Ergenekon Çetesi

Başlatan: buyukdogu Tarih: 21.03.2008 10:36 Cevap: 40

BU
21.03.2008 10:36
#1

İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı.

 

Sabahın erken saatlerinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan Perinçek, daha sonra emniyete götürüldü. Perinçek'in, kimlik tespiti ve Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alındıktan sonra İstanbul'a götürüleceği bildirildi.

 

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatı doğrultusunda gözaltına alınan Perinçek'in Ergenekon soruşturması kapsamında sorgulanacağı bildirildi.

Polisin Ergenekon operasyonu kapsamında şu an arama yaptığı öne sürülen Ulusal Kanal'ın internet sitesinde yapılan açıklama:

 

"Ergenekon" operasyonu kapsamında bugün sabah İşçi Partisi Genel Merkezi, İşçi Partisi İstanbul İl Merkezi, Ulusal Kanal ve Aydınlık Dergisi merkez ve bürolarında arama yapıldı.

 

Arama kapsamında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmesi Ferit İlsever gözaltına alındı.

 

Soruşturmada Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk, Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Gazeteci Adnan Akfırat, İş adamı İbrahim Benli gibi isimler de yer alıyor. Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve yayın kurulu başkanı İlhan Selçuk'un İstanbul'da gözaltına alındığı belirtildi.

 

Sabah 04.30 İşçi Partisi Genel Merkezi, İşçi Partisi İstanbul İl Merkezi, Ulusal Kanal ve Aydınlık Dergisinin Merkez ve ankra bürolarına eş zamanlı bir operasyon düzenlendi. Operasyonda İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlseveri gözaltına alındı.

 

Operasyonda ismi geçenlerin evlerine de aynı dakikalarda aramalar yapıldı. Soruşturmada Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk, Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Gazeteci Adnan Akfırat, İş adamı İbrahim Benli gibi isimler de yer alınıyor.

Haber7.com

RA
22.03.2008 01:31
#2

vatanı koruma adı altında çapulculuk yapanlar içinde emekli albayların, ulusalcıların, malatyada misyoner

kesenlerin, cumhuriyet gazetesine bomba atanların,

Sözün kısası Hrant Dink suikastinden Rahip Santoro cinayetine,

Danıştay saldırısından cephanelik evlere,

Cumhuriyet gazetesine atılan bombalardan sözde

cumhuriyet mitinglerine kadar bütün çevirilen dümen Ergenekon adı verilen oluşumun tezgahıdır.

bu vatan sahipsiz değildir elbetteki birileri hainlere dur

diyecektir TÜRKİYE CUMHURİYETİ

demokratik bir hukuk devletidir bu devletin ekmegini yiyip ihanet eden

aynı elden kurşunu yer...

BU
22.03.2008 15:37
#3

28 Şubat mağduru eski Emniyet görevlisi Bülent Orakoğlu'nun 'İhanet Çemberi/Pkk'yı Yöneten Türk'ler kitabınızı okumanızı tavsiye ederim. Yaşanan bu sürecin temellerinin 27 Mayıs'ta atıldığı ve günümüze kadar devam etmesiyle alakalı bir kitap.

EK
22.03.2008 15:57
#4

Öyle geliyorki ortam Ergenekon-Tayyip mücadelesine dönüşüyor.

Bazı hukukçular kapatma davasının alel acele ve hukuka uygun olmayan iddianamelerle dolu olduğunu söylüyor.

R. Tayyipte geçenlerde devlet, imkan dahilinde Ergenekonun üzerine gidecek demişti.

 

 

Hakkımızdan hayırlısı olsun.

PU
22.03.2008 18:04
#5

Açılan davayı bu operasyona sebep olarak göstermeye çalışsalar da zaten yapılması beklenen operasyonların üstünü örtmek için daha önceden tehditi açıkça yapılmış davayı erkene alma çabası daha mantıklı gelmekte...

 

Hukuk ve demokrasi için kendi çıkarları doğrultusunda tanımlar ortaya atarak kullananlarla savaş nereye kadar gider?Artık kestirilemeyecek halde gibi...

 

Hayırlısı neyse o olsun...

