Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış...
Çıkıp herzamanki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl'a
'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... bu ne demek oluyor? '
Necip Fazıl'ın cevabı meleklere parmak ısırtacak bir cevap olur 'Benin geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar'
bence bu
Ben kıyas yapamıyorum , kıyaslanmasınıda doğru bulmuyorum.
Çünkü olayların oluş sebebi, yer, mekan ve kişiler farklı.
En sevdiğiniz, en hoşunuza giden derseniz cevabımız olabilir.
cevabın doğrusu şudur ki: "GEÇMİŞ Mİ? GEÇMİŞİMİDE ÇÖPE ATTIM ÇÖPÜ KARIŞTIRANLAR, KEDİLER VE KÖPEKLERDİR..."
kardeş ben böyle biliyorum
objektif olamadığım için özür dilerim...
maymun suratlı *EDIT* batı hayranı takma beyinli züppeler (bu da bizim kodamanların yüz yıllık hal ve hareketlerine üstadın tepkisi
ama dediğiniz gibi cevapların hepsi birbirinden güzel
Üstada bir konferans sırasında bir genç sorar:
-Osmanlı emperyalist değil miydi?
Cevap dikkate şayandır:
-Evladım eğer Osmanlı emperyalist olsaydı şu anda bu soruyu fransızca değil Türkçe sorardın.
bence en can alıcı cevap budur...inanılmaz etkilenmiştim.. ve etkilenmekteyim.
üstadımız bir salonda konferans yaparken sahneye birisi hıyar (tabiri caizse) atmış. üstad eline alıp şu cevabı vermiş ' birisi buraya kimliğini attı'
en can alıcı cevabı olmasada paylaşmak istedim. belki bir gün lazım olur diye :lol:
arkadaşlar kelime kelime doğrusunu elbette söyleyemezsini.önemli olan verilen mesajı anlamak.Allah razı olsun...
Üstadın son yılına yetişen bir doktor abim dün anlatıyo du:
Teyfik FİKRET'le hararetli hararetli tartışırlarken teyfik fikret bir anda kalkar ve "Benim Gözümde sen bi sıfırsın" der.
Üstad Hiç İstifini bozmadan yanıtlar "Benim Gözümde de sen "Çift sıfırsın"....
KARTAL KONSA
Bir gün bir seveni onu ziyarete gitmiş. Epey dağınık günüymüş üstadın .”hayrola üstadım, çok dağınıksınız
bugün?”demiş.
Meşhur davalarından biri ile uğraşıyormuş. Çok yorgun bir şekilde:”Sorma Niyazi, dedi. Tepeme kartal çıksa
kovacak halim yok”,demiş. Niyazi gülmüş.
- Niye gülüyorsun? dedi.
- Kartala güldüm Üstadım, demiş. Niye kartal da güvercin, karga falan değil
- Büyük Doğu’nun kayalıklarına da ancak kartal yaraşır. Öyle değil mi ?
- Öyle Üstadım, demiş.
Üstad’ın yurt dışında olduğu bir sırada, ardından atıp tutan birisini ona haber verirler. Üstad:
“Ne yani der, ucuna sivrisinek kondu diye 35’lik topu ateşleyemem!”
Milliyetsiz Milliyet Gazetesi
Necip Fazıl KISAKÜREK
Milliyetsiz Milliyet Gazetesinde gayr-i Türk ve gayr-i müslim bir muharrir bozuntusu, sadece ilim ve hakikati konuşturmak üzere hazırladığımız 6. Mehmed Vahidüddin» isimli tefrikamızın «Vatan haini değil, büyük vatan dostu şeklindeki ikinci başlığını ele alarak, henüz eser ortaya çıkmadan birtakım esfel (prookasyon) lara girişmekte, «Vahidüddin vatan dostu olunca demek ki Atatürk, Mareşal Çakmak ve bunca istiklâl Şehidine vatan haini olmak düşüyor!» demek istemekte ve şunu bunu kışkırtmaya bakmaktadır. Kâfir soyundan îranlı ve Arnavut kaniyle mavi renkli Yahudi kanından terkiplediği katışığa Milliyet ismini veren bu paçavraya ve onun paçavra muharririne ayaklarını denk atmalarını tavsiye eder ve birkaç yıl öncesinin «Cüce M.........» hâdisesindeki yüzkarası hezimetlerini hatırlatırız!
Bu defa yüzlerindeki kara, manevî bir leke halinde kalmayıp korkunç bir surat morartısı şeklinde de tecelli edebilir.
