Nereden aklıma geldiyse artık, internete 'sürmeli/ şiir' yazdım ve bakın neler çıktı...
''Seher vakti çaldım yarin kapısını
Baktım yarin kapıları sürmeli
Boş bulmadım otağının yapısını
Çıka geldi bir gözleri sürmeli
Açtırdım kapıyı girdim içeri
Aklımı başımdan aldı o peri
Dedim sende buldum halis cevheri
Dedi yok yok bir mehenge sürmeli
Hep gönüller muradıdır aşığın
Nöbeti bekliyen alır keşiğin
Beklemeli o sultanın eşiği
Günde yüzbin kere yüzler sürmeli
Agahi karıştırır kanı yaş ile
Dost bulunmaz hayal ile düş ile
Yetilmez menzile bu gidiş ile
Hemen aşk atına binip sürmeli''
Bir şiir daha var...
''Bir güzel şuha dedim: iki gözün sürmelidir
Dedi: billahi seni Hind'e kadar sürmelidir
Dedim: Ey mehlika bir gece al bezme beni
Dedi: beyhude yorulma kapılar sürmelidir
Dedim: O hal-i siyehler ne beladır cana
Dedi: bir tanesine yüz sene çift sürmelidir
Dedim: ebrularının yayına kurban olayım
Dedi: bak lütfi kıyarım canına sürmelidir''
Bir de hemen yukarıdakinin açıklaması gibi şöyle bir şiir var...
''Bir güzel şuha dedim iki gözün sürmelidir,
Dedi billahi seni Hind'e kadar sürmelidir...
Dedim ateşler yaktı ciğerim oldu kebab,
Dedi söndürmek için payime yüz sürmelidir...
Dedim Ey Mehlika, al bu gece bezme men'
Dedi beyhude yorulma kapılar sürmelidir...
Dedim aşıklara cevrin ne cefadır güzelim,
Dedi aşık olanın üstüne at sürmelidir...''
Şiirler böyle... Ama bir şey dikkatimi çekti, o da şu:
''Yetilmez menzile bu gidiş ile
Hemen aşk atına binip sürmeli''
''Dedim aşıklara cevrin ne cefadır güzelim,
Dedi aşık olanın üstüne at sürmelidir...'' ''Dedim: O hal-i siyehler ne beladır cana
Dedi: bir tanesine yüz sene çift sürmelidir''
Yahu bir 'sürmeli' beni nerelere sürükledi böyle...