BU
24.03.2008 11:04
#6

Son durum:

 

İşçi Partisi genel başkanı Doğu Perinçek tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kemal Alemdaroğlu ve İlhan Selçuk ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

DE
24.03.2008 16:38
#7

Devletin yapacağı işi kimse üstlenemez efendim. Öldürülmesi gereken, bombalanması gereken kişiler/yerler varsa devletin güçleri bunu yaparlar. En basit örneği Kandil.

 

Kimse başımıza devlet kesilmesin!

 

Hele kanı beş para etmez çeteciler uzak dursunlar.

BU
24.03.2008 16:51
#8

Alıntı yapmak pek hoşuma gitmediği için buraya aktarmıyorum. Prof.Dr.Mümtaz'er Türkone'nin bugünki yazısını mutlaka okuyun derim. Tespit ve teşhis ve neticeyi izah açısından çok ciddi bir yorum yapılmış şahsi kanaatimce.

BU
28.03.2008 10:39
#9

Bu mesele 27 Mayıs'ın, 12 Mart'ların, 12 Eylül'ün, PKK belasının, Siyasi cinayetlerin, 28 Şubat'ın vs. toplum tarafından daha iyi anlaşılması/bilinmesi/görülmesi bakımından çok önemlidir.

 

Şayet Ak Parti kapatılmamak için, telaffuz bile etmek istemediğimiz bir 'uzlaşma' yapmazsa Türkiye'nin ilerisi için daha güçlü olabileceğini, sonuna kadar gidilir ve netice alınırsa; güçlü Türkiye hedefinin tutturulacağını düşünüyorum. Yok delil yetersizliği, sistemin içindeki bir kaç çürük elma, falan filan zihniyetinde bir anlayış gösterilirse hem devlet, hemde millet olarak çok büyük kırılmalar ve badireler yaşayacağımızı öngörüyorum.

EK
28.03.2008 21:50
#10

Bugün bir başka açıdan ergenekona bakmaya çalışsamda varsayımlara şunuda ekleyebilirim,

 

Çete, Doğu Perinçek'i gözden çıkarıp birkaç krokiyle gözdağı da vermek isteyebilir.

 

Sonuç olarak halkta tedirginlik yaratıyorsa gözdağını devlet yesede yemese de amacına ulaşır bir nebze..

BU
03.04.2008 11:13
#11

Aynı filmi tekrar izliyoruz sanki. Susurluk ve Fadime Kalkan/Aczimendi senaryosu, şimdide Ergenekon ve Ak Parti kapatma süreci. Daha öncede demiştim: Şayet hükümet Şemdinli'de düştüğü duruma düşmeseydi ve hukukun tam olarak tecelli etmesini sağlasaydı bugün daha farklı olurdu.

 

Gardı düşmüş vaziyette şu an. Eğer demokrasi ve hukuk ilkesini sonuna kadar savunur ve uygularlarsa; beklenenin aksine olumlu gelişmeler olabilir.

BA
11.04.2008 14:54
#12

Doğu Perink ve Apo İzleyinde Görün:

 

BU
10.06.2008 14:40
#13

 

Şayet Ak Parti kapatılmamak için, telaffuz bile etmek istemediğimiz bir 'uzlaşma' yapmazsa Türkiye'nin ilerisi için daha güçlü olabileceğini, sonuna kadar gidilir ve netice alınırsa; güçlü Türkiye hedefinin tutturulacağını düşünüyorum. Yok delil yetersizliği, sistemin içindeki bir kaç çürük elma, falan filan zihniyetinde bir anlayış gösterilirse hem devlet, hemde millet olarak çok büyük kırılmalar ve badireler yaşayacağımızı öngörüyorum.

 

Değişen birşey yok gibi (!)

BU
02.07.2008 20:15
#14

Değişen birşey yok gibi (!)

 

Umarım ben yanılmış olurum. Bu süreç çok önemli ve Türkiye'nin düzlüğe çıkması için atılan en ciddi adım olur inşallah.

BA
03.07.2008 18:36
#15

İNŞAALLAH.

