi önemseyememeiştim

 

 

 

Bilincim ve irfanım adına niye açtım

Hangi sahranın vecdine susamıştım, arifin edebinden mi nasipsizdim

Firkat nedir hiç bilmezdim, inşirahın lafzını dahi hiç işitmemiştim,can-ışaşkındım

Hayat nedir, ömür zaten pek bilinmeyen serdir, ölümAllah’ın emridir der bakınırdım

 

 

 

Öğrenmek adına niye muarızdım

Nasıl bir kaatin kanatlarında çırpınan sanıktım, alıklığın farkındamıydım

Yitik yılların, ruhumu bizar bırakan kaçkın kılçıkların ve meyledilen mecaraların

Sosyal bünyede ki hezeyanların, devşirilen bağnazlıkların, tahakküm eden kanların

 

 

 

Mahkum eden, hakkı gaspeden

Eza etmek için ruhundan geçen, kalbini dinlemekten feragat etmeyi bilen

İnsanın ahını almak için sıraya giren, mahzunun nefesini hiç önemsemeden alay eden

Mağdurun figanını asla dinlemeyen, sabinin çığlığını işitmemek için hunharca katleden

 

 

 

Bir neslin dramatik bağdirelerinde

Hak ve hukuktan arınmış, hakikatin sevdasından sıyrılmış azınlık vehmiyle

Çetelerin ve eşkalleri alalanan nefeslerin hükümran olduğu yılların cefalı fermanıyla

Nice başlar kesildi, idam sehbaları tertip edilerek seher vakti beklenmeden katledildi

 

 

 

Yasama erki, yardı erki nerdeydi

Neden bağrımıza bastığımız kurmay askerler böyle bir garip halin içindeydi

Yargı ve yasama sanki tekelleşmişti, çetelerin tertiplediği devlet tipi niye feciydi

Emir veren saikler kimlerdi, istirarı talan etmek adına aymazlık adeta o an karşımızdaydı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.05.2011 19:34
#872

Ah ettim, kalbimde niye sürurunu hisstmedim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne olurdu ki bir kez aynı hislerle

Nefes alıyor, seni dalgalar eşliğinde

Şarkıların hazan kokan nağmelerinde

Sirtolarını çalan gemilerin güvertesinde

 

 

Emirganın güzelliğindeki çiçeklerde

Şevkle öterek şakıyan kuşların seslerinde

Konan kelebeklerin kanatlarında ki renklerde

Çocukların umut saçarak nazar eden buselerinde

 

 

Simitçinin son sattığı simit sevincinde

Kuşların yavrusuna götürdüğü av sevinciyle

Martıların yılmadan arandığı tutkunun şevkiyle

Bestelerin mazi derinliğinde sazendenin nefesinde

 

 

Hissetmek istiyorum öyle diliyorum

Geceleri gün gibi yaşayan hal ehli gibi

Nihayetimin merakında demlenen bir abit gibi

Aşkın yangısında solumaktan yılmayan bir arif gibi

 

 

Gittiğimiz ve dilediğimiz yol belli

Kurban olmak için can kimin derdi sanki

Davaların hazzıyla şevk veren aşk ne güzeldi

Yalnızca onun için can verilir vakfedilir candan geçilirdi

 

 

Zaten gelemezdi ondan ne isterdim ki

Yalnızca sevdiğini söylemesi tek yeterliydi

Ömrüm boyunca hiçbir zaman görünmeseydi

Yalnızca yazdığı mısralarla meramını beyan etseydi

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.05.2011 19:38
#873

Haberdar olacak mıdır canan, gamı sineme koyan!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sessiz ve sakin bir hazanın içindeyim

Mecnunun vecdini anan, acizliğine kanan, aşkın lahzasında zadeyim

Yüreğimdeaçan mevsimlerin ahengindeyim, kimi vakit zemheri, kimi ah edenim

Sevdanın firkatini iliklerimde ki terennümündeyim, burukluğumu nasıl ayan ederim

 

 

 

Ne vakit bir çiçeğe yakın haldeysem

Hasretin bağrında figan eden bir nida isem, boyun bükerim, sabrederim

Nasibin lahzasında ki aşikar olan hikmeti nerden bilirim, elhak Rabbim derim

Ruhuma serinlik bahşeden kimdir yakinen bilirim, o na iltica ederek mağfiret isterim

 

 

 

Bağnazlığın girdabından kurtulmalıyım

Önyargıları mı taliplerine bırakmalıyım, şek ve şüpheden kaçınmalıyım

Gönül kapımın açılmasını dilemeliyim, kalbim inşiraha ram olmalı bilmeliyim

Gönlümün denizinde, ruhumun sahilinde umutla beslenmeliyim, aşkı dilemeliyim

 

 

 

İhsan ve inayet üzere şekillenmeliyim

Halime ducar olan taşlardan ve nazarlardan sakınmasını öğrenmeliyim

Meclislere vahdet için icabet etmeliyim, furu meselelerle iştigal edip gezmemeliyim

Kimseyi hor ve hakir görmemenin nefsi talimi ve terbiyesinden geçmeyi bilmeliyim

 

 

 

Arifin halini, nefesinde ki hikmeti

Ruhumun derinliğinde hissetmeliyim, hamaset ve işgüzarlığı terk etmeliyim

“Ne derler” için değil, kalbi ve ruhimanada aidiyetimle müşterekliği öğrenmeliyim

Her fırsata çıkarımiçin hucum etmemeliyim, etrafımdaki mazlukları düşünmeliyim

 

 

 

Ölümde dirliği ve mağfireti

Kabir de kiibretin ibretli sahnesini ve ruhuma ilga edilen onca hakikatleri

Kalbimin sahibiyle, ruhumun malikiyle bir korku ve kuşku yaşamadan dilemeliyim

Yadına ram olduğumkim varsa, göçüp gidenler haşyetin sanıklarıysa af dilemeliyim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.05.2011 12:26
#874

Bir ah etsem, melal-i kalbimi sessizce hasretsem!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar bilmek istemesemde

 

Hakkın yolundan kalbimin fakirliğiyle solgun yürüsemde

 

Hukukum adına akidemi maslahatlarla azimetten el çektirip titresemde

 

 

 

Bilinmeyenler girdabında nefeslenince

 

Ruhum kendi insicamında nasihatler etsede ne çare

 

Ayetler gözlerimin önünde bedbinliğimi sigaya çekinde ölümün eşiğinde

 

 

 

Nefesim yetmiyor takatim çekiliyor

 

Şefaat için kimin himmetine muhtaşlığım önüme seriliyor

 

Onu hakkıyla tanıyormuyum, nefsimden ziyade seviyormuyum bilmiyorum

 

 

 

Naturel bir halde acizca koşuyorum

 

Okumak adına her ne varsa sabahlara denk terennüm ediyorum

 

Hidayetin raddesinde, sevdanın har iklimişnde o aşkı kalbime soruyorum

 

 

 

Ne kadar kudretim varsa yoluna

 

Başımı eşiğine koydum her türlü solgunluğun yılgınlığıyla

 

Adamlık her ne kadar idrake muhtaç olan edebi bir hasadın tek sanatıysa

 

 

 

Kurban olmak, aşkın kıvamını anlamak

 

Zahirin cazibelerinden arınarak vuslatın hazzına ulaşmak

 

Ecrin kadrinde, ihlasın raddelerinde ve ihsanın terbiyesiyle kalbi yaşamak

 

 

 

Mükellef kimliğinde yargıç olmadan

 

Maslahatların solgunluğunda boğulmadan takvayı aralamak

 

Hak adına varlığın cezbinden vazgeçip himmetin ve hizmetin rüknüne ulaşmak

 

 

 

Ne derleri ayetlerin ışığında açmak

 

Gül kokusuna erişip hakkıyla koklamadan ameli arızaları onarmak

 

Ecelin güzelliğini dışlamadan, kabrin zafafetini anlamadan kalpten uzaklaşmak

 

 

 

Sevgiyi hak edene hasrederek

 

Kurak iklimlerin bereketlenmesini sağlayacak fedakarlığın hazzıyla

 

Aşkı hakkıyla gönül ikliminde ve hakkın rızasını kazanmak istikametinde yormak

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Kalbim ağlar, ruhum hüzünle bakar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne vakit yalnızlığın sokaklarında eğleşsem

Fikrimin bizarlığına refakat ederek, umut için an be an yeşersem

Ufkumun solgunluğuna nazar ederek, bin hüzün içine girsem ve figan etsem

Kimselere bir kelam etmeden, derd-i gamıma dikkatlerini çekmeden sessizce göçsem

 

 

Derin bir iç sızısıyla nedense yüreğim yanar

Heveslerim hiç kanatlanmadan makus birşekilde acziyetimle solar

Lahzalar ruhumun hicran sayfalarına ibretleri bir bir hiç yorulmadan yazar

Kalbim kan ağlar, fideleşmeyen umut sinemi dağlar,mahzun olmak ruhumu yakar

 

 

Ne zaman ellerimi açsam ve yakarsam

kalbimin silik duvarlarında anlamlaşmayan melalimi hangi yüzle anlatsam

Mahcubiyet içinde müddet-i nefesimi nasıl yorumlasam, hırkırıklar içinde avunsam

Ahuzarımı bir demet yapım, suskun kabrin toprağına bıraksam ve ibretiyle yaşasam

 

 

Şu göğsümü yırtıp samimi birşekilde baksan

Dile gelmeyen melalimin figanıyla anlamlaşsan ve lisan-ı halimi anlasan

Kalbimin firkatini nasıl yenebileceğimin lahzasıyla şu ruhumu an be an avutsan

Ömür yumağının, hasret cenahının, irfan felahının vecdiyle hiç usanmadan uyutsan

 

 

Sana bir sözüm yok, asla ve hatta olamazda

Yar ruhumun figanından haberdar değil nasıl olsa, sessiz çığlığım duyulmayınca

Bahtımın kazasını yazan kalem, kalbimime nazar eden hakikatim olunca,saikini anla

Her ne kadar umut etsem, uktelerimin bizarlığında eğlenmeyi akıl etsem pek acıdır yazma

 

 

Susmak hak olunca,kelimeler bizar kalır

Hangi mısrayı yazsam, gönlüme düşen kadreleri bir bir sıralasam izleri sızıdır

Murat etmek, kederin lahsazıyla nefesi gölgelemek gamdır ve nasıl bir afak-ı hayattır

Ölüm her vakit yanımdadır, tefekkür etmek mefkuresi niye aşk için bir vuslat-ı cenaktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.05.2011 11:16
#875

Ne hal kaldı, ne de canan derd-i gamımı anladı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir nebzede olsa

Yüreğimin yangınlarına yetiş gecikme

Sinemi dağlayan sancılara geçit vererek ruhumu eritme

 

Elem kalbi yorar

Gam kederler içinde zihnimi karalar

Vuslat kalbin serencamında aynadır bilmem ki neyi arar

 

Kararlar kaskatı

Anlaşılmayan melalim ne kadar acı

Ey tecrübeyi kuşanan hal ehli hancı, varlığım ne yabancı

 

Âlem devri sahnede

Zahit kim bilir hangi vakitte demde

Hüzün mütemadiyen gölgesiyle taht kurdu umut hanemde

 

Ne murat edeyim

Dirliğimde gizlediğim inhisardan kime söz edeyim

Dilim perişan, kalbim hazan, sinem darboğazlarda hicran

 

Tebessüme susadım

Gülen gözlerde muhabbeti hasretiyle aradım

Lalezarda ne kadar mahcuptum, gülün kokusuyla ayıldım

 

Sığ bilgilerle olmuyor

Aklım muvazene içinde kalbi murakabe ediyor

Meşakkatiyle yoruyor, aşk kalbin ikliminde asudeleşiyor

 

Zahir aklın hükmünde

Batın inşiraha yabancı olan kalbin neresinde

Vuslat kemali yet güzelliğinde gizlenen edebin bendinde

 

Ne olur açma yaramı

Sancılar içinde kıvranan sukutu çığlıklarımı

Zelil olan betbahlığımı, asliyette mahfuz duran niyazımı

 

Ya Rab senin rızan

Kulluğumun bereketsizliği fevkalade ziyan

Senden murat ederim acizliğime deva olacak ihsanı şükran

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.05.2011 11:18
#876

Sessiz ve derinden ağlar, ettiğin sükuta yanarım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilir misin ağlamayı

Gözyaşlarının refakatiyle bin bin dert yaşamayı

Hasretin sancısıyla dağlanmayı ve hicran içinde nefes almayı

 

Belki sana çok yakışıyor

Pencerenin kenarında sabrederek kanaate ermeyi

Bahtın dalgalarında ve baharın insicamında hazını koklamayı

 

Billahi dilemem kimseye

Dilim dirliğinden feragat ederek inim inim inlese de

Gözlerden boşalan yaşlar hissiyatımı dirilişe davet edecekse

 

Keşkeler şayet bereketse

Tesadüf hezeyanları manasız serzenişler için dertse

Aşk kalp için en deruni hikmetin bendinde alınacak nefesse

 

Dağlar bağrımda ağlasın

Dalgalar gönül ummanımda feryatlara neler anlatsın

Sema haykırışıyla rahmete bel bağlasın ve hakkıyla ulaşsın

 

Çocuk neye muhtaçtır

Analar hissiyatın bağrından kopan en mümbit cenahtır

Aşk rahmetin farkıdır, dirlik içinde sabırla yoğrulan hardır

 

Geceyle göçebelik

Kalbim teslimiyette bilemem ne kadar uykuyla ilişik

Zahirim dimdik, batınım lekeleriyle fevkalade bariz çürük

 

Olur ya buket sunsam

Cazibe için zahirimi katbekat donatsam ve alalasam

Ne olur aldırma kalbimin hicranıyla tanışık olma ve korkma

 

Unutma niyetinle hürsün

Edebinle zarafetin en müstesna şakıyan bülbülüsün

Kalbinde vuslatı hasretiyle anlamlandıran asudeyi payesin

 

İnanmak kanmak içindir

Kandıran bizatihi kendini prangaya vuran bir acizdir

Kalbi hissedişleri ne bilir, hevesleriyle bütünleşen fakirdir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.05.2011 12:06
#877

Ruhum figan içinde, kalbim hasretin nezaretinde!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tarih alıp başını gidiyor

Vecdin kara sayfaları neden içtinap ediyor

Ruhum fevkalade sızlıyor ve arzın serencamı neler bekliyor

 

Neden bu kadar bedbinim

Sayfalar cenahında dertli bir nefesi sefilim

Heveslerimle rezilim, tercihlerimle kefillik içinde çok acizim

 

Ecdadım nelerden vazgeçmiş

Hedefine azmedip mefkûre için nefes tüketmiş

Nesiller boyu edebi öncelemiş ve hüzün içinde çileler çekmiş

 

Kalbime tebarüz eden illet nedir

Ruhumu prangaya mahkûm eden zillet ne cebir

Ömrümün hikâyesinde sermayem artık bilmem ki neye kefil

 

Ah nefesine ram olduğum dilber

Gönül ummanından ha ne olur biraz erdem ver

Lalezardan akseden renkler, gül ikliminde kime şikâyet eder

 

Dilim mahzun, kelamım masum

Bu kalbim hazan sağanağında hicrana mahkûm

Umutlarım solgun, vicdanım an be an badireler içinde korkum

 

Hayalim kıt kanat salkımlaşır

Kanaatim genç nesil için fevkalade heyecan taşır

İllegal ite için hafızam hazanlaşır, umut iklimim neleri anlatır

 

Artık bir korkum kalmayacak

Rüyalar zülüm abat olarak vicdanı karatmayacak

Kutlu nefesler hakkı haykıracak hakkaniyet için aşk koklayacak

 

Gel be gülüm naz etme katıl

Ön yargılardan sıyrılarak ne olur vecde sarık

Durmak yok artık sevda için susma vuslat hazzıyla aşkını yokla

 

Neler anlatmaz âlem ayetle

Kitabı celile yönelip kalbinle muhakkak serinle

Asla taaccüp etme rahmet sebebiyle sevgini kimseden esirgeme

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.05.2011 12:07
#878

Yalnızlığın sokaklarında, hazan yüreğimle başbaşa!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sessizliğimle derinliğe doğru uzanıyorum

Korkularımın sağanağında umutları yoklayarak soluyorum

Kalbimin sayfalarını okuyarak, ruhumun lekelerinden korkuyorum

 

 

Bir an hasretin sancısı çıkıyor karşıma

Her ne kadar sevgiden anlamadan egomla barışık olsam da

Vicdanım nefsime acıyarak baksa da, o vakit uyanıyorum sabaha

 

 

Kalbimde filizlenmiş sevdanın hazzı olsa

Aşk fakirliğim cihanın sedasından duyularak halimi utandırsa

Vuslat edep indinde, edebiyat için yapılan fütuhat olarak anılırsa

 

 

Hüzünlü yutkunmalarım eşlik ediyor bana

Kitabı celilin hakikatlerinden sadır olan nasihatler karşımda

Lakin hicranım acizliğimle kalbime bir şeyler anlatmaya çalışsa da

 

 

O sevgilinin güzelliği zarifliğiyle kuşatınca

Yârin süruru ruhumda filizlenerek hakikatle irfanlaşmayınca

İnsan kimliğime şuur, aklım ve vicdanıma aşkın sancısını salmayınca

 

 

Göz pınarlarım sağanağını hüzünle boşalınca

Halimi soran, meramımla dostluk kurmaya çalışan olmayınca

Sukutumun çığlıkları sol yanımdan sancılarla takatsizliğimi artırınca

 

 

El açıyorum fakirliğimin acizlik hüviyetinde

Ademiyetim nesiller boyu genlerimle yüzleşerek kükrese de

Umutlarım gülün güzelliğinde ki berekette ve rahmetin yegânesinde

 

 

Her ne kadar nefsim vicdanıma hükmetse

Kalbim inşirah için vakti saati an için derleyerek kanat etse

Ruhum, ölüm dirliğinde asude haberleri halime hikâye etmesi öğütse

 

 

Ey sevgili böyle işte yalnızlığımın nefesiyle

Sen her ne kadar sessizliğinde tefekkür halini benimsesen de

Hasretim dinmiyor ne hikmetse, sevgiaşk için tezahür eden değerse

 

 

Vicdan safiyetinde ve gönlüm edep dileyince

Sesim çıkmıyor dil acılar içinde meramını hıfzetmek isteyince

Hissiyat sığlığında acizliğime hükmederek sefilliği halime teslim edince

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.06.2011 11:23
#879

Ruhum nazar ediyor, o an ve zaman kalbime sesleniyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bırak ne olur

Sarılayım ayaklarına ve solgun umutlarına

Yıllara sâri olan suskunluğumun feveran eden hissiyat çığlığına

 

 

 

Acımsızlaşan ahına

Serzenişlerini demlediğin bakir torağına

Gönül pervazlarında tazelenen umutlarının sevdasında ağıtlarına

 

 

 

Biliyorum ki çok sefilim

Densizliğin nedenlerinde kaybolmuş biçareyim

Şimdi kime ne derim, boynumu büker sessizliğimle eceli beklerim

 

 

 

Baharı hasretle beklerken

Hazanın sahifelerini def ederek nefeslenirken

Bedbinliğin ahında senin halinin naifliğini terennüm etmeyi dilerken

 

 

 

Karşıma yalnızlığım çıkıyor

Ummanlara uzanıyorum, bulutlara bakınıyorum

Lakin bizar halim geçit vermiyor ve nefeslerim kalbime sesleniyor

 

 

 

Neleri öğrendiysem

Sevgisiz ve muhabbetsiz takatimi tüketiyor

Aşk kendi ikliminde gayrete galebe çalarak muhataplarını bekliyor

 

 

 

Serkeşliğim arkadaşlık ediyor

Hicran hınçla yüreğimde meşaleleri tetikliyor

Gözlerim ufuklara nazar ederken hükmeden yaşlar kime sesleniyor

 

 

 

Anlamak için feraset gerekiyor

İdrak iltica edenler için kalbi muhayyele diliyor

Akıl basiret için meşvereti davet ederek hikâyeleri hazla derliyor

 

 

 

Sessizliğime kim ne diyor

Mısralar meramın irtihali için neden hüzünleşiyor

Hamiyet kalbim ikmalinde ve ruhun bakire mertliğinde aşk diliyor

 

 

 

Yazmak yanmadan kaçmak mı?

Düşünceleri hissiyat ikliminde derlemek ağlamak mı?

Dost kimliğinde hem hal olmak ve varlığa şahit tutmak tuhaf mı?

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.06.2011 11:25
#880

Yerinme, aşkın sessizliğinle bir kez kalbimi dinle!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne olur düşünmek için vakit ayır

Hilkatin sağanağında ve ömrün sayfalarında iradene sarıl

Ruhun imbiklerinden hicran güzelliğinden hüznü kalbin ile ayır ve ayıl

 

 

 

Gidenler serzenişleriyle anılıyor

Gelenler çığlık çığlığa feryada sarılarak hamiyet aranıyor

Himmet mahzunluğunda kime bakıyor ve rahmet vicdanda ne arıyor

 

 

 

Biliyorum senin ulvi güzelliğini

Kalbine hasredilen mümbit bereketli sevgi ve muhabbetini

Ecrin senin kudretinle anlamlaşan deruniliğini ve sessizliğin renklerini

 

 

 

Sen fedakârlığa namzet nefersin

Nefesin katresinde ve edebin enginliğinde nazar edensin

Ötelerin zarifliğinde sabrın nakışlarında kanaati işleyen muhteremsin

 

 

 

Senin ruhundan nükseden hicran

Sessizliğin serinliğinde seyreden buhran sana zor gelmez

Umudun anlamlaşan hayallerinde ve mefkûrenin karelerinde azim var

 

 

 

Vakıalar ve yazılan ulvi anılar

Sabırla ve tahammülle sevginin hasredildiği aşkla anlamlı

Aşk iklimlerin değil, zamanının tüm safhalarında seni anan bahtiyardır

 

 

 

İnsan iradesiyle anlamlıdır

Kul ihsan ve ihlâs terazisinde değer bulacak bir adaydır

Hakikat gün gibi aşikârdır, vicdan ve murakabede bunun için mutlaktır

 

 

 

Sev lakin yerinmeden sev

Ver fakat ecrin mülahazandaki kadri bilerek gizlice ver

Sabrın ağında ve taş yastıkta toprağı en mukaddes yatak olarak bil

 

 

 

Mahzun nefeslerin derinliğine eğil

Mağdur gönüllerin limanında kanaatle muhabbetle meyil

Kalan an ve anlamlaşacak o zaman dirliğin ve birliğin nişanesi olacak

 

 

 

Nice aşklar yeksan olurken

Ruhun insicamında kederler nağmeleri hicranla davet ederken

İyilik ve ihsan an ve zamanının sahifelerinde halini ülfetle yad edecektir

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.06.2011 12:31
#881

Bilmem ki birgün anlarmısın, ah edip yanarmısın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Diliyorum ki çok geç olmasın

Kalbinin asudeliği ruhunla anlamlaşarak aksın

Aşk için sorgulanmasın, mananın hakikatinde elbette anlamsın

Lakin gönlün yalnızlık yaşamasın, hasretin hazanında yorgunluğa kanmasın

 

 

Ne korkunç gecelerin elindesin

Hissiyatın prangalarındaki sancıların kederisin

Dikilen gözlerin umudunda, tavan arasında, yastığın taş olunca

Niçin yaratıldığını, aynalardan aksayan burukluğunu ve umudun huzurunu

 

 

Bir gün anlarsın hayal ufkunu

Çare adına ötelediğin yutkunduğun bağnazlığını

Sabrın baharını, zihnin hazanını, kelamın kanaatle anlamlaşanı

Sevginin nasıl hasredildiğini, gözlerin perdelerinden boşlan katrelerin sesini

 

 

Her ne kadar içim elvermese de

Kalbimde demlediğim elemin sergisini açacağım

İbret adına ne varsa ruhuma anlatacağım, nefsimin tuğyanını

Benliğimde ihsanla, dilimde ikramla, zihnimde anlamlaşan varlığımda haksın

 

 

Yar adına neyi zikretsem varsın

Aşk yoksunuyum, sevmenin şerefindedir umudum

Zamanın yolcusuyum, hamiyetin vurgunuyum hasreti yaşarım

Salanın sesinde ürpertilere kanarım ne yastığımla ve ne de yatağımda kalırım

 

 

Sende bir gün meramımı anlarsın

İçimin burukluğunu hissederek mısralarda yaşarsın

Uzanan ellerim, fakirliğimde kalbim, fersizleşen gözlerim anar

Lanet adına her ne varsa derinliğinde suskunluğunu yaşar ve hikmetiyle bakar

 

 

Seyir kalbimde perdeleri açıyor

Temaşa ettiğim hazan vaktin felahından bahsediyor

İşte o zaman sinemdeki hicran anlamıyla tuval üzerine yansıyor

Hüzzam eserler hissiyatımda renkleniyor ve ruhum hilkatinden ibret sunuyor

 

 

An ve senin kalbinle anlamlaşan

Aşkın hakikatindeki ikramı anlayarak ecirle yaşayan

Korkma artık, vaat edilen ikramdan azade olma, sevdanı korla

Vurgun zamana kalma, hissiyatın dalgalarında boğulma kalbinle aşkı unutma

 

 

Giden derdin tezgâhında acemi

Arz edilen sanat adına her ne sergileniyorsa vehim mi

Ölçüler değişti, kuvvetin dengesi sekilerleşti, hakikat ötelendi

Mert ve haliyle namert varlık zehabında belirsizleşti, masumluk aşkla yüzleşti

 

 

Sen ancak kalbimle bir demsin

Tevdi edilen nefesin eşiğinde zadesin ve böyle hürsün

Ancak sevgiyle bir bütünsün ve feragatinle ihsanda sürursun

Ati adına ülfetsin, naiflik babında fevkalade mertsin ve edebin dilinde sevgizin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Firkatin içimde gamdır, ah u figan ettiren zamandır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ey selvi boylum üzülme

Hüznün güzergâhında çaresiz büzülüpte üşüme

Sırların hengâmesinde ha ne olursun hicran içinde bugün inleme

 

 

 

Nice gönüller hapiste

İşte umutlar kalbinde sürur içinde filizlenmeyince

Keder sinemin sahifesinde ve hüzün yüreğimde hasretin derdinde

 

 

 

Gölgem korkuluğum oldu

Gece sinemde kimsesiz bir konuk olarak bakındı

Bilmem ki şevk nerelerde hissiyatın salkımı oldu ve halimi unuttu

 

 

 

Nereye yönelsem sancı ar

Ey hamiyet nerdesin hasretin yumağında kim var

Mukadderat mı ruhum hayli bizar, nefesimin kimlere ne zararı var

 

 

 

Ey gönül ha sen ol aldırma

Ruhumda hal fakirliğinin manzaralarını bırakma

Nazarların hakkında yese kapılma ve umudun rahlesinden korkma

 

 

 

Yangın yüreğin hasretidir

Yazmak hal ehlinin edep içinde nefeslenmesidir

Aşk kimin zadesidir, çile neden sinenin derinliğine işlenen nefestir

 

 

 

Yangınım nice nefesin arına

Ha ne olur birazda bulunsa kalbimin toprağında

Ruhumun hilkatinde gizlenen sanatta ve umutlarımın tutamlarında

 

 

 

Ey anne seslenme rüyalarımda

Babam ötelerin sessizliğinde bilemiyorum anla

Evlat olmak, bağrımda sefilliği solumak ve hakkın rızasını unutmak

 

 

 

Adımlarım nereye götürüyor

Sesin uzandığı sezgiyi hakkıyla kimler çözüyor

Her nefes kalbin ikliminden neler söylüyor ruhum ona refakat ediyor

 

 

 

Ne deyim hakkınızı teslim ederim

Seçtiğim kelimeler yüzünden anlaşılmıyor melalim

Şikâyetleri nefeslenirim ve kelimelerin unutulmasından hayâ ederim

 

 

 

Neyleyim ki edebin biçaresiyim

Neden anlaşılamayacağını nasıl fakirliğimle akıl ederim

Muhakkak ki bağışlamanızı dilerim zira halimde demlenenle giderim

 

 

 

İşte efendim nedense böyleyim

Elbette anlaşıldığın kadar değerlisin itiraz etme bilirim

Tutkunu olduğum kelimeleri kime teslim ederim ve sessizliğe veririm

 

 

 

Her ne kadar tuhaflığım varsa da

Lakin yazmak için tefekkür dirliğinde nefeslenmek muratsa

Okuyan, okumayan farkı nefeslerle anlaşılsa da dua umudum yanımda

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.06.2011 15:17
#882

Gözler niye yaş döker, kalbi hissedişi ayan eder!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Henüz idrak edene kadar

Zihnim ne anlar ve sadece merak içinde bakar

Kalbim ruhun ummanından misaller sunar ve gözlerim çaresiz bakar

 

 

Gün bitmek üzere şimdi

Yeşeren umutlar iklimler misali dipdiri

Edebine bürünmüş, sabrı bilenmiş, kanaat ehli bir nisanın süruru gibi

 

 

Ey ağalar ve paşalar

Varlık namına anlamsızlığa çanak tutanlar

Mazlumun ahından anlamayan, biçareyi adam saymayan korkusuzlar

 

 

Nereye baksam solgun

Mideler fevkalade doygun ve hırslarla soygun

Zihinler bilgiye aç, kalpler idrake muhtaç ve ruhum nedendir kapkaç

 

 

Ey ehli aşk nerdesin

Hani yaşayan insanlarda fazilet için o fark

Bire gafil ha ne olur ki artık uykudan bir nebze hoşnutluk içinde kalk

 

 

Canlar zevki seferdeler

Açlığın dergahında sabır neden ahu figan eder

Aşk kimin gönlünde fevkalade feyiz için nöbet bekler ve çileyle iç içeler

 

 

Ey aşk kim sana muhtaç

İradeyi bağışlayanlar ve nefsini kollayan sakiler aç

Edep, halin derinliğine ufki sedalara ve ihsanı saltanata neden duyuyor ihtiyaç

 

 

Artık sessizliğime çekileyim

Gecenin dirilişine şahitliğimi secdelerle göğüsleyeyim

Seher için umutla bekleyim ve hayırlar içinde nefesimi sahibine teslim edeyim

 

 

Ey hak halimi arz edeyim

Senden başka kime kalbimin lekelerinden söz edeyim

Ruhumu prangalarından kurtarmak için nasıl bir niyaz edeyim ve sana geleyim

 

 

Yazıyor işte melali halden

Hangi kimliğin sığ dirliğinden ve edebe muhtaç dilden

Kurtar artık kalbimi acizliğin kirliliğinden ve bahşet bereketin faziletli derdinden

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.06.2011 15:19
#883

Ruhum aşka yabancı mıdır, kalbime ne anlatır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne yüreğimin beynime uzanan eli

Ve ne de dilimin amansız kederi kalbimde diner

Halimde zuhur eden heceyi ve açılan pencereyi kim seyreder

Ki gitmeden, âlemden göçmeden muhabbetin şevkinde bekliyor güfteler

 

 

Neden senden uzakta sensizliğe sürgünüm

Kalbimi burkan hasretin deminde ne fakir hürüm

İbretin aynasında, bilinççin sofrasında küskün bir elemim

Artık kederimle bütünüm ve hüznün toprağında, sürgün kalan nefesim

 

 

Ne arş kifayet eder ve ne de marş bir keder

Derdin serabında kim bir bade içer, halinden geçer

Tuğyan eden kalbi kim neyler ve muhabbet aşktan da geçer

Hicran hakikatten söz eder, aşk azimet için vazgeçilmeyen kutsi değer

 

 

Alnım ne kadar ak, ruhumda dinmez şafak

İnsan hayatında fark, kul kimliğindeki ittifak ve ilhak

Şayet zafiyetler hala vazgeçilmeyen duraksa nerede kaldı fark

Umutlarda son durak, kalbi manada sevgiye ram olmak şahtır mutlak

 

 

Neden yabancıyım ve kimliğimde hancıyım

Kime nedenleriyle davacıyım ve feragat ta sancılıyım

Kalan zamanımda, hicranın uhde bırakan sayfalarında acıyım

Ufkumdaki umman ve artık önemsenmeyen zamana neden davacıyım

 

 

Sevda satır aralarında temaşa ediyor aşka

Ecir koridorlarında ve çileli solumalarda kim yabancı

İnayet bekleyen, niyazı hak eden gönüller sevdaya çok sancılı

Gel artık bir durak kalmadı, kalbi manada haz hazanı kuşanıp karıştı

 

 

Gönül yasam mağdurdan yana çok hicranda

Gasp edilen nice haklar, hakikatin sağanağında umutta

Vuslat nitelikle barışık aklın vicdanla ihsanı yaşatan vakıaysa

Ne olur aska korkma, samimiyet ihlâstan noksan duygusallıksa anla

 

 

Edep hasreti yaşatan bir ahlakın ummanıysa

Lafazanlık edenler kimin umurunda, kalp aşka açıksa

Sevda bu manada tensellikten uzaklaşan haki katsa unutma

An ve seni bekleyen zaman tefekkürün ikliminde ve merakın sahnesinde

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.06.2011 16:16
#884

Nereye gitmeliyim, hangi eşikte müddat-i nefesteyim!

 

 

 

 

 

 

Ardım sıra baktığımda

Her ne kadar yüreğim dağlanarak acıyı yaşatsa da

Aşk kalbime sancıların serencamını anlatıp ruhumu hazla kuşatınca

 

 

Neyleyim selam vermesinler

Zanlarla gülümseyip halimle alay etsinler nefesler

Hiç hamiyet göstermesinler ve nefesin azizliğine aldırmayıp gitsinler

 

 

Ben kendi kendimle davalıyım

Ruhumda feveran eden hırçın dalgalarla gamlıyım

Ve nefsimle belalıyım, hakikat bendine ihtiyacı bulunan bir insanım

 

 

Kime ne derim, sefilliği bilirim

Kalbi fakirliğimle nefeslenirim, ruhumda halsizim

Solgun umutlarımla toprağı özlerim ve anılarımla yüzleşip üzülürüm

 

 

Ne kaldı geriye baksam hasret

Amma lakin bu mümbit ülfet kimler için bir dert

İhsan kalbim için zaruret ve ihlâs ruhum için edep içinde bir nimet

 

 

Aşk sevilene seslenmez, üzemez

Sevilen için her hangi bir basireti gerekli görmez

Seven kalp için inşirah dileyerek umuda küsmez ve hazzı terk etmez

 

 

Hicran yetiyor işte her nedense

Ruhum prangaların eşiğinde özgürlüğe meyletse de

Kalbim kendi ikliminde ve aşkının müstesna güzelliğinde asudeleşince

 

 

İşte o vakit beşerlik azat oluyor

Kul olmak letafeti yetiyor ruhu iştiyakla kuşatıyor

İnsan olmak kemali yeti arzuluyor ve edep dirliğinde hilmi salıyor

 

 

Aşk seni kalbinle nazar ettiriyor

Zanlardan kurtarıyor ve inayet için azmettiriyor

Feragati önceliyor ve takvayı gözler önüne sererek seni yetiştiriyor

 

 

O vakit hakikat seni anıyor

Kalbin aşk ile hakkı zikrediyor suhuleti diliyor

Vuslat erişilmez olmaktan çıkıyor ve seni muhabbetle davet ediyor

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Çok diledim ve fakat her nedense öyleyemedim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

An zamanın katresiydi

İnsan kimliğinde kime ne söylenebilinirdi nedenler belirsizdi

Gönlümün sessiz iklimi hazanın solgunluğuna gebeydi zira hicran kaderdi

 

 

Aldırmadan yol aldığım yılar

Sabahlara denk çektiğim sessiz sancılar neler anlatıyordu

Lakin kime ne anlatabilirdim, edebi fakirliğim ve kifayetsiz halim vardı

 

 

Suskunluğumla arkama bakamazdım

Hasretimi kimselere anlatamadan ahımla sayfalar açamazdım

Ömür solgunluğunu sabır dirliğinde ve aşkın uhdesiyle hale anlatamazdım

 

 

Feraset bu kadar zor mu?

Ruhumun ikliminden nazarlar takatsizliğimle ne kadar anlamlı

Umut kimlerin müstesna süruru bahtı ve bereketin anahtarı çok anlamlı

 

 

Ne deyim yorgunluğuma solgunum

Ne derler kaygısıyla ve zan toprağında kaygılıdır umutlarım

Teslimiyette ve kalbi saflığımla tercihi irademle lekelenmişti tohumlarım

 

 

Açtığım sayfalarda hüzün var

Toprağın kokusunda mazur mahzunluğum beni korkulara salar

Bilirim ötelerin iklimindedir solmayan bahtı bahar ve rengârenk sayfalar

 

 

Aşk kendi dirliğinde umuttur

Hilkatin bağrından ve ahseni husustan mükerrem konuktur

Evveliyatında ve bahşedildiği olgusuyla kudretten nükseden nuru soluktur

 

 

Heveslerim hali bağlamıyor

Umutlarım gerekçesiz bilinçsizliğimle bereketi sorguluyor

Semadan nükseden o sağanak ve her bir damlasında anlam bulan hakikat

 

 

Gölgem ne kadar yalancı

Ellerim avuçlarımla sanki hayallerimin en bariz tortusu

Ömür sermayenden ve akıl haznemden iradeyi infaz korkularım arkamda

 

 

Sessizliğimle yol alıyorum

Nazarlarımla suskun kalarak halime sayfalar açıyorum

Kimseye asla kırılmıyorum katiyen ayıplamıyorum zira kendime bakıyorum

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.06.2011 11:39
#885

Kalbim hasretin firakında, ruhum suskunlaştıkça!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilmeliydin ki senin

Hissiyatınla nefeslenmek

Cihanın rengârenk gülleriyle

Bezenerek hem hal olmak demektir

 

 

Baharlarda aşkı anmak

Ve onu doyasıya yudumlamak

Ne kadar mukaddestir bir bilseydin

 

 

Her gün duvar başlarına

Bırakılan o bayat ekmekleri

Suya bandırarak yemek bir lütuftur

 

 

Suya hasret bir selvi misali.

Korkuya taş çıkartan lav gibi

Gecelerin sessizliğinden ürpermek ne ki

 

 

Bilmeyen için aşk ne ki

Bilinen her melalde ki seyri

İdrak için hakikat tercih edilmeli

 

 

Durmadan akan suların hikmeti!

Susuzluğun sinedeki açtığı külfeti!

Akletme yenler için olan merak ne ki

 

 

Sen ki sahilde şakıyan suların

Hıçkırığında kendini buluyorsun.

Halini bekleyen geceye anlatıyorsun

 

 

Sızını cihana haykırıyorsun

Anlaşılır olmak için yazıyorsun

Paylaşım için edeple soluyorsun

 

 

Lakin gözyaşların kurumadıkça

Toprak suya hasret kalmadıkça

Çileler sabır ile yudumlanmadıkça

 

 

Aşk asla bulunmaz değil mi?

Aşk sizce fedakârlık öyle değil mi?

Melali tevazu ile vakfetmenin emri

 

 

Hizmette zaruret keyfiyeti

Seni cezp eder değil mi senin için

Talebe olmak keyfi diplomalı olmak azmi

 

 

Sözün kuvveti mesabesinde

Öyle değil mi adam olmakta fevki

Akidede ki mevcut bulunan her şevki

 

 

Aşk ile kelime-i tevhidi

İkrar etmek için vakit vaki sevgiler

Senin için saklı, akıl idrak edenler için katkı

Tefekkür edilmedikçe ruh, insan içinde evet,saklı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.06.2011 11:40
#886

Umut içinde nefeslenmek, aşkın esiniyle feyizlenmek!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hayat her nedense...

Anlaşılır olmayı dileyince aniden

Kendini koy verdi, halin ikliminde ve sessizliğinde

 

 

Zihnimde...

Yaşadıklarım sıralandı yakinen

Fevkalade acı olan nahoş hissin hicran rengi misali

 

 

Her yaşadığım...

Geçmiş gözlerimin önünden

Bir şerit misali geçiyordu aniden ve selam vermeden

 

 

Yıllarca...

Aradığım ve özlemiyle

Kavrulduğum sevda artık bir kenara çekilmişti nedense

 

 

Şayet hiç...

Anlamadığımı söylersem

Sadece melalimi avutacağımı teslim etmeliyim usulünce

 

 

Bu manada...

Hiçliğimin fakirliğine sığınırım

Muhakkak ki onun şefkatini anarım, lakin çok uzaktayım

 

 

Bir meltemin...

Esintisinde yine bu halimde

Hasretim yeşerirdi kendi sessizliğinde ve o suhuletiyle

 

 

Masum...

Gülmeleri ve bir tebessümü

Açılan penceresinin önünde nazarıma denk gelir isterken

 

 

Heyhat...

Artık çok geç bir zamanların

Nezaket ikliminde nefes alanların fedakârlık için dirliğini

 

 

Yok sayanların...

Sevdaları aşkları yok artık mazide

Bir umudun hazzı kuşatan ışığı kalmadı bırakma kendini Yâr

 

 

Kendi haline...

Ve günahkârlığın kalan vebaline

Sakın acımasın halime kimse bizar kalmasın yaşattığı ahvalime

 

 

Nereden ...

Bilinirdi ki böyle bir divanelik

Yaşanmadan çileyi çekebilmek aşk umuduyla hazla serinlemek

 

 

Bir an bile olsa...

Bu yozlaşan hicranı ilkimde

Sine-i can ile letafeti teneffüs etmek ve meşkiyle esinlenmek

 

 

Ne kadar...

Zor şeymiş meğer anlaşılır olamamak

Hali anlatamamak meramı hali hissedecek cana sunamamak

 

 

İşte...

Böyle bir hayatı yaşamak zorunda kalmak

Daha da evlası bedenin ilk hanesi olan teni sürekli unutmak

 

 

Bedeni ...

Aşk yolunda kullanmamak

Ruhi iklimi haz ile yudumlamak asliyetteki manaya kanmak

 

 

Sen yinede...

Diliyorsan melalimi anlamıyorsan

Aşk sadece tenle yaşanır diyorsan sen kal kimi diliyorsan

 

 

Ve şaşarım...

Nasıl bir mizan önceliyorsan

Hale iksir bahşeden sevdan diliyorum sarmaşık gibi sarsın

 

 

Halini kuşatarak...

Cemali anlatsın ve seni ona yakınlaştırsın

Canın önemini ibretle haykırsın nazarın kadrini hatırlatsın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.06.2011 15:33
#887

Nerden bilirdim çünkü hala küçüktüm!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çok iyi hatırlıyorum

Henüz altı yaşlarındaydım ve sadece nazdım

Sabahın ilk ışıklarıyla sokağa çıkmıştım ve yalnız geziniyordum

 

 

 

 

Sokakta sessizlik hâkimdi

Hiçbir yerden ne ses ve ne de seda duyulmuyor

Kuşatan yalnızlık ve merak için gizlediğim haylazlık yaklaşıyordu

 

 

Birkaç ev ötede bulunan

Ve nihayet iki katlı olan arkadaşların evleri vardı

Demir kapısı ilk karşılayan olunca ve sessizlik halimi de kuşatınca

 

 

Şevksiz yutkunmalar

Ve nazarıma takılan yırtık bir meşin topun içiydi

Bir müddet durdum ve kapıyı açarak beton zemindeki topu almıştım

 

 

Gizli bir haz duyuyordum

Fakat sevincimi gizleyerek, merakı kuşanıyordum

Nihayet koşarak evimize geldim ve anneme sevinçle hikâye ettim

 

 

Annem dikkatlice yüzüme baktı

Ve yüreği burkularak çaresiz anlatmaya başlamıştı

Oğlum senin olmayan ve emanetinde bulunmayanlardan mesafeli dur

 

 

Başkasına ait olana heveslenme

Bir yolunu bularak ta elde etmeye asla cüret etme

Çünkü sen sahipsiz değilsin ve hepimizi yoktan var eden Allah bilir

 

 

Her ne yaparsan ve niyetlenirsen

Neticesi muhakkak seni bularak vadi yerine getirir

Haram lokma ve habersiz alınan her vasıta senin başına bir beladır

 

 

Unutma ve heveslerinle avunma

Bulduğun her şeyi kendinin sanma ve hazla aktarma

Öncelikle bir düşün ve daha sonra neticesiyle baş başa kalacak işin

 

 

Haydi, aldığın gibi geri götür

Bu yapmış olduğun hareket kulağına küpe olsun demişti

Ve ben suskunluğumu muhafaza edip hiç olmayan topu geri vermiştim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.06.2011 15:46
#888

Ruhumun figanı kalbimi burkuyor, içim sızlıyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Vaat edilen umut niye aman vermiyor

Salıverdiğim nefesler hicranımla hesapla bedelleşiyor

Ruhumun azadeliği yüreğimi burkarak, sineme hasreti yağdırıyor

Dilim susuyor, kalbim konuşuyor, gözlerim mecalsiz bir şekilde ufka bakıyor

 

 

Her attığım adımda gözüm kararıyor

Göçtüğüm mekânlar artık nefesimi bırakarak ağlıyor

Bilmem ki geriye ne kalıyor, ne bir ses ve ne de bir eser bağlıyor

Ruhumun bizarlığı niye halimi korkutuyor, hesap kalbimde bir başkalaşıyor

 

 

Yalnızlığıma avdet eden yârin sesi

Ruhuma şevk bahşeden busesi, edebiyle o aziz nefesi

Sanki kalbime vuslatın payesiydi, fakirliğime hamiyeti eğledi

İşte sineme sudur eden süruru ve nefesin ilzamında ki kutlu nuru anlamıştım

 

 

Çekildiğim sessizliğimle onu andım

Bağrımın yangınlığında ve hıçkıran umutlarımla ağladım

O an ve geçmeyen aşkı zamanda bilmem ki ne kadar dağlandım

Çok dalgındım, görmediğim dalgaların serencamında hicranımı yudumladım

 

 

Hüznün feyziyle ellerimi öyle açtım

Ağladım, durmadan yüreğimi açarak yangında adımladım

Acizliğimle ve dilimin sefilliğinde halimin fakirliğini Rabbime anlattım

Gönlümü aç, çilede inkişafı ruhuma kat nefesimi sürurla ve edeple halime tat

 

 

Dinmiyor elemin furyası kalbimde

Bilmem ki daha ne kadar refakat edecek bu sefil halime

Hani o iştiyakla bıraktığım kutlu umutlarım hala nasibi hak seferinde

Ömür sahifemde, nefesin göçü haşyetiyle elemle demde, mizan hazin halimde

 

 

Bir nazar eğleme artık nefes bitti

Sürur kalmayınca kalbimde şevk tükendi ve sessiz gitti

Beyan edemediğim meramım ve mısralara yazdığım yangınlığım hissedildi

Gönül ummana yöneldi, derdi gamını hicranıyla ve nefesin kalanıyla ona döktü

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.06.2011 11:59
#889

Hasret sinemi yaktı, solgun gönül virane kaldı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Beklemek kar etmez, aşktan vazgeçilmez

Çareisz hal sükuta çekilsede, sevda yadellerden hicranı yürekte bitirmez

Söz yetmez, anlam şehredilmez

Aşk, halin deminden asla vazgeçmez

 

 

 

Ne olur sormayın aşkı bana

Yılların kaybolmuşluğu, yüreğimi burkarak hasreti anlatsa da

Gözler aransa, sözler gönüllerde aşkın ülfetini koklatsa

sabır bir mecak bırakmasa, hıçkırıklar hali sulasa da hiç korkma

 

 

 

 

Ey yar, yadınla teselli ile umuda sarılırım

Sabahlara dek halini anar, ruhundan esinle aşkla çoşarım

Dile gelen eşiklerden vesileleri koklarım

Yanarım, bahtım için suskun çığlığımı bilmem nasıl anlatırım

 

 

 

 

Ne kaldı ömürden, gönülde akan efkarın sesinden

Dile gelen hicranın busesinden, hüznün nağmesinden ve ferinden

Bir ah çektiren kederinden, esir alan hasretin kadrinden

Ruhumun sedasından zerkedilen göçmelerden ve elemden

 

 

 

 

Sormayın artık aşkı bana, gayrı söz edemem

Gönül dilini aşikar eyleyip, çaresizliğimi yüreğinize hasredemem

Edebin sahifelerinde nefeslenmeden bir huzura eremem

Bir aşktan ve birde ölümden feragat edemem

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.06.2011 12:00
#890

Gönlümün yalnız ve suskun yakarışları!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şimdi düşünmek için bir akıl gerek

Niye hissiyatım perişan ve gevrek, çetrefillik içinde kaimdir avare bellek

Ah sürgün yıllar, ne söylesem kar etmeyecek

Ruhumu titreten hırçın fırtınalar bilmem ki artık ne vakit hali dinecek

 

 

 

 

Ey badı sabah, ne zaman duyacaksın çığlıklarımı

Kalbimin ilmik ilmik dağlanan yanıklarını, nefesin şevksiz bizarlığını

Ömrün son durağına ramak kalmış naçarlığımı

Durma artık bir ses ver, umudun kalanıyla gönlümde aşkla yeşer

 

 

 

 

Kimlere sormadım, sinemde hazan hiç tükenmedi ki

Gönlümün ayaz duvarları hiç ısınmadı ki

Gözyaşlarım hakikatin sevdasıyla bir pişmanlık yaşamadı ki

Ne kaldı geriye müddeti nefesten arîleşen hiçliğimle, döndüm bir deliye

 

 

 

 

Ne hilalleşen karakaşların meftununda acizliğimi anarım

Ne tenselliğin dirliğinden ilzam olan heveslere dalar bir aşk yaşarım

Diyarların suskunluğunda gönlün makûs gözyaşlarını ararım

Sazımı çalarım, mızrabı hüzünle yüreklere hazin bir esin bırakırım

 

 

 

 

Ey hak, duy sesimi, gönlümün meşalesinden ayan olan hislerimi

Kalbimin inşiraha muhtaç olan hallerini ve dilimin edebi çaresizliğini

Şimdi divanındayım

Naçarlığın eşiğinde kalbi fakirliğimle bizarım aşkla yalnız seni anarım

Maksuda nail olmak için bilmem ki ne yaparım, gönlümü kime yaslarım

 

 

 

 

Bu manada ne düşlerin serencamında yaşarım

Ne hülya vahalarında sayıklarım, ne aşkın mahzunluğunda yüreğimi zevke adarım

Bir faniliğin meşkiyle ve ecrin ferahlığında umudun feyzine dalarım

Durmadan aşk için ağlarım, sevdanın rahlesinde sabahlara kadar sancılar yaşarım

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.06.2011 12:42
#891

Sussam gönül razı değil, serdetsem ruhuma ar gelir!!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne yapsam, hiç şaşırmadan kalbimin sesini anlasam

Ne kadar mahzunluğum varsa, içime atsam, Rabbime aşkla ellerimi açsam

Kimseye aldanmadan, nefsimin hoyratlığına kanmadan sevdanın meşkini anlasam

İçimin yaıklığını, sinemin bizarlığını, hakikatın rahlesinde arındırsam

 

 

 

 

Ey Rabbim...

Sen bilirsin, sen her hareket ve kuvvetin yegane sahibisin, bizzat melikimsin

Acziyetimin, zafiyetler içinde tükettiğim her bir nefesin hesabına kefilsin

Ne yaptımsa, sığınmalar yumağında mizanı bekliyor, andıkça yüreğim titriyor

Nereye baksam, hangi nazarı okusam, bir garipliğin lahzasında içim gidiyor

 

 

 

 

Niye böyleyim...

Akan zamanda ve bir avuntu içinde, telakkiler nefsimi okşadıça elan bencileyim

Ezan okunuyor, camiler hazin içinde bakıyor, ruhum bizar olup hazan yaşıyor

İmanın mı mukallit, ihsanım mızan içinde hezeyan, kalbim yine içler acısı ağlıyor

 

 

 

 

Ne vakit bir mevta görsem...

Bizzat yüzsüslüğümün perdelerini çekerek, ruhumun sedasını dinlesem inliyor

Feryatlar niye duyulmuyor, beşer olmak bu kadar sefillik mi yüreğime işliyor

İnsan olmak yetmiyor, muhakeme etmek, idrakin lehçesinde aşkı koklamak istiyor

 

 

 

 

Gülen sabinin yüreğinde masumluk ne ise...

Dönen zaman içinde imanın telakkilerin lahzasında bir dirhem keder nefesse

Hakikatin şehrine amade olan gönlüm niye böyle meşakkat içinde, elemiyle söyle

Kalmadı hevesim, nefsimin aymazlığına tek çare biliyorum iksiri aşkın nasip eyle

 

 

 

 

Dil kuruyor, gönül ağlıyor, gözler hüzün boşaltıyor...

Hicranın her sahnesi bir bir sinemin tuvalinde açılıyor, durmuyor hıçkırık başlıyor

Nefesim kesik kesik, sessizliğin kadrinde kalan ruhumun lisanını mahzun bakıyor

Kalbim seni anıyor,rahmetine sığınıp umutlarım kanatlanıyor ve için sızlıyor

 

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.06.2011 12:44
#892

Ne mızrap sustu, ne gönül mahzunluğu gama bıraktı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yıllara anlatamadım...

Ne kadar an gelip yüreğimi titreterek geçmişse

Ruhum idrakin mukaşefetinde, sinem umman derinliğinde,kal kime ne söyler dinle

Bir ömür geçti, ne mızrap sustu, ne gönül mahzunluğu bıraktı, evet an ve an arandı

 

 

 

 

Ne bekliyordum çaresizlikten...

Dilin sabrın merdanesinde soluk soluğa kalışından, yüreğimin aczi burukluğundan

Niye söz dinlemez, melalim sükutu istemez, gözlerim şimdi kimseyi gözmez

İçimin yanıklığı dinmez, nefesim ney üflemeye yetmez,titremelerim söyle geçmez

 

 

 

 

Çevherdir özün, halime nakşeden sözün...

Edebin rahlesinde, ülfetin payesinde nefeslenmen sinemi dağlayan sükutu közün

Aklım ermez, iradem azimet için ruhumun sesini dinlemez, kalbim niye erişmez

Kalan nefesim feyzin için sineme serinlik vermez, dilim edebe hakkıyla bürünmez

 

 

 

 

Gün açıyor her an hasretin bağrında...

Sımsıkı birşekilde sarıldığım umudum olmasa,çilenin rahmeti kalbimde yaşamasa

Hazan ibretim için şakısa, zemheri idrakim için hakikatin aşkını sürurla anlatsa

Müddeti nefesim ne kaldıysa, kanaat ruhum için en zarif mübadele feyzi olacaksa

 

 

 

 

Kitabı celil ve hasretin dili gül anlaşılınca...

Çekiliyorum sükutun sayfalarına, sessiz çığlığım hiç duyulmadan ruh çıkacak sa

Başlıyor yine hıçkırıklarım durmuyor umudun cenahında, nidam vicdan lahzasına

Diriliş senfonisi vuslatın tınısında bir hesabı mizansa, korkma aşkı hakça anla

 

 

 

 

Kim çıkarsa çıksın karşına, bel bağlama...

Önce kalbin sesini, ruhunun yetisini, aklın ve irfanın irşadı çehresini halinde yaşa

Dile gelen tutkuyu bir sevda sanma, heves aşkı öldürür, keyfiyet nefse tabidir anla

Hakikat sedası etrafında ve iradeyi akıl muhakemende koşulsuz başlıyor umursa

 

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.06.2011 11:32
#893

Vaktin müddetini bekleyen umutlar aşk-ı sürur iksiridir!

 

 

 

 

!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sarf ettiğin nefesin nedametinde

Hissiyatın sağanağında boynun bükülmüşse

Hasret sineni hicran deminde dağlayan kederse yinede üzülme

Henüz zaman geçmiş değil ömür sayfaları bitmiş değil gönül sönmüş değil

Halimde kalmışsa bir heyecan ram olacaktır ona sevdalı can aşk şevkine inan

 

 

 

Ey süzülen hüzün halimde fevksin

Ne kadar nida etsem de sükûtumla bütünsün

Neden içimde feyizsin tefekkürümde ülfetsin muvazenemdesin

Aşk suhuletinde iffetsin edebin senasında serinsin bahtın bahsinde badesin

Terennüm ettiğim yudumlar gözlerden boşalan yaşlar henüz geçmediğini söyler

 

 

 

Nasıl bir sevdadır bu ey yarabbi

Her deminde sen varsın ilkbahar misali nazsın

Aşk ferahlığında davamsın ruhun adımlarında var olan aşksın

Umman için serapsın umudun kavlinde farksın sen biçare gönlün sağanısın

Kim dönerse kalbin derinliğinden eğlediğim mukabelemle hüzünle anılan ramsın

 

 

 

Ruhum göçebeliğinde mahzun

Kalbim aşkın letafetiyle şimdilerde hazza doygun

Attığım adımlar ve sarf ettiğim soluklar mefkûrem için solgun

Aklım kifayet etmiyor iradem zafiyet içinde çöküyor idrak kalbime aşk diyor

Lakin gözlerim fersiz dizlerim takatsiz sözlerim edep için kifayetsiz vakit istiyor

 

 

 

Ah ederek halini her anışımda

Bir âşık misali her yanışımda gözyaşlarım dinmiyor

Yıllar unutturamadı edebin kalbime sürur kattı hasretim kat be kat arttı

Hali kuşatan sevdan neleri hatırlattı aşk kalbin sağanağında ölümle arkadaştı

Issız sokaklar ufkumda seninle arkadaştı sakin köşeler düşüncelerime seni anlattı

 

 

 

Ömrün kalanında bahar şevktir

Vaktin müddetinde umutlar sürur ilkiyle letafettir

Bahtım senin sessizliğinde fevkalade gariptir aşk kutsiyeti kalbime şereftir

Kime ne anlatsam elbette ki sancı çekilecektir lakin aşkı ancak yaşayan bilecektir

Ömür bitse de kalbim inlese de şayet aşk ruhuma refakat etmeyince kabrim fakirdir

 

 

 

Yıllara borçluluğum aşk acısıdır

Hasretin sılasına yolculuğum hep kalbimde sancıdır

Nihayetinde ne bir kış ve ne de bir naaş kalacaktır insanaşkla bir başkadır

Kim darda koyuyorsa kulun halini anlamadan nara atıyorsa aşka muhtaçtır

Aşk kulluk letafetinde fevkalade farktır ve tensellik bakımından hayli bir uzaktır

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.06.2011 11:33
#894

Hiç bilmese ve hissetmeseler de yazıyorum işte kalbimle!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne söyledimse

Ve işittiklerim hissiyatımla muvazenemde

Maksat muhabbete ram olmak için kadrin bereketinde

Dert insan içinse elbette ki bir kulum bende acizliğin sefilliğinde

Bazen yâre seslensem de ve bazen kalbi hüznümü teslim etsem de demiyle

 

 

 

 

Hicran halimde

Ruhum her ne kadar sukut etse de kederde

Dilim kelimelerde sinem yâd ellerde hasrette içimde

Kime ne söyledimse kem sözler halime övgülerde aziz nefeslere

Nerdeyim ve hangi hal içindeyim hiç bilmeseler de yazıyorum işte kalbimle

 

 

 

 

Dinlediğim tambur

Öyle elemli feryat ediyor ki hicran ahengiyle

Bestelediğim çileler güftelerimde yazılan şiirler âlemde

Sarf ettiğim gayretim hamiyetin ellerinde hissiyatım hüzün içinde

İşte mezar halimi meftun edince ruhum kalbimi titretiyor aşkın nefesleriyle

 

 

 

 

Belki susmam gerekiyor

Ne kadar yazsam da yanmak içimden geliyor

Melalim devran ediyor ruhum sema halinde meşk ediyor

Derdim halime sürur bahşediyor sabır aşkta dur durak bilmiyor

Baht sendeleniyor zihnim feveran ediyor lakin aşk ziyadesiyle esin veriyor

 

 

 

 

Aşinayım hilali yâre

Ey çilem artık ne bekliyorsun aşk feri ile halde

Sevda harıyla haz veriyor kalbime aşk nidasıyla sancılar içinde

Ne kadar çektiğim elem varsa yalnızlığımda hasret kilim oldu nazıyla

Ey şark beklide garp sakinleri anlayın artık aşkı sahibinin izniyle kalbimde

 

 

 

 

Ne badı sabahlar

Ve kalbimden fırlayan umutlar halime acı veriyor

Gözlerim boşaldıkça ruhum kadre eriyor dil coşku içinde dönüyor

Ruhumun sancakları atiden neler bekliyor mazi mütemadiyen derliyor

Kim ne söylerse elbet hesabı biliyor ölüm vaat edilen dirilişle ahenkleşiyor

 

 

 

 

Yağmur nur olarak iniyor

Kar letafetiyle sukutun ziyadesini aşk ile müjdeliyor

Kalbim sürurun mefkûresinden hamiyet bekliyor gülün şevkine eriyor

Melalim bu vakit durmuyor hissiyat ahenge bürünüyor kalbim zikrediyor

Dil şad olunca kalp aşkın lisanına erişiyor ve huzur ruhuma refakat ediyor

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.06.2011 12:30
#895

Sensiz terennüm ettiğim nefesler hüzünle akar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaç zaman oldu kim bilir

Sinemin yaşadığı elim sancılara ne derim

Kalbimi hasretin sızısıyla demlediğim kederim ah çekerim

Kime ne söylerim sukutumla seyirdeyim evet hala nefesinle beklemekteyim

 

 

 

 

Ha ne olur bir ses ver hale

Mütemadiyen hicran için derlediğim melale

Halime garipçe bakan kimselere özlemim yar ellerde avare

Ne yazsam ve her ne yapsam boynum büküktür her hale aşk ruhuma pervane

 

 

 

 

Ah yar gelmesen neyleyim

Kalbi fakirliğimle Rabbime yönelir arz ederim

İtminanlık dilerim sabrın süruruyla eririm boyun bükerim

Hazanı nefeslenirim şevksiz idraki neyleyim şimdiki kıt aklımla ne sefilim

 

 

 

 

Kime gitsem hal elvermiyor

Ah rabbim neden bu yangınlığım sukuta ermiyor

Kalbi sancılar peşimi bırakmıyor ömrümde tükenip gidiyor

Ne hazzım var ve ne de halimde açan baharlara sessizce yağıyor tipiyle kar

 

 

 

 

Şimdi arkamda kim var yar

Sensiz terennüm ettiğim nefesler hüzünle akar

Zihnimde ne harman var ve ne de hasattan arta kalan har

Ey yar denizlerde dalga var gönlümde ki hasretin ziyadesiyle dirliğime kar

 

 

 

 

Şimdi ufuklara hasretle nazar

Derlediğim anılar mısralar hüzün veriyor ey yar

Dinlediğim nağmelerde içtiğim özleminle ruhumda yara var

Çık gel artık yar vaktin müddeti har vuslat ikram edilen bahar aşkla var

 

 

 

 

Ne gün ve ne de göçen ömrüm

Gecelerin mateminde sürgünüm hicranlaştı özüm

Kalmışsa bir çift sözüm umutlar solmasın aşk kalple anlaşsın

Mavera bu anlamda manalaşsın hasret dağlasın haz edebi varlığa adansın

 

 

 

 

Yar halimin bedbinliğini duymasın

Ne ağlasın ve ne de keş kelere bulansın aşkı unutmasın

Rabbine niyazla ulaşsın kulluğun farkıyla masumlaşıp yaşasın

Yazdığım nameler bana kalsın mısralar hisseden yüreklerle selamlaşıp aksın

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.06.2011 12:31
#896

Aşkın vecdiyle hasrete kansam, kendimi unutsam!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bülbülün sesin ülfetiyle feryat diyor

Mahzun kuşlar kanatlarını çırparak umuda yöneliyor

Nasip bahtı felah için çiyli serdediyor, içim gidiyor, gönlüm ağlıyor

Göçüp giden şu virane gönlüm sessizliğe gömülüyor, uzletin aşkıyla nefesleniyor

 

 

 

Ne vakit bir musalla taşını görsem

Çıktığım ve ram olduğum efkârın süruruyla ağlasam

Yüreğimin yangınlığını hiçbir gönle aktarmadan çığlığımı yudumlasam

Hiç uyumadan seherin ahengini ruhuma taşısam ve aşkın vecdiyle hasrete kansam

 

 

 

Nereye yaslansam sinem bir avare

Sevda dilim için sanki edebi bir bahane, aşktan azade

Başlıyor yine serabın ülfetine yakışan ve yağarak anlamlaşan her kadre

Ruhum bigane, halim divan, zihnim merdane, nefesin hicranı duyulmuyor ah paye

 

 

 

Bin hüzün çökse de bu fakir gönlüme

Haykırdığım melalim çaresiz çekiliyor acı sessizliğine

Hani takat ve şevk nerede, sürur kalbimden arî derinliğinde ve kederiyle

Ruhumdan sadır olan ve sinemi daraltan yalnızlığımla abat olarak göçer giderim

 

 

 

Sine-i sürurumdan kopan yaprakları

Ruhumun baki olan hicran damlalarını terennüm ederim

Bir yudum suya hasret nefes gibi kuytu derinliğe meylederim, çile benim

Ne kaldıysa ve bıraktığım çaresiz nefesimle, hali fakirliğimde uçuk bir sazendeyim

 

 

 

Kim hangi cüretle nazar edebilirim

Kalbi çöküntüleri ayan olan ve fevkalade biçare sefilim

Kalmayan gücüm, fersizleşen ve boşluğu anan iki gözüm ve edepten arî dilim

Bu viraneliğimde aşkın namütenahi dirliğini ve birliğini nasıl deruhte ederek giderim

 

 

 

Ben hali fakirliğimde ikamet edenim

Adamlığın adımlarında metanetini koruyanlara gıpta ederim

Ah biganeleşen hüzünlü nefesim, ömür sahifesini tüketen hicrani defterim

Sessizliğime çekilerek, aziz nefesler için niyaz ederim, selamı önceleyip sürur dilerim

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.06.2011 12:27
#897

Ruhum ah u zar eder, kalbim sessizce dinler!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinmiyor yılların hicranı

Sinemi kuşatan firkat sancılar, yalnızlığımın sessiz çığlıkları

Umut beslediğim şafakları, nazar ettiğim sabır lahzaları, kanaat dileyen acıları

Hangi eşikte nefeslenmeliyim ve kapanan o kapıların yeniden açılmasını beklemeliyim

 

 

 

Yüreğim sessizce ağlıyor

Hazanlaşan soluklarım takatsizce kanatlarını çırpıyor

Gözler umutla yakarıyor, fersizliği şevkine geçit vermiyor, boyun büktürüyor

Ruhum suskun, kalbim kırgın, onca kalabalıklar için de yalnızlığım içimi sızlatıyor

 

 

 

Neden bu halin içindeyim

Sanki ummalar özlemindeyim, sahraların nazarında ne kadar biçareyim

Ellerimi açıyorum, kalbimi yokluyorum, zihnim,i vermeye çalışıyorum, ağlıyorum

Sanki yolunu kaybetmiş bir nefesim,haşyetin eşiklerinde büyümüşüm, dayanamıyorum

 

 

 

Heveslerim yorgun,argın

Umüt beslediğim lahzalar sanki en büyük korkum, zemheriyi anıyorum

Nereye baksam, kalabalıkların meramını hakkıyla anlasam ve bizarlık yaşamasam

Hüzün halinden ümitle çıksam, hicranın vahasından sürurla nurlu aydınlığıma ulaşsam

 

 

 

Her nefesin bir derdi var

Peki, sahipsiz olan hangi nefes felahı arzular, yeis içinde bulunmak ar mıdır yar

Hasretin ruhuma bahşettiği bir asudelik var, içinden çıkılnmayan zamanın şadı ne har

Nar, korkutmuyor, biçare olmak yıldırmıyor, gönül maşukuna umut besliyor , yakarıyor

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.06.2011 13:03
#898

Arif'in o sezgisi olmazsa söyle bahaneler ne yapacaktır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne yol biter, ne umut yeter

Sinemde dirlik olmayınca söyle hüzün mü diner

Yüreğim vurdukça, bu dil sustukça, gözler kanatlanmış umutta

Ne söylerim, vaktini beklerim, efkârımı terennüm ederek yokuşlarda adımlarım

 

 

 

 

 

Yalnızım, bak yine yalnızım

Etrafımı kuşatan nefeslerin varlığından uzakta sızım

Çaldığım sazım, dile geliyor hicranım, ıssız köşelerde ne bizarım

Ne beste bilirim ve ne de nefesten sudur olan acıyı güftelerim, ben çileyle yarenim

 

 

 

 

 

Her solukta maksat kokar

Hasret yüreğimde zuhur etmeseydi, niye sancılar akar

Yar ülfetin bağrında açar, ar kalbim için ne iffetli kar, aşk kokar

Sine titremeyince, harlaşıp kükremeyince, sel olup ummana yönelmeyince naz kar

 

 

 

 

 

Ne annemden kalan anılar

Ve ne de babamdan başlayan ve mahzunlaşan farklar

Hatta dost ve tanıdıklar, onlardan arta kalan, hicrana boğanlar

Nazar ettiğim resimden halime yansıyanlar, yüreğimi sızlatan o hüzünlü soluklar

 

 

 

 

 

Ne vakit bir şeye niyetlensem

Önüm ve arkamdan sudur olacakları düşünsem sabır

Çünkü ne kahrın itibarı var ve ne de vah çekmenin bir yararı kar

Tefekkürün elzemliğinde inkişaf har, akıl etmek kul için ne büyük yar, esas kalp ar

 

 

 

 

 

İlmi siyaset hal ikliminde aktır

Arifin sezgisi olmazsa bahaneler politik sebeptir, hiçtir

Her zafiyetin türlü bahaneleri, kalp bakımından silinmeyecek izdir

Ruh şahittir, nefes müddeti vakittir, beşer kalmak tercih işidir, kalbi inşirah yücedir

 

 

 

 

 

Aşk; kalbin en naif bir hasretidir

İnsan, niyetine tabiidir, vuslat niye iradidir, onu kul bilir

Lafazanlık rüsvadır, kadere asilik bühtandır, hınç öte için hasımdır

İlim idrak ile akıl iradeyle, izan rahlede sine-i melalinde ve vicdan bakir sahifesinde

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.06.2011 12:22
#899

Özründe büyük kabahat etme!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hemen savunmaya geçme

Anlamadan ve farkına nail olmasdan asabiyeti seçme

Bağnazlık ve tecessüs kalbin için marızdır, ruhuna yabancıdır önemse

İnsandır muhatabın, önyargıların neden sığınağın evet,korkun var yüksünme

 

 

İnsan yaratılan candır

Kainat üzerinde en muhterem kandır, Rabbi için vardır

Kalbinin farkında olmayan, ruhunun figanını önemsemeyen nasıl bir insandır

Her lahzanın ahında arbede içinde bulunmak ne büyük vebaldir ve ezay-ı cafadır

 

 

Kime kulsun bilmelisin

Bahanelerin bir önemi kalmadığını artık sende öğrenmelisin

Kime biat ediyorsun ve hangi istikamet üzre yol alıyorsun tahkik etmelisin

Kalbinin ve ruhunun sahibi kimse, onun Rahmetine iltica ederek nefeslenmelisin

 

 

Nefes elhak kimindir

Hangi umdeler için ruhuna tevdi edilen latif güzelliktir

Yürek ve kalp müsavimidir, beynine kan pompalayan ise yüreğindir

Kalbin sahibinin nazar ettiği aşk-ı vecdir, akıl nimetinin adresidir, irfan saikidir

 

 

Nerde garip görsen

Ve hatta mahzun nefesinin refiki isen, ülfet et, haline ram ol, yüz çevirme

Sıhhatin zamanidir, nasip umulan gibi değildir, imtihan söyle hangi vakittir

Emel ömürlüktür, umut aynel yakınlıktır, niyatin halisliği duanın vazgeçilmezidir

 

 

Evhamı bırak, uğraşma

Haline en yakın olan Rabbinin kelamı kadirini ne olur hakkıyla anla

Sakın bir kaygıya kapılma, derinliğinde kaybolursun diyen yaftalara sığınma

Seni var eden ve halk eden rabbindir, en yakının olan aşkındır korkuyla sığınma

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Gün ağarmadan!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nefes nefese kalmıştım

Mecalimin iflas edeceğinin farkındaydım

Kalbim daralıyor,ter sanki halin suskunluğunu fırsat biliyordu

Lahza sessizce ima ediyordu, nedenlere ne vakit ineceksin diye sual eyliyordu

 

 

Ruhumun farkındamıyım

O hal üzere ne kadar anlamlıyım, sanki yitik saikim

Kalbimin sahifelerinden neden habersizim, nazargah der geçerim

Bin hüzün içinde yaptığım secdelerim, kıyama dururken bırakmayan kederim

 

 

Sevginin lisanını öğrenmeliyim

Ne derlere göre şekillenmeyi muhakkak ki ötelemeliyim

Aidiyetimin ve hilkatimin ne olduğunu iliklerime kadar talim etmeliyim

Hangi sözü verdimse, sadakat göstermeyi ve bu anlam üzre gözmeyi bilmeliyim

 

 

Hoyrat bir hal nefsin tabiatıdır

Neme lazımcılığın lahzasında ki ne acı bir gam-ı bühtandır

Hizmet ehli olmak, sakinin gönül sahrasında ki hilmini anlamak haktır

Edep kalbi ve ruhi manada firkattir, gönül ehli olmak insanlığın kulluk nişanıdır

 

 

Ehliyetimi elhak bilmeliyim

Mükellefliğime tebarüz eden ilimlerle iştigal etmeyi telakki etmeliyim

Hal bilgisinden, emri mağruf için seberlikten ictinap etmemeyi öğrenmeliyim

Her türlü asabiyeti terbiye etmeyi becermek için meşk ehlinin vecdine girmeliyim

 

 

Aşk ve ölümün ihsan şadını

Halimin derinliğinde kuşanmalı ve süruruyla yaşamalıyım

Korkunun bir bedeli var, hangi surkun duvarların ızrırbı var öğrenmeliyim

Nefesin azizliğinde, gönlün hakikate açılan sahnelerinde ihlasa bürünmeliyim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.06.2011 13:07
#900

Hal ikliminden nazar niye sinemi yakar!

 

 

 

 

!

 

 

 

 

 

 

 

Uzak diyarlar

 

Sineme hasret kokusunu katar

 

Özlem bunun için var, hissiyat solgun bakar

 

 

 

Gözler yakar

 

Hal ikliminde görmek için yanar

 

Kalp buruk kalır ruh sancılarla sürekli uğraşır

 

 

 

Sessizce akar

 

Sağanak, sukuta merak salar

 

Umut nasibin tecellisine akar, sabır ise yakar

 

 

 

Sevmeye uzanmak

 

Onun hasretiyle yanmayı anmak

 

Aşk için nelere katlanabilineceğini sorgulamak

 

 

 

Kelamda muvazene bulmak

 

Anlaşılmak için gayrete sarılmak

 

Sebebini unutmadan, kalbin sahibinde kalmak

 

 

 

Gülü tanımak

 

Kokusuna yaslanarak okumak

 

Umudun filizlerini kurutmadan nesle devretmek

 

 

 

Zalimin zulmünü

 

Kitabı celil içindeki hükmünü

 

Mazlum için serdedilen o mukaddes değeri anmak

 

 

 

Nefesi niteliğe ulaştırmak

 

Nefsin nizamında mihengi bulmak

 

Ve cehtin ikliminde, vefanın seyrinde aşka ulaşmak

 

 

 

Halini tanımıyorsan

 

Kalbin sahibinden uzaklaşıyorsan

 

Ruhunla barışık olmuyorsan, beşer olarak kalıyorsun

 

 

 

Aklın hakkını vermiyorsun

 

İdrake gerekçelerle bağlanmıyorsun

 

Bilgi hamallığı yapıyorsun, zamanı sorgulamıyorsun

 

 

 

Hesabı bilmeden

 

Nefesin kadrine erişmeden

 

Tefekkürü öncelemeden sevmek ne kadar bilinçlidir

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.06.2011 13:08
#901

Onu anlatmak ve hakkıyla renginde solmak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilirim…

 

Kelam etmek haddim değil!

 

Halin deruniliğinde anlamlaşmak hiç değil!

 

 

 

Fakirliğimin…

 

Ve belagatleşen acizliğimin izi,

 

Kalbimin kireçlenen çeperleri yeterli değil!

 

 

 

Gülü anmak…

 

Onu anlatmak, renginde solmak,

 

Hissiyatın titremelerine maruz kalmak uzak!

 

 

 

Hasır olmak…

 

Kilim misali sabırla dokunmak,

 

Minder olmayı başarmak divanda emin olmak!

 

 

 

Haşyeti anmak…

 

Sürurun saadetine erişmek,

 

Edebin diyarında muvazene bularak koklamak!

 

 

 

Kokusunda,

 

La mekân olmayı başarmak,

 

Kalbi ferahlığa ulaşmak, vicdan sancısını anmak!

 

 

 

Suhuletle yaklaşmak,

 

İşaret taşlarında emaneti solumak,

 

Zarafetinde ülfetle buluşmak zamanı hesaplamak!

 

 

 

Haline nüfus eden,

 

Rüzgârı anmak, toprağı koklamak,

 

Dikenin hamiyetinde yeksan olmak zannı bırakmak!

 

 

 

Kalan nefesleri,

 

Ömrün sahifelerinde eşsizliğini,

 

Ruhun ekseninde ki ebediyete muhabbetle uzanmak!

 

 

 

Hiddet ve kinin,

 

Husumetin içindeki zelilliğin,

 

Sevgiyi kurutan cahilliğin, şefkatsiz alınan her nefesin!

 

 

 

Mihenksiz vaktin,

 

Vuslatı düşlemeyen abdi acizin

 

Sakıt olmayan ecelin ve ölüm için vaat edilen güzelliğin!

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.06.2011 12:32
#902

Hayretim ne vakit dinecek,sinem gülecek!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aşk, kalbi latifliği bekler

Ruh sessizce refakat eder, verdiği söz üzre edebiyle nazar eyler

Kal, hale dönüşmedikçe, nefes müddetini hesağ etmeyince, hicran ne söyler

Hüzün gönül payesinde, iradem zafiyetler içinde, aklım hakka erişmeyince ah eder

 

 

Yarab, ne söylesem az gelir

Bahşettiğin nimetler, emanet ettiğin tahkikke ki gerçekler hasret çeker

İhlas ve ihsan üzere, zan ve şüphelerden arınmayınca, nevsim ruhumu ihata eder

Gam kabahatsizdir, çile bizzat davet ettiğim kederdir peki söyle istikametim nedir

 

 

Ahvalim niye hazan iledir

Tefekkür etsem, bin hüzün ile aşkın demiyle feyizlensem, yük mü geririr

Aklıma geleni söylemem, düşünmeden nefeslenmeyi öncelemem niye elem verir

Ruhumu firkatine erdirecek hangi ve ehliyetli eşiktir, nefsi lekelerim niye ağır gelir

 

 

Umut etmek ve fakat

Ehliyetten ve mükellifiyetten hadsizce azade olmamı mı gerekiriyor

Bahaneler hiç dinmiyor, avuntular neden irademe geçit veriyor, aklım mı ermiyor

Neden zafiyetlerim hala esaret içinde kalmamı önceliyor, kul olmak zor mu geliyor

 

 

Ruhuma aşkın vedini ver

Kalbimi inşirahın lahzasında manalaşmasını halime an be an göster

Hadsiz ve futursuzluğuma ne olur vesileler kıl ve bedbin ve bizarlığımı kaldır

İdrak, ruhumdan tebarüz ediyor, kalbim neden çilenin rahmet ilgasında zorlanıyor

 

 

Ömür yumağım ah ediyor

Ne vakit el acsam, ruhumun sahibi olarak kapına yüz sürsem yaşlar gelir

Acizliğim ve kanaatsizliğim ve hatta hadsizliğim cefamı tazeler ve de günceller

Sahibimsin, zafiyet içinde olduğumu bilensin,kalbime takat ve irademe azim ver

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.06.2011 12:34
#903

Vakit ruhuma şahitlik eder, ahım ne söyler!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir karar vermeliyim

Nerden nereye geldiğimi hesap ederek, halimi vuzuha erdirmeliyim

Neden bir seçimin tevdi edilen zorunluluklar olduğuna kanaat etmeliyim

Hangi minval üzre irademi kullanıp, partilerin taleplerine geçit verebilmeliyim

 

 

Terfrikayı önceleyeni elemeliyim

Huzur ve sükünu bozan, hukuk tanımayan, canları yakanları tespit etmeliyim

İktidar olmak için,ruhunun ve kalbinin sesini dinlemeyeni yakinen denetlemeliyim

Milletin sesi ve nefesi olmayanı ve böyle bir meramı bulunmayanı ayırt etmeliyim

 

 

Elhak, hakikat üzre nefeslenen

Milletim ali menfaaatları için canhıraş çalışan,mazlumları hiç unutmayanları

Müstekbirlere baş kaldıran, zülum ve tuğyanı milletine aşkla anlatanı görmeliyim

Bağnazlığa ve tecessüse geçit veren, mütemadiyen talan edenleri saf dışı etmeliyim

 

 

Redd-i miras yapmayanları

Kulluğun farkında olanları, hizmet etmek için gece gündüz çalışanlar demeliyim

Ulufe dağıtanları, aslı astarı olmayan vaad verenin amaçlarını neden sesmeliyim

Aldatan ve yıllardır uyutan hizipleri milleti acizliğe düşüren densize ne demeliyim

 

 

Partiler tefrika nedenleridir

Lakin demokrasi adına vazgeçilmezler guruhundan tercih edilen gerekçelerdir

Bu bakımdan milletin her nasıl olursa olsun ki tercih haklarına saygı duymalıyız

İnsani değerler üzerinden ve musamaha gerekçesinden tahammüllü bulunmalıyız

 

 

Sünetullar rekabeti önceler

Ve fakar hak üzre olmasını işare eder,hukuk kimler içindir diye sual eyler

Akıl sahiplerine seslenerek hiç düşünmez misiniz der, hikayeleri neden hasreder

İnsan, aklı ve izanıyla, ruh ve kalbiyle anlamlı olan nazardır, ihsan için vardır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.06.2011 11:36
#904

Halin kal’ine dönüşsün, gamın dinsin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaç zamandır yazışırız

Gönül dilinden olması için aslında yoktu birbirimizden farkımız

Akıl ve izan üzereydi hesabımız, bir macara peşinde değildi meşkuliyetimiz

An ve vesileleri izah eden zamana, nefesi burkan hicrana,alıp götüren furkana

 

 

Şehrime malik olamadığımız

Ukteleşen hevesleri kader muvazenesinde bir yer bulamadığımız

Firar eden bir can misali içimizi sızlatan feryadımız,anlaşılmayı bekliyordu

Yoksa neden sürüklenelim, ömür yolculuğunda bir gam ile hoyratça seyredelim

 

 

İnsan, aklı ve idrakiyle anlamlıdır

Cehdi ve vecdi için mefkuresi istikametinde ki aşkla yol alır

Zan ve gam kalbin sahifelerinin lekelenmelerine vesile olur,izan bizar kalır

Aşk, ruhun ve kalbin riyaya girmesinden korur,sevda bereketi halinde sadır olur

 

 

Kalbin sahibi ve maliki kimdir

Neden nazargah olarak taltif edilen en latif ve de ülfettir

Aklın ve hesabın vuslatın için vazgeçilmezindir, hesağsızlık nefsi telakkilerdir

Vakit niçin tevdi edilmiştir, yaratan hangi maksada binaen seni tanzim eylemiştir

 

 

Düşünmek fikirle mümkündür

Yefekkür etmek kalbi temayüldür, muhayyilen için müracaat ettiğin sığınaktır

Lahzalar lal olan ikramdır,insan akıl ve azmiyle meraka baş vuran bir vicdandır

Gerekçesiz yanmak, hissiyat harıyla dağlanmak, yeis içinde umuda sarılmak ardır

 

 

Her ne yapıyorsan yap

Ve fakat bir bedeli olacağını unutma, hadsiz özgürüm diyerek kendini avutma

Edep ve adap insan içindir, bedelsiz nefeslenmek mahlukat için asla değildir anla

Kim çıkarsa çıksın karşına, öncelikle ne yaptığını ve amellerini sorgula ve unutma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.06.2011 11:38
#905

Söyle gülşen-i hüssüne kimler varıyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Zor geliyor

Yadetmek kifayet etmiyor,feryadım niye dinmiyor

Her lahzada gözlerim seğeriyor, acabalar an be an sinemde şekilleniyor

Gözlerim bizar birşekilde hazana tevessül ediyor, zemheriyi içimde yaşıtıyor

 

 

Hasret sinemde

Figan ettiren firkatin ruhumun sessiz derinliğinde

Kalbim umut için şevke gelince,kale dönüşen bu melalim sevinince

Gözlerim boşalıyor, yüreğimde fırtınalar başlıyor, ah u feryadım yetmiyor

 

 

Ne oldu bu kalbime

Alıp göteren feyzin serdettiği kederli deruniliğine

Hüznün dilimi lal ettiren burukluğuna,içimi açıtan solgunluğuma

Nerdesin, hangi umudun eşiğinde yanarsın, yar dedirten sevdanın şiarısın

 

 

Yazamaz oldum artık

Evet, kolum kanadımda bir takat kalmadı sanki kırık

Ümitlenmek,nasibin kadrinde tefekküre çekilmek acziyetime açılan aralık

Yoksa aklım mı tutukluk yaşıyor, sevda karalara davet ediyor, halim sanki sanık

 

 

Güneş çekiliyor

Şevk-i umudum fersiz birşekilde hala nefes nefes kalıyor

Bu içinden çıkılmayan feryadımı kimseler bilmiyor, gözlerim ey Hak diyor

Sessizlik kendi içine çekiyor, kalan nefesim solgun bir yağrak misali sürükleniyor

 

 

Bilmem ki ne ettim

Devasına muhtaç olduğum elemi sinemde filizlendirdim

Hangi vecdin inhisarında bu kadar samimi olarak dirilmek için can çektim

Hevesler için mi bir gama girdim, emellerin girdabında ömrümü hebaya yöneldim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.06.2011 15:29
#906

Sus, hiddete bürünüp hırsla nefeslenme!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ey can haddini bilmelisin

Nefesin azizliğine itibar ederek, sevginin diliyle bütünleşmelisin

Mütemadiyen asileşmemelisin, he vakit bahane için ruhunu bizar etmemelisin

Müddet-i nefes nedir, rahmet kimin tasarrufunda bulunan itibar edilen cenahtır

 

 

 

Her an yargıç mı olmalısın

Ne zaman sanığın ah u figanını anlamaya azimle çalışacaksın

Mağdur ve mahzun olmak nedir, halinin derinliğinde yaşamaya başlayacaksın

Sabrın ve irfanın, ihsan ve izanın aşkla zerk olunan manasından haberdar olacaksın

 

 

 

Hüküm sahibi olmak liyakat ister

Ehliyet sahibi olmak söyle hadi, halin için ne kadar kifayet eder

İnsan zafiyetleriyle insandır, hata ve tercihlerle hesaba çekilecek candır, bekler

Her vakit korku ve kaygıyı yaşatacaksan, esaret etmeyi başarman ne büyük keder

 

 

 

Ne vakit seni düşünmüşsem

Eziyet vermeni sinemin her lahzasında derinden hissetmişsem içim acır

Her zaman bir bahane aramaya başlarım, feryadımı bir gün anlayacağını umarım

Göçüp gitmeden, suskun halimin serinliğine gizlediğim figanımı hissetmeni anarım

 

 

 

Bakışlarım niye kaçkındır

Ruhumu firar ettiren çığlığın ne vakit duracaktır, sürur başlayacaktır

Tebessüm etmeyi unutturdun, gam içinde bir ömür tüketmemi sağladın, acıdır

Kırıp dökmeden, hiddeti öncelemeden, gazabı halinde görmeden göçmem sancıdır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.06.2011 15:34
#907

Hakkıyla vakıf olsam, hiç ağlamasam!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Belki de gülüp geçiyorsun

Gönlümün meskûn mahallinde ki firkati hiç önemsemiyorsun

Şehre dilmeye amade olan sessiz melalimi dinlemek istemiyorsun, sitem ediyorsun

Gönle haz bahşeden, umudu sürura dönüştüren, hicrana refakat ettireni bilmiyorsun

 

 

 

Bilme ki ne söyleyeyim

Yüreğimin figanını ummanın müsamahasına sığınıp dökeyim

Bir ömür sukut edeyim, hıçkırıklarımı kuytu köşelerde dile getirip inleyeyim

Hasretin feryadını, umudun şiarını sabırla derleyeyim ve nasibime kanaat edeyim

 

 

 

Ne sabahın kuşatan ahı

Ne gecenin halimi tarumar eden ilgası, ruhumu sızlatan firakı

Nazarlarım hazana yöneliyor, burukluk sineme acı veriyor, fark ettiren sancı

Boynum bükük, hicran bir ömür refakat etti halime sessiz çığlığım dinmeyen acı

 

 

 

Kalbi ihsana erişmeliyim

Arifin taliminden geçmeyi ve eşiğinde nefeslenmeyi bilmeliyim

Ne kadar gün yüzüne hasret umudum varsa, hikmet-i sebebini sual etmeliyim

Bahtım hangi vaktin lahzasında vuzuha erişecek, ümitle niyaz edip, beklemeliyim

 

 

 

Elbet bir gün dinecek ahım

Ruhuma sancı veren derin sızım, kalbi inşiraha niye açım

Bilmeden ve halin rahlesinde aşkın esiniyle derunileşmeden asla kaçamam

Bekleyen vaktin, tevdi edilen ehliyetin hesabını görmez ve bilmezden vazgeçemem

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.06.2011 13:36
#908

Gönül aşkın serabında, umut sabrın şadında!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ağlatma artık nefesin maliki yar

Figanım mahzun,ruhum bizar, halim de sanki an be an kabir var

Hangi şafağın eşiğinde ümitleneceğim,yüreğimin feryadını sevinçle dökeceğim

Açılan ellerimi muhabbetle arzu halime refakat ettireceğim, niye içimde gam var

 

 

Lahzalar sünnetullahındır

Rekabet etmek, azimle kalbi inşiraha erişmek ruhuma vaadindir

Akıl nimeti, idrak ülfeti, farkı fark ettiren ihlas letafeti tercih-i cenahımdır

İrademden vazgeçiren, zafiyetleri nefsimden tebarüz ettiren peşirşanlığım, ahımdır

 

 

Gözlerimden yaşlar boşalırken

Sessiz ve kimsesiz bir sabi misali boynum bükülürken ve dertlenirken

Yegane sığınağımsın, gönül tacımsın, melalimin manasısın, nefesimin sahibisin

Neden hicran içindeyim, hüzün ikliminde sanki çaresizim, dinmeyecektir acizliğim

 

 

Ne zaman ansam yanımdasın

Ruhumun hesabında muhakkak ki bir başkasın, Rabbımsın, Halıkımsın

Seni hakkıyla andıkça içim doluyor, bedenim titriyor, nefesim kifayet etmiyor

Kalbimde marazlarım var, hissiyatım bazen galebe çalar, umutlarım hazanı yaşar

 

 

Kulunun ey yar, zafiyetlerim var

Lütfettiğin rahmetin ve mağfiretin, bahşettiğin nimetlerin neden ahımı aralar

Sabır, kanaat iradem için sineme edebin hazzını koyar, hesabın aşkın için ey yar

Ruhumun lisanından, kalbimin niyazından emin ol,elhak yok senden gayri bir yol

 

 

Ömür yumağm sendelendi

Vakit ruhumun serencamda ki lahzasında an be an neler söylesi

Akıl ve izanım neden halime şimdi refakat etmedi, gönül sessizliğine çekildi

Teffekkür etmek, mahcubiyetimle huzurunda umutla yeşermek yüreğime ağır geldi

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.06.2011 13:44
#909

İçine attığın ne varsa, serdetmeyi unutma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne vakit ümitlenip tebessüm etsem

Hemhal olduğum nazarların meramlarını dinleyim,ibrete yönelsem

Fifanlaşan hissiyatıları, ah çektiren derd-i gamlarını hüzün içinde dinlesem

Sessizce boyun büküm, sebeb-i hikmetin esrar-ı akıbetiyle korkmadan yüzleşsem

 

 

Nedenlerini hulisi kalple hasretsem

İçinden çıkılamayan zamanın vaadinde ki hikmetleri aşkla derlesem

Sabrın ve vecdin, aklın ve iradenin, ihlasa muhtaç olan kalbin meramını zerketsem

Bedelsiz üzülmek, keşkelerle nefeslenmek ve tedbirsizce sürüklenmek cefadır desem

 

 

Lisan-ı halim acziyet içinde

Sine-i ahvalim edebin özleminde, yaban olan hadsizliğim hangi beklenti içinde

Şayet yaşamak, nefes almak ve hesapsızca serilmek mahsadına ulaşırsa ar kimde

Fikir sahibi olmak, nitelik noktay-ı nazarından idrakle vuzuha akmak bir çareyse

 

 

İnsan aklı ve irfanıyla farktır

Hadiseler ve sosyal nedenler mecrasında şekillenen ve anlamlaşan hasattır

Ruhi ve kalbi oldukça, aşk ve sevdayı hakikat sahrasında yaşadıkça ne ferahtır

Arzın misafirleri hesapsızmıdır, eza ve cefa edenler, desilelere meyledenler tuhaftır

 

 

Hayrın ve şerrin ne olduğu

Kader ve kazanın akıl ve ihsan üzre anlaşılmasında ki farklılığı

Azim ve tercihin, iradey -i istikamet için meylin, maksadını aşan hevesin acılığı

Hırçın ve bedbin bir mizac ne kadar caziptir, suhulet ve ülfetin o haz veren taçlığı

 

 

Çiçekler içinde gül farklıdır

Ne kadar latif bir kokusu vardır, insan ruhuyle fevkalade kıvamlıdır

Kalp elhak sahibinin nazargahıdır, vekil idrake eriştikçe hal-i aşkla anlamlıdır

Fikretmek, akıl,izan sahibi olarak tefekküre miskinliğin ötesinde bürünmek farktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.06.2011 11:45
#910

Bilmem ne vakit duyacaksın sesimi!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Artık içim sızlıyor

Dinmeyen figanım halime geçit vermiyor, sabrım niye titretiyor

Kanaat etmek neden acı veriyor, gözlerim mecalsiz birşekilde hala bekliyor

Ah etmek, yeis içinde sürüklenmek ağrıma gidiyor, bilmem ki hasret ne söylüyor

 

 

Nerden tutunsam

Dizlerimin bağı çözülüyor, gam sinemde nekadar büyüyor

Hüzün akşam sabah halime refakat ediyor, ruhum sessizce temaşa eyliyor

Yarab sen bilirsin, sahibimsin, tek adresimsin, takat ver, sabır ver, dırayet ver

 

 

Nereye gitsem ahım içimde

Firkatle anılan yar bilmem ki şimdi hangi halin dirliğinde

Alıp götüren merakım hala benimle,aklım ve itminanım gam ile bedelleşmekte

Bilmem ki nerdesin, hasretin izanımıkuşattığı bir şahesermisin, yoksa kedermisin

 

 

Yıllardır fidan dikerim

Her birinin filizlerini toprapa gömerken seni anar ve arzularım

Suya bakarım, sinemin kuraklığını sensiz yadeder ve bu dramınma anlamlaşırım

Sokakta sessiz ve çaresiz bir nefes misali salınır, yaprakları koklarım ve ağlarım

 

 

Hangi çiçeği koklasam

Taş yastığımın üzerinde takatsiz bir şekilde hüzünle uyuya kalsam

Düşlerimde karşıma çıksan,bit tebessüm ederek baksan ve selamını saklamasan

Ruhumun figanını birlikte yaşamayı bari göze alsan, ıstırabımı hakkıyla anlasan

 

 

Halimde sürur yaşatsan

Bir nebze haz bıraksan, hasreti içimden çıkarıp alsan ve ağlasan

Ömrümün kalan sayfalarında hazanın vakarıyla ve şevkiyle şaduman olsan

Ölmeden ölebilmeyi, umut içinde sabırla beklemeyi ve vaktini derlemeyi anlasan

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.06.2011 11:46
#911

Kalp sezgiden, ruh firkatten kal eyler!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne vakit susmuşsam

Sessiz çığluğımı yudumlamak zorunda bırakılmışsam

Bir maslahat adına yeri ve zamanı için sabrın vecdine sığınmışsam

kanaatin sahrasında soluk soluğa kalmak adına gözlerimden yaşları bırakmışsam

 

 

Yeter artık demeden

Ruhumu bizar eden bahaneleri vesileler görmeden

Kalbi lahzaları aşkın şiarına sunup, nefsi tuğyanların içinde belenmeden

Ömür denen ihsanı, can denen heyecanı, aklın cebreden fırsatını, idrake erdirmeden

Ölümün diriliş anını deruhte etmek, aşk iksirini halin bendinde kal’e dönüştürmek

 

 

Uzvun ne günahı var

Bi hakkın ehliyet sahibi olman vaktine kadar emanet edilen sadıklar

Ne vakit mükellefiyetin kalkar, akıl ve idrakin sakıt olup hali terk eylediği anlar

Kalp ağlar, ruh kendi mecrasına akar, gözlerin şaşkın birşekilde habersizce bakar

 

 

Ne kadar korkarsan kork

Ürpertilere idrak ve kalbin ruhunun refakatinde tok, hani bekleyen ok

Narı sen davet edersin, kar’ın latifliğinden ne kadar habersizsin, aşkını göremezsin

Feryadın neye yarar nefesin saikleri şaşkın bir biçimde aczine manidar halde bakar

 

 

Ne haşyet ve ne hayret

Rahmetin ve mağfiretin kadrini, aşkın azizliğini, say’ın naifliğini izah eder

Keder, bihaber olan, halinin bendinde anlamlaşmayan, nefsine tabi olana meyleder

Dert bin hüzün ile ruhunu işşad eder,rahmetin banisi kimdir diye kalbine sual eyler

 

 

Neye iman ediyorsan iyi tanı

İçinde yatan bin bir şüphe uyandıran ve nefsi hergelelik yaptıran nazarı

Sesi senden alan, intizara salan, aklında tutukluk yaşatan, kalbini yoran belaları

Başkalarından sanma, şahit olduğun eşkallerin maksadını hakikat nazarıyla anla

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.06.2011 13:33
#912

Ne vakit hicranı ansam, ruhum sızlar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sinemi yakan narın firakındatım

Henüz anlamaya vakıf olamadığım bir sevdanın didarında yanığım

Davetlerin, ruhuma tevdi edilen emanetlerin, unutulmaya yüz tutan ahitlerin

Şehrine malik olamadığım yaratılış hilkatinin, aidiyetimde ki üzen belirsizliklerin

 

 

Hangi saiklerin tutsağıyım

içinden çıkmaya kadir olamadığım hücrenin ahıyla umuda bakmaktayım

Yıllara sari akan gözyaşlarımı niçin saklamaktayım ve niye içime akıtmaktayım

Nasıl bir gailinen etrafında tavaf yapmaktayım, derd-i gamımla an be an bezirganım

 

 

Susmak halime kar etmiyor

Sinemden çıkmak isteyem melal, nasıl bir kalin refakatine nazar ediyor

Niçin an zihnimde farklılaşıyor, kalbi umutlarım için sabr-ı kanaatin aşkını diliyor

Sineme iltica eden halleri kim biliyor her lahzası ruhumda firkatin inşirahını bekliyor

 

 

Ey kalbimin sahibi efendim

Rumunun hasrtetiyle bitap olduğu malikim, sen bilirsin, sen Rabbimsin

Kalbime inşirahı nasip eyle, ruhumun insicamında anlamlaşan idraki mi ar eyle

Edebin senasında ki tevazuu zihnime ilhak eyle, azmimi ve irademi aşkına ram eyle

 

 

Sen yarattın, hesabı hatırlattın

Talim ve terbiyem için rahmetin şadından nebilerini heran müjdeci kıldın

Kitab-ı celilini bizzat sen emin kıldın, insanlığın serencamından hikaye anlattın

İbret almamızı, akıl sahibi olduğumuzu her bir vesileyle an be an ruhumda yaşattın

 

 

Niye bu kadar duyarsızım

Ne müthiş bir sancıyım, kalbi ve ruhi telakkilere ne kadar uzağım ve açım

Evet, yarattın ve vesileleri yakın kıldın, merakın şubesi olan ilmi her vakit hatırlattın

İtminan olmayı, sinsilikten kaçınmayı ve ihlas üzre yaşamayı halin didarına anlattın

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Hangi halin ikliminde nefes nefeseyim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nazar ettiğim herşeye şahidim

Lakin farkı fark etmeyecek kadar bir acziyet içinde sürüklenmekteyim

İrfan meclislerinin şerabını içmeden nefeslenen bir zadeyim, ah u zar içindeyim

Kimseye bir sözüm yok, her nefesin kendine göre elbette ki gailesi ziyadesiyle çok

 

 

Nefsim hizmet etmeme taraf değil

Aklım, izanıma kefil olmaya muktedir değil, iradem aşkın firkane amade değil

Kalbim inşirah için vecdin insicanımda azimle gayret gösteren bir feceran da değil

Hangi vaktin prangasındayım içinde ki lahzalara taraf olan bizar nefes farkında değil

 

 

Hüzün bağında yine yalnızım

Ne kadar ıssız ve şevkten azede olmuş bir can olarak hazanlaşır umudum

Gönül kapım ne zaman açılacak, ruhumum figanı sürur ile hakikatte şahlanacak

Kalbim işte o vakit bir fark yaşatacak ihsan ve inayetin aşk vecdini tekrar hatırlatacak

 

 

Sukut eden ağaçlara bakıyorum

Yapraklar halleşiyor, kuşlar aşkın lisanıyle muhabbet içinde meşk ediyor

Rüzgar ne kadar zarif esiyor, susuzluğum aklıma şimdi geliyor, yutkunmak istiyor

Göçüp giden nefeslerin lalleşen bedenleri hangi vakti bekliyor, ölüm hüznü öğretiyor

 

 

Yaşlar sessizce akmaya başlıyor

İçim an be an burkuluyor, gözlerim önüme düşüyor, halim takatime elvermiyor

Hangi derdin figanıyla hemhal oldum, nefsi taranelerimi unuttum diye sual ediyor

Demek ki yüzleşmek çok ağır geliyor, hesabın sahneleşen feryadı ruhuma sesleniyor

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.06.2011 12:42
#913

Nefsinle konuşma, hırsınla yol alma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Oysa yıllar önce ne kadar masumdun

Nazarlarında ürkek bakışlar, edebin güzelliğini akseden sıkılmalar vardı

Bir dileğini beyan etmek için vaktini beklerdin, nefesin azizliğini çok iyi bilirdin

Kırmadan ve dökmeden kalbi latifliğini etrafına hasreden bir suhuletin ve nefestin

 

 

Yıllardır bu halini çok özlüyorum

Kimi zaman çaresiz sezsizliğime çekiliyorum, neden değiştiğini düşünüyorum

Halinin kale dönüşmesi için umut içinde niyaz ediyorum,bizarlığımı gizliyorum

Her ne hikmetse üzülmeni istemiyorum,belki zamanla düzelir diye ümitleniyorum

 

 

Bir vakitle bir ailenin kızıydın

Kısmetin açılana kadar belkide nazdın, şefkatin inhisarında ki kanaatin

Hamiyeti hasreden babanın endamıydın, masumluğun şiarın olması için ahittin

Sabır ve kanaatin içinde yol almıştın, nice ukterlerin adına burukluğu yaşamıştın

 

 

Nasibin çıktı ve vaktin gelmişti

Vesilerin sahrasında ki merakın kavilleşmişti, heyecan haline tebarüz etmişti

Babanı ziyaret etmek için kapınızda beklerken, siz çıkmıştınız karşıma müthişti

Yüzünüz pempeleşmiş, mahçup bakışınız güzelleşmiş olarak içimi anbean ısıtmıştı

 

 

Sanırım birçok talipliniz vardı

Demek ki vakit henüz kemale erişmemiş sanıktı, yoksa nasip nasıl anlaşılacaktır

Ki ruhuma aşlina gelen melaliniz ve o vakitler henüz ram olmadığım haliniz farktı

Allahın lütfu ve inayeti bakımından ihsan eylediği kalbi latifliğiniz çok manidardı

 

 

Hatayı kendimde bulmalıyım

Hangi zamanlarda ihmal ettiğim hissiyatını hakikatin şiarıyla okumalıyım

Meylin ve vuslata olan talebini, sabır içinde ziyadeleşen hizmetlerini görmeliyim

Yargılamanın ne kadar haddim olmadığını, halimin sahillerinde talim eylemeliyim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.06.2011 12:43
#914

Ruhumun figanı artık kar eylemez oldu!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kimi vakit nutkum durdu

Gözlerim yaşla yol alarak, hicranın inhisarında sabra koyuldu

Aklıma ne oldu, idrakim neden kalbime itminan olmam için inşirah sunmuyor

Umutlarım lahzalarda her nedense yeşermiyor, hazan yine sineme sökün ediyor

 

 

Kalbimi şehredebilmeliyim

Ruhumun tevdi edilmesinde ki saiklerinin gerekçelerini öğrenmeliyim

Kime nasıl sual etmeliyim, hal ehli nefesin izlerini muhakkak ziyaret etmeliyim

Neden kifayet etmeyen bilgilerle ve rivayetlerle, amel etmeye iltifat etmemeliyim

 

 

Muhakemem niye miskindir

Bilmem ki bu halime muhtaç eden hangi nefesler ve bahaneler içinde ki erkdir

Kimsesizlik ne çetin bir kederdir,sahibinden habersiz kalmak aşka yetmeyecektir

Ömür değirmeni, vaktin hakikati için aklınla ilintili kılınan gerekçe kılan bedeldir

 

 

Sahipsizlerin hamisi olmalıyım

Sokak aralarında umutla bakan nefeslerin yardımına ihsanla koşmalıyım

Kapısı kapanan, umutları hazanlaşan kim varsa, aşkın şerabından bahsetmeliyim

Gönlümün hicran damlalarını, hüzün içinde yakarışımı yakinen hissettirmeliyim

 

 

Dillenen alışkanlıkları bilmeliyim

İman ettiğim, ruhumla cüretine yeltendiğim, kalbimi sahibine ram eylediğim

Suskun umutların vakti için kanaat eylediğim, bahtımın kazasına elhak dediğim

İrademin ve kıt aklımın aidiyetine olan ihtiyacını an be an iliklerimde hissettiğim

 

 

İnsan kalbi ve aklıyla bir nazardır

Aşkın ve hakikate olan muhtaçlığına amede bulunan ardır, edep içinde hardır

Azim ve ihsanıyla farktır, ecir ve inayetiyle ihsandır, vuslat için sabr-ı hasattır

Aşk için vardır, ceht ile vicdandır, hal içinde manalaşan fermandır furkan-ı şiardır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.06.2011 12:47
#915

Hicran içinde, kalbim bilmem ki hangi firkatte!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Zihnim...

Abluka altında inlerken,

Kalbim dirliğe hasret çekerken...

 

 

Ruhum...

Hicran içine nazar iken,

Uyanmak, kalbi olmak ve ne zor!

 

 

Canın...

Canana tevessülü olunca,

Aşk kendi ikliminde anılmayınca...

 

 

Hilkat...

Yozluğunda solumak varsa,

Hüznü hıçkırıklar, şimdi yanımda!

 

 

Beşer...

Nefesi tedaviye muhtaçken,

Âdemlikten maksat, adamlık iken...

 

 

Âdeme...

Mahkûmiyet konuşulurken,

Kimlik sekülerliğe şimdi aşikârken...

 

 

Sevda...

Tohumlarına ne oldu kurudu,

Hizmet, mazi sahifesinden okunda...

 

 

Nur...

Kayıp mı oldu, feyz kimi sordu,

Ecir hiç aranmaz oldu kalp yoruldu...

 

 

Artık...

Ne âdemden ve ne de demden,

Hiç ayılmayacağım mı ben badireden...

 

 

Bir...

Yorgunluk zuhur ediyor yürekten,

Anlamaz oldum, ne hazin dertlerden...

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.06.2011 12:48
#916

Hiç bakıp aldanma, ruhumun aç yanma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Almış başını gidiyorum

Neye şahit olmuşsam, hangi nefesin tesirinde kalmışsam hayıflanıyorum

Kalbi boşluğum için bir yol arıyorum, aşk ve sevda adına anlamsızlaşıyorum

İçimin burukluğunu Hiçbir nefesle paylaşamıyorum sessizliğin kadrinde ağlıyorum

 

 

 

Karıncaya bakıyorum

Kuşun umut içine kanatlandığını nazar ediyorum, sukut edip hıçkırıyorum

Arzın sakinlerini düşünüyorum, kaçan ve göçenin meramını hüzünle anıyorum

Şakınlığın lahzasında kalıyorum,neden bu hal üzerine içimde bir korku yaşıyorum

 

 

 

Neden süruru ararım

Şevki melalime haz vermesinin hasretiyle yalnızlığın sokaklarında yanarım

İnşirah için neden perişanlık yaşarım, ihlasın vecdini kalbi lahzamda bulamam

İtikadım fersiz, taklit ettiğim saikler demek ki mesnetsiz, hissiz aşkına kanamam

 

 

 

Yakarmak kar etmiyor

İdrakim kifayetsiz sinemde ki hüznü, sürurun kadrine hiç dönüştürmüyor

Ruhumun hicran damlaları dinmek bilmiyor, dert edindiğim ne varsa hak etmiyor

Vakit içimde büyüyen haşyete işaret ediyor, yaşadığım panikler de geçit vermiyor

 

 

 

Nefesin feyzini yaşamalıyım

Umudun ruhuma kal eylediği insicamla, halimde ki basireti bulmalıyım

Bir derdin firkatiyle yazmamalıyım, rızay-ı bari için kalbimle barışık olmalıyım

Öncelikle halimi sefilliğinden arındırmak için çarelere başvurmayı sağlamalıyım

 

 

 

Bir gönülü kırmadan

Anlamaya muktedir olmayı başarmak için sabırla yol almalıya alışmalıyım

Yargılamak hiç haddim değil bu gerçeği idrakime ve kalbime aşkla yaşatmalıyım

İnsana yaratılan bir nefes olarak laltif etmeye başlamalıyım ve onu anlamalıyım

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.06.2011 12:29
#917

Tevhid eden deli olmaz, kalbi zelil olmaz!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir sual eyle kalbine

Şehrine malik olduğun ruhunun deruniliğinde ki aşk-ı ahidine

Vicdan payesinde ki enginliğe, kanaat vecdinde yatan suhulete, sabır denizine

Hiç korkuyla aşk barışık olur mu,inşirahın firkati ruhun didarında mana bulur mu

 

 

Neden aklın saltanatın

İdrakin yol aldığın sahrada ki cenahın ve ne vakit dinecektir bu ahın

Kitab-ı celile niçin uzaktır merakın, bitecek mi hakikat iklimine olan muhtaçlığın

Nefsi tareneler içinde harap olan hissiyatın, kalbi lahsalarda ki vicdanı yanıkların

 

 

Bu hal üzre niye ağlarsın

Tedbir-i talimineden halinden uzak kılarsın, acziyet içinde nefesini yorarsın

Melulleşen bir nazarla etrafını tararsın, edebin marifetinden hiç sürur duymazsın

Sineni dağlayan nedir içinden çıkamadığın gaileler nefsi taraneler niye anlamazsın

 

 

Mahlukatı bir düşün

Arının azminde, karıncanın durmayan vecdinde, okyanusun derinliğinde ki şevke

Niye bir tefekkür nazarıyla yakınlaşmazsın, kainatın o lisanından hiç anlamazsın

Vaktin şahit olduğu hesabı hatırlamazsın, nazargakh olan kalbine ne için uzaksın

 

 

Ruhunu ve kalbini tanı

Seni sen yapan aşkın insicamında ki anlamlaşan sevda hazzını ve farkını

Akıl ruhsatını,akide tacını, taklit etmeye amade kaldığın onca hüsran nazarını

Ne olur merak et, tahkikin için hiç durma sual et, hakikatın o aşk şadına iltica et

 

 

Halini böyle yoran nedir

İçinden çıkmaya muktedir olmadığın dertler bizzat senin davet ettiğin kederdir

Kalbin aşk ve inşirah içindir, ruhun hakikatin mecrasına ilhak eyleyen idrakindir

Haşyet bilinçin kabul etmediği elemdir,şehrine malik olmadığın hikmet feyzindir

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.06.2011 12:33
#918

Aşk; ardır, edeptir, feyz-i anberdir,kirletme!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şayet ruhundan habersizsen

Kalbinin lisanını şehretmeye muktedir olmak için talim olmaya haiz değilsen

Akıl ve idrak ülfetinden anlamayan bir tutsak isen,prangalarını fark edemiyor isen

Bir sual etmeye tevessül etmemişin, mukallit olmakla iktifa etmişsin,niye kedersin

 

 

İrfan meclislerine nazar eyle

Arifin halinden ilzam olan kalinden ibret al, nefsini nizam etmeye çaba sarfeyle

Vakit sahiplidir, nefesinin sahibi kimdir,hesapsız bir hilkat varmıdır, merak eyle

Masum nefesin, mazlumlaşan milletin,tecavüz edilen bedenlerin dramını dert eyle

 

 

Kendin için istemediğini

Sakın ola ki başka nefeslere reva görerek herhangi bir maceraya sürüklenme

İşte ne olacak deme, benim suç işleme özgürlüğüm var diyerek kalbini inkar etme

İnsan aklı ve edebiyle anlamlaşan nazardır, ihsan ve ihlasıyla var olan bir candır

 

 

Aşk; ruhun en tabi feyzidir

Nara ram olan payedir, edebi manasa eşiktir,hali kale dönüştüren seyr-i serfedir

Akıl ve izan bunun için fevkalade önemlidir, şuur ve vecdin terakkisinde ki ecirdir

Rastgelelik içinde değildir hareket ve kuvvetin malikine itibar ettiren bir ferasettir

 

 

Sen ne kadar kaçarsan kaç

Yine de vaktin şahitliğinde ki bir senasın, niye rahmetin unutmadığı anlamsın

Kimin elinden tuttarsan tut fakat sakın bir aldatan olma, pak vicdanını şaşırtma

Ne olur nedemek istediğimi bir nebze olsun anla, bilimediğim lisan diyerek kaçma

 

 

Birgün ziyadesiyle gül kokla

Dikeni var diye ürkekerek yaklaşma,halinde salındığı o deruniliği iyice anla

Ötelerden bahseder,suhuletiyle ne kadar ibretli ve edpli bir değer, meramını kokla

Ne olur aldırmaz ve gamsız bir nefes olma,aklını, irfanını bahaneler için kullanma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.06.2011 12:30
#919

Nefsine esir olmadığın nispette hürsün!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çünkü aklın ve idrakinle yükümlüsün

Ruhunu esir eden ne varsa, bizarlık kapındaysa, acziyet kalbini yormuşsa

İzanın bir mefkure etrafında yoğunlaşmamaışsa,irfanın haline sürur sunmuyorsa

Ne kadar ehliyet ve mükellefiyetinin farkındasın, yoksa ihmal edegelen nazarmısın

 

 

Çirkin hissiyattan sevgi neşet etmez

Akıl ne kadar farkı fark ettirse de, iraden zafiyetler içinde kalbine bırakmaz

Feraset halinde anlamlaşmaz,ihsan meyli sinende oluşmaz,aşk maşuka kandırmaz

Yol asla yolcusuz kalmaz, tahkik eden bir kul hakikat menbaında niye kaybolmaz

 

 

Pasif kul olma,kalbini iyi yokla

Ruhunun ah u zarını, sevdanın serencamını yaşamaktan hiçbir vakit korkma

Halini ilgilendirmeyen, merakını celbetmeyen lafazanlıktan arileş ve hiç hazlanma

Müddet-i nefesin edebini vicdanının didarında kokla, pişkinlik aline ardır unutma

 

 

Çöplük içinde büyüyen gülü koklama

Eşkalinde ki cazibeye asla kapılma, halinde barındırdığı kokuya hiç bulaşma

Mağdur nefesin, hanif bir halin hissiyatında korkma,vecdinin halisliğini iyice anla

Tekebür edip, takiye içine girip, taraneleri seçip kahkaha atmak içinde hiç aranma

 

 

Kalbin hastadır, ruhun perişandır

Nefsi telakkilerin sinene taht kuran sultandır,yoksa o korkukarın niye vardır

Akşam sabah kaçmak hesaptan kurtulmak mıdır, ölüm sana benden daha yakındır

Ağlamak bedelleşmeyi gerektiren fırsattır, tefekkür etmek içinde,aklına hacet ardır

 

 

Nardan ve ardan hiç korkma

Haline südur eden bahanelerden arileşmeyi unutma, iman leke kabul etmez anla

Tefrika için parçalanmış yüreklerin ızdırabına kayıtsız kalma, ecrin ihsandır yaşa

Nasıl ki o an sondurak çıkacaktır karşına, tedbir almadan göçmeyi sakın unutma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.06.2011 12:32
#920

Cahiliye zuhur ediyor,ruhum kederleniyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öncelikle kelimelerle oynadılar

Aynı hissiyatı yaşamaktan ve kaynağından dem almaktan koparttılar

Alalel üsül sözcükler çıkarttılar,manasından ayıkladılar,ızdırabı anlamadılar

Neden insana ve hassaten müslümana zülmetmekten bıkmadılar ve hep ağlattılar

 

 

Yoksa fedretti niye hatırlattılar

Tufanın en müstenasını sinelerde başlattılar, esir kaplarında ezip bunalttılar

Tesim olan, hukukundan feragat eden, korkunun kadresinde inleyen cana kıydılar

Neden hor ve hakitr görmeyi medeniyet sandılar, sinsi iblisleşmeyi niye sakladılar

 

 

Nasıl bir hesabın eşiğinde kaldılar

Yoksa hiç güneş doğmayacak mı sandılar, garbın afakında fazilet mi bıraktılar

İşgal etmeyi, gasp ederek nefeslerin umutlarını kesmeyi,kan dökmeyi ne sandılar

Emperyalizmin her bahanesini sinemelerize zerk etmeyi evet, bir marifet saydılar

 

 

Ruhumun şevkini niye kırdılar

Ufkumu karartmak için binbir bahaneyle şart koştular, kimi zaman zorladılar

Ne olmuştu imanıma, derbeder olan vaadıma, akitleşen ruhum firkat için ağıdına

Neyi ihmal ettim, niçin tahkik etmeyi klabim için önemsemedim,neden aldandım

 

 

Ezan okunurken, sala verilirken

Nerdeydim ve hangi halin çıkmaz saiklarinde viraneliğimle yüzyüzeydim

Ne kadar imanımdan emindip, şek ve şüpheden arileştirmeyi neden beceremedim

Eğlenmeyi, macera için yaşamayı, nefsi meyilimle yol almayı kimseye bırakmadım

 

 

Aziz kitabı neden ihmale aldım

Lisanını bilmiyorum diye yıllarca hiç arlanmadan kaçtım, neyle avundum

Çekiştirmeyi ne şey sandım, aman ha derinlerde gezme diyenlere koşulsuz inandım

Yıllardır sessizlik içinde bizarlığı sinemde yaşattım, yanımda kimseyi bulamadım

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.06.2011 12:38
#921

Vakti şahit tutmalı, vahdeti anlamalıyım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ehliyetsiz bir aklın sahibi olmamalıyım

Kalbini ihmal eden, ruhunun ahdini merak etmeyen halimi yaşamalıyım

İdraki neden ziyadesiyle önemini kavramalıyım, fikretmeyen firakı ne yapmalıyım

Hak için cehdettirmeyen, ecire meyletirmeyen furkanı, anlamadan mı okumalıyım

 

 

 

Neden zühtü hep yanlış anlarım

Etkisiz kul olmanın bizarlığını mütemadiyen yaşarım, bu halden nasıl çıkarım

Neden girdabın içinde anlamlaşan bir canım, esaret içimde niye çok farklı anlarım

Manazsızlıktan, aşktan nasiplenmeyen candan, acziyet içinde ki o merak sıkılırım

 

 

 

Dünyayı “ben” sanmamalıyım

Yıllardır içine düştüğüm esaretten silkinip kurtulmak için adanmalıyım

Aşkın senasında uyanmalıyım, sevdalaşan vicdanımı sahibi için anlamalıyım

Hakikatin sadır olmadığı hiçbir mekanda oyalanmadan müddeti iyi tanımalıyım

 

 

 

Vicdan neden masum bir aşktır

Sahibinden nasipsiz kalmayan sultandır, ruhun aidiyle alakalı bir sanattır

Akıl anlamak ve ayırt etmek için farktır, irade hakikate adanmış bir iştiyaktır

Ömür ne muazzam bir fırsattır, hesabın içinde ki tufandır, ölüme adanmış candır

 

 

 

Ruhum hakikatimdir,kimindir

Kalbim sahipsiz olan bir kölemidir, neden nazargah için tertip edilen ülfettir

Hisssiyar aslında pek latiftir, onu kirleten ise nefsi telakkilarde ki gizli esarettir

Feraset ne için çok önemlidir, ihsan üzre olmak idrakin güzeliğinde ki bir payedir

 

 

 

Yanmayı sadece sen murat edersin

Ruhunu ve kalbini ihmal ettikçe savrulan bir nefessin, nefsinin hala esirrisin

Ne kadar onu ezersen bil ki o nispette özgür ve manası içinde anlam bulan nefessin

Yoksa saklı bir zamanın içinde var olmaya gayret eden bir dilencimisin veya nesin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.06.2011 12:39
#922

Ruhumda bir neşe var, ar sinemi yakar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar söylemek istesem

Ruhumu hicrana gark eden nazarlarından çekinmeyi bir yenebilsem

Bakışlarında ki cevaptan kalbi yakarışlarımı azat edip, sürur içinde sevinsem

Hiç kederlenmesem, derd-i gamıma yenilmesem, elemin eşiğinde gözyaşı dökmesem

 

 

 

Şimdi kalbime ne söylerim

Yadeden ahımı hangi nefese anlatırım, neden bir ömür hasretinle ağlarım

Yüreğime taş basarak, sabır sahrasında yalnızlığıma kanarak niye yakarırım

Gönül görmek ister, hal, kalin için nöbet bekler, hicran ruhumdan heran sönn eder

 

 

 

Gel dedim, hiç gelmedin

Sesimi duy dedim,fırsat vermedin,her vakit içimden kara trenleri geçirdin

Firkatine erdirmedin, ram olan kalbi hislerimi bir nebze olsun duymak istemedin

Bu kadar mı lanetliydim, hastalık zerkeden bir nefestim, ahımı sen hiç düşünmedin

 

 

 

Mevsimler suskun ne söylüyor

Sineme sökün eden hazanı kimse şehredemiyor, sessiz çığlığım figan ediyor

Artık beklemek yüreğimi dağlıyor, işittiğim ses bir ürpeti veriyor, umut dinmiyor

Göçüp gitmek kimi vakit çok yakın geliyor, düşen yağrak sanki halimi resmediyor

 

 

 

Toprak şimdi çok çekiyor

Kuşlar kanatlandıkça içim gidiyor, yerde gezine karınca ruhuma sesleniyor

Antik hülyalar, terk edilmiş duygular, kopup giden yakarışlar çok yakın geliyor

Vakit hesaplaşma vaktini önceliyor, saklı umutlar niye edebin suhuletine sığınıyor

 

 

 

Sessizce avuçladım toprağı

Halimin fakirliğine mütebessim bir şekilde yağan ibretli kar’ı ve esen fırtanayı

Hissettiğim samimi duyguları, latifleşen ruhumda ki firkat anını sukut eden o yarı

Yüreğimde dinmeyen narı, alıp götüren hicranı ve sessizce hüzün zerkeden hissiyatı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
20.06.2011 13:38
#923

Sessizce avuçladım toprağı

Halimin fakirliğine mütebessim bir şekilde yağan ibretli karı ve esen fırtanayı

Hissettiğim samimi duyguları, latifleşen ruhumda ki firkat anını sukut eden o yarı

Yüreğimde dinmeyen narı, alıp götüren hicranı ve sessizce hüzün zerkeden hissiyatı....

 

 

 

Yüreğine sağlık manevi kardeşim.Feyzin hiç tükenmesin.Bu güzel dizeleri bizlerle paylşatığın için ayrıca teşekkür ederim.

MU
21.06.2011 11:40
#924

Yanmaktır efendim, biricik çaresi aşkın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne olur hal-i perişanlığıma bakma

Ruhumdan tebarüz eden ve dinmek bilmeyen figanımı aşkınla yargıla

Hiç acıma, mahzun olursam aldırma, gönlümün mağdurluğunda ki sevdayı anla

Gözyaşlarımı kurutma, yüreğimde esen fırtınayı dindirme, irademe bir geçit verme

 

 

Yak sinemi, ateşlerden kurtarma

Hiç sönmeyecek aşk-ı imanıma ve ahvalimin bizarlığına pranga vurma

Gönül kapımı kapatma, kalbimi inşirahın hasretiyle yorma ve takatsiz bırakma

Umudum firkattir, ruhum vecdine hasredilen idraktir, eşikte bekleyen aşk kimindir

 

 

Ne vakit kendime saklansam

Kör bıçağın merhametine sığınmayı göze alsam,ufkum kararır bırakma

Kalbimin farkını, yüreğimin vicdanıyla ağlatma,ihsan senin inayetindir korkutma

İçimde gam olsun, gözpınarlarım sel misali ruhumda manalaşsın, rızandan ayırma

 

 

Mahlukatın teslimiyetini yaşat

Hilkatin masumluğunu kalbime anlat, ne kadar acizliğim varsa aşkınla kuşat

Kulunum, bazen anlamını kaybetmiş yoksulum,zafiyetler içinde neden sarhoşum

Hangi meyi içsem, gözlerin aradığı sakiyi umutla beklesem ki sensiz evet berdeşum

 

 

Saklı zamandan geriye ne kaldı

Ömür yumağı hangi sahranın sukutuyla lahzalarda senin vadinle anlamlaştı

Umut niye cehti ruhumun didarında manalaşmadı, kim bu kardar ucuz kandırdı

Nefsime ram eğledikçe muhtaçlığım ziyadesiyle arttı,ihsan sadece dilde olan hardı

 

 

Sen ki meliksin ve sahibimsin

En yakınımda bulunan sadakatimsin, vadinden dönmeyen aşk-ı celalsin

Neden anlamakta ve kul olmakta sıkıntı duyarız, secdene kapanmaktan kaçarız

Nefsin hizmet etmesinden, talim ve terbiye edilmesinden sakınırız,aşkı tanımayız

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.06.2011 11:41
#925

Nasıl yakarsam ve hakkıyla ansam!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne oldum delisi olmasam

Benliğin içinde kaybolup, esaretle nefesi müddet-i içinde bırakmasam

Aşkın gönül kapısın açan bir nar olduğunu kavrasam ve zandan kurtulsam

Her anımı, ruhumu bizar eden figanımı, kalbimi burkan hicranımdan kurtulsam

 

 

Akılım kifayet etmiyor

İdrakim hakikatim için vecdime şevk vermiyor,bahaneler alıp götürüyor

Yolun selameti neden irademle kesişmiyor, azmim neden bezginliğimi önceliyor

İşaret taşkarı, aşk korkuları, gamsız nazarları bir bir ayan ediyor, neleri söylüyor

 

 

Bir korku var sinemde

Sanki bilinmeyen bir nedenin emrinde, nefsim ne kadarda hiç dert edinmese

Edep neden halimde tebarüz etmiyor,pişkinlik hangi gamıma devayı işaret eyliyor

Neden açmazlar her vakit gönül kapımda bekliyor, zihnim ahval üzere eza çekiyor

 

 

Yar diye kime baktımsa

Hislerimi kirleten marazlardan kurtulmadıkça, aşkı hakikat halini yaşamadıkça

Kitab-ı celili beslendiğim ve istikametin yegane adresini kalbimden çıkartmadıkça

Fakir kalırım, melülleşen bir nazar ile etrafıma balınırım ve gerekçesiz de ağlarım

 

 

Kul olmak ne büyük farktır

Hidayet üzre manalaşan sırattır, azmin ve cehdin ile alakadar olan ihsandır

Nasip senin umut içinde ki intikalindir, bahtını kazaya dönüştüren insicamındır

Eminsen korkma, tağuta,müstekbire, sekülerliğe, paganlığa açıksan hiç durma ağla

 

 

Allahın indirdiği hükümlere mukabil olmak üzre

Akıl vezandan,kaygı ve tasadan, her maslahatın insan kaynaklı olmasından

Şek ve şüpheyi içinde barındırmasından, ruhunu ve kalbini esaret tabi kılmasından

Çekinmeyen, tefrikalar içinde nesilleri perişan eyleyen ve kendinden geçiren hardan

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.06.2011 12:08
#926

Sessizce avuçladım toprağı

Halimin fakirliğine mütebessim bir şekilde yağan ibretli kar’ı ve esen fırtanayı

Hissettiğim samimi duyguları, latifleşen ruhumda ki firkat anını sukut eden o yarı

Yüreğimde dinmeyen narı, alıp götüren hicranı ve sessizce hüzün zerkeden hissiyatı....

 

 

 

Yüreğine sağlık manevi kardeşim.Feyzin hiç tükenmesin.Bu güzel dizeleri bizlerle paylşatığın için ayrıca teşekkür ederim.

 

 

 

Çok teşekkürler ediyorum kımetli kardeşim...

Amin efendim, sizin için ve kızınız için de dilerim...

Esenlik dileklerimle selam eyler, bir tebessümle yadederim manevi kardeşim:)

MU
22.06.2011 13:07
#927

Söyle dualar hangi dilden feyz-i ümittir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kalbim hicran içindedir

Halime geçit vetmeyen azap bilmem ki hangi vadinin dileğidir

Ah u figan ettiren günler dinecek midir, ruhum firkatine ne vakit erişecektir

Kalbim şikayet etse de, burukluğum hiç dinmese de, ömrüm maşukuna amededir

 

 

 

Çektiğim çileler niyedir

Nefsim ve aklım bu hal üzre bedelleşen zademidir, kalbim edebindir

Ruhumun hüznü, kalbimin solukları halim kale dönüştüğü vakit niye bitecektir

Aşk; kalbin nar-ı payesi, nizam ettiren ilham-ı aynası secdenin aşklaşan sancısıdır

 

 

 

Ne zaman keder varsa

Ar etmek için kalbim niyaza o nispetle uzaksa, bahaneler tuzaksa

Esir eden emellere ruhum ramsa, iraden acziyet içince acizliğine soyununca

Aklım kıyametime, fikrim arafta ki halime, idrakim düşkünlüğüme acımayacaktır

 

 

 

Kamış ne güzel terbiye ediliyor

Ahengin kollarına teslim olmuş bir abit misali aşk ile bedelleşiyor

Yanıklık derinliğimden neşet ediyor, ahitlerim yaşlı gözlerimin önüne geliyor

İhmal etmek nasıl bir hesabın içinde zühtümle kavilleşiyor, miskinlik acı veriyor

 

 

 

İmanımda itminan olmalıyım

Seyr-i sülukum için aklımı veizanım kullana bilmeyi başarmalıyım

Lüzumsuzluklarla lahzaları boğmamalıyım,halin dilinden aşk için yanmalıyım

Kınayan ve ayıplayanları dikkate almamalıyım varlığımı hak aşkına adamalıyım

 

 

 

Şikayet etmeyen bir kalbin sahibi olmalıyım

Hareket ve kuvvetin,tevhiti izhar eden ayetlerin,hanif olanı bulmalıyım

Tağutu reddeden,müstekbire itaet ettirmeyen, akla ve rızay-ıaşka kavuşmalıyım

Yanan yüreğimi, hicrana gark eden melalimi şehretmeyi öğrenerek yol almalıyım

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Esarete sevk eden ne varsa yakın durma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Olur olmaz herşeye yakınlaşma

Vakıf olmadığın bir bedelin macerası için ruhunu bizar bırakma

Hayyır ve şer nedir diye tahkik etmeyi unutma, sinsilik en yakınında aldanma

Ki kulu olduğun, iman ettiğini sandığın, yakarışlarında andığın aşka yaban kalma

 

 

 

Vakit hesabı kalbin içindir

Akıl kalp ve ruhunla idrakin içinde anlamlaşan hikayedir,unutma

Mizan aklındır, iraden azmin içinde saklanan vuslattır, edep hal içinde nardır

İhlas ve inşirah vecdinle ilintili olan bir makamdır,hal ehli olmak itibarlı sanattır

 

 

 

Seni senden edene vakit ayırma

Tuğyan içinde bedelleşen kim varsa,şayet en yakının olsa da korkma

Sabır sultanlığı, kanaat hanedanlığı aşkın ilham şiarıdır, sakın bir alaya alma

kapını çalan kim varsa, ihsan nazarı kalbidir, halinde ki insicamına yaban kalma

 

 

 

İnsan, ancak aşkıyla sancaktır

Vecdiyle ummanları yaşayan,Hak rızası için gönüllerde yaşayan candır

Lazanın bir hali vardır, nasibin resmedilen melalidir,yoksa sevda ne için vuslattır

Azgın denizlerin dramını anla, efkara kapı aralamış dağın, melalinden uzaklaşma

 

 

 

İbrahim’i ve İsmail’i yoldan kaçma

Ne derlerin içinde kaobolarak nefsine sakın bir itibar kazandırma

Aşk kimi zaman hizmet vecdinin, kimi vakit hal ehlinin tasarrufundadır anla

Kim ne söylüyorsa, kalbinin lisanıyla haline nazar ediyorsa yaban kalma, kaçma

 

 

 

Ecdadının niyazınıdan uzaklaşma

Annenin şefkat hissiyatını sakın yok sayma ve hiç aşındırma

Gönül kıramanın ne kadar bedeli vardır, merakını ada, ne me lazımcı olma

Suskun yüreklerin, gözü yaşlı melallerin bir tebessümüne ihtiyacı vardır, unuıtma

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.06.2011 12:28
#928

Ateşi suçlama,ona mecbur edeni sorgula!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İçini yakan nedir, nasıl bir ateştir

Nasıl bir hilkatin bendinden tebarüz eden ferdir ve ibret-i demdir

Biyolojik bir bedelmidir, halini hicrana sevk eden söyle nedir,bilmediğin kederdir

Niye bedelleşmek aklın ve kalbin tirendidir, ahengi kaybolan can, nasıl bir nefestir

 

 

 

Çocuğun o masumiyetini anla

Vicdan sana bahşedilmiş bir nimettir ve sadakatin için korunan erktir sorgula

Fikir sahibi olmadan düşünmek ne kadar makbüldür an, merak etmekten kaçınma

Sırat farktır, mizan aşktır,mahşer ah u zarın için fırsattır, korkularına hiç kapılma

 

 

 

Ölüm can içinde ki vakittir

Akdettiğin kavlin içinde saklanan ve sadakatini teyit eden nakittir

İraden selahiyetin için tercihindir, azmin hak ve hakikat için tercih edilmelidir

Keşkelere sığınmak ne kadar derdine kefalet edecektir, akıl nimeti tedbirin içindir

 

 

 

Ten ve beden kimindir

Hangi vekilliğin tevdiinde tasarrufuna emanet edilen güzelliktir

Lekelenmiş bir hali kimler tercih edecektir, masumiyetin bakirliğinle eştir

Niçin sual etmek, tahkik ederek tevhidin sulukunda nefeslenmek iman için şevktir

 

 

 

Mukallit olan nefes gamdır

Hukukundan bihaber olan hayali sultandır, zanlar onun arkadaşıdır

Önyargılar tuğyanında anlamlaşan heyecandır, edepten nasipsiz bir bühtandır

İcmale erişmek, hanifliğin bendinden nefeslenmek, şirk ve tuğyandan kurtulmaktır

 

 

 

Şair, gönlünü aşka adayandır

Esin ve ilhamın kaynağında anlamlaşan hissiyattır, yazmak için yazmayandır

Yanmadan yazan bir kalemin derdinde ve hüznüyle bedelleşebilen bir ömr-ü cefadır

Yüreğe düşen kadreler şekliyetten hazlanmayan, ne derlere nizam olmayan farktır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.06.2011 12:31
#929

Bir bir düşüyor yaprak,aşk içimde ki fark!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Susmalıyım, hiç korkmamalıyım

Derdin latifliğinden, gamın hissiyatımı bizar edeninden kurtulmalıyım

Bırakmalıyım aşkın kollarına umutlarımı, kanatlanmaya ramak kalan ahımı

Gönlüme trebessüm eden hicranı, ibretin feyzini zerk eden aşkın hüzün yağmurunu

 

 

 

Salınmalıyım iklimlerin ötesine

Mefkuremde ki ufki derinliğe, şek ve şüpheden arileştiren o hanifliğe

Ruhumu yad eden zindeliğe, kalbimi nazargah atfeden gönül sevdasını bahşedene

Bilmeden ve henüz vakıf olmadan nasıl itmina olurum, beyhude bir kürek çekmeye

 

 

 

İbrahimi tevhitin neresindeyim

Sinemde derlediğim hangi putların manasında hayıflanmaktayım

Nekadar nefsi anlamda hastayım, akıl, idrakim için niye hazanı yaşamaktayım

Neleri hakkıyla anlamamaktayım, neden kaçmak için o bahanelere sığınmaktayım

 

 

 

Ki benlik hücresinden çıkmalıyım

Hizmetin ve aşkın sahrasında umtlarıma yeniden anlam katmalıyım

Emelle savrulmadan, tuğyanlarıniçinde boğulmadan, müddet-i nefesi anlamalıyım

Ağlamalıyım, kalbin sahibine iltica ederek yakarmalıyım, ne derleri bırakmalıyım

 

 

 

Vakit benin tasarrufuma amadedir

İrade ve izan bahtımın sayfalarına kapı aralayan ah u ızdıraptır

Hakikat her zaman en yakınımda bulunan yad-ı fermandır,kaçınmakta gamdır

İnsan ahseni takvim üzre anlam bulan manadır, aşk ve vecdiyle ihsanlaşmalıdır

 

 

 

Mağrufun ve mağdurun harcıdır

Hesapsız bir mecra mı vardır, günah işlemek nasıl bir kabahattir

Zafiyetler yaratanın rahmet ettiği müddet-i zamandır, tefekkür bunun için vardır

Akletmeyen nasıl bir umut içinde yaşayan heyecandır hüsran kimler için bir nardır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.06.2011 12:50
#930

Firkatinle yetindim,hiç şikayet etmedim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nasibin tecellisi dedim

Lahzaların sadrında sabırla beslendim, kanaat etmeyi şiar edindim

Kalbimin şikayetlenmesine fırsat vermeyi, ruhumun ahdine hiç tediremedim

Tebessüm etmeyi öğrendim, hayır ve şer’in şehnine malik olmak için ehli aşk dedim

 

 

 

Alıp götürmesini bekledim

Vecdimin inhisarıyla yetinmenin mahçubiyetiyle boynumu büktüm

Zafiyetlerime nazar ettim, irademde ki acziyetime nasıl bir anlam verirdim

Rab dedim, aşksız terennümlerle müteredditlik içindeydim, neden tahkik etmedim

 

 

 

Niyet etmedikçe an durur

Haşyet duvarları ruhuma mütemadiyen acı bir tebessümle gam vurur

Akıl hangi manada sürur,aşk hakikat ilmiyle mümeyyiz olmazsa nasıl okunur

Can suyun ar eder, vakit’i haline dar eyler, aşk hangi vecdin himmetine davet eder

 

 

 

Ruhum sema etsin istiyorum

Kalbim nazargah olmaktan bitap kalsın diliyorum,sende var olmak istiyorum

Kifayetsiz ecrimin, takatsiz bedenimin, fersizleşen gözlerimin ihtiyacını biliyorum

Senin lahzanda, hilkatimin bakir toprağında ecelin vuslat olduğu aşkını diliyorum

 

 

 

Bilmek neye kifayet ediyor

Halim, kale dönüşmedikçe, aşkın lisanımda sudur etmekten haya ediyor

Vecdin neden alıp götürmüyor,niyazım ziyadesiyle kalbime aşkını ilga eylemiyor

Ömür tükeniyor, an vaktini bekliyor, ölümün latifliği halime mütebissim ettiriyor

 

 

 

Temaşa ettiğim ayetlerin

Nazar eylediğim ve bahşettiğin, müddet-i nefes diye rahmet ettiğin nefeslerin

Vaktini bekleyen ümitlerin, kazasına delalet edecek tercihlerin azmeden iradelerin

Aşkına erişiyor, mefkure adına ne varsa adresi yalnızca sensin ki alenen gösteriyor

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.06.2011 12:51
#931

Kalbim ey aşk der, ruhum boyun büker!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne vakit iklimleri ansam

Hazanın rahlesinde nefe nefese kalmanın hüznüyle dağlansam

Saklı umutları günyüzüne çıkartmak için vecdin didarında ki lahzaya adansam

Göyaşlarımın bu hicranını, kalbimin sahibine anlatmanın süruruyla anlamlaşsam

 

 

Niçin korkulara sığınırız

Tahkik etmek için azmi ihmale alırız, merakı lüzumsuzluğa bırakırız

Henüz vakit var diye bahaneye uzanırız,nakti olmayanın itibarı olmaz anlamayız

Sonra keşkelerle avunuruz, tedbirsiz yaşamayı her ne hikmetse bir marifet yaparız

 

 

Gönül yarsız olu mu

Çöl suyun hasretiyle kavrulur, aşkın vecdiyle ağladığı hiç duyulur mu

Zerresine tevdi edilen muhabbet ve vazife ehl-i hal olmadıkça söyle anlaşılır mı

Vakit niye vardır, ar nefesin sahibine en ülfet edilecek nazardır,sinsilik kime kardır

 

 

Can içinde can yaşar

Ne zaman saz ahenksiz çalar, neyin hicranı niye gönül sahibini dağlar

Kar neden suhuletiyle yağar, yağmur hangi firkat ilzamında rahmete aşk ile bakar

Ateş niye yakar, ten ve beden maksadına binaen akıl ve idrak için aşka kapı aralar

 

 

Burukluktan korkma

Ram olduğun ne varsa, aşkın sadrından şayet uzaksa zaman ayırma

Nefsaniliği aşk sanma, köşe bucak kaçan, salkın saçak olan aşkı anlar mı sorgula

Annenin o iç çekişini babanın sessizlik içinde boyun büküşünden an be an kaçınma

 

 

Nazlanmak hamlıktır

Zorlamak haddi aşındırmaktır, hevesin serencamıyla yol olmak buhrandır

İstikameti henüz belli olmayan bir canla dost olmak ise korkuya kapı aralamaktır

Akıl ve izan niye vardır emniyetsiz yol almaksa teslimiyetten arileşen ahmaklıktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.06.2011 18:37
#932

Divane eyleyen halin ve suskun melalin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Meftun olayım sendeki halin aşkına

Neyleyim ki şevk yastadır cihanda

Sinemde ki baharlar sanki hazanda

Semadaki yıldızlar da artık niyazda

 

 

Kim bilecek süruru haz ile makûstur

Dareyn ne muazzam gayeyi lazımdır

Divaneyim ne düşüneyim aşk ahımdır

Sevdalar şavkım hal-i hazan ahtımdır

 

 

Ne saadettir haline sudur eden şevk

Kim bilir ki ne canlar istifade edecek

Şefkat serilecek rahmet serinletecek

Başaklar bitecek muratlar beklenecek

 

 

Sen, gülizarda açan ne güzel bir aksın

Beyazlar şahı rüyaların dergâhındasın

Nur-u kalbimde aşka yakın bir nazarsın

Sabırda kalansın, himmetle bahtiyarsın

 

 

Sukut edeeken gözyaşların sökün ediyor

Ah u zarın dinmiyor, ukteler ne söylüyor

Saklı umutların neyi bekilyor sabır diliyor

Ömrüm tükeniyor, hesap önüme seriliyor

 

 

Usandın mı, yadetmeyi kimlere bıraktım

Hasretin şadında suskun kaldım acımadın

Yanlış mı yaptım, vefayı kimlere bıraktın

Issız sokaklar ki anladı, sen hiç anlamadın

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.06.2011 18:38
#933

Niye susmalıyım,hali anlamalıyım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir sabinin, hisleriyle söz edenin

Düşünnebilmeyi önemsemeyenin,hesabı öteleyenin, nefsiyle kal eyleyenin

Sarf-ı nazar ederken hiç dikkat etmeyenin,kırıp dökerken gönül nedir bilmeyenin

Bağnazlığı ve tecessüsü marifet telakki edenin, manasız bir zühtlüğe rağbet edenin

 

 

Kim kalbiyle konuşur, hallenir

Ehliyet sahibi olmak ,akıl için ne kadar yeterlidir, idrak kimin emrindedir

Neden hesapsızlık bir hesabın içinde derlenen icmal kıymetinde, vaat edilen nedir

Tefekkür izanın ve irfanın için en nadide meşguliyetin ve mizanın için gerekçendir

 

 

Kamışı kırmak, uçurtma yapmak

Kuşun kanatsız uçamayacağını hesaba katmamak,ney’in şiarını anlamamak

Sezgi nedir kayırsız kalmak,ihsan ve ihlasın ruha ilga ettiği vecdi neden yadsımak

Kara günlerin nefesi olmak, şer işle refiklik kurmak, öteyi umursamadan yaşamak

 

 

Az bir paha karşılığında uyumak

Kitab-ı celilin hakikatinden ilzam eden gayesinden dem almadan solumak

Bel’ama rağbet etmek, tağuta boyun eğmek, müstekbir için nafile gayret göstermek

Ruhun ve gönlün lisanına muhalefet etmek, nefsi teraneler içinde neden sefilleşmek

 

 

Aşk; nardır, nurdur,hardır, ardır

Sevdasına adanılan furkandır, sultan olan efendinin kölesi olmak için vardır

İklimlerin kitabıdır, hissiyatın tercümenıdır, ruhun cenahı ve kalbinin devadıdır

Niye müddet-i nefes anlıktır, sacsız kız nasıl farktır, sağır can meraka adanmıştır

 

 

Her vakit çoçuk misali saf ol

Önyargılarından kurtulmak için, aşkın vecdine gir ve hakikat adına ram ol

Korkunun eşiğinde kul olma, gönül sultanlığı vakitlidir, tevazuu ile kanaatkar ol

Ne derler zehabından kurtul, sadece kendin ve aidiyetin için var ol ve haşrol kurtul

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.06.2011 15:31
#934

Gel vur dedim, birgün karşı mı geldim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar hıncın içinde yol aldın

Hiçsöz hakkı vermeden zan içinde sorgulamayı bir marifet saydın

Mizan sanki sadece senin için mi var addettin, neden huhukunu çok zorladın

İnsan olmanın hassasiyetini bıraktın, nisa kimliğini hangi vadiye emanet bıraktın

 

 

Her ne yaptımsa, azımsadın

Hakir görmeyi ne sandın, etrafımda ki emeller peşinde koşanlara adandın

Her fırsatta azarladın, ben sustukça ziyadesiyle densizliğe kadar heran uzattın

Kadın kimliğini, nefsi telakkilerini, önyargı gerekçeni hiç arlanmadan ruha akıttın

 

 

Deli mi olmalıydım,yoksa

Bir velinin desturuyla sukutumu sinemde tutmalıydım, söyle ne yapmalıydım

Oysa kalbi latifliği, ruhi hassasiyeti var olan bir nefestin,hırs ve zannına yenildin

Her nasılsa acziyete sevk etmeyi marifet bildin,esareti neden sinemde hidssettirdin

 

 

İnsan konuşarak halleşir

Önyargıların sözcüsü ve savunanı değildir, o gaye ve azzim için erktir

Düşünmek niye fikir isteyen fazilettir,bilmeden,anlamadan yaşamak fakirliktir

Nefsini öncelemek, heva ve hevesinin istikametinde o sefilleşen halini serdetmektir

 

 

Her türlü tasarruf elindeydi

Evin resisliğine soyunmak demek ki emelin içinde ki ziyadeliğindi

Kırmak istemedim, talan etmeyi kendime yediremedim fakat sen, düşünemedin

Uysal halimi, suskunlaşan melalimi mizacım zannettin,ben çekildikçe sen geldin

 

 

Korkar oldum,anmaktan

Ruhumda beslediğim nisa kimliğinin suhuletini ve vecdini yeniden tanımaktan

Bizar bıraktıran soluktan,kendiyle barışık olmayan sanıktan ve o acımasızlıktan

El açıyorum, sahi,bime sığınıyorum, sabrın demiyle dirilişim için aşkı bekliyorum

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.06.2011 15:33
#935

Nasıl yakarıp, halimi anlatayım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aşkına ram olmayan vecdimle

İtminan olmamı engelleyen zafiyetlerimle, sefillik sinemin pencerelerinde

Kalbim mahçubiyet içinde, kollarımdan takat çekiliyor, şevk içimde yeşermiyor

Umutlarım hazanı resmediyor,ruhum firkatine erişmek için hangi nefesini bekliyor

 

 

Vesileler neden şehredilemiyor

Her lahzada ruhuma seslenen irşadın, kalbimi beslemiyor,figan ettiriyor

Yanmak mı ürkütüyor, ölüm mü, nefsime tesir etmiyor, akıl ne için fırsat vermiyor

Vakit neyi bekliyor, nasip olması için ruhum vecdine kanmayı diliyor, niye inliyor

 

 

Ne vakit secde etsem gidiyorum

Alıp götüren düşlerin peşinden sürükleniyorum, hülyalarla mı yetiniyorum

Hangi hesabı hakkıyla bilemiyorum, edebin rahlesinde nefsi terbiye edemiyorum

Bu kadar acizken hangi hakla merhamet diliyorum gözyaşlarını sana bırakıyorum

 

 

Menfaatim için dilenirken

Her bir hesabıniçinden çıkmayı önemserken, keyfiyetim için gayret ederken

Heveslerimi bir bir yaşamak için heyecanla beklerken,akıl, izan ve idrakim derken

Nerdeydim, nasıl bir halin içindeydim, körkuyular misali zühte soyunan fakirdim

 

 

Ne zamandır kayboldum

Yolun yolcusu olduğumu mu unuttum, nefesi müddetinden mi kurtardım

Aşkı nefsim için vesile telakki ettim, ter kokan her meziyetten neden çekinmedim

Kendime gelmek için hangi yolu seçtim, bade içip, sakiye seslenmeye mi imrendim

 

 

Dinlediğim ney içimi acıtıyor

Hangi vaktin hesabından söz ediyor, ruhumu kulşatan prangalar inliyor

Kalbim sukut etmek için, idrakim fikrettiğim açmalim,sinemde bir gam büyüyor

Hıçkırıklarım kifayet etmiyor, saklandığım bahaneler durmadan hali ayan eyliyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.06.2011 12:52
#936

Hatırla...kime söz verdin...unutma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne vakit hasret serzenişi duysan

Ben dedirten o kafasten kurtulmak için durmadan sancıyla çırpısan

Sahraların vicdanıyla çırpınsan, rüzgarın hatırlatmasıyla gözyalarına kansan

Hıçkırıklarına hiç engel olamasan, ruhumun figanıyla başbaşa kalmayı yaşarsan

 

 

Sezginin sessizliğinde uyansan

Farsatın farkını aşkın sadrıyla anlasan,lahzanın bahtına sunduğu ne varsa

Teslim olmayı, kanaat için sabırla yanmayı,vesilelerin nasip vecdiyle yakarsan

Yaptığın secdelerde, kıayma dururken sor kendine aşk hangi iklimin serzenişlerinde

 

 

Şayet vakit mukadder eden şan ise

Bahtın açılan sayfalarında, aklın ve idrakin gönül kapını kapatıyor ise

Tahkikin nasıl bir mevkide, azıkların neden halini irfana taşıyacak takatte seğilse

Suyun aşkına bak,yaprağın teslimiyetindedir fark,iraden azmin için vuslatan uzak

 

 

Rehberin kimdir,istikametin nedir

Zaman neden senin kalbinde gerekçelerinden uzak bir seyr-i seferdir

Fikirden ari isen sual etmek nasıl mümkündür,miskinliğin cazibesi kim içindir

Neden malayanilik sinende vucut buluyor, aşk-ı zaman haşyeti hiç hatırlatmıyor

 

 

Ölüm içinde yaşayan ibret-i haktır

Nasıl bir durakta duracağın ancak kalbin ve ruhunun feyzinde ki sevdadır

Vicdan nasıl bir inşirahtır, firkat neden seni senden alan en nadide bir hissiyattır

Akıl niçin bilgisizliğe gark eden, izanın iradene rağbet ettiren fer değil, ne meraktır

 

 

Geldin ki gideceksin, bilmeden mi düşüneceksin

Nefsini neden mütemadiyen taltif eden bir zadesin, heveslerine kefilmisin

Gün niye doğar, rüzgar neden vuslatın hasretiyle melül melül içine aşkı koyar

Kar münbit bir feyz misali gönlünde ki umuda yağar, fırtına ise nefsin gibi boğar

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Mütebessim bir eda ile nazar ettim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilme ki nasıl anlamalıydım

Yaşadığını sanan ve fakat toplumdan kopuk olan hissiyatların ahını

Nereye gitsem, karşıma çıkan gariplikleri anlamak için gayret sarfetsem boşuna

Gencecik bedenler, macera için şekillenen zihinler,arlanmayı bırakmış bir haldeler

 

 

Bilinç ve irfandan habersizler

Kulaklık takıp kendi heveslerinin içine çekiliyor ve toplumdan arileşiyor

Her ne hikmetse fevkalade umursamaz bir eda içinde, menziline doğru ilerliyor

Aile terbiyesi, özgürlük abidesi, insanı tarumar eden anlaşılmaz halleri de üzüyor

 

 

Sapkınlığın izahı hiç olur mu

Sırnaşıklığın izahı bahtsız bulunur ve mezarlık haya ya böyle uzak bırakılır mı

Bazen muvazenem daralıyor, anne ve babaların bu elim hali de ruhuma acı veriyor

Üniversiteli olmak, özgürlüğün beşiği olarak anlamlandırmak adına, izah ediliyor

 

 

Cumhuriyet meydanındayım

Bin bir insanın koşturmasına, elinedürüm alan canın nefes nefese kalmasına

Özellikle bayanların ve hatta her kesimden varsıyılan nisaların dumanlanmasıda

Enteresan bir farklılık olarak karşıma çıkıyor,düşünmek tekavüt edilmek isteniyor

 

 

Bürüngüz caminin etrafında bekleyen

Birkaç ekmek ve kılık kıyafet için erken vakitlerde pürdikkat bekleşenler

Ezan okunurken,dilenciler kapısının önünü parsellerken, düşünmeden geçilmiyor

Ekabirler, mimariye görselliğe önem verdikleri kadar, bilinçlenmeyi gözardı ediyor

 

 

Ortaöğretim adına heyecan dile geliyor

Aile neden bu kadar ihmal ediliyor, eğitim ve öğretim sanki asimile ediyor

Şehirleşme adına ve modernizm yaftasıyla ruh ve kalpler adeda sünileştiriliyor

Farkı fark etmek, kazanmak adına kıymet buluyor, ahde vefa nedense unutuluyor

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.06.2011 12:50
#937

Can, nefes alan,kalbini hiç tanımayan!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Suistimallar günbegün artıyor

Ruhumu daraltıyor,müşterekliğimiz adına ne kadar acı veriyor

Bir sıfat sahibi olmak ne kadar kifayet ediyor, sesgisiz kalp neden firak ediyor

Adeta uzavlar dile geliyor,süret-i hal dedirten çılgınlıklar, ah pişkinlik görülüyor

 

 

Zabıtalar dilenci kovalıyor

Yakalana nisalar avazı çıktığı kadar bağırıyor, halk yazık diyor

Kafasını sallayanlardan geçilmiyor, dilençi kadının ettiği küfürler ağır geliyor

Yerlere kendini atması, ağzından köpük gelecek kadar bağırması da haline yetiyor

 

 

Şehrin idarecileri emir veriyor

Ve fakat ne kadar çözüm üretiyor, kolluk güçleri de itaat ediyor

Zabıtanın çaydırıcı hiçbir kuşanımı yok seyyarlar bunu biliyor,niye itiraz ediyor

Olmadık hakaretlerle gönüller de incinitiliyor,makam sahipleri neden gözükmüyor

 

 

Bir gözlem yaptım,araştırdım

İşe ihtiyacı olan nefesler bizar bıraklırken,kimler işe alınmış baktım

Makam sahiplerinin efradı temizlik elemenı olarak işe başlamışlar, şaşırdım

Ve fakar, ilgili işi yapmıyorlar, elense yatıyorlar,yine bir gam ile içime kapandım

 

 

Neden şehreminler ilgisizler

En yakınından olan bitenlerden habersizler, ne kadar hak içindeler

İltimas edilen ve liyakat adına bahenelerle gözardı edilenler hak bir bak kimdeler

Bir duruşla ve bir amaçla gelen düşünceler ki, şimdiler de ne kadar harap içindeler

 

 

Tercihler iltifata tabidir derler

Ne kadar nüfüsun varsa ve hatta dalkavukluk içinde bir ummansa

Kula kul olmak, esir olmak için ruhundan vazgeçmeyi göze almak haksa, yanında

Sual vermek,bin bir prajenin içinde kaybolmayı gaye edinmek ve seçilmek bi daha

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Aranma ve fakat nedenlerden de kaçınma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kim çıkarsa çıksın karşına

Sahipsiz bir lahza yok, sakın unutma, nasip kalbi vakittir anla

Bahtın seraplaçmayınca, umutların hazanlaşmayınca, biran olsun korkma

Ruhunun firkati, kalbine nazar eden kuvveti, hesap içinde ki iradeni hep sorgula

 

 

 

Sünnetullaha engel olamazsın

Yaratılan ne varsa onunla birlikte yaşamak için azimle çalışmalısın

sabrınj ve kaatin vecdiyle durulmalısın,rehberin olan furkanla yol almalısın

Gül niye mütebessimdir, sessizliğin derüniliğinde en anlamlı heves, koklamalısın

 

 

 

Yol akılsız, fikirsiz nefesi sevmez

Etrafında ki serviler ibrete ramdır, mefkusesiz candan hiç haz etmez

Rüzgar ötenin şarkısıdır, ahenksiz bir gönüşe sürur u sor bak nedeb bahşetmez

Deli deyip geçme, divanenin yüreği ummandır ve yari için ağlayan fermandır üzme

 

 

 

Afat neden vakitlidir ve gizdir

Uyuyan gönüller nasıl bir sıratın izlerinde düşlere dalmaktadır

Müddet nefes için niye vardır, edep kalbin en tabii ilacıdır ve iman için tactır

Hiç devasız bir illet var mıdır, akıl ve izan niçin aşk hakkında naçar kalmaktadır

 

 

 

Canın içinde ki cana nazar eden

Damarında ki akan kanını beynin için vazgeçilmezi addeten

Kalbinin ritmini aşkın ve nefsin gel gitleriyle hesap etmesini tasarruf ettiren

Gözyaşlarını kendi için aşk bilen, titreyen yüreğin figanına cevap veren ve verdiren

 

 

 

Nereye gidiyorsun bir sual et

Derdi ve çileyi, sancılar içinde inleyen her nefesi merak et

Ölümde dirilmek nedir, tohumun toprakla buluşması aşk-ı vuslatmıdır yadet

Korkunun ecele ne faydası vardır ve mütemadiyen firar etmek yararlı mıdır sual et

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.06.2011 12:32
#938

Seviyorum seni derken...!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ruhumun firkatinden

Kalbimie nazar eden maşukun feyzinden ve aşk-ı rikkatinden

Halin, kale dönüşmeyen mahallinden, nefsin talime ihtiyac duymayan sesinden

Latif kalbini, nazenin hassasiyetini, samimi teslimiyetini hiç fark etmemişimndir

 

 

 

Her doğan nefis beşerdir

Ancak insan olmak için vaktini bekleyen zadedir, azmi iledir

İradey-i maslahat sosyolojik algılarında ikamedir,erdem ve ihsan iman içindedir

Aşk, her mefkurenin,toprağa hasret nüvenin,müddet-i arefesidir, nasip gerekçesidir

 

 

 

Kamış bir saz olursa, kul..

Mabudu için, sahibinde yekpare olmak muhakkak ki aklı ve izanın için seçim

Nur’a tabi olmak, münderacaat içinde hesabı umursamak, takva ile yaran olmak

Sevdanın harıyla eşiklerin ilzamında nefes nefes hasretin yumağı gibi umutlanmak

 

 

 

Yetimin hamisi olursan

Garibin banisi olan mutlakla birliktesin ve en yakınında olan ecirsin

Tevazunun sadrını anlamak, ruhuna aşikar olan halinde istikamet bulmak aşktır

Farkı fark ettiren izan ve ferasetin bahşedilen fevkiidir,gönül kapısı hakka tabiidir

 

 

 

Mağdur olmak istemiyorsan

Yalnızlığın sahillerinde ağlamayı kendine yediremiyorsan korkma

Korku asla bir takva değildir, vecde getiren teslimiyet şevkin içinde ki berekettir

Sevgi dilidir, edebin halinde ki suhulettir, narin olmak elbette ki hassasiyet işidir

 

 

 

İman, kalbin ve ruhun refikidir

Akıl ve irfan bunun için bahşedilmiş ziyadeliktir, iradesizlik acziyettir

Mukallit kimliği ne büyük bir fakirliktir, ilim, merakın şubesinden zuhur edendir

Emelin vuslar olmalıdır, neye, kime iltica ediyorsan, haktan uzaklaştırmayacaktır

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.06.2011 12:33
#939

Sual eden nefesin o an ki halini anla!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gönlü şefkatin salinde olan

Ruhunun sessizliğinden tebarüz eden vicdanıyla bir farkı anlaşılan

Yaban olmaktan, serap ile uğraşmaktan,kuraklıktan haz almaktan kurtulandır

Hesabın içinde anlamlaşan candır, emesuliyetin idrakinde olan zarif bir insandır

 

 

Bilmeyen,pişkinliğe vurmazsa

Ne derleri gaye edinmek için azmeden bir zavallıysa, nedensizdir unutma

İnsan müddet-i nefestir, bir vakit içinde ruhi ve kalbi vecdin içinde yürümelidir

Zamansızlıkta ne vardır,bahtının kapısı nasıl çalınacaktır,aşkın umut için şiardır

 

 

Nesiller sanki kayıp haldeler

Kendi içine hapsomuş bir biçimde azadeliği an be an neden benimserler

Asi olmayı,tepkisinde bir hudut tanımamayı nasıl kalbi manada hiç düşünmezler

Taklit etmeyi,erişim adına rekabet adına koşmayı,nefsin hali olarak hiç görmezler

 

 

Anneler mahzun, baba yorgun

Şırnaşıklık sanki hanesine müptela olmuş bir salgın,boyun bükerler

Evladımız asla mahrunm olmasın derken, ihmal ettiklerini hakkıyla göremezler

Keşkelere müracaat ederler, kafa sallamakla yetinirler,sonra birer sahipsiz gibiler

 

 

Nefesin nazıyla hemhal olmak

Sosyal rekabeti ve kalbi refleksleri anlamamakla zorlanmaya tabiidir

İnsan, en mütekamil olmak manasında mana kazanan lahzada bir aşk-ı fermandır

Korku sadece tehlikeler içinde mi saklıdır,sevgiyi muhabbeti engelleyen karanlıktır

 

 

İdrakin kapanması marazdır

Kalbin inşirah için palazlanmaması lekeler içinde olan insicamıdır

Mizanın farkı ancak aşkla ziyadesiyle anlaşılacak olan ferasette ki ihsanıdır

Gerekçesiz gözyaşı kime faydalıdır, nedamet içinde kaybolmak elbette manidardır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.06.2011 13:17
#940

Haline eser mi oldum, vecdimi unuttum!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne vakit yalnız kalsam

Ruhumun insicamından gelen serzenişlere sinemi aralasam

Farkı fark ettiren idrakin nazarıyla uyansam,ah u zarımla başbaşa kalsam

Gam içindeyim, kederin rengiyle hicranın bendindeyim,keşkeleri kime söyleyeyim

 

 

Terbiyeye muhtaç bir arla

İçinde kaybolduğum zamanlar,irfanıma takat yedirmeyan firkatle ve harla

Hangi vaktin bilincindeyin, önümde açılan lahzaları nasıl aşkımla ben yadederim

Elhak fakirliğin ikliminde yine acziyet içindeyim,mahcubiyetim var zühtü nideyim

 

 

Ne zaman aklım tutulsa

Kararan sevda yadımda açmayan baharsa, hüzün her vakit yanımdaysa

Vuslat için nasıl dertleneyim, tedbirsiz bir izanı, söylermisin kime şikayet edeyim

Her nefesin bir hesabı olmalıd, müddet-i nefes için nasıl bir talimin aşkına ereyim

 

 

Esir eden yare ne diyeyim

Kalbimi hicrana sevk eden elemin inhisarında mı öleyim,neyleyim

Ne kadar sahipsiz biriyim, neyin farkında olmayan ve anlamayan bir nefesim

En yakınımda kim var, kalbim niye içli içli ağlar, sinemi kuşaytan bir gamım var

 

 

Hevesler neyime kefildir

İlimsiz ve irfansız nefes nasıl bir idrakin yadettiği furkandır

İbret kim için ardır, edebe olan muhyaçlığım ne kadar derinleşen bir sancıdır

Neden aşkın firkati, kalbin ihsan sahifesi aklımı celbeder, ruhuma kim refakat eder

 

 

Leyla nasıl bir aşkın vecdinde

Mecnun neden yakan gönlün zail olan şikayetlerinin sürur fevkiinde

Ruhu niçin şevkin kadrinde, hilmin en zarif latifliğinde, sabrın aşk sunan dilinde

Kanaatin irfana açılan ecrinde, halinin kaline dönüştğü azminde ve eminlik içinde

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.06.2011 13:18
#941

Bilmeden nasıl ram olup,halini anlayayım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çok gayret ettim, fevkiine yetişemedim

Emellerini işittikte ne kadar hayret ettim, kendi fakirliğime verdim

Ufkunuzun derinliğine şahit olmak istedim fakat her nedense fırsat vermedim

Elbette ki merak ettim, kimi zaman suallerin peşinden sürüklendim ki erişemedim

 

 

Demek ki böyle dileniyormuş, dedim

Gizemler içinde nefeslenmeyi pek seviyor diye üzülerek yadettim

Her zaman yolunu bekledim, bir kelam etmek için ne kadar sabırla yetindim

Fakat sen biraz olsun dert edinmedin,düşürdüğün hali görmezden gelmek istedin

 

 

Aklımın tutulmasını hiç istemiyorum

Gerekçesiz sevdayı nasıl şahretmeye azmederim, nasibimi beklerim

Olur olmaz salınmam, nazarlarımla aranmam, lahzaların müddetine sığınırım

Yunus misali aşka yanarım, kuraklığın menbaası olan böyle bir kalbi neyleyeyim

 

 

Aldatmak, bir gönlü kasten yakmaktır

Elhak aldatan illa ki hiç ummadığı bir vakitte aldanır ve acınır

Ahmaklığına sığınır, bahaneler içinde çırpınır, izanı ve irfanı zayi olmuş sanır

İhsan ve ihlas adına nasıl yakarır, kalbi lekelerinden sıyrılmak için adeta çırpınır

 

 

Nisa,rahmet ve himmetin nişanesidir

Ne kadar latif bieşekilde taltif edilmiş en kutlu olan nefestir

Sabrın ve kaaatin pencesinde aşkın ilhamıyla iktifa eden ne güzel mürebbiyedir

Neden her hakkı insan kimliğinde ihnal edilir,hatta hoyratça hor ve hakit görülür

 

 

Gönül umman misali muazzam enginliktir

Gül niçin suhuletin nişanesi, vecdin sukut etmiş sesi, sabrun dirliş müjdesidir

Ancak fikreden, tefekkür eden gönül, onun firkattete ki sevda figanını farkını bilir

Feraseti kapanmış bir kalp nasıl şefkati, rahmeti hakkıyla sahibinden hissedebilir

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.07.2011 20:44
#942

Nefesin meramına ve şiarına ram olmak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Akıp gidiyor, vecdini hasrediyor

Kim ne söylerse boyun büküyor, mefkuresine cehd-i aşkıyla ilerliyor

Müddetin ihsanıyla bedelleşiyor, akıl ve idrak için neden hicran içine giriyor

Düşünmek, farkı fark ettiren esine gönül vermek, sevdasının hazzıyla ömür tüketmek

 

 

 

Han virane olmuş, kimseler yok

Dallar kurumuş, kuşlar konmaz artık sinelerinde yeşeren umut yok

Ağaçın gövdesine hasretin ve vaktin, sabrın ahıyla yazılmış notlar ne kadar çok

Kimbilir nasıl ümit etmişlerdi, yürekleri titremişlerdi, boyun büktüren an kimindi

 

 

 

Diyar diyar gam ile dolaşılır

Metanetin azmiyle neden birçok kapılar açılır, umutlar palazlanır

An ve vaki olan zaman ruhuna neler anlatır, kalbinin hicranı niçin seni ağlatır

Kapanan kapılır kim bilir ne vakit açılır, niyetin aşkı neden vecdinle ihsana ulaşır

 

 

 

Bilinir ki nefs ömürlüktür

Talim ve terbiyesi irade ve azmin aşka kefil olan rıza reçetesidir

Miskinlin ne büyük rezalettir, maksadını aşan züht kimin gamına yetecektir

Akıl ve izan evet, hesabın mihengidir, kim hakikatine itibar ederse ermiş demektir

 

 

 

Seni korkutan cehaletindir

İman üzre olmak, onun vecdiyle ruhun sahibiyle buluşmak, kalbini açmak

İçini kemiren ne varsa, kuşku ve zan şayet bir kabahatsa, anlatmaktan korkma

Ruhunda yanan ateşin, kalbinin münbit halinde bekleyen ümidin kim içindir anla

 

 

 

Şayet yediğin bir tokat olsa bile

Sakın Allaha mal etme, sahipsizin sahibi şeytandır deme, mübalada etme

İman, taklidi neylesin, hukukunu sana nasıl teslim etsin, tahkikini azmettirsin

İraden ve aklın kimin emanetinde, nefsin sahibi sen olunca, hesabını kalbinde yaşa

 

 

 

Seni ağlatan her ne varsa

Umutların bu vakitten sonra solmaya başlamışsa, aşk ve şevkin nerde

Neden uktelerin hale dert sayılan badirelerde, hani furkana olan meylin kederde

Sana hitap eden, senin aklına seslenen, bir bir seni muhatap bileni haydi anla

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.07.2011 20:46
#943

Türkçe olimpiyatlarını anarken!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her nasılsa içimin kabarbasına

Ruhumun hicranının bir nebze olsun durmasına

Hüzün yumağımın şahit olduğum zaman da dağılmasına

Ümmet-i muhammet ve vahdet adına hasredilen himmet gözlerimi yaşarttı

 

 

Bilmem ki şimdi ne söylkesem

Harap olan gençliğin geleceklerinin hesabını nefeslensem

Mütemadiyen tüketen toplumun, kanaat ve sabırda ki ecirlerine imrensem

Sevginin yeryüzünde ne kadar mümbit bir eser meydana getirdiğini aşkla söylesem

 

 

Üstad hazretlerini yadetsem

Onca çektiği çilelerin filizlendiğini ibretini derlesem

Aşk ve azmin, sevda ve idrak farkının vecdini, ruhumun derinliklerinde görsem

Mahzun halimle, içimi titreten şevkin ve firkatin maşuka uzanan an’a ömür versem

 

 

Millet ki kendi içinde bir devlet

Ruhunun ve kalbinin sahibine teslim olmuş bir hasret

Yüzlerce ülkede, bin bir rengin halinde, ayetleri tefsir eden ne büyük hassasiyet

Gurbet ellerinde, mahzunluğun her halinde, kanaatin ve sabrın aşk dilinin vaktinde

 

 

Aşk ve himmetle nizam edilmiş gönüller

Farkı fark ettiren vicdani gerekçeler, rahmetin sevdalaştığı kutlu gönüller

Mürebiye telakkisinde ki yeniden tasnif edilen ibretli sahneler, maşuk için ahitler

Onca sefilliğime rağmen, hoyrat nefsin dilegelen kalinden muhabbet aşkını anladım

 

 

Kul olmak, ümmet olmayı başarmak

Sorgusuz ve suallsiz teslimiyette ki vecdin farkını gönüllerde yaşatmak

Azmin ve ecrin bu minval üzre tarifini yertüzü muhataplarına sabırla anlatmak

Gönüllerin kalesini kurmak, insan olabilmeyi diriliş sahnesiyle yeniden karşılaşmak

 

 

Sevgili gönül dostunun hüznünü paylaşmak

Yüreğinde ki yaraları anlamak ve sevdasında ki ecriyle bir yol bulmak

Aşka ve hakka teslim eden anne ve babaları mütebessim bir şekilde duayla anmak

Kapatılan kapıların açıldığına şahit olmak, milletin gönlünde yaşamayı başarmak

 

 

 

Mustafra CİLASUN

MU
01.07.2011 20:53
#944

Ne vakit bir aşkla yanacaktır bu ruhum!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar gözyaşı döksem

Hıçkırıklarım hiç dinmeden, burukluğumu dile getirsem

Bilmeden ve anlamadan, hiç farkını anlamadan, inandığımı söylesem

Kim ne yapıyorsa, mukallit olmak nefsimi ikna ediyorsa, aklım ve iradem kuraksa

 

 

Her vakit korku yanımdaysa

Narın ve aşkın vecde gelen lisanı, halim için anlaşılmaktan uzaksa

İçinde nefeslendiğim lahzalar, umudum için kalbimi inşirah farkına açmıyorsa

İltica ettiğim haller, vakitsiz taraneler, ihlastan uzak niyetler, avuntu bilinmiyorsa

 

 

Yaprağım bırakan bir dalın

Ehliyet için itminan olmamış ve nazargah olan kalbin ve umutların

Vesvese içinde bırakan tedbirsiz hesabın, hissiyatımı kapçılayan aşksız figanım

Nasıl aşk ile filizlenecek, vecdin firkatiyle hal’im, kal’ime dönüşecek ve güldürecek

 

 

Çilenin eşi,ğinde kim himmet edecek

Duyulmaya hasret feryadım, hangi umudum için ruhuma serinlik verecek

Yüreğimde ki hüzün dinecek, ruhumun bu hicran damlaları bir bir sürura erecek

Bahtımın limanı mütebessim içinde zindeleşecek, yalnızlığım artık gam vermeyecek

 

 

Tenime değen rüzgar üzmeyecek

Martıların çığlıkları çok garip gelmeyecek, dalgalar anbean aşkla seslenecek

Ömür yumağım, yıllara sari unutkan halim, yüzüme acı veren melalim dirilecek

Yar derken, aşkı anarken, edebin zarifliğini yürekte hissederken, hüzün vermeyecek

 

 

Mazileşen an boynumu büktürmeyecek

Öteyi terennüm ederken, mizanı ruhumun derinliklerinde ki anını hissederken

Mahşer için şaşkınlığım anbean artarken, kıametin dillenen halinin haşyeti varken

Susmak ve boyun bükmek geliyor içimden, teslimiyetinde ki hali acıyla düşünürken

 

 

Ey gözyaşlarıyla niyaza eyleyen yar

Halimin fakirliğinde ki sefilliğim, bin hüzün ile yıllardır sinemi dağlar

Hasret neden içimde harı ile var, firkat hangi vecdim için ruhuma kapıyı aralar

Gözyaşlarım acziyetime kefildir ey ar, ahdimin ve hakikatimin mecnunluğu var

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.07.2011 15:33
#945

Yarab kime feryaf edip, içimi dökeyim!!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dimiyor sineme gam veren hüzün

Düşünmek kar etmiyor, hislerim sarhoş oldu, halsizdir nefesim

İçinden çıkmaya kadir olamadığım lahza kimin, ah u zarım şimdi kime söyleyim

Boynum büküktür, ümitlerim suya hasret filiz misalidir,sabır kar etmez ah neyleyim

 

 

Bir safa bahşet gel şu dil-i kalbe

Ümit yeniden yeşersin sinemin makus talihinde, hani şevk nerde

İbret alayım, ruhumdan neşet eden idrakle yolunun eşiklerinde bir kul olayım

Narınla yanayım, ihsanınla vecdine köle olayım, ecir içinde sadık bir nefes olayım

 

 

İşaret taşlarında soluk alayım

Kitab-ı celilinin hasrettiği meşk ve ibreti bu kalbime anlatayım

Ruhumun ahdini, nefsimin mukadder halini, idrakimin zafiyet miçinde ki acziyetini

Bir bir sabrın ve kanaatin, azmin ve ruhuma neşe bahşeden o aşkının zarif ikliminde

 

 

Edepten yoksun olan fakirdir

İnsan ancak ar sahibiyse şeref ve liyakat hususunda ihsan mertebesindedir

İlim, merakın ilk hareket vecdidir, azim ve mefkure vuslat içinde ki sevda demektir

Lisan ile nefs terbiye olmaz, esiri olunca vicdanın nefes alamaz, tahkik te unutulmaz

 

 

Hüsranla gönül hep inler

Ve fakat akıl ve irfan sakıt olmuşsa, hissiyat ruhuna acı katar, yakar

İnsan hassasiyetle ardır, müffik bir nazardır, yaratılan en müstesna imandır

Mazisi ve atisini görmezden gelemez, aşkı nefsi adına telakki eylemez ve yanmaz

 

 

Hasret, sadece özlem midir

Hangi lisanın halinden yüreği yakan bir kederdir, muhabbet aşk işidir

Aşk, ruhun ve kalbin didarında ki bir sebep ve kulluk ilişkisidir, firkat ettirir

Gönül, neden ummanın suhuletinden, sahranın sabır vecdinden aşk kokan esindir

 

 

Garip gönül hemen mest olur

En küçük bir ihsan karşısından hayli uygulanız, çok utanır ve sıkılır

Mahcubiyetiyle yüzü kızarır, eli ayağı titrer, bu vecd sahibini haline hatırlatır

Sessizlik içinde şükran şadıyla nefes nefese kalır, umutları şevkiyle fışkırır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.07.2011 17:05
#946

Sukut ettiren hicranlar, hüzün eken acılar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gecenin bir yarısında sahile indim

Oldukça sessiz ve kimsesizdi sokaklar, tek tük yanıyordu lambalar

Umutsuz bir çehreyle gezinen hayvanlar, hiç kıpırdamayan yapraklar ve dallar

İnsan kalabalığı terketmişti, tercihler nasıl bir hesabın içindeydi dilde sessizleşmişti

 

 

Alanya ya bir iş takibi için gelmiştim

Farklı milletlerin fertlerini her bir tarafta serpilmiş vaziyette görmüştüm

Kimi zaman acaba ile yetindim, bazen hayret ederek yüzümü çevirdim ve üzüldüm

Sanki yerli halk hiç yoktu, sadece ticaretle iştigal edenler o an evrenseldi,ne güldüm

 

 

Oteller doluydu, demek ki iş vardı

Kesat günler geride kalmıştı, yerli muz satanlar vardı,Kayseriden pahalıydı

Muhatabımız bayan olduğu için pazarlık yapabilmek imkanımız yoktu,biraz acıydı

Adeta insanlar muhabbet ve merhaba demeyi unutmuşlardı nedensiz bir yolcumuydu

 

 

Evet, dış ticaretimiz birinci gelmiş

Demek ki tüccar olmak ne büyük bir marifetmiş, yıllardır uyutulmakmış işimiz

Cihanda sulh ve yurtta sulh derken, herhalde yat uyu manasında dile getirilmemiş

Şevk ve vecd ancak aşk istikametinde ki rıza içindir, azmetmekte bir cesaret işidir

 

 

Ürkek ve azgın nefese ne kadar itibar edilir

Kainatın lehçesi bellidir, her bir ecrin şadından sevda çağlayanı belirir

Yar derken, canın hissiyatını henüz şehretmeye malik değilsen, hiç heveslenme

Ergeç bir maraz çıkacaktır karşına, niyetin şuur ve idrakine ulamayınca meyletme

 

 

Gece saat sanırım yirmiüç civarıydı

Hüzzam bir eser kulağıma ne kadar haz verdi, dikkatim o an kesildi

“İçimde yine bir sızı var” diyordu yorumcu, sonra”Dinmiyor hicranım bu akşam,

Sonra, “Şu göğsümü yırtıp baksalar” diye devam ediyordu o an duygularım kabardı

 

 

Her ne hikmetse alıp götürmüştü

Ruhumun derinliklerinden çözülmeler, kalbimde ki silinmeyen izler nüksetti

İçimin burukluğuna çok iyi geldi, yıldızlar refakat ediyorlardı, sahil bana kalmıştı

Yer ve zaman, can ve hesap bir birine kenetlenmiş vicdanlardı, ölüm korkutmadı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dimiyor sineme gam veren hüzün

Düşünmek kar etmiyor, hislerim sarhoş oldu, halsizdir nefesim

İçinden çıkmaya kadir olamadığım lahza kimin, ah u zarım şimdi kime söyleyim

Boynum büküktür, ümitlerim suya hasret filiz misalidir,sabır kar etmez ah neyleyim

 

 

Bir safa bahşet gel şu dil-i kalbe

Ümit yeniden yeşersin sinemin makus talihinde, hani şevk nerde

İbret alayım, ruhumdan neşet eden idrakle yolunun eşiklerinde bir kul olayım

Narınla yanayım, ihsanınla vecdine köle olayım, ecir içinde sadık bir nefes olayım

 

 

İşaret taşlarında soluk alayım

Kitab-ı celilinin hasrettiği meşk ve ibreti bu kalbime anlatayım

Ruhumun ahdini, nefsimin mukadder halini, idrakimin zafiyet miçinde ki acziyetini

Bir bir sabrın ve kanaatin, azmin ve ruhuma neşe bahşeden o aşkının zarif ikliminde

 

 

Edepten yoksun olan fakirdir

İnsan ancak ar sahibiyse şeref ve liyakat hususunda ihsan mertebesindedir

İlim, merakın ilk hareket vecdidir, azim ve mefkure vuslat içinde ki sevda demektir

Lisan ile nefs terbiye olmaz, esiri olunca vicdanın nefes alamaz, tahkik te unutulmaz

 

 

Hüsranla gönül hep inler

Ve fakat akıl ve irfan sakıt olmuşsa, hissiyat ruhuna acı katar, yakar

İnsan hassasiyetle ardır, müffik bir nazardır, yaratılan en müstesna imandır

Mazisi ve atisini görmezden gelemez, aşkı nefsi adına telakki eylemez ve yanmaz

 

 

Hasret, sadece özlem midir

Hangi lisanın halinden yüreği yakan bir kederdir, muhabbet aşk işidir

Aşk, ruhun ve kalbin didarında ki bir sebep ve kulluk ilişkisidir, firkat ettirir

Gönül, neden ummanın suhuletinden, sahranın sabır vecdinden aşk kokan esindir

 

 

Garip gönül hemen mest olur

En küçük bir ihsan karşısından hayli uygulanız, çok utanır ve sıkılır

Mahcubiyetiyle yüzü kızarır, eli ayağı titrer, bu vecd sahibini haline hatırlatır

Sessizlik içinde şükran şadıyla nefes nefese kalır, umutları şevkiyle fışkırır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.07.2011 00:02
#947

Derd-i mihnet tende bir hal bırakmıyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yıllardır içimin sızısı dinmiyor

Ektiğim ümitler felaha erişmiyor, ruhumun hicranı niye dinmiyor

Ettiğim sukut, nazar ettiğim ufuk, kalbime ne vakittir bir rahat vermiyor

Hangi lahzalar bahtımın sahifeler için bekliyor, acziyetim ki sinemi hırpalıyor

 

 

Şikayetlenmek, aşka ihanettir

Vefa gösterip sabreylemek, kanaatin vecdinde ki sevday-ı fazilettir

Nefsim bu hakikati ne kadar bilir, mizacın ondan ilzam olan acı marifettir

Edep hangi nefesler için derttir,Hakkı ihmale almak yaratılış adına evet, zillettir

 

 

Gözlerim uykudan açılmazken

Ezanlar ki latif bir seda ile ruhuma seslenizken, nasıl ar ederim

Zafiyetler içinde kendi halimin kumaşına lahzalardasn tebarüz edeni işlerim

Sual edene şimdi ne söylerim, bahşeden Rabbimin sevgisini nasıl görmezden gelirim

 

 

Diken hangi gülün bir çilesidir

Halinin perdelerini gizleyen aşk sezgisidir, edep halinden ne güzeldir

Hassasiyetinde iştiyah vardır, sessizliğinde kal’e dönüşmüş bir hal, niye ardır

Sukutun çığlığı hangi sezginin kulak kabarttığı bir inşirahtır, ağlamak pek yakışır

 

 

Bir kalam etmeden önce düşün

Kalbin sahibi, nefesin sedası nasıl bir hal içindedir ve kiminledir

Alıp götüren hissiyat nerden esin alarak, ruhunun meyline doğru onu götürür

Bigane kalmak nasıl mümkündür, ecir için serkeşlik yapmak evet, bir yabaniliktir

 

 

Tasarruf ve tasattuk görecelidir

Kalp teskin edilmedikçe, inşirah için kurban olmadıkça zükt ne iştir

Her zaman nefsinin istekleri halinde depreşen gizli gerekçendir, ne derler niyedir

Seni var eden, sana uzak gerlenden ziyasiyle yakınındır, nefsin ki terbiye edilmelidir

 

 

Ders aldım, mürşidim tanıdım dersen

Aklını ve fikrini dert edinmeyi ihmak ederek, bir güvenceye girersen

Çewktiğin tesbihatın ne manaya dahigeldiğini, bilmeden dersi bitirdim edersen

İdrak sana çok uzaktır, irfan hikayelerin içinde hoş gelen bir masaldır ki, avunma

 

 

 

Mustafa cilasun

MU
04.07.2011 12:47
#948

Millete gitmek ve fakat hınca yenilmek!

 

 

 

 

 

 

 

 

Nihayetinde bir seçim yapıldı

Ve ilgili partiler ellrinden geldiği ölçüde projelerini bir bir anlattı

Kimi zaman lafazanlık edildi, milletin insiyatifine bir anlamda dikkat edilmedi

Kısır propagandalar anlamsız iktibaslar nakarata dönüşen gelmiş lafı güzarlıklar

 

 

 

Evet, katılım hayli güzeldi

Zaten buasil millet gün evveli tercih konusunda bir kanaat sahibiydi

İstikrar ve güven kimin için önemsizdi,huzur ortamı nasıl ihmal edilebilinirdi

Gayet demokratik bir zamanın dile gelmiş vaktinde, millet tercihi ile birlikteydi

 

 

 

Yüksek seçin kurulu açıkladı

Sakıncalı olanlar içim kimi zaman müphem kararlar aldı ama açıklayamadı

Yasama ve yargı zan altında bırakıldı, yüretmeye saldırmak için fırsatlar çıktı

Zaten sinsice bekleyenler, derinlik içinde ahitleşmiş nefesler, o an taarruza geçti

 

 

 

Balkon konuşması yerindeydi

Ve fakat asıl muhatap olanlar, hırsın ve yeisin içinde şaşırmış emellerdi

Ne kadar vaat ettiyseler, kimi zaman iktidar olacağız deseler,çok kömiklerdi

Hatta yüce divana çıkartacağız diyenler, idamlık mahkumu salıverenler kimlerdi

 

 

 

Bir seçilmiş ve fakat hükümlü için

Yüksek seçim kurulunun verdiği karar, zaten beklenen malum hallerdi

Sanki hakları gasbedilmiş bir insan mahzuniyetinde feryad etmeleri niye gülünçtü

İşin en garip taarafı, anamuhalefet partisinin sergilediği traji komik olan hallerdi

 

 

 

Yemin etmeyeceğiz diyorlardı

Yasama içinde çözüm arıyorlardı, oysa bizzat bahaneler içinde kaçanlardı

Muhalefet,aklın ve mantığın reddettiğini anlamak dışında itibar edilen hezeyandı

Şimdi milletin verdiği görev ve yetki birbir gaspa uğradı,nasıl olsa kar bu zamandı

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.07.2011 12:48
#949

Titrer bu yüreğim hangi lahzada gelsen!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar sukut etsem

Her yusumladığım burukluğumu umutların gölgesinde hasadını beklesem

Hasretini derinden duyduğum naif firkatin aşk, nefesini yüreğimde hissetsem

Düşlerinin şevkiyle yetinsem, sabrın sahrasında, gözyaşlarının arasında göçsem

 

 

Yüreğimi sağlayan nedir

Ruhumu esir eden bir emel-i salihmidir, yoksa nefsim için bahanemidir

Neden gönlüm bu tahkikin vecdinde sukut etmektedir, nasibe umut etmektedir

Bahyım yılların ah-u zarıyla inlemektedir, hıçkırıklarım nezaman hissedilecektir

 

 

Emel, umudu kör eylemektedir

Takatsiz bırakıp, acziyet içine sevketmektedir, hırs nefs için değildir

Aşk; ar için gerekçedir,idrak içinde ki ülfettir, meşke bahis olan ihlas-ı azimdir

Hesapsız olmak, düşünmek için fikre ihtiyaç duymak, vuslat içinde ki aht-i akittir

 

 

Lisanım niye anlaşılmıyor

Hangi milletin lehçesinden kal ediyor,kelime sözcükle mi iktifa ediliyor

Neden redd-i miras etmek talep ediliyor, mazimde ki her lahza yadımı bekliyor

Onun figanını anlamamak, öztürkçe diye nasihatte bulunmak çok ağrıma gidiyor

 

 

Ne vakit sahile insem

Gecenin matemini ruhumda hissetsem,içimin sızısını bir bir dile getirsem

Gözlerim doluyor,titreyen yüreğim hissiyatımı sarsıyor,nasıl bu aşktan vazgeçsem

Malik olduğum ne varsa, emaenetçi olmam ruhun hakikatiysi niye tuğyan edeyim

 

 

Söyleyemem derdimi ar ederim

Şikayet bilmeyen kalbimi nasıl perişan etmek için nefsime itibar ederim

İmanımda itminan olmayı Rabbimden dilerim,acziyetim için mağfiretini beklerim

Yine sessiz ve kabaaran hisserimle yalnızlığın rıhtımında,umut içinde secde ederim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
04.07.2011 16:48
#950

teşekkür ederim manevi ahiret kardeşim.İnanın şiirlerinizin her mısraları ayrı bir haz veriyor.yüreğinizdeki feyzin hiç tükenmesin.değerli ailenize selamlar.

MU
05.07.2011 10:42
#951

Eyvallah kıymetli kardeşim...

Hamiyetli nazarınız için müteşekkirim...

Bu sessiz sitenin surur bahşeden yüzü olduğunuzu beyan ederim...

En kalbi mukabelemle amin der, esenlik dileklerimle niyaz eylerim efendim...

MU
05.07.2011 12:31
#952

Bir ah u zar içinde dem alınan hal ve ne izmihlal!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu öyle bir intizar ki bir şems de olsa

Ne acı bir yara ki amberi aşkın koksa

 

Zevkler ki ruhumu gafletimle kuşatsa

Hicran şarkılar ki âlemi cihanı çınlatsa

 

Bir kahrın demi ki hayatı sil baş yapsa

Hazır un kıdem bassa sine efkâr kussa

 

Kuşlar aşiyanı için kanatlarını çırpmasa

Yapraklar ki dallarında tutuklu kalsa da

 

Yağmur damlaları tenimi unut’a salsa da

Toprak reddi kabul yapsa hali basmasa

 

Geceler arzı kâinat senfonisini haykırsa

Zerreyi hayat ki mütemadiyen ağlasa da

 

Sen halim için mahzun olma kahrım sana

Sevdan yolunda kaybolsam da sen acıma

 

Sen ki bensiz bir hayatı nevi şahsınla yaşa

Kokun ki hecelerle kimseleri dahi kuşatma

 

Sana mahkûm bırakma acılarla da katlama

Hali insanlığından sıyırma divanede yapma

 

Nihayetinde biliyorsun ki o dahi nefeslik can

Ruz-ı aşkın da mahrumiyet ki sendedir o kan

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.07.2011 12:32
#953

Firkatine ram oldum,umudunla haşroldum!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kimi zaman suskun kaldım

Sadece hasretin yudumuyla yol aldım, kalbime nazar edeni andım

Fecrin kuşatan vecdiyle nasıl ağladım,kalbimin sahibine adandım ve kandım

Yar dedikçe, figanım nüksettikçe,boynum çaresiz büküldükçe malik olana sığındım

 

 

Ne cezbeden halin esiriyim

Ne sevdayı karartan bir mananın hastasıyım,hangi dirilişin niyazındayım

İnşiraha muhtaç bir kalple nasıl vuslatı anayım,ecrin feyziyle aşkına ulaşayım

Nasıl bir aklın,nizama kadir olmayan nefsi hastalıkların ki sadrından kurtulayım

 

 

Arif ne söyler,aşkı tarif eder

Ruhunu yakmayan bir lahzadan nasıl söz eder, ar içinde kime iltica eyler

Mecnun niye boynunu büker, bir lokma ekmeği neyler, o aşk kalbine evet, yeter

Melülleşen hissiyat, çaresiz kalan nefs-i maslahat elhak ruhuna aşkın vecdini eker

 

 

Nasıl taklidin sulbunda yaşayayım

Ruhumu bahşedene, akıl ve irade verene, merak ettiren Hakka imanla varayım

İdrake ulaşmayan,hesabı gale almayan, lahzanın didarında yol almayanı anayım

Bahtın teslimiyetinde,nasibin telakkisinde, tercihin her cümlesinde aşksız kalayım

 

 

Çürümeye amade tenimi ne sanayım

Aldatmayı, insanlıktan çıkmayı, nefsin sefilliğinde solumayı nasıl bırakmalıyım

Benlik kafesinden, tekebbürün kepaze eden illetinden bu ahvalimle nasıl sığınayım

Utanmayı unutmuş, edebi ruhunda yaşatmayı anlamaış bir kalbi ben ne yapayım

 

 

Yar derken, kendimden geçerken

İrademden vazgeçmeyi yeğlerken,lafazan mı olayım,”ne derler”lemi” yol alayım

Hırsın nasıl bir hissiyatın tezahürüdür, asabiyetin neden halinde ki çaresizliğindir

Mütemadiyen yargıç olman, olur olmaz zan içinde bulunmanı ise nasıl anlayayım

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

DE
05.07.2011 13:47
#954

Eyvallah kıymetli kardeşim...

Hamiyetli nazarınız için müteşekkirim...

Bu sessiz sitenin surur bahşeden yüzü olduğunuzu beyan ederim...

En kalbi mukabelemle amin der, esenlik dileklerimle niyaz eylerim efendim...

 

 

teşekkür ederim ahiret kardeşim güzel iltifatlarınıza.Bazen dile getirmek istiyorum duygularımı.Saygılar sunarım.

MU
06.07.2011 10:39
#955

İsabetli olur kanaatindeyim...

Yoksa paylaşmanın ne kadar kıymet-i harbiyesi olacak...

