Kimler Geldi, Kimler Geçti? N-F-K.com Nostaljisi

Başlatan: trradomir Tarih: 03.12.2012 00:07 Cevap: 67

TR
03.12.2012 00:07
#1

Bu akşam mitajanıyla sohbet ederken, ilk gençlik yıllarımızın uzaklaşan parıltısına gömülmeye başlayan sitedeki tatlı geçmişimizi yad ettik biraz. Forumların daha popüler olduğu, Mark Zuckerberg'in henüz milyarderliğe terfi etmediği bir dönemde, bu sitenin hayatımızda artık uzaklaşmaya başladığımız önemli bir yer tuttuğundan bahsettik. Bugüne kadar bu çatı altında yazdık, çizdik, benzersiz insanlar ve yepyeni dünyalar tanıdık, karınlarımızı tuta tuta güldük, birlikte üzüldük, gerekli gereksiz kavga ettik, düşündük, hatimler bitirdik, belki de en önemlisi öğrendik ve geliştik. Bazımız "acaba bugün kim ne yazdı" heyecanını yaşadı; bazımız girdiği tartışmada, başlığa mesaj yazarken gördüğü muhattabının cevabını bir an önce okumak için defalarca, heyecanla F5 tuşuna bastı.

 

Ben 6 yıldır buradayım. En uzun okulum n-f-k.com oldu, asker kaçağı gibi hala okulu uzatmaya çalışıyorum. Ve bazen sık aralıklarla, bazen de uzun tenefüsler bırakarak, aidiyet hissettiğim bu çatıda nick'imi göstermeye devam ediyorum. Güzel günler geçirdiğimiz bu siteye vefa borcumu ödeyebildiğime inanmıyorum ama, hayat beni her ne kadar asla burası kadar tat vermeyen meşguliyetlerin içine itmeye başlasa da ilk gençliğimden kopmamak için elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Güzel insanların güzel izleri var burada.

 

Yeni arkadaşlar pek bilmeyecektir, ama eskiden site hem şekil itibarıyla, hem aktivite yapısıyla, hem de insan profiliyle şimdikinden çok daha farklı ve heyecanlıydı. Ben istiyorum ki, bu başlık biz site ihtiyarları için geçmişi yad etme sayfası olsun. Biraz efkarlanalım, biraz otobiyografimizi hatırlayalım, biraz üzülelim, gülelim, kesinlikle incitmeyecek şekilde dedikodu yapalım. Kimse pislik çıkarmasın, denyo denyo konuşmasın. Yeri gelsin, kendimizle kafa bulalım. Yöneticiler de sessizliklerini bozma nezaketinde bulunup aramıza katılsınlar. Onlar da karakutularını deşifre edip kendi yaşadıklarını anlatsınlar. Eski üyeler gelsin ve belki yıllar sonra ne düşündüklerini, akıllarında kalan hislerini yazsın. Belli bir zaman önce aramıza katılanlar aramıza ilk geldiklerinde kendilerini en çok neyin, hangi yazıların, hangi insanların etkilediğini yazsın; hangi noktadayken nasıl geliştiklerini, nasıl değiştiklerini anlatsın. Biraz değişik birşeyler yapalım anasını satayım, sigara içen sigarasını yaksın, 'yasak ulan' demeyelim, ben Rulokat takılayım, arası iyi olan kahvesini alsın ve konuşsun. Eski başlıklardan kopyalamalar yapalım, linkler verelim. Katılanlar eski buluşmalardan bahsetsin, yeri geldiğinde tatlı bir espriyi, incitmeyecek bir dokundurmayı esirgemesin. Burası sitenin bir geçmişi olsun, yerlere atılmış minderler üzerinde eski güzel günlerden bahseden ak sakallı insanlar gibi ağız tadıyla anlatalım, birbirimizi dinleyelim dostlar...

 

Benim söyleyecek çok şeyim var ama kendimi akışa bırakmayı ve yeri geldikçe paylaşmayı düşünüyorum. Mesela bir panturk vardı değil mi, artık çok az uğrayan görmüş geçirmiş orijinal bir abimiz vardı. Kafamızdaki 'Yine ne yazdı acaba' sorusuyla, yüzümüze gülme beklentisinin bıraktığı şapşalca sırıtmayla başlıklarına saldırırdık. Di mi mitajanı? Hatırlarsın sen.

03.12.2012 00:19
#2

Bir itiraf: trradomir mitajanı ile aynı şahıs mı acep diye tereddütlerim vardıydı bir zamanlar :)

TR
03.12.2012 00:49
#3

Hahahahah, işte bunu seviyorum ya :D Bu fikre sahip olan bir başkası daha vardı. Adama ne kadar dil döktümse bir türlü anlatamamıştım. Bunu mitajanıyla ikimizin katıldığı bir buluşmada tanışmak nasip olursa ispatlayabiliriz. 'Yönetim IP açıklasın' desem, 'aynı anda online olalım' filan desem bile inanmak istemeyen yine inanmaz. :)

MI
03.12.2012 00:57
#4

Forumlar can çekişiyor, bence yaşanan sadece budur.

Sadece bu foruma değil, diğer forumlara da bakarsanız bunu net bir şekilde görürsünüz.

Ben bu sitede yeni olabilir fakat, internet aleminde en az başlığı açan arkadaş kadar eski olduğumu düşünüyorum.

En azından forumlarda takılma gibi.

Tabiki, bunun gibi entellektüel düzeyi kendime göre çok yüksek forumlarda takılmadım fakat, takıldığım hatta yönetici olduğum forum günlük ziyaretçi sayısı binlerle ifade edilirdi.

O zaman, sadece kemmiyet hesabı yaptığımız için bu bizi tatmin etmezdi.

Hakikaten Üstad Necip Fazıl'ı gerçek anlamda tanıdıktan sonra, bunların hiçbirinin bir önemi olmadığını insan çok net bir şekilde anlıyor.

Ben bunu kendi şahsımda anladığımı düşünüyorum.

2006-2007-2008 yılları internet dünyası için özellikle de, forumlar için nirvana diyebiliriz.

Bu yıldan sonra zirveyi gören birileri düşüşü anormal bir şekilde, üzüntüyle karşılıyor.

Aşağı yukarı her forumda, belli bir tarihi ve düşüncesi olanları kasdediyorum, yıllar geçtikçe buna benzer başlıklar açıldığını hatırlarım.

Bu kadar saçmalamadan sonra, bunu birisi yanıtlar diye düşünüyorum. Özellikle bol yıldızlı ve fosil olmuş üyeler ve yöneticiler, bu başlık öncelikle sizi ilgilendiriyor.

03.12.2012 01:52
#5

''Aa ne tuhaf be hacegan, ben de kendi üslubumu geneliyle severken senin üslubun hakkında menfi düşünüyorum biliyor musun? Hatta ilk aktif olduğun dönemdeki mesajlarını hatırlıyorum da baygınlık geçirmemek için PC'nin fişini çekmek gelirdi içimden.''
Trradomir

''İnsanoğlu acaip bir mahluk, heleki sanal alemde daha başka bir mahluka dönüşüyor. Bu kişi birde embesilse, iş dahada vahimleşiyor ''
Ahıskalı
(Kendileri benden bahisle...)

''Oy oy oy oy tamam ben senin çapını anladım ve artık ağzınla kuş tutsan sana bundan gari cevap yazmayacam. (...) Allah Allah ya, ben cehaletin böylesini az gördüm, vallahi billahi az gördüm .''
Selmanbey
(Kendileri benden bahisle...)

Ne günlerdi :shiny:
TR
03.12.2012 10:55
#6

Yani hacegan, yani hacegan. 'Nostalji', 'geçmiş romantizmi', 'sitenin geçmişine bakınca ne görüyorsunuz' filan dediğimizde 'Şundan böyle ayar yedim, bundan şöyle fırça yedim' çetelesi aklına geliyorsa şu başlıkta da sana biraz malzeme verelim abicim, bir aya ansiklopedi çıkarırsın da salondaki vitrinin üst rafına dizeriz. 'Geçmiş Zaman Olur Ki: Yediğim Azarlar Antolojisi'. Şurada geçirdiğin bu kadar yıl bu mu yani? Hem sen gelip de üslubuma sataşmışsın, ne yapaydım? İyi yapmışım. Bi daha olsun, bi daha yaparım :)

 

Mesela bir yarışma derecen vardı, bahsetsene biraz abicim?

 

Konu akışı pek de beklediğim gibi gitmiyor aslında, demek ki hisler aynı yönde değil. Riskin farkındaydım, artık olduğu kadar. Mitajanı buraları toparlar. :)

03.12.2012 13:07
#7

Bak o yarışmayı hatırlattığın iyi oldu, Trradomir.
II. şiir/nesir yarışmasıydı… Esasında bu siteye üye olup çıkmıştım… Sonra belki de bir sene kadar girmedim siteye. Günlerden bir gündü… Google’ye ‘Necip Fazıl Kısakürek’ yazdım, birden karşıma ‘Nazım Hükmet Ran’ çıktı. Aşağılara doğru fareyi gezdirdim ve bir forum sitesinin linkine tıkladım. Bu Necip Fazıl ile ilgili bir forum sitesiydi. Siteyi şöyle bir dolaşmaya başladım… O vakit, ikincisi yapılan şiir/nesir yarışmasını gördüm. Kendi kendime, ‘ben bu yarışmaya mutlaka katılmalıyım’ dedim. Bunun için de siteye üye olmam gerekiyordu. Gerekli bilgileri yazıyorum, mail adresime sıra geldiğinde ise bir uyarı yazısı ile karşılaşıyorum. Ben meğer bu siteye bir sene önce, yani 2007 yılında üye olmuşum. Sonra nasıl olduysa oldu, orasını hatırlamıyorum, bir şekilde şifreyi elde ettim ve bu sitedeki serüvenim başlamış oldu… (Bu arada buraya nasıl başladığımızı da anlatmış olduk)
Buradaki ilk ismim ‘Özkan’dı. Sonra ‘2.Şiir/Nesir’ yarışmasında derece yaptım, söz konusu kitapları aldım. İstediğim kitaplar şunlardı: Veliler Ordusundan 333, Reşahat, Başbuğ Velilerden 33. Bu kitapların da etkisi ile buradaki ismimi değiştirdim. İsmim ‘Hacegan’ oldu. Sonra, o zaman ki psikolojik durumumun getirdiği sebeplerden olacak, ismimi ‘zalim’ yaptım. Sonra bu ismi hep kapattım, siteye başka bir isimle üye oldum. Yeni ismim ‘Azizim Hüdayim’ oldu. Kısa bir süre sonra Reyhan hanımdan rica ettim de ‘Hacegan’na tekrar kavuştum. İşte o günden beri de devam ediyoruz.
Neyse, bu ara bilgilerden sonra tekrar mevzua kaldığı yerden devam edelim.
Nihayet yarışmaya katılıverdim. Daha önceden yazdığım ama hiçbir yerde yayınlanmamış şiiri, yarışmanın kurallarına tam vakıf olmadan, yarışmaya katmak istedim. İşte o şiir:
Hiciv

 

 

Çıkardık gayri baltalarımızı mahzenden;

Dizilin dehlizde irili ufaklı, sefil düzenden!

 

Kavramlar pazara çıkmış, irfan tozlu rafta;

Uygarlık ininde mahpus İslam, irtica yafta!

Beyninde tırnak izleri, kan fıçısı cemiyet;

Hikmeti tepeledik, tam tekmil medeniyet!

Kafatası beşeriyetin, kızgın, buharlı kazan;

Çepeçevre hisar içinde beyin, ateşte kızan!

Kaynıyor fokur fokur, cidarlarını çatlatarak;

Ne varsa hepsine berhava, aklı patlatarak!

Bir çıban ki, kızıl kıyamet fışkıran cerahat;

Yekûn hattına dayanmış yara, beşer rahat!

Damar damar akmış agora sahasına irin;

Hayvana, nebata, insana bulaştı eli kirin!

 

Suda erimiş şeker gibi ahlaka ayarlı damak;

Suda öbek öbek yağ arası etik ipte hamak!

 

Hayat mayat raddesinde mıhlı bilge kafa;

Abece hututunda felsefe satar mankafa!

Balık ummandan kaçtı, kuş kanat bıraktı;

Nebat el ayak kuşandı; sularda ateş yaktı!

Karada cins cins canlılar, denizde taştılar;

Eteklerini topladı adalar ve bu işe şaştılar!

Kamer sünger olmuş, okyanusları çekmiş;

Şems buzdağına düşmüş, yere ateş ekmiş!

Bulutlarda feveran, kan kırmızı yağıyorlar;

Ovalar, dağlar, yerden yıldırım çakıyorlar!

Pespaye kitaplık sahtekâr, anlatır maval;

Hakikat diye bellettiler yıllar yılı martaval!

İdrake prangalar bağlandı, hür dünyada;

Zanlarını mutlak irade sandılar, rüyada!

Harflerde herze, rakamlarda ters mantık;

Safsata rahlesinde esasa yer, simli sandık!

İrfan neydi? İrfan: Damarlardan akan kan;

Mihrak noktasına, dörtnala koşan safkan!

Anlamaz! Kaldırımlar lisanından anlatsan;

Anlamaz, kirli pabuçlarını çil çil parlatsan!

 

Yavuz hırsız şarlatan, ocak sahibini horlar;

Savulun, hey arsızlar, bre hey köftehorlar!

Bu şiiri sayfaya yazdık... NFK -FAN’dan uyarı geldi: Selamlar,

 

‘’Yarışma; Üstad'ın bir yönünü ve ondaki bir özelliği, daha derli toplu bir ifadeyle onun kişiliğiyle, veya bir fikir/edebiyat adamlığı kimliğiyle gerçekleştirdiği aksiyonla ilgili tüm konuları ihtiva ediyor. Yarışmanın asıl öznesi, en azından görünen öznesi Üstad olmak zorundadır ve Üstad'ın özne olduğu her yazı yarışma kapsamına dahildir. "Davası" dendiğinde hem fazla geniş bir yelpazede ürünler ortaya çıkmasına zemin hazırlanmış olur, hem de hoşnut olunması mümkün olmayan muhtevadaki eserler de işin içerisine girebilir. İşe bu kadar geniş bir perspektifle bakarsak neredeyse tüm yazılar bir şekilde konu dahilinde kabul edilebilir. Üstad'ın dava adamlığı yarışma kapsamına dahildir ve bu anlatılırken onun davası ekseninde birşeyler yazma imkanına da sahipsiniz. Yalnız "O da küfre karşı savaşmıştı, ben de küfrü yeren bir şiir yazıyorum" benzeri düşüncelerden hareketle eklediğiniz yazılar yarışma konusunun kapsamı haricinde kalır.

 

Birden fazla yazıyla yarışmaya katılabilirsiniz, yalnız derece durumu sözkonusu olursa yalnızca en yüksek puanı alan yazınız değerlendirilir.

 

Saygı ve selamlarımla’’

 

 

Anladım ki bu şiir olmayacak. Başka arayışlara geçtim. Zaten yukarıdaki şiirde kafiyeleri tutturduk, ama hece ölçüsü yok. O zamana kadar yazdığım şiirlerin hiçbirisinde hece ölçüsü yoktu. İtaraf ediyorum... O güne kadar şiirlerde hece ölçüsünden haberim yoktu. Yazıyordum öyle işte, ne hece ölçüsü ne bir şey! Kafiye tutsun yeter, diyordum. Bu eksikliğimi fark edince ‘bir daha şiir filan yazmayacağım!’ dedim kendi kendime... Baktım ben böyle kurallara uygun bir şiir yazamayacağım, dahası şiirler birlikte mevzuu  tutturamayacağım, bari bir nesir yazayım dedim.