 

Fakat benimde değişen birşey olmicak gibi bazı şüphelerim var.Sonuçta bu çok büyük bir adım.Çok büyük bir çete çökertilmek isteniyo velakin aklımda şöyle bir düşünce var ;bukadar büyük bir çetenin, bukadar büyük kolları olan bir çetenin başının yakalanabilceğini pek sanmıyorum. Yılanın başını ezmeden yılanı öldürmenin zor olduğunu biliyoruz, başı bulunup ortaya çıkarılmadığı sürece gündemde çökertilmiş gözüksede bir kaç ay sonra ayni kişi yada kişiler farklı bir çeteyle aynı haltı yemeğe devam edebilirler.

 

Dediğiniz gibi İNŞAALLAH ciddi bir adım olur.Benimde temeninim bu yönde

BU
03.07.2008 18:42
#16

Kimseye hususi bir düşmanlığımız yok. Lakin milletimizin ve ülkemizin selametidir önemli olan. Sonuna kadar gidilir inşallah. Bakalım, iddianame açıklansın. Ondan sonra ne karar verecek hakimlerimiz?

BA
03.07.2008 18:56
#17

Doğru İddaname henüz açıklanmadı. Umarım bir an önce açıklanır çünkü ; dağ fare doğurdu gibilerinden yavaş yavaş gündemde asıl konunun üstü örtünmeye çalışılabilir.Veya zaten milletimiz yakacak cadı arıyo kendine bunu bilen TV kanallarıda reyting amaçlı saçma sapan saldırılarda(idda başlığı altında) bulunabilirler. Zaten milletin kafası bin güzel, (futbolla kafayı bozmuş durumda :) ) ergenekonla binbir güzel olan kafası iyice dağılabilir.

EH
04.07.2008 19:05
#18

Kardeşler siyasi olaylarla kalbinizi meşgul etmeyin, onlarla meşgul edeceğiniz her ana dostu zikredebilir tefekkür edebilirsiniz, Allahın izniyle Erenlerin himmetiyle düzelir yurdum, öyle bir erkandan gelen Erenler yatıyorki bu topraklarda gönül gözüyle onları görenin nefsi mahvolur....

BA
04.07.2008 22:10
#19
Kardeşler siyasi olaylarla kalbinizi meşgul etmeyin, onlarla meşgul edeceğiniz her ana dostu zikredebilir tefekkür edebilirsiniz, Allahın izniyle Erenlerin himmetiyle düzelir yurdum, öyle bir erkandan gelen Erenler yatıyorki bu topraklarda gönül gözüyle onları görenin nefsi mahvolur....

 

Haklısın kardeşim ama biyerde şuda var. Bu vatan sadece senin benim değil çocuklarımızın herkesin vatanı. Olay olaylardan gündemden haberdar olmak bence bir sorun deil. hepimizin haberdar olması lazım olan şeyler. Zaten burda sohbet ediyoruz. Amacımız sohbet dışında bir şey değil :)

NE
05.07.2008 10:57
#20
Kardeşler siyasi olaylarla kalbinizi meşgul etmeyin, onlarla meşgul edeceğiniz her ana dostu zikredebilir tefekkür edebilirsiniz, Allahın izniyle Erenlerin himmetiyle düzelir yurdum, öyle bir erkandan gelen Erenler yatıyorki bu topraklarda gönül gözüyle onları görenin nefsi mahvolur....

 

 

Uhud'a çıkılmadan dua edilmez, süvarilerin karşısına okçular dikilmeden dua edilmez... Namaz ki en büyük dua ve zikirdir; o dahi hareket iledir. Kıyam ister, saf tutulmasını ister, sağlam durmayı ister.

Ü.
05.07.2008 13:54
#21

Bu adam akıl melekelerini kaybetmiş desem fazla mı ağır kaçmış olacak? Hayır... "Gerizekalı" yerine bile değilmişiz, baksanıza :)

Beni biraz olsun mutlu eden, "oh bee" dedirten Ufuk Uras'ın ifadeleri oldu.