Eyvallah.:)

MU
06.07.2011 12:47
#956

Mülkü yaratan,kalbinin firkatiyle ağlayan!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anlamadan olmuyor

Her doğum sancılı başlıyor,merak o an niye baştan çıkartıyor

Sabır feryad ediyor, kanaaat cefa içinde kıvranıyor, can içinde can ağlıyor

Hangi muştular ki senin ruhuna aşkın nazarıyla haz veriyor ve itminan eyliyor

 

İnanmak kolay mı

Yanmadan nar’ı anlamanın bir imkanı var mı,derdin gammı

Çileler sineni hırpalayan birer tufan mı, sevdanın sahrası kalbin için karar mı

Ecirle yıkanmak, cefa ile uyumam, sabır ile durulmak,rahmeti o haline anlatır mı

 

Sevmekten korkma

Hevesle, emeli bir tutma, nasibin için azmi hiç bırakma

Hayrın kapısından ayrılma, niyetin ruhi ve vecdi olmalı aşktan ari kılma

Her nefesin kaygısıyla, umutsuz sevdanın kuruntusuyla o zarif kalbini de yorma

 

Her gördüğüne sarılma

Dikkat çekmek uğruna, ruhunun derüniliğinden uzaklaşma

Cevbe kapılmayı, nefes nefese kalmayı aşkın feyzi sanma, yanmadan ağlama

Nefsi telakkilerin, mizaci zafiyetleri edebin talimine muhtaçtır, sakın ihmale alma

 

Okunan ezanlar ki yaşa

Sana sesleniyor, etrafına bakınma,keşkelerle bir yol alma

Vaktin nefesine nispetlidir unutma,sonta takatsiz kalıp vah tühle yakınma

Hakkı sevemezsen adil olamazsın,nefisinin kepazeliğinde yol almayı aşk sanma

 

Yılansan hiç korkma

Sırtlanın hırlaması hilkatiyle alakalıdır biraz anla

Hiçbir akılsız mahluk aidiyetini reddetmez,nesneler asileşmez inançtan kaçma

Her kim ne söylüyorsa, taaasübiyet içinde halini yoruyorsa sakın takvadır sanma

 

Aşk, ruha ve kalbe şifadır

Ancak hidayet ve azimle ahalis niyetine muhtaçtır

Yoksa erili,şmeyen ne vardır, vicdan en pak ve leka kabul etmez bir ihsandır

Seni halk eden, her bahşettiği ülfette letafetler vardır, anlamak için idrak şarttır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.07.2011 12:48
#957

Sessizce niye içine çekilkir ve inlersin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Neden anlaşılmaz oldu halin

Yıllara sari bekleyen umut içinde ki suskunlaşan melalin

Sancı zerkeden, kimi vakit ruhuna hüzün veren,her lahda ibreti önceleyen

Ne zaman yalnız kalsan ve içinden çıkamadığın ezayı saklasan hıçkırıp kalırsın

 

 

Işıklar bir bir sönerken

Nefesin merak içinde derinliğin uzletinde beklerken

Ruhun o an sahibine iltica ederek, muhabbet içinde dertleşip şevk verirken

Ne kadar hürsün, sürur içinde latifliğe kanatlanmış en zarif bir bülbül-ü edepsin

 

 

Sanki duyguların ummandı

İçinde aşkı barındıran ne kadar müthiş bir sultandı

Sahralarda umutla yol alan,şevkini ve mefkuresini Hak rızasında bulan bahardı

Bir bir hayallerin sahile vururken, ufkun medcezir misali kabarırken aşk nakarattı

 

 

Niçin yılların suskunluğu ardı

Vakti saat hangi manada senin kalbini aralayan ve inşirak sunan hardı

Neden içinde hasret her vakit ilkbahar misali ümitle şahlanırdı, sual eden mi vardı

Kuruyan dalların suya kavuştu, içine düştüğün mahus talihin bak aşka adanmıştı

 

 

Artık bulutlarda yatmayacaksın

Taş yastıklarda uymayacaksın,vecdin inhisarında bir yol alacaksın

Her an kapını çalan yeisi bırakacaksın, kaygı ve zanla asla barışık olmayacaksın

Aşka kanacaksın, inanmanın vecdiyle yanacak ve kanaatinle vuslata ulaşacaksın

 

 

Kuruntular halini hırpalar

Sevmek ve iradeden vazgeçmek runun verdiği sözü aşka aralar

Bilmeden, ehliyet sahibi olmadan ve anlamadan aşka yürümek hezeyandır yaralar

Nasılda yutmuşuz bunca yalanı,ruhunu yaralayan dinmeyen hicranı anla ve yakar

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.07.2011 12:42
#958

Tercihin, atin için bahtına biçtiğindir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öncelikle nedenlerine inmeden

Tahkikin hakkını vermeden, muvazenen için elzem olanı bilmeden

Ruhunun ve kalbinin hesabını hissetmeden,nefesin müddetini hiç düşünmeden

Ömür yumağını bir sanat iştiyakıyla hasredemez ve o hanifliğe neden erişemezsin

 

En kutsalların her nelerse

Haline ikamet eden gailelerin sadece heveslerinin sermayesiyse

Emellerin umudundan beslenmeden, hırsına ve nefsine kapılıp seni tüketiyorsa

Kalbin hüzün içinde inliyor ve ruhunun hicranı dinmek bilmiyorsa,idraki sual eyle

 

Sen ne kadar yakınsan an’a

Vakit içinde ruhuna geçit veren fermana sakın ola uzaklaşma

Yalan ve dolanbaçlı yollardan gitmeyi bir mecara yerine koyma, aklınla yaşa

Fikrin eğer yoksa, sığındığın nefesler aline hidayetin kapısını aralamıyorsa durma

 

Aşk,umutsuz yaşamaz

Sevda narsız olmaz,halin deminde meşke asla ulaşamaz

Mukallit olman, acziyet içinde bakınıp durman, aklını ve azmini kullanamaman

Seni umut ettiğin firkate ulaştırmaz, ehl-i hal olmadıkça amellerinde niyazlaşmaz

 

Sen aslında bir furkansın

Ve fakat ruhunun farkında olmayan bir manidar cansın

Neden merak edip kalbinin ihtiyaç duyduğu aşkı, sana yakın olanı anlayamazsın

Sukutun ecrine kurban olmak için cehd edip, verdiğin sözü yakinen hatırlamalısın

 

Halin ilmine ulaşmalısın

Bilmeden yaşamanın mümkün olamayacağına inanmalısın

Zan içinde asla bir yol almamalısın, kesin delillere ulaşmadan paylaşamazsın

Her söz sahibine aittir ve şahedeti mükkün kılan bitr gerekçedir,katipler seninledir

 

Bedeviye bakıp aldanma

İçinde ki cehaletin ne olduğunu bul ve usanmadan ayıkla

Ayrık otları misali ruhunu kuşatan esareti hiçbir zaman yok sayma ve ağla

Aşk, iradeden vazgeçiren vicdandır,delil-i kat’i olan bir feramandır ve maşukadır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.07.2011 12:43
#959

Derdi peydah eyleme,kalbimle alay etme!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nefes azizdir, kalp için vazgeçilmezdir

Müddeti içinde sırrı kadim olan bir aşk-ı ülfettir,hakkikat firkatidir

Ancak idrake ulaşan bir ihsan sahibi bu akide içinde vakt-i aşkı beklemektedir

Nasip için umut etmek, sabırla yüzleşmek ,meşke erişmek sevda arını hissetmektir

 

Aşk,ruhun şiarı, kalbin inşirahıdır

Edebin halinde nefeslenmeyen,hilm içinde hesabın ecrine erişmeyene vebaldir

Kal eyleyen, düşünmeden hissiyatını serdeten,hakkın rızasını öteleyen kim vardır

Nardan vazgeçip, korkuyla nefesi tüketmek, aşkın ateşiyle yüzleşmemek ne zandır

 

Şevki ihmale atma, uzanıp yatma

Kalbinin nazargah olduğunu bir an olsun unutma, kitab-ı celili anla

Sakın gülü koparıp atma, mütebessim bir eda ile derinliğinde ki aşkını kokla

Maşuk, ruhunun ram olduğu vecdir, ihlasın perdesinde ki edeptir ki ihmale alma

 

Akortuz sazı dinlemek ezadır

Akılsız soluğa mazruz kalmak cefadır,hakkın yolunda feda olmak aşktır

Kulluk kimliği, akit içinde ki deruniliği mutlaktır,hayatta hesap olan ne vardır

Hareket ve kuvvetin maliki Cenabı Allahtır, ondan gayrı geriye neler kalmaktadır

 

Gönlünü kaptıran nefesi düşün

Gece gündüz merak içindedir o hali, ram olduğu yar söyle kimin

Nasip zora gelmez, bahtın kapıları anlamsızlığa açılmaz,akıl tutulması aşk olmaz

Huzur-u mahşere çıkmaya yüzü olmayan heves kalbi olamaz, nefsinde kurtulamaz

 

Ekmeğe muhtaç can meluldür

Onun tek gayesi midesiyle ilintilidir,aşkın şadıyla yıkansa ecirdedir

Umut etmek, sabırla dirilmek, kanaatle beslenmek ruhun hakikatinde ki meşktir

Anlamadan yaşamak olmaz, hiçbir amel maksadına ulaşamaz, niyet samimiyettir

 

Nisa kime niye mahkumdur

Cahilin hoyratlığı,yargı adına şirretliği bühtandır, azaptır, nardır

Teslim olmuş bir nisa Rabbiyle meşk içinde ki kanaattir, bahtına ram olandır

Anlamaya muktedir olmayan ne müthiş kabahat içinde ki hardır,güya insandır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.07.2011 12:33
#960

Boynun bükülmesin, ruhun ki hüzünlenmesin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Umut, kalbinin gözyaşlarıdır

Halini meczeden inhisardır, ruhunun ilk adımı ve firkat farkıdır

Ne kadar ihmal etsen ve hatta görmezden gelsen, rahmetdenizi seni bulacaktır

İklimler oysa neler anlatır, her baharın kendine ait bir şarkısı vardır,aşka ramdır

 

 

Sual eylemekten hiç korkma

Ne derlerin sancısıyla bir doğum bekleme,kalbini kirlendirme

Okumak ve öğrenmek için bahanelere sığınma, ne kadar ihmalin varsa direnme

Hakka teslim olmak, aklı ve iradeyi emanete bırakmak anlamına gelmez,gücenme

 

 

Yerellikten kurtulmalısın

Her örfü etrafına taşımamalısın,öncelikle ne olduğunu anlamalısın

Taklit ettiğin neler varsa ve hala ehliyet sahibi olduğunun farkı halinden uzaksa

Elbette ki acziyete sığınmadan her lahzanın bir muştusu var aramaya adanmalısın

 

 

Annene bir bak, hizmetten geri kalır mı

Hamiyeti kimselere bırakırmı, sabır içinde nazar eden baban hiç usanır mı

Alıp götüren anın farkı sinesinin derinliğinden silinir mi, gam halinden gider mi

Neden gözyaşları rahmetin sesi ve nefesidir, şevkat içinde ki en bariz olan ülfetidir

 

 

Ölüm neden seni keder sevk edendir

Nasıl bir vaktin şafağında dirileceğinin nişanesidir,mahşer haşyettir

Cennnet ve cehennem sensizlikte ne kadar muteberlidir, iraden seni götürecektir

Toprağa hasret tohum ona nail olmadan, umut etsede aşk adına filizlenmeyecektir

 

 

Fedret bizzat o halinin içindedir

Med ceziri yaşatan hangi meyildir, sevdası içinde olmasa gözyaşı niyedir

Umut kalbin için en vazgeçilmez sevgisinin dilidir, ancak teslimiyetinle ilintilidir

Her türlü cehalet asabiyetleri halinde hüküm sürdükçe aşk halinde yeşermeyecektir

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Ruhum figan eder, kalbim hicranla nazar eyler!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne zaman sessizliğin farkını yaşasam

İdrakime naşseden isleri bir bir aralayarak nefesin müddetine uzansam

Yakarış içinde kıvranan sinemin zafiyetlerini esaretinde olduğum ve varsa baksam

Hiç durmadan ağlasam, firkatine ram olduğum aşkın vecdiyle yıkansam, durulsam

 

 

Gönül aşkın payesinde susur içindedir

Nefsin tahammül edemediği bir yükün, sabır ecrinde yakan lefatefetidir

Kanaat ancak teslimiyetinde ki vecdir,aklın dilegeldiği en muteberli bir rehberdir

Ezaya asilik ettirmeyen nasiple olan mukavelendir, sen dilemezsen nar neylecektir

 

 

Rahmet deryası kimler için vardır

Eğer aşk olmayacaksa vucut nasıl sevdasıyla har içinde ağlayacaktır

Ukteler nasıl bir iz bırakacaktır, bahtın sahifeleri dilemesende elhak açılacaktır

Nasıl bir kazanın lahzasında ki fark ruhundan ilzam olan idrakine kavuşacaktır

 

 

Nefes niye zamanlıdır,aşk ile farktır

Ten hizmetine adanmış urbadır,ruhun edebe nail olmadıkça şekliyet boşadır

Tesettürün cezbeden değil, baştan çıkartan ve tahrik eden olmadan yaşanacaktır

Yedidüvel farketsin adına takva halinden uzaklaşacaktır, kalbinin sesi susacaktır

 

 

Zühtühalinde yaşamadan anma

Her kim kapını çalıyorsa öncelikle ne olduğunu anla, rızasız kalma

Kalbini meşgul eden,ruhunu bizar eyleyen ne varsa sakın içinde an be an boğulma

Vaktin sünnetullah olduğunu unutma, iraden ve aklın farketmek içindir oyalanma

 

 

Ümmet olmak, ne müthiş bir ülfettir

Hidayete erişmek elbette ki nasibin, umuduna galebe çalan fevkidir

Tahkik ne kadar değerlidir, vasıf sahibi olmak ihlas içinde aşka uzaman edeptir

Kalp, vucudun namütenahi hazinesidir, akıl, idrak, onun aşka havale edilen ferdir

 

 

Taassubiyet cehaletin şanındandır

Asabiyet içinde nefeslenmek terbiyeye muhtaç bir nefsin sahnesidir

Fikir sahibi olmadan düşünmek fakirliktir,ilme muhtaç olan idrak ve o iradendir

Vuslat neden vaktin ve ahdin gerekçesidir,iman etmek ancak tahkikin güvencesidir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.07.2011 12:59
#961

Ne garip bir aşk-ı avareyim,lahzaya ne derim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gelip içime doğuyordu zaman

Ötenin vecdiyle raks ediyordu sanki suskun vizcan ve yaram

Bilmem ki niçin alıp uzaklara götürüyurdu bu gam veren ve üzen hicran

Ah eder can, kal eyler ihsan, bekler umudu zaman,dinmez gözyaşlarım akıyor kan

 

 

Suskun bırakır ar, sinemdedir har

Ey enginliğin ikliminden nazar eden kar,neden içimdedir yakan nar

Nasıl bir sırattan korkar insan, kul olmak için yarışıyor ruhuyla barışık olan

Kalbinin sezgisiyle bir yol alan,vahded-i vusut için azmettiren furkan ve aşk-ı an

 

 

İnsan, fikretmeye tabi olan can

En müstesna bir sena ile yaratılan, umudun içinde anlamlaşan

Bak kim bekliyor ey deruniliği şevk veren vicdan,ölüm içimde yaşayan bir an

Lahzalar açılıyor hiç durmuyor zaman, düşünmek için neden bekliyor ki bu insan

 

 

İnsan, beşerdir, merak içinde ki erktir

Takkik ettiği müddetçe,nazarı bilmem ki kaç hece,tercihi bir bilmece

Hangi ahdin izindesin, vucut dilinin bekleyen gerekçesisin, kalbinle nereye gidersin

İhmal ettiklerinle neden bir gam içindesin, nasıl bir esaret pençesinde inlemektesin

 

 

Sokak çocuğunu sakın hor görme

Onun bahtına açılan her lahzayı kim nasip eder, görmeden geçme

Hikmet nasıl bir imandır, içinde umudu barındıran bir hardır, nara açılan kapıdır

Kimseyle be inanmış bir nefesle alay etme, muhatabı senide yaratan, hesap etsene

 

 

Kuş kanatsız uçamaz unutma

Kul umutsuz yaşayamaz sakın ha yabana atma,kana kana yaşa

Nasıl bir gerekçe ilzam ediyor, nur olması için hangi vakti bekliyor, araştırsana

Kolay olan herşeye heveslenme, hesapsız olan ne varsa sakın dönüpte hiç bakınma

 

 

Ağlayan gönül sahibinden uzaklaşma

O düşen kadreler rahmettir, mağfiret içinde gerekçedir,ihlas adına

Kalp kıran, yaban olmaktan utanmayan, insanı kalbiyle tanımayanı yakınlaşma

Mesnetsiz macera için hissiyatını tatmin etmek nasıl seçim geleceğini unutmasana

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.07.2011 13:00
#962

Kalp nezihtir,hınç ve hırs nefsi melaldir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mizaç, nefisten neşet eder

İdrak, ruhun suhuletinden ilzam ederek kalbe zerkeder

Keder, aklından ve amelinden zuhur eder,ne kadar gamın varsa kazasını bekler

İradi olmak, vahdetin şadında ihsan içinde yaşamak, kul olmayı başarmayı diler

 

 

Kan,ne kadar içindeyse

Aldığı vazife üzre hiç durmadan, zamanla yarışıyorsa hesabiyledir

Sual eylamak akıl işidir, tahkik etmekten sakınan nefes nasıl bir hesabın içindedir

İnşirah, kalbin içindir, irfan ruhunun ram olduğu bir payedir,elbette ki gerekçelidir

 

 

Zevk almak uğruna heba olma

Bir lokma ekmeye muktaç canları bir nebze de olsa unutma

Her amel, sahibini bulacak, evet, karşına çıkacak o günden panik içinde kaçınma

Neden fırsat bahşediliyor, her lahzada gizlenen hikmet tercihini bekiliyor, unutma

 

 

Adanmış bir nefes umuttur

Nur olmak için vecdin kapısında bekleyen aşk-ı sadıktır

İbrahim-i bir itikadın sadrından neşet eden dirliktir, vahdet adına azimettir

Sabrın ve kanaatin feyziyle gülşad olan fevktir,muştular sağanağında bir ecirdir

 

 

Rızay-ı bari için nöbettedir

Ehliyetin ne demek olduğun bilinçindedir, emr-i sadıka üzredir

Biat ettikleriyle bereketlidir, hanif bir kul olmak için ne müthiş bir manzumedir

Her lahzada,akıp giden zamanda kayıp değildir ve tahkiki nispetinde idrakiyledir

 

 

Kimin elinden tuttarsa

Nazar ettiği kalbi, nazargah olduğunun farkında oldukça azizdir

Yoksa sadece nefeslenmek adına ve bedensel ihtiyaçları gidermek mahluk içindir

İnsan ahsen-i takvim üzre tanzim edilmiştir, bu bakımdan bahaneleri geçersizdir

 

 

Aşk;ruhun narı, kalbin aynasıdır

Farkı fark ettirecen nispette var olan bir sanatın furkan şarabıdır

Ancak insan için anlamlı ve yaratan Rab için zamanlı olan bir manay-ı sevdadır

Cennet ve cehendemin ziyadesinden ala olarak, rızasıyla haşrolmanın imtihanıdır

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.07.2011 18:23
#963

Cezbeden firkatin,ah u zar ettiren hasretin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ruhumun özgür olmasını diliyorum

Lamekan ne vakit olacaktır bilemiyorum,sadede içimi hasrediyorum

Yıllara sari ektiğim umutlar, vecdime kaspı aralayan dilekler, huşu veren enler

Feyz yaşatan meşkler, hali mest eden zikirler,deryaya nam olan ecirlerle buluşsun

 

 

Elhak fakirim,varlık adına sefilim

Nefsini nizam edememiş bir kepazeyim,bahaneler içinde debelenirim

Acziyetim, ruhumu bizar eyler, gıpta ettiğim nefesler ne hikmetse görmeden geçer

Hüzün içimde biter,göçüp giden zaman hicranın senasını ruhum için aşikar eyler

 

 

Aşktan söz etmem, hevesimdendir

Lakin cezbeden dirlik ve birlik içinde ki çileler ilmiği içimde sızıdır

Hangi vaktin şafağında diriledceğim, ölümün müşahhas yüzütle bedelleşeceğim

Aklım, izanım nasıl ikna edeceğim, ruhum ve kalbime edeple söz mü söyleyeceğim

 

 

Ne açlığın sancısına talibim

Ne yokluğun kanaat ettiren vecdine ram eyler, sabrı bilirim

Nasıl bir nefesin ve kalbin sahibiyim, ruhumdan ibret almayan bir azadeyim

Ahdini unutan, kimi zaman da ikaz eilerek ayılan bir gamsız bir can ve de kederim

 

 

İlim ehli kal eyler,kalp nazar eder

Ruhumdan dökülen kadreler nasıl niyaz eyler, tabisi olmayı diler

Yolun istikameti için umut bekler, vahdetin vakti için gözyaşı döker ve ister

Kim şahittir bu feryadıma,vakit yeter artık duydu nasıl olsa, sahibine havale eder

 

 

Ey Rabbim, gönlüme serinlik ver

Hakikatin olmayan her melanetin esaret eylediği bu ruhuma fırsat ver

Efendimin hasretini, vecdinde ki ve teslimiyetinde ki hasletinin ihsanını yakın eyle

Talimden yoksun halimi perişan eyleyen nefsimin itminanı için bu azmimi iradi kıl

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.07.2011 18:24
#964

Ateşlere salan, çaresiz bırakan ne hicran!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinlediğim bir kasiden alıp götürtü

Rahmetli Bekir Sıtkı Sezginin manevi iklimi ne kadar bereketli ve latifti

Hal ehli bir mükişinas ve zarif bir vecdin sahibiydi,gayretleri pek muhteremdi

Kur’an tilafeti ve kasideyi serdediş sezgisi ne kadar içliydi,o sevginin nişanesiydi

 

 

Yaptığı besteler,kişiliğinde ki güzellikler

Sukut ettiren ve sanat adına dilegetirilen keşmekeşlikler ruhunu yaralardı

Sanat, bahşeden, gönül lisanıyla muhabbeti zerkeden Hakka ve furkana olmalıydı

Kimi zaman yalnızdı, derin bir sessizliğin içindeydi,her lahzasında fikir muradıydı

 

 

Sine yanmazsa, umut kanatlanmaz

Aşk, buğulamazsa letafeti muhabbet olarak vaktine ulaşmaz

Bana benden daha yakın olan hakka, vaktini işar eylediği zamana ram olamaz

Çile azmettirir, himmet suhuletiyle gönülde bereketlenir, sevda maşuka demektir

 

 

Kalbin solukları inşiraha adaktır

Aşk,narı muhabbetle bedelleştiren, ruhun yangınlığına serinlik veren sadakadır

İhlas ve izan, idrak ve akıl niyetin hülasasında açılacak kapıların bir sahrasıdır

Emeline esir olan,itminan olmuş bir kalbe uzak kalan,ah u zarıyla ağlayan avdır

 

 

Serkeşlik bilabedel olan bühtandır

Velev ki ibreti ihmal ettin,aklını biran yitirdin,iradenden firar ettin, hesaptır

Mukayyet olmak,nedensizlik içinde boğulmamak ihsandır, kulun vicdani kararıdır

Lafazan olmak, afaki manada zaman harçamak, kalbin için en ne derin bir cefadır

 

 

Nasıl diliyorsan peki, öyle ağla

Yalnız her halin ve serdedilen saklı melalin bir bedeli vardır sakın unutma

Sana senden ziyadesiyle yakın olan vefakat tarafından çok anlaşılmayanı unutma

Bir bedel çıkacaktır karşına, işte o vakit keşkelerle yakınıp vakitinide hiç harcama

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.07.2011 12:25
#965

Gaflet içinde geçti bu ömrüm,kalmadı gücüm!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hissiyatım figan ediyor

Her lahza artık duymak istemediklerimi bir bir önüme sürüyor

Ne kadar gam etsem, boynumu büküp sessizliğime çekilsem yine kar etmiyor

Bir ömür sığındığım bahaneler şimdi nerdedir kimse bilmiyor, nefsin haya etmiyor

 

 

Kalp ki, akıl ve irfandır

Farkı fark ettiren ne müthiş fırsattır, niyet hak olmadıkça bühtandır

Sadece kan basan bir et parçasıdır, insan kelamlyetiyle muhatap olan bir sanattır

Ehl-ihal olmadıkça, merakın şubesi olan ilimle iştigal etmedikçe sadece bir zandır

 

 

Korku, bilmeyen için andır

İdrakiyle hem hal olan ve gönlünün sultanıyla var olan furkandır

Kesrette bulur vahdeti, firkatte bulacaktır vuslatı,yeter ki azmetsin niyet farkını

Gözlerinden boşalacaktır rahmet yağmuru, feyzine ram olacaktır kalbin, o inşirahı

 

 

Dua, sığınma ve ilticadır

Her ne kadar sen farkında olmasan da, kim sana senden daha yakındır

An, aşktır, fırsattır,en muteber olan şahitlik eden tanıktır, edebiyle olan sancaktır

Hangi put ruhunu esir etmişse, yılların hüznünü sinene ekmişse kurtulmak aşkıdır

 

 

Hiç oyalanma,etrafına bakıp anla

Hangi afat ruhunda ki var olan ahdini hatırlatmıyorsa, nafile yere haykırma

Tufanın sebebi, tevhit içindir, Rabbini inkar eden saikler içindir,nefesin emanettir

Hareket ve kuvvetin yegane sahibi senin için hala belirsiz midir,sekilerlik niyedir

 

 

Geçmişten kimi düşünürsen düşün

Antikleşen ne varsa senin ruhunun aşinasıdır ve fakat izanın demek ki kapalıdır

İdrakin bahis olmadıkça,irfan kapın kapalıysa muhakeme edebilmen şayet uzaksa

Rahmeti ve mağfireti,ruhunun ve kalbinin sessizliğinden gelen o sesleri yok sayma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Fani olan kimdir, nasıl bir hesabın içindedir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sustukça gönlüm elvermiyor

Yüreğim sessizlik içinde inliyor,mağfiretin için aşkına iltica ediyor

Gözlerim aksa, ruhum hicranına kansa, hüzün hiç yakamı bırakmasa da ar ediyor

Sığındığı kıyılar,hamiyet beklediği umutlar,hıçkıran figanlar sana gelmeyi diliyor

 

 

Ne söylersem inanma

Ruhumsan ilzam olmayan bir şadımın yakarışlarına da kanma

Yüreğim dağlansa, dudakların susuzluktan çatlasa, bogazım kuruyarak yansa

Halimin vecdine vicdanım şahitlik yapmadıkça dönüpte hiç bakma ve dahi anma

 

 

Gülü seven dikenine katlanır

İnsan hata ve kusuruyla nefes alan bir fırkandır ve candır

Bağışlamak senin sünnettullahın olarak farkındır, rahmetin her nefes için farktır

Müddet, nefese galabe çalan hicrandır, ten neden cazip gelen buhrandır ve gamdır

 

 

Gülerken ağlayanı iyi tanı

Sana senden daha yakın olan haktır ve o gönlünün sultanı

İnsan kamilleştikçe, idraki ziyadeleştikçe, kalbi inşiraha eriştikçe ihsan farkı

Nar niçin korkutur,ar olmazsa sine acziyet içinde somurtur,tahkikindir o merakı

 

 

Azmet,çile içinde hamdet

Nasip olan, bahtına kapı aralayan her ne olursa taltif et

Mukallit zühten anlamaz,icmale ulaşmayan iman elbette ki kalbi olamaz

Akıl ve izan niçin vardır, farkını göremeyen, kalbi, yürekten ayırt etmeyen bilemez

 

 

Varlık adına hiç imrenme

Hamalığa soyunmak için de bilenme, hırs kör eder, kin şer biçer

Hasat bahtının sahnesinde züğürtlük adına haya eder,aşksız bir kahır imha eder

O yar, bekleyen har, ar içinde nefesini hasreden nazar, aşk şadında ki nasibi bekler

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.07.2011 18:32
#966

Ağlamak istiyorum!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bazen içinden çıkamıyorum

Her ne kadar düşünsem, derinliğin hicranıyla nefeslensem

An be an hissiyatımı celbeden ne varsa merakıyla hüzün içinde nazar etsem

İçime gam düşüyor, sessizlik ne kadar cazip geliyor, söyleyemediklerim dilleniyor

 

 

Çaresiz boyun büküyorum

Nede bu hal içindeyim diye sual etmeden de duramıyorum

Sakince akan gözyaşlarımı siliyorum,içimi çekerek, etrafımı süzerek ilerliyorum

Gördüğüm mezar taşına dikkat kesiliyorum, yazılanı okuyunca nasıl içleniyorum

 

 

Demek ki yalnız değilmişim

Benzer hissiyatların yazılan sayfalarını aralıyorum, ah ediyorum

Sabır için direniyorum,kanaat için ey hak diyorum,birgün güleceğimi umuyorum

Hasretin sadrında, sukutumun avazı çıktıkça, çığlık çığlığa kendimden geçiyorum

 

 

Neden umuduma ram olamadım

Yıllara sari hicranı sinemden atamadım, bir ömür yalvarıp durdup

Yoksa yakarmanın manasını mı unuttum, galebe çalan duygularda mı boğuldum

Neden bu kadar erken yoruldum, nefesin müddetine doğru ağlayarak, bir yol aldım

 

 

Nedensiz cezbe gelmek olur mu

Sinemi yakan narın dağladığı lahzalar bir an olsun unutulur mu

Solgun düşler,asık çehreler,bezgin nefesler,uyutmayan o sancılı geceler dudur mu

Ölüm, aşkın ve sevginin toprağında,maşukun vicdanında artık bu gönlümü alır mı

 

 

Adsız ve mekansız olmalıyım

Ruhumun sahibiyle, kalbimin banisiyle edeb içinde buluşmalıyım

Ne kadar hicranım varsa, içinde boğulduğum hüzün bırakmasa da varmalıyım

Yeniden uyanmalı,cansuyumu aşkının hikmetinde bulmalıyım ve umutlanmalıyım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.07.2011 18:33
#967

Aşk, asla kör etmez, nefse fırsat vermez!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Elhak ne olduğunu anlamalıyız

Kalbi ve ruhi nazarla temaşa etmekle, bir yakınlık kurmalıyız

Duyguları celbeden saikin kim olduğunu bulmalıyız ve merak ile sorgulamalıyız

Korkuya kapılmadan ve acaba kaçar mı demeden, sebebin hikmetine kavuşmalıyız

 

 

Nasip kalkmışsa hiç durmaz

Umut kabul olmuşsa ki evet, kuşkuyu halinde barındırmaz

Ne derler kaygızı ve zannı hiç birşeye deva olmaz,sahibin kim olduğu unutulmaz

Kul olmak,ehliyet sahibi bulunmak adına akıl ve idrakinle alakası da yadsınamaz

 

 

Körlük, gözün görmemesi değildir

Rahmet ve mağfiretin ihmal edilmesine sebep ve illiyettir

Kalbin nazargah olduğu gerçeği,halin malikine olan firkati aidiyetin gerekçesidir

Sen sadece iradi olmak bakımından, tercihlerin akıl ruhsatından hesap vereceksin

 

 

Ne kadar ihsanın içindeysen

Ruhunun ve bedeninin şehre muhtaç olan lisanını ikmal edersen

Nefsinin nizamı nispetinde hür ve muvahhidsin,vahdet adına vecd içindesin

Maşukun sıratından gidersin,emir ve nehiyleri kalbinin derinliklerinde hissedersin

 

 

Ter marazdır,latif olan ardır

Edebiyle mümeyyiz olan ise gönül sultanıdır, sabır tacıdır

Nar maslahattır, tercihin eşiğinde ki hesaptır,ruhun ve kalbin için bir aşktır

Cennet ve cemalin sevdası lisan-i olmayacak kadar, gönlün vuslat adına senasıdır

 

 

Furkanı anlamadan yaşanmaz

Aşk, sevdanın firkatleşmediği ve çileyle ziyadeleşmediği an yakınlaşmaz

Hizmet, muhabbetin gereğidir, inayet etmek vecdinin geçit verdiği ardır,korkutmaz

Kendini bildiğin ve çözdüğün anlamda emin ve itibarlısın,yoksa nefes alan cansın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.07.2011 12:14
#968

İdrakinle arsın, aşka bahis bir zamansın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hissettiğin nispette muhatapsın

Dert edindiğin müşkilatın sevdasında yol alan bir vicdansın

Muhakeme ettikçe varsın, şuura eriştikçe aklıyla hesap eden bir manasın

Merak etmedikçe, ilimden nasiplenmedikçe, aşk şadıyla nefeslenmedikçe hazansın

 

 

Mezarlar halini korkutmasın

Tenha olan mekanlar yeter ki sinen içinde bir anlam bulmasın

Kanasın yüreğin, dağlansın dertlerin,nefsini esir ettikçe mürebbisin ve hürsün

Ruhun ezelin şahikasına ramdır, kalbin umudun pervasında ağlayan bir nazardır

 

 

Edep sahibi olursan ihsandır

Pişkinlik hiçbir derde şifa sunmayan mübalağa zannıdır

Günü kurtarmak kime ne faydalıdır, ahirin ve akıbetin zaten hesabın içindedir

Lahzalar içinde bir hikmet vardır, azmettiğin ve niyet-i halisliğinle vahdet şiardır

 

 

Din tacirliği edenler sıkılmazlar

Nefsi anlamda şana adaylar, gamı içinde barındıran canlar

Bir paha karşılığında aidiyetinden vazgeçen heyecanlar ve ne kadar zavalılılar

Biat ettikleri, saltanat adına bilendikleri, aldatmak muradıyla yol alır bu insanlar

 

 

Aşk, halin bir demidir unutma

Sukut ettiren zamanların hicranıyla sakın yeise kapılma

Umut halise solmaz, bir kenarda kuruyan yaprak misaki hüznü anlatmaz, anla

Ne kadar samimiysen,inşirah içinde kalbinin seyrinde nefeslenirsen sevdadır yaşa

 

 

Korktuğun kadar sanıksın unutma

Önyargıların ruhunu boğmak için sinende hayat bulursa, ağla

Yakarmak için bir bahaneye sığınma, ne derler fakirliğine saplanıp hiç boyanma

Seni senden daha yakın seven bir sahibin var, ihmal edip aldanma ve aklınla yaşa

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.07.2011 12:16
#969

Dağ vecdini sessizce, narıyla serdediyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gönül,insan sülbünün deryasıdır

Lamekan olan bir zamandan sudur eden, aşk-ı vuslatın şiarıdır

Kimi zaman hicran ve bazende hüzünle yol alan bir seyr-i devranın iştiyakıdır

Ne kadar ihlasa erişirse, hal’ini kal’iyle müsavileştirirse nazargah olan makamdır

 

 

İnsan, kul olmaya azmetmelidir

Ruhunun ve kalbinin sahibine iltica ederek, suluka ermelidir

Nefsine esir olmayı,anlamadan zanlar içinde boğulmayı bertaraf etmelidir

Vicdanın sesiyle dirilmeryi, nefesin müddetine sabırla bilenmeyi de hak etmelidir

 

 

Bahtın kazası ki sünnetullahtır

Haline vuran zaman, aklın ve tercihinle ilintili olan furkandır

İnsan, kul olmak noktay-ı nazarından tevdi edilmiş bir hülasat-ül beyandır

Aklıyla muhataptır, kalbiyle umut adına kanatlanandır,maşuku adına fermandır

 

 

Her anne, şefkatin baharındadır

Babalar ise umut içinde heyacan duyan, sabrın rüknüyle yol alandır

Mükellet olmak niye vardır, ehliyet sahibi neden hesaba konu edilen bir insandır

Mahlukattan farkıyla,ihsan ve inşirak akıyla, azim ve umut cenahıyla yaşayandır

 

 

Evladın, senin için her ne değerse

Ruhuna aşina olan mücerret ahdin, kalbinin o sahifesinde diriyse

Mizan, gönlünün sahrasında ümiylenmene vesile olan vecdinse, aşk halindeyse

Korkuyla nefeslenme, hizmet etmekten aslam çekinme, vaktin hala tükenmemişse

 

 

Deryanın vecdine nazar eyle

Hıçkıran dağların feryadına meylet ve ibret içinde hamdeyle

Bir yudum suya hasret sabinin mahzunluğunu ruhunun derinliğinde dert eyle

Sessizleşen nisanın,umudunu saklayan hicranın o nefesine hasassiyetinle ar eyle

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.07.2011 12:49
#970

Taşmıdır ki kalbin imdadıma gelmedin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir ömür sessizliğin renginde bekledim

Bilsen ne kadar umut ettim,kimi vakit kendi kendimi teselli ettim

Sabrın devranında gözyaşlarımı derledim,nasip olmasını ne kadar diledim

Kalbimdeydi sanki o naif nefesin hissiyatımı kuşatan engin edebin ve temennilerin

 

 

Ne hicrandı firkatin,sukut ettiren halin

Hicran içinde nefes nefese kaldığım melalin,dinmiyordu hasretin

Kimseye söz edemedim, her lahzasında boyun büküp melülleştim, nerdeydin

Nasıl bir umudun vecdinde vaktini beklerdin, taş mı kesilmişti ki o zarif yüreğin

 

 

Niçin hiç merak etmedin ve gelmedin

Bir an bile olsun gönlüme bir ferahlık hissettirmedin ve kederdin

Bu kadar mı sefildim, cezbinle bir ömür inledim,toprağa hasreti andıkça sevdim

Neydi derdim,neden sinemin senasıyla vakit geçirdim bedelsiz umuun içine girdim

 

 

Ne zaman ki o kelebekleri görsem

Umutlarının vecdinde halinin derinliğini hissetsem ve ölsem

Edebinin sahifelerinde bu ömrümü hasretsem, nail olmak için sabırda erisem

Ruhumun figanıyla yüzleşsem,uykuya hasret gözlerimi sonsuzluğuna terk etsem

 

 

Ne kalmışsa geriye seni anlatan

Satırlarında kaybulduğum hicran ahının kitabını yazsam

Başucumda sakladığım ve bir vesileyle yazdığın namenin sancısını duysam

Akan zamana sorsam, sukut ettiren ahu gamımı satırlara son nefese kadar yazsam

 

 

Hıçkırıklarımı biran olsun duymasan

Halime malum olan hasretini şahit olduğum ayette bulsam

Kalbimin sahibine yakarsam, ruhumun hicran damlalarını bir bir anlatsam

Ağlasam, sessizliğin halinde kaybolsam,ruhumu cezbeden furkanın şadına kansan

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.07.2011 12:50
#971

Dili ayrı can olsa, rahmet ederdi feryadıma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Alıp götüren zamanı mı şikayet edeyim

Halimin dinmeyen hasretini nasıl bir şifa ile söyle dindireyim

Kime gideyim,nasıl bir umudun vecdine gireyim, buruk kalbimi sakinleştireyim

Derin suların sessizliğini ruhumda hissederim, sabır içinde ki o nasibimi beklerim

 

 

Tohum, topraktayken, ağaç halini bilmez

İdraki bu badirede ona geçit vermez,kendi ahvalinin ötesini göremez

Bulunduğu hal üzre itiraz etmeyi hilkatine sindiremez,sahibine karşı asileşemez

Şahit olduğu ve içinde bulunduğu mecrayı birgün terk edebileceğini de elan bilemez

 

 

Batında ki can,umuda koşan furkandır

Ruhundan tebarüz eden senada o an için çıkandır,kıyama durandır

Fark ettikçe ardır, geçirdiği vaktin muhatabıdır, emr-i bil maruf için var olandır

Yaratmak kalbin sutanının fermanıdır,yaratılan imtihan içinde yaşayan hicrandır

 

 

Ölüm,doğumun ve ahirin mizanıdır

İnsan, yaratılış ve akıl muvacehesince muhatap olan senadır

İrade ve ihlas şumulunde ki heyecandır, tercihleri nispetinde hak kazanandır

Her neyi diliyor ve onun için azmediyorsa, fırsatı tanınan en şanslı mahlukattır

 

 

Nail olmadığı,vakıf olmadığıdır

Vukufiyet ruhun ve kalbin lisanından neşet eden bir farktır

İnsan kemale erdikçe, sabır ve çile içinde demlenmeyi içine sindirdikçe aktır

Karalara bürünmek, nefes nefese laı güzarlık peşine düşmek ne büyük betbahlıktır

 

 

Seni senden alan bir an var unutma

İhmal ettiğin vicdan, nebilerin payesidir, sakın uzaklaşma

Aşk,hak ve hakikatin şiarından tebarüz eden vuslattır, nafile yere avunma

Nefsine itibar edip, esaretini hergeçen zamanın hicranını artırarak boşyere ağlama

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.07.2011 12:50
#972

İçimden geldiği nispette melalimi yazdım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gözlerimden yaş boşalıyordu

Oysaki bu konuda pek alışkanlığım yoktu

Halin fakirliğinde, kalbin sevgiye hasret iklimiyle nefesleniyordum

 

 

Yapraksız bir dal misaliydim

Şevksizliğe gark olan hicranı abideydim

Ne gülmeyi bilirdim ve ne de tebessüm için yüreğimi hasredendim

 

 

Bilmek için erdemden azadeydim

Düşünmek için bilmeyi, idrakle hissetmeyi özümseyemezdim

Hoyratlığın kadrindeydi takatsiz nefesim ve çok fakirdi bildiklerim

 

 

Tekâmül adına, sevda babında

Aşksız kurak ayazlarda, poyrazın hırçınlığında

Kan çanağına dönen gözler ve hissiz nefesler lahuti şiirler dinler

 

 

Alp götüren bir zaman dilimine

Kahraman Tazeoğlunun sesinden arazını dinliyorum

Yüreğin burkulduğunu, dilin kuruduğunu, gözler boşalınca hissettim

 

 

Şiir adına her ne yazılsa az dedim

Sarsılan hislerimle titremeye başladı tüm bedenim

Ben ne kadar sefilim, kalbi hissedişleri ben nereden bilirim dedim

 

 

Avuçladığım toprağı öylece sıktım

Ve gözlerimden akan yaşlarla onu nemlendirdim

Kokusunu içime hasretle çektim ve iklimlerin seren camına kilitlendim

 

 

Hissetmek adına kalbi olmak dedim

Ruhun insicamından uzaklığımı bir bir gözden geçirdim

Hilkatin muvacehesince, aklın mücerretliğinde nefsimi güncellemiştim

 

 

Hasreti ve özlemi yeniden anladım

Sevda adına yanmayı, aşk babında kanmayı tanımladım

Ötelerin hazzıyla, vuslatın kalan sayfalarında, gül kokusuna yaslandım

 

 

Çaresizliğimle el açıp yakardım

Nefesin kalanlarıyla, ömrün devranında hardım

Tek başıma kala kaldım, arkama dahi bakmadan suskunluğa uzanmıştım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Lahza ki ne düğüm,ölüm sırrında ki düğündür!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dört harflik ve iki hecelik aşktan korkma

Sırr-ı sanatın içinde gizlediği hikmetleri bir an olsun ihmale alma

Tedbirsizliğin acziyetiyle yolda şaşkınlık yaşayan bir nefes misali soluma

Her neyi maksat eyliyorsan, halinin lisanıyla anla, yaban olmak fakirliktir anla

 

 

 

Aşk,halin deminden neşet eden yakarıştır

Cennet ve hurileri gaye edinmek, nefsin sofrasından kalkmayıştır

İhsan, ihlastan ilzam olan bir kavrayıştır,Hakkın rızasında yok olmak yanıştır

Aşkın narı ruhunun firkatidir, edebi nezaketi inşirahtır,tahkik etmeyen akıl acıdır

 

 

 

Akıbet, senin niyetin nispetinde ki vakittir

Ah etmek fakirliktir, acziyete girmek sefilliktir, mukadder olan aşk ve sevgidir

Muhabbet bunun için hasredilmeli, hilmin latifliğinde nefes müddetine erişmelidir

Zemherinin çehresi halini ürkütmemelidir, her cefada bir hikmet varlığı hakikattir

 

 

 

Mezar ki, bedenin o cezbesini aşikar eyler

Toprak olan her ten çürümenin vaktini bekler, ruhun firkatte ki yerini bekler

Nafile yere ağlamak kim için bir keder, akıl ve izan kime verilmiş bir aşk-ı ekber

Bir bekleyenin var olduğu, müddet-i nefesle haline arz olunduğu en yüce bir bedel

 

 

 

Seni kimse ateşlere salmaz, unutmayasın

Seni yaratan aşkın ve vicdanın ülfetinde tanzim etmiştir,ayette okuyasın

Furkanın vecdinden uzaklaşmayasın, seni halk edenin lisanına yaban kalmayasın

Deryanın suhuletinden gelen nazarı, düşen yaprağın teslimiyetinde ki oaşkı anasın

 

 

 

Kızının adına, anası niye çeyiz hazırlar

Bir ömür umudun halinde doğar, sabrın sahrasında gözlerini ovalar

Bitap düştüğü vakitler durmazi silkinip yeniden kalkar, ruhunda ki aşkla yanar

Utanmak onun halini boğar,şefkatin ve cefanın manasında ki ecirle o haline bakar

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.07.2011 12:04
#973

Vakit ötenin furkanı, ruhun inşirah sevdasıdır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Akıl, haline teslim edilen farktır

Kalbin sahibinin nazargahı, ruhunun işaret eylediği senadır

Ne kadar kendindeysen, viran olmamış bir halin sahibi değilsen umudun niyazdır

Azmettiğin nispette ve vecdine haiz olduğun demde aşk, ruhuna muhatap olacaktır

 

 

Mavera deyipte es geçme

Vakıf olduğun ne varsa, benliğin içinde narı bekleyen bedeli seçme

İradeden vazgeçiren vakti asla terk etme, gönül kapın açılacaktır, sabırla bekle

Hidayet vakitlidir, ruhun dirliği ve feysi için vazgeçilmeyendi ki,feda olmayı yeğle

 

 

Hakkın rızası ruhundadır

Lakin iradene tevdi edilen bir maceradır, akıl ve idrak bunun için vardır

Lafazan olmak, afak,ilik içinde nefesi bırakmak,hüsrana uğramak adına ne acıdır

Düşünmek insana yakışır, ihsan, ihlasla yol almak, kula nasip olacak bir sevdadır

 

 

Düşünmeden kelam eyleme

Ne hasredeceğini öncelikle halinin sahrasında, aklınla bir derle

Neye delalat edecektir, nasıl bir maksada hizmet için sunulacaktır, dikkat eyle

Bir cezbe kapılmak için gönlünü perişan etme, gördüğün keramet olsada meyletme

 

 

Kur’anı dinlerken şehret

Ruhuna zerkedilen en kudsiyet adına ve aşkla tevdi edilenlere dikkat et

Nefsin hergeleliğinde ikamet eyleme, nizam edilmeyen hissiyatı marifet eddetme

Tenini cazip hale getirmek için vaktini heba eyleme, çürüten o vakte karşıda gelme

 

 

Kabir ne söyler, sessizce dinle

Ruhuna malum olan ne varsa, o an ve akan zaman içinde görmeden geçme

Hissettiğin nispette varsın ve adanmışsın, tekebbür edip, ahirini de viran eyleme

Annenin suskun halini dinle,babanın boynu bükükken çığlığını hisset ve çok görme

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Ruhunda çiçek açsın, o kalbin burkulmasın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sen ağladıkça içim acıyor

Halini teskin etmek için elimden bir şey gelmiyor, yüreğim sızlıyor

Çare adına kime baksam ve ne aradığımı bilene matlup olsam, sabır diliyor

Nasıl bir hikmetin esrarı ruhunu celbediyor, şehrine melik olamadığım ah ettiriyor

 

 

Biliyorum umut içindesin

Her kapanan günün hicranıyla bedelleşip, kanaatle serinlersin

Sabır değirmeninde vaktini bekleyen mürebbiyenin edebiyle hemhal içindesin

Lakin yinede evet, kederlisin, hangi ümidin hazan vaktine şahit olan bir nefessin

 

 

Bana derdini söyleme

Halinin deminde derlenen umutlarını ayan etme ve bekle

Kısmetin kalkma vaktini, niyetin ruhunla müşterekliğini,ihlas vecdini

İman çıplaktır,elbisesi takvadır, süsü ardır,vicdanın sadrında ki umulan aşktır

 

 

Fikreden nefes vakıftır

Fıkhıyla amelini derleyen ehliyete sahiptir,murat etmek vakitlidir

Nerde kayboldun,hazanı resmeden melal misali soldun,dirlik evet, tedbir işidir

Her ses ve haline tesir eden nefes nasıl bir ahval içindeysen umudun beklentisididir

 

 

Kudretin nispetinde arzet

Hasrettiğin her nefesin kadrine muhtaç olduğunu düşün ve hakka iltica et

Ne kadar hevesin kalmışsa, hakikatin şiarından nasipsiz olan zanlarsa evet,azlet

Gördüğün düşünü yadsıma içinden çıkamadığın ne varsa, o vakitte ayan olur, anla

 

 

Ruhun kime muhtaçtır

Nasıl bir devranın çarkından geçmiş vuslattır,hiç yaban kalma

Kalbin ummandır,her niyetinde bir mana saklıdır, nefsin çalımlarınıda unutma

Bir nefes ve vesileler çıkacaktır karşına,öncelikle açılacak o kapıları hiç kapatma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.07.2011 17:10
#974

Gönül neylesin, akıl kimi bilsin, kul olmak için inleyesin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İçim alev, alev yanıyor, açamıyorum

Sanki öyle bir yükü, niye kaçamıyorum

Deniyorum, dertleniyorum, saçamıyorum

Yoruldum inan, artık ar edip bakamıyorum

 

 

 

Beni ben yapan faktörler hala ayakta

Beni benliğimden uzaklaştıranlar bir odakta

Meçhuldeyim sanki yaşadığım her mekânda

Bilinmeyenler neredesin yapış artık yakama

 

 

 

Dostluklar artık menfaate dayanıyor

Yoksa gücün niye hala içim yanıyor

Dermanın tükenip halsizlik kimi arıyor

İhmal ettiklerim her an beni kuşatıyor

 

 

 

Aklım, mantığım, azmim elbette var

Yoksa mesnetli bilgi söyle neye yarar

Manasızca devamlı koşmak evet yorar

Mihengim neredesin gel beni artık sar

 

 

 

Dava diye bağlanarak bir yol aldığımız

Her şeye o gözle bakarak yanıldığımız

Ön yargıdan beslenip,tebliğ sandığımız

Neredesiniz şimdi söyleyin kandıklarımız

 

 

 

Biz her zaman inandık ve teslim olduk

Neticesinde yalnızca niye bizler solduk

Dağıldık, şevksiz denize daldık,bocaladık

Öğrenmeyi öteleyip evet, yılana sarıldık

 

 

 

Her zaman mı bir kurtarıcı bekleyeceğiz

Kolayı ve rahatı ne zaman terk edeceğiz

Kendin olmaya çalış yeter artık diyeceğiz

Aklın,mantığın,senin için bir azık,bileceğiz

 

 

 

Rabbim derken, açziyetini ve sükûnetini

Hakikat derken zulümden uzak adaletini

Peygamber derken, sabır ve metanetini

İkmal et sanki bir hava gibi,akan su gibi

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.07.2011 17:11
#975

Boynumu büküp,kalbimden seslenmeliyim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilmem ki nasıl inşiraha erişeceğim

Dinmeyen şaşkınlığımla, hangi vecdin inhisarında inleyeceğim

İhmal ettiklerim aklıma düştükçe, söyle şimdi ben nereye gizleneceğim

Ruhumu teskin etmek için onun lisanını şehretmeyi, nefsime talim ettireceğim

 

 

 

Ey Hak dedim ve fakat habersizdim

Niyetin samimiyetinden, benliğimde yer eden lekelerden bezgindim

Kim ne yapıyorsa, ben de yapmayı arzu ettim, hangi hesaba dikkat etmedim

Ağlarken, umutlarım kanatlanırken ne kadar hafiftim, neden farkını fark etmedim

 

 

 

Sanki nefsimin elinde bir esirdim

Evet, aklım ve fikrim var diye kimi vakit öğünmeyi becerirdim

Etrafımdakilere nazar ederdim, daha güçlü olmak adına nasıl ter dökerdim

Fakat yanıldığımı an eb an gün geçtikçe ve ömür yumağı nihayete gelince inledim

 

 

 

Niçin ben bu kadar habersizdim

Hangi bedelin esaretinde, verilen bir ömür sermayesini tükettim

Ne camiye gittim ve ne de secdenin feyziyle kendimden geçtim, nerdeydim

Sanki kaobolan bir sabi gibiydim, çaresizlik ikliminde zemheriye ah edip yenildim

 

 

 

Ruhum ne kadar kasfetin eşiğinde

Kalbim hangi hevesin bekleyen lahzanın çehresinde ki nöbette

Dökülen kanlar, hakir görülen yaratılanlar, talan edilen masum insanlar nerde

Neden dertleriyle hemhal olmadım, kendi nefsimle bir ömür oyalandım ve kandım

 

 

 

Yarabbi sen bilirsin, sahibimsin

El açtıran, ruhumun yanıklığını duyan sensin, mağfiret edensin

Rahmetinle her vakit bizimlesin, ne kadar nankör olsak ta sen yine affedersin

Kapına geldik, mahcubiyetimizle seslendik, senin kulun olarak kimlere giderdik

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

(Her nefesin...

Kul olabilmek için dikkat eden o halin...

Farkı fark edecek kadar ihsan sahibi olan kanın...

Masumiyetini korumayı gaye edinen bir hicranın...

Mahzun nefeslerin felaha erişmeleri için niyaz ediyor...

Vesile olması adına gecenizi kutluyor ve esenlikler diliyorum efendim.M.C)

MU
16.07.2011 11:35
#976

Söyle nasıl şikayet etsin ki bu kalbim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir ömür hasretinle inlerim

Sessiz ve çok derinden kendi kendimle dertleşirim, boyun bükerim

Kifayet etmeyen bu halim,umuda salınan niyetim, ruhumun firkati söyle kimin

Yüreğimi daplayan hangi lahzaya sitem edeyim, bizarlaşan nefesimi terk edeyim

 

 

Gökülen yaşlar,kandır yakar

Ne kadar hicranım varsa, sinemin her halinde çığlık çığlığa dağlar

Hüzün zerkeylediği kederle melalimi burkar, çıkacak bir kal olsa da ne yapar

Düşen yaprağın halinde,kanadı kırılmış bir kuş misali,suya hasaret bir çöl timsali

 

 

Geldim ki, gitmek için bilirim

Ruhumun sahibine sığınır, sabır dilerim,ağlayan kalbime kanaat isterim

Demek ki vakti sebeb-i değilim, meylettiğim şavkı karanlığın sukutuna gömerim

Çaresiz beklerim, nasip olacak kısmetim için sadakat ederim, aşkın sırrıyla eririm

 

 

İnsan tabiyatı bu heveslenir

Kalbini celbeden ne ise sessizce nazar eder ve gönül dilinden imrenir

Sahiplenmek adına biraz kederlidir,hesapsız bir imtihanın eşiğinde inleyecektir

Ah etmek niyedir,ruhunun firkati elhak sahibi içindir, ah u zar etmek ne demektir

 

 

Kalbim çarpar, an be an anar

Hasretine dücar olduğum kimbilir ne kadar habersizdir,nasıl anlar

Kalbi hissediş niye var, tek taraflı mı gönlü umut için aralar,yakan aşk mı ey nar

Beni benden almayı başaran nasıl bir yar,düşüncelerime derinlik katıyor bu efkar

 

 

Dilim sussa, gönlüm yazar

Halime düşen her damla bir başka baharın şevkiyle sabahlar

Lahza ibretle bakar,düştüğüm çaresizşliğin eşkali herr bir yanımda niye var

Mefkuresi olmayan bir nefes için hevesler mi kalbi yorar, anlat sesi çıkmayan yar

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.07.2011 12:55
#977

Gönlü yanan nar iledir, ar etmeyi bilir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Geçen zaman nafile değildir

Nasip ise kalbin ve ruhunun firkatiyle birlikte olan güzelliktir

Mesnetsiz nefes ne kadar edebiyledir, akıl insan için bir ehliyet değilmidir

Düşünmek ancak fikir sahibi olan için mümkündür,boşlukta aranmak fakirliktir

 

 

Gönul kuraksa gül açmaz

Sevginin sedası ötenin inşirah aşkıdır,manasız duyulmaz

Umut,kalbinin ilacı, ruhunun sevdası, nefsinin kurtuluşu için fırsatıdır

Aşk,ihsan ve ihlas içinde ki farktır,edebin sahrasından hissedilen bir fermandır

 

 

İnsan azmi ve niyetiyle andır

Fakıf olduğu ne varsa hakikate tebdil edilmezse hicrandır

Tefekkür etmek,aidiyetin için adanmak, ruhunun firkatiyle yol almak yakarıştır

Aşk,korkuları zail eden bir ilhamdır,teslimiyetin nispetinde ki ihsanın muradındır

 

 

İhtiyacın hasıl olmadıkça

Gönül kapın açılıp, ruhunun ram olduğu fırsat doğmayınca

Akan gözyaşların halinin deminde ki firkatle bedelleşip iltica etmeyince

Dirlik bulunmaz, suskunlaşan nazarların yanıklığı hiç durmaz,o vakit gelmeyince

 

 

Feda olmazsan,kanarsın

Nasıl bir vecdin içinde felaha erişeceğini de anlayamazsın

Keşkelerle oyalanırsın, bahanelere sığınmayı birşey sanırsın, yanılırsın

Vah etmenin işe yaramadığını fark edersin, lakin vaktin geçtiğini acıyla yaşarsın

 

 

Ahdine sadık kal,unutma

Ruhunu teninden kopartacak vakitten korkarak kaçınma

İnsan neden yaratılmıştır sorgula, ehliyet sahibi olmak kim için farktır, anla

Her kim çıkarsa çıksın karşına, öncelikle düşünmekten ve anlamaktan saklanma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.07.2011 12:52
#978

Ruhun aşka taliptir,kalbin sukutun kalidir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her lahza vaktin zuhurunda ki müddettir

Ol emri üzerine hesabidir,kainatın aşk rehberidir ve furkanında sesidir

Bahşedilen nefes ahdin ve aklın ehliyet vecdini bekleten sıhhattir,takkik ile abattır

Kimlik sahibi, aklın ve izanın emanetçisi derdin sahibi ve aşkında bir muhatabıdır

 

 

Halin farkında olmak,aklın vecdidir

İrfan, sadık olan nefes için bekleyen müjdedir, ancak ülfetle ilintilidir

Ruhuna bigane kalan nefes ve hukukunu bilmeyen esaretti ki can elem içindedir

Sual etmek, hak ve hakikat adına gönlünü aşk hasretine vakfetmek ise ihsan işidir

 

 

Sabinin her feryadına açık olma

Şefkatini yalnız bunun için hasredip, sanradan bir kuraklık yaşama

Hamiyetin ve mağfiretin yegane sahibini ve bizzat melikini sakın ihmale alma

Önce sana neler bahşedilmişse ve hangi vakit için verilmişse, takkik et ve korkma

 

 

Benim dediğin ne varsa, kimindir

Çürüyecek tenin için ayırdığın o vakitler heba edilen birer bahanedir

Neden ruhun huşu içinde değildir, kalbin mütemadiyen figan eden uzv-u ülfettir

Nazargah olan halin inşirahından uzaktır, nefsin için viran edilen bir sahanlıktır

 

 

Her gece derin bir uykunun içindesin

Gördüğün düşlerin şehredilmesi için gayret edersin ve o nefesi ararsın

Neden aklın ve istikbalin için furkanın serdettiği ibret ve hakikatlere bakmazsın

Niçin hala avuntu içinde sızlarsın, her vakir lüzumsuzluk içinde boğulup kalırsın

 

 

Kimsin, nasıl bir fertsin aorgulamazsın

Geldiğin ve ruhunun asli ikametgahın haline yıllardır uzak kalırsın

Bir zamanlarda ki haline baktıkça hayıflanırsın, yaşlanmaktan utancını yaşarsın

Kim atltif ederse cezbine kapılarak kakkahalar atarsın, hangi hesabın ufkundasın

 

 

Dişlerin sızlar, gam içinden çıkmaz yaşar

Her aynaya baktıkça ah u zarın bir acı ile karşına çıkar ve gözyaşların akar

Ruhunun firkati asliyesi içindir, aklın neden hale durgunluk içinde idrakine bakar

Nefesin müddetlidir ey yar, ne kadar sızlansanda her sabahın elbette ki gecesi var

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Ne kadar dertliyim bilsen, haberin var mı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İçinden çıkamadığım bir halin içindeyim

Her ne kadar nefes nefese kalsam, umutlarımın solmasını anbean yaşasam

Lahzanın açılan sahnesinde sessiz bir seyirci can olarak, gözyaşlarımı bıraksam

Hiç bilmeyecek ve belkide hissetmeyeceksin sanki derin bir uykunun sabahındayım

 

 

Ne kadar özledim, hasretin esaretindeyim

Kuruyan dilim,fersizleşiyor artık gözlerim,mecalini terk etti aciz bedenim

Yıllar anlatmaya yetmedi, bir ömür firkatine hasredildi,ruhumun hicranı dinmedi

Hüzün yüreğimde derin izleri serdetti, her yutkunduğumda umut halimle bedelleşti

 

 

Kimseye anlatılmazdı,müthiş bir gamdı

Kim vakıf olsa adeta bir mecnun sanardı,lakin hissettiklerimi yaşayamazdı

Akıl yolda bırakıyor, idrak çaresizce bakıyor, nefes yıllardır sevdasından geçmiyor

Nasıl ve hangi lisanın kadrinden söz edilirdi, şehredilmeyen hal ne acı bir firkatti

 

 

Ruhun dinmeyen vecdini anla ve ağla

Kalbim ne kadar hasretinde inilerse hiç duyma ve bir farkına da varma

Çile çeken benim nasıl olsa, halini, hasreden ruhumun hicranı sana ulaşmayınca

Nasibin neyse onunla kal, artık açılmayacaktır bu kapılar, içim niye acıyla sızlar

 

Din-i ayrı kafir olsa derdimi anlar

Lakin sana nasip olmayan bu esin,vecdini yaşatmayan bir seçim

Nasıl yargılansın ve anlaşılmaya münhal bir halin kederini sineme bıraksın

Bahtım nasıl ağlasın, yangın olan kalbim hangi yüzle yakarsın ve öyle anlaşılsın

 

 

Aynalar acziyetime gülüp geçerler

Seyrettiğim infialime bilmem ki gönlün lisanından nasıl söz ederler

Benliğin içinde kaybolmayı nasıl bir vakit içinde haline zerkedip yadederler

Masumiyetini teslim ederek, halimin hamlığına verirler ve artık ki avunma derler

 

 

Ah ettiğim bu ömrü nasıl hicvederler

Nesillerin feryad ettikleri lahzalarda sahifeleri bir bir aşikar eylerler

Nafile figanını kim duyar anla artık diyerek, teskin etmeye gayret hasrederler

Yaşadığım acıyı ar haline getirip, hazanıın solgun çehresinden ibretle nazar ederler

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.07.2011 19:16
#979

Ruhum çırpınma,aşkın firkatiyle yanma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir ömürdü geçen suskun zaman

Kalbin lisanıyla anlaşan, ruhun hasretiyle yanıp tutşan geçen an

Yorgun düşmüştü vicdan,sabırdı umudu soğutan, kanaatti vecdin içine sokan

Vasıl olmak için yıllarca kıvranan, sancılar içinde yalnızlığına figan edip ağlayan

 

 

 

İrşat ediyordu,nefesi aralıyordu

İnsan olmanın, zafiyetleriyle müşterekliği bulunmanın feryadıydı

Söylemiyordu, susuyordu, her vaktin demi için halin sahifesini sabırla açıyordu

Aşk,üç harf, bir hece düşündükçe içinden çıkamıyordu,ilhamına ömrünü veriyordu

 

 

 

Düşmeli gönle,yıkarak zanları

İçinde yıllarca boğulduğu korkuları, afaki şecaatları,burkan acıları

Var olmanın sessiz çığlıkları, boyun büktüren güne hasret umutları ve gamları

Bir bir sual edip araştırmalı ve vaktin şahitliğini,tahkik etmeden kuşanmamalıydı

 

 

 

Bir kerimenin saflığında ki arda

Suskunlaştığı nazarda,sabrın içinde ki sancılarında, kanaat tacında

Uyku halinde ki melalinde,umut ederken sevda şadında,gözyaşları nar olunca

Anlamalıydı insanlar,itip kalkan canlar, hor ve hakir gören zavallılığı soluyanlar

 

 

 

Aş, kimi vakit taş, kimi vakit azdır

İnsan, kul olmak için yakardıkça,hakikati için çırpındıkça itibarlıdır

Yaratan Rabbine yakın oldukça, emir ve nehiylerini hakkıyla anladıkça sadıktır

Akıl ve idrakiyle farktır azim ve ecriyle zamandır imtihanı adınada büyük adaktır

 

 

 

Kız evladı ne kadar zarif ve naifse

Edebin içinde şekillenen bir mürvetse,kefeni giymeye hazır olan arifeyse

Ehliyetin sahibi ve bu nispette de özgürlüğün naibidir, akıl ve izanda er’e denktir

Sosyal sebepler ötelenmeden, hor ve hakir olarak addetmeden, nizama ihtiyaçlıdır

 

 

 

Baba ve anne hadli melüliyetlidir

Akıl ve ehliyet sahibi olduktan sonra, tercihi sebebiyle dışlanmamalıdır

Her nefes için hesap mutlaktır, huhukunu bilmeyene eza eden ne kadar melundür

İnsan,ihsan ve fedakarlığıyla,akıl ve hakikat lehine aldığı kararla ancak furkandır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Savrulma rüzgarla, kaybolup yakınma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Halinde ki ilk öğretileri hatırla

O pak masumiyetinden uzaklaşma,heyecana kapılıp macerada yanma

Vakti içinde sabırla sakla, birgün sanada gün açaçaktır nasıl olsa sakın unutma

Nasip,ihsandır, furkandır,zamanın içinde saklı tutulan hicrandır bir yeise kapılma

 

 

Sen canın içindeyken umuttun

Suskun kalan bir nurdun, ruhuna vadedilen vuslat için bir sonuçtun

Bir nütfeden müteşekkil olan cenindin, mağfiretle müjdelendin,batından kurtuldun

Ağlıyordun, nefesine bahşedilen o çıplığı bırakıyordun,kimbilir neleri anlatıyordun

 

 

Ne kadar farkındaydın, sual et

Henüz zaiyat yaşamadan aidiyetini sabırla merak et ve hamdet

Senin haline erişmek ve bu hal üzre nefeslenmeyi arzu edenler o kadar çok ki

Niye asilik takıntısıyla serkeşlik yaparsın, reddi miras içinde bulunmayı sınarsın

 

 

Taktir edilmek için takı bırakmazsın

Delinmeyen bir uzvunu bırakmazsın, salkım saçak olarak pervasızlık yaparsın

Okumak adına sırnaşırsın,özgürlük diye masumiyeti kirletirsin, hiç anlamazmısın

Neden anneyin perişanlığına bakmazsın,babanın susturan çileyi açıpta okumazsın

 

 

En çok ağrıma giden,güye örtünenedir

Flörtüyle sarmaşdolaş ve sıkıfıkı gezenedir, arlanmayı hiç bilmeyenedir

Sigara içmeyi kendine yedirenedir,boyaların içine belenenedir,ne kadar sahiplidir

Nazar etmekten sakınıyorum, ötobüse binmekten sıkılıyorum, neden anlamıyorum

 

 

Nisa, edebin rahlesinde mürebiyedir

Her ahvaliyle hakın ve hakikatin kanatlarında nefeslenen ar gibidir

Yüzü kızarır, başı hafif eğiktir, sesi ne kadar naifitir, sanki ötelerin timsalidir

Hizmet ve fedakarlık adına tavizsizdir, ilim ve irfan namina da elhak denksizdir

 

 

Anne ve babasının çilesinde erdir

Kimi vakit sessizlik içine çekilen zariftir, sabrın himmetinde ki ülfettir

Kanaatin şehredilmesinde rehberdir,azim ve ecir konusunda elbette ki rakipsizdir

Cennet ve cehennemi en çok yadedendir, hissiyatıyla müşerref olan bir aziz nefestir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.07.2011 12:23
#980

Ummana açılmış umutlar,ürkek nazarlar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İçinden çıkılmayan sancılar

Gam içinde nefesi yoran karanlıklar, teslimiyetten ari imanlar

Taklit üzre sığınmalar, akması adına beklenen yaşlar,ferahlık vermez bu acılar

Yürek nar’a ram olmalı,ruhun firkate bir yol almalı,dilin kuruyup, hali hiçhırtmalı

 

 

Varlık senin değil, sahibinin

Rabbim deyince inlemelidir nefesin, hakikate erişmeli zerkettiğin kal’in

Azmetmelidir henüz şehrine kadir olmayan melalin, aşka meftun kılan hasretin

Dinmeyi bilmeli içinde harap olduğun o kederin, esaret altında ki irade maslahatın

 

 

Ne kadar yakarsan,anlamasan

Vecdine malik olmadığın bir ufkun seremonisiyle, sabah akşam çırpınsan

Ruhunun hakikatini haline vaaz eden kitab-ı celili anlamadan baş üstünde tutsan

Hürmet adına eline almaktan korksan ve içinde bekleyen, sancıları asla duymasan

 

 

Her cefada ah ile yanıp tutuşsan

Feryadını hiç duymayan, o dilberin hasaretiyle bir ömür yanacak olsan

Toprağın hüznünü bağruna bassan, yağmurun hicranıyla gece gündüz kıvransan

Sana senden ziyade yakın olan Rabbi hiç anlamak için,aklını ve azmini yormasan

 

 

Dikkat ve düşün en yakınlarını

Ve hatta senden hasıl olan evlat ve dillendirilen şefkat yakınlıklarını

Elini çeksen, himaya etmeyi biran bıraksan, ruhunu dinlendirmek adına kapansan

Nasıl bir ruh haline girerler,marazlaşan nazarlarla halini süzerler ve karşı gelirler

 

 

Emanetin ve zevcey-i hakikatin

Kuşku duymaya başlar,bin bir zan içinde sorgulamak adına anarlar

Efradınla sana ve senin adına sadakat gösterdiklerini bir çırpıda siler atarlar

Anladıkları vakit, keşkelere sığınıp bir birlerini suçlarlar, senin halini anlamazlar

 

 

Rabbine yakınlığını anlayamazlar

Mukallit olmayı ve bu hal üzre kulluk yapmayı, iman addederler

La derken, reddettiklerini, ill derken kabul ve tastiklerini sual eylemezler

Etrafındakiler misali yaşamayı arzu ederler,çünki “ne derler” adınada nedensizler

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.07.2011 12:24
#981

Çaresiz misin, o nefsi halini farketmelisin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ey müddet-i nefesin naibi

Çakınlığın içinde çırpınan sahibi,neden sual etmekten çekinirsin

Esir olmayı kenidine yakın görürsün, şevkini ve azmini birilerine bırakırsın

Neden anlamak için edebin halinde yol almazsın, sancılarını bir meziyet sanırsın

 

 

Başarının sırrı içinde saklıdır

Baş arı olmak neden ve kimler için farklıdır,düşünmek amaçtır

Miskinlik zillettir, sefil bir hal üzre yaşamak ise bizzat kendi tercihlerindir

Akıl neden senindir,şehrine malik olmadığın o kalbin, niçin sahibini beklemektedir

 

 

Ruhun bir bak bizarlık içindedir

Zafiyetlerinde talan ettiğin hazan misalidir,yaprak ağlamaktadır

Kar, umutsuz sinende yer almaktadır, tütmeye hasret ocak mağdur bırakmaktadır

En yakınların dahi bu halini anlayamamaktadır,bir silkin kendine gel,yol yakındır

 

 

Modernizim adına haykıranlar

Binlerce nefeslere düşkırıklığı yaşatanlar, hülyalarını yakanlar

Saltanatlarından vazgeçmemek adına her türlü desisenin içinde yol alan azınlıklar

Nasıl bir hesabın yakınında ve verdikleri ezanın farkındalar, ar adına sıkılmazlar

 

 

Hak ve adaletin dillendiği mecralar

Nüfus edilip kollanan soluklar, dışarda bekleyen aç ve bizar canlar

Evlenme yaşına gelmiş ve fakat takati yetmeyen yavrular, nasıl burukturlar

Korkmayın,yalnız değilsiniz, bir umudun içinde filizlenmiş en masum nefeslersiniz

 

 

Bereket ve ihsan alinizi bulacaktır

Hiç bilmediğiniz kapılar aşkla açılıp, ruhunuza inşirah sunacaktır

Kalbinizin çığlığı duyulacaktır, yıllara hasret hıçkırıklarınız sürura gark olacaktır

Sevginin, muhabbetin saflığı gönüllerinizde taht kuracaktır,ağlamak yakışacaktır

 

 

Yeret ki murat edin ve iltica eyleyin

Kalbinizin sesinden ve vicdanınızın halinden uzaklaştıranlara yakın durmayın

Sakın bir mecara için meraka dalmayın, hayrı,şerri ayırmak için talimi unutmayın

Sabır ve kanaatle gönül kapınız açılması için yakarın,ilim adına azimle yol alın

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.07.2011 12:48
#982

Birgün ölürsem sana hasret yaşamakla!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

O zaman hiç ağlama

Hicranın bendinde yol alıp, yeis içinde soluma,firkat nedir anla

Suskun kalan nazarlarıma saklanan yadımı anma,yutkunduran sancıları aralama

O an ve alıp götüren vakte darılma, kabrimin mahzunluğunda ki hicrana kapılma

 

 

Bir ömür ne çektim

Her lahzada ümitlendim,gözyaşlarımı hiç ar etmeden döktüm

Gönlümde hüznün hisarını inşa ettim, her nazarımda hasretinle nefeslendim

Nereye boynumu çevirsem, sessizliğin lisanını ruhumda işitsem, hicran ile inlesem

 

 

Hiç dumayacaksın

Bir an olsun bile bu çileme el atmayacaksın,yalnız bırakacaksın

Ruhumun figanına kanmadan, kalbin dağlayan çığlığını duymadan yaşayacaksın

Ömrümün hicran sahrasında mahzun bırakıp,bi,lmem ki nasıl şevke kavuşacaksın

 

 

Her gece b,ilsen nasıl bir bilmece

Gönlüm yakarıyor hecehece, dilegelen hüznüm hissedilmeyince

Burukluk yaşıyorum sessiz ve derinliğin ağlatan o sahnelerinde ve gizlice

Sual ederim ses çıkmaz,nazar eylerim kapım çalınmaz,umut yüreğimde yine açmaz

 

 

Okuduğum kitaplar halini anlatmaz

İçinde kaybolduğum yıllar içimden çıkmaz,elem yakamı bırakmaz

Ne kadar derin olsa da,gün yavaş yavaş ağarsa,suskunluk her vakit aşk yaşatmaz

Ne zaman şaşkınlığım artsa, bakındığım saikler sinemde kale olsa da, can çıkmaz

 

 

Neyleyim artık,lal oldu melalim

Hiç birşey hissetmez oldu bu tenim, demek ki vakit şimdi benim

Gideceğim yeri nasıl hesap ederim,ürperten sahnelere hangi yüzle selam veririm

Yaram ne kadar derin, titreten kalbin hasretinden eminim,ama duymaz neyleyeyim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Çölün o sessizliğinde yaşadım hicran aşkını!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar vezih bir dili vardı

Tüm uzuvlarımı bir bir etkileyerek kendi melalini hüzünle yaşattı

Sessiz ve reinden hissettiğiğm tınılar vardı, ötenin senasından bahsediyorlardı

Ruhum hiç yabancılık yaşamadı,kalbim yaşadığı şaşkınlığı üzerinden hiç atamadı

 

 

Her lahzasında feyiz sardı

Sualler sukut ettiren bir nazardı,kalbim inşiraha nasıl adaydı

Neden bu hal yıllar sonra halimin fakirliğinde yaşanan en latif duygulardı

Sanki umutlar kanatlanmış, vecdim anbean artmış, hiçbir esaretimde kalmamıştı

 

 

Bir başka alemin içindeydim

Dilegelen terennümler için ne kadar sefildim, neden bilgisizdim

Müddetin ramında olan bir nefestim,nasıl bir hesabı fark edemeden tükendim

Nedamet zamanıydı, hıçkırıklarım durmuyor,medet etmek kifayet etmiyor dedim

 

 

İçimde sakladığım nehiyler

Kalbime reva gördüğüm lekeler, o an günyüzüne çıkıyordu

Ne kadar çırpısam ve mahçup olsam da halim buna kifayet etmeye erişemiyordu

Zaman zaman sual ettim, acaba rüyada mıyım dedim ve neden kendimden geçtim

 

 

Ahir zamandan bahsederler

İçinde yaşadığı vakti, neden hakkıyla akledip bilemezler

Alıp götüren zamana, hesap edilemeyen feryada,ah ettiren hicrana ne söylerler

Vah etmekle, keşkeler güruhuna girmekleve böyle teselli olmayıda ihmal etmezler

 

 

Her nefesin aziz olduğunu

Hidayetin elbette ki bir vakti olduğun, mağfiret edildiğini göremezler

Can çıkmadan,tevbe kapısı kapanmadan nihayet’e kal edilmez, ilkesini bilmezler

Ulu orta konuşmayı,hukuk adına yıllardır yaptıkları katliamı, neden düşünmezler

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.07.2011 13:00
#983

Gülüp geçti, içim sızladı,yüreğim yandı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Perişan halim suskun kaldı

Gönlümü dağlayan o an, hissiyatıma fırtınayı anlattı

Kalbim sessizlik içinde feryadına kandı,burkulan umutlarım hazanlaştı

Sanki lahza halimde kitaplaştı, ruhumun hicran damlalarını bir bir sızıyla yazdı

 

 

Nereye sığınsam ağır geliyor

Bakındığım rıhtımlar artık sessizliğin çığlığından bir umut yok diyor

İçimde ki dalgalar dinmek bikmiyor, gözyaşlarım kendi haline boyun büküyor

Hüzzam bir eser ne güzel yadediyor,melalimde demlenen figan artık çıkmak istiyor

 

 

Demek ki hak etmedim

Nafileyere umut besledim, ruhumun firkatinden nasıl söz edetyim

Alıp götüren hicrana hangi takat ile sesleneyim, yeter artık deyip,iltica edeyim

Benliğimde ne varsa, ruhumun feryadı hasretine ram olmasa da, sabırla yetineyim

 

 

Çürüyor bak zamanlı tenim

Vaktinde açmayan ümitlerim,kalbimi hicrana gark eden uktelerim

Söyle nasıl bu hal üzre ruhumun sahibiyle yüzleşeyim, edebin içinde eriyeyim

Müddet-i nefes olan halimin felahı için hangi kapıya yüz sürüp, şefaat dileyeyim

 

 

Kapandı kapılar vaz mı geçeyim

Şehrine malik olmadığım halin hasret, hissiyatını nasıl bileceğim

Kederle mi göçeçeğim, yalnızlığın hançeriyle mi öleceğim, kime ülfet besleyeceğim

Bir ömür hüzün içinde çileyle mi yüzleşeceğim, ruhumun ahıyla toprağa gireceğim

 

 

Damlalar niye gözyaşım oldu

Günyüzüne hasret umutlarım yeşerip, ruhuma sürur katmadı

Nasıl bir günahım vardı, alıp götüren zaman, halimin sefilliğini aydınlatmadı

Acziyetin içine kapattı,esir olan feryadımı kimseye duyurmadı,anbean hep sızlattı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.07.2011 13:01
#984

Sessizce nazar ettin, sineme sürur ektin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gözlerin nazar ederken meftun bırakıyor

Seni âlemler içinde ne çok manalaştırıyor

Bir başkalaştırıyor tutkuyu elan yaşatıyor

Ummanın seyrinde badirelere duçar kılıyor

 

 

Bir masumluğun izlerini sürüyorum seninle

Bir yaprağın teslimiyetinde şadırvan izinde

Kuşların ürkekliğinde gülün güzel renginde

Senin gizemlerinde ki engin sabrı cemilinde

 

 

Ne kadar berraksın aksın şefkatin bağrısın

Sanki toprağın mayası gök kubbenin ağısın

Sen bir başkasın sevdalar deryasının karısın

Sen cihanın payesi aşkın kalesi can deryasın

 

 

Sen gülünce çiçekler bir başkalaşıyor coşuyor

Mefkûrem daha muhkem oluyor, anlam buluyor

Bulutlar birbirleriyle koklaşıyor rahmet sunuyor

Çınar gölgesinde mazi muhayyilem, aşka geliyor

 

 

Sessiz soluklu mücerret iklimin idrak sayfasında

Yazgımın manasında bahtımın hicran yarasında

Nağmelerin bir anlam bulan nakşeden anılarında

Senin ahında halin bahtında umudun manasında

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.07.2011 13:10
#985

Güzellik ki ne manadır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dilegelen meslekler...

 

Bunların hepsi güzel

Geleceğin meslekleri olabilir

 

Yalnız insanlar

Evresellik öğretilerimiz

Kul olma gerçekliğimiz

 

Sürekli asimile ye

Tabi tutulduğunu

 

Görmemezlikten

Asla gelemeyiz

Hem de gelmemeliyiz

 

Yaratılma hilkatimin

Evrensel öğretileri

 

Sadece vicdana

Mahkûm edilirse

 

Yaşamadığımı zannetmem

Hakikatle ne kadar örtüşür

 

Her geçen gün insanları

Tahammül olgusundan

Hoş görü öğretisinden

 

Uzaklaştıklarını gözlemlerken

Nasıl bir yorum getireceğiz

 

Beni yaratan bir öğretici

Bir rehber ve mürebbi göndermiş

 

Öğreten kimliğinin yanı sıra

Rahmet peygamberi olması

Ayetleri ve ilahi öğretiyi

 

Bizzat hayatının

İşaret taşları sayması

Bunu azimetle uygulamasını

 

Önemsemeyelim mi

Bu gerçeği görmeyelim mi

 

Bu manevi iklim atmosferinde

Yetişmeyi reddeden bir kimlik

 

Mesleki noktada

Gösterdiği hassasiyet kadar

 

Kendini mazi ve atisini

Önemsemediği müddetçe

 

Bir anlam bulacağını

Asla ve kata farz etmiyorum

 

Fani olan her şey

Nereye gideceğini

Bilmek zorundadır

 

Bunu önemsemeyenler

Sadece cazibe karşısında

Kalabalık oluşturanlardır

 

Oysaki

Maddeyi de tanımlayan

Ve anlam katan

Terk edilen manadır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.07.2011 13:11
#986

Yüreğimi susturdun,umudumu kuruttun!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nefessiz kalmayım dedim

Boğulmamak için nasıl bir çabanın halinde kendimden geçtim

Ya sabır dedim,kanaat etmeyi gaye edinmiştim,yıllardır sancıları derledim

Belki vakit henüz erişmemiş, kalbin umuduyla kesişmemiş diyerek öyle bekledim

 

 

Neden bu halin içine girdim

Cezbeden firkatin narıyla halleştim,ruhumu aşkına verdim

Sanki cansız bir ten misaliydim, hissetmeyi ve nazar eylemeyi terk ettim

Loş bir duygunun rengindeydim,bazen alaca karanlıklar sakini olan bir nefestim

 

 

Solduran sualler kar etmedi

Hazan içimde ki feryadın arıyla yüzleşti,kederim dinmedi

Nereye gitsem, boynunu büken başaklar misali ötenin halinde nefeslensem

Umudun sessizlik içinde bekleyen vaktini hesap etsem, gamım ile göçüp tükensem

 

 

Kalbim itminan haline hasret

Ruhum aşkın şehrine malik olmak için firkatine namzet

Okuduğum furkan,manasına haiz olmadığım can nasıl bir imana kurban

Müteredditlik hali yanımdadır heran, neden inşiraha haiz olmuyor kalbim anbean

 

 

Anlamadan sevgi hasredilmez

Nekadar dillense de aşk, kalbin ve ruhun lisanından söz edemez

Halin sahrasında, umudun maverasında vucut bulan bir sevda, ürperti vermez

Ne kadar gamın olsa,içinde bizar kaldığın lahzalar akıl ve idrakinide men edemez

 

 

Aidiyetin ihmali ihanettir

Hilkatine yabancılık çeken bir nefes nasıl bir aşka namzettir

Nefsin heva ve heveslerine kapılan,hesapsız bir hayatı ömür sayan canidir

Ruh ve kalp sahibiyle birlikteyse azizdir, muhteremdir, faziletlidir ve ihlas iledir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.07.2011 12:42
#987

Sekülerlik ve Paganlık adına saldırrılar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ben imanımı tahkik derken icmalimde

Şeksiz olarak âdem a.s ceddim olarak

İblisi ene lanetinin muhatabı görürken

Enaniyetin melekût âleminde ki haliyle

 

 

Kulluk sürecinin başlangıcında ki zaman

Anın insanlık için başlayan sayfalarında

Zikredilen en kutlu evrensellik beyanının

Gelmesine vesile olan sayfa suhuf kitabın

 

 

Tevrat Zebur İncil en son Kur’anı kelamın

Şeriatına nizamına hukukuna imanım tam

Hayatımın ve cihanın en sosyal hayatların

Teminatı olarak görür ve böyle iman ederim

 

 

Hayat mihengim sevgililer sevgilisi efemdim

Tek önderim ve ona tabiim onu takip ederim

Sekülerdik adına savlarını kusanları dinlerim

Ancak rahmet telakkisiyle yalnız sabrederim

 

 

Her türlü izimi lanetlerim iman tahribi derim

Misyonerlik faaliyeti yapanlara hayret ederim

Maddesel buharlaşmayı hızlandırana gülerim

Enaniyeti uğruna, kul köle olana hayıflanırım

 

 

Bir zamanlar Lat Menat Uzza bir put değilken

Toplumunun en itibarlı ve takvalı kişileriyken

Mukallit olan hırs kurbanları onlar öldüklerinde

İman zafiyetleri sebebiyle helvadan put yaptılar

 

 

Bütün peygamberler ibreti âlem için zikredilirler

Yüce Kur’andan koparılan nesiller çaresiz kaldılar

Onları pagan kültürüne inanmaya mahkûm ettiler

Frenkleşmek için amansız bir yarışın içine girdiler

 

 

Ne dediler sanayi devrimi, başka ithal nizamlar

Müminleri yobazlıkla suçladılar utanmaz arsızlar

Millet efradını hırsları sebebiyle gam bazlayanlar

Tahrif edilen din ve dalları için nizama saldıranlar

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Bana dert eyleme o gamı,sessiz sedanı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nasıl bir cenderenin içindeyim

Ruhumu esir eden bir lahzanın, susturan zamanın feryadındayım

Açmadım gönül hicranımı, hasretmedim melalimin figanını nasıl bir tutsağım

Ürperti veren bir zamanın sahnesinde ağlarım, sessizlik içindedir gam-ı vicdanım

 

 

Titrerim düşündükçe neyleyim

Beni benden alan bir haletin serabında hüzün yaşamaktayım

Çekincelerin kucağındayım, keder vermeyim diye anbean sancılarımı avuçlarım

Dinmiyor ki bu feryadım, sessiz bir çığlığımın duyulması için umuduma sığınırım

 

 

Ne alsam elime, gam var yine

Yadımda ki firkatin benliğinde,cezbeden halinin dirliğinde

Yaratan ne güzel yaratmış,bahar her bir yanında açmış, bu ne müthiş sevdayımış

Aşkın halinde niyazmış, hakikatin ramında sabırmış,vecdin alinde ki kanaatmiş

 

 

Nasip kalkıp yol almalı

Bir ömür saklanan umutlar, günyüzüne çıkıp arınmalı

Kalbin inşirahı halin deminde sır olan aşkı,ibretle anlatmalı, idrakte yaşatmalı

Ruhum araftan kurtulup, ahdiyle hürriyetine kavuşmalı ve şevk sinemi kuşatmalı

 

 

Ne kadar üzülsem hasretine

Bir ömür sabredip beklesemde,sen yinede bu halimi görme

Viran eden, boyun büktüren,yılların içine hapseden hicranımı bilipte kederlenme

Biran olsun merak eyleyip o münbit halinle, sinemde ki yadıma o ihsanınla girme

 

 

Çöl oldu bu gönlüm niye

Bak yine suya hasrettir vecdim, umit etsemde hicran sinemde

Sabır kifayet etmiyor, kanaat içime sızı ekiyor, hissiyatım kurumuş dal halinde

Bir ömür nazar etmesen de, halimin perişanlığını işitmesen de olsun yinede üzülme

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.07.2011 17:00
#988

Bizde mi böyle olacaktık, sessizce ayrılacaktık!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne olmuştu halimize

Hisseden kalbimizin münbit iklimine ve edebi hassasiyetimize

Ruhumuzun bahtımız için ektiği umut ağacına,maveraya uzanan sevdamıza

Kimi vakit sessizce akıttığımız gözyaşlarına,sabrettiğimiz aşkın şevk bayrağına

 

 

 

Nerde yanlış yaptık

Hangi vesveseye kapımızı araladık,zaten tefrikadan bıkmıştık

Vahdet için vardık,vuslat adına meşalemiziyakmıştık, ahdimizle mutabıktık

Demek ki bir ihmal ettiğimiz gerçekle karşılaştık, niçin fark edipte tutunamadık

 

 

 

Nazarların başkalaştı

Paşlaştığımız ne varsa sanki kuraklıkla karşıkarşıya kaldı

Muhabbet sarsılmıştı, güven neden sulallerin hışmına uğradı ve sızlattı

Şimdi geriye ne kaldı, sukut eden duvarlar feryadımı duymadı, için kan ağladı

 

 

 

Dünya içimizde yaşadı

Ne kadar emel varsa etrafımızı kuşattı, vecdimiz kalmamıştı

Ekran ne büyük tuzaktı, reklam aralarında secdeler yapılmaya başlamıştı

Ne kadar tuhaf adetler varsa, artık gün be gün umutla takip edilmeye başlanmıştı

 

 

 

Kitab-ı celil kapanmıştı

Okumak şöyle dursun,şehrine malik olmak aşkı hiç kalmadı

Nice zamanlar vakit namazları kazaya kaldı, farzın kazası ne kadar tuhaftı

Sanki taklit edilmek için bir zamandı, ne şevki ve ne de ilhamı ruhumuza aşk kattı

 

 

 

Demek ki bizler istedik

Nehyi bilemeyecek kadar saftık veya huysuz nazarlardık

Neden inşirahı hiç anmadık, sevinç ve kederlerimizde genellikle dünyayı yaşattık

Nefsimizi mi tanıyamadık, kürsülerden feryat edenleri hiç umursamadık,ne yaptık

 

 

 

Şimdi ağlıyor kuşlar

Sancılar zerkediyor solmuş umutlar,dilegelen selalar

Tadbir ve taktiri karıştırdık, her hevesimizi yaşamayı marifet sandık, yanıldık

Neden bu kadar bedbin bir halin nefesi olarak ömür sayfalarımızı hicranla yazdık

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.07.2011 17:01
#989

Ruhum bezgin, kalbim takattiz ve üzgün!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yıllardır bir korku yaşıyorum

Kaybolduğuma inanıyorum,bir ömür vecdimle yanıyorum

Neden bu kadar yabancık yaşıyorum, tahammül etmek adına zorlanıyorum

Niçin her nefes misali gülüp oynamayı başaramıyor ve kendim adına soruyorum

 

 

Boşver diyenleri duyuyorum

Ve fakat borçlanmamak adına ne derin sancılar yaşıyorum

Kimi vakit biraz duruyorum, sonra bir hınç ile kalkıp nedenlere uzanıyorum

Anbean içinden çıkamıyorum,hangi ahdin sahibiydim diyerek bir figan eyliyorum

 

 

Toprağa ellerimi banıyorum

Nasıl bir tohum ki, aslına rucu etmesin diye yakınıyorum

Kalbimin şikayet etmeye hakkı yok,nazargah olduğunu bilenlere sığınıoyorum

Sessizçe yaşları bırakıyorum,kendi halimle baş edemeyeceğimin farkına varıyorum

 

 

Mürebbi olan hali bilir

Ruhun dilini şehtermeye malik bir talimin nefesi olarak kaimdir

Hilmin eşiğinde erdir,mübelli olmak adına vecdiyle intisaplı olan bir payedir

Furu meselelere iltifat eden, luzumsuzlukla iştigal etmeyi hak sayan ise elemdir

 

 

Bilmeyen tabi olmalıdır

Ve fakat teslim olduğu vechile asla bir ihanete uğramamalıdır

Oyalamak için kandırılmamalıdır, hak ve hakikat pazarlığı olmaz, yaşanmalıdır

Her kim bu maksattan çıkarsa telef olur,pişkinliği marifet sanır vede elhak aldanır

 

 

Bakir nefes samimidir

Müteredditlik içinde ki ürpertidir, bir anlamda kuş misalidir

Korku ve kaygı ona yaban gelir, içinden çıkılmaz hesaplar sussada onu yıldırır

Şevkin ve muhabbetin ayeti samimiyet ve tevazuudur ruhun sahibince bilinmelidir

 

 

Kitab-ı celilin dili senindir

Sevgi ve aşkın en müşfik serdedildiği en münbit sahifelerdir

Hissiyatına yaban değildir,kalbine yakın oldukça, ruhunla var oldukça lehçendir

Mütereddit olmaya hacet yok,müddet-i nefes senin için belirlenen bir aşk-ı vakittir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.07.2011 16:08
#990

Gelmedin, belki de gelmek istemedin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Günler bir bir göçüp gitti

Kalbim sessizlik içinde sabırla yetindi, umutla bekledi

Kanaat etmeyi şehretmek için gönül ehlinin vecdinde ki feyze müracaat etti

Bir ömür dinledi, yad edip şükretti, hasretin bendinde kalan nefesini anbean tüketti

 

 

Neydi bu hale düşüren saikler

Sukut ettiren bedeller, firkatin halinde yaşatan bedbinlikler

Hüzün zerk eden elemler, hicrana gark edip, hissiyatı sızlatan kederler

Solmaya yüz tutmuş ümitler, nazar ederken çekindiren özlem ve dillenen sitemler

 

 

Kim bilir nerdesin, üzensin

Derd-i gamıma rucu etmeyen hedersin, nasıl bir vicdansın

Kalbinden bu kadar uzak mısın, ruhuna ne bilmem ki kadar yakınsın

Bir kelam etmekten sakınan mana mısın, edebin hangi halinde ki bir hazansın

 

 

Artık pes ettim ve eridim

Kalmayan hevesimle şimdi tarifsiz ve de takatsiz canım

Gecenin hüznüyle bakan ahım, ferini erk eden nazarım, ne kadar perişanım

Gönül ırmağım kurudu, umutlarım hazanlaştı, ruhum ki firkatinden uzaklaştı

 

 

Nasıl yaşarsan yaşa, anma

Halinde bir hüzün tufanı başlarsa, nafile yere yakınma

Geriye kalan ne varsa yâd etmek için çırpınma, sadece halinde yaşa

Çilenin ah u zarını anla ve harap olan bir kalbin çehresine bakıp ta çıldırma

 

 

Aynalar ruhun aks edasıdır

Saatlerce karşısında oyalanma, tenine vakit ayırma

Cezp etmek için bir nefesi sakın niyetine alma, nefsini ezmeyi anla

Nefesin müddetlidir dünyayı nihayetsiz sanma, hesabın hülasası var korkma

 

 

Aşk; ruha erişen bir ilhamdır

Nefsi halden uzak olan bir hicrandır ve de firkattir

Ötenin sevdasıyla hemhal olmuş bir nazardır, rızay-ı bari için vardır

Ne kadar hevesin varsa, esaretiyle yol alma, lahza seni sana bırakmayan fırsattır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Görenler beni divane sansın, öyle ansın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Feda olduğum aşk aşikâr olmasın

Ne kadar figanım varsa kimseler tarafından kınanmasın

Alaya alınan nefsim olsun, ruhumun firkati kalbi nazargahına duyulsun

Gözyaşlarım sessizce boşalsın, ne kadar vecdim kalmışsa, gönül sultanına ulaşsın

 

 

Aşk; tenimden ve dilimden uzaklaşsın

Halimin ve ruhumun lisanıyla anlamlaşsın, onu yaşatsın

Kalbim ne kadar inşiraha muhtaçsa, azmim onun için sadık kapılar aransın

Kalmışsa merakım, itminan olmam için yakarsın, iradeden vazgeçiren için yansın

 

 

Evlad-ü iyalim hiç farkında olmasın

Ne kadar emelleri varsa, hissiyatları talime muhtaçsa kansın

Kalbin her lahzasında şaşkınlığa duçar kalmasın, her dualarında fidanlaşsın

Ötenin aşkı ruhunun en bakir sahnelerinde meşki yaşatsın, nedametten uzaklaşsın

 

 

Bu âlem, ruhun için sevday-ı vuslattır

İhlâs ve ihsan tavı için zamandır, gayesi olmayan kul hicrandadır

Arzın halini hikaye eden bir kitap vardır, her ayetinde ibret ne muazzam bir aşktır

Hissetmeyen kalp nasıl bir hüsran ile muhataptır, niyet ve irade en mühim icraattır

 

 

Korkular harap eder, saygıyı öteler

Ne kadar kaygın varsa ruhuna müracaat eder, kalbin ise dinler

Akıl ve izan iradene tabii olan yetiler, fikretmek için ilmi deliller kimi bekler

Her bir taraftadır ibretlik cesetler, ruhsuz ten neden çürümek için vaktine rucu eder

 

 

Evvelin dilinden bahset, ruhun bilir

Ait olduğun hilkat nasıl bir gerekçe için sana tevdi edilmiştir

Sual etmek niye elzemdir, mukallit olmak elhak acizliktir, azim etmek niçindir

Seni senden alan bir zaman var, saklı umutların için müddet-i nefes mağfiretindir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.07.2011 12:55
#991

Nazar et ,hicranıma kayıtsız kalıpta yanma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Su misali sineye akın ediyor

Hangi halin nimetidir o an ve akan zamanda bilinmiyor

Cezbediyor, hissiyatı ihata eyliyor, akıl acze giriyor, idrak ise sessizleşiyor

Fikir sukut ediyor, azim niye yön değiştiriyor, irade maslahat içinde filizleniyor

 

 

İlham kimin muradıdır

Alıp götüren hicran esir etmek için mi lahza içinde sınavdır

Ruhum niçin perişandır, suaallerim cebapsız kalmaktadır,sine yanmaktadır

O anı mı suçlamalıyım, nasibi başka cihetten mi yorumlamalıyım, ne yapmalıyım

 

 

Kalbim nazargah aline

Sevda besler her fırsatta söyle niye, kader belirsiz mi öyleyse

Ruhumu cezbeden hal hangi iklimin turabında sukut etmesene,bizarlığım kime

Aşk,aklı,izanı bilmez, dilegelen nefsniliği kabullenmez, hakakit hali ruhaniyetine

 

 

Sevgi bakirdir, edebin dilidir

Samimiyet lahzasında ki gönlünü hasredişindir,ihsan iledir

Ne vakit nefsini önceledin,ben dedirten illete büründün, o zaman şekliyet içindir

Ruhun ve kalbin yoksa, tenin boyalar içinde arza sunulsa aşk adına da beyhudedir

 

 

Ne ukba ve ne de dünya

Visali içindir görülen her rüya,bahaneler esir eden halini anla

Ruhunun feryadını daha ziyade duysana, kalbinin hıçkırıklarına yaban kalma

Ne kadar gözyaşın varsa, beyhude akıtma, edebin nazarıyla yol almalısın yorma

 

 

Aşık,maşuku için ardır

Onun içinde nur olmak ne müthiş bir sevdadır, nefsin edep halidir

Nar ile yaşamak bahtiyarlıktır, rızay-ı baride kul olmak iştiyaktır ve de farktır

Fani olan varlıktır, ten ise lafazanlıktır, ruhun payidar olmak için yaşamaktadır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Ey Rabbim, sen bilirsin, mağfidet edenimsin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kapına geldim, esaretimle uzaklaştım

Anlamak için hiç uğraşmadım, kolay olana kapıldım ve inandım

Heveslerim için yaşadım, kim ne yapıyorsa hakikat sandım, nasıl yanıldım

Halimi cezbeden her rüzgarı aşk sandım, hangi nefese dokunsam acıyla sızlardım

 

 

Ne ruhumun ve ne de kalbimin farkındaydım

Sanki nefsimi ihya etmek için vardım ve bu manada yol alan ayıptım

Akan gözyaşlarımı serzenişlerim için kar sayardım, vicdamın adına duyarsızdım

Hangi meclise girsem şekliyeti önceleyen nefesleri görsem pek garipser ve ürkerdim

 

 

İçimde var olan korkuyu nasıl gizlerdim

Ne zaman bir insan ölse, ağıtlar durmak bilmese, yıkamak için su nöbetteyse

İçim sızlardı, nazar ettiğim beden ne kadar anlamsızdı, haşyet o an nasıl ızdıraptı

Açılan kabir sukut halindeydi,en yakınları keder içindeydi,elhak nefes müddetliydi

 

 

Neden bu kadar duyarsız ve arsızdım

Tahkik edemeyecek kadar pişkinlik adına hazandım, nasip şadında kuraktım

Oysa yaratığın bir candım, bir ömür hicran ile yakarmayı başaramadım,utandım

kaybolmuş bir nefesten farksızdım, ummana açılmış bir yelkenli misali gamsızdım

 

 

Nasip ettiğin bir vesileyle ayıldım

Hayıflanmak için ne kadar geç kalmıştım, kalbim ve ruhuma kötülük yaptım

Nefsi lekelerimle arlanmadan yaşamayı marifet sandım, güçlü olmak için vardım

Her lahzasında alıp götüren lahzayı anlamadım, ne vakit müsibet gelse şaşardım

 

 

Müddet senin tasarrufundadır

Nasip elhak taktir eylediğin vicdandır, ancak seninle vardır

Lütfeyledin, fırsat verdin, farkı fark etmem için dikkatimi çektin ve nasip ettin

Varlığından habersiz iken zatına yakın eyledin, iltica etmem için ruhuma gel dedin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.07.2011 12:46
#992

Gönül tecelli ister, hevesin ter’ini neyler!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Düşünmek akıl saikiyle yol eyler

Fikretmek için idrak ve kalp sahibinin rızası için umut besler

İrade senindir, hürriyetinin nispetinde ki erktir,külli irade için nöbet bekler

Cüz’i irade zahirindir, emel ve niyetinle kaim olan dirliğindir, vakt-i saatini bekler

 

 

Hangi esbabı giyersen giy yakınma

Ruhuna ve kalbine ne kadar yabancıysan işte o vakit ağlama

Ar, kalbidir, edep vicdanın rengindendir,ruhunu şehretmedikçe iman ettim sanma

Taklit ettiğin her ne varsa, esaretinden kurtulmak için bir an bile durma, aldanma

 

 

Gam etmek, meylinin inhisarıdır

Niyetin aşka ram olmadıkça, heveslerin için nasıl gerekçedir

Ömür bahaneler için değildir, zaman alıp götüren hakikattir, nafile nefes niyedir

Hesap edilmeyen lahza iblis için neticedir, idrak ve akıl bunun için tevdi edilmiştir

 

 

Medet dilenirken afakilik yapma

Nasibin kalkmadıkça beyhude yere sızlanıpta yakarma

Ne kadar fedakar isen, gönlünü hakka teslim edip sukunetiyle yüzleşmemişsen

İhsan ve ihlasın adını anma, ham sofuluk yaparak şekliyet için kapı kapı dolaşma

 

 

Aşk,ruhunun teslim olduğu nardır

Kalbin edebin sahrasında nazargah olduğunun farkındaysa hazdır

Yakın olan efradın değil, ruhunun niyazında ki hakikattir, korkun ar’ın olacaktır

Her nereye baksan, halini anlamayan nefesin alay konusu olsan, aşk yaşanacaktır

 

 

Aşk; seni sana bırakmayan bir hardır

Ruhunun ve kalbinin aidiyetiyle yol aldıran bir vuslattır

Lamekandır,tenden ari olan bir divandır,sukutun muhabbetine kandıran nazardır

Ağlarken sızlanma, ruhunu bizar edip hıçkırma, sessizlik içinde aşkın vecdini yaşa

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Bir ömür sukut edip dinledim,esirin ettin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar hülyalar kurmuştum

O an ve zaman gelene kadar düşlerle hephal olup uyanmıştım

Acze düşmemek için hep çalışmış ve azimle sabredip kimseye bulaşmamıştım

Hissiyatımı bakir bırakmıştım, ümit içinde bir sururu yaşayacağımı ummuştum

 

 

Kim ne söylerse dikkate almamıştım

Acabalarla yol almayı ruhum için maraz sanmış, kanmamıştım

Hangi hikaye anlatırlısa yine önyargıyla bakmıştım, ihtimal vermeyip atmıştım

Deneme, yanılma terlakkisinde olan bir candım, öncelikle inanmayı öne çıkarırdım

 

 

Gel zaman ve de git zaman oldu

Duygular inkıtaya uğradı,şaşkınlık ziyadesiyle artı ve acıttı

Umulan ne varsa sukut-u hayal olarak karşıma çıktı, suallerim artıkça arttı

Mahkum edilmek istenen bahtım mıydı veya sukun köle olmam mı bir maslahattı

 

 

Neye ayak uyduramadım, anlamadım

Her ne dileniyorsa yapmaya çalıştım, huzursuzluktan kaçındım

İma ile nazar edilmesinden korkardım, kalbi ve ruhi manada neden anlaşılmazdım

Hangi kabahatimin kurbanıydım, samimi olmayan nasıl bir niyetin tutsağı oldum

 

 

Suçlamak adına ne yapmalıydım

Nasıl bir çare adına kapıları çalmalıydım,umut için yaşamalıydım

Kim diliyorsa olsun, ben sakınırım yargıç olmaktan ve insanları yargılamaktan

Gerekçesi olsa dahi insana kıymaktan,müddet-iğ zamanın vaktini anlamamaktan

 

 

Üzmek ve yermek için yaşamıyorum

Nasıl bir mecraya gittiğimi biliyorum, vicdanımı ihmale almıyorum

Zalimin zalimliğinin taktir hakkının kime ait olduğunu samimi düşünüyorum

Mühleti veren, rahmet etmeyi önceleyen, mizanı ve mahşerin sahibine sığınıyorum

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.07.2011 12:12
#993

Yüreği yakan sen olma,bir canın ahını alma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cezbine kapılması için uğraşma

Etrafında pervane olup,türlü kokular sürünüpte kuşatma

Hangi emelin nefesisin, nefsi manada nasıl bir mesafedesin hali çıldırtma

Meyledilen olmaktan imtina etmeyi sakın ihmale alma,hesap ruhidir asla unutma

 

 

Zavallıdır insan, kanan can

Hevesleri uğruna aklından vazgeçip, hülyalara dalan kan

Aidiyetini unutan furkan,ahseni takvim üzre yatarılan ve korunan zaman

Zafiyetleridir yolda bırakan, nedensizlik üzre hayatını ikame eden biçare yaşayan

 

 

İnsan,yaratılmıştır ve azizdir

Aklını ve idrakine bigane kalan bilsen ne kadar sefildir

Kalbin en latif payendir, nazargah olarak taltif edilen yegane tercihindir

Hafife alma, ulu orta salınma, cezbetmek için şekliyete boyanıpta derbeder olma

 

 

İnsan,akıl ve nazarda eşittir

Hukuku olan bir nefestir, hakkını gaspetmek ihanettir

Nisa evvel emirde ve ezelin dilinde mübarektir, neslin güvencesi ve şefkat elidir

Onun halini anlamamak çirkinlik ve cehalettir, tahakküm etmek ise cinnete eşittir

 

 

Kul,ruhun sahibine iltica edendir

İhlas ve ihsan üzre varlığını hasreden sebeptir, ecir için serdir

Aşk adına gerekçedir,sevda lahzasında sebeptir,mağfiret ve umut içindeki gayedir

Ruhunu esir eden varsa, nefsi marazları kalbinde hastalık sa ne kadar aciz nefestir

 

 

İnsan, okumalı ve yaşamalıdır

Ruhun ve kalbin gıdası bilgi ve inşirahtır, vecdi rikkati aşktır

Ne kadar kendine yabancıysan, nafile yere nefsinle alet olup salınıyorsan ayıptır

Akıl ve izan niye vardır, mizan kimler için meraktır, hesapsız bir mahluk varmıdır

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.07.2011 12:14
#994

Mefkurende ki ülfeti anmak ve sana yazmak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şimdi sana

 

Nasıl hitap edeceğimin

Hicranıyla baş başayım

 

 

Günlerce

Düşünmüştüm oysaki

Güzellikler melalimi kuşatırken

 

 

Elbette ki

Seni ve seninle akseden

Her şeyi,

Pınarların asudeliğini

 

 

Şelalenin

Kendi içselliğinde

Var olan suhuletini düşünürken

 

 

Gün

Ağaramaya

Yüz tuttuğu bu vakitlerde

 

 

Hala

Sana atfedeceğim

Değer konusunda

Güceneceğini düşünerek

 

 

Kim bilir kaç kez

Yüreğimi soğutmaya almıştım

Kederimi Ummanlara dökmek için

 

 

Seni

Senin içselliğinde

Düşünememenin aczi

Ne kadarda müşkülmüş

 

 

Seni

Sana anlatmak,

Senin nazarınla deryalara

Kulaç atmak

 

 

Ancak

Seni dinlerken

Mümkünmüş meğer

 

 

Dirliğimin

Tüm nağmelerinde

Seninle dem almıştım

Meşki tanımıştım

Ahengi anlamıştım

 

 

Hozan bağların

Kıraç topraklarında

Kanadı kırık kuşun beklentisi

 

 

Toprak altında

Mazi olanların senin

Melalinde oluşturduğu

Mefkûre zenginliği karşısında

 

 

Kendi

Kimliğimde hiçliğimi

Tanımama vasıl oluyordu

 

 

Çobanın

Asıl azığının sabır olduğunu

Bir emanet

İtminanlığında savrulduğunu

 

 

Kavalı ile

Hicranını aktardığını

Yalnızca senden öğrenmiştim

Bir mürebbiye dinginliğinde

 

 

Toprağa karışan

Yaprağı zarif ellerinin

Parmaklarıyla kavrarken

 

 

Sanki

Onun serencamını

Deşifre ediyordun

 

 

Ötelerden

Haline yansıyan güzellikleri

O an

O kadar bariz

Fark ediyordum ki

 

 

Tahayyülüm

Neticesiz kalıyordu

 

 

İki damla gözyaşlarınla

Dereleri ayağıma getiriyordun

Bizzat halde yaşatarak anlamını

 

 

Sen birliğin içinde

Âlemlere kapı aralayan

Güzelliğin şevkini bahşettin bana

 

 

Zavallı halimle

Nasıl cüret edebilirim

Sana bir şey yazmaya

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.07.2011 19:08
#995

Yazılmıştı mısralar, dile gelen o sızılar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir tanem hiç bilir miydim aman veririr miydim

Senin sessizlik içinde fark ettirmeden üzülmene

Sen görünmezlerde seyir halinde sanki sezendin

Nerden bilirdim, hiç hissettirir miydim, bilseydim

 

 

Ancak bilmelisin ki hasretti sineden dile gelenler

Mısralar halinde şekillenip güfteleşen tüm şiirler

Gönül titremeden, dil kitlenmeden her süzülenler

Efkârın harmanıydı sensizlikte çekilen tüm çileler

 

 

Benden soğumana sebep olacak tüm şiirler yırtılır

Hatta silinip atılır, bilmelisin ki mutlaka unutulur

Meğer nasıl şiirlermiş, sende tesirini sürekli artırır

Halin benden uzaklaştırır hüznü yaşatır ve ağlatır

 

 

Ha dilim dursaydı, sinem kurusaydı yazar mıydım

Bir daha şiir yazmayı bırakırdım, asla yazmazdım

Sensiz hiç olamazdım, melaline hasret kalamazdım

Seni hiç görmesem dahi üzülmene sebep olamazdım

 

 

Oysaki alin için yazmıştım, hasretineydi tüm kahrım

Hicranımı anlayamadın kayıplarda garip yaşayandın

Çaresizdim, ne yapmalıydım, şiirlerle ancak dayandım

İstemeden seni uzaklaştırdım ve bir selamınla anladım

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Kalp nazar eder, göz aşkın firkatine döker!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir ömür sussam, hiç konuşmasam

Boğazım kuruyup, acziyetim için soluk soluğa kalsam,ağlasam

Ruhumun hicran damlalarını bir bir sahibine sessizce ve melülleşerek yazsam

Dinmeyen figanımı saklasam, huzura çıkınca utanmasam, umutları soldurmasam

 

 

Kanmalı yüreğim, yanmalı aşkınşa

Haşyet salan nar’ın tesir etmeyecek feryadıyla, ecir muştusuyla

Meskun bir halin senasıyla, mahzun nefesin edasıyla, yetimlerin gözyaşlarıyla

An olsam,bir ömür derlediğim hissiyatımı lahzaların sükunetine bıraksam, arıyla

 

 

Ruhum zikreder, kalbim dinler

Dilim lal olmuş bir halde müddet-i zamanın edebiyle ürker

Sineme hıçkırıklar sökün eder,vicdanım ah u zarıyla sessizlik içinde şikayet eder

Nefsim zelilliğini fark eder, nefesin zamanından haya eder, ne kadar ram ise ah der

 

 

Kimim, saiki olan bir cürümmüyüm

Niyetin edebinden, ruhun evvelinden, kalbin dirliğinden uzak güçmüyüm

Aşkın suhuletine ve ülfetine bigane olan bir nazar mıyım,ruhuma niye yabancıyım

Kime sual etsem, her nefesin serdettiği maslahatları dile getirsem, uzaklaşırmıyım

 

 

Mevla için feda olmadıdır kalbim

Her uzvum ve tüm mevcudatım, sevdaya kar etmiyor, dilelen ne söylüyor

Niçin ihlas halimden uzak,gönlüm fevkalade kurak, an canıma bin hüzün veriyor

Hangi dilden kal etmeliyim,şahit olduğum vakitlere el vermeli ve sürura ermeliyim

 

 

Kul, aşık olmaktan gayrı ne ister

Hakkın sevdası gönlünde biten ekinleri meşk ile ve muhabbetle biçer

Nefsi telef olur ve ibretin rengine girer, her hesap vakitsiz bir lahzaya hucum eder

Keder ne kadar gam olsa da, salih amel ve sahih niyetin vuslata erişmen için yerter

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.07.2011 13:02
#996

Dil-i harab-ı aşkımın yegane sebeb-i arısın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kifayet etmez oldu feryadım

Bir ömür dinmeyen gözyaşlarım, sinemi dağlayan sancılarım

Hal’imi, kal’ime dönüştürdün, yıllardır firkatin şadıyla ümitlerimi yeşerttin

Ne zaman sukut etsem,hıçkırıklarımı nefeslerin şahitliğinden saklasam, şevkimdin

 

 

Fedana razıyım,bu mu alın yazım

İçimden çıkmayan sızılarım,her bir lahzada susuz ve yalnızım

Bin hüzün içinde korkular yaşamaktayım,sessizliğin karşısında ağlamaktayım

Söyle nedir kabahatim, boyun büktüren sessizlik içinde ki saltanatın ve o kararın

 

 

Artık haline çok mu yabancıyım

Sanki evsiz barksız bir yolcuyum, ıssız sokağın ahına sığınırım

Yanmayor artık şevk nazarlarım, açmıyor ki bu gönlümde umutlu sabahlarım

Ruhuma ne kadar yabancıyım,ededin haline temaşa eder kalbimin yadına ağlarım

 

 

Halim harap oldu,umutlar soldu

Her mevsim zemheri olup hissiyatın ahıyla sullare konu oldu

Açtığım kitap sayfaları sukutumun feryadıyla ıslandı, o an ne müthiş bir ramdı

Firkatim şaduman oldu, kalbim anbena umutlansa da, artık vakitte çok geç oldu

 

 

Hiç sual etmedin,bir ses vermedin

Halini bu kadar harap edecek bir vebalmiydim, nerdeydin

Ruhun ve kalbin lisanını işitmeeyecek kadar şenmiydin,bir ömür keder verdin

Hangi nefese aşikar eylesem vaktini bekledim, edebin halinde kaldım söylemedim

 

 

Bahtım dedim, boyun büktüm

Kalan nefesten gayrı ne varsa hasrederek sabırla bekledim

Artık tükeniyor müddet-i nefesim, takatiszdir bedenim, fersizdir gözlerim

Suskun kaldı bu dilim, firkatin halimi perişan etti bilmeni istedim, üzülme derim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.07.2011 19:27
#997

Halim derledi, dilim kal eyledi!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öncelikle...

bir merhabayla

başlıyorum satırlarımı yazmaya…

 

Çok nadiren denediğim

bu tür çalışmalar,

ancak zihnimi zorladığı vakitler...

bir iki kelam etmeyi,

sizinle paylaşmayı,

lüzum ettirdiğinden olsa gerekir...

 

 

 

Bilmenizi dilerim ki,

her yazan gibi,

şiir, deneme,

hikâye çalışmalarını fırsat bulduğumuz

sürece takip etmekteyiz.

 

 

 

Birçok arkadaşımız

bu emeğin peşinde,

yoğun bir çaba sarf etmekteler.

 

 

Bilseniz ne kadar memnun kalıyorum,

bu uğurda gösterdikleri özenden mütevellit.

 

 

Oysaki hayatın

bu acımasız açmazlarında

fedakârlık göstererek

bizlerle duygularını paylaşıyorlar.

 

 

 

Sizde öylesiniz.

En azından öyle zannediyorum…

 

 

Fırsat buldukça

okumaya dikkat ettiğim birçok şiiriniz de

vurgularınız çok dikkatimi çekmişti.

 

 

 

Yazılarınız hakeza…

 

 

Sanki yılların tecrübesini

gönül hücrenize hapsederek bugünleri beklemişiniz!

 

 

Bir bendin başında

melalinizle baş başa,

ağacın dalları arasın da,

kuşların şakıyan nağmelerinde

siz başka âlemleri yaşıyorsunuz.

 

 

 

Parmaklarınızın

kavradığı bir çöp parçasıyla,

toprak zeminin

tuval zenginliğini kullanarak

anladığınız, kavradığınız hayatın

sayfalarında kalan izlerin güftesini yazarak

resmediyorsunuz.

 

 

 

En bariz birşekilde

dikkatimi çeken yanınız

manayı fevkalade öncelemeniz olmuştur.

 

Ufki yelpazeniz

alışılmışın dışında ve farklı zenginlikte.

Kullandığınız temalar, son derece ilginç…

 

 

 

Gece gibi,

kan yaşları gibi, yalnızlık gibi,

okyanus ve balık gibi sıralayabiliriz.

Bazen hesap sormanız dahi çok farklı…

 

 

Öyle ki bütün hesaplarınızı

ukbanın derinliğinde bulunan

mizan ölçeğine biriktiriyorsunuz.

 

 

 

Hayata bakışınız da

sevgi üst perdeler de

yalnız aşırı hüzün ışığı göstermiyor.

 

 

Işıksız bir ortam,

tefekkür için bir zenginliktir.

 

 

Ama gözler görmeli,

bir heyecan olmalı,

hayatı rahmetin enginliğinde yaşamalı.

 

 

 

İşte siz yazılarınız da

hissiyatın her nüansını f

arklı bir şekilde tasarlıyorsunuz.

Bu durum elbette bir zenginliktir.

Bir seçiciliktir.

 

 

 

Fakat bir okuyucunuz olarak

sürekli hüzün mısralarını okumam şahsen beni üzüyor.

Zannederim genç bir hanım arkadaşsınız.

 

 

İnancınızın

kuvvetli olduğuna inanıyorum,

satırlarınızdan bu hissi alıyorum.

 

 

 

O vakit bir geleceğin hesabıyla

Hayatınızı tanzim ediyorsanız,

bir kadere inanıyorsanız niye üzüntü o zaman.

 

 

 

Hani her cefa aşk içindi…

Hakkın Cemali içindi…

Efendimiz içindi…

 

 

 

Korkarım ki siz yıllarca

bir oyun dahi oynamamışsınızdır.

İp atlamamışsınızdır,

met değnek oynamamışsınızdır,

öyle mi yoksa?

 

 

Bakın efendimiz

neler yapmamış ki,

muhabbet için, sevgi için değil mi?

 

 

 

Sizin yüreğiniz henüz çok taze,

bakınız hayat sizlere neleri vaat ediyor.

 

 

Ama çok kaygılara kapılamadan,

acabayı çok sık kullanamadan olmaz mı?

Sizin gibi yazan bir arkadaşla

aynı sitede bulunmaktan keyif almaktayım.

 

 

 

Bu bakımdan mutluyum,

gelecek adına umutluyum.

Sizi en kalbi duygularımla kutluyorum.

Başarılarınızın devamını diliyorum...

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.07.2011 19:28
#998

Anlamak kifayet etmiyor, azim gerekiyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sessizliğimin

tüm Kadrelerinde nefeslenirken

hilkatimin muvacehesince bir insan olmam,

onun için hayatı anlamam, ruhumla barışık olmam

gerekmez mi diye sormadan edemiyorum.

 

Her şeyden habersizken…

Bir sahibe muhtaçlıyken…

Halimde umut için bakarken…

 

Zaman ve mekân sayesinde

sabitlenerek resmedilen o anı hangi çocuğun

güzel gözlerinde, halinde ki teslimiyette görmeyiz ki…

 

Geleceğin teminatları olarak

taltif edilen bu şefkatin emanetçisi çocukların

hak ve hukuku adına ne hezeyanlar beyan edilmiyor ki…

 

Oysaki tertemiz ve berrak

hafızalarıyla merakın eşiğinde

nefeslenirlerken muhakkak bir teslimiyet içindedirler…

 

Onlar için anne ve babaları

tüm varlıklarını seferber ederler…

Kendi hürriyetlerini vakfederler,

heveslerinden vazgeçerler…

 

Yeter ki

çocuklarımız

bir eminlik içinde

büyüsünler diyerek…

 

Kolay mı

anne ve baba olmak…

Onun değerine müdrik bulunmak…

 

Bir zillet uğruna

zevklere sarılmak…

Ne olduğu belirsiz ilişkilerde bulunmak…

Adına da bir hak diyerek nisaları pazarlamak…

 

Bizim olan,

milletin efradı bulunan insanlar…

 

Hak adına

nefes alan canlar çaresiz kalanlar…

Bizzat hakları ellerinden sökülerek alınan zavallılar…

 

Biliyoruz ki bunlar bizim canlardı…

Sahipsiz bırakılan masum kanlardı…

Teslim olmaları bizlere olan inançlarındandı…

 

Akıl… Nesil… Can… Mal… Din…

Gibi beş temel hak ve özgürlüğü korumak zorunda bulunan nizam…

 

Nizamlara vaziyete eden bizim olan insan…

Mazlumu zalimin ellerine teslim eden bir vicdan…

 

Ben yine sakin köşemde nefes alırken…

Tevdi edilen canın nihayetini beklerken…

Niyazımla ellerimi yaşlarla yüzüme sürerken nasibi beklerim….

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.07.2011 12:21
#999

Sadakat, gönüllü köleliğe yol açmamalı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnsanların

temel niteliklerini irdelerken,

kişilik yapılarını ve içinde bulundukları

sosyal dokuyu mutlaka göz önüne almamız gerekir...

 

 

Çünkü

şahsiyetin oluşumunda aile, çevre

ve dolayısıyla yaşadığı koşullar son derece önemlidir...

 

 

Ama

bazı şahsiyetler vardır ki,

hangi koşullarda yaşarsa yaşasın

dirayet ve şecaat konularında daha samimi,

ön yargıdan uzak durmayı başararak daha duyarlı oluyorlar,

feragat konusunda örnek alınacak değerlere haiz bulunuyorlar.

 

 

Bu karakterdeki insanları

incelediğimizde, gönlü açık ama gözü tok, yapmacık

tavırlardan uzak, gözünü budaktan asla esirgemediği görürüz...

 

 

Böylesi

âlicenap insanlar

olduğu gibi görünürler, beğenilme

ve makam korkusu gibi kompleksleri taşımazlar...

 

 

Net ve pürüzsüz

bir şahsiyet sahibi olmalarının yanı sıra, çabuk

gönlü alınan, aza kanaat eden bir kişilik sahibi olmayı başarırlar...

 

 

Fakat

ne hazindir ki böyle insanlar

genelde kaybeden, ufki derinliği bulunmayan,

kanaat eden, tahkik açılımı kısır olan bireylerdir...

 

 

İnandırıldığı her fırsatta,

varlığını feda ederek yüreklerini ortaya koyarlar, asla

güçlerinin hesabını yapmazlar, Allah ne verdiyse diyerek başlarlar...

 

 

Böyle davranmak

zorunda olduklarına inanırlar,

asla geleceğin hesabını yapmazlar

ve bunları da bir fazilet olarak telakki ederler...

 

 

Hizmetlerinde

kusur etmedikleri malum efendilerin

bir kısmının sadist, egoist ve şahsiyetsiz

kişiler olduklarını her nedense bir türlü anlak istemezler...

 

 

Çünkü

yapılarında asla kötülük bulunmaz,

ön yargı açmazı taşımazlar, sadakati

mutlak sayalar, aksi bir davranışı ihanet olarak telakki ederler...

 

 

Samimi olmanın

bunu gerektireceğine inanırlar...

 

 

Efendi makamını

müstekbirce elde eden malum kişiler

yiğit, mert, maksatsız, samimi, fedakâr

olan bu insanlar sayesinde kuvvet bulurlar...

 

 

Civanmert insanlarm

hak ve hukukunu ve gelecekteki

durumunu ihmal ve inkâr etmeyi her zaman başarırlar...

 

 

Meselenin aslı özünü al,

posasını kaldır at, kimseye görünmesin ve sakın

ses çıkarmasın, eline biraz ulufe tutuşturun yeter derler...

 

 

Vefakâr insanımız

güç ve kuvvetten düştüğü için,

işveren olan efendi duruma el koyarak

hemen talimatını vermiştir zira varlıkta vefanın anlamı yoktur...

 

 

Gücün ve başarının

kendiyle orantılı olduğunu

vurgulamaktan tutsaklıklarından dolayı zevk alırlar...

 

 

Faziletin ve ülfetin

kendilerinden kaynaklandığını,

her fırsatta öne çıkararak yandaşlarına imada bulunurlar...

 

 

Asliyetin

kimlere ait olduğunu bildikleri

halde korkularından itirafta bulunamazlar...

 

 

Maddesini,

manasını ve namusunu

hiç çekinmeden emanet ettikleri

bu insanlardan bir sadakatsizlik olmayacağını çok iyi bilirler...

 

 

Bunun için

her zaman istismar ederler

ve mazi denkliğinde gönül eğlendirirler.

Bunca haksızlığın neticesini karmaşık kişiliklerinden hesaplayamazlar...

 

 

Maddenin

fevkalade bir manası vardır.

Mana ikliminde maddeleşmeyi başaranların asla

manası yoktur zira insanı insan yapan mana derinliğidir.

 

 

Mutlak bir

hesap gününün olduğuna

iman ederek, hareket ve tavırlarımızı,

çalışanlarımızı asla ihmal etmemeliyiz, netleştiremezler. ..

 

 

 

 

Mustafa CİİLASUN

MU
30.07.2011 12:23
#1000

Nazar eden kalbim, kal ederken!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Artık sarıyordu

terennüm ettiğim

kederin salgısı yavaş yavaş...

 

 

Her yanımda

kalan boşlukları bir acıma

duygusu taşımadan kuşatıyordu...

 

 

Sanki

çaresizdim, boş vermişliğin

nedametiyle seyri halin takipçisi kesildim...

 

 

Neden bu duyguları

yaşamak zorunda kaldığımı

her nedense düşünmek dahi istemiyordum...

 

 

Bir can

bu denli bizar oluyorsa,

zorunda bırakılıyorsa duygusallığımı ağır basıyor...

 

 

Yoksa

ben işimi sağlam yapayımda

kim yanlış yaparsa gözünün yaşına

bakmam mı demeyi tercih etmeliydim...

 

 

Avutulan,

aldatılan özellikle bir maksada

binaen fırsatın zemini olarak kullanılmak!

 

 

Takiyyeler içinde

hayatı konforunu artırmak!

 

 

Bu uğurda

bir engel tanımayı

marifet telakki etmek!

 

 

Sırf merakın t

atmini için denemek istemek!

 

 

Kişilik

görünürlüğünde insanlık sıfatını

taşıyarak bunu başardığına inanmak!

 

 

Sevgiyi

özümsemeden, sebebini bilmeden,

nedeniyle hiç ilgilenmeden bakmak!

 

 

Zannın

karelerinde adımlayarak

Ön kararın etkisiyle yaşamaya çalışmak!

 

 

Hemen kızmak,

hiddet için sebep aramak,

şiddeti özgüven telakki etmek!

 

 

Hayatı

mahcup olmamak kaygısıyla

idame etmeye çalışarak yaşamak!

 

 

Kim ne deri

önceleyerek ona göre

konuşlanmak ve adam olmak için yarışmak!

 

 

İnanmak!

İnancın tahrip fitilleriyle tarumar

edildiği bir zeminde bunu başarmaya çalışmak!

 

 

İnananlar üzerinde

oynanan oyunların farkına varamamak!

 

 

Ferasetin

iflası başarmak! İhlâsın sadece

sözcülüğünde lafazan olmayı başarmak!

 

 

Rahmetin

sebebi hikmetinden

bihaber olarak yaşamayı başarmak!

 

 

Acıların

ne kadar değerli olduğundan

haz almadan uyumayı başarmak!

 

 

Nimetin

ehemmiyetinin,

faziletinin tefekküründen

mahrum kalmayı başarmak!

 

 

Aşk için yarışmak!

Anlamadan bakışmak!

 

 

Ten

kokusu sebebiyle kapışmak!

 

 

Sonra kokuşmak!

 

 

Saygıyı

dışlayarak arsızlık

ikliminde yaşamaya çalışmak!

 

 

Nezaketin

elzemliğini sadece merakın

afakı için seferber ederek beğenilmek!

 

 

Suçlamayı

marifet telakki ederek

sığ bir tahayyülün sefilliğinde ikamet etmek!

 

 

Kılıcı, kını,

kızı, edebi, erkeği, merdi

tamamen maddi ölçüsüyle değerlendirmek!

 

 

Kitabı kebiri

sevap telakkisiyle okumak,

anlamadan bakmak, anlamsız olmak!

 

 

Kutlu geceleri

kurtuluşun terakkisiyle

her bir şeyi o güne hasrederek serilmek!

 

 

Mesaj üstüne

mesaj çekerek güya gönüllerin

fethine bu maksatla birden erişmek!

 

 

İtibar

ölçüsünü deşifre etmeden,

temayülün esintisinde ne aradığını bilmemek!

 

 

Herkes

nasıl olsa bir şekilde yaşıyor,

bizde böyle yaşamalıyız diyecek kadar zillet!

 

 

Hukuk devleti varsa,

yönetim biçimi demokrasi ise,

cumhuriyet sadece birilerin tekelinde ise

 

 

Çözüm

o kadar uzak diyarlarda

seyredilen bir manzara telakkisidir!

 

 

Neden

her şey insan içinse,

insanlar niye kararlarında ki tercihleri

sebebiyle dışlanarak sıra dışı olmaya itilirler.

 

 

Severken

neden sevdiğini bilmeyen!

Met ederken çıkarını düşünen!

 

 

Kızarken

hıncıyla hareket eden,

Meylederken hislerini bilmeyen nasıl bir insandır?

 

 

Bir nimeti yerken,

bir yaratılmışı severken,

Nebatat ile serinlerken sebebi bilmez isek

 

 

Nedensiz zannedersek,

asla düşünmeyi öncelemeden

ömür tüketirsek ne bilmem ki ne demeli!

 

 

Kâinatın

ve her zerrenin sahibi olan

Cenabı hak en yakınımız da iken,

 

 

Bizim

ne kadar uzaklarda kaldığımız tefekkür

edilerek, bakışımızı ve manamızı netleştirmeliyiz.

 

 

İşte aşk o zaman

manasında yaşanacak bir hazdır.

Sevda bu uğurda sarf edilen yüceliğin tezahürüdür.

 

 

İnsanı insan yapan

yaratılmış bulunduğu hilkatidir.

Canı canan ile anlamlı kılan ona hasredilen sevgidir.

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.07.2011 18:13
#1001

Haksızlığa sabretmek,vaktini beklemektir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Külli iradenin sahibi bellidir

Nasiptir,vakitlidir,nefese ait gerekçedir,kader çizgisinde ki erktir

Ruh,hilkatin muvacehesinde bu bahislere yaban değildir,zuhurunu beklemektedir

Kalp inşirahına kavuşunca, firkatiyle gönlünü yıkayınca her lahzası için amadedir

 

 

O an ve akan zaman içinde

Keder her ne kadar halden arileşse de, hissiyata mani değildir

İnsan, ruh ve bedeniyle, kalbinin açılan sayfalarında ki kazaların gerekçesidir

Umut etmek, malik olan maşuka yönelmek, teslimiyet içinde vucut bulmak vecttir

 

 

İlmi talim etmek nazdır

İnsan umut ve niyazıyla var olan yaşayandır,hesaba adaydır

Nitelik ve nicelik bakımından takva cihetiyle furkandır, aşk adına bir farktır

Bilmeden ve anlamadan yol almak, mukallit adına ihlastır,ikame edilen sanıktır

 

 

Can, düşündükçe insandır

Kan, bir nutfeden meydana gelmiş olan mükellef olan irfandır

Vaktin eşiğinde,kitab-ı celilin rehberliğinde,habib-i kibriyanın sünnetiyle farzdır

Maksat nail olmak adına kul olabilmeyi başarmaktır, nar ise zaten haşyet tacıdır

 

 

Talebe imtihanda bilirse geçer

Kul, ruhi ve kalbi dirliğinde ihsan ve ihlası aşk edinirse hulusa erer

Erdem kalbi olmaktır, şekliyetten kaçınmak adına şarttır, ruhun şevk ilacıdır

Ecir,feda olabilmeyi göze alacak kadar aşka adaydır, arifin kısmetinde inşirahtır

 

 

Gönül kapısı vecdinle açılacaktır

Azmin, ilme yabancı ise bereketsizdir,tülek bir güvercin misalidir

Miskinlik içinde çöküntiye kapı aralamak iman adına züğürtlük beyanatıdır

Oysa insan aklı ve ruhuyle muhakeme ederse ve istişareyi öncelerse mükafaattır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.07.2011 18:20
#1002

Rahmet eden,kalbi görendin,sahiptin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinmez efkarın seni andıkça

Bir ömür ruhumun figanını anlamadan yaşadığım karşıma çıkınca

Kalbimle dertli olduğumu hatırladıkça,her umuda hesapsız kanıp yol da kalınca

Nefes yetmiyor söz söylemeye, gönlüm elvermiyor mahcubiyetin anbean artmasına

 

 

Nasıl bir mükellefiyet içindeydim

Aklını bilen, fikreden, keyfiyet süren, enanetiyle nefeslenendim

Zafiyetlerin birliğinde,heveslerin dirliğinde merak eder,nefsimi öncelerdim

Her işimi bu minval üzre nizama koyar, güç ve nüfus için yarışırdım, bilemedim

 

 

Kimi gördümse merakına girerdim

Her haline vakıf olmak için vakit geçiridim,usül ve adap bilmezdim

Suç işleme özgürlüğüm var diye geçinirdim, her suçun vebalinden habersizdim

Eza vermenin bazen emele uğraşmak için gerekli der,bu istikamette fetva verirdim

 

 

Akait ve muamelattan nasipsizdim

Ne derleri önceleyerek, utanmamak adına güya gayret ederdim

Nasıl bir nefestim, neden bu kadar hakikatimden uzak bir haldeydim,hederdim

Neyi ne kadar hakkıyla bildim, ruhumun lisanıyla bütünleştim, niye önemsemedim

 

 

Günün mübarekleşmesi derdim

İnananların bir telaş içinde gayret etmelerine nazar ederdim

Cemaatin dikkatsizliğini, bin bir türlü kokuların iticiliğini öne sürerdim

Bir de yardım toplamak için palazlanmalarınına çok kızardım, fırsatçılar derdim

 

 

Kul olduğumu hiç düşünmezdim

Sanki taahhüt edilen bir lahzanın içindeydim,ne kadar sefildim

Hor ve hakir görmeyi mahir birşekilde yerine getirirdim,yargılamayı severdim

Mahkum olmayı kendime hiç yediremezdim, bin bir bahaneyle sıyrılmak isterdim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.08.2011 13:11
#1003

İçimde bir dert var, sukut edip an’a bakar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Vakti olmalı umutların

Her lahzaya şahitlik edecek burukluk ihsan eden solukların

Şehredilmesine takat yetmeyen ağıtların, mahzunluk ilzam eden çığlıkların

Bir yudum suya haset olan canların, bir haral tanesine muhtaç kalan nice canların

 

 

Ruhum, kalbimi irşat eder

Aklım, idrakim için acele et der, nefsim nene lazım demeye başlar

Kalbim, vicdanımın sedasıyla sızlar,meramım irademe aman vermek için bakar

Kim kimden korkar,gönül ehli olan neden hakka kul olmak için halada çareler arar

 

 

Ramazan durulmayı önceler

Hilkatim üzre, ruhuma teslim edilen nazarı an be an bekler

Kalbim nazargah olduğunu ancak ruhunun yetisi olan idrakle o an şehreder

Yüreğim, o an medet bekler, uzv-u perişanlığım ne kadar sendeler ve hayrete değer

 

 

Ruh,kaybolmaya mahkum değil

Kalp zaten bahşedilmiş en muteber bir eser, sahipsiz mi merak et eğil

Niye akıl sahibi mükelleftir, ehliyet için muteberdir, hesabi manada kayıtsız değil

Arasat kimi bekler, mizan niçin sabır içinde ki vaktini diler, aşk kul içinmiş meğer

 

 

Şekiliyet için vakit harcama

Ne derlere sığınarak nazar edip bakınma, ruhunun sahibini anla

İhsan ve ihlas üzre kalbini ve ruhunu feda etmeye hazır olsana,nafile yere avunma

Cennet, cehennnem tercihin içinde ki makamın anlasana,niye uzaksın sorgulasana

 

 

Taklit üzre iman için ısrar etme

Takkik ederek ruhunun ve kalbinin lisanını öğrensene,çekinme

Sana senden yakın olan sahibindir, esaretin nefsi sığınaklarındır,heder olup gitme

An,içinde bulunduğun zamandır,nefesin adına şadındır,acabalarla vaktini öldürme

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
02.08.2011 12:49
#1004

Yağmur ıslatmalı yüreği,hissettirmeli firkati!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Birgün nefes bitecek, an sessizleşecek

Ne kadar uzvum varsa sakin ve suskun birşekilde çürüyecek

Ruhuma kim refakat edecek, kalbimin feryadı toprağın nefesinde mi filizlenecek

Gülen güldüğü nispette içini çekecek, ağlayan gönüller inkilabı sahibince işitilecek

 

 

Hangi aydan söz etsem,derlesem

İçimde biten hicranın hikayesini hangi mahcubiyetimle hastersem

İnleyen nefeslerin,yıkılan ümitlerin, dağlanan bedenlerin,halinden mi bahsetsem

Açlık içinde tükenen tenlerin,mahzunluk içinde bakan canın vicdanıyla hissetsem

 

 

Recep,Şaban ve Ramazanı ansam

İçimde burukluk yaşatan duyarsızlığı hangi adrese anlatsam

Neden mağfiret ve rahmet hakkıyla anlaşılmıyor ve kalp ile yaşanmıyoru sorsam

Nefsin her halinde esir eden,ruha bizarlık zerkeden iştahından mı hiç sızlanmasam

 

 

Her sofra iftihara vesile oluyor

Aç olan nefesler belediyelerin çadırlarında bir soluk alıyor

Evler misafir etmekten niye sakınıyor, fakir ve mahzuna neden sahip çıkılmıyor

Yurtlarda kalan talebeler umudun hasretiyle bekleşiyor, ama kimse sahiplenmiyor

 

 

Oruç, ruhun ve kalbin olmalıdır

Aç ve susuzluğa sabretmek sadece bu mana için anlaşılmamalıdır

Vecdin armıyorsa, kalbin ferahlamıyorsa, ruhunun firkati ağlatmıyorsa sormalıdır

Furkanın lisanından,efendimizin o tertemiz sünnetinden dem almayı anlamalıyız

 

 

Hak ve hakikat için çırpınmalıyız

Belirlenen vakit gelince çıngınca iftar nimetlerini tüketmemeliyiz

Düşünmeti becermeli ve tefekkür ederek ruhun halinden nasiplenmeye ermeliyiz

Yoksa ziyadesiyle iştahlı, masraflı ramazanlar adına oruca kapı aralamamalıyız

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.08.2011 11:13
#1005

Hüzün içimdeydi ne hazin bir gidişti!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne yılar yetti

Ve ne de bahşedilen ömür

Dertleri anlatmak için kifayet edecek bir faziletti

 

 

 

Nihayetinde

Kendi halinde masum bir nefesti

Çok gayret etti, mısralarıyla gönülleri ne fethetti

 

 

 

Nesillerin dağarcığında

Fevkalade kök salan bir çınarı ebetti

Yalnızlık onun için ne büyük bir kederdi ve yetindi

 

 

 

Kime şikâyet edecekti

Ve kimin hakkından gelebilecekti

Kendi halinde bir nefesti, şiirleriyle çok âlemlerindi

 

 

 

Sabiler için bir şevkti

Aşk adına hasreti anan hicranı dertti

Anlatmak adına mısralarıyla ummana uzanan bir erkti

 

 

 

Liyakatli yapısı

Azimetle şiire olan tutkulu sevdası

Aşiyan için tek yarası ve yalnızlık adına dinlediği şarkısı

 

 

 

Ne çare olacaktı

Yalnızlık can için ne kadar murattı

Muhabbet için nefesler ikliminin bereketi şart ve farktı

 

 

 

Lakin ne kadar anlaşıldı

Güzü battaniyeler içinde geçirtmek mi haktı

Kim ne kadar anlamak için uğraştı, kitaplar çok mu sattı

 

 

 

Dostlar ne için vardı

Kadirşinaslık mazi sayfalarında mı kaldı

Hak adına hakikat, kimin umurunda olan anlaşılmayandı

 

 

 

An her geçen gün

Sessizliğin serencamında yaklaşıyordu

Hal, bizzat hakikati biliyordu, lakin dil çaresiz kalıyordu

 

 

 

Ölüm mukadderattı

Şiir yazmak sevda adına maslahattı

İradeyi kanaat tercihler için şart olan hakikatli bir hesaptı

 

 

 

Dünya sevenlerine kaldı

Ukba serinliği ve haşyeti kime yardı

Nefesleri anlamlaştırmaksanat adına şart olan bir sevdaydı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.08.2011 11:14
#1006

Kalbin nazargahtır, niye vesayet altındadır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hiç zannetmiyorum,

Ben sadece hissettiğimi söylüyorum,

Elbette ki kalbimi dinliyorum ve düşünüyorum.

 

 

Mütemadiyen söylenmek,

Düşünmeyi öteleyerek fevrilik etmek,

Kanaati hiçleyerek sabrı bir kenara atıp dürmek,

 

 

Feveran ederek nefeslenmek,

Katiyen bir çözüme ulaştırmaz, kalbide olmaz,

Ruhi iklimde anlaşılmaz, sevgi izleri de bulunmaz,

 

 

İnsan kimliğinde,

Anlaşılır olmak için niyet asıldır,

Hürriyet bu manada vardır, erdem insan için vardır.

 

 

Hamaset kim için,

Bir kurtuluşun anahtarı olmuştur,

Gönül için zinhar karanlıktır, kalb vesayet altındadır,

 

 

Aldanma anlık nefeslere,

Hissiz teranelere, şevksiz yüzsüzlüklere,

Hamiyetsiz olan, suhuleti bulunmayan nar-ı rehbere,

 

 

Akıl her insanda var,

Farkı anlaşılacaksa kul olmaktadır iftihar,

Takva şartı kimler için ar, neme lazımcılık nefsi har,

 

 

İlkbahar, neyi anlatır yar,

Aşk için taze tomurcuklar nasibine akar,

Tefekkür bilgiyle var, idrak kalp için kar, iraden var,

 

 

Heveslerin zenginliği,

Zevklerin rengârenk olan güzelliği,

İnsan kimliğinde ki hususiyeti, vasviyet içinde azameti,

 

 

Edebin letafeti,

Tevazuunun en nadide özelliği,

Hoş görü ikliminin bereketi gecenin suhuleti anlaşılırsa,

 

 

Hak kelam kalple barışıksa,

Şimdi bir düşün nedamet kimin umurunda,

Zaman aktıkça, kalp ritminde attıkça, ruh halden olunca,

 

 

Aşk, nur için olunca,

Gayretler, hizmete ram olacaksa,

Kim durabilir senin karşında, ihsan ve ihlâs yanı başında…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.08.2011 12:05
#1007

Yadınla sürura eriştim, sessizliği nefeslendim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sahilin

Hülasalı sessizliğinde,

Ve yalnız halimde mehtabı yaşarken

 

 

İçtenliğin

Ve zarafetin şevkiyle

Dalgaların hüznünü kuşatmış görüyorum

 

 

Fakat

Öyle bir duruşun var ki,

Adeta cazibe yumağı olmuşun bilmesen de

 

 

Ve o an

Aldığım nefeste kokluyor,

Verdiğim solukta sana sessizce konuyorum

 

 

O zaman

Gördüğüm her yerde,

Seni görüyor ve öylece aşkı yudumluyorum

 

 

Uyanık iken

Rüyaya, aç iken suya kanıyorum

Issızlığın serinliğinde terennümle anıyorum

 

 

Hasretinle

Halimi bitap ettin, sinemi dağladın

Kalbimi takatsiz bıraktın ve hicranla yaşattın

 

 

Hislerimin en

Zirvesinde, anıların gölgesinde,

Bir sürur yaşattın ki, müteşekkir kalıyorum

 

 

Biliyorum

Dalgalar yüzeyde kasvetli,

Derinler sakin sinemdeki hislerim seninle kaim

 

 

Kışın güneşi arar

Yazın serinliğine dalarcasına,

Seni hissetmezsem, çok hayıflanıyor kalıyorum

 

 

Ritmin vurguladığı,

Meşkin sorgulandığı ahenk derinliğinde,

Sinemdeki bakire mertliğimde sana kucak açıyorum…

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.08.2011 12:06
#1008

Eğer düşünmek ve niteliğe erişmek haksa!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her ne

Yapsam da, hicran arkamdaydı

Kalbin derinliğine nüfus eden sancıydı

 

 

 

Anlatılmaz

Bir acıydı, her yanımı sardı

Halimi takatsiz bırakıp hüzünle yaşattı

 

 

 

Kime baksam,

Meramı halimi anlatsam

Çare bulamayacağımı hazin biliyordum

 

 

 

Nefesin

Anına vasıl olmayı bekliyordum

Aşk nerede, kimin halinde ki güzellikte

 

 

 

Mütemadiyen

Hep kendime soruyordum

Ne lazımsa diyordum öylece ağlıyordum

 

 

 

Gafletin bendine,

Nefeslendiğimi bilerek

Gailelerin nedenlerinde eriyip tükenerek

 

 

 

Kimlik

Yozluğunda kişilik sorumluluğunda

Eğer düşünmek ve niteliğe erişmek haksa

 

 

 

Vurdumduymazlık,

Şeref acısından acıysa

Onur, kul için lazımsa mukallitlik sancıysa

 

 

 

Şayet

Haniflik azimet için aranan sevdaysa

Vuslat bu uğurda nasip olacak süruru aşksa

 

 

 

Ölüm

Ne kadarda müddeti nefesle olacaksa

Hakikat kitabın kelamında sarih olan Haksa

 

 

 

An zamana,

Can sancıya, kalbin sevdalısıyla

Ruhun insicamında korkuların hoş umuduyla

 

 

 

Felah için

Sevdaların hicranı kimin sorusuyla

Ötelerin güzelliğinden akseden aşkın hazzıyla

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.08.2011 12:33
#1009

Ruhumda neşe hayale daldım,sessizce andım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Söyleniyordum kendimce

Her kelimenin hakkını teslim edercesine ve bir şevk ile

Dalıyordum derinlere, en bakir hiselerin hilkati mucibince,götürdüğü melale

Ne kadar yadetsem, edebin rahlesinde bir ömür inlesem, firkati haz ile nefeslensem

 

 

Bir sözüm yok feleğe

Beni benden alan nefesin asudeliğine ve ar melikesine

Bahtın açılan penceresine, kazasına müdrik umutların dillenen hasretine

Gel desen duymayacaksın, gül desem belki garip birşekilde anacaksın,suhuletinle

 

 

Ne vakit bir çiçeğe yakın olsam

Koklamak adına korkularımı o lahzanın ahına bıraksam

Ellerimi uzatsam, kalbimi her anın inşirahında gelen yaşı gözlerimden akıtsam

Anbean kansam,gördüğüm hülyanın feryadıyla yakarsam ve o haline yakınlaşsam

 

 

Kaç zaman oldu, uzaklardasın

Dinmeyen bir sevdanın ruhuma firkati yaşatan harısın

Kimi vakit narsın, bazen kalbimi ihya eden sultansın, hasretin kitabında şahsın

Melalimin dinmeyen figanısın, gözyaşlarımın bahtısın,vicdanın yarası olan arsın

 

 

Aksın, sel olsun bu boşalan yaşlar

Ruhuma gam zerkeden niyazlar, melül birşekilde tilafet ettiğim ayet-i lahzalar

Burukluk yaşatıyor artık bu yalnızlaşan soluklar,solmaya yüz tutan nice umutlar

Günyüzüne çıkan korkular, ruhumu bizar eden, hiç ses vermeyen kalan o hatıralar

 

 

An, içinde yaşadığım zamandır

Nasibin lehçesinde ki furkandır,aşk yalnızca sahibi için vuslatı ardır

Hissiyat, ancak akıl ve idrak ile muteber olan inhisardır, umut bu manada aşktır

Her heves sadece anılan hardır,bedelsiz olan ve gerekçeye muhtaç bulunan insandır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.08.2011 12:34
#1010

Sessizlik ruhuma melalini zerkederken!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kuşatan

Ürpertinin sessizliği

Her tarafımı birden sarmıştı

 

Var olan

Bu sessizlik, inanın

Heyecanın ve merakın değildir

 

Verildiğince

Soluduğum her nefeste

Berraklığı yaşamak arzumdur

 

Nedense

Yapmacık tavırlardan

Menfaat tellallığından hoşlanmam

 

Hırs için

Bir fırsatı elde etmek adına

Erdemi unutanlara çok yabancıyım

 

Zevki adına

Kepazeliği seçenlerle

Ve böyle anılanla birliktelik kuramam

 

Saygı

Ve nezaketi, edebi ve

Muaşereti bitmeyen’e hayli acırım

 

Hiddetini

Ve şiddetini mazluma

Karşı gösterenlere hasmım tanırım

 

Güveni

Zedeleyeni, emaneti

Bilmeyene karşı asla yakın durmam

 

Yalanı

Riyayı bir gösteriş için

Refah adına kullanana hiç katlanmam

 

Kanaati

Metaneti, himmeti hizmeti

Hor görenlere her zaman için acırım

 

Aşkı

Sevdayı hiç anlamayan

Yalnızca bir zevk aracı sanan ne betbahtır

 

Teslimiyeti

Ve gösterilen hürmeti

Enaniyetine yorumlayan hayli gafildir

 

Suyu

Çocuğu, gülü, bülbülü

Hiç anlamayan bir gönül sadece çöldür

 

Gözyaşları

Vicdanların yağmurudur

Onu hor gören zillet içinde kavrulur

 

Nisayı

Nazı, haz’ı, anlamayan

Bir gönül, yalnızca metal hurdalığı olur

 

Zalim

Aşikâr zulmeden değildir

Katlini gizleyerek takiyyelere bezenendir

 

Cani

Sadece öldüren değildir

Aynı zamanda zürriyetleri kesen illettir

 

Eğer

Bir kadın karnında

Taşıdığı cenine yabancıysa o ana olamaz

 

Bir

Baba, yalnızca nesebin

Banisi değildir, hep veren bir erdemdir

 

Beşer olarak

Mukallitlikte kalan bir insan

Mükellef olmaktan uzaklaşan beşeri varlıktır

 

İhmal edilir

Oysaki aidiyet, kime

Ve nereye ait olduğunun bilinmesidir

 

Seninle

Kaim olan hilkatin, yaratılma

Gerekçelerine ne vakıf olmayı bilmektir

 

Haşyet,

Ürperti ve korkunun

Ötesinde bir şiddette titremektir

 

Yaşanan

Arzı mekân, yeryüzünün

Her katresinde gezinmek için size verilendir

 

Hep dilenen

Cenabı Allahın rızasını

Cennet beklentisinden çok öte anlamalıyız

 

Beklenen

Cennet nimeti için yapılan

Her bir amel, o rızayı merak ettiren değil midir

 

Bir vakte

Kadar çekip giden gün

Ve gecezamanındır tutsağıdır o ise Hak Cemalindir

 

Senin kalbin

Emanetindeki tek varlığın

Seni var eden ve özlemle bekleyen Cemalullahındır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

TU
04.08.2011 15:11
#1011

Ne Dağlar Ki Halin Dilinden Söz Ederler!

 

burdan bir iki cümle

bir çok üstad sayfası oldu. bir çoğu bunları inanarak yaptı. ama bir çoğuda denetimsiz kendibaşına siteler le üstadlık payesi giydi. bu sitelerin olacağı bu üstadtan usanırsın sonra başka bir adamı tanıtırsın. tanıtmak güzel ama üstad sayfasında üstadı tanıtırken "Büyük Doğu Pazarı" oluşturmak hiç te güzel değil....

 

Biliyor musun senden arta kalan anlar

Her nedense geçmez oldu şu zamanlar

Değişir oldu meraklar halde saklananlar

Yavaşladı birden o çok hızlı akan kanlar

 

Öyleydin sanki sen hoş bir mefkûreydin

Hülyalar içinde yaşanan en güzel haldin

Ahengin sembolü nağmelerinde sesiydin

Biryanımın dinmeyen sancısı sevdasıydın

 

Artık ne bağlarda ne dağlardaki yamaçta

Kalmadı heves bakmam kanat çırpanlara

Semada uçurtmalara o kelebeklerin ahına

Yılanların kahrına dağlarda duyulan figana

 

Bir sevda muştusuydu gönlümü dağlayan

Durmadan hicranı yaşatan hali koymayan

Kaderin nakşedeninde nedametle soluyan

Beni hale koyan aşkların öznesine anlatan

 

Mızrapların nefesinde ki hüzzam nağmede

Sazendenin sinesinde anlam bulan güftede

Yaprakların bir züht ile şakıyan esintilerinde

O aşklar ki hal dilinde kuvveti kudret elinde

 

Güzellik senindir, o ten ki aşklardan beridir

Aşk mana meşkiyle yaşanacak ne güzelliktir

O özveridir ayaklar altına haz ile serilmektir

Kudretin dilidir, hayatın sebilidir o bilmecedir

MU
05.08.2011 12:29
#1012

Ne bahar, ne güz bitti, umut niye tükendi!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bırakma kendini sereserpe

Lahzaya nazar edip, ruhunun bekleyen vecdine iltica etsene

Kalbini şehredip, lütfeden, mağfiret eyleyen sahibini zikredip, aşkına erişsene

Akılın ve idrakin iraden içindir, tercihlerin akıbetini tayin edecektir,bir düşünsene

 

 

Ne kadar ah’a tevessül etsen

Kederinle nefesini tüketsen, cezbeden can için kendinden geçsen

Mütemadiyen inlesen, figanını durmadan aşikar etsen,acziyet içindesin göçmesen

Kabrin sukutu derindir,içinde bekleyen haşyet alin içindir, eğer tefekkürü ötelersen

 

 

Ne kadar görmek istemezsen

Hülyalar içinde şekillenip ah u zar eylesen, çare elinde değildir

Nasip, vaktini beklemektedir, umut yeşermek için niyetin halisliğinde neferdir

Vecdin kadar, ecrin haşrine kefalet etmelidir ey ar,nafile ümit hazan ve kefenindir

 

 

Senden ziyade nazar edeni hisset

Kalbinin nazargah olduğuna hiç tereddüt etmeden meylet

Sana senden yakın olana avdet et, halinin solgunlaşan sayfalarından vazgeç

Aşk,hissiyatın dili,ruhunun renğinden serdeten meşktir,nefsanilik adına bir edeptir

 

 

Halini şehreden bir nefes bul korkma

İnsan akıl ve idrakiyle fark edilen nazardır,ihmale alma

Tedbir ve taktidri birbirine karıştırma, kader diye avuntulara saplanıp uyuma

İraden, vuslatın içindir, sana tevdi edilen en mühim mevkidir,malayaniliğe dalma

 

 

Korkmak,halden ve aşktan uzaklaşmaktır

Saymak ve sevmek edebin dilinde erdemdir, nezaket en ulvi payedir

Ne kadar kırıp dökersen, insanın fikrine tahammül etmeyip telin edersen cehlindir

Rahmet be mağfiret edeni düşün, ruhun ve kalbin sahibi kimdir,müddette sualindir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.08.2011 12:30
#1013

Ey can, lahzanın alinde ki ruhuyla yol alan!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bazen

Bir nedenle kan şekeri yükselir

Kalbin mutat ritmi bir canı çaresiz bırakır

 

Yutkunmak

Kaçınılmazdır o hızını artırırken

Nabız artar çare adına merak yavaşça sarar

 

Her vakit

Hazır olduğumuzu beyan ederiz

Ve hatta ulu orta ölümle pervasızca alay ederiz

 

Nasıl olsa

Bizde o gün elbet öletceğizi söyleriz

Lakin emanet olan bu can çıkarken hani çare deriz

 

O an ve

Tükenen zamanda en sevgili tenin

Fevkalade önem vererek farklılık aradığın bedenin

 

Onu

Anlamlaştıran değer katan en derin

Ruh içinde ki halin çaresizdir an sessizce tükenirken

 

İşte o an

Öyle keyfiyet kazanır ki bu zaman

Senin için bazen geçmeyen merak içinde bekleyen can

 

Haz

Muhayyilesiyle koşuşturduğun zaman

Arasat içinde duracak senin için geçmez olan bu an

 

Sen hala

Oyalan heyhat avuntuyla aşkı anan

Karanlıklarda korkuyla bakan, seheri düşlerle unutan

 

Amansız

Sabrın içinde durmadan nefes alan

Sen ki sevdalarını ahirine saklayan güzel ve güzide can

 

Saklandığın

Zaman, zerresinde nefeslendiğin an

Aşk ikliminde solmayan, ülfetle soluyan sevdana kan

 

Mücerrettir

Geçen her an, esrarında bulunan

Mizanla dirliğin ahengiyle nefs alacaktır aşkı anlayan

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.08.2011 12:58
#1014

Asabiyet fevriliktir,ruhtan ari bir iştir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kendine güvendiğin nispette hürsün

Bildiğin ve idrakiyle nefeslendiğin müddetçe gerekçeli vakitsin

İnsan, hissiyatı anlamlaşan,edebin ve nezaketin zaruretine inanan ihsandır

Neyi reddederse, düşünmeden serdetmek için vaktini beklemezse nefsi tarumardır

 

 

Farklılık mukakkak ki olacaktır

Ve fakat, dert edinmeyi, kırıp dökmeden düşünmeyi amaçlıyacaktır

Gönül kıran, hükmetmek için nefes alan, kuvvetin banisini kendisi sanan ahmaktır

Kul, anlaşabildiği nispette, hoşgörü ve nezaketi öncelediği vakit içinde anılacaktır

 

 

İnsanın sosyal ortamı bilinmeli

Yetiştiği artamın etnik unsurları dikkate alınarak arz olunmalı

Yıkmak ve yakmak için değil, bizzat kazanmak adına bir yol bulum arındırılmalı

Asabiyet içinde dilegelen ne varsa heva,zan,bühtandır ve ihsandan yoksun olandır

 

 

Kadı olmak, talebin cenahıdır

Hak üzre karar kılmak aşk ve sevdanın takva vucubunda şartıtır

Hükümran olmak, bu minval üzre saldırmak, insanı tahrik etmek adına şecaaattır

Gam tedbirsiz ve niteliksiz gönüller için intizardır, ar, kazanın hesabında ki aşktır

 

 

Her nefes ne yaptığın bilmeli

Nedenleriyle birlikte yol alacağını unutmamalı, zira hesap vakitli

Rızayı amaç edinmek, efendimizin sünneti iliklerimize kadar sindirmek vecdir

Her kim,asabiyet içinde çığıtrkanlık yaparsa ve yargılamak adına cansa,kederdir

 

 

İnsan insan içinde muteber olandır

Saygı ve naifliği dikkaete alan insicamdır, eza etmek için zavallıdır

Mağfiret eden, rahmetine müddet biçen Rabbimdir, yargılamak onun halindendir

Her kim düşünmeyi öncelemez ve hezeyan içinde kanaatini serdederse biçaredir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.08.2011 13:00
#1015

Sukut etmeli, düşünmeyi becermeliydim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her nefesin feryadına yetişemezdim

Ne kadar gam zerketse de ruhuma, neden bu kadar acizlik içindeydim

Niçin benliğimiden vazgeçmek için hiç gayret etmeden sefilliği seçmekteyim

Her sofraya oturuşumda, nefsimin talepleri söz konusu olunca refakat etmekteyim

 

 

 

İnsan ki bir can, kul olan revan

İnsanlığın tarumar ettiği mekanlarda susuz ve aclık içinde bırakılan

Medeniyet adına bin bir bahane ile salkım saçak olarak masumları hiç duymayan

Şer için müttefik olan, kan için yol alan, desiselerin girdabında mahzunları boğan

 

 

 

Her can kendi derdinde güya

Dert diye dilegelenler nedir acaba, ev, araba, safahat olduktan sonra

Bankalardan çekilen krediler sıkıştırıyormuş güya, arlanmak ne vakit olacaksa

Çocuğuna aldığı bin bir kıyafet, hanıma kat kat libasa ne hacet, kalp ağlayacaksa

 

 

 

Müstekbirler zaten duymaz

Ruhun ve kalbinin feryadını duymayan, yitik bir halin içinde olan anlamaz

Kalp zaten aklın ve idrakin cenahıdır, bu bakımdan sadece yaratanın nazargahıdır

Vecdin ve ecrin içinde aşktır,ruhunun sedasında furkandır,inşirah neden umulandır

 

 

 

Her haneden başlanmalıdır

Kişi başına bir günlük nafaka muhakkak ki muhtaçlara bırakılmalıdır

Nasıl duyarsız kalınır, akmayan gözyaşları sancılar içinde bahtını bulacaktır

Hissetmeyen kalp, farkı göremeyen nazar, bilmem ki hangi işte şahit kılınacaktır

 

 

 

Tuz, hurma, ekmek ne çok

Kızı Zeynebi iftar vaktinde ihtar eden ilmin kapısını unutmayalım

Ne kadar vaktimiz kalmışsa, ecel henüz kapımızı çalmadan acele davranalım

Aşk ve vecd içinde gönlümüzün sultanını analım ve yaraşır birşekilde feda olalıum

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.08.2011 18:21
#1016

Her mevsim kalbine seslenir,akıl ve idrak halidir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Baharlar, sineler için açılmış sayfalar

Ruh itminanlığında yudumlanır hazlar

Dualar kul için tükenmeyen arayışlar

Hükmün sahibiyle muhabbetli sevdalar

 

Ne aşklar, nede anlamsız olan kaygılar

Bilinmez ne zaman bitecek ön yargılar

İdrak edilmeyen hilkatle bir soluyanlar

Kalbin nizamından habersiz olan canlar

 

Beyan edilen aşklar insanlar niçin ağlar

Hissiyat kim için yakarışlar niçin sızlar

Uzuvlar, bitecek anın şahitliğinde ağlar

Lakin ruh, ten ekseninden olacak bizar

 

Dallarda salınan kirazlar nasiplerini anar

Kuşlar ki, melekût âleminden birer nazar

İnsan için bahşedilen hazlar, nasıl yaşar

Çatılan kaşlar serencamında aşk ne arar

 

Gönlün aç iken, lisanın beyanı anlamsızdır

Hal ikliminde edep yok ise örtü manasızdır

Kalbi aşklar fanilik içinde olamaz yarsızdır

Yar arsız kan kaygısız, ruhlar ki vicdansız

 

Hissetmekse halin dirliğinde nefeslenmektir

Himmet etmek bahşedilene gitmeyi bilmektir

Şefkat göstermek, o sevginin banine sevktir

Sabretmekse nasip içinde gizlenen hikmettir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.08.2011 18:22
#1017

Gönül nazargahtır, ruhunun firkati ardır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Niyaz, aklın ve idrakin figanıdır

Umutlar, rahmete hasret kalan tohum misalidir, lal halindedir

Hal, iz’anın ve lahzanın aşkına tavdır, mesnetsiz harlar nefsi bahanelerdir

Heves için esir olmadan,cehdini nefsin için kurutmadan kul olman sevda halidir

 

 

Kibir ne melün bir gerekçedir

Nefsin her lahzasında nöbettedir, zafiyetine bekleyen keş gibidir

Leş niçin cazip gelen ten değildir, ruhunu bilmeyene aşk nasıl refakatedecektir

Düşünmek, ilim ve irfansız kal etmek bühtandır,aşk deminden azat olmuş melaldir

 

 

Her kimi ve neyi seversen sev

Feda olmayı ruhun mukadderatında görmezsen aşka yakın gel

Ecrin bir hali ve bir de ali vardır,niyetin asliyesinde edeple korunandır ruh söyler

Aşk, ne kadar kendini verirsen, iradenden vazgeçip hakka köleysen o vecdini bekler

 

 

Furkanı oku ve yakinen tanı

İçinde var olan hakikatleri, hikaye edilen nesilleri ve gerekçeleri

Kendine ne kadar yabancıysan, Kur’anada o kadar yabancısın demektir, bilinmeli

Reddi miras eden, hilkatini düşünmek istemeyen, aidiyetini inkar edene ne demeli

 

 

Vakit senin için bir saiktir

Nedensiz yaşayan can nasıl bir varlıktır, heva ve heves kurtaracakmıdır

İman etmek bu kadar basitmidir,hukukunu bilmeyen bir insana kim kefil olacaktır

Ömür yumağı erirken,hergün göçmeler içini kemirirken bu pişkinliğin kimin içindir

 

 

Seven, bilmeden sevmemelidir

Aşkı dillendiren içinden geçmediği müddetçe nefsi için kal etmemelidir

Ruhun mutlak itaat içindedir, irade sana olan güvenin teslim edilen gerekçesidir

Hesapsız olmak hangi aklın ve mantığın işidir, nura ram olmayan hal bir vebaldir

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.08.2011 12:40
#1018

Hissederek yürümek ve gereğini düşünmek!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilir misin sen

Acılardan tutunarak

Esrarını koruyan işaretler için yürümeyi

 

Nefesleri

Bahşedenin hükmünce

Dirilmeyi, ötenin nefeslerini hissetmeyi

 

Korkunun

Sineden sökülüp atıldığını

Kalbin, aklın, bilginin, vicdanın aydınlığını

 

Yaratan

Seni sana hikâye eden an

Dikkatinle anlam bulacak, tükenen zaman

 

Can

Vaktin için seni yaşatan

Ruhun inhisarında, tahkikin icbarında olan

 

Korkma

Ölümden, gafleti anma

Aşkın güzelliğinde ki sevdadan sen soğuma

 

Geldin

Ki gideceğini hissetmelisin

Vaktin lahzasında, kalbin sezgisini içmelisin

 

Hürriyeti

Kulluğunun gerekçesiyle

Özleştirerek cihanın sevgisini talep etmelisin

 

Fıtratın

Sırat için gayretli dikkatin

Hakka kul olmazsan, neye kulsun düşünmelisin

 

Sevgini

Sende gizlenen hazineyi

Neden esirgersin, kuraklıkta ömrünü tüketirsin

 

Baban

Sana kefaletiyle bakan

Can içinde canı külfetiyle yaşayandır has anan

 

Makam

Adamlıkta sıkıntı yaşamayan

Hakkın rızasında azimeti, çileyi sabırla kuşanan

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.08.2011 12:42
#1019

Şayet istikametin sarih değilse,iltica eyle!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her ne kadar sedası duyulmasa

Hissiyatını alıp götüren hal, ruhundan mücerret olan har sa

An senin için bir zamansa, umut vecdin içindir unutma,gözyaşları ardır yaşa

İnsan ahseni tahvim üzeredir, bahşedilen en müstesna müjdedir,tahkikten korkma

 

 

Ruhun aşk üzre taltif edilen sırdır

Kalbin inşiraha erişince, gönül kapın hiç korkma açılacaktır

Samimiyet sevdanın narıdır, edebten arileşen can, hangi hal üzre yakınlaşacaktır

Rabbim derken, şirk ve tuğyanı reddederken, gülün halinde filizlenen nur olacaktır

 

 

Belamlardan uzak dur ve tanı

Esir eden saikleri ruhundan arileştir, solduran vakit nüshasını

Kitabı celinin sana bakan sayfalarını,anlamak adına esirgeme sakın merakını

An içinda yaşadığın zamandır,müddet-i nefes aşikardır,korkuyla yaşamak gamdır

 

 

Bilidiğin nispette yakınsın

Tanımadıkça uzak bir halin sahrasındasın,ruhunu bizar bırakırsın

Kalbini neden tanımaktan kaçarsın, akıl ve irfan nazargahtadır, hiç anlamazsın

Nefsin tellallığını yapma aldanırsın, avunmak adına niçin hala kayıplar yaşarsın

 

 

Mürşit ilmin kapısında ardır

Hilmin ve vecdin senasında ecirdir,kul kimliğinde imtihan halindedir

Aklını ve iradeni teslim ettim diye seninme, mükellef olan değersin, sanra üzülme

Zahir olan takvasından, öğüt ve nasihatlarından istifade et,ihmale alıpta süzülme

 

 

Ceddin, velinimetindir bilesin

Ne kadar kuvvetin ve nüfsun olursa asla hor ve hakir de görmeyeceksin

Çouuğuna ve arına sağladığın ikram ve izzetten karta mahrum eylemeyeceksin

Gül misali zarif bir eda ile sesleneceksin,hiddet ve çaka satıp refakat etmeyeceksin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.08.2011 12:50
#1020

Din ihdas eden,hesabın ahını öteleyenler!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nasıl bir halin derinliğindeler

Kul, köle olmak için mi ömür tüketen zadeler, bilmem ki ne isterler

Zişanı efendimizin tevdi ettikleri asudeliği harap ederler,sonra ahkam keserler

İnsanın ruhu aç, kalbi muhtaç, aklı acziyet içinde zarurat için çileyle feryat ederler

 

 

Canlar, muhtaç bırakılıyor

Hasseten ruhları bizar edilerek,kalbi manada kuraklık zerkediliyor

Taklit eden bir nesil ihdas ediliyor, tüketen ve fakat tahkik etmeyen isteniyor

Kölelik sosyolajik manada niye kabullenilen birer zaaf olarak, karşımıza çıkıyor

 

 

İş veren şartlarım böyle diyor

işşislik almış başını gidiyor,hayat memat ilişkisi ne vakit diniyor

Talep edenler hiç bitmiyor, evlad-ı iyal mahsun bir şekilde gözlerini dikiyor

Ne kadar tüketirsen, hesapsız birşekilde serilirsen, arlanmayı bilmezsen de üzüyor

 

 

İnsan, aklı ve izanıyla farktır

Hesabını önceleyen bir an olarak, müddet-i nefes ile orantılıdır

Tahkik ettiği nispette farktır,mükellefiyetini idrak ederse bir kalbi nazardır

Bundan vuslata adaydır, narı ar bilen candır,Rabbinden başkasına kul olmayandır

 

 

En kutsi devlet halin içindedir

Nazargah olan kalbin elkah bu nispette serdir, şevktir, azizdir

İraden senin için makam tayin edilen erktir, tercihlerin geleceğini aşikar edecektir

Cennet ve cehennem ne kadar dillense de basit bir mekan değildir, haşyetide edeptir

 

 

Bit’at niçin taltif ediliyordur

Din adına kepazelikler sinsice yüreklere zerkedilerek ne isteniyor

Kitab-ı celili anlamazsan ve Resulu Ekrem efendimizi aşkla tanımazsan hal eriyor

Aklına ve izanına mesnetsiz güvenme,ruhunun ve kalbiniz sahibi var tahkik etsene

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.08.2011 12:52
#1021

Efkârın sağanağında buğulanan hicranım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Neyleyim şimdi baharı

Sinemde açmaya korkan hevesimle hicranı

Umut beslediğim meramı, halime geçit vermeyen zamanı

Suskunluğun katresinde manalaşan ahımı, sezgisiz ve inayetsiz bu aklı

Sesinde ve aziz nefesinde hasretini yudumladığım felahı vaktin sürurunda saklı

 

 

Ziyan olan bu halim

Efkârın sağanağında buğulanan hicranım

Kalbi inşirah diliyor, bahtına boyun büküyor, sabır istiyor

Bırakılan nefesin elemiyle, kederin kuşatan serinliğinde sessiz adımlıyor

Neylesin şevki, hissiyatın vuzuhunda ki sabahı, kul ölmez, hayvan aman istiyor

 

 

Ne av olmak, nede avcı

Kaderin gazasına olamam, şimdi yabancı

Ey gönlümde manalaşan kanaatin serveri hancı, aşkın sancı

Sevda hazanla akıyor yüreğime, kar beyazlığı sökün ediyor ahu melalime

Nereye nazar etsem, hasretin temaşasıyla seyredip ruhumla yüzleşsem hüzün ar

 

 

Neden halimde edep nar

Yanan yürekler için vuslat ne vakit açan bir bahar

Ram olduğum, hesabın haşyetiyle yorgunluğum dinecek mi

Kalbim deryalar misali dalgalarıyla yüzleşerek, ummana dökülecek mi

Yelkenin bakirliğinde sunduğum umutlar rüzgârın esiniyle abat olarak akacak mı

 

 

Ruhumun hicran damlası

Kelimelerin anlam zenginliğinde âleme yazılıyor

Solgun nefesim, takatsiz dizlerim ve fersiz gözlerim göçüyor

Şimdiki âlemden, baki olan muştunun vecdiyle merakım ah alıp gidiyor

Dilim söylüyor, zihnim çöküyor, mukadderatım her geçen gün sessizce dürülüyor

 

 

Vicdanım bakirliğini biliyor

Tevdi edilen her ne varsa, izzetiyle onur biliyor

Nağmelerin tınısı halimi vurdukça, ıssız sokaklar misali kalbim boşlukta

Hissettiğim ne kadar hicran varsa, nidamın vuzuhu için mısraların çığlığında

Kim ne kadar anlar, halimin fakirliğine hamiyetin feyziyle akarsa felaha ereceğim

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.08.2011 13:17
#1022

Yapamam, seni yargılamak adına yaşayamam!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne rahmetim sahibiyim

Ne mağfiretin banisiyim, el hak acz içinde muhtaç bir nefesim

Nefesin müddetine kefil edilmedim, kendi mükelliyefimin içinde vakitim

Ruhumu bahşedene iltica ederim, yargılamak hiç haddim değildir bilirim

 

 

Ne kabahati işlersen senin

Kederi ve gamı sana muhabbet hasreden masum gönüllerin

Bir gün sukut edecektir kalbin, mütemadiyen konuşan dilin ve gözlerin

Elbette ki düşünmek ve tefekkürüyle nefeslenmekte benimde ihtiyacım

 

 

Ne derler halini yormasın

Korkuların lahzasında boğmasın, aklın ve izanın yol alsın

İraden ruhsatın, emanet edilen ehliyet maksadın olsun, aşk unutulmasın

Vecdin ve hakikatin kadar edepsin, sahipsiz keder değilsin, korkutmasın

 

 

Yar, aşkın nihayet ardır

Yalnızca ruhunun ve kalbinin efendisi için haline ihtiyaçtır

Leyla ve mecnun niçin meftun olan kutsaldır, yar için ne yapsan azdır

İnsan ruhu ve kalbiyle yol alan furkandır, aklı ve iradesi hesabi olandır

 

 

Gönlün sultanı vardır

Senin ahvalini senden daha ziyade bilen nazardır, sevdadır

Nefsin aynasında kaybolma, terbiye ve tezkiyesini ihmale alma ardır

Nefesin vakti lahzaya muhtaçtır, hangi amelin varsa ahirde makamdır

 

 

Hakir olan nefsindir

Seni senden geçirmek için zafiyetlerini bekleyen saiktir

Kalbin aklının ve vicdanının sülukunda anlamlaşan makamdır

An içinde bulunduğun ve yaşadığın imtihandır, ancak aşk için nazardır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.08.2011 18:11
#1023

Güzellik mi kalacak, aşk nasıl anlaşılacak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Birgün kalbine hicran dolacak

Ruhun bizar kalacak, dilin lal olacak, gözlerinde kararacak

An haline bakacak, aklın şaşkınlık içinde sukuta kanacak, idrakin boşalacak

İraden artık tınmaz bir halde vaktini umut içinde kuşanacak ve figanın ağlatacak

 

 

Ruhuna sesleneni duymadın

Aşikar olan ayetleri hiç ibretle okumadın, hatta uzaklaştın

Şahit olmadığın ne varsa inandın,ne derlerin derinliğine abandın kaldın

Niçin yaşadığını hiç sorgulamadın,el gün misali olsun dedin ve nefsine dadandın

 

 

Furkan olan kitap yasandır

Senin evvelinden bahseden irfandır, ahirin için kutsalındır

İçinde neler anlatılır, neden sana tevdi elilen bir kitaptır, muhakemen var mıdır

Niçin mukallit olmakta kararlısın, salacada bekleyen o naşın akıbetini sormazsın

 

 

Edepsiz salınan eda ar mıdır

İnsan hesapsız olmayan bir candır,aile nizamı adaptır

Yalanla yol alan, avuntyular için fırsat kollayan söyle nasıl bir nazardır

Kimlerin yanında bir itibarı vardır, nefsini palazlamak için boğulan bezirgandır

 

 

Varlığın sahibi aşikardır

Her canı ve varlığı yaratmış olan sultan ve bir aşktır

Sevda onun yolunda vuslattır,nardan arileştiren fırsattır,kadr-i mutlaktır

Nasıl hevesin ve keyfin için varsan ve hala yaşıyorsan,akiden içinde yol almalısın

 

 

İnanmak samimiyettir

Ruhun ve kalbin dirliğinde teslim olmak demektir

Akıl ve merak tefrik eden fırsattır, idrak irfansız yoğrulmayan didarındır

Ne kadar ilmin var ise bu nispette tedbirin icbar edilen sebatın deliliyse bahtındır

Her anın hesabidir,şahitsiz bir kabahat kimin hükmünü beklemektedir o sıratındır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.08.2011 12:37
#1024

Nereye nazar etsem hicran sinemde yar!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ruhumun alcığından

Kalbimin darlık içinde sancılarla çırpınışlarından

Halime tebarüz eden ön yargılardan ve zanlardan kime sığınayım

 

Kimin huzurunda anayım

Ruhumu ve kalbimi sahibinden emin olarak varayım

Nefsin labirentlerinden ve irademde ki acizlikten nasıl kurtulayım

 

Bilincin var iken tercihim

Maslahatlar içinde ki sefilliğim nereye kadar yetecek

Nefesim müddeti içinde hangi vakit tenimden vazgeçerek gidecek

 

Ruhumun iltica kimliği

Kalbimin bağnazlığında ki kararan kimlikle dirliği

Kime arz edilecek ve affı mağfiret talep edilerek umutla yeşerecek

 

Ey rabbim sen bilirsin

Ve sen bizzat ruhumun kefilisin ve kalbe erişensin

Yıllara sari talan kimliği refakatinde anlamak ve idrake ulaşmak

 

Muhabbetsiz melalin

Lafazanlık içinde can çekiştiren zevatın ibret hali

Ayyuka çıkan niteliksiz nefeslerin girdaplı yolları sana açılandır

 

Deryanın uysallığında

Gecelerin mağrur tevazuu sağanağında sen varsın

Zaman senin adına aşka kapı aralayarak hakikatleri haykırırlar

 

Masum nefesler senin

Ve mahzun çehreler elleriyle sana doğru yol alırlar

Halimin sefilliğinde ve farkı fark etmeyen dirliğiyle sana ağlarım

 

Efendimin kimliğinde

Onun cihanı kuşatan serin nefesleriyle ve gül ile

Sana yakarırım ve yalnızca senden yardım dilerim ve seni anarım

 

Kalan takatsiz nefesimle

Dostlar için niyazı vecibe bilerek hayırlar dilerim

Vesileler içinde bir gün olan kadir gecesi için niyazın kebiri derim

 

Küskün ve dargınlar için

Kalbi ferahlık ve inşirah dileyerek affını isterim

Kalbimin sahibi olarak sana kulluğumla hürriyetin hazzına erişirim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.08.2011 12:38
#1025

Lisan kalbinin arı, iradenin de aynasıdır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Düşünmek fikrin ve aklın hülalasıdır

Halinin akseden yüzü, ruhunun hicran senasında ki halidir

Kalbine ne kadar dikkat edersen,aşkın ilhamından arileştirmezsen firkattir

Hakikat üzre olan ruhun ve iraden için biçilen lahza kararındır,ahirine gerekçendir

 

 

İnsan her zaman an içinde ki ardır

Tefekkür eden ve etmek mecburiyetinde bulunan bir nazardır

Vakit bahtın anaktarıdır, nasip kazaya dönüşen cenahıdır,azmin içindeki farktır

Emel halini boğmamalı, umudun ihsanın halinden beri kalmamalı,ecrinde senandır

 

 

Aç olan, açıkta kalandır anla

Serdedilen bir hesabın esrarından uzaklaşma, ibret-i nazarınla halinde yaşa

Vakti gelen ruh teslim olur, lakin hızlandıran gerekçe nasıl unutulur sakın unutma

Sünnetullahı ruhunun lisanıyla oku ve şehret korkma,azmin kadar yakındır o anla

 

 

Sanki kaybolmuşun halindesin

Niçin akıl nimetinden istifade etmeyi hor görür ve kolayı tercih edersin

Neden hakir olmaya aday bir bedensin, asabiyet içinde nefeslenen hangi zadesin

Köle olmak için mi bahşedilensin,sahibine kul olmadıkça mahçup yüzle göçeceksin

 

 

Kefenin ne kadar berrak olsa da

Taprak kabul etmek için figandaysa,cesedin çürüyecek yakınmasanda

Hergün eriyen bir kedersin, kuvvetin banisini akletmeyecek kadar müşkil elemsin

Neden ah edersin, derdin ve mağfiretin sahibinden uzak bir halde vaktini beklersin

 

 

Etrafına bir bak,niçin figan var

İnsan sadece kendi nefsi için değil,insanlığın derd-i gamıyla yol alır

Niçin mesuliyet ihtarı kulaklarımızı çınlatır,pişkinlik imandan uzak bir kahırdır

Ne kadar fedakar olursan, kulun rızasından ziyade Rabbin için yaşarsan sevdadır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.08.2011 12:46
#1026

Ruhun mecbur değil feryadına,kalbinin ahına!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar ah u zar etsen dinmeyecek

Heveslerin salkım saçak olmuş bir halde nefsini keskinleştirecek

Uzuvların sessizleşecek, gözlerinin şahitliği yetmeyecek, edepsizlik harap edecek

Elemin halinde bitecek, aklın, izanın iradende ki zafiyete nazar etmesi yetmeyecek

 

 

Her neyi tercih ediyorsan halindir

Hanif bir kul olman meğer ne kadar müşkil bir merhaledir

Aklın irşad etmezse, ruhun idrakin için kalbini inşiraha azmettirmezse elemindir

Bir bak etrafına, senin için bahşedilen ne varsa, nefesin müddetlidir sakın unutma

 

 

İnsanlar niye dönüştürülüyor

Hangi hesabın gerekçesiyle kalbi işgaller dinmek bilmiyor

Seni mecbur bırakan kararlar neden yüreğini burkuyor,kul olman niçin geçikiyor

Kimi kandırırsın,takiyeler içinde bir yola katlanırsın,esir olmak adına yaşayansın

 

 

Korma, ruhunu kimse alamaz

Sen dilemedikçe iraden prangalar içinde naçar kalamaz

Kaza ve kader bahtının aynasıdır, iraden için tanzim edilmiş fırsattır ayrılamaz

Nefsinin hükümranlığını hiç tanıma, ruhunun ve kalbinin bir haysiyeti var unutma

 

 

Bir uzvun kesilince ah edersin

Kimi vakit kendinden geçip döşeğinde perişan halinle yatansın

Tansiyonın çıkar deva bulamazsın, kan şekerin azalır takatsizliğin içinde yaşarsın

Kalbin sekteler acziyetin kucağındasın, dizlerin çekmez olur, imdat diye bakınırsın

 

 

Vaktin içinde hiç kaybolma

Seni bahşeden ve iradene teslim edenden korkup uzaklaşma

Tanımadığın,şehretmediğin müddetçe firardasın unutma, an yakalayacak şaşma

Zan ve şek içinde kulluk olmaz, imanı taklit üzre olanı kimse tanımlayamaz anla

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.08.2011 12:48
#1027

Vazgeçmeliyim irademi esir alan,prangadan!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Masumluğun arefesindeydim

Ne söylenir ve telkin edilirse teslim olan bir ahvalin içindeydim

Tahkik etmeyi henüz bilemezdim, güvenmenin mecburiyetinde olan bir nefestim

Nedenlerine girmek için şüpheyi öncelemeliydim, daha sonra saiklerine inmeliydim

 

 

Aklım ermeye yüz tuttuğunda

Merakım şaşkınlığın kucağındaydı,sormak için düşünmek farktı

Hangi sualin islerinde nefeslendiysem, cüret edip vevap beklediysem kuraktı

İşaret edilen adreste bir sıkıntı vardı,mübelliği olma vecdi ihmal edilen bir cenahtı

 

 

İçine düştüğüm an anlaşılmayandı

Hacalık vasfında ki bu insan, sanki vakitsiz bir zamandaydı

Hiddetlenmek için hazırdı, şiddet göstermek adına sahte gülüşleri nasıl hicrandı

Niçin imam olmak için şartlanmıştı, imamet niye tarafından anlaşılmayan gamdı

 

 

Amcalar ne için yaşlanmışlardı

Neden göçüp gitmenin hüznüyle tefekkür etmeyi unutmuşlardı

Bir harf öğretmenin muştusunu veren habib-i zişan hakkıyla anlaşılmamaıştı

Taklit adına bir itikat vardı,dil ve bedenin talim ettiği,ruhun bizarlık çektiği kardı

 

 

Babam geçim derdinde olan candı

Annem sukut etmeye kanan bir nisaydı, sabır içinde ki hardı

Kanaat etmek zorunda bırakılan, içine ikamet eden ukteleri hiç sorulmayandı

Hayat, memat adına esir olmayı göze almış vicdanlardı,kıt kanaat geçinmek nardı

 

 

Ne vakit canım bir şeyler çekse

Hiç ses etmemek zarunluluğu aşikardı, boyun bükmek haktı

Onca saltanattan geriye kalmış bu nazarlar niçin bu kadar perişan insanlardı

Akideler niçin masumiyetlerini koruyamamışlardı, tahrif edenlerde bizim canlardı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.08.2011 12:56
#1028

Beceremedim,bir ömrü hoyratça tükettim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Akıl, hidayet için aşikar iken

Ruh,evvelin lisanından söz ederken,kalbime hazana refakat ederken

Nefis zafiyetler için azmedirirken, iradem sukut etti,nehiyler cezbetti acizliğimden

Nasıl başımı kaldırırım, günyüzüne çıkar salınırım,kalbi lekelerim el an aşikarken

 

 

Mahlukat rızkına razıdır

Hilkati üzerine yol alan candır,iradesi olmayan bir yaşayan kandır

Akıl insan için hidayet cenahı,irade en vazgeçilmez fırsattır, rızay-ı bari de farkdır

İnsan aklı ve furkanı hiç ihmale almamalıdır,lahzanın içinde bekleyen ne esrarlıdır

 

 

Yılandan asla korkma

Sana Hiçbir vakit zarar vermez unutma, nefsin tellallik yapmayınca

Cana kast eden olmayınca, gereksiz meraka kapı aralamayınca, aklın sülukunda

Gam vehmiyle yol alma, kareket ve kuvvetin banisine teslim olmayı kolay sanma

 

 

Ecel, sır değildir unutma

Vakti belirsiz olan için cendereye girip sancılanma,tahkik ederek yaşa

Rahmet ve mağfiretin sahibi kimdir ve sana tevdi edilen nelerdir durma sorgula

Kim olduğunu anla, kimliksiz ve silik bir vaziyette yaşama,niye muhatapsın anla

 

 

Kazayı sakın hızlandırma

Aklın ve idrakin ne için bahşedilmiştir sual et ki,niteliksiz kul olma

Şuur vakıf olmaktır,aklın ve kalbin cenahında vakıaya kanmaktır,ihmale alma

Ne kadar biliyor ve yaşıyorsan o nispette bir statü sahibisin, ihsan içinde bahissin

 

 

Canına kim kasdediyorsa

Neslini ve dinini tehlikeye çekip boğuyorsa cenk gerekir bu uğurda

Akıl senin, iraden kimin,ne derlerle oyalanırdan fevkalade nedamet duyarsın sonra

Tedbir almak vazifen, emniyet içinde bulunma kati emirdir,acabalarla hiç uğraşma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.08.2011 12:57
#1029

Kulun mu olmalıyım,yoksa kölen mi!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hangi sualden başlamalıyım

Ruhumu bizar eden halden kurtulmak için neler yapmalıyım

Hangi umdeler için teslim olmalıyım,aklımı ve irademi hiçe mi saymalıyım

İcbar edilen ezaları, boğmak için sırasını bekleyen fırsatçıları kimlere anlatayım

 

 

 

Yaşadığım mekanın şartlarına

Kıt kanaat geçinen efradın dinmeyen figanına, ne yapmalıyım

Asabiyet içinde mi yol almalıyım, kendimden geçiren halimi kimlere borçluyum

Şehir, bedeniyetle barışık olmalı, kimliksizlik nasıl anlaşılmalı,nedeni bulmalıyım

 

 

 

Halime zerkedilen ne varsa

Bir şartlanmışlık içinde yaşamak gerekiyorsa,uyanmalıyım

Aklım ve takatin nispetinde yaşamanın yolunu aramalıyım ve iradi olmalıyım

Her gördüğüme sarılmamalıyım,nasılsa öderiz diye avunup,esaret yaşamamalıyım

 

 

 

Nefsine esir olup yanma

Her kimi suçlamak istiyorsan, halin için efkardır unutma

Hicran ruhunun derinliğinde unutma, hüzün kalbinin senasıdır nafile sanma

nasıl bir hesabın içindesin yakinen anla, hürriyetine kavuşmak için hiç oyalanma

 

 

 

Kal etmek isterdim aştan

Her nefesin derinliğinde gizlenen yardan, narlaşan ardan

Sevda çilesini sinesinde muhafaza eden figanlardan,sukut ettiren o anlardan

Dil kalbin lisanından söz etmeli, aklı ve irade için vaktini bildirmelidir fırsattan

 

 

 

Ecir, ruhun arı, kalbin salasıdır

Kul tahkik ettiği ölçüde nazara alınan itibar olan candır

Efendisi yalnızca Allahtır, kul ve köle ancak onadır, şek ve zan yakacaktır

Cenneti bahşedenler, nüfusları için tellalık eden bilme ki nasıl bağışlanacaklardır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.08.2011 12:37
#1030

Nedensiz olma,mesnetsiz de hiç konuşma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlmin aklına refakat etsin

İdrakin hakikatin perdelerini halinin derinliğinde aşikar eylesin

Ne kadar hevesin varsa umutlarını zedelemesin,kalbinin vecdi kadar filizlensin

Şayet hayrın adına zuhur edecek se yakın gelsin, nefsin hiçbir vakit ruhunu esir etmesin

 

 

Sev, lakin feda olayı bil

Canan için harap olma, kalbinin sahibinde diril,aşkı böyle bil

Seni bahşeden, akıl ve ruhunu teslim eden efendini ihmel etme,kim o haline kefil

Kalbin dilin olsun,gönlün ummanın vecdiyle inşirahın sevdasıyla istikametine ait olsun

 

 

Kork ki an ömrüne bedel

Keder nedensiz olmaz vaktin lahzasında ki o esrar kimi bekler

Hiç hesapsız nefes olur mu sual eyle ey mahzun kader,aklın ve idrakin muştunmuş meğer

İraden olmazsa,zafiyetler kalbini kurutursa, avuntuların yolda bırakırsa,ömür neye bedel

 

 

Uzak durma yakın gel

Düşünmek fikirle mümkün olan erktir sakın ihmalinle solma

Hal edebin vecdi,kal ruhun kadri olmalıdır,umut kalbinin aşk şiarından sunulmalı

Azmin her lahzada hesaba açık bulunmalı,nazargah olduğuda hiçbir vakit unutulmamalı

 

 

Bir karşılık beklersen

O nispette hayrını hasreder ve neticesi için nefes-i nöbetsen

Aşkı ve sevdayı şehredemeyen bir can-ı beyhudeysen, gam kapında, vuslat uzağındadır

Her ne yapıyorsan, hizmet ve ihsanda bulunuyorsan, sukut et, boynunu bük, bilen haktır

 

 

Testi su yolunda kırılır

Kıran her kimde hiç düşünülmeden asabiyet içinde anılır

Hareket ve kuvvetin banisi kimdir,kaza ve kader bu mana da senin hükmende midir

Hikmeti nedir, niçin o vakitte vuku edilmiştir,şek ve şüphe içinde iman nasıl kabul edilir

 

 

Tesilimiyet aşk-ı edeptir

Renksiz olan bir hal ne ruhuna ve ne de kalbine kefildir

Nefsin hükümran olduğu müddetçe iraden kahrındır,ah u figan bu anlamda manalımıdır

Akıl sahibi hidayete namzet olan candır,tahkiki ve tefekkür nispetinde dikkate alınandır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.08.2011 12:47
#1031

Hiç yerinme, nasibin ilgasında serinle!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hiç kimseye çok görme

Kederlenip içine çekilme, sabrı acziyet içinde terennüm eyleme

Kalbinin sahibinde ikamet eyle, azamin ve ihsanın kadar sana yakındır hiç unutma

Şekilyet marazdır, ne derler kaygısı bühtandır,aklın ve irfanın yolundan gitmeyi iyi anla

 

 

Sahibin kimdir sual et

Can, akıl, nesil, din ve mal teminetı neden halin için zaruret

Fikretmeyen can nasıl bir ehliyet, taklit üzre yaşayan can hangi hesabın halinde kıymet

Ey an,senin halinde anlamlıyım, seni bahşeden sahibime hicran içinde niye ağlamaktayım

 

 

Kuş kanatsız uçamaz

Umutlar vecdin halinde dem bulmadan inşiraha ulaşamaz

Ten cezbetse, beden nefsin halinde çürüse, ruh bakir olan hilkatinden birşey kaybetmez

Sen dilemedikçe,ruhunun yetisi ulan idrake ulaşmadıkça aşk hakikati o kalbinde belirmez

 

 

Birgün kapın çalınır

Lakin farkında olman ne kadar ruh ve kalbi manada sevdadır

İlimsiz yol almak, tedbirsiz tasarrufta bulunmak nasıl bir hesaptır,hicran ardırındır

Aklın ve idrakin iraden içindir, vicdanın tefekkür vecdinde ki inşirah halindir ve arındırır

 

 

Can korkusu yaşama

Mal için varlığını hasrederek, sefil bir halin manası olma

Keyfin için sakın bir yol alma, haz ve sürur nefsin erkinden olursa kalbin kurur unutma

Aşk,cehdine malik olmalı, ruhuna özgürlüğünü yaşatmalı, kula kul olan kimler anlasana

 

 

Ölüm ikinçi doğuşun

Aklın ve iraden adına hayıflan, haşyeti an, narı anla

Hesapsız can olmaz, aklını ve fikrini ihmal edenler ise hakikatin yolunu bulamaz

Yaranın ehliyet sahibi olmalı, refakat ettiğin her ortamda sana kefil olmayı göze almalı

 

 

Hiçlik varlık adınadır

Ruhun ve kalbin sahibi mutlak olan Cenabı Haktır

Rahmet ve mağfiret eden alicenaptır, her vakit mühlet veren makam-ı sultandır

Bu bakımdan fark etmek, dikaatin nispetinde muhatap kalbul edilmek ise aşk-ı bahtındır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.08.2011 12:37
#1032

Lütfen sus dedim,çaresizliğe itildim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kendimden bilmeliydim

Hiç kimseyi suçlamadan, halimle bedelleşmeliydim

Hangi hesapsız melalim, zuhur eden aşikar halim, ruhuma dönüş yaptı öğrenmeliydim

Hayrın haktan olduğunu, bela ve musibetin bana ait olduğunu iliklerimde hissetmeliydim

 

 

Nasıl bir zehabın eriydim

Nedensizlik içinde mi nefesimle kederlenmeliydim

Nefsi hoyratlığımı,akıl almaz yaşanan maceraları nasıl ve kimlere izah etmeliydim

Çaresizlik içinde mi kalan ömrümü tüketmeliydim,neden seni anlamayı önemsemiyendim

 

 

Dikkatimi çeken kim varsa

Nazarlarım şayet bu manada ruhumdan uzak bir hesabı ararsa

Kalbimle nasıl yol almalıydım,dinmeyen heveslerin girdabında mı boğulmalıydım

Şayet suçlanıyorsam, yargılanmak adına nazarları ruhumda buluyorsam, yanmalıydım

 

 

Niye bir şüphe içindesin

Kederin her halinde demlenen zadesin, bir emanet -i ehliyetsin

Ne kulsun ve ne de zatım adına kölesin, hak ve hukuku aşikar olan bir nefessin

Nesen sabır içinde çile çekersin, takatsiz düşecek kadar kıymet verirsin,ne kadar naifsin

 

 

Söyle niçin kıskanırsın

Hangi nisa ile konuşacak olsam teyakkuza geçen bir cansın

Sual ettikçe ifade edemeyeceğim nispette dilbazsın,kanmak adına nefeslerce aşikarsın

Her zaman içimde korkuyu aralarsın,merak içinde panik yaşatansın,eza eden bir insansın

 

 

Sanki köleyim dersin

Mecburiyet içinde çaresizliğe amede bırakılan keder erisin

Çilenin içinde mahzun kalan bir ihsansın, hiç okumayan,araştırmaya n bir efkarsın

Kendi dünyan içinde yargılamayı hak gören edasın,haline köle olmamı dileyen endamsın

 

 

Ne kadar anlatsam

Çırpınışlarıma şahit olan nazarların tavsiyelerini anlasan

İnsan olduğumu,iradem bulunduğunu, tercihlerimden mesul bulunduğumu kavrasan

Hür bıraksan, kalan ömrümü sürur içinde yasatsan ve her zaman bir şüpheyle bakmasan

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.08.2011 12:38
#1033

Aşk, kalbe erişip meşkiyle suluka erdirmeli!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ruhumun

Acısından dağılan hem canım

Düştükçe vurulan melalim, aşksız talihim

 

Ağlarım

Her gün kalmasın kimseye canım

Mekânsızım artık bulutlarda yaşamaktayım

 

Kalmasın

Kimseye mahzunluk ben buradayım

Aşk acısını yaşamaktayım bedenen hurdayım

 

Her bir ezaya

Hedef olmaya bugünden razıyım

Kalmasın cihanı arzda kimse aşksız ben hazırım

 

Yaratan

Azimüşşan neye muhtaçtı ki elifi yarattı

Elifin yüreğinde aşk için, şevk niçin hesaplanmalı

 

Her bir ayette

Aşk aranmalı, divaneliğe kanmalı

Cemal hasretiyle yanmalı, ten fersiz bizar olmalı

 

Âdemi mutlakta

Zuhur edecek en nadide aşklar

Hak rızası nerede, meşk kimlerde edilen vaatler

 

Güle hasret

Muratlar, ten kokusunda boğulanlar

Miski amberden uzaklaşanlar, hırsı ile soluyanlar

 

Değil mi hilkate

Aykırı koklanmalı, koparılmamalı

Gülün kokusuyla kalınmalı, ancak onunla salınmalı

 

Her bir iştigalde

Hak rızası aranmalı ona bulanmalı

Dervişi kâmil olunmalı, hakikatlere sarılıp kalınmalı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.08.2011 14:35
#1034

Ruhumun hicranı, kalbimin dinmeyen figanı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etme Allahın kimseyi perişan

Yaşatma umut içinde bir hicran,sancılar içinde geçmiyor zaman

Lahza ruhuma sesleniyor heran, gözyaşlarım dinmez ne vakitte gelecek aşk için ağlayan

Yan ey bu gönlüm durma yan, elbet birgün dinecektir bu vicdan,sahipsiz değildir her insan

 

 

Kapım çalınmaz sukutum ar

Sabır ne kadar acımasız bir har, sessizlik içinde gözler bakar

Umut hazanın oldu, emeller kime kaldı, vakit hergeçen gün daraldı,yaramı dağlar

Hangi kuşu görsem, uçan kelebeklere sessizce nazar etsem, bilmem ki bu halimi kim anlar

 

 

Ağlamaktan gözlerim karardı

Ruhumun firkati hiç ses çıkartmadı, elem sinemde korlaştı

Her açılan kabir derin vir sızıyla sessizce ağlattı, hasretim içimi burkan ardı

Bahtımın kapısı açılmadı, aklım, izanım yolda bıraktı,gönlüm yaralı bir halin nazarıydı

 

 

Kime baksam içim sızlatır

Suskun kalışları dağlar, ruhumda figanlaşır, kalbim anlamaya çalışır

Mecalim yetmez gözlerim kararır, takatsiz halim sancıların kucağında bir yol alır

Hayıflanmak bir kederdir, nasıl hakkıyla anlaşılır, yaşamayan can şehrine muhtaç kalır

 

 

Ezan okunmaya başladı

Müezzinin sedası ne kadar latif bir ibret-i cebnaptı,beni benden aldı

Bilinmeyen mekanların iklimine attı,umman o an karşımdaydı,aşk maşuku için vardı

Hakikatin sevdası ne vakit ruhuma dokunacaktı, kalbim inşirahıyla bir teselli bulacaktı

 

 

Ne kadar hevesim varsa

Nefsimden neşet eden hülyalar birgün yanmam için vesile olacaksa

İtikatım kayıpların adresinde olarak karşımda duracak ve mütemadiyen utandıracaksa

Kimliksiz ve kişiliksiz ahvalim, sefil ve rezil melalim umudun senasında nasıl şaşıracak

 

 

Ey Rabbim sen bilirsin

Razı olduğun kullarından eyle,ruhumdan mağfiretini esirgeme, aşkına ram eyle

Bilgisiz ve bilinçsiz halimin kalbi lekelerininden anbean arınmam için fırsatlar halk eyle

Beni yüzüstü bırakma, mahzun nefeslerin nazarlarından ırak eyleme, firkatini nasip eyle

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.08.2011 12:50
#1035

Aşk mı, ne deyim,sukut etmeyi yeğlerim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sessizce boşalıyor gözyaşlarım

Sır oluyor halime yar olan firkatin, hasretinle dağlanır bağrım

Feryadım niyedir ey vicdanım, nasip olmayan için niye böyle perişanım

Artık duyulmaz oldu figanım, boyunumu büktürdü takatsizleşen umutlarım

 

 

Ruhum nurdan ardır,anlarım

Kalıbımla değil, kalbimle kelam etmek zorundayım,muhtacım

Yoksa yeşermeyecektir göçüp giden umutlarım, sabrın içinde tarumarım

Kah halime yanarım, kah aklımla davalıyım, acziyet içinde neden avarayım

 

 

Nefsimi neden suçlayamam

Ah u zarıyla bir yol alamam, ne derlere sığınıp yakaramam

İdrakimi niçin ihmale alamam,hesabın hangi anında umutla buluşamam

İradem için hayıflanamam, yetkiyi veren için sessiz kalarak hiç unutamam

 

 

Aklım ve vicdanımla canım

Yaratan hak en makbul birşekilde yaratmış nasıl utanırım

Uzaklaşmak için bahaneler ararım, kendi yararuma olmayanlara sığınırım

Bu kadar akılsızmıyım,heveslerim için kurban mı olmalıyım,sualle yanarım

 

 

Aşk, halin demidir inanırım

Kalbin en müstesna şiarıdır yadsıyamam, ari kalamam

Ruhumdan ilzam olan hakikatleri yok sayamam, araf için umut taşıyamam

Vecdimin mecalsizliği, nefimin kabir hali,irade-i zafiyetlerimi yok sayamam

 

 

İlimsiz sırat olmaz kanarım

Fikirsiz insan bulunmaz diye de her canı dikkate alırım

Zan ve asabiyetlerden çok bıtkınım,hesabını göremeyenlerden sakınırım

Muhabbet için bahane aramam arlanırım,kalbimin sahibine nasıl anlatırım

 

 

Sana kimse hasım değil bilesin

Hısım olan o canları ziyaret etmeyide ihmal etmeyesin

Farz olanlarda kalasın, sünnete teslim olmayıda sakın nafile sanmayasın

Rahmetin sebebinde uyanasın, ruhun ve kalbinle dikkate alınan yaşayansın

 

 

İraden, aklınla hemhal olmalı

İçinde ne kadar zxafiyet varsa tez zamandan kalbinden arınmalı

Ruhun özgür bulunmalı, nefsin esirin olmalı, vicdanın icraatınla coşmalı

An ve içinde sırlaşan can aşkın didarında esfelesafilin adına hiç anılmamalı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.08.2011 13:11
#1036

Can, yar içindir, ruhun firkati kimedir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar sessiz kalsam

İnşiraha hasret kalbimi bir nebze olsun dikkate almasam

Kalbımla yol alsam, nefsimle hemhal edip anlaşsam, kimliksiz bir nefes olsam

Vecdimin sulukuyla uyansam, varsa ecrim araf için düşüncelere dalsam ve hıçkırsam

 

 

Bir hüzün var içimde

Her ne hikmetse alıp götürüyor derinlere, kimde bilmese bile

Hal anlaşılmaz oluyor, melal sukutuyla feryar edeip duruyor, sabır yetmiyor

Kanaat idrakin değilde acziyet hüküm sürüyor, boynum bükülüp gözyaşım beliriyor

 

 

Ne nefesim yetiyor

Ne kederim dinmek biliyor, içimden sessizlik içinde yazmak geliyor

Kuytu bir köşede kefenim bekliyor, ne kadar umnudum kaldıysa niye ah ettiriyor

Hicran en yakınım oluyor, susmak gözlerimi karartıyor, vicdanım nedense çığlık atıyor

 

 

Sevmek ne latif bir haz

Sevilmek sanki hazanın bahtında kalmış suskun bir yeşil yaprak

Yoksa yaranmak için mi yaşamak lazım, ne derlere göre mi ömrü adamak sığınağın

Neden bu sıcakta üşüyrum, cami kapılarında bekleyenlere gülüyorum, ah bu sancılarım

 

 

Samimi olmalı bir can

Şayet insanlık adına kayıplarda yaşamıyorsa derd-i gamı olan

Bilemiyorum her yanımda takiyeler içinde koşturan, varlık adına ,kul köle olan

Ey aklı olan, iradesi bulunan, idrakiyle yol alan insan, iman sadakat ister, aşk diler can

 

 

Şayet tahkik etmiyorsan

Nefsin için debelenip bin bir yol bulmak adına çırpınıyorsan

Avuntularla yaşıyorsan, hangi hesabın vaktinde uyanacağını bilmiyorsan ey kan

İman niyedir, kulluk kimedir, ölüm nasıl bir diriliştir, kabir niye sukut eden haşyettir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.08.2011 18:13
#1037

Unutmadım, halin demine çaresiz bıraktım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sessizce yaralanmışrım

Ne kadar takatim kaldıysa, canhıraş çırpınmıştım

Suallerim cevapsız kaldı,sabır hiç acımadan dağladı,gözyaşları mı kaldı

Kalmamıştı yapacak birşey, alıp götürmüştü esrarengiz bir el, benimleydi keder

 

 

 

 

Neler çektim ardından

Kaldım dinmeyen sancıların sağanağıda, ne yapardım

Yalnızlar limanına sığındım, dalgaların sedası misaliydim, sessizdin

Vefa böyle mi olmalıydı,insan olan bir gerekçesini bulmalı ve anlatmalıydı, olmadı

 

 

 

 

Kızmak asla yetmiyor

Suskun kalmak bilsen ne kadar ağır geliyor, içimi titretiyor

Nereye gitsem, nedamet içinde yalnızlığıma çekilsem, gözyaşlarım dinmiyor

Nedensiz gittin,bir nebze olsun değer vermedin,demek ki artık kalbinden de sildin

 

 

 

 

Oysa neler söylemiştin

Kalbimi meftun eden bir ülfettin, suhuletin halinde edeptin

Nezaketinle celbettin, ruhumun insicamında ne kadar kıymetliydin, hiç bilmedin

Sevginin lisanı gibiydin, şevkin sanki adresiydin,neden hiç söz etmeden çekilmiştin

 

 

 

 

Hangi vadimden döndüm

Asabiyet içinde yol alan birimiydim,nerde kaldı övgülerin

Şimdi heryer çok sessiz ve hissiz, zihnim ziyadesiyle ahenksiz ve faidesiz

Gözlerim şevk vermiyor artık fersiz, nefesim sanki kesilecek gibi çaresiz ve zevksiz

 

 

 

 

Ne güzel mehtaba dalardık

Sanki hiç içinden çıkmayan birer candık, umutla yaşadık

Düşler kurguladık, yarınlar için planlar yaptık, şimdi ellerim boş, niye ağladım

Gönlümde yer aldın, yar adına nazardın, şimdi nar manasında niçin bir hicrandın

 

 

 

 

Dilm varmıyor söylemeye

Ah u zarım için bin hüzün ile yadedip, sessizliğe çekilmeye

Kalbimin sahibine aşikar eylemeye,ruhumun banisine şimdi mahcubiyetim niye

Ne kölemsin ve ne de kulum,esirim olmak adına hiç bulunmadın,mazaretlerin kime

 

 

 

 

Bir tek kelam etseydin

Yaşadığımız muhabbet ve selam süruruyla, öyle gitseydin

Bu denli müşküş duruma düşürmeseydin ve ümitler içinde hüzün bahşetmeseydin

Yeter ki dileseydin, elbette ki tercihlerinde hürdün, lakin tarumar edip gitmeseydin

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.08.2011 18:14
#1038

Ruhum kefil mi kalbime ve melalime!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne söylesem çare değil

Feveren olan halime refakat eden bu nefsim cani değil

Elhak aklım kıt değil,merakım sukut bulmuş değil,azmim hırsın elinde değil

Niye nehyin içindeyim, arızalıdır bedenim, nefsim için mi ben böyle bir hederim

 

 

 

 

Alıp başını gidiyor an

İçinde kaybolduğum zaman,idrakime erişmiyor mu furkan

Hangi lisanı öğrenmeliyim, vecdimle hemhal olup aşkın firkatiyle inlemeliyim

Sevdanın şadıyla figan etmeliyim,sabrın kaftanını giymeliyim ve kanaat etmeliyim

 

 

 

 

Babam göçeli çok oldu

Annemi mahsun bırakan bir karardı, gözyaşlar yine başladı

Annem ne vakit yalnız kalsa,keder halini hiç bırakmasa, yadıyla hemhal olsada

Derin bir sızısı vardı, derd-i gamıyla yol alan bir insandı, niye suskunlaşan nisaydı

 

 

 

 

Kabir ziyareti ikramdı

Tek başına dertlenmeyi arzulardı, sessizce etrafına bakardı

Kimbilir neler mırıldanırdı, yüreğinde ki sırları bin hüzün ile demek ki anlatırdı

Ziyadesiyle bir rahatlamanın iştiyakıyla ayağa kalkar, latif birşekilde vedalaşırdı

 

 

 

 

İçim hicranla sızlardı

Nazar ettiğim vakit sakınırdı, başını önüne eğip yürürdü

Ne kadar düşünsem, halinde ki hasretin vecdiyle inlesem asla kifayet etmezdi

Ruhu edep içindeydi, nefsini asla öncelemezdi, hizmet adına kendinden geçen naifti

 

 

 

 

Elbette ki ahı vardı

Lakin her nasılsa kimseye aşikar eylemeyen bir nazdı

Ne zaman seslensem tebessüm ederek yüzüme bakardı, söyleyemedikleri vardı

Bazen engin bir sancı başlardı,yoksa gelininden mi bizardı,susması mı bir kanaattı

 

 

 

 

Garipleri çok severdi

Ne varsa elinde vermeyi dilerdi, memnun etmek isterdi

Gözü pek bir nefesti, sözünü esirgemeyen kanatti,ne derleri hiç önemsemezdi

Sarsılmayan bir imanı vardı, her halukardı niyazıyla beraberdi, ecri esirgemezdi

 

 

 

 

Babamı yalnız bırakmadı

Bir ikindi vakti bahtının kazasına uğramıştı, yalnızdı

Telaş içinde yoldan geçerken bir araç çarpmış ve o an havada birkaç takla atmış

Yere yığılmış, kanlar içinde kalmış ve nefesi kesik kesik gelirken hemen kaldırılmış

 

 

 

 

Haber geldi,an bitmişti

Telaş ne kadar anlamlı bir saikti, acilin kapısında ne çok insan birikmişti

Annem kan yumağı olmuş, her yanı kırılmış,doktorlar umut yok diyerek bırakmış

Bir müddet sonra kalbi sustu, kimseyi görmeden umutlarında yolculuğu başlamıştı

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.08.2011 13:22
#1039

Dinecek mi bu sızım, kalmadı mecalim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sanki küreksiz bir sandal gibiyim

Kalmadı bir hevesim, solmaya yüz tutan ümitlerim ve şevkim

Kimi dinlesem, içimi titreten sırdan bahsetsem, dinmeyen kaygıları yenebilsem

İnsanın zafiyetlerinin vaktini hissetsem, geriye çekilsen ve hiç söz etmeden göçsem

 

 

 

 

Birimiz hepimiz için değilmiyiz

Niçin tefrikalara meylederiz ve bin bir hiziplerle seyrederiz

Husumetin ne kadar berbat olduğunu bilmezmiyiz,en yakınlarımızdan geçeriz

Ruhun, kalbin inşirahını önemsemeyiz, nefsimizin erkiyle bahanelerimize seriliriz

 

 

 

 

Hak deriz, kendimiz için isteriz

Adaletten söz ederiz, işimize gelmeyince adil olmayı kerih görürüz

Nasıl bir hesabın muhatabıyız, aklın ve izanın şerik koştuğu ana mı gidiyoruz

Cehalatimizi alalayıp, şekliyete itibat ederek vaktimizi katlediyor ve yeriniyoruz

 

 

 

 

Kurak bir iklimin nefesiyim

Yazları çok sıcak, kışları teni çatlatacak kadar soğuk,teslimim

Ağustos sıcağında Erciyesin tepesinde erimeyen karları seyreder ve imrenirim

Müti olmak demek ki budur diye kendi sefilliğime nazar ederek,boynumu bükerim

 

 

 

 

Erciyesin eteklerindeyim

Hisarcık mahallesinde ve insanların içinde bir mahaldeyim

Konuşmalara şahit oluyorum, ne kadar ferasetli insanları içimden geçitriyorum

Biraz sonra ki vakıa karşısında asabiyetleri görünce ne kadar şaşkınlık yaşıyorum

 

 

 

 

Kıranardı aracına bindim

Çok kalabalıktı, sanki içinden çıkamadıkları bir telaşları vardı çekindim

Yüksek sesle konuşmalarını anlayamadım, neden adabı ihmal ederler ki dedim

İnsan tekabül ettikçe, kentlilik kültürüne eriştikçe daha zarif oluyorlar'a inandım

 

 

 

 

Şehirde yaşayanın ahı var

Bitmez tükenmez koşturması kendi hali için en katmerli birer nar

Yetişmek zorunda, açık vermek en mühim meselesidir, ihmale gelmez elbette sorar

Hangi markette indirim var, aracı tazelesem mi kaygısı ağır basar, ev ise sızı koyar

 

 

 

 

İnsanlar nispet yapıyorlar

Kimin ne yaptığına bakıyorlar, talepleri artıyor farkında olmuyorlar

Bütçe açık veriyor, kredi kartlarını tam ödeyemiyorlar, o vakit faize bulaşıyorlar

Haramlara tevessül artıyor,arlanmadan yasaklar çok cazip oluyor diye söyleniyor

 

 

 

 

Neden geçimsizlik artıyor

Mahkemelerde boşanma davaları pik yapıyor, nesiller mi farklılaşıyor

Yoksa hesapsızlık mı artaya çıkıyor,iradeler zayi oluyor, akıl sahipleri ne yapıyor

Hangi fırsatın esiri olmak için vakti bekliyor,insan kul olamadıkça niye acı veriyor

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.08.2011 13:23
#1040

Her söze kulağını kabartıp şahit olma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnsan, edebiyle kemale eren candır

Zarifliğiyle salınan nazardır, naifliğiyle yol alan bir furkandır

Aklın sahibi, iradenin mükellefi, ruhunun evvel emirde ki emanetçisi olandır

Taşıyamayacağı bir yükün zaptıyesi değildir, tercihleriyle bir bütün olan kederdir

 

 

 

 

Hakk ki, adaletin bizzat sahibidir

Yarattığı insan için övünen ve sevinen bir mağfiretin malikidir

En çok kıymet veren ve en yakın olan rahmettir, insan farkına varırsa aşkıyladır

Emir ve nehiyler vuslat için imtihandır,beşeri sistemlerde cezai hükümlerde vardır

 

 

 

 

Ne kadar ihmale alırsan alinedir

Seni halk eden ve sahibin zaten nefesinin tek adresi ve erkidir

Ruhsuz insan ne kadar kof ve çirkindir, kalbini dikkate almayan sefil bir elemdir

Tefekkür etmek nefen zarurettir, aklın ve izanın feraseti ihsan ile yol alan payendir

 

 

 

 

Saklı olanları sakın merak etme

Hassaten kapanmış kapıları da edepsiz birşekilde açma

Gerekçesiz macera arama, aklın yolu birdir sualini halinin demiyle iyice anla

Asla bir fırsatçı olma, kazanan, aynı zamanda bilesin ki kaybedendir hiç unutma

 

 

 

 

Gönül deryadır açılsın azmet

Hidayetin anahtarı aklın ve merakındır hiç durma meylet

Hangi düşüncenin müdavimi olurssan ol fark etmez, sahibin aşikardır şükret

Hesapsız Bir şey olmaz, aldanmayan kul bulunmaz, ders alınır, ibret neden vardır

 

 

 

 

Hiç akortsuz saz çalar mı

Ruhun ve kalbin sahibine muhalifken inşirah haline akar mı

Müddeli verilen rahmeti ve mağfireti tasarrufun sanıp aldanma, an bakar mı

Yanan olma, fırat varken katiyyen avunma, yalan ve rüsva içinde de bir yol alma

 

 

 

 

En yakınına bak ne bekler

Şayet esirgersen hamiyetini ve sevgini seni kapı dışarı eder

Sadık olan ruhunun ve kalbini şehreden candır, imtihan her vakit bırakmayandır

İnsan ahsen-i takvim üzre hakl edilen takvadır, reddeden ise nasıl bir hüsrandadır

 

 

 

 

Aşk, o ruhunun ilacıdır

Kalbinin cilası ve kalıbının hülalasıdır,lakin hesabidir

Azmin ve ecrin kadar sana yakındır, feda olmayı bildiğin müddetçe refakatçindir

Keyfiyete dalma, heveslerinle nihayete erişeceğine inanma, ecel vakitlidir unutma

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.08.2011 16:59
#1041

Ne kadar ah etsem, çare olmayacak neyleyim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Senin

Haklılığın karşısında

Halimde söyleyecek hiçbir söz bulamıyorum

 

 

Biliyorum

Sana karşı hissizliğimi

Günlerdir neler çektirdiğimi hiddetli nefsimi

 

 

Sendeki

Naifliğin karşısında

Yozluğu buluyorum, nedense kendi halimde

 

 

Ne kadar

Üzülsem de ne ifade edecek

Bilemiyorum şimdi vicdanımla dağlanıyorum

 

 

Sessizce

Hıçkırıklara boğularak

Sabahlara dek hayıflanıyor affına sığınıyorum

 

 

Gel ne olur

Ben ettim bir hadsizlik

Sen münevverliğinle mukabele etme suhuletine

 

 

Nefsi

Cehaletime yenilerek gitme

Hamiyetinle, haysiyeti şerefinle bir kez de dinle

 

 

Nedamet etme

Benim halime gönüllenme

Çünkü hiddeti cehalet bende erdemi ülfet seninle

 

 

Ruhum bizar

Artık kalbimde kalmadı hal

Sana muhtaçlığıma ne olur bir kez de nazarını sal

 

 

Sensiz

Yaşanan hayat çok dar

Zihnim hayli tarumar, hislerimde solgunluğa duçar

 

 

Duyduğum

Şarkılar sanki bir intizar

Ölmek nasibe bakar lakin halim şevksiz bir bahar

 

 

Gel ne olur

Renklerinle şevke yine sar

Billahi söz veriyorum artık sana veremem bir zarar

 

 

Vefa hakla var

Nisa kimliğinde hiç solmaz bahar

Aşk, fedakârlık içinde terennüm edilen nur’u hilal

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
22.08.2011 17:01
#1042

Ne derdine dermene geldim, ne de inandım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilmeliydim kul olmayı

Tashih etmeliydim, inandım dediğim herşeyi, tahkikiyle yol bulmayı

Sokaklarda sabahlayanları, aç ve susuz kalan canları merak edip bulmalıydım

Nedenleri için sancı çekmedikçe, nefsimi ihya etmek için serildikçe kurumalıydım

 

 

 

 

Hissiyatlı insan nardır

Bin bir türlü derdin derman bulması için canhıraş çalışan ihsandır

Ruhunun dilidir, kalbinin vecdidir, kalıbının emanetçisi olarak hep gizlenendir

Aşkın şevkine eren bir dirliktir,her lahzasını vakfeden engin mürebbiye nişanesidir

 

 

 

 

Sabrın çehresidir

Kanaatin meftun eden payesidir, asla bir asabiyet içinde değildir

Şer'i hudutlar için çok azimlidir, bahanelere sığınmayan çaredir, nas numunesidir

Ahiri için ayna misalidir,cennet ve cehennemi dillendirmeyen bir dervişin nefesidir

 

 

 

 

Bir müşkilat varsa

Kapısı tıklanan cansa, feda olmak adına palazlanan nidadır

Aşk adına yok olmayı bilen bir nazardır, hakikatin takatine erişen bir fırsattır

Ruhun insicamını anlayan, kalbinin nazargah olduğuna kanan bir nam-ı cenahtır

 

 

 

 

Derdin sahibi haktır

Kul ona layık olmaya azmeden bir candır, sabırda aşk vardır

Tahkikin niteliğin içindir, anlaşılmayan bir iman nasıl ahvalini kurtaracaktır

Şefaat adına sıvazlanmak hakkıyla anlaşılmamaktadır, güle yabancı olan ne acıdır

 

 

 

 

Bir ateşin yükselse

Tansiyonun alıp götürse, yoğun bakımda halin niye biçaredir

En yakınların yanındadır, gözyaşları akmaktadır, ah u zarın hiç durmamaktadır

Seni yaratan kalbine ne kadar yakındır, ruhun için bir çaren varmıdır,umut ardır

 

 

 

 

Utanmak edebindir

Pişkinlik nefsin ta kendisidir, akıl ve izan kim için ve niyedir

Hesabını bilmeyen tüccar neden sefildir, o vakit bir sual et, kim kime kefildir

En yakınların dahi panik içindedir, bahaneler hüzünle içinde önüne serilmektedir

 

 

 

 

Güvenme hiç yarına

İmtihan sudur etmedikçe feryadına, çare olmayacaktır arına

Seni yoktan var edeni sakın unutma, ruhunun ve kalbinin sahibi odur, anlasana

Bugünden yarına ne kalacak, tahmin ederim kefenin dahi bedediyece karşılanacak

 

 

 

 

Varsa kabrin açılacak

Yalan denen dünya seni yutacak, toprak libasın sanılacak

Hiçbir caziben kalmayacak, yakın bir vakitte en yakınların dahi uğramayacak

Geriye ne kaldı, şahitler sana dünyadan yakındı, varlığın ruhuna adanan fırsattı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.08.2011 13:18
#1043

Yapılan iyiliği unutma, sakın vefasız olma!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ruhunun vecdiyle yaşa

 

Kalbin nazargahtır, hiçbir vakit unutup, gafletin girdabında boğulma

Nar, haşyetin emaresi, hayretin nişanesi, feryadın abidesidir sakın ihmale alma

İraden furkanındır, atin için fermanındır, ruhunu ve kalbini nafile yere yaralama

 

 

 

 

 

Kul ki hatasız olmaz

Umudu tükenen can nefes alamaz, gözleri kararır farkı anlayamaz

Firkatin asudeliğinden ibrete kanamaz, tefekkür adına neden vakit ayıramaz

Ziyanda olan nefsindir,lakin ehliyet sahibi ve muhatap bizzat kimdir, akıl niyedir

 

 

 

 

 

Gönül kapını kapatma

İhsan ve inayet üzre ve muhabbet içinde nefeslenmeyi hiç unutma

Hizmet ehli olan candan uzaklaşma, mahzun nefesin gönlünü almayı ihmale alma

Ümet olmak nasip iledir,bahtına bahşedilmişse feda olmaktanda asla geride durma

 

 

 

 

 

Emir ve nehiyleri anla

Sakın kayıtsız kalmayı göze alma, an nöbettedir boşuna yanma

İdrakin ruhundan sudur eder, ferasetin kalbinden kal eyler,takva aşk -ı ardır anla

Ne kadar tevazuu içindeysen, şekliyetten ari nefessen, ihsan üzresin korku yaşama

 

 

 

 

 

Cennet gayen olmasın

Cehennemde korkun adına gözlerini karatmasın, aşkı yaşatsın

Mükafaat vaat edilmiştir, karşılıksız bahşedilen rahmet, mağfiret niyedir solmasın

Umutlarının hiçbir vakit nutku durmasın,ruhun, kalbin hakikat adına anlamlaşsın

 

 

 

 

 

Ölüm hiç korkutmasın

Sünnetullah üzre olan herşey gönlünün sahrasında sevda yaşatsın

Azmin ve şevkin suskun kalmasın, ne kadar içinde ukten varsa, hayırla buşunsun

Haline ihsan yaşatmayan, edebi lahzasında inşiraha kandırmayan ümidin olmasın

 

 

 

 

 

Yaşlılar korunandır

Sabiler ne kadar zariftir, insan fikrettikçe naifitir, ihmale alma

Ne kadar muhtaç varsa ve şahitliğin söz konusuysa hiçbir vakit kayırsız kalma

Rızgın sahibi Cenabı haktır, imtihan içinde olan senin ruhundur, avuntuya dalma

 

 

 

 

 

Hep hizmet alan olma

Kimi zaman sofrayı bizzat sen hazırla, mürebbisin anlasana

Nimetleri yedikten sonra bir kenara çekilip suskun kalma, refikan bekiliyor dalma

Tebessüm ettirmek ülfettir geçip oturma, bazen süprizler yap, güldür sürurla yaşa

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.08.2011 13:19
#1044

Nisa ardır,duygusaldır,naif bir edadır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir kuş misali ürkektir

Teslim olmak üzre ziyadedir,ümidiyle seyreden bir arifedir

Ne kadar ihmale alırsan, hor görmeyi halinde yaşatırsan çok sızlar ve yıpranır

Suskun kalmanını yadsıma, söyleyemediklerini yok sayma, sabrının farkındadır

 

 

 

 

İnsanlım adına farktır

En güzel payeyi almış bir sultandır, ana olmuş fermandır

Neslin emniyeti, dirliğin bereketi, vecdin nöbetçisi, kalbin sürur payesidir

Hemen inanır, koşulsuz olmayı fedakarlık sanır, dikkat edilmeyince hali hüzün alır

 

 

 

 

İnsan ki aklı olandır

Yolun müstakim olanını bulandır, yoksa nasıl muhataptır

Hidayetin ilgasında akıl vardır, ilim merakın bir adresi olarak kapı aralamaktadır

Sual etmeyi unutma, tahkik ettiğin müddetçe bir farksın sakın es geçiptete bırakma

 

 

 

 

İçini titreten mi var

Temaşa etttiğin söyle nasıl bir nazar, yoksa nisa mı yar

Hiç kimseye etme intizar, nasipsiz bir şey olmaz ey melal, hala içimde bir korku var

Hasret sinemi niye dağlar, nasıl bir firkatin şadına meftun oldum ey kalbi olan şiar

 

 

 

 

Tesettür kalbindir

Şekliyet içinde örtünenler nasıl bir taklidin rengidir

Rengarek açılmak, kafelerse edepsizce salınmak, kahkalarla insanları usandırmak

Buradayım dercesine tuhatlık yapmak, sigara üstüne sigara yakarak çaka satmak

 

 

 

 

Kime özenirsin

Nedensizliğin içine çekilen bir nefessin, hala habersizsin

Nehiyler içinde salınmayı nasıl ruhunun hilkatine reva görürsün,akl-ı fakirmisin

Nasıl bir neslin müdavimisin, atinden bihaber olan edeb-i acizsin, düşünmez misin

 

 

 

 

Özgür olmak hak

Lakin hukuku zorlamamak maksat, elemle yüzyüzesin

Kim sual etse, nedenlerine meyledip muhabbet eylese, kaçmak adına bahanesin

Ekonomik özgürlüğüm var diye ne kadar selahiyet sahibisin, zorlama ki üzülürsün

 

 

 

 

İnsanı gama sevk etme

Binbir düşüncenin ,içine çekip vehiplere teslim eyleme

Adab-ı muaşeret içinde vaziyet almayı gaye edinsene, ecnebiler gibi arileşmesene

Libas edeptir, bu banada ülfettir, kalbin ruhunun derinliğinde ki teslimiyet niyedir

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.08.2011 12:55
#1045

Eskimeye yüz tutan yorgun kelimelerle!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İhmal edemezdim, boşver diyemezdim

Kelimeyle, sözcüğün enteresan farkını bizzat halimde yaşamalıydım

Nasıl ihmale alırdım ve menbaını umursamazdım, yoksa bende aldanan mıyım

Reddi mirasçı mı olmalıydım,tarihimde ve atiğimden hiç dem mi vurmamalıydım

 

 

 

 

Kelime, kelamullahtan sudur eder

Sözcük kime ne söyler, sanki şekliyet için tanzim edilmiş bir keder

Evvel ahirinden azat olmuş bir değer, ne kadar talipleleri varmış meğer

Olsun, ben bu manda yazmaya devam edeceğim, anlaşılmak adına bekleyeceğim

 

 

 

 

Gönlüme düşen ne varsa dilleniyor

Beni ben yapan ve anlatan kelimeler sanki çıkmak için çırpınıyor

İşte o vakit sukut ediyorum ve aklımı ve izanımı gale almıyorum, kalbi yazıyorum

Hor ve hakir görenler, eleştirmek için vaktini heba edenleri biliyorum, susuyorum

 

 

 

 

Haklılıklarını teslim ediyorum

Zira hiçbir zaman rekabet etmek adına yazmıyorum ve yarışmıyorum

Kimseyi üzmek adına veya beklenti umuduyla uğraşmıyorum, Hakka sığınıyorum

Nefesimden kalan ne varsa ve ecel kapımı çalmak için bakınca, yazmayı diliyorum

 

 

 

 

Halime nakşedeni hasrediyorum

Bir hesabın hülasasında ki mahcubiyetimi acıyla terennüm eyliyorum

Belirli bir vakitte ve biriken ne varsa, serdetmek ümidiyle çalışıyor ve çıkıyorum

Bir sonraki güne kadar hiç uğramıyorum, kitaplara dalıp hicranla nefesleniyorum

 

 

 

 

Neden kitap çıkartmıyorsun!

