Bak şu Hayrettin Karaman 'a...

Başlatan: SİDOMA Tarih: 29.01.2009 20:37 Cevap: 46

29.01.2009 20:37
#1

"Ben üç Peygamberin halifesiyim. Ödevim de üç dini birleştirmektir." hezeyanını, Bahâyiler devam ettirmişti?

 

Cemaleddein Efgani ise (şii olmasına ilaveten) Bahâyi idi. Onun Türkiye'deki baş mahıbbi Hayrettin Karaman da kitabında:

"C.Efgani başlangıçta üç dini birleştirmeyi denedi. O tutmayınca

mezhepleri (şii + sunni) birleştirmeye çalıştı"(2) diyor.

 

Dinlerin birleşmesi; diyalog yoluyla (yaklaşarak) sağlanabilir. Onu da Efgani'nin sadık talebesi M.Abduh, misyoner İzak Taylor la, Lübnan sürgünü sırasında kararlaştırdılar. (3)

 

İşte bu çizgi geldi, 1965 lere ulaştı. Papa-Patrikle barışmış ve öbür din mensuplarına "Diyalog" çağrısı planlamışlardı: Önce T.C. yi / Diyanetini davet ettiler. (1971)lerde giden heyeti

Fethullah Gülen ehibbası yadırgadı, ayıpladı. Daha sonra kendileri el attı bu işe ve bizzat kendisi gidip Papanın elini öptü.

 

Bu, o kişileri ve temsil ettiklerini başa koymaktı. Tam da ayet-i Kerimenin "dost edinmeyin" (Maide: 51) diye uyardığı felaket. Yani sadece iyi geçinmek değil, başa çıkarmaktır

bu. Şimdi nereye vardırdı zamâne bilgiçleri:

 

POLEMİK DEĞİL DİYALOG

 

Polemik Değil Diyalog adıyla, "Papanın emrinde çalışmayı şeref bilen kişinin şâkirtlerinin hazırlayıp neşrettiği matbuada bir iki dizine, çeşitli titr kullanan ilâhiyatç ı- yazarlar yazmış,

konuşmuşlar. Ezcümle :

[A.Erbaş: Yani Müslümanlığı Peygamberimize tahsis edemeyiz!

 

H.Karaman : Birincisi o.

 

Hz.İbrahim'den beri ilahi(4) dinlerin genel adı İslâm'dır? İkincisi de,"Din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın" (Enfal :39) ayetini "herkes müslüman oluncaya kadar onlarla savaşın" şeklinde anlayamayız.

 

Peki kiminle savaşacağız? Tabi ki din özgürlüğüne karşı çıkanlarla. Bunu (Mümtehine 8. ayetle bağlarız sh.40)

Şimdi tekrar konumuza dönelim:

"Bütün insanların Müslüman olmaları" dinin, Kur'anın hedefi değildir.

 

Kur'anın hedefi; din özgürlüğü ve adalet çerçevesinde? bir dünya düzeni?(sh. 41)]ve (37.sh.)ye bakıyoruz:

[Kur'an bir çok ayette bunu söylüyor:

Yani, Peygambere iman edin demiyor.

Allah'a iman, salih amel diyor?

 

Ben diyorum ki İslam, Ehl-i Kitabı tek seçenek olarak-müslüman olmaya çağırmıyor. Hanifiyyete çağırıyor?

(A.İmran :95) daki ifade budur.] İşte sonuç bu: İhvanüssafhadan-

 

Bahâi Cemâleddine ve ondan Karamana uzanan çizgi sonunda Diyalog dalgasına tutulub İnip çıkıyor, tezat için de bocalıyor. Diyalog Ne İçindir?

 

Sanki yaşayan hakk dinler (semâvi ve bozulmamış şeriatler)varmış da, aralarını bulup barıştıracakmış? Bu kişiler aceba Mehdilik hayali mi yaşar? Yoksa; Şiilerin Allah'a "BEDA" izâfesi gibi; Allah (a.c.) ın, "son peygamber" tavsifin den vazgeçip, bu zevatı son

resul olarak seçtiğini mi söylemek isterler?.. Çünkü, "Hepsi hakk din" diyen akıllara uysak bile, yine de beşer eliyle aralarını bulmak gibi bir çirkin iddia seziyoruz. Allah, yeniden bir Peygamber göndermiş olmalı ki; ilahı destekle,o üç hakk dini (!)bir yere cemetsin?

Diyelim üç dinin üç temsilcisi bu işi kotarmaya kalksa; içinden birisinin diyalekliği çok güçlü ve zekası kıvrak,bilgisi şumullü ise öbürlerini bir noktaya çekip;kendi batılın da birleştirmesi

de muhtemel olur.

 

O da "Özgürlük, demokrasi, global dünya görüşü"? Zaten,şu dönemde öne çıkan isimlerin de buna balıklama atladığı apaçık. Hele birde bu sivrilenin mensup olduğu farklı bir mahfel varsa;peşine taktığı saf Müslümanları nereye çekmekte olduğu hesaba katılmalıdır:

 

Adı geçen yapıtın (35.sh.) sinde Karaman devam ediyor: [Müslüman'ların çoğu, peygamberin,

bütün din sâliklerini İslâma çağırdığına inanırlar.Ben diyorum ki, (?) Peygamberimiz "Yahudi veya Hıristiyan mutlaka Müslüman olsun" demiyor. Diyor ki, Yahudi ve Hıristiyan

Tek (?) Allah'a inansınlar ahirete inansınlar ve kendi kitaplarında bulunan

iyiliklere(5) göre yaşasınlar, beni de (?) suçlamasın. Getirdiğim kitabın

(?) çalıntı olduğunu söylemesinler.

 

Dolayısıyla "Bu takdirde onlar da cennete giderler" demiş oluyor..]

Kısaltarak aldığımız bu tasvir; bir portre çiziyor son Nebiy'e:

"Yahu, Ehl-i kitap, yapmayın etmeyin bana da bir ayak yeri verin, sizde cennete gidin! Ben engel olmam gibi bir hava.

 

Bütün çaba, Belki de üç dini o nokta da toplamak birleştirmek?

 

ezcümle;

ALLAH CC HİDAYET VERSIN...CENNETİN YOLLARI MUHAMMEDSİZ (sallallahu aleyhi vesellem) kapalıdır...

SE
29.01.2009 20:41
#2
ALLAH CC HİDAYET VERSIN...CENNETİN YOLLARI MUHAMMEDSİZ (sallallahu aleyhi vesellem) kapalıdır...
EH
02.02.2009 19:48
#3

Muhammed Aleyhisselamın sırrına vakıf olamamışlardan gelicek malum cevaplar, onun zahirde Adem Aleyhisselamın torunu Batındaysa Adem Aleyhisselamın Atası oldugunu, kalplerdeki imanında o olduğunu ve daha tüm hayatını değiştirecek sırlarını bir duysalar bir kalben inansalar......

ÜS
01.03.2009 23:23
#4

evet kardeşim bazı sözlerinde haklısın ama ehli kitapla konuşmadan teblig nasıl yapılabilir biz onlara siz kafirsiniz ( ki öyleler şu anda ) dersek onlarda bildikleri halde sadece gurur için aynı seyi onlarda bize söylemezler mi hocaefendi ve cemaatide tenkit etmişsin yapmayın hadiselere dar çerceveden bakıpta bu budur şu şudur hükmüne hemen varmayınız

ÜS
01.03.2009 23:34
#5

hayretin karaman hocanın o kitabını tekrardan okumanızı tavsiye ediyorum bu konunuzuda dogru yorum dergisinde yer almış bence o kitabı okuyunuz dergiyi degil NOT: şu anda you tube var cübbeli hoca nın mustafa islamoglu hakkında iftiraları ve mustafa islamoglu hocanın cevapları var mustafa hocanın orada bir sözü var ölmeyecek misiniz ahirette sormazlar mı kardesinize bu iftiraları nasıl layık gördünüz diye sormazlar mı diyor unutmayalım başkalarından nakil bile olsa sözlerimizin vebali var

NE
02.03.2009 12:08
#6

Değerli kardeşim falanca hocaefendi ve ya filanca cemaat; kim olursa olsun ne olursa olsun hata varsa tenkit edilmelidir. Tabi ki dikkat edeceğimiz husus getirdiğimiz eleştirinin nefsani bir öfke kusma değil, hataya dikkat çekip ortadan kaldırma amaçlı olmasıdır.

 

Hayrettin Karaman Hocaya Ebubekir Sifil Hocanın ciddi ve ilmi tenkitleri mevcut, merak eden Rıhleden okuyabilir.

 

Cemaatin eleştirisi meselesine gelince Üstadın bir piyesi var, halkı kanlı ihtilale teşvik suçundan yargılandığı için yarım kalmış :pc: Aslında tanıdık gelecek hikayesi size, bildiğiniz Aslan Bey-Polat Alemdar diyaloğu, vadinin senaristleri üstada muhabbet beslemesi muhtemel kişiler, muhtemelen bu piyesten de etkilenmişler.

 

Evet elbette harp hiledir, bazı noktalarda niyeti belli etmemek gerekir ama bunu yapan kişinin sıfatı da önemli. Mesela Papayla konuşan kişinin sıfatı düşünce adamı ve ya da bir fikir kulubü başkanı olsa burada taktiksel bir takım sineye çekmeler doğal olabilir, tıpkı o piyesteki kahramandan beklenen gizlilik ve iz belli etmeme taktiği gibi. Ama başı sarıklı sırtı cübbeli bir hocaefendi olunca İslam' a kastı kati suretle bilinen bir kuruma karşı aşırı hürmetkar ifadeler İslam'ın izzetiyle bağdaşmıyor.