İşte o yazı:

‘’Efendim

 

 

 

Bir kitap arıyorum, bir kitap!.. Zaman ve mekân mefhumuyla perçinlenmiş beşeriyet zarını, bir lahzacık da olsa, delen bir kitap...

 

Edirne çöl, ben bedevi, kitap arıyorum. Nihayet bir kitapçıda buldum hikmetler deryasından pırıltıları.

 

Bu kitabın değeri?..

 

22 YTL.

 

 

 

Sen 20 YTL ver!

 

Artık dayanamıyorum! Yeşilli meşilli cüzdanıma davrandım bir hamlede...

 

Adam seslendi:

 

Sen asker misin?

 

Evet...

 

15 YTL versen yeterli!

 

Tarih: 23.10.2006. Günün misilsiz değeri ise, Ramazan Bayramına denk gelmesi...

 

Bayram akşamı yemekten sonra koğuşuma çekildim ve elimde Üstat Necip Fazıl'ın 'Çöle İnen Nur' adlı o müthiş eseri, yatağa uzandım. Okudukça açıldım, açıldıkça okudum.

 

'Başlangıç' başlığı altında Üstat Necip Fazıl, şöyle yazmaktadır:

 

O akıl budalaları ki, gözün nasıl gördüğünü anlamadan gördüğü şeylere inanırlar, fakat görmediklerine inanmazlar, gözlük üstüne gözlük takarlar ve üstelik görüneni bile göremezler; işte onlar, ellerinde birer istiklal pertavsızı taşırlar, eşya ve hadiselerin posalarını hep onunla incelerler ve hiçbir şey bulamazlar...

 

Müthiş...

 

Şu dünya pazarında beni evirip çeviren sahte oluşlardan boğulur gibi oluyorum. Dünya ne, sanat ne, dava ne, mukaddesat ne? İlim, edebiyat, şair, şiir, yazar, roman, hikaye... Devlet, millet, fert, cemiyet... Felsefe, ideoloji, nizam...

 

İnsan neye hamal?

 

Tipi bulunamayan kuyular misali, kılçık kılçık beynime batan cımbızlar hüviyetinde sualler? Kanıyor, kanıyor da tırnaklarımın beynimde çizdiği oluklarda, ama neye?..

 

Yıllardır ezberlediğim posalar, şimdi ruhumu diş diş kemiren kubur fareleri.

 

Aman efendim! Penceremde helezon gibi dönen bu sahte hayattan, hakikatin eteklerine çağırdın beni. Zaman ve mekan taassubunu delip, vakıalara temizden de temiz bir zaviyeden bakmama sebep oldun.

 

Benim güzel sebebim.’’

Evet, bu yazıyla yarışmaya girmiş olduk. Bu yazının yarışmada dereceye gireceğini de pek sanmıyorum...

Bir akşam... Başımı yatağa koydum,tavanı bakıyorum... Bende bir duygu patlamasıki, sormayın!!! Bunu hemen yazıya dökmeliyim... Kalktım gece vakti, bilgisayarı açtım  ve yazmaya başladım... Kelimeler birbiri ardına dizilip geliyor... İş bunları heceye ve ölçüye sokmak... Önüme dökülen taslağı, elimizden geldiği kadarıyla bir düzene sokmaya çalıştım... İşte o şiir:

 

 

Üstat Fazıl

 

 

 

 

 

 

 

Aman üstat! Bu ne dünya, ne dünya?

 

Hayat dediği zanla
insan güya,

 

Gülüp oynar, sanki mesut bir rüya;

 

Ruhlar dipsiz kuyuya, beşer aya…

 

 

 

Kandillere katran
dır gece çile;

 

Beyin zarında çatlak, büyük hile…

 

Ense köküne
balyoz darbesiyle,

 

Beyninin yırtıkları
ve nafile…

 

 

 

Zamanın pençesinde üstat asi,

 

Çivi çaktı, bakışıyla Arvasi;

 

Öksüz kalmış davaya eşsiz vasi,

 

Çatlasın
Babıâli
ve hamasi!

 

 

 

Mukaddes yüke hamal
üstat Fazıl;

 

Kahpe düşman: Artık çizil ve yazıl!

 

Yekûnu tırmaladı onda akıl;

 

Kaba softa
çekemez asla tek kıl!

 

 

 

Aman efendim aman,
sana bendim;

 

Sana bağlı, sana mıhlı
kemendim!

 

Ejderha gecelerde,
mühürlendim;

 

Fikriyat cümbüşünde nur
yüklendim!

 

 

Tamam dedim, ben bu şiirle yarışmaya katılmalıyım...

Nihayet sonuçlar açıklandı ve bu şiir dereceye girdi, 3. Oldu. Büyük bir sevinç yaşamıştım. Hani şöyle düşünmedim de değil: Zavallı üye... Çok uğraştı derece için... Bunun yazdıklarından bir şey olmaz, uğraşlarına puan verelim de derece yapsın!!!

 

Bu arada şiirlerime de bir nizam getirmiş oldum... Daha çok eksiklerim var tabi. Kabul...

 

Reyhan hanım benimle irtibata geçti, istediğim kitapları gönderdi... Kendisne ne kadar teşekkür edersem edeyim, azdır.

 

O aldığım kitapları arkadaşlara verdim, okusunlar diye... Tabiki ilk önce ben okudum... Hacegan ismimin bircik sebepleri kitaplar...

 

O yarışmamın benim için, şiirlerim için, bu sitedeki devamlılığım için büyük anlamı vardı... Yani o yarışma olmasaydı, bu sitede olmayacaktım belki de...

 

İşte Trradomir, böyle... Bir ara seninle yaptığım polimikleri de anlatırım... Seni her defasında nasıl yendiğimden bahisle, bir şeyler yazarım... Sen 5 gün ceza aldın, ben 2 gün... NFK-FAN çok adaletli davranmıştı. O zaman ben yeni olduğum halde, sana daha çok ceza vermişti, benim daha haklı olduğumu ima etmişti...
MI
03.12.2012 21:47
#8

evvela böyle güzel bir başlığı husule getirdiği ve çok hoş bir girizgah yaptığı için üsküdar'ın yetiştirmiş olduğu pek kıymettar mütefekkir kardeşim ve dostum trra'ya teşekkürlerimi sunarım. dünkü muhabbetten böyle bir başlık çıkacağını hiç düşünmemiştim. iyi oldu, güzel oldu. hasılı şartlar olgunlaştı, bebeler belik oldu, yaz baharım döndü kışa, ve dahi putin denen arkadaş pek sportif bir siyaset adamıdır. ne alaka. boşver. ipucu: bugün sıtanbol'a geldi de sayın putin. e ben de meslek icabı peşine takıldım. kapiş?

 

ya biz bu siteye nasıl da göbekten bağlanmışız be radom. nası oldu bu. nası. bu site denince mesela aklıma 2008 senesi geliyo. ondan öncesi de var aslında. ama şimdilik 2008'e odaklaniyim bakim. üsküdar geliyor aklıma heman, merkez otoparkının yanı abiler... hani şu layla kafe var ya, orası işte. harun yaşar'ı nfk-fan zannettiğim o iftar buluşması... harun yaşar o vakitler daha taze... :) sonra mehmet, göksel, adles... hacı sayid'den çıkışımız. hasib nickli bir abi vardı bir de. dur ya, o sonra bizim ilcege abi oldu di mi. tamam hatırladım hatırladım.

 

başka neler var hafızamda. reyhan, bdg, cile54, gardenya, postmortem... ve tabii ki panturk abi. :) onun yazıları, şiirleri... karnım ağrıyana kadar güldüğüm günler. cihat'ı da unutmamak lazım. iyi yazardı. kılıçkıran vardı sonra. mücerret bir adamdı kendisi. eheh.

 

va dahi Ü.Y., balaban, tuğra... bunlar da yazar çizerdi o zamanlar.

 

ahıskalı diye birini tanıdık sonra. siteye emeği geçenlerden. achartave eskilerden bilen bilir. teknik bir adam. :) beylerbeyi, w-racer.

 

sonra mesela butimar vardı, pempegül... pempegül mü? üff ya. ismi hatırıma gelince yine bir tuhaf oldum. :) belaydı abicim bela...

 

nameless vardı sonra.

 

hacegan aga mesela...

 

sonra efendime söylim görünmez bi kardeş geldi.

 

ulan durun ehl-i kalender'i yazmazsam kendimi suçlu hissederim. ibni.ss vardı. kavga dövüş ederdik. :)

 

böyle olmadı biliyorum ama böyle yazdım, affola beyler...

03.12.2012 23:10
#9

Haksızlık olmasın, yukarıda bana yazılanlar vardı. Bunlarda benimkiler... Arkadaşlar haklarını helal etsinler...
'Selmanbey yine çıktınız bir yerlerden...

 

Genelde 'peki' deyip gidiyorsunuz... Garip...'
(
Hacegan
)

'Arkadaş bir yandan çamaşır asıyor, bir yandan da çene lak lak... Hani şu çene olmasa, çamaşır asması güzel...'(
Hacegan/ Trradomir'e
)
MI
03.12.2012 23:34
#10

hacegan aga senin kulağını çınlattık rado reisle... :) bir ara üsküdar'a gelsene. çaylar bizden. :)

MI
03.12.2012 23:57
#11

Bu arkadaş kim peki??

http://www.n-f-k.com/nfkforum/index.php?/user/4060-hahambasi-fil-bahri/page__tab__posts

04.12.2012 12:29
#12

hacegan aga senin kulağını çınlattık rado reisle... :) bir ara üsküdar'a gelsene. çaylar bizden. :)

 

Mitajanı, bu çok iyi olur aslında... Kısmet... Ama bir gün oralara düşersem, yanınıza uğrayacağım... Üsküdar'a mutlaka giderim zaten... Kardeşim, Mahmud Hüdayi hz.ni çok seviyor. Hüdayi Hzlerinin benim kalbimdeki yeri de başkadır.

 

Bu arada Harun Yaşar'dan bir şeyler dedin, onu NFK_FAN ile karıştırmışın hani... Harun Yaşar(Ali-nfk) buralarda gözükmüyor. Niyedir, merak ediyorum? Biraz sert bir arkadaşımızdı, ama kendisini severim...

 

Şunu da yazayım, içimde kalmasın... Bu forum sitesi dışında hiçbir forum sitesine üye değilim. Niye üye olmadım? Ne bileyim. Hiç öyle bir şey aklıma gelmedi... Buradan önce de üye olmadım, sonra da... Bundan sonra da olmam zaten... Bunu da niye yazdıysam!!!

 

Trradomir ile mitajanı'nın yazılarını merakla beklediğim bir sitedir burası aynı zamanda... Bir de Siyahçeket, penaltılı bir isim filan var... Bunlar da takip altında...

 

Bir başka konu da, şu 'Azizim Hüdayim' ismine sahip arkadaşın beğenilerini bana yollarsanız sevinirim...

PE
04.12.2012 15:58
#13

2 gün… Tam 2 gündür sükunet dolu bir sabırsızlık, talih dolu bir bahtsızlık içinde bekliyorum. Ne bekliyorum? Neyi bekliyorum? diye hala şaşkınca soruyorsun öyle mi by_x? Biraz bekle, sana da sıra gelecek. Neden 2 gündür? Önce buradan başlayalım. 12 mesaj yukarı çıkıp, zirvedeki mesajın gönderilme tarihine bakarsan kıymetli arkadaşım, neden ve neyi 2 gündür karışık duygularla beklediğimi anlarsın. Ama hale bak ki, bir harf, bir ima bile yok. Bahsin, ‘kimler geldi’ başlığında yer alan dahi bir kişiliğin, abide bir şahsiyetin hala gündeme gelmemiş olmasıdır beni bu denli üzen sevgili arkadaşlar. Bir tek Hacegan bu duruma engel olmak istedi ama o da ne yazık ki ismin tamamını hatırlayamayarak pastasız bir çay koydu önümüze. Böyle bir başlık açılır da o nasıl akla gelmez, nasıl sayfalar dolusu ondan bahsedilmez anlamıyorum. Adamın dünya genelinde 100 milyonu aşkın hayranı olduğu tahmin ediliyor heyhat. O abide şahsiyet bir kitabevine girecek olsa, Harry Potter’ın bilmem kaçıncı kitabı yeni çıkmış da o kitabevine gelmiş gibi kapıda kuyruklar, yığılmalar ta gece yarısından başlar. Bütün bunlara rağmen, kimseye yüksekten bakmaz, asla kendisiyle övünmez, kendisinden hiç bahsetmez hazret. Adam kedi bile sever, daha ne yapsın.

 

(Sıranın kendisine bir türlü gelmediğini gören by_x’i ‘susma, sustukça’ klişesiyle baş başa bırakırken, kendisine Lady Gaga’dan Fincanım Ucuza Gitti şarkısını hediye ediyorum. Az çok İspanyolca bildiğim için çevirmeye çalıştım. Bknz. Aşağıda)

 

Fincanım ucuza gitti

Beni hayat delirtti

Sıcacıktır bankalar

Türkler iyi insanlar

Artık canıma yetti

Her yerde hayranlarım

Descartes’a inat varım

Makyajım kaldı yarım

Rujum ne çabuk bitti

Bilmem kaç asır önce

Resmen küfretmiş bize

William Shakespeare’in biri :

“Sıvayın suratınızı boyayla

Öyle sıvayın ki

At girse boğulsun içinde”

 

Fincanım ucuza gitti

Hele hele yar, hele yar

Ü.
04.12.2012 20:13
#14

Çın çın çın! Serçe parmağım kulağımın ta içine girdi.

 

Geçmişe baktığımda... Evet ilk olarak aklıma yaptığım yazım yanlışıyla dalga geçildiği geliyor. Bir Harvard meselesi vardı. Harwart yazmıştım. Trradomir mikrobu* da şöyle demişti:

 

Aman efendim, laf lafı açıyor, şimdi de gelelim Harward mevzuuna. Çok bilmişlik olarak yaftalamayın fakat o üniversitenin ismi w değil, v ile yazılıyor. Hatta Harvard'lıların üniversite hakkında bilgi sahibi olup olmadığını merak ettikleri kişilere Harvard'ın nasıl yazıldığını sorduğu da vakiidir, Fehmi Koru'nun bazı hikayeleri var bu konuyla ilgili. Kendisi de Harvard mezunudur malum. Ben burada düzelteyim de, ileride, farklı bir yerde başınız ağrımasın.

 

Sinir olmuştum, sinir! Yıllar geçti, Türkçe öğretmeni olarak şimdi konuyu açan şahsın yazım ve imla kullanımına bakıyorum da... :) "Neyse!" diyorum.

