Birinci Dünya Savaşı'nın Neden Ve Sonuçları

Başlatan: ÇAY TİRYAKİSİ Tarih: 29.06.2009 15:21 Cevap: 2

ÇA
29.06.2009 15:21
#1

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞININ NEDENLERi

 

Birinci Dünya Savaşı’nın nedenleri ana hatlarıyla şu şekilde sıralanabilir:

 

1) Sömürgecilik

2) Fransız İhtilali’nin Getirdiği Milliyetçilik Cereyanları

3) Silahlanma Yarışı

4) Avrupalı Devletler arasında Ekonomik ve Siyasî rekabet

5) Şark Meselesi

6) Avusturya Macaristan Prensinin Sırplı bir Milliyetçi tarafından öldürülmesi.

7) Bazı özel nedenler.

Yukarıdaki gelişmeler fazlasıyla iç içe girdiğinden ayrı başlıklar halinde incelemek yerine birlikte ele alacağız.

 

Almanya ile İtalya’nın Siyasî birliklerini kurması, Avrupa dengesine yeni bir şekil vererek Balkanlardaki Millî duyguları kamçılamış ve 1870’den sonra Balkanlar, Avrupa diplomasisinin başlıca faaliyet alanlarından biri haline gelmiştir. Birinci Dünya Harbi’nin bir provası olarak değerlendirebileceğimiz 1908-1909 Bosna Hersek Buhranı ve 1912-1913 Balkan Savaşlarından sonra 1914’te Birinci Dünya Harbi de infilâk ettirici kıvılcımını buradan almıştır. Bismark’ın Alman İmparatorluğunu korumak için uyguladığı barış kombinezonları, sonuçları itibariyle Avrupa’yı bloklaşmaya ve bloklar arasındaki rekabet ve silahlanma yarışına götürmüştür.

 

Alman birliğini, Siyasi, Askerî, İktisadî olarak aynı zamanda kuvvet ile kuran Bismark, Almanya’nın hayatını devam ettirebilmesi için güçlü olması gerektiğinin farkındaydı. Bu sırada Alsas Loren bölgesini Almanlara kaptıran Fransa’nın müttefik arayışına girdiğini

gören Bismark, bir yandan Almanya’yı güçlendirmeye çalışmış, öte yandan Avrupa’da

müttefikler aramaya başlamıştır.

 

Bu durumda birbirinden çekinen bu iki devlet Sınaî, İktisadî, Askerî, Siyasî, Sosyal, Fikrî ve Teknik rekabete girişmişlerdir. Onlarla ilişkide bulunan Dünya devletleri de bu rekabete iştirak etmiş ve 1871-1914 arasında ‘Silahlı Sulh Devri’ olarak adlandırılacak dönem başlamıştır. Öte yandan Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı fikirlerin devletler ve milletlerin davranışına yeni istikametler vermesi, Liberalizm hareketlerinin münasebetlerde yeni çatışma konular ortaya çıkarması, daha da önemlisi Milliyetçilik hareketlerini tetiklemesi önemli gelişmelerdendir. Daha önce ele aldığımız, Almanya ve İtalya Siyasî birliklerinin kurulması olayı da Milliyetçilik düşüncesinin sonucu olarak ortaya çıkacaktır.

 

Yine Endüstrileşmenin XIX. yy içinde kazandığı yeni hız ve bunun sonucu olarak gelişen ve genişleyen Sömürgecilik, Diplomatik münâsebetlerin alanını, Avrupa’nın dar sınırlarından çıkararak yeni kıtalara, Afrika ve Uzakdoğuya yaydığı gibi, çeşitli kombinezonlarla bloklaşan büyük devletler arasındaki çatışma alanlarını ve İmkânlarını da artırmıştır.

 

Almanya’nın denizlerde ve sömürgelerde İngiltere ile rekabete kalkışması ve böyle bir şeye tahammül edemeyecek yapıda olan geleneksel Britanya siyasetinin ne olursa olsun Almanya’yı ezmek istemesi de bu doğrultuda gelişmelerdendir.

