Kitap okumaya lise yıllarımda başladım maalesef, ders kitaplarını muaf tutuyorum onları zaruretten okuyoruz…
On sekizli yaşlarıma kadar geceleri aylak aylak sokak aralarında meczuplar gibi dolaşan gayesiz şuursuz birisiydim. Ne gençliğin nede paha biçilmez zamanın kıymetini biliyordum ömrün en kıymetli devresi olan gençliği boş, abes ve manasız işlerle geçirerek zayi ediyordum. Okula ebeveynlerimin baskısı sonucu gidiyor okulda da türlü türlü haylazlıklar yaparak hocaları hafife alıyor muziplik yaparak sınıftaki arkadaşların sempatilerini kazanmaya çalışıyordum.Alabildiğine lakayt bu keşmekeş ve serkeş yaşam tarzını devam ettirmekde pek de azimliydim ta ki okul müdürümüzün kürsüden yaptığı hararetli konuşmaya tanık olana kadar.Müdür bey cüsse itibariyle iri kıyım, heybetli, tıknaz ve cevval bir adamdı çarptım mı iflahını keserdi adamın.Onun karşısına dikilmek kimsenin harcı değildi. Koridora gölgesi düşsün yeter herkes kaçacak delik arardı çünkü öğrenci tokatlamak bir mazeret bulup kulak çekmek, azarlamak hobisiydi. Bu münasebetle ağzından çıkan sözler bizim akıbetimiz ve sıhhatimiz için önem arz ediyordu :) dışarda güleryüzlü mülayim başımızı sıvazlayan adam okula geldiği zaman merhamet duygularından azade vahşi bir hüviyet kazanıyordu.
Kürsüden bütün heybetiyle konuşmalarına devam ediyor mikrofondan ses az çıktığı için avazı çıktığı kadar bağırıyor tehditler savuruyordu Sizzzz adam olmazsınız Sizzz bir baltaya sap olamazsınız oğlum kızım heyy heyy sana diyorum sana ama kimin umurunda yahu kiminnn... biz emek semek cebimizden ailemizin nafakasından rızkından kesip, sizin ailelerinizden de yardım toplamak kaydıyla var gücümüzle kütüphane açtık üstelik bir de oraya görevli tayin ettik, ettik ki kütüphaneden en güzel şekilde istifade edesiniz diye… buna mukabil sizler ne yaptınız haaa… sizler ne yaptınız açılışından altı ay geçmesine rağmen tek kitap almadınız ne acıdır ki içinizde kütüphanenin yerini bile bilmeyen öğrenciler dahi var ben bilirim sizlere yapacağımı, bu sorumsuzluğun hesabı yanınıza kâr kalmayacak elbet... Bundan sonra kütüphane defterini bizzat kendim inceleyeceğim size bir ay mühlet o deftere isim yazdırmak suretiyle kitap alacaksınız sadece alıp iade etmek de yok her gün birkaçınızın yakasını toplayıp hangi kitabı ne zaman ne maksatla okudun, okuduğun kitaptan ne anladın şeklinde soru soracağım cevap veremeyenin vay haline gerisini siz tasavvur edin…
Evet gayrısı bizimde tasavvurumuzun ötesinde idi birkaç kez linç girişiminde bulunduğu öğrencilerin son hallerine şahit olmuştuk çocukların sıfatı kaymıştı tabiri caizse öğrencileri şamar oğlanına döndermişti adam pataklama uzmanı. Müdürden iyiden iyiye tırsmıştık öğrenciler arasında o bizi tehdit ediyorsa muhakkak söylediğini yapar şeklinde kanaat oluşmuştu birde o ne anasının gözü ki branş hocalarına da vazife vererek izimizi sürecek okumayanları rahatlıkla enseleyecek şeklinde evhamlanıyorduk. Birkaç gün geçmeden öğrenciler kütüphaneye akın akın koşturuyorlar tabi bende eşlik ediyorum (korkunun gözünü seveyim) öyle ki kimse kitap seçme zahmetine katlanmadan elimize ne geçerse okuyalım mantığıyla kısa zamanda kütüphane raflarını boşaltıyoruz. Bu sıradışı hadise okuma serüvenimize başlangıç teşkil ediyor kitaplara merhaba diyorum.Kainatta herşey bir vesileye mebnidir sözünden hareketle hikayeler, romanlar derken müthiş bir okuma iştiyakı beni sarıpsarmalıyor elime geçen kitapları domino taşları gibi deviriyorum :learn: sadece okuma ameliyesini ifa ediyorum mana ve mahiyet itibariyle kitap bana ne diyor ne mesaj içeriyor pek alakadar olmuyorum öyle ki yazar ve muhtevasına da ehemmiyet vermeden palas pandıras müsaade buyurun kitaplara bodoslama dalıyorum kardeşlerim.Keşke devam edebilseydim düzenli okumaya. Sonraları hayretime