 

Unutmadığım şeylerden bir tanesi de Gökhan Öztürk'ün şikayeti üzerine silinen yazımdı. Her ergen, ölüm üzerine bir şeyler yazar değil mi? O olgun (!) şahsiyeti yöneticiye yönlendiren şey, intihar edeceğim endişesi değil; böyle ciddi bir sitede o tarz ifadelerin yer almaması gerektiğine ilişkin bir düşünceydi. Ayırca, kendi yazdığı şiirlerden bir tanesini bestelemek istediğimi ifade ettiğimde, çok da enteresan bir tepki ile karşılaşmıştım. : ))

 

Zamanında burada futbol ile ilgili de çok şey paylaştım. Büyükdogu, ilcege ve Beşiktaşlı bir ağabeyimizle kapışırdık. Olay olunca, "Bir daha yazarsam Galatasaraylı olayım!" diyerek tepki gösterdim. Sonrasında ise yazılanları okumakla yetindim. Pek de zevkli olmadı işin gerçeği.

 

Benim muhatap olduğum kişiler: N-F-K Fan pürneşe, nedamet, nevbahar, büyükdogu, ilcege, cihat, vakıfahmet, adles, dervish vs idi. Ara sıra çuval devirdiğimde mehmet'in kapısını çaldım. Bazen de reyhan'ın... Balaban çok erken ayrıldı. İletişim pek kuramadık kendisiyle.

 

Muhatap olmadığım kişiler de vardı. Yöneticilerle ve bazı sorunlu tiplerle pek işim olmadı. Trradomir hariç :rambo:

 

Ben girdiğimde site çok yeniydi ya. Düşünün ki Serbest Kürsü ikinci sayfasındaydı. Ben o zamanlar "Herkes bu siteyi görmeli, kullanıcı sayısı az, paylaşım yapan az." derdine düşmüştüm... Yalnız günler, aylar,yıllar geçtikçe sitede inanılmaz şeyler oluyordu. Çok heyecanlıydı. Saatlerce msnde dedikodu yaptığımızı hatırlıyorum. Tabii kuru kuru dedikodu bize yakışmazdı. Davut ile dedik ki karışalım şu deli kervana :) Davut ile yazışırken, şikayetler geldi. Kimse Davut'un profiline bakıp pembe renkli ikonu görmedi tabii ki. Davut, GÖZE adlı kullanıcı idi. O muhabbet kısa sürse de, bazıları dalga geçmeyi sürdürdü.

 

Bu sitede en uyuz olduğum şey milletin sürekli kullanıcı adını değiştirmesiydi. Dengesiz bir yapının bu değişikliklere tahammülü olabilir miydi? Elbette hayır. Kesinlikle adapte olamadım. Şimdi arkadaşlar yazıyor, eski adım şuydu, buydu. İdrak etmeksizin geçiyorum.

 

Ben ilk defa bu site sayesinde elime kağıt kalem aldım. İlk şiirimi, denememi, hikayemi burada paylaştım. Kendi Yazdıklarınız bölümündeki başlıklarıma veda ettikten kısa süre sonra internet günlüklerine de son verdim. Uzun süre hiçbir şey yazmadım, nesnel yargıların içerdiği makaleler dışında.

 

Şimdi kendimi öğretmenlik yaptığım okula ve araştırmalarımı sürdürdüğüm Marmara Üniversitesi'ne Twitter'a, ve Rebab'a verdim.

 

*Mikrop: Çıplak gözle görülemez. Bulunduğu ortamdaki besinleri, kendi bünyesine yararlı hale getirerek çoğalır, beslenir. İhtiyaç duyduğu besin maddelerinin hepsini üretebilir.

 

Saygılar sevgiler.

04.12.2012 20:48
#15

Bu site ilk faaliyete geçtiği andan itibaren haberim oldu. Bundan 8-9 sene önce Üstad ile alakalı internette fazla bir döküman mevcut değildi. Büyükdoğu Yayınevi'nin yıllardır fazla bir değişikliğe uğramamış sitesinde epeyce vakit geçirmişliğim vardır. O sitenin özellikle açılışında Üstadın Çile adlı şiirinin son 3 kıtasını dinlemek ayrı bir keyifti benim için. Büyükdoğu Yayınevinin sitesi yıllardır aynı ve hatta bazı bölümler var ki yıllardır yapım aşamasında "dağarcık" ve "özel emanet ve hatıra" gibi.

 

Büyükdoğu Yayınevi'nin sınırlı ve dar kapsamlı sitesinde bile vakit geçirebilen benim için bu site elbette büyük bir ummandı lakin sitenin ilk yıllarında üye olmak nasip olmadı. Genelde arkadaşların çoğu öğrencilik yıllarında sitede aktif olmuşlar ve mezun olunca hayat meşguliyetleri neticesinde siteden uzaklaşmışlar. Benim durum bunun tam tersi oldu. "Unu eledik eleği astık" siteye üye olduk. :)

 

Burada üye olanların öncelikli ortak paydaları Üstadı sevmeleri ve Üstadın ellerine verdiği anahtarla ve işaret ettiği kapıdan içeriye girme arzusu. Üstad kitaplık çapta eserler ortaya koymuş ve bu eserleri ile gençliği beslemiş birisi. Böyle büyük bir mütefekkirin adına hizmet veren site de elbette ki piyasada fazlasıyla mevcut bulunan forumlara nazaran çapına mukabil büyük olmak zorundadır. Yıllarca yapılan eklemeler neticesinde de site pekçok konuda insanlara cevap verici bir işleyişe kavuşmuştur. Bir de şu husus mühimdir ki herkesin İslam adına birşeyler söylediği şu fitne asrında ehli sünnet çizgisinde faaliyet gösterebilmek ve bu istikamette yürüme azmi sitemizin değerine değer ekleyen en önemli hususlardandır.

 

Hesabımın adı "nfkkfn" idi. Beni NFK-Fan ile karıştırıp ricada ve istekte bulunanlar oldu. Pek karıştırılacak gibi de değil ama vuku bulmuş hadisedir. Neticede aynı hesap üzerinde ad değişikliği ile yola devam etmekteyiz. Burası bizim mekan daha ne diyelim.

YA
04.12.2012 22:38
#16

Şu iftar günü de güzelmiş.İlginç bir gün :)

 

http://www.n-f-k.com...__fromsearch__1

TR
04.12.2012 23:01
#17

Ulan başlığa bak, ortalık trradomir'den intikam alma panayırına dönmüş. Ben sizi diğer başlıklarda teker teker kıstırıp bir güzel harcamayı da bilirim. Allah Allah yahu, dün çoluk çocuk diye dalga bile geçmediğimiz, 'aman delidir, yazıktır bulaşmayalım' diye uzak durduğumuz tipler başımıza cumhuriyet öğretmeni kesilmiş, 'Araştırmalarıma devam ediyorum' diye artistlik yapıyor. Bu değil miydi ya gecenin bir yarısı rüyadan hortlayıp 'Saat 12... Hapları ağzıma atmaya başlıyorum. 1! 2! 3! 4! 5!..' falan diyen? Leblebi mi yiyorsun, ne yapıyorsun arkadaş sen? Senin öğrettiğin Türkçe'yi işleyip bitirdik, kesmedi üstüne İngilizce'yle İspanyolca'yı da koyup kombo yaptık aslanım biz. Yazım ve imla sularında sakın dolaşma, kariyerinin kanına girersin. Hadi bu kadar yeter. :)

 

Vay be, insanlar ne kadar da değişmiş. Ben bile değiştim ya, bir ara Hüseyin Üzmez'i övmüşüm. Forumda bulaşmadığım adam kalmamış, herkes hayatının bir döneminde bana uyuz olmuş resmen şuraya bak. Hey gidi. Şimdi bu huzurevinde herkes tarafından terk edilmiş garip bir ihtiyar olarak günlerimi sayarken, o ateşli geçmişime buğulu gözlerle bakıyor ve usulca öhhö öhhöö...

 

Ben buraya babalarkulunu anlatmak için gelmiştim halbuki. Forumda bir efsane adam varsa odur. Hatırlatın bi dahakine onu anlatayım. Adamımdı ya.

05.12.2012 00:03
#18

Recep_1453 bir soru sormuş… ‘’Benim istediğimi Allah istemiyorsa, konu kapanmıştır..’’ ifadesi Necip Fazıl’a ait mi, değil mi?

 

Ebkem adresi göstermiş, ama kendisi de ihtimaller dışında bir cevap veremiyor…

 

Sonra…

Devreye ben giriyorum… ‘’Bu konuyu bilmiyorum Recep kardeşim, onu haber vereyim dedim’’ diye yazmışım… Tazir bana cevap verdi… Bizi bilgilendirdi ve onurlandırdı…

 

Recep_1453 tekrar yazdı… ‘’ Cevap veren kardeşlerime teşekkürler. evet bilmiyorum diyebilmek büyük bir erdem hele ki alimler için. Tabi ait olup olmadığını belirten bir cevabı hala bekliyorum’’

 

Efendim, ben ebkem’in verdiği adrese baktım... O söz Necip Fazıl’a ait değilmiş...

 

 

Yarım kalan işi tamamlayayım dedim...

BY
05.12.2012 00:42
#19
2 gün…

 

Ah! ayarsızım. İnce sızım. Müstesna güzel. 2 gün ha? Tam 2 gün, bu kadar tahammül edebildin demek. Erbain çıkarmak kadar meşakkatli bir yükü, zaif ve naif omuzlarına yükledim öyle mi? Kendimi kati surette affetmeyeceğim! Benim kadim dostum. Kadimlik için fazla geçmişe sahip olamasakda Allah söyletti herhalde kadim dost olacağız seninle. Çevirim içi olmadan takip etme alışkanlığımı her seferinde tahrik gücü yüksek adeta infial uyandıran mesajlarınla bozmayı başarıyorsun.Tıpkı trradomir gibi, herkes onu hayırla anmış bende anayım. Kulağı östaki borusuna kadar çınlasın aramızda kalsın bazen kendisi kaşınıyor.:)Ben hakkımı saklı tutmayı yeğliyordum ancak bu şık bir o kadar da saygı değer tutumun karşınsında lâkayıt bir tavır takınamazdım.

 

Bilirsin şöhret afet, fakirlik devlettir. Benden değil sayfalar dolusu bahsetmek, bir kelimecik dahi olsa bahsedilmeyi versin. Hem sen unutmadınya gözüm açık gitmez benim. :)

 

Gelelim sana. Senden evvel, penaltılı bir isim filan var diyen devamını ne maksatla getirmediği belki pot kırdığı, en popülerinden gaf yaptığı yada bunlardan maada unuttuğu Anadolu ile Avrupa yakasını birbirinden ayıran boğazın vazifesini üstlenircesine bu ismi bölen Hacegan abiye! Teessüf ederim. Guinnes Rekorlar Kitabı'na giren, youtube'de 850 milyon kişi tarafından izlenerek dünyanın en çok izlenilen videosu ünvanına sahip gangam style türküsünün baş solisti Park Jae Sang kadar meşhur bir adama reva mı bu, olacak şey mi?

 

Ayarsızım, hediye ettiğin müstesna parçayı mest olmuş bir halde dinlerken içimden geçeni seninle paylaşmak istedim, andım seni bu gece her şey yâdımdan silindi…

BU
05.12.2012 03:22
#20

Yazıp yazmamakta çok tereddüt ettim aslında. Bir kerecik kızım Buti. Yaz ne olacak. En fazla silerler, değnekle kovalayacak halleri yok ya modunda aldım elime klavyeyi.

 

Hem bir şey söyliyeyim mi? Tamam uzun zamandır yoktum belki. Ve belki bir daha da olmayacağım. Ama şu anda burada yazan birçok kişiden daha çok sitenin yerlisi hissediyorum. Hani Rado abi okul kelimesini kullanmış ya yukarıda. Hah onun gibiydi işte ‘nfk’ benim için. Hatta birazcık daha çoğu. Kısmen aile. Kanımdan, canımdan olmadığı halde, ağzım dolu dolu ilk ‘abla, abi’ kelimesini kullandığım yer. Başka türlü hala yüzyüze tanışmadığım bu insanların rüyalarıma girmesini açıklayamam.

 

İlk üye olduğumda yeni yeni durgunlaşmaya başlamıştı buralar. Ufak tefek tartışmalar vardı. Dilini anlamadığım bir yazarın, dillerini anlamadığım türden okuyucuları. Benim ise en son okuduğum kitap Alacakaranlık. Hadi şiir seviyorsundur belki deseler, onu da sevmezdim ki. Ezildim, itildim. Şımarıklıkla, küstahlıkla suçlandım. Aleni. İçinizden bana okuduklarınızdan bahsetmiyorum bile. Ama sitede bi mitajanı vardı, sonra trradomir. İnce zekalarına hayran kaldığım iki şahsiyet. Hayır elbette üç. Ve Reyhan abla. İki güne bir kapısını farklı sorularla kapısını çaldığım tatlı insan. O soruları başkasına sorsam dalgaya alırdı beni kesin. Şimdilerde can dostum olan o zamanlar ise bi kaşık suda boğmak istediğim nameless. Büşra. Aha! Ve tabii ki Basmacı, Yunus Coşkun. Adamları yaka paça gönderdiniz sevgili yöneticiler ama? Peki ya Mustafa Cilasun ağabey. Mübarek destan gibi yazardı. Sonradan şekil de yapmıştı. Ciddi ciddi şekildi hani. Böyle alta doğru kısalıyor, üste doğru uzuyor. Piramit, kum saati. Falan filan.

 

Sitenin en güzel dönemlerinin geride bırakıldığını düşünürdüm. Bizzat yaşayamadığım ama defalarca arşivlerden okuduğum o zamanları zevkle ve özlemle hayal ederdim. Ve itiraf ediyorum Ü.Y. kaleminin şiddetli bir hayranı olmuştum o sıralar. Nerden bilebilirdim ki, gün gelecek, o an yaşadıklarımın da özlemini duyacağımı.

 

Siteyle tanışmasaydım, ilkin kesinlikle cigaraya başlardım. Arada yakıyordum da site sonrası bıraktım. Sonra Sezai Karakoç, Cemil Meriç… O iki yazarı sevemezdim bu kadar. Ve tabi ki de Üsküdar. Rüyalarımın ilçesi nasıl olabilirdi ki? Çay içmezdim, garaip yazılarıma şiir diyebilirdim, güzel ve kaliteli insanların var olduklarına inanmaz ve ben de piyasadan bir kopya olurdum. Dam üstüne çul serer’i hiç duymazdım belki. Grup Yeniçağ’ı tanımazdım. Üstad’ın birçok kitabını eve sokamayacağım için okumaktan mahrum kalırdım. Yakın bir dost, iki güzel arkadaş. Çok uzaklardan gelen baharat kokulu mektuplar. Merakla kontrol edilen mailler. Değişen kitap tarzım. Düşüncelerim. Bazı acılarım, mutluluklarım. Hiçbirisi olamazdı.

 

Bunların siteyle ne alakası var demeyin. Çok var. Ama siz anlamazsınız.

 

Saydıklarım bir listeyse eğer daha uzar. Hem de ne uzar. Karanlık yönleri de olur  bittabii. Ama en azından artık site siber korsanlar tarafından çökertilsin istemiyorum değerli adminim. O kısmı aştım…

 

Ne konuymuş ama. Bana bile karalattı bir şeyler. Hadi şimdi de silmeden gönderip, yine yok olayım buralardan.

 

Sevgilerimle.

05.12.2012 11:36
#21

tebessüm biraz..