 

Elbetteki bütün insanlala diyaloğa girip bir şeyler anlatmak mecburiyetindeyiz ama dinler arası diyaloğa yukarda kısaca arzetiğim minvalde eleştiriler mevcut.

04.03.2009 20:44
#7
hayretin karaman hocanın o kitabını tekrardan okumanızı tavsiye ediyorum bu konunuzuda dogru yorum dergisinde yer almış bence o kitabı okuyunuz dergiyi degil NOT: şu anda you tube var cübbeli hoca nın mustafa islamoglu hakkında iftiraları ve mustafa islamoglu hocanın cevapları var mustafa hocanın orada bir sözü var ölmeyecek misiniz ahirette sormazlar mı kardesinize bu iftiraları nasıl layık gördünüz diye sormazlar mı diyor unutmayalım başkalarından nakil bile olsa sözlerimizin vebali var

 

pekı mustafa bey! sana sormazlarmı;ınsanlar arasında ayrıcalık çıkartmak, mezhep ımamlarını hiçe saymak,kabır azabını yok saymak,ehlıbeytı ters ilişkiyle suçlamak,hayızlı kadınların kuran okumalarında mazhur görmemek..bunları sana sormayacaklarmı ahırette...peygambere olan muhabbetı aşırı görmek,yecüc mecücü inkar etmek,kafana göre kuran ayetlerını yorumlamak...

 

 

iftira bır ınsanda olmayanın söylenmesidir...cübbeli ahmet ın mustafa islamoğluna iftara falan attığı yoktur.aynen doğruları söylemekte ve bu adamın ıtıkadi yönden her sapkınlığını ilmi reddıyelerle ortaya koymaktadır.takıp edenler bılır.(kasr_arifan da)bu işler ilimsiz olmaz..varsa ilmin konuş yoksa sus..tezlerini güzel çürütüyor maşallah kuran ve hadis ışığında...

 

mustafa i.nun şahsına yönelık bır hakaret yok;ancak ehlısünnete aykırı açıklamaları var bu adamın...vahhabi ıtıkadını sokmaya çalışanlar veya diyalog masallarıyla ınsanları hrıstıyan veya yahudılestirme çabalarında olanlar...her kımse kişi yada cemaatler karşılarında ALLAHIN izniyle bir ehiısünnet alimini bulurlar....mustafa isalamoğlu hakkında daha fazla kelama gerek yok zira forumumuzda bu adamı iyice konuştuk tanıdık sanırım..mevla doğru yola iletsın...hayrettın karamana gelınce o ayrı bir tür onuda bu yazıdan sonra konuşacaz inşallah..selam ve dua ile..

ÜS
05.03.2009 00:23
#8

hocanın ters ilişki ve diger yazdıklarınıza verdigi cevabı you tube ve sitesinde bulabilirsiniz o zaman bakalım bu yazdıklarınızdan utanacak mısınız ?

05.03.2009 02:15
#9

Konu Hayrettin Karamandan açılmış Sonra Mustafa İslamoğlu ve Fethullah Gülen Hocaefendiye kaymış sanırım.

 

Üçü hakkındada çeşitli iddaalar mevcut.Açıkca söylemek gerekirse Karaman hoca hakkındaki iddaalar bana pek doyurucu gelmedi..Evet özellikle Ensar vakfının sohbetlerinde enteresan sohbetleri var.Ancak Süi zanımı devam ettirmek istiyorum..

 

Aslında 5 sene öncesine kadar İslamoğlu hakkındada süizanımı devam ettiriyordum ancak özelikle bazı mevzuları hala Teymiyye çizgisindeki alimlerin iddaaları ile ıspatlamaya çalışması bu süizanımı bitirdi.Hele Cehennemin ebediliği konusunu tartışmaya açması sadece benim değil bir çok kişiyi çileden çıkardı.Ben bir İslam alimi değilim, bilgilerim sınırlı.Bu yüzden çokda ileri geri konuşmask istemiyorum hakkında.Kendisi ise Kuranı,Sünneti, Arapçayı yutmuş bir insan...Ancak ilimin çokluğu hatayı engellemiyor bilakis hatanın dozajını dahada arttırıyor...İşte bir toplumun alimleri bozulursa o toplum bozulur sözünün derinliği sanırım burada.

 

Fethullah Gülen meselesini ise forumda tartışmak sanırım yasak..Bu konuda sadece şunu diyebilirim:

 

"Hallac(R.A.)'I asıp cesedini yakanlar Şeriatı uyguladılar.Hallac ise Hakikati uygulamıştı.Şimdi kim diyebilirki Şeriatı uygulayanlar soysuzdur.(HAŞA) Onların ilimleri ancak şeriatı uygulayacak kadardı.

Peki kim diyebilir Hallac şirke düşmüştü(HAŞA) Hallacın ilmi ise çağındaki tüm insanların ilimlerinin toplamı kadardı.."

 

İşte Gülen meseleside bu meselenin belki milyonda biri kıstasında kıyaslanacak bir mevzudur.

05.03.2009 13:21
#10

Aslında 5 sene öncesine kadar İslamoğlu hakkındada süizanımı devam ettiriyordum ancak özelikle bazı mevzuları hala Teymiyye çizgisindeki alimlerin iddaaları ile ıspatlamaya çalışması bu süizanımı bitirdi.Hele Cehennemin ebediliği konusunu tartışmaya açması sadece benim değil bir çok kişiyi çileden çıkardı.Ben bir İslam alimi değilim, bilgilerim sınırlı.Bu yüzden çokda ileri geri konuşmask istemiyorum hakkında.Kendisi ise Kuranı,Sünneti, Arapçayı yutmuş bir insan...Ancak ilimin çokluğu hatayı engellemiyor bilakis hatanın dozajını dahada arttırıyor...İşte bir toplumun alimleri bozulursa o toplum bozulur sözünün derinliği sanırım burada.

 

 

derdımız bu işte...sen onca islam alimi alleme dururken kalk onları bı tarafa bırak,afganilerı, teymıyyelerı içimize sokmaya çalış...mevla kımın ne nıyette olduğunu çok iyi biliyor,ancak ilim erbablarıda bu adamın nıyetını çok iyi biliyor..hayrettın karaman bundan seneler evvel belkı şu anda yaptığı açıklamalara kendısıde karşı çıkarken şu andakı çizgisine gelmış ya da getırılmış durumda..

 

ez cümle; bizim için mühim olan şahıs değil;fikirleri ve bizlere ne vermeye çalıştıklarıdır...bu da ancak kuran sünnet ve ALLAH cc dostlarından, ehlı sunnet çizgısınden ayrılmamakla olur...bu hoca dıye geçınenlerın kalkıpta kuranı kerıme, hadıse, icmaya tefrıka ,fıtne sokmalarına ızın veremeyız..kalplerını bılemeyız;amma ortaya koydukları hal ve açıklamalar bızım için baz alınır....ALLAH HEPIMIZI İYİ ETSİN...

 

kım hayır için hizmetteyse yolları daım olsun;kımde (bız anlayamasak da) ince planların içindeyse bu milletin ınancını ,itıkadını baltalamaya çalışıyorsa, onlarıda rakıb olan rabbım gözetlemekte;versın nıyetlerının karşılığını....selam ve dua ile..

ÜS
05.03.2009 23:22
#11

Fethullah Gülen meselesini ise forumda tartışmak sanırım yasak..Bu konuda sadece şunu diyebilirim:

 

"Hallac(R.A.)'I asıp cesedini yakanlar Şeriatı uyguladılar.Hallac ise Hakikati uygulamıştı.Şimdi kim diyebilirki Şeriatı uygulayanlar soysuzdur.(HAŞA) Onların ilimleri ancak şeriatı uygulayacak kadardı.

Peki kim diyebilir Hallac şirke düşmüştü(HAŞA) Hallacın ilmi ise çağındaki tüm insanların ilimlerinin toplamı kadardı.."

 

İşte Gülen meseleside bu meselenin belki milyonda biri kıstasında kıyaslanacak bir mevzudur.[/b]

DAHA NE DİYEBİLİRİM Kİ ...

ŞE
07.03.2009 20:26
#12

Efendim bu konu bizleri incitiyor Hallac Kuddise Sirruh hazretleri çok sevdiğim bir zattır, oğlum olursa ismini Hüseyin Mansur koyacağım İnşaAllah-u Teala...

DA
08.03.2009 17:57
#13
hayretin karaman hocanın o kitabını tekrardan okumanızı tavsiye ediyorum bu konunuzuda dogru yorum dergisinde yer almış bence o kitabı okuyunuz dergiyi degil NOT: şu anda you tube var cübbeli hoca nın mustafa islamoglu hakkında iftiraları ve mustafa islamoglu hocanın cevapları var mustafa hocanın orada bir sözü var ölmeyecek misiniz ahirette sormazlar mı kardesinize bu iftiraları nasıl layık gördünüz diye sormazlar mı diyor unutmayalım başkalarından nakil bile olsa sözlerimizin vebali var

katılıyorum kesinlikle...

BU
09.03.2009 09:29
#14

Hayrettin Hoca fena bir insan değildir, benim bildiğim ve gördüğüm. İlahiyaçı gibi ilahiyatçı derler onun için. İlahiyat'ın esas görevi, Kur'an kursları, İmam-Hatip'ler ve başörtü gibi konularda görüşlerini okurum/okumuşumdur. En azından bunların hepsine ''eyvallah'' diyebilirim.