Bu sual karşısında tebessüm ediyorum, Rabbime hamdeyliyorum

Oysa edebiyat hususunda ne kadar fakirim, serbest yazmayı ancak beceriyorum

Stilim ve rengim olsun diledim, çünkü kendi halimden mesul olan, canım diyorum

 

 

 

 

Genellikle sessizliği severim

Ruhumdan ve kalbimden sudur eden ne varsa paylaşamayı dilerim

Muhabbet ve sevginin gereği olarak mütaala ediyorum, yoksa neden yazayım

Yaşadığım şehirde ve etrafımda ki insanlarla bu hususları hiç aşikar eylemiyorum

 

 

 

 

Sadece yakinen tanımadığım

Haline vakıf olmadığım ve cismani manada şahit olmadıkğım

Her nefesin ve hisseden kalbin yakınında olayım ve derd-i- meramımı anlatayım

Göçüp giderken rahmete ve şahitliğe vesile olmasını bu anlamda niyaz eyliyorum

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Ruhum ve kalbim sual eder, kal eyler!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Henüz sana vakıf olmadan

Hoyrat bir nefesin sahibiydim, aklımın estiği nispette seyrederdim

Her zaman bir rekabet içindeydim, güçlü olmak adına her kapıdan girerdim

Adeta ruhundan ve kalbinden haberdar olmayan bir zadeydim, güya bir insandım

 

 

 

 

Etrafımda ki canlardandım

Kime nazar etsem, derdine çare olmak adına niyetlensem acırdım

İman bakımından dağınıktım, her nefes gibi bir inancın sahibi olduğumu sanırdım

Ne kadar farkındaydım,pek anlamazdım, kazanır ve yemek için palazlanan candım

 

 

 

 

Yüreğimi titretene takılırdım

Etrafında pelesenk olur, zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamazdım

Güya umut taşırdım, niyetime alırdım, fakat nasip nedir konusunda kuraktım

Dilediğim müttedçe sahip olacağıma inanırdım, vasıl olmak adına yollar arardım

 

 

 

 

Kerih olanı umursamazdım

Nihayetinde herkez gibi bir insandım, hep etrafıma bakınırdım

Ne furkanın ve ne de sünnetin, ruhumu ve kalbimi cezbedecek kadar farkındaydım

Taklit üzre inanan bir müslümandım, farz, vacip,sünnet,müstehap hikaye sanırdım

 

 

 

 

Evvet emirde yaşanmış derdim

İnsanların kavga ve nizahlarında, emelleri uğrunda neler yaptığına şaşardım

Amcalar ve teyzeler, abiler ve ablalar bir başka derdin müdavimleriydi tanırdım

Her vakit nefsini önceleyen insanlardı ne yapabilirdim,demek ki böyledir sanırdım

 

 

 

 

Bir camiye gitsem cemaatın hali

Sanki siyasetin bizzat merkezi gibiydi, aleylerinde husumet beslerlerdi

Hocaların gıyabında konuşurlar ve hatta yargılarlardı, sonrada namaz kılarlardı

Sevgi ve muhabbet adına bahaneler sıradaydı, çıkar uğruna neleri göze alıyorlardı

 

 

 

 

Kız çoçukları evlerin mahsunu

Erkekler ise her ne yapsa mübah görülen sanki ülviyet naibi insandı

Hizmet eden ve sürekli talepleri ertelenen, hüznün içine sürüklenmiş zariflerdi

Nasıl bir iman ve itikat olmalıydı ki adaletin, sevginin tesisini dikkate almıyorlardı

 

 

 

 

Yaşamak için yaşayanlardı

Ne vakit sual etsem, büyüklerim diye merak ettiklerimi öğrensem olmazdı

Bir nesil sanki kasten heba edilen heyecanlardı, akaidin tesisi silbaştan olmalıydı

Sinelere sinmiş olan ne kadar hurafe ve biratler kalmışsa arındırmalıydı, olmazdı

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.08.2011 12:34
#1046

Hicran sızlatır, ah çaresiz halime kalır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İstemesem de bir gün gideceksin

Zamanın çığlıkları sarhoş ederken

Yoksul hayallerin sarılmalarında

Gece kanarken gözlerim silmeyeceksin

 

Kuşatılmış sokakların çirkin suratlarını

Durma sal bir an evvel üstüme kederlenme

Kırılsın tüm düşler, aşklar kuytulaşsın

Salarım yalnızlığımı düşlerinin eteklerine

 

Asık suratımla nazar ederim gecelere

Buğulanan yüreğimle akıtırım yaşları

Anlamsız bakışlar sarsa da gözlerimi

Biliyorum bir gün seslenmeden gideceğini

 

Bilmektesiniz ki çaresizim ey yıldızlar

Martılar, gecenin karanlığından kaçarken

Yüreğimden boşalan mısraların güftesini

Sizinle paylaşıyorum bahtsızlığımın çilesini

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.08.2011 12:36
#1047

Şikayet etsem ne olacak,gönül hicrana kanacak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ruhumun aline niye yabancıyım

Kalbimin figanıyla yol bulan bir davacıyım,sabırda yanan hancıyım

Umutlar bahtımı bulmalı, kanaat vecdimle anlaşmalı, içimde yabancılık olmamalı

Korkulardan arınmalı,hasret yüreğimi dağlamamalı,firkatiyle halsiz bırakmamalı

 

 

 

Lahzanın halinde mahzunum

Nefesin müddetine nasıl yabancı kalırım, ahirimle buluşmalıyım

Bilmeden ve tahkik etmeden gönlümü kimseya aralamamalıyım, samimi olmalıyım

Hiçbir insanın vebaline hamallık yapmamalıyım, kendi yükümle yolu bulmalıyım

 

 

 

An hiç durmaz aşka kanar

Bekleyen niyaz ancak niyetin ecriyle bahtı aralar,kalbe bakar

Ruhundan haberdar olduğun kadar yakınlaşır ey yar, korkular bilinçsiz zandır

Ruhuna ve kalbine yabancı olan intizar ile muntazamdır, rahmeti anlayamayandır

 

 

 

Her sürenin anahtarı vardır

Nüzül sebepleri merak edilmedikçe anasıl hakkıyla anlaşılacaktır

Mücmel ayetler neden meraktadır, rahmetin bizzat muhatabı niye açıklamıştır

Kitab-ı celik vuslatın için yegane cenahtır, efendimize yakın olduğun kadar aşktır

 

 

 

Hiç güvenme o nefesine

Kahkaha attıran nefsine, ihsandan yoksun tavrına, fanisin unutma

En yakınlarına kalbin lisanıyla bir baksana, evvelinden neler hatırlatıyorlar sana

Bir nutfeden meydana gelen kendin olunca, neden akıl ve izanı bırakırsın sor sana

 

 

 

Ne kadar aşk anılsa

Ruhun ve kalbin didarında hakikatle buluşmayınca hep boşuna

Nefsini ihya eden her ne varsa, birgün iradeni kuşatır unutma,ihlastan uzaklaşma

Her neyin sahibiysen emanetçi olduğunu yok sayma, an kapını çalacaktır bakınma

 

 

 

Aile bireyleri şevktir

İhsan edilen ülfettir, ne büyük zenginliktir, sakın ha şımartma

Varlığı öğrettiğin kadar, yokluk içinde de yaşayanları hiçbir zaman unutturma

Yoksul nefesleri, muhtaç haneleri ziyaret et kaçınma, ecir sana yazılandır şaşırma

 

 

 

Annen vefa adına ardır

Baban sabıra kanan ve öznen olan insandır, sakın yakınma

Karındaşlarınla hiçbir vakit rekabete girme, sevgi ve muhabbetini esirgeme

Sılah-i rahim mutlak emirdir ve efendimizin fevkalade önem verdiği vecdir yaşa

 

 

 

Birgün kapın çalınınca

Sakın pürteşaş halinde bulunma, ecel edebiyle gelir unutma

Hazır olduğun kadar korkunu yenersin yakinen anla, bilmedikçe kaçarsın anla

Lakin artık çare yok, ruhun vakti gelmiştir, bedenini terketmeye amadedir korkma

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.08.2011 13:08
#1048

İnsan akıldır, idraktir, irade –i farktır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Rahmetin en önemli naibidir

Mağfiret için halk edilmiştir, övülen ve yerilen bir nefes-i abidedir

Her doğan sabi, beşer olarak dünyaya gelir, aklı ile insan olmaya başlar

Hissettikçe, düşünmeye önem verdikçe, tahkik etmek içinde sualler sorar

 

 

Çocuk bir çiçek misali bakar

Sebep ve vesilelere sığınır, hayrete kanar, tenbihlerle yola başlar

Velinimeti olarak nazar ettiği cana masumca bakar, sonra alışır ağlar

Kalbiyle konuşan bir ihsandır, nasıl yetiştirilse o anlamda yaşayacaktır

 

 

Anne ve babaya emanettir

Ehliyet sahibi oldukları için tercih edilen birer hesab-i nefeslerdir

Evvel emirde zaten aynı suluktan gelen nöbetçilerdir, böyle eğitilmişlerdir

Sosyolojik farklılıklar iliklerine kadar işleyecek bir hayatın ana kaynağıdır

 

 

Etrafına kayıtsız kalmayandır

Öncelikle taklit etmeye bu yaşta başlayan çaresiz bir sadıktır

En önemli ihtiyacı şefkat ve sahiplenmek duygusudur, hilkatinde vardır

Aidiyetini ancak, ruhunun ve kalbinin farkına vardıkça anlayacak olan candır

 

 

Ne kadar çok kandırılırsa

Yalan ve yapmacık tavırlar içinde yoğrulursa geleceği adına gamdır

Mesul olan evebeyn ve etrafında ki komşuları, akrabalarıdır, en yakınlarıdır

Çünkü güven beslediği ve inandığı varlıklardır, her hali normal sayan kandır

 

 

Ruhun celbedenler uzanır

Aklı erdikçe tavırlar alır, nazlanmayı marifet sanır, öyle inanır

Şımartan anne ve babalar en önemli sancıları zerk eden birebir muhataplardır

Çocuğun geleceğiyle fütursuzca oynayan varlıklardır,bakan, görmeyen zandır

 

 

Buluğ çağına erişen farktır

İşte o vakit bizzat muhatap kabul edilen candır, hiç unutmamalıdır

Her ne yaparsa mesuliyeti içinde bulunan zamandır, aklı ve izanı niye vardır

Düşünmek zorundadır, nefsini öncelikle tanıyan ve etrafında yol alan insandır

 

 

Korkunun içinde demlenirse

Haşyet kapınızı çalar, panik ve hezeyan işte o vakit neden başlar

Afeti tanıyan ve yaşamış olan niçin tedbirlere soyunan zavallı nazardır

Akıl sual etmek ve tedbiri ihmal etmemek üzere en sağlam olan bir dayanaktır

 

 

Doğduğuna inanan, ölmeye de adaydır

Ne kadar kaçar ve korkarsa nafile yere panik yaşayan heyecandır

Nefsinin isteklerinde sınır tanımayan bir can, kimi ve nasıl inandıracaktır

İstikamet sahibi olmak farktır, sırat-ı müstakim üzere bulunmak farz-ı ayındır

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.08.2011 13:15
#1049

Sussam ar mı olacak, içim sessizce yanacak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bazen böyle söylenmek geliyor içimden

Ruhumun edebini ve kalbimin firkatini düşünmeden, ah u zar ederken

Bahtımın hiçbir zerresinde söz sahibi olmadığımı bilirken, iradem zafiyetler içindeyken

Sinemim hicranı dinmek bilmezken, hüzün her vakit yanımda sadık refakatçim olurken

 

 

Şehrine malik olmadığın ne varsa

Anlamak için halin derinliğinde bu kadar feryat etmeme sebep olunca

An kavli kararınca, zaman ömrüme sualler yönetmem için karşıma sessizce çıkınca

Aklım bir hoş oluyor, zihnim kimi vakit karışıyor, o vakit gözyaşlarım dinmiyor yakarışla

 

 

 

Sevmek, ne müthiş bir fırsat

Kalbin lahzasında ki hıçkırış, ruhun firkatinde ki o sessice yanış

Yar adına çırpınış, sevda rüknünde ki hayrette uyanış, aşk sahnesinde ki yalvarış

Vuslatın vecdine kanış, hakikat secdesinde ki uyanış, dirilmelerde ki edebin âlinde kalış

 

 

Bir nisayı sevmek niye hardır

Hissiyatın çeperlerinde hevese kanmak bahşedilen nazardır

Halinde yol almak ihsandır, ecrinde kalmak sürur-u nardır, can için burkandır

Nefsin didarında en önemli imtihandır, sınırsız duygusallık kalbin içinde bühtandır

 

 

Aşk, iradeden vazgeçiren ardır

Feda olmaya ram eyleyen sırdır, ihlâsın şadında ki nasib-i maveradır

Haktan gayri olan ne vardır, hakikat bizzat sana bahşedilen bir edeb-i cenahtır

Ruhunun ve kalbinin sevdası niye sevdanın türabıdır, akıl sahibi için gerisi ardır

 

 

Hal ehli olmak iman üzeredir

Hesapsız kal etmek lahzayı gale almamak anlamında fakirliktir

Ömür zatına bahşedilendir, kitab-ı celilin hülasasına vakıf değilsen elemdir

İraden ehliyetindir, aklın ve izanın için en ulvi bir gerekçedir, yoksa kederindir

 

 

Gül, suhuletiyle lütfedilendir

İnsan kalbi onu haline kanmadıkça sanki bir bedevi gibidir

Derinlik ruhun sahrasından gelmektedir, akıl hidayetin için rehberindir

Yoksa idrak niyedir, ibret vicdanın lal olan halidir, bu bakımdan edep iledir

 

 

Maraz olan ne varsa uzak dur

Şer kapında bekleyen sinsice nazar eden elemdir tutulma

Hiçbir şey bedelsiz değildir sakın unutma, ihmal ettiklerin senin yanında

Nihayete erecek bir nefesin var nafile yere harcama, ziyadesiyle üzülürsün unutma

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.08.2011 12:56
#1050

Saklı umutların güne çıksın, bahtınla buluşsun!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İçimden geldiği gibi sesleniyorum

Kalbimin sahibine yönelip derleniyorum, sessizce içerliyorum

Çaresizliğme üzülüyorum, edepsiz halimle titreyip, kal etmeye azmediyorum

Yarab sahibimizsin, sen hiçbir şeye muhtaç değilsin, niyazı bekleyen bir mihenksin

 

 

Kalbin nazargah olduğunu söyleyensin

Zafiyet içinde olduğumuzu, hatalar içinde yol aldığımızı bildirensin

Hatta aklımızı kullanamadığımızı söyleyensin, irade için azmi öğütleyensin

Hanif kul olmamız için yol gösterensin, mağfiret içinde lütfeden ne güzel sahipsin

 

 

En yakınımızda bulunan vazgeçilmezsin

Gaflet ve dalaletimizde ikaz eden, işaret taşlarını gözteren tek adressin

Nefsimizi terbiye etmemizi, vakıalardan ders çıkartmamızı hassaten öğretirsin

Ne kadar sabırlı bir yarsin, müddet-i nefese kadar bekleyen bir aşk-ı hakikatimsin

 

 

Kulun için gayret eden bir muhabbetsin

Hata ve günaklarını affetmek için vesileler halk eden halin kendisisin

Kanaati hakkıyla deruhte eden, sabır içinde kulunun tevbesini bekleyen zarifsin

Halimiz aşikar,zafiyetlerimiz dinmez avuntular hep yüreğimizi yakar ki affedensin

 

 

Samimi olmamızı dileyen hakikatsin

Vefayı öğreten en naif bir farksın, rahmetin adresini gösteren kanaatsin

En sevgiğin hürmetine, razı olduğun kulların kadrince umutlarımızı kabul eyle

Günahkarız, aklını hiç kullanmayan avuntularız ve yalnız sana muhtacız ,affeyle

 

 

Her lahza bübarektir, çünkü senindir

Kadrine eriştiğimiz gecelerin hürmetine mağfiretinde esirgeme

Ruhumuzun bizarlığını, kalbimizin halsiz ve şevksiz edebini, inşirahına ram eyle

Her anımızda azmimiz senin için olsun,cehdimiz aşkınla buluşsun,ne olur esirgeme

 

 

Kanatsız bir kuş gibiyiz, çaresisiz

Sanki mahzun nefesler gibi acziyet içinde kapına gelen sefiliz

Elhak hakikatlerinden yıllarca habersiz birşekilde vakit geçiren biçareleriz

Sen bilirsin, tevbe eden kulunu geri çevirmeyensin, çünkü sen bizim Rabbimizsin

 

 

Masum nefeslerin halindesin

Ruhların müddetini bilen ve tayin eden bizzat malik olan sersin

Ne kadar medhetsek ve bir ömür bahşetiğin nimetleri dile getirsek dilemezsin

Sen sadakati ve nihayetin halisliğini dileyen Rabsin,mübelliği olan bir adaletsin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.08.2011 12:58
#1051

Ruhun bayram etmeli, kalbin deruhte eylemeli!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nefsimden kal etmiyorum

Aklıma geldiği nispette düşüncelerimi hasretmeyi dilemiyorum

Akıl ve izanın perdelerini çekiyorum, lal halinde ki ruhuma tevessül ediyorum

Yazdıran erkin zatında ki acziyetimi teslim ediyorum, alıp götüren ne bahsediyrum

 

 

Talim ve terbiye kalp içindir

Akıl mutlak olan hakikatin firkatine ram olmak için sebeptir

Vicdan sahipsiz değil, ötenin lisanından demlenen bakirdir, düşünmek niyedir

Hidayete talip olmak aklın ve idrakin gereğidir, asilik hangi halin bir sefilliğindir

 

 

Tohumu bir düşün nedir

Toprak neden sessizlik içinde sabreden bir naib-i ülfettir

Vakit kimin tasarrufunda bulunan aşk-ı emindir, fikretmek bunun için bilinçtir

Ruhunu merak et,kalbini sadece yürek mi sual et nedir,aklının bizzat mahal yeridir

 

 

Seni muhatap kabul eden kimdir

Neden hesap ve mühlet bahşedilen zenginliktir,dikkat niyedir

Arı bak yaparken, kelebek rengaren uçarken hilkatleriyle niye ahit içindedir

Av mı olacsaksın, yoksa avcımı, iraden emniyetin içindir, zafiyet neden hüzünlüdür

 

 

Nefsine zülmetme, onu ehilleştir

Bedevinin hali neden çok garipsenir, nitelik ruhun ahengidir

Nizamsız nefs sanki akortsuz bir saz gibidir, asla uyum içinde olmayan delidir

İşte akletmek ve idrak ile iradi bukunmak demek, ahir için hesap edilmesi gerektir

 

 

Özürlü insan acziyetini bilir

Özürsüz olan ise onun derdiyle dertlenmeyi gaye edinen nefestir

Aç ve susuz olan hangi can olursa, merhamet edilmek için düşünmek niyedir

Rahmetin ve mağfiretin sahibi ve maliki aşikar olan bizzat Rabbimiz değilmidir

 

 

Her ecri zatına mal eyleme

Sana bahşedilen nefesi ve takati tefekkür etmek için çok geçikme

Kırmak ve dökmek için sakın bir hesaba girme, gönül sadece senin değil gülme

Hiçten var olan emanetsin, bir hesabın lahzasında ki kefensin, düşünmeden etme

 

 

Bayram, varlık adına değil

Safahat için hiç değil, bahaneler ile tatile çıkmak nasıl bir hal eğil

Ölüm içinde yaşamalı, tenin cezbeden bir eda ile salınmamalı, maharet değil

Mahzun ve mağdur nefesleri sevindir, yaşlı ve kimsesizleri ziyaret et, ziyan değil

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.08.2011 14:16
#1052

Derde derman olan sensin, sahip ve meliksin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar boşvermişliğim varsa

Şimdi hiç acımadan çıkıyor karşıma, hicran südur ediyor ruhuma

Zahir olan bir hesap bilmem ki neden gelmemişti aklıma, ah nefsim sen varsınya

Acınmak bana, yerinmek ahıma, hani keşkelerde hiç olmasa, kalbim yanıyor oysa

 

 

İnşirahı nerden bilirdim

Çünkü bende etrafımda nefeslenenlerin rengindendim, taklit üzereydim

Ne derlere göre hesap eden bedendim, hep kalıbımla söz ettim, ruhumu bilmedim

Kalbin lisanını hiç öğrenemedim, işime geldiği gibi nefeslendim, aşkı hiç bilmezdim

 

 

İnayet nedir önemsemezdim

İhlasın eşiğinde dahi vakit geçirmeyen bir nedendim,nehiy içindeydim

Nefsime ne kadar kıymet verirsem, iltifata ram olmak için hesabına girince şendim

Yanımda kim varsa övgüsüne mashar olmak isterdim, kimi zaman eza eden şerdim

 

 

Hiç kitap okumayan biriydim

Zaten bahaneleri serdederdim,varlığım adına ne müşhiş bir kederdim

Yalnızlığı hiç sevmezdim, ötelerden bahseden olunca, hikaye telakki eden elemdim

Yine israiliyattan bahsediyor diye kimi zaman, yakınlarıma tenbih eden nefestim

 

 

Bir nisa görsem meylederdim

Gaflet ve delalati enaniyetim için zenginlik görürdüm, olsun derdim

Nasıl olsa dünya nimeti diye maslahat güderdim, cezbetmenin hesabına girendim

Kim yapmıyor ki derdim, demek ki meşrudur diye insanları ikna etmeye girerdim

 

 

Ne annemin ve ne babamın

Rızasını almak için gayret eden bir can değildim, niye mecburler derdim

Benim ne suçum var, demek ki iyi yetiştirememişler diye alay etmeyi becerirdim

Annemin ağıdına meyletmezdim, babamın susunluğu karşısında edep etmeyendim

 

 

Ne zaman içim titredi irkildim

Sanki ayrı bir dünyanın kapısı açılmıştı, ne kadar şakınlık içindeydim

Aklımın olduğunu o vakit farkkettim, ruhumun insicamına meyletmeye namzettim

Kalbimin açılan perdelerin seyretmeye kilitlendim, bir başka lisanı öğrenecektim

 

 

Bir taşın halinde nefeslenirken

Enaniyet içinde vakit geçirirken,bahaneler içinde ömrünü heba eden biriyken

Sen lütfettin,mağfiret eyledin,hidayetine ermem için vesileleri bana çok yakın ettin

Çünkü sen Rahmen ve Rahim olan bir Rabtin, lütfunu sefilliğimden hiç esirgemedin

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

(Tüm kıymetli dostların bayramlarını tebrik eder, saklı umutlarının kabulu için niyaz eylerim, kalbiniz için inşirah dilerken, sürur içindenefeslenmenizi arzu ederim, hürmet ve selamlarımla efendim...)

MU
28.08.2011 14:17
#1053

Hiç halime şahit olma, boş yere ağlama!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar dikkatini çeksem

Cezbeden bir halin libasıyla gezinsemde, sakın ha kanma

Sonra yanarsın anla, o zarif ve naif halin derbeder olur, düşünmeyi unutma

İnsan,candır,kandır,heyecandır,riyadır,aldanandır, hatasıyla bir olan imhihandır

 

 

Bu bakımdan öncelikle tanı

Aklın ve izanın, ruhunun ve kalbinin refiği olsun, dahası var mı

Hesapsızlık bühtandır, hevesler için saklınmak hicrandır,nefsini tanımamak ar mı

Ne kadar sual ederseni tahkik ederek bir kanaate erişirsen hazdır, felaktır yıkar mı

 

 

Hayatın atar damarları vardır

Ancak hilkati ve aidiyeti üzre yol alan canlar için ram olan farktır

Zira kainat niye yaratılmıştır, yoksa uyarıcı olan peygamberler boşuna mıdır

Kitab-ı celil neden bahseder,hangi süreler mazinden söz eder,ayetler birer nazardır

 

 

Ruhunu ve kalbini anlamadıkça

Yaratan Rabbin neler istediğine ve ne için nizam ettiğine vakıf olmadıkça

Aklın farkını, vicdanın iştiyakını, idrakinin sancısını, iradenin azmine kanmadıkça

Taatinden haz alamazsın,her ne kadar niyaz eylesende onu vecdiyle yaşayamazsın

 

 

Fidan susuz büyür mü bilsem

Ten libassız ne kaldedir edebin ilzamında nefesimi nasıl şahit eylesem

Tefekkür etmedikçe vakıf olmayacağıma kani gelsem, ilimsiz fikir olmaz desem

Hangi eşiğin kapısında turab olacağımı merak edip, aşkın firkatiyle hakta dirilsem

 

 

İnsan, kul olursa furkandır

Kulluk adına yaratılmışa kölelik yaparsa ne büyük bir bühtandır

Ruhunu esir eden nasıl bir muhataptır, nefsine ram eyleyen şedit bir canavardır

Kurtulmak adına kandırır,nefsinin esaretinde yol almayı marifet sanır ve aldanır

 

 

Aşk, hak ve hakikatın şiarıdır

Nefsinin kölesi olan bir nefesin halinde birmem ki nasıl anlaşılır

Zevk ve heyecan nasıl olurda aşk lisanıyla bir yol alır, kanan can elbette aldanır

Ruhsuz ve kalpsizlik ikliminde nefes ne kadar zorlanır, kurtulmak adına çokaranır

 

 

Güzelsin, bakir olan bir tensin

Nasibini zorlama, acabalar içinde bocalama, ruhunun halinden kaçınma erirsin

Sanra yalan ve yanlışlar içince can derdiyle uğraşma, haysiyet ardır, nardır derim

Suçladığın can, zaten bu mana üzre gezinen gamdı, anlamak ki muradın olmalıydı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.08.2011 13:58
#1054

Ey yolunu gözlediğim,hasretiyle kal eylediğim!

 

35540.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

Nasıl kelam etsem, hangi lisan ile nefeslensem

Ruhumun firkatiyle inleyip, kalbimin hasretiniyle sabredip demlensem

Edebin halinde kal etmeye erişsem, ne kadar marazlarım kalsa terk edebilsem

Boynumu büküp sevdasıyla dirilsem ve
ının iştiyakıyla
yaşlarımı serdetsem

 

 

Abd iken, nefis oldum, esaretinde bulundum

Nasıl bir kuldum, zafiyetlerimle yoruldum, iman ettiğim halde niye buruktum

Hangi sesi duymadım, ruhumun ve kalbimin figanını hiç anlamadan kölemi oldum

Aklım teslim-i hakikatti, idrakim elhak cenahtı,iraden neden felaha uzaktı, sustum

 

 

Ben denen kafesin içinde bir mahkumdum

Anlamaya değil, yaşamak zuhuratında bulundum,kadılığı kimseye bırakmadım

Ne vakit içim sızladı sustum, vicdanım nasıl bir mihenkti ki anlamaya adanmadım

Onlarca
aldım,yalnız muhafaza etmek için sakladım,ne yazıyordu bakmadım

 

 

Taklit etmek, akıl nimetinden ariliktir

Ham sofuluk misali pişkinliktir, şekliyete tav olmak ruhun için rezilliktir

Kalbin için nefsine av olmuş bir cehalettir, hesap etmeyen can acziyet halindedir

Bahşedilene erişmezse, akılını, izanını yerinde kullanmak için azmetmetse elemdir

 

 

Varsa bir derdin, alınganlık yapma

Ağlatan yardır, imtihan etmek haktır,sabretmek sana yakışır unutma

Anlamak ve haline müdrik olmak için rekabette kaçınma, azimde deva vardır anla

Kanaat içinde nefeslenmek, gerekçeleriyle istikamet içinde vaktini hasretmek ardır

 

 

Dünyayı yalan eyleyen ruhundur

O aslıl
sı için senin halinde bulunur,kalbini şehretmek ise yolundur

Zalime ve fasıka kalpsiz derler, nursuz bir beden diye söz ederler, sual et bulunur

Ne taş misali katı ol, ne de idadesinden vazgeçen bir kul ol, itidal adına bir yol bul

 

 

Hiddet kalbinin marazıdır unutma

Özellikle sana tabi olan kimler varsa, hükümranlık yapmak adına adanma

Her kulun en yakınında olan ve sahibi bulunan yegane olan bir nazarı yok sayma

Yok olacak sensin, hesaba çekilecekte nefsin, tevazuu ve merhametide asla bırakma

 

 

Annen ve baban kime feda olurlar

Canları pahasına ciğerim dediklerini korurlar, onlarında sahibi kimdir sorgula

Düşünmek nitelik işidir, fikir edinmeden kal etmek lafazanlık hali değilmidir anla

Nihayeti olan bir sevdaya bel bağlayıp çırpınma,
ın mihengi için bir yol bulsana

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.08.2011 13:59
#1055

Dilin lal oldu, gözlerin kal etmesi durmadı!

 

38677.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İçime işleyen bir ok gibiydi

Ne vakit kaçınsam da önünü hiç alamadığım sanki sel misaliydi

Çok derindi, keskin bir mızram halinde ki kederdi, sessizlik içinde kelam eyleyendi

Yıllar deva bulmam için yetmedi, bedenim takatsizleşti,fakat kal eyleyen yetinmedi

 

 

Nasıl bir meramın sahibiydi

Neden bu kadar derinliğime nüfus eden bir nefesti, hiç bilinmedi

Hangi derdin naibiydi,niçin kelam etmek için gönlünü hasretmedi,gerekmezmiydi

Yoksa bu kadar kıymet ifade edecek can mı değilmiydim, sual içindemi ölmeliydim

 

 

Artık korkular beliriyordu

Uyku adına bir dirlik kalmıyordu, acabalar sarhoş ediyordu

Bir yudum su misali, huzura hasret kalmıştım, bilmem ki nasıl anlatmalıydım

Kuşku ve kaygılar pik yapmıştı, sanki panik halinde yaşamak bahtım içinde şarttı

 

 

Hangi kapıyı çalmalıydım

Yoksa bir hekim mi aramalıydım, hangi yanlışın kurbanıydım

Kalbime ve ruhuma en yakını bilirken ve fakat ram olmak adına azmetmezsem

İçinde boğulduğum bir efkardım, sanki saklı sevdalar adına mı davalı budalaydım

 

 

Suallarin bizzat muhatabıydım

Lakin içinden çıkılmaz bir hal aldı mı, çareler adına yakaran bizardım

Tertip ve düzeni hesap eden, nefsimin zafiyetleri için tercihleri derleyen bedeldim

Öncelikle ruhuma ve kalbime ihanet ettim, kerih olan neler varsa adeta içindeydim

 

 

Söz etmeye hakkım olmalıdır

Fakat kelem etmek adamlıkla alakalı bir durumdur, kulluktur

Vefa adına sorumluluktur, tefekkür farkıyla yakarıştır,
ın sadrında yanıştır

Günahkar olan benim, günahtan ari olan için yanarım, bilmem ki nasıl hıçkırıştır

 

 

İhlas üzre olan kulun edebi
tır

İçini yakan ferahlıktır, firkatiyle yol aldığı ibrahimi ağıttır

Nefsine zor gelenden kaçınmak, çile ve ezayı hiçe saymak
tan uzaklaştırır

Ruhun ve kalbin halinde istikamet bulmak, aklı ve idraki ihsana adamak sevdadır

 

 

Her nazar edeni dikkate alma

Kalbin sana bahşedilen bir lütuftur unutma, nazargah makamıdır korkma

Ne kadar anlamazsan, vakıf olmak için merakını hasredip şad olmaktan usanma

Akiden adına azimli ol, şek ve şüphe içinde iman eyleme, hesap
ın farkıdır anla

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.08.2011 12:45
#1056

Kal eyledim, sessizliğinin içinde eridim!

 

 

 

39088.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Söz vermiştim

Gitmeliydim, ihmal ettiğim kadar sevinmeliydim

Mahcubiyetimi aşikar eylemeliydim, içimin titrediğini belirtmeliydim

Ne kadar korkum varsa, artık terk etmeliydim, haşyet zekedene meyletmeliydim

 

 

Yıllar geçmişti

Ayrılık rüzgarları hiç söylemeden birden esmişti

Keder yüreğimde sökün etti,
yaşlarım hiç dinmedi, fakat yetmedi

Özlemin, firkatin,
nin, vefanın, şefkatin mürebbisi olan can ne kadar sessizdi

 

 

Arefe günüydü

Herkezin bir telaşı vardı, kaygılar nasıl bırakmazdı

Bayramlık bekleyen
lar sanki birer meraktı,hiç sabırları kalmadı

Hane kalkı temizlik konusunda cefakardı, soluk soluğa kalacak kadar çabadaydı

 

 

Neydi bunun farkı

Aşk ve
hangi kalp için vuslattı, ruh niye vardı

Dünya ve nimetlerine bu kadar düşkünlük niçin gönüllerin terini aldı

Düşünmek enson tercih edilen bir fırsattı, akıl danelik neden bu kadar etraftaydı

 

 

Bayram namazı

Nasıl bir heyecan ve de huşu, farzı ayın olan emirler içimizde bir sızı

Ne kadar ihmal edersek, nasıl ki tevbe kapısı açıktır diye söz söylesek neden acı

Kalp ferasetin mevkii, ruh aidiyetin dirliği, her lahza haberdar eden, müthiş sancı

 

 

Kabristana gittik

Her yer yemyeliş, sanki
misali ne kadar berak ve sakin

Kuşlar bayaram ediyor, sesleseriyle sevinçlerimize iştirah eyliyor, şen ve şakrak

Nazar ettiğim her mezarlar, ne kadar mahzun ve suskun, lal olan hal ile bakıyorlar

 

 

İçimde derin bir sısı başlıyor

Çocuklar
lerime bakıyor, zevcem boynunu bükmüş okuyor

Oğullarım, ayrık otlarını temizliyor, torunlarım sessizce ş
ınlık yaşıyor

Sukut etmek bana kalıyor, tilafet edilen ayetler dikkatimi çekiyor ve alıp götürüyor

 

 

Bir burukluk var içimde

Her ne kadar hakkıyla şehretmeye malik olarak aşikar etmesemde

Nefesin rikkati azalıyor, kalbin inşiraha muhtaçlığı önüme çıkıyor,söylemesemde

Ölüm içimde yaşayan engin bir nida, nefsim anlamasa, aklım tutukluk yaşasa da

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.08.2011 12:46
#1057

Sana söylemediğimi anlatır suskun bakışlarım!

 

62395.jpg

 

 

 

 

 

 

Bilir misin

Neler

Vardır
bakışlarında!

 

Gözlerin

Bir b
a
konuşur

Bilir misin?

Sana

Seni anlatırım,

 

Sana;

Kendimi anlatırım.

Sana

Söylemediğimi

Anlatır
bakışlarım…

Bir şarkı

Mırıldanırım..

Dudaklarımda...

İstersen

Haykırırım

Sana duygularımı..

Yalnızca

Bizim

D
mızı istiyorum!

Ama

Uzak çok uzak!

Birde sen

Tutman ellerimden

Düşerim boşluğa…

Sen

Ve diğerleri

 

Birliktesiniz!

Hep

Ellerinden

Tutarsın
onların,

Sözlerin

Hep

Onlardan yanadır.

Bakamam sana…

Bakarım;

Haykırır bakışlarım

Gelmeyin üstüme

Bütün

Bakışlarım okunacaktır.

Okunması

Anlaşılması lazımdır.

Gözlerim

Bamb
a konuşur sana

Sana seni

Sana; kendimi

Sana

Söyleyemediğimi

Anlatır bakışlarım…

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.09.2011 14:11
#1058

Sukut etmek zorundayım, ne yapayım!

 

 

inanilmaz-renkli-gokyuzu.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nereye gitsem, hiç seslenmesem

Dilegelenleri sabır içinde mütala etmeyi bir becere bilsem

Hiç kimseye nazar etmeyi dilemesem, kendi halimde ki lekeleri temizlesem

Fevkalade tuhaf gelen, günü geçirmek için yarış eden, keyfe keder diyeni işitmesem

 

 

 

 

Adamlara bakıyorum suskun

Nisalar niye yarış edercesine, edebi ötelercesine kuzgun

Derdine herkez mi vakıf olmalı, sattığın çalım nasıl anlaşılmalı gerekçesini bulsam

Akıl ve idrak ne anlatır, adap muaşeret neden ruh ve kalpten uzaklaşır unutmasam

 

 

 

 

Yorulan çocuğun kolunu kıvıran

Onun halini hiç anlamadan yarış atı gibi koşturan

Feryadını duymayan, adım atamaz duruma geldiği halde sinirlenip kızan

Şefkat ve merhametin naibi olduğu halde, hakikatin derinliğinde ki edebi bilmeyen

 

 

 

 

Genç kızlar sanki okul kaçkını

Kıyafetleri ne kadar garip, soytarılara meydan okur gibi

Telefon eden annesine yanlış adres veriyor, zavallı babası belli ki çok güveniyor

Sanki mimarsinen parkı safari misali ayan meyan mahlukatlar gibi herşey ortada

 

 

 

 

Neden kandırmak adına varlar

Flört etmek için yarışırlar, heyecan yaşamak adına köleleşen kullar

Kimbilir ne kadar sahipsizler, içinde ki ukteler için bahanelere serilen zavallıllar

Ekranların kurbanı, anne ve babanın artık ne müthiş dramı, yolundan şaşırmışlar

 

 

 

 

Nedensiz yaşayan kurbanlar

Akıl ve izanı öteleyen canlar, ruhunun ve kalbinin dilini bilmeyen anlar

Nesil emniyeti niye vardı, tımarlanan bedenler nasıl bakir kalmayı başarırlardı

Hayasını kaybeden nazar hiç itibara alınır mıydı, namus ve iffet yoksa hebanıydı

 

 

 

 

Bankta oturana selam verdim

Yaşlı bir amcaydı halini ve hatırını sormayı murat eyledim

Gözlerime baktı, mütebessim bir eda ile toparlanıp yer açtı ve selamımı aldı

Sual ettikçe ne derin bir yaraydı, sanki aç susuz kalan zavallı bir mazinin adıydı

 

 

 

 

Anlattıkça gözleri yaşarıyordu

Sahiplenmeyi bekliyor ve şefkat adına muhtaçlığını aşikar eyliyordu

Ah etmek adına çekiniyordu ve fakat her yanından, nefesinden açıkça okunuyordu

Refikası yıllar önce vefat etmiş, oğlu tüm varlığını kumarda kaybetmiş, titriyordu

 

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.09.2011 14:12
#1059

Günahı sen mi çekeceksin, nasıl ar edeceksin!

 

ada-wallpaper.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlk
lar ne kadar masumdun

Sanki bir nazenin ve naifliğin en anlamlı sunumuydun

Nazarımda ne ahenkli bir kuldun, ürkek bakışlarınla içine alan ummandın

O an cezbine kapılmıştım, merakıma yenilmiştim, adeta sürüklenen bir çaresizdim

 

 

İçim kıpırdıyor, yılgınlığım bitiyordu

Yıllara sari içime sökün eden hazan durmuştu, bahar başlıyordu

Zemheriden geriye kalan ne varsa, umutlanan saklı melal gün yüzüne çıkıyordu

Önünü alamadığım şevk ve heyecan ne kadar da anlamlıydı,sanki gençklik aşısıydı

 

 

Yeniden demeye sessizce bir adımdı

Yıllara sari suskunluğumu bazan ne müthiş bir eda ve sürurdu

Her yanım kuşlar uçuyor, kelebekler iştirak ermek için sıralarını bekliyordu

Takatsiz nefesim, ritimsiz kalbim, ahensiz melalim azim için fırsatını kolluyordu

 

 

Artık heba olmayı asla istemiyordu

Bir ömür asabiyete gark eden, esiri olmam için çaba gösteren yoktu

Mütebessim bir eda ile nazar eden ne kadar suhuletli farktı, alıp götüren hicrandı

Hüznümü nihayete erdiren vicdandı,düşünceleri me ahenk getiren bir şevk-i

 

 

Asılında çok şey istemiyordum

Kıskançlık girdabında boğulan bir candım, korkuların dramıydım

Emanetçisi olduğum ne varsa,
her ne kadar yalan olsa da huzur için vardım

Yorgun ve bitkin bir ruh sahibi olmamalıydım,kalbi mahzunluk içinde yaşayandım

 

 

Yıllar haline neden anlatamadı

Zan içinde bulunmak ne kadar kalbin için ihlastı, kim yargıçtı

Senin halinde tutsak olacaksam, bir köşede inleyen abdiacizsem ruhum için ardı

Ne
nazar etsem karşımda husumetle bakan bir hakim vardı,niye açımasızdı

 

 

Demek ki kalbi letafetin kalmadı

Nefsin her vakit iraden adına kandığın mihraktı, ne karaydı

Etrafımda halime acıyanlar,suskunluğu mu kabul edemeyenler neden çoğaldı

Ruhumun ve kalbimin sahibi aşikarken, ona kulluğum kabul edilirken neyin kardı

 

 

Ne kadar tenim olsa, ruhum bizardı

Kalbim için anlaşılmayan bühtanlar seni bezirgan yaptı

Eza ettiğinin, kölen olamayacağımı bildiğin halde, sığındığım Rabbim sabrımdı

Kanaatim sadece onun rızası için var olan ardı, o halin ki hevesim varsa kurutandı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.09.2011 12:54
#1060

Beni sev, ruhumu sar,hasaretim ar, ey yar!

 

84899.jpg

 

 

 

 

 

 

Çaresiz sessiz kalmalıyım

Hiç kimseyi bizar etmemek için firkatinle yanmalıyım

Ruhumun figanıyla hıçkırıklara kanmalıyım, feryadımın aczini anlatmalıyım

Bir ömür suskun kalmanın ahıyla
lerimi kapatmalıyım, nar içinde kalmalıyım

 

 

Sevdanın çilesinedir ahım

Hiç yüksünmeden sabredecek bir nefes olmak içindir bahtım

Yazan kalemin kölesiyim, kul olmak adıma ne kadar sefgilim,irademe ağlarım

Ruhumu cezbeden halin aynasıyım, kararan kalbimle nasıl kelam etmeye adanırım

 

 

Lahzanın içinde bizardım

Sinemin hüznüyle hem hal olan bir candım, nefesinle farktım

Hissiyatımı vuran bir borandın, nazarınla durultan bir tavdın, geç anladım

Ne kadar merakım varsa içinde saikleşen meramdın, demek ki nasipte ki hicrandın

 

 

Halim sukutuna kandı

Ruhuma el uzatan ne asude bir vicdandı, kalbime açılandı

Alıp götüren bir hissayattı,sakin rıhtımlara nazar ettiren edebin halinde ki farktı

Bir ömür hicranıma kefil olan
tı,ne kadar bizarlığım kaldıysa şehr eden cenahtı

 

 

Artık şevk var halimde

Her ne kadar hakkıyla dillendiremesem de, seviç heryerde

Umutlar baharın kavlinde, kanatlanmış nefeslerin vecdinden nükseden ahenkte

Dilim kal eyliyor kalbimden, ruhum refakat ediyor şevkimden, hicran sustururken

 

 

Nasıl bir hal ile yazayım

Kalıbımı bir kenara bırakıpta, yüreğimle mi haykıratım

Hasretin şadında bir ömür mü kalayım, içimi burkan sessizliğini nasıl anlayım

Ecelin vakti mi olur, şevk ruha hangi manada dokunur, kul olmak
sız soldurur

 

 

Güle nazar et, kokusu ardır

Hissetmeyen bir gönül, bilmem ki nasıl bir ummandır

Aşk kul için vardır, sevda narın şehredilmesinde ki hakikat-i maslahattır

Hak yakmak için yaratmamıştır, ecrin ve ihlasın vecdi ruhunu kurtaran firkattir

 

 

Şekliyet kalbini karartır

Masumiyet ve halis niyet ruhunu umutlarınla buluşturur

Kalbin her manada aklındır, ruhundan tebarüz eden idrakin bu manada farktır

İraden ehliyet sahibi olduğun için hülasandır, tercihlerin ahirinde ki makamındır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.09.2011 11:58
#1061

Gelmiyor bir haber, hasret kalbimi lal eyler!

 

94750.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ey ruhunu şehreden

Kalbini inşiraha vakfederek, sessizliğine çekilen

Edebin halinde nefeslenen, kalemin dilinden kal eylemeyen

Nefesin irşadına gönül veren, nasibin ilgasına bel bağlayıp sabırla eğleşen

Duymayacak mısın ahımı, yüreği dağlayan figanımı,hevesleri buğulayan vicdanı

 

 

Aşk, hakkın zuhuratıdır

Ruhun hilkatinde var olan iştiyaktır, hakikatin ilacıdır

Azmin futuhatı, idrakin ihlas sancağı, iradenin vazgeçilmez şecaatıdır

Nar ı kar eyleyen, aklı inşiraha sevk eden, gönlü ecir sulukuna vakfeden tactır

Nefis dilegelir, talim için en makbul bir telebe misali onun emrindedir,niye farktır

 

 

Derya içinde var olmalı

Onsekizbinalemin hali idrakinde yakinen anlaşılmalı

Kıtab-ı celil sırat-ı müstakimine kefil olmalı, solmaya yüz tutan
koklanmalı

Umut bir gönülde solarsa,iman için nasıl bir bahane bulunmalı,takiye unutulamalı

Kul, ruhunun ve kalbinin
-ı lisanı olmalı ve ihlas ve ecirle var olmaya adanmalı

 

 

Evvel emirde
birdi

Hayıflanan kul olunca, dileği kabul edilen ahse-i takvimdi

Tenbih ve öğütler bir vakitten sonra ihmal edildi, ettiren saik zaten belliydi

Ziyana uğrayanlar kimdi, uryan birşekilde azarlanan biçarelerdi,irade sahibiydi

Akıl ve ehliyet sahibi bulunmanın mesuliyetiydi, zaaflar her vakit kaybettirenlerdi

 

 

Hor ve hakir gören nefisti

İnsanın katlini emreden ne esrarlı bir saikti, asdabiyet ne içindi

Hükümran olmak yaratılmış için ne kadar mümkündü, adaletin tesisi eza ile zuldü

Güneş hiç pes etmedi, mah her vakit nazar etti, akıl sahibi olanlar neden ziyan etti

Ruhundan ve kalbinden uzaklaşanlar,nefsinin emrinde ne kadar sefil hal içindeydi

 

 

Rahmet ve mağfiret

Nefesin sahibi olan ve aşikar bulunan Rabbimin tasarrufudur

Nefes müddelidir, teslim olduğun ve vecdin için sana dönecek olan ke
etindir

Ne kadar fefasız ve nankörsen, akılsız ve betbah olan bir nefessen ahir derdinmidir

Hesap her halin ve mevcudatın ibra edilmesi için fırsat verilen imtihan-ı asliyendir

 

 

Her iklim halinde yaşanmalı

Sevinç ve keder asla manasız kalmamalı, gerekçeleriyle yudumlanmalı

Kimi hakir görürsen, kendi nefsinden ziyade olmamalı, şek ve zan seni avutmamalı

Nefsi olan her hal, idrak ve irfanın sadrında dem bulmalı,
ruhunda yaşanmalı

Kalbin nazargah olduğu asla unutulmamalı, sahibinden b
asına mal olmamalı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.09.2011 11:59
#1062

Gönül boş, melalim loş,izanım sarhoş!

 

94622.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Buruk bir halin lahzasındayım

Suskun ve sakin köşeler sessizce cezbediyor

Hicranım dinmiyor,
zerkediyor

Şehrine malik olmadığım her ne varsa önüme çıkıyor

Esrar perdesi hiç çözülmüyor, hangi saiklerse alalanmayı biliyor

 

 

Bu hazan yine kalbim kırık

Sararmış yapraklar nazar ediyor, mahzunluk veriyor

Umutlar güne hasret demek ki hala vaktini bekliyor

Hasret dinmiyor, heves külleniyor, şevk artık çekip gidiyor

Fersiz
ler sessizleşiyor, takatsiz dizler ah u figan ederek direniyor

 

 

Gönül boş,
lerim yaşlı

Hıçkırıklarım duyulmaz oldu, vicdanlar mı karardı

Artık geriye renksiz bir halin libası kaldı, bir ömür hırpaladı

Yazacak kalem kalmadı, nutkumun durmasına ramak kaldı

Gözyaşları vicdanım için mağfiret sağanağıydı,sahibim b
aydı

 

 

Yeter artık bu hasret uzamasın

Kalan nefesim feryadıma bel bağlamasın, sabrımı taşırmasın

Kuytu köşem hiç aydınlanmasın, karanlık kabrim olsun,ağarmasın

Lal olan halim yarin kalbinde okunsun, ruhunda ki
bahtım olsun

Yazdığım figanlar günyüzüne çıksın, ibrete ram olup acılar yaşatmasın

 

 

Seven, sevdiğine kavuşsun

Ruhundan nükseden feryadı umutlarında ki
olsun

Hak ve hakikatin deryasında kalpleri sürura kavuşup, coşsun

Hüzün hiç burkmasın, hicran ded-i gam olup
lerini yaşartmasın

Gülün lahzasında ki tebessüme kavuşsun, gönül kapıları şevkle açılsın

 

 

Bir lokma ekmek için bakınmasın

Kararan
lerini umutsuzluğun iklimine teslim etmesin

İrade ve azmi, akıl ve idraki en faziletli bir ahkam olarak bilsin

İmanını taklite teslim ederek göçmesin, tahkik ile
ın vecdine erişsin

İlimsiz amel etmesin, kati emirleri asla heveslerine kurban eyletmesin

 

 

Bilmek, anlamak değildir

Anlamak idrakine malik olmak adına bir sebepte değildir

Halin demine erişmek, edebin her halinde tevazuu ile refakat etmek meşktir

Aşk, halin demidir,ruhun ve kalbin inşirah halidir, ihlas adına vazgeçilmezidir

Nefsin esirliğinden azat halidir, aklın ve idrakin iradey-i vuslat için gerekçesidir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.09.2011 13:14
#1063

Bilmeliyim kalbi ağlayan, dili kuruyanı!

 

95898.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haline müdrik olmadan

Dağlanan sinesinin ızdırabına bir deva için yorulmadan

Boşluğa akan
lerinin insicamında ki derdi

Ruhumun derinliğinde yaşamadan

İman ettiğimi sanmam

Zan içinde oyalanmak kurtarmayacaktır azmimi

Derlenmeliyim, birlik adına bir şevk ile dirilmeye erişmeliyim

Ölmeden, ölenin halinde nefeslenmeliyim, gönül nedir i şehretmeliyim

 

 

 

Ne kadar acırsam coçuğa

Boğulacağım içinden çıkamadığım boşluğun hülyasıyla

Can kimin, mal, mülk bilmem ki nasıl kalbin

Ruhum çok bedbin, yıkık duvarların ahında inleyen bir sor kim

Vakit kim için rehbetdir, hangi davetin haşyetinde bekleyen erktir

Akıl niye senindir, vicdan
i bir mihenktir, kim ne kadar bilir

Hergün göçen nefes niye lal halindedir, ruhunda ki korku nasıl kederdir

 

 

 

Saz, ne
dile gelir

Dirliğin ve birliğin sessizliğinde ki umut misalidir

Sinelerde ki gamı ancak ihlas ve ihsan sahibi olan arif bilir

Kalbi inşirak iledir, gönül kapısı açık bir hilimdir, sabrın içindedir

Kanaat etmeyi zül addetmeyi beceren salihtir, veren el ne
ve zariftir

Kalb ancak sahibiyle azizdir

Ruh aidiyeti içinde ki bakirlikte mahfuz olan edeptir

 

 

 

Aşk, nasibin muvacehesinde ki feydir

Ehliyet sabibi ne kadar ve
ı ve fedarkarsa, çileyle erişecektir

Her nefesin derdiyle hemhal olmadıkça sadece hevestir

Hizmet ehli olmak, ziyadesiyle tavsiye edilen inceliktir ve dirliktir

Toprağın altında ne var,

Hangi nefes—i ar mahzunca bakar hissedilecektir

Yüksünmek, kime yakışır, küskünlük asabiyet ile barışıktır dillenecektir

 

 

 

Her can,
ile refik olan nefestir

Ahiri için dertlenmeyen nasıl bir hesabın içinde gürleyecektir

Ne kadar figan etse, feryadıyla dağları inletse, bir hükün verilecektir

Merak, ilmin eşiği, idrak ruhun yetisidir, kalbinyle yol alan ihsan edecektir

Zihrin ve fikrin muteber olanı,

Şekliyetten arileşmiş ve ihlas ile ağlayanı bilecektir

Yağan kar yeryüzünün kefenidir, yağmur mukayesesidir,
ile
tir

Akıl ve izan sahibi olan hidayet üzre nefeslenen abittir, taktir Rabbindir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.09.2011 12:42
#1064

Ne zormuş, hissedilmeden meğerse hiç bilinmiyormuş!

 

Autumn_by_sican.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anladım ki senin yokluğunda

Bir yanım hicranın ellerinde çok çaresiz

Ne kadar sabrı denesem de olmuyor işte sen gelmeden

 

 

Her yer ve yanım bom boş

Sanki duvarlar üzerime yıkılmak istiyor

Bülbülden hiç ses çıkmıyor, kedide ortalıkta görünmüyor

 

Ne dinlediğim şarkıda

Ve ne de yudumladığım artanda bir tat var

Sineme sökün eden ızdırap har, ne zaman geleceksin yar

 

Hissiyatıma kar yağar

Takatim kendi yalnızlığında bir ihtiyar

Hiçbir yerde açmıyor bahar, gözyaşlarımda hicranla akar

 

Nisalar her yerde var

Halime işlediğin güzellikler hani kimde yar

Kalbimde ne bir şevk var ve ne de bir umudun sağanağı ar

 

Bedbin halimle

Baş başa kaldım ey edebiyle mücehhez hal

Bir daha söz etmem, dilin keyfiyetine itibar etmem ey yar

 

Ne kaldı ömrün anından

Nefeslerin kalan sayfalarından zarif gülizar

Nazarlarından akseden, tebessümünde gizlenen canı bahar

 

Gel artık yoruldum

Ne suyun ve ne de erzakın adını andım

Nefeslerimde her zaman sen vardın ve benim için başkaydın

 

Sokaklar mahzun

Ağaçlar masum, dallarda ki yaprak mahkûm

Senin yokluğunda kalbim daralıyor, halim sürekli solgunlaşıyor

 

Mezar bana yakın duruyor

Ölüm peşimde bekliyor heyhat ne korkutuyor

Toprak tavında avını bekliyor, hatıralarım yine benimle kalıyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.09.2011 12:44
#1065

Gelmedin, gelmek istemeyi reddeden kalptin!

 

108170.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Artık çıkıp sana gelemem

Ruhumun hicranını hasredip, şevkinle sürura erişemem

Mütebessim haline nazar edemem, kalbimin hüznüyle göçmeyi hiç istemem

Gülmeye hasretim, burukluğu artık terk etmeliyim, vicdanını hali olmaya kefilim

 

 

Neden senden uzaktayım

Sensizliğin sürgününde ki bir şafakta yalnızlığa ağlarım

Dağlanan yüreğime çaresiz şifa sunamam,solan yaprağın firkatine ulaşamam

Hıçkırıklarımı hiç saklayamam, rıhtımların yalnızlığında nefes alıp ferahlayamam

 

 

Martılar çığlık atıyor

Nasdibine koşan azmin feryadıyla şakıyor, umutla yakarıyor

Sensizliğin zindanında hicran ne kadar acımasızca vuruyor, şakaklarım çatlıyor

Gözlerim kan çanağına dönüşüyor, dökülen yaşlar artık feryadıma kifayet etmiyor

 

 

Sensiz olmak ardır

Nazarlar sürgün misali korkular yaşamaktadır, nar farkıdır

Aşk nasıl bir ilham ki dağlayan, buğulayan, hicrana salan,
katan sağanaktır

Ağlamak neye yarayacaktır, hissedilmeyen kalp artık duracaktır,gün kararacaktır

 

 

Niye sızlar bu yüreğim

Kapanan kapıları açmaya takatim yetmeyecek bilirim

Ruhunun firkatine ram olmuş bir divanenin vecdindeyim, sukut eder göçerim

Derdimin sahibine iltaca etmeyi, solan umutlarım için halleşmeyi hüznüme veririm

 

 

Gönül yasan affetmeli

Mağfiret ve
im sahibi bu hakikat üzre dile gelmeli

Bahtın saiki kimdir yakinen bilinmeli, sabır ve kanaat içinde sukut edilmeli

Nasibin vakti var dikkat edilmeli,azmin ve niyetin ihlasınla bütünleşip serdedilmeli

 

 

Zan artık kalbinde dinmeli

Kaygıların ruhunu esir etmemeli, sevdanın karası şehredilmeli

Haline zerkedilen ne kadar gam varsa, kalbi inşirahınla ihsanına dönüşmeli

Gözyaşların ruhununh ve kalbinin vecdi için dillenmeli, nefsin
ın alinde ölmeli

 

 

Kalan nefesin müddetli

Heba olan vakitlerin, nitelikten uzak halin için istiğfar edilmeli

Kalbinin nazargah olduğu gerçeği her amelinde hissedilmeli,nafile an terk edilmeli

Vuslatın mukadder olduğu, furkanın inhisarında
la bütünleşip tahkik eylenmeli

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
08.09.2011 12:50
#1066

Neyleyim nazı, aşksız nazarı, şevksiz baharı!

 

106232.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gönül bağlanmak ister

İşvesinde firkat ruhunu şehreder, zerkedilen kederler o an biter

Gamın nefesini keser, acziyeti defeder, melülleşen hicranı sürura gark eder

Gülme bu bedbin halime, ne kadar
varsa içimde, bahtım umudun niteliğinde

 

 

Zaman yarılandı, an durmadı

İçime doğan her vakit hicran ile yol aldı, hasret bırakmadı

Ne kadar kal etsem, sessizliğin içinde kederlensem demek ki çilem henüz dolmadı

Gün karardı, umam gönlümde yaşayan afaktı,şahit olduğum ne varsa deva olmadı

 

 

Suskun kalmayı diliyorum

İçimi sızlatan arımı kimseye anlatamıyorum, ağlıyorum

Öten kuşların seyrine dalıyorum, rüzgarın ahengiyle elemden uzaklaşıyorum

Ne varlığın, ne yokluğun sevdalısıyım, acziyetle yol alan garipliğe hayıflanıyorum

 

 

Saçlar ağardı,
ler karardı

Artık halimde bir takat kalmadı, hevesler mazide kaldı

Yadım yakamı hiç bırakmadı, içimde ki hicran her
ruhumda yaşayandı

Kalbim ne kadar sabretse, iradem akılımın emrine girse,
ağlatan bir nardı

 

 

Ne
başımı yastığa koysam

Müddet-i nefes olan vaktimin tefekkürüyle yoğrulsam

Tilafet ettiğim furkanın içimi sızlatan manasında kaybolsam ve kurtulsam

Dinmeyen
yaşlarımla uyumaya vakıf olup, düşlerimde sürurla bir yol bulsam

 

 

Öylece ayılsam ve
ıyla yansam

Kalan
ı onun vecdine hasrederek,
ıyla ruhumu arındırsam

Kalbimin hicranını bıraksam, sabrın derinliğinde halimle barışsam ve yakarsam

Şehrine malik olmadığım ne varsa hiç üzüntüsünü duymasam, umudu iyi anlasam

 

 

Her heves umut değil, ayıklasam

Nefsimi celbeden , aklımı çelen, irademe zafiyet zerkeden için ayılsam

Kerih olan ne varsa hiç bulaşmasam, ruhumun ve kalbimin bakirliğiyle yaşasam

Haram ve helal olan için tahkiki hiç bırakmasam, idrakimle yol almaya kavuşsam

 

 

Canan için hiç yakınmasam

Yar edindiğimle vuslatın seyrinde muhabbet için yarışsam

Ukbanın kuşatan esrarından korkmasam,
ve cehennem, irademe anlatsam

Kalbimin hissettiğini, ruhumun firkatini bir lahza olsun hiç unutmasam ve kansam

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.09.2011 12:35
#1067

Ömrümde gün bitti, hicrana kanmaktan!

 

88761.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gönül kimselere sevdalı değil

Ruhum heveslerin esareti altında işveleşen har-ı can değil

Nefsim felaha erişmek için azmeden edep değil, kalbim
içinde kime kefil

Aşk, gönlüme inşirah sunan vecdin arefesinde bekleyen bir umut değil, vaatte değil

 

 

Ne vakit sıkıntıya düşsem

Hesapsızlığın akibetinde acziyetime kanıp hayıflansam

İçinden çıkamadığım bir hal için
kerimdir diye anlamsız tesilli arasam

İlla ki kerim olduğunu bildiğim halde nefsime paye çıkarsam,sonra da şakın olsam

 

 

 

Acınmak bana düşer bilirim

Ne kadar densizliğim varsa iradem için zafiyetlerimdir itiraf ederim

Kalbi lekekeri nasıl görmezden gelirim, ruhun firkatine erişmek için niyaz eylerim

Kimseye bir sözüm yok,boyun bükerim,aklımı kullanmadığım için mahcup nefesim

 

 

 

Her halin bir derdi vardır

İçinden geçilen
ın hicranında ağlayan sessiz bir nazardır

İçinde gizlediği gam nasıl bir hardır,hissetmeyen gönüller kurak bir sahradır

Ruhumun insicamı bahtım için suskun bir vicdandır, keder nefsim için niye eftaldir

 

 

Yazdığım nameler kar etmiyor

Okunmayan meramlar şevkime refakat eylemiyor,niye üzüyor

Bıkt
kime ne fayda veriyor, suskun kalmak mı gerekiyor, kim ne söylüyor

Neden bunca gayret sessizliğin akıbetinde inliyor, çekinceler acaba gayrete geliyor

 

 

 

Sus artık ey kalem, sırrınla göç

Ruhunun firkatine erişsin artık beklenen vech,
yaşlarını seç

İçine akıt, lal olan halini sakla konuşma artık, nefesler usanıyor kimler üşengeç

Neden hasredersin melalini, hangi merakın niyazındadır akıbetin hülyalardan geç

 

 

 

Başını yasla ve sakince ağla

Ne kadar kalin kalmışsa düşen yaprakların halinde ki hicranda yaşa

Hazan her halin vicdanında, umutlar kanatlanıp bahtınla buluşmadıkça usanma

Ümitsizlik hüsrandır,yeis içinde nefeslenmek ne kadar vicdanın için manay-ı
tır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.09.2011 14:11
#1068

Titreyen bir halin kaliyim, aşkı neyleyim!

 

95070.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar sukut etsem

Ruhumu celbeden ayetlerin icmaline erişsem

Hikaye edilen nefeslerin hallerinde sabırla kederlensem

Müddet-i nefes olan imtihanda dirilmeyi idrakime ram eylesem

 

 

Sevmek hiç yasak olur mu

Kalbi olan can, muğlak bir
eşkaline soyunur mu

Bahis olan vecdir, sevdalaşan ardır,
ne muazzam bir nardır

Nefse ram etmenin bahenesi bulunur mu, nursuz haz hiç konuşulur mu

 

 

Hilkat ruhun alinde ki aktır

Farkı fark etmeyen nazar nasıl idrakiyle konuşacaktır

Aşk salt nefsin ve zevkin turabımıdır, tahkik edilmeden kim kavuşacaktır

Vakit, ömrün nefesi, halin muvacehesidir,
a erişmeyen niye hicran içindedir

 

 

Bir etrafına bak, görmeye çalış

Bin
içinde koşuşturanların derdi- gamı niye haykırış

Mahzun kalan, hukuku çalınan,
olduğu unutulan her canla barış

Nihayete erecektir figanlar, feryad eden hicranlar, neyin arefesinde ecel-i kavrayış

 

 

Gün ağarıyor,
lerim kamaşıyor

Uykusuzluk ne kadar acı veriyor, sancılar depreşiyor

Yazdığım meraklar hangi vakti mekliyor, nasıl bir dert ile hasrediliyor

Her nefesin azizliğine meylediliyor, mağgiret ve
in sebebi teyit ediliyor

 

 

Kız evladı, merakın efkarındadır

Erkek olan ise nasıl bir heyecanın vaktine erişmek için çabalamaktadır

Oysa her ikiside bir candır, can içinde yaşamış baharlardır

Onların haline müdrik olmak nasıl bir sevdadır, hata zaten
içinde hardır

 

 

Kul olmak için üşenme

Aşkın halinde filizlenmek adına hiç bir
direnme

Gönül kapının açılması için sakın fedakar olmak adına gücenme

Feda olmak
tır, iradi bulunmak vuslattır, hakkın rızasında nur olan sevdadır

 

 

Hak ve ecir için yarış

Bahaneler içinde kaybolmak nasıl bir hüsrandır, idrakinledir kavrayış

Susamak, aç kalmak, uyku için sızlanmak, yorgunluk adına kaçınmak marazdır

Her halin lahzasında sabırla anılmak, kanaatle nasibin için yakarmak niye farktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.09.2011 14:13
#1069

Gülmeliyim ve fakat haddine erişmeliyim!

 

89531.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mahzun nefeslerin

Garipleşen hislerin, ağlayan gönüllerin,

Feryad eden sinelerin

Kadrinde ki edeple yetinmeliyim

 

 

Nasibin vecdinde

Sabrı hakkıyla ruhumda hissetmeliyim

Ne kadar vaktim varsa,

Umutlarım heveslerime kurban olsa da vazgeçmemeliyim

 

 

Kanatsız kuşu görsem

Aksayan Aslanın haline kederlenip yerinsem

Görmeyen nisanın sukutunda bir dem olup serinlesem

Aşkın sadrında ki şevkle kalbim için inşirah dilesem

 

 

K
un postunda

Sırtlanın iştiyakında ki sabırsız harında

Melülleşen ceylanların samimi kanaatlarına

Erişmek için dilensem, gönül kapımın açılması adına ah etsem

 

 

Sevmek için, gönül hu olmalı

Ne kadar umudun varsa onun
ıyla yıkanıp durulmalı

Bedenin lal olurken, kalbinin lisanı konuşmalı

Şek ve şüphesiz bir itminanla ruhun yol almalı, vuslata ulaşılmalı

 

 

Canı, canandan ayıran kim

Yar için hasredilen nefes hangi saikin ve esrar-ı bendin

Takkik etmeyi niye ertelersin

Duygusallığın kurbanı olmakta neden bu kadar kararlısın

 

 

İraden heveslerinde aşnmamalı

Zafiyet zerkeden her ne varsa, kalbinden şeran uzaklaşmalı

Hayır ve hasenat adına vaktin bulunmalı

Kurban olan ruhun ve kalbin olmadıkça nefsin nar için hazırlanmalı

 

 

Annen senden vazgeçer

Baban zaten hicranıyla dertli ve ce
ı bir keder

Aile efradın hallerinde ki gaileler adına adeta seferber

Ruhun sessizce ne söyler, kalbin
içinde hesaplaşan değer

 

 

Hangi sazı alsan eline

Çalmaya idrakin ve güçün bulunmalı

Talim edilmeyen herşey senin haline çok yabancı

İman ettiğin ne varsa nasıl anlaşılmalı, samimiyet eken kul olmalı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

10.09.2011 14:22
#1070

Hocam şiirlerinizi büyük bir beğeniyle okuyorum. Acaba yakında bir kitap, fasikül yani bütün şiirlerinizin içinde bulunduğu bir eser çıkarmayı planlıyor musunuz? Her ne kadar şiirlerinizde ki çoğu yeri anlamasam da, büyük bir ahenk olduğunu düşünüyorum...

MU
10.09.2011 15:00
#1071

Ey can kardeşim, eyvallah diyorum...

Sualiniz için henüz vakti hasıl olmadığını teslim eyliyorum...

Elbette ki, yalnız lisan-ı halim kemale erişip, umutlar kanatlanmaya yüz tutunca istiyorum...

Haklısınız, her kelime kimi zaman anlaşılamıyor, maziden açılan sayfalardan neşet ediyor diyorum...

Çok teşekkürler ediyorum, kıymet atfederek vakit ayırdınız, yüreğinizin hamiyetkar olduğu için yadediyor ve selamlıyorum...

MU
11.09.2011 12:55
#1072

Gözlerim yaşlı, umutlar dinmeyen bir sancı!

 

112089.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ayaklarım bağlı sanki

İçinden çıkılmaz bir ızdırabın derdindeyim

İçimi sızlatan müşkili çözmeye kudretim elvermiyor

Boğazım kuruyor, dilim lal oluyor,
ler kararmaktan b
a işe yaramıyor

 

 

Dört yanımda hasret

Kalbimi titreten nasıl bir keder yarab bu illet

Sabır niye kifayet etmiyor, kanaat etmek zor geliyor, nasıl zillet

Ey tabip nerdesin, ruhumu teskin etmekten mi kaçarsın, neden haline mihnet

 

 

Hakim başını kaldırıp baktı

Bir el hareketiyle hiç sual sormadan kararına vardı

Ş
ınlık en yakınımdaydı, panik yaşamak demek ki böyle bir kaygıydı

Kolluk kuvvetleri
işaretleriyle yol verdi, haydi cezaevine diye yüzüme söyledi

 

 

Dört duvar arasındayım

İçinden çıkamadığım bir muammanın yasındayım

Elhak vicdanen haklıyım, saldırıyı def etmek adına hakkımı kullandım

Demek ki hale hakkıyla anlaşılmadım, çekeceğim çileler için nasipteymiş farkım

 

 

Ne kadar çok mahkum var

Her birinin derd-i gamı bilmem ki nasıl bir nazar

Bahtın kazası nasibin içindeymiş ey yar, firkate erişmek demek ki nar

Ey kalbimin sahibi, umutlarımın adresi, düşlerimin hazinesi sen bilirsin, sahibsin

 

 

Candan sevmeli bir

Aşkın sadrını kirletmemeli,ruhunu asla lekelememeli

Samimiyetten taviz vermemeli, müddet-i nefesi hakkıyla tahkik etmeli

İçine düşen korkuları yenmek için hakikatle nefeslenmeli, yadıyla muhabbet etmeli

 

 

Seven sevdiğine erişmeli

Ruhunun ve kalbinin itminan olduğu bir sahrada ilerlemeli

Halin lisanıyle nefeslenmeli, aklı ve izanın farkıyle tercihlerinde direnmeli

Edebin vechesinde serinlemeli, umutlarını heba etmemeli, vicdanını iyi dinlemeli

 

 

Nefsi marazlardan temizlenmeli

Esiri olmadan, hissiyatına kapılmadan, zafiyetleri artırmadan

Sırat-ı müstakim üzre bulunmalı, ruhun ve kalbin sahibi hakkıyla anılmalı

Taat ve zikirlerde ihlas için çok yakınmalı, inşiraha erişmek için fedakar olunmalı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.09.2011 12:56
#1073

Gün kararınken mahzundur nice umut!

 

113076.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Afederseniz diyerek yaklaştı

Mütereddit bir eda ile
lerime bakıyor ve ürküyordu

Bir adres sormak için telaşlandı, yüzü çok kızaran bir edepli nisaydı

Lütfen sakin olun, telaşlanmayın dedimde de bir b
a kaygının nezninde tutsaktı

 

 

Telefonu çaldı, korkuyla aldı

Dinlerken dahi derin bir korkunun izleri simasındaydı

Terlemeye başladı, nefesi farklılaştı, bir yere oturmak için arandı

Sonra yanımdan uzaklaştı,telefon edenin kim olduğu anlaşılmadı, nedense sakındı

 

 

İstemeden dikkat kesildim

Bir faiden olur mu diye içimden geçirirken de ürktüm

Çünki hiç bilmiyordum, hangi nedenlerin muhatabıydı kestiremiyordum

Ve fakat içim sızladı, gönlümün hicranı birden arttı, bir nisaya bu yapılmamalıydı

 

 

İnsan korkuların olmamalı

İçinde kahrolup asla yorulmamalı, ruhuyla yol almalı

Kalbiyle barışık olup, bir hukuku olduğu asla unutulmamalı, anlatılmalı

Toplumsal hastalıkları, töre ve asabiyetleri, kimseyide
lıktan çıkartmamalı

 

 

Çekinerek nisaya yaklaştım

Yapabileceğim herhangi birşey olup olmadığını soracaktım

Usulca seslendim farketmedi, sessizliğin içinde kaybolmuştu sanki anladım

Bir müddet sonra yine seslendim ve telaşlı birşekilde yüzüme baktı, korku vardı

 

 

Tekrar ettim dileğimi

Yüzü solmuş, boşlukta kalan bir
olmaya yüz tutmuştu

Güvenemiyordu, yeniledim meramımı, hayır
ederim dedi, yutkundu

Bir düşünce almıştı halimi,
denen esrarın o tasarruflarından, neden virandı

 

 

Nisalar özgüvene kavuşmalı

Hiç kimse t
ından hor ve hakir olarak asla anılmamalı

Her amelin suç ortağı yapılmamalı, aldatan sadece onlar değil unutulmamalı

Ruhun ve kalbin sahibi kimdir iyi anlaşılmalı, hak ve hukuk niye vardır, anılmalı

 

 

İnsan,
a kul olmamalı

Ruhun esir eden ve kalbini öteleyen bir nefesin sahibi bulunmamalı

Sahibin ve malik olanın ancak Cenabı Hak olduğu hakikati idrakle kavranmalı

Kendinden emin olmayan bir canın ne kadar ehliyetine haiz olduğuda araştırılmalı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.09.2011 12:37
#1074

Sessiz ve sakin iklimin izlerinde nefeslenirken!

 

110325.jpg

 

 

 

 

 

 

 

Ah can ne ben yanayım, ne sen ağla

Bahtın dar boğazında bir çare arama

Umutsuzluğa kapılma, sabırla uyukla

Halin dirliğinde sen kalbini soldurma

 

Gülü koklama, dikeniyle bir çare ara

Cazibe karşısında heveslerine kapılma

Nihayeti idrak edemeden zevke dalma

Sen hilkatinle bizar olma,
sız kalma

 

Düşün hissettiğin ülfetin kadrini düşün

Hükmün sahibine hamd olmazsa ne işin

Hazan içinde sararan yaprakları süzüşün

Toprağın dirliğinde seni bekleyen gidişin

 

Sukut eylesen ne çıkar, dil zaten avare

Ten sensizlikte aramaz hâlbuki bir çare

Nefsin seninle haşyet içinde olur kepaze

Sen bir yargıç olma, zulmünle korkutma

 

Hâkim, zerreler içinde verilir her hüküm

Belleğin boşsa sökün eder adavet höykün

Kitabı celil sana olur en muteber bir kefil

Güle hasret duyma, sen o emanetlere sarıl

 

Darlık yaşanır sinelerde bir mefkûre yoksa

Kan boşa mı akacak kalp sahibini anmazsa

Mahzun
ler çok yaş akıtır çaresiz kalırsa

Şifa için yatan hasta ihsan için kime sarılsa

 

Dertler yalnızlıkta öyle katlanır ki besbeter

Takat ne yapsın olmaz ise muhabbeti bedel

Can ruhuna bigane kalp onsuz bulur mu çare

Ey Hak senin bahşettiğin
in hükmünce

 

Bir kıvılcım yanmalara sebeptir sineler boşsa

Halin esenliğinde bir
yoksa bulunmuyorsa

Varlık Hak yolunda tasarruf için tutulmuyorsa

Nefs bir rehavete kapılarak
ya kanıyorsa

 

Ne denir kime ne söylenir vakit gelince emirdir

Nefs ruh dirliğinde sana verilen bir emanetindir

İrade nizam içindir kalbin dergâhında ne gizlidir

Aşk bu manada senin için en muteber bir ülfettir

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.09.2011 12:38
#1075

Akşam olur, yürek burkulur, gönül lal olur!

 

115369.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne
suskun kalsam

İçime dert olanların hicranını bir bir aralasam

Ne kadar haksızlık varsa hiç susmasam, gönül lisanımla feda olsam

Korkunun zerresini menfaatim için asla taşımasam, ruhumun sahibi için ağlasam

 

 

Hayat deli doludur

Kimi hor görürsen bahtında yaşaman ar olur

Konuşmak için kim konuşur, emri bil mağruf, nehyi anil münker için an durulur

Aşk nasıl gerekçesiz olur,gönül kuraksa
mi okunur,
ki
a bahis olur

 

 

Düşünmek kalbindir

Edebiyle nefeslenmek ruhun içinde ki idrakindir

Sevda sabrın ve feda olmanın halidir, ilimden yoksun kalp nasıl filizlenir

Akıl merakın için gerekçedir, azmin futuhatın rengidir, inşirah kalbinin dileğidir

 

 

Karanlıktan korkma

Cahil olursan, nefsin için koşarsan, umudu anlamazsan

Esir olmak için ruhunu bırakırsan, onur ve haysiyeti akidende bulamazsan

Nedenlerden uzak kalırsan, nedensiz yaşamayı gaye sayarsan, sefil bir can olursun

 

 

Aşk, ilham eken serdir

Nefesin müddetine tabi olan ferdir, aklın için kefendir

Vecdin için rehbetdir, ecrin için feyzindir, imanın için ne müthiş edeptir

Rengin ne olursa olsun, aklın istersen bereketli bulunsun, ihlas halinde lal olmasın

 

 

İraden akıbetin içindir

Ne kadar tedarikli isen, hesabın vecdinde nefeslenirsen

Tevekkül etmek adına elzem olandan vazgeçmeden gekçesiyle yürürsen

Sabrı ve kanaati acizlik bilmezsen, umutların için lahzada
a ram olan bedelsen

 

 

Hüzün içini burkar

Sessizlik her yanından bakar, lal olan melalin
la yanar

Kar her vakit içine tevazuu ile yağar, suskun kalan umutların bahar için ağlar

Eriyip tükenme, yeis içinde nefeslenip kalbini heder etme, nasibi ise kanaatle bekle

 

 

Elbette keder olacaktır

Lakin kaderin olmaması için vecdin azimle yol alacaktır

Hüsran olmak nefsin adına gam yaşanacaktır, ruhun ve kalbin umutla coşacaktır

Unutma,
yaşlarını saklamadan ağla,gönlünün sevdası için hiçbir vakit yakınma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.09.2011 12:26
#1076

Sevilen sevmedikçe, gönül lal olur,burkulur!

 

115964.jpg

 

 

 

 

 

 

 

Sen

Yüreğinde filizlenen

Bir
ın esiri olmaya bilirsin

 

Sen

Mavi hayallerin

Kurulmasına da engel olabilirsin

 

Sen

Yüreğinin umutsuzluk

Nidalarına biganede kalabilirsin

 

Ama bu

Yalnızca sensin hissizliğin

Hengâmesinde yaşayan bir nefessin

 

Sen

Mısralarında latif olan

Beyanlarını yudumlamaya çalışırken

 

Ben

Boğazımda düğümlenen

Senin naçar kaldığın feryadını işitirken

 

Artık

Bırakmak istiyorum her şeyimi,

Bilmediğim gizlendiğin yanına ilişmek için

 

Sen

Sinenle hüznü solurken

Geceye dalarken
ının kollarında

 

Yine

Bilmekteyiz ki bu bir arzu değil,

Olamazda zira tenler farkındasın açmazda

 

Sevilenin

Biri Anadolu’da diğeri Avrupa da

Sen ise yalnızlığın kuşattığı girdabıyla

 

Senin

Çaldığın her nağmede

Biliyorum ki ben yokum senin hayalinde

 

Sen

İstesen de, istemesen de

Bu bir sevdadır,
ın açılan pençesinde

 

Ne

Sende ve ne de bende

Söyleyemeyiz ki bir arayışın zaferi olsun

 

Asla

Zinhar olsun olamazdı

Böyle bir gayretim, kendimle yeterdim

 

Ne

Vakit ki sen mısralarınla

Bam telimden vurdun hiç bekletmeden

 

Ve

Diyordun sanki içimden

Geçenleri biliyordun yazdığın namelerinden

 

Ne olur

Sen bana açık konuş,

Sanki bir tınıdan, bir tuvalden her boyadan

 

Sen

Nasıl ki rahatça bahsediyorsun

den, yazardan, müteferrikten
ehlinden

 

Sen

Sevmesen bile, gölgelenmeme,

Esintinde kalmama sarfı nazar etmen niyetiyle

 

Ve sen

Hançerlerin en ihtişamıyla

Sapladığın yüreğimde ki yaranın sahibi bulunurken

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.09.2011 12:27
#1077

Geç kaldım,anlamadan yaşadım, ağladım!

 

118654.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Oysa ne kadar yakındım

Bir ömür refakatınla kuşandım, her vakit şefkattin

Suskun halinle, sabra çekilmiş melalinle, umutlarını baharlaştırdın, yılmadın

Ne söylesem ve hatta densizlik edip gönlünü kırmaya meyletsemde niye kırmazdın

 

 

Solmayan
misaliydin

Her nazarında tebessüm etmeyi asla ihmal etmezsin

İsteklerini çekinerek dile getirirdin, bin
içinde ah etmeyen bir nefestin

Ümidini hiç yitirmedin, her
müşfikliğinle gönlümde derin bir tefekkürdün

 

 

Neden hiç anlamadım

Anlamak için aklımı ve izanımı zorlamadım, naçardım

Müşkilimde yanımdaydın, yalnızlığımda şevk bahşeden bir vicdandın

Sanki feda olmak için farktır, kanaatinle ar-ı
tın, sabrınla en latif bir sevdaydın

 

 

Kalbin ne kadar naifti

Ruhunun lisanından kal eden bir arif-i nefesti, edepti

Hatalarımı hiç uyandırmadın, fırsat bilerek arkamdan da vurmadın

Her vakit müşfikliğinle al-i cenaptın, hotrat halim için bahşedilmiş zarif bir ilaçtın

 

 

Metanet halinde ardı

Be nasıl bir afak ki, sinemin sefilliğinde ki şafaktı

Aklım ve vicdanım için amahcup olmak için farktı, neden anlaşılmadı

Bedbin halimin, hesapsız melalimin ızdırabında sanki bir şakaydı,kalbim ağladı

 

 

Yüzünü hiç asmadın

Küsmek için vesileler aramayan candın,ne fedakardın

Bu kadar bereketli kalbin ikbaliydin, bahtım için kefildin, niye ihmal edildin

Hangi yüzle sual etmeliyim, duyduğum mahcubiyeti hangi saikle kal eylemeliyim

 

 

Sürurumun adresi

Ruhumun hicran damlalarının bereketi olan mürebbiyesin

Suskun halinle nekadar derin bir vicdan ile yüreğime seslenen nefessin

Talim ettiren, edebi önceleyen, tefekkürün ziyadeliğini hissettiren nasıl kedersin

 

 

Günlüğünü akudum

Müthiş bir iç burukluğunu yaşamaktan hiç kurtulamadım

Yıllara sari yazdıkların karşısında çok duygulandım, neden hiç anlatmadın

Sen susarak anlatan, halinin derinliğinde yaşayan bir sevdanın farkında ki aktın

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.09.2011 13:19
#1078

Gönüllü köle olacaksam, aklı neyleyim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sinsidir tüm şer düzenler

İnsanı kalbinden eden, ruhundan vazgeçiren bedbinlikler

Umutsuz koyan, acziyete salan, takkikten uzaklaştıran ve yıldıran nefisler

İradem için zafiyet zerkeden, imanıma göz diken, mukaddasıma saldıran nefesler

 

 

İnsan ac, susuz yaşamaz

Yaşasa bile umut adına kalbinde şevk bulamaz, ağlamaz

Ne kadar zincire vurulmuşsa farkına varıp, aşkın sadrıyla kurtulamaz

İdrakinde yaşamadıkça, imanın tadına varamaz, ruh ve kalbin halinden anlamaz

 

 

Konuşmak için konuşanlar

Bir hesabın laszasında ki tahkiki hiçe sayanlar, yanmaz

Her cefayı dert sanır, tekebbür etmeyi marifet diye tanır, aklı ve izanı anlamaz

Varlık adına neye sahipse,hesapsızlık içinde boğulan habersiz sanıksa, aklanamaz

 

 

Nefsin tadmini bitmez

Kalbin ve ruhun takat getiremez, ömrün kifayet etmez

Dizlerin tutmasa, gözlerin kararsa, aklın almasada harap etmekten vazgeçmez

Aşk iman için furkandır,tensellik adına hicrandır, akıl niye vardır, hakikatın aşktır

 

 

Hiç bilmeden yaşanmaz

Talim edilmeyen bir ilim idrakin için gerekçe olamaz

Ruhunun ve kalbinin suskun hali, izanın için niye anlaşılmaz, farkı anlaşılmaz

Ruhundan ve kalbinden vazgeçen canın, hak rızası için nur olanı, nar niye yakmaz

 

 

Zikretmek kalbin şiarıdır

Fikretmek için azim ve merak ilmin tahsili için şarttır

Nitelik neden aranandır, vasıfsızlık ne müthiç hicrandır, düşünmek sanadır

Aç iken nasıl yiyorsan, susuzken, suya kanıyorsan, kalbin, ruhun iman adına ardır

 

 

Nefsini hakir görmeden

Her insanın zafiyeti olabileceğini akledip düşenmeden

İnsanlarla münasebetini emr-i bil mağruf, nehy-i anıl münker adına hasretmezsen

Ne kadar tefekkür etsen, tesbihatını çekip zikretsen ve uzlete çekilmeyi huşu bilsen

 

 

Gönül kapın kapalıdır

Kurak bir sahradır o kalbin, umutların riya için zandır

Takiyen için tuzağındır, varlığın adına kurnazlığındır, şeytan adına bir kazançtır

Mümin ki ferasetiyle ardır,vicdanıyla farktır, aşkıyla cehdi için vazgeçen furkandır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.09.2011 13:06
#1079

İhlas kalbin, aşk halin, edep vecdin ecridir!

 

115226.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnsan
için kul olmalıdır

Her saikte merakıyla aklını kullanmaya adanmalıdır

İmanı taklit üzre anlayıp ve bu vecheyle ehliyetinde ki sıkıntıyı anlamalıdır

En mütekamil şekilde yaratıdığının farkına varıp, inşiraha kayıtsız kalmamalıdır

 

 

İnsan elbette ki sevecektir

Lakin kalbi şehretmeye malik olmadan nasıl bilecektir

Hissiyatın ritmine hazır hale gelecektir, idraksiz mi seyredip inleyecektir

Nefsiyle mi hemhal olup kederlenecek, emribil mağruf için gayret göstermeyecektir

 

 

Umut, kalbin tarifidir

Su misali aziz ve ülfetlidir,
için tanzim edilmiştir

Kul olmak adına nasiptir, narın haşyetinden aridir, vuslat için serdir

İnsan, ne kadar aklederse, ruhunun ve kalbinin edebiyle imanın letafetine erişirse

 

 

Furkan üzre nefestir

Gülün ahenginde refiktir, azim ve futuhatıyla ecirdir

Müddet-i nefes için ürperendir, rızay-ı bari için gönlünden geçen ferdir

Ruhunu şehreden ariftir, nefsini esir eden ehliyet sahibidir ve ahsen-i takvimdir

 

 

Rabbinin emrinde hürdür

Nefsine köle olursa ne kadar zelildir, farkketmeyen üzülür

Güz niye suskun çehredir, ilkbahar adına umut taşımaktadır, niyazdır

Umudunu kaybetmiş bir
ne kadar makbul olan bir candır, akıl niye vardır

 

 

Kalp sevsin, nefsin değil

Ruhun refakat etsin, kalıbın ne hükmü varki sadık değil

İnsan kul olmak adına aklından vazgeçen bir sanık değil, kalbin ne latiftir eyil

Avuntuların haline kefil değil,nefesin ne kadar kifayet edecektir evet, hiç belli değil

 

 

Tanburun sesine kulak ver

Ta derinden bir meyan geçer, perdesinde ki tefekküre eğil

Hicran bedelsiz olur mu,
kalbine devada bulunur mu, nefsin umurunda değil

Ne kadar hesapsızlık varsa, kurtulmak için azim ve umutla seyretmek için kim kefil

 

 

Haydi artık düşünme vakti

Geçmişin adına, geleceğin icmali şimdi yapılıyor sanki

Okumak aklı ve izanı bereketli kılmak içindir, anlamak yaşamana zemindir inanki

Cahilin ne kadar hükmü varki,hukukundan habersiz can dikkate alnan
mı ki

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.09.2011 13:07
#1080

Umut mu sandım, nasıl hayale daldım!

 

101883.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sanki derin bir hastaydım

Makus talihim için gam içinde bir candım

Kalbin samimiyetiyle inandım, ruhumla yaşamak için kandım

Ne kadar ahmak olduğumu anladım, keşkelere sığınmayı ne sandım, ağladım

 

 

Tenhaların efradıda ardım

Her nefesten gizlediğim nazarlarla hicrandım

Suskun kalmak için sanki yaşardım,
içinde hıçkıran farktım

Derd-i gamımı kmseye anlatmadım, anlayamayacakları adına korku yaşadım

 

 

Yıllar sel misali akıp gitti

Yadımda sakladığım ne varsa sanki hayalimdi

Ümit içinde nefeslendiğim bilmem ki ne kadar bilindi ve hissedildi

Sevmenin sessizliği içine çekti, deryanın ahengine kattı, fırtınalar hiç duyulmadı

 

 

Sanki b
a bir alemdeydim

İçimi titreten için iradeden vazgeçen bir kederdim

Bir ömür ümit ile dirildim, ruhumu firkate salan nefesle irkildim

Asla bir rahatsızlık vermedim, gönlümün figanı hissedilsin diye umutla bekledim

 

 

Ne vakit bir saz dinlesem

Bestekarın içten dile getirdiği meram ile yüzleşsem

Hasredemediğim melalimi kal etmeyi hiç korkmadan serdetsem

Her kadresinde beslediğim ümidi dile getirsem, gönlümün hıçkırığını ayan etsem

 

 

Artık vakit çok geç oldu

Gün kararmaya yüz tutup, gönlüme kilidini vurdu

Hicran ne kadar müthiş bir olguydu,
zerkeden bir oktu

Sanki nefesim durdu,
yaşlarım kan oldu, içim ne hazin birşeklide burkuldu

 

 

Bir kimseye sözüm olmaz

Akidemin ahengi neden kalbimi ülfetiyle korumaz

Yeis sinemden çıkmaz, sabır yakıp kavurmaz, kanaatin serinliğine katmaz

Aşkın edebi ruhuma tesir edip susturmaz, firkatin suskun sancısı içimden çıkmaz

 

 

Niye ağlamak istiyorum

Ummanın kuşatan feysiyle yol alıp umutlanmıyorum

Taktir-i ilahiyi ne sanıyorum, nasibi niçin hakkıyla şehredemiyorum

Aklı ve izanı iradem için esir alıyorum, bahtımın nefeslerini hoyratça harcıyorum

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.09.2011 13:05
#1081

Gönül niye sessiz, ruhun kefensiz!

 

109496.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kuşatmışsa dilimi şayet bir hezeyan

Hale tesir etmez, asla idraksiz kalan

Sen oyalan mühlet içinde anlamayan

Anlamadan nefes alan
ı solumayan

 

 

Dert ki tenin dirliğinde bir nihayettir

Derbeder olan ancak hali bilmeyendir

Kalbin sahibi kimdir hissetmeyen bilir

Hezeyanlar içinde o kendiyle konuşur

 

 

Ah Rabbim verensin, sen bahşedensin

Rahmetin için verdiğin süreyi beklersin

Sen en
yârsin
ü halk edensin

İnsanı bilen ona en
şeref verensin

 

 

Düşünmeli bir
, lekeleri karşısında

Bitmeyen nefeslerin azameti konusunda

Var olan hukukun muhafazası hususunda

Hükmün sahibinin hoş görüsü noktasında

 

 

Anlamalı o
hep bağırıp çağırmamalı

Hata karşısında, mağdura mühlet tanımalı

Hemen kararmamalı, muvazeneyi anlamalı

İnsan olduğu için onu bahşedeni hatırlamalı

 

 

Ne can ve nede kan
içindir her

İnsansız arzı cihan ne kadar anlamlaşır biran

Akledense bir
ruhuyla o kalbini anlayan

Sağlık içinde hamd ile kulluğun gereğini yapan

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.09.2011 13:07
#1082

Ruhum ne kadar sessiz, kalbim isteksiz!

 

109770.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nasılsa niyetime almıştım

Ruhumun serencamında yol almaya başlayacaktım

Kalbimin makus talihini anlatan resmi yapmak için hazırlanacaktım

Suskun halimi böyle yazacaktım, kimsenin dikkatini çekmeden
ı anlatacaktım

 

 

Rengarenk boyalar aldım

Tek tek fırçaları yokladım, sessiz ve sakin bir köşe aradım

Tuval için şöyle bir bakındım, nazar ettikçe yazılmamış kitabın haline girdim

Aldığım nefesin müddetini tefekkür etmek için irkildim, boyun büküp sessizleştim

 

 

Kalem ki yazmak içindir

Kelamı hasretmek için farktır, ancak edep ile manalıdır

Akıl ve izan sıratın vecdi için neye muhtaçtır, irade niçin bahtının yazgısıdır

Her nefes niçin yaratılmıştır, görmeyen kalp, hissetmeyen ruh nasıl bir manadadır

 

 

Derdin devası
tadır

Aşka ram olmayan gönül bilmem ki nasıl firaktadır

Sevda ruhun salası, sabır aklın felahı, kanaat hamdin edeb-i manasıdır

Tok bir nefes, açın halinden ne kadar anlar, pişkin bir nefs
a edepli mi bakar

 

 

Mevta suskunca bakar

Taziyeye gelenler onun bu sessizliğinden ne anlar

İçinde beslendikleri
her yanlarından akar, maraz lıklar koku saçar

Her uzuv vicdana melülleşerek bakar, nefs köleleştirden sonra bilmem kimi yakar

 

 

Mahzun nefes ağlar

Sessiz figanıyla hisseden nice yürekleri dağlar

Tanış oldukları ruh hicran ile hangi yetine bakar, görmeyen
neye yarar

Hesap edilmeyen bir paha kimi meraka salar, fırsatçılık nazargah olan kalbi yorar

 

 

Emanetindir
lar

Dikkat et kalbleriyle konuşurlar, talime muhtaçlar

Şefkat ve müsamahın haddi bilinmezse, her
taleple sancılanırlar

Yerine getirilmeyen hevesleri için muvazenesiz ağlarlar, senin zafiyetlerini ararlar

 

 

Sakın gevşek durma

Bem
bir sayfayı karakalen misali çıldırtma

Nefeslerinde ki heyacanı, merak içinde ki meramı derinden sorgula

Atilerini prangalara vurdurtma, tahkikin ne kadar elzem olduğunu yaşat kaçınma

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Niye mahzundur nefesler, sessizce figan ederler!

 

111522.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gecenin matemiyle seni anıyorum

Yokluğunda
ları arşınlıyorum

Kuşlara soruyor medetle anlıyorum

Onlara bakıyor, halimi anlatıyorum

 

 

Aşk bu mu soruyor çileyi anıyorum

Yârin serencamında aciz kalıyorum

Halin devranıyla, öteleri yaşıyorum

Aşkla kalb dirliğinde sürur arıyorum

 

 

Yapraklar bir bir dalları bırakıyorlar

Kelebekler bir vakte kadar uçuyorlar

Güneş çekiliyor mahın hali yaşanıyor

Zaman durmak bilmiyor
la yaşıyor

 

 

Ne sen, ne de senin halinde olan ben

Bahşedenin hükmüyle, nefesleri bilen

Nihayetin dirliğinde olacak
ı seven

Tenlerden geçen, teriyle bezenmeyen

 

 

Bin bir eza ile geçiyor, şu çileli ömrüm

Nasibin kadriyle nefeslenip şükrederim

Ben
ı ne bilirim, kalpten habersizim

Muhabbet hasretiyle gönlümü demlerim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
16.09.2011 13:09
#1083

Ruhum ve kalbim aşkın vecdiyle yol almalı!

 

114358.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yanmalı gönüller

Sabrın nazarında usanmadan ferahlamalı
ler

Şikayet etmekten, zan içinde nefeslenmekten azat olmalı zihinler

Rabbin rızasında, farzın edasında, nehyin uzağında dem alamlı hisseden kalpler

 

Nefsin imtihandadır

Ruhunun ve kalbinin refakati furkana olmalıdır

Gülün rendine boyanıp, tevazuu ile solumalıdır, korkmamalıdır

Anlaşılmayan ve tahkikine erişilmeyen akideden kurtulmalıdır, münker niye ardır

 

Haram iflak etmez

Ne kadar cazip gelse de nefsinin tatmini için yetmez

Aklın ve izanın nardan kurtulman için asla halinde dirilmek için yüzvermez

Ruhun iradene hükmedemez, kalbin terbiye edilmeyen nefsini felaha eriştiremez

 

Feryad eden sabiye

Hıçkırıklar içinde melülleşen mecnun nefesin haline

Arifin dinmeyen vecdine, ilim ve irfana ram olmuş ve kapısı açık gönüllere

Korkma nazar et, taat ettikleri huşuya dikkat et, feyz aldıkları mihenge rağbet et

 

Her dilenen fakirdir

Kimisi halin zikrinden, kimizi vaktin icmalindendir

Aç gönüller sefildir, lakin nefsleri onları bu resaletin içine sürüklemektedir

Bu bakımdan akıl ve idrak ferdir, irade sahibi için şereftir, kul olan içinde akidedir

 

Konuşmak ar ile olur

Kalpsiz kelam ancak nefsin esaretinde sadır olur

Ruhun bu anlamda suskundur, vakit haline irşat eyleyen sabr-ı nutuktur

Korku keder verir, bedelsiz bir amel hangi hesabın cenahında kalbine umut verir

 

Her vaktin şahidi var

Yoksa ruhun ve kalbin zikrettikleri mana kim için ar

Saklı kalan bilmem ki ne ve hangi zehap var, kalbi olan ecir için yaşar

Aşka ve sevdaya ram olmak için, vuslatın şadında nefes almak için kalbim korkar

 

İnsan hatasıyla var

Yanlışı olmayan nasıl bir ruhun ve kalbin haliyle bakar

Rahmet ve mağfiret kullar için ne müthiş fırsat, aklemedeyenler adına ne azap

Düşünmek, tefekkür etmek, tahayyül eylemek farkı fark etmek için ne büyük fırsat

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.09.2011 12:27
#1084

Yalancı düşleri umut sanıp yakarmak!

101146.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çıkmalıydı nefes birşekilde

Nasıl olsa yaşamak hicranın derinliğinde ki mefkurede

Ümit etsem bile, sabrın narıyla arileşsem kimene, kanaat samimiyeti hani nerde

Yolcunun bir hesabı olmalı, tedbiri elden bırakmadan yol almalı, inşirah kimlerde

 

 

Akıl intibak ettiren ferdir

Zikir muhabbet didarında ki kederdir,
için serdir

Kalp ancak nazargah olduğunun farkındaysa makbuldur, yoksa bir yürektir

Ruhun insicamını anlamak, hilkati üzre barışık olarak yaşamak sevda için farktır

 

 

Gelmeyin üstüme

Her nefes için umut içinde bekleyen sessiz kalbime

Ruhundan bihaber cahile, müddet-i nefesten bigane olan sefilleşen viraneye

Ağlamak kime yakışır, idrak ile yol almayana
ın feyzi karşıdır, hakkıyla biline

 

 

Bir yeminin halinde

Koşulsuz bir kararın arefesindesin hangi vakitte

Ne kadar farkındasın, sana en yakından çok uzaksın, ruhun aşikar etsede

Nefsin hala avuntular içinde,iraden zafiyetlerin derdinde, aklın ne kadar ersede

 

 

Zalimin bir vakti var

Zülme uğrayan her gönül niye yanar, umut içindedir ar

Kalbin feryadı her nefese ibretle bakar, ehliyet sahibi olan ancak
la anlar

Pişkinleşen nefisler bahane uydurup kaçar, hakkı tespit etmek iman içinde bir nar

 

 

Bir divane gibi
meliyim

İçinden çıkamadığım müşkil için kendimle alay etmeliyim

Hissetmeyen nefeslere bilmemki ne söyleyim, sukut etmeyi neden edep bilirim

İrşada muhtaç halin emanetçisinden ne bekleyim, nasibe müdrik olmak için ferim

 

 

Haydi çık gel artık bekleme

Hasretin kavuran badiresinde, haşyetin yakan çilesinde

Cennet
i bilmem ki niye, dillenen taat ve zikirle mi, takiye içinde ki ecirleme

Nüfusunu art
için hesaplan canlar adına mı, menfaati için gönül kırar, niye

 

 

 

Artık yazmayım diyorum

Bir meskun mahalle oturayım istiyorum, duramıyorum

Gün içinde ki suskunluklarımı, içime dert olan kanatlarımı paylaşmak istiyorum

Lal olmuş nefeslerin, sadece nazar eden sakin kederlerin ahını almak istemiyorum

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.09.2011 12:28
#1085

İçimde dinmeyen bir hicran var ey yar!

105786.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yoksun işte

Şimdi ben akşamlar gibi yorgun

Hazanın kadrinde çaresiz yaprak gibi solgunum

 

Unuttum artık

Baharları, şakıyan kuşların ahını

Sende kaldım, baharımdın, acılar içinde ne bıraktın

 

Nerde aramadım

Adımlamadığım mekânlar mı koydum

Gecenin sessizliğinde hırçın dalgalardan medet umdum

 

Tepelerde soluklandım

Şahin misali seni umutsuzca aradım

Çaresizliğime yandım, hasretin içinde halime ağladım

 

Şimdi nerdesin

Kiminlesin,
inle titretirsin

Söyler misin, neden sinemde bir figan ile gezdirirsin

 

Çekilen hasret

İliklerime nüfus ediyor artık nedamet

Bilmek istiyorum neydi senin çekip gitmene sebep

 

Varlığımın ne ilk

Sebebi ve ne son kefilisin

Sen kendi dirliğinin peşindesin, tercihinle serbestsin

 

Sevmek asla

Bilinmeyen değil, gizem hiç değil

Sevmek, onu bahşedeni idrak ederek nefeslenmektir

 

Onun kudretiyle

Canı, canana ram eylemek

Hayatı anlayarak
a bigane kalmadan yaşamaktır

 

Açtım gönlümü

Hicranın mahzun feryadına

Pak sinelerin dermanı olmak için varlığımı bağışlamaya

 

Seni bilmediğim

Sebebi tercihinle bıraktım esen yele

Bekleyeceğim nasip ne getire, dilerim hikmeti kavlince

 

Sen
lerinle

Beyan eylemediğin gizeminle

Dağların, ağıtların, artık sevda yolunda haykırışlarınsın

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2011 12:42
#1086

Sanki rüyadır,gelip geçmeyen ne vardır!

 

77696607_0_b470f_8647745d_XL.jpg

 

 

 

 

An, saklı bir zamandır

Ruhun ve kalbin didarında ki en anlamlı bir farktır

Akıl bunun için itibarlıdır, virane olan gönül için hicran niye yakındır

Düşünmek elbette ki tedb-i sanattır, hesap edilmeyen bir rüya nasıl bir hakikattır

Neler unutulmuyor

Halin meftun olduğu lahzalar bir ömür ibretle bakıyor

Ah etmek çare mi oluyor, keşkelere bürünmek idrakine seler söylüyor

Geçmiş sanki halimle alay ediyor, sessizlik içinde bak, ne kadar da sinsice gülüyor

Sevmekten korkma

Sevilmek içinde saklı umudundan hiçbir vakit soğuma

Nasip azmin ve niyetin, ferda olduğun kadar cehdinin yanındadır uyuma

Kul olmak, aşkın sadrında ki mana ile yanmak en büyük bahtiyarlıktır, anlasana

Gönül asla deli olmaz

Aklın tutukluluk yaşasa bile vicdanın sesinden kurtulamaz

Lahzanın kadrinde donup kalamaz, yalancı gülümsemeleri kimseye bırakmaz

Ağlayan bir gönül yarsız, niyazsın olamaz, ettiği figanların hülasası yok sayılmaz

Ey can niye sessizsin

Neden düşüncelerin içinde nefes nefese kalan bir badiresin

Günyüzüne hasret umutlarını derle, hicranın yaşları döktüren sahnesinde gülme

Hüzün içinde serinliyeceğine itibar etme, şevk ve sürur kalbinin felahıdır alay etme

Sabır aşktır,farktır

Kanaat ettiren hicran firaktır, umudun lahzasında ki niyazdır

Sevda için bundan gayrı ne vardır, vuslata gebe gönüller kul olmak adına fedadır

Gönlünden vazgeçmeyen, iradesini bu manada kal eylemeyen bir can söyle nasıldır

Başın öne eğilmesin

Yüreğinin burukluğu alıp seni yeisin acizliğine sürüklemesin

Ruhunun sevdası hiç dinmesin, sinende beklettiğin ümitlerin hiç hüzünlenmesin

Kalbinin nazargah olduğu hakkıyla ve feyzin lisanıyla akledilip sabırla beklenilsin

Virane gönül aczidir

İmanın için ne kadar ahenksiz ve ruhuna acı veren kederdir

Akıl ve izan ilminle niteliktir, vecdinle serinliktir, teslimiyetinle ihlas gerekçendir

Aşk, ruhun ve kalbin lisanında ki perdedir, edebin halinden serdedilen bir inceliktir

Mustafa CİLASUN

MU
19.09.2011 12:43
#1087

Taşmı sandın bu kalbi, hiç anlamadın!

 

77696590_139051.jpg

 

 

 

 

 

 

Bilmem ki neyin farkındaydın

Nefesin ulviyetine inanan bir canmıydın, nerde kaldın

Sabrın ve kanaatin de bir sınırı var, insan olan zafiyet yaşar niye inanmadın

İman, taat içindir, kulluk iksirinde ki ahenktir, aşka vakıf olmazsa niye şevksizdir

İnsan, hissiyatıyla yaşar

Umutlarıyla nice kapıları zorkar, niye hayal kurar

Kalbin halinden anlamayan bir canan nasıl gönül yakar, feyzini hicrana koyar

Kul olan anlaşılmak için sabrın harında nefes alan bir nazar, yoksa umut niye var

Gönül sırr-ı ummandır

Yalnızca farkı anlamak adına irfan adına aşinadır

Anlamaktan korkan, taklit üzre yol alan, aklın, izanın arını anlamayan kim vardır

Kalp ne müthiş kitaptır,şehredilmedikçe yalnız kan popalayan nedenli bir organdır

İnnanmak, kanmaktır

Aklın ve iraden için tercih ettiğin bir kanaattir

Kolay olana talip olmak, hiç tahkik etmeden teslim olup kurtulmak niye zandır

Ferasat ve ihsan bu manada kapalıdır,ilim merakın turabıdır,iman aşk-ı cenahtır

Hangi çiçeği koklasam

Kopartmadan manasında ki derinliğe gark olsam

Suskun nazarların hicranını kalbimin vecdiyle ve ehliyet saikiyle anlasam

Ağlamak için hiç korkmasam, nederleri umarsamadan açık bir şekilde yakarsam

Ruhumun firkatine aksam

Verdiğin sözleri hiç unutmadan ömrümü adasam

Lakin bu insacamımı aşkın vecdiyle yaşasam, yalan olan hayallere dalmasam

Her nefesin acizliğine müdrik olarak münasepet kurup, hiç kimseyi yargılamasam

Ne kadar ön yargım varsa

Ruhumu esir eden bir halin müdavimi olaktansa

Şekliyet üzre yaşamak bilmem mki ne kadar maksadıma sadık kılan nazarsa

Hüzünle avunmasam, hicranla yol almasan,artık içimde ki burukluktan kurtulsam

Suskun sokakların halinde

Düşen yaprakların sararmış sessiz hallerinde

Toprağın lal olan dilinde, ağacın umut vadeden ve sevdalaşan köklerinde

Yazılmış ayetleri okusam, ibretin vecdiyle ayılsam, ümitlerimi bir an bırakmasam

Mustafa CİLASUN

MU
20.09.2011 12:44
#1088

Dinmeyecek mi feryadım, güldüren ahım!

 

297294_246118828756413_100000748942977_817612_6547236_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kalan günlerim adına yastayım

İçinden çıkamadığım her niyazın ahıyla ağlayan bir canım

Bilmem ki yüreğimi kuşayan bu hicranı kime bırakayım, figanımla kalayım

Hüznün her sahnesinden bizar nefesimi kurtarayım, gülmek için şevke kavuşayım

 

 

Ne zamandır kapım çalınmaz

Gönül muhabbetin lahzasından mahrum kalıp yanamaz

İnsan akıldır, hissiyatıyla yaşayan varlıktır, iradesiyle yol alan bir hicrandır

Kalbi ve ruhu ne müthiş farktır, bilmem ki kapanmış kapılar ne zaman açılacaktır

 

 

Aşk; halin demi ve ahengidir

Ruhun hilkatinde ki esindir,aklın ve irfanında feyzidir

Ezelin muvacehesi, ebedin umut sahnedinden esindir,çile içinde serinliktir

Umut için esenliktir, vuslat adına gerekçedir, iman babında ne güzel hassasiyettir

 

 

Düşünmek idrakin vecdidir

Dert edinmek feda olmak adına hülasa edilen ferdir

Ne kadar nefsine tabi isen zillettir, kalbi ve ruhi olmayan ne varsa kederdir

Ehliyet sahibi olmak, bunun önemine binaen müdrik olup yaşamak aşk-ı firkattir

 

 

Her heves umut değildir

Hangi arzunun tavında yol alıyorsan kim kefildir

Hesap edilmeyen şuur hangi vaktindir, aklın tutukluluk hal nasıl bir bahanedir

İnsan iradi manada, efekkürün sadrında çok mühimdir,yoksa yaşamak ar değildir

 

 

İradesini vakfeden kimdir

Aşkın ve sevdanın gönül erbapları bilmem nerdedir

Sekülerleşen insan yüreği neden elem içindedir, hangi vakitte aşka erişecektir

Azim ve niyeti zuhur etmedikçe kim haline yetişecektir, umut vermek adına şevktir

 

 

Kalbini şehreden meyletmez

Dünya nimetleri için asla ve kata kendinden geçmez

Ruhunu esir etmek için varlığından feragat etmez, nefsine köle olmakla övünmez

Ecelin haşyeti,nefesin izzeti,ruhunun firkatinden ve kalbin malikinden vazgeçemez

 

 

İnsan taatiyle makbuldur

Aklı ve idraki niçin farkı fark ettiren kuşanıştır

Edebin her hali, inşirahın kalbi açılımı, ruhun ahdinde ki sadakati kurtuluştur

Yoksa yaşamak, anlamadan ve dert edinmeden yol almak adına korkunç sanıktır

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.09.2011 12:47
#1089

Ne nefesin şiarısın, ne de aşkın farkındasın!

 

296862_246119878756308_100000748942977_817633_8345782_n.jpg

 

 

 

Sanki yalnızca yaşayansın

Farkı fark etmeyecek kadar idrakin firkatinden uzaksın

Kendi adına bir yangınsın, caziben için nefes alan hicransın, ne aldanansın

Kal ediyorsun hiç düşünmüyorsun, gönül kırmayı niye bu kadar çok beceriyorsun

Vakit beklenen esrardır

Bilmem ki seni hangi zamanda vuracak ve dağlayacaktır

Gün ağarmadan sineni yakacaktır, düşlerinde bin hüzün ile ağlatacaktır

Kader kimin kaleminden yazar, cüz-i irade niye bu kadar zafiyet için haline bakar

Çiçekler zahiriyle farktır

İçinde beslediği bin bir umut kalbin inşirahıyle anlaşılacaktır

Ruhun aşina olan ummandır, sığ sular nefsiyle yol alan canların arzularıdır

İraden azmin için vardır, serdettiğin bahanelerin sadece seni kandıran bir hardır

Seven umuda sadıktır

Ruhu ve kalbine yabacı olan ne kadar bu hakikati anlayacaktır

Feda olmak ancak sevdanın firkati için nazardır, aşkın her sahnesinde vecd ardır

Şekliyet için yol alan nasıl bir candır,akıl ve idrak ki bunun için en makbul sanattır

Ey canan nasıl dilersen

Sevebilmeye erişemeyecek kadar muhabbetten ari hicransan

Yalancı umutların için yaşayan bir kansan, taltif edilmek için var olan adaysan

Nasıl itibar etmeliyim ve hangi çehreni muhatap alıp güvenmeliyim şayet insansan

Niye harap ediyorsun

Tarumar etmek adına gayretini esirgemiyor, hasrediyorsun

Söyle nasıl bir maksada hizmet ediyorsun, kul, köle olmak için mi gizleniyorsun

Niçin nefsini önceliyorsun,her zaman bahaneler içinde rekabet ediyor, üzüyorsun

İnsan bir bedel öder

Gerekçesi için neden avuntuları seçer, kalbinden vazgeçer

Ruhunun bizar olmasına şahitlik eder, aklını ve izanını buna hasredip iniler

Muhabbetin her lahzasını hunharca lekeler ve sonra çekilip bir köşeye kıs kıs güler

Artık sana ne deyim

Teslim olduğum umdeler için boynumu büküp düşüneyim

Aklım ve izanımı hissiyata mı havale edeyim, titreten hicrana şimdi meyledeyim

Bahtım için şehr edemediğim esrarın halinde nefesleneyim, Rabbime iltica edeyim

Mustafa CİLASUN

MU
21.09.2011 12:37
#1090

Ey kalbiyle yazan, aklıyla yol alan edibe!

 

226936_211129325588697_100000748942977_668642_8069538_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Alıp götüren bir serencamdı

Her halinde edebin hülasası sanki vicdandı, nasıl ardı

Düşünmek adına sefilliğim aklıma geldikçe içimi burkan bir inşirahtı

Ruhunun firkati ne kadar aşikardı, sevdasına ram olmuş bir hicranın vuslatıydı

 

 

Ne zaman nefesini okusam

Her cümlesinde açık denizlerin insicamında bulunsam

Yüreğimi fetheden iştiyakını hakkıyla anlasam, kalbi fakirliğime yansam

Umudumda, ufkumun sudurunda, efkarın boyun büktüren ahında şevkini bulsam

 

 

Nasıl bir münbit nefessin

Her lahzanın eşiğinde ki aşikar ürperti ve bir ülfetsin

hangi mürebbiyenin taliminden geçerek istikamet bulan bir rehbersin

Titrek nefesinle her vakit cezbeden hikmetsin, alıp götüren bir kalbin de sahibisin

 

 

Ne zaman yazmak istesem

Ruhumun hicran damlalarını bin hüzün ile serdetsem

Edebin sahnesinde fakirliğime nazar edip sukutun vecdinde inlesem

Halin deminde ki feysinizle ülfet etsem, aşka olan hürmetinizi yadedip nefeslensem

 

 

Korkar oldum kal etmekten

Bir hadsizlik yapmamak adına türlü çekincelerden

Gönül lisanının samimiyetle hasredilmesinde ki niyetten ve edepten

Şekliyet için zamanı tüketmekten ve taltif edilmek adınada bir hesaba girmekten

 

 

Sessizce göçüp gidiyorum

Aklın ve izanın zafiyetlerim için kifayet etmediğini biliyorum

Nefsimin lekelerini ne kadar azmetsemde temizleyemiyorum, korkuyorum

Haşyetin sahnesinden ürperiyorum, mağfireti,rahmeti hakkıyla dert edinmiyorum

 

 

Her nasılsa ihya ettin

Yüreğimi mest eden hürmetinle serinlememe kefalet ettin

Nasların halinde merakımı celbeden azminle ruhumdan idrakime seslendin

Kalbimi teskin ettin, mahcubiyetimi sakinleştirdin, korkularımdan arileştirendin

 

 

Ne kadar hamdetsem

Ruhumu itminana eriştiren vesileler için niyaz eylesem

Gönlümün kuraklığına, yüreğimin yanıklığına itibar etmeden ceht etsem

İrademden vazgeçip, nedenleri halinde nefeslenip, aşkın sadrında meşkle dirilsem

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.09.2011 12:38
#1091

Kadere mi demeli, iradeyemi dikkat etmeli!

 

 

 

227330_209954845706145_100000748942977_661231_7560730_n.jpg

 

 

 

 

 

Kal etmek için düşünmeli

Gerekçeleriyle hephal edip, kuşkulardan arileşmeli

Akıl ve izan niçin tevdi edilmiştir diye bir saalle müracaat edilmeli

Kati delillerle, ravilerin samimiyetlerinde ve aşkın vecdinde ki feyizle nefeslenmeli

Tercihin muvacehesi nedir

Her kanaat aklın ve fikrin tabi olduğu an değilmidir

Haline mudrik olunmayan kazalar elbette ki imtihan için bedeldir

Dikkat edilmesi gereken husus, şeri delillere ve iradede ki teslimiyete gerekçedir

Sünnetullah anlaşılmalıdır

Yoksa ilim merakın arı değil, nefsin durağı olarak kalacaktır

Hesap edilmeyen lahza niçin tuğyandır, nefesin müddetinden azat olmak hakmıdır

Ezelin ve ebedin hülalası ruhun firkati için farktır, kalp aşka eriştikçe bir vuslattır

Düşünmek bedelsiz olmaz

Azmin ve tedkikin olmazsa, idrakin vecdi haline müdrik olamaz

İhsan ve aşk aklın ve kalbin hulalasında buluşamaz, iraden için vesile bulmaz

Can maksatsız feda olur mu, aklın tutuklu kalması bahanesi bulunur mu, kaçılmaz

Nasıl keyfin için canlıysan

Heyecanını teskin etmek adına hangi hesabın turabıysan

Ruhunun ve kalbinin lisanını terennüm edecek kadar aşkın vecdine yakınsan

İraden için tutsak olma, zafiyetlerin derdiyle boğulma, yeisin halinden de yakınma

Şiddet ve asabiyet hardır

Kalbini virane kılan buhrandır, ruhun için kadavradır

Aklın adına heyezandır, izanın manasında ülfetsiz sancıdır, bulaşma

Ner kadar ehliyet sahibiysen, tercihlerin nispetinde hülasa edileceğini hiç unutma

Bahtına kahredenler

Bin hüzün ile ah edip acziyet içinde nefeslenen bedenler

Kendinin farkında olmayan, ahsen-i takvimin renğine boyanmayan kederler

Nasıl şevkin halinde dirilecek, azmin icmalinde istikbalde şekillenecek düşünmezler

Her arzu umut olamaz

Maksadını aşan niyetler felahın lahzasında bulunamaz

Hesapsız can, izansız kan, ruhundan bihaber insan, kalbini şehredemeyen utanmaz

İnsan kemale erdikçe edebin erkidir, kelamın hassasiyetinde fikirdir,rızasız olamaz

Mustafa CİLASUN

MU
22.09.2011 12:51
#1092

An ruhuna seslenir, aşk kalbine şevktir!

 

 

 

215739_204533856248244_100000748942977_621879_4874085_n.jpg

 

 

 

 

 

 

Farket uyku halinde ki yürekleri

Kendinden habersiz olan gönülleri, nefsiyle hemhal olan nefesleri

İnsan süretinde dilegelen kepazelikleri,itimadı ihlal eden güvensiz gerekçeleri

İnanmak farktır, insan olmanın şiarıdır, zafiyet ile yaşamak neden büyük vebaldir

Verdiğin pozlara birkez daha bak

Geçen zamana tefekkür ederek sessizce ak, neler anlatıyor o fark

İçini sızlatır, ah u zarın yakarır, senden geriye ne kalmışsa idrakin ile başkalaşır

Kemaliyet niçin ardır, adab-ı muaşeret insanın vazgeçemeyeceği fırsattır,uzaklaşır

Annen ne hale geldi, nefesi eskidi

Baban zaten biçareydi, gecegündüz demeden işine kendini verdi

Hiç bunlar bir geçim uğruna değermiydi, ruhun ve kalbin özgür olması mı bedeldi

Şimdi ne akidesi kaldı ve ne de ah etmenin zamanıydı, göçüp giden zaman hicrandı

Yıllarca ecri için furkanı okudu

Her nedense konusuna vakıf olmak adına hep kaçındı, aranmadı

Şehrine malik olmadığı bir beyan nasıl kalbine ve ruhuna inşirah sunacaktı

Kapalı kapıları açıp, açıkdenizlerin şevkine akıtacaktı, söyle ki niçin yabancı kaldı

Sen sen ol, anlamaktan korkma

Anlamadığın bir kitabın aklına ve izanına bir faydası olmaz unutma

İstikamet rehbersiz olmaz, şevk ve sürur idrake erişmeyince bereket sunmaz, anla

Nitelik ancak tahkikle olur, azim ve cesarette bulunur, feda olmak aşkınadır kokma

Göz nuru olan çeyizin umuttur

Saklı kalan melalin için bahtın sahrasına sunuştur, gözyaşın nurdur

Hilkat üzre sadık kalıp sabırla durulman, kurtuluşun için ne kadar edebi duruştur

Kanaatin sadrında harman olup, umutlar muvacehesinde kanatlanmak yakarıştır

Bilmem ki artık sana ne deyim

Heybebi alıp yeniden suskun halime mi çekileyim ve meşk edeyim

Neyin sedasında irkileyim,aşkın deminde tefekküt ederek vecdimi kime hasredeyim

Yar derken,firkatiyle inlerken,nefsin tezkiyesini hiç ihmal etmeden iltica etmeliyim

Sessizlik içinde muhabbet ettik

Zahiren olmasa da kalbi manada fikrimizi sadakatle kal eyledik

Nazar eden gözlerden uzak kalsakta, ten olarak hiç karşılaşmasakta ülfet ettik

Gönül ummandır, aşkın esininde manalaşan fermandır, ihlas ve ihlasla anlamlıdır

Mustafa CİLASUN

MU
22.09.2011 12:52
#1093

Artık serdetmeli, sukutu dindirmeliyim!

 

 

227835_209954652372831_100000748942977_661230_176092_n.jpg

 

 

 

 

 

 

Sanki mahzun bir nefes gibiyim

Sessiz ve kimsesizliğin eşiğinde nefes nefese acizim

Aklıma geldikçe kalbi fakirliğim, nefsi zafiyetlerim ne kadar yabani biriyim

İnsan süretinde yaşayan, aşkın ve sevdanın firkatini anlamayan berduş misaliyim

İçim acıyor, deva bulunamıyor

Hazanın her rengi hissiyatımı burkup dağlıyor

Okunan ezanlar yüreğime sızı veriyor, davetin şehredilmesi ihmal ediliyor

Ruhum aşkın vecdine hasret, gazyaşlarım narın çehresinde gizleniyor,ne söylüyor

Neden bir boş vaktim olsun

Zamanı hoyratça harcıyan yabanlık kalbimde aklı, izanı hiç bırakmasın

Gün ağarsın, uyuyan idrakim suskun mu kalsın, aşkın feyzi yakamı bırakmasın

Ruhum ahdiyle anlamlaşsın, aklım kat a bir çılgınlık yaşatmasın, aşka yakınlaşsın

Yollar şimdi ne kadar sakin

Terk edilmiş hanların sessizliği, terk edilmişliği hangi yüreklerde kaim

Duvarlara yazılam meramlar şimdi sahipsiz kaldı, zaman kime anlattı, kim mukim

Mazi nasıl bir keder, ibret alınmayınca eleme gark eden değer,ah u zar eder vaktim

Çocuk karakaçan üzerinde

Sanki bin hüznün renginde, umutları solmuş bir vadidin sakinliğinde

Hiçbir yöne bakmıyor, boynu bükülmüş bir şekilde ilerliyor, kimbilir ne düşünüyor

Yılgınlaşan hali çok uzaklardan okunuyor, sanki içinde büyümeyen sevgi kuruyor

Ne kadar hayıflandım

Birde dönüp kendi halimle karşılaştırdım, hicran bana sesleniyor

Yitik umutlar merak ediliyor, solgun nazarlar artık kalbime bir şevk zerketmiyor

Sürurun hasreti var, her nedense yüzümü güldürmüyor,bir ömür niye hasrediliyor

Ahenksiz bir ses dikkatimi çekti

Meğerse karakaçan iştiyaka gelmiş, hemcinsini fark etmiş, ne ilginçti

Çocuk zapdedemiyor, yularını ne kadar çekse durmak bilmiyor, güdüler mi cazipti

İnsan ve hayvan her ikisi de farklı duygularıyla yaşayan,aklı olan ve nefsi bulunan

Çocuk meğer ne kadar şaşkındı

Aklı ve izanı olan bir candı, nefsi muarızlara karşı zayıf bir hicrandı

Bahtının her sahnesinde sözü bulunan hissiyattı, yoksa kul olmak nasıl bir farktı

Aşkın ruha ve kalbe olan yakınlığı azim ve niyetin saflığı ihlas muvacehesince ardı

Mustafa CİLASUN

MU
23.09.2011 13:20
#1094

Sen hicranın adısın, hüzünle yaşayansın!

 

 

399376b.jpg

 

Kaç zamandır umutla bekliyordum

Her nasılsa yazmaya cüret edemiyordum, sessizce bekliyordum

İzah etmeye muktedir olamadığım bir ümidin iştiyakıyla yazmanı diliyordum

İçime şevk bahşeden edebi halini yadediyordum, ne kadar münbiti, imreniyorum

Geçmiş yılların izlerini sürdüm

Her lahzasında sanki hüzünlüydün, içine atan bir nazandeydin

Şikayet etmeyi edep telakki ederdir, derdin sahibi aşikar değilmidiri sual edendin

Ne vakit muhabbet etsek, kısa zaman dilimlerinde sohbetin alinde gezinsek, fevktin

Dinlerken kendimden geçerdim

Ne kadar sefil olduğuma sessizce hükmederdim, sen işitmezdin

Sanki açık denizlerin halindeydim, ruhumu ve kalbimi ihya eden bir mürebbiydin

Lakin hicranın bizzat hikayesiydin,zaman zaman kendinden de vazgeçen o nefestin

Lütfedip kıymet bahşettin

Çok değerli vaktini almama müsaade ettin, nasıl düşünceliydin

Geldiğin zamanda değildin, bir başka tefekkürün kadrinde nefeslenen gibiydin

Nazar etsen de, tebessümünü esirgemesen de, başkalarıyla yol alan hal-i bedeldin

Laf olsun diye konuşuyordum

Bahaneler adına sancılar çekiyordum, hemen fark ediyordun

Mütebessim bir temaşa ile dikkatimi çekiyordun ve ister istemez terliyordum

Kolay değil fikir sahibi olmak, kalbi manada konuşmak, ruhun sadrında solumak

Aşkın farkındalığında yaşamak

Nefesin müddetini hesap ederek yol almak, nefsi hoyratlığı bırakmak

Furkanın senasında istikamet bulup ayılmak, sünnet-i seniyenin halinde kokmak

Sabrın diriliş olmasının idrakine vasıl olmak, kanaat için vecdini hasredip koşmak

Korku adına ne varsa durulmak

Haşyeti sevgi ve muhabbetin suskun kaldığı zamanlar duymak

Taat ve zikrin iştiyakıyla yıkanmak, tahkik ve tevilin inhisarında muvazene etmek

İdrakin şevkiyle itminan olmak, şehadetin netliğinde ve bakirliğinde aşkı yaşamak

Bir ömür yumağının rikkatinde

Her lahzanın sahnelenen izzetinde, kalbin ve ruhun kefilliğinde

Kul olmak,ihsanla yakınmak, ihlasın feyziyle insan olduğumuzun farkına varmak

Umudun vecdiyle firkatin sahrasında, tefekkürün alıp götüren ufkunda can olmak

Mustafa CİLASUN

MU
23.09.2011 13:21
#1095

Haline kanmadan, şevkiyle yaşamadan!

 

421649b.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Suskundur yapraklar

Uçamayan nice kuşlar, umudun vaktinde solanlar

Sabrın hicranıyla burkulanlar, hüznün kanaatiyle şevksiz yol alanlar

Adım adım buğulanan soluklar, nefesi yoran ağıtlar, bin dert ile hıçkıran canlar

 

 

 

Ne kadar hayret etsem

Kalbimin hüznüyle demlensem, firkatine erişmeden ölsem

Umutlarımı efkumun renklerinde diritsem, içimi burkan hasretinle nefes versem

Anlatmaya fırsat bulamadığım hislerimi resmetsen, yazdığım nameleri hasretsem

 

 

 

Deniz dalgasız durulmaz

İnsan hiç hatasız olmaz, sevgi kalbin kuraklığında bulunmaz

Vecdin her sahnesinde zan ruhun ecrini anlatamaz, aşk asla nefsin feysi olamaz

Akıl ne kadar tutuklu kalsa, sevdanın rengini siyaha boyasa, ihsanı kula yaşatmaz

 

 

 

Her nefes Rabbinin esinidir

Rahmet ve mağfiret asla gerekçesiz değildir, mühlet kimindir

İnsanın asabiyeti cehlindendir,irfan ve izan ise aşkın refakat ettiği zindeliktir

Kul olmayı başaran liyakat sahibidir,Rabbini hakkıyla tanıyan aşkın vecdindedir

 

 

 

Ne kadar kal etsem aldırma

İçimi titreten hissiyatıma kıymet atfedip ruhumu ağlatma

Sefilliğim her vakit karşımda, urbasız can ne kadar ruhunun ve kalbinin farkında

Edebin halsizliği çıkıyor karşıma, gözyaşlarım nedense çaresiz refakat ediyor ona

 

 

 

Ey şehretmeye malik olan can

İhsan ve inayetin halinde dirilen insan, kadrine muhtacım

Hamiyetin için ne kadar sınırsız açım, her serdettiğin kalin şevkine ihtiyaçlıyım

Suskundur lisanın,kalplerin hicranını aynen hissediyor ruhun, nasıl anlatmalıyım

 

 

 

Ne vakit kalemi alsam elime

Bin bir düşünce şekilleniyor her nasılsa naçiz zihnimde

Yazmak adına umut beslesem bile, sığ fikrim kifayet etmesede, istiyorum yine

Hissediyorum vakit ayırdığını, niteliksiz satırlarımı okuduğunu aşikar etmesen de

 

 

 

Artık içim gülüyor, sürur diriliyor

Hazanın ayan hali halimi titretmiyor, baharın şiarlaşan şevki beliriyor

Sukun kuşlar çıvıl cıvıl ötüşüyor, mecalsiz yapraklar meltemle ruhuma sesleniyor

Ne kadar yadetsem az geliyor, sessizliğin ihtişamı bir senfoni misali içimde inliyor

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.09.2011 12:24
#1096

İnsan kalbiyle aşkın sadrında melaldir!

 

 

45218969_7662.jpg

 

 

 

 

 

Her ümit bir netice içindir

Aklın ve idrakin vucubuyla ahenktir, ihlasın şartıyla ecirdir

Niyetin hülasası vaktin kimliğinde ki resimdir, ruhun ahdi hangi manaya denktir

İçtiğin her bade sarhoş eden kerihmidir,mey içinde feyzin iksiri neyi beklemektedir

Aşk deyip geçme eceldir

Diriliş senfonisinin ahengidir, ruhun evveliyatından esindir

Nağmelerin hissiyatı okşayan sedasında feyizdir, zikrin inşişafında ki vecdtir

Dil, kalp, beden muhakkak ki eşlik edecektir,aklın vuslatın için bekleyen neticendir

Ne kadar suskun kalırsan

Tefekkür etmek için ilmin lahzasında nefesini ayarlarsan

Beşer kimliğinden arileşmek için insan olmaya adaysan, muhakeme sahibisin

İşte bu bakımdan ehliyet için liyakatlisin, hesabın hülasasını dert edinen nefessin

Etrafına sessizce bir bak

Koşuşturan canların iştiyakını durma yakinen anla kalk

Nedensiz yaşayan kimdir, hangi iklimin bahanesinde gezinmektedir nasıl fark

Ölmeden ölünür mü deme, mesnetsiz suallerle kimsenin vaktini alma nedende sırat

Sevenin kalbi latiftir üzme

İnşiraha çok elverişlidir sakın ihmal ederek üstüne gitme

Dökülen gözyaşları mağfiret içindir, rahmetin sahibi kimdir, yargılamak isteme

İnsan tahammülü nispetinde kamildir, sukut etmesinin sebebi nasibin, sır rengidir

Çocuk deyip geçme meylet

İçinde bekleyen sadrın, vakt-i saati gelecek aşkın lisanıdır

Kalbiyle konuşur, hissiyatıyla dem alır, vicdanı henüz kıdem bulmamış ramdır

Her teşebbüsünde merak akıldır, şahit oldukları alem geleceği adına neden farktır

Allah c.c hu muhatap alıyor

Kuluna en yakın olduğunu açıkça beyan ediyor, ne bekliyor

Yolun selametini, hinliklerin adresini, desilelerin renklerini niçin aşikar ediyor

Rehberin furkan olsun diyor, refiğin rahmetin banisi olmasını misallerle söylüyor

Hala niye düşünürsün

İçinden çıkılmaz badirelerin heyacanı için heba edilirsin

Nefsine köle olmak adına ikna edilen bir nefes misin, kalbiyle var olan sen misin

Ruhundan habersiz olan cesetmisin, eşkali belli olmayan, acziyeti soluyan enmisin

Mustafa CİLASUN

MU
24.09.2011 12:26
#1097

Aldatan ziyandadır, aşktan azade olandır!

 

 

45219566_4577.jpg

 

 

 

 

 

 

 

Renksiz ve hissis olmak

Ruhun idrakinden uzaklaşarak yol almak ve bu anlamda yaşamak

Kalbin sezgisinden, aklın ferinden, izanın ahenginden nasiplenmeden koşmak

Ne müthiş hüsrandır, ah u zar etmek için nafile bir uğraştır, neticesi pek hicrandır

Ecel lahzanın halindedir

Niyetin latifliğine erişen her nefes, aşkın alinde imtiyaz sahibidir

Ömrünü hasretttiği dava, iradesinden vazgeçiren cefa niyedir, sevda firkat ecridir

Nazar et sessizce ruhuna, nefsin tahakküm eden bir erk olunca, iraden zayıflayınca

Bahaneler su yüzüne çıkınca

Yalan ve riyalar eline tutuşturulunca, gözyaşların hiç akmayınca

Pişkinlik yanında kalınca, edep ruhundan uzaklaşınca, yüreğin hiç sızlamayınca

Ne kadar yakınsan,dizlerine vurup bağırsan,bir deli misali aklınından kurtulsanda

Vaktin icmalini farketmedin

Hoyratça bir hayatın içinde kimse kefil olmadan belendin

Nefesin müddetini heba ettin, pörşümüş bir beden olarak şimdi mi sual ettin

Niçin dikkatini keyfin için nazar ettin, merakını tadmin için tarumar edip eğlendin

Nerdeydin, ne kadar sahipsizdin

Aklını ve idrakini kimlere emanet verdin, tahkik etmedin

Ömür yumağını beyhude yere sefilleştirdin, şimdi acziyetin için ümitlenmektesin

Durma, acabalarla da uğraşma, keşkelerle yakınma, iltica etmek adına uzak kalma

Nerde kaldı en yakınların hani

Varlığın adına cezbe kapılanlar, ulüfe için çırpınanlar saklı

Makam ve mevkiler elhak kalbi olmalı, ruhundan feragat ettirecek aşk bulunmalı

Ölümden asla korkmamalı, narın halinden uzaklaşmamalı, aşk demiyle yol almalı

Her nefes azizdir unutulmamalı

Yoksul ve ihtiyaç sahipleri her zaman aranmalı, hatırları sorulmalı

Hastalar ihmale alınmadan gönüllerinden neşet edecek dualara muhatap olunmalı

İhtiyarlar Hakka yakındır ve elbette ki koruma altındadır, nazarları iyi okunmalı

Bahaneler kurban olmamalı

Bedelsiz yol alan, tedbirin hükmünü anlamayan nefes uyarılmalı

Vecdin inhisarında, kalbin inşirahında, ruhun insicamında kul olmayı başarmalı

Aşk, halin demidir, insan için en itibarlı neticedir, vuslatın hülalasında ki mevkidir

Mustafa CİLASUN

MU
26.09.2011 12:40
#1098

Yalan olan aldandığın bahanendir!

 

 

 

 

 

1315502463_0-15.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sanma ki herşey nafiledir

Yalan olan nedir, niyet niçin en manalı merhaledir

İraden niçin mesuliyetin için tercihini bekleyendir, hesap edilmeyen nedir

Kalbin ve ruhun en latif sahnendir, idrakine ram olan saiktir, aşk içinde ki firkattir

 

 

 

Annen ve baban vekilindir

Emanet için muhatap alınan bir nefestir, hesabidir

Ne kadar aidiyetine sadıksa ve o nispette filkatiyle bedelleşerek yürürse

Emir ve taaiyle müştereklik kurarsa, ecrin ve vecdin şehredilmesi için azmetikçe

 

 

 

Mahbul olan bir payedir

Her lahza gerekçeli tavdır, niyetin ve azminle bahtındır

Kahrın ve acziyetinle narındır, nefsin ve hevaların için beyhude harındır

Takat zamanlıdır, izan farktır, hissetmek aşktır, zikretmek niyazın arı sevdasıdır

 

 

 

Neye malik olursan ol

Kimlerin haline müdrik olursan ancak o kadardır kor

İnsan kalbini ateş yakmaz, ruhun lisanında korku olmaz, aşk asla nefsin olamaz

İman ettiğin umdeler halinde aşksa,sevdasıyla vaktine hasrolunan nazarsa solmaz

 

 

 

Yar dediğin seni anlamalı

Ruhunu ve kalbini ihya eden olmalı, unutmamalı

Yalan adına bir hesabı olmamalı, kalbi kandıran bir can olup ağlatmamalı

Aynı umdeler için yanmalı, vuslatın şiarıyla yol almalı, aşkın ecriyle feda olmalı

 

 

 

Şayet cazbeden bedense

Lisanı ve edebi ruhundan arileşmiş bir şekliyetse

Sakın bulaşma, heyecan bedelsiz olmaz unutma, sanra keşkelerle yakınma

Bakir olan hisslerini lekeleme, bahşedilmiş zindeliğini heder etme, nasibini bekle

 

 

 

Mukadderrat kimler içindir

Kader hem suşlanan bir bedelmidir, irade kimindir

Akıl ve tefekkür ilime erişmek için bahşedilen gerekçedir, bilgisizlik aczdir

Her canın nefesi azizdir, ne kadar bilgi ve niteliğe haizse ancak o kadar makbuldür

 

 

 

Kul olmak azmin nasibidir

Yoksa akıl ve kalp ayrı telakkiler değildir, birdir

Çünki ruhun asliyendir, nefsin tezkiye edildikçe makbulleşen tercihindir

Hesap edilmeyen sadece avuntu ve cehaletin cüret ettirdiği vahim olan mazarettir

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.09.2011 12:41
#1099

Görmeye erişsem, kalbimi hasretsem!

 

 

 

 

1315502534_0-10.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Lisan-ı halimin acizliğinde

Her nefesin serdettiği hüznün lal olmuş melalinde

Hasretin hicranı davet ettiği meşkuk vakitlerde, akidem hangi demde

İradem zafiyet içinde, aklım söyle neyin peşinde,muvazenem sefilseşiyor yine

 

 

Neden tevhide yabancıyım

Taklidin her şadında dinmiyor feryadım ve ahım

Bilmem ki nedir günahım,itminan olmuş bir kalbe ne kadar muhtacım

Kifayet etmiyor her nasılda izan ve aklım, idrakin inşirahına şimdi sevdalıyım

 

 

İman etmek kalbin şiarıdır

Ruhun zaten hülalasında bulunan konumdur, nurdur

Aklı ve izan bunu için bahşedilen sonuçtur, yoksa nefis adına buhrandır

İraden en makbul olan manadır, azmin ve tercihlerin adına farktır, ya da ziyandır

 

 

Hiç anlamadan inanılır mı

Yakın olmaktan kaçınılır mı, bilmek için sakınılır mı

Ruhun ve kalbin didarında avuntu bulunur mu, nefsi teraniler nefsi kurtarır mı

İnsan kul olmalı, yaratanı için feda olmaktan kaçınmamalı, aşk sadrında çoşmalı

 

 

Neden korkular geçiçidir

Aynel yakınlık içinde bir hiçtir, idrakinle ilintilidir

Aklın ve iradenin tedbiriyle bizzat lehine südur edecek en latif bir payedir

Haline müdrik olmak için azim gereklidir, ham sofuluk ki sadece şekliyet ,içindir

 

 

Şayet nar ruhuna yabancıysa

Kalbin nazargah olarak hala sahibnden çok uzaksa

Nefsin ömür yumağını derleyen bahanelerin için iradene sadık sanıksa

Durma ağla, ah u zarı hangi maksat içindir, vicdanın feryadını korkmadan sakla

 

 

Musalla taşına bir nazar et

Bazen çok suskundur samimi niyetinle korkma tefekkür et

Bir aracın terkinde gelen naşa şöyle bir dikkat et, duyulmayan figanını yadet

Neden anlatmaz bu ibret manzumesi hiçbirşey, kafanı duvara vur o haline kahret

 

 

Her mevtaya sala verilmez

Suskun cenazesi için ahalinin davet edilmesine hükmedilnez

Topluma mal olmadıkça esamesi hesap edilmez, kalbinde ki ihlasın aşkı bilinmez

Ağlayanların melali ne içindir şehredilmesi için vakit hasredilmez, gariplik bitmez

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.09.2011 12:50
#1100

Ben miyim, hangi dilin ecrindedir halim!

 

3c6f1cca.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yıkılmış duvarlar çıkıyor karşıma

Hıncın hoyratça seslendiği mekanlarda, sıkılan kurşunlar onlarca

Kayıp hallerin vicdanı ne kadar suskunsa, ruhun figanı duyulmayacak kadar ahsa

Kalbimin hicranı başlıyor bir hıçkırıkla, dinmeyen saaller hüzün zerkediyor usulca

 

 

 

Kimi anlamalı, ahına kanmalıyım

Avuntularından arileşmediği müddetçe nasıl inanıp yaslanmalıyım

Dert sandığı her meret için vakit mi ayırmalıyım, azmi ve iradesine bakmalıyım

Ne kadar aklıyla yol alıyor, vicdanını ihmal etmeden dikkate alır, buna inamalıyım

 

 

 

Gecenin yoksulluğunda melalim

Her ne kadar azimle çaba göstersem de yazmaya fakiridir lisan-ı halim

Edebin feyzinden esinlenir her ümidim, tefekkür etmek adına meşktir nihayetim

İştişareye niçin ehemmiyet veririm, bin hüzün için bahtıma boyun büker sevinirim

 

 

 

Gençlik yıllarım geldi aklıma

Her ne zaman farkındalığını anlamadığım hicran halimden uzaktaysa

Hoyratlık mazur görülen gamdı,beyhude geçen zaman ele geçmeyecek bir figandı

Akidem muğlaktı, amel kalbimde ki feryattı, iradem zafiyetlere meyleden bühtandı

 

 

 

Etrafımda ki canlar dağınıktı

Her biri sanki dertlerin yumağıydı, asabiyet içinde ki hal cabasıydı

İman adına ne kaldıysa vicdanın sukutundaydı, ruhundan bihaber insanlardı

Günü gün etmek adına koşturan soluklardı,okunan ezan sanki bilinmeyen lisandı

 

 

 

Çocukluğum ne kadar perişandı

Sahipsizlik her vakit yanımdaydı, oysa babam ve annem yaşayandı

Her ne hikmetse mahsun kalmak bahtımdı, sukut etmek vazgeçemediğim gamdı

Şevk ve sürur nedenine nvakıf olmadığım uzaklardaydı, umut zaten zorunlu şiardı

 

 

 

Ne zaman babama nazar etsem

Sanki başka dünyaların insicamında yaşayan ve sukuta adanandı

Annem henüz anlamaya müdrik olamadığı yaşlarda nafaka için koşturan hicrandı

Hüzün içinde bir çehresi vardı, yılgınlık her vakit yanındaydı, sabır içinde ki candı

 

 

 

İçimde bekleyen hevesimi söylesem

Hasretini çektiğim heyecanın şavkını hissetmek için gönül versem

Her zaman umutla beklediğim mütebessim hali görmek için hüzünle gayret etsem

Çaresiz boynumu bükerdim ,söylemeye takatimin yetmeyeceğini niyse hissederdim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
27.09.2011 12:51
#1101

Nazar kıl masivaya, kalbin hasret inşiraha!

 

doga-resmi5.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne hikmetse hala direniyorsun

İçinde kaybolduğun girdabını farketmeden sessizce inliyorsun

Akıttığın gözyaşlarını heveslerine malediyorsun, mağfireti niçin göremiyorsun

Uluhiyeti şehretmek için niye geçikiyorsun, takkik edip felahın için direnmiyorsun

 

 

 

Bir lahzanın sanığısın farket

Müddet-i nefes nihayetsiz değil, idrakin şevkiyle muhakeme et

Parçalanmış cesetler ne söylüyor, şehadete erişen nefesler neden gülüyor merak et

Geride kalanların, hasretiyle yananların, umutlarıyla anlamlaşanları şöyle kal et

 

 

 

İnsan varlığını mefkuresine adar

Her bir zümre için dile getirilen bir dava telaşı ağır basar

Kimisi zan için gayret eder, kimisi hırsına alet olur gider, diğeri intikama meyleder

Ruhun, kalbin bir sılası var, firkat onun her halinden südur eder,aşkla vuzuha erer

 

 

 

İçinde ki gamı çıkar at, korkma

Seni senden alan bir sevdaya kapılıp aşk yaşadığını sanma

İhlas ve ihsanın fakirliği halinde bulununca, kalbin inşiraha hayli uzaksa ağla

Hangi davanın halinde nefes alıyorsan, muhakkak ki sorgula, maveranın aşkıyla

 

 

 

Her cemaatin sadrında yok olma

Buharlaşmak için aklın ve izanınla tutukluluk yaşama, anla

İmtihanda olan sensin, aklın ve iradenle muhatap alınan değersin, aldanma

İnsan zafiyetleriyle candır, her insanın elbette ki zayıf noktaları olacaktır, unutma

 

 

 

Teslim olduğun umdeler aşksa

Ruhunun ve kalbinin onayladığı vakıaysa, sakın korkma

İlimsiz talim olmaz, akıl fikretmesi için odan yoksun kalamaz, taklite kanamaz

Tafsili olarak inanmalı, içmaliyle yanmalı, gerekçeleriyle yol almaya adanlamlıdır

 

 

 

Kalbinin rikkatine meylet tanı

Farket, yürekten ayrışan nazargahı, aşkın farkındalığını

Yaratanına kul olmak için gayret göster, ne kadar bilmesende vakit geçiyor nazar

Mezarda yatıyor insan, ha ceddin ha cemalin farkedemeyince ağlıyor kalb-i ihsan

 

 

 

Sabır kaleni yıkma ve yılma

Kanaat etmenin ne demek olduğunu yakinen anla, unutma

Tedbirsiz ve aklısız nisyanın ahıyla yakınma, idrak ve ibretin halinde yaşa

Kim çıkarsa çıksın karşına, istikametin için kayıpların adresinde bulunup ağlama

 

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.09.2011 12:46
#1102

Dikkatim nispetinde firkat içindeyim!

 

 

 

7cd5c17616rq3.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Lafazanlığı neyleyim

Nederlere mi gönlümü hasredip ömür tüketmeliyim

Tahkik etmeden mi iman ettiğim nispette taatimi serdetmeliyim

Hangi yüzle anladığımı ifade ederek, idrakimle yüzleşmeye erişmeliyim

 

 

İnsan hissiyatıyladır

Lakin irade ve izan içinde yol alan bir nefes olmalıdır

İrfansız nefsin kurbanı olmamalıdır, nefesin azizliğini anlamalıdır

Ahsen-i takvim üzre ömrünü vakfetmeye adanmalıdır, yoksa nafile uğraştır

 

 

Ne kadar ilim tahsil etsen

İdrakin rahlesinden uzak bir şekilde deruhte ettiysen

Edebin lahzasında halinden emin değilsen, kalbini ihmal eden hissen

Gözyaşlarını tutma, içinde hapsolduğun nedenler de boğulup durma istersen

 

 

Varlık adına kulluk yapma

Nefsinin esiri olmuşsan ruhun figanını duyamazsın unutma

Şayet aklın hala yerindeyse mukakeme etmenin edeb-i tahsilinden uzaklaşma

Kalbinin inşiraha olan hasretini ruhunda duymayınca, biran bile hiç durma ağla

 

 

İnsan ufkuyla mübadeledir

Umuduyla sarsılmaz kale mukabelesindedir, aşk iksirindendir

Yoksa hakkeden niye halketmiştir, taaat ve köleliğe mi hasrettir, düşünmelidir

Ruhun hilkati ve ahdi ne anlama geliyor yakinen kalbin didarında hissedilmelidir

 

 

Oysa ne şairim ve de edibim

Ruhunun derinliklerinden kal etmeye gayret eden bir nefesim

Her vakit karşıma çıkıyor lisan-ı fakirliğim, boyun bükmeyi edep bilirim

Gönlü hıçkıran, lisanı aşkın sadrından meşk sunan, vuslat için adanan can dilerim

 

 

Göçüp gitmeden tek isteğim

Halime müdrik olmayan ayalimin sessizce nazar etmesini dilerim

Gönlü zandan arileşen nefesleri fark etmesini beklerim, yargılanmayı neyleyim

En yakınımda bulunsa bile, ne kadar kalbimden uzaklaştıklarını sukutla söylerim

 

 

Okumadan idrak açılmaz

Kalp kuraklıktan kurtulamaz, zan içinde yol alan felah bulamaz

Haddini ve hukukunu hiçe sayan asla itibarlı olmaz, sevgi diliyle konuşamaz

Kalbini sahibine hasretmeyen kulluk adına söz sahibi olamaz, nefsini anlatamaz

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.09.2011 12:47
#1103

Sinemde durur figan, sabır ne hicran!

 

 

417124b.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kalbimi teskin etmeliyim

Aklıma ne gelirse hemen serdetmemeliyim, düşünmeliyim

Vakt-i saati için tefekkür etmenin feyziyle muhakeme edip demlenmeliyim

Halin deminden südur edecek aşkın kalini beklemeliyim, onunla bedelleşmeliyim

 

 

Şaire hanımefendi lütfetmiş

Hezeyanlarım için dikkatimi çekmek için emek serdetmiş

Şiir nasıl yazılır diye misaller vermiş,kendimi yenilemem için hükmetmiş

Nacizane tavsiyem diyerek saygılarını belirtmiş,o kıymetli vaktini ayırıyım demiş

 

 

Elhak haklıdır, teslim ederim

Yazmak için yazan bir nefes misali fakir halimden söz ederim

İlim ve fikirden yoksun olduğumu ayan ederim, lafazanlığımı aşikar eylerim

Her ne yazıyorsa umutlarına kuşması için niyaz ederim, sukut etmekle yetinirim

 

 

Heba ettiğim ömür sahnesinden

Ne kadar halime dert olduysa burukluk ve bırakmayan hicran

Hüzün zaten ayan meyan ortalıkta ey can, hazan içimi burkan bir firkattir, an

Neme lazım diye hissiyatına ve vicdanına gem vuran, aşktan arileşmiş bir hezeyan

 

 

Evet, kalbi yazamıyorum ne yazık

Nefsimin telakkileriyle kal ediyorum, aklım katıksız bir azık

Nefsimin lekeleri, zafiyetler içinde ki sahneleri, ruhuma zerkedilen bir kazık

İbret almak, gönlü ayan ederek deva bulmak, iltica etmek adına sancılanmak yazık

 

 

Nice okuduğun mıralar ağlatırlar

Sanki içimden hiç çıkmayan, umudun nacizliğinden dem alanlar

Şevkin ve sürurun hücdet olduğunu farkında olmayanlar, muştuya nasıl bakarlar

Mavera için hangi kapıları çalarlar, kalbin nazarı olduğunun idrakiyle yaşayanlar

 

 

Belki bir vakitten sonra çekilirim

Sessizliğin sokaklarında suskun bir şekilde gezinir ve demlenirim

Ah u zarımı serdetmem gizlerim, ruhumun hicran damlalarını içimde beslerim

Ağlayan kalbimle nazar eder, niyazınızı beklerim,gönül erbaplarına selam eylerim

 

 

Mazur görülmeyi beklerim

Yaşlanmışlığı hafifliğime verin, vakarlığı halinizde görün dilerim

Ne kadar acizlik varsa nefsimden bilin, kabahatlarim içinde tebessüm eyleyin

Zaten yok olan için hayıflanım kederlenmeyin, taltif etmeyi kalbinizin aşkına verin

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.09.2011 13:20
#1104

Hiç serdetmeden nefeslenmeye erişsem!

 

 

41884252.jpg

 

 

 

 

 

İnsandır, zafiyetiyle yol alandır

Nefsi marazları bulunmayan kaç kişi etrafımızda bulunmaktadır

İşte bu sebeple gam sinemizde yaşayacaktır, sukut ettiren haller hicran olacaktır

Hüznün her rengi nefesi buğulayacaktır, akıl ve izan kimi zaman suskun kalacaktır

 

 

Emel için can heba edilmemeli

Her nefesin bir derdi var, neme lazım dememeli ve ona eğilmeli

Her vakit nefsimiz öncelenmemeli, iman zedelenmemeli,taaatten vazgeçilmemeli

Kökleri kuyuyan ağaçtan nasıl meyve beklenmeli, sararmış yaprağa ne söylenmeli

 

 

Tercihlerimiz neye göre nitelikli

İnsan ilim ve irfandan yoksun ise, halinden sadır olmaz fikir bilinmeli

Lakin katiyen hakir görülmemeli, nasibin azim ve taktirle ilintili olduğu bilinmeli

Bu nispette ehliyetin kemalatiyle nefeslenmeli, edebin her halinde tefekkür edilmeli

 

 

Sırtlan ceylanı yakaladığında

Hilkatiyle tebarüz etmesine şahit olunduğunda hiç hüzünlenmemeli

Onunda hakkı ve hukuku teslim edilmeli, hayvanı sevmek adına zulüm edilmemeli

Kuş altın kafaste mi hürdür,kedi ehlileştirince mi özgürdür,köpek tasmayla nicedir

 

 

Artık insani değerler değişiyor

Sanki ötenin edebinden ve hasletinden esinlenmesi esirgeniyor

Ne kadar çılgınlık yaparsan, pişkinliğini ilm-i siyaset olarak anlatırsan deniyor

Takiyenin binbir halinde nefeslenmeyi ve şekiliyet içinde göçmeyi kimlerde diliyor

 

 

Meskun bir mahalde han vardı

Suskun ve yorgun olduğu ne kadar aşikardı, ne müthiş sancıydı

Şahit oldukları sayfalar mazinin insicamındaydı, feryad etmesi ne kadar mazurdu

İnsansız an, ruhuma seslenen zaman, kalbimin sayfalarından çıkmıyor hiç hicran

 

 

Ölüm nasıl bir suskun kitap

Kimbilir sayfaları okundukça ne hakikatler karşıma çıkacak

İçimi titreten an, hangi zamanda ruhma refakat edecek, gözyaşlarım susacak

Naşım gariplerin mezarlığına konacak, bilmem ki sessiz tabutumu kimler tutacak

 

 

Ayalim bir müddet sonra alışacak

Kuşatan heveslerin hengamesinde mi solacak, yoksa nurlaşacak

Nasıl bir tefrikaya konu olacak, sıla-ı rahim korkarım ki çok takatiz kalacak

Nazar ettiğin lahza halime acıyacak, bin hüzün hali umutlarımla anlamlaşacak

 

 

Garibim her taraf bana yabancı

Sanki ruhumun lisanı anlaşılmaya muhtaç olan bir muğlak sancı

Kalbim tekliyor ey hancı, nefesim kifayet etmiyor, alay edenin karşımda farkı

Susmalıyım, hislerimi içime akıtmalıyım, gözyaşlarımı kimsede yaşatmamalıyım

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
30.09.2011 12:20
#1105

Ruhun aşkı farktır, kalbin nazargahtır!

 

228197_211129688921994_100000748942977_668649_6882240_n.jpg

 

 

Ne kadar hayıflansam

Etrafımda zuhur edenlere şahitlik etmekten sakınsam

İnsan bu kadar sefilleşir mi diye suali aklın ve kalbin sahibine sorsam

Sessiz hıçkırıklarımı satırlara bıraksam, hisseden gönüllere nazar edip ağlasam

Nefes ne kadar latiftir

Hilkatiyle mücehhez olan insan için narin bir ülfettir

İnsan kul oldukça zariftir, idrakin meşkiyle ne müthiş şevk-i abidedir

Edebin hülalasında ki ferdir, hesabıyla yol alan mefkuredir, yoksa akıl niyedir

Durmadan akıyor sular

Rahmetin naibidir henüz farkedemeyen aciz kullar

Toplumu nizam eden yasalar, kalbine ve ruhuna hükmeder furkan-ı beyanlar

Rabbine yakın oldukça zail olur gamlar, taatinle bereketlenir o kıtkanaat rızıklar

Abdest almak, durulmaktır

Ruhunun sevdası için yol aldıran kuraldır, kalbin için vardır

İraden ne kadar kaim olsa, aşkın vecdi ruhundan südur etmiyorsa hicrandır

Sığındığın bahaneler ahdettiğin sözü yalanlamaktadır, insan tercihleriyle bahttır

Denizlerin lisanıdır dalgalar

Tüval üzerine işlenmez rüzgarlar, içini dağlayan burukluklar

Narın haşyetini gönüllerinde yaşayanlar, nitelikleriyle fark atan kutlu soluklar

Avam kalmak, herşeyden bihaber kalıp yol almak, ölmemek adına yaşamak zandır

Yazdığım her neyse korkma

Bir ömür uykudaymış gibi duyarsız kalıpta sakın solma

Kalbinin inşiraha olan hasretini anla, ruhunun firkati dinmiyor bak, unutma

Beldeler, çöller, dereler, pınarlar, gönlüne hicran zerkeden sancılar kimindir, anla

Lakin duygularınla boğulma

Aklın ve izanın refakatiyle yol almayı da ihmale alma

Anlamadan ve nevine müdrik olmadan, iştişarede bulunmadan da kanma

Yanılan bahanelerindir, tedbirsizlikte ki cehlindir,nedensiz teslimiyetindir, bakma

İçini titreten histen yoksun kalma

Sevgi ve muhabbet adına gönlünü hasredene, zan içinde bulunma

Ön yargılar nefsindir, cehlin çehresinde ki kerihtir, aklı ve idrak söyle kimindir

Bahanelere kurban gitmek aklı selim için nasıl gerekçedir, can kendini bilmeyendir

Nefsin kulluğunu yapan esirdir

Ne ruhunu ve ne de kalbini şehreden bir nefestir, acziyettedir

Farkındalık ihsan ve aklın dilidir, idrakin ruhundan zuhur eden bir payedir

İltica ettiğin makamdan ne kadar habersizdir, fakirliğin bizzat adresinde ki endir

Uykunun en baskın anında

Henüz ölüm halinde ki kapıyı açmayınca, korkusuz olma

Seni yaratan asla uyumaz unutma, ruhunu ve kalbini hasretmeni bekliyor, anla

Suskun gözyaşların ne vakit ruhuna refakat edecek, kalbi hıçkırıkların dinmeyecek

Mustafa CİLASUN

MU
01.10.2011 11:40
#1106

Cürmüm var, ruhta ar, kalbim yanar!

 

 

Image4.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar figan etsem

Ruhumun kefil olmadığı cürümlerimi bir bir zikretsem

Kalbimden bihaber olarak ömrümü sarf eylediğimi boyun büküp anlatsam

İçimi titreten korkulardan arınsam, iradi zafiyetlerimi nasıl fark edip yalvarsam

 

 

Ne ettimse kendime ettim

Ruhumun zerkettiği firkatin afakından geçtim, inledim

Aklım kifayet eder zehabına kapıldım, takatim hiç tükenmeyecek sandım

Keyfiyet için abandım, nefsi marazlardan, nefesin müddetini anlamaktan uzaktım

 

 

Bir vakitte hastalandım

En yakınlarımın bahanelerinde niye şaklınlık yaşadım

Tefekkür etmek için neden ihmalin sahrasındaydım, idrakimle yaşayamadım

Bir ömrü bin hüzünle hoyratça telef ettiğimi çok geçte olsa, içim yanarak anladım

 

 

Eskiyen resimlere baktım

Annem, babam yoktu artık,bu vesiyleyle yeniden andım

Geçen günlerde kabirdeydim, ayrık otlarını baktım, nefsim gibi diye hayıflandım

Ne kadar sessizce yatıyorlardı, vefa ve sadakat adına teslim olan canlardı, ağladım

 

 

Evladın hayırlısı olması

Ekilen tohumların gerekçelerinde umut adına naib bulunması

Ruhunun ve kalbinin asliyetiyle mücehhez olarak ilmin südurunda yaşaması

Fikreden, muhakemeyle istikameti için ceht eden, rabbinin rızası adına kul olması

 

 

Edebin demiyle yaşaması

Aşkı, halin tezkiyesi için anlaması ve kalbiyle anlaşılması

Gönül insanı olarak, kin ve husumetten beslenmeden, sevdanın meşkiyle coşması

Feyzin ilgasında ağlaması,inşirahın rahlesinde evet nefesini vakfetmeyi başarması

 

 

Evlatlarım geldi aklıma

İki kerimem ve dört zadem vardı, marazlıkları bulunmazdı

Üç evladımın mürvetini gördüm, beş torun bahşeden hakka nasıl kul olmalıydım

Vefakar zevcemin dur durak bilmeyen hizmetlerine tavdım, muhabbetle anıyorum

 

 

Şayet bir keder varsa

İlzamından yoksun olmak ne kadar manalı bir sonuçsa

Derd-i gam nefsi çehremde bir ah u zar olunca, kuluğum sanki başka kapıya

Kim Allahın hükümlerine mukabil olmak üzre,hüküm ihdas ederse hali anlaşılınca

 

 

Nefsin hülyası bühtandır

Kalbin latifleşen ali firkattir, ruhun deminden melaldir

Akıl ve idrak aşkın sadrında ki lahzanın muvacehesinde ihsandır, yoksa zandır

Gönül adamı olmaktan uzaklaşmak, nefsi telakkilerin içinde yaşamaktan ibarettir

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
01.10.2011 12:30
#1107

Sil gözyaşlarını, anlat ruhunun aşkını!

 

 

 

1ec1d048.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hakkın muhabbeti doğmalı

Akıl böyle bir sülukun vecdiyle durulmalı

İdrak, ruhunun sedasıyla kalbine inşirah sunmalı

Aşk, vicdanın ve izanın farkını yaşatmalı,narın feysiyle pür olmalı

 

 

Olmaz bir sözüm, anlamazsan

Tahkik etmek için uyuşuk şekilde davranırsan

Farkı fark etmek için yakarmazsan, gönül kapın için ağlamazsan

Sevdanın vecdine kanmazsan, varlığından vazgeçen kul olmazsan

 

 

Babanı bir an, şimdi nerdedir

Suskun toprağın bağrında yatan bir nazarmıdır

Söyle şimdi annen ne yapmaktadır, ah u zarını yakmalıdır

İltica etmek için lahzanın südurunda solmamalıdır, umutlanlıdır

 

 

En küçük kardeşin niye işveli

Ruhundan tebarüz eden ümitlerle kime yürümeli

Ehliyet sahibi kimdir, gwerekçeleri nelerdir, iyi bilinmeli

Mürebbi olmak gönül işidir, terk edilmemeli, şiddet kındır demeli

 

 

Dağa kim düşer bir düşünmeli

Bir ömür gezen çobanın kalbinin sesi dinlenmeli

İçinde beslediği burukluk ayan edilip, şevk esirgenmemeli

Ney niçin yüreği dağlar, nefsini buğular, neden gelir kalbi ağıtlar

 

 

Köyde kız evladı niye gamdır

İçinde beslenen sevda hangi vaktin suskun aşkıdır

Böyle bir anne ve baba nasıl vuslat adına konuşacaktır

Mütemadiyen ziraatçi olmak mı haktır, davarları gütmek farktır

 

 

Kapıda köpek niçin havlar

Anırıyor hala karakaçanlar, niye meleşiyor kusular

Hiç susmuyor horozlar, aranıyor tavuklar, zavallı solucanlar

Av olmamak adına çırpınanlar, hiç acımazlar nefsini koruyanlar

 

 

Ne versen kimler razıdır

Teslimiyet içinde ki niyazdır, umutlara ram olan cvandır

Sadakatin farkında ki insandır, riyadan kaçınan bir furkandır

Gönlünü aşkın feyzine feda eden vicdandır, kulluk adabında hardır

 

 

Ne zaman kapısını çalsan

Sofrasında bulunsan, mahcubiyetinin farkına varırsan

İkram etmek adına dinmeyan figanını anlayıpta yakınlaşsan

İnsanlığın kaldığını unutmasan, edebin halinde şayet yaşıyorsan

 

 

Gıpta et, sende olmayan hale

Meyletme nefsinin esir eden bahanelerine ve şerrine

Dinle ruhunun sezgisini, kalbinin nazargah edenin firkatini

Akıl teskeresini, bahşedilen nimetlerin müddet-i nefesteki o halini

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.10.2011 12:45
#1108

Sukut edip bekledip,hakka iltica ettim!

 

 

 

b17.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hiç köle olmayı beceremedim

Kul olmak için azimle cehdettim, takkike yöneldim

Kim ne söylerse inanıp meyletmedim, sahih olması adına sual ettim

Ziyadesiyle keşkelere iltifat eyleyim ah uz arla vakit geçirmedim, sabrı şehrettim

 

 

Her lahzada zerkedilen kali

Lüzum etmeyen meyanları, konuşmak için konuşulanları

Nefsini ihya etmek adına koşturan canları merak etmedim, niye imtina vakti

Nasıl bir hesabın münderacatında muhatap alınacağız, gerekçesiz ne anlatacağız

 

 

Her nefes sevsin diyemedim

Zamanımı o canları ihya etmek adına hasredip kanmadım

Gönül yapmak için iradeyi zafiyeti terennüm edip, acziyetle başbaşa kalmadım

İnandığım hükümlerin sahrasında azimle ağladım,nasibim için neden umutlandım

 

 

Ruhun vecdinde umut solmaz

Kalp inşiraha hasret duyduğu kadar idrakten uzaklaşamaz

Solan ümitler olunca, hatalar günyüzüne çıkar, nefsi lekeler niçin bırakmaz

Şaşkınlık hali zihinden çıkmaz, firkatin kali ruhunda feyz yaşatmaz ve ağlatmaz

 

 

İltica ettiğin Rabbin kim tanı

Ruhunun en sahih sultanı, kalbini nazargah eden o vicdanı

Furkanı gönderen hükümranı,neslin içinden resül seçen an aziz makamı

Sana irade veren, efendin olupta hürriyetine itibar bahşeden Rahim ve Rahmanı

 

 

Bir can efendinse kölelik başlar

Mütemadiyen istek ve arsuları etrafında hükmünü saçar

İradeni nisbi kullanman adına sınırlar koyar, izinsin ne yapzar elhak kızar

Peki, kulu olduğun efendi ne yapar, neden emeğin karşılığında lütfuyla ram kılar

 

 

Her nasıl dilersen tercihindir

İraden bunun için istikametine ve aklına ilham eden azimdir

Hesap etmek, fikretmek adına muhakemeye yönelmen nitelikte ki bilincindir

Kainatta herşey emrine amede kılınmış kıymettir, idrakin farkındalığıyla ayandır

 

 

Bir bak etrafına kimler var

Neden kaybolmuş nefesler hayret nazarıyla an'a bakarlar

Vaktin ne kadar değerliolduğunu anlayamazlar, sadece yaşamak için koşarlar

Issız sokaklarda niye miskince yatarlar, kendinden geçmeyi kurtuluşları sayanlar

 

 

Ne kadar ah etse, kim duyacak

Muhatap kabuşl edilmek için aklın ve izanın farkı bulunacak

Acziyeti yeğleyen, meşkuk bir nefes misali boşluklara meyledip inleyen solacak

Bu bakımdan iradenin ve aklın her nefes için yar olduğu anlaşılıp unutulmayacak

 

 

Aşk, aklın didarında ki fevktir

İdrakin halinde ki esenliktir, iraden için niyetinin feyzidir

Ancak kulluk bilinciyle ve ihlasın zindeliğinde kalbi inşirah haline eriştirir

Ruhu aidiyeti içinde fikren ve ilmen tezekkür ettirir, her taatında ihsana vesiledir

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
03.10.2011 12:47
#1109

Yangın umutların acısı ve dramatik sancısı!

 

doga-resmi7.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

O kadar kolay mı?

Akşamdan sabaha bir aşk var mı?

Zaman anlatacak mı, nedametler başlayacak mı?

 

Kim kimi anar?

Yürekte dinmeyen hazin sancılar,

Aklar ve karalar, bir bir tükeniyor solgun umutlar!

 

Kimler, hangi nefesler

Geçmedi söyler misin bu yoldan,

Şayet sende aranan bir soluksan, korkuyla umutlan!

 

Ruhi lekelere,

Kalbi serzenişlerin hecelerine,

Dinmeyen gözyaşlarında ki enginliğe sadece hüzünle!

 

Ne dalganın,

Ve nede denizde ki sağanağın,

Akşamın kızıl ışıklarının, sinede yangın umutların acısı!

 

Şafak eğer varsa,

Kalbin için fevkalade inşirahsa,

Nasibin halkasında, halde demlenen umutla ve hayrola!

 

Her nefesin anı,

Gençliğin devranında nükseden baharı,

Sabır toprağındaki bereketlenen ufki sancıları bir düşün!

 

Hayıflanmanın,

Kime ne faydası olmuş sanki sökün,

Her halin sahibi belliyse ve nasibince şekillenecekse sevin!

 

Kaçamakların,

Letafetlerinden bahsederler lakin

Kalbin sahibinden habersiz nefesler bir hüccet değil sefiller!

 

Emanetin rüknünken,

Kalbi itminanlıktaki güzellikten azadeler,

Ne kadar serilseler, bir o kadarda geğirseler yinede hederler!

 

Çünkü nedensizler,

Sadakatten fevkalade habersizler,

Sadece sosyallikten söz ederler, oysaki ne kadar çok fakirler!

 

Ne hazindir ki,

Saçılmayı marifet telakki ederler,

Utanmayı öteleyerek birde hilkatlerinde değişikliğe giderler!

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.10.2011 12:37
#1110

Ruhun ve kalbin iradene tabi zamandır!

 

doga-resmi9.jpg

 

 

 

 

 

 

 

Aşk, an içinde ki farktır

Ruhunun ve kalbinin yabancı olmadığı fırsattır

Gayretin ve niyetin himmetinde bekleyen cenahtır, tahkikin andıdır

Tafsili olmayan bir iman ne kadar tutarlıdır, akıl ve idrak söyle kapalı mıdır

 

 

İnsan niye muhatap alınır

Yaratandan uzaklaşmak ne kadar dikkatle salınır

Akıl tutulması niçin içinden çıkılamayan bir dramdır, sual etmek şarttır

Senin için bahşedilen ne varsa, istikametin için devadır, ruhunun da hilkatidir

 

 

Her gece beden sessizleşir

Bin bir alemin penceresinde gezinerek nefeslenir

Ruhun sahrasında umutlar hangi vakti beklemektedir, ihlas niye erktir

Fikretmeye muktedir olmayan bir can hangi idrakle yakarışlar içinde gülecektir

 

 

Kelamın değeri ihlasladır

Aklın ve izanın farkıyla dile gelen bir meyandır

Tefekkür edilmedikçe elbette ki hezeyandır, ruhun neden bizar kalmakyadır

Kalbin bir ömür şehredilmeye muhtaçtır, fikirsiz akıl nasıl haline deva oladaktır

 

 

Ar,ruhun ve kalbin sahibinedir

Her zerren ancak bu hakikate delalat edecektir

Başka yerde aranmana gerek yok şeytan nefsinin alinde beklemektedir

Sakın ihmale alma, nefesin müddetlidir, takatin sukuta erecektir, ruh ölümsüzdür

 

 

Şair sessizce mısralar yazar

Gönlünün pınarından akan hıçkırıkları aralar

Ruhunun lisanıyla akar, aklının icmaliyle kalbinin sahifelerine bakar

Her teşebbüsünde dikkatini yoklar, farkı fark ettiren Rabbine iltica için yanar

 

 

Her ne sebepse duygulandım

Göçüp gitmeden, içimi titreten halin deminde kaldım

Her zaman sanki güz mevsiminde yaşadım, hicranın muteberliğine inandım

Hüzünle yol aldım, sukut ederek gözyaşlarımı bıraktım,neden hala yazmaktayım

 

 

Kitap adına olmadı muradım

Zaten okumak adına sıkıtılıdır nesil yakından baktım

Tüketim toplumu olduk gayri, nasıl dursun dinmeyen suskun sancılarım

Mazisinden bihaber, edepten arileşiyor nefesler, tatminsizleşti artık onca nefisler

 

 

Olurya bir gün rast gelir

Eskimiş kelimeleri merak etmek için vaktini verir

Anlatılan maksat nedir, binlerce yazılmış meramlar söyle kimler içindir

Bir tebessüm olsun esirgenmemelidir, niyaz etmek için vesileler hasredilmelidir

 

 

Ağlayan gönül dinlenmelidir

Anlamadan asla hüküm vermek için direnmemelidir

Sığ olan hal nasıl bir iklimin dilinden söz edecektir, akıl ve merak bizimdir

Vuslata eriştirmeyen azim hangi ecrin tezahürüdür, fırsatçılık ne kadar zelildir

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
04.10.2011 12:39
#1111

Deruhte etmelisin, tahkikinle ancak niteliksin!

 

doga-resmi7.jpg

 

 

 

 

 

 

Haklısın

Tedirgin çok artmakta

Bir tuhaflıkla etrafına bakınmaktasın

Lakin

Söyleyemiyorum sana

Hiç hissetmedikten sonra anlatmasam

Yıllar

Yıpratmıştır kabul ederim

Zarafetin için bir hederdim hissederim

Seni

Aslında hiç üzmemek için

Yıllardır kabuğumda sessiz nefeslenirim

Muhabbet

Fakirliğini deruhte ederim

Hali kelam adına bahanelerde arayanım

Kokunda

Hasretin izleriyle savrulur

Hüzün sayfalarında mısralarla yakarırım

Bilirim

Sen hiç hazlanmazsın

Şiir okumaz gereksiz uğraş olarak anlarsın

İşte

Bak senin karşında

İfade edemediğim tüm hislerimi bu meyanda

Ruhumun

Serencamında anılan toprakta

Hatıraların hicran kokan sayfalarında acıyla

Yaşamak

Umut içinde nefes almaktır

Aşk için nefesler ulviyetinde anlamlaşmaktır

Kalbin

Dilinle müsavi olarak

Mertliğin bekâretinde lekelerden azade olmaktır

Tenin

Kefen içinde varlığını

Zahirin ruh ikliminde vuslat için hak kazandığını

Sözün

Özlükteki nafakasını

Hasbiliğin müşahhaslığını idrakte kazanılmasını

Her şeyin

Zamana mal edilmeden

Tercihlerdeki tekelin kaldırılmasını rıza aranması

Bilmeliyiz

İnsani kimliği özümlemeliyiz

Vehimleri salınmadan nefesin hükmüne girmeliyiz

Muhakkak

Halimizi tahkik etmeliyiz

Bahaneler bağnazlığını öteleyerek ülfeti bilmeliyiz

Emanetimsin

En yakınımda ulvi hasletsin

Lakin nefsinle ve tercihlerinde nizamı öncelemelisin

Hamiyetli

Nefesleri takip ederek

Kemaliyete ermelisin hesabının icmalini öğrenmelisin

Ekonomik

Bağısızlık özgürlük değildir

Aile içinde paylaşım muhabbetin dirliğinde ermektir

Heveslerin

Renklerinde boğulmadan

Adabı muaşeret içinde yaşamak bilincinde idraktir

Güzelliğin

Ve bakımın halime hasredilmelidir

Çünkü sen varlığımın saadet membası hak adımısın

Mutluluğu

Hanende aramalısın

Başka adreslerde meraka soyunmadan kalmalısın

Nisasın

Ar’ın yekpare mülahazası

Eminlik konusunda fevkalade hassas bir sancısın

Mütereddit

Olarak hayata yaslanmak

Adamlığın şiarından azade olmaktır bir bühtandır

Düşünmelisin

Öncelikle neyi olduğunu bilmelisin

Öğrenmek için hissederek gayreti davet etmelisin

Hayâ ve iffeti

Önceleyerek hıfz etmelisin

Özünde örtünmenin edebiyle şekliyeti ötelemelisin

Gideceğin

Yolunu muhakkak bilmelisin

Ötelerin serinliğini ruhunda hissedip nefeslenmelisin

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.10.2011 13:00
#1112

Ruhu nasıl şehredip, kalbi zikredeyim!

