Bi yürüyüp gider misin sevgili dostum. Ben buna şahit olmamakla birlikte senin bir horlak olduğuna dair iddiayı en kalbi duygularımla selamlarken, küçüklerimin gözlerinden büyüklerimin de kulaklarından Blah blah blah...
Ulan kaçak dövüşüyorsun, şiirde toparlamasaydın sana neler neler hazırlamıştım da dörtte üçünü silmek zorunda bıraktın. Ne ağlak adamsın sen yahu? 'Burası yanlış bi duvar oldu be müridim' diye başladım mesajıma mesajını okurken de, sonunda ağzıma tıkadın. Neyse çok abartmayayım bari. Ey ahali Hasan29 kardeşimin çekindiği şekilde başınıza bela inmiyorsa bu, hareketi gerçekleştiren şahsın mükellefiyete sahip olmayışındandır, buna bakıp da örnek değil, ibret alın! Birileri belli ki bu uçan balona fazlaca gaz vermiş olacak ki arkadaş burada yüzde sıfır buçuk oy alan partilerin, muhalefet için muhalefet düsturuyla yola çıkan ve görmediği, bilmediği, şahit olmadığı hususların gammazlığını yapmaya çalışan liderleri gibi siyasi nutuk atmaya yelteniyor. Kulak fantezisini de yazmaktan çekinmemiş, fakat bu hayâsız adamdan daha nice üfürükler beklenir. Sihirli dosyalarımı bir çıkarırsam görürsün gününü, bi çıkartırsam tabir etmeye Türkçe'nin kudretinin kafi gelmeyeceği dasıtani rezaletlerini görende İsrafil aleyhisselam dahi dayanamayıp sura üfleyebilir şerefsizim, seni gidi sahtekar düzenbaz adam seni, ben çıkarmadan sen itiraf et de kurtar dünyayı, halbusem benim gibi dürüst olsan...... Neyse, salak herifin birine çok benzedik, hemen kendime geliyorum. Bi yürüyüp gideyim de meydan sana kalsın değil mi kahvahane hatibi? Bu akıllar nasıl akıllar böyle.
Şimdi 'ulan zırto' şeklinde başlayan ve kendini bir hakim, bir siyasetçi, bir de yarım doktor zanneden karakteri oturmamış, şizofrence konuşan ayy bu pis terbiyesiz arkadaşın komik şablonlarını yerle yeksan edeceğim. Valide sultan sabahları bana seslenende ben saniyesinde hazrol vaziyetinde sustalı gibi ayaktayımdır. Yansıta yansıta bir hal oldun. Bak mesela bir hadiseyi hatırlatacağım sana, reddet bakalım reddedebilirsen. Hani biz Yalova'ya gitmiştik seninle de, gece sabahlara kadar ekranı bozuk laptop'tan belgeseller, filmler izlemiş, Bim'den alınma bol leblebili kuruyemişleri, isminden de anlaşılabileceği gibi buram buram tezek kokan kokareçleri mideye yuvarlamıştık da (hey gidi günler hey, fırsat olsa da yine gitsek) sabaha karşı uykuya dalmıştık. Neydi netice hatırlıyor musun? Öğle vakti gelende döşeğe kaynamış, çuval gibi serilmiş zat-ı alilerine seslendiğimde 'homunu humunu, vooooo hum hun mooo huuum' gibi beyaz adamın henüz keşfedemediği bir yamyam lisanından bana cevaplar vermiş ve istifini bozmadan manda gibi yatmıştın. Ahahahah. Bi şey değil senin yüzünden gül gibi namazı kaçırdık. Tamam kardeşim sen böylesin de, biz de senin gibi uyuyunca dünya ile irtibatımızı koparmıyoruz ki, bildiğin bir tanecik şablona insanları oturtmak konusunda ustalaşmış olman seni haklı kılmaz ki efendi. Uyurken dışarıdan gelen her türlü sesi işitemediğimi iddia edip daha sonra bu uydurduğun şey üzerinden taarruz ediyorsun. Açıkgöze bak hele! Ben uyurken dışarıdan gelen tüm sesler şöyle kalsın, gelmeyen sesleri bile algılayabiliyorum yaa naber? Böyle şişirirler adamı işte. Ben uyku alemindeyken bırakın çevrede bulunanların seslerini, çevrede olmayanların seslerini dahi işitebilecek bir aleme transfer oluyorum. 'Ayol rüyadır o rüya' diyecek su-i zancılar için peşinen cevabımı da vereyim, ne rüyası yahu, sıkıyosa gerçekten ayırt edin! Alışma argümanın da ilmi kıymet ifade etmekten çok uzak, haybeye sallıyorsun. Benim anten gibi kulaklarım kadar gelişmiş olmayan burnum (sizinkilerden daha iyidir ama yine de) parfüm kokularını ayırt edemez kıvama gelene kadar ikiyüzelli tane parfüm kokusunu her birini olanca sakarlığınla birbirine karıştırmış olmana rağmen en ince hislerine kadar teşhis etmiş idi, parfümlerden türlü yemeği yaparsan son katılan tek tuz tozunun kattığı farkı tabii ki ben bile algılayamam. Keza konfeksiyon işçileri başlangıçta bu gürültüyü hissettikten sonra alışmaya başlar. Fakat ben bir kez olsun horladığımı işitmiş değilim, nerede kaldı alışmak? Alışık yaratılmadık ya! Olmayan sesleri bile duyabilirken olanın introsunu bile duymuyoruz. Tersini ispat iddiasındaki bu gubidik argümandan öğrendiğimiz şey tam da gösteriyor ki aslında böyle bir hal yokmuş!