Aynı karşılığı, dünkü «Akşam» gazetesinde Milliyetsiz Milliyet'in arkasından gitmeye kalkan ve temiz bir ordu köteği yedikten sonra şimdi Milliyetçi ve hakikatçi Türk Ordusunu kışkırtmaya bakan «îlhami Sosyal» isimli maddî ve manevî soysuza da yöneltiriz. Bahsettiği, camii duvarına işeyen köpek değil, onun ancak çişi olan bu adamı, bütün benzerleriyle beraber Sarayburnu önündeki çöplükte göreceğimiz gün yakındır.
(Bugün, 18 Mayıs 1968)
Üstadın en can alıcı cevabı bu olsa gerek...
Üstad’ın yurt dışında olduğu bir sırada, ardından atıp tutan birisini ona haber verirler. Üstad:
“Ne yani der, ucuna sivrisinek kondu diye 35’lik topu ateşleyemem!”
çok begendim tesekkurler.deha lar her zaman mukemmel cevaplar verirler.biz ustadımızı deha saydıgımızdan tum cevapları guzeldir.tabii anlayana.
birgün üstad vapurla istanbulda karsıya geciyorken yanına bir genç gelir ve sorar :
-ya üstad peygamberler neden gönderildi ki biz insanoğluna Allahı anlayacak kadar kapasite verilmemiş mi ki der
üstad hiç düsünmeden
-neden vapura bindinki yüzerek gecseydin ya karşıya demiş
hepsi birbirinden can alıcı cevaplar,,ayrıd etmek mümkün mü :)
offfffff of ki ne off üstadım sen cok büyüksün cook
Yapmış yapacağını ÜstaD... :)
Üstada bir konferans sırasında bir genç sorar:
-Osmanlı emperyalist değil miydi?
Cevap dikkate şayandır:
-Evladım eğer Osmanlı emperyalist olsaydı şu anda bu soruyu fransızca değil Türkçe sorardın.
bence en can alıcı cevap budur...inanılmaz etkilenmiştim.. ve etkilenmekteyim.
hatta o konferans fransa da olmuştu bende yanlış bilmiyosam sömürgecilikle alakalıydı
Valla hangi birini sayayım?..O kadar çok 'can alıcı, kafa yarıcı, höynkk dedirtici' cevabı var ki, içlerinden birini tercih etmek zor.Ama benim en çok hoşuma giden cevaplarından birisi şu.Hani Üstad'ın bir konferansında arızalılardan biri -kibar olanlar muarız da diyebilir-, Üstad'a salatalık fırlatmışta, Üstad'da hiç istifini bozmadan demiş ya: 'Birisi kimliğini düşürmüş, kiminse gelsin alsın.' Nihahahah...Beni krizlere sokan bir cevaptır.Karnıma kramplar giriyor bunu her okuduğumda.Yani azcıkta yoğurt ve su ilave edilseymiş adam tam cacık olurmuş haa...
Özel Araba
Sultanü’ş-Şüara Necip Fazıla sorarlar: “Üstad, özel arabanız yok mu?” Keskin zeka küpünün cevabı hikmet doludur: “Ona en son bineceğiz.”
Üstad’ı sendika yemeğine davet etmişler.
Yemekten sonra :
-Üstadım ,demişler, sendika hakkında bir konuşma yap da …. Millet sendika hakkında bilgi sahibi olsun!
Onlar öyle söyleyince üstad aniden ayağa fırlamış öfkeyle. Sonra da almış mikrofonu eline, demiş ki:
-Sanmayın ki yemeğinizi yedim diye gönlünüze göre konuşacağım! sendika ,patronun zulmüne karşı kurulmuş ikinci bir zulüm müessesesidir!...
bence önemli olan vermek istediği meesajdır ve arakdaş bunu en güzel şeklde ifade ediyorl oturupta doğrusu bu kaynağı şu demeye lüzum yok alacağımızı alalım yeter . gerisi teferruat .
...Bahsetdiğimiz kişi üstadımız olunca gercekten cok cok fazla can alıcı bağlantı kurucu düşündürücü sözleri var ki gercekten o kadar cok ve anlam doluki saymakla bitmezz şimdi
''Sizde bilirsinizki üstadında 30 yaş öncesi ne zaman yazmış bilemicem ama "kadın bacakları" adı altında da şiiri var. Eğer üstadı tanımayan birisine o şiiri okutsak kim bilir neler der.'' EKO yazmış...