 

296588_246118515423111_100000748942977_817604_5524095_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Elhak tefekkür etmeliyim

İlimsiz ve irfansız nasıl bir izanla yolunda nefeslenmeliyim

Tahkike erişmedikçe hangi şuurla istikametim için eminlik hissetmeliyim

Sinemde ikamet eden her taklidi tashih etmek için, azimden asla vazgeçmemeliyim

 

 

 

İnsan niye sarhoş olur

Ruhundan feragat etmedikçe nahoş tavırların içinde kurur

Edebin lisanını unutur, hoyratça salınmayı marifet sanır, umuttan uzaklaşır

İçinde nefeslendiği lahzada sefilliğini pişkinliğe vurur, içi niye ağlayarak bağırır

 

 

 

Akıl tutulması maksatlıdır

Kendinden geçmek isteyen bir can için nasıl naçarlıktır

Bir sevdanın karasıyla felah mı bulur, mecnunun vecdini neden unutur

Akıl ve idrakin iraden için kurtuluştur, muhakeme etmeyen niçin avare bir kuldur

 

 

 

Gör yürekte ki derin yarayı

Sukut ettiren hicranın sessiz hıçkırıklar yorgunluğunu

Sanki suya hasret korkuyu, aç kalmış nefesin insicamında ki burukluğunu

Ne kadar hissedersen, ihsan üzre feda olmaya meyledersen, gönlün ram olduğunu

 

 

 

Kalbin firkatle dağlanır an

Ne vakit fark edeceksin, görmeye meyledeksin, düşün bak geçiyor zaman

Niye çaresizliğinde yüreğinde hissettiğin hicran, fikretmeye aciz midir oku furkan

Hüzün sahrasında bizar olmak ne büyük ve elemli vicdan,tahkik için uyan ey insan

 

 

 

Çocuğun mecali niye azdır

Yaşlı bir nefes haşyetin ilzamında ruhunda korku yaşamaktadır

Efradı ne işlerle uğraşmaktadır, refikası evlatlarının derdiyle hemhal olmaktadır

İdrak ve irade hangi umudun yolunda itminan olmaktadır, gözyaşları akmaktadır

 

 

 

Niye seçtirdin akla karayı

Fikretmekten yoksun solukların gamını, taam için yarışlarını

Nederler adına salındıklarını, akidesinde ki çok enteresan ve acı veren açmazları

Oysa geriye ne kalmış, ten nasıl yıpranmış, solukları bilmiyor, ferinden uzaklaşmış

 

 

 

Ne hikmetse sigara yakmış

Sanki boşluğun kuçagında zemherinin etkisinde yakarmış

Ne kadar ufku kararmış, bir kelam etsen gözyaşları durmayacak kadar ağarmış

Göçüp giden zaman şimdi kime acıyacak, şahit olan an, irade ve akla bakmayacak

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
05.10.2011 13:02
#1113

Dirliğini bilmeyen, kalbini şehretmeyen miyim!

 

205981_246118442089785_100000748942977_817603_1499613_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

Hislerim

Hasretinle inlerken

Bıraktığın izlerin gölgesindeyim

 

Dinmeyen

Esintim ilham pirim

Sinemde tartışılmaz zenginliğim

 

Hazinem

Tefekkür ziyadem

Hali edep payem tevazuu hanem

 

Güzelliği

Fark edemediğim nevi

Serdettiğin sevgi yüreğimdir yeri

 

Zaman

Seninle hazzı kelam

Vuslat yolculuğunda hissedilir an

 

Beyan

Aşksız kuraklaşır can

Anlam, hakikat içinde gizemi olan

 

Sensiz

İklimler şefkatsiz

Semada gürleyen gök şimdi fersiz

 

Yağmur

Hasreti çekilen nur

Toprağın kadrinden seninle durulur

 

Nesiller

Şefkatten çok azadeler

Dirliği bilmeyen beyhude geçinenler

 

Teknik

Koymadı kimsede mertlik

Metelik kurşunları sıktıran kahpelik

 

Söyleyemem

Sana halimi arz edemem

Senin mefkûren, sürur içinde bir dem

 

Üzemem

Seni soysuzluğa şahit

Edepsizliğe zabit ettiremem çekilirim

 

Kendimle

Hasretin seninle ülfetine

Sevginin vakfedildiği güzelliğin şevkiyle

 

Vaktin

Tecellisiyle, azmin

Cehtin, sabrın toprağında olgunlaşmasıyla

 

Sana

Olan hasretim demim

Ben kendi sessizliğinde yol alan bir âdemim

 

Hamd

Ederim, hükmü bilirim

Kuvvetin sahibinde ben zavallı bir köleyim

 

Zikrederim

Fikirlerim niteliksiz bilirim

Ben kalbin vuzuhunda itminan olan zadeyim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.10.2011 13:08
#1114

Aklın ve kalbinle kul ol, nefsinle alma yol!

 

230505_209652885736341_100000748942977_659413_527686_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne köle olmak için bahşedilensin

Ne de esir olmak için derlenmiş ve müddetini bekleyen nefessin

Aklın ve iradenle, azim ve muhakemenle seferber olmuş bir akidenin saikisin

Ruhun hilkatinde ki demsin, kalbin inşirah firkatinde ki bedelsin, niyetinle fevksin

 

 

Aklın, ancak ilimle vakara ulaşır

Bilgiden ve tercübeden yoksun olan nefes nasıl fikir sahibi olur

İnsan azmi ve niyetiyle istikametin alinde vuzuh bulur, kul olmak için yarışır

Yoksa yaşamak nefsin zilletinde yol aldırır, zafiyet içinde sefillik ruhundan sorulur

 

 

İslam, hamaseti asla tasvip etmez

Asabiyetlerini koruyan nefeslere irfan ve erdemi ram eylemez

Ruhun rikkati aşktır, kalbin hasreti hakikat sevdasıyla yanmaktır, ar edilmez

Ne kadar vecdin varsa, idrakin gönül kapını hala aralamıyorsa hicran şehredilmez

 

 

Namaz, felahın için niye zarurettir

Nasıl bir akideyle taat etmek azizdir, ruhuna esin veren hazdır

Anlamadan okumak, hala kul olduğunu sanmak, iman ettiklerin için marazdır

Gönlün nasıl bahardır, boran içinde canı çekilen vicdanmıdır, umut şevksiz olmaz

 

 

Gönül erbabı feda olmak için vardır

Çünki kalbinin nazargah olduğunun farkındadır, inşirahtır

Nefsinin zilletinden uzaklaşan farktır, Rabbin rızasında dirilmek için yaşayandır

Sabır ve kanaatin cenahında ki fırsattır, müddet-i nefesin sahibinde uyanmaktadır

 

 

Yalnızca niye Rabbime muhtacım

Kalbimin sahibine umutlarımla yaslanırım, ona yakınım

Koşulsuz derdimin dermanı, ruhumun irfanı ve azmimin yegane adresi bilirim

Ona sığınır ve yalnızca ondan yardım dilerim, nefesimi sahibinden nasıl esirgerim

 

 

Hadsizliğimi nefsimden bilirim

İrademin zafiyet içinde rüsfa olmaması adına dua ederim

Tezkiyesi için istikameti, furkan ve afendimin alinden sudur edenle iktifa eylerim

Muhabbetsiz şevki hırsım bilirim,şevkatsiz gönüllereden ictinap eyler, nefeslenirim

 

 

Gecenin bir vaktinde uyma kalk

Ruhunu arındırmak için, kalbini şehretmek adına unutma

Ne kadar itikadında kavisin, idrakin hangi deminde ahdinle birsin, haydi sorgula

Eza, cefa neden seni bulur, gam ve keder niye umutlarını soldurur, taklit ar mı olur

 

 

Bir Sacit Onan vardı hatırlarsan

Belagatı ve serdettiği hicranı, nefesinden akseden nazardı heran

Vakar sahibi bir insandı, aklın ve irfanın yolundan giden bir ihsan olarak yaşardı

Şimdi şiirler onun sesinden mahrum kaldı, mısraar nasıl duygulanırdı, kul anlardı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
06.10.2011 13:09
#1115

Aklın ve kalbinle kul ol, nefsinle alma yol!

 

230505_209652885736341_100000748942977_659413_527686_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne köle olmak için bahşedilensin

Ne de esir olmak için derlenmiş ve müddetini bekleyen nefessin

Aklın ve iradenle, azim ve muhakemenle seferber olmuş bir akidenin saikisin

Ruhun hilkatinde ki demsin, kalbin inşirah firkatinde ki bedelsin, niyetinle fevksin

 

 

Aklın, ancak ilimle vakara ulaşır

Bilgiden ve tercübeden yoksun olan nefes nasıl fikir sahibi olur

İnsan azmi ve niyetiyle istikametin alinde vuzuh bulur, kul olmak için yarışır

Yoksa yaşamak nefsin zilletinde yol aldırır, zafiyet içinde sefillik ruhundan sorulur

 

 

İslam, hamaseti asla tasvip etmez

Asabiyetlerini koruyan nefeslere irfan ve erdemi ram eylemez

Ruhun rikkati aşktır, kalbin hasreti hakikat sevdasıyla yanmaktır, ar edilmez

Ne kadar vecdin varsa, idrakin gönül kapını hala aralamıyorsa hicran şehredilmez

 

 

Namaz, felahın için niye zarurettir

Nasıl bir akideyle taat etmek azizdir, ruhuna esin veren hazdır

Anlamadan okumak, hala kul olduğunu sanmak, iman ettiklerin için marazdır

Gönlün nasıl bahardır, boran içinde canı çekilen vicdanmıdır, umut şevksiz olmaz

 

 

Gönül erbabı feda olmak için vardır

Çünki kalbinin nazargah olduğunun farkındadır, inşirahtır

Nefsinin zilletinden uzaklaşan farktır, Rabbin rızasında dirilmek için yaşayandır

Sabır ve kanaatin cenahında ki fırsattır, müddet-i nefesin sahibinde uyanmaktadır

 

 

Yalnızca niye Rabbime muhtacım

Kalbimin sahibine umutlarımla yaslanırım, ona yakınım

Koşulsuz derdimin dermanı, ruhumun irfanı ve azmimin yegane adresi bilirim

Ona sığınır ve yalnızca ondan yardım dilerim, nefesimi sahibinden nasıl esirgerim

 

 

Hadsizliğimi nefsimden bilirim

İrademin zafiyet içinde rüsfa olmaması adına dua ederim

Tezkiyesi için istikameti, furkan ve afendimin alinden sudur edenle iktifa eylerim

Muhabbetsiz şevki hırsım bilirim,şevkatsiz gönüllereden ictinap eyler, nefeslenirim

 

 

Gecenin bir vaktinde uyma kalk

Ruhunu arındırmak için, kalbini şehretmek adına unutma

Ne kadar itikadında kavisin, idrakin hangi deminde ahdinle birsin, haydi sorgula

Eza, cefa neden seni bulur, gam ve keder niye umutlarını soldurur, taklit ar mı olur

 

 

Bir Sacit Onan vardı hatırlarsan

Belagatı ve serdettiği hicranı, nefesinden akseden nazardı heran

Vakar sahibi bir insandı, aklın ve irfanın yolundan giden bir ihsan olarak yaşardı

Şimdi şiirler onun sesinden mahrum kaldı, mısraar nasıl duygulanırdı, kul anlardı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.10.2011 12:30
#1116

Hicranı içinde yaşatma,şevkle yaşa!

 

 

613px-Farmer_walking_in_dust_storm_Cimarron_County_Oklahoma2.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kimi zaman düşünüyorum

Değerli dostların yaptıkları yorumları okuyorum

Ne kadar içli ve samimi olduklarına bakıyorum, sonra cevaplıyorum

Elhak kimsenin hakkı geçmesin istiyorum, vakit elverdikçe dikkat ediyorum

 

 

Diyor ki bir dost nefes

Yorumlarınızdan çok istifade ediyorum, alıyorum

Sanki bizzat ben yazıyorum, kalbi hissedişlerime bakıyorum

Suskun bırakan hicranı, mısralarınızda buluyorum ve öyle ağlıyorum

Bazen nasıl vakit geçmiş hiç anlamıyorum, okumak için hiç usanmıyorum”

 

 

Rabbime hamdederim

Halimin sefilliğini elbette ki sislere teslim ederim

Yoksa edebi hangi hakla terennüm ederim, yazmaya cüret eylerim

Kalbimin sahibiyle yol almak için, ruhumun hicran damlalarını serdederim

 

 

Göçüp gitmeden isterim

Fikrim ve zikrim hangi istikamettedir ayan ederim

Her emeğin bir karşılığı var, niyaza muhatap olmak için kal eylerim

Ne kadar biliyorsam, telakkilerimi yeniliyorsam, eskilerde yaşamayı dilerim

 

 

Dinlediğim bestelerin

Ruhundan tebarüz eden ve böyle fikreden nefeslerin

Kalbinin lisanı olmayı dileyen cehtlerin, bin hüzün içinde ki ecir halinin

Varlığına meftunum derim, aklın ve idrakin şevkiyle nazar etmeyi şiar edinirim

 

 

Kim ne söylemiş bilmem

Rivayetler için vaktimi gerekçesiz olarak tüketmem

Kimin neyi, varmış asla bir hesabına girmem, rekabet adına düş kurmam

Lahzanın her halinde ki teslimiyeti ve ruhumdan tebarüz eden vecdi nefeslenirim

 

 

Zikretmeden amel olmaz

Taatin efdal olanı taklit içinde mahkum bırakılamaz

Aklın ve merakın ne anlama geldiği hususiyeti asla ihmale alınamaz

Ecelin vakti için niyaza sarınılmaz, her halin bir ibreti olduğu gam ile yaşanmaz

 

 

İçine bir keder zerketme

Ne kadar bilgisizsen ancak o kadar eminsindir, unutma

Nereye kaçarsan kaç, hangi yolun mecrasındasın ama tahkik etmekten kaçınma

Tercihlerini idrakin ve aklın ikmaliyle yapmanın lehine olduğunu her fırsatta anla

 

 

Ömür boyu çocuk değilsin

Ehliyet sahibi olmak adına, vaktin lisanında ki bedelsin

Mükellefiyetinin farkında oldukça değerlisin, ruhunun sahibinden heberlimisin

Kalbinin ne kadar vecd içinde aşkın halinde çoşacağını ancak ihsanla, geciktirme

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
07.10.2011 12:31
#1117

Nerdeyim, hangi vaktin nefesindeyim!

 

760px-Blitze_IMGP6376_wp.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Suskundu sular

Geçmez olmuştu vuran lahzalar

İçimi titreten furkandan südur eden lafızlar

Dinmiyordu akan yaşlar, lal oluyordu sessiz vicdanlar

 

 

Söz etmemeliydim

Kendimde miydim, bunu bilmeliydim

Nasıl bir ahalin içinde esir olduğumu öğrenmeliydim

Ruhumun özgürlüğü için, nefsime aman vermemeliydim

 

 

Aşkla dirilmeliydim

Hoyratça geçen zamanın ibretindeydim

Neden böyle bir avareliği kalbimde hisseden zadeydim

Hangi desiselerin hengamesinde ki renktim, naçiz bir nefestim

 

 

Sanki üstüme geliyor

Nereye kaçsam ve hatta aransam bekliyor

Bin bir korku perdesi yüreğimde bitiyor, kim ne istiyor

Yaratan belli, yaratılan nasıl bir cürümün dengi hiç bilinmiyor

 

 

Nasıl teslim olsam

Bin hüzünle serdedilen lisanın halini anlasam

Ana dilin vicdanıyla bakınsam, talan edilenleri bıraksam

Ati için yanmasam, mazinin miskin sayfalarında uyuyup kalsam

 

 

Haydi bir ses ver

Gelmiyecek artık, ruhum dirliğinden haber

Kalbim niçin bizar, hüzün her zaman içimdedir ey yar

Zemherinin ibreti neden sinemi dağlar, suskun kalmak içimde ar

 

 

Artık çekiliyorum

Dalgasız denizlerin, suskun gönüllerin halinden

İltica etmek istiyorum, ruhumun vecdi ve kalbimin kederimden

Bir ömür yumağını aşktan bihaber olarak bitirdim, eriyen bir nefestim

 

 

Nefsim ne kadar hürse

Ruhum ve kalbim o nispette mahkumdur bilirim

Aklım ve izanım inşirahtan demek ki çok uzakmış hükmederim

Keyfiyetimin ne kadar dingin olduğunu söyle kime hangi yüzle söylerim

 

 

Edepsizliğe veririm

Sefilliğimi elhak aşikar eylerim, sessizleşirim

Ruhumun ve vicdanımın ne kadar bedbin olduğunu ayan ederim

İrade adına zafiyetlerimi pişkinliğime veririm, haşyetin ülfetini beklerim

 

 

Ey Rabbim derim

Sensin sahibim ve yegane malikim neylerim

Gaflet ve delaletimle ne kadar sefil olduğumu şimdi itiraf ederim

Hüküm senindir bilirim, mağfiretin için umut beslerim, çünkü ben seninim

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.10.2011 17:04
#1118

Sualiniz karşısında kayıtsız kalamadım!

 

 

ee7399e6.jpg

 

 

 

 

 

 

"Eşler, birbirine herşeyi haber vermeli mi!"

 

 

 

 

İnsan,

kimi zaman nazdır

Kimi vakit

hicranla yol alandır

Anlaşılmak üzre

kaygı taşıyan bir nazardır,

Asabiyeti

olan insicamdır

 

Hak ve hukuk

zaman zaman

ihmal edilen hezeyandır,

Sadakat

ancak vecdin inhisarıdır

 

Kul,

köleliğe kapı

aralamayan vicdandır,

Akideiyle

var olan imtihandır,

vesvese

ve şüphe elhak bühtandır

 

İnsan

zafiyetleri olan bir candır,

bazen

samimiyetinden

hata yapan heyecandır,

marazlık

anlaşılınca hinlik taşıyandır

 

Her nefese

ve dahi nikah altında

hüküm bulan vesilelere

Dikat etmek

ve haddi aşmamak,

evla olan

bir nazardır ve ihsandır

 

Lakin,

insan hata ve ecriyle

kimi zaman yanılan serencamdır,

Bu bakımdan sınırlı,

sorumlu halinde kalmak

ehliyet için baki olan şiardır

 

Samimiyeti

ihlal eden,

kalbe

zafiyet zerkeden,

ruhu ve aklı

meşğul eden

hezeyanlardan kaçınmak

Aslolan

bir vakıadır,

hususiyet vecdin ihlasıdır

 

Tarafıma

sorulan sual karşısında

kayıtsız kalmak istemedim,

halimin

fakirliği nezninde

kal eylemeye gayret ettim,

yaşımın vuzuhundan seslendim.

 

Müteşekkirim,

böyle bir gayretin

ve merakın lahzasında

bulunmanız sebebiyle efendim...

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
09.10.2011 17:06
#1119

Keşke can-ıgönülden sevmeye erişsem!

 

 

edc4b9ef.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ruhumun lisanından

Kalbimin hicranından, mihnet ettiğim firkatin ahından

Sürç-i lisan ettiren gamından, içimi titreten efkarımdan ve ah u zarından

Azat olmayı başarsam, gönlümün şehrettiği kadar sinede hasretini hiç yaşamasam

 

 

İnsan gönül ehli olmalı

Kapalı kalan sayfaları aralanmalı, samimiyetle anılmalı

Hiçbir zaman aldatan olmamalı, ne kadar iradi olursa o nispette adanmalı

Aşkın vecdinden südur eden hicranıyla yanmasa, her halükarda teslime adanmalı

 

 

Akıl elhak terbiyeye muhtaç

Ruhun asla tekebbür etmez, zira hilkatiyle yol alan bir taç

İraden ne ye muhtaç, her tercihin atine kapı aralayan ve nefsini bekleyen maç

Ey saki bakma melül melül,susmak gerekiyor idrakin sadrından gelen nasıl bir aşk

 

 

Hiç bir emek zayi olmaz

Niyet nasıl telakki ederse, o maksadına yabancı kalmaz

Niyaz, ne kadar kalbin firkatiyse, aklın ve izanın lahzasında ki fark ise yanılmaz

İnsan, akıbetini nizam eden nefestir, kaza ve kaderi umutları içinde ki bir fedrettir

 

 

Rabbim, ehliyet vermiş

İraden senindir demiş, aklın ve idrakin istikametin içindir

Neden meşkuk bir hal var zihninde, kalbin bizarlaşan nezninde, anılan kederinle

Niçin anlamak istemezsin,yaşayan Kuran olmak içim emek vermezsin ve çekinirsin

 

 

Gece ne zaman uyansan

Ağzın acı, dilin kurudur, gözlerin hangi hedefin meylindedir

Zihnin neden bir şaşkınlığın içindedir, müddet-i nefes ne vakit hissedilecektir

Düşünmek niçin kifayet etmeyen mertebedir, tefekkür etmek için neler gereklidir

 

 

Evladın ateşlendiği zaman

Eşinin tansiyonu ahengini bozduğu an, merak içindesindir

Teşasın her vecdi senin suskun haline tebarüz eden resmin hazin manzumesidir

Kapın çalınmadan, henüz an dolmadan, aklın ve idrakin solmadan tahkik etmelisin

 

 

Mecnunun halinde değilsin

Divanenin meramını kattiyen bilemezsin,aslı merak etmeyensin

Delinin serdettiği kelamı dinler misin, içini yakan ne varsa halinde hisseder misin

Aç kalan çobanın meramından hiç bahsetmeyen zadesin, ancak kendini düşünensin

 

 

Lakin, yine de hakkını vermeyen

Muğlak bir halin içinde debelenen, kaygılarıyla demlenensin

Nereye gitsen, sahte kakkahalarını ulu orta sarfetsen neye yarayacak hedersin

İstikametinden habersiz bir nefesin zehabında kalmış, zavallı bir cesetin tarifisin

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.10.2011 12:47
#1120

Gidiyor bahar,sinemde dinmiyor nar!

 

0_c7321_dda58eb_orig.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İçimi acıtıyor düşen yaprak

Solduran fark, ruhuma sesleniyor sukut ettiren merak

Kalbimin fakirliği aşikar ey yarab, gönül kapıl açılmayacak mı ey Hakk

Mağfiret eyle, rahmetini esirgeme, kurak kalbim nazargahındır ne olur terk etme

 

Hangi süreyi aşkla okusam

İçimi titreten ayetlerin firkatiyle dağlansam ve yansam

Dinmeyen gözyaşlarımı bilmem ki nasıl tutsam, titreyerek sana yakınlaşsam

Varlığımı adasam, irademi bahşeden sensin, hakikatiyle aşkın için hiç durmasam

 

Ecrin halinden kadre olsam

Ne kadar nefesim kalmışsa bir divane misali aşkla ansam

Mecnunun lisanında ki firkatle yaşasam, vecdinin hasretiyle sende buluşsam

Bilmediklerimle oyalanmasam, halin deminde ki bir insan olarak zikrine kansam

 

Neden taatler kalbimi ağlatmaz

Kıldığım namazlar faniliğin dilinden sanki hiç anlamaz

Ruhum figan içinde sancılar sinemde dirlik bırakmaz, nefsim ar ile barışmaz

Tezkiyesine müdrik olamadığım izanım, yanlışlar adına kalbine sahibine bırakmaz

 

Hergün güneş umutla doğuyor

Umman ne kadar sukunetli, sanki sabrın kadrine erişmiş bir veli susuyor

Rüzgar ne söylüyor, hangi lisanın vecdinden südur ediyor, insan ne kadar biliyor

Aklın terbiyeye muhtaç olduğu kadar hükmediyor, ruhlar adeta silikleşmiş oluyor

 

Ey aziz nefes dilimden anlar mısın

Yıpranmış kelimelerle kal eylediğime dikkatli bir şekilde bakar mısın

Kalbin her lahzasında neden firkat yaşanır hiç anlar mısın, aşkın alini anar mısın

Kainatta meydana gelen ne varsa kayıtsız kalmak adına hala edebinle yaşar mısın

 

İnsan, sanki çıldırıyor ne yapıyor

Tevdi edilen en harika ehliyeti nasıl harap ederek kendinde geçiyor

Niçin bu halin nefesi olmak için emek veriliyor, düşünmek bu kadar mı zor geliyor

Tercihler ne kadar da aklın ve idraki ariliğinden kanaat ediliyor,hiç sual edilmiyor

 

Ölmek kim için kurtuluştur söyle

Katleden, zülmuyle darp eyleyen, kendinden geçen midir böyle

Hani akletmek vardı, ilim ve irfan bu manada ruhuna deva sunan bir kanaattı

Neden bu hakikatle unutuldu,sevgi ve muhabbet gönüllerde kurutuldu, neye yaradı

 

Bin hüzün zerkeden resim basıldı

İnsan ancak bu kadar edepsiz ve pişkin olur, hiç arlanmadan yayınlardı

Özgürlük adına çığırtkanlık yapanlar hangi gönülleri kazandı, desiseler durmadı

Menfat için nasıl kuyular kazıldı, içinden çıkılmaz hengameler kimleri elan aldattı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
10.10.2011 12:48
#1121

Ne yazdımsa ağladı,sabır dağladı!

 

0_c7327_70e282e0_orig.jpg

 

 

 

Ne vakit sessiz ve yalnız kalsam

İçimi burkan hicranın gamıyla, sükunet içinde ansam

Sinemde yaşattığın firkatin sızısıyla uyansam, gözyaşlarına kansam

Umudun mesruriyetiyle yeniden anmaya başlasam, bin hüzün halini bıraksam

Oysa herşey aşikardı, yaşanmıştı

Yüreğimde ki burukluk bir an olsun durmadı, yaşattı

Ne kadar hasretin varsa, içimden çıkmayan en latif bir meyansa ağlattı

Her halin hazan sayfalarında bıraktı, bedbin ve boynu bükük bir halde bıraktı

Sana söyleyecek bir sözüm yok

Gönlünden uzaklaştığım her lahza sanki saplanan ok

Hiç dinlemedin, hüküm vermek için niye acele ettin, halin dilini beklemek yok

Bu kadar mı kolaydı, söküp atma mı amaçtı, suskun bırakmak söyle kime yaradı

Yazdığım anların arasındaydım

Çevirdikçe bilsen nasıl bir hüzün yaşadım, yakardım

Hissiyatım dağlandı, ne akıl ve ne de izan kaldı, sanki ömür dinmeyen hicrandı

Şimdi geriye ne kaldı, yaşattığın burukluk söyle sana ne kazandırdı,şevkin mi arttı

En son yazdığın name içimde kaldı

Her satırında yüreğime batan sanki bir mızrak vardı

Bu kadar kızgınlık ve asabiyet sanki sana yaradı, kimbilir beliki kalbin rahatladı

Biçare kalmak elhak halimde birbaşkaydı,susmayan kalemim şükürler olsun kaldı

Göçüp giden zaman neler anlattı

Onca okuduğum kitapları yazan ediplerin sızıları vardı

Şairler ne kadar yaralıydı, yazılan her mısrada dinmeyen bir ah u zar akardı

Yalnızlık içinde ömür tüketen kanaatlardı, fikirleriyle yaşayan birebir zanlılardı

Manzum bir eser var yanımda

Sanki benim halimi serdeten meyanda, yıllar sonra

İnsan olmak, kul olmak adına bir hesabın vecdiyle nihayete ermek için olunca

Beklentiler bir başka çıkıyor karşıma, hüv-el baki lafzı açıkça duruyor karşımda

Kıymetli dostlar talep ederler

Yaptığım çalışmaların, örnek kişilere münhasır olmasını dilerler

Naat yazmamı beklerler, arif ve veli kullardan bahsetmemi hasretle dilerler

Lakin ne kadar sığ bir gönlün sahibi olduğumu bilmezler, nasibide sual eylemezler

Elbette haklılıklarına inanırım

Ve fakat şair ve yazar değilim nasıl bir halin dilinden yazarım

Kalıbının insanı olan nefeslerden sakınırım, ruhumdan neşet edenle yazarım

Mazur görülmeyi, onca yazanların içinde lisan-ı fakirliğime verilmesine umarım

Mustafa CİLASUN

MU
11.10.2011 12:27
#1122

Mizan, ruhumda haşyet-i aşkı yaşatan!

 

e40a9227.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne zaman Kur'an okusam

Sürelerin kimliklerini şehretmek için tefekküre dalsam

Kalbi kuraklığımla bilmem ki vakıaların serencamını nasıl yaşasam

Her lahzasında ürpertiyle uyansam, yıllara sari duyarsızlığımdan kurtulsam

 

 

Kimin ihmali varsa, ansam

Beslenmem için gayret gösteren kim olursa şöyle baksam

Ruhumun ne kadar aç kaldığını sukut ederek anlatmayı ah bir başarsam

Kalbimin feryadını arza bıraksam, dinmeyen sancılar yaşatan figanımla ağlasam

 

 

Her ayetin alinde olmalıyım

Ruhuma ihsan bahşeden Rabbimin nazarına kanmalıyım

Efendimin hilminde ve vecdinde, nefesin kalanıyla hicran ile durulmalıyım

Hüznün rahlesinde kalmalıyım, idrake seslenen ne varsa onunla ayıklanmalıyım

 

 

Neden insan beşer kalmak ister

Edebin ve ilmin ruha südur eden meylinden ictinap eder

Nefsin hengamesinde söyle, hangi hakikatin icmalini kalbiyle ve şevkle dinler

Sonra umudunu nasıl sinesinde besler, nefsi lekelerini söyle hangi yüzle ifade eyler

 

 

Ehl-i beytin vecdi yoktur içimde

Yaşayan furkan olmak, nasıl kalbime yakın olur derdiyle

Aktif iyi olmak, marazlara karşı hiç ses çıkartmadan günü kurtarmak halinde

Bin bir hüzün var sinemde, tesbihatım elvemiyor birmem niye, tahkik etmek kimde

 

 

Grup grup asabiyetler nerede

İnsan, kul olmak için niyetin hangi haliyle hemdem ederse

Taklide konu olan taatinden vazgeçmezse, sadece borcumdan kurtuldum derse

Her rengi içinde barındıran takke ve libasıyla sokaklarda gezerse,aşkı hiç bilmezse

 

 

Ne zaman bir mevta görünse

Sukun halinden söz edenler, ne halde olduklarını bir bilse

Tefekkür etmek için bin hüzünle boyun bükse, dirilişin safhalarını kime söylese

Dile gelen hikayelerin hakikatle ilinsisi ne kadar hakla alakası var yakınen bilinse

 

 

Nüzul eden ayetler hissedilse

Keyfiyet içinde bulunmanın derdi biran olsun terk edilse

Göçmenin her lahzası ruhun ve kalbin inhisarından nazar edilip nefeslenirse

Gözyaşların hakkı verilse, sinenin muhtaç olduğu vicdan hakikatle bir bütünleşse

 

 

Ne kadar yakının var dersen

İçimde dinmeyen fırtınaları şayet merak edip beklersen

Gönül neye muhtaç, aşk hangi vakitte ruhunun ve aklının sadrında olacak taç

İnsan, ilmin ve ihsanın vuzuhunda nazar etmeye, nefsinden arileşmeye neden aç

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.10.2011 12:29
#1123

Gönlün kurak, aklın adepsiz nasıl fark!

 

6440c1a8.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnanırdım insana

Aldatmaz diye bir kanaatim olunca

Maksadını aşan niyetler acı veren sahrada anlaşılınca

İçim titriyor nasılsa, keder başlıyor hiçbir muradım olmasa da

 

Niye ihtiyaç duyar

Yaren dediği halde yarı yolda koyar

En yakınlarımın bilmem ki fırsatçılığı ne zaman başlar

Düşünmek dahi bağrımı yakar, nefsin densizliği ancak aştan korkar

 

Beşer kalmak acıdır

Anlamaya muktedir nefesin kahrıdır

Devası ancak muhakeme ettiği nispette kalbine ilaçtır

Şehrettiği ölçüde farktır, ihsan üzre yaşarsa o vakit ibret-i nazardır

 

Nisa, suskun kalmamalı

Haddini ve hududunu hiçe sayan olmamalı

Kattiyen pişkinliğe vurup, edepten arileşip yaşamamalı

Kalbinin nazargah olduğunun farkında olup, aşk-ı hakikate kanmalı

 

Adam, akil nefes olmalı

Asabiyetten ve hınçtan elbette ki arınmalı

Nefsini itibara almamalı, hükümran olmaya adanmamalı

Gözyaşları her zaman firkatin şadına akmalı ve onun aşkına yanmalı

 

Güçün nispetinde ensin

Ne kadar tevazuu adına hesaba girersen arsın

Hizmet ehli olmak için neden ictinap edersin, bir nefes-i müddetsin

İyiliğin kadar mutebersin, niyetin samimiyeti kadar dikkate alınansın

 

Emanetine hor bakma

Sakın bağarıp,çağırmak için etrafa bakınma

Her bir vesilede hınçınla soluma, muhabbet ve sevgi edeptir unutma

Poyraza mazur kalan nebatata bir bak, nasıl kırılmış dalları, içinde yok umut

 

Tebessüm masrafsız

Hal ehli olmak riyasız olmalı sakın unutma

Takiye için nefesini şekliyete bürüyüp, avuntular içinde bulunma

Takdir-i ilahi anın, yaşadığın zamanın, ruhundan tebarüz eden hicranı anla

 

Gülü sakın kopartma

Dikeninden ürküpte, halinde maraz var sanma

Şayet bir tuhaflık varsa illa ki nefsinde, aklın ve izanın sahibiyle

İradeni nasıl kullanırsan bahtınla mukavelendir unutma, umuttan uzaklaşma

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.10.2011 14:33
#1124

Nisa, ruhun ve kalbin lahzasında ferdir!

 

4180_doga.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne kadar kederlense

Sinesinde beslediği umutları ayan etmekten çekinse

Her vakit boyun büken bir eda ile gönüllerin insicamında ki ülfetse

Mahzundur, mahcuptur, istemeden yanakları kızarır, gözleri niye sessizce yaşarır

 

 

Nesiller anlamalıdır

Zira o rahmetin ve bereketin dile gelen kitabıdır

Niçin hidsiyatın salkımlarında mütemadiyen mahzur kalır ve dağlanır

Söyleyemediği ne varsa, gözlerinden boşalır, titreyerek anlatmaya adanan nazdır

 

 

O her ailenin adıdır

Onsuz ne bereket ve ne de şevk hale yakındır

Nesillerin muradı olarak her vakit içimizde yaşattığımız elhak niyazımızdır

Mesrur eden bir nazdır, bazen keder zerkeden melaldir, suskun kaldıkça naçardır

 

 

Neden erkek dilenir

Hakikat adına ne kadar evla olan bir gerekçedir

Neslin emniyeti için zikredilen ibret midir, hangi teslimiyette ki nedendir

Sahibin kim olduğu ayan olan aşk değil midir, tütlü bahaneler niye bitmeyecektir

 

 

Bir nisa edeple nazdır

Ruhunu ve kalbinin insicamıyla şehredilen kandır

İçinde dinmeyen bir umut vardır, teslimiyeti kadar zafare ulaşan hardır

Bela müsibetten hiç hoşlanmayan candır, sükunet ve derinliği bulunan manadır

 

 

Hangi satırı yazsa

Kalemin lisanından konuşan bir hicransa ardır

İçinde tutuklu kalan bir hülyadır, nefesini nizam eden hüznün adıdır

Her resmin inkişafında bulunan namdır,şefkatin ve hamiyetin sultanı olan candır

 

 

En büyük korkusu

Aldatılmak üzre hazırlığı bulunmayan adaydır

hayal-i sukut yaşatan her ne varsa ömürlük olan bir başucu kitabıdır

Her ah u zarında gözleri dolan felahtır, sessiz kaldıkça içi dolan buru buhrandır

 

 

Rekabeti sever

Hem cinsleri bakımından dikkat kesilen sancıdır

Kızken, gelin olur içinde ki korku ayyuka çıklar, kaynana olur, kıskançlık başlar

Görümce olur rekabet adına neler varsa ortaya çıkar, marazlık içinde azabı yaşar

 

 

Gelinini kıskanır

Bir zamanlar başından geçenleri hemen unutur

Ağlunun kafasına girmek için azimle süzülür, her fırsatta oğluna yakınlaşır

Oysa vakit gelmişti, sevenler birbirleri içindi, sırnır ve seviye ihmal edilen nazardı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.10.2011 14:34
#1125

Kanmak için sevdim, kandırmayı bilmezdim!

 

03fc_doga.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne şedit bir nefesim

Ne de nefsine esir olmuş bir emanetçiyim

Ruhun sadrından kelam etmeyi dilerim, ahd-i vefaya amansız kefilim

Varlık adına neyim varsa, hakkın rızası için hasretmeyi kalbim için kabullenirim

 

Ne safahat dilerim

Ne keyfiyet için kendinden geçen zadeyim

Emr-i bilmağruf için yaşayan bir nefes olarak her şarta muhtacım

Yalnızca sahibime el açarım, onunla halleşemek için sevdeye kapanır ve ağlarım

 

Kıyamda dururken

İftitah tebbirini alırken, nedense titrerim

Kalbi fakirliğime itibar ederek, sefilliğime hükmederek dilerim

Ne kadar samimiyet ve ecr-i niyet varsa koşulsuz zikrederim ve inayet beklerim

 

Kul, ancak kalbiyle

Bahşedilen akıl nimetiyle, ruhundan südur eden idrakin erkiyle

İradenin ehemmiyetine itibar eden bir müvahhit dirayetiyle teslim olup yanmalı

Aşkın halinde anlam bulmalı, nefsin tezkiyesinden uzaklaşmamalı, gönül yaşamalı

 

Korkunun farkıyla

Edepten asla feragatta bulunmamalı, utanmaya kanmalı

Hürriyetin her mealinde ruhunu prangalara katiyyen mahkum yapmamalı

Özgürlüğünü ancak kulluğun vecdiyle yaşamalı,efendisinin yolunda aşka ulaşmalı

 

Varlığa aldanmadan

Kareket ve kuvvetin malikine yakın olmayı başarmadan

Okuduğu furkanın şehrini ruhunun ve kalbinin halinde sevdasıyla yaşamadan

Nasıl yol alacak,varlığını adayacak, inanmak adına sefilliğin kadrinde anlaşılacak

 

Vakıa süresini oku

Rahman süresinin mealini aşkla şehredecek kimse yok mu

Tevhit süresi olarak nam bulan ihlasın, halinden südur eden hakikat korku mu

Ruhunun ve kalbin istikametine teveccüh eden nesilller de anlaşılacak mı bu konu

 

Aşktan anlamam

Sevdasının firkatiyle ruhumu bilmem ki neden yıkayamam

Nesli lekelerim aklıma geldikçe gözyaşlarımı hiç durduramam, karşı olamam

Yazmayan kalemin suskunluğunda her ne hikmetse nefes alamam, arı anlatamam

 

Seyyit Kutubu andım

Tevhid mücelasinde ki sabrını ve direnişini nasıl yaşardım

Feda olmaya mı yoksa adydım, şehadet için neden bahaneler arayan uşaktım

Hasan El Bennanın vecdini niçin aklım ve ruhumla hiç yaşayamadım, kime kandım

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
11.10.2011 15:54
#1126

Sen hiç anmasan ve sadece sessiz kalsanda!

 

storm7hw4.jpg

 

 

 

Evet

Haklısın teslim ediyorum

Hakkını ve serdettiğin naif nezaketini

Ne kadar

Gayret etsem de başaramam

Halimde ki kalbi fakirliği yeşertemem

Sizdeki

Hususiyetlerden haz alırım

Fakat yalnızca bununla kalır saklanırım

Nefsi

Yozluğumda ki bağnazlığı

Tedavi ederek senin ülfetine yetişemem

Ne vakit

Sensiz kalsam hazanlaşırım

Solgunluğun sahifelerinde mahzunlaşırım

Hastalığında

Sana hiç hissettirmeden

Sabahlara dek gözlerimde akıtmağa hazırım

Meftunum

Halindeki zarifliğe

Mahcubum kendi içselliğimde ki bedeviliğime

Senin

Kalbinin naifliğine

Ötelerin ikliminden serdettiğin hoş hikâyelere

Düşündükçe

Yanındaki fakirliğimi

Sığ düşlerimle hezeyan fikirlerimi çok sıkılırım

Hala bana

Nasıl tahammül ediyorsun

Kalan ömrümün demlerinde şaşkınlığı yaşarım

Demek ki

Nasip buymuş diye alkışlarım

Yegâne sahibe mahcubiyetimle ağlar yakarırım

Yıllara

Sâri çektiğim çileleri

Böylece ziyadesiyle anlamlı bulurum haz alırım

Son namemde

Aşkın baharını çiçekle yaşarım

Renklerinde zarifliği hilkatin muvacehesi sayarım

Seni hak

Etmediğime hayıflansam da

Ummadığım halde kaderin tecellisiyle masunlaşırım

 

Mustafa CİLASUN

 

Hicran ruhumdan ilzam eden bir ar!

 

4239287md6mq.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ey suskun yar

Ne vakit kalemi elime alsam

Sinemin hüznünden akseden serencamı yazsam

Yıllara sari hasretin feveraniyle sessizce ağlasam ve yine ansam

 

 

İçimi titreten

Gönüme hüzün bahşeden

Dilimi lal edip, gözyaşları ıstıtrap haline getiren

Isssız sokakların melaliyle sineme sökün eden, lakin ses vermeyen

 

 

Nedenler nerde

Sualsiz hüküm vermek söylermisin kimin haddine

Hak ve hukuk adına duyarlı olmak sanki mechul nefes kadrinde

Hiç üzülmeden,sinenin sahifelerinde bir iz bırakmadan yok oldun niye

 

 

İnsanım, var acım

İçimi burkan her halin lahzasında davacıyım

Hangi yanlışın kurbanıyım, niçin sual edilmez bu hicranım, arım

Solan umutlarım halsiz kaldı, şevkimden bir takat olsun hiç kalmadı

 

 

Geceden söz edeyim

Hüzün zerkeden kederin hangisini söyleyim

Yazılan şiirlerin dilinden mi sesleneyim, dinmeyecek mi kaderim

Ah u zarım kimsenin değil benim, ancak hicranla var olacak vicdanım

 

 

Sevmek suç mudur

Gönül vermek ne kadar hakikatin halinde bulunur

Sadakat içinde nefeslenmek ne vakit bir kabahat olur, an burkulur

Suçsuz ve günahsız bir can, yalnızca sevdiği için mi sukut etmekten sakınır

 

 

Akıl ve izan farktır

Düşünmeden amel etmek ne kadar makbuldür

İnşirah nasıl bir kalbin ihtiyacıdır, yalnızca keyfiyet mi aranır

Sınırsız iştah bir had mi tanır, her isteğin yerine gelmesi kalpte ar mı bırakır

 

 

Ne söyleyim söyle

Yazmayan kalem misali, dertlerim benimle

Suskun bırakan firkat bilmem ki hangi müjdenin derinliğinde

Zahir olan ne varsa içinde, batına erişmek haddim değil, evet, yakınen biline

 

 

Dinmiyor bu akşam

Hissiyatım, yıllara sari anılarım ve acım

Adeta yalnızlaaşan bir figanım, rıhtımların hicranıyla yol alırım

Hırçın dalgaların sesgisini söyle hangi gönüle anlatırım, niye sessizce ağlarım

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.10.2011 13:47
#1127

Bahta ne çıkarsa de me,tahkiki önemse!

 

63213475_469.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnsan aklı ve fikriyle farktır

İradesi adına sultandır, ehliyet bakımından nazardır

Her ne yaparsa yapsın, iştişare ve tefekürü ihmal ederse endişe vardır

Aklı selimlik, ruhu manada derinlik ilmin ve tecrübenin ihmaliyle anlaşılan ardır

 

 

Hiç kimse yekpere değildir

Taraf etrafıyla ancak ibretli ferdir,özgüveni bilendir

Kuşku ve tedirğinlik her ne kadar istenmese de vazgeçmeyen tesirdir

Bu bakımdan emniyet için kuvvetin ve aklın müşterekliği evla olan bir rehberdir

 

 

Nerde yaşıyorsan iyi tanı

İçinde barındığın sosyal ortamı, ferasat cenahını

Mürebbi ihsanını, arifin beyanını, dervişin nasihatını, ananın duasını

Babanın mahzun nazarlarında ki ihsan farkını,canından çok sevdiği sevdasını

 

 

Bir sokum ekmek verdiğin

Her kapıya çıktığında etrafında gördüğün kedinin

Sadakatte ki sabrını ve hakkı ihlal edildiği zaman ki tanınmaz halin

Feryadını iyice oku, yaşatığın şartlar ve reel piyasa varlığında ki sır anahtardır

 

 

Bilmediğin ve tanımadığın

Her nefesin muhabbetine kanma, macera arama

İnsan zafiyetleriyle yol alan candır sakın unutma ve de yakınma

Masumiyet aklın ve izanın nispetinde, akil kimliğin ahenginde ki farktır unutma

 

 

Tercihin her ne olacaksa, anla

Yanan ve yakılan sadece sen bulunmayacaksın baksana

Aşk, halin demidir, vaktin ve ahdin kefilidir, ruhun dilinden söz edenden korkma

Ölümden bir an olsun uzaklaşma, yaşadığın ne olursa olsun, fanilik adına unutma

 

 

Ümmeti olduğun kimse korkma

Onu sana bahşeden efendinin kitabını anlamadan yaşama

Furu meselelerle sakın uğraşma, birdat ve hurafeler kalbini kurutur sarkma

Nederlere göre ömrünü vakfedip, keder içinde ah ederek gözyaşı döküpte yakınma

 

 

İnsan, bir beşer olarak doğar

Sünneullah üzre nefesin müddetine doğru yol almaya başlar

Ancak ehliyet sahgibi olunca imtihan başlar, verilen akıl ve irade azmine bakar

Kimler korku yaşar, bilgiden ve tedbirden uzaklaşan insan gam ile yol alan bir zan

 

 

Kayboluşun kapısı aralanırsa

Ruhun, tenine bizar kalarak sessizce bakıp hayıflanırsa

Akılın felaha ermen için sukuta kapılınca, izanın zafiyetleri başlayınca

Döktüğün gözyaşları kifayet etmez,ne kadar keşkeye iltifat etsen aslına döndürmez

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
12.10.2011 13:49
#1128

Yine sessiz, sinem kimsesiz,aşk dilsiz!

 

63213576_474.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ruhumu cezbeden ne varsa

Aklım ve izanım o an tutukluluk yaşasa

Gözlerimden boşalan yaş hiç durmasa, kalbim narıyla dağlansa

Bir an olsun nedamet duymam, hicranın meftun bırakan halini sorgulayamam

 

 

Bir ömür beklerim, ümit ederim

Her kimden kınama gelirse sessizce gülüp geçerim

Ruhumun feyzinden, müptela olduğu firkatinden nasıl söz ederim

Anlaşılmamak en büyük kederim, fikretmeyene aşk-ı hal lisanıyla nazar ederim

 

 

Ne divaneyim ve ne de sazendeyim

Elimde tuttuğum kamışa ibretle temaşa ederim

Kalbim inşiraha malik olmadıkça, gönül kapım açılmadıkça ürkerim

Haşyetin kuşatan lahzalarında mahsur kalmış bir dilenci gibiyim, umut ederim

 

 

Yazamam nedense halin kelamından

Furkanın içimi burkan sancılarından,damladan

İzanım korkar oldu, yitik nefeslerin perişan ve avere soluklarından

Yolsuz kalan canlardan, yaşamak adına kıvrananlardan, nedensiz kuşkulardan

 

 

Elimi uzatsam, endişe fırsat vermiyor

Gönlümü açsam, pişkinliğin binbir hali karşıma çıkıyor

Kalbi ve ruhunun farkında olan insan için niçin varlığından kuşkulanılıyor

Bin hüzünle korkular zerkediliyor,desiseler perdeleniyor,ruh sanki deşifre ediliyor

 

 

Sevda adına ne kaldıysa uzaklaşılıyor

Muhabbetin bahanesi üretiliyor, vakit öldürmek için geziliyor

Müddet-inefes niçin hakikati kadar önemsenmiyor, onca tahsilden ne bekleniyor

Nesil keyfitetin tutsağı olmuş,bin bir bahaneler sanki bekleyen zavallı bir sanıkmış

 

 

Artık anneme anlatamam, susarım

Babamın gözlerine bakamam gözlerimi kapatır, ağlarım

Ne vakit kapristana gitsem, huv-el baki olan için gönlümü döksem kanarım

Sessiz hıçkırıklarımı kimseye anlatamam utanırım,akidem adına naçar kalamam

 

 

Ne hikmetse hiç sevgilim diyemedim

Belki çok çekingen bir nefes olduğum için ifade edemedim

Gönlümü okuyan bir yarin hasretiyle mi ömrümü tükettim ve öyle bekledim

Neden kanaatin feyziyle iktifa etmeyi yeğlemedim, hissiyata hor bakan birimiydim

 

 

Bir deniz ülkesini nedense diliyorum

Kalan nefesimi iklimlerin senasında bırakmayı istiyorum

Sevdadan yana kim olursa olsun, aşkın letafetiyle ruhu arındırsın bekliyorum

Ne hikmetse hülyalardan vazgeçmiyorum,ufkumun sığ yamaçlarında serinliyorum

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
13.10.2011 13:09
#1129

Dinmeyen bu hicran niye, ah u zarım var biline!

 

75414030_1.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Henüz

Adımlamaya başladığım

Zamandan bu an’a kadar arkasında sürüklendim

 

Bazen

Sessiz bazen de nefessiz

Devran içinde arşınlanan bir deniz nizamsız nefis

 

Gel

Zaman git zaman derken

Halin sahifelerinde kederlenip hüznü nefeslenirken

 

Yokluk

Kuraklıkta susuzluk

Umutlarda solgunluk yorgunluğa güfte yaptırıyordu

 

Çaresizlik

İdrak edilmeyince

Kanaat niteliğe ermeyince, vuzuh netleşmeyince acı

 

Izdırabı

Kamçılıyor kan akıtıyordu

Nisyan yamaçlarda daveti bekleyerek fırsat kolluyordu

 

Bilmeden

İnanmak, anlamadan kanmak

Akidede muğlâklığı yaşayarak, maslahatlara sığınmak

 

Arkaya

Hiç bakmadan yaşamak

Tefekkürden imtina ederek hevesleri kuşanmayı anmak

 

Derken

Akıl sığaya çekerken

İbretlik hadiseler bir bir önümüze serilirken tükenmek

 

Nefesin

Kadrine haiz olarak

Sahibinde netleşmek, sevdayı hasrederek ona yürümek

 

Ezelin

Ebet için ahengini

Aşkın nurlaşan ulviyetini, nizamsız zevklerin sefilliğini

 

Kaç zaman

Sonra ve hazan oluşunca

Ömür takatte zorlanınca, gözler fersiz bomboş bakınca

 

Umutlar

Geliyor birden aklıma

Lakin hiçbir yatırım yapmayınca, naçarlığın sağanağında

 

Hıçkırıklar

Düğümleniyor boğazıma

Ağlamak ne çare, zaman seni mazinle hikâyeni seyredince

 

Tekaüt

Maaşınla aldığın mezar

Yalnızlığında ürpertilerle haşyetin serencamını haykırınca

 

Kim olacak

O elim manzarada yanımda

Evladiiyal her ne kadar varsa, refikam ağıtlarla başımda

 

Hüzün

Desteledim arkamda

Bestelediğim şarkılarla mısralar duracak bir bir karşımda

 

Mütemadiyen

Çaresizliğe hayıflansam da

Yaratan’a iltica ediyorum her ne olacaksa rahmet onunla

 

Gülün

Kokusunu arasam da

Hasretmediğim zaman çıkıyor hemen karşıma ağlasam da

 

Toprağın

Yetimi anlatan hicranıyla

Hesapsız hayatın sonuçlarıyla, keyif ne kadar haz olsa da

 

Mekânsız

Düşünmek ileriyi görmek

İnsanın vasfından sudur ettiğini bilmek, kalbi serinlemek

 

Vicdanı

Dürüp bükmeden hilkatine

Tevdi ederek ulvileşmek nefesi sahibine hasredip yücelmek

 

Aşkı

Harında ki sevdayı

Sabrın baharında rengârenk açarak yaratan Hakka koşmayı

 

Ne derlerden

Soyutlanarak kul olmayı

Ön yargılarda yargıçlığı müdavimlerine bırakarak hür olmayı

 

Başarmadan

Umudun niteliğinde baharlaşmadan

Ruhun kalbi nizamında vuzuha ermeden koşmak yılgınlığımı

 

Affedemiyorum

Kimi suçlayacağımı bilmiyorum

Lakin artık çok geç her gün adım adım mizana yaklaşıyorum

 

Muhakkak

Üzülüyorum sukut ediyorum

Kalbimin lekelerimden kurtulamadan hayata veda ediyorum

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Hüzün kokan soluklar, ağlayan lahzalar!

 

75414026_14.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne zaman bir mahzun görsem

İçine düştüğü vaktin şahitliğinde nefeslensem

Bin bir halin deruniliğinde gezinsem, o an umutla dirilsem

Yüreğimin gözyaşlarını avuçlarına versem, tebessüm etmeyi becersem

 

 

Gezinirim sokakların hicranında

Meskun kalmış masumların dinmeyen umutlarında

Vakt-i saatin sabır zerkeden devranında, içimde ki buruklukla

İçimi titreten buğunun efkarıyla, lal olmuş bir vicdanın figan eden ahıyla

 

 

Ruhum ne kadar sessiz ve hissiz

Kalbim şehretmeye muktedir olmayan aşk-ı kimsesiz

Arifin zikri neden fikretmeye kapı aralamayan sahipsiz, feyzsiz

Açılmayan kapılar lahzalara inat nefessiz, bin hüzün ile neden dirliksiz

 

 

Yapmacık edalar kuşattı etrafı

İlm-i siyaset diye atfediliyor şadanı ve hezeyanları

Menfaat uğruna ruhundan vazgeçen insanı, kalbine ilişmeyen efkarı

Sual etmekteyim fikreden ve dirilmeye umutla bakan ulvi aşk inkılabın

 

 

Bir vakit nezarete atmışlardı

Ne kadar uğraşsamda dinlememek adına karar vardı

O yıllar ne kadar acı zerkeden muamma estiren zavallı bir vicdandı

Yargısız hüküm vardı, darp etmek ne kadar kolaydı, eşkıya yanımdaydı

 

 

Kime baksam, öyle yakınlaşsam

Zemherinin yansıyan ahını içimde sessizce taşısam

İnsan denen canın meramını hiç anlamadan, zanla mahkun bıraksam

Sonra arlanmadan yüzüne bakmaya fırsatlar arasam, ruhumu unutsam

 

 

Hakim, şöyle bir yüzüme baktı

Pek yaşlı olan bir nefesti, sanki talkatin hasretindeydi

Bir el hareketiyle hükmünü verdi, hiç dinlemeye lüzüm dahi görmedi

Polis, haydi gidiyoruz dedi, evinizden yatak, yordan almalıyız ı zikretti

 

 

Nedense birden şaşırmıştım

Yüzümün kızardığını hissederek susmak zorunda kaldım

Polislerin nezaretinde anne ve babama kelam etmekten çok utandım

Bir zanlıydım, hiç suçu olmayan candım, lakin kimseye anlatamadım

 

 

Otuzdörtgün sonra çıktım

Başka bir hakim karşısına çıktım,sual etti ve ayrıldım

İdamlık ve müebbetlik mahkumlarla aynı kısımda zor şartlardaydım

Demek ki yaşanacakmış diye Rabbime sığındım, bahtım için sınavdaydım

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.10.2011 12:00
#1130

Kalbi olmayan, ruhi aşktan ari nefestir!

 

77196400_1230722651FS1xLrP.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Elbette ki bir histir

Nefsi lahzalarda ki reflekstir, aklı edepsiz kimsedir

İdraki hakikatin inşirahından uzak bir hengamedir, neye esirdir

Hesap edilen ve fakat halin itminanlığında yaşanmayan vakıanın acziyetindedir

 

 

Yürek ne içindir

Bedenin ve beynin gerekçesinde ki elzem vakittir

İhsan üzre olmadıkça, ferasetten mahrum kalınca ne gerektir

Ruhun firkati neden aşka ram olan bir enginliktir, gönül dilini ayan eden edeptir

 

 

İnsan, kul olmak

Hak ve hakikat istikametinde ki feyzde yol bulmak

Her halin farkında olarak Rabbinin rızasına boyanıp nefes olmak

Ehliyetine müdrik, aklına dirlik, niyetine halislik muvacehesince aşkta durulmak

 

 

İyilik, maksatlıdır

Riyadan ari olmak zarureti ise aslonan mantıktır

Hukuk içinde kalmak farktır,akıl ve izanla sırdaş olmak felaktır

İlmin ve ihlasın şiarıyla kul olmaya adanmak,mümmin adına en ulvi ferahlıktır

 

 

Nasıldır nefesin

Yerinde midir o takatin, aşktan uzak mıdır demin

Hiçbir vakit iradeni bırakmayan nefsin, zafiyet için bekleyen kadrin

Vaktin içinde kapını çalacak şahidin,hangi lahzasında esirsin, bilmeyecek misin

 

 

İnsan hata yapar

Af ve mağfiretine sığınarak tövbesiyle bir yaşar

Lakin vesveseler niçin zihninin perdelerinden bakar,iblis mi çıkar

Tesilim olmuş kalp, ruhunun ve vicdanının itminanlığıyla korkar ve aşka kanar

 

 

Mürit olamadım

Yaşadığım coğrafyada ki cemaatlere baktım

Nefsin hiç boş durmadığını anladım, zikreden dervişlerden utandım

Kalıbının insanı olan canlar karşısında hayıflandım,takiyeyi neden anlamadım

 

 

Hayır hasenat

Elbette ki yapılacaktır, durmayacak hayat

Lakin tahkik edilmedikçe ne zaman farkedilecek gizlenen hakikat

Ecir için yarışmak hangi vakitte ve idrakin kefilliğinde ki bekleyen bir münacaat

 

 

Boyun bükerim

Sefil halin elhak emanetçisiyim, kime ne derim

Aklının ve iradesinin azmiyle yol bulamayan nefeslere niyaz ederim

Ne kadar fakir olduğuma kananat getiririm,şekliyetten haz etmem ben neylerim

 

 

Yazmak yanmaktır

Aşkın sadrında nefesi ve ruhu arındırmaktır

Maraz zerkeden vesfelerden kurtulmak için, sevdasıyla yaşamaktır

Rabbin rızası için adanmaktır, halin vuzuhunda kalbin nazargahlığına kanmaktır

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
14.10.2011 12:26
#1131

Yeter ki dinleyin, yargısız hüküm vermeyin!

 

77196395_1214528303f3gu6JS.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yılgınlığım alıp götürmüştü

Yüksek yamaçların enginliğine hasret soluklarımı

Nihayet derin bir sessizlik kalbimi kuşatmaya başlamıştı sessizliğinde

 

Sakince düşünüyordum

Kalbi sakinliğimde sanki met ceziri yaşıyordum

Hesabı sahanlığa sererek, toprağın güzelliğinde filizlenerek okuyordum

 

Nelerin ihmal edildiğini

Ve hangi gerekçelerle alaşağı edildiğini görüyordum

Fevkalade üzülerek, çaresiz hüzün içinde nefeslenmeyi sürdürüyordum

 

Aslında yanılgılarım

Ve hatta haksız yere kalbini kırdığım ahbaplarım

Teker teker gözlerimin önünde ve hicrani nefeslerle nazar ediyorlardı

 

Annem ne kadar haklıymış

Oğlum hırsla karar verme, öncelikle bir nefeslen

Halin derinliğine nüfus etmeden ve kalbi hissedişleri görmeden gitme

 

Hesabın sahibi Cenabı Haktır

Muvazene içinde bulunması gerekende insandır

Kul kimliğinde ihsan, akılla bir farktır ve ihlâs ile yaşamak sanattır

 

Şayet düşünürsen insanlar

Mezarlarının dahi muhkem olmasını arzuluyorlar

Hattı zatında kalbi burukluk içinde nefes aldıklarını adeta unutuyorlar

 

Bir emir kulu oluyorlar

Hakka kulluk ihmal edilince ve akide bilinmeyince

Hukuk insan kimliğinde ve akıl idrak netliğinde kemale ermeyince ziyan

 

Her neyin sahibiysen yalan

Doğruları öğrendiğin dünya kimler için baki kalan

Oyalanmak ve haktan uzaklaşarak muvazeneye kavuşmak bir hayaldir

 

Ne kadar sevdiğin varsa

Şayet onlar senin kalbini hakka yaklaştırmıyorlarsa

Asla lafazanlıkla uğraşma ve kalbine yalan ve haksız lekeleri bulaştırma

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
15.10.2011 12:31
#1132

Akıl ve ruh terazisinde inşa edilir benlik!

 

34967_135499426485021_100000748942977_217085_7892036_n.jpg

 

 

 

 

 

İnsan

Akıl ve ruhun mesüliyetinde ki ittifaktır

Kalbiyle yol aldığı müddetçe Rabbine muhatap afaktır

Nefsin tezkiyesinden uzak durmayacak olan farktır, kullluk imtihanıdır

Vakit

Ruhuna biçilen ömrün hülasasıdır

Her ne kadar ihmal etse de uyarılan bir figan-ı sanadır

Ne zaman telaş içine düşse, hastalanıp nefesi kesilse boyun büken ardır

Sevdası

Bulunmayan can, nefsiyle kalandır

Mavera için endişe taşımayan buhrandır ve sancıdır

Aklı ve kalbi anlamda dünya cezbine kapılmış, zavallı bir maceradır

Nar-ı aşk

Ruhun ve aklın şehrettiği inkılaptır

Arifin istikametinde ki vicdandır, dervişin zikrinde ki hardır

İlimsiz fikretmek ne kadar makul olan bir buhrandır,idrak niye vardır

Su, hayattır

Aklın ve kalbin ram olduğu aşktır

Rahmetin ve mağfiretin hissiyata açılan inşirah cenahıdır

İnfak ve ihsan ancak ruh ve kalp adına sevdadır, nefsin kurutan ardır

Kitab-ı aşk

Yolun ve yalnızlığın vicdanıdır

İnsanlık adına istikamet gösteren vuslattır, kalp için şarttır

Fikretmeye naçar olan insan, nasıl hak ve hukuku onsuz yaşayacaktır

Müddet-i nefes

Ruhun fanilikte ki ahdidir

Akıl ve iraden bakımından tanzim edilmiş lütfu inayettir

Lahza içinde ki hidayet ve vuslatın şehredildiği hakikatin şahididir

Aşk-ı ölüm

Ruhu felaha erdiren emirdir

Mizan fırsatı bahşeden zarafettir, hülasa adına edeptir

Hissetmeye müdrik olmayan bir insan, beşerlikte ısrar eden zadedir

Rızk ve açlık

Kulluğun şiarında ki nazardır

Akıl ve ameğin nispetinde bahtına açılan kapıdır

Bela musübet adına adanmayacak fırsattır, nefsin cazbettiği ardır

Hesap ve mühlet

Rahman ve rahim olan Rabbin halindendir

Dilediğine kadar, niyetin samimiyeti ne kadarsa aşka açıktır

Mağfiret sahibi zülmemeyi sevmeyen sevda farkıyla ancak kul aramaktadır

Mustafa CİLASUN

 

Dil susar, gönül yazar, an şahitlik yapar!

 

39189_137627089605588_100000748942977_225777_3668011_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hissiyatın

Kuşatan o makûs terennümüyle

Sabır düğümlerinin zemheriyi bekleyecek kanaatiyle

 

Kalbi kilerinde

Zihni muvazenende demlenen

Umut içinde filizlenen düşlerin muhayyilesiyle her dem

 

Tuval üzerine

Fırçaların raks eden suhuletiyle

İç hıçkırıkların bir bir çıkıyordu ve sancıyla gün yüzüne

 

Sen her ne kadar

Bir kelam etmeden dirliğe ersende

Resmettiğin meram anlatıyor her şeyi zarif güzelliğinde

 

Halini anlamak

Yıllara sâri suskunluğuna uzanmak

Gönül yelpazende sana ram olmak hicranınla barışmak hoş

 

Gün sakince çekiliyor

Güneş halindeki ahvaliyle kalıyor

Aşk hala anlaşılmıyor hangi hakikatle kalbi inkişafı biliyor

 

Kararan havada

Nükseden sancıların çardağında

Şayet bir şafak aydınlığı olacaksa, ölüm hakkıyla nurlaşa

 

Hal korkuya muttalise

Umudun solgunluğu kalbe sudur edince

Zaman durmadan anlatacak, an sende kalacaksa ne olacak

 

Hasredilen enler

Haysiyetten azadeleşen benlikler

Mütemadiyen artan kalbi lekeler, hüzün nağmesinde şevkler

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
17.10.2011 11:59
#1133

Şehretmek ne kabil, kalbim evet, fakir!

 

75645424_1258559221HtM4kWX.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne vakit

Sükunetin lahzasında nefeslensem

Derlenen figanımla hemhal edip acziyetime versem

Yalnızlığın sahrasında sessizce gesinsem, gözyaşımı serdetsem

 

 

İçimi titreten

Tenim ter içinde bu kadar bizar iken

Hiç ses gelmez firkatten, yadımın nefes-i ülfetinden

Gam nedense çekilmez sinemden, büyük dalgalar vurur birden

 

 

Hasret figan

Hayret ettiriyor geçmeyen zaman

Ne şevkim var, ne sürur içimde vuslattı yaşatır hicran

Hangi lahzada umut var, vuran sancılar bir ömür dağlar ey yar

 

 

Kime derim

Nasıl bir halin içinde inlerim

Sabrı terennüm ederim, kanaatte burukluk ar neyleyim

Kalbimin sahibine iltica ederim, hıçkırıklarımı sessizce söylerim

 

 

Kalpte hicran

Zihni derdest eden bin hüzünle zaman

İçime buse koyan nasıl bir furkan, hasretin vicdanı kan

Gözlerimden akıyor buhran,nefesimi dağlıyor beklediğim viran

 

 

Ne söyledim

Hangi vakitte bilmem üzülmeni diledim

Niçin umman misali yüreğime hüzün ektin ve sukut ettin

Şehrine malik olmadığım halin sevdasıyla artık bir divaneyim

 

 

Kapın kapalı

Kalbin nasıl bir umudun lahzasında saklı

Vicdanın neden inşa etmez bir sancı, halin niçin esrarlı

Umut nasıl dinmez bir acı, her lahzasında bekletiyor bu vicdanı

 

 

Hiç ses yok

Her an sineme saplanır gizlediğin her ok

Sazın telinde, sazendenin vecdinde, hüzün akar kork

Dile gelmeyen figanlar, yüreği dağlayan ağıtlar sahipsizliği yok

 

 

Her nefes

Ruhi ve kalbi olan herkes umuduyla yaşar

Bahtın lehçesi ancak ilmin ve ihsanın farkıyla gönlü aralar

İrade sahibi malikine teslim olmazsa şayet ey yar, figanlar yakar

 

 

Zafiyet niye ar

Vicdan sahibi hiç hesapsız yaşar mı yar

Gönlün kitabı var, açık denizler misali hicranla ruha akar

Akıl ve izan mizan için iradene bakar, hevesler ukte yaşatır heran

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.10.2011 12:32
#1134

Ne söylesem, hicranın vakarında nefeslensem!

 

75645386_1208664188XzLCEPD.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ruhumun

Hicranı bilmem dinecek mi

Hastalığım nüksedip hasreti neticelendirecek mi

 

Ölüm

Ne vakit ziyaret edecek

Kalbimin hüznüne refakat edip sürur mu verecek

 

Yaşamak

Çileyle haşr olmak mı demek

Aşkı dillendirmek, halde sefilleşmek kimlere şevk

 

Fakirliğime

Vaaz ettiğim kanaatimle

Sabrım şahmeran eşliğinde hani muhabbet nerede

 

Düşünmek

Ehli halin zenginliğinde

Kalbim yalnızlığın kadrinde, çareler gayretin elinde

 

Nasibim

Külli iradenin hükmünde

Cüzi irade mukallit kimliğimin aczinde ruh seyrinde

 

Hasretim

Görünmeyen dili hazanda

Marazlar mütemadiyen yanı başımda, karalar harda

 

Talihim

Feleğin müddet sayfasında

Aşksız yaşamak nasıl yaşamaksa hissetmiyor nasıl olsa

 

Yemek içmek

Safi murat olunca cana

Mahlûkat semahında, aşk hadsizliktir anlayan her kana

 

Farkım

Merak konusu olunca

Yanarım yalnızlığıma, halimi anlamayan açacak bahara

 

Kanım

Kendi seyrinde bir hilkatse

Kalbim serencamında hissiz hasret koklayacaksa anmak

 

Hale çekilmek

Bilmem ki söylenmek ne demek

Hastalığımla ilelebet, talihimde her daim solgundur renk

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
18.10.2011 12:38
#1135

Sinemde korkum ar, ruhum senindir yar!

 

75645394_1216737769QqK9esa.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinlemeliyim

Tereddüt etmeden gönlümü hasretmeliyim

Vicdanımı şiar edinmeliyim, işaret taşlarını gönlümde yeşertmeliyim

Sürelerin kimliklerinde nefeslenmeliyim, aidiyetimin hakkını teslim eylemeliyim

 

 

Endişem dinmez

Şüphe edilmeden tahkike niye erişilmez

Akıl, ferasetindir, idrak ruhun vecdidir söyle neden aşkıyla yürünmez

Kul olmak için nefsi zafiyetlerden bilmem ki niye geçilmez,ihsanı da fark edilmez

 

 

Yılların ahı var

Naçar kalmak, umutsuzluk mudur ey yar

İçimde dinmek bilmeyen hangi direnişten söz etsem sevdası mı solar

Gözyaşlarım sessizce akar, kalbime nazar eden Rabbim halimi en iyi anlayan yar

 

 

Ezanlar mahzun

Yapılan camiler şimdilerde çok suskun

Gönüller keşfedilmiyor, ihsan üzre şecaat arzedilemiyor,kim düzgün

Heyecan arayan nefisler adeta deli dizgin, edepten sıyrılmış nefesler mi çok üzgün

 

 

Ne vakit sussam

Sinemde biriken ruhumun hicran damlalarına sessizce kansam

Nazar edenlerin kadrinde bir mana olsam, sevdasına meftun olduğuma kansam

Vecdiyle sırılsıklam olsam, umutların kanatlarında aşkın lahzasında bir durulsam

 

 

Taatim çok fersiz

Bilgi ve izanım mı yoksa yetersiz, sersefil kimdir söyle habersiz

Yaşamak adına koşturanlar niçin aşkın firkati için vakti ihmal eden ensiz

İnkişaf hangi vesileyle bedelsiz,hidayet kimlerin nasibi için umutta yaşayan nergiz

 

 

Gönül umuttur

Ancak onunla yaşayan, sevdasını içinde yaşatan bir korkudur

Umudu kuruyan bir yürekte ne bulunur, asabiyet ve cehalette aşk mı sorulur

Feda olmak vecdi umutla nur olur, her şehadetin şerabında vuslat hakkla buluşur

 

 

Rabbim acizim

Nefsi lekelerimle ve hevesimle ne kadar mahçup bir nefesim

Ancak dinmeyen gözyaşlarımla,ruhumun figanıyla sana açılan bir densizim

Rahmetin ve mağfiretine iltica edecek cesareti bahşeden ülfetinle kapında ki acızim

 

 

Efendim derken

Rabbimi ve yegane sahibimi teslim eder ve zikrederken

Zişan-ı Ekremden ve müctebay-ı Mustafaya da atfen söylediğimi aşikar eylerim

Onun yüzü suyu hürmetine rahmetin tecellisinden nasiptar olduğumuzu da bilirim

 

 

Edebin gereği

Hilmin enginliğinde ki boyun büküşten söz ederim

Enaniyetin zerresinden azat olmak için kimden devasını beklerim, sual eylerim

Hamasi nutuklardan haz etmem, yargısız hüküm verenleri görmezden hiç gelmem

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
19.10.2011 11:56
#1136

Eskimeyen izler yadıyla ve hicranıyla!

 

75250327_3.jpg

 

 

 

 

 

 

Hayli zamandır

Niyetleniyordum yazmaya ve anlatmaya

Sinemde depreşen sancıların figanıyla,küllenmeyen harıyla

Ruhumu firkate salan ah u zarın nidasıyla, gözyaşları yakamı bırakmaz nasılsa

Endişem vardı

Nihayetinde yıllar içimde biten zamandı

Feryadım duyulmayacak mıydı, yoksa geri dönecek mektup hicrandı

Kanayan bir yara olunca, müddet-i nefes hüzün yaşatan acı zerkeden bir ahı vardı

Önce düşündüm

Geçmişin izlerine sessizce nazar ettim

Naif ve sukunetli kalbini hiç üzmemiştim, lakin yine de naçar olan bendim

Dil susunca, gözler boşluğa bakınca, gönülde burukluk başlayınca evet, çekildim

Nasıl söylerdim

Asabiyet içinde nefeslenen canı görmez miydim

Sen asla vazgeçemezdin, en kutsallarım derdin,ister istemez sukut ettim

Nedenlerine inmeni çok bekledim,şecaat ve korkuyla bedelleşmeni niye bekledim

Bıraktığın gibiyim

Halini cezbeden nazarın resminde avareyim

Tefekkür ettikçe mecnuna hep hak veririm, davasından geçmez imrenirim

Lakin bahtım için sabırla irkilirim, çünki iraden senin, tercihin olmuştur kaderin

Sokaklar suskun

Yapraklar ferini terk ediyor, kalbime sesleniyor

Ruhum hala direniyor, nefesim bazen kesilse de bir umut içinde bekliyor

Her ne hikmetse firkatin nidası işitilmiyor,sessizliğin çaresiz boynumu büküyor

Olsun, sen üzülme

Nefesin keder içinde bizar olmasın, sürur seninle

Dilerim ki kalbi kanaatin şevkine düçar olmuştur, umutların kanatlanmıştır

Yeter ki burukluk yaşama kalbinde, hasretin sancısı bulunmasın o ülfetli sinende

En son nameni okudum

Sessizce ve hicranla kokladım yine ümit içinde

Var ettiğin sevgi hala içimde,dinmeyen hicran sanki bahtımın nağmesinde

Hangi kitabı okusam, sayfalarında kaybolup diyarların insicamını yaşasam bile

Neyleyim ki hal böyle

Yıllara sari yalnızlığım ruhumun mevkiinde

Gözlerin her zaman kapansa yine, kalbim ağlıyor sen hiç bilmesende

Yazıyor kalem, yazdıranın hükmünde, ruhum ve gönlüm sanki hala bal seninle

Olsun kederlenme

Nasılsa duymayacaksın hissiyatımı yine

Hazan ne kadar güzel resmediyor ruhumdan ilzam olan ukteler sinemde

Sessiz kalmak, kanaat içinde yanmak, sabırla boyanıp hüzünle yaşamak azmiyle

Mustafa CİLASUN

MU
19.10.2011 12:56
#1137

Endişe et ama, şüpheyle süründürme!

 

75250329_5.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Oysa sen

Ne kadar masum bir nefestin

Her vakit teslimiyetin payesinde ki en nadide değerdin

Yıllar adeta içinde büyüdü, zanlar sineni bürüdü, söyle niçin mahkum edersin

 

 

Zan hak mı

Kasygı ve tasalara ruhun muhtaç mı

Kalbin yılgın sayfalar misali solgun ve şevke aç mı

Neden gamı sinende büyütürsün, korkuların kalesi olmak için çok azimlisin

 

 

Telakki nerde

An sesleniyor, zaman geçiyor görsene

Bir lokma ekmeği zehir etmek hak ve hukukun mu söyle

Yaşayan ölü misali ruhu ve kalbi yıldırmak niye, aktimiz böyle mi saul etsene

 

 

Sen aklıma geldilçe

Bir irkilme üşüşüyor nedense birden bire

Mahkum eden gözlerin içime girdikçe, yaşamak reva oluyor halimde

Nisa kimliği bu kadar acımasız olurmuş, emanet olduğunu unuturmuş kalp niye

 

 

Kuytu bir köşem var

Fırsat buldukça derslerime çalışırım ey har

Söyle kime bir zararım var, her tasarrufum elinde değil mi ey ihmal

Başımı alıp gitsem ne yazar, derd-i gamım içimde kanayan yara artık, o an bir ar

 

 

Bağlı bir kedi misaliyim

İşime gider gelirim, ne istenmişte temin ederim

Gücüm nispetinde neyim varsa sarfeder, gelecek ayın maaşını beklerim

Yetinilmez yinede neyleyim, hergün okuduğu kitap hatırına sukut eylemekteyim

 

 

Neden tahkik etmez derim

Anlamadan amel ne kadar evladır merak ederim

Gezmeye gelince seyyah misali çelebilik başladı yine kalbim neyleyim

Edebin vuzuhunda inşirak dilerim, masumluk adına ekabirliği takiye addederim

 

 

Kıskançlık evet, olmalı

Lakin hak ve hukuka göre bir hakikat aranmalı

Köle yapmak için insanlıktan çılıkmamalı,şuur muvazenesi bozulmamalı

Asabiyet içinde yol almak için rekabete asla soyunmamalı,niye ihlal sorgulanmalı

 

 

Ey Rabbim sen bilirsin

Her halin ve ruhun sahibi elbette ki sensin

Sabretmek, zülme ses çıkartmadan muhabbet nasıl mümkün, bilensin

Bir çıkış yolu göster, kalbime serinlik ver, izanıma ve aklıma mukayyetimi göster

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
20.10.2011 12:38
#1138

Hicranım var yar, masum nefes ne yapar!

 

3ab3a13a.jpg

 

 

 

 

 

Bir umutla çıkılmıştı yola

Kalbi kanaatler etmişlerdi hüzün içinde dua

Yol belli, ümit çileli, feda olmak ülfetin en bariz rengi yeter ki kul ola

Bahtın kitabı böyle hüzün içinde okuna, kanayan yüreklere sabırla taş basıla

Millet, en metin olan devlet

Namertten sual mi edilir ey ruhunda şevki eksilmeyen bent

Satılmış köpekler her tarafta, şer olan canlar en yakın ve ortalıkta, kime dert

Acziyet içine düşmemiz bekleniyor, tefrika içinde olmamız dileniyor ey aziz millet

Dediseler hiç eksilir mi

İblis var oldukça endişesiz nefes, ruhumuza şevk verir mi

İmtihanın halinden ve nevinden söz edilir mi, beklenen kader hiç ötelenir mi

Sabır bir direniş ve silkiniştir, böyle necip millet için tefkkür etmek vakti değil mi

Devleti devlet yapan kimdir

Satılmış soluklar zaten bilinmektedir, kanaat milletindir

Devletin ali menfaati için hangi nefes şüphe içindedir,birlik için sabır gerekir

Bölüp parçalara ayırmak kimlerin gizli niyetlerinde beklemektedir, hak ülviyettir

Kelam içimde düğümleniyor

Her ne murat etsem gözyaşlarım dinmiyor, titretiyor

Metin olmak gerekiyor, şeref sahibi olmak için daha kimler sırasını bekliyor

Nifak eken, terör estiren, güya korkuya kapılmamızı bekleyen sefiller rezilleşiyor

Düşünürüm annenin halini

Yanan o müşfik yüreğini, gönlünü parçalayan ümitlerini

Mahzun babanın suskun melalini, tüylerimi diken haline getiren kalleşliği

Haber alan her nefesi, içine düştükleri dramatik mezalimi,lanet eden o nefesleri

Sanki bir acziyet var kollukta

İstikbarat yılların bozgunluğunda ayakta durmak için kalınca

Çaka satan apoletliler şekliyete kapılıp enaniyetleriyle futursuz etrafta dolaşınca

İçim acıyor var olan ateş çıktıkça, hergün hüzün içinde askerlerin figanı duyulunca

Nice nefesler sahipsiz kaldı

Sahipten ümit, en yakın olan feryattı, can içinde yaşayan candı

Ne büyük hüzün Yarabbi şer güçler neden böyle ivme kazandı,kayıp olan farktı

İzan ve akıl devletin en üst seviyesinde ki neferslerin dramıydı,aşk ne kutlu fırsattı

Şehadet şerbetini için kazandı

Milleti için cephede feda olanlar umutlarıyla var olan kandı

İnsan nihayeti olan furkandı, nasip vakti kalplerin sultanı olan Cenabı Haktı

Sabretmek dilenen bir nardı, yüreğine basan maverası için adanan nice insanlardı

Mustafa CİLASUN

MU
20.10.2011 12:40
#1139

Vaktin tecellisi ve nihayetin izlerindeyken!

 

a3802b79.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne sanıyorsun

Yılların eritemediği hasreti

Sancılar içinde çekilen nefesleri

Tarumar olan hislerimi terennüm ederken

 

Geceden gündüze

Akan zamanı demlerken

Dinmeyen hüznümü göğüslerken

Vaktin tecellisinde nihayetin izlerindeyken

 

Sen geliyorsun aklıma

Zihnim karma karışık olsa da

Kalbim asırların solgunluğuna maruzsa

Ruhum insicamında Hakk diyorsa hak getire

 

Toprağın neminde

Nüveleşen, tohumun umuduna

Hasredilen, düşlerin ülkesinde gizlenen

Hasreti çekilen, özlemi nemlendiren nerdesin

 

Bir selam olsun

Vermeye içtinap edersin

Niyazlarımın en müstesna yerindesin

Sinemde solmayan bir gülsün hissettiğim sensin

 

Kalbimdesin

Gün görmeyen melalin rengisin

Halime haz bahşeden suhuletli tefekkürsün

Ülfetimsin, süruru mekânımsın tek aşk sayfamsın

 

Anlamlandıransın

Düşünceme şevk katan bahtiyarsın

Hissiyatın baharında Zümrüdüankasın iyi ki varsın

Yıllar bizar bıraksa da, hasretin dağlasa da sevdasın

 

Umudun sağanağı

Nasibin mutlaklığı olsa da aşksın

Nazı müstesnasın, haz için hep varsın

Kanım aktığı sürece gönlümün tahtısın baharı hazzın

 

Ayrılığın olmayacağı

Serzenişin solunmadığı farksın

Berraklığın kadrinde teneffüs edilen aşksın

Her halükarda kıvancımsın ve sahifelerde romanımsın

 

Mısralarımda gizlediğim

Şiirlerimde derlediğim muhakkaksın

Şarkımın nakaratı, sazımın bam teli, neyimin nefesi

Gözyaşlarımın adresi, suskunluğumun da muvazenesisin

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
21.10.2011 12:25
#1140

Renksiz nefes,akılsız his, kalpsiz dil!

 

5618420_1c573_20e0e792_XL.jpg

 

 

 

 

 

 

 

Çürüyen bir beden

Bedbin ve şevksiz en, hırs ve tamaha gönül veren

Kepazeliği resmeden, insanlık adına suç işleyen,hadsizlik eden

En şedit halin kitabını gönüllere eken, en haris düşman misali satılmış onca ten

Gün kararır ve açar

İnsan kalbi bakımdan muhatap alınan bir nazar

Ruhundan vazgeçen can, nasıl bir amaç için insanlığa kıyar

Kan akar, bedenlerden barut kokar, şehadet nasibin lütfudur, ey hadsiz nazar

İhtar sinelerden çıkar

Hal lal olunca, ruh ibretle hakikat ramına koşar

Akıl ve izandan nasipsiz olan soluklar, üç kuruşa satılmış kanlar

Ha leş misali, ha serkeşin hali, çöplükten medet umar, umutsuz olan soluklar

Hangi dolapta kitlisin

Ruhunu esir etmiş nasıl bir kepasesin ve ensin

Mahkumun umutsuz resmi gibisin, suskun duvarların halindesin

Taşlaşmış bir yüreğe kim itibar etsin, vicdanını terek etmiş sahranın misalisin

İnsana benziyorlardı

An be an içimizde yaşayan soluklardı, acıydı

Tefrika olmasın diye göze alınan an mıydı,canlara kıyan yamyamlardı

Kendini katleden hiç insan olur muydu, akıl ve ruh ehliyete muhatapta bulunurdu

Umutlar hiç solmadı

Solmayacak olan ruhun firkatinde ki aşktı

Hasret her zaman gönüllerde yaşayan en zarif bir sultan-ı taht ve andtı

Kör nazarlar, işitmeyen kulaklar, gönlü kapalı akıllar, nefsinde ki zaaflar hicrandı

Her hastalığın rengi

Şehrine malik olunan ameliyesi farktır

Farkı fark etmeyecek kadar hasta olan can, ne kadar aşka muhtactır

Emelin ifradı kalbi karartır,izandan yoksun kalmak ise karanlığın hüzün tacıdır

Nice Mehmetler yetişir

Hiç üç beş çulsuza prim mi verilir, ne denir

Aidiyetinden habersiz olan nasıl bir halin resmidir, dili ne zehirdir

İnsan, ancak bu kadar şedit ve canidir, katletmek adına hesaba giren fanidir

Ey Rabbim maliksin

Mühlet veren, iradesini bahşeden sensin

Yattığın insanın nefsini şehreden ve niyetini yalnızca yakınen bilensin

Sen sırrına vakıf olmadığımız hakikatlerin sahibisin, sabrı tavsiye eden Rahimsin

Gönlümüzü teskin eyle

Metanet ve azimle vahdete ram olmamızı kalbimize nasibeyle

Bizler bilemeyiz, akıl sır erdiremeyiz, batın olana erişemeyiz,aşka eriştir vesileyle

Senden gayrısı yok, mizan içimizde saklı olan bir ok, lütfunla o rahmetini esirgeme

Mustafa CİLASUN

MU
22.10.2011 15:34
#1141

Dil kurur, göz bakar, ruh kadrine kanar!

 

 

Ne söylense

Akıl ve sırra erişmek için umutla beklense

Her lahzanın şevkiyle gönül ihsanı dile gelse ve hasredilse

Hiç kimseye buğuz edilmeden, halin dilinden aşkın firkatiyle bir yol görünse

 

İnsan ihsandır

Kulluğun inşası için umut içinde ki candır

Vuslat niye en müthiş heyecandır, akıl sahibi için sınavdır

İradi olmak haktır, farkı fark etmeyen ve bizar olan zavallı bir insandır

 

Mizanı şehreyle

Nefsinin zerk ettiği ne varsa tahkik eyle

Zafiyetlere sakın meyletme, umutsuz olmak için cehdetme

Rahmet ve mağfiretin sahibinden kat a yüz çevirme, vicdanını iyi dinle

 

Sabinin feryadı

Anne yüreğini dağlar ve gözyaşı akar

Baba vakar içinde neticeyi anlamak için sessizce bakar

Gönlünün feryadını bastırmak adına, sebat eylemeyi edebi hali sayar

 

Mahzun soluk

İçinde beslediği umutlar ne kadar soluk

El değmemiş burukluklar ne derin içli bir suskunluk

Sabır içinde diriliş ve silkiniş şevkin pervazlarında ki ulvi konuk

 

Tenler eriyor

Bedenler paramparça ediliyor, seyrediliyor

Arlanmak kimler için en nadide nutuk, kim hakikati gözetiyor

Geçmiş zaman sükûnet içinde sesleniyor, ibretler önümüze seriliyor

 

Akıl duruyor

İzan sanki çaresizliğe mahkûm ediliyor

Peki, ruh hangi vicdanın senasında inliyor ve anı bekliyor

Yaşanmayan aşk nasıl dillerde geziyor, hal libassız resmediliyor

 

Ey Rabbim

Yalnız senden yardım diler ve bekleriz

İradi olmaya kadir olmayan azmimizin mahcubiyetiyle ağlarız

Zamanın içinde yanan ve dağlanan canız, ne vakit el açsak muhtacız

 

Sevda sanki yitik

Buğuz edilen ve lanetlenen sanki bizlerdik

Tefrika içinde lime lime edilmeye yüz tutan milis derdindeydik

Hangi dilin rengine girdik, kalbi olmaktan arîleştik, elhak iltica ettik

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.10.2011 12:58
#1142

Susturan zaman, sinemi titreten an!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nefes naif bir ülfettir

Müddeti içinde ki bedeldir, taktir-i ilahi sual eyleyendir

İradi olmak, kalbi be ruhi anlamda yol bulmak illaki nasibin gereğidir

Ceht ve merak umut ile ilintilidir, niyetin vuzuha erişmesi ihlasın suhuletindedir

 

 

İnsan,inanmalıdır

Hak ve hakikatin ramıyla bir yol bulmalıdır,ihtiyactır

Hiçbir emeğin karşılığı neticesiz kalmamaktadır,dilenen neyse zamandır

Vakt-i saati adına hicranın ve sabrın pervazlarında ki suskun kalan bir nazardır

 

 

Ne zaman sussam

Sessizce etrafımda koşturanların haline baka kalsam

Sinelerinde ki suskun umutların şevkiyle buluşmaları için çaba harcasam

İhsan adına hakikatin firkatiyle durulsam, nefsi lekelerimden sessizce kurtulsam

 

 

Rabbim sevendir

Sevginin bizzat dili ve ahanğinden südur eden ülfettir

Gönül erbabı için vazgeçilmeyen serdir,muhabbetin şiarından demdir

Hak ve hakikat adına trenttir,ruhun ve kalbin ilzamından nükseden naif esindir

 

 

Seven hak olunca

Sevilene sakın hor ve hakir bir niyetle asla bakma

Akıbetin ne olacağı haline ayan olmayınca, tekebbüre sakın ha kapılma

İyilik için usanma,nefsine iltifat etmek için yarışma,idrakinle aşkın alini anlasana

 

 

Sesginin dilini öğren

Şefkatin ve rahmetin niçin bahşedildiğini gören

Henüz kulağı işiten,gözleri fark eden, dizlerinden takati kesilmeyen

Kalbinde derlediği umutlarla Rabbine iltica eden kim varsa, kaçınma hemen öğren

 

 

Şayet bilmiyorsan

Çocuğun haline nazar et ve hilkatini anbean tanı

Seni yaratan Rabbinin en bariz olan furkanını, içinde bekleyen tufanı

Nur olmak için vakfedilen ecir ve ihsanı,insanı kul yaptıran aşkın sevda farkını

 

 

Başaklar boy verirler

Ancak içi dolunca boyunlarını edeple bükerler

Kime nasip olacak, rızkın taksiminden hangi nefesin kursağına akacak

Bir nur olmak için vesilelerin umuduyla şahlanıp, hakikat didarında yaşayacak

 

 

Tohumu merak et, unutma

Yağmur damlasını hasretle bekleyen toprağın merakı sanma

Ol hükmüyle yon alır aşk, asla nefsin ve mizacın tekebbürüne bulaştırma

Hürriyet ancak kul olmakla anlamına kavuşur, yakinen sorgula, kölelik yapma

 

 

En çok andığın ne varsa

Kalbin ve zihnin her halinde yaşayan bir sancının harıysa

Kalbini ve izanını Rabbine yakınlaştırmuyorsa, hammalı olmak için uğraşma

Ecel lahzanın aşkıdır, ruhun vuzuha erişmesi için komuttur, sakın ha ihmale alma

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
23.10.2011 12:59
#1143

Akıl geneldir, fark etmek izanın ilham payesidir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne tuhaf

Bir anlayıştır ki kâhinciliğe bakış

Derlerdi ki

dincilerden çıkar hep bu anlayış

 

Onlar

dar kafalı,

çember sakallı bir bağnaz

Vur abalıya

nasıl olsa asla ses çıkartamaz

 

Yıldız Falcılığı,

burç hokkabazlığı revaçta

Bırakın yaşayanı,

ölen ruhlar çağrılmakta

 

Gariptir ki

kimi beşer kalanlar

inanallarla uğraşmakta

Dinene saldırmakta,

açıktan şirki savunmakta

 

Derler ki

Öncelikle bizde

lailahe diyoruz işte

Bilselerdi ki

bu ne demekti, hiç derler miydi?

 

Yoktur

Hiçbir ilah,

put yalnızca illahlah vardı

O sadece bir olan Allah’tı, münezzeh olandı

 

O kâinatın

Hâkimiydi,

sistemlerin banisiydi

Arzı haklkeden eden Rabbil alemindi

 

Her zerrenin

Banisi,

insanın da tek sahibiydi

Tüm övgüler ona aitti,

o yalnız tek yaratandı

 

Mukallitler

Garip ki,

beyni bıraktı kafaya aktı

Asla yanmazdım

her hangi bir şey bulsalardı

 

Kaygıydı,

Zandı, korkuyorlardı

bir ön yargıydı

Buna rağmen saldırıyor,

acımasız karalıyorlardı

 

Bire gafil

Ne olur bir düşün,

darbeler nedendi

Demokrasi

çığırtkanlığı yaparlar nerelerdeydi

 

Sıkıyönetim

Olmasına rağmen hep kan revan

Seyredenler

sefa sürenler

müstekbirleşen uşaklardı

 

Sen, hala

Asabiyetle

hamaseti davet ediyorsun

Dünya âlemi

güldürüyorsun sen ne yapıyorsun

 

Yok, mu hiç

Vicdanın,

analık yanın kalan şefkatin

Tefekkür denen

yüce mefkûreden birden sıyrıldın

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
24.10.2011 12:30
#1144

Kalbi olan hisseder,edeple kal eyler!

 

95703dunesbeachhalfmoonxs3.jpg

 

 

 

 

 

Zaman çıkıyor karşıma

Her lahzasında düşünmem için sanki icbar ediyor

Akıl ne için vardır diyor, izan gönül için ser değil midir diye söylüyor

Hesabın çehresinde yol almak gerekiyor, nefsi zafiyetler irademe hucum ediyor

Bilinmeyen sırdır yar

Aşikar olan her kalp, sanki sineme hüzün koyar

Hata ve yanlışlar neden yargılanmak için, mahcubiyet içinde bakar

Söyle kortkutan nar mıdır, yoksa insanlık adına edepten kalan nazar mıdır ey yar

Ruh,nurun nazarıdır

İçinde yaşanılan zamanın, hesaba muhtaç anıdır

Mizan için nizam edilmiş farktır, akıl ve irade sahibi için vakardır

Kul olmak azim ve merakın cehdinden tebarüz edecek, nasiple bedelleşecek aşktır

Kalbin nazargahtır

Yaratan Rabbin en müstesna kıldığı bir tahttır

Bahtın ilzamı, telakki edilecek mecrası, akıl ve irade açılımı kanaattir

Fikrin ve azmin kadar niyetin mahiyeti itibarlıdır, zan ise kör kuyular misalidir

Bir rehber edin durma

Aklı ve izanı terbiye edecek kemaliyet sahibinden korkma

Zikreden ve fakat hakikatin şiarından nasiplenmeyenin nasihatlarına kanma

Hinlik yapan her kim varsa, kandıran şahsiyet nefsi adına yarışıyorsa yakınlaşma

Kalbine kerih olan var ya

Ruhunun bizarlığı gün gibi ortaya çıkınca,hiç oyalanma

Seni senden kopartan melanet adına her versile ulufedir, kandırılan olma

Öncelikle bir hesabın lahzasında soluklanmayı unutma, dilbazla gönlünü karatma

Güven ancak şuurla olur

İdrakin ve aklın eminliğinde kanaat adına sonuçtur

İlmin sadrına teslim olduğun nispette cehalet yaşamazsın, zan niçin korkunçtur

Nefsi refleksler, hissiyata galip gelen farklar, akıl ve izandan yoksun olan sonuçtur

Ne zaman aşkı zikretsem

Hasretiyle kal etmeye niyetlensem, hicranıyla bedelleşsem

Firkatine erişmek için umutlarımı sessizce derlesem ve Rabbime secde etsem

Lal olan halin tavında mahcubiyetimi, hangi yüzle söylesem ve edebiyle dövünsem

Sinemi dağlayan hazandan

Sukut ettiren hicranın yakarışlarından ve hüzün yadından

İçimi titreten bir sevdanın yazdıran ve ağlatan kelamından, dinmeyen ahından

Yeskin olmaya muhtaç bir gönlün yakarışlarında ki en kalbi hardan,aşk-ı figandan

Mustafa CİLASUN

MU
24.10.2011 12:31
#1145

İzanına eriştiğim an,sinemde anlam bulan hicran!

 

post-11231-1246631726.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nedendir

bilinmez gelecek an

Kalp ikliminde

mukadder olacak çetrefilli zaman

Hevesler ruhumda vazgeçilmez hicran ve hazan

 

Dillere

pelesenk oluyor her an

Vazgeçilemiyor

kuvvet dengesinde ki hali perişan

Aşktan bahsediyor

geçen en muazzam kutlu olan heyecan

 

Âlem düşman

oluyor nasılda hezeyan

Hakkın indindedir

her türlü bahtı zaman ve o an

Ölüm benim ruhumda

mukaddesliği korunan en kutsi zaman

 

An hicranı,

zaman kalbi aşka

Sabır direniş için

teslim edilen emanetteki cana

Zahir prangalar

serencamına, eza hakka duyulan sevdaya

 

Dost halin

dirliğinde mukaddes

Post varlık

inhisarında namert için pespaye heves

Kudret membaında

fevkalade mukadder olur insan çok kez

 

Nedensiz akıl,

gerekçesiz dil

İnsan kimliğinde edep

en önemli sermayedir kefil

Ruh senin indinde bilirim

çok fakir, kalp cazibelerde sefil

 

Niyet

aslınla ilintili bilesin

Nefsin ölmeden önce

öldürecek kalbini acizsin

İdrak için neyi beklersin,

öğrenmek için ne gerekir fakirsin

 

Mezarlar

lahuti sancılardır

Mevtalar han içinde

nefesleri aklanan zamandır

Arasat kim için vaktin

ebedisinden vaaz edilen serencamdır

 

Nağmeler

hüzünlü geliyor

Sazendeler kim bilir

neler hissederek söylüyor

Hissiyat mukadderatta

tercihin intikalinde inliyor ve eriyor

 

Sorma

halimin perişanlığını

Hor kullandığım

zamanın elemli sayfalarını

Aşk için yakaran kalbi

inhisarımı ve nizam için ruhi cenahımı

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.10.2011 12:25
#1146

Tabibe ne söylesem, hicranımı ayan etmesem!

 

37710_137627312938899_100000748942977_225781_6677876_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yıllardır

kapında bekliyorum

Arzı edep ederek

hal ikliminde eriyip tükeniyorum

Kalbi fakirliğim sebebiyle

kimseye derdimin derinliğini zikretmiyor inliyorum

 

Derdin

sahibine iltica ediyorum

Kudretin asıl sahibiyle

hallenip hicranı anıyorum

Kalbimdeki solgunluğu,
ruhuma

avdet eden hüznü zemheriyle barışık yaşıyorum

 

Sen nasıl

çare bulacaksın

Kalbin perdelerinden

anlamadan ilaç mı yazacaksın

Hicranımı nasıl harman ederek

hasatın bereketiyle ruhuma öteleri anlatacaksın

 

Ölüm

korkulası bir sevda değil

Dirliğin içinde raks eden

birliğin güzelliği davet eder

Toprak kabrin safhalarında
hazzın

sırrı ve sürurun icabeti aşksız kattiyen değil

 

Sabrın

yumağından kanaat işlenir

Kalbin güzelliği idrak ile

suhulete gebe düşlerin sevincidir

Vuslat kimlerin derdiyken kıymet

irade de tercihlerin prangalarına hapsolan erktir

 

Ne olur sen

aldırma serzenişime

Divaneliğimin akseden

perdelerindeki sağanak düşlerime

Bir kulak ver tamburun hüzzam

sesine
ve kemanın tiz titizliğindeki gizemli tılsıma

 

Düşen

yapraklar ruhuma yansır

Kalbimin hicran duvarları

sancılarla vurgunlar yaşatır

Mevziler o an için aşkı anlatır,

kalbim hüzün içinde solgun nefeslerle hakkı anlatır

 

Haklısın

tabip zahirim sefil

Bilmemki şu fani dünyada

garip halime kim olacak kefil

Düşkünler safındayım, ruhi arızalar

canahındayım ve hadsiz serkeş bir hal içindeyim

 

Ezanlar

kime ne anlatıyor

Aşkın saflığından dem

vurarak uykularımı kaçırıyor

Kalbim acizliğiyle çırpınıyor, dilim

sukutun çığlıklarıyla idrakime bilsen neler anlatıyor

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
25.10.2011 12:27
#1147

İnanç ruhun aşkı,firkati ihlas sevdasıdır!

 

38769_137627349605562_100000748942977_225782_4391926_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ne dirliğimde aşk ulvi bir sevda

Ne birliğimde benliğim, ruhuma geçit veren bir süreyya

Aşkın kadrine kanmak ve onun ecriyle yanmak kul için fark olunca

Gözyaşları durmayan bir mecra,umut kalbimin didarında ki sultana ulaşınca

 

 

Hulisi halin sahibi olmak ar sa

Edebin renginde nefeslenmek ruhun hilkatinde vuslatsa

Taat ve ecir riyadan arişelen ibadet olunca, feyzin şevki bir başka

Gözler uykuya hasret kalınca, izanın her hali idrake sual sorunca murat yakında

 

 

Tesbihat, ruhun şiarında ardır

İhlas ve izana muhtaç bırakılırsa nefsilik içinde ki hardır

Akıl ve irade insana bahşedilen ne müthiş vicdandır, ati için vardır

Hesap edilmeyen fanilik içinde yeşertilen bühtandır, küllenen nar a bir itibardır

 

 

Nur ruhi mana da aydınlıktır

Nar yakan,yanmaya ihtiyaç duyan, feriyle aydınlatandır

Göz farkı, ihsan edilen ferin müddet-i icabıdır, fer alınınca karanlık ne acıdır

Duymayan kulak şimşeğin nidasına uzaktır, her sarsıntıda gizlenen aşk insanadır

 

 

Kainat, yer ve göğün tarifidir

Akıl ne kadar kifayet edecek, azim ve merak ne vakit sevk edilecektir

İnsan için tanzim edilen ne varsa, ruhun bizatihi misakında ki yadından sestir

Beşer olmaktan kurtulan insan, kalbin farkıyla hakikat için yaşayan can bilecektir

 

 

Akıl illa ki terbiye edilmelidir

Farkı fark ettirecek nispette edeple bedelleşip aşk için yürümelidir

Ne kadar bilinçe erişirse, hilmin sahrasında feda için aşkın edebine bürünmelidir

Nefsini esir ettiği müddetçe hürdür, emel uğruna, umutlarını kurutan can değildir

 

 

Evliya, aşkın halinde ki pirdir

Şehredilmek için sarf-ı nazar eden ve nefsini okşayan da değildir

Nam salmak, ün kazanmak için gayret gösteren ne kadar sefildir, edepten aridir

Oysa kalbin sahibi bellidir, misak içinde olan ruh kimindir, nefisin ne için engeldir

 

 

İki yolun tarifi var,unutma

Hak ve batıl diye tarif edilen var ya, furkan o haline makınca

Esirgediğin merak, hilkatin olan beklenen fark, iraden azmine muhtaç olunca

Akıl ve ruh bizar kalır, tercih edilen hal, atin için ibretin resmini alır, kim aldanır

 

 

Sen uyurken, ruhun uyanık

Kalbin ne kadar tarumar olmuş, kalk üşenme bir bak kime yanık

İnsan ancak kulluk farkıyla bağrı dağlanan sadık, firketiyle tutur dinmez açlık

Boşalır gözyaşları, teskin olur gönül sessizce, gecenin en bakir anının loş dirliğinde

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.10.2011 12:52
#1148

Sessizce yanayım, aşkın arında kalayım!

 

774d971a.jpg

 

 

 

 

 

 

Bilmem ki

nerden başlayayım

Halinin

bariz suhuletine

belki çok yabancıyım

Lakin sakinliğin esrarında ki

bir hancıyım ve temaşa ile duacıyım

 

 

Yıllar var ki

ne derleri bırakmıştım

Kendi ahvaliyle

hemhal olan aciz bir muradım

Kimden haddim olmayarak

ne umarım, yalnız sokakları koklarım

 

 

Gün içinde

gönlümün rüzgarındayım

Geceleri ruhumla

arkadaşlığıma öyle bakarım

Ve kalbimin sahifelerinde

muhabbeti yoklarım ve aşkı sayıklarım

 

 

Ne deyim

bilmem ki fakirliğimle

Edebe fevkalade

ihtiyaçlı kimliğimdeki sesle

Ey gönlümde mahzunluğunu

koruyan aheste, söyle hevesler nerde

 

 

Bilirim ki

merakın kertiğindesin

Zarif halinle

nefeslere fevkalade bir şevksin

Lakin ancak seni anlayan için

seferber olan cihanın en nadidesisin

 

 

Mekanlar

çok farklı olsalar da

Tınılar yüreği burkunca

ve gönül yelpazesinde aşk

İdrake kapı aralayınca,

işte o vakit çekiliyorum sessizliğime acizce

 

 

Zira

biliyorum ki farkımız çok

Ruhumdan bariz

bir şekilde tebarüz eden hal yok

Kalbim af’ın karesinde

mütemadiyen yaşıyor susuzluğunda hazzı şok

 

 

Gel artık

kertmeyle kem terliğime

Artık kafi de meramı

melalden sudur eden ahvalime

Muhabbetinin derdiyle

ve hilmin asudeliğinde sevdama temaşa eyle

 

 

Hasret

gönlünü ve muhabbetini

Toprağın bağrından

fışkıran filizlerin serencamıyla

Ve ruhunun nazar eylediği,

dur durak bilmeden temaşa ettiği hal ile

 

 

Basiretsizliğimi

Elhak bilirim ve kabul ederim

Kimseye bir şey demeden

sessizce bizar ahvalime çekilirim

Çaresiz sana niyaz eğlerim

ve muhabbetimi serdederek göçer giderim

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
26.10.2011 12:53
#1149

Hicranım sessizce ağlar!

 

5856e642.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yüreğimde

bir hiddet var

 

An be an

İçimi titreten bir nazar

 

Har,

neye yarar yar

 

Ruhuma zerkettiğin

Burukluk dağlıyor

Ey suskun nazar

 

Seni benden

Alıp koparan ne var

 

İçimden

çıkmıyor hazan

Ey ağlatan ve susan naif nar-ıar

 

Yetmedi mi yıllar

 

Sabrımı

Ve izanımı katleden

Hüzün zerkeden sancılı lahzalar

 

İçimden çıkmayan

Aklıma tutukluk yaşatan

 

Kanaati parçalayan

Ah etmem için yanan o anlar

 

Sensiz geçen

Hüzün bahşeden burukluklar

 

Kime anlatırım

Yalnızca içime kapanırım

 

Sahibime yakarırım

Kalbimi
sadece ona açarım

 

Umuda

Sessizce kanarım

 

Sinemde

demlenen ahımı

Sukut eder vaktine saklarım

 

Yadımla

Yaşamak için susarım

 

Satırlara

Kelimelerin hicranını yazarım

 

Bilir misin

 

Kitabın anlatığı

Sessizce içine alan nazarı

 

Hayret

Ettiren sevdaları

 

Firkatine

Erişen vicdanları

Ve ötelere götüren merakı

 

Ruhumda

Yaşayan dinmeyen sancıyı

Akşam sabah dillenen aşkı

 

Hakikat

İçin akan gözyaşlarını

 

Neye yaradı

Tefekkür
etmek niçin şarttı

Akıl ve izan hesabındı

 

Ruhum h
ilkatiyle

Dirlik içinde bulunmalıydı

 

Kalbim yalnızca

Sahibinin
aşkıyla yanmalıydı

 

Aşk hardan,

Nura tevessül ettiren

Bir fark olarak yaşanmalıydı

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.10.2011 11:53
#1150

Firkat serdir, sessizleşen bir kadredir!

 

301535_246120142089615_100000748942977_817638_7147391_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

El yanar,

dil yanar, ten yanar

Sevda öylemi,

niye yüreği dağlar

Alevde ki ısı,

bedende bir sıvı ne arar

Kalp bir nazargahtır,

aşk için hardır sorar

Kuşlar

aşk ile kıtaları gezerler

Balıklar,

nesiller için akara yüzerler

Develer,

çöl fırtınasını aşkla geçerler

Aşk öyle ülfettir ki,

candan vazgeçiren ser

Nasıl bir hal,

an kimi ne vakit yakalar

Gayptan

kim söz eder,

nefsi’ne bir ayar

Taleptir, hizmettir,

çiledir, metanettir ar

Gösterirsen şayet azim,

aşk gönlünde açar

Şekliyet,

enaniyet ve hatta

bir zafiyet

Bulunursa kalbin de,

aşk seni terk eder

Tövbe istiğfar,

tevhidi hakikat bir rehber

Zişanı Efendim,

maşuk için en güzel bir rehber

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
28.10.2011 11:54
#1151

Feda olsun sana bu can, firkatiyle ağlatan!

 

185267_246120422089587_100000748942977_817643_2241168_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yine

görmez oldu gözlerim

Kapanıyor artık,

kalbi sahifelerim, acziyeti neyleyim

Sabrın vechinde

dirilmeyi azim bilirim,

bahtımın vuzuhuna ne deyim

Mukadderatın

lahzasında ki can misaliyim,

hasret şadıyla sessizce nefeslenirim

 

 

Ey Rabbim,

elhak kalbim senin

Ruhuma ilga ettiğin esin,

vehmettiğin asudelerin

Hissiyatın

renklerinde sanki müşkil bir acizim,

hazan içimde neyleyim

Hangi umudun şevkiyle

nazar etmeyi bilmeyen sefilim,

hüzünle hemhal içindeyim

 

 

Ruhum

sanki sessiz bir nida

Kalbim yorulan

heveslerime nazar ediyor, elveda

Sineme sancılar zerkeden bir sevda,

müddet-i nefesi ayan eden bela

Ey Rabbim sevgi ve muhabbetin,

hasret ve firkatin

esininde yaşattığın bir aşk-ı eda

 

 

Dertlenirim,

çünki aciz nefesim

Her çilenin gölgesinde

kederlenmeyi zafiyet bilirim

Ufkumu karartan

umutsuzluğun renginden

şimdi hangi yüzle söz edeyim

Emel mi deyim,

yoksa düş mü

bilmem ki nasıl şehredeyim,

kalp senin sukut ederim

 

 

Sahralar

suya hasret bir veda

Umut,

azmin ve niyetin

vechinde anlam bulan sevda

Ruhun teslimiyeti

nasıl bir rüya, yoksa

ölmek endişesimidir dinmeyen o sena

Tüm uzvum,

bizar kalan ruhun,

zaman içinde yazılan taatlarıma

elbet edilecek veda

 

 

Beşer yaşar,

insan fikre kanar

Akıl ve izan azmin

bereketlenmesi için niye sızlar

İrade sahibi,

hesabın naibi,

ehliyetin banisine

verdihi söz için aşkına kanar

Hissetmeyen gönül ne işe yarar,

görmeyen göz

baksa sadece izanı yorar ve dağlar

 

 

Şayet

genç nefessen, usanma

Edebin rahlesinde

bekleyen mürvet var, sakın sızlanma

Diline hakim olmayan nazarın

şehrettiği mısralarla

vakit geçiripte ağlama

Mazini hiçe sayma,

atin için vakti ihmale alma,

niyetin ve azmin niye var sorgula

 

 

Nerde

bir öğrenci görsem

Duvar kenarlarında

serpilen ve edepsizleşene şahitsem

İlk heyecanlarına mı versem,

özgürlük adına mı desem,

bir sızıyla kederlensem

Ebeveynlerini sessizce yadetsem,

edepten arileşenleri

hangi izanla ah edip dinlesem

 

 

Gençlik

böyle mi olmalıydı

Sigara içimeyi

marifet mi saymalıydı,

ulu orta sıyırmalıydı

Kahkahalar atarak

utanmaktan mı uzaklaşmalıydı,

zavallı nefes kıskaçtaydı

Her halin bir çehresi var,

şahit olunan beyhude nazar,

edilen tahsil söyle neye yarar

 

 

Babalar

sanki hedefsiz

Anneler şımartmak adına

sorarım niçin hala zaviyesiz

Her istenen

ve elde edilen değer

kimler için bedelsiz,

akletmeyen aşktan nasipsiz

Nefislerine ivme kazandıran kim olursa

olsun illa ki

hadsiz ve idrakten arileşen his

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
29.10.2011 12:01
#1152

Seveceksen şayet can-ı gönülden sev!

 

30248_125347914154796_123011597721761_208244_5471881_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Farkına ram ol izanının

Ruhundan

ilzam eden idrak ve akıl senasının

Bedeline hazır olmadığın

ve dem ine fırsat bulmadığın serencamın

Fersizleşir o vakit umutların,

ilhamdan yoksunlarış duyguların, yakarışların

Sessiz akan gözyaşlarının

 

 

An, ayettir

Zamanın sahibinden gelen serhattir

Beşer, henüz irşada muhtaçtır

İnsan, akıl ve izanıyla farka ulaşan ferasettir

Kalbin lisanı bakir olan dirliktir

Gönül birliğine davet eden nicelik ve niteliktir

Şair, edebin bekcisidir

Nezaket ve naiflik konusunda tavizzsiz nöbetcidir

 

 

Ne vakit hüzünlensen

İçine kapanan bir yürek misali sukut etsen

Serdetmeye muhtaç olduğun

Hicranın kanatlarında umutlandığın

Kimi zaman buruklaştığın

Her gece sancısıyla sabahladığın

Bir muştunun şadı ol

Esir eden korkulardan arileşen kul ol

 

 

Her nefesin uktesi ardır

Sinesinde demlediği sessiz bahardır

Hesabın arefesinde ki hazandır

Yorgun heveslerin dramıdır

Hasret ve firkatin en bakir yadıdır

Eskitemediği zamanın tutsağıdır

Bir tebessüm içinde anlamlaşan fırsattır

Aşk, nefse değil, ruha seslenen bir nidadır

 

 

Çark et, hesapsız düşlerinden

Hülyasında gezindiğin serzenişlerden

İçini titreten hüznün bam telinden

Gözyaşlarını davet eden kederden

Kimi zaman asileştiren, cüret ettiren hardan

Ruhun illa ki kendi seyrinde yol alıyor

Sen farketsen de, izanıyla bedelleşip yüzleşsen de

 

 

Gün batıyor farket

Bir doğuşun hikayesini gönlüne bırakıyor

Mazinin her safhası ibretin halini ayan ediyor

İnsan ölüyor, mezar kime nazar ediyor

Mizanın sahnesinden haşyet titretiyor

Hevesler çekiliyor, keyfiyet nihayete erişiyor

Nefsin sukut eden bir zahidin alinde bekliyor

 

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

Hissiyatımı buğulayan hasretin edeb-işavkıyla!

 

30248_125347880821466_123011597721761_208238_6767383_n.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Artık

gönül sayfam

karanlık içinde meraktı

Kalbimin dinmeyen hüznü,

bahtım için ne muazzam sancıydı

Şevkim niye uzaklaştı,

kar yüreğimin

derinliğinde bekleyen bir kaftandı

Ölüm aklım için kardı,

ruhum hakikatin serencamında

aklanan sevdaydı, edep vardı

Sustum,

nihayetimin ayan olacak hüznüyle

Yutkundum durdum,

hissiyatımı buğulayan hasretin şavkıyla

Gözlerim bıraktı,

gam sinemi dağladı,

hicran her daim kapımda sabırdı

Ne gecem ve dahi gün içinde neşem vardı,

sürur sinem için pek çok uzaklarda kaldı

 

Ne vakit

vuslatı ansam,

titreyerek ağlasam

Kalbimin inşiraha hasretini

nasıl anlatsam ve iflahı koklasam

Ağlasam,

durmadan hakkın zikrine kanarak

yalvarsam, hiç usanmasam

Sermayem için kollarımı açarak,

kalbi lekelerimden aklanmayı,

ah affıyla başarsam

 

Vakıf olamadığım

lisanın kadriyle solusam

Dile delen ayetlerin

sağanağında kaybolarak

aşkına uzansam

Hiç değilse

gülün naifliğinde gönlümü buğulasam,

hasretimi bir anlatsam

Yazsam,

sinemin yangınlığında

aziz gönüllerin himmetiyle

niyazlaşsam ve ağlasam

 

Niye bencileyim,

varlığın nöbetçisi miyim

Hali sefilliğim için

sanki bir dilenciyim,

hangi yolda kalıcıyım

Veren belli,

sahibim kimdi,

kudretin azameti ah

nasıl görülmezden gelindi

Ömür tükendi,

hesap yakinleşti,

k
efen biçildi,

ölüm ise dirilmek için, ihlâsla nasipti

 

Kimler geldi,

kimler derdi gam ile göçtü

Dareyn saadetinin

vaat edildiği belliydi,

lakin kim edeple meyletti

Düşündükçe içim tir tir titreyerek

nefesimi kesti,

umutlarım efkârla belendi

Kalbi fakirliğimle,

takatten arî dizlerimle,

fersizleşen gözlerimle

ellerimi açtım sessizce sahibime

 

Ne hevesim kaldı

ve ne de uhdem ardı

Yüreğimi dağlayan hançerin
yarası,

sinemin fakirliğinde ibreti nazardı

Gönlüm,

hicranın sükûnetiyle,

elemin hüznüyle

kemalleşen bir sevdayı karardı

Hayat,

idrakim için en anlamlı bir kitaptı,

kitabeler mazime açılan en kutsi nazardı

 

 

 

Mustafa CİLASUN

MU
31.10.2011 10:53
#1153

Eyvallah,

tamam çekiliyorum,

kimseye rahatsızlık vermek adına sessizleşiyorum...

Şikayette bulunan kardeşlerimiz ziyadesiyle paylaşsınlar diliyorum,

vedanın vakti geldi demek ki, her kardeşime selam ile esenlikler diliyorum...

TR
02.11.2011 20:52
#1154

Sevgili arkadaşlar, bu başlığı aktif konularda görmediğiniz anların içinize dert ve gecelerinize kabus olduğunun farkındayım. 2 gündür özlediydiniz di mi sizi gidiler? Benden kaçmaz. Nitekim biz bu başlığı neredeyse çeyrek yüzyıldır aktif konularda görmeye alıştık. Bu başlıkla büyüdük, bu başlıkla nefes aldık, bu başlıkla okullarımızı bitirdik; iş ve belki eş ararken bu başlığın sıcak yarenliğini daim yanımızda hissettik. Henüz one minute ile devran dönmemiş, Türkan azize aramızdan ayrılmamış, iPhone derler zengin kazıklama aparatı ise Türkiye'ye henüz gelmişti ki ışıldamaya başlayan bu başlık, sonrasındaki hiçbir gün bizi yarı yolda bırakmadı, her gün bize tebessüm etti. Muhterem Mustafa ağabeyimizin yıllar yılı yağmur demeden çamur demeden, gece demeden gündüz demeden, yaz demeden güz demeden insanüstü bir gayretle ayakta tuttuğu bu başlığa bundan sonra artık ben sahip çıkıyorum, bilesüz. Bu başlık kendi başına, sahipsiz bırakılamayacak kadar büyük ve yücedir. Bundan böyle günde bazen iki, bazen üç öğün tahrip gücü yüksek şiirler yazıp bu başlıkta paylaşacam. Görün gününüzü. Mustafa ağabeyimizin açtığı çığırın peşinden büyük bir azimle yıllar boyunca yürümeye azm-u cezm-ü kast eyledim, rabbim kabul eyleye sevgili karındaşlarım. Bu başlığın yakıcı hasretiyle sine-i sürurlarınızı alevlere gark edersem bana da titreşen hazan yaprakları trradomir demesin. Siz de demeyin rica ediyorum. İşte kalemimin yürekler kanatan namlusundan pir-ü pak kağıtlara nakşeden acizane mısralarım!

Niçin bîzar oluyorsun?

Hicranın ağlatıyor benliğimi!..

Meramımı anlatamazken

Kuru yapraklar oynaşıyordu!

Hissiyatım benliğimle hıçkırıyordu

Ve

Sinem içimden

Tebessüm ediyordu!!!!!!

Sevda muhabbete hasredilen tavdır,

En sevdiğim aktör Kenan Kalav'dır!..

Serabın solgunluğu

Aşkın olgunluğu

Hasretin yorgunluğu

İndir yorganlığı hanım hey!..

Ah bi dakika, neyi saklıyosun sen? Bana bak bi, kaldır başını bakiim... Cık... Ben sadece şaka yapmak istemiştim ama, çok özür dilerim... Tüh, kıyamam yaa, sil hadi gözyaşlarını, oy oy oyy! Şakaydı, tamam geçti... Ambulans?

DE
26.11.2011 04:52
#1155

Sizin paylaşımlarınızı görünceye kadar bende sessizleşiyorum...

BU
03.07.2012 14:58
#1156

Hem yaşca, hemde yaşamca tecrübelisin ve büyüğümsün Mustafa Ağabey... Affola ama bizim yörenin ağzıyla sana "Allah'ına gurban olayım" demek istedim ve dedim izninle.

 

Yazma işi başka iş ağabey, bambaşka.. Öyle işki; celalinden ve hiddetinden alemin karşısında büklüm süklüm olduğu Koca Yavuz'a bile neleri söyletti, neleri dedirtti, neleri akıttı dışarı...

 

Gönlüne sağlık, emeğine sağlık, kalemine sağlık.

 

Muhabbetle ağabey...

MU
09.05.2013 18:55
#1157

Tükendi ömrüm, şimdi geriye ne kaldı!


Nazarım nerede bir hastaya ilişse

Huzurevinde bizar bekleyen yaşlı nefeslerin halini düşünse
Hizmet eden canların hassasiyetten yoksun tavırlarıyla yüzleşip, boyun bükse
Solan, hazan olan umutların ukdelerini hakkıyla dinleyip, derleyerek insanlığa aşikar eylese diyorum


Artık geriye kalan neler var
Suya ve aşa muhtaç nefis, aklı ve izanı ne hale geriyor bir bak
Geçmişte kalanlar, hesapsız yaşamak, güç ve kuvveti bir şey sanmak, mizanı unutmak ne müthiş ar
Neye değerdi, paye uğruna esir olmak akıl işi miydi, edep ve muvazeneden uzak durmak nasıl dramatik bir fark


Sevgi vefayı ve feda olmayı ister
Nefsi emmarede bulunan ve bu hal üzere yol alan neyi diler
Ruh ve kalp inşirah için firkatin vaktini bekler, aşk kendi yolunda yok ol, der
Böyle bir sevdaya ram olmuş kalp, itminan içinde ki halin deminden edebin vecdiyle kal eyler

Artık mezarlıklar mesire yeri oldu
Düşler harap olurken, düşünceler bilgi ve görgüden çok uzaktı
İnsan haya etmeyi bilmezse, ibrete karşı kayıtsızlığı garipse, nefsine esareti şarttı
Ölüm, düşünebilen, idrakin hassasiyetine kanaat getiren, insan olmayı, hakka kul olmayı yeğleyen can için ne ülfetli bir zamandı


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
09.05.2013 18:57
#1158

Hassasiyet bekler, gönül bu ne durur ne de söz dinler!


Kalp, sevginin toprağı

Muhabbetin kaynağı, muvazenenin odağıdır
Her kim ona hasmane nazar eder kırarsa ve hatta kınarsa
Akli melekelerinde bir maraz var, bilinç ve inşirahcehaletin değil, dimağın arıdır


Gönül suhulet içinde kal eder
Ruhun serencamından terennüm eyler, sevgiye boyun eğer
Her sevilen canan değildir, akıl ve izan buna manidir, yarise sevda için fedayım der
Aşk, ne bir intizar ve ne de bir pişmanlığa kapı aralar,kalbin sürur vecdi olmasına davet eder

Kim severse sevsin çok görme
Bilakis yanlışını ayan eyleme, zafiyetini ifşa etme
O nefese gönül dilinden ve muhabbetin zarif sesinden kaledip, yaranı ol
Önyarğılar ve örfü adetler ruhu ve kalbi harap eder,insandır hatasıyle yol alandır, tefekkür et ve aklına sor


Hangi nefes kasten lekeyi kabul eder
Her nefes için geçerli olan bir mefkuredir, naif ve temizolmak meğer
Nefsini sigaya çekmeden, ne olduğunu bilmeden ahkam kesen,cehaletin resmiyse eğer
Hiç aldırma, gönül sevdan adına nedamete bulaşma, nederlerkaygısıyla yanlışa yaslanma ve yalanla asla barışma telkini ister

Mustafa CİLASUN

 

 

MU
09.05.2013 19:01
#1159

Bilmem ki niye feryad eder, bir gül için bülbül-i şeyda!


Her zerrede ne varsa

Sır, ruhumdan neşet eden hicransa
Gül, nazar ederken sukutu aşk sevdasını anlatan, arsa
Nasıl boyun bükmem, sual etmek için aklım ve azmimi seferberetmem hülasa


Feryat ettiren aşk iştiyakı
Gönüle hitap eden ayetler ruhun şifası
Maksata matuf olmak, akıl ve iradenin vefası, sürur gedası
Kalbi bilen, hakka iltica eden, kul olmak hassasiyetiyleamel eyleyen ihsan sedası


Seherde seslenen ezan ne der
Hangi gönülü davet eder, ruh ve vicdana refakat eyler
Beden şekilden şekile girecek, cazibe terkecedek, kimmaksadına erecek ey keder
Vurmayın, vugun yemiş hislerime darılmayın, miskin olanahvalime aldırmayın diye umut zerkeder


Gün vaktine ram eylemiş akittir
Akıl ve irade, kalbin en mümtaz delaleti ve kefilidir
Düşünmek, gerekçeleri ve maksadı muvazene ettiren saydır,hak üzere ihsana delildir
Ölümde dirilmeye bel bağlamak, her lahzasında haşyetinedebini yaşamak sevdadır, sürur-u ülfettir


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
10.05.2013 19:26
#1160

Sezdim dargın bakışını, dalarken gözlerine!

 

 

Evet, belkide haklısın

Farkındalığın adına sitem etmekte kararlısın

Ne kadar rahat olsam, gamı bir kenara bırakıp avunsam aldanırım

Endişe içinde olmak varken, dikkati ihmal etmeden, nezaketli davranmamı umardın

 

 

İnsan hevesin değil

Bilinçaltına yerleşen geçmişe değil, bugüne bakmalı

Anlamak ve anlaşılır olmak adına kaygılanmalı, gerekçelerini kuşanmalı

Hep beklenti içinde değil, beklenmeyen güzelliğin yapılabilmesine fırsat tanıyıp, uygulamalı

 

 

Her insan kaprisin

Hiç bir neden yokken tavır ve anlamsız işvenin

Duygularına bel bağlamış, akıl ve mantıktan uzaklaşmış zaaf içinde kişinin

Esir edercesine her vaktini kendine hasredilmesini dileyen ve takibe yeltenen biçarenin

 

 

Ekonomik özgürlüğü

Her hevesi uygulamakta muhayyer sanan içgüdüyü

Hane halkına, etrafına sıfatı gereği çaka satan yanılgıya niçin itibar ettiren sezgiye

Nasıl sahip çıkalım, itbar edip muhatap olalım, insan düşünmeden amel etmemeyi el hak öğrenmeli

 

 

Nefes vaktine koşar

İnsan hakikat üzere yol alırsa, sürur içinde coşar

Mizan kalbimden, akıl ruhumdan, insanlık vicdanımdan ne beler, nereye koşar

Kalbin dirlik ve itminan içinde yol almalı, şekten kaçan hanifliğe bel bağlayıp ve ayıklanıp, aşkın vecdiyle şakımalı

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

 

MU
11.05.2013 17:08
#1161

Ne zorundayım ve ne de zorundasın!

 

 

Anlayışlı olmak için çaba harcalamalısın

Ben bilirin edasından sakınıp, başka bilenlerinde olduğunu anlamalısın

Şayet susmak erdemini hasreden nefes sabrediyorsa, asla fırsatçılık yapmamalısın

Yaşamak tek kişilik bir eylem değil, birlik ve dirlik içinde, hakkaniyet keyfieyetinde bulunduğunu bir şekilde kavramalısın

 

 

Asla senin korkuların olmayı dilemem

Endişeye sevk eden her ne amelim varsa, ihmalkarlığım derim

Kasıt yokken, zafiyet aşikarken, peşin hüküm verip yargılamalardan hiç haz etmem

İnsan önce düşünmeli ve sonra hakkaniyet içinde dinlemeli, güveni zedeleyen ne varsa dikkat etmeli, hederr olmaktan çekinmeli isterim

 

 

Herkez futursuz kırıp dökerken

Nasibin ve bahtın hilkatine ram etmeden ve hiç gözetmeden

Vazgeçmeyi, başka keyfiyetler için heveslenmeyi bilmek ki ne sanır, edebi hak etmeden

Hiç kimse, diğeri için ne esir ve ne de köle olmaya meyil bir akıldır, kalp ve irade azimi davet eden erktir, vakit geçmeden

 

 

Hevesler uğruna cennetler yaşanmaz

Böylesi bir tabir keyfiyet için asla ve kat a kullanılamaz

Ütopik olarak neyi düşlüyor ve yaşıyorsan sende kalmalı, hakikat adına anlatılmaz

Helal ve caiz olandan farklı bir haz ve hoşnutluk tatminsizliğe yol açar, akıl ve irade zafiyet içinde bakar, kalp ve izan sızlar, heyecan için isyan yapılmaz

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

MU
11.05.2013 18:16
#1162

Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır!

 

 

Ne müthiş bir tutku

İnsanı dağlayan, içine alan, melali aşk ile anlatan

Hiç kimseye yük olmadan, kendi haline, yalnızlığın kaderine seslenirken

İçinde dinmeyen firkatin, hisleri buğulayan umudun, hassasiyet durumunda ki korkunun yakarışlarında

 

 

İnsan hakkıyla severse

Canı ve varlık içinde anılan hicranı feda eder

Düşüncenin, düşler aşamasında ki meftun eden insicamı neler söyler

Hiç konuşan olmasa, derman olmak için gale alınmasa asla gam değil, şevki umut eker

 

 

Aşk, halin demidir

Kalbin en naif iksiri ve ruhun feyzinden edeptir

Duyguyu kemale erdiren, akla muvazene veren, feda olmayı öğreten erdemdir

Sevdası uğruna çileye ram olan, kendi halinde zikriyle yol alan, hakka el açıp gönlünü açtıran gerekçedir

 

 

Aşk, mutmain olmuş

Fanilikten arınmış, heves ve hevayı bırakmış umudun

İhlas ve ihsan üzere kalbin diliyle kelam eden muradın vazgeçmediği sevdasıdır

Beşer kalmaktan sıyrılmış, insan olmanın ehliyetini almış, hak için yaratılmış hicranın vecdinden nükseden bir kalbi inkılaptır

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

 

MU
12.05.2013 16:00
#1163

Haşyet ruhun bağrında edeptir, korku nefs için gariptir!

 

 

Her doğan beşer insan olmak için yaşar
İnsanlık ise ivazsız ona bakar, sosyal denge tekabüle anlam katar
Örf ve adet hak üzere tanzim olmuşsa şevkle coşar, asabiyet cehlindir edep sahibi bakar
İbret almak nasiptir, dimağ için caziptir, izan adına taliptir, kul olmak, aklın ikmalinde anlama koşar

Dünyaya gelen sabi kimden ne bekler
Ağlamak ve ağlatmak hangi yürekte keder, gamsızlık ne büyük dert, kim eker
Akıl bilgi ve görgüye taliptir, irade azim için gerekçedir, muhakeme mizana bedel edeptir
Adalet hak üzere olmak ve adil bir şekilde hukuka riayet ettirmenin dengesidir, yoksa vicdanı pasif olan insandan ne beklenmelidir

Azınlık hakları devletin güvencesinde olmalıdır
Devlet bireyin hakkını koruyan ve teslim eden ve onun için var olan ahenktir
Hakları gasp edilmiş, mazisi kasten silinmiş, devleti korumak adına korkunç katliamlar yapılmış, hangi gerekçeyle elbet yargılanmalıdır
Kendi makam ve geleceğini temin etmek için devleti çıkarı adına kullanan her kimse, ruhuna ve kalbine bigâne kalan namerttir

Mustafa CİLASUN

MU
12.05.2013 16:04
#1164

Dil susar, gönül ağlar, ruhumuzdan hicran akar!

 

Kim bilir ne kadar yaralı bir nefes
Biçarelik sanki üzerine geçirilmiş çuha bir kafes, bakınıyor sessizce
Derinliğin kaybolan izlerine sığınıyor, sessizliğin girdabında ne kadar yoruluyor kimsesiz
Nereye gidiyor, kimi bekliyor etrafına o kadar kayıtsız ki, kimseden habersiz hissiz ve şevksizdi biçare yaşlı kadın

Yanına yaklaşıp sual etmek istiyorum
Yapabileceğim her ne varsa sunmak ve o hazin haline deva olmayı diliyorum
Ve fakat çok çekiniyorum, hissiyatını düşünüyorum, o an acaba larda geziniyor ve üzülüyorum
Kim bilir neydi derdi, bu hale düşüren kederi, yalnızlık ikliminde savrulan mecali diye sessizce düşünüyorum

İnsan niçin unutur şevki ve neşeyi
Ruhundan nükseden işveyi, aklın ve irfanın vecdini, dumura uğratır her şeyi
Neden yok olur düşleri, ömrün öznesi olan umutları, sere serpe, naçar bir halde çırpınışları
Hissiyat en berrak renktir, heva ve heyecan bedelli bir elektriktir, akıl ve irade bunun için azme bağlı olan zindeliktir

Nitelik gönül dilinde ki ihlâsın şartıdır
İhlâsın ihata etmediği her amel nefsin ve hevesin riyasıdır, cilasıdır
Amel ve zikir riyayı kabul etmez, bin bir hal içinde ki edayı da naif eylemez, arlanmak haktır
“Aklın ve mantığın kabul etmediği ”derler ve fakat kapasitesi nasıl artar ilgilenmezler, bilmeden hükmetmeyi marifet addederler, tuhaftır

Mustafa CİLASUN

 

 

MU
12.05.2013 16:06
#1165

Hicran ne ulvi hissiyat, hüzün ne ibretli bir hayat!

Hayatın işvesidir, sinenin şirazesidir

Hissiyat ancak onunla bereketlidir, halinde nice sırlargizlidir
Güz, ruhumda mevcut olan derin bir izdir, her lahzasında neibretler sebepti
Edebe mugayyir ne varsa cehlin ve bilinçsizliğin nazarındamahcubiyete münasip muhasiptir

İnsanın gönlü gülmeli,gam a ne demeli
Bir ömür çileyle yoğrulan yürekler, titremeye ramak kalmışmelaller bilmeli
Külfetin gerekçesi, nimete muhatap olmaktır, maksadına matufkalmak asıldır demeli
Her ne sebeple boyun bükülmüşse kat a yeise düşmemeli,umudun bir vakti var aşkla dirilmeli

Hüzzam makamında bir ut taksimi dinle
Bir bir sırala aklından geçen ve ibrete sebep teşkil edengaileleri
Halin hamsa, yüreğin hala nazargah olmaktan uzaksa, edeparanmayan sızıysa
Aklını ve izanını yokla, iradende ki zafiyeti savunma, hesapedilmeyen lahza yok elhak bilmelisin yorulma

Serkeş ve bağyi kimi görsen vakit ayırma
Hissiyatına ve sinirlerine hakim olmıyorsan merak edipyaklaşma
Pişkin ve rezil bir can gelirse sukunetle dinle, onun bıçkınnefsini kabartma, içine dalma
İnsanın ihsanı ve ihlasıruhundan neşet etmeli, heva ve hevesler asla gönüle zülüm ektirmemeli

Mustafa CİLASUN

 

 

MU
12.05.2013 16:12
#1166

Sil gözyaşlarını, yüreğini burkansuskun umutlarını!

Ağlamak ne kadar zarif bir hissiyat
Duygular gün yüzüne çıkarken, melülle şen şevk biterken sanki hal bitap
Emel e sıra gelmeden, heves henüz filizlenmeden, gönül lisanı sürur içinde mi harap
Yazmak istersin, muhabbet için zarif yürek beklersin, her lahzada bin bir mecradan geçersin ne tuhaf

Bir dilenci kadın gördüm, yamandı
Kendini ikaz eden kim varsa en galiz küfürler ederek hırlaşan meramdı
İçinde bekleyen nezaketi ve edebi unutan naçardı, insan bu kadar mı vahşi sorardım
Kocası içermiş, çocukları perişanlık içinde beklemiş, her gün böyle yaşamak kaderim deyince, morardım

İnsan öncelikle ruhuyla barışık olmalı
Aklını ve vicdanını töre ve adet üzere karartmamalı, iradeyi iyi kavramalı
Her tercihte ne yaptığını sorgulayıp, nemelazımcılığa kaçmaktan gönlünü arındırmalı
Köle olduğunun farkına varmalı, her kim saikse bu prangalardan kurtulmak için çırpınmalı

Annem gariplere çok acırdı
Sanki içinde yaşatırdı, nasıl çırpınırdı, gönlü onlara çok açıktı
Kolay değildi, iki analığın elinde beş günlük annesiz kalıp büyümek, adeta gazaptı
Anlatırdı rahmetlik neler çektiklerini, benim yaşadıklarımı kimseler yaşamasın diye yanardı

Mustafa CİLASUN

 

 

MU
12.05.2013 16:14
#1167

Aşk, gönlün iksiri, ruhun ilmi, aklın kimliğidir!

Ateş, ten için azaptır, gazaptır
Nefs adına cefadır, heves makamında elim bir ıstıraptır
Gam, lahza sadrından akseden feryattır, hikmetinde gizlenen bilmem ki ne vardır
Beden çürür, toprak sessiz melali bürür, mizan vakti için sükunetle süzülür, aşk ki kedere bürülür

Aşkın bir sığası vardır, nar içinde ki ardır
Halin kimliğinde ki nazardır, aklın inşirahında hakka adımdır
Hakikat bağlamında ki sanattır, sırat-ı müstakim adına baki olan bir vuslattır
Ömür tahtında felahtır, irade ve vicdan namına sultandır, şevk ve azim ihsan eden en mühim sınavdır

Aklını yitirmiş kimi görürsen, kat a ayıplama
Hangi amelin peşine düşerse, arlanmayı bilmezse, olsun kınama
Akıl en büyük nimettir, muhakeme namına makamdır, vicdan için şarttır unutma
Hissiyat çok önemlidir ve fakat tasavvur için izan mutlaktır, mihenk hak namına asli olan bir sevdadır

İnsan kimlik kuşkusu yaşamamalı
Hangi sosyal şartlarda hayata gelmişse, bu bakımdan dikkate alınmalı
Ker kim olursa hor ve hakir görmekten kaçınmalı, rahmetin banisi kimdir unutulmamalı
Her bir hadiseye rahmet nazarıyla bakmalı, imtihanın ne vakit zuhur edeceği ibretle okunmalı

Mustafa CİLASUN

 

 

MU
12.05.2013 16:18
#1168

Açmam,açamam sinemi, vurgun yemiş bizar hissimi!

 

Hangi sayfayı açsam, ibret adına bakınsam
Mazileşen melallerin son umutlarına takılsam, hicranıyla yakınsam
Sosyal statü adına kendinden geçen nefesleri hakkıyla anlasam, acabaları bıraksam
Ahu zar eden gönlüme söz anlatmayı, sükutunda sebat kılmayı azmederek hüznüyle kalsam

Gönül avutulmaz, keş keler çare olamaz
İrade sahibi olmak, tercih hakkını gerekçesiz kullanmak edebe yakışmaz
Gül keyfiyet için kopartılmaz, aşiyan sız kalan kuşu kimse savunmaz, aczi yeti sorulmaz
Bedevinin halinden kim anlar, çölün kimliği biçareliğe bakar, samimiyet gönülde aşk için yaşar

Nebatın ve hayvanatında ruhu vardır
Berzah gam zerkeden deruni bir hicrandır, Araf akıl sahibi için karadır
Ruhunu esir eden, ten için çırpınışlar adına aynadan vazgeçmeyen, nasıl bir vicdandır
Zemheriden korkma, hazandan kat a sıkılma, bahar adına çırpınan nefse kapılıp macera adına yakınıp ağlama

Dünyadadır, gönül maveradır
Nefsi için çırpınan can, nasıl hak ve hakikat için sevdalanacaktır
Aşkın sadrından sudur eden teslimiyete sığınacaktır, ihsan adına candan vazgeçecektir
Kitabı celilde dile gelen ibretler için ruhunda şevki muhabbetle yeşertip, ümitlenecektir

Mustafa CİLASUN

 

 

MU
12.05.2013 16:24
#1169

Gönül yanmalı, ruhun feyziyle çoşmalı, aşka adanmalı!

Nefes her lahzada ona koşmalı
Müddetince sabırla durulup, kanaatle ram olmalı
Korkulardan arınmalı, yeisten kurtulmalı, meşk içinde cehdiyle uğraşmalı
Varlık adına enaniyete kapılmadan, taassubiyete bulaşmadan maşuk için yanıp yakarmalı

Kalbin bir efendisi vardır
Rahmet sığasında asıldır, rehberiyette noksansızdır
Onu tanımadan ve hatta hakkıyla anlamadan sakınan sineler elbette kuraktır
Nefs senin emrine amade bırakılan sanıktır, iradene ve azmine güvenirsen esen ve sağlıktır

Anlamadan inanmak olmaz
Gönül bu minval üzere asla durulmaz, boşlukta yaşanmaz
Hak taklit içinde ki ruhunda barınmaz, edep pişkinlik ile barışık olamaz
Aşk, halin demidir, gönül için şirazedir, Nefs için mürebbidir, akıl içinde zan arlanmaz

Güle nazar et, bülbüle temaşa et
Suhuletle suskun melallerini, hicran içinde ki figanı seyret
“Merhametten maraz doğar” derler, basireti göremezden gelirler, arife meylet
Alimi yargılama, ilme zan ile yaklaşma, haddi bilmek erdemdir, nafilede ikame eyleme

Mustafa CİLASUN

 

 

MU
12.05.2013 16:27
#1170

 

N’ olur bir an vefakar olsan, vecdin inhisarına kansan!

Hiç ağlatmasan, yüreği dağlamayı unuttursan
Sinede korlaşan firkati hatırlasan, suskun mecali artık bıraksan
Ruhunun hicran damlalarıyla barışsan, sine-i süruru en müşfik haliyle yaşasan
Sabır testisini kırmadan, umudu kurutmadan, melali usandırmadan, gönül lisanımı anlasan

Nasıl sitem ederim sana, gönül hicranda olsa da
Bakamam mehtaba, beni benden alan vuslatın sessiz ve şevksiz edasına
Nazarımı saklarım, kimi görsem temaşa etmekten korkarım, sükûnetin bağrına sığınırım
Figan eden kuşun, kanadı kırık mı acaba, boynu bükük dervişin gönül şirazesi yanık mı sula edemem

Segah şarkılar bir başka tesir ediyor yüreğime
Tambur alıp götürüyor hicranın eşsiz senasına, sabır kanaat zerke diyor halime
Lahza ne kadar mücerret, hülyalar ahenge bürünüyor, umut kalbimi bereketlendiriyor
Ruhum hiç ses etmese, hazan her vakit sineme refakat etse, hüzün yumağı yine de sürur veriyor

Edebiyattan pek anlamam, şiiri hiç yazamam
Ehli kalem olan ariflerin huzuruna çıkamam, sadece gönlüme düşeni yazarım
Ömür muvazenem adam olmaya namzet olsun diye çabalarım, mizan sahnesini kat a unutamam
Gönül aşka adanmalı, sevdasıyla yanmalı, her çilede gizlenen hikmeti muhabbetle kucaklamalı

Mustafa CİLASUN

 

MU
12.05.2013 16:35
#1171

Gönüldarda kalmasın, ruh bizar olmasın!


İnsan olarak aczi yetimiz aşikârdır
Kimi zaman sehven, kimi an kasten yükleniriz duygulara
Hissiyatımızın o naif berraklığını lekeler ve hırpalarız vakitsiz heveslerle
Ruhun suhuletinden ve deruni liginden vazgeçer, bir heyecan uğruna neler yapmayız

Haddi bilmek, mizanla arkadaşlık etmek
Maveradan korkup kaçmak yerine, anlamaya gayret göstermek
Aklın ve iradenin, inşirah rahlesinde ki sabır ve teslimiyetle meşkine ram etmek
Sevgi ve merhametin, aşkın ve adaletin rahmet nazarıyla şevkine duçar olmak için cehdetmek ne kadar elzemdir

Ne vakit şimşek çaksa, gök parıldasa
Yağmur haşmetini ve celalini hıçkırıklarla yorgun yüreklere anlatsa
Gülmeye hasret gönüller gün yüzüne çıksa, analar hiç kaygılanmadan halini anlatsa
Prangalar vicdanları sızlatmasa, hürriyet adına her hak ve hukuk gün yüzüne çıksa, insanlık hiç utanmasa

Hesap, aklın ve izanın zaruretidir
İrade tercih ederken, vicdan sessizliğine bürünürken, gönül gürlemelidir
İnanmak, kanmak, anlamadan yorum yapmak, asılsız olana sarılmak, ne büyük karanlıktır
Şeklen ve zahiren temsil ettiğin mefkûren, içini bunaltmayacak, nefsine macera aratmayacak, hak bir nazardır

Mustafa CİLASUN

 

 

MU
12.05.2013 16:41
#1172

Derdime vakıf değil canan, ey sessizlik içinde yanan!

Ne söylenir bilinmez oldu
Ruhum hicrana ram oldu, gözler beklemekten yoruldu
Sessiz çı
ğlığım ar oldu, sükûtetmek nar oldu, artık yazmak kar oldu
Ge
çip gitmeden, bir kelam etmeden, melalimi hasretmeden gönül söyle nice olur

A
şk, halin deminden söz eder
Ruh ma
şukunu bekler, gönül vuslat için can çeker
Dert nefse heder,
çile sabır biçer, ah u figan eylemek elbette beter
Dere olmazsa nehir neyler, derya ni
çin firkatle hülyalarımı an be an yâd eder

Artık söyleyecek bir sözüm yok
Umut yüre
ğimde çok, ruhuma neden saplanır amansız ok
El hak nasipten
öte bir çare yok, akıl neylesin, izan yol versin vakit çok
Ey nazargah
ın sahibi, sen bilirsin, sahibimsin, iltica etmekten çıkar başka yol yok

G
üle sorsam ne yazar
B
ülbül feryadını basar, yakınmak neye yarar
Akıl tarik için var, irade vakfedilmi
ş en ulvi nazar, sızlanma yar
Her lahzan
ın bir mizanı var, zan ile amel etmek kader değil maksat neye yarar

Tasavvur etmek nas
ıldır
Hangi mihengin aynas
ıdır,aktif akıl vevicdan farktır
Merak ve azim tercih içinde ki Furkandır, berzah ha
şyet adınanazardır
Kul olmak, hassasiyet ta
şımak,inayete tabi olmak, ihsan içinyarışmak nasiptir


Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
12.05.2013 16:47
#1173

Kimbilir belki yine gelirim buralara!


Hangi duvarı yıkık görsem
Geçmiş her lahzanın Saikleriyle usanmadan yüzleşsem
Yaratılan adına, umut saflığında, düş sığınağında, kader söylensem
Aklın ihtiyacını bilmeden, inşirahı dilemeden, bir taklidin kendisiysem
Gözyaşı için yanarım, duygusallığı ne sanırım, hesabı kime bırakırım dersem

Gülen yüz değil, gönül olmalı
Telakkiler, tak iyeye bulaşmamalı, kalbi olunmalı
Heves uğruna nar, aklın ve iradenin tercihi olmamalı, sorgulanmalı
Rahmetin ve muhabbetin banisinden korkmadan, haşyet içinde yol kalınmalı
Yaşamak adına Nefs serbest bırakılmamalı, ruhun ise dimağının kaptanı olmalı

İyiliği, enayilikten ayırmalı
Her köşede dileneni hayra muhtaç sanmaktan kaçınmalı
İnsan önce kendini tanımalı, gerekçesiz ve nedensiz olmaktan sıkılmalı
‘Nederler’e göre değil, aklın, izanın, vicdanın muvazenesiyle yaşamak için yarışmalı
Fanilik adına ne varsa sorgulanıp, fani olmayan için azmetmenin bir yolu bulunmalı

Aşk, asla bir heves değildir
Gülün kokusu amberdir, bülbül adına melaldir
Vuslat gönül için gayedir, maşuk için sevinçtir, edep içinde ki keyiftir
Seveni çok görme, düşeni görünce gülme, aczi yet içindekine güvenme, elimdir
Mazlumun ahını alma, nisayı yalvartma, adamı aldatma, kandırmayı asla bir kar sanma


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
12.05.2013 18:54
#1174

Anneler el hak gönlün gülü, aklın zaruretidir!

 

 

Ne söylense azdır

Rahmete gark olmuş, hilkatiyle bunu sunmuş nazdır

Sevdası hiçvbir yürekte solmaz, hazan olmak için çalışmaz ülvi nidadır

Yavrusu uğruna canını feda edecek başka kim vardır, sabır içinde yol alan ihsandır

 

 

Ne kadar fıtrı olsa

Bir nisa olarak yaratılan bulunsa, en yüce sevdadır

Ruhun çiçekleri, kalbin göz bebekleri, aklın rehberi, vuslatın habercisidir

Her halinde hak ve hakikatin izleri vardır, gözyaşları kadar ak ve en müşfik pınardır

 

 

Ne vakit annemi ansam

Yüreğimde ki bizarlığı unutup, Rabbime el açsam

Kalbime umut aşılayan eşşiz muhabbetin hakkını teslim ederek yaşasam

Vicdanım sızlamaz, yadıyla bana refakat eden burukluk içimi acıtmaz, gamı bıraksam

 

 

Annem çok mahzun bir nefesti

Her halinde gariplik gözlenirdi, hen garip ve hemde yetimdi

Kimsesizlerin sesi olmak için çırpınan bir azimdi, feda olmak için dur durak bilmezdi

Ne zaman bir sual etsem, gözlerine bakarak meramını anlasam sevinmesine çare olarak yeterdi

 

 

Şimdi ablalarım var

Ve hatta kerimelerim olsa dahi ne yazar

Annem sevinç ve hüznüyle, umut ve hicranıyla vakt-i saatine erişti kim bakar

İnsan için ömürlük olan, her iki dünyasını bağlayan, sevgi ve şefkatten başka derdi olmayan, feda olmak adına yarışan anneye içim yanar (Tüm annelerin böylesi anılan günde, gönülleri sürur ve huzurla dolsun temennisiyle..)

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

 

 

 

MU
13.05.2013 18:52
#1175

Kalbim nasıl sitem etsin, iradem sabırda dirilsin!

 

 

Ey yüreğine hüzün düşen can

Hangi derdin serabıyla ah eder, kedere imrenirsin

Ruhun sürur bahşeden hicran damlalarını niçin merak etmezsin

Sineye düşen, bahtın manzumesidir, iradeden çıkan kavlinin rızasıdır demezsin

 

 

Bir ömür neyi beklersin

Hangi umudun şevkinden azade olarak nefeslenirsin

Niyet samimiyettir, aklın ve vicdanın muvazenesidir, bilmezmisin

Akıl ve azim fıtratın sülbünden neşet eden ilham ve ikramdır, görmezden gelirsin

 

 

Ne kadar sabırla gidersen

Seni üzen her nefese tebessümle mukabele edersen

İlmin veihsanın kadrini terennüm ederek, handanlığa ram etmezsen

Kalbin inşirahın, ruhun süruru sevdanın, aklın ve izanın aşkın feyzine gark olur, istersen

 

 

Benim halime bakıp alınma

Ne kadar serkeşlik varsa yanımda, sen arsızlık yapma

Pişkinliğim, edebi ve hayayı hakkıyla teneffüs edemememdendir, anla

Sefil ve miskinliğim zafiyet içinde kalmakta ısrar etmemdendir, acziyetim itibarsızdır, yanılma

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

 

 

MU
14.05.2013 18:34
#1176

Yangınlar Yaraladı Ruhumu Aşka Ne Söylerim!

ied7g5v6manzaradoga33.jpg


Yüzümde resmeden

Bir sürgünün melali var

Ne karın naifliği yüreğimi aklar

Ve ne de hasretin asudeliği bir ar



Ne kadar yangın

Yaşamışsam, hicranın katresiyle

Yol alarak uyanmışsam ne har




Hoyratlığımın kime

Ne zararı var, yabanlık halimedir

Ey yar, aşkın demi latif bahar



Neyi çok görmüşsem

Ve nefesi hasretmişsem

Nasibin kadrinde yol bularak

Kanaat etmemişsem bir lekedir yar




Kim ruhumun

Hicran damlalarını anlar,

Sine-i sürurumdan kopan yapraklar ne ar




Hasretinin firakıyla

Yandığım sabrın narında

Sabahladığım hakikat için çırpındığım



An ve alıp götüren

O zamanın efkârındayım

Artık suskun düşlerim yüreğimi

Okşamıyor, seherler davet etmiyor




Salalar göçenler

İçin ruhuma hücum ediyor

Ne nefesim aşka erişiyor, ar ne diyor




Hazanın sökün

Eden gamı, yüreğimdeki

Yangınların hüznü boyun büktürüp ağlatıyor



Dilim hecelerin

Prangasında elem sofrasında

Kalbim bilmem ki neyin ihatasında,

Sancıların sızısıyla hıçkırıkta




Ne söylesem,

Sükût ederek diz çöksem, secdenin

Vecdiyle göçüp gitsem o şafakta




Kıraat edilen

Kitabı celilin hükmüne türap

Olduğum o kalbin sesiyle ayıldığım farkla



Ey yar dilerim

Ve teslim ederim ki hasretsin

Dilin kal olduğu, halin ram olduğu

Bir iklimle yücesin ve latifsin




Edebin rahlesinde

Hasrettiğin nefesle kutsiyet

İçin fevksin, ruhum için bir ahitsin




Neslin halisi,

Adamlığın gailesi, nisanın naifi

Ülfetle ihsan ve ihlâs için mukaddersin



Beşer, insan olmak

İçin ilk etabın sayfasıdır

Akıl baliğ olunmadıkça masumluk

Korunmaya muhtaç vakıadır




Erdem kim

İçin cenahı hazdır,

Kul olmak için muhakeme

Niye mutlaktır o farktır




Mukallit kimliği,

Nitelikten arîleşen bir hicrandır,

Öte neden hesabidir, mizan aşktır



Şayet vuslata ram

Olmak, niyeti aşkla sınmak

Arifin dilinden, Abidin zikrinden

dar olarak yolubulmak




Mecnunun aşkına,

Vecdin hakikatine, idrakine

Ülfetine kanarak sevdaya ulaşmak



Taklidin nüvesinden,

şekliye tin rezaletinden,

takiyyenin kepazeliğinden kurtulmak




Ecelin, titreten

Haşyetin, beklenen bir vaktin

Sükût ettiren meşkin, ıssız

Sokaklarda bekleyen muhtaç nefesin




Esirgenen ecrin,

İdrake aşkın kutsiyetini

Haykıran fecrin, ihmal edilen her gecenin



Teheccüt için

Kalbin muhtaçlığına şahit olan ve

Seni muhabbetle bekleyen Rabbinin



Hasretini bir nebze

Olsun anla, yaban kalma

Ne ten için gayretin, ne heves

İçin vazgeçmenin, zevki neyleyim




Bizatihi idrak için

En değerli bir kültür olduğunu

Terennüm edelim, bilinçlenelim



Aldatan kim varsa

Ve hala ısrarını muhafaza etmekte

Kararlıysa, elbette bir başka



Akide ve hukuk,

Kul olabilmek için belki soğuk

Yabansan, kaygıyla nefesi

Bırakırsan, kalbin sahibinden ıraksan




Ruhunun hicran

Damlalarını anlamadan,

kalbinin sesini baz almadan yaşarsan




Ne ahirin ve ne de

Sana bahşedilen müddeti

Nefesin manasına vasıl olmadan harsın



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
14.05.2013 20:00
#1177

Gönül yandıkça sevdasına kanar, sabır ile yaşar!

 

 

Yanan bir şey olunca

Su gelir aklımıza, söndürmek maksadıyla

Gönül hevesin, heyecanın, maceranın harıyla tanınmaz

Edebin, nezaketin, hassasiyetin, ihlâs ve inayetin hasredilmesiyle boşa yorulmaz

 

 

Çocuk geçmişini bilmeli

Şefkate tamahkâr olmadan hali çözülmeli

Her emel ve heves için asla emrine girilmemeli, hayâ öğretilmeli

Naz için gözyaşına değer verilmemeli, duygusallık bedellidir, gerekçesiyle gidilmeli

 

 

İnsan kendini tanımadan

Hilkat ve aidiyetini sorgulamaktan kaçınmamalı

Onur ve itibar iman esası ve ihsan sevdası aşkıyla kavranmalı

Halis olmayan her niyet ve amelin seyir halinden içtinap ederek, uzak durulmalı

 

 

Evladın çocuğu olunca titrer

Her durumundan bir şekliyle haberdar olmak ister

Ve hatta onun için annenin nazını dinler, muvazene içinde olmayı öteler

Gösterdiği o hassasiyeti, kendini büyütenden esirger ve hatta ziyadesiyle hizmet bekler

 

 

Güya okumuş ve bilinçliler

Heves ve keyfiyet için didinirler, gerekli derler

Ekonomik sıkıntı içinde ve borçlanarak hala avunmayı isterler

Sıkıştıklarında çocuğun masrafı bitmiyor ki, hayat bunlar sız çekilmiyor ki diye öykünürler

 

 

Yabancı konukların yanında

Ne derler kaygısıyla riya ve tak iyeye bulaşırlar

Akaide ve amel noktasında sanki sorumsuzlar, maslahata dalarlar

Kendileri için lazım ve elzem olan, edep ve maneviyatı bir kültür olarak yaşarlar

 

 

Cicim ayları geçince

Bin bir bahane ile nefeslenmek ve ah u figan etmek dilde

Artık sıkılma ve göze batma andıçları başlamıştır, yalnızlık veya başka bir mekân nerede

İnsan kalbini keşfetmeli, nefsini terbiye etmeyi azmetmeli, hakkaniyet bilinmezse gönül yanması beklenmemeli

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MU
15.05.2013 18:25
#1178

Ruhumun kime ve nasıl bir hesabı var!



Orjinal boyutu icin tiklayin 1440x900px and 480KB.

guzel_cicekli_yol_manzara.jpg







Ne zaman aşkı

ansam ve sırrında kaybolsam

Yitik umutları bir bir derleyip şevkle bulsam



Lahzanın şiarında

müddeti korkuyla sorsam

Yeisi anmadan sevinç hıçkırıklarına kansam



Her ses, nefesten

zuhur eden heves ne söyler

Ruhun ve kalbin itminan olmasını elbet diler



Akıl ve izan neye

refakat eder,irade ne bekler

Umut aşkın şavkıyla niye kanatlanmak ister



Can yaratılmıştır,

Niye kul olmak maksattır

İnsan, beşer olmaktan kurtulan bir nazardır



İzan ve irade

kim için esastır, hesabı şiardır

Yaşamak, alem yapmak adına niye buhradır



Şevk nasıl coşacak,

umudu solan kuruyacak

Kırılmış ayak insanı niye takatsiz bırakacak



Fikretmek hangi

gönlün feyzinde hazanlaşıp

Acziyetin içinde miskinlik yaşatıp, ağlatacak



Çöl ne kadar

heybetli şevk lal olmuş hal sanki

Niçin verilmiş akıl nimeti,ruhun o aziz firkati



Aşk, ötenin ahengi,

feyzin esini, kalbin hasreti

Korku ve umudun bedelleştiği sevdanın ciheti



İnsan ahdine sadık

olan nazardır, ruhu ardır

Edep rahlesinde nizam edilmeyen nefs beladır



Özgür olan,sınır

tanımayan değil,aşka inanan

Hilkatin vecibesiyle yaşayan,ecre gark olandır



Yar, hevesin ve

umudun haline meftun edendir

Lakin keyfiyetin adresi değildir,ötenin refikidir



Kalbin lisanını

reddetmeyen bir ülfetin şirazesi

Bahtın en ulvi şevk payesi, mizana gebe nefestir



Keder,insanın

sabır içinde çilesi ve kanaatidir

Gam ile yüzleşmek hazindir, endişe muteberdir



Umut, ruhun ve

kalbin en mukayyet aşk sebebi

Kulluğun vazgeçilmez reçetesidir,şifa niyettedir



İhsan üzre olmayan

insan nacarlıkla bedellidir

Dünyalık adına ne varsa, haşyete malik servet



Nefsi bakımından

ruhi lekelerdir,kayıt içindedir

Vicdanı her lahzasına şahit,akıl ve izan kefildir



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
15.05.2013 19:41
#1179

Sevdası henüz bu sinede gönül gibi sağdı!







Ne söylenir ki

Melal lal olurken, meram ar olmuş

Hasret firkatleşirken, elemsürur-u sabır olup susmuş

Halin ikliminde gam, endişeyekoşmuş, her nefes sevdasıyla coşmuş



İnsan hassastır

Ve fakat idraki ve izanımütehassızlaştırır

Edep kemaliyetle hazdır, ilim veirfanla bir niyazdır

Düşlemek için ne gerekir,düşünmek için merak nedendir, akıl bilgiye açtır



Sevmek kalbin ikramı

Ruhun fıtratı, aklın feyz-iihsanı, hissin nidasıdır

Bilgi ne kadar kıtsa, edep bubakımdan sakıtsa, asabiyet ve kabalık

Hevesin, nefisten nükseden kederin,umut olmaktan uzak hevanın çırpınışlarıdır



İnsan görgüyle olgunlaşır

Bilgiyle sırları esrar olmaktançıkarır, kalbiyle tanır

Kalp her uzvu muvazeneyekavuşturan mihraktır, yalnız hak ile yol alır

Akıl, bilgiyi ikmal ettikçe,irade sahibi azimle ihsana ramsa, hakikatin dili olur

Sevdası henüz bu sinede gönülgibi sağdı coşkusu her dem sinenin hazzı iftihardır



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
16.05.2013 18:26
#1180

Suskundur geceler, uyku tutmuyor gözler!




wallpaper1080p27.jpg






Kalbim neler söyler

Lal olan bu halim nasıl söz söylemeye cüret eder



Neden umutlarıma

hicran hayret eder, niyet

nasıl bir vaktin ahını gözler



Kendi kimliğinde

ne kadar garibim, sanki

kimsesiz bir nefesim, bu halimi kim özler



Ömür lahzası esrarlı

Tercihlerim hangi akitlerin o muştusuyla orantılı



Neden kalbim

yaralı, zihnim sancılı,

ruhum sessizliğinde ne kadar manalı



Nefsim bir

karabasan edalı, merakım neye

sevdalı, idrakim neden sefillik adına yaralı



Gönül

bir ummandır

Umut, niyetin halisliğinde

gayedir, yoksa aşk bahanedir



Maşuk nasıl

bir sevdanın bendidir,

hasret kimedir, anlamak kalbin içindir



Aşk, ruhunun

firkatine, aklın selimliğine,

tercihin ihsan mertebesine ulaştıran tavdır



İnsan,

edebiyle anlamlıdır

Talime hor bakan, nezaketi

umursamayan evet, yabandır



Adab-ı muaşereti

bilmeyen ve önemsemeyen,

aklının estiğini yapan nasıldır



Hoyratlık

cehaletten ve kalbin kemali yet

esikliğinden sudur eden bir noksanlıktır



İnsanın

mükellef olması nedir

Aklın ve izanın, kalbin

ve vicdanın hakka ram olmasıdır



Arayışın,

nedenlere varışın, merakı

hakikate firkat kılışın aşk-ı nişanesidir



İnsan farkı

fark eden candır, ilim en

muteber azığıdır, edep vazgeçemeyeceği ardır



Cahil,

bilmeden cüret edendir

Ukala bilmediğini bildiği

halde çaka satandır, nar niye vardır



Aklını ve azmini,

niyetini ve vecdini aidiyet

hesabını anlamak adına insandır



Yoksa aşk ve

vuslat nasıl bir nedendir,

keyfiyet zül olan kalbin büyük talihsizliğidir



Merak ettiğin

her heves ve şeyi deneme

Tecrübesizliğini de o naif

kalbini lekeleyerek sakın giderme



Herkes yapıyor

ve hiç ayıplamıyor

tuhaflığına gitme, nefsini önceleyip erime



Nasibini

umutla bekle, sabrın

yorgunluğunu ah ederek giderme, kalbini ihmal etme



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
16.05.2013 20:19
#1181

Geceler kalbime ne söyler, irademden ne bekler!

Duvar-ka%C4%9F%C4%B1d%C4%B1-resimleri-16


Hangi gecenin kutsiyeti varsa

İnsan denen varlık bu gecenin ulviyetine inansa

Kalbinde ferahlık ve uysallık güne atfen hazırsa, iletişimrantsa

Adet ve usül farklılığı gün yüzüne çıkınca, cemaat bereketibahis olunca, nedense düşünüyorum



Ne kadar kültür Müslümanıyız

Amel ve akidemiz ne kadar kalbimize hakim sormalıyız

Her umudu ve emeli bir geceye sığdırmak telaşını sankibırakmalıyız

En sevdiğimiz için bunu yapmalıyız, riya ve tefrikadan uzakdurarak sevgiyi yaşatmalıyız



Kendimizi kandırmayı bırakmalıyız

Ne derlerin derdiyle değil, nedenler üzerinde durupkavramalıyız

Böylesi fırsatları bilinç tazelenmesi umuduyla ihya ederekkarar kılmalıyız

Vefasız olan dünya değil, nefsin ve iradenin hanifliğiüzerinde azimetle yakarıp, şevkiyle uyanmalıyız



Ne kadar kitab-ı celili hatmetsek

Hafızlar yetiştirmek için yarışa girip, cennet hülyasınınefeslensek

Aklı ve muhakemeyi bir kenara bırakıp, adetler ve usullernoktay-ı nazarından baksak

Bilip anlamadan, hakikatine vasıl olmadan, idraki herbakımdan kalpte ve dimağda yaşatmadan karar kılmasak



Amel ve zikir biliçle eftaldir

Rakam üzerinde yarış ve ihlassız yakarış riyadır

Mümin ne yaptığını ve hangi gerekçelerle yapılacağınıbilmelidir, farzdır

Kolaya kaçmak, günü kurtarmak, adet üzere yaşamak nefsimaksattır, efendimizin hayatı ömrümüze hakim olmalıdır



Elbette kızan ve kınayan olacaktır

Asabiyet içinde akıldanelik yapmak ne kadar mübahtır

Her ameli vucubu ve sıhhat derecesine göre yapmak akıl veirade için asıldır

Yoksa lafıgüzarlık yapmak, umut ve şevki hırpalamak, hevesikurutmak, şüphe içinde bırakmak ahmaklıktır




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
17.05.2013 20:28
#1182

Ben bir gün ölürsem üzülüp, ağlama!

wol_error.gif
wallpaper1080p60.jpg


Hasretin bir hicranı var

Yıllarca ruhuma firkat zerkeder, bu nasıl keder

Ne kelam yeter, ne risale içimi teskin eder, her geçen lahzahüzün vadeder

Düşen yaprakta, ağlayan çocukta, kanadı kırılan kuşta,mahzun bakan her nazar, sineme çile eker



Nefes ne kadar acizleşiyor

Şevk hali terk ediyor, takat bilmem ki nereye gidiyor

Melülleşen, bitap düşen, boyun büken bu kalp hangi dildenkal ediyor

Anlaşılmaz olan hicranım, sukut ettiren gamım, gözyaşıdöktüren figanım, nedense duyulmuyor



Kalbime bir hançer saplansa

Bir ömür sabreden ah u zarım güm yüzüne çıksa

Hangi gülen yüz, tebessümü esirgemeyen göz, umut bahşedenher söz anlatsa

Gönlüm ayılsa, ruhum hicrana kanmasa, zihnim tarumar olmasa,muvazenem hiç bozulmasa istiyorum



Ne vakit gözlerimi açsam

Rabbime hamdederek, mağrurluktan kurtulsam

Acziyetin her sahnesinde mukim olan yerimi bulsam,miskinliğimi bıraksam

İşte o vakit bilmem ki yüzüm güler mi, ecel anı bu kalbikabul eder mi suallerini unutsam




Ah sulu gönül neler söylersin

Niçin arlanmadan derdini ayan eder üzülürsün

Külli irade ne söyler, her nasip vaktini bekler, emel sevdanınmayası değilmiş ey ar

İnsan aklını ve idrakini dikkate almalı, bilgi ve şuurnispetinde iradi olmalı, göz kararmamalı mı dersin



Mustafa CİLASUN

 

MU
18.05.2013 11:27
#1183

Artık ne söylerim bahtıma boyun bükerim!


nCode.png
Click this bar to view the original image of 800x448px and 108KB.
6684143xw2.jpg








Ne kadar adağım kalmışsa umutlarımda
la

Velhasıl geçip giden efkârlı
ınocağında

Kalbim mahkûm bulunsa da ruhum hakikat ta

Aklım idareme güç yetirmeyince nefsim ortada





El hâsıl dil durmaz akılhissiyatla akit yapamaz

Kendir ne kadar sıksa da yüreğin ateşi durmaz

Arif zaten ses çıkartmaz zalim ezadan caymaz

Anlamak için sevda
ın pervazında bulunmaz





Ateşin çeşnisinde nefesimetakati kim yetirecek

İzan mefkûreme nasıl yön verecek
sönecek

Umut idrakimle filizlenecek hazda tehir edilecek

Zevkin kültürü seninle esinleşecek hak bilinecek




Savurun arttık külleridağlara ve ıssız
lara

Eğer bir köşede büzülerek nefes alan varsa ara

Naralar çıkarken ayyuka ruhum hicranla sırada

Şayet
lıkkalmışsa çıkma garip nefes orada




Çığlık çığlığa haykırışlarsanki afatı beklemekte

Arzın bütününde ümmetin mahzunluğu çilelerde

Ecir birliği kul için iliklerde
sabırla melalinde

Eğer ölmek mana ikliminde dirilişse nefes şevkte




Hani tozpembe hülyalaralıp ummana götürür ya

Ufuklar amaçlar için maslahata sarkınca sakınma

Vaktin koşullarında yılgınlık bizarlığında yorulma

Umudun kadrini hakkıyla anla
ayaban durma




Sinemin kavlinde mevsimleher vakit tazeliğinde

Bazen hazan bazen de ilkbahar
zindeliğinde

Niyet halisliği senin kalbinin meşkinde sahibiyle

Gidilecek bir yer kalmışsa unutma umut şevk ile




Ne kadar serzenişlerle başbaşa kalarak ağlasan

Hiç ayılmadan o bitaplığın ş
ınlığındauyansan

Ne ezanı duysan ve ne de kalbin sesinde aransan

Aldanma ruhun bırakmayacak anı anla
b
a




Gel seninle karakalemçalışalım ve hayale dalalım

Biran çileleri unutarak şevke yaslanıp hakkı analım

Hayatın kalanını sorgulayıp saklambaç oynayalım

Ömrün kitabını yazalım mısralarla anlamlaştıralım





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
18.05.2013 14:19
#1184

Visali yar ile dost ol, bırak beni yalnızlığıma!

manzara-resimleri-hd-full-hd-10-aliraci-


Ne dinmeyen hayalin süruru

Ne ruhuma hüzün bahşeden umutların onuru

Şevkin enginliğinden hicranla nazar eden, halimin bedbin durumu

Kalbime ümit zerketmesin, heves umuda bürünmesin, bahtının saadeti durulmasın


Ne zaman kalbimi dinlesem

Ruhumdan nükseden feryadın yadıyla inlesem

Mutmain olmaya layık olmayan halin insicamıyla bir ömür kal etsem

Acziyetim bitmez, edebin şevhi yüreğimde yeşermez, dil hamt etse bile, ihsana yetişmez


Sen kalbi yüceliğe sahip nefessin

Haya ve edebin zarifliğinde ikamet eden payesin

Sabır ve metanetinle güçlüsün, himmet ve hamiyetinle zafiyetimi görmezsin

Her vakit tebessümle nazar eden bir mürebbiye naifisin,layık olmadığımı edeple aşikar eyleyen gayesin


Bilmem ki artık ne söylenir

Yazdığım kelimeler, feryadıma el atan cümleler

Meramımı anlatmak için çırpınan duygular, söyle ne zaman şevke erer

Yalnızlık bahtım değil, kaçmalarımın nişanesidir, halimin miskinliğinden utandıran dramdır


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
18.05.2013 20:18
#1185

Ah yar bilsen nasıl dinmeyen bir ah u zarım var!

manzara-resimleri-hd-full-hd-3-aliraci-2


Ne vakit efendim aklıma gelse

Gözlerim yaşarır, içim dolar, nefesim bir hoş olur nedense

Lisanen yakın olsamda, kalben ve zihnen ne kadar sığ olduğum sorulur

Sual ederim bazen, neden bu kadar kayıtsızsın, dünya için çırpınırsın, mizandan korkulur, üşüten düşler neden soldurur diye


Çocukluğumdan itibaren

Onun hakkında duyduğum her şey bir başka güzeldi

En mütenahi bir özlemle sessizlik içinde süzülen ve nazar eden bir güldü

Hep hayıflandık, bahanelere daldık, nefsimiz adına kandırıldık ve fakat ne hikmetse hala ayılmadık


Her hali, sarfettiği kal-i eftali

Ne kadar mücerretti, mesneti belliydi, neden tatbik edilemedi

Hayatı ve ömrün vazgeçilmezi olarak ikame edilmekten çekinildi, kim kar etti

Herşey darmadağınık, hissiyat niçin bu kadar bulanık, itimatsöyle nereye gitti, yoksa insanlık mı yitti


Ümmet-i muahammet adına

Hangi arza baksam, safahat içinde yaşayanı ne yapsam

Sefilliğin diz boyu olduğu Afrika ve Ortadoğu halkını nasıl ve hangi gerekçeyle anlasam

Her zülmü ve isyana caiz olduğuna dair fetva üreten belamlar ı nasıl kavrayıp, emin bir yol alsam


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
19.05.2013 19:53
#1186

Gönül görmezse, göz ne yapsın, akıl ağlasın!

nature_21.jpg






Nefes, müddetin şevkiyle yol alır


Akıl, merak bilgi ve görgüyle ancak hakikate ulaşır


Kalp nazargah olmak için nazlanır, beşer kalmaktan arlanır


Ruh vadin her lahzasında sadakate ramdır, hicrana gark eden firkat edasıdır





İnsan asla kendini kandırmamalıdır


Akıl ve iradesini birilerine emanet ederek yol almamalıdır


En mütekamil bir varlık olduğunu kat a unutmamalıdır, azimle araştırmalıdır


Adet ve töre üzerine, riya ve tefrika düzenine, rakama boğulan zikir sözüne iyi bakım, kavramalıdır





Şekli yet üzere din ihsası yapılamaz


Her modaya uyularak samimiyetle takvaya bel bağlanmaz


İnanç ve izan bir birinden ayrılamaz, dil başka ve dahi gönül başka konuşamaz


Azim ve irade zafiyet adına tasarrufta kullanılamaz, böyle bir mantıkla hakikate ulaşılmaz





İhsan ve ecir kalbin sahibi içindir


Her varlık ve nefes kimindir, hangi hükmün şehridir


Kur an-ı kerimin meramı ve efendimizin yadı ve amacı enönemli gaye edinilmelidir


İnsan kul olmayı hak etmek için cehdinden taviz vermeden yürümelir, yoksa ihdas edilen dinle yetinir





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
20.05.2013 19:09
#1187

Vefa kalbin, aklın ve vicdanın en ulvi sadakatidir!

nature_13.jpg








Ne hikmetse, bir yorgunluk var üstümde

Ne düşler ve ne de düşünceler alıp götürmüyor melalimibugünde

Nereye baksam, kimin telaşıyla karşılaşsam, bir kenardaoturan mahsuna yaklaşsam

Sualler şevk vermiyor izanıma, gözlerim kamaşırken, aklımkarışıkken bu afakımı bilmem ki kime anlatsam


Arz ve talep farklılaştıkça ve artıkça

Her nefs haddi aşıp bir şımarıklık içinde sefilliğiniabarttıkça

Kız çocukları haya ve edebi bırakıp, insanların önünde akılalmaz rezilliği yapınca

Okulu, aileyi, maarifi ve arkadaşlığı yeniden yorumlamak geliyoraklıma ve fersiz bir çare adına


Özgürlük adına her naneyi hadsizce yapmak

Tanıdık yok diye ayyuka çıkacak kadar argo küfürlerlekonuşmak

Erkek çocuklara nisper edercesine garipliği abartmak ve birdearlanmadan kahkaha atmak

Ne şehir meydanları ve ne de üniversite sahaları, edebi veadabı dışlamak için yapılmadı, maneviyat dışlandı


İnsan kim olduğunu ve aidiyetini bilmeli

İlim yuvaları adına insanların nazarlarından endişeyisilmeli

Her insan masumiyetini ve sadakatini idrak ederek,kişiliğiyle irfana ram eylemeli

İnsanın kalbini lekeleyen ve ruhun bizar eden, aklı vevicdanı gama sevk eden maceradan ictinap etmeli


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
20.05.2013 20:49
#1188

Senden neşet eden sevdayı aşkı nasıl unutayım!

wol_error.gif
Resmin orjinal boyutu için tıklayın.
31236969.jpg




Sensiz ne kadar farklıydım

Kendi halinde yol alan garip bir candım

Taklit üzere yaşayan heyecandım, kişiliği oturmamış murattım

Hevesi her şey sanan, umudu sorgulamayan hicrandım, ruhundanfigan duyandım



Aşka dair alıklığı olan nazardım

Kim bahsederse, heyecan vehmediyorsa, hemen atlardım

Kandırmayı ve abartmayı göze alırdım, nefsim adına yarışancandım

Çünki marifet sanırdım, öğünen arkadaşlara bakardım ve fakathiç kandıramazdım



Nefsim istiyorsa, gönlüm el vermiyordu

Aklıma gelen sualler, cevapsız kalıyordu, içim daralıyordu

Demekki bahtım böyleymiş dedim ve suskun bir şekildeişlerime devam ettim

Bazen gezerken içlenirdim, neden bu kadar yalnızım derdim,kimseyle asla dertleşmezdim



Onca yıl geçti, içimi çekerdim

Bir vakitler dikkatimi çeken, edebiyle naif görünen

Sinemde yılların hasretini dindiren şavkınız kalbime birşeyler hatırlattı

Ne vakit düşünsem, hatta olmaz desem, hangi mücadeleyiversem yüreğim senin yadınla bir başkaydı




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
21.05.2013 20:04
#1189

Ey gönül vazgeç hevesten, hevanın her çeşidinden!

nCode.png
Click this bar to view the original image of 800x600px and 100KB.
ma381cpomanzaradoga28.jpg








Biliyorum neler hissettiğini


Ah u zar ettiren en sıkıntılı halleri, boyun büktüren vakti


O vakir akıl kar etmiyor, irade zafiyete meylediyor, izansukut ediyor sanki


Çekimser bırakan, endişeye yol açan, acabalar sokağındayalnız bırakan vehimlerdir diyelim, velevki






Düşlemek bile bazen yetiyor


Düşünmek için fikir ve görgü kimbilir neler istiyor


Merak neden sürur ve huzur bahşeden latifliğe sukunet içindesevk etmiyor


Niçin nefs korku ve paniğin içine çekiyor, asılsız birmacera yaşatmak için neden bu halimi icbar ediyor






Akıl, kalbin sezgisi, firasetidir


İdrak, dimağın vazgeçemediği, onun için ceht ettiğişirazedir


Ahlak kalbin ve vicdanın saadet bulduğu ahenktir, inançkonusunda çaredir


Umut, aklın ve idrakin muvazenesinden neşet eden taleptir,emel ömürden biçilen ve zor edinilen bir istektir






Her nefes hesabıyla makbuldür


Vaktin sultanı, üşüten lahzalar içinde gönülden ne bekler, oan dürülür


Alnının şakından ter gelmeden, damardan kan çekilmeden,korku kalbime düşmeden panik görülür


Ne kadar vehmetsen, keşkeleri derleyip neşretsen, enyakınlarını gözünün önünden geçirsen bile, artık zaman kadrine yürür








Mustafa CİLASUN

 

 

MU
22.05.2013 21:57
#1190

Ümitsiz değilim günahkarsamda, Rabbim derim!

nature_17.jpg









Üzerimde ne varsa


Bir çırpıda ve hınçın dilinde yırtmak istiyorum


Ne kadar riya ve takiye bulaşmışsa, taklit hala eminse çekiniyorum


Yalın ve sade , kalbi hassasiyet içinde, şekliyetten azadebir kul olmayı ne kadar diliyorum






Neden bu kadar zan


Nereye baksam, araştırmak için adım atsam


Dinlediğim, şahit olduğum, hayrete düştüğüm, insanları söylene yapsam


Hangi dinden beslendiklerini, ömürlerine mihenk seçtiklerinin samimiyetine endişe duymadan vasıl olsam






Hakkıyla bilinmeyenleri


Keyfiyet ve heva için hangi bahaneler öngördüklerini


Para kazanmak adına takla attıklarını nasıl ihsanla ahenk içinde göreceğim


Taltif edilen, rızkın onda dokuzu onda bulunduğu dile getirilen tacirliği nasıl huzurla ihya edeceğim






İnsan kimliği hala beşer kalmayı diliyor


Akıl ve izanı, vidan ve dimağdan başka bir yere ikame ediyor


Vakti hiç sual etmiyor, nefesin müddetini ne kadar eminbiliyor, asla dertlenmiyor


Fani olan ne varsa, rekabet etmek makamsa, sıfat uğruna varlık ve erdemin deminden vazgeçiyor






Ey Rabbim sen bilirsin


Sen varlığımın ve hassaten aklımın yegane sahibisin


Neden bu kadar anlaşılmazlık içinde seni anmayı, sana hakkıyla el açmayı beceremiyorum


Anlık kararlar içine zikrimi ve taatimi sıkıştırıyorum, sonra emel ve heva için edepsizce yol bakınıyorum






Sen ki kalbimin sahibisin


Akletmem için merak ve azim bahşetmiştin


Gözlerin nazar ettiği her unsurda sen varsın, ayetlerin ibret için karşımda


Ve fakat neden kalbim huzur ve sürurdan çok uzaklarda, sen hidayeti gönlüme ikram eyle, dualarımı boyun büktürme






Mustafa CİLASUN

 

 

MU
24.05.2013 18:12
#1191

Tahayyül meyanında temaşa ederken!


nCode.png
Click this bar to view the original image of 800x555px and 109KB.
0_6e0f0_fe89a59b_XXL.jpg








Kıyamam aşiyanda inleyene

Can havliyle nefes nefese kalbine eren kimliğin rengine

Ruhunda sancılar birliğiyle sabrı seçen sevgiliye ve çileyle barışık enginliğe



Koş durma!Aşka ram olmak için

Yıllara sari kirlilikten kalbin iflaha ermesi elbette ki seçim

Ruhun inhisarında ve vaat edilen akdin hazzıyla muhabbete erişmektir geçim



Durma ne olur, hakkıyla bir düşün

Mütemadiyen anlamsızlık içinde koşturmak mı senin işin

Öncelikle anla, arayıştan kopma, ve sağanakların çeşitliliğiyle feragati kokla



Vesileler senin için tercihi urbadır

Hangi niyetle kuşanırsan ayanı haktır, vakti sanat kılmak farktır

Nefesi idrak muvacehesince kullanmak ve aşkın hasretiyle savrulmak haktır



Her kim ne dilerse,aşksız ne çıkar

Aşk halin demiyle ruha erişmeyince bir zevki hazdır

Oysa sevdayı harıyla yaşamak asliyen için mutlaktır, senin toprağında vardır



Biçareliğimle ben sana muhtacım

Kalbinin müstesna güzelliğinden neşet edene açım

Bir bilsen ne kadar hasretin çeperleriyle uğraşan sefilliğimle el açan bircanım



Ha ne olursun muhabbetle gel

Sana bahşedilen hamiyetin harmaniyle kalbinle sel

Sadakatin mertliğinde, samimiyetin ihsanıyla ruhun inşirahıyla sen selamete er



Bırak artık durağanlığı ve acıyı

Kalbinde mütemadiyen tazeliğini muhafaza ettiğin sancıyı

Savunma artık hamaset indinde var olan hıncı ve ruha sızılar yaşayan kalaycıyı



Gül neden deminde bir hazdır

Anlamayan gönüller için hicranı vicdan için vaazı tavdır

Laleler derinliğinde bir nazardır, mizan vuslat için fevkalade adaletli birkarardır



Gam değil tevazuu senin olsun

Hizmeti asliye kalbinde asudelik içinde hazır una sunulsun

Fazilet kapıda hazır bulunsun, her ihtiyaçlı nefes senin suhuletli aşkına ramolsun



Ölüm, kalbinde hazan olmasın

Önünde açılan sayfalar anlamsızlık için solarak yaşamasın

Nitelik azmin içinde muhakakak bulunsun, bilincin her halükarda yalnızbırakmasın





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
24.05.2013 18:19
#1192

Hassasiyetle hasreden kalbiniz için!

db0n3d.jpg










Bilirsiniz,

Çaresizliğe yine siz çaresiniz,

Sevginiz, umut için gayretiniz, hisseden yüreğiniz,




Samimi

Halinizde ki teslimiyetiniz,

Baharlara haber salan özleminiz,

Kelebekler kadar zarif dirliğiniz sizin değerli ömrünüz.




Nice canlar,

Kan revan içinde çareye susayanlar,

Hak adına, muhabbet cenahında sefilliğin ikliminde soluyanlar




O kadar çok ki

Etrafımızda kimi kimseden habersiz,

İcbar edilen günü birlik nafaka mücadelesi

Hissiyatımızı, muvazenemizi her gün tahrip diyor.




Yaprağın güzelliğinde,

hilminin ahenginde, çilenin güftesinde

Sabrı ve kanaati bariz bir şekilde fark ederiz.




Çok severiz,

Dalar onsuz çok çaresiz deriz

Hâlbuki zahir nazarıyla bu böyle anlaşılıyor.

Bilmek, ihsana yetmiyor, tefekkür gerekiyor.




Şifayı en iyiyaratan bilir, çaresi onun hükmüdür.

Nefesler süreli bir ritimle kalbi teneffüs edilendir.




Can,

Korkulan zaman,

An içinde değerini bulan hal,




Kalbin ve ruhun,

Vicdani sorumluluğun,

Kalemde ki sorgunun,

Kelamdaki anlatılanın aidiyeti için olduğunu,

Hareket ve kuvvetin sahibini hissetmemizle orantılıdır.




Sabır,

Bunu tafsilatıyla anlamak için bir imkândır.

Kanaat bu manada, aşkın umanında net sermayedir.




Sevmek,

Onu hak etmeyi bilmek,

Yaratanı, kudretini, ayetlerini, ibretli hikâyelerini,

Ezeli ve zahiri daha iyi anlamamız için bizleri bekliyor.




Yaşamak,

Yaratanın öngördüğü istikamette,




Nefesin

Müddetince,

Sevginin karesinde,

Hizmetin servetince,

Nedenleri hikmetiyle,

Çaresizliği şefkatiyle anlamaktır.





İsminiz,

Kızıma koyduğum bir isimdir,

Payemdir, emanetim olan değerimdir,

Ve suhulet içinde yerine tevdi edilmiştir.




Biliyorsunuz,

Hazreti Fatımanın

Ve Asiye annemizin

Halk tarafından konmuş sıfatlarıdır.

İffetini ve namusunu koruyan, edebi koklayan candır.





Siz şefkatle,

Çiçeklerin renklerinde,

Kuşların meşklerindesiniz,

Lütfen ve hassaten siz bu gerçeği biliniz.

Niyazımız ve selamımız size ve ayaliniz olsun.

Sağlık ve afiyet halinizi bulsun, muvazeneniz bozulmasın sevgilerimle…





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
27.05.2013 18:20
#1193

Gönüller yas tutup, idrak aşk için ağlasın!

nCode.png
Click this bar to view the full image.
nature_20.jpg








Kimler geldi kimler geçti

Bu diyarın sakinleri olarak elendi


Ne umutlar varki

Mevsimler misali gönüller için hasredildi

Vuslat için aşk dendi


Kimi vakit sabredildi

Kimi zaman kanaatle hikmeti terennüm edildi

Lakin mevsimlerin serdettiği çileler

Sineme refakat etti, yalnızlık artık yetti


Mevsimler ayrıdır

Çiçekler başka mananın meftunu olan tadımdır

Ruhumun hicran damlaları

Bilmem ki niye hıçkırıklara abat olan vakıayı aşktır


Niye gönlüm yastadır

niçin sinem hüzünle anlamlaşan fermanı sevdadır


Şevkin hasreti

Gönlüm için niyazdadır

Umutlarım edeple iştiyaklı kanaattır


Ne kadar ağlasam

Ve yüreğimin kuytu kurşiniliğini

Aşkın uğruna feda etsem bir gam değil


Elem için

Sabrın rahlesinde erisem

Çilem için

Hakikatin inşirahını nefeslensem

Niyetim ruhum için her halime koşulsuz kefil


Mukadderatın sahnesinde bekleyen esrar

Umut için en müstesna bir karar

O vakit

niye sine-i halimde efkar yüreğimi yakar


Mahzun gönüller melül melül bakar

Hasretin sancısı ruhumu dağlayarak hıkkırığa koyar

Gönül ağlar, aşk niyetle başlar, sevda muhabbeti edeple saklar


Mevlam sana ersem diye aşka düşen pervaneyim

Ne bir deliyim

Ne de bir vecde gönlünü hasreden veliyim


Nefsimin hangi şubesinde


Nefeslensem aşk için divaneyim

Kalbimin sesinde seyreyleyen abdiaciz biriyim


Mestim bu gece

Bu gece coşku içinde nefeslenen bir zadeyim

Ahirim için haşyeti öteleyen, atiyi rahmeti umutla bekleyen zahidim

Muhtaçlığını her halukarda nefeslenen fakirim


Bilmem ki hamaset için gönlüme ne söyleyim

Ön yargıların çırpınışlarında

Taaccup ederim ki nasıl hakikati hakkıyla göreyim


Vesileler için elhak


amenna ve saddakna der, boyun eğerim

Rızayı vicsanıma sorarım ve kimden beklerim

Kalbimin sahine iltica ederek aşkın meftunluğunda ölümle yüzleşirim


Her mevsimin


asudeliğinde gönlümü dinlerim

Yar için kalbi inşirah dileyerek, hamiyetli haline nazar eğlerim


Ne kadar ibret varsa,


aklım için işaret yaşları bilirim

İdrakim için ruhumun teslimiyetinde umudun filizini aşktan beklerim


Kimseye söz etmeden


ve edebi görmezden gelerek göçemem

gözyaşlarım için bir ah dahi demeden sevdanın bahtında nefeslenemem



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
27.05.2013 19:17
#1194

Bir faniliğin meşkiyle umudun feyzini ararım!


nCode.png
Click this bar to view the original image of 720x540px and 91KB.
300637_252185244816438_7360932_n.jpg







Şimdidüşünmek için bir akıl gerek

Niye hissiyatım perişan ve gevrek, çetrefillik içinde kaimdir avare bellek

Ah sürgün yıllar, ne söylesem kar etmeyecek

Ruhumu titreten hırçın fırtınalar bilmem ki artık ne vakit hali dinecek



Ey badı sabah, ne zaman duyacaksın çığlıklarımı

Kalbimin ilmik ilmik dağlanan yanıklarını, nefesin şevksiz bizarlığını

Ömrün son durağına ramak kalmış naçarlığımı

Durma artık bir ses ver, umudun kalanıyla gönlümde aşkla yeşer



Kimlere sormadım, sinemde hazan hiç tükenmedi ki

Gönlümün ayaz duvarları hiç ısınmadı ki

Gözyaşlarım hakikatin sevdasıyla bir pişmanlık yaşamadı ki

Ne kaldı geriye müddeti nefesten arîleşen hiçliğimle, döndüm bir deliye



Ne hilalleşen karakaşların meftununda acizliğimi anarım

Ne tenselliğin dirliğinden ilzam olan heveslere dalar bir aşk yaşarım

Diyarların suskunluğunda gönlün makûs gözyaşlarını ararım

Sazımı çalarım, mızrabı hüzünle yüreklere hazin bir esin bırakırım



Ey hak, duy sesimi, gönlümün meşalesinden ayan olan hislerimi

Kalbimin inşiraha muhtaç olan hallerini ve dilimin edebi çaresizliğini

Şimdi divanındayım

Naçarlığın eşiğinde kalbi fakirliğimle bizarım aşkla yalnız seni anarım

Maksuda nail olmak için bilmem ki ne yaparım, gönlümü kime yaslarım



Bu manada ne düşlerin serencamında yaşarım

Ne hülya vahalarında sayıklarım, ne aşkın mahzunluğunda yüreğimi zevke adarım

Bir faniliğin meşkiyle ve ecrin ferahlığında umudun feyzine dalarım

Durmadan aşk için ağlarım, sevdanın rahlesinde sabahlara kadar sancılar yaşarım




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
29.05.2013 18:14
#1195

Nisyan etmeden düşünmek ve sabırla murada ermek!

 

 








Görüşebildiğim insanların geneli biliyoruz,


fakat çaresiz kalıyoruz diyorlardı. Tabi ki bu gerekçeler de manasızdı,
Sabırla sineme çekildim ve çalışmaya devam ederek, sırlarıma yenisini havale ettim.




Organize sanayide kurulacak fabrikanın, temelleri atıldı,
Bir zaman sonra, beton atma işleri bitmişti ve duvarları örme vakti gelmişti.

Çalışan, elinden iş gelen elemanlar, servis kamyonunun arkasına briketidoldurarak, fabrikaya boşaltıyor ve böylece birkaç servis yapıyorduk, yanikısaca inşaat işleriyle daha çok uğraşıyorduk.

Ellerimiz derileri açıldı, yara oldu, yoruluyorduk, öğle yemeği olarak ta, hiçyağda pişmemiş, eti dahi bulunmayan, yani mideyi tutmayan sebze türleriniyiyorduk.

Mırıldananlar, hak arayanlar çoğalmıştı, bizler amele miyiz ki, bu işlerdeçalıştırılıyoruz, o halde yevmiyemizi neden o hesaptan yapmıyorlar, diye haklıgerekçelerle soru soranlar ve bizleri cevap bulmakta yoranlar çoğalmıştı.

Çünkü bu müessesenin sahibi bulunan yönetici insan, vatandaşlar gibi İslâm’ı,sadece bir din olarak görmüyorlardı.

İslâm’ı bir hayat nizamı olarak değerlendirerek, bu düşünceden uzak bulunaninsanların, kimlik sorunu olduğunu söylüyorlardı, bu nedenle farklı bir konumdabulunuyorlardı.

Fakat maalesef, iyi çalıştırmanın haricinde, çalışanların lehlerine tezahüredecek, müspet bir adım katiyen yoktu ve bulamıyorduk.

Bu bakımdan, diğer iş yerlerinden hiçbir farkı bulunmuyordu, ben artıkarkadaşlara cevap bulmakta tıkanmıştım, bu sebeple sürekli şehir dışına çıkmakmümessil kimliğimle üretilen mamulleri pazarlamak istiyordum.

Bunları kime anlatacaktım, nasıl izahat yapacaktım,
İslam’ı kimlik olarak almış, belki dinimi daha iyi yaşarım düşüncesiyle,tarikata balıklama atlamış gibiydi.

İş yerinde çalışanların dertlerinden habersiz, zira oldukça ilgisizbulunuyordu, çalışan elemanları eniştesi Ali Şahan beye, havale ederek yüküüzerinden atmış ve küçük kardeşi Recep beyi, her şeyden sorumlu idareci yapmışgörünüyordu.

Oldukça çalışkan, sabah erkenden kalkan, sürekli araştıran, insanları kırmaktansakınan, sabrı kuşanan, iyi huylu, oldukça uyanık, ibadetine düşkün, kıyafetiniyakıştıran, hafızasına güvenen ve bol hırsı olan, bir insandı Şaban ağabey.

Ablam, eniştem artık benden haber bekliyorlardı, onlara buradan bir ev tutarak,Anakaradan, Kayseri ye gelmelerini sağlayacaktık, enişte beye iş buldum,bekleniyordu fakat çok zorlanıyordum kiralık ev yoktu.

Sabah namazından sonra Mükremin hocama, sevgili hocam, ablamgili Ankara’dangetireceğiz, lakin acilen bir kiralık ev bulmamız gerekiyor, bize bu konudayardımcı olursanız, büyük sıkıntıdan kurtarırsınız dedim.

Sağ olsun hocam da, ne demek, elimizden geleni esirgemeyiz, hemen eşe dostahaber vererek arayalım, ama çok acilse, bizim bir bodrum var birlikte bakalımdeyince içimde çok rahatladı. Çünkü her kiralık evi tutabilecek durumlarıyoktu.

Bodruma baktık fena değildi, hiç yoktan iyiydi ve idare eder gibi görünüyordu,yanız hocamın bizden bir ricası vardı. Bu rica şu imiş: televizyon seyretmektamamen yasak ve radyoyu da yüksek sesle dinlemek, mümkün değil diyordu.

Enişte beyle bu sorunları konuştum, bu koşullara rağmen şartları kabul etti vekira bedeli karşılığında hocamın evini tuttuk. Henüz iki gün dahi geçmeden,eşyalarını yükledikleri bir kamyonla, sabah erkenden çıkıp geldiler.

Sabah saat 05 ten sonra aceleyle hemen, iş kıyafetimi giyerek hızlı birşekilde, Hafız Mükremin hocamın, oturduğu apartmanın önüne geldim.

Kiraya tuttuğumuz evin, anahtarını hocamlar dan alarak, eşyaların taşınmasınamüsait hale getirecektim.

Apartmanın bahçe kapısı olan, metal dış kapıyı açarak ilerliyordum ki, karşımaaniden bir bayan çıktı. Çok kısa süren ve bir anlık diyeceğimiz karşılaşmada,bayanın dikkatimi çeken tarafları şöyleydi:

İnsana suhulet rahatlığını veren bir yüz ifadesiyle, üzerine yeşil ağarlıklı,beyaz ve füme renklerin desen halinde serpiştirildiği emprime kumaştan birelbiseyi giymiş bulunuyordu.

Hiç görünmeyen saçlarını, renkli bir yazma ile kapamış, elbisenin etekuzunluğundan artan bölümü, pazen bir pijamayla tamamlamış görünüyordu.

Ayağına terlik giymiş, fakat çorap bulunmuyordu, böyle bir vaziyette, karşımaaniden çıkan aynı bayan, zayıf olmayan, yüzü kızaran, konuşmakta zorlanan bugüzel kızcağız, elindeki anahtarı uzatarak, abi evin anahtarını getirdimbuyurun dedi.

Belki gariptir fakat o an, oldukça hoş bir his ılık, ılık içime aktı.
Peki, bacımız teşekkür ederim diyerek, anahtarı elinden aldım ve geriye dönerekbeni bekleyen çalışmalara koyulmuştum.

Zaman hızla akıyordu, telaşımız pek çoktu, etrafımdaki her kez bana bakarakişlerin kıvamında gitmesini arzuluyordu, sabır her yanımızda hali kuşatıyordu.

Ev sahipleri sağ olsunlar, hamiyet severliklerinden kahvaltı hazırlamışlar.
Annem soluk soluğa yanıma gelerek, oğlum sana bir şey söyleyeceğim amakızmayacaksın dedi. Hayırdır anacığım şimdi sırası mı bak halimize dedim.

Çok ısrar edince peki söz haydi söyle dinliyorum dedim.
Gözlerime bir daha baktı ve emin olduktan sonra ev sahibinin kızı çok hoşumagitti ve onun gelinim olmasını istiyorum deyince daha iyi şaşkınlığım nüksetti.

Anacığım git işine Allah aşkına, ne yeri ve nede zamanı şimdi bu işlerin dedim.
Fakat annem ne hikmetse bir türlü ikna olmuyordu ve halimi muzdaripbırakıyordu.

Çaresiz bir şekilde bak anacığım eğer dediğin doğruysa ve gerçekten evsahibinin kızıysa ve özellikle sende geçineceğinde inanıyorsan, samimi birşekilde değerlendiririz ve gereği için hayır murat ederiz diyerek iknaetmiştim.

Çünkü kalbi kanaatim askerlik vazifemi ifa etmeden önce kesinlikle evlenmemekyönündeydi ve hiçbir zaman bu istikamette arayışım söz konusu değildi.

Fakat muhatap olduğumuz aile bakımından sadece babaları olan değerli hocamıcami müdavimi olarak tanıyor ve huzur içinde hafızlığından istifade ediyordum.

Efradı hakkında hiçbir bilgim olmadığından, bir manada merakı önceliyordum.
Annemin ısrarla bahsettiği kız, aha önce eşyaları taşımak için kapınınanahtarını teslim eden, edebiyle dikkatimi çeken, ürkekliğiyle merakımıönceleyen nisaymış.

Anneme alenen dedim ki mademki bu kız hocamın kerimesi, ben her halükardarazıyım, çünkü hocamın dirayetini, azmini, sahavetini, hilmini şefkatinibiliyordum.

Mefkûresi uğruna sabrı ne kadar deruhte etiğini biliyordum, teslimiyetinde kiduyarlılığa şahittim, imamlığın hakkını teslim eden ve mihrabın kiminvesayetinde olduğunun bilen, edep ve hürmetle, hizmetin şevkiyle ve muhabbetleifa edendi.

Nasıl teslim olmazdım, halimin fakirliğinde umuda uzanmazdım, neslimin devamıiçin edebin toprağında hayrolmazdım, nisa kimliğinin zarafetine ulaşamazdım.

Yıllara sâri sabrım, bakir kimliğim yirmi dörtlerde ve nasibin hükmüyle, ahenkiçinde, ruhun serinliğinde, muhabbetin mesruriyetiyle, ötelerin şevkiylebitiyordu.

Hiç ummadığım ve mukayese için fevkalade fakir kaldığım, cazibeden tamamen yoksunolan varlığıma rağmen rahmet ve bereketin süruruna ermek üzereydim.

Sabrın güzelliğinde, kanaatin yüceliğinde, nasibin hikmetiyle, gayretin niyetbütünlündeki hükümle, zaman ve içinde anlam bulan an her şeyi anlatıyordu.



