Selamun aleykum
"Canım kardeşim" le başlayan ve "Değil mi, kardeşim?" le biten cevabındaki İslam-i kardeşlik şuuru, bizden ellisene önce yaşamış ve başlarına gelmiş musibetleri kendi evlatlarına bile anlatamayacak kadar bastırılmış dedelerimizin nesline kıyasla ne kadar mükemmel bir kıvama geldiğimizi gösterir.
Soru: Üstad sizce bir Arif miydi?
Cevap: Elbette bir Arif Allah'ın veli bir kuluydu.
Bak kardeşim son Harb-i Milli ile devletimiz yıkılmaktan büyük zorluklar ile kurtulup bu hengamede binbir oyunlar yapılarak (bu oyunlara gelmemizin çok sebebi var, teferruata girmiyorum) sistem değiştirildiğinde İslam Devlet Siyasetini temsil eden ne kadar Müslüman varsa bila-istisna hepsini, Harb-i Milli'den hem önce hemde sonra katl "ŞEHİD" edildi.
Küçük bir açıklama: İslam Devletinin hakim olduğu dönem ile İlahi siyasi yapılanmanın hakim olmadığı dönem arasında birçok şeyde olduğu gibi Evliyanın tafininde de farklılık vardır. Unutmayalım ki Ümmetin en büyük Evliyaları bu manada İslam tarihinin en önemli SİYASİLERİDİR yani Devlet ve Cemiyet adamlarıdır, Ariflerin siyaset merkezlerinden uzaklaşmasının sebeplerinden Cemel, Sıffın, Endülüs, Sultan Yavuz Selim han'nın hareketine sebep durumlar ve uzun zaman merkezi idarelerin uç beylerinden çok uzakta olmaları, bu mesele uzun burada duruyorum.
Harb-i Milli' den sonra yediğimiz darbelerden kurtulan kesim ise ( Rabbımızın takdiri) bu ekolden gelen Veli kullar olmuşlar, zaten Şehirde bile kırsalı yaşayan bu mubarekler hiç beklemedikleri bir anda iki tarafida keskin bu sorumluluk karşısında, hepsini ama hepsini temsil eden bir MÜRİD-İ AZAM ile desteklenmişlerdir.
Bu zat Ümmetin tanımadığı bu çirkef yaşam tarzının en derin zindanlarında adeta Hz. Musa (a.s) mın Fıraun'un sarayında yetişmesi gibi yetiştirilmiştir, edebiyat yapmıyorum "yetiştirilmiştir" ama Ruhunu işkence masalarına yatırılarak, ve tüm samimiyeti ve teslimiyetiyle ömrünü, Ümmet-i Muhammedin sorumluluğunu tekrar taşıyacak olan Anadolu ahalisinin Asrı-saadet mihvali üzere asırlardır birbirinden ayrı kalmış ol değerleri tekrar FERT üzerinde nakş etmiştir.
Bu sentezi Ümmet-i Muhammedin akıl kıvamına getirmek için bir ömür ruhunu işkence masasına yatırıp, bedeni sürgünlere dost olması gerekiyordu ve öylede oldu, her acıya bir feryad gerek, onunda feryad ise Şiirleri oldu ki Üstadı üstad yapan şiirleri değildir, Sitenin ilk sayfasıda hayatının son döneminde çektirdiği fotoğrafı var, birdaha bakın o fotoğrafa, ömrünü tek başına sürgünlerde acılarla, işkencelerle, yanlız ve sadece AŞK ile RABITA ile geçirmiş daha onyedi onsekizinde bir NECİP göreceksiniz. Evet o bir EVLİYA idi. vesselam