Çok yazık... Yazık ki, ne yazık... Yahu 1930'dan önce yazıldığı söylenen bu şiiri kabul etmiyor üstad ve hemde ısrarla kabul etmiyor. Üstad'ın en azılı düşmanları bile bu iddiayı öne sürerken, 'üstad ısrarla kabul etmiyor ama...' deme gereğini duyuyorlar. Bir şeyi buraya yazarken, hani diyorum biraz araştıralım da, böyle komikten de sefil bir vaziyette kalmayalım be... Ben sana daha ne diyeyim? Hadi böyle bir şiiri var diyelim, üstad'ın, o zaman sana üstad cevap versin emi... Al sana okkalısından bir balyoz:
''Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış...
Çıkıp herzamanki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl'a
'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... bu ne demek oluyor? '
Necip Fazıl'ın cevabı meleklere parmak ısırtacak bir cevap olur 'Benin geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar''
Bu arada site yönetimi de nasıl buna cevap vermedi, hayret ki, hayret!... (Verilmişse affınızı isterim)
Bu alıntıyı bir üstad severe kullanacağımı söyleseler, inanmazdım...
Hamsi kavağa çıkmış EKO beyfendi... Selam ve dua ile...
Üstad yaşlanmıştır, eski bir arkadaşı ziyaretine gelir:
Üstad sandalyede oturmaktadır.
Arkadaşı -"Üstad! bu ne sakal ayıya dönmüşün" der.
Üstad ayağa kalkar sandalyesini 180 derece çevirir ve oturur.
Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış...
Çıkıp herzamanki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl'a
'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... bu ne demek oluyor? '
Necip Fazıl'ın cevabı meleklere parmak ısırtacak bir cevap olur 'Benin geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar'
bence bu
başka nasıl cevap verebilirdiki... böyle birisine süper ya...
Üstad yaşlanmıştır, eski bir arkadaşı ziyaretine gelir:
Üstad sandalyede oturmaktadır.
Arkadaşı -"Üstad! bu ne sakal ayıya dönmüşün" der.
Üstad ayağa kalkar sandalyesini 180 derece çevirir ve oturur.
Efendim, böyle bir hâdise yoktur. Bu yalandan binbir farklı versiyonunu uydurmuşlar. Kâh Mehmet Âkif söyler bunu, kâh Necip Fâzıl. Kâh Üstad'a ayı derler arkasını döner, kâh maymun derler yine arkasını döner.
Efendim, böyle bir hâdise yoktur. Bu yalandan binbir farklı versiyonunu uydurmuşlar. Kâh Mehmet Âkif söyler bunu, kâh Necip Fâzıl. Kâh Üstad'a ayı derler arkasını döner, kâh maymun derler yine arkasını döner.
Vakıf Ahmet kardeşim yanlış anladın. İzah edeyim:
Üstada ayıya dönmüşün diyorya sakalından dolayı.
Üstad sandalyeyi dönderip oturması ona cevabı oluryor. Hani ayıya dönmüşün dediya üstadda şöyle düşündü herhalde: Madem ayıya( yani gelen arkadaşına)döndüm yüzümü. Oda bundan rahatsız arkamı döneyim o zaman.
Anlatabildim mi?
üstada sormuşlar sizin arabanız varmı diye?cevap vermiş:"Var ve en son ona bineceğiz."
Vakıf Ahmet kardeşim yanlış anladın. İzah edeyim:
Üstada ayıya dönmüşün diyorya sakalından dolayı.
Üstad sandalyeyi dönderip oturması ona cevabı oluryor. Hani ayıya dönmüşün dediya üstadda şöyle düşündü herhalde: Madem ayıya( yani gelen arkadaşına)döndüm yüzümü. Oda bundan rahatsız arkamı döneyim o zaman.
Anlatabildim mi?
Anladım, kardeşim. Arkayı dönüp karşıdakine aynı ithama mâruz bırakmak hâdisesini kaçıncı okuyuşum. Sen, beni yanlış anlamışsın. Benim anlatmak istediğim böyle şeylerin olmadığı, bunları Necip Fâzıl'a, Mehmet Akif'e vesaire insanlara isnad etmeleri... Hem, şöyle düşünelim Üstad'ın bir arkadaşı Üstad'a Sünnete uyarak sakal bıraktığı için ayı der mi? Onu diyecek insanla Üstad'ın ne münasebeti olur? Velhâsıl, bunları birileri uydurup internette yayınlıyor ve bu uydurma hâdise sitelerde yayılıyor.