Mustafa CİLASUN

 

MU
31.05.2013 19:35
#1196

Özünde örtünmenin edebiyle şekliyeti ötelemelisin!

nCode.png
Click this bar to view the original image of 800x538px and 293KB.
manzara-resimleri-hd-full-hd-22-aliraci-






Haklısın

Tedirgin çok artmakta

Bir tuhaflıkla etrafına bakınmaktasın



Lakin

Söyleyemiyorum sana

Hiç hissetmedikten sonra anlatmasam



Yıllar

Yıpratmıştır kabul ederim

Zarafetin için bir hederdim hissederim


Seni

Aslında hiç üzmemek için

Yıllardır kabuğumda sessiz nefeslenirim



Muhabbet

Fakirliğini deruhte ederim

Hali kelam adına bahanelerde arayanım


Kokunda

Hasretin izleriyle savrulur

Hüzün sayfalarında mısralarla yakarırım


Bilirim

Sen hiç hazlanmazsın

Şiir okumaz gereksiz uğraş olarak anlarsın



İşte

Bak senin karşında

İfade edemediğim tüm hislerimi bu meyanda



Ruhumun

Serencamında anılan toprakta

Hatıraların hicran kokan sayfalarında acıyla



Yaşamak

Umut içinde nefes almaktır

Aşk için nefesler ulviyetinde anlamlaşmaktır


Kalbin

Dilinle müsavi olarak

Mertliğin bekâretinde lekelerden azade olmaktır



Tenin

Kefen içinde varlığını

Zahirin ruh ikliminde vuslat için hak kazandığını



Sözün

Özlükteki nafakasını

Hasbiliğin müşahhaslığını idrakte kazanılmasını



Her şeyin

Zamana mal edilmeden

Tercihlerdeki tekelin kaldırılmasını rıza aranması



Bilmeliyiz

İnsani kimliği özümlemeliyiz

Vehimleri salınmadan nefesin hükmüne girmeliyiz



Muhakkak

Halimizi tahkik etmeliyiz

Bahaneler bağnazlığını öteleyerek ülfeti bilmeliyiz



Emanetimsin

En yakınımda ulvi hasletsin

Lakin nefsinle ve tercihlerinde nizamı öncelemelisin



Hamiyetli

Nefesleri takip ederek

Kemaliyete ermelisin hesabının icmalini öğrenmelisin



Ekonomik

Bağısızlık özgürlük değildir

Aile içinde paylaşım muhabbetin dirliğinde ermektir



Heveslerin

Renklerinde boğulmadan

Adabı muaşeret içinde yaşamak bilincinde idraktir



Güzelliğin

Ve bakımın halime hasredilmelidir

Çünkü sen varlığımın saadet membası hak adımısın



Mutluluğu

Hanende aramalısın

Başka adreslerde meraka soyunmadan kalmalısın



Nisasın

Ar’ın yekpare mülahazası

Eminlik konusunda fevkalade hassas bir sancısın



Mütereddit

Olarak hayata yaslanmak

Adamlığın şiarından azade olmaktır bir bühtandır



Düşünmelisin

Öncelikle neyi olduğunu bilmelisin

Öğrenmek için hissederek gayreti davet etmelisin



Hayâ ve iffeti

Önceleyerek hıfz etmelisin

Özünde örtünmenin edebiyle şekliyeti ötelemelisin



Gideceğin

Yolunu muhakkak bilmelisin

Ötelerin serinliğini ruhunda hissedip nefeslenmelisin




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
31.05.2013 19:37
#1197

Yegâne sahibe mahcubiyetimle ağlar yakarırım!

high%252Bdefinition%252Bwallpapers.jpg

















Evet

Haklısın teslim ediyorum

Hakkını ve serdettiğin naif nezaketini


Ne kadar

Gayret etsemde başaramam

Halimde kikalbi fakirliği yeşertemem


Sizdeki

Hususiyetlerden haz alırım

Fakat yalnızca bununla kalır saklanırım


Nefsi

Yozluğumda ki bağnazlığı

Tedavi ederek senin ülfetine yetişemem


Ne vakit

Sensiz kalsam hazanlaşırım

Solgunluğun sahifelerinde mahzunlaşırım


Hastalığında

Sana hiçhissettirmeden

Sabahlara dek gözlerimde akıtmağa hazırım


Meftunum

Halindeki zarifliğe

Mahcubumkendi içselliğimde ki bedeviliğime


Senin

Kalbinin naifliğine

Ötelerin ikliminden serdettiğin hoş hikâyelere


Düşündükçe

Yanındaki fakirliğimi

Sığ düşlerimle hezeyan fikirlerimi çok sıkılırım


Hala bana

Nasıl tahammül ediyorsun

Kalan ömrümün demlerinde şaşkınlığı yaşarım


Demek ki

Nasip buymuş diye alkışlarım

Yegâne sahibe mahcubiyetimle ağlar yakarırım


Yıllara

Sâri çektiğim çileleri

Böylece ziyadesiyle anlamlı bulurum haz alırım


Son namemde

Aşkınbaharını çiçekle yaşarım

Renklerinde zarifliği hilkatin muvacehesi sayarım


Seni hak

Etmediğime hayıflansam da

Ummadığım halde kaderin tecellisiyle masunlaşırım




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
02.06.2013 13:47
#1198

Evet, acıda olsa sabırla dinlemek!

manzara-resimleri-hd-full-hd-9-aliraci-2






Duymak

istemediğim serzenişler

yüreğime bir hançer misali inerken


Haklılığın

gerekçesiyle tahammülü

çok yudumlamaya

ihtiyaçlı olduğumu biliyorum


Bireyler

aklına estiği şekliyle

değil de, bir sonraki adımı düşünerek


Fikirlerini

beyan etseler
kimbilir ne kadar iyi olacaktır.


Bazı dostlarımız

maksatlarına binaen “en”leri için
hiçtehoş görülü davranamıyorlar


Oysaki bunlar

evrensel değerleri savunduklarını
beyaneden değerli arkadaşlar


Her düşüncenin

tartışılır olması bir güzelliktir


Özellik ise

o düşünceyi tartışanların


Nezaketi

önceleyerek, sevgiyi

örselemeden ifade etmektir


Bağnazlık

farklı düşünceye

kapalılık ne kadar doğal değilse


Karşı tarafa

söz hakkını çok görmekte

ancak o kadar saygısızlıktır


Konuşurken

hislerimizin serencamı

ruhi enginliğimizle müsavi olmalıdır


Öncelikle hakkı

kendimizde görür isek

diğer hak sahiplerini

dışlamak alenen saflıktır


İnsan,

İnsani değerleriyle

anlamlı olan bir varlıktır


Bu bakımdan

paylaşır olması

fedakârlığın bulunması

sabırla soluklanması erdemliliğin gereklerindendir


Her zaman

sen haklı çıksan ne olacak ki


Benim

kalbim kırarak

uzaklaştırdıktan sonra





MustafaCİLASUN

 

 

MU
02.06.2013 13:49
#1199

Hicranıma hassasiyet gösteren kalbi naif nefese!

manzara-resimleri-hd-full-hd-22-aliraci-



Cenabı Hak
sizlere sağlık,eminlik ve huzur versin


Herhalde
düşüncelerimi
,satırlara aktarmada
,
her zaman olduğu veçhile,yine bir sıkıntıya sebepoldum.


Oysaki ben,
hadsizliğimi, beyanlarımıntasdiki açısından,
sizi ve gönül dostlarımı, nevakit terki diyar edeceğimi
bilmediğimden, huzurumahşerde, şahitliğe davet etmiştim.


Sizden bu mana da,
bir kabul görmediğim için,hadsizliğime vurgu yapmıştım.
Merhabalaşmak, konuşmak vemana derinliğinde buluşarak paslaşmak arzuhalimdir.


Edebi derinliği
ve bir niteliği bulunmasıgereken,
serbest yazı ve makalelergıpta ile temaşamdır.


Zatımın bu bedevi
ahvali ve anlaşılmaz halini,lütfen
sinemin ahenksizliğine yorumlayın."Ne düşündüğün değil,
ne söylediğin senibağlar" düsturunu, tam terennüm edemedim herhalde...


Konservatuar birimi,
bir anlamda yöneticilikyaptığım Kültür
ve sosyal işler müdürlüğünebağlı çalışıyor. Usta ve
üstatlar, her bir yanımızda veyakın mertebede bulunuyorlar...


Zümrüdü, pırlantayı
ve alyansı, fark eden, amafarklılıklarını ayıramayan
zihin keşmekeşliğimden, sadeceuzaklardan bakmamı öngörüyor.


Sanmam, zannetmem,
öyle mi demem, asosyaloluşumdandır.


Lokomotif olmak
yiğit kişinin, himmet ehlinin,
muvazene denkliğini bulanlarınişidir.

Yarım asırdır ve hala, vagon niteliğimi devam ettirmekteyim.

Bu bakımdan yazmaya çalıştığım her bir satırı, beyanımınitirafı telakkisindeyim.


Yirmi üç yaşında,
yaylı tambur çalan ve sizeOsmanlıcayı öğreten arkadaş,
sizin için nakşeden olmayıbaşarmış, gıyabında takdir ve dualarımı gönderiyorum.


“Klasik batı müziğini
mükemmel bulurum” diyorsunuz.

Mükemmel bulmanız, müziğin evrenselliğine
inanmanız ve bestesininmazisini bilmenizle alakalıdır.


Ben ise bilmediğim
ve anlamadığım için, sadecebazen
dinlerken, senfoninin ahenginianlamaya çalışırım.


Derinliğini bilmediğim için,
müziği dinlerken bizzatyaşanmışları, hislerimle yeniden yaşayamam.

Ama alakasız da kalamam.
"Kim bilir, belki ailemiçinde bu ahengi bulamadığımdan,

ortak hiçbir sohbet konumuz olmadığından, iş yaşamıdışındaki
hususi hayatımda yalnızlığıtercih ettim." ifadelerinize aynen katılıyorum.


Kim bilir belki farkında olmadan
neleri ve kimleri ihmal ettim!Gereği kadar şefkat gösteremedim!
Beklentilerine cevapveremedim. Sıkıntılarımı izah etmem dahi yetersiz kalıyor.


Bakınız saygıdeğer dost,
sizi tanımıyorum, isminizidahi bilmiyorum,
fakat ne hikmetse özellerimisizinle paylaşıyorum.
Belki tanışsak, tartışsak,kabul ve retlerimiz fazlalaşacak.


Bir kamu sektöründe
memur olarak çalışmaktayım.
Doksan dört yılından itibarenaynı sektördeyim.
Ticari hayatıma son verdiktensonra, davet üzerine buralarda çalışmaktayım.


Bilinmeyen olmaktan kurtulmak için.
İnsanlara karşı olduğumgibiyimdir. Dostlarım arasında
bilinmeyenimin olmamasıtercihimdir.



Musalla taşına konuncabedenim,
Yarenlerinim hayırla yâdetmesidir tüm dileğim.
Mükemmel değilim!Başaramadım!Siz her zaman sevgiyle kalın.



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
03.06.2013 20:13
#1200

Ey edebin banisi, kalbin sevgi saiki!

1image7dw8.jpg











Ey sevgiliseni öyle düşündükçe

Bir hüzün doluyor halimin suskun bendine

Ötelerin kadrince makbul olan akide dirliğimde

Ne yapsamda olmuyor, sensizliğin mahzunluğu çöküyor bu sineme



Ne sen sor nede ben sual edeyim

Ben sensizliğin kederiyle her vakit dertliyim

Ne o renkleriyle mümtaz ve masum bir laleyim

Ne de en güzide kokunun sahibi olan naif ve zarif bir gülüm



Hüznün bahtının bir yumağı oldum

Halin kahreden sancısını sensizlikte soludum

Ben bilmem ki bu cihanda ne kadar mahzunum

Biliyordum aciz bir kuldum, senin özleminle yoğruldum



Arz seninle şeref buldu aşk kokundu

Sevdalar bu manada sineme ülfetlerini sundu

Ten mefkûreler için yıllara sari hazırda tutuldu

Kan paklığını seninle bulur, feyzinle kitabı celil okunurdu



Şimdilerde dillenen aşkın sevda şevki

Renklerin ayazını yaşatan, gam salan bir kurşuni

Sahralarda anlatılan muhayyile hasreti

Sensiz olmuyor bir bereketi, alınmıyor edebi lezzeti



Artık yaşamak ne haz verecek dimağa

Ulaşılmaz oldu artık, senden kalan kutlu sırlara

Seninle anlamlaşan övdüğün insanlığa

Sadık kalmadan, unutulan sayfalara senden kalanlara



Ne analar ne de yarlar vefa bilmiyorlar

Sabileri nedense senin özleminle yetiştirmiyorlar

Nefs heveslerini zorluyor, aşkı mizanı unutturuyorlar

Seni seviyorlar vefakat, gereğince anlamadan da düşlüyorlar



Varlığın en mücerret olan bir sebebiyken

Nesillerin en baki emniyeti, o payitahtın şevkiyken

Sen şimdi sensiz iklimlerden haberdarsın, hicran içinde arsın

Sen şimdi yanı başımızda olmasan da iyi ki varsın, kutlu sevdasın



Kalbin sahibini en güzel anlatan bir karsın

Yüreğimize düşen her damlanın ibretine akan bir nazarsın

Sen insanlığa bahşedilen en nadide bağsın, ne latif sedasın

Sen bir aşk, sen bir sevda pınarı olan bulunmaz firkati ummansın



Seninle bakınca sinem coşuyor bir hoş oluyor

Hücrelerim dirliğin içinde yeniden kucaklaşıyor

Âlemi hakikat mana içinde kokuyor, azmi koşturuyor

Varlığınla mübariz olan hakikat yeniden umut içinde kalbi çoşturuyor



Yoksa çekilir mi bu nahoş olan bir hayatı cebir

Mezarlar içinde işleniyor her türlü çirkeflik evet, ne rezil

İnsanlık bu hallerde düşününce değil mi akıl ve ahlak ne kadarda zelil

Ey ruhu tenine kefil, ey vicdanıyla âleme meyil, seninle bir anda olsa hüzünlü seyir




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
03.06.2013 20:18
#1201

Düşlemeden nasıl düşüneyim ve ne söyleyim!

nCode.png
Click this bar to view the original image of 800x600px and 214KB.
Webshots_12011.jpg




Tükenmiştibir kere işte sabır

Ne kadar dirensem de ve hatta nefesikesemde

Olmuyordu, sıktığım yumruklar nedenduruyordu, göz alıklaşıyordu

Dişler gıcırdıyor, bir hal kalmıyor vehuzur öyle çağırıyordu ki hiç anlatamam


Oysa ne münakaşalara girmiştim

Sabrın zaferiyle şevki kıvançlanefeslenmiştim

Çünkü ben kanaatin dilencisi, hakikatingözcüsü bir insanı hevestim

Ne hınç için vardım ve ne de zevkimiçin serdardım, ancak sade bir adamdım


Varlık adına âdemle savaşmadım

Ne kadar takatim varsa edep toprağınıkokladım

Hak ve hukuk namına ne varsa gasp içinvaat edilenleri dışlamıştım

Çünkü nihayetinde bir insandım,hatalarla yüzleşen noksandım hiç ayıplamadım


Suçlamak mama fiğ kalbi unutmak

Hoşgörüyü bir tafra bırakarak hala sevgiummak

Bizzat rahmetin içinde nefeslenirken,yargıçlığa soyunarak haykırmak

Halime çok ağır gelirdi, nihayetindemühletin yegâne sahibi belliydi ve kimindi


Yağmur şimdi başlamıştı anlatmaya

Ar duvarı sıyrılan ve kepazelik içindenefes alana

Şerrin kıskacında inleyen zadelere,nisa naifliğinden çıkan o çılgınlığa

Ölüm dahi ibret için kifayet etmiyorduve hala sahnenin perdesini bırakmıyordu


Zapt etmek ve kalbi es geçmek işi

Kalan nefeslerde resmediliyor rengârenkrezilliği

Afişe edilen densizliği ve insankimliğinden azade olan edepsiz halini

Gördükçe ellerimi açıyor ve ağlıyorum,kudretin yegâne sahibinden haz diliyorum


Gökyüzüne uzanan nefesi tazeliyorum

Ve nefes nefese halimin sefilliğiniaşkla anıyorum

Kalbin sahibinde ne kadar kalıyorum veonu hakkıyla anlıyor muyum

Ne gül kokusu ne de lalenin busesikesmiyor halimi, yoksa aşktan habersiz miyim


Dil şad olsa da artık ben çok acizim

Ne haddimi bilirim ve ne de melalindirliğindeyim

Yorgun ve solgun ahvalimle adeta biryaşayan ölüyüm şimdi neyleyim

Gönlün sayfalarında hüzünle güneşlenirve hicranla baharı sürur içinde nefeslenirim


Hazana bir söz söyleyemem resmim

Ne kadar sukutu yaşasam da artıkdiniyor direncim

Ben şimdi ölümle içselliği yaşayanfakirim, umut için sadece dua ederim

Ne zaman vaki olacağını elbette kibilemem ve onun için ibret sahnesini söyleyemem




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.06.2013 18:24
#1202

İnsan kimliğin tefekkür nezninde aleniyeti!

 

Click here to view the original image of 699x466px and 230KB.

manzara-resimleri-hd-full-hd-4-aliraci-2

 

 

 

 

 

Âdemi beşer

Önce insan ve daha sonra

Adam olmayı muhakkak hedefler

Adam olma hakkını kazanmış bireyler

Yaratılma hilkatine göre hareket ederler

Bu insanlar

Asla sığıntı olmayı

Tesadüfe inanarak yaşamayı,

Nedamet duymayı hedeflemezler

Evli olan bir bayan,

Öncelikle kimlere güven

Duyacağını her şartta bilmelidir

Şayet bunu bilmiyorsa,

Emanet kavramına da yabancıdır

Hareket ve kuvvetin

Asıl sahibini bilme zorunluluğumuz mutlaktır

Bilmiyorsak şayet

Bireyleri, beyleri ve hanımları

Sevmenin ahengini sağlayamayacağımızdan

Retlerimizde hüsranı yaşamamız kaçınılmaz olacaktır

Evrende hayatını

İdame ettiren bir âdemoğlu,

Yaratıldığı hilkat üzerine hayatını

İdame ettirmesi kaçınılmaz olandır

Âdemin sulbü

Ve meşrebi, Sosyal

Ve psikolojik analiz gerektirir

 

Âdem

Mükellef oluncaya kadar

Elbette ki masumdur bu bir hukuktur

Sabiliğin cazibesi

Bir emanet olarak masum

Ve şefkate muhtaç olmasıyla bağlantılıdır

 

 

Evrende bulunmak

Mutlaka evrensel olmayı da

Her birey için gerçekleştirmeyecektir

 

 

Evrensel olmak için

Kanaat sahibinin niyeti

Cehdi, idraki ve inkişafı

Bir mutlakıyeti gerektirecektir

 

 

Evren, kıtaları

Ülkeleri, şehirleri, kasaba

Köy, belde ve mahalleleri kapsadığından

 

 

Âdem

Nereye giderse gitsin,

Fani olmadığı müddetçe,

Evrende kalmaya mahkûmdur

 

 

Evreni halk eden,

Onun gerçek sahibiyken

Rahmetinin gereği, uyarıcı ve tebliğ

Elçilerini, gaflet derinliğinde ki âdemlere göndermiş

 

 

Âdemlerden

İman edenler bu elçilere

"Efendim" diyerek teslim oluyorlar

 

Birde refikalar

Beylerine efendi derler

 

 

Rahmet elçilerin

Efendiliğine itibar ve iman edenler

Asla bir başka efendiye ihtiyaç duymazlar

 

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

 

MU
04.06.2013 18:26
#1203

Siz kal ederken, mefkurem bereketleniyor!

 

 

 

Click here to view the original image of 699x449px and 310KB.

hd-resim-indir-aliraci-2335-1317.jpg

 

 

 

Sizin

Tavsiyelerinizden

İstifade edeceğimi bilmenizi isterim

 

 

Sizde

Mevut bulunan ruh haliniz

Derin düşünmeye ihtiyaç bırakmıyordur sanırım

 

 

Farklı görüşleri

Paylaşımının, sayenizde tezahür ettiğini

İtiraf etmem, zannederim tarafınızdan bir abartı sayılmaz

 

 

Yazı dostum

Yazmak, aynı zamanda

Yanmak değil midir sizce de ben böyle düşünüyorum

 

 

Yazan

Yanan, paylaşan

Maksutta buluşanlar diye mi anlamalıyız nasıl bakmalıyız

 

 

Zatımın

Yaşadığı ruh hali

Sizce de yaşandı mı daha önceleri

 

Sürekli

Mükellef duygusuyla yaşamanız

Yapmak zorunda kaldıklarınız, çaresizlik içinde baktıklarınız

 

 

Özelleriniz de

İnfial yaşamanızı gerektirdi mi

Fikir, zikir ve şükür sizin vazgeçmediğiniz hayat felsefeniz mi

 

 

Metanet

kaftanınız sizin için yeterli mi

Kaftan derinliğinde yaşadıklarınız birmeltem mi

 

 

Yolu yarılamak

Hissiyatınızda bir ferahlamak mı

Yazı dostum tabiriniz, paylaşmaya devam edeceğiniz gayesiyle mi

 

 

Of aman be,

Ne acayip bir kişiliğe çattık demiyorsunuz

Öylemi? Dertleri dinlemek… Sabretmek… Himmet etmek

 

 

Allah için

Bu âdemi beşere katkım, ne olabilir demek

Âlemi hakikat ta, bizleri temaşa edenleri bu vesileyle anmak

 

 

Ne söyleyeyim

Ne düşüneyim, şahsınızı fazla yormayalım

Birden artık sizi sıktığımın hissine kapıldım, yanıldım mı

 

 

Mütefekkir

Kimliğinizle ve edebi derinliğinizle

Biliyorum ki, siz asla bir yüzeyselliği kaldıramazsınız

 

 

Mefkûrenizin

İlk yıllarında ki heyecanınızı bir hatırlayınız

Naçar kalmış, hissiyat omurgaları kireçleşmiş, bir hasta

 

 

Size teslim olmuş ve bel bağlamış

sizin dudaklarınızdan çıkacak bir ümide hasret kalmış

Onun kimliğinde ve o an, siz en bahtiyar bir yaren, bir erensiniz

 

 

Fisebilillah

İliklerinize kadar terennümünü yaşamalısınız

Hak ve hakikatler sizlerle, yolda kalmış çaresizler gönüllerde silinmesinler

 

 

Yaşlılar

Biraz çok konuşurlar…

Heyecanlarını bir türlü yatıştıramazlar

Yeni adımlayan bebekler misali ötelerin davetini beklerken

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

 

MU
05.06.2013 18:00
#1204

Ey derdin gailesiyle irşat olmuş gönüller nerdesiniz!

manzara-resimleri-hd-full-hd-aliraci-233

 

Ey suskun çığlıklarım, ne çare ki artık vakit gelmişti
Gönül ne kadar hasredilse de, hasret aşk diyarlarına alıp götürmüştü
Vün birmiş, geceler perdelerini çekerek, umudun sahnelerine ibretle yer vermişti
Ne gözyaşları dindi, ne elem ruhumun hicranını sürurra gark etti, nefesler tükendi


Bir hırçınlık sökün ediyordu dalgaların haşyete salan sesinden
Kalbimin yalnızlığı, bilmem ki hangi günahın esaretinden kopan kavlinden
Söz kifayet etmezken,efkar yüreğime sancıları ekerken çok derinden ve ürperirken
Bir canın acizliğini yaşıyorum, sinemin en letafetli sahnesinden, idrakimin elinden


Ey yüce dalgalar ve ta uzaklardan seyreden yalçın kayalar
Duyun sesimi, kalbimin suskun melalini, sevdanın çile çektiren efsanesini
Aşk adına yaşanmış en müstesna hikayeleri, hakikatin irşad eden yankılarını
Gül, dikeniyle güzeldir, öz kalbinle mürebbiye olan lehçedir, ancak ihsan sahibi bilir


Ey yar bilme ki hatırlar mısın, bir sonbahar günüydü bırakıp gitmiştin
Ruhumun, suskun çığlıklarını hiç işitmemiştin, bahtım için boyun büktürmüştün
Yılların hasretiyle kalbimin hıçkırıklarını bir dert edinmedin, sessizliğine çekilmiştin
Bir ser ver, gözlerimin fersizliğine bir gerekçe göster, perişan halimi bildiğini haydi göster


Bir bir nefesim göçüp gidiyor, bilmem ki umutlar kim için dile geliyor
Söz kifayet etmiyor, hal aşkın esrarını şerh edip sürura erdirmiyor, boyun büktürüyor
Ne söyleyim, bahtımın nasibi için kime şikayet edeyim, sebebi hikmetini nerden bileyim
Çaresiz sabredeyim, kanaatin öğretisini deruhte edeyim, ömrün nihayetini aşka vereyim


Ey derdin gailesiyle irşat olmuş gönüller nerdesiniz, duyun sesimi
Çaresiz ducar olduğum melalimi, dramatik hikayemi, nefesimde ki hicran seslerini
hazan ruhumu sardı, sararmış yapraklar misali, toprağa elhak kokladı hüzünle ağladı
Gözyaşları umutla kanatlandı, ne bir şevk kaldı ve ne de bir sürur aşkla kalbimime aktı




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
05.06.2013 18:38
#1205

Halimin hazin sayfalarını bir de sana açsam!

manzara-resimleri-hd-full-hd-10-aliraci-

 





Sen bilir misin

hissizliğin yorgunluğunu,
Kalb ikliminde solgunun umutsuzluğunu,

Çaresiz sukutun

sineme hicran akıttığını,
Halimin kuraklığında şevkim kalmadığını.


Düşlerimde,

ne kadarda umuda uzansam,
Olmayacak hayaller avuntusunu yaşasam,

Yalnızlık acısını

hazanın yaprağına yazsam,
Halimin hazin sayfalarını birde sana açsam.


Kokunla şevki

bahara yaslanarak uzansam,
Hasretimin dallarında senin halini solusam,

O an tamamen

sessizliğin hükmünü tanısam,
Aşkın umutlarında kalbimin sahibine varsam.


Öyle ömür

yaşadım ki halimin o susuzluğunda,
Muhabbetin yıllarca uzağında bağ bozumunda,

Yapraksız dallar

yozluğunda korkuları yanında,
Fakirliğin kucağında çaresizliğimin korkularıyla.


Melül melül baktım

yıllarca hasretin sancısıyla,
Varlığın bilinmeyen adresine yazında sıcağında,

Bilginin kıtlığında,

idrakimin fevkalade uzağında,
Umutların solgunluğunda, avuntunun kucağında.


Ben sana ne söyleye

bilirim, bilirim ki sen eminsin,
Ruhunun enginliğinde kalbini nizam eden nefessin,

Hakkı bilen,

kanaatle güçlenen sabrın müdavimisin,
Gülün kokusuyla şekillenen bahtiyarın ta kendisisin.


Sana nasıl bu sefil

halimi anlatırım çaresiz kalırım,
Haline müdrik olmak için ne bahanelerde dolaşırım,

Uzaklardan nazarımla

yaklaşırım ancak sakinleşirim,
O devranında Salih olmak için varlığımdan geçerdim.


Bilirim ve

sessizliğimde kendi halimde kelam ederim,
Yazmanın yanıklığını sinemde her zaman hissedenim,

Aşkın ikliminde,

adresin mücerretliğinde yine sefilim,
Ben kendi dertlerimle hüzün içinde nefeslen hederim.




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
06.06.2013 18:01
#1206

Bilmem ki hangi derin güçten bahsedeyim!

 

65621_576521379049488_1300389051_n.jpg

 

Küresellik adına

Ne türlü şirret oyunlar tezgâhlanıyor

Güç sahibi, ne emrediyorsam ona tabi ol ve uygula istiyor

İktidar olmak nedir bilir misin diye kinaye ediyor, sinsiliğini arlanmadan gösteriyor

İnsan öncelikle

Kim olduğunu ve neye karşı sorumluluk aldığını

Kuvvet dengesinin sarsılmaması için hesabın iyi yapılacağını

Varlık adına, ruhunu ve kalbini ortaya koyarken, enaniyeti unutacağını bilmeliydi

Adalet ve hak adına

Bilgi ve tecrübenin, istişaredeki bereketin hassasiyetiyle

Plan ve prağram yaparak, hizmetkârlığın mütevazılığında karar kılmalıydı

Şöhret ve ihtişam neye lazımdı, azamet sahibinin emrinde bulunmak en bulunmaz ikramdı

Zaten kimin ne olduğu belliydi

Şehret meye veya tefsir edilmeye ihtiyacı olan suizandı

Kaç asırdır içimizi kemiren, birbirimize düşüren, hedefler tayin eden kimlerdi

Ülkeleri ancak tayin edilenler yönetirdi, emir ve komuta zincirine bağlı kalmak aşikârdı

Ecnebi devletler zaten vardı

Kendi ideal ve ülküleri uğruna kim bilir neler yapmazlardı

Zülüm ve işkencenin, desise ve cürümün, işgal ve gaspın hangi sayfasını boş bıraktı

Rabbinin eğitim ve öğretiminden vazgeçen esir yürekler bizzat parçalandı, sonra hak aranmadı

 

İnsanı yabana atma

Meydana gelen ve gelecek her vakıayı ayıplayıp kınama

Failleri tespit etmek, garez ve kin ile şiddeti cebredenleri deşifre etmek kimin muradı

Seni ve iktidarı ve dolayısıyla devleti arkadan vurmaya çalışan mecrayı hakkıyla ve acilen tanı

Mustafa CİLASUN

 

 

MU
07.06.2013 19:34
#1207

Kim şerri sıfat bilirse, mana adına kefensizdir!

225703_578645852170374_876227364_n.jpg







Maddiliğe gömülmüş



Bir insan, öldürücü silah hükmündedir



Şavaşın en büyüğü içerde yapılması gerekirken, bu dışarıya saldırıyor



Doğduğu evreni yabancı görüyor, kendinden olmayan herkesi bir rakip ve tehlike görüyor







Kendi içselliğimizde



Dengeyi aramak ve bulmak durumundayız



İnsanın yatay ve dikey tarihlerini bir bütünlük içinde kurmalıyız



Onu ne sadece manevilik içinde tutmak, ne de maddiliğe gömmek zorundayız









Klasik felsefede



İnsanın yatay ve dikey kesiştiği noktaya bir gül oturtulur



Bu mükemmeliyet noktadıdır, bir zemine basarak zimle ve sabırla yükselmek



Yeryüzü gerçeğini unutmadan göğe yükselmenin en tabi nişanesi ve irfanniyet olgusudur







Çağdaş insanın



Zannedersem en ayırıcı özelliği sahiplenmektir



Modern insan, maddi imkanlar nispetinde ancak kendini var hisseder



Sahip olduğun kadar varsın zehabı üzerine güç ve kuvvet adına varlığından vazgeçer









Peygamber



Haber getiren demektir



Haberi getiren ve ona kulak olan, onun hallerine bakar ve gözlemler



Duyan ve görmeyen şahıs, haberi, hakikati/hayatı yapar ve bu minval üzere gider



Ananevi eğitim üç aşamalıdır, ilme’l yakin, ayne’l yakin, hakka’l yakindır, el hak bilinmelidir







İnsan, Rabbinin



Öğretmenliğinde öğrenciliğini yaşadığında kamil olur



Kulağa ve gözüne düşeni kalbine indirir, kalbi bir rahme dönüşür ve orada doğum gerçekleşir



Duyulan, gözlemlenen ve üzerinde düşünülen şey marifetullaha inkılap eder; marifetullahtan muhabbetullah hasıl olur







Mustafa CİLASUN

 

 

MU
08.06.2013 18:31
#1208

Hayatın satır aralarında tahayyül ederken!

166083_586565371378422_431246_n.jpg









Yaratılışımız bir aşk hikayesidir

Allahtan geldik, O’ndan ayrıldık ve yine O’ na döneceğiz

Aşk, aslımıza olan özlem ve onunla bütünleşme çabası manasına da gelir

Bir anlamda kendimize/bütünlüğümüze sevgidir aşk, provan algı, aşkın kaynağını burada görmediği için onu dünyevileştiriyor




Varlık, varlığa dair fani olan beden

Aşkın objesi yapılıyor ve doğalolarak cinselliğe indirgeniyor

Aşkın büyük hakikatlerden biri olduğu nedense hakkıyla idrak edilemiyor

Allah'ın kainatı yaratmayı arzulaması ve bunu sevmesi, varlığın ilk sebebinin sevgi/ aşk olduğu anlamına geliyor




Varlığa ait ve birbirinden ayrı cüzler

Arasında fevkalade kuvvetli birçekim var, kainatta sari bir aşk hali var

Aşk, bir birinin uzağına düşmüş parçaları bir araya getirir, biz buna vuslat diyoruz

Aşkın şiddeti, parçaların birbirine olan uzaklığı nispetinde artar, kişinin O ‘ na uzaklığı nispetindedir




Aşk bahsinde hep şu ayrım yapılır

İlahi aşk, mecazi aşk, ariflerböyle bir ayrımın olmadığını söylerler

Hedefi ne ve kim olursa olsun,aşk üzere gerçekleşen şey mahiyet olarak hep aynıdır

Değişen maşuktur; maşuka yönelmenin mahiyeti değişmez, kimler yıllarca faniyi idealize ederek aşık olur




Aşk, bir derttir, söyletir

Şiir edebiyatın bir üst dilidir,edep, bir tür yoğurma ve terbiye tarzıdır

Edebiyat ise edep ile birlikte anılıyor, dolayısıyla şiirinde edebi muhakkak ki olmalı

Kavuşma arzusu, aşk olarak belirlendikten sonra, vuslat gerçekleştiğinde arzudan doğan acı/ aşk kalmaz





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
08.06.2013 20:42
#1209

Sufiliğin dilinden ve kalbin sır perdesinden!

21176_586565478045078_1962421374_n.jpg









Hakiki dost Allah’tır

Dost olarak bilinen insan düşman mertebesine çıkabilir

Düşmanda bir süre sonra dost görülebilir, bu bakımdan ifrat ve tefrite dikkat edilir

Zira insan ve halleri bakideğil, değişim geçirir, irfan eğitimi bu anlamda çok önemlidir





Çünki irfan, her halin

Bir tecelli olduğu inancını verir, sekülerizm, milliyetçilik gibi

Modern kalıpların tersine, irfanayrıştırmaz, “bir” leştirir, farklılıklarda ki ne

götürür

Büsbütün sanallaşmış bugünün gerçekliğinde insanı bu yakınlıkta tanımak ne kadar mümkün





Görmeden, dokunmadan

Bir hukuk geliştirmeden insanlaryakınlaşıyor ve bu hisse kapılıyor

Hayır, bu ortam ve bağlam dostluğu mümkün kılmaz; imtihandan geçmeyen inkılap etmez

“Dost” kelimesi Farsçadan geliyor,”arkadaş” ise kok olarak Türkçedir,”arka”sını dayadığı taş anlamına gelir, arka-taş





Bu sebeple arka-taş önemlidir

Kişiyi güvende tuttuğu gibi,güçünün ortaya çıkmasını sağlar

“Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyim” deriz, arkadaşı kendisini seçmiş olur

Her cüz, “arka” sını yaslayacağı bir “taş” bulmak süretiyle bütünlüğe ermek, kendisi olmak istiyor





Dostluk, arkadaşlığın ötesinde bir şey

İnsanın dostu mahremi sayılır,böyle olduğundan insan dostu

Yanında çıplak kalmaktan çekinmez, kaygısızca soyunur, dost ağır söylese de

Zoruna gitmez, bu yüzden sultanların musahipleri olmuştur, herkesin korkup sustuğu halde,

muhasip sultana hatasını söylemiş ve açığını göstermiştir





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
10.06.2013 18:48
#1210

Yitik kimlik olarak farkı yadedilen derviş!

33425_135498946485069_7144777_n.jpg








Ne de olsa kalender meşrep

Paraya, karşılığı madde olan kazanımlara değer vermemektir

Onlarla meşgul olmamak değil,sadece değer vermemektir

Zengin olabilen ama zenginliğiüst bir değer olarak işaretlemeyen”gönül”den bir bakış




Dervişe yakından bakılıp

Bütünlüğü içinde kavrandığında,bugün eksikliği hissedilen insan

Kim olduğu”derviş olduğu yakinen görülecektir
Biz onu sakinliği veteslimiyetiyle biliyoruz,

neden böyledir? Bulmuş inanmış ve teslim olduğundan böyledir





Dervişlerin mühimsediği tek şey vardır

Hakkıyle Rabbine teslimiyet,kesret ehli değildir derviş, tevhit ehlidir

Hayatın sahibi Allahtır; insan Allaha teslim olunca hayatın o kesretli yapısı karşısında el açmaktan kurtulur,

Allah’ı bulan herşeyi bulur, derdiniz Allah ise bütün dertler küçülür





Modern zamanlarda insanın derdi

“Bir” olmadığından, elbette kibirden fazla derdi var, küçükte olsa var

Küçük dertlerin nasılda büyükdertlere dönüştüğüne her vakit tanıklıkediyoruz

İnsanlar biyolojik olmaktan ziyade, psikolojik rahatsızlıkların sıkıntılarıyla uğraşıp, duruyor, uzmanları böyle söylüyor





Tarihte olmayan, modern zamanların

Havasıyla ortaya çıkan hastalıklardır, varlık ile materyalist ilişki kurmanın

Sonrasında karşılaştığımız arızalardır, mevcut durum, daha çok yaşanan anlam kriziyle açıklanıyor

ve fakat
tedavi bakımından hangi yöntenm olacağı hususu dikkate alınmalıdır





Freudçu psikinaliz, Lacancıpsikiyatri

Bir de “Sufi Psikoloji” var. Bupsikoloji dervişin yaşam algısının modern zamanların

yaralarına merhem olduğunu imler.

”Çünki” der, derviş modern
zamanların vazgeçilmezleri üzerinde düşünmeye çağırır





Sahip olma güdüsüyle hayatı karşılamayı

Sahip olunan emtia ile ‘değer’bulmayı merkezileştirmez, insanı fonksiyonel

Aklın alanından gönlün aşkınlığına çeker. Dünya ve dünyadaki her şey daha bir

Derinlik kazanır; insanı kendinde oyalamaz, onu “öte” ye hazırlayan bir rampaya dönüşür





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
10.06.2013 20:25
#1211

İnsanın yedi olan ruhi ve kalbi katlarını anarken!

252899_213295822038714_3152936_n.jpg







Yüce kitabımıza ve efendimizin

Hayatına baktığımızda mertebeler görürüz, varlığın ve insanın derecelendiğini

İnsan-ı kamil, en üst mertebeyiişaretliyor, demek ki altlarda da mertebe bulunmaktadır.

Peki, nedir bu mertebeler diye dikkatlice nazar edersek, işte o vakit





Bir pramit örneği aklıma geliyor

En geniş olan piramidin en altkısmıdır. Pramit yükseldikçe alan daralır

İnsanların çoğu, pramidin en altkısmına karşılk gelir, çoğunluk altlarda yaşar

Nitelik ve dereceye vuruldukça insanların sayısında azalma olur, zirvede çok az insan kalır




İrfan geleneğinde “yedi katlı insan modeli”yle karşılaşıyoruz

Kur’anı Kerim, Hz. Peygamber’insünneti ve İslam’ın ruhundan hareketle

bu model belirlenmiş. Harici birokumaya yaslanmıyor bu model, çıplak bir metin

okumasından çıkmıyor, Kur'an'ın ruhunun verdiği ilhamla doğuyor





Yedi katlı insan modeli

Nefs-i emmare ile nefs-i safiye arasındakileri içeriyor

Her makamın bir husisiyeti ve özelliği var; insan hangi makamdaysa makamının

Husisiyetlerini taşıyor, nefs-iemmare insanın en alt makanını oluşturuyor

Nefs-i emmarede insan büsbütünkötü/aşağı olana açıktır, iyiye kapalı bir alandır





İnsan içindeki kötü sese kulakkesilir

Bu sesin işaret ettiği yeregider, kendisinde eksiklik, yanlışlık görmez

Ve hatta günahkar olduğunu düşünmez. Arifler, bu mertebedekilerin münafık ve fa sıkların

özelliğini taşıdığını söylerler, velevki Müslüman olsa da nefs-i emmare mertebesin de yaşıyorsa münafık ve fasık gibi olur





Nefs-i emmareden çıkmak için Müslüman olmak yetmiyor

Daha fazlası gerekiyor, nefsin terbiye ve tezkiyesi, yani nefsin sesini kısmak

Ve böylece ruhun gürleşmesine imkan vermek, insan bir nevi içinde mirac yaşatarak

Nefs-i emmareden nefs-ilevvameye yükselmeli, Nefs-i levvamede insan nefsinden yana düşmez, eksik ve günahkar olduğunu düşünür





Nefs-i levvameye yükselmiş insanda

İnsan-ı kamile doğru bir seyirvardır. Kişi Nefs-i emmarede sosyolojik olarak Müslümandır.

Arkasından Nefs-imülhime geliyor, ilhama açık nefs demektir, nefs, tövbe, zikir, rabıta ve mücahedeyle

günahların ağırlığından ve şehvet bağından kurtulunca, ilham ve feyz almaya kabiliyet kazanır….





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
11.06.2013 19:51
#1212

Canlı olan kitap, İnsan-ı kamil makamıyla fark!

228197_211129688921994_6882240_n.jpg







Kur'an'ın hakikati metninden ziyade

Ruhuyla ilgili bir husustur. Bu da canlı Kur’an Hz.Peygambere işarettir

Hz. Peygamber nasıldı? Sorusuna, Hz. Aişe validemiz “ O yürüyen bir Kur'an'dı”

Bu çok önemlibir nokta, malum “İkra!” ile başlıyor ilk emir ve Kur’an-ı Kerim ayetleri




Peki, daha okunacak bir kitap yokken

İlk ayet “İkra”hitabı neye işaret ediyor, inananlar neyi okuyacaktı

Cenab-ı Allah; ”Şüphesiz bu Kur’ an gizli bir kitabın içindedir.

Ben size bu kitabı gizli bir kiytap içinde gönderdim”




Peki, öyleyse bu ne demektir?

Salt sarf ve nahivden hareketle yapılan tefsirler bu soruların cevabını veremiyor

Ariflerin tefsirleri sayesinde meselenin hikmetini ve irfani tefsirler dikkatimizi anlam

katmanlarına çekiyor. Mesaela Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifi var




“Kur’ an ve insan ikiz kardeştir”

Aynı kaynaktan doğan ikiz kardeş; biri harfe bürünerek “vahiy”, diğeri

Ete kemiğe bürünerek ‘insan’ adını alımış. İbn Arabi’ nin “Elimizde tuttuğumuz Kur’ andeğil, Mushaf’ tır




Mushaf'ın içinde Kur’an, Kur’anın üstünde

Ümmü’l-Kitap, Ümmü’l Kita’bın üstünde de Levh-i Mahfuz var; Levh-i Mahfuz’ dan da “insan”kitabı geliyor.

Dolayısıyla insan-ı kamil ile Kur’an aynı şeydir. Hz. Ali karşıtları mızrakların ucuna Kur’ an ayetlerini takar




Kur’ an burada demek süretiyle kararsız kitleyi

Taraflarına çekmek için. Hz. Ali Efendimiz bu noktada muhteşem bir şey söyler

Kur’ an ayetlerini mızraklarının ucuna takan tarafa yönelen kitleye hitaben derki;



“Nereye gidiyorsunuz?

Kur’ ana gitmiş oluyorsunuz, Kur’ an bemim” der.

Kur’an-ı Kerim’inmushafına değil, hakikatine işarettir bu sesleniş




Bu bakımdanKur’an-ı Kerim’in hakikati

Mushaf’a bakarak değil, gramer özellikleri çözülerek değil, insan-ı kamil üzerinden

anlaşılabilir. Şeytanın 104 kitabı ezbere bildiği söylenir, bilgi yetmiyorki,şeytan kovulmuştur.



Önemli olan yürüyen Kur!an olmaktır.

İnsan-ı kamil olduğumuzda Kur’an olur, Kur’ an konuşursunuz. İndirilen Kur’an var, bir de

konuşan/yürüyen Kur’an. Gelenek,”İnsan-ı kamil, konuşan Kur’andır” der





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
11.06.2013 21:08
#1213

Cümle varlığın birliği ve kardeşiliği!

300637_252185244816438_7360932_n.jpg









Anadoluyumayalayan arifler

Şuortak duada buluşur:” Yarabbi! Bedenimi o kaar büyüt ki

Cehennemin hepsini ben doldurayım, bir başka cana yer kalmasın

“Başkasını yazdırmaktan çok onları cehennemden uzak tutan bir dil





Anadolu Müslümanlığı; derviş

Eren,alperen gibi kavramlar üzerinden yaşanmış

Bu“Cümle varlığın birliği ve kardeşliği” olarak formülleştirilen

Tevhidi anlayışın nişanesi olan bir toplum tecrübesi olarak anlamalıyız





Vahdet-ivudud’ un açılımı

Varlığın birliği anlamına geliyor, tasavvufi ve ontolojik

Bir temellendirmeden başka içtimai tarafıda bulunan bir tasavvurdur

Osmanlı’da bu esas alınmış, Müslüman, Hiristiyan, Yahudi, Bektaşi, Alevi, Kürt,

Çerkez gibi
farklılıklara saygı duyulmuş, Birde çok, çokta bir, keserte vahdet,vahdette kesret





Budil bir tasvvur, bügün içinde
Çözüm kaynağıdır. Türkiye’nin can yakıcı meseleleri vardır

Alevi,Kürt ve azınlıklar diye sıralayabiliriz. Peki, vahdet-i vucud anlayışı

Ve mesnevi niçin bizlere hal çaresi olmasın? Batı’da sorunlar hala Aristoteles’e

Kadar gidilerek çözüme kavuşturuluyor. Biz niye İbn Arabi ve Mevlanalara gibi kurucu isimlere başvurmayalım





BugününMüslümanlarının temel sorunu
Klasik metinlere yaslanmaları, kurucu isimlerden dil edinmemeleridir

Dolayısıyla ekonomide, siyasette, kültürde, mimaride, sanatta ortalamanın altına düşüyorlar

Süleymaniye’nin gölgesine nasılsa gecekondu diyebileceğimiz karakterde bir mimari çıkıyor

Dede Efendi’nin Ferah feza ayin-i şerifine arabesk melodilerle hala eklenmeye çalışıyorlar



Bugün Uzakdoğu felsefesinin okulları var

Anaokul,ilkokul, orta, lise ve üniversite düzeyinde mektepleri mevcut

Mimar Sınanın mimarisine, Dede Efendi’nin musikisine sinen İslam’ın derinliği



Yeni formlar üzerinden hayata taşınabilir,

Hz. Peygamber,”İnsanlara akılları derecesinde konuşunuz” diye buyuruyor.

Kendi ruhumuzu,eğitim yuvalarında karşılığı alınacak halde neden olmasın verebiliriz




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
16.06.2013 16:31
#1214

Sinemde bir hicran var yüreğimi burkar!


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 87KB.

922814_586566218045004_1861641965_n.jpg






Çok hazinde olsa biliyorum

Sırlarımla sırılsıklam olarak ebede doğru gidiyorum

Kimselere söz etmiyorum ve boynumu bükerek öylece nefesleniyorum




Umutlarım hazanı andırıyor

Korkularım zemherinin titretmeleriyle hali yıldırıyor

Geriye ne kalıyor, muhabbetten yoksun nefesler kime derman oluyor




Ayrılık! Hiç kavuşamadık ki

Hasretin dirliğinde varlığın birliğinde neyi anladık

Mütemadiyen vuslatın özlemiyle ve ötelerin ikliminde çok farklılaştık




Gülü dahi hakkıyla koklamadık

Bildiğimiz kadarıyla sevgiye dahi müdrik olamadık

Müteretlik yaşadık, korkularla arkadaş olmaya çalışarak öyle yaşadık




Koşulsuz tabi olan canlardık

Kim ne derse inanmak için çırpınarak eminliği arardık

Lakin aidiyetimizle dışlandık ve derinliğin dehlizlerinde çareler aradık




Bu kadar mı garip inanmak

İnsan olmanın gayesiyle nefesleri hakkaniyetle aralamak

Adaleti asiller için sefilliğin hengâmesinde budayarak çıkarda anlaşmak




Ne tarih ve ne de iftiharlık

Şimdilerde gün yüzüne çıkıyor desiseden ayrışan varlık

Kimlerin vicdanında helâlaştık ve günü kurtarmak için neleri de yapmadık




Düşündükçe hep üşüyorum

Medarı iftihar etmem için arşivleri ibretle kokluyorum

Öğrenmek için okuyorum ve idrakimin zafiyetinden ufuklara uzanıyorum




Lakin biliyorum ki çok geç

Ve fakat düşünmek için bilmek bin bir türlü dert

Zira gözün aşina olduğu her yer fetret ve zillet içinde kaybolan hürriyet




Ağlamak ve arkaya bakmak

Gelen nesillerin kimliğinden şevk alarak konuşmak

Hak rızasını aramak ve ecrin hikmetine ram olarak bahtiyarlık yaşamak





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
16.06.2013 16:33
#1215

Ey Rabbim bu ne büyük bir lütuf!

 

Orjinal boyutu icin tiklayin 720x493px and 60KB.
308437_252185001483129_1621255_n.jpg









Artık vakit gelmişti
İbretin ve inşirahın aklı ve izanı zorlayan lahzalarıydı
Yürek atışı hızlanırken, telaş ve heyecan kuşatırken acziyet zamanıydı
Çare adına, derman vaadında ne varsa bir bir sıralanıyor ve fakat güç yetmiyordu



Aklın dereceleri vardır
Ruhu yücelmek, kalbi nazargah bilmek için
Ölmeden evvel ölmeyi beceremeyen bir miskinliğin içinde ne kardır
Hangi har olursa olsun, ardan yoksunsa, kemaliyetten uzaksa neye yarayacaktır



Gözümün önüne geliyordu
Son çare olarak yapacaklarım ve unutmamak adına çabalarım dinmiyordu
Çırpınırken ses çıkmıyor,gayret etsende nefes geçit vermiyor,orda yığılıp kalacaksın
Gidilecek yer belliydi, mazeret için hangi saik geçerliydi, ecel vaktine sevdası bir olan demdi



Ölmenin bir telaşı yoktu
Kan çekilirken vehmedilen hiçbir panik halimde bulunmuyordu
Buna sebep handan olmam mı, cehlimle cürete abanmam mı, kat a bu yoktu
Rabbime gitmekten ve O’ na kavuşmaktan niçin bu kadar endişe zerkedilen korku



Ey Rabbim sen bilirsin
Sen sahibim ve varlığımın yegane hakimisin
Gazabından çok rahmetine bel bağladım, öyle inandım ve bu hal üzere yaşadım
İhdas edilen kültür dininden ziyade ananevi dini hassasiyetle yaşadım, ibadetten ziyade, ubudiyet dini olarak inandım



Her yanlış ve hata zafiyetimdendir
Kastı aşan nefsim ve azalarım her bakımdan muzdarip ve pişmandır
Ruhum,senin ruhundan neşet eden sevdadır, aklım ve iradem ancak seninle şavktır
Sen bilirsin, en yüce hükmün sahibisin, gönül hassasiyetine önem veren RABBİMSİN



Mustafa CİLASUN

 

 



Niyazi Mısri’ yi anarken düşündürdükleri! <blockquote>
Orjinal boyutu icin tiklayin 720x360px and 57KB.
226936_211129325588697_8069538_n.jpg









“Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş.
Burhan aradım aslıma, aslım bana burhan imiş” derken neleri şerh ediyor
Şimdi bu mısralar zaman ve mekana kayıtlı olabilir mi?



Herdem insana, hakikate
Dokunmaz mı? Peki, ne söylüyor: hastayım ve hastalığıma ilaç arıyorum,
tedavi olmak istiyorum; derdime derman, yaralarıma merhem..Meğerse yanlış yapıyormuşum; derdimi ortadan kaldırmak değil, derdimin kendisi derman imiş



Nasıl bir derttir bu?
Diş ağrısı, mide ağrısı değildir bu; asıl derttir
İnsanın aslıyla, bütünlüğüyle, hakikatiyle yaşadığı yabancılık
Burhan;delil demek, insanın varlığına işaret, “Varoluşumu belirleyen, altını çizen delil ve işaretler peşindeyim” diyor



Varolayım, var olduğumu hissedeyim
Meğerse varlığım ‘ aslım’ da gizliymiş; kopup geldiğim ruh’ta bütünlükte
Şu dünyanın ara sokaklarında değil, içimde/ kendimde aramalıymışım delil ve işaretleri



“Sağı solu gözler idim, dost yüzünü görsem deyü.
Ben taşrada arar iken, ol can içinde can imiş” Muhşeşem bir ilahiyatı içeriyor
Allah’ı sağda solda, dışarda, medrese formu içinde; merkezde değil de taşra kıyılarda aramanın beyhudeliğine işaret ediyor



Dostyüzü, yani can, dışarda değil
Canın bizatihi kendiside, içinde aranacağını beyan ediyor
Nasıl buyuruyordu Allah? “Ben kendi ruhumdan üfledim size. Size şah damarınızdan daha yakınım”



Allah’ınvarlığı yaratıp sonra bir kenara
Çekildiğini düşünürseniz, allah.gif ve varlık ayrımını yapmış olursunuz
“Hayır”,diyor Mısri, “ben ve allah.gif diye bir ayrım yok. Ben O’ndan gayri değilim, O’nun tecellisi olarak varım”



Bu anlam üzere bakarsak ben ve başkası ayrımı kalmaz.
Hadis-ikudsinin “Kullarım güzel amellerle bana yaklaştıklarında onların gören
gözleri,tutan elleri, yürüyen ayakları, duyan kulakları olurum” açılımıyle bütünleşiyor




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
16.06.2013 16:35
#1216

İki doğum ve iki ölüm’ün esrarını anarken! <blockquote>
Orjinal boyutu icin tiklayin 960x540px and 115KB.
944216_586566658044960_1802504634_n.jpg





Hayır, ölüm somn değil

Başka bir yere doğuştur, Hz. İsa' ya atfedilen
Hz.Peygamberimiz ve arifler tarafından paylaşılan şöyle bir söz bulunmaktadır
İki doğum ve iki ölüm var” Birinci doğum “su” dan doğumdur; annerahminde bedenin oluşması


Ve bu daha çok insanın
Beden olarak yeryüzüne gelişi manasına gelir
İkinci doğum ise; insanın ruhen doğması, olması, kemaleermesi demektir
Bu nasıl gerçekleşir? Bilginlerin ve ariflerin işaret ettiği terbiyeden geçerektabii


Gerçek doğumun ikincisi olduğu söylenir
Öyledir, çünkü “Birinci doğumdan maksat ikinci doğumun olmasıdır” denir
İnsan-ı kamil, ancak ikinci doğumla mümkündür, bununiçin Hz.Peygamber’in
Sözüne vuran hakikati yaşamak gerekmektedir: “Ölmeden evvel ölünüz”hadisleri


Ölmeden evvel ölmek… bedenen
Gerçekleşenden evvel ölebilmek, ne muhteşem bir ufuktur bu. Bunasıl olur?
Azrail, Hz. Mevlana’nın ruhunu almaya geldiğinde, Mevlana, Ölmüşün nesini alacaksın ki?” demiştir. Kendinden/bedeninden geçmek, ruha sıçramak; Hakikatte, Allah’ta fani olmaktır


Evet, iki kere doğmak lazım
Önce bedenen doğmak, sonra bedenden geçip mana alemine doğmak
Peygamber Efendimiz,” ölmeden evvel ölünüz!” derken bu ufku göstermesi aşikar
Çünkü yalnız O var; her şey O’ndan geliyor, O’nagidiyor. Varlığın, doğumun hakikatini bilen ölümden korkmaz


Ne demişti Hak aşığı Yunus?
“Yunus öldü düye sala verirler, Ölem hayvan imiş aşıklar ölmez”
Allah’ın rahmet sıfatı vardır; rahmeti, gazabını geçmiştir. Ama gazabıdavardır
Çünkü adalet, cezalendırmayı da gerektirir. Bu sebeple dini eğitimde korkutma gözardı edilemez



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
16.06.2013 16:37
#1217

Hakikatin” Bir”liği düşüncesinden hareketle! <blockquote>267305_266624366687068_2367419_n.jpg









Ananevi tasavvurda kadın ve erkek

Hakikatin farklı iki formda tecellisi anlamına geliyor
Üst yapıda bu ayrılık, bu ikilik yok; bizatihi birlik/bütünlüğü var
Fiziki evrenin, dünya hayatının bir gerekliliğidir bu ayrışma, mutlak olmayan, izafi olan ikilik




Eril ve dişi olanların birbirine akması
Dünya hayatı için gerekli, çünkü hayat bu ikiliğin münasebetiyle mümkün oluyor
Kur’an-ıKerim de, “Biz her şeyi çift yarattık!” deniyor. Yani sadece kadın ve erkek üzerinde
görülmüyor erillik ve dişilik, yani kozmik yapının bütününde karşımıza çıkıyor




Varlık nedir? Hayat nedir sualleri
Ve hatta varlık ve hayatta erkek olmak ne manaya gelir?
Niçin bu soruların cevabını arayan bir eğitim mümkün olmasın? Bugünkü erkeğin
Sıkıntısını aşmak adına, kaybettiğimiz ama hafızamızda duran bilge erkeği yeniden inşa etmek adına




Hatta erkeğin mesuliyetinin altının çizilmesi
Formel eğitimin yanında kalbin de eğitilmesi; erkeğin erkân ve edepten geçmesi
Bilmediğimiz bir erkek değil bu; bir dönem yaşadı buralarda. Bu erkeği yoğuran ocaklar,
dergâhlarımız oldu, oralarda insan bu mekanlarda hem aklen ve hem de kalben besleniyordu




Böylelikle ortaya bir erkek/kadın modeli çıkıyor
Şimdilerden başka erkek ve başka türlü bir kadın. Birbirlerinin mukabili
Ve birbirlerinin yardımcısı olan. Sorun; kadını Rabbinin emaneti olarak görmeyen
Kalbini yitiren, sadece bedeniyle kalan erkek zavallı ve sefil bir erkek olarak karşımıza çıkıyor




Geleneğin rol dağılımına ve bu dağılımında
Ortaya çıkan görece farklılıklara feminist teoriyle yaklaşırsak yanılırız
Erkeğin reisliği ve kadının ev hanımlığı ”efendi-köle” dikotomisiyle okunamaz
Anane veya dini metinlerdeki kimi esasları bütününden bağımsız okursak, doğal olarak
netice itibarıyla tahakkümcü bir erkeğe varmış oluruz




Erkeğin şekillenmesinde yanlış okumaların tesiri var
Geleneğin ruhu deforme olmuş; erkek tahakküm etmiş, kadın da uğradığı mahkûmiyet
sebebiyle buğz etmiş bu durunm bir erkeğin ve kadının asla bütünleşemeyecekleri iki farklı
varlık olarak kabul görmesiyle sonuçlanmıştır




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
16.06.2013 17:54
#1218

İçimde kopmalar başlıyor, kalem yazmıyor!


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x532px and 40KB.

970591_586565144711778_1894041558_n.jpg








Basık bir atmosferin içindeyim

Ruhumu sıkan, gönlümü daraltan bir şeyler var

Nedir o, hangi saiktır bilmemekteyim ve fakat bitkin düşünmekteyim

Başım ağrıyor, içim kararıyor, içimden suskun ve sakin bir mekan dilemekteyim





Adeta sıfatların esaretindeyim

Ne düşündüğümün,neler hissettiğimin hiçbir önemi yok farkındayım

Mütemadiyen susmaktayım, gam ve kederin dert olmadığını anlayacak kadarım

Bu bizar lığı üzerimden nasıl atarım, hangi lisanı konuşsam daha iyi anlaşırım, sormaktayım





Ne değişmeceli aşktan anlarım

Ve ne de aşkın ilham zerk eden hassasiyetinde varım

Yalnızlığın her ikliminde ne kadar üşüyor varlığım, hangi sevdaya ramım

İçim ürperten,ruhumu yücelten, sabrımı bereketlendiren, kanaatimi ihya edene aşığım




Hangi bütünlüğe temaşa etsem

Kendi ruhundan,ruhumu yaratanı hamt etmeyi denesem

Gazap ve rahmetin gerekçelerini hükmeden ve aşikâr eyleyen hakikatle irkilsem

İçim açılıyor,ruhum ferahlıyor, gönlüm fevkalade suhulete ulaşıyor, hep böyle kalmak için,kiminle meşk etsem





Ne milleti ve ne de toplumu suçlamamalıyım

Bu insanlara hükmeden her kimlerse, iradelerini hiçe sayan zanlıları

Asla unutmamalıyım,istila ve işgal edilen gönülleri nasıl aklayıp, anlaşmalıyım

Her türlü sinsiliği ve desiseyi alalayıp, insanların taleplerini artırıp, bağnazlığa boğanları söyle ne yapmalıyım





Küresel güçler tamah etmekten vazgeçmezler

Her ülke ve topluluklarda kendi aktörlerini ikame etmeyi yeğlerler

Emir ve talimatlarını sömürüyü artıracak şekilde dikta ederler, onur ve şerefi bilmezler

Ruhundan vazgeçmiş,nefsinin esaretini seçmiş, emmarenin vehmettiği sıfatı makam sanmış gafillerh iç arlanmazmış






Mustafa CİLASUN

 

 

MU
17.06.2013 17:57
#1219

Saklayamam sevgimi akan gözyaşlarımdan!


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 194KB.

486802_586566571378302_620685220_n.jpg






Hangi lahzanın gadrinde kalmışsam

Ruhumun hicran damlalarını sessizce yudumlamayı arzulamışsam

Kendi halimde yâdımla baş başa kalarak umudun yolculuğuna figanımla çıkmışsam

Hıçkırığa kanıp yalnızlığın didarından tutunmak için yüreğimin kanaatine sığındım





Hangi yolu denesem kar etmiyordu

Bir türlü içim içime sığmak bilmiyordu, merakım alıp bir yerlere götürüyordu

Ne nefesim yetişiyor ve ne de figanım halimin perişanlığına çarey-i
ı sunuyordu

Gün batıyor, seherler çağırıyor, lahzalar ibretin senasıyla elan farkı farkettiriyordu





Kimi nefes susuyor, kimi nefes
üyordu

Bilmem ki anlamak için neden tefekkür etmeyi istemiyorlar ve kaçınıyorlardı

Neden ibret almayı, bir ders çıkartmayı arzulamıyorlardı, alay etmek için bakıyordu

Nazar etmenin, nazar gâh olan kalbin, şehre dilmesinden feragat etmeyi istiyorlardı





Ruhumu yoruyor artık nedense bu sualler

Vahdete ihtiyaç duymayan topluluklar, şuradan habersiz olan soluklar ve anlar

Nereye gitsem, hangi meclisi ziyaret etsem içim daralıyor, nakaratlar devam ediyor

Tekdüzelik ruhumu eziyor, içinde bulunduğum gizli esareti resmediyor ve üzüyor





Kuşun kanadını k
ne kadar feci

Annenin yavrusunu katletmek hangi duygu için itibar elde etmek için yeterli ve kâfi

Katilin ve caninin, terör estiren
suretinde ki her nefesin fütursuzla şan o eşkâli

Satılmışlığın sinelerde mahkûm eden hicranı, hakkı hak bilmeyenin dramla şan ahını





Nasıl anlamalıyım, tefrikayı unutmalıyım

Siyasallaşmış her satırı, içinden çıkılamayan bin bir hüsranı ve yalan vatları

Kalbimin hangi sahrasında saklayacağım, derinliğin kepazeliğini silip atacağım

Sahip çıktığımız ve efradımız saydığımız apoletlilerin densizliklerini unutacağız




Arz kan ağlıyor, mazlumlar bakıyor

Sırası gelen öne çıkıp atmosfer parkı sakinleri için canhıraş mücadele ediyor

Küresel güçler neyi takip ediyor, milletler topluluğu güya çözüm için uğraşıyor

Kim kimi kandırıyor, içim kan ağlıyor, desiseler niye bir bir ortaya çıkıyor





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
17.06.2013 18:32
#1220

Niçin derinden ağlar, ettiğin sükûta yanarım!


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 122KB.

229685_586565534711739_1719474833_n.jpg






Bilir misin ağlamayı

Gözyaşlarının refakatiyle bin bin dert yaşamayı

Hasretin sancısıyla dağlanmayı ve hicran içinde nefes almayı



Belki sana çok yakışıyor

Pencerenin kenarında sabrederek kanaate ermeyi

Bahtın dalgalarında ve baharın insicamında hazını koklamayı





Billahi dilemem kimseye

Dilim dirliğinden feragat ederek inim inim inlese de

Gözlerden boşalan yaşlar hissiyatımı dirilişe davet edecekse





Keş keler şayet bereketse

Tesadüf hezeyanları manasız serzenişler için dertse

Aşk kalp için en deruni hikmetin bendinde alınacak nefesse




Dağlar bağrımda ağlasın

Dalgalar gönül ummanımda feryatlara neler anlatsın

Sema haykırışıyla
ebel bağlasın ve hakkıyla ulaşsın




Çocuk neye muhtaçtır

Analar hissiyatın bağrından kopan en mümbit cenahtır

Aşk
infarkıdır, dirlik içinde sabırla yoğrulan hardır




Geceyle göçebelik

Kalbim teslimiyette bilemem ne kadar uykuyla ilişik

Zahirim dimdik, batınım lekeleriyle fevkalade bariz çürük




Olur ya buket sunsam

Cazibe için zahirimi katbekat donatsam ve alalasam

Ne olur aldırma kalbimin hicranıyla tanışık olma ve korkma




Unutma niyetinle hürsün

Edebinle z
etinen müstesna şakıyan bülbülüsün

Kalbinde vuslatı hasretiyle anlamlandıran asudeyi payesin




İnanmak kanmak içindir

Kandıran bizatihi kendini prangaya vuran bir acizdir

Kalbi hissedişleri ne bilir, hevesleriyle bütünleşen fakirdir




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
18.06.2013 18:54
#1221

Kimi şikayet edeyim, gönlün hicranını dindireyim!!


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 155KB.

21176_586565478045078_1962421374_n.jpg








Ruhumun aline niye yabancıyım

Kalbimin figanıyla yol bulan bir davacıyım,sabırda yanan hancıyım

Umutlar bahtımı bulmalı, kanaat vecdimle anlaşmalı, içimde yabancılık olmamalı

Korkulardan arınmalı,hasret yüreğimi dağlamamalı,firkatiyle halsiz bırakmamalı





Lahzanın halinde mahzunum

Nefesin müddetine nasıl yabancı kalırım, ahirimle buluşmalıyım

Bilmeden ve tahkik etmeden gönlümü kimseya aralamamalıyım, samimi olmalıyım

Hiçbir
ın vebaline hamallık yapmamalıyım, kendi yükümle yolu bulmalıyım





An hiç durmaz
a kanar

Bekleyen niyaz ancak niyetin ecriyle bahtı aralar,kalbe bakar

Ruhundan haberdar olduğun kadar yakınlaşır ey yar, korkular bilinçsiz zandır

Ruhuna ve kalbine yabancı olan intizar ile muntazamdır,
i anlayamayandır





Her sürenin anahtarı vardır

Nüzül sebepleri merak edilmedikçe anasıl hakkıyla anlaşılacaktır

Mücmel ayetler neden meraktadır,
in bizzat muhatabı niye açıklamıştır

Kitab-ı celik vuslatın için yegane cenahtır, efendimize yakın olduğun kadar
tır





Hiç güvenme o nefesine

Kahkaha attıran nefsine, ihsandan yoksun tavrına, fanisin unutma

En yakınlarına kalbin lisanıyla bir baksana, evvelinden neler hatırlatıyorlar sana

Bir nutfeden meydana gelen kendin olunca, neden akıl ve izanı bırakırsın sorsana





Ne kadar
anılsa

Ruhun ve kalbin didarında hakikatle buluşmayınca hep boşuna

Nefsini ihya eden her ne varsa, birgün iradeni kuşatır unutma, ihlastan uzaklaşma

Her neyin sahibiysen emanetçi olduğunu yok sayma, an kapını çalacaktır bakınma





Aile bireyleri şevktir

İhsan edilen ülfettir, ne büyük zenginliktir, sakın ha şımartma

Varlığı öğrettiğin kadar, yokluk içinde de yaşayanları hiçbir
unutturma

Yoksul nefesleri, muhtaç haneleri ziyaret et kaçınma, ecir sana yazılandır şaşırma





Annen vefa adına ardır

Baban sabıra kanan ve öznen olan
dır, sakın yakınma

Karındaşlarınla hiçbir vakit rekabete girme,
ve muhabbetini esirgeme

Sılah-i rahim mutlak emirdir ve efendimizin fevkalade önem verdiği vecdir yaşa





Bir gün kapın çalınınca

Sakın pürteşaş halinde bulunma, ecel edebiyle gelir unutma

Hazır olduğun kadar korkunu yenersin yakinen anla, bilmedikçe kaçarsın anla

Lakin artık çare yok, ruhun vakti gelmiştir, bedenini terketmeye amadedir korkma






Mustafa CİLASUN

 

 

MU
18.06.2013 19:45
#1222

Kalbin’in diliyle konuşuyordun, ben ise bakıyordum!


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 145KB.

943276_586565694711723_688274074_n.jpg






Anlıyamıyordum, bazen acaba diyordum

Kimi
tedirginliğimi saklayamıyordum, fakat aşikar eylemiyordum

Kimi vakit gizlice bakıyordum, tepkin nasıl olacak diye merak içinde bekliyordum

Hasrettiğimiz vecdimizin kesişmediğini biliyordum niye farklı letaiflerden besleniyordum




Aynı lisanı konuşuyorduk ama, fakat’ı vardı

An ve vucut bulan
suallerimiz için bir çözüm olmadı,yıllardır
yaşı aktı

Sabır demek ki hakkıyle anlaşılamayan fırsattı, kanaat etmek ruhum için nasıl vuslattı

Kırgın bir kalp, bitap olmuş bir ruh yeniden canlanırmıydı,umut ziyadesiyleniye hicrandı




Bir ömür söyleyemedim, sabır içindirendim

Kim ne söylerse eyv
allah.gif
demeyi gaye edindim, muhakkak ki bir hikmeti vardır dedim

Nisa kimliğinde gizlenen suhuleti yıllarca bekledim, o kaygılarından arınmanı diledim

Elbet biz de
ebileceğiz birgün diye her sancı ve elemi halimde demledim, şikayetlenmedim




Ahdimin takipçisiydim, taviz vermedim

Fakat gerekçesiz yargılanmayı hiç beklemezdim,zanların hasmı olan bir zadeydim

İtilaftan maksat nedir diye sual eylemiştim,sen ise nedense o sessizliğine bürünmüştün

Şer-i delillerin hülasasında hakkı tespit ve batılı reddetmek değil mi diye tekrar etmiştim




Fakat sen, hiç seslenmeden çekilmiştin

Kuytu köşende sanki bir elemin içindeydin,adeta sahipsiz biriydin, ne kadar üzerdin

Kendimi yıllarca mahkum ettim, neden meram-ı halini anlayamıyorum diye söylenirdim

Çünki sen benin emanetimdin kimseye derdimi ayan edemezdim sabır içinde nefeslenirdim




O an kendi kendime bir söz vermiştim

Kendisi
ene kadar asla
meyeceğim diye kanaate eriştim,yaşamak adına üzgündüm

Bahtım böyleymiş mi demeliydim, neden gerekçeleri için gayret etmemeliydim,direndim

Üzülmeni nedense istemedim, mahkum eden
lerinden,bir ömür muhabbet beklemiştim





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
19.06.2013 18:33
#1223

Şayet bir gün pişman olursan!


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x506px and 40KB.

536949_384068721628089_959112372_n.jpg








Sarf ettiğin nefesin nedametinde
Hissiyatın sağanağında boynun bükülmüşse

Hasret sineni hicran deminde dağlayan kederse yinede üzülme

Henüz zaman geçmiş değil, ömür sayfaları bitmiş değil, gönül sönmüş değil

Halimde kalmışsa bir heyecan, ram olacaktır ona sevdalı can, aşk şevkine inan





Ey süzülen hüzün halimde fevksin

Ne kadar nida etsem de, sükûtumla bütünsün

Neden içimde feyizsin, tefekkürümde ülfetsin, muvazenemdesin

Aşk suhuletinde iffetsin, edebin senasında serinsin, bahtın bahsinde badesin

Terennüm ettiğim yudumlar, gözlerden boşalan yaşlar henüz geçmediğini söyler





Nasıl bir sevdadır bu ey Yarabbi

Her deminde sen varsın, ilkbahar misali nazsın

Aşk ferahlığında davamsın, ruhun adımlarında var olan aşksın

Umman için serapsın, umudun kavlinde farksın, sen biçare gönlün sağanısın

Kim dönerse, kalbin derinliğinden eğlediğim mukabelemle hüzünle anılan ramsın





Ruhum göçebeliğinde mahzun

Kalbim aşkın letafetiyle şimdilerde hazza doygun

Attığım adımlar ve sarf ettiğim soluklar mefkûrem için solgun

Aklım kifayet etmiyor, iradem zafiyet içinde çöküyor, idrak kalbime aşk diyor

Lakin gözlerim fersiz dizlerim takatsiz sözlerim edep için kifayetsiz vakit istiyor





Ah ederek halini her anışımda

Bir âşık misali her yanışımda gözyaşlarım dinmiyor

Yıllar unutturamadı, edebin kalbime sürur kattı, hasretim kat be kat arttı

Hali kuşatan sevdan neleri hatırlattı, aşk kalbin sağanağında ölümle arkadaştı

Issız sokaklar ufkumda seninle arkadaştı, sakin köşeler düşüncelerime seni anlattı





Ömrün kalanında bahar şevktir

Vaktin müddetinde umutlar sürur ilkiyle letafettir

Bahtım senin sessizliğinde fevkalade gariptir, aşk kutsiyeti kalbime şereftir

Kime ne anlatsam elbette ki sancı çekilecektir, lakin aşkı ancak yaşayan bilecektir

Ömür bitse de, kalbim inlese de, şayet aşk ruhuma refakat etmeyince kabrim fakirdir





Yıllara borçluluğum aşk acısıdır

Hasretin sılasına yolculuğum hep kalbimde sancıdır

Nihayetinde ne bir kış ve ne de bir naaş kalacaktır, insan aşkla bir başkadır

Kim darda koyuyorsa, kulun halini anlamadan nara atıyorsa, aşka muhtaçtır

Aşk, kulluk letafetinde fevkalade farktır ve tensellik bakımından hayli bir uzaktır






Mustafa CİLASUN

 

 

MU
19.06.2013 19:51
#1224

icon1.gif Kalbimin telleri ne söyler, niye figan eder!






Orjinal boyutu icin tiklayin 700x527px and 112KB.

374250_303255979709364_1377377526_n.jpg











Bir öfkeye mi yenildik

Nasıl bir zan içinde yıllarımızı tükettik

Kimseyi dinlemek istemedik, önyargılarla hışımla yürüdük

Her vakit bahane ürettik, ruhumuzu kasten niçin hapsettik, kalp dilini öğrenmedik






Anneme bakardım, garipti

Babam ha keza sanki dünden kalmış bir hazindi

Etrafımda temaşa ettiğim konu komşu kendi dertlerinde kimsesizdi

Ne kalp ve ne de ruhadına bir kelam duymak ve hatta hassassiyeti nasılda yetimdi






İnsan olabilme yetisi azdı

Adeta geçim derdi en önemli şiardı, neticesi azaptı

Ne din ve ne dedevlet hakkıyla anlaşılmış bir anlam olmaktan uzaktı

Duygusallık ve mecburiyet hissi ve “nederler” korkusu en önemli oldu ve kanaatti






Sevi ve sevda bir masaldı

Hakkıyla anlamak ve anlaşılmak umudundan uzaktı

Ruhundan vazgeçen,bedenin ihtiyacı için hakkı ve hukuku talan edenler vardı

İnsan edebi ve erdemiyok sayınca, canavarlaşmak en makul çabaydı, elbette zaaftı






Güç ve kuvvetin yegane sahibi

Hak ve hukukun enzarif naibi insan iken, nerede kaldı hassasiyeti

Çünkü insan “iki kezdoğar” derken arifler, bu hikmetin altını bizzat çizmek içindi

Kalbi ve ruhi manada kemale ermeyen, nefs-i emmareden sarfı nazar etmeyen can çirkindi





İnsan, Kitab-ı Celilin kendisi olmalı

Her halinde edep ve hayanın en latif tezahürü bulunmalı

Kalbinin Nazargah olduğunu ibadet ve ihsanıyla bir derviş gibi yaşamalı

Arif ve ilim ehlinin derslerini ihmal etmemeli, yaşarken ölmenin erdemine gönlünü adamalı






Mustafa CİLASUN

 

 

MU
19.06.2013 21:43
#1225

İhsan ve ikram kalbin inşirahından nükseden şavktır!

Vealeyküm selam aziz kardeşim;



Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 63KB.

380864_303256513042644_1929953058_n.jpg



Lütfen


yaşlılığıma veriniz

ve zaten halinden belliydi deyiniz
011.png




Taktir hakkınızı


kullanarak zaman hasredip bir vakitler

hasbihal etmişiz, memnuniyetimi izhar eyliyorum eyv
allah.gif
..




Ve fakat yüzümün


kızarmasına vesile olan lütfunuz ve ikramınız

için inş
allah.gif
bu niyet ile nefesimizi teslim eyleriz diyorum..




Evet, bir şair ve yazar


olamadığım için, gönlüne düşeni yazan

"adam" olarak anılmayı diliyorumRabbimden...




Kıymet atfediyor ve okuyorsunuz


sığ düşünce ve tahayyülden yoksun çalışmalarımı,

bu bakımdan halime şevk ihsan ediyorsunuz...




Kalan nefesim sınırlıdır,


geçirmiş olduğum ameliyattan sonra daha yakinen hissediyorum,

bu bakımdan sizlerle ve gönül dostlarımla olmayı yeğliyorum, fırsat buldukça..




Bir kamu sektöründe


çalışan olduğum için ancak akşamları ve 2/3saat zaman

süresinde yazıyor, ilgili sitelere ekliyor ve ayrılıyorum...




Dolayısıyla okuma


lütfunda bulunan ve yorumlar yaparak katkısunan

birçok kardeşlerime dönemiyorum ve vefasızlık olarak addediyorum...




Hal-ifakirliğime onur bahşettiniz,


Rabbim sinenizde vaktini bekleyen umutlarınızı bahtınızla

buluştursun niyazıyla muhabbet ve afiyetdileklerimi ifade ediyorum efendim..




Mustafa CİLASUN






Not: Bu birkardeşime cevap niteliğinde olduğu için, diğer kardeşlerime de bir anlamdacevap ve bilgi vermiş oluyorum…M.CİLASUN








SelamünaleykümMustafa Abi,

Yaklaşık 5 Yıl önce başka bir sitede sizinle şiirleriniz üzerine hasbihaletmiştik. Size sevgi ve takdirlerimi sunmuştum.

Şiirleriniz tamamı bir harika, bildiğim piyasadaki tanınmış şairler sizinelinize su bile dökemez. Sizin şiirinizde kelimeler beyninizden, yada kurgulanmışyazılar yada şiir yazmak için yazmadığınız aşikar belli, Sizin cümlelerinizyüreğinizden dökülüyor.

Sizin şiirleriniz mükemmel olmasına rağmen eşlik yada yorum yapmayışımıznkusuruna bakma,

Dinlendiğinde insanı kendinden geçirecek derece de güzel müziklerde var, sizinşiirleriniz gibi, ben biraz uzak durmaya çalışıyorum gerektiğinde gerektiğikadar, fazlasının zarar olduğunu düşünüyorum.

Sizin o güzel şiirleriniz insanın ruhunun etkisi altına alıyor insan acıverebiliyor. Müzik dinleyenin efkarlanması gibi, Dünya hayatının da olmasınıistediğimiz şeylerin olmadığı zaman, neden olmadı isyan, ah felek ah kader gibiolumsuz sözler ( sizleri tenzih ediyorum sözlerim genel manada) söyleniyor.

Ben şahsen etkisi altına giriyorum. yüreğim acıyor, müzik dinlediğimde aynıoluyor. sizin eklediğin şiirlerinize cevapsız kalmak istemem.

Teşekürlerimi sunuyorum abi

Rabbim sizden razı olsun

 

 

MU
20.06.2013 18:12
#1226

Saklı umudun ar, sabrın en sessiz har!


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 56KB.

944385_586565881378371_1243499968_n.jpg






Hal-i derunundan akan ahu zarını

Feryadı figan olan narı hicranını yudumladıkça yanarım

Öyle bir sessizliğe ve yüreğimi dağlayan enginliğe ne kadar açılsam

Suskun melaline, içli naifliğine, sinemi daraltan efkârına durmadan sessiz ağlarım



Hiç mi bahar açmayacak halinde

Âlemi kuşatan şevkin eşsiz garipliğine, hasret koyan eline

Ruhumun mahzun seyrinde, müddeti bekleyen hüzünlü bir kalp ile

Hissiyatın sükûnetine, idrakin kuşatan letafetine ram olup ötelere aşk ile gideyim



Derdi gamına bir deva olamadım

Aldığım her nefeste kalbinin sayfalarında elemle adımladım

Hali fakirliğime baktım, acizliğime ağladım, umudumla hala ferahlamadım

Yanan bu virane gönlümle hicranın sokaklarında yalnızlığımla avareliği yaşadım



Bak göçüp gidiyor vakti anlam

Ah dinmiyor işte yüreğimi burkan o anlamlı merak-ı heyecan

An durmadan hakkı an, neyleyim bahtımın garipliğine sessizce öyle yan

Artık nefeste kalan ve beklenen o muazzam hesabi zaman, aşina eğliyor her akşam



Ne zaman ufuklarım kararırsa

Umudum ruhuma bir esin olarak kalbimde aşkla mısralaşmazsa

Sine-i efkârım hiç durmasa, dilim halimden kederle uzaklaşsa ve yanmadıkça

Aşkın abadına inanma, meşkûk zaman için korkma, ateşin derdiyle kalbini burkma



Hani niyetin azizliğinde ihlâs var ya

Hakikat tüm kâinatı kuşatan esrarı baharsa, uykuya hiç dalma

Tefekkürün şevkiyle manayı aşkın hikmetini sayıkla ve hazla yudumla

Bekleyen her umudun, bahtın için filizlenmeyen tohumun hicranıyla ne olur yol alma



Ağla, gönül pınarından hiç korkma

Seni kuşatacak bir gün o anlamı saklanan mavera yolcuğunda

Aşkı feyzin her durağında, emeller sarmaşık olunca, çıkıyor semaya hak yoluna

Şayet toprak ilk başlangıç, suyun ruhuma ilham eğlediği muazzam sükût bir aşksa




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
21.06.2013 17:54
#1227

Hangi divanenin umutları sevdanın ecrinde!


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 88KB.

408419_586565524711740_1937086777_n.jpg











Neden sürgün bir nefesin


serencamında hicranı anayım

Ruhumun sessizliğindentebarüz eden hüzünle

Saiklerine uzanayım, muhabbetle yanayım




Uzanan dünya


emellerinde bizar kalayım,

hakikati ancak tefekkür mü sanıp aldanayım

Ne vakit aşkın şehrinemudrik nefeslerin vecdinde

bulayım, gönlümü hasrederek hıçkırayım



Yıllar bir bir geçiyor,


nefes akleden için neler söylüyor

Hangi divanenin umutlarısevdanın fecrinde

secdeyle müsavileşiyor, gözyaşları ne diyor



Kalbim burukluğun


meylinde neden inliyor, şimdi

hüzün sinemde bereketlenip filizleniyor

Hangi kuşa baksam, dağlarınyamaçlarında

susuz kalan canlıyı hicranla ansam acı veriyor





Bahtın telakkisinde ki


teslimiyet akıl ve idrakın iledir

Gerekçesiz ne kadar hebaedilen nefes varsa

beyhudelik lahzasında vaktini bekleyen ferdir



Umut kalbin


en ulvi vecdidir, inayet ve ihsan

mukallitlik içinde gizlenmiş bir aşktadeğildir

Evla olan ilimle ihdasedilen azimet içindeki

gayrettir, niyetin halisliği nefsin içinsuhulettir



Muhtaç olan hangi


nefesi görsen sahipsiz değildir

Kalbinin inşirahı içinbizzat içinde gizlediğin

faziletin telakkisinde ki umudun ecridir



Nefsanilik ruhunla


ilintili değildir her türlü melanet

bizzat aklının tercihinde ki badirendir

Düşünmeden, fikretmeyihak edecek ilme

erişmeden gönlü hasretmek asla bir sevdadeğildir



Aş tuzzsuz olursa,


letafet ramı neye gerekçelidir

Bela ve musibet hangigönlü bekleyen vaktin

ihdasında ki fedrettir, kalbin niyeahenksizdir



Neden zulm ile abat olan


ve bekleyen hesabı bildiği halde

adavetiçinde ki esareti istemektedir

Hak ve hakikat yalınaklın fark ettiği bir nişan mıdır,

öğrenmeden nefeslenmek ne fakirliktir




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
21.06.2013 18:47
#1228

Sahranın sessizliğinde nükseden hüzün ve hicran!

nCode.png

Click this bar to view the original image of 720x540px and 51KB.

Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 51KB.

29214_122926287742335_4913200_n.jpg







Ne kadar

Sarih bir dili vardı

Tüm uzuvlarımı bir bir

etkileyerek kendi melalini hüzünle yaşattı



Sessiz ve derinden

hissettiğim tınılar vardı,

ötenin senasından bahsediyorlardı



Ruhum hiç

yabancılık yaşamadı, kalbim

yaşadığı şaşkınlığı üzerinden hiç atamadı



Her lahzasında
feyiz sardı

Sualler sukut ettiren bir nazardı,

kalbim inşiraha nasıl adaydı



Neden bu hal

yıllar sonra halimin

fakirliğinde yaşanan en latif duygulardı



Sanki

umutlar kanatlanmış,

vecdim anbean artmış,

hiçbir esaretimde kalmamıştı



Bir başka

alemin içindeydim

Dile gelen terennümler için

ne kadar sefildim, neden bilgisizdim



Müddetin

ramında olan bir nefestim, nasıl

bir hesabı fark edemeden tükendim

Nedamet zamanıydı, hıçkırıklarım

durmuyor, medet etmek kifayet etmiyor dedim



İçimde

sakladığım nehiyler

Kalbime reva gördüğüm

lekeler, o an gün yüzüne çıkıyordu



Ne kadar

çırpınsam ve mahcup olsam da

halim buna kifayet etmeye erişemiyordu



Zaman zaman

sual ettim, acaba rüyada mıyım

dedim ve neden kendimden geçtim



Ahir zamandan bahsederler

İçinde yaşadığı vakti,

neden hakkıyla akledip bilemezler



Alıp götüren

zamana, hesap edilemeyen

feryada, ah ettiren hicrana ne söylerler



Vah etmekle,

keş keler güruhuna girmekle ve

böyle teselli olmayı da ihmal etmezler



Her nefesin aziz olduğunu

Hidayetin elbette ki bir vakti olduğun,

mağfiret edildiğini göremezler



Can çıkmadan,

tövbe kapısı kapanmadan

nihayete kal edilmez, ilkesini bilmezler

Ulu orta konuşmayı, hukuk adına yıllardır

yaptıkları katliamı, neden düşünmezler




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
22.06.2013 17:58
#1229

Gözyaşları çare sunmuyor artık, biz nerede yanıldık!


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x477px and 119KB.

225755_209653229069640_2249845_n.jpg








Biliyorum, uçsuz

bucaksız bir serabın mahkumuyum

Kör kuyuların sancısıyım,

ıssız sokakların efkarıyım, neden şimdi firaktayım


Ne hasretin

naadı sinemi yakar, ne vuslatın

şadı ruhumda umutlarım da şaha kalkar


Peki, o vakit

niye hülyalar zihnime akar, yalnızlık

bir yelkenli misali dalgaları anbean aralar


Kalbim ruhun

didarında anlamlaşan ulvi nazardır

Aklım ve izanım idrakimle bedelleşen

hicrandır, iradem hakikat için yalvarandır


Zafiyetler

neden yalandır, bu kadar sancı

niye sinemde cenge davet eden sancıy-ı azaptır


Hevesler neden

gün yüzüne hasret kalan tortulardır,

vicdanım ne zaman aşka aday olacaktır


Yangınlar var içimde,

haşyetiyle izmihlal nefesime

Korkular erişir kalbime, merak etmek hangi

vecdin saikiyle,fikretmek mi ilm-i fakirlikle


Camiler yapılıyor,

vakti saatinde ezanlar davet için

okunuyor peki, cemaattaki tefrika niye


Ne oldu

sadakatli gönüllere rızkın taksiminde

bin bir şüphe mi vardüşüncesi hangi sefilliğe


Adetler değişti,

töreler telakkilere kurban mı gitti

Devlet-i aliyede neler değişti, vatandaş olmak,

milli birliğimize ve dirliğimize hucum etti


Kuvvetin banisi

neden kalplerden feragat etti, hangi

nasipsiz ruhlar vicdanları tarumar etti


Artık sessizlik ve

sükûnet hanelere mi meyletti,

muhabbeti varlığa ihale eden nefsanilik yetti


Gözyaşları çare

sunmuyor artık, nerde yanıldık

Neden futursuz birşekilde sekülerliğe daldık,

şek ve şüphe içinde aymazlığı ne yaptık


Kahkaha atmak için

çareler mi aradık,tefekkür etmeyi

ilimsiz yaptık, o taklide yakınlaştık


Hani nefesin

müddetine inanmıştık, lebbeyk

demeyi ne sandık, akıl ve virfandan uzaklaştık




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
22.06.2013 19:30
#1230

Lal olan dil kalbin hüzün perdesinde!


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x531px and 71KB.

294814_246118015423161_5463492_n.jpg






Sanki sessizliğin

lehçesinden sus diyorlar


Kalbinin

suskun çığlığını dinleyip, an

ve zaman için tefekkür etmemi işaret ediyorlar


Bazen gün yüzüne

çıkıyorlar ve bazen de hasretin

firkat eştiği bir anın vecdini bekliyorlar


Sakın yeis içinde

nefeslenme derken, sabrı ve

kanaati ruhun idrakinden dinlememi istiyorlar


Neden anlamadan

ve dinlemeden yargılıyorlar

Sinemi bizarlaştıran ahımı hiç gale almıyorlar,

siyim siyim akan gözyaşlarını görmüyorlar


Niçin hak ve hukukun

her nefes için zaruret olduğuna

inanmıyorlar,takiyeler kuşanıyorlar


Kalp kimin,

nefes hangi hakikatin nasibinden

emanet edilen gerçeğindir,mahçup olmuyorlar


Demek ki

anlamak zorundayım,niyazdayım

Kalbimin inşiraha erişmesi için azimle

bizar gönlümü ummanın sessizliğine bırakmalıyım


Kimseden

bir şey ummadan,semadan inen

rahmet misali kalbimi aşkı hasretle yıkamalıyım


Şuur ve idraki

ruhumun suskunluğundan okumalıyım,

kalbimin sayfalarına ne yazmalıyım


Yine gönlüm

hüzün içinde, böyle bir demde


Dinlediğim

nağmeler hangi derdi şehre diyor

ahengin sürur bahşeden masum tellerinde


Neden ruhum

hicran ile bir bütünlük içinde,

lal olan dilim kalbimin hüzün perdelerinde


Merakıma mucip

olan mahçubiyetim sinemin

sessizliğinde, ilticaetme vakti ona secdelerde


Gönlüm
susmuyor,

gözlerim
kapanmıyor, sualler

dirliğim için muhakemenin azmini

işaret ediyor,mukallitlik adına durma çık diyor


Akıl ve irade senindir,

kalp en ulvi payendir,fikretmek

tefekkür içinazimettir diye ekliyorlar


Aldanma keyfiyete

kalbi bizarlaştırantara nelere

ve hangi gönül nefsi halvette sual ediyorlar




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
22.06.2013 20:43
#1231

Ey aziz nefesli , kalbi hamiyetli kardeşim;

37061_578097898891836_1940209736_n.jpg





Rabbime

ne kadar şükretsem

ve acizliğinin herlahzasında

boyun büküp gönlümühasretsem,

o nispetteferahlıyorum.



Gayretim

ve çalışmalarım buhakikate

duçar olsunçabasındayım.



Nefesin müddetiaşikar,

bir ömürdür ve fakat

takat kalmayınca,

izan yorulunca, halperişanlığı

yudumlayınca kalbimintelleri titriyor.



Bu bakımdan

terki nefes etmedenhissiyatım

ve melalim gün yüzüneçıksın istiyorum.



Fazilet ve erdem

timsali kardeşlerimiz

lütfeder okurlarsave kalbi niyazlarıyla



Bu fakire yardımcı olurlarsa

en büyük bahtiyarlığımolarak

gönlümde sürurhissiyatı estirecektir.



Sizin zarif ve emsal

değer yorum vekanatınız

mahcup olmama kifayetediyor zaten,



Şükran ve minnetdileklerimi lütfen kabul

etmenizi istirhamediyor ve en kalbi muhabbet,

esenlik ve afiyetdileklerimle hayırlar diliyorum efendim...




Mustafa CİLASUN



Not: Cevap niteliğindeolan bir beyandır, ancak bir çok kardeşlerimize de cevap niteliği olacağıkanatıyla paylaşıyorum efendim…


“Dolayısıyla okuma

lütfunda bulunan ve yorumlar yaparak katkısunan

birçok kardeşlerime dönemiyorum ve vefasızlıkolarak addediyorum...”M.Cilasun


Böyle düşünmeyiniz. Çok güzel ve değerli aynı zamanda içi dopdolu satırlarıokumaktan mutluyuz. Hayatta vefasızlığa vrilecek o kadar çok örnek varken siz,konularınıza verilen cevaplara dönemeyişinizimi vefasızlık sayıyorsunuz.Yanılıyorsunuz üstad. Çok yanılıyorsunuz. sizin şiirleriniz okumak bile apayrıbir mutluluk. Çok farklı ve kendinize özel bir çizginiz var. Ya bu çizgiyi hiçgöremeseydik, bu güzel satırları , hepsi birbirinden değerli güzel konularınızıhiç okuyamasaydık
Eminim herkes razı. sizde razıysanız ..............

 

 

MU
23.06.2013 11:16
#1232

Var olmanın sessiz çığlıkları, boyun büktüren acıları!

405055_198974706890670_1996787801_n.jpg








Bir ömürdü geçen suskun zaman

Kalbin lisanıyla anlaşan, ruhun hasretiyle yanıp tutşan geçen an

Yorgun düşmüştü vicdan,sabırdı umudu soğutan, kanaatti vecdin içine sokan

Vasıl olmak için yıllarca kıvranan, sancılar içinde yalnızlığına figan edip ağlayan



İrşat ediyordu,nefesi aralıyordu

İnsan olmanın, zafiyetleriyle müşterekliği bulunmanın feryadıydı

Söylemiyordu, susuyordu, her vaktin demi için halin sahifesini sabırla açıyordu

Aşk,üç harf, bir hece düşündükçe içinden çıkamıyordu,ilhamına ömrünü veriyordu



Düşmeli gönle,yıkarak zanları

İçinde yıllarca boğulduğu korkuları, afaki şecaatları,burkan acıları

Var olmanın sessiz çığlıkları, boyun büktüren güne hasret umutları ve gamları

Bir bir sual edip araştırmalı ve vaktin şahitliğini,tahkik etmeden kuşanmamalıydı



Bir kerimenin saflığında ki arda

Suskunlaştığı nazarda,sabrın içinde ki sancılarında, kanaat tacında

Uyku halinde ki melalinde,umut ederken sevda şadında,gözyaşları nar olunca

Anlamalıydı insanlar,itip kalkan canlar, hor ve hakir gören zavallılığı soluyanlar



Aş, kimi vakit taş, kimi vakit azdır

İnsan, kul olmak için yakardıkça,hakikati için çırpındıkça itibarlıdır

Yaratan Rabbine yakın oldukça, emir ve nehiylerini hakkıyla anladıkça sadıktır

Akıl ve idrakiyle farktır azim ve ecriyle zamandır imtihanı adına da büyük adaktır



Kız evladı ne kadar zarif ve naifse

Edebin içinde şekillenen bir mürvetse,kefeni giymeye hazır olan arifeyse

Ehliyetin sahibi ve bu nispette de özgürlüğün naibidir, akıl ve izanda fark edecektir

Sosyal sebepler ötelenmeden, hor ve hakir olarak addetmeden, hal nizama ihtiyaçlıdır



Baba ve anne hadli melüliyetlidir

Akıl ve ehliyet sahibi olduktan sonra, tercihi sebebiyle dışlanmamalıdır

Her nefes için hesap mutlaktır, huhukunu bilmeyene eza eden ne kadar melundür

İnsan,ihsan ve fedakarlığıyla,akıl ve hakikat lehine aldığı kararla ancak furkandır




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
23.06.2013 12:00
#1233

Hangi mısrayı yazsam, kalbimi titreten hıçkırığa kansam!


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x475px and 80KB.

300838_247188465316116_4425148_n.jpg








Ne olur acımasız olma

Sabahlara denk kalbimi hüzünle soldurma

Ruhumdan sadır olacak acıları hicrana muhtaç bırakma



Gözlerim nehir olsa

Gönlüm acılar içinde kavrularak yansa

Kalbimin sahibi yalnızlığ
ımda mütemadiyen anı soracaksa



Ne vakit ayılacağ
ım

Ruhumun ikmalinden neleri bulacağ
ım

Kalbimin perdelerinden sıyrılıp aşka mı bağlı kalacağ
ım



Nedir sürükleyen umutlar

Baharın bereketinden sadır olan salkımlar

Hazanı anlatan bahtı karalar anlaşılmak için ağ
layanlar



Sımsıcak nağmeler karş
ımda

Gönül seviyorsa neyleyim sever her yaş
ta

Tambura vurduran aş
kta ve güfteyi yaptıran o cenahta



Gel ne olur yargısız gel

Tarumar olan saçlarının hicranıyla okş
uyor yel

Gönül yelpazende bitsin artık kalbini solduran her keder



Benim gibi özlesen bilirdin

Hasretin dirliğ
inden sökün eden hüznü çekerdin

Kuruyan yüreğ
ime bir damla süruru çok görmez gelirdin



Bilirim an ve zaman çağ
ırır

Davetin bağrından hicrani şarkılarla eleme eriş
ir

Kim idrake gebedir ve anlamak için çileleri güfteleş
tirir



Ne kadar mısralar yazsam da

Şiir yanıklığında buğulanıp akan yaş
lara bulansam da

Sen olmayacaksın karş
ımda ve kalbimi titreten hıçkırıkla



Dinleme olsun boş
ver

Birliğin nağ
melerinde sen mütemadiyen bir dostol

Kalbi serencamımdaki serzeniş
lerime artık durma yol ver




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
23.06.2013 12:59
#1234

Hissediş hiç dinmedi,çaresiz sukut etti!


Orjinal boyutu icin tiklayin 698x720px and 72KB.

301535_246120142089615_7147391_n.jpg








Senden sonra

Ne baharlar geçti gitti

Solgun hazanlar yüre
ğ
imi tüketti



Gözlere

Ya
ş
lar sökün etti

Ten titredi, kalp serzeni
ş
lerdeydi



Hissiyat

Ba
ş
aklar misali

Rüzgârlara çok direndi ama dinmedi



Ayazlar

Nefesleri kesti

Çaresiz sukut etti sabırla hep bekledi



Ser verdi

Sır vermedi duyana

A
ş
kı anlamadan anlatan ve yazanlara



Hali tanımadan

Nefesin kokusunu almadan

Hiçbir vakit hüzün solumadan anlatan



Haykırı
ş
ları

Solgunla
ş
an yaprakları

Sessiz çı
ğ
lıkları duyamamak ne hazin



Yüre
ğ
in

Sancısını hissetmemek

Ruhu
ş
ekliyete her nedense gark etmek



Derdi halk edeni

Nasip içinde ki vesileleri

Hikmetinde ki ahir hasretini anlamamak



Silik duvarlara

Soysuz nakaratlara

Ruhsuz vicdanlara karalar sürekli aksa da



Nidanın kavlin

Niyaz için liyakat hakkını

Kimlik içine serpilen marazı azat etmeden



Suhuleti bilmeden

Ülfetle nefeslenerek
ş
ükretmeden

Hilkatin asudeli
ğ
inde seyretmeden gitmek


Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
23.06.2013 15:05
#1235

Yanmaktır, kanmahtır, adanmaktır çaresi aşkın!


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 91KB.

300637_252185244816438_7360932_n.jpg








Kelamın bir ahengi vardır

Kalbin tellerini titretecek kadar deruni ve iştiyaklıdır

Berzah 'tan kal eden feryattır, ruhuma temaşa eyleyen inşirahtır

Aklımı ve izanımı celbeden figandır, yaratılış hilkatine hasret tiren ne müthiş firkattir



Ey Yarat’an, muhatap alan

En yakımında bulunan ve beni bana bırakmayan

Rahmet sıfatıyla varlığımı kuşatan, hiç bir lahzada kalpten uzaklaşmayan

Seni nasıl daha ziyade anlarım, el açar yakarırım, riyadan sakınır, ihlasla yıkanır ağlarım



Biliyorum, hakkıyla azmetmiyorum

Nedense hala bahanelere sığınmaktan sıkılmıyorum

Ve fakat bu hal üzere bulunmaktan bunalıyorum, seni anınca hayıflanıyorum

Zafiyetlerim ve hata yapmakta ısrar eden izanım ruhumu daraltıyor, kalbimi karartıyor



Ne vakit Efendim aklıma gelse

Asla layık olmadığım hakikat yüzüme bir şamar gibi inse

Her zaman öldüğüm ve ruhumun çırpınışları halimi harap ederek inletse

Bir nebze olsun kalbim için çare değil, iradem için tercihler akli ve irfani olmadığı bilinse



İnsan olmak, kemaliyetle haktır

Her doğuşun bir ibret ve hakikate duçar eden sahnesi vardır

Aşk mecazi olmaktan uzaktır, nefs adına zaaftır, kalbi inşiraha ram ettiren ilhamdır

Sevdasıyla yanmak haktır, hak ve hakikatin sahibine adanmak ubudiyet nezninde ihsandır


Arif ve derviş tevazunun aynasıdır

Her türlü gösteriş ve nümayüşten ari olan farktır

Ne kutbu cihan olmak için yanandır ve ne de kul köle yapmak için ağlayandır

Rabbine kul olmak sevdasında olan bir sabırdır, keramete bel bağlamayan firkati ihsandır




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
23.06.2013 18:18
#1236

Aşk; kalbi ve aklı kemale eriştiren nasibi şiardır!


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 85KB.

215441_201460829888880_88351_n.jpg








Sırlar, esrarın cüzlerindendir

Hakikate mepni olmazsa nefsin lahza fırsatıdır

Kul, akleden, iştişareye önem veren, hassasiyetle düşünen muhataptır

Beşer, henüz bu mertebeye erişmeyen candır, emmare içinde bulunan hazin zaaftır



Aklın dereceleri niye vardır

Kalbin telleri her zaman berzaha ram olan meyandır

Ruh yüceldikçe, kalp inkişafa eriştikçe,ihsan hali bürümüşse ne aladır

Ölmeden ölebilmenin, sevdasıyla farka gidilmenin, inayette yarış edilmenin edasıdır



Kul, Hakk’ın rızası için yaşamalı

Her amelinde nedenler bulunmalı,taklit üzere olmaktan kaçınmalı

Tahkikin ehemmiyetine inanarak yol almalı, anlamadan ve bilmeden kanmamalı

Bahane nefsin hevasıdır, gerekçesiz yaşamak ne tuhaftır, insan hakikatine yabancı olmamalı, anlamalı



Evrensel bir dinin müntesibi olmak

Şek ve şüpheyi itidal üzere ayırmak, endişe içinde bulunmak

Merak ve kalbi hassasiyeti muvazene içinde korumak ve azimetle yol almak

Aklına ve kalbine olan özgüvenini, hareket ve kuvvetein sahibine ait olduğunu unutmamak zarurettir



Her kim olursa olsun, asla unutmasın

Kalbi umutların bir vakti vardır, bahtın kalem mizanıdır

Sabır kat a hor görülmeyecek değerdedir, kanaat kalbi inşirahın ikmalidir

Nasip olmayan, gönlümüzde ukde bırakan, ah u zar etmek için sine yakan her neyse rahmet değildir



Rabbibiz bizlere eza etmek için yaratmadı

Akıl ve iradeyi her zaman Kitab’ıCelil’inde ve Efendim’izle hatırlattı

Her ne hikmetse sosyolojik olarak bir fedret devri yaşandı, insan yaşamak adına adandı

Kıta’larda ruhu ve aklı esireden, iradeyi hiçe sayan, modern köleliği alalayan bir dönem başladı



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
24.06.2013 18:30
#1237

Ne vakit maziyi ansam,nedense içim burkulur!


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 120KB.

301511_247188538649442_5186801_n.jpg






Bilmem ki kime sorayım,

Kalbini şehre dip huzur bulayım

Hangi ilham-ı lahzasında ki tesiriyle yol alayım,

Ruhumun ah u zarını bir nebze olsun anlatayım



Sine-i tarumarlığımı

Ummana bırakayım, titreten bir aşkın

Sahrasında uyuyayım



Yol ver dedim dağlara,

kalbimde kümeleşen bayırlara

Kurumuş ovalara bakıp, içimin yangınlığıyla kalayım



Sanki bulutlar

Baskın yapıyor, geceler niye sızlatıyor

Sabrım ah ediyor, kanaat hangi vaktin

Şafağını bekliyor, umutlarım feryat ediyor



Firkatiyle şad olduğum sürür

Sanki alay ederek bakıyor, muhtaçlığımı kim anlıyor

Yâd ellerden selam gelmiyor, nameler

Niye yazılmıyor kalbimden yalnızlık çıkmıyor


Bazen Üsküdar da,

Kimi zaman Adalarda, Beylerbeyi niye

Temaşa ediyor hicranla



Bir zamanlar ne sakindi Çamlıca,

Boğazın suskun çığlığı sinem de nasıl bir acıysa



Göçüp giden feryatlar kahkaha atarak

Şakıyan canlar kendi canına kıyan insanlar

Neden figan eder martılar, tebessüm eden erguvanlar,

Salınıyor suskunlaşan yalılar



Hani nerdesin ey

Hasret kaldığım zamanlar,



Yâriyle kalbi sürur yaşayan manayı figanlar

Niçin bu kadar perişanlaştı insanlar,

Edebi terk eden hazlar, o aşktan uzaklaşanlar



Ruhuna bigâne kalanlar,

Kalbi letaifleri ihmal eden soluklar,

Fırsat için yarışanlar



Hiç acımadan,

Vicdanın sesini duymadan,

Nefsi hergeleliği bırakmadan yaşayanlar


Neden ölümden medet umar olduk,

Sanki maverayı unuttuk, niye savrulmuşluk

Neden telakkiler, dinmeyen asabiyetler, şuur

Adına dile gelenler, nerden kovulduk



Nerde kaldı kalbi muhabbetler,

Hoşgörüyle kavilleşen akitler, sevgi adına gayretler

Ayrık otu gibi salınıyor kepazelikler,

Ruhunu ve kalbini ihmal ettiren nefsanîlikler




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
24.06.2013 19:15
#1238

Ser vermesen, renkten renge girsen de suçlusun!


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 42KB.

298725_246120088756287_6859045_n.jpg






Sebep olduğum halin

Telafisi için her ne yaptımsa durulmadım

İhmalkârlığın ne kadar bizar bıraktığını geçte olsa,

Derinden hissederek anlamıştım


Sinemin

Tarumarlığına hiç aldırmadım,

Çünkü sebebi hakikatin bağrında bizzat vardım


Çaresiz fevkalade

Bir hicran içinde sancılarla baş

Başa kaldım ve hüzünle ağladım


Kuytu mekânları

Zihnimde yoklayarak,

Bir nebze stresten sıyrılmak istedim


Her ağacın dallarından

Süzülen yaprakları kokladım,

Neden böyle bir garabet yaşamıştım


İçimde ki dürtüyle

Şimdi baş başa kalmıştım,

Vicdanım için ıstırabı acıyla yudumladım



Kim vardı içimde,

Neden ben odaklı bir halin

Sofrasında sabahladım diye hayıflandım


Hani fikretmek ve bu minval

Üzere hali serdetmek kul için kamalattı

Ne olmuştu da yanılgılar bir bir kalbimi

Harap etmek için sıralanmış ve yanıltmıştı


Artık nedamet içinde nefeslenmek,

Ne kadar bir izzeti nefesti, edep kim içindi

Şimdi dirlik izanımı terk etti, ülfet bağrımı

Dağlayıp hıçkırıklar eşliğinde ağlatmıştı


Anladım ki sonbaharın

Bizi daldırdığı rüya geçici bir hevesmiş

Renklerin sesi ne kadar duyulsa da, şevksiz

Bir ahu serzenişmiş, yürekten azade değilmiş


Hissettiğin kadar,

Fikretliğin aşikâr olmayınca

Duygusallık salıncağı sabahlara denk

Sallasın hali melalini ne çıkacak düşün edebi ruha


Ellerin bom boş kalınca, yalnızlık

Vurgunu kalbine haşyetiyle şöyle bir dokununca

Gözler ne kadar ağlasa, söz yüreğin tınısında

Hakikatle buluşmayınca, çırpınarak uyukla


Ne gördüğün düşlerin

İnhisarından serdedilen anlamı,

Halin için bir geçit asla sanma

Aklın yolu birdir, muhtaç olduğu tek şey ilimdir,

Hakikattir, selimlik tefekkürle elde edilir




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
24.06.2013 19:55
#1239

Dinlerken sanki bir rüya halindeydim, öylece dalıp gitmiştim!


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 36KB.

299398_246119405423022_3973517_n.jpg






Gözlerimin açıldığı,yüreğin dağlandığı andı

İlk evreler batmaya ramak kalmış bir yelkenli andırıyordu hali

Merakın her lehçesi şehre dilmişti, dertlerin ve elemin esrar perdesiaralandığında

Efkârın busesini dile getirmek harap olmuş bir kalbi yeniden imar etmek haylizordu



Bakışları içimi delercesine ötelere gidiyordu

Zikrettiği ne varsa, hüzzam mahzunluğunda olsa da çok hoştu

Kelimelerin hülasasından başlayarak, mazi sayfalarını şad ederek nefesleniyordu

Bir bir açtığı sayfaların arasına dalarak ve mütebessim bakarak coşkuyuyaşıyordu



Bahsettiği konuların içine alarak götürüyordu

Nihayetinde bir yolculuğa başlamıştık, kalbin ne kadar hali varmış

Umman misali sessiz kalsa da, ülfetine ram olduğu aşkı yaşadıkça bir başkaymış

Nefsin iki şubesinden, nizamsız eleminden, idraksiz kavlinden, zafiyetiiradeden aktı



Ölümle alakalı ne kadar çok ibretler anlattı

Hiçbir korkulacak an bırakmadı ve hatta medarı iftiharla açıkladı

Bizler ne kadar farklı şeylere inanıyorduk, korkuyla uzaklaşıpyabancılaşıyorduk

Kime sorsak, hangi sohbete rastlasak, ehli denen kulla konuşsak, bıkkınlıkbaşlardı



Defin edilen mahalde dahi edepsizlik sardı

Musalla taşının suskunluğundan dem vurarak aşkı edebi açıkladı

Sevdanın telinden, nefesin zerresindeki kederden, çilenin asudeliğinden sözühaktı

Günün her saati, ecelin fetreti, ömrün suhuleti, Abidin niyeti asliyesindenkelam etti



Bir avuç toprağı alıp koklayıp bana uzattı

Gözyaşları akmaya başlamıştı, kalbim niye bu kadar burukluk yaşadı

Tahkikin zaruretinden, ilmin hüccetinden, kitabı celilin evrenselliğindekidemden

Bahsederken ne kadar yabancı kaldığımı, şimdiye kadar anlattıklarımınhülasasını



Ne kadar zarif ve o kadarda arifçe anlattı

Arzın tasnifindeki hikmetten, nefesin müddeti halinden, edebin efendisinden

Gülün efsun zerk eden kutsiyetinden ve hatta dikenin ülfetindeki özneden alıpgitti

Sanki bir rüya halindeydim, öylece dalıp gitmiştim, ikram ettiği çaylairkilmiştim




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.06.2013 18:44
#1240

Ey sabreden, kalbini dinleyen suhuletli nefes!

206952_202043753163921_7951446_n.jpg







Biliyorum ki sukut edersin

Her hikmet ve nimeti kalbinin sahibinden beklersin

Bela ve şer konusunda ne kadar dikkatlisin, hassasiyeti sanki öğretensin

Niçin bu kadar muvazene içindesin, hiç rahat yüzü görmeyecek misin

Yoksa bu hal üzere yaşamaya mefkuren için bedel misin



Nefes vaktine duçar olan erktir

Kalp ancak Nazargah olursa makbul ve muteberdir

Beşer olmak yaratılış hilkatidir, tekamül insan olmak için gerekçedir

İnsan ikinci kez doğumun namzedi ve merak, azim, irade, akıl mertebesinde seçimdir

Anlamadan, bilmeden, azmetmeden,tahkike yönelmeden hidayet nasıl istenir



Umut insanı var eden şevktir

Her halin ve hikmetin gerekçeleriyle yakarmak ülfettir

Zikrin ve ibadetin hassasiyete bürünmüş ve allanmamış icmali ne latiftir

Ruhun ve kalbin sahibi her vakit kiminledir, bilinmeyen yer ve sır hakikat midir

Gönül ne söyler, iradenden nebekler, aklın kemali yet için hangi kazayı talep eder



İnsan yaşlanınca bir hal olur

Her ne kadar dilemezse de muvazenesi ve beden ritmi bozulur

Her ne hikmetse bildiği halde kabullenmeyi unutur, farklı farklı bahane bulur

Yaşlanmanın bir hürmeti vardır,lakin vakar ve edebe nispet edilecek kadarı az bulunur

İnsanın kimliği ve niteliği hassasiyeti, edebi, bilgisi, aksettirdiği ölçüde farkı olur



Ey gönlünü ecre hasretmiş nefes

Bilme ki nerede yetiştin, nasıl biredeple eğitilip kemale eriştin

Hissiyatını ve azmini hasrettiğin melalin kendi adıma hayıflanmama yetiyor

Ne kadar bedbin ve miskin olduğum kanaati hissiyatıma hükmediyor

Bir nefes al, rahatlamayı beyhude sanma, umudu böyle anlama, yaşa





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.06.2013 21:00
#1241

Hissiyatın alıp götürdüğü sokaklar!

pl1td.png








Hisler ne kadar diri ve işveli

Hangi lahzayı ansam, üşüten vakti hatırlatsam

Kalbime sürur zerkeden hülyalar sayfasını şöyle bir açsam

Bir sevinç, bir neşe nüksediyor, mütebessim bir eda ile başını öne eğiyor




Suskun olan mekanlar cezbediyor

Yüreğinde hiç eksilmeyen hüzün yine bakir bir mekan istiyor

O vakit duygular bereketleniyor, ilham esintisi bir başka sesleniyor

Alıp götüren hicran, ne hece dinliyor ve ne de vezin için dikkat kesiliyor




Hicaz makanımda bir taksim istiyorum

Tanburun dilinden, kendine özgü vakar halinden

Hislerimi ağlatsın, beni bana bırakmasın, ne kadar ah u zarım varsa

Bir başka lehçenin dilinden ruhuma meşk versin, ötelerin kal 'inden hissettirsin




Sevgililer aklıma geliyor, halim değişiyor

Can, nefesi müddetli olan, bir söz üzere yaratılmış bulunan insan

Niçin bu kadar edebi ve hayayı hiçe sayıyor, sarmaş dolaş olmayı hadsizleştiriyor

Kime lazım böylesi alalanmış ve bahanelerle abartılmış birliktelikler,perişan ediyor




Ey zülfüne turap olduğum yar diyen can

O’nun edebi, naifliği, nezaketi, suhuleti için kıymet biçiyor

O’nun halinden nükseden melalin feyziyle kendini buluyor ve gönül veriyor

Vefa ve sadakati, hak ve hakkaniyeti,Cenabı Hakkın kendisine emaneti olarak görüyor



Sesine aşina olduğum suyun başındayım

Ne kadar büyük bir şevkle muhabbetini izhar ediyor

Tayin edildiği istikamete doğru hiç gocunmadan yol alıyor, niçin yapıyor

Nereye baksam, temaşa etmek için hassaten aransam her yanım ayetlerle kuşanmış oluyor



Nazar ettiğim ve işittiği senfoni anlatıyor

Vaktin ve nefesin aşkı ve iştiyakı, ancak hakikat ilimiyle farktır

Meşayıh ve arifler bu hal üzere adanmış canlardır, O’na kul olmak, ne muazzam bahtiyarlıktır

Ruhumu ve kalbimi dinlenmiş bularak ve ibretin her senasına haşyetle bakarak ayrılıyorum sokaklardan





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
27.06.2013 18:21
#1242

Ruhumun Hicran Damlaları....


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x601px.

14aleli.jpg









Henüz nasıl anlatacağımı bilemiyorum

Edebin feyzinde kalbimin fakirliğinde yalın halini özlüyorum

Hasretin kadrinde ve halsiz kalan dirliğinde mahcubiyetime yöneliyorum



Oysa çok haklıydın çok geç kalınsa bile

Hakkaniyet teslim edilmelidir ruhum hicran içinde inlese de

Lakin ömrü yelpazemde mütemadiyen edebine imrensem de yapamıyorum



Hasrettiğin fedakârlığa ve sabır ağına

Müsavi olacak kadar kanaati solumak nefsimi korkutuyor

Sevginin karşısında, teslim ettiğin dostluğun ferahlığıyla sana gelemedim



Utancımdan söyleyemedim ve gizlendim

Bahaneler beyan etmeyeyim diye nefesimi serdetmedim

Lakin muhtaçlığımla sessizce halinin zarafetini takip ederek hazza eriştim



Biliyorum, yüzleşmekten korkuyorum

Neye çare olacak hüzün, ruhumdan imtina ediyorum

Kalbimdeki muhabbetini bilerek her ne hikmetse işte tevessül edemiyorum



Latif şiirini sürurla teneffüs ediyorum

Hasrettiğin enginliğin karşısında şiddetle üşüyorum

Zafiyetlerime nazar edip kalbini hiç hak etmediğimi hazin içinde biliyorum



Bilemiyorum affedecek misin acizliğimi

Halinden gizlediğim melalimdeki sancıların kirliliğini

Ruhumla baş başa kalan acı lekelerimi ve umut sağanağındaki hadsizliğimi



Bağışlayacağını biliyorum ama çekiniyorum

Huzuruna gelmekten imtina ederek sessizliğe giriyorum

Yanıklığımı mısralara deşifre ederek muhabbetinin kadrinde nefesleniyorum



Nelere ve asilzade kişiliğinle gül ikliminde

Diken için kalbim varlığıma meylederek ruhuma hükmetse

Edep birliğinde ve niyazın bereketiyle naif kalbinle asla hüsrana tevessül etme



İtiraf ediyorum acizlik fakir benliğimde

Her ne kadar kalbimden söz ederek hakikati teslim etsem de

Olmuyor işte heveslerim mütemadiyen hissiyatını deruhte ederek ömrü bitirse



Ey hak sen halimin bendinde nesihsin

Kimsenin şahit olmadığı hakikatlere yakın olan bir rahimsin

Bahtımın badiresinde ve nasibin katresinde vuslat için en güzide bir reçetesin




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
29.06.2013 17:50
#1243

Artık baharı neyleyin, yazı neyleyim..

 

Her ne hikmetse bir hal içindeyim

Hicranın en latif meyanında nefeslenip, ah etmekteyim

Neyleyim, şiiri, şairi, nazı, işveyi, aklımı sukut ettiren acıyı gitmekteyim

Gönül kimselere sevdalı olmamalı, aşkın girdabında boğulmamalı, dost için yakarmalı, bilmeliyim

 

 

Dost ne ülfetli bir nefes, karşılı beklemez

Canını sıkan bir hata dahi olsa yüzünü ekşitmeyi istemez

Canını teslim eden her mahremiyetini emin bilen bir eminlik içinde ki sadakattir

Vefa adına en güzide ahenktir, hak namına hassasiyetini muhafaza eden fark-ı mürşittir

 

 

Zaman çok geç artık, çağlamak neyime

Başımı yaslayıp ağlamak için bir taş yeter, yastık sahibine

Hangi baharda bulunsan, sazın bam teline dokunsam, gözyaşlarıyla içimi boşaltsam ar değil

Ömrümde gün bitti akşam olmaktan, zaman yarılandı, ne hal ve ne de takat kaldı yazmaktan, melalim sır değil

 

 

Edebin bendinde nefeslenmek ve ölmek

Halin derlediği kitabı yazmak, hak rızası için şikayetten kaçmak

Umudun ve emelin farkındalığını bilerek bel bağlayıp, bahtın inkişafında uyanmak

Her sancılı doğumun beklentisiyle haşyete soyunmak ve gözyaşlarıyla umut içinde müjdeyle yıkanmak

 

 

İnsan kim olduğunu bilmeli

Aklının ve kalbinin sahibinin emrinde hareket etmeli

Nefesin müddetli olduğunu idrak ederek, ne vakit terk-i dünya edeceğine kanaat getirmeli

Her türlü avane ve bahaneden vazgeçmeli, heva ve hevesin esaretine girip, iradesine ipotek bindirmemeli

 

 

Şayet hissedip, farkındalığa erişselerdi

Gönül şirazesi hak ve hakikatten asla vazgeçmez ve keder vermez

Vicdan gönül derecelerinin şubesinden birini temsil eder ve eminlik içinde istikametini bekler

Yoksa azap ve bela nihayetinde vaktinde tecelli eder, ne keşkeler ve ne de ahlar nefsini ihya eder

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

 

 

MU
25.07.2013 13:54
#1244

Ya Resul, Ya Nebi nidaları arşa yükselirken…

 




Her vaktin bir eşref saati vardır
Gönülleri ihya eden, hissiyatı büyüleyen, gözyaşını sel eyleyen
Aklı ve izanı hakikatin feyzine gark eden, vicdanı buğulayan zamanlar farktır
Ruh inşiraha açılırken, kalp nazar gah olduğunu teyit ederken, azim ve irade kararlıdır


Efendimizin merhameti zarifti
Kalbe sürur bahşeden esin misaliydi, şevki ümitti
Sadakat ve eminlikte her canın itminana sevk eden fedayı firdevsti
Tevazu ve edepte insanlığın rehberi, şefkat ve muhabbette mübelliği olan müjdeydi


En bedevisinden, en şairine
Saltanat süren beşeri sefilliğe, köleliği nükseden rezilliğe
Nisayı meta haline getiren cehalete, gaspı meşru sayan caniliğe
Zulmü alkışlayan cemiyete, küfür üzere şartlanan sapkınlığa gönlünü kapatan naifti


Ümmetine karşı ne kadar endişeliydi
Her niyazında hassasiyetle dile getiren emaneti hicrandı
Bir kul niteliğinde ve insan kimliğinde ne kadar edep içinde ecri sadıktı
Rabbine karşı haşyetin en müteessir aksettiği, mütehassıslığın zirve yaptığı niyazdı


Şayet ümmet adına bir hakikat varsa
Vahdeti hiçe sayanlar hala desiselerin hesabıyla nara atarsa
Cemaat asabiyeti parçalanmaya çanak tutarsa, akıl ve irade asimile olur
Ruhsuz bir beden, beşer kalmakta ısrar eden, nefsi emareyi sıfat sayan meydanı istila eder


Ramazanın bereketi, ruhlara sürur zerk eder
Gönüller sürur içinde ibadet ve tazime icabet ederek hicran diner
Merak etmek, nedenler üzerinden sual eylemek, hanif bir kul olmak için koşmak
Ümmet ve kulluk ikliminde mevsimleri bahar eyler, üşüyen ve yalnızlaşan yürekleri ihya eder


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 13:56
#1245

Sana ne kadar tutkunsam, o kadar yorgundum…






Bilmiyorum ki nasıl olacak
Akıl, izan ne vakit halimin insicamına acıyacak
Vicdanım bir ömür mü sızlayacak, sine narlaşıp, umutlar mı solacak
Gönül ne zaman hicranının hasretinden kurtulacak, ruhum huzura kavuşacak


Beni benden alan bir hal var
Sessizliğin yalnızlığına sevk eden hüzün içimi yakar
Dil susar, göz şevksiz bakar, nereye el atsam, bir yaprağa bakıp ağlasam
Hazanın kuşatan efkârıyla yol alıp, ummanın serencamına dalsam ve hıçkırıklar bıraksam


Sen bilmiyordun, susuyordum
Kalbini incitmemek için acıyla sabrediyordum
Her ne söylesen boyun büküyordum, kalbimi nasıl incitiyordun
Kabalığı ve nadanlığı sevmiyordum, gözyaşlarımla yetiniyor, umut besliyordum


Sevmenin ne demek olduğunu biliyordum
Gönül lisanıyla melalini şerh etmeyi diliyordum
Fakat ne yapsam, hangi devaya tutunsam sen istemiyordun
Ben çekiniyordum, masumca bir ümidin nefesinde eriyordum, sabırla bekliyordum


Bilmem ki nasıl bir sürgünün hışmındayım
Prangalara vurulan hissiyatımla yastayım, sanki devasız bir hastayım
Ben sustukça sen sabrıma yükleniyor, kalbimi viran ediyordun, ne kadar sefih görüyordun
Bazen insan olduğumu unutuyor vehmine kapılıyordum, hangi teselliye baş vursam anlamıyordun


Artık çaresiz boyun büküp
Sana olan umudu yitirdim, ne kahır ve ne de isyan ettim
Bahtıma düşen nasibe bel bağladım, her hicran perdesi açılınca ürperdim
Sürgün olan bu sevdanın çilesine bir ömür vakfettim, sineme nakşeden izleri silmedim


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 13:57
#1246

Umut, ruhumdan neşet eder, kalbim aşkıyla besler…





Bir sevda kasidesi söylenmeli
Yüreği yakan, hicranın sağanağında ağlatan
Gün yüzüne hasret umutlara şevki yaşatan ve sineyi rahatlatan
Sabrı kanaati fark sayan, ecir ve ihsanda coşkuya kavuşturan bir güzellik dillenmeli


Yanık sesler, sevdasına hasret nefesler
Ne cennete ve ne de cehenneme ram olmak için çekinenler
Araf’ın sessiz çığlığını bilmeyenler, berzah için şüpheye düşen biçareler
Her ezgide kendinden bir şey bulan kederler, yalnızlık sahilinde düşünen bedenler


Kanadı kırılan kuşun feryadı vardır
Umut dağları oluşturan muradın yanıklığı nasıl bir yaradır
Han duvarları, gözün yaşları, yüreğin ağıtları, sukut ettiren hicran ırmağı
Ruhumdan nükseden hüznü hatırlatır, içimin sızlaması derin bir acıdır, sabır baş tacıdır


Ne zaman bir ebru üstadını görsem
Hüsn-ü hat üzerine nefeslenen edebin rahlesinde serinlesem
Neyzenin ruhundan akseden nağmelerle hazzın mehtaplarını seyretsem
Tuval üzerine resmedilen hülyanın, ümit yağmurlarının heyecanıyla gönlümü teselli etsem


Hangi beşer, kemali yet için gayret eder
İnsanlık vasfına nail olmak ne kadar faziletliymiş meğer
İlim akla, hassasiyet ruha, edep ve nezaket şuura refakat ederse
Gönül sevdaya, melal aşka, hissiyat en makbul bahara aşinadır, hakkıyla dert edinilse


Hiçlikten korkma, varlığa araç olmaktan kork
Nefsine abanma, kalbini karartma, aklını bulandırma
Arifin sözüne, dervişin haline, sevdanın narına, aşkın sofrasına uzaksan kork
İnsan iki doğumu yaşamış bir kemali yettir, kulluk ihsanıyla mücehhez olmuş hedeftir unutma


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 13:58
#1247

Yalnızlık limanında melalden nükseden çığlık...





Her korkunun bir geçmişi vardır
Dimağı ve hissiyatı dağlayan serencamdır
Ten ürperir, kalp ivmededir, şaşkınlık kuşatan bir cehildir
Sığınmak, iman üzere kaim olmak, en yakında durulmak takva işidir


Geçmişin silinmeyenleri hicrandır
Kaderin cilvesinden akseden sukutu endamdır
Külli irade adına yazılmış bir kitaptır, sünnetullah haktır
Fark edebilmek, yabancılık çekmemek yetiştirilmekle ilintili meyandır


Akıl narı reddeder, arı seçmek irade ister
Her nefes bilinci nispetinde hayatını tanzim eder
Edep ve adabı muaşeret naif bir talimden geçen nefsi ihya eder
Kul olmak, O’na el açmak, ruhun ve gönlün dilinden maksatsız yakarmak ceht ister


İnsanın bahtına tekâmül eden çile ikramdır
Atisi adına sabrı sevdadır, aşkın en latif makamıdır
İnsan olmak bakımından muhatap kabul edilmiş imtihandır
Nar ne ki, cennet meğerki ümmeti olabilmek firkatin bedeli, akıl ikramdır


İyilik ve ihsan içinde yol almak maksattır
Çile ve cefaya sabır nazarıyla bakmak, vicdani sevdadır
Ruhun en zarif hali, gönlün sürur içinde ki melali, secdede ki edasıdır
Hiçbir esamesi olmayan, nefesin vaktine adanmış bulunan can, hiçlikte arınmalıdır


Ne Ferhat’ın azminde, ne şirinin neznin de
Ütopyalara kapılmadan sosyal durumuyla ilintili aramalı
Kulluğu şartlanmışlığa bağlamadan, akıl ve izandan arî bulunmadan
Muhakeme kabiliyetini diri tutmalı, aklın neye tekamül ettiğini kat a unutmamalı


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 13:59
#1248

Ey kalbi latifliğiyle nazar eden sessiz nefes…





Artık kelam etmek için beklemeyeceğim
Acabalara tevessül etmeyeceğim, umut içinde sukut edeceğim
Her halin yazılmaya namzet bir kitabı vardır, melal ne kadar sızıya kanmıştır
Gün açsa, gecenin sessizliği kuşatsa, bin hüzün içinde gözyaşları aksa eyvallah ta kalacağım


Biliyorum ki sizde haklısınız
Onca güvenin tarumar edildiği bir hayatı taşıyansınız
Nereye baksan, insan diye münasebet kursan, dertsiz başına dert alsan
Ziyadesiyle düşüncelerinde taşısan, yeis içinde çırpınsan, hassasiyet taşıyan ansınız


Gel efkâr eyleme, zanna yenilme
Kalbinin gücüne zafiyet ekleme, basiretini heder etme
Aklın ve izanın, deruni bilgi ve tecrübe ikmalin, nefsi manada ki cehti kararın
Bir hayat felsefesi olmuş, muvazene içinde bulunmak şartı aranmış, hislerini incitme


Eğer akidemiz sağlam ve eminsek
Her hangi bir şekilde şek içinde değil ve azimliysek
Her söz ve nazarın maksadına kani olacak nispette duru ve itminan içindeysek
Mütereddit olmak, hak ve hukuku yerinde kullanmamak, en azından insandan kaçmak ne kadar makuldür


Sanki yorgun düşş bir savaşçı gibisin
Elbette ki sessizliğin suhuletine hasret kalmış bir kedersin
Yalnızlık içinde umut besleyen, cefa ve meşakkate kimi zaman boyun eğensin
Nihayetinde kul olmak için kalbi inşiraha ulaşmak dileyen bir nefessin ve bekleyensin


Bazen nasip gecikir, derin bir iç çekilir
Ne kadar rabbimize yakın isek, o nispette ümitler hesap edilir
Kul nevi şahsında hiçliğin ikliminde, nefsin tezkiyesinde, edebin ziyadesiyle
Kalbi hassasiyete erişmeli, kemali yet vasfı için dur dural bilmemelidir, ikbali düşünmeli


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:00
#1249

Şefkat ve muhabbet kalbin bereketidir...






İnsan sevmeye görsün
Kalbinden nükseden sezgiyle nasıl bir ümit ile yetinsin
Kuşatan hüzün salkımlarında yüreğinin çarpması hızlanmıştır
Sanki gönül kanatlanmıştır, derin bir iştiyak ve özlem beklenen
nazardır

Sen sanki baharı gülüsün
Şen şakrak bir çiçeği ve umut bahşeden fersin
Hissiyatı kuşatan erdemsin, ruhuma sürur vadeden nefesi cansın
Uykularımın romanı, düşlerimin korkusu, hülyalarımın suhuletisin


Ne zülfünü gördüm
Ne de sesini duydum, kalbin soluklarında duruldum
Edebi zarafetin, muvazene içinde ki hakikatin, ne kadar naifti
Sanki yıllara sâri bir özlemin ayak izleriydi, sineme şevk zerk etti


Kalbim yaralı ve arızalı
Hekimin pürdikkat tavsiyesi, kulaklarımı çınlatmalı
Mustafa Bey tıbben eksi olmuştunuz, bu operasyonda kanama durmazdı
Otuz beş ünite kan ve on üç saat ameliyattan sonra nasıl odluysa bu iş başarıldı dedi


Siz normal ömrünüzü tamamladınız
Şimdiki olağan üstü duruma uzatmaları yaşıyorsunuz dersek kırılmayınız
Nefes ve vaktin sahibi Rabbimdir, O’na kavuşmak en büyük özlem ve dileğimdir
Hatalarımla ve varsa sevaplarımla, sevgi ve muhabbeti ancak O’na inanarak öğrendim



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:02
#1250

Kalbimin yaşı durmayacak, bir lahzada sukuta kanacak!





Bir kuş olup uçsam
Nerede bir yüreği yanan var, sessizce melalini okusam
Yüreğinin derinliklerinde yatan hicranı, bir çırpıda alıp çıkartsaydım
Halini huzura kavuştursam, kalbini sürur ile barıştırsam ve sonra kanatlansaydım


Kalbimi ne vakit açsam
Ruhumdan nükseden hüznü güfte yapıp okusam
Boyun büken, hasrette biten, çaresizlikte inleyenin derdi gamını anlasam
Bir deva adına ömrümü vakfedip, rızanın ikmali için cehtle yarışsam ve itminan olsam


Ey hiç görmediğim ve hissettiğim
Bilmem ki nedir derdin, bir burukluk içinde çekinensin
Neden umutlarına güvenmezsin, nasibin vaktini ve hikmetini ihmal edersin
Üzülmen, melülleşip gözyaşlarını gizlemen, içine sızı bırakan kederi niçin beslersin


Urfa’yı, Adıyaman’ı, Mardin’i gezdim
Derdi gamı, çileyi, sabrı orada yaşayanlardan öğrendim
Meğerse ne kadar bencilmişim, olanlardan habersiz serkeş bir cahilmişim
Onca meşakkate ve mecburiyete rağmen, gönülleri ne kadar zarif ve temiz hissettim


Urfa’da balıklı gölü seyrettim
Bir hüzün içimde anlatılan hikâyeleri dinledim
Sıla gecelerine iştirak ettim, yanık sesli sazendelere refakat ettim
Gecenin bir yarısında, yine yalnızlığın derin sularında tefekkür etmeye niyetlendim


Adıyaman’ı görmeyi diledim
Nemrut dağından güneşin doğuşunu izledim
Derin bir hüzünle göçüp giden nesilleri sessizce yâd ettim
Şehrin ne kadar hizmete aç olduğunu fark ettim, burada yaşayanlarda insan dedim


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:03
#1251

Hasretin esiri, sabrın dilencisiyim…






Bir ömür sabretsem
Derdi gamımla hiç kimseye yük olmadan göçüp gitsem
Her gözyaşımda sır olan efkârımı ummanın sükûnetine döksem
Artık umudumu yoran, kalbime hazanı yaşatan, ruhumu hicrana koyan melali hasretsem

Sinemde dinmiyor hüzün dalgası
Çektiğim hasretin sinemde firkatleşen sızısı ve ezası
Bitmiyor yüreğimin sevdası, halimde korlaşan nidası, ah u sedası
Nereye gitsem, her kabrin başında nihayetimle yüzleşsem, tükenecek mi cezası


Artık ne kalem yazıyor
Ne de halin şevk sığınağında takat kalıyor
Nefes her geçen gün farklılaşıyor, kalp vakti için bakınıyor
Rüzgârın ülfeti sinemde bitiyor, sessizlik içinde gelen sürur haz bahşediyor


Ecel ne vakit kapımı çalsa
Ruhum O’nun muhabbetine hasret kalan sanıksa
Akıl ve irade suskun bırakılan mağdursa, gönül işvesini neyleyim
Mizanın kurulacağı, hak ve adaletin dağıtılacağı, umutların muştu olacağı an’a dalarım

En ziyade sevdiğimizi düşünürken
Bin bir bahane içinde bıkıp usanmadan nefesi tüketirken
Onun şahsi manevisinden tebarüz eden faziletleri kalbimizde yaşatmazken
Akıl ve irfan, sadakat ve vefaya, yürek ve vicdana nasıl bir nazarla itibar edeceğiz


Artık hangi sezginin tesirinde kalırsan
Bir ömre bedel hasret ve feda olmayı kalbine hiç sormasan
Sinemde düğümlenen umutların sessizce akan yaşlardan çok uzaksan
Rabbim seni dilediğin gibi haşretsin, ruhunu ve vicdanına azap eylemesin


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:04
#1252

Sevda kemali yet ister, ancak irfan sahibi için bir değer…






Yüreğin bir sevdası vardır
Sır olup, halin deminde sabırla arınması melaldir
Vicdanı sızlatan sevgiden başka ne vardır, rızayı bari ruhumdaki yaradır
Kulluk firkati, umudun inşirah suhuleti, edebin teskin eden çehresi muhayyilemdir


Aşk; ruhtan tebarüz eden sezgidir
Hiçliğe adanmış gönüller ihsan ve inayette mütehassistir
Beyhude yaşamak kimler için değerlidir, nedenleriyle yol almak akın işidir
Kalbine ve ruhuna hor bakan zaten nitelikten arîdir, edep ile halleşmek tefekkür gereğidir


Hangi cemiyet içindeysen
Sosyal nedenler içinde sürüklenen bir nefessen
Ne derler gailesiyle yıllarca sabreden ve sukut ettirilen fersen
Taklit üzere bulunmaktan aklını ve kalbini arındır, yoksa asıl korku pek yakındır


Hiçbir vakit nefsine tevessül etme
Hissiyatına kapılıp, el âleme bakarak karar verip gitme
Beşer aklına geleni söyler ve yapar, insan her amel ve düşüncede hesap yapar
Kemaliyet vasfına erişen can, sabır içinde çileyle meşk eder ve ihsan üzere olmayı yeğler


Mezarlık ne kadar suskun ve sakin
Kabrin her birinde vaktini bekleyen umutlar hâkim
Berzahı tefekkür etmek, Araf için sukuta geçmek gerekir amma lakin
Duygular sel oluyor, hicran alıp kendi sahnesine götürüyor, hüzün ne kadar derinden vuruyor


Hangi toprağa bassam iz olur
Bilinçaltında kümelenen dağlar ne vakit yar olur
Sinemde kor olan sevda hangi lahzada ruhuma sürur veren medar olur
Susan dilim, yazan kalbim, takatsiz eşkalim, derdi gamımı şehredip aşikar eylese ne olur


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:06
#1253

Kalbimin ah u zarı var, bilmem ki şimdi ne yazar!







Sessiz ve kuytu yerler aklıma geliyor
Terk edilmiş mekânlar, viran olmuş hanlar, ondan geriye kalanlar
Duvarlara kazılmış mısralar, ağaçlara atılmış imzalar, bir yere alıp götürüyor
Vakit dünyasının, nefes zamanının, lahzalara adanmış canlar, halime ibret zerk ediyor


Neden içimde derin bir hüzün var
Tahayyül ettiğim her nazarda, niçin sinemde hicran akar
Ruhumu daraltan hangi saik var, kulluk aczi yetim kalbimde derin bir yara açar
Ne vakit el açsam, secdeye kapanıp ağlasam, düşünürken bir derya gibi aksam, sızı kalbimi yoklar


Ne hakkıyla sevmeyi bildim
Ve ne de sevilebilmenin hazzıyla şevke eriştim
Çaresizlik içinde yıllarca umut ettim, halimi kimseye aşikâr eylemedim
Gönlümün hicran duraklarında Rabbime tevekkül ettim, yıllar sonra nasibin vaktini öğrendim


Nerden bilirdim, kara düzen bir nefestim
Taklit üzere inanmış ve iman etmiş bencileydim, sual edemezdim
Bilgi ikmali ne kadar kıttı, kitap hiç sözü edilmeyen sanıktı, irfanına erişemedim
Bir ömür hakkıyla kul olamamanın ıstırabıyla teessür içindeydim, hicran ile barışık nefestim


Sılanın bir erdemi vardır
Mavera adına yaşanmış ibreti ikram olan nazardır
Ne kadar hasret çekersen, sineni yakan firkate kefilsen el hak imandır
Sabır içinde lütfedilen çilenin ihsanıdır, umut baharının naifleşen bir sedasıdır


“Bekledim gelecektin ömre bedel an gibi
Eridim için için eriyen zaman gibi” güftesinde efkâr cefadır
Yüreği dağlayan vefa ve teslimiyeti zedeleyen tuğyandır, kalbe zerkedilen hicrandır
Beklenilen gönül verilen, sevda adına sine vakfedilen için bir sitem ve figanın sessiz yakarışıdır


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:07
#1254

Aşk, ruhun tasavvuru, kalbin itminan halidir…








Rüzgârın elleri vardır
Bazen suhulet içinde ve bazen de efkâr deminde karardır
Her halin ikliminde murat dilenen ikramdır, öteye ram olan ardır
Nazarlar içinde sırları barındıran hicrandır, umut dirliğinde demlenen ihsandır


Beşerlik sıfatı nefsin meramıdır
Ne aşk ve ne de sevda adına çileye adaydır
Ten de bir ateş nüksetse hali perişandır, ne garip bir dramdır
Heves ve heva uğruna telef olan maceradır, sadece nefsine adanmış yaşayandır


Hangi düşün hülyasına dalsam
Ömrümden geçip giden yılların ah u zarıyla hesaplaşsam
Gafletin esir eden zindan günlerini ölmeden ibreti âlem için anlatsam
Ne kadar sefil olduğumun idrakiyle rabbime gönül hicranıyla yakarıp, ağlasam


Hak meclisinde can irfana adanır
Aklını ve kalbini vefaya bırakır, feda olmaya aşinadır
Hangi gönül ülküsü dinlense, umudu solduran her ne ise figandır
Yeis içinde çırpınmak beladır, sabır ve kanaatten uzaklaşmak kul için cezadır


“Gönül söz mü dinler” derler
Aklı ve iradeyi, kalbi ve ikbali bilmem ki neyler ler
Nasıl bir arzunun hevesiyle inlerler, aşk ve sevdayı lekelemek isterler
Hak ve hakikat bu kadar açıkken, kararmış nazarlar hala arlanmadan kal ederler


Ey ruhumun ve kalbimin sahibi
Aklım ve irademin ömre mebni sabırla bekleyen mecali
Kulun olmaya geldim, varlık ve takat senindir, inam eder, teslim eylerim
Rahmetinden esirgeme, nefsimle baş başa bırakma, aczi yet içinde niyaz ederim


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:09
#1255

Ne haber var, kalbim hüzün içinde ağlar…





Ruhumun hicran damlaları vardır

Sinemde kaim olan derin yara gamdır, sırlaşan nazardır

Aklım ve izanım bîkarardır, vicdan rahatsızdır, gönül hicrana ramdır

El açtığım, gönül gözüyle baktığım, yıllara sari sessiz çığlığım, umut içide yanmaktadır



Ne vakit hüzün içinde kalsam

Hiç etrafıma bakınmadan bir ömür hicran içinde ağlasam

Nedameti, şikâyeti, yeis ve kederi, yüreğimden hakkıyla uzaklaştırsam

O’nun rızasına adansam, ruhumu yücelere çıkartsam, gönül makamından hiç uyanmasam



Nefsim yine beni zorluyor

Asabiyet içinde hadsizce kal etmemi, davranmamı diliyor

Vicdanım sezsizleşiyor, aklım hakikati aralıyor, iradem edepte karar kılıyor

Kalbim ey ruhumun sahibi, ne olur bir an bile beni bana bırakma diye yakarıyor



Nice şair ve yazarlar gördüm

Edep ve tevazuu içinde bulunmalarını hayli özledim

Nefsi öne çıkartmak, hiçliğe ürkek bir nazarla bakanları izledim

Ben dedirten, dikkat çekmek için çabaya giren, sefil kimliklere uzaktan baktım



En azam sanatkâr aşikâr değil mi?

Kalbe düşen ilham ve esin O’nun nimeti ihsanı değil mi?

Ruhun, kalbin, aklın, vicdanın, iradenin bizzat maliki dururken

Övgü ve minnet O’nun hakkıyken, sonsuz hamt O’na yapılması gerekirken, niye anlaşılmadı



Sabır nasıl bir değerli hazine

Bahtın her lahzasında yudumlanan hak ve nasip, onunla güzide

Gönül ancak hakikate mebni ummandır, ruh sahibine adanmış hicrandır biline

Kalbin aklı ve ruhun vicdanı hiçlikte kul olmayı diler, gerisi avuntu içinde ki bahane




Mustafa CİLASUN

 

MU
25.07.2013 14:10
#1256

Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun, gelmiyorsun…



Bir ömür beklemek
Ne demektir hiç biliyor musun?
Gelip geçen mevsimlere, içimi titreten hüzne
Ruhumdan nükseden hicrana hiç önem veriyor musun?


Sevmenin, gönül vermenin
Feda olmak için şükretmenin feyzini
Tefekkür ve tahayyül ettiren çilesini, sabırda eğiten ülfetini
Kanaatle boyun büktüren teslimiyeti, hiç sinende fark ediyor musun?


Ne vakit solan yaprağı görsem
Düşlerimi süsleyen ümitler içinde sessizce nefeslensem
Hiç emele tevessül etmesem, heves için sevgiyi feda etmesem
Aşkın hicran zerkeden firkatiyle bir ömür halime şükredip öyle göçsem


Hangi kabrin yanından geçsem
Yüreğime seslenen enginliğin içinde başımı önüme eğsem
Bin hüzün içinde göçüp giden ümitlerin yâdıyla gönlümü teskin etsem
Akan gözyaşlarını, sukut ettiren vicdanı, ruhumdan neşet eden hicranı dindirsem


Artık ne söylesem kar etmeyecek bilirim
Vurgun yemiş umudu teselli etmek için evet, yorgunum
İçime batan, yüreğimi sızlatan, halimde şevk ve sürur bırakmayan
Düşlediğim hülyalar için yanarım, artık bir nida etmesen de çaresiz susarım


İnsan umut içinde yaşar, hasrete kanar
Ruhunu ve kalbini sevda bürümüşse hicran içinde coşar
Hüzün sokaklarına sessizce dalar, her nazarında ümit vecdiyle şakar
Artık onun dünyası, firkate adanmış hülyası, kulluk kimliğini tahkike sokar


İnsan beden diliyle değil
Kalbin aklı ve lisanîyle nazar etmelidir
Kalbin en müstesna bir Nazar gâh olduğunu bilmelidir
Gönlünü ve iradesini O’nun rızası ve muhabbetine hasredip şükretmelidir


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:12
#1257

Gönül baharın gülü, sinenin firkati, ruhun suhuleti olmalı…



Bilmem ki neden hor bakarız
Bin bir sancı içinde zanla yol alırız
Aklı ve irfanı niçin umursamayız, kendi halimize bakmayız
Her fırsatta temize çıkmak için takiye yaparız, kul olmayı biz ne sanırız


Şahadet etmek, nasıl bir ikramdır
Hidayet mertebesine nail olmak insan için ne manadır
Rüzgârın elleri yüreğin tellerine dokununca, sine sevince nail olunca ne aladır
Ruhun zümrüt tepeleri vardır, mutmain olmuş nefes için en güzide seyirdir, akıl için vuslattır


Hak ve hakikat gönlün sevdasıdır
Kulun nereye ve kime ait olduğunu idrak etmesi nasibi ihsandır
Aklın ve azmin, vicdan ve dimağın iradeye istikamet vermesi, zafiyeti terek etmesi murattır
Umut kalbin namütenahi aşkı, gözyaşlarının farkı, yakarmanın takvası, bilginin muştusu olmak adına fırsattır


Hangi viran kapıya baksam
Bir zamanların sayfalarını sessizce aralasam
Ruhuma hüzün bahşeden ibretleri bin keder içinde dostlara yazsam
Gönlümse sürur hissedip bahtiyar olacağım, rahatlamanın farkına varacağım
Terki nefes etmeden, ecel ruhuma seslenmeden, hüzün sinemde demken nasıl yakaracağım


Artık gönül sevdası bir başka yaşanıyor
Ne kadar heves varsa edebin rahlesine koşuyor ve sual ediyor
Ne Araf’ın ve ne de berzah’ın haşyet zerkeden mütehassıslığı sineme sızı veriyor
Varlık Hakta kendini buluyor, en yakınlar uzaklaşıyor, hevaya koşanlar, delilik zannediyor


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:14
#1258

Git, hiç arkana bakmadan, nedamet duymadan git…

Arkana dönüpte sakın ağlama
Sinene gam zerk eden hissiyata bağlanma
Bir endişe içine düşüp keş kelerin sokağına uğrama
Bir karar verdin, aklını ve iradeni kullanarak kanaatini ifade ettin unutma


İnsandım, hatalarımla vardım
Hiçbir zaman verdiğim sözden geri durmadım
Sabırla yol aldım, kanaati dışlamadım, her vakit ümitle yaşadım
Her isteğini gücüm nispetinde karşıladım, kimi zaman boyun büküm, ağladım


İnsan, aklıyla ve kalbiyle sever
Henüz bu mertebeye gelmemiş nefesler bilmem ki neyler
Samimi olmak, sadakat üzere bel bağlamak, ötenin vecdiyle yaşamak ne der
Hiç yoktan bir hevesin, ben istiyorum öyle olacak demenin hangisi hak, kul hayâ eder


Artık ne sabahın ve hüzün zerk eden akşamın
Ruhumdan kopmaların başladığı hicranın, sezgisinde varım
Her hüzün kalesinin misafiri olmaktan onur duyarım, vurgun yiyen kalbe acırım
Suskun ve kuytu yerden seslenen nidayla yanarım, kabrin hangisine baksam ağlayanım


İnsan varlık adına hiçlikte kul olmaya adanmalı
Aşkın her lahzasında kalbinin hassasiyetiyle durulup, konuşmalı
Sukut etmeyi edep saymalı, hak rızasının en müstesna gaye olduğuna inanmalı
Heva ve hevesin, nefisten neşet eden talebin, muvazenesiz isteğin köleliliğine yaranmamalı


İnsan, kemali yet içinde mutmaine olur
Ruhunun ve kalbinin sisli perdelerinden kurtulur, hür olur
Sevdasına adanmayan hangi can samimi olur, aşk adına bir umut taşır
Çilenin her ikramı, cefanın vakarlığa götüren sabrı, iman etmenin ihsanı aşk ile anlaşılır


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:15
#1259

Kalbim hüzne ramdır, sevdası firkati hicrandır…






Uzan soluklu bir yolculuğa çıkmak istiyorum
Her lahzasında hiçliğin yaşandığı, benliğin aşka adandığı
Sahranın gönlüme inşirah sunan hazzının bulanmadığı, yağmurun ıslattığı
Ruhumun vurgun yemiş duvarlarının arındığı, kalbimin naif bir şekilde ağladığı iklimlere girmek istiyorum


Çocukların telef edilmediği
Nefeslerin canavarlaşan mahlûklar tarafından katledilmediği
İnsan sıfatının hassasiyetinin idrak edildiği, akıl ve iradenin sevdaya hasredildiği
Hakikatin her lehçesinde ruhun ve vicdanın suhulet içinde nazar ettiği bir güzeeliği özlüyorum


Dost ve düşman bilinirken
Kimlerin kuyu kazdığı gün gibi aşikârken, hinlik para etmezken
Takiye her fırsatta esirgenmeden saçılırken, gıybetin alası yapılırken, sine yanarken
Nefsim dururken kime ne söyleyeyim, çara olmayacak yaraya ne diye ah u figan edeyim, diyesin geliyor


Kul, neye ve kime inandığını bilmeli
Aklını ve azmini bu uğurda seferber etmeli, taklitten vazgeçmeli
Keyfi ve hevesi için ne kadar dikkat kesiliyorsa, O’na kul olmaktan çekinmemeli
Her halini, içine attığı kederini, devasız sanılan emelini edebi sadık gibi O’na hasredip felaha ermeli


Aşk, iradenin sadakat meşkidir
Gönül sevdasının hakikate mebni şirazesidir, edep kul içindir
Hayâsı olmayan ne kadar sefildir, ruhunu ve kalbini terk etmiş bir bedendir
Nefsine köle olmuş, endişeyi unutmuş, nedensizlik içinde boğulmuş hilkat garibesidir


İnsan hissiyatıyla yol alan çaredir
Akıl ve iradesi bunun için muvazene edilmesi beklenmiş serdir
Her türlü zafiyetin getirisini kader olarak vasıflandırmayan Abdi gerekçedir
Ruhunun ve kalbinin yaratılış ilkesine sadık kalan değerdir, nefsini terbiye eden erdemdir…


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:17
#1260

Nerede hata yaptım, zafiyete kandım, yaralandım…








İnsan elbette düşünmeli

Nereye gittiğini bilmeli, ruhundan ve kalbinden arîleşmemeli

Aklıselim olmak için azimeti ve iradeyi edebi vicdanın rüknünden bilmeli

Ruhunun geldiği adresi, kalbinin nazar gâh edilmesi, aklın erdem derecesi hissedilmeli

Vakit en kutlu ibrettir, seni içinde sürükleyen kederdir, aşk ve sevda adına ne büyük rehberdir



Akıl bahşedilirken

Aklı alınanın ne hale geldiği yakinen bilinirken

Araf için bin hüzünle lafı güzarlık edilirken ve hatta ibret içine düşerken

Berzahı en latifliğin suhuletiyle tahayyül etmeden ve halin dirliğinde demlemeden göçüp giderken



Hangi gözyaşını anlatayım

Nefsin ilzamından neşet eden avuntuyu kime bırakayım

Gönül pınarından süzülen aşkı sevdayı, vuslata olan yakarışı ne yapmalıyım

Heva ve hevesin her çehresinde, zafiyetler aklımı ve irademi bu hale düşürünce nasıl yanayım



Sevmek, teslimiyet demektir

Aşk, ruhun ve kalbin sevdasında nar olup, yeşermektir

Akıl ve azimet ne tükenmez bir nimettir, iraden için bahtına kefil olan nedendir

Emel tulu hayaller için değil, umut hevesin oyuncağı olmak için esir edilen hakikat hiç değil



İnsan kul olmak için yakarmalı

Nefsin ve metanın esiri olmaktan kurtulmalı, O’na koşmalı

Sabrın vakarıyla gözyaşlarını sessizce bırakmalı, kanaat ettiren imanı kalbi arındırmalı

Sadık olmak, sadakat içinde durulmak, mavera yolculuğunda umut olmak için sevdasına kanmalı



Geçip giden zamana bakmalı

Ümmet olmanın idrakiyle tefrikadan uzak bulunmalı

Cemaat asabiyetleri içinde boğulmaktan artık kalbini ve izanını kurtarmalı

Rabbine umutla el açmalı, bilgi ve muhakeme etmekten asla geri durmamalı, inandığını hakkıyla kavramalı



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:18
#1261

İnsan beden ve ruh dirliğinde aşkla O’na koşmalı…












O lütfeden, rahmetiyle ma
ğ
firet eyleyen

Her lahzada tüm azaların ve hissiyatın ram oldu
ğ
unu bilen

Kulundan sadece, kulu oldu
ğ
unu bilmesini isteyen ve yalnızca umut kapısıyım diyen

Hu’sunda tüm sıfatların hikmetini ve gerekçesini idrakimiz için zihnimize i
ş
aret eyleyen münacat kapısıyken



Gülerken, gözya
ş
larını dökerken

İ
çinin titremesini tüm aza ve idrakiyle hissederken

Mazlumu ve zalimi hak ve hakkaniyet ölçüsünde aklıyla ayırt edecekken

Ruhundan ne
ş
et eden hicranı bir ömür boyu sukut ederek halin insicamında demlerken

Bir mu
ş
tunun, sevgi ve muhabbet adına umudun, hak ve adaletin tecellisinde ki beklenti de
ğ
il miydi



Ş
ayet hissiyatın viran olmamı
ş
sa

Gönlünün suskun duvarları aldı
ğ
ı darbelerin acısıyla

Bilinaltına kümelenen ve insanın dü
ş
lerinde hayatiyetini devam ettiren

Hangi ezadan, hakkın gasp edilen sancısından, mecburiyete izhar ettiren kederinden

Ba
ş
ka kime sı
ğ
ınırız, yüre
ğ
imizi sınızsız açarız, her halukarda en yakınımız olarak O’na iman etmekten güç alırız



Kalbi ve zihni bakımdan ne kadar fakirsem

İ
lim ve irfan konusunda varlı
ğ
ında hayıflanan zavallı nadansam

Edebin ve adabın her sahnesine nazar ederken, halinde ya
ş
ayan nefesleri görürsem

Boyun bükerim, ya
ş
adı
ğ
ım ko
ş
ulları yad ederim, yılların hasretiyle bu ahvali
ş
ehretmeyi dilerim



Zarafet ve naiflik konusunda

Edep ve ihsan noktasında, himmet ve hamiyet nazarıyla

Gönlüme dü
ş
eni yazdı
ğ
ım halde, kıymet atfeden, taltif eyleyen, teveccüh gösteren

Aziz nefesler hissiyatlarını hasredip, lütfu methiye ederek de
ğ
er vermesi Rabbimin ihsanı olarak hamt etmeme sebeptir



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
25.07.2013 14:20
#1262

Küçük bir karalama da biz yapalım









İslami Düşünce forumun şiir üstadı abimiz

Düşünüyoruz ; bu kadar şiiri nasıl da yazıyor

Hayranlıkla izliyoruz sizi

Kelimeleriniz cümlelerin ahengini oluşturuyor

Kullandığınız Osmanlıca terkiplerde

Kalemizin gücünü,

İçinizdeki samimi duyguların

Dilinizin nazifliğini müşahade ediyoruz


Bizi sanki şöyle bir duyguya gark ediyorsunuz;

Bu Mustafa Cilasun abi, hiç mi yemek yemiyor,

su içmiyor, gezmiyor da habire şiir yazıyor

Bu nasıl şiir azmi ve şevki Allahım!


Her ne kadar şiirle fazla aramız olmasa da

Mustafa Cilasun gibilerin aramızda olması

Bizleri mutlu ve mesrur ediyor


Allah kalemine, gönlüne, şiirlerine bereket ve feyiz vermesi duası ile



Rabbim kendine kul olmamızı nasip eyler inşa
allah.gif
, gönül dostlarının bu kadar samimi ve bir o kadar da içten duygularını hasretmeleri kalbim için ne kadar büyük bir lütuf, Acziyet ve miskinliğime rağmen Rabbimin inayetiyle teveccüh gösteren ve vakit ayıran can kardeşlerimi şükran ve minnet duygularımı teslim eylerim, hasseten duygulandığımı mahcubiyetimle beyan ederim…




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 14:23
#1263

Ey kalbi suhuletini hasreden, esirgemeyen Biiznillah…











Bilmem ki kızım mı desem

Yüreğinden sökün eden himmeti nasıl ifade etsem

Sineme sürur bahşeden, edebiyle gıyabi nazarları üzerine çeken

İnsanın gönlünde coşku hissttiren, hilmiyle sabrı terennüm eden, sukutu ar bilen

Derd-i gamını aşikar eylemeyen, öğrendiği ve azmettiği bilgiyi hayatına aksettiren bir erdem



Oysa hiç tanımazdım

Zira kendi halinde yazmaya çalışan bir adamdım

Vakit darlığı sıkıntısıyla tashih etmeye dahi fırsat bulamayan nazardım

İçinde bulunduğum zaman, gönlüme ne düşmüşse o an yazan ve paylaşan hicrandım

Birçok vefakar ve kalbi selim nefesler kıymet atfedip yorum yapsalar, kanaat yazsalar sızlanırdım



İnsan sabrınvecdiyle durulmalı

Her lahzasında dirilmenin şevkiyle kanaate ram olmalı

Sevdasını vuslata adamalı, aşkın her kadresinde kalbinin telleri inşirah yaşatmalı

İrfan ve itibarı ancak O’nun rızasında anlamlaştırmalı, ruhunu celbedeb öteyle barışık olmalı

Her nefesi, cazip sanılan teni, hissiyetı celbeden şerri, nefsin sefası olarak anlayıp, uzaklaşmalı



Biiznillah kardeşim kederli

Suskun bırakan dertlerin çilesinde el hak muteberli

İkinci bir doğuşun neşesiyle sezgide bereketli, hassasiyette dirlikli

En önemli tavsiyem, aklını ve izanını, kalbini ve iradesini çok iyi değerlendirmeli

Asla zan içinde beslenmeden, hüsn-ü zan için sarfettiği gayreti tedbirli şekilde sarf etmeli



Şair olamadığım için şiir yazamam

Kıymetli okur ve dostların gösterdikleri teveccühe edepsizce karşı çıkamam

Sadece “yazanım” yazdıran kudret adına heyecan duyan fukarayım, aşktan ne anlarım

Sevda adına hangi kitabı okusam derin bir üzüntüyle sancı yaşarım, nadanlığıma çok inanırım

Hanif yürekli, edebin en latifiyle hal ikliminde tesettürlü, hakikat için şevkli kardeşime en kalbi muhabbet ve hürmetlerimle efendim…



Mustafa CİLASUN

 

MU
25.07.2013 14:24
#1264

Bir hicaz güfteydi hissiyatımı kuşatan ve anlatan…








Ş
air ne kadar da güzel yazmı
ş

Kalbinin hüzün sayfalarını hiç esirgemeden açmı
ş

Bu kadar içli ve insanın duygularını cezbeden, kalbinin tellerini titreten bir anmı
ş

Ya
ş
amı
ş
, içine atmı
ş
, çaresizlik içinde yılların buruklu
ğ
unu anbean ya
ş
amı
ş
, hep a
ğ
lamı
ş




İş
te böyle oluyor hissiyatın akı
ş
ı

İ
lmek ilmek i
ş
leniyori halin sabrında demleniyor

Suskun kalmak, sessiz çılıkla bir ömür ya
ş
amak sinesine i
ş
liyor, yalnızlı
ğ
a çekiliyor

En yakınları bile onun bu dramını hissetmek için gayret sarf etmiyor, sadece esefleniyor




Sevgi ve muhabbet

Kalbi ve vicdanı cezbeden saadet firkate sürüklüyor

Ruhi ve kalbi olmayan tevessüller, heva için kılıktan kılı
ğ
a giren densizler üzüyor

Gücün yetmedi
ğ
i yerde, azmin tükendi
ğ
i her iklimde nefes hüzün içinde vaktini bekliyor




Yalnızlı
ğ
ım ummanına

Kulaç açmı
ş
nice nefesler, solgun bakan kimsesizler

Artık bir i
ş
e yaramıyorsun diyen efradı ayaller, ömrü viran edip inletiyor

Her vakit okunan ezan gözleri ya
ş
artıyor, kalbin elleri açılıp sahibinden medet bekliyor




Derdini kime anlatsın

En yakınları yabancıla
ş
tıktan sonra kime adansın

Varlı
ğ
ı yok olmu
ş
, beden dili himmete kalmı
ş
, gözler fersiz kalmı
ş
, gün kararmı
ş

Nereye ve kime sı
ğ
ınacak, hor ve hakir görülen adresen mi deva bulacak, ölümü o an ya
ş
ayacak




Ey yar hal için melal böyle

Ş
airin ve sazendenin gönlünden nükseden hicaz devadır derdime

Bir ömür susaca
ğ
ım, önüme bakıp edebin rahlesine sı
ğ
ınaca
ğ
ım, sabrı yudumlayaca
ğ
ım

Nasıl istersen, hangi hevesin pe
ş
inden sürüklenersen, aklını ve iradeni keyfin için kullanırsan akıbetini sen söyle




Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
25.07.2013 14:26
#1265

Sinem yanacak, edebin vecdiyle O’na yakaracak…











Hangi

maskeyi elime alsam

Bir ömür hasredilen nefesin,

hangi sıfatlara gam olduğunu anlatsam

Hulisi kalp ile ruhumun insicamına baksam

Kalan nefesin müddetince öyle çırpınsam ve ağlasam



Kim bilir

Ne kadar gafletim var

Ukalalık her nefesimden arlanmadan kokar

Vicdanım niye suskunluk yaşar, can söyle ne vakit çıkar

Yeis içinde bulunmak edep ve hayayı hırpalar, sabrı yok sayar

Hüsn-ü zan içinde ümitle yakarmak, O’na kulluk için yapmak iradeye bakar



Bir milletin azizliği

Erdem ve fazilet üzerine zenginliği

Tarihinde ki hakkaniyet üzerine hasrettiği zarifliği

Hak e hukuk adına hassasiyeti, ihsan ve inayet için seferberliği

Bir yetimin hakkını korumak ve teslim etmek te ki duyarlılığı ve azimeti

Zan üzere değil, muhakeme kabiliyeti ve endişe için hassasiyeti muhafaza etmekledir



Bir ülkede

Her milliyetten insanlar yaşaya bilir

Önemli olan insanlık sıfatına ram olmak gayesiyle

Hiçbir nefesin hürriyetine müdahale etmeden ve kısıtlamadan

İnsanın, can, akıl, nesil, din ve mal varlığını teminat altına alınma güvencesi

Gönül rahatlığı içinde dini vecibelerini yaşama, örf ve annelerine bağlı kalma ilkesidir



Bugün itibariyle

Anne ve babalar evlatlarının dilini anlamalılar

Sosyolojik olarak çevre faktörleri ve eğitimde ki müfredat yetersizliği

Sağlanan imkanlarda ki dengesiz şefkat zadeliği, mükellefiyetin idrak edilememesiyle ilgili

Emanete sahip çıkmak, sadece bedensel ihtiyaçlarını karşılamak değildir, kalbi hassasiyetlerdir

Aklın ihtiyacı bilgidir, kalbin ki sevgi ve muhabbettir, iradenin ki azimettir, ruhun ki yüceltme kabiliyetidir




Mustafa CİLASUN

 

MU
25.07.2013 15:40
#1266

İnsan, onur ve edeple omurgalı olmalı, zaafı dışla









Evet, bu hakikati teslim etmeliyim

İ
lmi siyaset diyene iltifat etmeden

Vicdanın sesiyle hareket etmeliyim

Akıl ve izan farkını idrak etmeliyim


Umman gönülde ya
ş
ayan bir sevda

Kelam, fikrin edasında ki vecdi nida

Ş
ayet a
ş
k, nefsin ihyasında ki harsa

Olmaz hiçbir derde deva, eza bo
ş
una


İ
nsan, kul olmak için sırrı revandır

Ne canan ve ne de nar için manadır

Köle olmak ne vakit sevda nazarıdır

İ
hsan ve inayet, a
ş
kın mütealasıdır


Ne zaman bir ah etsem sızım gamdır

Yeis neden
ş
evkten uzak bir zamandır

Hazan hüznü ya
ş
amak için mi vardır

Umut hangi bahtın ibrette mizanıdır


Gönül sı
ğ
olursa, nefs hükmetmeyecek

Akıl ve izan fikrin azlı
ğ
ına ne diyecek

Merak ilmin bir
ş
ubesidir kim bilecek

İ
rade, azmin halinde huluse eri
ş
ecek


Mizan korkutmasın hakkı sevdadır

İ
nsan için en ulvi bir meyan
ş
avkıdır

A
ş
k için vazgeçilmez bir ar-ı itibardır

Hak ve hukuk niye vardır, a
ş
k nardır


Menfaat tellalları niye etrafı ku
ş
attı

Ruh, en soysuzun kal’inde ki sancıydı

İ
nsanı kölele
ş
tiren kavga nefs tacıydı

Çaresiz bırakılan kulda ibret acısıydı


Siyaset asla bir rantın payesi olamaz

Hakka kar
ş
ı kullanıp ihsan bulunmaz

Dünya adına ne varsa fanidir sı
ğ
maz

Ruh ve kalp vicdanın halinde uyumaz


Edep, insanın en erdemli
ş
eceresidir

Nar ve nur içinde ki bereketin halidir

Sineler niye mahzunluk için firkattir

Vuslat, ruhun vazgeçilmez payesidir


Kul, ihsana eri
ş
ince kalbi nazar eder

Zan ve ezadan arîle
ş
erek hakka gider

İ
hlâslı bir gönül a
ş
kta yok olmak ister

Ma
ş
uk için iraden mahiyette ki de
ğ
er



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
25.07.2013 18:20
#1267

Bilmem ki neden mahzunluğun vecdiyle akarım…










Ruhumda derin bir hicran var
Ne kadar dilemesem de hüzün sinemde kaim olan bizar
Yar desem, gönül vakfetsem, aklın selimliğinde muradın şevkiyle inlesem
İnsan olmanın feyzine yüz sürsem, hakikat adına bahtıma düşene hamt edip göçsem


Nerede boynu bükük birini görsem
Kırık yürekle sokaklarda dilenen simaları seyretsem
Takati kesilmiş yaşlı nefesin son dem mücadelesine hüzün ile refakat etsem
Ruhumun sahibini düşünsem, sebebi hikmetin inhisarında ümitle beklesem ve üzülmesem


Ölüm içimde ki neşem ve sevincim
Vaktin bahşettiği nispette kahır içinde bulunmaktan çekinirim
Elimde olanla yetinenim, hırsı sevmeyen bir nefesim, azim ve iradeyi hak bilirim
Yazılan kadere boyun büker, bizzat tercih ettiğim amellerin zafiyetlerine neler söylerim


Hüzzam ve hicaz makamını severim
Sazendeyi dinledikçe tefekkürün zindeliğinde sanki arifim
Halimin fakirliğini nefeslenir, kalbimin yıpranan tellerinin kederini dinlerim
Gün yüzüne hasret ne kadar umut kalmışsa bir ömür beklerim, vaktine ram nimet derim


Kitabı Celili tilavet eden aziz nefesin
Teganniye kaçmayanını severim, nefsini öncelemeyene kefilim
Hassaten kıraat ettiği ayetleri şerh eden naif kalpli hatipleri dikkatle dinlerim
Hüsn-ü hatta gönül vermiş zarif hissiyatlı nefesleri seyretmeyi ve de dinlemeyi isterdim


Alaylı bir kimliğin müntesibi olarak
Liyakat ve edebi haslet bakımından sabırla azmetmiş
Asliye tini asimile etmemiş, nefsi için şerre araç olmamış fazilete erişmiş
Ruhu yüce, gönlü umman misali sevdaya timsal nefesler en büyük hayranlığımdır


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.07.2013 23:28
#1268

Yâdımdan nükseden bir hüzün var, ey yar…











Ne kadar gizlesem
Her lahzanın ümitleriyle yeniden dirilsem
Sabır denen deryanın derinliğinde hicran ile nefeslensem
Bilmem ki ne vakit içimin sızısını dindirsem, şevki sürur ile nazar etmeyi hissetsem


Artık aynaların sır perdesi kalmadı
İçselliğin ak sedası her yanımı sardı, mecal uzaklaş
şen yaprak, kuruyan toprak, sevdasına adanmış yüreğin titremesine bak
Ömürden geçilse, risaleler ezberlense, idrak firkate yenik düşşse, hal bizar, umut hazandır


Neden kalabalıklar haz vermiyor
Ruhuma sancı zerk ediyor, hüzün her lahzada sesleniyor
Anlayamadığım, kavrayamadığım bir yabancılığın korkusu mu nüksediyor
Şaşkınlığım, abartılı bulduğum, asla haz alamadığım keşmekeşlik her yanımda bitiyor


Ten ne kadar güzel olursa
Nefeslerin dikkatlerini celbe dip üzerinde toplasa
Ruhunda ve kalbinde hak ve hakkaniyet azmi bulunmuyorsa yaradır
Ne sefih bir gamdır, ruhsuz bir maceradır, zafiyet içinde çürüyen mecaldir, korksa da


Kalbin hangi halinden söz edeyim
Aklın derecelerini hangi idrakimle şerh edeyim
Vasfımı aşikâr eyleyen nadanlığımın ayan olan farkını nasıl gizleyim
Ruhumdan tebarüz eden yükün altında, gönül bahçemin kalın surlarından sesleneyim


Ne kadar zulmetsen
Ah u zar etmem için sabrımı denesen
Ömrü besteleyen güfteyi notalara çevirip sazendeye versen
Mızrap kırılır, akort darılır, saz mahzunlaşır, sazende şaşkınlık içinde etrafına bakınır


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
26.07.2013 15:08
#1269

Ey yar, hangi yaradan bahsetsem yüreğim ağlar…













Bilmem ki ümmet hangi telakkilerde

Tefrikanın en korkunç dehlizlerinde ve esaretin içinde

Ruhuna niçin bu kadar bigâne, vicdan suskun, izan yorgun peki, neyin derdinde

Akıllara kimler hâkim, iradeler ne kadar vahim, vicdanlar sanki rehin, hal bizar kendi ikliminde



Asya’ya baksan, Afrika’yı anlasam

Ortadoğu’nun kanayan yaralarını nasıl bir irfanla sarsam

Hangi yüzle ellerimi açsam, rahmet ve bereketi fark etmeyenleri ne yapsam

Nasıl bir dua ile haykırıp, yakarsam ve ümmeti Muhammed’in bu elim halini anlatsam



Hangi dramın kitabını okusam

Ekranlara yansıyan ve çırpınan çığlığı hakkıyla duysam

Zalimin dinmeyen zulmü karşısında, mazlumun sabrı ve cefasındaki metaneti

Yüreğimin derinliklerine bir acı nida gibi bıraksam, sefil ve sefih kimliğimin farkına varsam



Ne mazlumun hakkıyla yanındayız

Ve ne de zalimin tuğyan ve talanı karşısında dimdik ayaktayız

Adeta seküler bir kimliğin gölgesinde saklıyız, paganlaşan yüreklere neden acırız

Varlık adına, hırs ve rekabet ortamında hangi hukuku tanırız, cebretmeyi marifet sayarız



Ruhumuzdan zalimleri atmamız lazım

Yıllara sâri sinemizde beslediğimiz canavarlığı niye saklarız

Fırsatçılığı kime bırakırız, imkânları savurgan bir hevesle niçin ortalığa atarız

En kuytu bir şekilde nefsi heveslerimize dalarız, evet, rahat ve huzuru bitmeyecek sanırız



Ümmet ilmen ve fikren güçsüz bırakıldı

En kutsallarına bigâne kalması sağlandı, avuntulara daldı

Etnik milliyetçilik aniden nüksetti, mezhepsel asabiyet muhabbeti budadı

Mel’am tipli maksatlar kürsüleri kaptı, taguti temayüzler etrafı sardı, kul sessiz kalmaya zorlandı



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
26.07.2013 23:14
#1270

Ruhumda kopmalar başlıyor, hüzün kapımı çalıyor…











Haram aylar var, vardı
Gecelerin kutsiyetine hürmet göstermek şarttı
Aylardan Ramazan olunca, ruh ve gönüller gözyaşlarına kanardı
Beşer ibadet etmek için kapı kapı gayrete koşar, Rabbinin katında rıza arardı


Aklın ve kalbin efendisi
İradenin ihsan adresi, vicdanın suhulet sesi
Yüreğin inşirah perdesi, gözyaşlarının sevda muhayyilesi
Ne kadar endişe ederdi, ümmetini bu halini görendi, hassasiyet O’nun içindi


Hangi zaviyeden baksak
İster hazan, ister zemheri mey anında kalsak
Her hal ve hareketinde ki ibreti anlamaya çalışsak ve kavrasak
Hayatımızın felsefesi yapıp, azimle ümmeti olmaya layık olsak ve avunmasak


Filistin’den tut nereye kadar
Asırlardır sömürülen zavallı halklar, köle yapılanlar
Zulmün karşısında duramayacak kadar onuru ve omurgası kırılan varlıklar
İnsanlık adına ne kadar utanç içinde bulunduğumuzun söyle ne kadar farkındalar


Sabiler ezbere zorlanıyor
Canlı bir tahakkümün içinde düğümleniyor
Bu hale itiraz etmek kifayet etmiyor, kolaydan cennet umudu vehmediliyor
Mukallit olmak, örfü inanışla hayata bel bağlamak, ümmeti Muhammed’e çözüm getirmiyor


Rahmetli babam çok üzülürdü
Annem seyrettiğine dost mu düşman mı diye sual eylerdi
Düşman deyince, “defi dürülsün” derdi ve her ikisi de ümit içinde beklerdi
Konu komşu geçim derdindeydi, bazen muhabbet olsun diye konuya girerlerdi


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
27.07.2013 14:28
#1271

Kayseri Hunat hatun Kültür ve Sanat Merkezi…

10267.jpgk_mehmetgazi_hunat_hatun_kulliyesi.jpg










Ne müthiş bir hikâye
Bin iki yüz yirmi iki yıllarına tekâmül ediyor
Takriben dokuz asır öncesi kalbi bir umut olarak inşa ediliyor
Gayrimüslim iken mübadele gereği sultanın zevcesi oluyor ve sonra devam ediyor


Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat
Alanya Kalesini anlaşma gereği teslim alıyor ve kralın
Kızını da bu anlaşma seyri içinde kabul ederek, zevceliğe alıyor
Oğlu Giyasettin Keyhüsrev’den sonra Müslüman oluyor ve kendini vakfiyelere adıyor


Selçuklu dönemi itibariyle başlayan
Cami, Medrese, Hamam ve diğer müştemilat inşa edilirken
Hamamın farklı bir hikâyesi anlatılır ve hassasiyet içinde ki yeri itibarlıdır
Ve bu bakımdan cami inşaatı durdurulur ve hamamın tez zamanda yapılması sağlanır


Cami yapımında çalışan bir can
Suskun bir şekilde kenarda ve boynu bükük halde beklemektedir
Durumu fark eden ileri gelenler meramını sual ederler ve bu minval üzereyken
Mehbare sultana vaziyet iletilir, mağdur işçi rüyasında ihtilam olur ve ne yapacağını şaşırır

Bu vaziyet içindeyken uzak durdum der
Sultan hemen cami inşaatının durmasını ve hemen yanına
Hamam yapılması karar verir ve böylece hesapta yokken zaruret eda edilir
Hunat hatun Manzumesi olarak dokuz asırdır vakarla ayakta duran bu medrese için


Büyükşehir belediyesi vakıflardan kiralayarak
Restorasyon yaptırdı ve hassasiyetle aslına uygun olarak
Yeniden vaziyet ederek Hunat hatun kültür ve sanat merkezi vasfına getirildi
Hüsn-ü hat, Ebru, Resim, Tezhip, Tespih, Çini, Ney dinleti, Ney ve halı atölyeleri kuruldu

Kur’an meal ve tefsiri,
Arapça, Osmanlıca, Hadis, Fıkıh, Sahaf, okuma odası
Yazar odası ve çok maksatlı konferans salonu olmak üzere hizmete sunuldu
Çok geniş Eyvanıyla ailelerin gece geç saatlere kadar huzur buldukları mekân olmuştur
Bu fakiri, böylesi kıymetli ve kentin merkezinde bulunan değerin yönetilmesi için vazifelendirilmiştir



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
27.07.2013 17:24
#1272

Şöyle bir geçmişe gitmek istedim, göçenleri yâd ettim…







Atimden ne beklerdim
Hangi işaret taşlarının izlerinde nefeslenirdim
Onca cefayı nasıl bestelerdim, sabır yokuşlarında yanarak bilenirdim
Dinmeyen bir umudun arifesinde tefekkür etmeyi en büyük bahtiyarlık olarak görürdüm


Kul, kanaat denizinde arınmalı
Her ırmağın suyuna dalmaktan sakınıp, durulmalı
Güneşin zeval bulduğu andan kaçınmalı, gecenin bir yarısında uyanmalı
Ruhunu ve aklını yaratan sahip için secdeye kapanmalı, mizan için yaşanmaya adanmalı


Ne dilencinin haline acı
Ne de viran olmuş hanlardan nükseden sızıya ol kadı
Bahtın bir kitabı vardır, ömür içinde nice belalar saklıdır, akıl kim için sırdır
Aklına teslim edilen iraden bahtını şerh eden irfandır, azim senin en müstesna azığındır


İlim, merakın şubesindendir
Akıl ve izan, vicdanınla muvazene içinde bulunmalıdır
Her esen fırtınadan korkmadan, tesirinde kalan acziyetler hatırlanmalıdır
Her kimin ihsana ihtiyacı varsa, hastane köşelerinde mecali kesilen ortadaysa koşmalıdır


Kendine yetmeyen can neyler
İçini kemiren vehimlerle aynanın karşısına geçer
Bin bir meramlarla suretlerin insicamında iniler, sessizce kahreder
Kalbin ve ruhun düştüğü durumu es geçer, güya aklı olan bir değer, hevaya rağbet eder


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
27.07.2013 21:48
#1273

Hangi salada el açsam, hıçkırıkla O’na yakarsam…

wol_error.gif Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( %1$sx%2$s ve %3$sKB ) Buraya Tıklayın 946282_574214725955321_2021364394_n.jpg








Her ne kadar vehmetsem
Müteessir olup içinde bulunduğum lahzada titresem
Kalbimin derinliğinde nükseden viraneliğimi hesap ederek inlesem
Yeniden bilincimi tazelesem, lekelerimden temizlensem ve zafiyetleri terk etsem


Niçin geçmişin yükü ağır
Beşer sıfatı aklıselim için ne ağır, idrak adına kahır
Bulduğunu yiyen, helal, haram bilmeyen, hassasiyetini kaybeden sağır
Bedene hapsolmuş, esareti meşru saymış ve kanıksamış, nefsine kölelik yapmış ne ağır


Takriben dört yaşındaki
Henüz umudun en samimi heyecanında sevinçken
Anne ve babası bakımından neşeyken, en değerli bir emanetken
Katledilmesi, defin karesi, öteye aşina hevesi ne kadar hüzün içinde içimi titretiyor


O an, anne ve babası
Yüreği dağlanan yakınları, sessizliğe kananları
Kalbin en samimi ağlatan sebebi, nasıl muhayyilemize alacağız
Nasıl bir hak ve hukukla Rabbimize dertleneceğiz, nefsi temayüzleri terk edeceğiz


Ey Rabbim sen bilirsin
Sen aklımı ve irademi bahşeden yegâne sahipsin
Nefsi zafiyetlerim, bitmez tükenmez telakkilerimle nasıl huzuruna geleceğim
Ne olur, beni bana bırakma, aklım ve iradem var ama, yanılmama sen fırsat verme


Bir ömür imtihan içendeyiz
Bu hakikati idrak etmek için nasıl bir bilinçteyiz
Ne Efendimiz Muhammet Mücteba’ya ve ne de emniyet ettiği haki katlara
Ne kadar samimiyetle sarılmaktayız, hayatın mihengi yapıp ve öyle yaşamaktayız



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
28.07.2013 22:34
#1274

Ziyaret ettim, öteleri zikrettim, evet, hüzünlendim…



364828740_3aa71917d5_o.jpg











Nefes her lahzada vaktine ko
ş
unca

Ömür kitabı bir vesileyle ve sünnetullah gere
ğ
i yazılınca

Akıl ve izan daralması bu minval üzere ya
ş
anınca, vicdan sessiz kalınca

Ş
a
ş
kınlık kapı aralıyor, sualler aranıyor, gönül yaralı bir vaziyette boyun büküp a
ğ
lıyor



İ
nsan bilgi ve bilinci nispetinde ferdir

Azim ve irade bakımında en mütekâmil sanatı erdemdir

Akıl ve kalp hakikat adına mihenktir, irade sevdasına meftun bir hedeftir

A
ş
k, hiçlik lütfüne eri
ş
tiren çiledir, kalp için ne ziyade bir himmettir, O’na teslimiyettir



Berzah âleminden nasıl kal eylesek

Göçüp giden bedenlerin çürüyen efkârlarını i
ş
itsek

Hangi nidanın, sukut ettiren vicdanın, ibrete a
ş
ina olan sevdanın izini sürsek

A
ş
kın vecdiyle, ilmin hilmiyle, adabımua
ş
eret kitabiyle, edebin vaziyet eden
ş
evkiyle gülsek



Ya
ş
ayan Kur’an olmak, Efendimizin

Emanetlerine sahip çıkmak, taklit üzere olmaktan kurtulmak

Cemaat asabiyetlerinden, tefrikaya götüren gafillikten, nefsi sefillikten arınıp

Ruhumuzu huzura kavu
ş
tursak, gönlümüzü ihsana açsak, kul‘u olmak için a
ş
kla çırpınsak



Kabristan ne kadar mütenasip bir yer

Bin hüzünle esiyor selviler, hicran içinde bekleyen sakinler

Yâdıyla muhabbet eden sadıklar, vefa adına gayret gösteren latif nazarlar

Gözya
ş
ları suskun, gönül co
ş
kun, akıl ve izan bilmem ki niye bozgun, iradem çok üzgün



Hangi kabre baksam bir kitap var

Heyhat milletimiz her nasılsa kitap okumaktan korkar

Kestirmeden cennet ehli olmayı sayıklar, neye ikna ediliyorsa onu yapar

Kimi zaman masumca a
ğ
lar, kimi vakit hayret içinde bakar, çok derine inmekten kaçar



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
29.07.2013 12:56
#1275

Ey yar hangi sanat ve sanatçıdan kelam edeyim!


Orjinal boyutu icin tiklayin 793x493px and 110KB.

249006_622008504500775_634523964_n.jpg










Tarihçesine baktı
ğ
ımız vakit

Her sanat dalının mazisi ve derinli
ğ
i sarihtir

Ve fakat ne hikmetse iktidara alternatif üretmek arzusu gariptir

Ukalalıkları hadsizdir, Millet onların nezdinde sürüdür, seçilmi
ş
iktidar diktatördür



İ
nsandır deriz, sabrederiz

Her türlü lafazanlıklarına sukut ederek nazar ederiz

Hangi ülkü u
ğ
runa yüreklerini koyduklarını merak eyleriz, bekleriz

Gayri ahlaki ne kadar çirkeflik varsa, nefsi aymazlık bu kadar sefih olunca çekiniriz



Eline kadeh alan, uluorta konu
ş
an

Ressamın diye çaka satan, piyanistlik adına savunulan

Kilise müzi
ğ
ini çalmakla fark atan, Tiyatro adına gammazlık yapan

Sinema üst atlı
ğ
ına soyunan, her sahnesinde nefsi keyfiyetini ortaya koyan olunca



Musevilerin ve Hıristiyanların

Ateizm adına fedai kesilen,
ş
aklabanlık yapan densizlerin

Her türlü standardı alt eden, her sıkı
ş
ğ
ında ba
ş
ka bir çehreye bürünen batının

Sosyalizm adına savunuculu
ğ
un,
ş
iddet ve gasp konusunda korkusuzlu
ğ
a fark atan



Hiçbir kutsallı
ğ
ı tanımayan

Hak ve hukuku talan ederek, özgürlük taslayan

Cebir ve i
ş
gali me
ş
ru sayan, Milletin hür iradesini dikkate almayan

Ne kadar bedbaht ve sefih terör yanda
ş
ları ortalı
ğ
ı kasıp kavurmu
ş
sa, yanlarındadır



Geleneksel sanatlarımız

İ
çselli
ğ
i ve edebi bir farklı açıdan hasreden üstatlarımız

Ruhu ve kalbine bigâne kalmayan ve asıl sanatçının kim oldu
ğ
unu bilen varlı
ğ
ımız

Her zaman oldu
ğ
u gibi vakar ve kemaliyetle vaziyetlerini koruyor,sinelerde taht kuruyor



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
29.07.2013 18:04
#1276

Dil-hun olurum yâd-ı cemalinle senin ben…



Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 78KB.

260491_586566488044977_107169647_n.jpg










Vaktin sessiz derinli
ğ
indeyim

İ
çime i
ş
leyen, ruhumun insicamını etkileyen

İ
klimlerin meftun eden, suhuletine götüren, feyzi amber nefeslendiren

Huzuru ikbalin ilham zerk etti
ğ
i, dü
ş
ünceler ırma
ğ
ına çekti
ğ
i ve fakat ürkütmedi
ğ
i yerdeyim



Sinemde biriken sualler vardı

Göçüp giden lahzadan iz bırakan meramlardı

Sebebi hikmetine vakıf olmak nasıl bir hicrandı, sır perdesi asıldı

Bilgi ve bilinç henüz nadandı, arzı enam eden suretler içimi acıtan dramdı



Bir vakte do
ğ
ru ko
ş
uyordum

Ş
evki kanaat içinde umut besliyordum, ya sabır diyordum

Kalbimden nükseden sevginin
ş
avkıyla ümitlere akıyordum, nerede yanılıyordum

Firkatin nidasına bakıyordum, yüre
ğ
imi titreten naifli
ğ
e nasıl imreniyordum



Öteler içimde ya
ş
attı
ğ
ım ikbaldir

Nereye baksam, hangi azamı hatırlasam ve sukuta kansam

Hiçbir varlı
ğ
ın tamahında olmasam, ruhumu ahdiyle bir barı
ş
tırsam

Her belanın selametine bel ba
ğ
lasam, kemali yet vasfı için rabbime el açı
p
yakarsam



Ne vakit sevdanın
ş
avkıyla yansam

Hakikate mazhar kılan a
ş
kın vecdiyle ruhumu arındırsam

Bedeni ihtiyaçlar için avunmasam, nefsin derin yaralarını nasıl sarsam

Zan ile nazar etmekten kurtulsam, her türlü asabiyeti bıraksam ve O’na yakarsam



Ş
ehnaz makamında ki bu eseri dinlerken

Kalbim durmadı, kalem aradı, sessizce dü
ş
en damlaları yazdı

Kuytu ve sakin bir dergâhta kalbi yakarı
ş
larını anlattı, malikine
ş
evkle anlattı

Ba
ş
lık olarak yer verdi
ğ
im bu beyan ne kadar içli ve bir o kadarda samimi gelince, melali kal eyledim




Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
30.07.2013 17:19
#1277

Ne buğz et, ne nefrete evet, içindeki belayı def et…

0477.jpg









Hangi hekime gitsen
Eline tutuşturulan reçeyle ikna olup sevinsen
Ümit içinde sükûnete erişip, şifa bulmayı sabırla beklesen
Ve fakat ne çare desen, içine düşğün gamdan temizlenmek için yeniden sual etsen

Her doğan beni âdem beşerdir
Ancak, insan olmak için azmi ve bilgisi gerekir
Kemale ermek niçin fazilettir, kul olabilmek latifliği onda gizlidir
Edebin her lahzası erdem için elzemdir, fark ettiren kalbi inşirah ve hassasiyetidir


Asabiyet nefsin hususiyetidir
Terbiye ve tezkiye edilmeyen nefs ne kadar şerdir
Bilgi ve tecrübe, sabır ve metanet, ümit ve şecaat en kavli gerekçedir
Kul olan, hiçlikte buluşur, ihsanla konuşur, ecirle durulur, çileyle yol alır ve sevinir


Bir sevdası vardır, O’na ramdır
İçine hüzün zerk eden kederin şevkine adanmıştır
Endişe etmek, nitelik için emek vermek, benlikten sıyrılıp hakka erişmek
Aşkın, ruhu ve kalbi ihya ettiğini, nefsi ötelediğini, mizan için derlediğini anlamaktır


Gönlünüzde mal sevgisi olmasın
Hırs ve haset barınmasın, kalbiniz riyaya kanmasın
Nefsi avuntular ve hevesi arzular umut sanılmasın, emel kanıksanmasın
Gıybet yüreğinizin bereketini kurutmasın, asabiyette nazarlarınızdan okunmasın


Sokak ortasında çalan çırpan
Gasp etmek için pusu kuran, kuytu yerleri arayan
Bahtının kazası için habersiz yakalanan can, ne kadar perişandır
O’na imdat edecek kim vardır, en yakın olan yar, ne kadar kalbinde yaşamaktadır



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
30.07.2013 23:29
#1278

Kayserilinin temel meziyetleri ve hususiyetleri…



kayseri-erciyes-dagi.jpg











Öncelikle hakkı teslim etmek lazım

Yazın çok sıcak, kı
ş
ın çok so
ğ
uk olan bir iklimi vardır

Hiçbir tabii zenginli
ğ
i ve gelir durumu olmadı
ğ
ından çaresizdir

Muhakkak ki ticaretle u
ğ
ra
ş
mak ve rızkını temin etmek için
ş
artlıdır



Gelenekselli
ğ
e ba
ğ
lı bir hasleti vardır

Ba
ğ
sohbetleri, tasavvuf dersleri, edep telkinleri kardır

Ticarete gösterdi
ğ
i hassasiyeti, muhafazakârlık adına koruyandır

Gece hayatından pek hazlanmayan, yatsı namazından sonra eve

kapanandır


Bir Kayseriliyim diyen bir insanda

Temel olarak
ş
u unsurlar bulunmalıdır

Ticaretle i
ş
tigal etti
ğ
i dükkân, en önemli hassasiyetidir

Ev, ba
ğ
, mezar ve binek sahibi olmaları elzemdir, yoksa acınandır



Ba
ğ
göçmeler öte için bir hazırlıktır

Çocukların toprakla ha
ş
ır ne
ş
ir olmaları arzulanandır

Bahis oyunları, stadyuma gitme merakı, futbola adanması kıttır

Tasarruf yapmayı, iktisat içinde ya
ş
amayı ve yarının hazırlı
ğ
ı asıldır



Hayır ve hasenatı yerinde kullanması

Fevkalade ara
ş
tırarak hata yapmaktan sakınması

Kimi zenginlerin asilzade gibi davranması, kimisi dervi
ş
olması

Dini mübin için fedakârlı
ğ
a her zaman aday bulunması ve sakınmaması



Ve fakat sanayi tesisleri artıkça

Fevkalade göç almı
ş
tır ve hasletler farklıla
ş
ş
tır

İ
ç Anadolu’nun ticarette parlayan yıldızı olunca örf yıpranmı
ş
tır

Geleneksel din anlayı
ş
ı ve sohbet ortamlarında ki cemaat farkı açı
ğ
a çıkmı
ş
tır


Evine ve hanesine ba
ğ
lı bir yapıdadır

Refikası en liyakatli ve saygın bir konumdadır

Mutfak kültürü fevkalade zengin ve leziz olmak durumundadır

Mantı, ya
ğ
lama, içli köfte, hamur i
ş
inin nevileri ola
ğ
an sayılmaktadır



Kıyafete çok para harcamayı sevmez

Arabanın esaslısından ho
ş
lanır ve fakat tasarruflu olanı alır

İ
sti
ş
are etmeyi çok sever, il nezdinde yapılan etkinliklere icabet eder

Devlete her zaman ba
ğ
lı ve duasını eksik etmeyen bir anlayı
ş
a sahiptir



Evlatlar muhakkak ki okumalıdır

Yalnız, ticarette asla-a geri kalmamalıdır

Çıraklık, kalfalık ve ustalık mevkilerini özümlemek durumundadır

Muhakkak ticarete a
ş
ina, e
ğ
er mizacı müsait de
ğ
ilse memuriyete ba
ş
latılır



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
31.07.2013 14:26
#1279

Güneydoğu Anadolu insanları hüznün kaleleridir…



582278_10151395342980867_325271244_n.jpg









Ne vakit yüzlerine baksam

Derin bir hicranın izlerine şahit olmuşumdur

Suskun bakışları, boyun büker tavırları, edep içinde ki edaları

Kimi zaman içimi sızlatmıştır, mecburiyet prangası melalde okunmuştur



Bu insanları çaresizliğe gark etmek

Politik takiyelerle sadakatini test etmek

Onun masumluğundan nükseden kalbi letafeti görmemek

En azından aymazlık ve pişkinlik olarak değerlendirilmesi gerken gerçek



Ne çocuğun halini hakkıyla sormak

Ne annenin fedakârlık yarışını hissederek anlamak

Babanın geçinmek için çaresizliğin girdaplarında ezildiğini fark etmek

Terki diyar yapmak zorunda bırakılmak, hasret ve gözyaşlarını görememek


Yanık sesten nükseden nidayı dinlemek

Ruhun ve kalbin suskun çığlığında bir an titremek

Dini mübine karşı sadakatlerini ve itminan olmuş hallerini şehretmek

Medreselerde talim etmeyi en ziyade haslet bilmek, sözün gücünde serinlemek



Örf ve âdetin esaretine bırakılan canlar

Can ve mal güvenliğini yerine getiremeyen makamlar

Vesayet altında yıllarca eziyet ve hakarete duçar edilen insanlar

Artık canına tak dedirten, her ne kadar sabrı bilse de alenen kast eden zanlar



Mahremiyetini dikkate almayan aymazlar

Birlik ve beraberliği çok geç fark eden belam tipli adamlar

İman ve akide birliğini zedelemek için hurafe ve şeyh gammazlığı yapanlar

Milletin mahşeri vicdanında, görsel araçlarda, yazılı medyada alay edilen faziletli cefalar



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
31.07.2013 17:16
#1280

Görsel ve yazılı basının düşüğü vahim hali...

6_bin_778_gazete_ve_dergi_yayimlandi_h11









Ne zaman elime alsam

Bilgi edinmek için okumaya başlasam

Haber adına yer verilen hadiseler için doğruluk arasam

Bir gün kuşku duymadan, güvenerek, maksadını bilerek haber okusam



Her ne hikmetse bu zevat

Haddinden fazla ukala ve akıl danelik başa bela

Yüksekten bakmayı ve yüksek sesle konuşmayı hak sayarlar

Ellerine geçirdikleri imkânlarla birden kuvvet dengesi yarışına girerler



Rant elde etmek için durmazlar

Her türlü elde etmeyi meşru sanırlar, savunma yaparlar

Adeta kapitaliste taş çıkartacak nispette varlığın aracı olurlar

Hak ve hukuku önce kendi menfaatleri zaviyesinden olmak üzere tanırlar



Fakir, fukara adına tellallık yaparlar

Güya erdemli bir davranış olarak öne çıkmak için pusarlar

Her şirketten reklam alabilmek için piyasayı hazır hale getirirler

Örf ve âdeti hiç bilmezler, hayâyı geçerler, edepten de o kadar nasipsizler



Nasılsa dördüncü kuvvet görürler

Öyleye, yasama, yürütme, yargı ve en tabi basın

Her nasılsa bu erklerin hepsine tahakküm etmeyi gaye bilirler

Kim yanlarındaysa adeta birden ordu kesilirler, demokrasiyi silerler



Milletin hâkimiyetini asla istemezler

Küresel medya ve yandaşlarıyla birlik içindeler

Seçilmiş lik adına hükümet edenleri halkın gözünden düşürürler

Her türlü desise ve şer odaklarıyla hükmetmeyi veya gücü ele geçirmeyi isterler



Her türlü çifte standardı görürsünüz

Boyalı basın, kadın hakları der, kadını meta olarak sürer

Çevre adına alaladıkları gizli maksadı süsler ve böylece şiddeti öne sürer

Hükümet edemiyor diye, tahrir meydanları nakaratını yeniden ve edepsizce dener



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
31.07.2013 18:46
#1281

İnsan hakları adına saltanat süren gafiller…

AH%C4%B0M+DEN+CEZA.jpg35974.jpg











Azınlıklar aklıma geldikçe

Hak ve hukuku gasp edilenler dilekçe verdikçe

İ
nsan olarak aranmak, çareye ba
ş
vurmak, davacı olmak dilenince

Darbe anayasaları dört duvar arasına hapsedip, iflahını kesip, mecbur edince



İ
nsanlık adına vah
ş
et simsarı

Gasp ve talan erbabı,
ş
iddet ve terör sevdalıları

İ
nsanlıktan nasipsiz nükseden çı
ğ
lıkları, adalet adına süregelen nutukları

Yıllarca ruhumu daralttı, içimde var olan ferahlı
ğ
ı bin bir bahane ile kenara attı



Öncelikle beyin göçünü sa
ğ
ladı

Radyo ve televizyon marifetiyle masumları tavladı

Kültür erozyonunu bir tufan gibi hanelerde ya
ş
attı, aileler yabancıla
ş

Bin parçaya bölünmü
ş
zümreler, etnik dev
ş
irmeler, meta ya köle olanlar sıralandı



Ne kadar kanun varsa kanıksandı

Ecnebilerin yasaları, soysal hakları umut sayıldı

Milleti ezen ve zulmeden satılmı
ş
nefesler, hırsları u
ğ
runa atıldı

Hiçbir hak ve hukuk tanımadan demokrasiyi askıya aldı ve halk
ş
artlandırıldı



Önce terör tertip edilerek sergilendi

Milleti efradı adeta kobay olarak seçildi, inanan çaresizdi

Bizzat dinimübine hakaret edildi, müminler bin bir bahaneyle kelepçelendi

Alıp götürdükleri yer, kimse tarafından belli de
ğ
ildi, i
ş
kencenin alası onda denendi



Vatanı ve Milleti bu hale getiren kimdi

Gönüllere korku zerk ederek, en çok sevdi
ğ
i asker esirdi

Emir komuta Emperyalist güdümlüydü,
ş
ayet kar
ş
ı çıkarsan ölüm senindi

Ruhsuz ve kalpsiz olan simsarla, görev zayiatı diye yalanla aileyi teselli ederlerdi



Batının gerçek yüzünü bilmeyen ne yapsın

Rahmetli
ş
airimiz Mehmet Akif’in safahatını okumaktan kaçınmasın

Sezai Karakoçları, Muhammet
İ
kballeri, Cemil Meriçleri, Kemal Karpat’ları okusun

Adaleti, hak ve hukuku, insanı de
ğ
eri hakkıyla kim veriyor, hangi yasa vaaz ediyor baksın



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
31.07.2013 23:19
#1282

Yaratılanı sev, yaratana güven, çekinme…



%C3%A7i%C3%A7ek-resimleri-512.jpg









Kalbinin gücü vardır

O mekân müstesna bir nazar gâhtır

Ruhundan beslenen feyzi imtihandır, niyet adına farktır

Hangi dü
ş
lerin seyrinde tefekkür etsen, bilgiden uzak kalsan sancıdır




İ
nsani de
ğ
erler asildir

Adap ve edep insana yakı
ş
an nezakettir

Kul, hassasiyetiyle ecre malik olacak namzedi saiktir

Rahmet sevgi üzerine bereketlidir, ihsanla faziletlidir, akıl ne içindir




Dikeni görünce çekip gitme

Sinesinde besledi
ğ
i nüvelerin vaktini merak et çekinme

Neden gülü, laleyi, sümbülü, orkideyi, karanfili görünce yüzün güler

Sevgi yakarı
ş
ları ya
ğ
mur gibidir, bereketi kalpte hissedilir, ruhla murada erilir, direnme



İ
nsan bilgiyle güçlü ve dirayetlidir

Kalp imana tabi olunca en zarif bir kitabiyedir

Varlık ne ki, hiçlik en ziyade murakabe, sevda insanla
ş
tırır

Kulluk üzere hassasiyet O’na yakınlıktır, a
ş
k senin için en latif azıktır




Hayvanat ve nebatat yaratılmı
ş
tır

Onlarda en tabi ya
ş
amak için hilkatlerine tabi sadıklardır

İ
nsandan kaçarlar, aç bırakılınca saldırırlar, hayatiyetini temin için ne yapacaklar

Ş
efkate açtırlar, hissedince en sadık hale gelirler, haline muti olup sabırla beklerler



İ
nsandan kork, nefsi adına ko
ş
andan

Nefsi için cana kıyan, keyfi için can yakan varlıktan uzak dur

En vah
ş
i canavar, nefsine adanmı
ş
ve kulluktan nasip almamı
ş
, kalpsiz varlıktan

Sevginin bir bedeli vardır, feda olmaya ram eyleyen serencamdır, vicdan sezgisi irfandır



Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
02.08.2013 17:43
#1283

Bir çile yolculuğuna adanmalı, hiç arkaya bakmamalı…


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x889px and 43KB.