 

Hepimiz gördük ve görüyoruz: İlahiyatçı denilen bazı zevatların Kur'an kursu, başörtüsü vs. gibi mevzularda nasıl yoldan çıktığını ve kimlere hizmet ettiğini. Neyse, ben bir müslüman olarak hüsn-ü zan yaparım, yapmaya çalışırım. İşin yorumu, kıyası başka şeydir.

 

Hoca'ya Efgani'ci, Teymiyye'ci demek te biraz ağır/yakışıksız olur şahsımca.

HA
09.03.2009 13:47
#15

Benim Hayrettin Karaman ''Hocaefendi'' ve diğer Hocaefendiler ile topyekün hükmüm şudur:

Gönüldaşlar, her mümine hocaefendi sıfatı eklememeliyiz. Ekleyeceğimiz zatın evvela hangi kutba bağlı olduğunu bilmemiz gerekir. Ve en önemlisi kimden icazet almıştır? Çok mühim...

Eğer icazetnamesi Prof diplomasıysa gözümde dini konularda danışılacak bir zat ve dini meselelerde hüküm verecek bir zat değildir. İsim verip tartışma ortamı oluşturmak istemem. Hocaefendileri bir daha süzüp bakmak lazım. Bakmanın da ötesinde görmek... Bir kişi iyi bir mümin olabilir, cemiyete hizmet ediyor da olabilir ama ilmen vaaz vermesi için kimden icazet alır? Rehbersiz ise bu zatın vereceği hükümlerde yamalı ve hatalı olacaktır. İrşad kutbu...

Kanaatimce mesele burda düğümlü.

Selamun aleyküm...

NE
09.03.2009 15:27
#16
Benim Hayrettin Karaman ''Hocaefendi'' ve diğer Hocaefendiler ile topyekün hükmüm şudur:

Gönüldaşlar, her mümine hocaefendi sıfatı eklememeliyiz. Ekleyeceğimiz zatın evvela hangi kutba bağlı olduğunu bilmemiz gerekir. Ve en önemlisi kimden icazet almıştır? Çok mühim...

Eğer icazetnamesi Prof diplomasıysa gözümde dini konularda danışılacak bir zat ve dini meselelerde hüküm verecek bir zat değildir. İsim verip tartışma ortamı oluşturmak istemem. Hocaefendileri bir daha süzüp bakmak lazım. Bakmanın da ötesinde görmek... Bir kişi iyi bir mümin olabilir, cemiyete hizmet ediyor da olabilir ama ilmen vaaz vermesi için kimden icazet alır? Rehbersiz ise bu zatın vereceği hükümlerde yamalı ve hatalı olacaktır. İrşad kutbu...

Kanaatimce mesele burda düğümlü.

Selamun aleyküm...

 

 

İrşad icazeti öyle gökten bir ışıkla efsanevi bir şekilde gelen bir şey değildir Harun kardeşim, her alim bildiğini yaşamak ve insanlara anlatmakla yükümlüdür. Mukaddes Ölçü budur; ötesi tasavvufa ekilmeye çalışan zehir tohumları...

HA
09.03.2009 16:07
#17

İrşad icazeti öyle gökten bir ışıkla efsanevi bir şekilde gelen bir şey değildir Harun kardeşim, her alim bildiğini yaşamak ve insanlara anlatmakla yükümlüdür. Mukaddes Ölçü budur; ötesi tasavvufa ekilmeye çalışan zehir tohumları...

 

Ben icazet gökten iner demedim ki... İcazet bağlı bulunduğun hak yolundaki şeyhinin kelam ve kaleminden iner. Alimlik sıfatıda buradan gelir. Bundan sonra ise alim yaşar ve yaşatır. Mukaddes ölçü budur, irşad kutbu... Ötesi tasavvufta olmayan ve olması mümkün olmayan sahte şeyh tipi tohumudur. Zehirden kastın da bu herhalde...

HA
09.03.2009 16:15
#18

Mesela;

Abdülhakim Arvasi Hazretleri, Seyyid Fehim Arvasi Hz'ne, O da Seyyid Taha'ya, O da Mevlana Halid'de, O da Abdullah Dehlevi'ye, O da Mazhar-ı Can-u Canan'a, O da Seyyid Nur'a, O da Şeyh Seyfeddin'e, O'da Hace Muhammed Masum'a ve O da müminlerin göz bebeği İmam-ı Rabbani'ye ve O da........

Böylece Peygambere kadar gider.

Şimdi soruyorum, Hayrettin Karaman kime bağlıdır ve o irşad zincirini yazar mısınız?

İsteyen başka Hocaefendilerinkinide yazabilir.

Ötesi ilmen söz söyleme hakkına sahip değildir!

Ancak ve ancak alime tabi olmak düşer. Hüküm için dilini bükmeye kalksa kesilmesi icap eder! Zira yukarıda da dendiği gibi bir zehir tohumu -bilerek yahut bilmeyerek- atabilir. Sonra ayıkla pirincin taşını...

Vesselam...

NE
09.03.2009 17:31
#19
Mesela;

Abdülhakim Arvasi Hazretleri, Seyyid Fehim Arvasi Hz'ne, O da Seyyid Taha'ya, O da Mevlana Halid'de, O da Abdullah Dehlevi'ye, O da Mazhar-ı Can-u Canan'a, O da Seyyid Nur'a, O da Şeyh Seyfeddin'e, O'da Hace Muhammed Masum'a ve O da müminlerin göz bebeği İmam-ı Rabbani'ye ve O da........

Böylece Peygambere kadar gider.

Şimdi soruyorum, Hayrettin Karaman kime bağlıdır ve o irşad zincirini yazar mısınız?

İsteyen başka Hocaefendilerinkinide yazabilir.

Ötesi ilmen söz söyleme hakkına sahip değildir!

Ancak ve ancak alime tabi olmak düşer. Hüküm için dilini bükmeye kalksa kesilmesi icap eder! Zira yukarıda da dendiği gibi bir zehir tohumu -bilerek yahut bilmeyerek- atabilir. Sonra ayıkla pirincin taşını...

Vesselam...

 

Ama burda şöyle bi sıkıntı var, bu saydığınız isimlerin hepsi irşad edici ve altın silsileden. Hayrettin Karaman kendisini bir tasavvuf büyüğü ya da altın silsileden biri gibi göstermiyor ki. Ya da diğer Hocaefendiler... Sizin söylediğiniz gibi irşad edici değiller, böyle bir iddiaları yok. Adamlar sadece ilimlerini paylaşıyorlar ki bu da zaten dini bir vazife. Onlardan hiçbiri kendisinin şeyh olduğunu falan iddia etmiyor. Acaba durumu yanlış anlamış olabilir misiniz?

 

Ayrıca ilmen söz söylemeye hakları yoktur diosunuz ama adam eğer onun ayet-hadis-kıyas şeklinde temellendirmesini yapabiliyorsa, yani bu kadar ilmi mevcutsa gayet de güzel hakları vardır. Zaten öyle olmasa başka alimler tarafından anında yalanlanırlar ve söylediklerinde bi sıkıntı varsa hemen düzeltilirler. Zekeriya Beyaz ve Yaşar Nuri adlı zatları bu forumdaki insanların adam yerine koymaması da bunun delili. Bence belli başlı kaynakları taramış olan, Kur'an ve hadise hakim ve temiz niyetli herhangi birisi bir konu hakkındaki görüşlerini bildirip halkı aydınlatabilir, hatta yapmazsa asıl o zaman karşı çıkılmalıdır.

 

Ben açıkçası biraz daha açık fikirli, farklı düşüncelere tahammülü olan insanların dini başkalarına daha güzel anlatabileceklerini düşünüyorum. Bu sözümden inşaallah alakasız şeyler çıkaran olmaz. Farklı düşüncelerden kastım her zaman İslam'ın koyduğu bariyerlere toslamayan fikirlerdir. Eğer bir adamın söylediği sözlerde sıkıntı olduğunu düşünüyorsak, onu nedenleriyle ispat edip açıklayalım ki yanlış anlaşılmalar ortadan kalksın. Öteki türlü mesele iddialaşmaya ve ego savaşına döner ve de malumunuz böyle bir ortamda dini meselelerin tartışılması doğru olmuyor.

HA
09.03.2009 18:16
#20

Sizin söylediğiniz gibi irşad edici değiller, böyle bir iddiaları yok.

Mesajımdaki ifadeyi tekrarlayayım: İşte o zaman bu zatlar bir veliye bağlanırlar ve ancak ve ancak büyük velilerin İslamiyyet Anlayışlarına sarılırlar. Ne derlerse bu çerçevede derler.

 

ayet-hadis-kıyas şeklinde temellendirmesini yapabiliyorsa

İşte bunu yapabilmesi için eğitim görmüş olması yani bir veliye bağlanmış olası gerekir. Örenk vereyim:

Hüseyin Hilmi Işık (K.S.) kitap neşretmiştir. Kendi kitabı azdır. Birçoğu büyük velilerin kitaplarından çevirmedir. Ve kendisinin bu görevi almış olması onu yüceltir. Şayet Hilmi Işık kendi başına hiçbir kaynak vermeden iş yapmış olsaydı onunda dilinin kesilmesi icap ederdi. İtikadın sağlam kalması açısından. O, Abdülhakim Arvasi Hazretlerinden eğitim alıyor ve ilim öğretiyor. İcazetle!..

