Şöyle bir hatırlayalım. (Bu arada bazı yeni eklemeler de yaptım.)
Birkaç yıl önce 2.sınıflara verilen 'Hayat Bilgisi' kitabında Mustafa Kemal Atatürk'e ait bir nüfus cüzdanı resmi var. Bu cüzdanda Atatürk'ün ismi nasıl geçiyor sizce? Kamal Atatürk diye, iyi mi? Kemal olmuş Kamal. Niye? Kemal Arapça imiş. Onun yerine Türkçe Kamal olmuş. Bir de bu cüzdanda Mustafa ismi geçmiyor... Malum, Mustafa da Türkçe değil! İnanır mısınız, cumhuriyet de Türkçe değil! Ya ne? Arapça kökenli, iyi mi? Yahu o değil de ismimi mi değiştirsem ne?
Bu ülke ne çok şey gördü, ne zulümler çekti!
Dilimizi güya yabancı baskısından kurtarmak için neler yapmışlar, neler...
Akıl yerine 'us' koymuşlar. 'Sosyal Otlangaç' neyin karşılığı peki? Ne olacak, lokanta. Ana 'Doğuraç', baba ise 'Doğurgaç'mış. Mecburiyet oldu mu 'Zorun' Mesele de 'Sorun' oluverdi. Şuuru yaptılar 'Bilinç. Tabiat da 'Doğa' oluverdi.
Devam edelim...
Hür oldu bağımsız. Psikolojiye de ruhbilim dediler. Cümle de sözcük oldu.
Ulan bir de 'Bağımsız ve hürüm' diye cümle kurarlar ya, gel de yeme usunu, şey, aman aklını...
İstiklal Marşına da ne bulmuşlar, ah bir bilseniz! Evet, Ulusal Düttürü. Hostesin karşılığı pek hoş: Gökgötürü konuksal avrat. Bunlar esere de 'Yapıt' dediler.
İnternet aleminde de bu vaziyetle dalga geçen bazıları yumurtanın karşılığını uydurmuşlar... Ne mi demişler? Yumurta oldu mu 'poposol fırlangaç'. Bazıları da tavuksal fırlangaç dedi...
Yine bu şapşallıkların olduğu tarihlerde bir prof. çıkmış devlet adamlarının karşısına, o da bir öneri sunmuş. Gün isimlerinin Türkçe karşılığını bulmuş. Güya… Hemen verelim:
Pazar-Gezgün
Pazartesi-Öngün
Salı-İşgün
Çarşamba-Güçgün
Perşembe-Koşgün
Cuma-Yorgün
Cumartesi-Bitgün
Hoş Ecevit de olasılık-olumlu-koşul uydurmaları ile cümleler kurardı.
Yahu az daha unutuyordum. Bunlar hocaya da kıldırgaç dediler… Mantık şu olmalı: Hoca! Namazı kıldır ve kaç. ‘’Kıldırgaçım, bir soru sorabilir miyim?’’ gibi bir soru ile hocanızın karşısına çıktığınızı bir düşünsenize…
O değil de, bu koca koca adamlar bunları ciddi ciddi düşündü mü? İlginç... Ha bu arada 'İlginç' de uydurmalardan.
30'lu yıllarda ''şey'' kelimesi bile yasaklanmış. Garip! O yıllarda ne komik şeyler olmuş. Güya batılıların kullandığı ''Afrodit'' kelimesinin kökeni neymiş, biliyor musunuz? Yahu ''Avrat'' imiş. Bütün dillerin Türkçe'den doğduğunu bilimsel olarak kanıtlamak hevesiyle rezil kepaze olmuşuz. Bu işin semantik boyutu ise akıllara gelmemiş anlaşılan.
Tarihin eski zamanlarında yaşayan Türkler Amerikan kıtasına geçmiş, kıtayı da keşfe başlamışlar... Bu gurbet illerde ilerlerken bizim Türkler, bir de ne görsünler? Böyle şar şur akan şelale... Şelaleyi mi önceden gördüler, yoksa gürültüsünü mü duydular, işte orasını tarihler yazmamış. Böylesi bir manzara karşısında şaşkına dönen bizimkiler hep bir ağızdan haykırmışlar:'Ne yaygara, ne yaygara!', diye... Sonra filan zaman fişman zaman derken, 'ne yaygara' oluveriyor Niagara... Niagara şelalasi... Bu arada ne yaygara, niagara zirvesine gelene kadar hangi aşamalardan geçti, bu bilgi bize daha ulaşmadı.
Bizim Türkler keşfe devam etmişler... Bizimkiler en son geldikleri yerde bir nehir görmüşler... Nehrin sonunu bulmak için yürümüşler de yürümüşler ama nafile... Bütün uğraşlara rağmen nehrin ucu bulunamayancı, bizimkiler sitem etmiş bu duruma: 'Amma uzun!' Neyse, kısa keselim, bu 'amma uzun' zamanla olmuş 'Amazon'.
Bizim büyük büyük atalarımızın çok usta okçuları varmış. Attılar mı hedefi tam on ikiden vururlarmış. İşte bu okçularımızın hedefi tutturduklarında kendilerine has sevinç tarzları varmış. ‘’Ok ay, ok ay!’’ diye sevinç çığlıkları atarlarmış. Yahu batılıların kullandığı ‘’okey’’ kelimesi de buradan gelme imiş. Yani ‘’ok ay’’ zamanla okeye dönüşmüş, iyi mi? Ama bu öyle çok garipsenecek bir şey değil, bilakis bütün dillerin Türkçeden doğduğunu gösteren bayağı bir bilimsel gösterge. Yani…
Aslında Hz. Adem bile Türk’tür. Tüm insanlık da Hz. Adem’den buyana geldiği için haliyle herkesin kökeninde bir Türklük var. Tüm diller de Türkçeden geldiğine göre, Arapçanın aslı haliyle Türkçe oluyor.
Bu arada ‘tüm’de uydurmalardan…
Neyse...
Çoklu oturgaçlı götürgeçe bineceğimde, evin önünde oturgaçlı götürgeç bekliyor... Hem yarın günlerden gezgün, bol bol gezeriz... Hele oturalım da popolos fırlangaçlarımızı yiyelim, sonra çıkarız. Akşam da sosyal otlangaçta bir şeyler otlanırız... Hadi doğurgaç ile doğuraçınla hasret gider de çıkalım... Ulan şu öngün sendromu da öldürüyor beni... Okulun ilk günü ulusal düttürü ile başlıyoruz, yorgünle de bitiriyoruz. Bu arada yorgününüz hayırlı olsun.
Usumu mu yitirdim ne? Olasılık dahilinde... By arkdşlar...
Etimoloji, Morfoloji ve Fonetik olarak Türkçe böyle bir dildir, arkadaşlar.
Sabahları poposol fırlangaç yiyin, sağlıklıdır...
Gülmeyin ula! Bunları ben uydurmadım. Bunlar son derecenin de fevkinde bilimsel çalışmalardır. Lütfen saygı…