1220213411cWDyasI.jpg










İ
nsan davasıyla mücehhez bulunmalı

Hangi
ş
artta olursa olsun, zafiyete kapı aralamamalı

Sosyal
ş
artlar bahane edilerek tavizler verilmemeli, statü için elenmemeli

Nasıl bir sıfatın müntesibi oldu
ğ
unu bilmeli, en yakınıyla muhabbet etmeye nail olmalı


İ
nsan imtihana tabi olmu
ş
canandır

Hesapsız heyecan dileyenler için, gönül kapısı kapalıdır

Nefsi arzular nihayetsiz tufandır, aklın ve bilginin arifçe nazarı asıldır

Yoksa bedbaht olmak haktır, tercihler bizzat kararındır, cehalet kalbi karalıktır



Her zaman a
ş
ktan söz ediyorsun

Ve fakat hakikatine müdrik olmaktan hala ürküyorsun

Niçin acabalar furyasında vakit geçiriyorsun, dervi
ş
i görünce ah ediyorsun

Neden hak için gönlünü hasretmiyor, sevdasıyla istikamet bulmuyor, ne bekliyorsun



Bir geçmi
ş
ini hatırla, hiç hayıflanma

Ne kadar varlı
ğ
ın ve hükümranlı
ğ
ın varsa, sakın aldanma

Ne Karun, ne Nemrut zalim olmaktan ba
ş
ka, ta
ğ
utluk yapınca, ne oldu unutma

Her ölüm bir kıyamettir, vakti saati gizlidir, ha
ş
yet kul için dikkat kesilen edeptir



Sen kalbini koruyup, kulluk yapmayınca

Ne kadar maraz var, sinende yok sanma,
ş
eytan yakınla
ş
ınca

Nefsini avenesine alınca, bin bir heyecan ya
ş
amak için çanlar çalmaya ba
ş
lar

Her günahta ve kasten i
ş
lenilen haramda, seni senden alan bir heves vardır, aldanma



İ
man üzere bulunmak ve ya
ş
amak istiyorsan

Fikrin ve zikrin, dü
ş
lerin ve amelin, kalbinden nükseden ümidin

Hakikate duçar olması, ruhunun bizar bulunmaması, ancak hassasiyetinledir

Hiçbir takva ve zikir sayısal de
ğ
ildir, tüm vücut ve melal O’na hasredilerek anılmalıdır



Hangi sohbet meclisine gitsen kıssalar okunur

O an itibariyle konunun etkisinde kalan can, cezbe kapılır

Kimi vakit gazel ve ilahiler söylenir, ne söylenmi
ş
se harfiyen uyulur

Ve fakat yılladır hakikat kar
ş
ısında suskun bırakılan vicdan ve akıl nasıl anla
ş
ılır




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
02.08.2013 23:34
#1284

Akşamın olduğu yerde, hüzün bir başkadır sinemde…



forumdasnet4.jpg










Her geçen vakit

İçme işleyen ibret yakarışların çığlığıydı sanki

Bilmediğim, şerhine malik olmadığım deruni bir nidanın sedası vardı

Ne kadar yakındı, nefsi telakkilerime ne kadar uzaktı, ruhun enginliğine nazardı



Gün batarken

Melal suskun bir vaziyette dalarken

Ten ürperir, hissiyat bereketlenir, gözyaşları yavaşça inerken

Aşkın kalbe inşirah vadeden serinliği, sevdanın izanımda firkatleştiği aşikârken



Hala neyin hesabını yapıyorum

En çok düşündüğüm ve zikrettiğime köle olmayı

Varlık adına hırsa kapılmayı, hiçliği miskinlik saymayı, ukalalık yapmayı

Kimseye bırakmıyorum, her mevzunun içine dalıyorum, utanmayı beceremiyorum



Yürek, kalp aynı değil mi?

Hangisi beyne kan pompalar, hangisi irfan yolunu açar

Vicdan niçin iradeye bakar, pasif hale getirildiğinde niçin içim yanar

Ruhun kitabından kim anlar, nasıl bir vuslatın sevdasıyla, bir gün aşk kapımı çalar



Ceylanın ah u zarı var

Zavallı ne kadar da melül melül bakar

Kırılmış ayağın, vaktini bekleyen kaygının, sancısı kim anlar

Nasıl bir insicamın pençelerinde olacaktır av, her belanın bir esrarı hikmettir yar



Bazen gönlüme küserim

Karşımda ki muhatabın üzülmemesi için dilimi büzerim

En nihayetinde feragat etmeyi, fedakârlıkta direnmeyi hakikat bilirim

Zafiyetlerin ne kadar zillet olduğuna kanaat getirenim, azimeti her zaman severim



Din gönül eğlendirmek için değildir

Bahanelere kurban edilen akait ve ziyan olan ameller kimindir

Efendimizin muhabbet ve emanetleri ne kadar kalbinin müstesna yerindedir

Rahmet ve mağfiret her can içindir, müddeti nefes olan insan mizana bedelli kalptir




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
03.08.2013 13:50
#1285

O gözlerin kimseye umut vermesin, yüreğine işlemesin…


Orjinal boyutu icin tiklayin 694x441px and 359KB.

0_77864_54cd111_XL.jpg











Masumiyetin naifliği hilkattir

İradi olmak, hevese kapılmak, heyecan yaşamak seçenektir

Akıl ve bilgi, dimağ ve şuur muvazeneyi gerektirir, rastgelelik sefilliktir

Kuruyup düşen yaprağa bakma, onun resmeden melalde hüzün yaşama, izan senindir



Hangi güzelliğin cazibesine kapılmışsan

Sabah, akşam onun düşleriyle aynanın karşısında uğraşırsan

Beğenilmek hastalığına kapılıp, ruhunu ve kalbini hiçe sayıp, çaka satarsan

O hevesin aynaları kırılır, zannın içine alan girdabı soldurur, nefes daralır, için burkulur



Sen ki en müstesna bir varlıksın

Esrarını içinde barındıran hikmetin kuvvetinde nazsın

Niçin bu kadar kırılgansın, bin hüzün içinde içine kapanıp, ağlarsın

Seni birilerinin beğenmesi değil, cezbeden hale gelmek için niye anlamsız gayrete kapılırsın



Herkesin dilinde olmak, çok mu önemli

Neden başarıya karşı bir doyumsuzluğun var fakat kalbin bizar

Ruhundan nükseden derin sızılar, vicdanına eza veren sahta ağıtları kim duyar

En ufak bir meselede kaprise kapılıyorsun, içinde ki boşluğu ne kadar haykırıyorsun, an kan ağlar



Ne sahte gülücüklerin, ne asılsız vaatlerin

Ruhun ve kalbinden zuhur etmeyen yansımaların

Hakikate bigâne bırakan çılgınlıkların, yalnızlığa iten bağnazlıkların

Kurbanı olma, bilgiye ulaş, arifin nasihatlerinden nasibini al, kuşkuların gider, hayıflanma



Ömür kitabının açılmış çok zarif sayfaları var

Ruhundan nükseden hicran damlaları ve kalbinde korunan izleri

Hakikat yoluna izhar eyle, keşkelerle yol alma, yaşadığın şartları dikkatten kaçırma

İçinde bulunduğun an ve seni şartlarıyla kuşatan zaman bahtının ikramlarıdır, kahırda bulunma



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
03.08.2013 14:58
#1286

Hicran oldu hayat bana, hüzün sayfalarımla…


Orjinal boyutu icin tiklayin 700x525px and 58KB.

541732_624989847535974_401380784_n.jpg











Bilme ki ne söylemeliyim

Bir ömür derlediğim güftelerimle bir hal içindeyim

Sanki şairin yüreğinde, sazendenin hicran perdelerinde nefeslenmekteyim

Neyleyim, işte hakikatimde böyleyim, düşünceler kervanında yol alan derbederim



Ne hakkıyla kul oldum

Ne de sakinin gözlerine dalıp, derdi gamını sordum

Yolda kalmışların, mecali kesilenlerin, çaresizlik içinde gözyaşı dökenlerin

Melallerinden nükseden figanı duydum, var olan gücümle, solgun ümitle çareye koyuldum



Yusuf’un, o masum ve hicran’i sesi

Teslim olduğu ağabeylerinin bin bir bahane içinde ki halleri

Muhterem pederinin çaresizliği, sabrın ve kanatın azizliği, dile gelen hikmetleri

El açan, umutla bakan, gözlerinden kan kusan, yüreği parçalanan, ruhundan bihaber olanların akıbetleri



Her geçen mevsim yüreğime seslenir

Hangi çiçeğe baksam, gülü koklamak için yaklaşsam

Sessizliğin zarifliğinde ki dikenin teslimiyetinde ki sevdayı hatırlasam

Aşkın, ulvi çehresini bulsam, hali edebe koyan naifliğin kitabını okusam ve O’na kansam



Ne yetimim, ne de garip bir nefesim

En yakınları olduğu halde kimsesizliğin hicran bahçesindeyim

Ne yazsam, ruhumun sahibine yakarsam, kalbimin yaralarını biran unutsam

Gönlüme inşirah zerk edecek arifleri bulsam, efendimizin siyerini okurken, sürur ile kaybolsam



Ne nutuk atan aklı evvele

Ve ne de hilkatinin gereği havlayan köpeğe

Bilmem ki ne söyleyeyim aç ve susuz düşkünlere, imdat bekleyenlere

Sözüm vardır, kutbu cihan denilen nefeslere, yurt yarışına giren kapı kapı gezenlere

Güç ve kuvvet peşinde koşan alalanmış niyetlere, tefrika zerk eden cemaat birliklerine



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
03.08.2013 23:49
#1287

Her gecenin bir kadri vardır, kadir gecesi fark yaşatandır…

guzel-kadir-gecesi-ile-ilgili-resimler.j









“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.

Kadir gecesinin ne oldu
ğ
unu sen bilir misin?

Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır..

O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her i
ş
için iner dururlar.

O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.”
(Kadir Suresi )”


Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor:


-Dedim ki: Ya Rasul
allah.gif
, Kadir Gecesi’ni bilirsem onda ne
ş
ekilde dua edeyim?

Ş
öyle buyurdu:- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü anni. (Bu duayı mutlaka okuyun)

(Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)


Kökenbilimi


Kadir gecesinden Mekke devrinde nazil olan ve Kuran’ın doksan yedinci suresi olan be
ş
ayetlik Kadr Suresi'nde bahsedilir. Bu surede Kuran’ın indirildi
ğ
i kadir gecesinden bahsedildi
ğ
i için bu sureye Kadir Suresi denmi
ş
tir. Kadr, '
' ve '
ş
eref' demektir. Kadir Suresinde Kuran’ın kadir gecesinde indirildi
ğ
inden, kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı oldu
ğ
undan, kadir gecesinin rahmet ve berekete vesile oldu
ğ
undan, bu sebeple insanlık için ta
ş
ıdı
ğ
ı de
ğ
erden bahsedilir.


Kadir gecesinin zamanı


Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte,
'ın yirmi yedinci gününün gecesinde olma ihtimali yüksektir. İslam peygamberi Muhammed Kadir gecesinin hangi gece olduğunu kesin şekilde belirtmemiş, ancak; "Siz Kadir gecesini Ramazan'ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız" emiştir.


Kadir gecesinin İslamiyet'teki önemi


Kadir Gecesi
, Müslümanlara göre çok hayırlı ve mübarek sayılan bir gecedir. Kur'an'da şöyle tanımlanmıştır:

"Doğrusu biz Kuran’ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Ruh (
) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.


O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir."

İnna enzelnahu fi leyletil kadr. Ve ma edrake ma leyletül kadr. Leyletülkadri hayrun min elfişehr. Tenezzelül melaiketü verruhu fiha biizni rabbihim min külli emr. Selamün hiye hatta madla'il
.


Bilmem ki başka izaha gerek var mı?

En kalbi samimiyetimle hayırlara vesile olmasını diliyor,

Ümmeti Muhammed’in aktif akıl, aktif vicdan mesabesine geçmesi arzu ediliyor

Kulluk bilinci ve hiçlik konusunda ki hassasiyeti her vakit dikkat üzerinde bulundurmamız gerekiyor…



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.08.2013 12:55
#1288

Niye kalbim sızlar, gözlerden yaş çıkar, içim kan ağlar!



home_slideshow_4_07.jpg











Nezaretteydim, suçsuz bir ahvalin kadrindeydim

Kimi dinlesem, kolluk kuvvetinin celalini anlaya bilsem hiç gam olmayacaktı vecdimden

Apar topar almışlar ve kelepçeyi bileklerime takarak soluk soluğa bırakmışlardı

Demek ki nefsi müdafaada bulunmam suç telakki edilmiş yapılan şikayetle görevler verilmişti




Dayak mı yemeliydim, gecenin karanlığında görünmemeliydim

Dinletemedim, üç kişi saldırmış, kim oldukları dahi anlaşılmadan kavga başlamıştı

Her ne kadar darp edilen bizzat ben olduysam da şikayet etmedim, el hak merak etmiştim

Nihayet gücümüz nispetinde ve elimizden geldiği ölçüde korunmaya çalışırken de üzmüşüz




Memurlar bir şeyler yazdılar, o an ayakta kalmamı sağladılar

Bir hınç içinde temaşa ediyorlar, şikayet edenleri taltif ederek keyifli bir şekilde ağırlıyorlar

Boğazım kurumuştu, etrafıma bakındım, bir bardak su aradım, hayli sıkılmıştım oyalıyorlar

imzala şunu diye emrettiler, ne yazılmıştı bakmama izin vermediler, güvenmiyorsun dediler




Hay di kalk nezarette kalacaksın diye, ezayı ikram ettiler

O an ne yapmalıydım pek kestiremiyordum, zihnimin tarumarlığında nefesleniyordum

Annem, babam duymasınlar istiyordum, biçare adına umut içinde Hakka iltica ediyordum

Demek ki külli iradeden nasibimiz gün yüzüne çıktı diyerek kendime teselleme getiriyordum




Nezarethane çok pisti, penceresi demirli, camları kırıktı

Ne kadar soğuk varsa bizzat bizimle beraberdi, üç beş çulsuz garipler o an yerlerdeydi

Neydi suçları bilmiyordum, solgun ve bitap hallerini fark ediyordum, uyku halin delerdi

Sanki kolluk kuvvetleri hâkimdi, diledikleri nispette dayak ve işkenceler bizler için revaydı




Aç ve susuzluk adına her şey yanımızdaydı, kim zanlıydı

Hak ve hukuk vesayet içinde soluyanlar içim mi vardı, hakkı gasp edenler zamanıydı

Yargılama erki ne kadar şeffaftı, birçok yargıcın ihtiyaçlarını dahi zenginlere ısmarlanmıştı

Heyhat demek bize kalmış, aczi yet içinde bulunmak ibret için sınavmış, çile kime adanmıştı




Sabaha yakın bir zamandı, polis copuyla içeri daldı

Nazarları çok manidardı, yargılamadan önce elden geçirmek onlar için sanki vuslattı

Yerde yatan garipleri tekme tokatla fevkalade bir şekilde hırpaladı, daha sonra bana baktı

Bir şeyler arıyor, başlamak için fırsat kolluyordu, hayli şişman ve talimsiz olan bir varlıktı




Copu kaldırdı, vurmak için yeniden suratıma baktı

O an ve kalbime düşen zamanda hıncım artmış, gözüm karamıştı, konuşmak kalmıştı

Sakın ha, asla böyle bir şeye yeltenme, şayet zanlıysam dahi hüküm verme dedim durakladı

Hakkımı bir yerde bırakmam, elimden gelen neyse ardıma koymam diyerek gözlerine baktım




Vazgeçmişti, gömleğini düzelterek nezaretten çıktı

Fakat diğer zanlıları öylesine dövmüştü ki, içimin parçalanması neleri yaşatmıştı

Yıl 1978, sabah nihayet bin sabırla vuzuha ermişti, perişanlık içindeydik yanımıza kar kaldı

Haydi gidiyoruz diye seslendiler ve bir arabaya bindirerek adliyeye götürdüklerini anladık




Epey zaman bekledik, nihayet vakti saati gelmiş ki içeriye alındık

Karşımda hayli yaşlı bir hâkim vardı, adeta uyku halinde ki nazardı, hiç bir şey sormadı

Kol hareketiyle kolluk kuvvetine demek ki anladığı lisanıyla meramını anlattı, kapı aralandı

O an suçsuz olduğum anlaşıldı kanaatiyle, mütereddit bir şekilde polise baktım ki alaycıydı




Cezaevine gideceğiz, şimdi evinizden yatak yorgan alınacak dedi

İçim kan ağlamıştı, annem ve babama nasıl anlatırdım, içinden çıkılmaz bir hal almıştı

Ne yapmalıydım, hak ve hukuk adına nelere sahiptim farkında mıydım, umutlar solmuştu

Bir tarihte yaşanışmış olaydı, aylar sonra beraat ettim, nihayet masumluğum anlaşılmıştı




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.08.2013 17:34
#1289

Ben nasıl hüzünlenmeyim, arka mı dönüp gideyim…

Emirdag-yasli-teyze.jpg






Bilmem ki neden anlamazlar

Böylesi kararmı
ş
gönüllerle nasıl bir sevda ya
ş
arlar

Hangi hesabın vadesinde nefes nefese kalırlar, evlat adına yüzü kızarmayanlar

İ
çim titriyor, yüre
ğ
imin buruklu
ğ
u gitmiyor, gözler nazar ederken hayret ku
ş
atıyor



Hangi günler için sönmeyen umuttun

Ruhumdan ve gönlünden in
ş
irah zerk etti
ğ
i muradıydın

Sana nasıl bakardı, gözünden sakınır, her türlü me
ş
akkati göze alırdı

Sen naz ettikçe ho
ş
lanır, mütebessim eda içinde arkasına yaslanır ve ümitle ya
ş
ardı



O kadar yoklu
ğ
a ra
ğ
men, sabretti

Yaz demedi, kı
ş
demedi, gece gündüz mücadele etti

Senin gelece
ğ
ini dü
ş
ünerek, yemedi, içmedi, harçlı
ğ
ını eksik etmedi

Kim bilir arkandan ne kadar sevinirdi, gelece
ğ
in ana kadar dü
ş
lerin izindeydi



Ne yaptın, anneni çaresiz bıraktın

Seksen be
ş
ya
ş
ında olmasına hiç aldırmadın, umursamadın

Güya sen de bir insandın, imtihana tabi olacak hazandın, hiç arlanmadın

Köylünün “evladı varken bize yardım etmek dü
ş
mez” i duyuracak kadar sıkılmadın



Malatya’nın Darende
İ
lçesinin

Yavuzlar köyünde ya
ş
ayan bu biçare teyzeden bahsediyorum

Hazin hikâyesini köyün camisinde imamlık yapan Abdullah hocadan dinledim

O kadar içli ve samimi anlatıyordu ki içim parçalandı, hocam siz ne gerekiyorsa yapın dedim



İ
ftariyeli
ğ
ine hüzünle
ş
ahit olmu
ş

Bir haftalık tulumba tatlısı ve yufka ekmek bulunuyormu
ş

Duygulanmı
ş
, köylüye sual edince,“hocam evlatları varken bize dü
ş
mez” demi
ş

Ve bu köylüler mutat Kur’an hatmeden, zikir halkalarıyla ibadeti yetine getiren kullarmı
ş



Artık bir söz söyleyecek ne kaldı

Nerede kaldı o civarın takva timsalleri, feraset ehilleri

Bu seksen be
ş
ya
ş
ında ki zavallı teyze bu kadar dü
ş
kün bırakılır mı?

Söyle, hangi insanlık, hangi duyarlılık bu kadar hüznün kar
ş
ısında çekimser kalır



İ
nsan anladı
ğ
ını ya
ş
amalı, aldanmamalıdır

Adet ve töre üzerine din kaim edilmez, bilmem ki daha nasıl anlatılmalıdır

Dinin
ş
er’i kaynakları ortadadır, maslahatlar gözetilerek, akideler yıpratılmamalıdır

Köyle ne bilsin diyen kabalı
ğ
a da söz hakkı tanınmamalıdır, dünyalı
ğ
ından taviz vermeyen, nafile yere simsarlık yapmamalıdır



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
04.08.2013 22:59
#1290

Kimseye bir sözüm yok, yüreğimin derdindeyim…



1920x797_1364990083tavernImg3.jpg









Ey saki niçin bakmazsın

Sende mi çulsuzlara bir hak tanımazsın

Sefil nefesleri insan saymazsın, gözlerine bakan meramı hiç anlamazsın

Söyle nasıl bir hırsı heyecansın, ne mazlum ve de mağdurun dertlerinden çok uzaksın



Kabak kemaninin derdi var

Nasıl bir taksime girse yüreğimi yaralar

Kimseye bir sözüm yok içim kan ağlar, hüzün sinemde kor olur çıkar

Nedense ne hakkıyla sevebildim ve ne de sevilmenin süruruyla kendimden geçtim



Sanki kendiyle keşmekeş nefestim

Hangi sevdayı merak ettim, nefislerin halini seyrettim

Aşkın edep rahlesinde ki hassasiyetiyle kendimden geçtim, bilmem hangi düşteydim

Ruhumu ve kalbimi ram eyleyen bir fırtınanın ellerindeydim, telakkiler adına müşküldüm



Ey saki bakma, boş ver ve gelip geç

Bilmem kaç müşterin olmuştur, sessizce göçüp giden

Bir gün olsun senin derdi gamını dinlemeyen, her vakit senden bekleyen

Hoş gör be saki, derliler gelir, hüzne dalanlar kapıda belirir, gün batınca sesler kesilir



Hangi gecenin sabahından söz edeyim

Taş olan yastığımdan nasıl bahsedeyim, geceyi üzerime örteyim

Banklarda uyuyan, sokak aralarında çaresiz bakan, bir umut adına koşan

Garları mesken tutan, ayazda fırın ızgaralarının üzerinde yatan, kendini bırakandan mı?



Zavallı kadın gecenin nu saatinde

Uykuya hasret kalmış gözleriyle ve çaresizlik içinde

Kalbinin derin sessizliğinde bulaşıkları yıkıyor, başını önünden ayırmıyor

Rızkını temin etmek için sabrediyor ve metanetle direniyor, bilmem ki evdeki nerde geceliyor



Ey saki artık gidiyorum, hoşça kal

Sinenin silinmeyenleri ne kadar varsa unut, dostlukla var hal

Giden geri gelmiyor, sevdalar sahraların sessizliğinde ve kalbin vecdinde inliyor

Ruhunun vadinden geri dönen, O’na olan sadakati unutan, Ümmeti olduğu Efendimizden uzak kalan aldırmıyor




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
05.08.2013 23:48
#1291

Aşk çilesinde ecir olmak, sevdasıyla O’na ulaşmak…/Mustafa Cilasun

wol_error.gif This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1200x681 and weights 196KB. 5560ab6fc1475422db8704b078722fbe_1355942








Gönlün umudu aşktır
Sevdasına ram olabilmek kulluğun farkıdır
Kul, aklı ve bilgisiyle marifet halkasına tabi olmalı ve yaşamalıdır
Ruhun insicamından neşet eden ahdi unutmamalıdır, rıza için mutlaka adanmalıdır


Ömer’i affeden Allah
Diri diri kız çocuğunu gömen kimdi maazallah
Rahmet ve mağfiret umudun şavkında ihsan olurken, şaşkınlık nedir billâh
Gönül ne bereketli bir ummandır, her marazı temizleyen çağlayandır, çünkü sedası vardır

Ey tenimden süzülen ter
Ateşi nasıl bilirsin, nefsin kollarında esir misin?
Neden sevdanın suhuletinden içtinap edersin, hak rızasını hiç bilmez misin?
Yedikçe yiyen, keyfiyet içinde serilen, O’na itaate gelince çekinen, nasıl bir ibretsin


Ne zarurete iltifat ettik
Ne de ruhsatlarla yetindik, doyumsuzluğa sürüklendik
Moderni tenin uşağı haline getirildik, dünyevileşmek adına niçin yarışa girdik
İnsanlığı çok gerilerde bıraktık, kıt kanat geçinen kullara farklı baktık, niye aldandık

Bir değirmen vardı
Sıraya girmek nasıl bir meşakkatti, eza demek azdı
Un çektirmek için sabrın rengine bürünmek şartı, muhabbet ikbaldi
Kadın, erkek rızkı için koşarlardı, samimiyet ve çile onlar için irfana götüren ardı


Hangi dervişten söz etsem
Meşrebini ve memleketini merak edip, nazar eylesem
Belde ve köyün farkı açığa çıkar, insanlar sadakatinden taviz vermeyen vicdanlar
Dile getirilen niyazları, sessizliğin iklimine bırakılan yaşları, sinede ekte kalanların ibretiyle dirilsem


Çaresizlik ümit kapısına götürür
Ruhun serencamından ilzam olunan hüzündür
Samimiyet ve teslimiyet hak kapısı için zaruret kabilinden nasibi güldür
Kula en yakın olan, annesinden ziyade şefkati bulunan, canan adına sevdaya fark atan yegâne hükümdür


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
06.08.2013 15:04
#1292

Hüzün vaktinden, bayram sevincine nazar ederken…



eGtzZnVlMTI=_o_dnyada-ramazan-bayram-sev










Nefes, vakte amade kılınan andır

Ruhun iptidai noktasında yazılmış bir kitabın adıdır

Ömrün lahzaları bazen hazan, bazen bahar ve bazen de zemheri yaşatandır

Önemli olan umudun solmadan, hissiyat viran olmadan, kalpte hüzün sağanağı başlamadan geçen zamandır



Bir Ramazan ayı geldi, geçiyor

İçinde ne kadar hikmet ve kıymeti gizliyor, O’na eriştiriyor

Ruhlara dinginlik, kalplere sürur zerk ediyor, akıl ve izan azmettiriliyor

İnsanlık bir kez daha tahayyül etmenin zindeliğinde tefekkür ediyor ve eğitiliyor



Hangi akşam iftar için beklesem

Nefsimizden ziyade seveceğimizi Efendimiz(s.a) düşünsem

Onun yaptığı iftariyeliği bir bir hüzünle zikretsem ve birde halimi eklesem

Nerede yanlış yapıyoruz diye sual etsem, hangi sevdanın serabında yaşadığımızı tefekkür eylesem



Her gece teheccüd kılabildim mi?

Divana durmadan, ruhumu ve gönlümü hazır hale getirdim mi?

Enderun şevkiyle kılına teravihlere hakkıyla icabet ettim mi, yoksa erteledim mi?

Her gün bir bahanenin gölgesinde, Allah kerim demenin ekseninde, oyalanmayı istedim mi?



Nice kadir gecesi bahtımızda açtı

Ve fakat pasif hale getirilen akıl ve vicdan ne kadar farkındaydı

Efendimiz(s.a) ne kadar hayatımızdaydı, hangi emaneti kalbimizde yaşatıldı

Okunan naatlar, dile getirilen kıssalar, cemaat içinde zikre bahis olanlarla sınırlanmıştı



Bayram içime bir hüzün bırakır

Göçüp giden her hakikat ehlini ve müntesiplerini hatırlatır

Bir davayı göğüsleyebilecek şecaat ehli nefesler artık nutku kapalı sanıklardır

Âlemi kâinatta evet, bir bayram yaşanacaktır, hüzün ve hicran vadileri ruhumu kuşatacaktır…



(Efendim, nice Ramazan bayramlarına erişebilmeniz dileklerimle, Rabbimden gönlünüzde huzur ve sadetler ihsan buyurmasını, umutlarınızın gözlerinizi yaşartmasını, vuslat için azimden kopmamanızı niyaz eyliyorum..
smile.png
)



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
06.08.2013 23:37
#1293

Hastane ve huzurevi sakinleri bilmem ki ne bekliyor…



Hastane-Bahcesinde-Kalan-Refakatciler.jp











İ
nsandım, düşünmek zorundaydım

İ
nsanlık adına ne yapabilirimde ısrarla durmalıydım

Geçip giden zamana söyle ki neler anlatmalıydım, hangi lahzayı okumalıydım

Bah
şeden, halk eyleyen Rabbin özellikle hassasiyete işaret ettiği ayetlerde durulmalıydım



Hasta revirde gözlerime bakıyor

Bir umut adına çare bulmaya çalı
şıyor, ama olmuyor

Nefesi zor güç alan zavallı ne kadar zorlanıyor ve fakat gözleri bakamıyor

Refakatçisi sanki umudu kesmi
ş, bin kahır içinde nefes nefese anlatıyor, ah yavrun diyor



Hem
şireler ne kadar zarif yüksünmüyor

Kimi zaman sabredip, onca sual kar
şısında sessizliğini koruyor

Yatalak hastaların sancısı hiç bitmiyor, a
ğrıların şiddetiyle sanki figan eğliyor

Yarabbi sen bilirsin, sen sahip ve hikmetiyle Rahmet eden yegânesin niyazı yükseliyor



Hekimle ne kadar tela
ş içinde çırpınıyor

Çok genç bir nefes trafik kazası neticesinde içeriye giriyor

Hiçbir ses yok, nabız sayılıyor, kalbine masaj yapılıyor,
şok tedavisi uygulanıyor

Zavallının boynu bükük, o kadar masum bir duru
şu var ki, insanın yüreği o ana dayanamıyor



Çaresizlik içinde boynunu büken, yutkunuyor

Bir selam versen kırk yıllık ahbap gibi içini döküyor, ne kadar samimi buluyor

Umudu senin gözlerinde arıyor, kalbinin hassasiyetine yatırıyor, vicdanını uyandırıyor

Nasıl tepkisiz kalırsın, hiç umursamadan maksadına nail olmak için insanlıktan çıkarsın, dedirtiyor



Ş
imdi huzur evleri ne kadar şenlik içindedir

Dilerim Rabbimden ismi gibi gönüllere huzur zerk eden yerlerdir

Sıfatı bir
şey sanan zavallıların ellerinde esaret yaşatılan nefesler değillerdir

Onların ma
ğfiret ve rahmet edeni Rabdir, bu hakikatten habersiz olanlar gafillerdir



Mustafa C
İLASUN

 

MU
07.08.2013 14:07
#1294

Ey yar, ayağımda prangalar var, firkatin dağlar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 299KB.

en-guzel-masaustu-duvar-kagitlari-7.jpeg










Hangi sazı elime alsam

Hüzzam bir perdeden ba
ş
layıp, yüre
ğ
in figanını bıraksam

Mızrabın çaresizli
ğ
ini anlasam, telin çı
ğ
ğ
ını duysam, bu ömrü adasam

Sahranın ku
ş
atan esrarında serapla
ş
an hayalinle bir lahza bulu
ş
sam, feryadını duysam


Gülmek benim neyime

Ne dikili bir ta
ş
ım var, ne de varlık içimdeki har

Ruhumu celbeden bir hasret türküsü var, her mısrasında içimi yakar

Ne vakit vuslata erece
ğ
iz yar, ne açlık ve ne de susuzluk sineme elem zerk eden melal



Ok olsam dı
ş
arı atarlar

Yay olsam, ellerinden bırakmazlar, ip olsam kırarlar

Hasret nasıl sinemi da
ğ
layan nar, ne kadar nida etsem, kim duyar

Devasız bir yaram var, hicran ruhumda ummanla
ş
an nazar, umudum niye hazanla
ş
ır yar



Artık yüre
ğ
ime kar ya
ğ
ar

Çaresiz gözlerin feri kesilir, takatsiz bakar

Hangi ate
ş
e yakla
ş
sam sinemde bir sızı ba
ş
lar, dil lal olmu
ş
ne çıkar

Firkatin insicamında nefes kesilir yar, hüzün ya
ğ
murları gözlerimden bo
ş
alan karar



Yüre
ğ
imde tuttu
ğ
um hazin bir ses var

Sanki içimden hiç çıkmayan mütebessim bir nazar

Tuvali alsam, gönül fırçasını serbest bıraksam, gözya
ş
larımı boya yapsam

Nasıl bir sevda resmi çıkar yar, ne kadar bilmesen, hissetmenin feyziyle dirilmesen, melal sızlar



Bilmem ki neden bu kadar yorgunum

Ş
evke ve sürura yılarca hasret kamlı bir vurgunum

Umutları solan korkuyum, ba
ş
ımı kaldıramam, huzura çıkamam kırgınım

Ömür hanesi viran olunca, dü
ş
ler ruhumdan uzakla
ş
ınca, yakan kor serinletmeyince, yâdıma a
ğ
larım



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
07.08.2013 22:01
#1295

Yüreğimde yara var, ne sabır ve ne de sürur koyar…

1368536706_sil5.jpg









Mecnunları çok severim

Vurgun yiyen sinelerinin titremesini dinlerim

Mütevekkil halinde irkilirim, dalan gözleriyle akar giderim

Sual etmekten imtina ederim, emrine amade bir nefes misali dilekleri için kefilim



Akıl ya Rab sen muhafaza eyle

Hiç kimseyi kimsenin eşiğinde süründürme

Kalbinde beslediği ümitleri viran eyleme, sukut edeni dinle

Sen sahipsin, maliksin, yaratan ve müddet verensin, şefkatini kimseden esirgemezsin



Bırakmış kendini zavallı adam

Saç sakal birbirine karışmış, mecnunlaşmış, dağlarda yatarmış

Kayıplara karışır haber alınamazmış, kimi zaman gülerek ortaya çıkarmış

Ne derin bir derdi varmış, dile getirilen hikâyeler içi burkan, yüreği yakan meyandaymış


Kendini dağlara adamış

Ne kadar ağlamışsa, ruhunda ki hicran dağlamışsa

Gülen ve sevinen bir hale boyanmış, hangi kul görse, yardımına koşarmış

Gönül zenginliği, sevdanın zarafeti, sadakatin naifliği hüznü dışlamış, kalp gözü açılmış



Şöyle bir derinden baktım

Kalbimin telleri titriyordu duramadım, ağladım

Çok genç yaşta sevdasına adanmış, gözü kararmış, varlığını bırakmış

Efkârın dağlarında derin derin düşüncelerle baş başa kalmış, hiç arkasına dahi bakmamış



İnsanlar nasıl hürmet ediyor

En yakınları gibi görüyor, hiç teklifsiz söyleniyor

Bazen evin kızına nazar ediyor, gülerek ona bir şeylerden bahsediyor

Kızın babası ve ağabeyleri değmeyin, yâdına sesleniyor, acısını tazeliyor, bir vakit sonra gülüyor



Köylü çok sahip çıkıyor

Asla gönlü kırılmasın diye hassasiyet gösteriyor

Onun duasını almak, gönlünü yapmaktır kanaatini ifade ediyor

Bir müddet sonra sessizce çekip gidiyor, ne verilmişse teşekkür edercesine tebessüm ediyor



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
07.08.2013 23:08
#1296

Gelme, hasretinden harap olsam artık istemem…

013fv5.jpg








Kaderimmiş derim

Gözyaşlarımı ummanın sukut eden haline dökerim

Sevemem, sevdayı gönlümde besleyemem, aşkın sahnesinde ölemem

Bir role giremem, kalbin ah uzarına ne söylerim, artık hasret başaklarını biçerim



Kabahatliydim

Hissiyatın ellerine ruhunu teslim etmiş bir nefestim

Sevmendim, gönül verendim, bir tebessümüne güller seren çaresizdim

Neyleyim, bahtıma boyun bükerim, sinemde korlaşan ateşle dağların suhuletine çekilirim



Düşman mı silsin gözyaşlarımı

Ruhumdan nükseden hicran damlalarının ahını

Bir ömür anlaşılmayan feryadımı, melülleştiren hüzün akşamlarını

Kalem tükenir, takat kesilir, ümitler direnir, nefes kesilir, anlatamam hasret şafaklarını



Bir sevda güftesi yapmalıyım

Gönül iklimi mümbit olan bestekârın kapısında sabahlamalıyım

Yüreğimin gözyaşlarını anlatmalıyım, bir dem teskin olmak için başarmalıyım

Gülüp geçene kucak açmalıyım, her cefaya muhabbetle bakmalıyım, adanmış bir nefes olmalıyım



Ecelle yakın bir arkadaşlığa girmeliyim

Ne gönlüme ve ne de sana bir daha diz çökmemeliyim

İrfan kapılarında gecelemeliyim, çilenin sadrında kendime gelmeliyim

İhsan nazarlarımı bereketlendirmeliyim, hassasiyet içinde kalan nefesi tüketmeliyim



Gelme, gönül kitabım dürüldü artık

Bir teselli olacak şevk ve sürur vaat edemeyeceksin yazık

Toprak her dem sineme yakınlaşan farkındalık, kabir nasihat adına bir azık

Anma, yâdında yaşatma, hüzün ve hicranın naifliğiyle eğleşme, varsa gözyaşın toprağa bırakma



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
10.08.2013 14:08
#1297

Doktor…



PatientComplaintHandlingSoftware1.jpg










Hangi yarama baksan

Yüre
ğ
imde dinmeyen sızıyı aralasan

Solmu
ş
umutlarıma bir bir yeniden bir ne
ş
ter vursan

Hazan olan sinemi gün yüzüne çıkartsan,
ş
evk ve ümidin kollarına bıraksan



Su al diyorsun

Anlat bakalım derdini diye bekliyorsun

Beden gözelerinle seyrediyorsun, nesnellik adına direniyorsun

Bir kalbin var neden ihmal ediyorsun, perdelenmi
ş
gözlerini hiç dü
ş
ünmüyorsun



A
ş
k nedir bilir misin?

Ruhi bir nasip oldu
ğ
una itibar eder misin?

Kalbin in
ş
irah ve ha
ş
yetle mümbit bir hale geldi
ğ
ine ne söylersin

Sevdası olmayan yüreklere nasıl nazar edersin, hep ne
ş
terler mi müdahale edersin



İ
lim, merakın
ş
ubesidir

Kalbin aklı ve basireti, hassasiyetle muteberdir

Azim, kul olabilmek için lütfedilen zindeliktir, nefsi temayüz için de
ğ
ildir

Hiçlik sıfatı varlık içinde ki tefekkürdür, her amel ve ibadette O’nun rızası asliyettir



Gözlerime bak doktor

Ne gördü
ğ
ünü ve hissetti
ğ
ini durma söyle

Hangi sezginin sesi var, nasıl bir hicranın yarası sineme zerk eder zarar

Kalbimin hüzün kaleleri artık çok sa
ğ
lam ey dinmeyen efkar, hekim ke
ş
fedemez yar



İ
çimde ki firkati sual et doktor

Nasıl bir sevdanın dinmeyen hasreti kalbimi yorar

Bu a
ş
ka, ne akıl, ne dü
ş
çare yar, hülyalar ruhuma eza bah
ş
ediyor yar

Ruhumun hicran damlaları bin hüzün içinde ya
ğ
ıyor yar, her sukutum artık bir nar



Gözya
ş
larım dinmiyor

Nasıl bir afak ki yüre
ğ
ime serinlik vaat etmiyor

ş
ünceler bir bir ka
ğ
ıt parçası gibi ate
ş
le kül olup sessizce sönüyor

Hüzün ve hicran hem dem ruhum ve kalbimin müdavimi oluyor, hekim kime söylüyor



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
10.08.2013 15:46
#1298

Artık her cefayı çekerim, gönlüme küser göçerim…

ellergt9le2.jpg









Hangi esaretten söz edeyim

Yıllara sâri elem zerk eden firkati sinemde mi besleyim

Kan akan gözlerimi nasıl gizleyim, titreten hasretin feryadıyla inleyim

Diz çöktüğüm lahzaları şahit göstereyim, aklı karartan sevdayı kime şikayet edeyim



Bir umut beslemiştim

Kaderin her anını teklifsiz kefil göstermiştim

Biçareydim, teslim olmak için kefendim, feda olmaya yeminliydim

Şimdi artık şaşkın bir nefesim, divane olmuş kimsesizim, yalnızlık köşelerindeyim



Söyle neydi suçum

Şimdi bir ömür prangalara vurulmuş mahkûmum

Zindanına hapsettin, sessizliğin berduşluğuna meylettin, elemdin

Samimiyet ve sadakati niye bu kadar lekeledin, güven duygularımı tarumar eylesin



Yok, artık seni suçlamam

Kendi masumiyetime veririm, mazlum kalmayı severim

Derin bir hesabın içine girerim, artık ne gönlüme ve ne de sana diz çökerim

Kalan ömrümü arifin dergâhına vakfederim, ecir ve ihsan naibi olmak için ter dökerim



Ne kadar umut ettiysem

Ruhumun hicran damlalarını yazmak için çekinmediysem

Hüzün vadilerinde sevinmekle yetindiysem, hicran gecelerinde yaş döktüysem

Sevinme, ecel terleri döktürdüğüne güvenme, bırak ben divane olayım, sevdama yanayım



Yaşarken ölmeyi öğrettin

Hiçlik adına yazılan mısralarınla telakkilerimi değiştirdin

Edebe ne kadar yabancı biriydim, bedevinin insicamından nazar edendim

Gönül verdim, sessizce seven biriydim, ruhumun serencamından şevk alan bir nefestim


Söyleyemedim, çekindim

Bir gün kısmet olur, dilim açılır diye bekledim

Her an kalbi hıçkırıklarımla yalnızlığa itildim, nasıl gülebilirdim

Sevilmeden ölendim, kefene bürünendim, ecelle bedelleşen çaresizdim, daha ne söylerim



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
10.08.2013 18:30
#1299

Gel ey mütereddit nefes, kalbini dinle çekinme…

Kerguelen%20Adas%C4%B1%20(%20Desolation%








Bilsen de bilmesen de

Bir âlemi hakikat kitabından kelamsın

Ruhun
ş
avkına ram olmak için, a
ş
kın sevdasında nar olmak için

Hiçlik rahlesinde nefsini edep sabrıyla durulamak için korkma, akıl, irade senin



Sen ki yaratılansın

Baht adına lütfü ilahiye mazhar olansın

Muhatap alınan heyecansın, merak içinde savrulan cenahsın

Sultanlık tahtındasın, batıl adına dikkati çekilen muhatapsın, hak için ya
ş
ayansın



Korkular zannındır

Kalbine müdrik olan için her bela ikramdır

Çile de
ğ
irmeninde pi
ş
mek eftaldir, insanlık sıfatı niye makamdır

Kulluk kemali yet içinde filizlenen ihsandır, ecir ve hizmet a
ş
kı O’na adanmaktır



Kas gücünden ziyade

Gönül gücüne ehemmiyet ver, i
ş
te orada bekleyen nefer

Sana saldıran bin atlı olsa, yüre
ğ
in hak sevdasıyla arınsa her güce yeter

Sana senden yakın ba
ş
ka kim var, yaratan dururken neden hakkı ihmal edersin der



Kalp en naif kristaldir

Akıl, basiret, vicdan, hassasiyet içinde edeptir

İ
radi olman bakımından teslimiyeti veya sessizle
ş
mesi zaruretindendir

Çünkü her ayet ayan olan ibrettir, dü
ş
ünmeyi bilenler için kul olabilmek basirettir



Her nerede ya
ş
arsa ya
ş
a

Sünnetullah a
ş
ikârdır
ş
ahit bulunan her satıhta

Nefsi emmare ne kadar
ş
edittir, imtihanın için içinde bulunsa da

Akıl ve vicdan, azim ve izan hakikat
ş
iarından uzakla
ş
mayınca,
ş
ek içinde bulunma



E
ğ
er a
ş
ka inanmı
ş
san

İ
man etti
ğ
in akiden adına korku ve zandan uzaksan

Kalbi eminlik bakımından endi
ş
elerden kurtulmu
ş
san, asla korkma

Ummana açılsan, deryalara dalsan, her korkunun bedeline oynasan, o a
ş
k seni bırakmaz



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
10.08.2013 22:19
#1300

Yar, hangi sızıdan söz etsem yüreğim bir hicran var…

253773903a2de59d90f69bdca8809d45_1322521








Ya Rab şu okunan

Ezanlar suyu hürmetine kimin yüreği yanıyorsa

Hasret sukut ettirip, melül bir şekilde bırakıyorsa, el açıyorsa

Boynunu büküm gözyaşlarına kanıyorsa, çilesini dindir, rahmetinle huzura kavu
ş
tur



Ne vakit içim içime sığmasa

Gördüğüm dü
ş
ler bile olsa, gönlümü aydınlatıyorsa

Beslediğim umutlar solmadan, hüzün ak
ş
amlarına mütebessim bakıyorsa

Sevdaya olan muhabbet ve hürmetimdendir, aşk deryasına açılan dervi
ş
in feyzinedir



Ne yapayım teni, bedeni

Nefisten tebarüz eden hevesleri, bitmeyen emelleri

Maceraya sürükleyen keyifleri, ruhuma ve kalbime zarar veren Saikleri

Arzular furyasında düş kuran nefesleri, hülyalarıyla a
ş
ktan söz eden abdiâciz kulları



Ulvi bir aşkın sevdasındayım

Ruhumu cezbeden firkatin deryasındayım, razıyım

Nasibi mukadder vakti sukut eyledi, her çilede dirilmenin ikramını lütfetti

Sözüm yok kimseye, şikayetim varsa bile nefsimin yüzsüzlü
ğ
üne, hamt alemlerin Rabbine



Şayet acınacak birisi varsa

Kimseyi aramayın, bizzat karşınızda oldu
ğ
umu varsayın

Ne varlığım ve ne de sıfatım bir kıymet ifade etmez, nafile yere nefes harcamayın

Kalbinize bahşedilen ülfetin, faziletin
ş
efkat ve himmetiyle nazar edin, divaneli
ğ
ime verin



Her lahza şiddetle sarsıyor

Üşüyen yanlarını ne feci sızlatıyor, kalp arızaya geçiyor

Takat düşüyor, gözler bo
ş
lu
ğ
a bakıyor, imdat edecek kimseler görünmüyor

Kollar yanlara düşüyor, bir ileri iki geri vücut sendeliyor, dizler çekmiyor, an bitiyor



Demek ki vakit erişiyor

Ömür kitabı son demlerinde nefes nefese melal kal eğliyor

Ecel nazarımda beliriyor, kalbime bir haşyet sevdası zerk ediyor, haz veriyor

Hiçbir korku yanımda bitmiyor, mütebessim bir eda sineme nedense daha yakın geliyor



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
11.08.2013 14:13
#1301

Bir gün ruhum solacak, aşkım nihayet bulacaktır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 61KB.

946345_628398937195065_2088370709_n.jpg









Hangi zamandan söz edersek edelim

Fanilik adına yazılmı
ş
her risaleyi satır satır gözden geçirelim

Kabrin hüzün zerk eden ibretiyle, derin bir tefekkür feyziyle tezekkür edelim

Ruh ve kalp adına, akıl ve vicdan itminan lığında
halimizin yazılmı
ş
haliyle yüzle
ş
elim



A
ş
k, ruhun yücelmesiyle vücut bulur

Ne ten ve ne de beden cezbeleri için kalpte var olur

Gönül ne vakit hun olursa, sevdası çileye boyanırsa vuslat firkati marifet olur

Hiçli
ğ
e götürmeyen her amel ve zikir kulluk adına bizarlıkla sonuçlanır, kalp utanır



Nefesin duçar oldu
ğ
u lahzaları önemse

Hala bir farkındalık edinmemi
ş
sen yerin, gülümseme

Bilinç tekdüzelik de
ğ
ildir, tekâmül bereketiyle yol alan güzelliktir dü
ş
ünsene

Azim en marifetli sermayendir, merak ne muazzam bir nimettir, kulluk gayretledir, akletsene


Hiç tandırın ba
ş
ına oturup ekmek pi
ş
irdin mi?

Ate
ş
in ku
ş
atan çılgınlı
ğ
ıyla me
ş
k edip, engin dü
ş
üncelere girdin mi?

Bekleyen, sabreden, gözlerinden akseden sezgiyi
ş
ehreden, arifi hiç dinledin mi?

Vakte sukut eyle ten, gönül kitabını hece hece bilen, maksadın nereye gidece
ğ
ini bileni dü
ş
ündün mü?



Ruhun solmasından söz ettim

A
ş
kın nihayet bulaca
ğ
ına i
ş
aret ederek kal eyledim

Fanilik adına, her ne hikmet dile gelse, erdemin rahlesinde a
ş
ikâr de
ğ
ilse dedim

İ
zafi maslahatlar, indi kaygılar, ruha ve a
ş
ka dair ne söylese itibarı da dünyalık adınadır, bilinsin istedim



Kul ne kadar esma-i hünsaya yabancıysa

Her gayreti emareden kurtulmak için olsa, bilgi ve irfandan uzaksa

Maksadına matuf olması için bilgi ve muhakeme asıl olan gerekçedir, unutulmasa

Akıl, bilgiyle anlama kavu
ş
ur, bir hedefe nail olmak için u
ğ
ra
ş
ır, yoksa suskun kalır, var sayılsa da



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
11.08.2013 15:28
#1302

Bugün benim efkârım var ne olur çok görmeyin…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x470px and 42KB.

1157714_628757367159222_1121808578_n.jpg









Yaram çok derin

Ne zaman ellerimi yüreğime koysam

Hicran deryasına kapışıp, sessizliğin sahillerinde ağlasam

Gecenin her lahzasında titreyen yüreğimin tellerinin nidasını bir bir anlatsam

Her hecesini güfte yapsam, gönüllere yazılmış bir besteyle divana çıksam ve bir nebze rahatlasam



Anlatılmıyor

Gönül kitabı ne kadar hazin yazılıyor

Ömür sayfaları yaşarken açılmıyor, ölüm ne kadar fark ettiriyor

Bir seromaniyle defin işleri devam ediyor, nihayet kabrin hasreti bitiyor

Talkın veren imam, ruha sesleniyor, tembihleri sıralıyor, insanlar niye şaşkınlık yaşıyor



Beden toprağa bürünüyor

Kefen ne kadar tene nüfuz ediyor, ibretler başlıyor

Bırakıp giderken, imamlar Kur’an kıraat ederken, sanki başkasına sesleniyor

Keyfiyet ve nefsanîlik bu kadar revaçtayken, mezarlıkta dahi sıfatlar öndeyken ağlayasım geliyor

Be adam edep ya hu diyesim geliyor, hangi imtihandan ve irfandan söz etmem faide kesbe diyor



Yanık bir sevdası vardı

Sabah akşam sayıklardı, hiç anlatmaktan bıkmazdı

Ne vakit söz etse, derinlere gider, sanki başka bir iklimde yaşardı

Hasreti ne kadar acıydı, hüzün sokaklarında hancıydı, ne vakit yalnız kalsa büyük sancıydı

Olur, olmaz vakitte kapıyı çalar, mahcup bir eda ile gözlerime bakar, adeta medet uman sızıydı



Dinlerdim, sabrederdim

Elimi ayağımı işten çeker, samimiyet gösterirdim

Sevdasına derin bir hürmet besler, gıpta ile halimin sefilliğine gülerdim

O kadar kitap okurdu ki, hangi suali sorsak muhakkak bir ve birkaç cevabı olurdu, hiç yüksünmezdi

Ve fakat çileyle barışık yaşamayı, ince hastalığına rağmen şikayette bulunmamayı başarırdı, kahretmezdi



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
11.08.2013 17:59
#1303

Canan desem, can versem, yolunu gözlesem, ölsem…



C%C3%B6l-Kenar%C4%B1nda.jpg









Ne tefekkür etmeyi

Ne dü
ş
lerinin gölgesinde serinlemeyi

Ne hayatımızın vazgeçilmezi, ne nefsimizin geçit verdi
ğ
i

Lisan en zikredildi
ğ
i, kalben hatıra geldi
ğ
i, emaneten dillendirildi
ğ
i sireti

Aklımızın ve izanımızın, azmimizin ve kalbimizin vicdanı yapılmadı
ğ
ı müddetçe kederdi


Ne söylerdi

Neleri öncelerdi, nelerde dikkat çekerdi

Sevgi ve
ş
efkat konusunda niçin seferberdi, niye esirgendi

Tefrika ve asabiyeti ayaklarımın altına alıyorum dedi, kimler sahiplendi

El emindi, emanet edilen ulvi bir nefesti, her vakit tevazuu içindeydi, kim imtina etti



Ümmetini çok severdi

Her zaman hassasiyete içinde bulunmalarını isterdi

Küçük cihattan, büyük cihada diye bir tarif getirdi, kimlere seslendi

Yoksa sosyolojik telakkiler diye nazmı geçtik veya samimiyete çok mu güvendi

Hangi faizden, zinadan, kinden, kandan, tefrikadan, zandan, dünyaya kanmaktan çekinilmedi



Evet, seviyorduk

Suya, sabuna dokunmadan, özelimiz yapmadan

Keyfiyetimizi kaçırmadan, heveslerimize gem vurdurmadan

Alelusul konu
ş
maları bırakmadan, adabımua
ş
ereti dikkate almadan

Her türlü safahattan kaçınmadan, riya ve takiyeyi yok saymadan, itiraf ediyorduk



Ümmeti Muhammet

Ne kadar içler acısı bir vaziyette

Hani vahdet nerede, cemaatler hizip misali taassubiyet içinde

Nüfusu artırmak, siyasi olmak, güce ula
ş
mak, torpile adanmak, iltiması hak saymak

Maslahatlar üzere fetvalar vererek, kimi müritleri ve sual edenleri rahatlatmak için çabalamak



Arz titriyor

Kim hakkıyla ne kadar biliyor

Rahmet ve ma
ğ
firet Rahmetin banisi için iniyor

Ruh ve vicdan asırlardır bizarlık içinde bekliyor, a
ş
kın sevdası hani diyor

Gözlerden hangi samimiyetle ya
ş
süzülüyor, hissiyat co
ş
kusu duyguları çok etkiliyor



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
11.08.2013 20:08
#1304

Ne vakit bu kalp ağrısı, hüzün sancısı dinecek…



1538_308283805975900_268665990_n.jpg






Haber sal,

Hülyalar ikliminde

Hiç durma artık ho
ş
birnefes al

Yardilinde, efkâr sadedinde, çilenin

Her açan gülünde ve hatta dikeninde elbet a
ş
k var




Ey hevesler,

Bin hüzünle ruhumu

Mest eden sazendeler ve

Dile gelen güfteler ar içimi yakar

Ya
ğ
ar,durmadan sinemin sessizli
ğ
ine

Ve firkatin hasretine kar hiç durmaz ya
ğ
ar



Ey dil-iedebi,

Hal-i niyeti, muhabbet-i ve

Hasretti
ğ
i devletli hamiyeti yüce olan yar

Söyle nevakit

Kalbi iklimimde mukadder olacak

En anlamlı açan ve zarif bir bahar



Niye mahzunluk

Yüreğime bin hüzünle akar

Tefekkür etmek niye acı söyle ey yar

Laleler
ş
akıyor,

Gül masumiyetiyle neler anlatıyor,

Suya a
ş
kın hicranı sevda ya
ş
atıyor



Kaç günkaldı ömürden,

Nefes bıraktı takati artık derinden,

Şevk
uzakla
ş
tı mütereddit halden

Sazendeler söylüyor,

Mızrap hicran ile tele dokunuyor,

Ne gözya
ş
ı duruyor ve çile bitiyor



Sabrın her hali,

Müddeti nefes sancılar karı,

Akşamdan sabaha ah çekmek vaat mi yar

İ
çimyanıyor,

Gözlerim fersiz bir
ş
ekilde

Suskun bakıyor, yüre
ğ
im durmadan a
ğ
lıyor



Ne yazsam,

Derdi bin gam ile ayan kılsam,

Hasretin busesiyle
ş
akıyıp saçlarımı a
ğ
artsam

Yârin hicranına hiç
ş
ahit olmasam,

İçimin sızısıyla
ş
ikayetlenmeden sevdamı ya
ş
asam



Çileyle yo
ğ
rulsam

Ve ecrin esi
ğ
inde sabahlayarak,

Muhtaçlara sebil da
ğ
ıtsam,yanmasam

A
ş
kı hakikat manasıyla yudumlayıp,

İnşirahın kollarına uzansam, gönül kapımı açsam



Her damlada,

Mısraların esrarı diyarında,

Umudun ba
ğ
rında manala
ş
ıp vedala
ş
sam

Bahtımiçin hiçbir yeise kapılmadan, kanaatin

Serhatlığında fikrimi aydınlatıp bıraksam



Esin için,

Kalbi muhabbete vasıl olmak

Elbette muttaki kullar için bir seçim,

Aşk kimin
,
vurgun yemi
ş
gönlüm,

Yılların kaybettirdi
ğ
i ve zerkettirdi
ğ
i

Hicran ruhuma bakiyedir ibret için




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
12.08.2013 14:24
#1305

Hasretiyle toprağına yüz sürsem, gözyaşı döksem…



190748166_c1e80fde4d_b-950x418.jpg










Ne kadar

Ah desem ve kalbimi dinlesem...

Gönül bağımın bizar bırakan lisanını anlasam,

Aşk için gülü koklasam, ağlasam



Bülbülün feryadını,

Cihanın sadrını, vaat edilmiş hesabı

Koklasam onunla ayılsam

Gözyaşlarımı, sinemin efkârını,

Umutlarımın bekleyen vecdi cenahına bıraksam



Neden sana

Gelemiyorum, neyi bekliyorum...

Yılların yılgın bırakan suskunluğunu,

Gönül toprağımın susuzluğunu serdediyorum



Ne kadar dilensem,

Muhtaçlığımın her zerresinde

Hasretini nefeslensem eriyorum

Dil susuyor, gönül ağlıyor, gözler ne kadar

Nazar etse de, ruhuma hiç tesir etmiyor



Öyle baktım,

Derinlerde yine yalnızdım...

Her anımda, ruhumun hicran damlalarında,

Kalbimin inşirah arzusunda sen vardın



El açtım,

Secdeye yattım,

Aklımın dirliğinde bizardım,

Ruhum için aşikâr bir yardın

Neyi anlamadım, gayretimi ve azmimi

Dikkate almadım ve avuntulara sığındım



Yağmur yağarken,

Umutlarım hüzünle yeşerirken...

Taşın altında, karanlığın didarında, sabrın

Ve kanaatin sadrında bekleyen varken



Ne kadar yerinsem,

Mahcubiyetimle kuytu köşelerde

Demlensem ve bir ah etsem

Yolun selametinde,

Dilin edebinde, gönlümün

Mahzun lehçesinde idrakine erişsem



Seyrediyorum

Dağları, engin yamaçları...

Sinemde kalmış ve solmaya yüz tutmuş umutları,

Demlenen yakarışları, ağıtları



Güne baksam,

Onunla hem hal olup mananın

Ecrinde aklansam, fecre nasıl kansam

Yüreğimden kopan çığlıkları ummana bıraksam,

Ruhumu düştüğü yerden çıkartsam



Göçmeden,

Nefesi sahibine vermeden...

Vaktin rahlesinde, ahdin sahnesinde,

Sadakatin tevdiinde, ruhuma aşkı anlatsam



Oku” emrini

Hakikatin ilgasında nefeslensem,

Aklımın ar, nar, kar olduğunu bir sezsem

Ne kadar kaybolmuşluğum ve solmaya

Ramak kalan mesnetsiz umudumu gizlesem




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
12.08.2013 17:18
#1306

Hal ile söylenmeyen her söz, kalplerde bereketlenmez…


Orjinal boyutu icin tiklayin 1000x569px and 107KB.

AliAlparslan_008.jpg
“Tövbe Yâ Rabbi hata râhına gittiklerime / Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime”










Fiziki dünya

Bir ruhun, bir iradenin somutlaşmasıyla oluşur

O ruhun, bu fiziki âlem içerisinde, en mükemmel düzeydeki yansıması

İnsandır, bütün varoluş onun etrafında döner, insan âlemin içi ve ruhu, alem ise onun dış yüzüdür




Oluşum içten dışa

Yani batından zahire doğru olan bir açılımdır

İç, birliğin ve bütünlüğün yeri iken dış, ayrışmaların ve farklılıkların yeridir

Her şey gibi dinler de bu çift yönlü yapıya sahiptir ve dıştan çok içinde barındırırlar




Tasavvuf bir bilgi değil

Bir düşünce tarzıdır, usuldür,metottur

Ve ancak o mitolojiyi izlemek suretiylebir tür bilgiye ulaşılır

Arızi, geçici, değişken olandan ziyade özde yatan, kalıcı esasları sunmuş, metafizik ekollerden birisidir




Bazı geleneksel

Müslüman toplumlarında yaşayan fertlerin

İlmi, dini, siyasi, iktisadi, estetikve bürokratik tavır alışkanlıklarının

Arka planında tasavvuf denilen bu İslami dünya görüşünün yatmakta olduğu gözlenmektedir




Tasavvufun varlık görüşü

Makamlar ve mertebeler bütün manevi ilimlerde

En temel noktadır, açıklamalar arsındaki bazı farklılıklar, o konuya

Farklı mertebelerden bakılmasından dolayıdır, mertebeler arasındaki farkı bilmeyen kişi, zan üzere bir hükme girer




Tasavvufta, varlık anlayışı

Zaviyesinden bakacak olursak mutlak tevhit vardır

Sufiler başta, ortada ve sonda sürekli varolana; var demektedir

Varlık anlayışında Zat ve Zatın sıfatlarının deveran ettiği bir ortam söz konusudur




Bütün sıkıntılar

“Ben varım” diyerek varlık sahibi olduğumuzu

Zannetmekle başlar, dolayısıyla ”ben yokum,” sadece O var demekle

Bütün sıkıntıları omuzlarımızdan atmak anlamına gelir, emaneti doru yere teslim ettiğinde sıkıntı biter

Muhyiddin İbn Arabî hazretleri

“Bismillahi Fatih’il vücuda” yani “ vücuduaçan Allah’ın adıyla” diye başlıyor

Yine Hak Teâlâ’dan, O’nun sıfatlarından ba
ş
ka bir
ş
ey yoktur, hep O’nun ladır, O’ndandır, O’nadır…
M.E. K








Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
12.08.2013 21:47
#1307

Halin vecdiyle sevmek, nefesi vaktine eriştirmek…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x548px and 31KB.

1002495_625444724157153_2035630162_n.jpg







İ
nsan

Tanıdı
ğ
ını sever,

Hiç kar
ş
ıla
ş
masak da

Belli ölçülerde sizi tanıyorum,

Yazdıklarınızdan hislerinize a
ş
inayım,



Yaratılmı
ş
olan

Birçok varlı
ğ
ı kucaklayan

Sevgi dolu bir kalbiniz var.

Ama ço
ğ
u zaman kıymeti bilinmemi
ş
...



Sevmek

Ve sevilmek iste
ğ
i

Ço
ğ
u zaman hata yaptırır

Hele kalbiyle bakan insanlar

Bu hatalara daha yakındır.



Bakıyorum

ş
mek üzere iken

Kalkıyorsunuz ve edebinizi

Hiç kaybetmiyorsunuz.



Hisleri kalbe

Gömüp gerçek sevgiliye

Dönüyorsunuz yüzünüzü.



Okurken

Bazıları ele
ş
tiriyor sizi

Bunu da sizin

Yazdıklarınızdan anlıyorum



Ama

Dikkat etmiyorlar

Görmüyorlar

Dimdik aya
ğ
a kalktı
ğ
ınızı.



Sizi

Çok üzen

Birçok
ş
ey var hep

Üstü kapalı anlatıyorsunuz



Ama

Emin oldu
ğ
um kalbinizi

Çok yaralayan birinin oldu
ğ
u



Ve yaralarınızı

Rabbimizin izni ile

Sarı
ş
ınız ve yalnızlı
ğ
ınız...



Daha çok

Yazabilirim belki

Ama zor bir gün geçiriyorum...



İş
te bu saydı
ğ
ım

Özellikler ço
ğ
u zaman

Sizi bir parça olsun tebessüm

Ettirebilsem duygusu olu
ş
turuyor bende...



Hani

Bir söz var

''dili yok kalbimin

Bu yüzden ne kadar bizarım''



İ
ş
te

Öyle abim.

Kendimi a
ş
tım

Bugün hiç yazamam

Dediklerimi bile yazdım
011.png
.



Biliyorsunuz

Duygularla yazılanlar

Bazen haddi a
ş
ar haddi a
ş
mamı
ş
ımdır in
ş
allah.gif
.



Sevilecek

Bir yanı olmayan

Bu karde
ş
inizi siz neden

Seviyorsunuz bilmiyorum...

(Bir can karde
ş
imin zatım için yüre
ğ
inden dökülenler)



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
12.08.2013 22:51
#1308

Sen beni üzüyor incitiyordun, kalbimi kırıyor acıtıyordun…

946344_628473573854268_329271328_n.jpg






Belki de en nadide bir sızımdın

Yüre
ğ
ine söz dinletemeyen vefasızdım, inandım

Nihayetinde bir insandım, umutla ya
ş
ardım, duyguları nasıl hiçe sayardım

Her lahzada halin insicamında ya
ş
ayan fermandın, her ne yapsan ruhumdan kopamazdın



Vurgundum, kalbin efkârında gamdın

Hüzün vadeden heyecandın, dü
ş
lerimde baharı ya
ş
attın

Hülyalarımda sürur bah
ş
eden farktın, yalnızlık dünyamda hep yanımdaydın

Hiç gelmiyordun, beni üzüyor incitiyordun, kalbimi kırıyor acıtıyordun, bilmiyordun



Ben sana tutsaktım, tutkun olan
ş
afaktım

Vakti sukuta erdirecek kadar uzaktın, her gece a
ğ
lattın

Nereye baksam, topra
ğ
ı koklasam, sararan yapra
ğ
ı tutsam sen vardın

Sen halin suhuletine sevda ya
ş
atan kitaptın, a
ş
k mısralarında en çok söylenen nakarattın



Her ruhun bir sevdası olmalı, adanmalı

Hiçli
ğ
in feyzinde nefsi arzulardan arınmalı, O’na ko
ş
malı

Sülfitlikten ziyade ruhili
ğ
i esas yapmalı, çile ve ecirle sufili
ğ
in farkını anlamalı

Aç kalmalı, gönlü tok olmalı, hırkası temiz, urbası yamalı bulunmalı, asla utanmamalı



Bilgi ve a
ş
k olmadan iman nicedir

Hale dokunmayan kelam nefsi keyfiyettir, edep niyedir

Kalp korkusu hayâ ile bereketlenen ülfettir, ha
ş
yet hassasiyet vesilesidir

Kitabı celili anlamadan hıfzetme, iman etmenin feyzine müdrik olmadan hüküm koymak neyine



Sureta Müslüman olma, kimseyi avutma

Bin bir renk içinde, cezbeden olmak derdiyle ortalı
ğ
a serilme

Ruhsuzlu
ğ
un ne kadar a
ş
ikârdır, kalbin lekeler içinde virandır, yalan yanlı
ş
a bürünme

Panayıra çıkan, görücü arayan, can sıkıntısına bahane bulan, edebi hiçe sayan olarak daha fazla küçülme




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
13.08.2013 15:34
#1309

969079_586565024711790_1348440298_n.jpg

Aşkın feyzine ram ol, kalbin için yok başka çıkar yol…

 

 

 

 

Ey aziz nefes
Ayrık otuna bir nazar et
Ne kadar azimlidir, yılmaz bir gayret içindedir
Her vakit yaşamak için asla kederlenmemektedir, hedefine girmektedir
Ruhu için elzem olana tevessül etmektedir, her lahzada ibrete açılan bir hakikattir


Kul, varlıktan
Benlik denen süfli saltanattan kurtulmalıdır
Hiçliğin edep rahlesinde kalbine irfanın inşası için uğraşmalıdır
Ruhunu yüceliğe taşıyacak ikmali hassasiyetle bulundurmalı, korkmamalıdır
Sevdası olmayan bir yüreğin bizarlığında yük taşımak için, kan ter içinde kalmamalıdır


Nefsi iyi tanımalıdır
Hakikatini idrak etmekten uzak durmamalıdır
Nefsini her fırsatta tezkiye etmekiçin, ruhuyla adanmalıdır
Aklını ve azmini O’na feda olmak içinseferber etmekten asla çekinmemelidir
Efendimiz Hazreti Muhammet(s.v Müctebayı nefsinden öte sevmeyi hak etmelidir


Onun sevdasına
Ram olmayan bir gönül kahır içindedir
Her bahanenin çehresinden nazar eden sefil bir nefestir
Hali müteredditlik içindedir, asabiyet vazgeçilmezi, edep sarfı nazar ettiğidir
Beden vasfında yaşayan biçaredir, kalbi hassasiyete vasıl olmamış beyhude mizaçtır


Ayrık oyu deyip geçme
Nefsi emmare adına, pişkin tarzıyla isteme sekte
Her bakımdan etrafımızda biter, nekadar temizlesek devam eder
Beşer sıfatı nefsi emareye amade bırakılırsa, irfan ve edep kapısı perdelidir
Kalbi ve ruhi bakımdan tekâmül geçirmeyen her bilinç nefsi adanmışlıktır, hal esirdir


Hevese ne kadar akarsan
Gözünü, gönlünü ibret ve irfana karşı aç bırakırsan
İhsan ve ecir muvazenesinde O’nun rızasını aramazsan, eğer uzaksan
Vuslat kitabını anlamaktan ziyadesevabı için okursan, menkıbelere dalıp ağlarsan
Aşk ve sevda kalbin için değildir, bedensel ihtiyaçların adına dillendirilen bahanelerindir



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
13.08.2013 19:06
#1310

Ey edebin feyzine müdrik olmuş naif kalp…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 89KB.

1174842_629865793715046_734821917_n.jpg







Ne vakittir bekliyordum

Vakti sukuta erdirecek lahzayı, nasip
ihsanını

Kimi zaman hazırdım, kimi an hislerin dem olmasına bırakmıştım

Yazacaktım, yazmalıydım, edep libasını giyen nefesin suhuletinden bahsedecektim



Ve fakat bazen çekindim

Haline kaygılar mı zerk ederim diye erteledim

Endişe içinde nazar etmenizi istemiyordum, itminan hali bekliyordum

Sevgi ve sadakatin azizliğine, muhabbetin feyzi sürur baharına ermenizi diledim



Bilmem ki kaç yıldır

Sefih ve lafazan kelamlarımı okuyorsun

Bazen nadanlığıma ve bazen de nafile yer uğraştığıma bağlıyorsun

Onca yaşa rağmen diyorsun, tespih çekmek, zikir etmek varken diye sual ediyorsun



Nasıl ve ne şekilde

Bu çalışmalara zaman ayırdığımı bilmiyorsun

Meramımı merak ediyorsun, bunca hüzünve hicran niye diyorsun

Çileyi ikram görüyorsun, acizliği miskinlik adına öteliyorsun, sabırla diriliyorsun



Taklit için vehmediyorsun

Akli ve iradi olunmasını önceliyorsun

Heva ve hevesler için ne kadar çok ibretleri güncelliyorsun

Niçin tercih edenin keyfiyetine saygı gösterip, sessizliğin hikmetini öteliyorsun



Gibi, birçok suali sormadınız

Bu zamana kadar kalbi nezaketinizle nazar ettiniz

Her vakit himmet ve iltifat göstererek şevkimi kırmadınız, alkışladınız

Vakarınıza ve kemal vasfınıza veriyorum,edebi ne kadar naif taşıdığınıza imreniyorum



Rabbim her iki dünyada

Aziz ve emin eylesin, rızasına nailetsin

Her umudunuzda imdadınıza yetişsin, yüreğiniz hiç burkulmasın

Ecir ve ihsan azminizde fark yaratsın,her nefesinizi feyziyle bereketlendirsin




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
13.08.2013 22:47
#1311

Dokunma yarama, kanayan hicranıma, ahıma…


Orjinal boyutu icin tiklayin 792x596px and 163KB.

556787_629728143728811_1841221731_n.jpg






Hiç ses etmeyin

Viran olan efkârıma gülün,geçin

İster divane, isterseniz meczup niyetiyle alay edin

Bir lahza olsun ah uzarımı merak etmeyin, bir zavallıymış diye eseflenin



İnsan, kalbiyle

Aklı ve bilgisiyle, görgüve edebiyle payedir

Aklı karartan ne kadar sevda varsa, vicdanı susturan zan olunca

Heva ve heves esaretine alınca, arzular nefsi kızartınca, insanlık askıdadır



Rab bil âlemin

Niçin kuluna gazap etsin

Rahmet ve mağfiretini kesip, miskinliğin esaretine versin

Şirk koşmak, şerik halinde bulunmak, varlık adına nefsi bulunmayı nasıl görmesin



En yakının

Ve hatta feda olmayı göze aldığın

İhanete tutununca,arkandan oyunlar kurunca ne yaparsın

Senin yerine otoriteyi eline geçirmeye çalışanı adeta parçalarsın, hatta yırtıp atarsın



Refikan olsun

Kan, can verdiğin,istersen evladın bulunsun

Husus en gönül verdiğin canan, yoluna baş koyduğun sevdan konuşsun

Seni hakir gören,varlığını reddeden, itibarını silip geçen, sefil bir hayata mahkûm edenin gözleri okunsun



Aldatan, avutan

Bin bir yalan içinde sabırve samimiyetini sınayan

Her varlığını başkaları için kullanan, bizzat sana oyunlar yapan

Sevgi ve muhabbetini nefsi için kullanan, keyfi için her yolu mubah sayan olursa



İnandım diyor

Her türlü takiyenin içinde, nefsi arzularına yeniliyor

El âlem demiyor,pişkinliği kimselere vermiyor, utanmayı reddediyor

Her fırsatta nefsini önceliyor,senin imkânlarınla başkalarının hukukuna saldırıyor, ne kadar sabredersin




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
14.08.2013 17:44
#1312

Köleliğe ve esarete baş kaldıran Mısır halkı…

84eafa10-04b7-11e3-b72c-65e-jpg201308141






Nereden başlasam

Hangi suali aralayıp, anlatmaya kalksam

Millet şuurun kaybetmiş topluluklar için mibir şeyler yazsam

En sarih Arapçaya hâkim bir ümmetin halinin ne kadar harap olduğunu mu aktarsam



Muhammet Necip

Cemal Abdül Nasır, Muhammet Enver El Sedat

Sufi Ebu Tali, Muhammet Hüsnü Mübarek,Muhammet Hüseyin Tantavi

Ve en son seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olarak Muhammet Mursi, tutuklanmıştır



Adeta bir krallıktı

Ölene kadar veya darbeyle esir edilene kadar

Genellikle Mısır halkının başına getirilenlerin Muhammet isimli olması

Ve özellikle şek ve şerik içinde bulunması, ekonomiyi vesayetine alması, asker kalması



Yokluk ve sefillik içinde

Ümmeti Muhammet nezdinde itibarsızlaşırken

İsrail’le işbirliğine girmesi, Filistinli Müslümanların katledilmelerine seyirci kalması

Refah sınır kapısını kapatmasını, Amerikan yardımı altında kapilitasyonlara açık olması enteresandı



Nice Müslüman âlim

Katledilirken, tevhit için can verirken

Her türlü zulme ve işkenceye karşı ahatderken, belam olmayı reddederken

Kelimeyi şahadet için her türlü varlığını Allah yoluna hasrederken, sessizlik ne kadar anlamlıydı



Hangi şahadet ecrinden

İşkenceyle öldürülenden, suç isnat edilerekipe çekilenden

Her türlü tedhiş ve istihbarat gücüyle gönüllere korku zerk ederlerken

İhvan hareketi, şahadet şerbetine nail olmuş lideri, mazlum ve mağdurun sesi



Milletin kararan ufkunda

İlk filizlenmeleri ve yürek bahçesinde nüveleşmeleri başlatmıştı

Bugün küresel güç olarak addedilen, şer bakımından desisenin elebaşlığına soyunan

Güya kamuoyu önünde bazen günah çıkartan,insanlık adına medya pazarında kül bırakmayan



Emperyalist gücün temsilcisi

Amerika ve özellikle Rusya ve elbette ki Avrupa

Hiçbir Müslüman mezalimine karşı, insanlık adına dahi ses çıkartamamışlardır

Şer adına, nefs tellallığına, iblisin vazettiği yollara, tuğyan ve tağutluk adına, bilakis yarıştalar dır



Hama Müslümanları katledilirken

İran, ırak savaşında onca Müslüman’ın perişanlığı ortadayken

Saraybosnada, filistinde, Irak zindanlarında,Guatemala aptallıklarında

Afganistan, Cezayir ve birçok ülkede insanlarve özellikle Müslümanlar katledilirken



Pasif akıl ve pasif vicdan vardı

Ruhsuz bir millet, umutsuz zümreler perişanlık içinde kaldı

Dünyevileşmek adına her türlü taviz ve iltimas iradi ve kalbi bakımdan sağlandı

Geriye ne kaldı akidesi ve imanı kültür seviyesinde, sindirilmiş ruhlar umutla aranmaktaydı



Aşk ve sevdası olmayan kalp

Sadakat ve teslimiyette azmi terk etmiş bezgin surat

Varlığın aracı olmaktan, bir sıfat için onur veşerefi hiçe sayan ahlak

Bilmem ki nasıl bir kul olur, cihat sevdasıyla adanmak için iştiyakla şehit olmaya hak kazanır


(Mısır halkına reva görülen katliam ve darbe salyalarını şiddetle kınıyor ve telin ediyorum…)




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
14.08.2013 22:06
#1313

Ümmet sancı çektiği nispette diriliş sancağıdır…

konsolosluk-onunde-ummet-iftarlari.jpg








Ne kadar düşkün olsa

Bir sığıntı misali yurt yurt rızkı için dolaşsa

Akidesinden, iman ettiği hakikatinde bilincini inşa etmeye çalışsa

Umudundan hiç kopmasa, o deruni ufkunu karatmasa, mizan için narı kucaklasa

Hasretinde, yalnızlık kederinde, efkâr kokan nefeslerinde Hakka olan muhabbetine adansa




Zalim kim olursa olsun

Nefsin, hırsın, tamahın, makamın, sıfatın esiridir

Kul olmak vasfından sıyrılmıştır, varlığı adına hükümranlığa bulaşmıştır

Anlık olan kuvvetini, yetki ve salahiyetini, ezdiği, zulmettiği insanları köleliğe alıştırırlar

Ne kadar ahmaksa nefsin vaktine aldırmazlar, belam tipli hocalardan güya fetva alırlar




Din ulusu ve azizi olmaz

Saf, samimi, riyadan uzak, tevazuu sahibi kul ilahlık taslamaz

Şerik içinde bulunmaz, etrafında dolanmaz, bir paye uğruna varlığını satmaz

Mefkûresi vardır, öteye ram olmuş bir heyecandır, azim içinde ihsana adanmıştır

O’nun rızasına nail olmak için gecesini, gündüzüne katarak çile ve cefayı ikram almıştır




İnsan nereye gideceğini bilmeli

İdrake mani olan heves ve hevadan vazgeçmeli

Hesapsız bir maceraya girmemeli, arifelerin dergâhını takip etmeli

Her kim ne söylerse söylesin, söylem ve amelde asabiyet ve şiddeti terk etmeli

Hak ve hukukunu temin için meşru yollardan davasını takip etmeli, garez içinde nefeslenmemeli




Ümmeti Muhammed’in hali

Ne bugün ve ne de dün için beklenen zilletti

Fetret devri dendi, tefrikaya yenildi, hizipler türetildi, bölünmek istendi

Ümmetin gücünü hesap eden, zekâsı olan ve fakat aklı bulunmayan ecnebiler becerdi

Saf ve samimi Müslümanlar kendilerinden zannettiği yakınları veya inandıkları tarafından pasifleştirildi





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
16.08.2013 18:21
#1314

Feryat ediyor, gözlerden kan geliyor, kalp Ya Rab diyor…

 

 

İnsanlık nasıl bir figan işitiyor

Gözler, kulaklar, izan ve dimağlar acıyla nazar ediyor

Ümmeti Muhammet niçin bu kadar sessizliğin sefilliğine iltifat ediyor

Aklı ve iradeyi bahşedenin, nefesi vaktine ram eyleyenin, sahibin rızası öteleniyor

 

 

Bir gül için Gülşen ne yapardı

Kalbi olan her akıl sahibi bu kadar nefsine tapar mıydı?

Ecel hangi zamanın mizanıydı, hakikat sadece sözde kalan yalan mıydı?

Bunun için mi insanlığı, ülkeleri kana bulamak, Müslümanları aşağılamak farktı

 

 

Batıya haksızlık etmemek lazım

Asırlardır tek yüzlülüğüne sahip çıkıyor, aldatmıyor

Açık ve alenen ben ikiyüzlüyüm diyor ve bu benim asliyem diye ısrar ediyor

İkiyüzlülükte kabullenilmiş bir yüzdür, bu yüzlerden medet umanlar ne kadar sefihtir

 

Âdemi beşer irade sahibidir

İki yol adına imtihana tabidir, hidayet nasip işidir

Külli irade mümin tarafından iman edilen hakikattir, sünnetullah ebedidir

Şer cephesinde yer alandan nasıl merhamet dilenir, fasık ve münafık belli değil midir?

 

Bizler, bilincimizi tazelemeliyiz

Her bir şahadette yeniden dirilmek için ceht etmeliyiz

Kan ve revadan ürpermemeliyiz, hazreti Hamza(r.a) yı düşünmeliyiz

Artık varlığımızdan ve nefsi saltanatımızdan vazgeçmeyi öğrenip, kalbi diriltmeliyiz

 

 

Gönül maksudunu bulmalıdır

O’na kul olmak için azimeti asla ve kata bırakmamalıdır

Faniliğe abanmaktan, heveslere sarılmaktan, edepsizliğe boğulman arınmalıyız

Yüreğimizi O’nun aşkı ve Efendimize olan muhabbetle sevdasına nail olabilmeliyiz

 

 

Akidemizi taklitten kurtarmalıyız

Her önümüze serilen, din ulularıymış gibi ahkâm kesenlerden

Taassuba ve tefrikaya sürükleyenlerden, şekliyetçiliği önceleyenden aklamalıyız

Kulluğumuzu sadece ve yalnızca O’na yapmalıyız, referans için kapı kapı arınmamalıyız

 

 

Mustafa CİLASUN

 

 

 

 

 

 

MU
16.08.2013 21:11
#1315

Yoluna güller döksem, derdi gamını ben çeksem…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x674px and 241KB.

0_83458_18f5fbf9_XXL.jpg








Gönlüme düşendi

Bir umut şevkiyle dile gelen muhabbetti

Hak rızasına hasredilen bir samimiyetten ilzam olan hürmetti

Fedakâr olabilmek, samimiyetin hazzıyla hizmete amade bulunmak faziletti

Söylekim yüreğine doğan, hicran damlalarıyla yorulan, bir dostluktan imtina edecekti




Oysa hiç tanımam

Kelimelerin marifetiyle kal eyleyip, yazdık

Göçüp gitmeden, kabre girmeden, kefene bürünmeden arzuladık

Nihayetinde bir ömür yaşamıştık, bazen hazan vebazen de zemheriyi imzaladık

Ve fakat asla asi olmadık, vefasızlık adına bir an bile nankörlük yapmadık, sadıktık




Hilkat olarak mazlumduk

Yaşadığımız şartlar, sahipsizlik ne yazar

Boynu bükük, nazar eden ve fakat isteyemeyen bir canı gamdık

Sevgiye çok susamıştık, hamiyete aç kalmıştık, marifete ne kadar uzaktık

Sosyal şartlar, çaresiz umutlar, bilinçsiz soluklar, nefsi zorbalık semtinde yaşadık




Gülebilmek için çok zorlandık

Her yanımızda bir kaygı taşıdık, evet, çok dışlandık

Varlık ve servet sahipleri tarafından mahkûm eden gözlerle tanıştık

Şımartılmış çocukları, nazından geçilmeyen edaları, can sıkan davranışa alıştık

Bir lokma ekmek, iki çeşit yemek, çay içebilmek, zeytini dörde bölmeden yemek telaştı




Artık nefesin sonları başladı

Tende takat azaldı, acıyan gözler ne büyük cefaydı

Gözyaşları tutulmazdı, demek ki sinirler boşaldı, suskun yer nerede vardı

Kimseler görmesin istiyorum, Rabbime büyük bir umutla sığınıyorum ve ağlıyorum

El açıyorum, her zaman olduğu gibi yine yanımdasın biliyorum, senden başka kimim var diyorum




Ey sevgi ve muhabbetini esirgemeyen

Hali perişanlığımı bilmesine rağmen, himmette bulunan

Nadanlığıma hiç bakmayan, sanki bir arif sezgisiyle taltifler yapıp,taçlandıran

Her iki dünyada aziz olasın, can yoldaşım olarak dilerim unutmazsın, niyazında anarsın

Bu bizar ve bedbin halimin bir lahzada huzura kavuşması için çabalarsın ve sinende saklarsın




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
17.08.2013 15:04
#1316

Hasretin ruhi olmalı, kalbin sevdasıyla yanmalı…



%C4%B0lgin%C3%A7-Do%C4%9Fa-Resimleri.jpg









Kalpte tezat bulunmamalı

Akide dirliği ve birliği muhkemce sağlanmalı

Akıl bilgiden uzak durmalı, yoksa ilk “oku” emri nasıl anlaşılmalı

Durağan olan, pasif kılınan akıl ve vicdan ruh ve kalp şevkin azmini nasıl kuşanmalı



Ruh yaratılırken ne vardı

Nefisler zaten ihtar edilen sanıklardı, imtihan ardı

Sıratı müstakim üzere bulunmak kimler için şarttı, başka tarik var mıydı?

Bilen, akleden ibreti gaye edinen, her ayetten dersini ikmal eden, kul olmak maksattı



Hakkı tespit eden, batılı reddeden

İnsanlık adına hizmete ve hikmete ram olmasını bilen

İlimve irfanını yalnızca Hak rızasına tahsis eden, nefsini öncelemeyen

Hiç olabilmenin edebiyle rızkını temin eden, her varlıkta O’na teslimiyeti hasreden



Zalimin zulmüne, fasık’ın fısk’ına

Her türlü şer ve desiselerin ortak paydası olan tuğyana

Allahın hükümleri dışında olmak üzere, hüküm ihdas eden, cebreden Tağut’a

Dünyevileşmek furyasına, paganlık yaftasına, şerikler ihdas eden alalanmış maksada



Yoldan çıkartmak için çabalayana

Haram ve nevilerine karşı bağışıklık kazanmış insanlara

Her türlü edepsizliğini meşrulaştırmak için sınır tanımayan kalpazana

Pişkinlik hastalığına tutulmuş yalan ve riyaya, haset üzere yol alan bühtanlara



Tefekkürü mevtten anlamayan cana

Her fırsatta fıs kını zerk eden izansıza, saftiriklik satana

Nefsi hastalığını ve zafiyetlerini hiçe sayan ahmağa, aklını kullanmayana

İradi olmak adına her vakit nefsi tercihlerde bulunana, heva ve heves için çırpınana



Hasreti sorma, firkati anlatma

Aşkve sevdanın ruha hitap eden, bilinci inşa eden narına

Maksuda ram olabilmenin feryadına, sessiz çığlıkların sukut ettiren sadrına

Hiç temas etme, dinler gibi görünse de sıkılganlığını gizlemeye gerek görmez, acınma




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
17.08.2013 17:31
#1317

Hangi zulümden bahsetsem, bu ümmet için ne söylesem…

39284.jpg









Beni âdem adanandı

Maksut için muhabbetle anılan canandı

Mayasında sevgi ve aşk vardı, ruhunda ulvi bir nazar hakikattı

Hak ve batıl kul istidadı olanlar için ne kadar yabancıydı, şaşkınlık niye arttı




Varlık ve servet hardı

İnsan ihsan edeni unutunca bahar hazanlaştı

Nefsi aldanmalar başladı, keyfiyetler mevki atladı, ruh bizardı

Kalp hicrana kanan bir ummandı, sığ sular en ağır ezaydı, zekâ sahibi anlamadı




Akıl, Müslümanlara hastır

Zekâ,ecnebiler için vazgeçilmez bir hesaptır

Kul olabilende hem akıl ve hem de zekâ asıl olan hakikat tır

Kiminde akıl, kiminde zekâ bereketli kılınmıştır, izan sahibi için kalbi olmak şarttır



İslam hukuku katle cevaz vermez

Canlı bomba olmak isteyenlere de caizdir demez

Sevgi ve muhabbeti imha eden her gayrete meşru et nazarıyla hak görmez

Ecel vakti saatlidir, şahadet en nadide azimettir, kul cennetten ziyade O’nun rızasına taliptir




Her Nefs ölümü tadacaktır

Ölüm,vakte ram olmuş bir hicrandır, yarı aşktır

Şahadet kul için en naif bir makamdır,umutlarım içinde en makbul olanıdır

Yoksa bin asır yaşamış olsan, rızadan o nispette uzaksan, sefayı zillet saymıyorsan girdaptır




Zalim kul için ne kadar yabancıdır

Çile vecefa, sabır ve vefa, aşk ve sevda onun için farktır

Dertte,kederde, çilede, eziyette, zulümde, en yakınıyla muhabbet eden canandır

Yoksa uzlet içinde miskinlik yapmak, sosyal hayattan kopma, rakamsal zikirle kurtuluş aramak hüsrandır




Kâinatın her zemininde

Zulme maruz kalan, şiddet ve işgalle canlarından olan

Varlıkları ve hukukları hiçe sayan her mazlumun yanında ve vicdanında

Yer bulmalıyız,yaratan ve nefese bir vakit bahşeden Rabbimizin rızasıyla nefsimizden arınmalıyız




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
17.08.2013 20:56
#1318

Sormayın, arkamdan vurmayın, yaralamayın…


Orjinal boyutu icin tiklayin 1000x667px and 301KB.

pembe_agaclar_pembe_cicekli_agaclar_park








Artık yorgun düşmüştüm

Azim noktasında yenilmiştim, geriye çekilmiştim

Direnmek adına, hoş görü nazarında, bizarlaşan bir halin meftunuydum

Nereye elimi attımsa, hizmet kervanına büyük bir umutla katıldımsa da usanmıştım




Anlayamadığım bir hastalık vardı

Şeklen Müslüman olmak, ne derler için adanmak kardı

Ne kadar nüfus edinirsen, sabah, akşam davetlere gidersen hatırın sayılırdı

Kapına gelen, yardım bekleyen, yurt yaptıracağım diyen, teberru için kapı aşındıran ihsandı




Ne kadar enteresandı, bir gamdı

İçimde derlediğim figandı, sessiz çığlık adına feryattı

Varlık adına hükme bürünen, etrafında hazır kıta duranlarla öğünen yardı

Tevazuu halinden ne kadar uzaktı, makam arabası en ala markaydı, gerdan sarkıktı




Nerden bulurlar, nasıl inanırlar

Safahat içinde yaşadıkları halde hala çok yakınlar

Evlenecek olanlar, kız arayanlar, erkek adaylar onlar tarafından haktı

Şayet nüfus sahibi bir nefes tarafından tavsiye edilmişse, mesele kuşkusuz tamamdı




Resimler marifetiyle tanınan hak

Görücü usulüne ne kadar fark atar fark, konuşmak yasak

Rıza gösterilecek, anne, baba teslim olarak takdir edecek, iki can sonra konuşacak

Hissiyatmış, nazarmış, empati, sinerji ne kadar tuhaf anlaşılan beyanmış, kalp ısınacakmış




Sevdası olan bir yürek ne yapsın

Hangi kapıyı gönül rızasıyla çalsın, bir umut arasın

İnsan olmak bakımından akıl ve izanını ortaya koyarak hakka ulaşsın

“Sultanım benim için bakıyor” diye teslim olan akıl eiradeye, hangi değerle bağlansın




İnsanlararık fark etmeli

Kültür dinini olarak ikame edilen halden vazgeçmeli

Aklını ve muhakemesini yalnızca hakikat uğruna hasredip, ihsana bürünmeli

Nefsi olan her maslahatı seçecek kadar ehilleşmeli, bilgi ve marifet için azmedip öğrenmeli




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
18.08.2013 14:39
#1319

Gözler çaresiz, yaş iner sessiz sessiz, hal kefensiz…



Orjinal boyutu icin tiklayin 821x559px and 53KB.

943288_610619735639652_1197684469_n.jpg








Umut adına ağlamalıyım

Sami yetin her veçhesiyle yakarmalıyım, haykırmalıyım

Kefensiz bedenleri, umut için cehdedenleri, davasına güvenen nefesleri anmalıyım

Ne kadar takatim kalmışsa, varlık adına bir kıymet varsa, o şeref sahiplerine adamalıyım




Ne kadar miskinlik içindeyim

Zilletin her perdesi var, sahneleniyor kibar kibar

Tilavet edilen ayetlerin yüzü suyu hürmetine bırakma nefsimle baş başa yar

Ne yapsam, tezkiye adına kararlar alsam, zafiyetlerden arınmak için uğraşsam bırakma beni bana yar




Hangi mezalime şahit olsam

Günlerce meydanlara çıkıp sloganlar atsam

Ve bir müddet sonra normal ve hak zannettiğim yaşantıma başlasam

Fanilik adına hiç durmadan adansam, en çok andığım ve dikkate aldığımla haşr olsam akıbetin ne feci yar




Ne dillenen cenneti ve cehennemi

Ne kabri ve ne de berzah olan, haşyet sunan âlemi

Her gün önümüzden göçen nefisleri, bin hüzün içinde yas tutan nefesleri

Üç gün sonra normal seyrine dönen servet emellerini, keyfiyet zadeliğini, nasıl izah edelim




Yaşayan Kur’an olamayınca

İkinci bir doğum olan, kemali yete ulaşamayınca

Gün kararınca, gece başlayınca, düşler uykuda bırakmayınca,çırpındıkça

Her korku ve ürpertinin ayak izlerini dünyada ders alana kadar yaşa, ibretinden uzaklaşma




Ey Rabbim sen bilirsin sen

Ne kadar zafiyet ve nedametim bulunsa da sahibimdin

Aczi yet benim, miskinlik sefil halimin, taklit üzere ömür tüketen benliğim

Aşikârken, ne söyleyebilirim, hangi yüzle el açıp, secdenle kapına gelebilirim, razı olduğun kulun olabilirim






Mustafa CİLASUN

 

 

MU
18.08.2013 18:58
#1320

Kalbin aklı var, edep içinde atar, vicdan ismettir yar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 1000x670px and 399KB.

manzara-resimleri-hd-full-hd-3-aliraci-2







Sevdası olmalıdır yüreğin

Gücün, takatin, kuvvetin, bilginin, iradenin,azmin

Aşk, zafiyeti reddeder,illa hakikat ihsanını murat eder, gam nefs için keder

Hangi lahzanın sayfasını açarsan aç,tesadüfü ve rastgeleliği asla içinde bulamazsın




Her an hikmeti mucibince takdirdir

Vakit nasıl bir feyzin şevkiyle zuhurat edendir

Her lahzasında bir hikmeti ilahi vardır, nefesi iradi için kaderdir

Bilgi ve akıl umudun vucubiyetinde ki asliyedir, zan ve önyargı marazı vicdandır




Şek içinde bulunmak ve kanmak

Ömrü vakfettiğin umdeler muvazenesinde yol almak

Heva ve hevesi hissiyatına kapılıp meşru saymak, nefsini öne çıkarmak

Elde ettiğinne varsa, şayet varlığın saydığın servetin aracı oldunsa, sual et haline




Arif, gönül diliyle konuşur

Hak ve hakikat sabrıyla yoğrulmuştur, edep içinde ki kuldur

Muradı ihsandır, ecir ve O’nun rızasına adanmışlıktır, nefsi arınmıştır

Sevdasına meftun olan bir sadıktır,sadakati en müstesna yaşayan ve yaşatanıdır




Soyut bilgiyle hal demlenmez

Aşk ve sevdası olmayan umut netice vermez

Canı, canana feda etmeyen aşığa ümit beslenmez, edep dilenmez

Sevgi ve muhabbet çilenin, cefanın,sabrın, azmin, narın, hayânın ve ihsanın, nefs engelleyemez




Hangi cemiyet ve cemaati ansam

Yoluna ve hizmetine ram olmak için fırsat kollasam

Şahit olduğum maraz ve nefsanîliği hiç dikkate almasam,sabırla yol alsam

Gönlüm bizar oluyor, şevk uzaklaşıyor, sabır zorluyor,edep aranıyor, hassasiyet bekleniyor




Arifin meclisine her nefes gelir

Çünkü onun varlığı, hiçliğe terk edilmiş cevherdir

Hangi pası, demiri, pirinci, metal hurdalığı anarsan narıyla tezkiye edendir

Nefsi ve kalbi tedavi eden rehberdir,Efendimiz, hazreti Muhammet(s.a )Mustafa’nın sıratındandır




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
18.08.2013 21:49
#1321

Nerdesin, hangi nasibin kederisin, umut için ne kadar hazinsin...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 61KB.

1184891_632524770115815_810801742_n.jpg










Kim bilir nerdesin

Nasıl bir hassasiyetin içindesin

Sanki yıllara sâri hasretsin, firkatin ta kendisisin

Ruhuma hüzün zerk eden kedersin, hicranın derin sularındaki hecemsin




Artık ne söylesem

Elemin çilelerini derlesem

Her lahzada gözyaşlarımla bestelesem, söylesem

Bu hasrete çare olacak mı, baht gülecek mi, söyle umutlar yeşerecekmi?




Korkuyorum anmaktan

Rüyalarda pürtelâş olup, fırlamaktan

Sabahlara denk yâdımda saklamaktan, yalnızlığa sığınmaktan

Hazanın solgun çehresinde umutları yoklamaktan, bahtkitabını okumaktan




Bilmem ki neredesin

Şenmisin, kederin kadrinde hasret misin?

Bin hüzünle dillenen şarkıların bestesi misin, yoksa edebin halinde

Sabrın vadesinde, nasibin bahsinde yıllardır yaşlarını gizleyen suhulet misin?




Ne söylesem, kar etmeyecek

Sessizliğin esrarı çözülmeyecek, yüzüm gülmeyecek

Hüzün yüreğimden silinmeyecek, gelen, gidenden haber sual edilmeyecek

Boyun bükülecek, sabır acısı yüreğime inecek, kalan nefesler ne kadar şevkle erecek




Ölmeden ölmek buymuş demek

Her şeyden vazgeçmek, varlık adına umut beslememek

Her an ölümle müştereklik içinde nefeslenmek, kimi zaman öncelemek

Hevesi heva, arzu kitabını bitirmek, ibret adına sonnefese kadar satırlara dökmek




Ey hak demek, ruhu teslim etmek

Ne kadar gün yüzüne hasret umut kalmışsa toprakta demek

Kabir ne kadar yakın halime, derinliğimden nükseden bir hüzünle içimde

Olsun dert etme halimi, sensizlik içinde viran olan kalbimi, ruhumdan akseden kaderleri




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
20.08.2013 12:40
#1322

Gelme, bir söz söyleme, viran eyleme…


Orjinal boyutu icin tiklayin 892x653px and 752KB.

rnctm.png




Gelme,

Bir teselli verme,

Gözyaşlarını artık silme…



Yüre
ğ
imde ki

Acıyı merak etme

Her gün yalnızlı
ğ
a iten kederi tema
ş
a etme



Huzuru

Zehreden nedensizli
ğ
i

Çözmek için bir gayrete girme



Alıp götüren

Hicranıma ses etme,

Yüreğimde ki hüzün vadilerini incitme



Verme,

Bir umutla kar
ş
ıma dikilme



Ecele

El verdi
ğ
ini söyleme,

Ölüme gitti
ğ
inden bahsetme



Yüre
ğ
ini

Daha fazla incitme,

Kabuk tutmuş yaramı yeniden zedeleme



Ne

Hasretin adını an,

Ne sevginin farkına
ş
imdi var,

Sevda hassasiyettir yar



Artık

Ne söylesem,

Boyun büküp sabretsem



Yüre
ğ
imi

Titreten elemi ruhumla

Götürsem, ümit vermesem



Ölmenin sükûnetini

Yaşarken terennüm etsem,

Uzak diyarlara çekilsem



Hatıralarla

Kalan nefesi tüketsem,

Kahrı tedavi etsem, gönlümü teskin eylesem



Ne gelenin

ve de gidenin gözlerine baksam



İ
çimde

Sakladığım acımla,

Adım adım topra
ğ
ımı kazsam



Servilere

Hüzünle baksam,

Tenimi ok
ş
ayan

Rüzgârın halinden bir anlasam



Ufkun kararan

Çehresinde sabahlayıp, sessizli
ğ
in

Efkârında topladı
ğ
ım çıraları yaksam



Hangi nefes

Gelirse yanıma, hiç hayıflanmasam



Yıllara sâri

Sukutumdan kalan

Güfteleri muhabbet içinde anlatsam



İ
ster anlasın,

İsterse anlamasın, yeter ki

İçimde ki yangın biraz olsun rahatlasın



Son dem

Hicranım arınsın,

Ruhum huzura kavu
ş
sun, ölüm

Nefsimi korkutmasın, tebessümle baksın



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
20.08.2013 19:52
#1323

Yüreğimde dinmeyen esintiler…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 44KB.

543418_633632203338405_1223006227_n.jpg








Bitti,

İ
çimi titreten,

Sürur zerk eden hicran gitti…



Bir in
ş
irah sahnesiydi

Güne
ş
ı
ş
ınlarının sessizce içeriye girdi
ğ
i gibi



Sabahın ilk saatlerinde,

Gülmeyen yüzlerde ısıtan ülfet timsaliydi



Ne
ş
e ve muhabbete

Ne kadar hasret kalınmı
ş
sa gönül,

Kahredercesine benimsiyordu



Derin bir yakınlık duyuyordu

Sanki ruhi tınıları aynı serencamdan nüksediyordu


Kelam etmek,

Bazen derinli
ğ
in kıyılarında gezinmek,

Gülebilmek iyi geliyordu



Sineme

Ömürlük bir hakikat sıcaklı
ğ
ını veriyordu,

Huzur ve muhabbet ya
ş
anıyordu



Bir takım

Mahrem konular vardı

Her nasılsa çekinceler hala zindeli
ğ
ini koruyordu



Sessizli
ğ
in gölgesinde ki izler

Bu gerçe
ğ
i haykırıyordu, güven yetmiyordu



Ya
ş
anmı
ş

Ve iliklere kadar acısı saklanmı
ş

Mazi sayfası, okunmaması gerekiyordu



Her ne
ş
arta olursa olsun

Ya
ş
anmı
ş
lık kalbe ve ruha acı vermi
ş
se,

Elem vaat etmi
ş
se, acıtıyordu



Artık

Yeni bir sayfa açmanın,

Kalan nefesi sürur sandalına bırakmanın



Yegâne sahiple

Ba
ş
ba
ş
a kalmanın, deryanın ruhuma

A
ş
ina gelen sedasıyla uyumak istiyordum



Görece
ğ
im

ş
ler artık rahat bıraksın

Huzuru temin için ne kadar varlı
ğ
ım varsa alsın



Kalbimde

Yeis adına hiçbir iz bırakmasın,

Kaygılar esaret ya
ş
atmasın



Akıl ve izan

Tutuklu kalmasın, çile ve cefa

Zulme dönü
ş
mesin, insan oldu
ğ
un bilinsin



Kalbe dü
ş
en

Bir sevda, ruhu yormasın

Hissiyata yas tutturmasın, bütün zamanı almasın



Sevgi adına mü
ş
tereklik

Ve saygı sadakatle marifet kazansın



Güven

Ve samimiyeti zedeleyen

Her
ş
üphe taliplilerine ula
ş
sın, muhabbeti yıkmasın




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
21.08.2013 17:04
#1324

Sizi tebessüm ederken görmek ne büyük şans…


Orjinal boyutu icin tiklayin 732x519px and 39KB.

581788_633436610024631_1932973180_n.jpg







Olsun,

Yeter ki tebessüm olsun

Gülen yürekler muhabbete kansın

Hüzün ak
ş
amları ya
ş
amasın, sürur uzakla
ş
masın

Hicran gecelerinde yalnızlı
ğ
ın kollarında melülle
ş
mesin

Her anında
ş
evk ve ne
ş
e ikramı bulunsun

Kalbinde a
ş
k kitabı yazılsın, sevinç gözya
ş
ları aksın

Mütebessim eda ancak bu kadar

Yakı
ş
sın, nefes sadece O’na adansın




A
ş
k, ne yüce bir hece

Kelimeleri içinde barındıran bilmece

Gönüllerin kitabını yazdıran

Sevdayı anlatan berceste

Nefes vaktine aktı
ğ
ı müddetçe

Ruh ahdine sadık olan bir emanetse

Akıl, bilgi, irade, azim kalp için

En masrafsız hazine, edep hal için zaruretse

Deruni bir hasret için lahzalar içinde bulu
ş
alım

Ruhi hassasiyetlerimizi öne çıkartalım,

Ahenksiz ne varsa ve hayâdan uzaksa

Etrafımızda barındırmayalım




Evet, ne yapalım

En iyisi sakin ve sessiz sahilin

Efkârıyla bir ak
ş
am muhabbete dalalım

Her gamı ve kederi unutalım, nefes nefes ko
ş
alım

Ve bazen de gökyüzüne bakarak

Kumların üzerine uzanıp

Hiç ses çıkartmadan içimizle konu
ş
alım,

Rabbimizin sevdasında bulu
ş
alım




Fanili
ğ
in latifli
ğ
inde i
ş
aret ta
ş
larını okuyalım

Nazar etti
ğ
imiz her ayette hakikatin suhuletine uzanalım

Ölümle her zaman arkada
ş
lık kuralım

Emre tabi oldu
ğ
unu asla unutmayalım

O’n emretmi
ş
se, ruhumuz

Ahdine sadık kalacaktır korkmayalım

Umudun her safhasında azim ve hassasiyetle yakaralım



Bilemiyorum, beklide yordum sizi

Vakitsiz hasrettim dü
ş
üncelerimi,
ş
evki emelimi

Peki, kifayet eder sanırım

Ve müsaadelerinizi diliyorum




Kalbinizin sahibine emanet olmanız

Temennisiyle selam e
ğ
liyorum

Baki selam ve huzuru kalp içinde

Bulunmanızı Rabbimden niyaz ediyorum

Esenlik ve afiyet dileklerimle

Yesari Asım Arsoy’un bestesi olan

Sen olmasaydın e
ğ
er, a
ş
ka inanmazdım

Eserini dinlemenizi isterim

Zira bu beste bir umre ziyareti sırasında

Gönlüne dü
ş
en a
ş
k adına yazılmı
ş
tır




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
21.08.2013 19:34
#1325

Ötelere alıp götüren sualler sevdası…

Aziz nefes Sureti
İ
rade karde
ş
im
derki;



Orjinal boyutu icin tiklayin 960x960px and 97KB.

993689_10201271110114007_1006248833_n.jp







Böylesi veciz ifadeler kar
ş
ısında

Meftun olmamak ne kadar kabil, dil susmu
ş
hal konu
ş
mu
ş

Kalbi dostlu
ğ
una kabul edilmeyi ne çok isterdim


Rahleyi tedrisatında, hali edeple yol almayı

A
ş
k ve sevdanın közünde yanmayı, O’na adanmayı

Varlı
ğ
ın esaretinden kurtulup, nuruyla bulu
ş
mayı


Hayat memat ili
ş
kisinde aldanmamayı

Avuntular furyasından kurtulmayı

Bedenin de
ğ
il, ruhun in
ş
irahında solmayı


Ha
ş
yet hassasiyetiyle mücehhez olmayı

Huzur-u divana dururken kaybolmayı

İ
badet ve teatin i
ş
tiyakıyla bu
ğ
ulanmayı


Her türlü mecazilikten kurtulmayı

Nefsi pi
ş
kinlikten sıyrılmayı

Miskinli
ğ
i dı
ş
layıp, cehte ko
ş
mayı


Aktif akıl ve aktif vicdan sahibi olmayı

Akıl, ilim, irfan, idrak, ihsan dirli
ğ
inde ya
ş
amayı ö
ğ
renirdim…

Bilmem ki ba
ş
ka bir kelama hacet var mı?




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
21.08.2013 22:05
#1326

Nefesin son demi, hasret rüzgârının dinmeyen kederi…


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x613px and 148KB.

1150846_633009783400647_1868461717_n.jpg








Nerden ba
ş
lasam

Yüre
ğ
imin dalgalarında kulaç atıp açılsam

İ
çimse sakladı
ğ
ım çocuklu
ğ
u

Ortaya çıkartsam ve co
ş
sam

Kanatlanmanın hazzına ula
ş
sam,

Zirvelerden ibretin sezgisinde bulu
ş
sam



Ta
ş
ı elime alsam

Var gücümle sıkıp, takati zorlasam

Nefes nefes kalmanın kederiyle

ş
ünceler soka
ğ
ına dalsam

Suskun ve kimsesizlik içinde ü
ş
üyen

Banklara bakıp, halimin fanili
ğ
ini ansam



Mazlumun nefesi azizdir

Yaratan adına ona muhabbet beslemek caizdir

Kimsesizlik ne kadar büyük fakirliktir,

Hasret kitabında hecedir

Her cümlenin ve kelimenin en bariz temsilcisidir,

Yürek da
ğ
layan efkârı çiledir



Ne zaman hasreti ansam

Rüzgârın imdadıma yeti
ş
ti
ğ
ine kani olsam

Yârin kokusundan esintiler

Getirdi
ğ
ine tüm kalbimle inansam

Gözya
ş
larımı yine sessizce bıraksam,

Sırrı gamımı kimseye duyurmadan yazsam



Nice okunmayan kitaplar vardır

Yazan mevta adına ne kadar hüzünlü bir dramdır

Kim bilir ne umutlarla yazmı
ş
tır,

Halin deminden akseden vicdandır

Her umutta bir murat saklıdır, takdiri

Nasip namütenahi bir zamandır, sevdadır



A
ş
k, ruhun, kalbin hüsnü hicranıdır

Narıyla besleyen, temizleyen,

Terbiye eden gülistandır

Sevdası ihsandır, kalbi hassasiyettir,

Fedayı nefestir, ecri sadıktır

Hiçlikte vücut bulan rızadır,

Varlı
ğ
ından arınmı
ş
sedadır, O’na kul olmak esastır



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
22.08.2013 14:16
#1327

Eller semaya açılırken, gözlerden yaş iner…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 96KB.

522428_633010513400574_324700404_n.jpg





Hassasiyet kalbindir

Ruhtan ne
ş
et eden ahenktir, takvayı akidedir

İ
man, ruhi ve bedeni kulluk

Sevdasına adanmı
ş
ğ
ın gerekçesidir

İ
badet ve teati ruhun ve bedenin

Vazgeçilmeyen ihtiyacı ve ihyası adına O’na sesleni
ş
tir



Kul, O’nundur, nurdur

Kemali yet sıfatına nail olmanın farkındadır

Varlı
ğ
ı, hiçlik vasfında ihsandır,

Güç ve kuvveti, azmi ecri sadıktır

Nefsiyle ba
ş
eden aklı idraktir, zafiyete

Nazar etmeyen arifi edeptir, halden vazgeçendir



Namaz, tanzimi adaptır

Huzura gelme fırsatı bah
ş
eden ulvi cenahtır

Her
ş
artında edep ve adap,

Hassasiyet ve aczi yet
ş
iarı hakikattir

Hazır olmayan, hata ve yanlı
ş
ta kastı a
ş
an,

Bilincini tazelemek istemeyen için uzaktır



Be
ş
vakit ezan okunur

Öteler adına hakikati hatırlatan arzı nidadır

Aklı ve idraki olana seslenir,

İ
nsanlık adına vasfı bulunana el verir

Lahuti musikisi ruha
ş
ifa gelir,

Kalbin tellerini titretir,

Hasret ve firkati naif hale getirir



Kul, kalbi olacaktır

Ne kadar sureti varsa o illetten kurtulacaktır

Kalbinin bir Nazar gâh oldu
ğ
unu

Asla ve kat a unutmayacaktır

Azmi, merakı, akıl ve izanı

O’na hakkıyla kul olabilmek

Gayretiyle sevdasına ula
ş
acaktır



A
ş
k deyip geçme

Kalbin ne kadar mümbit hale gelmi
ş
tir sual eyle

Dünya adına hiç bir
ş
eyi bo
ş
verme,

Her imkânını ihsana hasreyle

Allahın resulü Efendimiz(s.a) için fedayı can

Olan sahabelerin teslimiyetlerini hıfz eyle



Tefrikayı davet eden

Ne varsa, hangi maksada binaen maslahatsa

Gönlüde yer verme, fayda

Mülahazası için nefsine itibar etme

Ümmeti Resulullah en naif ve en zarif millettir,

Onun ümmeti olmak yetmez midir, zaaf gösterme




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
22.08.2013 17:49
#1328

Gülüp geçiyorsun, beklide alay ediyorsun, bilmiyorsun…

1230028_634488219919470_671013776_n.jpg








Bilmiyorsun

Hiç nazar etmeden geçip gidiyorsun

Halin figanını i
ş
itmiyorsun,

Her lahzada hasret tohumu ekiyorsun

Titretiyorsun,

Hassasiyet serencamında bekletiyorsun,

Ümitler için
ş
evk vaat etmiyorsun




Gözler görmü
ş

Gönül süruru a
ş
k için ömürden geçerdi

Hale nak
ş
eden sevgiden

Nasıl vazgeçilirdi,

Ukdeleşen sır perdeydi

Gönül söz mü dinlerdi,

Yüreğe i
ş
leyen sezgiye bir nebze

Nezaket gösterilmez miydi?




Nerden bilirdim

Demek ki bu sevdaya meftun viraneydim

Yalnızlı
ğ
ın ve sessizli
ğ
in ü
ş
üten

Sokaklarında yıllardır bekledim

Bir tebessüm edebilmek isterdim,

Muhabbetti özlemin,

Dertleşe bilmekti firkatim




Hayallerim vardı

Bir ömür derledi
ğ
im

Ve umut besledi
ğ
im sırdı

Anla
ş
ılamamak ne kadar garip gelirdi,

Fark edilememek ne büyük dertti

Her zaman susmak mecburiyetti,

Hiç görememek, izini sürememek eleme yeterdi




Bilmezdim, bilemezdim

Kalbime ihsan edilen

İksirden vazgeçemezdim

Ruhumun ve sezgimin talip oldu
ğ
u

Bu sevdayı yakıp kül edemezdim

Vazgeçerdim, heves, tutku,

Varlık, sıfat adına neler

Ardımdaysa bırakır, giderdim




Bir heyecan var içimde

Ne kadar nezaketli ve sessiz,

Süruru içinde beklemekte

Nasip neredeyse, kader gülecekse,

Murat alınacaksa, kahır etmek niye

Seven, sevdi
ğ
ine asla kahredemez,

Perişan olmasını isteyemez,

Hatta bu
ğ
z edemez




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
22.08.2013 20:40
#1329

Gecenin yalnızlık sahnesinde sessiz bekleyiş!


Orjinal boyutu icin tiklayin 843x403px and 27KB.

1185452_633049200063372_1177516579_n.jpg







Nice gönlün umutları tohumken

Nefesin müddetinde tevdi

Edilenle bizzat sorumluyken

Hak ve hakikat adına gerekçeli

Ve vadeli mühletken aldırmazlık niye

Ş
ayet utanmak edepse, ar
ın ikliminde

Umutları yıkayan sadelikse
bize



Vakıadır sabırla direni
ş
letafeti

Kul ruhi serencamında

Bunun suhuletiyle
ı dilemeli

Bir hedefin mükellefiyeti yıldırmamalı

Ve asla hali solgunla
ş
tırmamalı

Bahtın topra
ğ
ına ekilen niyetler muhabbetle

ın umudu olmalı vuslatı anlamalı



Ş
ayet o ezalar bir lanet içinse

Derdi halk eden bilinmedikçe

Ve hatta akıl ötelendikçe

Kalp
ın sıratı müstakimi

Bulmasına kifayet etmez bile, ecir nafile

Hesap akıl içindedir, vuslat idrakin

li
ğ
inde erktir,

Lakin edep ihsanla
dir



Beklemek ve
ı nefeslenmek

Vaktin insicamında gerekçedir,

Kudret sahibiyle ahenktir

Her muvazenesiz nefes
ş
irrettir

Zira hesabi olmak azamet içinde
ş
evktir

Nitelik niye zevkle örtü
ş
endir, kültür

Bir örfü ananedir ve etiktir
için haslettir



La derken neyi reddediyorsun

İ
lla’yı nefeslenirken kalbin

Sahibini
la tasdik ediyorsun

Ve illaki
ü anıyorsun ve ötelerin

Serinliğinde umutlarla bulu
ş
uyorsun

Dirilmek için ruhun tevdi edildi
ğ
ini biliyorsun,

Bizzat nefsinle bedelle
ş
ip gidiyorsun



Peki, neyi bekliyorsun vakitte

Edebin rengârenk
li
ğ
inde

Ve resmedilen urba bedende

Ölüm vuslat için neyin tınısında

Anlamlaşan hakikatse sen imtina etme

Ya
ş
a ki hayatı hakkıyla anla, mavera

Hedefinden asla sapma, korkuyu da hiç anma



Nice
lar zevkin idrakindedir

Bu anlamda kalbi soluklar

Sessizliğin me
ş
kinde bir umuttur

Sevdalanmak yanmanın ilk tadımı

Ve hasret muhabbetin yegâne tanımıdır

Hani “haydan geldi, huya gitti” tabiri vardır

Ve fakat ne kadar anla
ş
ıldı
ğ
ı mu
ğ
lâktır



Oysa o idrak adına bir
ş
ahittir

Geldi
ğ
in yer belliyse,

Göçeceğin erdemde illaki bir keyfiyettir

Neden göçmeler bir hicranı demdir

Ve
le iç içedir muhabbet nerdedir

Ve teslimiyet bu
lâfzîdir, ruh

Zaten kendi âleminde bir hazinedir, öyle bilinir



Beklemek hırstan arî sabırdır

Kalbin sesiyle nefeslenmek,

Hikmetin baharında illa umuttur

Nedamet aklı durdurur, asabiyet

Arızilik olur i
ş
te bu vakit
nefsi tanımlanır

Ölüm o
gerçek anlamından soyutlanır

Ve bir kahır olarak ruha azabı hatırlatır



Peki, öyleyse kim kimi kandırır

Hani hesabi olmak ve aklı

Vicdanın sultasında aklamak

Marifet niye vardı, vasıf
için kul

Olabilmekte ancak hakiki
la bir farktı

Ve vuslatı bu anlamda anmak, mukadderat için

Sadakati kuşanmak fazilete sığ
ınaktı




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
22.08.2013 22:00
#1330

Sen sessizlik içine çekilip gidince...

602420_634471096587849_439431850_n.jpg




Nereye baksam

Hangi iklimi solusam

Tefekkür yolculuğunda bulunsam

Gecelerin yorgunluğunda sayıklasam

Arzularımı saklasam, efkârımı anlatsam

Kalbim sayfalarında sancılı ve acıyla bağlantılı


Olmuyor işte

Vakit her neyi söylemişse

Hasretin ritimlerinde hüzün içimde

Hazan halime ikamet edince üşüyorum bende

Ne zaman seni ansam, naifliğini kuşanarak baksam

Muhteşem bir hazzın, zarifliğinle adımsın, çünkü manamsın


Şimdi başım önümde

Boynum özleminle bükülünce

Ne sesim ve ne de nefesim şevkin ikliminde

Edebi güzelliğin aklıma gelince hayıflanıyorum işte

Ne yaptım ve nasıl farkı anlayamadım ağlıyorum fakirliğime

Hasretin muvazenemi tarumar edince, hicranı yaşıyorum halimde


Ne heyecan yaşardım

Hasretinle aşk rıhtımına adımlardım

Doyasıya hayatı kuşanırdım, nereye baksam hazdım

Nazına meftun olan coşkuydum, okuduğum şiirlerde tattın

Sanki damarlarımda akan kandın, süruru halimde yaşatandın

Şimdi içimde bir sıkıntı var, her yanıma kar yağar, hasretin dağlar


İtiraf ediyorum korktum

Yolun sonsuzluğunda solgun yolcuydum

Bazen yolumu kaybettim ve bazen de halimde efkârlı demdin

Açan gülde nağmem, nefesin ziyadesinde çarem, sukutun matem oldu

Merakım yoruldu, meramım soluksuzdu ve yaşadığım aşk içimde kordu

Ne muradım kaldıysa ummana yolcuydu, kalbim sancılara gebe hancıydı


Belki vakti var derken

Ve sabır içinde demlenirken

Sevdayı kalp sahibine dava ederken yine yoksun

Sen ömür yolculuğumda asla unutulmayacak anımsın

Yazdığım satırlarda aranan, aşkın sultasında dağlayan aşkı nazsın

Hiçbir zaman görmesem de, sen sinemde her zaman var olacak bir aşksın


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
23.08.2013 13:34
#1331

Buğulu yürekler, suskun gözler, boynu bükük nefesler ne der…


Orjinal boyutu icin tiklayin 950x611px and 81KB.

995985_634501976584761_967330242_n.jpg







Ü
ş
üten ve titreten zamana

Bir sözüm olmalıydı,

Hiç de
ğ
ilse melalim konu
ş
malıydı

Ne kadar hicranım varsa, hüzün

Her daim yüre
ğ
imde kaim olan acıysa

Sormalıydım, birilerine anlatmalıydım,

Nefesi sahibine vermeden doyasıya haykırmalıydım



Ne gözya
ş
ım diner

Ne yüre
ğ
imde ki yara gülmeme ister

Bu
ğ
ulu yürekler, suskun gözler,

Boynu bükük nefesler ne der

Lahzalar içindedir gizler, hikmeti

Bilinmeyen nasipler, umudu solduran vakitler



Ş
air diyorlar…

Ne kadar sefil oldu
ğ
umu bilmiyorlar

Nadanlı
ğ
ım a
ş
ikârdır, fakat

Himmet ediyor, görmek istemiyorlar

Kalbi hassasiyet ne demektir ö
ğ
renmemi,

İbretiyle nefeslenmememi bekliyorlar



Kitap soruyorlar…

Nasıl bir gönül ve izan

Sahipleri ki layık görüyorlar

Ve fakat ne yazarım ve ne de
ş
air

Yüreğine layık olan mükâfatım

Sadece gönlüne dü
ş
eni yazmaya çalı
ş
an,

Vakit gelip gitmeden payla
ş
maktır muradım



Rabbim sahibimdir

Varlı
ğ
ımın ve adanmı
ş
ğ
ımın

Yegâne adresidir

Niyazım ve idealim, dü
ş
lere giren

Hülyalarım yolunda
ş
ehit olmaktır

Hakkıyla beceremedi
ğ
im kulluk ve ihsana,

Ecir ve yolunda ceht ancak böyle ula
ş
ırım



Artık vaktin sonlarındayım

Uzatmaları ya
ş
ayan bir hicranı vicdanım

Tedavi görmü
ş
bir kalbin, son dem

Can çeken melalin hissiyatındayım

Hanif bir kul olmayı ba
ş
aramadım,

Her ideal ve azminde O’nun rızasına kanamadım



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
23.08.2013 15:29
#1332

Şahadet medarı iftiharı hanif kul can kardeşim Esma…

563062_634989739869318_378512704_n.jpg







Biliyorum

Bir kutlu sevdanın adanmışıydın

Öyle eğitim aldın,

Her zaman pür dikkat edaydın

Umutlarına rızayı ilahi için ceht kattın,

Aşkıyla türap olan farktın

O genç yaşına rağmen meydanlara çıktın,

Davamız için hakkı haykırdın, korkmadın


Utanır oldum

Ekranlarda, sosyal medyada görünce

Sevdasına meftun olduğun

Şahadet için can verince, kalbim titredi

Gözlerden yaş ne kadar bereketli indi,

Boğazım düğümlendi, torunum çok içerledi


Can baban nezaretiydi

Gönül verdiğin,

Emanetiyim dediğin ciğerparendi

Ufuk kazandıran, her ecrinde

Rızadan ayrılmayan, fetih kurbanıydı

Bin ömrü olsa, Resulü Ekrem efendimiz (s.a)in

Ümmeti olunca hal başkaydı, aşk vardı


Sevdasına meftundur

Bu davaya gönül veren,

Hidayete erişen onurların

Omurgalı olmaları, emri bil mağ ruftan

Ayrılmamaları, ney hi anil münker için koşmanın

Dur durak bilmeden,

Gece gündüz ayırt etmeden,

Şahadete sevdaları en latif ahdi ekberdi


Sen vardın, süruruydun

Umutlarında vaktini bekleyen bariz bir coşkuydun

Nur oldun, kasten vuruldun,

Mütebessim bir eda ile Rabbimize kavuştun

Âlemi kâinat ağladı, gözlerden kan aktı, babanın

Senin için yazdığı mektup en nadide ibreti davaydı


Sen sevdana kavuştun

Nesillere bir ömür önek olacak çığır açtın

Şahadet yolunda feda olmayı

Ne kadar bariz anlattın, yılmadın

İnsani heves ve arzulardan uzak durdun,

Nefsini tezkiye yolunda onurdun,

Kalbi hassasiyetle taçlandırıldın



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
23.08.2013 17:57
#1333

Evet, yaş gözlerden akıyordu oysaki kalbi ağlıyordu…

page_basbakan-ihvan-liderinin-olen-kizin







İ
nsandı

Davasına adanmı
ş
sabırdı,

Hiç yılmadı

Mavera yolculu
ğ
una çıkmı
ş
tı,

İ
rfan sahiplerine danı
ş

Erdem sahibi canlarla tanı
ş
tı, isti
ş
areyi

Hiç bırakmadı,
ş
airleri seven hissiyattı



Mehmet Akit Ersoy

Sezai Karakoç, Necip Fazıl Kısakürek

Ve birçok ideal sahibi vicdanın,

Gönül adamını
ş
iirlerini okudu

Meydanlarda, kapalı alanlarda

Vicdanlara seslendi, kalplere in
ş
irah zerk etti



Bir babaydı

Efradını medyatik ve magazine bula
ş
tırmadı

Seçkin ve sakin nefesler olarak tanındı,

Edep halinde ki canlardı

Heves ve hamaset için heyecana ko
ş
madı,

Had ve sınırı zorlamadı, sabra kandı



Liderlik vasfı vardı

Evet, do
ğ
u
ş
tan bah
ş
edilmi
ş
bir
ş
iardı

Önemli olan iyi ve hakkıyla ta
ş
ımaktı,

Hizmetkâr olmak sevdaydı

Milletin saadet ve huzuru için hak rızasına

Ko
ş
mak ve adanmak en kutsal inançtı



Aziz milletin

Teveccühüne mazhar oldu, yılı
ş
madı

Hükümranlık taslamak için

Fırsatlarını kullanmadı, sivil inisiyatife ramdı

Milletin tercihlerine saygı duymayan,

Seçilmi
ş
leri darbeyle alı koyan kimlerse acırdı



Hak ve adalet için

Mazlum ve ma
ğ
durların

Hakkının teslim ve ikame için

Mesai sınırı tanımadı, hissiyatı canlıydı,

Basireti açıktı,
ş
ehzadede razıydı

Esma için gözya
ş
larını tutamazken

Ne kadar samimi idi, Milletin vicdanında sevilendi



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
23.08.2013 22:46
#1334

Ey hüzünlü kalbime sürur zerk eden Son Yaprak…

1235322_634953169872975_1244575167_n.jpg










İfade etmeliyim ki

Gönül mayanız çok ne kadar berrak

Fevkalade bereketli bir toprak, ummana susamış merak

Siz böyle temiz bir yüreğe sahip oldukça sakın korkmayın, halinizdedir inşirah



Van’dan sesleniyorsun

Her nasılsa bu sefil halime teveccüh gösteriyorsun

Ailece okuduğunuzu söylüyorsun, bilsen ne kadar onur bahşediyorsun

Aslen ruhi ve kalbi bakımdan yalnız ve kimsesiz bir nefesim, yalnızca sahibimleyim



Bedensel bakımından

Güya çevre ve nüfus sahibiyim

Bilsen nasıl bir derbeder emanetçiyim, okumak vazgeçilmezim

Hüzzam ve hicaz besteleri dinlerim, kabak kemanisinden hicaz taksimini de severim



Sezai Karakoç, Nurullah Genç

Cahit Koytak, Necip fazıl, Mehmet Akif Ersoy

Ve birçok şairin gönlünden düşen Kadreleri tetkik eder, beslenirim

Fikri ve felsefi, edebi ve akaidi eserleri takip etmeyi, bilinci yenilemeyi önemserim



Taklit olan her neyse sevmem

Muhakeme edebilmek ve hasetsen düşleyerek

Düşüne bilmeyi başarmak, tahayyül edebilmeme fırsat veriyor

Lakin her vakit bilgi ve idrak kısırlığı karşıma çıkıyor, bazen zaaflarım baskın geliyor



Diyorsun ki;

Size önerim vana gelebilme durumunuz varmı?nasıl gelebilinir?özel davet mi gerekir? pek bilgi yok ama kesinlikle van sizi
ş
iirileinizi okumalı,sizi tanımalı..

Üzülerek geç tanıdım. sizi dost yakasında tanıdım ailce takdir ediyoruz harika bir

yazı akı
ş
ınız var, okurken bıktırmayan, sürekliyici... iyi ki tanıdık.. hayatta geç kalmak yoktur..”



Cevabi olarak;

Memnun oldum ve özel bir muhabbetim var Van ve sakinlerine.

Epey okurumda var ve hatta Vanasyatur sitesine kö
ş
e yazarı yapmı
ş
lar, ben normalde kö
ş
e yazsızı yazmıyorum fakat onlar sa
ğ
olsunlar çalı
ş
malarımdan ekliyorlar.



Gelmeyi arzu ederim ve özellikle siz ve de
ğ
erli ailenizle tanı
ş
mayı dilerdim

Benim böyle kitap fuarı ve ya sergilerine gidebilecek yanım ve kabiliyetim yok. Yazmaktan maksadım, göçüp gitmeden hizmet edebilmek meramıyla gayret etmeye çalı
ş
ıyorum.



Ne
ş
air ve ne de yazarım, sadece yazan adamın.

Fevkalade kalbime sürur bah
ş
eden zarif katkılarınız için minnet borçluyum.

Anne ve babanız çalı
ş
malarımı okumaya layık gördükleri için mutluyum.

Bende sizleri yakından tanımak isterdim, kalbi dostluk ve mavera yolculu
ğ
u adına. En kalbi selamlarımla can karde
ş
im...


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
24.08.2013 19:16
#1335

Bir lahzada kalbe düşen diriliş senfonisi!


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x608px and 46KB.

1157543_634500973251528_1950504244_n.jpg






Nice umutlar ekiliyor

Kalbim dirli
ğ
inde mütemadiyen

Neler biçiliyor

Ruhumuz el aman diyor

Ve fakat bu hakikati bilsem kimler dinliyor




Geceler ahirden akar

Gündüzler idrak sa
ğ
ana
ğ
ında

Bestelerini yapar

Gözya
ş
ları kalbin ikliminde,

Sancılar içinde vuslatı ba
ğ
rında koklar



Hicran kim için yanar

Bahtına küskün olanlar

Kimler için a
ğ
ıtlar yakar

A
ş
k maksut için ruhun servilerinde

Aranmak için kimin halini yoklar




Vicdan safili
ğ
inde bir nazar

Vildanlar rey yanlar içinde

Hakikati içinde saklar

Kimler anlamak için merak kavliyle

Ve hilkat nazarıyla hüzne bakar



Ey gelip geçen sakin yolcu

Kimler emaneti

Tevdi edenleri hakkıyla sordu

Ba
ğ
lar bozuldu, asmalar üzümleri

Sofralara kondu ama ne unutuldu




Kalpler umutla yeksan oldu

Ruhun mümbitli
ğ
i

Kimlere dert olarak aklandı

ş
fik gönüller hamiyeti ku
ş
anarak,

Himmetini mahzunlara sakladı



Ne söylersen yine durma de

Kalbim pervazlarında

Asla direnmeden geçme

Gönül penceresinde vicdanın

Sesiyle muhabbeti esirgeyerek de gelme




Nefsin galebe çalıyor hisset

İ
radenle tercihlerin

Muvazenesini de ikmal et

Ma
ğ
firete ra
ğ
bet ederek nitelikten

Feragat etmeden basireti sen hak et



Müfredat aldatan olabilir

Fevkalade desiseler

Kalbin çilesinde zarurettir

Akıl kim için azimet cenahında

Seni bekleyen suhulettir ve ibrete erktir




İ
mkânlar sana sunulandır

Hakikat ise bizatihi

Kalbinde nizamı bulmaktır

Ruhun özgürlü
ğ
ü kimseye kul olmadan

Yaratan için divana durmaktır



A
ş
k bilen için bir sancaktır

Kalp ancak onun

Süruruyla akla
ş
an cenahtır

Vuslat kimler için saklanan fevkalade

İnş
irahtır ve müminler için farktır



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
24.08.2013 20:40
#1336

Umut ağlıyor, sabah olmuyor…

1150912_635116093190016_1273055871_n.jpg





Zihnim durulmuyor

Kalbim titriyor, ruhum serencamında

Bilmem ki neyi bekliyor, her nedense sabah olmuyor



Günler pe
ş
pe
ş
e sıralı

Dertlerin her birisi pek çok farklı

Gönlüm hicran içinde sa
ğ
anaklı, sinemde neler saklı



Vasıl olmak için aranmak

Merakın sı
ğ
ına
ğ
ında zekâyı zorlamak

Gecelerde ötelere uzanmak, hilkatinle barı
ş
ık olmak



Kanın devranını anlamak

Damarların muazzamlı
ğ
ında neyi bulmak

Yürekten kalbe vasıl olarak, hissiyatı anlamla
ş
tırmak



Muvazene içinde konu
ş
mak

Ahengi solumak, davranı
ş
bozuklu
ğ
unu

Nizam ederek, nefse kemaliyeti sabır içinde anlatmak



Asırların hengâmesinde

Nesillerin sahifesinde, nefesleri bulmak

Zaman için ba
ş
langıcın tacını terennüm ederek anmak



Ezelden edede giderken

Uykuyu kat be kat dürerken, dü
ş
lerin

Letafetini seyrederken, ahirin i
ş
aretlerini hissederken



Sabah ezanı titretirken

Ölüm tefekkürü zihnime tebarüz ederken

Kalbim ürpertiler içinde hasreti derlerken a
ş
k nur iken



Bah
ş
edilen uzuvların

Renklerin güzelli
ğ
inde hulule gelen hissiyatın

İ
radi maslahatın azimetteki vuslatın kanaate uzanmanın



Sevda adına sayfaların

A
ş
kı oyna
ş
sanmanın ba
ğ
nazlı
ğ
ında adımların

Adamlıkta feri kalmayan saltanatın, menfaat
ş
arlatanın



Kom
ş
usu açken yok yatanın

Neme lazım diyerek hakirli
ğ
i saçanın

Kula kul olan u
ş
akların varlı
ğ
ında ki sancıların artması



Hasret koklanmaktan öte

A
ş
k sine-i halden yazmak için bir vesile

Lakin tesiri halk eden, nefesi bah
ş
eden Hakka selam ile



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
24.08.2013 21:23
#1337

Biten an içinde ki buruk çaresizlik...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 44KB.

543418_633632203338405_1223006227_n.jpg







Mevsim sonbahardı…

A
ğ
aç dalları yalnızlı
ğ
a hazırlanıyorlardı.

Zamanı dolan ye
ş
il yapraklar, çaresizlerdi…



Derman buldukları dalları,

Terk etmek zorunda kalıyorlardı.

Ku
ş
lar dahi bu duruma hüzünleniyorlardı,

Dal ve ku
ş
açıktalardı.



A
ğ
acın esteti
ğ
ini,

Yeşil yapraklar olu
ş
turuyordu.

Yapraklar, adeta a
ğ
acın saçları durumundaydı.



Saçsız bir kızı,

Tahayyül edebiliyor musunuz ne acı.

İş
te bugün bu a
ğ
aç,

Hayatın öznesini mu
ş
tuluyordu.



Hayat ve memat,

Can ve canan akıp giden bir zaman…

Hayat ya
ş
amaktı, ne
ş
eydi,

Tecrübeydi, bir gözlemdi…



Himmetti, hizmetti,

Vefaydı, cefaydı, o bir sevdaydı…

Hayatı ya
ş
arken,

Zorunda kalmadan, ya
ş
amayı bilmektir…



Gülerken, a
ğ
larken, severken,

Terk ederken anla
ş
ılır olmaktır…

Bir ah çekmeden, kimseye

Çektirmeden payla
ş
mayı bilmektir.



Öncelikle saygıyı bilmektir,

Yoksa asla sayılmayacaktır.

Ho
ş
görü en büyük hazinemizdir,

Cimrilik rahmet eksikli
ğ
idir…



Ön yargı,
bir hastalık olarak bilinmelidir,

Aksi takdirde
sahibini bitirecektir…

Sevmek,

Hiçbir kar
ş
ılık beklemeden,

Vermeyi bilmektir…



A
ş
k, ya
ş
amaktır,

Halin yanmasıdır, nefsin külle
ş
mesidir…

Enaniyet, âdemi be
ş
erin de
ğ
il,

İblise biat edenlerin i
ş
idir…



Hareket ve kuvvetin

Gerçek sahibini bilmek, kul olmaktır…

Kul, Rabbinin bir kölesidir,

Çünkü her
ş
eyin sahibi odur.



A
ğ
acın, dalın, yapra
ğ
ın

Ve ku
ş
un sahibi de Zül celaldir…

Rahmetin müjdecisi,

Kâinatın efendisi olan Peygamberimiz…



Kur’anı bizzat ya
ş
ayarak,

Anlaşılmayanı bırakmamı
ş
tı…

Dünya ve nimetlerinin,

Sabah namazının iki rekât sünnetinden…



Daha da önemli bulunamadı
ğ
ını,

Ashabına izah etmi
ş
ti…

Bunun ne anlama geldi
ğ
ini,

Teferruatıyla anlatmı
ş
tı…



Bir han, ister sahibi veya

Misafiri olman hiç fark etmiyor…

Varlı
ğ
ını ve metaını, Hak rızası adına

Ve insanlık için seferber etmek…



Bu konu da asla bir tereddüde

Düşmemek için, a
ş
kı bilmelisin…

A
ş
k, Onun yolunda buharla
ş
maktır,

A
ş
k, en büyük Hak rızasıdır…



A
ş
k, bedenin, tenin dili de
ğ
il,

Kalbin, ruhun en önemli gıdasıdır…

Her mü
ş
kül i
ş
, asan olur, her külfet,

Hakikatte bir nimettir…

Sevda onadır, a
ş
k onadır, can odur,

Yar odur, her
ş
ey onda yok olur…




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.08.2013 13:16
#1338

Nazarın hüsnü hal içinde olmalı, sevgi barındırmalı…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x641px and 53KB.

1236641_635369303164695_596348503_n.jpg







Hiç ummadı
ğ
ım

Ve unutamadı
ğ
ım an

Sessizli
ğ
in derinliklerinden akan

Zamanda halini anlamamam

Serke
ş
li
ğ
imin avuntularıyla ve korkuların

Umutlarıyla seni asla anlayamamam




Gül kendi

İ
kliminde ulviyete açılır

Bülbül hilkatin bulvarlarında

Ş
akıyarak anlayana umut da
ğ
ıtır

Yaprak çaresiz bir gün dalı bırakır

Ve a
ğ
aç hazan içinde zamanı sana anlatır




Korkma

Umutlarını buhranla budama

Dirli
ğ
in sermayesizde gizlenen birli
ğ
i

İ
radeyi tercihinle bo
ğ
ma

Hamaset içinde soluma ve sıra dı
ş
ı

Kalıplar içinde aklını prangaya asla vurma




Kul hakka

De
ğ
il de nefsine amade ise

Zanlar içinde kaybolan badirede

Çürüyen anlamsız bir nefesse

A
ş
k nefsi ve zevki tenlerin solgunlu
ğ
unda

Ömür içinde biran murakabe edilirse




Kalbin sayfaları

Dürülerek fersizle
ş
irse

Ruh keldi insicamında takatsizle
ş
erek

Sefihli
ğ
e terk edilirse

İ
nsan, manasıyla anlam kazanan can,

Be
ş
er hüviyetine mahkûm olan çaresizdir




Hürriyet,

Sekilerli
ğ
in bariz zaafıdır

Ne kadar varlık ise bir o kadarda

Hesapsız zaman hasımdır

Kul ikliminde insan farklıdır, ahir için saklanan

Muazzamdır lakin kim farkındadır




Selviler

Kömürle
ş
irken ati sunuyorlar

Sa
ğ
anaklar topra
ğ
ı bulurken

Bilmem ki kime ne anlatıyorlar

Cesetler aleni olarak te
ş
hir edilirken

Nazar eden can, ancak vah çekilen o zaman




Kime neyin

Kefaletini tevdi ediyor

Yasalar insan kimli
ğ
inde yozla
ş
malara

Fevkalade kapımı aralıyor

Entrikalar kime nasıl kimlik unsurundaki

Hakikatleri anlatarak maslahatlar sunuyor




Devlet içinde

Var edilen hiddet

Ürpertiler içinde de
ş
ifre edilirken

Aydın kimli
ğ
i çok acizle
ş
iyor

Hükümran kuvvetler alı
ş
ıla gelen teranelerini

Cahilli
ğ
in sayfalarında kayıt dü
ş
üyor




Öze dönü
ş

Gönül için
ş
arttır

Ölüm mutlaka
ş
afaklar için

Hicrani çırpını
ş
ların açmazlarıdır

Hak ne için vardır ve hakikat kim için

Anlamlı olan fevkalade seviyeli bir felahtır



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.08.2013 14:01
#1339

Kalp hakikatin erkidir, nefsi nazar değişir…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x540px and 124KB.

1236429_635563876478571_2100367717_n.jpg







Dönme…

Sakın bir daha yeltenme

Yeniden bir sayfa açmak için niyetlenme



Anlamadın…

Aşkın hazzıyla kuşanmadın

Nedense mütemadiyen arandın yanmadın



Bilseydin…

Kanaat içindeki sevdayı

Sabrın devranında hasret içinde dolanmayı



Zamana…

Umutlar içinde uzanmayı

Nedametle solumadan hamt ile yol almayı



Ne deyim…

Ben sana neyi göstereyim

Kalbin serencamında fakirliğini mi arz edeyim



Ruhun…

İnsicamında bağnazlığı

Avuntularının harmanında mahkûm mu edeyim



Senindir…

Ten içinde gizlenen nefes

Cazibeler esrarında zevkler kafes, sabırsa enfes



Varlık içinde…

Erdemliğin kemaliyle

Nefsin nizamında ki zarafetiyle sabrı anlayarak



Tevekkel…

Bilinçsizliğinden soyutlanmak

Tercihlerin serencamında vuslat için hep koşmak



Fakirlik…

Varlık yoksunluğu değildir

Hal ikliminde edepten soyutlanarak yaşamaktır



Adabı muaşereti…

Deruhte etmeden konuşmaktır

Nefes almayı marifet sanarak zaaflara bırakmaktır



Her ne dilersen…

Niyetinle hesabın rüknündesin

İradenle muamelata geçmekte serbest olan nefsin



Aşkı anlamadan…

Yanmayı zaaf saymadan

Şekliyete katiyen uzanmadan vefada fedakârsan



İşte o zaman…

Toprağın bereketini anlarsın

Sağanak yağmurlara muhabbetle bakarak ağlarsın



Çiçeklerde…

Umudun renkleriyle coşku yaşarsın

Hakkaniyetle ruhun ikliminde zamana yaslanırsın



An için…

Hazırlanarak anlamlaşırsın

Varlığını yalnızca zevklerine hasretmeden yaşarsın



O vakit…

Aşkın ulviyetine kanarsın

Hizmet için heveslerinden vazgeçerek koklanırsın



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.08.2013 20:15
#1340

Halin sessizliğinden nükseden melali dinlerken…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 37KB.

1186739_636079496427009_291789544_n.jpg








Bizler

Ne kadar diren sekte

Bazen huzursuzluk bekler bizi e
ş
ikte




Nedense

Hazırsızlık yakalanırız

Her ne sebepse bilinmeyen dile gelse




Ruhun

Safili
ğ
inde, kalbim

Ürperti içinde nefes nefese hissedince




Hâsılı

Mütemadiyen dü
ş
ünsek te,

Ya nasip desek te, hüzün yudumlamak




Kısmet

Oluyor i
ş
te, hiç ra
ğ
bet

Etmesek te, sessizli
ğ
imize çekilsek te




ş
en

Yapra
ğ
ı dü
ş
ünsek te,

O vakit serzeni
ş
ba
ş
lıyor sukutu halimizde




Ya
ş
amak

Ş
ayet bir sevinçse,

Haz ile filizlenmekse, marazlar rasgeleyse




Metanet

Bizimle, kanat kavlince,

Kalp sahibini hissedince, huzur geliyor i
ş
te




Sev sekte

Hak etmek için niyetlensek te

Niyetin safili
ğ
i ruhun izlerinde ve kalbinde




Hasretmek

Vefayı bilmiyorsan nafile

Fedakârlı
ğ
ı nefeslenmek Hak rızasında vakise




Neden

Hicran öyleyse, dü
ş
ünsene

Nefesin renksizse, solgunluk tercihinse oysa




Müddeti

Nefes, ömürde dinmez heves

Bereketi sevinç tasası hüzün öyle de
ğ
imli sence



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
25.08.2013 20:49
#1341

Sararan yaprağın hicranı ardır, aşkı şiardır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 700x525px and 99KB.

1184928_636075269760765_1387574735_n.jpg






Sonsuzluk

Evet, ona do
ğ
ru uzanmak

ş
lerinde baharı
ş
evkle koklamak


Hazzın

Nihayetiyle süruru bulmak

Ruhun muvazenesini hazla ile ya
ş
mak


Kalbin

Ritmini anlayarak

Murakabede öylece serinli
ğ
e uyanmak


Bir an olsun

Unutmak solgun sayfaları

Zihni karma
ş
aları ve ahenksiz sevdayı


Topra
ğ
a

ş
en has damlaları

Koklamak, belayı hatırlamak ve ya
ş
amak


Toprakta

Çamurla
ş
mayı ya
ş
amak

Maziyi solumak insanlık onuruna ula
ş
mak


Mazlum

Nefesi anlamayı ba
ş
armak

Hak adına konu
ş
mak, rızayı azimle aramak


Nisa

Kimli
ğ
inde ülfetli olan

Ş
efkati, vesilelerde bularak okumayı anmak


Fideyken

Ana kimli
ğ
ine sorgulamak

Asliyetini koruyarak hazla naifli
ğ
i koklamak


Ötelerin

Sevdasını haykıran ney sesi

Onu üfleyenin a
ş
k gailesi dinmeyen çileleri


Hüzzam

Ş
arkılarda gizlenir

Acema
ş
iran ve mahur semainin ak olan sesi


Tamburun

Hassasiyeti, udunda bam teli

Suskunlu
ğ
un sineye akseden serzeni
ş
hanesi


Ne sana

Ve nede yalnızlı
ğ
a mahkûmun

Biliyorum mücerret ve müstakil olan bir ruhum


Kalpte

Muhafaza etti
ğ
im niyet

En nihayetinde olacaktır benimde son umudum


Nedense

Yoktur bir korkum umutluyum

Cennete dü
ş
lerde yolcu de
ğ
ilim sadece bir kulum


Melanetlerin

Sancısı olmazsa bir kalpte

Hazan kimin derdiyse ruhun hası göstersene nerde


Mizan

Mücerretse, hukuk belliyle

Sende kalk bir dü
ş
ün ve hürriyetin adına bir söyle


Muvazene

Nerede af seni bekliyor bekle

Ütopik ümitlerle, niteliksiz kimliklerle ve her yerde


O vakit

Hassasiyet nerede, mihenk önde

Hak tesliminde, Hakkaniyet emin ellerde dü
ş
ünsene


Nefs

Muvacehesince

İ
drak haznesi teslim olacak iradene ve sana amade


Ha
ş
yet e
ş
ikte

Merak ku
ş
atacak her vesile

Halis ruhun duyaca
ğ
ı sesle irkilecek a
ş
k muhabbetle


İş
te sevda

Burada bir badire a
ş
k ikliminde

Keyfiyet güfteleri çıkacak bir tela
ş
içinde ve hayretle


Sazende nerede,

Sazı kendi derdinde hissetsene i
ş
te

Zaman kaldı mı fark etsene, hülyadan kurtulmayı dene


Sanatçı kimli
ğ
inde

Hak rızası aranacaktır hani nerede

Rezaletler iblisle, kanaat mele
ğ
in kadrinde ve tercihinle



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
26.08.2013 13:36
#1342

Sualler içinde dinmeyen yaşlar, haşyet bir ar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x530px and 47KB.

1146491_631889103512715_1526169732_n.jpg






Artık

Tükenmeye

Yüz tutan bir zamanın arifesinde

Sineden yıllara Direnç göstererek




Halini Muhafaza

Eden gözya
ş
larım mecrasındaki

Mevcut metanetini koruyamaz oldu artık




Bir hicran kar
ş
ısında

Direnci o kadar azaldı ki Saklamak

Zorunda kalıyorum adımladı
ğ
ın kalan izlerini




Ezelin izlerinden

Dem vurulunca naçarlı
ğ
ın

Vehmiyle her yanımı peri
ş
anlık ku
ş
atıyor




Ruhun sahibi kar
ş
ısında

Ne kadar duyarsız kaldı
ğ
ımı her geçen

Süre içinde iliklerimin sızısıyla daha çok anlıyorum




Ha
ş
yetin mutlak mübelli
ğ
i

Arzın her yanına i
ş
aretlerini nak
ş
ederek

Resmetmi
ş
ti, hücrelerin hilkati üzerine o yöne meylederken




Gafletim

Sebebiyle avuntular

İ
çinde önüme sürülen tercihlerimde




Ne kadar

Tahkik yaptı
ğ
ımı dü
ş
ününce

Çocuklar gibi a
ğ
layasım zuhur ediyor




Efradımın
Ş
a
ş
kın bakı
ş
ları arasında

Utancım hızla katlanıyor, dirli
ğ
ime bu kadar

Bigâne kalmanın Bedelini kime sormalıydım




Ruhumu bana bırakmayan
ş
artları

Kimlerden sormalıydım çok zor
ş
artlarda

Dünyaya geldi
ğ
imi annem her vakit hikâye eder




Yoklu
ğ
un hüküm sürdü
ğ
ü

İ
klim kula
ğ
ında ruhi tahkikin ne kadar önemi

Kalıyor ki merak ederim, teslim oldu
ğ
un umdeler




Ne söyleseler,

Neleri ö
ğ
ütleseler

Uymak zorunlulu
ğ
unu ya
ş
amaktan ba
ş
ka




Bu kadar ucuz muydu ruhi

Kimli
ğ
imde ki doygunlu
ğ
a ula
ş
mak

İ
cbar edilenler kar
ş
ısında ekmek bekleyenler ku
ş
atınca




Her
ş
eye

Bir bedel ödenince

Ruhun ne kadar önemi kalıyor ki




Ritmin

Her geçen gün arttı
ğ
ı,

Kalbin sahibini aradı
ğ
ı

Kulluk noktasınca mutlak bir aczin ya
ş
andı
ğ
ı




Mezarlarda

Manzaraların arandı
ğ
ı

Ölüm vaki olunca vah vahların ço
ğ
aldı
ğ
ı

Teranelerle nereye kadar ahir için doyasıya soluklanılır




Zahir için

Bu kadar ko
ş
turulurken

Ahire ma
ğ
firetler saklanır Her nedense bir bilinse




Gidilirken namütenahi

Bir iklimin topraklarına

Mizanın hasretinde yudumlanacak




Sevgide gül’ün mihengine

Muhtaç olmamak ne kadar mümkün ki

Akıl gerçe
ğ
i görmek içindir

Akledenler merak ederim nerelerdedir




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
26.08.2013 14:47
#1343

Kalp dingin, niyet ilk adım olmalı…


Orjinal boyutu icin tiklayin 754x480px and 31KB.

1094995_630730890295203_584643586_n.jpg








Edebi dostlar

Mütemadiyen temenni ediyorlar

Kendilerince haklılar, neden karamsarlık diyorlar



Uzun soluklu

Düş
ündüm, halime nazar ettim

Hazanı buldum, sararan yapraklarda konuk oldum



Yılların ömrümde

Silinmeyen izlerinde kayboldum

Umut adına kapılar zorlamaktan inanın ki yoruldum



Çorak toprakta

Sancıların arasında soluklandım

Sokaklardan medet umdum fersiz lambalara sı
ğ
ındım



Kalbim kimliksiz

Henüz sabi olmamda mesnetsiz

Ruhumun topra
ğ
ına ekilmeyen filizler, hislere
ş
evksiz



Özlemi ya
ş
amadan

Hasretin demine vakıf olmadan

Sevgiyi hakkıyla tanımadan, yazmak ne kadar anlamlı



Hülyalarda dola
ş
mak

ş
lerin devranında izler bulmak

Hissizli
ğ
e anlam katmak, idraki beceremeden solumak



Ütopik olarak

Hazlarda mekân için zorlanmak

Bin bir çe
ş
it hikâyeleri, halden yoksun desiseleri anmak



Yazmak adına

Yanmayı hissetmeden anlatmak

Gönüllere konuk olmak için bahaneleri koklamak sancıdır



Vicdanım için acıdır

Harç için lüzum eden donanım

Niyet ilk adım,
ş
ekliyet marazım, halis olmak tek muradım



Çünkü kalbin sahibi

Nefeslerin ahiri, tesirde ki hali

Gayrette ki rekabetin muvacehesinde sudur edecek nihayet



Ben hali hazırda

ş
üncelerimin uzantısında

Mevcut hissiyatımın akı
ş
ında, sancıların inki
ş
afında yazıyorum




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
26.08.2013 18:15
#1344

Bir dem halden, bir dem ruhtan kal eğlerken…


Orjinal boyutu icin tiklayin 830x541px and 35KB.

1004938_636067623094863_671695907_n.jpg







Ey

Şimdi sen anlat

Derlediğin hikâyelerin say
arını bir bir aç




Şimdi artık

Gizemini bir nebze olsa da bırak

Ey hak, vesileler ikramında bu ne kadar yüce bir

Aşk, yine mi farkıyla ve ummanın esrarında ki fevkiyle süruru bizden uzak



Umutlar

Meşale misali haz

Ey gönül, niyazın ve bahtının azmindedir naz




Kaz mezarcı yine

Mahzun nefesin uhdelerini derinden kaz

Elverir ki bir gün hak olur bizlere de kalbin sesiyle ihlâslı bir niyaz

Durma ey mütefekkir, aranma işte aşikâr hazanın busesi ve
lü sesi yaz



Neler

Umuyorduk ne bulduk

Aranmanın izlerinden soyutlanarak kokuştuk




Kimi
çark ettik

Ve kimi
ne derlere el verdik

Neden kendimizde geçtik ve kalbin sesinden uzaklaşarak eza istedik

Şimdi kime ne söyledik ve gerekçeleri öteleyerek, hevesler içinde gam diledik



Neden

Mezarlar sukut içinde

Oysa
kalbimin derinliğinde sadakatinde




Ruhum dönmedi

Vaadinden, zihnim iflas etmedi kederinden

Ne yar için ve ne de mal için zevkin, hırsın hıncıyla ihanetle sözleşmedi

Zaman kendi dirliğinde yol alırken, can edep ve naifliğin hazzından geçmedi



Ey boşalan

Ve atiyi anan han

Duvarları kazılarak yazılan kalbi nisyan uyan




Artık uykular
lı,

Hülyalar kimin sevdasında korku yaşattı

Aşk, sadece halin sayfasında ve umudun senasında vardı, kar şimdi yağdı

Ölüm beklenen hicrandı, yaren yeşerttiğin
yle anlamlıydı geriye ne kaldı



Ey edip

Neyi beklersin söyle

Hüznün demiyle bari hüzzam bir şarkı söyle




Ne acemaşiran ve ne de

Her hangi bir makam anlatmaz oldu böyle

Kalbimin elemini, çekilen çilelerin yüklerini, ruhumun yorgun argın sesini

Kalan bir nefes varsa şayet, şikâyet kime olacak acep ha ne olur birde sen söyle



Bir çeyiz

Sandığı misali gitmek

Sanki kabin gizlenen umutlarında yeşermek




Bazen bir ah çekmek

Ve bazen de hu demek, nefesi ziyadeleştirmek

Olur ya bir gün duyulur sessiz nidalar ve kalmış umutlarda yaşanır sevdalar

Açılan baharlar, yüzümü ağartan hicranlar, sabrın ve kanatın ecriyle anlamlılar



Artık arama

, o seni bulur

Bilmelisin ki vesileler içinde nice hikmetler olur




Ne umut solgunlaşır ve ne de

Samimi kul utanır, eğer murat buysa olur

Hazanın eşsizliğinde, hicranın enfes renklerinde merak edersen nice haz bulunur

Niyaz ihsanla, hamt ihlâsla, kalbin inşirahı say
ara açılır, hiç korkma
sunulur




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
26.08.2013 19:13
#1345

Çile ikramı ilahidir, bahtın sabrı nasibidir…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x500px and 62KB.

1005661_636073213094304_255173901_n.jpg






Çile gönlümü ihya eden,

Bir ah çektirmeden sürura erdiren ferdir

Nefes niye müddetlidir, sorarım imtihanın o sırrında neler gizlidir




Vakit elbette ki sahibinindir

Kalbim niçin uzlete çekilmeyi ar bilir

Mana vecdinde dirilmek, hakikatin hasretiyle nefeslenmek ilimdir



Neden nefsin her halinden,

Tedrisata muhtaç çehresinden geçilir

Kalp
ş
ayet ihsan, inşirah için en sadık bir
sa niye imtina edilir




Keyfiyet, nefesimin

Aheste halinde neden ahenge gebe bir naiftir

İ
nsan olmak, be
ş
erlikten kurtulmak, aklım ve idrakim için
ş
ereftir



Canan ne bilir, derdin

Bin bir türlü halini kalbim
içindedir

Güz vaktidir, hazan e
ş
kâlin ibretinden tema
ş
a eder evet, hazindir




Ölüm, niçin tefekkür için

Feyiz reçetesidir, açılacak hesap kimindir

A
ş
ka ram olmayan o an, yılları eskiten
, ruhumdan katredir



Ş
imdi a
ğ
lamak gelir içimden,

Akmaz, nazar eden
ler derdinden

Sinemin derinli
ğ
inden sadır olan bir ses nida ediyor
, saadetten




Görünmeyen o çehresinden

Gönlün hissetti
ğ
i bir badeyi suhuletten

Ülfetin firkati
ş
ad oldu
ş
imdi, kalan nefesin sirkatinde ki kimlikten



Kalbim ne olur,
ıma

Bir lahza sürur sunsa, bu korkularım ayılsa

Her sabahın efkârı, ruhumdan ne
ş
et eden feryatla anbean kurtulsa




Andı
ğ
ım ve manasında

Esaret ya
ş
adı
ğ
ım bu ahval, bir suçlu olmasa

Nefsim vicdanımla anlaşsa, aklım irademi kuş
atıp
ıyla sevdala
ş
sa




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
26.08.2013 21:29
#1346

Sen sevmeyi bilmiyorsun, aynalarla oynaşıyorsun…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 98KB.

30464_128140203887610_6217223_n.jpg








Sen sevme

Seven için halinden

Bir zerre hasretme

Nazar etsen, tema
ş
a etmeye

Meyletsen, hiç dü
ş
ünme bile

Sevmek farklıdır, kalp için azıktır,

Ruhun bizatihi fıtratından nükseden sevdadır



Seven gönül sadıktır

Feda olmaya

Namzet bir hicrandır

Ondan gayrı tasası hasrettir,

Ruhunu meftun den firkattir

O artık ba
ş
ka zaviyelerden bakar,

Asabiyetten arınmı
ş
tır, sevgi ecrine adanmı
ş
tır



Sevmek heves de
ğ
ildir

Nefsin ihya edildi
ğ
i

Tatmin kârlık bedenidir

Sevgi ve a
ş
k muhabbettir,

Onun vasfında emniyet edepsizliktir

Ruhi tezahürler, kalbi itminanlar,

Vicdani rahatlamalar hakikattir, rızayı baridir



O’na yabancı olan

En yakınken,

Uzaklı
ğ
ının farkında olmayan

Beden diliyle ya
ş
ayan, nefsi

Gereksinimleri için bahaneler bulan

A
ş
ka ve ondan ne
ş
et eden sevdaya yabancıdır,

Çünkü kalbini marazlar bürümü
ş
tür



Belki sana anlatamam

Ve hatta anlatmak için

U
ğ
ra
ş
mam bile hebadır

Lakin dü
ş
lerim ve beni icbar eden

Kimi dü
ş
üncelerim zorlayandır

Her lahzada nice hikmet ve kısmet

Nefesleri beklemektedir,

Bu bakımdan usanmadım



İ
nsan severse

Gönül verip, vuslatı için

Seferberse gam de
ğ
il

Fanilik bedenime mirastır,

Ruhum için vakit evveli ahirdir,

Kahır
ş
art de
ğ
il

Sevebilmek, bu lütfu ilahiye eri
ş
mek,

Çilenin cesametinde tebessüm etmek keder de
ğ
il



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
27.08.2013 15:20
#1347

Susma konuş…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 183KB.

1010014_634501556584803_1959904568_n.jpg







Konuş

Kör kuyuların dilinden

Yüreğinden geçen, gözlerine buğuluk veren

Başını öne eğdiren, nefesini kesen, çaresiz sukut ettiren lahzadan söz et



Sükûtu irade

Arifin, irfan talihlisinin vasfıdır

Tevafuka bel bağlayan, nasibi hak diye umutlanandır

Şikâyete meyletmeyen, hakikat için varlığından vazgeçmeyi göze alandır



Sureti irade

Hilkatin ve vacibi yetin haricinde

Akıl ve bilginin kulluk edebilmenin dışında ki heveste

Ruhun ve kalbin en yakından uzak bir halde ikame edilmesinin dramıdır



Ne zaman

Ten ha bir köşede kalırsan

Kalbinin tellerini titreten haşyeti iliklerinde hissedersen

Ölüm korkusuyla ter dökerken, nabzın seni sana bırakmazken bir düşün



Aşktan söz et

Ruhunu ve kalbini bahşeden

Hissiyatın en naif suhuletini yüreğinde hissettiren

Gözyaşını döktüren, sabrı içselleştiren, sevdasına meftun eğleyen nasipten



Canı, cananı

Yürekte çağlayan efsunlu hicranı

Durmadan esen hasret rüzgârlarının ah u zarını

Anlamlı kılan, vefa adına sual ettiren, feda olmayı gerektiren hüzün farkını




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
27.08.2013 17:15
#1348

Meftun olan aşkı tanımalı, sevdasında hak bulunmalı…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 47KB.

1239045_635369186498040_352586493_n.jpg







Kalk kurtul miskinlikten

Kalbine verdi
ğ
in viranelikten, nefsi temayüllerinden

Nereye gidiyorsun, imkânlarını tarumar e
ğ
liyorsun, tefekkür edemiyorsun

Her gün aynanın kar
ş
ısına geçip saatlerini geçiriyorsun, bin bir çe
ş
it kıyafet deniyorsun



Niçin göremiyorsun

Fark edebilmenin ibretine yönelmekten çekiniyorsun

İ
ltifata layık olabilmek için bahaneler arıyorsun, kimli
ğ
inden uzakla
ş
ıyorsun

Ş
ahsiyet ve itibar bakımından ne kadar sarsılıyorsun, hala cezp etmek için u
ğ
ra
ş
ıyorsun



Ruhun ve kalbin bizardır

İ
çinde bo
ğ
ulmaktan korktu
ğ
un cendereler yakındır

Hangi prangaya el atsan, nefsin adına kul ve köle olsan kurtulamayacaksın

Attı
ğ
ın kahkahalar içine akıttı
ğ
ın ya
ş
ları gizlemiyor, bilakis a
ş
ikâr e
ğ
leyip, acındırıyor



Sahranın ku
ş
atan ahunda

Ummanın derdest eden hicran baharında

Ruhunla barı
ş
ık ol, kalbinle yüzle
ş
, hangi tarike adanırsan mizan yanında

Ya hakikatin didarıyla mest olup feyzine kanacaksın, ya da viranelik pazarında aranacaksın



Marifet iltifata tabi derler

Asıl marifet ikinci bir do
ğ
umun halde ya
ş
anmasıdır

A
ş
k ate
ş
inin sineyi tutu
ş
turmasıdır, sevdası sürur bah
ş
eden bir serinliktir

Kemali yet üzere nefesi teslim etmek Hanifliktir, nefsi bakımdan arınmı
ş
ğ
ın tarifidir



A
ş
k, hali meftun eder

Firkatiyle ihsana ram eyler, sevdasıyla ecre meyleder

O’nun rızasından gayri ne bekler, hiçlik desturunda kul olabilmeyi bekler

Ne vakit nazar edilirse, ihsan hali fark edilirse, bahtı için nasipse, kabul edilen nefestir



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
27.08.2013 20:26
#1349

Sual etme artık, sol yanım ağrıyor…

1003495_624989570869335_679677807_n.jpg






Sorma akan gözya
ş
larımı

Anlatamadı
ğ
ım hicran sayfalarını,

Ah ettiren lahzaları,

Boyun büktüren ezaları,

İnsanız, acı ve sevinçle ya
ş
arız



Dinmeyen ahımız,

Ukdeleşen arzularımız

Yüre
ğ
i da
ğ
layan ve bir türlü

Çıkmayan nidamız duyulacaktır

Umut var oldukça, sabırla yol aldıkça,

Azim ve
ş
evk uzakla
ş
madıkça ya
ş
ayacaktır



Gülen bir nefes

İnsanı imrendirir

Lakin hangi figanın dürtüsüyle

Kükremektedir, nefes nefesedir

Bir vakit sonra gözya
ş
ları gelecektir,

Hüzün çehresinde belirecektir, ah edecektir



Yalnızlı
ğ
ın

Zarif resimleri vardır

İ
çimi sızlatan efsunlu bir dramdır,

Sinem için farktır

Yapraksız dallar, kurumu
ş
a
ğ
açlar,

Kanadı kırılmı
ş
ku
ş
lar,

Ayağı kırık ahular olacaktır



Lakin kalbim

Bu resmi okurken

Hazin bir serencamın

Hissiyatına bariz kalacaktır

Etrafımda kimseler olmasa bile,

Deniz dalgaları haykırsa

Nafile hicran hali çarpacaktır



Ölüm, ne ha
ş
yet

Ve ne de korkudur

İ
nsan hissiyatıyla yol alan

Ne garip bir yolcudur

Avuntuları nasıl unutup,

Mizana mütebessim bir eda ile bakılacaktır,

Hal kalmayacaktır



Yüre
ğ
i mecnunla
ş
ş

Bir kul, durmayacak

Her amel ve ecrinde

O’nun rızasına ko
ş
acak

Ve a
ş
kıyla
ş
ad olacaktır

Halin sefil ve viran çehresi

Benimle kalacak, ruhum

Arınmaktan yücelere çıkamayacaktır



Ne kadar

Yazılmış kitabım varsa

Önüme çıkacak, hece hece,

Satır satır hak aranacaktır

Son pi
ş
manlık yanıma

Kar olarak kalacak ve tarumar

Melalim kurtarıcı arayacaktır



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
28.08.2013 13:51
#1350

Sessizce gelip, geçersin, nazarları celbedensin…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x533px and 61KB.

945198_637029982998627_2082666246_n.jpg






Mavi atlaslar giyersin

Gam etmez, salınıp gidersin

Hangi gönlün topra
ğ
ına keder zerk edersin

Ah u zar ettiren bir nefes misin, cezbeden halin izlerindensin



Kalp deniz misalidir

Dil, kıyıların susuzlu
ğ
una yeti
ş
en dalga misalidir

Gönülde ne varsa, dil onu zikreder, kıyılardan söyle ne bekler

Ak
ş
am sabah nazarlar ibreti gözler, ruh yücelere çıkmak için azim diler



Güzel, gönle hitap etmeli

Bedeni arzuları depre
ş
tirmemeli

Endamı, salınımı bah
ş
edilmi
ş
li
ğ
in edebinde hasredilmeli

Gören göz, dillenen söz, hissiyatı lirik hale getiren köz, nefesi olmamalı



Bedeni arzular nizam edilmeli

Nefsanîli
ğ
in doyumsuz oldu
ğ
u a
ş
ikârdır, bilinmeli

Hesapsız heyecan için gözler nazardan esirgenmeli, gidilmemeli

Son pi
ş
manlık lekeleriyle iz bırakır, bir ömür silinmeyenlerdir, dilenmemeli



Ne mavi atlasın çekicili
ğ
i

Ve ne de içinde salınan nefesin bitmeyen emeli

Lahzalar içinde ya
ş
arken, nefes müddetine do
ğ
ru akarken dü
ş
ünmeli

Affı ma
ğ
fireti suiistimal etmeden, çizilmi
ş
sınırlar ruhi ve vicdanidir ihlal edilmemeli



Bedeni ihtiyaçlar fıtridir

Akıl ve bilgi, edep ve talim en tabi olan fırsattır

İ
nsan tabi oldu
ğ
u akide etrafında amel ve iman ilkelerine muhtaçtır

İ
nsani ve ruhi olan bu de
ğ
erleri dikkate almayan ruhen, bedenen ve fikren sa
ğ
lıksızdır




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
28.08.2013 19:15
#1351

Gönül umman, dil kıyısında kal eğleyen dermandır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 873x600px and 33KB.

1236541_636065306428428_422314966_n.jpg









FECR kardeşim demişki;

“Foruma sessizce gelip

Başka bölümlere girmeden

Girersin hemen Mustafa Cilasun bölümüne

Bir de bakmışız Mustafa abimiz

Gönlünden dökülen mısraları

Sıra sıra dizmiş foruma

Şiir gönle hitap etmeli değil mi?

Şiirlerinizi gönülden yazıyorsunuz

Günlük 4-5 sayfa şiir nasıl çıkıyor sadrınızdan acep?

Maş
allah.gif
şiirmatik gibisiniz

Biz sizin bir şiirinizi sadrımıza sığdırmaya çalışırken

Siz bizleri şiir bombardamına tutuyorsunuz sanki

Formumuzda şiir haricinde de bölümlerimiz olduğunu hatırlatarak

Sürçü lisan ettiysek af alo




Aslında

Son on yıldır yazıyorum

Yıllardır suskun kalan yanımı açı
ğ
a çıkartıyorum

Ne kadar silinmeyen varsa bir
ş
ekliyle hikâye ediyorum

Gönlüme dü
ş
enleri epey biriktiriyorum, vakti gelince hasrediyorum


Evet, asla

Yazmak için yazmıyorum

Bir sıfat veya bir iltifat için kat a u
ğ
ra
ş
mıyorum

Ruhunun hicran damlalarını yazan bir adam olmayı diliyorum

Hizmet edebilmek maksadıyla ne hikmetse yorulmuyorum


Yüre
ğ
i bereketli dostlar

Ve kıymetli okurların teveccühlerine layık olmaya çalı
ş
ıyorum

Hak etmedi
ğ
im nispette sıfat ve iltifat serdettikleri için minnet duyuyorum

Her bakımdan Rabbime hamt etmeye gayret ediyorum

Nefesi nihayete erdirmeden niyaz için vesileler arıyorum


Ş
air ve yazar

Olmadığım halde sanatçı diyenlere
ş
a
ş
ırıyorum

Hayatım boyunca kalbin dili olmaya gayret ettim ve taviz vermedim

Bir suretim ve sıfatım bulunsun dile
ğ
indeydim

Rabbim nasıl biliyorsa, o vasıflarda yılları eskittim


Edebi ve adabı

Vazgeçilmezim gördüm

Nezaketi her zaman en sarih
ş
ekilde erdem bildim

Kabalık ve asabiyeti bir türlü içselle
ş
tiremedim

Böyle vakitlerde sessizli
ğ
e çekilmeyi ye
ğ
ledim


Tamahkârlı
ğ
ı

Ve hırsı nedense sevemedim

Her bakımdan dürüst olmayı becermeyi azmettim

Sözün hürriyeti ve kuvveti için cehti seçtim

Bir paye ve makam için omurgalı olmaktan vazgeçmedim


Ne kadar derdim

Ve kederim varsa Rabbime ifade ettim

Umutlarımda hüsrana u
ğ
ramadım, daraldı
ğ
ımda yakardım

Hep yanımdaydı, en yakınımdaydı, hiç yalnız bırakmadı

Sukut edip, boynum bükülünce kalbim in
ş
irah halindedir


Kulluk bakımından

Aczi yetim a
ş
ikârdır, sefilli
ğ
im bilinir

Kimseye yük olmamak için bir gayretim asliyetimdir

Keyfiyet ve heves için muvazenemi bozmayı istemem

Hesapsız heyecanı merak etmem, dü
ş
ünmeyi ye
ğ
lerim


İ
n
ş
allah.gif
kısmet olur

Gelir ve halle
ş
iriz karde
ş
imizle

Ne kadar nadan ve sı
ğ
bir gönül adamı oldu
ğ
um gözlemlenir

Muhabbetiyle müstefit olmayı dilerim, çünkü ben ya
ş
lı bir nefesim

Takdir edersiniz ki mazur görülmeyi her vakit istemi
ş
imdir


Zira ilgili oldu
ğ
um

Hiçbir sitenin sair konularına nazar edemiyorum

Yıllardır böyle biliniyor ve bu çerçevede çalı
ş
mamalımı ekliyorum

Ne demek sürçü lisan etmek, hassaten memnun ve mesruriyet duydum

En kalbi selam ve muhabbetlerimle niyaz e
ğ
ler,
ş
ükranlarımı sunarım



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
28.08.2013 21:24
#1352

Aşka adanmış ruh ölmez, kalbi yeis bilmez…


Orjinal boyutu icin tiklayin 718x482px and 70KB.

1186286_630900606944898_228081233_n.jpg







A
ş
k ne ate
ş
tir

Ne illete deva olan bir ilaçtır

Ne gözya
ş
ıdır,

Ne kahrın ilzamında ki nakı
ş
tır

A
ş
k, hevesi, hevayı öldüren vuslattır,

Umut içinde ki farktır



A
ş
k nasiptir

Yüre
ğ
e serinlik zerk eden erktir

Cehli ve asabiyeti

Tanımayan ecri kemali yettir

Kulluk ihsanında ki hiçliktir,

Varlıktan vazgeçiren dirliktir



A
ş
ka ram olan

Yalnız de
ğ
ildir,

O’nun la halle
ş
endir

Ş
ikâyeti ve adaveti bilmeyen,

Çileyi ikram bilenindir

A
ş
k cismin her halinden nükseden

Feyzi amberdir, sabır iledir



A
ş
k hakka adanı
ş
tır

Hakikat için

Ecre ve cehtte kanı
ş
tır

Azim ve sadakat içinde

Kul olmak istidadına varı
ş
tır

Hasreti ve firkati sev dalaştıran
kavrayı
ş
tır,

Hassasiyet nazarıdır



A
ş
k hidayeti iksirdir

Be
ş
erlikten kurtulu
ş
mesabesidir

İ
kinci do
ğ
umun gerçekle
ş
mesi halidir,

Kalbi teyakkuzdur

Fikrin ve zikrin muhakeme gerekçesidir,

Haniflik fırsatını hak edi
ş
tir



Heva ve heves için

Bedeni arzu ve ihtiyaçlarını

Gidermek bir seçim

İ
nsani münasebetler ve duygusal ili
ş
kiler

Aşk için kifayetsizdir

Sevdasına meftun oldu
ğ
unu

İddia eden içinse nedensizliktir,

Aşk hal içinde ki demdir



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
29.08.2013 01:39
#1353

Sessizce temaşa ettim, ibretin içinde eridim, ürperdim…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 171KB.

1170674_634952226539736_944313765_n.jpg








Söz vermi
ş
tim

Gitmeliydim, ihmal

Ettiğ
imkadar sevinmeliydim

Mahcubiyetimi aşikâreylemeliydim,

İçimin titrediğ
inibelirtmeliydim

Ne kadar korkum varsa, artık terk etmeliydim,

Haş
yetzerk edene meyletmeliydim




Yıllar geçmiş
ti

Ayrılık rüzgârları hiç

Söylemeden birden esmiş
ti

Keder yüreğimde sökün etti,

ya
ş
larımhiç dinmedi, fakat yetmedi

Özlemin, firkatin,
nin, vefanın,

Ş
efkatin mürebbisi olan canne kadar sessizdi




Arife günüydü

Herkesin bir telaşıvardı,

Kaygılar nasıl bırakmazdı

Bayramlık bekleyen
lar sanki

Birer meraktı, hiç sabırları kalmadı

Hane halkı temizlik konusunda cefakardı,

Soluk solu
ğ
akalacak kadar çabadaydı




Neydi bunun farkı

k ve
hangi kalp için

Vuslattı, ruh niye vardı

Dünya ve nimetlerine bu kadar düşkünlük

Niçin gönüllerin terini aldı

Düşünmek en son tercih edilenbir fırsattı,

Akıl danelik neden bu kadar etraftaydı




Bayram namazı

Nasıl bir heyecan ve de huşu,

Farzı ayın olan emirler içimizde bir sızı

Ne kadar ihmal edersek,

Nasıl ki tövbe kapısı açıktır

Diye söz söylesek neden acı

Kalp ferasetin mevkii, ruh aidiyetin dirliği,

Her lahza haberdar eden, müthiş
sancı




Kabristana gittik

Her yer yem yeliş,sanki

misali ne kadar berrak ve sakin

Ku
şlar bayram ediyor, seslenişleriyle

Sevinçlerimize iştirakeğliyor, şenve ş
akrak

Nazar ettiğim her mezarlar,

Ne kadar mahzun ve suskun,

Lal olan hal ile bakıyorlar




İçimde

Derin bir sızı ba
ş
lıyor

Çocuklar
lerime bakıyor,

Zevcem boynunu bükmüş
okuyor

Oğullarım, ayrık otlarınıtemizliyor,

Torunlarım sessizce ş
ınlık ya
ş
ıyor

Sukut etmek bana kalıyor, tilavet edilen ayetler

Dikkatimi çekiyor ve alıp götürüyor




Bir burukluk var içimde

Her ne kadar hakkıyla şehretmeye

Malik olarak aş
ikâretmesem de

Nefesin rikkati azalıyor, kalbin inşiraha

Muhtaçlığ
ıönüme çıkıyor, söylemesem de

Ölüm içimde yaşayanengin bir nida,

Nefsim anlamasa, aklım tutukluk yaş
asada




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
29.08.2013 20:50
#1354

Doğuma sevinen, ölümden korkan gariptir insan…


Orjinal boyutu icin tiklayin 700x620px and 57KB.

1001091_632525850115707_841165773_n.jpg






Rahmetin

En önemli naibidir

Mağfiret için halk edilmiştir,

Övülen ve yerilen bir nefes-i abidedir

Her doğan sabi, beşer olarak
ya gelir,

Aklı ile
olmaya başlar

Hissettikçe, düşünmeye önem verdikçe,

Tahkik etmek içinde sualler sorar



Çocuk

Bir
misali bakar

Sebep ve vesilelere sığınır,

Hayrete kanar, tembihlerle yola başlar

Velinimeti olarak nazar ettiği cana

Masumca bakar, sonra alışır ağlar

Kalbiyle konuşan bir ihsandır, nasıl

Yetiştirilse o anlamda yaşayacaktır



Anne

Ve babaya emanettir

Ehliyet sahibi oldukları için

Tercih edilen birer hesabi nefeslerdir

Evvel emirde zaten aynı suluktan gelen

Nöbetçilerdir, böyle eğitilmişlerdir

Sosyolojik farklılıklar iliklerine kadar

İşleyecek bir hayatın ana kaynağıdır



Etrafına

Kayıtsız kalmayandır

Öncelikle taklit etmeye bu yaşta

Başlayan çaresiz bir sadıktır

En önemli ihtiyacı şefkat ve sahiplenmek

Duygusudur, hilkatinde vardır

Aidiyetini ancak, ruhunun ve kalbinin

Farkına vardıkça anlayacak olan candır



Ne kadar

Çok kandırılırsa

Yalan ve yapmacık tavırlar içinde

Yoğrulursa geleceği adına gamdır

Mesul olan evebeyn ve etrafında ki komşuları,

Akrabalarıdır, en yakınlarıdır

Çünkü güven beslediği ve inandığı varlıklardır,

Her hali normal sayan kandır



Ruhunu

Celbedenlere uzanır

Aklı erdikçe tavırlar alır,

Nazlanmayı marifet sanır, öyle inanır

Şımartan
ve babalar en önemli sancıları

Zerk eden birebir muhataplardır

Çocuğun geleceğiyle fütursuzca oynayan

Varlıklardır, bakan, görmeyen zandır



Buluğ

Çağına erişen farktır

İşte o vakit bizzat muhatap

Kabul edilen candır, hiç unutmamalıdır

Her ne yaparsa mesuliyeti içinde bulunan

dır aklı ve izanı niye vardır

Düşünmek zorundadır, nefsini öncelikle

tanıyan ve etrafında yol alan
dır



Korkunun

İçinde demlenirse

Haşyet kapınızı çalar, panik

Ve hezeyan işte o vakit neden başlar

Afeti tanıyan ve yaşamış olan niçin

Tedbirlere soyunan zavallı nazardır

Akıl sual etmek ve tedbiri ihmal etmemek

Üzere en sağlam olan bir dayanaktır



Doğduğuna

İnanan, ölmeye de adaydır

Ne kadar kaçar ve korkarsa

Nafile yere panik yaşayan heyecandır

Nefsinin isteklerinde sınır tanımayan bir can,

Kimi ve nasıl inandıracaktır

İstikamet sahibi olmak farktır,

Sırat-ı müstakim üzere bulunmak farz-ı ayındır



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
31.08.2013 12:50
#1355
Her lahzanın bir vecdi var, o bir ayeti nazar…
1170775_639054412796184_672879606_n.jpg








Biliyorum ki
Çok anlaşılmıyor
Eskimi
ş kelimeler izanınızı zorluyor,
Bazen de of dedirtiyor
Lakin
şehretmeye müdrik haliniz
Dikkatimi çekiyor, bu bakımdan zikrediliyor
Meftun olan bir kalbin, mecnunun haline müdrik

Bir ruhun işaretleri kal ettiriyor


Şevkten
Nasipsiz kul kalmaz
Umut asla nefsin payesi bulunamaz,

Aşkın vecdi unutulmaz
Akidesi berrak olan bir canın hukuku ar olamaz,

Azimsiz nefes aşka bahis alamaz
İradesi için var olanın, aklıyla yol alıp,
Şerden kaçınanın kalbinde ki korku kalmaz


Nardan

Korkma nefsin içindir
Edebin halinden uzakla
şma
Kalbinin ve ruhunun rengidir
Ku
şku ve gam niyedir, şüphe
İmanın aşka sadır olması için
Tahkik etmeni beklemektedir
Nefesin müddetlidir, kuvvet ve kudretin

Sahibin olan Rabbin’indir, ne dilemektedir


Ruhun

Niçin yaratılan farktı
Aklın ve kalbin için ne müthi
ş fermandır,
İraden için ardı
Nazarın vicdanın olmalıydı,

En latif kapıları açan gülün lafzı okunmalıydı
İhsan ve ihlas neden muteber olan sınavdı,
Kul olan adına hakikatti, anlaşılmalıydı


Sen
şahsına
Münhasır varlık mısın
Kimseye muhtaç olmayacak kadar

Kudretin sahibi misin
Vakit için ne söylersin, hangi lahzanın

Akıbetinde ki nefesin, sual eder misin
Aidiyetin ve hilkatin hangi badiresindesin,

Neden avuntuların için gayret edersin


Hiç lal olan

Mevta gördün mü
Ten adına taaccüp edip titredin mi,

Uzuvların halinde eridin mi
Sessizliğin kadrinde tefekkür ettin mi
Yalnızlığın yokuşlarında hüzünlendin mi
Ömür yuma
ğının sayfalarında hiç serinledin mi
Hesabın vaktinde şöyle titredin m


Her lahza

Ruhuna sesleniyor
Kalbinin in
şiraha erişmesi için cezbe diyor,
Söyle neyi bekliyor
Rahmet ve ma
ğfiret neden haline nazar ediyor,
Müddet nefesin için bekletiliyor
Niçin yaratan Rabbin

Bizzat muhatap kabul ediyor,
Aklın için fırsatlar halk ediyor


Ne kadar

İsterdim bilsen
Derdine vakıf olmayı,

Devasıyla da o halinde sürur katmayı
İçinde ki gamdan uzaklaştırmayı,
Hissiyatın için fırsatların kapısını aralamayı
Hayırlı olanları yakınla
ştırmayı ve
Hayırsız olanları şehretmeyi kalbine başarmayı


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
31.08.2013 14:18
#1356

Hangi duvara baksam silik, gri ve kurşinilik…

1234059_634495149918777_1901464927_n.jpg









Sen hiç bilir misin?
Sessizliğin gizli çığğını,
Fetret içinde gizlenen sancının ya
şandığını,



Nesillerin
Yozlaşşğında salınan adamlığı,
Mukallit kimli
ğinde ki bağnazca çığırtkanlığı…



Akıl, nesil,
Din can mal ekseninde ki emaneti,
Devletin derinli
ğine nükseden kümeleşmeleri,



İllegal ite
Teranelerinde ki sırnaş duyarsızlığı,
şmana hacet bırakmayan tuğyan simsarlığını…


Nesilleri

Kim vurduruyor, niyaz kime yapılıyor,
Tüketim adına bireyleri kimler yarı
şa zorluyor,



Gönüllü köleliğin
Sayfaları takiyyelerle açılıyor,
Nisa kimli
ğine arz çaresizliğini hep yutkunuyor…



İnsan pazarlığı
Aşikâr yapılıyor medeniyet adına,
Simsarlarda çörekleniyor yobazlı
ğın panayırında,



Tahakküm yapılıyor
Aslı astarı olmayan gamsızlığa,
Millet adına kansızlı
ğa, alkış tutuluyor gammazlığa…



Milletin ferdi
Mahkûm ediliyor darboğaz nafakaya,
Hani
ölüm
herkesin elinde olsa parlayacak yangına,




Neme lazımcı
Sırnaşığa, aşk kolsun aşkı anlayan ana,
Kalmadı
şevki bahar canın hasret kaldığı akşamlara…


Zaman aynı,

Mekânlar farklı, insan anlamda kalmalı,
Mütemadiyen o heveslerinin zindanında ya
şamamalı,



Ruhunu anlamalı,
Kalbin letafetinde uzlete ulaşmalı,
Hakkın sofrasında, halin muhabbetini
aş
k
la solumalı…


Ne dervi
ş
Ve nede ermiş telakkilerinden vazgeçilmeli,
İnsan iklimine öncelikle azimet mükellefiyeti dikilmeli,



Toprağın bereketinde
İdrak gayretinle çok filizlenmeli,
Ölümün serinli
ğinde tefekkür rüknü hiç ihmal edilmemeli…



İnsan bazen
Yanılacak ve şaşacak ancak hali anlayacak,
Dost ikliminde yargıçlık bireyin tekelinde asla olmayacak,




şavere yapacak,
Ürkütmeden şefkatini kalbe akıtacak,
Rızayı bari için külfetin
güzel
li
ğinde o aşkla kucaklaşacak…




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
31.08.2013 15:04
#1357

Akşamın sessizliğinde, hasretin vicdanı var içimde…

wol_error.gif Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 843x403 ve 27KB ) Buraya Tıklayın 1185452_633049200063372_1177516579_n.jpg







Ne zaman
Suskun kalsam
İçime dert olanların

Hicranını bir bir aralasam
Ne kadar haksızlık varsa hiç susmasam,

Gönül lisanımla feda olsam
Korkunun zerresini menfaatim için asla taşımasam,

Ruhumun sahibi için ağlasam


Hayat

Deli doludur
Kimi hor görürsen

Bahtında yaşaman ar olur
Konuşmak için kim konuşur,

Emri bil mağ ruf,
Nehyi anil münker için an durulur
Aşk nasıl gerekçesiz olur, gönül kuraksa

Rahmet mi okunur, insan ki aşka bahis olur


şünmek
Kalbin ferasetidir
Edebiyle nefeslenmek

Ruhun içinde ki idrakindir
Sevda sabrın ve feda olmanın halidir,

İlimden yoksun kalp nasıl filizlenir
Akıl merakın için gerekçedir, azmin

Fütuhatın rengidir, inşirah kalbinin dileğidir


Karanlıktan

Korkma, zandan kork
Cahil olursan, nefsin için koşarsan,

Umudu anlamazsan, solup kalırsın
Esir olmak için ruhunu bırakırsan,

Onur ve haysiyeti akidende bulamazsan
Nedenlerden uzak kalırsan, nedensiz yaşamayı

Gaye sayarsan, sefil bir can olur, kurursun


Aşk,

İlham eken serdir
Nefesin müddetine tabi olan ferdir,

Aklın için kefendir, ruhun için mukadderdir
Vecdin için rehberdir, ecrin için feyzindir,

İmanın için ne müthiş edeptir
Rengin ne olursa olsun,

Aklın istersen bereketli bulunsun,
İ
hlâs halinde kalbin asla lal olmasın


İraden

Akıbetin içindir
Ne kadar tedarikli isen,

Hesabın vecdinde nefeslenirsen
Tevekkül etmek adına elzem olandan

Vazgeçmeden gerekçesiyle yürürsen
Sabrı ve kanaati acizlik bilmezsen,

Umutların için lahzada aşka ram olan bedelsen


Hüzün

İçini burkar
Sessizlik her yanından bakar,

Lal olan melalin aşkla yanar, sabır yağan kar
Kar her vakit içine tevazuu ile yağar,

Suskun kalan umutların bahar için ağlar
Eriyip tükenme,

Yeis içinde nefeslenip kalbini heder etme,
Nasibi ise kanaatle bekle


Elbette

Keder olacaktır
Lakin kaderin olmaması için

Vecdin azimle yol alacaktır
Hüsran olmak nefsin adına gam yaşanacaktır,

Ruhun ve kalbin umutla coşacaktır
Unutma, gözyaşlarını
saklamadan ağla,
Gönlünün sevdası için hiçbir vakit yakınma


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
31.08.2013 22:23
#1358

Zaman sessizce akıyor sinemi nasıl dağlıyor…

wol_error.gif Click this bar to view the full image.

581542_634614583240167_102746374_n.jpg






Bırakın
İç sızım bir an durmasın
O yârin yoluna yürek kanasın




Sinede
Bahar açmasın, solsun
A
ş
k demini alsın heder olmasın



Lisan,
Sukutun erdemiyle ansın
Hal tefekkürün içinde ku
ş
ansın


Mana
Buharla
ş
masın ruh kansın
Kalbim muhabbetle
a
ş
kı yaşasın



Ne sel
Ne de esen yelden korkma
Korkuların girdabına, sen soluma


Kalbini
Bir yokla ruhunla barı
şık yaş
a
A
şkın naifliğini zevkine hasretme


Aşk,
Asıl olan korkunun dergâhıdır
Ruhuyla nefeslenmeyeni kim anlar


Geçip
Giden
zaman
lar ne anlatırlar
A
şk gök kubbeden insana bakarlar


Her
Geçen gün o arz darlık ya
şıyor
İnsan denen varlık zevkine koş
uyor


O mah
ş
er
Adına kıyamda duruluyor
Hâkimi mutlak hazin ki anla
ş
ılmıyor


Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
31.08.2013 22:24
#1359

İnsan kalbi olmalı, nefsi için konuşmamalı…

wol_error.gif Click this bar to view the full image.

1151080_635369063164719_303820523_n.jpg







Artık
Ne
anne
me ve ne de ehlime
Ve hatta gönlümde demlenen yâre söz etmeyece
ğim.


Bir yılgınlık adına,
Sinemde harlanan bir hicrana,
Hazin
göz
ya
şlarım aksa da, aldırmayacağım nasıl olsa


Yıllardır
Husule gelen suskunlu
ğumu,
Heveslerimdeki solgunlu
ğumu anlamak adına korkumu


Çaresiz ötelemi
ştim,
Dertten azade bir kimlikle nefeslendim,
Kula
ğıma ilişenlere meyletmedim zira ben sebebiydim


Nereden bilirim
Bir kadını en büyük hasmının
Yine bir kadın olabilece
ğini hiçbir zamanşünemezdim


Çeki
şmelerin arasında,
Nedametlerin furyasında kalamazdım,
Geçte olsa anlamı
ştım lakin onlara bir şey anlatamazdım.


Bir hıncın içinde,
Rekabetin a
ğır bedeliyle kararamazdım,
Birini yekdi
ğerine bahis konusu yapamazdım sancılıydım!


Oysaki her ikisi de,
Zaman devran ettikçe ya
şıyorlardı,
Lakin anlamak adına tefekkürle yo
ğrulmuyorlardı, acıydı!



Doldur boşalt,
Muvazene için dinlediklerin ne kadar ş
art,
Akıl hakkıyla kullanılmazsa, idrakle kuş
anmazsa onu da at


Ne
anne
m rahat
Ve nede dirli
ğimde bulunur şevki hayat,
Birlik için düşünmek, lüzumu halinde feragati seçmek ş
art


Lakin anlatmak,
Anlamak için hisleri okş
amak,
Duyarlılığa kapı aralamak ve hayatı zindan etmeden yaş
amak


Hak nerede vasıl olmak,
Nefesin sahibinde muhabbetle ayılmak,
Ruhun gideceği ikimi hiç kurutmadan, muvazeneyle buluş
mak!


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
31.08.2013 22:25
#1360

Aşk, kalbin zarureti, ruhun gerekçesidir…

wol_error.gif Click this bar to view the full image.

1237110_634613526573606_1925912632_n.jpg






Yıllar filizlenip
Olgunlaşmaya gark ederken
Şen ş
akrak mutlu ve refahlı günler çok azdı

Ya
şayamadan

Anlatmak, işitmeden duymaktı
Görmek için bakmayı bir niteli
ğ
e erdirmekti

Dünyanın

Nimetleri her bir tarafı kuşatırken
Rahmet bu kadar a
ş
ikâr gerekçeyle yakınken

Kalp kendi

Hilkatinde ritme amade bulunurken
Ruhumun, hicran say
fal
arı ne kadar manidardı

Ummanlara

Doğru uzanan derin bir hüzün vardı
Uyumak, oysa çok
şeyler anlatıyor o an bizardı

Kalbim ne kadar

Sahibiyleydi idrakim neredeydi
Zaman
insan
kimli
ğinde muvazene için hakikatti

Do
ğmak

Emanetin tevdiinde olan bir merhaleydi
Nesiller için mücerret olacak mümtaz sa
ğ
anaktı

Hak zerrede

Muhakkak olan hamiyetli sığınaktı
Kim ne kadar farkındaydı, akıl
insan
için vuslattı

A
şk olmasaydı,
Su durulmazdı, yağmur ağlamazdı
Toprak, bereketi için anla
ş
ılmaya amadeli sanat

Güne
ş
Neleri anlatırdı, rüzgâr nefesler için olandı
Med cezir nazar eden içinde hissiyatta bir farktı

Mütekâmil olmak

İnsani hasleti kuşanarak solumak
Ahsen’i takvimden neden bahsedilir meraka akmak


İradenin

Hüviyetini berraklaştırmak nefsi tanımak
Ruhun kalbi nizam etmesine nefesi gark edebilmek

Aslen sahibi oldu
ğun
Ne var nefes olmazsa orda kal
Ölüm, bir gün kapını çalacak sakın geç kalma ey yar

Sevda

Bunun için var uzlet melaline suhuletli bir ar
Edep içinde kal, mütemadiyen tefekkürde seyri hal


Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
31.08.2013 22:27
#1361

Kime ne söylerim, sefil halime gülerim…

wol_error.gif Click this bar to view the full image.