Şimdi tekrar soruyorum:

Hayrettin Karaman kitap neşretmek için, ortaya İslam ile ilgili bilgi atmak için kimden icazet almıştır. Aldığı zatın irşad zinciri nedir?

Buna fevkalade önem veriyorum çünkü önüne gelen Hocaefendilik taslıyor önüne gelen Dini kitap çıkarıyor. Etraf bulanık...

 

Ben az çok sizi anlıyorum sizde az çok beni anlayınız. Vesselam...

ME
09.03.2009 19:36
#21

Hoca'ya Efgani'ci, Teymiyye'ci demek te biraz ağır/yakışıksız olur şahsımca.

İmdi arkadaşlar, ve buyukdogu arkadaşım,

Hayrettin Karaman kendisi İbn-i Teymiyye'yi, Mevdûdi'yi, Abduh'u müspet insanlar gibi gösteriyor. İbn-i Teymiyye'ye Hanbeli mezhebinde yetişmiş müçtehit diyor. Lütfen, rica ediyorum buraya tıklayalım ve okuyalım.

Bu linkte yer alan yazının 22. satırında da "İbn Teymiyye, Muhammed Abduh gibi müceddid alimler" ifadesini kullanmış ve Teymiyye'yi alim kabul ettiğini belirtmiştir. Teymiyye'yi alim kabul eden biri doğal olarak onun kitaplarından, sapık fetvalarından da faydalanacaktır kitaplarında, yazılarında, makalelerinde. Hayrettin Karaman'ın güzel yazıları da olabilir, güzel tarafları da olabilir, amenna, ama Teymiyye'nin dini içten yıkan kafir olduğunu biliyoruz. Onu alim kabul etmek, din adamı sıfatını taşıyanlar için tehlikelidir (bizler için de tehlikeli tabi) , kendi adıma Teymiyye'yi kaynak alan bir din adamına ben menfi bakarım. Tabi bakmayan da ollur, tercih meselesi. Ama teymiyye sapık ve kafir. Böyle işte arkadaşlar.

NE
10.03.2009 17:23
#22

Harun Kardeşim ben yorumumu H. Karaman'ı veya bir başkasını savunma amaçlı yazmadım. (Zaten bu konuda yazdığım diğer yorumum H.Karamana Ebubekir Sifil'in yaptığı ciddi ve ilmi bir eleştiriyi hatırlatmaktadır.) Benim kastetmek istediğim tasavvuf ve İslami ilimler tarikata mensubiyet mecburiyetinde değildir. M.Zahid Kotku merhum ne de güzel diyor, her defasında hayran oluyorum: Dervişlik de boş, şeyhlik de boş; mesele Allah'ın rızasını kazanmakta.

 

Bizim geleneksel tarikat usulümüz çok büyük, tarihi bir vazife görmüştür ve bu vazifesine hala da devam etmektedir, çok etkili saygıdeğer bir kurumdur; ama esas değildir. Şekildir ve sadece işlevseldir...

 

Efendimiz mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır buyurduğu vakit bizim bugün kullandığımız manada bir mürşitlik kurumu yoktu.

 

Tarikat bağı olmadan da pekala mürşit olunur. Necip Fazıl Üstad benim için büyük bir mürşittir(doğru yolu gösterendir, uyarandır) ve yine her ne kadar az okumuş olsam da Aliya İzzetbegoviç öyledir, Muhammed Esed bana çok farklı ufuklar göstermiştir...

 

İslam'ın cemaat dini olması dolayısıyla tarihteki büyük mürşitler hep tarikat muhitlerinden çıkmıştır bu doğru; ama İslami heyecanları, ilimleri, askiyonları yalnızca tarikatın inhisarında sanmak çok büyük bir yanlış...

 

 

Düzeltme: Bu yazıda Üstad mürşittir derken, klasik manada bir mürşitlik kastedilmediği çok açık net ortadadır; Zaten kendisi ben mürşit olduğumu iddia etmedim ki siz bir de ona bir süper ilave ediyorsunuz demiş biri...

Anlatmak istediğim mesele şu: Geleneksel manada mürşitlik bir usuldür, esas değil... İslamda mürşitlik diye bir kurum her şeyin üzerinde birinci temel olarak kabul edilemez, olsa olsa işlevsel olarak mevcut olur.

NE
10.03.2009 17:41
#23

neretva kardeşimize tamamen katılıyorum. aynen düşündüklerimi dile getirmiş.

HA
10.03.2009 20:08
#24

Hadis:

Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır!

 

Bu hadis-i şerif tüm müslümanları muhatap tutmaz.

Ancak 5 mesajdır söylediğim kişileri muhatap tutar.

Dini bir laf edecek olan bu hadisi karşısına alır ona göre davranır.

Aliya, Malcolm gibi aksiyoncular bu gruba girmez çünkü dini hüküm vermez.

Neyse kardeşlerim.

Selamun aleyküm deyip çekiliyorum.

Zaten konu yeterince uzadı ve Hayrettin Karamandan uzaklaştı.

ŞE
10.03.2009 22:37
#25

Silsile Erenler yoluyla alakalıdır, hepsinin silsilesi vardır.Alim olayında ise zahiri alim olmak için medreseden icazet almak gerek, tarikat icazetiyle alakası yok.

AR
11.03.2009 16:41
#26

slm alykm arkadaşlar ukalalık telakki etmeyin ama ben seyyid ahmed arvasinin yeğeni yani abdulhakim arvasinin torunu olarak yapılan tatlı münazaraya şöyle katılmak istiyorum şimdi eski zamanda allame sıfatı iki ddalda boy gösterirdi kelam ve tasavvuf. bunların ikisi de zaman zaman çok uç tartışmaların içine girmişler ve ilginçtir büyük ölçüde birbirlerinden yararlanarak hakikate ulaşmışlardır şüphesiz bu yollar bazen bir zatta birleşmiştir de.hüccetül islam lakaplı gazali gibi k.s. yalnız iki yol asırlarca islamiyete adeta kaledarlık etmiş büyük hizmetlere imza atmışlardır. diyeceğim şu ki bu zamanda bu iki yol genellikle tek başına yeterli değildir bunların imtizacı lazımdır çünkü eskiden inkar şeklinde bir arıza binde bir sözkonusu olur ve bu da tamamen cehaletten ileri gelirdi. şimdi ise fenden dalaletten gelen müthiş hucumlara karşı zikredilen iki yolun birleşip saldırmasına ihtiyaç vardır şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır hadisi bu zamanda da kesinlikle geçerli ve katidir yalnız hadisler asla dar yorumlanmamalı ve bizim gibilere müracaat ettirilmemeli açıktır ki hadiste şeyhin illa ki bir şahıs olması lazım değildir ne kadar alim evliya varsa da hepsinin üstadı aynıdır o da malumunuz kurandır üstad ı hakiki odur. bundan hareketle kuran bütün asırlara hitap eder ki dediğiniz zatlar gerek mevdudi gerek abduh gerek nursi gerek aydın-ulema profili çizen karaman ve gülen gerekse arvasi kuranın tevessü etmesinden yani alabildiğince geniş olmasından doğmuşlardır bu zatların fikirlerine katılmayabiliriz yalnız asla asla tekfir hakkı bizde değildlir kesinlikle kafir sıfatını yakıştırmak yetkisi ne bizdedir ne de herhangi bir alimde.ve ricam odur ki bardağın boş tarafını allaha havale edelim dolu tarafından fayddalanalım bunu bile yapmıyorsak tenkit etmeyelim hüsn ü zan esastır slm ve dua ile kalın

BA
11.03.2009 17:15
#27
slm alykm arkadaşlar ukalalık telakki etmeyin ama ben seyyid ahmed arvasinin yeğeni yani abdulhakim arvasinin torunu olarak yapılan tatlı münazaraya şöyle katılmak istiyorum şimdi eski zamanda allame sıfatı iki ddalda boy gösterirdi kelam ve tasavvuf. bunların ikisi de zaman zaman çok uç tartışmaların içine girmişler ve ilginçtir büyük ölçüde birbirlerinden yararlanarak hakikate ulaşmışlardır şüphesiz bu yollar bazen bir zatta birleşmiştir de.hüccetül islam lakaplı gazali gibi k.s. yalnız iki yol asırlarca islamiyete adeta kaledarlık etmiş büyük hizmetlere imza atmışlardır. diyeceğim şu ki bu zamanda bu iki yol genellikle tek başına yeterli değildir bunların imtizacı lazımdır çünkü eskiden inkar şeklinde bir arıza binde bir sözkonusu olur ve bu da tamamen cehaletten ileri gelirdi. şimdi ise fenden dalaletten gelen müthiş hucumlara karşı zikredilen iki yolun birleşip saldırmasına ihtiyaç vardır şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır hadisi bu zamanda da kesinlikle geçerli ve katidir yalnız hadisler asla dar yorumlanmamalı ve bizim gibilere müracaat ettirilmemeli açıktır ki hadiste şeyhin illa ki bir şahıs olması lazım değildir ne kadar alim evliya varsa da hepsinin üstadı aynıdır o da malumunuz kurandır üstad ı hakiki odur. bundan hareketle kutan bütün asırlara hitap eder ki dediğiniz zatlar gerek mevdudi gerek abduh gerek nursi gerek aydın-ulema profili çizen karaman ve gülen gerekse arvasi kuranın tevessü etmesinden yani alabildiğince geniş olmasından doğmuşlardır bu zatların fikirlerine katılmayabiliriz yalnız asla asla tekfir hakkı bizde değildlir kesinlikle kafir sıfatını yakıştırmak yetkisi ne bizdedir ne de herhangi bir alimde.ve ricam odur ki bardağın boş tarafını allaha havale edelim dolu tarafından fayddalanalım bunu bile yapmıyorsak tenkit etmeyelim hüsn ü zan esastır slm ve dua ile kalın

