Oo, insancık yorum yapmayı aşıp niyet de okuyor. Kur'an'ı zahir manasıyla yorumlamayan kişiler kötü niyetli, pis şahsiyetler bu beyefendiye göre. Hani apaçık ya Kur'an, onu Muhyiddin-i Arabi gibi haşa pis herifler sırf ortalığı rezil etmek adına derinlemesine inceliyor, Hamdi Yazır'dır, Seyyid Kutub'dur, Bediüzzaman'dır, Kur'an'ın çok açık olmasına rağmen, amele gibi iki kere ikinin dört ettiği üzerinde eğlencelik ispat yazan matematikçilere özenip kalemlerini sallayarak kas yapıyor, boyları kadar kağıdı tefsirdi bilmem neydi diye israf ediyor. Hazret bütün bir İslam tarihini çizip attı iki dakkada. Tamam kardeş, sen şöyle üstünden bi oku, sonra bize zekatın nasıl verileceğini, namazın nasıl kılınacağını, organ nakli meselesini, devlet başkanlığı müessesesinin halini, avliye olayını, tebliğ metodunu filan da bu anladığınla anlatırsın. Mezhep imamlarının her biri yontulmaz birer kazmaymış ki, senin gördüğünü göremeyip bir sürü çelişkili şey söylemişler. Kur'an tefsir edilmediği sürece ancak yüzeysel bir bilgi verir, bu normal bir hal. Yüzeysel bir okumadan, yani Kur'an'da herşey apaçıktır hükmüyle yapılan bir kıraatten detaylı ve kafa karıştırmayacak, tamamıyla net bir bilgi bekleyemezsiniz. Elde edeceğiniz bilgi ise yeterli olmaz. Açık olanı okursanız, yani manayı değil de o açık olanı okursanız; kiminin bu yolla Allah'ın konuştuğunu sandığını, kiminin de Kur'an'da çelişki var kardeşim diye ortaya zıpladığını hatırlatırım. Açık olanın anlatmadığı pek çok noktayı yorumlayarak anlamaya çalışırsanız da açıklık iddianızı bizzatt tavrınızla siz yalanlar, ayrılıkların doğduğu o yorumların makamına bizzat kendiniz yürümüş olursunuz. Çareniz yok, çok üzgünüm! Kur'an'ın anlaşılırlığı, yazımı kadar basit değil. Papağanlıkta kalmamak için bazı yorumlara ve ekstra bilgilere ihtiyaç daima vardır. Her insanın Kur'an'ı okuyarak elde edeceği yüzeysel bilgi elbette önemlidir ve bu okumaları yapmak da mutlaka ve mutlaka gereklidir. Hatta ben, vay efendim Kur'an'ı hiçbirimiz anlamayız, o yüzden okumayalım, sadece başkalarının dediğini uygulayalım diyenlere de karşı dururum ama bütün bir İslam'ı bu yüzeysel manaya hapsetmek ve Kur'an'ın yüzeysel incelemesinin yeterli olacağını iddiaya gitmek ortaya İslam'ın ruhunu anlayamamış garibeler çıkarır, bunu reddedemeyiz. Gerisi farklılıkların doğduğu yorumlara bakar ki en doğruyu seçmek Tüm derdimiz. Nasip meselesi...
Bak mesela en ufak bir sözü bile farklı yorumluyoruz. Sence Arvasi hazretlerinin sözü milletin art niyetine işaret ederken bence dini ve Kur'an'ı anlama noktasında kaynağı doğru seçmek gerektiğini izah ediyor. Senin bu art niyet eksenli yorumuna ikinci itirazım da borular, kendi kendilerini pisletmeseler de pislenebilir sözüyle ifade edilebilir. Daha bu noktada bile mutabakat kabil değil. Sen Kur'an'ı da bu sözü anladığın gibi anlıyorsan, eyvah ki ne eyvah! Kaldı ki bazen geri zekalılar da kendilerini süper zeka sanabilir, açık gerçek dediğin şeyin ölçüsü ne olacak? Peygamber, sahabe, ulema, vs. Yani diğer faktörler... Yani insancık, senin anlayacağın apaçık olan şeyler yeterli değil (yeterli olmasına gerek de yok), velev ki olsun apaçık bir lafı bile farklı yorumlarken böyle bir hususta insanların kendi kavrayışlarına koca bir meseleyi emanet etmek yanlış olur. Mesela ben senin bu yorumlayış tarzını gördükten sonra sana bakkal hesabımı bile yaptırmam.
İdrakına varılmamış cümlelerin yerli yersiz dökülmesine tahammül edemiyorum. İnsan da, insancık da söyleyeceği sözün manasına vakıf olmalı. Benim derdim bu. Ağızlardan ezbere, boş yere söylenmiş, yersizce ve yanlış bir şekilde kullanılmış tek bir cümle bile çıkmasa ne güzel olur.
Selametle