1146720_630795653622060_777850991_n.jpg








Yine sessiz
Bir ağıt geliyor yüreğimden
Ve derinli
ğin kuşattığı hüznün dilinden


Kar eylemiyor
Keder ve gam yar elinden
Sinemin me
şkinden, düşünmek aşk iken

Neyleyim,

Hangi iklimin hazan resmiyim
Boynumu büker nefesi müddeti beklerim



Kime ne derim,
Derdimle yarenim bilirim
A
şk için şükrederim, öteyle ne serinlerim

Ey ney de
şme
Sen yaramı fakirliği bilirim
Ne yar için yanarım ve ne de ikbal tanırım



Şimdi bahtın
Halatından tutanım, ağlarım
Ne derde yanarım ne
şevki aşkla tadanım

Bir ses duyarım

Ve nidasında ibret ararım
Ruhumun serencamında kalbimi yoklarım



Kim ne söylerse
Zihnimde tararım yanarım
Nefesin azizli
ğinde aşkı sorgularım ağlarım

Yâd eller

Hasretin bağıdır ve özlemle tanınır
Şayet aşk olmasaydı, insan olmak bühtandır


Sevda niye vardır,
Muhabbet aşkın sanatıdır
Evet, ya
şamak ve ömrü nurlandırmak farktır

Arzın efsunu

Aşkla yudumlanır ve haz yaşanır
Her kim hakka kul olmayı ku
şanırsa, şahlanır


Hayat niye
Süruru nazdır, elemle insan duadır
Selam kalbin anahtarı, sevda
aş
k
ın yumağıdır

Ne kadar

Kalbinle barışıksan, ruhuna tanıksın
Sen
şahitliğin kefaretiyle anlamlaşan insansın


Çileyle sabrı
Kuşanırsın, inayet içinde yanıksın
Ve sen yazılanlar içinde kazaya dönü
şen aşksın

Üzüm asmayla,

Gül dikeniyle, söz kalbinle aşkta
B
aşkalaşmak ise insan kimliğinde ağır bir hasta


Yas ne ağıtın
Ve ne kaybolan canın halinde başka
Me
şk erdemin yangınlığında ve kalbi adımlar arda

Korkma
ölüm
den

Ve acizliğin kederindeki demden
Mukadderat vasfın birli
ğinde senin için azimetken


Mavera dirliğinden,
Hesabın netliğinde aşk ver iken
Gül kokusu benli
ğinde, sevda kalbin ikliminde serde

Ey edip durma

Sen yaz, yaz ki suskunluk kalbi niyaz
Gönüller ebet içinde sabrı ku
şanan ayaz, durma yaz


Aşk için her söz
Maslahatın derinliğinde edebiyle naz
Sen yaz ki sukutumun çığlığı ve a
ş
k
farklılığı yaş
ansın


Mustafa CİLSUN

 

 

MU
01.09.2013 12:52
#1362

Bir suzinak makamından kalbe düşünler…

230505_209652885736341_527686_n.jpg









Diliyorum ki
Çok geç olmasın
Kalbinin asudeli
ği ruhunla
Anlamlaşarak aksın
A
şk için sorgulanmasın,
Mananın hakikatinde elbette anlamsın
Lakin gönlün yalnızlık ya
şamasın,
Hasretin hazanında yorgunluğa kanmasın


Ne korkunç

Gecelerin elindesin
Hissiyatın prangalarındaki

Sancıların kederisin
Dikilen
göz
lerin umudunda,

Tavan arasında, yastığın taş olunca
Niçin yaratıldı
ğını, aynalardan aksayan
Burukluğunu ve umudun huzurunu


Bir gün

Anlarsın hayal ufkunu
Çare adına öteledi
ğin
Yutkunduğun bağnazlığını
Sabrın baharını, zihnin hazanını,

Kelamın kanaatle anlamlaşanı
Sevginin nasıl hasredildi
ğini,
Gözlerin perdelerinden boşlan katrelerin sesini


Her ne kadar

İçim elvermese de
Kalbimde demledi
ğim
Elemin sergisini açacağım
İbret adına ne varsa ruhuma anlatacağım,
Nefsimin tuğyanını
Benli
ğimde ihsanla, dilimde ikramla,
Zihnimde anlamlaşan varlığımda haksın


Yar adına

Neyi zikretsem varsın
A
şk yoksunuyum,
Sevmenin şerefindedir umudum
Zamanın yolcusuyum,

Hamiyetin vurgunuyum hasreti yaşarım
Salanın sesinde ürpertilere kanarım

Ne yastığımla ve ne de yatağımda kalırım


Sende bir gün

Meramımı anlarsın
İçimin burukluğunu
Hissederek mısralarda yaşarsın
Uzanan ellerim, fakirli
ğimde kalbim,
Fersizleşen gözlerim anar
Lanet adına her ne varsa derinli
ğinde
Suskunluğunu yaşar ve hikmetiyle bakar


Seyir

Kalbimde perdeleri açıyor
Tema
şa ettiğim hazan vaktin
Felahından bahsediyor
İşte o zaman sinemdeki hicran
Anlamıyla tuval üzerine yansıyor
Hüzzam eserler hissiyatımda renkleniyor

Ve ruhum hilkatinden ibret sunuyor


An ve senin

Kalbinle anlamlaşan
A
şkın hakikatindeki ikramı
Anlayarak ecirle yaşayan
Korkma artık, vaat edilen ikramdan

Azade olma, sevdanı korla
Vurgun
zaman
a kalma, hissiyatın

Dalgalarında boğulma kalbinle aşkı unutma


Giden

Derdin tezgâhında acemi
Arz edilen
sanat
adına her

Ne sergileniyorsa vehim mi
Ölçüler de
ğişti,
Kuvvetin dengesi sekilerleşti,
Hakikat ötelendi
Mert ve haliyle namert

Varlık zehabında belirsizleşti,
Masumluk aşkla yüzleşti


Sen ancak

Kalbimle bir demsin
Tevdi edilen nefesin e
şiğinde
Zadesin ve böyle hürsün
Ancak
sevgi
yle bir bütünsün

Ve feragatinle ihsanda sürursun
Ati adına ülfetsin,

Naiflik babında fevkalade mertsin
Ve edebin dilinde sevgisin


Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
01.09.2013 14:15
#1363

Temaşa ettiğim resimlerden hal-i esintiler…

263121_586565198045106_1111837504_n.jpg






Ne
Yol biter, ne umut yeter
Sinemde dirlik olmayınca
Söyle hüzün mü diner
Yüreğim vurdukça, bu dil sustukça,
Gözler kanatlanmış umutta
Ne söylerim, vaktini beklerim, efkârımı
Terennüm ederek yokuşlarda adımlarım


Yalnızım,
Bak yine yalnızım
Etrafımı kuşatan nefeslerin
Varlığından uzakta sızım
Çaldığım sazım, dile geliyor hicranım,
Issız köşelerde ne bizarım
Ne beste bilirim ve ne de
Nefesten sudur olan acıyı güftelerim,
Ben çileyle yarenim


Her
Solukta maksat kokar
Hasret yüreğimde zuhur etmeseydi,
Niye sancılar akar
Yar ülfetin bağrında açar,
Ar kalbim için ne iffetli kar, aşk kokar
Sine titremeyince, harlaşıp kükremeyince,
Sel olup ummana yönelmeyince naz kar


Ne
Annemden kalan anılar
Ve ne de babamdan
Bağlayan ve mahzunlaşan farklar
Hatta dost ve tanıdıklar,
Onlardan arta kalan, hicrana boğanlar
Nazar ettiğim resimden halime yansıyanlar,
Yüreğimi sızlatan o hüzünlü soluklar


Ne vakit
Bir şeye niyetlensem
Önüm ve arkamdan sudur
Olacakları düşünsem sabır
Çünkü ne kahrın itibarı var ve ne de
Vah çekmenin bir yararı kar
Tefekkürün elzemliğinde inkişaf har,
Akıl etmek kul için ne büyük yar, esas kalp ar


İlmi
Siyaset hal ikliminde aktır
Arifin sezgisi olmazsa
Bahaneler politik sebeptir, hiçtir
Her zafiyetin türlü bahaneleri,
Kalp bakımından silinmeyecek izdir
Ruh şahittir, nefes müddeti vakittir,
Beşer kalmak tercih işidir, kalbi inşirah yücedir


Aşk; kalbin
En naif bir hasretidir
İnsan, niyetine tabiidir,
Vuslat niye iradidir, onu kul bilir
Lafazanlık rüsvadır,
Kadere asilik bühtandır,
Hınç öte için hasımdır
İlim idrak ile akıl iradeyle,
İzan rahlede sine-i melalinde
Ve vicdan bakir sahifesinde




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
01.09.2013 15:08
#1364

Kalbi hassasiyet'in feyziyle an’ı yaşamak…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 119KB.

166083_586565371378422_431246_n.jpg








Hayatı

Anlayarak ya
ş
amak

İ
çin yaratılmı
ş
tır

Her bir tüketilen nefes



Sır perdesi

A
ş
kın sebep sonuç ili
ş
kisi

Ve onun enginli
ğ
e

Ya
ş
anan merhalelerini



Bir sevdanın

Co
ş
kusuyla solan
leri

Alıp götüren yel misali

Can içindeki kederi



Hilkatin

Sebebiyken serdedilen

Sevginin katlarını yudumlarız

Biz haz alırken



O

Yakla
ş
ırken ku
ş
atır hissiyatı

Sessizce bir pani
ğ
e geçit

Vermeyecek sevdayı



Vefayı

Görmezden gelmeden

Seni beni öncelemeden

a sürurla giderken



Ku
ş
kuları

Hiçleyip dikkate almadan

Duyguyu kudretin ku
ş
attı
ğ
ı

Anla
ş
ılmadı
ğ
ı



Merak içinde

İ
çselli
ğ
e salınırken ve o an

Seni senden alan kendine katan

En anlamlı



Katrenin

İ
zlerinde hali ha
ş
yeti salan

Kalmıyor hiçbir hükmü

Anlık hazlarda ya
ş
anan zan



En mücehhez

Kıldı
ğ
ımız savruldu
ğ
umuz an

Ne derlerle avundu
ğ
umuz

Zahir algılarımızı varken



Ku
ş
atan esrar

Perdesinde ki meçhul adımımız

Hiç tahkiki öncelemeden

Herkes göç misali giderken



A
ş
kın izlerinde

Nefeslenir sevdaları itiraf ederken

Bir
ı ilahi ku
ş
atmasında

Her bir
ş
ey yenilenirken



Yepyeni anlamaları

İ
çerirken o beni bir hanif yaparken

En
liyle nazarın hazzıyla

Bakarken onu anarken



Hiçli
ğ
in figanında

Sefilli
ğ
in ahında zahiri
a bakarken

Anlamlar içinde ki manayı

Terennüm ederek yaş
arken




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
01.09.2013 15:54
#1365

Aşk farkındalıktır, ruhtan ilzam olan ikramdır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 68KB.

182906_586564908045135_1611801990_n.jpg








Ne yüre
ğ
imin

Beynime uzanan eli

Ve ne de dilimin

Amansız kederi kalbimde diner

Halimde zuhur eden
yi

Ve açılan pencereyi kim seyreder

Ki gitmeden, âlemden göçmeden

Muhabbetin
ş
evkinde bekliyor güfteler



Neden senden

Uzakta sensizli
ğ
e sürgünüm

Kalbimi burkan hasretin

Deminde ne fakir hürüm

İ
bretin aynasında,

Bilincin sofrasında küskün bir elemim

Artık kederimle bütünüm

Ve hüznün topra
ğ
ında, sürgün kalan nefesim



Ne ar
ş
kifayet eder

Ve ne de mar
ş
bir keder

Derdin serabında

Kim bir bade içer, halinden geçer

Tu
ğ
yan eden kalbi kim neyler

Ve muhabbet
tan da geçer

Hicran hakikatten söz eder,

azimet için vazgeçilmeyen kutsi de
ğ
er



Alnım ne kadar ak,

Ruhumda dinmez
ş
afak

İ
nsan hayatında fark,

Kul kimli
ğ
indeki ittifak ve ilhak

Ş
ayet zafiyetler hala vazgeçilmeyen duraksa

Söyle nerede kaldı fark

Umutlarda son durak,

Kalbi manada
ye ram olmak
ş
ahtır mutlak



Neden yabancıyım

Ve kimli
ğ
imde hancıyım

Kime nedenleriyle davacıyım

Ve feragat ta sancılıyım

Kalan
ımda, hicranın

Uhde bırakan say
arında acıyım

Ufkumdaki umman ve artık

Önemsenmeyen
a neden davacıyım



Sevda satır

Aralarında tema
ş
a ediyor
a

Ecir koridorlarında

Ve çileli solumalarda kim yabancı

İ
nayet bekleyen, niyazı hak eden

Gönüller sevdaya çok sancılı

Gel artık bir durak kalmadı,

Kalbi manada haz hazanı ku
ş
anıp karı
ş



Gönül yasam

Ma
ğ
durdan yana çok hicranda

Gasp edilen nice haklar,

Hakikatin sa
ğ
ana
ğ
ında umutta

Vuslat nitelikle barı
ş
ık aklın

Vicdanla ihsanı ya
ş
atan vakıaysa

Ne olur asla korkma, samimiyet

İ
hlâstan noksan duygusallıksa anla



Edep
ş
ayet hasreti

Ya
ş
atan bir ahlakın ummanıysa

Lafazanlık edenler kimin umurunda,

Kalp
a açıksa

Sevda bu manada tensellikten uzakla
ş
an

Suskun bir hakikatse unutma

An ve seni bekleyen

Tefekkürün ikliminde ve merakın sahnesinde



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
01.09.2013 17:30
#1366

Hayat bazen anlamını kaybedip, ıssız sokakları dinliyor…


Orjinal boyutu icin tiklayin 740x495px and 81KB.

1175753_635878796447079_1690746619_n.jpg








Ne yol biter ve nedense

Hal ruhun ekseninden esin bekler

Vicdan sessizli
ğ
inde seyreder kalbin dirli
ğ
inden
ı diler



Hissiyat bin bir rengin

İ
hti
ş
amıyla resimler çizer hazzı ister

Arz
için tanzim edilen en kutsi de
ğ
er
sız nefesler


Ne a
ğ
lamak çare oluyor

Ve nede serzeni
ş
ler hali solduruyor

Umut inancın
ş
avkıyla her bir yanımı ku
ş
atıyor gönül yanıyor



Sazlar ne çalıyor

Meramı kim hakkıyla anlıyor
sızlatıyor

Her nedense hasretin çilesi elem veriyor mısraları yazdırıyor


Günler sarkıyor ömür

Vaktin oluyor akıl hale bakıyor acıtıyor

Kalbim nefsimle bedelle
ş
iyor irade sancılar için
leniyor



Ne yunusu ve ne de

Okyanusu hakkıyla biliyor neleri bekliyor

Hayat bazen anlamını kaybediyor ve ıssız
lar ne söylüyor


Ah gönlüm ne kadar

Feryat etsen ne çıkar
ş
uur olmazsa akar

Nitelik
a bakar keyfiyet örfü anar ve mazi hicranla efkâr



Atimden zanlarım korkar

Her bir yanım tu
ğ
yan içinde kim anlar

Parçalanmı
ş
cesetler vefayı anar a
ğ
lamak kalbime kanla akar


ler
için

ler yazar Üsküdar melalli halimde nazar

Hasretim ne
de var ve ne de istikbalimde mezarlar bir kar



Merkez efendi

Bir b
a nazar dede efendiyi hakkıyla kim anar

Tamburi Cemil nidasıyla sessizli
ğ
ini tamburla bozar bir
var


İş
te adımladı
ğ
ım

Kaldırımlarda bir çileke
ş
necip fazıl hazzı sunar

Cemil Meriç içtenli
ğ
in ritimlerinde ve tahkik
ş
evkinde neleri yazar



Ah gönlüm

Ne sancılı dalgalar var martıların çırpını
ş
ları
ı anar

Artık halimden geriye ne kalmı
ş
sa evet takatsizli
ğ
im hicran ya
ş
ar


Sanki saklambaç

Oynuyorum körebe oyununu yazıya boyuyorum

Sinemin tellerinde güftele
ş
en besteyi okuyorum ve
buluyorum



Göçmelerin ikliminde

Manzaraları tema
ş
a ediyor umudu anıyorum

Kime sı
ğ
ınıyorum evet
ü kokluyorum
le mavera diyorum


İş
te böyle çıktı
ğ
ım

Bakir tepelerde nefes müddetiyle sırra yönelince

Ne ke
ş
keler benimle ve nede tesadüfler inancı halimde gönül senle



Ma
ğ
firete muhtaçlı
ğ
ım

Katreler halinde naz
lerimde sicimle
ş
ince

Niyazım tüm iklimlerin filizlerinde tohum bereketin kadrinde rabbiyle



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
01.09.2013 20:30
#1367

Ummana dökülen gailelerin en alası hak sevdasıdır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 950x535px and 122KB.

376784_586564854711807_922891056_n.jpg







Ş
imdi nefesim için

Mukadder olan ne varsa

Sine yansa, kalp sızlasa,

Dil kurusa,
ler kama
ş
sa,

Ya
ş
amak umutsa, rüyalar ilham olsa,

Hülyalar ufku ku
ş
atsa,

Akıl iradem için refik olmayınca

Hesap karma
ş
ık olunca,

İ
çinden çıkılamayan buhran konuksa,

Soralım naif kalpli arif
a


Ne sesin ilzamı

Sinemde gam ve nede heyecan

Nasip olmayacak her an, umudun

Rüknüyle nefeslenen her
zan

Kan ki hilkatin her halinde anlamla
ş
an

Ve müddeti nefes için dola
ş
an ilham

Ne karın a
ğ
rısı, ne dervi
ş
in rüyası ve

Ummana dökülen keder, gam adına

Dertlerin en alası yalnız
sevdası


Arif, gönül dilinden

Kal eder, kul niye
ya
ş
ı döker

Nisa hissiyatın ikliminde ikamet edip,

Ülfetiyle dili edeple nazar eder

Hamiyetin payesini, sadakatin ianesini,

Gönlün teslimiyet için cehdini hasreder

Kalbi için tevdi edilen ne varsa,

Bah
ş
edilen hikmetin sudur unda

Hicran edebiyle gönül niyaza açılsa



Ş
imdi tarifsizli
ğ
in

Farkında adımlamak kar’sa

Adam olmak için azimet en elzem

Olan vakıaysa, kul ihlâs umudunda

Aldatmak bilmem ki kim için kar’sa,

Nefesin müddeti ve o hesabı unutulunca

Kim çıkarsa çıksın kar
ş
ıma hicran

Mütemadiyen yanımda,

İ
nayet kime nasip olurca


Bir teyze çıktı

Kar
ş
ıma, dil kurumu
ş
, ah sarmı
ş

Ne kadar çekti
ğ
i çile varsa hemen

Oracıkta fırsatını bularak aktarmı
ş

Ne gençli
ğ
inden, ne hevesin e
ş
kâlinden,

Ne
ün görmek istemedi
ğ
in
ş
eyden

Yıllarca suskunlu
ğ
un, kimseye anlatamadı
ğ
ı

Yılgınlı
ğ
ın efkârıyla yeniden ya
ş
ıyordu


Ne kadar acıdım,

Bir
ların nisasını andım

Edebi dairesinde nefeslenen,

Sadakatin fevkinde hayatını idame eden

Neslin güvenli
ğ
ini, aklın ehemmiyetini,

Canın teslimiyetini, dinin kutsiyetini

Bihakkın terennüm ederek,

Neme lazımcılı
ğ
ı hiçleyerek,

Atisi için mefkûre addederek


İ
limsiz, irfansız

Nefesin etkisinde ikamet etmeyerek

Tenin cazibesini, nefesin i
ş
vesini,

Cinselli
ğ
in hanesini örtmeyi bilerek

Gidece
ğ
i hangi yol varsa,

Edebi maksatta uzaksa,

Hakkın tasnifinden yoksunsa

Hiç a
ğ
lama, zafiyetlerin sökün etti
ğ
i

Her halükarda ve tercihlerin hesabi olmayınca




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
01.09.2013 21:45
#1368

Dil niçin lal olur, nazar melal, hal bizar olur…


Orjinal boyutu icin tiklayin 1920x1080px and 466KB.

mor-cicekli-manzara.jpg






Gözlerim

Hiç görmese

Nefesim takatimin

Kalanıyla
le göçse

Sağanağına ram olduğum esin ufuksa,

Dil susar gönül konuşunca

Anlatılmaz meftun kaldığım,

Hali fakirliğimle ağladığım çile süruru iksir olunca



Artık

Bakmaya da kıyamam

Nazarım b
alaşır,

Aklım tümden karışır

Mahzun gönlüm biçareliğinde,

Fikrim dur durak bilmeyince ağlaşır

Gül kalbim için hakikatin raksını

Bir çırpıda anlatır, hissiyatım
la buğulanır



Ne

Söylerim ki bu halim

Mazileşen hicranım,

Derdi ayan etmeyen kelamım

Unutuluyor, bin dert içinde anlamlaşan

ler hicranı soluyor

Ruhum sızlıyor, aklım dahi ermiyor,

Ceddim bilmem ki lal olan diliyle ne istiyor



Tarihim

Tarumar olmuş

Maslahatlar varlık adına

Hoyratça hakir kullanılmış

Mürebbi susmuş, arif yutkunmuş,

Veli sabrın girdabında solumuş

Ve
kalmış, sevda hikâyelerle anılmış,

Necip milletin nefesi açlıkla azaltılmış



Okuduğum

Divan hakmış

İnsan, ancak edebiyle

Hem hal içindeyse kemal farkmış

Erdem için yarışmak, inayetin ikamesinde

Ahbaplık yapmak
mış

Gönlü ihlâsa hasretmek,

Vicdanın hikmetinde nefeslenmek,

Arif olmak demekmiş



Nisanın

Naifliği edebinde

Adamın zarifliği gönlün

Sadakatindeki ülfetinde demde

Tefekkür etmek,

Sine-i
ı rehber edinmek,

Heveslerin letafetine ermek

Bahtın seyrinde ki sabrın dergâhına

Muhtaç olan talimle sevdalaşır,
yaşanır



Ten

Libastır, kar vuslattır

Ölüm, iradesini feda eden

Kul için ne ülfetli haykırıştır

Dil susar,
akar, sine derlediği

Her ne varsa, bir çırpınışta ona bakar

Gönül
için koşar, vicdan muhakemenin

Erdemiyle nefse atar bir ibretli nazar




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
01.09.2013 22:38
#1369

Kalp ahenksiz, dimağ muvazenesiz yol alamaz…

1187000_712345545446709_715092788_n.jpg







Umutlar

Var oldu
ğ
u süre içinde

Bir a
ş
kın seyri âleminde

Sürüklenece
ğ
iz demektir


Ş
ayet nasip beklenirken

Bir nedamet nüfus ediyorsa halimize

Akide merhalemizde

Muhakkak bir yozla
ş
ma vardır


Suyun

Dalgalar halinde seyretmesi

Sahilin sessizli
ğ
inde

Bir umut aralaması niyedir sor


Martıların

Durmak bilmeyen nidası kar
ş
ısında

Kemaninin, hicran
ş
arkısı

Sinelerde hali bulacaktır


Dalların

Üzerinde hoyratça
ş
akıyan ku
ş
lar

Hazanın kokusunu alan yapraklar

Neyi anlatacaktır


Ay ı
ş
ı
ğ
ında

Canhıra
ş
serencamlar bulunacaktır

Nükseden nazar kar
ş
ısında

Daha çok anlamla
ş
acaktır


Gizlenen sırlar,

Ahir için elde kalan tek vesikalardır

Ruhun vuzuha ermesini bekleyen

Bir güzellik niye vardır


Bilinmesine ra
ğ
men

Bazen hoyratça, bazen bir titre
ş
imle,

Alaca karanlıkta bazen de

A
ş
kın umutları kapımızı aralar


Canı kafese hapseden

Hürriyetten ne anladı
ğ
ını beyan eder

Hak olan bir dil, sevgiyle gül

Güzellikte tefekkür haliledir


İ
nsan için arz edilen

Zati te
ş
ekkür aslolan bir de
ğ
erken

Bundan sarfı nazar etmek

İnsan için en büyük kötülüktür



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
02.09.2013 12:15
#1370

Sor ayaz geceleri, fersizle şen gözleri, ağlayan hali…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 67KB.

944365_586568008044825_771906970_n.jpg







Sen bilir misin?

Çaresiz sesleni
ş
leri

Yüre
ğ
i titreten

Na
ğ
menin
vecdini

Sessizli
ğ
in esaretinde geçen

Elem reçetelerini

Efkâr selini, ayaz
leri,

Fersizle şen
lerden bo
ş
alan demi



Nefes

Vaktine tavdır,
a arzdır

Gönül
ş
ayet mahzunsa

Ne kadar narla şan
hardır

Sükût etmi
ş
bir melal kim için vardır

Ve kime zarardır

Dil konu
ş
sa, umut ruhun inhisarında

Kanatlanarak uçarsa kardır



Ömür

Sevdaya hasredilen bir andır

Ne vakit
gün yüzüne çıkıp,

Umudumla bulu
ş
acaktır

Hüzün sinemde ilelebet olacaktır,

Hicranım biran bile durmayacaktır

Gözlerden kan bo
ş
alacak,

Nefesim takatsiz kalıp,

Halimle vedala
ş
acaktır



Vurgun yemi
ş

Bir asma misali sere serpeyim

Hem nasıl bir keder içinde,

Hale meftun olan bir
zadesiyim

Peki, niye böyle dertliyim, hasretin

Firakıyla nefeslenen sefil bir azadeyim

Ş
imdi kime ne söyleyim,

Bahtım için boyun bükmeliyim,

Secdeyle irkilmeliyim



Yoktur kimseye

Bir sözüm, özümdedir

Bir gün
ş
akıyacak mıdır

Bu efkârlı gönlüm

Ve gülecek midir yüzüm

Ömür biterken, niyet halisken,

kokusu gelmiyor bilmem ki acep neden

Akıl manam için, idrakim

Ruhumdan tebarüzle şen
bir yetim,

e
şiğ
inde ölmeden



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
02.09.2013 14:38
#1371

Bırak gideyim, sükûtun sahrasında nefesleneyim…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x542px and 108KB.

556794_631316396903319_336117978_n.jpg







Gidiyorum...

Nefesin bahşedilmiş ligine
,

Hakikatin ruhuma

Tema
ş
a e
ğ
ledi
ğ
i firkati ülfetine

Ne söylesem,

Yıllara sâri sükûtumu

Bir bir
ş
ehre dip ayan etsem

A
ş
kın abadına gönlümü hasredebilsem

Ve umutlarımın sultanına iltica etsem...



Ne kadar

Melalim varsa...

Katreler misali

için dilenen muhtaçsa,

Meramın sevdaya kavu
ş
maksa

Nefsimin çeperlerinde, irademin aczi yetinde

Esaret çekmek bu kadar kalbe ezaysa

Aklım niye soluk solu
ğ
a,

Kuytu viranelerde hoyratlı
ğ
ın

Dilinde ve çilem korkuysa



Açma perdeleri

Sinem gün görür...

Ha
ş
yetin buca
ğ
ında,

Ne derlerin kuca
ğ
ında,

Ke
ş
kelerin oca
ğ
ında zanlarım büyür

Dile gelen ne varsa,

Kalbimin lekeleri sinemde

Dinmeyen bir sızıysa, hicran yürür

A
ş
k mı bu minval üzere,

Hakikat ramı ne yüze,

İ
çimin titremeleri ba
ş
lıyor bak yine



Niye a
ğ
lıyorum,

İ
nan ki bilmiyorum...

Bin
le yolun yolculu
ğ
una ba
ş
lıyorum,

Sancılarımla ba
ş
ba
ş
a inliyorum

Kaçıyorum...

Bilinmeyen bir adrese,

Hasretine ram oldu
ğ
um nefesin mukabelesine

Ne kaldıysa nefesten,

Solmaya amade olmu
ş
bir hevesten,

Sabrın lehçesinden yine



Ne diliyorum,

Ne kadar biliyorum...

Ummanın sesini,

İ
çimi sızlatan
ini, hasreti

Zerk eden busesini i
ş
itiyorum

Ne kadar dalsam,

Dalgalar misali gönlümü

Sükûtun kollarına bıraksam a
ğ
lasam

Ruhumu bırakmadan,

Manamdan kopmadan,

Kalbim kararmadan
ı ya
ş
asam



Gözümün gördü
ğ
ü...

Hakikat için dile gelen nidanın

Sevdaya meftun hali

Ve serzeni
ş
i yüre
ğ
imi deliyor

Ne kadar bigâne kalsam,

Nefsimin nizamsızlı
ğ
ına yansam,

Kıt aklımla yakarsam

Yine de hakkıyla olmuyor,

Vuslatın perdesi, ötenin

a ram olmu
ş
vecdi dolmuyor



Mustafa CİLASUN

 

MU
02.09.2013 16:25
#1372

Zerrede ki kuvvet, kalpte neşet eden şevk…


Orjinal boyutu icin tiklayin 700x466px and 78KB.

1098447_633612116673747_1347269945_n.jpg







Biliyorum

Hissedileni anlatmak için,

Ne kıtanın uzaklı
ğ
ı ve nede

Varlı
ğ
ın azlı
ğ
ı bir sancıdır.



Sevmek,

Ş
ayet muratsa o ilgadır,

Cezbeden hazdır, ya
ş
amak

Adına hardır, an için
ş
arttır.



Nasip haktır,

Aramak hak adına vuslattır,

Rekabet niye vardır, kalpler

Ancak sahibiyle anlamlıdır.



Ondan uzakla
ş
mak,

Kuraklı
ğ
ın kadrinde nefes almaktır,

Rahmet adına ne vardır

Muhabbet ancak a
ş
k için olandır.



Fevri sevdalar,

Anlamsız lafazanlıklar ne
a
ş
ktır

Ve ne de kalbi in
ş
irahtır

Hak adına olmayan bir hezeyandır.



İş
te o vakit,

Aldanmak ve aldatmak vardır,

Vefa sorgulanmayan anlamdır,

Sadakat kim için
ş
art olandır.



Ecir nerede aranacaktır,

Kalp kim için ba
ğ
ı
ş
lanan fütuhattır,

Ruhun bizarlı
ğ
ı kim için

Hakikati hazandır, o an
ş
a
ş
ılacaktır.



A
ş
k kendi ikliminde,

Zaman bir dü
ş
ün kimin kadrinde,

İ
drakin e
ş
i
ğ
inde, topra
ğ
ın

Bereketiyle, ya
ğ
mur serinli
ğ
inde!



Oysaki ne da
ğ
lar

Ve ne de e
ş
siz

Yamaçlar geçit vermez,

Halin devranında nefeslenmeyeni

İ
stemez ve asla haz etmez!



Zerredeki kuvvetin,

A
ş
kın hüviyetinde ki muazzam uzletin,

Ömrün her sahifesine nak
ş
edecek

Fetretin engin nefesleriyle!



Nazar edilen güzelli
ğ
e,

Ke
ş
kelerden yarar gelmeyen özelli
ğ
e,

Akıl var niye,

ş
ünmek bir gaye ise,

Gerekçeler
ş
imdi önünde!



Bilinir hak kiminle,

Ezelde verilmi
ş
bir söz vardı niye,

Ömür hasat için bir sahifeyse,

Ş
imdi dareyn için kim neyi bekliye!




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
02.09.2013 20:31
#1373

Zahir olan ayetler nezdinde aşka bir bakış…

29522553746bdf1300f7o.jpg






Yapraklar

Bir a
ş
kın mana katresinde ki

Yansımalarını aksettiriyordu

Ne parmaklar onu ok
ş
amı
ş

Haline bir
ş
evk katmı
ş


Her nedense

Bir yapra
ğ
ın hali

Nezaketinde her zaman nisanın,

Bir a
ş
kın, bir hazzın, bir kızın salınması,

Naz ile samimiyeti hatırıma gelirdi

Bir damlanın dalgaları misali,

Melalin dili sukut hali gibi


Ne hicranlar gizliydi oysaki

Paki mahzun umutlarında,

Feryat edemedi
ğ
i soluklarında,

Yutkundu
ğ
u muratlarında.

Her dü
ş
en bir yaprak misali…

Her bir nefesi anlamla
ş
tıran

Ruhunun güzelli
ğ
inde ki sanattır


Ruh hak için vardır, mutlaktır

A
ş
kın rengiyle boyanmaktır

Nedendir sanat harikası a
ş
klar

Sürekli ibreti hak olarak

Telakki edilerek anlatılırlar.


Nesiller boyu

Tarihin sava
ş
lar kusturan

Tegannili
ğ
inde sanki uzatılan

Bir buket misali, bir salkım üzüm gibi,

Tenin halinden bo
ş
andı
ğ
ı gibi,

Midenin kendi yetisiyle iktifa etti
ğ
i misali


Bedende

Bir yenile
ş
me, sinede

İ
çsel derinle
ş
me safhası ba
ş
lardı

Sanki açlı
ğ
ın yudumlanan sahnelerinde

Kullu
ğ
un idraki gibi,

Mu
ş
tunun kalan izleri misali, a
ş
kın hali

Hissiyatta devri mana yapması gibi


Ruh bedene

Vaziyet etti
ğ
i sürece itibarlıdır,

Vardır, anlamlıdır, kadri mutlaktır

Nefisler asla eziyete, ıstıraba,

Gayrete, me
ş
akkate kapalıdırlar

Yan gelip yatmak isterler,

Doymak nedir bilmezler, bedenin

Kas yapısını tahrik ederek miskinle
ş
tirirler


Ölmek

Temayülüne hız katarak,

Manasız kalırlar ancak

Oysa sessizli
ğ
inde sukutu hal ile

Akıbetini bekleyen su, emri hak ile

Hiddetin ve
ş
iddetin korkusuyla

Esrarın safhalarındaydı.


Yaprak ki

Dalından kopmak zorunda

Bırakılan bir sevdanın mahzunlu
ğ
unu

Ya
ş
ayarak habersizdi olacaklardan

Lakin dü
ş
mek zorunaydı hikmetin

Muvacehesinde ki mevcut nasibince

Bu öyle Kutlu bir yoldu ki teslimiyetle

Ancak durulur, solunur, anlam bulunurdu



Muhakkak ki

Bir halk edenin nuruydu,

Muradıydı, tasarrufuydu, nizamıydı

Maksuda Ula
ş
manın bir tek yolu

Rızayı bari ile solumak, konu
ş
mak,

Hem hal olmaktı, aksi bir tavrın

Tercih edilerek enaniyet için

İ
syana girilmesi
ş
irretti


Hazanın

Esrarında kurumaya yüz tutarak,

Hayat damarları sessiz bir sukutun

Perdelerinde aranan mızraptan

Akseden bir feryadın na
ğ
mesi misaliydi


Gözya
ş
ları

İ
çe akarken, kan çekilirken,

İ
ksir tükenirken, cazibe biterken

Bırakılmak gibi, azadın izleri misali

Hürriyeti hayata yeniden ba
ş
lamak gibi…


Suya dü
ş
erken Bile esintilerin etkisinde

Sessiz melalin derinli
ğ
inde sesler,

Renkler anlamsızla
ş
ır, tükenen bedende ki

Can gibi, mecalsiz aranan nazarlar misali



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
02.09.2013 21:44
#1374

Bariz olan ezel ve ebet, hak ve ret, vicdan ve nefs…


Orjinal boyutu icin tiklayin 819x659px and 53KB.

1184828_635367543164871_220544975_n.jpg








İ
nsan olmak

Ve bu
ş
erefe nail bulunmak

Ne büyük bir nimettir.

Ş
ükrü asla mümkün

Olmayan en büyük de
ğ
erdir


Fazilettir,

Payedir,
ş
ereftir, hilkattir.

Böyle bir itminanlı
ğ
a haiz olmak için

Muhakkak ki bir e
ğ
itim
ş
arttır


E
ğ
itmen

Öncelikle kim oldu
ğ
unu bilen,

Hilkatin ve aidiyetin idrakine vakıf bulunan,

Mükellefiyetin ve emanetin

Ne kadar önemli oldu
ğ
unu bilen

Bir
ş
uurun sahibi bulunmalıdır.


Aksi takdirde

Manasından habersiz bir ki
ş
ilik

Ne kadar verimli olabilir, öncelikle

Kendisi bizzat bir e
ğ
itimden geçmelidir,

Hakikat nedir muhakkak bilmelidir.


Hülasa edersek

Mazisiyle kahretmeyen, gelece
ğ
iyle

Paganlaşmayı öncelemeyen,

Objektif bir dü
ş
ünme usulünü özellikle

Tercih eden bir mürebbiye ve e
ğ
itici olmalıdır.


Güven,

Sadakat, fedakârlık,

Görgü kuralları, edebin ziyadesi,

Faziletin de
ğ
eri,
ş
ahadetin gere
ğ
i


Vatanın teminatı,

Vicdanın, izanın, halin izahı

Ve vuzuhu için en önemli dayana
ğ
ı

Manevi alt yapıdan geçmektedir


Manevi

Alt yapısı olmayan bir insan,

Sorumsuz bulunandır,

Keyfiyetine göre davranı
ş
ı önceleyendir


Bir insana

Fayda sa
ğ
lamak adına, öncelikle

Onu anlamak için gayret,

Sükûnet ve sabır gerekmektedir.


Bilmekteyiz ki

Hiddeti önceleyenler

Bilgi bakımından yetersiz ki
ş
ilerdir.



Ş
iddet

Heveslileri ise konu
ş
ma dilinden

Yoksun cahilli
ğ
i öne çıkmı
ş
kimselerdir


Bu ki
ş
ilerin

Genel temayülü, isteklerini

Sevgi diliyle de
ğ
il karga
ş
a ortamını

Tercih ederek elde etmek meyilleridir.


Aslında

Bu insanların en büyük problemi

Bire bir kendileriyledir

Kendi sineleriyle barı
ş
ık de
ğ
illerdir


Husumet,

Haset, riya, tekebbür, zülüm,

Hiddet,
ş
iddet, aldatmak,

İ
nkâr etmek temel tercihleridir


Çünkü

Nihayetinde kime hesap verece
ğ
ini,

Bir nefeslik can olan akıbetlerini


Mah
ş
erin

Ha
ş
yetini nerden bilecekler ki,

Bilgi ve mana muhayyilesi bunların

En son veya asla istemedikleri tercihleridir.


İ
nsanlık tarihinde

En bariz olan iki husus ön plana çıkmı
ş
tır

Ezel ve ebet, Hak ve ret, vicdan ve nefs,

Zalim ve mazlum, müstekbir

Ve müstezaf, Rab ve ta
ğ
ut tercihleridir


En ufak

Bir paha kar
ş
ılı
ğ
ında dinini satanlar,

Farkında olmayanlarda çabası tabi ki



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
02.09.2013 22:23
#1375

Gün yüzüne hasret kalan ukdeler aralanırken…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 54KB.

1236919_640156072686018_2051211404_n.jpg






Gecenin

Makûs nidasını duyuyordum

Tutmayan uykunun peri
ş
anlı
ğ
ında

Halimce bir yaren arıyordum

Lisanın nisasında duyulmayan perdeleri

Ve hicranı nefesleri merak ediyordum

Derdin her sahnesini,

Çilenin hikmetli payesini,

Efkârın bizar eden halini soluyordum



Zafiyetlerimin

Hataya duçar e
ş
kâliyle

İ
rademin azimetten yoksun sefilli
ğ
iyle,

Birde hüzün kalbe girince

Serabın en zarif haliyle,

Hasretin dile getirdi
ğ
i hüzzam

Güfteyle yolda
ş
oldum

Esinti sinemin en ücra kö
ş
esinde

Yıllara sâri suskun kalan

Vecdi ruhumda okuyordu



Sarsılmı
ş

Ve
ş
a
ş
ırmı
ş
bir haldeydim

Tenimi ok
ş
ayan ve halimin

En yalnızlı
ğ
ında arkada
ş
olan farktı

Hangi kö
ş
eye baksam,

Gecenin en kuytu karanlı
ğ
ında

Neyi aransam bir gamdı

Hicranın sazendeli
ğ
inde,

Nakkaşın özverisiyle,

Ressamın yürek sesiyle esini andım



Dönüp

Arkama hazinli
ğ
imi andım

Ne bir ses ve hatta nefes

Duyulmaz olmu
ş
tu, kulaklar ne yapsın

Kalp itminan olmadıkça,

İ
n
ş
irah için talim almadıkça,

Ruh hicranla ya
ş
adıkça

Güne
ş
do
ğ
sa, gün aydınlansa,

İnsanlar ko
ş
u atları misali

Solusalar da sancı haktı



Hani
ş
airler

Anlatırlar mısralarla

ş
ünülen,

Aklıselim ile nizam edilen,

Halin dilinden esinlenen

Umutların salasında,

Sevdanın sancısında,

A
ş
kın titreten yamaçlarında a
ğ
larken

Ömrün sahnesinde

İ
kame edemedi
ğ
i, dü
ş
lerin

Perdesinden seslendi
ğ
i hissiyat var ya



Dürülen

Bir hayatın acısı ba
ş
kaydı

Ne kadar çok sinemde

Gün yüzüne hasret kalmı
ş
uhdeler sanıktı

Artık her
ş
ey ba
ş
kaydı,

Solgunlaşan hal, eskiye mahal kal,

Vaktin kıskacındaydı

Anlatılmayan her
ş
ey zanlıydı,

Yargıcın müsaadesiyle

Ve iradeyi hal ile keyfiyetiyle




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
03.09.2013 11:59
#1376

Hiç değilse gülün naifliğinde gönlüme nazar etsen…


Orjinal boyutu icin tiklayin 750x469px and 58KB.

1240572_639913706043588_21895579_n.jpg







Sazende

Tamburuyla hicaz taksimi geçerken

Sustum…

Nihayetimin ayan olacak hüznüyle

Yutkundum durdum

Hissiyatımı bu
ğ
ulayan

Hasretin
ş
avkıyla gözlerim bıraktı,

Gam sinemi da
ğ
ladı,

Hicran her daim kapımda sabırdı

Ne gecem ve dahi gün içinde ne
ş
em vardı,

Sürur nedense çok uzaklarda kaldı



Artık gönül sayfam

Karanlık içinde umutla bekleyen meraktı

Kalbimin dinmeyen hüznü,

Bahtım için ne muazzam sancıydı

Ş
evkim niye uzakla
ş
tı, kar yüre
ğ
imin

Derinli
ğ
inde bekleyen bir kaftandı

Ölüm aklım için kardı,

Ruhum hakikatin serencamında

Aklanan sevdaydı, edep vardı



Ne vakit

Vuslatı ansam, titreyerek a
ğ
lasam

Kalbimin in
ş
iraha hasretini

Nasıl anlatsam ve iflahı koklasam

A
ğ
lasam,

Durmadan hakkın zikrine kanarak

Yalvarsam, hiç usanmasam

Sermayem için kollarımı açarak,

Kalbi lekelerimden aklanmayı,

Ah affıyla ba
ş
arsam



Vakıf olamadı
ğ
ım

Lisanın kadriyle solusam

Dile delen ayetlerin sa
ğ
ana
ğ
ında

Kaybolarak a
ş
kına uzansam

Hiç de
ğ
ilse gülün naifli
ğ
inde gönlümü

Bu
ğ
ulasam, hasretimi bir anlatsam

Yazsam, sinemin yangınlı
ğ
ında

Aziz gönüllerin himmetiyle

Niyazla
ş
sam ve a
ğ
lasam



Niye bencileyim,

Varlı
ğ
ın ebet adına nöbetçisi miyim

Hali sefilli
ğ
im için sanki bir dilenciyim,

Hangi yolda kalıcıyım

Veren belli, sahibim kimdi,

Kudretin azameti

Ah nasıl görülmezden gelindi

Ömür tükendi, hesap yakinle
ş
ti,

Kefen biçildi, ölüm ise dirilmek için,

İ
hlâsla nasipti



Kimler geldi,

Kimler derdi gam ile göçtü

Dareyn saadetinin vaat edildi
ğ
i

Belliydi, lakin kim edeple meyletti

ş
ündükçe içim titretti nefesi kesti,

Umutlarım efkârla belendi

Kalbi fakirli
ğ
imle, takatten arî dizlerimle,

Fersizle
ş
en gözlerimle ellerimi açtım ilahi



Ne bir

Hevesim kaldı ve ne de uhdem ardı

Yüre
ğ
imi da
ğ
layan hançerin yarası,

Sinemin fakirli
ğ
in bir ibreti nazardı

Gönlüm, hicranın sükûnetiyle, elemin

Hüznüyle kemalle
ş
en bir sevdayı karardı

Hayat, idrakim için en anlamlı bir kitaptı,

Kitabeler mazime açılan en kutsi nazardı




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
03.09.2013 12:47
#1377

Sinemde dağlayan hicran, buğulayan an kaimken…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x536px and 127KB.

1175561_640388132662812_1366371794_n.jpg








Ne olur bir lahza

Açmayın sine-i efkârımın örtüsünü

Küllenen melalimin sancıya

Türap olan hicran öyküsünü

Dinlemeyin kalbimin hazin na
ğ
mesini,

Ruhumu bizar bırakan hançerini

Titreyen
ş
u hali acizli
ğ
imde avarele
ş
en

Hislerini, dinmeyen nidamdan göz paremi



Umut, hakkı sevdadır

Vuslat için en ulvi a
ş
kı sultandır

Yeis içinde nefeslenmek,

Sine için fevkalade bir zayiattır

İ
n
ş
irah kalp için ihsandır, kul için

İ
hlâs niye farktır, a
ş
k feda için aktır

Yakan hicran, bu
ğ
ulayan her an, mavera

Yolculu
ğ
unda a
ş
kı co
ş
kuyla hale koyan



Sinemde

Kaim olan bir metanet var

Ruhumun mateminde hasret ar

Lakin korkular içinde nefes almak,

Yüre
ğ
imi çok da
ğ
lar

Vaat edilen hazlar, merakı önceleyen

Soluklar cennete girmek için a
ğ
lar

Müddeti nefes için andı
ğ
ım, yüre
ğ
imin

Haresinde hüzünle baktı
ğ
ım farklılı
ğ
ım acı




Yanan oca
ğ
ın

Umuduna kanan, ona bel ba
ğ
layan

Issız kö
ş
elerde avareli
ğ
in

Sefilli
ğ
inde merakı yudumlayan

Kanayan sinenin hali efkârını hiç

Anlamadan ya
ş
ayan ve haykıran can

Kudretin payesini, nefesin acizli
ğ
ini,

Ömür için vaat edilen suali bilmeyince a
ğ
lar



Tefekkür ettikçe

Sefilli
ğ
in en bariz çehresi kar
ş
ıma çıkar

Lal olan dilimin bizarlı
ğ
ı

Sineme akarak yüre
ğ
imi da
ğ
lar

Ne andı
ğ
ım o korkutan nar ve ne de

İ
drakine vasıl olamadı
ğ
ım her bahar

Umutlarım için bekleyen

Filizlerde bir a
ş
kı sevda var,

Kim hali fakirli
ğ
ime yanar



Biraz durun

Seslenmeyin derin bir uykuyla irkileyim

ş
lerin serencamında

Hülyaların
ş
evkiyle hasrete ereyim

Nefesim oldukça hazanı neyleyim,

Tema
ş
a etti
ğ
im nispette a
ş
kla göçeyim

Ah halimin derinli
ğ
ine nüfus eden

Hazin kederim,

Kabrim için ölümle bedelle
ş
irim



Ş
imdi ne olacak

Nefsimi bekleyen ha
ş
yetli bahanelerim

Ne söylesem hakikat için

Kalbimin sahifelerinde e
ğ
le
ş
irim

İ
nayet için hamiyeti kimden dilerim,

ah görgüsüz melalim seninle neylerim

Mizan için niyaz ederim, kalbimin sahibine

İltica ederek umudu aş
kla yâd ederim



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
03.09.2013 16:12
#1378

Suskun sokaklar gibisin, niçin bedbin bir nefessin…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 35KB.

14459_400787386693762_1715365079_n.jpg







Artık

Biliyorum korkuyorsun

Sualler içinde uçsuz bucaksız

Bir yol alıyorsun, bazen ürperiyorsun

Gelip geçen zamana ne söylüyorsun,

Nasıl bir burukluk ya
ş
ıyor ve a
ğ
lıyorsun

Gülmüyorsun, sadece anlamı içine çeken

Bir tebessümle gönlümü alıyor uzakla
ş
ıyorsun




Nedense seni sana

Bırakmayan çı
ğ
ğ
ın var

Hıçkırıkların akseden sedası sessizli
ğ
inde

İ
çimde akar, neden a
ğ
larsın ey yar

Sabır ve kanaat ruhun didarında en manidar

Bir kar, hesapsız nefeslenmek neye yarar

Zaten geçen yıllar sinemde çırpını
ş
larımı yoklar,

Ukdeyle umuda kim ve nasıl bakar ey yar




Söyle niçin suskun

Sokaklar gibisin, neden bu kadar sessizsin

Hissiyatını a
ş
ikâr eylemeyen bir nidasın,

Edebin derinli
ğ
inde ne ülfetli bir de
ğ
ersin

Lal olan dilinle, utangaç nazarınla, nefes

Nefese koyan merakınla suhuletsin ve zarafetsin

İ
çim içime sı
ğ
mıyor, evet billahi akıl sır ermiyor,

Cezbeden halin,
ş
imdi melalime ü
ş
ü
ş
üyor





Yıllardır manasına

Meftun oldu
ğ
um edebi halin içime

Titremeleri zerk ediyor, a
ş
kını
ş
ehre diyor

Ne kadar hasret varsa içimde bereketleniyor,

Kavu
ş
mak ne kadar mü
ş
kül bir i
ş
mi
ş
dedirtiyor

Gözya
ş
larım bu an kalbimden ne
ş
et ediyor,

Bu hicran ruhumun serencamında ikamet ediyor




Her ne yapsak ta gün bitiyor,

Kabrin lahzası hissediliyor, dinmiyor

Tefekkür etmek ve tesbihat için

Kalbin nazar gâh oldu
ğ
unun

Farkını anlamak ziyadele
ş
iyor

Ne kadar muradım varsa,

O an sineme sökün ediyor,

Bahtım için a
ş
kla sahibine iltica ediyor

Gönül kapım açılmayı bekliyor,

E
ş
iklerin dirli
ğ
inde beklenen nasibi

Kimden sevda ile diliyor




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
03.09.2013 18:48
#1379

Haşyet hakkı hassasiyettir...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 72KB.

521530_10200236416847322_1848584080_n.jp






Nihayetinde

Bir yaratılı
ş
ın

sahnesindedir insan

Be
ş
erlikten kurtulu
ş
la

hakikatin iklimine ko
ş
an



Bazen korkan

Bazen de umutla

anlamla
ş
an can

Damarları turlayan,

kalpte mana bulan a
ş
kı kan


Ne olacak,

Vakit halin dirli
ğ
ine

neyi anlatacak an

İş
te çekip gidiyor efkârlı

zaman a
ş
ka kan ve inan



Ne derler gamı

Senin için hazan,

zan ki hali yıkan

Uyan, uyanasın ki kalbinde

anlamla
ş
mıyor zaman


Nice rıhtımlar

Hikâyelerle bulu
ş
up,

sırra gark oldu

Nedense tefekkür insanın

halinden uzakla
ş
tı a
ş
ktı



İ
nsan hakka

Kul olmak için yaratılmı
ş
tı,

niye soldu

Hani umut ba
ş
aklar misali

heyecandı ne ba
ş
kala
ş


Oysa sosyoloji

Umursanmadı, siyaset

bir handikaptı

Böl, parçala yut takti
ğ
i evvel

zamanın kozuydu oldu



ş
lamak

Marifet sayıldı, insan

oldu
ğ
una bakılmadı

Kim niye böyle yaptı tahkiksiz

teslimiyet iman mıydı


Secdeler

Kim için yapılıyordu

o hesap vefa arındaydı

Zaman kalp için hardı,

a
ş
k niye vardı, ihsan ba
ş
kaydı



İ
hlâs a
ş
k

Olmalıydı, lisan kalbin

sesini a
ş
ksız olamazdı

Korku niye ku
ş
atırdı edepten

azade olmamak sanattı


Oysa ressamlar

ş
erek dururlar,

ş
ünmeyi iyi anlar

Hissiyatın tılsımında çizilen

manzaralar renkte a
ş
k var



Ah birde halin

Topra
ğ
ında uhde kalan

nazlar o niyazlar

Nerde bulu
ş
urlar, elbette

hakkı anlamak letafetli bahar


Durma topra
ğ
ın

kokusuna yaban kalma

katreyi de anla

Hicranın tınısından korkma,

gönül için hüzün bir ba
ş
ka



Ş
ayet vicdan varsa,

İ
nsan onun dilini

anlamıyorsa a
ş
kla

Mizan hakkıyla anla
ş
ılmazsa

insan olmak yetmez nazsa


Yedi düvel

Bir araya toplanıp

cenk yapsa e
ğ
er a
ş
k yoksa

Ve muhabbet bulunmuyorsa

sadakat unutulmu
ş
sa ba
ş
ka



Mazi anlatmıyorsa,

Ati gayreti umuda

yeti
ş
miyorsa hasta

İş
te bir kul olmak, bu noktayı

nazarın hazzıyla anla
ş
ılırsa


Kime tabi olmak,

Nedenleri ibretle

sorgulamak merakınsa

Akıl bunun için varsa, kalbin a
ş
kı,

insanın ikliminde farksa



Ömür merdivenleri

ş
ünmek için duraksa

a
ş
kı hazla ya
ş
a

Ş
imdi yaslan arkana,

dal mısraların

arasına sen halini anla



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
03.09.2013 21:21
#1380

Dile düşen, kalp için eza gelen serzenişler…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x471px and 53KB.

228197_211129688921994_6882240_n.jpg







Evet,

Hala vicdanlar

Hala prangaya maruz kalıyor

Her çırpını
ş
ında,

Yalın bir kamçı enseye iniyor


Ve o an bir

Ş
a
ş
kınlık sökün ediyor

Nefesler daralıyor,

Takat çaresizce uzakla
ş
ıyor


Ya
ş
amak haksa

Murat refah için varsa

Feveranlar çıkıyor kar
ş
ıma

Çok anlamsız olsa da


Asırlardır inliyor

Fetret ama ne de
ğ
i
ş
iyor

Sürekli oku deniyor,

Fakat kime hizmet ediliyor


Nesillere tebarüz

Edilen marazlar hep artıyor

Sancılar ço
ğ
alıyor a
ğ
rı kesici

Ne kadar i
ş
e yarıyor


Kontrol edilenler

Nizam için onuru hiçleyenler

Haysiyet nedir bilmeyenler,

Yönetmekten acizler


Zihniyetler rövan
ş
ı

İ
lmi siyasette kimler yol aldı

Korkaklık sinelere musallat olan

Bir hancı nede acı


Ecdattan bahsederler

Hani o kutlu nefesler nerde var

Hazin
ş
arkılar,

Müzelik sanatlar,

Ruhsuzdur vaazlar


Her
ş
eyin cılkı çıktı

Âdem, adabı mua
ş
ereti söküp attı

Nisa peri
ş
anlıkta bir sancı,

Yıllardır kimler aldatmadı


Çocuklar neye susadı

Sevgi adına anlamlı olan ne kaldı

Teknoloji, ayrı
ş
tırmalarda

En vazgeçilemez bir sanattı


Millet mi ulusla
ş

Derinlik ne kadar hız kazandı

Her yanı anlamsızlık ku
ş
attı

Starlık çöpçatanlıkla anla
ş


Hüsran, hicran ve an

Kimliksizlikte nefesleri zorlayan

Ruhundan habersiz ya
ş
ayan

Ve kalbiyle hüzün soluyan



Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
03.09.2013 21:58
#1381

Hiç açar mı hazanda bigâne bahar…

998285_640569285978030_167706565_n.jpg






Halimi kapattım

Ömür billâh kapataca
ğ
ım

Ne esen yele ne de

Ya
ğ
murun kahrına bakmayaca
ğım



Sarılmayaca
ğ
ım,

Sinemi açmayaca
ğ
ım

A
ş
k için asla artık

Bir umuda kapılmayaca
ğ
ım


Islansın

Her yerler, hatta

Korunan perdeler

Rüzgârın hiddetiyle

Raks eden nice ümitler



Derbeder gönüller,

Bir türlü sevilemeyenler

Çaresizli
ğ
e mahkûm edilen

Zavallı divaneler


Ne kaldı sanki

Ya
ş
anacak
ş
u minval ömürde

Soldurulan bir güllerde,

Gönüllerde ye
ş
erende



Sana hasret

Nice ümitlerde,

Bilinmez ki
ş
ili
ğ
inde

Mahkûm etti
ğ
in çaresizli
ğ
imde,

Gecemde seninle


Bıraksa yıldızlar,

Açsa ki hazanda bigâne bahar

A
ğ
ustosta ya
ğ
sa kar,

Çölleri sel alsa ya
ğ
murlar



Karanlık

Hücrelerinde mahkûm

Bırakılan umutlar

Ş
iirler yazsan da,

Silinmezi romanla
ş
tırsan da




Kapılar çalmayacak

Artık yaktım onu umutlarımda

Duvarlar boyanmayacak

Kazıdı
ğ
ım bahtsızlı
ğ
ımda



Yarasalar

Mekân tutacak

Karanlı
ğ
ın hengâmesinde

Zavallı hiçli
ğ
im,

Derbeder kimli
ğ
imle nihayetlenecek



Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
04.09.2013 14:03
#1382

Aşkın sabır ve metanetini ikmal et hava, su gibi…


Orjinal boyutu icin tiklayin 941x705px and 135KB.

1238842_640842049284087_525345598_n.jpg







İçim alev,

Alev yanıyor, açamıyorum,

Sanki öyle bir yükü, kaçamıyorum




Deniyorum,

Dertleniyorum, saçamıyorum,

Yoruldum inan ki, artık bakamıyorum.




Beni ben yapan

Faktörler hala ayakta,

Beni benliğ
imden uzaklaştıranlar bir odakta,




Meçhuldeyim

Sanki yaşadığ
ım mekânda,

Bilinmeyenler neredesin yapış
yakama.




Dostluklar

Artık menfaate dayanıyor,

Yoksa gücün bakarak için yanıyor,




Dermanın

Tükenip halsizlik sarıyor,

Bilinmeyenler her an beni kuş
atıyor.




Aklım,

Mantığ
ım, azmim elbette var,

Yoksa mesnetli bilgi neye yarar,




Manasızca

Devamlı koş
mak beni yorar,

Mihengim neredesin gel beni sar.




Dava diye

Bağlanarak dem aldığ
ımız,

Her şeye o gözle bakarak savunduğ
umuz,




Ön yargıdan

Beslenerek, tebliğ sandığ
ımız,

Neredesiniz, söyleyin dayanaklarımız.




Her zaman

İ
nandık ve teslim olduk,

Neticesinde yalnızca bizler solduk,




Dağıldık,

Ş
evksiz denize daldık,

Öğ
renmek ne demek, yılana sarıldık.




Her zaman mı

Bir kurtarıcı bekleyeceğ
iz,

Kolayı rahatı ne zaman terk edeceğ
iz,




Sen kendin

Olmaya çalış
yeter artık,

Aklın, mantığ
ın, senin için bir azık.




Rab derken

Aczi yet ve sükûnetini,

Hak derken zulümden uzak adaletini,




Peygamber

Derken sabır ve metanetini,

İkmal et sanki hava gibi, su gibi.




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.09.2013 14:40
#1383

Sevda üzerine düşünüp, kal ederken...


Orjinal boyutu icin tiklayin 920x615px and 110KB.

545573_639494569418835_1551343486_n.jpg







Nasıl

Oldu
ğ
unu bilseniz!

Nelerden vazgeçerdiniz!



Yakar,

Da
ğ
lar, kanatmaz,

Bir dirhem acıyı tattırmaz.


Cefa,

Sıkıntı haz’a dönü
ş
ür.

Hizmet, himmet a
ş
kı verir.



Uyutmaz,

Yedirmez, yatırmaz,

Zikrettirir,
ş
ükrettirir, hu dedirtir.


Âlem

Kollarını açar, dal sarkar,

Yaratılmı
ş
lar ha
ş
yetle bakar,



Gönül

Divanedir, sine yakar,

Arzı mekân bir ahenge dalar.


Zerreler,

Çekirdekler, küreler,

Nebatattaki hakiki halkalar,



Surlar,

Kaleler, kervanlar,

Onun a
ş
kıyla me
ş
ki ya
ş
arlar.



Ey dostlar,

Ahbaplar, arkada
ş
lar.

A
ş
kı aramayın, hizmet için yanın,



İ
nsana

Ve hakikatlere konu
ş
lanın,

İş
te o zaman aranmayın, a
ş
k yakalar.


Ya
ş
ıyorsun,

Yaşadın, ya
ş
ayacaksın,

Ne vakit terk edeceksin, bilemezsin,



Bizlerde ki

Bir emanetti, silemezsin,

Avuntuları bırak, Hakkın a
ş
kına bak.


Kurtarmayacak

Seni malın, ayalin,

Daldı
ğ
ın gafletten, uyan bir silkin,



E
ş
, i
ş
, a
ş
,

Ka
ş
, ba
ş
, ya
ş
yetme dimi?

Gidenleri dahi, hiç görmedin mi?


Peygamberler,

Nebiler, sabiler,

Bunlar masundu ve ismettiler,



Ne yaptılar,

Hak için yandılar,

Secdeye kapandılar, Hakka yalvardılar.



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.09.2013 15:14
#1384

İçine kapanma, ağlamayı bir yol sanma…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x657px and 75KB.

1239618_640935995941359_231939917_n.jpg








Evet, sen,

Ne kadar haklı olsan da,

Haklarının gaspıyla kar
ş
ıla
ş
san da,

Ne olursun gözya
ş
larını akıtma,

Umudunu karatma.




Senin,

O aziz nefesin var ya,

Unutma ki bir gün çıkacak darlı
ğ
ında,

Her ne kadar yeis varsa da,

Sen ne olursun aldırma.




Sana,

Ben
ş
imdi ne deyim,

Biliyorum ki pek çok sefil bir nefesim,

Hakikat nerede ben nereden bilirim,

Kalbinde acizim.




Ne yıllar,

Tükendi ve nede gasplar,

Hep siz mi olacaksınız eziyet ya
ş
ayanlar,

Hak adına takla atanlar utanmadan

Ş
arlatanlık yaparlar.




Senin

Mahzun halini dü
ş
ündükçe,

Her ne kadar nefesimde takatsizse,

Kalbim titremelerde, ruhum

Bir girdabın hüznüyle sende!




Aslında,

Bir insanın mayası bozuksa,

Hicranda e
ğ
er ba
ş
ucumda duracaksa,

Serabın solgunlu
ğ
unda, umuda

Açılmak hak olmazsa inanma!




Ömür,

Mütemadiyen böyle ya
ş
anacaksa,

Gasp edenler arlanmadan hep cirit atacaksa,

Ruhum prangalarda
İ
sa’nın

Hikâyesini ya
ş
ayacaksa sen ayıkla!




Akidemim,

Münhal yozlu
ğ
unda,

Maslahatların sa
ğ
ana
ğ
ında nefes alınacaksa,

Azimet kimin umurunda,

Ma
ğ
firetin hakikati anla
ş
ılmayınca!




Korkmak

Uzvi de
ğ
il kalbi olmalıdır,

O kalp sahibinden arî nefes almamalıdır,

Hak her yanımı ku
ş
atmalıdır

Kelam o vakit anlamını bulmalıdır.




Gitmeler nihaidir,

Beklemeler fecrin zindeli
ğ
indedir,

Ş
afak, umutların nefesinde a
ş
ikâr olan gerçektir.

Kim neyi bilir, hikmet nerede gizlidir,

O sabır benin terazimdir.



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.09.2013 15:49
#1385

Hale tesir etmezse, aşk dilde biçareyse isteme…


Orjinal boyutu icin tiklayin 819x511px and 92KB.

1236724_639204779447814_397215255_n.jpg








Ku
ş
atmı
ş
sa

Dilimi
ş
ayet bir hezeyan

Hale tesir etmez, asla idraksiz kalan




Sen oyalan

Mühlet içinde anlamayan

Anlamadan nefes alan
ı solumayan



Dert ki tenin

Dirli
ğ
inde bir nihayettir

Derbeder olan ancak hali bilmeyendir




Kalbin

Sahibi kimdir hissetmeyen bilir

Hezeyanlar içinde o kendiyle konu
ş
ur



Ah Rabbim

Verensin, sen bah
ş
edensin

Rahmetin için verdi
ğ
in süreyi beklersin




Sen en

yârsin
ü halk edensin

İ
nsanı bilen ona en
ş
eref verensin



ş
ünmeli

Bir
, lekeleri kar
ş
ısında

Bitmeyen nefeslerin azameti konusunda




Var olan

Hukukun muhafazası hususunda

Hükmün sahibinin ho
ş
görüsü noktasında



Anlamalı

O
hep ba
ğ
ırıp ça
ğ
ırmamalı

Hata kar
ş
ısında, ma
ğ
dura mühlet tanımalı




Hemen

Kararmamalı, muvazeneyi anlamalı

İ
nsan oldu
ğ
u için onu bah
ş
edeni hatırlamalı



Ne can ve

Ne de kan
içindir her

İ
nsansız arzı cihan ne kadar anlamla
ş
ır biran




Akledense

Bir
ruhuyla o kalbini anlayan

Sa
ğ
lık içinde hamt ile kullu
ğ
un gere
ğ
ini yapan




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
04.09.2013 17:07
#1386

Kadere razı ol diyorlar, iradeyi nereye koyuyorlar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x635px and 121KB.

1185160_640978355937123_1702928282_n.jpg








İ
nsan kal etmek için

Önce dü
ş
leyip sonra dü
ş
ünmeli

Gerekçeleriyle hemhal edip,

Ku
ş
kulardan arîle
ş
meli

Akıl ve izan niçin tevdi edilmi
ş
tir

Diye bir sualle müracaat edilmeli

Kati delillerle,

Ravilerin samimiyetlerinde ve a
ş
kın

Vecdinde ki feyizle nefeslenmeli



Tercihin

Muvacehesi nedir

Her ka
aklın ve fikrin

Tabi oldu
ğ
u an de
ğ
il midir

Haline müdrik olunmayan kazalar

Elbette ki imtihan için bedeldir

Dikkat edilmesi gereken husus,

Ş
er’i delillere ve iradede ki

Teslimiyete gerekçedir



ullah

İ
yice anla
ş
ılmalıdır

Yoksa ilim merakın arı de
ğ
il,

Nefsin dura
ğ
ı olarak kalacaktır

Hesap edilmeyen lahza niçin tu
ğ
yandır,

Nefesin müddetinden azat olmak hak mıdır

Ezelin ve ebedin hülasası

Ruhun firkati için farktır,

Kalp a
ş
ka eri
ş
tikçe bir vuslattır



ş
ünmek

Bedelsiz olmaz

Azmin ve tetkikin olmazsa,

İ
drakin vecdi haline müdrik olamaz

İ
hsan ve a
ş
k aklın ve kalbin

Hulasasında bulu
ş
amaz,

İ
raden için vesile bulmaz
·

Can maksatsız feda olur mu?

Aklın tutuklu kalması

Bahanesi bulunur mu, kaçılmaz



Nasıl

Keyfin için canlıysan

Heyecanını teskin etmek adına

Hangi hesabın türabıysan

Ruhunun ve kalbinin lisanını

Terennüm edecek kadar

A
ş
kın vecdine yakınsan

İ
raden için tutsak olma,

Zafiyetlerin derdiyle bo
ğ
ulma,

Yeisin halinden de yakınma



Ş
iddet

Ve asabiyet hardır

Kalbini virane kılan buhrandır,

Ruhun için kadavradır

Aklın adına hezeyandır,

İ
zanın manasında

Ülfetsiz sancıdır, bula
ş
ma

Ne kadar ehliyet sahibiysen,

Tercihlerin nispetinde

Hülasa edilece
ğ
ini hiç unutma



Bahtına

Kahredenler

Bin hüzün ile ah edip

Aczi yet içinde nefeslenen bedenler

Kendinin farkında olmayan,

Ahsen-i takvimin rengine

Boyanmayan kederler

Nasıl
ş
evkin halinde dirilecek,

Azmin icmalinde istikbalde

Ş
ekillenecek dü
ş
ünmezler



Her arzu

Umut olamaz

Maksadını a
ş
an niyetler

Felahın lahzasında bulu

Hesapsız can, izansız kan,

Ruhundan bihaber insan,

Kalbini
ş
ehre demeyen utanmaz

İ
nsan kemale erdikçe edebin erkidir,

Kelamın hassasiyetinde fikirdir, rızasız olamaz



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
04.09.2013 17:52
#1387

Aşk, kalbin inşirahında anlamlaşıp, maksut için olursa…

24266_640991909269101_2014015027_n.jpg







Ne kadar hazin ki

Sende vefasız bir yolcusun,

Solgun kalbim feryat ederken,

Nefesim tükenirken o an çaresizdim




Bir evlada demeden,

Gitmelerin seyrinde demlenirken,

Tükenmeyen hıçkırıkların sağanağında

Sen sessizlik içine çekilirken




Ne halin muvazenesinden,

Ver nede vefanın kadrinden nasiplenmeden,

Heveslerinin renklerinde

Mesuliyetten yoksun halinle ve giderken!




Her ne dense, ne söylense,

Senin için kifayet etmeyecektir bilirim,

Hüznün vuran anlamsızlığında sefilim,

Kalbim yılgın evet bu lahzada böyleyim.




Sevmek adına her ne varsa,

Dalgaların hicranı mütemadiyen anlatsa,

Gök kubbeden yıldırımlar sarksa,

mahzun kalbim sevgi ve vefa adına uğraş
ta.




Sormak adına her ne varsa,

Şayet maksat ram olmak için ş
artsa,

Muhabbet karşılıklı olmayınca

Neyleyim sen var git umutlarının yoluna.




Nihayetinde kalan ömrüm

Hazanlaşacaksa ve ş
evk kalamayacaksa da,

Sürur bulunmayacaksa ve heyecan

Çok uzaklardan halimin sefilliğ
ine bakınca!




Ş
arkılar ne kadar anlatsa da,

Kemani yüreğimi dağ
layıp bayıltsa da,

Aşk, kalbin inşirahında anlamlaş
acaksa,

Maksut için olunca!




Feveranlar çıkıyor karş
ıma,

Sinem her ne kadar darlığ
a mahkûm kalsa da,

Gözyaşlarım nedameti ansa da

Ruhum hicran damlaları baş
lıyor yine!




Solgun çiçekleri andım,

Kanatsız kuşlarla yaşamaya alış
tım,

Yapraksız dallara ve hırçın kayalıklara

Nedense ş
artsız ve ivazsız seni anlattım!




Orada hüznü yudumladım,

Sancılarımla baş başa sukutu hali yaş
adım,

Uzaktan da olsa sana yılmadan sevdamı

Hicran içinde yeniden yaş
ayıp ferahladım!




Ve takatsiz ağ
ladım,

k için çileyi derleyip teneffüs ettim,

Ve niyaz ettim mağdur olmamanı diledim

Nasip böyleymiş, kısmet vakti değilmiş dedim!



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.09.2013 18:23
#1388

Umutları soldurduk ve ruhumuzdan uzaklaştık…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 84KB.

1234877_641002022601423_108490337_n.jpg






Kalbimde

Sürur bulunmayınca

Ruhum prangaların girdabında

Yeksan olunca

Mütemadiyen hicran melalimi ku
ş
atınca

Ü
ş
üyorum yaz sıca
ğ
ında


Ne kadar

Denize baksam da

Dalgaların sessiz çı
ğ
ğ
ını

Duyarak a
ğ
lasam da

Ruhum dirli
ğ
ine ermiyor ve varlı
ğ
ım

Çareler üretmiyor ürküyor


Nedenleri

ne kadar sorduk

Her nedense teslimiyet

Zincirleriyle uyutulduk

Tek sermayemiz olan umutları

Soldurduk ve ruhumuzu unuttuk


Hal

Böyleyken kalp ne yapsın

Gerekçesiz a
ğ
ıtlar artık

Murat olmaktan çıksın

Hakikat aydınlansın önümüzdeki

Karanlık kalksın ve ruh uyansın


Mücerret

Olan ruhun özgürlü
ğ
ü

Ne yapalım kölele
ş
tirilen

Bin bir düzen hileleri

Lafazanlıkta öne çıkan kalbi

Zenginli
ğ
i ve varlık adına hürriyeti


Her nefis

Kendi adına bir can

Kan hilkatin hükmüyle

Akan zamanda cereyan

Ten terek edecek her an,

Cazibeler ihsan içinde ihlâsa ula
ş
an


Fark etmez

Sarma artık hali

Nerden geldin ve nereye

Gidiyorsun ey ahali

Müddeti nefesi bekleyen vazife

Timsali ve seni titreten e
ş
kâli


Neyleyim

Okumuyorsun ayeti

Önüne serilen bin bir

Güzelli
ğ
in içinde daveti

O anı bekleyen dirli
ğ
i ve sürekli

Tehir etti
ğ
in hakikat esenli
ğ
ini


Ne olur

Merak et ve ö
ğ
ren

Ne derler sendromuna

Girmeden hazza ermen

Ruhunda dirilmen ve kalbinle

Tema
ş
a etmeyi o an ba
ş
arabilmen


Korkma

Zorluk seni yormaz

Her ne kadar zorlansan da

Ruhunda bulunmaz

Kabin asla yorulmaz ve muhabbet için

Zamana doymadan ayılmaz


İ
nayetten

Ne olur kaçınma

Her nefesin bir hesabı var

Biliyorsun unutma

Artık hürsün ölümden korkma

Ve ya
ş
adı
ğ
ını sandı
ğ
ın hali sorgula


A
ş
k bir

Nurdur hiç unutma

Kalbin yekpare anahtarıdır

Ruhunla anla
ş
sana

Umutlarınla ayrı
ş
ma ve korkularla

Mezarı kazıyıp kasten bayılma


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.09.2013 18:59
#1389

O an ve anlamlaşan zamanda akar yaşlar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x492px and 20KB.

1098519_638737529494539_103456406_n.jpg







O ya
ş
lar,

Ne kadar güzel akarlar,

Ten bizar, beden inhisar, gözler bakar,



O bakan

Bir çift göz, ya
ş
larını salar,

Yumu
ş
acık ve sessiz, yana
ğ
ı ıslatır



O ya
ş

O kadar kutsi ki, olaya bakmaz,

Vicdan imdat’ı açar, kimseye sarkmaz,



Zihin

Tarumar, hissiyat naiftir zayıflar,

Gözlerden o güzel damlalar, akarlar.



Çocuklar

Masum, vicdanları ça
ğ
lar…

Kızlar rahmetin hamisi birer nazarlar,



Kadın

Anadır, rahmet tecellisi ya
ş
lar,

En büyük hazine, olmazsa yüre
ğ
i da
ğ
lar



O ya
ş
lar

Öyle mübarek ki sineyi yakalar,

İ
nadı kırarlar, gönlü yumu
ş
atırlar, akarlar,



Sırları

Temizler, kalbimiz mutmainli
ğ
i arar,

Bir rahmettir, a
ş
ktır, sevdadır, hatta ummandır…



Olmasaydı

O güzel ya
ş
lar, süzülen gözlerde,

Âdemi be
ş
er biçareydi, sine ta
ş
ımaz infilak ederdi.



Öyle bir

İ
nfilak olurdu ki, mekân aciz kalırdı.

En büyük silahtı, her an ve her zaman patlardı…



İş
te o ya
ş

Bir rahmetti, barut kuru kalmıyordu,

Sine daralıyor, güç bitiyordu, ama ya
ş
akıyordu.



O ya
ş
bir

Deryaydı, pınardı, sineden püskürürdü,

O bir sı
ğ
ınaktı, Rahmeti Rahmanın temsilcisiydi…



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.09.2013 20:01
#1390

Bir sevdalı nefesi yâd ederken hüznü yanımdaydı…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x711px and 86KB.

1239718_641034192598206_1639907275_n.jpg







Yüreğim

Çaresizliği yaş
arken,

Tenimi, lekelemeden derinden

Ilık bir kan akıyordu…



Akan kan,

Yüreğ
imden sızan,

Hüsranın dinmeyen acısıydı…

Yapılacak hiç bir şey kalmamış
tı.



Elden gelen

Ve bilinen her gayret,

Esirgenmemiş
ti, açıkça gösterildi,

Ondan asla, gizlenmemiş
ti.



Beyhude

Bir sevdanın, ayak sesleri

Çok uzaklardan duyulmuş
tu artık,

Hatta biraz sertçe uyarılmış
tı.



Ancak

Gönüldü bu, ne yapılırdı?

Asla bir ş
ey yapılamıyordu.



Kan akardı,

Yara nasıl kanardı.

O kaçardı. Aslında haklıydı…



Kendi

Dünyasında bir denkliğ
i,

Bulamıyordu. Nihayet diliyordu…



Suçlayıp…

Ona kızamıyordum…

Yarama bakıyordum, yakınıyorum…



Kendi

Halindeydi.

Yoğunluğ
u bir dertti.

Şendi, neşeliydi, sanat düş
künüydü.

Baş
arı konusunda ilerdeydi.



Mana

Noktasında, seviyesi yüksekti.

Halis bir buketti. Alımlıydı.



Artık

Bir kilosu yoktu. Bakımlıydı.

Seçiciğ
i çok önemliydi. Duygusaldı.



Gecelerin

Sessizliğinde, aldığ
ı her nefeste

Ve aheste, aheste, sırrını serdediyordu.



Hayalin

Gölgesinde gezinirdi. İ
dealisti.

Bir dava insanıydı, azme çok sarılmış
tı.



Her insan gibi,

Masumluğ
un arifesinde,

Aşka kapı aralamış, onu tanımış, ulaşmış
tı.



Şair

Ruhluydu, kitap kurduydu.

Merakın serinliğ
inde,

Kimseye ses etmeden, gezerdi.



Bazen

Ummadığı iltifat,

Bir vakarla, hemen salınırdı.

Tevazuu, baş
vuru membaıydı.



Gizliliği

Severdi, özele metfundu.

Tefekkürü severdi.

Bilinmeyenlerde sarsılırdı.



Böyle biriydi,

Satırlarda bulduğ
um,

Ahengiyle meşke daldığ
ım,

Adeta solmayan bir umut, şevki nefesti




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.09.2013 20:31
#1391

Bilmem ki kader mi derim, irademe ne söylerim…

1175463_641044559263836_715283480_n.jpg







Kim bilir

Kaç kez okumuştum

Hiç usanmadan,

Nefesi yıldırmadan

Ve bizarlık halini yaşamadan

Hasret kokan tınıları,

Yazılan serencamları,

Yâd edilen süruru bahtiyarlıkları

Ne kadar ağlasam

Yüreğimi dağlayan bu acıyla

Hıçkırsam asla bir gam olmayacak



Gelen gider,

Sebebi nasiptir derim

Sinemin derinliğinde hissederek

Buselerimi, sessizliğin

Pervazlarında gizlerim

Bir ah çekerek nefesin müddetini

Hali fakirliğimle bir kez daha

Yâd eder, serinlerim

Bilmem ki bu hicranımı daha

Kaç zaman beslerim sızlanmadan

Demlenir ah ederim



Ne vakit derin

Nağmesin tınısındaysam

Ruhumun figanıyla kalbimin

Hıçkırıklarına kanarsam,

İşte o vakit rahatlarım

Bir rehin olarak bıraktığım,

Yıllara sirayet ediyor

bu hüzünlü sancım, duacıyım

Kalbimin mecrasında,

Umutların hülyasında evet,

Fevkalade mutlu ve huzurluyum



Çaresiz sual

Ederim ve eksikliğimdir derim

Hangi nefesin bahtına nazar etsem,

Nağmenin derinliğinde

O anı güfteleşmek isterim

Kanadı kırılmış kuşun,

Bir ayağı kırılmış koyunun,

Ruhuma seslenen korku bilirim

Kimi kime şikâyet ederim

Bilmem ki kader mi derim

Ve cüzi irademe neler söylerim



Heyhat bak ki

Yine sabah olmuş neyleyim

Seherin latifliğinde,

Sessiz seslenişler cenahında,

Kalbim için bir davet beklerim

Aklım ve izanım için felahı dilerim,

Kalbim için el hak

İnşirahı sürur içinde dilerim

Elbette ki nasip olan ve olacak

Ne varsa sabrederim,

Hamt ederek sahibime yönelirim



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.09.2013 21:49
#1392

Bir zamanlarda yaşanan, sinmezleri bulunan anlar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x639px and 44KB.

1176292_641091525925806_302624241_n.jpg







Ak
ş
ama

Yakın bir vakitti.

Ku
ş
lar o kadar güzel uçuyorlardı ki

Hürriyetin yekparesinde bir nefes sıhhat gibi

Oldukça canlı ve diri bir keyfiyette,

Hilkatleri mucibince, rızıklarının taksimince!

Semanın ha
ş
meti, mavili
ğ
in enginli
ğ
i,

Bulutların serpili
ş
i bir nizamın ölçüsüydü.



Etrafımız

Oldukça kalabalıktı,

Muhtelif seslerin can havliyle çıktı
ğ
ı,

Meramların payla
ş
ıldı
ğ
ı, dikkatlerin bir yöne do
ğ
ru

Çekilmek dilendi
ğ
i bir ortamdı.



Her bir arkada
ş
ım

Bir güç gösterisine soyunmu
ş
tu sanki.

Aslen güçsüz olanlar dahi her zaman ula
ş
abilece
ğ
i

Bir babası veya annesi oldu
ğ
undan,

Evleri yakın bulundu
ğ
undan

Daha çok baskın çıkıyorlardı.



Top oynansa,

Maç yapılsa, met de
ğ
nekte olsa,

Yakarda karar kılınsa, tıpta oynansa,

Saklambaçta varsa yinede pek de
ğ
i
ş
en

Bir
ş
ey olmuyordu bu meyanda.



Uçurtmalarımız

Çok olmu
ş
tur, topaçlarımız

Nasılda zınılayarak ses çıkartırlardı.

Bir ka
ş
arkada
ş
uçurtma sevdasıyla

Gökyüzünde seyri âlem ederken dü
ş
lerimiz,

Hülya sa
ğ
anaklarımız, kursa
ğ
ımızda kalan

Umutlarımız sayfalarını açardı sanki!



Bir

Ayçiçe
ğ
inin kalpa
ğ
ında,

Bir mısırın sümbül yelpazesinde,

Bir nohudun metanetinde,

Bir karpuzun masumiyetinde,

Bir kavunun dirayetinde,

Bir çile
ğ
in zarafetinde, bir domatesin hazırlı
ğ
ında,

Bir biberin süzülü
ş
ünde farklı fark ibret için
ş
afaktı



En heyecanlı

Anlarımızda, annemizin gel diyen

Amir sesi hepimiz için ne büyük ho
ş
nutsuzdu!



Babalarımız

Sanki daha bir masumdu,

Çok yüz göz olmazlardı,

Çalı
ş
an dirayetli pervanelerdi.

Annelerimiz sabrın demi,

Sevginin seli, ho
ş
görünün nefesiydi.



Ablalarımız

Can yolda
ş
ımız,

Yardım sa
ğ
ana
ğ
ımız,

Kaygı yuma
ğ
ımız canlardı.

A
ğ
abeylerimiz sanki daha katı,

Yaptırım noktasında karalı,

Müsamaha açısından çok sıkıntılı olanlardı.



Kom
ş
ularımız

Ne kadarda birbirinden farklı insanlardı.

Bir kooperatif marifetiyle bir mü
ş
terekli
ğ
i bulunan,

Çok de
ğ
i
ş
ik mekânlardan gelmek zorunda kalanlardı.

Kültür farkı o kadar sarih olandı ki, tercih sebepleri dikkate
ş
ayan olanlardı.




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
04.09.2013 22:26
#1393

Düşünmek, insan olmanın erdemiyle nefeslenmek demektir…

1237846_641113459256946_1332624838_n.jpg






Mehmet

Çok
ş
ımartılmı
ş
tı. Evlerinin tek o
ğ
lu

Babasının avcılık lakabı bulunan Mehmet’e

Kimseler söz edemezlerdi. Ne kadar çok
ş
ımarsa da!


Çok haksızlık yapsa da,

Onun her hareketi birilerince masum kar
ş
ılanırdı.

Çünkü avcı olan Ahmet amcadan çok korkarlardı.

Lakin Ahmet amca bunlardan habersiz olan,

Kendii
ş
leriyle ilgili çalı
ş
maları bulunan çok sakin bir insandı.


Bizler uzaktan da olsa

Bir kötülü
ğ
üne
ş
ahit olamadı
ğ
ımızdan

Azda olsa onu severdik. O
ğ
lu Mehmet’i hiç

Sevmedi
ğ
imiz halde, onu
ş
ımarttı
ğ
ını bildi
ğ
imiz

Nedenle diyemem, çünkü onu hiç yüz göz olurken görmemi
ş
tik.


Bir gün yine uçurtmalarımızı

Uçururken
ş
ımarık Mehmet bir di
ğ
er arkada
ş
ın

İ
pini kopartmak için, uçurtmasını kaçırtmak için saldırmı
ş
tı.



Ma
ğ
dur olan arkada
ş
ımız Sait

Ne kadar sabrederek dirense de, Bizler bir gayret göster sekte

Tüm çabalarımız nafileydi. Mehmet’i bir kere hırs basmı
ş
tı.


Çok rahat dövebilece
ğ
imiz

Bir arkada
ş
tı lakin onun babası acı olan bir adandı!

Ara da olsa omzunda tüfekle gezdi
ğ
i görülürdü. Farklı kıyafetler e
ş
li
ğ
inde.


Mehmet mücadelesine devam ederken

Ma
ğ
dur olan arkada
ş
Sait’in babası i
ş
ten geliyormu
ş

Duydu
ğ
u sesler onun dikkatini çekince

Ko
ş
arak geldi ve sevimsiz mücadeleyi gördü.


Ayırmak için yüksek sesle müdahale etse de

Mehmet artık dut durak bilmiyordu. Hakaretler yapmaya ba
ş
ladı,

Salim amca fazla dayanamadı ve Mehmet’e bir fiske vurdu.


Mehmet a
ğ
layarak

Ko
ş
ar adımlarla babasını ça
ğ
ırmaya gitti
ğ
ini haykırıyordu.

Bir müddet sonra Mehmet anne ve babasına her ne anlatmı
ş
sa bir fırtına koptu.


Mehmet’in babası

Tüfe
ğ
i elinde soluk solu
ğ
a ko
ş
arak geldi.

Salim amcanın o
ğ
lu Sait’in uçurtmasını hedef alarak tüfe
ğ
i ate
ş
lemi
ş
ti.

Bizlerde korku ile havada ki uçurtmaya bakıyorduk.


Uçurtma

Tam ortasından delinmi
ş
ti

Ve çok fazla direnmeden elektrik dire
ğ
ine dolandı

Ve arada çaresiz bir
ş
ekilde kalmı
ş
tı.


Tüfe
ğ
in

Saçmalarından nasibini alan üç tane ku
ş
ta

Cansız bedenleriyle yere öylece dü
ş
ş
lerdi.


Hırsın, mantıksızlı
ğ
ın,

Ahmaklı
ğ
ın bir ya
ş
ı olmadı
ğ
ını o kadar bariz

Bir
ş
ekilde görmü
ş
tük ki
ş
a
ş
kınlı
ğ
ımız ayyuka çıkmı
ş
tı.


Ku
ş
lar o kadar

Güzel uçuyorlardı ki

Hürriyetin yekparesinde bir nefes sıhhat gibi



Oldukça canlı

Ve diri bir keyfiyette, hilkatleri mucibince, rızıklarının taksimince!

Semanın ha
ş
meti, mavili
ğ
in enginli
ğ
i, bulutların serpili
ş
i bir nizamın ölçüsüydü.


Ne kalmı
ş

Bunlarda artan geriye sadece terbiye edilmeyen,

Tefekkürle
ş
ekillenmeyen, ahirle özle
ş
meyen,

Mizanla bütünle
ş
meyen fiiliyatlar.


Gözya
ş
ından

Ba
ş
ka bir
ş
ey kalmamı
ş
tı. Üzülenler çok fazlaydı.

Hafızalarına kayıt dü
ş
enler en bahtsız olan zavallı masum çocuklardı.

ş
ünmek onu tercih etmek, insan olmanın erdemiyle nefeslenmek demektir.



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
05.09.2013 12:03
#1394

Niye boynun bükük, mahzun bakarsın yar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 699x520px and 69KB.

1234855_641346319233660_417672388_n.jpg







Ey yar

Hal-i derunundan

Akan ahu zarını

Feryadı figan

Olan narı hicranını

Yudumladıkça yanarım

Öyle bir sessizli
ğ
e

Ve yüre
ğ
imi da
ğ
layan

Enginli
ğ
e ne kadar açılsam

Suskun melaline, içli naifli
ğ
ine,

Sinemi daraltan efkârına

Durmadan sessiz a
ğ
larım



Hiç mi bahar

Açmayacak halinde

Âlemi ku
ş
atan

Ş
evkin e
ş
siz garipli
ğ
ine,

Hasret koyan eline

Ruhumun mahzun seyrinde,

Müddeti bekleyen hüzünlü bir kalp ile

Hissiyatın sükûnetine,

İ
drakin ku
ş
atan letafetine

Ram olup ötelere a
ş
k ile gideyim



Derdi gamına

Bir deva olamadım

Aldı
ğ
ım her nefeste kalbinin

Sayfalarında elemle adımladım

Hali fakirli
ğ
ime baktım, acizli
ğ
ime a
ğ
ladım,

Umudumla hala ferahlamadım

Yanan bu virane gönlümle hicranın sokaklarında

Yalnızlı
ğ
ımla avareli
ğ
i ya
ş
adım



Bak göçüp

Gidiyor vakti anlam

Ah dinmiyor i
ş
te yüre
ğ
imi burkan

o anlamlı merak-ı heyecan

An durmadan hakkı an, neyleyim

Bahtımın garipli
ğ
ine sessizce öyle yan

Artık nefeste kalan

Ve beklenen o muazzam hesabi

Zaman, a
ş
ina e
ğ
liyor her ak
ş
am



Ne zaman

Ufuklarım kararırsa

Umudum ruhuma bir esin olarak

Kalbimde a
ş
kla mısrala
ş
mazsa

Sine-i efkârım hiç durmasa,

Dilim halimden kederle uzakla
ş
sa

Ve yanmadıkça, a
ş
kın abadına inanma,

Me
ş
kûk zaman için korkma,

Ate
ş
in derdiyle kalbini burkma



Hani niyetin

Azizli
ğ
inde ihlâs var ya

Hakikat tüm kâinatı ku
ş
atan

Esrarı baharsa, uykuya hiç dalma

Tefekkürün
ş
evkiyle manayı

A
ş
kın hikmetini sayıkla ve hazla yudumla

Bekleyen her umudun,

Bahtın için filizlenmeyen tohumun

Hicranıyla ne olur yol alma



A
ğ
la, gönül

Pınarından hiç korkma

Seni ku
ş
atacak bir gün

O anlamı saklanan mavera yolcu
ğ
unda

A
ş
kı feyzin her dura
ğ
ında,

Emeller sarma
ş
ık olunca, çıkıyor

Semaya hak yoluna

Ş
ayet toprak ilk ba
ş
langıç,

Suyun ruhuma ilham e
ğ
ledi
ğ
i

Muazzam sükût bir hal-i a
ş
ksa



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
05.09.2013 12:41
#1395

Aldırma gönül, dalgalar arasında açılma…


Orjinal boyutu icin tiklayin 950x635px and 95KB.

944282_586564861378473_1527535555_n.jpg








Akılsız, bilinçsiz

Körlü
ğ
üm için dövündüm

Sözde bir a
ş
k inkılâbıydı ya
ş
adı
ğ
ım hicran



Gönül tahtımın

Sarsılmaz sütun aralıklarında

Sevdanın kollarında çaresizdim gömüldüm


Yüre
ğ
imi

Amansızca sarsan bilinmez andıçlar

Umutsuzlu
ğ
u haykıran, sefilli
ğ
i anlatan satırlar



Kaçamak bakı
ş
alar,

Söküp atan her nakaratlar

Mahkûm bırakan acımasız yargıçlar, gardiyanlar


Ta
ş
ladım artık

Vuslata giden deniz fenerlerini

Aldırmadım dalgaların hissiyat nedametlerini



Dinlemedim

Martıların senfonilerini, hallerini

Bir kez olsun anmadım gemiden seyredenleri


Kefensiz,

Niyazsız her bir tabutu mevt misali

Kalmı
ş
ım kayalıklara vuran cesetlerin timsali



Ha ya
ş
amı
ş
ım,

Ruhsuzluğun demini almı
ş
ım

Veyahut ta a
ş
ksız bir girdabın eline kalmı
ş
ım


Bu haykırı
ş
larım

Asla bir umut için de
ğ
ildir

Benim gibi bir esintiye kapılan en sefillerindir



Elbette ki

Bir ibreti âlem içindir, a
ş
k kimindir

Sevilmeyi hak etmeyen zavallı çaresizlerindir



Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
05.09.2013 14:28
#1396

Suskun ve sararmış kitabın sayfalarında gezinirken…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x641px and 126KB.

1238030_518853321528002_2070745611_n.jpg







Yine

Alıp götürmü
ş

Sessizliğim nüksederken dirliğ
ime

Tefekkür ile hal ikliminde

İ
rfanı sahifeler nefeslerde



Bir zamanlar

Seher ne kadar hazzı mukadderatmış

Rızık taksimi an içinde zamanmış,

Âdemi adamlık hasmı
ş

Nisalar

Sukutun edebinde

Kanaatle naif armı
ş

Nedamet çok uzakmış,

Muhabbet fevkalade bir sanatmı
ş



Kıraathaneler

Meşveret adına

Usta nefesler evet, erenmi
ş

Kitabı celil hakkıyla kıraat edilen

Anlamına eri
ş
ilen, irfan zerk eden fermi
ş



İ
yilik adına ne varsa

Takva ihsanın yanındaysa hasredilirmiş

Mürvet yalnızca evlilik adına

Zikredilmeyen bir enginlikmi
ş



Müezzin

Ş
erefeden seslenirmi
ş

Okunan ezanlar ne kadar tesir edermiş

Hasretle diğer vaktin ezanı

Beklenirmi
ş
sohbette zenginmi
ş



Milli birlik

Ve tarihi kimlik

İ
ftihar vesilesiymi
ş

Reddi miras azınlıkların

Hakkı bile de
ğ
ilmi
ş
, kimlik de
ğ
i
ş
mi
ş



Efrat

Hastalık nedir bilmezmi
ş

Kâinatı kebir

Sabırla terennüm edilirmi
ş

Şayet varsa bir dert her nefesin

Mücadelesiymi
ş
mazile
ş
mi
ş



Hassaten

A
ş
iyan sevilirmi
ş

Her hanenin güzelliğinde

Ş
efkat eminmi
ş

Vicdanlar netmiş, ihlâs hedefmiş,

Takva ise azimete esirmi
ş



Gidenler

Hicran içindeler

Kalan nesiller kimliğ
inden habersizler

Mana ikliminde fersiz gözler,

Ş
ura adına solgundur ne hikmetse nefesler




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
05.09.2013 15:12
#1397

Her uyku ölümün bir başka rengi batan gün gibi…


Orjinal boyutu icin tiklayin 802x543px and 56KB.

1185668_641427309225561_1038867579_n.jpg







Akşamın salınışı

Henüz yeni başlıyordu

Gölgenin sarhoşluğunda,
leri

Kuşatan loşluğunda alımlıydı

Hali sessizliğindeki cazibe merakımı

Celbederek ve kalbimi titreterek bağlıyordu

O kadar kendinden emin, emrin tarifinde serin,

Lütfün sudurunda bir hayli derindi


Süzülürken

Al yazması manidardı

Sanki hat
ının enginliğinde

Soluklanan insicamdı, ne

Sevdanın tüm müştemilatını terennüm ederek,

Edebi zindeliği yeğleyen bir farktı

Nezaketin tarifsizliği, hassasiyetin suhuleti,

Kadirşinaslığın asudeliği yüce


Cazibesine

Kapılan her şey onundu

Ne hicranın, ne vicdanın, ne aymazın,

Ne yalnızın halinde gamdı

Aidiyetinin farkında lığında olan,

Teslimiyetinin ferahlığını yaşayan bir vakıaydı

Asırlardır suskunluğunu sakladı, sırlarına

Meftun bırakan hakikatle muhabbet tattı


İnsanlığın

Her halinden haberdardı

Zira koşulsuz onlarla içli dışlı

Olmak zorundaydı,
b
aydı

Neye şahit olduysa, sırların delaletiyle

Hicran yaşadıysa ve
le sabahladıysa

Aldığı emanetin kutsiyetinden hiçbir an

Habersiz gibi davranmadı, aziz saydı, kandı


Şeref

Sahiplerinin kalbinde nasıldı

Hangi lisanı konuşsalar,

Asırların derdiyle nefeslerini yorsalar

Sahipsizliğin nedametini duyan,

Kimlik sorunu yaşayan, ruhun idrakinden kaçan

Asrın her sayfasında, esrarın farkı aklın

Ve izanın olsa da, muhakeme vicdani
ta


Neyi

Saklarsan sakla anlamadıkça

Aşkın hikmetine ram olarak, hilmin

Bereketine kanmadıkça ağla

Her akşamdan sabaha ölüyorsun nasıl olsa,

Adaletin farkını ülfetle anmasan da

Ruhun ilzam eden zadeliği, ikram edilmiş

liği, güneşin haşyetini anlamayınca




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
05.09.2013 17:21
#1398

Her lahzada bir hikmet var, unutma yar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x628px and 120KB.

1237000_641466432554982_553675855_n.jpg







Ey aziz nefes

Baksana ben çaresizim

Senden süzülen şu mısralarla halsizim


Gönül sende,

Tefekkür hep derinliğinde

Ben ancak seninle melülle şen avareyim


Sen bakma

Yazdıklarıma, anlattıklarıma

Kal melalinde ki eşiz bulunmaz sevginle


Fikir sizde,

Zikir halinizde, şevkte sizinle

Kalmasa bir şey bilerek, sen hiç sevinme


Bugün bize

Olsa da, kim bilir yarın kime

Sen sakın ha sabredenleri hiç boş verme


Tevekküle

Mehleyle, Enaniyet'e güvenme

Bilirsin iblis kimlerle, rahmet kimin elinde


Sen tefekkürle

Serinle, ahu figan hiç etme

Sakın ha keşke deme, kaderi sen öteleme


Bilinmeyenle

Sen asla, sakın alay etme

Hikmet kimin tekelinde sen arifle zikir eyle


Halimi

Hiç düşünme serzenişle

Nefeslenmeden sabrı dile, kalbine sürur eyle


Bakma

Benim fakirliğimde ki hiçliğime

Gayret seninle, niyetinin hasbiliğinde gidince


Teslimiyeti

Kalbin sahibinde ki adresi

İhmal etmeden boş ver demeden lekelemeden


Mütemadiyen

İlzam edilen ruhi dirliği

Ahir için özlemi bir an olsun öteleme gül yoluna



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
05.09.2013 17:50
#1399

Hevese bel bağlama, sevmeyi hakkıyla anla…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 35KB.

1175411_641478289220463_926206785_n.jpg







Ş
ayet bir gün

Kalbinden silip atacaksan

Dert içinde yalnız bırakıp kaçacaksan



Hicranın

Sayfalarını artıracaksan

Hazanın solmu
ş
ruhunu ya
ş
atacaksan


Gözya
ş
ımda

Tufanı hatırlatırsan,

ş
lerime ürperti zerk eden elemsen



Naz için

A
ş
kın güftesini yapacaksam,

Naçiz ömrü
ş
evkinde hasrete uzanacaksam


Canımdan

Bezdirip illet ettireceksen,

Nedamet içinde halime zilleti ya
ş
atacaksan



Kıskanıp

Kör kuyuda sabahlatacaksan

Ölmeden, ölüm için niyaz ettireceksen


Nisa ikliminden

Azade olup
ş
akıyacaksan

Edebi halinde ar içinde bulunmayacaksan



Özeli muhafaza

Etmeden durmayacaksan

Lafazanlık adına durmadan bıktıracaksan


Sevmenin

Güzelli
ğ
ine vasıl olmadan anarsan,

A
ş
kın ikliminde kalbinde kuraklı
ğ
ı ya
ş
arsan



Zahirim için

Ülfeti hiç bilmeden koş
acaksan

Sevme beni, hasretme ünsiyetin çeşitliliğ
ini…



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
05.09.2013 19:46
#1400

Edepten arî olup, gülü kopartan aşkı nasıl anlar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 53KB.

1174751_633053066729652_240216033_n.jpg








Günler bir

Bir açan çiçeklerin nefesiydi,

Umutlar, kalbin topra
ğında yeş
erecekti,



Hedef

Yaşamak için
ş
art olacak cabaydı,

İ
nsan için azimetin rüknü mutlak olacaktı…


Sadece

Nazarla akmak, anlamdan kalmaktır,

Hareket için bilgi
ş
artı tecrübede olacaktır,



Hevesler

Dirliği kültür iklimine sorulacaktır,

Adabı mua
şeret insan kimliğinde ş
art olandır…


A
şk, ölümün

Sayfalarında yanmanın kıvamıdır,

Çilenin baharında ulvile
ş
en hasadın harmanıdır,



Akıl, insan için

Hesabın salkımlarında anılandır,

İcmal için ş
art olan nefsin nizamında kalmaktır…


Nameler içine

Gizlenen buselerin hazzı ba
ş
kadır,

Baharlar yalnız a
şkların umutla kucaklaş
masıdır,



Co
ş
ku kan için

Aranan vuslattır, Hak anılmalıdır,

Ömür içinde silinmeyenler kayıtlara saklanmalıdır…


Gönül taliplisine

Bakar, naz mevsiminde koklanır,

Kiraz iklimine, kan dirli
ğinde aş
k sayıklanacaktır,



Merak heveslerin

Şartlarında
vuzuha ko
ş
acaktır,

Kemali yet nitelik için insan kimli
ğine ş
art olandır…


Nisa kimli
ğinin

Adresinden azade nefesleniyorsa,

Adamlık hassasiyetinden anlamadan konu
ş
uyorsa,



Zahirin celbetti
ğ
i

Nefeslerde soluyarak uyuyorsa,

Mana fakirli
ğinde hicranın yamaçlarında ağ
lıyorsa…


Dikkat edilirse

Rekabet kadın kimli
ğ
inin açmazıdır,

Kendi hemcinsleriyle muvazene için darbo
ğ
azdadır,



Fıtri olarak

Kaynana, gelin, elti, görümce a
ğ
ıtlarıdır,

Analık sıfatını anlamakta zorlanan hazin naçarlı
ğ
ıdır…


Anlamak için

Topra
ğ
ı, ba
ş
a
ğ
ı, ya
ğ
an her damladan ahı,

Yakarı
ş içinde bilinçsiz nefesin manasızlığ
ında olmayı,



Yozlu
ğ
un

Monotonluğunda umutla solumadan bağ
ırmayı,

Edepten arî olarak, çiçe
ği kurutarak aş
kı anlamamayı…



Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
05.09.2013 20:16
#1401

Kalbi hassasiyet takvanın en muteber halidir…

1237043_641547819213510_435540620_n.jpg







Aslında

Çok gayret ettim,

Evet, fevkine yeti
ş
emedim

Emellerini i
ş
ittikte ne kadar hayret ettim,

Kendi fakirli
ğ
ime verdim

Ufkun
derinli
ğ
ine
ş
ahit olmak istedim

Fakat her nedense fırsat vermedim

Elbette ki merak ettim,

Kimi
suallerin

Pe
ş
inden sürüklendim ki eri
ş
emedim



Demek ki

Böyle dileniyormu
ş
, dedim

Gizemler içinde nefeslenmeyi

Pek seviyor diye üzülerek yad ettim

Her
yolunu bekledim,

Bir kelam etmek için

Ne kadar sabırla yetindim

Fakat sen biraz olsun dert edinmedin,

ş
ürdü
ğ
ün hali görmezden gelmek istedin



Aklımın

Tutulmasını hiç istemiyorum

Gerekçesiz sevdayı

Nasıl
ş
ehretmeye azmederim,

Nasibimi sabırla beklerim

Olur olmaz salınmam,

Nazarlarımla aranmam,

Lahzaların müddetine sı
ğ
ınırım

Yunus misali
a yanarım,

Kuraklı
ğ
ın membası olan

Böyle bir kalbi neyleyeyim



Aldatmak,

Bir gönlü kasten yakmaktır

El hak aldatan illa ki hiç ummadı
ğ
ı

Bir vakitte aldanır ve acınır

Ahmaklı
ğ
ına sı
ğ
ınır,

Bahaneler içinde çırpınır,

İ
zanı ve irfanı zayi olmu
ş
sanır

İ
hsan ve ihlâs adına nasıl yakarır,

Kalbi lekelerinden

Sıyrılmak için adeta çırpınır



Nisa,

ve himmetin
esidir

Ne kadar latif bir
ş
ekilde

Taltif edilmi
ş
en kutlu olan nefestir

Sabrın ve kanaatin pençesinde
ın

İ
lhamıyla iktifa eden ne
mürebbiyedir

Neden her hakkı
kimli
ğ
inde ihmal edilir,

Hatta hoyratça hor ve hakir görülür



Gönül umman

Misali muazzam enginliktir

Gül niçin suhuletin
esi, vecdin

Sukut etmi
ş
sesi, sabrın dirili
ş
müjdesidir

Ancak fikreden,

Tefekkür eden gönül, onun firkatteki

Sevda figanını farkını bilir

Feraseti kapanmı
ş
bir kalp nasıl
ş
efkati,

i hakkıyla sahibinden hissedebilir


Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
06.09.2013 12:19
#1402

Bitmiyor sine-i efkârında dile getirdiğin bahaneler…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x536px and 127KB.

1175561_640388132662812_1366371794_n.jpg









Evet,

Ne kadar uğraşsam

Yüreğimin sayfalarını fütursuzca

Sana açıp bakmanı sa
ğlasam

Sine-i efkârında dile gelen bahaneler in

İzanı ve vicdanı anlamıyorsa

Hasrettiğin melalin hırçınlığın ilgasıyla

Edebin letafetini öteliyorsa söyle ne yapayım



Günlerce

Her nefese anlattığım

İnkişafın raddelerinde ümitle

Bekleyen hali fakirliğimle hayıflandığım

Bir sitem dahi olsa mağduru olmaktan

Fevkalade sakındığım a
şikârken

İki kalbin,

Bir uzuv olan o nimetin, idrakime

Geçit veren aklıselimim, gönül iken



Artık

Yıllara sâri çilem demken

Hicran tüm ihtişamıyla sineme

Yerleşirken sen hiç halimi anlamadın

Her türlü tatmin için sınırları

Fütursuzca zorladın, edebi yaşamadın

Ben sükût ederken, içselliğime sudur eden

Hüzünle demlenirken, sen hırsınla şakıdın



Sen kalbimi

Bedbinliğe gark ederken

Uzlet için vakti saati özlemle beklerken,

Emeğim ve varlık adına her
ş
eyim
senindi

Nefesim, bilmem ki artık hangi hazanın

Serinliğindeki kederin elinde hüzün kalesiydi

Bu vakitten sonra yaşamak

Halim için sanki bir çileydi,

Seninle başladı ve seninle yüreğim karardı




Hazindir ki

Ne bir ses hatta ne de şevki nefes

Ruhumda bir anlam bırakmadı,

Emanetin ilgası

Emin bir liman olarak sığınaktı

Hasretini çektiğim, azizliğine kefalet ettiğim

Naiflik sayfalardaydı

Mazi letafetiyle halimi çekiyordu,

Nakşeden kutlu anılar yalnızlığıma yetiyordu



Bu lahzada

Sedanın azizliğindeki okunan

Kuytu derinliğimdeki umudu filizlendiren

Ve hicran zerk eden vaktin ezanını

Her duyuşumda,

Yüreğimin titrettiği feyziyle,

Ehli hal nefesin tilavetinin esrarı mucibince

Dilim çözülüyor,

Dizlerim bükülüyor, gözler

Dur durak bilmeden sökün ediyordu



Yazıktır ki

Sen nefesin hevesteki şevkine

Ben idrakime fazileti sunan her ayetin

Birliğini yaşıyorduk

Beklediğim her akşam, niyazın

Dirliğinde hasrettiğim her anlam sızıydı

Anlatamadım, hissiyatımı paylaşamadım,

Yıllarca senin yanında hep yalnızdım




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
06.09.2013 14:03
#1403

Her lahzaya gülüp geçen sevdadan ne anlayacaktır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 87KB.

1234499_642034639164828_664510292_n.jpg








Evet,

Ne kadar

Geç kalsam da hayatı

Anladığımı söyleye bilemen çok zor



Zaten

Mana mefkûresini yaşasam o hazzı

Meşkiyle serinlemekte yakan bir sızıdır



Ateş ne ki

Ten, zaten emanet edilen yeti

Bu hakikati hangi şekilde idrak etmeli



Sermeli

Nefsi, söyle nerde illetin sebebi

Aşk içinde seyrederek canı vakfetmeli



Ah bu canın

Canan adına dinmez artık seyri

Kime meyletmeli bir duruş
lemeli



Gönlün

Sızısını hangi şifa ile dindirmeli

İradeye ne demeli, kim için hasretmeli



Canan,

Revan değil mi ki en
li olan

O da nihayetinde nefsi için yaşayan can



Mana ile

Boyanmayan, ten ile oyalanan

Zevkin kıvamı için uğraşan ama yanılan



Neden

Aldanır, yanılır, kandırılır bu

Biliyoruz ki akıbette hesaba çekilecek can



Neden

Halk edildi mizan akletmez ki

Ey mahşerin haşyetinden habersiz yaşayan



İbrete

Dikkat kesil, ayetler senin içindir bil

Ecel, aşk için ürperti değil, ten adına naz değil



Vakit

Üşütecek bir zamandır, anda saklıdır

Lahzaya gülüp geçen sevdadan ne anlayacaktır



Aşk

Ölmez, ruhun itminanlığındaki esenliktir

Nefsi heves ve hevalar kalp için değil, sefilliktir





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
06.09.2013 16:13
#1404

Yokluğunun sürgününde viraneydim…


Orjinal boyutu icin tiklayin 742x525px and 51KB.

1011886_642061812495444_376194048_n.jpg








Acıdır ki

Ba
ş
a gelmeden

Hakikati bilinmiyormu
ş

Duygular sessizce soluyor,

hal bizarla sıyormuş



Ş
imdi

Anladım ki senin yoklu
ğ
unda

Bir yanım

Hicranın ellerinde çok çaresiz

Ne kadar sabrı denesem de

Sen gelmeden fersiz



Nereye baksam

Her yer ve yanım bom bo
ş

Sanki duvarlar

Üzerime yıkılmak istiyor

Bülbülden hiç ses çıkmıyor,

Yapraklar çaresiz soluyor



Heyhat

Ne dinledi
ğ
im
ş
arkıda

Ve ne de yudumladı
ğ
ım

Meyanda bir tat var

Sineme sökün ediyor ıstıraplar,

Aman vermeyen sancılar



Ş
imdilerde

Hissiyatıma kar ya
ğ
ar

Takatim kendi yalnızlı
ğ
ında

Bir ihtiyar

Hiçbir yerde açmıyor bahar,

G
ya
ş
ları hicranları akar



Evet

Nisalar her yerde var

Halime i
ş
ledi
ğ
in
likler

Hani kimde var yar

Kalbimde ne bir
ş
evk var

Ve ne de bir umudun sa
ğ
ana
ğ
ı yar



Bir nazar et

Ş
u bedbin halime

Tek ba
ş
ıma kaldım,

Yalnızlı
ğa
rastladım

Hazanın sökün etti
ğ
i parklarda

Sabahladım ve yakardım



Tartmadan

Bir daha söz etmem,

Dilin keyfiyeti için aklıma

Geleni söylemem

Evet, itibar etmem yar,

Ya
ş
attı
ğ
ın hengâmede ibret var



Bak

Ne kaldı ömrün anından

Nefeslerin kalan say
arından

Zarif Gülizar

Nazarlarından akseden,

Tebessümünde gizlenen canı bahar



Yeter

Gel artık yoruldum

Ne suyun ve ne de

erzakın adını andım

Düşüncelerimde
sen vardın,

Benim için sen bir b
aydın



Bakınca

Sokaklar nasıl mahzun

A
ğ
açlar masum,

Dallarda ki yaprak mahkûm

Senin yoklu
ğ
unda kalbim daralıyor,

Halim sürekli solgunla
ş
ıyor



Çaresiz

Mezar bana yakın duruyor

Ölüm peş
imde bekliyor

Heyhat ki korkutuyor

Toprak tavında avını bekliyor,

Hatıralarım yine benimle kalıyor



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
06.09.2013 17:11
#1405

Zerreyi hayat yanıp ağlasa…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x539px and 96KB.

1175257_642101142491511_1130552704_n.jpg






Bu öyle

Bir intizar ki

bir
ş
ems de olsa

Ne acı bir yara ki

amberi
ın koksa



Zevkler ki

Ruhumu gafletimle ku
ş
atsa

Hicran
ş
arkılar ki

âlemi cihanı çınlatsa



Bir kahrın

Demi ki hayatı

sil ba
ş
yapsa

Hazır un kıdem bassa

sine efkâr kussa



Ku
ş
lar

Aşiyanı için

kanatlarını çırpmasa

Yapraklar ki dallarında

tutuklu kalsa da



Ya
ğ
mur

Damlaları tenimi

unut’a salsa da

Toprak reddi kabul yapsa

hali basmasa



Geceler

Arzı kâinat

senfonisini haykırsa

Zerreyi hayat ki

mütemadiyen a
ğ
lasa da



Sen halim

İ
çin mahzun olma

kahrım sana

Sevdan yolunda kaybolsam da

sen acıma



Sen ki

Bensiz bir hayatı

nevi
ş
ahsınla ya
ş
a

Kokun ki
lerle kimseleri

dahi ku
ş
atma



Sana

Mahkûm bırakma

acılarla da katlama

Hali
ğ
ından sıyırma

divanede yapma



Nihayetinde

Biliyorsun ki o dahi

nefeslik can

Ruz-ı
ın da mahrumiyet ki

sendedir o kan




Mustafa C
İLASUN

 

 

MU
06.09.2013 21:14
#1406

Kalbimde anlam bulan tespit ve serzenişlerim…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x652px and 157KB.

1002911_642216382479987_2093272891_n.jpg







Bazı

İ
nsanlar beyaz kanlıdır

Evet, ne hazindir ki maalesef

Bizzat böyle bir darbo
ğ
azın içinde saplanmı
ş
lardır



Her

İ
nsanın kendilerinin nezdinde

Hürriyet hakları oldu
ğ
una inanırlar

Yoksa e
ğ
er hor ve hakir görerek ruhi sarsıntı yaparlar


Böylesi

Zavallı ve bedbin ruhlu kanlar

Kendi heves ve hevaları adına sınır tanımazlar

Karun havasında ve oldukça pervasız bir çalımla abanırlar



Toy ve taze

Nefesleri avlamayı severler

Her türlü nefsi tatmin aracı görürler, büyülerler

Alaladıkları imkân ve güçlerini eri
ş
ilmez addedip, vaat ederler



Görsellik

Bakımından, cezp etmek açısından

O kadar ileri giderler ki sanki me
ş
ruiyet sahibidirler

Kapital sahiplerini ve devlet görevlilerini etkisiz hale getirirler




Zavallı

Birey olan milletin ferdini

Mahkûm ederek darbo
ğ
aza sürüklerler

Ölüm ellerinde olsa parlayacak olan yangına körükle giderler



Neme lazımcı

Sırna
ş
ık, pi
ş
kinlikte sınırsız olan

Bu kesim marjinallik adına sükse yaparlar

Huzur ve sükûnu bozmak adına,
ş
iddete ve anar
ş
iye saparlar



Oysa

Zaman aynı ritminde

Mekânlar farklı olsa bile, insan anlamda kalmalıydı

Mütemadiyen o heveslerinin zindanında ya
ş
amamalıydı



El hak

Ruhunu anlamalı,

Kalbin letafetinde uzlete ula
ş
malıydı

Hakkın sofrasında, halin muhabbetini a
ş
kla solumalıydı



Ne dervi
ş

Ne kemali yet erbabı

Ve ne de ermi
ş
telakkilerinden vazgeçmeden

İ
nsan iklimine öncelikle azimet mükellefiyeti dikilmeliydi



Umutlar

Topra
ğ
ın bereketinde

İ
drak gayretinle her vakit filizlenmelidir

Ölümün serinli
ğ
inde tefekkür rüknü hiç ihmal edilmemelidir



Olur ya

İ
nsan bu bazen

Yanılacak ve
ş
a
ş
acak ancak hali anlayacaktır

Dost meclislerinde yargıçlık bireyin tekelinde asla olmamalıdır



Her an

ş
avere yapacak

Kalbi üzmeden
ş
efkatini kalbe akıtmalı

Rızayı bari için külfetin güzelli
ğ
inde O’nun a
ş
kıyla kucakla
ş
malıdır





Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
06.09.2013 22:04
#1407

Yar, hasret içimde dinmeyen bir nazar, edebi ar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 829x597px and 148KB.

1233465_634442926590666_426694277_n.jpg







Yar

Hasretin bir bedeli var

Yüre
ğ
i da
ğ
lar,

Hissiyat a
ğ
lar,

Gözden kan akar

Kime sorsam,

Sukut edip yıllara

Melalimle yazsam az gelir



Sıladır

Kimi için ekmek parasıdır

Bir ba
ş
kası için gönül yarasıdır,

Sevda anıtıdır

Nereye gitse,

Güneş zevaldeyse bile

Gölgesi ruhundadır



Sevdi
ğ
i

Özlemiyle ümitlendi
ğ
i

Yüre
ğ
inin serinli
ğ
i,

Meramının asudeliği sırdır

Ne vakit onu ansa,

Hatıralarının içinde

Bir ömür ya
ş
asa azdır



Hüzün

Kalbi yakarı
ş
ın tadıdır

Hicran vadileri her vakit

Kalbin nazargahdır

Gülse, tebessümle yetinse,

Gözyaşlarını gizlese

Sevdası nazardır



Oca
ğ
a gitse

Haneyi süpürse,

Divanı örtüsünü düzeltse

Yeni yeni örtüleri

Yâd ederek serse sevinçlidir

Adında, kokusunda,

Anısında ya
ş
ayan

Bir heyecandır, vefadır



Ne kadar

Kıymetlisi varsa

Onun için saklar

Hasret vaktine kadar

Düşlerle sabahlar, a
ğ
lar

Bir ses, bir ümit, bir haber için

Bin hüzünle ömrünü vakfeder




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
07.09.2013 12:25
#1408

Bir kuş hassasiyetini hedefle, nafile kürek çekme…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x540px and 88KB.

1231657_642513265783632_1284980187_n.jpg






İ
nsanız

Bir takım kaygılarla ya
ş
arız

Bazen kederin bendinde

nefes nefese kalırız

Kimi vakitte içinden çıkamaz a
ğ
larız,

ah u zarla efkârlanırız



Aslında

Evvela kendimizden mesulüz

Kalbi ve nefsi lekeleri

nizam etmek için çabalarız

Ve fakat yinede duramayız,

kimi zaman akıl danelik yaparız



Bireysel

Hak ve hukukun farkında mıyız

Medeni ve
ş
er i
ş
erife uygun

ve gerekçelimi ya
ş
amaktayız

İ
man etti
ğ
imiz umdelerin itikadı

konularına evet, vasıl mıyız



Etrafta

Parkta, bahçede, mecliste

Sanki her nefes

bir hüküm sahibi ve yetkili

Aklına geldi
ğ
i gibi konu
ş
uyor

ve hatta telkinde bulunuyorlar



Ne kadar

İ
nsanın ruhi ve zihni yapısını

İ
çinde bulundu
ğ
u açmazları,

elem ve ezalarını

Hiç bilmeden, kendi heves

ve hevası u
ğ
runa ahkâm kesiyorlar



Gariptir

Hayatın son demlerini ya
ş
ayan

Evde bulamadı
ğ
ı muhabbeti

aramak için yol arayan

Her türlü garipli
ğ
in miskinli
ğ
inde

nöbet tutan, bunu hak sayan var



Zaten

Yeni nesil olan gençler

Ve özellikle hevesin

esaretinde bekle
ş
enler

Nefsi arzuları için sere serpe serilip

edepten nasipsiz görgüsüzler



İ
nsan

Ruhu ve kalbiyle anlamlıdır

Aklı ve bilgisiyle yol alması

murat edilen candır

Vaktin ve nefesin bir zamanı vardır,

an içinde saklanan hazandır



Her kim

Tebli
ğ
ve ir
ş
at için heveslenirse

Hâkim kürsüden ba
ğ
ıran

vaizler gibi davranmasın

Kendilerini garantiye almı
ş
tüccar

misali bol keseden atmasınlar



Öncelikle

Efendimiz Hazreti Muhammed(s.a)i

Hakkıyla tanımayı, hallerinde

ya
ş
atmayı gaye edinsinler

Üç be
ş
ayet okuyarak, son derece

ahenksiz ba
ğ
ırarak ir
ş
at yapılmaz



Neden

Edebi hassasiyeti

Tevazuu gibi bereketli

libası giymezler

Adabı mua
ş
eret, bir insanın zaruretidir

sadece belli maksat için kullanır



Her türlü

Ba
ğ
nazlık dı
ş
lanmı
ş
tır

Evrensel bir dinin müntesibi olan

bu gerçe
ğ
i bilmelidir

İ
nsana irfan ve erdem kazandıran

hassasiyetler göz ardı edilmemelidir



Her kim

ş
lemeden dü
ş
ünüyorsa

Ve aklına geldi
ğ
i nispette

maksadını sıralıyorsa

İ
limden, irfandan, edep ve adaptan

yoksun olan bir bedendir, sefildir




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
07.09.2013 21:22
#1409

Temaşa ettiğim ibreti nazar ne büyük hakikat…


Orjinal boyutu icin tiklayin 871x578px and 70KB.

7854_642699832431642_55713190_n.jpg






Ne geçen

Şu hali zamanın dili var

Ne sine-i melalin serdettiği

Hüzün aşk için bir ar

Hal solunca, göz ferden uzaklaşınca,

Takat bir yudumluksa nerde har

Kar niye melalim için titreten nar,

Nereye yaslansam hicranım durmaz başlar



Artık ne

Muhayyilemde, ne serde

Gizem niye halin deminde

Ve çaresiz sessizliğinde

Kalbim inşiraha erse bile, gönül kapım

Bir açılsa hele ne dilerim söyle

Dil kuruyor, göz akıyor, heves çekiliyor,

Muhtaç olduğum her şey uzaklaşıyor



Vecdin firakı

Nerde kaldı bilsem

Bin hüzünlü nefeslendiğim

Kalbimi kime zikretsem

Ruhumun gamını serdetsem,

Fark edemediğim ne kaldıysa veda etsem

Açık denizin bıçkın dalgalarına serilip,

Hali dürüp, efkârımı ayan edip göçsem



Bir pusula

Yazarak şişeye sürsem

Ummanın deruniliğinde bekleyen

O hasrete erişsem

Ne açlığa ilişsem ne tokluğun

Hoyratlığında gitsem, edebi aşkla içsem

Muhtaç olduğum, yoluna ram olduğum

Kayıtsız şartsız sevdasıyla yol aldığım



Katrenin

İlzamında bir mühür var

Dağın vakarında tevazuu aşkın

Asudeliğinde kokar

Suhulet nazarımı sarar, ülfet her haliyle

İbrete misliyle ve sürurla akar

Tefekkür ilimsiz neye yarar, rabıta

Nitelik yoksa fakirlik için kar, ihlâs kime ar



Muhtaç olduğun

İhsan ruhunda yar

Aşk, hakikatten arîleşince

Nefsanîlik için bir nazar

Hesapsızlık neye yarar, zül nefes

Kimin için efkâr, biçarelik her yerde yar

Aldatırsan, aldanırsın ve niyetin hasbiliğini

Yudumlamazsan sırnaşıp kokarsın



Günü gün

Etmek, müddeti bilmemek

Kalbin sahibinden, ruhun dirliğinden

Aşkın erdeminden

Uzaklaşarak dünyanın gailesiyle

Buharlaşmak, arifin sezgisinden kaçmak

Durmadan koşmak,

Hedefsizliğin hedef haline

Geldiğinizde ayılmadan yaşamak



Şemsi Tebrizliyi,

Mevlana ve hocası

Seyyid Burhanettin’in aşkında ve

Mevleviliğin zikrinden sudur eden

Muhayyileyi dışlamak, yadsınmak

Aşkı anlamadan, canın sinei harında

Coşmak ve kaybolmak sevda mı

İradeden vazgeçerek, gönlü hasrederek,

Divanın vecdiyle meşk eden ahvalindir aşk




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
08.09.2013 12:36
#1410

Hangi hüzünden figan edeyim yar, gönül yanar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x801px and 210KB.

1000001_643005839067708_830644264_n.jpg








Hiç seslenme

Derdi gama girerek

Eseflenip üzülme

Yeis içinde asla nefeslenme,

Elem için kaygılara güvenme

Nefes vaktine â
ş
ıktır, kalp
ş
ayet

İ
rfanı bilirse nazar gâhtır, nisyan etme



Hiç bilir misin?

Gönül niçin bazen

Serhattır, ummandır

İ
radeyi azim içinde vaziyet

Alan fermandır, mizan haktır

Fanili
ğ
e meyleden nefs tufana ramdır,

Hiçlik içinde kalan kul’u ihsandır



Sorma tamburu

Hicran zerk eden nice

Saklı umudu

Perdelerinde vaktini bekleyen

Nice ümitler hüzün ya
ğ
muru

Her vakit akmaz gözya
ş
ı, sukut ettiren

Sevgilinin ellerde giden na'şı



Bugün ses etme

Bin bir sual ile dertlerimi de
ş
me

Hak için tefekkür eyle, kefensiz

Sevdalara meyledip erime

A
ş
kı anlayıp idrak etmeden söz etme,

Halin vasfını
ş
ehretmeden gitme



Musalla ta
ş
ı

Her gün ümitlenir,

Hicran içindedir

Kimi nazar için bir ta
ş
,

Kimi kul için bir mah
ş
er adıdır

Geriden gelen kim vardır, akan gözya
ş
ları

Sadakat midir, usulü adap mıdır?



Hangi sevgili

Gönlün gülü, canı makberi,

A
ş
kını
ş
evki

Ruh ve kalp kimin için

Seferber olmalıdır söyle ey sevgili

Heva ve hevesler

Nefsi ihya eden geçici arzular de
ğ
il mi?

Ölüm neyin reçetesi




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
08.09.2013 14:52
#1411

Nefesi vaktine teslim etmeden kalbime düşenler…

1174968_643034399064852_505164104_n.jpg








Öncelikle

Rabbime hakkıyla

Kul olamadı
ğ
ım için

Nedametim çok derindir

Kimi vakit gam, kimi vakit keder

Ve hatta sinei dert için yetendir



Rabbim

Oysa neler nasip etmi
ş
ti

Yıllara sâri çileli bir hayatı

Ya
ş
amamı diledi

İ
çinde bulunulan
ş
artlar ve sosyal

Ya
ş
antı bire bir dram içindeydi



Be
ş
er

Sanki çaresiz ve bezgindi

Yokluk ne kadar garip

Bir kaderdi, içimizdeydi

Boyun büktüren, melülle
ş
tiren

Lahzalar ne kadar zor ve derindi



Örf ve adet

İ
slami hassasiyet kıt kanaatti

Adeta dev
ş
irmeler zümresinden

Tebarüz eden nefeslerdi

Farklı kültür ve maksatlar,

Asabiyet içinde hak tellallı
ğ
ı yapanlardı



Nisalar

Her nedense birer zavallıydı

Hâkim güç ve ba
ğ
nazlık

Kapı e
ş
i
ğ
inde palazlanırdı

Hiçbir esamesi bulunmayan

Varlıklar olarak sosyal ya
ş
antıda acıydı



Din kisvesi

Simsarlık nakaratı, kamuflaj anı

Nefsi açlı
ğ
ı bulunan

Her görevlinin tatmin kuralıydı

O kadar trajik bir sapmaydı ki,

Kadın ve mazlum bir
ş
ey yapamazdı



Memur

Ve güya okumu
ş
bürokrat

Milletin efradını cahil gören

Ve höyküren kandı

Varlık ve servet adına adanmı
ş

Sefil yaratıklardı, hovardalık alı
ş
kanlıktı



Âlim ve arif

Nazarlarla mahkûm

Edilen zanlılardı

Medeniyet ve yenilik dedikleri

Yosmalık izan için paçavraydı

Böyle bir
ş
atafatı öngören ve partiler

Düzenleyen hüküm sahipleri vardı



Asker

Zaten en üst saltanattı

Sınırları içinde özgürlüklerini

Hoyratça kullanan zevattı

Milletin can evlatlarını kölele
ş
tiren

Ve özelinde kullanan hezeyanlardı



Devlet

Güya demokrasiyle

Halkın seçimiyle hükümet edilen

Yönetim
ş
ekliydi

Aldatan ve aldanan o kadar masum

Ve mazlum bir millet efradı vardı ki



Küresel

Güç ve emperyalist emellerin

Vize verdi
ğ
i ve ye
ş
il ı
ş
ık yaktı
ğ
ı

Kimseler devredeydi

Cumhurba
ş
kanı asker, hükümet

Ba
ş
kanı öngörülen me
ş
ruiyet tellalıydı



İ
mamlar

Ne kadar aciz

Ve miskin canlardı

Memur maa
ş
ına sesleri kesilen

Ve el çektirilen insandı

Hutbe ve vaazlar
İ
slami hassasiyetten

Ziyade belamlık yapmak için vardı



Umutlar

Ne kadar yorgun ve solgundu

Ama hesaplar tutmadı,

Başka bir hesabı olan Rab vardı

Mazlum ve ma
ğ
durun hak ve hukuku için

Gönüllerde ye
ş
ermeler ba
ş
ladı



Her türlü

Tu
ğ
yan ve isyana kardı

Peygamberi bir sabırla

Umutlar tazelendi ve filizlendi

Ne kadar çile varsa çekilen nur ve

Erdem olarak kalplere refakat etti



İ
nsanın

Bir kutlu davası ve sevdası

A
ş
kıyla yol aldı
ğ
ı, gönüllere

Umut a
ş
ıladı
ğ
ı hizmet bulunmalıydı

Rabbime hamdı senalar olsun ba
ş
arıldı,

Pagan ve sekiler izime ra
ğ
men a
ş
k ya
ş
attı




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
08.09.2013 16:00
#1412

Kalbi naifliğiniz ve edebi hassasiyetiniz için…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 145KB.

30464_128140127220951_8080238_n.jpg









Kaç zamandır

Bekliyor ve dü
ş
üncelere dalıyordum

Hitabetiniz ve nezaketiniz

Ne kadar beli
ğ
ve zarif

Gönlümü celbe diyor ve sineme engin

Bir sürur bah
ş
etti
ğ
ini ifade etmeliydim



Aslında

Her zaman itiraf etti
ğ
im üzere

Ne bir
ş
air ve ne de bir yazarım,

Sadece yazanım

Kalbime dü
ş
en, ruhumun hicran

Damlalarımı hasretmeye çalı
ş
an bir adamım



Lakin

Ne gariptir ki, ummadı
ğ
ım

Ve hiç beklemedi
ğ
im nispette

Teveccühle kar
ş
ıla
ş
ıyorum

Evet, hem utanıyor ve hem de

Mahcubiyetimle Rabbime hamt ediyorum



İ
nsan için

En anlamlı ve de
ğ
erli hediye

Gönüllerde yer edinmek ve

Okumaya de
ğ
er görmektir

Yoksa o kadar yazmak için yazan

Nefesler var ki, nasıl izah edelim, ne söyleyelim



Ömrün

Ço
ğ
u gitti, pek azı kaldı

Kalan nefeslerde hekimin

İ
fadesiyle uzatmalardı

Daha ne olsun, Rabbim fırsat vermi
ş

Bilinç tazelememize ve bize lütfetmi
ş
yine



Biliyorum

Yüre
ğ
inizde derin

Bir hasret acısı var

Ne vakit hüzün ve hicran

Hissetseniz gözleriniz akar

Kendini bilmez ve hadsiz kimi canlar

Zan üzere yüre
ğ
ini burkarlar, aldırma derim

En kalbi sa
ğ
lık ve afiyet dileklerimle baki olan

Selam ve hürmetlerimi teslim ederim efendim




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
08.09.2013 20:06
#1413

Sukut etmek, en naif anlatım ve melalin iştiyakıdır…

1236223_643199649048327_130725292_n.jpg







Sırdır

Gün yüzüne

Hasret nazardır

Sevdası uğruna sabra

Kanan ve efkârıyla yanandır

Ne şikâyeti vardır, ne nefsini

Öncelemek için sırnaşlık yapan candır



Hak

Ve hakikat için

Gönül veren andır

Hicran içinde yol alan

Fermandır, yazılan kitap vardır

Sineye nakşedenleri ah u zarıdır,

Nasibini bir ömür bekleyen figandır



Çile

Ruhu ve

Kalbi için ikramdır

Çünkü halin deminde

Yaşadığı aşk farkındalıktır

Tevazuu en tabi kaftanı, ikram

Ve ihsan zikir halkası olan arifandır



Meşrebi

Sünneti resul,

Mektebi suffadır

Hayat felsefesi sevgi ve

Muhabbet üzere ilzam olan Furkandır

Kin ve asabiyetten arınmıştır,

Haram ve nehiylerden uzaklaşan candır



Aklını

İlim ve irfanla

Tanzim eden kandır

Nefsini tezkiye etmek için

Fedayı can olan heyecandır

O’na kul olmak için yanandır,

Varlığından vazgeçmiş vicdanı sevdadır



Efendimiz(s.a)

Hazreti Muhammet Mustafa

Nefsinden ziyade sevdiği

Ve ömrünü feda ettiği ramdır

Fani olan her nimetin kadrini ve

Gerekçesini ilmi basiretle idare eden farktır




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
09.09.2013 12:09
#1414

Ey can biliyorsun ki ten hasta, ruhun niçin yasta…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 142KB.

1175397_643583009009991_588163578_n.jpg









Bazı

sırlar söylenmiyor

Gönül yanıyor,

dil lal oluyor, gözler a
ğ
lıyor

Su al etsen, meramını merak edip

Gözlerine bakmayı denesen

Hüzün vaktinin geldi
ğ
ini hissedersin

Eylül sa
ğ
ana
ğ
ı gibi umutlar

Tek tek dü
ş
üyor sararan yapraklar

İ
çin parçalanıyor,

lakin elden bir
ş
ey gelmiyor




Günlerce yata
ğ
a mahkûm

Neyi dü
ş
lese ve dü
ş
ünse,

mecalsiz hülyalar İkliminde

nefeslenmek için ümitlense

Sancılar geçit vermez,
gün hiç bitmez

Gecenin ıssız halinde, sesler i
ş
itilse bile

Yüre
ğ
e yakın gelen, gam içine zerk eden güç var

Sessizlik içinde bir
ş
eyler anlatıyor




Duyabilen

Kalpler ve hissedebilen ruh için

En yakından,

ş
efkat ve himmetin mekânından

Korkma, henüz körpesin,

bilgi ve irfana aç bir nefessin

Çekinceler içinde erime,

Rahmet sadece dünya için de
ğ
ildir

İ
man eden kul için ne güzel zindeliktir




Aslında bilmelisin ki

Emellerin vardır, akranların gibi

Umuda ko
ş
maktır

meramın ve derdi endamın

Ko
ş
san ne olacak,

derdi veren sahibe yönelmedikçe

Güle
ş
akraya

yıllar geçirince, sefille
ş
ince

Kalbin ve ruhun

itminan lığından
sarfı nazar edince

Sa
ğ
lıklı olan ne yapıyor,

karga
ş
a içinde ya
ş
ıyor

Hangi köleli
ğ
e talip olmu
ş
sa

onun derdiyle ko
ş
turuyor




Evet, ne söylesem

Hangi lisan ile kal edip

melalimi hasretsem

Yüre
ğ
ine zor gelecek

ve acın dinmeyecek

Nasibe inanıyorsan

kat a kahretme derim

Her çile ve derdin

bir bedeli olacaktır eminim

Hastalıktan korkma,

her gün eksi olanlarla nefes alma

Ölüm ve sevdası,

a
ş
kın mefkûresinden firkattir

Sahibin divanına çıkmak için beklenen vakittir




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
09.09.2013 14:06
#1415

Hangi vakitler kalbim kapanır, beden dilim konuşur…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x719px and 150KB.

1184828_643614529006839_1363682881_n.jpg











Zahiren

İ
nsan görünümünde canlılarız

Kimi zaman muhatap alınırız

Ve sualler içinde ya
ş
arız

Aklın ikmali olan bilgi ve görgüden

Ne hikmetse bizzat kaçınırız

Ruhen ve zihnen açlı
ğ
ımızı saklarız,

Ya
ş
amak için ya
ş
anmaya adanmı
ş
canlarız




Avam olmak

Vasat bir durumda bulunmaktır

Farkındalık adına kıtlıktır,

Muhakeme için azınlıktır

Yemek, günü gün etmek, nefsi

Heva ve arzular için kilitlenmektir

Mefkûreden ve idealden uzak bir sahrada

Gamsız ve duyarsızlık içinde gitmektir




Be
ş
eri hal

Tekâmüle açık ve

Mahkûm zamandır

Akıl ve tefekkür muvacehesince

Bilgiye ula
ş
ma lahzasıdır

Nefsi terbiye ve tezkiye etmek

Bakımından zaruret nisabından andır

Kalbinin farkında olan bir nefes için

Kul olmak istidadı pek mümkün olan a
ş
ktır




Bir insan için

Olmazsa olmazlarım vardır

Nezaket ve hassasiyet

Konusunda ki duyarlılıktır

Edep ve adap bakımından ku
ş
anmı
ş
lıktır,

Akıl danelikten uzaklıktır

Lafazanlık ve pi
ş
kinlik bakımından hayâ

Ve iç selliği
terk etmemi
ş
mütehassıslıktır




Kabalık ve asabiyet

Cehalet içinde cüret göstermeye

Meyyal keyfiyet

Vasıf ve sıfatı hak etmedi
ğ
i halde,

Sanallık içinde sanatçılık taslayan kederler

Onca
ş
iir ve nesir kitabı bastırdı
ğ
ı halde, hala

Edebi ve kalbi hassasiyeti bulunmayan edipler

Ruhumu daraltıyor,

Kalbim için ne kadar garip geliyor

Ve en büyük sanatkâr adeta öteleniyor




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
09.09.2013 16:12
#1416

Bilmem ki niçin bedbin halime kızar ve canınızı sıkarsınız…


Orjinal boyutu icin tiklayin 859x615px and 102KB.

1238176_643656769002615_1987071393_n.jpg







Evet,

Seviyenize yükselemem

Çünkü çok a
ğ
ır

Ve hantal biriyim

Onca miskinlik

Halime yansımı
ş
ken

Nasıl size hitap edeyim



Yazdı
ğ
ınız

Ş
iirler ve bazı nesirler

Hakkında yorum

Yapmamam sizi kızdırmı
ş

“Kendini bir
ş
ey sanıyor,

Durmadan aklına geleni yazıyor,

Beklide ne yaptı
ğ
ını bilmiyor” demi
ş
siniz



Evet,

Haklılı
ğ
ınızı

Teslim etmeliyim

Sefil ve bedbaht

Sinenin müntesibiyim



Ne edebi ve

Ne de edebiyatı bilirim,

Karakalem biçareyim

Sizin yaptı
ğ
ınız çalı
ş
malara

Nasıl yorum yapabilirim,



Elbette ki

Haddi geçmemeliyim

Zira her kelime ve mısrasında

Edep ve nitelik bulunan

Bir hazine için nasıl katkı vereyim



Olsun

Lütfen sinirlenip, üzülmeyin

Vaktinizi heder etmeyin ve hatta

ş
ünmeye de
ğ
er görmeyin



Çünkü

Ziyadesiyle edep ve hayâya

Muttasıl olmu
ş
kalbiniz

Mutazarrır olabilir



Bilseydim

Sizi bu kadar

Kızdırıp, üzece
ğ
imi semtinize

U
ğ
ramaktan men ederdim ümitlerimi



Zaten

Ş
ahit olan

Her nefes bilir

Ve cehaletime vererek

Müsamaha gösterip seslenmezler

Çünkü kalpleri naif ve in
ş
irah içinde

Sabrı ve edepli olmayı gerektirir, üzmezler



Sizin

Edebi ve kalbi hassasiyetiniz

Tarafımdan hakkıyla anla
ş
ılmamı
ş
,

Ne de olsa kalp ta
ş
la
ş
ş
tır



Yine affınızı

İ
stirham ediyorum,

Asla sizi üzmek ve incitmek gibi

Bir maksadım olamaz,

Zira bu kullu
ğ
a yakı
ş
maz,

Yüksek nezaket ve ho
ş
görünüze

İ
nancım tamdır efendim…



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
09.09.2013 17:57
#1417

Artık bahardan söz etme yar, hazan vaktinde bir sır var…

1170915_643700592331566_1055630160_n.jpg








Artık

Nisan ya
ğ
murlarından haber yok

Mart ayı elveda demi
ş
ti,

Ü
ş
üten esinti gitti

Mayıs ah sere serpe,

Ba
ğ
ve bahçelerse, gün içinde

Gecenin ku
ş
atan sessizli
ğ
inde

Semaver keyfiyeti yeterdi

Ötü
ş
en ha
ş
erat zikreder,

Ümitlerini a
ş
ikâr eylerlerdi

Hilkatlerinin gere
ğ
i rekabet içindeydi,

Güç kar
ş
ısında boyun bükendi




Ba
ğ

Kültürü vardır Kayseri de

Bir zamanların vazgeçilmezi,

Ötenin seferberli
ğ
iydi

Artık kültür farkı

Etkilerin altında
ş
ekil de
ğ
i
ş
tirdi

Saltanat ve
ş
atafat

Haneleri haline geldi

Ördürülen duvarlar sur gibiydi,

Sanki yıkılmamak adına ahitti

Merak ederim nasıl bir sermayeyle bu hale gelindi

Rikkat ve dikkat mizan

Nispetinde olan hassasiyet miydi




Kayseri de

Selçuklu eseri olan birçok

Cami ve medrese,

İ
maret hane vardır

Hunat hatun manzumesi

Ve özellikle camisi

Ve birde Kayserili e
ş
rafın

Hasetsen önem verdi
ğ
i cami kebirdir

Bu camide tasavvuf ehli ve Kayserinin

Yerlilerin mevtaları için tercih nedenleridir

Hunat camisi ise genel halk ve yerle
ş
ik

Düzene itibar eden kesimler için vesiledir




Üçer adet

Musalla ta
ş
ları vardır

Cenaze namazı kılınacak

Alan çok rahattır

Hemen hemen her ö
ğ
le, ikindi

Namazından sonra cenaze rahat vardır

Cami kebir cemaati esnaf kökenli

Tarikat müntesibi kimseler olarak bilinir

Hunat cami cemaati ise köyden kasabadan

Ve yurt dı
ş
ından gelen insanlar kesimidir




Bir kısmı

İ
lmi siyaset yapmak adına

Maslahat gözetmeyi

İ
hmal etmek istemiyor

Derin siyaset meselelerini ve keyfi

Heveslerini bir arada götürüyor

Ne kadar Kayserili e
ş
raf ve bürokrat varsa,

Sanki bu kesimin emir kulları zannediliyor

Oysa birçok nefes kendini kandırıyor,

İ
tibar kazanmak adına

Sefilli
ğ
e ra
ğ
bet ederek kalbi öldürüyor

Ve fakat asla bu hakikatten rahatsızlık duymuyor,

Takiye yapmayı nedense marifet zannediyor




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
09.09.2013 20:51
#1418

Kalp ne kadar hassassa sevdası o nispette aşktır…

1208659_643793912322234_1791293060_n.jpg








Kimi

Zaman ta
ş
la
ş
ş
tır

Kaskatı kesilip

Vasfından uzakla
ş
ş
tır

Kör ve sa
ğ
ırdır, bedeni

Temayüllere bel ba
ğ
lamı
ş
mahkûmdur

Akıldan sakıttır,

Zekâsı hinlik üzere hazırdır,

Hırsına yenik sanıktır, can adına varlıktır



Bir

Avuç et parçasıdır

Beyne kan pompalayan organdır

Akıl ve bilgiden,

İ
lim ve irfandan,

İ
radeyi vicdandan uzaksa

Azim ve iradesini nefsi için

Sınır tanımadan kullanıyorsa

Kölele
ş
mi
ş
cahil intibaktır



Sır

Halin inki
ş
afına meftundur

Kalbin zikri ve itminan

Haline efsunludur

Nefs terbiye edilip

Seviye yükselince

Ruha ayan olan maruftur

Sabır ve sukut ikrarıyla,

Sevdası olan yolun firkat

Yangınlı
ğ
ıyla vahdet için yol bulur



A
ş
k

Nümayi
ş

Ve sitayi
ş
i sevmez

Ş
iddet ve tefrikadan

Kat a haz etmez

Hadsiz ve me
ş
ru olmayan

Gösteri ve toplumsallı
ğ
ı desteklemez

Gönül dili aslolandır,

En yakınla hem hal içinde bulunmaktır,

Slogan atmak kar etmez



İ
slam

Ya
ş
atmak ve

Kazanmak için vardır

Peygamberi ö
ğ
retiler

Ve terbiye edilen haller

Sahih usullerdir

Her devrin ve sosyolojik

De
ğ
i
ş
imlerin me
ş
ru sayılması için

İ
hdas edilenler caiz de
ğ
ildir

Din adına hüküm ihdas eden,

Rabbin hükümlerini

Nefsi için tevil eden,

Belam olmayı dileyen

Her kimse
ş
iddetle reddeder



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
09.09.2013 21:50
#1419

971285_643817882319837_1555420877_n.jpg








Anlatılmaz
Bazı sırlar,
Hale yansıyan acılar
Ruha yansımış zamanlar,
Akıldan çıkmayan dramlar
Hissiyatı buğulayan heyecanlar,
şlerde yalnız bırakmayan kaygılar
Kimi zaman alıp uzaklara götüren hülyalar,
Yüreğe haz veren vakitsiz buhranlar


Ne söylense
Ve hatta kitaplar
Hep ondan söz etse
Ruha ve kalbe sürur bahşeden
Ümitler yeşerse ve devamı gelse
Belki bu kadar muhabbet
Ve bağlılık gereksinmeyecek,
İlham perileri gelmeyecek
Gün bitecek,
Gece umutların üstüne serilecek,
Gam içimizde büyüyecek ve derinleşecek


Sevdaların
Kutsiyeti vardır,
Ruhi yakınlıktır
Kalbe inşirah zerk eden
Ferahlıktır, hoşgörü ilacıdır
İnsanın hissiyatını teskin eden
En güzel sancıdır,
İştiyak sunan farkındalıktır
Vefa ve sadakatin
İvme kazandığı andır,
Ölüme meydan okutan zamandır,
Umut tacıdır


Her zorluk
Ve hatta
Meşakkat kolay gelir
Sahralar ve ummanlar
Aşılacak zannedip, ümit beslenir
Hal dingindir,
Organlar birlik içindedir,
Kalp ritmi ahenklidir,
Tansiyon yüksektir
Bir illet ve hastalıktan
Arî olan sinede
Ve tende ateş mevcuttur,
Hararet seviyesi yüksektir


Sevdalı
Revan olma ister
Gecesini, gündüzüne
Katarak coşar gider
Kendiyle davalıdır,
Mütebessim edalıdır,
Etrafının nazarından uzaktır
Yalnızlık içinde sevdasını taşıyan
Ve doyasıya yaşayan âşıktır,
Dinlediği şarkıda hep o vardır


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
10.09.2013 14:33
#1420

Sorma içim yanar, vicdan sızlar, an kalbe bakar…

524500_644154938952798_155573511_n.jpg








Çaresi yok

Yazan

Bir kalem vardır

Her lahza

Kayıt altına alınan sayfalardır

Umut hak ve hakikat için sevdadır,

Heves kalbin için marazdır

Vakitsiz bir nasip mi vardır,

Sabır ve kanaat içinde demlenen a
ş
k hali yakandır



Bir kul

Kalbini a
ş
k

Ve sevdaya hasrederse

Çile ve cefa içinde demledi
ğ
i hal,

Ümit olarak biterse

Hal mümbit bir halin topra
ğ
ına dönü
ş
ş
se,

Kader ve gam hayır de
ğ
il

Vaktin bir sahibi vardır,

Mizan hak ve adalet noktasında

Vicdana çok yakındır



A
ş
k

Kalbin

Ruhi telakkilerin

Vasfında nefestir

Hali kemali yete eri
ş
tiren ferdir,

Firkat halinde seferdir

Sır içinde makbul olan fetrettir,

Bazen gönül için med cezirdir

Haniflik için mertebedir,

Kalbe hassasiyeti kazandıran letafettir,

Umut için nasiptir



Ölenle ölünmez

Öyle mi, ?

Ölmenin vaktine eri
ş
mek

Bedenin canlı ve cezbeden halinde

Ölmeyi bilmek a
ş
k de
ğ
il mi?

Sevdasında köz olmak,

Narında sabırla durulmak,

O’nun rızasında ko
ş
mak

Ömrü ihsan ve inayete adayıp

Kul olmanın idrak ve feyziyle nefisten geçmektir



Her do
ğ
an

Bir umut ve muratsa,

Ölen için matem niye

Ne kadar sever ve gönül verirsek,

En sevdi
ğ
ine

Kavu
ş
ması de
ğ
il midir paye

Neden gam eder,

Feryat ederiz,

Kendimizden geçecek kadar

Dövünürüz, hal de
ğ
il mi?

Hakka ve hakikate iman etmi
ş
için

Beklenen saat gecikir mi, ?

Niçin
ş
üphe ederiz rahmetten keder mi?


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
10.09.2013 18:15
#1421

Kalbi muhabbet ha adına feyiz ve berekettir…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 73KB.

1174689_644236842277941_1859002326_n.jpg










A
ş

Sorma bana anlatamam

Yolunda yanmaya

Dayanaca
ğ
ıma inanamam

Sevdasında bu
ğ
ulanan sinemin

Hıçkırıklarına sessiz kalamam

Kalbin ve ruhun lisanını
ş
ehretmeden

İ
çinde kavrulmaya umut ba
ğ
lamam



Ş

ahsen

Tereddütsüz kabul ederim

Her hali ve çehresiyle

Avam bir nefesim

Nefsi terbiye ve tezkiye için

Nasıl söz ederim,

Habersiz bedbinim

Ne derler korkusuyla,

Ahlaklı olabilmek kaygısıyla

Kurallara uyan faniyim




Evet,

Zahir yönüm ba
ş
ka

Batın yönüm ise

Hiç sual etme daha ba
ş
ka

Ukdelerim var saklı yamaçlarda,

Hevesim kaldı geçen yıllarda

Gözümde tüten,

Burnumda kokan, ezgisiyle

Ruhumda yer alan neler varsa




Size

Bir
ş
ey söyleyemem

Siz e
ğ
itim ve talim

Görmü
ş
bir idealsiniz

Her hal ve amelinizde bir hesap var,

ş
ünce ufkunuz çok derin

Sizi dinlerken sanki
ş
elaleyi dinliyor,

Nisan ya
ğ
murlarının altında serinliyor gibiyim




Birde

Gülmek size çok yakı
ş
ıyor

Size batıkça içim kaynıyor

Ve sevgi ziyadele
ş
iyor

Münevver insanlar muhabbet diyor,

aydınlar ise sinerji diye ifade ediyor

Fakat kalbim gülüyor,

Sinem sürurla tema
ş
a ediyor,

Her ö
ğ
rendi
ğ
im haz veriyor



Ne var ki

Her vaktin bir sonu geliyor

Güzel ve latif dü
ş
gibi,

Ruhtan tebarüz eden me
ş
k gibi

Feyiz aldım,

Evet, sizi yakinen tanımaktan

Müstefit oldum, onur duydum

Ş
eref bah
ş
ettiniz,

Bir program tertip edersem

Acaba icabet eder misiniz?

O’na emanetsiniz




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
10.09.2013 21:04
#1422

Kalpten çıkan söz, bir gönülde yerini bulur…

1240168_644295202272105_29127260_n.jpg







Ey can

Uzak diyarlardasın bilirim

Kimi zaman üzgün

Ve kimi zaman hicran içindesin

Derdi gamın keskin bıçak olmu
ş
,

Efkârın artık sabrı zorlamı
ş
çilelisin

Ne kadar sabretsen,

Sukut etmek için bin hüzün içine girsen,

Gözlerin susmaz neyleyim



Bilmem ki

Sana nasıl yardım edeyim

Yükünü hafifletmek için

Nasıl bir gayrete gireyim

Yüre
ğ
inde ki elemi

Hangi deva ile gidereyim,

Umutların solmu
ş
bilelim

Neden kalbinden vazgeçtin,

Ruhunu bizar lığa
terk ettin,

Ümitlerini bir cefa için yitirdin



Kimseye

Ve hatta hayallere dalıp imrenme

Nefesin sahibinden

Kat a umudunu kesme,

Çileden yüz çevirme

Dünyanın nimetine kansan,

Duygularını
ş
en
ş
akrak ya
ş
asan

Ve kahkahaya bo
ğ
ulsan

Gece gündüz dinmeyen

Heyecanlara kapını aralasan,

Cenneti ya
ş
adı
ğ
ını sansan ve avunsan



Gönül verdi
ğ
in

Hülyasıyla günlerini geçirdi
ğ
in

Hayaller deryasında heveslerini

Derledi
ğ
in günler gelecek midir?

Zemherinin

Titreten hüznü bitecek midir, ?

Melülle şen
haller huzura eri
ş
ecek midir?

Her hak ve do
ğ
ru

Dünyada ö
ğ
retiliyorsa,

Yalan olan nedir, kimdir,

Heves ve emeller midir?



İ
lim sahibi de
ğ
ilim

Nadanlı
ğ
ı bilinen bir zadeyim

Her me
ş
rep ve cemaatlere

Mesafeli bir zavallı kimseyim

Her
ş
eyi merak etmeyen,

Olur, olmaz mevzularda

Ahkâm kesmeyenleri severim

Özellikle insanları yargılamak

Ve itham ederek tefrika yapanlarla

Asla muhabbet edemem



İ
nsana inan

Ve fakat aklıselim ve

Hassasiyet üzere olanlara

Takva tüccarlı
ğ
ı yapmayanlara,

Vahdete inanan Hanif kullara

Rengârenk kılık kıyafetle,

Takı ve envaı çe
ş
idiyle

Görücüye çıkan her kimse yakınla
ş
ma

Sadelik evla olandır,

Nefsi cezp etmeyen her
ş
ey hakikattir,

Nefsini öne çıkartana bakım kanma




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
11.09.2013 14:27
#1423

Hicran oku sine besler, an hüzünle biter…


Orjinal boyutu icin tiklayin 861x638px and 97KB.

1229903_644599072241718_159981493_n.jpg








Bilmem ki

Ruhum niye hicrana meyleder

Kalbim hüzün için can çeker,

Hislerim niçin derbeder

Nereye baksam bir hazan var,

Sararan yapraklar ayaklar altında yar,

Ümit ne vakit biter




Artık

Sazendede çalmaz oldu

Tambur nedense

Hayli vakittir susturuldu

Gün içinde ki umutlar

Gecede kayboldu,

Gözler uykusuz, sine susuz,

ş
ler sahipsiz kaldı




Hangi

Mevtanın elini tutsam

Kapanmı
ş
gözlerine bakıp,

Mazisini ansam

Solgun teni,

So
ğ
umu
ş
bedeni,

İ
bret sunan o an ki cazibesi

Kim bilir nerde kaldı,

Ukde ah uzardı




Müezzin

Yüksek nida ile ba
ğ
ırır

Hoparlör oldu
ğ
u halde

Sa
ğ
ır olan mı vardır,

Evet, zan için haktır

Sessizlik ve sükûnet vakti

Kimler için hakikattir,

Yoksa ders almak

Avam için zarureti icap mıdır?




Kabir açılır

Açan görevli

Ne kadar farkındadır

Hocalar

Adet oldu
ğ
u üzere

Yasin-i
ş
erif okurlar,

Dinleyenler anlamazlar

Aslında canlılar için

Okunması gereken süre ve ayetler

Son vazife diye mezarlarda yapılır




Mevtanın

Ruhuna gitmesi adına

Yemek faslına ba
ş
lanır

Nasıl bir adet ve anlayı
ş
tır ki

İ
bret ve ders

İ
zan ve kalplerden çıkmı
ş
tır

Günü birlik sohbet veya taziye için

Gereken edep sıralamasında

Kur’an tilavetine ba
ş
lanmı
ş
tır




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
11.09.2013 15:55
#1424

Dertlisin, keder içinde sabreder, boyun bükersin…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x678px and 52KB.

1186869_644645465570412_2021657770_n.jpg







Yıllar

Ruhunda

Derin yaralar açmı
ş

Ya
ş
adı
ğ
ın
ş
artlar ve zorluklar

Ah u zar olarak iz yapmı
ş

Ne vakit içini çeksen,

Hüzzam bir eser dinlesen,

Ney sesiyle irkilsen yaran tazelenirmi
ş



Sakın

Kadere kahretme,

Heveslenme

Sünnetullah nedir

Bir nebze merak edip ö
ğ
rensene

Sosyal hayat bir vakıadır,

Ş
artlar ve vaziyetler açısından

Bikarar olunan andır, sır vardır



Nesebin

Ya
ş
amak gerekçelerin

Onda saklıdır

Sabır ve kanaat,

Azim ve irade

Nasibe el uzatan farktır

İ
nsan aklı ve bilgisiyle

Yol alan sancaktır,

İ
bret ve itibar

İ
rfan dirli
ğ
inde bekleyen andır



Yaratılansın

Muhatap alınmak için

Umut içinde ki nadansın

Ş
evk ve muhabbet,

Sevgi ve ho
ş
görü topra
ğ
ı

Her cana nasip olmaz adaysın

Hayıflanma,

Yeise dalıp a
ğ
lama,

Nice bilmedi
ğ
in hayatlar var

Senden daha beter inanasın



De
ğ
er mi?

Bir heves, arzu, tutku için

Nefsi hülyalar söyle ki

Nasıl bir derdin inkılâbıdır

Do
ğ
umuna sevinenler,

Sen a
ğ
larken gülenler,

Ümit besleyenler

Nasıl bir derdin içindeler



Bir canı

Sevebilir ve a
ş
k adına

Dillendire bilirsin

Bedeni ve hissi heves dünyasının

ş
leriyle sabahlayıp,

Gönlünü ihya edebilirsin

Ve fakat

Hangi girdabın kollarında

Nefes nefese me
ş
k edeceksin,

Ahirin için hiç dü
ş
ünmeyecek misin?



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
11.09.2013 18:11
#1425

Sual edip duruyorsun, sır saklama diyorsun…

1239810_644703562231269_371399200_n.jpg









Kim bilir

Beklide halime üzülüyorsun

Ne kadar sukut etsem,

Zavallı diye kederleniyorsun

Yüre
ğ
imi açmamı istiyorsun,

Hüznümü hafifletmeyi diliyor

Ve merak ediyorsun




Bir ömrün

Hangi ikliminden bahsedeyim

Eylül ve zemherinin

Halime nak
ş
etti
ğ
i izleri

Ayan mı edeyim

Kuruyan her yaprakta,

Kokladı
ğ
ım toprakta,

Kanadı kırılmı
ş
ku
ş
lardan mı söz edeyim




Bahtın

Bir kitabı vardır

Ve hak olandır

İ
çinde gizledi
ğ
i ne kadar

Masum sırlar saklanmaktadır

Sevdası olmayan bir gönül

Derdi gamı ne yapacaktır,

A
ş
ktan azade olarak ya
ş
ayacaktır




Baharın

Gülü ve
ş
akıyan bülbülü olsan

Umutlarının ve ufkunun

Sayfalarında kanatlanıp uçsan

Ve fakat acı ve cefadan,

Sabır ve çileden,

Firkat ve hasretten

Hiç ibret almadan barınsan




Ne olacak

Bin bir âlemin hüznü ve hicranı

Sahipsiz mi kalacak,

Ma
ğ
dur ve mazlumlar

Hiç mi sorulmayacak

İ
nsan sadece nefsi ve emelleri

İ
çin mi hevasına bo
ğ
ulacak,

Rabbin rızasından uzak kalacak




Ey süzülen güzel

Kalbinle barı
ş
ık ol,

Kimseye olma karakol

Ruhi ve zihni

Asayi
ş
in derbeder olmu
ş
,

Muvazenen bozulmu
ş
,

Gözya
ş
ların sel olmu
ş

Bul ba
ş
ka bir çıkar yol




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
11.09.2013 20:32
#1426

Hangi suali tevdi etsem, gönül sahibine yönelsem…

1185788_644752542226371_617398146_n.jpg







Bilinmezler vardır

Belki vakit elvermedi ve

Beklide merak edilmedi

Sual etmek için

Merak kifayet etmeyebilir,

Bilgi ihtiyaca cevap vermeli

Her sual muhatap bulamaz,

Bazen ortalıkta kalır,

Azim ve irade

Neticeye eri
ş
tirecek idraktir



Eriyen zamanda

Mazinin

Hangi sayfasını aralarsak

Kimi zaman içimizi acıtan ve

Kimi zaman da

Haz sunan anı buluruz

Yazılmı
ş
ve okuru tarafından

Okunup hakkıyla anla
ş
ılmı
ş

Bir kitap çok de
ğ
erlidir saklarız



Edebiyatı

Sevmek ve emek vermek lazım

İ
nsan denen varlı
ğ
ı

Etüt eden, e
ğ
iten,

Yol gösteren

İş
aret ta
ş
ları vardır

Ruhtan daha evla olan sır,

Sırdan ileri olan hafi vardır,

Ahva’yı anlamak için zaman azdır



Yani

İ
nsan bedensel olarak vardır

Ve fakat esas olan kalp,

Gönül, sır, hafi

Makamına ula
ş
maktır

Yoksa ya
ş
ayan bir can olarak

Sadece zavallıdır,

E
ş
refi mahlûkat kılan

Saydı
ğ
ım sıfatlardadır



İş
te

Bu bakımdan nefs terbiyesi

Ruha ve kalbe

Seviye kazandıran

Talim ve e
ğ
itim durumlarıdır

Akıl ancak

Bilgiye ula
ş
ınca ikramdır,

İ
drak ve irfan payeleriyle

İ
n
ş
irah sunan safhalardır



Sevgiyi

Muhabbeti,

Edebi ve hassasiyeti

Ancak e
ğ
itim

Ve idrakimiz nispetinde

Hasreder ve kıymet veririz

İ
nsan tekâmül ettikçe,

Sosyal ve siyasi, edebi

Ve felsefi de
ğ
erlere

Eri
ş
tikçe kemale eri
ş
ir



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
12.09.2013 12:46
#1427

Kalp değil, gönül sevmeli, sır içinde demlenmeli…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x800px and 57KB.

1255475_645092675525691_412954457_n.jpg









Hal

Nizam edilmeli

Nefesin müddetine

Ko
ş
tu
ğ
u bilinmeli

Akıl bilgiyle refik olup,

Hakikate eri
ş
mek için azmetmeli

Her musibete isyan etmeden,

Kader için zan içine girmeden,

Sabırla geçinmeyi ö
ğ
renmeli




Be
ş
er,

Sonra insan olur

İ
nsan eden gerekçeler

Ve umdeler nerede bulunur

Azim ve irade

Hakikate ula
ş
mak için mesuldür,

Sevdası olmayan yürekten ne umulur

Beyne ula
ş
an kan

Ve oksijen hangi zamandan

Bir ulvi heyecandan durmaksızın

Kime ram olmaya koyulur




Arifi

Dinlemek isterdim

Bulsaydım terk edilmi
ş
handa,

Kimsesiz diyarlarda

Gözya
ş
larını

Yıllardır saklayan gönüllerde,

Umudu tükenmemi
ş
muratlarda

Her dergâhı olan arif midir, ?

Cemaati bulunan hanif midir, ?

Cehdi ve sevdası olmayan âlim midir, ?

Sual etmek isterdim




Nice

Mütehassıs gönüller vardır

Kalbi hassasiyet içinde

Nefes nefese kalan kurbandır

O’nun rızasına

Nail olmak için ahdi vardır,

A
ş
kı ve sevdası bu u
ğ
urda nazırdır

ş
ler ve dü
ş
ünürken,

Tefekkür ederken,

Tahayyüle dalarken

Mütebessim bir edası bulunmaktadır




Ey yolcu

Niçin sefil halime bakarsın

İ
brete kanarak acırsın,

Himmet etmek

Maksadıyla sabırda kalırsın

Geç beni,

Benden içeri var bin bir

Sefil ve ma
ğ
dur birileri,

ş
fik gözleri bekleyenleri tanırsın

Ömür son sahnelerini bekler,

Nefes kesik kesik refakat eder,

Kalp ne vakit olsa haberdar eder,

En yakın için zaten malum olan bir haber




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
12.09.2013 14:09
#1428

Çaresiz bırakan an, yüreği ağlatan zaman…

1230012_645102592191366_1238948976_n.jpg








Gönül

Durup dururken

Niye bir yere uçsun



Çırpınsın,

Dikenler arasında kan a
ğ
lasın

Sancı ve ıstırabın içinde ya
ş
asın,



Gülmeyi unutsun

Bir çare adına bakınsın dursun

Gelip geçenin gölgesine sı
ğ
ınsın



B
in hüzün içinde

Çaresizli
ğ
e adansın

Umut adına sı
ğ
ınmalara ba
ş
lasın



En mü
ş
kül

Durumda en yakına el açsın

En kalbi samimiyetle a
ğ
lasın



Gözlerden

Ya
ş
inerken

Ba
ş
ka âlemlerde uyansın



Ne kadar sinesine

Gam ve keder nüksetmi
ş
se

Elen haline dönü
ş
üp, yeis içinde



Aczi yete

Terk etmi
ş
se

Nisan ya
ğ
murları gibi

Ümitler devreye girsin



Gönül

Sürur ile müstefit olsun

A
ğ
layan gözler gülerken



Silinmeyen

İ
zler hüzün zerk etmesin

Sevda her haliyle vefaya



Adanmı
ş
ğ
a,

Sadakat ve duyarlılı
ğ
a

A
ş
kın en nadide veçhesinden ya
ş
anmasına



Kahır

Ve hırstan azar olunup,

Muhabbet sa
ğ
ana
ğ
ına



Mu
ş
tuların

En latif olan vaktinin
ş
ahitli
ğ
ine

Yumu
ş
ak bir
ş
ekilde duygu ve dü
ş
ünceleri

ya
ş
amak için fırsat tanısın




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
12.09.2013 22:00
#1429

Biz bize sohbet edip, geçen an’ı paylaşmak istedim…

1229869_645337285501230_1142609830_n.jpg







Bugün
Bir hal var üstümde
Kollarım düşüyor,
Şevk hiç pas vermiyor
Soğuk bir ter yokluyor
Bazen tenimi,
Kendi halinde bir yol buluyor


Geceden kalma
Derin bir uykum vardı
Sabah namazını zor eda etmiştim
Hiç ders çalışmadan,
Kimseye bakmadan
Yeniden uykuya dalmıştım


Bir tedirginlik var
Kaç zamandır merak ettiğim
Ve fakat hayra yorarak
Sabır içinde sessizliği
Tercih ettiğim aşikârken
Kimi vakit başım dönüyor
Ve takatim kesilerek sendeletiyor,
Bir müddet dinleniyorum


İzmir’den
Bir dost nefes
Ağabey sizin haliniz
Bana mal oluyor diyor
Nedenini bilmiyorum ama
Çok yakından hissediyor
Ve merak ediyorum
İnşallah üzücü bir durum yoktur,
Sağğınız yerindedir,
Acilen haber bekliyorum demek istiyor
Tabii ki hemen duygulanıyorum


Şu an
Saat 21/20
Hunat hatun
Sanat ve kültür merkezindeyim
Açık ve kapalı eyvanlar dolu,
Misafirler muhabbet ediyorlar
Çalışma odamda sessizliği
Tercih etmek istememe rağmen
Pek fırsat bulamıyorum


Sual eden
Sanatçı ve çalışmalarını
Görmek isteyen
Tıp fakültesi besinci
Ve daha üzeri kız ve erkek
Öğrencilerin şiir dinleti gayreti
İha’nın yetim ve garip çocukları
Eğitmek ve topluma kazandırmak için
Topladığı kimsesizlere şiir okumalarını
Talim çalışmaları derken


Bazen
Gün ne zaman bitiyor
Fark edemediğim
Ve olağan gördüğüm
Haller baş gösteriyor
İnsanın çok olduğu yerler
Bu kadar nezih ve otantik olsalar
Çalışmak için zaman yetmiyor.
18 saat az geliyor…


Mustafa CİLASUN

 

 

MU
13.09.2013 12:42
#1430

Zühtü ye Bekli/Ecir için yola çıktın, yoğun bakımda gözlerini açtın…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 32KB.

1174951_645661505468808_1745611532_n.jpg









Ne kadar

Gönlü yüce bir insandı

Nerede hizmet var,

Hiç durmadan yol alırdı

Sanki sabır melaikesiydi,

Mütebessim edalı bir nefesti,

Hiç şikâyet etmedi

Ne bulduysa kanaat eden,

Sara hastası olan beyine

Hizmette kusur etmeyen bir zarafetti



Evveliyatı

Epey çileli ve meşakkatliymiş

Sekiz çocuğun

En büyüğü olduğu için çaresiz

Annesinin uzun yıllar yatalak

Hasta olması sebebiyle koşan,

Durmayan candı

Bir zaman sonra güya

Tasavvufi hassasiyet gözetilerek,

Hiç tanımadığı bir aileye gelin gider



Küçük yaştadır

Annesi ve babası tarikata müntesipli

Sohbet ve zikir halkalarını

İhmal etmeyen,

Hizmet ettiklerine önem verenlerdi

Her nasılsa yıllardır

Bu yolda olmalarına rağmen bilinç

Ve tekâmül konusunda

Gelişmeye direnirlerdi

Adeta bir fanus içinde

Yaşamaya azmetmiş,

Kendi doğruları dışında

Her şeye kapalı

Bir anlayışları öne çıkardı



Babaları

Hafız ve imam hatipti

Anneleri bir köy kızı ve

Kaçırmak zorunda kaldığı nefesti

Gönül vermişler,

Dağ tepe dememiş ve gecenin

Geç vakitlerine kadar

Sığınacak bir yer bulmak için

Yalın ayak

Ve ekimin ayaz günlerinde

Ve dini hassasiyetlere

Riayet etmek kaydıyla

Sözü geçen bir ağanın evine sığınmışlar



Her neyse

Ve bu ihsan timsali

Çocuk dünyaya gelir

Yokluğun kol gezdiği

Dağlık yamaçlarda

Yaşamak ne kadar zormuş

Onca garip ve fakirliğin üstüne

Bir de uzun dönem askerlik çıkınca

Artık hesap edin melallerin dramını

En büyük ve bereketli olan

Annelerinin şefkat kanatları

Ve her vakit

Arka çıkmaları olmuştur, metanetlerine



Murada aç kızımız

Umuda olan sadakatini

Kaybetmeyen ihsanımız

Yaşadığı semtin ve ailenin medarı

İftiharı olmaya hak kazanmıştır

Çünkü canını hizmete vakfetmiş,

Diline sahip çıkmış,

Riyakârlık yapmamış,

Nefsi için yaşamamış

O’nun rızasına nail olmak için

Fedakârlıktan asla uzak durmamış,

Her zaman rikkat nispetinde ayakta durmuş



Ne zaman

Ansak ve muhabbet için aransak

Onların hanesi ve hizmete

Müteallik hassasiyetleri

Göz ardı edilemezdi

Siyasi ve sosyolojik olayları da

Takip etmeye gayret eden,

Yüzü gülen manidar bir hazineydi

Hiç kırılmayı bilmezdi,

Olsun canınız sağ olsun der

Ve mütebessim bir eda ile

Utanmamızı gerektirirdi



Yine kızının

Ve torunlarının hatırı için

Bahçeye inmiş ve

Kimsenin cüret edemediği

Ağaca çıkar

Ve meyve toplamaya başlar,

Sonra başı dönüp düşer

Boyunda hasar ve eğe kemikleri

Kırıldığından bahseder hekimler,

Fakat kendisi hala habersiz



Eğer sual olursa

Cennet ehlinden

Bir kişiyi görmek adına

Hiç kuşkusuz ve kuruntusuz

Bu naif insanı

Tereddütsüz gösterirdim

Her amel ve niyetine şahitlik

Etmekten sarfı nazar etmezdim,

Kalbim kadar emindim

Dilerim dua edersiniz,

Tez zamanda şifa bulması için

İhmal etmeden

Kalbinizde hisseder ve yâd edersiniz




Mustafa CİLASUN

 

 

MU
13.09.2013 18:55
#1431

Gönül sırra erişmek için sevdasında demlenmeli…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 35KB.

1185957_645814718786820_228343449_n.jpg









S
ararırken

Ye
ş
il yaprak

Ruhumda sayfalar açılır

Yaprak yaprak

Bir mu
ş
tuyla, bir umutla,

Bir hüzünle kimleri bekliyor toprak

Ey ruhumun ahdi,

Durma, aldanma,

Kanma, avunma,

Macera için yol alma,

Vaadine ak




İ
çimde

Tu
ş
tan nameler

Sazendeden akseden ezgiler,

Hicran içinde dillenen ukdeler

Geçmi
ş
in içinde gizlenen özlemler,

Acı veren kederler,

Kalbi parçalamı
ş
elemler

Kader derler, itham ederler,

Aklı karartan ne varsa içerler,

Nara atmak için kendinden geçerler




Güle

Kim bakar

Güne
ş
ne kadar zevale çıksa da

Yanmak için kim aday

Nar ten için mi, kavurup,

Kızartan kor payesi mi, ?

Gönül a
ş
k ate
ş
ine ko
ş
ar

Çünkü onda hakikat sırdır,

Ruhun ve kalbin

Ötesinden nükseden firkattir,

Edebi ö
ğ
reten haldir




Be
ş
er

Bir yarı
ş
içindedir

Makinist kendi efkârında mı ?

Nereye gitmektedir

Kim vagon olmak için beklemektedir,

Azim ve irade akıl ve bilgi için de
ğ
il midir?

İ
nsan sıfatı irfan ve erdem

Sahibi olması için kabul edilmi
ş
tir,

Sevdası ve a
ş

O’na nail olmak içindir




Sürgün

Yüre
ğ
in sızısı vardır

Ne kadar derdi olsa,

Figanıyla da
ğ
lansa razıdır

Rahminde küf ta
ş
ıyan analar,

Ş
er için ko
ş
anlar,

Hak hukuk tanımayanlar az mıdır?

Cehennem ate
ş
i olmak isteyen,

Bir heves için varlı
ğ
ından geçen,

Ş
ek içinde sendeleyen bezirgân ba
ş
ı

mıdır




Yeryüzü avare,

Gökyüzüne kim çare

Umut kalbi samimiyete hasret,

Dil harap olmu
ş
kimde var edep

Gün batarken,

Gecenin sesi duyulmaya ba
ş
lamı
ş
ken,

Göçüp giden,

A
ğ
layarak dünyaya gelende

Var bir hikmet

Ey hak diyelim,

Sahibimiz oldu
ğ
unu bilelim,

En yakınımızken niçin imtina edelim,

Ş
efkat ve merhamet adına

O’ndan ba
ş
ka kim var,

İş
te budur nimet




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
13.09.2013 20:41
#1432

Sanki sadakati unuttun, sere serpe oldun, sevgiyi unuttun…

1239509_645857068782585_1984426829_n.jpg









Çılgınca

Seviyordun

Hiç dilinden

ş
ürmek istemiyordun

Ne zaman uzak kalsam,

İş
ime yo
ğ
unla
ş
sam

Fırsat vermiyordun

Her zaman

Yanımda olmak istiyordun,

Gözlerimin içine bakarak

Bir
ş
eyler söylüyordun




Ne güzel günlerdi

Tadı damakta kalan

Ve unutulmayan

Her fırsatta yeniden

Ya
ş
anılması arzulanan

Taze ve zindelik sunan bahardı

O yıllar

Ömür kitabından

Sayılı sayfalardı,

Ş
imdi hazan vakti geldi çattı,

Zemheri ba
ş
ladı




Hatırlıyorum

Bana a
ş
k
ş
iirleri yaz derdin

Romantik bir ruhi yenin sahibiydin,

Hep lirik olmayı isterdin

İ
çinde sakladı
ğ
ın çocuklu
ğ
u

Her vakit muhafaza ederek,

Fırsat buldukça oynamayı dilerdin




Beni sev,

Ruhumu sar

İ
çimde kalmasın hiçbir

Dert ve keder adına intizar

Hasretim sevdaya,

Sevgi adına a
ş
k sanca
ğ
ına,

Ruhumu a
ş
ina eden fırtınalara

De
ğ
me de
ğ
sin

Poyrazın yakan esintisi,

Gönlümde ya
ş
attı
ğ
ı

Var olan etkisi,

Alıp götüren hikâyesi




Açılmak isterdim

Ummanın

En müstesna sessizli
ğ
ine

Ruhumu bekleyen i
ş
aretlere,

Yüre
ğ
ime

Firkat zerk eden sezgilerine

Gözya
ş
larımla,

Sessizlik içinde ki hıçkırıklarımla,

Beni benden alan,

Yüre
ğ
imi da
ğ
layan garipliklere




Kime seslensem

Hiç tereddüt etmeden

içimi döksem , sinemde

Yıllarca vaktini bekleyen

Sırlarımla gömülmesem, gülebilsem

Arkada
ş
, dost, yaren, refik,

Kelimelerini yeniden vaziyet edip,

Ş
artlarına göre de
ğ
erlendirsem




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
14.09.2013 17:13
#1433

Gönlümü mest eyledi bir mahinur gözleri mağrur…


Orjinal boyutu icin tiklayin 696x446px and 52KB.

1236515_646234198744872_163159390_n.jpg










Belki

Bahsetmek

Sinemde husule gelen

Meyanı a
ş
ikâr eylemek

Bir vakitler dillenen,

Ümit edilen, vakti

Saati bekleneni yâd etmek

Bilinçaltında nüvele
ş
en

Yosunları temizlemek,

Her esintide ah etmemek için

Gayret etmek gere
ğ
ine inanmalıyım




Gözler

İ
çe i
ş
leyince

Hal bir ba
ş
ka zamana

Geçip nazar edince

Duygular sa
ğ
ana
ğ
ı sıra

Sıra letafet sunmak için

Yarı
ş
a girince

Be
ş
er gariple
ş
iyor,

İ
nsani yanından ziyade

Bedeni arzuları depre
ş
iyor,

Sancısı yetmiyor,

Garip bir his ezip geçiyor




Her kimse

Böyle edalı bakmamalı,

Evet, sakınmalı

Bir ba
ş
ka insanın

Haleti ruh iyesiyle

Oynamaya kalkmamalı

İ
çindeki ukdeleri hatırlatmamalı,

Kendi i
ş
i ve halinde yol almalı,

Kalbe acı zerk ederek

Salınmaktan kaçınmalı




Evet,

Güzele bakılır

O’nu hatırlamak ve

Yarattı
ğ
ı ile gıpta etmek için

Her insan güzel olan

Her nimetin sahibi olmayı diler,

Fıtri bir dürtüdür bu

Yoksa hayal ve efsunlu

Hülyalar niye ba
ş
göstersin,

hayalî sahneler neden

Halle bütünle
ş
sin,

Sineye ahu zar ettirsin




Demek ki insan

Hangi ahval üzere

Olursa olsun çarpıla biliyor

Bir takım duyguların

Seyrine dalarak içinde bulundu
ğ
u

Çıkmazları a
ş
mak istiyor

Ne kadar isabet kaydediyor,

Çarpan göz sahibi

Bunu hiç bilmiyor, lakin

Bir vakit böyle alıp

Hicranlı vadilere götürüyor




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
14.09.2013 19:01
#1434

Aşığı ağlatma intizar olur, onun ahı hemen duyulur…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x800px and 124KB.

1239958_646281075406851_1865964251_n.jpg









A
ş
k…

Gönül sahrasında nezaket

Umut sa
ğ
ana
ğ
ında

Himmet ve letafet

Duygu dünyasında suhulet

Ve ünsiyet bereketiyle

Mücehhez olan nasibi haktır




Sevdası…

Sır içinde

Saklı duran firkattir

Tutku ve arzular a
ş
kın de
ğ
il,

Nefsi temayüllerdir

Ruhi ve kalbi olan

Nefsanîlikten arınmı
ş
ğ
ın ehliyetidir,

Hiçlik içinde ki zindeliktir




A
ş
k…

Gönül sayfalarına

Nakı
ş
gibi i
ş
leyen

İ
rfan açlı
ğ
ını gideren,

Hikmete yönelten fırsattır

Hak ve hakikatin
ş
ehrine

Amade kılan niteliktir,

Sabır ve sukutun içinde gizlenir




A
ş
k…

Hali edebe ve

İ
brete sevk eden

Heva ve hevesten vazgeçiren,

Tensellikten men eden

Ruhu yücelten,

Kalbi nazargah bildiren

Sahibin emir ve nehiylerinde

İ
tminana erdirir




A
ş
k…

Bedensel ihtiyaçların

Zaruretine binaen

Kemaliyette de
ğ
il,

Azimette kalınmasını

Gerektiren ferdir

Sevdası yalnızca

O’nun kulu olmak,

Rızasına adanmak,

Hürriyeti kullukta bulmaktır




A
ş
k…

Gönlün feyzi

Ve
ş
evk merciidir

Endi
ş
e içinde ki halvettir,

Vuslat için payeyi reddedendir

Tevazuu ve ilimde,

Edep ve kanaatte,

Sabır ve çilede O’nun ikramı

Telakkisinde ki sadakattir




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
14.09.2013 22:20
#1435

Ey sevgili hasretin dilinde, elemin bendindeyim…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x726px and 56KB.

1186215_646366478731644_582282014_n.jpg







Yıllar

Anlatamadı bana

Geçen lahzalar

İş
itti
ğ
im figanlar

Sessiz çı
ğ
lıklar dokunuyor yarama




Gözü ya
ş

Ba
ğ
rı yanık kimi görsem

İ
çim gidiyor, hal niyaz e
ğ
liyor

Sabrı tavsiye etmek yetmiyor

Gözlerden kan gelirken




Yüre
ğ
inin

Yalgınlığı
tüterken

O an çaresizlik boynu bükerken

Ses çıkmıyor, nefes yetmiyor

Gözler
ş
ahit olmak istemiyor




A
ş
kı sorgulama

Kalbinde ta
ş
ıyana uzak durma

Mütereddit bir
ş
ekilde aranma

Umut nasiple yol alır unutma




A
ş
k

Zorlamaya gelmez

Be
ş
erin keyfiyeti için sefilli
ğ
i seçmez

Kendini bilmeyene a
ş
k tenezzül etmez

Sureti iradelerde sevda netice vermez




Fıtri

Olan ya
ş
amaktır

İ
nsan olmak için yarı
ş
maktır

O’na kul olmak için a
ş
k farktır

Sevdasında hiç olmak rızasında sadakat tır




Can

Canana mı adanmı
ş
tır

Ruh ve gönül hangi vakte türaptır

Ten, et ve kemikten mütekâmildir

Çürüyen kimdir, a
ş
k ve sevda ebettir




Sazendeye

Kızma, zan ile yargılama

Ş
aire de abartıyla yakla
ş
ma

Edibi suallere bo
ğ
ma, dinle ve anla

Ufak bir ara
ş
tırmayla farka ula
ş
sana




Kalbi

Hassasiyet her kimde varsa

Zihniyetine ve mizacına takılma

Naiflik ve zarafeti yerinde ta
ş
ıyorsa korkma

Kılık kıyafetiyle yargılama, iç âlemini sorgula




İ
nsan

Ö
ğ
rendikçe daha sakin olmalı

Suhulet için de davranmayı unutmamalı

Ne kadar biliyorsa o nispette susmayı tanımalı

Aklı evvellik edepsizliktir biraz olsun sıkılmalı




Ey sevgili

Sen yokken, hicran yüre
ğ
imden

Sökün ederken, yazdı
ğ
ım nameler dile gelse

Yırtıp attı
ğ
ım sahifeler yeniden dirilse

Hisseder misin, kalbinin bana da yer verir misin?





Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
15.09.2013 15:26
#1436

Açma sinemi, kan görürsün, hicran ile üzülürsün…

1239397_646716818696610_1158753243_n.jpg








Ey can

Merak etme

Seni senden alacak için nefes tüketme



İ
rkilip,

Titremeye imrenme

Acaba demek için

Sualleri sıralamak olmasın derdin



Sonra

Senide içine alır

Yüre
ğ
ini acıtır

Kim bilir beklide a
ğ
latır



Bırak

Kendi haline

Kanasın, vicdan sahibi utansın

Esir eden halinden sıkılsın



Sevmek

Adına mahkûm yapmasın

İ
nsanı kahır içinde bırakmasın

Gözlerin hücresinde ya
ş
atmasın



İş
itmeyece
ğ
i

Figanı rahat bıraksın

Asla ve kat a kadılık yapmasın

Kıskançlık krizlerine girip bo
ğ
masın



İ
nsan

Olduğumuzu hatırlasın

Tercih hakkımızı budamasın

İ
rademiz oldu
ğ
una inansın



Sevmek

Adına yalnız bırakmasın

Nefes almak için çare aratmasın

Hür bıraksın, güvenmeyi tanısın



Hak

Ve hukuk adına

Bencilli
ğ
e kapılmasın

Ölümü unuttun mu yoksa diye



İ
tham ve zannın

Girdabında bakmasın

Bıraksın, yalnız bıraksın

Kendi adına neyim varsa alsın



Güvence

Adına sefillik ya
ş
amasın

İ
nsanı güldürecek çarelere ba
ş
vurmasın

En yakına bu kadar uzak kalmasın



Kıraat etti
ğ
i

Kur’anı biraz olsun anlasın

Okumak ve geli
ş
mek için bahane bulmasın

Sırf kendi olsun, ne derler için ko
ş
turmasın



El âlem

Gelecek diye asla tutu
ş
masın

Normal durum ve vaziyette davransın

Kalbi olmaya adansın

Onca zaafa ra
ğ
men ekâbirlik yapmasın



Nasıl bir dine

İnandığını anlatsın

Hangi sevdanın yolundaysa

Bilinçaltında kalan neler varsa



Yanlı
ş
ve hatalı

Öğretiler hala ya
ş
atılıyorsa

Telafisi için bir çare aransın

İ
nsanı çileden çıkartmadan bıraksın



O kadar

Yalnız kaldı
ğ
ı halde

Neden dü
ş
ünmez veya dü
ş
ünmek istemez



Her hangi müspet

Manada bir geli
ş
me olmaz

Durumuna acındırmaktan kurtarmaz



Ey can

Sevgi bu de
ğ
il unutma

Sevda ne demektir hakkiyle anla

Kalbi hassasiyetten kat a kaçınma



Ş
ayet

Evliysen erke
ğ
ini esir alma

Kulun yapmak için nadanla
ş
ma

Payla
ş
mayı ve güvenmeyi unutma



İ
nsandır

Muhatabın, hatası olacaktır

Yargılamak adına ba
ğ
nazlık yapma

Nefsi temayüllerin için bunaltma



Haleti ruhiye sine bak

ona göre vaziyet al, isteyen hep sen olma

Her ne olursa
ş
artlarını olu
ş
turmadan umutlanma



Bedini ve ruhi

İ
htiyaçlarını anlık sanma

Nefsin tatmin etmek için çırpınma

Ruhuna, kalbine seslenmeyi unutma




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
15.09.2013 17:09
#1437

Şayet şek ve şüpheden azade olabilirsen sev…

1229996_646755638692728_1251032877_n.jpg









E
ğ
er

Canım, cananım olacaksan gel

Halimin peri
ş
anlı
ğ
ında

Hata aramayacaksan sev



Ruhunun

Ve kalbinin pervazlarında

Uçmak ve yücelmek

İ
stiyorsan geri dur



Beden dilin

Henüz kemale ermemi
ş

Halinin umutlarında açlık var

Emel için hırçınla
ş
manın

Kime ne yararı var



Dile

Getirdi
ğ
in a
ş
ka layık de
ğ
ilim

Sevdasına kalben

Ve ruhen cevap veremem



Hiçli
ğ
in

Sevdasına meftun bir nefesim

Heva ve hevesi neyleyim,

Yeterince viraneyim



Bulvarda

Gezenler
ş
ikâyet ediyor

Gözlerimizin içine giriyor, nefsimiz istiyor

Huri gibi kızlar raks ediyor, içimiz gidiyor diyorlar



Bilmiyorlar,

Cezbeden ten olmayacak

Bedenin raksı nefsini aptalla
ş
tırmayacak



Rakkasenin de

Bir ruhu ve kalbi yok mudur?

Hangi emel ve sosyal
ş
artlar

Buna icbar etmektedir



Sana

Pas verse ne yapacaksın

Bir müddet sonra
ş
a
ş
kınlı
ğ
ın

İ
çinde bocalayacaksın



Hangi hesabın

Vecdinde mizan yoktur

An vaktine ko
ş
arken,

Suya hasret gönüller suskundur



Neden be
ş
er

Kalmakta ısrar edersin

Bu kadar gafil ve bencil olmayı

Nasıl izah edersin



Küflü rahimler

Niçin seni senden alıyor

Nesebin
ş
erefi ve onuru

Seni hiç mi ba
ğ
lamıyor



Bir anlık

Zevk için neye talipsin

Had ve hududu

Bilemeyecek kadar cahilsin



Hiç

Nesebini merak ettin mi?

Nasibi ve umudu hakkıyla ö
ğ
rendin mi?

Nereye gidersin, adresi

Belli olmayan keder misin?



Ne hakkı

Ve ne de hukuku tanıyorsun

Elde etmek için her yola ba
ş
vuruyorsun



Anne adayını

Her zaman aldatıyorsun

Zevkin için yalanlardan

Ş
atolar kuruyorsun



Baskı altında

Yeti
ş
en yürekleri avlıyorsun

İ
nsanlık adına arlanmayıp,

Canavarla
ş
ıyorsun



Sakın namus

Tellallı
ğ
ı yapma, asabiyete kapılma

Senin yaptıkların, anne ve

Karde
ş
ine yapılınca afallama



Ş
er ve

Ş
edit içinde ko
ş
an bir sen de
ğ
ilsin

Ş
ek içinde yoldan sapan cehalete imrenirsin



Avladı
ğ
ın kızı

Zevkin için köle yapsan ne olacak

Mazlum ve masumun hakkı

Ortalarda mı kalacak



Her kim

Nefsine adanmı
ş
bir köle istiyorsa

İ
nsan oldu
ğ
unu asla söylemesin

Ve sevinmesin



Nefsi emmare

İ
çinde bulunan can kimdir ö
ğ
renilsin

Nefs terbiye edildikçe

İ
taat eder ve tabi olur



Ancak azimet

Miktarınca kanaat etmekle so
ğ
utulur

Ter nefsi ve keyfi manada

Ne pis kokudur



Alın teri

Ve helal kazançta emsalsiz sonuçtur

Hesapsız yapılan her i
ş
ne korkunç umuttur

An mizana, nefes zamana,

Ü
ş
üten vakit hicrana tutunur




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
15.09.2013 18:14
#1438

Ey yar sen bana bakma, umutlarına sahip çık bizarlaşma…


Orjinal boyutu icin tiklayin 802x543px and 56KB.

1234378_646786598689632_597938870_n.jpg












Bekletme beni

Bir idam mahkûmunun

Dört duvar arasında

Hüzün yudumlayan umudun

ş
lerinde korkutan

Uykuların kuca
ğ
ına bırakma




Istırabım sonsuzdur

Kolları kesik insanın,

Sacı dökük gelinlik kızların

Hasrete teslim olmu
ş

A
ğ
ıtların figanından kurtar beni




Kader

Mahkûmuyum

Hakkı savunmak için

Kurban olmu
ş
bir solu
ğ
um

Belanın ne oldu
ğ
unu iyi bilirim,

Hak kar
ş
ısında

Sessiz kalmayan bir korkuyum




Rüzgâr

Bana çok
ş
ey anlatır

Hülyasında nefes aldı
ğ
ım

Umutları ya
ş
atır

İ
çime acı veren kahırların

Kirlerinden arındırır,

Hakka yakınla
ş
tırır




Ne vakit

Uçan bir ku
ş
görsem

Sinemde mavera heyecanı uyanır,

Kalbim sürurla ba
ş
kadır

Ömrümden kopup giden yıllar

Ne kadar cefalıdır,

Çile a
ğ
ız tadımdır




Garip

Ve sefil bir dünyam var

Kimseye yük olmayan,

Bir beklenti içinde bulunmayan

Melalim hak için yanar

En yakınıma her
ş
ey ayan iken

Kaygı ve kasvetten ne çıkar




Bir gün

Kapım çalınacak yar

Firkatim olan huzur ve

Sükûnet iklimleri ba
ş
layacak

İş
te o vakit gönlüm hürriyetin

Ne demek oldu
ğ
unu

Daha iyi anlayacak




Dört

Duvar arasında

Ş
afaklar ne kadar sökün ederek

Hicran ya
ş
atsa

İ
pe gidenlerin hali bamba
ş
ka,

Gözler bo
ş
lukta,

Ayaklar sarho
ş
gibi mu
ğ
lâkta




Kaç zamandır

Name yazamadım

İ
çinde bulundu
ğ
um hüznümü

Sana da ya
ş
atmaya kıyamazdım

Ben mahkûmum bari sen olma,

Sen kanatlanıp uç,

Umutlarını soldurma




Biliyorum

Göçüp gidenler var

Söz etmezsin üzülmeyim diye,

ş
üme girenden habersizsin

Her göçenle bende göçerim,

Kurtuldu
ğ
una kani gelirim,

Gam etmem bilesin




Yeter ki

Senin canın sa
ğ
olsun

Hiç de
ğ
ilse hatırlayan,

Kaygısını ta
ş
ıyan bir yar bulunsun

Bahtım için

Kurumayan umut olsun,

Feryadıma
ş
ahit olsun




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
15.09.2013 20:13
#1439

Bilmem nedendir bana hor bakıyor, yakıyorsun…

1240569_646842245350734_2075323527_n.jpg










Git

Diyorsan giderim

Boynumu büker yine

Umut içinde beklerim



Senin

Sitemine hazır de
ğ
ilim,

Evet, parçalanır yüre
ğ
im



Kabahat mi i
ş
ledim

Varsa bir suçum

Söylemeni beklerim



İ
yi

Ve kötü gün için

De
ğ
il midir dostluk,

Nasıl gücendirdim



Bir ömür

Sessizli
ğ
i seçerim,

Nazarından yoksun

Kalmaya razı de
ğ
ilim



Hani

Sevendin

Vefa ve feda adına

Gönül veren serdin



Ne çabuk tükendin,

Yoksa bilmeden

Sıkıntımı zerk ettim



Söyle,

Söyle be güzelim

Niçin yanımdayken,

Böyle birden terk ettin




Biliyorum

Artık iç âleminden uzakla
ş
tım

Sanki ba
ş
ka

Diyarlardan gelmi
ş

Ve lisanı

Şehre
dilmemi
ş
insandım



Sen susarken,

Gözlerini kaçırırken,

Hüzün yüre
ğ
imi ku
ş
atırken

Beni hiç anlamadın



Çaresiz bıraktın

İ
ki yabancı insan,

Farklı lisan

İ
nsicamını ya
ş
adık



Heyecanımız kayboldu,

Umutlarımız evet,

Her nasılsa soldu alı
ş
tık



Zemheride

So
ğ
uk bir du
ş
un

Serencamında titrerken,

Bombo
ş
bakarken ne anladık



Sevgi

Ve muhabbetin

Kıymetini bilmez,

İ
mtina ve ihmal edersen



Kalbi niyetin

Nedir söylemezsen,

Yılgın ve solgun kalmaya

Devam edersen



Beni de

Öldürürsün,

Katlime cevaz vermi
ş
olursun,

Bilmem ki o zaman

Kurtulur musun?




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
16.09.2013 21:40
#1440

Hatırlatma o günleri, silinmeyen derin lekeleri…

1239695_640924429275849_1415908780_n.jpg








Ne

Kara günlerdi

Nefes almak,

Umut ta
ş
ımak bile zordu

ğ
ınmak için tutundu
ğ
umuz

Ne varsa mosmordu

Nereye baksak,

Semaya bakıp a
ğ
lasak,

Acımız katlanırdı,

Gün batarken panik ba
ş
lardı




İ
çimizde

Korku vardı

O kadar

İ
çimize i
ş
lemiz ki,

Haykırmak bile imkânsızdı

Kol kanat gerecek kim vardı,

En yakın gördü
ğ
ün

Suiistimal eden kandı

Sanki her yan,

Göz batan,

Ruhu daraltan,

Umudu kurutan bühtandı,

A
ğ
lamak ne faydaydı




Güvenmek

Ama nasıl

Yaptıklarına
ş
ahit olunca,

Nefsi için

Sınır tanımayınca

Din, iman adına

Ş
ekliye tin içinde aptalla
ş
ınca,

Afallamak dursun bir tarafta

Kadını, erke
ğ
i, cahil olunca,

Kıtlıktan çıkmı
ş
gibi sınırsızlık

Ba
ş
tacı yapılınca acı var her tarafta




Allah

Kimseyi cahillerle

E
ş
etmesin, aczi yetin

İ
çine sürüklemesin,

Gözlerden kan getirtmesin,

Bir lokma ekmek u
ğ
runa

Kölelik ettirmesin

Temizli
ğ
e giden nisalar,

Evde çocu
ğ
a bakan babalar,

Mütecaviz olan kansızlara

Fırsat verdirmesin




Nisa

Çaresiz kalmı
ş
sa

Aczi yet içinde bırakılıp,

Simsarlara bırakılınca

Tehdit ve
ş
antajla

Hakkı gasp edilip,

Emeller için

Tatmin aracı yapılırsa

Birey, toplum, millet suçludur,

Onun hak ve hukukuna

Duyarsız kalan her nefes

Hak kar
ş
ısında mahkûmdur




Nisanın

Edepsiz ve arsızına

Ne kadar kar
ş
ı ve katıysam

Ve asla

Kar
ş
ıla
ş
mak istemiyorsam

En azından onun kadar

Yüreksiz ve beceriksiz

Ba
ğ
naz ve yobaz erke
ğ
e

Tahammüllü de
ğ
ilim,

Asla
ş
ahidi olamam

Her be
ş
erle de
ğ
il,

ş
ünmeyi becerebilenlerle

Muhabbet etmek isterim,

Yoksa yalnızlı
ğ
ı seçenim




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
17.09.2013 13:33
#1441

Ey yay rüzgâr şebboy kokulu zülfünü öpüp incitmesin…

1234467_647654018602890_659737134_n.jpg










Bilmiyorum
Sabretmeyi beceremiyorum
İçimde akan pınara
Dur diyemiyorum
Direniyorum, başka şeylerle
Meşgul olmaya çalışıyorum
Fakat hakkıyla başaramıyorum



İçimde
Dinmeyen fırtınaya
Ve dalgaya
Her lahzada ibret
Zerk eden hicrana
Gözlerden yaş getiren çaresizliğe
Mahkûm edilen merama,
Hasret kokan umutlara
Çare bulamıyorum



Aczi yetim aşikâr
Ve fakat hissiyatım
Sanki ağlayan pınar
Ne bir haber,
Ne de bir umut görülmez,
Duyulmaz oldu yar
Yaşarken öldüren,
Gülerken ağlatan,
Suskunken gözlerden
Kan getiren
Firkatin neye yarar



Nerdeysen
Hangi melalin
İkmalinde ki hedersen
Mesut ve saadet içinde,
Kalbi sürur refakatiyle
İhya içindeysen
Huzur duyarım,
Mutlu olurum,
Gam etmekten kurtulurum,
Elemi bir kenara bırakır,
Yaşamak için umutlanırım



Evet, haklıydın
Yıllardır vefasızlığıma
Sabredip kandın
Ömrünü hasır ettin,
Bir tebessüm için
Ne çileler çektin,
Lakin anlaşılmadın
Umutlarına küstün,
Belki canından bezdin,
Uzak diyarlara gitmek istedin,
Gözlerden ırak olmayı benimsedin,
Çaresizdin



Sen ki
Edebin timsali
Sabrın sancaktarı,
Umutlarım medarı iftiharıydın
Kalbi hassasiyetten uzak olanlar,
Anlamaktan kaçanlar,
İrfanı unutanlarla yaşadın
Sana kıyan,
Katline sebep olan,
Hülyalarını kurutan,
Ufkunu karartan
Her kim ve kimlerse
Rabbim yargılasın inşallah…



Mustafa CİLASUN

 

 

MU
17.09.2013 16:08
#1442

Mülki viran, sinesi üryan olan aşktan bihaber midir?

1011541_647704848597807_1568979333_n.jpg









Her

Nazar

Etti
ğ
ine

Kahretme,

Nefes alıyorsa zan etme




Bir

Lahzada

yargılayıp

Ömür boyu mahkûm e
ğ
leme




Sen

Ba
ş
kalarının de
ğ
il,

İ
cbar edilen,

Taklit üzere

Fayda beklenenle de
ğ
il,




Kalp

Gözünle

Tefekkür edip,

Rahmetin vaktini dü
ş
ünsene




ş
ün

Bataklı
ğ
ı

Kim sever

Bizzat ve kasten

Tercih eden

Nasıl bir be
ş
er




Aklı kararmı
ş
,

Kalbi ta
ş
la
ş
ş
,

Hınç ve mizacın

Nazarına kim itibar eder




Beklenir ki

Ümit var olmak,

Her türlü
ş
irretin içinde

Ömür tüketmi
ş

Benciliyle u
ğ
ra
ş
mak,




Her

Nefesin de
ğ
il,

Gönül ehlinin i
ş
i

Ve ikram olunan çilesidir




Rabbim

İ
kinci kez öldürmesin

Hak ve haki katlardan

Uzak e
ğ
lemesin




İ
lim

Ve irfandan,

Ruhi ve zihni bakımdan

Peri
ş
an etmesin,




Ümit içinde

Nefesi tüketmeye

Fırsatlar versin,

Kullu
ğ
undan

Sarfı nazar e
ğ
lemesin




Sabiler

Fırsatçılar

Ve sadistler

Tarafından kandırılmı
ş
lardır




Hazindir ki

Sahipsiz yavrular,

Muhafaza ve hamiyetten

Yoksun bırakılanlar,

ğ
ınmak isterler




Evet,

Bir sıcaklık

Ve tebessümü

En güzel ikram bilirler,




Masum

Bir
ş
ekilde

İ
cabet eder ve güvenirler,

Sonra nedamet etse de

Sefille
ş
mi
ş
lerdir




Yazık ki

Varlı
ğ
ından

Ve mukaddesatından

Habersiz olan bir nefes viran




Hayâ ve

Edepten yoksun,

Terbiye ve görgüden

Nasipsiz olan

Kimseler üryandır




Ne kadar

Aynaya baksa,

Ayna artık

Eski halinden kal eylemez,




Hala

Gölgesiyle sevinenler

Seviye ve itibardan

Uzak be
ş
erlerdir




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
17.09.2013 18:07
#1443

Eğer kalp hissetmezse söylenmek kar etmez…

7647_647755491926076_1035932918_n.jpg








Sen

Ne kadar saklı kalırsan

Ve hatta

Terden sırılsıklam olsan

Her daim gözya
ş
larını akıtsan




Arlanmadan

Bahane bulsan

Kimseyi inandıramazsın

Yüzüne gülenlerin,

İ
nandıklarını sanırsın




Söylesem

Bilmem ki tesiri olacak mı?

Onca geçip giden zaman

Seni haklı çıkartacak mı?




Bilmem ki

Ne yapayım

Demen seni kurtaracak mı?

Sinen için gün do
ğ
acak,

Umutlar solmayacak mı?