 

Sünnet olmak Hıristiyan ve Yahudi geleneğidir

 

Ahahah oğlum o da bi şey mi lan. Ben bazı kaynakları araştırdım, İslam'ın peygamberi aslında Yahudilerle aynı soydan geliyormuş! Nasıl, süper di mi? Ben duyunca çok şaşırdım. Bilmem kaç göbek ileride Hz. İbrahim derler bi adam var, o hem Yahudilerin, hem de Peygamberin dedesiymiş aslında. Soner Yalçın bile yazmadı bunu daha, benim cahil milletim bunlardan habersiz tabi, varsa yoksa sünnet olmak tabak sünnetlemek falan boş işlerle uğraşıyorlar...

Arkadaş bi yürüyün gidin ya, 10'a varmamış zeka yaşınızla modern zamanın Saadettin Teksoy'ları kesildiniz başımıza. La ilahe illallaaah..

 

ehli sünnet müslümanın bu tarz ibareler kullanabileceğini düşünemem yakışı kalmaz

 

Ben zaten -haşa- Şiadanım, o yüzden yakışı kalması, dilek olay, içten bile değil mera ketme senk ardeş. Töbe ya... Şuradaki göndermeleri de anlamadınız, kiminle ve hangi zihniyetle kafa bulduğumuzu görmediniz ya gayrı ben size bi şey diyemem artık. Oldu olacak dinden atın bari. Ben giderim, yakışım kalır buralarda zaten.

SI
05.12.2012 11:54
#22

Çok eski sayılmam ama üyeliğim neredeyse 3 yılı bulmak üzere. Eski başlıklara, paylaşımlara bakınca ilk yıllardaki rüzgarın daha tesirli estiğine, heyecanın daha yoğun olduğuna katılmamak mümkün değil. Birçok üye gelmiş, kalmış, geçmiş; güzel izler, tatlı hatıralar bırakmış. Pek çoğu aramızda yok şuan. Fakat o ilk yıllardan kalan birkaç insan hala “uzun teneffüsler” le de olsa sitemizi onurlandırmaya devam ediyor. Mesela trradomir... Mesela mitajanı… N-F-K.com ‘un efsaneleri arasında çoktan yerini almış bu iki kıymetli üyenin hala aramızda bulunuyor olması bana göre yeni sayılanlar ve yeniler için mühim bir örnek. “İyi atlara binmiş, iyi insanlar” hala var bu sitede.

05.12.2012 13:25
#23

By-x, penaltıyıtacaatanayarsız, SiyahCeket… Evet, bu arkadaşların Necip Fazıl hakkında yazdıklarını her zaman okurum, büyük keyif alırım. Birbirlerine takıldıkları sahneleri de kaçırmak istemem, takip ederim. Ben başka şeyler de takip ederim… Neler mi? Oralara girmek istemiyorum, NFK-FAN sonra döver beniJ

Yukarıda isimlerini saydığım 3 arkadaş şu ismi tanırlar mı? Panturk… İçeriği bende saklı, onunla özel mesajda bir mesele yazıştım. Acaba Panturk da çevrimdışı olarak bizi takip ediyor mudur? Trradomir de çok sever kendisini. En azından bir zamanlar öyleydi… Yakinen bilirim…

Trradomir NFK_FAN üstadı az uğraştırmadı burada… Kendisini NFK-FAN’a şikâyet etmiştim, NFK-FAN da bana çok dert yanmıştı kendisi hakkında… Trradomir’i çok sevdiğini, ama kendisini çok yorduğunu yazmıştı bana. NFK-FAN hatırlar bunları… Ne günlerdi… NFK-FAN gerçekten adaletli bir arkadaş…

Achartave… Unutmayalım… Kendisine bir teklifim vardı… Satranç oynamak!!! Kendileri unutmuş olabilir, ama ben unutmam… Yalnız o zamanlar çok zindeydim, idmanlıydım. Şimdi birkaç yıldır oynamıyorum. Onu da söyleyeyim…

Kalemdar kardeşimi unutmadım…

Mürid ve Dervish… Trradomir’e sormak istiyorum, bu arkadaşlar uzun zamandır gözükmüyorlar, niyedir? Bu arkadaşları da keyifle takip ederdim…

Hemşerim FURKAN-nfk vardı… O da kayıplara karıştı…

Mütereddid ve adıgüzel… Yani kardeşlerim, sonu aynı noktaya çıkan polemiklere girmeyin lütfen…

MI
06.12.2012 13:36
#24

başlığa yazılanları okuyunca kah tebessüm ediyor, kah hüzünleniyor, kahta'lı mıçı'lıyorum. (evet evet, berbat ötesi bir espiri oldu.)

MI
06.12.2012 13:42
#25

ha bir de, yeri gelmişken söylemekte faide var. siteye dair bir nostalji yapılacaksa kalemdar'ı anmadan geçmek olmaz. tanıdığım günden beri aynı heyecan ve şuurla emek vermeye devam ediyo. istikrar forevı.

PE
06.12.2012 16:06
#26

Ah be by_x, beni bir tek sen anladın, sen de yanlış anl… Yanlı demek daha doğru olur. Bir yanın hala trradomir ve onun panpası ceket-i matem ileyken biz nasıl kadim dost olabiliriz bayım x. Burada seni bir tercih yapmaya zorladığım sanılmasın, kesinlikle öyle bir niyetim yok. Evet by_x, ya onlar ya ben, bir karar ver. İyi düşün by_x, birlikte küçük çaplı olsa da dişe dokunur işler başarabiliriz. Dünyayı ele geçirebiliriz mesela. Ama önce bu siteden başlamamız lazım. Düşün by_x, düşün! n-f-k.com artık bizim kontrolümüzde olacak. Oradan dünyaya hükmedeceğiz. Seni dışişlerime bakan genel sekreterin mali müşavir yardımcısı yapacağım by_x. Kahretsin, çok cömert biriyim. Ben çalışmalara şimdiden başlıyorum. 50 tane nick alıp, hepsiyle bu başlığa penaltıyıtacaatanayarsız’ı övücü, yere göğe sığdıramayıcı şeyler yazacağım. Sonuçta dürüstlüğü elden bırakmamamız lazım, öyle değil mi by_x! Başarı hiç bu kadar yakın değildi. Yarınlara inan dostum, yarınlar bizimle.

TS
07.12.2012 18:08
#27

Yazıp yazmamakta uzunca bir vakit tereddüt edip eli klavyeye gidenlerden biri de benim. Merakımı celbeden bir hususu aydınlatmak adına belki de aylardır uğramadığım nfkforum’a tıkladım ve bu başlığa rastladım. İlk mesajı okudum, hüzünlendim, neler çıkmış, kimler neler döktürmüş diye heyecanlandım. Buranın müdavimi olduğum ilk zamanlardaki gibi… 2008 yılında üye oldum buraya, takip etmeye başlayışımsa çok daha eskilere dayanıyor. Hiçbir zaman aktif bir üye olmadım, başlıklara yazmaya kimi zaman fırsat bulamadım kimi zaman da söylenecek herşeyi üyeler ağzımdan almıştı zaten, kimseyle diyaloğum olmadı, hiçbirinizi tanımıyorum fakat hepinizi çok ama çok iyi tanıyorum da… Sizi uzaktan sevmek aşkların en güzeli :) Benim gibi nice takipçi olduğuna da eminim diyebilirim.

 

İlk mesajın heyecanıyla başlığa devam etmemin akabinde duyduğum heyecan yerini farklı duygulara bıraktı. Nasıl söylesem tabir yerinde olacak mı bilmiyorum ama çok yavan bir forum akışıyla karşılaştım... trradomir eski üyeleri, site ihtiyarlarını davet etmişti başlığa ama yazmasını beklediklerim davete icabet etmemişti. O nedenle, şimdiye kadarki üyeliğimin aksine biraz cüretkar davranıp, belki de hakkım ve bu başlık altında yerim olmamasına rağmen konuyu güncel tutmak aynı zamanda da eski demirbaşları harekete geçirebilmek ümidiyle yazıyorum... Benim size sesimi duyurabileceğim tek yer burası ama çoğunuz reelde görüşüyorsunuz. Ne olur duyan duymayana haber versin ve ihtiyarlar heyeti bu başlık altında toplansın.

 

Eskilerden gözüme aşina onlarca isim sayabilirim... BDG, Dervish, Achartave, nedamet, serdengeçti, büyükdoğu, cile54, Vakıf Ahmet, Ü.Y., mürid ve şu an aklıma gelmeyen diğerleri... Yorumlarını özellikle takip ettiğim, okumaktan büyük keyif aldığım, benim için ayrı yeri olan üyelerdense NFK-Fan, reyhan, cihat, neretva (Hayy ibn-i Yakzan)'ın isimlerini verebilirim. Ve tabi ki trradomir... onun edebi ve mizahi kişiliğinin bir zirve olduğunu gayri kabili rücu olarak kabul, beyan, ikrar, itiraf ve tasdik ediyorum efendim ;) Yeni üyeleri incitmek istemem ama sitenin ilk yıllarda daha kaliteli, heyecanlı olduğu hususunda herkes hemfikir zaten... Onlar henüz buralardayken bu siteye tıklama rekoru kırıyordum, birer birer gidişlerine paralel benim ziyaret sayım da azaldı. Bu siteden öcesi ve sonrasında, hangi noktadayken nereye geldiğime dair sorunun cevabı da Butimar'dan farklı değil. Çok güzel ifade etti, okul gibiydi burası benim için. Yine Butimar'ın deyişiyle, siteyle tanışmasaydım "güzel ve kaliteli insanların var olduklarına inanmaz ve ben de piyasadan bir kopya olurdum"

 

 

 

Uzattığımın farkındayım, giderken en sevdiğim başlıklardan birinin linkini vermek istiyorum. Seçim yapmak zor oldu ama bunda karar kıldım: http://www.n-f-k.com...luk-hatiralari/

 

 

Selamlar.

Ü.
07.12.2012 20:17
#28
Ben sizi diğer başlıklarda teker teker kıstırıp bir güzel harcamayı da bilirim. Allah Allah yahu, dün çoluk çocuk diye dalga bile geçmediğimiz, 'aman delidir, yazıktır bulaşmayalım' diye uzak durduğumuz tipler başımıza cumhuriyet öğretmeni kesilmiş, 'Araştırmalarıma devam ediyorum' diye artistlik yapıyor.

 

O başlıklarda harca bakayım sen beni, vallahi suçlu suçsuz herkese saldırırım. Ben de baaaazı başka başka başlıklarda konuşurum. :D İstersen engel ol, hah! Sanki tutabilecek. Ukalalık etmek istemiyorum ama (EDIT / NFK-Fan). Seninle mi ayakta bu site? Şaşarım aklına. Bir kere bana diyene bakın. Bu adamın tüm yazdıklarına bakın. Hep hava. Araştırmalarımı sürdüğümü ifade etmem nasıl da rahatsız etti? Kompleks küpü. Hemen İngilizce, İspanyolca sıraladı. Ben filoloji, linguistik profesörü oldum mu dedim? Nihayetinde eğitimci olduk. Türkiye'nin ezik kesimindenim yani. Sanki bilmiyoruz. :D ... Diyorum ve noktalamıyorum tabii ki. Latife efendim latife. Trradomir kimdir, nedir biliyorum. Uzun uzun anlatmaya gerek yok aslında. Sevdiğim şahsiyetlerden ikincisidir bu sitede.Birincisi cihattır. 5 Aralık doğum günüydü sanırım. Eğer okuyorsa, mesajım şudur: "Kutlu olsun. Umarım yaşadığın şehirde her şey yolunda gidiyordur. Yüzünden ve kalbinden tebessüm eksik olmasın."

 

Butimar ve TSerenad'a teşekkür etmek istiyorum.Hatırlanmak güzel. Butimar seninle aynı dönemde değildik maalesef. Fakat her işte bir hayır vardır. Biliyorsun ve anlıyorsun beni. Dolayısıyla burada kesiyorum :)

 

Selamlar

NF
08.12.2012 17:06
#29

Selamlar,

 

Bu konuya dahil olması gereken kişilerden biri olduğum düşüncesiyle ben de birkaç satır yazmak istiyorum. Üyelerimizden gelen katkılar sayesinde 7.5 yıldır devam ettirdiğimiz ve bazen hep beraber birşeyler başarmanın mutluluğunu bize yaşatan, bazense hedeflerimiz uğrunda endişeli geceler geçirmemize sebep olan, yıllar sonra dahi tüm eksiklerine rağmen çok önemli bir boşluğu dolduran bir siteden bahsederken insan kelimeleri toparlamakta sıkıntı yaşıyor. Forum üyelerine açıkladığımız veya açıklamadığımız pek çok icraatimiz oldu, çoğunu elimizden geldiğince dışarı yansıtmadığımız ağır badireler de atlattık. Fakat şunu söyleyebilirim ki Üstad'ı pek çok yönüyle anlatmayı hedefleyen sitemizin bu alandaki en önemli internet kaynağı olduğunu görmek, omuzlarımıza, tüm üyelerimize teşekkür etme yükünü bırakıyor.

 

Özellikle, bu siteyi bugüne kadar ayakta tutan yönetici arkadaşların haklarını teslim etmek gerektiğine inanıyorum. Şu anda yoluna devam eden 13 yönetici arkadaşımızın yanında, geçmişte aramızda bulunan ve sitenin bu zamana kadar süregelmesinde gayet mühim katkılar sarf eden arkadaşlarımız da vardı ve onların isimlerini tekrar zikretmenin yerinde olacağını düşünüyorum. Adıdeğmez, Ahmet, aybüke92, BDG, Cihat, Cile54, çilekeş, erenler, Feda-i, Gardenya, ilcege, MBU, nedmanün, Reyhan, Sark, Sitare ve Tutak bugüne kadar yöneticilik yapan ve daha sonra çeşitli sebeplerle, ama tamamına yakını tatlılıkla aramızdan ayrılan arkadaşlardı. (Bu arada giderken tüm mesajlarını co administrator yetkisini kullanarak silen ve güven hissimizi zedeleyen, yukarıda ismini zikretmediğim bir arkadaşımızı şahsen yıllar sonra dahi affedemediğimi söylemeliyim :) .) Hem bilgi birikimimizin zenginleşmesinde, hem de diğer üyelerin siteye bağlanarak devamlılık göstermelerinde tüm bu kişilerin çok büyük payı var. Allah tamamından razı olsun ve en az 29 kişiden oluşan bu ekibin tüm hayırlı işlerinde yardımcısı olsun.

 

Bu arada halihazırdaki aktif üyelerimizin de hakkını unutmamak zorundayız. Nostaljiden bahsederken, paylaşımları sırtlayan, kalite ve özverileriyle birikimimizi arttıran arkadaşlara haksızlık etmememiz gerekiyor. Allah kendilerinden de razı olsun.