 

 

 

:pc:

DE
11.03.2009 17:18
#28
slm alykm arkadaşlar ukalalık telakki etmeyin ama ben seyyid ahmed arvasinin yeğeni yani abdulhakim arvasinin torunu olarak yapılan tatlı münazaraya şöyle katılmak istiyorum şimdi eski zamanda allame sıfatı iki ddalda boy gösterirdi kelam ve tasavvuf. bunların ikisi de zaman zaman çok uç tartışmaların içine girmişler ve ilginçtir büyük ölçüde birbirlerinden yararlanarak hakikate ulaşmışlardır şüphesiz bu yollar bazen bir zatta birleşmiştir de.hüccetül islam lakaplı gazali gibi k.s. yalnız iki yol asırlarca islamiyete adeta kaledarlık etmiş büyük hizmetlere imza atmışlardır. diyeceğim şu ki bu zamanda bu iki yol genellikle tek başına yeterli değildir bunların imtizacı lazımdır çünkü eskiden inkar şeklinde bir arıza binde bir sözkonusu olur ve bu da tamamen cehaletten ileri gelirdi. şimdi ise fenden dalaletten gelen müthiş hucumlara karşı zikredilen iki yolun birleşip saldırmasına ihtiyaç vardır şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır hadisi bu zamanda da kesinlikle geçerli ve katidir yalnız hadisler asla dar yorumlanmamalı ve bizim gibilere müracaat ettirilmemeli açıktır ki hadiste şeyhin illa ki bir şahıs olması lazım değildir ne kadar alim evliya varsa da hepsinin üstadı aynıdır o da malumunuz kurandır üstad ı hakiki odur. bundan hareketle kutan bütün asırlara hitap eder ki dediğiniz zatlar gerek mevdudi gerek abduh gerek nursi gerek aydın-ulema profili çizen karaman ve gülen gerekse arvasi kuranın tevessü etmesinden yani alabildiğince geniş olmasından doğmuşlardır bu zatların fikirlerine katılmayabiliriz yalnız asla asla tekfir hakkı bizde değildlir kesinlikle kafir sıfatını yakıştırmak yetkisi ne bizdedir ne de herhangi bir alimde.ve ricam odur ki bardağın boş tarafını allaha havale edelim dolu tarafından fayddalanalım bunu bile yapmıyorsak tenkit etmeyelim hüsn ü zan esastır slm ve dua ile kalın

 

 

:)

 

 

:D

:pc:

HA
11.03.2009 20:04
#29

gerek mevdudi gerek abduh gerek nursi gerek aydın-ulema profili çizen karaman ve gülen gerekse arvasi

Yanlış okumadım herhalde?

Bunu Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin torunu mu söylüyor?

İnanmam...

Zamanın kutbu olan dediniz ve velimiz mevdudiye abduha teymiyyeye kafir diyor da siz aydın-ulema mı diyorsunuz?

Herhalde ben yanlış anladım.

Neyse o konuyu geçelim de ben başka birşey aktarayım size:

 

DİŞ DOLGUSU

 

Soru:

Diş dolgusu hakkında sizin görüşünüzü almak istiyorum. Bu konu hakkında bir çok cami imamı ile görüştüm ve farklı farklı cevaplar aldım. Hatta birçok ilmihali de okudum. Konu biraz sizin için basit olabilir fakat konuya bir açıklık getirebilirseniz memnun olurum. Ben hanefi mezhebine riayet eden bir kişiyim ve dişime dolgu yaptırmak istiyorum. Dolgu yaptırdıktan sonra belli mevzularda Şâfiî mezhebini taklit edeceğini okudum. Sizce dolgu yaptırdıktan sonra [gusül, abdest gibi konularda] başka mezhepleri taklit etmem gerekir mi? Dolgu yaptırmam mı uygun olur, dişi çektirmem mi? Şimdiden teşekkür eder, böyle bir konuda rahatsız ettiğim için özür dilerim.

 

Cevap:

Diş doldurmak bir tedavidir. Tedavi edilen uzvun üstünün -sargı, dolgu, alçıya alma gibi- geçici veya devamlı olarak kapatılması gerekiyorsa (tedavi bunu gerektiriyorsa) kapatılır. Kapatılırken (dolgu, sargı, alçı yapılırken) hastanın abdestli ve gusüllü olması da gerekmez. Abdestli olmak, yaranın, çürüğün, kırığın üstünü kapatırken değil, sağlam ayağa, üzerine meshetmek üzere mest giyerken gereklidir.

Diş doldurulduktan ve dolguyu korumak için üstü de kaplandıktan sonra dolgu ve kaplamanın dışı, dişin dışı yerini alır. Bu sebeple ağız yıkanırken kaplı dişler de yıkanmış sayılır. Sargı gibi kabul edenlere göre, ağza su alınca diş de meshedilmiş olur.

Bu hükümde mezhepler arasında bir ihtilaf olamaz ki siz başka mezheplere uyasınız. İhtilaf, abdest ve gusülde ağzı yıkamanın farz olup olmaması ile ilgilidir. Bizim meselemizde ağız yıkanmaktadır. Kaplamanın üstünün yıkanması veya meshedilmesi, dişin kendini yıkama yerine geçtiğine göre -ki bu konuda da ihtilaf olamaz; çünkü hüküm zarurete dayanmaktadır- kaplı dişlerle abdest alan ve gusledenin bu amelleri bütün mezheplere göre sahih olacaktır.

Eğer yaptığınız amel (abdest, namaz...) bir mezhebe göre sahih, diğerine göre bâtıl (hükümsüz, bozuk) olsaydı -müctehid değilseniz- sizin yükümlülüğünüz, aldığınız fetvaya göre amel etmekten ibaret olurdu. Bir müftü (âlim) size, "kaplı veya dolgulu dişlerle alınan gusül ve abdest sahihtir" der, siz de böyle yaparsanız artık başka mezheplere de riayet etmek gibi bir yükümlülüğünüz olmaz.

 

Lütfen diş dolgusu meselesini Üstad Necip Fazıl Hazretlerinin İman ve İslam Atlası adlı kitabının diş dolgusu kısmını okuyalım. Ayrıca Abdülhakim Efendi Hazretlerinin de bu konuda görüşü malumdur ki Üstad Efendisinden nakletmiştir.

 

Böylelikle Hayrettin Hocaefendinin çapını ve İslami derinliğini anlamış oluruz. Çünkü diş dolgusu gibi meselelerde Ehli Sünnet vel Cemaat alimleri derinlemesine fetvalar verirken böyle hocaefendilerde yukarıdaki gibi fetva verir.

O yüzden Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır. Yanlış fetva ve al sana geçersiz gusl. Namazın geçersizliği de cabası...

MU
11.03.2009 20:22
#30

Selamlar,

 

seyyid ahmed arvasinin yeğeni yani abdulhakim arvasinin torunu olarak

Seyyid Ahmed Arvasi hocanın muhterem babasının da adı Abdulhakim idi. Üstadın mürşidi olan Abdulhakim Arvasi Hazretleri ile, Seyyid Ahmed Arvasi hocanın muhterem babaları farklı kişilerdir. Arada bir isim benzerliği vardır. Ki Üstadın mürşidi gibi, Seyyid Ahmed Arvasi hoca da seyyiddir.

 

dediğiniz zatlar gerek mevdudi gerek abduh gerek nursi gerek aydın-ulema profili çizen karaman ve gülen gerekse arvasi kuranın tevessü etmesinden yani alabildiğince geniş olmasından doğmuşlardır bu zatların fikirlerine katılmayabiliriz yalnız asla asla tekfir hakkı bizde değildlir kesinlikle kafir sıfatını yakıştırmak yetkisi ne bizdedir ne de herhangi bir alimde.

 

Ahmed Arvasi hoca Ehl-i sünnete bağlı idi ve ehl-i sünnet dışı reformist oluşumları yazılarında eleştirmiştir. Mesela aşağıdaki kısım kendilerinin bir yazısından alıntıdır:

 

"Serge Hutin adlı bir Fransız masonunun yazdığı 'Les Francs-Maçons' kitabının 127.nci sayfasında okuduğumuza göre İslam dünyasında masonlar Cemaleddin-i Afgani ve

Muhammed Abduh gibi 'din politikacılarını' localarına kaydederek onların eliyle 'Dini milli yapılara göre reforme ederek' alemşumul İslam dinini bozmak öte yandan Müslüman Kardeşler (Freres Musulmans) hareketi ile de 'İslam'da milliyetçilik yoktur' propagandası ile milletleri çökertmek ve bu suretle -çok kahpece bir planlar- birbirine zıt 'İslamcı' ve 'Milliyetçi' sun'i düşman kamplar doğurmak istemişlerdir." (Tıklayınız)

 

Tekfir etmek başkadır, bir kişinin sapık bir yolu benimsediğini ve onun fikirlerinin de buna bağlı olarak hatalı olduğunu söylemek başkadır takdir edersiniz ki. Burada arkadaşlarımız tekfir yapmıyorlar. İslam tarihinden beri görülen doğru yolun sapık kollarına mensup olan kimselere karşı dikkatli olunmasını istiyorlar haklı olarak. Mevdudi ve Abduh baş sapıklardır. Bu ikisi de İbni Teymiyye'nin görüşlerine bağlıdırlar. Günümüzde alim sıfatını haiz kimseler eğer bunları baz alıyorlarsa ortaya hatalı noktalar çıkıyor. Yukarıda zikrettiğiniz isimlerin arasına Arvasi hocayı da almanız tenakuz olmuş, Arvasi hoca ile Abduh'u aynı cümlede, aynı görüşte gibi gösteremeyiz, çünkü değillerdir.