Ne bir ne iki

Hangi birini saysam

Ne fark edecek ki

Yüzün mü kızaracak,




Halin mi

Utanacak bilmem ki

Ruhun ne vaziyettedir

Hiç sual ettin mi?




Yoksa

Gidece
ğ
in yer belli de
ğ
il mi?

Araf kurtaracak sanki seni,

Bu kadar sefil olman yetmedi mi?




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
17.09.2013 21:04
#1444

Sonra söylememiştin deme, zan ile hükmetme…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 54KB.

1236919_640156072686018_2051211404_n.jpg










Deme,

Di
ş
ini sık sabreyle,

Hassasiyet kimde var söyle



Vakti

Gelecektir elbet

Seni sana bırakmayacak

Gönül sahibinde
ş
afak açacak



Gönül

Gözü bir ba
ş
kadır

Hissiyat anahtar ve irfandır



Kapın

Açık kalırsa

Hiç tereddüt etme

Merak eden

Bir can bulunacaktır



Evde

Dahi olsan

Hayâ ve edebe

Mugayir davranma

Kalbin nazar gâhtır unutma

Melaikeleri yok sayma



Sana

Ait olmayan

Hiçbir
ş
ey için

Kat a avuntuya kapılma

Nasıl olsa kimse yok

Zannına kapılma

İ
nsan oldu
ğ
unu

Kalbin attıkça unutma



Seni

Çeki
ş
tiren

Her kimse aldırma

Gam edip, yeise kapılma

Hastalık illettir,

Ruh ve zihin için eceldir



Güzeli

Görünce salınıp, sarsılma

Bah
ş
eden ve yaratan

Kimdir hatırla

Et ve kemikten

Müte
ş
ekkil olan nedir



Ne vakitten

Beri kaslara kar
ş
ı ilgin arttı

Güç ve kuvvet kime aitti,

Basar sıfatı kimindi



Kelam etmek,

Konu
ş
mak de
ğ
ildir bilesin

Ruhun ve kalbin

Ve zihnin muvazenesidir

Kemal sıfatı kim içindir,

İ
rfan hayvan için hiçtir



A
ş
ktan

Söz etme,

Halin henüz bitamam de
ğ
il

Sevda bahsine hiç girme,

İ
zahım nefsin için ho
ş
de
ğ
il



Hayvan

Sevmek güzeldir,

Peki necis olan nedir

Pür tela
ş
içinde besledi
ğ
in

Köpe
ğ
in salyası caiz midir?



Sahiplenmek

Ve hükmetmek

Bu kadar cazip midir?

Hürriyete aç nefesler

Esaret içinde haktan

Ne beklemektedir



Tekke

Ve zaviyeye

Mesafeli durma, önemini anla

Âlemde hidayete muhtaç

O kadar be
ş
er varken zan niye



Kolluk

Kuvvetlerine

Her
ş
eyden ziyade itibar etme

İ
nsan olmalıdır,

Be
ş
erlikten kurtulmalıdır,

Hakka vasıl bulunmalıdır es geçme



Refikan,

Evladın olsa bile

Bel ba
ğ
layıp dikilme

Her birinin heva ve hevesi

Baskı altına alınırsa irkilme



Duygusallık edip,

Edebi ve ehliyeti

Görmezden gelme

Hata ve yanlı
ş
larında

Takdir hislerinle sarılıp gev
ş
etme



İ
nsanla

Muhatap oldu
ğ
unu unutma,

Neyi tercih ederse

Bir hakkı kullanmı
ş
tır

Yeis içinde tükenme




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
18.09.2013 11:50
#1445

İkaz ve ihtar hak edilmişse, edep içine girilmeli…

558227_648136401887985_1166516673_n.jpg











Haklıydın…

İ
çinde bulundu
ğ
um

Co
ş
kunun uza
ğ
ındaydın

İ
çimden geldi
ğ
i gibi

Hitap ederken
ş
a
ş
kındın

Bazen mahcubiyetini

İ
fade etmekten sakındın




Görebilmeli…

En az kalbi hassasiyetinizi

Hissedebilmeliydim

Gafil miydim, gafletin

İ
çinde sürüklen endim

O an tatlı ve kati bir ikazla

Dikkati çekilendim




Nasıl utandım…

Ya
ş
anan co
ş
ku ve esintiyi

Rahatça payla
ş
maktan

O haz içinde konu
ş
maktan

Ve de hitabetinden

Sarfı nazar edebilmeye

Azmedip kaçınmalıydım




Kırıp dökmeden…

Hassasiyete matuf gönülleri

İ
ncitmeden yürümeli

Nazar ederken, tanıdı
ğ
ın

Nispette tema
ş
a edilmeli

Gözler ve sözler rikkat

Ölçe
ğ
inde hesabı sindirmeli




Evet, hakkı…

Teslim edip, haklılı
ğ
ını

İ
drak ederken kırılmadan

Edep ve nezaketi dı
ş
lamadan,

Hayâyı bırakmadan

Karde
ş
lik serencamını

Sürdürmeye fırsat tanımalı




Kibir ve bencilli
ğ
in…

Kul ve hiçlik yarı
ş
ında olan

Nefes için faydası yok

A
ş
ka ve sevdaya gönül vermek

İ
steyene acısı çok

Çile ve cefaya, zülüm ve

Ezaya tahammüllü hiç yok




Bu bakımdan…

Bilmeyerek ve kastetmeyerek

Kırdı
ğ
ım kalplerden

Daha naif ve edepli olmamı

Bekleyen gönüllerden

En kalbi manada özür diliyor

Ve selam e
ğ
liyorum




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
18.09.2013 14:53
#1446

Ümit beslerim, bir gün anlayan çıkar bizleri…

15386_648170125217946_10801470_n.jpg











Kabahati yok

Hasretti
ğ
im kelimelerin

Cümle içinde sarf etti
ğ
im

Kelamı kaidelerin

İ
nsan, bildi
ğ
ini yazar

Ve o nispette

Anla
ş
ılmaya adaydır,

Bir anlamda kabulü hicrandır




Konu
ş
ulan lisanın

Eski ve ait oldu
ğ
u yere

Atfederek, Osmanlıca,

Arapça, farsça diye

Kerçai bir edeple

Su al etmenin

Ehemmiyetinden

Bile nasipsiz olması

Üzen bir vakıadır




Merakını sadece

Keyfiyeti

Ve hevesi için serdeden

Ve hatta ö
ğ
renmeyi

Nefsi için

Önceleyen her nefes,

Be
ş
er kalmakta ısrar eden

İ
rfan ve erdeme

Mesafeli duran bedendir,

Ruhu ve kalbinden

Habersiz olan bedbindir




Can sıkıntısını

Gidermek maksadı

Ve bahanesiyle

Arayı
ş
içine giren

Muvazenesizdir,

İ
nsan ne kadar

Hesabi olursa, o nispette

Azim ve ikbal için iradesini

Kullanmaya amade rehberdir,

Nedensiz ya
ş
ayan aklıselim midir?




Ummanın dalgası

Derya muvacehesindedir

Mazlum ve masum nefeslerin

Sessiz çı
ğ
lıkları adına

Haykıran figandır

Kendi sevdasına meftun

Bir a
ş
k insicamından

Nükseden abı
ş
eraptır,

Nasibe adanmı
ş
firkattir




Kul

Kendini hesaba çekmeli

Sevgi dilini talim edip,

Kırıp dökmeden yol almalı

Hiçbir nefesten beklenti içinde

Bulunmamayı kavrayıp,

En yakından uzakla
ş
mamalı

O’nun yoluna

Can kurban olmalı,

Canan için aklı karartmamalı,

Umut içinde ya
ş
ayan

Yeise kapılmamalı




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
18.09.2013 17:40
#1447

Yaşanmış ve acısı kalmış bazı zamanlar anılırken…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x639px and 92KB.

529170_648250301876595_1611067756_n.jpg










Artık

Size ne söylerim

Acizli
ğ
ime ve

Sefilli
ğ
ime veririm

Hangi kelamı etsem diye

Bin hüzün

İ
çinde dü
ş
ünürüm

Yorgun kalbime

Bitap halime

Suskun olan dilime

Ş
evkten bahsedemem

Sürur adına

Bir söz söyleyemem




Hatalıydım

Duygulara sı
ğ
ınmı
ş
tım

Bir umut içinde olsa

De
ğ
er sanmı
ş
tım

Sinemden dü
ş
en kelimeleri

İ
çime i
ş
leyen özlemleri

Eylül ayının hüznüyle

ş
en yapra
ğ
ı ü
ş
üten

Kimsesizli
ğ
e iten

Suallerin önünü kesen

Bir acı ya
ş
anmı
ş

Artık geçmi
ş
te kaldı

Yâd etmek bile acıydı




Ben ki yıllardır

Yetim ve öksüzdüm

Umut içinde büzüldüm

Nefes almak, ne
ş
e ya
ş
amak

Sevinç duymak, haykırmak

Ya
ş
adı
ğ
ımın farkına varmak

Halime ne kadar uzaktı

Kenar mahalleler yakındı

Ne de olsa benim gibi insanlardı

Her zaman ü
ş
üten an yakardı

Sıcak bir nefes, bir buse

Nerede vardı, hicran sadıktı




Çılgınca severken

A
ş
k bıkkınıyım derken

Sevda adına fırsat vermezken

Ben dinliyordum

Çok yabancılık çekiyordum

Anlamak, kavramak istiyordum

Merakın hazzına varıyordum

Sıcaklı
ğ
ı ve zindeli
ğ
i tadıyordum

Anlatamazdım kimseye

Ve hatta hiçbir nefese

Utanırdım, eziklik duyardım

Vurgun yemi
ş
yanlarımı

Nasıl ortaya çıkartırdım




Artık eski zaman de
ğ
il

Bir ibret yetide arttı bile

Ş
ayet ders almak marifetse

İ
çim acıyor her nedense

Her halde artık susmalıyım

Hüzzam bir
ş
arkıyla

Kahvemi yudumlamalıyım

Kalan ah u zar adına

Hayıflanmadan ya
ş
amalıyım

Her kez yerinde sa
ğ
olsun

Umutlarına nail olsun

Hüzün ve hicran

Benim yurdum olsun




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
18.09.2013 19:45
#1448

Yaşandı, demek ki yaşanacakmış, acısı kalacakmış…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x475px and 52KB.

1239540_648313618536930_1202101242_n.jpg









Gidersem

Bir daha

Geriye dönmem

Sır olur saklanırım bir kö
ş
eye




Sabreder

Kimseye

Hesap soramam

Artık hülyalara dalamam




Ufka

Baksam

Kaybolan

Umutları arasam

ş
lerin girdabın uyansam




Benim için

Asla üzülme,

Dertte edinme

Gam edip kederlenip erime




Yalnızlı
ğ
ın

Rıhtımında,

Martılar arasında

Lodosun ü
ş
üten acımasızlı
ğ
ında




Gün

Battı
ğ
ında

Etraf sakinle
ş
ip

Rahatladı
ğ
ında

Belki nefes almak için çıkarım ortaya




Ne

Ate
ş
im

Ne de sigaram var,

Nedense için yanar

Ne kadar ahım varsa sıra ile ortaya çıkar




Sevemedim

Nasıl bir duygudur

Hazzına eri
ş
medim

Bazen tebessüm ettim,

Sanki içindeydim




Söz

Ne acıymı
ş

Her acıdan ziyade

Yakan bir afatmı
ş

Geriye ne kaldı ki bir hal bırakmamı
ş




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
19.09.2013 15:56
#1449

Çıkart gitsin hayatından ve hatta hafızandan…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x800px and 42KB.

599303_648694965165462_233705332_n.jpg









Artık

Beni

Kimseye sorma

Merakına yenilip

Aramaya kalkma

Nafile bir u
ğ
ra
ş
için

Kendini yorma




An

Bazen açar,

Bezen kapanır anla

Her umut vaktine

Ramdır korkma

Solgun ve bezgin

Bir halde el açma




Sakin

Aynalar vardır,

Durgun deniz gibi

Gölgelerde gizlenmi
ş

Sukut u sezgi

Halime bakarsam

Yok, edep gayesi




Kim

Nazar etse,

Çehremden

Niye korkar

Asık suratlı olmanın

Kime faydası var

Ruhumun hicran

Damlaları hep akar




Ş
evksizim

Endi
ş
e içinde

ş
üncelerin bendiyim

Dil kal etmez, kalem

Yazmak istemez bilirim

Can sıkıntısı kimseye

Cazip gelmez neyleyim




Bir

Ne
ş
em vardı

Umutlarımı kanatlandıran

Süruru hazdı

Sabır adına kanatsızdı,

Kızdıran candı

Ş
imdi ne oldu,

Kapılar aniden kapandı




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
19.09.2013 16:53
#1450

Sen sensiz, ben sensiz umutlar bile ahenksiz…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 100KB.

1235170_648717571829868_945304832_n.jpg








Ey uzak

Diyarda ki

Sessiz yar

Gam etme

Bir gün

Seni duyan çıkar

Umudun solarsa,

Ş
evk ne i
ş
ine yarar

En yakından ba
ş
ka

Yarenler can yakar




Kalbin

Neden katıdır

Nazarların fersiz

Ve de suratın asıktır

Sevgi ve muhabbetten

Arîle
ş
en gönül

Kireçle
ş
mi
ş
bir kalp

A
ş
ka mı eri
ş
ecektir




Hislerin

Ziyadesiyle yıpranmı
ş
,

Hal zayıflamı
ş

Ne kadar pencereden

Baksan acı ya
ş
anmı
ş

Bir zamanlar

Seni kimse anlamamı
ş
,

Güvenin azalmı
ş




A
ş
k

Halin demidir

Ruhun muvazenesinden

Nükseden sezgidir

Sır mey anından ülfet

Bah
ş
eden zindeliktir

Nefsin ihyası için de
ğ
il,

Hakikat için afiyettir




Bikarar olma

Mütemadiyen ku
ş
kular

İ
çinde cendereye girme

Ş
üphe et

Ama lakin bilgin,

Sezginle terbiye eyle

Umutların ye
ş
ermesi için

Kalbi teslimiyeti

İ
hmal etme




Her umut

Vaktin tecellisine

Amade olan ve nasiple

İ
lintili bulunan yakarı
ş
tır

Ruhun ve gönlün

Ne kadar en yakına

Yakınsa o nispette

Kabulü
ş
ayandır

Kalbinde sevgi

Ve muhabbet edebi yoksa

Zemheri a
ğ
ıtlar

Kimin umurunda




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
19.09.2013 22:09
#1451

Evlat ne kul ve ne de köledir, irade sahibi bir değerdir…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x535px and 116KB.

1238025_648858441815781_422217367_n.jpg








Her

Anne ve baba

Çocu
ğ
unun selameti için

Azami gayret göstermekten

Sarfı nazar etmemelidir



Onlara

Re
ş
it ça
ğ
ına gelene kadar

Rehberlik ve velilik etmelilerdir

Emniyetini temin için

Her türlü tedbirin azmindedir



Fakat

Örf ve adet

Töre ve el âlem ne der diye

Mecburiyete itmemeli ve

Bu konuda direnmemelilerdir



Onlarında

Aklı ve irfanı

Tercih edebilme sultanlı
ğ
ı

Hak kullanabilme haklılı
ğ
ı

Ne surette olursa olsun bilinmeli



Kınanmak

Ve hatta ayıplanmak

Zannıyla, önyargılarıyla

Tahakküm etmekten

Ş
iddetle ve en azami derecede

Kaçınmaları gerekmektedir



Allah (C.C)

Bizzat muhatap

Kabul etmek için aklı

Ve irade verdi
ğ
i kuluna,

Hiçbir anne ve babanın

Din adına zulmetmesi

Kabullenilemez



Ş
ayet

Bir evladımız

Akıl ve irade

Ehliyetine haizse

İ
tikat ve uhrevi

Dünyası için dikkatliyse,

O vakit korkular hangi saike



Evlat

Aklı ve bilgi

İ
kmalini hakkıyla

Yerine getirmi
ş
se

Azim ve iradesini sırf

Nefsi ve hevesi için

Sefille
ş
tirmediyse

O vakit
ş
üphe niye



Kız

Veya erkek

Hiç fark etmez, sevmi
ş
se

Gönül sesine icabet edip,

Bir tercihin içine girmi
ş
se

Genel kaideler bellidir,

Hükmetmek el âlemin

İş
i de de
ğ
ildir, azimdedir



Anne

Ve baba da

Kendi sınırlarını

Ve hukukunu

Ne derlere göre de
ğ
il,

İ
tikadı öneme

Haiz oldu
ğ
undan

Fıkhi hak ve

Sorumluluklarını,

Efendimize kar
ş
ı

Duyarlılıklarını korumalıdır



Yegâne

Hüküm ve yasa

Yüce Allah’ınsa

Kulu olabilmek

Ve ihsan üzere ya
ş
amak

Farzı ayınsa

Evlatlara kul

Ve kölelik yaptırmamalı,

Onların tercihlerinde

Hassasiyetler korunmalı



Bir tercih

Sebebiyle reddetmek

Ve ya bu manada

Bir hüküm içine girmek

Ne haktır ve ne de

Hukuk adına

Geçerli bir kaidedir,

Sadece zan üzere
ş
erdir



İ
nsanlar

Sevdikleriyle ya
ş
amalılar

Ve sevebildikleriyle de

Hayatı payla
ş
malılardır

Sureti irade de
ğ
il,

Hakiki iradenin müntesibi

Ve hakkıyla

Yerine getireni olmalılar



Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
20.09.2013 11:49
#1452

Ne acı bir hikâyeydi, içimi dağlayan hançerdi…


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x600px and 56KB.

988657_649222451779380_1967566561_n.jpg










Emine

Henüz on iki ya
ş
larındaydı

Saf bir babası

İ
ki analık elinde yeti
ş
mi
ş

Bir annesi vardı




Emine

Çok küçük ya
ş
ına ra
ğ
men

Evin her türlü

Temizli
ğ
inden sorumlu olan candı

Seçme hakkı hiç tanınmadı




Annesi

Kimi zaman

Evlere temizli
ğ
e giden

Yıllardır kahır çeken

Pek yüzü gülmeyen nisaydı




Kim ne derse

Do
ğ
ru kabul eden

Muhakeme yetisini öteleyen

Ş
efkat ve hamiyete aç nefesti

Hep hançerlendi ama yetmedi




İ
ki kızı vardı

Emine ve Hayriye isminde

Her ikisi de perdeler kapalı ya
ş
adı

Korumak, muhafaza etmek

İ
sterken, gönüllerinde ki umudu karattı




Kızların

Hiçbir çaresi yoktu

Ya çok kötü bir dayak

Ya da aç susuz bırakılmak

Kime ve nereye sı
ğ
ınırdı

Henüz bilmeyen bir aciz kuldu




Bazı kom
ş
ular

Annesini ikna ettiler

Yirmi ya
ş
büyük bir ta
ş
ustasına

Emine’yi vermeye heveslendirdiler

Hiç de
ğ
ilse kızın kurtulur diyerek

Emine’nin kanına girmek için azmettiler




Adam

Belki ya
ş
lı ve zavallı biriydi

Hiç evlenmemi
ş
aciz bir nefesti

Kaba ve hiçbir cazibesi olmayan kederdi

Zavallı Emine kollarına teslim edilecekti

Ş
ahit olan varlıklar beklide sevinecekti




Emine

Ne kadar a
ğ
lasa ve yırtınsa

Ba
ş
ını ta
ş
lara vurup haykırsa

Kimse duymuyor ve dikkat kesilmiyordu

Ne de olsa kurban edilmek için bekleniyordu

Emine intihara te
ş
ebbüs etti yine engellendi




O yıllar

Asayi
ş
ve emniyet

Ne kadar güvenli ve dakikti

İ
nsan hakları bakir ormanlar içinde ya
ş
ayan

İ
nsan ve mahlûkun farkında lı
ğ
ında de
ğ
ildi

Annenin tahakkümü, kom
ş
unun azmi, babanın sessizli
ğ
i

Emine’nin sonu oldu, ne sevinç ve umut hayallerini kuruttu





Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
20.09.2013 13:53
#1453

Sen bilirsin, sen en yakınım olan sahibimsin…

405055_198974706890670_1996787801_n.jpg










Eylül vakti

Dökülüyor umutlar,

Benzi soldurmu
ş
korkular

Sabır içinde nefesi

Bizar eden kanaatler

Bir ı
ş
ık, bir esin zerk etmesini

Bekleyen kalpler

Bilmem ki ne vakit gülecek,

Sürur içinde

Edebi terennüm edeceklerdir




Ey Rabbim

Ne olur sesimi,

Sızı mı duy

En yakınımızsın, sahibim

Ve yegâne mabudumuzsun

Sabır tükenirken,

Kanaat artık kar etmezken

İ
çimi acıtan elem sineme

Hüzün vehmederken

Daraltma beni,

Vaktinde yeti
ş

Boynumu büktürme




Elbette biliyor

Ve iman ediyorum ki

Hikmetine ve vaktine

Vasıl olmadı
ğ
ımız nasipler

Hissiyatımıza a
ğ
ır gelir,

Edep içinde beklemek

Kullu
ğ
un gere
ğ
idir

Fakat aczi yetim

Ve zaaflarım var, kaygı

Ve gam bırakmaz yar

Ruhum ve kalbim senindir,

Benim irademe tevdi etti
ğ
in

Her ülfet bah
ş
etti
ğ
in hakikattir




Nadan de
ğ
ilim

Bilgisizli
ğ
imle matuf

Bir nefesim

Liyakati ve münevverli
ğ
i

Erdem bilirim,

İ
bretle nazar ederim

Ne kadar

Bedbinli
ğ
im varsa,

Azimet ve sureti irade

Oldu
ğ
um için kabullenirim

Fani olan,

Hülyalara daldıran,

Her hakikatin

E
ğ
itimini yaptıran

Dünyayı halime dar e
ğ
leme





Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
20.09.2013 15:20
#1454

Anarken durmuyor, akıyor sessizce demlenen gözyaşı…

1234532_648830165151942_1874416648_n.jpg









Unutmadım

Unutamazdım,

Nasıl silip atardım

Ruhum ve kalbime

Nak
ş
eden nadide

Bir hicrandın

Bazen hüzün ihsan etse de

Vazgeçemeyece
ğ
im

Bir edebi nefestin




Söyleme

Ş
u yaralı gönlümü

Avutmak için ne olur

Bahanelere girme

İ
çimi da
ğ
layan

Hasretten imtina etme,

Gönül a
ğ
larken,

Evet, gülme




Anlatılmıyor

Bazı hisler, gönle

ş
en hüzünler

Alıp götüren dü
ş
ünceler,

İ
çimizi burkan kederler

Göz görünce,

Gönül tema
ş
a vaktine eri
ş
ince

Sıcak bir his ku
ş
atır benli
ğ
imizi




İş
te

O zaman

Bir ba
ş
ka andır

Ruhun ve yüre
ğ
in me
ş
ke

Eri
ş
ti
ğ
i lahzalardan hazdır

Huzur ve muhabbet adına

Vazgeçilemeyen ikramdır,

Gönül dilinde hicrandır




Bilmem ki

O sayfaları ve

Resim karelerini

Yazılan name ve gönülden

Nükseden
ş
iirleri

Nasıl halin ikliminde derlesem,

Bir anı roman olarak

Sayfalara hüzünle i
ş
lesem




Evet,

Böyle zamanlarda

Durmuyor, akıyor sessizce

Demlenen gözya
ş
ı

Dinmeyen acısı,

Ukdele
ş
en derin sızısı anılırken,

Hıçkırık ba
ş
ucumda beklerken





Mustafa CİLASUN

 

 

MU
20.09.2013 17:23
#1455

Sinei ahumda bir matem var, sensiz neyleyim yar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 148KB.

1235975_649419075093051_453300468_n.jpg








Yar

Beni benden

Alan bahar

İ
çimde dinmeyen

Bir hicran var

Hazanı ne vakit

ş
ünsem yüre
ğ
im yanar




Sesin

Nefesinden

Nükseden hevesin

Hissiyatımı cezbeden

Naif halin

Gözlerimi kama
ş
tıran

O cemalin gitmiyor yar




Edibe’ydin

Sanki onun

Bendinde büyümü
ş
tün

Bitmeyen hikâyelerin,

Bu
ğ
ulayan sesin

Alıp götüren buselerin,

İ
çimde kalan ukdelerdir yar




Yazdı
ğ
ın

Namelerde,

ş
ündüren
ş
iirlerinle

Bin bir hülyanın büyüsüyle

Salınan fikirlerinle

Seni senden alan

Ve ruhunun vecdini

Ya
ş
atan hüznünle

Anıyorum yar




Güle baksam

Ona tema
ş
a ettikçe

Tefekküre dalsam

Firkatin ba
ğ
rında uyusam

Ve hiç uyanmasam

Bıraktı
ğ
ın izlerin

Süruruyla bir ömür a
ğ
layıp,

Hicran yudumlasam




Artık

Gönlüm yas içinde,

Senin mateminle

Tutundu
ğ
um umutlarım

Solgun bir halde

Gün batıyor,

Vakit yakla
ş
ıyor,

Hani ecel nerede,

Nefes gidiyor ahdine




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
21.09.2013 15:53
#1456

Ümidi sarsma, en yakından kat a uzaklaşma…




gun_dogumu_safak_manzarasi_93064_1.jpg










Niçin

Bu kadar

Kederlisiniz?




Neden

En yakın

Olanı üzersiniz?




Yoksa

Ona kar
ş
ı

Mesafeli misiniz?




Gönlünüzde

Ba
ş
gösteren hüznü

Nasıl izah edersiniz?




Siz ki

Kalbi itminan

Olmu
ş
bir nefessiniz.




Kalbinize

Fazla yüklenmeyiniz

Azimet içinde hisleniniz.




Tevekkül

Etmek için sabrınızı

Duygusallık için zedelemeyiniz




Nasip nedir

Umut vaktine

Ait de
ğ
il midir?

Tecelli ettiren kimdir,

Yar de
ğ
il midir?




Ya bu kadar

Sevip, yüre
ğ
ini da
ğ
lama

Ya da karalar giymi
ş

Bir nisa gibi davranma




Ne
ş
e

Ve
ş
evki

Bah
ş
edeni unutma

İ
nsansın, muhabbet içinde

Ya
ş
ayacaksın unutma




Beterin

Beteri vardır, bilensin

Kara günler nasıldır,

Hisseden bir zarafetsin




Nedense

Sen gelince aklıma

Hüzün ve hicran

Akı
ş
ı ba
ş
lıyor

Sinei canımda




Sanki

Yalnızsın, derdini

Saklayan sırsın

Lakin
ş
evk ve ne
ş
e

İ
çinde ya
ş
amalısın





Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
21.09.2013 15:55
#1457

Sinemde bir sessizlik var, hangi vakitten korkar…



wol_error.gif
2907145-gun-batimi-ve-deniz-sevdalidir-b











Senden sonra

Hiç bir
ş
ey

Eskisi gibi olmadı

Yapabilece
ğ
ime

Kani olmam dahi

Beni bana bırakmadı

Derin bir sessizlik ve

Hüzün hâkim oldu,

Yalnızlık kırılan

Umutları toparlayamadı




Demek ki yanılmı
ş
ım

Zan içinde

İ
tham etmeye kanmı
ş
tım

Hiç dinlemeden,

Haklı olaca
ğ
ını

ş
ünmeden kırmı
ş
tım

Gözlerin bakarken

Ve hatta sukut ettiren

Kanı görünürken

Sen sabırla sırla
ş
ş
tın




Bir kelam etmedin

Asabiyet içinde

Nefeslendi
ğ
imi bilendin

Ne kadar yanlı
ş

Ve hatalı yanlarımı

Görmezden gelmi
ş
tin

Ama ben demek ki

Çok bencil ve acizdim,

Nefsime uydum ve

Kalbini dinlemedim




Sen, sessizce gittin

Ben hala hiddet içinde

Etrafıma bakarken

Kırıp, parçalarken,

Sen gözya
ş
larına

Refakat ettin, seslenmedin

Edebin ve nezaketin

Her veçhesi senden

Sudur ederken demek ki

Ben hiç göremedim




En çok içime i
ş
leyen

Henüz kapıdan

Çıkmamışken, dönüp

Bin hüzün içinde

Gözlerime bakmı
ş
tın,

Kim bilir o an

Neler anlatmı
ş
tın

Fakat kalp katıla
ş
ş
tı,

Hırsın ve hıncın

Esaretine boyun bükmü
ş
tü,

Sonra ayrılmı
ş
tın




O an ve sonra

İ
çime i
ş
leyen zaman

Neler anlatmı
ş
tı bana

Evet, be
ş
eri ve bedevi

Yönlerim ne kadar a
ş
ikâr

Ve ayan olan kabalıktı

Ş
imdi yalnızlı
ğ
ın hüzün

Sokaklarında nefeslenirken,

Yalnızca kendime acıyor

Ve hayıflanıyorum





Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
21.09.2013 20:41
#1458

Bir düş, bir hayal lahzasında kalan mahperiydin…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x698px and 121KB.

1236326_650069578361334_1485761966_n.jpg










Gittin

Zaman gibi

I
ş
ık veren ve eriyen

Mum misali

ğ
ınılan ve kaybolan

Gölgeler nerede
ş
imdi




Sırdın

Kendi ya
ğ
ında kavrulan

Muhannete muhtaç

Olmaktan kaçan

Derdiyle bir ömür yol alan

İ
breti cihandın




Edebin

Nezaketti ki hassasiyetin

Naif ve suhuletli kalbin

En yüce hasletindi

Kızmak, kırılmak derdinden

Ziyade ecir için azmederdin




Kim

Ne söylerse

Tebessümle

Mukabele ederdin

Sanki sinirlerinden arîle
ş
mi
ş

Aziz bir nefestin

Yoktu bir dünya kederin,

Ne hasretin

Ve ne de eriten elemin




Her vakit

Hamt içinde olan serdin

Ş
ikâyet ve yeis adına

Hiç taviz vermedin

Sabrı ve kanaati

Nasıl bu kadar

İ
kram bilerek

Hem hal içindeydin




Ne derler

Hiç umurunda olmadı

Muhakeme en yakınında

Olan dermandı

Yalan ve riya

Hiç hazlanmadı
ğ
ın

Meziyet ve huylardı,

Senden çok uzaktı




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
22.09.2013 11:14
#1459

Kimsenin kalbini dağlama, umutlarını bağlama…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 220KB.

1236887_650353134999645_1611294994_n.jpg






Kem söz

Sahibine aittir

Oysa insan dü
ş
ünebilen

Bu yetiye haiz olan

Bir nefestir

Yoksa akıl ve idrak

Niçin kalbi ehliyettir

Tefekkür etmek, onun için

Vakit ayırmak hassasiyettir




İ
nsanlar

Her biri bir âlem

Olarak farklılar

Sual etmek lazım

Ne kadarının farkındalar

Ne kadar manidardır

Ya
ş
amak için ya
ş
ayanlar

Kul olmak,

Hiçlikte yol bulmak,

İş
aret ta
ş
larını okumak afaktır




Ruh kimin

Kalbin ne kadar senin,

Akıl ehliyetin

Nefes müddetin,

An gerekçelerin,

İ
rade hürriyetin

İ
rfan ve ihsan bereketin,

Kemali yet gayretin

Hepsi nasip illetinin

Azim ve merak etmek,

Hakikate eri
ş
mek için

Dur durak bilmemek

Haiz olaca
ğ
ın muhabbetin




Ümmi olmak

İ
rfandan soyutlanmak de
ğ
ildir

Hakkın ikramından ve

Rahmetinden

Uzakla
ş
makta de
ğ
ildir

İ
nsan idraki

Ve irfanı nispetinde

İ
bretle bakılan ve dikkate

Alınan ecelli zamandır

Ne kadar edep ve kemal

Mertebesine haizse, o nispette

Gönüllerde yer alan Furkan'dır




A
ş
k kalbi

Gönül kılan,

Sırla bulu
ş
turan

Hikmetin vecdini ya
ş
atan,

Sukutu ikram saydıran

Kanaati sevdala
ş
tıran,

İ
hsana adanmı
ş
kılan,

O’nun rızası için ya
ş
atan

Nasibi ihsandır,

İ
kramı rızıktır,

Bahtı bahtiyarlıktır,

Kulluk
ş
iarını ya
ş
atan abı
ş
eraptır




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
22.09.2013 12:14
#1460

Alıp götüren bir sır var, sevdası nasip olacak mıdır Yar…

598872_650366968331595_492680316_n.jpg









Yüre
ğ
im

Ummanın en müstesna

Çı
ğ
ğ
ından nükseden

Sevdaya meftundur

Ne kadar hasret ya
ş
asam

Sırrına vakıf olmadan ölsem

Nasibin bir ilahi

Taksim oldu
ğ
una

İ
man etsem de

Ruhumun hicran damlaları

Dinmek bilmez




Gözya
ş
ı

Görülmemeli,

Nazarlar
ş
ahitlik etmemeli

Sinenin meftun oldu
ğ
u

Hüznün ne anlattı
ğ
ı

İ
çini acıtan varlı
ğ
ı,

Anar olup hali demlemeli

Aczi yet ve zafiyet gösterip,

Hali a
ş
ikâr e
ğ
lememeli




Sevdası olmalı

Aklın, izanın, idrakin, vicdanın

Teni ku
ş
atan her efkârın,

Canı candan eden ah u zarın

Semaya el veren muhte
ş
em

Yemye
ş
il a
ğ
açların

Koylarında sabahlattıran

Suhuleti a
ş
iyanın, yakarı
ş
ların

Korkudan emin kılan

İ
lim ve irfan in
ş
irahlarının,

Kulluk sıfatının




Bir nida var

Hissedebilen kalp için

İş
ite bilecek kulak ve izan

Ne hikmetli bir seçim

Ten, cezbeden,

Nefsi davet eden,

Yasaklanmı
ş
menhiyat

Evet, o zilletin

Zafiyet ve zan,

Ba
ğ
nazlık ve hesapsız heyecan

Açmaza götüren
ş
er güçlerin

Kul, azim ve iradesiyle,

Bilgi ve irfan nasibiyle,

Merak gailesiyle

Duymak için can atmalı




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
22.09.2013 21:12
#1461

Yaşayan beşer, edebi ve adabı idrak ile ram eğlemez…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x511px and 39KB.

563097_650655004969458_409016246_n.jpg










Be
ş
er

Edebi kalbinde hissetmez

Yalnızlı
ğ
ında onun

Hassasiyetini

İ
drak edemez

Bilmek,

Talim etmek,

Hayâya eri
ş
mek

Noktayı nazarını fark edemez




Akıl

Bilgiye ula
ş
madıkça

Kalp edebin deryasına

Dalıp arınmayınca

Ruh,

Sırrın tahayyülünü

İ
rfana bırakmadıkça,

Beden nasibi bilmeyecektir




Umut

Edep ve irfanın vecdinden

Sabır ve kanaatin sadrından

Zuhur eden murattır

Azmi yoksa

Niyet samimiyetten uzaksa,

Kalbi hassasiyet

Bulunmuyorsa zandır




Edep

Edepsiz nefesin edepsizli
ğ
ine

Sırna
ş
ık ve yılı
ş
ık sefillerin

Cehaletine sabrettirir

Nefes vaktine koçarken,

Mizan her lahza da

Kalbe in
ş
irah sunarken,

Hal me
ş
k halindedir




Hayâ

İ
manın ikamesinden

Ne
ş
et eder

Her nefes

Nasıl hidayete erer,

İ
mtihan kimi bekler

Aklını, bilgisini,

Azmini ve maksadını

O’na ram eyleyen

En tabidir ki nasibi

Dergâha icabet eder




Cahil

Bilgiden mahrum olan nefes

Pi
ş
kin ve arsız aklı

Evvelden daha itibarlıdır

Hiç de
ğ
ilse onun

Bedevi
ş
ekliyle de olsa

Utanıp, sıkılması esastır,

Ya
ş
adı
ğ
ı
ş
artlar gere
ğ
i

Bilgiye açtır




Mustafa C
İ
LASUN

 

 

MU
29.10.2013 16:39
#1462

Öyle bir zaman gelecek ki…

1395274_665952060106419_642785938_n.jpg








Bahtın lahzasında
Öyle bir zaman gelecek ki
Hülyalar ve umutlar Eylül vaktini ya
ş
ayacak
Ü
ş
üten zaman ruhunda anlamlaş
acak, gönlün hicrana kanacak
En yakınların seni anlamaktan uzakla
ş
ıp, yargılamak adına yarış
acaklardır
Unutma, nefes vatine ko
ş
uyor, cezbeden halin artık cazibesini kaybediyor, peki, ne söylüyor?




Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:40
#1463

Sazende gibi kullanabilmeyi düşlesem…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x565px and 69KB.
1380259_665955560106069_1335895029_n.jpg









Hangi
Sazı elime alıp baksam
Sazende gibi

Kullanabilmeyi düşlesem
Bin bir hülyanın içinde sır olan

Güftemi seslendirsem
Lakin sazı akort etmeyi dahi

Bilmesem ama yine de umut beslesem
Ruhum bizar olacak, gönlüm hüzünle yeniden

Buluşacak, sır olan güftem günyüzüne çıkmayacak...




Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:41
#1464

Sırlar vardır ki anlatılmaz…


Orjinal boyutu icin tiklayin 950x611px and 81KB.
1378192_665962683438690_1146072236_n.jpg










Bazı sırlar
Vardır ki anlatılmaz
İnsanın idraki ve irfan

Anlayışı buna kapı aralamaz
Aklına geleni söyleyen

Zaten pek insan sayılmaz,
Beşer olmaktan kurtulamaz
Çünkü insan akleden,
bilgiye erişen,
Adabı muaşereti bilen, insanlık onur
Ve haysiyetine leke düşürmeyen vicdandır
Kırıp dökmeden, sabretmekten gına gelmeden,

Sevgi ve muhabbetle nazar etmek
Takvadır, kalbi hassasiyettir. Aşka ve sevdaya
Sözü olan sırrına sahip çıkan, cefaya göğüs geren,
Çileyi ikram bilen adaydır, şecaat ehli insandır...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:42
#1465

Bilerek ve hissederek tebessüm ediyorum

1395977_665969010104724_288383576_n.jpg










Artık
Göçüp gidiyorum
Bilerek ve hissederek

Tebessüm ediyorum
Yıllara sari içimde var olan

Umudun süruruyla bekliyorum
Kin, nefret, asabiyet,

Haset, hırs, tamahkarlık
Meziyetlerini hiç sevmiyorum
Riyakar ve nefsi emellerine

Ulaşmak için takiye ye bulaşanlar,
Din adına simsarlık
Yapanlara sabretmekten bunalıyorum...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:44
#1466

Bir hüzün vadisine geldiğime inanırım…

1374803_665980143436944_1721753475_n.jpg








Ne vakit
Voro
ş
semtlere

yolum düşse
Bir hüzün vadisine

geldiğime inanırım
Ne kadar boynu bükük

ve mahzun nefesler varsa
Onlarla konu
ş
mayı ve
hemhal
içinde bulunmayı dilerim...
Pak olan yüreklerinde barındırdıkları

asabiyete ibretle nazar ederim
O kadar bizar ve masum

olmalarına rağmen misafirperverliklerine
hayran kalırım
O an ve akan zamanda

elimde olmadan düşününürüm,
ne yapılabilir diye sualler yamaçlarında gezinirim...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:45
#1467

Hangi yüzle el açayım…

1392724_665989143436044_823173490_n.jpg











Ey Rab
Hangi yüzle
el açayım
Dinmeyen zaaflarım

Adına yakarayım
Dünyayı sahiplenmeye

Adanıp, gönlümü avutayım
Nefsin ilahlığına kapı aralayıp,

Senin mağfiretinden uzaklaşayım
Heves ve heva adına

Hakikatlerden kaçayım,
İbreti suskun bırakayım
Pasif akıl ve

Pasif bir vicdanla
Nasıl bir çehrenin emanetçisi
Olarak secdaye kapanayım
Ağlasam kar etmez,

Gam eylesem yarar getirmez,
Kul olamamanın hüznü
İçimden hiç gitmez
Bu kadar gaflet ve

Basiretsizliğe rağmen
Rahmet eder ve umut kapısında
Şefkatle sana dönmemi beklersin...




Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:47
#1468

Sanki esir olmuş bir nefessin…

1380652_665995123435446_1388038762_n.jpg









Ey can
Sanki esir olmuş

bir nefessin
Bilmem ki hangi

Heveslerin lahzasında
Bizar kedersin
Neden ümitleri

Şehretmek için
Gayret etmezsin,
Arzular içinde ki çilesin
Sevdanın

Karası olmaz bilesin,
Aklı karartan
Emeldir bilmez misin,
Tutku adına
Heder olmak istermisin
Can, canana sevgi ve

Muhabbet vaadeden kalptir,
Sadakat ve feda
Olmak için namzettir,
Asla mahkum değildir
Akıl ve bilgi senin için vardır,

İradi olmak en makul davranıştır,
Kahır içinde
Eceli beklemek sefilliğin harcıdır...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:48
#1469

Bilirse gönlü ummandır ...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x642px and 119KB.
1004993_664333803601578_334884300_n.jpg








İnsan
Bilirse gönlü
Ne asude bir ummandır
Hakikate adanmış
Ne latif bir vicdani aşktır
Sevdasının firkatine
Ram olmuş inşirahtır,
Yoksa aşk niye ardır
İnsan kemaliyete
Erişmek için farktır,
Yoksa beşer kalmak
Zaten sünnetullahtır
Akledip fikir edinmeyi,
Azmedip hakikat için
Hasredilmeyi bilmezse
Evet, sadece yaşayandır…



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:49
#1470

Gönül keşfetmeli, meşkine erişmeli…

1390694_666056003429358_334941306_n.jpg










Umut için
Ne kadar karamsarsan
En yakınada
O nispette uzaksın demektir
Gönül keşfetmeden
Meşk edemez
Akıl her bakımdan
Yanılabilir, basiret kesbeder
İlim hak ve hakikata
Vasıl olmak içindir,
Edeple zariftir
Her kim tekebbür eder
Ve ukalalığa
Tevessül ederse
Hikmet biter
Ruhun ne kadar yüceyse,
Gönlünde ona refakat edip
İrfanı deruhte etmeli



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:50
#1471

Çile ve cefa aşk adına ikram edilen sevdadır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x640px and 75KB.
1395291_667842613250697_119979926_n.jpg










Çile gönlümü ihya eden,
Bir ah çektirmeden sürura erdiren ferdir
Nefes niye müddetlidir,

Sorarım imtihanın o sırrında neler gizlidir
Vakit elbette ki sahibinindir

Kalbim niçin uzlete çekilmeyi ar bilir
Mana vecdinde dirilmek,

Hakikatin hasretiyle nefeslenmek ilimdir


Neden nefsin her halinden,

Tedrisata muhtaç çehresinden geçilir
Kalp şayet ihsan,inşirah için

En sadık bir dostsa niye imtina edilir
Keyfiyet, nefesimin aheste halinde

Neden ahenge gebe bir naiftir
İnsan olmak, beşerlikten kurtulmak,

Aklımve idrakim için şereftir


Canan ne bilir,

Derdin bin bir türlü halini
Kalbim hüzün içindedir
Güz vaktidir,

Hazan eşkalin ibretinden
Temaşa eder evet, hazindir
Ölüm, niçin tefekkür için feyz reçetesidir,

Açılacak hesap kimindir
Aşka ram olmayan o an,

Yılları eskiten zaman, ruhumdan katredir

Şimdi ağlamak gelir içimden,
Akmaz nazar eden gözler derdinden
Sinemin derinliğinden sadır olan

Bir ses nida ediyor aşk, saadetten
Görünmeyen o çehresinden gönlün

Hissettiği bir badeyi suhuletten
Ülfetin firkati şad oldu şimdi,

Kalan nefesin sirkatinde ki kimlikten


Kalbim ne olur,
aşkıma bir lahza
Sürur sunsa, bu korkularım ayılsa
Her sabahın efkarı, ruhumdan neşet

Eden feryatla anbean kurtulsa
Andığım ve manasında esaret yaşadığım

Bu ahval, bir suçlu olmasa
Nefsim vicdanımla anlaşsa, aklım

İrademi kuşatıp aşkıyla sevdalaşsa


Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:51
#1472

Gözlerden akan yaşlar, ruhun hicran damlalarıdır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x500px and 67KB.
1381282_667681089933516_1853786100_n.jpg











Mahzun nefesler sadıktır,
Aşkın ve sabrın turabıdır
Umut onun kalbinde çok anlamlıdır,

Ruhu hakka yakındır,
Sıtkın farkıyla afa-ı hicrandır
Aşk, teni ve nefsi terbiye eden nizamdır,

Nefesin kübrasında sadıktır,
Vuslat için can atandır
Her cehtin ilgasında
aşk yoksa,
Sabır ve kanaat bilinçten uzaksa
Acı kardır, elemde aşikardır



Rahmet her nefesin

Manasında saklıdır, aşka araftır
Firkat ruhun didarında saklanan

Ve koklanan hasreti şadandır,
Hicran ile tarumardır
Akıl ve kalp sahibi için

Yola çıkmış vicdandır, ülvi şandır,
Nefsanilik katleden bir intikamdır
Kin, gıybet kalbi anlamsız kılan lahzadır,

Haşyet bu bakımdan
Ruhun bendinde aşksanattır



Gözyaşları ruhun

Hicran damlalarıdır, korkma
Hissiyat
rahmettir, ülfettir,
Aşk-ı busedir onu nizamsız bırakma,
Akıl ve idrak aşk iledir anla
Her neden kaçıyor ve korkuyorsan

Öncelikle öğrenmekten kaçınma,
Zan hebadır, yolda kalma
Vuslat manayı berhava değildir

Nefsi teganniye ne kadar meyillidir,
Sevda maişettir kaçınma



Sabiler kalbiyle nefeslenir

Ve aşk ile dile gelirler
Nefsi hergelelik nedir bilmezler,

Vicdan için hesabi değiller,
Sanki araf içinde sazendeler
Ahengin ve şefkatin kadrinde

Nefese muhtaç hal içindedirler,
Verillen aktin kadrindedirler
Akıl ve izandan sakıt olan badirelerdir,

Farkı fark ettiren sanatın
Mecrasında aşk içindedirler



Kalbi ve ruhu

Esaret içinde olanlar bilemezler
Neden hakikat cenahında eğleşir

Ve nöbetleşirler fark edemezler,
Aşk-ı uryan olan nefeslerdir
Baht nasibin ve vecdin terazisinde

Niyet ve sav içinde vucut bulan şevktir,
Müttak-i edeptir
Her
kelime manasının derdinde
Fi tarihinden seslenen aşk-ı meşkse
Uzaklaşma neye vesiledir



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:53
#1473

Nar, halin manalaşan sevdasında deruni hicrandır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x556px and 50KB.
1378494_667661856602106_3369245_n.jpg










Ne çok sıcaktı,
Ne de ruhumun yalnızlığına
Refaket eden bir ayaz vardı
Sanki kalbimin suskun sayfalarında
Kaybolan bir nefeslik aşk hicrandı
Ne ikmal ettiğim tecrübeler,
Ne muğlaklık yaşatan o hüzünlü haller ardı
Gönlümün yitik mecrasında hakikate
Muhtaç olmam nedenli manidardı



Ey manasına meftun bırakan,
Esararlı nidasında savuran aşk nerdesin
Hangi abdin sahnelenen kaderinin
İnsicamında en mübarek bir hecesin
Gönlün yekpareliğinde, latifliğin
Naifleşen mecalinden edebi marifetsin
Bazen hüzün bazende sürur için tek adressin,
Bahşedilmiş bir ulviyetsin



Ruhmun açıkdenizlerinde açılmış
Bir yelkenli misali engin ve zarifsin
Sessizliğin her halinde efsunlaşan
Bir ğül-i nihalsin, hasretsin, şevksin
İnsan için asla vazgeçilemeyen
En zarif bir ülfetsin ve ölümsüzleşensin
Ne tenin, ne nefsin ve ne de emelin
Marifetisin sen, aktim için meşksin



Ruhumun hicran sayfaları, senin
Serencamından akseden umutlardır
Sensizlik içinde, ne cennet ve ne de
Cehennen hakkıyla anılan farktır
Nar bizzat halin manalaşan damlalarında,
Sevdana açılan hicrandır
Kalbin sahibini anlamak ve bu manada
Kul olmak aşk için vuslattır



Gülüp geçme bu halime,
Serdettiğim fakirliğin edebi niteliksizliğine
Mütehassızlık kalbimin suskunlaşan
Badirelerinde nasip perdesinde
Sinemde uhteleşen melalimi, her vakit
Titreten aşk hali edep derdinde
On an ve vaki olan bir zaman içinde
Sessiz ve sakin göçsem sevda ile



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:56
#1474

Aşk, gönlün meftun olduğu firkattir...


1380431_666791980022427_228414151_n.jpg








Ey can
Mazluma sahip çık
Garibe şefkatini hasret
Hamiyet ve himmet göster


İnsan
Kulluğu nispetinde
Vicdan, aklı ve irfanı olandır


Gönül
Hakikatinde ummandır
Tefekkür etmesini bilen için candır


Ruh
Bir ahdin nasibindendir
Sadık olursan hanifsin demektir


Zalim
Şecaat ehli münevverden korkar
Ve nefsinin ilahlığında ikamet kılar


Mü’min
Hak rızasına kanan candır
En ulvi heyacanı hakka ram olmaktır


Münafık
Vasfı ve niteliği olmayan mezattır
Nefsi adına kalpazanlık yapan ahmaktır


Ahiret
İman ehli için en ziyade ümittir
Berzah ve arasat ne güzide sezgidir


Mizan
Haşyete kapı aralayan vecdtir
Muhabbet ve tazim için şevki ekberdir


Ölüm
Ten adına yok oluş serencamıdır
Ruh adına tarifsiz ikramdır,aşkı sevdadır


Nefs
Ne kadar itibar edersen ilahındır
Terbiye edip, hakikate tabi edersen şiardır


Aşk
Gönlün meftun olduğu firkattir
Her hali muvazene eden en masum tariftir


Sevda
Feda olmayı hak sayan bir ihsandır
Hakikat iştiyakıyla yanan gönlün narıdır



Mustafa CİLASUN

 


Sual et kalp niye katılaşır ve taşlaşır…

wol_error.gifResmin orjinal boyutu için tıklayın.
Orjinal boyutu icin tiklayin 960x572px and 79KB.
1378364_666731693361789_1670100458_n.jpg









Ey can
Uzun soluklu
Bir yürüşe çık ve sual et


Kimim
Nesebim, meşrebim
Beşeri reflekslerim nasıl de


Ruhun
Menşeine merak et
Hangi ahdin sahibiyim de


Kalbim
Kimin nazargahı olmalı
Yegane sahip varken yara almamalı


Sana
En yakın, yararat varken
Neden ondan uzaksın, sızı duymazsın


Kalp
Nasıl katılaşır ve taşlaşır
Hissetmekten uzaklaşır, et parçası kalır


Aklın
Bilgiye ulaşmadıkşa yanılır
Farkındalık ise ancak fikirle baki kalır



Mustafa CİLASUN

 

MU
29.10.2013 16:57
#1475

Gel, eğer gelemeyeceksen de gönlüme hissettir…

1395394_666688853366073_37220634_n.jpg









Gel
Gel artık
Yüreğime kül düşmeden
Ümitler sönüp gitmeden


Ruhum
Henüz seni beklerken
Gönüm her halinde özlerken


Hasret
Bağrımda korlaşırken
Dil hal olup, vicdan sukut etmişken


Gel,viran
Olan halime bir fırsat ver
Ne hevesin, ne arzu denen meretin


Ne hevanın,
Ne de ter adına dileğin
Bedeni ve nefsi ihya eden herşeyin


Bir fanus
İçinde yaşamaya mahkum eden
Bağnaz ve şer kokan hırs ve tamahın


En sefil
Birşekilde etrafımı kuşatmışken
O suhuletli ve edebi meziyetli husisiyetlerin


Halimi
Cezbeden, ruhuma dirlik zerkeden
Melalin ve kalbi hassasiyetin fevkiindeyken


Beni bana
Bırakma, ufkumu daraltmadan gel
Ne vakit düşünsen ve hatta düşlesem içimde


İfade
Edemeyeceğim nispette bir surur doğar
Bazen kendi kendime gülerim ve neşelenirim


Hatıratımda
Ne kadar asudelik varsa alıp götüren
Şimdi ellerim bomboş ve gönlüm yalnızlığın kadrinde
Gel, eğer gelemeyeceksen de gönlüme hissettir




Mustafa CİLASUN

 

MU
29.10.2013 16:58
#1476

Hiç koşulsuz söyleyebilseydim…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 113KB.
1382054_666165490085076_692864656_n.jpg








Keşke
Söyleyebilseydim
Seni çok seviyorum diyebilseydim


Artık
Yıllardır yakınlaştıkça
Değişen mizacın öne çıkan olunca


İktidar
Sahibi olmak için yarışınca
Bakışların rumumu sızlatan olunca


Ne kadar
Sabretsem, belki geçer desem
Hergün yeni bir ümitle heveslensem


Yine sen
Aynı nakaratı söylüyorsun
Gönlümü almak için bazen küçülüyorsun


Sevmek
Bu değil ve böyle değil be güzelim
Sevmek, kalbi hassasiyet içinde ki vefadır


Gönül
Kırılmaması konusunda ki ısrardır
Sabır içinde umutla barışık bir şekilde aşktır



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 16:59
#1477

İnsanlığından vazgeçirmeyecek kadar sev…

1185709_666148583420100_2017880049_n.jpg









Ey can
Neden dalarsın


Sanki
Deryalar içinde
Kalmış hicransın


Hazana
Niçin böyle ibretle
Bakarsın, yaprağı koklarsın


Yoksa
Toprak özlemi
Yaşayan bir imtihanmısın


Veya
Öteyi düşleyen
Sevdalı figanmısın


Hangi
Canan seni bu kadar
Bedbin kılar, umutlarını kırar,
Gözyaşlarını hissetmekten kaçar


Ey can,
Kendinden geçecek
Kadar asla kimseyi sevme


Canda
Akıl kararırsa izan
Daralır ve kahra yol açar


Bir ölçü
Dahilin de sev,
Nefret ettirmeyecek,
Kin güttürmeyecek,
İnsanlığından vazgeçirmeyecek kadar sev…



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 17:00
#1478

Bir ideal ve mefkurenin ilzamıyla dertlenmeli…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x533px and 109KB.
1384089_664940990207526_1551927500_n.jpg









İnsan
Her bakımdan
Kendine güvenmeyi öğrenmeli


Heran
Vehimler içinde
nefeslenmeyi reddetmeli


Kaygı
ve tasada
Gerekçeleriyle yönetilebilmeli


Her
akla gelen adına
Gönül kat a tarumar edilmemeli


İnsan
öncelikle kim ve
Ne olduğunun hesabıyla yüzleşmeli


İradesine
tevdi edilen ve bahşedilen
Sermayeyi asla heder etmemeli


Bir ideal
ve mefkurenin
İlzamıyla dertlenip,
Kulluk adına hiç olmayı bilmeli


Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 17:03
#1479

Feryad eden umudum mu yoksa ben miyim…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 61KB.
67945_668175379884087_427530002_n.jpg










Henüz sine-i efkarım
İçin sualler bitmedi

Suskun gönüller misali

Ne gözyaşları dindi
En gamla yetindi
Şikayetin fayda olacak
Nefsaniliğine tevessül etmedi
Bahtı için boyununu büktü,
Sabırla hihmetin sırrına iltica eğledi



Ağlayan kim
Söyleme derman olamam
Kanayan yarasını sarıp
Kalbine aşkı koyamam
Sevdanın hüzzam kokan şarkısını
Mırıldanıp umutlandıramam
Ufukların lahzasında,
Gülnihalin hülyasında
Aşkı inayete kandıramam



Bilirim ki
Serkeştir bu avare gönlüm
İhlasın lafzıyla sohbetin
Feyziyle sabahlasa
Divaneleşir bu bahtı ömrüm
Hamiyettir dileğim,
Fakirliğin ikametindeyim
Neyleyim köşkü sarayı,
Betbin halimle
Hülyalarda lafazanlık yapmayı



Yangınlığım
Hicranımın esrarı mealidir
Aşkın firakına yabancı gönül,
Efkarımı nasıl şehretmeye yönelir
Sevdanın zehrolunan mahcubiyeti
Ve ülfete amade olan kalbi letafeti
Kim görmezden gelir,
Nasıl izanına güvenir
Ve edebiyle söz verir



Söyleyin
Efrada kabrimi açmasınlar
Yalan yanlış bir itikatla
Yüreğimin hüznünü
Anıp ağlatmasınlar
Aşk için ruhun ilzamında
Gizlenen idraki ve irfanı
Hakkıyla anlasınlar
Ne varlık için ağlasınlar,
Ne yokluğum için
Bir burukluk yaşasınlar
Yalnızca kalbin sesiyle
Ve esiniyle temaşa
Etmenin yolunu bulsunlar



Ney ne söyler,
Aşkın figanından söz eder
Ne dünyanın bin bir hali için
Buğuz eder ne de ona meyleder
Alemi hakikatin
Meşkinden dem vurarak
Figanını gözlerden gizler
Aşk halin demindir der,
İnşirah için bahtın nöbetini gözler
İradeden vazgeçmenin
Ve gönlü aşka hasretmenin
Esininden söz eder



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 17:05
#1480

Söyleyemedim, çaresiz sustum…


Orjinal boyutu icin tiklayin 701x500px and 64KB.
1378707_668782069823418_1717366153_n.jpg









Evet çaresiz
Gizledim serdetmedim
Ruhumu okşayan

Sinemi kuşatan hicranı
Nefeslere ayan etmedim
Bir anlamda çaresizdim

hissiyatımın esiniyle
Meşk ederek
Serinledim geçtim
Yıllara sâri

Hüzünle bahtıma
Boyun büktüm
Sabrı nefeslendim
Öteyi terennüm ettim


Bilemezdin

Esin verdin veda ettin
Nerden bilecektin

Bahşettiğin asudeliği
Elbette bilemezdin naiftin
Gözlerini gizledikçe

Edebi önceleyince
Beklenmeyen ilham
Sinemi ihata ettikçe
Susuyordum
Bütün dikkatimle
Esinin ihtişamını dinliyordum
Sürura niye akıyordum


Yüreğin

Acizliğine hak veriyordum
Yalnızlığın sessizliğinde

Yol alırken sükût ederken
Karşıma çıktın
Fevkalade zarif ve bir

O kadarda naif halinizle
Özür dileyerek sual etmiştin
Nedense hayli

Şaşkınlık içindeydim
Beklemediğim duyguların
Sökünüyle karşılaştım


Edebi

Derinliğiniz ve içtenliğiniz
Kalbimi bizar ediyordu

Halimi alıp hasretin
Bağrında serinletiyordu
Kelimelerin gücünü

Nefesin kutsiyetini meramın
İnsicamını seninle keşfettim
İnşirahın o titreten ihtişamıyla

Nazarın manaya mukadder
Hazzıyla karşılaşmıştım


Ruhumun

Hicranını fark ettim
Kalbinizin ülfetini

Hamiyetperver letafetini
Nezaketi nefeslendim
Ne söylemişsem ne kadar

Meramı hasretmişsem
Kifayetsizdir itiraf ediyorum
Hal dilinden

Pek anlayamadığımı
Kal için sarfı nazar ettiğimi
Latifliğinizle anladım


Sanki

Ayılmıştım başkalaştım
Vaktin ne çabuk geçtiğini

Hiç fark etmedim
Ziyadesiyle sevinmiştim
Sinemde uhde olarak kalan

Ne kadar sızım varsa
Maksat
Duyguyu yaşamaksa
Her ne kadar

Aynı lisan konuşuluyor
Olsa da feragat ve
Feda olmak
Maksatta yoksa


Yaşamanın

Efkârıyla hayatta
Her neye

Vasıl olmak şartsızsa
İradi olmak azimet
Olsa da farkıyla
Nefesin latifliğini nazarın

İbretamiz yüceliğini
Halin hüznünü
Sürura erdirmektir
Kal için niyetin

Hal için sadakatin
Edep için nezaketin
Kaygısıyla yaşamak farktır


Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 17:06
#1481

Ah Efendim, nerdeyim, aşksız şevksiz seferdeyim…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x511px and 33KB.
1429_668747626493529_1754263133_n.jpg










Bilmiyorum
yolun selametini, tevdi edilen şevki
Öylesine gidiyorum göçmelerin dirliğimde fevki



Ne şimal,
ne şark ve hatta dahi garp esin mevkii
Kaybolan ümmet kimliği, şura ahengi azimet mi



Arzın nidası
dinmiyor ve afat nefesleri götürüyor
Bela, musibet tükenmiyor, şirret hanelere giriyor



Evlatlar
kimi dinliyor, serzenişler kifayet etmiyor
Kul başını alıp gidiyor, beşerlik aşka hükmediyor



Oysa süreler
okunuyor, ayetler bir bir dile geliyor
Neden kalplerin sesi duyulmuyor, yürek burkuyor



Akıl sır ermiyor
vakit kime hakikati hikâye ediyor
Annem babam kabrinde bilsem ki hasreti demliyor



Kavuşmak
bilincin olmazsa niçin kefalete yetmiyor
Kim vefayı hakkıyla biliyor, sadakat ta uzaklaşıyor



Zülüm,
ümmeti muhammendin umutlarını yoruyor
Ne bir hal kalıyor, ne de taranan sayfalar okunuyor



Temaşa ettiğim
hasret gülü ne kadar güzel kokuyor
Hissiyatımı özlemle kuşatıyor, atimde şevk beliriyor



Kalbi umutlarım
harlaşıyor ve seninle anlamlaşıyor
İşte bu vakit hüzün halimden ayrılıyor sana erişiyor



Sadece bilmek
elvermiyor, azim zarureti kesp ediyor
İradem aklımla vicdanıma yöneliyor idrakte bekliyor



Sabır, kanaatle
kavilleşiyor, umut kalplerden uçuyor
Senin eksik etmediğin tebessümün halime haz veriyor



Seyyahın halinden
hancı bir başka anlar hasret kokar
Aşk, muhabbet bahtında açan ne letafetli bir ilkbahar



Sevgiden kim korkar,
sevda sağanağında edep bir har
Ah kalbim aşkın buğusunda ar var kim ararsa illa kar



Hali yazmak
ve melali merakla arza sunmakta evet fark
Ruhun sayfalarında solumak kalbi müşterekliği bulmak



Ecrin suhuletiyle
barışık olmak, fazilette hazla yarışmak
Ah efendim, bir şekliyle sana ulaşmak, yaşamaktır sanat



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 17:07
#1482

Yar ne bir ses ve ne de bir heves var…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x659px and 24KB.
1379636_668740006494291_481342893_n.jpg










Bir ehli dil
olmaktır muradım
Lakin senin naifliğinden

fevkalade uzaklardayım


Kalbi arzu halim,
aşkadır figanım, sevdanla
yanan sancıyım
Ruhumun serencamındandır

niyazım, şimdi sensiz bizarım


Artık
şafaklar bir kar etmiyor
Seherin buğusunda içim gidiyor,

hissiyatım titriyor
Mavera mefkûresi kalbime

neler söylüyor,
ah hasret acı veriyor
Göçen gönüller

halime çörekleniyor, şimdi
düşünmek çok zor geliyor


Ah hicran
yine mi sızı hicran
Hüzün kalbi sayfalarımda

şimdi ne müşkül bir nizam
Aşk halime derman,

ruhumda sürurlu zaman,
muvazenem elan
Ve ne kalmışsa nefesimde zaman,

hicranım nidamla anlaşılır sussam


Anlatma
Artık vakit çok geç
Sen durma artık kalan

Anılarından neyi diliyorsan seç
Halimde bıraktığın sancıları

Hissetmeden sessizliğin acısıyla geç
Aklım aşk için iradeden vazgeç

Ve kalbim dalgalar halinde hercümerç


Sessizliğimde
Hasretim aşkadır
Ne kadar muradım varsa,

Bahtım için sancılarda acıdır
Kalbim sürurun için duacıdır,

Ama aşk acısı ruhuma davacıdır
Neyi söylesem

Veya efkârımla meyletsem,
İçim sızılar kadrinde aşktır


Ey yar
Yeter ki sancı yaşama, halini
Merakın harıyla buğulama,
Aşkı kalbinde yaşa
Sevdanın türabında bizarlaşma,

Yeter ki sen aşkı hakkıyla anla
Ve ardımdan hiç ağlama,

Kalbinde elemi bulundurma,
Kaderdir yaşa


Bilirim ki
Sözüm kifayetsizdir
Lakin kalbinin sesi

Senin için hüccettir,
Ölüm diriliştir
Hevesler hakikat için şevktir,

Vicdan vuslata amade aşk iledir
Pişmanlık ibret için eşiktir,

İrfan hakka kul olabilmek için
Aklı şerhtir


İnsan
Bizatihi taltif edilmiştir
Gül niçin kulluk dirliğinde

Fevkalade naif bir ahenktir
Latif kokusu farktır,

Çiçekler su misali aktır,
Renkleri kalbidir
İşte aşk,

Letaifler babından zamandır,
Tefekkür ruhunda aşkı ahlaktır


Ne kadar
Hayıflansan kayıptır
Baht insan için kaydedilmiş

Cereyandır, iraden farktır
Aklın selamet için cenahtır,

İstişare farkı
Fark ettiren maslahattır
Kâinatta ne kadar

Nedamet varsa ve keşkeler
Kalbin sefilliğinde kimle


İşte vakit
İnsan için fevkaladeyse
Ve kul olabilmek idrakinle

Seninse, aşk esrarıyla kalpte
Zahirde resmettiğin meşkûk halinle,

Hani hukuk kimlerin derdinde
Gasplar sergileniyor kepazelikle

Ve bizzat yargıçların şevki marifetiyle



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 17:09
#1483

Ey vaktine erişmeyen umut, sukut et unut…

1395396_668705293164429_1066028846_n.jpg










Vaat edilen
umut niye aman vermiyor
Salıverdiğim nefesler

hicranımla hesapla bedelleşiyor


Ruhumun azadeliği
yüreğimi burkarak, sineme
hasreti yağdırıyor
Dil susuyor, kalp konuşuyor,

gözler mecalsiz ufka bakıyor


Her attığım

adımda gözüm kararıyor
Göçtüğüm mekânlar artık

nefesimi bırakarak ağlıyor


Bilmem ki geriye ne kalıyor,
ne bir ses ve ne de bir eser bağlıyor
Ruhumun bizarlığı korkutuyor,

hesap kalbimde başkalaşıyor


Yalnızlığıma

avdet eden yârin sesi
Ruhuma şevk bahşeden busesi,

edebiyle o aziz nefesi
Sanki kalbime vuslatın payesiydi,

fakirliğime hamiyeti eğledi


Çekildiğim
sessizliğimle onu andım
Bağrımın yangınlığında ve

hıçkıran umutlarımla ağladım


O an ve geçmeyen aşkı
zamanda bilmem ki
ne kadar dağlandım
Dalgındım, dalgaların serencamında

hicranımı yudumladım


Hüznün

feyziyle ellerimi sahibe açtım
Ağladım, durmadan yüreğimi

açarak yangında adımladım


Acizliğimle ve dilimin
sefilliğinde halimin fakirliğini
Rabbime anlattım
Gönlümü aç, çilede inkişafı

ruhuma kat nefesimi sürurlandır


Dinmiyor

elemin furyası kalbimde
Bilmem ki daha ne kadar refakat

edecek bu sefil halime


Hani o iştiyakla bıraktığım
kutlu umutlarım hala
nasibi hak seferinde
Ömür sahifemde, nefesin göçü

haşyetiyle, mizan hazin halimde


Bir nazar

eğleme artık nefes bitti
Sürur kalmayınca kalbimde

şevk tükendi ve sessiz gitti


Beyan edemediğim meramım
ve mısralara yazdığım
yangınlığım hissedildi
Gönül ummana yöneldi, derdi

gamını hicranıyla ona döktü



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 17:11
#1484

Ey gamlı hazan susma efkarım hicranına…

wol_error.gifBu resım kucultulmustur.Gercek boyuta donmek ıcın tıklayın.Orjınal boyut 960x552
Orjinal boyutu icin tiklayin 960x552px and 109KB.
1381668_668699749831650_471563958_n.jpg









Ne yol biter, ne umut yeter
Sinemde dirlik olmayınca söyle hüzün mü diner
Yüreğim vurdukça, bu dil sustukça, gözler kanatlanmış umutta
Ne söylerim, vaktini beklerim, efkârımı terennüm ederek yokuşlarda adımlarım


Yalnızım, bak yine yalnızım
Etrafımı kuşatan nefeslerin varlığından uzakta sızım
Çaldığım sazım, dile geliyor hicranım, ıssız köşelerde ne bizarım
Ne beste bilirim ve ne de nefesten sudur olan acıyı güftelerim, ben çileyle yarenim


Her solukta maksat kokar
Hasret yüreğimde zuhur etmeseydi, niye sancılar akar
Yar ülfetin bağrında açar, ar kalbim için ne iffetli kar, aşk kokar
Sine titremeyince, harlaşıp kükremeyince, sel olup ummana yönelmeyince naz kar


Ne annemden kalan anılar
Ve ne de babamdan başlayan ve mahzunlaşan farklar
Hatta dost ve tanıdıklar, onlardan arta kalan, hicrana boğanlar
Nazar ettiğim resimden halime yansıyanlar, yüreğimi sızlatan o hüzünlü soluklar


Ne vakit bir şeye niyetlensem
Önüm ve arkamdan sudur olacakları düşünsem sabır
Çünkü ne kahrın itibarı var ve ne de vah çekmenin bir yararı kar
Tefekkürün elzemliğinde inkişaf har, akıl etmek kul için ne büyük yar, esas kalp ar


İlmi siyaset hal ikliminde aktır
Arifin sezgisi olmazsa bahaneler politik sebeptir, hiçtir
Her zafiyetin türlü bahaneleri, kalp bakımından silinmeyecek izdir
Ruh şahittir, nefes müddeti vakittir, beşer kalmak tercih işidir, kalbi inşirah yücedir


Aşk; kalbin en naif bir hasretidir
İnsan, niyetine tabiidir, vuslat niye iradidir, onu kul bilir
Lafazanlık rüsvadır, kadere asilik bühtandır, hınç öte için hasımdır
İlim idrak ile akıl iradeyle, izan rahlede sine-i melalinde ve vicdan bakir sahifesinde



Mustafa CİLASUN

 

MU
29.10.2013 17:12
#1485

Ruhum firkatine ramdır, gönül sevdasındadır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 952x596px and 59KB.
547225_668691876499104_563230015_n.jpg











Yüreğimde
Bir burukluk var
Hüzün sağanakları sinemi burkar,

Mevsizsiz bir kar suskunluğumu bozar


Sessizliğin dirliğinde
Ve edebin sahnesinde fersiz gözlerim
Figan ederek bakar, merakım artık neye yarar
Hali fakirliğime kim meylederek ülfetiyle kalbimi yoklar


Kimi

Zamanlar akmıyor sular
Yalnızlığımı yoklayan esrarlı sağanaklar,

Sol yanımı ağrıtan kimi sancılar, bir vakitler


Beni benden
Alan hınçlar, asabiyet içinde çırpınışlar
Ve ne arayışlar, nerde kaldı haykırışlar, atılan
Çığlıklar, şimdi refakat ediyor bana fersiz solukalar


Kime baksam

İçim sızlar, kaybolan yıllar, ihmal edilen
Zamanlar aklıma gelir, yüreğimi sessizce burkar


Geriye
Şimdi ne kalan,
Heves hangi nefesi kurtardı,
Keyfiyet hesapsız sanıldı yakar


Herkes
Gelip gidiyor,
Bilmem ki neye meylediyor,
Vakit içinde ki ölüm kimi bekliyor


Güneş

Yine sessizliğine çekildi,
Tıpkı gözlerimde ki takatsizliği
Bir çırpıda önüme serdi, nefesim müddete seslendi


Hicran
Ruhuma refaakat etti, kalbimin
Takati ne kadar sakinleşti,o andan bahsetti


İhmal
Ettiğim kutlu zamandan hiç
Söz etmedi ve hazanı her yanımda aşikar eyledi


Babam

Ve annem çoktan göçtü
Yadettiğim anlar zihnimde belirdi,

Keder ne kadar pervasızca ruhumu sendeletti


Sanki
Artık vakit geldi dedi, ayalim
Gözlerimin önünde belirdi, içim nasılda titredi


Neden
Bu kadar yabancılık sinemde vardı
Hani sözü edilen o vuslat dilde mi akaldı



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 17:13
#1486

Ölsem yare gam değil, ah etmek ar gelir…

1395420_668320189869606_400845129_n.jpg









Sükut etmişti
nefese müdrik olan canlar,
edebi terennüm eden şevk-i hicranlar

Neden dur
durak bilmiyor umutlar,
ruhumdan sudur eden figanlar ve nisyanlar

Hep böylemi
kalacaktı sinemden çıkmayan
hüzünlü sızılar, o bıktıran azaplar

Çaresiz bırakan
o sabrı yudumlar, boyun
büktüren bahtı karanlıklar ve ağıtlar

Aranırım, nerede
akıyor ruhuma aşina olacak
sebebi sürur inşirahlar ve umutlar

Mütemedayen
poyrazdamı solacak ve
mecalsiz kalacaktır bu feryadı çırpınışlar

Gönül ağlar,
dil çaresizliği yudumlar
kalbimde niye durmuyor figanı hıçkırıklar

Söylenmek
deva olmayacak sinemin
solgun yaprakları bir bir sükutumla kopacak

Ey yüreğimin sızısı,
gönlümün dinmeyen ağrısı,
umutlarımın furyası duy sesimi

Yılların
karanlığına bıraktığım
gün yüzü görmemiş ümitlerimi, çileli içlenişimi

Ruhumdan
tebarüz eden ve feryadın
sessizliğine rucu etmiş bulunan nağmelerimi

Bir şikayetin
ve hatta yeis içinde nefesi
teneffüs etmenin ızdırabında ki günlerimi

Gönlüm
niye bizar, hicran sessizliğin
ahenginde şu mezarımı nefsim için aralar

Heyhat ki
ahım kim için yüreğimden
bir hüzün ile gönülleri yad ederek ferahlar

Toprak
kalbim için ne ülfetli bahtiyar,
yar olmasaydı bu aşk-ı hayat neye yarar

Mahzun
çehreleri gördükçe, figan eden
nefesleri düşündükçe, utanmak bana yarar

Gel söylenme,
ruhunu esir alan bahanelerle
nefeslenme, aşk, benlikten temizliktir

Kalbi lekeleri,
nefsi hergelelikleri, nefesi
müddete bırakılan avarelikleri silmektir

Gönül gözüyle,
inşirahın vecdiyle sevda ile
yüzleşmektir, ne tendir nede bahenedir

Her adımın
ve nefese amade olan o canın
murakebesinde hali sabırla demlemektir



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 17:15
#1487

1379445_668248773210081_409939012_n.jpg
Bilmem ki taşmıdır ki kalbin imdadıma gelmedin!





Bir ömür
Sessizliğin renginde bekledim
Bilsen ne kadar umut ettim,

Kimi vakit
Kendi kendimi teselli ettim
Sabrın devranında

Gözyaşlarımı derledim,
Nasip olmasını ne kadar diledim
Kalbimdeydi sanki

O naif nefesin
hissiyatımı kuşatan
Engin edebin ve temennilerin


Ne hicrandı

Firkatin, sukut ettiren halin
Hicran içinde

Nefes nefese kaldığım
Melalin,dinmiyordu hasretin
Kimseye söz edemedim,

Her lahzasında boyun büküp
Melülleştim, nerdeydin
Nasıl bir umudun vecdinde

Vaktini beklerdin, Taş mı
Kesilmişti ki o zarif yüreğin


Niçin hiç merak etmedin

ve gelmedin, Bir an bile
Olsun gönlüme bir ferahlık
Hssettirmedin ve kederdin
Bu kadar mı sefildim,

Cezbinle bir ömür inledim,
Toprağa hasreti andıkça
Sevdim , neydi derdim,
Neden sinemin senasıyla
Vakit geçirdim
bedelsiz umudun içine girdim


Ne
zaman ki
O kelebekleri görsem
Umutlarının vecdinde halinin

Derinliğini hissetsem ve ölsem
Edebinin sahifelerinde

Bu ömrümü hasretsem,
Nail olmak için sabırda erisem
Ruhumun figanıyla yüzleşsem,

Uykuya hasret gözlerimi
Sonsuzluğuna terk etsem


Ne kalmışsa

Geriye seni anlatan
Satırlarında kaybulduğum

Hicran ahının kitabını yazsam
Başucumda sakladığım

Ve bir vesileyle yazdığın
Namenin sancısını duysam
Akan
zamana sorsam,
Sukut ettiren ahu gamımı
Satırlara son nefese kadar yazsam


Hıçkırıklarımı

Biran olsun duymasan
Halime malum olan hasretini

Sahit olduğum ayette bulsam
Kalbimin sahibine yakarsam,

Ruhumun hicran damlalarını
bir bir anlatsam ve ağlasam,
sessizliğin halinde kaybolsam,
Ruhumu cezbeden furkanın şadına kansan



Mustafa CİLASUN

MU
29.10.2013 17:19
#1488

Sinei sürurumdan kopan yapraklar…

1382011_669422963092662_541916350_n.jpg









Hangi
Lahzayı ansam
İçinde derdest olunan
Hicranı anlasam
Hüznün yüreğimde ki
Vecdini bir bilene sorsam
Ve rahatlasam


Nefes
Müddetine akıyor
Üşüten vakit
Her geçen an yaklaşıyor
O zaman hal
Bir başkalaşıyor,
Gözlerden yaşlar boşalıyor


Ölüm
Niçin korkutsun
Doğumun habercisi
Değil miydi sorulsun
Kundağa sarılan sabinin
Ağlaması hangi
Alemdendir duyulsun


Her düşen
Yaprak neler anlatır
Ruhumun
Hicran damlalarında
Dillenen sızı acıtır
Musalla taşı suskun
Vicdanlara neler hatırlatır,
Mevta ağlatır


O an ve
Akan bir zaman vardır
Can, canandan sessizce
Ayrılırken lal vakti ardır
Gönül ne kadar
Yakarışta olsa da
Yazılmış kitap okunacaktır


Kalan nefes
İşaret eyler sahibe
İdrak sahibi dikkat kesilir,
Ümit kırık döküktür
En yakına hasret,
Kalbi muhabbet sadakat
Ve teslimiyetin boynu büküktür



Mustafa CİLASUN

Yar, ruhumun hicran damlaları var…


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x598px and 57KB.
1378671_669337423101216_682335144_n.jpg









Yıllara
Sâri yazılan bir kitap var
Her lahzasında hikmeti Hüda gizemi kokar


Bazen
Bilmeden ve bazen de kasten
Yapılan hata ve yanlışlar nefisten başlar


Her kim
Tevdi edilen emanetleri bilmez
Ve gerekçelerini öğrenmezse cehalet başlar


Beşer
Yaratıldığı üzere kalan candır
İnsan olmak adına talime muhtaç adaydır



İnsan
Yaratana kul olursa irade i muhataptır
Yoksa cennet hülyaları, serap hazzındadır

Mümin
Yaşayan Kur’an olmalıdır
Bidat, hurafe adına zafiyet yaşamamalıdır


Kul
Cennet ve cehennemden ziyade
O’nun rızasına müdrik olmaya bakmalıdır


Nefsi
İhtiyaçlar azimet nispetinde
Ruhi ihtiyaç kemaliyet vecdinde olmalıdır


Gönül
Sırra nail olmak için ceht etmeli
İrfan rızkından nasiplenmeyi azmetmelidir


Ateş
Aşk ve sevdanın bahtında feyzdir
Çile, cefaya adanmak ihsana hasredilmektir


Nefsin
İhya olduğu her neyse kalp zarardadır
Ruhun hicran içinde mahzun kalmaktadır


Hesapsız
Heyecan yaşamak insana göre değildir
Beşer düşlemeyen, düşünmeyen fikirsizdir


Kul
Mizana yabancı değildir
Berzah ve Arasat hangi vaktin tecellisidir



Mustafa CİLASUN

Yar, dinmeyen sızım var, gönül ağlar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x630px and 90KB.
1384226_669318766436415_47028790_n.jpg










Yar
Hangi sessiz geceyi anayım
Ruhuma acı zerk eden hicranı ne yapayım


Gün
Göçüp giderken içim burkulur
Melal lal olur, mecal loş olur, göz yaşarır


Son
Gördüğüm kuşlar umut adına
Bahtın sabır meramında kanaati hatırlatır


Ne
Söylesem, nasıl zikretsem boş
Gözlerim sanki sarhoş, arayışlarda berdoş


İnsan
Sevdasına kanmalı onu yaşamalı
Aşkın serap olmadığına azimle sarılmalı


Yar
Ruhumun sızısına yaban kalma
Gönlün firkatine nazar etmekten kaçınma


Aşk
Benlikten geçirdi, hali edep eyledi
Nefsin ilahlığına geçit vermedi, rızayı diledi



Mustafa CİLASUN

Yar, kim suizan içinde yargılarsa azap var…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x638px and 62KB.
800_669288583106100_244573184_n.jpg










Kalp
Hassasiyeti kazanılmalı
Haşyetin sadrında ki edeple arınmalı


Hal
Aşkla rfana sarılmalı
Ruh, bilinçte ki vasfı sevdaya sunmalı


En yakın
Dilden ziyade gönülde
Nefesin her lahzasında ki en de olmalı


Efendimiz
Hayat felsefemizde
En bariz ve kaim şekilde yerini almalı


Nazarımız
Hak ve hakikat adına
Nitelik adına adanmak için yanmalı


Nitelik
Kulluk şiarıyla taclanıp
İhsan ve inayetin hazzıyla korunmalı


Edep
İzafi olmaktan çıkıp
Halin serencamında erdemle buluşmalı


Kulluğun
Kemaliyet mertebesi
Azim ve şecaatle ilim, irfana adanmalı


O’nun rızası
Her amel ve keyfiyette
Ve hatta hevez ve hevanın çeşitlerinde


Vuslata
Amil olmak için aranmalı
Nefsin ilahlığına hiç kapı aralanmamalı


Sosyal hayatta
Azim ve merak sermayedir
Çile ve cefa en yakın tarafından ikramdır


Umut
Ancak niyet ve azimle
Şevk ve muhabbete duçar olarak anılmalı


Yeisin
Her vaktinde nisyan
Tetikte beklemektedir kat a unutulmamalı



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:09
#1489

Hayali maksat saymak ve hükm koymak…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x601px and 89KB.
1012701_669261973108761_1469699557_n.jpg









Ey can
Maruzatım var
Bilmem ki nasıl anlatayım, anlaşılayım


Kimi canlar
Kurallar için uyarırlar
Ve hatta kalbi hassasiyeti de bırakırlar


Bazı resimler
İçin ve özellikle nisa olunca
İslami hassasiyetleri aniden hatırlatırlar


Düşünüyorum
Her insan bizim için nedir
Muhatap alınması gereken değer değilmidir


Saçı açık olması
Tesettüre harfiyen uymaması
Yetiştiği şartlar bilinmeden yargılanması


Ve hatta
Muhatap alınmaması
Ne kadar hakkaniyete uygundur sorarım


Milletin
Efradının tercih hakkı var
Hak ve batıl adına bazen gel gitler yaşar


Ne vakit
Yüreğine seslenen olursa
Dikkat kesilir ve derin bir hisiyatla düşünür


Artık
Kandiyle başbaşadır
Bin hüzün içinde suallare cevap aramaktadır


O can
İzafi olarak topluma
Uymaktadır, genele nispet etmek durumundadır


Şayet
Uryan değilse anlaşılmalı
Makul bir zaman tanınarak hürmet edilmelidir


Sosyal
İlişkilerimizde, Pazar ve markette
Hangi insanı sorgularız ve sınırlara zorlarız


Yazmaktan
Men edemeyeceğinize göre
Kalbi bağları kopartmak adınadır kararınız



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:14
#1490

Bir dram var, suizan yüreği hırpalar…

1385099_669235969778028_1968589406_n.jpg











İnkar etmek
Neye yarar, iradi olmak
Azmine ve izanına endişe içinde bakar


Yılardır
Gizlediğin ve beslediğin
Önyargılarım umutları acımdan budar


Ne kadar
Heves etsen ve beklesen
Hak ve hakikatten uzak zan ruha zarar


Zannetme
Bir sıfat için halden geçme
Rızk, nasip imtihan sebebidir ihmal etme


Nefes
Vaktine koşarken sual et
Üşüten an gelmeden en yakına avdet et


Gönül
Ummandır, sırrı sevdadır
Aşk, ruhun ve gönlün dimağı, şevki arıdır


Aşk
Ne tenin ve ne de terin değil
Hali arıtmanın, kemale ermenin sırrıdır


Sevdası
Olmayan beşer, yaşayandır
İnsan ise muhatap alınmış bir deryadır


Hiçlik
İhsan ve inayette dirliktir
Varlık adına ne varsa O’na hasretmektir


Takva
İnsan olmanın şiarındandır
İkinci doğuma erişen can için ınkılaptır


Kalp
Ne kadar hassassiyet içindeyse
Zikir ve fikir o haşyetin şirazesindedir


İnsan
İrfana aç olursa perişandır
İlimsiz lafı güzarlık kalbi karartandır


Sukut
Halin edep şevkinde kalmasıdır
Vaktine erişmeyen tesir zan için hardır



Mustafa CİLASUN

Çok görme...


Orjinal boyutu icin tiklayin 712x900px and 46KB.
1002558_669225463112412_378534286_n.jpg









Sızlayan
bir yaram var
Ta çocukluğumdan beri sızlar


Sual ederim
kime ne zararım var
Nefes müddetine akar,
üşüten an yakalar



Kime
baksam an korkar
Hangi çehrenin sahibidir
gam başlar



İçine düştüğüm
vehim yakar, samimiyet nerde yar
İtamat bu kadar hırpalanmış
bir şiar, edep kaçar



İman ettim
ve fakat mukallittim
Kültür dinine zarar vermemek
için direndim



Önyargılarıma
güvendim, yargılamaya özendim
Zan men edilmişken,
yıllardır içine gizlenip nefeslendim



Ne zaman
zarif bir insan görsem
Kelam etmek için vaktini
beklesem ve dinlesem



Bahşettiği naifliği
ruhumda hissetsem ve serinlesem
Gamın dinecektir,
hal edebe bürünecektir,
dil çekilecektir



Kenar
semtlerde büyüyüp, şekillendim
Bilgi ve irfandan nasipsiz
nefeslerle gün geçirdim



Edebi ve ilmi
yıllar sonra fark ettim,
baskı içinde esirdim
Yol yordam bilmeyen viran nefestim,
en yakınla hemhal olmaya hasrettim



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:16
#1491

994366_668897149811910_717663252_n.jpg
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil!






Ne yapsam,
Hiç şaşırmadan
Kalbimin sesini anlasam
Ne kadar

Mahzunluğum varsa,
İçime atsam,
Rabbime
Aşkla ellerimi açsam
Kimseye aldanmadan,

Nefsimin
Hoyratlığına kanmadan
Sevdanın meşkini anlasam
İçimin yaıklığını,

Sinemin bizarlığını,
Hakikatın
Rahlesinde arındırsam


Ey Rabbim...
Sen bilirsin, sen

Her hareket ve kuvvetin
Yegane sahibisin,
Koşulsuz melikimsin
Acziyetimin, zafiyetler içinde

Tükettiğim her nefesin
Hesabına kefilsin
Ne yaptımsa,

Sığınmalar yumağında
Mizanı bekliyor,
Andıkça yüreğim titriyor
Nereye baksam,

Hangi nazarı okusam,
Bir garipliğin lahzasında
İçim gidiyor


Niye böyleyim...
Akan
zamanda ve
Bir avuntu içinde,
Telakkiler nefsimi
Okşadıça elan bencileyim
Ezan okunuyor,

Camiler hazin içinde bakıyor,
Ruhum bizar olup
Hazan yaşıyor
İmanın mı mukallit,

İhsanım mızan içinde hezeyan,
Kalbim yine içler acısı ağlıyor


Ne vakit

Bir mevta görsem...
Bizzat yüzsüslüğümün

Perdelerini çekerek,
Ruhumun sedasını
Dinlesem inliyor
Feryatlar niye duyulmuyor,

Beşer olmak bu kadar
Sefillik mi yüreğime işliyor
İnsan olmak yetmiyor,

Muhakeme etmek,
İdrakin lehçesinde
Aşkı koklamak istiyor


Gülen sabinin

Yüreğinde masumluk ne ise...
Dönen
zaman içinde
İman
Telakkilerin lahzasında
Bir dirhem keder nefesse
Hakikatin

Şehrine amade olan
Gönlüm niye böyle
Meşakkat içinde,
Elemiyle söyle
Kalmadı hevesim,

Nefsimin aymazlığına
Tek çare biliyorum
İksiri aşkın nasip eyle


Dil kuruyor,

Gönül ağlıyor, gözler
Hüzün boşaltıyor...
Hicranın her sahnesi

Bir bir sinemin
Tuvalinde açılıyor,
Durmuyor hıçkırık başlıyor
Nefesim kesik kesik,

Sessizliğin kadrinde
Kalan ruhumun
Lisanını mahzun bakıyor
Kalbim seni anıyor,

Rahmetine sığınıp umutlarım
Kanatlanıyor ve için sızlıyor


Mustafa CİLASUN


Yar dedim, gönlümü dinledim, yetindim…


Orjinal boyutu icin tiklayin 787x960px and 43KB.
1378142_668839726484319_380887105_n.jpg








Hislerim
Hasretinle inlerken
Bıraktığın izlerin gölgesindeyim

Dinmeyen
Esintim ilham pirim
Sinemde tartışılmaz zenginliğim

Hazinem
Tefekkür ziyadem
Hali edep payem tevazuu hanem

Güzelliği
Fark edemediğim nevi
Serdettiğin sevgi yüreğimdir yeri

Zaman
Seninle hazzı kelam
Vuslat yolculuğunda hissedilir an

Beyan
Aşksız kuraklaşır can
Anlam, hakikat içinde gizemi olan

Sensiz
İklimler şefkatsiz
Semada gürleyen gök şimdi fersiz

Yağmur
Hasreti çekilen nur
Toprağın kadrinden seninle durulur

Nesiller
Şefkatten çok azadeler
Dirliği bilmeyen beyhude geçinenler

Teknik
Koymadı kimsede mertlik
Metelik kurşunları sıktıran kahpelik

Söyleyemem
Sana halimi arz edemem
Senin mefkûren, sürur içinde bir dem

Üzemem
Seni soysuzluğa şahit
Edepsizliğe zabit ettiremem çekilirim

Kendimle
Hasretin seninle ülfetine
Sevginin vakfedildiği güzelliğin şevkiyle

Vaktin
Tecellisiyle, azmin
Cehtin, sabrın toprağında olgunlaşmasıyla

Sana
Olan hasretim demim
Ben kendi sessizliğinde yol alan bir âdemim

Hamd
Ederim, hükmü bilirim
Kuvvetin sahibinde ben zavallı bir köleyim

Zikrederim
Fikirlerim niteliksiz bilirim
Ben kalbin vuzuhunda itminan olan zadeyim


Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:17
#1492

Ancak yad edip, boyun bükerim…

wol_error.gifBu resım kucultulmustur.Gercek boyuta donmek ıcın tıklayın.Orjınal boyut 960x603
Orjinal boyutu icin tiklayin 960x603px and 81KB.
1380812_668828809818744_232194555_n.jpg










Beklerim
Böyle her akşam
Yüreğim suskun,
Gözlerim sırılsıklam
Fecrin umutlarında
Hasreti ülfetle
Ve hüzünle ansam
Sinemden gitmiyor hicran,
Ruhum aşkın fırakına ağlarken


Hasrettiğin
Lütfun inayetine meftunum
Ne kadar çile
Yüreğimi kuşatsa da,
Aşkına ramın ve muhtacım
Geçti ömrüm,
Derdin devranında
Virane bir canım
Aşkın hakikatine ve
Latif izlerine hayranım,
Onun yolunda seyyahım


Böyle hicran
Eleminden bilmem ki
Niye inlerim
Bir lahza olsun feyzin
Bereketinde zadeyim
Ve umutla beklerim
Nefesin müddetine kefilim,
Mizan için halime
Şimdi bilmem ki ne söylerim
Kalbim için inşirah dilerim,
Gönül kapımın açılmasını
Murat eder, öyle göçerim


Sanmayın
Dile gelen kelamın
Akseden nidasını bir heves
Ne bir gün gördüm
Ve ne de hazanın hicranında
Umuttan vazgeçip ettim pes
Gönül bu ya,
Söz dinlemiyor evet,
Hakikat idrakim için
En kutsi bir ses
Gözyaşlarım sesleniyor,
Sinem hasretle inliyor,
Ey hüzün
Ruhumda durmadan es


Ne kadar
Senden ayrı yaşasam da
Hayat elbette ölümlüdür,
Sevda ve aşkın
Kalbimde yaşadıktan sonra
Ey yalnızlığım
Seslen şimdi hicrana,
Yüreğim artık bir rahat ver
Durma vicdanıma
Gecelerin suskunluğu
Hiç uyutmasa da,
Halim takati bıraksa da
Ey kalbim sen ağlama


Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:18
#1493

Yar, kaldırım taşlarınıda bir derdi var...

1384151_669955746372717_2145304290_n.jpg









Yar,
Artık kaldırım
Taşları çok yorgun



Zevksiz,
Renksiz, fikirsiz,
Ve hatta edepsiz
O kadar hezeyan var ki



Onları
Dinlemekten,
Sabretmekten,
Takati kalmadı,
Son umut olarak çare aradı



İşit onun
Sessiz çığlığını,
Ruhunda nükseden
Derin acıyı, sukut ettiren yanıklığı...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:19
#1494

İç sızısı nefsi olmaktan arınmalıdır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x640px and 93KB.
1379261_664381196930172_2137067252_n.jpg









Ey yar
İçimde ki hangi
Sızıdan bahsedeyim.


Nefes
Müddetine erişmeden
Sürur terennüm edeyim.


Melülleşen
Halimin hangi sayfasını
Aşikâr eyleyip, nefesleneyim...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:21
#1495

Aşk, iştiyaka bakar, o gönülde yaşar...

1383681_664974436870848_342901965_n.jpg









Yar
Şimdi
Beni kurtar desem


Yıllara
Sâri umutları derleyip
Kuşlara emanet etsem


Kalan
Nefesle ücra köşemde
Sabırda dirilmeyi öğrensem


Suskun vicdanı
Ve aklımı sevdanın
Afakında yeniden inşa etsem...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:23
#1496

Yar, gönül en yakını arar, heva yorar...


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x526px and 73KB.
1376430_665060026862289_207678013_n.jpg









Ne kadar
Ruhumun hicran

damlalarını kal etsem


Sinei
sürurumdan kopan
yaprakları aşikar
eylemekten imtina etmesem


Ummanlaşan
gönlü en yakına hasretmeyi
hakkıyla başarıp, kullukta aşka erişsem...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:26
#1497

Yar, gül elimde kururken, içim yanar...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 37KB.
1374910_667331213301837_725459318_n.jpg








Ne
vakit
niyetlensem


Bir
heyacan içinde
elimde ki gülü vermeyi dilesem


Akan
zamanda bin hüzünle
merak edip, sabırla nefeslensem


Ve fakat melalimi
hiç ifade edememenin
üzüntüsüyle boyun büksem


Elimde
kurumaya yüz tutan
gülü ilanihaye koklasam
ve hasretiyle firkate erişsem...



Mustafa CİLASUN

Yar, sinemde dinmeyen bir figan var...

1392008_664941113540847_1247825905_n.jpg








Yar,
içimde ki
hasretin figanı var


Gönül
yaşamak için
yaşayan olmaktan niçin korkar


Ruhun
ahdi hangi lahzada,
solgun umut
sedalarında ayakta tutar


Davası,
mefkuresi olmayan nefes,
nasıl bir aşk ve sevdaya kapı aralar…



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:27
#1498

İnsan niye düşer, ömür zindanda geçer...


Orjinal boyutu icin tiklayin 939x764px and 83KB.
1383236_664957703539188_214869121_n.jpg









İnsan
mapus damına niye düşer


Her gece
üşüyen zamanda
kim titremek ister


Hangi
akıl ve irade
asabiyet için
sevdasından vazgeçer


Hak adına
çare kalmamışsa kader der,
gereğini hiç düşünmeden yapar...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:28
#1499

Yar, edep ve nezaket sınırı haktır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x600px and 89KB.
1378252_666829293352029_736301537_n.jpg








Yar,
her insana dikkat et


Ne kadar
samimi olursan ol,
sınırlı olmalı muhabbet


Gizlidir
her beşeri zafiyet,
imtihana tabiidir her iradei nefes


Sınırı
korursan,
muvazene içinde
yol alırsan, korkma devam et...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:30
#1500

Kolaya talip olan, azimden kaçandır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 772x600px and 36KB.
1396002_668337236534568_313391809_n.jpg










Kimi
nefes
çaresizim der


Azim
ve merakı
hasretmekten imtina eder


Rekabet
ortamında
sünnetullah asıldır,
öğrenmeden gider


Her amel
ve umutta
kuvvet dengesine
ulaşmak gereklidir,
ne kadar merak eder...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:31
#1501

Yar, düşler seraptır, gönül verme...


Orjinal boyutu icin tiklayin 701x500px and 64KB.
1378707_668782069823418_1717366153_n.jpg







Yar,
hangi
hülyaya dalsan
İçinde ukdeleşen

her hevesin peşinden
gitmek için yansan


Hiç
birşeyi
umursamadan
ve dikkat
kesilmekten kaçsan,
emelin için koşsan


Bir sınır
tanımadan
anlık hazlar için yarışsan,
etkisinde kaldığın düşlere ulaşsan


Söyle
bahtiyar mı olacaksın,
yoksa kalbi lekelerinle hakikate mi
ducar kalıp rahatlayacaksın...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:33
#1502

Nefs dille değil, hal ve azimle terbiye edilir...

541441_669958846372407_1480484665_n.jpg








Yarab
Nedir bu tefrika,
Hatta tekfir ve iftira


Ümmetin
Hali ne kadar ibretli
Ve vahim bir manzara


İlmi
Siyaset adı altında
Maslahat gözetiyor,
Azimeti öteliyor,
Sineler kararıyor


Sen
En yakınımsın,
Sahibim ve yaratanımsın,


Sen sana
Kulluk etmemden
Alı koyma,
Aşkından uzaklaştırma...



Mustafa CİLASUN
MU
29.10.2013 18:34
#1503

Yar, umut içinde bir sır var, nasip yoklar...


Orjinal boyutu icin tiklayin 700x554px and 63KB.
1390542_669956876372604_1361804675_n.jpg








Çare
Adına
Ne vakit
Umuda yapışsam



Nederlere göre
Değil de, nedenli
Yaşamaya adansam



Ruhumda
Derin bir haz ve
Yüreğimde varlığını
Koruyan imtiyaz görüyorum



İşte
O vakit
Benlik denen
İlletten kurtulup, insan
Olduğumun farkına varıyorum...



Mustafa CİLASUN
MU
30.10.2013 14:37
#1504

Ruh bizar, gönül mahcubiyet içindedir ne çıkar...

600874_670716069630018_242784807_n.jpg






Yar

Musalla taşında sukut etmiş bir mevta var

Bilmem ki artık hangi açan zamana bakar

Ne kadar tensel cazibe varsa imdat diye yanar

Ruh bizar, gönül mahcubiyet içindedir ne çıkar



Mustafa CİLASUN

 

MU
30.10.2013 14:43
#1505

Nefs coşuyor, bilinç nereye koşuyor...


Orjinal boyutu icin tiklayin 853x480px and 77KB.

1380355_670714379630187_29115154_n.jpg






Ne garip

Artık yabani hayvanlar insandan kaçıyor

Bazen en ufak bir şefkat göstersen inanıyor

Tekamül eden bilinç hangi dönemleri yaşıyor

Yoksa, edep ve merhamette yoksunluk mu şaşırtıyor



MustafaCİLASUN

 

MU
30.10.2013 14:54
#1506

icon1.gif Sır vasfını korumalı, günyüzüne çıkmamalı...

1378060_670713249630300_1105407562_n.jpg








Ey sevgili

Ne kadar sırrıma vakıf olsan ve inansan

Cezbine kandığın tercihlerinde yanılmış olsan

Ve fakat kalbi hassasiyetin için sabredip sussan

Feda olduğun, gönlüne koyduğun sevgiyi hakıyla yaşasan



Mustafa CİLASUN

 

MU
30.10.2013 15:00
#1507

İnsan bilincini güncellemeli, sarfı nazar etmemeli...

541415_670712872963671_1541039687_n.jpg








Kimi insanlar

Bilinçlerini güncelleştirmiyorlar

Hangi lahzada kalmışlar ise o nazarla kal ediyor

Muhatabını anlayamıyor, şaşkınlık içinde çareler arıyor

Şayet bu durumdan sıkılmışsa ya başını sallıyor, ya da boş bakıyor



Mustafa CİLASUN

 

MU
30.10.2013 15:12
#1508

Zan üzere aşk inşa etmek ve kederlenmek...


Orjinal boyutu icin tiklayin 724x480px and 59KB.

1424371_670712562963702_697465313_n.jpg










Ne hazindir

Zavallı kız aşık olduğunu zannediyor

Ve beni aldattı diye hüngür hüngür ağlıyor

Hala peşinden gitmeyi arzuluyor, demek ki aklı kararıyor

Biçare hırsı ve tutkuyu aşk sanıyor, sevda diye de avunuyor




Mustafa CİLASUN

 

MU
30.10.2013 15:17
#1509

Yar, her nefesin bir avuntusu var...


Orjinal boyutu icin tiklayin 717x480px and 68KB.

1375959_670712026297089_796102267_n.jpg








Yar

Şayet etrafında yamalıklı gezen

Hiç kimse yoksa varlığına delalat sayma

Nefesi ne derler kaygı ve korkusu kuşatınca yadsıma

Varlık, edep ve irfanın gönülde ki bereketi ve haşyetidir unutma




Mustafa CİLASUN

 

MU
30.10.2013 15:22
#1510

Her hüzzün şehredilmeye muhtaç bir yanı var...

1382865_670711686297123_1675341516_n.jpg









Yar

Hangi resme baksam

Şehredilmeye muhtaç bir yanı var

Sanki tuval üzerine hicrani yakarışlar öne çıkar

Bilmem ki hüzün vadisinde ne var, sual ibretle başlar




Mustafa CİLASUN

 

MU
30.10.2013 15:25
#1511

Nefsini edep içinde vaziyet almasını becermeli...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 34KB.

947276_670710816297210_1246790044_n.jpg









Kul

Aklını ve izanını keşfetmeli

İlim ve irfandan başka bir yol bilmemeli

Hak ve hakikat için gönlünü seferber etmeli

Nefsini edep içinde vaziyet almasını becermeli




Mustafa CİLASUN

 

MU
31.10.2013 11:31
#1512

Gönül sesini duy, umuttadır yol...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x486px and 66KB.

1382071_671267139574911_1564503228_n.jpg







Yar

Her etrafında duyulmayan bir çığlık var

Ayazada bacası tütmez, umut yeşermez

Ne kadar battaniyeye sarılsa acı dinmez

Gözlerde beliren boşluk kimse fark etmez

El uzat, yüreğini aç, yoksa hayat çekilmez



Mustafa CİLASUN

 

MU
31.10.2013 11:36
#1513

Kul hakkını tanımayan, kalbi katılaşandır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 850x632px and 69KB.

539078_669856013049357_1787498146_n.jpg








Yar

Şarkın bağrında hüküm süren örf hali yakar

Nisaya ne kadar hürmet edilse de içim yanar

Yaratan irade adına sultanlık verdi kim bakar

Tabi olmayan asabiyet içinde çaresizce ağlar

Yalnızlaşır, bizar kalır,o an yaratana el açar



Mustafa CİLASUN

 

MU
31.10.2013 11:42
#1514

Gönül dilini şehreden, hakkı bilendir...

1395396_668705293164429_1066028846_n.jpg









Yar

Gönül derdi her insana söylenmez, sır verilmez

Gönül dilinden anlayan canda da çare tükenmez

Ona vasıl olmak içinde deryalar cahilce geçilmez

İnsanda merak tükenmez, fikir olmazsa kar etmez

En yakın varken, nefsin öncelenmesine akıl ermez



Mustafa CİLASUN

 

MU
31.10.2013 11:50
#1515

Yar vehimler için ihsanı esirgeme...

999066_668098693225089_1070790804_n.jpg









Yar

Ön koşulsuz dinle beni, gönlünü aç sarfı nazar etme

Mütereddit hale düşüp, vehimler için ihsanı esirgeme

Kalbi hassasiyetin bu kadar bereketli iken erteleme

Kaygı ve tasaya girip suizan içinde hale hükmetme

Masum bir nefes olarak dinle ve bilinç altını temizle



Mustafa CİLASUN

 

MU
31.10.2013 11:52
#1516

Varlığı hiçlikte anlamlaştırmayı yürekte kaim eyle...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x641px and 43KB.

1380747_666830520018573_1028085344_n.jpg










Yarab

İçimde dinmeyen fırtınayı bahtım adına hayır eyle

Şek ve şüphe içinde kalbimi yormama fırsart verme

İlim, irfansız bir hal içinde öldürme, onu nasip eyle

Edep ve adabı muaşerete karşı hali nasipsiz eyleme

Varlığı hiçlikte anlamlaştırmayı yürekte kaim eyle




Mustafa CİLASUN

 

MU
31.10.2013 11:59
#1517

Yar, aşk hal için nardır, hakikattır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 158KB.

1393947_664940730207552_1200314778_n.jpg









Yar

Beşer severse hevesi ve tutkusuna uğruna kul olur

İnsan severse hak ve hukuk adına hesabi bulunur

Kul severse kemaliyet ve irfan nasibine duçar olur

Gönül severse her lahzada O’na yakın olmakta bulur

Nefsi temayüllerden arınır, ten ve terden soyutlanır



Mustafa CİLASUN

 

MU
31.10.2013 13:38
#1518

İçimde dinmeyen bir hüzün var, içim sızlar...


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x483px and 16KB.

1395416_665069140194711_1846214511_n.jpg








Yar

Kayıp dü
ş
lerim var

Hangi kapıya umutla baksam

İ
çimde dinmeyen bir hüzün var, içim sızlar

Gel, ümit solmadan,
ş
evk kaybo
ş
madan, nefesin sonlanmadan gel…




Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
31.10.2013 13:44
#1519

Niçin hüzne kanarsın...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x640px and 47KB.

1378094_664896480211977_906826075_n.jpg







Ey can

Niçin hüzne kanar

O naif halini yorarsın, umutları

Kırmak için mi ya
ş
arsın, sen her hevesi yoksa

Umut mu sanarsın, o hırs ve hınçla beslenmez, yeisi hiç sevmez…



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
31.10.2013 13:50
#1520

Nefesin nereye şevkle akar...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x695px and 34KB.

1378686_664381383596820_1119300949_n.jpg








Yar

Nefesin nereye
ş
evkle akar

O nu cezbeden ne var, ü
ş
ütecek an kime ar

Can çekilir, ten cazibesini yitirir, bin hüzün içinde beklenir

Ya
ş
gözlerden inerken, melal susmu
ş
ken, hangi emeller akla gelir…




Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
31.10.2013 13:59
#1521

Aşktan söz etme...


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x531px and 23KB.

1380191_664373760264249_1271165027_n.jpg








Can

A
ş
ktan söz etme

Be
ş
eri temayüllerden arınmadıkça kal eyleme

Sevdanın firkati içine dü
ş
medikçe kimseye seviyorum deme

Sinirlerinden arınmı
ş
san, feda olmaya hazırsan, nefsinden söz etme



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
01.11.2013 11:28
#1522

Niçin bu kadar sessizsin...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 34KB.

1391518_672099109491714_1037106913_n.jpg








Yar

Niçin bu kadar sessizsin

Yoksa ecel vakti için mi düşünür, üzülürsün

Veya ukdeleşen fakat gerçekleşmeyen emeller için mi yerinirsin

Neden hüznü halinde beslersin, hicran içinde sessizliğin hükmünde esirsin…



Mustafa CİLASUN

 

MU
01.11.2013 11:33
#1523

Kimler Araf’tan söz eder...

1452050_672098386158453_130849832_n.jpg







Ey can

Kimler Araf’tan söz eder

Gerekçelerini önemser, idrakiyle nazar eder

Kullandı
ğ
ı dil, ne kadar kalbine müsavi olarak maksat eyler

Berzah ne kadar sessizmi
ş
me
ğ
er Arasat nasıl bir ha
ş
yetin vaktini önceler…



Mustafa CİLASUN

 

MU
01.11.2013 11:38
#1524

İlim ve hikmetsiz yaşanmaz...


Orjinal boyutu icin tiklayin 742x480px and 43KB.

562349_672098009491824_226438445_n.jpg








Yar

İlim ve hikmetsiz yaşanmaz

Erdem ve irfansız kalp, kemaliyet’e ulaşamaz

O vakit gönül aşk ve sevdaya vasıl olamaz, ruhen yaşayamaz

İnsanlaşmanın, halde ikinci bir doğum yaşamanın sevincine nail olamaz…



Mustafa CİLASUN

 

MU
01.11.2013 11:43
#1525

Öteyi düşle ve hakkıyla düşün...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 26KB.

1379839_672097812825177_2086894925_n.jpg








Yar

Öteyi dü
ş
le ve hakkıyla dü
ş
ün

En yakına olan samimiyet nispetindedir gidi
ş
in

Nefsinden ziyade sevdi
ğ
in kimdir, halin neresindedir bilesin

Her kim avunmaya razı oluyorsa, kanmak için uyu
ş
uyorsa bilmem nicesin



Mustafa CİLASUN

 

MU
01.11.2013 11:47
#1526

İnsanın ruhundan neşet eder...


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x359px and 41KB.

1385586_672097612825197_1361872756_n.jpg









Can

İnsanın ruhundan neşet eder

Ruh, bilinçte ve dolayısıyla beyinde kaim eyler

Hayati fonksiyonları bitmiş bedene kim neler söyler

Beyin ölümü gerçekleşince, ruhta Azrail tarafından makamına gider



Mustafa CİLASUN

 

MU
01.11.2013 11:53
#1527

Bir beşer akıl ve iradeden sakıtsa...

1424437_672097359491889_1138541312_n.jpg








Yar

Bir beşer akıl ve iradeden sakıtsa

Duygusallık yapıp, en yakınında durma

İnsani hasletler ancak akıl ve iradeyle asıldır unutma

Hukuk ve hükümlerinden bağımsız olana da asla kem gözle bakma



Mustafa CİLASUN

 

MU
01.11.2013 11:58
#1528

Her melal umut için yanar...

1422420_672096832825275_1412800690_n.jpg









Yar

Her melal umut için yanar

Umut, yüreğinde ki azme ve şevke bakar

Ne kadar samimiyetin varsa, kanatlanır arşa çıkar

Her lahzanın sebebi hikmeti kimler için ar, edep kul için şiar…



Mustafa CİLASUN

 

MU
01.11.2013 17:11
#1529

Bilmek, anlamak, kavramak ...

1391610_672259152809043_1639611113_n.jpg









Yar…

Merak, ilmin

kapısı ve gedasıdır

Akıl için
ş
avktır,

gönül için in
ş
irahtır,

dima
ğ
sigasında vahadır

Bilmek, anlamak, kavramak

ö
ğ
renmek istidadıyla takvadır,

hassasiyette hak vardır

Anlamadan inanmak,

kavramadan okumak,

taklit üzere ya
ş
amak gazaptır,

irade bunun için asıl olan vakıadır



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
01.11.2013 17:16
#1530

Kul, kalbiyle barışık olmalı...


Orjinal boyutu icin tiklayin 716x480px and 38KB.

1383942_672259649475660_636057512_n.jpg










Yar

Saflık ve

miskinlik neye delalettir

Aklın ve izanın emaneti, iradeyi

esir etmek feryadıdır, ar-ı ayıptır

İ
nsan olmak, hak ve hukukunu

bilmekle orantılı olan sorumluluktur,

cehalet hastalıktır

Kul, kalbiyle barı
ş
ık olmalı, ruhunun

serencamında gazap bulunmamalı,

sevdasıyla sürura ram olmak için ço
ş
malıdır




Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
01.11.2013 17:25
#1531

Edep ne kadar naif bir ikram ve irfandır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 712x480px and 31KB.

563085_672260252808933_941754659_n.jpg









Yar…

Vicdanı ihsan

ve inayet
ş
evkle besler

Arifin ilmi ve fenni

sadakat içinde nar olan
tır,

züht içinde ha
ş
rolan vefadır

Nefs terbiye edildikçe,

hakikate ram eylendikçe ihtiyaçtır,

azap etmek kime yakı
ş
ır, cefadır

Edep ne kadar naif bir ikram ve irfandır,

iman adına
ş
arttır,

ihlas makamında en latif iltifattır,

onsuz hak akla ziyandır




Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
02.11.2013 13:45
#1532

Aklına ve kalbine yabancı olan...

935991_665532030148422_466473705_n.jpg










Gözler

yollarda kalır, merak taçlanır

Beklenen haber

ve nefesin muhabbeti

har olur açı
ğ
a çıkar

Kim kara günü sever,

tela
ş
ın içinde
mek için can çeker,

ecele nispet edep a
ğ
lar

Aklına ve kalbine yabancı olan,

bilgi ve metanetten hisesini doldurmayan,

ş
akınlık içinde ve çaresizlik bendinde bocalar




Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
02.11.2013 13:51
#1533

Kim tevazuu ve inayetle rızaya koşar...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x478px and 25KB.

1378076_665574546810837_1421929103_n.jpg











İ
nsan ihlasın

ş
evkiyle hazzı ya
ş
ar

Tevazuu ve inayetle rızaya ko
ş
ar,

kalpte hangi vakit in
ş
irah açar

Nazargah olmaya, hak için bakmaya,

riyadan uzakla
ş
maya,

ın sadrıyla kul olmaya bakar

Sevda firkati

ruhun en mümtaz vasfında ya
ş
ar,

vuslat hicranı çile olmaktan çıkar,

nefs teskiye olmak için melül halde bir nacar




Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
02.11.2013 13:56
#1534

Ve fakat nasibin tevdi edilme vakti ...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x637px and 83KB.

992798_671588729542752_817753193_n.jpg











İ
nsan

elbette ki umuda bel ba
ğ
lar

Ve fakat nasibin tevdi edilme vakti

kimbilir hangi bahtta yazar

Heves ve arzu geçici bir bahar,

dima
ğ
ve tasavvur

tefekkürün irfan ve ihsanına bakar

Hazan ibrete ve iltifata tabii bir nazar,

her umut, emel olmadıkça

azim ve sadakate asude bir
ş
ekilde ko
ş
ar




Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
02.11.2013 16:00
#1535

Ne kadar boş ver desem...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 167KB.

1379527_672721742762784_1526500508_n.jpg









Yar…

ş
ünmek

bazen a
ğ
ır geliyor

Ş
evk ve hissiyat burukla
ş
ıyor,

içimde büyüyor

Ne kadar bo
ş
ver desem,

o an çaresizli
ğ
imi dile getirsem

yinede umut bitmiyor

Yalnızlık ve sessizlik

ruhuma derin bir keder bah
ş
ediyor,

sukutun keyfiyeti sabrıma sesleniyor



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
02.11.2013 19:45
#1536

Şüphe içinde bırakmak ahmaklıktır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x638px and 81KB.

1383664_663843803650578_859966217_n.jpg








Elbette kızan

ve kınayan olacaktır

Asabiyet içinde akıldanelik ,

yapmak ne kadar mübahtır

Her ameli vucubu

ve sıhhat derecesine göre

yapmak akıl ve irade için asıldır

Yoksa lafıgüzarlık yapmak,

umut ve
ş
evki hırpalamak,

hevesi kurutmak,

ş
üphe içinde bırakmak ahmaklıktır



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
02.11.2013 19:51
#1537

Adet üzere yaşamak nefsi maksattır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x640px and 99KB.

1383786_663851646983127_995756293_n.jpg








Amel ve

zikir biliçle eftaldir

Rakam üzerinde yarı
ş

ve ihlassız yakarı
ş
riyadır

Mümin ne yaptı
ğ
ını

ve hangi gerekçelerle

yapılaca
ğ
ını bilmelidir, farzdır

Kolaya kaçmak,

günü kurtarmak,

adet üzere ya
ş
amak

nefsi maksattır,

efendimizin hayatı

ömrümüze hakim olmalıdır



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
02.11.2013 20:00
#1538

Cennet hülyasını nefeslensek...


Orjinal boyutu icin tiklayin 849x553px and 93KB.

1380401_663851303649828_29049391_n.jpg









Ne kadar

kitab-ı celili hatmetsek

Hafızlar yeti
ş
tirmek için

yarı
ş
a girip,

hülyasını nefeslensek

Aklı ve muhakemeyi

bir kenara bırakıp,

adetler ve usuller

noktay-ı nazarından baksak

Bilip anlamadan,

hakikatine vasıl olmadan,

idraki her bakımdan kalpte ve

dima
ğ
da ya
ş
atmadan karar kılmasak



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
02.11.2013 20:08
#1539

Vefasız olan dünya değil...

1375705_665001386868153_1871139045_n.jpg








Kendimizi

kandırmayı bırakmalıyız

Ne derlerin derdiyle de
ğ
il,

nedenler üzerinde

durup kavramalıyız

Böylesi fırsatları bilinç

tazelenmesi umuduyla

ihya ederekkarar kılmalıyız

Vefasız olan
de
ğ
il,

nefsin ve iradenin

hanifli
ğ
i üzerinde azimetle

yakarıp,
ş
evkiyle uyanmalıyız



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
02.11.2013 20:18
#1540

En sevdiğimiz için bunu yapmalıyız...

62725_669861439715481_1941945431_n.jpg








Ne kadar

kültür Müslümanıyız

Amel ve akidemiz ne kadar

kalbimize hakim sormalıyız

Her umudu ve emeli

bir
ye sı
ğ
d

tela
ş
ını sanki bırakmalıyız

En sevdi
ğ
imiz için bunu yapmalıyız,

riya ve tefrikadan

uzakdurarak
yi ya
ş
atmalıyız



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
02.11.2013 20:25
#1541

Adet ve usül farklılığı ...


Orjinal boyutu icin tiklayin 711x567px and 48KB.

541451_672873526080939_287923290_n.jpg







Yar…

Hangi

nin kutsiyeti varsa

İ
nsan denen varlık

bu
nin ulviyetine inansa

Kalbinde ferahlık ve

uysallık güne atfen hazırsa,

ileti
ş
im rantsa

Adet ve usül farklılı
ğ
ı

gün yüzüne çıkınca,

cemaat bereketi bahis olunca,

nedense dü
ş
ünüyorum



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
03.11.2013 12:00
#1542

Müddetin aşkıyla neye şahitlik ettik...

995543_673283902706568_1545094882_n.jpg








Aklım

Çok karışık,

İzanım evet, bulanık

Niçin hesabım bu kadar açık,

Mizan mefkûresi içimden

Çıkmayan uyanık ve tanıdık

Bir söz vermiştik,

Sanki bedelsiz bir ömür tükettik,

Mağfireti hangi manada nefeslendik

Müddetin
ıyla neye şahitlik ettik,

Ecrin harıyla

Ne vakit vicdanımızla yüzleşmiştik



Mustafa CİLASUN

 

MU
03.11.2013 12:09
#1543

Hangi lisanı öğrenmeliyim...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 72KB.

1383341_673283612706597_2088196617_n.jpg








Bir eziklik

Var içimde,

Yılların hamasetiyle

Dile gelen kelamın ahıyla,

Medet uman serabıyla,

le
ş
en ayetlerin

İ
bretli yâdıyla

Hangi lisanı ö
ğ
renmeliyim,

Hal dilini mi talim etmeliyim

Ve gönül kırmamanın umuduyla

Çaresizlik ne kadar

Bedbaht bir bedelmi
ş
,

İ
hmal edilenlerin bekledi
ğ
i

Umut türabı namıyla



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
03.11.2013 12:14
#1544

Nizama muhtaç ahvalim...

1001440_673283469373278_2130504690_n.jpg









Gözlerim

Günlerdir neden uykuya hasret

Vecdiyle felaha erişeceğim,

Ümidiyle beslendiğim,

Sabrıyla filizlendiğim

Hangi fetret

Sanki içimde yaşıyorum

Medceziri, sinsice

Esaretiyle nefeslendiğim

Hevesleri ve o ukdeleri

Nizama muhtaç ahvalimi,

Fikretmeye fevki

Yetişmeyen kıt aklımı,

Korkutan elem sancıları



Mustafa CİLASUN

 

MU
03.11.2013 12:19
#1545

Kalbi lekelerim arîleşmeyi bekler...

969364_673283159373309_109383724_n.jpg









Yar…

Nefesin sahibi

Bu fakir halimden ne bekler

Tevdi edilen emanetler

İ
hmalkârlı
ğ
ıma
ş
ahitlik eder,

Kalbi lekelerim arîle
ş
meyi bekler

Hangi nefes halime

Kefil olmayı teyit eder,

Bu kadar viranelik

Ahu zarlı
ğ
ıma elbette yeter

Nereye baksam,

İ
çinden çıkılmaz
a

Dinmeyen figanımı anlatsam,

Dinecek bu keder




Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
03.11.2013 12:27
#1546

Suallerin takibindeyim...

1455860_673283009373324_38571439_n.jpg








Yoksa

Ben kendimle

Barışık mı değilim

Hala bin
ile

Suallerin takibindeyim,

Sanki bir hafiye misali

Yalnızlaşan biçareyim

Muhakemem ne kadar

İstikametimi belirler,

İstişarem hangi vadinin

İzlerini işaret eder

Gönül neye meyleder,

Ukbeleşen feryatlar

Neden kemaliyet için

Derdest olmayı el an öteler




Mustafa CİLASUN

 

MU
03.11.2013 12:32
#1547

Düşlerin furyası peşimi bırakmıyor...

1380534_673282809373344_1283220032_n.jpg









Yar…

Artık silmek

İ
stiyorum bu
ya
ş
larımı

İ
çinden çıkamadı
ğ
ım

Bin bir sıkıntıları,

Yüre
ğ
imi sa
ğ
layan derin acıyı

Susmak kifayet etmiyor,

Direnmek alıp uzaklara götürüyor,

Sabır imdadıma yeti
ş
iyor

Me
ş
galeye dalsam,

Her
ş
eyi unutmak için u
ğ
ra
ş
sam,

ş
lerin furyası pe
ş
imi bırakmıyor



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
03.11.2013 17:05
#1548

Marifet niye vardı…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x640px and 57KB.

1394780_671586942876264_1713535451_n.jpg








Peki, öyleyse

kim kimi kandırır

Hani hesabi olmak ve aklı

vicdanın sultasında aklamak

Marifet niye vardı,

vasıf
için kul olabilmekte

ancak hakiki
la bir farktı

Ve vuslatı bu anlamda anmak,

mukadderat için sadakati

ku
ş
anmak fazilete sı
ğ
ınaktı



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
03.11.2013 17:25
#1549

icon1.gif Kalbin sesiyle nefeslenmek…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x640px and 77KB.

1385967_671672766201015_1321439439_n.jpg









Beklemek

hırstan arî sabırdır

Kalbin sesiyle nefeslenmek,

hikmetin baharında illa umuttur

Nedamet aklı durdurur,

asabiyet arızilik olur

işte bu vakit

nefsi tanımlanır

Ölüm o
gerçek

anlamından soyutlanır ve bir

kahır olarak ruha azabı hatırlatır




Mustafa CİLASUN

 

MU
03.11.2013 17:32
#1550

Neden göçmeler hicranı demdir…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x540px and 81KB.

993686_672721526096139_1337821444_n.jpg









Oysa

o idrak adına bir şahittir

Geldiğin yer belliyse,

göçeceğin erdemde

illaki bir keyfiyettir

Neden göçmeler hicranı demdir

ve
le iç içedir

muhabbet nerdedir

Ve teslimiyet bu
lâfzîdir,

ruh zaten kendi âleminde

bir hazinedir, öyle bilinir



Mustafa CİLASUN

 

MU
03.11.2013 17:33
#1551

Kalbi soluklar sessizliğin…


Orjinal boyutu icin tiklayin 723x480px and 74KB.

1451500_673376606030631_1158483106_n.jpg








Nice
lar

zevkin idrakindedir

Bu anlamda

kalbi soluklar sessizli
ğ
in

me
ş
kinde bir umuttur

Sevdalanmak yanmanın

ilk tadımı ve hasret

muhabbetin yegâne tanımıdır

Hani “haydan geldi,

huya gitti” tabiri vardır

ve fakat ne kadar

anla
ş
ıldı
ğ
ı mu
ğ
lâktır



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
03.11.2013 17:45
#1552

Yaşa ki hayatı hakkıyla anla…


Orjinal boyutu icin tiklayin 907x480px and 94KB.

539719_673376066030685_1453812038_n.jpg








Peki, neyi

bekliyorsun vakitte

Edebin rengârenk
liğinde

ve resmedilen urba bedende

Ölüm vuslat için

neyin tınısında anlamlaşan

hakikatse, sen imtina etme

Yaşa ki hayatı hakkıyla anla,

mavera hedefinden asla sapma,

korkuyu da hiç anma



Mustafa CİLASUN

 

MU
03.11.2013 18:18
#1553

Ve illaki gülü anıyorsun…

603098_673375469364078_519559508_n.jpg







La derken

neyi reddediyorsun

İlla’yı nefeslenirken kalbin

sahibini
la tasdik ediyorsun

Ve illaki
ü anıyorsun

ve ötelerin serinliğinde

umutlarla buluşuyorsun

Dirilmek için ruhun

tevdi edildiğini biliyorsun,

bizzat nefsinle

bedelleşip gidiyorsun



Mustafa CİLASUN

 

MU
03.11.2013 18:23
#1554

Derdi halk eden bilinmedikçe…

 

wol_error.gif Click this bar to view the full image.

994052_673374756030816_1360369146_n.jpg







Şayet o
ezalar bir lanet içinse
Derdi halk eden bilinmedikçe

ve hatta akıl ötelendikçe
Kalp insan
ın sıratı müstakimi

bulmasına kifayet etmez biline,
ecir nafile
Hesap akıl içindedir,

vuslat idrakin
güzelliğinde erktir,
lakin edep ihsanla güzeldir


Mustafa CİLASUN

MU
03.11.2013 18:39
#1555

Bahtın toprağına ekilen niyetler…


Orjinal boyutu icin tiklayin 854x480px and 79KB.

1455026_673374329364192_1243794038_n.jpg









Vakıadır

sabırla direniş letafeti

Kul ruhi serencamında

bunun suhuletiyle
ı dilemeli

Bir hedefin mükellefiyeti

yıldırmamalı ve asla

hali solgunlaştırmamalı

Bahtın toprağına ekilen niyetler

muhabbetle
ın

umudu olmalı vuslatı anlamalı



Mustafa CİLASUN

MU
03.11.2013 18:43
#1556

Şayet utanmak edepse…


Orjinal boyutu icin tiklayin 716x480px and 85KB.

5127_673373759364249_497772083_n.jpg








Nice gönlün

umutları tohumken

Nefesin müddetinde

tevdi edilenle

bizzat sorumluyken

Hak ve hakikat adına

gerekçeli ve vadeli mühletken

aldırmazlık niye

Şayet utanmak edepse,

ar
ın ikliminde

umutları yıkayan

sadelikse
bize



Mustafa CİLASUN

 

MU
04.11.2013 14:57
#1557

Nedir derdin, şevksiz ümitlerin…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x542px and 110KB.

1075793_621352297899729_585637023_n.jpg








Can...

Boynu bükük kalan, hasretiyle yanan

Sabrın bağrında melali dağlanan, nedir derdin, şevksiz ümitlerin

Vazgeçme azmet, kalbinin sahibine her fırsatta hamt et, nasip onun hikmetidir...



Mustafa CİLASUN

 

MU
04.11.2013 15:02
#1558

Bir ömür kederini beslesen halin için illet…


Orjinal boyutu icin tiklayin 812x631px and 68KB.

1426648_673962135972078_1852554500_n.jpg








Yar...

Ne kadar gam edersen et

Bir ömür kederini beslesen halin için illet

Bir düşün elem nasıl bir dert, basit mevzuular için etme şikâyet...



Mustafa CİLASUN

 

MU
04.11.2013 15:07
#1559

Arifin ilminden ve irfanından nasibini almalı…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x523px and 35KB.

1390473_673960922638866_1665022543_n.jpg








İnsan

Her dem zakir olmalı

Arifin ilminden ve irfanından nasibini almalı

Yaratılan her cana hor bakmamalı, nefsiyle oynaş içinde bulunmamalı

Gül zarafetini, edebi nezaketini, kalbi naifliğini her nefese aksettirmeyi bilmeli...



Mustafa CİLASUN

 

MU
04.11.2013 15:12
#1560

O'na adanmak çileyle halleşmekten başlar...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x578px and 49KB.

1422643_673959412639017_59307746_n.jpg








Yar...

Aşk adına söz edenler var

Sevdasına meftun olduğunu söyleyenler hevesle oynar

Kul olmak, insanlaşmak, hiçlikte O'na adanmak çileyle halleşmekten başlar...



Mustafa CİLASUN

 

MU
04.11.2013 15:17
#1561

Ruhun ve kalbin sığasında kul olmak aşktır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x531px and 23KB.

1453542_673564189345206_1099392760_n.jpg








İnsan

Edep içinde bahardır

Ruhun ve kalbin sığasında kul olmak aşktır

Yaşamak için yaşamak ise mevsimsizlik adına buhrandır

İnsan ancak sevdasına meftun olduğu mefkûresiyle yol alan sadıktır

Ruh vakitten sakıttır, nefs azme ve iradeye atıf edilmiş hilkattir, hakikate tabi olursa ihsandır...



Mustafa CİLASUN

 

MU
04.11.2013 15:22
#1562

Altından kalkamayacağın işe girme…


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x532px and 60KB.

1383981_673566499344975_885773298_n.jpg







Ey can

Altından kalkamayacağın işe girme

Kalbinde hissetmediğine heves için umut verme

Hiç kimsenin kişiliği ile alay etme, heva için yeşillenme

Ömür ne kadar uzun olursa olsun, erdem ve irfan bulunmazsa halde hiç sevinme...



Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 12:50
#1563

Düşlemek ve ümitlenmek…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 157KB.

625575_674130642621894_1240312193_n.jpg








Yar...

Düşlemek ve ümitlenmek

Ruhunun ve kalbinin sezgisiyle azmedip, aşka erişmek

Hak sevdasına duçar olmak için gece, gündüz ilimle zenginleşmek

Ruhi ve zihni bakımdan irfana ram olmak için çile ve cefada filizlenmek

Nefsten arınmaktır, sırra vakıf olmak için yol almaktır, en sevgili,ye koşmaktır...



Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 12:58
#1564

Onların zarif ve hassas kalpleri vardır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 105KB.

1458420_674128669288758_1713363876_n.jpg









Yar

Sazendelerden korkma

Onların zarif ve hassas kalpleri vardır

Kendi hallerindedir, kimseyi kırmak istemezler

En yakın dostlukları sazları ve gönül niyazlarıdır, hüznün erbaplarıdır

Hicrani bir duruşun, vicdan hissedişin, uysallığın, musamahakarlığın sahibidirler...



Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 13:07
#1565

Her kalbin bir umudu var ...

1454820_674124829289142_96488483_n.jpg









Yar...

Her kalbin bir umudu var

Kim ne kadar sevdasına sadakatle kanar

Bahta nasip olan her çile ve cefa aşka kapı aralar

Sabır yanan yüreği dağlar, murat olmamış umut sineyi yakar

Nerede boynu bükük birisini görsen, senin nazarından edeple...



Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 13:12
#1566

Umutlar senin rızana nail olmak içindir…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 204KB.

1451540_674094212625537_1914640298_n.jpg








Ya Rab

Kalplerden nükseden

Umutlar senin rızana nail olmak içindir

Sabinin kalbi abidin niyeti, alimin ilmi, arifin irfanı senin zatınadır

Sen ki kuluna en yakın olansın, şefkat ve rahmette en alasın, sen yaratansın

Kulunu en iyi bilen, zafiyetlerini affeyleyen, sabırla iltica etmesini bekleyen Allahsın...



Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 13:19
#1567

İleriyi göremiyor musun…

1424484_674091079292517_1760113093_n.jpg








Yoksa

İleriyi göremiyor musun

Niçin korku içinde garip bir ürperti yaşıyorsun

Mechule giden gemileri mi yad ediyorsun, akıbetini düşlüyorsun

Kırılgan ümitler içinde zihnini zorluyorsun, neden halinde eminlik göremiyorsun...



Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 13:28
#1568

Kim bilir nerelerdesin…

1422640_674088159292809_56251112_n.jpg








Şimdi

Kim bilir nerelerdesin

Hangi iklimin sahilinde geçmişi terennüm edersin

Niçin derin bir gam içindesin, cezbini kaybeden nefesin tarifisin

Bu vakitler hangi lahzanın habercisidirler, yoksa boşvermişliğin resmimidirler...



Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 19:51
#1569

Kız ve erkek öğrenciler…

1453434_674497229251902_1975621593_n.jpg









Yar...

Kız ve erkek öğrenciler aynı evde kalıyorlarmış

Tahsil adına demek ki ne zorluklara katlanıyorlarmış

Anne ve babaları istikballeri için umutla niyaz ediyorlarmış

Bilmek ve görmek istemedikleri her ne varsa sabırla yutkunuyorlarmış

Ergen kişilerin, nefsin en depreştiği bir dönemin ritminde sessizce okuyorlarmış...




Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 19:56
#1570

Esaret içinde hürriyette bahsediyorlar...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x721px and 131KB.

1454851_674500922584866_580070932_n.jpg










Yar...

Kimileri tepeden, tırnağa kadar

Âşık olduklarını söyleyip, nefslerini ihya ediyorlar

Ve hatta daha ileri gidip, cenneti yaşadıklarını ifade ediyorlar

Heves ve teri, tatmin olmak için hesapsız tercihleri hangi akılla yapıyorlar

Anlık haz ve keyifler için özlerinden vazgeçiyorlar, esaret içinde hürriyette bahsediyorlar...



Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 20:15
#1571

Şefkat ve naza boğma, ukden için ona kıyma…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x720px and 84KB.

601484_674507245917567_1713253790_n.jpg











Ey can

Şayet bir evladın varsa

Şefkat ve naza boğma, ukden için ona kıyma

Hasret kaldığın şefkat ve muhabbeti onun üzerinde çıkartma

Her lahza onu kucaklamak istiyor, kendi kendine ayakları üzerinde durması gerekiyor

Sen duyusallık yapıp, her nazına koşunca, emrine amade kılınınca o her isteğin yerine getirilmesini bekliyor...



Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 20:20
#1572

Her kiminle refik olmak istiyorsan…


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x600px and 78KB.

575758_674510315917260_21585378_n.jpg












Yar...

Her kiminle refik olmak istiyorsan

Her haline ve hatta vakitsiz sahnelerine dikkat et

Kalbinde şefkat ve muhabbet, sadakat ve edep barındırmayanı terk et

Beşer kalmakta ısrar edenlere, heveslerin peşinde sürüklenenlere gösterme minnet...



Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 20:24
#1573

Her gecenin bir sabahı var…


Orjinal boyutu icin tiklayin 849x553px and 93KB.

1391920_674513855916906_316141685_n.jpg










Yar...

Her gecenin bir sabahı var

Sabaha çıkmayan geceler ruha bir başka bakar

Nefes sessizce vaktine akar, dimağ boşsa yaşamak neye yarar

Yar, bilinç ve ruh senin azmine ve emeğine bakar, yoksa her yarış bedeni yorar...



Mustafa CİLASUN

 

MU
05.11.2013 20:35
#1574

Ne av ol ve ne de avcı ol…

1012730_674516382583320_1828663956_n.jpg









Yar...

Ne av ol ve ne de avcı ol

İnsan için azim ve ilim en itibarlı bir yol

Her şarta göre tedbir içinde bulunmaktır en güvenli yol

Basiretsiz ve tedbirsiz başa gelen aczinden ve sefilliğindendir bilmiş ol...



Mustafa CİLASUN

 

MU
06.11.2013 13:51
#1575

Kim bilir ne kadar isterdin…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x640px and 84KB.

1395976_675165709185054_1788483998_n.jpg











Yar...

Kim bilir ne kadar isterdin

Hali derununda beslediğin ümitlerle yüzleşmeyi

Boyun büktüren lahzalardan sarfı nazar etmeyi, can ile halleşmeyi

Ne vakit deryaya baksan için açılıyor, derin bir nefes senden ayrılıyor

Kim bilir aksisedası muhatabına neler anlatıyor, sanki kalp aşikar bir şekilde konuşuyor...



Mustafa CİLASUN

 

MU
06.11.2013 13:57
#1576

Hangi vadiye baksam, hüzün karşıma çıkar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 33KB.

1455064_675166712518287_378892829_n.jpg











Yar...

Ruhumun hicran damlaları var

Hangi vadiye baksam, hüzün karşıma çıkar

Kim bilir ne kadar dertli nefesler sır içinde yaşar, edeple ağlar

Halinden şikâyetçi olmayanın derdi gamından en yakın olan anlar, çare sunar...




Mustafa CİLASUN

 

MU
06.11.2013 14:01
#1577

İnsan tevekkül etmeli…


Orjinal boyutu icin tiklayin 922x692px and 195KB.

1394225_675167925851499_674428097_n.jpg











Yar...

İnsan tevekkül etmeli

Ve fakat şartlarına göre donanımlı bulunmalı

Azmi ve niyeti halis bir şekilde şeksiz en yakına ulaşmalı

Dalgınlık ve ihmalkârlık her geçen lahzada ruhunu kuşatmamalı

Ne kadar derin düşünceler dalarsa dalsın, can emniyetini hiçe saymamalı...



Mustafa CİLASUN

 

MU
06.11.2013 14:06
#1578

Kimseye zararsız bir vadide umutla ağlar…


Orjinal boyutu icin tiklayin 717x960px and 83KB.

1390726_675170762517882_937048198_n.jpg











Yar...

Bu görünen nefesin bir derdi var

Ne kadar sır vermese de aşikâr duruyor saklı melal

Zatını hırpalayan, ruhunu acıtan, kalbini dağlayan zafiyeti var

Kimseye zararsız bir vadide umutla ağlar, gönlü çok zarif ve hassastır yar

Dürüst bir kişiliği var, emanete sahip çıkar, hak için canı her zaman hazırdır yar...



Mustafa CİLASUN

 

MU
06.11.2013 14:12
#1579

Bu bitap ihtiyarın ne derdi var…


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x675px and 192KB.

1457603_675172185851073_144379439_n.jpg









Yar...

Bu bitap ihtiyarın ne derdi var

Yıllara sâri umutları bahtıyla buluşmasıysa gönlü yanar

Hangi suali tevsi etsen, hürmetle gözlerini süzsen derin bir sızı kokar

Haline yaban durma, hal hatır sormaktan kaçınma, sıcaklığın üşüyen yanlarını ısıtsın yar...



Mustafa CİLASUN

 

MU
06.11.2013 14:16
#1580

Sinemde dinmeyen bir sızı var…

1459159_675174712517487_1406227185_n.jpg









Yar...

Sinemde dinmeyen bir sızı var

Hangi sevdanın firkatine meftundur bilmem ki melal

Ruhum ve kalbim fanilikten arınması azme ve iradi olmaya bakar

Edep ve irfan her gönülde kaim olmuyor yar, kul olmak samimiyet ve sadakate bakar...



Mustafa CİLASUN

 

MU
07.11.2013 12:10
#1581

Her işin niyeti asliyendir…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 91KB.

1461013_675750462459912_997641599_n.jpg









Ey yar…

Akmayan suyun,

kuruyan her kuyunun,

hesabı verilemeyecek

ın vecdi olamaz

Gönül karanlık ve lo
ş

kulvarlarda aranamaz,

hak ve hakikate

biganede kalamaz

Her i
ş
in niyeti asliyenin,

merakı
sevda me
ş
kinde

in
ş
irah dileyen kalp korkmaz

Kalp ve vicdan asla yanılmaz,

zafiyetler iradeti hesaba

katmaz ve nefste arlanmaz


Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
07.11.2013 12:15
#1582

Can kefen içine konunca…

1456748_675750099126615_1687779862_n.jpg









Yar…

Ku
ş
un kanadı kırıksa,

a
ğ
açlar ya
ğ
ra
ğ
ını

çaresiz bırakınca,

can kefen içine konunca

Nerede ve ne

konu
ş
aca
ğ
ımı bilmeliyim,

sükutu fazilet

telakki eylemeliyim

Ş
uurun nitelik

fark olu
ş
turması,

mananın
yolunda

sevdala
ş
masını bilmeliyim

Akil bir adam olmak için

kullu
ğ
un sulhunda niyetin

halisli
ğ
ini
la istemeliyim



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
07.11.2013 12:19
#1583

Hak kalbimin toprapında…

993462_675749882459970_80013947_n.jpg









Yar…

Ne kadar

muhtaç oldu
ğ
umu bilmeli,

her mecliste ve ruhi

vecdimde nefeslenmeliyim

Nereye gitsem,

kuytu kö
ş
elerde niyetin

nefsanili
ğ
ini hesap etsem,

dilemeliyim

Hak kalbimin toprapında,

adalet vicdanımın hesabında,

ı sıdkı can etmeliyim

Benlikten vazgeçerken,

idrak ve izanı

arifin ferasetinde

nefeslenirken akletmeliyim



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
07.11.2013 12:23
#1584

Asudeleşen sükutu hicrandır…

1461255_675749415793350_1805892102_n.jpg








Yar…

Anadır,

ben
ya
ğ
an

kar misali

edebin derinli
ğ
inde

asudele
ş
en sükutu hicrandır

Ne
aransa,

gönlünde sakladı
ğ
ı busenin

hüznüyle yakarsa

kutlu bir sevdadır

Da
ğ
daki çobanın

o
ı sadakati,

güdülen davarın aidiyet

macerası sunnetullahtır

Ne vakit
zuhur etse

kavalın o sedası gönlün

meramını a
ş
ikar e
ğ
lese cenahtır



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
07.11.2013 12:27
#1585

Yüreğimi sızlatan ağıtlarım…

1422635_675749169126708_379355985_n.jpg








Ey can…

Ne vakit

gün kararsa,

güne
ş
in suskunluk içinde

yüre
ğ
imi yaraladı
ğ
ı a
ş
ikarsa

Geceler ba
ş
lıyor,

kor umutların

kanatlandı
ğ
ı bir anda,

sanki bizarla
ş
an
da

Bekliyordu ak
ş
am sabah,

aralarında,

ş
en yapra
ğ
ın

o suskun a
ğ
ıtlarında

Ne vardı sinemi da
ğ
layan,

yüre
ğ
imi sızlatan a
ğ
ıtlarım

halime bir çare olmayınca



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
07.11.2013 20:07
#1586

Silbaştan yeniden başlasam…


Orjinal boyutu icin tiklayin 723x480px and 61KB.

1455966_675905459111079_1940194943_n.jpg








Yar…

Hangi

lisanı konu
ş
sam,

yüre
ğ
inin çilesini

durmadan aralasam

Derdi bin
ile

ummana akıtsam,

silba
ş
tan yeniden ba
ş
lasam

ve kalbinde aklansam

Akıttı
ğ
ın
ya
ş
larının

insicamında, vicdanımı

durulasam ve bir el

uzatıp manala
ş
san

İş
te o vakit,

in ve inayetin

mefkuresinde anlam bulup,

ruhunla
ş
ad olsan



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
07.11.2013 20:11
#1587

Dil lal olup iç çektiriyor...


Orjinal boyutu icin tiklayin 744x480px and 45KB.

1385999_675902405778051_176811067_n.jpg








Yar…

Hala içimde

umut
leri açıyor,

yakarı
ş
bitmiyor

Kalbim mahzun bir
ş
ekilde

ünsiyet bekliyor,

nazarlar perdeleniyor,

bitmiyor

Bir gönül sızısıdır,

kim ne kadar biliyor,

dil lal olup iç çektiriyor,

buruklu
ğ
u davet ediyor

Günler bir bir erirken,

yılların kaybolmu
ş
lu
ğ
u sineme

hicranı ekerken, nefes yetmiyor



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
07.11.2013 20:16
#1588

Bir anda koparıp atma...


Orjinal boyutu icin tiklayin 779x480px and 43KB.

558935_675902112444747_1332640587_n.jpg









Artık…

Boç ver aldırma,

kaldırımlar suskun kalsa da

Sokaklar bir bir şahit

olduklarını sana anlatsa,

bari içim yanmasa,

zan ortadan kalksa

Ne kadar gayretin ve sabrın

hikmetine serdetti
ğ
im nefesim

bir çare umutsa, aldanma

Bir anda koparıp atma,

nefesi müddet niye var sorgula,

ho
ş
görü bir erdemdir unutma



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
07.11.2013 20:20
#1589

Sanki afakım sarhoş...


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x450px and 57KB.

1460140_675901865778105_536355248_n.jpg









Ş
imdi…

Rıhtım bombo
ş
,

dalgalar derdi gamıyla bir ho
ş

Ey hali fakirli
ğ
im,

hamiyete muhtaç melalim,

akıl kar etmeyen mecalim

diledi
ğ
ine ko
ş

Sanki afakım sarho
ş
,

izanım bombo
ş
, vicdanım naho
ş
,

içim kanıyor ah bir bilsen co
ş

Hak ettim, belli ki namerdim,

nefeslendi
ğ
im nedametim,

acziyet içinde ki sefilli
ğ
im ne ho
ş



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
07.11.2013 20:25
#1590

Ummanın nidasını hiç anlamadım…


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 39KB.

1424346_675901679111457_448499234_n.jpg








Ben…

Ne yaptım,

nerde hatalarımla avundum

Kimi kandırdım, niye açmayan

baharlarda susuz kaldım,

ş
afrakları umursamadım

Ummanın nidasını hiç anlamadım,

fırakı ne sandım,

kalbim için bak yine yanıldım

Kararan ufkumla,

solan umutlarımla ve kuruyan

ya
ş
ımla aymazlık yaptım



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
07.11.2013 20:31
#1591

İçim acıyor, yüreğim yanıyor…


Orjinal boyutu icin tiklayin 721x480px and 57KB.

941828_675901389111486_1943871553_n.jpg








Yar…

Nasıl söze

ba
ş
layaca
ğ
ımı bilemiyorum

Birçok kez niyetlendim

ba
ş
ladım, neler yazdım, olmadı,

yeniden bir kez daha ba
ş
ladım

Neydi acım,

niçin bu kadar sancılıydım,

dinmeyen sızım,

ah bak yine
ş
imdi yalnızım

İ
çim acıyor, yüre
ğ
im yanıyor,

ne kadar u
ğ
ra
ş
sam da,

artık bir kar etmiyor



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
08.11.2013 14:26
#1592

Kul olmak sevdası ardır…

1393726_676264609075164_398425022_n.jpg









Eycan…

İnsan tekamül eden bir varlıktır

Sosyolojik olarak zamana adepte olan candır

Şartları imkan verdiğ mütdetçe gelişime ayak uyduran hazdır

Bilinç ne kadar dirlik içindeyse, azim ve merak içindeyse irfanlı niyazdır

Hırsın ve tamahın peşinde koşan makbul olmayan hezeyandır, kul olmak sevdası ardır



Mustafa CİLASUN

 

MU
08.11.2013 14:31
#1593

Nasibe kapıları kapatansın…

994649_676263222408636_620044457_n.jpg









Ey can…

Ne kadar masum olsan ve bakınsan

Yüreğinde demlenen umutla çareler aramaya kalksan

Ve fakat kahır ve isyana kapı aralarsan, ruhundan ve kalbinden uzaksın

Heveslendiğin her ne ise onlar için arzulara kapılansın, umudu anlayamayansın

Har için gayret eden, haz için fırsat bekleyen heyecansın, nasibe kapıları kapatansın…



Mustafa CİLASUN

 

MU
08.11.2013 14:36
#1594

Sanki bu vakte bağışıklık kazanmışlar…

1465366_676261812408777_306910899_n.jpg










Y
ar…

Etrafında ki insanları görmez misin

Hangi telaşın ve hevesin peşinde nefe nefese kalırlar

Üşütecek o haşyetli lahzadan söyle ne kadar haberdarlar

Neden bu kadar umursamadan yaşamaya adanırlar, hangi andan korkarlar

Ölüm seromosini ne kadar kanıksamışlar, sanki bu vakte bağışıklık kazanmışlar…



Mustafa CİLASUN

 

MU
08.11.2013 14:41
#1595

Politik menevralarını yadsıma…

1467289_676260135742278_62317436_n.jpg









Ey can…

Kalbini ve ruhunu hiçe sayan

Yalnızca hevesi ve hırsı için var olmaya çalışan

Her türlü şek ve şüpheyi içinde barındıran kimi görürsen

Kat a itibar etme ve yanında yer alma, her ne yaparsa alkış tutma

Politik menevralarını yadsıma, o makam ve mevkii için özünden geçen nefstir…



Mustafa CİLASUN

 

MU
08.11.2013 14:49
#1596

Aşkın meftun eden bir hali var…

1379463_676257309075894_2047261505_n.jpg










Yar…

Aşkın meftun eden bir hali var

O vakit, akıl susar, izan pusar, vicdan akar

İnsani duygular deryalar misali coşar, masum bir heyecan başlar

Zaman kendi içinde daralmalar yapar, merak ayyuka çıkar, azim şahlanmaya kalkar

Kimi vakit hal deruni bir sürur yaşar, endişe ve keder müsavilik içinde gönülde sayfalar açar…



Mustafa CİLASUN

 

MU
08.11.2013 17:40
#1597

Suskun bir yaradır...

1453214_676356935732598_946361903_n.jpg










Yar…

Sır hicrandır

Suskun bir yaradır

Yüreği dağlayan sessiz buhrandır

Kendine meftun eyleyen sanki abu hayattır

Ne kadar sadıksan, sabırla yol almaya adanmışsan vakardır

Nice aşkların ve fani olmuş hayatların okunmayı bekleyen kitaplarıdır

Halin en mümtaz yerinde saklanan esrardır, ayan olduğu vakit esamesi kalmayan meyandır…



Mustafa CİLASUN

 

MU
09.11.2013 13:23
#1598

Niçin öyle manidar bakarsın…

1450259_676740045694287_1030585952_n.jpg









Yar…

Niçin ö yle manidar bakarsın

Sanki zihnimi okumaya meyyal bir serapsın

Neden kalbi sancılarıma yıllardır bigane kalan payitahtsın

Sevdaların romanını yazdıracak kadar firkat içinde yaşatan habersiz bahtsın

Hiç mi kalbine bakmazsın, deruni bir sızıyla uyanmazsın, sualler içinde niçin hesap soransın

Gönül yalan söylemez, aşk nefsaniliğe meyletmez, umut hevesle izah edilemez, hakikatten kaçamazsın…



Mustafa CİLASUN

 

MU
09.11.2013 13:27
#1599

Yıllara sari korkulardan usandım…

1463149_676735112361447_1023916204_n.jpg









Kaçtım

Yıllara sari korkulardan usandım

Bilinçaltına yerleşen neler varsa hiç kurtulamadım

Her nefese endişe içinde baktım, zan içinde yol almaya zorlandım

Önyargılar adına yıllardır mahkumdum, kendi içinde esareti meşru sayan hicrandım

Ne sevmeyi ve ne de sevilmeyi hak edecek kadar fedakardım, içine kapanık suskun zavallıydım…



Mustafa CİLASUN

 

MU
09.11.2013 13:31
#1600

Sinemi meşkuk sahillere sürükleme…

1453403_676733842361574_889023062_n.jpg









Yar…

Hissediyorum ki bir derdin var

Gözlerini kaçırıyor ve melalini hasretmiyorsun

Yoksa bilmeden işlediğim bir kabahatim mi var, nedir mesele yar

Sen, nezaketin ve edebin en mümtaz halisin, hal dilinde naif bir nefessin

Artık derdini söyle, sinemi meşkuk sahillere sürükleme, endişe içinde gam zerk etme…



Mustafa CİLASUN

 

MU
09.11.2013 13:35
#1601

İnsan nedenli yaşayan farktır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 718x480px and 31KB.

995540_676728915695400_1821099680_n.jpg











Yar…

Sukut etmek

Herşeye rıza göstermek değildir

Kalbi ve ruhu, aklı ve izanı yerine göre kullanmak içindir

Düşlemeden, düşünmeden ve fikir edinmeden konuşan makbul değildir

İnsan nedenli yaşayan farktır, beşer kalmakmaktan kurtulmak isteyen meraktır

Hak ve hakikate ram olmak için çareler arayan vicdandır, yaşamak için yaşayan zavallıdır…



Mustafa CİLASUN

 

MU
09.11.2013 13:39
#1602

Zihni gereksiz yere zorlar ve yorar…

1395886_676727639028861_94908796_n.jpg











Y
ar…

Öfke kalbi hırpalar

Zihni gereksiz yere zorlar ve yorar

Düşleri yakar, düşünceleri karartır, sonra hüzünle bakar

İnsan, öfkenin değil, kemal sıfatının erbabı ve aklı selim olmaya akar

Kul, ancak kalbi hassasiyet sahibiyle haşyet duyar ve sabırla hadiselere çare arar

Yoksa beşer kalmak çok kolay, Hak tarafından muhatap kabul edilen akıl ve iradi olandır yar…



Mustafa CİLASUN

 

MU
09.11.2013 13:43
#1603

Sanki dünyayı içimde taşıyorum…


Orjinal boyutu icin tiklayin 722x480px and 106KB.

947305_676726519028973_246757351_n.jpg












Adressiz

Derin bir ses ve nida işitiyorum

Önce çok şaşırıyorum, sonra aşina oluyorum

Dünyalaşan bedenimde kopmalar başlıyor, çığlık duyuyorum

İçimde kümeleşen ne kadar ukde kalmışsa hala o sese yabancılaşıyorum

Sanki dünyayı içimde taşıyorum, bahse konu olan sevdaları niçin anlıyamıyorum…



Mustafa CİLASUN

 

MU
09.11.2013 20:22
#1604

Hasretin hasat vakti gelmeden...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 54KB.

1422535_676845632350395_149094651_n.jpg









Yar…

Ne vakit üşüten zamanı düşünsem

Sukut ettiren tahayyülün sahnesinde titresem

Kalbimin haşyet nidalarında edebin hazzına erişsem

Yüreğimi üşüten, ruhumu inciten sezgimi bir bir aşikâr eylesem

Nefes müddetine erişmeden,hasretin hasat vakti gelmeden
umuda yetişsem…



Mustafa CİLASUN

 

MU
09.11.2013 20:29
#1605

Kalbi teskin eden devadır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 29KB.

1458627_676846865683605_1547568223_n.jpg









Yar…

Ruhun hicranıdır

Kalbi teskin eden devadır

Hangi makamda üflense derin bir hüzün vardır

Aslı yalın bir kamıştır, ruhi bir terennüm meşki gönül için iştiyaktır

Aşkı ve sevdasını en veciz bir şekilde gönüllere aktarır, daveti her nefes için kabuldür…



Mustafa CİLASUN

 

MU
09.11.2013 20:35
#1606

Hiçbir emelin kurbanı olma...


Orjinal boyutu icin tiklayin 853x480px and 40KB.

537313_676848529016772_1030279435_n.jpg










Ey can…

Umudun bahtında açması için acele davranma

Akıbetin için hayır olan ve olacak olan murattan sakın ayrılma

Heva ve hevesi umut zannedip, arzuların girdabında kederle zihnini bulandırma

Ne kadar hakka yakınsan, sevdasında hasretine kanmışsan, zevki sefadan arınmışsan korkma…



Mustafa CİLASUN

 

MU
09.11.2013 20:40
#1607

Niçin bu kadar yalnızsın...

1469897_676849695683322_479050328_n.jpg










Ey can…

Niçin bu kadar yalnızsın

Sanki dağların yükünü yıllardır sırtlamışsın

Merak ederim hangi vadinin serinliğinde ümitle bakarsın

Yoksa hiç hakikat için çırpınmaz mısın, viran gönülleri hatırlatırsın

İnsan umutla, şevkle azimle en yakına koşmalı, her amelinde O’nu aramalı…



Mustafa CİLASUN

 

MU
09.11.2013 20:45
#1608

Siyaset hamasetle değil...


Orjinal boyutu icin tiklayin 722x480px and 44KB.

60890_676850072349951_901319612_n.jpg










Yar…

Siyaset hamasetle değil

İlim ve irfanla farktır, nezih bir ortamdır

Her kim kısır çekişeler içine giriyorsa, Nefsine en yakındır

Milletin mesuliyetini taşımak, mizan adına haktır ve hatta vakardır

Milletin ali menfaatine ters bakan desiseler içinde alalanmış sinsi bühtandır

Milletin sezgisi ve feraseti bu hakikati fark edecek kadar deruni bir erdeme sahiptir…



Mustafa CİLASUN

 

MU
10.11.2013 12:30
#1609

Gecenin asudeliğinde derin bir hicran var…


Orjinal boyutu icin tiklayin 768x480px and 44KB.

1452171_677158675652424_1338242750_n.jpg









Yar…

Hiç üşenme ve ürkme

Emin olduğun bir lahzada niyetlenmekten çekinme

Ve hatta korkarsan refik bul yanına ve düş gecenin bir yarısında

Cazibelerini kaybetmiş, cezbe kapılmış tenleri, kemikleri, endişelerini düşün irkilme

Nefes müddetine koşarken, ömür sayfaları dürülürken, en yakın hale bu kadar uzakken aşktan söz etme…



Mustafa CİLASUN

 

MU
10.11.2013 12:35
#1610

İmam, vaiz, öğretmen çıkmazları…

1426342_677158918985733_656395315_n.jpg











Yar…

Kürsüye çıkanlar sanıyorlar ki

Yıllar öncesinin zihniyeti ve bilinci var karşısında

Hoparlörün sesini ne kadar açarlarsa hükmedeceğine inanıyorlar

Ne kadar dışlandıklarını ve hatta itici geldiklerini nedense fark edemiyorlar

Bilinçlerini güncellemedikleri gibi, fikir üreten ve irfan sahibi nefesleri hakir görüyorlar



Mustafa CİLASUN

 

MU
10.11.2013 12:41
#1611

Avrupa topluluğu üyeliği…

1395987_677159018985723_1637502997_n.jpg










Yar…

Bir başka çaresi mi var

Küresellik adına bir kuvvet dengesi şiar

İster pagan olsun, isterse sekiler, emperyal emel kimler için ar

Ümmet adına nereye baksan sefih ve sefalet içlerinde yaşıyorlar, ne izmihlal

Yüreklerinde dillenen iman, her yıl yaşatılan hac farizasında ki mahşer neye yarar

İslam ülkeleri denen devletlerde zaten küresel güçlerin seçtikleri zihniyet değil mi aşikâr…



Mustafa CİLASUN

 

MU
10.11.2013 12:46
#1612

Muvazene adına geçimsizler…


Orjinal boyutu icin tiklayin 725x480px and 73KB.

8665_677159308985694_1543279956_n.jpg










Yar…

Yerel seçimler yaklaşıyor

Rekabet ortamı amansız bir şekilde kızışıyor

İlim, irfan mı, yoksa Takiye yapan mı veya avutan mı yarışıyor

Milletin efradı sanki şaşkınlık içinde bakıyor, adaylar bir bir açıklanıyor

Yıllardır hizmet eden değil, hükmeden nefisler emellerine güvenip ortaya çıkıyor…



Mustafa CİLASUN

 

MU
10.11.2013 12:51
#1613

Kırarsan bir kalbi, umutlar hazanlaşır…


Orjinal boyutu icin tiklayin 717x480px and 48KB.

1450791_677159542319004_1825232255_n.jpg










Yar…

İnsanların tuhaf halleri var

Hiçbir yetkisi olmadan, yargılama yaparlar

Her ne hikmetse nezaketi dışlarlar, edebi hiç umursamazlar

Şairim, yazarım diye de hiç olmadık yerlerde, meclislerde çaka satarlar

Gönülden anlamayan, halinde sevdayı yaşatmayanlar, aşk içinde dilbazlık yaparlar…



Mustafa CİLASUN

 

MU
10.11.2013 12:56
#1614

Sessizlik içinde, düşler umut vadisinde…

1467331_677159645652327_2067485656_n.jpg











Yar…

Ne söylesem

Ve hangi meseleden bahsetsem

Seni senden alan hicranı biraz olsun hafifletsem

Bin hüzün içinde ki halini sürur ile bahtiyar eylesem ve sevinsem

Ruhumun hafifleyen hülyasında, yıllarca sabrettiğin sevdana seni alıp götürsem…



Mustafa CİLASUN

 

MU
10.11.2013 20:14
#1615

Dur, düşün can, nedir bu heyecan…

945469_677333432301615_115329307_n.jpg









Ey can…

Nedir bu kabına

sığdırmayan heyecan

Seni senden alıp

heveslerin girdabına

mecbur kılan

İlim ve irfandan

uzaklaştıran,

amsız ve pişkin halde

nefes nefese koyan

Ne kadar zafiyetlerin

peşinde koşarşan,

tevdi edilen emanetleri

umursamazsan

Akıbetin nice olur,

en zayıf anında

elem bahtını bulur,

dünya o andan sonra zindan olur…



Mustafa CİLASUN

 

MU
10.11.2013 20:24
#1616

İnanmanın bir bedeli var…

1460949_677333182301640_1857278100_n.jpg









Ey can…

İnanmanın

bir bedeli var

Ne hamaset

ve ne de ahmahlık

içinden çıkar

Akıl bilgiye, bilgi

görgü ve iştişareye,

merak ve azim

iradeye bakar

Endişe

içinde bulunmak

her bakımdan

fayda sağlar,

tedbir ve istikrar

niye var yar

Ruhunu ve kalbini

dikkate almayan

zararlı çıkar,

nefes müddetine

doğru aşkla akıyor yar…



Mustafa CİLASUN

 

MU
10.11.2013 20:30
#1617

Ne vakit bir gül koklasam…


Orjinal boyutu icin tiklayin 725x480px and 54KB.

1394259_677332838968341_693148805_n.jpg









Yar…

Ne vakit

bir gül koklasam

İçimde

derin bir sızı ve

hüzün açığa çıkar

Akmayan gözyaşları

ve ruhumdan nükseden

hicran damlaları başlar

Sevgiliye sakladığım

bir çift sözüm var ve

fakat mahcubiyetim

günyüzüne çıkar

Yüreğimde ki

firkat yarası

nasıl kal edilir yar,

sineme yıllara sari

sessizce kar yağar…



Mustafa CİLASUN

 

MU
10.11.2013 20:36
#1618

Saklı şiir mevsimlerim var…

1456073_677332342301724_616325669_n.jpg








Yar…

Saklı şiir

mevsimlerim var

Ne vakit hüzün k

apımı çalsa ve

ruhumda hicran başlasa

Yalnızlığın

sessizliğine çekilirim,

şiir mevsiminin

letafetini terennüm ederim

Geçmişle geleceğe,

dünya ve maveraya,

vuslata duyulan firkat

sevdasıyla meşke girerim

Aşkın sebat olduğuna,

karşılıksız

fedakarlık olacağına,

derin bir feyz

menbaına
kanaat ederim…



Mustafa CİLASUN

 

MU
10.11.2013 20:42
#1619

Her defasında mahcubiyet benimle…

1467331_677159645652327_2067485656_n.jpg









Yar…

Kaç kez

denedimse

Her defasında

mahcubiyet benimle

Dil lal olur,

hal sanki hayalin

sezgisine soyunur

İçinde yaşadığım

keşmekeşlik bilmem ki

ne vakit durulur

Gönülde

umut bahar olur,

gam ve keder bizar olup,

sürura müstecap ve giryan olur…



Mustafa CİLASUN

 

MU
14.11.2013 20:37
#1620

Yılgın ve solgunsun…

1146705_678790728822552_2011104743_n.jpg










Ey can...

Kim bilir ne kadar yılgın ve solgunsun

Yıllara sâri vurgun yemiş bir yolcusun

Niye varsın, niçin yaşarsın, sorar mısın?

Söyle hangi haber seni bu hale getirdi

Halinden bezdirdi, içine elemi zerk etti

Korkma her yıkılışın elbet dirilişi vardır

Yüreğinde ki güç metanet umut olacak

Artık mütebessim bir şekilde bakacaksın



Mustafa CİLASUN

 

MU
14.11.2013 20:46
#1621

Kaderi mi suçlarsın…

1450787_678808812154077_1837243199_n.jpg





Ey can...

Niçin endişeye kapılırsın, gama dalarsın

Bin hüzün içinde ki ümitlerine sığınırsın

En yakına ne kadar yakınsın, el açarsın

Yoksa yalnızlığın kollarında ağlar mısın?

Vehim v keder içinde çaresiz mi kalırsın

Bahtına isyan eder, kaderi mi suçlarsın

Ruhunu v kalbini niçin dikkate almazsın

Hala üşüten o vakitten habersiz kalırsın

Nefes müddetine akarken niye bakınırsın


Mustafa CİLASUN

 

MU
14.11.2013 20:50
#1622

Artık çok anlamsız…


Orjinal boyutu icin tiklayin 853x480px and 27KB.

1470111_679251878776437_17899976_n.jpg










Yar...

Ne geçmişin acıları

Ne geleceğin umut vadeden hülyaları

Düşlerimde haşyet zerk eden korku dağları

Artık çok anlamsız, hazan misali sessiz ve hissiz kimi ağıtları

Bıraktım kendi haline, beni benden alan sevdaları, dünya adına hırsları

Heves adına ukde bırakan arzuları, umut olmayan tutkuları, aşk yolculuğunda...



Mustafa CİLASUN

 

MU
14.11.2013 20:58
#1623

Ne derlere" göre yaşama…

993457_679255728776052_1609899306_n.jpg









Yar...

Sen sen ol cefadan söz etme

Şikayetlenmek için kalbini kimseye ayan eyleme

Çile ve cefa zafiyetten sudur ederse gafletindir, hayıflanma

"Ne derlere" göre yaşama, nedenli yaşamaktan kat a uzaklaşma

Akıl ancak bilgiyle hesap edebilir, idrak vicdan ve kalbinden nüksedendir, anla

Adabımuaşeretten hiç korkma, halin en müstesna yerinde sakla ve hayatına uygula…


Mustafa CİLASUN

 

MU
15.11.2013 22:07
#1624

Hangi hicrandan bahsetsem...

554172_680205845347707_474842493_n.jpg









Yar…

Hangi hicrandan bahsetsem

Her nedense derin bir hüzün içimi kaplar

Kayıtsız kalamıyorum, boş verip aldırmazlığa çekilemiyorum

Ne kadar düşlesem ve düşünsem de bir umut adına çare olamıyorum

O vakit ne kadar çok hayıflanıyorum ve sessiz çığlıkların hışmında yaşıyorum…



Mustafa CİLASUN

 

MU
15.11.2013 22:19
#1625

Niçin garip garip bakınırsın...


Orjinal boyutu icin tiklayin 952x596px and 59KB.

1395416_680120268689598_1752035135_n.jpg









Ey can…

Niçin garip garip bakınırsın

Sanki tutuklu kalmış bir sancının vasfısın

Nasıl bir boşluğun kadrine akmak için nedensiz aranırsın

Sanki farklı bir ahdin şahidi, ruhu ve kalbi mizandan sakıt olan cansın

Nasıl bir hicranın ah u zarıyla sabahlayan, geceleri elem yaşayan sessiz bahtsın…



Mustafa CİLASUN

 

MU
15.11.2013 22:25
#1626

Ruhun bizar, gönlün izmihlal...

1468704_680041742030784_695258787_n.jpg









Ey can…

Kalbin en büyük hasmı

Nazargah olduğunu unutturan hevalardır

Nefsin yetisinde sinsi bir ilahlık ukdesi saklıdır

Onu ne kadar ihya eder ve talepleri için kulluğundan vazgeçersen

Ruhun bizar, gönlün izmihlal, emel ve umutların bir çırpıda hazan olur

Kendinin olduğuna kani olduğun hiçbir şey senin değil, bizzat nefesin sahibinindir…




Mustafa CİLASUN

 

MU
15.11.2013 22:31
#1627

Bigâne bir gönül var...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x637px and 136KB.

1459820_680036298697995_1198134808_n.jpg








Yar…

Bigâne bir gönül var

Suretine ne vakit nazar etsem içim sızlar

Aklıma gelen sualler boğazımda düğümlenir

Dil sukut etse bile melal niçin durmak istemiyor yar

Her bahtın bir muradı var, umut halde dem almazsa ayaz tutar

Hazanı hiç suçlama yar, nice içinde sır olan hikâyeler hüzün içinde kime bakar…



Mustafa CİLASUN

 

MU
16.11.2013 17:57
#1628

Aşk seni terk eder...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 39KB.

1460057_680970918604533_251757564_n.jpg










Yar…

Ş
ekli yet,

enaniyet ve hatta

bir zafiyet

Bulunursa kalbin de,

A
ş
k seni terk eder

Tövbe isti
ğ
far,

tevhidi hakikat bir rehber

Zi
ş
anı Efendim,

ma
ş
uk için en güzel bir rehber



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
16.11.2013 18:06
#1629

An kimi ne vakit yakalar...

1469764_680970321937926_1167423761_n.jpg









Yar…

Nasıl bir hal,

an kimi ne vakit yakalar

Gayptan

kim söz eder,

Nefsi’ne bir ayar

Taleptir, hizmettir,

çiledir, metanettir ar

Gösterirsen
ş
ayet azim,

a
ş
k gönlünde açar



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
16.11.2013 18:12
#1630

Aşk öyle ülfettir ki...

1450696_680970045271287_1269796065_n.jpg









Yar…

Ku
ş
lar

a
ş
k ile kıtaları gezerler

Balıklar,

nesiller için akara yüzerler

Develer,

çöl fırtınasını a
ş
kla geçerler

A
ş
k öyle ülfettir ki,

candan vazgeçiren ser



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
16.11.2013 18:17
#1631

Kalp bir nazar gâhtır...

1464635_680969285271363_501433500_n.jpg









Yar…

El yanar,

dil yanar, ten yanar

Sevda öylemi,

niye yüre
ğ
i da
ğ
lar

Alevde ki ısı,

bedende bir sıvı ne arar

Kalp bir nazar gâhtır,

a
ş
k için hardır sorar



Mustafa C
İ
LASUN

 

MU
17.11.2013 15:01
#1632

Ah aşk...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 145KB.

1460055_675438695824422_1218737390_n.jpg











Ah aşk...

Hasretin demisin

Her nefesin umutlarında

Filizlenen bir suhuletsin

Umman letafetinde

Hicranla resmedilirsin,

Kılın sazlarda nağmeleşenisin

Hani nerede kaldı

Şevki heves, artık

Çok geç aşkın

Hikâyelerinden isteğini seç



Mustafa CİLASUN

 

MU
17.11.2013 15:08
#1633

Yüreğimin hüznüyle...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x513px and 110KB.

1012023_675439272491031_1166291011_n.jpg









Yar...

Hali

Melülce bakarım

Dağın efkârında

Gönlümün

Sayfalarını aralarım

Rahmetin tavında

Yüreğimin hüznüyle

Anlamlaşarak

Hasretini yaşarım

Aşk dirliğinde

Bağ bozumunu anlatırım,

Göçebeliğe

İltica merakıyla bakarım



Mustafa CİLASUN

 

MU
17.11.2013 15:14
#1634

Nasıl anlatayım...


Orjinal boyutu icin tiklayin 812x631px and 68KB.

1426648_673962135972078_1852554500_n.jpg










Evet,

Beklide haklısın

Sefilliğin halimdeki

Farkıyla

Uzaklaşan afatsın

Kalbim siteminde

Anlamlaşan salasın,

Hüznün

Revaçlarında umulansın

Nasıl anlatayım,

Nefesin

Kifayetsizliğinde

Mahzunluk yaşayan

Aşkla hicranım



Mustafa CİLASUN

 

MU
17.11.2013 15:20
#1635

İrfan meşalesiyle...

1379405_673334522701506_452526141_n.jpg









Gül

Kokusuyla değer

Atiden söz edileni

Mazi

İbretiyle neyi müjdeler

Dürülen ömürler

Bahtın ikliminde

Sabırla

Arkadaşlık ederek serinler

Kim hakkın

Kelamını dinler,

İrfan meşalesiyle

Kanaati göğüsler

Ve aşka gider



Mustafa CİLASUN

 

MU
17.11.2013 15:25
#1636

Kasvetini yaşatan...

563641_672686679432957_1136014308_n.jpg










Ey canı

Harap eden

Muvazenemde

Cenk nedir ki

Kasvetini yaşatan

Ne bir dua

Ve ne de bir rüya

Hülyalarında,

Sinemde mahzun bırakan

Belki şevk seni,

Ölüm ruhumdaki lekeleri,

Kefen berraklığı

Masumluğa atıftır



Mustafa CİLASUN

 

MU
17.11.2013 15:30
#1637

Duygular renksiz...


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x528px and 61KB.

1441325_672686299432995_1423227941_n.jpg










Şimdi

İçim yasta

Halim

Kıyaslanamayacak kadar

Elem gamında

Zihnim

Anlaşılamayan tuhaflıkta,

Kalbim

Yalnızlık hicranıyla farkta

Niyaz hevessiz,

Duygular renksiz,

Umut şevksiz,

Hayali sukut ritmiyle gemsiz



Mustafa CİLASUN

 

MU
17.11.2013 15:36
#1638

Hicranla arkadaş yaptın...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x647px and 38KB.

563085_672260252808933_941754659_n.jpg











Ne bir

Yar oldun

Ve ne de anlamıyla

Ruhumda baharı koklattın

Neden hissiyatı

Hazanla anlamlaştırdın

Ve hicranla arkadaş yaptın

Ömrüm muhabbetin toprağında

Bizarlığı yaşarken,

Sen zevklerine yaslandın



Mustafa CİLASUN

 

MU
18.11.2013 15:24
#1639

Halimi ibretle yâd edin...

1474400_682100751824883_2131735792_n.jpg








Ey can…

Böyle sefil

Halimi ibretle yâd edin

Mısraların

Muhtevasında serdedilen

Kelimeleri anlayın

Mazinin

Suhuletine kanın,

Atiniz için korkmayın,

Coşkuyla nefes alın

Kimseyi ayıplamayın,

Bahtın

Gelecek vaktinde

Sizlerde hicrana

Kanarak yaşamayın



Mustafa CİLASUN

 

MU
18.11.2013 15:30
#1640

Kalbimin sahifelerinde...

1461839_682100385158253_1770391157_n.jpg








Yar…

Elbet bir gün

Dil şad olarak akacak

Edebin sezgisiyle,

Yüreğin

Hıçkıran sesiyle,

Lal olacak

Aşk letafetiyle

Kalbimin sahifelerinde

Hazzı sürurun

Ülfetine kanacak

Vakit

Sabra bakacak,

Kanaat

Çileyle hasat olacak,

Vuslat

Halimde aşkı nefes olacak



Mustafa CİLASUN

 

MU
18.11.2013 15:39
#1641

Ney'in hüznüyle...

1476083_682100105158281_1840310185_n.jpg









Yar…

Mızrabı hangi

Tele dokundursam

Nefesin hicranını

Neyin hüznüyle

Gönüllere bıraksam

Hissiyatımın

Gözyaşlarını

Tuval üzerinde

Renklerin aşkıyla akıtsam

Ruhumun sancısını,

Kalbimin sızısını,

Melalin o esaretini

Kim hakkıyla anlatacak



Mustafa CİLASUN

 

MU
18.11.2013 15:49
#1642

Düşündükçe...


Orjinal boyutu icin tiklayin 688x480px and 52KB.

999305_682099925158299_314308030_n.jpg










Ey can…

Ne kadar hakir

Görseniz haklısınız

Ömür defterine

Mütemadiyen

Hazzı sürur yazsanız

Zevki tatmin

Ve hissiyatın ruhuma

Akseden sancısı

Ne kar ediyor

Düşündükçe

İçim daralıyor,

Merak

Havsalamı burkuyor,

Yüreğim sessizce ağlıyor



Mustafa CİLASUN

 

MU
18.11.2013 16:47
#1643

Kalan nefesim...


Orjinal boyutu icin tiklayin 717x480px and 48KB.

1393776_682099698491655_521696562_n.jpg









Yar…

Kalan nefesim

Hüzün içinde eriyor

Ne

Günler geçiyor

Ve ne de yıllar

Efkârımı yeniyor

Dert letafetiyle

Ruhumda filizleniyor,

Çile

Kalbimde ikamet ediyor

Kime yönelsem,

Kederimden söz etsem,

Hali fakirliğimi

Ayan ederek göçüp gitsem



Mustafa CİLASUN

 

MU
18.11.2013 16:53
#1644

Dil susuyor...

1424416_682099528491672_315098514_n.jpg









Yar…

Nedamet

İçimi kemirerek

Çürütüyor

Nereye

Nazar eğlesem,

Hazan

Halime refakat ediyor

Dil susuyor,

Yüreğim ağlıyor,

Elem sinemin

Sızısıyla belimi büküyor

Ne yapsam

Çaresi yok,

Müşkül olan

Sürurun garipliğinde

Aşkı anıyor, yanıyorum



Mustafa CİLASUN

 

MU
18.11.2013 17:03
#1645

Hicran demiyle...

1461704_682099355158356_992363971_n.jpg









Yar…

Ruhumun

Mahzunluğu neler söylüyor

Kalbim

Hicranın demiyle

Hüzün içinde göçüp gidiyor

Umutlarım

Hazanlaşıyor,

Hasret

Dur durak bilmiyor,

Çare bekleniyor

Artık sancılar

Fevkalade acı veriyor,

Gönlüm

Sayfalarını dürüyor

Ve öyle titriyor



Mustafa CİLASUN

 

MU
20.11.2013 15:40
#1646

1393676_683369741697984_1935080267_n.jpg





Yar…
Ne kadar hayıflansam
Etrafımda zuhur edenlere şahitlik etmekten sakınsam
İnsan bu kadar sefilleşir mi diye suali aklın ve kalbin sahibine sorsam
Sessiz hıçkırıklarımı satırlara bıraksam, hisseden gönüllere nazar edip ağlasam


Mustafa CİLASUN

MU
20.11.2013 16:26
#1647

İnsan kul oldukça zariftir...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 39KB.

995252_683370151697943_1473362969_n.jpg











Ey can…

Nefes ne kadar latiftir

Hilkatiyle mücehhez olan insan için narin bir ülfettir

İnsan kul oldukça zariftir, idrakin meşkiyle ne müthiş şevk-i abidedir

Edebin hülasasında ki ferdir, hesabıyla yol alan mefkûredir, yoksa akıl niyedir



Mustafa CİLASUN

 

MU
20.11.2013 16:32
#1648

Toplumu nizam eden yasalar...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 45KB.

1393556_683370255031266_1819926098_n.jpg











Niçin…

Durmadan akıyor sular

Rahmetin naibidir henüz fark edemeyen aciz kullar

Toplumu nizam eden yasalar, kalbine ve ruhuna hükmeder Furkan-ı beyanlar

Rabbine yakın oldukça zail olur gamlar, teatinle bereketlenir o kıt kanaat rızıklar



Mustafa CİLASUN

 

MU
20.11.2013 16:39
#1649

İnsan tercihleriyle bahttır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 702x480px and 60KB.

1454556_683370558364569_1808807052_n.jpg











Ey can…

Abdest almak, durulmaktır

Ruhunun sevdası için yol aldıran kuraldır, kalbin için vardır

İraden ne kadar kaim olsa, aşkın vecdi ruhundan sudur etmiyorsa hicrandır

Sığındığın bahaneler ahdettiğin sözü yalanlamaktadır, insan tercihleriyle bahttır



Mustafa CİLASUN

 

MU
20.11.2013 16:47
#1650

Denizlerin lisanıdır dalgalar...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 40KB.

1460999_683370981697860_142052796_n.jpg










Ey can…

Denizlerin lisanıdır dalgalar

Tuval üzerine işlenmez rüzgârlar, içini dağlayan burukluklar

Narın haşyetini gönüllerinde yaşayanlar, nitelikleriyle fark atan kutlu soluklar

Avam kalmak, her şeyden bihaber kalıp yol almak, ölmemek adına yaşamak zandır



Mustafa CİLASUN

 

MU
20.11.2013 16:52
#1651

Ruhunun firkati dinmiyor bak...


Orjinal boyutu icin tiklayin 723x480px and 113KB.

1456748_683371785031113_1322843222_n.jpg









Ey aziz nefes…

Yazdığım her neyse korkma

Bir ömür uykudaymış gibi duyarsız kalıpta sakın solma

Kalbinin inşiraha olan hasretini anla, ruhunun firkati dinmiyor bak, unutma

Beldeler, çöller, dereler, pınarlar, gönlüne hicran zerk eden sancılar kimindir, anla



Mustafa CİLASUN

 

MU
20.11.2013 16:57
#1652

Yanılan bahanelerindir...


Orjinal boyutu icin tiklayin 744x480px and 45KB.

1460004_683371918364433_93457789_n.jpg










Ama…

Lakin duygularınla boğulma

Aklın ve izanın refakatiyle yol almayı da ihmale alma

Anlamadan ve nevine müdrik olmadan, istişarede bulunmadan da kanma

Yanılan bahanelerindir, tedbirsizlikte ki cehlindir, nedensiz teslimiyetindir, bakma



Mustafa CİLASUN

 

MU
20.11.2013 17:03
#1653

Ön yargılar nefsindir

1466047_683372141697744_1744355370_n.jpg










Ve hatta…

İçini titreten histen yoksun kalma

Sevgi ve muhabbet adına gönlünü hasredene, zan içinde bulunma

Ön yargılar nefsindir, cehlin çehresinde ki kerihtir, aklı ve idrak söyle kimindir

Bahanelere kurban gitmek aklıselim için nasıl gerekçedir, can kendini bilmeyendir



Mustafa CİLASUN

 

MU
20.11.2013 17:09
#1654

Farkındalık ihsan ve aklın dilidir...

1480670_683372285031063_404199468_n.jpg









Çünkü…

Nefsin kulluğunu yapan esirdir

Ne ruhunu ve ne de kalbini şerh eden bir nefestir, acziyettedir

Farkındalık ihsan ve aklın dilidir, idrakin ruhundan zuhur eden bir payedir

İltica ettiğin makamdan ne kadar habersizdir, fakirliğin bizzat adresinde ki endir



Mustafa CİLASUN

 

MU
20.11.2013 17:15
#1655

Suskun gözyaşların...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x480px and 40KB.

1391751_683372465031045_985156021_n.jpg








Nihayet…

Uykunun en baskın anında

Henüz ölüm halinde ki kapıyı açmayınca, korkusuz olma

Seni yaratan asla uyumaz unutma, ruhunu ve kalbini hasretmeni bekliyor, anla

Suskun gözyaşların ne vakit ruhuna refakat edecek, kalbi hıçkırıkların dinmeyecek



Mustafa CİLASUN

 

MU
21.11.2013 15:34
#1656

Sancı yaşatan öğüdün...

1456059_683925271642431_1789821865_n.jpg








Ne

Yazık,

Yazık ki şu ömrüm

Şiddetle özlemini

Duyduğum lakin

Koklayamadım

Gülün nefesin

Deryasında andığım

Ve meftun

Olduğum bülbülün

Aşkında sökünün

Feryadımın içselliğimde

Şakıyan ve anlamı

Hakikat olan

Sancı yaşatan öğüdün

Girdabında

Fevkalade esirim

Feda olmadığım müddetçe,

Aşkın narını

Teneffüs etmedikçe

Müşkülü sevdanın

Yelpazesinde

Esin duymadığım

Bir hakikatse ne bizarım

Figan olan

Ve kalbi cenahımda

Hesabın mutlak olan

Acısını sunan

Aşka niyazım

Gel eyleme,

Sevgini engelleme

Bir tebessümün dahi

Bahşettiği süruru

Ne olur hakir görme

Vaktin anında,

Nazarın hazanında,

Umudun solgunluğunda

Hamiyeti esirgeme

Bakir olan muhabbeti,

Teslimiyet için edebi,

Kalbin şad olacak

Sesini hiç unutma



Mustafa CİLASUN

 

MU
21.11.2013 15:40
#1657

Vurgun vaktin bekçisiyim...

1379732_683925058309119_640811401_n.jpg









Ey can…

Neyleyim

Bahtın edebiyim

Sabır içinde boynumu

Bükerek nefesi

Sevk eğlerim

Hamiyete muhtaç olan

Solgun gönül kafesim,

Lal olan bu dilim

Umman için derlediğim

Ve güftelediğim

Hüzzam nağmelerim

Hasreti ilzam eder

Vurgun vaktin bekçisiyim

Ne fark eder,

Gece ve gündüzümle

Ne çok hali fakirim

Niteliği ne bilirim,

İdrakten uzak

Bu elemli nefesim,

Ah kederim

Dinlediğim nağmenin,

Acemaşiran

Sükûnetinde başlıyor

O bırakmayan kederim



Mustafa CİLASUN

 

MU
21.11.2013 15:49
#1658

Neden hüzne akarım...


Orjinal boyutu icin tiklayin 683x480px and 85KB.

1476339_683924764975815_1048197908_n.jpg








Artık bahara

Ermeyen nefesimle

Sine-i melalimde derlediğim

Hicranın sesiyle

Ruhumun muhtaç olduğu

Ulviyetin payesiyle

Neden hüzne akarım

Ah yine başlıyor

Hali fakirliğimde

Dinmeyen efkârım,

Sefilliğe açılan ağıtlarım

Hali iklimimde güz var

Umutlarım kalbi sürura

Ne kadar hasret yaşar

Dile gelen sevda

Ruhum için letafetiyle

Ne ülfetli bahar, aşk bir ar

Artık çalma kapımı,

Nazarlarımda uçsuz bucaksız

Mezarın haşyeti har ey yar



Mustafa CİLASUN

 

MU
22.11.2013 15:40
#1659

İçselliğimde terennüm etikçe...

1003916_684512221583736_48292484_n.jpg









Kalbi

Nizama erişmeden,

Ruhi eminliği hissetmeden,

Seni nasıl anabilirdim.

Halinde,

Sudur eden o güzelliği,

İçselliğimde terennüm etikçe,

Fakirliğimi anıyorum.

Sana asla,

Layık olmadığımı biliyorum,

O bakımdan, sessizliğimle

Suhuletini yâd ediyorum.



Mustafa CİLASUN

 

MU
22.11.2013 15:43
#1660

Hissiyat adına, kalbi yakarış ...


Orjinal boyutu icin tiklayin 900x585px and 104KB.

1469864_684506564917635_353115365_n.jpg













Bizzat

Melalinde demlediğin,

Ne kadar uhde varsa çaresizdi,

Suskunluğun karşısında

Anlaşılır olmak adına

Aşk bir seraptı

Mütemadiyen

Başarmaktan söz etseler de,

Hissiyat adına, kalbi yakarış

Sevdasıyla kuraklık karşındaydı,

İçinden geçirdiğin,

Sığınacağım sabır var demen dahi

Zamanın girdabında ve yokuşun

Sancılarında pek yetmiyordu.

Düşlediğin her şey,

Solgunluğa maruz kalıyordu,

Umut adına, hasretin tavında

Kelam etmek dahi kifayetsizdi.

En bariz ihtiyacın,

Samimiyetle ve

Bakir hislerle sevilmekti,

Çünkü insan olmak yeterli bir sebepti,

Lakin aşk kimin derdiydi…



Mustafa CİLASUN

 

MU
22.11.2013 15:46
#1661

Yaren ikliminde ...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x640px and 121KB.

67092_684111061623852_1886096987_n.jpg









Şevkle

Okuduğum,

Satırlarınız karşısında,

Ne kadar hicrana yaslansam da

İçim hayli kabarıyordu.

Sinemden,

Seni daha yakinen tanımak,

Haline ram olmak,

Yaren ikliminde

Solumak istiyordum.

Çünkü biliyordum,

O kadar çok yutkunduğun,

Hıçkırıkların vardı ki,

Vakıf oldukça içim çok burkuluyordu.

Yaşadığın şarlar,

Çok acımasızdı, teslim olmak vardı,

Hayatın baharında, çilenin

Yumaklarıyla arkadaş olmuştun.



Mustafa CİLASUN

 

MU
22.11.2013 15:50
#1662

Uzak diyarlardan...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 41KB.

1374873_684503691584589_636308699_n.jpg










Aslında

Hissettiğim

Ne bir sevdanın başlangıcı

Ve ne de bir hicranın sancısıydı

Sadece bildiğim hazdı.

Uzak diyarlardan,

Serdettiğiniz kelamın karşısında,

Ne kadar yüreğim yansa da,

Lakin kuşandığın hicranla,

Lütfediyordunuz,

Kalbi kanaatinizi sevk ediyordunuz,

Sevgi adına halinizi hasrederek

Şevk bahşediyordunuz



Mustafa CİLASUN

 

MU
23.11.2013 15:18
#1663

Halin devranında ...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 58KB.

1479475_685000604868231_2037059630_n.jpg









Yar…

Ecir nerede aranacaktır,

Kalp kim için

Bağışlanan fütuhattır,

Ruhun bizarlığı

Kim için hakikati hazandır,

O an şaşılacaktır.

Aşk kendi ikliminde,

Zaman bir düşün

Kimin kadrinde,

İdrakin eşiğinde,

Toprağın bereketiyle,

Yağmur serinliğinde!

Oysaki ne dağlar

Ve ne de eşsiz

Yamaçlar geçit vermez,

Halin devranında

Nefeslenmeyeni istemez

Ve asla haz etmez!



Mustafa CİLASUN

 

MU
23.11.2013 15:20
#1664

Fevri sevdalar...

1470369_685001684868123_803514428_n.jpg









Ey can…

Ondan uzaklaşmak,

Kuraklığın kadrinde

Nefes almaktır,

Rahmet adına ne vardır

Muhabbet ancak

Aşk için olandır.

Fevri sevdalar,

Anlamsız lafazanlıklar

Kimler için aşktır

Ve ne de kalbi inşirahtır

Hak adına olmayan

Bir hezeyandır.

İşte o vakit,

Aldanmak ve aldatmak vardır,

Vefa sorgulanmayan anlamdır,

Sadakat kim için şart olandır.



Mustafa CİLASUN

 

MU
23.11.2013 15:22
#1665

Cezbeden hazdır...


Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 35KB.

1463027_685003978201227_2080699093_n.jpg









Biliyorum ki

Hissedileni anlatmak için,

Ne kıtanın uzaklığı ve ne de

Varlığın azlığı bir sancıdır.

Sevmek,

Şayet muratsa o ilgadır,

Cezbeden hazdır,

Yaşamak adına hardır,

An için şarttır.

Nasip haktır,

Aramak hak adına vuslattır,

Rekabet niye vardır,

Kalpler ancak

Sahibiyle anlamlıdır.



Mustafa CİLASUN

 

MU
23.11.2013 15:24
#1666

Hicran içinde anlattım!


Orjinal boyutu icin tiklayin 918x637px and 64KB.

1454984_685004711534487_1040786955_n.jpg










Figan ile…

Solgun çiçekleri andım,

Kanatsız ve çırpınan kuşlarla

Yaşamaya alıştım,

Yapraksız dallara ve

Hırçın kayalıklara

Nedense seni anlattım!

Orada hüznü yudumladım,

Sancılarımla baş başa

Sukutu hali yaşadım,

Uzaktan da olsa sana

Yılmadan sevdamı

Hicran içinde anlattım!

Ve takatsiz ağladım,

Aşk için çileyi

Derleyip teneffüs ettim

Ve niyaz ettim

Mağdur olmamanı diledim

Nasip böyleymiş dedim!



Mustafa CİLASUN

 

MU
23.11.2013 15:26
#1667

Kemani yüreğim...

996062_685034694864822_53242958_n.jpg




Evet,

Nihayetinde

Kalan bizar ömrüm

Hazanlaşacaksa ve şevk

Kalamayacaksa da,

Sürur bulunmayacaksa

Heyecan çok uzaklardan bakınca!

Şarkılar ne kadar anlatsa da,

Kemani yüreğimi

Dağlayıp bayıltsa da,

Aşk, kalbin inşirahında

Anlamlaşıp maksut için olunca!

Feveranlar çıkıyor karşıma,

Sinem her ne kadar

Darlığa mahkûm kalsa da,

Gözyaşlarım nedameti ansa da

Ruhum hicranını yaşıyor işte!



Mustafa CİLASUN

 

MU
23.11.2013 15:28
#1668

Mahzun kalbim uğraşta...

374512_685034958198129_1205227796_n.jpg








Artık…

Her ne dense

ve ne söylense,

Senin için kifayet

Etmeyecektir bilirim,

Hüznün anlamsızlığında sefilim,

Kalbim yılgın böyleyim.

Sevmek adına her ne varsa,

Dalgaların hicranı

Mütemadiyen anlatsa,

Gök kubbeden yıldırımlar sarksa,

Mahzun kalbim uğraşta.

Sormak adına her ne varsa,

Şayet maksat

Ram olmak için şartsa,

Muhabbet karşılıklı olmayınca

Neyleyim sen var git yoluna.



Mustafa CİLASUN

 

MU
23.11.2013 15:30
#1669

Tükenmeyen hıçkırıkların...

1456644_685035148198110_569065437_n.jpg








Yar...

Ne kadar hazin ki

Sende vefasız bir yolcusun,

Solgun kalbim feryat ederken,

Nefesim tükenirken.

Bir evlada demeden,

Gitmelerin seyrinde demlenirken,

Tükenmeyen hıçkırıkların

Sağanağında geçip gidersin.

Ne halin muvazenesinden,

Ver ne de vefanın

Kadrinden nasiplenmeden,

Heveslerinin renklerinde

Sırnaşık halinle ve giderken!



Mustafa CİLASUN

 

MU
24.11.2013 14:16
#1670

Tınılar yüreği burkunca...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x556px and 50KB.

1378494_667661856602106_3369245_n.jpg








Şimdi

Ne deyim

bilmem ki fakirliğimle

Edebe fevkalade ihtiyaçlı

kimliğimdeki sesle

Ey gönlümde

mahzunluğunu koruyan aheste,

söyle hevesler nerde

Bilirim ki

merakın kertiğindesin

Zarif halinle nefeslere

fevkalade bir şevksin

Lakin ancak

seni anlayan için

seferber olan cihanın

en nadidesisin

Mekanlar çok farklı olsalar da

Tınılar yüreği burkunca

ve gönül yelpazesinde aşk

İdrake kapı aralayınca,

işte o vakit

çekiliyorum sessizliğime acizce



Mustafa CİLASUN

 

MU
24.11.2013 14:19
#1671

Muhabbetinin derdiyle...


Orjinal boyutu icin tiklayin 720x511px and 33KB.

1429_668747626493529_1754263133_n.jpg








Evet,

Biliyorum ki farkımız çok

Ruhumdan bariz bir şekilde

tebarüz eden hal sanki ok

Kalbim af’ın karesinde

mütemadiyen yaşıyor

susuzluğunda hazzı şok

Gel artık kertmeyle kem terliğime

Artık kafi de meramı melalden

sudur eden ahvalime

Muhabbetinin derdiyle

ve hilmin asudeliğinde

sevdama temaşa eyle

Hasret gönlünü ve muhabbetini

Toprağın bağrından

fışkıran filizlerin serencamıyla

Ve ruhunun nazar eylediği,

dur durak bilmeden temaşa ettiği hal ile

Basiretsizliğimi pekala bilirim

Kimseye bir şey demeden

sadece ahvalime çekilirim

Sana mütemadiyen niyaz eğlerim

ve muhabbetimi serdederek giderim



Mustafa CİLASUN

 

MU
24.11.2013 14:21
#1672

Anlatayım!

1476419_681734718528153_1878598674_n.jpg








Anlatayım

Fakat bilmem ki

nerden başlayayım

Halinin bariz suhuletine

belki çok yabancıyım

Lakin sakinliğin esrarında

bir hancıyım ve

temaşa ile duacıyım

Yıllar var ki

ne derleri bırakmıştım

Kendi ahvaliyle hemhal olan

aciz bir muradım

Kimden haddim

olmayarak ne umarım,

yalnız sokakları koklarım

Gün içinde

gönlümün rüzgarındayım

Geceleri ruhumla

arkadaşlığıma öyle bakarım

Ve kalbimin sahifelerinde

muhabbeti yoklarım

ve aşkı sayıklarım



Mustafa CİLASUN

 

MU
24.11.2013 14:29
#1673

Sevinç gülü açmaz uyurken...


Orjinal boyutu icin tiklayin 1024x708px and 40KB.

1421281_684652204903071_216981459_o.jpg








Aşk

Yoksa sinede dünya neye yarar

Ben düşündükçe var, olmazsa neye yarar

Uyurken rüyanda akıllı bir insan

Uykudan uyan sevinç gülü açmaz uyurken

Gerçeği bilmeliyiz her dem madem

Fikret meyince bir düşün neye yarar o âdem

Bir ömür kuşku içinde kalmak nahoş

Böyle karanlıkta ha ayık olmuşun ha sarhoş

Neye yarayacak anlamsız olan dilekler

Dünya ders almak için tefekkür edene yeter



Mustafa CİLASUN

 

MU
24.11.2013 14:32
#1674

Ne buse konduran kızıl dudaklar...


Orjinal boyutu icin tiklayin 800x525px and 43KB.

564042_685114208190204_635159701_n.jpg









Yar…

Hayatın nevinde şu olan bitenler var ya

Senden habersiz açan baharı niyazlar

İnsan için dinmeyen heyecanlar

Akan kanlar taş üstünde taş bırakmayanlar

Üzülme taş yağsın bir can kalmasın

Ne geçmişi düşün ve ne gelecekten kork

Sen olmayınca güller, sevgiler

Dillerden düşmeyen aşklar hiç yok

Ne buse konduran kızıl dudaklar

Ve nede mis kokulu rengârenk erguvanlar

Seninle anlamlı sabahlar, akşamlar

Sensiz sinelerde ne gün var ve nede bahar

Sensiz çekilmiyor tasalar, sevinçler

Ancak seninle anlamlıdır tüm geceler



Mustafa CİLASUN

 

MU
24.11.2013 14:34
#1675

Nura gark olmak bir zanaattır...

1441322_685153474852944_240147730_n.jpg









Aşk...

Varlığımın

t
üm cenahlarında

Kadrinin vaaz edilen

pervazları arasında hep varsın

Kim için umut sahifesinde anlamlaşan

hakikatsin ve müthiş farksın

Seni anmak e anlatmak haktır

Hak hakikat için muhabbeti

hasredilen yegane tavdır

Sevda, gönül ikliminde dinmeyen

bir hardır ve senin deminle vardır

Seni anlamak bizzat yaşamaktır

Tensellikten kurtularak

nura gark olmak bir zanaattır

Nefesler, müddeti içinde tevdi edilen,

zamana mebni olan seyahattir



Mustafa CİLASUN

 

MU
24.11.2013 14:37
#1676

Bilmem ki neye tekabül edersin


Orjinal boyutu icin tiklayin 1024x676px and 47KB.

893600_685475428154082_1959050843_o.jpg











Ey aşk…

Şayet sen

kalple kavilileşensen

İnsan kimliğinde namütenahi

müstesna bir güzelliksen

Hak adına ram olan kuvvetin

derdinde ve denginde

faziletsen çık gel

Bilmem ki neye tekabül edersin

Kimin kalbindeki teslimiyete

meylederek zuhur edersin

Hakkın ihsanını nasıl tevdi edersin

ve kararan kalbime deva sunarsın

İnsanlık aç ve nelere muhtaç

Bilinç uzaklaştıkça, muhabbet

kimler için zaruri ihtiyaç

Kul olmak sana muhtaç ve senin

sağanağında vuslata susamakta fark



Mustafa CİLASUN

 

MU
24.11.2013 14:39
#1677

Neyleyim nefsimle iç içeyim...


Orjinal boyutu icin tiklayin 1024x683px and 44KB.

1412401_685482731486685_569226567_o.jpg








Ruhum

asudeliğinde korkak

Kalbim varlık namına

maslahatlarla uğraşan bir cenah

Sensiz yaşamak ne bir fark ve ne de

bir sanat, kitabi olmak aşkla ancak

Temaşa ettiğim hakikatsin

Sen anıldığın her yerde

lamekansın ve çileyle anılansın

Muhabbet ikliminde vazgeçilemeyen

sadakatsin ve nasiple çok alakalısın

Neyleyim nefsimle iç içeyim

Terbiye ve tedavi manasında

sefilleşen bir abdiacizim

Dervişlik namına kederdeyim ve

takiyeler bendinde fakirleşen bir nefesim



Mustafa CİLASUN

 

MU
24.11.2013 14:41
#1678

Ruhumun ikliminde...


Orjinal boyutu icin tiklayin 1024x680px and 122KB.

1404613_685484038153221_1401874336_o.jpg









Efendim için

hasret çekenim

Özlemi içinde divaneleşen

aciz nefes olarak kefilim

Kim için niyaz ederim

ve önyargısız nefesler için

aşkın bizatihi adresi derim

Ey hak, seninim ve bilirim

Kalbimin derinliklerinde

sensizlikten imtina ederim

Ruhumun ikliminde

verdiğim sözün ahinde sabitim,

acizliğimle affını dilerim



Mustafa CİLASUN