SE
05.07.2008 15:34
#22
Uhud'a çıkılmadan dua edilmez, süvarilerin karşısına okçular dikilmeden dua edilmez... Namaz ki en büyük dua ve zikirdir; o dahi hareket iledir. Kıyam ister, saf tutulmasını ister, sağlam durmayı ister.

 

 

Eyvallah kardeş...

EH
05.07.2008 16:56
#23

Ortada bi savaş yok savaş varsada Askerler polisler savaşıyor bi sadece dua ediyoruz, biz savaşırsak bunun adına yıgy denir.

SE
05.07.2008 18:56
#24

Cihad sadece silahla olmaz beyinle, kalple, kalemle, kağıtla da olur;

değil mi?

NE
05.07.2008 19:25
#25

Arkadaşlar sözlerim farklı taraflara çekilmeye elverişli belki; ama ben bu itirazı gündemden bağımsız olarak, İslam ile genel bir değerlendirme olarak yaptım. Bu bizim çok büyük bir sorunumuz, İslam sadece bir takım ahlaki kurallardan, merasimlerden ibaret değildir. İnsan mana ile değer bulur ama, maddeye Allah adına hakim olmakla yükümlüdür. Yoksa o umursamadığı madde tahakkümü, mananın başına bela kesilir, onu değerlerinden kopararak hayvanileştirir. Mehdi beklemeyelim, mücadelenin hakkını verelim; meramım buydu.

 

Yoksa ne kadar farklı görüşlerde olursak olalım, Allah bizi bize düşürmesin. Kasdım bu değildi.

BA
05.07.2008 19:51
#26
Ortada bi savaş yok savaş varsada Askerler polisler savaşıyor bi sadece dua ediyoruz, biz savaşırsak bunun adına yıgy denir.

 

 

neretva kardeşim elimize silahı alıp savaşalım demiyor. O sadece "teşbih" te bulundu. hem Selahaddin arkadaşımızın dediğide doğru; şuanda rusyadan tut güney afrikaya kadar türk okullarında öğretmenlik yapan, abilik yapan abilerimizde chadını böyle veriyor.

BA
15.07.2008 14:03
#27

İddanamenin mahkemeye verildiği dün açıklandı. bakalım neler olucak

BU
15.07.2008 15:11
#28

Ehl-i kalender kardeş, siyasetle meşgul olduğumuz falan yok. Ülkemizde cereyan eden hadiselerle ilgilenmek/fikir alışverişi yapmak ne zaman siyaset oldu? Öyle olsa burdakilerin çoğu Bakan, Milletvekili olurdu maazAllah biggrin.gif Sadece konuşuyor ve paylaşıyoruz.

 

Erenlerin himmeti falan diyorsun, eyvallah. Lakin görünen ve görünmeyen mücadele tarzı vardır. Kimisi duasını, kimisi alınterini, kimisi kalemini, kimisi de başını koyar bu işe. Allah (c.c) saflarımızı iyi belirginleştirsin ve bozmasın diyelim.

15.07.2008 20:07
#29

İnşallah bu devletin kendi içinde bir temizlik işidir yoksa birileri bir yerleri boşaltıyorsa yerine de başka bişiler koymak gerekir. Bu işi kimin yaptığı yada yaptırılmasına yol verdiği çok çok önemli. Özel harp dairesi falan deniyor niye bu daireyi dağıtmak istesinler yada dedim ya buna yol versinler ki? Amerika gerçekten demokrasiye mi inanır oldu yoksa? Bu kadar güçlü bir örgüt, düne kadar bırakın dokunmayı kimse yan gözle bile bakamıyordu bu adamlara birden bire ne oldu ki? ordu içerisinde natocular- kemalistler çekişmesi olabilir ama bu mesele sadece askerlerle ilgili değil ki , bu daha buz dağının görünen kısmı. Hem bu adamları bitirmez iseniz bu operasyonla daha da güçlendirirsiniz. YY. rektörü gibi dokunulmaz olduğunu ıspatlarsınız yada aklamış olursunuz. Ben son derece temkinli olarak olayları seyrediyorum bir taraftanda ABD ve ortadoğuyu da izlemeye çalışıyorum. Bu davayla akp kapatma davasını birebir zıt kutup diye ele almak yanlış olur.

