Bize ifrat gibi görünen şey bir başkasına tefrit gibi hatta gibisi fazla, tefrit gelebilir...
Falanca, 5 vakit namaz kılın birisini işitince; "ne o, uçacak mı yoksa" der de, kendisi hakkında söylenenleri işiten kişi, işin yahut uçmanın neresinde olduğu pekala bilir...
Bu, (müslamanlıkta) ileri gitme hususunda en basit, en garip ve zaman itibari ile en çok duyduğumuz laflardan bir laf, misallerden bir misal...
Ve musallinin penceresinden geride kalmanın en acıklı manzarası...
İfrat ve tefrit noktasında her müslüman için dengelenmesi, denge olması gereken hususlar hariç bir takım özel durumlarda (misal, bu konu; viski şişesinde muhafaza edilmeye çalışılan su) davranışlar, tepkiler; insanın o an için içinde bulunduğu atmosfer yahut mizacı ile alakadar...
Hatta büsbütün ruhî durumu ile ilgilidir diyebiliriz durduğu yer, söylediği söz...
"... ruh kusar..."
Allah Rasulü'nün hayatından bir kaç örnek vermişsiniz ki; doğrudur...
Ne iş, diye sizinle beraber ihtimal ki başkaları da düşünebilir...
Birbirine benzer gibi görünen durumlar ve bir yanda Rasulullah diğer yanda Üstâd!...
Bu noktada hadiselere zamanın şartlarını gözardı etmeyerek bakmakta fayda var diye düşünüyorum...
Yine de tatmin olamadım diyenler için son olarak Tebrizli Şems (ks.) ile Mevlânâ (ks.) arasında geçen şu şaşılası soru ve cevaplı hadiseyi not edelim. Ve bu noktada açılan konuyla ilgili zihnimizdeki vesveseleri def edelim...
Hadise:
Şems sorar:
-Ey Müslümanların imamı!... Bir müşkülüm var. Hz. Muhammed mi büyük, Bayezid-i Bistami mi?
Sorunun heybetinden kendinden geçen Mevlana, bir müddet sonra kendi toparlar ve cevap verir;
-Bu nasıl sual böyle? Tabi ki, Allah"ın elçisi Hz. Muhammed bütün yaratıkların en büyüğüdür.
Zaten beklediği de bu cevaptır Şems'in. Mevlânâ'dan almak istediğini alan, duymak istediğini duyan Şems asıl sorusuna geçer:
-"O halde neden Peygamber bu kadar büyüklüğü ile Ya Rabbi seni tenzih ederim, biz seni layık olduğun vechile bilemedik” buyururken, Bayezid, “Ben kendimi tenzih ederim! Benim şanım çok yücedir. Zira cesedimin her zerresinde Allah"tan başka varlık yok!..” demekte?
Bu esas ve esaslı sual karşısında Mevlânâ cevaben, dili ile değil adeta sır dolu göğsü ile şöyle mukabele eder :
-Hz. Muhammed, müthiş bir manevi susuzluk hastalığına tutulmuştu, "biz senin göğsünü açmadık mı?" şerhiyle kalbi genişledi. Bunun için de susuzluktan dem vurdu. O her gün sayısız makamlar geçiyor, her makamı geçtikçe evvelki bilgi ve makamına istiğfar ediyor, daha çok yakınlık istiyordu. Bayezid ise, bir yudum suyla susuzluğu dindi ve suya kandığından dem vurdu. Vardığı ilk makamın sarhoşluğuna kapılarak kendinden geçti ve o makamda kalarak bu sözü söyledi.”