BBP Helikopteri Düştü.

Başlatan: yazanel Tarih: 25.03.2009 20:53 Cevap: 66

YA
25.03.2009 20:53
#1

BBP'si Helikopteri Düştü

 

BBP başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopter Maraş civarlarında düşmüş. Bir anda şok oldum, o şaşkınlıkla sizlere de iyi mi kötü mü olduğunu bilmeden haber etmek istedim. Şu ana kadar enkaza ulaşılamamış. İnşallah kötü haber çıkmaz.

HA
25.03.2009 21:09
#2

İnşallah... Allah sabır ve kuvvet versin.

A.
25.03.2009 21:30
#3

Gerçekten çok temiz siyaset yapıyor..Ve bu durum çok üzücü..Net bir haberde yok..

 

İnşAllah aramıza dönecektir.

NF
25.03.2009 21:33
#4

Selamlar,

 

İlk okuduğumda ben de çok üzüldüm ve resmen şoka girdim. Kendisi duruşunu takdir ettiğim ve büyük bir saygı beslediğim, benzeri zor bulunur bir insan... Allah acil şifalar versin, inşallah hayattadır. Helikopterin düştüğü yere ulaşılamıyor olması malesef çok üzücü ve endişelendirici. Düşen helikopterdeki İHA muhabiri kendisi hariç herkesin hayatını kaybetmiş olabileceğini söylemiş telefonda, inşallah doğru değildir. Fakat helikopter düştükten bu yana yaklaşık 4 saat civarında bir süre geçtiği için korkularım artıyor. Hava şartları da malum. İnşallah hemen ulaşırlar ve Yazıcıoğlu ile helikopterdeki diğer tüm şahıslar kurtulur. Flaş gelişmeleri takip etmek amacıyla haber7.com ana sayfası kullanılabilir.

 

Saygı ve selamlarımla

DO
25.03.2009 21:57
#5

dualarımız muhsin yazıcıoğluyla..Allah yar ve yardımcısı olsun.

AC
25.03.2009 22:48
#6

Sevdiğim tek siyasetçi. Ne yazık ki hala bulamamışlar, eğer yaralılarsa vakit geçtikçe daha kötü oluyor şüphesiz, dua edelim :shake2:

ŞE
25.03.2009 22:55
#7

Lâf dalaşı dediğimz olaya neredeyse tek girmeyen insân İnşaAllahu Teala kurtulur....

BD
25.03.2009 23:39
#8

Doğru bir fikrin temsilcisi olarak gördüğüm, karakterli bir şahsiyet olan, kendisinden bazı kereler istifade edebildiğim Muhsin Yazıcıoğlu'nun bu elim kazası beni derinden üzmüştür. Olayın gerçekleştiği andan bu yana vaktin hayli ilerlemiş olması umut iplerimizi iyice inceltirken elimizden sadece duanın geldiği idrakiyle bekliyoruz.

AD
26.03.2009 03:37
#9

Siyaset denilen çıkar pazarında, tertemiz kalmış birkaç istisnadan biri.

Allah yar ve yardımcısı olsun.

Üzüntümüz, inşallah sevince döner.

BU
26.03.2009 09:32
#10

Çağlayancerit'e mitinge gitmiş, partinin kurucularından birinin yeğeni olan arkadaşımın dediğine göre hiç bir gelişme yok. Bölgeyi bilen arkadaşların dediğine göre; kazanın olduğu yer (Çağlayancerit-Göksun arası) çok geniş bir arazi, dağlık ve yoğun kar tabakasıyla kaplıymış. Sivil ve askeri arama-kurtarma ekipleri, civar köylüler ve çok sayıda partili şu anda arama çalışmaları yapmaktaymış. Ümit ediyoruz ve inanıyoruz ki, sağ ve salimdir sayın Yazıcıoğlu ve yanındakiler. Sanırsam BBP Sivas İl Başkanıda helikopterdeymiş.

 

Dua etmek lazım, dua..

MU
26.03.2009 11:45
#11

Güzel adam...

İnşallah iyidir...

Diri yahut ölü...

İnşaallah iyidir...

BU
26.03.2009 12:24
#12

Başbakan Erdoğan'ın bütün mitingleri iptal ettiği ve Göksun'a gideceği/gittiği duyuruldu. Sayın Yazıcıoğlu'nun eşi ve kızıda gitmiş sanırım. Diğer partilerde iptal etmişler mitinglerini. Aklıma bir şeyler geliyor ama, dilim varmıyor. En iyisi, bekleyip görmek.

 

Mevlam hayreylesin..

26.03.2009 12:59
#13

Rabbim yar ve yardımcısı olsun çok üzüldüm..

NF
26.03.2009 13:00
#14

Selamlar,

 

Kan dondurucu, iliklere kadar ürpertici bir konuşma... http://www.haber7.com/haber/20090326/IHA-m...e-gorusmesi.php

 

Elim varmıyor fakat görünene göre Allah rahmet eylesin demeye yaklaşıyoruz malesef... Muhabir de donmuş olabilir, "üşüyorum" demesi çok acı. Beşir Fuad hissi uyandıran bir konuşma yapmış, Allah hepsini sağ salim kurtarsın fakat şu anda tam 20 saat oldu. Soğuk, tipi, hareket edemeyecek durumdaki yaralılar...

 

Çok yazık, insanın içi parçalanıyor... Bu havada helikopteri kaldırmak cinayet gibi olmuş, inşallah sağ salim, kurtulurlar.

 

Saygı ve selamlarımla

SO
26.03.2009 13:59
#15

İşte Yazıcıoğlu'nun Mamak Cezaevi'ndeyken yazdığı ve okuduğu 'Üşüyorum' şiiri

 

Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır

 

Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum

 

Gözlerim parke parke taş duvarlarda

 

Açılıyor hayal pencerelerim

 

Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum

 

Kekik kokulu koyaklardan aşarak

 

Güvercinler ülkesinde dolaşıyor

 

Bir çeşme başı arıyorum

 

Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp

 

Mis gibi nane kokuları arasında

 

Ruhumu dinlemek istiyorum

 

Zikre dalmış her şey

 

Güne gülümserken papatyalar

 

Dualar gibi yükselir ümitlerim

 

Güneşle kol kola kırlarda koşarak

 

Siz peygamber çiçekleri toplarken

 

Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

 

Huzur dolu içimde

 

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

 

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

 

Durun kapanmayın pencerelerim

 

Güneşimi kapatmayın

 

Beton çok soğuk, üşüyorum..

 

(Muhsin YAZICIOĞLU)

NE
26.03.2009 15:15
#16

Kaza sonucu yaşıyor olsa bile muhtemelen hipotermiye bu kadar uzun süre direnemeyecektir...

 

Ona da yatakta ölmek yakışmazdı zaten... Eğer ahirete irtihal ettiyse duamız şehitler safına kabul edilmesidir...

MU
26.03.2009 15:45
#17
Ona da yatakta ölmek yakışmazdı zaten...

 

eyvallah kardeşim...

eyvallah...

MU
26.03.2009 15:55
#18

MUHSİN YAZICIOĞLU NE DEDİ?

ARAŞTIRMACI-YAZAR: ALPEREN GÜRBÜZER

 

 

Ülkücü Harekâtın liderlerinden Muhsin Yazcıoğlu ile yapılan röportajda O gönül Sultanı (Seyyid Muhammed Raşid ks. Hazretleri) ile ilgili ilginç hatıralara hep birlikte göz atalım:

 

 

Sayın Yazıcıoğlu, Seyyid Muhammed Raşid Erol Hz. (k.s.)'leri ile ilgili ilk karşılaşmanızı anlatır mısınız?

M. Yazıcıoğlu: Kendisini 1970'li yıllarda uzaktan görmüştüm. O zamanlar çok yakın bir temasımız olmamıştı. Ancak, 1987 yılında Menzil'de kendisiyle görüşmek nasip oldu. Kendisiyle uzun uzun göz göze geldik. Elbette o manevi derinliği ve manevi atmosferi daha ilk bakışta yaşadığımı söyleyebilirim. Benim ilk karşılaştığımdaki intibaım hep tasavvuf kitaplarında okuduğumuz ama ulaşamadığımız, yaşayamadığımız, hissedemediğimiz güzel duyguları yaşama ve hissetme durumunda oldum. Orada benim yarım saatlik hemen hemen yarısı sessiz geçen, bir o kadarı da çeşitli konularda görüşlerine başvurduğumuz ve dinlediğimiz an olarak geçti. Akşam kendilerinin emirleri üzerine bizi Mübarek Divanı'nda misafir ettiler.