BU
17.07.2008 15:18
#30

Eğer bu meseleyi;

 

''Ergenekon yurdun adı,

Börteçine kurdun adı'' şiirindeki gibi birşey sanıyorlarsa durum daha da zorlaşır. Kangren varsa kesilmeli, yoksa ameliyat bir işe yaramaz.

SE
17.07.2008 19:38
#31

Bu günkü haberlere göre Ergenekon İBDA-C'ye birlikte çalışmayı teklif etmiş...

 

ATV

BU
03.09.2008 14:12
#32
Buyur, buradan yak (!)
IL
03.09.2008 14:48
#33

Başbuğ Paşa'nın ilk atraksiyonu, bakalım daha neler göreceğiz?..

 

Hadi 'karşı devrimci medya (!)'da çıkan 'ağlama duvarı' önündeki fotoğraf mevzuunu geçtim, matbuat aleminden duyduklarıma göre bu paşamız, konuşmalarında günümüzün en popüler filozofu Habernas’tan, düşünür Fukuyama’dan, Karl Popper’den, Robert Antonio’dan bahsediyormuş, bu bir nebze olsun ümitlendirmişti beni.Eski kafanın değişeceğine dair ümidim vardı azda olsa.Peki şimdi bu ziyarette nerden çıktı, anlayabilmek mümkün değil!.Desenize ordunun işleyişi eski tas eski hamam...

KI
04.09.2008 20:57
#34

...haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.ergeç her haksızlık her zulum açıga çıkar ve çıkacaktır da...bir zamanlar koltuklarında emir yagdıran insanlar bugun parmaklıkların arasından bakıyorlar.

AH
13.10.2008 20:11
#35

Ergenekon, İT (İttihat Terakki) zihniyetinin halkı 80 yıldır adam yerine koymadığını, alavere dalavere ile laga luga ile, lâiklik, çağdaşlık, irticâ diyerek zorla şerle iktidar olmasını, müslüman çocuklarının 12 yaşından önce Kur'an öğrenmelerinin yasak olduğunu ve söylenmesi yasak olan şeyleri anlıyorum. Uyuz uyuz Görevli Savcı'ya yüklenilmesini seyrediyorum ve Bu Savcı'ya dua ediyorum. Kartel Medyası,yargı Kastı, Bürokratik Oligarşi onu da Ferhat Sarıkaya gibi harcayacak diye korkuyorum.Benim gibi sigarayı bile balkonda içen adamdan ne olur ki? Ancak söylenmesi serbest olan şeyleri söyleyebiliyorum. Yazıklar olsun şu dünya ve can sevdâsına. şeytan diyor, git Taksim'de bağır: 'Kral Çıplak Ulan! ! ! ...' diye

DE
13.10.2008 23:20
#36

ya benim aklıma takılan bir şey var:)

malumunuz tuncay özkan göz altına alındığında evinde 7saat civarı arama yapılmıştı...pek güzel...iyi de tuncay özkan zaten bir gün sıranın ona geleceğini biliyordu hatta bununla ilgili kendi yaptığı açıklamalar vs de var...yani bağıra bağıra beni de beni de beni de diyordu:)

ii de,sıranın ona geleceği belliyken bu adam zaten evindeki tüm delilleri yok etmemiş midir?ne aradılar okadar saat içerde valla anlamadım:)

DE
22.10.2008 13:36
#37

A.TURAN ALKAN

 

Neydi o fıkra yahu; dilimin ucunda...

 

 

Okul binaları bir, adliye binaları iki; bu yapıları inşa ederken cici paracıklara kıymakla kalmayıp, proje beğenmezlik gıcıklığının müntehâsında karar kılacak; "üstümüzde bir dam, etrafımızda bir duvar olsun yeter" demeyeceksiniz. Öyle ki, Mekteple Adliyeyi bir kilometre uzaktan gören kravatının düğümünü gırtlağına oturtup ceket düğmelerini huşû ile ilikleyecek.