 

Bu durumda, 1888’de ölen Alman İmparatoru I.Wilhelm’in yerine geçen II.Wilhelm’in dış siyaseti Bismark’ın elinden alarak emperyalist bir yön vermesi önemli rol oynamıştır. Almanya’daki bu değişim hakkında fikir vermesi için Bismark dönemiyle sonraki dönemde izlenen siyaseti karşılaştıralım:

 

Bismark döneminde, Almanya’nın sömürgeleri yokken Üzerinde Güneşin Batmayan imparatorluk olan İngiltere’nin sömürgelerinden henüz hiç bahsedilmemiş, İngiltere’nin zaman zaman Avrupa’da yaptığı müdahalelere ses çıkarılmamış, İngiliz malının satıldığı pazarlara Alman malı gönderilmemekle rekabet önlenmiş, İngiltere’nin kara ve deniz kuvvetlerinden bahsedilmemiş, bu gibi nedenlerle 1890’a kadar İngiltere, Fransa ve Rusya’ya uzak durmaktayken Almanya’yı kendine yakın bulmuştur. Öyle ki İngiltere’nin Almanya ile birleşeceği sanılmaktaydı.

 

Bismark’ın 1890’da ölümünden sonra II.Wilhelm, onun tam aksi bir siyaset takip etmeye başlayacaktır. Bu dönemde İngiliz mallarının satıldığı pazarlara Alman sanayi malı gönderilerek İngiltere’nin zarara uğramasına yol açılmış, Wilhelm demeçleriyle İngiliz sömürgelerinde gözü olduğunu ima etmiş, Alman donanması güçlendirilerek İngiltere’nin

 

Mısır ve Hindistan’daki menfaatleriyle Rusya’nın Panislavizm ve Boğazlar üzerindeki

menfaatleri tehdit edilir hale gelinmiştir. Bu durumda endişelenen İngiltere, Fransa ile olan meselelerini halletmiş ve 1904’te Fransa, 1907’de de Rusya ile birleşmiştir. Bundan sonra devletler Malî, Siyasî, Askerî vd amaçlarına ulaşabilmek için savaşı zaruri bir vasıta olarak göreceklerdir.

 

Rusya’nın Uzak Doğu’da Japonya tarafından durdurulmasından sonra yeniden Balkan siyasetine sarılması, Boğazları ele geçirmek, hiç olmazsa kendi lehine açmak için zemin hazırlamak istemesi, durmadan küçük balkan devletlerini Türkiye ve Avusturya Macaristan’a karşı kışkırtması da önemli gelişmelerdendir.

 

Avusturya Macaristan’a gelince, bu devletin Rusya ile Balkanlarda rekabet içinde olduğu ve Balkanlardaki Rus etkisine karşı mücadele ettiği görülecektir.

 

Şark Meselesine gelince, Osmanlı Gazilerini Gelibolu yarımadasına çıkmalarıyla başlayan ‘Şark Meselesi’, önce Türklere karşı Avrupa topraklarını nasıl koruyabilmek ve 1683 Viyana Bozgunu’ndan sonra Türkleri Avrupa topraklarından nasıl atabilmek yönteminde gelişmişti. Bu tarihte Viyana Kuşatması’nın başarısızlıkla sonuçlanması üzerine yeni bir döneme (Geride kalma) girildiği görünür hale gelen Osmanlı Devleti’nin bu durumu Avrupalı güçlerin Şark Meselesi adıyla bilinen ve Osmanlı Devleti’ni tümüyle Avrupa’dan çıkarma genel esasına dayanan bir projeyi yeniden ortaya koyabileceklerinin ilk işaretlerini vermeleriyle sonuçlanmış XVIII.yy’ın sonuna yaklaşıldığında Rusya, Fransa ve İngiltere, gerilemekte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun geleceğini tayin etme çabalarına girişmişlerdir.

 

Kısaca özetlersek Fransız İhtilali’nin getirdiği fikirler, Sömürgecilik ve buna bağlı olarak Silahlanma yarışı, Avrupalı devletler arasındaki Siyasî ve Ekonomik rekabet , Şark Sorunu gibi etkenler Birinci Dünya Savaşı’nın dinamiklerini ortaya çıkarmıştır. Süreç içerisinde de İngiltere, Fransa ve Rusya’dan oluşan İtilaf Devletleriyle Almanya, Avusturya Macaristan, İtalya’dan oluşan İttifak Devletleri karşı karşıya gelecek, İtalya’nın İtilaf devletleri safına geçmesi ve Osmanlı Devleti’nin savaşa Almanya’nın yanında katılmasıyla saflar belirginleşecek ve iş bir kıvılcıma kalacaktır.