 

Saygılarımla

ÜS
11.03.2009 22:49
#31

niye bu saldırılar anlamıyorum kafanızı kumdan çıkarıpta bakın lütfen eksikleri bile olsa malum medya dindar insanlara saldırırken onların saldırılarına bu insanlar gögüs geriyor çok degil solun hakim oldugu yerlerde az dolaşın anlarsınız sürekli tenkit ettiginiz insanların faydasını

DA
12.03.2009 00:28
#32

Bence bu konuyu fazla uzatmayalım..Rabbim yanlışımız varsa cümlemize doğru yolu gösterip ıslah eylesin...Müminlerin arasında fitne yapmaya çalışan şeytanı kahreylesin...Ve bizi kendine layık kul,Peygamberimiz ve ashabına layık ümmet,üstadımıza layık talebe eylesin...selametle...

HA
12.03.2009 00:44
#33

Amin!..

Selametle...

MU
12.03.2009 07:30
#34
niye bu saldırılar anlamıyorum kafanızı kumdan çıkarıpta bakın lütfen eksikleri bile olsa malum medya dindar insanlara saldırırken onların saldırılarına bu insanlar gögüs geriyor çok degil solun hakim oldugu yerlerde az dolaşın anlarsınız sürekli tenkit ettiginiz insanların faydasını

 

Selamlar,

Bu meseleyi saldırı olarak görmeyiniz. Çünkü saldırı değil. İslam tarihi boyunca İbn-i Sebe başta olmak üzere bir çok sapık İslam'a fitne sokmuş, kafaları karıştırmış, insanları doğru yoldan sapık kollara yönlendirmiştir. Bu yüzden de bir çok âlim, bu tür kişiler hakkında Müslümanları uyarmıştır. Büyük İslam âlimi, 14. asrın müceddidi olan Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri de Müslümanları uyardanlardan biridir. "İbni Teymiye dini içinden zedeleyen mülhiddir" tanımlaması da kendilerine aittir. Üstad da İslamdaki bu zararlı kişileri bildiği ve Müslümanları uyarmak istediği için "Doğru Yolun Sapık Kolları" isimli bir kitap kaleme almıştır. O kitapta, günümüzde âlim sıfatını taşıyan bir çok kimsenin kaynak olarak aldığı Abduh, Efgani, Mevdudi, İbn-i Teymiyye hakkında sapık olduklarına dair açıklayıcı bilgi vardır. Şimdi Üstad'a da saldırı yaptığını mı söyleyeceğiz? Tabi Teymiyye'yi, Abduh'u, Efgani'yi sevenler, Üstadın bu kitabından hazzetmezler ve Üstadın bu kitaptaki eleştirilerini "yanılma" olarak görürler. Bu konuda bir çok yazı mevcut.

Burada eleştirisi yapılan kişiler, yazdıkları yazılar temel alınarak bu eleştirilere tabi tutuluyorlar. Kimse, sırf eleştirmiş olmak için eleştirmiyor. Bir insan Teymiyye'yi âlim olarak tanıtıyorsa Müslümanlara, elbette ki onun hatası, zararı söylenecektir. Bu saldırı değildir.

Saygılarımla

QP
12.03.2009 14:55
#35

Herkese hayırlı günler diliyorum ve girizgahı fazla uzatmadan meselenin taa içine giriyorum. Neymiş mesele? Ortada bir kuş varmış… Bu vurmuş… Bu ayıklamış… Bu pişirmiş…. Bu yemiş… Bu da okuldan gelmiş hani bana hani bana demiş…

 

Uzun zamandır sessiz sedasız yazılanları okumaktayım hayretler içerisinde. Hayret ediyorum çünkü sorsanız 32 farzı belki de sayamayacak olanlar bile bir hüküm vermişler İslami mevzularda. Hadi 32 farzı saydınız diyelim -o zaten demek istediğim anlaşılsın diye verilmiş bir örnekti- ahirzamanda yaşadığımız düşünülürse Allah muhafaza her gün herkes sapabilecek, ayakları kayabilecek durumda. Rabbim kimseyi şaşırtmasın.

 

Girizgahı uzatmayacaktım sözde ama mecburen uzadı, her şeyi açık açık yazacağım ki benim ardımdan yazanlar bir tane laf sokup cevap beklemesinler. Sloganımız şu: anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az.

Efendim, bu sitenin adı www.n-f-k.com . Yani üstad severlerin bir şekilde buluşma noktası. Ben de üstad sever biri olarak takip etmekteyim siteyi. Fakat fark ettim ki burada üstad sevilmekten de ileriye gidiliyor. Haşa onu bir İslam alimi gibi görenler var sanki. O yapıyorsa doğrudur, o demişse biz kabul ederiz gibi tavırlar sergileniyor. Şimdi bu lafım üzerine kesin taş atılacak bana. Varsın olsun. sloganımızı hatırlatmaya gerek yok. Ben annemi babamı da çok seviyorum ama onların her dediğini kabul etmiyorum, bir şekilde kendi doğrularım da var elbette. Tıpkı bunun gibi, üstadı sevmek ayrı şey, onun davasına inanmam ayrı şey onu yüceltmek ayrı şey.. Bohem hayatından sonra elbette üstad da köklü değişiklikler olmuştur ama bu demek değildir ki üstad o hayattan sonra ermiştir. Burasını bilemiyoruz. Tek bildiğimiz üstad ne bir cemaat lideridir, ne de bir şeyh. O bir dava adamıdır.

Tüm bunları neden yazdım, amma uzadı girizgah. Benim suçum değil, her şey açık açık yazılmayınca birileri araya atlayıveriyor, sonra uğraş dur.

 

İslami konular hassas konular, hele hele şahısları tartışmak onları sapıklıkla vs. suçlamak kimsenin haddine değil. Birini sevmek zorunda değilsiniz. Ama adam dövecek gibi konuşmak, adımın imanına sövmek( sapıklıkla suçlamak sövmekten beterdir) hiçbir beşerin haddine olamaz. Madem İslami konularda bu kadar hassassınız önce başkasının kusurunu örtmeyi bilecek varsa bir kusur bunu başkasının da aklını karıştıracak şekilde ulu orta konuşmayacaksınız. Ne büyük bir sorumluluğa girdiğinizin farkında mısınız?

 

Denecektir ki bu sözler üzerine biz ne dedik, vs. vs. herkesin dediğini biiir birrri cımbızlarım yormayın beni. Dedim ya uzun zamandır takip ediyorum. Sadece bu konu değil daha çok konu var böyle. İşin ilginç yanı bakıyorum da, bir Filistin için dua istenmiş, bu kadar yorum yazılmamış, gelmiş geçmiş.. ama şahıslar tartışılacağı zaman maşaALLAH herkesde fikir çok. Peki adama sorarlar, sen kaç kitabını okudun fikir sahibi olduğun adamın ,kendisiyle irtibata geçtin mi hiç???vs. vs. daha soru çooook…

 

Umarım daha yazmayı düşünüp yazmadığım bir şey kalmamıştır. Bir daha cevap mahiyetinde bir şey yazmak taraftarı değilim çünkü. Ama atılırsa taş, geriye çiçek atmasını da biliriz. Çiçeğimiz artık kaktüs mü olur, saksıda deve dikeni mi bilemem.

 

Özellikle yönetimden istirham ediyorum, bu tip hassas konularda pek konuşulmasına müsaade edilmesin. Çünkü maalesef sadece konuşulmuyor arada birileri kendini fazla kaptırıveriyor.

MU
12.03.2009 15:57
#36

Selamlar,

Pek tabii olarak insanlar istedikleri kişileri sevebilirler. İstedikleri kişinin sözünü doğru kabul edebilirler. Ama Abduh'tan, Efgani'den, Teymiyye'den ve bunlara bağlı insanlardan laf açılınca bu kişilerin mahiyetini anlatmak durumundayız. Ki bu ve diğer başlıklarda da yapılan bundan ibaret.

 

Üstada islam alimi, şeyh veya cemaat lideri demiyoruz, demeyiz de. Biz de onun sanat, fikir ve dava adamı olduğunu kabul ediyoruz. Ehl-i sünnet alimleri tarafından bildirilen doğruları bir de onun yazdıklarından okuyoruz. Elbette Üstad reformistlere değil, ehl-i sünnete bağlı olduğu için onun bu konuda kaleme aldıkları muteberdir. Abdulhakim Arvasi hazretleri Teymiyye için, Abduh için olumsuz yargı belirtiyorsa biz kabul ederiz, bizim için o mübareğin sözü kıymetlidir. Burada yazı yazan arkadaşlarımız bu insanların neden sapık olduklarını anlatıyorlar, izah ediyorlar. Zaten eleştirisi yapılan kişinin yazısı üzerinden yapılıyor bu eleştiriler. Yani her şey ortada. Siz neyi kabul etmediğinizi, neden bu insanların sapık olmadığını anlatabilirsiniz. Böyle bir hakka sahipsiniz. Kaç kitabını okudun, kendisiyle irtibata geçtin mi demek meseleyle alakası olmayan şeyler. Buyrun söyleyin bu insanların neden sapık olmadıklarını. Biz neden sapık olduklarını anlattık. İsteyen kabul eder, isteyen etmez, herkesin kendisine kalmış. Siz Teymiyye, Efgani, Abduh hakkında ne düşünüyorsunuz? Onların da faydalanılacak tarafları olduğuna inanıyor musunuz sayın qpwoeuryt?