— Efendim, bu esnada sizin M. Yazıcıoğlu olduğunuzu biliyorlar mıydı?

M. Yazıcıoğlu: Çevredeki sofiler benim olduğumu söylediler. Ama ben cezaevinde iken manevi olarak da irtibatımız oldu. Bazı sofi kardeşlerimiz aramızda haber akışı sağladı. Bu sebeple bizi hem ismen biliyordu, hem de biz cezaevinde iken muhtaç olduğumuz dualarını daima aldık. Kendisine misafir olduğumuz gecenin sabahında, namazdan sonra camiinin dışında büyük bir kalabalık toplanmıştı. Kendileri kalabalık içinden geldi ve beni çağırdı. Bir kenara geçtik. Elini omzuma koydu ve bana güzel bir hikâye anlattı.

— Hikâyeyi dinleyebilir miyiz?

M. Yazıcıoğlu: Buyurdular ki:

''Bir zatın iki tane oğlu varmış. Kendisi vefat ederken bunlara üç küp altın bırakmış. Çocuklarına ''Bu küp altınların birer tanesi sizin. Üçüncüsü de dünyanın en ahmak adamının'' diye vasiyyet etmiş. Babalarının vefatından sonra bu iki kardeş çok yer dolaşmışlar. Kimi bulsalar bundan daha ahmağı çıkar düşüncesiyle dolaşıp durmuşlar. Çünkü dünyanın en ahmağını arıyorlar. Küçük kardeş bir şehirden geçerken bakıyor ki, bir zatın sakalının bir tarafını yülümüşler, bir tarafı duruyor. (Hatta o, sakalın bir tarafını yülümüşler sözünü söylerken mübarek biraz düşündüler. Tıraş kelimesi sonra aklına geldi, ondan dolayı gülmüştü...) O adamı ayrıca merkebe ters bindirmişler. Kuyruğunu da eline vermişler. Boynuna tezek takmışlar, etrafına çıngıraklar asmışlar. Ve kendisini def, davul çalarak, halkın arasında dolaştırarak rezil rüsva etmişler. O zaman bu küçük kardeş oradaki insanlara sormuş; Bu adamın ne suçu vardı da bu kadar eziyet ediyorsunuz? Cevaben; herhangi bir suçu yokmuş demişler. Bir suçu olduğundan dolayı değil bizim burada adet olduğu için yapıyoruz. Küçük kardeş nedir âdetiniz demiş. Cevaben; bu adam buranın valisi idi. Belli bir süre valilik yapar sonra süresi dolduğu zaman bunu tahtından indiririz. Halkın arasında böyle dolaştırırız. Öbürünü de Törenle tahtına oturturuz dediler. Bunun üzerine küçük kardeş; peki şimdi tahtına törenle oturttuğunuz süresi bittikten sonra aynı bunun gibi halkın arasında dolaştırılacak mı diye sormuş. Onlar da evet demişler. Küçük kardeş hemen eve gidip babasının vasiyet edip verdiği bir küp altını alıp gelmiş. Getirip valinin önüne koymuş. Valiye, bu küp altın babamın vasiyeti üzerine sizin şahsınıza aittir. Yani devlete ait değil. Siz kendi şahsınıza kullanacaksınız. Vali, ama ben sizin babanızı tanımıyorum demiş, küçük kardeş evet, babam da sizi tanımazdı. Zaten bize vasiyet etti ki, dünyanın en ahmağını bul ona ver diye. Vali hiddetle oturduğu koltuğundan kalkmış ve demiş ki, ben koca bir valiyim. Nasıl olur da dünyanın en ahmağı olurum. Küçük kardeş, sizin bir sene sonranızı görüyorum. Bu valilik dönemi bittikten sonra size şöyle şöyle yapmayacaklar mı, sen kendin de böyle olacağını biliyorsun. Bunu bile bile buraya oturmak ahmaklık değil mi demiş.

Bu hikâyeyi anlattıktan sonra elime omzuma vurdu. Dedi ki:

''Manevi rütbelere talip ol. Yoksa insanlar alkışlarlar sonra da taşlarlar. İnsanlara güvenme, önemli olan manevi rütbelere talip olmaktır...''

Tabii ben o zaman acaba siyasete hiç bulaşma anlamında mı söylüyor diye düşündüm. Kendilerine bir vakıf kurduğumuzu söyledik. Vakfa çok sevindi. Vakıf faaliyetlerinin yararlı olduğunu ifade etti. Ayrıca siyasi düşüncelerimi kendilerine aktardım. Bize ''Bu işin çilesini, sıkıntısını çekmişsiniz. Bu sizin bileceğiniz yanıdır. Faydalı olabileceğinize inanıyorsanız yapabilirsiniz.'' dediler. Yani o zaman siyasetin acımasızlığını, insanların güç ve kudrete karşı zaaflarını dikkate alarak siyaset yapmamız gerektiğini ifade ettiği manasını çıkardım.

— O günden bu güne birçok görüşmeleriniz oldu. Bu görüşmelerden size kalan hatıralarınızı ve kendisinin tavsiyelerini anlatır mısınız?

M. Yazıcıoğlu: Tabii bunların bir kısmı söylendiği yerde kalması gereken hatıralar, yaşadığımız anda kalması gereken hatıralardır. Ama ben kendisinden hep güç bulmuşumdur. Bizim için manevi bir kuvvet olmuştur. Yalnız üzüldüğüm bir yanı var, o da son Ankara'ya gelişlerinde kendilerini Pursaklar'da ziyaret ettiğimizde bizi akşam eve davet etmişlerdi. Akşam biraz geç olduğu için istirahata çekilmiş olduğunu düşünerek, evi arayıp rahatsız etmek istemediğimizden gidemedik. Bir daha görüşmek de nasip olmadı. O akşam gidemediğimiz için hala üzülüyorum.

— Evet efendim...

M. Yazıcıoğlu: Siyasi Karar Kurultay’ımızdan önce Türkiye'de bildiğimiz gönül dostlarını ziyaretlerimiz oldu. Bunlara gayretlerimizi anlattık. Yani aklımız ve baş gözümüzle tayin ettiğimiz hedefleri bir de gönül dostları nasıl görüyor diye düşünerek bu zatlarla meşveretlerimiz ve danışmalarımız oldu. Bu meyanda Seyda (k.s.) Hazretleri ile de hassaten görüşmüştük. O görüşmemizde kendisi ''Toplayın, toplansınlar, konuşun, tartışın, orası nasıl karar alırsa öyle hareket edin'' dediler. Hatta yakından ilgilendiler. Ne kadar insan toplanabilir ve kalabalıklar nasıl olur hususunda sorular sordular. Kurultay sonrasında kendilerine kamuoyunun beklentilerini anlattık. Kamuoyundaki birlik hususundaki özlemleri aktardık. Bu hususta kendileri de ihlâsınızı bozmayın siz, ihlâsınızı bozmamak kaydıyla birliktelikler yapabilirsiniz. Ama birlikteliğiniz ihlâsınızı bozacaksa o zaman kendi istikametinizde devam edin gibi görüşler ortaya koydular.

— Son cümle olarak neler söylemek istersiniz?

M. Yazıcıoğlu: Baktığımız zaman gönlümüzü rahatlatan, manevi hazzımızı artıran, bize manevi iştah getiren bir Mürşid-i Kamil'di. Dolayısıyla bizim manevi dünyamıza çok güzel, tarif edemeyeceğimiz tesirleri var. Allah ondan razı olsun. Seyda (k.s.) Hazretleri ve cümle Allah dostları bizim manevi ışıklarımızı. Biz onlarla görebiliyoruz. Onun bu âlemden ebedi âleme gidişi bizi çok üzdü. Allah dostları her zaman manevi tasarruflarıyla da bizi kuşatırlar. Cisimleri yanımızda olmasa da bize manevi rota verirler. Onlar birlik sembolüdür. Onlar tevhidin nurlu aynalarıdırlar. Biz onlardan yansımalar alırız. O, gönüller sultanı idi. O Sultan-ı Müslümiyn'di. O şimdi Allah'a ve Allah'ın sevgilisi Hz. Resulullah (S.A.V.)'a kavuştu.

Allah rahmet eylesin.

