yazdıklarımı izah etmeye çalışmakla yetineceğim.buyurun tartışmayı bir de benim gözümden görün.ithamlara cevap vermekle uğraşmayacağım zira mesele üstünlük ve muhatabı altetme davasına dönüşüyor.en başından böyle bir iddiada bulunmadığımı bu duruma düşmek istemediğimi ifade etmiştim.inşallah ilk mesajımdan itibaren izah etmeye çalışacağım.uslubumdaki ani değişiklikleri mazur görünüz.heyecanlanınca ölçüyü kaçırıyorum.bunu farkedince geri adım atıyorum.henüz ölçüyü tutturamadım.tabi bu durumu tartışmada zor duruma düşünce yaptığım bir taktik değişikliği olarak değerlendirmek de isteyebilirsiniz. bu sizin bileceğiniz iş.
ilk mesajımı şu mesaj üzerine yazmıştım:
""Büyük Doğu aleminin kadını, bu kılığa girdikten sonra, artık ona, ev, mektep, salon,daire, konser, konferans, merasim; zatiyle dini bir yasak belirtmeyen her yer açık ve serbesttir." İdeolocya Örgüsü- Kadın kılığı
selametle"
bir mesele üzerindeki şer'i hüküm hakkında tartışılırken sırf bu mesajı yazıp köşeye çekilmek üstadın görüşü budur deyip meseleyi kapatmak, sözkonusu meselede ulemanın görüşünün ne olduğuna bakmayı bile luzumsuz çaba olarak değerlendirmek manasına geliyordu.üstelik muhatabı ya sorgusuz sualsiz sözkonusu görüşü kabul etmeye veya söz konusu meselede hatalı olduğu için üstadı yargılamaya zorluyordu.hem böyle ciddi bir meselenin hafife alınması hem de ulemanın yoksayılması, hem de tartışmadaki muhatabın böyle bir tercihe zorlanması beni rahatsız etti.burada ciddi bir anlayış hatası vardı.bu mesaj islami meselelerde takınmamız gereken hassas tavra aykırıydı. bu anlayış hatasını haber vermek muhatabı bu meselelerde daha hassas olmaya davet için ilk mesajımı yazdım.dikkatinizi çekerim bu mesajda aslında üstadı yoksaymak gerektiğine dair birşey de söylemedim.sadece temel kaynak gibi ve tek referans olarak kullanamayacağımızı ifade ettim.ilmihal konumunda bile değil derken de eserin meseleyle alakasının ikinci veya üçüncü dereceden olduğunu anlatmaya çalıştım.
ancak fiyaskoyla sonuçlandı.
çünkü bu mesajımda esas derdimin ulemayı ve bir meseledeki şeri hükmü hafife almak olduğunu ısrarla ifade etmeye çalışmışken ve burada itiraz ettiğim şeyin üstadın haklı veya haksız olmasının ötesinde olduğunu anlatmak için çabalamışken hemen altında birisi cevap yazmış ve itirazımın üstaddann alıntı yapmaya olduğunu vehmedip beni bir cinayetle suçlamıştı:
" NFK ile ilgili bir sitede onun görüşüne atıfta bulunulması sakıncalı bir tavır değil, buna kızmamalıyız. Önce bunu bir söyleyelim. Kitabın ilmihal kitabı olmaması da Üstadın görüşünü yoksaymayı gerektirmiyor. Çünkü bu başlıktaki tartışma benim anladığım kadarıyla ilmi hudut içinde kalmıyor ve pratiği de ilgilendiriyor. İlmihal değiller diye üstadın kitaplarını okumayı bırakmıyoruz, bırakmak da cinayet derecesinde bir hata olurdu."
üstelik beni üstadın eserlerini ve görüşlerini doğrudan reddetmek konumuna koymuş binbir emekle yazdığım mesajdan hiçbirşey anlamamayı başarabilmişti.
bununda aynı anlayış hatasından kaynaklandığını düşünüp yanlış anlaşılmaları düzeltmek amacıyla ithamlara cevap verip meseleyi tekrar izah etmeye çalıştım.muhatabımın bu tür yanlış anlaşılmaları önlemek için sarfettiğim onca emeğe rağmen üstadın görüşünü tek referans olarak almayı reddetmek ile onu tamamen yoksaymak arasındaki farkı idrak edemediğini farkettiğimden bu meseleyi tekrar izaha çabalamak yerine ve üstadın görüşünü tamamen yoksaymak ithamını kabullenerek cevap yazmanın daha pratik olacağını düşündüm.ve ikinci mesajımı yazdım.