 

Siteyi nasıl kurduğumuzu bir kısmınız biliyorsunuzdur. Sivas'ta ikamet eden ve kendisiyle yüz yüze görüşmek dahi nasip olmayan, malesef yıllardır da haber alamadığımız (inşallah afiyettedir) Ahmet kullanıcı isimli arkadaşla başka bir forumda, Üstad hakkındaki paylaşımlarımız vesilesiyle tanışmış ve uzun bir e-posta trafiğinin ardından siteyi kurmaya karar vermiştik. O sıralar birimiz lise, birimizse üniversite son sınıf öğrencisiydik. "Adresimiz necipfazilkisakurek.com mu, n-f-k.com mu olsun?" diye tartıştığımızı hatırlıyorum. Ben aradaki tirelerden hoşlanmamışken, kendisinin daha kısa olması sebebiyle uygun bulmasıyla n-f-k.com adresi üzerinde karar kılmıştık. Dolayısıyla domain adresimizi de aslında mevcut yönetici arkadaşlarımın bile tanıdığını sanmadığım Ahmet'e borçlu olduğumuzu söyleyebilirim. Kendisi kişisel sıkıntıları sebebiyle bir türlü konsantre olamadı ve kısa bir süre admin olarak görev yaptıktan sonra siteden ayrıldı. O olmasaydı bu sitenin kurulması kimbilir, belki de kısmet olmayacaktı. Bu sitenin kuruluş hikayesinde ilk hostingimizi tedarik etmemizde yardımcı olan ve teknik konularda desteklerini esirgemeyen feda-i, dodo885 ve M-B-U'yu da Ahmet'le birlikte minnetle hatırlıyorum. Bugün google rankinglerinde alanında gayet iyi bir noktada olan sitemizin kurulmasında, 200 MB'lik hosting ücretini dahi bizim omuzlarımıza bırakmayan ve Invision Power Board 2.0.4 sürümlü ilk forumumuzu bizim yerimize kuran bu insanların fedakarlıklarını anmak durumundayım. İlk domainimiz, yanlış hatırlamıyorsam 16 TL idi ve aslında epeyce fazla ödediğimizi sanıyorum. :) Bunun dışında ikinciabdulhamid.com domain'ini şahsıma hediye etmek üzere bizden habersiz olarak kaydeden Dervish'e de bir teşekkür borcum var. Her ne kadar o siteyle şu anda achartave dışında hiçbirimiz malesef ilgilenemiyor olsak da, unutulmaz bir jestti.

 

Elbette birtakım badireler de atlattık, iftiralarla karşılaştığımız dahi oldu. Hukuki problemler yaşadık, hosting firmamızın gayriahlaki davranışlarıyla karşılaştık, soğutma amacıyla bazı arkadaşlarımıza mütemadiyen küfredildi, teknik aksaklıklar sebebiyle forumdaki tüm verileri kaybetme telaşıyla saçlarımızı döktüğümüz oldu. Bugüne kadar nelerin altına imzamızı attığımızı sıralamama gerek olmadığını düşünüyorum, özellikle duyurular bölümü bu konuda birtakım ipuçları verebilir. Bu süre zarfında yanımızda olan, şu anda aktif olsun veya olmasın, herkesin Allah tüm işlerinde yardımcısı olsun.

 

Şu an için, son olarak ilginç bir üyeden de bahsetmek istiyorum. Uzun zamandır kendisini aramızda göremiyoruz, inşallah iyi durumdadır. UYGHUR kullanıcı isminde, aramıza Doğu Türkistan'dan katılan bir arkadaşımız vardı. Kendisi Çin zulmünü yakından hisseden birisi olarak sitemize girer ve Türkiye'de İslami kesimin yaşadığı sıkıntılar hakkında fikirlerini paylaşırdı. Yazdığı çoğu mesajı, malesef, hiç içimizden gelmese de 5816 sayılı kanun sebebiyle silmek zorunda kalıyorduk, bu hususta biraz ihtiyatsızca davranıyordu. İnşallah selamettedir ve zulüm onun canına isabet etmemiştir...

 

Saygı ve selamlarımla

MU
08.12.2012 17:07
#30

Geçtiğimiz yıllardan birinde, net aleminde tebliğin, irşadın olabileceğine inanan biriyim o zamanlar. Hatta bu uğurda Kemalist geçinen bir şahs-ı muhteremle özel mesajlaşmaya aslında hududu taşırmaya gidecek kadar heyecanlıyım.Neticede bir beydi.

 

Birkaç Üstad’la alakalı mesele, sonra İBDA hakkında izahlar hani dilim döndüğünce.. Sonra arkadaş Çile eserinin fahiş fiyatta olduğunu, kütüphanesinde bulunmadığını, ama Üstad’ın şiirlerini okumak istediğini beyan etmişti. Aklıma sonunu düşünmeden bir teklifte bulunmak geldi..Neyse iletişimi kurdum ve gerekli adresi temin edip kütüphanemde en önemli eserlerim olan Üstad’dan yanılmıyorsa 8 adet miydi ne arkadaşa gönderdim. Okuyup gönderecekti öyle anlaştık..

 

Bacı-kardeş geçiniyoruz. Eserlerde okuduğu birkaç nokta kafasına takılıyor, izah ediyorum, hepsini okusundu sorun değil bir yıl da bekleyebilirdim biricik kitaplarımı..

 

Arkadaş biraz şeydi hmm ne desem uslupta problemli.. Genelde esiyor, gürlüyor, burayı birbirine katıyordu..Yönetim ile arası açıldı, yazdıkları sanırım siliniyordu. Bunu bana aksettirdi, sonunda son derece galiz, hayatımda duymadığım, sokakta rast gelsem midemi bulandıran birkaç kelimeyle beni karşı karşıya bıraktı. Dondum, ve kitaplarımın elinde bulunmasını hiç takmadan anında konuşmayı sonlandırdım. Sonrası siteden atıldı.

 

Evet itiraf ediyorum, kitaplarıma hep yandım, ama hala inşallah okur temennisini taşıyordum. Aradan 5-6 ay geçti. Telefonum çaldı, yabancıydı numara.

 

_Efendim?

 

_Merhaba … hanım.

 

_(Bu bir erkek sesi! Şaşırdım) Kimsiniz?

 

_Ben n-f-k forumdan x.. Hani bana Üstad kitaplarını göndermiştiniz..

 

Neyse, meğer arkadaş gönderdiğim kargo paketini saklamış zamanında, doğal olarak bilgilerim elinde. Anlaştık ve kitaplarımı bana geri gönderdi.. Mahcubiyet dolu bir mektup, özür beyanı ve hediye ettiği bir eser..

 

Sevindim tabi, ne inkar edeyim..Üstadımın eserleri benim hazinemdir hazinem..

 

Şunu düşündüm sonra, insanlar Kemalist yahud komünist olabilirler, sizinle ayrı ideolojileri, siyasi görüşlere sahip olabilirler..Bazen sert sözlere muhatap da kalabilirsiniz..Ama içinizdeki niyet eğer halisse o murad bir şekilde hasıl olur ve yüz üstü kalmazsınız..

 

Hasılı bu sitede yaşadığım bu hadise, sanırım geride bıraktıklarım arasında hatıramda kalan nadir mevzulardan.. Hem çok şey var da neyse, bununla kifayet edelim..

TR
09.12.2012 16:48
#31

Herşeyden önce hak ettiğimizden fazla mültefit davranan arkadaşlara teşekkür edeyim ki bir daha buraya dönmeyeyim. Anlatan anlattığından evla burada.. En çok hoşuma giden şeyse önceden az çok atışmışlığımız olan arkadaşlarla aramızın ısındığını görmek oldu. Sadece bu keyif için bile hepinizle kavga edebilirim :) eheheh

 

Butimar, çok güzel yazmışsın. Tanıdığım için anlıyorum. Sadece, sana büyük bir saygı duyduğumu söyleyeceğim ve sen kastımı anlayacaksın.

 

Nezaketin için teşekkürler ceket, ismini zikrettiğin üyelerden pek bir farkının olmadığını sen de biliyorsun...

 

Mürid'le Dervish'i mahzene indirdim, üstlerine duvar ördüm hacegan. Dadıları filan mıyım ben koskoca heriflerin, bana ne ya? :) Dervish arada giriyor görüyorsun, müridin de bir sürü işi gücü var. Uyuyor, yemek yiyor, ağzım kokmasın diye dişlerini fırçalıyor, gizli gizli tuvalete bile gidiyormuş, epeyce yoğun yani aklın hayalin almaz. (Nasılsa uğradığı yok, atıp tutalım bi şey olmaz) :)

 

Penaltı, off penaltı. İki dakika susar mısın tatlım, sabahtan beri izlediğin çizgifilmleri dinlemekten başşım şişti ama. Aç ağzını bak, helikopter geliyor. Mmmm, ham ham ham, al hadi, ...ne tükürüyosun ulan? Zıkkımın kökünü... La ilahe illallah... Ha benim küçük devrimcim, ha benim Junior Che guevara'm yap devrimini sen. siyah_ceket, ne anlatıyo bu kırık ya?

 

Aha! TSerenad'a da enselenmişiz, gerçekten şaşırdım :) (Laf aramızda, kimseye söylemediysem de başlığa yazanların en az yarısı olayın farkında. Olsun, çaktırmıyomuş gibi yapın siz yine :) )

 

Ü.Y, geçmişe dön ve bir daha dışarı çıkma diyor, teğet geçiyorum.

 

Hmm babalarkulundan bahsedecektim ben di mi. Hiçbiriniz hatırlatmadınız ama neyse ki hepinizin hafızasının toplamından daha kuvvetli bir hafızam var. Kendi itikadınızca maşallah deyin erenler. (Tonmayster arkadaşlardan boğaz temizleme efektimi alayım, beni iğrençleştirmeyin milletin önünde) Her birinde, aynı adamın farklı görüşleri savunan kopyalarını izleyebileceğiniz bir yığın profil paylaşacağım evvela. Babalarkulu, ehl-i kalender, toti-i zari, basmacı, AsSaqawi hep aynı çılgınlığın fikir kalıbını değiştirmiş kopyalarıydı.

 

Bu arkadaş önce babalarkulu olarak geldi, durup durup esrarın mübahlığından ve birtakım İslam büyüklerinin onu tavsiye ettiğinden filan bahsederdi. Hatta tam metnini hatırlamasam da yazılarından birinde klavye tuşlarına yamuk yumuk basmış, ortaya 'kafam öoj güzel! çektikl yşne otuı. cvar nı lannnbana yasnkaan' benzeri şerhe muhtaç derin bir eser çıkarmıştı. Bi başlıkta dervishle birbirlerine girdiklerinde dervish'in buna babalara gelmiş kullar diye hitap ettiğini hatırlıyorum. Muhtemelen ben unutacaktım ama ne zaman babalarkulu muhabbeti geçse mitajanı o muhabbete atıfta buluna buluna unutmaya mecal bırakmadı bende. Neyse. Sonunda yönetim bu arkadaşa dayanamamış olacak ki attılar. Biten sadece dizinin ilk bölümüydü.

 

Az sonra adam tam bir kalender olarak geri geldi. Bu sefer otu bırakmış, arada sırada keyif veren maddelere medhiyeler diziyor ama melametten, halk içinde Hak'la olduğunu çaktırmamaktan, kendini gizlemekten filan bahsediyor. Ama ipin ucunu öyle kaçırıyor ki, piyasada şathiye mathiye diye dolaşan ve haşa, Allah'a dümdüz küfreden çakma tasavvufçu laflarını bile burada paylaşıyor. Bir keresinde Ebussuud Efendi'ye de sallamıştı

 

Zamanla bir baktık, bizim akhi ateşli İhlasçıya dönüştü. Daha birkaç gün öncesine kadar ıstılahta ırz namus bırakmayan adam şeriatçının zirvesine oynamaya başladı. Sabah akşam dinimizislam.com'dan alıntı paylaşıyor, mevzubahis cemaatin üslubuyla kesiyor doğruyor falan. Bu arkadaşa da fazla dayanılamadı ve gitti, yerine toti-i zari geldi. Yeni nick'iyle kısa bir süre dervişliğe evrilir gibi yaptı, sonra bir baktık ki o da atılınca basmacıyla bambaşka bir manyak olmuş, gelmiş sürpriz yapıyor. Gece-gündüz Enver Paşa'yı anlatıyor, bu sefer de Türkçülük tartışmalarıyla insanların canına okuyor. Çok kısa zamanlarda bir tomar mesaj döşendiği için tesiri de çok ağır oluyor keratanın, foruma bir giriyoruz, son güncellenen konuların tamamında bu adamın adı yazıyor. Karıncalar gibi rahatsızlık vermek için, devler gibi çalışıyor zibidi.

 

Kuloğlan Şiirleri diye efsane bir başlığı vardı bunun mesela. 'Babagâna bendeyim / Sanman Beni bendeyim / İsterim sanma ey Dost / Bir kerecik ben deyim' gibi, 'Portakalı soydum / Başucuma koydum' naziresine benzer sakız manileri yazarken, bir anda ciddileşip 'Bu şiirimi failatün failatün failatün failün kalıbında yazdım efendim. Buyurun' takdimiyle lisan-ı kadim dehlizlerinden neşet etmiş manzum eserlerini takdirlerimize arz ederdi. Çocuk bombaydı ya. Girdiği tartışmalarda bir türlü susmak bilmeyip saçmalama pahasına da olsa altta kalmama gibi başarılı bir stratejisi vardı. 'Cevap ver de, ne kadar saçmaladığın mühim değil' prensibiyle burada az kişiye kafayı yedirmedi, hayatı zindan etmedi. Yalnız ben bu elemanla yaka-paça dalaştığımı bir türlü hatırlayamıyorum. Tartışmış mıydım acaba. Neyse.. O da enteresan...

 

Ben bu adam hakkında ne desem boş, üzgünüm geyik çevirecek fazla vaktim de kalmadı. O yüzden kısa bir bibliyografi niyetine vakti olanların okuması için şu başlıkların linkini paylaşıyorum. Kendisini kendisi anlatsın, değme komedyeni kulağından tutup şuraya getirsen daha güzel anlatan çıkmaz.

 

Evet, Sigarayı Bırakabilirsiniz

Işık Evler

Yeşil Hip Hop Olur Mu? (ehlikalenderin Tüm mesajları ve hele de 25. numaralı mesaj)

Üstadımızın İçtiği Sigara Markaları Hangileri

Şimdi Seçim Zamanı: Allah'ın Emirleri Mi, Yoksa... (Reis yine tek başına herkesi canından bezdiriyor, başlığın talihlisi de tesadüf TSerenad olmuş)

Tesettürün Modası Olur Mu? (Tanrı aşkına 12, 18 ve 25. mesajlara dikkat...)

Çok Basit Baş Ağrısı Giderme(Biyoenerjiyle

Büyücülüğe giriş şey pardon, Değişik Manevi Deneyimler

 

Bir de bu adamla alakalı pek çoğunuzun görmediğini tahmin ettiğim bir hadise oldu. O sıralar adamın bütün nickleri siteden atılmış, ortalıkta kimsecikler kalmamış. Ana sayfa değişmiş, şimdiki Wordpress sistemine geçilmiş. Köprünün altından akan su bulutta vitamin olmuş. 'Ziyaretçi Defteri'ne bir bakayım, hele millet neler yazmış' diye esti bir yerden. Müstear bir isim, şimdi metni %100 hatırlayamıyorum, şu manada birşey yazmış, ama tam bizim kuloğlanın üslubu: 'Bu sitenin yöneticileri hiç hakşinas değil. Benim basmacı kardeşimi haksız yere, zulmederek siteden attılar. Kendileri hiç de yaptıkları işi beceremiyor. Herkesin haberi olsun'.