 

KAYNAK: Kamer Vakfı Bülteni

ŞE
26.03.2009 18:37
#19

Hempher’in itiraflarını okurken, şu olayı hatırladık: Lisede öğretmen iken derste, bir talebem, (Hocam, harpte ölen Müslüman şehid olur mu?) dedi. Evet olur dedim. (Peygamber bunu haber verdi mi?) dedi. Evet dedim. (Denizde boğulursa da, uçaktan düşerse de, şehid olur mu?) dedi. Evet olur dedim. (Peygamberimiz bunları da haber verdi mi?) dedi. Evet, haber verdi dedim. Bir kahraman edası ile ve gülerek, (Hocam! O zaman uçak var mı idi?) dedi. Yavrum! Peygamber efendimizin bir çok isminden biri, Camiul-kelim’dir. Çok şeyleri, bir kelime ile bildirirdi. İşte Peygamber efendimiz, (Yüksekten düşen şehid olur) buyurdu dedim. Bu cevabımı çocuk hayret ve şükran ile karşıladı. Bunun gibi, Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde, çok kelimeler ve hükümler, yani emirler ve yasaklar vardır ki, herbiri, muhtelif manaları bildirmektedir. Bu manaları bulmaya ve aralarından lazım olanı seçmeye (İctihad) etmek denir. İctihad yapabilmek için, derin âlim olmak lazımdır. Bunun için, Sünniler, cahillerin ictihad yapmalarını yasak etti. Bu, ictihadı yasak etmek değildir. Hicretten dört asır sonra, mutlak müctehid hiç yetişmediği için, ictihad yapılamadı, ictihad kapısı kendiliğinden kapandı. Kıyamete yakın, İsa aleyhisselam gökten inecek ve Mehdi çıkacak, ictihad yapacaklardır]

 

Hüseyin Hilmi Işık Rahimehullahu Teala Efendinin bu yazısından uçatka helikopterden düşenin Şehîd olduğunu anlıyoruz, eğer vefât ettiyse Şehîddir.

TR
26.03.2009 20:49
#20

Komşumuz olan bir teyze anlattı. Memleketi, helikopterin düştüğü dağa komşuymuş. 'Çok sarptır o dağ' dedi. 'Çok kişi kayboldu o dağda, cesetlerini bile bulamadık' dedi. Uçurumlarla örülü, yazın bile karı eksik olmaz bir dağmış. Yüce bir baş, yüce bir dağda yatıyor yani dostlar...

 

Ne diyeyim bilmiyorum, çok çok çok üzgünüm. Kaderinde, ahir ömründe evlat acısı çekmek de varmış belli ki o ihtiyar kadının. Ağzı dualı bu 87'lik ninenin gözyaşları ateş damlaları halinde kalbime sızıyor sanki. Ne anlatayım, ne diyeyim bilmiyorum. Anlatamıyor, hissediyorum. Hisler nasıl anlatılsın ki. Kaza zaten trajik de, onu daha da acı hale getiren, insanın yüreğine saplanan ufak detaylar var ki değinmemek elde değil... Muhsin başkanın partililere bir hafta kadar önce 'Bu havada helikopter mi kullanılır, öldürecek misiniz beni' demesi, o çatallı Anadolulu sesiyle 'Adaylarımı size, sizi Allah'a emanet ediyorum' vasiyeti, mitingde ilk defa helikopter kullandıklarını söylemesi, İHA muhabirinin 112 ile konuşması... Vahşi hayvanlar, -15, -16 derecelik hava, kar, sis, kanamadan dolayı vücut sıcaklığını kaybeden, yaralı ve hareketsiz bedenler ve 24 saati geçen ıpıssız, susuz, belki cesetlerle kucak kucağa bir bekleyiş... Söylemeye dilimizin varmadığı şey hepimizin zihninden geçiyordur, telafuza ne hacet... Allah korusun onları, mucizeler gerçekleşsin, başka nasıl dua edelim ki.

 

Ben bu adamı çok seviyordum. Ne partisine oy verdim, ne verirdim ve ne de vereceğim. Alperen ocağı tayfasından da genel manada pek haz eden biri değilim. Fakat bu adam, partisinden de bağımsız olarak bambaşka bir insandı, davasına gönül vermiş, adam gibi bir adamdı. Onca siyasetçinin içinde kendini temiz koruyabilmiş, eğilmemiş, bükülmemiş, muhalefet edebilmek adına meydanlarda nasıl saçmalayacağını şaşırmış halde kırk beş beygir kudretiyle böğüren benzerlerinin yanında efendiliğini ve dava sadakatini hep muhafaza edebilmiş numune-i imtisal bir şahıstı... Müridciğim hatırlayacaktır. Ak Parti seçimleri ikinci kez kazandıktan sonra uzlaşma mesajları göndermeye başladığında ona 'Ulan keşke şu adamı da kabineye alsalar, uzlaşma adına harika bir mesaj olurdu' filan demiştim. Olmadı... Kolay kolay adam beğenmezdim, bir tanesi daha eksildi. Hani arada sırada 'Bazı partiler vardır, herkes onlara sempati besler fakat barajı geçeceğine inanılmadığından oy alamazlar' denirdi de Muhsin Bey misal gösterilirdi... Devlet yönetmesi için değil, onun gibi bir siyasetçinin varlığını hissetmemiz için, vicdanımızın tahtının boş kalmaması için ihtiyacımız vardı ona. O, içimizden yükselen sesin akl-ı selim surlarında ve dava kalelerindeki yankısıydı. Bu memleketin önemli bir değeriydi Muhsin başkan, benzeri bir siyasetçi zor gelir. Ne diyeyim... Bağrından bir başkası fışkırana kadar, ey Anadolu, başın sağ olsun... Gözyaşlarımız, Muhsin gibi güzel adamları yetiştirmeye yetecektir bir gün inşallah...

 

80 öncesi komünistlerinin piç kuruları bazı sitelerde, Muhsin Bey tarafından acıtıldığı aşikar olan bir yerlerine kına yakma ayinleri düzenliyor. Allah bin türlü belalarını versin, ne diyeyim. Allah bu şerefsizlerin topunu kahretsin. Ne pislik, ne basit seviyeli, ne it oğlu it adamlarmışsınız yahu. Muhsin başkan belki de şehit... Siz, köpekler gibi gebereceksiniz bir gün...

 

Helikopterin pilotu ATV'de oynadığı dizide ne diyordu, 'Hiçbir helikopter havada kalmamıştır'...

 

Şu anda televizyonda İHA muhabiri İsmail Güneş'in 112'deki bayanla konuşması var da, yok arkadaş, dayanılır gibi değil... :shake2:

26.03.2009 22:36
#21

Demek öyle be Reis....

 

Demek Maraşın -15 derece soğuğunda, sabote edilen bir helikopterin enkazında kalmakda varmış..

 

Bilmiyoruz Reis yaşıyormusun, sağmısın...Yoksa...Aklımıza dahi getirmek istemiyoruz...

 

Hatırlarmısın Reis Mamak zindanlarını...Bir metre karelik bir yerde üç tane Komünistle kalmıştın..Tabutlukları hatırlarmısın Reisim Namaz kılamadığım günlerdi, çıldıracak gibi olurdum derdin..Elektirik verildiği, sopa ile kaba dayak atıldığı ve toplumun hizaya sokulduğu!!!!! o günleri hatırlarmısın...Sen o günleri yenmiş, "Estağfirullah" Boğmuş lidersin Reisim...

 

Hani Seyda Hzlerinin sağ olduğu, etrafını aydınlattığı günlerdi.O Mübarek Menzil köyünde görmüştüm seni..Genç bir Arslan gibiydin, İdealizminin doruğundaydın...Mübarekden izin almaya gelmiştin parti kurmak için.Seydamda adı "BİRLİK" olsun demişti..Birlikten Dirlik doğar demişti sana..O seni çok severdi be Reisim..Şu an mürşidine ulaştınmı bilmiyorum ama sana en çok ihtiyacımız olan bir dönemde muammadayız..

 

Sen kahpe teklifleri hep reddettin..Para yardımlarını kabul etmedin..Her zaman mazlumun yanında oldun..28 Şubat garabetinde sende olan duruş kimsede yoktu be yiğidim...Hani Maraş Mitinginde dedinya ilk defa helikopterle parti çalışmasına katılacağız diye..Şimdi yüreğim cız ediyor yiğidim...Yüreğimiz cız ediyor...Bu şerefli duruşun sana başbakanlık getirmedi, bu temiz vicdanın koltuk sağlamadı sana Reis...Keşke binmeseydin o helikoptere Yiğidim...Keşke.....

 

Ben inanıyorum...İnanıyorumki Sadatların himmeti senin yanında olacaktır...O karla kaplı tepelerde Rabbim seni mübareklerin yüzü suyu hürmetine koruyacaktır Reisim..

 

Dön artık.. Dön...

