
Mevlânâ'ya Japon ziyaretçi akını
Türkiye'nin en çok ziyaret edilen üç müzesinden biridir Mevlana Müzesi. 2011'in ilk dört ayında bu rekorunu korumayı başardı.
150 bin yabancı turistin ziyaret ettiği müzenin misafirlerinin çoğu ise tsunami mağduru Japonlar. Günde onlarca tur firmasının getirdiği Japon turistler, kendi inançlarına göre Mevlânâ'ya ve tsunamiden zarar gören Japonya halkına dua ediyor. Müze Müdür Vekili Dr. Naci Bakırcı, özellikle tsunamiden sonra Japon turist kafilelerinde çok ciddi bir artış olduğunu dile getiriyor. Japonlar, Hz. Pir'i en çok ziyaret eden yabancılar sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Onları Almanlar, İspanyollar, İtalyanlar, İngilizler, Amerikalılar izliyor. Japon turistlerden Tomokko Akai, Hz. Mevlânâ'nın yüzyıllar önce söylediği barış, kardeşlik mesajlarının bugün daha çok anlamlı hale geldiğini dile getiriyor. Kikuchi Yuko ise Mevlânâ'da dua ederken huzur bulduklarını ifade ederek, "Özellikle depremde zarar görenler için dua ediyoruz." diyor. Bir önceki yıla göre ziyaretçi sayısının katlandığı müze, günlük 11 bin 500 kişi tarafından geziliyor. Bakırcı, 2011 yılının ilk dört ayındaki ziyaretçi sayısının önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 26 arttığını söylüyor. Bakırcı, Ankara-Konya hızlı tren seferlerinin haziran başından itibaren başlayacak olmasının, yerli ve yabancı turist sayısının artmasında önemli bir faktör olacağının altını çiziyor.
Sultan Abdülhamid Han’ın keskin zekasından damlayan ileri görüşlülüğünün parlak misallerinden biri de Japonlar'a İslam’ı tanıtmak istemesi, onları Müslüman olarak görme arzusuydu. Üstad Necip Fazıl’ın eserlerinden birinde geçer : Sultan Abdülhamid devrinde, Japonlarla kurulan sımsıcak samimiyetin sonucu olarak Japon bir heyet, İstanbul’a, İslam’ı tanımak için gelir. Kafileye rehberlik etsin diye bir din adamı görevlendirilir. Bizim rehber, ham yobaz ve kaba softa sepetinin tipik bir çürük elmasıdır, ve üyesi olduğu bu cehalet derneğinin kanunlaşmış bir gereği olarak, edep ve terbiye dışı, münasebetsizce bir harekette bulunur. (Ya sokağa tükürmüştü ya da burun musluğunu yere akıtmıştı) Japon kafilesinin başı duruma derhal müdahale eder ve şunu der : “Biz İslam’ı böyle birinden öğrenemeyiz.” Ve kafilesiyle beraber tutar Japonya’nın yolunu. Japon, bu olay karşısında kaynağı kötü düşünebilir, sorunu İslam’da görebilirdi. (Nihayetinde İslam’ı hiç tanımıyor.) Fakat o, bireyin yaptığı edep dışı davranışı, bağlı bulunduğu dine değil de, bireyin bizzat kendi edepsizliğine verdi ve: “Müslüman böyleyse İslam’ı öğrenmeye gerek yok” demedi de : “İslam’ı böyle birinden öğrenemeyiz” diyerek, Japon incelik sanatının kalbe hoş gelen bir mimarisini gözler önüne serdi. İnce, anlayışlı ve kibar bir toplum bu Japonlar. Futbol konusunda da hayli deneyimliler. Tarihlerinde Tsubasa gibi harika futbolcular var. O değil de, bunlar iki kişi aynı anda bir topa nasıl vuruyor, bunu nasıl beceriyorlar hala anlamış değilim. Kartal vuruşu muydu neydi o.
Elin Japon’u, İspanyol’u, İngiliz’İ taaa bilmem şu kadar kilometreden kalkıp gelsin, Mevlana Hazretlerinin türbesini ziyaret etsin de; ben şu kadar yıllık hayatımda daha bir kerecik olsun Konya’ya adım bile atmış olmayayım… Bunda Shaolin kardeşlerin, özellikle de o şişman olanının bir parmağı olmalı. Wakabayashi Tachibana Aoi Shingo’ya da yazıklar olsun diyorum buradan.
Japonların Hazreti Mevlana’ya sevgi beslemeleri, onun için ülkeler arşınlayıp huzuruna teşrif etmeleri güzel. İngilizlerin, İspanyolların, Almanların, kısacası dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen insanların Hz. Mevlana’ya saygı duymaları hoş. Fakat mesele Hz. Mevlana’yı ne olarak gördükleri… Batı, Gazali Hazretlerini filozof olarak algılıyor. Felsefe kulelerini yıktığı, filozofları ipe dizdiği halde. Mevlana Hazretlerinin hikmet dolu sözleri ırk tanımadan herkesi etkisi altına alabiliyor. Peki o, bu ilhamı nereden alıyor : İslam, Kuran ve Peygamberden. (s.a.v) Dünya, birgün bu hikmeti anlasa da topyekun İslam’a gelse. 1960’lı yıllardı sanırım; dört tane Alman profesör, Gazali Hazretlerinin İhya adlı eserini Almancaya çeviriyor. O harika eserin etkisiyle Müslüman olarak tabii… İnşallah Hazreti Mevlana’yı okuyan gusülsüzler de çok geç olmadan hidayete erer, hakikati bulurlar. Allah hidayet nasip eylesin; bizi de doğru yoldan ayırmasın; doğru yolda değilsek doğru yola getirsin inşallah.