 

Bu bir ihtilal çağrısıydı ama yazık ki yankısını kendi bile duymadı sanıyorum. Bir kez daha şapka çıkardım çocuğun manevi huzurunda, bir kez daha saygıya durdum. Sonra o mesaj Kafdağı'nın ardına doğru kanat çırparak uzaklaştı, ufukta kayboldu. Ne güzel olurdu ama di mi şimdi çıkagelseydi, yine saçma sapalak konuşup hepimizi sinir etseydi. Bi taraftan sinirden ne yapacağımızı şaşırıp bi taraftan gülmekten kıvransaydık. Bunu söyleyeceğimi hiç hayal etmemiştim ama bizim kalender akhi'yi çok özledim yemin ediyorum! Kan donduran buzhane sokaklarda çılgınlar gibi koşarak 'Bir daha gel, gel Samsun'dan / Sırma saçlım, badem gözlüm!' diye, 'Döneceksin diye söz ver' diye boğazım delinesiye haykırmak geliyor içimden. Allah rızası için biri benim kontağı kapatabilir mi? Su kaynattım galiba, ayakta uyuyosunuz!

10.12.2012 01:51
#32

Paranoyak mı oldum ne?! mitajanı seni sevmiyrim...

TS
10.12.2012 11:39
#33

Yalnız ben bu elemanla yaka-paça dalaştığımı bir türlü hatırlayamıyorum. Tartışmış mıydım acaba. Neyse.. O da enteresan...

 

 

Müşarünileyhin aşağıya alacağım başlıktaki talihlisini, linke tıklamadan önce bilene kuru boya seti hediye ediyoruz. :)

 

http://www.n-f-k.com...-neyzen-tevfik/

BE
10.12.2012 11:48
#34

Valla nereden başlasam, ne yazsam, ne yazmasam, kime dokundursam kime sussam hiçbir şey bilmiyorum. Başlığı daha bu sabah gördüm, hem sevindim hem üzüldüm. Evet hepimizin işi gücü uğraşı var ama kendi adıma hiç bir bahanem yok burada yazmamak için. Bu site sayesinde çok insan tanıdım, saysam belki bir kaç saate ancak sayarım. Reyhan'ın, trradomir'in, mitajanı'nın murid'in ve daha nicelerinin güzel üslubudur beni buraya bağlayan. Bu site sayesinde w-racer abiyle tanıştık, 3 yıldır neredeyse her hafta görüşürüz. Sırf üstada alakamız var diye Erzurum'da bir sürü insanla tanıştım. İyi kötü bir dernek kurduk, kitaplar dağıttık, toplantılar yaptık. Bunlar geriye dönüp baktığımda iyi kide yapmışız dediğim şeyler. Allah bu siteyi kurup bu güzelliklere vesile olan herkesten razı olsun.

 

Öte yandan 2008'de ilk kez üye olduktan bir kaç ay sonra İstanbul'da Fan, trra, murid, mehmet, mitajanı ve ilcegeyle tanışmaya gitmiştim. Yaşadığım en büyük şok, duygu fırtınası, heyecan orada olmuştur. Bu kadar renkli simayı bir arada görmek her üyeye nasip olmaz biliyorum :) Sonrasında olaylar gelişti, samimi olduk, okuduk, öğrenmeye çabaladık vs, halen daha sık sık görüşürüz. Mesela mitajanı askerlik için Erzurum'a geldi, yemin töreninde hem ailesi hem arkadaşı olarak kendisini temsil ettim, herhalde bunu unutmamıştır ajan efendi :) (yukarıda yazılanları tam okuyamadım, affola)

 

Şunu da belirtmek lazım, kuru bir sevgi ya da sempati maalesef artık iş görmüyor. Çok açıktır ki burada bizleri tutan bizden öncekilerdi, dolayısıyla buraya üye olup yazmakla bundan sonra gelecekler için otomatik bir vizyon üstlenmiş oluyoruz. Biz yazmayınca başkaları da yazmıyor, yazışma olmayınca muhabbet kalmıyor, ne yüzyüze görüşmeler, ne msn toplantıları istenilen düzeyde olmuyor olamıyor. Sorun belli tedavisi belli, inşallah bundan sonra daha iyi olur.

 

Forum uzun zamandır çok durgun, bunu biliyoruz, Yukarıda da bahsettiğim gibi bu durumun çeşitli sebepleri var. Fakat şu da bir gerçektir ki, forum kendisine verilen misyonu artık tamamlamak üzere. Bundan sonra dernek üzerinden çeşitli toplantılar, geceler ve diğer faaliyetlere yüklenme zamanı geldi. Bu nedenle artık beklentilerimizin yönünü de bir nebze değiştirmeliyiz diye düşünüyorum. Forumdan bir kişi katılacaksa aramıza, dernek üzerinden on kişi katılmalı aynı zaman diliminde. Yani eğer bundan sonra konuşulacak bir şey varsa dernek hakkında olmalıdır çoğunlukla. Derneği önemini belirtmek için bir kaç örnek vermek istiyorum. Birgün telefonumuz çaldı, arayan üniversiteli iki arkadaş bizle tanışmak istediklerini söylediler. Gittik derneğe, çayımızı demledik hoş bir sohbet yaptık. Neticede arkadaşlar da bizde çok memnun olduk. Böyle bir tanışma şeklinin üstad vesilesiyle dernek üzerinden olması tek kelimeyle müthiş bir durum. İnşallah devamı gelir. Yine sırf derneğimiz var diye bizi dinleyen, fikirlerimize değer veren nice insanlar gördük. Yani bunlar hep güzel işaretlerdi geleceğe dönük. Demek istediğim sanırım anlaşılmıştır.

 

Son olarak bu yazı çokta eski günleri yad eden türden değildi, konuyu biraz dağıtmış (biraz mı :) ) olabilirim. Ben şahsım adına burada sayıca çok az olan sizlerle tanışmaktan mutluyum. Bu birliktelik bugün site üzerinden sağlanıyor, yarın belki dernek olacak, öbürgün farklı bir mecra. İnşallah devamı gelir, inşallah akıbeti hayır olur. Selametle.

MI
10.12.2012 23:36
#35

Paranoyak mı oldum ne?! mitajanı seni sevmiyrim...

 

şu sıralar sevilmiyorum, evet. ama bi süre sonra geçiyo. az bekleyin, sabredin. yohh ben beklemem, sabretmem derseniz o vakit de bay bay lool, bay bay heppınız, bay bay looo... (elli defa dedim şuuraltıma, - ya kardeş akışı sağlarken daldan dala çok atlama diye, ama yok, dinleyen kim.)

DE
12.12.2012 00:16
#36

Bir başlık hatırlatması ile de ben konuya dahil olmak istedim :)

 

Facebook'un En Çirkin İnsanı konusunu açmıştı mürid. Mizahi bir amacı vardı. Orada bir facebook linki verilmiş ve o linkteki kişi dünyadaki en çirkin insandı güya. Halbuki linke tıkladığınızda kendi profil fotoğrafınız gözüküyordu. Gerçi o zamanlar facebook kullanmıyordum, sistemin dışında kalabilmeyi başarmıştım. Bu yüzden de bakamamıştım o çirkinliğime.

 

2. sayfada 20 numaralı mesaja bakmanızı rica ediyorum. Eskiden oldukça fazla iletişim halinde olduğum Vakıf Ahmet dostum, kardeşim gayet atarlı bir yazı yazmıştı mürid'e trra'ya, Gülistan'a, yöneticilere ve daha fazlasına. Ben okurken keyf olmuştum :D Ortalık karıştı ya da insanlar bir birini kırdı diye değil. Vakıf'ım olayı yanlış anlamıştı ve verdiği tepkiler, olay yanlış anladığı gibi olsaydı bir nebze haklı olabilirdi. Millet şok olmuştu. Achartave ilk cevabı verdi şaşkınlık içerisinde. Sonra olaylar büyüdü. Trra abi bence biraz fazla yüklendi Vakıf'a ama o yüklenme yazılarını okurken attığım kahkahalar yüzünden kendime hayret ediyorum hâlâ.

 

Bir de 3. sayfadaki 41 numaralı mesaja bakmanızı rica ediyorum. Vakıf, hatasının farkına varmıştı, rütbesi bir kademe düşürülmüştü bir süreliğine. Neyse, ortalık yatıştı. Güzel bir anı olarak hafızalarımızda yer etti.

 

 

 

Bu arada Miralay, Hahambaşı Fil Bahri benim eski bir dostum.

AS
12.12.2012 12:31
#37

ne günlermiş amaa yaa. :) Bu başlık açıldığında ve ilk yorumlar geldiğnde mümin arkadaşımızın yazdığı ilk mesaja kısmen katılmıştım(şuan da silinmiş galiba) ve sizin' ahh nerde o eski günler ' gibi söylemlerinize içten içe kızmıştım ama şuan anlatılan anıları okudukça o gün yapılan konuşmalara baktıkça şu dönemlerde gerçekten forumun ne kadar da sakin ve soğuk(sizin döneminizle karşılaştırdığımızda)olduğunu görüyorum ve o günlere duyulan özleminizde size hak veriyorum :)

MU
12.12.2012 14:55
#38

Evet aslıhan admin mesajımı buharlaştırmış. Mesele değil mesele ilkleri de değil sonrakileri de.Asıl ben yol alırsam site nasıl soğuk hava deposuna döner onu düşünün derim güzel kardeşim :shiny: Şaka bir yana, evet durağan bundan ben de muzdarip oluyorum çoğu zaman, cümlesiyle zırhlar kuşanacağım mesela Ali NFK gönüldaşımla bir iki fikir teatisinde bulunmayı çok isterdim.. Adıdeğmez'in o güzel şiirleri, mura-i muhib sonralarda mukarrabin ağabeyin eşsiz tasavvufi birikimiyle imbikten bal akıtırcasına ipeksi uslubu,, yazanel'in ince fikirleri, saygın duruşu, sonra cihat ismine rastlıyorum.. E ne yapalım gitmişler.. Yakalarından zorla tutamazdık ya, var olanlarla net aleminde Üstad'a dair s esimize idame ettirmeye devam edeceğiz Allah-u Teala ömür verdiği müddetçe..

 

Genelde başlık geçmişteki üyeleri motiveyi amaç edinmiş ben şol zamana değinmek istiyorum..

 

Leyl hanımın varlığı beni mutlu kılıyor, paylaşımlarındaki azmini ve son zamanlarda yüzüne renk gelmesini yerinde buluyor ve yürekten kutluyorum..Çay sözüm var kendisine unutmuş değilim. Umarım kırmızı da olur, ne bu sulta sadece adminin rengi kırmızı proletaryanın böylesi :)

 

Tazir ağabeyim olaylara bakışı islami minvalde olur, Üstad'a vakıflığı ve kavrayışıyla onu bize hissettirir ve heyecanı aşılar; umarım hep burada olur.. Kendisine de yeni rütbesinde mutluluklar dilerim.

 

Yönetimdeki sessiz sakin yöneticileri de es geçemem, her birinin varlığı bizi burada tutan amillerden istisnasız.. Allah yardımcıları olsun bazen bayağı zora sokuyorum inkar etmiyorum yaramaz bir üyeyim.

 

Sessiz sakin demişken, gönüldaş adıgüzel, adı gibi.. Sesi soluğu çıkmaz ama güzel bir yüreği olduğuna inanıyorum ayrılmaz müdavimlerden..Konuştuğunda istifade edeceğimiz çok şey olduğuna inanıyorum ama samit bir arkadaş.. O da hep olsun, güzel haberlerini alalım..

 

Mütereddid, eminim kendisi de bana karşı öyle pek yıldızımız barışmıyor gibi.. Ama burada sabit isimlerden olmasını kutluyorum, sanırım eskilerden ama çaktırmıyor..

 

Şu linkte aramızda bayağı tatlı diyalog geçmiş, acayip güldüm hem de bayram bayram :)Vakti olan buyursun kalemdar adminimiz her zamanki gibi "ben kara murat dağıılıınnn" modunda. Şaka bir yana yerinde müdahaleleriyle o da vazgeçilmezlerden.. Saygılar efendim..

 

http://www.n-f-k.com/nfkforum/index.php?/topic/2152-ali-seriati-kevirden/

 

Ahh Tanrım ne sevimli sözler uçuşmuş havada, tebessüm ettim..

 

Sonra emir gönüldaşım var sanırım eski serdengeçti olacak kendisi şiirleri okunmaya değerdir, kalemi kavidir, yorumlarının sağlam olduğu kanısındayım ama kendileri konuşmaya değer bulduğu başlıklara yazıyor..

 

Buyukdoğu abim, kudemadandır, duruşu sağlamdır, birikimi kendisinden istifade ettirecek zenginliğe sahiptir, sıkı bir okurdur, vefa ehlindendir, sitede demir başlardan olduğunu düşünüyorum.. Affı büyük, güzel yürekli bir abim..

 

Ha bir de mürid'in kim olduğu hususunda merakım var..

 

Hulasa, yenisiyle eskisiyle burada olmak güzel Üstad adına.. Gönüldaşlık kimliğim kadar benim. Bir şeyler yapmak, el uzatmak, aynı atmosferi paylaşmak güzel.. Seviyorum be yok yani ötesi..Bunun membaı Üstadımız Necip Fazıl tabi, isimdeki asalete bakın.

 

Neyse böyle daha yazılabilir de acı olanlara değinmeyeceğim, sadece iyiyi güzeli hatırlıyorum.. Gidenlerin cümlesine sevgiler saygılar umarım hayat hep güzel şeyler sunmuştur, aldıkları kararlar huzur mutluluk getirmiştir.. Özlüyorum ama ne yapalım ki..

 

Esselam

 

Ha bir de Erzurum daha ziyade bu hususta bizi bilgilendirirse belki bizler de daha fazla motive olabiliriz. İmrenerek okudum, Rabbim daha da güzellerini, bereketlisini nasip etsin. Umarım İstanbul'da da nasip olur.. Verin bir anahtarı Leyl hanıma gerisine karışmayın Allah'ın izniyle ihya ederiz..Çok arzuluyorum çok.

 

Uff fena dağıttım tamam tamam kestim.

AS
12.12.2012 21:10
#39

.Asıl ben yol alırsam site nasıl soğuk hava deposuna döner onu düşünün derim güzel kardeşim :shiny:

 

 

aman mumin kardeşim durun durduğunuz yerde daha paylaşacak çok şeyimiz var bizim... :) (hem bizde biraz anılar biriktirelim ki yıllar sonra inşallah böyle bir başlıkta bizde sohbet edelim :) AH NERDE O ESKİLER diye yenileri bizde biraz imrendirelim)

KU
12.12.2012 22:30
#40

İnsan sahiden duygulanıyor mu ne? Film şeridi dedikleri bu olsa gerek...

Bir vakit ibniss olarak boy göstermeye çalışırken, forumun dev gölgelerinde güzel günler geçirmiştik

Mesela ilk buluşmamda Hacegan abi ile karşılşıklı kahve içerken "Sizin gibileri severiz" demesi ve sakalının verdiği heybet içimi ısındırmıştı. Birde bilal15 abi vardı....

 

 

Bizi yad eden MİJİTANİ(meselemiz buradan çıkmıştı değil mi MİTAJANI) seni ara sıra sokakta gördüğüm simitçilerde aradım... iyidin...

Kayseri esintileri ile esen Kalemdar abimize selamı bir borç bilip; El-Aziz bölgesinden bir ablamız vardı nameless idi galiba onu da arada hayırla yad ederim..

Gümüşmühür çok şanlı bir anı bırakmasa da şimdi geldi aklıma öyle...

ve Reyhan abla vardı.. müstefid idik kendisinden..