KI
27.03.2009 02:29
#22

Sonradan tanıdığım sevgilimin “has odası”nın kapısına köpeklik vazifesiyle kıvrılırken, gözümü açtığım, içinde büyüdüğüm menfi tarafları şahıslarıyla kaim,terbiyesiyle yetiştiğim camiamın kapısından bir daha dönmemek için ayrılırken,kapı aralığından bir Kılıçkıran ağabeyimi bir de seni…Seni yüreğimin kollarına sararak ayrılmıştım be Reis her ne kadar onlar sana öyle böyle demişseler de…

 

İçimden atamadığım ne kadar da uğraşsam yüreğimden sökemediğim, işte ta şuramda kancalı bir zıpkın gibi kalan, içimdeki o hala safi, o hala bir köşesindeki dirice “Türk-İslam Ülküsü”nü yaşatan meğer senmişsin be Reis!..Ne çok özlemişim Reis demeyi sana!..

 

Bizi affet Reis!

 

Sen Büyük Doğu gençliğini, yarenin yoldaşın bildiğin,bedenen yanında hatta bizi o soğuk siyasetin muktezasınca kelle hesabına biriktirdiği rey kumbarasının başında görmesen de kırılmayacığını,içimdeki şahsi ateşe binaen bizi affedeceğini bildiğimiz halde affet bizi koca yiğit!

 

 

Ey Peygamber aşığı!..Ey yüce gönül!..Ey mazlumluğun remzi!..Ey çilenin adamı!..Ey gariplerin sesi!..Ey tevazunun büründüğü,çirkinin ve zulmün bile seni işaretlediği güzel insan!

 

Reis!..

 

İki gecedir, gözyaşlarımıza dualarımıza Rabbimiz şahid!

 

Dostlarımız da şahit olsun ki seni bir seni unutmadık bir seni gönlümüzden silmedik,toprağa kadar da silmeyeceğiz Reis!

 

Sen iki gecedir orada öylece üşürken ve seni orada öylece soğukta düşündükçe biz donduk..Donduk ve utandık be güzel insan!...Vardık dediler,yaklaştık dediler,cümle alem,asker,devlet seferber oldu dediler,her saniye geçişi içimiz parçalandı;”hani nerde 400 metre kaldı,yok sinyal bulundu..” Utancımız, acizliğimiz alem sathını kuşattı da bir sana ulaşamadık canım ağabeyim! Seni o dağ başlarında bilmem hangi kahpe tertiplerle,güya “bozkurt” kılığına bürünmüş, güya kadim “davadaşlar”ının şimdilerde Kemalist zorbalara şirinlik çabasındaki ..”..ama o bizi terk etti” sözüyle başlayan ön koşullu sahte matemci çakalların hevesiyle parçalamak,yem etmek istediler!!! …

 

 

Yıkıldık haberinle reis!

 

 

Hele o mübarek, düşüpte boynunda saatlerce ağlanası annenizin,o bizden,o Anadolu sıcaklığındaki o safi, o tertemiz yüreğinin aksettiği duruşuyla gözyaşlarını görünce daha bir yıkıldık güzel ağabeyim!..

 

 

Ümit mi?..Allah’a tam teslim olmuş bir yiğidin kardeşlerine ümitsizlik düşmez…Ama yürek bu can bu eriyoruz her saniye!!

 

 

“Sonsuzlu düşünüyorsun” ya, “İçim huzur dolu” diyorsun ya,”Ey sonsuzluğun sahibi sana ulaşmak istiyorum” diyorsun ya…”üşüyorum “diyorsun ya…Sevgiline kavuşmak istiyorsun ya…

 

Bizde biraz daha kal sana ihtiyacımız var diyoruz be Reis!

 

 

Yüce Rabbim’in izniyle,Habibinin yüzu suyu hürmetine…

 

MA
27.03.2009 03:34
#23

Ne söylenebilir bu durumda, kelimeler düğümleniyor...bundan 15 yıl önce Beykoz'a ziyerete geldiğinde ilk kez yakından görmüştüm... Ocağın küçük odasına doluşarak sohbetini dinlemiştik..Ne kadar saf, temiz, içten ve sıcaktı...Ruhunun güzelliği yüz ifadesinde huzur veriyordu bakanlara..Bir türlü istikamet tutmayan partisini, çevresindeki pırıl pırıl gençliğini alarak ayrıldığında ne çok sevinmiştim; Ünv. duvarına Başbuğ Muhsin yazdığımı hatırlıyorum.....Kaza üzerinden 40 saat geçti ne utanç verici bir durum...Ahhh bunca yıldır makamları işgal eden küçük insanlar ne kadar geri bıraktılar şu memleketi,doğru düzgün işleyen tek bir kurum ve icraat göremeyecekmiyiz...Adnan Kahveci ve Recep Yazıcıoğlu geldi aklıma, şimdide Muhsin Yazıcıoğlu...Üç dürüst ve pırıl pırıl insan ve nasıl olduğu belli olmayan üç kaza... Onca çile ve inkisara rağmen dimdik ve dümdüz yürüdü ömrünce, bütün doğruların ve değerlerin tersyüz olduğu rezil politik dünyada, nihayet istikbal ona gülecek diye düşünürken...Allahım bitmesin yürüyüşü muhsin başkanın, Allahım sen kadir-i mutlaksın; onu, sevdikleri hürmetine sevenlerine bağışla, güneşini kapatma, üşümesin Allahım ne olur...

AL
27.03.2009 08:07
#24

nasa yetkilileri, kaza bölgesinde '' 3 canlının vücut sıcaklığını '' hala koruduğuna dair önemli bir veri kaydetmişler. bu da şu demek oluyor ki; helikopterin içinde 40 kusür saattir kurtarılmayı bekleyen 3 can var. amerikan casus uçakları helikopterin derin bir uçurumun içinde olduğuna dair, doğruluğu muamma olan bir bilgi de vermişlerdir ne var ki bu da ispatlanamamıştır. zira nedense sinyali sadece nasalı yetkililer almakta, türk yetkililer güzellik uykusuna yatmış olduğundan; helikopterden gelen sinyalden, vücut sıcaklığından, vesaireden bi haber, allahın dağında, eksi 15 derecede ve kötü hava şartlarında 3000 kişiyle beraber bit kadar helikopteri bilmem kaç kilometrekarelik alanda aramaktadırlar...

 

ifade etmek istemiyorum, hatta düşünmek bile korkunç ama bu '' 3 canlının vücut sıcaklığı '' aklıma dehşetli bir vehmi de getirdi. 3 vahşi kurdu ! tabi ki bunların yanına, kan kaybını, açlığı ve susuzluğu ve aynı zamanda soğuk havayı da eklemek lazım. belki de kaza esnasında yaşıyor olan kazazedeler, ihmalkârlığın neticesi sonunda kuvvetle ihtimal artık yaşamıyor olabilirler. zira, cep telefonuyla 112' yi arayan gazetecinin telefonu şarjın bitmesi neticesinde kapanıyor ! peki diğer 5 kişinin cep telefonu ne alemde ? onlar hiç kimseyi aramadı mı ? yahut arayamadılar, sebebi malum... bir başka deyişle, çok düşük bir ihtimal ama, altısının birden mi şarjı bitti ?

 

diyelim açlığa ve susuzluğa tahammül ettiler, farz muhal helikopterin içinde kalarak soğuk havaya ve vahşi kurtlara da tahammül ettiler, kan kaybeden bir insan, kesinlikle açlığa ve susuzluğa birkaç saatten fazla tahammül edemez. o havada, o şartlarda, hem yaralanmalarının hem de soğuğun verdiği etkiyle, muhakkak ki uykuları gelmiştir ve gayet açıktır ki, bu şartlar altında uyuyan kişilerde, belli bir süre sonra vücut direnci düşer, kan basıncı azalır, yaralanmanın, soğuğun ve açlığın verdiği hissizleşmeyle maalesef mevt müşahade olunur...

 

dilim varmıyor ama,

allah hepsine rahmet eylesin... mekânlarını cennet eylesin...

 

pkk kamplarının bbg evi gibi izlendiğini iddia eden genelkurmay' a da buradan öpücüklerimi gönderiyorum...

 

bir dakika !

 

çok çok özür dilerim... bu aciz vatandaşı affedin... tsk lâikliği ve atatürk ilkelerini korumakla mükellef diyyy mi ? böylesine olağan dışı durumlarda onlardan hareket beklemek, ölüden takla atmasını istemek kadar abes olur diyyy mi ? pardon, çok çok özür dilerim ! aman lâiklik elden gitmesin, hatta siz hiç zahmet etmeyin, zavallı halk olarak arama tarama çalışmalarını bizzat biz yürütelim. yarından tez yok bir skorsky helikopteri, iki ec 725 helikopteri, 1 adet 2. dünya savaşından kalma rus askeri uçağı ve planörle havacılık hayatıma başlıyorum. alatav silâhlı kuvvetleri bu tür hadiselerle ilgilenecek, o sırada siz, rahat yastıklarınıza yaslanıp, sıcak koltuklarda atatürk' ü ve lâikliği savunabileceksiniz... sizin teminatınız benim şeker çocuklar !