 

Saygılarımla

HA
12.03.2009 20:34
#37

Mahlasını dahi yazamadığım bu zat belliki sırf bu mesajı atmak için kaydolmuş eskilerden...

Yorumuna yorum yapacak takati bulamıyorum.

Üstad'ı dış hatlarıyla, davanın kabuğuyla seviyeli zannedenler işte bu yorumu yapar.

Üstadın imanını, ahlakını, davasını tam bilenler ise derinliği anlayamasa da sezer ve bu İslam Büyüğüne sarılır. Necip Fazıl demek bir şair demek değildir. Topyekün İslam Davacısı demektir. İslamiyet davası güden ise muhakkak ki doğru yolun sapık kollarını bilecek ve hükmü basacak. Üstadda böyle yaptı ve Velilere sarılıp onlar nerden gittilerse ordan gitti.

Bize bu yoldayız elhamdülillah.

O adını yazamadığım zat Büyük Doğu denizine dalarsa ne demek istediğimi anlayacaktır.

İtikad esasdır. O yüzden bu kanı bozuk eşşeklerden söz açılınca konu bukadar uzuyor. İmamı Gazali diyor ki:

İslama ekleme yapmaya çalışanlar aslında İslamın eksik olduğunu itiraf ediyorlar.

Benden bukadar. Esselamu aleyküm.

 

ÖNEMLİ NOT:

buradan büyük doğu davasını sindirdiğim ve tam manasıyla anladığım izlenimi edinilmesin. dedim ki sezmek dahi yetecektir. ben anlamaya talibim okadar. Allaha şükrolsun ki Üstadı bize kazandırdı. Vesselam...

NE
12.03.2009 20:39
#38

Evet, gene ben... :pc:

 

İlk olarak sizlerin sözü edilen şahıslar hakkında yalnızca Ahmed Arvasi, Necip Fazıl gibi isimleri göz önünde bulundurarak değerlendirmeniz yanlış. Fikir hayatınızda bu isimlerin ehemmiyeti büyük olabilir. Ancak sadece onların dedikleriyle hareket etmek yanlış yorum yapmanıza neden oluyor. Örneğin; Ahmed Arvasi Serge Hutin adlı bir Fransız masonunun yazdıklarıyla Afgani’nin mason olduğunu öne sürmüş. Ancak benim için Mehmet Akif’in düşünceleri bir İslam düşmanının söylediklerinden çok daha kıymet yüklü ve inandırıcıdır. Ahmed Arvasi bu konuda Serge Hutin’e itibar ediyorsa bilemem.

 

Diğer yandan Afgani neden sapık değil sorusu yerinde olmuş. Afgani neden sapık değil? Sapık değil çünkü hayatını İslam’a adamış, İslam Birliği için mücadele etmiştir. Ancak siz hiç Afgani okumadıysanız onun ne davasını ne de ömrünün ne kadar dolu geçtiğini bilebilirsiniz. Sizler Afgani’nin milliyetçilik, ırkçılık, mezhep, sömürgecilik, batı, Abdülhamid, sabır ve sebat, medeniyet, din-bilim ilişkisi, sosyalizm ve din, Sünni-şii ayrımının gereksizliği, İslam devletleri, varlıkların hakikatleri, Arapların keşfettiği ilimler ve fenler, tasavvuf ve dinlerin köklerinin bir olup ayrıntıda farklılaşması, günümüz Müslümanları, Cebriye ve mutezile, Doğu’nun genç nesilleri hakkındaki görüşlerini biliyor musunuz? Hayır, siz yalnızca onun sapık olduğunu biliyorsunuz. Bunca tartışmanın hiçbir yere varmamasının nedeni de burada. Urvetu’l Vuska’yı daha kaç kere tavsiye edeceğim bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var; okumuyorsunuz. Bir Muhammed Mahzumi Paşa’nın ‘Cemaleddin Afgani’nin Hatıraları’ adlı eserini okumadan Afgani’yi eleştiremezsiniz. Ne olumlu ne olumsuz yönde. Ezberiniz bozuluyor diye bir Mehmet Akif’i, Sezai Karakoç’u göz ardı edemezsiniz.

 

Ali Şeriati, Mevdudi, Afgani, Hamidullah, Seyyit Kutup, Hasan El Benna, Abduh, Reşit Rıza… Bütün bu isimleri yok saymanız devasa İslam külliyatını silip atmanız demektir. Pisliğin kol gezdiği şu dünyada ‘Urvetu’l Vuska’ya tutunmadan ayakta kalamayacağımızı, sürekli yerimizde sayacağımızı artık kabullenmemiz gerekir. Aksi takdirde zaten en başta kaybediyoruz.

 

Allah hepsine rahmet etsin... Selametle...

 

Not: Kimsenin İslam'a ekleme yaptığı yok. Ali Şeriati'nin dipnotlarını okumadığınız nasıl da belli oluyor. :)

HA
12.03.2009 21:01
#39

:pc: tamam be nedamet öyle olsun.

VA
12.03.2009 21:27
#40

Nedamet evvala şunu soracağım, ikinci bin yılın müceddidi, sıla lakaplı, Peygamber ve Sahabelerden sonra dinin en büyük zatı, Velilik ikliminin ufku İmam Rabbani Hazretlerini tanıyor musun?

 

Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor:

 

''Ümmetim içinde var mı onun gibisi?..'' Yani Peygamber ve Sahabelerden sonra onun gibisi yok.

 

Peki ya şu Peygamber müjdesini biliyor musun?

 

''Ümmetimden (Sıla) lâkaplı birisi gelecektir. Onun şefaatiyle Cennete çok kimse girecek...''

 

İmam Rabbani Hz'i şeriatla tarikatı ''Vahdet-i Vücut'' meselesini dibine ve köküne kadar hal ve fasl ederek birleştirdi.

 

Nedamet, İmam Rabbani'nin Ehli Sünnet hakkında ki sözlerini biliyor musun?

 

Ahmet Arvasi'nin torunuyum diyen birisine Reyhan hanım onun bu görüşte olmadığını belgesiyle gösterdi. Başka kimsede Ahmet Arvasi şunları söylüyor diye bir kelime söylemedi. Ahmet Arvasi, Abduh ve Afgani'nin sapıklığını idrak etmiş olacak ki, yabancı yazarın doğru söylediklerini aktarmakla yetinmiş. Yoksa sizin dediğiniz gibi yabancı bir yazarın yazdıklarına safca inanarak o yazıyı yayımlamamıştır. Hem o yazının tamamına okuyacak olursanız niçin bir paragrafla meseleyi geçtiğini anlarsınız. Necip Fazıl ve Ahmet Arvasi'den başka nice muteber insan bunların sapık olduğunu haykırıyor.

 

Biz Üstad'dan daha çok Abdülhakim Arvasi Hz'ine ve onun gibi Ehli Sünnet'e bağlı yüce şahsiyetlerin sözlerine itibar ediyoruz. Üstad'ın ismini bu kadar anarak konuşmamızın sebebi ise onlardan aldıklarını bize bildirmesi... Esasen şahsiyetlere değil, hakikatlere bağlıyız.

 

Pırıl pırıl nice İslam alimleri dururken, niçin sapıklılıklarını kendi yazdıklarıyle ispatlamış şahısların yazdıklarına itbar edelim. Sorumu tekrarlıyorum. İmam Rabbani Hz'ini ne kadar tanıyorsunuz? Ona olan ilgi ve bağınız ne seviyede?

QP
12.03.2009 21:29
#41
Selamlar,

Pek tabii olarak insanlar istedikleri kişileri sevebilirler. İstedikleri kişinin sözünü doğru kabul edebilirler. Ama Abduh'tan, Efgani'den, Teymiyye'den ve bunlara bağlı insanlardan laf açılınca bu kişilerin mahiyetini anlatmak durumundayız. Ki bu ve diğer başlıklarda da yapılan bundan ibaret.

 

Üstada islam alimi, şeyh veya cemaat lideri demiyoruz, demeyiz de. Biz de onun sanat, fikir ve dava adamı olduğunu kabul ediyoruz. Ehl-i sünnet alimleri tarafından bildirilen doğruları bir de onun yazdıklarından okuyoruz. Elbette Üstad reformistlere değil, ehl-i sünnete bağlı olduğu için onun bu konuda kaleme aldıkları muteberdir. Abdulhakim Arvasi hazretleri Teymiyye için, Abduh için olumsuz yargı belirtiyorsa biz kabul ederiz, bizim için o mübareğin sözü kıymetlidir. Burada yazı yazan arkadaşlarımız bu insanların neden sapık olduklarını anlatıyorlar, izah ediyorlar. Zaten eleştirisi yapılan kişinin yazısı üzerinden yapılıyor bu eleştiriler. Yani her şey ortada. Siz neyi kabul etmediğinizi, neden bu insanların sapık olmadığını anlatabilirsiniz. Böyle bir hakka sahipsiniz. Kaç kitabını okudun, kendisiyle irtibata geçtin mi demek meseleyle alakası olmayan şeyler. Buyrun söyleyin bu insanların neden sapık olmadıklarını. Biz neden sapık olduklarını anlattık. İsteyen kabul eder, isteyen etmez, herkesin kendisine kalmış. Siz Teymiyye, Efgani, Abduh hakkında ne düşünüyorsunuz? Onların da faydalanılacak tarafları olduğuna inanıyor musunuz sayın qpwoeuryt?