Ve forumun 2 nolu adamı Mehmet abi..

ve zirve de Fan Ahmet Abi...

 

Gönlümdesiniz...

kimler geldi... kimler geçti....

BY
12.12.2012 22:52
#41

Yad-ı mazi. Geçmişe ait anıları, vuku bulmuş münakaşaları, hoş hatıraları anlatan kardeşler biz forum müntesiplerine geçmişi temaşa ettirdiler. Hoş hatıralarla bir nevi geçmişe ayna tuttular. Sukutu ihtiyar eden ben bile bu başlıkda yazmanın luzümlü olduğu hissine kapılarak birşeyler karalama ihtiyacı hissettim. Her ne kadar bu durumda nam şahıs ayarsızın tazyikine kapılsamda son zamanların en güzel başlığının da payı büyük olsa gerek. Trradomir bu vesileyle kadim üyeleri konuşturmayı başardıya nazarımda rüştünü ispat eyledi.:) Çapımdan husule gelen şu veciz sözü siz değerli okuyucularım huzurunda trra'ya armağan ediyorum, kaydediniz. Biz başarıya, başarı ise bu adama aç! Geçmişin başarısıyla şimdiki ahvalin mukayesesi elbetteki doğru olmaz. Var olmanın temel prensiplerinden birisi olan yenilik, yenilenme(Rejenerasyon). Geçmişi ardımızda bırakırken daima yeniliğe, yenilenmeye muhtaç olan bizler hayıflanmak yerine geçmişden güç alarak geleceğe doğru dev adımlarla ilerlemeliyiz, mesafe almalıyız. Bugün o kıymettar kardeşler isimleriyle acı tatlı hatıraları ile anılıyorlarsa yine aramıza girmenin cehdi içerisinde olmalı, bir bütünün parçası olduklarını unutmamalıdırlar. Her bir kardeş Üstadın eserlerinden şahsiyetinden feyz alarak, iştiyakla, coşkuyla vecd ile kendilerini burada bulup, burada vakit geçirmişlerse bir vefa borcunun gereği olarak ayda birde olsa selam vermeli, o nezih simalarıyla tebessüm ederek burada kendilerini göstermelidirler. Nedir bir daha dönmemek üzere küt diye çekip gitmenin altında yatan mantık? Gelmelisiniz, dönmelisiniz birlikten güç doğar anlayışına tezat bir tavır takınmamalısınız. Bu bir serzeniş değil, sitem değil bilakis istirhamdır. Geliniz...

 

Takip edildiğimizi sarahaten beyan eden Hacegan abiye hususen teşekkürü borç bilir, cümleten selam ederim...

12.12.2012 23:47
#42

Necip Fazıl Kısakürek adına açılmış en kapsamlı bir forum sitesindeyiz. Öyle tahmin ediyorum ki, talebelere Necip Fazıl hakkında bir ödev araştırması verildiğinde, talebelerin aradıklarını bulabildikleri tek site burasıdır. Ödevin konusu arama motoruna yazıldığında, göstereceği ilk sayfalarda bu site mutlaka yerini alır. Bu anlamda da sitemizin önemli bir görevi yerine getirdiğini düşünüyorum.

 

Necip Fazıl ile alakalı merak edilen bütün konuların bu site içerisinde olduğunu düşünüyorum. Necip Fazıl'a bir iftira mı atıldı? Bunu duyan bir insan hemen bilgisayarın başına geçerse ve bu siteye ulaşırsa, Üstad ile alakalı bütün konulara buradan hem de en doğru şekliyle buradan varabilir. Mesela Üstadı Amerikancı diye suçladılar, Kemalist bir face sayfasında... Bu site sayesinde sağlam bir karşı taarruza geçtim ve önlerine en doğru belgeleri fırlattım ve davamı malum face sayfasında yere düşürmedim. Malum face sayfasının liderini de kendi üyeleri karşısında zor duruma düşürdüm. Çünkü belgeler çok açıktı.

 

Bu forum sayfası böyle bir görevi de yerine getiriyor. Bu anlamda üye sayısından daha çok bir alanı etkilediğini söyleyebiliriz. Bence üye sayısından çok daha fazla insan, bu siteden, ama şu meseleden, ama bu meseleden dolayı faydalandı.

 

Sınıf Çalışmalarında Necip Fazıl'ı ve davasını masaya yatıran arkadaşları da unutmamak lazım. Mürid, Cihat, Reyhan, Görünmez, yer-gök, Nil-tuna, Gece güneşi, Trradomir, Abdulhamit, BDG ve Hayy bin Yakzan.

 

Bu arada her ay bir eser inceleniyor. Bu çalışmanın da büyük bir eksikliği kapatacağını düşünüyorum. Çok yerinde... İtiraf ediyorum, bu çalışmaya bir katkım olmadı... Bu güzel çalışmayı yürütenlerden: Tazir, siyahceket, penaltı..., Trradomir, Miralay, Ya-Leyl ilk anda aklıma gelen arkadaşlar...

 

Trradomir^den bir isteğim olacak... En Kötü Patron'nu da inceler misin?

13.12.2012 01:32
#43

Avatarına Hayran

 

Avatarına hayranım abi.. deyipte severim

Zalim rumuzundaysa merhamet sezerim

Yalın ayak böğür açık tek tabanca gezerim

Buldum muydu casus masus acımadan ezerim

(mitajanı)

 

''ben bile kim olduğumu şaşırmış vaziyetteyken'' mi?.. Ajan kim olduğu şaşırmaz, Hani simit satarken gerçek kimliğini unutur; işine o kadar kendini kaptırır yani... Bu unutma işi de gerçek unutma değildir, sadece işine kendisini kaptırmadır ha... Hem ajansın hem de isim mitajan'ı... Hani kimse hiç şüphelenmez...(Zalim)

YA
13.12.2012 21:28
#44

Mazim çok eski sayılmasa da üç yıl olmuş n-f-k.com'la tanışmam.Maksat geçmişi yad etmek olduğundan eskileri hatılayıp mutlu olmak güzel.Site sakinleriyle tanışmam bir iftar günü oluyor.Taksim'de malum konakta verilen iftar yemeği.Gelenler bilirler çok güzel iftar günü olmuştu.Tabi o vakitler kimseyi tanımıyosun,nedir ne değildir bilmiyorsun.Zor şartlar altında da olsa gittiğim ve yeni kişilerle tanışma fırsatı bulduğum bir iftar programıydı.Üyelerin gerçektende sanalda görüldüğü gibi olmadığını ilk burda keşfetmiştim.(Aramızda kalsın yöneticileri de çok soğuk,uuuu buz gibi insanlar sandım ama benden duymuş olmayın öyle değiller.) :)

Derken zaman biraz ilerledi ve Fatih'te yapılan Necip Fazıl sempozyumu ve ikinci buluşma.Çalışma koşullarım el vermese de bir şekilde izin alıp gittiğim bu program gerçekten şuana kadar yapılanların en iyisiydi diyebilirim.Neyse efendim sempozyum sonrası site hakkında görüşelim, yapılması gerekenleri paylaşalım diye kısa bir toplantı yaptık.Tabi o zamanlar benim nick'im leyl değil.Konuşma sırasında konu geldi gitti,geldi gitti benim nickime takıldı.İsmi lazım değil o kendisini biliyor sayın üyemiz ''bu nasıl bir nicktir,çok aradınız mı?bu ne ya''gibilerinden bir söz etti.Tabi aslında ben kırılmıştım ama söylemedim.Yeri gelmişken bunu da aradan çıkartayım dedim.Tabi ilk işim nicki değiştirmek oldu. :)

Siteyle alakalı sıkıntılarım olduğunda yardımını esirgemeyen Kalemdar ve NFK-Fan 'a teşekkürlerimi belirtmeden geçemeyeceğim.

 


Leyl hanımın varlığı beni mutlu kılıyor, paylaşımlarındaki azmini ve son zamanlarda yüzüne renk gelmesini yerinde buluyor ve yürekten kutluyorum..Çay sözüm var kendisine unutmuş değilim. Umarım kırmızı da olur, ne bu sulta sadece adminin rengi kırmızı proletaryanın böylesi


Çay sözünü bende unutmuş değilim,beklemedeyim.Kırmızı olmak haddimize değil efendim onun için çok fırın ekmek yemem lazım. :)

Velhasıl n-f-k.com ailesinin varlığı beni mutlu kılıyor...
KA
15.12.2012 13:32
#45

Baktım da 11153 üye 57974 mesajıyla(bu mesajla 57975 oldu)gelmiş ve geçişe devam etmekte. Çok birikimli ve geniş hizmeti olan bir site. Allahu Teala emeği geçenlerden razı olsun.

AS
16.12.2012 13:15
#46

:)

PE
17.12.2012 16:28
#47

Ve by_x safını belirledi...

Ve bugün günlerden pazartesi...

-kara pazartesi- diye anarım artık bu tarihi.

 

Beni bekle bakkal muzaffer abi, rafındaki bütün çekirdekleri satın almaya geliyorum.

YU
17.12.2012 17:17
#48

bizler yeniyiz pek geçmişimiz yok :) bir gün buralardan geçersek hayırla yad edilenlerden oluruz inşallah . Kısaca bir şeyler söylemek lazım gelirse bu forumun üyesi olmaktan mutluluk duyuyorum ...

YA
20.12.2012 12:50
#49

İlginç bir teori, hele de 100. madde düşündürücü :)

 

 

http://www.n-f-k.com...n-100-ozelligi/

TR
20.12.2012 16:23
#50

 

 

 

 

Müşarünileyhin aşağıya alacağım başlıktaki talihlisini, linke tıklamadan önce bilene kuru boya seti hediye ediyoruz. :)

 

http://www.n-f-k.com...-neyzen-tevfik/

 

Oww. Kalenderle fena girmişiz birbirimize, tamam mevzuyu hatırladım. En sonunda 'ben de aynı şeyi söylüyorum zaten, ne bağırıyosun ki' numarası çekmiş. Şimdi olsa önce daha yumuşak girerdim ama sonunda da bu kadar sakin bırakmazdım. Duba gibi şişip betona bırakılmış futbol topu gibi sönmüşüm. Kuru boya setini kazandığım için çok mutluyum. Artık kazağımın arkasına 'Hüsamettin Hurşit Mahmutoğulları - Since 1993' yazabileceğim. Hediyemi bizahmet vereceğim adreste Abdullah diye bi çocuk var, ona gönderin ben sonra ondan alırım. T.C. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği 06689 Çankaya, Ankara

 

Adminim, sayın adminim, güzel adminim. Bakınız haşmetmeap; sizin yüce ihsankarlığınızla s.mod'luk mertebesine  layık gördüğünüz bir şahıs adminliğin teorisine çalışıyor. İşin pratiğini de anlaması için kendisine biraz ceza verebilir misiniz? Bendegânınız üyeleriniz sizlerden bunu istirham ediyorlar. Sizlerden adminliğinizi göstermenizi bekliyorlar. Bakınız şunlara, kırmızı filan diyorlar. Ayıp, sizin olduğunuz yerde ne hakla bu sözü ağızlarına alıyorlar? Hiç yakışmıyor. Kadim üyeler rahatsız. :)

 

Ha bak şeyi unuttuk. Burada görünmez diye bir yönetici var. Siz görmemiş olabilirsiniz ama bi aralar yarene âyân idi. Majestelerine sitede ilk rastladığımızda mitajanı, mürid ve ben birbirimizi boğazlayacak noktaya gelmiştik. Her sohbetimiz 'Görünmez sensin di mi lan', 'bırak şimdi abi ya, düpedüz sensin işte', 'ayak yapma olum, hadi itiraf et bak', 'Hacı ayıp oluyor, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyor, söylesen ne olacak ki?' falan diye akar olmuştu. Evet, biz aramızda böyle papatya serseri gibi konuşuruz. Adam resmen fitne tohumu gibi aramıza serpildi. aynı mevzu üstünde yarım saat konuştuğumuz oluyordu. Hayır bir de tesadüfen adamın sülalesindeki bazı şahısların soy isminin, Mitajanı'nın pek de yaygın olmayan soyadıyla aynı olduğunu öğrenmedik mi? Sanki arkadaşın yedi ceddi vaktinde bize tezgah kurmak için çalışıp didinmiş.

 

İçimin içimi yediği bir gün mahut şahsın verdiği telefon numarasını aradım. Ankara Devlet Konservatuvarı'nda spikerlik, İsmek'te diksiyon eğitimi almış bi genç çıktı. 'Ee hani üstad, hayatın boyunca aksanı meşhur bi bölgenin dışına çıkmış değildin sen? Senin ağzın niye bu kadar büyük?' diye sordum. 'Aksanımı terbiye ettim efendim. Değil mi sevgili dinleyenler?' falan dedi. Yok yani öyle demedi tabii ama bu konuşmayı da ben onun teatral yeteneğine verdim, bir türlü ikna olamadım. 'Mitajanı akrabalardan birini ayarladı herhalde, az çakal değil şu herif ya' diye düşündüm. Görünmez de o sıralar sürekli mitajanına göndermeler yaptığından, onun farklı bir adam olduğuna inanmak epeyce vaktimizi almıştı. Üslup deseniz, bizim müridin yan sanayii gibi ahahah. Şu dağlar, şu taşlar, şu mürid dile gelse de söylese!

Bir de işin enteresan yanı üçümüz muhabbet ederken iki kişi birden bir kişiye 'görünmez sensin' diye yüklenince, o kişi ister istemez makaraları koyveriyor ve ihale adamın üstüne tamamen yapışıyor. Bunu ilk önce mitajanı yaptı, daha sonra da ben yaptım ve az daha görünmez biz oluyorduk. Daha fazla dayanamadım ve gidip adamla tanıştım, gerçekten alayımızdan birikimli, kafası canavar gibi bi adam çıktı. İstanbul'da olsa sabah akşam kapısında yatarız yani, öyle bi şey. Mitajanına filan beş atar (bu fitne tohumu da benden gelsin ehehe). Tabii sonra yönetici oldu, pas bile vermiyor artık diye lafımı sokup kaçıyorum. Allah'tan girmiyor, umarım görmez. SMOD kısmısının sağı solu belli olmaz. Bizim haber spikeri, açık unutulmuş mikrofon edebiyatından da haberdarsa kaçacak delik arayalım biz. Gel mitajanı gel.