A.
27.03.2009 10:42
#25

bugün öğleye kadar bulunabilir dendi İnşAllah sağ salim bulunurlar.Şehitlik için erken.

BU
27.03.2009 11:31
#26

Bir sancılı bekleyiş,

Bir doğurgan hasret...

AC
27.03.2009 11:59
#27

Alatav kardeşim dur yahu sen dünyanın bilmem "kaçıncı büyük ordusu" bulur herhalde..

 

Nasılda kandırıyoruz kendi kendimizi, yok 4. büyük ordu yok en gelişmiş bilmem kaçıncı ordu falan filan. Avrupa da olsaydı bu kadar zaman alır mıydı acep bi helikopteri bulmak..

 

İşin ilginç yanı şu ki bulamamak üzerine planlanmış sanki arama metodları, koordinat belirleyip bi oraya bakmak nasıl aramadır yahu :shake2:

BU
27.03.2009 16:28
#28

Enkaza ulaşıldı

 

Muhsin Yazıcıoğlu'nun da bulunduğu BBP helikopterinin enkazı 'Kanlıçukur' mevkiinde bulundu. 2 bin 2 bin 200 metrek yükseklikte bulunan enkaza ulaşmak için ekipler yola çıktı. Görgü tanıkları enkaz çevresinde cesetlerin olduğu bildirildi. Bölgeden çelişkili haberler gelmekle birlikte cesetlerin arasında BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu bulunmuyor.

 

Döngel Köyü'nden aramalara katılan 17 kişilik bir avcı grubu köylerine dönerken arama çalışmalarının olmadığı ters bir bölgeden geçerken enkaza rastladı.

 

Döngel Köyü Muhtarı Yılmaz Tilki olay yerine ulaştıklarını ve enkazda 4 ceset bulunduğunu söyledi.

 

Muhtar Yılmaz Tilki, helikopterin enkazının 150 metrekarelik bir alana yayıldığını söyledi. Ankazın açık ve geniş bir alanda yer aldığını belirtti.

 

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekileri taşıyan ve önceki gün düşen helikopterin enkazın yerinin tespit edildiğini ve ekiplerin bölgeye gönderildiğini açıkladı.

 

Beşir Atalay, Göksun'da yaptığı açıklamada, helikopterin Elmadağ ve Sisne arasında bulunduğunun belirlendiğini söyledi. Derhal ekiplerin yola çıkarıldığını kaydeden Atalay, gelişmelerle ilgili an be an bilgi verileceğini bildirdi.

 

Enkaz, aramaların ilk günden ber, yoğunlaştırıldığı ELMADAĞ ile SİSNE bölgesi arasındaki Tekir Kasabasında yer alan Döngel Mağaraları'nın üst kısmında yer alan, Keş dağındabulundu.

 

Ekipler bölgeye gidiyor...

HA
27.03.2009 18:13
#29

Allah rahmet eylesin. Çok üzgünüm. Ne yapalım, takdir Allah'ın. Demekki bu daha hayırlısıymış. Allah kulunun günahlarını örtüp cennetine kabul eylesin. Geride kalan eşine, çocuklarına ve tüm ailesi ayrıca sevenlerine sabır için duacıyım. Kişiler gelip gider, önemli olan davadır. Allah isterse ne olmaz ki! Vesselam...

Ruhuna el-Fatiha...

AS
27.03.2009 18:19
#30

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor

Bir hilal uğruna Yarab ne güneşler batıyor

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker

Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi

Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın

Gömelim seni tarihe desem sığmazsın

Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber

Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber

TR
27.03.2009 18:33
#31

Muhsin Başkan

 

Türkiye'nin açık duran temiz sayfalarından biriydi. Onun arkasından yazmak ve bu sayfanın kapandığına şahit olmak çok zoruma gidiyor. O bizim gençliğimizin lideriydi. Hep, hem bizden, hem de bizden fazla biriydi. Kendimizi onda bulduk ve onunla temsil

ettik. O bizim yüreğimiz, bizim duruşumuz, bizim sesimizdi. Zaman zaman korksak da, o bizim hiç geri adım atmayan cesaretimizdi. Dünya telaşı ile yalpalarken, o cetvelle çizilmiş gibi dümdüz yolunda ilerleyen gölgemizdi. Hiç eğilmeyen başımız, hiç zedelenmeyen onurumuzdu. Zamanla biz onu yalnız bıraksak da, o bizden hiç vazgeçmedi.

 

O bizim Muhsin Başkan'ımızdı.

 

1976 yılının Eylül ayının başlarıydı. Siyasal'da yeni öğrencilerin kayıtları devam ediyordu. Dev-Yol, fakültenin girişine masayı kurmuş, gelenleri zorla derneğe kaydediyor, haraç alıyordu. Bize selam verip kayıt yaptırmaya gidenlerden birkaçını da sıkıştırmışlar. Sorumluluk bendeydi. Yardım istedim. Site Yurdu'nda iki kişi beni buldu. Mütevazı ama çok kararlı görüneni benimle konuştu. Muhsin Yazıcıoğlu ile ilk karşılaşmamdı.

 

İki saat sonra, kulaktan kulağa yayılan, iki kişinin Siyasal'ı bastığı ve iki metre boyundaki Sedat'ın herkesin ortasında adamakıllı dayak yediğine dair inanılması güç bir rivayeti dinliyordum. Birkaç gün sonra burnu bantlı Dev-Yol liderini görünce ben de bu hikâyeye inandım. Bu anekdotu, 70'li yılların Muhsin Başkan'ını resmetmek için aktardım. O yıllarda onu tanıyan herkes, size benzer hikâyeler anlatacaktır.

 

Sonra Genel Merkez'de beraber çalıştık. Bizim genel başkanımız olmuştu. Doğuştan lider özelliklerine sahipti. Şiddetin tırmandığı yıllarda zirvedeki adamlardan biriydi; ama sükûnetini ve sağduyusunu hiç kaybetmedi. Olanlardan hepimiz sorumluyduk; ama irade bize ait değildi. Çaresizlik içinde güvenecek bir dal arıyorduk. Hepimiz ona güvenirdik. Hepimiz ona inanırdık. Bizi yarı yolda bırakmayacağını, bize yanlış yaptırmayacağını bilirdik.

 

O yıllarda, ülkemizin ciddi bir tehdit altında olduğuna inanmış ve aynı davaya gönül vermiştik. Ama siyaset ideolojik saflığı bozuyordu. Partinin gündelik siyasete endeksli tutumu ile bizim "kesin inançlı" tavrımız sık sık çatışıyordu. Eleştirilerimiz "Albay"a kadar çıkmasa da, 77'de sayıları artan milletvekillerini hedef alabiliyordu. Çok sert restleşmeler yaşadık. Muhsin Başkan bu sürtüşmeler boyunca dimdik durdu. Onun desteğiyle Ülkü Ocakları bünyesinde daha muhafazakâr ve daha toplumcu bir çizgi giderek netleşmeye başladı. Manzara dışardan göründüğü gibi değildi. O yıllarda da sonra da bizim tek liderimiz Muhsin Başkan'dı.

 

Cezaevinde geçirdiği 7,5 sene zarfında ve sonrasında da bizim liderimiz olmaya devam etti. Hepimiz ona "Türkeş'in halefi" gözüyle bakardık. Aksini düşünen de çıkmazdı.

 

Ne var ki liderler haleflerden hoşlanmıyorlar. Türkeş, yakın çevresini sürekli değiştirerek yoluna devam eden bir politikacı idi. Muhsin Başkan'ı değil ama, onun yakın arkadaşlarını çembere aldı. Muhsin Başkan, kendisine güvenenleri yarı yolda bırakmamak uğruna MHP'den ayrılmak zorunda kaldı. Ayrılırken geride geçmişten intikal eden bir şey bırakmadı, hepsini aldı yanında götürdü.

 

Politikada farklıydı. Hep gerekli esnekliği gösteremediğini, kişiliğinden ve prensiplerinden ödün vermediğini düşünmüşümdür. Politika saf inançla yürümüyor; Muhsin Başkan hesap değil, gönül adamıydı. Politikanın içine taşıdığı kendi dünyasının bu toplumdaki karşılığını, evvelki akşam Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi önünde endişe içinde ağlayan gençlerin yüzünde gördüm. Galiba onu tanıyanların, hepimizin yüzü öyleydi.

 

İnsanın içinde bir şeyler ağırlaşıyor ve kopuyor. Kopan bedeninizden, yüreğinizden, beyninizden veya geçmişinizden bir parça değil. Her şeyinizin iyi ve güzel yanlarına dair çok esaslı bir şey. Özünüze dair.

 

Son dakikalarında, o helikopterde herkesi nasıl sakinleştirdiğini, nasıl kaya gibi metin durduğunu gözümde canlandırırken, bizler niye darmadağın oluyoruz?

 

Ah başkanım ah; bize kaybettirdiğinin ne olduğunu bir bilseydin.

27 Mart 2009, Cuma

 

Mümtaz'er Türköne

 

 

 

Allah rahmet eylesin büyük insan...

27.03.2009 18:37
#32

Allah rahmet eylesin.

 

“Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber…

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?..”

**
27.03.2009 19:12
#33

Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır

 

Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum

 

Gözlerim parke parke taş duvarlarda

 

Açılıyor hayal pencerelerim

 

Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

 

Kekik kokulu koyaklardan aşarak

 

Güvercinler ülkesinde dolaşıyor

 

Bir çeşme başı arıyorum

 

Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp

 

Mis gibi nane kokuları arasında

 

Ruhumu dinlemek istiyorum

 

Zikre dalmış her şey

 

Güne gülümserken papatyalar

 

Dualar gibi yükselir ümitlerim

 

Güneşle kol kola kırlarda koşarak

 

Siz peygamber çiçekleri toplarken

 

Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

 

Huzur dolu içimde

 

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

 

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

 

Durun kapanmayın pencerelerim

 

Güneşimi kapatmayın

 

Beton çok soğuk, üşüyorum...

 

Muhsin YAZICIOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

muhsin başkan olabilecek en temiz siyaset yapan adamlardan biri idi...

memleketlimdi de çok üzgünüm...

TU
27.03.2009 19:21
#34

Rabbim, kabrini cennet bahçelerinden eylesin! Biliyorum, şuan sorgu-sual... En zor geçitlerden... Bu dünyada yapmış olduğun bütün güzellikler şimdi yardımcın olsun, ebedî mekânın cennet olsun!

 

O kadar duygu yoğunluğu yaşıyorum ki, eve geldim annem, adaşım olan teyzenin ölümünü söyledi ki Allah rahmet eylesin! Büyük insan zaten tüm gün aklımdaydı. Ölmemesi takdirde yürüdüğü yolda, davasında paylaşacağı başarıları düşündüm...

Tekrar umudum, duam, zorlu hayat imtihanında vermiş olduğu mücadeleler, vermediği tavizler, hep toplanıp yardımcısı olsun!

 

"Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim

Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum." -Kabrin inşaallah üşütmez-

AD
27.03.2009 19:33
#35

İnna lillah ve inna ileyhi raciun.

 

Hak Teala Yüce Allah, Muhsin Yazıcıoğlu'na ve beraberindekilere gani gani rahmet eylesin.

Ailelerinin ve sevenlerin ve tüm İslam Aleminin başı sağolsun.

 

................................................................................

.........................................................

 

Böyle bir düzende yaşadığım için utanıyorum.

Takdirdir, evet amenna amma tedbir almak da Hak Teala'nın Hakim ismine uymaktır.

Evet, böylesi büyük bir insan, göz göre göre hayattan azat edildi.

 

Sivil savunma ekiplerince bulunmak da ne demekmiş???

Demekki, hiçbirimizin tedbir çerçevesince yaşama şansımız yokmuş.

 

Yazıklar olsun.....

BD
27.03.2009 20:25
#36

Hepimizin başı sağolsun... Benimse bir günde ikinci kaybım... :shake2:

AL
27.03.2009 20:39
#37

Bu, basit bir kaza değil, büsbütün bir devlet zaafıdır ! Köy korucuları, enkaza ulaşırken, TSK hangi cehennemde anlamak mümkün değil ! Aslında kader sanki ağlarını bir nakış misali örüvermiş. Kazanın olduğu yer o kadar dağlık ve o kadar sarp ki, Doğu Anadolu' dan hiçbir farkı yok. O muhteşem Torosların uzantısı bir dağ silsilesinin Keş Dağı mevkisinde, açık bir alanda, adeta '' ben buradayım '' denilecek bir noktada bulundu enkaz ! Yazıklar olsun !

 

Telefonları dinleyenler, teröristlerin içtiği sigara markasına kadar tespit edildiğini ve izlendiğini iddia edenler şimdi hangi yüzle çıkıp konuşacaklar merak ediyorum. Benim artık o sözde operasyon görüntülerine de itimadım kalmadı. Bitlis veya Bingöl değil, Kahramanmaraş' ta, düşen bir helikopteri bulamayan aciz bir devlet, ve bu acziyetini devletle aynı oranda pekiştiren bir TSK var karşımızda ! Ben acıyorsam, o soğukta o dağlara tırmanan fukara Mehmetçiğe acıyorum. Ellerinde silahlar, hangi yöne gittikleri belli değil, görüş mesafesi belki 30 metre, ama yüzlerce kilometrelik alanda ufacık bir helikopter aranıyor ! Fakat İlâhi ! Şartlar da berbat, bunu biliyoruz. Bölgede ne hikmetse benzeri zamanlarda görülmemiş bir kar fırtınası var. Bunu geçelim, doğa şartlarıyla teknolojiniz ne kadar yüksek olursa olsun baş edemezsiniz fakat;

 

Enkaz yanlış yerde aranmıştır ! Dağın öteki yanında aransa, ki enkaz dağın eteklerindeydi, çabucak bulunabilirdi. Bu adamlar zirvelere kadar çıktılar bulamadılar, halbuki öbür yamaçta, çok daha makul bir düzlük alanda yatmaktaydı enkaz. Muhsin Yazıcıoğlu' nun bulunamadığı iddia ediliyor. Olay yerinde şimdiye kadar 5 ceset tespit edilebilmiş. Ancak kimlik çıkarımı yapmak mümkün değil zira, köy korucularının tabirine göre cesetlerin suratlarında 2 parmak buz tabakası varmış. Yani büyük ihtimalle, kazadan değil donarak vefat etmişler !

 

Bu, topyekün bir devlet zaafıdır ! ve bu ihmalkârlık, oradaki 6 cana maloldu... Veyl o kimselerin üzerine olsun ki, onlar üstlerine vazife olmayan işlere kalkışırlar ama böyle durumlarda ortaya çıkmayıp oturdukları yerden kıç büyütürler ! Hepsine yazıklar olsun. Şükranlarımız, bölgede arama kurtarma çalışmaları yürüten kahraman askerimize ve kendi imkanlarıyla seferber olan köy korucularımıza ve sivil vatandaşlarımıza, sivil savunma derkeklerimize ve AKUT' a' dır... Allah, kazada vefat eden herkesin mekanını cennet eylesin... '' Donarak ölenlerin '' şehid olduğuna dair bir hadis duymuş idim... Sahih bir hadis olduğunu zannediyorum... Allah, onları şehidlik makamına kabul etsin, geride kalanlara sabır versin...

 

Genelkurmay size de bir çift sözüm olacak;

 

Lâikliği savunmaya devam ! Amman, bu kafası ezilmesi gereken küçük irticacılara yaşam hakkı tanımayın ! Seni gidi inkılâp düşmanı seni, demek rejim karşıtısın ha '' deyip eziverin küçük böceklerin kafalarını... Aman ha, aman ! Sizin vazifeniz bu ! Siz, böyle durumlarda en son haber verilmesi gereken kurumların başında geliyorsunuz ! Öpüyorum sizi Genelkurmay... Bütün yetkililerinizi tek tek öpüyorum...

AC
27.03.2009 21:03
#38

Ölüm Allah'ın emri, ölümüne değil böyle ölmesine olmalı tepkimiz, Alatav'ın yazdıklarına katılmamak mümkün değil. Onun kadar temiz biri şimdiye kadar gelmedi bundan sonrada gelmesi çok zor..

 

İnşAllah şehittirler, Allah rahmet eylesin.

MU
27.03.2009 21:11
#39

Allah rahmet eylesin, mekânları cennet olsun. Çok acı, çok üzücü bir olay..

HA
27.03.2009 21:30
#40

Sayın BDG ağabeyim sizin kaybınız nedir? Acı paylaşıldıkça azalır.

Bu arada gönüldaşım ALATAV, bende seni gözlerinden öpüyorum!

NF
27.03.2009 21:36
#41

Selamlar,

 

Kazadan ilk haberdar olduğumuz andan beri an-be-an artan korkumuz malesef gerçekleşti. Zaten dün öğle vaktinden sonra mucize bekler olmuştuk hep beraber. Allah'tan geldik, ona döneceğiz. Hepimizin başı sağ olsun. Neredeyse tüm muhafazakarların, tüm memleket sevdalılarının gönlünü kazanabilmiş ve günlük politikanın çarklarında kendini kaybetmemiş, sağlam ve efendi duruşunu koruyabilmiş, hayatının her anında davasını gerektiği şekilde temsil edebilmiş; ehl-i tarik bir şahsı kaybettik. Abimizi kaybettik.. Bir lafazanı değil, bir aksiyoneri kaybettik... Allah ona ve yanındakilere rahmet eylesin, tüm çektiklerini günahlarına kefaret saysın, makamını yükseltsin... Böyle bir veda olması üzüyor elbette. Yeri belli olan bir enkaza bile saatlerce ulaşılamadı. İnşallah helikopter ilk düştüğünde hayatını kaybetmiştir şeklinde bir temennide bulunmak ne kadar doğrudur bilmiyorum fakat içimden bu geçiyor. Göz göre göre, çaresizlik içerisinde dondu insanlar...

 

Allah mağfiretini esirgemesin üstlerinden.

 

Güle güle delikanlı dava adamı...

 

Saygı ve selamlarımla...

AK
27.03.2009 21:59
#42

TÜRK İSLAM ÜLKÜSÜNÜN İMANLI NEFERİ SONSUZLUK SAHİBİNE ULAŞMIŞTIR.HERŞEYİN HAYIRLISINI BİLEN ALLAH'TAN TÜRK İSLAM FEDAİLERİNE SABIR DİLİYORUM...

YA
27.03.2009 22:20
#43

hepimizin başı sağolsun.

 

muhsinv.jpg

27.03.2009 22:42
#44

Allah rahmet eylesin..

 

Necip milletimizin başı sağolsun...

BI
28.03.2009 00:35
#45

başımız sağolsun allah cc taksiratını affetsin..dualarımızda unutmayalım..sayın yazıcıoğlu TÜRK-İSLAM ülküsüne hizmeti geçmiş bir şahsiyettir...

BI
28.03.2009 00:37
#46

Huzur dolu içimde

 

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

 

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

 

Durun kapanmayın pencerelerim

 

Güneşimi kapatmayın

 

Beton çok soğuk, üşüyorum...

 

Muhsin YAZICIOĞLU

AD
28.03.2009 01:58
#47

Şimdi de bu gece saat 00:10 itibari ile BBP Genel Başkan Yardımcısı, enkazdan 4 cesedin çıktığını ve Muhsin Yazıcıoğlu ile diğer bir kişiye hala ulaşılamadığıı bildirdi.

 

 

Yüzkarası gittikçe büyüyor.

Bir açıklama yapacak devlet büyüğü(!!!!!!!) yok mu yani.

Acziyet bu kadar mı büyük, rezalet bu kadar mı diz boyu?

RA
28.03.2009 09:10
#48

Tarihimizi şahsiyetiyle bütünleştirmiş, yaşamıyla,duruşuyla,fikirleriyle örnek bir insandı.. İlk andan itibaren büyük üzüntü duydum..Rabbim kendisinden razı olsun inşAllah, ailesine ve sevenlerine sabır versin.

NF
28.03.2009 09:37
#49

Selamlar

 

Kendi sesinden malum şiir... Download için tıklayın

 

Biz de üşüyoruz, kanımız donuyor, içimiz yanıyor biz üşüyoruz....

 

Saygı ve selamlarımla

AD
28.03.2009 16:38
#50

Kesin bilgi geldi ve Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'nun da hayatını kaybettiği açıklandı.

Çok az da olsa ümidimiz vardı ama Allah büyük, neyi, nasıl isterse öyle yapar elbet.

"Allah'ın takdirinin önüne geçilmez fakat tedbir almak da Allah'ın Hakim ismine uygun davranmaktır" demiştim daha önceki yazımda da.

 

Tamamen ihmalsizlik ve sır dolu ölümler.

 

Bu konu ile ilgili daha ilk günden lakayt davranan, yalan-yanlış haberler ile kriz masasında halkımızı keriz yerine koyan bütün merciilerinin derhal, vakit geçirmeden istifa etmeleri ve olayın sorumlularının daha doğrusu cinayet diye baktığım bu olayın faillerinin bulunması gereklidir.

 

Bu basit bir kaza değil, bu kurban seçmek, bu katletmektir.

 

Evet, sayın Reis öyle ya da böyle, birilerince katledildi.

 

 

Acımız büyük, acziyetimiz büyük.

 

Yazıklar olsun ki böyle bir düzende yaşıyoruz....

 

 

Hepimizin ve tüm İslam Alemi'nin başı sağolsun.............

AC
28.03.2009 18:50
#51

NFK-Fan'ın verdiği linkteki şiire buradan da ulaşabilirsiniz, görüntü kalitesi biraz düşük oldu format değiştirmemden dolayı.

ŞE
28.03.2009 23:32
#52

Muhsin Başkan ve yanında vefat edenler için 3 ihlas bir fatiha okuyalın İnşaAllahu Teala

YE
29.03.2009 03:13
#53

Ahlakı islam ahlakıydı.Davası Allahın rızasıydı.Duruşu sahabe duruşuydu.Allahım rahmeti bol Allahım günahlarını affetsin cennetine nail etsin.Toprağı bol olsun.Resulu Ekremin komşusu olsun.(Amin)

SA
29.03.2009 15:16
#54

Yazıcılar gittiler,

Oğullarıyla beraber...

ohhb

 

Muhsin Yazıcıoğlu ve Recep Yazıcıoğlu'nun ardından...

BU
30.03.2009 09:21
#55

Güle güle Gül yüzlü adam. Ben sana şehadet ederim, Mevlam'da senden razı olur inşallah. Mekanın ''alperenlerle'' yan yana olsun Muhsin Başkan/Gardaşım/Yiğit Adam...

 

Belki ciğerimi yaktın, belki hüzne boğdun beni vakitsizce. Varsın olsun, Allah'ım sana ''mükafatını'' ahirette versin inşallah. Çile'den kaçmadın, makamlara tevessül etmedin, söze değil, öze gönül verdin.

 

Ne tabutluklarda eğildin, ne işkencenin bin bir türlüsünde, ne hücrede, ne mahpushanede. Milletin namusuna yönelen tankada selam durmadın, meclisin tasfiyesini isteyen şer odaklarada eyvallah demedin.

 

Üşüyorum dedin, beni de yaktın bre Muhsin Başkan. Öyle bir yaktın ki; seni bilen ve bilmeyen, tanıyan ve tanımayan, siyasi görüşüne destek veren ve vermeyen herkesi yaraladın, mahsun bıraktın...

 

Tekrar ve tekrar ve tekrar: Allah'ım seni cennetine koysun, yolundan gittiklerinin yanına alsın.

NE
30.03.2009 15:15
#56

Bir aksilik çıkmazsa cenazeye katılmayı düşünüyorum inşallah, bu gece yola çıkacağım... Cenazeye katılacak arkadaşlar olacaksa buluşup, birlikte hareket edebiliriz.

MU
30.03.2009 15:28
#57

bizim de niyetimiz var...

PO
30.03.2009 21:02
#58

Kayıp olan gazeteci kardeşimizin donmuş vaziyette bulunması yüreğimizi kanattı..Diğerleri belki o an ölmüştü ama O..Ölüm hak ama insanın nefsine bu durumlar daha da ağır geliyor :shake2: Allah ölenlerin ailesine sabır ihsan etsin, çok zor çok..

BD
31.03.2009 13:41
#59

Derinleşenler devleşiyor, devleşenler bu deryaya sığmıyor. Allah'ım bu ne büyük kudret. Hepsi senin yanında...

 

***

 

Rahmetli bugün Ankara Kocatepe'de kılınan namazın ardından milli şarimiz Mehmet Akif Ersoy'un kabrinin bulunduğu Taceddin Dergah'ında defnedilecek.

FU
31.03.2009 21:13
#60

bugün cenazedeydim ve ankara kızılay meydanı böyle bir kalabalık eminim görmemiştir değil öğle namazı cenaze namazı kılmaya bile yer bulmakta zorlandık. ruhun şad olsun muhsin yazıcıoğlu mekanın cennet olsun

NE
01.04.2009 10:31
#61
bizim de niyetimiz var...