 

 

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN SONUÇLARI:

 

Dünya tarihinin en önemli olayı olarak kabul edilen Birinci Dünya Savaşı dünya tarihinin ilk global savaşı olup asker ve sivil, büyük kayıplar verilmiş, Avrupa’da güç dengesi değişmiş, Avusturya Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti parçalanmış ve yeni devletler ortaya çıkmış , Rus Çarlığı ile Alman İmparatorluğu Tarih içindeki ömürlerini tamamlayarak Avrupa’da boşluk meydana getirmişler, savaş sonucunda dört imparatorluğun yıkılması Fransa’nın Avrupa’da sivrilmesinin önünü açmış , savaştan en kârlı çıkan devlet İngiltere olmuş , Rusya etkisiz kalırken Fransa ikinci plana düşmüş, Cemiyet-i Akvam kurulmuştur. Yine bu savaşta uçak, denizaltı, tank , kimyasal silahlar kullanılmıştır.

 

Yaklaşık 5 yıl süren savaş (1914-1918) Avrupa’da patlak vermiş ve özellikle bu kıtada cereyan etmiş, bir kısmı Ortadoğu’da ve Rusya’nın batı bölümünde yaşanmıştır. Bu büyük savaşa 20 kadar ülke taraf olmuş ve 10 milyona yakın insan ölmüştür.

 

Savaşın Stratejik sonuçları ise şöyle özetlenebilir:

 

Büyük bir Askerî güç olan Almanya ezilerek bir süre için dünya politik sahnesinde tehlike oluşturmaktan men edilmiş ve Afrika’daki kolonilerine el konarak sömürgecilik yarışında saf dışı edilmiş, Rusya’da Çarlık rejimi çökmüş, Bolşevik İhtilali patlak vermiş, tehlikeli olmaktan çıkmış, Osmanlı’nın çöküşüyle İngiltere ve Fransa Ortadoğu’ya yerleşerek Hindistan’a giden yolları güvenceye almışlar, Ortadoğu’nun petrol kaynaklarına sahip topraklarını da kontrollerine almışlar, bu savaşın yeni silahlarından hava kuvveti, zırhlı birlikler, denizaltı gemileri ve deniz kuvvetinin gücü anlaşılmış ve daha sonraki savaşlar ve politikalar için bu silahların yapımına önem verilmiş, zamanla Almanya, İtalya, Rusya ve Japonya bu alanda hızla hazırlanmışlar, ABD, savaşın bir bölümüne katılmışsa da savaştan sonra kabuğuna çekilme ve tarafsızlık politikasına (İzolasyonizm) dönmüştür. Bu dolgu da Avrupa’da Hitler’in Nazi Almanyası’nın, Faşist İtalya’nın ve Pasifik’te yayılmacı ve militarist Japonya’nın sonraki saldırılarının önünü açmıştır.

 

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE TÜRKİYE

 

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye, büyük kayıplara uğramış, Türkler 2.200 yıllık tarihinin en büyük topyekün felaketine maruz kalmışlar, Türkiye’nin hiçbir zaman istila görmemiş en değerli toprakları, Anadolu’nun içlerine kadar tahrip edilmiş, Türk ekonomisi büyük yıkıma uğramış, asrın başlarında 50-100 bin nüfusa sahip sahip Anadolu şehirlerinde nüfus yarıdan fazla azalmıştır.

 

İKİ SAVAŞ ARASI DÖNEM: GEÇİCİ BARIŞ

 

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından yapılan Barış Antlaşmaları harita üzerinde bir düzen oluşturmakla birlikte, milletler arası hayatta istikrarsız ve sallantılı düzenin bütün iç unsurlarını kapsamış olduğu için barış 1929-30 yıllarına kadar bir takım kaynaşmalarla ancak korunabilmiştir; fakat bu yıllardan sonra olaylar bir eğik düzey üzerinde hızla yuvarlanarak 1939’da İkinci Dünya Savaşı’nın sert kayasına çarpacaktır.

 

MİLLİ MÜCADELE HAREKETİNİN BAŞLAMASI VE TÜRKİYE’NİN KURULUŞU

 

Montesquie’nun Güneş İmparatorluğu’nun yıkıma uğraması sonrasında Kuvai Milliye hareketi ve Millî Direniş başlayacak, dış ve iç düşmana karşı yürütülen savaştan sonra Osmanlı Devleti’nin enkazı üzerinden doğan ve yükselen Genç Türkiye yoluna devam edecek, Cihan Harbi’nin yıkımlarını gören kadro ve bu kadroya yakın kimselerle girilen İkinci Dünya Savaşı arefesinde ilk savaşta başarılamayan ‘Tarafsızlık Siyaseti’ şu veya bu şekilde uygulayıp ısrarla sürdürecek; ancak savaşın doğrudan yıkımlarından kaçınılsa da dolaylı yıkımlarından kaçılamayacak ve İkinci Cihan Harbi de çağdaşı Birinci Cihan Harbi gibi kasıp kavuracaktır!