 

Saygılarımla

Bence sizler neden sapık olduklarını değil neden öyle olduklarını düşündüklerinizi ve neden böyle inandıklarınızı anlatmışsınız. Ben şu yaşıma kadar hiç kimseye kafir demedim, ya da sapık, ALLAH da dedirtmesin. Çünkü biliyorum ki ben sapık demesem de sapık olan insan ALLAH katında sapıktır. Ama eğer küfürde değilse ve ben ona sapık dersem ALLAH katında benim durumum ne olur bilinmez. Bu insanların yanlış olduğunu düşündüğünüz noktaları varsa yazılır, konu kapanır, ama ısrarla savunulmaz. Bir yerden sonra hazımsızlık başlıyor çünkü. Bu insanların kaç kitabını okumanızla da çok alakası var tüm bu yazdıklarımın. Eğer okuduktan sonra bu kanıya varmışsanız sizinle sonuna kadar bu konuyu konuşurum. Ama bu fikirler sizin değil başkalarının fikirleriyse siz meydan verin de fikirlerin asıl sahipleri konuşsun derim.

 

Gelelim yukarıda zikrettiğiniz isimlere… Dediğiniz isimlerin elbette söyledikleri yanlışlıklar mevcut. Bunları kabul etmemiz mümkün değil, ama kabul edilmelidir ki içlerinde doğru olanlar da var. Ve merakınızı gidermek için söyleyeyim, benim yararlandığım kaynaklar arasında değiller.

 

Diyeceksiniz ki neden o zaman savunuyorsunuz? Savunmuyorum. Ki kimsenin savunulmaya da ihtiyacı yok. Mesajımda belirttiğim gibi bu konuların hassas olduğu için ulu orta konuşulması taraftarı değilim. Her okuyan kişi kendine göre bir şeyler çıkartıyor çünkü. İçinde doğrular da var yanlışlar da. Ve her yaş gurubundan her çeşit insan olduğunu da düşünelim. Ve şunu da, ben zıt görüşlü bir insan olsam, müslümanların birbirini bu kadar keskin bu kadar acımasız bu kadar dehşetli eleştirileri karşısında daha da soğurdum. Bunların kendilerinden birilerine tahammülleri yok derdim, bana mı olsun..

 

Ayrıca bu isimlerin dışında farklı başlıklarda da zikredilen isimlerden sevdiklerim ve saydıklarım var elbette.benim bu görüşlerim de onlardan öğrendiklerimin de büyük etkisi var elbette. Fakat şimdi onların dilinden bir şey yazacak olsam ki herkes bunu yapar oldu, o kişileri sevmeyenler yazdıklarımı da kabul etmeyecektir. hepten bir kısır döngü içine girilecek.

 

Tekrar tekrar üstüne basa basa söylüyorum, bu konuların herkesin dilinde olması hoş değil. Ben de dahil olarak.. şurada yazdığımız her kelimenin hesbı sorulacak. Günlük yazmıyoruz evimizde defterlerimize.

 

Eleştiri yapmak elbette herkesin hakkıdır. Herkes herkesi eleştirebilir, ama adaleti, saygıyı elden bırakmamak gerektiğini hepimiz biliyoruz.

 

 

Mahlasını dahi yazamadığım bu zat belliki sırf bu mesajı atmak için kaydolmuş eskilerden...

Yorumuna yorum yapacak takati bulamıyorum.

Üstad'ı dış hatlarıyla, davanın kabuğuyla seviyeli zannedenler işte bu yorumu yapar.

Üstadın imanını, ahlakını, davasını tam bilenler ise derinliği anlayamasa da sezer ve bu İslam Büyüğüne sarılır. Necip Fazıl demek bir şair demek değildir. Topyekün İslam Davacısı demektir. İslamiyet davası güden ise muhakkak ki doğru yolun sapık kollarını bilecek ve hükmü basacak. Üstadda böyle yaptı ve Velilere sarılıp onlar nerden gittilerse ordan gitti.

Bize bu yoldayız elhamdülillah.

O adını yazamadığım zat Büyük Doğu denizine dalarsa ne demek istediğimi anlayacaktır.

İtikad esasdır. O yüzden bu kanı bozuk eşşeklerden söz açılınca konu bukadar uzuyor. İmamı Gazali diyor ki:

İslama ekleme yapmaya çalışanlar aslında İslamın eksik olduğunu itiraf ediyorlar.

Benden bukadar. Esselamu aleyküm.

 

ÖNEMLİ NOT:

buradan büyük doğu davasını sindirdiğim ve tam manasıyla anladığım izlenimi edinilmesin. dedim ki sezmek dahi yetecektir. ben anlamaya talibim okadar. Allaha şükrolsun ki Üstadı bize kazandırdı. Vesselam...

 

Tebrikler Harun Yaşar; büyük ödülü kazandın, şimdi konfetiler yağacak,ekranda flaşlar patlayacak,gülümse… Neden mi? Diyorsun ki:’ Mahlasını dahi yazamadığım bu zat belliki sırf bu mesajı atmak için kaydolmuş eskilerden...’

Üstad’ı anlayabilmiş pardon daha doğrusu sezebilmiş olmana senin adına sevindim. Ama bir söz vardır bilirsin, beni bir sen anladın sen de yanlış anladın, ben de diyorum ki üstadı bir sen sezebildin, sen de yanlış sezmişsin.Mesajımı dikkatle okumuşsan Necip Fazıl’ın bir dava adamı olduğunu ben de söyledim. Üstadı seviyor sayıyor olmam onun her dediğine onay vermem demek olmuyor. En basitinden sigara mevzusu. Ben sigaradan nefret ederim. Babam dahi içse benim için nefretimin dozu azalmaz. Demek istediğim üstad sigara içiyor diye ben de mi içeyim? Bu kadar basit bir örnek veriyorum ki sezmekten daha da öteye gidilebilsin artık.

YE
15.03.2009 16:27
#42
Hadis:

Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır!

 

bu hadisi şerif sahih değildir.Lütfen hadisi şerifleri yazarken kimden nakil ve rivayet edildiklerini de belirtsek böylece uydurma hadislerle vebal almıyalım...

HA
15.03.2009 16:41
#43
bu hadisi şerif sahih değildir.Lütfen hadisi şerifleri yazarken kimden nakil ve rivayet edildiklerini de belirtsek böylece uydurma hadislerle vebal almıyalım...

 

Allah razı olsun. Kusuruma bakmayın karıştırdım ancak siz uydurma dediğinize göre kimin söylediğini de bilmediniz. Buyurun:

 

Ayet: Eğer bilmezseniz, bilenlerden sorun! (Nahl 43)

 

Hadis: İlim üstaddan öğrenilir. (Taberani)

 

Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır (Beyazid-i Bistami)

 

Muhammed Masum hazretleri, Mektubat kitabında buyuruyor ki:

Allahü teâlâyı tanımak iki türlüdür: (İslami bilgiye gidişte bu iki basamtadır)

1- Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi tanımak,

2-Tasavvuf büyüklerinin tanımaları.

 

 

Burada noktayı koyuyorum. Bidat mutlaka sönecektir! Vesselam...

YE
15.03.2009 16:46
#44
Allah razı olsun. Kusuruma bakmayın karıştırdım ancak siz uydurma dediğinize göre kimin söylediğini de bilmediniz. Buyurun:

 

Ayet: Eğer bilmezseniz, bilenlerden sorun! (Nahl 43)

 

Hadis: İlim üstaddan öğrenilir. (Taberani)

 

Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır (Beyazid-i Bistami)

 

Muhammed Masum hazretleri, Mektubat kitabında buyuruyor ki:

Allahü teâlâyı tanımak iki türlüdür: (İslami bilgiye gidişte bu iki basamtadır)

1- Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi tanımak,

2-Tasavvuf büyüklerinin tanımaları.

 

 

Burada noktayı koyuyorum. Bidat mutlaka sönecektir! Vesselam...

 

elhamdülillah...sağolun harun bey.

HA
15.03.2009 16:59
#45

Estagfirullah efendim, Allaha emanet olunuz.

ŞE
15.03.2009 19:02
#46

Rasulullahın Aleyhisselam Ehli Beytine uyun, Abdulhakim Arvasi Kuddise Sirruh İmam-ı Musa Kazım Radıyallahu Teala Anh soyundan onun dediği ne İbn Teymiye kafirdir, ee başka söze ne hacet?Mesela ben gene İmam-ı Kazım soyundan Seyyid Abdal Musa Kuddise Sirruh hazretlerine Kuddise sirruh muhabbetliyim, manevi olarak bağlıyım.O cahille konuşma diyor konuşmamaya çalışıyoruz, Münkire gönül verme diyor olabildiğince selefileri sevmemeye hatta nefret etmeye çalışıyoruz.Kallaş ve pirsiz kişiler ile yoldaş olma, tarik ve erkân bozulur diyor hiçbir selefiyle konuşmamaya çalışıyoruz.