Sultan Abdülhamit, Hatıralar, İki Kitap...

Başlatan: Hâcegân Tarih: 01.12.2012 01:00 Cevap: 2

01.12.2012 01:00
#1

Bir kitap okuyorum… Adı, ‘Seni Anlasaydık Bu Hale Gelmezdik’. Kitabın yazarı İbrahim Candan isminde bir yazar.
Kitap birkaç bölümden oluşuyor; Osmanlı’dan Cumhuriyete, Atatürk ve Din, İslam Dini ve Laiklik gibi…
Kitabın 171. Sayfasında, ‘Alfabe Devrimizi Zorunlu Kılan Nedenler’ başlığı altında, Abdülhamit’in ağzından, şöyle bir ifade geçer:
‘’Yazımızı öğrenmek çok kolay değildir! Bu işi halkımıza kolaylaştırmak için, belki de Latin alfabesini kabul etmek yerinde olur! Her ne kadar bu harflerle, lisanımızdaki bazı sesleri vermek güçlüğü mevcut ise de bunu ayarlamak şüphesiz kabil olabilir. Aklı başında olan hiçbir kimse öğrenmeye düşman olamaz. Ben de bütün dindaşlarıma iyi ve faydalı olan her yeniliği tanıtmak istiyorum.’’
Yukarıya alıntıladığım bu yazıya düşülen dipnot ise şöyle: Abdülhamit. Siyasi Hatıratım, s 189-192.
Güya Sultan Abdülhamit, yukarıdaki sözleri sarf ederek, harf inkılâbının lazım geldiğini ifade etmiş oldu.
Bu sefer Yavuz Bahadıroğlu’nun en son çıkan kitabı elimde. ‘Tarihimizin Gizli Odaları’ adlı muhteşem bir kitap… Okuyorum… Okurken bakın neye rastlıyorum…
176. sayfada, ‘Uydur Uydur Söyle’ başlığı altında şu ifadeler geçiyor:
‘’Uyduruk belgeler (Hanzade Sultanefendi imzasıyla yayınlanan Osmanlı Hanedanı Saray Notları gibi) gördüm, uydurma hatıralar (Sultan Abdülhamit’in Hatıra Defteri gibi) okudum… İki sayfalık orijinal bir notun iki bin sayfalık bir kitaba dönüştürüldüğüne hayretle şahit oldum…’’
İbrahim Candan’ın kaynak gösterdiği bir kitaba, Yavuz Bahadıroğlu uydurma hatırat diyor… Belki de bu iki yazar ayrı kitaplardan bahsediyor, ama ortalıkta dolaşan hatırat kitaplarının hiçbirisinin Sultan Abdülhamit'e ait olmadığını biliyoruz.
Not:
01.12.2012 21:01
#2

"Yalan Söyleyen Tarih Utansın!" diye Mustafa Müftüoğlu'nun 12 ciltlik bir serisi var. Okumadım ama yıllardır bu seriyi alıp okumak istemişimdir. Yalan Söyleyen Tarih Utansın çok manidar bir isim. Tarihe bilinçli olarak yalan söyletilmiş. Ceddimiz Osmanlı yanlış anlatılmış,eksik anlatılmış,doğru anlatılmamsı için yeni nesillerin ceddiyle sağlam bir bağ kurmaması için önemli stratejiler geliştirilmiş ve başarıyla tatbik edilmiş. Osmanlı gibi bir deryaya sahibiz ama hakkında malumatımız bir damla bile değil. Düşünün ki koskoca Osmanlı arşivlerinin sadece %1,5 kadarı elden geçmiştir. Ne biliyoruz ki Osmanlı hakkında. Herhangi bir avrupalı yani Osmanlı düşmanı bile bizden çok bilir tarihimizi. Şimdiki gençlere Barcelona'nın hocası kim desen bilmeyen çıkmaz ama Akşemseddin'in hocası kim desen bilen çıkar mı? Adına "Milli" eğitim dedikleri bana göre milli olmayan eğitim sistemi zaten ecdadımız adına bize hiçbirşey öğretmiyor. İlkokuldan üniversiteye tarih görürüz şu veya bu adlar altında adı tarihtir, olması lazımdır fikrinden gösterilir yani usulen, olayların,şahısların özüne vakıflık yoktur,verilmez. ancak bu konularda merakı olanların özel çabasıyla öğrenilir bazı bilgiler.

 

Hem bilgi eksikliği var hem de bilgi kirliliği!

 

Tarih 80 küsür yıldır yalan söylüyor hala da doğruları tam olarak haykırabilmiş değildir. Bu tarihe yalan söyletenler ve doğrulara ulaşılmasını engellemek için tarihi çarpıtanlar,hakikatleri perdeleyenler size yazıklar olsun!

 

İftiranın boyutuna bak. Utanmadan Ulu Hakan'a yazı değiştirme düşüncesi varmış gibi bir iftira! Nasıl gülünür bu iddiaya bilmiyorum. Utanmaz adamlar. Abdülhamid gibi ilerinin ilerisini gören bir Allah dostuna karşı yapılanları saf müslümanlara karşı yumuşatma ve haklı gösterme cambazlığı! Alman Goethe ne diyor:"Bir millete yapılacak en büyük kötülük onun diliyle oynamaktır". Dil diye birşey bırakmayaraktan en büyük kötülük yerine getirilmiş. Diyecek başka söz yok!