 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

 

Avrupalı devletler arası çıkar savaşları sonucunda ortaya çıkan, çeşitli etki ve etkenlerle yayılan Birinci Dünya Savaşı, Maddî açıdan gelişip terakki eden insanlığı Maddî-Manevî yıkımlara uğratmış ve dünya coğrafyasını kana bulayarak onlarca yıl geriye götürmüş, sonuçları itibariyle yeni bir paylaşım savaşına sebebiyet vermiş, Sosyal, Siyasî, Kültürel, Ekonomik vd alanlardaki etkileriyle büyük değişimler meydana getirmiştir.

 

Etkileri saymakla bitmeyecek kadar çok olan Cihan Harbi konusunda yazılacak çok şey varken olay ve durumları Osmanlı Cephesinden ele almak durumunda kaldık. Başlangıçta genelden özele inerken, yani dıştaki gelişmelerin Osmanlı Devleti’ne etkilerini inceleme yoluyla ilerlerken ileriki aşamalarda özelden genele doğru çıkmak veya özeli kendi şartları içerisinde ele almak durumunda kaldık. Cihan Harbini ele alırken kimi noktaların yüzeysel kalıp, bazı noktaların ayrıntılı olarak incelenmesi, savaşın önemli noktalarının daha fazla dikkate değer olduğu gerçeğinin doğal sonucudur.

 

Yani Savaşa girme olayı, buna bağlı olarak Tarafsızlık kalınıp kalınamayacağı meselesi ve daha çok yüzeysel bilgilerle ele alınan Cihad ilânı ile Araplar özelinde Müslümanların Osmanlı’ya ihaneti gibi konular üzerinde dikkatle durulmaya değer konulardır. Çünkü savaşın neden ve sonuçları konusundaki farklı değerlendirmeler oldukça sınırlı iken, tarafsızlık, Arapların Osmanlı’ya karşı tutumu ve karşılıklı ilişkilerin seyri gibi konulardaki farklı görüşler oldukça fazladır ve titiz değerlendirmelere ihtiyaç vardır. Bu bağlamda adı geçen konuları, elden geldiğince geniş perspektiften sunmaya çalıştık.

 

Konumuzun özüne dönecek olursak, Birinci Dünya Savaşı, sonuçları itibariyle insanlık tarihinin semalarını kara bulutlarla kaplayan ve insanlık tarihine utanç sayfaları ekleyen olayların, yani savaşın, geniş kapsamlı ilk örneğidir ve bünyesinde yeni savaş veya savaşları doğuracak negatif enerjiyi barındırmaktadır. Bu enerji, Avrupalı güçlerin doymak bilmeyen hırslarıyla çok geçmeden yeniden ortaya çıkarak dünyayı kana bulayacak ve sömürgecilik özelinde çıkar kavgaları dünyayı şekillendirmeye, daha doğrusu dünyanın dengesini bozmaya devam edecektir.

 

M.Fatih Akbay, 19 Haziran 2009, VAN.

 

 

Notlar:

 

Vikipedia.com.

Yavuz Özdemir, Bir Savaşın Bilinmeyen Öyküsü , Erzurum Kalkınma Vakfı Yay. 2003, Syf XVII.

Bkz. Fahir Armaoğlu, 20.Yüzyıl Siyasî Tarihi I-II, İst: Alkım Yay. 2005, 15.Baskı, 99.

E.Rossier’e göre eğer Almanya Alsas Loren’e en azından muhtariyet verseydi I.Dünya Harbi en azından bu sebepten patlak vermezdi. Bkz. Süleyman Kocabaş, Türkler ve Almanlar, İst: Vatan Yay. Eylül 1988, 155

Tahsin Ünal, Türk Siyasi Tarihi II, 554.

Bkz.Fahir Armaoğlu, Aynı Eser, 99.

Bkz.Fahir Armaoğlu, Aynı Eser, 100.