Anladım, kardeşim. Arkayı dönüp karşıdakine aynı ithama mâruz bırakmak hâdisesini kaçıncı okuyuşum. Sen, beni yanlış anlamışsın. Benim anlatmak istediğim böyle şeylerin olmadığı, bunları Necip Fâzıl'a, Mehmet Akif'e vesaire insanlara isnad etmeleri... Hem, şöyle düşünelim Üstad'ın bir arkadaşı Üstad'a Sünnete uyarak sakal bıraktığı için ayı der mi? Onu diyecek insanla Üstad'ın ne münasebeti olur? Velhâsıl, bunları birileri uydurup internette yayınlıyor ve bu uydurma hâdise sitelerde yayılıyor.
Üstadın iki yaşamı olduğunu kendi söyler
Tam otuz yıldır saatim işlemiş ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum...
İşte bu otuz yıldaki bir arkadaşından bahsediyorum...
Bir edebiyatçı bunu bana anlatmıştı hem.
MANTIK KABUL EDER, RUH KUSAR!
Bir yaz günü... Sofra kurulmuş, yemek yenilecek... Her şey hazır... Merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek, masanın üzerindeki içi su dolu "viski şişesi"ni görünce sorar:
"Bu ne?"
Cevap verir, oğlu;
"Baba; soğuk su için.... Buzdolabına ancak bu şişeleri koyabiliyoruz da!..."
İtiraz eder üstad:
"Olmaz!.."
İzaha çalışır oğlu...
"Baba inan ki çok iyi temizledik, bol sabun ve kaynar sularla yıkadık."
Üstad yine "olmaz" der ve şu ibretli sözler dökülür ağzından:
" O halde oğlum; yarın lazımlık satan bir dükkana gideceksin ve oradan el değmemiş bir lazımlık alacak, çorbanı da bu lazımlıkla içeceksin!
İçebilir misin?...
Elbette içebilirsin... Hiçbir mahzuru da yok...
Amma velakin; mantığın kabul etse de, ruhun kusar bu çorbayı!"
Ben başı ağır gelmiş, boşlukta düşen fikir;
Benliğin dolabında, kör ve çilekeş beygir.
Ben, Allah diyenlerin boyunlarında vebal;
Ben bugünküne mazi, yarınkine istikbal.
n fazıl bugun kinin dünüyüm yarın kinin istikbaliyim diyor üstadd
''Sizde bilirsinizki üstadında 30 yaş öncesi ne zaman yazmış bilemicem ama "kadın bacakları" adı altında da şiiri var. Eğer üstadı tanımayan birisine o şiiri okutsak kim bilir neler der.'' EKO yazmış...
Çok yazık... Yazık ki, ne yazık... Yahu 1930'dan önce yazıldığı söylenen bu şiiri kabul etmiyor üstad ve hemde ısrarla kabul etmiyor. Üstad'ın en azılı düşmanları bile bu iddiayı öne sürerken, 'üstad ısrarla kabul etmiyor ama...' deme gereğini duyuyorlar. Bir şeyi buraya yazarken, hani diyorum biraz araştıralım da, böyle komikten de sefil bir vaziyette kalmayalım be... Ben sana daha ne diyeyim? Hadi böyle bir şiiri var diyelim, üstad'ın, o zaman sana üstad cevap versin emi... Al sana okkalısından bir balyoz:
''Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış...
Çıkıp herzamanki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl'a
'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... bu ne demek oluyor? '
Necip Fazıl'ın cevabı meleklere parmak ısırtacak bir cevap olur 'Benin geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar''
Bu arada site yönetimi de nasıl buna cevap vermedi, hayret ki, hayret!... (Verilmişse affınızı isterim)
Bu alıntıyı bir üstad severe kullanacağımı söyleseler, inanmazdım...
Hamsi kavağa çıkmış EKO beyfendi... Selam ve dua ile...
yazsa bile böyle şiirler onun değildir ve necip fazıl ,necip fazıl iken böyle birşey yazmamıştır.ve vasiyetinde sahiplikten reddediyor islama ters düşecek tüm şiirleri.bahsedilen şiir eğer(ilk 30 yıl içinde yazıldıysa) bile o şiiri yazan üstad değildir.çünkü üstad efendi hazretleri ile tanıştıktan sonra yaşıyor.hayatı 1934 yılında başlıyor.ayrıca bütün bu saydıklarımı yok saysak bile islamda tövbe denen birşey vardır.tevbe eden günahı işlememiş gibidir.hz.Ömer hz. peygamberi(s.a.v.) öldürmeye kalkmıştı.ama hiç bir müslüman hz.Ömer'e bunun hesabını sormaya kalkamaz.zira bu Ömer'in hz.Ömer'i bulmadan önceki halidir ve dolayısıyla hz.Ömer değildir. üstad vasiyetinde bu tür suçlamalara hz.Ömeri örnek vererek cevap vermemizi istiyor.