Duyum eşiği ayrı bi rezillik. Argümanımızın ispatına bakıyoruz, bu ne lan Allah cezanı vermesin senin, otur sıfır! Birincisi olmayan sesleri bile duyabilen eşiğimin siz küçük insanlarınki kadar dar bir çerçevede olmadığını bilmeni isterim. Bu hakikate inanmasan da lütfen saygı göster ve kapa çeneni lütfen. Bak lütfen diyorum, beni bu kadar kibar bulamazsın bi daha, kaçırma bu fırsatı tamam mı lan? İnsana bazen kendi kalp atışları davul gibi gelirmiş de dışarıdan kimse duymazmış. Bak bak, tereciye tere satıyor. Sana hemen bir alıntı yapayım:
...Halk arasında davul etkisi olarak bilinen bu hal, seslerden ziyade basınç efektinden kaynağını alır, tansiyonu çıkan adamlar bu hissin farkına varır ve hissettikleri yalnızca damarlarına kanın yaptığı baskının artmış şiddetidir. Davulun sesini değil, tokmağın deriye inişini hissederler yani. (Cervantes enstitüsü tıp dalı ana bilim başkanı Sayın Don Eduardo Jose Enrique Fernando Carlos Gonzales Jaime Rivero Juan Ibarra Antonio Gomez Garcia Julio Rodrigez Pablo Cruz Salazar Lopez Moreno Alfredo Kasten Silva Gallegos Zapatero Gaviria, Büyük İşkembe-i Kübra ansiklopedisi, Cilt bin üç, Sayfa iki milyon sekiz)
Heh, bu bilimsel alıntıdan sonra devam edelim. Hem benim Siyami Ersek görmüşlüğüm var, benden iyi mi bileceksin ulan? Kaldı ki bu hal yalnızca, diğerlerinin hissedemediği bir hadisenin hissedilememesiyle değil, tam aksine hissedilmesiyle ilgilidir ve bırak duyum eşiğini, duyum kapısının pervazlarıyla bile hiç bir alakası yoktur olamaz da, yasakladım ben bunu çok önceden haberin yok mu? Şu sonuca varışa bak, a = b ise d
Ben uykuda konsantrasyondan boğulmam hacım. Bak bana, bu mükemmeliyetçiliğin var mı ki dünyada eşi? Enn kesîîîf.... Tamam yaa sok o dilini geri, testereyle gelirim hee terbiyesiz herif. Bakınız işte böyle en basit hususlarda bile adab-ı muaşerete itaat etmesi gerektiğini bilmeyen adamların eline klavye veriyorlar. Bakınız, evet ekrana iyi bakınız; siz bir kitap okurken dışarıdan gelen sesler dikkatinizi dağıtır, mükemmeliyetçi birisiyseniz yaptığınız işin en iyi şartlar altında gerçekleşmesini istersiniz. Benim uykuya bağlılığım da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Tamam şimdi geliyoruz asıl mevzuya.
Ya o bu değil de ezeli kankam ebedi dostum canım müridciğim, şaka bi tarafa kalsın da şu ü.y nasıl hemen sazan gibi zıpladı mevzuya ama? Ahahaha. Hemen de birbirimize düştüğümüzü zannetti eleman, hemen atlayıp senin tarafını tutmaya kalkıyo hesapta. Fena avladık geyiği hee! Nihahahah. Fener tribünleri 3-4 yıl önce filan artistlik yapayım derken saçmalayanlara, yaptığını ağzına yüzüne bulaştıranlara bi tempo tutardı. Hatırlatayım mı? Ahahaha. Sizi gidi sazanlar, sizi gidi çekirgeler, sizi gidi lastik toplar sizi. İyi eğlendim valla, siz misiniz bir fidanın güller açan odunlarını birbirinden ayırmaya çalışan? Bi de ses kaydı filan diyo, ben ilk mesajda bunun alındığını zaten yazdım, okumadan mı atladın hemen konuya yahu? Ahahaah Heheheeeey, bre gafiller, bre utanmazlar, böyle rezil olur ortada kalırsınız işte! Her gördüğünün peşinden gidenlere müstehaktır, Oğuz Yılmazı getirin şarkısını söylesin; Gepetto kul babayı türbesinden kaldırın, yontulacak burun var! Hahahahaayyt :pc: