................
Zaman ilerliyor, Necip Fazıl’ın sohbeti gençleri mest ediyor, saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorlardı. Bir ara Necip Fazıl soluklanır gibi oldu. Sıtkı Evren hemen zihnini kurcalayan soruyu sordu:
- Üstadım, hangi gazetede yazmayı düşünüyorsunuz?
- Bizim yazmayı düşünmemiz önemli değil; gazetenin patronu bize teklifte bulunmalıdır. Ben her gazetede yazarım; hangi şartlarda ve kime karşı olursa olsun, fikrimi söyler, meseleleri kendi açımdan yorumlarım. Dünya malı, dünyada verilecek mevki ve şöhret bana davama ters düşecek tek bir kelime bile yazdıramaz. Hangi gazetede yazarsam yazayım, o gazetenin kısa bir sürede fikrimizin rengini alacağını söylersem, herhalde boyumu aşan bir iddiada bulunmuş olmam. Bundan dolayı da içinde yaşadığımız günlerde hiçbir gazete patronunun bana teklifte bulunacağını zannetmiyorum.
-Sıtkı Evren, asıl, geçimini merak ediyordu.-
- Efendim; size özel soru sormak haddimiz değil; cüretimi bağışlayın; hizmete nasıl devam edebileceğinizin bizi aşırı derecede ilgilendirdiğini mutlaka takdir edersiniz. Ülkemizde kitap telifinden geçinmeye imkân yok; ne yapmayı düşünüyorsunuz?
- Buna hiç kafanı takma; Allah ya rızkımızı verir, ya canımızı alır. Çok bunalırsam, Bayezid Meydanı’na bir sandık atar, ayakkabı boyarım. Yanıma da “Otuz üç eser sahibi Necip Fazıl” diye bir levha koyarım. Halk ve ülkeyi yönetenler utansın, ben niçin utanayım!
Teliften geçinmeyi bir tarafa bırakalım; kitaplarımı basacak bir yayınevi dahi yok. Bunlardan alacağımız paradan çok hizmet önemli, başka hizmet vasıtasına sahip değiliz.
Kaynak : (Mehmet Niyazi Özdemir – Dahiler ve Deliler)
Mehmet Niyaz =sevmiyorum bu adamı ya.....sitemizin birkaç sene evvelki üstadı anma proğramına konuşmacı olarak davet edildiğinde.....
üstadtan bahsederken ısrarla 'NECİP FAZI BEY' diye konuşmasına acayip uyuz olmuştum
( davet eden kardeslerimi sevip saygı duymasam yazılıcaktım 'mehmet niyazi hoca'ya!!!
kafadan bi memet abi uslübu ile.......)
MEVZUNUN GÜZEL TARAFI , CEVABIN TAZELİĞİNDN BİRSEY KAYBETMEMİŞ OLMASI. vesselam_