BUGÜNKÜ SÜLEYMAN VE DÜNKÜ SÜLEYMANNAME
M.NİHAT MALKOÇ
İnsanlar zamanla ne kadar da değişiyor. Öyleki tanınmaz hâle geliyorlar. Buna en güzel örnek, altı kere gidip yedi kere siyasî arenaya dönen Demirel’dir. Bir zamanlar inançlı kesimin oylarıyla Türk siyasetine yön veren bu zat bugün, yediği çanağa tükürmekten gocunmuyor. Geçenlerde eski başbakan ve de cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel’in bir televizyon kanalında söylediği sözler, kamuoyunun büyük tepkisiyle karşılandı. Demirel, tepki toplayan konuşmasında başörtüsüyle ilgili olarak şunları demişti: “Orası üniversite, oranın kuralları var!.. Danıştay, Anayasa Mahkemesi karar vermiş. İlla başı bağlı okumak istiyorsan, başı bağlı olarak okunabilen yerler var, oraya git!.. Arabistan’da falan öyle yerler vardır, oraya gidin, orada okuyun! Türkiye geriye gitmez! Türkiye laiklikten vazgeçemez. Herkes aklını başına toplasın. Türban özgürlük falan değildir!.. Bu gericiliktir!”
Bu toprağın Nene Hatunlarının, Kara Fatmalarının mirasçılarını Arabistan’a göndermek hangi akla hizmettir? Sizin özgürlük anlayışınız bu mu? Türk şiirinin üstatlarından sayılan Necip Fazıl Kısakürek sözünü sakınmayan, doğru bildiğini her ortamda ve zamanda dile getiren dürüstlük abidesi bir insandı. Gerçek şairler çok iyi bir gözlemcidir aynı zamanda. Bizler Demirel’in bugünkü sözlerine şaşırsak da Kısakürek, bundan on yıllar evvel bu siyaset cambazının ipliğini pazara çıkarmıştı. Üstat Necip Fazıl, bundan tam otuz beş sene evvel(1971’de) yazdığı bir şiirde Süleyman Demirel’in portresini kelimelerle şöyle resmetmişti:
Sen gül diyarının yapma gülüsün!
Aynı yapmacıkla Çoban Sülü’sün!
Yoktur izlediğin bir dava yolu;
Bir bu yan, bir şu yan, büküntülüsün!
Türk’e zıt sermaye merkezlerinden,
Bir zikzaklı yolda hep, güdülüsün!
Millî yekparelik gelmez işine;
Bu yüzden parçalı, bölüntülüsün
Ve devlete mason biraderlerin
Tam da maslahata denk ödülüsün!
Ne sır sendeki bedava oluş!
Problemler içinde en müşkülüsün!
Fikir dağlar boyu kocaman kitap;
Sen de o kitabın bir virgülüsün!
Böyleyken ustasın gözbağcılıkta;
Cüceler sirkinin baş Herkülüsün!
Gözyaşı ve çığlık vatanında sen,
Hüzün bahçesinin şen bülbülüsün!
Büzülmüş susarken mahzun hakikat,
Davuldan ziyade gümbürtülüsün!
Teokratik rejim olmaz deyip de,
Peşinden Müslüman görüntülüsün!
Kolera, vergiler, zamlar, enflasyon;
Bir felâketsin ki, bin bir türlüsün!
Gelirsiz giderli bütçelerinle,
Her yıl, milyar milyar köpürtülüsün!
Okka okka vicdan satın alırsın;
Topuzu altından oy baskülüsün!
Bir gökdelen sanır seni gören göz;
Bilmez ki, temelden çöküntülüsün!
Büyük Kongre, dikiş tutturduğun yer;
Meclise gelince söküntülüsün!
Bağlısın hak bilmez yeminlilere;
Hakkı bilenlerden çözüntülüsün!
Üçbuçuk mebusa kaldı diye fark,
Kim bilir, ne kadar üzüntülüsün!
Millet gökten adam dilensin, dursun!
Ümit fakirinin keşkülüsün!
Kuzum, senin neren Anadolludur?
Türk’e Amerikan püskürtülüsün!
Farkın şu ki, eski Başbakanlardan,
Sen o belaların son püskülüsün!
Bu dörtlüklerden sonra bize söz düşmez doğrusu… Şair muhatabının portresini bir röntgenci gibi kusursuz ortaya koymuş. Bu söylenenlerin hangi birine itiraz edersiniz? Belki az söylemiş, dahası var diyebilirsiniz. Dahasını söylemek de edibe yakışmaz. Yıllarca bu siyaset cambazının arkasından giden mütedeyyin insanlar kim bilir hangi akla hizmet için bu yola revan olmuşlardı. Çünkü son söylenenler, Demirel’in ne ilk, ne de son sayıklamalarıdır. Bunu görmemek için kör olmak gerek. Oysa Müslüman basiretli olmak zorundadır. Aksi hâlde dost(!) silleleriyle adamın ensesini pazıya çevirirler. Rabbim bizlere basiret nasip eyle, eyle ki böyle tarihî sorumluluğu olan hatalara düşmeyelim.