Mehâbet denilince evvel emirde adliyeyle maarifin zevâhirini kurtaracaksınız. Zevâhir? Evet, düpedüz zevâhir, yani görüntü, yani şekil ve kabuk.

 

Zevâhir önemsiz olsaydı giyim-kuşam sektörü acından ölmez miydi?

 

"Sen benim kalbime bak; niyetim hâlis benim, iki gönül bir olunca samanlık seyran olur" edebiyatının işlemediği yerdir buraları; gönülden evvel gözü doyuracak, hürmetten önce mehâbet telkin edeceksiniz. Lâzımdır: En kıytırık ilçenin ilköğretim okuluna, adliyesine bile mehîb bir üslûp giydireceksiniz.

 

Olmazsa ne olur; "Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü Duruşma Salonu" olur!

 

Diyeceksiniz ki, Silivri dediğin İstanbul'un gözden uzak bir ilçesi, ne yani, bütçeyi mütevazı tutmayıp da oracığa müheykel bir adliye sarayı mı konduracaktık? Konduracaktınız; Eruh'a da, Hafik'e de, Elmalı'ya, Yusufeli'ne de...

 

Bakın, "İlk gün fiyasko" diye manşet çekiyor bir kısım medyanın "basınç" işçileri, "Aa, Ergenekondu" diyorlar, "kargaşa"dan dem vuruyorlar. Haksız da değiller hani. Mâdem dava büyük, mâdem dava Cumhuriyet tarihinin en kritik duruşmalarına sahne olacak, tedbirini önceden alacak, sızıltıya, "lavaboda sabun bulamadım, bu ne rezâlet" yollu mıymıylanmalara mahal bırakmayacaktınız. Görevlilerin organizasyon kabiliyeti kifayet etmiyorsa, özel sektörden danışmanlık, hatta düpedüz düzenleme hizmeti satın alacaktınız.

 

*

 

Bakınız, 27 Mayıs Darbecileri bu konuda daha beceriklilerdi. Marmara Denizi'nin ortasındaki salon fevkalâde havadar ve genişti. Sanıklara ayrılan yer gayet yeterli olduğu gibi her sanığa bir tahta iskemle bile tahsis edilebilmişti. Sanık yakınları ve avukatları gayet disiplinli bir şekilde Dolmabahçe rıhtımında tekneye bindiriliyor, yolda hiçbir tâcize uğramıyor ve kendilerine ayrılan yerden duruşmaları izleyebiliyorlardı. Yassıada sanıklarının baş kişisi devrin başvekili bile avukatlarının "Nasılsın?" sorusuna, "iyiyiz, kumandanlarımızın sayesinde çok iyiyiz" diye cevap veriyor, duruşma esnasında azarlanmıyor ve sonrasında herhangi bir baskı veya insanlık dışı muameleye mâruz kalmıyordu. Tabiatıyla duruşma salonunun dışında köfteci, gazeteci, televizyoncu, destekçi, köstekçi kalabalığı da bulunmuyordu. O zamanlar ülkede "milli birlik" âmil, 5'i general, 8'i albay, 7'si yarbay, 10'u binbaşı, 8'i yüzbaşıdan müteşekkil Milli Birlik Komitesi de egemendi. Duruşma salonunun müştemilatındaki lavabolarda sabun bulunup bulunmadığını bilmiyorum; böyle ayrıntıları o vakitler başvekil'in avukatıyken sonradan siyaset "mütayit"liğine razı olan bir kısım eşhas daha iyi bilir; onlara sormalıdır.

 

*

 

Ergenekon duruşmalarının ilk günü, bundan sonrasının basına nasıl aksedeceği konusunda ilginç işâretlere sahne oldu; bu noktada şaşırtıcı olan şey, bir kısım -üstelik kat'iyyen dinci olmayan- basının, "beceremediler işte, zaten iddialar da fasafiso, ne düzen var, ne ciddiyet" yollu tavrını devam ettirmesidir. Öyle anlaşılıyor ki bu Ergenekon yapılanması, zannettiğimizden daha büyük ve daha kapsamlıdır.

