Sayın Karahasanoğlu,Demirel gibi midesinden konuşup laiklik adı altında tahakküm yapan güruha karşı güzel bir cevap vermiş:
--------------------------------------------------------------
Bu adama cevap verilmez ama, işte insanı mecbur ediyor!
Bahsettiğim adam, SüleymanDemirel!
Yeni yetişen nesle, yuvarlak konuşma konusunda kötü örnek olan kişi!
Adam gibi adam olma yerine, her devrin adamı olmayı öneren, hayatıyla da bunu yaşayan yuvarlak adam!
TBMMBaşkanı BülentArınç’ın, 23 Nisan sebebiyle yaptığı konuşmadaki tesbitlerine, sözümona cevap vermeye kalkışmış: “Laiklik mi diyorsunuz? Neresi tartışılacaksa gelin tartışalım. Müslümanlığın en iyi uygulandığı ülke Türkiye. İslam'ın bütün şartları yerine getiriliyor. Kim bunlara mani? Bu, 'Laik Türkiye'den ne şikâyetin var?' sorusunu sormaya yetmez mi? Yeter. Sayın Arınç veya başka birisi, laikliğin nesinden şikâyetçiyse onu söylesin.”
SayınArınç açık açık söylüyor; “Türkiye'de rejim sorunu değil, bu rejimi sahiplenme sorunu var”, “Laikliğe karşı çıkan yok. Ancak günün şartlarına uygun yorum farklılıklarını ortadan kaldırmak gerekir” diye.
Ama bu adam hâlâ “Laikliğin nesinden şikâyetçiyse onu söylesin” diyebiliyor!
Sayın Arınç adına konuşmaya tabii ki yetkim yok. Zaten Demirel de, “...veya başka birisi” diye ortaya soruyor. O herkese sorduğuna göre, ben de kendisine burdan söylüyorum işte.. Öyle bir tane iki tane değil, yerim dolana kadar dökeceğim, şikâyetçi olduğum konuları...
Eğer Demirel’in de nefesi yetiyorsa, buyursun cevaplasın bakalım..
1) Bu ülkede,Anayasa Mahkemesi, laikliği gerekçe göstererek, üniversitede öğrenim gören kızların başını örtmesine engel oluyor! Duymadıysanız duyunuz, 45 senedir bu ülkenin tepesinde duran muhterem! İki kulağını birden aç. Yine duyamıyorsan kulaklarını temizlet de dinle..
Ben işte, bu başörtü yasağından şikâyetçiyim. Laikliğin böyle bir uygulaması olamayacağını söylüyorum. Buyur cevabını ver; “Laiklik, başörtüyü yasaklar” de bakalım, diyebilirsen. Diyemezsin, çünkü anında alacağın cevabı da bilirsin: “Laikliğin hakim olduğu Fransa’da niçin üniversitede bu yasak yok? Avusturya’da niçin yok?..”
2) Bu ülkede, laiklik gerekçe gösterilip, memurların başlarındaki örtü, görev başında iken yasaklanmıştır. Bu da yetmemiş, okula gidip gelirken dahi, öğretmenlerin başlarını örtmeleri yasaklanmıştır. Buyur fötrlü baba, söyle bakalım, laikliğin neresinde, insanların dinî inançlarının yasaklanması yazıyor?! Ben ve Türkiye’nin % 80’i işte bundan da şikâyetçi bay Demirel!
3) İmam Hatipli öğrencilerin maruz kaldıkları uygulama da, laiklik gerekçe gösterilerek yapılmaktadır. “Dinî eğitim görenler, ancak İlahiyat’a gidebilir” demek, dinini bilen avukat, dinini bilen doktor olmasın demektir. Dinini bilenlere yapılan ayrımcılıktan da şikâyetçiyim.. Anlamazlıktan gelme Sayın Demirel! Sen de Arınç gibi, aynı uygulamadan şikâyetçiydin. Hatırla bakalım, 1991 seçimleri öncesinde “Dinini bilen avukat, dinini bilen doktordan bu ülkeye ne zarar gelir?” sözü senin değil miydi? Dün şikâyetçiydin, bugün bilmiyor numaralarına yatıyorsun.. Utanmadan!
4) “Kurban derisini cami derneği toplar, THK’nın göbeği şişmiş muhteremi gelir, jandarma vasıtasıyla el koydurur.” Laikliğin bu uygulamasına da karşıyım ben, bay Demirel!
5) Cuma namazına gitmek isteyen memura izin verilemeyeceğini söyleyen, oruç tutan memurun sabah erken gelip, akşam erken gitmesi uygulamasını iptal edip, vatandaşın sokaklarda iftar etmesine sebep olan laiklik uygulamasından şikâyetçiyim.
Tek tek bunları yazarak bu işin içinden çıkamayız.
İşin temelinde, ben, laikliğin senin gibi yuvarlak adamlar çıkarmasından şikâyetçiyim sayın Demirel!.
Dini siyasete alet edenlere meydan veren uygulamasından şikâyetçiyim.
Seçim meydanında Kur’an öpüp, koltuğa oturunca, daha önce öptüğü o kutsal kitabın hükümlerinin yürürlükten kaldırılmasını isteyebilenlere alkış tutturulmasından şikâyetçiyim.
Laikliğin neyinden şikâyetçiymişim?
Söylüyorum işte; ‘İbadetler yasaklanabilir’ diyen zata bir gün önce destek verip, ertesi günü pişkin pişkin, ‘Laikliğin nesinden şikâyetçisiniz?’ diye sorabilen siyasetçiler çıkarmasından şikâyetçiyim.
Kendisi yetmemiş gibi, banka hortumcusu yeğeninin bile, “Ben cebimde sürekli Kur’an-ı Kerim taşırım” diyerek dini istismar etmesine fırsat verdiği için şikâyetçiyim.
Laikliğin, insanların gözlerini kör etmesinden şikâyetçiyim. Kulakları sağır etmesinden şikâyetçiyim. İnsanları dilsizleştirmesinden şikâyetçiyim.
Baksanıza, her gün laiklik gerekçe gösterilerek yüzlerce, binlerce defa tekrarlanan haksızlıkları görmezden gelip, “Nesinden şikâyetçisiniz?” diye soruyorsunuz hâlâ!
Ali Karahasanoğlu (Vakit Gazetesi)