20.12.2012 21:04
#51

Oww. Kalenderle fena girmişiz birbirimize, tamam mevzuyu hatırladım. En sonunda 'ben de aynı şeyi söylüyorum zaten, ne bağırıyosun ki' numarası çekmiş. Şimdi olsa önce daha yumuşak girerdim ama sonunda da bu kadar sakin bırakmazdım. Duba gibi şişip betona bırakılmış futbol topu gibi sönmüşüm. Kuru boya setini kazandığım için çok mutluyum. Artık kazağımın arkasına 'Hüsamettin Hurşit Mahmutoğulları - Since 1993' yazabileceğim. Hediyemi bizahmet vereceğim adreste Abdullah diye bi çocuk var, ona gönderin ben sonra ondan alırım. T.C. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği 06689 Çankaya, Ankara

 

Adminim, sayın adminim, güzel adminim. Bakınız haşmetmeap; sizin yüce ihsankarlığınızla s.mod'luk mertebesine  layık gördüğünüz bir şahıs adminliğin teorisine çalışıyor. İşin pratiğini de anlaması için kendisine biraz ceza verebilir misiniz? Bendegânınız üyeleriniz sizlerden bunu istirham ediyorlar. Sizlerden adminliğinizi göstermenizi bekliyorlar. Bakınız şunlara, kırmızı filan diyorlar. Ayıp, sizin olduğunuz yerde ne hakla bu sözü ağızlarına alıyorlar? Hiç yakışmıyor. Kadim üyeler rahatsız. :)

 

Ha bak şeyi unuttuk. Burada görünmez diye bir yönetici var. Siz görmemiş olabilirsiniz ama bi aralar yarene âyân idi. Majestelerine sitede ilk rastladığımızda mitajanı, mürid ve ben birbirimizi boğazlayacak noktaya gelmiştik. Her sohbetimiz 'Görünmez sensin di mi lan', 'bırak şimdi abi ya, düpedüz sensin işte', 'ayak yapma olum, hadi itiraf et bak', 'Hacı ayıp oluyor, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyor, söylesen ne olacak ki?' falan diye akar olmuştu. Evet, biz aramızda böyle papatya serseri gibi konuşuruz. Adam resmen fitne tohumu gibi aramıza serpildi. aynı mevzu üstünde yarım saat konuştuğumuz oluyordu. Hayır bir de tesadüfen adamın sülalesindeki bazı şahısların soy isminin, Mitajanı'nın pek de yaygın olmayan soyadıyla aynı olduğunu öğrenmedik mi? Sanki arkadaşın yedi ceddi vaktinde bize tezgah kurmak için çalışıp didinmiş.

 

İçimin içimi yediği bir gün mahut şahsın verdiği telefon numarasını aradım. Ankara Devlet Konservatuvarı'nda spikerlik, İsmek'te diksiyon eğitimi almış bi genç çıktı. 'Ee hani üstad, hayatın boyunca aksanı meşhur bi bölgenin dışına çıkmış değildin sen? Senin ağzın niye bu kadar büyük?' diye sordum. 'Aksanımı terbiye ettim efendim. Değil mi sevgili dinleyenler?' falan dedi. Yok yani öyle demedi tabii ama bu konuşmayı da ben onun teatral yeteneğine verdim, bir türlü ikna olamadım. 'Mitajanı akrabalardan birini ayarladı herhalde, az çakal değil şu herif ya' diye düşündüm. Görünmez de o sıralar sürekli mitajanına göndermeler yaptığından, onun farklı bir adam olduğuna inanmak epeyce vaktimizi almıştı. Üslup deseniz, bizim müridin yan sanayii gibi ahahah. Şu dağlar, şu taşlar, şu mürid dile gelse de söylese!

Bir de işin enteresan yanı üçümüz muhabbet ederken iki kişi birden bir kişiye 'görünmez sensin' diye yüklenince, o kişi ister istemez makaraları koyveriyor ve ihale adamın üstüne tamamen yapışıyor. Bunu ilk önce mitajanı yaptı, daha sonra da ben yaptım ve az daha görünmez biz oluyorduk. Daha fazla dayanamadım ve gidip adamla tanıştım, gerçekten alayımızdan birikimli, kafası canavar gibi bi adam çıktı. İstanbul'da olsa sabah akşam kapısında yatarız yani, öyle bi şey. Mitajanına filan beş atar (bu fitne tohumu da benden gelsin ehehe). Tabii sonra yönetici oldu, pas bile vermiyor artık diye lafımı sokup kaçıyorum. Allah'tan girmiyor, umarım görmez. SMOD kısmısının sağı solu belli olmaz. Bizim haber spikeri, açık unutulmuş mikrofon edebiyatından da haberdarsa kaçacak delik arayalım biz. Gel mitajanı gel.

 

Kendimi paranoyak sanıyordum... Yanlız değilmişim... Paranoyaklık kalmadı...

MI
20.12.2012 23:27
#52

Bir de işin enteresan yanı üçümüz muhabbet ederken iki kişi birden bir kişiye 'görünmez sensin' diye yüklenince, o kişi ister istemez makaraları koyveriyor ve ihale adamın üstüne tamamen yapışıyor. Bunu ilk önce mitajanı yaptı, daha sonra da ben yaptım ve az daha görünmez biz oluyorduk. Daha fazla dayanamadım ve gidip adamla tanıştım, gerçekten alayımızdan birikimli, kafası canavar gibi bi adam çıktı. İstanbul'da olsa sabah akşam kapısında yatarız yani, öyle bi şey. Mitajanına filan beş atar (bu fitne tohumu da benden gelsin ehehe). Tabii sonra yönetici oldu, pas bile vermiyor artık diye lafımı sokup kaçıyorum. Allah'tan girmiyor, umarım görmez. SMOD kısmısının sağı solu belli olmaz. Bizim haber spikeri, açık unutulmuş mikrofon edebiyatından da haberdarsa kaçacak delik arayalım biz. Gel mitajanı gel.

görünmez olayı bizi zamanında epey bir yordu, doğrudur. adamı çözene kadar çektiklerimizi yazmış radocan. ama bir şekilde görünmez'in mitajanı ya da herhangi bir başkası olmadığı gerçeğiyle yüzleştik. ilginç birisi olduğunu, çok okuduğunu, sade bir hayat sürdüğünü, ölümü ve cenneti çok düşündüğünü öğrendik, öğrendim. bana beş değil on basar ayrıca. çok da mütevazi bir arkadaşımız kendisi. cevher, cevher... kendisini sahalarda görmek istiyoruz demek isterim ama feysim el vermiyor. bu akşam radoyu aradım bir de, kar boran tipi sörvayvır. sesi gayet iyidi. buna benzer şeyler işte.
MI
20.12.2012 23:31
#53

Kendimi paranoyak sanıyordum... Yanlız değilmişim... Paranoyaklık kalmadı...

Allahım sana şükürler olsun. :D
HO
21.12.2012 11:53
#54

Bir zamanlar "Salihbey" isimli bir arkadaş vardı.Güzel paylaşımlarda bulunuyordu. "Barani" adında bir kardeşi de bir süre tanıdık.İkisi de kaybolup gittiler...:('

24.12.2012 18:07
#55

Trradomirin bahsini ettiği çay henüz demlenme aşamasındayken; çay bardağı, çay kaşığı, çay tabağı da dahil benim bir çaya ait bu yan aksesuarlardan dahi haberim yoktu sevgili dinleyenler.:) Hiçbir şeyden habersiz, jan valjan olmadığımı söylüyordum ben bernanke olmayan ortağım mitajanına. Ben bernankenin ucuz lokantalarda tarhana çorbası içtiğini tahmin ederken, Marmara açıklarında çayın içilmeye başlandığı, ilk yudumun alındığından bihaberdim. Bütün bunlar 1934te yürürlüğe giren bir kanun yüzünden başımıza gelmişti belki. Soyadı bilmecesinden bahsediyorum. Belki üçümüz birimiz, birimiz üçümüz içindi. Şuan belkileri çoğaltmak mümkün fakat o zamanlar şüpheleri azaltmak pek de kolay değildi. Trradomirle bir sahil vilayetinde, denize karşı sıcak-soğuk içeceklerimizi yudumlarken son şüphe kırıntılarını da tuhaf sesli martılar topluyordu kıyıdan. Gerçi o şüphe kırıntıları ki, martıların midesine inmeden hemen önce bir araya getirsen bir somun ekmek ederdi abartısız. Trradomir ve mitajanıyla birgün bir araya gelmek nasip olursa eğer, son parçayı da yerine oturtmuş, taşı gediğine koymuş oluruz sanırım.

YA
17.01.2013 17:32
#56

Serbest kürsü bölümünü karıştırınca ilginç hatıralar çıkıyor. :)

 

http://www.n-f-k.com/nfkforum/index.php?/topic/9600-cenaze-arabasi-metrobus-trradomir/

AC
05.09.2013 18:55
#57

Yahu o değilde bu başlık açıldığı vakit ben bu başlığa bir şeyler karalamayı düşünmüş trradomir'in üşengeçliğinden aşağı kalır yanı olmayan üşengeçliğimin sonra yazarsın bir şey olmaz, başlık kaçmıyor ya gibi telkinleri yüzünden yazamamıştım.

 

Aynı üşengeçlik şimdide iş başında lakin satranç oynama konusunda hala iddialı olduğumu yazmamı engelleyeme...

06.09.2013 11:57
#58

Satranç oynama konusunda iddialı olduğunu pek sanmıyorum... Ben bir maç teklifi yapmıştım bundan 3 yıl önce ama... Yani, bilmiyorum...

AC
06.09.2013 15:17
#59

Al abicim sen şunu bi güzelce oku da sonra oynarız ;)

 

http://www.hizlial.com/yeni-baslayanlar-icin-satranc-mustafa-gorgulu/13.088.0014.9643

 

08.09.2013 10:03
#60

Biz 'mektepli' değil, 'alaylı'yız... Kitap yüzü görmeden öğrendik oynamayı, efendi!!! Ama anlaşılan senin bilgiler ezbere dayalı, bilmem ne açılımlarına bağımlı... Elindeki bilmem kaçıncı seviye satranç kitabını havuza at da öyle gel:))

VA
27.10.2013 22:20
#61

Bu site bana çok şey kattı, o ateşli ergen dönemlerim de burası kah boks ringi, kah güreş meydanı, kah sevgi dolu bir yuvaydı. Site de yeniydim, sayın adminimiz küçük harflerle yazmamı söylemişti. Vay sen misin bunu diyen :D Kendimce büyük harflerle okkalı bir cevap döşedim. O esna da konuya dair birşeyler söylemek, empati, üslup diye birşey tabi ki söz konusu değil. İki gün siteye girme engeli aldım. Tabi bu gururlu bir delikanlıya çok dokundu, siteye girip adminin ağzının payını vermeliydim. Girmeyi beceremedim :D Başka bir hesap açıp internet kafeden girmeyi düşündüm. Delikanlı ama gururlu olan birine bu yakışmazdı. İki gün sonun da, kendi dünyam da adminimizi affederek siteye devam kararı aldım :D

Sitenin bekçisi ben idim. Sitemizi zaralı haşerattan korumak, Üstad hakkında araştırma yapmak, dini bilgiler paylaşmak benden sorulur idi. Her ne kadar Reyhan kadar olamasam da, kendime biçtiğim bu payeyi büyük bir gayret ve fedakarlıkla sürdürüyor idim. Birisi Üstad'a taş mı attı, yok efendim Abdülhamid Han'a kulp mu taktı, saygısızlık mı yaptı ümüğüne çöker oracıkta ıktırı verirdim. Rakibim dişli çıkarsa yurdun içinde dört döner, kendi kendimi yerdim. Asla pes etmek, düşmana göz yumdurmak yoktu. Elbette farklı forumlara girer, Üstad'a azcık olsun itimat etmeyen yazılar görürsem. Vazife aşkıma uyarak, yine yıldırma politikasını devam ettirirdim. Mesala, tvye çıkan bir adam beni fasülyeden sayıp tartıştı ve nihayet küfürleşmiştik. Tarihin bilmem neresinde ki adam. Atsızcılarla mücadelem, uzun soluklu ve bol hakaretli geçmişti. Tavizsiz bir şekilde, emin adımlarla dinsiz ve fikirsiz güruhu dize getirip biat ettiremedim. Diğer forumlar da hakaret ve küfür etmiyordum ama gene de banlanırdım. Duam; onlarla reel hayatta bir şekilde karşılaşıp ağız burun dalarak boylarının ölçüsünü vermekti. Üstad'a taş atan bir sanal kullanıcı, karanlık bir yolda arkadaşına 'geçen malın biri girdi siteye şöyle böyle ... derken benden bahsettiklerini anlayıp onları ekarte etmeyi hayal ederdim. Neyse ki yollara çıkıp meçhul şahıslara rats gelip hırpalamıyordum. Bir site de yine Üstad'a uzanan elleri kırmak için hınzırlara cevap yetiştiriyordum, biri de bana destek çıktı, özelden yazdım hemen 'vay kardeşim iyi ettin falan' bizim siteden Cihat çıktı :) Sanırım iki yılım böyle çetrefilli, ateşli geçti. Bu süre zarfında çok kitap okudum çok düşündüm, çok debelendim. Reel hayatımda ki handikaplar, fikir yobazlığımı hiç anlatmayım. Zamanla içimde ki yangının etrafı aydınlatmayıp sadece beni yaktığını anladım. Site beni çok idare etti, sadece beni değil çok kişiyi kazandılar. Şöyle bakıyorum da, benim gibi ateşli bir AliNFK vardı, başka da çıkmadı sanırım. Çok dengesizlik ettim; burda herkesten özür diler, af dilerim. Densizliğim cahillğime verile, hoş görüle.

 

n-f-k.com okumasını bilene iyi bir hayat okuludur. Hatta rehberdir. Güzel insanlarla tanışmaya vesiledir. Aynı ruh ikliminde ki insanlarla aynı havayı teneffüs ettirir. Güzeldir.

NF
27.10.2013 22:41
#62

Selamlar,

Evet, Vakıf Ahmet, o ilk tartışmayı ben de hatırlıyorum. Hatta mesele toplantı odasına kadar uzamıştı, kararı da birlikte almıştık hafızam beni yanıltmıyorsa.
Bu arada senin özelden farklı bir kullanıcı ismi alıp attığın mesaj da hafızamızdadır, hayli mutlu olmuştuk. Allah razı olsun. :)

Saygı ve selamlarımla

VA
27.10.2013 22:53
#63

O özelden yazdığım şey her zaman geçerlidir adminim. Her daim hazır ve nazırım.

NF
28.10.2013 02:16
#64

O özelden yazdığım şey her zaman geçerlidir adminim. Her daim hazır ve nazırım.

Selamlar,

 

Allah razı olsun, bazı şeylerin söylenmesi dahi kafi oluyor. :)

HA
30.05.2014 15:48
#65

eski günler he

nostalji mostalji...

ee peki neden böyle oluyor peki abiler ablalar ? bilen yada düşünen varmı?

misafirlere sormuyorum bunu.ne değişmiş olabilir 1-2 senede

 

 

 

 

 

 

31.05.2014 00:28
#66

Bu sitede 3 gün uzaklaştırma almıştım... Trradomir benden daha çok uzaklaştırma almıştı... O zaman onunla tartışmıştık... NFK-Fan kardeşim, Trradomir'i benden daha çok suçlu bulmuştu...

 

Tartıştığım başka kişiler de olmuştu... Mümin'le de arada bir tartıştım... O kadar çok oldu ki, şimdi çoğu bu sitede yok yahu... Nerede bunlar???

 

Mesela ali-nfk vardı, kendisini severdim ama selmanbey vardı, onunla da çok tartışırdım... Sahi bu ikisi de yok ortalıkta...

 

Ha bir de mitajanı vardı... Ajanlığı tuttu herhalde, o da yok ne zamandır... Gerçi hem ajan, hem ismi mitajanı...

 

Yani bazı şeyleri bilmem için illa şey mi olmam lazım!!!

MU
31.05.2014 15:44
#67

Olsa da bir daha azar çeksem der gibi olmuşsunuz;) biraz cekilmek durumundayim. İmtihanlarim var dua buyursun gönüldaşlar. Yoksa burası ne de gönüldaşlar nezdimde nostalji malzemesi olmaz inşallah

 

herkese saygı ve sevgiler