Üstad'a olan bu özel ilgimin nedeni sık sık sorulur... Ben bu sorulara şu satırlarla yanıt veririm.. :)
Üstad Necip Fazıl derken Bediüzzaman Said Nursi, İkbal, Elmalılı, Babanzade, Filibeli Ahmet, Sait Halim Paşa, Şeriati, Mevdûdî, Seyyid Kutup Sezai Karakoç Mehmet Akif Ersoy, Süleyman Hilmi Tunahan, ve Mehmet Zahid Koktu gibi düşünürleri göz ardı edecek değilim Çünkü bu büyük zatlar da Necip Fazıl gibi, İslâm davasını savunacak nesiller yetiştirmek için çaba harcamışlardır. Hepsinin büyük idealleri vardı. Hepsinin dava ve inancı ortaktı. Bugün yetişen Müslüman gençlik, onların ortak eseridir..
Özellikle Üstadın beni en çok etkileyen özelliklerinden bazıları satırlarındaki anlam inceliği ve kullandığı dil zenginliği ile birlikte üstadın korkusuz,cesur ve polemikçi olması, fikir namusu taşımış olması, kubur fareleri olarak nitelendirdiği azgın azınlığa en güzel şekilde haddini bildirimiş olması yaşadığı dönemde, İslâm düşmanları ile pervasız kalem mücadeleleri etmiş olması, asıl sanat, Allah’ı aramak, deyince bohem günlerinde aldığı alkışlar birden bire kesilip eski çevresi tarafından yalnızlığa terk edildiğinde bile maveradan gelen sesi ruhunda duyup ve ölümsüz hakikati kucaklamış olmasıdır. Çünkü. Türkçenin en mühim şairinin, gözünde sahte alkışların bir değeri yoktu. Bu sebeple alkışların kesilmesini önemsemeden daha büyük bir gayretle aşkla yoluna devam etmişti. Kalabalıklara yanıldıklarını, yanıltıldıklarını haykırmış “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak” Haykırsam kollarımı makas gibi açarak.” Eserlerinde hayata anlam kazandıran manadan uzaklaşıldığını, toplumun ruh köküne kibrit suyu döküldüğünü sıkça vurgulamış olmasıdır, Milletimizin sahip olduğu İslâm mirasından koparılmak ve köklerimizden uzaklaştırılmak istendiğini gür bir sesle kimseden korkmadan kimseye papuç bırakmadan haykırmış olmasıdır..
Bana göre Üstad sadece Sultanü’ş Şuara (Şairler Sultanı) değil aynı zamanda büyük bir iman aksiyon fikir adamı mütefekkür, mücadele ve gönül adamıdır.
Profesyonel ve amatör olarak hayatının bir çok döneminde tiyatro yapmış ve Shakspeare dilini Shakspeare eserlerini yakından tanıyan biri olarak şunu rahatlıkla söyliyebilirimki üstadın eserleri Shakspeare nin eserleri ile yarışacak dil zenginliği ve analam inceliği kalitesindedir..
Necip Fazıl, din ve maneviyat düşmanlarına karşı, kalemiyle örnek bir mücadele verdi. Büyük Doğu dergisini çıkardı. Tarihî, siyasî ve İslâmî kitaplar yazdı, konferanslar verdi. Piyesler, hikâye ve romanlar da yazan Necip Fazıl, şair ve mütefekkir Necip Fazıl’ı aşamadı. O bir devre ışık tuttu. Amansız polemikler yaptı. İslâm düşüncesinin yılmaz bir savunucusu oldu. Bağnazlık, yobazlık, cahillik, din düşmanlığı ile mücadele etti. Kavgaları, mücadelesi, eserleri ile örnek bir hayat sürdü. Ötelerden habersiz sistemle kavgası hiç bitmedi:
“Ey genç adam, bu düstur sana emanet olsun:
Ötelerden habersiz nizama lânet olsun! ”
Yalan söyliyen tarihe isyan edip Sultan Abdulhamite giydirilen kızıl sultan yaftasına ulu Hakan diyerek karşı çıkanda Necip Fazıldan başkası değildi.
Herkesi dinlendiren uyku bile üstadın ıstırabını azaltmamış ruhunda yaman fırtınalar esmiş, acılardan acılar beğenmiştir. Herkes için sıradan olan günlük hayat, onu gerçek hakikate varana kadar bunaltmıştır. Belkide ona olan özel ilgimin en büyük nedeni zaman zaman bu hissiyatı yaşamış olmam ve üstadın bu duygulara en iyi tercüman oluşudur… Allah Rahmet eylesin... Mekanın cennet olsun üstadım...