önceki meseleyi izah edecektim ancak bu seferki muhatabımda başka bir anlayış hatası gördüm.önce bu noktadaki hatayı düzeltmeye çalışmak gerektiğini düşünerek bu yönde hareket ettim.
bu muhatabımdaki yanlış anlayış hatası kendi görüşüne delil getirmenin kendisini haklı yapacağını düşünmesiydi.bu hatanın doğurduğu bazı ciddi problemlere şahit olduğumdan bu anlayışın yanlış olduğunu izaha kalkıştım.itham olarak algılanmasın diye şahit olduğum o durumları tavır sahiplerinin için düştükleri durumları nakletmedim.lakin biraz da benden kaynaklanan hatalarla muhatabım cevabımın başka yerlerini itham olarak algıladı."ilmi hal hakkındaki sözünün hiç ilmihl okumadığını düşündürtmesi gibi yerler"(belki bu sözler küçük düşürme çabası olarak değerlendirilebilirdi ancak ben öyle birşeyi kasdetmedim.)
heyecanlanıp kırıcı olmamak için binbir emek harcadığım bu cevap da boşa gitmişti.üstelik muhatabımın gözünde çokbilmiş durumuna düşmüştüm.üstelik kendisine rezil etmek için yazdığımı sanmıştı.
muhatabım tekrar cevap yazdı:
ben yaftalamamak, ithamda bulunmamak kırmamak için o kadar çabalarken ve bunlardan sakınmakta zorlandığım için tartışmadan uzak kalmak istediğimi ifade etmişken muhatabım beni kendisini yaftalamakla itham etmekte, tartışmanın merkezine kasten girmediğimi ifade etmişken beni tartışmayı dağıtmaya çalışmakla suçlamaktaydı.üstüne üstlük bir de tartışmayı ben bilirim sen bilirsin seviyesine indirmişti.
bunlara zar zor sabrediyordum ki muhatabım günümüzde hazreti ömerin uygulamasını yapmanın zulum olduğunu iddia etti.bunu da okuyunca gözüm karardı en son mesajımı yazdım.artık muhatabımmın iyi niyetinden umudumu kesmiştim.zira sırf bir meselede haklı olmak için hazreti ömerin tesbit ettiği bir hükmü uygulamayı zulum olarak gösteriyordu.
üstelik muhatabımın bu mesajındaki ifadeler kuran tarihseldir ,islamın hükümleri tarihseldir, bütün şeri hükümleri asrımızın şartlarına göre yeniden değerlendirmeliyiz, ulemayı boşverin kitaptan sünnetten kendimiz hüküm çıkartalım vesaire diyen kişilerin (modernistler)söyleyip durdukları ifadelere ciddi biçimde benziyordu.
benim son mesajımdan sonra o son mesajını yazdı.
son mesajında beni alimlik taslamak,yobazlık, terbiyesizlik yapmak, şizofreni kusmak ve yalan söylemekle, itham etmiş.
İtiraz noktamı anladığı için dün siteye girmesine rağmen cevap yazmadığını sandığım ssimeranya'nın da yazdıklarımdan hiçbirşey anlamadığına şahit oldum.üstelik bu sefer de o kendisi sünnetten hüküm çıkarmaya başlamış.
ilk mesajımda dediğim gibi tevfik Allah'tan. Ve ben kaybettim.hem derdimi anlatmakta hem tartışmada. Baksanıza muhataplarım nasıl süslü bir uslup, kuvvetli bir dil kullanmuşlar.ben kaybettim, hezimetin zilletini yaşıyorum.zaferin izzetini yaşayan muhataplarımdan nail oldukları galibiyyetin bir şükür ifadesi olarak yazdıklarımı tekrar okumalarını ve itiraz ettiğim anlayış hakkında biraz tefekkür etmelerini istiyorum.lütfen bu sefer değer verdikleri hakikatler hürmetine, Allah rızası için beni kendisiyle itham ettikleri kusurlarımı (veya suçlarımı) görmezden gelerek bir değerlendirme yapsınlar.
Eğer onları alimlik taslamam rahatsız ettiyse beni kara cahil olarak değerlendirsinler.şizofreni olduğumu düşünüyolarsa bile gördüğüm şeylerin var olup olmadığını kontrol etsinler öyle teşhis koysunlar. Yobazsam, terbiyesizsem cahilliğime versinler, edebi edepsizlerden öğrenenleri hatırlasınlar, yalancı olduğumu düşünüyorlarsa yazdıklarımdaki yalanlarla hakikatleri tefrik etmek için okusunlar.
Bu noktadan sonra derdimi anlatmaya benim gücüm yetmiyor.herşeyi O'na bıraktım.her ne kadar yazdıklarım anlaşılmaz karman çorman yarım yamalak şeylerse de anlatmak istediğim net bir hakikattir. Ve şüphesiz o anlaşılmazı anlatmaya kadirdir.dilerse benim yazdığım bütün bu anlaşılmazlardan o hakikati süzüp muhatabın kalbine yerleştirir.
kullandığım bütün kırıcı ifadeler için özür diliyor ve kenara çekiliyorum.