 

Çıkan sesler bu mânâyı ihsâs ediyor; nitekim bu hususta bir Nasreddin Hoca ile bineği arasında cereyan eden, "ben nerene vurdum, sen nereden ses verdin?" meâlinde bir hikâyesi olacaktı ama şimdi ayrıntılarını hatırlayamadım; bilenler bilmeyenlere anlatsın.

 

 

22 Ekim 2008, Çarşamba

BU
29.11.2008 16:36
#38

Sanırım bu dava malum sebeblerle unut(tur)ulacak gibi. Onlarca yılın, siyasi cinayetlerin, ihtilallerin/ihtilal teşebbüslerinin ilgili olduğu dava eskisi gibi gündemde değil.

 

Öyle bir hava oluşturuldu/oluşturuluyor ki; sanki birileri mantar tabancasıyla bir kaç eylem yapmış, bir kaç emre itaatsizlik meydana gelmiş, devlet sırrının ifşası falan fistan vs.

 

Bir komedi durumu, alakasızlık, ciddiyetsizlik almış başını gidiyor memlekette. Lakin Mümtaz'er Türkone'nin dediği gibi (ki bu davaya en alakadar kişilerden biridir): Davanın ve dava sürecinin emin ellerdeki hakim/savcılarda olduğundan şüphemiz yok. Bu biraz bizi rahatlatıyor, ama tam olarak değil.

 

Umarım bu davanın müsebbiblerinin, kirli emel ve karanlık dünyalarının faturasını millete çıkartmazlar.

ÖZ
29.11.2008 18:33
#39

Bence ortada illegal bir yapı ve onun kolları var. Tuncay Özkan da o kollardan biri... Bu tip kişilerin yakalanması veyahut bir takım evlerin basılması, yine bu illegal yapının işine geliyor. Meseleyi bir noktada düğümlüyorlar ve sıranın kendilerine gelmelerini engelliyorlar. Adamlarını feda ederek... Mesela Ergenekon Terör örgütünün üzerine kim gidiyor, hiç düşündünüz mü? Hükümet mi? Hayır... Artık kontrolden çıkmış birtakım mihrakları, bu illegal yapı, devre dışı bırakmak istiyor. Tuncay Özkan ve onun gibilerin içeriye alınmaları, işte bu kontrol dışı unsurlar oldukları içindir... Bu süreç Hükümetin işine geliyor bir anlamda... Hükümetin samimiyeti ise bu işin sonunda, asıl derinlerde kalmış bu derin yapıyla uğraşması belirliyecek. Yani Ergenekon bir terör ögütü, bu kabulüm... Ama hepsi bu kadar değil...

 

Anayasamızı hiç okudunuz mu? Mesela Adalet mekanizmasına baktınız mı? Ya Yök sistemi... Bir de özerk konumuna sahip kurumlarımız var tabi... Daha neler, neler... Her şey ortada, o kadar ortada ki; işte o yüzden görünmüyor hiçbir şey...

BU
12.03.2009 10:08
#40

Cesur savcılar

 

İlk iddianamenin açıklanmasının üzerinden tam sekiz ay geçti. Bu sekiz ay zarfında, savcıları yıldırmak, yargıçları etkilemek için söylenmedik lâf, girişilmedik teşebbüs kalmadı.

Bu kadar hacimli bir iddianame ile, teknik olarak bir davanın görülemeyeceği itirazı ile başlayan, iddianamenin her ayrıntısını yerden yere vuran ve peşinen Ergenekon'u hâyâl, sanıkları suçsuz ilan eden kampanyaları hatırlayalım. Genelkurmay Başkanı'nın resmî talimatı ile, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen tutuklu sanıklara yapılan kor düzeyindeki ziyaret başta olmak üzere, yargıya doğrudan müdahaleler yapıldı. Sağlık gerekçesiyle yapılan tahliyelerin arkasında çevrilen dolapların ayrıntıları basına düştü. CHP lideri kendisini Ergenekon'un avukatı ilan etti. Türkiye'yi iç savaşa sürükleyecek kanlı komplolar, bu komplolar için hazırlanan silah depolarının ortaya çıkartılmasına rağmen yargı baskı altında tutuldu.