 

Kusura bakmayın, tekrardan internete girme fırsatı bulamadım...

MU
01.04.2009 10:52
#62
Kusura bakmayın, tekrardan internete girme fırsatı bulamadım...

 

estağfirullah...

ne kusuru...

belkide omuz omuza yürümüşüzdür dün...

YA
03.04.2009 20:28
#63

Rahmetlinin arkasından hazırlanmış bir vidyo: tıklayınız.

BU
08.04.2009 08:47
#64

Helikopter kazasının ön raporu: Hava şartları uçuşa elverişli değildi

 

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte 6 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasını inceleyen Ulaştırma Bakanlığı, ön raporu tamamlandı. Helikopterde ELT cihazının bulunduğu ancak anteninin çarpma anında koptuğu bilgisi kesinleşti.

 

İlk incelemelere göre, helikopter kalkışından 25 dakika sonra bir tepeye çarparak düştü. Kaza bölgesi hava koşullarının görerek uçuşa elverişli olmadığı, pilotun yalnızca Kahramanmaraş meydanına ait meteoroloji bilgilerini aldığı anlaşıldı.

 

Kaza İnceleme Kurulu, ilk tespitlerini şöyle sıraladı:

 

Helikopter kalktıktan yaklaşık 25 dakika sonra 65 kilometre uzaklıktaki Kızılöz köyü yakınlarındaki dağlık alana çarpma suretiyle düşmüştür. Hava aracı gidiş yönüne göre rotası üzerinde ilerlerken pervanesi sola doğru 60 derece meyilli karla kaplı dağlık alana çarpmış; müteakiben alt kızaklar ve gövde, burun istikametinde yere çarparak kaza oluşmuştur.

 

Helikopter enkazı yaklaşık 100 metrekarelik alana dağılmış olup, alanın 2 metre civarında karla kaplı olması nedeniyle küçük parçaların dağılım mesafesi tam tespit edilememiştir.

 

Kaza bölgesi hava koşullarının görerek uçuşa elverişli olmadığı; görüş mesafesinin 2 kilometrenin altında (350–400 metre) bulunduğu; bulut alt tavanının 450 metreden düşük olduğu; havanın 8/7 oranında yoğun bulut tabakasıyla kaplı olduğu tespit edilmiştir. Pilotun yalnızca Kahramanmaraş meydanına ait meteoroloji bilgilerini aldığı, ses kayıtlarından tespit edilmiştir.

 

Helikopter enkazı üzerinde ELT cihazı görülmüş; cihazın orijinal bağlantı yerinde olduğu, gövde üzerindeki antenin bağlantı yerinden çarpmanın tesiriyle kırılarak koptuğu tespit edilmiştir. Cihazın neden sinyal göndermediği ile ilgili kesin hükümler, yapılacak testlerden sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır.

 

Gövde ve diğer parçaları enkaz alanından taşınarak teknik incelemeye tabi tutulacak, alınan sonuçlar nihai kaza raporuna işlenecektir.

 

Valiye ilk bilgiyi emniyet müdürü vermiş

 

Kayseri Emniyet Müdürü Orhan Özdemir, helikopter kazasının ardından ilk bilgileri Kayseri Valisi Mevlüt Bilici'ye kendisinin verdiğini açıkladı. Özdemir, kazanın ardından Vali Bilici'ye atfen, resmi niteliği olmayan haberlerin çıktığını belirterek, şunları kaydetti: "Kazayla ilgili teyit edilmemiş ilk bilgiler, tarafımdan amir-memur ilişkisi içinde, valimize bilgi notu olarak iletilmiştir. Kamu esenliğinin sağlanmasından doğrudan sorumlu olan Sayın Vali'ye iletilmesinden daha doğal bir sonuç olamayacağı gibi, hukuki bir zorunluluktur." Kayseri, aa

 

Zaman - 08.04.2009

BU
11.04.2009 18:33
#65

Parti genel merkezindeki MKYK toplantısında alınan kararlarla ilgili Genel Başkan Yardımcısı Üzeyir Tunç açıklamalarda bulundu.

 

Toplantıda parti tüzüğünün 15. maddesi gereğince büyük kurultay yapılıncaya kadar oy birliğiyle Genel Sekreter Yalçın Topçu'nun genel başkanlığa getirildiğini bildiren Tunç, büyük kurultayın 45 gün içinde toplanacağını söyledi.

 

''Kararın partiye, camialarına, Türk milletine ve İslam dünyasına hayırlara vesile olmasını'' dileyen Tunç, Topçu'nun yanında kenetlendiklerini, kendisine başarı dilediklerini kaydetti.

 

Üzeyir Tunç, bir soru üzerine, MKYK'nın kurultayın tarihiyle ilgili olarak başkanlık divanına yetki verdiğini, kurultayın 45 gün içinde toplanacağını söyledi.

 

''Geçici genel başkanlık'' görevine getirilen Yalçın Topçu da ''ebedi siyasi liderleri'' Muhsin Yazıcıoğlu ve kazada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi.

 

MKYK üyelerinin ittifakla kendini genel başkanlığa getirdiklerini ifade eden Topçu, 45 gün içinde toplanacak kurultaya kadar ilgili kurullarla birlikte yakın çalışma içinde olacaklarını söyledi. 45 gün sununda ''toplumun, camianın ve hareketin kabul edeceği bir genel başkan adayıyla'' kurultaya gideceklerini belirten Topçu, şöyle konuştu:

 

''Hareketimizin mensupları, genel başkanımızın şahadetiyle oluşan Alevisi, Kürdü, Türkmeni, Çerkezi, Lazı, Doğulusu, Batılısı, Kuzeylisi, Güneylisi... Anadolu coğrafyasında kim varsa ay yıldızlı bayrağımızın altında kim bu devlete ve millete bağlı yaşıyorsa, bu birlikteliğin oluşması için elden gelen her şeyi yapacaktır. Genel başkanımızın şahadetinde oluşan mescit ile meyhanenin, Alevi ile Sunninin, Kürt ile Türkmenin velhasıl herkesin hep beraber sayın genel başkanımızın şahsında birlik, beraberlik, sevgi, barış, huzur yumağı haline gelmesini unutmayacağız, unutturmayacağız. Bunu yarınlara hep beraber taşıyacağız. BBP olarak bunu hayatımızın sonuna kadar siyasetimizin süresi içerisinde vazgeçilmez bir ilke olarak kabul edeceğiz. Hepimiz bu uğurda çalışacağız. İnşallah önümüzdeki günler hareketimize, camiamıza, büyüt Türk milletine, İslam coğrafyasına ve dünyadaki bütün insanlara barış huzur esenlik getirmesi noktasında tecelli eder.''

 

Türk milletinin birlik ve beraberliği, milletin bölgesinde müreffeh dünyada lider hale getirilmesi için gayretlerinin süreceğini anlatan Topçu, bu çerçevede davranıp, hareket edeceklerini söyledi.

 

Topçu, ''Önümüzdeki kurultayla alakalı da bugün itibariyle çalışmalarımıza başlayacağız. Kurultayımız inşallah camiamıza, milletimize ve şahadete ulaşan genel başkanımızın misyonunu ve şahsına layık bir kurultay olacaktır'' dedi.

 

Haber7

AL
12.04.2009 04:10
#66

Bu elim kazayı bir kenarı koyalım ve bambaşka bir hadiseyi nakledelim;

 

28 Şubat mevzusunu hepimiz biliriz. Şu planlanıp, gerçekleştirilemeyen darbe. O günlerde herkes boynu bükük, herkes yılgınlık içinde. Kimse '' gık '' diyemiyor. İşte o günlerde Muhsin Yazıcıoğlu çıktı ve dedi ki;

 

'' Namlusunu milletine doğrultmuş tankların önünde selam durmam ''

 

Bunu neden hatırlatma gereği duydum ?

 

İşte bu 28 Şubat fiyaskosunun üzerinden yıllar geçti ve haksızlık karşısında baş eğmeyen bu yiğit vefat etti... Muhsin Yazıcıoğlu, namlusunu milletine çevirmiş tankların ve askerlerin önünde selam durmamıştı... Ama cenazesinde askerler ona selam durdu. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, tabutunun önünde bostan korkuluğu gibi dikildi... Herhalde Dünya üzerinde, ölümüyle bu kadar büyük bir cevap veren insan ya yoktur, ya da çok çok azdır... Azdılar, azaldılar, ama yok olmayacaklar. Muhabbeti, Muhammed' le çarpan son kalp duruncaya dek, her zaman böyle adamlar var olacaktır...