Bismark, Doğu Sorunu ve Sömürgecilik yüzünden diğer emperyalist devletlerle çatışmaktan kaçınmış, 1874’te Alman koruyuculuğu altına girmek isteyen Zenzibar sultanının isteğini reddetmiş iken 1890 yılında, Almanya aynı Zenzibar sultanının protestolarına rağmen Doğu Afrika’daki hâkimiyetini ilan edecektir. Bkz.Murat Özyüksel, Anadolu ve Bağdat Demiryolları, İst: Arba Yay.1988, 41.

Bir görüşe göre, Almanya, İngiltere’nin isteğine uyarak büyük bir deniz gücü kurmaktan vazgeçseydi büyük bir ihtimalle genel harp çıkmazdı. Bkz. Süleyman Kocabaş, Türkler ve Almanlar, 155.

Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi, İst: Hayat Yay. [Tarihsiz] 264.

Cezmi Eraslan, ‘I.Dünya Savaşı ve Türkiye’, Genel Türk Tarihi, VII, Ed: Hasan Celal Güzel, Ali Birinci, Ank: Yeni Türkiye Yay.2002, 415.

II.Wilhelm’i sömürgeci politika izlemeye iten nedenlerin başında, kısa sürede büyük gelişme gösteren Alman Endüstrisinin yeni pazarlara ve ucuz hammadde kaynaklarına duyduğu gereksinim gelmektedir. Wilhelm’in dinamik kişiliği de tamamlayıcı faktör olarak göz önüne alınmalıdır. Bkz.Murat Özyüksel, Anadolu ve Bağdat Demiryolları, 37.

Bkz.Tahsin Ünal, Aynı Eser, 557-559.

Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi, 264-265.

Bu dönemde Pan Slavizm politikası güden ve Slav kökenli kavimlerin Rusya önderliğinde birleşmesini hedefleyen bir Siyasî programın takipçisi olan Rusya Balkanlara yönelmiş, bu faaliyetler karşısında Rusya’nın karşısına Osmanlı Devleti ve Avusturya Macaristan çıkmıştır. Bkz. Yavuz Özdemir, Bir Savaşın Bilinmeyen Öyküsü, Erzurum Kalkınma Vakfı Yay. 2003, XVII.

Deniz aşırı sömürgeleri olmayan Avusturya-Macaristan’ın Balkanlarda yayılması Rusya desteğindeki Sırbistan tarafından engellenmekteydi. Veliahtının Saraybosna’da öldürülmesi bu devlete yeterli bahaneyi verecektir. Bkz. Mehmet Fatih Ekinci, 101 Plan ve Proje, 154.

Vikipedia.Com.

Talat Paşa’ya göre Şark Meselesi, gösterildiği gibi bir insanlık ve Hıristiyanlık Meselesi değil, bilakis nefret ve menfaat meselesidir. Bkz. Talat Paşa’nın Hâtıraları, İst: Güven Basımevi, 1946, 1.Basım, 9.

Yavuz Özdemir, Aynı Eser, XIX.

Avrupalı güçlerin bu amaçlarına ulaşma yolunda Sömürgecilikle bağlantılı olarak Misyonerlik faaliyetlerine hız verdiği görülecektir. G.B.İ Kâzım Karabekir, Birinci Cihan Harbi’ne Nasıl Girdik?, Cild: II, Haz: Faruk Özerengin, İst: Emre Yay. Mayıs 2000, 5.Baskı, 105, 118.

Yuluğ Tekin Kurat, Osmanlı İmparatorluğu’nun Paylaşılması, Ank: Turhan Kitabevi,1986, 2.Basım, 9.

Kapitalizm, dönemsel krizlerini genellikle savaşlarla aştığından Savaşın ekonomik nedenleri arasında Almanya’nın 1907-1908 yıllarında karşılaştığı ekonomik krizin aşılması gereği de gösterilmelidir. Bkz. M.Fatih Ekinci, 101 Plan ve Proje, 154.

Trablusgarp ve On iki Adayı ele geçiren İtalya, Anadolu’da Muğla-Antalya hattında toprak verileceği vaadini alınca Üçlü İttifaktan ayrılarak 1914’te önce tarafsız kalacağını beyan etmiş, 1915’te Üçlü İtilaf safında yer almıştır. Bkz. Ekinci, Aynı Eser, 154.

Öztuna’ya göre İkinci Dünya Savaşı’nda yıkım daha fazla olmasına rağmen getirdiği değişiklikler Birinci Dünya Savaşı derecesinde değildir. Dolayısıyla Birinci Dünya Savaşı Dünya Tarihinin en önemli olayıdır.

Bkz. Öztuna, 271.