 

Tek tek kim nerede, hangi suçu işlemiş? Bu sorunun cevabını yargı verecek. Biz sadece netlik kazanan fotoğrafı görüyoruz. Ahtapot gibi kollarını her yana uzatmış; devletin karanlıklarına yerleşmiş kanlı bir terör örgütü bu. Acımasız, pervasız ve üstelik akılsız. Bu acımasızlığı ile ortalığı kan gölüne çevirip, Türkiye'yi Türk-Kürt savaşına, Alevi-Sünnî çatışmasına sürükleyerek iktidarı ele geçirmeye niyetlenecek kadar gözü dönmüş. Devletten güç alarak her yeri haraca bağlamış, beğenmediğini ortadan kaldıran, suç dünyasına racon kesen bir korku imparatorluğu bu.

 

Bu dehşetengiz örgüt, birkaç savcının ve onların emrinde delillerin ve zanlıların peşinde koşan polislerin marifetiyle bir kolundan yakalandı ve sanık sandalyesine oturtuldu. Üzerine projektörler çevrildi. Hepimiz dikkatle ve merakla izliyoruz.

 

Önceki gün mahkemeye sevk edilen ikinci iddianamenin içeriği, en geç iki hafta içinde belli olacak. Ama, Başsavcılık tarafından açıklanan teknik özellikleri bile bize önemli şeyler anlatıyor.

 

Bu önemli şeylerin başında, hepimizin dilinin ucunda bekleyen o kritik soruya verilen cevap yer alıyor. Sorumuz şuydu: "Devamı gelecek mi?", "Bu dava sonuna kadar gidecek mi?" İkinci iddianame bu soruya tatminkâr bir cevap veriyor. Savcıların, iki önemli sanık için istedikleri "ağırlaştırılmış müebbet" cezası, iddianamenin içeriği hakkında şüphe bırakmıyor.

 

Ergenekon davası, gündelik tartışmaların çok ötesinde, basit komplo teorilerinin çok dışında kendi mecraı içinde ilerliyor. İkinci iddianame bizi zaman zaman karamsarlığa sevk eden yanılsamaları düzeltiyor. Sanki iki ayrı dünya var. Birincisinde bizler komplolar arasında gidip geliyor ve makul olanı imkânsız görüyoruz. "Eyvah" diye saçımızı, başımızı yoluyoruz. İkincisi ise hiç konuşmayan, basına demeç vermeyen hakimlerin ve savcıların dünyası. Her şeyin milimetre ile ölçüldüğü, kuyumcu terazisinde tartıldığı, buz gibi soğukkanlı ve ölçülü hukukçuların yer aldığı, hukuk kurallarının işlediği adaletin dünyası bu. Ek iddianame, her şeyin bu ikinci dünyada olup bittiğini, gözü hukuktan başka bir şeye takılmayan cesur hukuk adamlarının işbaşında olduğunu anlatıyor.

 

Hukuk galip geliyor ve hukuk hakim oluyor. Türkiye elinde silah, sağa sola yerleştirdiği patlayıcılar ve suikast planları ile hüküm süren terörün ve çetelerin sultasından kurtuluyor. Akla gelen ve gelmeyen her şeyin mümkün olabileceği bir ülkenin yerini, tek ihtimalin, yani hukuka uygun olanın hüküm sürdüğü bir ülke alıyor. Kaos yerini düzene bırakıyor. Terörün yol açtığı korku, yerini hukukun sağladığı huzur ve güvene terk ediyor. Akla zarar komploların yerini akla uygun hesaplar ve gerçekliğe uygun planlar alıyor.

 

Bütün bu dönüşümü, tek başına Ergenekon davası gerçekleştiriyor. Türkiye, Ergenekon savcıları eliyle hukukun egemen olduğu medenî bir düzene kavuşuyor.

 

Cesaret bugün savcıların yüreğinde somutlaşarak, bize onurlu, güvenli ve mutlu bir dünya vaat ediyor.

 

İkinci iddianame savcıların, kimseye aldırmadan sadece işlerini yaptıklarını gösteriyor.

 

Mümtaz'er TÜRKONE

12.03.2009 - Zaman