mucip oldu ama tuhaf bir prensip ediniyorum kendimce başladığın kitabı yarıda bırakmak mıntıkada lekedir sayfa adedi ne olursa olsun kitabın okunma süresi bir haftadır. Farz-u muhal kitap yedi yüz sahife ise böl yediye günde yüz sahife eder yüz sahifeyi gün içerisinde öyle yada böyle okuman boynunun borcudur şeklinde bir prensip, bir müddet aksaklığa mahal vermeksizin azametle bu enteresan kaide-i tatbik ediyorum. Gün sektirmeden kitap okuma alışkanlığını kazanınca dilimizin bağı çözülüyor ve zihnim adeta gevezeleşiyor o masum, içine kapanık çocuk gidiyor yerine özgüven kazanmış küstah, ukala bir tip peyda oluyor, önüme gelenle polemiğe giriyor uzun uzun cümleler kurarak (sentaks) yaparak kelimelerin elastikiyetinden yararlanarak arkadaşları mat etme girişimlerinde bulunuyorum (ne kadarda yanlış bir tutum ) vede başarılı oluyorum ancak bu durum beni tatmin etmiyor hocalara gözümü dikiyor onların açıklarını aramaya koyuluyorum. Hocalarda zaman zaman zorlansa da onlara diş geçiremiyorum. Bir münakaşa neticesinde hoca beni yanına çağırıyor ve arkadaşlara hitaben gayet ciddi bir eda ile hepinize kitap okumayı tavsiye ediyorum ancak bu arkadaşınızı da kitap okumaktan men ediyorum diyor ayak üstü ben dumura uğruyorum hocaya karşı içimden çok şey geçirsem de dışıma aksettiremiyorum o gün bugündür bu vaka içimde ukde olarak kalmıştır.Bak hatırıma düşürdünüz şimdi, acılarım depreşti erenler... :)
Aradan fazla zaman geçmeden ikinci vaka cereyan ediyor baş aktör edebiyat hocası, sanık ben, namı diğer zanlı muamelesine tabi bilgi hırsızı : birinci dönemde kırkbeş alarak kıl payı geçtiğim edebiyat dersinden doksanbeş aldığımı görünce kopya ithamı ile sınıfta itibarımı zedeleyici, rencide edici, hakaretamiz sözler sarf ediyor, yazılı kağıdında cümleleri gayet muntazam ve bedii ölçüler dahilinde olduğunu görünce sen bu kapasiteye haiz bir öğrenci değilsin bunlar ancak ç/alıntıdır nevinden sözlerle beni töhmet altında bırakıyor, sınıfta ki öğrenciler bıyık altından kıs kıs gülerek iyiden iyiye tahrik ediyorlar bende galeyana gelerek hocaya; hoca hoca müdde-i iddiasını ispatla mükelleftir kabilinden bir söz sarf ediyorum pasif kalsam sıfırı basacak, gözümü karartıyor ya kopya hadisesini ispatlarsınız yada beni tekrar sınava tabi tutarsınız başka türlü uzlaşmamız mümkün olmayacaktır nevinden reaksiyon gösterince iade-i itibarımla birlikte notumu teslim etmek zorunda kalıyor. Sekiz zayıf getirdiğim dönemleride gözönünde bulundurursak ki meslek liselerinde zayıf getirmemek çok güç bir durumdur kitaplar sayesinde liseyi teşekkür belgesi alarak bitiriyorum kitap okumanın nimetleri anlatmakla bitmez ama bende hisseme düşen faidesini karşılığını hemen alıyorum.Hamd olsun. On arkadaşda benim tesirimde kalarak okul sürecinde sadık birer okuyucu oldular bu süreçte hatalarım olduysa da en büyük kazancım sınıf arkadaşlarıma tesir etmekle birlikte kısmi manada ufkumun, mülahaza dairemin genişlemesi fikretme kabiliyetinide elde etmek oldu. Benimle istihza eden beni hakir gören filozof, psikolog şeklinde lakap takan hakaretvari sözler sarf eden arkadaşlarım bile beni referans olarak seçtiler ve önerdiğim kitapları okumaya koyuldular. Ben aynı tempoda sadık bir okuyucu olmasam da kitaplarla olan alakamı kesmedim yine onlarla haşırneşirim onlarla zamanıma kıymet kazandırıyorum, bir bilgenin dediği üzere kitaplar sessiz öğretmenlerdir. Birde sessiz öğretmeniniz Üstad olursa...siz daha iyi bilirsiniz.
Yazımı okuma nezaketinde bulunan ve tahammül gösteren kardeşlerimden evvela hellalik dilereyerek şu soruyu yöneltmek isterim siz ne zaman, nasıl tanıştınız sessiz öğretmenlerinizle size kimler vesile oldu siz kimlere vesile oldunuz?
Dua ve muhabbetle..
Not: Başlığa gösterilen ilgi yazının devam etmesi ile doğru orantılıdır.