Osmanlı topraklarında Bulgaristan, Yugoslavya, Türkiye Cumhuriyeti, Mısır, Irak, Suriye gibi devletler kurulurken Çarlık Rusyası’ndan sonra Polonya, Finlandiya, Letonya, Litvanya gibi devletler kurulmuştur. Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun yerine Avusturya Cumhuriyeti, Macaristan Krallığı, Çekoslovakya gibi devletler kurulacak, bazı topraklarını Fransa ve Polonya’ya veren Alman İmparatorluğu ise Afrika’daki sömürgeleri olan Tanganika, Kamerun, Namibya gibi yerleri kaybedecektir. Bkz. Kemal Girgin-Işık Biren, 21.Yüzyıl Perspektifinde Dünya Siyaseti, İst: Okumuş Adam Yay.Nisan 2002, 2.Baskı, 33-35.

Armaoğlu, 151.

O tarihlerde dünya nüfusunun en büyük kısmını şu veya bu şekilde idare veya nüfuzuna tabi kılan altı kıtaya yayılmış Britanya İmparatorluğu’nda, ilk gerileme hatta çözülme alametleri belirmiştir. Bkz. Öztuna, 271.

Tank ve zırhlı araçların ilk olarak Batı Cephesi’nde Almanlar tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Yine tank ve uçaklara karşı tanksavar ile uçaksavar kullanılmaya başlanmıştır.Bkz. Vikipedia.com

Çanakkale Muharebeleri esnâsında İtilaf Devletleri’nin zehirli gaz kullanacağı öğrenilince tedirgin olunmuşsa da rüzgârın yön değiştirmesi üzerine bu gaile atlatıldığı bilgisi için Bkz. Falih Rıfkı Atay, Çankaya, 106. Binlerce Mehmetçiğin Kimyasal Silahlar yüzünden şehit olduğu bilgisi için Bkz. Haşim Söylemez, ‘Çanakkale’de Mehmetçiğe Kimyasal Silah’, Aksiyon Sayı: 536, 14 Mart 2005, 29.

Tekin, 50, 51.

Kemal Girgin-Işık Biren, 21.Yüzyıl Perspektifinde Dünya Siyaseti, 20.

İkinci Dünya Savaşı öncesine kadar ABD’nin gözlenebilen İnfirat Politikası mevcuttu. Avrupa siyasetiyle arasına mesafe koyan ABD Ticari ilişkileri devam ettirmiştir. Birinci Dünya Savaşı gibi İkinci Dünya Savaşı’na da sonradan katılan ABD, bu politikasını Soğuk Savaş dönemine uzanan yolda terk edecektir.

Kemal Girgin-Işık Biren, Aynı Eser, 21, 22.

Savaş sırasında Anadolu’nun durumu pek de iç açıcı değildir. O yılları cephede geçiren Aydemir’in gözlemlerine göre o devirde okuma yazma bilen sayısı oldukça sınırlı olup bilinçsizlik kol gezmekteydi. Bkz.Aydemir, Suyu Arayan Adam, 102-105.

Öztuna, 272.

İkinci dünya savaşına giden yolda Avrupalı güçlerin faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi için Bkz. Kâmuran Gürün, Savaşan Dünya ve Türkiye, İst: Bilgi Yayınevi, Eylül 1986, 1.Basım.

Armaoğlu, 152.

Bkz. Mehmet Kafkas, Milli Mücadelede Öncüler I, İzmir: Nil Yay.1991, 8.

Bu hareketin İttihatçılarca Birinci Dünya Savaşı yıllarında planlandığı/doğduğu görüşü için Bkz. Mehmet Kafkas, Aynı Eser, 13. Ayrıca, Kuvai Milliye’nin iç yüzü hakkında detaylı bilgi için Bkz. Ali Fuat Cebesoy, Kuvâ-yı Milliye’nin İç Yüzü, Haz: Osman Selim Kocahanoğlu, İst: Temel Yay.Mayıs 2002.

Kurtuluş Savaşı dönemi olayları için Bkz. Yakın Dönem Türk Politik Tarihi, Ed: Süleyman İnan-Ercan Haytoğlu, Ank: Anı Yay. 2006.

ÇA
29.06.2009 15:23
#2

Birinci Dünya Savaşı ile yazdığım makale 30 küsür sayfa olduğu için ve de sitelere ekleme sırasında dipnotlar vd bozulduğu için makaleyi üçe böldüm. Faydalı olması temennisiyle.