Doğrusu uzun zamandır buralara uğramak nasip olmadı. İçimde sizlerin hasreti varken, izlemiş olduğum fetih filmi hakkındaki görüşlerinizi merak etmem de eklenince bu ayrılık çekilmez oldu, başlığın alıp başını yürüdüğünü tahmin ediyordum ki lakin öyle değilmiş. Her neyse..
Fetih 1453...ismi bile sinemaya gitmek için yeterli sebep değil mi ki? 80 yıldır oynanan şaklabanlık oyunlarından, milleti inkar etme, saptırıp yok etme oyunlarının her tür versiyonundan gına gelmişken, tarihiyle barışık, ona küfretmeyen bilakis saygı duyan bir film nasıl olur da cezbetmez bizi? İşbu duygularla ikinci günü gece yarılarına kadar süren bir seansta izledim filmi. Baştan söyleyeyim ki, 17 milyon dolara yapılan film için; yok efendim dünyanın parası var, çok emek harcanmış demek çok afedersiniz en basitinden basiretsizlik olur. Türkiye için çoook fazla diye söylenen bu miktar, Amerika'da belki her gün bozuk para niyetine saçma sapan filmlere harcanıyor. Hele hele Yüzüklerin Efendisi gibi anlamsız, konusuz, efsane bir kitabı bile tüm dünyaya izlettirebilmiş, karına kar katmış, her türlü propagandasını yapmış, taa o yıllarda Fetih 1453 filminden on kat faliteli görsel efekt kullanmış yapımlar varsa...
İkincisi efendim, halimiz o kadar içler acısı ki, recep ivedik gibi halka küfür etmeyi daha bir sevdirmiş, kimilerine 'evet abi biz buyuz' gibi aslında bizle alakası olmayan saçmalıkları kabul ettirmiş filme, 'Fetif filmi çekilecekmiş' dedikodusuyla bile bizi heyecanlandıran bu filmin yapımcısı aynı eleman. Ve yanılmıyorsam Çılgın Dersane adında, afişinden bile ne mal olduğu anlaşılan, ahlaksızlığın dibine vurmuş filmi yapan da bu adam.
Bir başka nokta, elbette bu bir film. Her doğruyu, her yaşanılanı olduğu gibi anlatmak zorunda değilsiniz. Siz genel temayı verirsiniz, içeriğini sallamasyon yaparsınız. Yani bu da bir yöntemdir, yoksa siz cesur yürek filminin birebir yaşandığını düşünenlerden misiniz? Fakat bu sallamasyonu yaparken pozitif manada biraz abartı kullanmanız da bir mahsur yoktur, Amerika bunu her daim yapıyor çünkü, misal Fatih biraz daha kalıplı, haşmetli, az konuşan, ağır başlı, vakar birisi olabilirmiş. Hadi diyelim ki Fatih'i filmde olduğu gibi kabul ettik. Peki ya Noel Baba kılıklı Akşemsettin Hz.'lerine ne demeli? Yahu Akşemsettinin iki adım öteden göbeği olur mu? İsminin başında Ak var diye, sakalı beyaz, kavuğu beyaz, kaftanı gömleği beyaz Akşemsettin yapmakta ne ola ki? Siz bu kadar mı düz adamsınız? Özetle şu iki karakter olmamış, o kadar.
Gelelim Ulubat'lıya. Filmi izlerken doğrusu epey bi kalayladım yönetmeni. Ulan ne namaz sahnesinde Ulubat'lı görebildim ne de dini bir seramonide. Surlara yanaşabilmek için askere gaz veriyor, diyor ki, haydiiiiiii daha hızlıııı, haydiiii, la hacım insan bir de derki, ''haydi erenlerim, haydi aslanlarım, tekbiiiiirrr,...''Ulubatlı hakkında ki asıl tartışma ise, O'ndan Amerikan vari kahraman yapılmasıydı. Doğrusuyla hiç bir alakası olmasa da sonradan duyduğum yorumlara katılıyorum, Amerika en alakasız bir adamı bile göklere çıkartıp kahraman yaparken, film mantalitesiyle düşünüldüğünde bu yapılan hiç de abartı filan değil. İy olmuş, oh olsun.
Şimdi aklıma geldi de unutmadan yazayım, Fatih dedemiz namaz kıldırıyor ama önünde bir seccade filan yok, artı botlar ayağında. Belki dinen mahsur yoktur fakat namaz bitiyor ne bir dua ne bir yakarış. Ancak bir ara başarısız Amerikan filmlerinde ki gibi, Akşemseddin Fatih'e, Fatih'de ordusuna gaza getirici, haydı aslanım, haydi canım diye basit birer konuşma yapıyor. Daha anlamlı ve tok olmalıydı, olmamış!
Sayın adıgüzel'in bütün söylediklerine katılıyorum.
Öte yandan Fatih dedemin İstanbul'u fethini remz eden şu tabloların ecnebi ressamlar tarafından çizildiği söylenir. Burada Fatih'i sakallı ve yeterince olgun göstermede iyilik değil bilakis hinlik yatar, hem de ağababası olanından. Yani herif burada Fatih'i büyük göstererek Fetih'i küçümsüyor. Oysa söylenilenlere göre, Fatih'in o yaşta o derecede sık sakalının olması mümkün değil. Oyuna gelmeyelim!
Kimse kalkıp bana demesin ki, yav kardeşim bu kadar eleştirilir mi bir film, bak adamlar ilk kez tarihiyle barışık bir film yapmışlar, eleştirmenin alemi yok! Hayır kardeşim eleştirmezsek zaten ruhlarından meyyal olan -çok afedersiniz- yavşaklık duygusu ilerde daha da ayyuka çıkar, çıkar da Muhteşem Rezaleti mumla aratır AlimAllah.
Unutmadan bir de, büyük doğu tayfasının facebook'ta yaptığı film eleştirisini de çok beğendim. En güzel eleştirilerden biriydi.
Film hakkında aklımda yazmayı düşündüğüm çok şey olmasına rağmen, şimdilik kısa kesiyorum. Öte yandan film çıkışında arkadaşlara söylediğim 'yok arkadaş, yine olmamış, ne zaman ki ehl-i sünnet bir komisyon tarafından bilgiler sağlanır, yine inançlı kimseler tarafından senaryo oluşturulur, hiç bir masrafatan çekinmeyecek zengin müslüman işadamları tarafından üst limit olmaksızın desteklenir ve Amerikan sinemasının en ünlü yönetmenleri ve gerektirdiği takdirde aktörleriyle çekilirse, işte o zaman olmuş diyebilirim.
Son bir not, Şehzade Orhan kadar karaktersiz, Halit paşa kadar yersiz bir adam yoktu filmde. Ah neredesin Yavuz dedem, sen olaydın ne Halit kalırdı ne paşa! :)